PAZARTESİ 3
ŞUBAT 1941
VATAN EVİ
CAÖALOGLU   No.   S2
TELEFON: 24136 TELGRAF: VATAN İst.
T.a
UMUMİ
t-- /
BAŞMUHARRİRİ
AHMET EMtN YAL
^
^
Bugün üçüncü sayfamızda
Tarihin Yırtıcı Kuşu Tepedelenli Ali Paşa
Yazan: M. H. ZAL
Fiyatı: 5 Kuruş
SİYASÎ   SABAH   GAZETESİ
Yıl: 1 — Sayı: 164
Bulgaristanın Gözü Açılıyor
Trakyadaki kuvvetlerimiz kendi emniyet ve istikbalimiz gibi, Bulgaristanın em-niyet ve istikbaline de bekçidir.
F
Yazan: Ahmet Emin YALMAN
ilibede çıkan (Yorba) gazeteci hayretler içindedir: Neden Türklerin Trakya hududunda askerî kuvvetleri var? Bulgaristan tecavüz niyetinde olmadığını, boğazlarda gözü olmadığını temin ettiği halde ne diye bu kuvvetler geri çekilmiyor)
Bulgar gazetesinin bu vaziyetten çıkardığı netice şudur: «Demek ki Türklerin bizim toprak-hrrrmrada gözü var. Bu halde biz de cenup hududumuzu boş bırakamayız.»
İnsan böyle yazılan okuyunca, gözleri «millî emel» adı verilen bağlarla bağlı bir milletin ne kadar büyük gafletlere düşebileceğini görüyor ve hallerine acıyor.
(Yorba) gazetesi galiba supun hiç farkında değil ki Avru- I pada bir harp var. Ana hedefine varamıyan Alman kuvveti, Na-polyonun yaptığı gibi dört tarafa yaydıyor, her tarafı yoklıya-rak zayıf noktalar keşfetmiye çalışıyor. Böyle noktalardan da içeri süzülüp ayak bastığı memleketleri maddî varlıklarile, şe-reflerHe, istiklâllerile beralber eömürüyor. Böyle bir yayılmanın akıl ve mantık hudutlarını takip etmediğini, tarihteki diğer misaller gösteriyor. Bunun için istiklâline, varlığına, emniyetine kıymet veren her millet, gözü açık beklemiye, tecavüz heveslerini dahilî birliği ve haricî kuvveti sayesinde iptidadan kırmrya, her şeye rağmen tecavüze uğrarsa toprağı ve istiklâli içki vuroş-mıya mecburdur.
Biz Traıkyada kuvvet bekletirken* BuI^aıietam bir aanive irin
hatırımızdan geçirmeyiz. Bizim gözümüz dışarıda değildir. Bizim anladığımız mHlî emel, istiklâlimizi korumaktan ve halkımızın sağlığını, refahını, bilgisini her vasıta ile yükseltmiye çalışmaktan ibarettir. Bulgar toprağı hakkında en küçük bir tecavüz emeli beslıyebileceğimizi ve bunun için askerî fedakârlıkları göze aldığımızı sanmak,, doğrudan doğruya deliliktir.
Aklı başında Bulgarlar, şunu
elbette derhal kavrarlar ki eğer kendileri de istiklâllerini korumak istiyorlarsa ve büyük bir devletin âdi bir maşası haline düşmiye taraftar bulunmuyorlarsa Türk ordusuna Bulgaristan* tehdit eden bir kuvvet değil, Türk istiklâl ve emniyeti ile beraber Bulgar istiklâl ve emniyetini de koruyan bir kuvvet göz il e bakmak lâzımdır.
Bu itibarla Türk kuvveti Bulgarlar için bir tehlike unsuru değil, ancak bir yardım unsurudur.
Balkanlarda millî emel denilen şey, büyük devletlerin Balkan memleketlerini hükümleri altında tutmak ve icabında alet diye kullanmak için icat ettikleri yemdir. Bir çengelin ucuna geçirilen bu yemin yenilecek hidbir tarafı yoktur. Hani ba İrk lan uzaktan aldatmak için oltaların ucuna maden parçalan takarlar, tıpkı ona benzer. Haris bir millet bir defa bu zokayı yuttu mu, var hayırını gör... O büyük devletin esiri olur, gider.
Makedonyadaki çete kavgala-
rile dolu günlerden-beri, her Bai-(Devamı: Sa. 6, 8ü. 1 de) —
i'
Amer!iâ Cümhurreisînin şahsî mümessili oIud Balkan ricalile aörüstületen ve Roosevelt'in mesajlarını verdikten sonra memleketimize de aelen Albay Donohan'ın Ankaraya muvasalatını bildirmiştik. Yukardaki resimler, Albayın Ankara aarına muvasalatında alınmıştır.
Hollanda
Hindistanı
Yeni Nizama Girmeği Ret
ETTİĞİNİ BİLDİRDİ
Londra, 2 (A.A.) öğrenildiğine göre Holanda Hindı*tatHn»n
i okıo elçisi General Pabst, Japon hükümetine bir mesaj tevdi etmek üzere talimat almıştır. Bu mesajda, Japon hariciye nazırının 20 kânunusanide    söylediği nutukta
şarkî Hollanda Hindistanı hakkında kullanılan sözlerin mânası ne olursa olsun Hollanda Hındıs-tanının herhangi bir devletin idaresi altında şarkî Asyada kurulacak yeni nizama iştiraki reddettiği bildirilmektedir.
Hollanda elçisi ayni zamanda hükümetinin bu kabil fikirlerle harekâtını seVk ve idare veya bu fikirlerin muhtemel tatbikatı ne- j ticelerini kabul etmesinin hiçbir zaıman beklenilmemesi lâzımgel-dığini beyan etmiştir.
¦ — ¦" - —v "
Metaksas Öldü
Yaşasın 4 Ağustos
Atina, 2 (A.A.) — Atina ajansı bildiriyor:
Matbuat nazın Nikuludls, Nikl mecmuasında «Yaşasın 4 ağ-ustas 1936» başlığı altında bir makale neşrederek diyor ki:
Büyük bir acınm yükü altında olduğum halde sevgili büyük şefimizin beklenmedik ziyama aglıyan milyon larca Elen'e hitap etmek İçin şu bir kaç satın yazıyorum. Metaksa-sın e-serine devam edilecektir. Vazifemizi ifa ederken onun ruhu bize yol gösterecektir. Tarihi progrummı o-nuna kadar tatbik edeceğiz. Kralın idaresi altında çalışarak müttehit kalacağız ve   düşmana   galip gele-
giz.     .... M
Devamı: Sa, 5, Sü. 5 te) XX
General Veygand
Fransızları Mareşal Petaîn'e
İTtMAnA davft etti
VVeygand
Londra, 2 (A.A.) — Londra-ya gelen haberlere göre, General Weygand, »dün Cezairde bir nutuk söylemiştir.
General Weygand, bütün Fransızları, Mareşal Petain'in etrafında toplanmıya ve Mareşale iti-(Devamı: Sa. 5, SU. 1 de) +
Halifaksa Yeni Teminat
Vaşington, 2 (A.A.) — Me-'busan meclisi reisi B. Bloom, dün ingiliz büyük elçisi Lord Halifaks la görüşmüş ve İngiltereye yardım hakkındaki kanun projesinin büyük tadilât yapılmaksızın nıebu-san meclisi tarafından kabul edileceğini İngiliz büyük elçisine temin etmiştir.
Paris'te Yeni Bir Parti
Programı:
Almanlarla İş Birliği Yapmak
Londra» 2 (A.A.) D. N. B. ajansının Berlinden bUdirdigine göre, dün Pariste «Milli Halk toplanmasın İsmi verilen siyasi bir parti teşkil c-dllmlştlr.
Alman ajansı» bu partinin Puris-ten radyo ile neşredilen şu pıogra-mını da vermektedir:
Fransanın İmar ve ihyası ayrılık kabul etmlyen iki şeye bağ'ıdır:
1 — Fransanın Avrupa ile iş beraberliği yapması,
2 — Millî inkılâbı başa .inak, Partinin dış siyaseti,   Avrupanm
siyasi, fikri vo iktisadi İnşa ve ihyası için iş beraberliğini va Afrika-nm Avrupa ve Fransız - Alman mesai iştiraki suretUe İstismarını İhtiva eylemektedir.
Yeni parti, bir eski muharipler cemiyeti reisi olan Marcel Deat ile Troy ve Laval'ln samimi dostu olduğu söylenen de Fontenoy tarafından sevk ve idare edilmektedir.
Partiyi Kuranlar
Lâvalcilermiş!
PARTİNİN HATİBİ VİCHY HÜKÜMETİNE HÜCUM ETTt
Londra, 2 (A.A.) — Pariste teşkil edilen yeni parti hakkında buraya gelen malûmata göre, bu parti, Alman taraftarı hissiyatları ile tanınmış Fransızlardan mürekkeptir. Bunların arasında Marcel Deat'ta vardır. Laval, bu partide bulunmamakla beraber, bu yeni harekete riyaset etmesinin kendisinden isteneceği muhtemeldir.
Lavalln dostu' olan de Fontenoy, Paris radyosunda söylediği bir nutukla yeni partinin kurulmuş olduğunu bildirmiştir.
de Fontenoy, bu nutkunda ezcümle demiştir ki:
Fransanın istikbali, Almanya ile yrpacağı İş birliğine bağlıdır. Derhal Almanya ile iş birliği yapmalıyız. Fakat Vişi, bu işbirliğine yanaşnıa-maktadır.
de Fontenoy, bilâhare Vişi hükümetinin azasına şiddetle hücum etmiştir. Hatip, Mareşal Petain'in ismini zikretmemlş, fakat Mareşalin iş arkadaşlarına ve bilhassa hariciye nazırı Flundin'e hücumlar yapmıştır.
Son Çare
Hitler Peteni
İSTİFA ETTİRMEK İSTİYOR
Londra, 2 (A.A.) — Müstakil Fran sız ajansı bildiriyor:
Observcr gazetesinin diplomasi muharriri, Hitlerin Paris matbuatının Vişi hükümetine karşı hücumlarını neşretmek suretile Fransızların Petaln'e karşı husumetlerini mey dana çıkarmak, Mareşali istifaya mecbur etmek ve bu suretle Alman-yanın Fransa hükümetinden koparmış olduğu Fransız filosu İle Bl-zerte'i ele geçirmek olduğunu yazmaktadır. Fakat Hitlerin başvurmak istediği bu çarenin boşa çıkacağı tahmin edilmektedir. Bu çareye başvurmanın sebebi, zannolunduguna gö re Hitlerin mihver devletlerinin Ak-denlzde uğradıkları muvaffakıyctsiz-lik yüzünden duçar olduğu hayal inkisarıdır. İngilizlerin Llbyada aürat-(Devamı: 8a. 5, SU. 4 te) ==
ı
Afrikada İtalyanlar her tarafa sıkıştırılmaktadır. Harekât Libya da tabii cereyanını takip ederken şiddetli muharebeler sırasının Eritreye geçtiğini haber alıyoruz. Diğer taraftan hür Fransızlar da her fırsattan istifade ederek İtalyanları hırpalıyorlar. Geçenlerde hür Fransızların hecin suvar bir kolu üç günde 480 Km. katederek Morzuk'u basmıştı. Resmimiz Fransızların hecin sü varlarını gösteriyor.
AFRİKA HARBİ
Agordat Düştü
İTALYANLAR HABEŞİSTAN-DA DA RİCAT EDİYORLAR
Kahire, 2 (A.A.) — İngiliz umumî karargâhının tebliği:
Libya'da, (kuvvetlerimizin tahaşşüdü, Derne'nin garbında, muntazam surette devam etmektedir.
Eritrc'de, kıtalarımız dün sabah Agordat şehrini zaptetmişler, yüz-lerce esir almışlar, birçok tap ve motorlu nakliye va«ıt»lan igti-nam etmişlerdir. Bundan başka altı orta sıklette İtalyan tankı» beş hafif tank ve 1 5 top tahrip ettik. Düşman, İngiliz ve Hint kıtaları tarafından yapılan nihaî hücum esnasında birçok kayrp kaydetmişlerdir. İngiliz hava kuvvet. (Devamı: Sa. 5, SÜ, 5 te) X
Metaksas İçin
Dün Şehrimizde Büyük Bir Âyin Yapıldı
A ———————
Ayinde Vilâyet, Parti ve Belediye Erkânıyle Konsoloslar Bulundular
YUNA3 HARBİ
Denizde Darbe
YUNAN DENİZALTISI BİR VAPUR BATIRDI
Atina, 2 (A.A.) — Yunan bahriye nezareti, 10 bin tonluk bir İtalyan vapurunun 28/29 kânunusani gecesi Brendlzl açıklarında Papanlkolls a-dındakl Yunan Dcnlzaltısı tarafından torpillenerek batırıldığını bildirmektedir.
Yeniden Mühim Mevziler Alındı
Atina, 2 (A.A.) — Dün akşam neşredilen 98 numaralı Yunan tebliği: i
Cephenin muhtelif noktalarında kuvvetlerimiz muvaffakiyetli mevzii muharebeler yapmışlar ve mühim mevziler İşgal eylemişlerdir. Bir çok otomatik silâh, havan topu vo her cins harp malzemesi igtinam ettik. 270 esir aldık. Bunlar arasında subaylar da vardır.
(Devamı: Sa. 5, Stt. 6 da) *
General Metaksas için dün
Elen milletinin müteveffa başvekili, zafer babası Jan Metaksas-sın ruhunun istirahati için dün sabah Taksimdoki Ayatriyada ikili-eesinde umumî teessür arasında ruhanî bir âyin yapılmıştır.
Ayinde Vali ve Belediye Reisi Dr. Lûtfi Kırdar. Parti idare he-j yeti reisi   İzmir   mebusu   Reşat Mimaroğlu,   Vilâyet ve Belediye
yapılan ruhani âyinde
erkânı ile tabiatile aralarındaki harp vaziyeti yüzünden İtalyan konsolosu müstesna olarak diğer bütün konsoloslar bulunuyorlardı.
Yalnız Alman başkonsolosluğu rahatsrzlığı dolayısilc âyinde bulunamamış ve Yunan general konsolosluğuna bir mektup göndererek bulunamadığı için mazeret beyan etmiştir.
İMLAMIZ HAKKINDA
Türk Şîvasini Korumak İçin
Tadillere İhtimal Var
ı
Ankara, (Hususi) — Türk dili, imlâsı, ecnebi kepmelerin yazılış tarzı gibi meseleler üzerinde esaslı tetkiklere başlanmıştır. İmlâ meselesi-
ni tetkik etmek üzere burada,   tanınmış muharrir ve   muaJlimlerdcn Nurullah Ataç, Nureddin Artan, Cev (Devamı: Sa. 5> SU. 2 de) **
Dünkü Maçlar
mm
CİNAYET YÜZÜNDEN
SÖNEN BİR OCAK
Tam Altı Seneyi Kâbuslar Arasında Geçiren ihtiyar Ana ile Konuştum
i
Beşiktaş . Beyoğluspor maçının en heyecanlı bir ânındı
«- Maçların tafsilâtı spor sütunlarımızda
Altı sene bir aileyi azabı ve heyecanı altında ezen Kasımpaşa faciasını tetkik için vapurdan iskeleye çıktım. Bahriye caddesindeki dereyi örten asfaltın üstünde ilerliyorum. Dere mahallesine gelirken gözüm bir lâğımın çatlağına takıldı. Beş altı sene evvel kovalamaca oynıyan iki çocuk bu çatlaktan girdikleri zaman kirli suların  içinde  boğazına  ve
ayağına ip geçirilmiş bir kadın cesedi görmüşlerdi.
Parasını soyduktan sonra adalelin talki'binden kurtulmak isti-yen    merhaimetsizler    bu kadını
boğarak kafasını esmişler ve ayağına bir ip geçirerek yabani bir hayvan leşi gibi lâğımın karanlık köşelerine sürüklemişlerdi. Fakat uyumıyan adalet onları takip ediyordu. Bir kovalamaca canilerin bileklerine kelepçe vur-mıya kâfi geldi. Katiller yakalandılar ve tüyler ürperten cinayetlerinin  hesabını  verdiler.
(Devamı: Sa. 6, Sü. 1 de) —
Japonya
ben uenım heybelimden   korkmadan   İngiltereye nasıl yardım vadediyorsun?!
* VATAN
3.2 - 541
Büyük Tarihî Roman
YAZAN: M.SAMi TEZiS
Üçüncü Ahmede Tahsis Edilen
Odanın Duvarları Sedef ve Zümrütlerle İşlenmişti
47
onları yeniden hayata iade ede- zende ve hanende sarayın gc cek   çareleri   düşünüp   hazırladı-   ıus  bir salonunda  cn  güzel  sar-
Şehir
Memleket Haberleri
Adliyede:
Al.
II!
kıları terennüm edip asJcın ıstırabını maşukanın cevrücefasını be-
Ordu ve Otağı hümayun  Üs- | Ürten mısıalar okunk
cn,
ü
çuncu
küdarda olduğu için Üçüncü Ahmet de yeni saraya (Topkapı) dönmemi? ve vaktini Fatma Sultanın sarayında geçirir olmuştu. Fatma Sultanm eski kocası Sflâhtar Damat Şehit Ah Pasının yaptırdığı bu saray Üsküdar cihetinin bir pırlantası idi.
Sarayın kfcffesi harikulade bir setlide tezyin edilmiş yüzü mütecaviz odası vardı. Her oda renk renk (mermerler ve çinilerle «üslenmişti. Her taraf altın yaldızlarla pırıl pırıl parlıyor, gayet nadide ve sanatkârane resimler duvarları ve kubbeli tavanları süslüyor, kubbelerin ortasından uzanan zincirlerin ucunda büyük avizeler bulunuyor, yüzlerce mumun yaiMTiaaile bu avizelerin çıkardığı harika «en^iz ikimaları ln-giiterenin nadide billurlarile müzeyyen pencerelere çarparak göz kamaştıran cazip bir renk ihtişamı vücude getiriyordu. Salonlar çiçek »aksıları ve meyve vazola-rne süslenmişti ve bunların ardında yükaek gümüş şamdanlarda yanan kaJın ispermeçet mumlan, kâffes* alçıdan yapılmış olmakla beraber tabiilerinden ayır-m ak mümkün oLmıyacak kadar sanatkârane olan bu kıymettar sanat eserlerini bir ısık tufanı i-çinde bırakıyordu.
Üçüncü Ahmedin- ikametine tahsis edilen odanın duvarları ise sedeflerle süslenmiş aralarına çivi yerine zümrüt kakılmıştı.
Sanayii neii^eye ve bediiyata meclûp bir hükümdar olan Ü-çuncu Ahroedin en sevmediği şey harp ve darp, en sevdiği şey be für, musiki ve güzellikti.
Birkaç günden beri bütün arzusu hilâfına asker arasında bulunmak ve askerî işlerle meşgul olmaktan sıkıfenj*, henüz bir sefere çıkmadan sefer gavailinden bez ginlik getirmiş alan Üçüncü Ahmet, kızınm sarayında Safi nazı görünce neşelenmiş ve bu neşesini kızına ve damadına izhardan da çekinerek:
— Sultan kızımızın ve damadı izin sarayında nadide e bir lâle gizlenip yatırmış. Ben sarayımın bahçesinde bukalemun renkli 839 çeşit lâle cem eyledim ve onların seyir ve temaşasından mariz uz ve mütelezziz oldum. Ve lâkin bu 840 ıncı lâle kendisinde diğer bütün lâlelerin dilrüba rengin cem eyler. Beka İbrahim!
Saçlarının rengi siyahı, yüzünün levni cazibi hangi lâlede nü-maynndır! Ya dudaklarının krzıl kıvrımları senin methüsena ede Icde bitiremediğin kızıl lâleleri husufa uğratacak bir renk ve cazibe taşımaz mı?
Fakat bu kızıl bir lâleye ben-ziyen dudaklardan henüz Üçüncü Ahmedin sürürünü nişata tahvil edecek bir tek kelîmecik zuhur etmemiş. Padişahı âlempenah, he. nüz kızıl dudaklardan puseçin o-larak bir âlemi mestrye dalıp gitmemişti
Gerçi bu «cevrücefa» Üçüncü Ahmed» «bezmi vefa» dan daha fazla ilgilendiriyordu. O, henüz aşkın babı ıstırabını okumamıştı.
Geniş ülkesinin içinde yaşıyan | muhtelif kavim ve milletlerin her birerinden saray askısında birkaç güzel vardı.
Bunların içinde Afrika çöllerinin albanoz renkli, Arabistan kumsallarının ahu gözlü dilberleri; Sırplı. Ulahh. Nemçeli, Lehli Bosnalı, Rum, Ermeni, Yahudi, Gürcü, Çerkez, Acem, yüzlerce cariye, ırklarının bütün hususiyetlerini taşıyan birer güzellik şaheseri gibi her istediği anda onun karşısında arzı endam ediyorlardı.
Fakat o ana değin bunlardan hiç biri naz ve istiğna göstermemiş, onu niyaza mecbur kırmamıştı.
Halbuki bu Safinaz adındaki güzel, fîlhal mücessem bir «safı nazı - istiğna» ydı. Genç kız o-na:
Sevketlû, möhabetlû padişahım I
Em rey ley Ln canımı uğrunuza feda eyliyeyım. Fakat ruhum benim emrime münkat değildir ki onu da size verem.
