p
Başmuharriri:
Ahmet   Emin   YALMAN
VATANEVÎ — Cafcalojra, Molla Fenarl S. « Telefon: 241S6 — Telgraf VATAN tut
23   NİSAN   1941 ÇARŞAMBA
J   Fiyatı: 5 Kuruş
r
SİYASÎ  SABAH  GAZETESİ
YALOVA KAPLICALARI
Yıl: I — Say.: 240    V.
1 MA YİSTA N İtibaren Açılıyor
Turk vocuSu Ve İstiklâl
Davası
Çocuk bayramı vesilesile beşinci kollara meydan o-kuyoruz: Bütün kuvvetiniz bir araya gelse bir tek Türk çocuğunu   zehir liye-
mezsiniz!
Yazan: Ahmet Emin YALMAN
undan yalnız yirmi bir-sene evvel mi idi ? Bu ina mlacak şey mi ? insana, aradan asırlar geçmiş gibi geliyor.
Yalnız yirmi bir sene evvel "bir 16 mart günü İstanbul işgale uğramıştı. Mebusan Meclisi feshedilmiş, mebuslardan bazı ileri gelenler ve diğer bazı vatandaşlar Maltaya nefyolun-muştu. Sevr muahedesinin verdiği idam hükmünün zorla tatbiki için her şey hazırlanmıştı.
O saniyede Türk istiklâli için ne ümitsiz bir manzara vardı! Ne tarafa bakılsa ufuk karanlıktı. Umumî harpten yorgun, bezgin çıkan milleti, saltanat muhitinin beşinci kollan, düşmanla beraber olarak, zehirlemekle meşguldü. Bir tarafta zırhlılarile, hudutsuz vasıta ve kuvvetlerile bütün bir âlem var di, diğer tarafta birkaç çeteden, kundağı alınmış birkaç toptan, vazife başında kalan birkaç telgraf memurundan ibaret bir mukavemet cephesi...
Bütün o yenilmez gibi görünen müşküller karşısında Türk beka ve istiklâl azmi şahlandı, Mustafa Kemal gibi bir rehber yaratarak tarihin en cüretli mücadelesine atıldı.
Istanbulda feshedilen meclisin azası ve diğe, millet mümessilleri 23 nisanda Ajıkarada toplanmağa davet edildi. Yirmi bir sene evvel bugün, Ankarada yeni bir Türkiye doğdu, Türk istiklâli tam mânâsile kuruldu.
Bu doğum gününün çocuk bayramı sayılması bir tesadüf eseri değildir. Çok tabiî ve yerinde bir düşüncedir. Türkiye-de yeni doğan ruhun asıl sahibi yeni nesildir. Eski nesillerin
vazifesi emaneti sahiplerine devretmek ve bu sahipleri mukaddes emaneti taşıyabilecek bir zindelik ve kudrette yetiştirmektir.
Yeni nesle karşı vazifemizi yaptık mı? Bu suale «evet» demek güçtür. Fakat her halde bu hedefe doğru çok temiz niyetlerle çalışılmıştır. Türk evi içinde çocuk hiç bir zaman bugünkü mevkiini almamıştır. Bugün her ailenin varlığında gaye ve merkez, çocuktur. Başka her şey ya bu gayenin vasıtasıdır, yahut ona nisbetle ikinci, üçüncü derecede kalır.
Anasız, babasız kalan çocuk veya muhtaç ailenin çocuğu ayni frrsatlan elde etmiş midir? Elbette etmemiştir. Fakat çocukları koruma teşkilâtı, Halk evleri, diğer hayır ve kültür cemiyetleri, hükümetin muhtelif teşekkülleri, hayır seven fertler ortadaki boşlukları doldurmak için iyi niyetle, sevgi ile çalışıyorlar. Buna rağmen ortalıkta ^rulacak sayısız iş vardır. Bu yardım sahasının henüz başla-nndayız.
Büyük Millet Meclisi hükümetinin kuruluşunun yirmi i-kinci yıl dönümünde çocuklarımız bakımından gördüğümüz manzara, her halde kalbe ferah ve ümit verecek yoldadır. 21 sene evvel bizim için ve daha bir. iki millet için istiklâli kaybetmek tehlikesi vardı. Bugün avni tehlike bütün istiklâl sahibi milletler için vardır. Ecne-
(Devamı Sa. 5, SU. 7 <lc) * —
Atatürk'ün Türk Gençliğine Hıtab
Ey Türk Gençliği,
Birinci vazifen Türk istiklâlini,
Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istiklâlinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahî, seni bu hazinenden mahrum etmek istiyecek dahilî ve haricî
bedhahların olacaktır. Bir gün İstiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini dü-
şünmiyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok nâmüsaît bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülme-

5
ır
I
ıbı
ın mum
ili
istiklâl mücadelesini başaran ve bugünkü Türkiyeyi
i  kuran iki Büyük Şefimiz
bilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedil-miş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleri-1e tevhid edebilirler. Millet yoksulluk içinde, zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istiklâlinin evlâdı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklâlini ve Türk cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asîl kanda mevcuttur.
Yunanistanda
İngilizler, Yeni
Almanlar
M
evzııere Vardı
Yine Bir Hastane Gemisi Batırıldı
r
«Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu umumi merkezi yurd yavrularına milli ve öz bayramlarını kutlar, kendilerine şanlı ve yüce Türk milletine lâyık büyük ülkülü, faziletli ve şerefli bir ha-yat temenni eder.»
Serano Sunner
Alman Tazyiki
Yine İspanya İle Fransaya mı Geçti ?
Vişi Kabinesinde
Değişikliklere İhtimal Veriliyor
Balkanlardaki vaziyet tasfiye edilecek olursa Almanların yeni plânları ne olduğu malûm değildir. ^
Amerikadan gelen haberler Alrrvanyanın İspanyayı tazyik faaliyetinde bulunduğu yolundadır. Yine bu kaynaklara göre Almanya İspanyadan geçit istiyecek, hattâ daha ileri giderek ln-giltereye karşı cephe almasını talep edecektir.
Bu haberlerle birlikte gelen Almanyanın Fransadaki faaliyeti haberi de manalı telâkki edilmelidir.
(Devamı: Sa. S, Stt. 5 te) /§/
YUGOSLAVYANIN   TAKSİMİ
İtalya Karadajja Göz Dikmiş
^ - - _
Dalmaçyayı İstiyor
Rumenlerin
Macar Hududunda Tahşidatı mı ?
. Bulgarifltanm Makedonya ve Garbi Trakyayı işgalle iktifa etmediği söylenmektedir. Kral Boris Hitlcrle görüşmüştü. Bu mesele İçin kralın tekrar Almanyaya gideceği haber verilmektedir.
Diğer taraftan Romanya ile Ma-carlstanm iddiaları bir türlü telif edilememektedir. Her İkisi de Banatı istemektedir. Banat halen Almanların işgali altındadır.
Romanya, Macartstanın Yugoslav-yadan aldığı yerlere mukabil Tran-silvanyayı kendisine bırakması lazrm (Devamı: Bft. 5, Stt 1 de)   ,-
Alman NakLyaiı Çok Güçleşti
Londra. 22 (A.A.) — Salâ-hiyettar bir kaynaktan bildirildiğine göre, Londraya gelen haberlerden, Yunanistandaki İmparatorluk kuvvetlerinin halen cenupta yeni mevzilerine varmış bu lundukları öğrenilmiştir. Son harekât esnasında düşmanın kayıplarının fevkalâde ağır olduğu tebarüz ettirilmektedir.
Yunan ve İmparatorluk kuvvetlerini yeni mevziler üzerine geri çekilmeğe mecbur eden harekât hakkında şu cihet kaydolunmaktadır ki Almanlar, Yugoslav ordusunu aşarak Manastırda açılan gedikten geçtikleri zaman, Yunan ve imparatorluk kuvvetlerinin arkalarını tehdit ediyorlardı. Bunun üzerine, İngilizlerin sol cenahlarını ve _Yu-nanlıların da sağ cenahlarını geri çekmeleri icap etmiştir.
?
Atina, 22 (A.A.) — Yunan orduları başkumandanlığı tarafından 2 I nisan aksamı neşredilen   179 numaralı resmî tebliğ:
Kuvvetlerimizin yeni mukavemet mevzilerine çekilmesi hareketleri tam bir muvaffakiyetle başarılmıştır.
*
Londra, 22  (A.A.) — Yuna-niatandaki    vaziyetin     vahameti Londrada gizlcnmemektedir. İmparatorluk kuvvetleri Alman kuv-(Devamı: Sa. 5, SİL 6 da) * *
Golos Ve Lamyayı
Diğer Taraftan da
Limni Ve Semendire Adalarını İşgal Etmişler
Alman resmî tebliğine göre Alman kıt'alan Lârissa'y» aldıktan sonra daha da ilerliyerek Go. los ve Lâmya'yı işgal etmişlerdir. Fakat bu haberi teyit eden başka malûmat gelmemiştir.
-fc - Radyo gazetesi -
Henüz tceyyüt etmiyen bir habere göre Almanlar Yunanlıların Limni ve Semendire adalarını işgal etmişlerdir.
Bu işgalin vaki olup olmadığı hakkında balşka bir haber de yok. tur. Vaki ise işgalin nasıl yapıldığı hakkında da henüz tamamlayıcı haberler gelmemiştir.
- Radyo gazetesi -
Tsuderos
Yunan Başvekili Tayin Edildi
Yeni Hükümet Divanıharpler Kurdu
İngiliz Filosu
Trablusgarbi
Bombardıman Etti
6 Nakliye Gemisile Bir Muhribe İsabetler Kaydedildi
Mühim Tesisat Hasara Uğradı
Londra, 22 <A.A.) — İngiliz bahriye nezareti tarafından öğleden sonra neşredilen tebliğ:
Dün sabah şafakla beraber Trab-(Devamı Sı. 5, Sil. | de) *
Başvekil, Mühim Bir Nutuk İrat Etti
Atına. 22 (A.A.) — Kral, Başvekâleti Hariciye Nazırı Erna. nuel Tsuderos'a   tevdi etmiştir.
Tsuderos, dün öğle üzeri yemin etmiştir. Hükümetin diğer erkânı arasında bir değişiklik yoktur.
Yeni Başvekil, saat 13,30 da Atina radyosu vasıtasile millete hitaben bir nutuk söylemiştir:
Atina. 22 (A.A.) — Ofi a-jansı bildiriyor:
rlatia gazetesi yazıyor:
Yeni hükümet enerjik hareketlerle işe başlamış ve bu meyanda hemen faaliyete geçen divanıharpler teşkil etmiştir. Bu. gerek cephe gerisinin vc gerek ordunun maneviyatını bozmağa çabşan düşman ajanlarının faaliyetlerini önlemeğe matuf bir tedbirdir. Çe_ tin bir mücadele yaptığını ve bütün fedakârlıklara katlandığını bilen Yunan milleti bilerek veya bilmiyerek düşman ajanlığı yapan ve bu suretle umumî itimadı sarsan kimselerin, kim olursa ol-Hun. cezalandırılmalarını talep etmek hakkını elbetlte haizdir.
Başvekilin   Nutku
Atina. 22 (A.A.) — Başvekil, orduya ve millete hitaben radyoda irad ettiği nutukta bilhassa şöyle demiştir:
«— Majeste Kralın, bugün bana reisliğini tevdi ettiği hykûmet, (Devamı Sa. 5, Sü. 2 de) /=/
Haile Selâsiye
Dessiede
Geri Dönen İtalyan Askeri Harbe Tutuştu
Haile Selasiyenin Küçük Oğlu Harrar Valiliğini Aldı
Yohannesbourg 22 (A.A.) — Habeşıstandaki Cenubi Afrika kuvvetleri nezdinde bulunan hususî bir muhabirin bildirdiğine göre şimaldekj İtalyan ordusu geri dönerek Dessie şehri önünde muharebeye tutuşmuştur.
Nairobi, 22 (A.A.) — Resmen bildirildiğine göre, IVnpara-fcor Haile Selasiyenin küçük oğlu Harrar Dükü bugün Harrar'a gelmiş ve bu mıntakanın umumî valiliğini deruhte eömiştir.
Londra, 22 (A.A.) — Reuter ajansının Adisababa'daki hususî muhabiri bildiriyor:
Adisababa  ve  Harrar'da Ha-
be$ polisi İtalyan polisinin yerini
almaktadır.   Haile     Selasiyenin (Devamı Sa. 5 , SU. S de) +
23 Nisan Bayramının Mânâsı Nedir?
21 Sene Evvel Bugün Yeni ve Müstakil Türkiyenin Asıl Temel Taşı Atılmıştı
Bugün millî bayramlarımızdan en rmihimlerinden biridir. Bunu ayni zamanda çocuk bayramı yaptık, çünkü yeni bir Türkiyenin doğumile yeni nesillerin umumî hayata alâkası arasında tabiî ve sıkı bir münasebet vardır.
Bu bayramın manası nedir? Hele ufukların bu kadar kara olduğu bir sırada bunu hatırdan geçirmek çok faydalı olur. Çün-j kü yirmi bir sene evvel bugünü-I muz kadar bir milletin hayatında ! zahiren ümitsiz görünür günler | azdır. Fakat bugün o karanlıklar içinden yeni bir güneş doğmuş, yalnız bizim ülkemize değil, yüzlerce milyon yabancı insanın kalbine aydınlık ve ümit vermiştir.
16 mart  1920 de İstanbul iş-(Devamı: Sa. 5, SU. 7 de) —
Türkiye ™ Rusyaya
Siyasî Taarruz!
Almanya Türkiyeye Bir Ademi Tecavüz Paktı teklif Edeceğini ihsas Ediyormuş
Londra, 22 (A.A.) — Times' in muhabiri şu mütalâaları ileri sürmektedir:
Alman Hariciye Nezareti bir taraftan ispanyaya, diğer taraftan da Türkiye ile Rusryaya karşı bir diplomasi taarruzuna geçmiştir. İspanyol kabinesi son günlerde müteaddit defa toplanmıştır. Atman propagandacıları ispanyanın üçlü pakta girmek üzere olduğunu işae etmektedirler. Almanyanın Sovyetler Birli-(Devamı Sa, 5, Sü. 3 de) X/X
Avam Kamarasında Hararetli Bir Celse
Askerî ve Siyasî Vaziyetin Müzakeresi Muvakkat  Tevakkuf Devresine Bırakıldı
Londra, 22 (A.A.) — İngiliz başvekili B. Churchill, bugün Avam kamarasında işçi partisinden B. Lees Smith'in bir sualine cevaben beyanatta bulunmuş ve demiştir ki:
Bugün, paskalyadan evvel söyle-(Devamı Sa. 5, SU. 4 te) X
GÜNÜN SESİ
ingiliz
biri borda ateşi açmış vaziyette
Halk Tipi Eşya
Yazan: REŞAT NURİ
¦   «Ankaradan bildirildiğine göre Ticaret Vekaleti halk tipi ucuz -   ayakkabı, çorap ve fanila imali hakkında çalışmalara başlamıştır.» ,
Gazeteler . Tlearet Vekâletinin bu kararı belki Kinde yaşadığımız zamanın gittikçe artan sıkıntılarına karşı bir ir.lhlnlir. Fakat halk tipi uru/ ayakkabı ve bilhassa elbise yalnız bugünün degll. her zamanımızın çok üzerinde durulmağa değer bir meselesidir.
Köylülerimizle kasabaların fakir halkl • ¦-»- fena giyiniyor ve maalesef bunun sebebi (alım fukaralık değildir. Karadenizliyi Orta Anadol-
ludan, Orta AnadoHu'yu Egeli, Adanalı ve Şarklıdan ayıran mahalli kıyafetler artık tarüülk olmuş fakat yerlerine yenisi konamamıştır. Ankarada Sümer Bank naza. rıuın ucuz köylü elbiseleri cam. U ¦ m Önünde sık sık dururum. Burası Anadolu halkına elbise modelleri telkin eden bir nevi moda serglsl-rtlr. (tstanhulda kibar sosyete Kin son moda tuvaletler teşhir eden bazı lüks marazalar gibi). Bu ca-mekanda halk (ipi olarak teşhir edilen elbiseler hail vakti yerinde şehirli kostümleri tipinin mümkün olriu£u kadar fakirleştirilmiş, kaha-laştırılnıış ve hattâ karlkutürleştl-rllmis örnek \t kopyalarıdır: Malûm karışık teşkllatlle ceket, pan-talon ve yelek. Bir kostüm tipi kl tu111 11111 mimi i d Kin, haline göre, kı-ravat ister; çorap, şapka, potin İster ve aksi halde giyinenin arkasında gülünç bir karikatür gibi sallanmağa mahkûm olur.
(Lütfen sayfayı ceririna)
34
Avrupada
Nasıl Geçti
Nis'te Hırsızlık Vakaları Niçin Çok Oluyordu ?
Yazan    Rebia Tevflk BAŞOKÇU
Telif vc tercüme
Buna rağmen annemi biraz neşesiz mluyorduııı. Bunun sebebini anla-ınak u«un sürmedi. Istanbula geldiğimden iki gün sonra:
— Rcbia, dedi. Şenin hakkında bir takım dedikodular vur. Nis treninde joyilk el çantanın çalmışı burada bin türlü çirkin sözlere yol açmış. Keşke hiç gitmedeydin.
— Keşke, dedim. Zaten Anadolu harbi sonuna ermeden harice gitmek doğru da değildi. Fakat Nis yolunda yahut Nlsfn büyük otellerinde para ve elmas çalınması yalnız benim başıma gelmiş bir vaka değil ki... Son bir hafta içinde dört det'a buna benler hırsızlık oldu.
— Neden bu kadar çok hırsızlık olabiliyor?
- — Sebebi çok basit... Bütün dünya halkı senelerce süren harpten yorulmuş ve bunalmış, her imkân bulan kendini Nlse atıyor. Bunların arasında çantalarında milyonlarca para vc elmas taşıyan dünya zenginleri eksik değil... Bunu haber alan dünya hırsıdan mükemmel bir çete kurarak etraflı bir teşkilât vücude getirmişler, ellerini kollarını her tarafa uza-tryorlar. Negresko otelinin kapıları iki katlıdır. Her iki kapının da analı tarlan başka başkadır. Hele pencereden içeri girmek İmkânsızdır. Buna rağmen zengin bir İngiliz kadınının öğle yemeğinde a$a£ıda bulunmasından istifade edilerek hırsızlar on beş gün evvel odaya en büyük bir kolaylıkla girmişler ve kadının milyonlarca krymetindekl elmas ve İncilerini ceplerine yerleştirdikten sonra oda kapılarını yine ayni itina ile kilitleyip gitmişler. Polis şimdiye kadar bir ip ucu elde edemedi. Trenlerde çantalann çalınması hemen her gün görülen vakalardan... (C.K. Paşanın oğlu M) Bey de altı ay evvel Nişte çantasını çaldırmadı mı? Benim hakkımda dedikodu yapanların kim olduğunu sorabilir miyim?
— Geçen gün Istanbula gitmek için Bebek tramvayına girdiğim zaman merhum (1) Paşanın haremini gördüm. O söyledi. Ama bilirsin ya, Hatice Hanım Eflndl pek kibar bir kadındır, böyle şeyler uydurmaz. Ken dişine: «Bu dedikoduları kimden İşittiniz?» Dediğim zaman <Nusret Beyden» diye cevap verdi.
— öyle ise mesele daha sade... Nus ret Bey kendisinin rakı tepsisini hazırlamak için bana bahşetmek istediği zevcelik şerefini reddettiğime fazla muğber olmuş olmalı.
— Evet fena halde öfkeli imiş. Son ona red cevabı vermek için bir mektup göndermişin. Elinde o mektup, her önüne rast gelene senin hakkında türlü türlü şeyler söylüyormuş.
— O halde çok teessüf ederim. Fakat bu teessüf ne gönderdiğim mektuba, ne de ortada cereyan eden çirkin lâkırdılara ait deği'dir. doğrudan doğruya Nusret B fin kendi şahsma aittir. Hatice Hanımefendi Nusret Beyi tize namzet oifp.tik* takdim ett'ği zaman Nusret Bey bana şöyle bir «öz vermişti: «Hanımefendi, eğer sizinle anlaşamaz da bu teşebbüsün neticesi menfi çıksa bile beni biraderin z Refet Bey gibi dürüst ve size sadık, ı.amuslu bir kırdcş bulacaksınız. Bunun için size nemus sözü veri yoı tim».
