AKŞAM
Sene 32 — No. 11290 — Flatl: her yerde 10 kuruştur.
CUMARTESİ 18 Mart 1950
Rusyada tarım işleri gittikçe bozuluyor
Moskova radyosu köylülerin ellerindeki mahsulü sakladığını nihayet itiraf ediyor
Londra 18 (Nnfen )— Sovyet Rusyada ziraat işlerinin gün geçtikçe bozulmakta olduğu bildirilmektedir. Bundan birkaç hafta evvel ağır surette İtham edilen Ziraat Bakanı Andreev -*■ sonraları Pravda gazetesine gönderdiği bir yazıda (ozûr dilemiş» se de vaziyet durgunlaşmamış, aksine olarak bozulmuştur.
Moskova radyosu şimdi Bolşevik partisi genel İdare heyetinin bir raporunu açıklamaktadır. Bu raporda bildirildiğine göre. Rusysnın birçok yerlerinde kolhozlar İstenilen neticeleri vermemiş ve köylüler ellerindeki hasadı saklamışlardır-
Batılı çevrelerde belirtildiğine göre, işin en tuhaf tarafı, bundan bir müddet evvel aynı radyo tarafından verilen İstatistiklerde köylünün istenilen rakamı fazlaslyle vermiş olduğunun bildirilmiş olmasıdır.
^Şlmdl Moskova radyosu kendi
kendini tekzlb etmekte ve köylünün hasadı sakladığını İtiraf etmektedir.
Moskovanın flütleri düşürmesine rağmen, köylü arasındaki memnuniyetsizliğin artmakta olduğu ve geniş bir karaborsanın teessüs ettiği görülmektedir. şimdiye kadar Rusyada karaborsayı bizzat hükümet İdare etmekteydi. Fakat bundan sonra karaborsanın hükümetten başka eller tarafından da yapılmağa başlanacağına dair emareler görülmektedir.
Rusya sinir harbini şiddetlendiriyor
Londra 18 (Nafen) — Sovyet-ler Birliğinin sinir harolni şld-detelendlrmek için yeni çareler aradığı ve her seferinde de bunlardan âzami istifade temin etmeğe gayret ettiği görülmektedir. Moskova, şimdiki halde, Polonyadakl Almanlar mesele-
sini kurcalamakta ve bununla »Berlin ablukası» esnasında kaybettiklerini kazanmağa çalışmaktadır. Moskovanın burada güttüğü hedef şudur: cPolonyadakl bütün Almanları Batı Almanyaya sokmak ve böylelikle bu bölgede işsizliği artı ırmak ve güçlükleri çoğaltmak.»
Dün İlk defa olarak Polonyadakl Sovyet makamları Batı Almanyaya fazlaslyle /Uman sokmağa çalışmışlardır. Fakat tesblt edilmiş olan liste haricinde olan bütün Almanları İngiliz makamları geri göndermişlerdir.'
Doğu markı düşüyor
Berlin 18 (A.P.) — Dün. Al-manyanın Rus bölgesinde harb-denberi görülen en müthiş para krizi müşahede edilmiş ve Doğu markı şimdiye kadar görülmemiş derecede alçak bir flatte satılmıştır.
AKŞAM’ın büyük resimli röportajı
SİYASET ADAMLARIMIZIN HUSUSÎ HAYATLARI
Politika hayatına at’ldrktan sonra Adalet, Dışişleri Bakanlıklarına getirilen ve Başbakan da olan Millet Meclisi Başkanı Şükriî Saraçoğlu niçin bir kaza kaymakamı olmak isterdi?
refikası ile konuşurken
bütçesi hak kındaki fikri.
Cemalcddin Bildik, riaştjrma Bakanı Kemal Satır ve
Arkadaşımız Cemal ed-din Bildik, bu röportaj serisini hazırlarken siyaset adamlarımızın hususi hayatlarını tam mânasile tesblt edebilmek için makamlarında değil evlerinde kendUerile konuşmağı tercih etmiş ve rcflkalarile çocuklarına da sualler sormuştur.
Başbakan yardımcısı Nihat Erim'in al atlas üzerine sırmalı İşlemeli kitap torbası omuzunda olduğu halde alayla İlk tahsile
başladığını bilir miydiniz?
Büyük Millet Meclisi Başkanı Şükrü Saracoğlu-nun mektepte dört kişilik bir grup olan arkadaşları ile daima kavga eden yaramaz bir çocuk olduğunu duymuş mıydınız? Politika hayatına atıldıktan sonra Adalet, Dışlşlc-ri Bakanlıklarına. getirilen ve Başbakan da olan bu yaramaz çocuk niçin bir kaza kaymakamı olmak isterdi?
Maliye Bakanı İsmail Rüştü Aksal'ın devlet ve cv
Fuat Köprülü'ye Sorbon Üniversitesi tarafından hediye edilen profesörlük kürkü nasıl bir kürktür ve nerede saklıdır?
Devlet Bakanı Cemil Sait Barlas'la Bayan Barlaa alaturka ve alafranga musiki hakkında ne diyorlar? Sinema mi tiyatro mu? Hangi artisti severler?
Yarından sonra A K Ş A M’da
Sîzleri şimdiye kadar hiç duymadığınız hakikatler / İçinde günlerce meşgul edecek olan bu yazılan: >1
bulacaksınız |
Sahibi: Necmeddln Sadak ■— Yazı İçlerini fiilen İdare eden C. Bildik — Akşam Matbaası.
Türk İtalyan paktı
Bu ayın 24 ünde Romada imza edilecek
- m-----
Ankara 18 (Akşam) — Türkiye-İtalya arasında akdedilen dostluk anlaşması bu ayın 24 iinde Romada imza edilecektir. İtalya hükümeti, anlaşmanın imzalanması için Dışişleri Bakanımız Ncc-meddin Sadak’ı resmen davet etmiş bulunmaktadır.
Necmeddin Sadak, ayin 21 inci salı günü Ankara’dan hareket edecektir. Sadak, bir İsveç uçağıyle ayın 23 iinde İstanbulda hareketle Komaya gidecektir.
Aynı uçakla İtalya-nın Ankara Sefiri Sinyor Prona da Romaya gidecektir. Dışişleri Bakanına Bakanlık umum müdürlerinden Bülent Uşaklıgil ile Kalemi mahsus müdürü Necdet refakat edeceklerdir.
Amerikanın Moskova sefiri
Dün uçakla Kıbrıstan İstanbul’a geldi
Mr. Alan Kirk
Birleşik Amerikanın Moskova Büyükelçisi Mr. Alan Kirk dün saat 13 de özel bir uçakla Kıb-r ıs tan şehrimize gelmiş, hava alanında Amerika konsolosluğu erkânı ve basın mensuplan tarafından karşılanmıştır.
Memurlara 3 milyon lira borç verilecek
Alınacak borçlar 2 senede müsavi taksitlerle ödenecek
Ankara 18 (Akşam) — Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından sandığa dahil olanlara 3 maaş nis pelinde borç para verileceğini evvelce yazmıştık. Gene müdürlükçe üzerinde eıı çok durulan nokta, verilecek borç paraların ne şekilde tahsil edileceği keyfiyetidir. Verilen malûmata göre, bu husus için bir çare bulunmuş ve bu paraların mâliyece aylıklardan kesilmesi uygun görülmüştür.
Verilecek borç para için ayrılan ödenek 3 milyon liradır. Şimdiye kadar 15,000
talip olduğu için bu miktarın müracaatları karşılamı-yacağı anlaşılmaktadır.
Tanzim edilen tüzüğe göre, sandığa dahil olanlar, bazı şartlarla borçlanabilecekler, parayı iki yılda müsavi taksitlerle ödeyeceklerdir.
Borç para alabilmenin şartları şu şekilde tesbit e-dilnıiştir:
A — Evlenme, kız evlendirme.
B —• Mesken edinme.
C -— Bulunduğu teşekkülün kabul etmediği hastalık ve tedavilerde.
Amerikan gazeteleri kralının beyanatı
Ergeç peyk memleketlerde isyan çıkacak Rusya genişledikçe zayıf düşüyor
Mr. Me. Cormlck tstan bul garetecileriiç beraber
l
Dün Ankara dan şehrimize gelen Amerikan gazeteleri kıralı Chicago Tribüne gazetesi ile daha bir çok gazetelerin sahibi Mr. Mc Cormlck Vali ve Biledi-ye başkanı Dr Fobreddln Kerim O ok ayı makamında ziyaret etmiştir.
Mr. Mc Cormlck. Vali ve Be-
Mr Alan Kirk kendisi İle icdlye başkanı ile konuşmasında görüşen gazetecilere Turkiyeyc iki sene evvel bir defa daha geldiğini, şehrimizin görülmeğe değar yerlerini gezdikten sonra pazartesi günü uçakla Komaya hareket edeceğini söylemiştir,
Büyükelçi İngiltere, Fransa
evvelce da Türklyeyi ziyaret etmiş bulunduğunu, çok az bir zamanda elde edilen başarıları hayranlıkla karşıladığını ve iki memleket arasında devlet a-damlon, basın temsilcileri, as-.v, kerl ve deniz kuvvetleri men-
ve tbalyadakl Amerikan Büyük suplarının karşılıklı zlyoretleri-elçllerinln yapacağı konferansa nln iki memleketin birbirini da-iştirak edecektir. Konferansta'ha yakından tanınmasına yar-Amerikanın Avnıpadakl slyase- dım ettiğini, kendisinin Amerl-U gözden geçirilecek tir. |ı
D — Sel, deprem ve yangın gibi felâketlere uğnyan-lar.
E — Doğu Anadoludakİ memurların yakacak, hususi hallerde yiyecek ihtiyacını gidermek için.
F — Peşin ev kiralarını karşıhyabiimek için.
G — Bulunduğu yerlerde okul olmazsa çocuğunu o k utmak için.
Bunlardan yangın, deprem ve sel felâketine uğrıyanlar-la hastalık doiayısivle borç para almak istiyenler tercih edileceklerdir.
Askerî barem
Kanun kabul edildi subaylar 1 temmuzdan itibaren üst maaş alacaklar
Ankara 17 — Subaylar heyetine mahsus Terfi kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesine dair kanun Meclisin bugünkü. toplantısında İvedilikle görüşüldü ve bir maddesi ko-mlsyona iade edildiği için. Meclisin pazartesi günkü oturu-
muna bırakıldı.
I Bundan başka .tubay ve askerî memurların aylıkları baz-
kındaki kanunda yapılacak tadilatın görüşülmesine geçıldL Söz alan general Abdullah Aip-
doğan. kanunun haziran so-
nunda yürürlüğe gireceğini,
[Arkası sahlfe 2 sütun ( de)
UmJAjl.NTTl
50 kuruşa yoğurt
re heyetleriyle daim) temas halinde olduğunu ifade ederek, memleketimizde demokrasinin gelişmesini övmüş ve Türklye-nin Avrupada yegâne kuvvetli ve müstakar devlet olduğu kanaatini taşıdığını söylemiş tir.
Vali ve Belediye başkanı saat 1630 da Mc Cormlck'ln zlyare-
tini İade etmiştir.
Mc. Cormick’în basın temsilcilerine beyanatı
Mr. Cormlck: dün saat 17 de Parotelde İstanbul basın temsilcileriyle görüşmüş ve Mar-shall yardımının Avrupayı kurtarabilecek mİ sualine şu cevabı vermiştir:
(Arkası sahlfe 2; sütun 7 de>
Süt 60 kuruşaydı. Gazetelere nazaran kepek pahalı-landığından sütçülerin durumu müşkülleşmiş. Bir kilo yoğurt normal olarak kaç gram sütten yapıldığı sır değildir. Halbuki mahalle aralarında kilosu 50 kuruşa Silivri yoğurdu satılıyor.
Terkibi nedir? Ahaliye ne yediriliyor? Bunu öğrenmek ve ıslahını istemek halkın hakkıdır.

Devlet Denizyolları-
kada bulunan Türk temsilcileri
Valinin spor İdareci ve yazulariıle dünkü top latınsuıdnn bit enstantane [Yazısı ikinci sahifenUzdel
na teşekkür ederiz
İstanbul iskelelerinin durumunu 7 noktadan ten ki d etmiştik. Devlet Denizyollarından aldığımız bir mektupta deniyor ki :
«... 7 madde halinde sıralanan hususlar tetkik edildi. Lojmanlı iskeleler mahduttur. Ve daimi kontrol altında bulundurulmaktadır. Halka ait yerler ikametgâh haline getirilmektedir. (Not: Daha iyi aransa, getirilmiş bulunduğu görülecektir.) Sayın muharririn işaret ettiği noktalardan vâki olan lann giderilmesi için gerekli tedbirlerin alındığını arze-der. yerinde ve samîmi ikazlarınızın devamını rica ederim. — Genel Kâtip..»
Diğer resmi makamların da — meselâ şu yoğurtla alâkalıların da — tekrarlanmış şikâyetlerimize cevap vermelerini isteriz. Ya «haklısınız!» ya «yanılmışsınız.»
Makamların gazetelerle iş ortaklığı bekleniyorsa, bu kadar bas;,'eri olsun ihmale uğramamalı.