Demiş ve Üçüncü Ahmedin o-na uzanan elleri boşlukta kalmıştı.
Akşam sayısı yüze   varan sa-
Alhmet avizelerden süzülüp dökülen renk tufanı içinde hüsnünün ihtişamı bir kat daha artan Safi-naza bakarak:
— Bak canan sazlar benim ah ve figanrmı terennüm eylerler ve hanendeler benim dilimden sana aştktmı arz eylerler.
Diyor ve bil-lûr kadehlerden içtiği şarabın tesirile artan bir m e» t i içinde:
— Bir padişahi cihanı kendü-ye esir eyledin, ey âfeti devran!
Sözile ona bezli iltifattan çekinmiyordu.
Safinaz onun bu gittikçe artan alâkasını kamçılamaktan daima ihtiraz ediyor.
— Padişahım, ben senin naçiz bir c^riyenim. Bütün kâinat senin emrü iradene münkaddır. Bunların arasında Safinaz kulunuzun ne hükmü olabilir.
Mübarek kalbinizi incitmektense canımı uğrunuza feda eylerim. Ne çare ki gönlüme ferman eylemek elimde değil şervketlûm. Diyordu.
Üçüncü Ahmet, Safinaz söze başlayınca bir işaretle sazı sustuv-rıryor ve bir tek ağızdan dökülen sözleri bir bülbül nağmesi işıiya-kile ve ona biraz daha yaklaşarak dinliyor ve sonra:
— Güzel kızl Er geç benim ateşim seni de yakacaktır. Ben sabır ve tevekkül ile bu îdi-mes'udu bekliyeceğim, diyordu.
Fakat Üçüncü AKmedin gittikçe parlryan gözleri bu sözünü tekzip ediyor ve titreyen dudakları onu çıkarma atıLmıya müheyya bir kaplan haline sokuyordu.
Nitekim çok geçmeden el çırp tı ve bu hareket bir an içinde sazı ve sözü susturdu.  Rakkaseler
birden cansızlasın iş gibi oldukları yerde kaldılar ve salonu dolduran yüzlerce insan birer gölge gibi süzülüp kayboldular. Bu halvet arzusu o kader süratle yerine getirilmişti ki, salonda Üçüncü Ah m ©ti e Safinaz yalnız kaldıkları ilk anlarda kubbelerde henüz sazın son ihtizazları dalgalanmakta devam ediyordu.
(Arkası var)
Soruyorlar?
Bir okuyucumuz yazıyor ve diyor Ki:
Büyukderede bir lld evimiz ve dükkânımız, var. bunların dört se ne evvel vergilerinden fazla tahsilat yaptılar. Vergiye borcumuz yoktur. Zamanında borcumuzu ö-derlz. Fakat bu fazla tahsilatı iade etmeleri için tamam dört senedir uğraşıyorum. Evrakın bir türlü muamelesi bitmiyor.. Büyük d e-re Ue tahttı] müdürlüğü ve belediye arasında mekik gibi dolanıyor Artık takipten de usanç geldi. Tahsilat idareleri ala< aklı olduğu zaman gün geçirtmeden haciz evrakı 1 e gelirler ve alacaklarını a-lırlar. Ya biz ne yapalım?
M il iııit.ıi ıinı/t alamadığımız gibi bu parayı yeni vergi borcuna da mahsup etmiyorlar.. Acaba bu ışm halline İmkân bulunacak mı?
Cezaevinden Çıkınca Rahat Duramadı
Bir kadın yüzünden arkadaşım öldüren Safranbohılu Emin, on lkt se-ncdenberl İstanbul hnplshaneslndt yatryormuş. Evvelki gün müddetini bitirmiş ve Serbest bırakılmıştır, fimin ayni ramanda bir müddet emn yet nezareti altında bulundurulmıya mahkûm oldugrj için Jandarma kendisini Safranboluya gönderilmek ü-zere polise teslim etmiştir. Polis mü teferrikasının nezarethanesinde iken orada bulunan bir maznunun 27 lirasını çaldıtfı için dün yakalunmış, tekrar müddeiumumiliğe verilmiştir. Sultanahmet sulh ikinci ceza hâkimi, dun kendisini tekrar tevkif etti. Emin kendisini şu şekilde müdafaa ediyordu:
— Adamm çantası yere düşmüştü. Almasam İyi olurdu ama almış bulundum.
Dün bir muharririmiz 12 sene sonra bir gün serbest kalan Eminle görüşmüştür. Emin diyordu ki:
— Vallahi bayım.. Ben Istanbula geldiğim zaman İstanbul böyle değildi. Sultanahmet meydunmda çocuklar çember çevirirlerdi. Yenica-minin önünde dükkanlar vardı. Dün Taksime çıktrm. Orada kocaman bir heykel gördüm. Geniş meydanlar a-çılmış... Caddelere akaçlar dikilmiş.. Hele Taksimdeki Tnltmlıano meydanı, bir apartman ormanı haline gelmiş...
Ben 12 senedir İstanbulun havasını teneffüs ettiğim halde bu şehre yabancı kaldım. Aman Allahım neler de olmuş, neler.. Şaşrrdrm kaldım
¦
Bu defa da altı aylık bir mahkûmiyet alırsak, kurtulunca bir daha suç lşlemiyeceftim.. Bu şehir pek dilber-mlş.. Kadınlar çarşaflarını atmışlar.. Pencerelerde kafesler kalmamış.. Fakat bize de gençlik veda etti.
* Meşhut suçlara bakan Sultanahmet sulh ikinci ceza hâkimi dün. Mustafa oğlu Cafer isminde bir hamalı tevkif etti. Cafer bir şişe şarap çalmaktan suçlu idt. Kendisini müdafaa ederken diyordu ki:
— Bay hâkim, akşama kadar şarap taşıdrm. Gerçi içkiyi brrakalı çok oldu. Fakat şeytan içime girdi Şarap mis gibi burnuma kokmıyp başladı. Bir şişe aldım. Tatil günl bir âlem yapacaktım. Yakalandrm.
Hâkim, bu müdafaayı kabul etmediği için kendisini tevkif etti.
o-
Zabıta Haberleri: Zavallı Çocuk
Fatihte Seyit Ömer mahallesinde Servi meydan sokağında 7 numarada oturan bahçıvan MehmedLn ö yaşındaki oğlu Yılmaz odada yanmakta olan maltızın üstüne düşerek mu), telif yerlerinden yanmış, Şişli çocuk hastahanesine kaldırılarak tedavi altına alınmıştır.
+ Ahrrkapıda Sarayburnu sokağın da 4 numaralı evde oturan Ahmet oğlu Muzaffer isminde bir genç, Sul-tanahmette Mustafa isminde birinden kiraladığı bisikletle GÜlhane paı kı önünde gezmekte iken duvara çaı par ak başından yaralanmış, Cerrahpaşa has tan an es in e kaldırılarak tedavi altına alınmıştır.
* Karagümrükte oturan otobüf bUetçlsl Abdullah oğlu Hayrettin, Balatta Nusret Paşa caddesinde 178 numaralı otomobil tamirhanesinden çıkmakta olan şoför Hayrinin idaresindeki otobüs ile duvar arasında sıkışarak muhtelif yerlerinden yara lanmış, Bala t muaevi hastahanesüu kaldırılarak tedavi altına alınmıştır
* Mehmet Yılmaz isminde biri düı. sabah motosikletle Ankara cadde sinden aşağı inmekte iken karşılaştığı bir kamyonla çarpışmamak içi, manevra yapmak isterken (Ankara) börekçi dükkânma çarpmış ve başından yaralanmıştır. \
Maarifte:
Dün Rektörün çayında bul unan talebler grup halinde
Rektörün Çayı
Cemil Bilsel,  Talebenin Dileklerini
Dinledi, Bunlar Hakkındaki Düşünce veya Vaatlerini Bildirdi.
Üniversite rektörü    Cemil Bilsel, dün fakültede sınıflarını pek iyi derece ile geçen taleblere bir çay ziyafeti vermiş ve onlarla istekleri hak kında görüşmüştür:
önce rektör şunları söylemiştir:
«— Pek iyi derece ilo terfi edenler arasında bulunmaktan büyük bir sevinç duyuyorum. Hepinizi selâmlarım. (Sağ olun sesleri).
Fırsat buldukça sizlerle temas ediyorum, mümkün olsa, bütün talebeleri bu hasbıhallere çağıracağım. Fa kat, talebe mevcudu 7890 dır ve bu nu çagırmıya imkân yoktur. Onun İçin İntihap yapmak zarureti hasıl oluyor.
Gençlerin, çalışma esnasında çektikleri bir takım müşkülât vardır. Bu konuşmalardan çok iyi neticeler çıkıyor. Asıl söz sizindir.»
Rektör, bunları söyledikten sonra talebeler söz alnııya bağlamışlardır.
Tıp fakültesinden Adnan Üğllt:
«— Bizim en idealist ve en çalışkan çağımız sıralarda ve kahvelerde müsmir olmıyarak harcandı. Halbuki, daha üniversite talebesi iken, memlekete, köylüye daha faydalı o-labliirdik. Bize bir İdeal lâzımdır. Bu İdeal de memleket ve köylü aşkı olmalıdır. Onun için <Universite haftası» yerine cUniversite Uç ayı» yapılmalı ve talebeler halk arasında 1-llm ışıklarını yaymalıdırlar. Asıl da va, talebeyi kahveden kurtarmak 1-çln kahve yerine lokal değil, talebeyi memleket lşierile karşı karşıya getirmektir.» ,
Bundan sonra diğer talebeler söz
alarak:
Hukukta ameli kurların fazlalaştırılmasını, fen fakültesinde tahriri olarak yapılmakta olan fizik İmtihanında altı sual için verilmekte olan bir buçuk saatlik müddetin uzatılmasını, üniversitede spor teşkilâtı vücude getirilmesini, sıhhat müfettişleri bulundurulmasını, üniversiteye mahsus bir marş yapılmasını,    Tıp
fakültesinde bazı kitapların bir an evvel yazdırılıp neşredilmesini, bazı tıp profesörlerinin derslerine geç geldiklerini, üniversite talebesi için
bir tip elbise kabulünü ileri sürmüşlerdir.
En nihayet rektör 6Öz alarak bu isteklere 'şu cevabı vermiştir:
— İdeal İşlerimiz çok olsun; onlaı realiteyi aydınlatırlar ve bize yo. gösterirler. Onun için idealist genet cevap vererek söze başlıyorum:
Üniversite asıl    vazifesi yanındc vakit bulup ta Uç ayını memleket da hillnde halkı tenvir L7lne hasredcbl lir ml? Bunun tetkiki lâzımdır vt daha ziyade bütün memleketi alâkadar eder. Talebeden bir arkadaş gt çen gün, talebenin bir ay köylerdi mecburi hizmete scvkedilmcsinl söyledi. Hükümet bu mesele   hakkında bir karar alırsa o zaman bu Lş bizim
tarafımızdan yapılır.
Üniversite spor teşkilâtı vücude getirilmesi evvelce tetkik edildi. Bu iş, için mükemmel bir bina lâzımdır. Bunun için de 200 - 600 bin lira sarfı lâzrm geliyor. Bu İşi ilerde Um olarak yapacağız.
Umumi derslerin fazlalaştırılması. Unlversitcdo doktor bulundurulması, bir marş yapılması,  noksan  kitap ların  bastırılması  işlerilc yakından meşgul olacağım.
Hastahanclerin dağınık olmasından dolayı Tıp fakültesi talebelerinin çok müşkülât çektiklerini biliyorum. İleride üniversite yanında bir üniversite hastahanesi yapıldığı vakit bu müşkülât bertaraf edilmiş olacaktır.
Bununla beraber Şişli Çocuk has-tahanesıne gidip gelmenin talebeye vakit kaybettirdiğini nazarı dikkate alarak bu hastahanede yapılmakta olan dersin daha yakın bir hastahanede ypılmasmr temin etmek üzereyim. Bir tip elbise meselesine gelince, taleblerin hürriyetine müdahaleye taraftar değilim.»
Bu akşam verilecek çaya. hukuk fakültesi son sınıf talebesi davetlidir.
Eyüpsultanlılara Müjde
Mecidiye köyü civarında bulunan
Keçe suyunun sahiplerinden al m arak Eyüp Sultan ve civarına getirilmesi işin belediyece tetkikatta bulunulmaktadır. Tetklkat süratle bitirilecek ve derhal faaliyete geçirilerek, bu güzel memba suyu Eyüp Sultan semtine indirilecektir.
İlk Tedrisat
Müfettişlerinin Toplantısı
İstanbul ilk tedrisat müfettişleri, bugün maarif müdürü Tcvfik Kutun riyaseti altında toplanarak nüfus faz lası köylerde açılacak eğitmen kursları ile, mekteplerdeki normal tedrisatı takip edemiyen talebeler İçin tecrübe mahiyetinde açılacak açık hava mektepleri üzerinde tekrar görüşeceklerdir.
Açık hava dershaneleri yüzer kişilik olacaktır. Eğitmen kursları da nisanda açılacak, altı ay devam edecektir. Bu kurslara köylerdeki çavuşlar alınacak ve altı ay tedrisattan sonra muvaffak olanlar üçer sınıflı köy İlk mekteplerine eğitmen tayin edileceklerdir. Açık hava ders-honelerile, eğitmen kurslarının nerelerde açılacağı henüz tesblt edilmemiştir.
Yabancı Dil Muallimlik Kursu
Bundan bir kaç sene evvel Maarif Vekaleti, orta mekteplerle liselere yabancı dil muallimi yetiştirmek U-zere edebiyat fakültesine bağlı bir «Yabancı dil muallimliği» kursu tesis etmiştir. Talimatnamesine göre, bu kursta bir sene tedrisat yapıldıktan sonra talebe lisan bilgilerini arttırmak ve staj görmek üzere muhtelif ecnebi memleketlere gönderilecektir. Harp dolayrsile talebe Avru-paya gönderilememektedir. Geçen se ne bir, iki talebe, bu şart yerine getirilmediği İçin vekaletle aralarındaki mukavelenin feshini istemiş ve mukaveleleri derhal bozulmuştur.
Kurstan geçen sene 9-10 talebe mezun olmuş ve memleketin muhtelif mıntakalorma muallim olarak tayin edilmişlerdir. Kursta bu sene 80 talebe vardır. Bu talebelere, birinci senenin sonunda îstanbuldaki orta mektep ve liselerde muallimlerin nezareti altmda ders verdlrilmekte ve fakültede bunlar için seminer çalışmaları yaptırılmaktadır. Talebeler, kurstan istifade ettiklerini ve yabancı memleketlere gönderilmiş olmamakla beraber aralarında mevcut mukaveleyi bozmak niyetinde olmadıklarını söylemektedirler.
Kursa gelecek sene daha fazla talebe alınacaktır.
Et İşi Neden Halledilemiyor?
Bazı Açıkgözler Son Kararı Tesirsiz Bırakmanın Çaresini Buldular
Et ihtikârı halkın zararına olarak devam edip durmaktadır. Fiyat murakabe heyeti bugün toplanarak et ihtikârını başından sonuna kadar tetkik edecek, bu hususta bazı yeni kararlar alacaktır.
Et ihtikârı hakkında evvelce yazdığımız bir yazı da. ihtikârın toptan cüar tarafından yapılmakta olduğunun bizzat kasaplar tarafından iddia edildiğini yazmıştık. İşin içyüzünü şöyle hulâsa edebiliriz:
«_ Fiyat murakabe komisyonu et
fiyatı narhını tesbit ederken toptan ve hayvan borsasındaki satışlar ele almış ve perakende et satış fiyatını, toptan satışa nazaran krvırcık için 2,30, diğer etler için 2,10 misil olarak tesblt etmişti. Narhın tesbitin-de hayvan borsasındaki satış fiyatının esas olduğunu gören bazı koyun tüccarları, arz ve talep kanununa dayanarak borsaya pek az miktarda besili koyun çıkararak bunları yüksek fiyatla satmakta, bu suretle et
fiyatlarının yükselmesine sebep olmak tadr lar. Yani, murakabe komisyonunun fiyat tesbitinde kabul ettiği esas bu defa kendi lehlerine bir esas haline getirerek para kazanmak hırslarını tatmin etmektedirler.
Et meselesinin halli için komisyonun işi kökünden yakalaması lâzım dır, o da şudur:
îstanbuia her sene. muayyen mevsimlerde nc kadar mal geliyordu, İstanbul civarındaki kotra ve meralarda mevcut koyun miktarı ne kadardır ve bunların ne kadarı muhteli.
müesseselere bağlanmış müteahhitlere ve ne kadar piyasaya mal ve renlere aittir? Şehrin günlük ihtiyacı nedir?
Bunlar tesbit edildikten sonra, bir fiyat mukayesesi yapmalı ve toptancıların piyasaya ihtiyaçtan bü miktar dun mal çıkararak yüksek fiyatlarla satmalarının önü alınmalıdır.
Bir mUddet pudra ve boya ile meşgul olduk. Fakat ben çok dalgındım. Zihnim güzel ve süslü bir kadının hayaline takılmıştı. Saçlarının rengini, gözlerinin şeklini ve güzelliğinin bütün teferruatını canlandır a-mıyordunı. Fakat unutulmaz bir cazibeal ve tatlı bir tebe**ftUmü olduğuna emindim. Sesi ve hatırası henüz havada İdL Yaşadığı yerler, cllie tutmuş olduğu erçya henüz ortalarda duruyordu. Belki de dolaplarda elbiseleri asılı idi. Ve belki de hâlâ bunların üzerinde kokuttu kalmıştı.
Benim odamda yastığımın aitmda onun elleri arasında tutmuş olduğu bir kitap vardı. Kocasına belki de bir yıl dönümü münane-betlle hediye ettiği sür kitabı... Kahrnda MukHa diye yazısı vardı. Sonra da kocaman bir İmza Rebeka.. O kocasına Maks diye hitap ediyordu. Bu Maksimden daha şen, daha teklifsiz idi. Bütün aile ona Maksim diyebilirdi. Bütün büyük annesi, teyze ve ha-lıalitM, .sonra benim gibi genç, sakin ve yer tutmayan İnsanlar onu böyle çağıra bilirdi. Halbuki o, Rebeka kendisine Maks derdi. Ve bu IhhiI de kafi bir emniyetle kitabın kabına yazmıştı. Kim bilir kaç defalar böylece ismini söylemiş ve yasmıştı.
besi de halâ evinde» habbesinde, yazısı gi-
bi kari ve teklifsiz bir sebilde aksediyordu.
Halbuki ben ona daha resmi bir şekilde ancak Maksim diyecektim!
VI
Eşyalardan, kaybolan anahtarlardan, açık bavullardan yerlerde sürünen İnce kağıtlardan ve her tUrlü seyahat hazırlıklarından nef ret adetim. Halbuki buna ne kadar alışkınım! adetâ bavul ve sandıklarımı hemen iıe-ınep hiç boşaltmadan aylarca dolaşırım. Eşyaslle kiralanan evlerde, büyük otellerde Nle boş dolapları ve çekmeceleri, ayrılırken gözden geçirdiğim zaman malız un olurum. Bu damların altında İki gece bile kalmış olsak yine kendimizden bir şey oralarda biralar da öyle gideriz. Ne topla İğne, ne bir firkete, ne de ymst'k altmda bir mendil unut-ma»Aii        yine hayatımızın bir zerreul bu
odalarda kalır..
Yere oömelmlş, dolu ve kapanması müşkül bir bavulu kapamağa uğraşıyordum. O günü bu an İmiş gibi hatırlıyorum. Büyük sandıklar odadan dıKarıya nakiolmuş, urtık ortada sadece küçük eşya parçaları kalmıştı. Çekmeler, dolaplar, açık, yorler kfığıt İçindeydi.
Yola çıkmağa bir gün İçinde karar vermişti, kadro, sabahleyin bana bir mektup uzatarak dedi kl:
— Amerlkaya gitmeğe karar verdim. Torunum apandisit olmuş, annesi çocuğu görmek İçin Nevyorka gidiyor, biz de gideceğiz. Bu gece düşündüm Avrupada dolaşmaktan bıktım. «Biraz da yeni dünyayı görelim» dedim. Ne dersiniz? Nevyorka gitmek hoşunuza gitmiyor mu?
Hapse gitmek bana her halde daha hoş gelecekti, iler haldo bu memnuniyetsizliğim \ 11 /11111* ı * 11 belli oldu kl evvela hayret sonra
da öfke ile:
— Ne garip çocuksunuz! Dedi. Sizi bir türlü anlamıyorum. Sizin gibi parasız bir kız İçin bu Amerika seyahati kaçırılır bir fırsat değil.. Orada arkadaş bulursunuz, gezer eğlenirsiniz. Hayretler içindeyim. Ben ise Monte kari oyu sevmediğinizi zannediyordum. Meğer buraya ne kadar bağlı imişsiniz!
— Alışmıştım... Diyebildim.
— Peki peki.. Nevyorka da alışırsınız. Haydi kaybedecek vaktimiz yok. Eşyaların nakille meşgul olmak lazım... Göreceksiniz ki Montekarloyu hiç aramıyacaksınız.
