CUMA 14
ŞUBAT 19 4 1
VATAN EVİ
C A ö A L O O L U   No.   32
TELEFON: 24136 TELCRAT: VATAN İst.
BAŞMUHARRİRİ
AHMET EMtN YALİ
Düşman İken Kurduğumuz
Bir Dostluk
Yazan: Ahmet Emin Yal
¦ IHI
Bugün 3 üncü sayfamızda
F i yatı: 5 Kuruş
İngiltere İle gaye ve idealde Beraberliğimiz
Yazan: Ahmet Emin YALMAN
r an'k o ¦ nu n Rom aya g i t-mesi, orada B. Mussoli-niden ba§fca Papayı da görmesi, yenibastan sulh    ve    .mütareke
sözlerini ortaya attı.
Günün    haberleri    arasında;
bu yeni sözler üzerinde de kısaca durulması tabiîdir. Fakat bunlardan bir netice çıkacağını sanmak pek (mevsimsiz fbir §ey
olur.
Sulh için üç ihtimal var:        I
1 — Kara belâ şeklinde bir mihver «sulhu». j
2 _ Uzlaşma sulhu. 1
3 — Dünya yüzünde devamlı emniyet    ve   asayiş kuracak
prensip sulhu.
JvMıver ıtaratfı, ikendi istediği
tarzda "bir yeni nizamı bir olmazsa, ildi taksitte gerçekleştirmeğe ve bugünlük bir uzlaşma 6Uthu yapmağa dünden hazırdır. B. Hitler, İngUtereye bir düşmanlığı oiknadıfım, İngilizlere daima el uzattığını, fakat bu elin havada kaldığını vakit vakit tekrar etmiştir.
Almanlar,  elde ettikleri    bir
takım menfaatlerin üstüne oturmağı, bu menfaatleri iyice hazmetmeği, ilerisi için yeniden hazırlanmayı^ bir garlet dakikası kollayarak ana hedeflerine ikinci taksitte varmağı elbette isterler. İngiltere böyle bir istikrar yokluğunu göze alabilseydi harbe hiç girmezdi. Girdikten sonra da başı sricıLdığı zaman B. Hitler'in uzattığı eli -tutarak bir uzlaşma esası arardı.
İngiltere, tarthte ilk defa olarak emniyeti »kurmak gayesile harbe atamış bulunuyor. Bugünkü İngiliz nesli, gelecek nesillerin emniyeti ve rahatı için dö-vüfineütfcedir. Bu yolda bir harp hedefini kavraması, benimsemesi ve 'bunun için hudutsuz fedakârlık kabul edebilmesi, İngiliz m âleti hesabına 'büyük foı* ol-gjıntuk eseridir. Dünya yüzünr den zorbalık tehlüüesı kalkmadıkça kngaiiz milleti kılıcını kınına koymayacaktır. Buna azım ve iman etmiştir.
İngiıtereıun harp hedeflerindeki bu samimiyeti herkesten evvel biz göndük ve kavradık. Sürekli auih ve emniyet isteyen bir millet sıfatile bu hedefler bitlim tabiî hedeflerrmizdL En küçük bir tereddüt duymadan in-guterenın müttefiki sıfatile demokrasi sahnda yerimizi aldık.
Diğer taraf bize dedi ki: «Ne diye o tarafı tutuyorsunuz? Bitaraf kalırsanız veya bizimle yürürseniz size şunu ve şunu verİTİz. Z^ıten bıztm satvetımizi görmüyor musunuz? ingiltere, harbi kaybetmeğe mahkûmduT.»
Bizim cevabımız şu oldu:
«bızun suı(h, emniyet ve tam istıkıaıcıen başjKa ısnegımiz yoktur. Bu hedehn dünya yüzünde herkes için gerçekletmesini tevmn için İngiltere ile ve aynı gayeye doğru giden her ırıemıeKetie be-raoerız. Harbin uzun süreceğini bameıuıe beraber neticede lngutefc renin zafere varacağına ve insanlığın bu deta ha«.ı*ti suıh hedefine kavuşacağına sarsılmaz 4>ir güvenimiz vardır.» #
Bu sözleri ne zaman söyledik? Her şey ingiltere ıçbı kapkara görunurKen... takat somaki hâdiseler hep tahmm'i erim izi teyit etti. Bugün Ingüterenın Arnikada ve AKdenızde hâkimiyeti temin edumış buıunuyor. İtalyan askeri kudreti yıkamıştır. Yunanistan, istıxıaL için dövüşen bir milletin zorbalığa karcı neler yapabileceğim ortaya 'koymuştur. Amerika uyanmış, emniyet idealine bütün variigue sarılmıştır.
Avrupa yangınının Balkanlara yayıı'maK istidadını göstermesi, bizon için hiç »bir şey »değiştirmez. Böyle bir ihtimali çoktanberi hesaba koyduğumuz ıçm bütün tedbirlerimizi ona göre aldık. Dauma uyanığız, daima tetikteyiz, kendimiz için ve dünyanın emniyeti ve selâmeti için üzerimize aldığımız mesuliyetlerin manasını daima müdrikiz.Ancak bun ların icabını en faydalı bir şekilde nasıl yerine getirebileceğimizi bizden iyi kimse takdir edemez.
Hâdiselerin seyrini çok yakından lamp ettiğimiz, azimli ve ted_ banı buıuruaugumuz ve bilgi ve tecrübe ile hareket ettiğimiz içindir ki telâş ve heyecana karşı her vakit için acılıyız*
SİYASÎ   SABAH   GA Z E T ES 1
Yıl: 1
Sayı: 175
»s
ileri  harekâtta,  büyük  rol oynayan Yunan topçusu mesafe
tayin ediyor
General Franko
FRANKO
Dönüşte Patenle
G..      ••      ¦ oruştu
Vichy 13 (A.A.) — D. N. B.
ajjnM bildiriyor:
kalyadan dönmekte olan General Franco bu sabah cenup Fransasındaki Montpellier'e muvasalat ederek Mareşal Petain'le görüşmüştür. Bu görüşmeye İspanya Hariciye Nazın B. Serrano Suner ve İspanyanın Vichy'deki büyük elçisi B. Lequerica ile Fransanm Madrit'teki büyük elçisi B. Pietri iştirak etmişlerdir.
Mareşal Petain General Franco şerefine bir öğle ziyafeti vermiştir. Belediyede verilen bu ziyafeti iki devlet reisinin B. Suner ve Amiral Darlan hazır oldukları halde yapacakları bir fikir teatisi takip edecektir.
Yoksa Mesele Bizert mi ?
< FrankorKin bu seyahati hakkında birçok tahminler ileri sürülmüştür. Fakat, bütün bu tahminler iki nokta üzerinde toplanmıştır:
<Bu seyahat, sulh teşebbüsile veya harbe iştirak ile alâkadardır. Kim kiminle sulh yapacaktır. Almanya ile İngiltere ve İtalya arasında bir sulh yapılması imkânı yoktur. Buna ne İngiltere, ne de Almanya razıdır. Italyanın Fransa ile münferit sulh yapması ihtimali yoktur. Çünkü, İtalya ile Almanya
(Devamı: 8a. 5, Sü. 3 te) -f-
Tepedelende Çevirme Hareketi
Manastır, 13 (A.A.) — Reu-ter ajansının Arnavutluk hududundaki hususî mubabiri bildiriyor:
Yunanlıların Tepedelen civa. rmda bir çevirme hareketi yapmakta oldukları bildirilmektedir. Küsura <mın takasında şiddetli muharebeler yaparak ilerliyen Yunanlılar şehrin 3 kilometre yakınlarına kadar gelmişlerdir. Te-pedelenden Pogradet'e kadar bütün cephe boyunca şiddetli bir topçu faaliyeti devam etmektedir. Bununla beraber Pogradet civarı ile Şkumbi ve Develi vadilerinde ciddî bir muharebe de^vam etmemiştir.
İtalyanların hava faaliyeti gittikçe artmaktadır. İtalyanlar Yunan geri mevzilerine ve bilhassa Florinadan Goriceye giden yol boyunca bütün münakale hatlarına hava hücumları yapmışlarıdır.
Mukabil Taarruzların Hepsi
ASKERLİK BAHİSLERİ
Almanyanın
Zayıf Tarafı
Büyük bir Avrupa haritası üzerinde Almanyanın zorla veya gönül rı-zasile İşgal ettiği sahaları vc artık takatten düşmüş buludan ortağı Italyanın arazisini bir <;ttgi ile çevirirseniz, Almanyanın bu kıtanın üçte ikisini emri altında tuttuğunu görürsünüz. Vakıa bu hal; Wr taraftan bu yerlerdeki kaynaklara sahip olması bakrmmdan Almanya için büyük bir faydadır. Fakat diftr taraftan da bütün bu yerlerin İçeriye ve dışarrya karşı polisliği vaijjtfesini de üzerine yüklediği için Almanyanın hali hiç de gıpta edüecek btr muzaffer vaziyeti değildir.
(Devamı Sa. 5, SİL 1 de) XX
Almanyanın bugün müdafaasına  katlanmak mecburiyetinde bulunaugu hudutlar
gösterildiği üzere binlerce kilometreye varmaktadır
Manastır, 13 (A.A.) — Reu-ter ajansının Arnavutluk hudu-dülndaln*^nvfh<)t1blrt J^lZiyor! 1 ''
Salı günü kalyanlar yine neticesiz kalan mukabil taarruzlarda b u i u n m usla rd ır.
! Pogradet'in şimalinde dün kay bettikleri sevtkulceyş noktalarını geri almağa teşebbüs etmişler fakat p4$k ü r tu lmü^le r<|cr. Ost ra -vitza dağlarında da italyanların yaptıkları mukabil taarruzlar tar. d edil m iştir. /
| kalyanlar, KHsura ile Tepede-ı I-en arasında şafokla beraber biı mukabil taarruza girişmişlerse de durdurulmuşlardır. Yunanlılar tak rrben beş kilometre d aba ilerlemişlerdir.
(Devam: Sa. 5, Stt. 2 de) X
Üniversitemiz Yirmi iki Yeni Profesör Kazandı
Maarif Vekâletince Profesörlük Salâhiyetleri Tasdik
Edilen Doçentlerden 16 sı Tıb, 3 ü Edebiyat, 2 si İktisat Faküftesindendirler
Ankara, 13 (A.A.) — Maarif Vekili tarafından İstanbul Üni-versiteeimn muhtelif fakültelerine mensup 22 doçentin profesörlük salâhiyetleri tasdik ve kendilerine profesör unvanı tevcih olunmuştur.   ____^
PrcrfeeoT saTafı ry e t ve unvanını ihraz etmiş olan doçentler şunlardır:
Tıp fakültesi doçentlerinden Anatomi doçenti Dr. Zeki Zeren, İkinci Şirürji doçenti Dr. Şinasi
! Erel, Patolojik Anatojmi doçenti Dr. Besim Tur'han, Radyoloji doçenti Dr. Tevfik Berkman, Deri ve Frengi doçenti Dr. Cevat Kerim tncedayı, İkinci iç hastalıkları doçenti Dr. Arif İsmet Çetingil, İkinci iç hastalıkları doçenti Dr.
ıç r
Likrem Şerif bgel!. Adlî I ıp do-" çenti Dr. Hikmet Yalgın, Birinci Şirürji doçenti Dr. Fahri Erel, Çocuk hastalıkları ve bakımı doçenti Dr. Şevket Salih Sosyal, Kulak ve burun hastalıkları do-
r
Maltepede Modern Bir Plaj Şehri Kurulacak
Yugoslav Başvekili
Be
Nine
Gitti
700 Dönüm Arazı üzerinde Bu Sene 270 Ev, Klüp, Gazino Yapılacak
çenti Dr. Ekrem Behçet Tezel, Çocuk cerrahisi ve ortopedi doçenti Dr. Münir Ahmet Sarpye-ner, Radyoloji doçenti Dr. Muh-j terem Gökmen, Farmakodinami ve tedavi kliniği doçenti Dr. Nabi Kastarlak, İkinci iç hastalıkları I doçenti Dr. Mu«affer~Şevİci Ye-ner, Hijiyen doçenti Dr. Zeki Ya. İım, Dış hastalıkları ve ameliyeleri do»'. ır. ı Dr. Suat İsmail Gür-kan.
Edebiyat fakültesi doçentlerinden Tarih doçenti Mükrimin Halil Yinanç, Türk tefekkür tarihi doçerUi Hilmi Ziya Ülken, Metinler şerhi doçemti Ali Nihat Tarlan.
İktisat fakültesi doçentlerinden Sosyoloji ve Sosyal siyaset doçenti Ziyaettin Fahri Fındtkoğlu, İktisat tarihi ve iktisadi coğrafya doçenti Qmer Lûtfi Barkan.
Betgrat, 23 (A.A.) — D. N. B.: Yugoslavya Başvekili B. Svet-koviç refakatinde Haıîcîye Nazırı B. Maritoviç ve Almanyanın Belgrat büyük elçisi olduğu halde, Alman hükümetinin daveti özerine bugün hususî trenle Al-manyaya hareket etmiştir.
Ankara Bahçeli Evler koopera. tifi, İ»ta*ıi>ulcla Maltepede yeni bir kooperatif teşebbüsüne atılmıştır. Bu teşebbüsün başına eski Berlin büyük elçki Bay    Hamdı
geçmiş bulunuyor.
Kooperatif şimdiden yedi yüz
dönüm arazi satın almıştır. Cra-lar<ia tek başına evler yapmağa imkân olmadığı için arazinin kıymeti düşkündür. Yedi yüz dönüm dört bin liraya alınmıştır. İnşaata girişmek i^n yüzde beş faizle kâfi para bulunmuştur. Buraya asfalt yoldan başlayarak yol yapılması, eleklik, havagazı, telefon tesisatı kurulması temin edilmiştir. Bu sene inşaata başlanacaktır.
Yem Makepe, Türkiyenin  en
1 knod'ern plaj şehri olacaktır. Arazi meyilli olduğu için bütün evler manzaradan istifade edebileceklerdir. Ortakların toplu bir halde istifadeleri için klüp, gazino, tenis ve diğer spor yerleri gibi tesisat yapılacaktır.
Bu yazdıklarımızdan heveslenerek ortak yazılmak fikrine dü$-
, meyiniz. Ortakların listesi tamamlanmış ve kapanmıştır.
| Bu teşebbüs sayesinde o civardaki arazinin kıymet kazanması beklenebilir. Ankera Bahçeli Ev.
11er kooperatifinin bulunduğu ara-
! zi metresi yüz paradan alknmış-
tır.   Bugün  kooperatifin    elinde
kalan 160 dönüm kadar arazinin
metresi iki buçuk lüaıya çıkmıştır.
Çocuk Düşürten
Bir Doktor Tevkif Edildi
Yazısı Adliye Sütunumuzda
Tunada Hazırlık
Scyy07* Köprüler Kurulmııja Müheyya
Bulgar Gazeteleri f ngiltereye Çatıyor
«Batı Ak denizinden Doğu Akdenizine gelince: İngiliz kaynaklarının haber verdiğine göre, Romanyanın Tuna boyunda hazırlıklar yapılmaktadır. Seyyar köprüler, kurufmıya hazır beklemektedir. Havas ajansı. Yergök ve Kösrtence sivil halkının tahliye edileceğini bildirmektedir.
«Bulgar gazetelerinin yazıları, Ingiltereye tariz mahiyetindedir. Bütün bunlar, Ingilterenin Bulgaristana karşı hiçbir vakit sempati göstermediğini yazmaktadırlar.
«Bir Bulgar gazetesi, Ingilterenin Bulgaristan» harbe   sürüklemek    istediğini
söyliyecek kadar ileri gitmiştir.
«Alman gazetelerinin neşriyatı gösteriyor ki Almanlar, Bulgarrstanı bir müttefik telâkki ediyorlar...»
«Sovyet radyo gazeteleri ise bu meseleden hâlâ bahsetmemek tedirler. >
— Radyo Gazetesi —
HARP
Balkanlara Sirayet Ederse
SovyetlerAlmanyaya Karşı Vecibelerini Mülga mı Sayacak
Belgrat. 13 (A.A.) — Hükümet erkânı Bulgarbbandaki hâdiseler hakkında ketumiyet muhafaza etmektedir. B. Çörçil'in nutkundaki Balkanlara ait kısmın neşrine şimdiye kadar müsaade edilmem iştir.
Yugoslav siyasi mahfilleri Sovyetler Hariciye Komiserliği erkânından O. Sobolef'in Tuna konferansına giderken Bulgaristanda tevakkuf ettiğini hatırlatmakta ve bu seyahatin esrarlı mahiyetini ' tebarüz ettirmektedir. B. Sobolef'in Kral Borise Sovyetler Birli- ı
ğinin Bulgariatanı müstakil    bir . (Devamı; »a. ö, feü. Z de) ** J
fukaradan Bir ReportaJ Serisi
-- 1 urkıyenin -
ilk Çocuk Klübü
Yazan: Ahmet Emin YALMAN
Ankarada Bahçeli Evler
Kooperatifi
Ankarada Bahçeli Evler Kooperatifi çocukları avarelikten kurtarmak ve apartımanın öldürdüğü eski mahalle tesanüdünü diriltmek iç/m h«i» bir adım atmıştır.
Bunun hikâyesini bir reportaj serisi halinde neşrediyoruz.
İLK YAZI YARINKİ SAYIMIZDA
Amerikada
Yardım Projesi Tasvip Olundu
Vaşin«feoo, 13 (AA) — A
ya*n> Hariciye eöoUmeni, lciraJama ve od linç verme kanunu projesine ae4câ roye kar$ı I 5 reyle tasvip ekmiştir. Kanaın projesi şimdi â-va«n foeye*ı um umdesine gelecektir.
Ayan Hariciye encümeni, nihai ta«vnpten evvel, projenin. A-meırka Birleşik «fevletleri kuvvet, lerini garp yarrm küresinden harice gÖDdecmök balbeinde revaç verdiği sa Lâıhi(y et le rha tahd id in i istihdaf eyH^en l>ır teklifi reddet-
Ayan heyeti umumiyesindeki miızaikerelere pazıar-tesi günü başlanacaktır.
Ayan meclisinin huzuruna gelen proje, heyeti uunumiyesi ki-barile mebusaıı meclisinin kabul etetıâı rootom homea aynıdır.
BULGARİSTAN   ALMANYANIN  AĞZINi>AN KONUŞUYOR Bulgar — Hayır, Almanlar içimize girmemiştir!
-    2
VATAN
14 - 2 - 941
Büyük Tarih? Roman
I  i
l'i
YA2AN: M.SAMİ TEZİ*
r4
Mr*«J%:
* ¦
I I  I
-v
WXWa .V-™1 V^fcv SKJi
&«; âsi!
V/'
i?
* •
.M
»W
Kafasında Bir Şimşek Çaktı: Bir
Kad
m...
Böyle
Bir Kadını Kim Bulabilirdi ?
Dursun ve Veliye bir işaret yaptı ve çarpılanlar arasından üçü de bir ok gibi uzun bir gedik açarak ileri atıldılar.
Hızır Abdi Kaptanla karşılaşmıştı. Veli ile Dursun uzun palalar i İr onun yanında yer alanları uzaklaştırmağa koyulmuşlardı, öy lc ki az sonra genişçe bir meydanın ortasında Hızırla Abdi kaimi «ti. Hızır bir iki saldırıştan son-ı d karşısındakinin kuru gürültüye pabuç bırakır takımdan olmadığını anladı; içine 'bir sevinç göktü. Çoktandır ilk defa olarak kendine lâyık bir düşmanla buluşmuştu.
Şevkle haykırdı:
IX
— Paşa Ağa kendini kolla!..
isyanın kolayca    genişlediğini ve sarayın isyan sergerdeleri karşısında  hiçbir   mukavemet  göstermeden  mutavaat   eder  olduğunu bütün halk öğrenmiş, o zamana kadar görülerek isyancılar dan sanılmak korkusile büyük bir ihtiyaç karşısında    bile    sokağa çıkmaktan çekinenler,  Etmeyda-nındaki kalabalığa katışmakta bile beis görmez olmuşlardı.
Şimdi helkesin o güne kadar içinde saklayıp    arasira   şahlan-dıkça  susturmıya savaştığı  ihtiraslar kıpırdarunrya  başlamıştı.
Bir çok kimseler Patronaya, Musluya, Aliye. Orluya ve hattâ peşine bir kaç baldırı çıplak takip bütün marifeti kollarını kabartarak »c4ak aralarında dolaşmaktan ibaret kalan kabadayı taslaklarına hulûs çakmak için ve-sile aramağa koyulmuştu.