id MUUb iyoD
Saitife 2
Hafta S cm Notları OÜ fı , - - :
Çocuktan muzır neşriyattan korumanın çsresi
Sabah Gazeteleri Ne Diyor ?
Geçenlerde Ankaraya glt-ligim zaman temas ettiğim bazı maarif mensupları çocuklar İçin neşredilen kitap ve mecmuaların bir kısmından şikâyet ettiler. Bunların arasında çocukların üzerinde fena tesirler bırakan yazı ve resimlere bol bol yer verildiği görülüyormuş. Bıçaklı ve tabancalı haydut romanları, hoyratlığı hoş bir şey gibi gösteren tefrikalar, zabıta kuvvetlerini oyalamayı hüner saydıran hırsız, polis hikâyeleri ile çıkan bu çocuk neşriyatına karşı bir şey yapılanııyormu*- Bunları yasak edici çarenin re olacağı hakkında tedbirler düşünüldüğünü de ayrıca söylediler.
Hakikaten bazı çocuk velileri de bu türlü neşriyattan şikâyetçidirler Çocuklar meraklı haydut romanlarını gündeliklerinden ayırdıkları para ile relilerinin haberi olmaksızın edindikleri için önle menin zorlucu karşısında şaşırmış vasiye* tehirler. Yalnız bizde değil, son zamanlarda Fransadı ve resimli haydut, edebiyatının doğum yeri ilan Birleşik Amerika-da da bu türlü neşriyatın çocuklar üzerindeki fer.a tesirleri farkedilrr’ş ve alâka-• ll’nr oir çare aramaya koyulmuşlardır
Onlar araya dursunlar. Biz bu çareyi çoktan bulmuş mil-Jetlerdeniz. Ama nedense çareyi bulduğumuzu çabucak unutmuşuz ve tekrar aramaya koyulmuşuz I
Türkiye Büyük Millet Meclisinde daha 1927 yılında kabul edilmiş «Çocukları muzır neşriyattan koruma kanunu» adını taşıyan 1117 numaralı bir kanunumuz vardır ki bu kanun yürürlükle olmakla beraber o zamandanberi tatbik edilmemiştir. «18 yaşma kadar küçüklerin maneviyatı üzerinde muzır tesir ika edeceği anlaşılan kitap, mecmua ve mevkut risalelerle resim ve levhalar» dan çocukları uzak tutmak maksa-dlyle hazırlanan bu kanun, neşriyatı tetkik edecek bir heyetin kurulmasını emret-
mektedir.. Maarif Vekâleti talim ve terbiye heyetinden, Dahiliye Vekâletinden, gazeteciler cemiyetlerinden, muallimlerden, Himaye! E t fal cemiyetinden, Adliye Vekâletinden seçilecek birer zattan kurulması istenen bu heyet çocuk neşriyatını dikkatle gözden geçirecek ve çocukların maneviyatı üzerine fena tesir edeceğine İnandığı kitap ve mecmuaların üzerine «Tahdidata tabidir» damgasının vurulmalını emredecek t ir Bu damgayı yiyen eserler «Açık sergilerde sabit ve seyyar nıüvezzl-ler tarafından satılamaz. Dükkânlarda teşhir edilemez. Bir yerden bir yere teşhir maksadlyle açık bir suretle naklediiemez. Müvezzüer tarafından bunlar için sipariş kabul edilemez. Gazeteler ve meçin ular, duvar ve el llân-lariyle veya diğer suretlerle ilân edilemez Kitapçılar tarafından küçüklere gösterilemez. Para mukabilinde veya parasız olarak verilemez ve hiç bir suretle mekteplere ithal edilemez».
Bunlar yürürlükte bulunan 1117 numaralı kanunun hükümleridir. Muzır neşriyat yaptıkları görülenlere önce Maarif Vekâletince ihtarda bulunulur. Tekrala-nırsa eserleri damgalanır. Böyle bir hareketin 100 liraya kadar hafif para cezası veya üç aya kadar hafif hapis cezası vardu. Heyetin kararma karşı yapılan İtirazlar şûrayı Devlette tetkik e-dilîr...
İşte çocuklarımızı muzır neşriyattan korumanın çaresi. Elimizde hazır bir kanun var. Yapılacak iş kanunu raftan indirip heyeti kurmaktan ibareLtir. Bunu yapmakla hem Milli Eğitim Bakanlığı acı acı düşünmekten kurtulur, hem çocuk velilerinin yürekleri ferahlar. Hem de çocuk neşriyatı yapan müesseseler nelerin muzır olduğu hakkında bir fikir edinerek neşriyatlarına ona göre bir İstikamet verirler. Bu dâva da böylece kapanır gider
Şevket BADO
Gazeteciler Şarkta
YENİ SABAH, başmakalesinde son günlerde Amerikalı gazetecilerin memleketimizi ziyaretinden ve tanınmış Amerikan gazetecisi Mc Cormikin beyanatından bahisle diyor ki:
«Amerikalı gazetec». devletçilik ve inhisarcılık bahsinde ı Halk Partisinin tuttuğu yolun batalı olduğunu tebarüz ettirmiştir. Her halde kendisi, Cumhurbaşkanı ile Kabine Reisi ve Dışişleri Bakanlarıvle uzunca görüştüğüne göre o zevata da bu düşüncelerini açıklamıştır. Bu irade ve İkazlar çoğunluk partisi ve «imamda» tan üzerinde İyi tehirler bırakabilirse bu halden memleketçe faydalanmamız ihtimali vardır. Metin ve lâfız olarak mükemmel olan Anayasa hükümlerimiz de, bundan sonra, olsun, ciddi ve azimli bir surette tatbik edilebilirse yani hâdiseler yirmi beş yıldan beri olduğu gibi değil de olması lâzım geldiği veçhiyle akmağa başlarsa şüphesiz ki mes’ut ve verimli bir demokrasi hayatı bizde de başlayabilir.
Bu ziyaretlerden böyle müspet neticeler alınabilirse bun-
dun herkes memnun olur.»

Bir türlü Meclise sevkedilemeyen bir kanun
Hürriyet gazetesi. Devlet De-nîzyoilnn memurları için hamlanan barem tasarısının hâlâ Meclise sevkcdilmcnıc&ini ten-kid edeerk diyor kî:
«Mezkûr durumu tashih sadedinde hazırlanan bir kanun tasarısı hâlâ sürüncemededir. Nedense bir türlü Meclise sevkedilemiyor.
Denizyolları İdaresi, bir ik-Lisadi devlet teşekkülü olmadığı için bünyesi İçine bir türlü kendisine lâzım olan kabiliyetleri olamamaktadır. Hşlbuki bu idarenin tamamen ticari bir zihniyetle çalıştırılması her bakımdan faydalı olacaktır.
Baremin kendilerine bahşettiği haktan daha aşağı bir dereceyle istihdam ettiğimiz bu memurlardan, bu şartlar dahilinde istifade etmemize elbette İmkân yoktur. Ya bunlara haklarını verelim ve Meclisten süratle tasarıyı geçirelim, yahut
da bu işi yapamıyacağımızı ilân edelim ki, bu insanlar da boş yere ümide düşmesinler.»

Eskişehir felâketinin mesuliyeti
.Selim Ragıh Emeç, SON POS-TA'cla yukarıki başlıkla yazdığı başmakalede diyor ki:
Bayındırlık Bakanlığının öte-denberl tatbik edegeldlği su siyasetinin nasıl yanlı; bir istikamet takip etmiş olduğu da anlaşılmıştır. Bundan sonra, bunun düzeltilmesi ve hele bir an evvel düzeltilmesi icap eder. Su dâvası ;her memleketin kendine göre hallettfcl bir İş olmaktan çıkmıştır. Bunun, belli esastan vardır. Evvelâ nereden ve nasıl başlıynlını; sualinin mantıki cevabiyle salim mecrasına sokulabilecek olan bu siyaset; Bayındırlık Bakanlığınca da böyle bir yola d ölçülebilmekten geri kalmışsa, bunun sebebi, sadetçe bilgisizlik olmamıştır. Bunu. daha ziyade bir lakım hatır vç gönüllerin mu brem İhtiyaçları daha az mühim olanların lehine ihmal ettirmiş olmazında aramak lâzımdır.»
Valinin spor idarecileri ile diinkii toplantısı
Profesör Fahreddin Gökay ihtiyaç ve temennileri kaydetti. Bu sene yapılacak işleri anlattı
Vali ve Beden Terbiyesi Bölge Başkanı Prof. Fahreddln Kerim Oökay dün saat 17,30 da Beden Terbiyesi Bölge binasında spor idarecileri, klüpler mümessilleri ve spor yazarlariyle bir toplantı yaparak şehrimizi ilgilendiren spor İşleri üzerinde izahat almış ve Heri sürülen dilekleri tesblt etmiştir.
Spor idarecileri ve yazarları, İstanbulda kapalı bir yüzme havuzu İnşası, atletizm pistlerinin bir an evvel tâmiri, küçük klüplere sahalar temini ve maç biletlerinin karaborsasının önlenmesi için biletlerin yalnız
maç günlerinde stadyum turnikelerinde satılmasını cemenni etmlşlenHr-
Vall, bu ihtiyaç ve temennileri kaydettikten sonra yüzme havuzu İnşası ve küçük klüplere saha temini meseleleriyle meşgul olacağım, pistlerin tamiri için alâkalılara enur vereceğini söylemiş, 1950 Belediye bütçesinde spor işlerine ve sahalarına 1,300,000 Hra tahsis e-dlldiğini belirterek bu senekl İşleri hakkında İzahat vermiş bilet karaborsasının önlenmesi için alınması gereken tedbirleri etüd ettireceğini söylemiştir.
Şoförlerin toplantısı
Gürültüler arasında sona erdi
Şorûricr cemiyeti mensupları dün münakaşalı ve gürültülü bir toplantı yapmışlardır. Cemiyetin iyi İşlemediğini ileri sûren ekseriyetin isteği üzerine tertip edilen bu toplantıda sez alanlardan Hüseyin adında bir şoför, şoförlerin ıstırap içinde kıvrandığından bahsetmiştir
Şoför Avni de cemiyetin İyi çalışmadığım ve gayelerinden uzaklaştığını söylemiştir.
Şoför Mehmet de şoförlerin ağır yük altında bulunduğunu, patronların belediye nizamlarına göre arabalarını çaldırmadıklarını bütün kaza ve aksaklıkların bundan ileri geldiğini söylemiştir.
Aynı mevzuda konuşan Adil adında bir üyenin de sözlerinin kesilmesi salonda yeniden büyük bir gürültünün çıkmasına sebep olmuştur.
Salondaki gürültü ve münakaşa altında Konuşulamıyacag-nı gören başkan başka bir ^üa toplanmak üzere toplantıyı tatil etmek mecburiyetinde kalmıştır.
Toplantının bitmiş olmasına rağmen münak analarına dişan-da da devanı etmişlerdir.
Adalet Bakanı
Adalet Bakanı Fuat Sirmcn bu akşamki ekspresle şehrimize gelmiştir.
Berberler derneğinin yıllık kongresi İstanbul umum berberler demeğinin yıllık kongresi 21 Martta yapılacaktır. Bu kongrede, berberlerin bir çok dertleri konuşulacak ve lüzumlu kararlar alınacaktır.
Bayar seçimlerin haziran da icrasını istiyor
Parti namına aday gösterilmek isteyenler hakkında D. P. nin bir tebliği
M. Partisi kongresi
Dün Aksa rayda toplantılarına başladı
Millet Partisi İstanbul ti kongresi dûn saat 14,30 da Lâlelide Çiçek Palas salonunda toplanmışta. Kongrede Hikmet Bayur, Ahmet Tahtakılıç, A. Kemal Sillvrili, O. Nuri Kön), Enis Akaygen, Mustafa Kentli, Şefik Çakmak, Mareşal Fevzi Çakmak'ın refikası ve hemşiresi, M. P. Edirne 11 başkanı ve partililer hazır bulunmuşlardır,
Fuat Amanın kongre başkanlığına seçilmesinden sonra faaliyet raporu okunmuştur.
Raporda parti çalışmaları belirtildikten sonra, Millet Partisinin bu cemiyetin hasta olduğuna İnandığı İçin mücadeleye atıldığı, bu mücadelede ölmenin şehit olma sayılacağı, matbuatın partiye cephe aldığı, bitaraf hareket etmediği, memleketin bir uçurum kenarında bulunduğu, bu uçunmi-dan ancak Millet Partisinin iktidara gelmesiie kurtuluna-cağı söyleniyordu. Kongre bugün de devam edecektir.
Valinin dün geceki teftişi
Vali ve Belediye Başkanı Dr Fahreddln Kerim Oökay, dün gece yansından sonra Samatya ve civarındaki karakolları ve fırınlarda çıkardan ekmekleri tefti; etmiştir.