— Tokpa Nusret Beye gönderdiğin mektupta izzetinefsine dokunacak bir şey mi yazmıştın?
— Asla, efendim, hem ne hakkım vardı? Kendisine srhhatimin çok bozuk oluşunu sebep göstermiştim. Hattâ en iyi arkadaşım Şevklyeye talip olmasını tavsiye etmiştim. Hattâ Nusret Bey bu tavsiyeden çok memnun kaldığını bile bana   söyle-
halckı tamamile   mahfuzdur
misti. Çünkü Şevkıye hem yumuşak ahlâklı, hem de zengin bir kadındı*. , m\ ..:
— O halde bu sözlerin manası nedir?
— Bu sözlerin mânâsı, Nusret Beyni karaktersiz, verdiği söze saygı göstermez bir adanı olmasıdır. Bayu-gı bazı kadınlar gibi yalanla, iftira ile meşgul olan bir erkek hiç bir zaman hürmete lâyık değildir, hiç bu zaman da iyi bir hayat arkadaşı o-lamaz. Zaten ben de onun bu küçüklüklerini hissettiğim için ya, red cevabı vermiştim.
Birkaç gün sonra artık bu çirkin lâkırdılar çıktıkları çamur bataklığına yeniden düşüp ortadan kaybolmuştu.
Biz Nerminle hemen her gün gibi buluşuyorduk. Müzeleri, camileri hep beraber geziyorduk. Yeniçerileri, kütüphaneleri görülecek hiç bir mühim yeri ihmal etmiyorduk.
Nermin çok zeki ve malûmatlı bir kadındı. Okumayı çok sever ve malûmatını yükseltecek hiç bir fırsatı kaçırmazdı. Neşesi ve tatlı konuşma-sile hepimizi yeniden teshir etmişti. Bana pek ziyade yakınlık ve sevgi gösteriyordu. Ben de onu cidden samimi bir kardeş gibi seviyordum. Nermin Istanbuia geleli iki aya yaklaşıyordu.
Bir gün büyük kardeşim Refet e-ve geldiği zaman cebinden bir mektup çıkardı:
• — Osman Beyden, dedi. Vapurda vadettiği çayları yarın göndcrccck-miş, kabul edilmesini rica ediyor. Kendisi de hususi halinden dolayı son derece bedbaht bir vaziyette İmiş ziyarete gelemediği için af talep e-dlyor.
Biraderim, Osman Beyin mektubunu okurken Nermin de bizde misafir bulunuyordu. Bu mektup ve çay hikâyesi onu saatlerce güldürdü. Cava çayı içmek için yarın mutlak tekrar geleceğini söyliyerek gitti.
Ertesi gün Nermin geldiği zaman henüz çay paketi gelmemişti. Fakat çok geçmeden tstanbuldan gelen bir vapurdan Osman Beyin bir uşağı çıktı, beraberinde bir hammala yüklettiği koca bir denk vardı.
Hepimiz «bir iki paket çay gelecek, lâtife ederek İçeceğiz» diye beklerken bu koca denk içinde no olabileceğini bir türlü tahmin edemiyorduk. Nermin bir düziye:
— Canım, Osman Bey, Cavadaki topraklarında çıkan ne kadar eşya varsa hepsinin numunelerini göstermek istemiş diye kahkahadan kırılıyordu. Nihayet çuvallara sarılı, iplerle dikilmiş koca denk, hepimizin birden üşüşmesile yavaş yavaş açıldı. Bir de ne bakalım, yarımşar kiloluk tam doksan paket çay, yani çayların mecmuu kırk beş kilo tutuyor...
Hint Okyanusundaki bütün adalarda. Çlnde ve Hint'de ne kadar çeşit çay çıkıyorsa Osman Bey bunların hepsinden birer ikişer paket göndermiş.   - :*•>['
Doksan paket çay odadaki halının üzerinde yaldızlı kâğıtların içinde koca bir yığın teşkil etmiş,   orasını
bir dükkân köşesine benzetmişti. Bu defa yalnız Nermin değil, artık hepimiz birden gülmekten katılıyorduk. Kardeşim Refet:
— Haydi çay semaverine ateş atsınlar da şu çayların hepsini birer birer tecrübe edelim. Diyordu. Nermin de bir düziye:
(Arkası var)
Fakir halk ve köylünün şehirli gtbl giyinmeğe heves etmesini Iste-mek niçin? Buna hiçbir zaman muvaffak olamıyarak onun yanında dalma efendinin eskisini giymiş bir unylc vaziyetine düşmesini ve küçülmesini İstemek niçin? Asker Unlformasile önünüzden geçen ve sizde en yeni zamanın en yeni ve tığ gibi bir delikanlısı İntibaını uyandıran bir çavuşu bu ram e kandaki takımın en iylsllc süsleyin; hattâ boynuna kıravat, yakasına mendil takarak gözünüzün önüne getirin. Bakın o lığ gibi askerden nasıl gülünç vc zavallı bir mahlûk maydanda kalarak.
Halbuki bir asker elbisesi böyle hlr takımdan pek pahalı olmasa gerektir. Maksadımın köylüye bir nevi üniforma giydirmek olmadığını tasrihe   bilmem hacet var mı?
Toprakla uğraşan yahut amelelik, ayak satıcılığı ve saire gibi isler yapanlara bu İslerin İcaplarına uygun son derece sade ve ayni zamanda kendilerine göre bir zevki ve güzelliği olan elbise tipleri bulmak İmkânsız değildir.
Bunlar setre, pantaton, yelek kadar karışık ve zahmetli biçki ve dikim işi Istemlyeeeklcrl gibi kumaşları da kostüm kumaşlarındun daha başka cinslerden olabileceği İçin ucuzluk şartına da uygun olacaklardır.
Anane ve İtiyatla» im İstibdadına karsı böyle yeni tip kıyafetler tutturmak kolay olur mu? diyeceksiniz.
Zevk ve anlayış   sahihi İnsanlar ' bu İş üzerinde   elddi   çalışırlarsa kolay olmaz fakat olur.
REŞAT NURİ
Otobüs Siparişi
Amerikadan Sipariş Edilecek 40 Oto ü-
sün Münakaşası 5
Mayısta Yapı     ı :
Tramvay idaresi Umum Müdürü Muştala Huİ'kı ürenle müdür »muavini Celâl dün Vali ve Belediye Reisi doktor Lûtfi Kırdan ziyaret ederek Amerikadan sipariş edilecek şehir otobüsleri hakkında uzun -müddet görüşmüşlerdir.
Amerikadan  40  otobüs sipa- | rıs edilecek ve 5 mayısta yapıla-, cak bir komisyonda bu otobüs «i- | par isi  mü-racaaıt  eden   firmalara münakaşa ile ihale edilecektir.
Jimnastik Şenlikleri Bu Sene Yapılmıydcak
Mekteplerin bu sene erken tatili dolayısile her sene muntazaman yapılmakta olan 19 mayıs idman »enlrklerinin bu sene yapıl, mamasına karar verilmiştir. Bu suretle Fenerbahçe ve Şeref »tadında jimnastik bayramı bu sene için olmayacak, yalnız Taksim CüVr.lhurıyet abidesi önünde bir geçit resmi yapılacaktır.
Vali Şehir Plânlarını Tetkik Etti
Belediye İmar müdürü Hüsnü dün Prost'un hazırladığı şehir plânlan üzerinde Vali ve Belediye Reisi doktor Lûtfi Kırdara izahatta bulunmuştur. Bu plânları tetkik eden Vali ve Belediye Reisi de İmar müdürüne bazı direk, tifler vermiştir.
Bir Milyon Liralık Un Stoku
Yapılacak
Koordinasyon heyeti kararüe şehir için yapılması lâzım gelen bir milyon lirabk un stoku üzerjn. de çalınmak üzere İstanbul Belediyesinde Belediye Reis muavini Lûtfi Altsoyun başkanlığı altında bir komisyon teşekkül ebmis ve çalışmalarına başlamıştır.
Dün yapılan ilk toplantıda bu bir milyon liralık ytok unu koyacak depolar bulunması etrafında görüşülmüştür. Bina bulunur bulunmaz derhal unların depo edilmesine başlanacaktır. Bu unlar Ofisten alınacak ve hiç bir suretle fırınlara verilmıyecektir.
Asrî Mezarlığın Yolları
¦
Parke Olacak
Mecidiyeköyündeki Asrî mezarlığın tanzimine devam edilmektedir. Son verilen bir karara göre mezarlık içindeki bütün yollar parke döşenecektir. Diğer taraftan mezarlığa giden hariçteki yol da parke yapılacaktır.
Bebek - İstinye Yolundaki İstimlâkler
Bebek - İstinye yolunun inşası dolayısile bu yol üzerindeki 8 bina daha İstanbul Belediyesince istimlâk edilecektir. Bu binalar derhal yıkılarak enkazı kaldırılmak üzere müteahhide ihale olunacaktır.
İ enicamitie Otomobil Farkı
Açılan Eminönünde büyük bîr sanat abidesi halinde   bütün
heybetile meydana çıkan Yenicami
istanbul Belediyesi Eminönü meydanile Yenicnmiin    etrafının
güzelleştirilmesi için faaliyetlerine devam etmektedir. Evvelce de haber verdiğimiz gibi Yeni-
camiin arka tarafındaki eski kuşçuların bulunduğu (yerin önüne yapılacak olan 500 metre genişliğindeki otomobil parkının inşaatı pek yakında başlayacaktır.
istanbulu Terkedccek Olanların Biletleri Hazırlanıyor
Nakliyatın Başlaması İçin Ankaradan Emir Beklenmektedir.  Bir İki Güne kadar Emrin Gelmesi Muhakkak
İstanbulu kendi arzularile ter-kedecek olanların nakil işleri üzerindeki hazırlıklar devam etmektedir. ^^^^    > v  \M
Vilâyette yapılan toplantıda kaymakamlıklardan gelen tetkik ve tasnif bitirilmiş ve birinci liste tesbit edilerek biletleri verilmek üzere Denizryollarındakj komisyona gönderilmişti. Bu listenin 5000  kişilik  olduğu  söylenmek-
tedir. Ve bu listede bulunanların biletleri kaymakamlıklara gönderilmiştir. Nakliyata başlanmak için eimir beklenmektedir. Bu emrin bir kaç güne kadar gelerek
nakliyatın başlaması muhakkak addedilmektedir.
ikinci liste de Vilâyetçe hazırlanarak Denizyolîarındaki komU. yona gönderilmiştir.
Sevindirilen Fakir Çocuklar
Eminönü nahiye merkezi dün 13 Nisan Nm\ıK Bayramı dolayısile fakir çocukları giyindirmek suret İle sevindirmiştir. Yukarıdıtkl resün Kmlnünü nahiyesi  taralından  sevindirilecek çocukları  göstermektedir.
Dünkü ihvacat
Muhtelif Memleketlere 938 Bin Liralık ihracat Yaptık
Evvelki gün şehrimizden 938 bin küsur liralık ihracat yapılmıştır.
Slovakyayr* 42.835 lira kıymetinde 56,373 kilo deri ile 85,230 liralık 300 bin kilo keten tohumu, Romanyaya 38,674 lira değerinde 65 bin kilo zeytin ta-ncai, Almanyaya on bin liralık 25 bin kilo iç fındık vc acı kayısı çekirdeği, 564 küsur bin lira değerinde 612 bin kilo yaprak tütün, 35 bin liralık 500 bin kilo
kepek, III bin liralık 218 bin kilo zeytinyağı ile 50 küsur bin kilo 48 bin liralık koyun derisi
satılmıştır.
Et Fiyatları Düşüyor
Vali  muavini  Ahmet Kuııkın
reisliği altında toplanan Fiyat Murakabe komisyonu, et fiyatlarının kı.oda beşer kuruş indirilmesine karar vermiştir. Fakat, elde halen eski tıyaliarla alınıp buzhanede saklanmakta bulunan Kesiimis hayvanlardan dolayı a-lâkadanarın mutazarrır olmaması içrh, yeni narh nisanın yirmi dördünden itrbaren tatbik edilecektir. Yeni narha nazaran karaman 65, kıvırcıkla dağlıç ta 70 kuruçtan satılacaktır.
Haber aldığımıza göre, latan-burda istihlâk ediımek üzere muh telif mın takalardan gönderilen ve halen yorda bulundukları öğrenilen sürüı«rin vürudunu müteakip fiyatlarda tekrar bir tenezzül vuku bulacağı ümit edilmekte ve bu tenezzülün bilhassa karaman ve dağlıç etlerinde görüleceği iıâve olunmaktadır.
-o--
Francala ve Börekçilere Verilecek Unlar
Toprak Ofis tarafından francala ve börekçilere verilmekte o-lan unun tüccar elile tevzii bazı şikâyetleri mucip olmuştu. Ofisin bu tevzi şeklini, değiştirmek kararını verdiği haber alınmıştır. Bundan sonra, francala ve börekçi fırınlarına verilecek unlar Belediye kooperatifi elile tevzi ettirilecektir. Fakat, alâkadarlar bu sekil tevziin de arzu edilen intizamı temin etimiyeceğini iddia eümekte ve en makul bir çare o-larak bu unların mühürlü çuvallar içinde olduğu halele Ofis tarafından verilmesini göstermekte ve bunu teklif etmektedirler. A-lâkadar makamların    bu  teklifi
nazarı dikkate alacakları ümit edilmektedir.
TAKVİM
2S NİSAN 941 ÇARŞAMBA AV: 4 . GÜN: 113 - Kasım: 167 RUMİ: 1357 — NİSAN:       10 HİCRİ: 1360 — RehiüJevvel: 20
YAKİT ZEVALİ   EZANI
GÜNEŞ: 6,11 10.15
ÖĞLE: 13,12 5,18
İKİNDİ: 16,00 9,05
AKŞAM: 19 56 12,00
YATSI: 21,35 1.40
İMSAK! 4,20 8.25
GÜNE
" Dairei Faside „
alkan şampiyonu ve 1936 Berlin Olimpiyat
larında bize dünya üçüncülüğünü kazandıran Mersinli Ahmet artık amatörlükten ayrılmış ve profesyoneller arasına karışmış bulunuyor.
Mersinlinin pazar günü Te-kirdaglı ile karşılaşacağını gazetelerde okudum. Bu müsabaka hiç <üphe yok ki, alâka çekecek bir spor hadisesidir.
Son zamanlarda bizde profesyonel güreşler» güreş meraklılarını tiksindirecek kadar fena bir şekil aldı. O kadar ki: Bu müsabakaların neticeleri evvelden tahmin edilecek kadar belli bir vaziyete girdi. Organizatörler pehlivanları istedikleri gibi kullanıyor, galip ve mağlûplar yine kendileri tayin ediyorlar.
Bur sanın köylerinden getirilen kelle kulak yerinde biris1 ortaya Habeş, lâalcttayin birisi Bulgar, bir diğeri de Alman şampiyonu diye ortaya atılıyor.
Halkın bundan başka ilân edilen pehlivanların güreşmemesi dolayısile aldatıldığı günler de pek çok oldu.
Belki bir çok güreş meraklıları, Mersinli gibi ele avuca sığmayan, tatlı ve zevkli güreş ya. pan bir pehlivanı Tekirdağlı karşısında görmek zevkini duyacakları için sevinmektedirler. Halbuki ben, memleketin renkleri için senelerce tam amatörce güreş minderinde alkışladığımız Mersinliyi, bu umumiyetle kaşkarikolu spor «dairei faside» sine girdiğini gördüğüm için üzülüyorum./
KÖR KADI
İstanbul Belediyesi Yangın Tulumbası ve Gaz Geçmez Elbise Alıyor
İstanbul Belediyesi pasif korunma hazırlıklarını ik-.nal etmek üzeredir. Yeniden on iki bin liralık yangın tulum'basile 800 a-det «az geçmez elbise alınmasına karar verıiım^lır.
Memleket Parti ve Halkevlerinde Millî Şefin Resimleri
Ankara. 22 (A.A.) — Aldığımız telgraflar Millî Şef İsmet Inönünün ırr.zalarile Parti vilâyet kaza idare heyetlerile Halkevlerine hediye etmiş oldukları fotoğrafların merasimle yerlerine konulanalarına başlandığını bildirmektedir. Bu vesile ile. Burdur, Kayseri ve Izmirde yapılmış olan törenlerde başta sivil ve askeri erkân olduğu halde her sınıl halk iştirak eylemişler ve Millî Şefe karşı sevgi ve saygılarını bu defa daha teyit etmişlerdir.
TEŞEKKÜR
Kıymetli validemiz Bayan Fıt-nat Ortayın aramızdan ebedî ayrılması dolayısile bizzat cenazeye gelmek ve yazı ile taziyede bulunmak suretile gösterdikleri lütuf ve nezaketten dolayı sayın Vali, muvazzaf ve emekli general ve subaylarla akraba ve dostlarımıza    sonsuz    şükranlarımızı
aızcderiz.
Kerimesi:  Naciye Ortay
Akrabası:    Yaşar    Oyal
«.•¦ nını» bir afcn girmişti. Hareketli/ duruyordum.  Itlaksimo bile bakılmıyordum.
— Haydi Frank, ne bekliyorsunuz?
Frank odadan çıktı. Rlrnz sonra İreri jrel-01, «filmdi verecekler» riedl. Albay fulyan bir aşufcı, bir yukarı odada geziniyordu. Dürt dakika kadar sonra telefonun zili çaldı. Frank koştu:
— Oram 0488 Mayfalr mi 7 Baker İsminde kimse var mı? A... Affedersiniz yanlış numara vermişler.
ı
Tekrar odaya geldi ve haber verdi: *
— Bu numara Lady Eslelgh'ln İmiş. Bu hususi İkametgâhta Baker isminde kimse yokmuş.
Favcll kahkahalarla gülerek:
— Haydi, polis hafiyeliğine devam ediniz M İle başlıyan başka merkez yok mu?
— .Muscum merkezine bakınız.
Frank yerinde duruyordu Mukslm.
— Haydi Frank, bakınız.
Komedi tekrar başladı. Albay yine bir a-şaftı bir yukarı doluşıyor, yine beş dakikalık bir bekitme.. Frank cevap veriyor.
— Alo 0488 Museum mu? Orudu Baker İsminde kimse var mı? Öyle mit Evet anlıyorum. Bana adresini verir misiniz? Çok m.ulu... bir İş için lazım...
Sonra bize dönerek haber verdi:
— Gallbu bulduk.
Ah yarabbl İnşallah doğru değildir. Baker İnşallah bulunmamıştır. Allahııu şu   Büker
ölmüş olsa da bulumasalur... Ben bu adamın kim olduğunu hemen anladım. Kapının arasından Frank'a buktım, elinde kalem adresi yazıyordu.
Biraz sonra yanımıza geldi. Elinde bir kağıt parçası üzerine yazılmış adres vardı. Fr mi. M.ıKsmıı elbette severdi. Halbuki e-llndekl bu adresle Maksimi arkasından hançerliyordu. Bunun farkında değildi.
— Telefona cevnp veren bir beke' İtil. Ev boşmus. Bundan evvel Baker İsminde bir doktor orada otııruyormuş, altı uydanberl çıkmış. Fukat bekel adresini verdi. Kâğıda yazdım. Doktoru kolayca bulabiliriz.
XXIV
Maksim yüzüme baktı. Akşamdun beri İlk defa oluruk bana bakıyordu. Gözlerinde bir veda, bir uyniış manân okudum. Sanki büyük bir vapurun parmaklığına duyaıı-ınış da rıhtımın kenarında duran banu bakıyormuş gibi bir hail vurdı. O aralık birisi onun omuzuna dokunsa veya bana dokunsa Jile kimseyi eörecek halde değildik. Konuşmuyorduk. Fakat gözlerindeki manâyı hiç.
unutamıyaeağım. Ne Fa veli, ne Mlsls Dan-vers, ne Albay Julyun, ne de elinde kağıt parçasllc Frank bizim İçin o anda mevcut değildi. Bu İki saniyelik bir zaman tamamile İkimize aitti. Nihayet Franka doğru dönerek:
— Bu adres ne imiş? Dedi.
— Doktor Londra civarında bir yerde o-turuyormuş. Telefonu yokmuş.
Albay Julyaıı söze karışarak sordu:
— Frank ve Mlsls Danvers meseleyi aydınlatacak c|M\v İş gördüler, değil mi?