Çoktandır gözdür düşmüş ve ikbali sönmüş olan Çuhadar nüzullerinden Ibçir çaviiç ta bunlardan biriydi.
Saraydaki bir münasebetsizliği yüzünden taun artık başçuhadar lık hülyalarına dalarken ibrahim Paşa tarafmdan çırağ edilen Ibşir ikıbal güneşini söndüren adama karşı sonsuz bir kin besliyordu. Hem tbralhim paşanın ikbalinin söndüğünü görerek içindeki ateşe su serpmiş olmak ve hem de şu kargaşalıkta bir külah kapabilmek emelde isyan başladı baş-lıyah kafa patlatıyordu.
Naeıl ve ne vesile ile sergerdelere çatmaUydı. Hediye göndermek... Koca Istanbula ve dolayı-sile bütün imparatorluğa hâkim olmak üzere bulunan bir adama çatmak için bundan budalaca bir şey düşünülemezdi ki..
Bu, en kıymetli, en nadide bir şey dahi olsa yarın devletin bütün hazineleri eline  geçecek  o-ian   adamları   avlamak   için   ne verilebilirdi.
Ah bir kadın, elinin altında çok güzel, çok zeki fettan bir kadm olsaydı maksada ermek işten bile değildi. Fakat kör olası talih onu böyle bir şeye hiç bir zaman sahip etmemişti ki...
Kafacında bir şimşek çaktı: Bir kadın... Böyle bir kadını mu-pakkak esirciler kethüdası Seyit Ali ona bulabilirdi. Eh, ne de olsa dost sayılırlardı. Tâ Kıbnstan İ ata robu la kadar bir kalyonda bir. likte gelmişler, uzun yolculuk es* nasında iyi, köui bir ahbaplık etmişlerdi. Arap mı, Acem mi, Cavalı mu Hintli mi, hulâea nere li ve ne milletten olduğunu pek iyice öğrenememiş olmakla beraber ayağında beyaz bir çakşır, ve sırtmda yırtık bir aba ile İstanbula ayak basan bu adam az zaman içinde kubbe vezirlerine ve saraya çatmak yolunu bulmuş ve galiba da bu işi parasîle sattığı cariyelerin nüfuzile kazanmış ve ayni yoldan yürüyerek bir kaç yıl içinde esir pazarı kethüdalığını elde etmişti.
lAarıbula ilk geldikleri sırada Seyit Ali Ibşiri sık sık arayıp bularak şehrin örf ve âdetleri, vüzeranın yaşayış tarzları hakkında ondan bir hayli malûmat almış ve sonra saray teşkilât ve ananelerini ve saray erkânının temayülâtım öğrenmek için çabalayıp durmuştu. Şimdi Ibşir de kafasını kurcalıyan çetin işi gidip ona çıtUuacak akıl danışacak, yandanım Lstiyecekti.
tbfir, doğru ELoirpazajrma yollandı.
Tavuk pazarını geçip eaircile-le sapmak üzereyken sokak ba-çımn eli silâhlı adamlar tarafından kesilmiş olduğunu gördü. Ibşir, evvelâ aldırmayıp geçmek »tedise:
— Dolan bakabm ağa, yönü-
8
nü başka yola çevir! Sözile karşılaştı.
— Ağalar benim yolum buradan geçer, esir pazarına varp bir ahbabı görmek muradımızdır.
Ve akabinde de elini kuşağının arasına sokup ufaklık kesesinden bir kaç akça çıkardı. Ibşir derhal işi kavramıştı. Esir-pazarının kodamanları her karışıklıkta olduğu gibi bu sefer d< kırk elli kabadayı tutup sokak başlarını muhafazaya almışlar, mallarına. canlarına koruyucu tutmuşlardı.
Yoksa gözleri dumanlanmış çapulcuların pazara yayılıp onların göz bebeği grbi sakladrk-ları körpe emircikleri sürüden koyun aşırır gibi salla sırt edip götüreceklerini kurnaz herifler pek âlâ biliyorlardı.
tbşirin akçaları derhal tesirini göstermiş, önüne dikilen kargılar çekilmiş, palalar al aşağı e-dilmiş, hailler kaldırılmıştı.
Seyit Alryi bulmak güç olmadı, o da fbşiri görünce sev'n-miş, telâşını saklamıyarak isyan hakkında bilmediklerini sorup öğ renmiştû *
Az sonra çavuş maksadını a-çığa vurdu ve Seyit Aliye dedi ki:
— Kırk yıl köşede küflenip kalmak niyetinde değilim. İbrahim paşanın çerağı sönerken benim ikbalim, yıldızım parlamalı-dır. Muradım sergerdelerden birini elde    eömek, bu    yolia bir
mansıp ele geçirmektir.
Bir hayli  dem  bu    heriflerin
borusu öter sanırım. Onların kafası kopanlıncaya kadar biz ö-te yana geçmeliyiz.
Şimdi benim senden niyazım şudur ki, bana en katı yürekleri yumuşatıp eritecek yosma cari-yecikler bulasın. Bunların üçünü beşini bir araya getirip kodaman
lan davet eylemek ve sonra gönüllerini meylettirip esirleri onlara hediye ederek dostluklarını çekmek dilerim.
(Arkası var)
Soruyorlar?
Bir okuyucumuz tele/onla soruyor ve diyor ki:
Beyofclımda Emperyal otelinin altındaki çalgılı gazinoya gittim. Orada belediyeden tasdikli bir tarife asılıdır. Bu tarifeye göre letl£tmlz meşrubatın parasını verdiğimiz zaman garson: Bu tarifeye bakmayınız (zam) yapılmıştır, dedL Bir iki ahbap ayni mevzu Üzerinde görünürken sakın inanmayın, orada iki tarife vardır: Biri asılıdır. Fakat diğeri garsonun elindedir! dedi. Eğer bu doğru ise bu hareket belediyenin tarifesine aykırı ve bir İhtikâr mevzuuna temas etmez ml? Bu gazinonun bütUn meşrubatı ve yenerek maddeleri hakikaten İki türlü tarifeye tâbi tutuluyorsa bu, hem müfteriyi hem de belediyeyi aldatmaktan bsupka ne olabilir? Bu hususta alâkadarların dikkat nazarlarını celbeder misiniz?
HaBRın Sıhhati ile Oynanıyor
İzmire, Mütehassıs'ar Tarafından İmal edildiği İddia Olunan Mahlut Yağlar mı Gönderiliyor?
Izmirden gelen bazı kimseler, Istanbulda yapılmakta olan mahlut yağların tavada fena, fena kokmakta ve buna rağmen mütehassıs »bir doktorla bir kimyagerin nezareti altında yapılmakta olduğunun ilân edilmekte olduğundan şikâyet etmektedirler. Bu şikâyet üzerine bir muharririmiz bu yağların Haydar Bcrkman vc Istavri ve Yorgi Karaca kardeşler tarafından idare edilmekte o-lan yağ imalâthanesinde yapılmakta olduğunu öğrenmiş ve piyasamızda muhtelif yağ tüccarla-rile yaptığı temaslarda da İzmir okuyucularımızın şikâyetlerinin te yit edildiğine şahit olmuştur. Vilâyet Sıhhat Müdürü Nc Diyor?
Vilâyet Sıhhat müdürü Ali Rıza bu mesele hakkında şunları söylemiştir:
<— Belediye Sıhhat Vekâletine müracaat ederek mahlut yağ müsaadesi almış. Istanbulda iki Sıhhat müdürlüğü olduğu ve bu gibi işlerle Belediye Sıhhat müdürlüğü meşgul olduğu için bu yağların kontrolü oraya aittir. SnShate muzır ve besleyici hassayı haiz olup olmadığı meselesine gelince, bu, ancak yapılacak bir tahlil ile anlaşılabilir.»
Belediye    Sıhhat    Müdürü Ne diyor?
Belediye Sıhhat müdürü Osman
Kaş Yapayım Derken...
Baker Mağazası Evvelcede Fazl iKftr Temin Ediyormuş
Maliye Müfettişleri Tahkikata başladılar
Ayakkabılarda ihtikâr yaptığı iddia olunan Baker mağazası ftaK kında Fiyat Murakabe bürosu tetkiklere başlamıştı. Baker, komisyona bildirdiği cevapta harpten evvel de ayakkabılarda yüzde yüz ve daha fazla kâr temin ettiğini söylemiş, harpten sonra yüzde kâr haddine hiç bir ilâve yapmadığını da işaret etmiştir.
Bu vaziyet Maliye müfrettışıeri-
Saü
lûtların iptidaî maddeleri bedelleri mecmuu ile 'bugünkü aatıs fiyatları arasındaki fark garabetini nazarı dikkate almak kâfidir sanırım. Yani, bugünkü fiyatlarla tedarik olunan iptidaî maddelerle yapılan yağların hiç bir zaman perakende olarak kilosu seksen beş kuruşa verilemez. Acaba, bu yağ ne gibi ucuza mal olan iptidaî    imaddeleri
o _ c havi bir formülle yapılmıştır. A-
rıyasamızm  marut yağcıların-     ,       _t . .
sil   tetkike   muhtaç  nokta,     işte
şu  malûmatı  vermiştir: €— Belediye    sıhhiyesi.  Memurin   kooperatifi   mağazasından
sık sık numuneler almakta ve bunları tahlil ettirmektedir. Ancak, mahlut yağ imalâthanesinde daimi olarak (mütehassıs bir k.ınyagcr bulundurulmamak tadır. Mahlut yağlar, yağcı ustaları  tarafından yapılmaktadır.>>
Bir Tüccar Ne Diyor?
dan isminin zikredilmemesini arzu «fcden bir zat bu yağlar hakkında diyor ki:
«— Belediye memurin kooperatifinin Istavri ve Yorgi kardeşlerle birlikte tenkil ettiği yağ imalâthanesinde yıkarılan bu mahlut yağlar hakkında buce denilecek yoktur. Fakat, 'mademki ısrar ediyorsunuz; bir yağ tüccarı sıfatile değil, milletin bir ferdi olmak 'haysiyetle *şunu söylemekten  çekinmiyeceğim;
Bu yağların formülü ne olursa olsun bugünkü satış fiyatları mahiyeti hakkında sarih bir fikir verebilir. Bugün, mahlut yağlarda ekseriyetle kullarulan pamuk
yağının kilosu 60, vejetalinin doksan, içyağının yetmiş üç kuruş olduklarına nc|:aran, halen fiyatı yüz elli kuruştan aşağı düş-miyen bir miktar tereyağı ilâve-sıle meydana getirilen bu mah-
budur.»
Soruyoruz
— Ankara Belediyesi bu yağlardan be* yüz tenekesini yenilecek yağ o«-nadığı beyanile İstanbula iade etmiştir. Hiç şüphesiz ki, bu iade keyfiyeti, keyfi değil, Ankara Belediyesinin yaptırdığı bir tahlrle müstenittir. Şu halde, Ankara Belediyesi bu yağların Sıhhiye Vekâletince kabul edrlmiş olan formüle uygun olmadığını görmüş olması lâzımdır.
Ankara Belediyesinin, Sıhhat Vekâletince bu formülün kabulünde yanıldığı zehabına kapıldığını hiç zannetmiyoruz. Binaenaleyh, Ankara Belediyesinin Ankara halkına yedirmediği bir yağın izmir, istanbul ve diğer bazı vilâyetler belediyelerinin kullanılmasına nasıl ımüsaade ettiklerini »örüyoruz?
İstanbul Defterdarının B.yanatı
22 Şubata Kadar (Muafiyet Karnesi) Alan
Küçük Sanat Erbabı Muamele
Vergisi Vermiyecek
Defterdarı     Şevket dokumacı, çorapça,  konfeksiyon-
lstanbul
Adalan yeni muamele vergisi kanunu hakkında gazetemize şu beyanatta bulunmuştur:
c— Yeni muamele vergisi kanunu, bilûmum sınaî müessese ve imalâthaneleri vergiye tâbi tutmuştur. Ancak istihdam ettiği işçi sayısı müessese sahibi dahil olmak üzere beşi tecavüz etmiyen ve muharrik kuvvet kullananlarda muharrik kuvveti de iki beygiri geçmiyen küçük sanat müesseseleri bazı kayıt ve şartlar altında vergiden muaf tutulmuştur.
Küçük 6anat    (müesseselerinin
bu muafiyetten istifade edebilme-nın nazar, dikkatini    cekbeltıgın-.j^j ^ |€larvbuıda Ga)ala Bal.k-
pazarında Muamele ve İstihlâk Vergileri Merkez Tahakkuk Şefliğine müracaat ederek bedava verilmekte olan bir (muafiyet karnesi) almaları lâzımdır. Bu karneleri alma müddeti 22 şubat  1941 günü hitama erecektir.
Bu müddet zarfında (muafivet karnesi) almıyanlar, işçi kullan-masalar ve motörleri bulunmasa bile vergiye tâbi tutulacaklardır.
lötanbulda muafiyetten istifa -de edecek: Kalaycı, defmirci, dökümcü, bakırcı, muslukçu, mü-cellit, çinkograf, hakkak, saatçi, kuyumcu, tenekeci, çilingir, tesviyesi, tornacı, marangoz, doğramacı, kutucu, sandrkçı, parmak-çı, kürekçi, kafes, korniş, oyuncak gibi ufak tahta işi yapanlar,
den ortada bir vergi kaçakçmğı olup olmadığını tetkik etmek ü-zere tetkukata başlanmıştır. Evvelce bu kadar kâr elde eden bir müessesenin Maliyeye daha fazla vergi verme»i lâzım gelirken bu vergınan alınmadığı iddia olunmaktadır.
--o——-
Et Nakliye Motörleri Faaliyete
Geçiyor
İstanbul Belediyesinin et nakliyatı İçin yeniden yaptırdığı Uç deniz mo-cörü tamamen ikmal edilmiş bulunmaktadır. Bunlardan iki tanesi çalınacak, bir tanesi de yedek olarak kullanılacaktır. Beheri 19 bin liraya mal olan bu motörler, Üsküdar, Boğaziçi ve Kadıköy, Adalar et nakliyatını yapacaktır.
cu, terzi, çanta ve saraciye amilleri, kunduracı ve kundura, mücevherat, radyo, elektrik, araba, elbise tamircileri ile bunlara mümasil bilûmum imalâthane, atel-ye ve tamirhane işletenler gibi pek çok küçük sanat erbabı vardır. Şimdiye kadar müracaat e-denlerin miktarından bu ufak san at eıbaomın vergiden muaf olabilmeleri için mutlaka bir muafiyet karnesi almaları icap edeceğini henüz bilmedikleri anlaşılmaktadır. Bu yüzden bir çok vatandaşlar ileride müşkül bir vaziyete düşerek sırt karne almamış olmaıarı dolayısile vergi ö-demek mecburiyetinde kalabilirler. Buna mahal kaimamak üzere alâkadar sanat erbabı ve ufak »drvat müesseselerinin kanunî müd det zarfında yani 22 şubat 1941 tarihine kadar behemehal müracaatta bulunarak karne almayı unutmamaları lâzımdır.*
--1> _
Tek
Tarifelerinin Tas«
Doğru Değil
Tramvay idaresinin lesbit ederek tadili için Naiıa Vekaletine gönderdiği tek ve aktarma bilet tarifelerinin henüz taadlkten çıktı£ı doğru değildir. Umum müdür Mustafa Hulki E rem pazar günü akşamı An-karaya giderek bu mesele üzerinde de VekAletle temasta bulunacaktır.
Piyasa Haberleri:
Et ve PeynlrFlatları Arttırılmıyacak
Fiyat murakabe komisyonunun faaliyeti hakkında Vekaletle temas etmek üzere Ankaraya gitmiş bulunan İstanbul fiyat murakabe bürosu şefi Muhsin Baç dün şehrimize dönmüştür.
öğrendiğimize göre Ticaret Vekâleti, kasapların et işi hakkında ser-dottiklerl İddiaları, kabul etmemektedir. Harpten evvel Şark vilayetlerimiz koyun ve sığır ihraç etmekte idi. Halbuki harp çıkınca bu koyun ve sığırlar ihraç edilmemiye başlanmıştır. Her ne kadar son zamanlarda et istihlâki artmış İse de bu hayvanlar ihraç edllcmeyl#c ' istihlâki karşılıyacok bir vaziyettedirler.
Ticaret Vekâleti sığır vc koyun yetiştiren mıntakalnrda bu hususu tahkik ettirmektedir Komisyonun muhtelif etler için koyduğu 65 - 70 -80 kuruşluk fiyatlar normal olarak kabul edilmektedir. Fiyat murakabe komisyonu bu fiyatları Vekâlete göndermiştir. Vekâlet yapacağı tahkikat neticesinde kararını bildirecektir. Yalnız Vekâletin yukarıda yazdığımız sebeplerden dolayı kasapların her nevi et için istedikleri 5 kuruş zammı kabul etmiyeceği tahmin edilmektedir.
Peynir Fiyatları Artmayacak
Ticaret Vekaleti lsıanDui iıyat murakabe komisyonunun peynire koymuş olduğu 45 - 55 kuruşluk fiyatları normal olarak kabul etmiş vc peynircilerin fiyatları tekrar arttırmak için yaptıkları müracaat! kabul etmemiştir.
Bundan sonra murakabe işlerile uğradan memurlar bilhassa peynir İşinde büyük bir titizlik göstereceklerdir. Buna rağmen peynircilerin yapacakları ihtikâr vakıaları milli korunma kanununun en şiddetli mü-eyyidelerile karşılaşacaktır.
Peynirciler bir de teneke buhranından bahsederek fiyatların arttırılmasını »teminlerdir. Ticaret Vekâleti teneke ihtiyacının derhal karşılanması için lâzımgelen tedbirleri almıştır.
?
Lüks Mağazalar
Ticaret Vekâleti İUks mağazalar hakkında İstanbul murakabe komisyonunun vermiş olduğu kararları tetkik etmektedir.
öğrendiğimize göre bazı firmalar lüks listesine alınmadıkları için Vekâlete müracaat etmişlerdir. Söylendiğine göre, Vekâlet iğneden ipliğe kadar satış yapan mağazaların lüks mağaza değil de yalnız bir mağazada veyahut bir iki mağazada bulunan eşya satan mağazaların lüks olması ve bunların murakabe komisyonlarının murakabesinden uzak bırakılmasını düşünmektedir. Bu şekil kabul edildiği takdirde murakabe komisyonu tarafından seçilecek bu gibi mağazlar halka İlân edüecektir.
GCINÎDEH
GÜNE
TAKVİM
14 ŞUBAT 1041 CUMA AY: 2 - GÜN: 4.> - Kanım:   99 RUMİ: 1S56 — ŞUBAT:      1 HİCRİ: 1360 — Muharrem: 17
VAKİT
GÜNEŞ:
ÖĞLE:
İKİNDİ:
AKŞAM:
YATSI:
İMSAK:
ZEVAU EZANİ
7.57 1,15
13,28 7.16
16,22 9.39
18,42 12.00
20.13 1.32
6.17 11.35
Misla dö Vinter salçalar Içlo pek titiz İdL Belki sizin de ayrıca sevdiğiniz bkr salça vardır. Emrederseniz onu yapalım.
— Yok, Mlsls Danvern, hiçbir ayrıca aev-diğlm salça yoktur. Ne münasip görürdeniz, her zaman ne yapıyor iseniz üylo yapınız.
— Affedersiniz, sizi öyle İse b©$ yer© rahatsız ettim*
Sadece şunu da ilave edeyim:
Postacı öğleyin gelir, mektupları ahr. U-şağa söyledim. Gelip birazdan yazmış oldurunuz mektupları alacak.
— TeşekkUr ederim, Mi»is Danvera.     ( Dedim ve telefonu kapadım.
Kendi   kendime   kızıyordum. Şu   acayip
kadına:
— Peki Miftlı» Danvers, evet Mlsls Dan-vera.. demekten baçka bir çey yapmıyordum. Her halde Rebeka ona emirler veriyor, istediklerini yaptırmıyordu. Sonra mektuplar yazıyor, kocaman bir R harfi ile baçlıyan imzacını atıyordu. Ben çimdi ne yazacaktım, kime yazacaktım? Ne onun gibi ahbaplarım, ne de muayyen bir terzim ve berberim vardı. Dünya yüzünde Misin Van Hoppcr'dcn banka mektup yazabileceğim klmuem yoktu. Onu da Hevmlyordum. Benden mektup ta beklemiyordu. Fakat mahcup olmamak İçin yazmanı lazımdı. Yuzmaga bağladım. Söyli-yecek ney de bulamıyordum. Yazım da ne kadar acemi ve berbattı. Bir Uk mektep talebesinin yazısına benziyordu.
vın
Bahçede bir otomobil nesi duyunca İçime korku ve helecan girdi. Gelenler Beatrls ve kocası idi. Saat tam İki İdi. Bu kadar erken geleceklerini tahmin etmemiştim. Maksim de henüz gelmemişti. Ne yapacağımı bir türlü kestlremiyordum. Yabancı İnsanların karsısına çıkmaktan birdenbire ürkmüştüm.