Eskişehir 17 — Demokrat
Parti GeneL Başkanı bugün saat 14 te otomobil ile Anka-raya hareket etmiştir. Seçimler hakkmdaki fikrini soran gazetecilere şunları söylemiştir:
«— Seçim gününün haziran ayı iptidasına raslıyacak bir surette tesbitini istemekteyiz ve bunda da musırrız. Eğer normal şartlar dahilinde seçim yapmak fikrinde ise, hükümetin iyi niyetinin bir delili olarak bu İsteğimizi kabul edeceğinden emin olmak istiyoruz.» Bayar. Koalisyon Kabinesi mevzuuna da temasla demiştir ki:
«— Koalisyon Kabinesi hakkında hükümetle benim aramda bir konuşma olmamıştır. Bir çok defalar söylediğim gibi seçim devresine münhasır olmak üzere bir Koalisyon Kabinesi kurulursa, yani bizden de, Kabineye eleman alınırsa, seçimlerin dürüst yapılacağına ve dürüst yapıldığı hakkında*! kanaat daha kuvvetli ve umumi olur.»
Bayar’m Valiyi ve
C.H.P. merkezini ziyareti
Eskişehir 17 — Celâl Bayar Ankaraya hareketinden evvel Valiyi ve Cumhuriyet Halk Partisi merkezini de ziyaret etmiştir. Bu ziyaret esnasında henüz partisiz olan Emin Sazak Vali Ahmet Kiniğin odasında oturmakta İdi. Bayar. Eskişehirdeki tetkikleri hakkında Valiye müşahedelerini
bildirmiştir.
Cumhuriyet Halk Partililer parti merkezini ziyaret eden Bayar'ı iyi karşıladılar. Bayar bundan sonra Belediyeyi, müteakiben de Hatkevini, hususi binalarını ve demiryolları lojmanlarını dolaşarak buralara yerleştirilmiş olan felâketzedeleri gördü.
D. P. İstanbul il idare kurulunun tebliği
Demokrat Parti il idare kurulu başkanlığından:
1950 milletvekili adaylarının tesbitine dair tüzük ve talimatnamemiz hükümlerine tevfikan. adaylıklarını koymak isteyenlerin aşağıda belirtilen şekilde tescili icap etmektedir:
1 — Milletvekili için parti namına adaylık yoklamasına tâbi tutulmak, doğrudan doğruya teşkilâta yazı Ue müracaat suretile yapılacağı gibi parti kurulları tarafından da
Felâketzedelere yardım
Dün bağışta bulunan zatların isimleri
Ankara 17 (A.A.) — Eskişehir felâketzedeleri Genel yârdım heyeti başkanlığından bildirilmişti:
Eskişehir felâketzedeleri İçin Cumhurbaşkanı, Başbakan yo Bakanlar tarafından aşağıdaki bağışlar yapılmıştır.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 2,000 Ura; Başbakan Şemseddin Günaltay 500 lira; Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcı Nihat Erim 300 Ura: Devlet Bakanı Cemil Sait Barlas 300 lira; Adalet Bakam F- Sınnen 300 lira; Milli Savunma Bakanı H Çakır 300 Ura; içişleri Bakanı Emin Erişirgii 300 lira; Dışişleri Bakanı Necmeddin Sadak 300 lira; Maliye Bakanı İsmail Rüştü Aksal 300 lira: Milli Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu 300 lira; Bayındırlık Bakanı Şevket AdaJan 300 lira; Ekonomi ve Ticaret Bakanı Vedat Dlcleti 300 lira; Sağlık ve Sosyal Yordun Bakanı Dr. Kemali Bayizit 300 Lira; Gümrük ve Tekel Bakanı F. ş Bürge 300 lira; Tarım Bakanı Cavlt Oral 300 lira; Ulaş-
tekllf olunabilir.
2 _ Müracaatlar ve teklifler (tırma Bakanı Dr. Kemal Satır idare kurulumuza, yoklamaya 300 hra; Çalışma Bakanı R. tekaddüm eden tarihten evvel' şemseddin Slrer 300 Ura; İşletişine! günün yani 4 nisan meIer Bakanı M. Birsel 300 lira.
1950 akşamına kadar verilmiş
olmak lâzımdır.
3 — Müracaat ve tekliflerde adayın adı, soyadı, kısa bir hal tercümesi, partimizde mukayyet bulunduğu ocağın ismi bildirilecek ve memuriyet veyahut diğer bir sebeple partide ol-mıyanlar hakkında lsahat verilecektir.
4 — Bütün ilçelerde yoklama 9 nisan 1950 tarihinde yapılacaktır.
Hilmi Uran Askeri barem şehrimizde | (B>J. Urafı t taeJ
C. H, P. Genel Başkan vekili halbuki bu müddet içinde teka-Seyban milletvekili Hilmi Üranjüde sevkedilecckler bulunabüe-
bu sabahki ekspresle İstanbula gelmiştir.
Süt fabrikası
Şehrimizde kurulması düşünülen pastörize süt fabrikası İçin Belediyeye bir Amerikan şirke tinden teklif gelmiştir.
Aktay motörünün batırılmağı dâvası
İzmir 18 (Akşam! — Aktay motörunü sigorta parasına ta-tnaen batırmaktan sanık avukat Rauf Onursal, tüccardan Kadri Metni;, Yusuf Dursuaeğ-lu. Ethem Kantarcıoğlu İle motor sahihi Mahmut ve kaptan Mehmet Satır haklarında sorgu yargıçhğmca yapılmakta otan tahkikat neticelenmiş, sanıklar ağırceza mahkemesine verilmişlerdir.
Motor 10000 içindeki eşya 105.000 liraya sigortalı İdi.
Doğan, Güven, Anadolu, ittihadı Millî sigorta şirketlerinin müdahil olarak dâvaya katılacakları öğrenilmiştir. Şirketler, yekûnu 115,000 Ura tutan slgor ta belelindcn ödemiş oldukları mlktarlar m geri verilmesini İsteyeceklerdir.
Muhakemeye yakında ağır ceza mahkemesinde başlanacaktır.
ceği dotayısiyle, zarar görmenin mümkün olduğunu soyüyereK. «Bu maddenin bir maksadı mahsusla mı» konduğunu sordu.
Bunun üzerine Bekan kürsüye gelerek teessüflerini bildirdi. Bu arada Sinan Tekelioğlu, konuşması sırasında. Meclisin ayın 24 ünde kapanacağım söylemesi (işerine, Mecliste gürültüler olda.
Bundan sonra ivedilikle maddelere geçildi. Tasan kanunlaştı. Kanuna göre subaylar 1 temmuzdan itibaren bir derccs üst maaş alacaklardır.
Zeynep Solmaz’ı vuran yakalandı
O al a tada Serçe sokağında bir genel evde oturan zeynlp 8olmaz İsmindeki kadınla beraber oturma* teklifinde bu-İtinan Necip isminde biri kadının bu teklifi reddetmesi üzerine onu üç yerinden ağır surette bıçaklayarak kaçmışta. Necip bu sabah yakalanmıştır. Kadın hastaımdA tedavi altındadır.
Yaşar, Stokiıolm’e gidemediğinden müteessir
Dünya şampiyonu, Mihracelerden 100 bin lira değerinde hediyeler aldığı şayialarını tekzip ediyor
Ankara 17 — PakLstûnı ziyarete giden Ankara Üniversite talebeleriyle Dünya şampiyonu Yaşar Doğu. Ankaraya dönmüşlerdir.
Yaşar Doğu, Sokholm e giden güreş takımımıza bililtizam katılmadığı ve mihracelerin kendisine verdikleri hediyelerin 100 bin lira değerinde olduğu hak-kındalci şayiaları tekzlb etmiş ve:
— Nerede bu bolluk? cevabını vermiştir.
Yaşar Dpğu, stokholm'e gidemediğinden müteessir olduğunu söylemiş ve gidememesin İn sebeplerini de şöyle anlatmıştır:
«— Stokiıolm’e gidebilecek vaziyette değilim. 79 kiloda gu-reşemem. Çünkü 85 kilo gelmekteyim. Kilo düşürecek vakit de olmadığına göre, keadl sıkletimde bir güre; yapmama İmkân yoktu. Aynı zamanda an-
trenmanım da noksandır. Pa-kislandan biraz daha evvel dönmeme İmkân yoktu. Çünkü yol çok uzun ve nakLL vasıtası mahdutlu. Uçakta dönmekse, benim kallanamıyacağım kadar yüksek bir masraf İstemekteydi.»
Beden Terbiyesi Umum müdürü Vildan Âşlr Savaşır da bu hususta şunları söylemiştir:
«— Yaşar Doğu hakkında bir söz söyliyecek durumda değilim. Dünya şampiyonluğuna yükselmiş, milletinin baş tacı haline gelmiş bir sporcunun kendisini bekllyen vazifelerin neler olduğunu bilmemesi mümkün değildir. Giden takım tecrübeli ve sağlamdır. Şahsan hazırlıklı olduğuna da kaniim. Devamlı, fakat alâyişslz bir programla çalıştılar, çocuklarımız ellerinden geleni, canlarını dişlerine takıp yapacaklardır. Tanrı yardımcıları olsun.»

BORSA
BORSA
İalaabV) 17/3/lMO flnlKri
ESHAM VE TAHVİLÂT
Rum patrikhanesinin felâketzedelere yardımı
Rum Patrikhanesi, Slnod meclisinde Patrik Athenagoras’ uı teklifi üzerine Eskişenlı felâketzedelerine 2 bin lira nak-ti yardımda bulunmağa ve paskalya yortulan münasebetiyle kiliselerde yapılacak âyinlerde Rum vatandaşlarımızı felâketzedelere yardıma davet vc teşvik etmeğe karar vermlşttr-
tstanbulda bağışta bulunanlar
Eskişehir felâketzedeleri İçin dün İstanbulda yaplıan bağışlar şunlardır: İzzet Akosman tekrar 80, Halkevlndekİ konser ha. sılati 1020. İstanbul Belediyesi 30,000, Emniyet memurları 1500, Helyos şirketi 1000, Göçmenlere Yardım Başkanı Ekrem A t okul 200, Blrkul ticaret evi 100, Yenipazar bakkaliyesi 100. Sen Jozef Lisesinden yetişenler 50, Ahmet Paşa İlkokulu 3 A. 18,35. 5 A. 17,35, Osman Kenan ticaret evi 70,50, Kasımpaşa un fabrikası 800. Tatko şirketi 1000 Eğridir ambarı 100, Yeni İzmir 50, Dlyabakır 25 Birlik Terakki 50, İzmir Nakliyat 50, thsaniye Gaziantep 50, Yavuz İzmir 50, Bitlis 1000, 84 Ambarı 100. Aydın 25. Azim 50, Millet 50 Kısmet 50, Ali Rıza 25, Emin Uslu 10. Yeni Azim 25, İkbal Kocaeli 200 Şen İzmir 50 Başağazade 100, Yeni Bandırma 50, Yeşil Bursa 100, Doğru 25, Kastamonu 25. Görele 50, Çorum 50 lira; Toprak Mahsulleri Ofisi İstanbul Yardım Sandığı 123 teneke kavurma, 7 teneke Diyarbakır yağı, bir ton fasulye, Kerim
İalSabUl 17/î^lMO Halİ«ri I
ESHAM VE TAHVİLÂT
% 7 FAİZLİ TAHVİLLER
Sivas • Errunun 1 2030
Sivas - Erzurum M
İMİ Demiryolu I X1U>
İMİ Demiryolu ti
1041 Demiryolu W Sl.İS
Milli MOdafM ÎE2O
Milli Mlldıtraa □ 22. —
Milli Müdafaa 111 ».75
Milli Müdafaa IV fi 15
% ( TAİZLİ TAHVİLLER
Kalkınma 1 M2C
Kalkınma II *8 —
Kalkınma UJ M»
943 IsUkran I 93M
istikra» H 9SJ»
1941 Demiryolu ML5
1545 tîUkraıı L 57.4Û
% S FAİZLİ TAHVİLLEZ
1933 Ergani 23-»
1938 ikrnrnlyeii 3150 (
Milli Müdafaa 2100
Demiryolu IV vrss
Demiryolu V «9.—
% «3 FAİZLİ TAHVİLLER
1*49 tahvili 9735
ANADOLU DEMİHYOLO CROPU
Tahviller 1-â 111.—
Hisse senetleri % 60 55,—
MOmeethl senet C7.9O
ŞLRKET mserı mı
Merkez Bankası 130 —
lj Bankası 2T5O
T. Ticaret Bankası
Arşlan çimento 17315
SARRAFLARDA ALTIN
Sanılar
Gulden 3930
Türk liran 40.45
Sterlin 33.Z5
Külçe 3SI9
Reşat *4 jj
Aşansu tarafındaâ 25 kadın kazağı, Saman Biroğlu tarafından 50 erkek kazağı teberru edilmiştir.
Musevi cemaatinin yardımı
Şehrimiz Musevî Cemaati Başkanı Soryano, dün Vali ve Belediye Başkanı Dr. Fahreddln Kerim Gökay ı ziyaret ederek, Eskişehir felâketzedeleri 1-çln Musevi cemaatinin teessürlerini bildirmiş ve felâketzedelere beş bin lira sardunda bulunmuştur.
