Gayet Temiz, Gayet Fenni
Karaköy Bebek tramvay durağında No. Sı
Saray Lokantası
Tabldot üç kap yemek 200 kuruştur. Daha az da yenilebilir. Yemek yağları fevkalâdedir. Döner her gün bulunur. Yüzde on mecburi değildir. Yukarıdaki salon gayet geniştir.
PAZAR 18 Mart 1945
İmal olunan Bn Sıhhî
İçmenizi Tavsiye Ederiz. Yaş Meyva ve sebze Tarım Batışı Kooperatifleri Birliği, Telf, 42772
Sene 27 — No. 9487 — Fiatl har yerde 10 kuruştur.
Sahibi: Necmeddln Sadak — Neşriyat müdürü: Hikmet Feridun Es — AKŞAM Matbaası
Almanlar karmakarışık çekiliyor
ilkbahar haberleri
Bu yaz harbin sonu olacağına ğöre ilkbahar, mütareke haberle rlle başlıyor.
Almanların mütareke istedikleri hakkında ortaya çıkan söylentileri Berlin resmî çevreleri hemen yalanladı. Fakat, bu sözler, gerçekten hiç bir şey olmadığına inandı tınaz. Almanyanın. Hitler ve Göbbels sonuna kadar dayanmaktan, hattâ zaferden dem vurdukları sırada mütareke İstemiş olması pek mümkündür. Pazarlığa girişmek isteyenler ilkin yüksekten atıp tutarlar.
Bir yandan mütareke istenirken, öbür yandan — her ihtimale karşı — tekziplerin hazırlanması da âdettir. Çünkü, mütareke isteyip reddedilmek, beş on gün önce 1918 yılının bir daha yenilenmi-yeceğini ilân etmiş olanları Alman milletinin gözünde büsbütün düşürür. Minareyi çalanın kılıfım hazırlaması gerektir.
Bundan başka. Almanyanın mütareke istemiş yahut istememiş olması, bugünkü şartlar içinde. aynı şeydir. Müttefiklerin kabul edebilecekleri ve Almanyanın boyun eğeceği bir mütareke dileği Hitler Almanyasmdan gelemez. Çünkü ne Hitler kendi başını kendi elile teslim etmeğe razı olur, ne de müttefikler — harb bu safhaya girdikten sonra — Hitlerle konusmav-j yanaşırlar.
Netice verecek bir mütareke dileği ileri sürülmesi, yani Alman-yamn teslim olması için Hitler ve adamlarının yok olması lâzımdır. Bu demektir ki mütareke haberi gelmeden önce Almanya-nın içinde bir değişiklik olduğu haberinin gelmesi şarttır. Bu mütarekeyi, ancak Hitleri devirenler, yahut herhangi şekilde onun yerine geçenler yapabilir.
Eğer Almanya tarafından müt-tetiklere gizlice başvurulmuş ise bunun sebebi, cephelerin birini durdurup öbüründe harbe devam etmek kaygısı olabilir. Bu da, Hitler’in, geçen yıldan beri güttüğü politika manevrasının son perdesi olabilir. Bir tarafla konuşup anlaşma sözleri zaman zaman ortaya çıkmıştı. Hattâ, Al-manyanın İngiltere ile ayn bir sulh konuşmasına giriştiğini, ilk önce Sovyet gazeteleri ortaya atmıştı. Harbin başında Sovyet Rusya ile anlaşmak yolunu bulan HZ t'erin, harbin sonunda müttefiklerle uyuşmaya çalışması pek mümkündür. Fakat, Stalingıat-tan beri süregelen bu politika manevrası para etmemiş ve müt tefikler bu oyuna gelmemişlerdir. Her iki cephedeki ilerleyişler Alman plânını suya düşürmüştür. Çünkü Hitlerin bu politika hesabı, cephelerden herhangi birinde istediği kadar tutunarak ötekinde pazarlığa girişmek ümidine dayanıyordu. Bilhassa Müttefiklerin Sigfrled hattını aşarak Rhin nehrinin doğu kıyısına ayak basacaklarını hiç ummuyordu. Şimdi batı cephesinde anlaşıp doğuya dönmek, yahut doğuda uzlaşıp batıda dayanmak, bu suretle ya o taraftan ya bu taraftan bir az daha elverişli sulh şartları koparmak çarelerini aradığı akla gelebilir.
Fakat bugün mütareke istiyen Almanyanın kurtarmaya çalıştığı »ey. Müttefiklerin bunca fedakârlık pahasına ortadan kaldırmaya uğraştıkları unsurdur. Ya bu kendiliğinden kalkar, mütareke o zaman olur, yahut bunu zorla yok ederler, harb o zaman biter.
Mütareke İsteği haberleri hangi kaynaktan çıkarsa çıksın, ister doğru ister yanlış olsun, bu ilkbahar havası son harb yazının müjdecisidir.
Necnıeddin Sadak
RUSLAR, MflCnRiSTDHDfl
TAARRUZA SEÇTİLER
Koenigsberg kesiminde şiddetli savaşlar
Londra 18 (AA.) — Macarlstanda 12 gündenberl devam eden savaşlardan sonra mareşal Tolbukin kuvvetleri Alman İleri hareketini durdurmağa muvaffak olmuşlardır.
Londra 18 (AA.) — Mareşal Tol-bukln, Macarlstanda Alman taarruzunu geri püskürtmeğe muvaffak olduktan sonra bizzat taarruza geçmiştir.
D. N. B. Alman ajansı dün öğleden sonra askeri vaziyette değişiklik olduğunu söyledikten sonra Balaton gölünün doğusunda Alman kuvvetlerinin toplanmalarını men maksadile Sovyetlerln büyük kuvvetler tahşi-detmekte olduklarını ilâve etmiştir.
Londra 18 (AA.) — Doğu cephesinin şimal kanadında çok şiddetli savaşlar cereyan etmektedir, Koenlgs-berg şehrini kesif bir duman kaplamaktadır. Yerler, durmadan atılan toplarla sarsılmaktadır.
Stettın kapılarında savaşlar
Londra 18 (A.A) — Mareşal Zukov kuvvetleri Stettln'e doğru ilerlemeleri arasında Oder’ln doğu kıyısında Stettln'e 8 kilometre uzakta
Altdamm'ın 3 kilometre yakınında ünemll bir yol kavşağını ele geçirmişlerdir. Ruslar. kuvetli bir topçu ateşi himayesinde ilerlemektedirler. Gerek Alman kaynaklarından gerek Rus membalarından gelen haberlerde RuS kıtalarının Öder'in doğusundaki Alman köprübaşını temizlemeğe devam ettikleri kaydedilmektedir.
Diğer taraftan Rus kıtaları nehrin karşı kıyısından Stettln'e doğrudan doğruya hücum için kendilerine bir yol açmağa çalışmaktadırlar.
Almanlar iç müdafaa hattının ya-rıldığını İtiraf etmekte v« tanklarla av uçaklarının Rus kıtalarını destek-
Macar cephesinde taarruza geçen mareşal Tolbukin
ildiklerini kaydeylemektedirler.
Mareşal Rokoeovsky kuvvetleri Danzlg üzerine yaptıkları baskı esnasında Zoppat'a doğru ilerlemişlerdir. Eğer Ruslar Zoppat’ı alacak olurlara» Danzlg’t ve Gdnla'yı müdafaa eden Alman kuvvetleri birbirinden ayrılmış olacaktır.
(Arkası sahile 2; sütun 6 da)
Sulh söylentileri
Rhin batısında son Alman
çıkıntısı yokediliyor
Londra 18 (Radyo) — Rhin nehrinin batışında Sarr ile Moselle arasında bulunan son Alman çıkıntısı da Müttefiklerin şiddetli taarruzları kar; şısında süratle yokedllmektedlr. Müttefik kuvvetler, bu çıkıntıda Rhin nehrine mlivazl, süratle İlerlemektedir. Mesafenin üçte biri katedilmiş-tir. Amerikan öncüleri rekor teşkil eden bir süratle iki günde 00 kilometre üerllyerek Badkrocnah yakınlarında Basnahe ırmağına varmışlardır. Bu ırmak. Bilyen de Rhln'e dökülmektedir. Müttefikler Bllyen'den 10 ve Mayans'tan 30 kilometre uzaktı bulunuyorlar
General Palton Alman çıkıntısına karşı ayrı ayrı dört tank kolu sürmektedir. Müttefik tank kolları, düşman arasında müthiş bir kargaşalık doğurmaktadır. Düşman kıtaatı, zırhlı kuvvetleri, karmakarışık Rhln’-in doğusuna geçmeğe çalışıyorlar. Bir Alman kolunun kaçabilmesi şüphelidir.
Yedinci Amerikan ordusu, Sarr ırmağının 30 kilometre ve belki de daha doğusuna varmış. Hagenau şehrini 10 kilometre geride bırakmıştır.
Coblenz şehri tamamlle Miitteflk-lerln elindedir. Bopar kfu-abasile bir .miktar arazi elimize geçmiştir.
Rulır'dan Frankfurt'a giden askeri şosenin 7 kilometrelik kısmı Mütte-ı filelerin elinde bulunmaktadır.
. Batı cephesinin şimal ucunda keşif . faaliyeti devam ediyor. 1300 Müttefik
Amerikan piyadeleri, tankların himayesinde Alman Andernach şehrine giriyorlar
ağır bomba uçağı Alman petrol fabrikalarını, tank İmalâthanelerini, roket atma mahallerini şiddetle bombalamışlardır. Berlin, arka arkaya 28 ncı gece olarak bombalanmıştır.
Londra 18 'AA.1 — Alman radyosunun verdiği bir habere göre, general Pattan kuvvetleri Moselle'Jn ötesinde Hunsbruck dağlarında 80 kilometre kadar İlerlemiş ve Rhin nehrinin bir kolu olan Bosnahe'ye kadar gelmişlerdir.
Yalta anlaşması ve Polonya meselesi
ısrarla devam ediyor
Von Ribbentron ile mareşal Keitel bugün Stokholm'a gidiyorlarmış
Berlin ile Stokholm arasında 36 saatten beri telefonla konuşulamıyor
Anlaşmantn Polonyaya tatbikında çıkan zorlukları hal için görüşmeler oluyor
HAFTA KONUŞMASI
(Kapalıçarşı) nın romanı
Yazan: Refik Hal id Karay
Bugün beşinci sahifemüzde
Vaşlngton 18 (AA.) — Buradaki askeri mütehassısların belirttiğine göre, Almanya bu hafta kayıtsız, şartsız teslim olmağı kabul etmeğe hazır olduğunu bildirecek olsa bile İngiliz, Amerikan ve Rus kıtaları Almanyanın ortasında buluşmadıkça Müttefikler bu teklifi kabul etmlyeceklerdlr.
Londra 17 (AA.) — Stokholm'dan gelen heyecan verici haberler arasında Rlbbentrop İle Keitel de İlgili gibi görünmektedirler. Daily Mail gazetesinin Stokholm muhabiri bu konu etrafında aşağıdaki telgrafı göndermiştir:
Stokholm’da dolaşan bütün rivayetlerin çıktığı kaynağın Almanya orta elçiliği olduğu temtıı ediliyor. Bu söylentilere göre. Almanya Hariciye Bakanı von Rlbbentrop İle Alman orduları Genelkurmay başkanı mareşal Kriterin yarın Stokholm'a gelmeleri beklenmektedir. Stokholm'un sorumlu mahfillerinde, büyük bir ihtiyatla karşılanan bu haber hakkında teyl-dedlcl hiçbir malûmat yoktur. Daily Mail gazetesinin siyasi muharriri de, von Rlbbentrop'un Stokholm seyahati hakkında Londrada hiçbir şey bilinmediğini. fakat bu vesile İle memleketinden kaçmakta bulunduğu düşüncesi öne şüriildüğünü yazmaktadır. Hiçbir İngiliz temsilcisi, her nerede olursa olsun, von Rlbbentrop ile karşılaşmağı asla arzu etmemektedir.
Buna rağmen, muharrir, mareşal Kriterin Almanya Hariciye Bakanına refakat ettiği hakkindakl haberin, doğruluğu meydana çıktığı takdirde, bu seyahate daha ciddi bir mahiyet
verebileceğine işaret eylemekledir. Müttefikler, nazı şeflerinden biri olduğu için von Ribbentorop'la müzakereye gfrişmiyecekJerse da, mareşal Keitel Alman ordularının Genelkurmay başkanı olduğu İçin, kayıtsu şartsız teslim teklifinde bulunduğu takdirde. Müttefiklerce kabul edilebilecek bir şahsiyet olacaktır. Almanlarla temas edilebilmesini mümkün kılacak yegâne şartlar, işte bunlardır. 36 saattenberi Berllnle Stokholm arasında bütün telefon muhaberatı kesilmiş olduğundan, Almanyadakl iç durum daha esrarlı bir mahiyet muhafaza eylemektedir.
B. Roosevelt’in bir suale cevabı
Vaşington 17 (AA.) — Dünkü basın toplantısında Almanlar tarafından' Stokholm’da ve ayrıca mareşal Run-dstedt vasıtaslyle yapılan barış teklifleri hususunda bir gazeteci tarafından sorulan suale. Başkan Roose-velt şu cevabı vermiştir;
«Vaşlngtonda bu hususta hiçbir şey bilinmemektedir»
Kurşuna dizilen Almanlar
Londra 18 (AA.) — Reuter bildiriyor:
Alman ajansının dün verdiği bir haberde Baker kaçaklarını ve ağır suç işllyenleri yargılamağa memur hususi mahkemelerin 1000 kadar Alman er ve subayını kurşuna dizdiği bildirilmektedir.
Vaşlngton 17 (A.A.) — Pertlnas yazıyor: Yalta anlaşmasının Polonyaya tatbikında bir takım zorluklar çıkmıştır. Moskova, Londra ve Vaşlngton arasında yapılan görüşmelerle bu güçlüklerin halline çalışılmaktadır. Bilindiği gibi M. Molotov İle İngiltere ve Amerikanın Moskova büyük elçilerinden mürekkep bir kcmlte kurulmuştur. Bu komitenin vazifesi, Dublin hükümetini, memleketin bütün sınıflarım temsil edecek şeklide genişletmek veya değiştirmektir. Anlaşıldığına göre, komite üzerine aldığı işte pek İleri (yememiştir. Filhakika bu İşin başarılabllmes! için bu komite tarafından tâyin edilecek murahhasların Polonyayı baştanbaşa serbesçe dolaşabilmeleri lâzımdır. Fakat İş he-
nüz bu derece ileri götür ölçmemiştir.
Komitenin vazifesini bitirmesi İçin bir mühlet tesblt edilmemiştir. Fakat Moskova komitesi İşini 25 nisandan evvel bitiremezse, Polonya San Francisco konferansına Iştirffk edemlye-cektlr. Bu. hiç şüphesiz teessürü mucip bir haldir. Bununla beraber bu hususta sarfedilen gayretlerin kati surette neticesiz kaldığına hükmetmek doğru değildir. Filhakika konfa-ranstan sonra da müzakereler devam edecektir.
Londra 17 (A- A.) — LondrBdaki Polonya hükümeti arasında çıkan ayrılık muvakkaten halledilmiştir. Sosyalistlerden Ticaret Bakanı M. Kva-plnski İstifasını geri almıştır.
Amerikalılar Pasilikle yeni bir çıkarma yaptılar
Created by free version of 2PDF
Remagen köprübaçısı daha ziyade genişletildi
Londra 18 (AA.)— Remagen köprübaşı şimdi biraz daha genişletilmiştir. Köprübaşının genişliği şimdi 23 »• derinliği de 12 kilometredir.
Brenner bombalandı
Londra 18 (A. A) — İtalya dan kalkan Müttefik uçakları, arka arkaya on İkinci defa olmak üzere Brenner*» hücu metmlşlerdlr.
Romanya Başbakanının beyanatı
B. Groza, gazetecilerin scrduklarına cevap verdi
Londra 18 (Radyo» — Romanya Başvekili B. Groza dün gazetecilerle yaptığı giwüşniede Bükreştekl Ingılle elçiliğinin sabık Başvekil General Radescuyu himayesi altına olması hakkında sorulan suale cevaben bu meselenin mühvtı olmadığını ve Romanya’nın batıdaki iki büyük müttefikle olan münasebetlerine tesir et-mlyeccğinl söylemiş ve demiştir ki:
— Şimali Transil» onyaTnıı idaresi Rumen makamlarına ade olunurken Klunj şehrinde yapılat törene İngiliz ve Amerikan mümessillerinin iştirak etmemesine mâna vvmemeg lâzımdır. Ingiltere, Rusya -e Birleşik Amerika devletleri arasındaki tesanüt. bu mesele üzerinde iurmanııı saçma olduğunu gösterir.
B Groza kabinesine Manin ile Bratianu'yu alıp almayacağı hakkında sorulan suale de şu cevabı vermiştir:
— Düşüncelerinde samimi olan her hangi demokratla İş birliği yapmağa hazırım.
DİKKATLER:
Filipinlerde Japon zayıati 182,000 kişi Birmanyada Müttefikler ilerliyorlar
Londra 18 (A.A.) — Mlndanao adasından sonra Basllan adasına da Müttefikler tarafından çıkarmalar yapılmıştır.
Kurll adalarına şiddetli hava hücumları yapılmıştır.
Londra 18 (AA.) — Bu sabah Japon ana vatan topraklarına şiddetli hücumlar yapılmaktadır.
Geçen çarşamba gllnü şiddetle bombalanan O.ıaka şehrinin mühim bir parçası tnnıamile yanıp külolmuş-tur
Londra 18 (A. A.) — Birmanyada Hintli kıtalar, Mandalay'ın tam batısında Sağa yi şehrini almışlar, Ingiliz kuvvetleri de nehrin ötesinde mühim kasabaları ele geçirmişlerdir. Üsleri
Bombay'da bulunan bomba uçakları düşman mevzilerini bombalamışlardır.
Londra 18 (AA.) — Filipinlerde beş aydanberi devam eden muharebelerde 182,000 Japon askeri ölmüştür.
Amerikalıların kayıpları İse 18.500 dür.
Ayni tebliğ, bütün Çin cephelerinde İlerlemeler yapıldığını bildirmektedir.
Londra 18 (AA.) — İwojtma adasında Japon mukavemeti tamamlle sona ermiştir. Bu adada şimdiye kadar vukua gelen muharebelerde Amerikan bahriye sll&hendazlan ölü, yaralı ve kayıp olarak 40,000 kişi kaybetmişlerdir.
Pazar yerleri
Şehrin yedi yerinde paznrlar açılacakmış. Böylelikle de htılkın zarurî ihtiyaçlarını toplu bir yerden tedarik etmesi imkân (15tıilinç sokulacakmış.
Buna, şehir meclisi karar vermiş. Pekâlâ... Fakat eskiden beri revaç gören en işlek pazarlar ne halde?
Meselâ, Balık pazarı, Mı su çarşısının arkasındaki en büyük pazar yeri?
Buraları, senelerden bert ufacık itinadan mahrum, çamur deryası içindedir On beş gün sürüp kapanacak herhangi bir sergi yerine bile, buralara sarfolunan ihtimamın yüz misli sarfoiunur.
Sahife 2
SÖZÜN GELİŞİ
Vurguncuyu yakalamakta işbirliği
Mevsim bajhyor. Daha yaza ne kadar var! demeyiniz. Çok olduğunu biliyorum, fakat mevsim lıarb çıkalı beri pek erkenden, hava parası dalgalarîle başlar oldu. Onun için »mevsim başlıyor» derken de lıata etmişimdir. Mevsim daha kış ortasında başladı. Kara kışta Adalara giden vapurlar. Haydarpaşa -Pendik trenleri yazlık ev arayan meraklıları çoktan aradıkları yerlere götürmüş, getirmiştir bile. Hava parası şikfiye*-İeri gazetelere çoktan geçti. üç bin lira İstiyorlar, beş bin lira istiyorlar diye sızl an anlar varsa da bunlar nasıl olsa yazlık ev tuta-Buyacak olanlardır; şikâyetleri yaz sonuna kadar sürer, bıı sene de hava alamadık») der dururlar.
Milli korunma savcılığı hava parası vurgunculuğunu önlemek İçin pek İsabetli bir karar vermiştir. Yazlıkta ev tutmaya giden «2000 Ura hava parası» teklifiyle karşılaşır da cebinde bu kadar para olmadığı için vurguncuyu suçüstü yakalatmak imkânını bulamazsa milli korunmadan hu parayı alacak, böylece adaletin harekete geçmesi kabi] olacak.
Karar isabetlidir; fakat kararın gereği gibi işlemesi İçin adaleti yerine getirmek üzere adalet memurlariyle beraber çalışmayı, bir vurguncuyu yakalamak uğrunda onlarla beraber zahmete katlanmayı göze alacak vatandaşların da çok olması lâzımdır. Ne yazık ki çoğumuz gözümüz önünde geçen bir ihtikâr dalaveresini, kendi başımıza gelen bir aldatılmayı ilgili memurlara haber vermeği göze alamaz, ('Allahtan bulsun!» der geçeriz. Çünkü haber verirsek o makamlara gidip ifade vermek, mahkemeye birkaç defa çağrılmak vardır.. Btıııa katlanamıyoruz; »sizi şahit yazacağız!» deseler gözümüz Önünde olanı görmez oluyoruz,
Ama ihtikârdan şikâyetçiyi»; «hava parası istiyorlar! diye feryade diyoruz. Millî korunma savcılığı gösterdiği bu kolaylıkla hepimizi hava parası vurguncularını yakalamaya çağırıyor. Kabul etmezsek vurguncudan şikâyete de hakkıma yoktur.
Şevket Rado
ilâç kara borsacılığı
İzmir sanayicileri

Maarif kupası maçları
Galatasaray İzmîrde yenildi, Fenerbahçe berabere kaldı
Beşiktaş, Uçaksavarı 2-O, Demir Spor, Beykozu 2 ■ 1 yendi
İzmîrde biri doktor 3 sanığın duruşmasına başlandı
Ticaret odasında toplanarak bazı dileklerde bulunmuşlar
İzmir 18 (Telefonla) — Kara bordada ilâç satmaktan sanık Dr. ziya İle İsmail Sanıl ve Hasan’in yargılanmalarına bugün milli korunma toplu mahkemesinde başlandı. Duruşma, arasız 7 saat devam etti. Kalabalık bir dinleyici kütlesi, mahkemede hazır bulundu. Sanıklar ve 17 şahit dinlendi, yüzleştirme yapıldı. Doktor rimsan olduğunu söyllyen İsmail, hadisenin İlâç simsarı adını verdiği Bam! ile ıkonıüsyon hissesinde anlaşa-mamaktan ileri geldiğini İddia etti.
., şahilter ise 35 tüp ültrasepüll 540 liraya satın alan Hasan'in aynı ilâçtan daha bir kaç yüz tüp istemesi üzerine işin zabıtaya aksettiğini söylemiştir.
Duruşma safhası. İzmîrde bir İlâç kara borsasının hayli zamandanberi faaliyette bulunduğunu, bazı tıynetsiz terin hasta vatandaşlar aleyhine faydalandıklarını meydana çıkarmıştır Sanıkların kefaletle salıverilmeleri talebi, mahkemece reddedilmiştir. Duruşma, bir kaç şahidin çağırılması Içbı talik edilmiştir.
lngilizlere 4000 ton daha üzüm satıldı
İzmir 18 (Telefonla) — İnglllzlere 4000 ton üzüm daha satıldı. Borsada üzüm satışları çok hararetlendi ve 11-•tler yükselmeğe başladı.
Ankara 18 (Akşam) — İzmir den gelen haberlere göre İzmîrde kİ sanayiciler ve sermayedarlarla bu sahada tecrübesi olan bir çok münevverler. İzmir tlcaref odasında bir lçtlnıa yapmışlardır. Toplantının konusu, harb sonrası sanayiinin çeşitli kollarına ait program ve plânların hükümetçe tatbiki sıracıda özel sermayeye açık bulundurulacak istikrarlı İş sahası İle devlet, fert sermayelerinin müşkrek çalışma imkânları ve özel sermayenin bu sahada teşviki gibi hususlardı. Konuşma çok hararetli olmuş, sanayicilerden bir kısmi mo-tör kuvvetleri farkına bakılmaksızın muamele vergisinin gcn?l bir şekilde alınmasını istemiş, motör 'farkına göre, yani nispet dahilinde vergi alınmasının büyük müesseseler! zarara soktuğu, belirtilmiştir. Bu arada hükümetin husus! sermaye İçin neler ı düşündüğü sorulmuş ve eski teşviki sanayi kanununun yeniden tatbike konulması takdirinde İyi bir şekil alınacağı bildirilmiştir. Mesaiye devam olunmak üzere bir cok komisyonlar ayrılmıştır. Çalışmalara başlanmıştır. ___________
Cumhur Başkanı konseri şereflendirdi
Ankara 18 (Akşam)— Cumhur Başkanı İsmet İnönü, yanlarında refikaları bayan Mevhlbe İnönü olduğu halde, dün Cumhur Başkanlığı filarmonik orkestrası tarafından verilen konseri şereflendirmlşlerdlr. Cumhur Başkanı. Maarif Bakanı B. Basan Al! Yücel tarafından karşılanmış, konseri mütaakrp artistlere iltifatlarda bulunarak onları tebrik etmiştir. Cumhur Başkanı, gelişlerinde olduğu gibi, gidişlerinde de öğrenciler tarafından saygı ile selâmlanmışlardır.
Aydın Belediye Başkanlığı
Aydın (Akşam) — Bugün yapılan seçimde eski Belediye başkanların-dan Ralf Aydoğdu Belediye başkanlığına seçilmiştir.
Edirne - Kırklareli otobüs seferleri
Edirne (Akşam) — Bir müddetten-ber! kaldırılmış olan Edirne - KIrklareli otobüs seferlerine bugünden İtibaren yeniden başlanmıştır, şimdilik seferler pazartesi ve perşembe günleri gidiş ve gelişil olmak üzere haftada İki defa yapılacaktır. Bu seferlerin başlaması İle yolculuk İki saat gibi kısa bir zanıana inmiştir.
Mersinde sebze! fiatlerı
Mersin — Burada sebze tiatleri düşmektedir. Son flatler şunlardır: Pırasa 10. ıspanak 20, lâhana, 8, havuç 12,5, marul tanesi 8, portakalın kilosu 3Û kuruştur.
Zıngal orman işletmesi
Ankara 18 — Zingal orman İşletmesi şirketi dünden İtibaren bütün tesislerle Devlet orman İşletmesi genel dİ rektörlüğüne devredilmiştir.
Genel nüfus sayımı ve basın kanunlarında değişiklik
Ankara 18 — Genel nüfus sayımı hakkmdakl kanun tasarısı De basın kanununun bazı maddelerinde yapılacak değişiklik hakktndaki tasarı Meclise verilmiştir. _____________
Dil imtihanları komisyonu
Ankara 18 (Akşam) — Memurların bir derece terfi edebilmelerini sağlamak maksadile şehrimizde ve îstanbulda kurulmuş olan yabancı dil komisyonlarına dahil bulunan üyelerden bazı lan türlü sebeplerle yerlerinden ayrılmışlardır. Bu dunımu ffözönüne alan Bakanlar kurulu Ankara ve İstanbul İçin yeni İki komisyon kurulmasını tasvibet-»iştir. _____________
Edirne’de ağaç dikini
Edime (Akşam) — Edirne Ziraat Bakanlığı fidanlığının küçük bir para mukabilinde halka dağıttığı fidanların dikilmesine devam edilmektedir. Bu arada genel müfettişliğin teseb-büslle getirilen çam fidanları da Karaağaç yolundaki Şehitler anıdı etrafına dikilmekte ve burasının İleride bir çamlık haline getirilmesine çalışılmaktadır.
Benes Moskova’da
Moskova 17 (A.A.l — Çekoslovakya Cumhur Başkanı Beneş bugün hava yolu İle Londradan Moskova’ya gel-1 ml-ştlr Beneş ve maiyetinin Moskova' da 10 gün kadar kaldıktan sonra Koslce’ye hareket edecekleri tahmin , edilmektedir.
Dün Ankara ve Izrairde Maarif kupası maçlarına devam edilmiştir. Şehrimize telgrafla bildirildiğine göre Ankarada Demir-spor, Beykozu 2-1 yenmiş, Beşiktaş güzel bir oyundan sonra Uçaksavara 2-0 galip gelmiştir.
Jzmlrdeki maçlara gelince; İlk maç Fenerbahçe ile Karşıyaka arasında oynanmıştır. Fenerbahçe şu kadro He sahaya çıkmıştır:
Cihat - Şevket, Murat - Salâ-haddin, Halil. Halil . Naci, Adnan, Melih, İbrahim, Halil.
İlk golü Karşıyaka yaptı. Fenerbahçe de penaltıdan beraberliği temin etti ve ilk devre 1 - 1 berabere bitti.
İkinci devrede Karşı yakalılar, penaltıdan ikinci golü yaptılar. Bir müddet sonra Fenerbahçe merkez muhacimi. Melih, kafadan yaptığı bir gol ile beraberliği temin etti ve bu netice değişmeden maç 2 - 2 berabere bitti.
İkinci maç Galatasaray Be Al-l mordu arasında yapıldı. Galata-saıayın kadrosu şuydu;
Erdoğan - Faruk, Salim - Mustafa, Arif. Namık - Bülent, Gündüz, Şahap. Muzaffer, Orhan.
îzmirden Hayri hakemlik yapıyordu.
Oyun, ilk dakikalarda hakem tarafından sık sık kesiliyordu. Başlangıçta, Galatasaray daha güzel oynuyordu. Fakat çok geçmeden üstünlük Altmorduya geçti. İzmir şampiyonu arka arkaya İki gol yapınca, vaziyet ta-mamile değişti. Galatasaray müşkül bir duruma düştü. Birinci devre 2 - 0 Altmordu lehine bitti.
İSTANBUL UMUMÎ MECLİSİ
Dün vali B, Lıitfi Kırdar’ın bir nııtkile şubat toplantı dönemini bitirdi
Umumi meclis dün B. Abdülkadir Karamürsel'in başkanlığı altında şubat döneminin son toplantısını yapmıştır. Bütçe müzakerelerine ait zabit okunduktan sonra encümenlerden çıkan mazbatalar müzakere edilmiştir. Bu arada Evkafla Belediye arasındaki İhtilâfın halli, umumi hel&lar. itfaiye efradının tekaüt ve sigorta vaziyetlerine dair talimatnameler etrafındaki lncelemler bitmediğinden, bunların nisan devresine kadar tetkiki İçin ümuml meclisten müsaade İstenmiş ve encümenlerin bu İstekleri kabul edilmiştir.
İkinci oturuma Vali ve Belediye Telsi Dr. B. Lûtft Kırdar başkanlık etmiş ve aşağıdaki nukıyle şubat toplantısına son vermiştir:
( Bayın arkadaşlarım.;
Yüksek meclisinizin şubat devresi toplantıları bugün sona ermektedir. Bu devrede İl ve Belediyenin 1945 yılı 7 aylık bütçelerini, mevcut geliri İhtiyaçlara en uygun şekilde taksim itmek amaclyle, her kısım ve bölüm üzerinde hassasiyetle durarak İncelemiş ve tasvlbetmlş bulunuyorsunuz
Bu yolda gerek encümenlerin, gerek yüksek meclisin gösterdiği sürekli ve itinalı mesaiden dolayı bilhassa teşekkür etmek isterim.
Arkadaşlar;
İlin ve şehrin çok geniş ve her biri diğerinden daha önemli olan ihtiyaçlarını bu dar ve güç zamanda, mevcut gelirle İmkân nispetinde karşılı-yabllmek ve ödevlerin aksatılmadan başarılması yolundaki çalışmalarınız muvaffakiyetle neticelenmiştir.
Gelirin kifayetsizliğine rağmen, ba-2i tasarruflar yapmak suretile bllhas-
Harb meydanlarında ölen Amerikan generalleri
Vaşinglotı 17 (AA.) — Harbin başından beri 19 Amerikan Gl. İnin harb meydanlarında ölmüş bulundukları açığa vurulmaktadır. Bundan başka 24 general kaza yüzünden yaralanmak suretile. tabii sebeplerle veya esirler kampında tatbik edilen fena usuller neticesinde ölmüş bulunmaktadır. Aynca 38 general de harb meydanlarında yaralanmışlardır.
Dan im arkada bir tiyatro havaya uçuruldu
Londra 18 (A.A.) — Danimarka’da son defa vukubulan infilâklar neticesinde, Frodroda tiyatrosu havaya uçurulmuştur.
ikinci devrede, Galatasaray, güzel bir oyun tutturdu. Altın-ordu, Galatasaraylılam güzel oyununa canlı bir oyunla mukabele etti, Altmordulular, bir müddet sonra penaltıdan üçüncü. gollerini de yapmakta gecikmediler. Galatasaray 3 - 0 mağ-lûp vaziyete düşmesine rağmen ümidin! kesmiyerek güzel oyununa devam etti ve 2 gol yapabildi, GalatasaraylIların hiç olmazsa beraberliği temin için sarfettiklerl gayretlere rağmen netice değişmedi ve maçı İzmir şampiyonu 3 - 2 galip vaziyette bitirdi.
Bu maçları, görülmemiş bir kalabalık takibetmşitir. İstanbul futbolcuları hâkim ve üstün oynadılar, Fakat sahanın yabancısı olduklarından rakiplerini yenemediler, Galatasaray * Altın-ordu maçı çok sert ve favullü geçti. Hakemin sık sık müdahaleleri misafirleri sinirlendirdi. Ancak goller hakkında İtirazda bulunulmadı.
Ziya Ateş Demirapor idare heyetinden ayrıldı
Ziya AU5. sağlık durumunun müsait olmaması dolayısile. Ankara De-mlrspor kulübü idare heyetinden İstifa etmiştir.
Ziya Ateş İstanbul Altınordusunda başlayan kulüpçülük hayatını, zaman zaman yaptığı Bölge vc Federasyon başkanlıklarında geliştirmiş ve bizzat kurduğu Demlrsporun başkanlık ve İdareciliğinde ise değerli himmetleri geçmiş eski bir ldareclmİ2-dlr.
şa maarif, sıhhat ve İçtima! yardım ve temizlik İşler! ödeneklerini birer miktar arttırabllmlş ve bu hizmetlerin daha İyi bir tarzda İfası İmkânlarını elde etmiş bulunuyoruz.
Geçen senenin 7 ayına nazaran bu yıl 7 aylık bütçemizde İlk öğretimin büyük önemini göz önünde bulundurarak, maarife 172975, sıhhat ve İçtimai yardım İşlerine 121.000. temizlik İşlerine 50.000. yol ve sokak gibi halk dileklerine 315,000, Darülâceze-ye 50,000, Koııservatuvara 89.000, diğer müteferrik masraflar için 1 milyon 172.622 lira kl ceman 1,970,597 lira fazlaslle ve ayrıca memurların çocuk zammı, doğum, ölüm ve hastaların tedavisi gibi yardımlar için de muhdes olarak 120 bin Ura konması ve bu suretle bu senenin 7 aylık bütçesi geçen yılın 7 aylığına nazaran 2.090.597 lira bir fazlalıkla denk olarak çıkarılmış bulunmaktadır.
İçtimai yardım İşlerine ve bilhassa Darülaceze müesseseşlnln daha geniş İmkânlarla çalışabilmesi noktasından yüksek meclisinizin gösterdiği yakın alâka ve hassasiyet, ötedenberl bu hayırlı amaca yönetilmiş gayret ve çalışmalarımızı destekllyecek ve daima hızlandıracak değerli bir âmil teşkil etmektedir. Yüksek meclisin bu yoldaki hislerimize tercüman olmuş bulunmasını şükranla karsılar ve bundan derin bir zevk ve memnunluk duyduğumu arzetmek isterim.
Yüksek meclisinize önümüzdeki devre çalışmalarında da değerli başarılar dileyerek şubat devresi son oturumuna nihayet veriyorum.'»
Valinin bu nulku şiddetle alkışlanmış ve meclis dağılmıştır.
10 tonluk bombaların müthiş tahribatı
Londra 18 (A.A.) — 10 tonluk bombalarla Bielefeld’e yapılan hasarlar, keşif uçaklarının almış oldukları fotoğraflarda iyice görülmektedir.
Bu bombaların tesiri, zanno-Iunduğundan çok daha büyük olmuştur. Filhakika Bielefeld’de iki viyadük 100 metre uzıınlu-ğunca tahribedllmiştir. Bu viyadüklerin uzunlukları 300 metredir. ______________
Bir Fransız muharriri mahkum oldu
Paris 17 (A.A.» — Almanlarla İş birlikçilerinin şeflerinden biri olan muharrir Plerre Larochclle dün müebbet kürek cezasına mahkûm edilmiştir.
!P -t
İtalya cephesinde de yakında karekât bağlıyacaktır
Müttefiklerin Avrupa’ya çıkmasında olduğu gibi Almanya’daki son savaşın kazanılmasında da bu cephenin büyiik rolü olacaktır
Şark ve garp cephesinde mühim hareketler cereyan ederken İtalya cephesinde nisbl bir sükûn hüküm sürmektedir- Ancak 9 mart tarihli tebliğlerde beşinci Amerikan ordusunun Bolonya şehri İstikametindi-bazı hareketlere giriştiği ve neticeler aldığı bildirildi.
Bu haberden daha mühimini ise İtalya ve Orta şarktaki Müttefik ordularının başkumandanı mareşal Alexander'in şubat ayı sonunda mareşal Tlto ve Macarlstandnkl Kızılor-du birlikler! kumandanı ile yaptığı görüşmelerdir. Müttefik mareşali He Yugoslav ve Sovyet mareşalları arasındaki bu_ görüşmelerin, başlıyacak harekâtta İtalya cepheslle Yugoslavya ve Macar topraklarında başlıya-cak temasın tanzimi ve mütaatap hareketler İçin İstikamet ve hedeflerin bölüşülmesi olduğuna şüphe yoktur.
Vâkıa tek başına İtalyan cephesi, Alman yıkılışı İçin İkinci, hattâ üçüncü derecede ehemmiyeti haiz bir cephe gibi görünebilir. Halbuki Alman-yada, İki taraftan gelen tazyik altında harekâtın inkişaf tarzı göz önüne getirilirse İtalya cephesinden Uerllye-cek Müttefik ordularile Macaristan üzerinden llerliyecek Kızılordu ve Yugoslav birliklerinin İlerideki Alman, daha doğrusu naz! direnmesinde oynıyacaklan büyük rolün ehemmiyet ve mânası güzelce anlaşılabilir.
Filhakika hâlen şarktan ve garptan yapılan tazyikler altında mart ayı sonlarına Veya nisan ayı ortalarına kadar Şimal Almanyanın İşgal edilmesi beklenebilir. Tamamen düzlük ve birçok yollarla bağlı olan şimal Prusya ovasını Müttefik ve Kı-zilordu Zırhlı birliklerinin İşgalinden kurtarmak artık kabil değildir. Bu hn1 muvacehesinde Almanların evvelâ Tühringen silsilesini bîr kalkan gibi kullanarak, bundan sonra cenuba ve daha sonra Alp'lere çekilerek Tirol -Karaorman arasında çetin, uzun bir direnmeye kalkışmaları çok muhtemeldir, işte o vakit İtalyadan Herli -yen Müttefik ordularile Macarlstan-dan llerliyecek Kızılordu ve Yugoslav birliklerine çok önemli vazifeler düşecektir.
Cenubi Almanya ve Avusturya run dağlık, çetin, yolsuz mmtakalanna ulaşmak ve buralarda başlıyacak nazi müdafaasına şon vermek, daha ziyade cenuptan llerUyen bu kuvvetlere düşecektir Bıı sebepledir kl yakında İtalya cephesinde ve Macarlstanda süratli hareketlere ve Müttefik taarruzlarına şahldolmarruz mümkün olduğu gibi. ıo tarihli Sovyet tebliğinde belirtilen Alman karşı taarruzlarına şahldolmamız da kabildir.
İtalya harice temsilciler tâyin edecek
Roma 18 (A.A.) — İtalyan hükümeti. Türkiye de dahil olmak üzere muhtelif hükümetler nez-dine siyasî temsilciler tâyin etmeğe karar vermiştir. Bu temsilcilerin adları muvafakatleri İstenmek üzere İlgili hükümetlere bildirilmiştir.
14 bin Fransız esiri kurtarıldı
Paris 18 (AA.) — Amerikan kuvvetleri tarafından kurtarılan 14 bin harb esiri Parfse gelmiştir.
Norveç’te baltalama
Stokholm 18 (A.AJ — Norveç demiryollarına karşı yapılan birçok baltalama hareketler! neticesinde Oslo'nun güneyinden İsveç buduna giden başlıca demiryolu hattında münakalâtın durdurulduğu bildirilmektedir.
San Fransisko konferansında Belçika baş murahhası
Brüksel 17 (AA.) — San Francisco konferansına gidecek Belçika heyeti başkanlığının Hariciye Baktım M. Spaak aralından yapılacağı haber verilmektedir.
Ingiİtere’ye hava akını
Londra 18 (AA.) — Dün gece Alman uçakları İngiliz sahillerine geçmeğe muvaffak olmuşlar ve bir hücum yapmışlardır.
Beyoğlu Belediye emniyet amirliği
Eminönü Belediye Emniyet âmiri B. Hayri Beyoğlu Emniyet Amirliğine naklen tâyin edilmiştir.
Yazan:
M. Şevki Yazman
Kizılordurıun Berline yaklaştığı ve Müttefiklerin Rhtni geçtikleri şu sıralarda Almanlar hâlâ İtalyada mil* him kuvvetler bulunduruyorlar mı? Bu garabeti gösteriyorlar mı? pek bilmiyoruz. Doğrusunu İsterseniz şahsan buna pek ihtimal de veremiyorum. N de olsa büyük ihtiyaç altında hiç değilse zırhlı ve motörlû birlikler buradan çekilmiştir. Buna karşılık Macarlstanda ve Viyanaya giden yollar boyunda Almanların hâlâ mühim zırhlı kuvvetler tuttuklarını. son günlerde yaptıkları karşı taarruzlardan ve hattâ bazı başarılar gösterdiklerini, Sovyet tebliğlerinin de İtirafından anlıyoruz. Bu da her şeyden evvel naillerin son sığınma yeri olarak Avusturya Tirol* terini seçtiklerini ftşıknr olarak gösteriyor. Bu itibarla önümüzdeki günlerde do hızlı ilerlemeyi, Macarlstandakl Ko-nîev ordularından ziyade Avusturya Alp'lerine ve Tirol’lere çok uzakta bulunan İtalya Cephelinden beklemek daha doğru olur.
Havaların bir parça İyileşmesini mütaakıp beşinci Amerikan ve sekizinci İngiliz ordularının Ttalyuda taarruza geçeceklerini zannediyoru? Al manlar -bu cepheden hiç değilse zırhlı birliklerini çekmiş olacaklarına göre, bu iki ordunun karşılaşacağı mulzave met de az olur. Ondan sonra bu iki ordunun Po vadisi şimalinde çatacakları Alp manzumesi hakikaten ge-çllemlyecek. aşılamıyaeak derecede çetindir. Bu yüzdendir ki İtalyadakl Alman müdafaası çözülür çözülme®, mareşal Alezander kuvvetlerinin sağa doğru kayarak evvela Yugoslavya kuvvetleri ve sonra da Macarislanda-kl Sovyet kıialarlle irtibat tesis etmeleri ve bizzat Avusturya Alp'lerine, tnn nehri vadisine cenuptan değil, Şarktan. ıilaşmağn eabçmutarı kabildir. Avııst üryanın (iç Müttefik orda tarafından ve müştereken Işaall ancak bu suretle mümkün olabilir.
Hulâsa: bugünkü safhada Alman-yanın maglûbedilmesi isinde ikinci ve üçüncü derecede rol aldıkları sanılan İtalya cephesindeki kuvvetlerin, na-zllerln ortadan kaldırılmam isinde birinci derecede rol almaları ve biıtün yaz Alpler üzerinde harekâtta bulunmaları kabfldlr. Nasıl ki Müttefiklerin Avrupa karasına atlamasında ve bizzat Fransaya karşı yapılan harekâtta üzerlerine büyük kuvvetler çekmek suretile şimalin işini hafifletmede de bu cephedeki kuvvetler birinci derecede rol oynamışlardı
Created by free version of 2PDF
Ruslar, Macanstanda taarruza geçt 1er
(Baş tarafı 1 inci sahnede)
Alman askeri sözcüsü von Hanııner geniş bir cephe üzerindi’ şiddetli bir taarruza geçtiklerini bugün bildirmiştir. Hammerie göre bu taarruzdan maksat Macaristan'da Balatan gölünün doğusunda Almanları yeniden tahsitHt yapmağa mecbur etmektir.
Almanlar Macaristanda niçin taarruz ediyorlardı Londra 18 (AA) — Dûn gece Moskova'da neşredilen bir tebliğde bildirildiğine göre. Sovyet kuvvetleri Prusya’da Stettl'ln karşısında ilerlemeler yapmışlardır. Breslau keriminde İlerlemeler kavdcdilmiştir.
Macaristan'da Balatan golü civarındaki harekâttan bu tebliğde hl$ bahsedilmem ektedir.
Alman radyosunun verdiği hab^ra göre burada vaziyette bir değişiklik olmuştur.
Moskova’dan verilen bir mesajda bu taarruzun sebepleri hakkında tafsilât verilmiştir. Bıı tafsilâta goref Almanlar zayiata bakmadan Buda-peştenln cenubundan Tunnyn varmak ve buradaki büyük endüstriyi ele geçirmek istemişlerdir. Diğer taraftan da bu suretle Balkanlat’dan gelen Ruslarla İtalya’dan gelen İngıils ve Amerikan kuvvetlerinin birleşmeleri menedilmek İstenilmiştir.
Bu muharebeler esnasında 20.000 Almsn ölmüş, €00 topla çok Sayıda düşman makineli tüfeği knllanı’mad bir hale getirilmiştir.
BORSA
17/3/1945 liatlfri
Londra (izertne 1 sterlin 5J2
Nevyork üzerine 100 Golftr 130.BO
Cenevre I0o İsviçre TY. 30 3255
Madrid üzerine 100 Mt-ta 12.89
Stokholm ürerine '.ra kuron 31.1321
18 Mart 1945
AKŞAM
8ahlfe 3
AKŞAMDAN AKŞAMA