Onlar salona germeden evvel savuşmayı düşündüm. Kapıyı açtım. Ve koridorun boyunca koşmıya başladım. Karşıma bir merdiven çıktı. Hemen oradan yukarı çıktım. Merdivenin başında bir hizmetçiye rastgel-dlm. Beni orada görünce pek hayret etti. Ben kendi odamın yolunu tuttuğumu zannediyordum, fakat birdenbire şatonun buşkıı bir tarafında olduğumu farkettlııı. Bu du bir koridordu. Fakat benim dairemin koridorundan daha karanlık ve genişti.
Ortalarda kimseler yoktu.    Oda kapılan kapalı, pancurlar İnmişti.   Kemlimi bomboş bir evde hıılş gibi hissettim    ve büsbütün Urktüm. önüme İlk gelen kapıyı açtım: Burası kapalı ve loş bir oda idi. iler hulde u
zan zamandanberfl pencereleri açılmamıştı, havasız kil. Hemen kapıyı kapadım ve biraz daha ilerledim. Koridorun bir ilence resinin önüne gelmiştim. Buradan baktım. Deniz görünüyordu. Şimdi nerede olduğumu anladım. Şatonun öteki tarafına gelmiştim. Ka-(uılı ve metruk olan kısmında idim. Deniz gören ve Kebe kanın sağlığında oturulan taraftayım. Buradan deniz hem görünüyor, hem de gürültüsü duyuluyordu.
Benim tarafım, bahçeye, ve sardunyaların alev rengine bakan taraf bence daha sessiz ve «Liiı.ı güzeldi.
Geldiğim tarafa geri dönmlye hazırlanırken birdenbire tâ yanımda bir kapı açıldı ve karsıma Mlsls Danvers çıktı. Gözlerinde garip bir parıltı vardı. Artık hayret ml, hiddet ml nc olduğunu pek kestlremiyordum:
— Yolu kaybettim. Odama gidecek yerde buraya geldim, dedim.
— Evet, şatonun aksi İstikametinde dolaşmışsınız. Burası garp tarafı...
— Evet, anladım.
— Buradaki odalara girdiniz mi?
— Hayır, yalnız kpüorın birisini açtım ve hemen tekrar kapadım.
— Her halde bu odaları kapalı tutmak istediğinizi görüyorum.
— Emrederseniz açalım, efendim.
— Hayır, hayır, istemem.
Fakat ayni zamanda içimde bir merak ve tecessüsün uyandığını hissediyordum. Bunu pek belli etmek İstemedim.
— Nasıl oldu da yolunuzu şaşırdınız? tki tarafın kapıları hiç blrlblrlne benzemez.
— Dikkat etmemiş olacağım.
Bana dikkatle bakıyordu. İçime dolan korkudan bahsetmemi bekliyordu. Fakat    ben
susuyordum. Nihayet:
— <.onun. . m,  ile kocası   geldiler,   dedi.
Saat tam on ikide otomobilin sesini duydum. Şimdi saat yanın... Her halde aşağıda
Ih klı \ m I.irdir.
— Ya,, öyle ml?
Diyerek sanki hiç gelenlerden haberim yokmuş   gibi bir tavır takındım.
Artık aşağıya İnmek, ortaya çıkmak lazımdı. Odamda saklanamıyacaktım. Ben mer dlvenlerden inerken Mlsls üanvers'ln arkanı^
dan beni dikkat ve tecessüsle takip ettiğini hissediyordum.
Salonun kapısına gelince İçimdeki helecan daha ziyade arttı. Gözlerim karararak kapının tokmağım çevirdim.
(Devamı var)
Kalem Kavgaları
Y«7«n: ÜC YILDIZ
|E* ^kültelerimizden birinin ¦ bir profesörü ile bir doçenti arasında dil mevzuu üze-rmc bir münakaşa çıkmış; iki mütefek'kır bırbrrıne cahil, züppe, mürteci gibi iltifatlarla davalarını  ispata  uğralıyorlarmı$.
Kavga hakkında bulun bildiğim bundan ibarettir. Onu da muharrir arkadaşlardan birinin iki gun evvel yazdığı bir fıkradan ÖKrrendLm. Bu arkadaş iki Üniversite hocasının (iki gazeteci veya cdeoıyatçı arasında olaa nevse ne; frakat iki Univcr-sınc hocasının) ile gün>e, daha fenası talebelerine karşı bu lisanla konuşmalarını polemik âdabına uygun'bulmuyor ve ikisini de acı acı tenkit ediyor.
Güzel fakat acaba euçlu hangisi? Çünkü herhalde !bu zatlar şarkı söyler %\b'\ 'bir ağızdan ve aynı perdeden başlamadılar. İlk başlayan 'hangisi ise suçun onda olması lâzım gelir, öteki sadece meşru müdafaa hakkını kuJIan-mıalır. bunu anlamadan iki tarafa da aynı kuvvetle vurmak doğru olamaz.
Halinize göre iyi kötü bil ilim veya earvat adamısınız; aklınızın erdiği kadar bir şeyler yazıp ortaya (Koyuyorsunuz. Dericen günün 'birinde bir hücum I Hücum yalnız fikre olsa öpüp başınıza koyacaksınız. Fakat iıkri yapan kafa, 'kafayı taşıyan omuz, omuzu taşıyan vücut işe karışıyor; hasılı bütün şahsınızla topyekûn gürültüye gidiyorsunuz: Tarizler, tezyifler, çeş>t espriler ve İ9tihzalar. Hele üstelik bunlar bir de sinirinize batan sizce değersiz ve aşağılık bir insandan gelirsel
Ne yapacaksınız? Oturduğunuz yerde «lahavle* çekmekle ıkmaya her zaman sinir ve bumoarınız müsait olacak mıdır? O haide çaresiz siz de sopayı elinize alacak ve er yahut rezalet meydanına çıkacaksınız.
— Benim öylelerini karşıma alıp Hacivat Karagöz kavgası yapmama terbiyem müsait de-ğıl.
— Pekâlâ. Müsait değılae o söylesm. buKÛtunuzdan cesaretlenerek perde pende soytarılığı arttırsın; sizi şamar oğlanına, sokakta arkasından limon kabuğu atılan aptallara çevirsin.
— Evet a..Tia 'bu ahlâkî değilI
— SoK.axta sizi tecavüzlere karşı koruyan bir jandarma vardır. Matbuatta böyle bir şey olmadığı için jandarmalığı yapmak 6ize düşer. 1 ecavüzc cezasını vermek fenalığı kısa kesmek için en emin çaredir. Binaenaleyh ahlâkidir.
— Ccvapıarın edep ve mantık dairesinde olması daha iyi değil mi?
— Edepsize ve mantıksıza edep ve mantık dairesinde cevap vermek, size faraza hayvan diyene «efendim bu in.sanlığı-nızdan memul bu- hitap mudır* yolunda Hacivat çelebi lâkırdı-larile mukabele etmek insanı guıünç eıirıez mı?
— Bir noKta daha var. Bu kabil kavgaların sonu yoktur daha doğrusu galibi mağlûbu belli değildir.
— Daha açık söyleyin. İki taraf ta boğazına kadar çamur içindedir. Burası muhakkak. Fa, kat sonunda iki tarafın da ekseriya «nasıl vurdum ha» dîye böbürlendiği görülür. Bilhassa en ahmalt taraf hasmını yııktığı, öldürdüğü kanaatindedir. Ahmağın birinci vasfı kendi buldu-ğunun en iyi buluş olduğuna inanmaktır.
— Bu işlerde efkâra umumiye en doğru ve bitaraf hakem değil midir? Bırakmalı ikimiz hak-İunda da o hükmünü versin.
— Evet fakat efkân umumi-yenin meşguliyeti yalnız bu değildir. Efkân umumiye sizin davanızı fasletmek için masa başına oturmuş bir mahkeme heyeti değildir. Efkârı umumiye rasgele okuduğunu her biri bir tünlü anlayan kimi ciddî, kimi işin alayında ayrı ayrı insanlardır.
Efkârı umumiye görünüşte kaba »konuşanın aleyhindedir. Fakat kalben onunla beraberdir ve hasma karşı koymayanı içinden miskinlikle itham eder.
— Fakat bu korkunç bir şey.
— Öyle buluyorsa/n yazmaz, söylemez; köşede rahat ve sakin oturursun. Medenî cesaret denen şey biraz da skandalden korkmamaktır ve sahte bir ne-zahet bahanesile insanı bu idmandan mahrum etmemek lâ* zımd ı r.
s
14 - 2 - 941
VATAN
V
İVAS1
CMA
Mussolini -Franco Mülakatından
Sonra
Yazan: Vahdet GÜLTEKİN
cneral Franco'nun,  Ro-
mada  Siniyor  Mussolini
ile görüştükken donra yine Fransa yolu iic İspanyaya dönmesi ve bu yol üzerinde, Mareşal Petain'le görüşmesi seyahatinin, Almanyadan ziyade italya ile a-lâkadar olduğunu gösterdi. Bu iki memleket arasında mevzuu bahsolacak bir meselenin de, Fransayı alâkadar edeceği muhakkaktır.
Fakat, bu ispanyol - İtalyan temasından Almanyanın uzak kakması, hâdisenin en dikkate cayan noktası görünüyor. Zira, eğer İspanya ile İtalya arasında doğrudan doğruya Mihver'i alâ-Icadar eden bir mesele mevzuu bahsolsaydı, şüphesiz ki Almanyanın bu görüşmelerden uzak kalmaması, bilhassa en başta bulunması ve General Franco-nun Sinryor Mussolini ile değil» daha evvel Herr Hitler'le görüşmesi lâzım gelecekti. Bu itibarla, Franco - Hitler mülakatında şimal Fransız Afrikasınd'aki Bi-zerta üssünün Almanyaya verilmesi için Fransaya müracaat meselesinin görüşüldüğü şeklindeki tefsiri de kaibule imkân yoktur. Zira, eğer bu iş için General Franco, Mareşal Petain'e karşı olan «hürmetinden» istifade ederek tavassutta bulunmak istiyorsa bunu evvelâ Aknanya ile görüşmesi ve tavassutuna ondan sonra girişmesi lâzım gelirdi. Kaldı ki, eğer Mareşal Pe-tain Almanyanın istediği Bizerta üssünü vermek niyetinde değilse bu kararından» vazgeçmesi, eskiden sefir bulunduğu bir hü-k ûm et in re isinin tavassut und a n ziyade, Berimin tazyik veya teb* didi ile kabil görülebilir.
Binaenaleyh, Mussolini, Franco - Petain temasınızı gayesi, e-ger bir sulh teşebbüsü Ue alâkadar değilse, Almanyanın garbi Akdenizdeki bir askeri harekât plânile hiç alâkadar görülemez. Bu tekdirde, bu sütunda izah ettiğimiz gibi, italyanın şimalî Afrikadaki Weygand ordularından kendisine karşı bir tehdit gördüğü ve bunu ortadan kaldırmak için Franco vasttasile fikir teatisini muvafık bulduğu ihtimalini kabul etmemiz lâzım gelim ektedir.
Darıcada  Zeytincilik
Darıca (Vatan) — Bir kaç se-nedenberi zeytinlerimizden istifade edememekteyiz. İki s en ed enberi zeytin haşaratile mücadele edilmekte idi, bu mücadeleden zeytin sahipleri çok memnun ve büyük istifadeler görmüşlerdir. Bu sene de zeytin bakam fen memuru Galip Ülgür tarafından zeytin bakımı, budama ve yabaniler, aşılajma kursları açmış ve muhtelif yerlerde örnekler yapmıştır. Zeytinciler bu örneklerden istifade etmektedirler.
Kurslara iştirak eden zeytincilerden iyi derecede muvaffak olanlara usta ve diğerlerine de çırak olarak izin verilmiştir.
Zeytinlerini imar etmiyenler vs hayvan sokanlar hakkında da ayrıca kanuni takibat yapılacaktır.
Düşman İken Kurduğumuz Bir Dostluk
Yazan: Ahmet Emin YALMAN
Kollarını savıyarak, bir spor ma çına gider gibi harbe atılan, mesa- ^ fe tanımıyan, çöl tammıyan, engel tarrr.nıyan bir asker... Bunları şimalî Afrika harp meydanlarında, iş başında gördük. Doğüş-melerinin şeklini seyrederken, bütün dünya. inanıJmaz bir takını eski kahramanlık efsaneleri canlanmış gibi heyecan ve hayret duydu. Bütün gözler kamaştı.
Bu yaman adamlar Avuetral-yadan geliyorlar. Orada tabiatla mücadele etmeğe, tuttuklarını ko. parmağa alışmışlardır. Temiz tabiat mücadeleleri içinde yoğuru-lan ruhları pas tutmamıştır. Kötülük karşısında nefret duyuyor-lar, mertlik görünce de saygı ve 1 sevgi hislerine gem vuramıyorlar, j
Türkiye ile    Avustralya    arasında binJerce mil mesafe vardır. ı Avustralyaya ayak basmış Tür.* ya vardır, ya yoiktur.
Bizi ziyarete gelen    Avustralyalıların sayısı da elbette azdır.
öyle olduğu halde Türklerle Avustralyalılar arasında tesadüf edHen dostluk ve sevgi hislerine ıkı yabancı millet araamda pek nadir tesadüf edilir.
Acaba neden? Bu iki millet her hangi hır zaman ve her hangi bir yerde 'beraberce döğüş-müç, çarpışmış, kaynaşmış mıdır?
Aksi, tamamile aksi... Türklerle Avustralyalıların yegane temasları Çanakkale muharebe meydanlarında olmuştur. Buradaki vazifeleri birbirlerini öldürmek, birbirlerine zarar vermekti.
Türk mermilerile bir çok Avustralyalı ölmüştür. Gözü pek A-vustıalyalılar bir çok Türkün şehit olmasına sebeptirler.
öyle olduğu halde harp meydanında karşı karşıya boğuşan bu insanlar, birbirinin ruhuna â-şina çıkmışlar, birbirlerini yakından tanımışlar ve sevmişlerdir.
Çetin harp meydanlarında en azgın bir şekilde dövüşürken ku-ruJan bu yolda bir sevgi ve saygıya bütün tarİHte belki de ikinci bir misal yoktur.
Her öldüresiye dövüş, geride pek tabiî olarak kin ve nefretle dolu izler bırakır. Çok gariptir ki Çanaıkkalede Avustralyalılarla çarpışmamız, iki millet arasında sarsılmaz bir sevgi uyandırmıştın
Bu çarpışma hakkında dillerde dolaşan ve kitaplara geçen hikâ-yerler Ölüme, yaraya, nefrete ait değildir. İki tarafın siperden sipere birbirlerine yiyecekler,    hedi-
Avustralyalı askerlerden güzel   bir tip
yeler gönderdiklerine, bir Türk neferinin siperler arasında yaralı yaban bir Avustralyalıya matarasını uzatmak için hayatını tehlikeye koyduğuna, Türklerin hiç bir zaman yaralıya, haatahaneye kurşun atmadıklarına dairdir.
Bir buçuk sene evvel Nevyork. ta bir Avustralyalı ile tanıştım. Vaktile Çanakikalede yüzbaşı sı-fatile dövüşmüştü. Nevyorkta N. B. C. radyo müessesesinde pul meraklılarına mahsus neşriyatı idare ediyordu. Nevyork sergisi münasebetile çıkardığımız pullar hakkında radyoda bir çeyrek saat kadar bir konuşma yaP" mamızı istedi. O soracaktı. Ben
söyliyecektim.
Fakat adam radyo başına gelince coştu. Pulu, mulu tamamile unuttu. Türklerle Avustralyalıların nasıl dövüştüğünü Amerikalılara iyice anlattı.
Dedi ki: «Bu Türklerin üstüne mert adam olmaz. Zayıflara, müdafaasızlara karşı kurşun çekmek ellerinden gelmez. Çanakkalede aramızda garip bir muhabere devam ederdi. Meselâ «sahra has-tahanenizi mühimmat deposunun yanına yapmayın. Depoyu bombardıman edeceğiz. Hastalara zarar gelmesin» diye haber gönderirlerdi. Yaralıları taşıyacağımız zaman da ateşi keserlerdi. Onlar bize Türk yiyecekleri, biz onlara konserveler, viskiler yollardık. Bir gün şiddetli bir bombardımandan sonra Türklerin ezildiğini ve yıldığını zannederek piyade hücumuna «geçmek üzere idik ki Türk siperlerinden İngilizce yazılmış bir yafta yükseldi.
Üzerinde «Zayiatımız yok I» Diye yazılı idi. Bu hoş şaka karşısında bütün Avustralya askeri güldü. O gün piyade hücumu
yapılmadı.»
Avustralyalıların Bingazide yalattıkları harika karşısında A-vustralyali eoki zabitten duyduklarımı hatırladım ve kahraman ve mert Avustralyalılara Afrikadaki yaman zaferleri münasebetile Türk dostlarının selâm ve sevgilerini ifade etfrıeği vazife saydım.
Kapalı Çarşı Tamir Ediliyor
Tarihi bir kıymeti haiz büyük Ka-palıçarşmm tamirine karar verilmiştir. Senelerdenberl tamir görmemiş çarşı, yapılan keşfe göre esaslı tamire muhtaç vaziyettedir.
Çarcının harap bir hale gelen kısımları yeniden tamir edilecek ve yollan da baştan yapılacaktır. İstanbul Belediyesi bu tamirata karşılık olarak bütçesine 50 bin lira tahsisat koymuştur.
-o--
Emniyet Müdürü Ankaraya Gitti
Emniyet Müdürümüz Muzaffer Akalın dün sabahki trenle Ankaraya gitmiştir.
Muzaffer Akalın Ankarada birkaç gün kalacak ve alâkadar makamlarla temas edecektir.
Bir Halk KunduraT.pi İmâli Düşünülüyor
Vekâlet kundura fiyatlarının tes-blt edilmesinde uğranılan zorlukları nazarı itibara alarak birkaç halk ayakkabı tipi yaptırıp bunlara fiyat tesbit edUmesini düşünmektedir. Bu takdirde bu tipler haricindeki ayakkabılar İstenilen fiyata satılacaktır.
Bayanların bir örnek ayakkabı giymesini sevmedikleri nazarı itibara alındığından onlara ne tipte bir ayakkabı yapılacağı hususunda tetkiklere başlanmıştır.
Umumi Meclis Toplantısı
Belediye umumi meclisi bugün öğleden sonra şubat devresi dördüncü toplantısını yapacak ve muhtelif meseleler üzerinde müzakerelerde bulunacaktır.
ŞUNDAN
BUNDAN
Dünyanın En Pahalı Sinemasının 22 Müşterisi Var
Dünyanın en pahalı sineması Amerikanın Mcmplıls şehrindeki sinemadır.
Bu sinemanın seanslarımla bulunabilmek için senede 5000 dolar, yani 10,200 Türk llrıwı vermek lâzımdır.
Bu sebeple ancak Tl müfterisi vardır. Bununla beraber, senelik hasılatı, 110 bin dolar, 260 bin Türk lirası kadardır.
Bu 22 müşteri, Memphis'to tamimi* zenginlerdendir. Bunlara, haftada yalnız bir film gösterilir. Fakat, bu filmler, hiçbir yerde gösterilmeden evvel doğrudan doğruya Hollvuttan tayyare ile getirilir.
Memphln'ln sinemanı, dünyanın en pahalı sinemacı olduğu halde çok lüks değlMIr.Bu şeref Los Anjele*'-te, 10 bin yıldızın devam ettiği Chlnessc Theatr'de dünyanın en kon forlu sincmattı da Saygondaki küçtlk bb sinemadır. Seyirciler, koltuklarda değil, hamaklarda uzanırlar, küstüyü yastıklara dayanırlar, filmi seyrederler.
M?. İta Ad sı
Akdenizln merkezinde ve birinci derecede hlr deniz üssüdür. Malta, asırlardanberl, bir çok devletler arasında İhtilâfa, boğuşmaya sebep olmuştur.
İlk evvel, Flnlkelllerin elinden Kar taealılara geçti. Sonra Sicilyalıların, ve daha sonra da Romalıların eline...