Amerikan gazeteleri kıralı . (Baş tarafı 1 inci tehilede) | — Hiç zannetmiyorum, çün-Ikü bu yardımın büyük bir kısmı lihglltereye veriliyor. Kanaatimce İngilizler çalışmıyorlar. Onların çalışmağa başlamasına kadar da bu yardımdan fayda beklemek faydasız olur.
— Hal böyle ise dünyayı Rus tahakkümünden kurtarmak İçin ne yapmak lâzım e ur 2
— Rus hâkimiyeti altında yaşayan milletler medeniyet itibariyle Kuşlardan çok üstündür. Ergcç bir isyan hareketi baş gösterecektir. Esasen Rusya genişledikçe zayıf düşmektedir.
Bir gazeteci. Rusyanın askeri ve siyasi genişlemesine mukabil [ Amerikanın da üt t baden genişleyip yayılmasının kendisini zaafa düşürüp düşürmediğini sormuştur. Mc Cremiok şöyle cevap vermiştir;
*— Evet, iktisadi genişleu. ^e girişmekle Amerika zayıflamaktadır. Fakat dış ticaret, iç ticaretin % 10 unu teşkil ettiğine |göre bu tehlikesi? bir durumdur. Asseri yayılmalar ise hiç bir zaman muvaffak olmanı ış-(ır. Tarihte bunun bir çok misalleri vardır. Biz ğrçen harbde Ingittereyl kurtarmak için çalıştık ve neticede 1928 senesinde büyük bir İktisadi buhranla kar şılaştık, 0u sefer bu olmamalıdır.»
Bunun üzerine şu sual sorulmuştur.
«— ingilterenin vaziyeti birinci dünya harbinden sonraki kadar sarsılmış mıdır?»
Mc Cromick şu cevabı vermiştir:
(— Evet İncillere Avrupnnın hasta adamıdır.»
İktisat Fakültesi Dekanı
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dekanlığına. Prof. Ömer Lutfl Bârkari seçlbrr-tir. Ömer Lûtfiden sonra en fazla reyi Ord. Prof, şükrü Baban almıştır.
|AXŞAM(fe^KŞAJ4g]
SS' Belediye, verelerin
oha. ah... Bir ricada bulu-.taksitlerim ve tediye „Maktım. Fakir f.knra na-: zama„larlnı tesbit
mına... Fakir memleketlerin fakir fıkaraşı namına... Fakir memleketler lakir fı-karasımn üstelik de hastalan namına...
Diyorlar ki:
— Amcrikada hayat uza-hediye gelirlerinin mış. Ortalama ömür, sağlık ve tahsil zanıanl
Belediye 1950 mali yılı İçinde şehrimiz halkının Ödeyeceği bina,. arazi ve yol vergilerlle be-'-«-ı taksitlerini zamanlarını tesbit ederek mükelleflere bildirmeğe karar vermiştir. Taksitlerin sayıları ve ödenecek aylar şu suretle tesbit edilmiştir:
Bina, buhran ve müdafaa vergisi: Mart, Mayıs. Ağustos ve Ekim aylarında tahsil edilmek üzere 4 taksitte ödenecektir.
Arazi vergisi: Mayıs ve Ekim' aylarında olmak üzere iki taksitte tahsil edilecektir
Yol vergisi: Mart ve Ağustos aylarında ve İki taksitte aluıa-. çaktır. Temizleme ve aydınlatılma resmi Mart. Mayıs. AğuS-tos ve Ekim aylarında olmak üzere dört taksitte alınacaktır.
Deniz ve kara taşıt vasLtalan ! resmi Mart ve Ağustosta olmak üzere iki taksitte tahsil oluna- ‘ çaktır.
Belediye vergilerinden geri kalan sandallardan alınan rii-' sum Ue levha ve İlân resmi ve tente, seyir ve saçak resimleri: birer taksitte alınacaktır. Bu üç resmLn tahsil ayı Ağustostur,
durumu Hindîstanda 23. i-ken, Amcrikada 73 olmuş. (Ben bu kadarına ihtimal veremedim, diyelim ki. 63, diyelim ki 53). Bunun başlıca sebebi, tıptaki yeni keşifler. Yeni yeni ilâçlar.
Kim yaşamak istemez?! Biz de istiyoruz. Fakat içimizden, ancak pek zenginler bu XX nci asır abıhayatlarından bularak istifade edebiliyorlar. Kimi tayyare ile getiriyor; kimi bîr tüpünü bilmem kaç liraya satın ab-yor. Halbuki, uzun bir tedavi lâzım. O da binlerce liraya.
Bu modern ilâçlar, niçin I bu kadar pahalıdır? Altın t-ozundan mı yapılmış? Bunlar olsa olsa tabiatın mahsulleridir. Enstitülerde, lâ-boratuvarlarda, herhalde mâkul maliyetlerle elde ediliyorlar. Fakat, halka zırnık zırnık, inlete ifildete satılıyorlar. Bizim hissimiz uzaktan uzağa kanaatimiz, karineye müstenit şüphemiz bu merkezdedir.
Biz. fakir memleketlerin, fakir hastalarının halini bilenler, zengin memleketlerin beşeriyeti himaye edcr gibi tavırlar takman sayın devletlerine, acaba tevazu ile şu ricada bulunabilir miyiz:
— Yahu, şu işi bir kontrol etseniz...
(Atom kontrolü gibi beynelmilel bir kontrol).
Biliyoruz, kaşlar çatılacak:
— Ne diyorsunuz, siz? Ticaret serbesttir. Patentası var. Biz, sîzdeki Tekel’i beğenmiyoruz. Devletin işe burnunu sokmasını • görmüyoruz. Üstelik, kendi kötü usullerinizi mi tavsiye ediyorsunuz?
— Öyleyse pardon! Diyen biz değiliz. İkinci Umumi Harbin galibi sîzsiniz, dünyaya nizamı siz vereceksiniz. Fakat, birim de fakir hastaların ilâca ihtiyacı var. Şu ilâçların demokratı aşma sı • mn çaresini bulsak da biraz da biz yaşasak.
Acı söylüyoruz, fakat munisleştirerek söylesek belki bu sözler sivrisinek vızıltısı gibi gelir. Dünyanın uzak bir tarafından, yüksek efkârı umumiyenin yüce katına ulaşamaz. Lâkiıî, acayip i-fadeler ortasında bu nâçiz fikirlerimizi anlatmağa kalkarsak, belki paradoks seven bir mütercimin mürüvvetti tarafına rastlayıp dikkati çekeriz.
Gerçi: Verakı mihri vefa... Bu gürültü ortasında kim okur, kim dinler?
Yağcılar köyünde hır delikanlı arkadaşını bıçaklıyarak öldürdü
her caiz siz. bize
şı Ramazanı kalp nahiyesinden yaralıyarak öldürmüştür. Kaatll yakalanmıştır.
Malûl Gaziler otobüslerde bedava seyahat edecekler
Harb malûlleri belediye otobüslerinde tenzilâtlı olarak seyahat etmekte İdiler. Şehir Meclisinde asadan bayan Meliha Avnl Sözenln teklifi üzerine Meclis, malul gazilerin belediye otobüsleriyle bedava seyahatlerine karar vermiştir. Bu karar hemen tatbik edilmeğe başlanmıştır.

Hayır karaborsası
Karaborsa değildir, beıı lâfın gelişi diye öyle dedim. Çünkü hayırperverlikle karaborsa mefhumları asla yan yana gelmez.
Şehrimizde olmuş bir vakayı yazmak müsaadesini bana verdiler. Hayır sahibinin ismini de biliyor, fakat ifşa etmiyorum.
İstanbuldaki Selanikli tüccarlardan bir zat, ağır bir hastalığa yakalanmış. Ancak, yukarda evsafından bahsettiğim pek pahalı ilâçlar sayesinde kurtulabileceği aileye söylenmiş. Aile de piyasada aratmış; hiçbir yerde vole. Nadide ilâç, tesadüflerin mucizesi ile ele geçirilmiş. Tüccar da kurtulmuş.
Kurtulan zat, bir bayır perverlik fikrine jarak zamanla mayan nadide laıdaıı 10 biıı liralık bir stok vücude getirmiş. Kendi mevkiine diişen zengin hastalara, iki misli bedeli ile bu İlâçlardan satıyormuş. Ka-raborsacılık diyeceksiniz, fakat değil. Eksilen ilâç mukabili, bir yerine iki tüp a-Jıyor; birinci tüpü ayni şekilde satmağa yine devam |
kapı-bozul-ilâç-
25 kuruşa yemek verecek iki lokanta açılacak
İstanbul lisesinden yetişenler derneğinin teşebbüsü ve belediyenin yardımlle Cağaloğlunda ekmeğUe birlikte İki türlü yemekten müteşekkil 55 kuruşa verilen öğle yemekler! rağbet görmektedir.
Belediye, ayni dernekle işbirliği yaparak birisi Sirkecide, diğeri Mahmulpaşa civarında ekmeğHe birlikte bir türlü yemeği 25 kuruşa verecek İki yer daha açmağa karar vermiş ve münasip yerler aranmasına başlanmıştır. Elverişli olarak' tesbit edilen 4-5 yer Pazartesi, günü gezilecek ve münasip olanlar seçilecektir.
ediyor; fakat İkincisini fa kir ve muhtaçlara bedava veriyormuş.
Hayat kurtaran bu pahalı ilâçlar, bu ve buna benzer tesislerle, «S mitili k» ten kurtarılmalıdır.
Biri içer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.
(Vâ-Nû)
Belediye vergileri
etti
Millî küme maçları
bugün başlıyor
Galatasaray - Demirsporla, Gençler Birliği de Beşiktaşla karşılaşıyorlar
Feci bir cinayet
Bugün Ankara şampiyonu Gençlerblrligi ile karşılaşacak İstanbul şampiyonu Beşiktaş takımı
Yazan: ŞAZİ TEZCAN

Futbol federasyonu tarafından tertiplenen eski ismiyle «Milli küme» yeni ismiyle Millî eğitim mükâfatı futbol maçlarına bugün İnönü Ankara takımlarının saray ve Beşiktaşla yapacağı maçlarla başlanacaktır. Bu se-nekl karşılaşmalara eskiden ot-duğu gibi İstanbuldan dört, Ankara ve Izmirden ikişer olmak üzere sekiz takım İştirak etmektedir. Lig maçlarında a-lınan neticelere göre tsanbul-dan Beşiktaş. Fenerbahçe, Galatasaray, Vefa. Ankaradan Gençlerblrllği. Demlrspor, Iz-mlrden Göztepe ve Altay takımları bu karşılaşmalara katılmak hakkını kazanmışlardır.
Evvelce tesbit edilen fikstüre göre İlk maçları mahalli takımların oynaması İcap etmekte ise de Fencrbahçenln İsrail, Oöztepenln Suriye seyahati dolayısUe fikstürde tadilât ya-
stadında
Galata.-
Balıkesir — Şamlının Yağcılar köyünde ölümle neticelenen bir vaka olmuştur. Bu köyden Ramazan Kılıçarsfan ve arkadaşı Salim Bilir İle birlikte köylerindeki nişan töreninden evlerine dönerlerken, kahve önünde Recep ve Fehmi isminde İki kişinin kavga ettiklerini görmüşlerdir. Salim, kavgaya müdahale etmiş ve kavgacılardan Fehmlyc bir tokat atmıştır.
Bunun bu hareketine kızan arkadaşı Ramazan, bu defa arkadaşı Salime kızarak ara-_____,_____________________
farında bir kavganın çıkmasına ' pılmlş ve ilk karşılaşmaların sebep olmuştur. ^n5cara taburu He lkl ts-
Blr hayli boğuşmadan sonra (ton bul takımı arasında yapıl-Salim bıçağını çekerek arkada- ması takarrür etmiştir.
Saat 13.30 Galatasaray -Demlrspor.
Saat 15,30 Beşiktaş - Genç-ierbirliği.
Avusturya boksörlerile
ilk maç bu gece
Boks İhtisas Kulübü takviyeli bir boks takımı çıkaracak
İstanbul Boks İhtisas Kulübünün davetlisi olarak 3 maç yapmak üzere şehrimize gelen Avusturyanın Giongenfurd Ath-letlcsport kulübü boksörleri bu gece Spor ve Sergi Sarayında ilk karşılaşmalarını takviyeli İstanbul Boks İhtisas Kulübü He yapacaklardır.
Gangenfurd takımının boksörleri son zamanlarda tslan-bulda üç, Ankarada bir maç yapan îtalyanlardan çok daha üstün ve kuvvetlidirler. Bu bakımdan AvusturyalI boksörlerin İstanbulda yapacakları karşılaşmalar çok enteresan olacaktır.
İstanbul Boks iilıtlsas Kulübü AvusturyalI boksörlerin kuvvetini gözöniinde bulundurduğundan takımını her üç «arşıaş-mada da Galatasaray ve Elektrik boksörleriyle takviye etmeğe karar vermiştir.
Glangenlurd boksörleri arasında bir tane Avrupa, 3 tane Avusturya, 1 tane Avusturya I-klnclsi bulunmaktadır. Ayrıca ikisi de 1948 Londra Olktnpiyad-lannda da Avusturyayı temsil etmişlerdir.