Mlsls Danvers basını soluyarak dedi kI:
— Mlsls de Vinter'ın hiç bir zannuı doktoru ihtiyacı olmamıştır. Bitlin KTh'utlI ln-saıılur gibi doktora gitmeği hıv sevmezdi. Yalnız bir kere feHpğlnl incHmNn de doktor çağırdık. Bu Baker1 ismindeki dokloru tanıdığını biliniyorum.
Fa veli öfke İle:
— Bu adamın doktor olduğu ne malum, dedi. Belki de yeni bir pudra veya krem icat etmiş bir şarlatandır. Rebekaya reklam yapmışlardır. O d» mer»k   ederek   berberden
sonra oraya gitmiştir. Frank cevap verdi:
— Yanılıyorsunuz Favcll... Baker bir şarlatan değilmiş. Telefonda konuştuğum bekçi meşhur bir kadın hastalığı mütehassısı olduğunu söyledi.
Albay kaslarını çatarak:
— Demek kl işin İçinde iş var. Faknt neden bu doktora gideceğini veya gittiğini kimseye söylememiş? Hatla size bile Mlsls
Danvers?
Yine Favell söze karıştı:
— Çok zayıftı. Biniz şişmanlamasını her zaman söylenilin. Fakat «Böyle olmak bana yakışıyor» derdi. Belki de llukcr'o bir şişmanlamak usulünü sormağa girmiştir.
— Sizce bu mümkün mü, Mlsls LUu&vers? Mlsls Danvers Bukcr'I» meşhur bir kadın
hastalığı mütehassısı olduğunu ü greni ıra şaşırıp kalmıştı. Şöyle cevap verdi:
— Anlamıyorum. Bu Baker acaba atta M dedi? Niçin buna hiç. bir şey söylemedi? Benden niçin sakladı t Halbuki bana her şeyi anlatırdı.
— Belki de sizi meraka düşürmemek için tür. Doktora gittikten sonra sizi görmedi ki bir şey söylesin...
— Evet, her halde bu doktora ait bir şeyler söylemek Bltlyuuın doumış. lavcl'e yaz ılığı men^upda da -'eni görmem lazım, bir şey «oylıyeeeğim» diye Ur cümle var. demek ki ooa doktorun «ıc dediğ'ıi anlatacaktı* (Arkası var)
23 . 4 - 941
VATAN"-
-   3
Harp Vaziyeti
Yazan
ihsan BORAN
Emekli Kurmay Subay-.
Adliye Koridorlarında:
Libyada:
Libyada Alman - İtalyan işbirliği ters gitmeğe başladı. Tobruk kalesine yapılan yedi taarruz boşa gitti; kalede bulunan İngiliz ve Hintll kıtalar mukabil tnaruzlar yapacak kadar deniz yoUyle kuvvet aldılar. İngilizler Sollııın'da taarruza geçti. Alman - İtalyan birlikler) müdafaa yapabiliyorlar. İngiltere deniz kuvvetleri kara muharebelerine denizden iştirak ediyor, diğer taraftan Slellya -Trablusgarn, Derne ve Blngazi deniz muvasalasını kesmeyi artık ihmal etmiyor. Bunlara ekleneeek yeni mühim derişiklikler şunlardır:
İl
1 — Dok» Afrika cephelerinden serbest kalan yüzlerce İngiliz tayyaresi Libya cephesine getirilmiştir; İngilizler bu sayede hava üstünlüğü temin etmişlerdir.
2 — Cenubi Afrika kuvvetlerinin süratle Libya cephesine getirileceği anlaşılıyor. Bu motorlu birlikler Kenya üssünden hareketle İtalyan Somalisinl yıldırım hı-/ile geçerek Habeşistana dalmış Şibeli nehrini takiben Harara yürümüş ve oradan Dircdau'yu işgal ederek demiryolunu kesmişti. Ha-besistanda en güzel ve en seri harekât yapan bu motorlu birliklerin Libyaya nakli, İngilizlerin früyuk bir taaruza girişeceklerine delildir. Artık tngllizler Libyada vaziyete hâkimdirler. Bardiaya yapılan çıkarma teşebbüsü, taarruza hazırlanan bir ordunun girişeceği bir iatir; ; ' - '
1
Yunanîstanda:
İngiliz - Yunan müdafaasından
ılınacak en mühim dersler şunlardır:
1) Zırlılı ve motorlu vasıtaları zayıf olan bir müdafaa ordusu, zırhlı ve motorlu vasıtalarile hava kuvvetleri bol olan bir taarruz ordusunun yarmalarını muvaffakiyetle karşılyabilir ve mütearrız orduya ayni mevzilerde 5-6 gün dayanmak suretile çok ağır zayiat verdirebilir. Bunun için lâzım olan
şartlar:
a — İyi sevk ve idare,
b — Hava kuvvetlerinin taarruzla müdafaaya iştiraki,
c — Tek erin ve kıtanın muharebe kabiliyeti,
d — Maneviyat üstünlüğü,
c — Araziden çok istifade.
2) Zırhlı ve motorlu vasıtaları zayıf bir müdafaa ordusu, hava kuvvetlerllc beraber çalışan ve İyi tertiplenen artçılar himayesinde mevzilerini tahliyeye İmkân bulur ve plâna tevfikan geri çekilerek geride yeni mevzilere yerleşebilir.
3) Motorlu ve zırhlı vasıtaları, bol olan bir orduya karsı, bu vası-talarca zayıf olan bir müdafaa ordusu, maneviyatı sarsılmadan ve bozuhnadan, memleket arazisini derinliğinde mıntakadan mıntaka-ya çekilmek suretile oynak bir müdafaa yapabilir.
i) Motorlu ve zırhlı vasıtalarm şimdiki halde en büyük düşmanı tayyarelerdir. Zırhlı vasıtaların zırh Itibarlle en zayıf yeri üstleridir ve tayyareler için güzel hedef olurlar. Bundan sonra müdafaa muharebelerinde kumandanın elinde zırhlı ve motorlu birliklerle mücadele» için ayrıca hususi bir hava kuvvetleri ihtiyatı bulundurmak, esaslı bir tabiye kaidesi olacaktır.
Vaziyete   gelince,   dünkü yazımızda geride seçilecek mevkilerin fayda ve mahzurlarını yazmıştık. Yine tekrar edelim, ki kanaatimize göre en müsait mevki Lamya Mihver olmak üzere (Lamya - Ko-rent körfezinde Navpaktos) veya (Lamya - Livadya) dır. Lamya -Prevezc hattı, gerisi  deniz olduğundan sağ cenahtan   büyük bir yarma   ile merkez   vc sol cenah kusatılahlllr ve o zaman Atinaya oynak müdafaaya devam imkânı kalmaz.
Alman zırhlı ve motorlu birlikleri, yolların fenalığından ve artçı kıtaların şiddetli mukavemetinden dolayı pek ağır ilerliyorlar. Artık yeni tutulan mevzi önünde tekrar bir hazırlık vaziyeti almağa ve yeniden büyük bir taarruza girişmeğe mecbur kalmışlardır. Yunan - İngiliz müdafaası bir hakikati daha ortaya koymuştur:
Beşinci kolun Alman ordusunun muharebe kudreti hakkında yazdığı mübalâğalı yalanlar kuru bir propagandadan ibarettir; bunun mübalâğa olduğunu Yunan • İngiliz müdafaası bütün dünyaya inkar edilmez bir şekilde İspat etmiştir.
Sen Bu El Öpmeyi Karmada Öğret,,
Ziraat Musahabeleri
oc
ukHaft
ası ve
¦
İhtiyar Kadın, Mahkemeden Sonra Oğluna Böyle Diyordu
İhtiyar kadın anlahyordu:
— Hâkim efendi oğlum, bunu ben bir avuç et parçasından büyüttüm. Adam et'tim. Başgöz ettim. Düğününde, ölümlük diye sakladığım sekiz tane Mahmudiye altını bile... Tek ile, güne karşı küçük düşmiyeyim diye hacettim. " V "
Hâkim ihtiyar 'kadını sadede davet etti:
— Hanım valide, davanı anlat, bunları sormuyorum.
— Anlatıyorum ya evlâdım. Gelin eve geleli on sene oldu. On senedir ben iyi 'bir gün görmedim. Oğlum evde mi, ortalıkta sanki hiç -bir şey yok. Sütliman-lık. Dairesine gitti mi, aman Allah, gelin san'ki o gelin değil.....
Kime inandırırsın. Bir dövmediği kalıyor. Akşamları ben bunları oğluma söyleyince, eh ne de olsa yarım erkek, yani demek istiyorum ki karı sözile hareket ediyor, bu sefer de o üstüme yürüyor. Ben çarnaçar daracık odama çekiliyorum. Ah!.. Hâkim efendi oğlum ah!.. Bu gelin bana namazımı niyazımı bile unutturdu. Rahat bir gün yok ki âhir ömrümü namazımla niyazımla geçireyim... Bir iki dostla üç beş lâf edeyim.
İşte bu yüzden evden kaçtım. Allah razı olsun, mahallelimizden bizim rahmetli efendinin uzaktan akrabası birinin yanına sığındım. Dur bakayım... Ha halasının oğlunun eniştesi min ne....
Hâkimin de salbrı tükenmişti. Kadına krsa kesmesini ihtar etti. Davacı kadın:
— Hulâsa hâkim efendi oğ-um,  davacıyıim,  ben  onu  nasıl
bu boya getirdi isem, o da bun-dan sonra bana bakacak... Hükümetin kolu her şeye kadirdir.... Hele bir bakmasın ona çatır çatır
baktırırlar..
Müddeialeyh mevkiinde, memur kıyafetli, mazlum ve mahcup duruşlu/, kırk yaslarında "ka-dar bir erkek vardı. Basını yere doğru eğmişti. Anlaşılan annesüe karşılıklı muhakeme olmaktan utanıyordu. Hâkim onu da dinledi:
Erkek memur olduğunu, ayda eline kırk küsur lira geçtiğini, bu para ile ancak bir ev geçindire-bildiğini, bir anası, bir karısı, üç te çocuğu olduğunu, eğer anası evine gelmeyip başka bir yerde oturarak 'kendisinden nafaka isterse ne anasının nafa'ka ile geçi-nemiyeceğini ve ne de geriye kalanla kendisinin evini bir ay idare edemiyeceğini, yana ya'kıla anlattı.
Hâkim:
— Hanım valide, bak oğlun ne diyor. Gelsin evde otursun. Ona gerek ben gerekse karım bir an* gibi bakalım, diyor....
İhtiyar kadın hidderlenmişti:
— Bakma-hâkim efendi oğlum, 'bakma bu lâflara, burada tabiî böyle söyliyecek. Suç dediğin allı pullu gelin olsa kimse o-nunla evlenmez... Ben anlamam, bana nafaka versin. Ben şimdiki yerimde oturur, bununla geçinirim....
Erkek içini çekerek:
— Hâkim beyefendi, dedi, a-
namdır. Ona bakmayayım da ki- melerine kat'iyyen meydan bı-me bakayım. Gelsin evimde otur. İ rakmıyaca fecir.
sun. Fakat ayrı bir yerde iki mas, rafa nasıl tahammül ederim. Kimsenin kendisine bir şey yaptığı yok. O da ağzını biraz tutsun,  öyle Her şeye  karışmasın.
İhtiyar kadın kafasını sallayarak ikide birde:
— Olmaz.. Olmaz..    Olmaz,
diyordu.
Nihayet hâlkim şahitleri sordu. Hepsi gelmişlerdi. Zaten bütün mahalle oraya toplanmıştı. Şahitlerin içerisinde uslu akıllı bir de ihtiyar vardı. Hâkim celseyi tatil etti. Davacı, .müddeialeyh ve şahitlerle dinleyicileri dışarı çıkardı. İhtiyar şahidi içeride alıkoydu. Bir müddet sonra bu şahit dışarıya çıktı. Davacı İle dava olunanı bir kenara çekti. Kadın yine;
— Olmaz, olmaz, diye, ayak direyordu. Diğer şahftler de müdahale ettiler, yalvardılar, yakar, dılar. Nihayet ihtiyar kadın razı oldu:
— Olur amma, şartlarım var, diyordu.
Şartlarını sordular. Mahkemede söyliyeceğini bildirdi. Bu neticeyi elde edince ihtiyar şahit mahkeme salonuna grdi. Bir iki da'kika geçtikten sonra mübaşir, tarafları çağırdı. Halcim her ikisine:
— Demek anlaştınız, öyle mi? diye sordu. Erkek cevap vermek isterken ihtiyar İcadın atıldı:
— Dinle oğlum hâkim efendi, dedi, o gelinin bulunduğu eve giderim. Giderim amma şu şartlarla. Bak sen de şahit ol.
Hâkim müşfik bir gülümseme ile kadına şartlarını sordu. Kadının çenesi yine çözüldü:
— Gelin, odamı hergün süpürecek bir... Benimle kinayeli kinayeli konuşmıyacak iki... Merdivenleri inip çıkarken 'bana nis-bet olsun diye türkü söylemiye-cdk üç... Misafirlikte misafirlerin yanında ben konuşurken o lâfa karışmıyacak dört... Aldığını, verdiğini, hesabını kitabını bana bildirecek, sorduğumda öyle «sen karışma» demeyecek beş...
?
İhtiyar kadın mahkemeden çıkarken oğlu yanına yaklaştı. Elini öptü. Kadın yeniden dayanamadı:
— Sen bu el öpmeyi karına da öğret, dedi.
Mihat PERİN
Ticaret Vekâletinin Yerinde
Bir Kâran
Ankaradan alman haberlere nazaran Ticaret Vekâletimiz de, Tralkya şehir ve 'kasabalarile Is-tanbuldan Anadoluya nakletmek arzusunu izhar eden vatandaşlar için, bazı tedlbirler almıştır. Yolcu ların beraberlerinde götüremiye-cdkleri buğday, arpa ve saire gibi zahire ve hububatı, Toprak Mahsulleri Ofisi değer fiyatlarile satın alacak ve bu suretle hiç bir vatandaşın bu nakil yüzünden zarar görmemesi temin olunacaktır. Söylenildiğine göre. Toprak Ofisi bu hayırlı işe derhal başlı-yacak ve fırsattan istifade arayan bazı ellerin halkı iğfal ve ızrar et-
Koylu gocuğu
Her sene 23 nisanda başlıyan çocuk haftasında çocuk esirgeme kurumu büyük, küçük, mesuliyet li bir vazifede bulunan ve'bulun-mıyan bütün Türkleri, çocuk davası üzerinde düşünmeğe davat eder.
23 Nisan günü Maarif Vekilimizin radyoda irat edeceği nutukla başlıyacak olan hafta içinde, birçok vatandaşlar bu sahada söz söyliyecekler, yazı yazacaklar ve nihayet bu yedi gün içinde yurdun her tarafındaki ilk okullarda davanın ehemmiyetini anlatmak maksadile nümayişler, eğlenceler  tertip  edilecektir.
Çocuk davası, mühim bir mem leket davasıdır. Bjj dava Türki-yede bütün büyüklüğünü muhafaza etmektedir. İnkâr etmemek, bil*akis takdirle yazmak gerektir ki. bu yıl yirminci senei devriyesini kutlayan Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu, bu iş üzerinde hakikaten kıymet diye tavsif e-debileceğimiz başarılar elde etmiştir. Fakat çocuk davası her hangi bir kurumun faaliyet mev-zuunun çok üstünde öyle azim bir istir ki bunu bir memleket davası haline getirmedikten sonra a-tılacak her adımın ve yapılacak her hayırlı işin neticesi mahallî ve mahdut kalmak mecburiyetindedir. Bahusus Türkiye gibi nüfusunun mühim bir kısmı köylü olan ıbir memlekette..
Bu sabırları yazmakla bu sahada çalışan kurumların mesailerini ve çalışmalardan elde olunan güzel neticeleri azımsamak istemiyoruz. Bilâkis biliyoruz ki çocuk koruma davası evvelâ bazı iyilik sever insanların bazı fukara çocuklara el uzatmak gibi hayırlı teşebbüsleri sayesinde başlamış ve bu işle uğraşan teşekküllerin ve cemiyetlerin eline geç tikten sonra hakiki mânâsını almıştır.
Maamafih çocuk koruma mev„ zuu içinde fakir insanlara yardım mefhumunun çok üstünde manâlı*- mündemiçtir. Bu sebep, çocuk davasının bur millet işi olarak devletin müdahalesini İntaç etmiştir. Çocuğun ceimr'Ctle aile arasında kalan vaziyeti uzun müd det münakaşa edildikten sonra 'bugün artık katiytle taayyün etmiştir ki çocuk cemiyetin malıdır ve devletin himayekâr eli günden güne artan bir kuvvetle bu da-va-ı korumaktadır. Eskiden aile-n.n omuzları üzerinde yüklü bulunan çocuk mesuliyeti, bugün cemiyetle aile arasında paylaşılmaktadır. Bunun böyle olduğunu kabul elmiyen millet ve devlet kalmamıştır. Hattâ bazı rejimlerin bu sahada çok ileri -gitmiş oldukları da mulhtereım okuiyu-culanmızca malûmdur. Ancak cumhuriyetçi Türle iye bu davada çocuk terbiyesini aile ile cemiyetin müşterek bir işi olarak kabul etmekledir ki bütün demokrasi dünyasında bu işin mânâsı bu şekilde verilmektedir.
Bizde çocuk davasına devletin müdahalesi sıhhî, içtimaî ve kültürel sahalarda olmak üzere birçok yönlerdendir. Çocuğu hastalıklardan kurtarmak, muayyen olan yasta ilk tahsil mecburiyetine tabı tutmak, çocukların ağır islerde çalıştırılmak memnuiyeti, çocuklarının yetiştirilmesinde ve terbiyesinde lüzumu derecesinde meşgul olmak     ana - babaların
Yazan:
Profesör
KERİM ÖMER ÇAĞLAR
cezalandırılacakları hakkındaki bazı kanunî hükümler bizde bu işe devlet tarafından vaki olan müdahalelerdir. Devletlerin çocuk yetiştirme ve koruma davasına olan bu vasıtasız müdahalelerinden başka bir de çocuk da-vasile uğraşan kurumlara gösterdikleri yardımlar vardır. Bu gibi cemiyetler, devletçe menafii umumiyeye hadim cemiyetler o-larak tanınmak suretile bazı im-tiyazata sahip bulunurlar. Bu teşekküller yarı resmî bir sıfat taşıyarak kendilerine çizdikleri yolda yürüyorlar. Devletin bu gibi cemiyetler üzerinde daha yakından ve daha müessir bir kontrolü vardır.
Türkiye Çocuk Esirgeme kurumu da böyle devletçe umumun menfaatine hizmet eden bir cemiyet olarak tanınmıştır.
Maamafih çocuk koruma davasını sadece bir devlet işi telâkki etAnek yanlıştır. Burada ce-mHctler yolundan yürüyerek vatandaşların yapacakları büyük hizmetler vardır. Bu hizmetler, çocuk davası sahasında çalışan cemiyetlere intisapla ve alâka göstermekle en iyi ıbir şekilde ba şarılabilir. Çocuk davasında ana ve baba sıfatile yapılacak işlerden sonra, bir cemiyet ferdi sıfatile icrası zaruri olan müşterek işleri de düşünmelidir. Bunun müstakbel nesilleri bu mevzu ü-zerinde düşündürmek noktasından ehemmiyeti bilhassa büyüktür.
Çocuk davası üzerindeki düşünceler bizi bu suretle    umumi
bir şekilde yazdıktan mükerrer müsahabefmizin  esas mevzuunun
ikinci kısmını teşkil eden köylü çocuk isine gelelim: I
Tüıkiyede çocuk davası şehirden ziyade köyü alâkadar eder. Bunun ehemmiyeti yurdumuz nü füsunun ufak kasaba ve köylerde oturmasından ve bu insanların da topraktan istihsali kendilerine meslek ve iş edinmelerinden dolayı bilhassa artmaktadır.