Isanın doluşunun 445 İnci senesi Vandollılar Maltayı zaptettller. Onlardan da Yunanlılar aldılar. 870 te Arap istilâsına uğradı, daha sonra, Normanlann, Hobensthofen'lerln An Ju'lann, Aragon'Iulann İdaresine geç tl. Şarlken, Maltayı, Rodos şövalyelerine verdi. Malta şövalyeleri 1798e
kadar adayı muhafaza ettiler. O tarihte Napolyon, 1815 te te İngilizler tarafından zaptolundu.
B.ğucu Gaz
Boğucu gaz. Jul Sezar, zamanra-danberi kullanılmaktadır. Tarihi vesikalar, ilk boğucu gazın Aleela muhasarasında kullanıldığını bildiriyor.
Vcrclngetorlks, Dljon muharebesini kaybedince Alesla'ya sığındı.
Sezar, kalenin etrafını sardı. Içcr-dekiler İnatla mukavemet ediyorlardı. Sezar, epeyce uzayıp giden muhasaraya nihayet vermek İçin Içer-dekllerl dumanla boğmayı düşündü. Alesla surları dibine bir çok çalı demeti yığdılar, ateş verdiler. Az sonra boğucu bir duman etrafı sardı. Boğueu gaz prensip! bulunmuştu.
10 Para İle...
10 para ile bir sey satm almak kabil ml? Hayır! Fakat, vaktile on para İle bir çok şeyler alınırdı. Meselâ, «Beş ekmek, beş peynir» Ue karın doyurmak kabildi.
UZAK ŞARK
Meselesi
Yazan:
Hüsamettin îilsel
Eski   Bahriye   Müsteşarı
İlk
1971 tarihinde, Fransız askeri mü hendlslerlnden Cugnot, buharla İşll-yen ve 3 tekerlekli bir araba yaptı, ilk otomobil budur.
Grip Aşısı
Rokfeller enstitüsü kimyagerleri, grlpe karşı bir aşı keyfetmişler, bununla aşılananlar dört beş ay grlpe tutulnıııyorlarmış.
Yerinde Bir Karar
Büyük Britanyada, çelik tasarrufu İçin, Jilet bıçaklan İm alini nihayet verilmiş. İngilizler, bıçak yoksuzlu-ğu karsısında bir çare düşünmüşler ve bulmuşlar: Harbin sonuna kadar sakal salıvermek...
Uzak Şarkın bugünkü hırçın ve nazariyeci çocuğu Japonya-dır.
Japonya, seksen sene evvel garp medeniyet dünyası ile temas halinde değildi. Seksen sene evvel Japonya, Ingilterenin gayreti ile garp medeniyeti ile yakından temas ve bu terakki-yatı kabule meyletmiye başlamıştır. Japonya medeniyet âlemimin, sanayi dünyacının iftikar ettiği madenleri ve ham maddeleri sinesinde bulabilen bir memleket değildir.
Japonya, gittikçe artan nüfusunun tevlit ettiği müşkülleri y*k m ak için mücadelelere girişmek mecburiyetinde kalmıştır. En kolay hayat sahası olarak Çinin vâsi ülkesine göz atmıya başlamış ve Mançuriyi işgal etmiştir. Fakat Çinin çok olan nur usu ve pek az olan ham maddeleri Japonya-nm ihtiyacını katı derecede tatmin etmemiştir.
Bu vazıyet karşısında Japonya, liderlerinin «ittihat ve saadet getiren» cümlesile süsledikleri ığ-falkâr bir emel ile 1937 de Çinon her suretle verimli olan yerlerini işgal etmek üzere Ifckrar harekete geçmiştir.
Çinlüer, Japonların bu iğfal e-dici tekliflerim reddederek mukabeleye karar verdiler ve bu mukabele bütün şiddeti ile bugüne kadar devam edip gitmektedir.
Japonların materyal,  tayyare ve  diğer  malzeme  bakımından dikkate değer derecede faikıyetine  rağmen Çinlilerin  gönüllü ve fedaKâr kıtaatına karşı    kati ve  müessir  darbeler  indiımiye muvaffak    olamayışı     Çinlilerin mukavemetteki ve Japon tahakkümünü kaibul cümemek hususun daki azim ve kudretlerini göstermektedir.
Japonya, Çin arazisinde istediği zaferi askerî kuvvetleri ile temin etmiye muvaffak olamıya-cağım anladrktan sonra Beşinci Kol*un yardımına iftikar ederek Cinde (Van^Ching Mel) indelâ. letile bir hükümet kurmağı düşünmüşler ve bu hükümeti Çinin meşru hükümeti tanıyarak bir sulh muahedesi akdetmişlerdir. Chiang Kai Shek'i ve ordusunu da âsd olarak kabul ettiklerini i-lân eylemişlerdir.
Fakat, İngiltere, Amerika, Rusya devletleri, Japonların âsi telâkki ettiği hükümeti Çinin meşru hükümeti kabul ettiklerini ve münasebetlerini idame eylediklerini bildirerek bu hükümete yardım kararında sabit kaldılar.
Japonya, girmiş olduğu bu çıkmazda kıvranıp dururken, Franeanın ansızın ve feci yıkılması üzerine Fransa Hindiçinisin-de askerî kıtalarını tahçrt etmek menfaat ve müsaadesini kazanmış oldu.
Bu yeni vaziyet Japonyaya Ha-noi'den* Yumanfu'ya giden demir yolu ümtidadmca yapılan nakliyatı durdurmak fırsatını vermiştir. Japonya, cenuptan Çine taarruz etmek mevkiini temin etmiştir. Yorulmadan Çine giden hayatî ve ehemmiyetli yolu bombalıyacak vaziyet kazanmıştır. Siyam hükû-
Uzak Şarkın en mühim
üzerine İngiltere aleyhine hareket için kuvvetli tazyik yapabilir. SLrugapuru tehdit edecek deniz ve hava üslerini kurabilir. Bu | üslerden- Singapurun mesafesi an cak 400 mildir.
I Bunlara ilâveten Fransız kolonisi servetin kaynağı pirinç, lâstik, kereste ve pamuk gibi malzemenin deposudur. Fransızlar bugün bu müstemlekeyi henüz muhafaza etmekte ise de Japonyarun bütün bu müstemlekeyi eline geçirmek için ayak bastığı  sahaları  tevsi  edebilir.
Bundan başka Japouya, Siyam hükümetine ait orup 1907 de Fransızlar tarafından ilhak e-dilmiş olan Combodia ve Laos vilâyelerini de kendi emeline yarar görmektedir.
Japonyamn teşvikile Siyam hükümeti bu mesele üzerinde bir metalip lbtesi dermeyan etmiştir. Fakat Siyam hükümeti, bir muavenete mazhar olmadıkça bu iddiasını ileri götürecek kadar kuvvetli değildir.
Japonya, bu hükümete muavenete hazırdrr ve tabiî bunun mükâfatı olarak bütün Siyamı nüfuz mıntakası yapacaktır. Çün kü Siyam hükümeti, Japon kuvvetlerine mukavemet edecek kadar kuvvetli değildir.
Siyam hükümetinin jngiltere elinde buluna Malaya'nın şima-linddki aksatmma ait arazi iddiası da vardır. Bunda da Japonyamn yardımını temin etmiştir. Japonyamn bundan maksadı bu a-razide kuvvetli hava ve deniz üsleri kurarak İngiliz Malayasını tehdit etmektir. Husueile Singa-puru.
Bundan başka Japonların Hin diçinî ile Siyamı işgal etmesi ingiliz Malayasınuı esas gıdasını teşkil eden pirincin dörtte üçünü durdurmak kudretini de kazandıracaktır. İngiliz Malayası, Japonya nazarında Uzak Şarkın en zengin mıntakası addedilmektedir. Bu kıtada düpyanın tekmil teneke ihtiyacının yarısı, çok miktarda kauçuk ve azîm miktarda demir bulunmaktadır. En mühim şey bu m intaka dahilinde bir tahakküm projesini temin edemez. Uzak Şarkın Şarkın hırçın çocuklarının tekmil projelerinde Singapurun zapt veya tah ribi esas olarak bulunmaktadır.
Fakat bunu ehemmiyette gozö-nünde tutan İngiltere bu mınta-kada lâznn gelen kuvvetleri ve icap  ettirdiği  plânlan  evvelden ihzar etmiştir.
Singapur, Japonların kıramıya caklan çetin brr ceviz okluğun-
iislerinden bîri: Singapur
dandır kî, Japonya Horanda Hin-distanına sulanmrş ağızları ve bulanmış gözleri üe bakmaktan başka bir harekete tevessül edemiyor.
Holanda ana vatanı bugün Almanyanın işgali altındadır. Fakat hükümetti, İngiltere ve müs-temleker de bu hükümete bağlıdır. Holanda Hmdistanının teneke, kauçuk ve bilhassa zengin yağ membalan bugün İngiltere elindedir.
Japonyamn harpte yağ ve pet. role ihtiyacı şedit olmakla beraber Holanda Hindistaruna karşı bir harekete geçmek için İngiltere ve Amerikadan endişe etmektedir. Bundan dolayı Japonya, Holanda müstemlekelerine ticarî bir nüfuz yapmak için her türlü harekete başvurmakta ve bu mıntakamn bütün istihsalini inhisarı altına almak üzere bütün tazyikleri yapmaktadır.
Maamafih Holanda müstemlekelerinin serveti bakımından U-zak Şarkın en kıymetli ve fakat en tehlikeli ve karanlık bir mın-takasını terkil etmekte olduğu da bugün gözönünden kaçmamaktadır.
Japonların gözlerini attıkları yerlerden biri de Filipin adalarıdır. Bu adaların kuvvetli donanmaya sahip Amerika devletine aidiyeti, Japonyayı çok dikkatli ve dûrendişane harekete mecbur kılmaktadır.
Filipin adatan 1945 senesinde müstakil bir vaziyete girecektir. Bununla beraber Filipin ahalisi cihanın bugünkü siyasî vaziyetine göre bunu istememekte ve beklememektedirler.Çünkü Japon yanın kurt gibi yırtıcı pençesinin . bu adalar üzerine ineceğini müdriktir. Amerika da stratejik kıymeti pek ziyade olan bu adaların dünya vaziyeti karşısında kendi himayesinden uzaklaşmamasını arzu etmektedir.
Tabiî her iki tarafın arzusile bu mesele iyi netrceli bir anlaş-| maya varacaktır. Ve bu suretle garpta ve sarıkta yeni mezhebin , ilhamları diye ilân    edilen yeni I prensipleri de doğarken ölen çocuklar talihsizliğine uğrayan    î-derleri ile beraber nisyan çukuruna düşeceklerdir.
Çavdarlı Ekmek Kabul Edildi
Şimdiye kadar ekmekler ancak yüzde beşe kadar çavdarlı yapılabilmekte idi. Bu nisbetln yüzde yirmiye kadar çıkarılması için Vekalete müracaatte bulunulmuştu. Vekftlet yüzde on beş çavdarlı ekmek tipini kabul etmiş ve Istanbula bildirmiştir.
YABAN AYŞE
Ayşe, köyün cn güzel kızıydı, iri, siyah gözleri ve siyah uzun saçları onu bir köylü kızından ziyade îspan yol karmenlerlnc benzetiyordu. O bir şiir membaıydı. Hayal vc rüya gibiydi. Fakat öyle bir hayal ki, görenler bir daha unutamazdı. Sarp kayalar arasında açan bu eşi görülmemiş, dag çiçeğinin, tek kusuru yabani oluşuydu. İşte bu yüzden köy lüler ona, Yaban Ayşe derlerdi.
Samanlı köyünün, sıcak bir akşamı, Ayşe ince peştemalmı, bronzdan bir heykele benzlyen vücudüne Bim-sıkı sardı. Gür siyah saçlarının örgülerini çözdü, beyaz başörtüsünü örttü. Ona vaktile şehirden gelirken babası bir ayna getirmişti. Bazı kenarları kırılmış ama yine yüzünü görebiliyordu.
Güldü, gülünce iri beyaz dişleri göründü. Esmer yüzünde akçam gü-
neşinin bahar rengi belirdi.
Tasını, tarağını aldı. Yıkanmak üzere çaya doğru yürümiyc başladı.
Çınar ormanına girdiği zaman, u-zaktan gelen hafif bir inilti duydu. Seso doğru yürüdü. Çınar ağacının altında yatan genç bir adam gördü. Üstünde ince beyaz gömleğin göğsü yer yer kızıllaşmıştı. Ayşe yaklaşarak:
— Nen var ağam? diye sordu.
— Vuruldum.
— Kim vurdu?
Genç adam cevap veremiyordu. Yalnız elile göğsünü gösteriyor, lz-tırabının oradan olduğunu anlatmak istiyordu.
Ayşe ay ışığında tütün yaprağı kopardı. Başörtüsünü yırttı. Yaban-ermn gömleğini açarak yarasını sardı.
Hani bunlra da yara denmezdi ya, çizik gibi bir şeydi. Bu muhakkak, şehir çocufcu olmalıydı. ÇUnküm E-mine kadınların Hasanı Muhtar Ahmet ağa, şehirde bir mektebe vermiş ti de... Ogalan geldiği zaman eline bir İğnecik batmış, günlerce sızlan-mıştı. Yiğitlik böyle mi olurmuş!... Ben karılıgrmnan dağlarda yalnız geziyon da itten köpekten korkmu-yon, dereden su içiyon hastalanmı-yon, halbuki Hasan testiden su içmeye iğrenlyo. Naha seveyim öyle or-kek ohnaktansa, ölüm mubah insan oğluna...
Hani doğrusu ya bu İstanbul çocuğu da kızan gibi ahu.
Şafak söküyordu...
Ayşe. hâla bitkin bir halde yatan delikanlının başı, kucağında düşünüyordu.
— Bu adam kimdi? Onu kim vurmuş, niçin vurmuştu?
Göz kapakları yavaş yavaş kapandı.
Güneş bütün sıcaklığı ile ortalıkta ağır bir hava yaratmıya başladı. Köyün dar patikasından ellerinde orak, tırpan, çapa taşıyan yanık yüz İÜ, soluk çakşırlı köylüler geçiyordu. Kadınlar rengârenk şalvarlarlle,
başaklar arasında açan, kır çlçek-lcrino benziyordu. Geniş oğlakta kuzular nıeliyor, çoban kaval çalıyor, ormanda kuşlar ötüyor. Tabiatin bu nefis melodisi içinde köylüler yine her zamanki gibi günün on iki saatine kırk sekiz saatlik İşi doldurmı-ya uğraşıyorlardı.
Onlar birer karınca misaliydi.
Boş durdukları dakika onlar için yeri doldurulmryacak büyük bir kayıptı.
Cemil, uyandığı zaman, başı ucunda Allanın ne kadar güzellik varsa verdiği, bir kız gördü. Etli, kırmızı, muntazam dudaklar ve yan ak lar mı süsliyen siyah bir ben, kıvrık kirpikler, dökük saçlarilo bu kız no güzeldi!...
Rüya mı görüyordu Cemil. Kimdi bu kız? Neden başı onun kucagm-daydı?
Oooo! Yarası da sarılmıştı. Demek bütün bunları yapan oydu.
Ayşe uyandı, Cemile baktı. Sonra dudaklarında tatlı bir tebessüm belirdi.
— Acın dindi mi ağam? Canına kıyan kim?
— Şehirden köyü gezmiyo geliyor
dum. (Uzun Yolda) benzinim bitti. Ormanı dolaşmak istedim. Bu ağacın altına dinlenmek üzere oturdum. Tam o sırada bir köylü gencinin koşarak bana doğru geldiğini gördüm. Benzin bulmak ümidilo sevindim. Yanıma yaklaştı. Bileklerimden tutarak:
— Söyle Hasan, Yaban Ayşeyi seviyorsun? değil ml?
• .. I
— Söylesene, niçin susuyorsun. İnkar etmek istiyorsun öyle mi? Ben aldanmam arkadaş.
— Yahu, delikanlı, benim adım Hasan değil, yanılıyorsun, dedim. O hâlâ ısrar ediyor:
— Hcdi ülen gâvur, şehre gittin do adam mı oldun sankun. Dilin, milin dolaşıyon. Kellonl yağlarla yunu-yon, daracık şeyler giyiyon da, kendini fasulya gibi nimetten mi sayı-yon. Got işine belâya sokma beni.
— Çekil, buradan, ben Ayşoyi falan tanımıyorum.
— Tanımıyon, çaya giderken o-nunla her akşam burada buluşuyon, seni ondan ayıracağım. Artık onu görenıiyecek, kavuşamıyocaksın. Bunu da ancak seni ortadan kaldırmak
la yapacağım. Anlıyon mu? Canmı cehenneme yollıyacağım. dedi, ve belinden çektiği saldırmayla beni yaraladı, ondan sonrasını bilmiyorum, kendimi kaybetmişim.
— Nasıl Yaban Ayşo ml, Hasan
mı?
— Yoksa onları tanıyor musun?
— Şeeey, hayır. Yaban Ayşe benim de...
— Oooo.. Demek ki akşamki vakanın kahramanı Ayşe sensin, Hasan da, senin yavuklun.
— Hasan benim yavuklum mu? Tanımam bilem.
Ayşenin güzel gözlerinden, yanaklarına   iki damla   yaş süzüldü.
— Ben gidiyom ağam, yolunu bl-liyon değil ml?
— Dur, Ayşe gitme, yolumu göster bana, karanlık bir yoldayım, aydınlat onu.
— Ne dedin ağam, anlamadım. Ortalık günlük güneşlik, karanlık nl-rede ki?
— Ayşe sen iskarpin giymez misin?
— Nedir ki, iskarpin dediğin de... Cemil     ayağındaki     kunduraları
göstererek:
— Şey canım ayağa giyilir.
— Haaa anladım lapçun, biz o-nu kasabaya giderken giyeriz.
— Doğru söyle Ayşe, köydo hiç yavuklun yok mu?
— Yok, ağam.
— Seni babandan istesem, bana varır mısın?
— Benim kimsem yok ki, Garibim
— O halde sen söyle Ayşe, beni ister misin?
— !...
— Adın no senin ağam?
— Cemil.
Cemil, Ayşeyl kucaklayıp öptü. Ayşe, bu ilk busenin sarhoşluğu 1 cindeydi.
— Benimle geliyor musun Ayşcm?
— Seninle nereye olsa, giderim a-gam.
— Karımsın artık. Benimsin güzel Ayşom.
Ben senin için değil, sana vuruldum.
O akşamdan sonra, köyde Yaban Ayşeyl gören olmadı. Kimisi çayda boğuldu, kimisi do dağda yılanlar sokup öldürmüştür, dediler. Kimin aklına gelirdi ki, aşk rüzgârı, Yaban Ayşeyl köyden şehre atsın!.
Güzîn GÜRMAN
3917
VATAN"
14-2-941
OKUYUCU
MEKTUPLARI
Bu Pahalılık fhtfkâr Değil midir?
Bir arkadanım !j şişlide Ilıılgar carşuanda Nis gazinosuna jrlttlk. tld arkadaşm ictlgi ve yedili şeyim n blz# verilen faturaslre ftyat-Urnu yauTornm. Fatura da sizde b Jsid. Bnr:ıst:ı cal^ı yoktur. Kafamızı dinletmek lebi yaprr£ımrz bu ezinti bize yüzde on jrarson bahşişi İle tam beş llrayn pnflam. işte hesabı: tki küçük kadeh şarap 60 krmış, 2 kflçtrk karafakl rakı ICO kuruş, bir parçacık tereyağı 25, iki yumurta 20, Wr parça ekmek 20, bcer parça etten Uri şiş
100, İki 6 - 8 kuruştuk riıu«ten por-takaJ 60 ve 45 kuru* jrar*on kl tumanı 5 Ura- Bu yediklerimizin hep->l de memleket mair^um. Hepsinin de nernıayesi bir hiçten maret ol-(hıjtıı halde ben liraya satılmadı ihtikâr değil midir? GarMin <î>a-vld) ve. oturduğumuz masanın numaracı 8/62 dir. Bu gazino dikerlerinden herhalde daha yüksek ve Fük* btr yer değildir. Buralarını acaba kontrol etmiyorlar mı?
Okuyucularınızdan S. K.
ADÎ/CLCR
7/e
Ermenileri Kimler
Hangisi Doğru?
Başmuharririni Haklı, Siyasî Muharrir mi?
m
F. Bahçe - Beşiktaş PazarGünü Şeref Stadında Karşılaşıyor
Lig maçlarına pazar günü de Fenerbahçe ve Şeref stadlarındi devam edilecektir. Bu haftanın karşılaşmalarından sonra, şampiyonanın son haftası da gelecek hafta oynanacaktır.