Kahkahalarla gülerek yüzüme bakıyordu. Fena halde sinirlenmişti m. Hiç bir şey düşünecek halde değildim. Ne eşya, ne bavul, no sandık...
Demek kl o korktuğum saat nihayet gelmişti. Gidiyordum.
Her şey bitmişti. Yarın akşam trende olacaktım. Trenin her hareketi, her tekerleğin bir kere dönmesi beni ondan kilometrelerce uzaklaştıracaktı. Belki de ona veda bile edo-mlyocektlm. Yahut ta herkesin İçinde, mesela yemek odasında yanına yaklaşarak gideceğimi söyUy©c*ktim. O terbiyeli bir adam gibi bana teşekkür edecek ve kendisine ara
(Arkası rmr)
GÖNDEN
D İÜ" NIE
Sesle Tecavüz
Yazan: ÜC YILDIZ
en masamın başında fıkramı .güçlükle derleyip toparlamıya uğraşırken komştı apartımanda biri piyano meş-öccdıyor. Komşu diyorum amma piyano adeta odama, öz boşuna yerleşmiş grbtdir. Acemi insafsızlığı malûm! Parmaklar bir sırık hamalı hoyratlığile tuşlara vurdukça çrkan ses beynimin içinde ötüyor. Sonra apartımao duvarları da gitgide o kadar na. rinleşıyor kı neredeyse aralarından komşunun sesile beraber (kaloriferinin harareti ve lâmbalarının ışığı da geçecek.
Evet komşumun kızı, karısı yahut kendisi piyano öğreniyor. Öğrenecek! Kirasını muntazas» man ödediği ve gecenin on iki-sile sabahın sekizi arasında egzersizlere fasıla verdiği müddeU çe bu onun hakkıdır.
Benim haJtkıma gelince, benimki başımı alıp bu sesin ye-tışemıyeceği bir yere gitmek, meselâ kırda yahut bahçe ortasında bir yalnız evde oturmaktan ibarettir. Hali hazır şartlarının müsaadesizi iğ in e göre yok fa rzed il ebıl e ok bir hak.
Kanun her tecavüze karşı himayemi temin etmiştir. Meselâ kimse zorla evime giremez; dişimi yahut potinimi çıkaramaz; yiyeceğime içeceğime karışamaz vesaire.
Vapurda kimsenin beni ye rımden kaldırmıya hakkı yoktur. Fakat yanımdaki yahut kar. şımdaki sıraya oturarak beni rahatsız edecek bir terennüm tutturmasına hiçbir kuvvet, hat-,
tâ edep ve terbiye bile mâni değildir. ı
Hakikat şudur ki medeniyet! sesle tecavüzü eL ayak ve hattâ sözle yapılanlardan farksız bir tecavüz sayacak ve buna karşı kanun yapmayı düşünecek mertebeye henüz gelmemiştir. Birisini mahkemeye şikâyet ettiğiniz zaman hâkim ene yaptı, nt söyledi» diye sorar. «Bir şey yapmadı, söylemedi, yalnız kulağımın dibmde bağırdı» diyeı cevap verecek olursanız sizi mahkemeyi fuzulî işgal suçu ile cezalandıracağına yahut Bakırköy hastahanesine muayeneye göndereceğine hiç şüphe etme*
yin. *
Bir Garp muharriri bahsetti, ğim piyano sesi, radyo paraziti, tramvay ve araba gürültüsü gibi hiçbir kanun ve hiçbir fennin insanları koruyamıyacağı sesler için ordures acoustiques (tercümesi caizse müzahrafat savti-ye) diye güzel bir tâbir kullanır.        , ¦'   . r%
Bunların    insanlar, vücut ve
akıl sıhhati, ruh muvazenesi üzerinde fena bir tesiri olduğunu inkâr etmemek lâzımdır.
Son felâketten bir iki ay evvel Fransada bulunmuş bir arkadasın anlattığı bir vaka bana çok manalı görünmüştür. Bu arkadaş fakir ve cahil bir hizmetçi kadına memleketinin niçin muharebe ettiğini sormuş. Kadın radyoyu kastederek hırçın bir tavırla cbağırıyorlardı, demiş, ben dişimi tırnağıma takarak çalınacağım. Sonra bağıra, rak tehdit edecekler. Bu ol-ımaz».
Çok kere radyoda siyasî nutuk dinlerken konuşulan dili anlamadığım halde, sırf sesteki ısırıcı tecavüzün tesirile boğuk bir öfkenin boğazımı tıkadığını duyar, bugünkü harbin sebepleri arasında sese de ehemmiyetli bir rol vercek gibi olurum.
Hususî Ders Meselesi
Muallimlerin Kenuı ıajewc4ciine ücretle hususi ders vermesi kati şekilde yasak edilmiştir. Bu emre aykırı hareket eden muallimler hakkında takibat yapılacaktır. Ancak, bir muallim, başka bir mektep talebesine ders vermek istediği takdirde talebenin ismini, mektebini, ailesini bildiren bir beyanname doldurarak Ma« arif Vekâletine gönderecek, vekaletçe kabul evlüdigi takdirde ders vera bilecektir.
3 ŞUBAT 1941 PAZARTESİ YİL: 1941 — AY: % — Gün: 34 RUMİ: 1356 — 2 nelkünun 21 HİCRİ: 1359 — Muharrem:   6
VAHİT ZEVALİ EZANI
GÜNEŞ: 8,10 1,43
ÖĞLE: 13,28 7,01
İKİNDİ: 16,10 9,13
AKŞAM: 18,27 12,00
YATSI: 19,59 IM
İMSAK: 6,29 12.02
3 . 2 . 941
VATAN
S fi YA
8 CİMİ AL
Vichy'ye Karşı Hazırlanan Plân
Yazan: Vahdet GÜLTEKiN
«Fransız muamma»» nın yeni bir saıhası karsısında bmunu-yoıuz. Fransanın, ısgal altında ve işgal haricinde olmak üzere ikiye ayrıhşından'berı, âdeta iki h'üıkûmet merkezi mevcuttu. Bunlardan biri Paris, diğeri V'ıchy idi ve Paris tamamile Alman hâkimiyeti akındaki Fran-sayı tetnsıl ederken Vıchy zaman zaman daha müstakil bir siyaset takıp etmek temayülünü gösteriyordu.
Bugün Parisle Vidhy'nin birbirinden daha ziyade ayrıldığını görüyoruz. M. Laval'in fiilî idaresi altında olduğu anlaşılan yeni bir 6İyasî teşkilât kurulmuştur. Rassem'blement natio-nal populaire «Milli halle top-JanüTiası» ismini taşıyan hu teşkilât şimdiki halde bir parti mahiyetini haizdir.
Diğer taraftan, M. Laval'in Berline hareket ettiği de haber verumdktedrr. Es&i başvekil muavininin Alman hükümet merkezinden yeni drreiktıfierle geleceği ve siyasi ta$kilâtına bir faaliyet programı çizeceği anlaşılıyor.
Bu, Alimanyanın, tamamile hâkimiyeti altına almaik istediği memleketlerde tatbik edegeldı-ği siyasî manevralara çok benzi-yen bir hâdisedir. Atfnanyanın son zamanlarda Fransadan yeni taleplerde bulunduğu ve bunların Mareşal Petaon Urafrodan reddedildiği de hatırlanacak olursa Almanyanın, kendi emri ve plânı ile kurulduğu a*iltâr olan yeni Fransız parinamın hederini anlamak hiç de aor değildir.
Almanya, Parbte teşkil edilen bu siyasi partiye, bütün i$-gal altındaki Franaaya şamil bir cereyan şeklini pek kolayca verebilir ve bunu Vachy hükümeti aleyhine kullanabilir. Bu suretle, bir müddet evvel, M. La-vai'in şahsını Mareşal Petain üzerine tazyikte kullanmak »ti-yen ve buna muvaffak o lamı yan Airn ariyanın bu seter bir siyasi teşekkülle harekete geçtiği ve Fransadan islediklerini ele geçirmek ıçm uğaraşcağı anlaşılıyor.
totfımal ki Almanya, Vidıy hükümeti üzerine, Paris hükümetinin maskesi altında silâhlı bir yürüyüşü bile plânına almıştır. Zira, Mareşal Petam'e »on Alman talepleri ile beraber, tehdit makamında, bütün Fran-sanın i$gal altma alınacağı da bildirilmiştir.
Fransız donanmasının Al-manyaya teslimi ve Tunueta deniz ve hava üsleri verilmesi gibi iki esaslı noktayı &tiva eden yeni Alman taleplerini reddettikten sonra, Mareşal Petain'in Cezair halkına hitaben söylediği nutuk da hâdisenin ehemmiyetini arttınmaktadır. Mareşal bu nutkunda halkı kendisine itaate çağırırken belki de uzakta belirmekte olan bir. tehlikenin dumanlarını görmekte idL
Büyüklüğüne nisbetle yaraları hafif olan Londra dimdik
ayakta duruyor
ve
Edebiyat Fakültesinde Yoklama
Edebiyat fakültesi, talebeleri çalış mıya teşvik İçin bazı kararlar almıştır. Bu kararlar şunlardır; Fakültenin türkoloji, coğrafya zümresi talebeleri mevcut talimatnameye göre, ilk sertifika İmtihanını dört sömestr sonunda vermek mecburiyetindedirler. Talebeyi dört sömestr sonuna kadar bilgi bakımından yoklamasız bırakmak doğru bulunmamaktadır. Bu nun İçin bu sene başında fakülteye kaydedilmiş olan türkoloji ve coğrafya zümreleri talebesi sene nihayetinde profesörler tarafından bir yoklama imtihanına tâbi tutulacaklardır
I
Alman tayyareleri; beş ayda. Büyük   Britanya
üzerine 6 milyon 747 bin kilo botmba atmış. 350 yük vagonu kadar...
Bunun yarısı, 3.187.000 kilo* 6u Londra üzerine düşmüş. Geri kalanı da Birmingham. Sout-hampton Coventry, ^ Liverpool, Brtstol ve Polymouth'a....
Almanların maksadı, silâh ve tayyare fabrikalarınım bulunduğu şehirleri, demir sanayiini, ticaret limanlarını tahrip etmektir. Bilhassa 15 son teşrinde en müthiş ve en kesif hücumlarını sanayi şehirlerine tevcîfî ettiler.
Merakla sorulan suallerden biri de şudur: Londranın hali, manzarası nasıl?...
Son zamanlarda Londradan çıkanların söylediklerine göre bu şehir tahrip edilmemişti. Viraneye tesadüf etmeden uzun gezintiler yapmak kabildir. Bununla beraber, dünyanın tanıdığı abidelerin, binaların ekserisi bombardımanlardan az veya çok müteessir olmuştur: Sitede Sen Pol kilisesi, büyük gazete idarehaneleri. Fleet Stret'm istihbarat büroları. Belediye konseyinin içtima mahalli, Giult Hail Sent Ma. ri Kilisesi, Bovv, Londra kulesi, ilâh....
Merkezde: Bucfcingham sarayı, Carlton oteli, Bond Street Fransız kilisesi, ilâh--- Garpta ve çimalde: Holland Hhuse, Madam Tussaud un balmumu manken müzesi. Şarkta; Doklar, Taymiain sağ sahilinde Woolvich tersanesi..
Londra harap olmamıştır. Fakat, biraz yaralanmıştır.
Buna rağmen hayat seyrini takip ediyor. Ahalinin ekseriyeti şehirde. Bütün gazeteler, evvelki gibi muayyen saatlerde çıkıyor Mücssesat mesaisine devam ediyor. Meselâ meşhur Lloyd acentelinin 5000 memuru, 20 metre derinliğinde ve üzeri çelik levhalarla kaplı sığınaklarda çalışıyorlar. Berberleri, lokantaları, lü-timcü dükkânları, tiyatro ve sinema biletleri satan acenteleri var. Şehre bombalar yağarken bütün dünya ticaret gemilerini sigorU etmekte devam ediyor.
Büyük oteller de böyle, Londranın en meşhur dansözlerin devam ettiği Dorchester, birinci kâtını tamamile çelik levhalarla kaplatmış, her gece caz ve dans devam ediyor. Müşteriler gece konforlu mahzenlerde yatryor-lar.
Londranın en kfcar caddesi olen Bond Streert'de lüks bir kuyumcu, camekâniarında 18 inci asır rcıamulâtına gümüş bir sofra
takımını moda mağazaları en son model şapkalarını,  iç çamaşırlarını teşhir  ediyor.  Di£cr mağazaların camekânları da dolu... Londranın    sınaî ve    iktisadi
hayatı bombardımanlardan ne dereceye kadar müteessir oldu? Geniş bir sahayı kaplıyan sınaî müesseseler pek az zarar görmüş tür. Halbuki liman kısmen harap olmuş, hemen hemen felce uğramıştır. Deniz faaliyeti, menıle-
İngiltere Halkı
Bombalara Alıştı
ketin garbına geçmiştir.
Vilâyetlerde
Sınat şehirlerde tahribat hak-kmda doğru bir şey söylemek km. kânı yoktur. İngiliz aansörü, bu hususta pek ketum. Harice bir sızmasına
meydan vermiyor.
Akmantar, kesif hava taarruzla.
rı ile In-giiâz sanayi merkezlerini tahrip ve bu suretle İngilizlere «pesl»  dedirtmeye    çalınıyorlar.
Binaenaleyh, hava düeı:osu bU tün şiddetile devam ediyor. İngilizler bütün kuvvetlerıle mukavemet gösteriyorlar, maneviyatları da yerinde...
Normal vaziyette, hububat merkezi olan Londra ve Liverpol rıhtımlarına her gün Uç büyük ailep yanaşırdı.  Büyük Britanya,
halkın iaşesini temin i*!r senede
5 milyon ton buğday ithal etmek medburiyetindedır. Mısır, ehlî hayvanat, bira imali iç:n arpa, et, tereyağı, yumurta, sebze, meyve, ilâh da kısmen... ingilizlerin senede yedikleri muzun miktarı tamam 19.250.000 hevenktir
İaşe tedbirleri ingilizlerin birer iaşe kartı vardır. Et tevziinde İngiliz sistemi şudur: Her İngiliz bir kasap dükkânıma kaydediiımeğe mecburdur. Her haltta muayyen bir bedel mukabUinde muayyen bir milçtar et alır. Eğer iyi parçalardan isterse bu miktar azalır.
Eylülde, azamî miktar 2 şilin
6 pens idi. Sonra, I şilin I 0 pens
daha sonra 1 şilin 6 pense indirildi.
Şeker de vesikaya tâbidir. İngilizler çok çay içerler. Bu sebeple adam başına haftada yarım kibre çay verilir. Tereyağ 125 gram, bir hindi, günde rki küçük parça. Ekmek satışı serbesttir.
Şimdiki halde Ingilterede yiyecek sıkıntısı yoktur. Fakat hükümet her ihtimali göz önüne a-larak birçok tedbirlere baş vurmuştur. Çiftçilere, ektikleri arazinin her hektarı için 15 Türk lirası ve bir prim vadernûştir. Bu suretle 2 milyon 800 000 hektar fazla buğday ekilmiştir. Birçok şeyler de lahdit olunmuştur. Meselâ alelade 25 - 36 sayfa çıkan gazeteler 6 sayfaya indirilmiştir Halis ipek satışı menedil-miştir. Kömür sarfiyat\ da azaltılmıştır.
İngiltere İhracatına Devam ediyor
Büyük Britanya hükümeti, !,ar bin uzun sürmesine rağmen ihracatına devam ediyor. 1940 senesi eylül ayında, 1939 eylülüne nîsbeten yabancı devletler piyasasına I milyar 800 franklık mal göndermiştir.
Bir hesaba göre, yük gemilerinden 1 2 de 7 si. yükde beraber denizaltıları,    tayyareler    veya harp gemileri tarafı ıaan  batırılmaktadır. Geçen temmuz ayın-oa  3!/,51fl ton  "sîyd Okyanusa " ı''l\ftttfQr,   Fakat,   4.50Ü.OOO tonu da  mahallerine    vasıl    ol-
n.ujlur.
İngiliz maneviyatı yüksek
Harpte en büyük   silâhlardan
ŞUNDAN BUNDAN
Amerika Deniz Kuv vetlerini Artırıyor
Vaslngtondan gelen haberler, Amerikanın, deniz kuvvetlerini bir misli arttırmıya karar verdiğini bildiriyor. Yeni tezgâhlarda İnşasına başlanılan bu gemiler blttlfel uman Amerika, dünyanın en büyük 'filosuna malik o bıraktır.
Amerikanın huli hazırda 15 büyük safılıarp gemisi vardır. İnşası bitmek üzere olan 10 zırhlıdan baıj-ka 7 zırhlı daha slparl* edilmiştir.
Amerikanın tayyare gemisi var dır. Bunlar 18 e, 87 kruvazör 8fl r 187 destroyer 888 e, denizaltıları d» 108 ten 185 e çıkarılacaktır.
Amerikanın, her İki Okyanus sa hlllerlnl muhafaza ve müdafaa İçli böyle < ıii bir donanmaya Ihtl
yan ı Uuftu    şüphesizdir.
Uz   Ş rk V3 Bir Keh?.net
Devam eden Çin - Japon muharr besi, son 50 sene içinde Japonlam açtıkları dördün* U muharebedir. Bl
kehanete göre, Uzak sarkın mukad d eratı dört muharebe- neticesinde ta ayyün edecektir.
Hulasa edelim: 1894 - 1895 Çin -Japon harbi, galip Japonya - Çl* kara ve deniz kuvvetlerini bir ka gün mukavemetten sonra silâhların teslim etti. Fakat Almanya, Rusy ve Fransanın müdahalesi üzerine Ja ponya, harp gayelerinin bir kısmım dan vazgeçmek mecburiyetinde kal-
4ı. .       . v .
1804 - 1005 Rus - Japon harbi Galip Japonya. İlk defa olarak h<* yazlar ordusu, sanlar ordusunun knr
şısında masifip oldu. Japonya, Çl nln şimaline yerleşti.
1014 - 1018: TTmumS harp. Japonya, beş büyük devlet arasında mevki aldı.
1987: Şimdiki harbin başlangıcı Efter bir çoklarının verdifl bu kehanet doÇm İse bu harp, sarı dîın-vanın mukadderatını tayin edecektir.
Ce'la* 8 ns^n'un Hatıraları
Rap a_ ımu üzerinde bir ayna bulunan bUyücek bir kutu... İçinde, seten bir yastık üzerinde 16 inci LUl'nln balmumudan yapılmış maskesi. 16 ıncı LUi'nln dar afcacına çıktıfrı zaman üzerinde bulunan yeşil renkli yeleğinin bir parçası, üzerinde slvah yazılarla «Milletin arzuslle, 1798» yazılı ve Uç renkli kordelâ...
Kumral bir saç demeti. 16 ıncı LUl'nln saçı...
Parlste, müzayede salonunda satışa çıkarılan bir celladın bu hatıraları arasında bir çok ta ka£ıt var. Bunlar, yüksek bir para mukabilinde Carnavalet müzeni tarafından satın alınmıştır.
Cellat Sanson, 16 uıCJ Lttl İle kn-rısı Marl Antuanet'tcn başka Yüzlerce yüksek şnhsivetln kafalarını kesen Fransız ccMfttidir.
tatarin Nt8(N G liyor
Şeker bulamadığınız    zaman çay kadehinize koyduğunuz küçük sakarin pastillerinin    nereden geldiğini biliyor musunuz?
Sakarin, bir nevi katrandan çıkarılır. Pancardan alınan şekerden 300-500 defa daha tatlıdır. Sakarin, şeker hastalımı müptelalarına şayanı tavsiyedir. Fakat, az miktarda kullanmak şartllc... Aksi halde hazımsızlığı tevlit eder.
brri de maneviyatın sağlamlığıdır. Şimdiye kadar İngilizlerin maneviyatı ne bozulmuş ve ne de eksilmiştir. Bunu. Almanlar da tasdik ediyorlar.
ingilizlere;   hava  taarruzlarından^ bombalardan, yiyecek mahrumiyetinden bahsedildiği zaman 'kayıtsız bir tavırla şu cevabı veriyorlar:
— «We can take it: dayanacağız». Yunanlıların Arnavutlukta, İngilizlerin Libyadaki zaferleri, bu hiç bir vakit sarsılmıyan maneviyatı, itimadı bir kat daha takviye   etmiştir.
Tarihin En Yırtıcı Bir Kuşu
Teped
lenlî
Tcpedelenli AH Paşanın maceraları hakkında* heT dilde sayısız kitaplar vardır. Aleicsandr Dmma, Monte Kristo romanında kendisine yer vermiş, Ali Paşa filimlere de girmiştir.
Tepedelen bugün Yunanlıların elinde bulunu/yor. Bu hâdisenin ı cpedelenli Ali Pahayı hatıra getirmemesine ve ona ait hatıraları
canlandırmamasına ihtimal yoktur.