Yedi yaşından beri hayatını kazanan bir ressamın amatörlükleri

ŞEHİR HABERLERİ
w
Resim sergisi..
Memleketimizdeki amatörlerden zaman zaman bu sütunda bahsediyorum. Bugün de M. O. T. harfleri arkasında hüviyetini giz-liyen bir yurttaşımızın hayatını veriyorum.
Amatörlüğü zayıfsa da, hayal kavgası arasında lıâlâ amatör ruhunu yaşatabilmesi enteresandır:
Zeytinyağı satışları
Kooperatifin elinde çok miktarda yağ var
GÜNÜN MEVZULARI
Posta tasarruf sandıkları
Belediyeye yardım
^Ressgjıılsrunızuı, çoğumuzun gözüne çarprnıyan, büyük bir muvaffakiyeti var: Son zaman-
24 yaşındayım. Halen serbest meslek sahibiyim. Hayatta ana ve baba ekmeği yemeden büyüyüp tahsilinin ilk esaslı kısmını ikmal edenlerdenim. 7-8 yaşında ‘iken (eskiden 5 ve 10 paraya satılan) ağıza atılınca hemen eri-yiveren kurabiyeler satmakla hayatımı kazanmaya başladım. Böy-İeee 11 yaşıma kadar okudum ve 11 yaşımda yatılı bir mektebin 4 üncü sınıfına kaydolundum. Burada 10 uncu sınıfa kadar okudum. Bu müddet zarfında resim ve heykel üzerine çalıştım ve 3 defa sergi açtım. Aynı zaman, zarfında üzerinde resim bulunan bayram tebrikleri bastırarak ve sakızlı (tanesi kırk paraya) karamelalardan satarak devam ettim 10 uncu sınıfta ise bir fotoğrafhanede Rötuşçuluk yaparak ve dışarıda elektrikçiler yanında çalışarak tahsilime devam ettim. Bu müddet zarfında kışları balıkçılık yaptığım için yazın F. B. kulübünün denizcilik kısmına girdim ve hayli muvaffakiyet elde ettim. Son sınıfta öğleye kadar tahsile devanı ederken mektebin büfesinde fırınlanmış balık satardım. Öğleden sonraları kâh elektrik tesisatı ve tamiratı île, kâh sayfiyelerdeki köşklerin bahçe tezyin işlerine bakardım,
Bugiiıı evliyim. Bütün bekârlık! zamanımda çamaşır ve yemek işlerimin hepsini kendim yapardım. Hâlâ bu saydıklarımın hemen hepsini hakkiyle yapabiliyorum. Evimde boş zamanlarımı mutfakta karımla beraber geçiri-1 rim. Gayet iyi hamur açar, hemen her türlü hamur işi yaparım. En çok kullanılan yemek çeşitlerinin ekserisini ve balık yemeklerini ustalıkla yapabilirini. Ufak her tamiratı (her çeşitten) kendim yaparım.
Dâhi tezgâhtar
.Mağazalarımızdan - birinde müşteri ile tezgâhtar konuşuyor:
— Şu çoraplardan verir misiniz?
— Buyurunuz... Fakat bilhassa şunlan tavsiye ederim. Gayet sağlamdır... (Sesini alçaltarak:) Hem de baktıklarınız gibi 330 kuruşa değil, 300 kuruşa.
Tezgahtarın yüzünde öyle ha-yusever, güzel bir ifade var ki, müşteri kapılıyor; tavsiye edilen- i lerden alıyor. Fakat bir de kullanmak teşebbüsünde bulunuyor ki, 330 luklar meselâ iki giyişte de delinmezken 300 lükler ilk seferde (delinmek şöyle dursun) parçalanıyor, üstelik hep abreş. hep defo’lu şeyler; ve kusurları, İç taraflarına gizlenmiş.
Hesap şudur; «Olur a, müşteri seyahate çıkar; yahut ihmalcidir. O takdirde yutturmuş oluruz. Şa- ■ jet geri dürterse ve dişli ise yanlışlık olduğunu söyliyerek Özür diler, başka mal veririz.»
Bu tarz bir «ticari» hareketi idare edebilen tezgâhtar, piyasamızda «akıllı, kurnaz» sayılıyor; makbul tutuluyor.
Garibi şudur ki, bu şekil gûya ' «akıllıca, kurnazca» idare edilen 1 müesseseler dikiş tutturamayıp 1 yerlerini başka miiesseselere ter- ; İşetmektedirler. Uzun zaman ya- : çıvabilmiş dükkân ve mağazalar • hiç de böyle «zekâ ve dirayet» eseri göstermiyenlerdir.
Hele başka memleketlerde nesilden n esile intikal eden, meselâ j on sekizinci, on dokuzuncu asır- ( dan beri sürüp gelen nice firma- , lar vardır; onlar bu kabil «kur- > naz, akıllı, dâhi, tezgâhtarlığın « mevcudiyetini bile bilemezler. ı (Vâ . Nû> j
Zeytinyağı satışı hakkında çıkarılan kararnameye göre. ısmarlanmış olan mallar, on beş gün içinde sahipleri tarafından çekilmediği takdirde vszıyededlleccktlr. Bu karara uyul-d uğun dan. üretim bölgesinden yağ getirilmesine devam olunuyor.
Tacirlerin ve toptancıların ellerinde bulunan malları, bakkalların çekmedikleri şikâyet edildiğinden, ilgililerce takiplere geçilmiştir. Yağlar, bir an evvel bakkallara çektirilmiş olacaktır. Bu hafta yeniden yağ getirilmesi bekleniyor. Bununla bakkallarda bir zeytinyağı bolluğu . henüz görülemiyor.
İzmir incir ve üzüm tarım satış kooperatifi. Vilâyet yoilyle bakkallara yapılan zeytinyağı dağıtımını yakından takl betin ekte, piyasaya daha çok yağ çıkarmak suretlle bu dağıt- , mayı desteklemeğe çalışmaktadır.
Kooperatifin elindeki stok yüksek . bir yekûn tutmaktadır. Tacirlerin ve:
beraber
Tasarruf organlarını halkın, köylünün ayağına götürüyoruz
Milli bankalar kurulalı beri yabilirler. fakat aynı zamanda bizde tasarruf şuuru çok gelişti. ■ bu terakümü yaptınct ruhi ve Vakıa eskiden de şehirli, çoluk maddî şartlan yaratırlar, çocuğunu barındırmak, bir ev Bizce, organın vücudu, bütün
çocuğunu barındırmak, bir cv Bizce, organın vücudu, bütün sahibi olmak İçin, hattâ kazancı, terbiye ve telkin vasıtalarından mütevazı da olsa, her sene bir fazla tesir yapar. Bu sahada elde miktar parayı bir tarafa koyma- 1 ettiğimiz haşan ancak şehirlere, ğı itiyat edinmişti Bu sahada, hattâ bir kaç büyük şehre inhi-bilhassa en eski bir tasarruf ve 1 sar etmektedir. Esasen hayata İkraz nlon "tctoTlhllI m A T» o xra Icnot un
ikraz müesrsesesl olan İstanbul Emniyet sandığı, şehrimizin refah ve aiie emniyeti seviyesinin yükselmesinde birinci derece rol oynamıştır. Gerek vadesiz, gerek vadeli mevduatı, zamanına göre çekici faizlerle teşvik etmiştir. Bu müessesede biriktirilen nara-„„ /.«un .u».».»™. .. larla nihayet talanı da yi-
müstahsilimin elindeki yağlar bittik-:ne aVnl Emniyet sandığından isten sonra piyasanın isteğini önlemek ! t ikraz ederek, ev yaptırmak orta üzere Kooperatifin tek başına hare- ‘ sınıf için hayatın bir nevi tabiî kete geçmesi ve istihlâki önliyecek icabı olmuştur.
kadar yağ satışı yapması kararlaş-1 iniştir. Halkın kooperatif yağlarından Cıaııa ınvuaıaııııuuı ı^ııı - ------ -— -j - 3----■ ----r
gündenberl Ticaret Bakanlığında gö-'hele istanbulda. mevcuttu. Bü-riişmeler olmaktadır. Görüşmelere i tün kötü idareye, devletin İsraf Kooperatifin genel direktörü de işti- (ve karışıklığına rağmen milletin râk etmiştir. Alınacak kararlar ya- —- —»- --w- ------------------------
kında anlaşılacak ve tatblkına başlanacaktır. Tarım kooperatifi, yurt;
içinde zeytinyağı satışı için tamamen j nâzım rol oynıyabllecek bir durumdadır. Kooperatif. elLndekl yağlardan ] müstehlikleri ferahlatacak şekilde ( faydalandırmağa başladıkatn sonra ellerinde hâlâ yağ saklıyanlar. bunları piyasaya çıkarmak zorunda kalacaklardır.
Bakkallara verilen zeytinyağı miktarı yüzde elli nispetinde arttırılmıştır. Ellerinde zeytinyağı bulunanların yağlarını Vilâyet emrine tahsisi ve
auopcıauu ,a5,a..uua.. Tasarrufun, bîr cemiyete mü-daha çok faydalanması için birkaç - vâzene veren en iyi şekli, bizde,
az çok sakin ve mesut görünme-I sinin asıl sebebi de, ekşer a’lele-II rin, etrafında hiç olmazsa birkaç gül ve karanfil yetişebilecek kadar geniş bahçesi olan, birer eve sahip bulunmalarıydı. îşte eski Türk cem i yetin e. her şeyi metanetle karşılayıcı bir ruh veren en büyük bir âmil (ev) şeklini alan tasarruftu.
Fakat bu tasarruf şekli bir millete ancak statik bir kuvvet yağlarını vnayeu emrine tansısı ve.veril". Esasen, hattâ ftskerî bâ-muhteiır nakil vasıtaiariie şehre ge- kımdan bile, bilhassa mukave-tlrllen yağların konşimentolarının I met. Vilâyete verilmesi sağlanmıştır.
Yarın yapılacak dağıtmada izinli bakkallardan sırası gelenlere 20 bin kilo yağ verilecektir.
Vilâyet, kendi çevresinde bulunan her ilce ve bucaktan, semt semt nüfuslara» tesblt ederek bildirmelerini İstemişti. İstenilen malûmat Vilâyete gönderildiğinden, yarından 1 yapılacak yeni dağıtmada, bakkallara bu esas üzerinden yağ verilecektir, 'kapııan ııesupıura gurc, uur ııajıauu.'. - , , ..
bütün İstanbul itin bakkallara 12B - nmtede sayarken onlar, dinamik 130 bin kilo zeytinyağı dağıtmak ica-1 bir dünva görüşünü kabul ede-bedlyor. Şimdilik hesap sonunda elde' rek. halimizi miskinlik gibi gös-edllen bu rakamın tatbikatta nasıl terecek bir tempo ile ^lerlemiş-blr sonuç vereceği tatbik edildikten1 Jerdir.
sonra belli olacaktır. I Garp milletlerinin bu hare-
I Dljer taraftan vilâyet. Belediye-, ketliHğinin en csasfu âra||ierinden den, yapılan kontrollar neticesinde . . , ,
ceza gören bakkaUann listesini iste- Jlr>- hatta baZI müelliflere göre mlştir. Belediye tarafından hazırlan- bmncısl s?rmaye terakumuduı. makta olan bu liste İle Vilâyet, zey- | Modem ticaret ve iktisadın be-tinyağı satmaları için kendilerine izin şîği olan Renesans İtalyası Cum-verllen bakkalların durumlarını ince-! huriyetleri. Floransa, Venedik llyecektlr. Aralarında esaslı bir kaba- tüccar
hatten cezalandırılmış olanlar varsa,1 bunlardan zeytinyağı satışı müsaadesi geri alınacaktır. Bu satışlarda İzinli bakkalların büyük bir doğrulukla hareket etmelerine önem verilmektedir. şimdiye kadar İzinli bakkallardan üçü yolsuz hareket ettiklerinden dolayı yağ satışından menedilmiş ve Milli korunma mahkemesine verilmiştir.
met. müdafaada gösterdiğimiz 1 kabiliyet, cemiyetin nescindekl bu hususiyetten gelmektedir.
Fakat biz. bahçemizdeki mey-va ve çiçekleri, odamızın rahat [minderini hayatımızın son gayeleri sayarken diğer mliletier dün-.—telâkkilerini genişletmişler, ı b,zîm rahat etmek formülümü-ı ze karşı ilerlemek, kuvvetlenmek ra du esas uzennaen yag verilecektir. I rsi-
Yapılan hesaplara göre, bir haftada. I g.ay. s‘nl takıbetmışlerdır. Biz ye-us-.^ı... rımizde savarken on ar. dinamik
Tramvay, tünel, elektrik ve havagazmda Belediyenin gelir hissesi 2,5 milyon liraya yakın
înçiltereden ithalât
Ingiltereden bize göndernJen malların artması, ithalât piyasasını harekete getirmiştir. İngiliz firmaları İle Türklyedekl ithalâtçılar arasında başlıyan tlcarJ muhabere artmakta-, dır. Vaktlle FİllsUn. Suriye ve Mısır' İçin sipariş edilen mallardan bir kısmının Tiirklyeye çevrildiği gene gelen telgraflardan anlaşılmıştır.
Ticaret birliklerine başvurularak yola çıkarılmak üzere olan malların bir an evvel Türklyeye gönderilmesi için muamelelerin bir an evvel bitirilmesi istenmiştir. Bu hususta gösterilecek sürate göre Ingiltereden getirilecek mal miktarı artabilecektir.
muvaffakiyeti var; lanla resim sergisini bir ihtiyaç haline getirdiler. Ifalju resim sergisine alıştırdılar. Bugim şehirde yer yer resim sergileri açılıyor. Hattâ aynı zaman içinde, âyn ayn teşekküller tarafından iki, üç serginin de birden üstüste geldiğini memnuniyetle görüyoruz. Artık medeni âdetlerimiz içinde «resim sergisi açmak», «resim ser-gisi gezmek. de var denilebilir
Muharririn halka kitabım oku-tabilmesînden, onu kitaba alıştırmasından, aktörün, rejisörün hakkı tiyatroya çekmesinden, ressamın bir kütle içinde resim sergisi ihtiyacım uyandırmasının hiç bir farkı yoktur. Muharrir için kitabı bütün halk tabakalarının önüne kadar ulaştırmak ne ise, re4J_ samın bir sergi çatısı altına kalaQ balık bir sanat meraklısı tonlı/1 ması da aynı muvaffakiyettir. CM
Okuyucu gibi resim sergilerinin— gezicileri arasında bir seviye far-O kı vardır, Bugünkü sergi gezici-C ieri insana ilerdeki günler IçinO büyük bir ümit vermektedir. '(/)
Daha 15 sene evveline kadar re-Jjr sim sergisini dolduran kalabah-9; ğin dörtte üç buçuğu sadece*! ■ mütecessis insan» dı. O sanatla® hiç alâkası olmadığı halde, sırff merakını gidermek için gelirdi*?-Ve daha ziyade çıplak tabloların?** önünde dururdu. Meyvalann kar^ şısında ağzının suyunu akıtırdrO Ve çıkar giderdi. Tablonun altın-ÇP daki imzaya, elindeki katahı».i(0 göz atmak aklına gelmezdi FlattâCO bir resime nasıl bakılabileceğinfr dahi bilmezdi.
Mamafih biz bu sırf merakı yüzünden resim sergisine gelen ilk ve iptidaî zevkli seyirciye de çok şey borçluyuz. Zira o, bugünün yan artist seyircisini ve asıl mühimini varının mükemmel sergi seyircisini arkasından çeken bir lokomotif haline girmiştir.
Esasen güzel zevklere aşinalık işin en iptidai tarafından başlar ve yavaş yavaş dozu artarak kemale gelir.
Bugün resim sergisinde sadece tecessüs ile oraya gelmiş insanı görmüyoruz. Gelenler arasında gençlerin bulunması da gelecek nesillerde resim zevkinin bir ihtiyaç haline doğru ilerlediğini göstermek bakımından da aynca sevindirici bir hâdisedir.
Bu itibarla bizde ressam, hiç bir şey yapmamış olsa hile, teşekküre lâyıktır. Halbuki o pek çok şey yapmıştır.
Hem de bütün bunları, bilhassa İstanbul ressamları, şaşılacak bir yokluk ve imkânsızlık içinde başarmış, sergilerini garajlarda, pasta hane salonlarında, kitapçı dükkânlarında, mobilyeıi mağazalarında açmışlardır. Muntazam bir galerisi olmayan bir şehirde sergi zevkini aşılamak bir sanat sihirbazlığıdır.
Bu hafta içinde biri D grupu tarafından biri Naci Kalmııkoğlu tarafından iki sergi açıldı. Mü-nekkidler ikisini de pek methediyorlar. Bilhassa D grupunun bu yukarıda işaret ettiğimiz muvaffakiyette mühim miktarda tuzu vardır. Bu bir avuç genç her türlü imkânsızlığa bakmıyarak her sene bize yeni sergiler açıyorlar.
İstanbul ressamları bu muvaffakiyet I erinden sonra artık bir değil, hattâ birkaç daimi resim galerisini hak etmişlerdir.
Hikmet Feridun Es
Hayat pahalılığı karşısında belediyeye bir yardim teinin etmek üzere son zamanlarda çıkan 4375 saydı kanun hükümlerine göre belediye, tramvay, tlinel, otobüs, vapur, banliyö treni gibi nakil vasıtaları biletle-rlle aarfedilen elektrik ve kullanılan havagazının metremlkâbile telefon mükâleme ücretlerine muayyen nispetler dahilinde belediye hesabına bir zam yapılmıştı. Bu sefer 1945 senesi yedi aylık belediyesini tetkik eden umumi meclis bütçe encümeni, bilhassa nakil vasıtalarında her gün artan yolcu sayısını göz önüne almış ve belediye başkanlık makamlle daimi encümenin teklif ettiği miktara 18 bin lira ilâve ederek bu kanuna göre nakil vasıtalarından alınacak zammı 1.233.000 Hra olarak tesblt etmiştir. Encümen aynı zamanda hava gazı istihlâk miktarında da arttırıcı sebepler görmüş ve hava gazı için teklif edilen miktara da 10 bm lira ilâve ederek hava gazından belediyenin temin edeceği zammı da 235.00 lira üzerinden kabul etmiştir.
Encümen yalnız elektrik .sarfiyatiie telefon nbone konuşmalarında bir fazlalık görmemiş ve bunlara tahmini bir liâıve yapmamıştır. Bu suretle elektrikten 733 bin lira, telefondan da 218.285 lira bir zam temin edileceği lahmln edilerek yrnl bütçe buna göre tesblt edilmiştir.
1945 bütçesinin yedi aylığlyle belediye, 4375 numaralı kanun hükümlerine göre yukarıda kaydetiglmtz gelir kaynaklarından 2.4(39.285 Hra bir gellı- teinin edecektir.
mâna ve lezzet veren bütün varaklar da, son zamana kadar bir kaç şehrimizin imtiyazım teşkil etmektedir.
Son bir kaç asırda, saltanat idaresi, bütün bünyenin kuvvet ve gıdasını bîr tek başa çekmek istediği içindir kİ nihayet mem-baı kurutmuş ve düşmüştür.
Cumhuriyet rejimi, merkezden | muhite doğru bir cereyan teinin eden şehir ve köy arasındaki tabii dayanışmanın icaplarına uymaktadır.
Hattâ bazan müvazenenin köy lehine bozulmasını bile tabiî ve lüzumlu görmek yerinde olacaktır. îşte köye doğru bu umumî gidiş ve akış, sermaye terakümü ve tasarrufun da ayak uydurması gerektir. Köylü tasarrufun en iptidaî bir şekline bağlı kalmıştır. Küpteki veya kadının boynundaki altınlar Türk köylüsünün tasarruf şuurunun en son ifadeşidir.-. Onu da. modem ve yaratıcı mânasile tasarrufa alıştırmak lâzımdır.
Bu sahada Balkan memleketleri bizden cok evvel davranmışlar, köylerde tasarruf sandıkları kurmuşlar, hattâ icabında seyyar sandıklarla köylünün tasarrufunu millî ekonomi ve hareket verecek tarzda çekecek teşkilât yapmışlardır. Hattâ bu hususta yol gösterici ve tasarrufu hayatta en esaslı bir vazife olarak telâkki eden iman sahibi kimseler idaresindeki milletler arası kurululardan istifade etmişlerdir. Harbden evvel merkezi Milâno-da bulunan «Milletler arası tasarruf enstitüsü,' bövle yol gösterici bir müesseseydi.
Geri kalmış olmakla beraber biz de. bütün medeni hamlelerimiz gibi, tasarruf fikrini ve İmkânını da köylerimize kadar götüreceğiz. Bu götürüşü kolaylaştırıcı en pratik vasıta «posta tasarruf sandıklandır».
Posta han e herkesin en çok. en kolay girdiği mahaldir, dalma merkezi bir yerdedir. Bilhassa küçük kasabalarda, köylerde posta iyi haberlerin gönderilmesine ve gelmesine vasıta olduğundan bütün ruhlarda sevgi uyandıran bir müessesedir. Bu umumî sevglvi. tasarrufu çekmek üzere kullanmak bir Çök memleketlerde düşünülmüş ve cok parlak neticeler alınmıştır. Bilhassa Belçikada posta tasarruf sandıklan herkesin hayatına girmiştir.
Bu memlekette postaların tasarruf bakımından oynadığı rolü dikkat ve takdirle, daha tahsil hayatında, gömüş olan kıymetli posta, telgraf ve telefon umum müdürü aynı teşkilâtı memleketimizde de kurmayı, tâ o zaman, b>r r-nel olarak zihnl-ıe yerleştirmişti.
Gazetelerde okuduğumuza göre bu eski düşünceleri tahakkuk etmek üzeredir.
«Posta» bu sayede memleketin en dinamik bir İcredl organı olacak ve hem de cemiyetlerin başlıca İlerleme âmili olan tasarruf ve sermaye, asıl membaı olan köylerde, 'toplanabilecektir. Sayın umum müdüre çabuk ve tam başarı dileriz.
CEVAT NÎZAM1
iplik yolsuzluğu
Kara borsacılığı önliyecek tedbirler alınmasına lüzum var
İplik yolsuzluğu, İncelemeler ilerledikçe daha ziyade deşilmektedir. Kara borsanın devamına ve kaçak kumaş satışının kârlı bir hal almasına sebep olan İplik ihtikârını önlemek İçin yeni tedbirler alınmasına lüzum görülmektedir. İpliği kara borsaya düşürenlerin, ellerinde tezgâhı bulunarak iplik dağıtımından faydalananlar^olduğu anlaşılmıştır. Dağıtımda İplik flütl çok ucuzdur; karlı borsa ftatl ile dağıtım fiati arasında büyük fark vardır. Dokumak üzere alınan İplikleri dokumadan satmak, mamulünden daha kârlı olduğundan, ellerinde tezgâhı olanlar, bunları ça-lıştirmıy.-rak kolay kâr yolunu tutmaktadır.
İplikten mamul yapanların tekrar gözden geçirilmesi İstenmektedir. Böylece klmlerLn imalât yaptıkları ve kimlerin boş oturdukları meydana çıkarılabilecektir. İstanbulda kara bor-sada satılan İpliklerin mühim bir kısmı Anadoludan getirilmektedir. Ana-doludan getirilen İpliklerin oralardaki tezgâhlara verilenlerden olduğu İleri sürülmektedir. Geçenlerde bu yoldan getirilen ipliklerden bir kısmı yakalanmış ve takipler sık!aştırılmış-tır. ______________
Floransa, ancun mccaı ve bankerlerinin I biriktirdikleri büyük sermayeler ile, değil yalnız maddiyat ve si-[ yaset ölçülerine göre fakat aynı ' zamanda medeniytin en ince ! tezahürleri itibarile de. en yük-, sek seviyeye yükselmişlerdi, i Bu Cumhuriyetler devrinde hattâ on dokuzuncu asrın ortasına kadar sermaye mahdut aileler elinde teraküm etmiş bulunmaktaydı. Ancak 19 uncu yüzyılın ikinci yansında sermaye de. bilhassa herkeste tasarruf | fikrinin yerieşmeslie, demokrat-I laşmış ve bu cereyan bankalar ' i ve bilhassa tasarruf sandıklan tarafından teşvik ve tanzim edilmiştir. Hattâ en mütevazı bütçelerde bile, tasarruf için bir pay ' ayırmak, bu sandıkların daimî propagandası. İşlerindeki İntizam ve emniyet sayesinde, umumî 1 bir itiyat mahiyetini almıştır. ' Ancak bankalarda, tasarruf sandıklarında. sahip adedi mümkün 1 olduğu kadar fazla olmak üzere ' toplanan tasarruf mahsulü ser- ■ mayeler ileri cemiyetlerin iktlsa- [ dİ dinamizmini temin edebilmiş- ■ tir. :
Bizde bir zaman banka deyLn- 1 ce, İçine ancak yabancılar v® memleketin büyükleri girebilen , Osmanlı bankası ve Credlt Lyon-nais’nin mabet gibi binaları halı-11 ra gelirdi. Fakat bilhassa millî, bankaların kurulması ve geliş- ( mealle, banka da yavaş yavaş i halkın müessesesi olmuştur. 1 Organın, içtimai hâdiselerde- • kİ aktif, yaratıcı rolünü göster- 1 mek için belki en canlı misal • bankalar ve bunların tasarruf mevduatını çekme teşkilâtlan- c dır. Bu müesseseler ancak sev- | maye terakümü sayesinde yftfi- t

Valinin ziyafeti
Vali ve Belediye Reisi B. Lûtfl Kır-dar 11 genet meclisinin şubat dönemi çalışmalarını bitirmesi münaseibetlle dün akşam Taksim belediye gazinosunda meclis üyeleri şerefine bir zl-yafet vermiş bu ziyafette komutan-1 larla vilâyet ve belediye erkânı da hazır bulunmuşlardır.
Kasapların kontrolü
Belediye İktisat müdürlümü müra-kiplarl tarafında kasap dükkânlarının kontrol edilmesine devanı olunuyor. Bir hafta İçinde suçlu görülen 5 kasap, milli korunma mahkemesine verllmlgtlr. Bunlardan Samatya, Aksaray ve Çarjıkapıda 3 kasap kuyruk satmaktan İmtina etmişlerdir. Fatihte bulunan diğer iki kasaptan biri manda etini sığır eti diye satmaktan, diğeri de fahiş flatle et satmaktan suçludur.
Soğan ihtikârı
Son günlerde kuru soğan flatlerl 30 kuruştan 40 kuruşa yükselmiştir. Bu yükselişe sebep olarak şehre az miktarda kuru soğan getirildiği söyleniyorsa da bunun asıl sebebinin bazı açık gözlerin piyasadan soğanları daha yüksek bir flatle satmak İçin toplamış olduğu öğrenilmiştir. Ucuz flatle aldıkları soğanları pahalıya satmakla olan İki bakkal milli korunma mahkemesine verilmiştir. Bunlardan biri Beyoğlunda. diğeri Takslmde'dir.
BU
Satışa çıkarılan ithal malları
Gal. Şark Han'da İzzeddin Feray'a alıcı radyo lâmbası, İst. Sabrısafa Han da Peyanıl öven'e pırlanta, Gal. Fermeneciler No. 90 da Vehbi Koç'a metal. Feriköy Ergenekon caddesinde Atiantls Levant’a ultramer. tst. Morpuççular No. 28 de Yenen Umum Tlcaret’e suni ipek ipliği, İstiklâl caddesinde Llon mağazasına hazır manto ve yağmurluk. Gal. Ablt Han'da Verim Tlcaret’e pantalon ve pardesü, tst. Yenlpostahane caddesinde No. da J. Ananladl'ye pantalon.
Dahiliye müsteşarı
Bir müddetten beri şehrimizde bulunan Dahiliye Bakanlığı müsteşarı B. Faik Tiirel dün akşamki trenle Anka-raya gitmişten______
Koyun ve sığır sakatatının da fiatleri yükseliyor
Koyun va sığır sakatatı bu seni geçen seneye nazaran daha fazla flatle satılmaktadır. Geçen yll 350 - 400 kuruşa satılmakta olan koyun sakatatı 450 kuruşa, 18 liraya satılan sığır ve manda sakatatı İse bugün 22 liraya yükselmiştir. Belediye bu W düzenlemek için incelemelerine devam ediyor. Bu maddeleri perakende satan esnaf sakatatın toptan ve perakende flütlerinin teabltt için belediyeye mü-1 rocaat etmiştir.
Kadıköy Halkevinde sağlık saati
Bilhassa olgun yaştaki vatandaşların sağlığını ve neşesini korumak maksadlle Kadıköy Halkevi spor salonunda pazartesi ve perşembe günleri saat (19) dan (20.30) a kadar bilgili öğretmenlerin İdaresinde ser-beg çalışmalara başlanılmıştır. Her çeşit meslek adamlarına acık bulunan bıi çalışmalarda beden hareketlerim spor oyunları yapılmaktadır.
ı Okulların dinlenme tatili
Lise ve orta okullar diln öğleden sonra İkinci dinlenme tatiline başlamışlardır. Tatil bir hafta devam edecektir. 26 mart pazartesi gününden ı itibaren bu okullarda öğretim yonl-| den baalıyocaktır. ı
Kaçakçılarla savaş
945 şubat ayı İçinde güney sınır bölgelerimizde gümrük muhafaza teşklllerlle kaçakçılar arasında 197 vaka olmuştur. Bunlardan 40 ı silâhlı kaçakçılarla çarpışmalı, 157 sİ çar-pışmasız olup bu vakalar sonunda 201 kaçakçı le 741 kilo mensucat, (ipekli, yünlü, pamuklu). 193 kilo çuval. 244S kilo 0493 adet çeşitli gümrük eşyası, 490 kilo gaz ve benzin. 4108 kilo çeşitli yiyecek maddeleri, 453 kilo ve 04 adet çeşitli inhisar maddeleri, 890 kilo çay, kahve, 20 kilo 150 adet tıbbi ecza. 68 kilo uyuşturucu madde, 573 adet baş kesim hayvanı. 888 Hra tutarında Türg ecnebi parası. on silâh. 1380 fişek. 130 canlı taşıt (at, katır, eşek) yakalanmıştır.
«Tan» vapuru kurtarıldı
Zonguldak 17 (A.A.) — 19/2/1045 tarihinde torpile çarpan «Tan» vapuru bugün yarası kapatılarak Alemdar vanuru tarafından kurtanlmış-tır.
S-Ihtf, R
18 Mart 194 .
sahifp 4
A R 9 A M
KARAR ZAMANI
Yazan : SIIMNER WELLS

Churchill'in şansı
TAKSİM Sinemasında
BİRİNCİ KISIM BEŞİNCİ BAHİS
İhtilâf sahaları
Ingiltere Başvekilinin hayatına ait hâtıralar
Şerbetçi Güzeli
Filîsi nde bir Yahudi vatanı kurulmasına ait beyanname nasıl neşredildi?
dünyanın her tarafında yahudUerln emniyet ve rahatl İçin bir tehlike ı teşkil ettlğtne kanidir. Fakat bence 1 bu korku yüzünden bu meseleye bir ı hal çaresi aramaktan vazgeçmek za-ı mani geçmiştir. Çünkü Siyonizm bu> gün bir kuvvet olmuştur. Siyonizm, dünyanın her tarafında bulunan mll-yonlarca yahudilerln ve milyonlarca ■ Amerikalının İhtiraslı kanaatlerinin bir İfadesidir. Bu mesele, artık halli lâzım bir dâva haline gelmiştir. Eğer halledilmezse, harbden sonra kurulmasını istediğimiz teşkilâtlı dünya 1 İçin zararlj bir kuvvet olabilir.
Bu meseleyi halletmek İçin birçok teklifler ileri sürülmüştür. Bir takım müfritler Flllstlndekl bütün arapla-nn çıkarılarak Fillstlne hudutsuz yahudi muhaceretine yol açılması ta-1 raflarıdır. Bence bu fikir realiteye uygun değildir. Bir kısım müfritler de Arap muhalefeti yüzünden hiç bir zaman: yahud! vatani kurulamıyaca-ğı kanaatindedir Ve bunlar Fillstlne yeniden muhacir göndermenin, ancak silâhla kontrolü mümkün olan bir vaziyet İhdas edeceği Iddtasmda-dırlan
Fakat ben pratik bir hal çaresi bulunabileceğine kuvvetle kaniim. Ve bu hal çaresinin, Kudüs üniversitesi reisi doktor Jutah Magııes'ln teklifi dahilinde bulunabileceğine eminim, Bu zat FMistlnde bir Arap ve Yahudi birliği, Filistin. Suriye, Lübnan ve Maverayı Erdün arasında siyasi ve iktisadi bir federasyon sistemi kurmayı teklif etmektedir.
Fikrimce böyle bir federasyon. Yakın Şarkta kurulabilecek büyük bir federasyonun bir ünitesi olabilir. İlk tecrübe devresinde mislinin iştirak edeceği küçük federasyon, harbden sonra kurulacağına emin olduğum milletler arası teşkilâtın nezareti altında bir milletler arası İdareye tabi olabilir Böyle bir birliğin iktisadi İnkişaf imkânları pek çoktur. Sulama ve elektrlkleştirme işleri geniş bir suretten İnkişaf edebilir.
Bundan maada.* Filistlnln bugün kısmen dışarıdan yardımla beslenen suni iktisadiyatı maziye karışır. Çünkü Filistin böyle bir anlaşma sayesinde kendi kendine yeten ve daha yüz binlerce yahudinln purada kendilerine iktisadi emniyet bulmalarına İmkân veren bir memleket olur
Mürteci Yahudiler meselesi mistin meselesi, tablatile harbden sonra binlerce yahudinln yerleştirilmesi meşelerini ortaya çıkarır. Filhakika mistin, harb bittiği zaman ortada kalacak olan sefil ve yersiz yurtsuz, yahudllerin ancak pek azına yeni bir hayat kurma İmkânı verebilir. Her ne kadar birleşmiş milletlerin harb gayelerinden biri de. vatanlarından kovulmuş İnsanların tekrar emniyetle memleketlerine dönmelerini ve orada hiç bir fark gözetmeksizin diğer vatandaşlar gibi insanca muamele görmelerini temin İse de, birçok mülteciler tekrar memleketlerine dönemiyecek vaziyettedir Vaktlle memleketlerinde maruz kaldıkları İşkencelerin hâtırası birçoklarını tekrar memleketlerine dönmekten menedebilir. Bazıları da kendilerine dünyanın başka yerlerinde yaşama imkânı anyablllr.
tşte harbden sonra birleşmiş milletlerin müstacel bir tarzda halline mecbur oldukları mühim meselelerden bir! de budur Bu mesele, yalnız, birleşmiş milletler yardım ve kalkınma İdaresinin halledebileceği bir İş değildir Bu mesele reis Roosevelt'ln ı 1838 de kurduğu hükümetler arası ! mülteciler komitesi ile İlgilidir, Harbin İlk senelerinde bu komite müte-. vazı bir tarzda İşe başlamaktan baş, ka bir şey yapmamıştı. Para noksanı, I nakil vasıtalarının eksikliği ve bütün ı hükümetlerin harbi e meşgul olmaları, hükümetler arası komitenin bir plân hazırlamaktan başka bir İş gör, merine İmkân bırakmamıştı. Fakat bu komitenin faaliyetine devam et: meal, bu İş için bütün hükümetlerin
Bu beyannameyi neşre saik olan hâdiseler ancak Dr. Weizmann ve onunla beraber müzakerelere iştir&k eden birkaç arkadaşı bilirler. Çünkü önce bütün İngiliz hükümeti âzaları bu fikre muhaliftiler. Gerek İngiltere ve gerek Amer İkada bulunan nüfuzlu Ya hudilerln de çoğu muhalif vaziyetteydiler. Çünkü bir Yahudi vatanının ku rulması, hattâ Yahuditere karşı fark gözetmlyen memleketlerde dahi Yahudi düşmanlığını arttırır diye korkuyorlardı. Lord BaJfur ilk resmi ziyaret olarak 1917 de Atnerlkaya geldiği zaman, burada birçok tanınmış Yahudilerle ve bu arada hâkim Bran-deisle görüştü. Ve nihayet kablns ftzasını da bu beyannameyi neşre kan dırdı. Bunun Üzerine bütün Yahudi âlemini bir heyecan kapladı. O vakit-tenberi geçen yirmi be? sene İçinde beslenen ümitlerin, uğranılan müşküllerin hesabını ancak Dr. Velzmann verebilir.
Tarih garip ve feci bir şekilde tekerrür ediyor. Dr. Welznıann'ın Birinci uhan harbinde İngiliz ricalinin dikkatini çekmeğe muvaffak olmasının başlıca sebebi, bu zatın büyiik bir âlim oluşu ve o vakit keşfettiği yüksek infilâk maddesinin ihtiramı İngiltere hükümetinin emrine vermesi olmuştu. İkinci cihan harbinde Dr. Welzmann’in Amerikaya gelerek burada yüksek devlet adamlarlle Flilstl-nln İstikbali hakkında konuşmalar yapabilmesinin sebebi de, 1942 yılının ilk günlerinde Amerikanın harb gayretleri İçin hayati ehemmiyeti haiz otan suni lâstik imalinde kıymetU İlmi yardımlarda bulunması olmuştur.
Dünyanın bu büyük şahslyetlle ben de görüştüm. D. Welzmann’da gördüğüm samimiyeti, hakiki devlet adamı kudretini, kabiliyeti ve İnsanlığı pek az kimsede görmüşümdÜT. Milli Yahudi vatanı gibi hâlâ münakaşa mev-suu olan bir meseleyi halledebilecek birisi varsa, o da İmkân verildiği takdirde, Dr. Welzmann'dır.
En hararetli slyonlstler bile, ingil-terenln Filistin’deki mandasının muvaffak olmadığını İddia edemez. Hiç olmazsa burada Yahudi vatanı İçin temeller atılmıştır Yahudi milletine bin manialar içinde asrımızın ..Hicivlerinden birini yaratmak fırsatı verilmiştir. Bir çoklarının Filistin tecrübesini tenkidetmelerlne. Filistin ekonomisinin fiçen yirmi beş senede suni surette ayakta tutulabilmesine. ve devamlı bir İktisadi hal çaresi henüz bulunamamış olmasına rağmen, yahudi milletinin Filetindeki başarıları herkesin gözüyle görebileceği meydanda bir hakikattir. Modern Tel - Aviv şehrindeki Yahudi dehâsının tezahürler), ziraatte gösterdikleri muvaffakiyet, sınaî ve içtima! sahada elde ettikleri başarı takdirin Üstündedir. Eğer burada, İngiliz mandası olmasaydı, bu başarıları elde temek mümkün olamazdı
Fillstlndeki İngiliz otoritesi iki noktadan tenklâedi lebi lir. İngiliz hükümetinin buraya İdareci olarak hakikaten lâyık pek az memur göndermesi: Filistlndeki İngiliz İdaresinin muhacir ve mülteci meselelerini halde kabiliyetsizlik göstermesi. Zaten karışık olan vaziyeti. Hariciye Nezareti İle Müstemleke Nezareti ve askeri makamlarla sivil makamlar arasındaki İhtilâflar bir kat daha karıştırmıştır. İngiltere hükümetinin bu mesele hakkında neşrettiği beyaz kitap, ne yapıcıdır, ne de bu zavallı ırkın sefaletine kâfi derecede hürmet göstermektedir.
Ben Filistin de İngiliz mandasının devamı halinde bu meselenin halline imkân görmüyorum. Manda, esasen muvakkat bir anlaşmadır ve tabiatı İcabı geçicidir. Bence esaslı olan şey, Fllistlnl adım adım yahudllerin milli vatanı haline getirecek bir progTam üzerinde milletler arası bir anlaşmadır.
Amerikadaki yahudiler arasında, müstakil bir Filistin kurmak hususunda fikir İhtilâfı vardır. Birçok ________
meşhur ve vatansever yahudiler,' tahsisat ayırması lâzımdır
. müstakil bir Filistlnln kurulmasimn, (Arkası var)
Churchill'in ölümden kurtulduğu IsDnarl kılıcıyla bunlara saldırmak ln-llk kaza, dört yaşında bir çocukken t Ihar etmek demekti, başına gelmişti. Çhurchlll Fenian ‘ ' .... .
kargaşalıkları esnasında İrlanda da dı ve derhal tabancasını çekerek ar-bulunnyordu. Günün birinde yanında dadısı olduğu halele eşeğiyle gezerken karşılarına bir nümayişçi kafilesi çıktı.
Eşek btmlardan korkarak çille at-nııya başlayınca çocuk eğer üzeıknde bulunamayıp yere yuvarlandı. Çhur-chUl sonradan bu düşüşten hasıl otan beyin sarsıntısı için: «İrlanda politikasına ilk giriş» der.
Tam on scaiz yaşındaydı. Kuçuk kardeşi ve kuzeniyle 'avcı ve avi oyunu oynuyorlardı. Kendisi avdı; arkasından koçanlardan kurtulmak İçin, bir derenin ürerinden geçen köprüden kendini aşağı attı ve böy-lece yirmi dokuz ayak yükseklikten sert bir zemine yuvarlandı.
Kendine gelinciye kadar üç gün. yataktan kalkıncıya kadar da üç ay geçil. Bu düşüşten mütevellit bir sürü yara bere arasında böbreğinin biri de zedelenmişti.
ChurchiU son onda tehlikeyi anla-
ka arkaya ateş etti Vahşiler korkup kaçtılar.
1898 de Ünunüderman'da 21 inci mızraklı süvari alayı mutaassıp biri derviş sürüsüne hücum ediyordu.
ChurchiU atııjı en sıkı dört nalla ı sürerken birdenbire karşıcında, an-' eaj; on adım ilerde İki düşman gördü I ikisinin arasında iki adım kadar mesafe vardı. ChurchiU doğrudan doğ-ruva bunların Rrartndan geçti İkisi de ona ateş ettiler*» de isabet ettiremediler. Yalnız Churchill'in hemen arkR'indan grleı» süvari vurulmuştu ’
Asteğmen olarak Sandhurst't- gitmeden evvel İsviçre'de bir yaz tatili geçirmişti. Orada başka bir delikanlıyla beraber sakin bir golün üzerinde kürek çckmlye gittikleri vakit başlarından hemen, hemen fena neticeler doğurabilecek bir vaka geçti,
Niyetleri biraz kürek çekip golıin ortasına doğru açıldıktan sonra el-' blselerinl sandala bırakarak yüzmekti. Fakat tam suya dala kları vakit sandal onlardan açıldı Ve rüzgârın tesirli? uznklaşmıya devam etti. Gençlerin uzanan kolları onu yakalı-yamıyordü. Bundan sonrasını Clııır-ehlll şöyle anlatıyor (O sırada clü-mü. hiç bir zaman görmediğim kadar



TtlBKÇE SÖZLÜ VE SARKILI Büyük bir muvaffakiyetle devam ediyor.

Bugüne kadar yapılan en muazzam _
EN MÜTHİŞ. .. VE EN HİSSİ HARP FİLMİ
Harp mücrimleri



(Kimse Kurtulamıyacakl)
MOEDRN MUSİKİYİ SEYEK MİSİNİZ?. GÜZEL ŞARKILAR DİNLEMEK VE KONGA DANSI ÖĞRENMEK İSTER MİSİNİZ»..
O halde, bu BALI akşamından İtibaren
SÜMER Sinemasında
MtCHELE MORGAN — FRANK &INATRA (Amerikan radyosu kralil BARBARA HALE tarafından yaratılan cazlb mevzuda
ÜMİTSİZ
şık, neşen, muslkill ve mükemmel şarkılı fUmınl görmeğe hazırlanınız.
»d

c«„f »mmM.rj.-d.. kend! sürar, I
MrllSt »n bir «km s«p.rkw, «llarm dlkl"r„
»rtosmdım bir drrrlr mmdan. t!k> I Tram,a>' duraS’ kar’“ verdi. Hrr Mde or.lard.kl bir d(-lwlt“ 14
İlkten etrafı g 'yetirmekteydi Adanı * 8ivas yüksek tahsil talebe ceml-mızra’ını trrtarak Churchill'in üze-|yetinden; Cemiyetimizin İkinci umu-rine vtıtacafı sırada genç subav otu imi heyet toplantısı 25 mart 945 pa-btr adımdan az m «sı f eden yere serdi, zar günü saat 10 da Şehzadebaşı Kı-|nlay salonunda yapılacağından. Ugl-, , , ,, > li zevatın hazır bulunmaları.
Ctuubı Afrika harblı ChurchiU.
bunda harb muhabiri olarak bulu- A Eminönü Halkevinden: Konser-
“k.rıgorüyoZm İki kere »hdtfa'W(>rdu Zırhlı bir trenle k^e Çlk-I vatuvar Türk musikisi icra heyeti
• ®. . . ’ . ......t-,,,, cirart* rte- 28 mart çarşamba akşamı (tam kad-
bir yarda mesafeye kadar yaklaşabil-' mimardı. Tam dönecekleri sırada dedim. ikisinde de yakalıy ama dini. Nl- , mlryoluntı hâkim bir tepenin üzerin-hûyet tam kuvvetim ke'ileceğl sırada de Boerler belirdi Tren Boerl're yak-r'U..w~.r.lll ha. rvmııvlart
kenarını tutabildim.
laşırken Çhurchlll. baş ve omuzlan zırhlı levhanın dışında olmak üzere i bir sandığın üstünde duruyordu. Diiş-Churehıil’in Dundan sonraki ö.unı- man top ve tüfekle ateş etmlye baş-u,.,ı..ı..o.. ıvok con^cinrf» rHih»1 ]adl Dlıman sav uran bir şey başının birkaç santim üstünden geçti. Bu Churchill’in İlk gördüğü şerapneldl. Kendi dediğine göre de hemen, hf-men sonuncusu
den kurtuluşu 1895 seoednde Cuba' ; cia, Cuba - Ispanya harbi esnasnııia i oldu Bir ormanın kenarından atılan , serseri bir kurşun başının, bir ayak • yakınından geçti.
Aynı yerdi- ikinci bir kurtuluş ta, şöyle oldu Winston Çhurchlll ve ü ı Daha sonra aynı günde zırhlı trc-arkadaşı adayı kaimim ulun bir ju- W[M ge5m(s oWueu plJade|,rden rsydftaıı sonra mola varmışımla Wr goniştaa, üz{re BK1 don-
ıÇaıııplaruıın üç tarafı nehirle çevri. müjtil. Birden juz adım kadar dııün-iiydi: onlar da yıkanmak üz:re bu - . ... ‘ ---- ---------
nehir» inmişlerdi. Nehir kenarında ,^ırı ıır.j_..t ___ __________
tanı giyinecekleri sırada uzag meta- bunlk'nn^B^'r''oldukla“nn’ı anlayınca feden atılan bir tüfek sesi işiterek trene doğru kaçmıya başladı,
irkildikr. Silâh sesleri çoğaldı ve idamlar arkasından ateş ettilerse de birdenbire etraflarına kurşun vağ- taır;tunlar sagll follu yanından ve tornaya başadı. Mermilerin hepsi p.k men ku!agının dibinden geçtiler yakınlarından geçmekle beraber hiç-' biri İsabet etmedi.
de iki adam demiryolunun üzerine çıkarak ona nişan aldılar. ChurchiU
ChurclıUl arkasına bakınca adamlardan birinin daha İyi nişan almak ı İçiıı diz çöktüğünü gördü ve bunun Aynı yerde üçüncü hâdise. Chıtrchıll, hemen etrafı tel örgüyle çev-
Ispanyol kuvvetlerine kumanda eden rllJ ülr çukura daim. Biraz nefes al-generalin karargâhında küçük bir maK jçjn doğruiduğu sırada bir diiş-kulübede uyuyordu. man juvarlslnin tüfeğinin namlusuy-
Gece yansı gittikçe fazlalaşan sı- ja burun burun3 geIdl. Kendisi silâh sesler ile uyandı. Bir kurşun için- lâh£U oıduğuıımın kurtuluş çaresi de yattığı hamağın arasından geçti, nai^amıştı. Bövkce harb esiri oldu, bir başkası da dışarına duran birj emir erini yaraladı. Müstakbel başvekil bir tek .vıynk alnından kurtuldu.
1891 senesinde Hindistan hududundaki Mamund ovasında çarpışmalar oluyordu. O zaman genç bir subay olan ChurchiU de bu sava.-ııı en koyu yerindeydi Bir aralık vahşi bir Pathan'm yaralı bir Ingiliz neferine çullanarak İri palaslle dört, beş kere vurduğunu gördü.
Sonradan yazdığı gibi: «O anda her şeyi unutup o herifi öldürmek iste-dmt» Churchill'in yanında utun, keskin süvari kılıcı vardı. Bununla herife s&ldırmıya karar verdi. Adam onun gelişini görünce yerden bir taş kavrıyarak fırlattı ve sonra kılıcını sallıyarak bekledi. Vahşinin yanında daha birçok arkadaşları vardı. Bir
13 KAHRAMAN
Es*r: RAGIB ŞEVKİ ‘ürk kahramanlığım canlandıran film Reji: gADAN KÂMİL
Baş rollerde: Sami AYANOĞLU — Fatma ANDAÇ — Talât ARTEMEL. Diğer rollerde: Müfit Klper — Ca-hid İrgat — Sadi Slnay _ Tevhid Bilge — Hamdl Şarügll — Hulûri Kentmen — N?cml Oy — Şaklr Arse-ven — Osman Türkoğlu — Badeddin Erbll — Avnl Erdoğan — Osman Gür güç.
ELHAM RA ve ŞARK’ ta
s

