SALI
ŞUBAT 19 4 1
N
ClfiALOGLU  No.   I
TELf FON: 2<Tr» TELCRA7: VATAN İst.
BAŞMllIAKilKl
AHMET EMİN YALMAN
4
Ryatr: 5 Kuruş
SİYASÎ   SABAH   GAZETESİ
Y* |— S*yr. 179
Danonçiyo'ya Kapalı Mektuplar...
Yazan: AKA GÜNDÜZ
Birinci Mektubu Yarın Okuyunuz
Dün, Ankarada Türkiye Cumhuriyeti ve Bulgaristan Krallığı Müşterek Bir Beyanname Neşrettiler. Türkiye Namına Hariciye Vekili ve Bulgaristan Namına Orta Elçi Taratından İmzalanmış Olan Bu Beyannameyi Hariciye Vekâleti Umumî Kâtibi Numan Menemencioğlu Şöyle Tasvir Etti:
Yakıcı
Ankara  beyannamesini  Türkiye namına imzalıyan Hariciye Vekilimiz Şükrü Saraçoğlu
Hafif
71
Bulutlu Havada ilk Açık Nokta ¦ ¦ ¦
"...Taarruz ve Tecavüzün Millî Siyasetlerin Meşru Bir Vasıtası
_ m
Olduğuna Bizde İnanmıyoruz, Bulgarlar da İnanmıyorlar...,,
Yazan : AHMET EMİN YALMAN
ürkiye   ile   Bulgaristanın
"   müşterek bir beyanname
imza ve neşrettikleri dün akşam memleketimizde duyulduğu za-m?.n halkımız bunu ciddî bir sulh haberi diye karşıladı ve memnun oldu.
Ankarada imza edilen beyanname, iki komşu memleket arasında hem karşılıklı dostluk ve güven, hem de samimî bir görüş beraberliği ifade eden bir adımdır.
Her iki memleket, harbi Balkanlardan uzak tiLiimak emelinde birleşiyorlar. Her iki memleket yalnız kendi   aralarındaki   obedî
dostluk anîsa'kına bağlı olmakla kalmıyorlar, Kellog misakmın ruhunu canlandırıyorlar ve bütün âlemin karşısmda diyorlar ki:
«Biz taarruzların (millî siyasetin meşru bir vasıtası olduğuna inanmıyoruz. Birbirimize karşı taarruzda bulunmadıktan ba?ka umumiyetle her türlü taarruzdan içtinap edeceğiz.»
İki komşu memleketin bu yolda bir prensipi mutlak bir şekilde ilân etmeleri, yalnız kendi aralarında değil, bütün muhitte bir emniyet ve itimat havası yaratacak mahiyette bir harekettir.   »
Türkiye ile Bulgariatamn birbirlerinin emniyet ve masuniyetine saygı göstermeleri bundan evvel de hayırlı neticeler vermiş. Balkanlarda en müşkül zamanlarda sulh ve sükûnun devamına hizmet etmiştir.
Bu defa atılan adım da Balkan dahilî   sulhu ve iki  memleketin
münasebetleri bakımından kendi basma bir kazançtır.
Fakat daha ileri giderek dünya yangınının Balkanlara yayılmasına da mâni olabilecek mi?
Bu noktada haddinden fazla nikbin olmıya sebep yoktur. Hariciye Vekili Şükrü Saracoğlunun ve Hariciye Umumi Kâtibi Numan Men emene ioğl unun beyannamenin imzası vesHesile söyledikleri sözler, bizi hayallere kapılmaktan kati surette menetmektedir. Bu sölerin iç açacak bir ta^ rafı vardır ki o da basma kalıp lâflarla müphem bir hava yaratmaktan uzak durmaları ve hakikatle göz göze kalmıya her va-krtki gibi cesaret göstermeleridir.
Dünyada akla uymaz, hesaba sığmaz işler oluyor. Cihan yangını Komanyada Balkan kapılarından içeriye doğru soğutmuştur. Daha uzaklara yayılmak niyet ve istidatlarını da gösteriyor. Türkiye ile Bulgaristanın, Balkan sulhunun devamına taraftar olduklarını ve hter türlü taarruzdan içtinap edeceklerini ilân etmeleri yangını durdurmaya kâfi gelecek
mi? **
Hariciye Vekilimizin sözlerinde mucize denilen şeyin de ihtimal haricinde olmadığını söyler gibi bir mâna vardır. Şükrü Saraçoğlu, her vakitki berrak görüş ve ifadesıle diyor ki:
«Bazı zamanlarda küçük sebepler büyük işler ve iyilikler yaratmıştır. İmzalanan mütevazı be. yannarnc de Balkanlarda yeni ka. rışıklırklara belki mâni olur.»
Numan Menemencioğlu da yeni .beyannameyi «yakıcı bir yangın havam içinde hafif vte serin bir
rüzgâr» diye tavsif ediyor.
Hariciye Vekilimizin sözlerine bakılırsa atılan ackmm zararı yoktur, fakat belki faydası oI-ut. Hariciye Umumî Kâtibinin bahsettiği yakıcı yangını da hafif ve serin rüzgâr söndürmez, falkat Hiç olmazsa söndürmiye çalışanları ferahlandırır.
Herhalde yeni beyanname, bulutlu bir havada ilk açık noktadır. Bazan avuç içi kadar bir aç&hk. bütün bulutları dağıtmaya ve güneşi etrafa yaymıya bir başlangıç olabilir.
Türk - Bulgar beyannamesinin rufunu tahlil ederken, bir noktada hatâya düşmemek lâzırmdrr: Bu beyanname diğer memleketlere karşı alan taahhütlere halel vermiyor, taahhütlerin hedef tuttuğu prensiplere ve gayelere ta-mamile uygundu*. Zaten bizim için taahhütlere aykırı herhangi bir hareket tasavvur kabul edemez.
_Ahmet Emin YALMAN
HopUns Tetkiklerinin Neticesini Bildirdi:
Almanya Ingiltereyi Mağlûp Edemez !
Amerikada İtalyanlar,   İtalya Aleyhine Nümayiş Yaptılar
B. HOPJUN8
Vaşington, 17 (A.A.) — Roosevelt-in hususi murahhası sıfattle İngilte-rede yaptığı bir aylık bir seyahatten Amerikaya dönen Hopkins Nevyork-tan Vaşingtona gelir gelmez doğruca Beyaz Saraya gitmiştir. Roose-ve|t kcndiHilc ak^am yemeği esnasında görüşmüştür. Hopkins, Beyaz sarayda ikamet etmektedir. Reisicumhurun gecenin büyük bir kanuni Hopkıns*ic görüşmekle geçirdiği bildirilmektedir.
Roosevelt, İngiltereye yardım projesi hakkındaki müzakerelere mebu-san umumi heyetinde başlanmadan evvel Demokrat Partisi liderleri İle bu sabah görünmelerde bulunacaktır. Bu görüşmeler esnasında Reisicumhurun Hopkins'ton aldığı malûmat-(Devamı: 8a. 5, Sü. 5 te) —
¦mu
i
I
Bulgar Kr ab Boris, Kraliçe ve çocuManle  birlikte
Ankarada
imzalanan Türk -Beyannamesinin Met
Bulgar
Ankara, 17 (A.A.) — Bugün Ilaricrye Vekâletinde saat 18 de aşağıdaki beyanname, Harici-ye VekUl Şükrü Saraçoğlu Ue Bulgarlstanın Ankara elçhri Kirof aracında İmza edilmiştir:
Türk ve Bulgar hükümetleri mütekabil men faatleri Ve Dil memleket arasmdakl itimat ve dontluğun tam olarak muhafazalı bakımlarından harici siyasetlerinin veçhesini tayin ve İfade için müteaddit defalar yapmış oldukları fikir teatilerinden elde edilen mesut neticeleri mUsahade etmiş oldukları cihetle:
Türkiye Cumhuriyeti Ue Bulgaristan Krallığı aracında bozulmaz sulh ve samimi ve ebedi dostluk cari olacağını tesblt eden dostluk rruSaklarina sadık olarak:
Yekdiğerinin emniyet ve masuniyetine mütekabilen riayet neticesinde en müşkül zamanlarda sulh ve sükûnu temine yaramış olan bu itimat-kâr siyasete birîbirîne karşı devam arzusuyla;
Hâdiselerin ışığında yeni bir fikir teatisinde bulunmağa karar vermişler ve başka memleketlerle münakit taahhütleri haleldar olmamak üzere, âtideki mhşahadeler ürerinde mutabık kalmışlardır:
1 — Türkiye ve Bulgaristan her tür-
lü taarruzdan içtinabı haricî siyasetlerinin değişmez bir esası olarak telâkki ederler.
2 — İki hükümet   birîbirîne karşı en
dostane niyetlerle mütehassis olup iyi komşuluk münasebetlerinde mütekabil itimadı muhafaza etmek ve daha ziyade inkişaf ettirmek azmîndedirler.
3 — iki hülcûmet memleketleri ara-
sındaki ticarî mübadelelere, iktisadî bünyelerine uygun olan azamî inkişafı temin edecek vasıtaları taharriye amade olduklarını beyan ederler.
4 — İki hükümet tarafeyn matbua-
tının, yazılarında, yeniden müşahedesi işbu beyannamenin mevzuunu teşkil eden dostluk ve mütekabil itimattan mülhem olacağını ümit etmek isterler. Ankarada, 17 şubat 1941 tarihinde iki nüsha olarak tanzim edilmiştir.
?
ı m '.ı«ı m sonra Hariciye Vekili Şükrü Saraçoğlu, intihalarını Anadolu Ajansına şu sözlerle hulâsa ermişlerdir.
"Bazı zamanlar küçük sebepler büyük işler ve iyilikler yaratmıştır. Bugün imzaladığımız mütevazı eser de Balkanlarda yeni karışıklıklara belki de mâni olacaktır.,,
Bulgar Elcini B. Klrof cenapları da noktal nazarlarını şıı suretle telhis etmişlerdir:
"Hükümetim namına Bulgaristan ve Türkiye arasındaki mütekabil itimat ve dostluğun bîr delili olan bu beyannameyi imza ettiğimden dolayı şahsen bahtiyarım.
Nihayet Hariciye Umumi Kâtibi Btiyük Elçi Numan Menemencioğlu beyannameyi «Yakıcı bir yanpm havası arasında esen hafif ve serin bir rüzgâr,> kellmclerile tavsif etmiştir.
Yugoslavlar
Diyorlar ki:
"Berlinde Sulha Hizmet Ettik,,
Londradan Gelen Haberlere Bakılırsa
Bulgaristan On beş
Güne Kadar İstilâ Edilecektir
Londra, 17 (A.A.) — ingiliz matbuatı:
İngiliz matbuatı, Bulgarielanın
gelecek on beş gün içinde istilâ (IJrvuıııı: su. 6, bu. i do) **
Mıilı Çin Reisi Çan-Kay-Şek
Vilki Çine Gidiyor
Nevyork, 17 (A.A.)
Associated
Press'in mevsuk bir membadan öğrendiğine göre Vandell Vilklc Çinin (ı»«-luiii  Sa. 5, Sü. 5 te) =x
Köstence
Limanı Kapanıyor
Tuzla - Mldla Arasında Seyri-sefaln Tehlikeli..
BUkrcH, 17 (A.A.) — Rcutcr ajansı bildiriyor:
K aradenizde Köstence limanının 25 kilometre şimalinden 25 kilometre cenubuna kudar seyrisefain için tehlikeli mıntaka ilân edildiği beyan o-lunmaktadır. Fenerler geceleyin sönük kalacaktır. Deniz makamutının talimatına riayet etmeksizin tehlikeli mıntakaya girecek olan gemiler, bunu kendi zararlarına olarak yapacaklardır. Tehlikeli mıntaka Tuzla i-lc Midia burnu arasındukı sulardır.
Yunanlılar
Diyorlar ki:
Almanyanın Bize Sulh
Teklif Ettiği Yalandır
Romanyada
Eğer Bize Böyle Bir Teklif Yapılmış Olsa İdi Reddederdik
E
srarengız
Askerî hazırlık Devam Ediyor
Türk Gazetecilerini Tevkif Ettiler
" Biz Sonuna Kadar Harp Edeceğiz.,,
Atina, 17 (A.A.) — Atina Ajansı bildiriyor:
Nevyork Times gazetesinin mevsuk bir membaa atfen neşrettiği ve ileri sürdüğü ve İtalya île Yunanistan arasında sulh akdini temin için Almanyanın Yunanis-tanla müzakerelerde bulunduğu hakkındaki haberi resmen ve katî olarak tekzip e-deriz. Yunanistan hiç bir devletle bu nevi müzakereye girişmiş değildir ve Ital-yanın kendisine zorla kabul
(Devamı: Sa. 5, SU. 2 de) X
Köstencede Toplanan Alman Askerlerinin Vamaya Sevkedile-cekleri Söyleniyor
Balkan diplomatlarına ba son hâdiseleri nasıl izah edeceği an la>> ilamı-yan Alman hark-iyesinin   mümessili Von RIBBENTROP
Sofya, 17 (A.A.) — Reutcr ajansı bildiriyor: Bir taraftan Bulgaristandaki Al-(Devamı Sa. 5. SİL 1 de) XX
E?*
i
Siperde Telemetre başında Mehmetçik...
Yazan: Sadun Galip SAVCI
Ağır makineli başında Mehmetçik, her yerde Mehmetçik..,
[Bu güzel edefei yazıyı  5 ıoci şayiamızda okuyunuz]
\
Büyük Tarihî Roman
YAZAN: M.SÂMÎ TEIiS
Patrona ve Diğ-er Birkaç Sergerde
O Akşam Esirler Şeyhinin Hazırladıkları Ziyafete Gitmişlerdi..
62
Veli ona bakıp kızgın bir tavırla :
— Korkarım ymc ustan şeytandan den* aldın, de -bakabın n^ cevher yumurbhyacaksm?
Veli düşündüğünü ortaya döktü.
— Zorbaların topu Kadırga meydanında cümbüşteler. Ruhsat verirsen bizim yiğitleri alıp konağı çevirelim ve bu hcr/fleri koyunlarında »ıztp kaldıkları yos-malarile beraber ateşe verelim.
Hızır sert sert baktı ve acı acı
güderek: .
— Galiba ağa kapısında burnumuzu sıçanlar kemirirken imdadımıza onların yetrçıp canımızı halâs eylediklerim unutmuş görünüyorsun.
VeJi utandı ve kuşağının ara-»m d an boş bir meşin kese çrka-rıp bakarak:
— Vay canına amma da borç. Ianmışız ha... Eskiden bvr Allaha borcumuz vardı; şimdi hünkârla da sergerdelerle de ödejmek zorundayız.
Diye ilâve etti.
XII       *"   - .
Patrona, Ali, M uslu. Urlu ve diğer birkaç sergerde esirciler jeylıile kethüda Seyit Alinin hazırladıkları ziyafete gitmişlerdi.
Yanlarına kırk elli kişi de alarak konağın etrafını emniyete aldırtmışlar, evvelâ içeriye adamlar sokup her tarafı arattırmışlar ve sonra bir pusuya düşürülmediklerine kanaat getirdikten sonra içen girip yumuşak sedire yanla-mışlardı. ı       .
Sergerdeler bir hançer darbesinden daha kolay bir şarabın bir şerbetin içme katıfon zcKirle de insanın ahrete yollanacağını bildikleri için, ikram edüen her şeyden evvelâ şeytıe ve kethüdaya tattırıyorlar ve sonra bu ihtiyat tedbirini hizmetkârlara da teşmil ederek iyice kanaat getirdikten sonra yiyor ve içiyorlardı.
Seyit AH, ağa4arı ağırlamak i-çrn hiç bir fedakârlıktan çekinmemişti.
Üçüncü Ahmedmki ne kolay kolay yanşa girecek bir saz heyeti toparlamış, lstarvbulun en dilber çengi ve en namdar köçeklerinden mürekkep oyuncu kollarını karsılarına sıralamıştı.
Şarap hah* Kibrisin, rakı Sakızındı, kuzu kızartmaları, hindi dolmaları ve çeşit çeşk yemekler en usta ahçtlar tarafından hazırlanan ıştı.
Saz başlayıp birkaç kupa şarap ve rakı yuvarlandıktan, çengi ve köçekler vücutlarının en cazip hareketlerile misafirler*    coçKut-
dukian sonra birer kelebek grbi süzülüp sergerdelerin dizlerinin dibine serilen cariyeler, yumuk ellerde onlara rakı ve şarap sunmağa başlayınca ziyafet revnak-lanmıştı.
İkbal ne iyi şeydL Daha düne kadar herkesin selâm vermekten çekindiği şu üç, beş adamın önlerine şimdi diledikleri ve dilemedikleri her şey seriliyor, onlara yakınlaşabilmek ümıdile birçok şeylerin fedasından çekimini iyordu.
Patronanın başını omuzuna da yadığı şu bin güçlükle elde edilip bin bir ihtimamla yetiştirilimiş cariyecik, en azdan bir Beyler Beyine satılmak ümidile alıkonur ken, şimdi onun gibi bir cHizüne-si belki sergerdenin hoşuna gider ümidile etrafında pervane g3>İ dolaştırılıyor, onun kalbinden geçenleri keşfedip arzulamadan evvel yerine getirmek için zekâlar işliyor, izanlar zorlanıyordu.
Muhakkak ki bu ve buna benzer şeyler kaz gelecek yerden ta-vıik eeirgenmiyeceği için yapılıyordu ve muhakkak ki yarm onların nüfuzlarını kuManarak tavuk yerine ne hazineler ele geçirilecekti
Seyit Ali, ağaların bir hayli keyiflendiklerini anlıyarak eli göğsünde ve başı önde:
— Hak taalâ bize bu günleri de göeterdi. Her gün tepemize bir sancak Beyinin, bir orta vezirinin veya sarayın bir adamı çullanır, kümese giren sansar gibi elimizdeki cariye ve köleleri çal yaka götürür ve bizleri nanpare-ye muhtaç ederlerdi. Çok şükür artık ümmeti muhamjrnedin malı da, canı da, ırzı da kurtuldu. Sade şu İbrahim Paşa dedikleri heriften bin beş yüz kese akçe isterim, var geri yanın »izler kıyas eyleyin ağalarım.
Siz onların saraylarını dolduran bvrlerce köle ve cariyeyi pa-
ra verip helâli minallah aldıklarını mı sanırsınız.
Hâşâ, bütün öteki devlet ulularında da ibadullahın hakkı var.
Patrona yaslandığı yerden doğ ruldu ve gürJiyerek:
— Bre Seyit Ali, onların analarından emdiklerini dahi fitil fitil burunlarından getirsem gerektir. Yarından tezi yok bir defter edip bize gönderin, öşnlc alıp size iade eylerim.