Çocuk bir memleket için istikbaldir. Türkryenin mazisinde müstahsil kütlesi en mühim hayatî rolü oynamıştır. Türkiye, sanayileşme hususunda kuvvetli a-dımlar atmakla beraber topraktan istihsal edilen maddeler, çok uzun bir istikbal için, onun esas varidatını ve hayat kaynaklarını teşkil edecektir. Şu farkla ki, köylümüz, dünkü gibi, basit alet-letler ve imkânlarla çalışamıya-cak, bugünkü noksan vasıtalana da iktifa edemiyecektir. Hele, dünyanın dahil olduğu buhranlı tarih devresinde milletlerin ve devletlerin idamei mevcudiyet edebilmelerinin nekadar müşkül şartlar altında mümkün olduğunu ve olabileceğini düşününce, milletimizin nasıl ve ne gibi vasıtalarla mücehhez olması lâzım geleceğini anlamak zor olmaz.
Türkiye, Cumhuriyet devrinden itibaren yeni dahil olduğu hayatı, yarın için nisbetsiz bir şekilde inkişaf ettirmek (mecburiyetindedir. Bu ilerideki inkişafı şehir ve köy çocuğuna yapılage-len ve yapılacak müdahaleler sayesinde temin edebiliriz.
Köyün sağlığını koruyan vasıta ve tedbirleri arttırmalıyız, köylü çocuğunu okutmalıyız, köy içtimaiyatı üzerinde bugünkünden fazla durmalıyız ki yarının büyük müstahsilleri haline gelecek olan bugünün çocukları müstakbel hayata uygun kafa ve vücut tesek-külâtına sahip olsunlar.
Çocuk haftasında köylü çocuğu için bizim düşündüklerimiz bunlardır.
SİYASİ İCMAL
Kendisi İşgal AltındaBir İşgalci
Yazan: M. H. ZAL
ski usul faciaların kendine mahsus bir sistemi
var. Hak en sonunda mutlaka galebe eder, fakat bunun ferahını neticede bize duyurmak için muharrir, orta perdelerde şer tarafını kazandırır. Sonunda hakkın zaferine inanmakla beraber bu manzara yüreğimizi dağlar, üzülürüz. Adeta işkenceye uğramış gibi oluruz.
Balkan faciasının işte böyle bir perdesini seyrediyoruz. Bulgaristan meydanı boş bulmuştur. Dedeağaç, Gümülcüne, ı
keçe, Kavala, Siroz, Drama gibi her biri dünkü Rumelimizın ve sonraki Yunanistanın incileri olan yerleri işgal ediyor. Bir rivayete göre Bulgaristana Adalar denizinden yüz mil uzunluğunda bir sahil hattı vadedil-miş. Selânikle hinterlandı Makedonya muhtariyeti adı altında ayrı kalacakmış, eski Avus-turyanın Selanik hakkındaki hülyalarını, böylece Almanya varis sıfatile gerçekleştirecekmiş.
Viyanada bugünlerde toplanacak bir konferans, muvakkat Balkan haritasını çizecekmiş...
Balkanlara muvakkat bîr zaman için bile olsun, böyle kederler çektirmemek için biz çok çalıştık, ne çare ki aklın sesini işittiremedik. Birlik ve ahenk noksanı yüzünden Romanyanın, Yugoslavyanın, Yunanistanın toprakları ecnebi işgaline uğramıştır. Bulgaristan, hâdiselerin hakikî manasını unutarak kendi memleketinin işgal altında olduğunu ve istiklâline veda ettiğini unutuyor ve komşularına karşı işgalci rolü oynuyor.
Bulgar tarihi baştan başa bu nevi hatalarla ve bunların acı akıbetlerile doludur. Bu hakikati kavrayan ve hâdiselerin aldatıcı manzarasına kapılmayan aklı başında Bulgarlar da eksik olmadığını ümit etmek isteriz.
r
FİKİR ve SAN'AT
HAS TA BAKI CILIK
Elime hasta bakıcılığa dair bir kfitap geçti. Birkaç gündür onu, büyük bir zevk ve dikkatle, okuyorum. Okudukça dikkatim artıyor. İçimde kabaran takdir hislerinin gittikçe fazlalaştığını duyuyorum. (Kızılay) Hasta bakıcılık Okulu öğretmenlerinden Fatma K. Emeren tarafından ya. zılan bu kitap (Hemşire tekniği) adında bir eserdir.
Hasta bakıcılık san atîne hak-kile vakıf olmanın verdiği geniş bir salâhiyetle yazılmış olan bu eserde, bütün hastalar ve hastalıklar karsısında, bir hemşirenin başarması lâzım gelen teknik hasta bakım işleri, amelî bir tarzda, birer birer izah edilm'iş    bulunu.
yor. ¦
Tababette bir hastanın yatağını hazırlamak, onu yatırmak, kaldırmak, yedirmek, içirmek, temizlemek, ona vantoz, lavman, lâvaj... Yapmak gibi, hasta bakımına ait, her biri ayrı bir vukuf ve meleke istiyen, bir sürü işler vardır. Uzaktan, ehemmiyet-
siz gibi. kolay g:bi görünen fakat esasında çok mühim ve hastanın hayatını kurtarıcı bir tesiri haiz bulunan bu işlere dair (Hemşire Tekniği) nde çok etraflı, çok der li toplu bilgiler var. Bu bilgiler ne kadar güzel toplanmış, ne ka. dar güzel sıralanmış ve ne kadar açık bîr lisanla yazılmış.
Hasta bakıcılık, hem maddi hem de manevî cephelerden ayrı ayrı takdir ve tebcile lâyık bir sanattir. Tahammül edilmesi muş kül istiraplar içinde yatak esiri olmuş hastaların baş ucunda, semavî bir iyilik ve şefkat meleği gibi, güler yüzü, sakin ve soğuk kanlı varlığı ile kanat açan, onların bir an evvel sıhhat ve hayata kavuşmaları için hekimin ve hekimliğin bütün tavsiyelerini, yorulmaz bir gayretle, tatbike çalışan bir hemşirenin, bu hizme. tinden daha yüksek, daha insani bir is tasavvur olunabilir mi?
Kadın di, dünya üstünde şefkat ve merhametin biricik timsali diye tanındığı için hasta bakıcılık
Hâlâ bugün evin bir tarafında debdebe vc saltanat hüküm sürerken diğer tarafta, kırk yaşını aşmış olan bu kız her sabah erkenden işine gidiyor, akşam geç vakit avdet ediyor vc mümkün olduğu kadar müstakil ve serbest bir ömür geçiriyordu.
İşte Kezban ona benzemek istiyordu. O-nun gibi, hiç kimseye ağırlık vermeden hayatını kazanacaktı. Bu maksatla lise seneleri baştan başa ateşli bir çalışma devresi olmuş, genç kız kaybettiği zamanları telâfi için gece gündüz faaliyet göstermişti. Mümkün olduğu kadar çok okumuş, çok şeyler öğrenmek istemişti, öyle ki, diplomasını aldığı zaman diğer arkadaşlarından çok üstün bir derecede idi.
Hal ve hareketlerine, giyiniş tarzına gelince, fıtri asaleti vc sadeliği sayesinde bütün tavırlarında bir incelik elde etmeğe muvaffak olduğu gibi elbiselerinin renklerini ve biçimlerini de yüzüne, zemin ve zamana uygun seçmekte maharet sahibi olmuştu.
Uç sene evvel, arkasında çingene pembemi entari İle Kafltamonudan gelen acemi ve görgüsüz kız artık ölmüş yerini zarif ve İnce bir genç kıza bırakmıştı.
II
E D E B t    ROMAN
TEFRİKA No. 23
KEmm
Yazan: Muazzez Tahsin BERKAND
— Vi.. vet... VI.. vet!...
Beyazlar giymiş sarışın bir hanım,' yadında uzun boylu bir beyle bahçe kaçışından girmiş, merdiven başından Vicdana sesleniyordu:
— Vıvet.. Çabuk gel, sana bit sürpriz...
Bak kim'geldi.
Kezban uzakta bir ağaç altında oturmuş, dikiş dikiyordu. Gelenleri arkadan gördüğü için anlıyamamıştı. Sonradan sesinden Nilüferi tanıdı.
Vicdan evde yoktu. Misafirlere cevap veren olrnadıgını görünce bilmecburiye yerinden kalktı, onlara doğru ilerledi.
— Vicdan dışarı çıktı efendini.
İki baş birden çevrildi. Kezban Nilüferin yanındaki Feridi tanıdı.
— Buyurunuz Nilüfer Hanım. Vivet Nec-mi Beyle gitti.
— Nereye gittiler acaba'.'
— Sandalla çıktıklarına göre uzun bir gezinti yapacaklarını zunnediyorum.
İlk tanıştıkları günkü münakaşadan sonra iki kızın araları pek düzclemcmiştı. Kezban onu sadece Vıvctin bir arkıdaşı vc eve gelen bir misafir gibi görmüş, kendisile hususi oıı anhuplık teşİB etmemişti. Nilüfere gelince, sonradan Kezbanda vukua gelen tebeddülleri iMühimsememis, onun değiştiğini görmek istememiş ve ona daima yüksekten bakmakta devam etmişti. Onun   nazarında
Kezban, Vivetin evine sığındığı halde mağrur ve küstah tavırlarını bırakmıyan bir taşralıdan başkası değildi. Fakat seneler geçmiş, birbirlerine karşı olan eski dürüst ve müstehzi tavırlarını terkctmişler, aralarında soğuk bir nezaket havası tesisine muvaffak olmuşlardı.
Bugün de, ilci üç cümleden sonra söyliyecek söz bulamadan sustular. Kezban ev sahibi sıfatile tekrar:
. — Buyurmaz mısınız efendim? Diye sordu
— Hayır, teşekkür ederim. Gidelim değil mi ağabey?
O vakte kadar genç adam bir şey söylemeden hayretle Kezbana bakmıştı. Onu tanımak İstiyor, kim olduğunu hatırlıyamıyor-du, Filhakika, onu yalnız Kastamonudan geldiğinin ertesi günü yakından görmüş, ondan sonra bir daha bulusmamışlardı. Ferit o sırada tıbbiyenin son sınıf imtihanlarını vermekle meşguldü, bunu müteakip de hemen Avrupaya gitmişti. Hattâ, veda için Ali Beylere geldifti zaman Kezbanı sormuş, leyli mektepte olduğunu öğrenmişti.
Şimdi karşısında beyaz çiçekli mavi markizet elbisesi içinde harikulade güzel görünen bu genç kızın üç sene evvel gördüğü Kezban olduğunu tahmin edemezdi. O Nilüferle konuşurken Ferit de onun yüzünü, parlak siyah gözlerini, iri kıvırcık kirpiklerini. İnce ve biçimli vücudunu zevkle seyrederek başının İçinden:
— Onu tanıyucağım, kim acaba? Diye soruyordu.
Nilüfer sualini tekrarladı:
— Gidelim mi ağabey?
— Evvela beni Hanım efendiye takdim et Nill, kendisini selamlamadan buradan ayrılamam.
Nilüfer aftatoeysine baktı.
— Alay mı ediyorsun? Kezbanı tanıma dm mi?  :¦"*¦'" :' r' '"Vı
— Kezban mı?
Ferit hayretini glzliyemeden bilâ ihtiyar bağırmıştı. Kendi kendisine söylüyormuş gibi tekrar:
— Kezban mı? Dedi.
Bu kadar şaşmasına güldü, elini uzattı.
— Nasılsınız Kezban Hanım? Sizi tanıya
gibi ince bir sanatin de bu nazik, bu becerikli ellere yaraşacak iş-.er arasında o ducunu kimsenin şüphesi yoktur.
Cihanın en yüksek ailelerine mensup kadınların, icabında, has ta bakıcılık yapmağa, seve seve, koşmakta olmaları, hasta bakıcılığın yüksekliğini hasta bakıcılık sanatının kudsiyerıni ispat eden en acık delillerden sayılmaz mı?
burası muhakkaktır ki hastaya iyi bir bakım temin edilmedikçe hekimin tedavisi, çok defa, lüzumu kadar fayda temin edemez. Bir hekimin mesaisi ancak onunla ayni yüksek gaye uğrunda iş \ iur' yapmış olan hemşiresinin mesaisi ile bütunlenir ve tamam olur. Ancak bu sayede en ağır hastalıklarla, ciddî bir surette, mücadele etnnek ve bu mücadelede muvaffak olmak imkânı husule gelebilir.
İyi bir hasta bakıcıya malık o-lan doktor, hasta tedavisinde, çok şanslı ve ço>k bahtiyar bir insan sayılır. <V
Hasta bakıcılığın manevî bakımdan gayet yüksek bir   sanat olduğu ne kadar açik, ne kadar su götürmez bir hakikat ise    bu işin maddî  bakımdan  derin  bir vukuf ve mürnarese rstiyen ayrı bir ilim ve sanat şubesi olduğunda da o nısbebte şüphe yoktur. Hasta bakıcılık için, sadece, şefkat, incelik, sabır vc    tahammül gibi yüksek hassalara malik    olmak kâfi değildin Bu hasletlerin ayrıca hususî ve teknik bı!g:.lerlc-de süslenip tamamlanması   icap eder.
Onun için hasta bakıcı':ğı>*ı artık bugün mektebi, ki'aıbı, usuîü ve tekniği vardır. Vc aı tık hasta bakıcılık senelerce tahsil edilmesi lâzım gelen bir ılrm ve ihtisas su. besi olmuştur.
Şimdiye kadar Avrupa memleketlerinde hasta bakıcılığa dair biıço-k mükemmel eserler vücude getirilmiştir. Bunlar elde mevcut-tuı. Fakat bizde bu yolda, belki dc, ilk telif olarak ortaya çıkan (Hemşire   Tekniği)   Avrupada,
madiğim İçin offınızı rica ederim.   Fakat
o derece değişmişsiniz ki adeta Niliye ina- j neşredilmiş oİan «msaİini hiç de namıyacağım geliyor. j aratnuyacak kadar kuvvetli    ve
Genç kız hafifçe gülümsedi. Gözleri ta- j mükemmel bir eserdir, ferle, saadetle, karma karışık bıı takım his ,     Kitap  bu bakımdan ayrıca bü. lerin tesirile parladı. Feridiıı eünt 3iKtıktan j yQk bir ehemmiyet ve    kıymeti
sonra neşeli bir sesle cev.ıp verdi:
;Arka&: var)
haizdir sanırım.
Dr. Nuri ERGENE
VATA N
22 . 4 - 941
LEYLÂKLAR....
Bence baharın cn unutulmaz han-ularından biri dc şudur: Leylaklar!. Hu sevimli, nazik, güzel kokulu çilekler açılınca gözlerimin önünde Italynnın latif ve emsalsiz bir beldesi tecessüm eder. Orada tenha, şairane pür sevda geçen ömrümün muazzez hatıraları canlanır, yeni bir ha yat kesbeder. Mavi bir gölün kenarında ufacık bir sayfiye. Yeşil yapraklar, güzel kokulu çiçekler arasında gizU. sakin bir yuva... Her dakikasında bir aşk zemzemesi hüküm sürüyor. Göz yalnız şafak, bulut, gere, mehtap, jale. çiçek... Hulûsa baharın btttUn güzelliğini seyreder. Ruh yalnız neşe. muhabbet, zevk hisseder.
Bazan saf ve rakit. bazan baygın, tatlı, tasvire sığmaz renkler iktisap eden gölün nihayetsiz sükûtu içinde saatlerce pürvect ve istiğrak... Ba-ftan portakal ağaçlarından vücude gelmiş koruda geçen mesut bir za-
Işte leylâklar hafızamda, o unutulmaz zamanı ihyaya kâfidir. Beni sa-ttlcrce. günlerce, haftalarca düşündürdüğü vaki... .   ;
Leylâkları görünce, kendimi o yuvada yaşıyor zanneder ve sağındaki büyük ıhlamur ağaçlariylc müzeyyen yoldan saf. nezih ve tatlı bir ses işitirim:
— Leylâklar... Kokulu, taze. sevimli leylâklar!».
Evet. orada yaşarken bunu her sa bah duyardım. Nisan sabahlarının lâ tıi bir teranesi gibiydi:
— Leylâklar... Kokulu, taze. sevim li leylâklar!..
ilk işittiğim sabah koşup penceremi açmış, uzaktan narin bir vücudun koca bir sepetle başında bir yığın leylâk götürdüğünü görmüştüm.
Ertesi sabah erkenden kalkarak bekledim ve daha uzaktan sesini işitir işitmez koştum. Bu. yirmi yaşlarında bir köylü kızı idi. Ayakları çrp lak, saçları perişan, fakat kendisi güzel, o kadar sıcak, o kadar sevimli idi ki bu tabu güzellik, bu cazibe, bu taravet ancak italyan köylü kızlarında bulunabilir, insana yakıcı ve
koşuyor, sonra hepsini yastığının ü-zeıine dökerek bir çiçek yuvası, bir leyhlâ yuvası yapıyor, güzel ba-fpnt bunların arasına gömerek, yü-züıu leylâklar arasında   glzlıycrek:
— Oh! Baharı kokluyorum...
D.yordu. Sonra saatlerce pür mesti 'ava bunlarla oynuyor, eğleniyor ve beri daha ziyade sendiğini söylüyor. yem*ı.ler ediyor, bana b«' aşk ve hayal Alemin'ri bütün ztvkîerir.i tattırıyordu. Artık bu leylâklar bizim için bir muhabbet vesilesi olmuş tu. Ben, o çiçekçi kızı takd*3 ediyor, onun için en halisane temennilerde bulunarak saadetine dua ediyordum.
O bahar öyle geçti. Her sabah, kapımızın önünde bu bahar terennümü işitiliyordu:
— Leylâklar... Kokulu, taze, sevim li leylâklar!...
Bir sene sonra yine bahar olmuştu. Ben oraya, yaralı kalbimi tedavi etmek, bir sene evvelki hatıraların lâtif tcsirile - yine o hayat içinde -kendimi yaşıyor zannetmek için gitmiştim. Mahzun, meyus ve perişan idim. Bir sabah işittim:
— Leylâklar... Kokulu, taze, sevim
li leylâklar!...
Yazık!... Şimdi onları kimin İçin alacaktım, öyle müteessir, öyle harap ve mecalsiz idim ki penceremi açmadım. Güzel leylâk hiç şüphesiz bu kayıtsızlığıma hayret etmiş olma İt. Orada durmuş, daha tiz bir sesle tekrar ediyordu:
— Leylâklar... Sevimli, sevdalı, kokulu leylâklar!...
Ben. yine sükût ediyordum. Evet!. Bu ses. bu bahar müjdecisi, bu saf ahenk, bu sürür ve saadet nişanesi beni öldürüyor ve bütün acılarımı şld detle hissettiriyordu.
Ertesi gün çiçekçi kız kapıyı çalmıştı. Hâlâ evvelki gibi idi. Bir neşe ve plsam... Aşağıdan soruyordu:
— Scninkine çiçek almıyacak mı-sm?...
Titreyerek cevap verdim:
mütebessim nazarlarla bakan bu çi-     — Ah! Güzel çiçekçi... Benimki ar-
çekçi kız, baygın kokulu leylâklarüe o kadar cana yakındı ki seyrine doyulmuyor ve mutlaka konuşmak, okşamak emelleri hasıl oluyordu. Hiç şüphesiz seherle beraber kalkıyor, orman kenarlarından bu leylâkları topluyor, sonra sayfiyelerin önünden geçerek beldeye iniyor ve satıyordu. Eminim ki bu tatlı ve billûri ses ile:
— Leylâklar... Kokulu, taze.   sevimli leylâklar!...
Teranesini işitenler ve kendisini görenler mutlaka çiçekleri kapışa ka pışa alıyordu. Onun yürüyüşü de, kendisi gibi güzel, hali de, siması kadar saf idi. Başındaki zarif sepeti düşürmemek için muvazeneli vc mu-tarrıt bir tarzda basını iki tarafa sal larken yumuşak ve perişan saçları öyle uçuyor, eUerile tuttuğu beli öyle kıvrılıyordu ki bu. bir alelade yürüme değil, hoş bir raks gibi oluyordu. Tavrındaki saffet vc masumiyet hiç bir tecavüze müsait değildi. Köş ke yaklaşınca kapıyı açtım.
— Leylâklar... Kokulu leylâklar.. Diyordu. Çağırdım ve sordum:
— Güzel çiçekçi... Bu leylâkları ka ça satıyorsun ?«.
— Kırk santime bir demet!..
— Peki... Bana beş demet verir misin? Benimki bu çiçekleri pek sever!...
¦ — Seninki kim?...
— Sevgilim... Çıldırasıya sevdiğim bir kadın...