28 mart- çarşamba akşamı (tam kadro ve tanınmış bütün saz ve ses sanatkârlarımızın lştlrâklle saat (21) de Eminönü Halkevi sosyal Yardım şubesi menfaatine bir konser verecektir.
* Üsküdar Halkevinden: Çanakkale savaşını kazandığımızın dönüm yılına taslayan 18 mart pazar saat 13 te Evimiz salonunda Abldln Dav'er tarafından (Çanakkale ctferl) mevzulu bir konferans verilecektir.
»AKSAM S|
Abone bedeli
l'urkiye
Ecnebı
280(1 Kuruş
1500 ■
800 •
Seneük
8 Aylık
3 Aylık
Adres tebdili için
luk pul gönderilmelidir takdirde adres değiştirilmez
5400 Kurue
2900 »
1600 i
eııı kuruv
Ak*’
Konservatuarın Türk musikîsi konseri
Konser.a tu varın Türk musiki heyeti tarafından bu sene mevsim başından İtibaren muntazam surette verdiği ve son zamanlarda da tekrarladığı konserlerin İstanbul halkı tarafından her gün artan bir alâka ile taklbedıldlği malûmdur.
Bu güzide heyet tarafından hazırlanan ve Rast faşlım İhtiva eden konserin 22 mart cuma günü saat 18 de Şehir Tiyatrosu Komedi kısmında verileceği haber alınmıştır. Konserlerin mazhar olduğu büyiik rağbet dolayı siyle iştirak edecek olanların yerlerini şimdiden tedarik etmelerini tevriye ederiz.
Rcbıülâhlr 4 — Kasım 131
Lmsag Güneş Oğic İkindi AK yaiej E. 1009 11.49 6.03 9.27 12.00 1.31 V. 5.28 7.07 13 22 16 46 19.1& 20.49
tdarehane Babı&n elvan
Acimuslua SOKHli Nü 13
f
Meşhur Gangsterler ve
Amerika Polis Müdürünün anlattığı hakiki vakalar NESİL YAYINI
Orange müstakil hükümetinde gene harb muhabiri olarak bulunuyordu 200 Boer süvarisinin yerini keşfetmek üzere birkaç atlı öncüyle yola çıkmıştı. Öncüler bir tepeye tırmanırken zirvenin üzerinde Boer başları gönüldü. Ateş etmlye başlayınca Ohurchill atına bineceği sırada hayvan ürktü ve sahibin! orada tek başına yaya bırakarak kaçtı.
Çaresiz geri döndü ve hayatını kurtarmak İçin koşmaya başladı. Koşarken de artık burada muhakkak vurulacağını düşünüyordu Birden yolunun üzerinde bir süvari meydana çıktı, bu bir dosttu. Çhurchlll hemen onun bacağına sarılarak hayvanın yelesini yakaladı. Başı atm boynuna değince kaplanmıştı. Zavallı hayvan yaralı olmasına rağmen etrafta uçuşan kurşuna! rin arasından Churchlll‘1 selâmete çıkarmıştı
Çhurchlll hâtıratmdar «Gene dü-şeç atmıştım,» der.
Created by free version of 2PDF
■■■■■■■■■■■■■»■■s...........
sürükllyertk balıklama denize daldı-1 yordu. Uçağı saatte 50 millik bir dınığı bildirdiler. süratle tam havalanacağı sırada yer-
♦ |dekl bir a> ak boyunda oLiar yüzün-
Buna benzer üçüncü bir vaka daha.iden uçak birdenbire kapaklanıverdi.
ChurchiU çift İdareli uçaklardan lıoş-1 Yer seviyesinden iki kadem alçaklan irdi Bir gün öğleden sonra fini ta bulunan bir yola dürmüşlerdi.
bir iş yüzünden uçuş yapamamıştı. O sabah mükemmel uçuş yapmış olan uçak öğleden sonra bir ânza yüzünden düşmüş ye içinde bulunan iki kişi de ağır surette yaralamışlardı.
İlk defa 1912 de uçmuş Olan Churchill’in başından havada " ’ çok hâdise geçmiştir.
İlk uçuş dersini Eastchurch'de genç bir pilot öğretmenden almıştı.
Ertesi gün ona, genç havacı ile bir gün ewel uçmuş olduktan uçağın beraberce düşüp parçalandıklarını Böyle diler.
blr-
1916 senesinde ChurchiU, Fransız cephesinde binbaşı olarak bulunuyordu. Korgeneralle cephenin iki mil kadar gerisinde bir yerde görüşmek üzere emLr almıştı. Randevu yerine varınca bir kurmay subayı kendisine yanlışlık olduğunu ve generalin başka bir İş yüzünden kendlrile gar üş e-miyreeülnl bildirdi.
Bunun üzerine Çhurchlll tekrar taburuna döndüğü zaman, kendi kumanda yerinin uçmuş ve yerine vekâlet eden cubavın da beyninin parçalanmış olduğunu gördü.
Birkaç gün sonra buna benzer bir başka hâdise cereyan etti. Yeni tip bir deniş uğaçı Southampton sulan üzerinde tecrübe edilirken ChurchiU bununla uzunca bir uçuş yaparak Uçağın her türlü manevraya çok iyi itaat ettiğinden memnun olmuştu. Bunun üzerine Sbeernesat ziyaret etmek üzere amirallik yatma gitti. Orada kendirine, birkaç saat mel mükemmel gibi gözüken deniş uçağının Uç deniz subayını da beraberinde ölüme
Harbden az sonra bir uçuşta at kaldı havada yanacaktı. Man? üzerinden Londraya doğru uçarken uçağı denize değru kaymağa başlamıştı, sonra idaresizmiş gibi yana doğru kaydı.
Bunun üzerine mikrofonla pilota scslendlyse de bir cevap alamadı. Halbuki pilotun oturduğu yerden de duman çıktığını görmüştü. Bu arada da denize 200 kadem kadar yaklaşınış-lardl. Uçak birdenbire doğruldu. Meğer uçakta yangın çıktığından pilot ateşi tfndftrebUmek için uçağı . İdaresiz bırnkmıştL Ateşin farkına biraz daha geç vanlsaydı hem uçak, hem de İçindekiler yanacaklardı.
Birkaç hafta sonra Fransada Buc alanında bir ekzerslz uçuşuna çıkı-
Churchllle pilot kendilerini baş a'.ağı olarak oturdukları yere kcmerlerlle bağlı buldular. Uçak ezilmişti. Fakat onların bütün ziyanı birkaç kesik ve sıyrıktan İbaret kalmıştı
Churchill'in en tehlikeli uçak kazası 1919 yazında olmuştu. Harbiye Nezaretinde geçirdiği uzun ve yorucu bir günden sonra akşam üstü Croy-don alanından havalanmışa. Uçağı kendisi idare ediyordu, Birdenbire itaat etmediğini gördü. 90 kademden az bir yükseklikte yana kaymıya haşam işti. Sonra da büyük bir hızla yere çarptı, pervanesi ve burnu toprağa saplanmıştı. Çhurchlll de bu arada fena hırpalanmıştı. Fakat parçalanan uçağın gövdesinden çıkıp, baygın bir halde kan kaybeden pilotum yardım edecek kadar kuvveti vardı.
13 aralık 1931 de New - York'te bir otomobil ona çarpmış, başının der iri kafa tasma kadar kesilmiş. burnu yaralı olarak sonradan zatOBecnb* yakalandıysa da mükemmel bünyesi onu bu belâdan da fliyırmışlı.
Londraya 194ö - 41 arasında yapılan hava alnnı sırasında bir g«e Down!ng Street 10 numarada (Başvekâlet konağı) yemek odısında bulunuyordu. Kabinedeki bir gece görüşmesinden dönmüştü. Tam O STradrı bitişikteki hazine binasına bir bomba kab. t ederek 12 öldürdü. 10
numarada ise bir avize yemek masasının üzerine düşmüştü Fakat talih eseri olarak kimseye bir şey olmamıştı-
Nakleden: ZERİa öw Rİ
HAFTA KONUŞMASI
TANIMADIĞIMIZ MEŞHURLA ?.
(Kapahçarşı) nın romanı
îstanbulun Kapalıçarşısı uzun zamanlar Sadâbodı, Boğaziçisi kadar seyre değer bir güzellik ve güzeller sergisi olmuştu. Şehir erkeğinin ve kadınının her hangi bir gezinti yerinde süsünü, tuvaletini sağlayan cinsî cazibesini arttıran peri haznesi bu loş kubbeli ve dar kemerli çapraşık mağarada, pazarlar sarayında saklıydı
Arkeoloji müzesi müdürü, gazetemizden bir arkadaşa, konuşma arası demiş kİ; «Kapa ’ıçarşı dünya yüzünde cesamet ve terkip itibarile Örneği bulunmayan bir eserdir. Bugünkü hali hemen tamirini İcabettirmek-tedir. Hattâ tamirin on beş yıldan beri yapılması lâzrmgeliyor-du. Tamir İşi ihmai ve bakımsızlık sebebile giln geçtikçe maddî bakımdan güçleşmektedir.»
Şüphesiz büyük çarşıyı kurtarmak lâzımdır. Sayın bilginin dediği gibi « dünyanın en mühim âbidelerinden ve îstanbulun şöhret sebeplerinden biri olduğu için o binayı resturasyon usuliLe esiri şekline sokmak , diriltmek yeniden yasatmak vazifemizdir.
Fakat bir de Kapalıçarşmm aşağı yukarı beş asırlık bir tarihi vardır ki îstanbulun giyim kuşam, süs ve zarafet hayatını belirttiğinden- kadınını ve erkeğini dört yüz şu kadar yıl hoş. cazibeli kıyafetlere soktuğundan dolayı ehemmiyetle, emekle, kudretle yazılmağa ne kadar muhtaçtır? Kapalıçarşmm bir tarihini ve bir romanını hangi feyizli kalemden, ne zaman okuyabileceğiz?
Biz yaştakiler çarşının bütün İstanbul İhtiyacını sağlayabilen tek pazar olduğu devri bilemeyiz. O devir ki kadın bir kapısından girip ötekinden çıkınca tepeden tırnağa kadar donan mış, Nedim'in dediği «gülgülü kerrakell, mor harelin elbiseden •buseden pabuç» a benzeyen nefis terliklere varınca lâhur şal, samur kürk, atlas ferace, canfes şalvar, diba hırka, bürümcük «nlarl, kadife yelek, cunl hotoz, sırma kuşak, billûr yaşmak — hepsini bulmuş, ajanca fildişi tarak, misk ve amber kutusu, allık, rastık, düzgün ve sürme şlşeciklerl. giyime kuşama, süse püse yarar ne varsa satın alabilip her isteği yerine getirilmiş halde evine dönmüş olsun!
Büyük çarşıyı o saltanatlı devrinde göremediğine çok kişi keder etmez de Sadâbat ve Boğaziçi âlemlerini yaşamadığına hayıflanır. Halbuki İstanbulin Kapalıçarşısı uzun zamanlar Sadâbadı ve Boğaziçlsl kadar. belki de daha fazla seyre değer bir güzellik ve güzeller sevgisiydi. Boğaziçi âlemlerinin şatafatım, Sadâbadm kıyafet dekorunu. İstanbul erkeğinin ve kadınının her hangi bir gezinti yerinde süsünü sağlayan, cinsî cazibesini arttıran peri haznesi bu loş kubbeli ve dar kemerli çapraşık mağarada saklıydı.
Türk İmparatorluğunun başkentine — öz memleketin her tarafında örülen, işlenen, bükülen, boyanan, dokunan, imbikten ve perdahtan geçen çeşit çeşit en İnce, en hünerli sanat ve sanaat eserlerinden başka — Çin yolundan develer, katırlar sır tında ulu dağlara, ucu bucağı bulunmaz boz kırlara kamçı ve çmgrak sesleri yayarak gelen kervanlarla, Yemen ve Mısır ülkelerinden yelken açıp korsan •ğlannı aşarak güçbelâ erişen gemi kafllelerile can. pahasına faşınmış bu eşyadan Kapalıçar- ■ şıya kim bilir nasıl bir zenginlik kokusu sinerdi... Kürk kokusu, Hint kuması kokusu, telafin ve ı fiıfiıımâıiT
Halep kili, ağacı, misk bergamot ve
ve sıcak her
sahtiyan kokusu; Şiraz gülü, sandal keçisi, çiçek suyu, amber kokusu...
Dünyanın soğuk
ikliminden gelip birikmiş malların. pahalı zinet eşyasının, ıtriyatın her birinden ayrı ayrı yapılan kokular birleşince zaten üstü kapalı bu pazar yerinde bin bir kokudan toplanmış bir tek koku duyulurdu: Süs ve lüks kokusu, tuvaletli kadın kokusu... Sonra inci, mercan, elmas, zümrüt ve altın ışığı i
Ve bu hoş kokulu ve hoş ışıklı loş dehlizlerde sırma cepkeni! leventler atlas feraceli dilberlerle birbirlerine söz atarak, göz süzerek alış veriş ederlerken bir tarafta iri kavuklu ihtiyar zen-dostlar yeni satın aldıkları körpe halayıklarım kendilerine bağ-almak içirt süs eşyasına keselerini boşaltırlar,, öbür yanda saray ağaları haseki kalfalara top top kumaş, şişe şişe misk taşırlar, vezir uşakları da yaşlı efendilerine kutu kutu amber götürürlerdi.
Nihayet ikindi ezanları okunur, bekçiler bağırır, halk boşanır, kubbelerdeki tepe camı ışıklan kendiliğinden söner. İpekli toplarile sırma püsküllerin şakrak yüzlerine gam siner ve dünyanın en büyük alış veriş sarayına milyonlar örten bir karan-hk. servet kokulu bir gece çökerdi.
Bu çarşıya son darbeyi benim de hayal meyal hatırladığım bir zelzele indirdi.
Yıkılan ve sakatlanan dükkânlar şehrin içine dağıldılar; halk, hele kadın tayfası — tamirden sonra bile •— uzun, müddet çarşıya girmekten korktu. Sultan-hamamının. Eminönünün, daha sonra da Şehzadebaşı He Beyoğ-lunun parlak alış veriş devri o zamandan başlar.
I Kapahçarşı artık üçüncü derecede mal satılan bir yer olmuştu. Netekim her Şeker bayramından bir kaç gün önce anamın oraya uğradığı zihnimden çıkmamıştır. Kendimiz İçin öteberi almağa mı giderdi? Havır. Evin uşak, arabacı, ahçı ve hizmetçilerine bayram bohçalarını hazırlatmak İçin...
Bayram bohçası, konaklarda ve konak yavrularında belli başlı geleneklerden biriydi. Gözümün önünden gitmez: En zengin bohça ahçıbaşmınkiydl; ipek futadan sırma İşlemeli uçkura, çevrelere, para kesesine kadar bütün bir çamaşır takımı. Ahçı ya İpekli mintan verilirdi; ama uşakla arabacıya kaskatı frenk-gömleğl ve arkası lâstikll siyah papyon kıravat... Arnavut, bahçıvanlara hediye edilen bohçadaki mintanlar beyaz patiskadandı. Aynca memleketlerindeki eşlerine göndersinler diye o bohçalara birer fistanlık kadın kumaşı konması da lâzım gelirdi.
Evde zenci dadı, bacı veya genç Sudan fazı varsa eşyanın fazla allı kırmızılı, cicili bicili, pullu ve boncuklu seçilmesi şarttı. Anadolu kızlarına, hele şehlr-leşmlşseler alınacak eşya, ucuzundan olmakla beraber hanımların kine benzemeliydi. Sonra, bazı konaklarda — o devrin güzel bir Adeti — taşralı talebe bu-
en
Amerikan tanklarının ön tarafına yerleştirilen mayn patlatıcı âlet
lunurdu; yatılı mekteplere gi-. den bu gençler hafta başlarında konağa gelirler, çamaşır değişirler, yatarlar ve ertesi günü harçlıkların] alarak gene mekteplerine dönerlerdi, işte onlara da bayram bohçası verilirdi; içine çorabından kıravatına kadar hepsi konulmak şartlle... Bayram günü, el öptükleri zaman büyük beyle büyük hanımın sundukları hediye başka!
***
D aksettiğim devirdeki çar-çıdan zihnimde nedense çok iz bırakanı, üstünde ga-
liba şemsiyeli biı- Japon, resmi bulunan Mikado lavantası şişeleridir. Ben alınsın isterdim; kokusu ağırdır diye eve sokmazlardı.
İnsanın, bazı hiçten arzulan vardır ki bir türlü yerine getirilemez. Büyüyüp de artık kendi keseme hükmümün geçtiği zaman bile fırsat düşüp de NLİka-do'yu alamadım. Hâlâ merakı içimdedir Gençliğimde lâvanta modası ve markası değişmişti; Gel 16 Freres’in pabucu dama atılmış, camekâıılara Piver'in daha ziyade bir şurubu andıran çok şekerli, iç bayıltıcı kokulan dizilmişti. Bunların terle karışınca bir cins rayihalı «flit» e benzediklerini sinek sersemletici eczalar icadedilinc? anlamıştım-Bir çok evlerden sinek gibi tatlı bir sersemliğe kapılıp kaçtığımı unutmadım,
Evet, büyük çarşı, büyük zelzeleden. sonra sünepeleşmişti. Fakat benim için gene de hoş ciheti vardı; şimdi d? vardır. O kadar vardır kİ yılda bir kaç kere hiç de işim olmadığı halde bir kapısından girer, geçmiş devirlerini hayalimde yaşatarak acayip bir keyif İçinde ağır ağır yürüyüp öte kapısından çıkarım. Etrafımdan ziyade göremediklerime bakarak zevk aldığıma şüphe yok.
Yaşlı hanımlardan ve efendilerden genç İken dinlediğime göre Kapalıçarşmm yakın tarihte — sanırım Sultan Aziz zamanı — eskiyi hatırlatan bir parlak devri olmuştur Hat-tâ. aklımda kalan doğru ise, çarşı geceleri bile açılır, donanır, içinde kadınlı erkekli gezintiler yapılırmış. Kalpakçıîarbaşı seyranlarından pek tatlı hâtıralar taşı-1 yan o hanımlar ve beylerden bugün hangisi hayatta?
Kapahçarşı yalnız eşya alış verişi bakımından değil, îstanbulun kadın - erkek münasebetleri dolayısile de cemiyet tarihimizde İz bırakmıştır. Çarşının dar dehlizleri ve dar dükkânları az macera mı kaydetti? Çarşı sayısız nesilleri asırlarca damı al-, tında toplayıp yakınlaştırarak gönüller alıp verilen bir muhabbet pazarı olması cihetinden de bir başka çeşit âbide ve yadigâr dır. Kaçgöcün hüküm sürdüğü yüzlerce yıl — Haliç gibi. Sadâbat gibi, Boğaziçi gibi — orada da;
Sırma kâkül sim gerden zülf
tel tel ince bel Bir civankaşı sarık sarmış
efendim başına Sürme çekmiş ıtnşalıîler
«ürünmüş kaşına
Nice «perlrû» 1ar ve «civan» 1ar sevmişler, aevümlşler, sevişmişlerdir.
Lâle devrinin, Boğaziçi devrinin, bütün belli başlı zevku safa yerleri devirlerinin Kapalı çarşı devrile kıyas edilince pek kısa ömürlü olduğu meydana çıkar, kapahçarşı Türk îstanbulun hayatı boyunca sürüp gitmiştir.
Hattâ ben o fikirdeyim ki şimdiki yan çökmüş ve güzelliğinin camii yıkılıp ancak mihrabı yerinde kalmış olan büyük Abidemiz çarşıdan cinsi cazibe elini eteğini henüz tamamlle çekmiş sayılamaz. Orada hâlâ ılık ılık bir şeyler olduğunu, tatlı tatlı bir şeyler döndüğünü duyuyorum.
Duyduklarım daha ziyade bugünkü sağların değil, dünkü ruhların tavafı olacak’
B. Ubeydullah her gece başka
Filibe’de meddahlık ederken kahveden taşan kalabalık meydanı yarısına kadar dolduruyordu “------------- - - -.------------------------------y
jra Yol* gazetesi — Liverpol hâtıraları — Filibe halkı masal dinlemesini seviyor — Ebüzziya Tevfik ve Filibe — Hüseyin Cahid’in nutku — Maita’da bir veda ziyafeti — Übeydullah’ın telkadayıfı — Haftada bir gece kavga
; «Dağı
L
Übeydullah efendinin, daliLık ettiğini, uzun zaman kahvelerde masal söylediğini bllir-misiniz?. Hiç bir temaşa tarihi kitabında, meddahlar arasında ismi geçmemekle beraber Übey-dullah efendi bizim memlekette en ziyade rağbet görmüş, en fazla seyirci toplamış, en beğenilmiş üstat meddahlardan biridir.
B. Ubeydullah 1897 yılında Filibenin en büyük kahvehanelerinde gecelerce. gayet kalabalık bir halk karşısında hikâye ve masal anlatmıştır. Hattâ meddahlıkta kîndisinln bir üslûbu bile o'duğu anlaşılıyor. Taklid-den ziyade halkın merakından, tecessüsünden istifade etmek istediği anlattığı hikâyelerden seziliyor.
1897 yılında Fiiibede uzun zaman kendişile beraber bulunmuş olan'ar şöyle anlatıyorlar:
— Bu zamanlarda Ubeydullah efendi şehrin merkez meydanındaki büyük kahveye her gece geliyor ve orta yerde oturarak halka bin bir gece masalları anlatıyordu. Bunlar o senelerde Fiil-bede o derece beğenilmiş ve o kadar hoşa gitmişti ki kendisini dinlemek için geceleri şehrin dört bucağından pek çok kimseler geliyordu. Hattâ bunların arasında hiç kahveye çıkmak âdeti o’mıyanJar bile vardı. Hikâyelerin içinde zemin ve zema-ne, şahıslara ait. İğneler de oluyordu. İlk geceler kahvehane tıklım tıklım dolmuştu. Sonra kalabalık o derece arttı kİ kapılan açıp dışarıya kaldırıma da iskemle vesaire konuldu. Son zamanlarda kalabalık meydanın yansını doldurmağa başlamıştı, Her gece dinleyici arttığı için Übeydullah efendi de biraz daha sesini yükseltmeğe mecbur oluyordu.
Bir taraftan da neşriyat..
Übeydullahın meddahlıktan | para alıp almadığı malûm değildir. Daiıa ziyade bunu gönüllü olarak yaptığı zannediliyor. Bizde amatör aktör vardı amma, amatör meddah Işîtmemlştim.
B. Übeydullah bir taraftan geceleri kahvede ve Filibe meydanında halka bin bir gece masalları anlatırken bir taraftan da İbrahim Nazmı. Kurre zade Meh-met. kendisi ve İmam Mehmet İzzetten mürekkep bir neşriyat şirketi kurmuştu. Harf döktür, düler Muntazam bir matbaa kurdular. «LiVerpOl hâtıraların tarzında kitaplar «Doğru Yo!» isminde de bir gazete çıkardılar.
İstanbul'da bulunan Ebiizciya Tevfik de bir aralık bu şirketle temasa gelmiş ve yazılarını orada basılıp İri an bula yollanmak üzere Fillbeye göndermişti.
B. Übeydullah bir taraftan gazetelerle, kitaplarla meşgulken, bir taraftan da her gece söyllye-ceğl masalı değiştiriyordu. Halk onu ve masallarını pek sevmişti. O kadar kİ Übeydullah efendi gidince Filibe suyu çekilmiş değirmene döndü.
B. Übeydullah arkadaşlarile birlikte yaptığı gezintilerden birinde
Hüseyin Cahid’in nutku..
B. Übeydullahın hayatta en sevdiği şey konuşmaktı. Tatlı tatlı anlatmağa bayılırdı. Belki de bu yüzden, kurtlarım dökmek için meddahlık ediyordu. Kendisi sevdiklerini ve sevdikleri de Übeydullahı kızdırmak için tertibat aldıklarından tatlı tatlı konuşurken mutlaka bir din, felsefe, İçtimaiyat, edebiyat meselesi vesaire yüzünden dehşetli bir münakaşa alevlenirdi. Zira übeydullah efendi her şeyden mâna çıkarıp parlayıverirdi.
Bunun hakkında en güzel sözü Hüseyin Cahit Yalçın söylemiş ve Übeydullahı fevkalâde güzel bir tarzda tahlil etmişti. Vaka şudur:
Übeydullah Ma ita’ya sürülen mahkûmlar arasındaydı. Halbuki İttihat ve Terakki cemiyetinde kaydı bile yoktu. Epeyce bir müddet Maita’da kaldıktan sonra kendisinin affedilmesine ve îslanbula gönderilmesine karar verildi. Artık Übeydullah sevgili arkadaşlarından, bir çok münevver ve nükteli sürgünlerden ayrılacaktı. Hazırlıklar bitti. Ertesi günü vapur gelecek!,. B. Übey-dullahin gidişi şerefine kampta bir ziyaf?t tertibedildi. Mamafih bu ziyafetlerdeki yemeklerin çoğunu Übeydullah pfendj bizzat kendi ehle yaptı. Çünkü yemek pişirmek hususunda değme ahçı eline su dökemezdi. Üstelik yemek pişirmek sahasında birçok keşifleri de vardı. Kendi kendine bir takım yemekler bulmuştu. Meselâ son zamanlarda onunla beraber uzun seneler bulunmuş olanlar: «Herkes telkadayıfını
yapar, fakat onunki başkadır..: Telkadayıfını alır avucu İçinde yağlarla uvalar. Bir şeyler yapar. Ortaya hiç kimseninkine benzemi-yen nefîs bir tatlı çıkarırdı. Fakat bunun için de mutfağı ne dağıtma, ne dağıtma .. Tencereler etrafta, tepsüer. yağ kavanozları!.. meded!»
Maita’da da nefîs yemekler yaparak kendisinin ve arkadaşlarının memleket hasretini biraz olsun gideriyor, ağızlara tat veriyordu.
Nihayet ziyafet sofrasına otu-ruldu. Hüseyin Cahit ayakta, ertesi günü, aralarından ayrıla-
Refik Hal id Karay'
B. ÜbeyduDab kır gezin t İsinde
cak o«an Übeydudah efendi için şu harikulâde güzel tahlili yaparak nutuk söyledi:
— Übeydullah efendinin Is-tanbula dönüşü hakkında söz söylerken kendimi çok müşkül bir vaziyette hissediyorum. ««Zira übeydullah Istanbu a dönüyor, bundan pek memnunuz» desem Efendi hazretleri: «Vay benim gidişimden memnunmuşlar!., demek onlara çok geliyorum.!.» diye kızacaktır. . Übeydullah gidiyor. Ondan ayrıldığımıza cok üzgünüz!.» diye aksini sövlesem bu sefer de: ««Vay benim sürgünde kalmamı istiyormuş!.- diye kızacaktır. Ne memnunuz, ne mahzunuz desem bu defa da: «Bana karşı ne lâkaydi .. Ha gitmişim. ha burada kalmışım!» diye küplere binecekler.. Hakikaten müşkül bir vaziyet!, demişti. Haftada bir «ece kav~n..
B. Hüseyin Cahit kendisini son derece iyi tahlili etmişti. B. Übeyduhah’da hiddet, daha önce de yazdığımız gibi sanatkâra-ne bir şey olurdu. Hattâ haftada bir gece memleket münevverleri toplanırlar, her bahisten konuşlulardı. Bu âdeta bir akademi toplantısını andırırdı. Fakaf biraz sonra Übeydullah derhal narlar ve coşardı. Bu itibarla kendisi toplantı gecelerin3 -kavga gecesi» derdi ve ilâve ederdi:
— Haftada bir kavga gecesi... İnsana az griivor amma kanaat-kâr olmalı Rilh misiniz?. Dil kavgası da bir ıhtiveetır!.. Bunun için şimdi Übevdullahm hikâyelerini en vafari dostlarından dinlemek istediğiniz zaman ekseriya muhatabınızı güc bir duruma sokuyorsunuz nüsünüyor ve size şu cevabı v-rivor:
— Übeydullah an’ritığı hikâyeyi daima şiddetli bir münakaşa’ile yanda bırakfğı için tam olarak aklıma gelmivor. Evvelâ güzel güzel başlar Sonra birisine kızar, veriştirildi hikâye de her zaman yanda kalırdı.
Kır gezmt'si günü..
Übeydullahın en mühim karakteri tezadlarla dolu olmasın-davdı Kıyafetini gözönüne getiriniz. Fakat bir de yaşayışına bakınız. Meselâ yazın onun haftada bir muhakkak kır gezintisi günü vardı.
Dostlan, arkadaşlarile beraber îstanbulun clvaımı dolaşırlardı. Yıldızdaki konakta oturan mânevi evlâdına:
— Kızım ben Picknicke gidiyorum1-der, çıkardı.
Ekseriya Bentlere, Alemdağı-na gidilirdi.
Yemeklerine bakarsanız o aa sizi epeyce şaşırtırdı. İlk zamanlar yemekte muhakkak tıpkı Amerikalıların. yaptığL gibi büyük bir bardak alafranga kahve fcerdl. Son zamanlarda yemek arasında ya meyva suyu veya mutlaka bir bardak çay içerdi.
24 saat İçkide yalnız bir kere, aksam yemeği verdi.
Hikmet Feridun Es
Created by free version of 2PDF
Nîihlf. r
| IIEK AKSAM j K A 7 A |^>
Baiıkpauarındakl kasapla sarJır-l dığı mukavva gibi kalın kâfiıılı. boru şeklindeki kıyma paketi elinde oto-1 bilse doğru koşuyordu. Bu, Boğaziçi-] ne giden son otobüstü. Kaçırırsa Hafız Şaklr’ln hail hakikaten haraptı. Eve ne cevap verirdi ki?..
Bunun İçin eteklerini savura savura can hevllle kokmakta iki. Fakat daha o. Cumhuriyet bayramlarında renkli sular akan yere yaklaşmadan önce tombul, sarışın, yeni otobüs ar-kasnıd n bir duman saldırarak hareket etti. Hafız ellle kolile İşaretler ediyordu. Fakat gören olmadı. Sari otobüs Taksim meydanını şöyle bir döndükten sonra uzaklaşıp gitti. Vah biçare Hafızcık’.. Şimdi evdeki hatuna ne cavap verirsin?.. Acaba vapur varmı ki?..
İşte böyle asfalt üstünde kukumav kuşu gibi kala kalmıştı. Tam o sırada yanında bir otomobil durumsar gibi oldu. Baktı. Eski püskü bir taksi. Boğaziçi otomobillerinden biri ve tanıdığı bir şoför. Adam İçeriden seslendi:
— Bay Hafız,.. Köye mi?.. Otobüsü kaçırdın galiba... Gel yanıma... Muavinim ol).. Seni 75 kuruşa köye atarım!..
Hafız kulaklarına inan onuyordu. Bu yardımı kendisne Haklaâlâ mı göndermişti?. Şoförün içeriden açtığı kapıdan başını eğerek girdi. Benzin kokan, şoför muavini yetine yerleşil. Boru şeklindeki kıyma peke tini kucağına koydu. Otomobil hareket etti. Oh... Gel keyfim gel!..
Lâkin birdenbire Hafızın burnuna lâtif bir lavanta kokusu geldi. Başını çevirip otomobilin içine baktı. Aman!.. Ay parçalan gibi taze bir hatun!.. Süslü mü süslü... Biraz fazlaca boyalı amma doğrusunu islerseniz yakışmıştı haspaya... Lâkin kirpikleri pek tuhafına gitmişti. Hiç de bu kadar kocaman, böyle yay gibi fcivıık, uçları dik dik kirpik görmemişti. Acaba son zamanlarda işittiği takına kirpikler mı bunlar?. Olabilir...
Kadm bacak bacak üstüne atmış, üstelik de sigura tüttürmekte idi. Hacı Şakir hiç gitmemişti amma her zaman İşte sinemada böyle kadınların oynadığını düşünürdü. Evdeki pazen hırkalı kaşık düşmanı ile bu genç, boyalı, kokulu, güzel kadın arasında ne inanılmaz fark vardı.* Otomobil sokak fenerlerinin yanından geçerken İçeriye dolan ışıkta kadının yüzükleri pırıl pırıl yanıp sönüyordu.
Asıl müşteri o İdi. Şoföre emirler veriyordu. Şoför muavini 1 mevkiinde oturan kendisi ise bir sığıntıdan başka birşey değildi. Aman ne olursa olsun, kendini köye, eve kadar atacak tekerlekli bir nakil vasıtası bulmuştu ya.. Bu ona kâfi idi. Ye Ur de artardı bile!..
Otomobil şehirden çıktı. Mecidiye-köyünden geçti. Hızını arttırmış, asfalt üstünde kayıp gitmekte idi.
İleride bir gazino vardı. Şakir otobüsle gelip geçtikçe buranın bir eğlence yeri olduğunu düşünürdü. Tabii içini bilmezdi. Otomobilleri gazinonun önüne yaklaştığı zaman hâlâ hızını azaltmamıştı.
Birdenbire nasıl oldu?.. Şakir de bunun pek farkına varamadı. Son süratle karşıdan gelen bîr kamyonun üzerlerine pek yaklaştığını gördüler. Adetâ kamyonun burnu, taksinin ön camına değecek gibi oldu!.. Müthiş bir gürültü!. İçeriden cıyak cıyak bağıran bir kadın sesi!.. Küfürler! . Şakir başında dayanılmaz derecede bir sızı duydu. Kendisini kaybetti!.
Oözlerlnl açtığı zaman köydeki eczaneyi gördü Kafasını sarmışlardı. Canavar düdükleri çalan beyaz bir otomobille Ş3kir'i eve getirip bıraktı!-r Yarası hafifti. Bir kaç günlük ayakta tedavi İle geçecekti.
Ertesi günü İstanbul'a indi. Her «eman uğradığı kıraathaneye geldiği kaman dostları gülerek etrafını sardılar:
— Geçmiş olsun... Geçmiş olsun!., derlerken bile yüzlerinde bir alay rüzgârı seziliyordu. Şakir bunun sebebini bir türlü anlıyamadı.
Nihayet ağzında bakla ıslanmıyan dostlarından biri:
— Yahu nasıl oldu bu?.. Beraberindeki aktris ne oldu?.O biraz çakır keyifmiş galiba... dedi.
şakir şaşkın şaşkın sordu:
— Hangi aktris?..
— Haydi haydi inkâr etme... Artık bizden de mi saklıyacaksın birader?.. Esasen bunca zamandır, bu kadar senedir hiç bir şey hlSfietrlmediğin kâfi değil mİ?..
— Zaten bütün gazeteler yazıyor... Artık bunun saklıyacak yeri kaldı mi?..
Bütün arkadaşları coşnıuşlaıdı Bunları aöyllyerek Şakirin önüne bir gazete koydular.
— Oku... dediler.
Şakir aldı, okumağa başladı:
«Dün gece Büyükdere asfaltı üzerinde çılgınlık ismindeki gazinonun önünde bir kamyonla bir otomobil blrbirne çarpmıştır. Ootoınobildc bulunan Hafız Şakir İle bar artistlerinden Sarı Leylâ yaralanmışlardır Şa-klrin yarası hafif ise de Sarı Leylâ-nınkl ağırdır. Kadın biraz da sarhoş olduğu İçin dün gece ifadesi alınamamıştır.»
Havadis doğru idi. Yalan olarak tek kelime bile yoktu. Fakat gel gelelim vaziyet başka... Bütün gazeteler de aynı kaza havadisini yazıyorlardı.
Bir anda Hafız Şakir'in ne müthiş, ne uçan bir çapkın olduğu her tarafa yayılmıştı.
Gidi Hafız gidi!.. Meğer ne İşler çeviriyormuş... Hele şuna bakın...
Dairede, köyde, kahvede, hattâ evde kendisine İkide bir:
— Artık uslan canım... Kadınların uğrunda az daha can veriyordun1., diyorlar...
(Bir yıldız!
Bulma ca
Soldan sağa ve yukarıdan aşağı:
1 — Mezbaha mahsullerinden.
2 — Yazıyı sökemiyor.
3 — Bir erkek ismi - Ört.
4 — Yat ve gözünü kap* - Bir peygamber - Bir emir.
5 — Boşuboşuna.
6 — Masset - Cömertlik.
7 — Şeddeden.
8 — Fena değil - ikametgâh - Mükemmel.
8 — Şarkılı tiyatrolar.
10 — Başına «V» gelirse miras kalmadır - Faydalı bir böcek.
GEÇEN BULMACANIN HALLİ Soldan sağa ve yukarıdan aşağı: 1 — Yumurtacık, 2 — Uzayauzaya, 3 — Makarnalar, 4 — Uya, İçkili, 5 — Rarlf, İban, 6 — TunÇ. Ekene. 7 — Azaklki, 8 — Calibe, Ağa, 9 —
KUTUP KIZI
AŞK VE MACERA ROMANI Yazan: Stanley Shaw Çeviren: (Vâ • Nü)
— Şayet bay Kerrlson'a bundan otuz dokika sonra, Graggmorine malikânesine telefon ederseniz ve ona Amerika Birleşik cumhuriyetleri emniyet müdürünün buraya geldiğini, civarda tahkikatta bulunduğunu bildirirseniz memnun olurum. Umarım ki o size benim nerede bulunduğumu soracaktır. Bilmediğinizi, bu geceyi geçirmek üzere bir otele gitmiş olmanı muhtemel bulunduğunu söylersiniz. Mümkün olursa bizzat bay J J Kerrlson'la konuşunuz.
Bu talimatı verdikten sonra B. Hilkie .iki muavini ile birlikte otomobiline bindi, Craggmorle’ye doğru, yola çıktı. Burası Kanada hududu yakınıydı.
Şef. istasyonda bir memur bıraktı. Bu adamın vazifesi, gar müdürüne edeceği telefonu zamanında hatırlatmak. olup bitenlere umumi şekilde göz almaktan ibaretti. Klikle, ona. hususi sigaralarından bir tane verdi. Adam tüttürmeğe başladı. Wldden isimli sivil memur, vazifesini harfiyen yerine getirmekle meşhurdu. Birden-
____________AKŞAM____________
Şehrin yoksullarına yardım
Bu işi geciktirmeden esaslı olarak ele almak lâzımdır
Kara kış bu sene şubatta korku ve ıstırap verici acı ve sert yüzünü gösterdi. Aşağı yukarı blray, kar yağmayan ve karayel esraiyen gün geçmedi. ilk sürekli kar, bir hafta ka ar dinmeden yağuıca ateşsiz kalan şehir fakirlerini düşünmemek kabil ola mazdı. Bu vaziyet karşısında belediye, umumi meclis kararile, meccani kömür dağıtmag üzere bütçesinden yirmi beş bin lira ayırdı. Acaba bu para, İstanbul'un hakikaten muhtaç ailelerini bu kara kış boyunca ılık bir odada barındırmağa ve sıcak bir çorba İçirebllmeğe yttecek ateşi temin edebilmiş midir? Kar ve soğuk bir iki gün ortaiıfrı kısıp kıvırtarak yerini lodos ve güneşe bırakmadığına göre belediyenin dağıttığı bu yirmi beş bin liralık mangal kömürünün ancak beş on günlük İhtiyacı karşılayabildiğin! tahmin etmek güç değildir. Fakat belediyenin her i tediği zaman lüzumlu olan parayı bulamamaktaki bütçe darlığında, apansız ba., tiran bir kışa karşı _ evvelce tertipli dav-ranllmadığı İçin — da'n fazla bir para da ayrılamazdı.
Fikrimce burada kurcalanması lcabcoen asıl nokta, pa anın azlığı veya çokluğu değil; bu mevzuu daha şümullü ele alarak çok esaslı bir prensip içinde en uygun bir yardım sistemi kabul etmektir.
Şu da muhakkatır ki İstanbul'un kışı her vakit böyle azizlikler yapmaz; mevsim çok kere lodos ve ılık geçer; sonbahardan farksız olur. Eğer bu sene de havalar mutedil geçseydi acaba, mali yılın sonlarına doğru, bütçeden yirmi beş bin lira ayıracak derecede hassas bir alâka gösterilecek miydi’’ Buna da müspet cevap vermek güçtür.
Umumi meclis, bu kömür parasını müzakere ederken çok yerinle bir teklir İleri sürülmüştü: İstanbul'un fakir halkına her kış muntazaman kömür dağıtmak için belediye bütçesine daimi bir para konulması.
Meclisin de pek muvafık görüp verdiği beyle bir karara güre yapılacak bu hayırlı yardım, zuhurata, yani kışın sert ve yahut hafif olmasına göre dfğişmiyecekti. Gerçe yedi aylık hazırlanan 1945 bütçesinde sırf kömür alınması için bir madde veya böliim ayrıldığını görmüyoruz. Fakat içtimai yardım için konulan paradan bir kısmı bu maksada ta1ris ediE bilir ve yetmezse beş ay sonra meclis tekrar toplanabildiği zaman bütçeye yeni bir ilâve yapılabilir.
Lâkin mesele, meccani olara.; kömür dağıtmaktan ltaret değildir. Muhakkak olan birşey var Ki şehirde geçinmeden âciz, pahalılığın verdiği ıstırap içinde kıvranan binlerce vatandaş vardır. Bunlardan bir kısmı, yalnız harbin doğurduğu tesirlerle sefalete uğramamışlardır, harbden önce de — bulundukları İçtimai ve İktisadi şartlarla - fakru zaru t içinde bulunuyorlardı. Bunların miktarı ve geçinme tarzları her semtte, het mahallede malûmdur. Hattâ bazı yerler, ötedenberi. İstnbul'un «fakir semtleri» olarak tanınmışlardır
Bıı vaziyete göre İstanbul belediyesinin meşgul olmak mecburiyetinde bulunduğu bir (içtimai yardımı mev-) zuu vardır. Şimdiye kadar, gerek bütçe, gerek teşkl'ât bakımından (teferruatı hul.du’u aşmayan bu çok mühim dâvanın bundan sonra d~ * şümullü, d’ha esaslı olarak ele alınması lâzımdır. Bilhassa harbden sonra uğraşılması İcabeden belli başlı şehir işleri arasında şe-hrln çokluğunu teşkil eden yoksul hemşerilerin imdadına ko'mak başta gelecek bir iş olacaktır. Halbuki bu pek ehemmiyetli mesele, şimdiye kaktır, lâyık olduğu derecede bir sisteme bağlanma-
bire kocaman saatini ceMndan çıkardı ve müdüre dedi kİ:
— Otuz dakika geçti. Telefon etmenin tam zamanıdır.
İstasyon şefi yerinden kalktı. Telefonla Craggmorke’yi İstedi. Ve orasını bulunca, Kerrlson'la konuşmak istediğini haber verdi.
Kısa bir beklemeden sonra milyarder telefon başına geldi. Zira, lstaa-yon müdürü, Hllkie'nin tembih ettiği şekilde hareket ederek J. J. Kerrison'un. merakını iyice tahrik etmişti. Müdür, milyardere söyliyeceklerint söyledikten sonra, telefonu kapattı. Ve gülümsedL
Wldden:
— Ne cevap verdi? - dîye sordu.
— Allah belâsını versin! - diye haykırdı ve telefonu benden evrel-kapattı,
— Mükemmel öyleyse... Polis müdürünün verdiği güzel JU-MİarLmMi tüttürelim.
O sırada, istasyonadn on dört mü ötede, polis âmirinin otomobili milyarderin. malikânesini teşkil »den
hususi ormanın yanı boyunca dikenli telleri taklbederek ilerliyordu. Büyük yola vardıkları vakit, otomobil, birdenbire Craggmorle villâsının büyük kapısı civarında durdu.
Projektörleri söndürdüler. Kocaman ağaçların loşluğunda, arabayı görünmez bir vaziyete soktular.
Şef, saatini çıkardı. Kaç olduğuna eî feneriyle baktı.
Yanındaki Beck'e:
— Tam otuz bir dakika olmuş! — dedi. — Şu anda garda telefon etmişlerdir. Hâdiseyi öğrenir öğrenmez, Kerrison'un ne surat takındığını görmek İsterdim, şayet benimle karşılaşmasını katiyen arzu etmiyorsa, otomobilinin birkaç dakika sonra şu kapıdan çıktığına şahldolacağız.
Bir çeyrek daha beklediler. Geniş dallan olan kocaman ağacın loşluğundan dışarı çıkmıyorlardı. Biraz sonra, gelen bir otomobilin motor sesini duydular. Büyük kapalı bir araba, son süratiyle malikânenin kaplamdan dışarı çıktı. Hllkle, otomobilim içinde, milyarderin siluetini bir şimşek süratlle farketU.
— Bu tuzağa yakalanacağını uolmazdım. — dedi. — Yanlış bir adım atıyor! Milyarderin, vicdanı rahat değil belM. Yahut da çıldırdı. Kendi hesabına teessüfe şayan amma, bu akşam pek uzaklara gidemlyeceğlnl zannediyorum.
Craggmorle uıaUMneMMn kapıcısı.
Yazan: MUSTAFA RAGIB ES ATLI
mışlır; gelişi güzel, iyi İncelenirden yapılan yardımlar yoksul ailelerin ıstırabını tama mile dlndiremiyor. Esasen belediyeden başka, diğer hayır cemiyetleri de — kendi kuruluş tarzlarına göre — az veya çok ölçüde (içtimai yardım^ a devam ediyorlar. Fakat «bu yardımlar, kimlere, acaba tam amile haklı olarak himaye gör-ineğe muhtaç klmseleoe mİ yapılıyor? Seö'nl çıkaramadığı için büsbütün yardımsız kalan âileler de var mı.ır?
E kilerin ote 'enberi — dilenci İle hakikî fakiri ayırmak için — kullandıkları bir tabir vardır; Fukara - yi -sabirin. Bu sınıfta bulunan zavallılar vaktlle gün görmüş, hayatın her hdnol bir e»v v ksu 1 *a d;'anvis zavallılardır. Bunlar, muhitlerinde
kaygıslle ölümü el açmağa tercih edecek kadar ıstıraplarını gizlerler. Hattâ — akran ve emsali arasında — miimkün mertebe temiz, pak bulunmağa kendilerini mecbur görürler. Bunların barındıkları çatı altında geçirdikleri elim hayatı kim biliyor ve yakından taklbedîyor? Öyle tahmin edilebilir kİ bu tarzda bulunan ailelerden epey kabarık bir kısmı, şimdfye kadar yapılan yardımların dışında kalmıştır.
İstanbul'un — tam mânasile — muhtaç hemşerilerlne yardım etmek, bunları mümkün olduğu kadar sefaletten kurtarmak için çalışmak lüzumuna herkes, her mesul makam İnandığına göre şehrin her semtindeki yoksulları esaslı surette İnceli -yerek meydana çıkarmak, bu dâvanın başarılması için birinci şarttı/. Bunlar tesblt edilirken yalnız tavsiye ve müracaat elde tam bir ölçü olmamalıdır. Mahalle muhtarlarının, mümessillerinin verecekleri vesikalardan başka yoksul olarak gösterilen ailelerin tesbltl için komşularının bilgilerine müracaat etmek de zaruridir. Bu usulle alınacak bir netice, hakikate daha yakın olabilir.
Bunu da İlâve edeyim ki bazı Ailelerin geçinme şartları hiç değişmez, bunlar — tâbir caizse — ebedi fakirlerdir. Bazı kimseler de vardır ki bir aralık yardıma muhtaç görüldükleri halde bir müddet sonra durumlarını düzeltmişlerdir. Bunun aksi de vardır. Şu takdirde şehir yoksullarını tâyin etmek için bunların vaziyetie-ılni sık sık elden geçirmek lâzımdır
Bu tarzda bir araştırma ile yoksul sayısı belli olduktan sonra başta belediye olmak üzere, (içtimai yardım) ile uğraşan bütün hayır birlikleri ya bütçelerinden bu uğurda ayırdıkları parayı birleştirmen, yahut çalışmalarını âhfnkleştirmelldirler.
Bir elden, bir kanaldan yapılacak işin hem daha verimli, hem de daha derli toplu olacağında şüphe yoktur
Şehrin bu çok ehemmiyetli dâvasını. daha çok geçiktirmeden, ciddî olarak ele almakta tereddüt edilmemelidir.
RADYO
ANKARA RADYOSU Bugünkü program
18.00 Dans orkestrası. 18 45 Şarkılar, 19.00 Haberler, 1920 Geçmişte bugün. 19.25 Salon orkestrası, 20.15 Pazar Gazetesi, 20.30 FaslI. 21.00 Haftanın spor neticeleri 21.15 Şarkı ve türküler. 2130 Müzik (pl.l, 22.00 Dans müziği (pl.İ, 22.45 Haberler.
Yarın sabahki program
7.30 Müzik (pl.>. 7 45 Haberler. 8.00 Müzik (pl ). 8.23 GündelLk spor servisi, 12.30 Şarkılar. 12.45 Haberler, 13.00 Salon orkestrası.
______________18 Mart 1945
SAĞIRLAR DA İŞİIECEKLER
Mucizeli bir ameliyatla sağırlığı doğuran Otosclerosis tedavi ediliyor
Birleşik Amerikada sağırlığı tedavi etmek usulü ve çaresi bulunmuştur. Bu usul kulağa pencere açmaktan ibarettir
Kulağa pencere açmak usullyle yapılan ameliyatlarda, takriben 2.000 hasta üzerinde iyi neticeler alınmıştı. Bu hastalar, doktorlar tarafından daimi bir murakabe altında tutuluyordu. Çünkü, fen adamları, Ameliyat geçiren bu hastaların uzun zaman işitmekte devam edeceklerine emin değildir. Esas itibar ile yalnız kulağa bir delik açmakla iş bitmiyordu. Bu deliğin tekrar kapanmaması için de âzami derecede çalışmak lâzımdı.
Geçen sene. Amerikan Ophthalmo-logle ve Otolaryangologie akademisi, ıcncere açmak usullyle yapılan kulpk ameliyatları üzerinde bir araştırmaya girişmişti. Elde edilen neticeler hakkında Dr. Marwln Jones, şunları .söylemiştir:
«6 ssne evvel, pencere açmak usu-liyle yapılan kulak amelty atiyle daimi surette kulağın işitemiycCeği kanaatine varmıştım.
S sene evvet, kulakları hayal şartlarına hiç de elverişli oimıyacak kadar az işiten bazı hastalara, bu usule başvurmak suretile ameliyat yapılmıştı. Son zamanlarda, bu hastalardan bazılarını gördüm. Bunlar, bugün bile alçak seste konuşulan şeyleri İşitmektedirler. İnsanların işitme cihazı çok karışık ve esrarlıdır
Nüfuz eden sesler, kulağın dış kısmını iç kısmından ayıran ince zara çarpar Kulak zarının gerisinde 3 kemik vardır. Bunlara şekilleri nazarı itibara alındığı için. «çekiçn. ,«örs» ve «üzengi» ismi verilmekte dlr. Bunlarda da birbiri ardından ihtizaz husule gelmektedir, Özcnginln eşiğinde, kulağın orta kısmını iç kısmından ayıran bir kemik kapsülde, açılmış bir pencere vardır. Bu pencereden üzenginin ihtizazları kulağın iç kısmına nüfuz ctmekte?ir, Orada, harpı andıran bir takım dinleyici sinirler vardır. Bıİ sinirler, zaptettikleri ihtizazları, beynin İşitme kısmına ulaştırmaktadır Ekseriya, bu ses ulartırıcı hattâ ba'-köst erecek bir arıza, sağırlığa sebebiyet verebilir. Meselâ, genç çocuklarda ademoidle-rin aşırı derecede büyümesi, ku’akta-ki eustashi borusunu tıkayabilir Ada-nöidlerl çıkarmak sureyle, kulağı eski normal seklin- sokmak mümkündür. Lâkin, d'nleyici sinirlerde başgösterecek olan sağırlığa çare yoktur Yer yüzündeki sağır’arın büyük bir kısmı, otosclerosis ismi verilen bambaşka b'r ariyadan İşitme kabl liyetinl kay b( t m i şl er dlr
Otosclerosis. ağrı ve kulasın orta kısmında iltihap yapmayan bir hastalıktır. Bu hastalığın septomu, kulak uğultusu ve çınlamasından daha iz'aç edici değildir Fakat l^'.me hususunda mütemadi b!r ftüç'ük bış-csterlr. Hastalık, yavaş yavaş büyüyen bir kemiğin, kulak penceresini kapatmasından ibaretti. Böylece. kulağın İç kısmına hiçbir İhtizaz nüfuz etmemektedir, Lâkin, dinleyici sinırkrin sıhhatli kalmaları kabildir. Fakat, sinirlere ihtizaz mevcclerl ulaşmadığı İçin, bunlar da beyindeki İşitme sahasına ses ulaştıramazlar
Son asır zarfında, meşhur kulak mütehassısları aklilara hayret veren bu vaziyet karsısında âdeta şaşırmışlardı 1876 senesinde Kessel isminde bir Alman cerrahı tıkalı kulak pencerelini açmak için teşebbüse geçmişti, Pencere açılır açılmaz, kulak derhal işitmeğe başlamıştı, Fakat, arası eok geçmeden kemik pencere tekrar kapanmıştı. Holıngreen İsminde t’vecli bir doktor, kulan pencerelini daimi surette açık tutabilmek
İçin, destek vazifesini görebilecek bir plâstik madde koydu. Bu suretle, yabancı bir maddenin mevcudiyeti, yeni hoerciere sebebiyet verdi ve pencere esklslndn daha sık] bir şeklide kapandı, Sayısı bir duzinayı bulan muhtelif memleketlerde operatörler, bu işe bir çare bulmak için hümmalı bir şekilde çalışıyorlardı; Lâkin, buldukları usuller, birbiri ardından ıskarta ediliyordu.
Bu sırada, kulakpencereslnto daimi surette kapanmasından baş gösteren esrar, Dr. Julius Lamper' İsminde Nevyork'la genç bir kulak jpc-ratörünün düşüncesini çeldi. Dr Jüllus Lempcrt, 12 senelik tetkikat v klinik faaliyetinden sonra, 1938 se nesinin temmuz ayında Archlves o Otolaryngoîogy mecmuasının bir nüs hasında elverişli bir teknikten bah selmişti. Operatörler, ameliyatların kulağın geri tarafından yapmışlard Halbuki, Dr. Lempert, kulak çu kurundan geçit temin etmişti. Böyle ce, doğrudan doğruya kulağın ort kısmına ilerlemek mümkün olablieoe ği gibi, bu usul çok daha az nesi kesme İmkânı vermektedir. Bu durur karşısında, iltihoba pek az fırsat ve rildiğl gibi, ncsiçlerln tekrar vücu bulmasına sebebiyet veren şişkinli de azalmıştır.
Kulağın dahili mekanizmasını İhtı va eden kemtk kapsüle varıldığı va kit, Dr. Lempert ince bir dişçi kalem 1 kullanmak suretile eski pencereni! I üzerinde pirinç tanesinden biraz da ha büyük olan bir delik açmıştu Operatör, açılan deliği tesviye etme! için, cilâlı bir altın kalem istimal edl yordu. Bu İş, çok ehemmiyetli bir âmldlr. Böylece, kemiğin tekrar vücut bulmasına mâni olunmaktadır. Bu iş de bittikten sonra doktor, son kemik kısımlarını da ortadan kaldırmaktadır.
Açılan bu yeni deliği korumak için bir madde arayan Dr. Lempert, kulak çukurunun bir kısmını teşkil eden munis bir nesiçten istifade etmişti. Lempert. şarapnel zan ismi verilen bu maddeyi, hem pencere camı ve hem de çatı vazifesini gördürmek için yukarıya çekmiştir.
1941 senesinde Dr. Lempert, cerrahi müdahale ile vücuda getirilen küçük deliğe yeni bir yer bulduğunu bildiriyor. Ve bu üstün tekniği tatbik etmek suretile, 1943 senesinde 800 hasta üzerinde ameliyat yapmıştı. Ameliyatların % 70 ine normal İşitme imkânlarını bahsetmiştir. Lempert. tarafından yetiştirilen diğer cerrahlar da. en azından 600 ameliyat yapmışlardır. Bu vaziyet karşısında % 70 nispetinde sağırlığın önüne geçilmiş bulunuyordu.
Lâkin Dr. Lempert. % 70 İn kâfi olmadığını bildirmiştir.
Dr. Lempert, ocak 194S tarihli Archives of otolarynglogy mecmuasında. bütün müşkülâtın bertaraf edildiğini bildirmişti. Lempert, bu hususta hazırladığı raporda, pencereyi açık tutabilmek için haddızatin-de kapamak lâzım geldiğini ilen sürüyor. Doktorların bulduğu usul, tabin tin önayak olduğu metoda pek çok yaklaşmaktadır. Kulağın dış kısmından açılan bir kıkırdak, deliğe sokulduktan sonra bunun üzerine şarapnel zan çekilmektedir. Kıkırdak, kulağın iç kısmına ses ihtizazlarını ulaştırabilecek yeni bir üzengi vazifesini görmektedir. Aynı zamanda, kemiğin teşekkülüne ve dinleyici sinirlerin zarar görmesine mâni olmaktadır
(Arkası yedinci sahifede)
ğ!> ı ö & ı |. «■ t; ı 3 ■» t S> ı > r , I a ı
Created by free version of 2PDF
efendisinin otomobil, kısa bir zaman sonra istasyondan geri dönecek diye bekliyordu. Onun için kapıyı kapatmadı, On, on İki dakika daha bekledikten sonra, Hllkle, kendi otobillnl yan taraftakL yola aldı. Projektörleri yaktı ve bütün süratiyle malikâneden İçeri daldı.
Geriye doğru bir göz atınca, emniyet âmiri, kapıcının uyuklar gibi kulübesinden çıktığını, kapıyı kap. mağa gittiğini gördü. Bu adam, efendisinin istasyondan geri döndüğünü zannetmişti.
Hllkle, şöyle söylendi:
— ihtimal kİ ben lüzumundan fazla m er aklıyım dır. İhtimal ki lüzumundan fazla meraklı olmak fena bir şeydir. Fakat, neyleyim kendimi tutamıyorum. Kerrison'un burada bulunmadığından İstifade edeceğim.; Craggmorle malikânesinin nasıl bir yer olduğunu anlıyacağım.
XIN
feylanm Yatalı
Plerre Qulnt’ln «ölüne isi» dediği karlı sahralar yolu, yavaş yavaş yüksek ve kayalıklı bir araziye varmıştı. Ötede beride, karın kümelendiği görünüyordu. Buna rağmen, buralarda insanların yaşadığına dair hiçbir alâmet yoktu.
Halbuki köpekler, bariz bir asabiyet gösteriyorlardı. Acaba niçin?
Dikkati fevkalâde keskinleşen Jen-san, birkaç saat sonra, tepelerden bi-
rinde telsiz telgraf istasyonununkile-re benzer direkler gördü. İnsanların yaşadığına dair hiçbir emare mev-cudolmıyan böyle yerlerde telsiz telgrafın da ne mânası var? Ungava'nın henüz coğrafyacılar tarafından bile keşfedilmemiş bu havalisinde...
Zihninde bin bir faraziye kurarak yürümekte devam etti.
Kervan, bir etekten yürüyüp duruyordu, Tepeye tırmandıkları zaman, Jensen, adımlarını yavaşlattı; gözlerini dört açtı. Ayaklarının altında, âdeta bir uçurum tarzında' geniş bir çöküntü vardı. Bunun dibinde de bir dere akıp gidiyordu. Sağ, tarafta, su boyunca bir duman yükseliyordu. Suyun akmasından hasıl olma bir de uğultu İşitiliyordu, Bir şelâleden dumanlar arasında dökülen sular, kayaların üzerinde buhar meydana getiriyordu. Bu şelâlenin yanında, betondan yapılma bir bina vardı kİ. elektrik yapan bir daireye benzemekteydi.
Arazi çöküntüsünün ötesinde birçok modern binalar göze çarpmaktaydı. Bunlar, evler, mutfaklar, hangarlar olacaktı. Onlardan daha ayrı bir kısımda, geniş bir meydanın ortasında. bir katlı büyük bir ikametgâh dikkati çekiyordu. Az daha yukarıda, dinamoların berisinde maden yığıntısını andıran kümeler dikkati çekiyordu. Burada dağın içine giren biı de oyuk vardı ki, maden ağzını
andırıyordu, Jensen dikkatli gözleriyle derhal tesblt etti Bu maden, altın, gümüş, yahut bakır madeni değildi.
Türbin dairesinin civarında, birkaç adam hareket halindeydi.
Bu kuş uçmaz, kervan geçmez sahralarda böyle müessese keşfetmek Jensen’i hayretlere düşürdü. Evet, bir sürprizle karşılaşmayı bekliyordu. Fakat bu derecesiyle değil. Karlı arazinin ötesinde berisinde, elektrik ışıkları pırıldıyordu; ve gökte de ay vardı.
Jensen. yarin tepesinden aşağıya doğru bakıp B. M. 432 muammasının scnucuna burada mı varıldığını kendi kendine sorup dururken, Miss Mal-labie, gülümsiyerek ona yaklaştı.
— İşte benim yaşadığım Argyle kampı burası... Ne dersini? - diye sordu.
Erkek, hayretini glzliyemlyerek:
— Demek burada... Ungava kıtasının tam ortasında. Halbuki, ben bu arazide İnsanların yaşadığını katiyen bilmiyordum. — dedi — Aşağıda bir maden ocağı olduğunu görüyorum. Binaların şekline bakılırsa, burası birkaç senedenberi işletilmekte. Peki nmma. nasıl oluyor da bu mevki hiçbir coğrafya haritasında işaret edilmemiş? Mevcudiyeti de Birleşik Amerikada bilinmiyor. Ben buralara doğru seyahate çıkm^-Kn evvel, en iyi malûmatı almıştım (Arkası var)
AKŞAM
flahlfe 7
Deli Sultan Mustafanın ikinci hai’i
Âzasuun çoğu velıi»ı Ve vesveseye müptelâ olan Osmanh saltanat hanedanında İkinci Mest Sultan Selim İle görünmeğe başhyan tereddinin kaçık Sultan İbrahim ve dördüncü Mustafa Uc deliliği (cünunu mutbık) diye resmen kabul edilmiş bulunan beşinci Sultan Muradda kuvvetli tezahürleri olmuştur. Ancak bu tereddi yolunda üçüncü Sultan MSbmedm oğlu ve birinci Ahmedin küçük kardeşi Sultan Mustafa bunların hepsinden üstün çıkmıştır. Çünkü o tanı bir dali idi! Yalnız kimseye saldırmayan neviden! Gariptir; Osraûnlı saltanatında yalnız iki padişaha tahta mü-kerreren geçmek nasip olmuştur: Elri bu padişahların en kâmillerinden ve en yükseklerinden olan ikinci Sultan Murat., diğeri İse işte bu Deli Sultan Mustafa!
Genç Sultan Onmanın kailinden sonra istediklerini tahta geçirmek ku re t ini kendilerinde gören Kapıkulları diğer bir çocuğu — birinci Sultan Ahmedin on bir yaşında oğlu şehzade Muradı — padişah görmekten ise bu eski deli hükümdarı tahta «'tartmağı tercih etmişlerdi
Fakat Sultan Mustafanm bu İkinci caltonatı da tabiî birincisi gibi kuru namdan ibaret kalacak, validesi oğlu namına saltanat sürecek idi. Bu saltanat da Kapıkulîarmın her isteklerini yapmaktan, onları memnun etmek için hâzineyi «ganimet mali gibi» dağıtmaktan başka blrşry oTmıva-eaktı! Bu cahil ve haris Abaza valide Sultan için tek b‘r düşünce, bir emel vardı.
Devlet ne hale gelirse g( L>in, deli oğlunun tahtta oturması'
Genç yaşta diğer bir padişah öldürülecekmiş, daha başka bir çok kanlar dökülecek, vücutlar parçalanacak,! başlar uçacakmış! Bunlar o dehşetli! dakikalarda onun gözüne görünecek | şeyler değildi!
O gün dışarıda hayûhuy devam ederken cami içinde bu Valide Sultan oğlunu mihraba oturtmuş, yanında bekliyordu. Delinin dayesi de etekleri ü'.tiindc oturmuş, ellerini tutuyordu. Dışarıda gürültüyü İşittikçe zaptı kabil olamıyaıı Sultan Mustafa yerinden ağrıyor, pencereye koşuyor, demirlere yapışıyor, hengâmeyi seyretmek İstiyordu. Arkasından Valide Sultan:
— Gel, aslanım! Gel, kaplanım! Koyuver! Gel, otur]
Diyerek dayenin de yardımlle ve hayli «dikkat ve zorlukla» oğlunun parmaklarını demirlerden ayırmağa çalışıyor, muvaffak olunca alıp yine mihraba götürerek oturtuyordu. Bu hal bir kaç dela tekerrür etmişti.
Valide Sultanın kalbi ancak Teüı-kulede Sultan Osman, boğulduktan ve kesilen kulağı İşi bitirildiğinin kanlı nişanesi olarak kendisine getirildikten sonra rahat edebilmişti. Sultan Muştalanın, bu defa bir sene, dört ay, beş gün süren, fakat hiç bir günü gailesiz, gürültüsüz geçmlyen bu ikinci padişahlığında deliliği evvelkinden ziyade göze çarpıyordu.
Yüzüne şöyle bir bakılsa hastalısı belli oluyordu: tavırlarındaki lntl-■amsızlıkiar dimağındaki bozukluğu aşikâre gösteriyordu. Bazan gözlerini açıp muttasıl bir noktaya dikiyordu; çok defa sarayın loj sofalarında yalnız başına koşuyor, odaların kalın tapılarına vurarak Sultan Osm&nı arıyordu
Bir gün atla kayığa binmek İstemiş, saraya avdetinde arkasından kayığın da çekilmesin! emretmiş idi. Bayram günü taamül mucibince tebrikle--! kabul ederken tahtta oturacak iken taht önünde ayakta el öptürmüştü. € gün bu hail görenler arasında:
— HuleTn âdabına riayet içindir!
Diyerek padişahın salâhına hamledenler olmuştu. Vakıa büyükler, şehler arasında bile Sultan Muştalanın delilik eserlerini «cezbe! Rahma-ne mâzhariyctinca ve kerametine atfedenler eksik değildi: Fakat bu etabe ve keramet devlet işlerini yoluna koymaktan çok uzaktı! İstanbul hü-kûnıetsizlik İçinde İdi. Kapıkullannın istibdadı, tecavüzleri halkı dllhun ediyordu. Dell padişahtan bir şey ümit edilemediği gibi fiilen saltanat süren validesinden de hayırlı bir İş umulamıyordu. Halk arasında Sultan Osznanın katlinden miitehas?ıl teessürler gün geçtikçe şiddetlenmekte > İdi. Şimdi Sultan Muştalanın halin! görüp anlayanlar:
— Aslan gibi bir padişahı hal' ve katletmeleri bunun İçin mİ idi?
Diye Iclehhüfler ediyorlardı. Kapıkulları hakkında (kendilerine dokunacak ?n ufak muamele leln hemen kıyam ediverdiklori halde velinimetleri olan hanedandan bir padişahı ekmek, tuz hakkı gözetmlycrek h&smı eline emante verilmiş iken gadir ve hayf İle katline sükût etmek suretlle dilsiz şeytana döndüler) deniliyordu.
Gittikçe kuvvetlenmekte ve yüksel-mdrtc olan bu mırıltılara, şikâyet tarzında söyleşmelere bazı şeyhler de iştir Ak etmeğe başlamışlardı. 1032 senesi ramazanının son cumasında Cerrahpaşa «evhl İbrahim efendi va'zında:
— Ümmeti Muhammedi Padişah dört gündür bir tenha odaya girip fc&pMimış, namaz, kılıp ağlamak tadır. Yemez, içmez, hiç kimseye söz söylemez Sırrına kendi vâkıftır! Duaya meşgul olun! Allah Sultanı zamana rahmet eylesin ve padişahımız Sultan Mustafayı hatalardan sakİRSun!
Gibi sözlerle duasına (fimin!» diyenleri ağlatmıştu
Yaptıkları hıyanetler, döktükleri kanlar yftişmlyornıuş gibi •( Kapıkulları ramazanda etmedik rezaletler de komâdilâı. Şehirliden mal cer etmek için bir deccal tasvir! yaparak davul, zuma ile sokakları geriyor, büyüklerin kapılarını, paşalarm saraylarını dolaşıl ot. kiminden kumaş, kiminden yirmi, otuz flor! almayınca gitmiyor-1 tardı.
Kurşunlu handa oturan sipah vc levend taifesi ramazan gecelerinde fahişeler! »er suretineo koyup kahveleri gezdiriyorlardı. Bayram günlerinde salnıçak kurup büyükleri davet ediyorlar vc salıncak ücreti koparı-! ıtırlardı.
Kendilerinde edeb ire haya kalmamış reziller büyüklerde de ırz ve vakar bırakmıyorlardı. Hain Damat Boşnak Davııt ve Arnavut Metre Hüseyin paşaları takiben sadarete getirilen Lcfkeli Mustafa paşa «yeri göğü bilmez, çulpn. şaşkın« ve pek mürteşl bir adamdı. Ayasofta müezzinliğini bir eşekçiye, Sultanahmet müezzinliğini de bir borizana vermek g!M münasebetsizlikler ihtiyarından çekinmiyordu. Sipahilerin şikâyetleri üzerine azlolunarak yerine doksanlık Cerrah Mehmet paşa geririlmişH. □S şevval 1031)
Bu suretle Kapıkullannın mütegnl-libane arzulan isaf edilerek dört, ay-| da sadarette üç defa tebeddül yapıl-’ mıştı
| Bayramdan sonra şarap aleyhinde -bLr forman sadlr olmuştu. Mcyhanv işleten Hıristtyanlar dükkânlarını kapamağa mecbur olmuş İdiler fakat Edlrnekapıda, Kumkapıda şarap satan YcntceTller bu yasağa hiç aldır-mıyarak ticaretlerine devam edlyçn\ lardı.
Zaten Kapıkulları Istanbulda hemen bütün kârlı İşlere el' kovmakta İdiler. Kapıkullannm gösterdikleri rezflâne serkeşlikler, küstahlıklar ls-tanbulda aleyhlerinde bir tesir uyandırıyordu. Vakıa başkentte halkta hasıl olmağa başlayan bu tepki de-run! nefretten, mırıltı dedikodulardan ileri gitmiyor idise de taşrada ve uzafc eyaletlerde hal bu derecede kalmıyordu,
Kapıkulları aleyhine söylenen sözler, yapılan itirazlar »e şikâyetler suya düşen taşın husule getirdiği halkalar gibi yayılıyor, Anadolu muhitinde derin akisler uyandırıyordu.
Anadolvıda (Devlet valide elindedir Padişah afal sahibi değüdİT) gibi sözler deveran ediyor, yer yer fitne ve fesat çıkıyordu.
Erzurumda Abaza Mehmet paşa baltan bu durumuna güvenerek Sultan Osmanm kam dâvaşlyle yeniçeriler aleyhine ortaya atılmıştı. Diğer beylerbeyflerden de ona uyanlar oluyordu.
(Devlet İki kocakarı — biri valide sultan, diğeri ihtiyar ve hadım Gürcü Mehmet paşa — elinde kaldı.) diye kapı kullarını gizilce tahrik ederek sadareti ikinci defa eie geçirdikten sonra yolsuzlukların envaını lr-tlkâbeden Merre Hüseyin paşa birkaç ay yapmadığını koymamış ve nihayet mansıbından atılarak yerine sabık Mısır valisi Hamltellll Kemankeş Kara AH paşa getirilmişti (H. 1032).
Merre Hüseyin paşanın tebdili üzerine umumda bir teyakkuz görüldü, tstanbulda mansıpların zorbalar tazyıklle verilmesi, taşrada reaya vo fıkaranın zorbalar ateşine yanması ne vakte kadar süreceği sorulmağa başlandı.
padişahın delilikleri halkın diline sermaye oluyordu.
Saltan Osman aleyhine -kıyamda önayak olan filema sebebiyet verdikleri ye menedemedlklcrl büyük facianın vicdanlarında nihayet uyandırdığı mesuliyet hissiyle «bizar ve hacll» idiler.
Kapı kullan da Sultan Mustafa taraftarlığında eski heffes ve şiddetlerini kaybetmişlerdi
Devittin halt pek vahimdi ve bu vehamet, en kapalı gözlere bite görülecek dereceyi bölmüştü. Bunu yalnız valld sultan aort ve hırsı yüzünden 'göremiyor veya görmek İstemiyordu. Bıı halin daha ziyade devamı İse mürukün değildi
Birine! Sultan Ahmedin hasekisi olup Eski saraydaki kösesinden devletin durum mm, gidişini şüphesiz, Sultan Mustafanın validesinden çok nafiz nazarlarla gören Kösem Mahpeykor sultan saltanat makamında artık her tarafça zaruri görülmeğe başlanan tebeddülün vukuunu hmda meharetle ve rasmakta idi. lere girişiyor, esnasında devlet İşlerine dair serdet-tlğl mütalâalarla kendisine takdirler cclbedlyordu. Bu mütalâaları dlnll-yenler ortalıkta hüküm süren karı-
Gizli bıı
Sağırlar da işitecekler
(Baş tarafı altıncı sahifede).
Tekemmül ettirilen pcncer. açmak tekniği üe yapılan 50 ameliyatta, kulağa tekrar İşitme kablllycü bahşedilmiştir.
Senelerden beri sağır olan bir kimsenin, tekrar ses dünyasına kavuşması, gayet tesirli bir sahne teşkil etmektedir. Bıı yasanın başında bahsi geçen kadıîıın durumu, bliha?sa calibi dikkattir,
Dr. Lempcrl ve keııdlsila işbirliği vapanlar, ameliyattan ewd bilhassa İki ehemmiyetli âmil üzerinde dıır-maktadırlar.
Evvelâ, pencere açmak usulünü tatbik etmek İçin her şeyden evvel hastanın gayet esaslı bir muayene geçirmesi lâzımdır. Bıı esaslı muayene esnasında operatör. İşltld sinirlerin dinç ve ârızasız olduğuna tam mânasUe tanaat getirmesi lâzımdır. Ajicak bundan sonradır kİ. operat-âr tekrar işitme mucizesini yaratacak olan pencerenin açılma ameliyatına girişebilecektir.
Binlerce vaka neticesinde, OtOSClC-roşls’ln 98 nispetinde tedavi cdl-lehlciee’ğt katiyette anlaşılmıştır.
Saniyen, bu ameliyat sadece büyük ve tabii bir cerrahi kabiliyetine | sahip olan ve senelerce kompetan bir talimat altında tekniği öğrenen ve tatbik eden bir operatör tarafından yapılmaktadır. Ameliyat esnasında hiç bir tehlike bahis mevzuu değildir. İltihap keyfiyeti yoktur. Ameliyat, kansız ve ıstırapsızdir. İki kulağından sağır otan bîr kiminin ancak bir kıılağı, işitme vaziyetine getirilmektedir. İkinci kulak, her ihtl-njale karşt, mecburiyet olduğu takdirde ameliyat edilmek üzere yedek teşkil etmktPdlr.
Çocukunuz* Dadı
Bulmak için
.Ak,,,,.. KUClJK İLAN LAR en «iiratli ve en ucu» vasıtadıı.
Çocuk hekimi doktor
Ahmed Akkoyunlu
Taksim - Talimhane palas. Telefon: 82027
Lokman Hekim