Vadinde  bulunuyordu.
Saz sabaha kadar durmadan çaldı, oyuncu kolları sabaha kadar durmadan bütün marifetlerini ortaya saçtılar, tulumlar dolusu rakı ve şaraplar içildi ve ni hayet bütün davetliler bimecal yumuşak şilteler üzerine devrilip sızdılar.
Dışarıda konağın etrafında nöbet tutan adamlar da içerde bir îş   ve nûş   âlemi olup   dururken
boş durmamışlardı. Seyit Alinin adamları onlara da az çok bir peyler tattırmışlar, biraz sonra kafaları tütsülenen bu her biri başka bir yandan toplanmış a-damlar, meydanı bo$ bularak mahallenin içine yayılıp her bir< bir eve baka asmışlardı.
(Arkası var)
Soruyorlar?
Bir muharririmiz sanıyor   ve diyor kl: ,
Dün sabah hizmetlimiz Şişlideki apartmanımızın penceresine güneşlemek ve havalanmak Üzere bir yatak çarşafı ve örtünü asmıştır. Biraz ftoııra hizmetçi sokak tarafından bir böcek gelmesi İhtimalini düşünerek bunları -ıikerek Icerl aJnnntır. On dakika sonra kapı çalınmış ve belediye memuru elinde makbur koçanı İle gelerek: «Pencereden 00-ka&a örtü silkerek mikrop »alıyorsunuz î Bu sebepten bir Ura para cezası vereceksiniz^» demiş tir. Memur bir lirayı almakta ısrar ve verilmediği takdirde hizmetçiyi karakola götüreceğin! *ovleml*tlr. Bu mânanız ı«rar u-zerme bir lirayı alarak (01721) numaralı bir makbuz vermiştir. Muharririmiz soruyor ve diyor kl: Her evin balkon ve pencerelerinden soka&a hah silkiniyor. Her sabah balkon ve pencerelerden sokağa doğru asılan halılar vurulmaktadır. Yine her sabah her evin ve apartmanın yatak takımları havalandırılmak için pencere ve balkonlara anılmaktadır. Eğer belediye çörçöp atmamak şartlle bu hareketleri bir cürüm sayıyorsa evvelâ halka I-lân etmeli ve istisnasız olarak bu eurmün cezasını bütün bu gibi mücrimlerden (!) tahsil etmelidir. Mikrop saçmak meselesine gelince, bu memurun mikrobun evden sokağa değH, fakat sokaktan evlere nacılıp geldiğini bilmesi t ' -ini.il-. Bir liranın ehemmiyeti yok. Fakat cezanın mahiyeti ahlâkiye ve hususiyeti 1-tibarile ehemmiyeti vardır. Eğer bir belediye zabıta memuru indi böyle bir mütalâa İle her kese ceza veriyorsa buna facia gayretkeşlik denir. Bay kaymakamın dikkat nazarını celbedeıiz.
I
Piı/asa Haberleri:
İktisat Vekilimiz
Sümerbankta İplik İşleri Üzerinde Meşgul Oldular
Bir kaç gUııdenberi şoJırinıİzdc bulunan İktisat Vekili Hüsnü Çakır, dün, SUmcrbanka giderek iplik mubayaa ve tevzi şekilleri üzerinde tetkiklerine devam etmişlerdir.
Haber aldığımıza göre, bu İş için İktisat Vekllile çalışmukta olan komisyon yakında iplik nıcaelesml halledecektir. Bu hususta vekâletçe İstanbul Sümerbunk şubesi müdürlüğüne henüz bir emir verilmemiştir.
İktisat Vekilimiz, iplik meselesini tesbit ettikten sonra Ankaraya dönecektir.
Digcr taraftan haber aldıgrmızn göre, SUmerbankın faaliyet sahası gittikçe genişlemektedir. SUmerbankın memleket iktisadiyatında nâzum bir rol oynayacağı söylenmektedir.
İstanbul ve İzmir Birlikleri Arasında Hiç Bir İhtilâf Mevcut Değildir
Gene Mahut
İhtiyacı Karştlıyacak Mik dardadır
Piyasada bir kaç gündenberi dolaşan bir şayiaya göre tiftiklerimizin, hariçten vâki olacak talepleri korşı-lıyamıyacağı ve Almanyaya satılacak olan yagh tohumların taksimi İşinde de İstanbul ve İzmir Hububat İhracat birlikleri arasında bir ihtilâf çıkıtıgı haberi hakkında İstanbul birlikleri umumî kâtibi Salih Bankofclu muharririmize şunu söylemiştir:
— Tiftiklerimizin talepleri karşı-lamryacafcı haberi asılsızdır. Tiftiklerimiz, İngiltere ve Almanyaya yapılmakta olan satışları karşılıyaca-gı gibi elimizde büyük miktarda tiftik tc kalacaktır.
İstanbul ve İzmir hububat birlikleri arasında Almanyaya yapılan yağlı tohum satışları için taksim i-şinde ihtilâf çıkmış olduğu da asılsızdır. Bu iş hiçbir ihtilâfa meydan bırakmadan halledilmiştir.
Ayakkabı Fiyatları Yakında Tesbit Edilecek
Fiyat Murakabe bürosu kundura meseleni hakkında son tetkiklerini dc bitirmiştir. Sümerbank, ayakkabıcılar birliği vc diğer yerlerle deri ve kösele birliğinden raporlar gelmiştir. Fiyat murakabe komisyonu, bu raporları tetkik edip ayakkabı fiyatları hakkında kararını verecektir.
öğrendiğimize göre. ısmarlama a-yakkabılara fiyat koymak imkânı olmıyacaktır. Bu yalnız hazır ve Standard ayakkabılara mümkün olacağından SUmerbankın Standard tiplerinin tip olarak kabul edilmesi muh temeldir.
İki Muhtekir Adliyeye Verildi
Dün toplanan Fiyat murakabe komisyonu, Lâlelide bakkal Abbaa şekeri 40 kuruşa satacağına 45 kuruşa sattığından ve İstiklâl caddesinde Komolayı 20 kuruşluk jileti 40 kuruşa sattığından müddeiumumiliğe vermiştir.
Baker   Mağazası   Hakkındaki Tahkikat  Neticelendi
Baker mağazası hakkında malîye müfettişleri tarafından yapılan tahkikatta Baker mağazasının vergilerini tamam olarak verdiği anlaşılmıştır. Fiyat murakabe komisyonu maliye müfettişlerinin vermiş olduğu rapor üzerine Fiyat Murakabe komisyonu Baker mağazasının İhtikâr yapıp yapmadığı hakkında kararını verecektir.
Mahlut Yağ Meselesi
Kooperatif 2500lira için Adını Kiralamış!
Prof. Kimyager Nurettin
Münşi Ne Diyor?
1
— İstanbul Belediyesi memurlar kooperatifinin bugünkü vaziyeti, firmasını ve imalâthanesini iletme (şirketine, senede iki bin beş yüz liraya kiraya vermiş bulunmaktan ibarettin.
Halbuki, bu imalâthanenin açılma müsaadesi, 1938 senesinde Galatada Karalköy Palasta 9/18 numarada Haydar Berk-man'a Margarin yağı yapmak üzere verilmiş ve aonra müra-caatleri üzerine imalât üç nevi yemek yağına çevrilmiştir. Bu sırada imalâthane de kooperatife mal edilmiştir.
Haydar Berkman ile kooperatif aracında ilk yapılan mukavelede, bu yağ satıcından hasıl olacak kârların yüzde otuz yedi buçuğu kooperatife ait iken, sonramdan bu kâr reddedilmiş ve menfaatin icar bedeline tahvili kabul edilmiştir.
2 — Yağ etiketlerinde «Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletinin ruhsatı ve reislik makamının müsaadesile Belediye »memurlar kooperatifi tarafından tesis ve teçhiz edilen imal*t}vane> ciimkesüe tavsif edilen bu imalâthane bir evin alt katında tesis edilmiş, ve vesaiti don yağı erit-rniye mahsus bulunan iki kazan, yağ kartçtırmrya mahsus bir me-lanjur, bir motor ile boş tenekelerden ibarettir. Böyle olduğu halde kooperatif idaresi, ayda iki bin beş yüz liranın hatırı için bu tumtıra-kh ilâna göz yummaktadır, i
3 — İmalâthanede bulunduğu ilân edilen ve gazetemizce bîr idrar yoHarı mütehassısı olduğu anlaşılan bay doktorun da cumartesi günleri saat bir ile bir buçuk arasında fabrikaya geldiği ve yarım saat oturduktan sonra da pıtüği ve bu hizmetine mukabil de ayda kıric altı lira elli kuruş nı.ı.i' aldığı anlatılmıştır.
Profesör 'kimyager Nurettin Münşi, mahlut yağıar hakkında şu izahatı vermiştir:
— Rafine yemek yağı baslığı artında «istanbul Belediyesi memurlar kooperatifi.» markası ile ilân olunan yağ, resmen İstanbul Belediyesinin tasdikini havi vc hana Sıhhat ve içtimai Muavenet Vekâretinin ruhsatnamesile işleyen bir müessesenin yağ for-müilenil'e yapılmıştır. Bu takdirde muamele ve ticaret noktai nazarından binin söylryeceğimiz hiç bir şey yoktur. Yalnız; I numaralı formülün yemeklik terkibini nazan dik'kate aldığımızda yüzde 30 sade yağ ve mütebakisi nebati şuhum ve zeytten ibaret olduğu gibi oleo margarini havi Avrupada yalnız margarin ismi-\e satılmakta olan sunî sade yağın taklidi demektir. Daha doğrusu bu yağ ucuz olmak için hazırlanmış ve fakat (mağşuş yağ) demek isterumû*crr. Çünkü manga, rin her hükümetin kabul ettiği muayyen ve sabit terkipte sun" i
bir tereyağıdır ve ancak hususi müsaade ile ve rcamı kontrol altında ve hiçbir vakit terkibi de-ğişmiyecek   surette   yapılan   bir
yağdır.
Mahlut yağın nisbetı ve derecesi, yapan fabrikatöre kaldıkça aldatmak derecesi de o niabette değişir. Bunda büyük kadar temin olunmaktadır. Bana yağların kıymeti gıdaiyelerini soruyorsunuz. Yağın cinsi ne olursa olsun kalorimetrede ayni derece kalori vermektedirler. Fakat, yağın damlacıklarının ince ve emulsion olması ve asiditesi olmayıp tamamen en zayıf mide ve barsak-landa aasimilatıon yani hazım vc uzviyete tahavvül edebilmek kabiliyetini âzami derecede gösteren bir yağ olmalıdır. Buna biz tereyağı deriz. Margarin ise hayvani yağların   bıraktığı   oldukça
sinip kısımlarının biraz susam yağı v>e yüzde on nisbetindc süt ve ya tereyağı ile yayıkta dövmek suretile ayni incelik ve emulsiona tahvil edilerek fakirler için yapılan suni bir tereyağıdır. Bu sun î yağ uzun scnelerdenberi Avrupada bir takım kanuni kayıtlar altında yapılıp satılmaktadır. Bu gösterdiğiniz firmanın mamulâtı Şehir Meclisince margarin terkibi diye kabul olunmuştur. Eğer kontrol altında bu terkipte yağ yapıhp satılıyorsa buna bizim diyeceğimiz yoktun. Ötederıberi memleketimizde vejetalin yağı Hindistan cevizi yağı, kuyruk, İÇ yağı ve bunları sulandıran susam, pamuk veya zeytin yağı ilâvesile karıştırılmış, bazılarına tereyağı, bazılarına Eter Buti-rique denilen «Avrupadan gelen ve az bir miktarı kdkusuz bir yağı tereyağına benzeten» mayün-den ilâvesile veyahut hali hazır yapıldığı gibi kaşar peynirlerinin sızdırdığı ve ağır tereyağı koku-sundakı kaşar yağlarını herhangi şahme karıştırmak suretile yapılır. Bu yağ-lan kimyagerlerin eski usul tahlil ile yaptıkları analizlerde bile saf yağ gibi muamele gören ma'hlût yağlardan addederim. Mangarin muayyen terkipte ve hükümetin kontrolü altında ancak ruhsatnameli yerlerde yapılır ve h-fçfeir vakit yemeklik, 'böreklik. paolaMt veya helva! ık isimleri altında margarin yoktur.
Eğer mahlut yağ yapmak kapısını açarsak artüç ihtikârın ve hilenin önünü admak hayal olur. Eeki bazı şehreminlerı memlekette hem sade yağ ve hem de mahlut yağ satmak usulünü âdeta muvafık gönmüşJerdi. Halbuki, mahlutun derecesi yoktur. 1 atiye n, kuyruğa tereyağı ile karıştırarak yap*ığunız mutfak yağlarını yapabilir. Fakat, ticarette m ,h m maddeye kanunsuz müsaade edilemez. Bu firmanın bütün yağları velev ki, malzemenin temizliği ve yapıldığı yerin umu^ mî sağlığa muvafık,  makine ve
Belediye Haberleri:
Valimiz
Şehrin İmar Piânı Üzarinde Meşgul Oldu ar
Vali ve Belediye reisi Doktor Lût-fl Kırdar dün öğleden sonra Sirkeci, vo Eminönü meydanlarının plânları üzerinde tetkiklerde bulunmuşlar, i-mor müdürü ile müdür muavininden bu işler hakkında lzahut almışlardır.
Unkaprnı İle Yenikapı Arasındaki Gazi Bulvarı Açılıyor
Unkapanı ile Ycnikapıyı biribirinc bağlıyacak Gazi bulvarının bir an evvel bitirilmesi için çalışılmaktadır. Yol üzerinde yıkılmaması istenen tarihi eserlerle   yıkılabilecek   olanlar
tesbit edilmektedir.
Dlfier taraftan   istimlâk işleri de
ilerlemiştir. Yeniden istimlâk edilen jıltı binanın acele yıkılarak kaldırılması için belediye reisliğince alâkadarlara omir verilmiştir.
Yakacık _ Kartal Yolu Asfaltlanacak
İstanbul belediyesi Kartal - Yakacık yolunun asfalt olarak yapıl-
'masına karar vermiş bulunmaktadır. İnşaata derhal   başlanacak ve
¦Wu yolun asfaltlanması yaz mevsimine kadar ikmal edilmiş olacaktır.
Beykozdaki Köprü Tamir Ediliyor
Beykoz, Mahmut Şevket Paşa -Ali Bahadır yolu üzerindeki köprü harap bir hale geldiğinden tamirine karar verilmiş, bu hususta belediyece harekete geçilmiştir.
Kurbağabdere Temizleniyor
Kadıköy, Kurbagalıdere bilhassa son zamanlarda tamamen dolmuş ve sandalların bile işlemesi imkânsız bir hale gelmiştir, istanbul belediyesi, derenin temizletilmesine karar vermiş ve bu iş için altı bin liralık ta bir tahsisat ayırmıştır. Derenin temizlenme şine en yakın bir zamanda başlanacaktır.
Haseki Hastahanesinde Yapılacak
Su Tesisatı
Haseki hastahanesinde ameliyathanede yapılmasına lüzum g-örülen su tesisatı için alâkadarlara emir verilmiştir. Tesisata yakında başlanacaktır.
Belediye  İktisat  Müdürü
Ankaraya Gitti
Belediye İktisat    müdürü Saffet,
belediye iktisat işleri hakkında izahat vermek üzere Ankaraya gitmiştir. İktisat müdürü fiyat murekabe komisyonunun verdifci bazı kararlar hakkında da temaslarda bulunacaktır.
GÜNDEN
_1   O'ÜNE
İngilizler Balmumu Abyorlar
Haber aldığımıza göre, İngüizler, memleketimizden külliyetli miktarda balmumu satın almak istediklerinden piyasada mevcut balmumu stoklarının tesbitine başlanmıştır.
Bu iş ikmal edildikten sonra İngilizlere balmumu satılacaktır.
insanları da müsait şeraitte olsalar bile yaptban bu mahlutun etiketi bana istanbul Belediyesinin mail grbi göründüğü için hoş bir ticarethane manzarası veriyor. Binaenaleyh bu yağlar evvelâ, tereyağı değildir, vitaminlerden ta m aımen mahrumdur. San iy en, sade yağ değildir. Mahlut bir nevi yağjdır. Bu hususta halkı tenvir etmek ve diğ«r taraftan mahlutlara müsaade vertnemek lâzımdır.
İdi. Bir masa, birkaç sandalye, Wr yazıhane bir dolap. Sonra birçok tabak, bardak, kitaplar da vardı. Minderin kumaşını fareler kemlrmlş her taraf toz ve örümcek afcı İçindeydi. Burası soğuk ve rutubetli bir yerdi.
Havada izahı kolay olmıyan bir sıkıntı vardı. İpe benzer bir m\v aradım. Bir banka kapı gördüm. Ona doğru yürüdüm. Fakat orasını açmaca korktum. Görmemem lû/ım olan bir şey görecekmlşim gffbl ürk Utan. Fakat gayri İhtiyari elim tokmağı çevirdi. Burada balıkçılığa alt birçok e*>ya, kürkler, ağlar ve bir masanın üzerinde -mu,. İle pas-lı bir bıçak vardı. Jattper'l bağlamak Içlıı bir parça İp kestim ve hemen oradan fırladım. Köpek dışarda hâlâ aptalın etrafında oynuyordu.
— llaydl, Jaspcr, haydi uslu köpekler gibi gel buraya, diyordum.
Adama da giderken:
— Allaha ısmarladık, dedim. O bana cevap olarak:
— O artık gelmlyecck, değil ınl? Dedi. Ben hayretle:
— Kim? Diye sordum.
— Denize gitti gelemez, değil ini
— Evet gelemez. Merak etme.
Dedim ama niçin ve kimin İçin bu sözleri söylemi*) olduğunu anlamamıştım.
Köpekle beraber yola çıktık. Maksim beni kayaların tepesinde bekliyordu. Halinden kızmış olduğunu anladım  Özür dilemek ih-
tiyarını hissettim:
— Affedersin. Geç kaldık Jasperl bağlamak İçin İp aradım. Orada bir adam vardı ondan ayrılmak İstemiyordu. Acaba o da kim? .
— Ben İsimli bir aptal... Ama göründüğU kadar salak değildir. İstediği   zaman   pek
1 ı.ı her şeyi anlar ve anlatır. Sana evin açık olduğunu o mu söyledi?
— Hayır.. Kapıyı aralık gördüm.
— Of.. Bu evin kapalı kalması lâzım. Diye hırslandı. Ben kendisini teskine çalışarak:
— Ev kapalı idi. Ben açtım. Fakat yazık eşyalar rutubetten harap oluyor. Fareler kumaşları kemlnmlş. Kltuplar da hep ıslanmış.