Gerek şampiyona    ve gerekse
millî kümeye girecek dört takımın meydana çıkması puvan noktasından müsabakalarda bir e-hemmiyet bırakmamışla da bu hafta oynanacak Fenerbahçe -Beşiktaş karşılaşması hiç yenilmemiş hattâ beraberlik bile kaydetmemiş Beşiktaş takımının Fenerbahçe ile yapacağı maç ayrı bir hususiyeti haiz bulunmaktadır.
Haftanın maçları Hakkındaki düşüncelerimizi başka bir güne bırakırken, istanbul Bölgesinin bu husustaki tebliğini aynen aşağıya alıyoruz.
Fenerbahçe stadı:
Saat 12 Fenerbahçe - Altıntuğ (B). Hakem: Frkret Kayral. Yan hakemleri: Neşet „ Nihat
Saat 14 Beyoğluspor - Topka-pı. Hakem: Şekrp Akduman. Yan hakemleri:  Nrhat - Sadık.
Saat I 6 Altmtuğ - Beykoz. Ha-kem: Sam ıh Duransoy. Yan hakemleri: Muhtar • Neşet
Şeref stadı:
Saat 10 Beşiktaş - Vefa (B). Hakem: Bülent Tornalı. Yan hakemleri: Nejat - Ziya.
Saat 12 Süreryrnaniye - Vefa. Hakem: Feridun Kılıç. Yan hakemleri: Nejat - Ziya.
Saat 14 Galatasaray - rstan-bulspor. Hakem: Şazi Tezcan. Yan hakemleri: Selâmı . Muzaffer.
Saat 16 Fenerbahçe - Beşiktaş. Hakem: Adnan Akın, Yan ha-
kemleri: Şazi - Tarık.
Karagumriik sahası:
Saat 12 Feriköy - Galata Genç ler. Hakem: Hüsnü Savman. Yan hakemleri: Halit - Zeki.
Saat 14 İstiklâl - Eyüp. Hakem: Necdet Gezen. Yan hakemleri: Münir - FazıL
Saat 16 Karagümrük - Doğu-spor. Hakem: BahaetUn Uluöz. Yan hakemleri: Münir - Fazıl.
İstanbul Bölgesi Güreş Ajanlığından :
1 —  16/2/1941  pazar günü I Fatihte İstanbul Güreş klübünde ı tecrübeliler arasında Greko Ro- [ men (salto. burgu) müsabakaları yapılacaktır.
2 — Tartı saat I 1 de, müsabakalar I 3 te başlayacaktır.
3 — İki kilo tolerans vardır.
4 — Bu müsabakalara geçen tecrübesiz müsa'bakalarda derece alıp ta teTfi edemiyen tecrübesiz güreşçilerden arzu edenler girebilirler.
Zeki Rıza Golf Birincisi Oldu
Golf klübünün tertip ettiği golf şampiyonası Maslaktaki sahada nihayetlenmrştir. Her safhası büyük bir alâka ile takip edilen bu müsabakalar neticesinde geçen sene de finale kadar gelerek finalde Resada yenilen futbolcu Zeki Rıza bu sene de bütün hasım ler ını mağlûp ederek finale çıkmış ve finalde de hasmı bulunan İngiliz oyuncuyu yenmek suret ile 1940 - 1941 seneei golf şampiyonu olmuştur.
İki senelik bir çalışmasına rağmen kuvvetli rakipleri karsısında muvaffakiyetler elde eden Zeki bu sporda da büyük bir istidat göstermiştir.
Kaynanasını Bıçaklayan
Akıldan Gayrimüsellâh mı İmiş ?
Kasım paşa d a İbrahim oğlu Halrl isminde bir gencin kayınvalidesi Emineyi yaraladığını dün yazmıştık. Tabibi Adlî Enver Ka. ran yaralıyı muayene etmiştir. Müddeiumumilik te yaralının ifa. desini almıştır. Emine diyormuş ki: ^
— Halil polislikten çıkmıştır. Anadoluda ücretle Tütün İnhisarında çalışıyordu. Muhakeme altına alındıktan sonra îstanbula geldi. Hergün benden para istiyordu. Kızdı karnıma bıçağını sapladı.
Dün Halilin kamı Müddeiumumiliğe müracaat ederek kocasın da akıl hastalığı bulunduğunu söylemiş ve muayene ettirilmesini istemiştir. Tabibi Adiller Hali. 1in Adlî Tıp İşleri müessesesinde müşahede altına alınmasına karar verdikleri için polis suçluyu Müşahedehaneye götürmüştür.
M intaka Ticaret Müdürü
Ankaraya Gitti
Mıntaka Ticaret müdürü Sait Rauf Serper dün akşam Ankaraya gitmiştir.
Ticaret Ofisi Yakında Faaliyeto Geçiyor
Yeni kurulacak Ticaret Ofisi kanun projesi Başvekâlete verilmiştir. Ticaret Ofisinin 50 milyon liralık bir sermayesi olacak ve merkezi 1 starı-bulda kurulacaktır. Yapılan yeni teşkilâta göre, Ticaret Ofisinin İzmir, Mersin gribi büyük ihracat şehirleri-I m izde   şubeleri olacağı gibi   Ofise I çok vâsi salâhiyetler de verilecektir. Öğrendiğimize göre   Ticaret Ofisi yabancı    memleketlerden    ithalatta bulunabileceği gibi   dahilde ihtikâra mâni    olmak gayeeilc   stok haline getireceği mallan birdenbire piyasaya arzederek fiyatların yükselmesine mâni olacaktır. Ticaret Ofisi tüccarların fiyat yük-i seltme   veya ihtikâr   işlerine mâni olmak üzere    murakabe heyetlerile | temaslarda bulunacak bu suretle piyasaya hâkim bir vaziyete girecektir.
Ofisin teşkilâtı Başvekâlet tarafından tasvip edilir edilmez Ticaret Ofisi faaliyetine bağlıyacaktır.
—-o---—
Çivi ve Pile Fiyat Kondu
Dün fiyat murakabe komisyonu son gelen 61 ton çiviye ve 140 bin pile fiyat koymuştur. Pillerde toptancılar yüzde on beş, perakendeciler yüzde yirmi beş bir kâr temin edebileceklerdir.
İstanbul Sinemacılığında görülmemiş bir hadise.
Hiç bir filme nasip olmryan emsalsiz bir muvaffakiyet.
HEİNRİCH GEORGE ve HİLDA KRAHL
tarafından harikulade bir tarzda yaratılan
KIZI DUNYAŞKA
Şaheseri
ARK
üMemuttiııın
Her seansda salonunu doldurmakta devam ettiğinden
BEŞİNCİ HAFTA OLARAK GÖSTERİLECEKTİR
Hamiş: Kati olarak önümüzdeki Cuma günü bu fümın gösterilmesin.
nihayet verilecektir.
Hci gazete brrbirine benzemi-yebilir. Herhangi bir hâdiseyi bir gazetenin başmuharriri yahut siyasi muharrirlerinden herhangi biri brr başka gazetenin başmuharririnden yahut bir siyasî muharririnden farklı bir tarzda tefsire kakışabilir. Hatta bir gazetenin baş sütununda yahut dıger brr sütununda bir gün evvel manası anlaşılamamış, takıp edeceği seyir 'kestırrlememış bir hâdise, bir gün sonra hakikate daha yakın bir şekilde ve bir gün evvelki sakatlığı düzeltir 'bir tarzda aksettir ilebilir. Lâkin bir gazetenin baş sütunundaki bir fikre. aynı günde ikinci sahıfesmin diğer bir sütununda tam bir aykırılık gösterilmesine en geniş müsamaha bile nihayet kâfi gelmez.
Hattâ en tecrübesiz eller tarafından idare edilen gazetelerde dahi pek nadir Taşlanabilecek o-lan böyle bir sanat hatasının cidden muhteşem bir numunesini dünkü Tasviri Efikâr bize bahşetmiş bulunuyor.
Şöyle ki:
Almanyalı Hitler'i ve İtalyalı Mussoliniyi ziyaret nıyetile İs-panyah Franiko'nun seyahate çıkması, dünyanın her tarafındaki başmuharrirler ve siyasi muharrirler gibi Tasviri Efkârın başmuharriri Lbüzzıyazadeyi ve siyasî «luharrrri Muharrem Feyzi To-gayı, pek tabiî olarak ilgilendirmiş ve harekete getirmiştir. Ebüz-ziyazade «Şimdi de General Franko'nun görüşmeleri* «ser-name / (?) sini taşıyan bir başmakale çızıştırmış. Muharrem Feyzi Togay da clspanya ve mihver» başlıklı »bir yazı ile siyasî vaziyeti gözden geçirmiş. Bu iki muharrir dünkü yazılarının birbirini en gaddar bir tarzda tekzip etmekte olduğunun farkında bulunuyorlar mı bilmem... Eğer birbirinin yazılarını takip etmek zahmetine katlanıyorlarsa ve eğer bu iki makale, muharrirleri tarafından sözieşilerek yazıllma-mış bulunuyorsa bir siyasî neşriyat müessesesinin 'bu tezattan nasıl bir iftihar hissesi çıkarabileceğini ben kestiremiyorum doğrusu..
Aldı Ebüzziya — «... Ansızın meydana çıkan bu seyahat işinin bir iadej ziyaretten fazla ehemmiyet ve mahiyeti olabilmesini biz pek muhtemel  görmüyoruz.»
Aldı Togay — «... Bu seyahat, her biri bir memleketin mukadderatına yalnız başına hâkim devlet şefleri a-
rasında Avrupa harbinin kati ve ihtimal ki nihai bir devreye girmek istidadını gösterdiği sırada mühim müzakereler yapılacağını ve kararlar verileceğini gösteriyor...»
Aldı Ebüzziya — «... Bize öyle geliyor ki General Franko'nun bu seyahatinin, meselâ ispanyanın bir maceraya sürüklenmesini intaç eylemek ihtimali pek azdır.»
Aldı Togay — «... General Franko yalnız Avrupada-ki değil, Afrikadaki muharebeler ve hareketlerle de sıkı alâkadardır. Çünkü kendisinin en büyük emeli Afrikada Fas Sultanlığı da dahil ol. duğu halde muazzam bîr imparatorluk kurarak eski İspanyol ihtişam ve azametini ihya etmektir.»
Aldı Ebüzziya — «... Her halde İspanyanın topyekûn-cu (?) devletlerle anlaşarak tam bu sıralarda onlara filen yardım etmeğe kalkışmasına hükmetmek pek güçtür. General Franko'nun böyle bir şey aklından geçseydi, bunun için meselâ Italyanın Afrika d a henüz galip ve hâkim gibi göründüğü günlerde işe karışması iktiza ederdi.»
Nasıl? Tasviri Efkârın başmu-harririlc siyasî muharriri arasındaki cmgin görüş farkı sizi de hayrete  düşürmüyor mu?
Biri magTİpte biri maşrıkta...
Bu iki cami arasında g»el de namaz ıkıl...
Bu meyanda Muharrem Feyzî Togay bizi şu irşadda da bulunmuşlar:
«İngiltere gerek sevkulceyş mevkii, gereJk ondu vt donan-
YAZAN:
Nlzameddf
NAZİF
ması (?) rtibarile ço*k mühim (?) bir devret olan İspanyanın ilâh*..9
Muhteretn Muharrem Feyzi Togay, galiba Fransız donanmasının bir haftada ne hale girdiğini, italyan donanmasının Ak. denizde kaçacak yer bulamadığını da farkedememiş bulunuyorlar ki Akdenızın ikinci ve dünyanın üçüncü deniz devleti olan Fransa Ue beşinci deniz devleti olarak salnamelerde gösterilen 1-talyanın Akdenrze veda ettikleri bir günde bize ispanyayı bir ^kuvvetli deniz devleti» olarak göstermek gibi bir dalgınlığa saplanıyor...
Dört buçuk yıl önce, yani İspanyada kardeş kavgasının başlaması arifesindeki tam kadrosıle dabı Akdenizde her fermana râm olması tabii addedilen bu donanmanın, ağır zırhlılarının hepsini, muhriplerinin üçte ikisini ve kruvazörlerinin dörtte üçünü kaybettikten sonra adı sanı mı kalmıştır? Akdenizde esen bu kadar kasırga arasında bir sivrisinek vızıltısını kim duyar? Muharip lr|gikerenin kös dınJemiş ve izan nasırl»arümış tculaklaunna bu vızıltı nasıl ulaşır?
Muhterejm Muharrem Feyzi Togay a, muhteşem bir İspanyol imparatorluğunun mukadder olmadığına inanması doğru olacağını söylerken bbüzziyazadeye de siyasî muavininin makalelerini takip etmesini tavsiye etmekten ve bu makalelerde istifade edilecek cıheüer bulabileceklerini bildirmekten kendimi  alamıyorum.
*
Hamiş: Bu vesileden iatifade ederek, haritacılığı ile kesbi şöhret eylemiş efadıldan sayılan Ebüzziyazade Velîde dünkü kabartıma haritasında Yanitza diye goeterilen mev4un «Yenice» su-
retinde tashihi icap ettiğini de söyliyelim bari...
?
BALIK   MESELESİ
Bizde niçin, bu böyledir? Bir işe saplandık mı o işten başka yapılacak iş var mı yok mu düşünmeyiz bile...
EAimize kazmayı aldık, eski mahalleleri yıkıyoruz; güzel... Yolları asfaltlıyoruz, güzel.. Fakat istanbul şehrinin bütün derdi bu mu? Değil şüphesiz... Faraza işte size bir balık meselesi ki başka izahata ihtiyaç hissettirmeden, yalnız uskumrunun kıılosu «75» kuruşa çıktı demekle ehemmiyetinin derecesini göze vurabiliyor. Uskumru «75» kuruşa... Fakat efendilerim bu bir kıyamet alâmeti değil midir? İçi mahaşera.lah balık dolu bir denizin kıyısında, herg^in her balıkçı sandalının bin baltlk nesli imha edebildiği bir şehirde «75» kuruşa uskumru nasıl satılabiliyor?
Tutulan balakların, hyat yüksekliğini muhafaza için tekrar denize atılmasına daha ne zamana kadar müsamaha edeceğiz?
?
EMİNÖNÜ   HALKEVİNDE BİR   HÂDİSE
EvveMci gün Halkevmde mektepli kızlarımızın voleybol maçlarını takıp eden gazeteciler arasımda bulunuyordum. Kazanan bir ekıpin resmini çeıtmek isteyen fotoğraıçanızın bir Maarif memuru tarahndan menedildiğine şahit oıdum. Bu harekete orada kiraz etmedik. Fakat şimdi sormaktan kendimi alamıyorum:
— Neden acaba? Eğer bunda bir mahzur var idıae neden iki yıldar*beri fotoğrafçıların bu nevi müsabakalara gidip resim çekmelerine müsaade edildi? Neden her yıl gençlik bayramında kızlarımızın da erkeklerimiz gibi »por kryafetlerıle gcçrt resimleri yapmaları mened ilmiyor ? Acaba buradaki mahzurun yeni mi farkına varıldı?
Eğer, her yanlısın farkına, bu kadar geç varacaksak yaaandık-.
NİÇİN
ve Nasıl Aldattılar?
Taşkınlıklar ve Şımarıklıklar
Yalnız Komitaların Değil Fesat Başlarının da Cepleri Dolmuştu
A a i.'yede:
Çocuğunu Düşürmek için Dostunun PaltosunuS atmış
Kürtajı Yapan Doktor Tevkif Edildi
Müddeiumumilik, kürtaj yapan doktorlarla çocuk aldıran kadınlar hakkında tahkikata devam etmektedir. Adliye Vekili Fethi Okyar da bir kaç gün evvel gazetecilere verdiği beyanatında İstanbul Müddeiumumiliğinin iki kürtaj hâdisesi hakkında tahkikat yapmakta olduğunu söy. lemisti. Müddeiumumilik bunlardan bİTİsintn tahikikatını dün bitirmiş ve suçlu olarak gösterilen Beşiktaşta doktor Ali Sait Dul-bak ile Anjel isminde bir kadını Sultanahmet birinci ceza mahkemesine vermiştir. Doktor 37 yaşında, Anjel ise 20 yaşlarında kadardı. Hâkim suçluların poliste verdikleri ifadelerini okudu. Anjel poliste verdiği ifadesinde aynen şunları söylüyordu:
— Ben Arrf isminde bir genci sevdim. Anam, babam Türk müslümanla evlenmeme müsaade etmiyorlardı. Kendisine kaçtım. Arifle beraber yaşıyorduk. Nikâhımız yoktu. Arif bir müddet ls-tanıbuldan ayrıldı. Parasız, aç ve sefil kaldım. Aynı zamanda da gebe idim. Anama, babama dönemezdim. Çünkü onlar beni red-detjmişlerdL Kendim bakılmağa muhtaç olduğum balde dünyaya gelecek babasız bir bedbahta nasıl bakabilirdim. Doktora gittim. On beş liraya pazarlık ettik.    O
çocuğumu alacaktı. Benim ek mek param yoktu. Şimdi parasızlık müşkülâtile karşılaşmıştım. Beraber yaşadığım Arifin paltosunu 15 liraya sattım. Doktora gittim. Çocuğumu aldı. FaJcat son içeride kalmıştı. Fazla kan zayi ediyordum. Gülhane hastanesine
kaldırıldım. Kürtaj yapardı. Ölüsrû den kurtuldum. Ben doktoru şikâyet etmedim. Fakat kocam A-rrf paltosunun çalındığını ileri sürerek polise müracaat etmiştir.
Anjel mahkemede her şeyi inkâr ediyordu. Doktor Ali Sat Dulbak ise hâdise hakkında şunları söylüyordu:
— Anjel bana müracaat ettiği zaman fazla kan zayi ettiğinden şikâyet ediyordu. Ben kendisine bir şırınga yaptım. Kam d inmemiş t l Bir Kastaneye gitmesini tavsiye ettim. Benim yaptığım budur.
Mahkeme salonunda bulunan Arif hiç bir sıfatı olmadığı halde
söze karışmak istediği için salondan dışarıya çıkarıldı.
Arif polise verdiği ifadesinde:
— Ben Anjel'le nikâhlanacak-tım. Ben çocuğu çok severdim. Çocuğumun düşürülmesine katiy. yen (müsaade etmedim ve etmem. Aı>jel paltomu satarak doktor Ali Saide çocuğunu aldırtmıştır. İkisinden de şikâyet ediyorum, demiştir. . ,
Hâkim dosyayı tetkik ettikten
sonra doktor Ali Sait Dulbakın
te/vkifine ve Anjel'in  gayrimev-
kuf muhakemesine karar    verdi
ve mevkufu dosyasile beraber Müddeiumumiliğe iade etti.
Bundan başka Müddeiumumilik Samatya Güzeli denilen Katı-narun çocuğunu düşürmek sure-tile ölümüne sebep oldukları iddia edilen doktorların hepsini de Müddeiumumiliğe celbederek ifadelerini almıştır. Bir kaç güne ka-dat bu tabkikat ta bitecektir.
Galatadakl ve Ermenilerle fazlaca meskûn yerlerdeki mektepler birer fesat ve ihanet ocağı olmuştu. Buralarda milli şarkılar, marşlar tertip ediliyor, taşkın lisanlarla yazılmış piyesler yazılıp damıtılıyordu. Daha garibi, bu şarkılar ve marşlar mekteplerde söyleniyor, piyesler tiyatrolarda oynanıyordu. Meseln,, o günlerin en makbul ve mergup bir eseri addolunan (Vartan Mamikonyan) piyesi Beyoğlun-da Tepebaşında, Csküdarda Icadiye tiyatrosunda oynandığı 9irada en heyecan verici ihtilâl sarkıla. »<lan (Pamp urudan) hep bir ağızdan söyleniyor, Ermeniliği temsil eden yeri Ermenistan hür, Ermeniler hür, dediği zaman heyecanlanan komitacılarla yardakçıları yaşasın Ermenistan!.. Diye bağrışıyorlardı.
îş bu taşkınlıklar, şımarıklıklarla da kalmadı. Bu şarkılar ve marşlar, (Karnik Çivitçiyan) adında kurnaz bir fesatçının delaleti ile, o zamanlar îstanbulda ve Anadoluda pek rag-bette bulunan gramofon plâklarına da konuldu. Bu plâklar da ayrıca bir soygunculuk vasıtası oldu. Yalnız komita kasaları değil birçok fesat başılarm cepleri ve cüzdanları da altınlarla doldu. Bu plâklar, verenin lütuf ve insafma, alanın servet ve samanına göre birden yüz liraya kadar zorla satıldı.