tesir yo-ririicç uğ-müzakere-mii/a kereler
Kü Çu K ^İLÂNLA Rl
| — IŞ ARIYANLAR
PARİSLİ BİR MADAM — Kâtibe daktilo veya çocukların tahsili ile meşgul olnbillr. İngilizce ve piyano dersi verebilir. İstanbul tercih edilir. G. C. rümuzuna yazılması rica olunur. 2012 —
MARUF BİR ŞİRKETİN — Muhn-aobe şefi boş saatlerinde İş arıyor. Ankara caddesi 119 Net Telefon 00523 2022 —
LİSE 11 İNCİ SINIF TALEBESİ — Her gün öğleden sonra yazı ve ayak İşlerinde ehven ücretle çalışır. Akşamda S.S. remzine. 2055 —
SANAYİ FABRİKALARINDA — Çalıkmış tecrübeli bir muhasebeci İş aramaktadır. Muhasebeci rümutuna mektupla müracaat. 2042 ’ — 2
ASKERLİĞİ OLMAYAN — Tecrübeli bir muhasip her hangi bir mü-essesede iş arıyor. Ayak İşlerinde dahi çalışabilir. ..Akşam» da İZ. G.) rü-mu2iına bildirilmesi. 2035 — î
2~ ÎŞÇİ ARIYANLAR
BİR BUÇUK YAŞINDI - Bir kı» çocuğuna bakacak ve büyütecek tecrübeli bir dadıya ihtiyaç vardır. Yaşı 40 tan aşağı almaması tecrübeli ol-üna-n şarttır. Şişli Samanyolu sokak 91 No. Blkmaz apartmanı dair4 2 ye öğlece kadar müracaat. 1073 — 1
MUHASEBE VE İDARİ İŞLERDE — Tecrübe görmüş kefalet verebilir bir bay aranıyor. Tahtakale Bal-kapan han caddesi 22 No. ya Anadolu İ^cvihe müracaat. 2015 —
SEKİZ YASINDA BİR ÇOCUĞA BAKMAK İ«.1N — Usan bülr Türk veya ecnebi bir bayana ihtiyaç vardır 20578 No. yft telefon. 2041 —5
TÜRKÇE-İNGİİ.İZÇE İYİ BİLİR — Makineyle çabuk yazar memur aranıyor. Yeni Valde Han No. 87 ye müracaat. 2040 — 1
BEKÂR, KİMSESİZ BİR BAY — Ev işlerinden İyi anlayan ve idare edebilen bir bayan aramaktadır. SB. tümüz u İle İstanbul posta kutusu 393 adresine yazılması 2044 — 2
MUAYENEHANE İÇİN — Tecrübeli, bir hemşire aranıyor. Cağaloğlu -Nurootıanlye caddesi 30 No. üst kata saat İJ - 12 arası müracaat.
2065 —
İKİ KATİRE BAYAN ARANIYOR — Sirkecideki tüccar yazıhanesinde kâ-llbellk için genç iki bayana ihtiyaç vardır, isteklilerin yeni çekilmiş vesika fotoğrafı ve kısa hal tercümcle-rile İstanbul 587 No. lı Fosta kutusuna mektupla müracaatları.
2052 — 2
MAĞAZA VE ARDİYE ARANIYOR— Eminönü İle Yağ İskelesi arasında denize yakın mağaza ve ardiye aranmaktadır. Balıkpazarı Taşçılar 104 No. da Bülbül adına müracaat.
1071 — 1
(Dr. HAFIZ CEMAL)
Dahiliye mütehassısı Divanyolu 104 Muayene saatleri Pazat hariç »jet gün 2.5 — 5, I el: 223915
KÂTİB ARANIYOR — İşçi kawiç bordrosu yapmak ve yazıhanede çalışmak üzere bir katlb İstiyoruz. Akşam gazetesine Kâtib rumuzuna el yazıslle şeraitinin ve kefilinin adresinin bildirilmesi. 3049 — I
şıklığa nihayet verebilecek, askere nüfuz yürütebilecek biri varsa o da Kösem sultan olabileceği yolunda propagandalar yapıyorlardı.
Şeyhülislâm Zekerlya zade Yahya efendi v® sair büyük ülema, mollalar, şeyhler, seyyitler İle vükelâ enderun ve birun ağaları aralarında ahvalin aldığı fena renk hakkında artık gizil değil, aleni müşavereler, müzakereler etmeğe başladılar. Nihayet sadrâzam Kemankeş Ali paşa şeyhülislâmı, ka zazkerlerle diğer üiemayı, ftyan ve erkânı bir meşveret meclisinde topladı. Bu müşaverede vaziyet ortaya konuldu. Sonunda Sultan Mustafa hakkında: tCczbel Rahmana mazlıar dervlşnlhad bir padişahtır. Dünya işlerinde şuursuzluğu ve aklında noksanın kemali dolayısiyle mesallhi İbadda tasarrufa kadir değildir.»
Denilerek hali ve Sultan Ahmet evlâdının en büyüğü olan Sultan Muradın iclâsı «.hayırlı işine» müttari-kan karar verildi. Buna kapı kulları kodamanlarının da njuvafakatı alındı.
Vükelânın toplandığı gün Sultan Mustafa (Davotpaşaı da İdi. tstan-bula saraya «göç» ettirildi. Ertesi 10 eylül 1623 — 14 zilkade 1032 günü vezirler, devalet âyan ve erkânı divanda toplandılar. Kuşluk vaktinde taht çıkarıldı. On İki yaşında Dördüncü Sultan Murat telis edildi.
Deli Sultan Mustafa on beş ay saltanat makamında kaldıktan sonra sarayda gene eski mekânında mnh-pcslne yerleştirildi; yanına carlyeler. hizmetkârlar verildi. Saltanat vesayeti bir delinin validesi elinden, cülusundan beş gün sonra sünnet edilen bir çocuğun validesi eline geçti Şu farkla kİ:
Sultan Muştalanın validesi haris olmakla beraber bilgisiz, görgüsüz bir kadındı; Kösem sultan İse her deai-seyt yatan zekâsı, aklı, bilgisi İle hüküm sürmeğe kalbinde en şiddetli bir meyil ve hırs sahibi idi ve bu meyil ve hırsını iki oğlu ile bir torunu günlerinde pek açıjc gösterecekti!
■ÜLEYMAN KÂNI ÎRTEM
EŞYA
Ş - SATILIK
BAKKALLARIN NAZARÎ DİKKATİNE — Her boyda kese kâğıdı İle sar-gılık ve kasap kâğıdı ucuz flatle satılır. Müracaat: Eminönü Tahmis cad. Kalçın Sok. No. 13 2004 —
SATILIK OTO — İyi kullanılmış, 800 L. yeni tamir görmüş, o silindiril, 16 y. 5,50 yeni beş IftstlUl Opel Tel: 20107 Yurtsan. Saat 8 - 10 ve 13 - 15, pazar hariç. 2018 — 3
SATILIK — İki çorap, bir fanllâ ve bir yumak makinesi acele satılıktır. jskelllerJn Çemberi! taşta Mahmudiye oteline müracaat etmesi.
2021 — 1
KIYMETLİ JAPON PARAVANI — Viyana aynası, balıü bul, 2 bronz şamdan satılıktır. Müracaat: Pazar günü saat 10 dan 18 e Osmanbey Şafak sokak 85'3 2028 —
KELVİNATÖR MARKA HAVUE — Çalışır variyette 942 modeli. Sirkeci Demirkapı Nöbethftne caddesi 22 nn-naraya müracaat 2033 — 1 YOR
ORTA YAŞIA BİR BAY İÇİN — ? Havadar güneşli mobllycll veya mo-bilyesiz banyolu bir veya iki oda aranıyor. Tel: 41343 2033 — 1 B
FABRİKAYA ELVERİŞLİ — Temiz 2' büyük pencereli bir mağaza aran- b maktadır. Semt mevzuu bahis değil- 4 dlr. Kurtuluş Sineni köy Şahin sokak 16/18 mühendis B?1a Janos Zöldy'ye si müracaat. 2007 — 2 n
60110 LİRAYA-*— Kuzguncukta kâ- $ gir 4 odalı boş teslim edilir. Satılık ev T Ferdi Stlek Türk Emlâk Bürosu Ga- n lata ömerâblt han 2 nel kat 23 tele- _ fon 42368. Dosya 1600 2026 — 1
110.000 LİRAYA — İstaııbıılda Mah-mutpaşa civarında 24 odalı kagir g potreill 5000 lira kira getirir. Satılık ~ 900 metre kare yer üzerinde han Ferdi Selek Türk Emlâk Bürosu Galata Ömerâblt han 2 nel kat 23 telefon 42368, Dosya 1(502 2027 - 1. rn
100000 LİRAYA — Bostancıda de- ® nlz kenarında satılık betonarme 8 H odalı şahane villâ. Ferdi Selek Türk Emlâk Galata Ömerâblt han 2 net kat 23 telefon 42368. Dosya 1601. | 2024 — 1 V
80.000 LİRAYA — Göztepede tama-mile manzaraya hâkim büyük çam Jj ağaçları içinde İki köşk biri 7 t>1t! 12 . odalı Ferdi Selek Türk Emlâk Gala- / ta ömerâblt han 2 nel kat 23 telefon 42368. .Dosya 1603 2025 — t ”
15000 LİRAYA — Üsküdarda Ah-medlve civarında 15 odalı bir dönüm “ hah i 11 harem 11 selâmlıktı satılık ev. Ferdi Selek Türk Emlâk Galata Ömer- e1 âbit han 2 nci kat 23 telefon 42368. 11 2031 - 1 A
20000 LİRAYA — Kısıklıda 13 dö- -nüm bahçeli 7 odalı meyvalı boş teslim edilir köşk. Ferdi Selek Türk Em- T lâk Galata Ömerâblt han 2 nel tat. t 23 telefon 42368 2032 1 d
SATILIK — Mısırçarşısındu her sı dükkâna uyar son sistem vitriiiüe be- ti rnber boş bir dükkân devredilecektir, r Vitrinleri ayrı olarak da satılır. Slr- “ keçide Başağa ambarı sahibine mü- . racaat. 2000 - 2 D
KİRALIK YALI — Yenlköyde rıhtı- 4 mi kendisine alt 14 odalı mûkimmel bir yalı kiralıktır. Mobllyesi, telefonu -ve buz dolabı vardır. 36.257 numaraya telefon edilmesi 2019 —3b
SATILIK DOKUMA ATELYEŞİ — ” Tahtakale caddesinde kâgir binada ” kurulmuş, 2 hobin. 2 masura makinesi) e 15 el tezgâhını havi mükemmel f dokuma atölyesi devren satılıktır, y Müracaat: Karakfty. Bebek tramvay durağı karşısında Demlrbağ han No. 18. Tle: 40304 2016 — 2
ACELE SATILIK — Güneşli ve mo-dern. Kadıköy Badem altı sokağında kârgir bir evle Erenköy Et hem Ef. caddesinde asfalta bir dakika bir «villâ» sahibi elBe satılık. İst. 4 üncü Vakıf | han birine! kat 30 numaraya veya 21844 telefonla müracaat. 2050 — 2'
5,000 LİRADAN 509.000 LİRAYA KADAR — İstanbulun heT yerinde apartman, ev, mağaza, imalâthane, fabrika, han, arsa ve çlfllk almak, satmak ve kârlı L?1 olup da devrede-çekler veya ortak lstlyenler İstiklâl c caddesi Büyük Parmakkapı köşe başı 4 No. kat 2 telefon 42396 Biihulet Em-lâk Zarif Özalp 2045 — 15
SATILIK HANE — Beşiktaş Orta-bahçe Mısırlı sokak bakkal karşısı 48 No. İçi dışı boyalı 6 oda geniş mutfak ve taşlık vasi bahçe arka-sı kâmi- 1 len açık. Bakırköy İskele caddesi 44 numaraya müracaat 2057 — ;
AYDA 720 LİRA KİRALI — İstan- 1 bulda Yenikapıda Aibnyacılar soka-‘ ğında 8 odalı kâgir apartımon şeklinde acele satılık em. Satın almak ve görmek İÇln: Ferdi Selen Türk Emlâk. Galata Ömerâblt han 2 nel kat 23 telefon 42368. Telefonla İzahat verilmez. 2054 - 2
ACELE KİRALIK KAT AKANI-_____— 5 - 6 oda gaa ve banyolu Kabataş Bebek arası veya Tünel civarı olabilir. Müracaat İstiklâl ccddesl 54/2 Telefon: 43376. 2034 — 1
İKİ EV 18500 LİRAYA SATILIK — Üsküdar vapur İskelesine on dakika mesafede Faşatlmunı öusvzbeğda beş yüz metre bahçeli denize nazır, zarif kâgir villâ İle yanındaki 3hşap ev satılıktır. Gezmek ve görüşmek fi Bahçekapıda eczacı Salih NecaIlın üracaat. 2030 — I
SATILIK ARSA — Nişantaşı, Güzel ahçe sokağı - Cephesi 12, derinliği 5 - Fevkalâde manzaralı ucuz Hatla ir arsa satılıktır. Müracaat: Telefon: 3945. 2036 — 8
YAKACIKTA — Sanatoryum inşama elverişli İçinde nkar suyu bulu-an 19 dönüm arsa 20000 liraya Katıktır. Ferdi Selek Türk Emlâk Büro-u Galata ömorâblt han 2 nel kat 29 eefon: 42368. Telefonla İzahat yerlileri 2037 — 3
ACELE SATILIK EV — Heybeliada i güzel semtinde 4 odalık tavan rası bahçe ve aamıçlı ev satılıktır, eyoğlu Tünel Galib Dede caddesi 52 o. matbaaya bay Annreuya mfira-kât, 2038 — 1
SATII.TK KELEPİR — Taksini Gil-lüşsuytında ilç bölüklü denize nazır r 23 mart 945 de Beyoğlu 3 i>ncl [uttuk Mahkemesinde satılıyor.
2034 ■— 1
MÜTEFERR1 K.
ALMANCA DERSLERİ — Bir Avru-alı öğretmen bayan büyüklere, vs san derilerine devam etmek lstr.cn debelere üniversite talebelerine ve ıktorlara gramer ve mükâleme der-verlyor. Her yere gidebilir. Akşam-B A- B, e rümuzuna mektupla mü-acaat. 2010 —
ASRİ DANSLAR — Hususi oiaıak derinde öğrenmek isteyenler Beyoğ-ı Anadolu ham geçidi karşısında llyon sokak 19 Prof Panosyan 10M - 3
Created by free version of 2PDF
ORTA - LİSE TALEBELERİNE — una Dereevinde riyaziye - fizik -Lmya - lisan derlscrl verilir. Pazarım başka her gün saat 14 - 18 aranda müracaat. Tuna Derstvl Ata-irk bulvarı No. 88 İstanbul - A&sa-ay. 995 S -
MÜTEHASSİS GENÇ BİR BAYAN— kokul çağındaki talebelere ders ve-lp ycttştlrm-Mrtedlr Arzu edenlerin 21 Posta kutusuna yarmaları.
2045 2
ORTAK ARANIYOR — İşlek büyük ir bakkaliyede yan yarıya ortak ulak lstiyenler Cağaloğlu Türkocağı Jkak No. 3 e müracaat. 2M6 — 2
BİR İNGİLİZ RAYI — Ehvın üc-■tle mükemmel İngiliz Usan dersleri »recektlr. Çok kolay, pratik ve seri letod. «LESSON8» rttmuzuna mek-jpla müracaa t 2051 — 1
MEKTUPLABINIZI ALIHKIM'/
Gazetemiz İdarehanesini adres olarak gösterinle olan karilerimizden
E A — 99 — M.M. E— S.L.A — İ43 _ Pratik İngilizce namlarına gelen meKi’i .rn >da-rehanemlzden aldırrm’ an "ica olunur.
Zayi ___ Teknik üniversite den aldı-
ım şebekeyi kaybettim. Yenisini akağımdan eskisinin hükmü yoktur.
44 NO. lı Ali Ak ağ
SATILIK BUZ DOLABI — Altı ayak Frijider marka İstanbul Yerebatan caddesi 43/2 No. ya müracaat.
2043 — 2
AZ KULLANILMIŞ — Smokin frak ve çay elbisesi narin yapılı abayan için rop süvaro ve kostüm tayyör çanta. nakil dolayıslle acele satılıktır. İstanbul Yerebataır caddesi 43/2 bayan Menfa'ya müracaat. 2040 — 2
SATILIK (•!» ADET YAYLI ARA-
BA — Tophane Aşçı Azlz'e müracaat.
2056 — 2
4
ACELE SATILIK APARTMAN — Halıcıoğlunda kâgir (9) oda taraça. balkon, terkos, elektrik, fevkalâde manzara. Bahçede ayrıca bir oda, mutfak satılıktır. Nnnıosmaniye G-Sinan Pş. Sok. No. 16. Kemâl İşıldak.
2047 — 2
Kiralık — Satılık
■ Dr. A. Asım Onur ■
Ortaköy Şifa Yurdu Şehir güııiltüsiindicn uz*k bu yerde büyük bir parkın içinde ve çamların ortasında fevkalâde güzel manzaralı, çok temiz , e iyi bakımlı, kadın, erkek heT türlü hastalara açık hususi hastane. Sinirlerini i e yorgunluğunu dinlendirmek ve nekahet devrini geçirmek istıycn-lere mahsus yegâne müessese. Telefon: 84421
Toprak Mahsulleri Ofisi İstanbul Şubesinden:
Amnnny. na*6s. Itoamp^Balal ve Mumb.nv cl.Slrn enlrrma, süpürülme «urelll» pplanmış ve havvan yemi olar.ıK kullaıplubılecek oo-vanros takriben SO lon süprüntü unu M mart MS pazartesi günü saat İŞ t. Galatada Bahtiyar hanındaki dairemizde açık arttırma suretlle satılığa çıkarılacaktır.
Bu unlar değirmenlerdeki kontrol memurlarımıza müracaat ecinereK görülebilirler. . ....
Bu husustaki şartname Müdürlüğümüz imalât servisinden talep olunabilir. (3370
Kereste satışı
Devlet Ziraat işletmeleri Kurumu
Başkanlığından:
Yalovada Millet çiftliğimizde bulunan orman ağaçlarından 96 M3 53İ D3 meşe, 12 M3 765 D3 karaağaç, 80 M3 774 D3 çınar olmak üzere ceman 190 M3 076 D3 metremlkâp ağaç kesilerek 23 3 945 cuma günü sRat 13 te çiftlik İdaresinde satışa çıkarılacaktır.
Görmek, şeraiti daha İyi anlam ı'.: ve satın almak ıızere isteklilerin mezkûr günde Yalovada Baltacı çiftliği müdürlüğüne müracaatları. i33Ö6>
Snhlfr
Salıife 8
Osmaniye
Tel: 2153®
(3345»
Satılık iki taksi otomobili
tasdiknamesi,
müteakiben de söz-
teminat* akçelerini fabrika veznesin*
Miktarı
Teminat akçesi
çekilen
İsteyenlerin fabrika müdürlüğüne ve satın alma müdürlüğüne müracaat-
Muhal ve mevkii
Dortyol Erzln
ZIDAAT BAJNKASI
gününe kadar birer dilekçe ile İktl-müracaat edeceklerdir.
lâzımdır:
İki taksi
Beşiktaş
muvaffak olmak
W
c) Ç)
d) cui uğa
e) f>
paralar bir sene içinde 50 liradan aşağı düşmlven-' ' ‘20 lazlaslle verilecektir.
Deniz Hastahanesi Baştabipliğinden;
Hastanemiz Ebeliği bdştur. Bu ödeve alınacaklara 4044 sayılı kanun hükümlerine göre 75 liraya kadar maaş ve ayrıca bir Er tayını İle Ayni yardım da verilecektir.
İsteklilerin ilgili vesikalarlle birlikte 10 nlasn 945 tarihine kadar Baştabipliğimize müracaatları. (3354)
7 — Eksiltme 2 Nisan 1945 Ereğli kömürleri İşletmesi İmar yapılacaktır.
8 — Teklif zarfları eksiltme
Kamyonet, otomobil ve motosık’et satılacak
Hesaplarındaki
iere ikramiye çıktığı rnkdı ; d e
İhale yeri
Osmaniye rmvir İmlrllğlnde
1 — Yukarda cins ve mlkdarı yanlı . .
8 — Buna ait şartname Orman Umum Müdürlüğünü,
Konya, Kayseri, Dörtyol bölge şefliklerinde görülebilir.
3 — Taliplerin ihale gününde evrakı müsbite ve İlk teminatları ile birlikte komisyona müracaatları. «3109»
şartnamesine göı-e tanzim edilmiş olarak İhale günü saat 12 ye kadar makbuz mukablltnde İşletme umum müdürlük b&şsekreterliğine teslim edilmiş olacaktır.
9 — İşletme ihaleyi İcrada serbesttir. (3340»
Batılacak Mlkdar mal cinsi
Devlet Deniz Yolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü İlânları
U. 1 kirli üstüpü .
t). B. Temiz üstüpü «levent» sonu Ü, D. HaşLUı üstüpü
Ü. B. Haşılh üstüpü «levent sonu» Telef tesisat» üstüpü
Diyarıbakır Belediyesinden :
Saniyede 225 litre suyu 15 metre yukarıya terfi edecek Elek-tromotörle işler bir Santrfuj tulumbasına ihtiyaç vardır. Mecmuu yukardakl şeraiti temin edecek iki motorpomp dahi olabilir. Satmak isteyenlerin Diyarbakır Belediyesine tafsilâtlı bir şekilde 15 gün içinde tekliflerini yapmaları Hân olunur. (5188)
Biri 938 modeli Doç, diğeri yine 938 modeli Pllmut marka otomobili satılıktır. Görmek için her gün 11-13 arasında Sokoni Benzin satıcısı Neşet'e müracaat. ■■
. . . basit ve mürekkep
faiz, Iskonto ve hesabı cariler hakkında umumi tatbiki malûmat)
4 — Türkiyenin tabii ve iktisadi coğrafyası ve İktisadi tarihi hakkında malûmat,
5 — İdare hukuku, memurin va muhakemat kanunu, 1008 sayılı kanun, ceza muhakemeleri usulü kanununun tahkikat usullerine mütedair hükümleriyle ceza kanununun memur suçlarına alt kısmı, ticaret hukuku, kanunu medeninin hakiki ve hükmi şahıslar İle medeni haklardan istifade ve bu hakları istimal ehliyetlerine mütedair hükümleri, borçlar kanununun umumi hükümleri,
0 — Ecnebi lisan (İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyoncadan bLrl) Kadroya alınacak müfettiş muavinleri üç senelik bir devreden sonra müfettişlik ehliyet İmtihanında muvaffak oldukları takdirde İktisat Bakanlığı müfettişliğine tayin olunurlar. (3338)
ve muhammen
bedeli tik teminatı Müddeti
RADYONUZUN doktora İhtiyacı varsa Profesör RADYO -TEKNİK'e telefon ediniz. Eskisinden daha yüksek bir hale ifrağ edecektir.
RADYO TEKNİK
P. Perrln ve W. Komfllt Mühendis Beyoğlu 285 İstiklâl Cad. (geçidinde> Tel: 41254
1 — tdaremizce İzmir, Karadeniz, Bartın, Marmara havzası, İskenderun ve Ayvalık postalan hatlarına İşletilecek vapurların güverte kantinleri 4 nisan 1945 çarşamba günü saat (14) te açık arttırma ile mültezime ihale edilecektir.
2 — Bunlardan hepsinin arttırmasına girmek lstlyenlerln (18.818) liralık İzmir hattı arttırmasına girmek lstlyenlerln (3120) liralık, Karadeniz hattı arttırmasına girmek lstlyenlerln 5775) liralık. Bartın hattı arttırmasın n girmek lstlyenlerln (634) lira (50ı kuruşluk, Marmara havzası hatları arttırmasına girmek lstlyenlerln (2595 lira (50) kuruşluk, İskenderun hatlı arttırmasına girmek lstlyenlerln (450) liralık, ve Ayvalık hattı arttırmasına girmek Lstlyenlerln (12421 ILralı’ güvenme parası yatırmaları lâzımdır.
1 — Bu İşe alt şartname ve mukavele > ojesi her gün Alım sal ını Komisyonunda görülebilir.
4 — İsteklilerin belirli gün ve saatte t ennıe makbuzları ve ticari sıfatlarını gösteren vesikalarla birlikte U. n müdürlük Merkez binası karşısındaki binada bulunan Alım satım ko. Lsyonuna başvurmaları lâzımdır. 13285)
Zııyı — Sen Mişel lisesinden almış olduğum billrme şehadctnamesl suıı Fen Fakültesinin yangınında zayi oldu. Yenisini çıkaracağımdan Sakisi r nln hükmü kalmamıştır.
Aristo Zikopulo
İktisat Bakanhğı Müfettiş Muavinliği imtihanı
Payas İstasyon De. Meşe odunu 10® Ton
* 100 » Karışık odun 150 ■ Meşe odunu 100 ■ » 100 »
> 100 » » 100 •
35 lira asil maaşlı İktisat Bakanlığı müfettiş muavinliği İçin 19. 4. 945 perşembe günü bir müsabaka İmtihanı açılacaktır.
Aranılan şartlar şunlardır:
A> Memurin kanununun 4 üncü maddesinin A, B. C, V ve Z fıkralarında yazılı evsafı haiz olmak,
B) Askerlik hizmetin! ifa etmiş bulunmak,
C) Hukuk ve İktisat fakülteleriyle yüksek mühendis, siyasal bilgiler ve yüksek İktisat ve ticaret okullarından veya bunlara muadil derecedeki ecnebi memleket fakülte veya okullarından mezun olmak.
Ç) 1.1.1045 tarihine göre 30 yaşından yukarı olmamak.
D) Sıhhi durumu iklim değişikliklerine ve her nevi yolculuk güçlüklerine dayanmaya elverişli bulunmak.
E) Hiç bir suretle hürriyeti tahdldedicl bir ceza ile mahkûmiyeti bulunmamak,
Fı Yaptırılacak tahkikat neticesinde sicil ve seciyesi bakımından mesleğe alınmasına mani bir hail bulunmadığı anlaşılmak,
İmtihana talip olanlar 14. 4. 1945 «•«-— ■>-
sat Bakanlığı teftiş heyeti reisliğine
Dilekçeye şu evrakın bağlanması Nüfus hüviyet cüzdanı, — Hal tercümesi hülâsası. Askerlik vesikası, Mezuniyet şahadetname veya Sağlam bünyeli olduğuna, İklim değişikliklerine ve her nevi yol-dayanmaya elverişli bulunduğuna dair resmi tabip raporu, İyi hal kâğıdı.
Dört adet vesika fotoğrafı
Aranılan vasıfları haiz görülenler evvelâ yazılı ve lü İmtihana tabi tutulacaklardır.
Sözlü İmtihana girebilmek için yazılı utihanda şarttır.
İMTİHAN PROGRAMI
1 — Nazari ve tatbiki iktisat.
2 — Maliye (bütçe ve vergiler)
3 — Ticari muhasebe (ticari defterler, bllânçoiar,
İhale
şekil
Açık 23/3'94® arttırma cuma
yerler arasında senede 4 def*a re ikramiye dağıtılacaktır.
4 Adet 1000 liralık
Devlet Orman işletmesi Osmaniye Revir Amirliğinden:
thalş tarihi
Ereğli kömürleri işletmesi umum müdürlüğünden t
1 — İşletmenin Zonguldakta Gellk bölgesinde yaptıracağı ekonomi fırın anbar ve İltisak yolu inşaatı kapalı zarf usulü ve vahidi fiyat esasiyle eksiltmeye konmuştur.
2 — Bu inşaat için işletme tarafından verilecek malzeme eksiltme dosyasının hususi şartnamesinde yazılıdır.
3 — Bu İşin tahmin edilen bedeli (185.213.35) liradır.
4 — İnşaatın mukavele projesinde piyasa ve fiyat değişiklikleri nazarı itibara alınmıştır.
5 — Muvakkat teminat miktarı (10-520.) liradır.
6 — Eksiltme evrakı (25) lira mukabilinde zonguldakta işletme imar ve İnşa gurup müdürlüğünden Ankarada Et! bank İnşaat müdürlüğünden ve îstanbulda Etlbank şubesinden temin edilebilir.
pazartesi günü saat 15 de Zonguldakta ve İnşa gurup müdürlüğü binasında
ÜROLOG - OPERATÖR ■■
Dr. M. ALİ TEZSEZER idrar yollan ve tenasül hastalıkları mütehassısı. Cağaloğlu ec-| zanesl yanında 30/3 Tel. 21514 |
Dizel ve Elektrikle çalışabilir Şahmerdan satılıktır. Müracaat: Galata. Perşembepazar, Yoğurtçu Han No. 13. Tel: 41İ43.
Toprak Mahsulleri Ofisi Umum Müdürlüğünden;
1 — Kurumumuza ait bir servi» kamyoneti ile bir otomobil ve lü motosiklet 2/4/945 tarihinde Ankarada Umum müdürlük binasında yapılacak açık arttırma ile satılacaktır.
2 — Arttırmaya girecek İsteklilerin en geç 2 4 1945 pazartesi günü saat 12 ye kadar Umum müdürlüğümüz veznesine:
Kamyonet İçin 2.250 Lira
Otomobil İçin 600 >
Motosikletlerin beheri için 75 >
maktu teminat yatırmış ve makbuzları almış bulunmaları gerektir.
3 — Kamyonet T. 222 model! sağ direksiyon, Kanada Doçu olup, yenidir. Lâstikler 18X950 ölçüsündedlr.
4 — Otomobil 1936 model! Butk olup Istepneslzdlr. Dört lâstiği yeni durumdadır.
5 — Motosikletlerden birisi Arlel, diğeri Royal markalıdır. Lâstikleri yeni olan bu motosikletler sepetli ve çalışır durumdadır.
fl — Sözü geçen bu motörlü taşıt araçları için daha geniş bilgi almak istiyenler her gün 5955 - 124 ve 3901 telefon numarasına başvurabilir.
7 — Kamyonet, otomobil ve motosiklet bir kişiye toptan satılabileceği gibi, İsteklilerine ayrı ayrı da satılabilecektir.
8 — Bu rttırmaya ait şartlaşma. Umum müdürlüğümüz Malzeme müdürlüğünden ve îstanbulda şubemizden alınabilir. (3222)
x_ZPaqa-
BİRİKTİREN DAHAT-6DEU
Senede 28.800 lira ikramiye
Ziraat Bankasında Kumbaralı ve lhbarsız tasarruf hesaplarında n Mart. 11 Haziran. 11 Eylül ve 11 Blrinckkânun keşide tarihlerinden bu av evvelki matlûp bakiyeleri 50 liradan az olmamakla beraoer ke-5’dı- tarihine kadar da matlûp bakiyeleri bu mlkdardan aşağı duşmî-Kuı’a ile o^ağıdakl plâna gb-
Sûmerbank iplik ve dokuma fabrikaları müessesesi nazilli basma fabrikası müdürlüğünden
Aşağıda cins, tahmini miktar ve muvakkat teminat akçeleri yazın üstüpüler açık arttırma suretlle satılacaktır.
İhale 2. 4 , 945 pazartesi günü saat 15 de fabrikada yapılacaktır. Müzayedeye iştirak etmek isteyenlerin ’ ' *...........
yatırmış olmaları lâzımdır.
Nümune ve şartnameyi görmek
İzmlrde Sûmerbank Ege mmtakasi
ları. (3022)
Cinsi
80 » 225 15 » » ■ »
30 » 22S İS » » » »
30 > 225 19 » > » »
30 ■ 225 İS » » » »
30 ■ 675 1 İS » * ■ »
30 • 450 İS • » • »
30 • 229 İS • » • »
30 » 225 15 > » ■ »
30 » 450 15 • e * *
30 . 225 13 • » • »
«13» parti meşe odunu açık arttırmaya çıkarılmıştır.'
■ ................ Osmaniye, Adana. Mersin revir âmiriIklerlle Ceyhan.
Afyon vilâyetinden
1 — Eksiltmeye konulan iş: Afyon - Gaziıgöl yolunun 0+512—D-t-88* kilometreleri araşırım 27868 lira 85 kuruş keşif bedelli parke döşemesi.
2 — Eksiltme 29/3/945 perşembe günü saat 15 te Vilâyet Hükümet binasındaki Daimi encümende kapalı zarf usullyle yapılacaktır.
3 —- Eksiltme şartnamesi ve ekler! Nafla müdürlüğünde görülebilir Veya 140 kuruş bedelle alınabilir.
4 - Eksiltmeye girebilmek İçin isteklilerin 2090 lira 16 kuruş muvakkat teminat vermeleri ve Vilâyet Nalla müdürlüğünden bu İş için alınmtf ehliyet vesikası ve Ticaret odası kayıt vesikası vermeleri şarttır. Bu vesikayı almak İçin isteklilerin ihale gününden en az. tatil günleri hariç, üç gün evvel İstida ile Viiâteye müracaat etmeleri şarttır.
5 - İsteklilerin teklif mektuplarını eksiltme günü olan 29'3 945 per-
şembe î.iinü saat on deurde kadar makbuz mukabilinde Vilâyete vermeleri lâzımda-. Postada olacak gecikmeler kabul edilmez. (2782)
(0^
Merak ve heyecanla beklediğini» TURAN AZİZ
GECELERİN KOYNÜNl
Çıktı. Fialı 150 kuru». İSTANBUL MAARİF KİTAPHAN1
Gayet Temiz, Gayet Fenni
Karaköy Bebek tramvay durağında No. Sı
Saray Lokantası
Tabldot üç kap yemek 200 kuruştur. Daha az da yenilebilir. Yemek yağları fevkalâdedir. Döner her gün bulunur. Yüzde on mecburi değildir. Yukarıdaki salon gayet geniştir.
PAZAR 18 Mart 1945
İmal olunan Bn Sıhhî
İçmenizi Tavsiye Ederiz. Yaş Meyva ve sebze Tarım Batışı Kooperatifleri Birliği, Telf, 42772
Sene 27 — No. 9487 — Fiatl har yerde 10 kuruştur.
Sahibi: Necmeddln Sadak — Neşriyat müdürü: Hikmet Feridun Es — AKŞAM Matbaası
Almanlar karmakarışık çekiliyor
ilkbahar haberleri
Bu yaz harbin sonu olacağına ğöre ilkbahar, mütareke haberle rlle başlıyor.
Almanların mütareke istedikleri hakkında ortaya çıkan söylentileri Berlin resmî çevreleri hemen yalanladı. Fakat, bu sözler, gerçekten hiç bir şey olmadığına inandı tınaz. Almanyanın. Hitler ve Göbbels sonuna kadar dayanmaktan, hattâ zaferden dem vurdukları sırada mütareke İstemiş olması pek mümkündür. Pazarlığa girişmek isteyenler ilkin yüksekten atıp tutarlar.
Bir yandan mütareke istenirken, öbür yandan — her ihtimale karşı — tekziplerin hazırlanması da âdettir. Çünkü, mütareke isteyip reddedilmek, beş on gün önce 1918 yılının bir daha yenilenmi-yeceğini ilân etmiş olanları Alman milletinin gözünde büsbütün düşürür. Minareyi çalanın kılıfım hazırlaması gerektir.
Bundan başka. Almanyanın mütareke istemiş yahut istememiş olması, bugünkü şartlar içinde. aynı şeydir. Müttefiklerin kabul edebilecekleri ve Almanyanın boyun eğeceği bir mütareke dileği Hitler Almanyasmdan gelemez. Çünkü ne Hitler kendi başını kendi elile teslim etmeğe razı olur, ne de müttefikler — harb bu safhaya girdikten sonra — Hitlerle konusmav-j yanaşırlar.
Netice verecek bir mütareke dileği ileri sürülmesi, yani Alman-yamn teslim olması için Hitler ve adamlarının yok olması lâzımdır. Bu demektir ki mütareke haberi gelmeden önce Almanya-nın içinde bir değişiklik olduğu haberinin gelmesi şarttır. Bu mütarekeyi, ancak Hitleri devirenler, yahut herhangi şekilde onun yerine geçenler yapabilir.
Eğer Almanya tarafından müt-tetiklere gizlice başvurulmuş ise bunun sebebi, cephelerin birini durdurup öbüründe harbe devam etmek kaygısı olabilir. Bu da, Hitler’in, geçen yıldan beri güttüğü politika manevrasının son perdesi olabilir. Bir tarafla konuşup anlaşma sözleri zaman zaman ortaya çıkmıştı. Hattâ, Al-manyanın İngiltere ile ayn bir sulh konuşmasına giriştiğini, ilk önce Sovyet gazeteleri ortaya atmıştı. Harbin başında Sovyet Rusya ile anlaşmak yolunu bulan HZ t'erin, harbin sonunda müttefiklerle uyuşmaya çalışması pek mümkündür. Fakat, Stalingıat-tan beri süregelen bu politika manevrası para etmemiş ve müt tefikler bu oyuna gelmemişlerdir. Her iki cephedeki ilerleyişler Alman plânını suya düşürmüştür. Çünkü Hitlerin bu politika hesabı, cephelerden herhangi birinde istediği kadar tutunarak ötekinde pazarlığa girişmek ümidine dayanıyordu. Bilhassa Müttefiklerin Sigfrled hattını aşarak Rhin nehrinin doğu kıyısına ayak basacaklarını hiç ummuyordu. Şimdi batı cephesinde anlaşıp doğuya dönmek, yahut doğuda uzlaşıp batıda dayanmak, bu suretle ya o taraftan ya bu taraftan bir az daha elverişli sulh şartları koparmak çarelerini aradığı akla gelebilir.
Fakat bugün mütareke istiyen Almanyanın kurtarmaya çalıştığı »ey. Müttefiklerin bunca fedakârlık pahasına ortadan kaldırmaya uğraştıkları unsurdur. Ya bu kendiliğinden kalkar, mütareke o zaman olur, yahut bunu zorla yok ederler, harb o zaman biter.
Mütareke İsteği haberleri hangi kaynaktan çıkarsa çıksın, ister doğru ister yanlış olsun, bu ilkbahar havası son harb yazının müjdecisidir.
Necnıeddin Sadak
RUSLAR, MflCnRiSTDHDfl
TAARRUZA SEÇTİLER
Koenigsberg kesiminde şiddetli savaşlar
Londra 18 (AA.) — Macarlstanda 12 gündenberl devam eden savaşlardan sonra mareşal Tolbukin kuvvetleri Alman İleri hareketini durdurmağa muvaffak olmuşlardır.
Londra 18 (AA.) — Mareşal Tol-bukln, Macarlstanda Alman taarruzunu geri püskürtmeğe muvaffak olduktan sonra bizzat taarruza geçmiştir.
D. N. B. Alman ajansı dün öğleden sonra askeri vaziyette değişiklik olduğunu söyledikten sonra Balaton gölünün doğusunda Alman kuvvetlerinin toplanmalarını men maksadile Sovyetlerln büyük kuvvetler tahşi-detmekte olduklarını ilâve etmiştir.
Londra 18 (AA.) — Doğu cephesinin şimal kanadında çok şiddetli savaşlar cereyan etmektedir, Koenlgs-berg şehrini kesif bir duman kaplamaktadır. Yerler, durmadan atılan toplarla sarsılmaktadır.
Stettın kapılarında savaşlar
Londra 18 (A.A) — Mareşal Zukov kuvvetleri Stettln'e doğru ilerlemeleri arasında Oder’ln doğu kıyısında Stettln'e 8 kilometre uzakta
Altdamm'ın 3 kilometre yakınında ünemll bir yol kavşağını ele geçirmişlerdir. Ruslar. kuvetli bir topçu ateşi himayesinde ilerlemektedirler. Gerek Alman kaynaklarından gerek Rus membalarından gelen haberlerde RuS kıtalarının Öder'in doğusundaki Alman köprübaşını temizlemeğe devam ettikleri kaydedilmektedir.
Diğer taraftan Rus kıtaları nehrin karşı kıyısından Stettln'e doğrudan doğruya hücum için kendilerine bir yol açmağa çalışmaktadırlar.
Almanlar iç müdafaa hattının ya-rıldığını İtiraf etmekte v« tanklarla av uçaklarının Rus kıtalarını destek-
Macar cephesinde taarruza geçen mareşal Tolbukin
ildiklerini kaydeylemektedirler.
Mareşal Rokoeovsky kuvvetleri Danzlg üzerine yaptıkları baskı esnasında Zoppat'a doğru ilerlemişlerdir. Eğer Ruslar Zoppat’ı alacak olurlara» Danzlg’t ve Gdnla'yı müdafaa eden Alman kuvvetleri birbirinden ayrılmış olacaktır.
(Arkası sahile 2; sütun 6 da)
Sulh söylentileri
Rhin batısında son Alman
çıkıntısı yokediliyor
Londra 18 (Radyo) — Rhin nehrinin batışında Sarr ile Moselle arasında bulunan son Alman çıkıntısı da Müttefiklerin şiddetli taarruzları kar; şısında süratle yokedllmektedlr. Müttefik kuvvetler, bu çıkıntıda Rhin nehrine mlivazl, süratle İlerlemektedir. Mesafenin üçte biri katedilmiş-tir. Amerikan öncüleri rekor teşkil eden bir süratle iki günde 00 kilometre üerllyerek Badkrocnah yakınlarında Basnahe ırmağına varmışlardır. Bu ırmak. Bilyen de Rhln'e dökülmektedir. Müttefikler Bllyen'den 10 ve Mayans'tan 30 kilometre uzaktı bulunuyorlar
General Palton Alman çıkıntısına karşı ayrı ayrı dört tank kolu sürmektedir. Müttefik tank kolları, düşman arasında müthiş bir kargaşalık doğurmaktadır. Düşman kıtaatı, zırhlı kuvvetleri, karmakarışık Rhln’-in doğusuna geçmeğe çalışıyorlar. Bir Alman kolunun kaçabilmesi şüphelidir.
Yedinci Amerikan ordusu, Sarr ırmağının 30 kilometre ve belki de daha doğusuna varmış. Hagenau şehrini 10 kilometre geride bırakmıştır.
Coblenz şehri tamamlle Miitteflk-lerln elindedir. Bopar kfu-abasile bir .miktar arazi elimize geçmiştir.
Rulır'dan Frankfurt'a giden askeri şosenin 7 kilometrelik kısmı Mütte-ı filelerin elinde bulunmaktadır.
. Batı cephesinin şimal ucunda keşif . faaliyeti devam ediyor. 1300 Müttefik
Amerikan piyadeleri, tankların himayesinde Alman Andernach şehrine giriyorlar
ağır bomba uçağı Alman petrol fabrikalarını, tank İmalâthanelerini, roket atma mahallerini şiddetle bombalamışlardır. Berlin, arka arkaya 28 ncı gece olarak bombalanmıştır.
Londra 18 'AA.1 — Alman radyosunun verdiği bir habere göre, general Pattan kuvvetleri Moselle'Jn ötesinde Hunsbruck dağlarında 80 kilometre kadar İlerlemiş ve Rhin nehrinin bir kolu olan Bosnahe'ye kadar gelmişlerdir.
Yalta anlaşması ve Polonya meselesi
ısrarla devam ediyor
Von Ribbentron ile mareşal Keitel bugün Stokholm'a gidiyorlarmış
Berlin ile Stokholm arasında 36 saatten beri telefonla konuşulamıyor
Anlaşmantn Polonyaya tatbikında çıkan zorlukları hal için görüşmeler oluyor
HAFTA KONUŞMASI
(Kapalıçarşı) nın romanı
Yazan: Refik Hal id Karay
Bugün beşinci sahifemüzde
Vaşlngton 18 (AA.) — Buradaki askeri mütehassısların belirttiğine göre, Almanya bu hafta kayıtsız, şartsız teslim olmağı kabul etmeğe hazır olduğunu bildirecek olsa bile İngiliz, Amerikan ve Rus kıtaları Almanyanın ortasında buluşmadıkça Müttefikler bu teklifi kabul etmlyeceklerdlr.
Londra 17 (AA.) — Stokholm'dan gelen heyecan verici haberler arasında Rlbbentrop İle Keitel de İlgili gibi görünmektedirler. Daily Mail gazetesinin Stokholm muhabiri bu konu etrafında aşağıdaki telgrafı göndermiştir:
Stokholm’da dolaşan bütün rivayetlerin çıktığı kaynağın Almanya orta elçiliği olduğu temtıı ediliyor. Bu söylentilere göre. Almanya Hariciye Bakanı von Rlbbentrop İle Alman orduları Genelkurmay başkanı mareşal Kriterin yarın Stokholm'a gelmeleri beklenmektedir. Stokholm'un sorumlu mahfillerinde, büyük bir ihtiyatla karşılanan bu haber hakkında teyl-dedlcl hiçbir malûmat yoktur. Daily Mail gazetesinin siyasi muharriri de, von Rlbbentrop'un Stokholm seyahati hakkında Londrada hiçbir şey bilinmediğini. fakat bu vesile İle memleketinden kaçmakta bulunduğu düşüncesi öne şüriildüğünü yazmaktadır. Hiçbir İngiliz temsilcisi, her nerede olursa olsun, von Rlbbentrop ile karşılaşmağı asla arzu etmemektedir.
Buna rağmen, muharrir, mareşal Kriterin Almanya Hariciye Bakanına refakat ettiği hakkindakl haberin, doğruluğu meydana çıktığı takdirde, bu seyahate daha ciddi bir mahiyet
verebileceğine işaret eylemekledir. Müttefikler, nazı şeflerinden biri olduğu için von Ribbentorop'la müzakereye gfrişmiyecekJerse da, mareşal Keitel Alman ordularının Genelkurmay başkanı olduğu İçin, kayıtsu şartsız teslim teklifinde bulunduğu takdirde. Müttefiklerce kabul edilebilecek bir şahsiyet olacaktır. Almanlarla temas edilebilmesini mümkün kılacak yegâne şartlar, işte bunlardır. 36 saattenberi Berllnle Stokholm arasında bütün telefon muhaberatı kesilmiş olduğundan, Almanyadakl iç durum daha esrarlı bir mahiyet muhafaza eylemektedir.
B. Roosevelt’in bir suale cevabı
Vaşington 17 (AA.) — Dünkü basın toplantısında Almanlar tarafından' Stokholm’da ve ayrıca mareşal Run-dstedt vasıtaslyle yapılan barış teklifleri hususunda bir gazeteci tarafından sorulan suale. Başkan Roose-velt şu cevabı vermiştir;
«Vaşlngtonda bu hususta hiçbir şey bilinmemektedir»
Kurşuna dizilen Almanlar
Londra 18 (AA.) — Reuter bildiriyor:
Alman ajansının dün verdiği bir haberde Baker kaçaklarını ve ağır suç işllyenleri yargılamağa memur hususi mahkemelerin 1000 kadar Alman er ve subayını kurşuna dizdiği bildirilmektedir.
Vaşlngton 17 (A.A.) — Pertlnas yazıyor: Yalta anlaşmasının Polonyaya tatbikında bir takım zorluklar çıkmıştır. Moskova, Londra ve Vaşlngton arasında yapılan görüşmelerle bu güçlüklerin halline çalışılmaktadır. Bilindiği gibi M. Molotov İle İngiltere ve Amerikanın Moskova büyük elçilerinden mürekkep bir kcmlte kurulmuştur. Bu komitenin vazifesi, Dublin hükümetini, memleketin bütün sınıflarım temsil edecek şeklide genişletmek veya değiştirmektir. Anlaşıldığına göre, komite üzerine aldığı işte pek İleri (yememiştir. Filhakika bu İşin başarılabllmes! için bu komite tarafından tâyin edilecek murahhasların Polonyayı baştanbaşa serbesçe dolaşabilmeleri lâzımdır. Fakat İş he-
nüz bu derece ileri götür ölçmemiştir.
Komitenin vazifesini bitirmesi İçin bir mühlet tesblt edilmemiştir. Fakat Moskova komitesi İşini 25 nisandan evvel bitiremezse, Polonya San Francisco konferansına Iştirffk edemlye-cektlr. Bu. hiç şüphesiz teessürü mucip bir haldir. Bununla beraber bu hususta sarfedilen gayretlerin kati surette neticesiz kaldığına hükmetmek doğru değildir. Filhakika konfa-ranstan sonra da müzakereler devam edecektir.
Londra 17 (A- A.) — LondrBdaki Polonya hükümeti arasında çıkan ayrılık muvakkaten halledilmiştir. Sosyalistlerden Ticaret Bakanı M. Kva-plnski İstifasını geri almıştır.
Amerikalılar Pasilikle yeni bir çıkarma yaptılar
Created by free version of 2PDF
Remagen köprübaçısı daha ziyade genişletildi
Londra 18 (AA.)— Remagen köprübaşı şimdi biraz daha genişletilmiştir. Köprübaşının genişliği şimdi 23 »• derinliği de 12 kilometredir.
Brenner bombalandı
Londra 18 (A. A) — İtalya dan kalkan Müttefik uçakları, arka arkaya on İkinci defa olmak üzere Brenner*» hücu metmlşlerdlr.
Romanya Başbakanının beyanatı
B. Groza, gazetecilerin scrduklarına cevap verdi
Londra 18 (Radyo» — Romanya Başvekili B. Groza dün gazetecilerle yaptığı giwüşniede Bükreştekl Ingılle elçiliğinin sabık Başvekil General Radescuyu himayesi altına olması hakkında sorulan suale cevaben bu meselenin mühvtı olmadığını ve Romanya’nın batıdaki iki büyük müttefikle olan münasebetlerine tesir et-mlyeccğinl söylemiş ve demiştir ki:
— Şimali Transil» onyaTnıı idaresi Rumen makamlarına ade olunurken Klunj şehrinde yapılat törene İngiliz ve Amerikan mümessillerinin iştirak etmemesine mâna vvmemeg lâzımdır. Ingiltere, Rusya -e Birleşik Amerika devletleri arasındaki tesanüt. bu mesele üzerinde iurmanııı saçma olduğunu gösterir.
B Groza kabinesine Manin ile Bratianu'yu alıp almayacağı hakkında sorulan suale de şu cevabı vermiştir:
— Düşüncelerinde samimi olan her hangi demokratla İş birliği yapmağa hazırım.
DİKKATLER:
Filipinlerde Japon zayıati 182,000 kişi Birmanyada Müttefikler ilerliyorlar
Londra 18 (A.A.) — Mlndanao adasından sonra Basllan adasına da Müttefikler tarafından çıkarmalar yapılmıştır.
Kurll adalarına şiddetli hava hücumları yapılmıştır.
Londra 18 (AA.) — Bu sabah Japon ana vatan topraklarına şiddetli hücumlar yapılmaktadır.
Geçen çarşamba gllnü şiddetle bombalanan O.ıaka şehrinin mühim bir parçası tnnıamile yanıp külolmuş-tur
Londra 18 (A. A.) — Birmanyada Hintli kıtalar, Mandalay'ın tam batısında Sağa yi şehrini almışlar, Ingiliz kuvvetleri de nehrin ötesinde mühim kasabaları ele geçirmişlerdir. Üsleri
Bombay'da bulunan bomba uçakları düşman mevzilerini bombalamışlardır.
Londra 18 (AA.) — Filipinlerde beş aydanberi devam eden muharebelerde 182,000 Japon askeri ölmüştür.
Amerikalıların kayıpları İse 18.500 dür.
Ayni tebliğ, bütün Çin cephelerinde İlerlemeler yapıldığını bildirmektedir.
Londra 18 (AA.) — İwojtma adasında Japon mukavemeti tamamlle sona ermiştir. Bu adada şimdiye kadar vukua gelen muharebelerde Amerikan bahriye sll&hendazlan ölü, yaralı ve kayıp olarak 40,000 kişi kaybetmişlerdir.
Pazar yerleri
Şehrin yedi yerinde paznrlar açılacakmış. Böylelikle de htılkın zarurî ihtiyaçlarını toplu bir yerden tedarik etmesi imkân (15tıilinç sokulacakmış.
Buna, şehir meclisi karar vermiş. Pekâlâ... Fakat eskiden beri revaç gören en işlek pazarlar ne halde?
Meselâ, Balık pazarı, Mı su çarşısının arkasındaki en büyük pazar yeri?
Buraları, senelerden bert ufacık itinadan mahrum, çamur deryası içindedir On beş gün sürüp kapanacak herhangi bir sergi yerine bile, buralara sarfolunan ihtimamın yüz misli sarfoiunur.
Sahife 2
SÖZÜN GELİŞİ
Vurguncuyu yakalamakta işbirliği
Mevsim bajhyor. Daha yaza ne kadar var! demeyiniz. Çok olduğunu biliyorum, fakat mevsim lıarb çıkalı beri pek erkenden, hava parası dalgalarîle başlar oldu. Onun için »mevsim başlıyor» derken de lıata etmişimdir. Mevsim daha kış ortasında başladı. Kara kışta Adalara giden vapurlar. Haydarpaşa -Pendik trenleri yazlık ev arayan meraklıları çoktan aradıkları yerlere götürmüş, getirmiştir bile. Hava parası şikfiye*-İeri gazetelere çoktan geçti. üç bin lira İstiyorlar, beş bin lira istiyorlar diye sızl an anlar varsa da bunlar nasıl olsa yazlık ev tuta-Buyacak olanlardır; şikâyetleri yaz sonuna kadar sürer, bıı sene de hava alamadık») der dururlar.
Milli korunma savcılığı hava parası vurgunculuğunu önlemek İçin pek İsabetli bir karar vermiştir. Yazlıkta ev tutmaya giden «2000 Ura hava parası» teklifiyle karşılaşır da cebinde bu kadar para olmadığı için vurguncuyu suçüstü yakalatmak imkânını bulamazsa milli korunmadan hu parayı alacak, böylece adaletin harekete geçmesi kabi] olacak.
Karar isabetlidir; fakat kararın gereği gibi işlemesi İçin adaleti yerine getirmek üzere adalet memurlariyle beraber çalışmayı, bir vurguncuyu yakalamak uğrunda onlarla beraber zahmete katlanmayı göze alacak vatandaşların da çok olması lâzımdır. Ne yazık ki çoğumuz gözümüz önünde geçen bir ihtikâr dalaveresini, kendi başımıza gelen bir aldatılmayı ilgili memurlara haber vermeği göze alamaz, ('Allahtan bulsun!» der geçeriz. Çünkü haber verirsek o makamlara gidip ifade vermek, mahkemeye birkaç defa çağrılmak vardır.. Btıııa katlanamıyoruz; »sizi şahit yazacağız!» deseler gözümüz Önünde olanı görmez oluyoruz,
Ama ihtikârdan şikâyetçiyi»; «hava parası istiyorlar! diye feryade diyoruz. Millî korunma savcılığı gösterdiği bu kolaylıkla hepimizi hava parası vurguncularını yakalamaya çağırıyor. Kabul etmezsek vurguncudan şikâyete de hakkıma yoktur.
Şevket Rado
ilâç kara borsacılığı
İzmir sanayicileri