Maksim biç cevap vermiyor ve hızlı hızlı yürüyordu. Jaspcr İle ben onu takip etmekten âciz kaldık. Bu sefer do o sinirleniyordu.
— İşte o kadar koşup yoruldun ki şimdi yürüyemlyorsun. Şu kâfir köpek yolu pek ula bulurdu. Ne vardı peşinden gidecek?
— Kaybolur diye korktum.
— Sanki kaybolacağını bilsem ben bâr şey yapmaz mı İdim ? Sana o kayalara tırmanma dedim. İşte şimdi yorgunluktan şikâyet ediyorsun.
— Hiç şlk&yet ettiğim yok. Sen arkamızdan gelirsin, zannettim. $ftmdl oraya gelmek İstemediğini anlıyorum
— Bunu da nereden çıkardın?. Ben sana istemiyorum dedim ml? (
— Defnedin ama yüzünden belli.. Aman rica ederim. Maksim bu beyhude münakaşadan vaz geç. Ben haksız oldnğumu kabul ediyorum ve atfınızı diliyorum.
— İşte bütün kadınlar böyledir. Her şeyden mânâ çıkarırlar. Fakat bu defa sen haklısın. Evet İstemiyordum, oraya o menhus yero gitmek İstemiyordum o koyu, o evi bir daha Allah bana göstermesin.. Senin de be-nhn gibi hatıraların olsaydı. Sen de görmek istemezdin işte.. Şimdi bu sözlerimden de İstediğin mânâyı çıkar bakalım.
Yüzü sapsarıydı. Gözleri sanki çukura kaçmış gibiydi.
— Rica ederim, Maksim. Seni   üzdüğüm
İçin beni affet Bir daha o taraflara gitmem.
Buna emin ol.
— Keqke   Kalyada   kalsaydık.   Nereden
Manderley'e geldik.
Gözlerim dolmuştu. Zavallı Jasper'i sürüklerlerine yürütüyordum. Hayvan mütemadiyen geriye bakıyordu. Şimdi anlıyordum kl o koya gitmeğe, eve girmeğe alışkındı. Ve bu itıv .niını kaybettiği Içtn üzülüyordu. Eve varmıştık. Ben gör yaşlarımı uşaklara göstermekten yekiniyordum. Sonra kavga ettiğimize hükmederler diye korkuyordum. Frîth yanıma yaklaştı ve muşambayı arkamdan aklı. Salona gelmiştik. Çay hazırdı. Herşey her zamanki grbi munis ve sakin yeril yerinde duruyordu. Maksim hemen bir gazete alarak okumağa başladı. Ben yavaş yavaş yanına yaklaşarak:
— Bana darılma, dedim.
Başımı elleri arasına alaruk mahzun vo mütecessls gözlerlle bana baktı:
— Sana darılmak mümkün mü? Dedi.
— Darıtmadın, ama ben seni üzdüğüm İçin müteessirim. Seni böylo görmeğe tahammül edemeru Maksüu. Seni o kadar seviyorum ki.
Hâlâ başımı ollorl arasında tutuyor ve korkak ve meyus bir bakışla:
— Sahi ml, Sahi ipi : Diye sanki inanıuuk İstiyordu.
1 i mi. kızarmış ekmeklo pastaları getirdi:
(Devamı var)
Fantom Tayyare!
Yazan: REŞAT NURİ
[j^^l üstakil Fransız ajansı haftalık Hava mecmuasından naklen bir haber veriyor: Almanlar Britanya adasını hallaç pamuğu gibi atacak ve mağrur Churchill'i önlerin*, de dize getirecek kafi silâhı ni-hayet bulmuşlardır. Sayın kâşifler sürprizlerini tatbik gününe saklamıyorlar, Balkanlardaki gazetecilere şimdiden dehşetli icat hakkında bazı izahat lûtf ediyorlarmış.
Anlatıldığına göre yeni gizli silâh bir fantom tayyaredir. Nibelungen'in ejderhası gibi kulağı, kuyruğu, dişi, tırnağı var mı bilmiyoruz. Fakat göğdesi elâstiki bir meçhul maddeden yapıldığı için gözle görülmüyor, muş; motörleri ses çıkarmadan işliyormuş. Öyle ki şehirler, kara ve deniz orduları bir kıyamet ateşi içinde eriyip yok oldukları halde bu belânın nereden geldiğini bile anlıyamıya-caklarmış! Yani açıkçası ucuz halk sinemaları kapısında resmini seyrettiğimiz meşhur görünmez adam modeli üzerine yapılmış görünmez fantom tayyare. Yalnız şu fark ile Fantom tayyare sinemadaki görünmez adam gibi yalnız mektep çocuklarını uykularında zıplatmak ve sinirli gebelere çocuklarını düşürtmek için yapılmamıştır. Bu hattâ kös dinlemiye alışmış Londralı için de değildir. Daha ziyade yarı daği bir kocaman çocuk vaziyetinde görülen Balkanlının iptidai hayalini ürkütmek için yapılmış bir icada benzer.
Hayal zenginliği edebiyat, hattâ bir parça da politika için faydalı şeydir. Fakat milletlerin müdafaası gibi nazik bir işte muhakkak felâket getirir. Yıldırım muharebelerinin ük safhasında sıKı sıra yıkılan milletlerden bir kısmına düşman beşinci kolu ve diğer kollarının yapamadığını kendi kendilerine musallat ettikleri çıldırtıcı hayaller yapmıştır.
Fransa muharebe»! günlerinde işittiklerimizi söyle bir hatrr-lıyalım: Işık yerine ateş fışkıran Alman icadı bir nevi projektörler   cehennemi   hamlaçlar   gibi
kalelerin çeliklerini uzaktan eritiyordu. Urdular üzerine çöken tayyarelerin çokluğundan gö-kün mavisi görünmüyordu. Bir su baskını halinde kol kol yürüyen Alman tanklarına kurşun işlemiyor, gülle tesir etmiyordu ve bu icatlar muhakkak ki Almanların değil, ürkmüş muhayyilelerin kendi icatları idi. Her türlü mukavemeti boş ve beyhude bir hale getiren böyle tabiat üstü bir gök âfeti karşısında zavallı insan kazaya rızadan başka ne yapabilirdi. Milletlerden bir kısmının silâhlarına ellerini götürmeden sapır sapır dökülmelerinin sebebi kısmen de kendi hayallerinden doğan bu panik ve nevroz olmuştur. Yoksa gün geçtikçe ve hâdiselere daha sükûn ile bakmaya alıştıkça anlaşılmaktadır ki Fransız bozgunu Alman Tanrısının bir mucizesi olmaktan zi-, yade bizim eski Balkan felâketi gibi yüz kızartıcı bir teşkilât' ve kumanda bozukluğundan ileri gelen hemen hemen normal bir kazadır.
Panik ve nevroz günleri geçmiş, sinirler vukuatın zorile sırımla şmış, insanlar kuvvetin hakikisini hayalisinden ayırd edecek zihin muvazenesine yeniden sahip olmuşlardır. Fantom tayyare ancak B. Göbels'in çocuklar ve sinirli kadınları a mahsus bir sinema filminde kullanabileceği bir eskimiş icattır.
REŞAT NURİ
İhracatımız
Dün yabancı memleketlere 75 bin liralık İhracat yapılmıştır.
T A K VI
18 ŞUBAT 1911 SALI
AY: 2 — GÜN: 49 — Kasın RUMİ: US6 — ŞUBAT: HİCRİ: 1360 — Muharrem:
103 5 21
VAKİT
GÜNEŞ:
ÖĞLE:
ÎKİNDÎ
AKŞAM:
YATST:
İMSAK:
ZEVALİ   EZANİ
7,53 13,28 16,21 18,-16 20.16
5,13
1,07 7,42 9,38
12,00 1,32
11,27
2
17 - 2 . 941
^ VATAN   ,
Siyasi İcmal
Mr. Willkie'nin Çin Seyahati
Yazan: Vahdet GÜLTEKİN
n ngfltere fle temaslarını bU
U tirip    Amerika ya    dönmüş
olan Mr. Wandell VVilIkie yeni bir seyahate çıkıyor- Amerikan cumhuriyetçi partisinin eski cumhur reis namzedinin bu seyahati de bir harp diyarınodır. Bu sefer Amerikanın garbına gitmektedir, fakat yine harp içindeki bir memlekette misafir
kalacaktır:
Mr. VVilIkie Çine gidiyor. Onun bu seyahatini iki cihetten ehemmiyetli bulmak mümkündür. Birincisi Amerikanın, istiklâlleri için Faşizme karşı harp eden memleketlerin derdini dinlemek, onlara nasıl yararlı olabileceğini araştırmak ve yardım esaslarım kararlaştırmak maksadıdır ki, Mr. Wıllkie'nin İngiltere seyahati de bu gaye ile yapılmıştı. Fakat, bu Amerikan mümessilinin gerek İngilteredeki, gerek şimdi Cinde yapacağı temasların bir sulh imkânı araştırmak gayesini de taşımakta olduğu akla gelmez mi? Meselenin ikinci ehemmiyeti buradan gelmektedir.
Bu nokta üzerinde durursak, Amerikanın bu yakınlardaki muhtelif temaslarının ayni gayeye matuf olduğunu düşünebiliriz. Dikkat edersek Amerikan Birleşik Devletleri hükümeti, son haftalar zarfında Londradan cenubu şarki Avrupaya ve Ya* km Şarka kadar geniş bir sahada siyasî temaslarda bulunmuştur. Mr. VVilIkie Londradaki görüşmelerini bitirip ayrıldıktan bir kaç gün sonra Mr. Roosevelt'in şahsi mümessili Mr. Hopkins de Amerikaya hareket etti ve Londradan Lizbona geçti, oradan tayyare ile Amerikaya gitti.
Amerikanın Londra ile temasları devam ederken, ayni günlerde, diğer bir mümessili: Albay Donovan da, Balkan memleketlerini birer birer gezdi ve Mr. Roosevelt'în şahsî mektuplarım devlet reislerine verdi. Bu mümessiller VVashington'a dönüp raporlarını cümhurreisinc verdikleri sırada Mr. VVUlkie'nin fme gideceğine dair olan haberi alıyoruz.
Hatırlardadır ki, Mr. Roose-velt, Amerikanın Avrupa harbine karşı bitaraf kalamıyacağını, bu harbi demokrasilerin lehine bir neticeye bağlamak için Amerikalıların da ellerinden geldiği kadar çalışmaları icap ettiğini söylerken, bu muaveneti yalnız I n gilterey e mh isar ettirmemiş, yardımın, Faşist taarruzuna uğramış bütün memleketlere teşmilini esas olarak kabul etmişti. Binaenaleyh, demokrasilere yardım kanununun şümulü dahilinde, İngiltere ile beraber Yunanistan ve Çin de bulunmaktadır.
Bu cihetle, Mr. VVİllkie'nin Cinde yapacağı temaslarda, A-merikamn, yardımı ile beraber, harp eden demokrasilere gösterdiği alâka görülüyor ve dünya siyasetinde harbin ideali üzerinde olduğu gibi, sulh lehinde de tesiri bulunabileceği meydana çıkıyor.
Vahdet GÜLTEKİN
Ankaradan Reportajlar
Bahçeli Evler Çocuk Klübünde
Çocuklar Vücut Bakımında VasiliktenKurtulmuşlardır
— ı __--
Bisiklet Yüzünden Kalbinin Bozulduğunu Anlıyan Necdet Bisikletini Derhal Okutuyor
Arpa Kahvesi mi içiyoruz ?
180 Kuruşa Satılan Kavrulmuş Kahve Çekirdek Olarak Bugün 200 Kuruştur
Piyasada kahve yoktur. Kuru kahvecilikle meşgul kahveciler kahve almak için müracaat edenlere «Kahve yoktur* cevabını vermektedirler. Halbuki şehrin muhtelif mıntakala-Tinda halis kuru kahve numı altında kilosu yüz BAkeeh kuruttan kahve satılmaktadır.
Piyasada kendilorile görü^tUJUmUz bir takım tüccarlar, yüz seksen kuruşa şurada, burada tanınmamış firmalar tarafından satılan kahvelerin fındık kabuğu, nohut ve arpa İle karışık olduğunu söylemektedirler.
Bunların iddiasına göre, bu kahve-lerdeki nohut ve arpa miktarı yüzde yetmiş beş tahmin edilebilir. Karışık olduğu düşünülerek asıl kahve tiryakileri tarafından satın alınmıyan bu (sözde) halis kahvelerin İlanları U-zerinde de yapıştırılması icap eden UAn pulları da yoktur.
Diğer taraftan çly kahvenin gizli olarak iki yüz kuruşa satıldığı halde kuru kahvenin yüz «eksen kuruşa satılması şurada burada satılan kahvelerin mahlut olduğunu açıkça göstermektedir.
Ankara Çocuk kulübünde yavrular ilk idare heyeti
için reylerini veriyorlar
Bahçeli Evler   Çocuk    Klübünün ve bir yaşına kadar süt çocuklarmm
toplantısında misafir diye   bulunan sıhhatine bakacaktır, bir çocuğa soruyorlar: Çocuk klübü bu çok kıymetli sıh-
— Dişçiye kendini muayene ettir- hl bakrm vc alâkadan bajjka kendine
şu hedefleri iş edinmiştir:
1 — Zamanı iyi kullanmak,
2 — İçtimaî alâkalar uyandırmak,
3 — Güzel sanatlar alâkasını ilerletmek,
4 — Mektep alâkalarını kuvvetlen
din mi?
— Hayır, lüzum görmedim.
— Hiç çürük dişin yok mu?
— Var, fakat henüz   delinmeden dişçiye gidilir mi?
Hazır bulunan çocuklar kahkahayı kopardılar. Bu cevabı gayet tu- dirmek,
haf bulmuşlardı. Kendi kanaatlerince 5 — Topluluk hareketi vc birlik
çürük dişi olan derhal dişçiye gider, itiyatlarını kurmak,
hattâ çürümeden ve fena istidatları 6 — Analar vc babalrla meşgul
keşfetmek için vakit   vakit dişçiye olmak ve kendilrlnde klübün gayc-
gitmek lâzımdır. leri hakkında alâka uyandırmak...
Fakat bir kaç ay evvel ayni sual Zamanı iyi kullanmak İçin neler
kendilerine   sorulsaydı   hiç    şüphe yapıldığı hakkında bir fikir sahibi
yok ki, misafir çocuğun verdiği ce- olmak isterseniz bugün saat altıyı
vahi aynen tekrar edeceklerdi. kırk beş geçe Ankara radyosunu a-
Bu son bir kaç ay içinde bahçeli çınız. Orada   Bahçeli   Evler Çocuk
evler çocuklarının zihniyetinde mü- klübünün ses korosu İlk temsilini v
him bir inkılâp   olmuştur.   Eskiden recektir. Bu nevi çalışma TUrkiye-
vücutlannı hiç düşünmez,   bakmaz, de İlk defa olarak yapılıyor. Bir cüm-
harcarlardı. Bupu düşünmeği büyük- le İki tonla söyleniyor, iki sesli ola-
lerin vazifesi sayarlardı. Halbuki vücut bakımı meselesinde hiçbir insan başka birine vasilik edemez. Herkesin  kendi vücudu hakkında mesuli-
rak tekrar ediliyor. Muallim ellerile verdiği işaretlerle tonları idare ediyor, Böylece de kulak terbiye edilmiş oluyor. Meşhur üstat Kari Ebert
yet duyması, kendi sağlık sermaye- geçen gün,    gelmiş, söz    korosunu sini iyi kullanabilmesi lâzımdır.        dinlemiştir. Elde edilen neticeyi pek Çocukların klübünün en büyük hiz- iyi bulmuş,   çalışanları   tebrik ct-motl, azasına bu kanaati vermiş ol- mistir.
maktır. Klüp, gönüllü doktorlar va- Musiki alâkalan, zamanı iyi kul-sıtasile mahallenin her çocuğunu mu- lanma meselesinde çok yer tutuyor, ayeden geçiriyor. Boy, sıklet, göğüs Kompozitör Adnan vc eskiden mual-genişliği, gıda, çalışmağa tahammül lim iken sanate bağlılğı sebebile kon gibi bakımlardan her biri hakkında servatuvara talebe diye giren ve kom muntazam bir fiş tutuyor. pozisyona çalışan Kemal İlerici, ço-
Kendini tam sıhatte sanarak sağ- cuklann musiki terbiyesi ile meşgul lık sermayesini çabuk çabuk tüketen oluyor.
bir kısım çocukların vücudundaki Klüpte, iki temsil kolu vardır. Bü-ârıza istidaları bu suretle meydana yüklerin kolunda 37, küçüklerde kırk çıkmış, ihtara lüzum kalmadan biz- yavru çalışıyor.
zat kendileri tedbir almışlardır. Beden terbıycsnc ait   faaliyetleri,
İşte Necdet... Bisiklete çok merakı Gazi Enstitüsünden Necmettin Hır-var. Uç ayda iki bin kilometre yol şan iş edinmiştir. Çocuk klübü, ens-gitmiş. Böyle de devam edip gide- titüde bir nevi seminer diye kulla-cek, çünkü sıhhati   açıktan   açığa nılacaktır.
bozulmamış, fakat doktor muayene Mahalle o* taklarından llyas Sena-neticesinde şu kanaate varıyor: irr   (Evde J'mnastik) adlı eseri ço-
— Zayrf, kansız, kalbi yorgun... cuk klübünün ilk neşriyatı arasında Bunun üzerine ne yaptığını   Nec- çıkacaktı.".
det bana şöylece anlattı: Çocuk klübü bir caz kurmağa nıc-
— Muayenenin neticesini duyar, rak etmiştir. Çocuklar buna dört el-duymaz kendi kendime karar ver- le sarılmalardır. Bunun masrafsızca dim ki, kalbim bisiklet merakından yapmak İçin türlü türlü buluşları daha kıymetlidir. Derhal bisikleti o- vardır.
kuttum. Yerine bir akordeon aldım. . Diğer bir merakları. Çocuk klübü-Boş vakitlerimde güzel güzel tango- nün aylık bir gazetesini çıkarmaklar çalarak kendimi eğlendiriyorum, hr  Bu gazetede mektep hikâyeleri.