İttihat ve terakki reisleri, bütün bunlara tahammül ediyor gibi görünüyor, memlekette yeni bir hâdise çıkarmamak için, Ermeni mebusla-rmm aldatıcı sözlerine İnanmış, yapılan bu yolsuzlukların serbestiye kavuşmaktan mütevellit bir coşkunluğun tedricen zail olacak birer eserleri olduğuna kanmış gibi bir vaziyet alıyordu. Bizim komitacılar da, sebeplerini bir türlü anlryamadıkla-n bu sabru tahammülü, manâlı temkini ittihatçıların aciz ve zaaflarma hamule, gün geçtikçe kabarıp taşıyorlardı.
Artık, Patrikhane dört başı mâmur bir komita yatağı olmuş, içi baştan aşağı komitacılarla dolmuştu. Yeni yeni ve genç papazlar peyda olmu.ştu. Patrikhane ve murahha-sahanelerdeki Osmanlı armaları kaldırılmış, yerlerine Ermenistan armaları, haritaları takılmıştı. Daha ileri varılmış, duvarlar eski ihtilâller dc kullanılan, isimleri Ermeni azizleri arasnıda anılan fedaüere ait silâhlar ve Ermeni bayraklarile donatılmıştı.
tşte, Ermenilerin basma gelecek yeni ve acı felâketlerin arifesi olan o günlerden birinde. Galata Kalafat yerinde hurdacılık eden, cidden namuslu ve hakikaten Türk dostu olduğunu hareketi Ue gösteren (Mar-kar Sah a ky an) adında ihtiyar bir Ermeni, ittihat ve terakki cemiyetinin umumî merkezi ittihaz   olunan
SORUNUZ
binaya gitti. Daha o zamanlar henüz. Bey ve cemiyetin en nüfuzlu şahsiyeti bulunan Talât   Beyin   odasına
girdi. Kısaca bir mukaddem eden sonra:
— Beyefendi, yetişir artık açm gözünüzü. Pek yakında yine bir Ermeni ihtilâli kopacak ve bütün memleket   yine kızıl kana boyanacak-.
Dedi ve bUâhara her biri birer hakikat olduğu anlaşüan büdiklerini, Talât Beye birer birer hikâye etti. Bu ihtiyarın haber verdikleri hiç te yalan değildir.
Müttehit komitalar. Meşrutiyetin ilânı sıralarında ihtilâlci İttihatçılara verdikleri kati vaatleri, daha senesi olmadan unutmuşlardı. Yine eski fesat faaliyetlerine, hem de daha şiddetli olarak koyulmuşlardı. Paris-te aktedilen bir kongrede, neye mal olursa olsun. Adana ve M araş havalisinin istiklâlini istihsal ve ilân kararmı vermişlerdi. Bu teşebbüs ve kararda Çarlık Rusyunm. başlarında (Mikael Davranof) adında bir Ermeni serserisi bulunan bir fesatçı gru-pu on ayak olmuştu. Rusya, Küik-ya havalisindeki protestan misyonerlerinin faaliyetlerini ötedenberi hoş görmüyor, o havalideki Ermeniler a-rasmda Ortodoksluğu yaymak, kasaba ve köylerde ortodoks klişeleri yap m ak suretile kendisi için yeni bir nüfuz mm takası hazırlamak daha doğrusu Akdenize inmek için bir yol açmak istiyordu. Bunun için gizlL gizli hazrrlanryor ve İşe başlamak için frrsat gözlüyordu.
Paris kongresinde. Ermeni komitacılarını Rus siyasetine yine yardakçılık etmiye kandırmak muvaffakiyetini gösteren Mikael, az bir zaman sonra, Odesa yoluyla îstanbula
gelmiş, beraberinde de bir hayli fesatçı getirmişti. Bunlardan bir kısmı komitalarla beraber çalışıyor, dıg*er bir kısmı da istanbul ve Ana-doludaki Ermenileri sUâhlandrrmak işi ile meşgul oluyorlardı. Komitacılara, yeni bir soygunculuk kapısı açılmıştı. On sarı altına bir kundaklı mavzer tabancası, otuz altma bir Manliher flintası veriliyordu. O günler İçin çok fahiş olan bu silâh bedellerinin de, bir nevi iane şeklinde komita kasasına girdiğini söylüyor, bu suretle çıkması muhtemel herhanbi bir şikâyet ve dedikoduyu önlüyorlardı.
Kilikyada   yapılacak   ihtilâle ait
hazırlıkların îstanbula ait kısmı artık bitmek üzere bulunuyor, Adana, M araş, İskenderun a gönderilen çete basılar ve bunlara idarecilik eden piskopos (Muşeg-) Ue papas (Tatil-yan) patrikhaneden verilecek ihtilâl emrini bekliyorlardı ki, tam o sırada (Markar Sahakyan) da, Talât Beyle İlk temas mı yapmış, komitaların tatbike başlanılmak üzere bulunan hain an e tasavvurlarını anlatmıştı.
ÖYLİ YELİM
Hikâye Muharrirlerinizin Hikâye Günlari Muayyen midir?
Aksarayda Bayan Neriman Ak« yüz soruyor?
1 — Gazetenizde hikâyeleri çıkmakta olan Necla M&raş Ue Atillâ. Aykutun hikâyeleri hangi günler çıkmaktadır? Lütfen bUdirir misiniz?
CEVAP — Ayrıca öğrenmek istediğiniz vs sorduğunuz zat da muharrir Reşat Nuri Gül tekindir. Necla M ar aş ve Atillâ Aykut gazetemizin daimi hikayo muharrirleridir. Her ikisinin hikâyelerinden başka dig:er hikâye muharrirlerim izüı dc hikâyeleri Vatanca dcrcedildıgi için muayyen gün yoktur. Bg;er bu iki muharririn hikâyeleri sizi alâkadar ediyorsa bildiriniz çıkmış olanlarının tarihlerini bildirelim.
*
Göztepedo  Sahrayıcedldde   Ba-
yan Şevki ye ilgan soruyor:
Bu sene lodoslardan ağ-uçlarm erken uyanmaları ihtimali kuvvetlidir, çi çeki en dikten sonra hava soğuk gider ve don yaparsa nıeyva ağaçlarmcn açacağı çiçekleri o bozulmaktan korunması Içlu fenni bir çare var mıdır?
CEVAP — Kırağı ve soğuk çiğ gibi çiçekleri yakabUen âmillere karşı sabah şafak sökmeden ağaçların dibinde saman, ot gibi duman çıkaran   cisimler   yakılırsa
çiçekler korunmuş olur. Fakat soğuk rüzgârlara karşı, yapılabilirse cn iyi çare; poyraz, karayel, yıldrz istikametlerinden   ağaçları
tahta veya çadır bezi üe perdelemektir. Avrupada bodur ağaçların üzerlerini çadrrla örterler. Başka fenni çare yoktur.
5541
14-2-94*
VATAN
Maraş Yıldö
Kurtuluşunun
Kutladı
onumunu
Maraş, 13 (A.A) — Maraş dün kurtuluşunun yıldönümünü kutlamıştır.
Bu merasimde mebuslönmız, Perti mümessili ve Hatay adına gelmiş olan bir heyet de hazır bulunmuştur.
Binlerce Maraşlınm iştirak eyle miş bulunduğu bu kutlama törenine şeref direğine bayrak çeküc-
' rek ve İstiklâl marşı ile başlanmış
ve Parti adına Abdülkadir Sezai
— .
tarafından söylenen hitabeyi Par. ti müfettişi ve mebusumuz Hasan Reşit Tangut'un nutku takıp eylemiştir.
Hasan Reşit Tangut bu nutkunda millî kurtuluş savaşında Maraş müdafaasının büyük önemini tezahür ettirmiş    ve Ebedî
Askerlik Bahisleri
(Başı 1 İncide) XX
içerideki düşmanlar malûm; işgal edilmiş yerlerin halkı. Bu memleketler ister Fransa gibi harben, ister Danimarka ve Romanya gibi sglhen işgal edilmiş bulunsun, başlarında ister Mareşal Petain gibi bir vatanperver, isterse Quisling (Kuisling) gibi bir hain olsun hürriyete ve demokrasiye alışmış bu Avrupa milletleri ekseriyetinin bir müstevliyi hoş görebilecekleri akla getirilemez. Fransa, Belçika, Polonya, Çekoslovakya gibi memleketlerde ise kinler ve düşmanlıklar erimiş bir lâv kütlesi gibi külün altında ve indifaa hazır bir halde durmaktadır, Almanya bu dahili düşmanları ehemmiyetle nazarı itibara almak mecburiyetindedir. Vakıa bugünün teknik ve ileri harp silâhları bu milletleri az kuvvetlerle de sindirip tutmak imkânını veriyor. Fakat yarm herhangi bir cephede ve herhangi bir noktada belirecek idbar alâmetinin bu hür ve medeni milletleri nasıl bir feveranla ortaya atacağmı kimse tahmin edemez. Kaldı ki zengin olan bu memleketleri abloka ve talan açlığa mahkûm ettikten sonra bu galeyan ve feveran ruhu gittikçe artacaktır.
Haricî düşmanlara gelince; bunlar halen İngiltere, Yunanistan Ue işgal altındaki memleketlerin, yani Polonya, Fransa, Çekoslovakya, Hollanda, Norveç, Belçika hükümetlerinin çekirdek halinde İngUterede bulunan ordularından ibarettir. Bugün bu devletlere malzemece her türlü yardımı yapmayı kararlaştıran Ameri-kayı da sokabiliriz.
Daha şimdiden dört milyona çıkmış olan İngiliz ordusunun bol ve yüksek vasıflı malzeme İle neler ba-şarabüeceglni şimali Afrika harekâtı gösterdi. Geniş bir taarruz harbinde şimdilik çekirdek halinde bulunan ve fakat memleketlerine ayak basar basmaz talim görmüş milyonluk insan kütlelerini arkalarına takabilecek diğer ufak orduların da icabında nelere muktedir olabileceğini ancak bu gibi askerlik ve dahili isyan işlerinden anlryanlar takdir edebüir-ler.
Almanlar Norveçi bir miktar ihraç kuvveti ve bir hayli hainle işgal ettiler. Fakat Alman işgali altındaki memleketlere İngilizlerin yapacağı hava ve deniz ihracı buralarda milyonlarca vatanperveri arkalarından sürükliyecektir. Şu halde İngiliz ordu ve malzeme miktarının bir taarruza olgun hale geldiği vakit Almanya her taraftan tehlikelere ve darbelere maruz kalmış bulunacaktır.
Bu katî taarruz ânı; Almanyanın abloka ve hava hücumları neticesinde mânevi kuvvetinin çok sarsıldığı zamana tesadüf edecektir. Unutmamalı ki bu harbi tahrik eden Alman-yadır. Ve bunu biran evvel neticeye vardırmak zoru da onun boynunda-dır. İngiltere ve diğer taarruza uğramış memleketler mukavemetten başka kurtuluş yolu göremedikleri için onlann maneviyatça yumuşamaları ve gerilemeleri mevzuu bahis değildir. Daha müreffeh ve daha zengin olmak için bu harbe girmiş olan Alman milleti, bütün refah ve zenginlik vasıtalarının havadan tahrip edilmekte olduğunu gördüğü vakit harpten yılar ve döner.
Sonra şunu da hesaba katmalı ki bugünkü harbin neticesi fazla insan mevcudile alınmıyor. Bol ve iyi malzeme, teçhizatla almıyor. Beş yüz milyonluk İngiliz imparatorluğunun kaynaklarına katılan sonsuz Amerikan kaynakları da hesap edilince malzeme üstünlüğünün kimde olacağına şüphe kalmaz. Bir müddet sonra bu kaynaklar tam faalfyete gelir ve bilhassa tayyare ve tank itibarlle İngilizlere tam üstünlük temin edilirse yukarıda da izah edilen Almanların dağınık vaziyeti, mânevi zaafı, kendisini ihata etmiş olan bütün milletlerin ayaklanması ve Almanların bir anda birçok yerlere yetişmek zorunda kalması muvacehesinde İngiliz ve müttefikler zaferinin nasıl meydana geleceğini görüver-mek güç olmryacaktır.
Bu itibarla bu kadar dağılmış olan Almanyanın bazı kolay işgal edilecek memleketlere karşı hareketi düşünülse bile Türkiye gibi kendisini çok çetin müdafaa edecek, kıymetinde kimsenin şüphesi olmıyan büyük bir orduya ve çok müsait coğrafi va-
Tepedelende
(Başı 1 incide) X
Yunan Tebliğleri
Atina, 13 (A.A.) — Yunan orduları yüksek kumandanlığının 12 şubat akşamı tarihli ve 109 numaralı tebliği:
2000 metreden yüksek tepeler-de mevziî muharebeler olmuş ve muvaffakiyetimizle neticelenmiştir. Düşman mevzilerinden çıkarılmıştır. Bir miktar esir aldık ve otomatik silahlar iğtinam ettik. Tayyare dâfi »bataryalarımız, 3 düşman tayyaresi düşürmüştür.
?
Atine, 13 (A.A.) — Umumî E/mniyet Nezaretinin 1 2 şubat ak_ şapnı tarihli tebliğinde bildiriliyor:
Düşman tayyareleri, bugün Larisa şehrini bombardıman ve şehrin sivil hastanesini hedef ittihaz etmişlerdir. Hastanenin etrafına da bombalar atılmış, 7 kadın ve çocuk telef olmuştur.
Kefalonya adasında kâin Lutou ri şehrine de bombalar atılmış ise de bir gûna zayiat ve hasara sebebiyet vermemiştir.
Pire'nin I I şubat tarihinde I-talyan tayyareleri tarafmdan bom bardımanı esnasında Tambouria mahallesinde bir eve isabet vaki olmuş ve ev yıkılmıştır. Enkaz altından 20 ölü ve 1 1 yaralı çıkarılmıştır. Bunların- 23 ü kadın ve çocuktur.
Harp Balkanlara Sirayet Ederse
(Bası 1 İncide) **
devlet olarak tanımakta devam edeceğini, fakat bunun için Bulgarların bu sıfatı muhafaza etmeleri lâzım geldiğini söylediği zannedilmektedir' Rus devlet adamının, ecnebi kıtaları Bulgaristan, dan geçtiği takdirde Sovyetler Birliğinin zarurî göreceği tedbirleri almak hakkını muhafaza ettiğini ilâve eylediği de tahmin o-lunmaktadır.
Ayni mahf illerde, Sovyetler Birliği Halk Komiserleri Reisi B. Molotov'un Berlini ziyareti esnasında B. Hitler'e Balkanlarda sulhun muhafazası lâzım geldiğini söylediği de bildirilmektedir.
B. Moiotov'un harp Balkanlara sirayet edecek olursa Sovyetler Birliğinin Almanyaya karşı olan vecibeleri mülga addedeceğini bildirdiği de ilâve olunmaktadır.
Bulgar Ajansı Tekzip Ediyor
Sofya, 13 (A.A.) — Bulgar ajans» bldiriyor:
Bulgaristana bin Alman tayyaresinin geldiği, Bulgar hava meydanlarının Alman bir kadro tarafından işgal edildiği ve binlerce Alman asker ve tankının Tuna-dan geçtiği hakkında yabancı bir ajans tarafından yaynlan haberlerin baştan aşağıya kadar uydunma olduğunu bildirmeğe Bulgar ajansı mezundur.
'Şef At a türkün hatırasını anarak Millî Şef Inönuye karşı bütün milletçe duyulan sarsılmaz inanı ve sevgiyi sürekli alkışlar arasında bir defa daha teyit eylemiştir. Nutuklardan sonra geçit reami yapılmış ve toplu bir halde Şehit, lige gidilerek çelenkler konulmuş ve büyük ölülerimizin hatıraları taziz edilmiştir.
FrancoPetenle
G.. •• . •• oruştu
(Başı 1 incldo) +
ayrılmış olur. Velhasıl Franko-nun ziyareti bir sulh teşebbüsü ile alâkadar olamaz.
<JHarbe iştirake gelince: Bu; uzak, daha uzak bir ihtimaldir. İspanya da, İtalya gibi yarım adadır ve Ingilterenin ablokası-na karşı hassastır. Italyanın 7 ayda uğradığı felâket karşısında fikir taatisinden ibarettir. Büyük teşebbüslerin arifesinde Mussolini ile görüşmek istemesi mümkündür.
«Frankonun Mareşal Petaine karşı büyük bir hürmeti vardır. Bizerte'in Alman üssü olarak kullanılması için Petam'in muvafakatini almıy-a çalışması ihtimal dahilindedir. Esasen Franko buna taraftardır. Bu suretle kendi memleketini kurtarmış, Italyaya karşı şükran borcunu ödemiş olacaktır...»
— Radyo Gazetesi —
Franko -Duçe
Mülakatı
Bütün Bir Gün Süren Mülakatın Mevzuu
McJû.ti Değil
Stefa

AL ay Donovan İrakta
Bagdad, 13 (A.A.) — B. RooBe-velt'in şahsi mümessili Albay Dona-van halen kısa bir ziyaret için Irakta bulunmaktadır. Albay öğle üzeri tayyare ile Kahireden buraya gelmiştir.
Albay Donavan, naib Emir Abdullah ile İngiliz sefiri Basü Nevston. Irak başvekili General Haşimt ve hariciye nazırı El-Aöil ile görüşecektir.
ziyete sahip bir memlekete taarruzu kolay kolay düşünülemez.
Zira Almanya bilir ki. Türkiye gibi çetin bir memlekette uzak bir da-rülharekât açması zaafını meydana çıkartabilir ve meydana çıkacak bu zaaf yukarıda tavsif edilen çöküntüyü çabuklaştınr. Zira kendisine en yakın dost olarak görünen ve etrafını saı-r»¦ 11; olan memleketler dahi bu zaafı gördükleri gün aleyhine dönmekte tereddüt etmiyecektir.
Rwna, 13 (A.A.) — ajansından:
General Franco, Bordighera-d.ı Duçe'ye mülâki olmak üzere I I  şubatta    İtajyaya    gelmiştir.
Beraberinde Hariciye Nazın Ser-rano Suner, askerî dairesi şefi General Moscardo, Matbuat ve Propaganda müsteşarı Antonio Tovar ve bazı Upanyol ricali bulunmakta idi.
General Franco, İtalya hududunda, hudut muhafızlarının bir müfrezesi tarafından istikbal edilmiştir. Bordighera'ya kadar bütün yol boyunca İspanyol generali fevkalâde hararetle alkışlanmış ve 'halk, «yaşasın İspanya, yaşasın Franco» diye bağırmıştır.
Bordigihera'da Regina Marghe-rita ıkck^kirnde Duçe, misafirine samimî hoşâmedide bulunmuştur.
General Franco, beraberinde Duçe olduğu halde bir kumbaracı bölüğü ile 89 uncu piyade alayının bir müfrezesini teftiş etmiştir.
Saat 12,10 da General Franco ile Hariciye Nazırı Suner, Duçe-nın ikametgâhına gitmişlerdir. Duçe, Franco ve Suner, saat 13,30 a kadar    görüşmüşlerdir.
ı Görüşmenin sonunda Duçe, ikametgâhında Franco ile Suner, Moscardo, Taver ve sair misafirler şerefine bir öğle ziyafeti vermiştir. Müteakrben Duçe ile Franco, maiyetleri ile 'birlikte deniz kenarında Vantımigiia civarında kâin GrLmaldi köşküne gitmişler ve orada saat 19,30 a kadar görüşmüşlerdir.
| Gece Franco ile Suner ve diğer Upanyol ricali, Duçe tarafından verilen akşam yemeğine iştirak etmişlerdir.
Bu sabah Duçe, gitmek üzere olan misafirleri teşyi maksadile Regina Margherîta köşküne gitmiştir. İki devlet adamı, yekdiğerini pek dostane selâmlamışlar-dır. General Franco'ya avdetinde de, muvasalatında olduğu gibi as. kerî ihtiram merasimi yapılmıştır.
Görüşleri Ay ıi İmiş
Ciano, Mülakatta    Hazır Bulunamadı
Madrit. 13 (A.A.) — Avrupa meseleleri ve «bu tarihî anda iki memle4cet için alâka uyandıran meseleler halokında İtalyan ve İspanyol görüş birliği bu mülakatta tebarüz etmiştir.
ispanyol ajanaınin Roma mu-ha/birine nazaran, General Franco ve B. Muaöolinı askeri üniforma giymiş bulunuyorlardı ve karşılaştıkları zaman heyecana kapılmışlardır.
Upanya Hariciye Nazırı B. Sunner, bir tek fasıla ile bütün gün sabahtan akşama kadar de-
Bulgaristanda
1000
Tayyare Alabilecek Hava Meydanı Yok
Londra, 13 (A.A.) — Rcuter: Londradaki Bulgar sefaretinin bir memuru matbuata yaptığı beyanatta, Bulgaristanda 1000 Alman tayyaresi bulunduğu hakkındaki haberi, kaba ve hayali olarak tavsif etmiş ve şunları Uâve eylemiştir:
Bulgaristanın 1000 tayyareyi alabilecek hava meydanları mevcut olmadığı gibi mevcut meydanlardan da senenin bu mevsiminde İstifade edilemez.