Bu gece İki takım şu kadrolarla ringe çıkacaklardır:
Lig maçları yeni bittiği için Milli kümeye İştirak eden takımların tam formunda oldukları muhakkaktır. Bu bakımdan yapılacak karşılaşmalarda futbolda en İleri üç bölge klüplerinin kuvvet derecesini ölçmek kabil olacaktır. Şimdiye kadar yapılan Milli küme karşılaşmalarında İstanbul takımları daima baştaki mevkileri tutmuşlar ise de bu sene aynı muvaffakiyeti idame ettirip ettlrmiyecekleri hakkında şimdiden bir şey söylenemez. Bahusus Ankara İle İzmir takımlarının bugünkü kuvvetleri hakkında kati olarak bir hükümde bulunamıyoruz, çünkii
Beşiktaşla karşılaşacaktır, ve Gençlerblrligi,
r-------------------
Bugünkü maçlar İNÖNÜ STADINDA:
1
çoktan beri İstanbul klüpleri ‘ İle ciddi bir karşılaşma yapmadılar.
Tesbit edilen programa göre bugün İnönü stadında Galata-sarayla Demlrspor, Oençlerblrllği Yarın rakipler değişecek GalatasaraylI
1 Beşiktaşla Demlrspor oynıya-caklardır. Yukarıda da İzah ettiğimiz gibi Ankara takımlarının bugünkü durumlarını yakından bilmediğimiz için maç-
1 lar hakkında tahmin yapamıyoruz. Ancak gerek Galatasa-rayın ve ge»ekse Beşlktaşın formda olmakla beraber ne de
- olsa liglerden biraz yorgun 1 çıktığını kabul etmek lazımdır. Bu balcımdan cumartesi ve pazar üstilste iki maç çı-I karmak ve aynı zamanda İyi bir derece tutmak İçin fazla çalışmak zorundadırlar. Ankara takımları İçin de aynı İhtimaller variddlr. Fakat İstanbul takımlarının kendi sahalarında ve kendi taraftarları önünde oynamak gibi avantajlarını hesaba katmak icap eder.
Glangenfurd Athletlcsport:
51 Kilo: Krislof Wllhelm (949 Karnter bölgesi şamplyvnu)
54 Kilo: Gansterer Robert (Avusturya şampiyonu, 1948 Londra Ollmplyadına iştirak etmiştir.)
58 Kilo: Everhard Alfred (949 Karnter bölgesi şampiyonu)
82 Kilo: Frank Erlch '1949 A-vusturya İkincisi.)
67 Kilo: Kraxner (1049 Avusturya şampiyonu.)
73 Kilo: Kohlirger Hans (1949 Avusturya şampiyonu.)
80 Kilo; Amelsblchler (1049 Avrupa şampiyonu, 1948 Londra ÖHmplyadlanna İştirak: etmiştir.)
İstanbul Boks İhtisas Kulübü
51 Kilo: Hnllt Ergönü.1 (t B İ. K.)
54 Kilo: Abdi (t. B- t. K.)
58 Kilo: Hüsnü (Elektrik)
62 Kilo: Takl (t. B t. K.)
67 Kilo; Oarbls ti.Bt.K-)
73 Kilo: Tayyar (Elektrik)
80 Kilo: Suphi (G. S.)
önümüzdeki salı gecesi ile gelecek cumartesi günü yapılacak maçlarda Boks İhtisas Kulübü Gafatasaraydan Vural, En. ver. Ayhan ve Erol ile takviye edilecektir.
Halûk SAN
Doktorlara
Dihydrosreptomyciıı
SQUI BB 168 Kuruştan
İstanbul Bastık ve Sosyal Yardım Müdürlüğünün kontrolü altında tevzi edilmektedir.
I imi
Tekel memurları
Bir üst derece teklifinin bir an önce Meclisten çıkarılmasını istiyorlar
Tekel genel müdürlüğü memurlarının 3656 s ayıl t kanuna tabi diğer devlet memurları gibi bir iİBt derece üzerinden maaş almalarını sağlamak üzere Tekel Bakanlığı tarafından hazırlanmış olup Büyük Millet Meclisi Bütçe Encümeninde tetkik edilmekte bulunan teklifin bu devre toplantısında heyeti umumlycye stvkedllerek Büyük Millet Meclisinin tatilinden evvel kanunlaştırılması beklenmektedir. Tekel İdaresinin btr çok teşekküllerine mensup memurlar tarafından Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başbakan ve Tekel Bakanına telgraflar çekilerek dileklerde bulunulmuştur.
Darı, fiğ ve burçak ihracı
Ticaret ve Ekonomi Bakanlığı aldığL yeni bir kararla, darı, fiğ ve burçağın anlaşmamız bulunan memleketlere anlaşma hükümleri dairesinde, anlaşmamız olmayan memleketlere serbest döviz mukabilinde İhracına izin vermiştir
Kimsesiz çocuklar Çocuk dostları derneğinin yurdu bugün açılacak
Köprü altlarında, parklarda, hamamlarda ve sokaklarda yatan kimsesiz ve himayesiz çocukları korumak ve onları iş ve meslek sahibi yapmak üzere teşekkül eden «Çocuk dostlan demeği», bir müddetten-berl çalışarak bu çocuklar İçin bir yurt hazırlamakta İdi. Mısır çarşısının yanında bulunan Çiçek pazarı sokağındaki 20 numaralı binada açılacak yurdun biitün hazırlıkları tamamlanmıştır.
Yurt bugün saat 16 do açılacaktır. Burada hiç kimsesi ve yatacak yeri olmayan 60 çocuk barınacak ve yemek yiyecektir, Derneğin geliri arttıkça çocuk sayısı arttırılacaktır.
RADYO
İSTANBUL RADYOSD Öğle ve akşam programlan
12.57 Açıl 13 ve progranlar.
13.00 Hnberier.
13.15 Onns müziği «PL».
13.30 Sinema saati. '*
13 40 Dans müziği «PL*.
14.00 Yurdun her kasesinden deyişler ve Söyleyişler.
14.30 HnfUnın programı.
14.45 Memleket tflrkülerl.
15.00 Atom enerjisi hakkında.
15.15 Saz ererleri - Şarkı ve türküler, 18.00 Programlar ve kapanıg.
17.57 Açıtı] ve programlar.
18.00 Caz mUr.181 «Pl,,»,
18.20 S er be s Mal,
18.30 Dans müztei «PL».
18.00 Haberler.
10.15 Ara müziği «Pl»
10.20 Dnnı mtlrlgt, ÇatanJnr; Necdet KoyutUrk Ork
10.45 garkı ve Idrkillcr.
20.15 Radyo salon orkestrası korneri.
20.45 Varyete müziği ve ksbare »ar-kıları «Pl.».
21.15 Sarıcı vc tOrkOIcr.
S2.00 Dans orkestraları geçidi «Fİ,».
22.45 Haberler.
23 00 Çeşitli hattr müzik «PL».
23.30 Danı müziği «PL». 34,00 Programlar V- kapantı.
ANKARA RADYOSU öğle ve akşam programlan
12.28 Açılış ve program ,
13.30 M. S. oyarı ve Radyo mIod or-
13,00 Haberler.
13.15 Saz eserleri.
13.30 öğle Gazetesi
13.45 Şarkılar.
ıt.oo çumhurbatfkitnlıffı Armoni mu-zikau.
14,40 Filim melodileri «Pl.».
14.55 Konuşma (Spor haberleri), ıs.oo Kayıp mektupları, alcının programı. Hava raporu vc kapaıııj.
10.55 Açılır, vc program.
17.00 M. S, ayarı ve Çotuk saati. 18,00' Dans müziği «1’1.»
18.30 Şarkılar.
10,00 M. S. oyarı ve Haberler.
19.15 Geçmişte BugUfl.
19.30 Yurttan Sesler,
19.43 Güzel sesler «Pl.»
20,13 Radyo Gazetesi,
20.30 Sorbes Sflat.
20,35 incesaz (Muhayyer faslı).
21, İS Salon orkestrası çalıyor «PL».
21,33 Hafif .sarftılar «Pl ».
22.00 Konuşma.
22.15 Karışık şarkılar
22.45 M. S. ayan vc Haberler.
23,00 Caz parçaları «1'1.».
23.30 Program ve kapanın.
ISTANBULHAYATI
Fıstıkî makam!
Beşiktaş civarında bazı fırınlar yirmi kuruşa ekmek satıyorlarmjş. Ekmeğin gramı ve çeşnisi muayyen ve fırınlar kontrole tabi bulunduğu cihetle, yirmi kuruşa satılan ekmeklerin, noksan tartılı veya bozuk çeşnili o-lamıyacağını sanıyorum.
Ucuzcu fırınların sahipleri evvelâ ekmeği bir kuruş noksan fiatle bakkallara vermeğe teşebbüs ettiklerini. fakat şirketin mâni olduğunu, bunun üzerine kendileri şirketten ayrılıp az kâra kanaat ederek ucuz ekmek satmağa başladıklarını söylemişler ve:
«— Biz bu fiatle satıştan da kâr ediyoruz. Gönül ister ki diğer fırıncı arkadaşlar da bizim gibi hareket etsinler, halkımıza ucuz ekmek satsınlar. Bu gibi tedbirlerle hayatın ucuzlayacağını umuyoruz,» demişler. LL
Evet, gönüller bunu ister.Q elbette hayatın ueuzlama-Q_ sında ekmek fiatinin büyükÇ\| rolü vardır. Fakat, muhtelifq_ vesilelerle belirttiğimiz gibi, O hayatın ucuzlamasına karşı cephe alan zümreler hükû- Q metin de, belediyenin baş-'g: vurduğu tedbirlerin tesirini k_ önlemek için pillerinden ge- O leni yapıyorlar ve muvaffak** oluyorlar. Q)
Bir zamanlar fırıncılar (D hirleşerek bir şirket kurma-£z ğa teşebbüs etmişlerdi. Fa-kat yapılan tetkikler netice- D sinde böyle bir şirketin müs-__ tehük halk aleyhine m.ıh-zurlu olduğu anlaşıldı, iste-4^ nilen müsaade verilmedi. ® Bilâhare ne vapıp yaptılar, elbirliği ederek şirketi mey-rj dana getirdiler. Bugün İs-'** tanbuluıı ekmeği şirket halinde birleşmiş fırıncıların elindedir. Hepsi elbirtiğiyle çalışmalarına rağmen şehir içinde ekmeğin kalitesi muhtelif semtlerde birbirine uymadığı gibi, daima çapılan kontrollerde fırınlardan bir kısmında noksan tartılı, bozuk çeşnili ekmekler yakalanır. Kontroller biraz daha gevsetilse halka çamur halinde ekmek yedireceklerine siiphe yok.
Bunların arada bir şikâyetleri de yükselir, işçi ücretleri yüzünden zarar ettiklerini ileri sürerek ekmek fiatinin arttırılmasını isterler.
Geçenlerde sermaye sahibi bir kaç kişinin şehirde iki tane asri fırın tesisine teşebbüs ettiklerini, vaktiyle inşaatı yarım kalan Ba tattaki asri fırının da tamamlanacağını gazetelerde okuduk, memnun olduk. Dileriz kî teşebbüsler süratle neticelensin. dağınıklığı yüzünden kontrolü zorlaşan fınn hilelerinden bir an evvel kurtulalım.
Ekmeğin çeşnisine gelince: Buğday ucuzladı, neden sonra acayip gram hesapla-riyle ekmek fiatinde devede kulak kabilinden bir indirme yapıldı.
O zamanlar. Mart ayında ekmek çeşnisinin düzeltilmesi işinin de ele alınacağı en salahiyetli ağızlar tarafından söylenmişti. Fakat Martın yarıdan fazlası geçtiği halde henüz bu yolda bir teşebbüs alâmeti görünmüyor.
Bir kaç gün evvel gazetelerde toprak ofisi müdürünün sözlerini okuduk. Nisan ayından itibaren yeni randımanla ekmek çıkarılması muhtemel olduğunu, bu hususta hazırlıkların ilerlediğini söylüyor.
Çeşni bozulurken hazırlıklar. randıman hesaplan süratle yapılmış, tepeden inme bir kararla ekmeğin kalitesi değiştirilmişti. Fenadan iyiye dönüşte adımlar pek fıstıki makamla atılıyor, hesaplar, hazırlıklar aylarca sürüyor ve hâlâ ihtimallerden bahsediliyor. Bu işlerin biraz daha kestirme yolu yok mu acaba?
Cemal Refik
TURAL
öksürüğü keser
* Denizyolları idaresinin
«Kars* şilebi lakenderundan yüklediği 6500 ton kromla Amc-rlkaya hareket etmiştir.
Patisteki Bon Marche mağazası iflâs halinde Dünyaca meşhur olan bu mağaza 91 sene evvel nasıl kurulmuştu?