Bü'uin memleketlerin tarihi ka. riftınlaın. Tepedelenli Ali Paşadan meraklı bir roman 'kahramanına güç tesadüf edilir. Tarihte onun kadar gaddar yırtıcı 'kuş az-diT. Entrika da romanın Borjıya-tarına el öptUrebilir. İstilâ ve nüfuz hırçında, muasırı, bazan xnüt-tefiki, bazan düşmanı Napolyon-dan kalır yeri yoktur. Her ı • tı ailesinin düsmaniarile do u on dört yaşında yeLkm bir çocuğun, Arnavutluk, Tesaiya ve Moraya hâkim bir yarı hükümdar haline çıLmaeıntn ve Napoıyon devrinin Avrupesında birinci d ere ede bir rol oynamasının hrkâyesi, tarihin en heyecanlı maceralarından biridir,
Tepedelenin düşmesi münase-betile bu h>k&yeyi kısaca gözden geçirmek zahmete değer.
On sekizinci asrın ortalarında Tepedeiende Ali Paşa adında bir derebyı var. Osmanlı ordusunun Vcnediğe açtığı bir muharebeye karışıyor. Bir kalenin muhasarası sırasında şehit oluyor.
Bu Ali Paşanın Veli Bey adında bir oğlu var ki dik karalı olduğu için babasının mirasından mahrum bırakılmıştır. Bunun üzerine Veli Bey dağlara çekiliyor, haydut oluyor, hakat kurduğu çetenin hakikî reisi kendisi değildir, ikinci karısı Koniçeli Han'AOV adında cüretli, haris, kinci bir kadındır. Hankov, meşhur  1 epedcienunm annesıdir.
Veli Bey, bu yırtıcı kadının tesiri altında haydutluktan zengin oluyor, bir gun kuvvet topluyor, 1 cpedeıenı basıyor, kendisini mirastan mahrum bırakmıya sebep olduıar diye kardeşlerinin evine ateş veriyor ve hepsini diri diri yakıyor.
Hankov, oğlu Aliye ta«m bir haydut terbiyesi veriyor, Kendi kin ve intıkaırn h»ıtnni ve zorbalık rüyalarını tamamile aşılıyor.
Babasının vefatında on dört yaşında oıan oğlanda beraber dağlarda haydutluğa devam ediyor. Nihayet bir gün çocuğa uzun bir intikam ls»tc3İ bırakarak ölüyor.
Ali haydutiırja devam ederek pek çok para ve kuvvet topluyor. Bir rivayete göre, eski bir define de bularak bu sayede sayısız mal sahibi oluyor. Yinmi yaşına varınca Ergiri valisi Delvi-nelı Kaplan Paşanın kızı Emi-neyi alıyor. Fakat Berat valisi Kudret paşanın kızını da ikinci karı olarak afcmrya taraftardır. Kudret paşa. sözünü bozarak kızını Avlonyalı İbrahim paşaya verince Ali, iayan çıkarıyor. Ergiri, Premidi, Konice taraflarını alıvor. Bu sırada kayırtbabaaı Kaplan naşa, padişahın gözünden düşüyor. Ali. pad^«alha çatmak için onun üzerine yüîüyor ve Kap. lanı kendi eliyle öldürüyor, isyan eden Işkodra valiainin de hakkından geliyor. 1787 de Rus ve Avusturya harplerine iştirak ederek kendini #ö*teriyor. O zamanki zayıf İstanbul böyle cüretli bir adam »bulunca dört elle sarılıyor. Kendisine vezirlik veriliyor ve Yanyaya vali oluyor.
Bugün  Yunanlıların Eline Geçen Tepede len,Ta: ihin En Heye canlı Bir Romanına Sahne Olan Yerdir
Yazan:
r,:. n. zal
Tepedelenli Ali Paşa
Böyle mevki sahibi olunca, ilk ışı e^kı intıkaım hesaplarını '< n../.<:xı;< r. u.u.uı Vantıle istediği bu kızı alan Avlonyalı lb-ralhım paşa berat valisidir. 'Ali* kendisine karşı kuvvet göndererek estr ediyor. İki güzel kızını zorla atıyor, kendi oğuharı Muhtar ve Veli beylerle evlendiriyor. İbrahim senelerce Yanya kalesinin karanlık bir bodrumunda inliyor, nihayet Babıâli serbest bırakılmasını ve Berat valiliğine iadesini emredince Alu düşmanını kendi eliyle öldürüyor ve eceliyle öldüğünü letan-bula yazıyor. Bundan sonra El-baaanı, Debreyi, Yenişefcıri, Tır-haıayı, Morayı, Ergribozu Yanyaya katarak yarı müstakil bir halde kiareye başlıyor ve oğullarını vali diye şuraya buraya gönderiyor. lotnıbul bütün bu asilikleri valayıp yutuyor, çünkü Ali zengindir,    letanfbula  rüşvet
yağdırıvor,
Tepedelenli için Utanbulla uğraşmak bir mesele değildir. Asıl plânları Barbaros zamanrnda olduğu gibi brr donanma kurarak bir taraftan Akdenize hâkim olmak, diğer tarftan da Balkanlara büyük devlet sokmamaktır. Bu maksadını tönin için her ka-lrba giriyor, her fırsattan istifade ediyor. 1797 de Napolyon Ve-nefJiii ortadan kaldırınca Venediklilere alt olan sahil hattını der-
BUGÜNKÜ   PROGRAM
8 Program,   8.03 Ajans   haberleri
6.18 Hafif parçalar (Pl.)   8.45/9 Ev
kadını - Konuşma, •
12.30 Program 12.33 Gündüz   faslı
12.50 Ajans haberleri 13.05   Gündüz
fasıl   programının   devamı   13.20 -
14 Karışık progTam (Pl.)
18. Program 18.03 Radyo caz orkestrası 18.10 Karışık şarkılar 10.15 Müzik Meşhur Violonistler (Pl.) 19.30 Ajans haberleri 19.45 Radyo İnce saz heyeti 20.15 Radyo gazetesi, 20.45 Müzik: Gençler mandoLin takımı 21 Müzik Dinleyici istekleri 21.30 Konuşma 21.45 Radyo orkestrası 22.30 Ajans haberleri 22.45 Caz band (Pl.) 23.25 - 23.30 Kapanış
hal ele geçiriyor. Napolyon:
— Orasını biz    alacaktık, nc
yapıyorsun?
Drye çikı$ınca $u cevabı veriyor:
— Aman efendim, ben koyu cumhuriyet taraftarıyım. Sahillerde istibdat taraftarı derebeyleri var, onların hakkından geliyorum.
Napolyon, Balkanlara hâkim olmak hevesleri gösterince Babıâli bu tehlikeye karcı İngiltere ve Rusya üe ittifak ediyor, Te-pedelenJi o tarafı işine uygun görerek derhal Napolyona karşı dönüyor. O kadar hizmetleri görülüyor ki Ingilteredn Nelson kendisine tebrtk mektubu yolluyor.        ,
İngilizler Yunan adalarına ve Prağaya yerleşince bu defa Pra-gayı kurtarmak ve ingilizlerin Balkanlardan ayağını kesmek Km Napolyon la ıt.u.ak ediyor. İÖİ4 de ingilizler burasını tekrar alıyorlar. Tepedelenli yeniden Ingutereye ittifak teklif ediyor, tâ Londraya kadar bir sefaret heyeti yolluyor, Pragayı İngilizlerden alarak Balkanlara ecnebi sokmamak aiyasetini yürütüyor.
Tepedelenli,    his bakımından
Yunan teeiri altına düşüyor, sarayı Yunan şairlerHe doludur. Yunan ihtilâli onun müsamahaları sayesinde filizleniyor. Yunan ihtilâlini dieviıycn ingiliz şairi Bayron ziyaretine gediyor. Avru-parun her tarafında macera ariyan adatnlar, Yanyaya akıp geliyor ve Tepedeleniinin t>ayragı altında toplanıyor. Yanya sara. yında ayni zamanda zevk ve sa-fanın hududu yoktur. Tepedeleniinin her arzusu kanundur. Arnavutlukta ve Yunanistanda güzelliği göze çarpan her kız kendini Tepedeleniinin sarayında bulur. Bunun için o sıralarda fazla güzel kızı olan ailelerin derdi, kızlarını çirkin kıyafete koyarak Alı paşanın pençesine düşmekten korumaktı. Fakat kızlar hiç de o hUırde değildi. Gençliğinde mavi gözleri, sarı saçları ile kızları l.rnuu.c bağhyan Tepedelenli, uzun sakallı ihtiyar halinde bile Arnavutluk, Tesalya, Yunanistan kızları için cazibesini muhafaza etmiftir.
ikinci Mahmut, yan müstakil derebeylerıne karşı her tarafta mücadele açınca en evvel Tepedelenli Ali paşanın üzerinde duruyor. Ali paşanın, Paço Bey adın da bir diirtmanını Istanbuida, sarayın burnu dibinde öldürtmeği İkinci Mahmuda hareket fırsatı | veriyor. İşkodra valisi Hurşit pasa Tepedeleniinin üzerine gönderiliyor. Zulmünden bizar olan bütün beyler aleyhine dönüyor. Oğulları bile bunlara katılıyor. Buna ve seksen yaşında olmasına rağmen Tepedelenli, kaleye kapanarak iki sene dayanıyor. Nihayet Hurşit paşaya teşriim oluyor. Paşa kendisini güler yüzle kabul ediyor, şartlarda uyuşuluyor, fakat Tepedelenli çadırdan çıkarken arkadan hücuma uğruyor, boynu vurulup İstanbula gönderiliyor. Babalarına »yan etmiş olmalarına rağmen oğulları da ayni akrbete uğruyor.
Bu yırtıcı kuşun hayatı hakkında her dilde sayısız kitap yazılmıştır. Aleksandr Duma da Tepedeleniinin kızı Hadrye diye bir tip yartarak 'bunu Monte Kris-to romanına karıştırıyor. Tepe-delenliye Monte Kristo filminde vc diğer bir, iki büyük filimde de rol veriliyor.
A.
GİTME, KAL BURADA...
Vaeilya misafirine eordu; — Ya sen, Antonya, nasılsın? Hayatından memnun musun?
Vasllya, her pazar günü, kendi gibi sığınık birkaç dostunu davet ediyor, onlarla söyleşiyor, dertleşiyordu. Bunların içersinde en güzeli ve en kibarı Antonya İdi.
İhtilâl çıkınca Rusyadan kaçmış, îstanbula gelmişti. Elmaslarını sattı, Beyoglunda küçük bir paatahanc açtı. Kazandığı para İle sade ve yalnız bir hayat geçiriyordu.
Güzel kadın, uzanır gibi oturdu-
ğu divanda dogTuldu, ve;
— Hayır! Va/ulya, dedi. Pek o kadar memnun değilim. Hele i***ndeı. beri çok canım sıkılıyor.
— Niçin?...
— Müdüriyet, ikamet vesikam yenilemek istemiyor. Ay sonu^'ı Tür-kiyeden ayrılmak, lstunbu* '.erket-mek mecburiyetindeyim...
— Vah vali! Çaresi?...
— Yok gibi...
Yerlüer dururken yabaneılurm ça-lrşmaları muvafık görülmüyor. Eu da pek tabi!... Ülkülük Türklere Türk İsçilere alt..
— Müstesna olarak size...
— istisna yok. Her yere baş vurdum. Beyhude...
— Tabiiyetini  deg-lştlr...
— Kabul etmiyorlar artık...
— O halde benim gibi yap, bir Türkls evlen...
— Hürriyetimi feda edemem... Antonyanın bu    sözü    kahkahayı
mucip oldu. Vasllya:
— Bunun da çaresi var, dedi. Birini bulalım, eline biraz para verelim. Evlenme muamelesi bittikten öonra çekilir, gider Sen de burada kaln-sm... ¦
_ îyl ama, ya gitmek İstemezse* r — Girmez olur mu hiç... Bu, birçoklarının yaptığı şey... Çaresiz kalınca... Daha geçenlerde, tanıdıklarımdan birisi, yaslı bir mütekaitle evlendi. Adamcafcız üç yüz lirayı aldı gitti. Şimdi Bıırsada imls, bir dük kan açmış, geçinip gidiyormuş...
Karasını aradığı, sorduğu yok. is-
tersen sana da böyle birini bulalım..
— Bilmem nasıl olur?...
— Pek âlâ olur... Yarından tez. yok. Münasip birini bulacağım. Söz veriyorum sana...
Antonya, bir an dünündü ve:
— Peki, dedi. Madem ki başka çare yok...
iki gün sonra Vasilya geldi. Münasip birini bulduğunu sl. 1..U:
— Kibar bir aileden, fakat kütü talihi yüzünden fakir düşmüş...
Antonya sevindi. Resmi muamelenin en kjsa "bir zamanda yapılmasını bir iş adamına havale etti.
Genç kadın, evlenme dairesine gideceği günün arifesinde güzel bir buket rldı. Buketin üzerinde bir kari vardı: Remzi seven...
— Bu da ne? Yoksa herif işi eld diye ml aldı?..
Diye söylendi. Kocası olacak adamı, Nikâhtan evvel görmek,    tanı-
mak istememişti. Onunla ilk defa evlenme memurunun önünde karşılaşacaktı.
Remzi, uzun boylu, yakışıklı, fakat yorgun almalı bir adamdı. Üstünde sade, zarif bir elbise vardı. Bu nu, avans olarak aldığı para ile tedarik ettiğine şüphe yoktu.
Merasim bittikten sonra büyük bir nezaketle egİİdl, Antonyanm elini öp'vü, vo kolunu girdi. Dairenin ka-pıauıda bekliyeıı otomobile kadar götürdü. Selâmlryorak çekildi, Tünele doğru yürüdü.
Antonya, doğru evine geldi acele soyundu, divana uzandr Hayatında ilk defa olarak bir boşluk duyuyor, yalnızlığının    acısını     hissediyordu
O gece. Vasilyaya gitmeye söz ver mlştl. Fakat gitmedi. Erkenden yattı.
Yatağının içinde dönüyor, dönüyor bir türlü gözlerini kapayıp uyuya-mıyordu.
I    Garip rüyalarla sabahı etti. Çok ' $amlı ve sıkıntılı İdi. Niçin? Bunu | kendi dc bilmiyordu. Dışarı çıkmak, biraz hava almak istedi.
Bu sırada hizmetçi kadın, yabancı birinin geldiğini, kendisini görmek istediğini haber verdi.
Acaba bu gelen kimdi? Ûk evvel, kabul stmek Ütemedi. Bonra fikrini değiştirdi, salona indi. Kocasını görünce:
— Siz ha! Niçin geldiniz?... Diye bağırmakta,-) kendini alamadı.
— Af buyurunuz, taahhüdüm hilâ-fma sizi rahataız ediyorum....
— Benden daha ne istiyorsunuz? Alacalınızı aldınız ya...
— Müsaade   ediniz,   anlatayım...
— Ne istiyorsunuz, çabuk söyleyiniz...
— Merak etmeyiniz... İstediğim İs-tlyeccglm bir şey yok... Son zamanlarda Dıtiyaç içinde idim. Metaneti-
mi, cesaretimi kaybetmiştim. Bu sırada bana bir teklifte bulundular. Düşünmeden kabul ettim, peki dedim. Halbuki yanılmışım... Dünden beri vicdan rahatsızlığı ve yas İçindeyim... Rica ederim, beni bu azaptan kurtarınız, şu verdininiz Uç yüz lirayı alınız...
— Fakat, bay—
— ismimi yine muhafaza edeceksiniz, İstanbul da kalacaksınız. Bana gelince, bir daha size   görünmemek
için bu akşam Izmire gideceğim. O-rada, hayalinizle yaşryacafrm...
Pek acıklı bir niyazla söylenen bu sözler Antuvanın yüreğine işlemişti.
Remzi, cevap beklemedi. Paralan maeanm üzerine bıraktı, kapıya doğru yürüdü.
Genç kadm, gayri ihtiyari kolla rmı açtı ve bağırdı:
— Gitme, kal burada!...
-1—
VATAN
3 _ 2 - 941
OKUYUCU
MEKTUPLARİ
Üniversitelilere Paso İsteniyor
Biz ÜnJversitelliero bütün nak-llye vasıtalarında geçebilecek tek bir paso verdiler. Bu paso Devlet Demiryollarında bilet almak İvin geçmemekte, Devlet Deniz Yollarında abonman almak İçin kullanılamamaktadır.
Bundan başka Devlet Demir yolları 28 yasım tecavüz eden D-niversitelUere ne banliyö hattında ne do memleket dahilinde ı niverslteden todarlk edilecek ayn bir kagrtla dahi tenzilatlı tarifeden istifade ettirmemektedir.
Üniversite hiç bir memlekette yaş had dile tahdit edilmlyen bir İlim müessesesidir. Oraya devam eden herkes onun temin ettl£l haklardan   mütesaviyen    istifade
edebilir.
Münakalât vekâletinden bu tak-yidatın kaldmbnasını ve 28 yasını İkmal eden biz Üniversitelilere dahi tenzUâttaıı İstifadeyi temin hususunda gazeteniz vası-tasüe bir ricada bulunuyoruz.
İkinci ricamız da yine ayni vekâletten, Kadıköy Haydarpaşa gibi yerlerde oturan bizleri abonman temini ile sahalıları biletsiz vapura girerek ve ceza vermekten ve gece geç vakitlere kadar bazan fakülte derslerine çalıştığımız halde saat onu geçti diye tam bilet alurak biz talebeleri ziyandan kur t arsa.
Üniversite talebesinde
Cemal özman
İstanbulsporlular Dün Vefayı
Mağlûp Ettiler
Süleymaniye, Bey kozu; Galatasaray, Kasımpaşayı; FenerbaLç:, Topkapıyı; Beşiktaş, Perayı Yendi
DEBİYÂT
1
Tercümeye Dair
îyi tercümelerin ana dilimizle yazılan eserlerden daha güzel bir üslûp taşıdıklarına dikkat ettim. Bu bana ükin tuhaf göründü. Acaba fark muh teva ayrılığından mı geliyor? Bunun tesiri olabilir; her mevzu, her fikir kendine has kelime ve cümle şeküle-rini etrafına cezbeder ve şimdiye kadar bizim yazı dilimizde kullanılmı-yan unsurlar o suretle yazı düine girer. Yepyeni yaratmalar olur. Uygurlar Budit metinlerini tercüme e-derken Türkçede böyle bir inkişaf hasıl oldug-u görülüyor. Son devirlerde de tercümelerin dilimizi temiz, zengin, berrak bir hale getirdikleri aşikar. Onlarda bir Türk muharririnin aklma gelmiyecek tatlı ve munis ifadelere rastlanır.
Bu şundan geliyor zannederim: Biz ana düimizle konuşur ve yazarken ekseriya kelimeler üzerinde durmayız; Yulardan beri teşekkül eden bir mekanizmanın sevkile hareket e-derız; bunun için sözlerimizin arasına bazan şuur aydınlığına çıkmamış fikirler bulunur. Fakat tercüme eden zor bir mesele karşısında kalır. Durmadan kendi dilinin kabiliyetlerini yoklar ve düşünür. O halde tercüme yapmak, dil şuurunun uyanması için güzel bir vasıtadır. Tolstoi her gün birkaç sayfa tercüme yaparmış. Ala-üYin bir yansmda okudum; Mallar-me İngilizce hocasıydı diyor, tercüme edilmesi imkânsız şairleri tercümeye çalışıyordu. Bu esnada çok zah met çektiği muhakkak; fakat o zaman Fransızca ona yep yeni bir yüzle görünüyordu, Sentaksi parçalanıyor ve kelimeler doğrudan* doğruya yan yana geliyordu. Bu suretle bambaşka düşünce ve hayal lçr doğuyordu. Alain, bu tercüme faaliyetinin Mallarme'nin şiiri üzerinde çok tesir ettiğini söylüyor.
#
Bizde lisan tedrisatına fazla ehemmiyet verilir; Lise ve Üniversitede bunun için geniş bir zaman ayrılmıştır. Büyük bir gayret sarfedildigi muhakkak. Buna rağmen ecnebi dilde kitap okumak melekesi elde olu-namıyor. Bu, tercümenin esas tutulmasından ileri geliyor zannederim. Lisan dersi belki diğerlerinden daha fazla aktiflik ister. Ve bu hususta tercüme kadar talebeyi aktif hale getirecek bir vasıta yoktur. Dinlemek, her ne üzerinde olursa olsun, passiv bir haldir.Dinliyerek bir şeyler öğrenileceğine kani değilim. En basit tecrübe konferanslardır; insan, onlardan başı dönerek çıkar; ertesi gün unutmağa başlar; bir hafta sonra akılda bir kelime kalmaz.
Konferans muvakkat bir heyecan ve eğlence mahiyetinde kalır. Okumak, dinlemekten, kopya etmek ve yazmak okumaktan iyidir. O zaman serseri düşünceler bir maddeye bağlanırlar; kuş kafese konur ve uçmaz.