Maarif kupası maçları
Galatasaray İzmîrde yenildi, Fenerbahçe berabere kaldı
Beşiktaş, Uçaksavarı 2-O, Demir Spor, Beykozu 2 ■ 1 yendi
İzmîrde biri doktor 3 sanığın duruşmasına başlandı
Ticaret odasında toplanarak bazı dileklerde bulunmuşlar
İzmir 18 (Telefonla) — Kara bordada ilâç satmaktan sanık Dr. ziya İle İsmail Sanıl ve Hasan’in yargılanmalarına bugün milli korunma toplu mahkemesinde başlandı. Duruşma, arasız 7 saat devam etti. Kalabalık bir dinleyici kütlesi, mahkemede hazır bulundu. Sanıklar ve 17 şahit dinlendi, yüzleştirme yapıldı. Doktor rimsan olduğunu söyllyen İsmail, hadisenin İlâç simsarı adını verdiği Bam! ile ıkonıüsyon hissesinde anlaşa-mamaktan ileri geldiğini İddia etti.
., şahilter ise 35 tüp ültrasepüll 540 liraya satın alan Hasan'in aynı ilâçtan daha bir kaç yüz tüp istemesi üzerine işin zabıtaya aksettiğini söylemiştir.
Duruşma safhası. İzmîrde bir İlâç kara borsasının hayli zamandanberi faaliyette bulunduğunu, bazı tıynetsiz terin hasta vatandaşlar aleyhine faydalandıklarını meydana çıkarmıştır Sanıkların kefaletle salıverilmeleri talebi, mahkemece reddedilmiştir. Duruşma, bir kaç şahidin çağırılması Içbı talik edilmiştir.
lngilizlere 4000 ton daha üzüm satıldı
İzmir 18 (Telefonla) — İnglllzlere 4000 ton üzüm daha satıldı. Borsada üzüm satışları çok hararetlendi ve 11-•tler yükselmeğe başladı.
Ankara 18 (Akşam) — İzmir den gelen haberlere göre İzmîrde kİ sanayiciler ve sermayedarlarla bu sahada tecrübesi olan bir çok münevverler. İzmir tlcaref odasında bir lçtlnıa yapmışlardır. Toplantının konusu, harb sonrası sanayiinin çeşitli kollarına ait program ve plânların hükümetçe tatbiki sıracıda özel sermayeye açık bulundurulacak istikrarlı İş sahası İle devlet, fert sermayelerinin müşkrek çalışma imkânları ve özel sermayenin bu sahada teşviki gibi hususlardı. Konuşma çok hararetli olmuş, sanayicilerden bir kısmi mo-tör kuvvetleri farkına bakılmaksızın muamele vergisinin gcn?l bir şekilde alınmasını istemiş, motör 'farkına göre, yani nispet dahilinde vergi alınmasının büyük müesseseler! zarara soktuğu, belirtilmiştir. Bu arada hükümetin husus! sermaye İçin neler ı düşündüğü sorulmuş ve eski teşviki sanayi kanununun yeniden tatbike konulması takdirinde İyi bir şekil alınacağı bildirilmiştir. Mesaiye devam olunmak üzere bir cok komisyonlar ayrılmıştır. Çalışmalara başlanmıştır. ___________
Cumhur Başkanı konseri şereflendirdi
Ankara 18 (Akşam)— Cumhur Başkanı İsmet İnönü, yanlarında refikaları bayan Mevhlbe İnönü olduğu halde, dün Cumhur Başkanlığı filarmonik orkestrası tarafından verilen konseri şereflendirmlşlerdlr. Cumhur Başkanı. Maarif Bakanı B. Basan Al! Yücel tarafından karşılanmış, konseri mütaakrp artistlere iltifatlarda bulunarak onları tebrik etmiştir. Cumhur Başkanı, gelişlerinde olduğu gibi, gidişlerinde de öğrenciler tarafından saygı ile selâmlanmışlardır.
Aydın Belediye Başkanlığı
Aydın (Akşam) — Bugün yapılan seçimde eski Belediye başkanların-dan Ralf Aydoğdu Belediye başkanlığına seçilmiştir.
Edirne - Kırklareli otobüs seferleri
Edirne (Akşam) — Bir müddetten-ber! kaldırılmış olan Edirne - KIrklareli otobüs seferlerine bugünden İtibaren yeniden başlanmıştır, şimdilik seferler pazartesi ve perşembe günleri gidiş ve gelişil olmak üzere haftada İki defa yapılacaktır. Bu seferlerin başlaması İle yolculuk İki saat gibi kısa bir zanıana inmiştir.
Mersinde sebze! fiatlerı
Mersin — Burada sebze tiatleri düşmektedir. Son flatler şunlardır: Pırasa 10. ıspanak 20, lâhana, 8, havuç 12,5, marul tanesi 8, portakalın kilosu 3Û kuruştur.
Zıngal orman işletmesi
Ankara 18 — Zingal orman İşletmesi şirketi dünden İtibaren bütün tesislerle Devlet orman İşletmesi genel dİ rektörlüğüne devredilmiştir.
Genel nüfus sayımı ve basın kanunlarında değişiklik
Ankara 18 — Genel nüfus sayımı hakkmdakl kanun tasarısı De basın kanununun bazı maddelerinde yapılacak değişiklik hakktndaki tasarı Meclise verilmiştir. _____________
Dil imtihanları komisyonu
Ankara 18 (Akşam) — Memurların bir derece terfi edebilmelerini sağlamak maksadile şehrimizde ve îstanbulda kurulmuş olan yabancı dil komisyonlarına dahil bulunan üyelerden bazı lan türlü sebeplerle yerlerinden ayrılmışlardır. Bu dunımu ffözönüne alan Bakanlar kurulu Ankara ve İstanbul İçin yeni İki komisyon kurulmasını tasvibet-»iştir. _____________
Edirne’de ağaç dikini
Edime (Akşam) — Edirne Ziraat Bakanlığı fidanlığının küçük bir para mukabilinde halka dağıttığı fidanların dikilmesine devam edilmektedir. Bu arada genel müfettişliğin teseb-büslle getirilen çam fidanları da Karaağaç yolundaki Şehitler anıdı etrafına dikilmekte ve burasının İleride bir çamlık haline getirilmesine çalışılmaktadır.
Benes Moskova’da
Moskova 17 (A.A.l — Çekoslovakya Cumhur Başkanı Beneş bugün hava yolu İle Londradan Moskova’ya gel-1 ml-ştlr Beneş ve maiyetinin Moskova' da 10 gün kadar kaldıktan sonra Koslce’ye hareket edecekleri tahmin , edilmektedir.
Dün Ankara ve Izrairde Maarif kupası maçlarına devam edilmiştir. Şehrimize telgrafla bildirildiğine göre Ankarada Demir-spor, Beykozu 2-1 yenmiş, Beşiktaş güzel bir oyundan sonra Uçaksavara 2-0 galip gelmiştir.
Jzmlrdeki maçlara gelince; İlk maç Fenerbahçe ile Karşıyaka arasında oynanmıştır. Fenerbahçe şu kadro He sahaya çıkmıştır:
Cihat - Şevket, Murat - Salâ-haddin, Halil. Halil . Naci, Adnan, Melih, İbrahim, Halil.
İlk golü Karşıyaka yaptı. Fenerbahçe de penaltıdan beraberliği temin etti ve ilk devre 1 - 1 berabere bitti.
İkinci devrede Karşı yakalılar, penaltıdan ikinci golü yaptılar. Bir müddet sonra Fenerbahçe merkez muhacimi. Melih, kafadan yaptığı bir gol ile beraberliği temin etti ve bu netice değişmeden maç 2 - 2 berabere bitti.
İkinci maç Galatasaray Be Al-l mordu arasında yapıldı. Galata-saıayın kadrosu şuydu;
Erdoğan - Faruk, Salim - Mustafa, Arif. Namık - Bülent, Gündüz, Şahap. Muzaffer, Orhan.
îzmirden Hayri hakemlik yapıyordu.
Oyun, ilk dakikalarda hakem tarafından sık sık kesiliyordu. Başlangıçta, Galatasaray daha güzel oynuyordu. Fakat çok geçmeden üstünlük Altmorduya geçti. İzmir şampiyonu arka arkaya İki gol yapınca, vaziyet ta-mamile değişti. Galatasaray müşkül bir duruma düştü. Birinci devre 2 - 0 Altmordu lehine bitti.
İSTANBUL UMUMÎ MECLİSİ
Dün vali B, Lıitfi Kırdar’ın bir nııtkile şubat toplantı dönemini bitirdi
Umumi meclis dün B. Abdülkadir Karamürsel'in başkanlığı altında şubat döneminin son toplantısını yapmıştır. Bütçe müzakerelerine ait zabit okunduktan sonra encümenlerden çıkan mazbatalar müzakere edilmiştir. Bu arada Evkafla Belediye arasındaki İhtilâfın halli, umumi hel&lar. itfaiye efradının tekaüt ve sigorta vaziyetlerine dair talimatnameler etrafındaki lncelemler bitmediğinden, bunların nisan devresine kadar tetkiki İçin ümuml meclisten müsaade İstenmiş ve encümenlerin bu İstekleri kabul edilmiştir.
İkinci oturuma Vali ve Belediye Telsi Dr. B. Lûtft Kırdar başkanlık etmiş ve aşağıdaki nukıyle şubat toplantısına son vermiştir:
( Bayın arkadaşlarım.;
Yüksek meclisinizin şubat devresi toplantıları bugün sona ermektedir. Bu devrede İl ve Belediyenin 1945 yılı 7 aylık bütçelerini, mevcut geliri İhtiyaçlara en uygun şekilde taksim itmek amaclyle, her kısım ve bölüm üzerinde hassasiyetle durarak İncelemiş ve tasvlbetmlş bulunuyorsunuz
Bu yolda gerek encümenlerin, gerek yüksek meclisin gösterdiği sürekli ve itinalı mesaiden dolayı bilhassa teşekkür etmek isterim.
Arkadaşlar;
İlin ve şehrin çok geniş ve her biri diğerinden daha önemli olan ihtiyaçlarını bu dar ve güç zamanda, mevcut gelirle İmkân nispetinde karşılı-yabllmek ve ödevlerin aksatılmadan başarılması yolundaki çalışmalarınız muvaffakiyetle neticelenmiştir.
Gelirin kifayetsizliğine rağmen, ba-2i tasarruflar yapmak suretile bllhas-
Harb meydanlarında ölen Amerikan generalleri
Vaşinglotı 17 (AA.) — Harbin başından beri 19 Amerikan Gl. İnin harb meydanlarında ölmüş bulundukları açığa vurulmaktadır. Bundan başka 24 general kaza yüzünden yaralanmak suretile. tabii sebeplerle veya esirler kampında tatbik edilen fena usuller neticesinde ölmüş bulunmaktadır. Aynca 38 general de harb meydanlarında yaralanmışlardır.
Dan im arkada bir tiyatro havaya uçuruldu
Londra 18 (A.A.) — Danimarka’da son defa vukubulan infilâklar neticesinde, Frodroda tiyatrosu havaya uçurulmuştur.
ikinci devrede, Galatasaray, güzel bir oyun tutturdu. Altın-ordu, Galatasaraylılam güzel oyununa canlı bir oyunla mukabele etti, Altmordulular, bir müddet sonra penaltıdan üçüncü. gollerini de yapmakta gecikmediler. Galatasaray 3 - 0 mağ-lûp vaziyete düşmesine rağmen ümidin! kesmiyerek güzel oyununa devam etti ve 2 gol yapabildi, GalatasaraylIların hiç olmazsa beraberliği temin için sarfettiklerl gayretlere rağmen netice değişmedi ve maçı İzmir şampiyonu 3 - 2 galip vaziyette bitirdi.
Bu maçları, görülmemiş bir kalabalık takibetmşitir. İstanbul futbolcuları hâkim ve üstün oynadılar, Fakat sahanın yabancısı olduklarından rakiplerini yenemediler, Galatasaray * Altın-ordu maçı çok sert ve favullü geçti. Hakemin sık sık müdahaleleri misafirleri sinirlendirdi. Ancak goller hakkında İtirazda bulunulmadı.
Ziya Ateş Demirapor idare heyetinden ayrıldı
Ziya AU5. sağlık durumunun müsait olmaması dolayısile. Ankara De-mlrspor kulübü idare heyetinden İstifa etmiştir.
Ziya Ateş İstanbul Altınordusunda başlayan kulüpçülük hayatını, zaman zaman yaptığı Bölge vc Federasyon başkanlıklarında geliştirmiş ve bizzat kurduğu Demlrsporun başkanlık ve İdareciliğinde ise değerli himmetleri geçmiş eski bir ldareclmİ2-dlr.
şa maarif, sıhhat ve İçtima! yardım ve temizlik İşler! ödeneklerini birer miktar arttırabllmlş ve bu hizmetlerin daha İyi bir tarzda İfası İmkânlarını elde etmiş bulunuyoruz.
Geçen senenin 7 ayına nazaran bu yıl 7 aylık bütçemizde İlk öğretimin büyük önemini göz önünde bulundurarak, maarife 172975, sıhhat ve İçtimai yardım İşlerine 121.000. temizlik İşlerine 50.000. yol ve sokak gibi halk dileklerine 315,000, Darülâceze-ye 50,000, Koııservatuvara 89.000, diğer müteferrik masraflar için 1 milyon 172.622 lira kl ceman 1,970,597 lira fazlaslle ve ayrıca memurların çocuk zammı, doğum, ölüm ve hastaların tedavisi gibi yardımlar için de muhdes olarak 120 bin Ura konması ve bu suretle bu senenin 7 aylık bütçesi geçen yılın 7 aylığına nazaran 2.090.597 lira bir fazlalıkla denk olarak çıkarılmış bulunmaktadır.
İçtimai yardım İşlerine ve bilhassa Darülaceze müesseseşlnln daha geniş İmkânlarla çalışabilmesi noktasından yüksek meclisinizin gösterdiği yakın alâka ve hassasiyet, ötedenberl bu hayırlı amaca yönetilmiş gayret ve çalışmalarımızı destekllyecek ve daima hızlandıracak değerli bir âmil teşkil etmektedir. Yüksek meclisin bu yoldaki hislerimize tercüman olmuş bulunmasını şükranla karsılar ve bundan derin bir zevk ve memnunluk duyduğumu arzetmek isterim.
Yüksek meclisinize önümüzdeki devre çalışmalarında da değerli başarılar dileyerek şubat devresi son oturumuna nihayet veriyorum.'»
Valinin bu nulku şiddetle alkışlanmış ve meclis dağılmıştır.
10 tonluk bombaların müthiş tahribatı
Londra 18 (A.A.) — 10 tonluk bombalarla Bielefeld’e yapılan hasarlar, keşif uçaklarının almış oldukları fotoğraflarda iyice görülmektedir.
Bu bombaların tesiri, zanno-Iunduğundan çok daha büyük olmuştur. Filhakika Bielefeld’de iki viyadük 100 metre uzıınlu-ğunca tahribedllmiştir. Bu viyadüklerin uzunlukları 300 metredir. ______________
Bir Fransız muharriri mahkum oldu
Paris 17 (A.A.» — Almanlarla İş birlikçilerinin şeflerinden biri olan muharrir Plerre Larochclle dün müebbet kürek cezasına mahkûm edilmiştir.
!P -t
İtalya cephesinde de yakında karekât bağlıyacaktır
Müttefiklerin Avrupa’ya çıkmasında olduğu gibi Almanya’daki son savaşın kazanılmasında da bu cephenin büyiik rolü olacaktır
Şark ve garp cephesinde mühim hareketler cereyan ederken İtalya cephesinde nisbl bir sükûn hüküm sürmektedir- Ancak 9 mart tarihli tebliğlerde beşinci Amerikan ordusunun Bolonya şehri İstikametindi-bazı hareketlere giriştiği ve neticeler aldığı bildirildi.
Bu haberden daha mühimini ise İtalya ve Orta şarktaki Müttefik ordularının başkumandanı mareşal Alexander'in şubat ayı sonunda mareşal Tlto ve Macarlstandnkl Kızılor-du birlikler! kumandanı ile yaptığı görüşmelerdir. Müttefik mareşali He Yugoslav ve Sovyet mareşalları arasındaki bu_ görüşmelerin, başlıyacak harekâtta İtalya cepheslle Yugoslavya ve Macar topraklarında başlıya-cak temasın tanzimi ve mütaatap hareketler İçin İstikamet ve hedeflerin bölüşülmesi olduğuna şüphe yoktur.
Vâkıa tek başına İtalyan cephesi, Alman yıkılışı İçin İkinci, hattâ üçüncü derecede ehemmiyeti haiz bir cephe gibi görünebilir. Halbuki Alman-yada, İki taraftan gelen tazyik altında harekâtın inkişaf tarzı göz önüne getirilirse İtalya cephesinden Uerllye-cek Müttefik ordularile Macaristan üzerinden llerliyecek Kızılordu ve Yugoslav birliklerinin İlerideki Alman, daha doğrusu naz! direnmesinde oynıyacaklan büyük rolün ehemmiyet ve mânası güzelce anlaşılabilir.
Filhakika hâlen şarktan ve garptan yapılan tazyikler altında mart ayı sonlarına Veya nisan ayı ortalarına kadar Şimal Almanyanın İşgal edilmesi beklenebilir. Tamamen düzlük ve birçok yollarla bağlı olan şimal Prusya ovasını Müttefik ve Kı-zilordu Zırhlı birliklerinin İşgalinden kurtarmak artık kabil değildir. Bu hn1 muvacehesinde Almanların evvelâ Tühringen silsilesini bîr kalkan gibi kullanarak, bundan sonra cenuba ve daha sonra Alp'lere çekilerek Tirol -Karaorman arasında çetin, uzun bir direnmeye kalkışmaları çok muhtemeldir, işte o vakit İtalyadan Herli -yen Müttefik ordularile Macarlstan-dan llerliyecek Kızılordu ve Yugoslav birliklerine çok önemli vazifeler düşecektir.
Cenubi Almanya ve Avusturya run dağlık, çetin, yolsuz mmtakalanna ulaşmak ve buralarda başlıyacak nazi müdafaasına şon vermek, daha ziyade cenuptan llerUyen bu kuvvetlere düşecektir Bıı sebepledir kl yakında İtalya cephesinde ve Macarlstanda süratli hareketlere ve Müttefik taarruzlarına şahldolmarruz mümkün olduğu gibi. ıo tarihli Sovyet tebliğinde belirtilen Alman karşı taarruzlarına şahldolmamız da kabildir.
İtalya harice temsilciler tâyin edecek
Roma 18 (A.A.) — İtalyan hükümeti. Türkiye de dahil olmak üzere muhtelif hükümetler nez-dine siyasî temsilciler tâyin etmeğe karar vermiştir. Bu temsilcilerin adları muvafakatleri İstenmek üzere İlgili hükümetlere bildirilmiştir.
14 bin Fransız esiri kurtarıldı
Paris 18 (AA.) — Amerikan kuvvetleri tarafından kurtarılan 14 bin harb esiri Parfse gelmiştir.
Norveç’te baltalama
Stokholm 18 (A.AJ — Norveç demiryollarına karşı yapılan birçok baltalama hareketler! neticesinde Oslo'nun güneyinden İsveç buduna giden başlıca demiryolu hattında münakalâtın durdurulduğu bildirilmektedir.
San Fransisko konferansında Belçika baş murahhası
Brüksel 17 (AA.) — San Francisco konferansına gidecek Belçika heyeti başkanlığının Hariciye Baktım M. Spaak aralından yapılacağı haber verilmektedir.
Ingiİtere’ye hava akını
Londra 18 (AA.) — Dün gece Alman uçakları İngiliz sahillerine geçmeğe muvaffak olmuşlar ve bir hücum yapmışlardır.
Beyoğlu Belediye emniyet amirliği
Eminönü Belediye Emniyet âmiri B. Hayri Beyoğlu Emniyet Amirliğine naklen tâyin edilmiştir.
Yazan:
M. Şevki Yazman
Kizılordurıun Berline yaklaştığı ve Müttefiklerin Rhtni geçtikleri şu sıralarda Almanlar hâlâ İtalyada mil* him kuvvetler bulunduruyorlar mı? Bu garabeti gösteriyorlar mı? pek bilmiyoruz. Doğrusunu İsterseniz şahsan buna pek ihtimal de veremiyorum. N de olsa büyük ihtiyaç altında hiç değilse zırhlı ve motörlû birlikler buradan çekilmiştir. Buna karşılık Macarlstanda ve Viyanaya giden yollar boyunda Almanların hâlâ mühim zırhlı kuvvetler tuttuklarını. son günlerde yaptıkları karşı taarruzlardan ve hattâ bazı başarılar gösterdiklerini, Sovyet tebliğlerinin de İtirafından anlıyoruz. Bu da her şeyden evvel naillerin son sığınma yeri olarak Avusturya Tirol* terini seçtiklerini ftşıknr olarak gösteriyor. Bu itibarla önümüzdeki günlerde do hızlı ilerlemeyi, Macarlstandakl Ko-nîev ordularından ziyade Avusturya Alp'lerine ve Tirol’lere çok uzakta bulunan İtalya Cephelinden beklemek daha doğru olur.
Havaların bir parça İyileşmesini mütaakıp beşinci Amerikan ve sekizinci İngiliz ordularının Ttalyuda taarruza geçeceklerini zannediyoru? Al manlar -bu cepheden hiç değilse zırhlı birliklerini çekmiş olacaklarına göre, bu iki ordunun karşılaşacağı mulzave met de az olur. Ondan sonra bu iki ordunun Po vadisi şimalinde çatacakları Alp manzumesi hakikaten ge-çllemlyecek. aşılamıyaeak derecede çetindir. Bu yüzdendir ki İtalyadakl Alman müdafaası çözülür çözülme®, mareşal Alezander kuvvetlerinin sağa doğru kayarak evvela Yugoslavya kuvvetleri ve sonra da Macarislanda-kl Sovyet kıialarlle irtibat tesis etmeleri ve bizzat Avusturya Alp'lerine, tnn nehri vadisine cenuptan değil, Şarktan. ıilaşmağn eabçmutarı kabildir. Avııst üryanın (iç Müttefik orda tarafından ve müştereken Işaall ancak bu suretle mümkün olabilir.
Hulâsa: bugünkü safhada Alman-yanın maglûbedilmesi isinde ikinci ve üçüncü derecede rol aldıkları sanılan İtalya cephesindeki kuvvetlerin, na-zllerln ortadan kaldırılmam isinde birinci derecede rol almaları ve biıtün yaz Alpler üzerinde harekâtta bulunmaları kabfldlr. Nasıl ki Müttefiklerin Avrupa karasına atlamasında ve bizzat Fransaya karşı yapılan harekâtta üzerlerine büyük kuvvetler çekmek suretile şimalin işini hafifletmede de bu cephedeki kuvvetler birinci derecede rol oynamışlardı
Created by free version of 2PDF
Ruslar, Macanstanda taarruza geçt 1er
(Baş tarafı 1 inci sahnede)
Alman askeri sözcüsü von Hanııner geniş bir cephe üzerindi’ şiddetli bir taarruza geçtiklerini bugün bildirmiştir. Hammerie göre bu taarruzdan maksat Macaristan'da Balatan gölünün doğusunda Almanları yeniden tahsitHt yapmağa mecbur etmektir.
Almanlar Macaristanda niçin taarruz ediyorlardı Londra 18 (AA) — Dûn gece Moskova'da neşredilen bir tebliğde bildirildiğine göre. Sovyet kuvvetleri Prusya’da Stettl'ln karşısında ilerlemeler yapmışlardır. Breslau keriminde İlerlemeler kavdcdilmiştir.
Macaristan'da Balatan golü civarındaki harekâttan bu tebliğde hl$ bahsedilmem ektedir.
Alman radyosunun verdiği hab^ra göre burada vaziyette bir değişiklik olmuştur.
Moskova’dan verilen bir mesajda bu taarruzun sebepleri hakkında tafsilât verilmiştir. Bıı tafsilâta goref Almanlar zayiata bakmadan Buda-peştenln cenubundan Tunnyn varmak ve buradaki büyük endüstriyi ele geçirmek istemişlerdir. Diğer taraftan da bu suretle Balkanlat’dan gelen Ruslarla İtalya’dan gelen İngıils ve Amerikan kuvvetlerinin birleşmeleri menedilmek İstenilmiştir.
Bu muharebeler esnasında 20.000 Almsn ölmüş, €00 topla çok Sayıda düşman makineli tüfeği knllanı’mad bir hale getirilmiştir.
BORSA
17/3/1945 liatlfri
Londra (izertne 1 sterlin 5J2
Nevyork üzerine 100 Golftr 130.BO
Cenevre I0o İsviçre TY. 30 3255
Madrid üzerine 100 Mt-ta 12.89
Stokholm ürerine '.ra kuron 31.1321
18 Mart 1945
AKŞAM
8ahlfe 3
AKŞAMDAN AKŞAMA