Milletlerin Garip Adetleri
Paris'ten dün gelen bir telgrafa göre meşhur Bon MarcbĞ mağazaları 28 şubattan beri tedlyatını kesmiş va bilançosunu ticaret malıkcmesine vererek aciz halinde olduğunu bildirmiştir. Bunun üzerine mahkeme, tasfiye İçin bir karar vermek üzere, tahkikat yapılmasını kararlaştırmış, bir komisyon seçmiştir. Tahkikatın sonunda tasfiye mi yapılacağı, yoksa alacaklılarla uzlaşarak mağazaların işine devam mı e-deeeği anlaşılacaktır.
Bon Marchâ mağazaları Paris’in en mühim ticaret mües-seselerindcn biridir. Âdeta bir mahalleyi kaplayan bu mağazalarda lıcr türlü eşya satılır, 1859 da, yani 91 sene evvel kurulan ve pek sağlam esaslara dayanan müessesinin aciz haline düşmesi Paris'te âdeta heyecan uyandırmıştır, Bu vaziyet ikinci Dünya harbinin iktisadi sahada vücuda getirdl'l karışıklığın bir neticesi addediliyor.
Paris'teki heyecan, yalnız Bon Marche mağazaları gibi mühim bir müessesenln iflâs vaziyetine düşmesinden ileri geliyor. Bon Marchdyi kurau ve çoklan hayata gözlerini kapamış bulunan insanların ha-yırperverllklerinln, öldükten 6onra bütün servetlerini hayır İşlerine ve muazzam ticarethaneyi İçinde çalışanlara bırakmış olmalarının da bir hususta büyük tesiri vardır.
Bon Marche mağazalarını mösyö ve madam Boucicaut adında bir karı koca kurmuştur. Bunların Fransa'nın SûoCl et Loire departmanında küçük bir kasabada doğmuşlardır. Koca, Arlstlde Boucicaut bir ticarethanede memurdu. Bir gün genç bir kız gördü, kızı ■evdi. Dnhoması olmadığı halde kendisile evlendi.
Kart koca, bir müddet birlikte çalıştılar, sonra Paris’e giderek talihlerini burada denemeğe karar verdiler. Paris'te iptida seyyar satıcılık yaptılar. Sonra küçük bir dükkân açtılar. İşlerini büyüterek nihayet 1859 senesinde Bon Marcheyl kurdular. Yeni ticarethanede pazarlık yoktu. Az kârla çok İş yapmak ve iyi mal ■atmak prensip! takip ediliyordu. Bu suretle hareket bü-
yük muvaffakiyet temin etti, ticarethane mütemadiyen büyüdü, bir mahalleyi kapladı.
Arlstlde 1810 senesinde doğmuştu. 1877 dc öldü ve bütün servetini karısına bıraktı. 1810 senesinde doğmuş olan madam Boucicaut o zaman 61 yaşında idi. 1887 senesine kadar on yıl ticarethaneyi pek güzel idare etti. Bu esnada hayır işlerine bir çok yardımlarda bulundu. Posteur'e ilmi araştırmaları için lâzım gelen parayı temin etti. 1887 de 79 yaşında vefat etti.
Karı kocanın çocukları yoktu. Madam Boucicaut’nun vasiyetnamesi açıldığı zaman servetini ilmi tetkiklere ve hayır İşlerine tahsis ettiği görüldü. Asıl ticarethaneyi burada çalışanlara bırakmış, herkesi gördüğü iş nispetinde hissedar yapmıştı. İhtiyar memurlar için tekaüt maaşı vermek üzere bir sandık kurduğu gibi fakir gazetecilere yardım m aksa-dile de 100 bin frank bırakmıştı.
Bon Marchü mağazaları, karı kocanın İlk dükkânlarını açtıkları semtte. S(5vre. du Boc,! Velpeau Babylone sokakları arasında bulunuyordu. İlk kısmın İnşasına 1869 da başlanmış. inşaat 1872 dc bitmişti. 1887 de yeni binalar ve memurların oturması İçin meskenleri yapılmıştı, tik bina 10 bin metre karelik sahayı kaplıyordu. Yüksekliği 25 metre İdi. Yer altında iki katı vardı.
Bon Marchöde 350ü kişi çalışıyordu. 1852 senesinde 453 bin altın franklık İş yapılmıştı. 1888 de bu miktar 123 milyon altın frangı bulmuştu.
Birbirlerine sadık kalmayan karı kocalara verilen ağır cezalar
Çeviren:
Akdeniz paktı meydana geliyor
Türk - Italyan dostluk paktı münasebetile bir İsviçre gazetesinin mütalâası
PERTEV DİŞ MACUNU
Yalnız dişleri temizlemekle kalmayıp piyore denilen ve dişleri tahribeden diş eti hastalığının. da husulüne mâni olur.
MUAMMER KARACA OPERET
Maksimde Saat 20,30 da
Osman Bîkes
Matineler: Cumaı teri pazaı 15 te
Pazartesi Akşamı Kadıköy
Opera’da
Güney, Hlndislanda, evlenen « kadınların boynuna, Avrupa- ı dakl alyans yüzüğü yerine, bir güzel zinet şekli takılır, buna I Tali denilir, bu Tali düğün esnasında elden ele dolaşır ve hazır bulunanların iyi dileklerini topladıktan sonra, gelinin boynuna takılır, bazı kabilelerde böyle bir kıymetli zl-net yerine siyah incilerden yapılmış bir gerdanlık ve hattâ safrana batırılmış san renkte bir şerit boyna takılır. Safran Hindlslanda bütün dinî olaylarda mühim rol oynıyan bir. nesnedir. Kadınlar, safran ile yüzlerini boyarlar vc bu suretle erkeklerinin çok yaşamasını lenıin etmiş olurlar denmektedir. Bundan dolayı safranla yıkanmakta ifrat derecesine giderler. Düğünlerde nazar değmemesi için, safranlı suyu ihtiva eden bir kap, gelin gü-, veyin önünde bulundurulur ve gelin güvey üstüne bu sudan serpilir.
Bir çok kabilelerde evlilik merasimi yani nikâh gelin ve güveyin enerinin bir pamuk ipllğile blribirlerine bnğlanması sure ti le yapılmış olur. biraz varlıklı insanlarda nikâh ipek İpliği ile yapılır, bundan maada mukaddes Darba olundan nnı siite batırılmış bir yaprağı örülmüş ve safrana batırılmış ki — bu Hintlilerde bahtiyar-şeritie dahi nikâh kıyılması tık alâmetidir — sürer. Buu âdeti vardır. I kabilelerde hattâ köyiin berbe-
Bâzı Hintlilerde gelin ve gü- ri TaI* denilen evlilik alâmeti-veyin elleri birbirine toka ol- nl Re’inin boynuna takar. Ber-muşken üstlerine su dökülerek bcrler bu vazifelerini âdeta bir nikâhtan kıyılır Barı kabile-' palyaço gibi ifa ederler, lerde ise gelin ve güvey bir be-1, rıLİ”E^ya^ rin altında elele verirler ve ' " ' ' ‘
tıer İki tarafın dayıları bu İki ell blribirlerine kavuştururlar. Bergbadaga kabilesinde gelinin hemşiresi bir miktar pirinçle biraz süt getirir, bu sütle ka-nşmış pirince gelin “
| Hâmi BEKEM
]
Brahman! ur bundan dolayı düğünlerinde otuz üç adet çanak kullanırlar. Her köyde mevcut çömlekçiler bu âdet dolayıslle dalma meşguldürler, Bunlar devamlı surette çanaklar Lmal ederler. Bu çanakların en büyüğünden kutrunun üç buçuk metre olması şarttır, bu çanaklara gelin ve güvey tarafından münasip bir şekilde dualar edilir. Orlya kabilesinde hattâ bu çanaklardan birisi yedi muhtelif evden toplanan su ile doldurularak düğün evinin tavanına asılır veyahut bu çanaklar düğün evinin dört köşesine ve bir miktarı da odanın ortasına konularak dağıtılır.
Berberlerin rolü
Düğünlerde berberler en mühim vazifeyi ifa ederler. Berberi düğünden evvel damadın ayak parmağının tırnaklanın keser ve su yerine inek sütü kullanmak şortile damadı traş eder. Aynı zamanda gelinin alnını bir ustura ile hafifçe tırmalar ve gelinin ayak parmakla
kaya parçası bağlıdır ve arka tardtta sarkan İpe de köy çocukları takılırlar vc onu çekerler. Bu şekilde berber önünde taşın ağırlığı ve arkadan çocukların ipleri çckmesile gayet gülünç bir variyet alarak, gelin ve güveyin başlarına yağ serpmek auretlle takdis varife-sLni yapar.
Güney Hlndlstandaki Müs-I umanlarda evlenme âdetleri İslâm âdetleri ile Brahman dini arasında halkın kendice göre benimsediği ve âdet edindiği veçhile ifa olunur. Dini Müslüman olan Mar »kayarlarda evlenme tam mân asile Brahman âdetleri gereğince yapılmakladır. Gelin bunlarda Brahman kıyafetinde olarak (Arkası 7 nel sahilede)
SALI
Dehakâr KEMAN ÜSTADI HA RUH ________________LİFTMAN ve dehakâr Piyanist ESTHER
HORNSTEİN SAMETNIK İsrael'den şehrimize gelecek ve bir konser vereceklerdir.
Biletler şimdiden satılmaktadır.
Fiyatlar: 7.5 - 5 ve 7 5 Lira Yerlerinizi evveli A t L A S den aldırınız, I da
Türk - İtalyan dostluk paktı münasebetiyle Roma'dan bir İsviçre dergisine yazılıyor:
Atlantik paktının imzasını mütaakıb bir Akdeniz paktı yapılması lüzumundan Ati antiğin gerek bu, gerek öbür kıyısında çok bahsolunmuştu. Yunanlsta-nin; Türkiye, İtalya ve Lübnan ile yapılmış dostluk paktları esasen mevcut bulunmasına nazaran Türkiye Ue İtalya arasındaki dostluk paktı ile zincire esaslı mühim halkalar ilâve edilmiş oluyor demektir.
Atinadakl siyasi çevreler Türkiye Lle İtalya arasında yapılmakta olan müzakereleri dikkatle takip ediyorlardı. Çünkü İtalya ve Arap dünyası Ue olan dostça münasebetleri malum bulunan Türkiye arasında yapılacak bir dostluk paktının Yakın Doğuda kurulması İstenilen antlkomvnist müdafaa sisteminin gerçekleşmesini kolaylaştıracağı billniyoıdu. Akdeniz devletleri arasında yeni pakt vc manzumeler kurulması meselesi Atinada te!kâr olunurken bunun Birleşik Ameri karda bu devletlerden her biri ayrı ayn ele alındığı takdirde gösterilecek itimadı arttıracağı ve ev* velce tek başına bulunan Yu-nanistana bir harb vukuunda bir müddet sonra elden gitmesi muhtemel bir Ueri mevzi nazariyle bakıldığı halde Akdenizde bir devletler manzumesi teşekkül ettikten sonra Vaşinglonun ittihadın kuvvet doğurduğu esasını göz önünde tutarak daha evvelki görünüşünü yeni baştan gözden geçirmek zorunda kalacağı sonuncuna varılmaktadır.
Türkiye Dışişleri Bakanı Nec-meddin Sadağın ötedenberl At-latik paktının tamamlanması için bir Akdeniz yapktına lüzum olduğu fikrini İleri süren
şahsiyetlerden bin olduğu malûmdur. Necmeddln Sadağın, teklifleri Franko İspanyasının Akdeniz paktına girmesini asla terviç etmeyen Fransanin muhalefetiyle karşılaşıyordu. Ro-mada işlerin içyüzüne vakıf çılanlar Türkiye ile İtalya arasında bir dostluk paktı imzalanmış olmasının gerek Prangada, gerek diğer Batı memleketlerinde Frank oya karşı beslenilmekte olan fena fikir ve hislerin yumuşamış olduğuna ve ispanyanın da bir müttefik olarak kabul olunabilecek bir hale geldiğine delâlet ettiğini söylemektedirler Amerikanın İspanyaya karşı olan fikri sabitinden vaz geçtiğine delâlet edecek oir çok misaller mevcuL-tur. Bir kaç hafta evvel Amerikalılar İspanyaya bir çok harb uçağı vermişler ve İspanyol kurmay subaylarını Almanya-daki Amerikan askeri teşekküllerini ziyaret ve tetkik için davet etmişlerdir
Amerikalıların Akdenize ait plânlan gittikçe tavazzuh etmektedir; Yeni müdafaanın Doğudaki temelini teşkil etmekte olan Türkiyeye iki seneden beri yapılmakta olan yardımların mühim bir yekûna baliğ olduğu son aylarda Ameri kari Dışişleri Bakanlığı büyük bir sabır ve tahammül ile Franko İspanyası işini de halletmeğe ve Batı temel direğini teşkil eden İspanyanın Batı İçin faydalı bir şekle sokulması yollarını aramaktadır. Frankonun da çok geçmeden B3tılılar arasına karışacağı muhakkaktır. Fran-konun yeni müdafaa binasına binasına asıl kapı olan Atlantik paktından mı, yoksa yan kapı olan Akdeniz paktından mı gireceği mcslesi o kadar mühim değildir.