— öyle ise daha ucuz veririm... < — Niçin?...
— Sevdalılar için aza ve çoğa bakmak istemem. Arzu ederseniz alınız. Dedi ve köşkün mermer merdivenlerinden kapının önüne kadar çıktı. Ve en iyilerinden bir kucak leylâk bıraktı. Ah! işte şimdi şu satırları yazarken gözümün önüne geliyor. Bu ne lâtif bir kızdı. Çiçekleri bir sevdalıya nasip olduğu için ne kadar se viniyordu. Hiç şüphe yok ki bu köylü kızın da bir aşkı, bir sevdası vardı.
Buna o kadar memnun oldum ki cebimden bir lira çıkarıp uzattım, taaccüple vc tereddütle sordu:
— Bu ne*...
— Sana veriyorum. Bılsen beni ne kadar memnun ettin. Sevdiğime vereceğim ilk aşk çiçekleri bunlar olacak... Onun için bu parayı kabul et...
— Peki... înşallah mesut olursun.. Uzattığım lirayı gülerek aldı. Se-
netinl başına yerleştirirken sordum:
— İsmin ne senin güzel çiçekçi?. Nağmeli bir sesle:
— Leylak!...
Cevabını verdi ve sonra oynar gibi yüıilyerek uçtu, gitti.
Artık her sabah < benimki. için '.azt ve kokulu leylâklar getiriyor, kapıdan içeriye kucak kucak atıyordu. Sevdiğim, bu çiçekleri pek çek seviyordu. Onları görünce bir çocuk levlttC] gösteriyor, ellerini çırp:yor.
tık yaşamıyor, öldü! Bu sevimli kız bana. en mahzun, en teselli verici bir nazarla baktı. Benzi sarardı. En evvel bir şey söylemek istedi, fakat sonra sükût etti. Boynunu bükerek müteessiranc çekildi, gitti.
— Leylâklar... Kokulu, güzel leylâklar!...
Teranesini pek uzaklardan işitirken güzel çiçekçinin sesinin titrediğini hissediyordum. Oh! Demek bana acıyordu. Demek bu köylü kız vefa ne olduğunu biliyordu, işte bu, beni hem teselli etti. hem de ağlattı.
Ertesi sabah kapımı açınca bir kocaman leylâk gördüm. Üzerinde bir kâğıt vardı. Üzerine şu cümle yazılmıştı:
cOnun mezarı için!...>
Ah! Benim saf kızcağızım!.. Muhabbette vefasızlığa ihtimal vermedi gi için benim sözlerimi ne kadar yanlış anlamış, onu hakikaten öldü sanmıştı. Bunun için bu leylâkları getirmiş ve saffet ruha nişane olmak için beyaz renklisini seçmişti. Bunu görünce bir çocuk gibi ağladım. Yazık!... Ne olurdu? Sevdiğim, şu çiçekçi kız kadar vefalı olsaydı!...
Ertesi sabah, ona teşekkür etmek için kapımın Önünde bekledim. Geçerken:
— Teşekkür ederim, güzel Leylâk.. Sana bütün kalbimle teşekkür ederim. Fakat, sen yanlış anladın. Benimki, yalnız benim için yaşamıyor.. Yoksa hayatta...
Dedim. Bir daha onun sesini işitmedim. Oradan geçerken haykırmı-yor, hızlı adımlarla yürüyordu. Oh! Bu lütufkâr Leylâk!... Beni acı hatıralarımla müteellim etmemek ne-zaketıle sükût ediyordu. Ben, onun ebediyen minnettarıyım.
İşte seneler geçti. Artık saçlarım bembeyaz. Fakat hâlâ, bahar geldikçe... Leylâklar yetiştikçe... Gözlerimin önünde saf, masum, lütufkâr bir çiçekçi kızın hayali tecessüm eder ve sanki bana:
— Leylâklar... sevimli, kokulu, güzel leylâklar!... Der. O zaman ruhum tahassürün hain pençesi altında ezilir, inler... O sevdalı günlerin, o mes ut dakikaların hayali birer birer ve bütün bir teessür vc ıstırap bırakarak geçer, gider...
* Fuad SAMtK
Bin Yataklı Hastahane Sahasının Tesviyesi
Mecidıyoköyünde yapılacak bin yataklı hastane için her türlü hazırlıklar ikmal edilmek üzeredir. Evvelâ hastanenin yapılaca. ğı sahanın tesviyesine bağlanacaktır. Tesviye ameliyesine pek yakında başlanacaktır.
izmir Futbolünde En Mühim
Roîii Hakemler Oynuyor
Hakem Derdinin Halli İçin Federasyondan Değil, Sayın Generalden Bir Hareke! Bekliyoruz
Bu hafin
Seneler var ki; hariçten gelen takımların Izmirde maç kazanmaları büyük bir meseledir, izmir futbolunda da en mühim rolü hakemler oynamaktadır.
Fenerbahçe, Galatasaray klüp. lerimizin son İzmir seyahatinde, hakemlerin vaziyetim gözlerimle gördükten sonra Türk futbolunun nereye doğru gittiğini acı bir şekilde anlamış oldum.
Millî kümede dep.asman maç. larının hakemleri Federasyon tarafından tayin edilmektedir. Iz-mirin de bir tek beynelmilel hakemi vardır. Federasyon son müsabakalarda bu arkadaşı hakem tayin e İT. iş. Izmirde bilen bir hakemden ziyade istenildiği şekilde maç idare edecek kimseler terc.h edi.dıği için derhal Anka-raya bir telgraf çekilerek Mustafa Yalozun Izmirde olmadığı bildirilmiş. Ta biat ile Federasyon da yeni bir hakem seçmek zaruretin, de kalmış. Fakat bu arkadaşı biz Izmirde gözlerimizle gördük, ve işin içyüzünü, güdülen gayeyi dc anlamış olduk.
Fenerbahçe - Altay maçına ta. yin edilen Bay Mustafa Şenkalı futbol sahasında gördükten sonra İzmir futbolunun neden dolayı ilerlemediğini bir defa daha anlamış oldum. Bu hakeme son zamanlara kadar birinci sınıf 'müsabaka verilmediği halde Fenerbahçe - Altay gibi en mühim biı müsabakaya hakem konulmak garabeti gösterilmiştir.
Fenerbahçe - Altay karşılaşması bize bir hakemin isterse neler yapabileceğini gösterdi. 90 dakikalık müsabakada tam 44 ofsayd kararı verildi. Bunların 33 tanesi de Fenerbahçe aleyhine idi. Her iki dakikaya bir ofsayd isabet ettiğine göre, diğer hend-bol, favul gibi ceza.arı da buna ilâve edecek olursak vaziyet bütün açıklığilc meydana çıkacağından bu maç üzerinde fazla bir şey söylemek zaid olur.
izmir hakemlerinin furJbol kaidelerini bilmedikleri de iddia edilemez. Çünkü maç üzerinde rol oynayacak hiç bir hareketi kaçırmıyorlar. Rakip kale önünde kestikleri bir hücumu, kendi kaleleri önünde kesmiyorlar.
İzmir hakemlerinin dikkat ettikleri iki şey var. Birincisi rakip takımın her hücumunu ofsaydle kesmek, ikincisi de; her fırsatta ne suretle olursa olsun her hareketi penaltı cezasile tecziye ederek takımlarının galibiyetini temin etmek. •
Izmirde futbol zevîcini duymak kabil değildir. Çünkü maçlarda yalnız düdük sesi duyuluyor. Is gözle görmekten çıkıp kulağa intikal etmektedir. izmir kalesi önüne inmek hattâ 18 pas çizgisi içine giUTiek büyük bîr meseledir. Bu sahanın yol vermez bekçisi hakem ve hakemin düdüğüdür.
Izmirde futbol maçlarından beklenen gaye, futlbol oynamak, futbol zevkini meraklılara tattırmak değil, her ne suretle olursa olsun müsabakayı kazanmaktır. Bunun için her çareye başvurulmakta ve başlıca vazife de hakeme terettüp etmektedir.
Izmirde hakemler öyle garip kararlar veriyor, öyle hareketler yapıyorlar ki;  bunları    görünce
Galatasaray, Fenerbahçe klüplerimiz millî  küme maçlarında karşı   karşıya
insan hayretten şaşırıyor.
Yukarıda da kaydettiğim gibi 90 dakikada 44 ofsaydden baş-ka hakem bir penaltı cezası verdi. Burada penaltıyı mucip bir hareket yoktu. Fenerbahçeli Esat, bu penaltı mı diye sorduğu için kendisini oyundan da çıkardı. Bir takma penaltı gibi en a-ğır bir cezayı verdikten sonra bir oyuncuyu da ayni hareketten do. layı oyundan çıkarmak futbol sahalarında nadir görülmüştür. Hakem bu hareketile idamına hükmettiği bir takımı müebbet küreğe de mahkûm etmiş oluyor.
Galatasaray m Altay maçında d\. bugüne kadar tesadüf etme-a iğimiz çok garip bir hareketle karşılaştık. Müsabaka devam ettiği sırada, Futbol Ajanı, müsabaka yan hekemini locasına ça-ğrrdı. Aralarındaki muhavereyi işitenlerin söylediklerine göre, bazı tavsiyelerde bulunmuş. Ve derhal yan hakemle orta hakemi sahada bir leonurma yaptılar. Bu defa yan hakemler yerlerini değiştirdiler. I$te bundan sonradır ki, orta hakemin idaresi tamamen bozuldu.  Verilen    kararlar
karşısında Galatasaraylılarda bir korkudur başladı.    Ve    nihayet
çok geçmeden korktuklarına uğramak yoluna giıdııer. Ortaya olmayan bir penartı çıktı.
İzmirlilerin yegâne meziyetleri hiç penaltı kaçırmamalarıdır. Çünkü, Izmirde penaıtısız geçen maç sayılacak kadar azdır. Ve bunun neticesi olarak penaltı atmaktaki tecrübeleri fazladır.
Izmirde maç baslar başlamaz il'k on beş dakikada bir iki go! kaydedij.r.ezse, maç kazanmak çok güçtür. Nitekim Galatasaray. Iılara maçları kazandıran bu ol-muçtur.
Izmirde maç yapmağa gidecek her takımın uğrayacı akıbet budur.
Bu şerait altında milli küme maçlarından beklenilen fayda temin edilememektedir. Fu bol Federasyonu başkanı ile Asbaşkanı bu vaziyetleri pek yakından biliyorlar. Izmirin iç inden yet,sinelerine rağmen bu hareketlere bile bile göz yumduklarından bu işin kurtulması yolunda Federasyondan bir hareket beklemenin faydasız olduğunu bildiğiı.Tiiz içindir ki; biz bu hareketi sayın Generalin şahsından bekliyoruz.
Kemal ONAN
Bugün Fenerbahçe Stadında 23 Nisan  Kupası Maçları Yapılıyor
Fenerbahçe, Galatasarayla, Pe.
ra ve Şişii kKipleri 23 msan Hâkimiyeti Milliye bayramı müna-sebetile kendi arasında kupa maçları tertip eLmışlerdir.
Bu büyük turnuva maçları bugün Kadıköy ünde Fenerbahçe stadında başlayacak ve ilk karşılaşmalar Galatasaray . Pera, Fenerbahçe - ^ışıi arasında olacaktır.
Beyoğlunun en kuvvetli iki klüba oıan Pera ile Şişlinin Fenerbahçe vc Gaıatasaray klüplerimizle yapacakları bu müsabakaların büyük bir aiâka uyandıracağında şüphe yo* tur. Bugünkü maçların galipleri de bı.ânare karşılaşarak 23 msan kupasının sah.bi meydana çıkacaktır.
Bu maçıardan evvel de Fenerbahçe - Galatasaray klüplerinin tekaütlerini, dünün mülî oyuncu, larını karşı karşıya göreceğiz. Bu müsabaka da bir zevkle seyredilecek ve eski günler hatırlanmış olacaktır.
Bugünkü müsabaka programını aynen aşağıya veriyoruz:
Saat 13 Fenerbahçe B - Galatasaray B
Saat 14,30 Fenerbahçe - Galatasaray tekaütleri.
Saat 15.30 Fenerbahçe - Şişli. Saat I 7 Galatasaray - Pera.
Yarın akşam
SARAY
sinemasında
Sehh;r JfinprSmiyar NLLVYN DOJĞ.A.m
Güzü LU İSE PATT İle Beraber
yaratılan vc Mail bir Skandal'ın Dedikoduları arasında şayanr hayret
bir aşk macerasını tasvir eden
ASRİ BİR ADAM
büyük ve hareketli filmini göreceksiniz.
Bl   AKŞAM
MELEK te
Yüksek dehası, hudutsuz kabiliyeti ile 2 sene içinde dünyanın en büyük artistleri arasına giren
M i CKEY   ROO NEY
ve
LEVVIS çT0N" - CECILLA PARKER
tarafından nefis bir surette yaratılan
NÇLİK
Nes'e - Zevk - Eğlence - Dans - Musiki... ve ...   sizi   kahkahalarla
güldürecek bir mevzu DİKKAT: Numaralı koltuklar erkenden   aldırılması.   Tel:   10868
Maziden Canlı Masallar    )
Kelâmi Ağanın Başına Neler Geldi?
İri dudaklı, zcbellâ gibi, zenci, Kelâm! Ağayı bir elma gibi içeriye fırlatmıştı. Kclami Aga bu fırlatrlıştan doğan hayret vo heyecanını yenmiye çalışırken birdenbire sipahinin tavsiyesini hatırladı ve hemen etrafını bir halka halinde saranlnrn dönerek hepsini selamladı. Sipahi, Kelâmi Afcaya yer gösterdi, Kelâmi Aga nefesini tıkıyacak kadar müthiş bir heyecan ve korku İçinde burada bek-lerken Sipahi elbisesini değiştirdi. Yüksek bir sedirde oturan tarikat pirinin önünde diz çöktü. Ellerini öptükten sonra Kelâmi Ağayı tanıttı ve aralarındaki macerayı anlattı. Şeyh gülerek:
— Dünya lezzetlerinden alâkasını kestiyse bu kırklar asitaneslnde ber-hordar olur. Onu sadri Alinin postuna oturturuz. Dedi ve Kelâmı Ağaya dönerek selâmladı; 9
— Hoş geldin, safa geldin, kişi!.. Kelâmi Aga bir   kapı arkasında
tam Uç gün. Uç gece aç ve susuz kaldı. Yanına kimse uğramamıştı. Açlık buhranı İçinde Unkapanındaki evini, çocuklarını, karısını ve bütün ailesini tahassürle hatırladı ve kendi kendine söylendi:
— Acaba bunun sonu ne ola?..
Aga bu metrukiyet ve İhmal içinde 34 gününü geçirdi. Otuz dördüncü günü akşamı idi. Şeyh mürîtleri-rfe emir verdi:
— Hakkın emrlle memur olduğunuz İşleri görünüz!
Sipahi kıyafetine bürünen adam hemen ayağa kalktı. Kilitli bir kapıyı açtı. İçeriden 38 çeşit silâh çıkardı. Bunların her birisini bir halka halinde oturan müritlerin önlerine koydu.» Kendi önüne de bir leğen su getirdi. Susuzluktan dili, damağı kuruyan Kelâmi Ağa suyu görünce Sipahiye yalvardı: '
— Şu sudan bir yudum içebilsem! Sipahi hiç  istifini bozmadan  mırıldandı:
— Sabret, bakalım. Bugün bu nimetten istifade etmek sana müyesser olur mu?
Derin bir sükût içinde geçen bir saatten sonra halkanın başmdakı adam önüne konan kılıcı elin- aldı. Mantar gibi yerden bitiveren bir oğlanın boynuna indirerek başını kopardı. Kelâmi Aga yerinden fırlrya-rak bağırdı:
—Canım oğlancığı niçin öldürdün ?
Sipahi ağası eteğinden şiddetle çekerek tavsiyesini hatırlattı:
— Refik," sana sorucu olma demedim mi? ¦
Bu sırada tekkenin köşesinden bir arslan belirdi, önündeki iki zavallıyı kovalıyordu. Bunlardan birisi şeyhin arkasına gizlenerek kendisini kurtardı. Fakat ikincisi arslanın müthiş pençeleri altında parçalandı. Arslan bu delikanlıyı yerken köşeden bir kurt göründü, önünden minimini bir çocuk kaçıyordu. Halka-dakilerden birisi önündeki ok ve yayı alarak kurdu vurdu. Çocuk kurtuldu. Çocuk da bir köşede kayboldu. Kelâmi Ağa müthiş bir sinir buhranı ve şaşkınlık içinde iken karşıdan Uç adam göründü. Sipahi ağası bunlardan ikisinin boğazına yağlı ke-mend geçirerek darağacına astı. Üçüncüsü sehpaya götürülürken Kelâmi Aga dayanamadı. Yerinden fır-lıyarak kendisini şeyhin önüne attı ve ayağına kapanarak bu adamın affedilmesini istiyordu. Sipahi ağasının pençesi ensesine yapıştı. Sipahi Kelâmi Ağayı pöstekinin üstünden kaparak bir köşeye attı ve bağırdı:
— Bre adam, ben sana demedim mi? Kırk giln sabreyle!..
Bu sırada sipahi ağasının önündeki leğenin suyu müthiş dalgalar yaparak coşmaya başladı. Leğen bir umman olmuştu. İçinde iki gemi yüzüyordu. Müthiş fırtına gemilerden birisini batırıyordu. Sipahi bu geminin direğinden yapıştı:
<rPUf> deyince batmaktan kurtard.ı
İkinci gemi kudurmuş dalgaların hücumuna dayanamıyordu. İçindeki yolcuların   feryadı,   istimdad sesleri
göklere çıkıyordu. Bu sırada şeyh. sipahi ağasına bir İşaret verdi. Aga ayagile güvertesine basınca gemi suların dibine indi. Yolcular boğuluyorlardı. «Allah Allah!» sesleri tekkenin kubbelerini çınlatıyordu. Bu müthiş hercümerç içinde bir oğlanla kız kendilerini kurtardılar, leğenin kenarına oturdular. Sipahi ağası oğlanın kolundan tutarak denize firiktir, kızı da karaya çıkararak kurtarır. Kelâmi Ağanın yine sabrı t.ışar, bağırır:
— Be adam o günahsız delikanlının kanına niçin girdin? bu kadar Allanın kullarını niçin hatırdın?
Bu sırada şeyhin gür vc âmir sesi yükselir: '       '
— Bu adama bir nanparesi verelim. Getirin şu kırklar huzurunda bir dua edelim..
Bundan sonra Keiami Ağa «muhabbet meydanına» getirildi. Şeyh kendisine hususi merasimle bir ekmek, bir akçe, bir salkım üzüm, bir hurma, bir zeytin verdi. Sonra da dua etti:
€Ölünceye kadar sıhhatte olup cümle erzakını gaip hazinesinden Cenabı bari versin. Melekler arasında muazzez ve mükerrem olsun. Tanrı onu'yerin ve göğün bütün âfetlerinden saklasın. Dünyalar durdukça zürriyeti münkariz olmasın. Âhir nefesinde imanla gitsin. Peygamberin sancağı altında gölgelensin.»
Meclistekiler şeyhin bu duasına bir ağızdan <-âmin!> dediler.
Duadan sonra zenci arapla sipahi kıyafetli mürit Kelâmi Ağanın yakasına yapıştılar:
Yum gözünü!., dediler. Kelâmi Aga gözünü açtığı zaman kendisini Gala tada meyhaneler sokağında buldu:
— Bre hay medet!.. Devleti aldırdım elden., diyerek bir müddet perişan dolaştıktan sonra bir meyhaneye girdi. Bu arada bir alay yeniçeri kafayı tütsülemişler. Uzun sakallı Kelâmi Ağaya ikram ettiler;
— Gel! Bire bir dolu kadehimizi
Kelâmi Aga burada Ay^sof\rB ear-şısındakl bozahaneyi hatırladı. Buradaki sarhoşların birer sipahi ağası olması ihtimali üzerinde durarak hatırlarını hoş etmiye çalıştı. Güneş batıyordu. Harabatiler Kelâmi Ağaya bir testi şarap hediye ettiler ve beraberce bir sandala atlıyarak Unka-panına geçtiler. Kelâmi Ağa testi omuzunda tenha yollardan ilerliyor ve kendi kendine bir imtihan daha geçirdiğini düşünüyordu. Bu sırada önüne bir kaç yeniçeri"" çıktı. Sırtından kürkünü, başından sarığını aldıktan sonra gırtlağına hançerlerini, ağzına da şarap şişesini dayadılar;
— Eğer bu şarabı içmezsen sen* öldüreceğiz! dediler. Kelâmi Ağa tef tiyi başına dikti.   Yıllanmış sara?-yudum yudum içtikten sonra bağrı nı döverek haykırdı:
— Ya Allah!..