Lisan öğretmekten gayemiz nedir? Bir gencin kültür yapabilmesi için yabancı dillerde kitap takip etmeğe kabiliyetli hale getirilmesi. Lisanla kültür bir mevzu üzerinde birleşirler; o da kitaptır.Yabancı dille konuşmak ekseriyet için nadir hallerdendir. Kon yaya bir seyyah gidecek de, lise talebesine yol soracak ve o «tei, Mon-sieur* diyecek.O halde lisan derslerin de konuşturmak için sarfedilen emek boştur. Acaba konuşturmak usulü yabancı dili öğretmek için bir vasıta olabilir/ni? Zannetmiyorum.ÇUn-kü konuşmak, okumak ve anlamaktan güçtür; daha ağır uzuvların işletilmesini icap ettirir. Bundan başka konuşma dili mahduttur; kitap konuşmadan daha zengindir ve gaye kitabı anlamak olduğuna göre ko
nuşma bu hususta pek yardım ede miyecektir; o halde başlangıçtan iti baren kitapla temas etmelidir, ve o-nun içinde yürümelidir. Ya gramer. Bir metin kadar gramer öğretecel bir vasıta yoktur. Bir cümlede gra merin birçok unsurları vardır. Hen-. mücerret halde değil. İnsan metni sökmeğe çalıırken, bu zor anda gnı mere baş vurur ve iyi öğrenir.
Tercüme ederken, çocuk, yalnız yabancı dili öğrenmekle kalmaz; yu kanda denüdlği üzere Türkçe de ög renir. Türkçenin şuuruna bilhassa bı suretle varılır. Gramer ilmi ekseriya yabancılar tarafından   yapılmış tır. Çünkü alışılmış lisan bize sırlarını vermez, ona hava kadar al ışı gizdir. Ancak tercüme ederken   kend
dilimizi çözer, bağlarız. Gramerin ku ruluğuna mukabil tercümede bir keşif lezzeti vardır. îlkin yarım bir mefhum, kırık bir hayal, sonra bütünleşen bir fikir ve peyzaj. Bu <ıde-ta bizzat fikrin doğuşuna şahit olmaktır. Bu çocuğun düşünme faaliyetini canlandırır ve terbiye eder.
Tercüme işile aktif hale gelen delikanlı, her meseleyi her fikri bütün unsur lar il e kavramasını, tahlil ve I-fade etmesini öğrenecektir. Bu bakımdan tercüme bir irade ve zihin terbiyesi için, riyaziye kadar ehemmiyetlidir.
M. KAPLAN
BULMACA
/o   /r
Soldan na&a: 1 — Bir nevi tüfek, 2 — Siyah - İnleme, 3 — Sinirli, 4 — Bölme - Müşterek, 5 — Bir hayvan -Köpek İsmi, 6 — Erkek ismi - Sesini kes, 7 — Bayramdan bir evvelki gün - Nakil vasıtası, 8 — Erkek ismi - Lahim - Şark vilâyeti, 9 — Lâtife - Bir renk, 10 — Bir renk - Nefer - Yol, 11 — Bir mevsim - Hatve.
Yukardan aşağı: 1 — Kuyruğu büyük bir nevi koyun - Man, 2 — Süngü, - Nota, 3 —Cennetle cehennem arası - Niyaz, 4 — Allah - Sürü, 5 — İskân - Fasıla, 6 — Sonuna (R) gelince bir edat; 7 — Mağara - Yıldızlan tetkik etme - İkinci harfin üstüne nokta konunca bir nota, 8 — Sonuna (Ek) ilâvesile a-laturka rrusikldc bir makam - İçi ve dışı ayni maddeden yapılmış, 9 — Renk - Kaaeme, 10 — Bir örnek -Peygamberip-.izln bindiği at, 11 — Adet - Çatalm arkadaşı.
DÜNKÜ BULMACANIN HALLİ Soldan Sağa:
1 — Sultanahmet, 2 — Asi - Suni - Ko. 3 — Rasathane, 4 — Araba - Do - Ru, 5 — Yener - Oğlan, 6 — Allah, 7 — Ulu - Şuur, 8 — Razakı - Ma, 9 — Nil -Arnika, 10— Unalma - Nida, 11 — And - Nal.
Yukardan aşağrya: 1 — Saraybur-nu, 2 — Usare - Lâin, 3 — Lisan -Uzlaş, 4 — Abes, 5 — Astar - Kama, 6 — Nuh - Aşıran, 7 — Anadolu, 8 — Hinoğluhin, 9 — Lar -Kin, 10 — Ek * Rah - Mada, 11 — Topuk - Ya - Al.
RÜYASI
BETTE DAVIES
OLIVIA DE HAVİL AND
LESELIE H0 W ABD
Mi
Resimler; dün Şeref stadında yapılan lig maçlarından İstanbulsp or - Vefa, Beşiktaş - Per* maçlar
Dün Fenerbahçe ve Şeref stad-
Pek Yakında L/XL E Sînemasında
larında birinci küme lig maçlarına devam edildi. Genel kurmayın muvazzaf vc ihtiyat erlerle subayların sivil kulüplerde aynıyamıya. cakları hususundaki kararından sonra talkımların ne gibi (kadrolarla çıkacakları merakla bekleniyordu. Kulüpler bu son kararla hakikaten büyük bir sarsıntı geçirmişlerdi.
Dünkü maçlar normal neticeler verdi. Günün en (mühim maçında Istanbuleporlular Vefayı 2-1 yenerek millî kümeye gtrtmek ümidini kuvvetlendirmiş oldular.
Şeref «tadında başlıyarak dünkü maçları sırasile veriyoruz.
Şeref Stadında:
Istanbulspor - Veia
Şeref stadında günün ilk ve en mühim maçı Istanbulspor - Vefa arasında oldu. Askerlerin kulüplerde oynaımamalan karan bu maç için de olsa lstanbulaporun ekmeğine yağ sürmüş. Vefalıları da çak fena vaziyete düşürmüştü. Vefalılar merkez muhacimleri Haikkıyı, Fikreti, Sulhiyi, muavin Necdeti kaybetmiş bulunuyorlardı. Vefa takımı için bundan büyük bir sarsıntı da olamazdı. Buna mukabil 'İstanbulsporlular da Enveri oynatamamışlar, takımlarına GaLatasaraydan Süleymani almışlardı.
Daha evvel bu maçın tenkidini yaparken, iher rki takımın hayatî vaziyeti mevzuu bahsolan bu müsabakada asabın perfk mühim bir rol oynıyacağını kaydetmiş ve hakeme büyük bir vazife düşeceğini de ilâve »etmiştik.
İstanbul futbol ajanlığı da ya bunu idrak ©timemiş veyahut da ı başka bir düşünce ile olacak kil hakemler arasında nisbeten zayıf bulunan Halit Galibi böyle mühim bir maça hakem tayin etmek hatâsına düşmüştü.
Her iki takım sahada şu kadrolarla göründüler:
Utanbulspor: Fikret - Faruk. Hayri . Bekir, Rüjtü, Muzaffer -Tarık, Süleyman, Cihat, Kadir» ismet.
Vefa: Hüsameddin - Enver, Vahit . Şükrü, Hakkı, Mustafa -Necati,    Ferdi,    Gazi,    Haydar,
Zühtü.
Halit Galîbin düdüğile oyuna isitanbulspor başladı ve derhal Vefa kalesine dayanan siyah Sanlılar Vefa 'kalesine ilk tehlikeyi atlattılar. Cihadın sütü Hüsamed-dinin elerinde kaldı.
Her iki taraf, oyunda bir hâkimiyet kurmak için çalışıyorlar ve ortaya çok seri brr oyun çıkıyordu.
3 üncü dakikada bir Istanbulspor hücumunda Vefa kalesi karıştı. Bu karışıklık arasında Vefalılar topu bir türlü uzaklaştırama-dılar. İsmet bu fırsatı kaçırmıya-rak ilk Istanbulspor golünü kaydetti.
Bu gol istanbulsporluları daha ziyade canlandırdı ve hücuimiar birbirini takip ediyordu. On dakika kadar süren bu devamlı tazyikten sonra. Vefalılar açıldılar ve oyunda bir hâkimiyet de kurmıya muvaffak oldular. Oyun Istanbulspor nısıf sahasına intikal etti. Her dakika için gol bekleniyordu. Fakat Vefalılar ellerine geçen birçok fırsatları kaçırdılar. Nitekim Hay. dar kaleci ile karşı karşıya kaldığı halde muhakak denecek bir golü kaçırdı. t
Oyun sertleşmiye başlamıştı ve
asabi bİT hava içinde oynanırken
devre I . 0 Istanbulspor    lehine
nûSayetlendi.
İkinci devreye Vefalılar çok canlı
başladılar. Ve İlk dakikalarda Gazinin köşeyi bulan bir sütünü Istanbulspor kalecisi güzel bir plonjonla kurtardı. Ve bundan sonra da Vefa-
ÇİRKİN BİR HÂDİSE
İftt&ııbuLnpor - Veia maçı, a-sabî bir hava İçinde nihayetleni-yor. Vefulı oyuncularda asap gergin. Soyunma odaoma doğru I-lerllycn hakemin peninden gidiyorlar.
Yüzme havuzunun soyunma yeri köşesinde bir Vefa taraftan, hakemin yüzUne tükürüyor. Bunu koyu bir Vefalının    hakeme attığı müthiş   bir yumruk takip ediyor ve hakem yumrumun tesl-rile susuz havuza yuvarlanıyor.
Tesadüfen maçta bulunan vilayet maiyet memuru Kemal bu vaziyeti görüyor. Derhal polise müracaatla mütecavizi tutturuyor. Soyunma odasmda hakemin karsısına götürüyor ve kendisine:
— Size olan çirkin tecavüzü gözlerimle gördüm, işte mütecaviz de elimizdedir. «Davacıyım», demeniz kâfidir. Ve ben sizin şahidinizin).
Eski bir sporcu olan maiyet memuru Kemalin bu yardımına ve bu sözlerine karşı hakem Halit Galip su cevabı veriyor:
— Biz hakemiz, böyle şeylere alışığız.
Hadise burada kapanıp, ve yine bizim için burada acılıyor. Evvela bu hadise hakemin ne kadar zayıf oldug-unu göstermek için kafi defril midir? Görülüyor kl, mesuliyet hakemden ziyade böyle bir maca tayin etmek hatosma düşenlerdedir.
Bir hakemin tecavüze, dayafca alışık olduğunu itiraf ve kabul e-derek mütecavizi affetmesi ne kadar acıdır.
Bu hakem İd, yarm yine düdüğü eline olarak sahaya çıkmak isteyecektir. Böyle bir vaka gözö-nünde İken o sahanın nasıl hakimi olacak ve nasıl otorite temin edecektir?
Şunu unutmamalıdır ki, hakemlerin oyun üzerinde otorite tesis edebilmesi İçin evvela oyunculara hürmet telkin etmesi lazımdır.
Hadise büyüktür. Türk sporunun otoritesi mevzuu bahistir. Hakem açık bir vakayı kapatmak için affermlşse, acaba teşkilat ta hiçbir hareket yapmrya-cak ve susacak mıdır? İstanbul bölgesi Vefa - Fener maçından sonra, Vefalı seyircilerden Melihi itham eden bir hadise raporu almıştı. Bu hadisede raporu kimlerden alacaktır?
lılarm tazyiki daha ziyade arttı.
Oyun hakemin otorltesizllgl yüzün den sert bir şekil aldı. Müdahaleleri bilo bir tesir yapmamıya başladı. Bu arada Vefa müdafii Vahit, hatalı bir hareket yaptı. Hakem kendisini o-yundan çıkardı. Vefalılar on kişi kal-malarma rağmen üstünlüğü bırak-m adı lar.
İS uncu dakikada frikikten Hakkı, Vcfannn beraberlik golünü kaydetti. Oyun, bundan sonra her dakika bir hâdise olması beklenen sert bir şekil aldı, her iki taraf ta gelen fırsatlardan istifade edemlyorlardı. 39 uncu dakikada soldan açılan bir ıstanbulspor hücumunda Cthat, topu avut çizgisine kadar prötürerek Sü-leymana geçirdi ve Süleyman da takımını galibiyete ulaştıran golü kay-detmiye muvaffak oldu ve bundan sonra netice defcişmiycrek maç, 2-1 tstonbulsporun lehine neticelendi.
Ga!?.tas"ray - Kasımpaşa
Şeref stadında günün ikinci karşılaşması Galatasaray - Kasımpaşa arasında oldu. San kırmızılılar, a.° ker olmaları dolayısile Gündüz   ve
Ariften, hasta bulunan Faruk, Aı nandan mahrumdular. Buna muk bil Kasrmpaşalılar da eksik bir kac ro Ue çıkmışlardı.
Rüzgarı arkasına alarak oyur başlryan Kasımpaşalılar bir kaç hl cum yaptılar. Oyun mütevazin geç* yordu. Beşinci dakikadan sonra Ga latasaraylılar üstünlüğü aldılar, tc kat istifade edemlyorlardı.
18 inci dakikada bir Galatasara hücumunda hatalı bir hareket old Hakem penaltı cezası verdi. Salâha'' din bunu gole çevirdi. Bunu ikin bir penaltı cezası takip etti, fak; sarı kırmızılılar bunu kaçırdılar.
25 inci dakikada Galatasaraylıla lehine üçüncü bir penaltı daha ve rildl ve bu suretle ikinci Galatasara golü de kaydedildi. Bir kaç dakik sonra da Galatasaraylılar Salâhad din vasıtasile frikikten üçüncü go1 lerini de kazandılar. 40 inci dakika da Eşfakm ayağı ile dördüncü bi gol daha yapan sarı kırmızılılar dev reyi 4-0 galip bitirdiler.
îkinci devrede de Galatasaraylılar hâkimdi. Fakat gelen bir çok fırsatları kullanamadılar. Devre sonlarına doğru Galatasaraylılar Eşfak vasrtasile beşinci gollerini de kaydettiler. Bunu Kasrmpaşanrn lehinr verilen penaltı cezası takip etti. Fakat atamadılar. Maç ta bu suretle 5-0 Galatasaray lehine sona erdi.
Be«ik^.ş - P-ra
Şeref stadmm son maçı şampiyonanın başmda giden Beşiktaşla Pe-ra arasmda oldu.
Her iki takrm sahaya çıktıkları zaman Beşiktaşlıların Şeref, Hüseyin, îbrahim. SUkrüden mahrum oldukları görüldü. Perahlarda da Ma-ruli ile Koço yoktu.
Peralılar için Beşiktaşm bu eksik vaziyeti büvük bir avantajdı. Fakat buna rağmen Beşiktaşlılar maçı 5-1 gibi açık bir sayı farkiîe kazandılar Bu suretle Peralılar mili! kümeye girmek ümidini de büsbütün kaybetmiş oldular.
En iyi hakemimiz olduğunda şüphe olmrvan Şazi T eze an m idaresindeki ovuna Beşiktaşlılar başladı. Ve oyun daha İlk dakikadan canlı oluyordu. Rüz*rAn arkasma alan siyah bevazlıîar, Pera kalesini mütemadi bir tazvik alrmda Diılnndıınrvorlardı
19 uncu dakikada bir Beşiktaş hücumunda Halil kaleden peri çelen topu ivl bir vazlvette vakalrvarak Pera kalesine soktu. Bu ffol Peralılan daha ziyade canlandrrdı ve ovun da eüzel oldu. ÜsrOote iki korner kazanan Ferahlar ikinci korner atışında Cula.fi »rflzel bir kafa vuruşu İle Peranm beraberlik savrsmı kavdet-ti. Fakat bir kaç dakika sonra Sab-ri ikinci. Hakkı üçüncü ve dördüncü Beşiktaş gollerini de yaptı ve d*>vre de 4 - 1 Beşiktaş lehine bitti
îkinci devre daha canlı geçti. Her iki taraf ta güzel bir ovun oynadı. Hatta Peralılar bir müddet için o-yunda hftklmlvet bfle kurdular. Fakat eol kavdedllemedi. Devre sonla-rma do#m Şakir vasrtasile bir gol daha kaydeden Beşiktaşlılar bu maçı da 5 • 1 ffslibivetle bitirdiler.
Ppvi#07 - Si'ievmsniv^
Fener stadında ilk karşılaşma Beykoz - Süleymaniye arasmda oldu. Fe rldun Kılıcm idaresindeki bu oyuna takrm lar esas kadrolarmdan son karar dolayrslle kaybettikleri oyunculardan mahrum olarak çıktılar. Nitekim Beykozlular ancak 10 kişi olarak sahaya çıkabilmişlerdi. |
îlk dakikalar mütevazin bir şe-küde geçmiş, fakat yavaş yavaş Sü-levmaniyeîiler oyuna hâkim olmuşlardır.
Nlhavet 10 uncu dakikada Beykoz mUdafaasrnrn bir hatasından istifade eden Reşat takımınm ilk golünü kavdefrmlstir.
Bu prol  Bevkozluları sarsmış ve ne yanacaklarını bilmez bir hale sok muatur. Bundan da İstifade eden Sü-leyman'"Aİ11er vine Reşat vasrtasile (Devamı Sa. 6, SIL S te)=
Meçhnl Kahramanlar Serisinden \ 11
Bombacı Ragıp
Neden Yalan Söylemişti
Yazan: M. SIFIR
Bu mektup Miralay Şefik   Beyin 1337 haziranının son günlerinde, Antalya vc Muğla havalisi kumandanlığı vazlfesllc Dinardan   Antalyaya geldiği sıralarda, eline geçti. Ragı-bm verdiği haberler, o günler için cidden çok kıymetli idi. Ragıbın bu son faaliyeti Ue, yalnız bombacı ve baskıncı değil, pek yaman bir istlh-ıratçı olduğunu da takdir ile g&-»n kumandan, bu ehemmiyetli ha-crleri derhal Garp cephesi kuman-ınlığına bildiriyor, bir taraftan da, ağıp ile daha esaslı bir rabıta tesis e emin bir muhabere yolu ve şekli »mini için, bir mektupla hususi bir damını lzmlre gönderiyor.
Ne yazık ki, gönderilen bu adam '.agıbı İzmirde bulamryor.    Çünkü, abraman genç burada da talihini ıenhus bir gadrine uğramıştı. Kar tlzlünün   biri   Ragıbın    milliciler \ lensup olduğunu işgalcüere ispiyon ımıştı. Kurnaz Ragıp, takip edild î-inl pek çabuk haber   aldı,   blrka 'Un saklandıktan sonra, yine gec^ ıln birinde karanlıklara sarmdı v tzmlrden ayrıldı. Dağ yollan ile Ku adası  istikametine yollandı.  Küçül Menderes nehrini yüze yüze aşara* JUşman ileri müfrezelerine görünmr Jen kendini Dinara attı. Miralay Şe flk Beyin Antalyaya tayininden son ra 57 inci frrka kumandanlığını de ruhte etmiş bulunan Miralay Nazm Beye, meraklı maceralarmı birer bi rer anlattı ve verildiği yeni vazife sinde çalışmağa başladı.
1337 senesi nihayetleri idi. Ragrp çok sevdiği ve saydığı Miralay Şefik Beyin, Afyon cephesinde bulu nan yedinci fırka kumandanlığına tr yin edildiğini haber aldı. Yaptığı bir müracaatla kendini o fırkaya aldırdı. Şefik Bey, çok takdir ettiği bu kahraman genci, Frrkasmrn karargâh kumandanlığına tayin etti Aradan bir müddet daha geçtikten sonra, bu fedakâr delikanlının yine cidal sahasma atıldığını, o güne kadar yaratmış olduğu hamaset vc feragat menkabelerine, daha meraklı ve heyecanlılarını katmakla meşgul bulunduğunu görüyoruz.
Bir gün, o sırada Aziziye cephesinde bulunan yedinci frrka karargâhına, kol ordu kumandanı General Salâh ad din AdU geliyor. Görüşme esnasında. Miralay Şefik Bey, düşman cephesi gerisinde yaptırmak istediği baskınlardan bahsederek sözünü Ra-gıba, henüz bıyıkları bile terlememiş olan bu genç kahramana intikal ettiriyor. Kolordu kumandanı, bu fedakâr genci görmek, menkabe-1 erini kendi lisanından dinlemek arzusunu gösteriyor. Ragrp, kumandanın karsısma çıkarılıyor. General Sa-Tahaddin Adil, hayret ve takdir Ue karşıladığı bu genç ile bir müddet görüşüyor. Nihayet:
— Delikanlı. Diyor. Senden bir iki nefer değil, bir esir kafilesi istiyor ve muazzam bir treni havaya uçurmam bekliyorum. Nasıl bunlar için
Büyük Bir Kayak Turu
Buı^a, (Vatan) — Bursa spor bölgesi, bu ay içinde, zirveden hattıba-lay t* kip ile Doğuya ve Mete dağı yakırmdan şimale ^oğru devam etmek üzere büyük bir Kayak turu yapacaktır. Hazırlıklar pek yakında bitecek ve tura iştirak edenler bir kafile halinde Burs ad an hareket e-decekleriiı.
söz verebilir misin? bana?.
Ragıp, hemen o anda kumandan Şefik Beyden emir ve direktiflerini alıyor, alelacele hazırladığı bir müfreze ile hemen yola çıkıyor. Tetkikler yapıyor ve Aziziye cephesi iler-sinde düşmanın zayıf bulunduğunu sezinlediği bir noktaya sokuluyor. Ne yazık ki, bu defa yanına aldığı erler umduğu gibi çıkmıyor, tam işe atılacakları sırada her birisi birer tarafa sıvışıyor. Yine tek başına, â-ciz ve çaresiz bir vaziyette kalan fedakâr genç, fırka karargâhına eli boş dönmekten utanryor.