Doktor Şevket Taray, çocukların . * Hmazlık'ara ait samimi itiraflar, boğaz, burun ve kulaklarını muaye- korikatüricr, içtimai meselelere dair neden geçirmiştir. Bir çocukta kulak kü«>ük anketler bulunacaktrr. Çocuk zan yiyen bir hastalık bulmuştur, »ar şimdiden mesken meselesi hak-Halbukl ortada akıntı, sıyrıntı yok. kında bir anket hazırlamıya başla-Çocuk, hiç farkında olmadan sağır tuşlardır.
olmak tehlikesine maruzdur. Derhal Bahçeli evler muhitinde mesken tedavi altrna alınmış, klüp sayesinde meselesi umumi alâka uyandıran bir sağırlıktan kurtulmuştur. meseledir.
Dokuz yaşında diğer bir çocuğun Bahçeli Ev Kooperatifi ortaklan, zarında delikler görünmüş, yıkanır- apartmanlarda oturan zavallılara ken su kaçmaması için kulağına va- karşı bahçeli ev davasını bir misyo-zclinli pamuk tıkaması tenbih olun- ner gayretilc müdafaa etmiyc hazır-muştur. dırIar-
14 yaşında bir çocuğun burnunda Çocuklara, kendi gazetelerinden inhiraf bulunmuş, çocuk derhal amc- başka ayda bir defa (Vatan) da bir liyat olmuştur. Diğer çocuklardaki sayfa ayırmağı teklif ettim. Memnu-müzmln bademcik iltihapları tedavi niyetle kabul ettilor. Yakında bu fik-altına alınmıştır. tatbikine geçeceğiz.
İş yalnız vücut bakımı ile de kal- Klübün diğer meraka değer faali-mamıştrr. Gıda meselesi dc yoluna yctlcri var. Bunu yarınki yazıda an-girmiştir. tştihasızlık iddiasile yemek latmıya devam edeceğim.
yemiyeıı, annelerini üzen çocukların birdenbire iştihaları açılmıştır. Kendi yaşlarındaki gürbüz çocuklara benzemek gayreti hepsine gelmiştir.
Ankaranm en iyi bir dişçisi, diş muayenesini üzerine almıştır. Muayene parasızdır. Arızaya tesadüf c-dilirse klüp azası yarı Ucdctlc tedavi olunur. Bu muayene esnasında bir çocuğun dlşindekl çürüğün vücudu zchirliyecck derecede ilerlediği görülmüş, tedavi ile septiseminin, belki de ölümün önü alınmıştır.
Ankara Doğumevi Başdoktoru Zc-kâl Tahir, klübün yarattığı ruh karşısında şevke gelmiş,    klüpte fahri
Ahmet Emm YALMAN
Lâstiklerin Tevziine
Başlandı
Memleketimize hariçten getirilen lâstiklerin taksimlno dün başlanmıştır.
Diğer taraftan Ankaraya gelmiş olan 5000 lâstik âmme hizmetlerinde 'kullanılmak üzer© vekâletlere taksim edilecektir. Vekâletler bir ihtiyaç    listesi    hazırlamaktadırlar.
Bir Parça Tarih
Bulgar Birliği Nasıl Kuruldu
imparator Simeondan 3 üncü Bor ise Kadar..
Belgarlstanın Şimdiye Kadar Ofluya İhtilâfına Karışmaması, Bitaraflığını Mmbalara Etmeli, Kral Bor! s in,
PartllerhıTestrlne Ka-pümıyarak Akılâne ve Dürüst Bir Siyaset Takip Etmesinden İleri —    Gelmiştir.     —
Her vekâletin ihtiyacına göre, lâstik vazife almıştır. Kadın hastalıklıma verilecektir.
Bulgarların 3k Çarı StMEON
Şimdiki Bulgar arazisi vaktile Trakyanın bir parçası idi. Buraya beşinci yüz yılda Islâvlar yerleştiler. Fakat az sonra. Fin ırkına mensup bir kabile, Bulgarlar ekseriyeti Islâvlar teşkil eden bir krallık kurdular. Ekalliyette kalan Bulgarlar, yavaş yavaş Islâv-laştılar. 1864 de, Kral Boris hris. tiyanlığı kaibul etti ve halefi Sime-on'a çak yarım yamalak bir i} bıraktı. Simeon, memleketin ima-rile meşgul olacak yerde milleti silâhlanlmeya, cenkten cenge koşmaya şevketti. Millet kavgadan, boğuşmadan başka bir şey düşünmüyor, başka bir şeyle meşgul olmuyordu. Çok geçmedi, memleket Bizans imparatorluğunun boyunduruğuna düştü.      4
Bu vaziyet iki yüz yıl kadar sürdü. Nihayet Bulgarlar, 1196 da, Jcan ve Pierre Aesen tarafından kurtarıldı. Bu hanedan, 125 7 ye kadar Tirnovada saltanat sürdü ve millî hudutları Ege denizi sahillerine kadar ulaştırdı.
Fakat, 14 üncü yüz yılda Os-manlıların, Sırpların taarruzuna uğradı, parçalandı ve nihayet Osmanlı imparatorluğunun idaresine geçti.
I 8 inci yüz yılın sonlarına doğ. ru Paisi ve Sofroni gibi vatan severler, Bulgar millî hissiyatını yeniden canlandırmağa, Bulgar birliğini yeniden tesis etmeğe çalıştılar. Buna, dinî ve edebî bir şekil vermeye uğraştılar. Halbuki katolikler, büyük bir kütle halinde toplanmaya muvaffak oldular. Lâkin bütün gayretlerine rağ-Inen galebeyi Ortodokslar kazandı. 1870 de, Bulgar kilisesi, müstakil bir cemaat halinde teşekkül etti ve başına da bir eksarh getirdi.
1875 de Bulgarlar Osmanlı hükümetine karşı kıyam etti, bu mücadele, 1877 Türk - Rus muharebesine kadar sürdü. Bulgaristan* giren Ruslar, yerlilerden mürekkep milli taburlar teşkil ettiler. Şıka boğazındaki kanlı muharebe bunlarla vukua geldi.
3 Mart 1878 de imzalanan ^Ayastefanos muahedesi» büyük bir Bulgaristan kuruyordu ki hudutları Tuna ile Karadeniz arasındaki araziyi ihtiva ediyordu. Fakat, Berlin muahedesi ile bu yerlerin büyük bir kışımı Türki-yeye iade olundu. Bu suretle Balkanların şimalinde, büyük devletlerin rızasile seçilen bir prens tarafından idare olunan bir prens, lık oldu. Cenuptaki Rumelü Şarkî vilâyeti de bu prcnslı/k idaresine verildi.
1878 dc, Tirnovada toplanan millî meclis, Aleksandr dc Bat-tenberg'i intihap etti.
Bilâhara davet olunan Rus zabitleri, Bulgar ordusunu teşkil etti, ittihat taraftarlarının, 1885 deki Filibe kıyamı üzerine Ruftu* -lii Şarkî ile Bulgaristan birleşti ve «"Bulgar vatanım kurulmuş oldu.
1885 de, Sırp kralı Milan Bul-garistana harp ilân etti. Fakat mağlûp oldu. Prens Aleksandr istifa etti. Stamboulof, Montkou-rof ve Karavelof Danimarka prenslerinden Waldcmar de Da-nemark'ı intihap ettiler. Fakat Prens, bu teklifi red ve yerini prens Ferdinand de Saks Lo-burga terketti.  (1887).
Bu intihabı müsait    karsıhyan
Fena yağ yüzünden daima bozulan ve yüzde altmışı bir düziye tamir ihtiyacı hissettiren Atman
motorlu kuvvetlerinden bir kıta
Niçin
Çünkü
Almanlar
Yıldırım Harbini Tercih E diyorlar?
Almanlar
iyi Malzeme, iyi Yağ Bulamıyorlar
[Dün B. Arthur'un   Romanya hakkındaki mühim beyanatını neşretmiştik.   Yağ   meselesine dair söylediği sözleri imzası altında   bir makale   diye bizim için yazmasını rica ettik. Karilerimiz birinci sınıf bir amelî mütehassısın bu yazısını alâka ile okuyacaklardır.] Dünyanan   en tanınmış askerî mütehassısların yazılarını gözden geçiriyorum.   Hepsinde iki tarafın tayyareleri, tankları, traktörleri, kamyonları arasında mikdar bafkimından,   «sürat   bacımından mukayeseler    var.    Fa/kat hepsi çolk mühim bir nokltayı hesaptan hariç bıraJcuyor: Motörleri yağlamaya mahsus yağ meselesi...
İlik bakışta 'bu sözüme belki de gülce eksimiz, harbin büyük davaları arasında bu yağ işi gözünüze onuncu derecede bir mesele gibi görünecdk...
Faîkat bu harp eğer motorlu vasıtalar arasında bir çarpışma ise ımotörleri i^ler ve iyi çangır bir halde tutmrya yarıyan yağların birinci derecede ehemmiyeti olduğunu kabul etmek icap eder.
İyi yağlanımıyan motor çabuk bozulur, sık sık arıza verir, güvenilmez bir hale gelir. Hele sarp vc çamurlu arazide büsbütün ta-kattan kesilir.
Eğer mücadele eden taraflardan fcİSİ de normal vakıflarda yağlapıa yağlarına sahip oldaydı ortaya yağ meselesi diye bir dava çıkmazdı.
Fatkat arada katiyen müsavat yoktur. Gerek Rumen vc gerek Rus petrolleri iyi yağ yapmıya malhsus vasıflardan mahrulmdur. iyi yağ için lâzımgclen vasıflar yalnız A m c r ikan p et ro 1 Pc r i nd e bulunduğu gibi maksada uygun yağ imalâtına mahsus usuller ve tesisat da Amenükada ileri git-miçVİT.
Bugün İngiltere, Amcrikadan yağ çekebiliyor. Almanya çc»kc-nnîyor. Burnun nc demek olduğunu anlatmak için aradaki ?u farka bakınız:
Bir kamyon veya otomobilde Amerika yağı kullanıyorsanız bunu bin beş yüz kilometne yol gift-tikJten sonra değiştirtmeniz münasip olur. Bunu yapmazsanız motorunuzun ömründen ve muntazam içicime kabiliyetinden  feda-
düzrye bozulan Alman motosiklet  kollarından   biri
Yazan:
Arthur Bili
karlık etmiş olursunuz.
Ayni maksat için Rumen yağını 'her beş yüz 'kil'omet reden sonra deği^tirmiye mecbursunuzI
Bir traktöre, tanlka veya yarım tanka Amerikan yağı koyduktan sonra aBbmıs saat çalıştırabilirsiniz. Rumen yağı ile azamî on saatte bir yağı değiştirmek lâzımdır.
Bandan başka Rumen yağı kullanacak olursanız motörü daha dikkatli bir şekilde temiz:lemi-yc mecbursunuz. Bir askerî hareket esnasında bu zaman ve malzeme israflarının ne demek olduğunu anlatmak için uzun iza„
hata hacet yoktur.
Bundan başka yağlama tetiba-tını teşkil eden yağ soğutma radyatörü, süzgeç ve yağrın tazyikle İyi deveran etmesine mahsus tu-lumtba; Alman motorlu vasıtalarında fena yapı!|mış'tiT. Bu fenalık eideıki yağû'arın fenalığı ile birleşince Alman motörleri aleyhine büyük bir faıik hasıl eder.
Osmanlı ve Avusturya hükümetleri ile buna şiddetle muarız bulunan Rusya arasında ihtilâf çıktı.
Bunu, büyük tahriikât ve siyanı partiler takip etti. Stamboulof hükümeti, muhaliflere karşı şiddetle Iharekete mecbur oldu. 1895 de birç*>k siyasî katiller vukubul-du. Stamboulof da. bir sene evvel istifa edip iktidar mevkiinden çekilmiş ollmasına rağmen öldürüldü.
Halefi Stoilof, Rusya ile yakın-lık husule getirmeye çalıştı. Buna prens Ferdinandda taraftar idi. Bu sebeple oğlunu, ortodoks âyini veçhile vaftiz ettirdi. Nihayet, Rusyanın muvafakati ile prens Ferdinand, 1897 de bütün büyük devletler tarafından tanıldı.
İSTİKLÂL
Fakat, prenslik hâlâ v tam hür-riyete» nvılık değildi, bunun için, prens    Ferdinand    ve   başvekil
Malınof memleketlerinin istiklâlini ilâna karar verdiler.
Türkiye ve Avrupa devletleri buna muhalefet göstermedi. Prens Ferdinand, kral veya «Çar» unvanile saltanat sürmeye başladı.
Çar birinci Ferdinand, umumî harbin sonunda, 4 ilkteşrin 19 IH de, otuz sene saltanattan sonra çekilmeye rnedbur oldu. Saltanatı, oğlu prens Borise bıraktı.
Kral üçüncü Boris, 1930 da italya kralı üçüncü Viktor ELma-noelin kızı Mari de Savoie ile evlendi.
Bulgaristanın şimdiye kadar dünya ihtilâfına karışmaması, bitaraflığını muhafaza etmesi, Kral Üçüncü Boris*int partilerin tesirine kapılmıyarak âkilâne bir siyaset takip etmesinden ileri gelmiştir,
Fuat SAMlH
Bunun neticesi ne oluyor, bilir misiniz? Alman motorlu vasıtalarının yüzde altmışı bir düziyt tamir halindedir. Ancak yüzde kırkını kuilanmak mümkündür. Demek ki mevcut şartlar altında ayni i?i yapmait için Almanların iki misli motorlu teçhizata ihtiyaçları olduğu gibi, yüzde altmışı tamir eCmek işi p«ek çok emek vc zahmete ihtiyaç gösterir vc gün geçtikçe motorlu krtanın ha-re'ket kabiliyetini ve verimini azaltır.
Ayni zajmamda İngiliz motorlu vasıtalarına nbbetle üç Hâ altı misli yağ ve çok fazıla yedek parça taşımak mecburiyeti de A1-. man kıtasının atayhi-nde netice verir.
Teknik harbinde Almanyanın Amerikan kaynaklarından istifade edememesinin ve Ingilterenin etmesinin neticesi yalnız bu yağ i*?ine kalmaz. Askerî imalât için bir takım hususî çeliklere vc bir tak mı imalât makinelerine ve aletlere ihtiyaç vardır ki bunlar yalnız Amerikada çıkar. Almanya bu makinelerin yenilerini getiremez, eskilerine yedeit bula maz ve Amerikaya mahsus çelik ne vil'e r ind e n t am amü'e m ah ru m-dur.
Bu çelik meselesinin ne demek olduğunu Türitiyede ekskavatör makinelerinde Alman vc Amerikan çelik halatlarını kullananlar pek iyi bilir. İki n*evi halatın cer kabiliyeti kâğıt üstünde bü'biri-nin aynidir. Fakat sıra iş gömüye gelince Alman halatı derhal kopar, Amerikan halatı uzun müddet dayanır.
Alman sınaî kudretini in/kâr etmek kimsenin hatırından geçemez. Fakat Aoruerikaya ni&bctle bir takım noktalarda geri kaldığına bu halat meselesi en açdt bir delildir. Eğer Almanya, Amerika halatları mukavemetinde çelik halat yapabilseydi elbette yapardı. Demek ki yapaimıyor. Bütün imalât sahaîarrnda buna benzer gerilikler vardır.
Bugün harp bakımından Amerika kocaman bir fabrika halindedir. Bu fabrikanın demokrasi için çalışmasını, yalnız bir miktar meselesi sayanlar aldanır. İşin içindeki asıl üstünTük âmili; iyi yağ gibi, iyi Çelik gibi, bir talkım aletler grbi, bin beyginden fazla takatte tayyare motörleri gibi Almanyanın hiç yapamadığı biı takım mamulâtı Almanlann kaçak olara'k bile tedarik edememelerinde, bu mamulûtın kira ve ia re aıiıreti le İ ng Uizlerin cm r in e amade tutulmasındadır.
Almanlar, bu üstünlüğün mâ* rvasını çok iyi bildikleri içm kısa harp diye telâş edip duruyorlar.
Yaz mevsiminde, mükemmel yollarda, mukavemet aznm ve imkânından mahrum bir düşmana karşı elde edilen yıldırım harbi Almanların kendiferini aldatmış, karşıda bulunanları muıvakkat biı zaman için yıldırmıştır.
İlk baskın şeddinde Almanlara ilk büyük muvaffakiyeti temin eden motorlu kttalar, neticede Alman hezimetinin asıl sebebini teşkil edecektendir. Çünkü fena yag ve b<ızı malzemelerdeki noksan veya fena kalite bunları bil düziye için için kemirmektedir.
BİLL ARTHUR
fATAN
OKUYUCU
MEKTUPLARI
(Yassah)ın Canlı Örneklerinden Biri
Gazetenizde Nl/amcrtln Nazilin (Vas>ah)   va/iMnı okudum. Türk kahramanlısının hakiki    bir nttl-sallni teşkil eden bu yazı ü/.erim-de |N*k büyük tesirler yapmış vc
< .ıkiUKUimİH hasımdan peçen bir vakayı hatırlamama sebep olmuştur. RU Mika (Va.ssah) adlı kıymetti yazıya bir örnek teşkil ettlfti ivin anlatmak suretHe kıymetli vaktinizi Iş^al etmekten kendimi menrdrnıedlm. Bu hâdlneyl size hikaye edebilmek lehi müsaadenizle evvela kendimden bahsedeyim:
Ben Erzurumda dolmuş aklki bir Türküm, »»abanı Sarıkamış har binde düşman kurşununa defti), tabiatın kuvvetine ma&ltup olarak karlar altında kalan bir askerdi. Bunlardan ötürü ben de şerefli bir asker olarak yalnız düşmana deftil. ı.»in ıi. bile ^öftüs germek istemiştim. Bu sebeple KrzliM-an askeri mektebine yazılmıştım. 927 Nenesinde mektebin 7 hıel sınırında ve I.S yaşında İdim. O zaman 7 Inei sınıftaki talebe de kampa gönderilip ordu. Krzlnean ovasını kuşatan dallarda Dersim dallarının eteninde kampımız kurulmuştu. Kampın Iklnel gere*! nöbet sırası bana gelmişti. Arkadaşlarımın andında en küçük ve en zayıf ta bendim. Omuzumdakl tüfek köprüeük keınlftimi arıtıyor, yürürken di|»elftin ayaklarıma dolaşmaması ivin gayret tiarfediyor-dum. Daha çok küçükken ayanımı ısırdığı için yalnız köpeMen korkardım.    Yanmıızdaki    köpek,
büyük çoban köpekleri üzerime saldırmış oldukları halde nöbet mahallini terketmemiştim. Bir ge-ee de enkıyanııı kanlı vakalarına sahne olan kampın arkasındaki ıssız, bir vadide nöbet beklemiştim. Bir öğle \akti, heıü şehirden gelen ve kampın tam ortasından ro-een yolun üstüne ıı<»l>He diktiler. \ ı ı adaşım vazifesini devir ve teslim etti. Vazifem buradan nöbetçi onbaşısının İzini olmadan hiçbir kimseyi geçirmemekti. Omu-zumu bir tarafa eften ve sızlatan
tüfeğin altında dimdik durmafta volışırken uzaktan bir toz bulutu bana doğru gittikçe yaklaşıyordu. Bunlar, atları, arabaları, topları \e başlarında kumandanı da olduğu halde tanı bir olaydı. Ben cılız. \U< udumla o heybetin yanında belki de görünmüyordıım. Derhal yolun ortasına fırladım. A-yaklarımı İki tarafa ocarok (Yasak) dedim. Onlar dinlemediler. Biraz daiıa İlerlerlerse atların adakları altında ezilecektim. Ben ısrarla tekrar (Yasak, onbaşıya haber \öreyim sonra) dedim. Nasılca kumandan ince sesimi işltmls-
tl. Koca alaya (Our!) kumandasını verdi vc arkasına dönerek memnun bir çehre İle (dördünüz mü, küçük askeri? Bizi bile rc-çlrmedl) dedi. Nihayet kamp kumandanından izin alındı. 10 dakika tejıhhıınhııı sonra alay tekrar
yoluna devam etti, ben de vazifemi yapmış ordum.