Biraz sonra Kelâmi Aga anada doğma  idi.  Evine geldi. Dtinyad elini, eteğini çekti. Halkla temasını kesti. Fakat cezbe sahibi büyük vf ermiş bir adam oldu.   Unkapanınd-* kuyumcular   içindeki   sarayı insan kalabalıgüe dolar, boşanırdı. Herk» onun sarayında yer ve yemek bulurdu.  Kelâmi    Ağanın  bu  masrafV nereden ödendiğine kimse akıl erd> rememiştl.»
Bvliya Çelebi, bütün bunları c1 ruluğundan hiç şüphe göstermiye:. anlattıktan   sonra   şöyle   bitiriyo
«Merhum KelAmi Ağanın. Ayasof> camii içinde   Kırklar makamı nam yerde sergüzeşt ve serencomını biz zat kendilerinden dinleyip münasebeti cihetile   buraya   kaydettim.   Günahı varsa anlatanın boynuna..*
Çelebimiz Peygamberin «yalatın her duyduğunu tekrar eden adamdır.* mânasına gelen bir hadisini yazısına hatime yapmıştır.
Yarın da kendisini Ayasofya minaresinden atan Sel&mi Ağanın hlkA-yesini dinliyeceksiniz.
İbrahim Hakkı KONYALI
Son 5 senenin en muazzam filmi, ilk Türkçe Renkli (Teknikolor) Filmid
u
(Kahraman Fedia)
jPJ£(j^ Sinemasında b"y k   uvaffa'rı/ethrle dev~rn ediyor
Seanslar: 1.45 - 1 - 6.15 . 8.-15 dc
Kelâmı  Ağanın  maceralarına   sahne   olan   Ayasofya
23 . 4 - 941
V A T \ *M
FER Di ve i C TİM A i
EVLENENLER:
Erkânıharp kaymakamı rahmetli Bay Muatafa Hamdının kızı Nermin Aliabah ile Tıp Fakültesi birinci hariciye kliniğinde başasistan operatör doktor Ziver Mesci evlenmişlerdir.
ÖLENLER:
Aiina elçimiz Bay Enis Akey-ğenın haremi Naime Akeyğen öl. müş, Yakacrk kabristanında   gö"
mii'mü-ftür.
it Tüccardan Zühtü Bilîmerin hdicmi Bayan Zehra Büimer ölmüş. Merkezefendi kabristanına gömülmüştür.
Beyoğlu Halkevinden:
27 nisan 1941 pazar günü saat I 5 te Evimizin Tepebaşındaki
merkez binasında Millî 5efimJ2 İsmet İnönünün Hal'kevimize he-diyc buyurdukları resim hazırlanan ihtiram mevkiine merasimle t.ı.ık edilecektir.
i
ugoslavyanın Taksimi
(Başı 1 incide) +
geleceği fikrindedir. Halbuki Macaristan Transilvanyayı bırakmadıktan başka Transilvanyarun Roman-yada kalan kısmına da hak iddia etmektedir. Bu yüzden Romanya - Macar münasebatı çok gergindir. Hatta Romanyanm Macar hududuna asker tah?id ettiği bile rivayet edilmektedir.
— Radyo Gazetesi —
Zürih, 22 (A.A.) — Reuter:
Yugoslav topraklarının üçlü pakt devletleri arasında taksimi meselesi bu memleketler arasında ihtilâflar doğurmuştur. Bu husustaki haberler yine bu memleketlerden çıkmaktadır.
Basler Nachrichten gazetesinin Bu-dapeşteden aldığı bir habere göre Kont Ciano Dalmaçyanın İtalyaya verilmesini temin maksadiyle ve Ri-bentrop'la görüşmek üzere Viyanaya gitmiştir.
Kukla   devlet   Hırvatistanzn da Bosnayı   istiyeceği   zannolunmakta-dır. Bulgaristan ise Makedonya mın-tfik/ısrnı ilhak ^tmek niyetindedir.
Başlıca ihtilâf Romanya 11 c Macaristan arasında zuhur etmiştir. Her iki memleket de Yugoslavyanın Ba-nat mıntakasını istemektedir.
Journal de Geneve gazetesinin Budapeşte, muhabiri, Macar gazetelerinin Romanyaya karşı gittikçe artan infialini kaydetmektedir. Bu infial bilhassa Romanyanm, Transilvanya-nın büyük bir kısmını Macarlstana veren Viyana anlaşmasının tadilini talep etmesinden doğmaktadır.
Londra. 22 (A.A.) — Reuter:
Roma radyosunda yapılan beyanata bakılırsa İtalya, Karadağ topraklarına da göz dikmiştir. Bu beyanatta Karadağ'ın B. Mussoliniye bir mesaj yollıyarak Karadağ'ın Faşist imparatorluğundaki tarihî ve meşru mevkiini almağı talep ettiği bildirilmiştir.
Bulgaristan Hırvatistanı    Tanıdı
Sofya, 22 (A.A.) — Bulgar ajansı bildiriyor:
Hırvat devleti reisi Ante Paveliç, Bulgar kralına bir telgraf çekerek FUhrer ile Duç'enin telgrafla müstakil Hırvat devletini tanıdıklarını bildirmiş ve Bulgar hükümetinin de Hırvat devletini tanımasını krol Bo-ris'den rica etmiştir.
Bulgaristan kralı, telgrafla verdiği cevapta, Bulgar hükümetinin müstakil Hırvat devletini tanımağa karar verdiğini bildirmiştir.
i
ngi!iz
Fil
osu
(Başı 1 İncide) *
Jusgarbın denizden bombardımanına ait şimdi daha mufassal malûmat alınmıştır. Donanma tarafından yapılan bombardımana ingiliz hava kuvvetleri ve donanmaya mensup tayyareler de iştirak etmiştir. Akdeniz filosunun ağır harp gemileri sa-ait beşte bombardımana başlamışlardır. 375 milimetrelik obüslerle da. ha ufak çapta obüslerin liman ve Uman tesisatı üzerine yağdırılması 40 dakika sürmüştür. Deniz ve hava bombardımanın, hedefi toza dumana boğması dolayiHlle elde edilen neticenin tayini güç olmuşsa da 6 nakliye veya iaşe gemisile bir tor-pito muhribine isabetler vaki olduğu görülmüştür. Karada, petrol deposu etrafında bir infilak vukubulmuş ve büyük bir yangın çıkmıştır. Demiryolu garı yakılmıştır. İspanyol rıhtımı ile deniz umumi karargâhına, elektrik santralına ve askeri bir depoya da isabetler vaki olduğu görülmüştür. Düşman sahil bataryalarının az çok mukavemetime karşılaşılmışla d» bu mukavemet müessir olama-ıııştır.
Ayni gün ve saatte İstanbul komutanlığınca Gülhane, Haydarpaşa, Gülmüşsuyu askeri hastanelerinde tedrisatını ikmal eden gönüllü hemşirelere diploma tevzi edilecektir. Merasimi müteakip davetlilerimiz şerefine DH çay verilecektir.
Üsküdar Halkevinden:
23 nisan gecesi saat 21 ele Evimiz önünden başlamak üzere 3000 metrelik bir meşaleli «okak koşusu yapılacaktır. Kosu.her atlete açıktır. Birden beşinciye kadar derece alanlara mükâfat verilecektir.
Büyük Türk Gecesi
Hazırlıkları bitmediğinden dolayı geçen hafta tehir edilen Büyük Türk Gecesinin bu hafta, 26/4/1941 tarihinde cumartesi akşamı Taksim Belediye gazinosunda yapılacağı Türk Kültür Birliğinden bildirilmektedir.
Yeni Yunan Başvekili
(Başı 1 incide) /=/
tereddüt etmeden memleket işlerinin idaresini üstüne almıştır.
Millî birliği temsil eden hükümet, ilk düşüncesini harbin şerefli ölülerine tevcih etmiştir. Onlar kanlarile geri kalanların şeref ve hürriyetini temin etmişler ve vatanın şerefini korumuşlar, [müstakbel nesiller için parlak bir misal olmuşlardır.
Vatanlarının, kiliselerinin, ailelerinin zalimlerin eline geçmesini istemiyen, esir olmağı kabul etmiyen milletler, onların bu hareketini takdir etseler yeridir. İnsanlık ideali için-ölmek ulvî bir harekettir. Elenler, böyle bir gayretin öncüleri ve kurbanları olmak şerefini ilk defa olarak ihraz etmiyorlar. Asırlardanberi barbarlara karşı katlandıkları fedakârlıklar onlara bir asalet vermiştir.
Yunan kanlarile sulanan Arnavutluk, Makedonya ve Trakya dağlarında hürriyet rruhrapLarı ve ordularımızın en yüksek generali olan pek mukaddes Meryem'in mabedleri yükselecektir. Harp ölüleri için yaptığımız duayı müteakip milletin kahraman muhariplerini selâmlıyor ve onlara bütün Elenizmin minnet ve şükranını arzediyoruz.
Yunan milletinin mukadderatı daima müşterek mahiyette ve iç, timaî tesanüde müstenit ve bugün bundan da fazla olmak üzere dost, d atta düşman milletlerin hürriyeti için mücadele hissile a-çılan hararetli mücadeleden sonra taayyün eUmiştir. Düşmanlarımızın şefleri, şiddetli ve her türlü ilâhî ve insanî kanunlara riayetsizliği milletlerin arzuları üstünde
tutmuşlardır. Bütün millet ordu ile mübtehiden Yunanistanı, Balkanları ve Avrupayı mütecavizlerden kuTtarnıak için sonuna kadar mücadele edecektir. Yunanis. tan harbi istememiştir. Tahrik neticesinde harbe girmek mecburiyetinde kalmıştır.
Yunan-stan ayni zamanda onlarca senelerdertberi kuvvetin hak kı ve hissi ile kendilerine tahmil edilen boyunduruğun altında inleyen esir kardeşlerimizi kurtarmak için de çarpışıyor.»
Mücadelenin müşkülâtından ve haklı davanın kazanılacağından bahseden Tsuderos, söyle demiştir:
«— Yunanistan dutluklarına ve itilâflarına daima sadık kalacaktır. İnsan takatinin fevkinde fedakârlıklarla insanlığa şimdiye kadar yapılan büyük hizmetlerin en büyüğünü yapan büyük ve a-bil İngiliz milletine karşı da medyunu şükranız. Eskiden olduğu gibi şimdi de İngilizler hakkı mü. dafaa etmek için memleketimize gelmişlerdir.  İngiltere ile Yuna-
nibtanın arkasında sönmez hürriyet meşalesile her asil mücadeleye mütemadiyen ışık ve kuvvet veren Birleşik Amerikan devletlerinin büyük insani prensiplerin, den ilham alarak hürriyetlerinin ve refahlarının geri kafalı zalimler tarafından ihlâl edilmesi tehlikesine karşı mütesanit bir cephe kuracaklardır.
Böyle müttefiklerin yardımı ve bilhassa ruhlarırrrızdaki kuvvetle adaletin galebe çalacağından emin olabiliriz. Çünkü adaletsizlik ancak kuvvet, adalete yardım etmediği zaman muzaffer olur. Zafer imiz dünyada yeni bir manevî kuvvetin doğmasına yardım edecek ve bu kuvvet küçük ve büyük milletlerin müsavat ve sulh içinde asırlarca yaşamalarını
LONDRA RADYOSUNA GÖRE
Yunan Harb.r.ıbn Alınan Kazançlar
3Noktada toplanıyor
Telgraf, Telefon ve Ajans Haberleri
Vakit Kazanmak
Libyaya Asker Nakline İmkan Verdi
Yunanistan UstUnc Alman tazyiki gittikçe artmaktadır. Bu tazyik karşısında müttefik kuvvetler yeni bir cepheye çekilmektedirler. Bu cephenin neresi olduğu ifşa edilmemektedir.
Yıınanlstanda vaziyetin ümitsiz değilse bile vahini olduğunu Londra da kabul etmektedir.
Londra radyosu 6 nisondanberi devam eden Yunanistan muharebesinin kazançlarını .şu üç noktada toplamaktadır. ¦
1 — Londra radyosuna göre, İngiltere Balkanlara kuvvet göndermekle yardım hususundaki taahhüdünü yerine getirmiştir. İngiltere yardım taahhütlerine riayet etmezse kendisi dc Amerikadan yardım göremez.
2 — Yine Londra radyosuna göre Almanlara gerek fert ve gerek teçhizat bakımından ağır zayiat verdirilmiştir. Yııgoslavyada ve bilhassa Yunaııistanda bu zayiat çok mühim
olmuştur.
3 _ Yine Londra radyosu diyor ki:
İngiltere vakit kazanmıştır. Bu sıra-da vakit kazanmak İngiltere için ehemmiyetlidir. Filhakika bu arada İngiltere Habeşistan harbini niha-yetlendirnıiş ve oradaki kuvvetleri Libyaya nakletmiş, diğer taraftan da Amerikanın Kızıldenize nakliyat yapabilmesine fırsat vermiştir.
— Radyo Gazete»! —
Dessie'de
(Başı 1 İncide)
subayları tekrar hizmete girmişler ve yerli bir kuvvet teşkili için yapılan davete icabet eden binlerce kişiyi talim ve terbiyeye başlamışlardır.
On beş günlük İngiliz işgalinden sonra Adisababa normal vaziyetini almıştır. Mağaza ve kahveler açılmış, sokaklarda her ırktan seyyar satıcılar işlerine koyulmuşlardır. Sigara paketleri en revaç gören geçer akçedir. Çünkü İngiliz ablukası dolayısile altı aydan beri Adisababa'da sigara yoktu.
-o
Türkiye ve Rusyaya Siyasî Taarruz
(Başı 1 incide) X/X
ğile Türkiye nezdindeki büyük elçileri bugünlerde yeni talimat almakla meşguldürler. Alman propagandacıları Almanyanın Türkiyeye, kendisile bir ademi-tecavüz paktı imzalamasını teklif edeceğini ihsas ediyorlar. Almanlar Iraktaki hükümet darbesinin Türkleri endişeye düşüreceğini ümit etmektedirler. Onlara göre Türkiyenin cenubu şarkî hududunda bulunan Irak Türkiyenin emniyetini tehdit edebilecek vaziyettedir. İngiliz kıtalarının Ira-ka gönderilmesile Rasit Elceylani. nin İngiltereye sadakat teminatı vermesi Türklerin duyabilecekleri endişeleri hiç şüphesiz tahfif etmiştir. Alınan la din Türkiyeye karşı çevirmekte oldukları manevraları ve savurdukları tehditleri daha ziyade teksif etmeleri ihtimali vardır.
temin edecektir.
Yunanlılar cesur olunuz. Cesareti kırılan ve mücadeleyi yarıda bıra'kan milletlerin ıstırabını düşününüz.
Yunanistanda hiç kimse cesareti elden bırakmıyacaktır. Böyle bir hareketi sağ olan ve ölen kahramanlarımız af f e tmiyecekl erdir.»
Bundan sonra milli birlikten ve memleket dahilinde sükûnetten bahseden Tsuderos, sözlerine şöyle devam etmiştir:
«— Memleketi, millî bünyemizde düşmanlarımızın beslemek istedikleri muzır mikroplara karşı muhafaza etmek için lâzım gelen her şeyi yapacağız. Herkese, hatltâ en ço'k kıymet verdiğimiz kimselere karşı bile sıkı bir adalet zihniyetile tereddüt etmeden
ve korkmadan yürüyeceğiz.
Yunanlı vatandaşlar, sarsılmaz bir cesaretle zafere inanını/, her türlü maddi tehlike ve felâket önünde sükûnetinizi muhafaza ediniz, istical ile boyun emdiğimiz takdirde bizi bekfeyen felâketler karşısında bu darbeler pek küçük ve zararsız kalır. Düşmanın olmamalarından rakınınız. Bunlar Lııcr < Yudu buscsıdır.»
Sovyet-Japon Paktı
Sovyetler - Amerika Arasını Soğuttu
Vaşington, 22 (A.A.) — Reuter:
Sovyet - Japon paktının İmzası üzerine Birleşik Amerika Sovyetler Birliğine karşı tekrar eski soğuk vaziyetine dönmüş gibidir.
Hariciye nazırı B. Hull. dün gazeteciler toplantısında, Sovyet - Japon paktının ilkönce benzediğinden daha az mühim olduğunu söylemiş ve geçen yazdanberi Sovyet büyük elçisi B. Umanski'nin Amerika ile yaptığı ticaret müzakerelerinin ehemmiyetini dc azaltır gibi gözükmüştür.
Sovyet - Japon paktının Sovyetler Birliğini harbe sürüklemek istiyrn ecnebi siyasi mahfillerinin İşine gelmediğine dair Pravda'nın makalesi hakkında ne düşündüğü B. Hüü'den sorulmuştur.
B. Hull. Japon - Sovyet paktına icabından fazla ehemmiyet verilmiş olacağı mütalâasını tekrar etmekle iktifa eylemiştir.
Av:m Kamarasında
(Ba*ı l İncide) X
digimden ve yahut o zamandanberi gazetelerde çıkandan İleri, müfit surette yapılabilecek hiçbir beyanatım yol ur.
Bir çok harekât devam etmektedir ve kendimi7den gayri başkalarını düşünmek nı< vkiindeylz. Şimdi bir rnt'zakere yapmasını tasvip etmiyorum ve ümit ediyorum ki Avam kamarası, harbin idaresine memur bulunanlara karşı bir kere daha müsamahakâr davranacak ve bir çok güç ve endişeli zamanlarda meclisin bariz vasıflarından birini teşkil etmiş olan sükûn ve soğukkanlılık hasletlerini dünyaya gösterecektir. ' Avam kamarasına vereceğim yegâne haber. Amiral Cunnlngham kumandasındaki Akdeniz muharebe filosunun dün şafak vakti Trablus-garp limanını 12 dakika bombardıman ederek ayni zamanda hem limana hem limandaki gemilere, genişliği bu dakikada tamamile malûm olmıyan çok ağır hasarlar ika eylediğidir. <Alkışlar- Filonun tayyareleri. Trablusgarbe giderken beş Alman asker nakliye tayyaresini yakalamışlar ve bunlardan dördünü alevler içinde düşürmüşlerdir. «Alkışlara Tayyarelerin dolu mu yahut boş mu olduğunu daha öğrenmedim. Filo, ciddî tacize uğramamış ve hiç bir gemi kayıbı kaydedilmemiştir.
Liberal mebuslardan sabık harbiye nazırı B. Horc-Belisha, mümkün olduğu kadar çabuk bir müzakere yapılmasını ve eğer böyle bir müzakere olmazsa hariciye nazırı B. Eden'ın Orta Şarka yaptığı son ziyaret hakkında beyanatta bulunmasını istemiştir.
B. ChurchiU sözlerine şöyle devam etmiştir-
Müzakere meselesine gelince, vaziyet muvakkat bir tevakkuf safhasına gelince, olup bitenler hakkında Avam kamarasına tam beyanat yapılacaktır. Ehemmiyetsiz ve az malûmat vermeğe gelince, sarih surette şunu söylemek İsterim ki Yuna-nistandaki kuvvetlerimizin ve muadil hareketleri hakkında tam ve yahut sahih malûmata en büyük güçlüklerle karşılaştık. Bu harekât çok muadil mahiyette idi ve fevkalâde bir maharetle yapılmış bulunmaktadır. Fakat bizzat hükümet, harekette bulunan kumandanlardan günü gününe tam malûmat almamıştır. Fakat bu. hiçbir suretle harekâtın seyrini işkâl etmemiştir. İstikbalde, mahallindeki menfaatlere halel gelmemek şartile. kabil olduğu takdirde daha tam raporlar almamızı istedim. * ' ' ;* ^
Hariciye nazırının seyahati hakkında ya nlent ve_yahut gizil bir celsede beyanatta bulunmasına gelince, bugün İçin bundan sarfı nazar olunmasını tavsiye edeceğim. Çünkü hükümetin davasının Avam kamarasına bildirilmesi İçin lüzumlu husu-satın söylenllnıeğc hazır olduğunu zannetmiyorum.