Gördüğü bu kahpelikten azim ve iradesi büsbütün şahlanan Ragıp, verdiği ani bir kararla, Kütahya tarafı arma gidiyor. Oralarda eşkiyalık ettiğini evvelden bildiği Kabakçı E-feyl buluyor, kandrnyor ve çetenin basma geçerek hırslı bir faaliyete başlıyor. Birbiri üzerine birkaç kafileyi vuruyor, yolları bozuyor, nakliyatı sekteye uğratıyor ve önüne kattığı bir esir kafilesi, birçok makineli tüfek, piyade silâh ve cephanesi Ue birlikte, bir gün frrka karargâhına dönüyor, Şefik Beye:
— İşte kumandanım, diyor. Generalin emirlerini de yerine getirdim.
?
Meraklı maceralarmı kısaca anlattığım bu kahraman genç, bir güı. frrka yaverinin odasma geliyor. Fırkadaki ihtiyat zabitlerinden muvaz-zah künyelerinin İstenildiğini söyledikten sonra, çok mahcup bir eda i-le:
— Yaverciğim. Diyor. Bu talep çok müşkül bir vaziyette brraktı beni Çünkü, vaktile, ben ihtiyat zabit ve-kili olduğumu söylemekle bir yalancılık irtikâp etmiştim. Bu müracaat ve itirafı haber alan Miralay Şefik Ragıbı çağırtıyor ve soruyor:
— Sen, hakikaten ihtiyat zabiti
değil misin Ragrp?.
— Hattâ, nefer büe değilim kumandanım.
— Nesin ya?~
— Henüz askerlik mükellefiyetine bile girmemiş gönüllü bir yurt feda-isiyim.
— öyle de. evvelce Nazillide ne diye ihtiyat   zabiti   vekiU   olduğunu
söyledin ya?.~
— Eğer böyle söylem eşeydim kumandanım, gençliğime bakar, bölüğün birinde nefer yapardınız beni O vakit ben gördüğüm bunca işleri yapamazdım. Bir nefer ne kadar i* görebilir, fakat, zabit sıfatı Ue büytr işler görebilirim. Diye düşündüm ve bu yalanı bile bile söyledim...
îlk verildiği alaylardan zabitlik İrmiyor diye iade edilmesinin sebebir kumandan, işte o vakit anlamıştı ve çocukluk tesiri ile fakat, samimi v iyi bir niyetle yaptığı hatayı affet-miş görülen fevkalâde   hizmetlerlr. mükâfat olmak üzere,   Ragıbı milk zabiti tayin ettirmişti.
*
İstiklâl mücadelesinde yurdu kur tarmak İçin büyük bir   feragat vi fedakârlıkla çalışan, icap ettikçe g*z göre göre ateşe bile atılmaktan k çmmryan bu Türk çocuğunun hüviyeti hakkında. Galip Efendi namında bir zatm oğlu ve 1336 senesinde Ankarada Mahasin    fotoSrafanesir idare eden Mahir Galip Beyin kardeşi olduğundan başka maalesef m* lûmatrm yok. Bu kahramanın elyev^n nerede ve ne işte bulunduğu hakkım da lütfen verilecek haberleri ve gör derilecek resimlerini minnet ve şükranla karşılarım.
-SON-
6 OKUNUZ
OY ÜYELİ M
Hayvanlarda Sun'î Tohumlama ISLdir?
Bakırköyde ilk öğretmen B. N. soruyor:
Biz muallim oluncaya kadar ne okuduğumuz kitaplardan neden hocalar muzdan hayvanlarda suni tohumlama yapıldığına dair hiç bir malûmat edinemedik. Fakat öğretmen olunca böyle bir şey yapıldığım gazetelerde gördüm. Bu aun'I tohumlama nedir ve han gi hayvanlara ve ne şekilde yapılır? Beni tenvir ederseniz çok müteşekkir kalırım. Bir de bu a-melrye memleketimizde yapılıyor ma ve daha ziyade hangi memleketlerde yapılmaktadır. Bonn lütfedip bildirir misiniz?
— Cevap sun'î tohumlama ük defa Araplar tarafından kısraklar üzerinde tecrübe edilmiştir. î-talyada Fransada, Rusyada tecrübeler tekrarlanarak iyi neticeler alınmıştır. Sun'î tohumlama Ue hayvan yetiştiriciliği çok ileri gitmiştir. Memleketim irde ise an-
cak 1926 senesinden itibaren Karacabey Harasında bu mühim a-meliyelerin tatbikatına başlanılmıştır. Sun'l tohumlama en ziyade tavuklarda, koyunlarda, keçilerde, kısraklarda, İneklerde, tav şan, kedi, kurt, tilki, sansar, fare domuz ve muhtelif av ve çoban köpeklerile 8Üs köpeklerinde kaz, Hindi ve ördeklerde yapılmaktadır. En ziyade koyun, kısrak ve inekler üzerinde tatbikat yapılmaktadır. Meselâ Rusyada bir senede bir buçuk milyon inek. iki milyon koyun, 500 bin kısrağa suni tohumlama sayesinde döl verdirilmiştir. Memleketimizde suni tohumlama şimdilik yalnız koyun ve kısraklarda yapılmaktadır. Bu iş için Ankarada, Ya-lovada, Karacabeyde ve înanlı harasında teşkilât yapılmıştır. Merinos koyunu yetiştirmek üzere koyunlarda geniş ölçüde tatbik olunmaktadır.
3 . 2 - 941
VATAN
-5
LİBYA
Son Günlerini Yaşamaktadır
Dördüncü ve son yazı
Yazan:
Niyezi ERENBİLGE
Meşhur darbı meseldir: Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak. İtalyanlar da Mısırı zaptedeyim derken Libya-yı kaybediyorlar. Malûm oldu ğu üzere İtalyanlar I 0 Haziran -1940 da İngiltere ve Fransaya harp ilân etmiş ve o tarihten itibaren bütün cephelerde İngiliz ve İtalyan kuvvetleri arasında muharebe başlamıştır. 28 Haziran 1940 da Tobru'k üzerinde bir tayyare kazasına uğrayarak çilen Mareşal Balbonun yerine Faşist İtalyanın en çok güvendiği Mareşal Grazîani tayin edilmiştir. Büyük hayalât ile malûl olan Sinyor Mussolininin Şimalî Afri-kadaki istilâ emelerini tahakkuka memur olan bu adam ilk hamlede Mısırı zapt ve istilâ hülyasına kapılarak uzun hazırlıklarda bulunmuş ve 13 Eylül -1940 tarihinde Habeşistan ve İspanyada tecrübe görmüş Kara Gömlekli bir fırka ile motosikletli «Berragliari» birliklerini ve yerli Trablus kuvvetlerini üç koldan ve 100 kilometrelik bir cepheden taarruza geçirmiş, bu kuvvetler Bingazi hududunu aşarak Sallum'u zaptetmiş ve İngiliz ordusunun stratejik sebeplerden do layi muharebeyi kabul etmiye-rek çekilmesi üzerine 18 Eylülde 117 kilometre   doğuda vaki
Sdi Barrani'yi ele geçirmeğe "muvaffak olmuşlar, fa'kat bilâhare İngilizlerin şiddetli mukavemeti karşısında daha ileri gidememişler ve burada aylarca âtıl ve hareketsiz kalmağa mecbur olmuşlardı.
Bu esnada iyice hazırlanan İngilizlerin Nil ordusundan ayrılan ve General Mitlon \Vilson kumandasındaki bulunan motorlu ve zırhlı birliklerden mürekkep büyük brr kuvvet (15 piyade tümeni) Sidi Barrani civarında münferit bir halde bulunan italyan kuvvetlerine ansızın karadan, havâ'dân'v'e "denizden bîr âfida taarruz ederek bir tabiye baskını
yapmak ve onları arkalarından çevirerek kamilen kuşatıp imha îtmek üzere 6/7 - 12 - 1940 ge-;esi Mersa Matruhtan hareket iümiş.  120 - 140    kilometre bir
r^rüyüsten sonra 9 - 12 - 1940 fabahı İtalyanlarla temasa gelmiş ve 10 . 12 - 1940 da fecir-e beraber ani ve çok şiddetli taarruza geçmiştir. Sidi Barranide-ci italyan tümenleri (komutanı Üeneral Maletti maktul düşmüş ye maiyetindeki kıtalardan 1 in-
Bulgaristanın Gözü Açılıyor
(Banı ı incide) —
kan milleti tecrübeden ders almış, bu nevi yemlerin mânasını kavramış, yalnız Bulgaristanda İtavramıyanlara tesadüf ediliyor.
Fakat çok şükür ki bu gibilerin sayısı gittikçe azalıyor ve göçü açılıp hakikati kavrıyanlar çoğalıyor.
Bulgaristan ağır bir hastalıktan kurtulmrya yüz tutmuş bir hastaya benziyor. Hastalık mikropları Mihver tarafından gelmiş-'.İt. I falca/tini tetmin için biz ve jütün Balkan komşuları çalıştık. İngiltere uğraştı. Sovyet Rusya, nastalığın en hâd dakikalarında .aydalı şırıngalar yaptı. Şimdi de Amerikadan albay Donahan adın ia iyi bir doktor gelmiş, geçmişin Bulgaristanda Amerikaya tarşı sıkı bir dostluk ve bağlantı yardır. Dünyanın kesesinin Ajme-.ikanın elinde olduğunu ve harp-en sonra bu keseye el sokmanın lerkes için bir ihtiyaç olacağını Bulgarlar da pek iyi bilirler.
Sobranya meclisinde bazı münakaşalar için hazırlandığı söylenen takriri herhalde bir ifakat alâmeti saymak icap eder.
Ahmet Lrnın YalMAN
General Veygand
(Başı 1 İncide) +
mat etmiye davet eylemiş ve sözlerine devam ederek demiştir ki:
Fransız Afrikasının bazı aksamında, yeni milli teşkilâtlanmıya doğru büyük adımlar atılmıştır. Zarar verici propagandalar yapmakta devam edenler, şiddetle cezalandırılacaklardır.
General, sözlerini bitirirken, Fransızlan <birkaç zamandanberi deveran cömekte olan şayialara inanmamıya;; davet etmiştir.
Ya Son Koz | Metaksas Ya Mağlûbiyet!
harekâtında pek mühim r
bombalarını
ci. 2 nci Libya tümenleri, Siyah gömlekli (3 İkinci Kânun) tu meni imha edilmiş. General Can lanzaıro'nun tümeni üçte ikisin kaybetmiş ve General Cerene tümeni ise pok az zayiat vererek Bingazi - Mısır hududuna kaça-bilmi^tir. 13, 14, 15 Birinci Kânunda hudutda (Halfaya, Sidi Ömer, Cappuzo ve Sellumda) muharebeler olmuş ve bu muharebeler esnasında İtalyanlardan biri kolordu kumandanı olmak üzere üç General ve binlerce esir alınmış, 329 top, 70 tank, 1000 kamyon, 600 makineli tüfek iğti-nam edilmiştir. 16 Birinci Kânun sabahından itibaren Bardia müstahkem mevflcii muhasara o-lunmuştur. Bu meVkiin nasıl muhasara edildiğini ve ne suretle su-i-ut ettiğini Amerikanın United Press gazetesinin harp muhabiri
şöylece anlatıyor:
«Lâyenkati İngiliz kuvvetleri Şarktan Bardia'ya doğru akıp geliyor ve Bardia etrafında çevrilmekte olan muhasara çemberi" darahyor, mütemadiyen daralıyor. Tanklar ve zırhlı otomobillerden, yüklü deve ve katırlardan mürekkep kolların mütemadiyen Şarktan geldikleri görülüyor, önce ufukta dar ir'r çizgi gibi görünen bu kollar gittikçe büyüyor, büyüyor ve kesafet peyda ediyor... Avustralyadan Yeni Zelândadan, Hindistandan ve hattâ ana vatandan gelen kıtalar ilerliyor. Müdafiler denize doğru bakınca büyük bir İngiliz filosunu, İtalyanların sahil bataryalarının ateş    tesirinden    uzak
İmlâmız Hakkında
(Başı 1 İncide)
det Kudretin de iştlrakile bir komisyon teşkil edilmiştir. Komisyon bazı kararlar almıştır:
1 — İmalcsiz yazının, Türk şivesini çok bozduğu anlaşılmıştır. Bunun için imlâ tarzında yeniden bazı esasların kabulü zaruridir.
2 — Ecnebi kelimelerin yazılışında asla sadakat gösterilerek bu kelimeler olduğu gibi yazılmalıdır.
Ankara muhabirimizin bu telgrafı üzerine yaptırımız tahkikata göre, İstanbul üniversitesi edebiyat fakültesinde de bir komisyon teşkil edilerek İlmi eserlerin tercümesinde kullanılacak yazılış şekilleri tesblt edll-mlye başlanmıştır. Kabul edilen İşaretler alfabemizde moveut harflerin üzerine konacak, hu suretle, başka dilden türkçeye çevrilen eserlerin o-kunması ve unlaşılması kolaylaştırılacaktır.
Türk lisanının yabamı terkiplerden tamamen temizlenmeni de kararlanmış ve bu mesele hakkında mu kayesell bir etüt yapılmıştır. Etüt, fcltap halinde neşredilecektir.)
Vilkh Dönüyor
Londra, 2 (A.A.) — Senato Hariciye komisyonu önünde İngiltcreye yardrm projesi hakkında bir an evvel beyanatta bulunabilmek için vak tinden evvel Amerikaya döneceğini bildiren Vendcll Vilkie, kardinal Hlnsley'l ziyaret ederek yarım snat kadar hususi surette görüşmüştür.
oller oynıyan İngiliz tayyarecileri naklediyorlar
müteaddit diretnotları, tayare ana gemilerini kruvazörleri, muhripleri ve muavin gemileri görüyorlar. Bu gemiler üç hafta dar bir saha dahilinde İtalyan müs-tahkeim mevlkiini dövdüler. İngilizler daha 18 Birinci Kânunda Bardia'yı muhasara çemberi içine aldıklarını ilân ettiler. İngilizler hiç acele etmiyorlar. Bilâkis metodik bir surette taarruza geçiyorlar. Bütün taaruz kuvvetlerini müstahkem mevkiin etrafında topladılar. Keza denizden filo da muhasara  çemberini  tamamladı.
Nihayet 3 İkinci Kânunda şiddetli bir topçu ateşinden sonra her taraftan şehre hücum edildi ve umumî taarruzun 3 üncü günü yani 7 ikinci kânunda Bardia sukut etti.»
İşte bu suretle Bardia da İngiliz ordusunun ele geçmiş ve belki de on binden fazla esir almıştır. 9 birinci kânundan beri İngilizle-lin almış oldukları İtalyan esirlerinin miktarı yeflmiş bini bulmuştur. Bardia'nın sukutundan sonra "İngilizler Tobruk üzerine yürümüşler 22 ikinci Kânunda şafakla beraber Tobruk'a taarruz etmişler ve yirmi dört saatlik kısa bir muharebeden sonra Tob-ruk müstahkem mevkiini işgal eylemişlerdir.
İtalyanların kale^ zapteylemek değil, kale teslim etmekteki bu kahramanlıklarına (I) nazar değmesin. Bu gidişle yakında - Bin-gazide İngilizlerin eline geçecektir. Artık Libyada İtalyan hâki-miyerti son günlerini yaşamaktadır.
Afgan iktisat Veziri Gitti
Ankaraya   yaptığı    ziyaretten
sonra İstanbula »gelen ve birkaç
gündenberi    şehrimizde bulunan
Afgan iktisat veziri   Abdülmecit
Han dün akşamki ekspresle tedavi edilmek üzere Vıyanaya hareket etmiştir.
Vezir tedaviden    sonra tekrar
memleketimize  dönecek  ve  ilim
adamlarımızla temaslarda buluna.
rak kendilerini Afkanistana davet
edecektir.
MUassif B.r
Vilâyet idare heyeti azasından Fer-dun Yazıcı dün vefat etmiştir. Bay Ferruh Yazıcı üç aydunberi rahatsız olarak evinde yatmakta İdi. Merhum Mülkiye mektebinden mezun olduktan sonra müteaddit kaza Kaymakam lıkları İle mülkiye müfettişliğinde. Maruş ve Muş valiliklerinde bulun-mutur. Halûk vo gerek vaztf-dl gölek hususi hayatı itibarlle çok değerli ve kendisini muhitinde çok sevdirmiş bir insandı, ölümü kendisini tanıyanları derin teessürler İçinde bırakmıştır.
Cenazesi bugün Veznecilerde Büyük Reşit Paşa caddesindeki ikametgahından 12,30 da kaldırılarak Beyazıt camiinde namazı kılındıktan sonra Şehitliğe defnedilecektir.
Bir Genç, İki Genci Yarala *ı
Dün akşam Şehzadebaşında bir genr iki genci -'bıçakla yaralamıştır. Fatihte oturan Nasri ve Hasan adında iki genç evveldcn-beri araları açık bulunan Os/map isminde bir gençle dün akşam Şehzadebaşında karşılaşmışlar ve | kavgaya tutuşmuşlardır. O sırada
oradn geçmekte olan Ali Servcr isminde biri de işe müdahale edin. ce kavga büyümüştür. Ali Server bıçağını çökerek Nasri ile Hasanı muhtelif yerlerinden yaralamıştır. Yaralılar tedavi altına alınmışlar. Ali Server yakalanarak tahkikata başlanmıştır.
Londra, 2 (A.A.) — fkt Tsacı »arp nazırı B. Dalton, Leiccster-ıc bir nutuk söyliyerek ezcümle ^emiştir ki:
Memleketimizde   herkes   pek akında daha çetin bir imtihandan    geçirebileceği gibi şimdiye .adar matuz .kaldığı şahsi tehii-.ciciden daha    büyükleriyle de ..arşılaşabilir.  Fakat  bu   imtihan ?e tehlikeleri iftihar hissinin ıfa-Jeai olan bir tebessümle karşılı-j acağımızdan ve düşman gayret-.erinin .hepsinin    boşa çıkacağından eminim.  Nazik bir devreye giriyoruz. Çünkü ya'kında B. Hit-ıer nevmidane   spekülâsyonunda
son kozunu oynıyacak veya mağ-.ûlbiyetin muhakkak olduğunu ka-bul edecek/tir.
Müteakiben işçi partisinin vaziyetinden bahseden B. Dalton -.emiştir ki:
İşçi partisi son defa akdettiği âeneÛK çtmaında halihazır hükümete tam bir yardım yapmayı ve memleketimizin ve bize aziz olan şeylerin müdafaası için imkân dahilinde olan gayreti göstermeyi ezici bir ekseriyetle karar altına almıştır. O zamandanberi işçi partisinin vaziyetinde bir değiştiktik olmamıştır. Bilâkis o zamandanberi harbi kazanmak hususundaki irade ve azmimiz artmıştır.
Harpten sonra istesek de, istemesek de, eski dünyadan çok başka yeni bir dünya kurulacaktır.
Patiste Yeni Parti
(Başı 1 İncide) =
le ilerlemeleri, Tunus ve Cezairlı. hareket üslerini ele geçirmek husu sunda İspanyanın müzahereti ihtima. lerinin zayıflaması Hitleri, zamanın kendisine yûr olmadığına ve son bir hileye müracaat etmesi lüzumuna ikna etmiştir.
" HiiLr, Petan'i Tehdit tdiyor „
Sunday Ekspres, «Hitler Petaln'l tehdit ediyor> Unvanlı muazzam bir başlık altında Akdenizde tam bir mesai birliği yapılmasını, şimali Af-rlkada kuvvetli bir deniz ü*flU vücude getirilmesini talep ve bir Amerikan membamın bir telgrafını İktibas etmektedir. Bu telgrafa nazaran yakında Mareşal Petaln'in riyaseti altında bir dlrektuvar vücude getirilecek, harbiye ve bahriye nezaretlerini general Hutzlger, Amiral Dar-lan, Dahiliye nezaretini Laval, Hariciyeyi ve Boudoin maliyeyi deruhte edeceklerdir.
Utİlâ Teşebbüsü
Gazeteler, Fransız - Alman buhranı hakkında yürütmekte oldukları mütalaalardan başka önümüzdeki ay lar veya hatta haftalar içinde îngil-terenln istilAHi teşebbüsüne ait bir çok makaleler yazmaktadırlar. Düşmanın elinde bulunabilecek olan vesaitin ehemmiyetini küçük görmiyen gazeteler, filonun müttehit kuvvetinin, sahil müdafaalarının, tayyarelerin ve ordunun İstilâ plânını akamete uğratacag-ı kanaatinde bulunmaktadırlar. Düşmanın istilâ plânı esas i-tlbarlle hayati tayyare merkezlerinin tahribinden sonra paraşütçülerin ve tayyarelerle getirilecek kıtaatın karaya çıkarılması şeklindedir.
Paraşütçüler Faliyete mi geçecek?
Nevs of thc Vorld gazetesi, Almanların intihap edecekleri noktalara paraşütçüler ve tayyareciler ihraç etmek suretlle nakliyat vasıta ve yollarını tahribe teşebbüs edeceklerini tahmin etmektedir.