Cemal Yergök
Bir Amerikalı, " Medeniyetin Sarsıntısı Erkeklerin
Adliyede:
Satie Davası 13
Marta Bırakıldı
Temyiz heyeti um tını iyesinden nak zen gelen Satie davasına dün sabah ağır coza mahkemesinde bakılmış, maznun vekilleri temyiz heyeti umu-miyesinin kararına ittiba edilmesi hakkında müdafaalarını yapmışlardır, 't*
Maznun vekillerinden Sadi Rıza. heyeti hâkımenin değişmesi dolayrsl-
le Satie hâdisesinin geçirdiği safahatı başından sonuna kadar tekrar ettikten sonra ittiba karan verilmesi talebinde bulunmuştur.
Diğer maznun vekilleri de Sadi Rızanın müdafaasrua aynen iştirak ettiklerini bildirmişlerdir.
Mahkeme ittiba veya ademi ittiba hakkında tetkikat yapmak ve bir karar vermek üzere 13 mart 1941 perşembe günü saat ona bırakılmıştır.
BULMACA
i   t   *   **   5   *   7   t   **
BUGÜNKÜ  PROGRAM
8.00 Program 8,03 Ajans haberleri 8.18 Hafif Parçalar (Pl.) 8.45 9.00 Ev Kadını - Yemek Listesi 12.30 Program 12.33 Türkçe plâklar 12.50 Ajans Haberleri 13.05 Türkçe Plâklar programının devamı, 13.20 14.00 Karışık program (Pl.) 18,00 Program 18.03 Cazband (Pl.) 18.30 Konuşma 18.45 Müzik Çiftçinin saati Köy Sazı 19.00 Piano Resitali 19.30 Ajans Haberleri 19.45 Radyo Fasıl Heyeti 20.15 Radyo Gazetesi 20.45 Radyo Küme Heyeti - Klasik Program 21.30 Konuşma 21.45 Radyo Salon Orkestrası 22.30 Ajans Haberleri 22.45 Radyo Salon Orkestrası Programının Devamı 23,00 Cazbant (Pl.)  23.25 23.30 Kapanuy.
Soldan Sağa 1 — Ruha ve itikada dair olan şeyler 2 — Hazreti Ademin oğullarından biri - Bakış 3 — Habeçlstanm merkezi 4 — Anmak -Büyük vilâyet 5 — Kafes gibi örgü
- Sual edatı - Akılsız 6 — Hicir -Zeki 7 — Yerini bulma - Nota 8 — Bulunan - Bir nevi sigara 9 — Sonuna (E) ilâveeile basit - Dahi - Taharri eder 10 — İdrarın kana karışması 11 — Eski bir Türk hakanı
Yukarıdan Aşağıya: 1 — Hayata ait - Ziynet 2 — Bir Fransız müstemlekesi 3 — îbadet eden - Bahtiyarlık 4 — Cenubi Fransadu güzel bir şehir - Yok mânâsına - Nota 5 — Göz rengi - Nida 6 — Kaba bir nida - Hayvan 7 — Cûtuf 8 — Vahşi - Erkek ismi 9 — Eksilenler 10 — Nida - Nida - En iyi 11 — Erkek ismi - Su oluğu DtNKt' BULMACANIN HALLİ Soldan Safra: 1 — Haydarpaşa 2— Akait - Arada 3 — Banka - Yakın 4 — Erik - Ama 5 — Kaptan 6 — ît - Tırnaklı 7 — Şık - Satma 8 — Tren - Fikir 9 — Atlas - Köpek 10 — Nil - Ayar - Ne 11 — Reaya
- Ses     v
Yukarıdan Aşağıya: 1 — Habeşistan 2 — Akar - Tırtır 3 — Yanık -Kelle 4 — Dikkat - Na 5 — Ata -Pis - Say 6 — Etraf - Ya 7 — Pay
- Antika 8 — Ara - Namkör 9 — Şaka - Kaip W) — Adım - Rene 11 — Analık - Kes
Kadınlaşı
Bardakçı
Niçin Aynı Kanaatte Olmadığım izah Ediyor
Medeniyetin Sarsıntısından
Ermenileri Kimler
NİÇİN
ve Nasıl Aldattılar? J
Kadın Mesul Değildir!
_ j
"...Çok Eski Zamandanberi Kadın, Daima Hayrın ve Hakkın Timsali Sayılmıştır Çünkü ... „
an
Yazan: Cemal Bardakçı
EafcJ   Konya  Valini
DOKTORUN AŞKI
Ai.sk. ve vazife arasında bocalıyan v« nihayet vazifelini aşkına
tercöı eden  bîr Dofctor... Bir kcidııı   aşkı   uğrunda ailesini feda edebilir mi?
Aristokratlık — Demokratlık mücadeleleri...
Bütün bunlar:
DOKTOR'un   AŞKI  Filminde
Mümessilleri: Şarkın tanmmış artistlerinden: SÜLEYMAN NECİP — EMİNE RIZIK Türkçe sözlü - Sazlı - Şarkılı Şark filmi önümüzdeki cumadan itibaren
AKSİ
Sinemasında
GÖRÜNMEYEN ADAMIN AVDETİ
Filminin son günlerinden istifade ediniz.
PEK YAKINDA
Sinemasında (Eski Ekler)
SARK
JENNY    JUGO
Bir kac; zamandır yoksuzlugunu hissettiğimiz ele avuca sığmaz çaplan Yıldıza bir ü*tud eseri olan:
Filmile kavuruyoruz. Bu bir gençlik, zevk ve neşe filmidir.
Amerikalı «muharriı Roy I lı!-ton'un 4/2/941 tarihli (Vatan) da çıkan yazısına inanmak lâzım «elirse erkekler kadınlaşmaktadır. Yirmi beş senedenken kadınların umumi hayattaki nüfuzu artmıştır, istibdat    şeklini    almıştır.
BugÜn her erkek berbat bir kılıbık haline jrelmiştır. Medeniyet bu yüzden çökecektir.
I Jani bir zamanlar bizde d** büyük yangınların, mağlûbiyetlerin, yer sarsıntılarının hep kadınların açık saçık gezmelerinın, zevke, süse, sefahate düşmelerinin neticesi olduğunu iddia edenler bulunurdu: Hamil t on'un düşünceleri insana i$te bu esassız ve mânâsız iddiaları, ded.kodu-ları hatırlatıyor ve feministlerle aleyhtarları arasında binlerce sene devam eden kavgalardan, münakaşalardan arta kalmış bir td-dıa gibi görünüyor.
Camialar herhangi bir musibete uğrayınca erkekler bunun mesuliyetini kadınlara, kadınlar da erkeklere yüklemeğe çalınmışlardır. Bir tarafın iddia ve kanaatlerine göre kadın kendini düşünmez. Sırf başkaları için yaşar, yapar, yılca r, haz ve elem du. yar. Etrafın«dakilerin zevk ve Krtıraplarına ortak olur. Düşündü, gü veya kendisini düşünen bir kimse bulunduğu müddetçe mesuttur, bahtiyardır. Mcsçul olacak, düşünecek, sevecek, fedakârlık, feragat gösterecek hattâ nefsini feda eylryccelc kimsesi bulunmazsa derin ıstıraplar, buhranlar içinde kıvranır. Hayat onun için dayanılmaz bir azap, dünya korkunç bir zindan olur. Kadın, aydınlatacak bir şey bulamayınca sönen bir ışıktır. Bir milletin müesseselerini, aşk ocağını muhafazaya çalışan, kemale doğru yürüten kadınla-r; onları kuvvet kullanarak veya hile ile yıkmağa uğrasan erkeklerdir.
Çok eski zamanlarda da insan ruhunu, yüceleten, yükselmeğe sevkeden necip temayülleri kadın, alçaJtan, hayvan-lığa indiren, eğlenceye, sefahate, hileye, yalana sürükleyen hıraları da erkek temsil ederdi. Kadın lâtif, erkek habis ruhtu. Hindin, Iranın, Mısırın hayır, nur, iyilik, medeniyet, saadet timsaileri olan (Vışnu) lan (Hürmüz) vc (Izis) lcri dişi mabutlardı.
Şer ve fesadı, zulmeti, kötülüğü, vahşet ve felâketi temsil e-den (Siva) lan (Ehrimen) ve (Osiris) leri de erkek ilâhlardı.
Yunan mibo4oj isinde (Havva ana . Pandore) in kutusunu açarak içindeki fenalıkların, felâketlerin yer yüzünde insanlar arasına yayılmasına sebep olan da (Adem baba - Epkmethe)    d ir.
Milâttan evvelki sekizinci asır Yunan şairlerinden (Hesiode) in iddiasına bakılırsa (Pandor) un kutusu açılmadan önce ineanlar fenalıklardan, ezici yıpratıcı meşgalelerden, ihtiyarlaman zalim has talıklardan mâsun ve mahfuz o-larak yasanlardı. Fakat kutu açıldıktan eonra karalar, denizler musibetlerle doldu, insanlar, kinler, garezler, husumetler, istirkablar, kıskançlık ve bunların neticesi o-larak amansız boğulmalar, zulümler, işkenceler yüzünden rahat ve huzurdan mahrum oldular.
Müslümanlıkta da kadının yüce ve mudvterem bir mevkii vardır. Fakat erkek alçaltılmamı?-tır. Adem, Allahın sureti üzerine vc mükemmel bir şekilde yaratılmıştır. İlk kadın da Âdemden ayrılmıştır. Hazreti Muhammet, (Sizin dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Kadın, tıp, namaz) buyu-rmuşrur. Kadını namazdan evvel zikretmiştir. Sebebi de, Şefyihiekfber Muihtdduü Arabinin kanaatince erkeğin, hakkı, en mükemmel ve tam bir surette ancak kadında müşahede edebilmesidir. Şarkın en büyük Türk mütefekkirlerinden Cenabı Mevlâna da şu beyit ile kadının kadrini yüceltmektedir.
Pertevi Hakkest an maşuk niat Halikest an guyya mahlûk nist Kadın hakkın nuru,  ziyasıdır.
Balk
Ermeni Komitaları
Türkiye İle Balkanlar
Arasında Münasebet Bozulmuş, Harp Patlamışta
Anlatan: P an tik yan — Yazan: M. Sılır
[Tercüme ve iktibas hakla mahfuzdur]
Fa
nl
imparatorluğunun İr
razını <
İrdelerimizin, bu resim-
de gördüğünü/ büyük annelerimizden farksızlaşmasına   hamledebilir
miyiz? Edemeyiz şüphe*»!/
....
mavuk değildir. O, güya haliktır. Mahlûk değildir. Türkler de ruÇ bir vakit kadınla erkek arasında alçaklık, yükseklik gibi farklar görmemişler, bu iki emsi müsavi saymışlar, birbirlerini tamamladıklarına kani olmuşlardır.
Hasılı görülüyor kı    (Hilton) un kadınların erkekler   üzerinde hâkimiyet kurması, erkeklerin ka. din ruhuna,   temayüllerine mağlûp olması yüzünden medeniyetin çökeceği iddiasını beşeriyete kabul ettirmeğe imkân yoktur. O-nun sayıp döktüğü diğer    sebep ve vakıalar da medeniyetin zeva. lini değil, yalnız milletlerin kud-n-jt  ve sevk etlerinin   zıaını   intaç edebilir. Hakikatte de    tehlikeye maruz olan medeniyet değil, Avrupa    milletleridir.      Medeniyet jneş'aJesi zaman zaman muhtelif milletlerin eline geçmiştir. Bu mil. letler o meşaleyi taşıdıkları müd. detçe onun temeii etıtiği medeniyeti kendilerine nisrfbfct ve izafe eylemişlerdir.  Halbuki âlemde  müstakil bir medeniyet yoktur.  Her medeniyet kendinden evvelki me deniyetlerin  bölümüdür.  Tarihin kaydetmekte olduğu türlü sebep ve saiklerle islâm devletleri zaafa uğradıktan,  hususîlc  haçlı seferlerinden sonra meşale Garp milletlerinin  eline  düştü.   Ve  Garp »medeniyeti adını aWı. Bu medeniyet sırf Avrupa milletlerinin eseri, icadı değUdir. Onlar    sadece şarktan aldıkları mes'alerün sönmemesini,    ışığının,    aydınlatma kudretinin akmasını temine çalışmışlar ve şüphesiz bu hususta büyük hikmetlerde bulunmuşlardır. Bu  ışığın sönmek üzere olduğuna dair son yirmi otuz sene zarfında garp dillerinde binlerce kitap yazılmış,   feryatlar  yükseltil, mistir. Bence bu vaveylalar, medeniyetin zevali ihtimalinden doğan korkunun değil, garbın sark üzerindeki  tahakkümünün    çökmesi     endişelerinin      ifadesidir. Çürtkü Haroilton'un ortaya attığı âmiller, hakikatte garp devletlerini zaafa, itaate    sürüklemektedir.
İşte bunun için bütün o kitapların ve feryatların maksat ve gayesi medeniyetin mahvolmak tehlikesine düştüğünü ileri sürerek Avrupa milletlerini korkutmak, bu suretle onları, aralarındaki ihtilâf ve tezatları, inkıraz âmillerini bertaraf etmeğe çalışmağa sevketmektir. Yoksa onların kollarında bacaklarında medeniyet meşalesini tutacak ve taşıyacak kudret ve kabiliyet kalmayınca onu muhafaza vazifesinin, durma, dinlenme, ve yenilen-
me devirlerim ikmal etmiş olan şarkın genç, dinç, gürbüz milletlerine intikal edeceği tabiîdir.
Antropoloji âlimleri ve hayvanat ilmi mütehassısları, insan nevinin üç yüz bin senedenberi mevcut olduğunu kabuide ittifak ediyorlar. İJu halde bugünkü neslimizi on bininci nesil olarak kabul edebiliriz. Bizden evvelki 9990 nesil, kurreyi, kâinatın merkezi sanmışlardır. Diğer taraftan kür-reımiz birkaç milyar senelik mev-ciKİiyetılc, jısan bu minimini mahlûktan binlerce defa daha yaslıdır. Beşeriyetin hayatiyetine ve ilmine itimat ederek onun iki milyoı sene daha yaşıyacağana inanmak ta hatâ olmaz. Daha iyi kavrıyabil-(mek için ölçüleri biraz daha kısaltalım: Kejıdısjnden takriben bin defa daha ihtiyar olan güneşin doğurduğu axzın yetmiş yaşında olduğumu, ve bu yetmiş senelik köhne bınadâı henüz üç günlük bernevzad olan beşeriyetin yetmiş sene daha muammer olacakını farzedeltm. Bu nevzat haricî âlem hakkında ancak birkaç dakikadan beri bir fikir sahibidir. Kâinatın vüs'ati hakkındaki farz ve tahminleri de birkaç saniyeliktir.
Bu kadar az bir zaman zarfında elde ettiği vukuf ve malûmatın, meydana getirdiği terakkilerin, medeniyetlerin azameti göz önüne getirilirse geri kalan altmış dokuz sene üç yüz altmış iki günlük ömrü içinde nelere kadir o-lacağını tasavvur ve idrak eylemenin imkânsızlığı anlaşılır.. Biliyoruz ki kâinatta hiç bir şey mahvolmaz. Hilkatin gayesi imha değil icat ve ikmaldir. Kemaldir.
Şu halde medeniyetin akıbetin den kork/makta ve bu yolda kadınları kabahatli çıkarmakta mânâ ve sebep yoktur.    İnsanların vc milletlerin Şryh Sadinin şu: Beni Âdem azayi yekdigerend Kî deraferiniş ziyek gevherend Beytilc haykırdığı büyük hakikati idrak vc   kabul   edecekleri mes'ut günler muhakkak gelecek-t.r.
Kız Liseleri Voleybol Maçları
Kız liseleri arasındaki voleybol şampiyonasına dün öğleden sonra, Eminönü halkevi salonunda devam e-dilmify, Boğaziçi - İnönü liseleri arasındaki maçta İnönü 15 - 8, 15 - 10 galip gelmiştir.
Çumlıca - Şişli Terakki arasnıdaki müsabaka da 15 - 0, 15 - 7 Çam Ucanın galibiyeti ile neticelenmiştir.
Söylemeğe lüzym yol^ ki, bütün bu bombalımı cephanelerin bedelleri de, her vakıtki gibi, İstanbul Ermenilerinden türlü türlü tehdit ve tazyikler, hatırü hayale gelmiyen entri-icularla alınan paralarla ödeniyordu, tstanbuhın bir kısım hayalperest Ermenileri, gördükleri bunca acı tecrübelerden de mütenebblh olmamışlar bu defa da komitacıların siperliğini yapan Ermeni mebuslara alda-np kanmışlardı. O son teşebbüste muhakkak olarak gayelerine kavuşacaklarını, istiklâl hedefine ulanacaklarını sanmışlardı. Bunun İçin jlanca hırsları ile çalışıyor, teşebbüsün tahakkukunda yüksek bir mevkie sahip olmak, o güne kadar da kasalarını doldurmak için gece gündüz uğraşıyorlardı.
Bu defa kurulan soygun dolabının ıdı (Yaşamak için!..) di. İane toplı-yan fesatçılar, evvelce olduğu gibi Mmdon. MI ve istikbalin kötülüğünden bahsile muhataplarını ürkütmüyorlardı. Bilâki6 sonsuz bir hayattan, saadet ve refahtan, tahakkuku kati surette temin olunan halas ve istiklalden bahsediyor, muhataplarının şüphe ve tereddütlerini e-rltiyor ve cömertlik damarlarını ok-şayıp gevşetiyorlardı.