Berlin Ne Diyor?..
Berlin, 13 (A.A.) — D. N. B. ajansı bildiriyor:
Salahiyetli bir menbadan büdirü-mketedir:
Siyasî mahfillere göre Alman tayyarecilerinin Bulgaristana girdiklerine dair Londrada yapüan propaganda mahiyetindeki şayialar harp-den mesul olan adamlar/n asabiyetine bir delildir. Bundan başka Almanlar bu hususta salâhlyettar Bulgar makamları tarafından neşredilen tekzibi hatırlatmaktadırlar.
PEŞTE'DE Turan Cemiyetinin Senelik Ziyafeti
B. Ruşen Eşref Bir Nutuk Söyledi
Budapeşte, 13 (A.A.) — Macar telgraf ajansı bildiriyor:
Turan cemiyetinin senelik ziyafetinde cemiyetin hâmisi sıfatile Arşidük Joseph Francols seçgin davetlileri ve bu meyanda Türkiye, Japonya, Bulgar, Finlandiya elçilerile tanınmış Macar şahsiyetlerini ve Türkiye elçilik memurlarını selâmla-rmştır.
Türkiye elçisi Ruşen Eşref Ünay-dm bir nutuk söyliyerek son seneler içinde Türkiyede yapılan tarihî ehemmiyeti haiz ıslahattan bahsetmiş ve Türkiye ile Macaristan arasında karabet bağlarına işaret etmiştir. Cemiyetin reisi profesör Cholonky B. Ünaydına teşekkür etmiştir.
Afrika Harbi
Bingazide
Temizleme Hareketi
Devam Ediyor
Londra, 13 (A.A.) — Trab-lusgarpta Bin-gazi mıntakasında te mizleme hareketleri devam etmektedir.
Eritrede
KaKire, 13 (A.A.) — İngiliz umumî karargâhının tebliği:
Eritrede, Keren etrafındaki vaziyet inkişafa devam eylemektedir. Bir seri (mahallî hücumlar ne. ticesinde kıtalarımız» şehir etrafın, daki tepelerde mevzilerini daimî surette iyileştirmektedir. Daha cenupta, Arneoya doğru ilerleme, şayanı memnuniyet bir tarzda terakki etmekledir.
Habeşratanda Kaboît mmtakasında cenubî Afrika Birliği kıtaları nüfuzlarını muvaffakiyetli bir tarzda daha ziyade genişletmeğe devam etmektedir.
Diğer cephelerde vaziyette değişiklik yoktur.
İtalyan   Somalisinde
Nairobi, 13 (A.A.) — Resmi tebliğ:
italyan Somalisinde kâin Af-maduv pazartesi günü, cenubî Afrika Birliği hava kuvvetlerinin şimdiye kadar yaptığı bombardımanların en şiddetlilerinden birisine hedef teşkÜ etmiştir. Lki filotillanın bombardıman tayyareleri, dalgalar halinde, Ahnududa iki askerî hedef üzerine pike inişleri yaparak bir çok taun isabetler kaydetmiştir.
Tayyarelerimizin hepsi salimen üslerine dönmüştür.
Hava Faaliyeti
Yedi
Tayyaresi Tahrip Edildi
Tevkif Edilenler 7,545 i Buldu
Bükreş, 13 (A.A.) — Tass a-jansı bildiriyor:
21 - 23 ikincikânun isyan hareketine iştirak eden lejyonerler-den tevkif edilenlerin yekûnu 10 şubatta 7545 kişiye baliğ olmuştur.
vam eden Mussolini - Franco mü.. Lâkatında hazır bulunmuştur.
Aekerî vazifesi dolayısile mülakata iştirak edemiyen İtalya Hariciye Nazırı Kont Ciano B. Suner'e samimî bir telgraf göndermiştir.
İspanyanın Vic'hy ibüyük elçisi Lequerica,  İspanyadan Fransaya
girerlerken General Franko ve Sunner'i karşılamıştır. Fransızlar,
misafirlere ait otomobillerin Fran sadan Italyaya geçmesi için   kusursuz tedbirler almışlardır. ÜÇ  NOKTA Roma, 13 (A.A.) — D, N. 6.
ajansı bildiriyor:
Salâlhiyettar mahfillerde Mus-Bolini - Franco mülakatı 'hakkında şu üç nokta kayıt ve işaret e-dilmektedir:
1 — Duçe ile General Franco gilbi sıkı münasdbat ve siyasî arkadaşlık idame eden iki hükümet şefinin bir mülakatı d a ikna hu susî fbir ehemmiyet arzeder.
2 — Geeral Franco'nun İtalya ya yaptığı bu ilk ziyaret, mutantan bir mahiyet almış olrrıamakla beraber, Italyada iki milleti birbirine bağlayan kardeşlik muhab. betile karşılanmıştır.
3 — Reami tebliğ kısa olmakla beraber vazıhtır ve görüşmelerde münakaşa edilen iki noktayı tasrîh etmektedir. Bu noktalar bugünkü harple alâkadar Avrupa ımeselelerilc Avrupacın yeniden tarvzimi meselesidir.
Franko İspanyaya Döndü Viohy, 13 (A.A.) — General Franco saat I 3,55 te Morvtpellier-ye gelmiş ve vilâyet Joo-nağmda Mareşal Petain tarafından kabul edilmiştir, iki devlet reuu, öğle yetmeğim müteakip görüşmüşlerdir. Bu esnada Amiral Darlan da B. Sunner ile Görüşmede bulunmuştur. General Franco, Mont-pellıcr'yi »aat ' 6.45 te ter-ketmiş, tir.
Mareşal Petain, General Fran-oo'yu otomobiline kadar teşyi etmiş ve burada hararetli el sıkışarak iki devlet reisi birbirine veda eylemiştir.
Kahire, 13 (A.A.) — İngiliz hava kuvvetlerinin tebliği:
11.12 şubat gecesi, Rodos a-«I.ısındaki Maretsa, Kalato ve Ka-tavia tayyare meydanlarına büyük muvaffakiyetli hücumlar yapılmıştır. Marıtsada binalar arasında yangınlar çıkarılmıştır. Ka-taviada bir mühimmat deposunda büyüK bir yangın alevlenmiştir. Kaıatoda benzin depolan a-teşlenmîş ve asgari yedi düşman tayyaresi taıhrip edilmiştir. Hava darı bataryalarının şiddetli ateşine rağmen tayyarelerıkniz hücumlara sonuna kadar devam etmişler ve hiç bir hasara uğramadan üslerine dönmüşlerdir.
Eritrede Keren mmtakasında dün mühim faaliyet olmuştur. De. miryolu istasyonu, depolar, motorlu nakliye vasıtaları ve düşmanın top mevzileri bütün gün bombalanmıştır. Orti şehrinin şimali şarkisinde askerî ihtiyat depoları üzerine müteaddit tam isabet kay dedilmiştir. Assabda antrepolara ve diğer askeri hedeflere hücum olunmuştur.
Cenupta, cenubî Afrika hava kuvvetleri, Asmduyu bombardıman etmiş ve burada peçelenmiş inşaat üzerine tam isabetler kay-doLunmuştur. Bu inşaat tahrip e-dilmiştir. Jeliv ile Brava arasında motorlu nakliye vasıtalarına hücum edilmiş ve bir miktar kamyon yakılmıştır.
Dün Malta adasına Alman ve İtalyan tayyareleri hücum etmiştir. Hiç bir hawar, hiç bir ölü ve yaralı yoktur.
Yukarıda bahsi geçen harekâtın hepsinden tayyarelerimiz salimen dönmüştür.
B. EDEN
Sovyet Elçisinin Ziyafetinde
Bulundu
Londra, 13 (A.A.) — Hariciye nazırı B. Eden dün akşam Sovyetler Birliği büyük elçisinin verdiği ziyafette hazır bulunmuştur. Diğer davetliler arasında Çin ve Bulgar elçileri vardı.
Dört Dakika Süren Bîr Ziyaret
Vaşlngton, 13 (A.A.) — D. N. B.
bildiriyor:
Buraya gelmiş olan Japon büyük elçisi Amiral Noımıra, hariciye nazırı B. Cordell Hull'i ziyaret etmiş ve bu ziyareti dört dakika sürmüştür. Amiral hariciye nazırının yanından ayrıldıktan sonra ziyaret maksadının yalnız B. Hull'u selâmlamaktan İbaret olduğunu söylemiştir.
Vaşlngton mahafllinde Amerikaya tayin edilmiş olan ecnebi bir sefirin bu kadar kısa bir ziyarette bulunduğunun ilk defa vaki olduğu söylenmektedir.
ingiliz Sefiri Niçin Çağırıldı
Tuna Boyuna Askerî Malzeme Yığılıyor
Londra, 13 (A.A.) — Alman kıtaatının pek yakında Bulgaristana gireceğine ve hattâ girmiye başlamış olduğ-una dair ChurchlU'ln nutkunda yapmış olduğu telmih veçhile bu kıtaatın Bulgaristana duhulüne müteallik olan haber İle BUkreştcki ingiliz sefirinin geri çağrılması haberi, ayni zamanda alınmıştır.
Alman kıtaatının bir heyeti seferiye teşkil edecek suretteki tahşidatı ile Tuna nehrinin Romanya sahilinde askeri malzeme idharının General Antonescu tarafından bir gûna protestoya maruz kalmaksızın yapılmış olması, ingiltere hükümetinin BUk-reşteki sefirini ve sefaret erkânını geri çağırmasını muhik göstermektedir. Romanya, şimdi hukukan değilse de fiilen düşman tarafından işgal edilmiş bir memlekettir.
Bulgaristana
Maksat   Ne?..
Şimdi bilinmesi lâzım olan cihet, Bulgaristana girmenin Hitler tarafından Türklyey% ve Boğazlara karşı bir taarruz icrası maksadile ittihaz edilmiş taarruzi bir tedbir ml olduğu veyahut sadece hududunda şimdi Alman kıtaatı bulunacak olan Yunanistanı tazyik etmek suretile Arnavutlukta Italyanın yardımına koşmayı istihdaf eden tedafüi bir tebriden mi ibaret bulunduğudur.
Bu ikinci tefsi sureti Hitlerin Balkanlarda yeni bir cephe açmakta bir menfaati olmadığı, çünkü ihtilâfı bu sene bir hal suretine iktiran etmek niyetinde bulunduğu mülâhazası ile müdafaa edilmektedir.
Hitler, katî bir hal suretinin ancak tngiltereyc karşı yapılacak bir taarruz ile elde edilebileceğini pek âlâ bilmektedir.
Şu halde Balkanların vaziyetinde-ki yeni inkişafların gene Nazilerin tehdit usullerinin tipik numunelerinden biri olup olmadığı suale şayan görülmektedir.
Bulgaristan Fena Yola
Bir ay evvel Bulgar başvekilinin
beyan ettiği İstiklâl için mukavemet şıkkı İle Romanyanın acıklı akıbetinden birini tercih zarureti karşısm-da kalmış olan Bulgaristan fena yola girmiştir.
Londradaki   Telâkki
Londra, 13 (A.A.) — Müstakil Fransız aja,n6i bildiriyor:
Londradaki telâkkiye göre, Bulgaristanın Almanlar tarafından istilâsı hâlâ bugün yarın istenüen saatte yepılabllir, fakat Almanlar, Bulgaristana Balkanlarda umumî bir yangın çıkarmadan girmek maksadile, mümkün olduğu takdirde birkaç gün tehditlerinin neticesini görmek için intizar edeceklerdir.
Bulgaristan Mihvere Girecek mi?
Birkaç zaman evvel bu hususta birinci sınıf ve oldukça esrarengiz bir unsur olarak telâkki edilen Rus hattı hareketi halen daha az karanlık addedilmektedir.
öyle sanılıyor ki, Rusya, belki de diğer her milletten daha ziyade, Balkanlarda sulhun idamesi arzusundadır ve bunun neticesi olarak Alnı an -i lann Bulgaristana müdahalesini bir harp sebebi yapmıyacaktır.
Fakat, sanıldığına göre, bizzat Almanlar, hattı hareketini tayine davet edüen Bulgaristanın kendiliğinden Mihvere iltihakı tercih eylemesini istemektedir.
Sofyada   Azçok   Muhalefet
Halbuki Sofyada hâlâ az çok muhalefet mevcuttur. Sofyada vatanperver unsurlar, derhal Romanyalım akıbetini kabul için memleketin hürriyetini ve müstakbel mevcudiyetini riske etmenin şayanı arzu olmadığı fikrindedir.
-o
Romanya da
Londra Sefirini Geri Çağırdı
Bükreş, 13 (A.A) — Rador
ajansından:
Rükreşteki İngiliz sefiri, Romanya hiük ûm et in e tm ü r a caatl a hükümetinin bütün sefarethane ve konsoloshaneler memurlarile birlikte İngiltereye dönmesini emret, miş olduğunu bildirmiştir.
Romanya hükümeti de, bu teb. ligden sonra Romanyannn Londra sefiri ile sefarethane memurlarını geri çağırmıştır.
lnjgiliz sefareti erkanı 15 şubatta Romanyayı terkederek iki memleket arasındaki diplomasi münasebetlerini keseceklerdir.
italya
1000
Tayyare, Yalnız Afrikada Kaybetti
Kahire, 13 (A.A.) — italya, halihazırda muharebe esnasında veya yerde tahrip edilmek suretüe yalnız Afrikada 1000 tayyare kaybetmiştir.
Bu hususa müteallik resmi bir beyanname neşredilmiştir.
Bu rakam meyanında Benina tayyare meydanında istimalden sakil bırakılmış olan ve aralarında iki Alman tayyaresi bulunan 86 tayyare de dahildir.
Ingiît
ereye
Hava Taarruzu Hafif Oldu
Londra, 13 (A.A.) — Hava ve da hilî emniyet nezaretlerinin tebliği;
Dün gece garp sahilleri yakınlarında dUşmanm bazı hafif hava faaliyetleri olmuştur. Fakat pek az bomba atılmıştır. Münferit hâdiseler bildirilmektedir. Cenubu garbide ve cenubi Gallea'de hafif hasarlar ve pek az da zayiat olmuştur.
Londra, 13 (A.A.) — Hava ve dahilî emniyet nezaretlerinin bu akşamki tebliği:
Ekserisi münferiden uçan az miktarda düşman tayyaresi, bugün gündüz sahillerimizi aşmıştır. îngütere-nin şarkında ve Iskoçyanm şimalinde birkaç noktaya bombalar atılmıştır. Hasar ve telefat azdır.
Rodosa Şiddetli Hücumlar Yapıldı
Londra, 13 (A.A.) — Reuter ajan* sının havacılık muhabiri yazıyor:
İngiliz tayyareleri tarafmdan bu ay Rodos . adasına şiddetli akınlar yapılmıştır. Kalako ve Maritza'da hangarlara, idarî binalara ve yerde dağınık bir halde bulunan tayyarelere isabetler kaydedilmiş ve yakılmıştır. Hasarm pek büyük olduğu anlaşılmaktadır.
Rodos, Mihverin şarkta en üeri noktada malik oldukları bir hava üssüdür ve Alman hava kuvvetleri gölgesinin doğu - cenup Avrupasına ve Akdenize uzanmakta olduğu şu sırada İngiliz hava kuvvetleri, İtalyan hava kuvvetlerinin büyük bir istifade temin edemediği Rodos üssüne hususi bir ehemmiyet atfeyle-mektedir. İngiliz donanması ve hava kuvvetleri Alman tayyarelerinin bu Ü6ten İtalyanlardan daha iyi istifade edememesine itina edecektir.
Rodoeta halen Alman tayyareleri bulunduğu hakkındaki haberi teyit eder bir malûmat alınmamıştır. Üsleri Rodosa 1,120 küometre mesafedeki Sicüyada bulunan Alman filolarının Sicilyadaki bombardıman tayyarelerinin uçuş sahalarını tecavüz eden akınlar yapabilmek içir Rodosu iaşe üssü olarak kullanmaları mümkündür. Süveyş kanalı üzerine 30 kânunusanide Uk Alman akınını yapan tayyareler belki de Ro-dostan benzin almışlardır.
İngiliz hava kuvvetlerinin Rodosa karşı yeni taarruzu bundan dört gün sonra başlamıştır.
Romanyada Geceleri
Sokağa Çıkmak Yasak
Bükreş, 13 (A.A.) —Reuter: Rornanyadaki hâdiselerin inkişafı BaHcanlarda'ki gerginliği gösterir. Geceleri sokağa çıkmak yasağı şiddetle tatbik olunuyor. Devriyelerin emrine itaat edmiyeniere derhal ateş edilecektir. Alman askerî maıkamatı her »biri elli kişi a-lacak 5000 seyyar baraka sipariş
etmişlerdir.
Diğer taraftan Almanlar zira-atçilere dağıtılmak üzere Alman-yadan gelen 300 traktörü Rumen komisyonuna tealim etmişlerdir. Bu 300 traktör bir müddet evvel sipariş olunan 1000 traktörün bir kısmıdır.
Antalyada Su Baskınına Uğrayanlara Yardım
Ankara, 13 (A.A.) — Kızılay umutmî merkezinden   bildirilmiş.
tir:
Seylâpzedelere yardım için An takya Kızılay mevcudundan sarfına mezuniyet verilen 850 liradan maada Hatay valiliği emrine
de yeniden telgrafla üç bin lira gönderilmiştir.
I  l
V ATAN
•14 - 2 - Ö41 -
Zabıta Haberleri:
Kıskançlık Yüzünden Cinayet
Kasap Çırağı Rahmi Nişanlısını Kasap Bıçağı ile Ağır Surette Yaraladı
Dün Karagümrüktc kanlı bir hâdise olmuş, kıskanç bir kasap çırağı, nişanlısını kasap bıçağıie ağır surette yaralamıştır.
Eyüpte oturan kasap çırağı Rahmi Koç adında bir genç bir müddet evvel Karagümrükte To-palçcşme caddesinde 69 numaralı evde oturan dokumacı 1 ah-sinin 16 yaşındaki kızı Nimetle nişanlanmıştır. Rahmi son derece kıskanç bir gençtir. Nişanlısı Ni- I metin yalnız" sokağa çıkmasını ve arkadaşlarıle gezmesini hoş görmemekle beraber ilk zamanlarda \ »esini çıkarmamış, somadan söy- I tenmeğe ve bu yüzden sık sık kavga etmeğe başlamıştır. Son gümcıdc Nimetin kendisinden yiiL çevı.diğine zahip olan Rahminin Lı^Kançlık damarları büsbütün kabarmış ve işini gücünü bırakanak Nimeti takıp ve tarassut etmeğe başlamıştır. İki gün evvel Nimetle karşılaşan Rahmi:
«Nimet seni çok seviyorum, son defa olarak söylüyorum, seni bir daha sokakta görürsem öl-V" jrüm» demiştir.
tvdhmi dün yine Nimetin evi civarında dolaşmakta iken nişanlısının sokağa çıktığını görünce takip etmeğe bağlamıştır. Evinden bir hayli uzaklaştığı sırada Rahminin kendisini taicıp ettiğini gören Nimet evvelâ kaçmak istemiş, kaçamıyacağuıı anlayınca Kah/miden kendisini rahat bıraic-masını istemiştir.
Nişanlısından bu sözleri duyan Rahminin gözleri kararmış ve ya. nında taşıdığı kasap bıçağını çekerek Nimeti  muhtelif den yaralamıştır.
Yaralı Haseki hastanesine kal-
dırılmış, va'kadan ^onra kaçmak isteyen. Rahmi yakalanarak tahkikata başlanmıştır.
Noksan Ekmek Çıkanyormuş
Zabıta memurları «tarafından dün yapılan teftiş neticesinde ka-dıköyünde Gazhane Sarayarkası 03 numaralı Zehranın fırınında tartısı noksan 284 ekmek bulunarak müsadere edilmiş vc hrıncı teczuye edilmiştir.
Tramvaydan   Atlayanlar
Cezalandırıldı
Dün zabı-tai belediye memurla, rı belediye nizamnamesine aykırı harekette bulunan 26 aotorle tramvaydan atlayan 41 kimiyi cezalandırmışlardır.
+ Utiratı ve Çakır Osman a-dında iki kumarbaz Arapcamide Şarapiskele»ınde Albbasvn kahvesinde kumar oynarlarken suç üstünde y akala rvanak mahkemeye verilmişlerdir,
İC Zeki Azgelen adında birinin idaresindeki M 67 numaralı hususî otomobil Çtlmberlıtaşta Ali-paşa camiî önünde Ahmet Zıya Euol isminde binine çarparak sağ bacağını kırmıştır.