Her şeyden evvel düşman tayyarelerinin İngllizlorln avcı tayyarelerinin bulunmakta oldukları yerlere sal dıracakları. bu tecavüzlerde gaz kul-lanııcoklan paraşütçülerin miktarının İS bini geçmlyeceftl tahmin edilmektedir. Sahillere yapılacak asker ihraç demiryollarının, telgraf ve telefon hatlarının vs tayyare meydanlarının kâfi derecede tahribinden son ra yapılacaktır. Bu tahribat yapıldık tan sonra, düşmanın kuvoyı külliyesi en ziyade nakliyata müsait olan noktalara çıkarılacaktır.
Gazete, bu plânın suya düşeceğini tahmin etmektedir.
Son ZrvW; İngilizler Kazanacak
Reynolds Nevs,    Almanların ayni
zamanda İngiltcreye 20 bin tayyare ıröndormelerlne İhtimal vermemektedir. Tavvarelerlıı hareketlerini orga-nizc etmek hususundaki müşkülat, ile tayyarelerin bir ararla idaresi ve nen bMiktc taarruza gedmeleri ba-büyüktür. Her halde kütle halinde Umundan mevcut olan zorluklar çok taarruzlar yapılacak olursa Manş denizindeki donlz batnrvaları, sahil tavvare dafl bataryaları ve avcı tav yarelerl geçen cvlûjdc rö>üldü*U veçhile pek müessir surette harekete geçeceklerdi'". HuHflft, Honunda zrtforl kazanacak olan İngilizlerin maneviyatı ve teçhizatıdır.
ö:dü
(Başı 1 İncide) XX
Jean Metaksas Ölmüştür. Yoşasn 4 ağustos.
Türkiyeden Çelenkler
Metaksasın   Cenaze   Merasimi Atina Katedralinde Yapıldı
Atina, 2 (A.A.) — Atina   Uja.ı bildiriyor:
Gazetelerin tebarüz ettirdiğine g re, Metaksasın Atina katedralindek cenaze morasiminde, Kral Georges'u: tefne dallarından bir çelengl, vclia-.' dm, kral hanedanı azasının, Yun.ı hükümeti azasının, Metaksasın refi kasının ve çocuklarının    çelenkleri bundan başka İngiliz kralının, TürV ye Reisicumhurunun, Yugouîav K naibi Prens Paul'ün, İsviçre Meifl konseyi reisinin çelenkleri, Türki;-Başvekilinin Türkiye Büyük elçisi;..ı çelenkleri, kordiplomatik mensuplar nm çelenkleri, Yunanlstandaki îngi Uz hava kuvvetleri   kumandanının
Udeniz İngiliz filosu kumandanınır çelenkleri bulunmakta İdi.
Merasime iştirak eden kordlploma '!k arasında Almanyanın Atina el ^İsi Prens Brback von Schönberg t( bulunmakta idi.
Katedraldeki dini âyini müteakip Kral, Veliaht, kral hanedanının diğer nzası, mezarlığa gitmişler ve orada cenaze alayının gelmesine intizar etmişlerdir.
General Dö GoPün Çelengİ
Atina, 2 (A.A.) — Hür Fransızların şefi General de Gaullo'da Metaksasın tabutu üzerine bir çelenk koydurmuş idi.
HAVA
Harbi
I
Elen Matbuatı Türk Matbuatına
Teşekkür Ediyor
Atina, 2 (A.A.) — Gazeteler Türk
• 2rin Elen milletinin matemine İştirakleri dolayıslle minnettarlıklarını İzhar etmektedirler.
Katimerini gazetesi, bilhassa şöyle yazıyor:
Yunan milleti Türk milletine karşı ne derecede samimi ise Metaksas ta o derece samimi İdi. Müteveffa, TUr-klyeye giderek onlara şöyle demişti: Ben, size dostluk siyaseti tavsiye e-diyonım. Zira biz Yunanlıların bu dostluğa imanımız vordrr.
Metaksas. senelerce bu dostluk siyasetini takip etmiştir. Hem de samimiyetle, muvaffakiyetle. Türkler, şimdi bir dostun, bir müttefikin vC büyük bir insanın üfulüne ağlıyorlar. Gazeteleri, bizim ellerimizi sıkmakta olduklarını yazıyorlar. Kendilerine teşekkür ederiz.
Onların sözlerini bir kardeş sözü gibi hissediyoruz.
Kudüste Âyin
Londra, 2 (A.A.) — Kudüsten bildirildiğine göre, bugün Kamame klişesinde Metaksasın istirahatı ruhu için bir âyin yapılmıştır. Yunan Ortodoks klişesi metropolidi tarafından lpr« edilen bu Ayinde, tnglliz yüksek komiserlik mümessilleri, Yunan başkonsolosu ve diğer konsoloslar hazır bulunmuştur.
Afrika Harbi
(Bası 1 İncide) X
Habeş vatanperverlerinin faaliyeti le hemahenk bir tarzda yapılan harekâtımız neticesinde, Habeşis-tanın şimali garbı Köauicde Val-kait mmtakasmdan geri çetkilen İtalyan kıtaları, motorlu nakliye vasıtalarının 'büyük bir kısmını terketmök mecburiyetinde kalmıştır. Bu kuvvetler halen dağ patikaları yolu ile şarka doğru yürü-miye çalışmaktadır.
Habeşistanda, Metemma mın-takasına yaptığmuz tazyik neticesinde, düşman, Gondar-Metemnma yolu üzerinde de ricat halindedir ve seyyar kıtalarınız tarafından yakından takip olunmaktadır.
İtalyan Somalisinde, İtalyan hududunun tesindeki bütün bölgelerde keşif kollarımızın tazyiki devam etmektedir. Bunun neticesinde düşmanın ileri unsurları umumî bir geri çeküme harekâtı yapmaktadır.
Habeşistanda Aişa İstasyonu Bombalandı
Aden, 2 (A.A.) — Dün aşağıdaki tebliğ neşredibniştir:
Pcrşem'be günü Adis-Ababa -Cibuti demiryolu üzerindeki Aişa garının bombardımanı İtalyan münakalâtında yeni bir rahne aç-mışlır. Fransız Somalili hududuna 45 kilometre mesafede olan bu gar İngilizlerin Habcşistana doğru tazyikleri başladığından beri üçüncü defa olarak bombardıman edÜlniştir.
Şarkta İtalyanlar Ne Kadar?
Kahire. 2 (A.A.) — Şarkî italyan Afrikasında İtalyan kıtalarının mîkıtarı 200 bin kadar tah. min edilmektedir, leri, bu harekâta iştirak eylemiştir. Dün akşam güneş batarken küvetlerimizin ileri unsurları, Ke-
Kahire, 2 (A.A.) — İngiliz Hava kuvvetleri tebliği:
Dün bütün orta şarkta avcrlarımı-zın taarruzl keşif uçuşlarına, bombar liman ve keşif hücuflarına devam o-hınmuştur.
Arnavutlukta Avlonya limanına bombardıman tayyarelerimiz tarafın dan yeniden hücum edilmiştir. Tayyarelerimiz, hedeflerine yaklaşırken, ?lddetli bir hava dafi ateşine maruz kalmış, fakat buna rağmen alçaktan uçarak deporlara, mühimmat «toklarına ve bir odun deposuna iy! neticelerle bombalarını atmıya muvaffak olmuşlardır. I
Dün Malta üzerinde uçan bir miktar düşman tayyaresine, avcılarımı? hücum etmiştir. İki Fiat - 42 tayyaresi tahrip olunmuştur.
italyan şarki Afrikasında; cenubî Afrika hava kuvvetlerine mensup bombardıman tayyareleri, Mega ve tavello'da motorlu nakliye vasıtaları tahaşşütlerine hücum etmiştir. Otomobiller üzerine tam isabetler kaydedilmiştir. Zula ve Oaena tayyare meydanları bombalanmış ve askeri inşaata bir miktar tam isabet kay-dolunmuştur. Assab'a da hücum e-dllmiş ve burada depolara isabetler olmuştur.
Libyada normal avcı keşif uçuşlarına devam edilmiştir.
Barod'da yerde hasara uğramış 1-ki düşman tayyaresi görülmüştür. Tayyarelerimizin hepsi bütün bu harekâttan kayıpsız dönmüştür.
Brert'e Hücum
Londra. 2 (A.A.) — İngiliz Hava Nezaretinin tebliği:
Dün gece sahil teşkilâtına mensup tayyarelerden mürekkep ufak bir kuvvet, Brestde doklara hücum et-mitir.
?
Londra, 2 (A.A.) — Burada öğrenildiğine göre, ingiliz hava kuvvetlerine mensup ufak bir teşekkül bu gün şafaktan biraz evvel Boulogne ve Ostende doklarına hücum etmişlerdir. Tayyarelerimizin hepsi üslerine dönmüştür.
1 Milyar Kredi
Londra, 2   (A.A.) — Deüy
Telegraph gazetesinin siyasî mu-haJbiri yazıyor:
Pek yakında Avam Kamarasından, harp masraflarına karşılık olmak üzere pek muhtemel olarak yeniden bir 'milyar İngiliz liralık yeni bir kredi tasvip etmesi talep olunacaktır. ( *
Geçen    haziran ayında,    harp
masrafları günde 7,5 milyona ba^
lig oluyordu. Eylülde masraflar,)
9 milyonu bulmuştur. t
Maliye nazırı. Avam kamarasında yeni kredi talep ettiği zaman pek muhtemel -olarak yeni masraf rakamını bildirecektir Sanıldığına göre, bütün masraflar, günde on milyon İngiliz lirasına baliğ olmuştur.
Yunan Harbi
fnıtrl1  tu    ,  . (Başı 1 İncide) 4e ,
Bahriye Müsteşarının Beyanatı
Atina, 2 (A.A.) — Bahriye Nezareti Müsteşarı diyor kl:
Denizaltımızın bu yeni kahramanlığı. İlk muvaffakiyetleri ölçüsünde-dir. Bu denizaltının kaptan, subay ve mürettebatı vazifelerini, kral tarafından kendilerine verilen nişan-'lara liyakat kesbedecek bir surette ifa eylemişlerdir. Kendilerini ancık hararetle tebrik edebilir ve ayni mümtaziyetin Yunan donanmasının müstait ve kabiliyetli bütün diğer çocuklarına da müyesser olmasını temenni edebilirim.
Üç Ayda Hava Taarruzu
Neticesinde  Ölenler
Atina, 2 (A.A.) — Umumi Emniyet Nezareti tarafından dün akşam neşredilen tebliğ:
Memleket dahilinde sükûn hüküm sürmektedir.
Harbin üçüncü ayı olan 29 kânunuevvel 1940 neticesinde sivil halkın maruz kaldığı zarar ve zayiat bilançosu şudur:
l _ 67 kişi ölmüştür. Bunlardan 29 u erkek, 21 1 kadın vc 17 sl de çocuktur.
2—93 kişi yaralanmıştır. Bunların -10 i erkek, 31 ü kadın, 19 u da çocuktur.
3 _ Müteaddit şehir ve köylerde 160 ev vc 50 muhacir kulübesi yıkılmıştır. Üç yüze yakın ev hafif hasara uğramıştır.
4 — Beş küse yıkılmıştır.
5 — Ayrıca üç kilse ve dört has-tahaneye İsabet vaki olmuştur.
Ingiltercnîn Yunanistana Yardımı
Atina, 2 (A.A.) — Reuter ajansı
muhabirinin öğrendiğine göre, İngll-terenin Yunanistana yardımı muazzam miktarda harp malzemesi şevkine münhasır kalmamaktadır. Yunanistana ayni zamunda bir çok yiyecek, giyecek ve ilaç ta sevkedll-mektedir. Bu arada üç yüz olli bin çift ayakkabı, 120 bin yün yelek, 350 bin çift çorap, 100 bin çaydanlık, 450 ton deri, 80 ton ilaç, 45 seyyar hastahane. nıuu/zum miktarda sıhhî malzeme, bir milyon kilo konserve sığır eti. bir milyon yüz bin kilo pirinç vardır. Tâli derecede yiyecek ve giyecek mulzemesi arasında çamaşır, pijama, battaniye, çadır bezi vc mühim miktarda bisküvit, çay ve tuzlu balrk mevcuttur. *
ren'e doğru geri çekilen düşmanı yeniden yakından takip etmekte idi. Barentu mıntakasında, harekat müsait bir tarzda inkişaf eylemektedir. Daha cenupta, Bie-rundi şimdi elimize geçmiş bulunmaktadır. Daha evvel Umhara'-dan geri çekilmiş olan İtalyan kuvvetlerinden yeni esirler aldık.
Antoneskonun Şiddetli Emri
Bükreş, 2 (A.A.) —r Radyo ajansı bildiriyor:
General Antonesco, orduya, yeni isyanlar takdirinde en büyük şiddetle hareket etmesini emrey-lerniştir.
Ordu, müsaade olunmamış toplantılara iştirak eden ve yapılan ihtarlara derhal mutavaat ey-lemiyenler üzerine derhal ve uzaktan ateş edecektir, Ordu, müsaadesi olmadan silâh taşıyanları derhal öldürecektir.
21, 22 ve 23 ckânunusani isyan, lan esnasında. General Antonesco, askerî nizamat hilâfına olarak, elinde silâhla tutulan âsîlerin kur* şuna d iz itmem esin i emretmişti. Bu suretle hiçbir âsi kurşuna di-zilmemiştİT. Bunların hepsi, mah kemeye verilecektir. General An. toneseo'nun bu alicenaplığı yanlış tefsir edilmiş gibi gözükmektedir. Bu sebepledir ki hudutlar dahilinde intizamı temin için yeni şiddetli tedbirler alınmıştır.
o
Libyada Alman Tayyareleri
Londra, 2 (A.A.) — Reuterin havacılık muhabiri bildiriyor:       1
Alman tayyareleri, Libya cephesinde ilk defa olaralt gözükmüşlerdir.
Bir İngiliz ileri mevzune karsı yapılan -bir hücum esnasında, hücum mahallinde bulunan müşahitler, tayyarelerin/milliyetini katî su rette teşhis edem emişi erse de, hücumun tarzı icrasından pilotların İtalyan olmadığını anlamışlardır. Bundan başka, tayyareler, mutat İtalyan işaretlerini de taşımamakta idi.
Malta Üstünde
Malta, 2 (A.A.) — Dün burada neşredilen resmi tebliğe göre düşman tayyareleri, evvelki gece Maltaya bir hücum yapmış ve bir miktar bomba atmıştır. Düşman tayyareleri, dün Malta üzerinde bir keşif uçuşu yapmışlardır. İki düşman tayyaresi, ingiliz avcıları tarafmdan düşürülmüş tür. ' ''    ' ' V
Yeni Irak
Kabinesi Kuruldu
Bagdad, 2 (A.A.) — Reuter Yeni Irak kabinesi dün aşağıdaki şekilde teşkkül ctmiştrr:
Başvekil, hariciye ve millî müdafaa nazırı vekili: General Taha Haşimi,
Maliye    nazırı ve adliye nazır
vekili: B. Ömer Nazmi,
iktisat nazırı B. Abdül Mehdi, Maarif nazırı B. Sadrk Baean, İçtimaî işler nazırı: B. Hamdi
Başasi.
hgiltereyeYardımProjesi
Vaşington, 2 (A.A.) — Amerikan yardımının lngiltcrcyi kurtarmıya kâfi gelecek süratte yapılamaması korkusunu Bahriye Nazırı Albuy Knoks'un <Çok vahim bir endişe> şeklinde tavsif etmesini, siyasi mahfiller, Roosevelt'e tam salahiyetler veren kanun projesinin kabulünü tesri ettirmek için söylenilmiş addediyorlar.
Filhakika mebusan meclisi hariciye encümeninden müsait bir şekildf geçen projenin ayan meclisinde tebellür eden İnfiratçı mukavemetine maruz kulacaftı vc Ayanda mücadelenin doha hararetli olacağı oildiril-mcktcdlr.
8
>
VATAN
Cinayet Yüzünden Sönen Bir Ocak
Tam Altı Seneyi Kâbuslar Arasında Geçiren İhtiyar Ana İle Konuştum
(Başı ı İncide) —
Ben Bahriye cadesinde 225 numaralı evi ararken kafamdan hep yerde kalmıyan bu gibi hak muadelelerinin hal şekilleri geçiyordu. Solumdaki binaların nu-marları (15ü) yi aşmıştı. Biraz sonra bir köfteciye sordum:
— 225 numaralı ev... Sualimi bitirmeden cevap verdi:
— Anladım gazetecisiniz. İşte ev görünüyor. Altında bakkal dükânı var. iki gündenberi Kasımpaşa bu haberin heyecanı içinde çalkanıyor. Kan ve hak yerde  kalmaz derler.  Nc kadar
doğru imiş.
Köfteci yanıma sokuldu. Muhitin heyecanını bana da geçirmek ve aşılamak istiyen bir eda ile anlatmıya devam etti:
— Hak ve adalet gecikebilir. Fakat katiyen uyumaz. Şimdi evde her şeyi göreceksin ve öğreneceksin, fakat ben sana bir adalet numunesi anlatacağım. Gazetene onu da yaz.
Erzincanda paralıca tanınmış bir adam varmış. Komşularından birisi bu adamın paralarını şiltesine koyduğunu öğrenmiş ve aşırmıya karar vermisiir. Fakat gece üstünde yatılan şilteye so-kulmrya imkân göremediği için çareler düşünmüş ve nihayet bir gece bu adamın beşikteki çocuğunu çalmış, koluna bir çimdik de bastıktan sonra bahçenin zifiri karnlığına bırakmış ve pususuna çekilmiştir. Ana, baba beşikte bıraktıkları çocuklarının sesini bahçeden işitince telâş ve heycan içinde bahçeye fırlamışlar. Fena niyetli komşu da içeriye girmiye imkân bulmuş ve derhal sillelerin üstüne atılmış, elindeki kaımastle deşmiye bağlamış. İşte o sırada ilâhî adalet bir zelzele faciası şeklinde tecelliye baş. lamış. Ev hallaç pamuğu gibi atılmış. Ana ile baba da bahçede bu felâketten kurtulmuşlar., kurtarma ekipleri gelmiş. Bu zat şiltesini aramak istiyormuş. Anka-zı kaldrrmışlar.. şiltenin üstünde ezilmiş bir insan ve avucunda da paralarını bulmuşlar.- İşte bazan adalet bu kadar seri ve kurtarıcı
olur...
Köfteci daha başka adalet hikâyeleri anlatmıya hazırlanıyordu. Etrafımda da meraklılar bir halka yapmışlardı. Ben hikâyeden ziyade son hâdisenin etrafında tetkikat yapacaktım. 225 numaralı evin kapısını çaldım. Dudakları uçuklatanış bir çocuk kapıyı açtı. Maksadımı anlatınca yukarı seslendi:
— Haminne, haminne...
Bu sırada 7, 8 yaşlarında tki çocuk daha kapıya indiler., çehrelerinde yorgunluğun ve uykusuzluğun san ve soğuk rengi ve ifadesi okunuyordu. Biraz sonra başı yemenili ihtiyar bir kadın kapıya geldi:
— Evlâdım, gazeteci misiniz., lütfen arkaya, bahçe kapısına dolaşınız, dedi ve çekildi.
Beli bükülen bu ihtiyar kadın beni bahçe kapısında karşıladı ve mermilerle delik deşik olmuş bir arazi parçasını andıran bahçeyi göstererek igildi:
— İşte oğlum I Bir şehit anasının 'bir katil anası olabileceğini de görünüz. Hayırsız evlât kendisine ve ailesine neler yapaıbilir-
miş?
Aglryan bir sesle devam etti:
— İşte dün ve evelki gün otomobillerle polisler, bekçiler, kaz-malı, kürekli amelelr geldier.. bahçemizi kazdılar., şurada burada insan kemikleri buldular., bizi de yakalayıp karakola götürdüler. Kızlarım Nuriye, Nevzac, büyük oğlum ihsan» damadım Tayyar da beraber karakola götürüldük. Bu gördüğün üç çocuk ölen katil oğlumun Dimitrula ismindeki karısından birer hatıra kalmışlardı. En büyüğü on yaşını henüz doldurmryan bu çocuklar dün gece bu üç katlı, dokuz odalı evde yapayalnız kaldılar. Kendi kendilerine ateş koymuşlar., az kalsın evi yakıyorlarmış. Polis bugün beni kefaletle bıraktı. Şimdi eve geldim. Evlâdım Allah aşkına söyle., şimdi bizi hapise mi atacaklar., ne talihsiz başım varmış., ömrümde haram yemedim., kimseye fenalık etmedim. Fakat bir akılsız evlât yüzünden ne hallere geldim. Onu doğuracağıma taş doğursam daha iyi olurdu..
65 Uk Safinaz hanım ağlıyordu. Ben kâbusun kanat gerdiği bu perişan yuvayı ve kocasına ihanet eden Fatma Nadidenin boğulduğu salonu tetkik ettim. Evde yıkılan bir ocağın kara ve korkunç felâketi    elle tutulacak
kadar maddileşmiş...
Bir beyin hummasından sonra analarını kaybeden Ayhan, Kemal,    Tank bana    sokuldular...
yalvarıyorlar:
— Amca nc olur... Haminnemizi hapse atmasınlar...
Bahçede Nadidenin kemiklerinin çıktığı yerlere sular toplanmış., tahta perdelerine, meraklılar üşüşmüş, hüzünlü manzaradan ibret dersi çıkarıyorlar, ihtiyar Safinaz Hanım, ırmak gibi boşanan yaşlarını yemenisine IÇIT. miye çalışırken macerayı kısaca anlatmasını rica ettim.