Kllikya ihtilâli için toplanan paraların miktarı hakkında bir fikir verebilmek için ufak ve fakat, çok cüretli bir misal göstermek isterim. İhtilâlin ilk günlerinde, tstanbulun birçok semtlerinde olduğu gibi. Su-lumanastırdaki kilisede de bir toplantı tertip olunmuş, kilisenin içi o günün davetli varlıklarile dolmuştu. Bu fevkalâde tehacüme de, o günkü toplantıda bütün Ermeni mebuslarının bulunacağının ve bühassa o esnalarda Rusyadan Istanbula gelen büyük bir Ermeni papazının da bu toplantrya lütfen İştirak ile Ermenilere büyük müjdeler vereceğinin mübalağalı bir şeküde ilân edilmesi sebep olmuştu.
Merasim, her vakitki gibi Ermeni istiklâli uğruna can veren azizlerin takdisi âyini ile başlamıştı. Günün sayılı hatiplerile, Ermeni mebuslarının irad ettikleri heyecanlı hitabeleri müteakip, söz alan büyük papaz (Ardaş Mamelyan), hazır bulunanların gönüllerini avlamış, basiretlerini bir iyi bağlamıştı. Rolünü hakikaten umulduğundan çok fazla iyi yapan papaz, göz yaşları dökerek acindirici bir eda ile:
— Yaşamak için!..
Diye bağırıyor, varlıklıları iane vermeğe davet ediyordu. Komitacı papaz, heyecanlı sözlerile ve hele yaş İl gözlen üc kiliseyi dolduranların hislerini adam akıllı şahlandırdı. O sırada ortaya atılan ve Papaz Ardasın ayaklan dibine bir kese altın a-tan doktor (Cevahirciyan) m bu hareketi, herkesi havalandırdı. Avaz avaz bağıran taşkmlar keselerini ve cüzdanlarım fırlatan coşkunlar çoğaldı ve soysuz soyguncuların sevinç ten ağızları kulaklarına vardı. O gün bu kilisede ve bir saat içinde tam dokuz bin küsur altm lira toplandı ve on dört küsur bin liralık bir teberru vadi do alman imzalarla ayrıca sağlama bağlandı. Bu soygunculuğun belli başlı elemanlarından Varnalı (Melkon Safranof). o sırada tstanbulda toplanan para miktarının yüz otuz bin altmı aştığını, birkaç zaman sonra bana bu hikâyeyi Sof-yada anlatırken itiraf etmiş ve söz arasmda yapüan bu cömertliği eşeklik ile tavsif ve tasvir etmekten çekinmemişti.
Toplanan bu paralardan büyük bir kısmının komitacıların ceplerine girdiğini ve biraz zaman sonra da Pa-
risin kafeşan tanlarında eritildiglni söylemeğe hacet yok sanırım.
r.\\h\\   HARBtNDE   ERMENİ KOMİTALARI
Kilikya isyanı, aklı başında olan Ermenilerin tahminleri gibi, şiddetli bir tedip hareketi ile basıldıktan son ra, Bulgaristana bir komitacı akını başladı. Sofya ve Filibe şehirleri kaçak soyguncularla doldu ve müteaddit fesat ocakları kuruldu. Artık İhtilâlciler silâhlan atmış ellerine kalemleri almışlardı. (Afgah Havastan - Müstakil Ermenistan),  (Nuruşşa-rah - Yeni Dünya) gazetelerine ya zı yazıyor. Türkiye Ermenilerine fesat yeli savuruyorlardı   Bu   propa-gandacılann basında da yine o m*» huUSabah Gülyan) bulunuyordu. Bu yılmaz ve yorulmaz fesatçı da faal yet direktiflerini tstanbul patrikhanesinden ve bühassa Ermeni mebur lardan alıyordu. Çalışıyor, yazıyor ve
hissesine düşen altınlarla zevk sürüyor, keyif çatıyordu.
Nihayet. Türkiye ile Balkan devletleri arasındaki  münasebetler bozulmuş, harp kopmuştu.   T aş nakşa ganlar, daha evvelden Bulgar komi-talan ile anlaştıklan İçin iyi bir T aliyet sahası   bulmuşlardı.   Mafhur Antranik kaptan Osmanlı Ermenilerinden tegkü ettiği ve intikam çct«- -adını verdiği kuvvetile Bulgar çetv leri ile birlikte Osmanlı   hududur geçmiş ve Keşan, Malkara, Tekırdü taraflarına kadar inmişti. Beraberir de bulunan (Ohanes Tıroyan)  (Se* rak Kişmiryan),   Nişan   Pekmezel-yan), Kafkasyalı  (Sonik Ylgikyan) Varnalı (Sempat Dülgeryan) gibi ka na susamış zorbaların idaresinde bulunan çeteler, taraf taraf dağılmışlar, köyleri basmağa,    rastladıkları Türk erkeklerini   boğazlamağa, çocuk ve kadınları evlere ve köy camilerine doldurup yakmağa   başlamışlardı.
O sırada Ocmanlı ordusunun mağlûp bir vaziyette geri çekilişini ve Çatalca müstahkem mevkiinde müdafaayı tercih edişini ele geçmez bir fırsat sayan Ermeni komitacıları Sof yada bir içtima akti Ue yeni bir birlik teşkü etmişler ve verdikleri sureti aşağıda yazılı kararı bütün Ermeni komitalarına bildirmişlerdi.
«... Bir Türk sosyalizmi ihtasına çalışmakta olan ittihat ve terakki •fırkası, siyaset sahasından tam amile çekilmiş bulunmaktadır. Gayri müs-lîm unsurlara ve bilhassa biz Ermenilere pek mühlik ve muzır bir düşman olan bu fırkanın iktidar mevkiini tekrar ele geçirmek üzere çok muhtemel ve memul bulunan teşebbüslerine mâni olmak, haber alman tasavvurlarını boğmak için komitalarımız birleştirilmiş ve şiddetli bir mücadele karan verilmiştir.
İşbu mücadeleye Rusya, Kafkasya, Bulgaristan, Romanya, Mısır, İngiltere ve Amerikada bulunan bilcümle komitalar, vaziyeti hozıralarmm müsaadeleri nisbetinde ve kendi esas prensip ve programlarından aynini amak üzere, Osmanlı ülkesindeki ErmenUerin maruz bulundukları a-cıklı vaziyeti ve Osmanlı devletini kıvrandırmakta olan siyasî buhranr nazarı dikkate alarak iştirak edecek ve bir taraftan büyük Ermcnistanm doğması, diğer taraftan da Türk iyede bulunan Ermenüerin kurtarılması için maddi ve manevi muavenetlerini katiyen esirgemiyeceklerdir.->
SORUNUZ
Ö YLİ YELİM
Berber Usturaları Nasıl Temizlenmeli ?
Taksimde Enver Göksan (eski tapu memurlarından) soruyor:
Berberlerin kullandıkları usturalar tıraştan evvel kayış üzerinde bilenmekte ve her tıraş sırasında bir defa ya süblüme veya asit fa-nildl suya batırılmaktadır. Bu ka-darcık dezenfeksiyon usturanın temiz kal m asma kati midir?
CEVAP — Sualinizin ehemmiyetini anladık. Eğer tıraş başlarken ustura antiseptik bir mayi 1-le temizlenirse bir defa için bu temizlenme kafidir. Fakat tıraş a-rasında berberler usturayı bir kaç dofa kayışa sürerek bilerlerse işte
atili tehlike buradadır. Çünkü ustura kayışa sürtüldüğü zaman tekrar antiseptik mayi içine ko-
nulmazsa temiz ve mikropsuz sayılmaz. Çünkü kayış bir mikrop yatağıdır. Şu halde   birinci defa
yapılan dczenfekslyonun bükmü kalmaz. Berberler bu inceliğe dikkat etmiyorlar ve belki de bunun
lüzumuna kani değillerdir. Fakat, müşterinin berberi ikaz etmesi çok
yerinde bir hareket olacağı gibi alakadar makamların da bu noktayı berberlere bildirmesi pek yerinde bir hareket olur.
¦ 1
17-2-941
VATAN
TÇÜK
anlılar
Dürryanm en meşhur ressamının eline fırçayı verip te deyiniz ki:
— «Bir tek fırça hareketilc ve bir tek renlkle bize Plcvnc müdafaasını canlandır!
Yapamaz.
O kahramanlığı tasvire bir fırça ve bir renk değil, bütün renkler ve yüzlerce fırça haîeketi kâfi gelmez.
Dünyanın en namlı bestekârına deyiniz ki:
— «rBir tek nota ile bize İstiklâl Marşını bestele!-
Yapamaz.
Bir tek nota bir yamyamın gırtlağından çıkan basit bir heceyi dahi bestelemeğe imkân vermez.
Dünyanın en muktedir mimarına deyiniz ki:
— «Su tuğlayı al da bize bir zafer âbidesi kur!
Yapamaz.
Bir tek tuğla ile zafer âbidesi değil, bahçıvan kulübesi dahi kurulamaz.
Dünyanın en ünlü şairine deriniz ki:
— «Bir fcdk kelime ile bize bir Sakarya destan» yaz!
Yapamaz..
Bir tek kelime şairin vezin ve kafiye yaratmasına değil, bir mısraı meydana getirebilmesine dahi elvermez.
Dünyanın en özlü heykeltraşı-na deyiniz ki:
— «Bir tek çekiç daıbesile bize bir demokrasi ve hürriyet heykeli yarat!
Yapamaz.
Romanyada
(Başı 1 incide) XX
man hazırlıkları ikmal edilirken, diğer taraftan da yekûn mevcudu 600 bini bulan 30 kadar Alman fırkası Romanya yi kontrolleri altında bulun durmaktadır.
Romanyada 450 Alman Tayyaresi Var
Romanyada son zamanlara kadar esas itibarile avcılardan mürekkep lolan Alman bava kuvvetleri son gün * lerde ağır bombardıman tayyareleri ' ve kıtaat için nakliye tayyareler il e takviye edilmişlerdir. Halen Roman-, yada 450 Alman tayyaresi   mevcut olduğu tahmin edilmektedir. Bu tayyareler Romanyanm her tarafına dağılmış bulunmakla beraber son günlerde şark ve cenup hudutlarına doğru hareketler vukubulmuştur.
Yugoslav Hududunda
Yugoslavya hududunda   halen üç
fırkasr mevcuttur. Fakat Romanya-Sovyetler birliği hududunda geçen hafta kışlalara Alman kıtaatı tarafından el konulmuştur.
Köstencede Vapurlar Hazır
Duruyor
Diğer kıtalar Köstenceye tahşit e-
dilmişlerdir. Nakliye vapurları buradan harekete Amade bulunmaktadır. Keza Bulgar hududu boyunca Tuna limanlarına büyük miktarda harp malzemesi nakledilmiştir.
Cuma günü BUkreşe yeni Avusturya kıtaları gelmekte idi.
Reuter ajansının hususi muhabirlerinden biri tayyareden cenuba doğru ilerlemekte olan ucu bucağı gelmez nakliye kollan görmüştür. Mekteplerin hastahane olarak kullanılmak üzere işgal edileceği söylenmektedir. Rumen hastahaneleri ise e s a 3 e rı Alman sıhhiye kadrosunun işgali altındadır. Bir taraftan Varna limanma büyük miktarda Rus benzini gelmekte, diğer taraftan da borular vasıtasile süratle ve karadan Tuna üzerindeki Rumen limanı olan Yerköye scvkedilmektedir
Türk - Rumen Münasebatı
Romanya ile Türkiye   arasındaki
münasebetler bozulmaktadır. Almanların teşviki üzerine BUkreşteki bütün Türk gazetecileri geçen hafta tevkif edilmişlerdir.
Köstence ile İstanbul arasındaki yolcu seferleri tatil edilmiştir.
Bükreş, 17 (A.A.) — Stefani ajan-smdan:
Hükümet merkezinde asayiş ve sükûnet avdet ettikten sonra şehir hayatının bir dereceye kadar norm-1 bir şekilde devam etmesine müsaade edilmiştir.
Yirmi gündenbcrl saat 22 den sonra hükümet merkezinin sokaklarında dolaşmak mcnedilmişti ve saat 21 de bütün umumi müesseseler kapanmakta idi. Dün aksamdan itibaren yeni hükümler meriyete girmiş, ve sokaklarda seyrüsefere gece yansına kadar müsaade edildiği umumi müesseselerin de saat 23 e kadar açık kalmaları için izin verilmiştir.
14 şubat akşamına kadar hükümet merkezinde 3545 kişi ve eyaletlerde 4377 kişi tevkif edilmiştir. Askeri mahkeme dün 27 kişiyi Uç aydan beş seneye kadar muhtelif kü-
Bir heykelin değil meydana gelmesi, yakılması dahi bir tek çekiç darbesinin becereceği iş değildir.
Dünyanın en büyük edibine veya hatibine deyiniz ki:
— «Bir tek sözle bize Türki-yeyi ve Türkü anlat 1
Yapamaz.
Çünkü Türkiye ve Türk, bir tek söze değil kâinata dahi sığmaz.
*
Fakat ben, dünyanın en rrfeş-hur ressaımınidan daha    şöhretliyim. Ben, dünyanın en namlı bestekârından daha namlıyım. Ben, dünyanın en muktedir mimarından daha kudretliyim. Ben, dünyanın en ünlü şairinden daha ünlüyüm. Ben, dünyanın   en   özlü heykeltraşından daha    özlüyüm. Ben, dünyanın en güçlü   karikatüristinden daha güçlüyüm. Ben, dünyanın en büyülk edip veya hatibinden daha büyüğüm... Çünkü ben tek kelime ile: Plevneyi canlandırır. İstiklâl marşını besteler. Zafer âbidesini kurar, Sakarya destanını yazarım, Ve ben istersem size yine tek kelime ile eşi bulunmaz bir demokrasi ve hürriyet heykelini yaratırım.
Size Türkâyeyi ve Türkü anlatırım.
Evet, tek kelime ile... Sadece Mehmetçik (*) d iverek...
Sadun Galip SAVCI
(*) Buradaki «çlk», eskiden «ismi tasgir» dediğimiz küçültme edatı değil, «Anacığım, babacığım» da-ki gibi çok yakın ve kalbten bir sevginin ifadesidir.
Yugoslavlar Diyor ki:
(Bası 1 incide) **
edilmesi ihtimalinin çok kuvvetli olduğunu yazanakta müttehittir. Hattâ bazı gazeteler bu İsıtılanın on beş günden evvel de yapılacağı mütalâasındadır.
Times gazetesinin diplomatik muharriri yazuyor:
Alman gazetelere Bulgârieta-nırv istilâsına Yugoslavyanın muvafakatine açricça güvenmiye başlamışlardır. Belgradda ise bütün ihtimaliler cidd' bir tarzda tetkik edilmektedir. Yugoslav ordusu ve milleti doğrudan doğruya yapılacak bir taarruza karşı koy-mıya azmetmiş bulunuyorlar. İşte bunun içindir ki Hitler böyle bir taarruza teşebbüs etmiyecek-tır. Hitlerin bütün kuvvetleri ve bilhassa tayyareleri halen İngiltere karsısında bulunmaktadır.
Times gazetesinin diplomatik muharriri, îngilterenin Balkanlar siyasetini de tetkik ederek diyor ki:
Bu siyaset, son günlerin hâdiselerinden sonra daha açık olarak görülebilir. Yunan tebliğleri İngiliz y a rd ı(rru n ı b ild i rmekted ir. Asıl yardım havalarda yapılmaktadır, istedikleri yardımın mahiyetini tayin etm«k Yunanlılara ait ise de ingiltere her türlü yardımı yapmıya hazırdır.
Balkanlarda Vaziyet Salâha
Gidiyor
Daily Mail gazetesinin Sofya-daki muhabiri ise diğer gazetelerin tersine olarak Balkan vaziyetinde bir salâh görmektedir. Zira bu gazeteye göre Almanya Bul-garistana girmeden önce Yugoslavya ve Türkiye ile anlaşacağını Bulgar hükümetine vadetmişti. ZİTa kralın etrafında toplanmış olan Bulgar vatanperverleri bu iki mem'leketin vaziyetinin sarih olmadığını bildirmektedirler.
NeWs Ohornicle gazetesinin Sofyadaki muhabirine göre, Yunan hududu civarında hararetli Alman hazırlıklarından bahsederek büyük bir başlık altında «Bul. garistanan bu hafta istilâya intizar etmekte olduğu-nu» kaydediyor.
Ayni gazete başmakalesinde Hitlerin ltalyaya indirilen mükerrer darbeler üzerine çabuk harekete mecbur kaldığı kanaatini göstermektedir.
rek cezalarına mahkûm etmiştir.
Maznunlar Nasıl İsticvap
olunacak ?
Bükreş, 17 (A.A.) — Dahiliye Nezaretinin bir tebliği: 21/23 kânunusani isyanına iştirak etmiş olan bütün şüpheli eşhasın tamamile kanunî bir şekilde isticvap edilmesi için İdare ve polis makamlarına yeniden emir verilmiş oldugrunu bildirmektedir. Maznunlara maddî eziyet yapılamıya cak ve intikam hissile hareket edil-miyecektir. Halk, bu gibi hadiseleri Dahiliye Nezaretine bildirmiye davet olunmaktadır.
Yun
Diyorlar ki:
(Başı 1 incide) X
, ettirdiği bu hârba sonuna kadar, yani düşmanın katı mağlûbiyetine kadar devam edecektir. Bu karara muhalif her haber tamamile yalan telâkki edilmelidir.
İtalyanlar  Sivil  Halkı Katlediyorlar
Atina, 17 (A.A.) — Bütün gazeteler, halyan tayyarecileri ta. rafından sivil halkın sistematik bir surette bombardıman edilmesinden mütevellit nefretlerini izhar etmektedirler.
Bstıa gazetesi. Pire ve Larisa'-da 37 kadın ve çocuğun bu suretle katledilmiş olduğunu yazmakladır. 12 şubat günü kalyan tayyarelerinin faaliyetimden husule gelen bilanço içte budur.
Bu cinayetler bütün kalyan milletini dehşet içinde -bırakmak-t ad ır.
Papanın müdahalesi üzerine Habeşistanda buıunan 200,000 kalyanın tahliyesi için müzakereler cereyan ettiğine dair gelen haberler Yunan rftkân umumiye-sindc büyük bir alâJka uyandırmıştır.
Es>tia gazetesi, efkârı umum iyenin bu münasebetle İtalyanlar tarafından Epire'de ve Arnavutlukta tevkif edilip rehine olarak poturu İm Yunamlhlarm seılbest bırakılmaları için İngiliz hükümeti nezdinde »teşebbüste bulunulmasın* ve mevzuu bahis müzakereler arasında bu meselenin de görüşülmesini talep ebtiğini yazmaktadırlar.