Muhafazakar mebuslardan Lord VVInterton. gizil ve yahut alen! bir celsede, B. Eden'In «Iraktaki vaziyetten İspanya ile münasebetlere kadar noktalara şamil bulunan» son seyahatinin neticeleri hakkında mümkün olduğu kadar çabuk bir beyanatta bulunması arzusunu izhar etmiştir. 1 J
B. ChurchiU, şu cevabı vermiştir:
Dış siyaset üzerinde bir beyanat başka bir meseledir, fakat B. Eden'in son seyahati hakkında bir beyanat, fikrimce, halen ne Avam kamarası İçin ne de umumi menfaat için iyi olmıyacaktır.
B. ChurchiU, Libyadaki harekât hakkında sahih malûmat İsteyen bir suale cevaben demiştir ki:
Libyada olanlar hakkında çok sahih surette   mulûıuattur bulunduğu-
stanbuı Un Stoku
Bir Milyon Liralık Kredi Kararnamesi Neşredildi
Ankara, 22 (Telefonla) — tstan-bıılda un stoku yapmak üzere Belediyeye bir milyon lira kredi verilmesi hakkındaki kararname neşrolundu. Bu paranın faiz ve sair masrafları belediyece verilecektir. Un stokunun idamesine lüzum kalmayınca zamanın icaplarına göre tayin edilecek zaman zarfında itfa edilecek-
tir. Toprak mahsulleri ofisi tarafından Edirne şehrile bu şehre mücavir
kasabalara sevkedilecek unun ve buğdayın nakli için bunları nakle salih bilûmum nakil vasıtaları İçin Ücretli çalışma mecburiyeti konulması Heyeti Vekllcce kararlaştırılmıştır.
Denizlerde
Mihverin Dört Vapuru Batırıldı
Londra, 22 (A.A.) —Amiral, lık dairesinin tebliği:
Akdeniz başkumandanı, bahriye tayyarelerinin Balkanlarda düşman ordularının levazım ve İaşe nakliyatına son günlerde bir serî muvaffakiyetler erde ermiş olduğunu bildirmektedir. Bu muvaffakiyetler arasında, takriben 10 bin tonilâto hadminde bir petrol sarnıç gemisinin, takriben 6 bin tonilâto hacminde bir iaşe gemisinin ve takriben 7 bin tonilâto hacminde bir mühimmat ge. misinin torpillenmesi vardır. Mühimmat vapuru, müthiş bir infilâkla berhava olmuş ve ateş sütunları bin metroya kadar yükselmiştir.
Londra, 22 (A.A.) — Hür Fransızlar deniz umu/mî karargâhının tebliği:
Hür Fransız deniz kuvvetlerine mensup Minerve denizaltı gemisi, Norveç sahilleri açıklarında bir büyük petrol sarnıç gemisine muvaffakiyetle tetevvüç eden bir hücum yapmıştır. Sarnıç gemisine torpiller isabet etmiştir.
Alman Tazyiki
(Ba*ı 1 İncide) /§/
Dün Hitler'in Mareşal Peten'e bir mesaj gönderdiği bildirilmiş-se de bu haber tekzip edilmiştir. Bununla beraber Amiral Darlan Alman delegesi Abetz'le görüşmektedir. Müzakerelerin esasını su üç noktanın teşkil ettiği tahmin edilmektedir.
1 — İşgal altında olan ve olmayan Fransa arasında sıkı rabıta tesisi.
2 — İşgal masraflarının azaltılması.
3 — Fransız esirleri arasında bulunan çiftçilerden bir kısmının bırakılması.
Almanyanın, bu müsaadekâr-lıklar mukabilinde Fransadan bir şeyler islemesi tabiîdir. Fakat ne istediği söylenmiyor.
- Radyo gazetesi -
Fransız    Kabinesinde Değişiklik mi?
Londra, 22 (A.A.) — Müsta. kil Fransız ajansının Fransız hududundaki muhabiri bildiriyor:
Vichy'de, kabinede ladilât yapılması ihtimalleri bahis mevzuu olmaktadır. Afrikada ve Balkanlardaki Alman muvaffakiyetleri üzerine Almanya ile işbirliği yapılması taraftarlarının mevkii kuvvetlenmiştir. Fakat B. Lava!'in tekrar kabineye alınması ibümali pek azdır. Maanıafih soy. lendiğine göre B. Laval mütareke komisyonundaki Fransız heyet reisliğine tayin edilecektir.
muz düşüncesindeyim.
Muhtelif harp sahnelerinin nisbî ehemmiyeti hakkında sorulan bir suale başvekilin sözü kesilmiş ve B. ChurchiU şu cevabı vermiştir:
Britanya kuvvetlerinin yapmakta olduğu tehlikeli vazifelerin başka başka muhtelif aksamı arasında mukayeseler yapmağa başlıyacağımızı zannetmiyorum. «Alkışlar»
Libya hakkında herhangi bir beyanatın bugün zamanı olduğu ve hııklkatta daha bir müddet zamanı olacağı düşüncesinde değilim.
Müteakiben işçi partisi mebuslarından B. Shinwell de. B. Eden'in. bittabi gizli bir celsede, mebusun fikrince halk arasında mevcut endişeyi izale edecek mahiyette vaziyet hakkında beyanatta bulunması üzerinde ısrar etmiştir.
B. ChurchiU, cevaben demiştir ki: Halkın endişesine gelince, böyle bir endişenin bulunduğunu görmediğimi bildirmek mecburiyetindeyim. »Alkışlar İsler iyi gitmediği zaman, halk, bizi biz yapmış olan ve tarihimizde şimdiye kadar kuvvetimizi teşkil etmiş bulunan bütün istikrar ve soğukkanlılık hasletlerini gösterir.
Bunu müteakip. Avam kamarası, başka suallere geçmiştir.
Piyerll.
Millete Beyanname Neşretti
Londra. 22 (A.A.) — Reuter ajansının Orta şarkta bir yerdeki hususi muhabirinden:
Haber alındığına göre Yugoslavya kralı İkinci Piyer Yug^slavya-dan ayrıldığı günü millote hitaben bir beyanname neşrederek memlekete muzafferane döneceği güne kadar mücadeleye devam edeceğini temin eylemiştir. Kral diyor kl:
Üstün düşman kuvvetleri karşısında milli topraklarımızı vakıa ter-ketmeğc mecbur oluyorum. Fakat mücadeleyi bırakmak niyetinde değilim. Bayrağımızın şerefi kurtarılmıştır. Büyük ccdadrmı kendime örnek alarak Yugoslav bayrağını en son nefesime kadar yüksek tutacağım.
Yunanistanda
(B&şı 1 incMe) #*
vetlerinin şiddetli tazyiki karsısında çekilmeğe ve Tsalya ovasında daha dar bir hat üzerinde muharebeye devam etmek için efsanevî Olimpos dağını terket-meğe mecbur olmuşlardır.
Askerî bakımdan ehemmiyeti haiz olan nokta cephenin hiç bir kısmını düşmanın yaramamış olmasıdır. Bu da, dümdar kıtaatı tarafından kahramanca muharebeler verilmek suretile setredilen ve büvük bir intizam içinde cereyan eden çekilme hareketi esnasında düşmana esir verilmediğini göstermektedir. Fakat-Balkanlar, daki vaziyetin hâd bir tehlike şeklinde görülmesi ingiliz efkârı umumiyesile iyi haber alan Londra mahfillerini istikbale emniyetle bakılmasına mâni olmamaktadır.
Alman   Nakliyatı   Güçleşti
Berne. 22 (A.A.) — Of i:
Şimdi Tesalya ovasında harbeden Alman kıtalarının cephane ve İaşe nakliyatı meselesi bu kıtaat cenuba doğru ilerledikçe daha ziyade güçleşmektedir.
Gazette de Zürich'in Berlin'den öğrendiğine göre bunun sebebi cenubi Yııgoslavyada yol olmaması ve Yunanlstanrn da arızalı bulunmasıdır. Şimdi ordunun iaşesi mahalli tayyare meydanlarına kadar hava yolu İle yapılmakta ve cephaneler bu meydanlardan kamyonlarla ve motosikletlerle İlk hatlardaki zırhlı kıtalara götürülmektedir.
22 Tayyare Düşürüldü
Londra. 22 (A.A.) — Dün Atina mıntakası üzerinde cereyan eden hava muharebeleri hakkında şimdi alınan daha geniş malûmattan anlaşıldığına göre, en aşağı 22 düşman tayyaresi düşürülmüştür. Bunlardan yirmisi İngiliz nver tayyareleri, ikisi de dafl topları tarafından İmha edilmiştir.
Hastane Gemilerine Hücum
Londra, 22 (A.A.) — Atina radyosu dün akşam Yunan bahriye nezaretinin aşağıdaki tebliğini vermiştir:
Yaralı almak üzere Missolongi açıklarında demirli bulunan Yunan Hesherus hastahane gemisi dün saat 11 de Alman tayyarelerinin taarruzuna uğramıştır. Atılan bombalar gemiyi batırmıştır.
Diğer bir Yunan hastahane gemisi Mellenls de dün saat 18/40 da Pat-ras limanı civarında bir çok Alman tayyaresinin hücumuna uğramıştır. Gemi alçaktan bombalanmış ve mıt-ralyöz ateşine tutulmuştur. Bazı hasarlar olmuş ve yangınlar çıkmıştın. Sakin ve mahir bir manevra İle Süvari gemiyi Patras limanına sokmuş ve bütün yaralıları dışarı çıkarmıştır.
Bu iki gemi. muharip devletlere hastahane gemisi olarak bildirilmişti ve nizami Kızılhaç işaretlerini taşıyorlardı. Yalnız enternasyonal kanunlarına değil en iptidai insanlık kaidelerine karşı yapılan bu yeni ihlallerin muhakemesini medeni milletlere bırakıyoruz.
Avustralya Parlâmentosu
Halkın Talebiyle İçtima Ediyor
Sydney, 22 (A.A.) — Halkın talebi üzerine, Avustralya kabinesi harp vaziyeti hakkında müzakereler yapılması için parlamentoyu yakın bir zamanda İçti-masa davet etmiştir. Bu münasebetle Başvekâlet vekili B. Fad-den demiştir ki:
«— Yabancı memleketlerden alınan son malûmatın tetkiki neticesinde bu kararı ittihaz ettik.
lurk vocugu Ve istiklâl Davası
(Başı 1 İncide)  *=:
bilerin beşinci kollan; memlekette hususî menfaatten başka bir şey düşüneraiyen tıynette bozguncula rı arıyarak, istiklâl ruhunu boğmağa ve bizi içeriden çöktürmeğe uğraşıyor...
Çocuk bayramı vesüesile, göğsümüzü iftihardan gererek şu hakikati âleme ilân edebiliriz: Türk çocuğu istiklâl ruhunun kuvvetli ve şuurlu bir desteğidir. Beşinci kol mikrobuna karşı kudretten aşılıdır. Ata-türkün vasiyetini çok ciddiye almıştır. Her Türk evinde bozgunculuğa karşı en kuvvetli sed çocuktur. İstiklâl sevgi ve imanını en temiz şeklinde o yaşatıyor. Atatürkün emanetine kimsenin yan gözle bakmasına tahammülü yoktur. Çökmüş hayatlarının son birkaç senesi i-çin üzüntüler duyanlar ve mücadelenin neticelerinden korkanlar, kendi çocuklarının ve-karh sükûneti, kati azmi, mertçe fedakârlık ve feragati karşısında eridiklerini duyuyorlar ve utanmaktan yerden yere geçiyorlar. ¦
Küçücük yavru, bugün senin bayramındır. Bu vesile ile hepimiz seni düşünüyoruz ve seninle övünüyoruz. Sana verilen büyük emaneti daima hatırla, daima uyaruk dur. bozgunculuğa ağız açtırma, kendi muhitinde cesur bir Türk eri gibi vazife gör ve asıl vazifelerini herkese de hatırlat!
Ahmet Emin YALMAN
23
(Başı 1 incide) —
gale uğradığı zaman Atatürk derhal bir takım tedbirler alınmasını emretmişti. Bunlar arasında Eskişehir ve Afyonkarahisarındaki ecnebi kıt'aların silahlarının alınması veya uzatyaştırılması, Geyve. Ulukışla civarfarında şimendifer hattının tahribi. Anadolu-da bulunan ecnebi zabitlerin tev. kifi gibi hareketler vardı. İşgali takip eden tedbirlerden en mü-himmi fevkalâde salâhiyeti harz bir meclisin içtimaa daveti idi ki buna art karar ve bunun tatbikini gösteren tebliğ 19 martta, yani işgalden üç gün sonra her tarafa bildirilmiştir.
Bu mecliste rejimi değiştirmek salâhiyeti bulunması lâzımdı. Bunun çin Atatürk ilk yazdığı müsveddede «meclisi müessisan» ta^ birini kullanmıştı. Fakat bu tabire halkın ünsiyeti olmadığı için yanlış anlaşılacağı ileri sürülmüş, bunun üzerine tebliğlerde «fevka^ lâde salâhiyete malik bir meclis» tabiri kullanılmıştır.
Vilâyetlere, müsrtakıl livalara ve kolordu kumandanlıklarına gönderilen tamimde; yeni meclisin vazifesi «devlet makamnun masuniyeti, milletin istiklâlini ve devletin tahl isini temin edecek tedbirlerin düşünülmesi ve tatbiki» diye tesbit edilmiş ve dağılan Mebusun meclisi azasından iltihak edenlerden başka aza için ne suretle intihap yapılacağı anlatılmıştı.
Bu tebliğ üzerine her şey düm. düz yürümedi. Türlü türlü entrikalar, muhalefetler, mukavemetler oldu. Cehaletten veya fena niyetten ileri gelen bütün muka- | vemetler kırıldı. Her şeye rağmen Büyük Millet Meclisi 23 nisanda toplandı ve teşriî ve icraî salâhı- ( yetleri haiz bir inkılâp hükümeti sıfatıle vazifesine başladı.
İşte bugünkü Türkiye, yirmi bir sene evvel böyle bir hareket nok_ tasından işe girişmiş ve her şeyden evvel İstiklâle kıymet vermeği prensip tutması sayesinde bugünkü inkişaf ve saygı mertebesine çıkmıştır.
16
1
Uyuşturucu Madde Kaçakcılarile
Mücadele Ediliyor
Dört Kilo Esrar Ve Yarım Kilo Eroin Yaka landı. Kaçakçılar Birer Birer Toplanıyor
Kaçakçılık bürosu zabıta me-murlarilc Gümrük Muhafaza teşkilâtı memurlarının devamlı takipleri neticesinde son zamanlarda çoğalmış olan eroin ve esrar satıcılarından bü\ük bir kı^mı suç üzerinde yakalanmıştır. Memlekete ne şekilde girdiği ve imal edildiği bir türlü anlaşılamayan bu zehir satıcılarının pek az bir zaman zarfında yakalanacakları tahmin edilmektedir.
Evvelki gün yakalananları sna-
eile yazıyoruz:
Bcyazttta Sekbanbaşı mahalle.
«İnde Yakupcamii sokağında 10 numarada oturan .-\hmct Hamdının esrar sattığı haber alınmıştır. Yapılan sıkı takıp neticesinde Hatıldı üzerinde bir miktar esrarla yakalanmıştır.
Yapılan tank.kat Hamdının bu esrarları Alerndarmehmetpasa yo I kusxı Şehitler sokak b numarada oturan Mustafa Mavioğlundan aldığını meydana çıkarmıştır. Muştalanın evinde yapılan araştırma sonunda da 4 kilo esrar ve cebinde de bir paket eroin bulunmuştur.
ikinci sorgu neticesinde Muştalanın da bu zehirlen Yenıkapı-da Hisardibi 79 numarada oturan Remzi Şaşmazdan aldığı anlaşıldığından Remzinin evinde yapılan arama neticesinde 524 gram eroin yakalanmıştır.
Suçlular   Cumhuriyet Müddeiumumi.iğine tevdi edilmişlerdir.
^ Küçükpazarda Gülman sokağında oturan ismail Çiçekle, ayni semtte Hacıkadın Bostan sokağında oturan Mevlût isminde iki sabıkalının etoin sattıkları haber alınmıştır.
Limaille Mevlût yakalanmış, üzerlerinde bir miktar eroin bulunduğundan suçlular Müddeiumumiliğe  teslim  edilmişlerdir.
^ Yenişehir Fesalya sokağında oturan Vangel ile Sakızağacı Fırın sokağında oturan Vahit Bankasın eroin sattıkları haber a. lındrğından suçlular eroin paket-lerile cürmü meşhut halinde yakalanarak Adliyeye teslim edilmişlerdir.
* Balat, karabaş mahallesi, Kasaba sokağında 6 numarada oturan Cemil Harazın esrar sattığı haber alınmıştır. Cemil, esrar şatafken suç üzerinde yakalanmış ve yapılan aramada üzerinde 60 «ram esrar bulunmuştur. Cemil Adliyeye teslim edilmiştir.
it Kur.kapıda Tavsantaşı mahallesi. Kalaycışevki sokağında oturan Azizin eroin sattığı haber alınmıştır. Yapılan cürmü meşhutta Azizin oturduğu evin arsasında bir taşın altından eroin paketleri yakalanmıştır. Taşın altındaki 14 paket eroin müsadere edilmiş, suçlu Adliyeye verilmiş-tiı
İC Taksim. Elmadağı caddesinde oturan Hayatının üzerinde bir miktar eroin olduğu anlaşılmış, suçlu yakalanarak Müddeiumumiliğe verilmiştir.
* Galatada Karaoğlan soka ğında oturan Necatı Çalışkanın eroin sattığı anlaşıldığından yapılan takip neticesinde bir paket eroin satarken cürmü meşhut halinde yakalanmıştır. Suçlunun evinde de yapılan araştırmada bir miktar eroin bulunduğundan Necati Adliyeye verilmiştir.
küçükpazarda, Yavuzsinan mahal les.nde oturan Ahmedin eroin sattığı anlaşıldığından yakalanmıştır. Üzeri arandığı zaman 77 paket eroin bulunmuştur. Ahmet Adliyeye teslim edilmişin.
* Süleymamye, Hamam .sokanında oturan Mehmet Kayanın eroin sattığı haber alındığından, yapılan takıp neticesinde Mehmet Tahtakalede üzerinde sekiz paket olduğu halde yakalanmıştır. Mehmet Adliyeye tevdi edilmiştir.
Yedıkulede, tramvay caddesinde oturan Andrrya Zerfasın esrar kullandığı haber alındığından Andriya yakalanmış ve üzerinde bir miktar esrar bulunduğundan suçlu Adliyeye teslim edilmiştir.
Bir Günde İki Hırsızlık Suçlusu 16 Yaşındaki Küçük Ahmet Mahkemede
Ahmet Ustasının Palto ve Caketini Sattıktan Sonra Sütlücede Bir Eve Girmek istemiş
Dün beşinci asliye ceza mahkemesinde bir günde iki hırsızlık yapan 16 yaşında bir çocuğun muhakemesine bakılmıştır.
Bundan bir müddet evvel on altı yaşında Ahmet Uluç Tophanede kahveci Muharremin kahvesine 12 lira aylıkla garson ol-mu$ ve üç gün çalışmıştır. Üçüncü gün Muharrem kahvede, şeker ve kahve kalmadığını görünce Ahmede odasının anahtarını vermiş ve odasından alıp getirmesini söylemiştir.
Ahmet gittikten sonra Muharrem uzun zaman beklemiş, çırağı gelmediğini görünce arkasından gitmiş, odasının kapısı açık oldu_ ğunu görmüş ve içeri girince de pektosile caketinin yerinde bulunmadığım farketmiştir.
Muharrem vak'adan polisi haberdar ettiğinden Ahmet palto ve caketi bitpazarında satarken yakalanmıştır.
Ahmet yalnız bununla    iktifa
etmemiştir. O gün ustasının palto ve caketini sattıktan sonra Sütlüceye gitmiş ve orada Melek adında bir kadının kapısının camını kırmak suretile içeriye girmek istediği bir sırada yandaki komşulardan birinin sokağa çıkması üzerine kaçmıştır.