Bir dakika her acıyı unutur gibi oldu:
— Evlâdım dinle! dedi. İnsan kendi küf file ve kendi mil-lcttaşile evlenmelidir. Kocam Mehmet Efendi evimizin altında bakkaldı, öldükten sonra oğlum Zeki yerine geçti. Bu sırada Dimitrula isminde bir Rum kızilc evlendi. Bu üç çocuğu meydana getirdikten sonra ve o meş'um hâdiseden iki buçuk sene evvel beyin tifosunoan öldü. Zeki bekâr kalmıştı. Bu sırada biletçi Cemalin karısı Nadide, dükkânda Zeki ile tanışmış. Bu evde beş hissedar vardır. Zeki gecelri dükkânın eve açılan kapısından bu kadını üst kata alır ve gizlice kalırmış., çapkınlığı ilerleten Zeki bu sırada Kâğuthaneli    Arnavut
Münire ile de tanışmış, onu da eve getiriyormuş. Zahir bir çiçekle bahar olmaz sevdasına kapılmış., işte bu iki kadm oğlumu paylaşamıyorlarmış. Aralarmda. ki müthiş kıskançlık arttıkça artmış ve nihayet Nadide öldürülmüş ve vücudu parçalanarak bahçeye gömülmüş amma benim hiçbir şeyden haberim yoktur. Sonra Münire de tifodan öldü. Oğlum da bundan sonra verm oldu. Taım on bir ay yattı. Bir buz gibi eriyerek öldü. İşte Nadidenin kocasına ihaneti bu aileyi böylece çökertti. Dört kişi ka ra toprağa girdi. Fakat dram bitmedi. Şimdi de beş kişi zan altındayız. Bakalım benim bu alnıma daha neler yazılmış?..
Safinaz Hanım bu hazin romanı anlatırken karşısına sıralanan üç yavru., hanını ninelerinin gözlerinden kesilen yaşı paylaşıyorlardı... Safinaz Hanım iki gündenberi aç kalan çocuklara bir sıcak çorba hazırlamak için içeriye girmişti. Ben de yavaşça bahçeden çrktım.
M. Y.
*
Polis ve Müddeiumumilik dün de bu facia tahkikatile meşgul olmuştur. Şimdi zan altında bulunanlar hakkında tatbik edilecek kanuni şekiller tahkikatın inkişa-file meydana çıkacaktır.
Eğer maznunlarm bu öldürme ve boğmaya iştirakleri varsa hâdisenin müruru zamana uğraması için aradan 15 senelik bir müd. deıtin geçmesi lâzımdır. Eğer bunlar yalnız gömülme hâdisesine iştirak etmişlerse kanun kendilerine üç aydan bir seneye kadar hapis cezası takdir etmiştir.
Eğer gömülme hâdisesini bil-nriyorlarsa bir cinayeti haber vermemiş oluyorlar ki bu da beş senelik müruru zaman haddine tâbidir. Aradan altı sene geçtiği için hepsi serbest kalacaklar demektir.
Bir Yaralama Hâdisesi
Müddeiumumiliğe zabıtaya aksci-memlş bir yaralama hâdisesi ihbar edilmiştir. İddiaya göre, Tarlabaşın-da Hacı Ahmet sokağında 8 numaralı evde oturan ve Beyoğlu barlarından birinde çalışan Avangilya namı diğer Dola son günlerde diğer bir bar sahibinin kârlı bir teklifi karşısında kalmıştır. Dola bu teklifi kabul etmiştir. İddiaya göre eski bar sahibi Dolayı bırakmamak için elinden geleni yapmış muvaffak olamayınca da Dolayı bıçakla üç yerinden yaralamıştır.
Yine iddiaya göre bar sahbl bundan sonra işin polise aksetmemesi i-çin hususi bir yerde Dolayı tedavi altına aldırmış, Dolanın annesi 20 lira para göndererek kızrnm bir kaç gün için Bursaya gittiğini bildirmiştir. Ayni barda çalışan ve hâdise esnasında barda bulunan diğer bir kadının ihbarı üzerine müddeiumumilik tahkikata başlamıştır.
Beykoz -Süleymaniye
k ı r ısı i incttAe) =
ikinci sayılarını da kazanmışlardır, vc devre de 2 - 0 Süleymaniye lehine neticelenmiştir.
İkinci devreye Boykozlular, mağlûbiyetten kurtulmak İçin çok canlı başlamışlarsa da, netice alamamışlardır. Ve UstUste yaptıkları hücum-lar semeresiz kalmıştır.
35 İnci dakikada sol açık Fethi, UçtlncU Süleymaniye golünü de yap-mıya muvaffak olmuştur. Vc bu suretle maç ta 3 - 9 Süleymaniyenln galibiyeti ile neticelenmiştir.
Fenerbahçe - Topkapı
Fener stadında   günün son maçı
Fenerbahçe - Topkapı arasında olmuştur. Eşref Mutlunun hakemliği altında bu oyuna sarı lacivertliler son karar dolayısile müteessir olmadıklarını gösteren bir takımla çıkmışlardı. Şu şekilde idiler:
Cihat, Leblp, Tacl. Nazif, Esat. Fikret, Naci, Yaşar. Naim, Rebii, Ce mil.
Topkapı en kuvvetli şeklile çıkmış ti ve oyun başlamaslle Topkapı nısıf sahasına intikal etmesi bir olmuştur. 12 inci dakikada Naim ilk Fener golünü kaydetmiştir. Fener hücumları biribirini takip ederken Naci 20 inci dakikada Fcnerbahçenin ikinci golünü de yapmıştır. Bunu, Yaşarın kaydettiği üçüncü gol takip etmiştir. Devre de bu suretle 3-0 Fener lehine bitmiştir.
İkinci devrede Fenerlilerin gol adedini arttıracakları tahmin edilmiş, fakat Topkapılılar canlı bir oyunla bu fırsatı vermemişlerdir. Hattâ o-yun mütevazin bir şekil bile almıştır. Devrenin sonlarına doğru Topkapılılar Vecdi vasıtasllc bir de gol kaydetmişler, maç ta bu suretle 3-1 Fenerbahçenin galibiyeti ile nüıayet-lenmiştir. «
Halkevi Koşusu
Eminönü Halkevi tarafından tertip edilen sokak koşusu dün Halkevi merkezi ile Gülhane par-kı arasında yapılmış ve 56 atlet iştirak etmiştir.
Neticede Ahmet birinci, İzak ikinci, Adnan üçüncü olmuştur.
Beyoğlu Halkevi koşusu da Şişlide yapılmış, 24 atlet girmiştir. 3000 metrelik koşuda Kos-tantin birinci. Cevat ikinci. Yuda üçüncü olmuştur.
Basketbol
Flminönü Hatkevmdeki basket-ı bol maçlarma da dün devam edilmiş. Savaş takımı   Atletik spora 10-12 galip gelmiştir.
inci Küme Maçları
Dün Anadoluhisar sahasında yapılan ikinci küme maçlarında Anadolu, Rumelihisarını 3-0, Alemdar Beylerbeyini 4-2, Anadoluhisar Hilâli 9-2 mağlûp etmişlerdir.
Kır Koşusu
Üsküdar Halkevi spor kolu tarafından tertip edilen üç kilometrelik kır koşusu dün sabah yapılmıştır. Koşucular saat on birde müsabakaya Bağlarbaşından başlamış ve Doğancılarda bitirmişlerdir. Koşuya yirmi dört sporcu iştirak etlmiştir. Birinciliği Münir Doğan, ikinciliği Orhan Erbuç kazanmıştır.
3.2-941
Zeytin Bakım Fen Memurları
Bornova, (Hususi) — Zeytin bakım fen memurları için açılan kurs tedrisatını bitirmiştir. Kursu ikmal eden yirmi iki memur, tayin edildikleri mmtakalardakl köylülere, budama usullerini ve fennî zeytinciliğe ait bilgilerini, öğreteceklerdir.
0smaniy3de Pirinç Ekimi
Osmaniye, (Hususi) — Kasabamız ve civanı da pirinç ekimine karşı büyük bir arzu uyanmıştır. Bu hususta vilâyet ziraat müdürü Bay Nuri Avcı'nın tetkikleri ve halk ü-zerindeki teşvikleri âmil olmuştur. Önümüzdeki mevsimde çeltik ziraatı yapmak üzere rençperlerimizden yirmi üçü ziraat müdürlüğüne müracaatta bulunmuştur. Ancak bu mü racaatlar kanunun tarifatı dahilinde yapılmadığı için reddedilmiş, müracaat sahiplerine pirinç ekecekleri sahaların miktarlarını tesbit etmeleri ve çeltik sahalarına akıtacakları suların kudret ve kabiliyetlerini tayin eylemeleri lüzumu bildirilmiştir. Müracaat sahiplerine müsaade verileceği ve fakat, çeltik sahalarının zira! ve sıhhi durumlarının ihlâl edilmesine meydan verilmemek için bu gibi müracaatların çeltik komisyonlarınca tetkik ettirileceği haber alınmıştır.
Yaman Bir Üfürükçü
İzmir, (Vatan) — Güzelyalıda Cami sokağındaki evinde büyücülük, falcılık yaparak bir çok safdilleri aldatırken suç üstünde yakalanan A-kif Soyerin yapılan muhakemesi bitmiş ve hüküm suçluya bildirilmiştir. Falcıbaşı iki ay, iki gün hapishanede yatacak ve artık kendi falına bakacaktır.
Urlada Göçmen Evleri
Urla, (Hususi) — Göçmenlere tahsis edilmek üzere kasabamızın yanık yerlerinde yaptırılmakta olan evlerden inşaatı bitenlere bir kısım göçmenler yerleştirilmiştir. Diğerlerinin de bir an evvel bitirilmesi lüzumu a-la kadarlara bildirümiştir.
Edirne Tekrar Işığa Kavuştu
Edirne, (Hususi) — Bir buçuk ay evvelki seylâptan bozulan elektrik fabrikasının tamiratı nihayet bulmuş vc evvelki akşam verilen cereyanla şehir ışığa boğulmuştur.
Edirnede Et Fiyatları
Edirne, (Vatan) — Et fiyatlarında görülen sebepsiz yükselmeleri nazarı dikkate alan valimiz Ferdi No-mer, işe bizzat el koymuş ve fiyat murakabe komisyonu İle ticaret odası, belediye ve mıntaka ticaret müdürlüğünü bu tereffüün sebeplerini tetkike memur etmiştir. Valimizin gösterdiği bu alâka vc hassasiyet muhitte hakiki bir memnuniyet ve sevinç uyandırmıştır.
* Edime. (Vatan) — lstanbulda yapılan pasif korunma tecrübelerinde bulunmak üzere bir hafta evvel İstnnbula gitmiş olan belediye reisi Ferit Çardaklı, emniyet müdürü A. Rıfat Kcmcnlcre, Seferberlik müdürü Şevket, itfaiye müdürü Cemal, bugün şehrimize dönmüşlerdir.
* Edirne, (Vatan) — Şehrimizde
satılan mangal kömürlerinin fiyatı, narha göre 7 kuruş olması lazım gelirken 7,5 - 8 kuruşa ve buna rağmen yakılamıyacak derecede ıslak bir haldo halka satılmaktadır.
Maden kömürleri lso satanların İnsafına kalmıştır. Vaziyetin önüne geçmek İçin bazı vilâyetlerde yapıldığı gibi kömürcüleri bir arava toT* ramak suretlle ve satılan kömürlerde normal evsafı temin etmek belediyece yapılması güç olmryan bir iştir. .Alâkadarların nazarı dikkatine vazederiz.
4c Edime, (Vatan) — Parti müfettişimiz Kocaeli mebusu Ragrp Akça, Trakyadaki teftişlerini bitirerek şehrimize dönmüştür.
* EfHrne, (Vatan) — 12 kuruştan 15 kuruşa çıkarılan ekmek narhı pazar gününden itibaren 14,20 kuruşa I ıdirilmiştir.
Bazı firmaların da ekmek narhında aşağıya olarak 14 kuruşa sattıkları haber almmı?tır.
Sarhoşluk Yüzünden Bir Cinayet
İzmir, (Vatan) — Şehrimizin Gaziler mevkiinde sarhoşluk yüzünden bir cinayet işlenmiştir. Kasap Hay-ri, fazlaca sarhoş   olduktan sonra, Osman oğlu Tcvfik adında bir elek trikçi ile, sebepsiz yere   bir kavga çıkarmış ve hemen tabancasına sa rılmıştır. Çıkan kurşunlar, Tevflğin göğsüne isabetle ölümüne sebep   olmuştur. Katil tutulmuştur. -o
İzmir Fuarı
Şimdiden Hazırlıklara   Başlandı
İzmir, (Vatan) — önümüzdeki a-ğustos ayında açılacak olan 1941 senesi İzmir milletler arası fuarı i-çln hazırlıklara başlanmıştır.
Daha şimdiden fuara iştirak mak sadile yapılan müracaatlar izmir fuarına karşı gösterilen alâkanın bir delilidir.
Fuar geçen seneye nlsbetle daha geniş pavyonları ihtiva edecektir.
Köylerde Bol Kömür Var
Ömerli, (Hususî) — NahJyeyo bağlı köylerdeki müstahsiller elinde külliyetli miktarda mangal kömürü bulunmaktadır. Bu kömürler kısmen Torluklar başmda ve kısmen de şose kenarlarına veya civarlarına getirilmiş bulunmaktadır. Ancak, nakliye vasıtalarının kifayetsizliği bu kömürlerin Kadıköy ve Üsküdara süratle şevklerine mâni olmaktadır. Bu civarlarda kiracılık yapan bir kısım kamyoncular nakliye ücretini arttırmışlardır. Bir kilo kömüre nak llye olarak bir kuruş istemekte ve bu fiyat ta köylüyü düşündürmektedir.
Manisada Et Buhranı
Manisa (Hususî) — Belediye, nin koymuş olduğu narhı kabul etmiyen kasaplar aralarında anlaşarak et kepmemek kararını vermişlerdir.
Bu yüzden halk et sıkıntısı çekmektedir. İşe alâkalı makamların el koymaları beklenmektedir.
o
Tarsus
Halkevinde Toplantı
Tarsus, (Hususi) — Halkevlmiz-de geçen cumartesi günü akşamı bir aile toplantısı yapılmıştır. Şehrimiz münevverlerinden hemen ekserisinin bulunduğu bu toplantıya Milli Mücadele kahramanlarından 6eyhan mebusu Sinan Tekelioğlu da iştirak etmiştir.
Halkevi reisi Fikri Ünlü, bu toplantıların sosyal bakımdan kıymetini, istihdaf edilen gayelerini izah etmiş, Sinan Tekelloglunu da hazır bulunanlara takdim ederek Çukuro-vadaki hizmetlerinden bahis ile kendisini ve diğer milli kahramanları hürmetle selâmlamıştır.
Sinan Tekelioğlu, valiye ve hazır bulunanlara hakkında gösterilen teveccüh ve hürmetten dolayı teşekkür etmiş, o zaman birlikte çalıştığı kahramanlardan ve menkıbelerinden bahseylemek tevazu ve kadir bilirliğini göstermiştir. Toplantı geç vakte kadar doyulamıyan bir neşe ve zevk içinde geçmiştir.
VATAN Gazetesi
HAN UY ATLARI Kur-;
Baştık maktu olarak 750
1 inci Sayfa Santimi 600
2   »       » 360
B  »      » 300
4   »      > » 100
6   9       » 75
6   »      » 60
Abone iicretl
Kırıkhanlıların    Teberruu
Kırıkhan (Hususi) — Halkımız. Mehmetçik günü münasebetüe aralarında iki bin lira toplıyarak, askerlerimize kışlık hediye alınmak üzere, Kızılay merkezine vermişlerdir.
Türkiye dahilinde:
Senelik    6 aylık    S aylık    Aylık
1400 750 400 Hariç memleketler:
150 Kr.
Senelik    6 aylık    S aylık    Aylık
2700
1410
800 Kr.   yoktur
şe:
IÎR    TtYATROSÜ
Komedi Kısmı
Bu akşam Saat 20,30 da KİRALIK ODALAR
İstanbul Komutanlığı Satınalma Komisyonu İlânları
Askeri ihtiyaç için pazarlıkla mühürlü numunesi gibi 100 adet nöbetçi muşambası 5.2.941 günü saat 11 do pazarlıkla satın alınacaktır. Numune ve şartnamesi her gün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatte Fmdıklıda komutanlık satın alma komisyonuna teklif edecekleri fiyatlara göre yüzde on beş teminattan ile birlikte gelmeleri.
«682»
Devlet Denizyolları İlânları
Karadeniz Yolu Salı Postası
4 Şubat 941 salı günkü Karadeniz yolu postası yapılmıyacakttr. 6 şubat 941 perşembe günü kalkacak (Ankara) vapuru programına ilaveten gidişte Tireboluya, dönüşte Pazara ugnyacaktrr. (744)
Askerî Fabrikalar Satınalma Komisyonu İlânları
Müteahhit nam ve hesabına 60 ton demir hurdası satın alınacaktır.
Mahreç istasyonlarında vagon dahilinde teslim sartile - beher tonuna 17 lira tahmin edilen 60 ton demir hurdası askeri fabrikalar u-mum mUdllrlüftü merkez satın alma komisyonunca 20.2.941 perşembe günü saat 15,80 da ihale edilecektir. Şartname parasızdır. Muvakkat teminatı «76* lira «50» kuruttur. Taliplerin mezkûr gün ve aatte komisyona müracaatları. <658>
Sahibi ve Neşriyat Müdürü: AHMET EMİN YALMAN
Basücügı Yer: VATAN MATBAASI
Türkiye Cumhuriye
iraat Bankası
Kuruluş tarihi: 1888. — Sermayesi: 100,000,000 Türk liran.
Şube ve ajans adedi: 265. Zirai vo ticari her nevi banka muameleleri. Tara biriktirenlere 28,800 Ura ikramiye veriyor
ztir&ac oanKasmaa Kumoarau ve moarm laflamn aesapıarmaa
en az 50 lirası bulunanlara senede 4 defa çekilecek kur'a ile aşağıdaki plâna göre ikramiye dağıtılacaktır:
100 adet 60 liralık 5,000 lira 120   »     40     »        4,800   » 160   »     20     »        3,200   »
4 adet 1,000 liralık 4,000 Ura
4 » 500     » 2,000   y>
4 » 250     » 1,000   »
40 » 100     » 4,000   »
DtKKAT: Hesaplarındaki paralar bir sene iğinde 50 liradan aşağı düşmiyenlere ikramiye çıktığı takdirde % 20 fazlasüe verilecektir Kuralar be nede 4 defa, l eylül, 1 blrinclkânon, 1
1 haziran tarihlerinde çekilecektir.
Daniz Levazim Satınalma Komisyonu İlânları |
1 — Mevcut evsafı mucibince tahmin edilen bedeli cl5000> lira o-lan c20000> kilo sülyen tozunun 5.2.941 çarşamba günü saat 14 te Ka-sımpaşada bulunan Deniz Levazım Satınalma komisyonunda pazarlıkla eksiltmesi yapılacaktır.
2 — tik teminatı <1125> lira olup şartnamesi her gün iş saatf dahilinde mezkûr komisyondan bedelsiz alınabilir.
3 _ İsteklilerin 2490 sayılı kanunun istediği vesaikle birlikte adı geçen komisyona müracaatları ilân olunur. <730>
**
1 — Tahmin edilen bedeli 2816 lira olan on alti kalemde ceman 35000 kilo muhtelif cins yaş sebzenin 19 şubat 941 çarşamba günü saat 14 te açık   eksiltmesi yapılacaktır.
2 — î\k teminatı 211 Ura 20 kuruş olup şartnamesi her gün komisyondan alınabilir.
3 — İsteklilerin belli gün ve satte Kasımoaşada bulunan komisyona müracaatları. c727>
1 Adet
1 Adet
1 Adet
1 Adet
4 Adet
1 Adet
1 Adet
7 Adet
2 Adet
60 Adet
1 Adet
Altın saat cgaranti verilmek şartBo Altın kalem «Tanınmış markaiardan> Küçük boy kasa Dosya dolabı
Yazı makinesi Koltuk
San dalya Ayna
Yemek bıçağı Torna tezgâhı
Yukarda cins ve miktarı yazılı eşya ve malzemenin her bir kalemi ayrı ayrı 6 şubat 941 perşembe günü saat 14 te pazarlıkla alınacaktır.
İsteklilerin belli gün ve saatte Kasrmpaşada bulunan komisyonda hazır bulunmaları. «729>
İMâ*x
İKRyVVtlVfc
A*UR GEÇTİKÇ
T. îş Bankası 1941 Küçük
Tasarruf Hesapları İkramiye Plânı
1S41 İKRAMİYELERİ
1 adet 2000 Liralık = 2000— Lira
3 > > = 3000.—
o 4 8 > > 750 500 250 > » = 1500.— = 2000.— = 2000.—
35 > 100 = 3500.—
80 > 50 > = 4000.—
soo > 20 = 6000.—
Keşideler : 4 Şubat, 2 Mayıs. 1 Ağustos, 3 ikineiteşrüı tarihlerinde yapılır.