Çeviren: B. AKSEL

Viyolonsel Kralı
Bugün SÜMER ve i N C i
SİNEMALARINDA
ŞEHZADE AZMİ (SABÜ)
Renkli tn Technîcolor
SENENİN EN BÜYÜK AVANTÜR FİLMİ.
Yurd Film

• Bugün Kadıköy OPERA Sinemasında ’
2 büyük film birden
1 — MEÇHÜL ARKADAŞ
(CAMARADA)
Baş Bollerde; HEDY LAMAKR — CLARK GABLE
2 — İSTİKLÂL FEDAİLERİ
(Belgn of terron)
Baş rollerde: Robert Cummings - Ariene Dahi - Rtchard Basehart.
Kannadiyan kabilesinde berberin vazifesi daha gülünçtür. Bu kabilede berberin vazifesi bir Hindistan cevizine doldurulmuş olan erimiş yağdan gelin ve güveyin bayı_________________________________ na yağ serpmektir, fakat ber-_____. ______ _____gûvey berin boynunda bir ip vardır, bağlı olan parmaklarını batı- bu lPln ucunda ön tarafta bir nriar ve bunu miltaakıp her ı iki taraf üçer defa bu pirinç-j ten alarak biribiTİerlnin ağız-l arın a verirler,
Telugu, Kanara ve Orniya kabilelerinde umumiyetle nl-kâhta gelin ile güvey arasına, bir perde veyahut paravana konulması âdettir, gelin nikâhta bu paravananın diğer tarafında duran güveyin başına pirinç ve tuz serper, bunu muta a kıp evlenecek çlftiıı örtülerinin pirinç. Be tel yaprağı. Areka cevizi ve midye paraları j iie süslü olan uçlarının birbirine bağlanması âdettir.
Hindistanlıların düğünlerinde çok mühim rol oynıyan bir I şey varsa da o da toprak çanaklardır. Halkın batıl İtikatlarına göre 330 milyon küçük Uâhiar yani Devaslar vardır.


Bugün YILDIZ Sinemasında
Aşkların en güzeli vc İzli ra plisi-.- ihanet ve felâkete sürük- I leyen kıskançlık... Hudutsuz İhtirasın feci sonu...
AHRET YOLCULARI
ROSSANO BRAZZİ — VALENTİNA CORTESE — İRASEMA D İLİ AN
Bu film, dâhi Muharrir STENDHAL'ın «Kırmızı ve I Siyahr romanından alınmıştır,Yurd Film


—M ELEK Sinemasında
JIJNE ALLYSON — MARGARET O'BKİEN vc PETEK LOlVFOltD'un yarattıkları
Renkli
GENÇ KIZ KALBİ
Muvaffakiyetle devam ediyor.
.....R”."p""MeıC,©MBS
Boston Üniversitesi Profesörlerinden
PRATİKTE İÇ HASTALIKLARI
Müellifin müsaadesiyle son basıdan Türkçeye çevirenlet :
Ord. Prof. Dr. Sedad Tava t ve Dr. B. Soylemezoğlıı İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği
Tefrika No: —S I
mış, can sıkıcı bir şey olduğunu bana öğrettin, şimdi artık anlıyorum M. hayatı çerçeveler içinde zaptedemeyiz Ahlâk kaidelerinin. hayat İcaplarına uyarak mütemadiyen değişen bir zarf olması fikrine beni vardırdın.
Sesi de çehresi gibi ifadesizdi. Nazlıyı dizlerinden hafifçe iterek devam etti:
— Asıl mesele, ahlâkın, (güzel) vasfını bulabllmesindedir. Ulûhiyet fikrine bile (güzelliğin) yoluyla ulaşılır. Devrimizde birbirinin zıddı sayılan, (din ahlâkı) da, (lâyik ahlâk) da bu güzel vasfında birleşmiş oluyor. Benimkisi güzel bir jest değLl cidden* Sen kİ bir kere Vahdetin olmuşsun; onun kadınısın; hâlâ onun tarafından seviliyorsun, ne taraftan baksam aynı emniyete varıyorum: Seni ondan almak, koparmak güzel bir hareket değil! îşte bu sebeple ahlâksızlık yapmak İstemiyorum. Seni ona gitmekten alıkoymıyacağım.
Omuzlarından tutarak Nazlıyı kendine çekti; iki yanağın-]
dan öptü.
Soluk mavi gözlerinde, mezara kadar taklb edeceği İdealinin pırıltısı yeniden belirmişti.
Ankara ekspresinin hareketine ancak on dakika var.
Yavrusunu yitirmiş ceylan misali, Naziı, Haydarpaşa garının kalabalığı ortasında dolaşıyor. Ona çarparak, berikini iterek, öteki taraftan itilerek, azarlanarak deli gibi trene koşuyor. İlk vagonun hizasına gelince, adımlarını yavaşlattı; kompartımanların pencerelerini araştıra araştıra yürümeğe başladı. Yüreğinde hep o korku var: Doktor, acaba yanlış malûmat mj edindi? Acaba, Vahdet, dün akşamki trenle mi gitti? Yahut yarın akşamki trenle mİ gidecek? Ya, burada değilse? Ya onu bulamazsa-..
Birdenbire duruladı. İki vagon ötede, merdivenin sahanlığına tırmanırken gri parriosü-sünden ve geniş kenarlı lâcivert şapkasından onu tanımıştı.
Şimdi, kendini göstermemek için, insan gövdelerini siper ede ■ede. onun girdiği vagona yürü-
Tamamiyle kuşe kâğırida, 733 sahife. 122 resim, 9 renkli plânş Flatı 20 Lira. Lüks bez clldll 23 Ura. Posta masrafı. 50 Krş. İçindekiler :
L Dlyagnostiğin esasları. 2. Psikiyatrik bozukluklar, 3- Kalb hastalıkları, 4. Hipertansiyon ve böbrek ve İdrar yoUan hastalıkları. 5. Mide-barsak kanalı hastalıkları, 6. Beslenme eksiklikleri, 7. Anemiler, kan dlskrazileri ve benzeri hastalıkları, 8. tnfeksiyon hastalıkları, 9 İnfeksiyon hastalıkları (devamı. 10. Süliamidler, penlclllln ve streptoınycin'in kullanılması. 11. Kronik akciğer basta ıklan, 12. Romatizma hastalıklar. 13. Endokrin bozukluklar, 14. Allerjik hastalıklar, 15. Sinir sistemi hastalıkları, 16. Etrafın damar bozuklukları.
Cihan tıp âleminde eşsi2 bir rağbet gören ve yalnız Amerika Birleşik Devletlerinde 50.000 nüsha satılan bu kitabın, iç hastalıklarına daLr yazılmış eserler arasında hususi bir yeri vardır- Klâsik kitapların monoton, cansız, deskriptlf görüşlerine karşı, bu eser canlı, dinamik ve analitik olmaslle kendini gösteriyor. Eserde hekimlik sanatı lçta lâzım olan, bu şubeye dair, bugünkü bilgiler - lüzumsuz detaylar bir tarafa bırakılarak - toplu ve orijinal bir tarzda sıralanmıştır. Her mesele sağlam bir kritiklen geçirilmiş, dlyagnostikte önemli noktalar tebarüz ettirilmiş, ayırt dlyagnostikte hataya düşmemek için gözönünde tutulacak cihetler etraflıca ortaya konulmuştur. Her hastalığın tedavisi modem bulgulara uygun olara». açık ve etraflı özetlenmiştir. Terapiye ayrılan kısımlar bilhassa, dikkati üzerine çekmekte ve kitaba ayrı bir değer vermektedir Böylece kitap gözü korkutmayacak cesamette, kıymetli resimler, şekliler, renkli plânşlar ve özetleme tablolariyte öğrencilerin ve pratisyenlerin her zaman başvuracakları bir eser olarak çıkarılmış oluyor
«Pratikle îç Hastalıkları* gerek bilgi, gerekse nefaset bakımından cFizyopatoloji» yanında yeı alacak eşsiz bir eserdir.
MAZLUM—KİTABEYİ • İSTANBUL
yor. Biletini kondüktörün eline tutuşturdu. Vahdetin kompartımanını kestirerek yavaşça sokuldu; kapıyı tıkırdalmaksızın birdenbire açıverdi.
Vahdet, kanapede oturuyor; yüzüne gazetesini açmış. Başım bile çevirip kapıya bakmadı.
Nazlı, sesini lüzumundan fazla yükselterek;
— Pardon, yanlış girmişini!— dedi.
Vahdet, gazeteyi elinden fırlatıverdi.
Acınacak bir şaşkınlık içinde,.. Gözlerine inanamıyormuş gibi Nazlıya baktı. Esmer yüzünden bütün kanı çekilmiş, belki bir an kalbi İşlemez olmuştu. Bir kac saniye, göz göze öylece daldılar. Sonra, ikisi birden birbirlerinin cazibesine
kapılmış gibi kucak kucağa atıldılar.
Vahdet, yüzünü genç kadının omuzlarına kapadı.
— Beni teşyie geldin, öyle mİ?... Sana ne kadar teşekkür etsem...
Sesi pürüzlüydü. Yüzünü kaldırdığı zaman yanaklarından yaşlar akıyordu.
Nazlı, hastalığı sırasında, onun yaşlarını parmaklarının ucuyla silerdi. Yine ayni hareketi yaptı: :
— Ne teşyi i?..
Elindeki küçük valizi gösterdi.
— Peki, doktor?
— Ha, İşte o meseleyi anlatayım.— diye Nazlı, kanepeye çöktü.— Doktor mu? Mektubuna çok İçerledi. doğrusu... Yaptıklarını hiç de ahlâki bula-
madı. şayet evlenmezseniz, bir daha İkiniz birden gözüme görünmeyin, dedi. Ben öyle rezalet islemem, efkârı umumiye var, dedi-. Birbirimizin namusunu temizlemeğe mecburmuşuz.
Bu şakacı, bu sokulgan hâliyle. kendine bas havasını yayıyor; Vahdeti artık ömrünün sonuna kadar kurtulamıyacağı bağlarla sımsıkı bağlıyordu.
Yanyana sokuldular. Garın kalabalığına perdeyi indirdiler.
— Hesap ver bakayım? Benden kaçmana sebep?
Vahdet, kabahatli imiş gibi: — Galiba vehmim — dedi. Nazlı, parmağını salladı
— Yoksa yakmanı vasiyet ettiğim evrakım mı?
Genç; adam, suçlu bir tavırla başım önüne ıtdi;
1
Bugün İPEK
SİNEMASINDA
Müthiş ve harikulade filmi erir, en muazzamı DÜŞMAN Kardeşler «Türkçe sözlü) Baş rollerde: VİCTOR MATURE — COLEEN CRAY
— Söz vermiştim ya?.. Nasıl okuyabilirdim? Yaktım hepsini. .
Nazlı, sevgilisinin başım, kendine çekerek kıvırcık siyah saçlarını öptü, öptü:
— Beili bana lâyik bir koca olacağın,— dedi.— Şimdiden yalana başladın, maşallah!
I SON
RAY
, Sinemasında
SİLVİA SİDNEY ve JOHN OODLAK tarafından yaratılan KADIN CELLADI (Lovc From a Tranger) İngiliz Landrosunun feci romanını tasvir eden em-salsLz fÜn'-
MEVLOT
GÜZİDE KARŞlYAKA'nın ölümü senei devriyeslnc müsadif 19 Mart 950 pazar günü IleybeliaJa camii şerifinde öğle namazını müteakip aziz ruhuna ithaf edilmek üzere mev-ifıt kıraat olunacaktır. Sevenlerin. yakınlarının ve dindaşlarının teşrifleri rica olunur.
KARŞIYAKA AİLEM?
Vapur harek>-t «imleri Köprüden 10,15 ve 12 dedir.

ÖBZjârihten Sayfalar
Asırlarca süren siyasî mücadelelerin sonu 18 Mart 1915
| Briç masasında Tekniğin ehemmiyeti
Necl&dan şöyle bir mektup
Aldım:
nrğazlar üzerindeki kayıtsız hâkimiyetimiz, Rus Çarı Pet-ronun Azak kalesini ele geçirmesiyle sarsılmıştı.
İlk defa 16S9 yazında 63 toplu Kı ipe t Rııs harb gemisi İs tanbul sularına Okrençov isimli Rus elçisini getirmiş ve elçi Babıâllye Rus limanlartyle İstanbul arasında lıarb ve ticaret gemilerinin serbesçe sefer cime taleplerini bildirmişti.
Bu talepler kati bir red ile karşılandı. Fakat bir müddet sonra Rusların ticaret gemilerine Boğazlardan geçiş serbes-tâsi tanındı.
Artık Rus siyasetinin ağırlık merkezini Boğazlar ve İstanbul teşkil ediyordu Büyük Petro bıraktığı vasiyetnamesinde lis-tanbula ve Hindistana mümkün olduğu kadar çok yaklaşmalıdır. Zira buralara hükmeden cihanın hakiki hakimi o-Jur* Bu halde gerek Türkiye ve gerek İranın taşına mütemadiyen harb gailesi çıkarmalı. Karadenızde büyük depolar tesis etmeli ve tedricen bu denize tamamen sahip olmalıdır) diyordu.