-fc Anadoluhisannda halat fabrikasında çalışan Ahmet oğıu Mevlûd elini makineye kaptırarak yaralanmıştır,
İT Şoför Ahmet oğlu Cemalin idaresindeki kamyon Süıvnkapı-da oturan Ştfkrünün 9 yaşındaki oğlu Sabriye çarparak muhtelif yerlerinden yaralamıştır.
^    Rumelihisarı    caddesinde 158 numarada bahçıvan Arslan Gökdemir bahçede çalışırken du-yerlerin- »vardan başına bir taş düşerek a-
ğır surette yaralanmış, Beyoğlu hastanesine kaldırılmıştır.
BJ.kda da mı İht kâr ?
Uskumrunun Kilosu 80 Kuruşa
Kadar Çıktı
İthalât maddelerinin azlığı fiyatların yükselmesine sebep olmuştur Fakat yerli mahsullerimizin fiyatlarının yükselmesi için hiçbir sebep yoktur. Hele denizlerimizden her gün ve bol bol çıkarılan balıkların fiyat artıcında mâna yoktur. Dün uskumrunun kilosu perakende olarak 70 -80 kuruş arasında satılmakta idi. 'Halbuki toptan fiyatları 30 - 36 kuruştur.
-o-
Havagazi Tehlikelerinin Önlenmesi için Tedbîrler Alınıyor
Son zamanlarda halkı korkutacak bir şekil alan havagazı zehirlenme vakaları üzerine İstanbul Belediyeci, Nafıa şirketler komiserliğine yazdığı bir yazı ile halkm hayatı bakımından büyük bir ehemmiyeti Haiz bu gibi hâdiselerin önüne geçilmesi için şirkete lâzımgelen şiddetli emirlerin verümeei istenmiştir. Diğer taraftan belediye de eski boruların   yenilerle
tebdili için sıkı kontrollarına devam | Jen*erro ***** kartlannı büromuzdan
etmektedir.
Bazı semtlerde de havag azının az gelişi şikâyetleri mucip olmakta idi. Belediye makine şubesi müdürlüğü, şirketle yaptığı temasta bunun halli için iyi kömür aldırmıya muvaffak olmuştur. Bu suretle gaz her yere iyi bir şekilde gelmiş olacaktır.
o-
Adalar ve Haliç İçin İtfaiye
Motörleri   Yapıhyor
İstanbul   Belediyesi,   Adalar için
hem itfaiye ve hem de sıhhat işlerinde kullanılmak üzere seri bir motor yaptırmıya karar vermişti. İtfaiye müdürlüğü bu motor için 25 bin
Emin/mü Halkevinden: (HA8TABAK1CILK KURSU)
Evimizde 14/2/1941 tarihinden itibaren bir Hastabakıcılık kursu açılmıştır. Pazartesi ve Cuma günleri saat (10) dadır. Devam etmek isteyen bayanlarm üçer vesika fotoğrafı ile büromuzda kayıtlarını yaptırmaları rica ohınur.
Ew*w>nn Halkevinden:
KONSER VE TEMSİL)
1 _ 15/2/İMİ cumartesi akşamı «aat <?0.sa) da fetanbol Konservatuarı Şefctr armonisi, şefi Cemil Do-lener idarecinde, bir kemer verecektir.
2 — tt/2/lMl pazar akşamı saat (20,30) da Muharrir İsmet Hulusi ta rafı adsa (Türk sahnesinde kadnt) mevzuunda Mr konferans verilecek ve Evimfe Temsil Şubeai (Geçimsizlik) k*medMle (Saadet Perdesi) piyesini temsil edecektir.
Bu korner ve temsile germek Me-
armaten rica olunur.
istanbul Dördüncü İcra Memurluğundan
Mülga Eytam sandığına ipotekli olup yeminli üç ehli vukuf tarafından tamamına (55.000) elH beş bin lira kıymet takdir edilmiş olan Kü-çükçekmecede Kalender mevkiinde hafcboyu 162/1 ve umum 64 numaralı ve tarafları Patikv ve Dere ve Florya çiftliği mutasarrrfı Agop B. veresesi   tarlasile   mahdut   elyevm
maa   müştemilât   ispirto   fabrikası liralık tahsisatı bulmuştur. Haz.rla-1 2280 fcanun hüku7nlerlne   öre
nan teklif derhal Meclise verilecek- m ^ tanzjm
t,r" mahallin öç gazetesile nejir ve ilân
Diğer taraftan Haliç için yapılma- ^ df ^ A _ fjk
s, takarrür eden itfaiye motoru içini     ^ ^ (Koyun
dört be, bir, liralık bir motor bulun- hane  SaJma oJarak ^
muştur. Bunun teklifi de Meclise ve-1 _ ^ efla8Inda fee (KaKanhane
rilmek üzeredir.
ve
Eskrim Klübü Seçimi
- îstanbulda tesis olunan Eskrim ve Jimnastik ihtisas kulübünün idare heyeti intihabı 2/2/1941 tarihinde Beyogiunda istanbul Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığında yapılmıştır.
Fahri reis: B. Selim Sim Tarcan, Reis: B. Salih Köseraif - Çorlu, Umumi kâtip: B. Cihat Tegin, Muhasip: B. Rıza Arsevcn, Veznedar: B. Aydın Arakon, Yedek âza: B. Orhan Safa.
Yeni Neşriyat:
Sinir   Hastalıkları
Yüksek tahsil talebesine ders ve müracaat kitabı olarak Üniversite tercümelerinden ayrılan bu kıymetli eser nefis bir surette basılmışta*. Ciltli ve resimleri renkli olarak hazırlanmış olan - Sinir hastalıkları -adlı bu eser hakikaten yalnız yüksek tahsil talebesi için değil bütün münevverlerimizin istifadelerini arttıracak bir eserdir.
Makine dairesi) yazılması lâzımgc-leceginden tashihen ilân olunur.
Macrlf Haberleri:
\ abancı Dil Kursu Mezunları
Vazifelerini Kabul Etmedikleri Takdirde Mahkemeye Verilecek
Yabancı dil muallimliği kursundan mezun olanlardan bir kısmı Anadoludu muhtehi ortamek-tep ve hselere muallim tayın edilmişlerde de -bunlardan bazılarının bu vazifeleri bcgenmıycrek gitmedikleri anlaşılmıştır. Bu gibilerin mahkemeye verilerek kendilerinden, tahsil esnasında aldıkları ücretin taızıle alınması bildirilmiştir.
Üniversitelilerin    Askerlik İmtihanları
Üniversite talebelerinin askerlik derbinden tahriri yoklamaları yapumışur. boklama on gun devam el m iş ve notlar verilmiştir. Yoklama neticesmde talebelerin askerlik dersine lâyıkile çalıştıkları anlaşılmıştır.
Mecburi   1 ahsil  Çağındaki Çocuklar Tesbit Ldıtiyor
istanbul Maarif müdüriyeti Maarif V-ekâletine müracaat ederek mecburî tahsil çağında olan çocukların bu sene içindeki miktarını tesbit etmek üzere müsaade istemiş ve bazı noktalar hakkımda Vekâletin fikrini sormuştur. Ge»çen seneki rakama göre, Istanbuıda yirmi üç bin çocuk o-kumakta idi. Bu miktar, mecburî tahsil çağındaki çocukların yüzde yirmi dördünü teşkil etmektedir. 40 tgıtmen Köy Enstitülerine
Gönderiliyor
İstanbul köylerinden kırk eğitmen aeçıierek yirmisi Ariiiye, yir. misi de Lüleburgaz köy enstitülerine gönderüecektir. Bu eğıt-cııcnlerın seçimi şubatın sonunda yapılacaktır. Bunlar, gelecek ders senesi başına kadar okuduktan «oıira, lstambulun, nüfusu dört yüzden aşağı köylerine muallim oiarak tayın edileceklerdir.
Bir Tayin
Tecrübî ruhiyat doçenti Mümtaz Turhan ilâve olarak Taksim lisesi felsefe muallimliğine tayin edilmiştir.
Şirketîhayrîyeden:
FEVKALÂDE İÇTİMA
Şirkotihayriye hissedaran umumî heyeti 1941 senesi martının (18) on sekizinci Salı günü saat on altı buçukta Şirketin Galatada Kormcncoilcr'de kain Merkezi İdaresinde dahili nizamnamenin 9, 16, 17, 26 ve otuzuncu maddelerinde tadilât İcrası için fevkalâde içtimaa davet olunur. İşbu İçtimaa Ticaret kanununun 385 inci maddesi mucibince bir hisseye malik olan hissedarların dahi iştirake salâhiyetleri vardır.
RUZNAMEÎMÜZAKERAT:
389 uncu madde mucibince ilânı muktazi   tadil   metinleri:
Madde 9 — Şırketınayriye hisseleri kanuni ve mansub mirasçılara
kanunu medeni hükümlerine tevfikan intikal eder. Madde 16 —Şirket hissedarlarından olup da medeni haklan istimal
ehliyetinden tamamen veya kısmen mahrum bulunanlara aid hisselerin devir ve temliki kanunu medeni hükümlerine tâbidir. Madde 17 — Hissedarlardan birinin ölümü ile hissesinin mirasçılarına intikalinde miras resmen tasfiye edilmemiş ise intikal muamelesi mirasçılar arasındaki iştirak h ılınır müşterek mülkiyete tahavvülü üzerine yapılır ve yüz para varaka bahası alınır. Madde 26 — Hcy'etl umumiyede hazır olan hissedarlardan her birinin mutasarrıf olduftu hisselerinin adedine göre beher elli hisse için bir rey itasına hakkı vardır. Bir şahsın asaleten ondan vc vekâleten kendi hissesi de dahil oldu-fcu haidc yirmi beşten fazla reyi olamaz. Mukavelede muayyen miktarda hisseye münferiden sahip olmayan hissedarların billçtima hisselerini bu miktara iblâğ ve aralarında birini mümessil tayin ederek hey'eti umumiye müzakerelerine iştirak etmeleri mümkündür. Madde 30 — Meclisi İdare haftada bir kere içtima eder ve lüzum
tahakkuk eylediği halde Reisin daveti üzerine fevkalâde olarak toplanabilir. v •     "        Meclisi İdare Reis ve azasına verilecek ücretin miktarı hey'eti umumiyece tayin olunur.
Deniz Levazım Satınalma Komisyonu İlânları |
-.----\
1 — Tahmin edilen bedeli 1387 lira 50 kuruş olan 15000 desimetre murabbaı Amerikan vidalasının 18/Şubat/941 Salı günü saat 14 de pazarlıkla eksiltmesi yapılacaktır.
2 — Kati teminatı 208 lira 13 kuruş olup şartnamesi her gün me sal saatleri dahilinde komisyondan alınabilir.
8 — İsteklilerin 2490 sayılı kanunun istediği vesaikle birlikte Kasım paşada bulunan komisyona belli gün ve saatte hazır bulunmaları. (1001)
1 — Tahmin edilen bedeli «18.800* lira olan «5000t> metre kaputluk kumaşın 15/Şubat/941 cumartesi günü saat 12 dc pazarlıkla eksiltmesi yapılacaktır.
2 — tik teminatı «1410» lira olup şartnamesi her gün mesai saatleri dahilinde komisyondan alınabUir.
3 — İsteklilerin 2490 sayılı kanunun İstediği vesaikle birlikte belli gün ve saatte Kasımpaşada bulunan komisyonda hazır bulunmaları, «998»
Beher U lorum Tahmin bedeli
TLrklye Cumhuriyeti
Ziraat Bankası
Kk ıluş tarihi: 1888. — Sermayesi: 100,000,000 Türk lirası.
Şube ve ajans adedi: 265. »   Ziraî ve ticari her nevi banka muameleleri.
Para biriktirenlere 28,800 lira ikramiye veriyor.
'201.360   Kilo   Sı£ır eti 48,77   Kuruş
105.123   Kilo   Kuzu eti 68,70   Kuruş
148,442   KUo   Koyun eti 71,38   Kuruş
1 — Yukarda cins ve miktar w; beher kllolannm tahmin edilen beden
yazılı Uç kalem etin 26 şubat 941 çarşamba günü saat 14 te kapalı zarfla eksUtmesi yapılacaktır.
2 — îlk teminatı «14.805» lira «23/ kuruş olup şartname»! her gön ko-
misyondan (1382S kuruş bedel mukabilinde alınabilir.
3 — İsteklilerin 2490 sayılı kanunun istediği tarzda tanzim edecekleri
kapalı teklif mektuplarını havi kapalı zarflarını en geç belli gün ve saatten bir saat evveline kadar Kasrmpaşada bulunan komisyon başkanlığına makbuz mukabilinde vermeleri (817)
1 Adet Bileyi taşı «siyah orta boy»
1 Porselen   veya   emaye   kademhane taşı ab'addan küçük de olabilir. 45X55 b
1 > Ufak kıtada mayili pusula aleti
2268 Yerli firenk kiremidi
48 > M ah ye kiremidi
10 Paket Pirinç vida «nümuneei gıbr>
19 Kalem Elektrik malzemesi
50 Metre Zincir «numuneye göre*
10 » Demir çubuk 8 M/M
1 Adet Elin marka elektrik kaynak eîhazı nfaa T ITRUf!.
1 > El Voltmetresi   «ufak iki taksimattı   biri 12. diğeri
120 Volt»
1 > Gal n an om t ere.
Unutmayınız ki:
Bir dîşîn çıkarılması, sıhhatin temel   taşlarından   bîrinin çıkarılması demektir.
o
Bu akıbetle karşılaşmadan evvel dişlerinize itina ederek, her gün temizliyerek onların çürümemesîne, bo-zulmamasına ihtimam etmek lâzımdır.
RADYOLİN
Diş macunile sabah, öğle ve akşam her yemek+en sonra günde 3 defa fırçalanan dişler daima sağlam ve temiz kalır.
D A t M A
RADYOLİN
m
I
1 — Deniz fabrikaları ihtiyacı için almaç ak olan yukarda yazılı «12» kalem muhtelif cins malzemenin 15/2/941 cumartesi g-ünü saat 10,30 da Kasrmpaşada Deniz Levazım satın alma komisyonunda âdi pazarlığı yapılacaktır.
2 — İsteklilerin belli g-ün ve saatte mezkûr komisyona müracaatları ilan olunur. «1082»
Fiyat Murakabe Komisyonundan:
50 No. lı ilan: WrU markalı İsveç malı cep feneri elektrik pülerin-den yaaaı pillerin perakende beherinin satış fiyatı 24, yuvarlak kalın pillerin 1S.5 ve yuvarlak ince olanlarının 16,5 kuruşa ve Bere marka
İngiliz malı yassı pillerin perakende becerinin 18,5 ve kaim yuvarlak ol*üarmxn da 12,5 kuruştan satılması ve bundan yukan halka satış
yapanların müM korunma kanununa göre mes'ul tutulacakları beyan olunur.      Cİ085»
Ziraat Bankasında kumbaralı ve ibbarsız tasarruf   hesaplarında
en az 50 lirası bulunanlara senede 4 defa çekilecek kura Ue aşağıdaki plana gön ikramiye dağıtılacaktır:
adet 1.000 liralık 4,000 Ura
500     »      2,000   »
Vf »   4#       »    4,800
İt» »   2*      »   ZM%
A 4 1
100 adet 50 liralık 5.000 flra
ı>     250     »       1,000   » 40    »     168     »      4.000   »
DİKKAT: Hesapların d a İd paralar bir sene içinde 5p liradan aaa-gı düamiyenlere ikramiye çıktığı takdirde % 20 fazlaslle verilecektir. JLur'&laj- aeaede 4 defa, 1 eylül, 1 Mrtorlkanun, 1 mart ve
1
Hasköyde askeri btr binanın tamiri işi 15.2.941 günü saat onda pazarlıkla ihale edilecektir. Keştf bedeli 1754 lira (07) kuruştur. Kati teminatı 263 lira 11 kuruştur. Şartnamesi her gün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatte Fındıklıda komutanlık satm alma komisyonuna gelmeleri, (925)
Askeri ihtiyaç için 18/2/941 gttnfi saat 14 de pazarlıkta 25 ton sadeyağı satın alınacaktır. Şartnamesi her gün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatte Fındıklıda Komutanlık satın alma komisyonuna gelmeleri. Muhammen bedeli 40500 Ura olup kati teminatı 6075 Uradır. <1021>
?
Askeri ihtiyaç için aşağıda cins ve mikdarlan yazılı İki kalem iaşe maddeleri 21/2/941 günü hizalarında yazılı saatlerde pazarlıkla satm alınacaktır. Şartnameleri her gün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatlerde Fındıklıda Komutanlık satın alma komisyonuna gelmeleri. (1022) Cinsi Mikdarı    Muhammen B. Kati Te. Pazarhk s.
Kilo Lira Krş. Lira Krş. 8. D.
Makarna Bulgur
50< 50000
14500.00 12000.00
2175.00 1S00.00
10 30 11
İstanbul Belediyesi İlânları
Beyoğlu, Eminönü, Fatih, Üsküdar, Sarıyer, Kadıköy, Bakırköy, Beşiktaş temizlik an barlarında mevcut 1385 kik) yazlık ve 2783 kilo kışlık köhne elbise satılmak üzere açık arttırmaya «konulmuştur. Mec-
muunun tahmin bedeli 1501 lira 39 kuruş ve ilk teminatı 112 lira 60
kuruştur. Şartname zabıt ve muamelât müdürlüğü kaleminde görülebilir, thale 21/2/941 cuma günü saat 14 do Daimî Encümende yapılacaktır. Taliplerin ilk teminat makbuz veya mektuplarile ihale günü muayyen saatte Daimi Encümende bulunmaları. (861)
Askerî Fabrikalar Satmama Komisyonu İlânları
400 - 700 Ton Kurşun Alınacaktır.
% 99,90 safiyette 400 - 700 ton kurşun alınacaktır. Bunu vermiyo talip olanların fiyat ve tealim şartlarile teslim müddetlerini bildirir tahriri tekliflerini en geç 20 şubat 1941 tarihine kadar Askeri fabrikalar umum müdürlüğü merkez satın alma komisyonuna müracaatları
<93G»
Devlet Demiryolları İlânları
Muhammen bedeli (5600) lira olan 7000 Kg. haşarat öldürücü mayi (5/3/1941) Çarşamba günü saat (15) on beşte Haydarpaşada Gar binası dahilindeki komisyon tarafından kapalı zarf usulile satın alınacaktır.
Bu işe girmek isteyenlerin (420) liralık muvakkat teminat kanunun tayin ettiği vesikalarla tekliflerini muhtevi zarflarını ayni gün eaat (14) on dörde kadar komisyon reisliğine vermeleri lâzımdır.
Bu işe ait şartnameler komisyondan parasız olarak dağıtılmaktadır. (1058)
Beyoğlu Vakıflar Di
ü İlânları
Semti
Man.
Sok.
No.         Cinsi       Aylığı
Kuruş
K. p*.şa 9. H. paşa Dere boyu       25       Dükkân       250
> > > 27 > 800
Ortaköy Dere boyu       69 > 600
Yukarda yazılı gayri menkullerin 31/5/941 günü sonuna kadar kiraya verllm^i 5 gün müddetle uzatılmıştır. İhalesi 17/2/941 günü saat 14 de yapılacağından isteklilerin mezkûr gün ve saatte pey ak çeler ile birlikte Beyoğlu Vakıflar Müdürlüğü Akarat Mümeyyizliğine müracaatları (1084)
T. İş Bankası 1941 Küçük
Tasarruf Hesapları İkramiye Plânı
1541 İKRAMİYELERİ
1 adet 2006 Liralık = 20M.— LIn»| 3   >    1000   >       =3000— >
•:t:ı
Keşideler : 4 Şubat, 2 Mayıs, 1 Ağustos, 3 ıkincrteşrin   tarttlerindo ya-|
pıta
ŞEHİR   TİYATROSU TEMSİLLERİ
TEPEBAŞ1NDA İSTİKLÂL. CADDESİNDE
D B A M    RISM     BrW^       KOMEDİ    KISMI
Akşam 20,30 da EMtLİAGAJLOTTİ
Son Hafta
Her gün gişede
Beyazıt, Lâleli, Aksaray, Ş
BU    AKŞAM Saat 20,30 da KİRALIK ODALAR
hii^t ve-Mr.
Sahibi ve Neşriyat Müdürü:  AHMET EMİN  YALMAN
Fauldıftı Yer: VATAN MATBAASI