Dün yapılan duruşmasında Ahmet her iki suçunu da itiraf etmiştir. Yalnız ustasının palto ve caketini taşrada bulunan anne ve babasının yanına gitmek için paraya ihtiyacı olduğunu ve bu hır, sizliği bunun için yaptığını. Meleğin evine gelince, kendisini Sait ve Adnan adında iki arkadaşının teşvik ettiklerini ve be. raber geldiklerini, camı kırarken yanında olduklarını, fakat bunların babalarının polis olduklarından onların kurtulduğunu söylemiştir.
Mahkeme, diğer şahitlerin cel -bı için duruşmayı başka bir güne .bırakmıştır.
Şehir İnşâatında   Beyoğlu-nun İstanbula Tercihi Meselesi
istanbul Belediyesinin, yol inşaatında daha ziyade Beyoğlunu İstanbul cihetine tercih ettiği yolundaki neşriyat üzerine salâhı-yettar bir zat gazetecilere şu izahatta bulunmuştur:
— İstanbul yollarının tanzimi ve imar plânının semtlere nazaran tatbikat sıraları müteaddit defalar izah edildiği halde Şahane, Azapkapı, Tepebaşı ve Lunapark önünün tevsi ve tanzimi do. layısile bu sırada beyhude masraf yapıldığı yolunda neşriyatla bulunuldu. Bu yazılarda Beyoğ-lunun İtrtanbula tercih edilip edilmediği muhtelif vesilelerle izah edildiği için aynî tafsilâtı bir daha tekrarlamayı faydalı bulmuyoruz. Esaslı güzergâh ve bunların tevsi ve tanzimi işlerinin tehir edilip edil memesi meselesi bilhassa tevsi işlerinin bu sırada ikmal olunması zaruri olduğu şeklinde  mütalâada   bulunulmalıdır.
Kalabalık şehirlerde yapılan bu gibi tevsiler bir memleketin umumi münakalâtında başlı başına bir yer işgal ermetü bakımından lüzumludur.
Millî Piyangonun 23 Nisan Keşidesi Bugün Ankarada
Yapılacak
Milli piyangonun 23 nisan bay. ramı için tertip ettiği fevkalâde piyango bugün Ankarada Sergi-evinde çekilecektir.
Çekilişe saat I 7 de başlanacak, Ankara radyosu Sergievinden naklen çekilişin bütün safahatını neşredecektir. Çekilişe saat I 7,30 da nihayet verilecektir.
Bu çekilişte 33.430 numaraya
360,000 liralık    ikramiye    tevzi
edilecektir. En büyük    ikramiye
50,000 liradır.
-o-
Gazinoların Tarifelerine Zam Talebi Tetkik Ediliyor
Gazinoların tarifelerine vaziyeti hazıra dolayısile zam yapılması hususundaki talepleri üzerine istanbul Belediyesi kaymakamlıkların bir tetkik yapmasını istemişti. Kaymakamlıklar tetkikleri neticesini birer rapor halinde göndermişlerdir. Yarın Belediyede yapılacak bir toplantıda bu zam talebi hakkında görüşülerek kat'î bir karar verilecektir.
VATAN
Z3 . 4 - 94T
Bir Kadının Çantasını Kapınca] Kaçmağa Başlamış Fakat Yakalanmış
Bu Çanta Hırsızı Yapılan Duruşmalar Neticesinde 4 Ay Hapsz Mahkâm Oldu
Dün Kapalıçarşıya öteberi almak üzere giden bir genç kız, bir düğmecinin önünde durmuş ve alacağı malı tefkik ederken çantasını vitrinin üzerine bırakmıştır. Fakat genç kız biıdenbıre önüne baktığı zaman çantanın yerinde yeller estiğini görmüş ve bağırmağa başlamıştır.
Etraftakiler kızın bu feryadı üzerine kaçan hırsızın peşine düş. müşlerdir. Fakat hırsız yakalanacağını anlayınca çantayı elinden atmış ve kaçmasına devam etmiştir. Hırsız Tarık, koşmaktan yorulduğu için nihayet kovalayanlar tarafından yakalanmış ve zabıtaya teslim  edilmiştir.
Sorgusu esnasında Tarık:
— Ne yapayım?. On liram vardı, kaybettim, bana arkadaşlarım böyle yap. dediler, ben de yaptım, demişse de, yapılan duruşmasında 1 arık:
— Çantayı yerde gördüm, aldım ve koş.nağa başladım. Beni kovaladıklarını görünce çantayı attım, diye, itiraf etmiştir.
Duruşma neticesinde mahkeme Tankın suçunun sübut derecesinde görüldüğünden suçluyu 6 ay hapse mahkûm etmişse de çantajıın içinde az miktarda para bulunmasından dolayı mahkûmi.
yetini üçte bir nisbetındc azaltarak dört ay hapse mahkûm edilmesine karar vermiştir.
BİR   PALTO   VE   KAPUT HIRSIZI TEVKİF EDİLDİ
Dün asliye altıncı ceza mahkemesinde bir palto hırsîzının duruş ırasına bakılmıştır.
Aksarayda Etmeydanında gece vakti bir dükkânın sürmesini kırarak içeriden bir palto, bir kaput ve beş lira çalarak kaçan İsmail, sorgusu esnasında tevkif edilmiştir.
Dün şehitler dinlenmiş ve ls-mailin yakalandığı zaman üzerinde bir başkasına ait nüfûs tezkeresi bulunduğu görüldüğünden ls-mailin hüviyetinin sorulmasına ve diğer şuhıtlerin celbine karar verilmiş ve muhakeme başka bir güne bırakılmıştır.
BİR   AT,   SAHİBİNİ TEKMELEDİ
Kızıl toprakta. Hakkı Münci arsasında oturan araba sürücüsü Mehmet lan, evvelki gün, atlarına yem vermek üzere ahırına girdiği zaman atlrvından biri şahlanmış ve Mchmedi altına alarak tek'Tielemiştir. Mehmet Tan muh telif yerlerinden yaralandığından hastaneye kaldırılmıştır.
Mersin Yaylalarına Akın
Başladı
Antakya (Hususi) — Bu sene, yaz mevsimini geçirmek için yaylalarımıza yurdun en uzak yerlerinden bile misafirler geleceği, yapılan müracaatlardan ve alınan mektuplardan anlaşılmak, tadır. Bundan başka, on beş gün. denberi İstanbul. Ankara ve Iz-mirle diğer büyük şehirlerimizden bir çok kimseler gelmiş. Nar-gizlik. Soğuklu ve sair yaylalarımızda evler kiralamışlardır. Soğukluk yaylasında daha şimdiden boş ev kalmamış gibidir. Du vazıyeti gören bir kaç açıkgöz. Soğukluk yaylasında kalan boş evleri kiralamak ve bu suretle bir inhisar ve ihtikâr dolabı kurmak istemişlerdir. Fakat, buna kat iy-yen meydan verilmemiştir. Gelenlerden aldığınız haberlere göre, Hatayımızın misli hiç bir yerde bulunmıyan sayfiyelerinde bu yazı geçirmek isteyenlerin pek çok olacağı anlaşılmaktadır.
iktisat Haberleri:
Deri ithalâtı için 75.000 sterlin ve 125 bin dolarlık akreditif a-çıhnıştır. Sterlinle İngiliz lirasının tesiri sahasına dahil memleketlerden, dolarla da enterşanjable memleketlerden deri alınacaktır.
* Münakalât Vekâleti Haliç vapur idaresini devir almak üzere bir kanun lâyihası hazırlamıştır. Devir işi önümüzdeki ay İçin. de yapılacaktır.
^ İstanbulun iaşe vaziyetini temin için Koordinasyon heyeti kararile İstanbul Belediyesi emrine bir milyon liralık tahsisat ayrılmıştır. Belediye, bu para ile un stoku yapacaktır.
+ Romanyadan memleketimize benzin ve petrol ithal etmek için Petrol Ofisimiz Romanya ile yeni bir anlaşma imza etmiştir. Bu benzin ve petrolların tediye tarzları evvelce Romanya ile a-
ramızda akdedilmiş olan ticaret ve tediye anlaşmasına göre cereyan edecektir.
¦jc Lüzum göreceği takdirde ithal ve ihraç maddelerine fiyat tesbit etmek salâhiyeti, Koordinasyon -heyeti kararile, Ticaret Vekâletine, verilmiştir.
İstanbul Atletizm Ajanlığından:
27 nisan 941 pazar günü icra edilecek olan ilkbahar müsabakaları için aşağıda isimleri yazılı hakem arkadaşların sabah saat 10 da Kadıköyünde Fenerbahçe stadına teşrifleri rica olunur.
Mübeccel. Jale. Hidayet. Âdi! Giray, Naili Moran, Tevfik Böke. Hüsamettin Göreli, Cemil U-zunoğlu, Musa Kâzım Uzunoğlu, Fiıoızan Tekil. Zeki Yumuk, Dr. Nurettin, Zeiki Gökışık, C. Başaran, Sadık Ceylân. İ. Bakır, Fethi, Nadolski, Süleyman, Mecdi, Şakir, Nuri örs, Hamdi Saver, İbrahim Flak'kı. Ragıp Sezgin, Halûk Hekimoğlu. Hilmi, Mü-fahham, Agopyan, Kâımiran Tekil, ibrahim. Müfahham Elmen, İskender Sungur, Kaya Atakurt, Selim Duru, Yasumidis, Sakalak, Bilek, Andonyan. Zeynel Akan-dere, Davut, Kolpştok, Rifat, Sabahattin Duraz, Nedim Aydınoğ-lu. Hüsnü Can, Cevdet, Fahri, Suat.
Türk Mikrobiyoloji cemiyetinden:
24 nisan 941 perşembe günü saat 18.30 da Etıbba Odayı konferans salonunda yapılacak toplantıda. Dr. İhsan Şükrü Aksel ve Penhan Çarrrbel tarafından Tetanozlu dimağlarda hısolojik tegayyürler. Dr. Razi Maner tarafından Seroterapi ile iyi olmuş nadir bir Tetanoz vak'ası. Dr. Perihan Çambel tarafından «Dalakta kist hidatikv vakaları, Dr. Vt. İbrahim Erses tarafından «Ruam» hakkında tebligatta bulunulacağından muhterem mes-lekdaşların teşrifleri rica olunur.
?
İstanbul öğretmenleri Yardım cemiyetinden:
Cemiyetimizin 1941 yılı kongresi 26 nisan I 94 I cumartes' günü saat  15 te Eminönü Halkevi
salonunda yapılacaktır. Arkadaşların teşrifleri rica olunur.
IDLMACA
Türk Çocuğunu Besler Tosunlaştırn
BOHTOB
EOBHORONJ
Eminönü    Nimot   Abla   glfeel önündeki      muayenehanesinde her gün hastaları kabul adar Tel 24131
Soldan Hafta: 1 — Piyes; Barut. 2 — Asabiyet. Ma. 3 — Rafadan.
I - Abide; Ahu. 5 — Ab; İbik. 6 — Ka (ak); Lag (Gel); Asay (Yasa). 7 — Lif; Ray. 8 — Isı; An; Re. 9 — Ton La. 10 — İlaveli. 11 — Caka; An; Nil.
Yukarıdan aşağıya 1 — Parmaklık. 2 — tsa; Bais. 3 — Yafa; Fıtık
4 — Ebabil. 5 — Sldi Barani. 6 — Ynrlıgar; La. 7 — Benek; Yılan. 8 — At; Av. 9 — Kanser; En. 10 — Um; Ekli. 11      Takunya; İl.
DÜMKC   BULMACANIN   HALLİ
Soldun sufta: 1 — Hava değişikliklerini gösteren alet. 2 — Bir uzvumuz; Fuarın yarısı; Fikir. 3 — Na-fuka; Depo edilmiş mal. 4 — Elması meşhur hır yer. 5 — Büyük; Babanın eşi; Aydınlık. 6 - - Kısa zamanın tersi; Eski bir ölçü. 7 — Yılankavi oyuk; Nota. 8 — Beyaz harcmagası; Ağacın kolu. 9 — Nota; Sahne; Mayi haline inkılâp eder; Kısa zaman; Asker. 11 — Taksim civarında bir semt.
Yukarıdan aşağıya: 1 — Bir balık; Bir gıda maddesi. 2 — Bir hayvan; Din vc dünya işlerini kanştır-mıyan; Eski bir mabut. 3 — Sır; Demir fıçı. 4 — Eski bir ölçü; Art
5 — İstanbulun bir semti. 6 — Masal; Bir hükümdar. 7 — Esir; Bir hayvan yavrusu. 8 — Çukurlat; Reklâm.   9 — İleri   gelenler;   Telefon
II — Eğri büğrü.
BORSA
11 NİSAN 941
Kap?»*--*
1 Sterlin 5.2025
DOİMT 132.20
İsviçre Frc. 29.90
Drahmi 0.99
Peçeta 12,845
Dinar 3,153
Yen 30.915
İsveç Kronu 30,525
VATAJV Gazetesi
ÖAN FİYATLARI       Kuruş
Ballık maktu olarak
1 inci Sayfa Santimi
2 »      » »
3 »      »
4 »      » İ
5 »       i »
6 »       i> >
750 500 350 300 100 75 50
Eehanı ve Tahvilât
1933 Türk borcu I 1918 İstikrazı dahili 1338 İkramiycll
1933 İkramiycll Ergani
1934 Sivas - Erzurum l~o2 Hazine Tahvilleri
1934 > >
1935 > >
1938      > >
Anadolu Demiryolu Tahvili
Demiryolu Mümessil Senet
T. C. Merkez Bankası
Osmanlı Bankası
T. İş Bankası (Nama muhar.)
Aslan - Eskihisar Çimento Ş.
> >     Müessis Hissesi
Şirketi Hayriye Türk Altını (Reşat) Türk Altını (Hamit) Türk Altını küçük (Hamit) Türk Altını küçük (Aziz)
Gayrimenkul Satış İlânı
İstanbul Emniyet Sandığı Müdürlüğünden
Alemdarzade Hasan Tahsinin sağlığında 397/12354 hesap No. sile Sandığımızdan uldıgı (5500) liraya karşı birinci derecede ipotek edip vadesinde borcunu vermediğinden hakkında yapılan takip üzerine 3202 No. lu kanunun 46 cı maddesinin matufu -10 cı maddesine göre satılması icabeden Sultanahmette eski Firüzaga yeni Alemdar mahallesinin eski Biçki yurdu yeni Kuyulu sokağında eski 6, 6 Mü. yeni 10, 12, 14 kapı 51 ada 2 parsel numaralı kadastro tespiti mucibince 136,5 metre murabbaı mesahası olan kagir evin tamamı bir buçuk ay müddetle açık arttırmaya konmuştur. Satış tapu sicil kaydına göre yapılmaktadır. Arttırmaya girmek İsteyen (1000) lira pey akçesi verecektir. Milli bankalarımızdan birinin teminat mektubu da kabul olunur. Birikmiş bütün vergilerle belediye resimleri ve vakıf icaresi vc taviz bedeli ve tellaliye rüsumu borçluya aittir. Arttırma şartnamesi 24/4/941 tarihinden itibaren tetkik etmek isteyenlere Sandık Hukuk İşleri servisinde açık bulundurulacaktır. Tapu sicil kaydı ve sair lüzumlu malûmatta şartnamede ve takip dosyasında vardır. Arttırmaya girmiş olanlar, bunları tetkik ederek satılığa çıkarılan gayrimenkul hakkında her şeyi öğrenmiş ad ve telakki olunur. Birinci arttırma 16 6 '941 tarihine müsadif pazartesi Cagaloglunda kain Sandığımızda saat 10 dan 12 ye kadar yapılacaktır. Muvakkat ihale yapılabilmesi için teklif edilecek bedelin tercihen alınması icabeden gayrimenkul mükcllefiyetile Sundık alacağını tamamen geçmiş olması şurttır. Aksi takdirde son arttırmanın taahhüdü baki kalmak şartlle 1/7/941 tarihine müsadif salı günü ayni mahalde ve ayni saatte son arttırması yapılacaktır. Bu arttırmada gayrimenkul en çok arttıranın üstünde bırakılacaktır. Hukları tupu sicillerile sabit olmıyan alftkudarlar ve İrtifak hakkı sahiplerinin bu haklarını ve hu-susile faiz vc masarife dair iddialarını ilân tarihinden itibaren yirmi gün İçinde evrakı müsbitelerile beraber dairemize bildirmeleri lâzımdır. Bu suretle haklarını bildirmemiş olanlarla hakları tapu sicillerile sabit ol-mıyanlar satış bedelinin paylaşmasından hariç kalırlar. Daha fazla malûmat almak isteyenlerin 401605 dosya No. sile Sandığımız hukuk işleri servisine müracaat etmeleri lüzumu ilân olunur.
DİKKAT
Emniyet Sandığı: Sandıktan alman gayrimenkulu ipotek göstermek isteyenlere muhamminlerimizin koymuş olduğu kıymetin % 40 nı tecavüz etmemek üzere ihale bedelinin yansına kadar borç vermek surctile kolaylık göstermektedir. (3195)
r~   .       t â•__, .»~.«ı âıtiGi-, iimik, Patates, Arpa, Pirine
nişastası, Buğday nişastası ve sair  hububat unları...
ANA SÜTÜ TADAR KUVVETLİDİR
4
Çapamarka   Müstahzaratı. Tarihi tesisi: 1915
Baş, Diş, Nesle, Grip, Romatizma
Nevralji, Kırıklık ve Bütan Ağrılarının Oerbal Keser
ffl»<J» S fcu* alıaUllr. TAKLİTLERİNDEN SAKININIZ. HE»   VERDt   PULLU   KUTULARI  ISRARLA   İSTEYİNİZ
Uye Cntiuurlyd
Ziraaî Bankası
Kuruluş Urto: 1S8S — Sermayesi: 100.r>00 000 Türk lirası
Şube ve ajans adedi: 265. Zltb v« ticari her nevi banka muameleleri, Paja biriktirenlere 28,000 lua ikramiye veriyor
3fc
Ziraat Bank asm d a kumbara) y ve ihbarsız tasarruf hesaplarında en az 50 lirası bulunanlara senede 4 defa çekilecek kura ile aşağıdaki pl&na göre ikramiye dağıtılacaktır.
4 adet   1.000    Liralık   4,000 lira İg 4      »        500
»
ı:«:ı
»
100 adet 50 liralık 5.000 lira 1?0   ->       10       >      4,806   »
160   »      20      »      8,20*   ı
DİKKAT: Hesaplarındaki paralar bir sene içinde 50 liradan asa-fı düşmiycnlere ikramiye çıktığı takdirde % 20 fazlasile verilecektir. Kur'alar senede 4 defa, 11 mart, 11 haziran, 11 eylül,
11 Birincikâjıunda çekilecektir.
İnhisarlar Umum Müdürlüğünde
I —    Şartname ve plânı mucibince «1> adet kazan bacası açık eksiltme usulile yaptırılacaktır. II —    Muhammen bedeli merdivenli «5350* merdivensiz «4650» lira muvakkat teminatı «401,25» veya «348,75» Uradır.
III —    Eksiltme 2/V/941 cuma günü saat 11 de Kabataşta levazım vc
mübayaat şubesindeki alım komisyonunda yapılacaktır.
IV —    Şartname sözü geçen şubeden parasız alınabileceği gibi plûn da
görülebilir.
V —    isteklilerin eksiltme için tayin olunan gün \e saatte % 7,5 güvenme paralarile birlikte mezkûr komisyona müracartîarı. ' * %>J       (2988)
I — 21/4/941 tarihinde 250 çift tahta ayakkabıya talip zuhur etmediğinden eksiltmesi şeraiti sabıka dairesinde on gün temdit edilmiştir. II — Eksiltmenin 2/5/941 cuma günü saat 16 da Kabataşta levazım ve mübayaat şubesindeki alım komisyonunda yapılacağı ilân olunur. (3i82)
Abone Ücreti
Türkiye dahilinde;
Senelik     6 aylık     3 aylık     Aylık
1400        750 400
Hariç memleketlere:
150 Kş.
DOKTOR-KtMYAGEB
CEVAB TAHSİN
İDRAK - KAN - tvVZUBAT
vesairenin uüılilleruü }*apur. Di
vanvolu ortasında Tel. 23334
Senelik     G aylık     8 aylık     Aylık
2700
1410
300 Ks.   yoktur
Sahlb! ve Neşriyat Müdürü. Ah.,., ı Eıniı. YALMAN - Basüdı£ı yer    , VATAN MATBAAM