Yedi yaşından beri hayatını kazanan bir ressamın amatörlükleri

ŞEHİR HABERLERİ
w
Resim sergisi..
Memleketimizdeki amatörlerden zaman zaman bu sütunda bahsediyorum. Bugün de M. O. T. harfleri arkasında hüviyetini giz-liyen bir yurttaşımızın hayatını veriyorum.
Amatörlüğü zayıfsa da, hayal kavgası arasında lıâlâ amatör ruhunu yaşatabilmesi enteresandır:
Zeytinyağı satışları
Kooperatifin elinde çok miktarda yağ var
GÜNÜN MEVZULARI
Posta tasarruf sandıkları
Belediyeye yardım
^Ressgjıılsrunızuı, çoğumuzun gözüne çarprnıyan, büyük bir muvaffakiyeti var: Son zaman-
24 yaşındayım. Halen serbest meslek sahibiyim. Hayatta ana ve baba ekmeği yemeden büyüyüp tahsilinin ilk esaslı kısmını ikmal edenlerdenim. 7-8 yaşında ‘iken (eskiden 5 ve 10 paraya satılan) ağıza atılınca hemen eri-yiveren kurabiyeler satmakla hayatımı kazanmaya başladım. Böy-İeee 11 yaşıma kadar okudum ve 11 yaşımda yatılı bir mektebin 4 üncü sınıfına kaydolundum. Burada 10 uncu sınıfa kadar okudum. Bu müddet zarfında resim ve heykel üzerine çalıştım ve 3 defa sergi açtım. Aynı zaman, zarfında üzerinde resim bulunan bayram tebrikleri bastırarak ve sakızlı (tanesi kırk paraya) karamelalardan satarak devam ettim 10 uncu sınıfta ise bir fotoğrafhanede Rötuşçuluk yaparak ve dışarıda elektrikçiler yanında çalışarak tahsilime devam ettim. Bu müddet zarfında kışları balıkçılık yaptığım için yazın F. B. kulübünün denizcilik kısmına girdim ve hayli muvaffakiyet elde ettim. Son sınıfta öğleye kadar tahsile devanı ederken mektebin büfesinde fırınlanmış balık satardım. Öğleden sonraları kâh elektrik tesisatı ve tamiratı île, kâh sayfiyelerdeki köşklerin bahçe tezyin işlerine bakardım,
Bugiiıı evliyim. Bütün bekârlık! zamanımda çamaşır ve yemek işlerimin hepsini kendim yapardım. Hâlâ bu saydıklarımın hemen hepsini hakkiyle yapabiliyorum. Evimde boş zamanlarımı mutfakta karımla beraber geçiri-1 rim. Gayet iyi hamur açar, hemen her türlü hamur işi yaparım. En çok kullanılan yemek çeşitlerinin ekserisini ve balık yemeklerini ustalıkla yapabilirini. Ufak her tamiratı (her çeşitten) kendim yaparım.
Dâhi tezgâhtar
.Mağazalarımızdan - birinde müşteri ile tezgâhtar konuşuyor:
— Şu çoraplardan verir misiniz?
— Buyurunuz... Fakat bilhassa şunlan tavsiye ederim. Gayet sağlamdır... (Sesini alçaltarak:) Hem de baktıklarınız gibi 330 kuruşa değil, 300 kuruşa.
Tezgahtarın yüzünde öyle ha-yusever, güzel bir ifade var ki, müşteri kapılıyor; tavsiye edilen- i lerden alıyor. Fakat bir de kullanmak teşebbüsünde bulunuyor ki, 330 luklar meselâ iki giyişte de delinmezken 300 lükler ilk seferde (delinmek şöyle dursun) parçalanıyor, üstelik hep abreş. hep defo’lu şeyler; ve kusurları, İç taraflarına gizlenmiş.
Hesap şudur; «Olur a, müşteri seyahate çıkar; yahut ihmalcidir. O takdirde yutturmuş oluruz. Şa- ■ jet geri dürterse ve dişli ise yanlışlık olduğunu söyliyerek Özür diler, başka mal veririz.»
Bu tarz bir «ticari» hareketi idare edebilen tezgâhtar, piyasamızda «akıllı, kurnaz» sayılıyor; makbul tutuluyor.
Garibi şudur ki, bu şekil gûya ' «akıllıca, kurnazca» idare edilen 1 müesseseler dikiş tutturamayıp 1 yerlerini başka miiesseselere ter- ; İşetmektedirler. Uzun zaman ya- : çıvabilmiş dükkân ve mağazalar • hiç de böyle «zekâ ve dirayet» eseri göstermiyenlerdir.
Hele başka memleketlerde nesilden n esile intikal eden, meselâ j on sekizinci, on dokuzuncu asır- ( dan beri sürüp gelen nice firma- , lar vardır; onlar bu kabil «kur- > naz, akıllı, dâhi, tezgâhtarlığın « mevcudiyetini bile bilemezler. ı (Vâ . Nû> j
Zeytinyağı satışı hakkında çıkarılan kararnameye göre. ısmarlanmış olan mallar, on beş gün içinde sahipleri tarafından çekilmediği takdirde vszıyededlleccktlr. Bu karara uyul-d uğun dan. üretim bölgesinden yağ getirilmesine devam olunuyor.
Tacirlerin ve toptancıların ellerinde bulunan malları, bakkalların çekmedikleri şikâyet edildiğinden, ilgililerce takiplere geçilmiştir. Yağlar, bir an evvel bakkallara çektirilmiş olacaktır. Bu hafta yeniden yağ getirilmesi bekleniyor. Bununla bakkallarda bir zeytinyağı bolluğu . henüz görülemiyor.
İzmir incir ve üzüm tarım satış kooperatifi. Vilâyet yoilyle bakkallara yapılan zeytinyağı dağıtımını yakından takl betin ekte, piyasaya daha çok yağ çıkarmak suretlle bu dağıt- , mayı desteklemeğe çalışmaktadır.
Kooperatifin elindeki stok yüksek . bir yekûn tutmaktadır. Tacirlerin ve:
beraber
Tasarruf organlarını halkın, köylünün ayağına götürüyoruz
Milli bankalar kurulalı beri yabilirler. fakat aynı zamanda bizde tasarruf şuuru çok gelişti. ■ bu terakümü yaptınct ruhi ve Vakıa eskiden de şehirli, çoluk maddî şartlan yaratırlar, çocuğunu barındırmak, bir ev Bizce, organın vücudu, bütün
çocuğunu barındırmak, bir cv Bizce, organın vücudu, bütün sahibi olmak İçin, hattâ kazancı, terbiye ve telkin vasıtalarından mütevazı da olsa, her sene bir fazla tesir yapar. Bu sahada elde miktar parayı bir tarafa koyma- 1 ettiğimiz haşan ancak şehirlere, ğı itiyat edinmişti Bu sahada, hattâ bir kaç büyük şehre inhi-bilhassa en eski bir tasarruf ve 1 sar etmektedir. Esasen hayata İkraz nlon "tctoTlhllI m A T» o xra Icnot un
ikraz müesrsesesl olan İstanbul Emniyet sandığı, şehrimizin refah ve aiie emniyeti seviyesinin yükselmesinde birinci derece rol oynamıştır. Gerek vadesiz, gerek vadeli mevduatı, zamanına göre çekici faizlerle teşvik etmiştir. Bu müessesede biriktirilen nara-„„ /.«un .u».».»™. .. larla nihayet talanı da yi-
müstahsilimin elindeki yağlar bittik-:ne aVnl Emniyet sandığından isten sonra piyasanın isteğini önlemek ! t ikraz ederek, ev yaptırmak orta üzere Kooperatifin tek başına hare- ‘ sınıf için hayatın bir nevi tabiî kete geçmesi ve istihlâki önliyecek icabı olmuştur.
kadar yağ satışı yapması kararlaş-1 iniştir. Halkın kooperatif yağlarından Cıaııa ınvuaıaııııuuı ı^ııı - ------ -— -j - 3----■ ----r
gündenberl Ticaret Bakanlığında gö-'hele istanbulda. mevcuttu. Bü-riişmeler olmaktadır. Görüşmelere i tün kötü idareye, devletin İsraf Kooperatifin genel direktörü de işti- (ve karışıklığına rağmen milletin râk etmiştir. Alınacak kararlar ya- —- —»- --w- ------------------------
kında anlaşılacak ve tatblkına başlanacaktır. Tarım kooperatifi, yurt;
içinde zeytinyağı satışı için tamamen j nâzım rol oynıyabllecek bir durumdadır. Kooperatif. elLndekl yağlardan ] müstehlikleri ferahlatacak şekilde ( faydalandırmağa başladıkatn sonra ellerinde hâlâ yağ saklıyanlar. bunları piyasaya çıkarmak zorunda kalacaklardır.
Bakkallara verilen zeytinyağı miktarı yüzde elli nispetinde arttırılmıştır. Ellerinde zeytinyağı bulunanların yağlarını Vilâyet emrine tahsisi ve
auopcıauu ,a5,a..uua.. Tasarrufun, bîr cemiyete mü-daha çok faydalanması için birkaç - vâzene veren en iyi şekli, bizde,
az çok sakin ve mesut görünme-I sinin asıl sebebi de, ekşer a’lele-II rin, etrafında hiç olmazsa birkaç gül ve karanfil yetişebilecek kadar geniş bahçesi olan, birer eve sahip bulunmalarıydı. îşte eski Türk cem i yetin e. her şeyi metanetle karşılayıcı bir ruh veren en büyük bir âmil (ev) şeklini alan tasarruftu.
Fakat bu tasarruf şekli bir millete ancak statik bir kuvvet yağlarını vnayeu emrine tansısı ve.veril". Esasen, hattâ ftskerî bâ-muhteiır nakil vasıtaiariie şehre ge- kımdan bile, bilhassa mukave-tlrllen yağların konşimentolarının I met. Vilâyete verilmesi sağlanmıştır.
Yarın yapılacak dağıtmada izinli bakkallardan sırası gelenlere 20 bin kilo yağ verilecektir.
Vilâyet, kendi çevresinde bulunan her ilce ve bucaktan, semt semt nüfuslara» tesblt ederek bildirmelerini İstemişti. İstenilen malûmat Vilâyete gönderildiğinden, yarından 1 yapılacak yeni dağıtmada, bakkallara bu esas üzerinden yağ verilecektir, 'kapııan ııesupıura gurc, uur ııajıauu.'. - , , ..
bütün İstanbul itin bakkallara 12B - nmtede sayarken onlar, dinamik 130 bin kilo zeytinyağı dağıtmak ica-1 bir dünva görüşünü kabul ede-bedlyor. Şimdilik hesap sonunda elde' rek. halimizi miskinlik gibi gös-edllen bu rakamın tatbikatta nasıl terecek bir tempo ile ^lerlemiş-blr sonuç vereceği tatbik edildikten1 Jerdir.
sonra belli olacaktır. I Garp milletlerinin bu hare-
I Dljer taraftan vilâyet. Belediye-, ketliHğinin en csasfu âra||ierinden den, yapılan kontrollar neticesinde . . , ,
ceza gören bakkaUann listesini iste- Jlr>- hatta baZI müelliflere göre mlştir. Belediye tarafından hazırlan- bmncısl s?rmaye terakumuduı. makta olan bu liste İle Vilâyet, zey- | Modem ticaret ve iktisadın be-tinyağı satmaları için kendilerine izin şîği olan Renesans İtalyası Cum-verllen bakkalların durumlarını ince-! huriyetleri. Floransa, Venedik llyecektlr. Aralarında esaslı bir kaba- tüccar
hatten cezalandırılmış olanlar varsa,1 bunlardan zeytinyağı satışı müsaadesi geri alınacaktır. Bu satışlarda İzinli bakkalların büyük bir doğrulukla hareket etmelerine önem verilmektedir. şimdiye kadar İzinli bakkallardan üçü yolsuz hareket ettiklerinden dolayı yağ satışından menedilmiş ve Milli korunma mahkemesine verilmiştir.
met. müdafaada gösterdiğimiz 1 kabiliyet, cemiyetin nescindekl bu hususiyetten gelmektedir.
Fakat biz. bahçemizdeki mey-va ve çiçekleri, odamızın rahat [minderini hayatımızın son gayeleri sayarken diğer mliletier dün-.—telâkkilerini genişletmişler, ı b,zîm rahat etmek formülümü-ı ze karşı ilerlemek, kuvvetlenmek ra du esas uzennaen yag verilecektir. I rsi-
Yapılan hesaplara göre, bir haftada. I g.ay. s‘nl takıbetmışlerdır. Biz ye-us-.^ı... rımizde savarken on ar. dinamik
Tramvay, tünel, elektrik ve havagazmda Belediyenin gelir hissesi 2,5 milyon liraya yakın
înçiltereden ithalât
Ingiltereden bize göndernJen malların artması, ithalât piyasasını harekete getirmiştir. İngiliz firmaları İle Türklyedekl ithalâtçılar arasında başlıyan tlcarJ muhabere artmakta-, dır. Vaktlle FİllsUn. Suriye ve Mısır' İçin sipariş edilen mallardan bir kısmının Tiirklyeye çevrildiği gene gelen telgraflardan anlaşılmıştır.
Ticaret birliklerine başvurularak yola çıkarılmak üzere olan malların bir an evvel Türklyeye gönderilmesi için muamelelerin bir an evvel bitirilmesi istenmiştir. Bu hususta gösterilecek sürate göre Ingiltereden getirilecek mal miktarı artabilecektir.
muvaffakiyeti var; lanla resim sergisini bir ihtiyaç haline getirdiler. Ifalju resim sergisine alıştırdılar. Bugim şehirde yer yer resim sergileri açılıyor. Hattâ aynı zaman içinde, âyn ayn teşekküller tarafından iki, üç serginin de birden üstüste geldiğini memnuniyetle görüyoruz. Artık medeni âdetlerimiz içinde «resim sergisi açmak», «resim ser-gisi gezmek. de var denilebilir
Muharririn halka kitabım oku-tabilmesînden, onu kitaba alıştırmasından, aktörün, rejisörün hakkı tiyatroya çekmesinden, ressamın bir kütle içinde resim sergisi ihtiyacım uyandırmasının hiç bir farkı yoktur. Muharrir için kitabı bütün halk tabakalarının önüne kadar ulaştırmak ne ise, re4J_ samın bir sergi çatısı altına kalaQ balık bir sanat meraklısı tonlı/1 ması da aynı muvaffakiyettir. CM
Okuyucu gibi resim sergilerinin— gezicileri arasında bir seviye far-O kı vardır, Bugünkü sergi gezici-C ieri insana ilerdeki günler IçinO büyük bir ümit vermektedir. '(/)
Daha 15 sene evveline kadar re-Jjr sim sergisini dolduran kalabah-9; ğin dörtte üç buçuğu sadece*! ■ mütecessis insan» dı. O sanatla® hiç alâkası olmadığı halde, sırff merakını gidermek için gelirdi*?-Ve daha ziyade çıplak tabloların?** önünde dururdu. Meyvalann kar^ şısında ağzının suyunu akıtırdrO Ve çıkar giderdi. Tablonun altın-ÇP daki imzaya, elindeki katahı».i(0 göz atmak aklına gelmezdi FlattâCO bir resime nasıl bakılabileceğinfr dahi bilmezdi.
Mamafih biz bu sırf merakı yüzünden resim sergisine gelen ilk ve iptidaî zevkli seyirciye de çok şey borçluyuz. Zira o, bugünün yan artist seyircisini ve asıl mühimini varının mükemmel sergi seyircisini arkasından çeken bir lokomotif haline girmiştir.
Esasen güzel zevklere aşinalık işin en iptidai tarafından başlar ve yavaş yavaş dozu artarak kemale gelir.
Bugün resim sergisinde sadece tecessüs ile oraya gelmiş insanı görmüyoruz. Gelenler arasında gençlerin bulunması da gelecek nesillerde resim zevkinin bir ihtiyaç haline doğru ilerlediğini göstermek bakımından da aynca sevindirici bir hâdisedir.
Bu itibarla bizde ressam, hiç bir şey yapmamış olsa hile, teşekküre lâyıktır. Halbuki o pek çok şey yapmıştır.
Hem de bütün bunları, bilhassa İstanbul ressamları, şaşılacak bir yokluk ve imkânsızlık içinde başarmış, sergilerini garajlarda, pasta hane salonlarında, kitapçı dükkânlarında, mobilyeıi mağazalarında açmışlardır. Muntazam bir galerisi olmayan bir şehirde sergi zevkini aşılamak bir sanat sihirbazlığıdır.
Bu hafta içinde biri D grupu tarafından biri Naci Kalmııkoğlu tarafından iki sergi açıldı. Mü-nekkidler ikisini de pek methediyorlar. Bilhassa D grupunun bu yukarıda işaret ettiğimiz muvaffakiyette mühim miktarda tuzu vardır. Bu bir avuç genç her türlü imkânsızlığa bakmıyarak her sene bize yeni sergiler açıyorlar.
İstanbul ressamları bu muvaffakiyet I erinden sonra artık bir değil, hattâ birkaç daimi resim galerisini hak etmişlerdir.
Hikmet Feridun Es
Hayat pahalılığı karşısında belediyeye bir yardim teinin etmek üzere son zamanlarda çıkan 4375 saydı kanun hükümlerine göre belediye, tramvay, tlinel, otobüs, vapur, banliyö treni gibi nakil vasıtaları biletle-rlle aarfedilen elektrik ve kullanılan havagazının metremlkâbile telefon mükâleme ücretlerine muayyen nispetler dahilinde belediye hesabına bir zam yapılmıştı. Bu sefer 1945 senesi yedi aylık belediyesini tetkik eden umumi meclis bütçe encümeni, bilhassa nakil vasıtalarında her gün artan yolcu sayısını göz önüne almış ve belediye başkanlık makamlle daimi encümenin teklif ettiği miktara 18 bin lira ilâve ederek bu kanuna göre nakil vasıtalarından alınacak zammı 1.233.000 Hra olarak tesblt etmiştir. Encümen aynı zamanda hava gazı istihlâk miktarında da arttırıcı sebepler görmüş ve hava gazı için teklif edilen miktara da 10 bm lira ilâve ederek hava gazından belediyenin temin edeceği zammı da 235.00 lira üzerinden kabul etmiştir.
Encümen yalnız elektrik .sarfiyatiie telefon nbone konuşmalarında bir fazlalık görmemiş ve bunlara tahmini bir liâıve yapmamıştır. Bu suretle elektrikten 733 bin lira, telefondan da 218.285 lira bir zam temin edileceği lahmln edilerek yrnl bütçe buna göre tesblt edilmiştir.
1945 bütçesinin yedi aylığlyle belediye, 4375 numaralı kanun hükümlerine göre yukarıda kaydetiglmtz gelir kaynaklarından 2.4(39.285 Hra bir gellı- teinin edecektir.
mâna ve lezzet veren bütün varaklar da, son zamana kadar bir kaç şehrimizin imtiyazım teşkil etmektedir.
Son bir kaç asırda, saltanat idaresi, bütün bünyenin kuvvet ve gıdasını bîr tek başa çekmek istediği içindir kİ nihayet mem-baı kurutmuş ve düşmüştür.
Cumhuriyet rejimi, merkezden | muhite doğru bir cereyan teinin eden şehir ve köy arasındaki tabii dayanışmanın icaplarına uymaktadır.
Hattâ bazan müvazenenin köy lehine bozulmasını bile tabiî ve lüzumlu görmek yerinde olacaktır. îşte köye doğru bu umumî gidiş ve akış, sermaye terakümü ve tasarrufun da ayak uydurması gerektir. Köylü tasarrufun en iptidaî bir şekline bağlı kalmıştır. Küpteki veya kadının boynundaki altınlar Türk köylüsünün tasarruf şuurunun en son ifadeşidir.-. Onu da. modem ve yaratıcı mânasile tasarrufa alıştırmak lâzımdır.
Bu sahada Balkan memleketleri bizden cok evvel davranmışlar, köylerde tasarruf sandıkları kurmuşlar, hattâ icabında seyyar sandıklarla köylünün tasarrufunu millî ekonomi ve hareket verecek tarzda çekecek teşkilât yapmışlardır. Hattâ bu hususta yol gösterici ve tasarrufu hayatta en esaslı bir vazife olarak telâkki eden iman sahibi kimseler idaresindeki milletler arası kurululardan istifade etmişlerdir. Harbden evvel merkezi Milâno-da bulunan «Milletler arası tasarruf enstitüsü,' bövle yol gösterici bir müesseseydi.
Geri kalmış olmakla beraber biz de. bütün medeni hamlelerimiz gibi, tasarruf fikrini ve İmkânını da köylerimize kadar götüreceğiz. Bu götürüşü kolaylaştırıcı en pratik vasıta «posta tasarruf sandıklandır».
Posta han e herkesin en çok. en kolay girdiği mahaldir, dalma merkezi bir yerdedir. Bilhassa küçük kasabalarda, köylerde posta iyi haberlerin gönderilmesine ve gelmesine vasıta olduğundan bütün ruhlarda sevgi uyandıran bir müessesedir. Bu umumî sevglvi. tasarrufu çekmek üzere kullanmak bir Çök memleketlerde düşünülmüş ve cok parlak neticeler alınmıştır. Bilhassa Belçikada posta tasarruf sandıklan herkesin hayatına girmiştir.
Bu memlekette postaların tasarruf bakımından oynadığı rolü dikkat ve takdirle, daha tahsil hayatında, gömüş olan kıymetli posta, telgraf ve telefon umum müdürü aynı teşkilâtı memleketimizde de kurmayı, tâ o zaman, b>r r-nel olarak zihnl-ıe yerleştirmişti.
Gazetelerde okuduğumuza göre bu eski düşünceleri tahakkuk etmek üzeredir.
«Posta» bu sayede memleketin en dinamik bir İcredl organı olacak ve hem de cemiyetlerin başlıca İlerleme âmili olan tasarruf ve sermaye, asıl membaı olan köylerde, 'toplanabilecektir. Sayın umum müdüre çabuk ve tam başarı dileriz.
CEVAT NÎZAM1
iplik yolsuzluğu
Kara borsacılığı önliyecek tedbirler alınmasına lüzum var
İplik yolsuzluğu, İncelemeler ilerledikçe daha ziyade deşilmektedir. Kara borsanın devamına ve kaçak kumaş satışının kârlı bir hal almasına sebep olan İplik ihtikârını önlemek İçin yeni tedbirler alınmasına lüzum görülmektedir. İpliği kara borsaya düşürenlerin, ellerinde tezgâhı bulunarak iplik dağıtımından faydalananlar^olduğu anlaşılmıştır. Dağıtımda İplik flütl çok ucuzdur; karlı borsa ftatl ile dağıtım fiati arasında büyük fark vardır. Dokumak üzere alınan İplikleri dokumadan satmak, mamulünden daha kârlı olduğundan, ellerinde tezgâhı olanlar, bunları ça-lıştirmıy.-rak kolay kâr yolunu tutmaktadır.
İplikten mamul yapanların tekrar gözden geçirilmesi İstenmektedir. Böylece klmlerLn imalât yaptıkları ve kimlerin boş oturdukları meydana çıkarılabilecektir. İstanbulda kara bor-sada satılan İpliklerin mühim bir kısmı Anadoludan getirilmektedir. Ana-doludan getirilen İpliklerin oralardaki tezgâhlara verilenlerden olduğu İleri sürülmektedir. Geçenlerde bu yoldan getirilen ipliklerden bir kısmı yakalanmış ve takipler sık!aştırılmış-tır. ______________
Floransa, ancun mccaı ve bankerlerinin I biriktirdikleri büyük sermayeler ile, değil yalnız maddiyat ve si-[ yaset ölçülerine göre fakat aynı ' zamanda medeniytin en ince ! tezahürleri itibarile de. en yük-, sek seviyeye yükselmişlerdi, i Bu Cumhuriyetler devrinde hattâ on dokuzuncu asrın ortasına kadar sermaye mahdut aileler elinde teraküm etmiş bulunmaktaydı. Ancak 19 uncu yüzyılın ikinci yansında sermaye de. bilhassa herkeste tasarruf | fikrinin yerieşmeslie, demokrat-I laşmış ve bu cereyan bankalar ' i ve bilhassa tasarruf sandıklan tarafından teşvik ve tanzim edilmiştir. Hattâ en mütevazı bütçelerde bile, tasarruf için bir pay ' ayırmak, bu sandıkların daimî propagandası. İşlerindeki İntizam ve emniyet sayesinde, umumî 1 bir itiyat mahiyetini almıştır. ' Ancak bankalarda, tasarruf sandıklarında. sahip adedi mümkün 1 olduğu kadar fazla olmak üzere ' toplanan tasarruf mahsulü ser- ■ mayeler ileri cemiyetlerin iktlsa- [ dİ dinamizmini temin edebilmiş- ■ tir. :
Bizde bir zaman banka deyLn- 1 ce, İçine ancak yabancılar v® memleketin büyükleri girebilen , Osmanlı bankası ve Credlt Lyon-nais’nin mabet gibi binaları halı-11 ra gelirdi. Fakat bilhassa millî, bankaların kurulması ve geliş- ( mealle, banka da yavaş yavaş i halkın müessesesi olmuştur. 1 Organın, içtimai hâdiselerde- • kİ aktif, yaratıcı rolünü göster- 1 mek için belki en canlı misal • bankalar ve bunların tasarruf mevduatını çekme teşkilâtlan- c dır. Bu müesseseler ancak sev- | maye terakümü sayesinde yftfi- t

Valinin ziyafeti
Vali ve Belediye Reisi B. Lûtfl Kır-dar 11 genet meclisinin şubat dönemi çalışmalarını bitirmesi münaseibetlle dün akşam Taksim belediye gazinosunda meclis üyeleri şerefine bir zl-yafet vermiş bu ziyafette komutan-1 larla vilâyet ve belediye erkânı da hazır bulunmuşlardır.
Kasapların kontrolü
Belediye İktisat müdürlümü müra-kiplarl tarafında kasap dükkânlarının kontrol edilmesine devanı olunuyor. Bir hafta İçinde suçlu görülen 5 kasap, milli korunma mahkemesine verllmlgtlr. Bunlardan Samatya, Aksaray ve Çarjıkapıda 3 kasap kuyruk satmaktan İmtina etmişlerdir. Fatihte bulunan diğer iki kasaptan biri manda etini sığır eti diye satmaktan, diğeri de fahiş flatle et satmaktan suçludur.
Soğan ihtikârı
Son günlerde kuru soğan flatlerl 30 kuruştan 40 kuruşa yükselmiştir. Bu yükselişe sebep olarak şehre az miktarda kuru soğan getirildiği söyleniyorsa da bunun asıl sebebinin bazı açık gözlerin piyasadan soğanları daha yüksek bir flatle satmak İçin toplamış olduğu öğrenilmiştir. Ucuz flatle aldıkları soğanları pahalıya satmakla olan İki bakkal milli korunma mahkemesine verilmiştir. Bunlardan biri Beyoğlunda. diğeri Takslmde'dir.
BU
Satışa çıkarılan ithal malları
Gal. Şark Han'da İzzeddin Feray'a alıcı radyo lâmbası, İst. Sabrısafa Han da Peyanıl öven'e pırlanta, Gal. Fermeneciler No. 90 da Vehbi Koç'a metal. Feriköy Ergenekon caddesinde Atiantls Levant’a ultramer. tst. Morpuççular No. 28 de Yenen Umum Tlcaret’e suni ipek ipliği, İstiklâl caddesinde Llon mağazasına hazır manto ve yağmurluk. Gal. Ablt Han'da Verim Tlcaret’e pantalon ve pardesü, tst. Yenlpostahane caddesinde No. da J. Ananladl'ye pantalon.
Dahiliye müsteşarı
Bir müddetten beri şehrimizde bulunan Dahiliye Bakanlığı müsteşarı B. Faik Tiirel dün akşamki trenle Anka-raya gitmişten______
Koyun ve sığır sakatatının da fiatleri yükseliyor
Koyun va sığır sakatatı bu seni geçen seneye nazaran daha fazla flatle satılmaktadır. Geçen yll 350 - 400 kuruşa satılmakta olan koyun sakatatı 450 kuruşa, 18 liraya satılan sığır ve manda sakatatı İse bugün 22 liraya yükselmiştir. Belediye bu W düzenlemek için incelemelerine devam ediyor. Bu maddeleri perakende satan esnaf sakatatın toptan ve perakende flütlerinin teabltt için belediyeye mü-1 rocaat etmiştir.
Kadıköy Halkevinde sağlık saati
Bilhassa olgun yaştaki vatandaşların sağlığını ve neşesini korumak maksadlle Kadıköy Halkevi spor salonunda pazartesi ve perşembe günleri saat (19) dan (20.30) a kadar bilgili öğretmenlerin İdaresinde ser-beg çalışmalara başlanılmıştır. Her çeşit meslek adamlarına acık bulunan bıi çalışmalarda beden hareketlerim spor oyunları yapılmaktadır.
ı Okulların dinlenme tatili
Lise ve orta okullar diln öğleden sonra İkinci dinlenme tatiline başlamışlardır. Tatil bir hafta devam edecektir. 26 mart pazartesi gününden ı itibaren bu okullarda öğretim yonl-| den baalıyocaktır. ı
Kaçakçılarla savaş
945 şubat ayı İçinde güney sınır bölgelerimizde gümrük muhafaza teşklllerlle kaçakçılar arasında 197 vaka olmuştur. Bunlardan 40 ı silâhlı kaçakçılarla çarpışmalı, 157 sİ çar-pışmasız olup bu vakalar sonunda 201 kaçakçı le 741 kilo mensucat, (ipekli, yünlü, pamuklu). 193 kilo çuval. 244S kilo 0493 adet çeşitli gümrük eşyası, 490 kilo gaz ve benzin. 4108 kilo çeşitli yiyecek maddeleri, 453 kilo ve 04 adet çeşitli inhisar maddeleri, 890 kilo çay, kahve, 20 kilo 150 adet tıbbi ecza. 68 kilo uyuşturucu madde, 573 adet baş kesim hayvanı. 888 Hra tutarında Türg ecnebi parası. on silâh. 1380 fişek. 130 canlı taşıt (at, katır, eşek) yakalanmıştır.
«Tan» vapuru kurtarıldı
Zonguldak 17 (A.A.) — 19/2/1045 tarihinde torpile çarpan «Tan» vapuru bugün yarası kapatılarak Alemdar vanuru tarafından kurtanlmış-tır.
S-Ihtf, R
18 Mart 194 .
sahifp 4
A R 9 A M
KARAR ZAMANI
Yazan : SIIMNER WELLS

Churchill'in şansı
TAKSİM Sinemasında
BİRİNCİ KISIM BEŞİNCİ BAHİS
İhtilâf sahaları
Ingiltere Başvekilinin hayatına ait hâtıralar
Şerbetçi Güzeli
Filîsi nde bir Yahudi vatanı kurulmasına ait beyanname nasıl neşredildi?
dünyanın her tarafında yahudUerln emniyet ve rahatl İçin bir tehlike ı teşkil ettlğtne kanidir. Fakat bence 1 bu korku yüzünden bu meseleye bir ı hal çaresi aramaktan vazgeçmek za-ı mani geçmiştir. Çünkü Siyonizm bu> gün bir kuvvet olmuştur. Siyonizm, dünyanın her tarafında bulunan mll-yonlarca yahudilerln ve milyonlarca ■ Amerikalının İhtiraslı kanaatlerinin bir İfadesidir. Bu mesele, artık halli lâzım bir dâva haline gelmiştir. Eğer halledilmezse, harbden sonra kurulmasını istediğimiz teşkilâtlı dünya 1 İçin zararlj bir kuvvet olabilir.
Bu meseleyi halletmek İçin birçok teklifler ileri sürülmüştür. Bir takım müfritler Flllstlndekl bütün arapla-nn çıkarılarak Fillstlne hudutsuz yahudi muhaceretine yol açılması ta-1 raflarıdır. Bence bu fikir realiteye uygun değildir. Bir kısım müfritler de Arap muhalefeti yüzünden hiç bir zaman: yahud! vatani kurulamıyaca-ğı kanaatindedir Ve bunlar Fillstlne yeniden muhacir göndermenin, ancak silâhla kontrolü mümkün olan bir vaziyet İhdas edeceği Iddtasmda-dırlan
Fakat ben pratik bir hal çaresi bulunabileceğine kuvvetle kaniim. Ve bu hal çaresinin, Kudüs üniversitesi reisi doktor Jutah Magııes'ln teklifi dahilinde bulunabileceğine eminim, Bu zat FMistlnde bir Arap ve Yahudi birliği, Filistin. Suriye, Lübnan ve Maverayı Erdün arasında siyasi ve iktisadi bir federasyon sistemi kurmayı teklif etmektedir.
Fikrimce böyle bir federasyon. Yakın Şarkta kurulabilecek büyük bir federasyonun bir ünitesi olabilir. İlk tecrübe devresinde mislinin iştirak edeceği küçük federasyon, harbden sonra kurulacağına emin olduğum milletler arası teşkilâtın nezareti altında bir milletler arası İdareye tabi olabilir Böyle bir birliğin iktisadi İnkişaf imkânları pek çoktur. Sulama ve elektrlkleştirme işleri geniş bir suretten İnkişaf edebilir.
Bundan maada.* Filistlnln bugün kısmen dışarıdan yardımla beslenen suni iktisadiyatı maziye karışır. Çünkü Filistin böyle bir anlaşma sayesinde kendi kendine yeten ve daha yüz binlerce yahudinln purada kendilerine iktisadi emniyet bulmalarına İmkân veren bir memleket olur
Mürteci Yahudiler meselesi mistin meselesi, tablatile harbden sonra binlerce yahudinln yerleştirilmesi meşelerini ortaya çıkarır. Filhakika mistin, harb bittiği zaman ortada kalacak olan sefil ve yersiz yurtsuz, yahudllerin ancak pek azına yeni bir hayat kurma İmkânı verebilir. Her ne kadar birleşmiş milletlerin harb gayelerinden biri de. vatanlarından kovulmuş İnsanların tekrar emniyetle memleketlerine dönmelerini ve orada hiç bir fark gözetmeksizin diğer vatandaşlar gibi insanca muamele görmelerini temin İse de, birçok mülteciler tekrar memleketlerine dönemiyecek vaziyettedir Vaktlle memleketlerinde maruz kaldıkları İşkencelerin hâtırası birçoklarını tekrar memleketlerine dönmekten menedebilir. Bazıları da kendilerine dünyanın başka yerlerinde yaşama imkânı anyablllr.
tşte harbden sonra birleşmiş milletlerin müstacel bir tarzda halline mecbur oldukları mühim meselelerden bir! de budur Bu mesele, yalnız, birleşmiş milletler yardım ve kalkınma İdaresinin halledebileceği bir İş değildir Bu mesele reis Roosevelt'ln ı 1838 de kurduğu hükümetler arası ! mülteciler komitesi ile İlgilidir, Harbin İlk senelerinde bu komite müte-. vazı bir tarzda İşe başlamaktan baş, ka bir şey yapmamıştı. Para noksanı, I nakil vasıtalarının eksikliği ve bütün ı hükümetlerin harbi e meşgul olmaları, hükümetler arası komitenin bir plân hazırlamaktan başka bir İş gör, merine İmkân bırakmamıştı. Fakat bu komitenin faaliyetine devam et: meal, bu İş için bütün hükümetlerin
Bu beyannameyi neşre saik olan hâdiseler ancak Dr. Weizmann ve onunla beraber müzakerelere iştir&k eden birkaç arkadaşı bilirler. Çünkü önce bütün İngiliz hükümeti âzaları bu fikre muhaliftiler. Gerek İngiltere ve gerek Amer İkada bulunan nüfuzlu Ya hudilerln de çoğu muhalif vaziyetteydiler. Çünkü bir Yahudi vatanının ku rulması, hattâ Yahuditere karşı fark gözetmlyen memleketlerde dahi Yahudi düşmanlığını arttırır diye korkuyorlardı. Lord BaJfur ilk resmi ziyaret olarak 1917 de Atnerlkaya geldiği zaman, burada birçok tanınmış Yahudilerle ve bu arada hâkim Bran-deisle görüştü. Ve nihayet kablns ftzasını da bu beyannameyi neşre kan dırdı. Bunun Üzerine bütün Yahudi âlemini bir heyecan kapladı. O vakit-tenberi geçen yirmi be? sene İçinde beslenen ümitlerin, uğranılan müşküllerin hesabını ancak Dr. Velzmann verebilir.
Tarih garip ve feci bir şekilde tekerrür ediyor. Dr. Welznıann'ın Birinci uhan harbinde İngiliz ricalinin dikkatini çekmeğe muvaffak olmasının başlıca sebebi, bu zatın büyiik bir âlim oluşu ve o vakit keşfettiği yüksek infilâk maddesinin ihtiramı İngiltere hükümetinin emrine vermesi olmuştu. İkinci cihan harbinde Dr. Welzmann’in Amerikaya gelerek burada yüksek devlet adamlarlle Flilstl-nln İstikbali hakkında konuşmalar yapabilmesinin sebebi de, 1942 yılının ilk günlerinde Amerikanın harb gayretleri İçin hayati ehemmiyeti haiz otan suni lâstik imalinde kıymetU İlmi yardımlarda bulunması olmuştur.
Dünyanın bu büyük şahslyetlle ben de görüştüm. D. Welzmann’da gördüğüm samimiyeti, hakiki devlet adamı kudretini, kabiliyeti ve İnsanlığı pek az kimsede görmüşümdÜT. Milli Yahudi vatanı gibi hâlâ münakaşa mev-suu olan bir meseleyi halledebilecek birisi varsa, o da İmkân verildiği takdirde, Dr. Welzmann'dır.
En hararetli slyonlstler bile, ingil-terenln Filistin’deki mandasının muvaffak olmadığını İddia edemez. Hiç olmazsa burada Yahudi vatanı İçin temeller atılmıştır Yahudi milletine bin manialar içinde asrımızın ..Hicivlerinden birini yaratmak fırsatı verilmiştir. Bir çoklarının Filistin tecrübesini tenkidetmelerlne. Filistin ekonomisinin fiçen yirmi beş senede suni surette ayakta tutulabilmesine. ve devamlı bir İktisadi hal çaresi henüz bulunamamış olmasına rağmen, yahudi milletinin Filetindeki başarıları herkesin gözüyle görebileceği meydanda bir hakikattir. Modern Tel - Aviv şehrindeki Yahudi dehâsının tezahürler), ziraatte gösterdikleri muvaffakiyet, sınaî ve içtima! sahada elde ettikleri başarı takdirin Üstündedir. Eğer burada, İngiliz mandası olmasaydı, bu başarıları elde temek mümkün olamazdı
Fillstlndeki İngiliz otoritesi iki noktadan tenklâedi lebi lir. İngiliz hükümetinin buraya İdareci olarak hakikaten lâyık pek az memur göndermesi: Filistlndeki İngiliz İdaresinin muhacir ve mülteci meselelerini halde kabiliyetsizlik göstermesi. Zaten karışık olan vaziyeti. Hariciye Nezareti İle Müstemleke Nezareti ve askeri makamlarla sivil makamlar arasındaki İhtilâflar bir kat daha karıştırmıştır. İngiltere hükümetinin bu mesele hakkında neşrettiği beyaz kitap, ne yapıcıdır, ne de bu zavallı ırkın sefaletine kâfi derecede hürmet göstermektedir.
Ben Filistin de İngiliz mandasının devamı halinde bu meselenin halline imkân görmüyorum. Manda, esasen muvakkat bir anlaşmadır ve tabiatı İcabı geçicidir. Bence esaslı olan şey, Fllistlnl adım adım yahudllerin milli vatanı haline getirecek bir progTam üzerinde milletler arası bir anlaşmadır.
Amerikadaki yahudiler arasında, müstakil bir Filistin kurmak hususunda fikir İhtilâfı vardır. Birçok ________
meşhur ve vatansever yahudiler,' tahsisat ayırması lâzımdır
. müstakil bir Filistlnln kurulmasimn, (Arkası var)
Churchill'in ölümden kurtulduğu IsDnarl kılıcıyla bunlara saldırmak ln-llk kaza, dört yaşında bir çocukken t Ihar etmek demekti, başına gelmişti. Çhurchlll Fenian ‘ ' .... .
kargaşalıkları esnasında İrlanda da dı ve derhal tabancasını çekerek ar-bulunnyordu. Günün birinde yanında dadısı olduğu halele eşeğiyle gezerken karşılarına bir nümayişçi kafilesi çıktı.
Eşek btmlardan korkarak çille at-nııya başlayınca çocuk eğer üzeıknde bulunamayıp yere yuvarlandı. Çhur-chUl sonradan bu düşüşten hasıl otan beyin sarsıntısı için: «İrlanda politikasına ilk giriş» der.
Tam on scaiz yaşındaydı. Kuçuk kardeşi ve kuzeniyle 'avcı ve avi oyunu oynuyorlardı. Kendisi avdı; arkasından koçanlardan kurtulmak İçin, bir derenin ürerinden geçen köprüden kendini aşağı attı ve böy-lece yirmi dokuz ayak yükseklikten sert bir zemine yuvarlandı.
Kendine gelinciye kadar üç gün. yataktan kalkıncıya kadar da üç ay geçil. Bu düşüşten mütevellit bir sürü yara bere arasında böbreğinin biri de zedelenmişti.
ChurchiU son onda tehlikeyi anla-
ka arkaya ateş etti Vahşiler korkup kaçtılar.
1898 de Ünunüderman'da 21 inci mızraklı süvari alayı mutaassıp biri derviş sürüsüne hücum ediyordu.
ChurchiU atııjı en sıkı dört nalla ı sürerken birdenbire karşıcında, an-' eaj; on adım ilerde İki düşman gördü I ikisinin arasında iki adım kadar mesafe vardı. ChurchiU doğrudan doğ-ruva bunların Rrartndan geçti İkisi de ona ateş ettiler*» de isabet ettiremediler. Yalnız Churchill'in hemen arkR'indan grleı» süvari vurulmuştu ’
Asteğmen olarak Sandhurst't- gitmeden evvel İsviçre'de bir yaz tatili geçirmişti. Orada başka bir delikanlıyla beraber sakin bir golün üzerinde kürek çckmlye gittikleri vakit başlarından hemen, hemen fena neticeler doğurabilecek bir vaka geçti,
Niyetleri biraz kürek çekip golıin ortasına doğru açıldıktan sonra el-' blselerinl sandala bırakarak yüzmekti. Fakat tam suya dala kları vakit sandal onlardan açıldı Ve rüzgârın tesirli? uznklaşmıya devam etti. Gençlerin uzanan kolları onu yakalı-yamıyordü. Bundan sonrasını Clııır-ehlll şöyle anlatıyor (O sırada clü-mü. hiç bir zaman görmediğim kadar



TtlBKÇE SÖZLÜ VE SARKILI Büyük bir muvaffakiyetle devam ediyor.

Bugüne kadar yapılan en muazzam _
EN MÜTHİŞ. .. VE EN HİSSİ HARP FİLMİ
Harp mücrimleri



(Kimse Kurtulamıyacakl)
MOEDRN MUSİKİYİ SEYEK MİSİNİZ?. GÜZEL ŞARKILAR DİNLEMEK VE KONGA DANSI ÖĞRENMEK İSTER MİSİNİZ»..
O halde, bu BALI akşamından İtibaren
SÜMER Sinemasında
MtCHELE MORGAN — FRANK &INATRA (Amerikan radyosu kralil BARBARA HALE tarafından yaratılan cazlb mevzuda
ÜMİTSİZ
şık, neşen, muslkill ve mükemmel şarkılı fUmınl görmeğe hazırlanınız.
»d

c«„f »mmM.rj.-d.. kend! sürar, I
MrllSt »n bir «km s«p.rkw, «llarm dlkl"r„
»rtosmdım bir drrrlr mmdan. t!k> I Tram,a>' duraS’ kar’“ verdi. Hrr Mde or.lard.kl bir d(-lwlt“ 14
İlkten etrafı g 'yetirmekteydi Adanı * 8ivas yüksek tahsil talebe ceml-mızra’ını trrtarak Churchill'in üze-|yetinden; Cemiyetimizin İkinci umu-rine vtıtacafı sırada genç subav otu imi heyet toplantısı 25 mart 945 pa-btr adımdan az m «sı f eden yere serdi, zar günü saat 10 da Şehzadebaşı Kı-|nlay salonunda yapılacağından. Ugl-, , , ,, > li zevatın hazır bulunmaları.
Ctuubı Afrika harblı ChurchiU.
bunda harb muhabiri olarak bulu- A Eminönü Halkevinden: Konser-
“k.rıgorüyoZm İki kere »hdtfa'W(>rdu Zırhlı bir trenle k^e Çlk-I vatuvar Türk musikisi icra heyeti
• ®. . . ’ . ......t-,,,, cirart* rte- 28 mart çarşamba akşamı (tam kad-
bir yarda mesafeye kadar yaklaşabil-' mimardı. Tam dönecekleri sırada dedim. ikisinde de yakalıy ama dini. Nl- , mlryoluntı hâkim bir tepenin üzerin-hûyet tam kuvvetim ke'ileceğl sırada de Boerler belirdi Tren Boerl're yak-r'U..w~.r.lll ha. rvmııvlart
kenarını tutabildim.
laşırken Çhurchlll. baş ve omuzlan zırhlı levhanın dışında olmak üzere i bir sandığın üstünde duruyordu. Diiş-Churehıil’in Dundan sonraki ö.unı- man top ve tüfekle ateş etmlye baş-u,.,ı..ı..o.. ıvok con^cinrf» rHih»1 ]adl Dlıman sav uran bir şey başının birkaç santim üstünden geçti. Bu Churchill’in İlk gördüğü şerapneldl. Kendi dediğine göre de hemen, hf-men sonuncusu
den kurtuluşu 1895 seoednde Cuba' ; cia, Cuba - Ispanya harbi esnasnııia i oldu Bir ormanın kenarından atılan , serseri bir kurşun başının, bir ayak • yakınından geçti.
Aynı yerdi- ikinci bir kurtuluş ta, şöyle oldu Winston Çhurchlll ve ü ı Daha sonra aynı günde zırhlı trc-arkadaşı adayı kaimim ulun bir ju- W[M ge5m(s oWueu plJade|,rden rsydftaıı sonra mola varmışımla Wr goniştaa, üz{re BK1 don-
ıÇaıııplaruıın üç tarafı nehirle çevri. müjtil. Birden juz adım kadar dııün-iiydi: onlar da yıkanmak üz:re bu - . ... ‘ ---- ---------
nehir» inmişlerdi. Nehir kenarında ,^ırı ıır.j_..t ___ __________
tanı giyinecekleri sırada uzag meta- bunlk'nn^B^'r''oldukla“nn’ı anlayınca feden atılan bir tüfek sesi işiterek trene doğru kaçmıya başladı,
irkildikr. Silâh sesleri çoğaldı ve idamlar arkasından ateş ettilerse de birdenbire etraflarına kurşun vağ- taır;tunlar sagll follu yanından ve tornaya başadı. Mermilerin hepsi p.k men ku!agının dibinden geçtiler yakınlarından geçmekle beraber hiç-' biri İsabet etmedi.
de iki adam demiryolunun üzerine çıkarak ona nişan aldılar. ChurchiU
ChurclıUl arkasına bakınca adamlardan birinin daha İyi nişan almak ı İçiıı diz çöktüğünü gördü ve bunun Aynı yerde üçüncü hâdise. Chıtrchıll, hemen etrafı tel örgüyle çev-
Ispanyol kuvvetlerine kumanda eden rllJ ülr çukura daim. Biraz nefes al-generalin karargâhında küçük bir maK jçjn doğruiduğu sırada bir diiş-kulübede uyuyordu. man juvarlslnin tüfeğinin namlusuy-
Gece yansı gittikçe fazlalaşan sı- ja burun burun3 geIdl. Kendisi silâh sesler ile uyandı. Bir kurşun için- lâh£U oıduğuıımın kurtuluş çaresi de yattığı hamağın arasından geçti, nai^amıştı. Bövkce harb esiri oldu, bir başkası da dışarına duran birj emir erini yaraladı. Müstakbel başvekil bir tek .vıynk alnından kurtuldu.
1891 senesinde Hindistan hududundaki Mamund ovasında çarpışmalar oluyordu. O zaman genç bir subay olan ChurchiU de bu sava.-ııı en koyu yerindeydi Bir aralık vahşi bir Pathan'm yaralı bir Ingiliz neferine çullanarak İri palaslle dört, beş kere vurduğunu gördü.
Sonradan yazdığı gibi: «O anda her şeyi unutup o herifi öldürmek iste-dmt» Churchill'in yanında utun, keskin süvari kılıcı vardı. Bununla herife s&ldırmıya karar verdi. Adam onun gelişini görünce yerden bir taş kavrıyarak fırlattı ve sonra kılıcını sallıyarak bekledi. Vahşinin yanında daha birçok arkadaşları vardı. Bir
13 KAHRAMAN
Es*r: RAGIB ŞEVKİ ‘ürk kahramanlığım canlandıran film Reji: gADAN KÂMİL
Baş rollerde: Sami AYANOĞLU — Fatma ANDAÇ — Talât ARTEMEL. Diğer rollerde: Müfit Klper — Ca-hid İrgat — Sadi Slnay _ Tevhid Bilge — Hamdl Şarügll — Hulûri Kentmen — N?cml Oy — Şaklr Arse-ven — Osman Türkoğlu — Badeddin Erbll — Avnl Erdoğan — Osman Gür güç.
ELHAM RA ve ŞARK’ ta
s