Yunan Ordusundan Kaçan Yoktur.
Atina, 17 (A.A.) — Yunan nazırlar meclisinde bilhassa başvekil ile matbuat nazırı aTasında noktai nazar ihtilâftan çıkVnış olduğuna dair ortada dolaşan bir şayia deveran «önektedir. Matbuat nazırının Yunan gazetelerinin pek fazıla nikbin bir lisan kul. (anmakta oilmakarmden dolayı muaheze edilmekte olduğu söyleniyor. Bu şayia, katiyen asılsızdır. Yunan gazetelerinin nikbinliği o kadar yerindedir ki ba^lca türlü bir lisan kullanmaları takdirinde yazdrklarını hiç kimse anlı-yaonıyaca/k'tır.
Diğer taraftan Romadaki bazı muhabirler. Yunan ordusundaki Makedonyalı bir tainm efradın kaçmrş olduklarına dair verdikleri haberle Yunan ordusu zayiatına ait olarak verilen mübalâğalı rakamlarla tekzip olunur. Zayiatımız, kıtaatımızın elde ettikleri netayice nazaran çok hafiftir ve Yunan ordusunu teşkil eden bütün Yunanlılar, gayret, fedakârlık ve kahr.mım1 kta birbirlerile, müsabaka etmektedirler. Ordudan firar hâdisesi bir masaldır, tekzip edilmiye değmiyecek derecede gülünçtür.
Selânikte Panik Olmamıştır
Atina, 17 (A.A.) — Roma radyosu Sel ân iğ in son bombardıman» üzerime bu şehir batkının paniğe tutulduğunu ve polisin tacirleri müşteri mevcut olmamasına rağmen mağazalarını açık bulu n/d urrmıy a (mecbur tuttuğunu bildirmiştir.
Stefani ajansı da buna benzer bir haber neşretmiştir.
imdi, bu hal Cenova şehrinin İngiliz filosu tarafından bombardımanı üzerine mezkûr şehir halkının basma geJmiş olmakla beraber bize Selanikken verilen haber bu şehir sakinlerinin tamamen sağlam olan kuvvei mameviyelie-rini bilhassa kayıt ve işaret etmektedir.
Esasen selânik halkı harbi gerek 1912 - 1913 de (gerekse 1915 - 1918 de yakınldan tanımıştır ve şimdi hissedeceği şey vatanperverliğinin ve enerjisinin
hamilinden başka bir şey olamaz.
Yunan Resmî Tebliği
Atina, 17 (A.A.) — Yunan orduları başkumandanlığının dün a'lzışzum   neşrettiği   | 13   numaralı
tebliği:
Kıtalarımız, mevziî muvaffakiyetli taarruz hareketlerrle düşmanı bir çok noktalarda mevzilerinden çıkarıp atmış, 250 esir almış ve mimim miktarda harp malzemesi iğtinam eylemiştir.
Bomba tayyarelerimiz bugün harp sahasında hedeflere muvaf-f ak ıyetl i ta aruzl a rd a bulu nm u ş -lardır. Devriye gezen av tayyarelerimiz düşmanın iki motorlu bomba tayyarelerinden mürdk-kep bir teşekküle rastlamış ve bu tayyaTelerden birini düşürmüştür.
İtalyanlar Prevezeyi Bombaladılar
Atina, 17 (A.A.) — Umumi emniyet nezaretinin 16 şubat tarihli tebliğinde düşman tayyarele-
AF„ TELEFON HA
ispanyada Müthiş Bir
Fırtına Ortalığı Altüst Etti
Madrid, 17 (A.A.) — Bu sabah Santander'de büyük bir yangın çıkmıştır, iki yüzü mütecaviz bina a-levler içindedir. Yangin hakkındaki ilk haberi Santander belediye reisi tarafından imdat istemek Üzere Mî- 2 ride yollanılan ^motosikletli bir memur getirmiştir. Bütün Madrid, Va-İans Vandolid, Bourgos, Saint - Se-bastian ve Bilba itfaiye servisleri der hal Santandere sevkedilmiştir. Yangınla mücadele etmek için bir'çok askeri müfrezelerle polis teşekkülleri Bourgos'dan yola çıkarılmıştır. Yangınm şiddetli bir zamanında San tander ile münakalât kesilmiş olduğu için bu felâket hakkında tafsilât almak mümkün olamamıştır. Bununla beraber bir kişinin öldüğü, bir kaç kişinin de yaralandığı malûmdur. Yangının limanda ateş alan sarnıçlı bir vapurdan sirayet ettiği zannedilmektedir.
Madrid, 17 (A.A.) — Bütün İspanyada çok büyük şiddette bir fırtına esmektedir. Bir çok noktada münakalât kesilmiştir.
Şiddetli fırtına,4 San - SebastianV-Bilbao demiryolu üzerinde vahim bir tren kazasına sebebiyet vermiştir. Urona nehri üzerinden geçmekte o-lan tren köprüden geçerken, fırtınanın şiddetinden durmuş ve vagonların bir kısmı nehre düşmüştür. 25 kişi ölmüş. 125 kişi yaralanmıştır.
Santander limanında yanmakta o-lan petrol gemisinin yangınında da yine fırtınanın şiddeti korkunç bir mahiyet vermiştir. Alevler, limandaki evlere ve oradan diğer mahallele-büyük bankalar da dahil olmak üzere bütün eski şehir harap olmuştur..
Hasar, 150 milyon pesetas olarak tahmin edilmektedir. Binlerce kişi melcesiz kalmıştır.    Bunlar, Sardu-
nero plajında kamp kurmuş bulunmaktadır.
Lizbon, 17 (A.A.) — Portekizde hüküm sürmekte olan şiddetli fırtına dolayısile 20 si Lizbonda olmak üzere 78 kişi ölmüş, yüzlerce kimse yaralanmış, 200 kişi kaybolmuştur. Maddî hasar 50 milyonescoudes tahmin edilmektedir.   19S0 sınıfı istin-
¦
kâm efradı silâh altına çağırılmıştır.
Prevezeyi bombardıman ettikleri bil d ir iLm ektedir. Bir KEŞİ yaralanmış ve zıeyıtinıliklerde ufak haşarat vukua gelmiştir.
Yunanistandakî   İngiliz Karargâhının Tebliği
Atina, 17 (A.A.) —Yunanis-tandaJki İngiliz hava kuvvetleri karargâhının tebliği:
ingiliz bopnbardıman tayyareleri bu geoe dafi bataryalarının şiddetli ateşine rağmen Brendizi hava meydanını muvaffakiyetli bir surette bombardıman etmişlerdir.
Dün başka tayyare gumpiarı düşmanın Tepedelen şimalindeki mevzilerine yeniden sürekli taarruzlarda bulunmuşlardır. Brendizi ve Tepedelen Bombardıman Edildi
Atina* 17 (A.A.) —Yunanis-tandaki İngiliz hava kuvvetleri karargâhı tarafından neşredilen tebıliğin tam metni:
İngiliz bombardıman tayyareleri 15/16 şubat gecesi tayyare dafi toplarının şiddetli ateşine rağmen Brendizi hava meydanını büyük bir muvaffakiyetle bombardıman etmişlerdir. Hangarlar ve resmî binalar üzerinde bomba, ların patladığı görülmüş ve bazı yangınlar çıkarılmıştır. Lazerctto adasının karşısındaki sahada çok şiddetli bir infilâk olmuştur.
Dün diger bombardıman tayyareler imiz re fak ati e r in d e avcı tayyareleri bulunduğu halde Arnavutlukta Tepedelen in şimalindeki Buai mırutakaaında düşman mevzileri üzerine yeniden keşif hücumlar yapmışlardır. Buzi'deki adkıerî binalarla top mevzilerine tam icabetler vaki olmuştur.
Laytiza'ya atılan bombalar nakliye vasıtalarının toplanmış olduğu yerle büyük bir asker te-cemmuu kampı arasında patlamıştır. Bunu müteakip düşman askeri kıtaları üzerine ve otomobillere çok alçaktan mitralyöz ateşi açılmıştır.
Güfiün en muvaffakiyetli hareketlerinden biri Klissura ile Berat arasındaki yol üzerinde ricat halinde bulunan düşman kollan ile nakliye otomobillerine yapılan şiddetli bir hücumdur. Alınan fotoğraflar İngiliz tayyarecilerinin nişancılığını isbat etmektedir.
Kısa bir hava muharebesi esnasında bir düşman bombardıman tayyaresi hasara uğratılmıştır.
Hopkins'in Tetkikleri
(Başı 1 incide) —
tan istifade edeceği şüphesizdir.
Nevyork, 17 (>^\..) — Harp hakkında ne düşündüğü sualino Hopkins, şu cevabı vermiştir: . Hitlerin ingilizleri mağlûp edebileceğini zannetmiyorum. İngilizler kadar mukavemetli bir halk yoktur. Amerikanın yardımı ile îngilterenin harbi kazanacağına şüphe etmem. Bu harp hiçbir tarafın galip gelme-mesile değil, îngilterenin galibiyeti-le neticelenecektir. İngilizler «çok yardıma» muhtaçtır. Bu yardım göreceklerine eminim.
Amerikalı   İtalyanların   Lord
Halifaks'a Açık Mektubu
Nevyork, 17 (A.A.)  —    Nevyork
Post gazetesi, aslen İtalyan olan A-merikan tebaasından Luigi Criscuo-la'nın İngiltere büyük elçisi Lord Halifaksa hitaben yazdığı bir açık mektubu neşretmektedir.
Criscuola mektubunda ezcümlt şöyle demektedir:
Biz Amerikalı İtalyanlar, bu harpten, İtalyanın şerefini kurtarmış olarak çıkmasını temenni ediyoruz. Bu 3ebeple Birleşik Amerika devletleri ile Îngilterenin ve diğer müttefiklerinin ltalyaya, bu memleketin Almanya tarafından istilâsını önliyecek askerî ve iktisadî teminat vermesini arzu etmekteyiz. Müttefikler tarafından zamanında yapılacak böyle bir teşebbüs Alman taarruzunun a-kametini intaç edeceği gibi İtalyanın da asla akdetmemesi lâzrm gelen bir ittifaktan şerefile çekilmesini temin edecektir.
Amerikada Antifaşist Bîr Miting
Nevyork, 17 (A.A.) — İki bin 1-talyan ve yüzde seksen nisbetinde A-merikan tebaası İtalyan Union -Hall'de Mazzini ve Cooper tarafından tertip edilen büyük bir antifaşist mitinge iştirak etmişlerdir. Profesör Salvemini, Roosevelt hakkında ihtiramkftrane bir lisan kullandıktan sonra demiştir ki:
Hitler kazanacak olursa. İtalya, bir Alman müstemlekesi olacaktır. İtalyan milleti mağlûp olmamıştır. Mağlûp olanlar kral, Mussolini, son iki papa ve kardinallerdir. İtalyanlar şerefsiz bir harpte çarpışmak istemiyorlar.
Cemiyet reisi Maks Ascoli de şunları söylemiştir:^ "
İtalyanın kazanmış olduğu hürriyet ve birlik İtalyan milletinden sökülüp alınmıştır. Bu millet faşizm tarafından aldatılmıştır.
Ascoli şunları ilâve etmiştir: Bütün Amerlkadaki İtalyanlar 1-çin Anglo Saksonlara yardım etmek ve onların idealini benimsemek saati çalmıştır.
Anglo Sakson hürriyetinden müstefit olanların vazifesi ttalyadakl 1-talyanlara hakikatte hürriyetin ne olduğunu öğretmektir.
Vilki Çine Gidiyor
j (Başı 1 İncide) =
Japonlar tarafından işgal edilmemiş bulunan   mıntakalanndaki   vaziyeti tetkik maksadile bîr seyahat yapmak tasavvurundadır.
Vilkie'nln Pasifik denizini tayyare ile geçmek niyetinde olduğu ilâve e-dilmektodir.
Tokyo. 17 (A.A.) — D. N. B.
Tokio Asahi Şimbun gazetesi, Singapur yakınlarına mayn dökülmesi münasebet ile yazdığı bir yazıda bu mayinlerin Japonya ve diğer Uzak Şark memleketleri, seyrisefaini için ciddi bir tehlike tenkil etmekte olduğunu yazıyor. Japonyanın Hindistan ve Afrika hatları her şeyden ziyade tehlikeye maruz kalacaktır, ingiltere diğer bölgelere de m ayin dökmiye devam ettiği takdirde Japonyaya karşı bir blok a hattı bahis mevzuu olduğu söylenebilir. Hollanda Hindistanındaki Japonlar Memleketlerine Dönüyor Tokio, 17 (A.A.) — D. N. B.
ajansı bildiriyor:
Tokio Asahi Şimbun gazetesinin. Batavia'dan istihbar ettiğine göre, siyasî vaziyetin inkişaflarını göz önüne alan Hollanda Hindistanındaki Japonlar ailelerini Japonyaya göndermek üzere bi<r takım tedbirler almaktadır. Cenup denizinde işliyen Japon vapurlarının bütün mevkileri tâ nisan ortasına kadar şimdiden tutulmuş bulunmaktadır. Filolar Geri Çekilirse Mesele Kalmıyormuş
Tokio. 17 (A.A.) — Stefani ajansından:
Kokumin gazetesi, B. Roose-veltın Japon sefiri B. Nomura'ya söylemiş olduğu dostane sözlerin Amerikan - Japon münasebatm-dakı   vazıyeti   değıştirmryeceğ'ni
Afrika Harbi
Somalide, İtalyanlar Yine Püskürtüldü
İşte Cenova Bombardımanının Bilançosu:
144 Ölü, 242 Yaralı
Kahire, 17 (A.A.) — Orta Şark ingiliz umumî karargâhının tebliği-
Libyada ve Erltrede vaziyet değişmemiştir. Habeşistanda Kumuk'un 14 şubatta düşmesile Mısır, Sudan veya Kenya topraklarında artık e-sirler müstesna olmak üzere hiçbir italyan kalmamıştır.
Gondara doğru hareketimiz tekrar başlamıştır. Rudolf gölünün garp mıntakasında kıtalarımız nüfuzlarına devam etmektedirler.
İtalyan somalisinde düşman kuvvetleri, şimdi Juba nehri hattına kadar sürülmüşlerdir. Eu arada, Kis-maya'nın zaptı sırasında alınan top ve diğer her nevi harp malzemesi tasnif edilmekte ve sayılmaktadır.
Cenup Afrikası Hava Kuvvetleri
Faaliyette
Nairobi, 17 (A.A.) — Cenup Afrikası hava kuvvetleri karargâhının tebliği:
Cenup Afrikası bombardıman tayyareleri son günler zarfında hara*-retli faaliyetlerine devam etmişlerdir. 15 şubatta Juba nehrinin şark sahili üzerinde bulunan Gelib'e bombalarla şiddetli bir taarruz ederek oradaki köye ve düşman kışlalarına bir çok bomba atmışlardır. Binalara bir çok tam isabetler kaydedilmiştir. Yangınlar çıkarılmıştır.
Bir gün evvel, bombardıman tayyarelerimiz Juba nehrinin şarkında taarruz! keşif hareketleri yapmışlardır. Düşmanın bir makineli nakliye koluna tam isabetler kaydedilmiştir.
15 şubatta diğer bir cenup Afrikası filosu Habeşistandaki Mega'nın 30 kilometre kadar şimalinde bulunan Elgod civarında düşmanın bir motorlu nakliye kolunu bombardıman etmiştir.
Hollanda Limanları Bombalandı
Londra, 17 (A.A.) — Hava Nezaretinin -tebliği:  -
Dün gündüz saatlerinde tek   tek hareket eden İngiliz   bombardrman tayyareleri düşman İşgali altındaki arazide bazı hedefleri bombardıman
etmişlerdir.
Holandadaki Hollevötsluis'de bombaların rıhtıma ve sahile bağlı bir vapura isabet ettiği görülmüştür.
Holanda açıklarında vapurlar ve Cobougye ile Middeltourg Denhelder-deki hedefler de bombardıman edilmiştir.
Cumartesi gecesi bombardıman tayyareleri Polonyadaki Katovic ve Cracovi bölgeleri üzerine beyanname atmışlardır.
2,500 Kilometre Bir Uçuş
Londra, 17 (A.A.) — Dün gece Polonyadaki Cracovie'ye kadar uçan İngiliz askerî tayyarelerinin dokuz saat fasılasız havada kaldıkları tahmin edilmektedir. Böyle bir uçuş harbin bidayetindenberl İngilterede-ki üslerden ilk defa olarak yapılmak tadn\ Mesafe işgal altındaki arazi i-le düşman arazisi üzerinden 2560 kilometredir.
Hava Düellosu Devam Ediyor
Londra, 17 (A.A.) — Alman tayyareleri, dündenberi İngiltere üzerinde pek fazla faaliyet gösterememişlerdir. Pazar günü güneş battıktan sonra bir tek Alman tayyaresi, şimali şarki sahilinde kâin bir şehre bir kaç bomba atmıştır. Bir kaç ev, ha-
yazmakta ve îki memleket arasındaki gerginliğin ancak Birleşik Amerikanın samimî ve halisane bir hareketi ve meselâ büyük Okyanusta bulunan Atlantik filosunu geri çekmesi sayesinde azala-cağmı ve hattâ zail odacağını ilâve etmektedir. Bu gazete. Amerikan - Japon münasebatındak» vazıyetin bütün büyük devletler üzerinde tesir icra etmekte olduğunu ve binnetice B. Rooseveltin B. Nomuranın muhtemel tekliflerini reddetmesinin beynelmilel pek vahim bir vaziyet ihdas edeceğini yazmaktadır. Japonya Siyamdan Üs İstememiş Tokyo, 17 (A.A.) — D. N. B. Domei ajansı Bangkok'dan bildiriyor:
İngilizler, Japonyanın Tokyo'daki barış konferansında Siyamdan bazı sevkulceyş üsleri istediği hakkında şayialar yaymaktadırlar. Siyam hükümeti bu şayiaların tamamen yanlış olduğunu, Japonyanın üs istemediği gibi her hangi bir siyasî tazyikte de bulunmadığını bildirmiştir.
Mısırda Kuvvetli Bir
Polonya Ordusu
K
uruluyor
Kahire, 17 (A.A.) - Reuter ajansının orta şarktaki hususi muhabiri
bildiriyor:
Mısırda çok kuvvetli bir Polony, ordusu teşkil edilmektedir. Bu ordunun nüvesi müstakil Polonya livasının  bazı cüzütamlarıdır. Polonya ordusunun îngiü, imparatorluk orduları için büyük bir yardımcı kuv vet teşkil edeceği şüphesizdir. Bu Av pupanın muhtelif yerlerindeki    esir kamplarından kaçarak uzun bir yolculumu ve bu meyanda Toros dağarını geçmek gibi bir işi başarmışlardır. Bunların tek bir gayesi var-' an-: Almanyayı mağlûp etmek.