28 mart- çarşamba akşamı (tam kadro ve tanınmış bütün saz ve ses sanatkârlarımızın lştlrâklle saat (21) de Eminönü Halkevi sosyal Yardım şubesi menfaatine bir konser verecektir.
* Üsküdar Halkevinden: Çanakkale savaşını kazandığımızın dönüm yılına taslayan 18 mart pazar saat 13 te Evimiz salonunda Abldln Dav'er tarafından (Çanakkale ctferl) mevzulu bir konferans verilecektir.
»AKSAM S|
Abone bedeli
l'urkiye
Ecnebı
280(1 Kuruş
1500 ■
800 •
Seneük
8 Aylık
3 Aylık
Adres tebdili için
luk pul gönderilmelidir takdirde adres değiştirilmez
5400 Kurue
2900 »
1600 i
eııı kuruv
Ak*’
Konservatuarın Türk musikîsi konseri
Konser.a tu varın Türk musiki heyeti tarafından bu sene mevsim başından İtibaren muntazam surette verdiği ve son zamanlarda da tekrarladığı konserlerin İstanbul halkı tarafından her gün artan bir alâka ile taklbedıldlği malûmdur.
Bu güzide heyet tarafından hazırlanan ve Rast faşlım İhtiva eden konserin 22 mart cuma günü saat 18 de Şehir Tiyatrosu Komedi kısmında verileceği haber alınmıştır. Konserlerin mazhar olduğu büyiik rağbet dolayı siyle iştirak edecek olanların yerlerini şimdiden tedarik etmelerini tevriye ederiz.
Rcbıülâhlr 4 — Kasım 131
Lmsag Güneş Oğic İkindi AK yaiej E. 1009 11.49 6.03 9.27 12.00 1.31 V. 5.28 7.07 13 22 16 46 19.1& 20.49
tdarehane Babı&n elvan
Acimuslua SOKHli Nü 13
f
Meşhur Gangsterler ve
Amerika Polis Müdürünün anlattığı hakiki vakalar NESİL YAYINI
Orange müstakil hükümetinde gene harb muhabiri olarak bulunuyordu 200 Boer süvarisinin yerini keşfetmek üzere birkaç atlı öncüyle yola çıkmıştı. Öncüler bir tepeye tırmanırken zirvenin üzerinde Boer başları gönüldü. Ateş etmlye başlayınca Ohurchill atına bineceği sırada hayvan ürktü ve sahibin! orada tek başına yaya bırakarak kaçtı.
Çaresiz geri döndü ve hayatını kurtarmak İçin koşmaya başladı. Koşarken de artık burada muhakkak vurulacağını düşünüyordu Birden yolunun üzerinde bir süvari meydana çıktı, bu bir dosttu. Çhurchlll hemen onun bacağına sarılarak hayvanın yelesini yakaladı. Başı atm boynuna değince kaplanmıştı. Zavallı hayvan yaralı olmasına rağmen etrafta uçuşan kurşuna! rin arasından Churchlll‘1 selâmete çıkarmıştı
Çhurchlll hâtıratmdar «Gene dü-şeç atmıştım,» der.
Created by free version of 2PDF
■■■■■■■■■■■■■»■■s...........
sürükllyertk balıklama denize daldı-1 yordu. Uçağı saatte 50 millik bir dınığı bildirdiler. süratle tam havalanacağı sırada yer-
♦ |dekl bir a> ak boyunda oLiar yüzün-
Buna benzer üçüncü bir vaka daha.iden uçak birdenbire kapaklanıverdi.
ChurchiU çift İdareli uçaklardan lıoş-1 Yer seviyesinden iki kadem alçaklan irdi Bir gün öğleden sonra fini ta bulunan bir yola dürmüşlerdi.
bir iş yüzünden uçuş yapamamıştı. O sabah mükemmel uçuş yapmış olan uçak öğleden sonra bir ânza yüzünden düşmüş ye içinde bulunan iki kişi de ağır surette yaralamışlardı.
İlk defa 1912 de uçmuş Olan Churchill’in başından havada " ’ çok hâdise geçmiştir.
İlk uçuş dersini Eastchurch'de genç bir pilot öğretmenden almıştı.
Ertesi gün ona, genç havacı ile bir gün ewel uçmuş olduktan uçağın beraberce düşüp parçalandıklarını Böyle diler.
blr-
1916 senesinde ChurchiU, Fransız cephesinde binbaşı olarak bulunuyordu. Korgeneralle cephenin iki mil kadar gerisinde bir yerde görüşmek üzere emLr almıştı. Randevu yerine varınca bir kurmay subayı kendisine yanlışlık olduğunu ve generalin başka bir İş yüzünden kendlrile gar üş e-miyreeülnl bildirdi.
Bunun üzerine Çhurchlll tekrar taburuna döndüğü zaman, kendi kumanda yerinin uçmuş ve yerine vekâlet eden cubavın da beyninin parçalanmış olduğunu gördü.
Birkaç gün sonra buna benzer bir başka hâdise cereyan etti. Yeni tip bir deniş uğaçı Southampton sulan üzerinde tecrübe edilirken ChurchiU bununla uzunca bir uçuş yaparak Uçağın her türlü manevraya çok iyi itaat ettiğinden memnun olmuştu. Bunun üzerine Sbeernesat ziyaret etmek üzere amirallik yatma gitti. Orada kendirine, birkaç saat mel mükemmel gibi gözüken deniş uçağının Uç deniz subayını da beraberinde ölüme
Harbden az sonra bir uçuşta at kaldı havada yanacaktı. Man? üzerinden Londraya doğru uçarken uçağı denize değru kaymağa başlamıştı, sonra idaresizmiş gibi yana doğru kaydı.
Bunun üzerine mikrofonla pilota scslendlyse de bir cevap alamadı. Halbuki pilotun oturduğu yerden de duman çıktığını görmüştü. Bu arada da denize 200 kadem kadar yaklaşınış-lardl. Uçak birdenbire doğruldu. Meğer uçakta yangın çıktığından pilot ateşi tfndftrebUmek için uçağı . İdaresiz bırnkmıştL Ateşin farkına biraz daha geç vanlsaydı hem uçak, hem de İçindekiler yanacaklardı.
Birkaç hafta sonra Fransada Buc alanında bir ekzerslz uçuşuna çıkı-
Churchllle pilot kendilerini baş a'.ağı olarak oturdukları yere kcmerlerlle bağlı buldular. Uçak ezilmişti. Fakat onların bütün ziyanı birkaç kesik ve sıyrıktan İbaret kalmıştı
Churchill'in en tehlikeli uçak kazası 1919 yazında olmuştu. Harbiye Nezaretinde geçirdiği uzun ve yorucu bir günden sonra akşam üstü Croy-don alanından havalanmışa. Uçağı kendisi idare ediyordu, Birdenbire itaat etmediğini gördü. 90 kademden az bir yükseklikte yana kaymıya haşam işti. Sonra da büyük bir hızla yere çarptı, pervanesi ve burnu toprağa saplanmıştı. Çhurchlll de bu arada fena hırpalanmıştı. Fakat parçalanan uçağın gövdesinden çıkıp, baygın bir halde kan kaybeden pilotum yardım edecek kadar kuvveti vardı.
13 aralık 1931 de New - York'te bir otomobil ona çarpmış, başının der iri kafa tasma kadar kesilmiş. burnu yaralı olarak sonradan zatOBecnb* yakalandıysa da mükemmel bünyesi onu bu belâdan da fliyırmışlı.
Londraya 194ö - 41 arasında yapılan hava alnnı sırasında bir g«e Down!ng Street 10 numarada (Başvekâlet konağı) yemek odısında bulunuyordu. Kabinedeki bir gece görüşmesinden dönmüştü. Tam O STradrı bitişikteki hazine binasına bir bomba kab. t ederek 12 öldürdü. 10
numarada ise bir avize yemek masasının üzerine düşmüştü Fakat talih eseri olarak kimseye bir şey olmamıştı-
Nakleden: ZERİa öw Rİ
HAFTA KONUŞMASI
TANIMADIĞIMIZ MEŞHURLA ?.
(Kapahçarşı) nın romanı
îstanbulun Kapalıçarşısı uzun zamanlar Sadâbodı, Boğaziçisi kadar seyre değer bir güzellik ve güzeller sergisi olmuştu. Şehir erkeğinin ve kadınının her hangi bir gezinti yerinde süsünü, tuvaletini sağlayan cinsî cazibesini arttıran peri haznesi bu loş kubbeli ve dar kemerli çapraşık mağarada, pazarlar sarayında saklıydı
Arkeoloji müzesi müdürü, gazetemizden bir arkadaşa, konuşma arası demiş kİ; «Kapa ’ıçarşı dünya yüzünde cesamet ve terkip itibarile Örneği bulunmayan bir eserdir. Bugünkü hali hemen tamirini İcabettirmek-tedir. Hattâ tamirin on beş yıldan beri yapılması lâzrmgeliyor-du. Tamir İşi ihmai ve bakımsızlık sebebile giln geçtikçe maddî bakımdan güçleşmektedir.»
Şüphesiz büyük çarşıyı kurtarmak lâzımdır. Sayın bilginin dediği gibi « dünyanın en mühim âbidelerinden ve îstanbulun şöhret sebeplerinden biri olduğu için o binayı resturasyon usuliLe esiri şekline sokmak , diriltmek yeniden yasatmak vazifemizdir.
Fakat bir de Kapalıçarşmm aşağı yukarı beş asırlık bir tarihi vardır ki îstanbulun giyim kuşam, süs ve zarafet hayatını belirttiğinden- kadınını ve erkeğini dört yüz şu kadar yıl hoş. cazibeli kıyafetlere soktuğundan dolayı ehemmiyetle, emekle, kudretle yazılmağa ne kadar muhtaçtır? Kapalıçarşmm bir tarihini ve bir romanını hangi feyizli kalemden, ne zaman okuyabileceğiz?
Biz yaştakiler çarşının bütün İstanbul İhtiyacını sağlayabilen tek pazar olduğu devri bilemeyiz. O devir ki kadın bir kapısından girip ötekinden çıkınca tepeden tırnağa kadar donan mış, Nedim'in dediği «gülgülü kerrakell, mor harelin elbiseden •buseden pabuç» a benzeyen nefis terliklere varınca lâhur şal, samur kürk, atlas ferace, canfes şalvar, diba hırka, bürümcük «nlarl, kadife yelek, cunl hotoz, sırma kuşak, billûr yaşmak — hepsini bulmuş, ajanca fildişi tarak, misk ve amber kutusu, allık, rastık, düzgün ve sürme şlşeciklerl. giyime kuşama, süse püse yarar ne varsa satın alabilip her isteği yerine getirilmiş halde evine dönmüş olsun!
Büyük çarşıyı o saltanatlı devrinde göremediğine çok kişi keder etmez de Sadâbat ve Boğaziçi âlemlerini yaşamadığına hayıflanır. Halbuki İstanbulin Kapalıçarşısı uzun zamanlar Sadâbadı ve Boğaziçlsl kadar. belki de daha fazla seyre değer bir güzellik ve güzeller sevgisiydi. Boğaziçi âlemlerinin şatafatım, Sadâbadm kıyafet dekorunu. İstanbul erkeğinin ve kadınının her hangi bir gezinti yerinde süsünü sağlayan, cinsî cazibesini arttıran peri haznesi bu loş kubbeli ve dar kemerli çapraşık mağarada saklıydı.
Türk İmparatorluğunun başkentine — öz memleketin her tarafında örülen, işlenen, bükülen, boyanan, dokunan, imbikten ve perdahtan geçen çeşit çeşit en İnce, en hünerli sanat ve sanaat eserlerinden başka — Çin yolundan develer, katırlar sır tında ulu dağlara, ucu bucağı bulunmaz boz kırlara kamçı ve çmgrak sesleri yayarak gelen kervanlarla, Yemen ve Mısır ülkelerinden yelken açıp korsan •ğlannı aşarak güçbelâ erişen gemi kafllelerile can. pahasına faşınmış bu eşyadan Kapalıçar- ■ şıya kim bilir nasıl bir zenginlik kokusu sinerdi... Kürk kokusu, Hint kuması kokusu, telafin ve ı fiıfiıımâıiT
Halep kili, ağacı, misk bergamot ve
ve sıcak her
sahtiyan kokusu; Şiraz gülü, sandal keçisi, çiçek suyu, amber kokusu...
Dünyanın soğuk
ikliminden gelip birikmiş malların. pahalı zinet eşyasının, ıtriyatın her birinden ayrı ayrı yapılan kokular birleşince zaten üstü kapalı bu pazar yerinde bin bir kokudan toplanmış bir tek koku duyulurdu: Süs ve lüks kokusu, tuvaletli kadın kokusu... Sonra inci, mercan, elmas, zümrüt ve altın ışığı i
Ve bu hoş kokulu ve hoş ışıklı loş dehlizlerde sırma cepkeni! leventler atlas feraceli dilberlerle birbirlerine söz atarak, göz süzerek alış veriş ederlerken bir tarafta iri kavuklu ihtiyar zen-dostlar yeni satın aldıkları körpe halayıklarım kendilerine bağ-almak içirt süs eşyasına keselerini boşaltırlar,, öbür yanda saray ağaları haseki kalfalara top top kumaş, şişe şişe misk taşırlar, vezir uşakları da yaşlı efendilerine kutu kutu amber götürürlerdi.
Nihayet ikindi ezanları okunur, bekçiler bağırır, halk boşanır, kubbelerdeki tepe camı ışıklan kendiliğinden söner. İpekli toplarile sırma püsküllerin şakrak yüzlerine gam siner ve dünyanın en büyük alış veriş sarayına milyonlar örten bir karan-hk. servet kokulu bir gece çökerdi.
Bu çarşıya son darbeyi benim de hayal meyal hatırladığım bir zelzele indirdi.
Yıkılan ve sakatlanan dükkânlar şehrin içine dağıldılar; halk, hele kadın tayfası — tamirden sonra bile •— uzun, müddet çarşıya girmekten korktu. Sultan-hamamının. Eminönünün, daha sonra da Şehzadebaşı He Beyoğ-lunun parlak alış veriş devri o zamandan başlar.
I Kapahçarşı artık üçüncü derecede mal satılan bir yer olmuştu. Netekim her Şeker bayramından bir kaç gün önce anamın oraya uğradığı zihnimden çıkmamıştır. Kendimiz İçin öteberi almağa mı giderdi? Havır. Evin uşak, arabacı, ahçı ve hizmetçilerine bayram bohçalarını hazırlatmak İçin...
Bayram bohçası, konaklarda ve konak yavrularında belli başlı geleneklerden biriydi. Gözümün önünden gitmez: En zengin bohça ahçıbaşmınkiydl; ipek futadan sırma İşlemeli uçkura, çevrelere, para kesesine kadar bütün bir çamaşır takımı. Ahçı ya İpekli mintan verilirdi; ama uşakla arabacıya kaskatı frenk-gömleğl ve arkası lâstikll siyah papyon kıravat... Arnavut, bahçıvanlara hediye edilen bohçadaki mintanlar beyaz patiskadandı. Aynca memleketlerindeki eşlerine göndersinler diye o bohçalara birer fistanlık kadın kumaşı konması da lâzım gelirdi.
Evde zenci dadı, bacı veya genç Sudan fazı varsa eşyanın fazla allı kırmızılı, cicili bicili, pullu ve boncuklu seçilmesi şarttı. Anadolu kızlarına, hele şehlr-leşmlşseler alınacak eşya, ucuzundan olmakla beraber hanımların kine benzemeliydi. Sonra, bazı konaklarda — o devrin güzel bir Adeti — taşralı talebe bu-
en
Amerikan tanklarının ön tarafına yerleştirilen mayn patlatıcı âlet
lunurdu; yatılı mekteplere gi-. den bu gençler hafta başlarında konağa gelirler, çamaşır değişirler, yatarlar ve ertesi günü harçlıkların] alarak gene mekteplerine dönerlerdi, işte onlara da bayram bohçası verilirdi; içine çorabından kıravatına kadar hepsi konulmak şartlle... Bayram günü, el öptükleri zaman büyük beyle büyük hanımın sundukları hediye başka!
***
D aksettiğim devirdeki çar-çıdan zihnimde nedense çok iz bırakanı, üstünde ga-
liba şemsiyeli biı- Japon, resmi bulunan Mikado lavantası şişeleridir. Ben alınsın isterdim; kokusu ağırdır diye eve sokmazlardı.
İnsanın, bazı hiçten arzulan vardır ki bir türlü yerine getirilemez. Büyüyüp de artık kendi keseme hükmümün geçtiği zaman bile fırsat düşüp de NLİka-do'yu alamadım. Hâlâ merakı içimdedir Gençliğimde lâvanta modası ve markası değişmişti; Gel 16 Freres’in pabucu dama atılmış, camekâıılara Piver'in daha ziyade bir şurubu andıran çok şekerli, iç bayıltıcı kokulan dizilmişti. Bunların terle karışınca bir cins rayihalı «flit» e benzediklerini sinek sersemletici eczalar icadedilinc? anlamıştım-Bir çok evlerden sinek gibi tatlı bir sersemliğe kapılıp kaçtığımı unutmadım,
Evet, büyük çarşı, büyük zelzeleden. sonra sünepeleşmişti. Fakat benim için gene de hoş ciheti vardı; şimdi d? vardır. O kadar vardır kİ yılda bir kaç kere hiç de işim olmadığı halde bir kapısından girer, geçmiş devirlerini hayalimde yaşatarak acayip bir keyif İçinde ağır ağır yürüyüp öte kapısından çıkarım. Etrafımdan ziyade göremediklerime bakarak zevk aldığıma şüphe yok.
Yaşlı hanımlardan ve efendilerden genç İken dinlediğime göre Kapalıçarşmm yakın tarihte — sanırım Sultan Aziz zamanı — eskiyi hatırlatan bir parlak devri olmuştur Hat-tâ. aklımda kalan doğru ise, çarşı geceleri bile açılır, donanır, içinde kadınlı erkekli gezintiler yapılırmış. Kalpakçıîarbaşı seyranlarından pek tatlı hâtıralar taşı-1 yan o hanımlar ve beylerden bugün hangisi hayatta?
Kapahçarşı yalnız eşya alış verişi bakımından değil, îstanbulun kadın - erkek münasebetleri dolayısile de cemiyet tarihimizde İz bırakmıştır. Çarşının dar dehlizleri ve dar dükkânları az macera mı kaydetti? Çarşı sayısız nesilleri asırlarca damı al-, tında toplayıp yakınlaştırarak gönüller alıp verilen bir muhabbet pazarı olması cihetinden de bir başka çeşit âbide ve yadigâr dır. Kaçgöcün hüküm sürdüğü yüzlerce yıl — Haliç gibi. Sadâbat gibi, Boğaziçi gibi — orada da;
Sırma kâkül sim gerden zülf
tel tel ince bel Bir civankaşı sarık sarmış
efendim başına Sürme çekmiş ıtnşalıîler
«ürünmüş kaşına
Nice «perlrû» 1ar ve «civan» 1ar sevmişler, aevümlşler, sevişmişlerdir.
Lâle devrinin, Boğaziçi devrinin, bütün belli başlı zevku safa yerleri devirlerinin Kapalı çarşı devrile kıyas edilince pek kısa ömürlü olduğu meydana çıkar, kapahçarşı Türk îstanbulun hayatı boyunca sürüp gitmiştir.
Hattâ ben o fikirdeyim ki şimdiki yan çökmüş ve güzelliğinin camii yıkılıp ancak mihrabı yerinde kalmış olan büyük Abidemiz çarşıdan cinsi cazibe elini eteğini henüz tamamlle çekmiş sayılamaz. Orada hâlâ ılık ılık bir şeyler olduğunu, tatlı tatlı bir şeyler döndüğünü duyuyorum.
Duyduklarım daha ziyade bugünkü sağların değil, dünkü ruhların tavafı olacak’
B. Ubeydullah her gece başka
Filibe’de meddahlık ederken kahveden taşan kalabalık meydanı yarısına kadar dolduruyordu “------------- - - -.------------------------------y
jra Yol* gazetesi — Liverpol hâtıraları — Filibe halkı masal dinlemesini seviyor — Ebüzziya Tevfik ve Filibe — Hüseyin Cahid’in nutku — Maita’da bir veda ziyafeti — Übeydullah’ın telkadayıfı — Haftada bir gece kavga
; «Dağı
L
Übeydullah efendinin, daliLık ettiğini, uzun zaman kahvelerde masal söylediğini bllir-misiniz?. Hiç bir temaşa tarihi kitabında, meddahlar arasında ismi geçmemekle beraber Übey-dullah efendi bizim memlekette en ziyade rağbet görmüş, en fazla seyirci toplamış, en beğenilmiş üstat meddahlardan biridir.
B. Ubeydullah 1897 yılında Filibenin en büyük kahvehanelerinde gecelerce. gayet kalabalık bir halk karşısında hikâye ve masal anlatmıştır. Hattâ meddahlıkta kîndisinln bir üslûbu bile o'duğu anlaşılıyor. Taklid-den ziyade halkın merakından, tecessüsünden istifade etmek istediği anlattığı hikâyelerden seziliyor.
1897 yılında Fiiibede uzun zaman kendişile beraber bulunmuş olan'ar şöyle anlatıyorlar:
— Bu zamanlarda Ubeydullah efendi şehrin merkez meydanındaki büyük kahveye her gece geliyor ve orta yerde oturarak halka bin bir gece masalları anlatıyordu. Bunlar o senelerde Fiil-bede o derece beğenilmiş ve o kadar hoşa gitmişti ki kendisini dinlemek için geceleri şehrin dört bucağından pek çok kimseler geliyordu. Hattâ bunların arasında hiç kahveye çıkmak âdeti o’mıyanJar bile vardı. Hikâyelerin içinde zemin ve zema-ne, şahıslara ait. İğneler de oluyordu. İlk geceler kahvehane tıklım tıklım dolmuştu. Sonra kalabalık o derece arttı kİ kapılan açıp dışarıya kaldırıma da iskemle vesaire konuldu. Son zamanlarda kalabalık meydanın yansını doldurmağa başlamıştı, Her gece dinleyici arttığı için Übeydullah efendi de biraz daha sesini yükseltmeğe mecbur oluyordu.
Bir taraftan da neşriyat..
Übeydullahın meddahlıktan | para alıp almadığı malûm değildir. Daiıa ziyade bunu gönüllü olarak yaptığı zannediliyor. Bizde amatör aktör vardı amma, amatör meddah Işîtmemlştim.
B. Übeydullah bir taraftan geceleri kahvede ve Filibe meydanında halka bin bir gece masalları anlatırken bir taraftan da İbrahim Nazmı. Kurre zade Meh-met. kendisi ve İmam Mehmet İzzetten mürekkep bir neşriyat şirketi kurmuştu. Harf döktür, düler Muntazam bir matbaa kurdular. «LiVerpOl hâtıraların tarzında kitaplar «Doğru Yo!» isminde de bir gazete çıkardılar.
İstanbul'da bulunan Ebiizciya Tevfik de bir aralık bu şirketle temasa gelmiş ve yazılarını orada basılıp İri an bula yollanmak üzere Fillbeye göndermişti.
B. Übeydullah bir taraftan gazetelerle, kitaplarla meşgulken, bir taraftan da her gece söyllye-ceğl masalı değiştiriyordu. Halk onu ve masallarını pek sevmişti. O kadar kİ Übeydullah efendi gidince Filibe suyu çekilmiş değirmene döndü.
B. Übeydullah arkadaşlarile birlikte yaptığı gezintilerden birinde
Hüseyin Cahid’in nutku..
B. Übeydullahın hayatta en sevdiği şey konuşmaktı. Tatlı tatlı anlatmağa bayılırdı. Belki de bu yüzden, kurtlarım dökmek için meddahlık ediyordu. Kendisi sevdiklerini ve sevdikleri de Übeydullahı kızdırmak için tertibat aldıklarından tatlı tatlı konuşurken mutlaka bir din, felsefe, İçtimaiyat, edebiyat meselesi vesaire yüzünden dehşetli bir münakaşa alevlenirdi. Zira übeydullah efendi her şeyden mâna çıkarıp parlayıverirdi.
Bunun hakkında en güzel sözü Hüseyin Cahit Yalçın söylemiş ve Übeydullahı fevkalâde güzel bir tarzda tahlil etmişti. Vaka şudur:
Übeydullah Ma ita’ya sürülen mahkûmlar arasındaydı. Halbuki İttihat ve Terakki cemiyetinde kaydı bile yoktu. Epeyce bir müddet Maita’da kaldıktan sonra kendisinin affedilmesine ve îslanbula gönderilmesine karar verildi. Artık Übeydullah sevgili arkadaşlarından, bir çok münevver ve nükteli sürgünlerden ayrılacaktı. Hazırlıklar bitti. Ertesi günü vapur gelecek!,. B. Übey-dullahin gidişi şerefine kampta bir ziyaf?t tertibedildi. Mamafih bu ziyafetlerdeki yemeklerin çoğunu Übeydullah pfendj bizzat kendi ehle yaptı. Çünkü yemek pişirmek hususunda değme ahçı eline su dökemezdi. Üstelik yemek pişirmek sahasında birçok keşifleri de vardı. Kendi kendine bir takım yemekler bulmuştu. Meselâ son zamanlarda onunla beraber uzun seneler bulunmuş olanlar: «Herkes telkadayıfını
yapar, fakat onunki başkadır..: Telkadayıfını alır avucu İçinde yağlarla uvalar. Bir şeyler yapar. Ortaya hiç kimseninkine benzemi-yen nefîs bir tatlı çıkarırdı. Fakat bunun için de mutfağı ne dağıtma, ne dağıtma .. Tencereler etrafta, tepsüer. yağ kavanozları!.. meded!»
Maita’da da nefîs yemekler yaparak kendisinin ve arkadaşlarının memleket hasretini biraz olsun gideriyor, ağızlara tat veriyordu.
Nihayet ziyafet sofrasına otu-ruldu. Hüseyin Cahit ayakta, ertesi günü, aralarından ayrıla-
Refik Hal id Karay'
B. ÜbeyduDab kır gezin t İsinde
cak o«an Übeydudah efendi için şu harikulâde güzel tahlili yaparak nutuk söyledi:
— Übeydullah efendinin Is-tanbula dönüşü hakkında söz söylerken kendimi çok müşkül bir vaziyette hissediyorum. ««Zira übeydullah Istanbu a dönüyor, bundan pek memnunuz» desem Efendi hazretleri: «Vay benim gidişimden memnunmuşlar!., demek onlara çok geliyorum.!.» diye kızacaktır. . Übeydullah gidiyor. Ondan ayrıldığımıza cok üzgünüz!.» diye aksini sövlesem bu sefer de: ««Vay benim sürgünde kalmamı istiyormuş!.- diye kızacaktır. Ne memnunuz, ne mahzunuz desem bu defa da: «Bana karşı ne lâkaydi .. Ha gitmişim. ha burada kalmışım!» diye küplere binecekler.. Hakikaten müşkül bir vaziyet!, demişti. Haftada bir «ece kav~n..
B. Hüseyin Cahit kendisini son derece iyi tahlili etmişti. B. Übeyduhah’da hiddet, daha önce de yazdığımız gibi sanatkâra-ne bir şey olurdu. Hattâ haftada bir gece memleket münevverleri toplanırlar, her bahisten konuşlulardı. Bu âdeta bir akademi toplantısını andırırdı. Fakaf biraz sonra Übeydullah derhal narlar ve coşardı. Bu itibarla kendisi toplantı gecelerin3 -kavga gecesi» derdi ve ilâve ederdi:
— Haftada bir kavga gecesi... İnsana az griivor amma kanaat-kâr olmalı Rilh misiniz?. Dil kavgası da bir ıhtiveetır!.. Bunun için şimdi Übevdullahm hikâyelerini en vafari dostlarından dinlemek istediğiniz zaman ekseriya muhatabınızı güc bir duruma sokuyorsunuz nüsünüyor ve size şu cevabı v-rivor:
— Übeydullah an’ritığı hikâyeyi daima şiddetli bir münakaşa’ile yanda bırakfğı için tam olarak aklıma gelmivor. Evvelâ güzel güzel başlar Sonra birisine kızar, veriştirildi hikâye de her zaman yanda kalırdı.
Kır gezmt'si günü..
Übeydullahın en mühim karakteri tezadlarla dolu olmasın-davdı Kıyafetini gözönüne getiriniz. Fakat bir de yaşayışına bakınız. Meselâ yazın onun haftada bir muhakkak kır gezintisi günü vardı.
Dostlan, arkadaşlarile beraber îstanbulun clvaımı dolaşırlardı. Yıldızdaki konakta oturan mânevi evlâdına:
— Kızım ben Picknicke gidiyorum1-der, çıkardı.
Ekseriya Bentlere, Alemdağı-na gidilirdi.
Yemeklerine bakarsanız o aa sizi epeyce şaşırtırdı. İlk zamanlar yemekte muhakkak tıpkı Amerikalıların. yaptığL gibi büyük bir bardak alafranga kahve fcerdl. Son zamanlarda yemek arasında ya meyva suyu veya mutlaka bir bardak çay içerdi.
24 saat İçkide yalnız bir kere, aksam yemeği verdi.
Hikmet Feridun Es
Created by free version of 2PDF
Nîihlf. r
| IIEK AKSAM j K A 7 A |^>
Baiıkpauarındakl kasapla sarJır-l dığı mukavva gibi kalın kâfiıılı. boru şeklindeki kıyma paketi elinde oto-1 bilse doğru koşuyordu. Bu, Boğaziçi-] ne giden son otobüstü. Kaçırırsa Hafız Şaklr’ln hail hakikaten haraptı. Eve ne cevap verirdi ki?..
Bunun İçin eteklerini savura savura can hevllle kokmakta iki. Fakat daha o. Cumhuriyet bayramlarında renkli sular akan yere yaklaşmadan önce tombul, sarışın, yeni otobüs ar-kasnıd n bir duman saldırarak hareket etti. Hafız ellle kolile İşaretler ediyordu. Fakat gören olmadı. Sari otobüs Taksim meydanını şöyle bir döndükten sonra uzaklaşıp gitti. Vah biçare Hafızcık’.. Şimdi evdeki hatuna ne cavap verirsin?.. Acaba vapur varmı ki?..
İşte böyle asfalt üstünde kukumav kuşu gibi kala kalmıştı. Tam o sırada yanında bir otomobil durumsar gibi oldu. Baktı. Eski püskü bir taksi. Boğaziçi otomobillerinden biri ve tanıdığı bir şoför. Adam İçeriden seslendi:
— Bay Hafız,.. Köye mi?.. Otobüsü kaçırdın galiba... Gel yanıma... Muavinim ol).. Seni 75 kuruşa köye atarım!..
Hafız kulaklarına inan onuyordu. Bu yardımı kendisne Haklaâlâ mı göndermişti?. Şoförün içeriden açtığı kapıdan başını eğerek girdi. Benzin kokan, şoför muavini yetine yerleşil. Boru şeklindeki kıyma peke tini kucağına koydu. Otomobil hareket etti. Oh... Gel keyfim gel!..
Lâkin birdenbire Hafızın burnuna lâtif bir lavanta kokusu geldi. Başını çevirip otomobilin içine baktı. Aman!.. Ay parçalan gibi taze bir hatun!.. Süslü mü süslü... Biraz fazlaca boyalı amma doğrusunu islerseniz yakışmıştı haspaya... Lâkin kirpikleri pek tuhafına gitmişti. Hiç de bu kadar kocaman, böyle yay gibi fcivıık, uçları dik dik kirpik görmemişti. Acaba son zamanlarda işittiği takına kirpikler mı bunlar?. Olabilir...
Kadm bacak bacak üstüne atmış, üstelik de sigura tüttürmekte idi. Hacı Şakir hiç gitmemişti amma her zaman İşte sinemada böyle kadınların oynadığını düşünürdü. Evdeki pazen hırkalı kaşık düşmanı ile bu genç, boyalı, kokulu, güzel kadın arasında ne inanılmaz fark vardı.* Otomobil sokak fenerlerinin yanından geçerken İçeriye dolan ışıkta kadının yüzükleri pırıl pırıl yanıp sönüyordu.
Asıl müşteri o İdi. Şoföre emirler veriyordu. Şoför muavini 1 mevkiinde oturan kendisi ise bir sığıntıdan başka birşey değildi. Aman ne olursa olsun, kendini köye, eve kadar atacak tekerlekli bir nakil vasıtası bulmuştu ya.. Bu ona kâfi idi. Ye Ur de artardı bile!..
Otomobil şehirden çıktı. Mecidiye-köyünden geçti. Hızını arttırmış, asfalt üstünde kayıp gitmekte idi.
İleride bir gazino vardı. Şakir otobüsle gelip geçtikçe buranın bir eğlence yeri olduğunu düşünürdü. Tabii içini bilmezdi. Otomobilleri gazinonun önüne yaklaştığı zaman hâlâ hızını azaltmamıştı.
Birdenbire nasıl oldu?.. Şakir de bunun pek farkına varamadı. Son süratle karşıdan gelen bîr kamyonun üzerlerine pek yaklaştığını gördüler. Adetâ kamyonun burnu, taksinin ön camına değecek gibi oldu!.. Müthiş bir gürültü!. İçeriden cıyak cıyak bağıran bir kadın sesi!.. Küfürler! . Şakir başında dayanılmaz derecede bir sızı duydu. Kendisini kaybetti!.
Oözlerlnl açtığı zaman köydeki eczaneyi gördü Kafasını sarmışlardı. Canavar düdükleri çalan beyaz bir otomobille Ş3kir'i eve getirip bıraktı!-r Yarası hafifti. Bir kaç günlük ayakta tedavi İle geçecekti.
Ertesi günü İstanbul'a indi. Her «eman uğradığı kıraathaneye geldiği kaman dostları gülerek etrafını sardılar:
— Geçmiş olsun... Geçmiş olsun!., derlerken bile yüzlerinde bir alay rüzgârı seziliyordu. Şakir bunun sebebini bir türlü anlıyamadı.
Nihayet ağzında bakla ıslanmıyan dostlarından biri:
— Yahu nasıl oldu bu?.. Beraberindeki aktris ne oldu?.O biraz çakır keyifmiş galiba... dedi.
şakir şaşkın şaşkın sordu:
— Hangi aktris?..
— Haydi haydi inkâr etme... Artık bizden de mi saklıyacaksın birader?.. Esasen bunca zamandır, bu kadar senedir hiç bir şey hlSfietrlmediğin kâfi değil mİ?..
— Zaten bütün gazeteler yazıyor... Artık bunun saklıyacak yeri kaldı mi?..
Bütün arkadaşları coşnıuşlaıdı Bunları aöyllyerek Şakirin önüne bir gazete koydular.
— Oku... dediler.
Şakir aldı, okumağa başladı:
«Dün gece Büyükdere asfaltı üzerinde çılgınlık ismindeki gazinonun önünde bir kamyonla bir otomobil blrbirne çarpmıştır. Ootoınobildc bulunan Hafız Şakir İle bar artistlerinden Sarı Leylâ yaralanmışlardır Şa-klrin yarası hafif ise de Sarı Leylâ-nınkl ağırdır. Kadın biraz da sarhoş olduğu İçin dün gece ifadesi alınamamıştır.»
Havadis doğru idi. Yalan olarak tek kelime bile yoktu. Fakat gel gelelim vaziyet başka... Bütün gazeteler de aynı kaza havadisini yazıyorlardı.
Bir anda Hafız Şakir'in ne müthiş, ne uçan bir çapkın olduğu her tarafa yayılmıştı.
Gidi Hafız gidi!.. Meğer ne İşler çeviriyormuş... Hele şuna bakın...
Dairede, köyde, kahvede, hattâ evde kendisine İkide bir:
— Artık uslan canım... Kadınların uğrunda az daha can veriyordun1., diyorlar...
(Bir yıldız!
Bulma ca
Soldan sağa ve yukarıdan aşağı:
1 — Mezbaha mahsullerinden.
2 — Yazıyı sökemiyor.
3 — Bir erkek ismi - Ört.
4 — Yat ve gözünü kap* - Bir peygamber - Bir emir.
5 — Boşuboşuna.
6 — Masset - Cömertlik.
7 — Şeddeden.
8 — Fena değil - ikametgâh - Mükemmel.
8 — Şarkılı tiyatrolar.
10 — Başına «V» gelirse miras kalmadır - Faydalı bir böcek.
GEÇEN BULMACANIN HALLİ Soldan sağa ve yukarıdan aşağı: 1 — Yumurtacık, 2 — Uzayauzaya, 3 — Makarnalar, 4 — Uya, İçkili, 5 — Rarlf, İban, 6 — TunÇ. Ekene. 7 — Azaklki, 8 — Calibe, Ağa, 9 —
KUTUP KIZI
AŞK VE MACERA ROMANI Yazan: Stanley Shaw Çeviren: (Vâ • Nü)
— Şayet bay Kerrlson'a bundan otuz dokika sonra, Graggmorine malikânesine telefon ederseniz ve ona Amerika Birleşik cumhuriyetleri emniyet müdürünün buraya geldiğini, civarda tahkikatta bulunduğunu bildirirseniz memnun olurum. Umarım ki o size benim nerede bulunduğumu soracaktır. Bilmediğinizi, bu geceyi geçirmek üzere bir otele gitmiş olmanı muhtemel bulunduğunu söylersiniz. Mümkün olursa bizzat bay J J Kerrlson'la konuşunuz.
Bu talimatı verdikten sonra B. Hilkie .iki muavini ile birlikte otomobiline bindi, Craggmorle’ye doğru, yola çıktı. Burası Kanada hududu yakınıydı.
Şef. istasyonda bir memur bıraktı. Bu adamın vazifesi, gar müdürüne edeceği telefonu zamanında hatırlatmak. olup bitenlere umumi şekilde göz almaktan ibaretti. Klikle, ona. hususi sigaralarından bir tane verdi. Adam tüttürmeğe başladı. Wldden isimli sivil memur, vazifesini harfiyen yerine getirmekle meşhurdu. Birden-
____________AKŞAM____________
Şehrin yoksullarına yardım
Bu işi geciktirmeden esaslı olarak ele almak lâzımdır
Kara kış bu sene şubatta korku ve ıstırap verici acı ve sert yüzünü gösterdi. Aşağı yukarı blray, kar yağmayan ve karayel esraiyen gün geçmedi. ilk sürekli kar, bir hafta ka ar dinmeden yağuıca ateşsiz kalan şehir fakirlerini düşünmemek kabil ola mazdı. Bu vaziyet karşısında belediye, umumi meclis kararile, meccani kömür dağıtmag üzere bütçesinden yirmi beş bin lira ayırdı. Acaba bu para, İstanbul'un hakikaten muhtaç ailelerini bu kara kış boyunca ılık bir odada barındırmağa ve sıcak bir çorba İçirebllmeğe yttecek ateşi temin edebilmiş midir? Kar ve soğuk bir iki gün ortaiıfrı kısıp kıvırtarak yerini lodos ve güneşe bırakmadığına göre belediyenin dağıttığı bu yirmi beş bin liralık mangal kömürünün ancak beş on günlük İhtiyacı karşılayabildiğin! tahmin etmek güç değildir. Fakat belediyenin her i tediği zaman lüzumlu olan parayı bulamamaktaki bütçe darlığında, apansız ba., tiran bir kışa karşı _ evvelce tertipli dav-ranllmadığı İçin — da'n fazla bir para da ayrılamazdı.
Fikrimce burada kurcalanması lcabcoen asıl nokta, pa anın azlığı veya çokluğu değil; bu mevzuu daha şümullü ele alarak çok esaslı bir prensip içinde en uygun bir yardım sistemi kabul etmektir.
Şu da muhakkatır ki İstanbul'un kışı her vakit böyle azizlikler yapmaz; mevsim çok kere lodos ve ılık geçer; sonbahardan farksız olur. Eğer bu sene de havalar mutedil geçseydi acaba, mali yılın sonlarına doğru, bütçeden yirmi beş bin lira ayıracak derecede hassas bir alâka gösterilecek miydi’’ Buna da müspet cevap vermek güçtür.
Umumi meclis, bu kömür parasını müzakere ederken çok yerinle bir teklir İleri sürülmüştü: İstanbul'un fakir halkına her kış muntazaman kömür dağıtmak için belediye bütçesine daimi bir para konulması.
Meclisin de pek muvafık görüp verdiği beyle bir karara güre yapılacak bu hayırlı yardım, zuhurata, yani kışın sert ve yahut hafif olmasına göre dfğişmiyecekti. Gerçe yedi aylık hazırlanan 1945 bütçesinde sırf kömür alınması için bir madde veya böliim ayrıldığını görmüyoruz. Fakat içtimai yardım için konulan paradan bir kısmı bu maksada ta1ris ediE bilir ve yetmezse beş ay sonra meclis tekrar toplanabildiği zaman bütçeye yeni bir ilâve yapılabilir.
Lâkin mesele, meccani olara.; kömür dağıtmaktan ltaret değildir. Muhakkak olan birşey var Ki şehirde geçinmeden âciz, pahalılığın verdiği ıstırap içinde kıvranan binlerce vatandaş vardır. Bunlardan bir kısmı, yalnız harbin doğurduğu tesirlerle sefalete uğramamışlardır, harbden önce de — bulundukları İçtimai ve İktisadi şartlarla - fakru zaru t içinde bulunuyorlardı. Bunların miktarı ve geçinme tarzları her semtte, het mahallede malûmdur. Hattâ bazı yerler, ötedenberi. İstnbul'un «fakir semtleri» olarak tanınmışlardır
Bıı vaziyete göre İstanbul belediyesinin meşgul olmak mecburiyetinde bulunduğu bir (içtimai yardımı mev-) zuu vardır. Şimdiye kadar, gerek bütçe, gerek teşkl'ât bakımından (teferruatı hul.du’u aşmayan bu çok mühim dâvanın bundan sonra d~ * şümullü, d’ha esaslı olarak ele alınması lâzımdır. Bilhassa harbden sonra uğraşılması İcabeden belli başlı şehir işleri arasında şe-hrln çokluğunu teşkil eden yoksul hemşerilerin imdadına ko'mak başta gelecek bir iş olacaktır. Halbuki bu pek ehemmiyetli mesele, şimdiye kaktır, lâyık olduğu derecede bir sisteme bağlanma-
bire kocaman saatini ceMndan çıkardı ve müdüre dedi kİ:
— Otuz dakika geçti. Telefon etmenin tam zamanıdır.
İstasyon şefi yerinden kalktı. Telefonla Craggmorke’yi İstedi. Ve orasını bulunca, Kerrlson'la konuşmak istediğini haber verdi.
Kısa bir beklemeden sonra milyarder telefon başına geldi. Zira, lstaa-yon müdürü, Hllkie'nin tembih ettiği şekilde hareket ederek J. J. Kerrison'un. merakını iyice tahrik etmişti. Müdür, milyardere söyliyeceklerint söyledikten sonra, telefonu kapattı. Ve gülümsedL
Wldden:
— Ne cevap verdi? - dîye sordu.
— Allah belâsını versin! - diye haykırdı ve telefonu benden evrel-kapattı,
— Mükemmel öyleyse... Polis müdürünün verdiği güzel JU-MİarLmMi tüttürelim.
O sırada, istasyonadn on dört mü ötede, polis âmirinin otomobili milyarderin. malikânesini teşkil »den
hususi ormanın yanı boyunca dikenli telleri taklbederek ilerliyordu. Büyük yola vardıkları vakit, otomobil, birdenbire Craggmorle villâsının büyük kapısı civarında durdu.
Projektörleri söndürdüler. Kocaman ağaçların loşluğunda, arabayı görünmez bir vaziyete soktular.
Şef, saatini çıkardı. Kaç olduğuna eî feneriyle baktı.
Yanındaki Beck'e:
— Tam otuz bir dakika olmuş! — dedi. — Şu anda garda telefon etmişlerdir. Hâdiseyi öğrenir öğrenmez, Kerrison'un ne surat takındığını görmek İsterdim, şayet benimle karşılaşmasını katiyen arzu etmiyorsa, otomobilinin birkaç dakika sonra şu kapıdan çıktığına şahldolacağız.
Bir çeyrek daha beklediler. Geniş dallan olan kocaman ağacın loşluğundan dışarı çıkmıyorlardı. Biraz sonra, gelen bir otomobilin motor sesini duydular. Büyük kapalı bir araba, son süratiyle malikânenin kaplamdan dışarı çıktı. Hllkle, otomobilim içinde, milyarderin siluetini bir şimşek süratlle farketU.
— Bu tuzağa yakalanacağını uolmazdım. — dedi. — Yanlış bir adım atıyor! Milyarderin, vicdanı rahat değil belM. Yahut da çıldırdı. Kendi hesabına teessüfe şayan amma, bu akşam pek uzaklara gidemlyeceğlnl zannediyorum.
Craggmorle uıaUMneMMn kapıcısı.
Yazan: MUSTAFA RAGIB ES ATLI
mışlır; gelişi güzel, iyi İncelenirden yapılan yardımlar yoksul ailelerin ıstırabını tama mile dlndiremiyor. Esasen belediyeden başka, diğer hayır cemiyetleri de — kendi kuruluş tarzlarına göre — az veya çok ölçüde (içtimai yardım^ a devam ediyorlar. Fakat «bu yardımlar, kimlere, acaba tam amile haklı olarak himaye gör-ineğe muhtaç klmseleoe mİ yapılıyor? Seö'nl çıkaramadığı için büsbütün yardımsız kalan âileler de var mı.ır?
E kilerin ote 'enberi — dilenci İle hakikî fakiri ayırmak için — kullandıkları bir tabir vardır; Fukara - yi -sabirin. Bu sınıfta bulunan zavallılar vaktlle gün görmüş, hayatın her hdnol bir e»v v ksu 1 *a d;'anvis zavallılardır. Bunlar, muhitlerinde
kaygıslle ölümü el açmağa tercih edecek kadar ıstıraplarını gizlerler. Hattâ — akran ve emsali arasında — miimkün mertebe temiz, pak bulunmağa kendilerini mecbur görürler. Bunların barındıkları çatı altında geçirdikleri elim hayatı kim biliyor ve yakından taklbedîyor? Öyle tahmin edilebilir kİ bu tarzda bulunan ailelerden epey kabarık bir kısmı, şimdfye kadar yapılan yardımların dışında kalmıştır.
İstanbul'un — tam mânasile — muhtaç hemşerilerlne yardım etmek, bunları mümkün olduğu kadar sefaletten kurtarmak için çalışmak lüzumuna herkes, her mesul makam İnandığına göre şehrin her semtindeki yoksulları esaslı surette İnceli -yerek meydana çıkarmak, bu dâvanın başarılması için birinci şarttı/. Bunlar tesblt edilirken yalnız tavsiye ve müracaat elde tam bir ölçü olmamalıdır. Mahalle muhtarlarının, mümessillerinin verecekleri vesikalardan başka yoksul olarak gösterilen ailelerin tesbltl için komşularının bilgilerine müracaat etmek de zaruridir. Bu usulle alınacak bir netice, hakikate daha yakın olabilir.
Bunu da İlâve edeyim ki bazı Ailelerin geçinme şartları hiç değişmez, bunlar — tâbir caizse — ebedi fakirlerdir. Bazı kimseler de vardır ki bir aralık yardıma muhtaç görüldükleri halde bir müddet sonra durumlarını düzeltmişlerdir. Bunun aksi de vardır. Şu takdirde şehir yoksullarını tâyin etmek için bunların vaziyetie-ılni sık sık elden geçirmek lâzımdır
Bu tarzda bir araştırma ile yoksul sayısı belli olduktan sonra başta belediye olmak üzere, (içtimai yardım) ile uğraşan bütün hayır birlikleri ya bütçelerinden bu uğurda ayırdıkları parayı birleştirmen, yahut çalışmalarını âhfnkleştirmelldirler.
Bir elden, bir kanaldan yapılacak işin hem daha verimli, hem de daha derli toplu olacağında şüphe yoktur
Şehrin bu çok ehemmiyetli dâvasını. daha çok geçiktirmeden, ciddî olarak ele almakta tereddüt edilmemelidir.
RADYO
ANKARA RADYOSU Bugünkü program
18.00 Dans orkestrası. 18 45 Şarkılar, 19.00 Haberler, 1920 Geçmişte bugün. 19.25 Salon orkestrası, 20.15 Pazar Gazetesi, 20.30 FaslI. 21.00 Haftanın spor neticeleri 21.15 Şarkı ve türküler. 2130 Müzik (pl.l, 22.00 Dans müziği (pl.İ, 22.45 Haberler.
Yarın sabahki program
7.30 Müzik (pl.>. 7 45 Haberler. 8.00 Müzik (pl ). 8.23 GündelLk spor servisi, 12.30 Şarkılar. 12.45 Haberler, 13.00 Salon orkestrası.
______________18 Mart 1945
SAĞIRLAR DA İŞİIECEKLER
Mucizeli bir ameliyatla sağırlığı doğuran Otosclerosis tedavi ediliyor
Birleşik Amerikada sağırlığı tedavi etmek usulü ve çaresi bulunmuştur. Bu usul kulağa pencere açmaktan ibarettir
Kulağa pencere açmak usullyle yapılan ameliyatlarda, takriben 2.000 hasta üzerinde iyi neticeler alınmıştı. Bu hastalar, doktorlar tarafından daimi bir murakabe altında tutuluyordu. Çünkü, fen adamları, Ameliyat geçiren bu hastaların uzun zaman işitmekte devam edeceklerine emin değildir. Esas itibar ile yalnız kulağa bir delik açmakla iş bitmiyordu. Bu deliğin tekrar kapanmaması için de âzami derecede çalışmak lâzımdı.
Geçen sene. Amerikan Ophthalmo-logle ve Otolaryangologie akademisi, ıcncere açmak usullyle yapılan kulpk ameliyatları üzerinde bir araştırmaya girişmişti. Elde edilen neticeler hakkında Dr. Marwln Jones, şunları .söylemiştir:
«6 ssne evvel, pencere açmak usu-liyle yapılan kulak amelty atiyle daimi surette kulağın işitemiycCeği kanaatine varmıştım.
S sene evvet, kulakları hayal şartlarına hiç de elverişli oimıyacak kadar az işiten bazı hastalara, bu usule başvurmak suretile ameliyat yapılmıştı. Son zamanlarda, bu hastalardan bazılarını gördüm. Bunlar, bugün bile alçak seste konuşulan şeyleri İşitmektedirler. İnsanların işitme cihazı çok karışık ve esrarlıdır
Nüfuz eden sesler, kulağın dış kısmını iç kısmından ayıran ince zara çarpar Kulak zarının gerisinde 3 kemik vardır. Bunlara şekilleri nazarı itibara alındığı için. «çekiçn. ,«örs» ve «üzengi» ismi verilmekte dlr. Bunlarda da birbiri ardından ihtizaz husule gelmektedir, Özcnginln eşiğinde, kulağın orta kısmını iç kısmından ayıran bir kemik kapsülde, açılmış bir pencere vardır. Bu pencereden üzenginin ihtizazları kulağın iç kısmına nüfuz ctmekte?ir, Orada, harpı andıran bir takım dinleyici sinirler vardır. Bıİ sinirler, zaptettikleri ihtizazları, beynin İşitme kısmına ulaştırmaktadır Ekseriya, bu ses ulartırıcı hattâ ba'-köst erecek bir arıza, sağırlığa sebebiyet verebilir. Meselâ, genç çocuklarda ademoidle-rin aşırı derecede büyümesi, ku’akta-ki eustashi borusunu tıkayabilir Ada-nöidlerl çıkarmak sureyle, kulağı eski normal seklin- sokmak mümkündür. Lâkin, d'nleyici sinirlerde başgösterecek olan sağırlığa çare yoktur Yer yüzündeki sağır’arın büyük bir kısmı, otosclerosis ismi verilen bambaşka b'r ariyadan İşitme kabl liyetinl kay b( t m i şl er dlr
Otosclerosis. ağrı ve kulasın orta kısmında iltihap yapmayan bir hastalıktır. Bu hastalığın septomu, kulak uğultusu ve çınlamasından daha iz'aç edici değildir Fakat l^'.me hususunda mütemadi b!r ftüç'ük bış-csterlr. Hastalık, yavaş yavaş büyüyen bir kemiğin, kulak penceresini kapatmasından ibaretti. Böylece. kulağın İç kısmına hiçbir İhtizaz nüfuz etmemektedir, Lâkin, dinleyici sinırkrin sıhhatli kalmaları kabildir. Fakat, sinirlere ihtizaz mevcclerl ulaşmadığı İçin, bunlar da beyindeki İşitme sahasına ses ulaştıramazlar
Son asır zarfında, meşhur kulak mütehassısları aklilara hayret veren bu vaziyet karsısında âdeta şaşırmışlardı 1876 senesinde Kessel isminde bir Alman cerrahı tıkalı kulak pencerelini açmak için teşebbüse geçmişti, Pencere açılır açılmaz, kulak derhal işitmeğe başlamıştı, Fakat, arası eok geçmeden kemik pencere tekrar kapanmıştı. Holıngreen İsminde t’vecli bir doktor, kulan pencerelini daimi surette açık tutabilmek
İçin, destek vazifesini görebilecek bir plâstik madde koydu. Bu suretle, yabancı bir maddenin mevcudiyeti, yeni hoerciere sebebiyet verdi ve pencere esklslndn daha sık] bir şeklide kapandı, Sayısı bir duzinayı bulan muhtelif memleketlerde operatörler, bu işe bir çare bulmak için hümmalı bir şekilde çalışıyorlardı; Lâkin, buldukları usuller, birbiri ardından ıskarta ediliyordu.
Bu sırada, kulakpencereslnto daimi surette kapanmasından baş gösteren esrar, Dr. Julius Lamper' İsminde Nevyork'la genç bir kulak jpc-ratörünün düşüncesini çeldi. Dr Jüllus Lempcrt, 12 senelik tetkikat v klinik faaliyetinden sonra, 1938 se nesinin temmuz ayında Archlves o Otolaryngoîogy mecmuasının bir nüs hasında elverişli bir teknikten bah selmişti. Operatörler, ameliyatların kulağın geri tarafından yapmışlard Halbuki, Dr. Lempert, kulak çu kurundan geçit temin etmişti. Böyle ce, doğrudan doğruya kulağın ort kısmına ilerlemek mümkün olablieoe ği gibi, bu usul çok daha az nesi kesme İmkânı vermektedir. Bu durur karşısında, iltihoba pek az fırsat ve rildiğl gibi, ncsiçlerln tekrar vücu bulmasına sebebiyet veren şişkinli de azalmıştır.
Kulağın dahili mekanizmasını İhtı va eden kemtk kapsüle varıldığı va kit, Dr. Lempert ince bir dişçi kalem 1 kullanmak suretile eski pencereni! I üzerinde pirinç tanesinden biraz da ha büyük olan bir delik açmıştu Operatör, açılan deliği tesviye etme! için, cilâlı bir altın kalem istimal edl yordu. Bu İş, çok ehemmiyetli bir âmldlr. Böylece, kemiğin tekrar vücut bulmasına mâni olunmaktadır. Bu iş de bittikten sonra doktor, son kemik kısımlarını da ortadan kaldırmaktadır.
Açılan bu yeni deliği korumak için bir madde arayan Dr. Lempert, kulak çukurunun bir kısmını teşkil eden munis bir nesiçten istifade etmişti. Lempert. şarapnel zan ismi verilen bu maddeyi, hem pencere camı ve hem de çatı vazifesini gördürmek için yukarıya çekmiştir.
1941 senesinde Dr. Lempert, cerrahi müdahale ile vücuda getirilen küçük deliğe yeni bir yer bulduğunu bildiriyor. Ve bu üstün tekniği tatbik etmek suretile, 1943 senesinde 800 hasta üzerinde ameliyat yapmıştı. Ameliyatların % 70 ine normal İşitme imkânlarını bahsetmiştir. Lempert. tarafından yetiştirilen diğer cerrahlar da. en azından 600 ameliyat yapmışlardır. Bu vaziyet karşısında % 70 nispetinde sağırlığın önüne geçilmiş bulunuyordu.
Lâkin Dr. Lempert. % 70 İn kâfi olmadığını bildirmiştir.
Dr. Lempert, ocak 194S tarihli Archives of otolarynglogy mecmuasında. bütün müşkülâtın bertaraf edildiğini bildirmişti. Lempert, bu hususta hazırladığı raporda, pencereyi açık tutabilmek için haddızatin-de kapamak lâzım geldiğini ilen sürüyor. Doktorların bulduğu usul, tabin tin önayak olduğu metoda pek çok yaklaşmaktadır. Kulağın dış kısmından açılan bir kıkırdak, deliğe sokulduktan sonra bunun üzerine şarapnel zan çekilmektedir. Kıkırdak, kulağın iç kısmına ses ihtizazlarını ulaştırabilecek yeni bir üzengi vazifesini görmektedir. Aynı zamanda, kemiğin teşekkülüne ve dinleyici sinirlerin zarar görmesine mâni olmaktadır
(Arkası yedinci sahifede)
ğ!> ı ö & ı |. «■ t; ı 3 ■» t S> ı > r , I a ı
Created by free version of 2PDF
efendisinin otomobil, kısa bir zaman sonra istasyondan geri dönecek diye bekliyordu. Onun için kapıyı kapatmadı, On, on İki dakika daha bekledikten sonra, Hllkle, kendi otobillnl yan taraftakL yola aldı. Projektörleri yaktı ve bütün süratiyle malikâneden İçeri daldı.
Geriye doğru bir göz atınca, emniyet âmiri, kapıcının uyuklar gibi kulübesinden çıktığını, kapıyı kap. mağa gittiğini gördü. Bu adam, efendisinin istasyondan geri döndüğünü zannetmişti.
Hllkle, şöyle söylendi:
— ihtimal kİ ben lüzumundan fazla m er aklıyım dır. İhtimal ki lüzumundan fazla meraklı olmak fena bir şeydir. Fakat, neyleyim kendimi tutamıyorum. Kerrison'un burada bulunmadığından İstifade edeceğim.; Craggmorle malikânesinin nasıl bir yer olduğunu anlıyacağım.
XIN
feylanm Yatalı
Plerre Qulnt’ln «ölüne isi» dediği karlı sahralar yolu, yavaş yavaş yüksek ve kayalıklı bir araziye varmıştı. Ötede beride, karın kümelendiği görünüyordu. Buna rağmen, buralarda insanların yaşadığına dair hiçbir alâmet yoktu.
Halbuki köpekler, bariz bir asabiyet gösteriyorlardı. Acaba niçin?
Dikkati fevkalâde keskinleşen Jen-san, birkaç saat sonra, tepelerden bi-
rinde telsiz telgraf istasyonununkile-re benzer direkler gördü. İnsanların yaşadığına dair hiçbir emare mev-cudolmıyan böyle yerlerde telsiz telgrafın da ne mânası var? Ungava'nın henüz coğrafyacılar tarafından bile keşfedilmemiş bu havalisinde...
Zihninde bin bir faraziye kurarak yürümekte devam etti.
Kervan, bir etekten yürüyüp duruyordu, Tepeye tırmandıkları zaman, Jensen, adımlarını yavaşlattı; gözlerini dört açtı. Ayaklarının altında, âdeta bir uçurum tarzında' geniş bir çöküntü vardı. Bunun dibinde de bir dere akıp gidiyordu. Sağ, tarafta, su boyunca bir duman yükseliyordu. Suyun akmasından hasıl olma bir de uğultu İşitiliyordu, Bir şelâleden dumanlar arasında dökülen sular, kayaların üzerinde buhar meydana getiriyordu. Bu şelâlenin yanında, betondan yapılma bir bina vardı kİ. elektrik yapan bir daireye benzemekteydi.
Arazi çöküntüsünün ötesinde birçok modern binalar göze çarpmaktaydı. Bunlar, evler, mutfaklar, hangarlar olacaktı. Onlardan daha ayrı bir kısımda, geniş bir meydanın ortasında. bir katlı büyük bir ikametgâh dikkati çekiyordu. Az daha yukarıda, dinamoların berisinde maden yığıntısını andıran kümeler dikkati çekiyordu. Burada dağın içine giren biı de oyuk vardı ki, maden ağzını
andırıyordu, Jensen dikkatli gözleriyle derhal tesblt etti Bu maden, altın, gümüş, yahut bakır madeni değildi.
Türbin dairesinin civarında, birkaç adam hareket halindeydi.
Bu kuş uçmaz, kervan geçmez sahralarda böyle müessese keşfetmek Jensen’i hayretlere düşürdü. Evet, bir sürprizle karşılaşmayı bekliyordu. Fakat bu derecesiyle değil. Karlı arazinin ötesinde berisinde, elektrik ışıkları pırıldıyordu; ve gökte de ay vardı.
Jensen. yarin tepesinden aşağıya doğru bakıp B. M. 432 muammasının scnucuna burada mı varıldığını kendi kendine sorup dururken, Miss Mal-labie, gülümsiyerek ona yaklaştı.
— İşte benim yaşadığım Argyle kampı burası... Ne dersini? - diye sordu.
Erkek, hayretini glzliyemlyerek:
— Demek burada... Ungava kıtasının tam ortasında. Halbuki, ben bu arazide İnsanların yaşadığını katiyen bilmiyordum. — dedi — Aşağıda bir maden ocağı olduğunu görüyorum. Binaların şekline bakılırsa, burası birkaç senedenberi işletilmekte. Peki nmma. nasıl oluyor da bu mevki hiçbir coğrafya haritasında işaret edilmemiş? Mevcudiyeti de Birleşik Amerikada bilinmiyor. Ben buralara doğru seyahate çıkm^-Kn evvel, en iyi malûmatı almıştım (Arkası var)
AKŞAM
flahlfe 7
Deli Sultan Mustafanın ikinci hai’i
Âzasuun çoğu velıi»ı Ve vesveseye müptelâ olan Osmanh saltanat hanedanında İkinci Mest Sultan Selim İle görünmeğe başhyan tereddinin kaçık Sultan İbrahim ve dördüncü Mustafa Uc deliliği (cünunu mutbık) diye resmen kabul edilmiş bulunan beşinci Sultan Muradda kuvvetli tezahürleri olmuştur. Ancak bu tereddi yolunda üçüncü Sultan MSbmedm oğlu ve birinci Ahmedin küçük kardeşi Sultan Mustafa bunların hepsinden üstün çıkmıştır. Çünkü o tanı bir dali idi! Yalnız kimseye saldırmayan neviden! Gariptir; Osraûnlı saltanatında yalnız iki padişaha tahta mü-kerreren geçmek nasip olmuştur: Elri bu padişahların en kâmillerinden ve en yükseklerinden olan ikinci Sultan Murat., diğeri İse işte bu Deli Sultan Mustafa!
Genç Sultan Onmanın kailinden sonra istediklerini tahta geçirmek ku re t ini kendilerinde gören Kapıkulları diğer bir çocuğu — birinci Sultan Ahmedin on bir yaşında oğlu şehzade Muradı — padişah görmekten ise bu eski deli hükümdarı tahta «'tartmağı tercih etmişlerdi
Fakat Sultan Mustafanm bu İkinci caltonatı da tabiî birincisi gibi kuru namdan ibaret kalacak, validesi oğlu namına saltanat sürecek idi. Bu saltanat da Kapıkulîarmın her isteklerini yapmaktan, onları memnun etmek için hâzineyi «ganimet mali gibi» dağıtmaktan başka blrşry oTmıva-eaktı! Bu cahil ve haris Abaza valide Sultan için tek b‘r düşünce, bir emel vardı.
Devlet ne hale gelirse g( L>in, deli oğlunun tahtta oturması'
Genç yaşta diğer bir padişah öldürülecekmiş, daha başka bir çok kanlar dökülecek, vücutlar parçalanacak,! başlar uçacakmış! Bunlar o dehşetli! dakikalarda onun gözüne görünecek | şeyler değildi!
O gün dışarıda hayûhuy devam ederken cami içinde bu Valide Sultan oğlunu mihraba oturtmuş, yanında bekliyordu. Delinin dayesi de etekleri ü'.tiindc oturmuş, ellerini tutuyordu. Dışarıda gürültüyü İşittikçe zaptı kabil olamıyaıı Sultan Mustafa yerinden ağrıyor, pencereye koşuyor, demirlere yapışıyor, hengâmeyi seyretmek İstiyordu. Arkasından Valide Sultan:
— Gel, aslanım! Gel, kaplanım! Koyuver! Gel, otur]
Diyerek dayenin de yardımlle ve hayli «dikkat ve zorlukla» oğlunun parmaklarını demirlerden ayırmağa çalışıyor, muvaffak olunca alıp yine mihraba götürerek oturtuyordu. Bu hal bir kaç dela tekerrür etmişti.
Valide Sultanın kalbi ancak Teüı-kulede Sultan Osman, boğulduktan ve kesilen kulağı İşi bitirildiğinin kanlı nişanesi olarak kendisine getirildikten sonra rahat edebilmişti. Sultan Muştalanın, bu defa bir sene, dört ay, beş gün süren, fakat hiç bir günü gailesiz, gürültüsüz geçmlyen bu ikinci padişahlığında deliliği evvelkinden ziyade göze çarpıyordu.
Yüzüne şöyle bir bakılsa hastalısı belli oluyordu: tavırlarındaki lntl-■amsızlıkiar dimağındaki bozukluğu aşikâre gösteriyordu. Bazan gözlerini açıp muttasıl bir noktaya dikiyordu; çok defa sarayın loj sofalarında yalnız başına koşuyor, odaların kalın tapılarına vurarak Sultan Osm&nı arıyordu
Bir gün atla kayığa binmek İstemiş, saraya avdetinde arkasından kayığın da çekilmesin! emretmiş idi. Bayram günü taamül mucibince tebrikle--! kabul ederken tahtta oturacak iken taht önünde ayakta el öptürmüştü. € gün bu hail görenler arasında:
— HuleTn âdabına riayet içindir!
Diyerek padişahın salâhına hamledenler olmuştu. Vakıa büyükler, şehler arasında bile Sultan Muştalanın delilik eserlerini «cezbe! Rahma-ne mâzhariyctinca ve kerametine atfedenler eksik değildi: Fakat bu etabe ve keramet devlet işlerini yoluna koymaktan çok uzaktı! İstanbul hü-kûnıetsizlik İçinde İdi. Kapıkullannın istibdadı, tecavüzleri halkı dllhun ediyordu. Dell padişahtan bir şey ümit edilemediği gibi fiilen saltanat süren validesinden de hayırlı bir İş umulamıyordu. Halk arasında Sultan Osznanın katlinden miitehas?ıl teessürler gün geçtikçe şiddetlenmekte > İdi. Şimdi Sultan Muştalanın halin! görüp anlayanlar:
— Aslan gibi bir padişahı hal' ve katletmeleri bunun İçin mİ idi?
Diye Iclehhüfler ediyorlardı. Kapıkulları hakkında (kendilerine dokunacak ?n ufak muamele leln hemen kıyam ediverdiklori halde velinimetleri olan hanedandan bir padişahı ekmek, tuz hakkı gözetmlycrek h&smı eline emante verilmiş iken gadir ve hayf İle katline sükût etmek suretlle dilsiz şeytana döndüler) deniliyordu.
Gittikçe kuvvetlenmekte ve yüksel-mdrtc olan bu mırıltılara, şikâyet tarzında söyleşmelere bazı şeyhler de iştir Ak etmeğe başlamışlardı. 1032 senesi ramazanının son cumasında Cerrahpaşa «evhl İbrahim efendi va'zında:
— Ümmeti Muhammedi Padişah dört gündür bir tenha odaya girip fc&pMimış, namaz, kılıp ağlamak tadır. Yemez, içmez, hiç kimseye söz söylemez Sırrına kendi vâkıftır! Duaya meşgul olun! Allah Sultanı zamana rahmet eylesin ve padişahımız Sultan Mustafayı hatalardan sakİRSun!
Gibi sözlerle duasına (fimin!» diyenleri ağlatmıştu
Yaptıkları hıyanetler, döktükleri kanlar yftişmlyornıuş gibi •( Kapıkulları ramazanda etmedik rezaletler de komâdilâı. Şehirliden mal cer etmek için bir deccal tasvir! yaparak davul, zuma ile sokakları geriyor, büyüklerin kapılarını, paşalarm saraylarını dolaşıl ot. kiminden kumaş, kiminden yirmi, otuz flor! almayınca gitmiyor-1 tardı.
Kurşunlu handa oturan sipah vc levend taifesi ramazan gecelerinde fahişeler! »er suretineo koyup kahveleri gezdiriyorlardı. Bayram günlerinde salnıçak kurup büyükleri davet ediyorlar vc salıncak ücreti koparı-! ıtırlardı.
Kendilerinde edeb ire haya kalmamış reziller büyüklerde de ırz ve vakar bırakmıyorlardı. Hain Damat Boşnak Davııt ve Arnavut Metre Hüseyin paşaları takiben sadarete getirilen Lcfkeli Mustafa paşa «yeri göğü bilmez, çulpn. şaşkın« ve pek mürteşl bir adamdı. Ayasofta müezzinliğini bir eşekçiye, Sultanahmet müezzinliğini de bir borizana vermek g!M münasebetsizlikler ihtiyarından çekinmiyordu. Sipahilerin şikâyetleri üzerine azlolunarak yerine doksanlık Cerrah Mehmet paşa geririlmişH. □S şevval 1031)
Bu suretle Kapıkullannın mütegnl-libane arzulan isaf edilerek dört, ay-| da sadarette üç defa tebeddül yapıl-’ mıştı
| Bayramdan sonra şarap aleyhinde -bLr forman sadlr olmuştu. Mcyhanv işleten Hıristtyanlar dükkânlarını kapamağa mecbur olmuş İdiler fakat Edlrnekapıda, Kumkapıda şarap satan YcntceTller bu yasağa hiç aldır-mıyarak ticaretlerine devam edlyçn\ lardı.
Zaten Kapıkulları Istanbulda hemen bütün kârlı İşlere el' kovmakta İdiler. Kapıkullannm gösterdikleri rezflâne serkeşlikler, küstahlıklar ls-tanbulda aleyhlerinde bir tesir uyandırıyordu. Vakıa başkentte halkta hasıl olmağa başlayan bu tepki de-run! nefretten, mırıltı dedikodulardan ileri gitmiyor idise de taşrada ve uzafc eyaletlerde hal bu derecede kalmıyordu,
Kapıkulları aleyhine söylenen sözler, yapılan itirazlar »e şikâyetler suya düşen taşın husule getirdiği halkalar gibi yayılıyor, Anadolu muhitinde derin akisler uyandırıyordu.
Anadolvıda (Devlet valide elindedir Padişah afal sahibi değüdİT) gibi sözler deveran ediyor, yer yer fitne ve fesat çıkıyordu.
Erzurumda Abaza Mehmet paşa baltan bu durumuna güvenerek Sultan Osmanm kam dâvaşlyle yeniçeriler aleyhine ortaya atılmıştı. Diğer beylerbeyflerden de ona uyanlar oluyordu.
(Devlet İki kocakarı — biri valide sultan, diğeri ihtiyar ve hadım Gürcü Mehmet paşa — elinde kaldı.) diye kapı kullarını gizilce tahrik ederek sadareti ikinci defa eie geçirdikten sonra yolsuzlukların envaını lr-tlkâbeden Merre Hüseyin paşa birkaç ay yapmadığını koymamış ve nihayet mansıbından atılarak yerine sabık Mısır valisi Hamltellll Kemankeş Kara AH paşa getirilmişti (H. 1032).
Merre Hüseyin paşanın tebdili üzerine umumda bir teyakkuz görüldü, tstanbulda mansıpların zorbalar tazyıklle verilmesi, taşrada reaya vo fıkaranın zorbalar ateşine yanması ne vakte kadar süreceği sorulmağa başlandı.
padişahın delilikleri halkın diline sermaye oluyordu.
Saltan Osman aleyhine -kıyamda önayak olan filema sebebiyet verdikleri ye menedemedlklcrl büyük facianın vicdanlarında nihayet uyandırdığı mesuliyet hissiyle «bizar ve hacll» idiler.
Kapı kullan da Sultan Mustafa taraftarlığında eski heffes ve şiddetlerini kaybetmişlerdi
Devittin halt pek vahimdi ve bu vehamet, en kapalı gözlere bite görülecek dereceyi bölmüştü. Bunu yalnız valld sultan aort ve hırsı yüzünden 'göremiyor veya görmek İstemiyordu. Bıı halin daha ziyade devamı İse mürukün değildi
Birine! Sultan Ahmedin hasekisi olup Eski saraydaki kösesinden devletin durum mm, gidişini şüphesiz, Sultan Mustafanın validesinden çok nafiz nazarlarla gören Kösem Mahpeykor sultan saltanat makamında artık her tarafça zaruri görülmeğe başlanan tebeddülün vukuunu hmda meharetle ve rasmakta idi. lere girişiyor, esnasında devlet İşlerine dair serdet-tlğl mütalâalarla kendisine takdirler cclbedlyordu. Bu mütalâaları dlnll-yenler ortalıkta hüküm süren karı-
Gizli bıı
Sağırlar da işitecekler
(Baş tarafı altıncı sahifede).
Tekemmül ettirilen pcncer. açmak tekniği üe yapılan 50 ameliyatta, kulağa tekrar İşitme kablllycü bahşedilmiştir.
Senelerden beri sağır olan bir kimsenin, tekrar ses dünyasına kavuşması, gayet tesirli bir sahne teşkil etmektedir. Bıı yasanın başında bahsi geçen kadıîıın durumu, bliha?sa calibi dikkattir,
Dr. Lempcrl ve keııdlsila işbirliği vapanlar, ameliyattan ewd bilhassa İki ehemmiyetli âmil üzerinde dıır-maktadırlar.
Evvelâ, pencere açmak usulünü tatbik etmek İçin her şeyden evvel hastanın gayet esaslı bir muayene geçirmesi lâzımdır. Bıı esaslı muayene esnasında operatör. İşltld sinirlerin dinç ve ârızasız olduğuna tam mânasUe tanaat getirmesi lâzımdır. Ajicak bundan sonradır kİ. operat-âr tekrar işitme mucizesini yaratacak olan pencerenin açılma ameliyatına girişebilecektir.
Binlerce vaka neticesinde, OtOSClC-roşls’ln 98 nispetinde tedavi cdl-lehlciee’ğt katiyette anlaşılmıştır.
Saniyen, bu ameliyat sadece büyük ve tabii bir cerrahi kabiliyetine | sahip olan ve senelerce kompetan bir talimat altında tekniği öğrenen ve tatbik eden bir operatör tarafından yapılmaktadır. Ameliyat esnasında hiç bir tehlike bahis mevzuu değildir. İltihap keyfiyeti yoktur. Ameliyat, kansız ve ıstırapsızdir. İki kulağından sağır otan bîr kiminin ancak bir kıılağı, işitme vaziyetine getirilmektedir. İkinci kulak, her ihtl-njale karşt, mecburiyet olduğu takdirde ameliyat edilmek üzere yedek teşkil etmktPdlr.
Çocukunuz* Dadı
Bulmak için
.Ak,,,,.. KUClJK İLAN LAR en «iiratli ve en ucu» vasıtadıı.
Çocuk hekimi doktor
Ahmed Akkoyunlu
Taksim - Talimhane palas. Telefon: 82027
Lokman Hekim