Kral Faruk
İyileşti
Kahireı |7 (A.A.) — Sarılık hastalığından rahatsız buJunan Kral Faruk iyileşmiştir.
Prenses İkbal öldü Bernt, 17 (A.A.) — Bu sabah Mmr Hıdivi Abbas Hilmi ^asanın ilk karısı prenses İkbal Lubnandaki ikametgâhında ölmüştür. Prenees İkbal 65 yasında idi.
sara uğramıştır, ölenlerin ve yarala-nanlann miktarı cüzidir.
İngüterenin şarkında bazı noktalara da bombalar atılmış ise de haşarat ve nüfusça zayiat yoktur.
Hava nezaretinin tebliği, gecenin sair aksamında İşara değer bir h&di-se vuku bulmamış olduğunu bildirmektedir.
Londra, 17 (A.A.) — Hava vc Dahilî Emniyet nezaretlerinin teb
Gurup zamanı bir düşman tayyaresi şimali şarki şehirlerinden biri üzerine bir bomba atmıştır. Bir kaç ev hasara ugTamıştır. İnsanca zayiat pek azdır. Ayni saatlerde £ast Anglia üzerine de bombalar atılmışsa da insanca zayiat olmadığı gibi maddi hasar da yoktur.
Gece işara değer bir şey olmamıştır.
Maltaya Taamız
Malta, 17 (A.A.) — Resmi tebliğ-.
15/16 şubat gece yarısından blr^z sonra bir düşman tayyaresi Malta ü-zerinden aşağı bombalar atmıştır. Bir ev yıkılmış ve bir kişi hafifçe yaralanmıştır.
Dün sabah ada üzerinde keşif u-çuşu yapan bir düşman tayyaresi, tayyare dafi toplarımızın ateşile kar şılanmıştır. Daha sonra bir çok avcı tayyarelerinden mürekkep bir düş man filosu ada üzerine bir keşif taarruzu yapmıştır.
italyan Resmî Tebliği
İtalyada bir mahal, 17 (A.A.) —
İtalyan orduları umumi karargâhınız 255 numaralı tebliği:
Yunan cephesinde dün bilhassa 11 İnci ordu mıntakasında muharebeler devam etmiştir. Hava müfrezelerimiz düşmanın muvasala yollarım ve mü-, dafaa tesisatım şiddetle bombardıman etmişler ve askeri tahşidatı, nakil vasıtalarını ufak çapta bombalarla bombardıman ederek alçaktan mitralyöz ateşi altına almışlar dır.
Alman Resmî TebKgi
Berlin, 17 (A.A.) — Resmi teb
lig:
Bir denizaltı ceman 11 ton hacminde düşman ticaret vapuru batırmıştır. Daha evvel ceman 20 bin tona kadar düşman ticaret vapuru batırmış olan başka bir denizaltı muvaffakiyetlerini 24 bin tona çıkarmıştır.
Keşif tayyarelerimiz Great Yar-mouth'un şimalinde bombalarla büyük bir ticaret vapurunu ağır hasara uğTatmış, Irlandanm garbinde de daha küçük diger bir vapur batırmıştır.
Dün dogu - cenup İngilteresinde hava meydanlarile kıtaat tecemmu-lerl, liman tesisatı ve bir silâh fabrikası üzerine muvaffakiyetli hücum lar yapılmıştır. Bir tayyare meydanı üzerinde tayyareler tahrip edilmiştir. Ağır çapta bombalar makine dairesine ve bir montaj atölyesinin hangarlarına düşmüştür.
Bu Tekzip Doğru mu?
Roma, 17 (A.A.) — Stefani ajansı bildiriyor:
Salâhiyottar mahfiller cenubî İtalyada ezcümle Calabre'de ve Pouille-de demiryolu münakalâtının temdit ve hatta ilga edildiği hakkında yabancı memleketlerde çıkan şayiaların yanlış ve tahrikâmlz olduğunu beyan etmektedirler.
Roma. 17 (A.A.) — D. N. B
bildiriyor:
Resmi bir tetiğe gore, geçenlerde İngiliz haj-p gemileri tarafından Cenovaya yapılan bombardıman esnasında  144 kişi öl-
1
mu ^
\-c 27?       varalanrnıstiT
VATAN
17 - 2 . 941
S s
R i Y
amız Pamuklu ve Yünlü Fabrikaları Mamulâtının Perakende ve Toptan Satışları İçin
ağazalarımızın Bulundukla
öre Mıntaka Taksimatını Gösterir Cetvel Aşağıya
Dercolunmuştur. Alâkadarların Mıntakalarındaki Mağazalarımıza
racaatları
Rica
nur.
SATIŞ MINTAKASI:
Satış Mağazası
'S b?Ş £££ t££ istanbul toptan
Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Bolu, Zonguldak, Kastamonu.
Ankara, Çankırı, Çorum izmir, Manisa, Afyon, Antalya.
DEPOSU
ANKARA MAĞAZASI İZMİR
Aydın, Denizli, Muğla, İsparta, Burdur. NAZİLLİ
Mersin, Seyhan, Gaziantep, Maraş, Hatay.
MERSİN
Yeni ve Cazip
Bir Pudra
Emsalsiz   Güzellikte   Bir Ten   Temin   Eden
Bu pudra, yeni cHavarra'nAr-nu / usulü sayesinde on defa <ia-ha ince ve gayri tnerî olduğundan ctk tçan gayet prat&br. Ve dkfcn . M*ky*]iı de&i - Tabiî manzarasını temin eden Yağmurlu, rüzgâriı Wa>vefanda btle bütün gun sabit kaur.
Ln aıcak dans saJoniamıda bile artık patlak bir buruna tesadüf edilmez. Çimfcö ter4tffcn»<k hususi bnr ikhtI da,reewde kanç-tınfcmş cKrama Köpuğü> vardır. Bu pudranm Bir "Fmm gfü-zcMl nratehae6i»ı tara&nckm icat edilen ve Paris* e pek rağbet bulan on muhte+rf ae»gi vardır. En iyâ cins olan TOKA-LON pudrasını tecrübe etimiz ve yüzünüzün nasıl seMıar ve cazip bir manzara kesbettiğüfii görürsünüz.    _
' «Sİ
EOBSA
17 ŞUBAT 1941
6 terlin 5.24
Dolar 1-92.20
İsviçre Frac. 29,6875
Drahmi 0.9975
Leva 1.6225
Peçeta 12.0375
Dinar 3.175
Yen 31.1375
İsveç Kronu 31,005
E/Ahun * e Tahvilat
Ergani 20,05
Abone Ücreti
ı uikiye dahilinde:
benelik    6 aylık    3 af bk    Aylık
1400 750 400 Hariç memleketler:
150 Kr.
Senelik    6 aylık    8 aylık    Aylık
2700-
1410
800 Kr.   yoktur
YATAN Oar#teıl
tLAN FÎYATLABI Kuruş
Boakk DV'Uı+U olarak 750
1 mel ı teyia 8ı tutkal 5te
2   » I 860
8   > a » 800
4   » 100
6   » 76
6   ı 60
Tercih Edilmesindeki Sebep
GRİPİ
Bütün ağrılara, hastalık başlangıçlarına karşı ve hiç zararsız en kuvvetli ımteekkHitfir.
BAŞ < DİŞ
NEZLE/
CRiP/V
i
Nezle,
GRiPiN
algınlığı
ahaUızlıklannd
Maliye Vekâletinden :
Dantelsiz Bir Kuruşlukların Tedavülden
Kaldırılması Hakkında İiân
Dantelsiz bir kuruttukların yerine dantelli bir kuraahrfüar darp ve piyasaya kAfi miktarda çıkarılmış olduğundan darrtekaiz bir kuruahık-lann 31 Mart Ml tarihinden sonra tedavülden kaldırümaeı karar laş-tırümıştır.
Dantelsiz bir kuruşluklar 1 Nisan 941 tarihinden itibaren artık tedavül etmiyecek ve bu tarihten itibaren ancak bir sene müddetle yalnız mal sandıkları ile Cumhuriyet Merkez Bankası şubelerince ve Cumhuriyet Merkez Bankası şubesi bulunmryan yerlerde Ziraat Bankası şubelerince kabul edilebilecektir.
Elinde dantelsiz bir kuruşluk bulunanların bun harı mal sandıklan ılo Cumhuriyet Merkez ve Ziraat Bankaları şubelerine tebdil ettirmeleri ilân olunur. (9035) (12523)
İstanbul Belediyesi İlânları
Yüksek Vekiller heyetinin 19.11.940 tarihli toplantısında kabul olunan 14703 No. lu kararname ahkamına tevfikan 28.11.940 tarihinden itibaren tatrii faaliyet eden benzin, petrol, ve müştekkatilc müteharrik
bilûmum kara, deniz nakil vasıtaları sahiplerinin bu vesait üzerinde bulunan plâkalarını memnuiyet kararı kalkıncıya kadar kendi namlarına hıfzedilmek üzere Seyrüsefer muhasebeciliğine iade etmeleri lüzumuna
Daimi Encümence 30.1.941 tarihinde karar verilmiş olduğundan bu vesait sahiplerinin plâkaları 15 gün iğinde seyrüsefer muhasebeciliğine tes-efemetorl tuzumu beyan olunur. (1219)
SATILIK ARSA
Kumkapı hamamı karşısındaki arsanın "in satılktır. Ehven fiyatla verilecektir. Taliplerin matbaamızda t. M. temine müracaatı.
lir
SATİŞ MINTAKASI:
Kayseri, Sivas, Kırşehir, Yozgat. Konya, Niğde.
Diyarbakır, Urfa, Malatya, Elâzığ, Mardin, Tunceli,' Bingöl, Muş, Ağrı, Siirt, Bitlis, Van, Hakkâri.
Erzurum, Kars, Erzincan. Trabzon, Rize, Giresun, Çoruh, Gümüşhane.
Samsun, Ordu, Sinop, Tokat,Amasya.  SAMSUN
Satış Mağazası
KAYSERİ MAĞAZASI EREĞLİ
DİYARBAKIR
ERZURUM TRABZON
ŞEHtR TİYATROSU DRAM KISMI
BU AKŞAM Saat 20,30 da
MEŞALELER
Her gün gişede çocuk temsilleri için bilet verilir.
Sahibi ve Neşriyat Müdürü:  AHMET EMİN  YALMAM
Yer: VATAN MATBAASI
Deniz Levazım Satınalma Komisyonu İlânları
M. M. V. deniz merkez «tın alma kombyonum
1 — Tahmin edilen bedeli 18500 «on sekiz bin beş yüz» lira olan bir adet hava kompresörünün pazarlık eksiltmesi 21 şubat 941 tarihine rastlıyan cuma günü saat 14 te vekâlet binasındaki komisyonumuzda icra edilecektir.
2 — Şartnamesini gönmek istiyenlerin her gün ve eksiltmeye girmek fcrtiyenlerin de betti gün ve saatte 2775 liralık kati teminat mektubu ve lüzumlu evrakı ile birlikte komisyona müracaatları «882 - 1171»
inil
1 _ Tahmin edilen bedeli 2816 »İra olan on altı kalemde ceman 35,<
kilo muhtelif cins yaş sebzenin 19 şubat 941 çarşamba günü saat 14 te açık eksiltme*i yapılacaktır.
2 — İlk teminatı 211 hra 20 kuruş olup şartnamesi her gün komisyon-
dan alınabilir.
3 —   İsteklilerin belli gün «e saatte Kasımpaşada bulunan   komisyona
müracaatları, (727)
İstanbul Hava Mıntaka Depo Amirliğinden:
1 — Hava birlikleri için alınacağı evvelce ilân edilen 150 çift demir karyola fiyatı vekâletçe yüksek görüldüğünden tekrar pazarlığa konmuştur. r
2 — Pazarlıkla ihalesi 27.2.941 perşembe günü saat 14 te Yeşilköy Hava Mıntaka Depo Amirliği satınalma komisyonunda yapılacaktır.
3 — İsteklilerin şartname ve numuneyi görmek üzere her gün pazar h^a gireceklerin belli gün ve saatte tekarrur edecek fiyat üzerinden belli olacak kati teminatlarlle birlikte komisyona müracaatları (1221)
Devlet Demiryolları ilânları
Fmdık nakliyatına mahsus D. D/243 numaralı tenzilli tarife 1.3.942 tarihine kadar olmak üzere bir sene daha temdit edilmiştir. *883 - 1172>
?
Muhammen bedeli (5600) lira olan 7000 Kg. haşarat öldürücü mayi (5/3/1941) Çafc-şamba günü saat (15) on beşte Haydarpaşada Gar binası dahilindeki komisyon tarafından kapalı zarf usul ile satın alınacaktır.
Bu işe girmek isteyenlerin M20) liralık muvakkat teminat kanunun tayin ettiği vesikalarla tekliflerini muhtevi zarflarını ayni gün eaat (14) on dörde kadar komisyon reisliğine vermeleri lâzımdır.
Bu işe ait şartnameler komisyondan parasız olarak dağıtılmaktadır. (1058)
YEDİKUL
İPLİK FABRİKASI
Türk Anonim Şirketinden :
Şirketimiz esas mukavelenamesinin 24 üncü maddesine tevfikan hissedarlar umumî heyeti, aşagıd.ı yazılı ruznaıme-dek'ı maddeleri müzakere etmek üzere 20 mart 1941 tarihine müsadif perşembe günü saat 1 I de Istanbulda Yenipos-tane arkasında Hanımeli sokağında İstanbul H anındaki İdare Merkezimde sureti adiyede toplanacağından lâakal (10) hisse senedine sahip olan hissedarlar umumî heyet içtimaında hazır  bulunmak  hakkını  haizdir.
Umumî heyet içtimaında asaleten veya vekâleten hazır bulunmak isteyen hissedarların,, hâmil oldukları hisse senetlerini veya bu senetlerin Istanbuida herhangi 'bir bankaya -tevdi edil niş olduğunu natık vesikalarını içtima gününden bir hafta evvel şirketin İdare Merkezine tevdi etjmeleri icap
MUZAŞERAT  RÜZNAMESİ
1 — İdare  Meclisi  ve  muraikıp raporlarının okunması,
2 — 1940  senesi bilanço ve heaat>aünm tetkik ve tasvibi ve
İdare  Meclisi ve  MurakıLmın ibrası,
3 — İdare  MecUeinm kârın  sureti tevzii hakkındaki  tekıl'ifi-
nin tasvibi,
4 — İdare  Meclîsi  âza-lığından çıkan iki za»tın tekrar intihap-
ları veya tebdilleri.
5 — Memuriyeti  hitam  bulan  murakıp Müfit Sayın*uı tekrar
murakıpdige intihabı.
İDARE MECLİSİ
Türkiye (jıınhuriveü
iraat Bankası
Kuruluş tarihi: 1888. — Sermayesi: 100,000,000 Türk lirası.
Şube ve ajans adedi: 265. Zirai ve ticarî her nevi banka muameleleri.
Para biriktirenlere 28,800 lira ikramiye veriyor.
Ziraat Bankasında kumbaralı ve ihbarsız tasarruf hesaplarında en az 50 rrrası bulunanlara senede 4 defa çekilecek kura ile aşağıdaki plâna göre ikramiye dağıtılacaktır:
4 adet 1,000 liran* 4,000 Ura
4    » 600 »       2,000   »
4    » 250 »       1,000   »
40    » 160 »      4.000   »      IH     160   »   Z0      »    3,200
DİKKAT: Hesaplarındaki paralar o ir sene içinde 50 liradan aşağı duam iyeni ere ikramiye çıktığı takdirde % 20 fazlasile verilecektir. Knr'aUr senede 4 defa, 1 eytûl, 1 birine ikan un, 1 mart ve
1 haziran tarihlerinde çekilecektir.
100 adet 50 liralık 5,000 Ura 120   »40      »    4,800   » 160   »20      »    3,200   »
Askerî mtiyaç İçin 22.2.941 günü saat 11,30 da pazarlıkla 125 ton saman ve yahut kuru ot satın alınacaktır. Samanın muhammen bedeli 8125 lira, kati teminatı 1218 lira 75 kuruştur. Kuru otun muhammen bedeli 10625 lira olup kati teminatı 1593 lira 75 kuruştnr. Şartnamesi her grün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatte Fındıklıda komutanlık satın alma komisyonuna gelmeleri. (1209)
?
Askerî ihtiyaç İçin 20.2.941 günü saat 11 de pazarlıkla 50 ton arpa satın alınacaktır. Muhammen bedeli 3750 lira, kati teminatı 562 lira 50 kuruştur. Şartnamesi her gün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatte Fındıklıda komutanlık satm alma komisyonuna gelmeleri, (1210)
Selimiye civarında bulunan askeri bir bina pazarlıkla 24.2.941 günü saat 10,30 da tamir ettirilecektir. Kesif bedeli 247 lira 50 kuruş, kati teminatı 37 lira 13 kuruştur. Şartnamesi her gün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatte Fındıklıda komutanlık satın alma komisyonuna gelmeleri, (1211)
?
Askeri İhtiyaç için 26.2.941 günü saat 11 de pazarlıkla 10 ton ince makine ya&ı satın alınacaktır. Muhammen bedeli 4500 lira kati teminatı 675 liradır. Şartnamesi her gün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatte Fındıklıda komutanlık satın alma komisyonuna gelmeleri, (1212)
*
Askerî ihtiyaç için aşağıda cins ve mikdarları yazılı iki kalem iaşe maddeleri 21/2/941 günü hizalarında yazılı saatlerde pazarlıkla satın alınacaktır. Şartnameleri her gün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatlerde Fındıklıda Komutanlık satın alma komisyonuna gelmeleri. (1022) Cinsi Mikdan    Muhammen B. Katt Te. Pazarhk a
Kilo Lira Krç. Lira Km. S. O
Makarna Bulgur
2175.00 1800.00
10 11
30
50000 14500.00
50000 12000.00
Merkez komutanlığı binası dahilindeki ceza ovi binaaımn tamiri 24.2.941 günü saat 11 de açık eksiltme ile ihale edilecektir. Keşif bedeli 5439 lira 75 kuruş olup Uk teminatı 407 lira 98 kuruştur. Şartnamesi her gün komisyonda görülebilir. İsteklilerin belli gün ve saatte kanuni vesikaları ile birlikte Fındıklıda komutanlık satm alma komisyonuna gelmeleri, (924)