tesir yo-ririicç uğ-müzakere-mii/a kereler
Kü Çu K ^İLÂNLA Rl
| — IŞ ARIYANLAR
PARİSLİ BİR MADAM — Kâtibe daktilo veya çocukların tahsili ile meşgul olnbillr. İngilizce ve piyano dersi verebilir. İstanbul tercih edilir. G. C. rümuzuna yazılması rica olunur. 2012 —
MARUF BİR ŞİRKETİN — Muhn-aobe şefi boş saatlerinde İş arıyor. Ankara caddesi 119 Net Telefon 00523 2022 —
LİSE 11 İNCİ SINIF TALEBESİ — Her gün öğleden sonra yazı ve ayak İşlerinde ehven ücretle çalışır. Akşamda S.S. remzine. 2055 —
SANAYİ FABRİKALARINDA — Çalıkmış tecrübeli bir muhasebeci İş aramaktadır. Muhasebeci rümutuna mektupla müracaat. 2042 ’ — 2
ASKERLİĞİ OLMAYAN — Tecrübeli bir muhasip her hangi bir mü-essesede iş arıyor. Ayak İşlerinde dahi çalışabilir. ..Akşam» da İZ. G.) rü-mu2iına bildirilmesi. 2035 — î
2~ ÎŞÇİ ARIYANLAR
BİR BUÇUK YAŞINDI - Bir kı» çocuğuna bakacak ve büyütecek tecrübeli bir dadıya ihtiyaç vardır. Yaşı 40 tan aşağı almaması tecrübeli ol-üna-n şarttır. Şişli Samanyolu sokak 91 No. Blkmaz apartmanı dair4 2 ye öğlece kadar müracaat. 1073 — 1
MUHASEBE VE İDARİ İŞLERDE — Tecrübe görmüş kefalet verebilir bir bay aranıyor. Tahtakale Bal-kapan han caddesi 22 No. ya Anadolu İ^cvihe müracaat. 2015 —
SEKİZ YASINDA BİR ÇOCUĞA BAKMAK İ«.1N — Usan bülr Türk veya ecnebi bir bayana ihtiyaç vardır 20578 No. yft telefon. 2041 —5
TÜRKÇE-İNGİİ.İZÇE İYİ BİLİR — Makineyle çabuk yazar memur aranıyor. Yeni Valde Han No. 87 ye müracaat. 2040 — 1
BEKÂR, KİMSESİZ BİR BAY — Ev işlerinden İyi anlayan ve idare edebilen bir bayan aramaktadır. SB. tümüz u İle İstanbul posta kutusu 393 adresine yazılması 2044 — 2
MUAYENEHANE İÇİN — Tecrübeli, bir hemşire aranıyor. Cağaloğlu -Nurootıanlye caddesi 30 No. üst kata saat İJ - 12 arası müracaat.
2065 —
İKİ KATİRE BAYAN ARANIYOR — Sirkecideki tüccar yazıhanesinde kâ-llbellk için genç iki bayana ihtiyaç vardır, isteklilerin yeni çekilmiş vesika fotoğrafı ve kısa hal tercümcle-rile İstanbul 587 No. lı Fosta kutusuna mektupla müracaatları.
2052 — 2
MAĞAZA VE ARDİYE ARANIYOR— Eminönü İle Yağ İskelesi arasında denize yakın mağaza ve ardiye aranmaktadır. Balıkpazarı Taşçılar 104 No. da Bülbül adına müracaat.
1071 — 1
(Dr. HAFIZ CEMAL)
Dahiliye mütehassısı Divanyolu 104 Muayene saatleri Pazat hariç »jet gün 2.5 — 5, I el: 223915
KÂTİB ARANIYOR — İşçi kawiç bordrosu yapmak ve yazıhanede çalışmak üzere bir katlb İstiyoruz. Akşam gazetesine Kâtib rumuzuna el yazıslle şeraitinin ve kefilinin adresinin bildirilmesi. 3049 — I
şıklığa nihayet verebilecek, askere nüfuz yürütebilecek biri varsa o da Kösem sultan olabileceği yolunda propagandalar yapıyorlardı.
Şeyhülislâm Zekerlya zade Yahya efendi v® sair büyük ülema, mollalar, şeyhler, seyyitler İle vükelâ enderun ve birun ağaları aralarında ahvalin aldığı fena renk hakkında artık gizil değil, aleni müşavereler, müzakereler etmeğe başladılar. Nihayet sadrâzam Kemankeş Ali paşa şeyhülislâmı, ka zazkerlerle diğer üiemayı, ftyan ve erkânı bir meşveret meclisinde topladı. Bu müşaverede vaziyet ortaya konuldu. Sonunda Sultan Mustafa hakkında: tCczbel Rahmana mazlıar dervlşnlhad bir padişahtır. Dünya işlerinde şuursuzluğu ve aklında noksanın kemali dolayısiyle mesallhi İbadda tasarrufa kadir değildir.»
Denilerek hali ve Sultan Ahmet evlâdının en büyüğü olan Sultan Muradın iclâsı «.hayırlı işine» müttari-kan karar verildi. Buna kapı kulları kodamanlarının da njuvafakatı alındı.
Vükelânın toplandığı gün Sultan Mustafa (Davotpaşaı da İdi. tstan-bula saraya «göç» ettirildi. Ertesi 10 eylül 1623 — 14 zilkade 1032 günü vezirler, devalet âyan ve erkânı divanda toplandılar. Kuşluk vaktinde taht çıkarıldı. On İki yaşında Dördüncü Sultan Murat telis edildi.
Deli Sultan Mustafa on beş ay saltanat makamında kaldıktan sonra sarayda gene eski mekânında mnh-pcslne yerleştirildi; yanına carlyeler. hizmetkârlar verildi. Saltanat vesayeti bir delinin validesi elinden, cülusundan beş gün sonra sünnet edilen bir çocuğun validesi eline geçti Şu farkla kİ:
Sultan Muştalanın validesi haris olmakla beraber bilgisiz, görgüsüz bir kadındı; Kösem sultan İse her deai-seyt yatan zekâsı, aklı, bilgisi İle hüküm sürmeğe kalbinde en şiddetli bir meyil ve hırs sahibi idi ve bu meyil ve hırsını iki oğlu ile bir torunu günlerinde pek açıjc gösterecekti!
■ÜLEYMAN KÂNI ÎRTEM
EŞYA
Ş - SATILIK
BAKKALLARIN NAZARÎ DİKKATİNE — Her boyda kese kâğıdı İle sar-gılık ve kasap kâğıdı ucuz flatle satılır. Müracaat: Eminönü Tahmis cad. Kalçın Sok. No. 13 2004 —
SATILIK OTO — İyi kullanılmış, 800 L. yeni tamir görmüş, o silindiril, 16 y. 5,50 yeni beş IftstlUl Opel Tel: 20107 Yurtsan. Saat 8 - 10 ve 13 - 15, pazar hariç. 2018 — 3
SATILIK — İki çorap, bir fanllâ ve bir yumak makinesi acele satılıktır. jskelllerJn Çemberi! taşta Mahmudiye oteline müracaat etmesi.
2021 — 1
KIYMETLİ JAPON PARAVANI — Viyana aynası, balıü bul, 2 bronz şamdan satılıktır. Müracaat: Pazar günü saat 10 dan 18 e Osmanbey Şafak sokak 85'3 2028 —
KELVİNATÖR MARKA HAVUE — Çalışır variyette 942 modeli. Sirkeci Demirkapı Nöbethftne caddesi 22 nn-naraya müracaat 2033 — 1 YOR
ORTA YAŞIA BİR BAY İÇİN — ? Havadar güneşli mobllycll veya mo-bilyesiz banyolu bir veya iki oda aranıyor. Tel: 41343 2033 — 1 B
FABRİKAYA ELVERİŞLİ — Temiz 2' büyük pencereli bir mağaza aran- b maktadır. Semt mevzuu bahis değil- 4 dlr. Kurtuluş Sineni köy Şahin sokak 16/18 mühendis B?1a Janos Zöldy'ye si müracaat. 2007 — 2 n
60110 LİRAYA-*— Kuzguncukta kâ- $ gir 4 odalı boş teslim edilir. Satılık ev T Ferdi Stlek Türk Emlâk Bürosu Ga- n lata ömerâblt han 2 nel kat 23 tele- _ fon 42368. Dosya 1600 2026 — 1
110.000 LİRAYA — İstaııbıılda Mah-mutpaşa civarında 24 odalı kagir g potreill 5000 lira kira getirir. Satılık ~ 900 metre kare yer üzerinde han Ferdi Selek Türk Emlâk Bürosu Galata Ömerâblt han 2 nel kat 23 telefon 42368, Dosya 1(502 2027 - 1. rn
100000 LİRAYA — Bostancıda de- ® nlz kenarında satılık betonarme 8 H odalı şahane villâ. Ferdi Selek Türk Emlâk Galata Ömerâblt han 2 net kat 23 telefon 42368. Dosya 1601. | 2024 — 1 V
80.000 LİRAYA — Göztepede tama-mile manzaraya hâkim büyük çam Jj ağaçları içinde İki köşk biri 7 t>1t! 12 . odalı Ferdi Selek Türk Emlâk Gala- / ta ömerâblt han 2 nel kat 23 telefon 42368. .Dosya 1603 2025 — t ”
15000 LİRAYA — Üsküdarda Ah-medlve civarında 15 odalı bir dönüm “ hah i 11 harem 11 selâmlıktı satılık ev. Ferdi Selek Türk Emlâk Galata Ömer- e1 âbit han 2 nci kat 23 telefon 42368. 11 2031 - 1 A
20000 LİRAYA — Kısıklıda 13 dö- -nüm bahçeli 7 odalı meyvalı boş teslim edilir köşk. Ferdi Selek Türk Em- T lâk Galata Ömerâblt han 2 nel tat. t 23 telefon 42368 2032 1 d
SATILIK — Mısırçarşısındu her sı dükkâna uyar son sistem vitriiiüe be- ti rnber boş bir dükkân devredilecektir, r Vitrinleri ayrı olarak da satılır. Slr- “ keçide Başağa ambarı sahibine mü- . racaat. 2000 - 2 D
KİRALIK YALI — Yenlköyde rıhtı- 4 mi kendisine alt 14 odalı mûkimmel bir yalı kiralıktır. Mobllyesi, telefonu -ve buz dolabı vardır. 36.257 numaraya telefon edilmesi 2019 —3b
SATILIK DOKUMA ATELYEŞİ — ” Tahtakale caddesinde kâgir binada ” kurulmuş, 2 hobin. 2 masura makinesi) e 15 el tezgâhını havi mükemmel f dokuma atölyesi devren satılıktır, y Müracaat: Karakfty. Bebek tramvay durağı karşısında Demlrbağ han No. 18. Tle: 40304 2016 — 2
ACELE SATILIK — Güneşli ve mo-dern. Kadıköy Badem altı sokağında kârgir bir evle Erenköy Et hem Ef. caddesinde asfalta bir dakika bir «villâ» sahibi elBe satılık. İst. 4 üncü Vakıf | han birine! kat 30 numaraya veya 21844 telefonla müracaat. 2050 — 2'
5,000 LİRADAN 509.000 LİRAYA KADAR — İstanbulun heT yerinde apartman, ev, mağaza, imalâthane, fabrika, han, arsa ve çlfllk almak, satmak ve kârlı L?1 olup da devrede-çekler veya ortak lstlyenler İstiklâl c caddesi Büyük Parmakkapı köşe başı 4 No. kat 2 telefon 42396 Biihulet Em-lâk Zarif Özalp 2045 — 15
SATILIK HANE — Beşiktaş Orta-bahçe Mısırlı sokak bakkal karşısı 48 No. İçi dışı boyalı 6 oda geniş mutfak ve taşlık vasi bahçe arka-sı kâmi- 1 len açık. Bakırköy İskele caddesi 44 numaraya müracaat 2057 — ;
AYDA 720 LİRA KİRALI — İstan- 1 bulda Yenikapıda Aibnyacılar soka-‘ ğında 8 odalı kâgir apartımon şeklinde acele satılık em. Satın almak ve görmek İÇln: Ferdi Selen Türk Emlâk. Galata Ömerâblt han 2 nel kat 23 telefon 42368. Telefonla İzahat verilmez. 2054 - 2
ACELE KİRALIK KAT AKANI-_____— 5 - 6 oda gaa ve banyolu Kabataş Bebek arası veya Tünel civarı olabilir. Müracaat İstiklâl ccddesl 54/2 Telefon: 43376. 2034 — 1
İKİ EV 18500 LİRAYA SATILIK — Üsküdar vapur İskelesine on dakika mesafede Faşatlmunı öusvzbeğda beş yüz metre bahçeli denize nazır, zarif kâgir villâ İle yanındaki 3hşap ev satılıktır. Gezmek ve görüşmek fi Bahçekapıda eczacı Salih NecaIlın üracaat. 2030 — I
SATILIK ARSA — Nişantaşı, Güzel ahçe sokağı - Cephesi 12, derinliği 5 - Fevkalâde manzaralı ucuz Hatla ir arsa satılıktır. Müracaat: Telefon: 3945. 2036 — 8
YAKACIKTA — Sanatoryum inşama elverişli İçinde nkar suyu bulu-an 19 dönüm arsa 20000 liraya Katıktır. Ferdi Selek Türk Emlâk Büro-u Galata ömorâblt han 2 nel kat 29 eefon: 42368. Telefonla İzahat yerlileri 2037 — 3
ACELE SATILIK EV — Heybeliada i güzel semtinde 4 odalık tavan rası bahçe ve aamıçlı ev satılıktır, eyoğlu Tünel Galib Dede caddesi 52 o. matbaaya bay Annreuya mfira-kât, 2038 — 1
SATII.TK KELEPİR — Taksini Gil-lüşsuytında ilç bölüklü denize nazır r 23 mart 945 de Beyoğlu 3 i>ncl [uttuk Mahkemesinde satılıyor.
2034 ■— 1
MÜTEFERR1 K.
ALMANCA DERSLERİ — Bir Avru-alı öğretmen bayan büyüklere, vs san derilerine devam etmek lstr.cn debelere üniversite talebelerine ve ıktorlara gramer ve mükâleme der-verlyor. Her yere gidebilir. Akşam-B A- B, e rümuzuna mektupla mü-acaat. 2010 —
ASRİ DANSLAR — Hususi oiaıak derinde öğrenmek isteyenler Beyoğ-ı Anadolu ham geçidi karşısında llyon sokak 19 Prof Panosyan 10M - 3
Created by free version of 2PDF
ORTA - LİSE TALEBELERİNE — una Dereevinde riyaziye - fizik -Lmya - lisan derlscrl verilir. Pazarım başka her gün saat 14 - 18 aranda müracaat. Tuna Derstvl Ata-irk bulvarı No. 88 İstanbul - A&sa-ay. 995 S -
MÜTEHASSİS GENÇ BİR BAYAN— kokul çağındaki talebelere ders ve-lp ycttştlrm-Mrtedlr Arzu edenlerin 21 Posta kutusuna yarmaları.
2045 2
ORTAK ARANIYOR — İşlek büyük ir bakkaliyede yan yarıya ortak ulak lstiyenler Cağaloğlu Türkocağı Jkak No. 3 e müracaat. 2M6 — 2
BİR İNGİLİZ RAYI — Ehvın üc-■tle mükemmel İngiliz Usan dersleri »recektlr. Çok kolay, pratik ve seri letod. «LESSON8» rttmuzuna mek-jpla müracaa t 2051 — 1
MEKTUPLABINIZI ALIHKIM'/
Gazetemiz İdarehanesini adres olarak gösterinle olan karilerimizden
E A — 99 — M.M. E— S.L.A — İ43 _ Pratik İngilizce namlarına gelen meKi’i .rn >da-rehanemlzden aldırrm’ an "ica olunur.
Zayi ___ Teknik üniversite den aldı-
ım şebekeyi kaybettim. Yenisini akağımdan eskisinin hükmü yoktur.
44 NO. lı Ali Ak ağ
SATILIK BUZ DOLABI — Altı ayak Frijider marka İstanbul Yerebatan caddesi 43/2 No. ya müracaat.
2043 — 2
AZ KULLANILMIŞ — Smokin frak ve çay elbisesi narin yapılı abayan için rop süvaro ve kostüm tayyör çanta. nakil dolayıslle acele satılıktır. İstanbul Yerebataır caddesi 43/2 bayan Menfa'ya müracaat. 2040 — 2
SATILIK (•!» ADET YAYLI ARA-
BA — Tophane Aşçı Azlz'e müracaat.
2056 — 2
4
ACELE SATILIK APARTMAN — Halıcıoğlunda kâgir (9) oda taraça. balkon, terkos, elektrik, fevkalâde manzara. Bahçede ayrıca bir oda, mutfak satılıktır. Nnnıosmaniye G-Sinan Pş. Sok. No. 16. Kemâl İşıldak.
2047 — 2
Kiralık — Satılık
■ Dr. A. Asım Onur ■
Ortaköy Şifa Yurdu Şehir güııiltüsiindicn uz*k bu yerde büyük bir parkın içinde ve çamların ortasında fevkalâde güzel manzaralı, çok temiz , e iyi bakımlı, kadın, erkek heT türlü hastalara açık hususi hastane. Sinirlerini i e yorgunluğunu dinlendirmek ve nekahet devrini geçirmek istıycn-lere mahsus yegâne müessese. Telefon: 84421
Toprak Mahsulleri Ofisi İstanbul Şubesinden:
Amnnny. na*6s. Itoamp^Balal ve Mumb.nv cl.Slrn enlrrma, süpürülme «urelll» pplanmış ve havvan yemi olar.ıK kullaıplubılecek oo-vanros takriben SO lon süprüntü unu M mart MS pazartesi günü saat İŞ t. Galatada Bahtiyar hanındaki dairemizde açık arttırma suretlle satılığa çıkarılacaktır.
Bu unlar değirmenlerdeki kontrol memurlarımıza müracaat ecinereK görülebilirler. . ....
Bu husustaki şartname Müdürlüğümüz imalât servisinden talep olunabilir. (3370
Kereste satışı
Devlet Ziraat işletmeleri Kurumu
Başkanlığından:
Yalovada Millet çiftliğimizde bulunan orman ağaçlarından 96 M3 53İ D3 meşe, 12 M3 765 D3 karaağaç, 80 M3 774 D3 çınar olmak üzere ceman 190 M3 076 D3 metremlkâp ağaç kesilerek 23 3 945 cuma günü sRat 13 te çiftlik İdaresinde satışa çıkarılacaktır.
Görmek, şeraiti daha İyi anlam ı'.: ve satın almak ıızere isteklilerin mezkûr günde Yalovada Baltacı çiftliği müdürlüğüne müracaatları. i33Ö6>
Snhlfr
Salıife 8
Osmaniye
Tel: 2153®
(3345»
Satılık iki taksi otomobili
tasdiknamesi,
müteakiben de söz-
teminat* akçelerini fabrika veznesin*
Miktarı
Teminat akçesi
çekilen
İsteyenlerin fabrika müdürlüğüne ve satın alma müdürlüğüne müracaat-
Muhal ve mevkii
Dortyol Erzln
ZIDAAT BAJNKASI
gününe kadar birer dilekçe ile İktl-müracaat edeceklerdir.
lâzımdır:
İki taksi
Beşiktaş
muvaffak olmak
W
c) Ç)
d) cui uğa
e) f>
paralar bir sene içinde 50 liradan aşağı düşmlven-' ' ‘20 lazlaslle verilecektir.
Deniz Hastahanesi Baştabipliğinden;
Hastanemiz Ebeliği bdştur. Bu ödeve alınacaklara 4044 sayılı kanun hükümlerine göre 75 liraya kadar maaş ve ayrıca bir Er tayını İle Ayni yardım da verilecektir.
İsteklilerin ilgili vesikalarlle birlikte 10 nlasn 945 tarihine kadar Baştabipliğimize müracaatları. (3354)
7 — Eksiltme 2 Nisan 1945 Ereğli kömürleri İşletmesi İmar yapılacaktır.
8 — Teklif zarfları eksiltme
Kamyonet, otomobil ve motosık’et satılacak
Hesaplarındaki
iere ikramiye çıktığı rnkdı ; d e
İhale yeri
Osmaniye rmvir İmlrllğlnde
1 — Yukarda cins ve mlkdarı yanlı . .
8 — Buna ait şartname Orman Umum Müdürlüğünü,
Konya, Kayseri, Dörtyol bölge şefliklerinde görülebilir.
3 — Taliplerin ihale gününde evrakı müsbite ve İlk teminatları ile birlikte komisyona müracaatları. «3109»
şartnamesine göı-e tanzim edilmiş olarak İhale günü saat 12 ye kadar makbuz mukablltnde İşletme umum müdürlük b&şsekreterliğine teslim edilmiş olacaktır.
9 — İşletme ihaleyi İcrada serbesttir. (3340»
Batılacak Mlkdar mal cinsi
Devlet Deniz Yolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü İlânları
U. 1 kirli üstüpü .
t). B. Temiz üstüpü «levent» sonu Ü, D. HaşLUı üstüpü
Ü. B. Haşılh üstüpü «levent sonu» Telef tesisat» üstüpü
Diyarıbakır Belediyesinden :
Saniyede 225 litre suyu 15 metre yukarıya terfi edecek Elek-tromotörle işler bir Santrfuj tulumbasına ihtiyaç vardır. Mecmuu yukardakl şeraiti temin edecek iki motorpomp dahi olabilir. Satmak isteyenlerin Diyarbakır Belediyesine tafsilâtlı bir şekilde 15 gün içinde tekliflerini yapmaları Hân olunur. (5188)
Biri 938 modeli Doç, diğeri yine 938 modeli Pllmut marka otomobili satılıktır. Görmek için her gün 11-13 arasında Sokoni Benzin satıcısı Neşet'e müracaat. ■■
. . . basit ve mürekkep
faiz, Iskonto ve hesabı cariler hakkında umumi tatbiki malûmat)
4 — Türkiyenin tabii ve iktisadi coğrafyası ve İktisadi tarihi hakkında malûmat,
5 — İdare hukuku, memurin va muhakemat kanunu, 1008 sayılı kanun, ceza muhakemeleri usulü kanununun tahkikat usullerine mütedair hükümleriyle ceza kanununun memur suçlarına alt kısmı, ticaret hukuku, kanunu medeninin hakiki ve hükmi şahıslar İle medeni haklardan istifade ve bu hakları istimal ehliyetlerine mütedair hükümleri, borçlar kanununun umumi hükümleri,
0 — Ecnebi lisan (İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyoncadan bLrl) Kadroya alınacak müfettiş muavinleri üç senelik bir devreden sonra müfettişlik ehliyet İmtihanında muvaffak oldukları takdirde İktisat Bakanlığı müfettişliğine tayin olunurlar. (3338)
ve muhammen
bedeli tik teminatı Müddeti
RADYONUZUN doktora İhtiyacı varsa Profesör RADYO -TEKNİK'e telefon ediniz. Eskisinden daha yüksek bir hale ifrağ edecektir.
RADYO TEKNİK
P. Perrln ve W. Komfllt Mühendis Beyoğlu 285 İstiklâl Cad. (geçidinde> Tel: 41254
1 — tdaremizce İzmir, Karadeniz, Bartın, Marmara havzası, İskenderun ve Ayvalık postalan hatlarına İşletilecek vapurların güverte kantinleri 4 nisan 1945 çarşamba günü saat (14) te açık arttırma ile mültezime ihale edilecektir.
2 — Bunlardan hepsinin arttırmasına girmek lstlyenlerln (18.818) liralık İzmir hattı arttırmasına girmek lstlyenlerln (3120) liralık, Karadeniz hattı arttırmasına girmek lstlyenlerln 5775) liralık. Bartın hattı arttırmasın n girmek lstlyenlerln (634) lira (50ı kuruşluk, Marmara havzası hatları arttırmasına girmek lstlyenlerln (2595 lira (50) kuruşluk, İskenderun hatlı arttırmasına girmek lstlyenlerln (450) liralık, ve Ayvalık hattı arttırmasına girmek Lstlyenlerln (12421 ILralı’ güvenme parası yatırmaları lâzımdır.
1 — Bu İşe alt şartname ve mukavele > ojesi her gün Alım sal ını Komisyonunda görülebilir.
4 — İsteklilerin belirli gün ve saatte t ennıe makbuzları ve ticari sıfatlarını gösteren vesikalarla birlikte U. n müdürlük Merkez binası karşısındaki binada bulunan Alım satım ko. Lsyonuna başvurmaları lâzımdır. 13285)
Zııyı — Sen Mişel lisesinden almış olduğum billrme şehadctnamesl suıı Fen Fakültesinin yangınında zayi oldu. Yenisini çıkaracağımdan Sakisi r nln hükmü kalmamıştır.
Aristo Zikopulo
İktisat Bakanhğı Müfettiş Muavinliği imtihanı
Payas İstasyon De. Meşe odunu 10® Ton
* 100 » Karışık odun 150 ■ Meşe odunu 100 ■ » 100 »
> 100 » » 100 •
35 lira asil maaşlı İktisat Bakanlığı müfettiş muavinliği İçin 19. 4. 945 perşembe günü bir müsabaka İmtihanı açılacaktır.
Aranılan şartlar şunlardır:
A> Memurin kanununun 4 üncü maddesinin A, B. C, V ve Z fıkralarında yazılı evsafı haiz olmak,
B) Askerlik hizmetin! ifa etmiş bulunmak,
C) Hukuk ve İktisat fakülteleriyle yüksek mühendis, siyasal bilgiler ve yüksek İktisat ve ticaret okullarından veya bunlara muadil derecedeki ecnebi memleket fakülte veya okullarından mezun olmak.
Ç) 1.1.1045 tarihine göre 30 yaşından yukarı olmamak.
D) Sıhhi durumu iklim değişikliklerine ve her nevi yolculuk güçlüklerine dayanmaya elverişli bulunmak.
E) Hiç bir suretle hürriyeti tahdldedicl bir ceza ile mahkûmiyeti bulunmamak,
Fı Yaptırılacak tahkikat neticesinde sicil ve seciyesi bakımından mesleğe alınmasına mani bir hail bulunmadığı anlaşılmak,
İmtihana talip olanlar 14. 4. 1945 «•«-— ■>-
sat Bakanlığı teftiş heyeti reisliğine
Dilekçeye şu evrakın bağlanması Nüfus hüviyet cüzdanı, — Hal tercümesi hülâsası. Askerlik vesikası, Mezuniyet şahadetname veya Sağlam bünyeli olduğuna, İklim değişikliklerine ve her nevi yol-dayanmaya elverişli bulunduğuna dair resmi tabip raporu, İyi hal kâğıdı.
Dört adet vesika fotoğrafı
Aranılan vasıfları haiz görülenler evvelâ yazılı ve lü İmtihana tabi tutulacaklardır.
Sözlü İmtihana girebilmek için yazılı utihanda şarttır.
İMTİHAN PROGRAMI
1 — Nazari ve tatbiki iktisat.
2 — Maliye (bütçe ve vergiler)
3 — Ticari muhasebe (ticari defterler, bllânçoiar,
İhale
şekil
Açık 23/3'94® arttırma cuma
yerler arasında senede 4 def*a re ikramiye dağıtılacaktır.
4 Adet 1000 liralık
Devlet Orman işletmesi Osmaniye Revir Amirliğinden:
thalş tarihi
Ereğli kömürleri işletmesi umum müdürlüğünden t
1 — İşletmenin Zonguldakta Gellk bölgesinde yaptıracağı ekonomi fırın anbar ve İltisak yolu inşaatı kapalı zarf usulü ve vahidi fiyat esasiyle eksiltmeye konmuştur.
2 — Bu inşaat için işletme tarafından verilecek malzeme eksiltme dosyasının hususi şartnamesinde yazılıdır.
3 — Bu İşin tahmin edilen bedeli (185.213.35) liradır.
4 — İnşaatın mukavele projesinde piyasa ve fiyat değişiklikleri nazarı itibara alınmıştır.
5 — Muvakkat teminat miktarı (10-520.) liradır.
6 — Eksiltme evrakı (25) lira mukabilinde zonguldakta işletme imar ve İnşa gurup müdürlüğünden Ankarada Et! bank İnşaat müdürlüğünden ve îstanbulda Etlbank şubesinden temin edilebilir.
pazartesi günü saat 15 de Zonguldakta ve İnşa gurup müdürlüğü binasında
ÜROLOG - OPERATÖR ■■
Dr. M. ALİ TEZSEZER idrar yollan ve tenasül hastalıkları mütehassısı. Cağaloğlu ec-| zanesl yanında 30/3 Tel. 21514 |
Dizel ve Elektrikle çalışabilir Şahmerdan satılıktır. Müracaat: Galata. Perşembepazar, Yoğurtçu Han No. 13. Tel: 41İ43.
Toprak Mahsulleri Ofisi Umum Müdürlüğünden;
1 — Kurumumuza ait bir servi» kamyoneti ile bir otomobil ve lü motosiklet 2/4/945 tarihinde Ankarada Umum müdürlük binasında yapılacak açık arttırma ile satılacaktır.
2 — Arttırmaya girecek İsteklilerin en geç 2 4 1945 pazartesi günü saat 12 ye kadar Umum müdürlüğümüz veznesine:
Kamyonet İçin 2.250 Lira
Otomobil İçin 600 >
Motosikletlerin beheri için 75 >
maktu teminat yatırmış ve makbuzları almış bulunmaları gerektir.
3 — Kamyonet T. 222 model! sağ direksiyon, Kanada Doçu olup, yenidir. Lâstikler 18X950 ölçüsündedlr.
4 — Otomobil 1936 model! Butk olup Istepneslzdlr. Dört lâstiği yeni durumdadır.
5 — Motosikletlerden birisi Arlel, diğeri Royal markalıdır. Lâstikleri yeni olan bu motosikletler sepetli ve çalışır durumdadır.
fl — Sözü geçen bu motörlü taşıt araçları için daha geniş bilgi almak istiyenler her gün 5955 - 124 ve 3901 telefon numarasına başvurabilir.
7 — Kamyonet, otomobil ve motosiklet bir kişiye toptan satılabileceği gibi, İsteklilerine ayrı ayrı da satılabilecektir.
8 — Bu rttırmaya ait şartlaşma. Umum müdürlüğümüz Malzeme müdürlüğünden ve îstanbulda şubemizden alınabilir. (3222)
x_ZPaqa-
BİRİKTİREN DAHAT-6DEU
Senede 28.800 lira ikramiye
Ziraat Bankasında Kumbaralı ve lhbarsız tasarruf hesaplarında n Mart. 11 Haziran. 11 Eylül ve 11 Blrinckkânun keşide tarihlerinden bu av evvelki matlûp bakiyeleri 50 liradan az olmamakla beraoer ke-5’dı- tarihine kadar da matlûp bakiyeleri bu mlkdardan aşağı duşmî-Kuı’a ile o^ağıdakl plâna gb-
Sûmerbank iplik ve dokuma fabrikaları müessesesi nazilli basma fabrikası müdürlüğünden
Aşağıda cins, tahmini miktar ve muvakkat teminat akçeleri yazın üstüpüler açık arttırma suretlle satılacaktır.
İhale 2. 4 , 945 pazartesi günü saat 15 de fabrikada yapılacaktır. Müzayedeye iştirak etmek isteyenlerin ’ ' *...........
yatırmış olmaları lâzımdır.
Nümune ve şartnameyi görmek
İzmlrde Sûmerbank Ege mmtakasi
ları. (3022)
Cinsi
80 » 225 15 » » ■ »
30 » 22S İS » » » »
30 > 225 19 » > » »
30 ■ 225 İS » » » »
30 ■ 675 1 İS » * ■ »
30 • 450 İS • » • »
30 • 229 İS • » • »
30 » 225 15 > » ■ »
30 » 450 15 • e * *
30 . 225 13 • » • »
«13» parti meşe odunu açık arttırmaya çıkarılmıştır.'
■ ................ Osmaniye, Adana. Mersin revir âmiriIklerlle Ceyhan.
Afyon vilâyetinden
1 — Eksiltmeye konulan iş: Afyon - Gaziıgöl yolunun 0+512—D-t-88* kilometreleri araşırım 27868 lira 85 kuruş keşif bedelli parke döşemesi.
2 — Eksiltme 29/3/945 perşembe günü saat 15 te Vilâyet Hükümet binasındaki Daimi encümende kapalı zarf usullyle yapılacaktır.
3 —- Eksiltme şartnamesi ve ekler! Nafla müdürlüğünde görülebilir Veya 140 kuruş bedelle alınabilir.
4 - Eksiltmeye girebilmek İçin isteklilerin 2090 lira 16 kuruş muvakkat teminat vermeleri ve Vilâyet Nalla müdürlüğünden bu İş için alınmtf ehliyet vesikası ve Ticaret odası kayıt vesikası vermeleri şarttır. Bu vesikayı almak İçin isteklilerin ihale gününden en az. tatil günleri hariç, üç gün evvel İstida ile Viiâteye müracaat etmeleri şarttır.
5 - İsteklilerin teklif mektuplarını eksiltme günü olan 29'3 945 per-
şembe î.iinü saat on deurde kadar makbuz mukabilinde Vilâyete vermeleri lâzımda-. Postada olacak gecikmeler kabul edilmez. (2782)
(0^
Merak ve heyecanla beklediğini» TURAN AZİZ
GECELERİN KOYNÜNl
Çıktı. Fialı 150 kuru». İSTANBUL MAARİF KİTAPHAN1

Comments (0)