Napolyon Bonapartm zuhuruna kadar Ruslarla İki harb dalıa yapmıştık. Napolyonun Mısırı istilâsı üzerine BabIâli Ruslarla sekiz senelik 1798 ittifakını imzalamış ve 1805 te bu ittifak Karadenizin emniyetini karşılıklı olarak tekellüf eden bir mahiyet almıştı
Fransa He harbe tutuşan Rusya bu anlaşmadan istifade ederek harb gemilerini Boğazlardan geçirmek İstemiş, fakat Fransanın nüfuzuna girmeye [ başlayan Babıâli böyle bir teklifi ittifakın ruhuna aykın ve kendi tarafsızlığını İhlâl eder mahiyette gördüğünü bildirerek teklifi reddetmişti.
Bunun üzerine Rusya İngiltere ye yaklaşmış ve Rus askerleri de Buğdan emaretine girmişti. Babıâli R'is harb gemilerinin Boğazlardan geçmesine müsaade olunduğu takdirde askerin geri çekileceğini bildiriyor ve Türkiye tekrar Rus -İngiliz ittifakına davet olunuyordu,
Babıâiinln red cevabı üzerine Rus orduları Tun aya yürümüş ve bir İngiliz filosu 1807 kışında çanakkaleyi geçerek İstanbul önünde görülmüştü.
Bu filoya karşı bütün halk şehri tahkim ederken Napolyonun sefiri general Sebastiyanl de sonuna kadar mukavemeti tavsiye ediyor .Babıâllye Fransız dostluğunun sarsılmaz duğunu söylüyordu
Sebastlynni Napolyonun klz maddelik talimat İle tanbula geldiği tarihte de dostluktan bahsetmişti. O kltki dünya vaziyeti Napolyo-nu Padişahla iyi geçinmeye ve Rusyaya karşı koymaya mecbur ediyordu.
Napolyon Bonapart (Ben İstanbul imparatorluğunu taksim etmeyi katiyen İstemem. Hattâ imparatorluğun dörtte üçünü verseler gene İstemem. Ben bu büyük imparatorluğu tahkim ve takviye etmek ve Rusyaya karşı istihdam eylemek isterim) dlvordu.
Fakat 1808 hâdiseleriyle Napolyonun siyaseti değişti. Dost ve müttefiki olan HL Selimi hareden OsmanlIlara küstüğünü ilân ederek Tllst’te Rus Çarı Aleksandr Ue birletti ve Lm-paratoluğun taksimini görüşmeye başladı.
Her iki imparator Istanbula hâkim olmak noktasında anlaşamıyorlar. Napolyon dünyanın merkezi saydığı bu noktayı Ruslara bırakmak İstemiyor, Aleksandr ise. İstanbul hum-masiyle çıldırıyordu.
Çar diyordu ki: (Türklerln uzakluştırtlmasiyle İstanbul ancak imparatorluğun ucunda bir vilâyet şehri olacak, coğrafya benim ona malik olmamı İstiyor çünkü şayet o başkasının olsaydı kendi evimin sahibi ol-nnyacakLım. Bununla beraber diğerleri için mahzurludur. İmparator evimin kapısının analılarına malik olmamı itiraf etmelidir.)
180S de Fransa İle anlaşan Rusya Babıâllye yeni bu nota vermiş bulunuyordu Buna rö-re (BabıâU Karadenlzden Ak-
ol-
tabu va-
denize gidecek ve avdet etmek üzere makûs bir İstikamet takibcdccek her türlü Rus harb gemisinin hacim ve cesametleri ne olursa olsun Boğazlardan serbesçe geçmelerine müsaade etmelidir.
Ancak bu müsaade Boğazlardan aynı zamanda nihayet üç büyük veya küçük harb komisinin geçmesi kayı ve şartiyle verilecektir.
Rus gemileri kalafat olmak ve erzak tedarik etmek gibi bâzı ihtiyaçlarını gidermek üzere İstanbul ve Çanakkale boğazlarında bir müddet durabilecek. bu gibi zaruri hallerde gemilere Babı âlice müşkülât çıka-nlmıy ocak tır.)
Babıâli Rusyanin yeni siyasi kombinezonlarına ve tehlikeli emellerine harble cevap verdi. Bu suretle 1809 harbine girişmiş olan "İmparatorluk diğer taraftan Çanakkalede İngilizlerle sulhu t) münasebetlerini yeniilycn bir anlaşma imza elti. Fakat Babıâli, Boğazlar' dan geçiş meselesine karşı olan hassasiyetini bu yeni dostluk anlaşmasında da muhafaza etmiş, İngiliz harb gemilerinin de İstanbul ve Çanakkale boğazlarına giremlyeceklerînl belirtmişti.
Boğazlar üzerindeki Türk re Rus münasebetlerine yepyeni bir istikamet veren Hünkâr İskelesi anlaşmasına kadar Ba-bıâii şimal komşusuyla 1812 Bükreş ve 1829 Erilme muahedelerini imzaladı.
Mısır valisi Mehmet Ali paşa ordularının payitahta doğra İlerlemesi İL Mahmudu ve devlet ricalini telâşa düşürmüştü. Padişah doğrudan doğruya çar Birinci Nlkoladan yardım İstedi. Rusya bu yardıma İstanbul un yeni ve kuvvetli bir devlet eline geçmemesi için koşmuş oldu.
Bir Rus filosu ve kara kuvvetleri İstanbul boğazında üslenmişti. Çar Nlkûla kont Orlof ile II. Mahmuda gönderdiği mektubunda şöyle diyordu:
(Donanmammn îstanbuiü muhafaza rolünü ifa etmesi, BabIâli için yeni ve gayri mtın-tazır bir hal olduğunu bilmez değilim. Osmanlı nükûmetl bir asn mütecaviz bir müddet Rusyaya İtimatsızlıkla ve endişeyle bakmıştır. Devletinizin huzur ve refah İçinde yaşaması ancak Rusyanm dostluğuna giivenebihnekle mümkün olduğu hakikatini zatı şevketmeap-larının terketmelerı salnanati seni yelerinin hakiki menfaatlerini sairlerden daha doğru görüp takdir etmek meziyetinin zatı müJûkânelerlne nasip olduğunu göstermekledir. OsmanlI tahtında birbirini takibeden hükümdarlar aracında Rus politikasının sadakatine ve doğruluğuna asiline bir itimat gösteren ilk Hakan zatı şehri-yarllerldlr. Rıısyamn bu itimada lâyık olduğunu İspata muktedir olacağım...)
Bu mektubu alan Sultan Mahmut kont Orlof’a Nikola-nın dostluğuna itimat ettiğini ve imparatorla husus! ve gizli bir ittlfakname imzalamak arzusunda bulunduğunu söylemişti.
Fakat bir Rus tarihçisinin dediği gibi (tkl hükümdarın birbirlerine ibzal ettikleri teminat suni bir dostluktan İbaretti. Bu teminat gerek Rusya-nın, gerek Türklyenln tedrici inkişaf tarihleri vc riyaset tarzları İle hiç bir veçhile telif edilemezdi...)
O günkü şartlar İçinde Ruslara Boğazlardan geçiş hakkı tanıyan Hünkâr iskelesi mua-1 hedcsl imzalandı. Bu anlaşma-mn gizli maddesi Avrupa devletleri üzerinde bir fırtına kopardı.
İngiltere ve kransanın müdahalesiyle Londra konferansı toplanmış ve burada İmzalanan anlaşma ile Rııs himayesinden çıkarılan Boğazlar Londra anlaşmasını İmzalı yan devletlerin himayesi altına konulmuştu.
Rusya Kırım haıbl mağlûbl-
f Tasan
Halûk y.
Şehsuuaroğlu
yetinden sonra Boğazlar üzerindeki hâkimiyet emellerini kaybetmiş, 1870 harbinde Bls-markın müzaheretiyle yeni bir siyasi hücuma girişmişti. 1870 Londra anlaşması Türkiyeyi ve Rusyayı 1856 Pûris muahedesinin tahdltkâr hükümlerinden kurtarmış. Buğurları kapamak hakkı Türkiyeye taammış ve sulh zamanında bütün ticaret gemilerinin geçiş serbestlsl kabul olunmuştu.
Boğazlar meselesi 1878 Ayas-tafanos ve Berlin anlatmaların da bir defa duba mevzuu bahis olmuş ve son anlaşmaya göre Osmanlı devletinin Boğazları kapamak hususundaki eski hukuku tanınmıştı.
Boğazlar ve İstanbul meselesini asırlarca bir siyasi pazarlık mevzuu yapanlar nihayet birinci dünya harbinde bu sahayı silâhla ele geçirmek arzusuna kapıldılar. Bir büyük harbin plânı, bilhassa Rus cephesine yardım imkânları bakımından Boğazların derhal düşeceği esasları üzerine hesaplanmıştı.
Daha 1014 sonbaharında yapılan bir konferansta, Ingiliz Hariciye Nazın lort Grey’in hâtıralarında yazdığına göre, (Ne kendilerinin, ne de Fransanın hoşuna gitmemekle beraber İstanbul ve Boğazların Rusyaya vadedilmesl tekarrur etmişti.
Harb başlamış. Çanakkaleyi zorlayan müttefik donanma Boğazı aşamamıştı.
Boğaz önündeki müttefik donanma kumandanı kendisini sorguya çeken sert ve sinirli Bahriye Nezaretine çektiği telgrafta (Çok cesur muharebe eden ve iyi sevk ve İdare edilen asil Türk ordusunun karşısında bulunuyoruz) cevabını veriyordu.
3 mart 1515 te Fransız sefirini kabul eden, Rus Çarı 1. Nl-kola kendisine şunları söylüyordu: (Boğazlar meselesi Rus umul tehyiç ve
Asırdidfi rüyasın m tahakkuk edeceği vadini mükftfaten bahşetmeksizin harbin müthiş fedakârlıklarını Veuaama tahmil hakkını kendimde göreml-yeceğim. Esasen kararımı verdim. İstanbulıı ve Cenubi Trak-yayı imparatorluğuma ilhak ve İlâve edeceğim).
18 mart 1915 te müttefikler bütün harb kuvvetlerini Çanakkale de son bir defa daha denediler. Netice korkunç bir mağlûbiyet olmuş, bütün asırlık rüyalar ve hayaller tarumar edilmişti.
Bu acı dersle Çanakkale ö-nünden ayrılanlar hakikati şu -sözlerle belirtmiş oldular:
Sİr Perey Scott. Çanakkale Boğazını geçmeğe kalkışmakla biiyük bir çılgınlık yaptık.
Amiral Stıırdee, Türk müdafaasını. yararak Çanakkale Boğazını geçmenin gayri kabili tatbik olduğunu anladık.
Amiral Jockson. Türk Boğazlarını geçmeğe kalkışmak delilikti, diyordu.
efkârını c(m derece tahrik etmektedir.
İjç valiz içinde ev
Almanya ile ticaret
Piyasada hâkim olan kanaate ve yapılan muhaberat ve tema.tiartlan anlaşıldığına göre yakında Almanya İle geniş bir ticaret hareketi bağlıyacaktır, önümüzdeki ilkbaharda ve bilhassa yeni ithal serbestlsl devresiyle beraber bağlıyacağı belirtilen bu devrede memleketimizden Almanyaya İptidai maddeler, gıda maddeleri, yağlı tohumlar vesair sanayi ham maddelerinin gideceği ve mukabilinde Almanyadan boya, Uâç, sanayi mamulleri, teknik malzeme ve akşamı, geleceği söylenmektedir.
taşıtlar
uisdsui e*io(Mra«ı ş«tu> nmton Bu akşam ,, , ,
Saat 20.30 da |
ORAM KISMI 1
KATİL
Yazan: Rlchard Vosa I, Türkçesi: Cemal Rıfat —
KOMEDİ KISMI
0
HANIMLAR TERZİHANESİ Yazan: Georgea Feydau
Türkçesi: Mahmut Yesari Paran esi akının lan Oram Kumınaa Balı aklanılan Koman Kauunıla
«Hâlâ sayfiyedeyim. Dûn akşam gene bermutat briç partisi yaptık. Bir elde granşileme kadar gittim. Belki de siz petl-şilem deklâre etmek daha münasip olacağım aöyliyeceksi-nlz. Fakat ne yaparsınız, tabiat İktizası Maceralara atıl-
^|D E N 5 Z Ci L i
35 yıl önce bugün
Çanakkalede 18 mart
zaferi nasıl kazanılmıştı
m ağı öted enberi severim. Ben de sizin yaşınıza vardığım zaman her halde akıllıca hareket edece;ğime eminim.
İşte elleri veriyorum;
« A V 10
V A V 8 4 D6 5 4 A 8 6 5
4 4 3 I Şİ”|* « 5 5
♦ 7 3 2 G».ş.r01094
♦ 9 8 4 3 CE. ♦ 7 2
♦ RDV2 I H» 109 7 3
A RD987
V R 6 5
4 A R V 10
* 4
Ben cenupta oturuyordum. Parterlerim deklârasyonu bir sanzatu İle açta Ellerimdeki kâğıtları görüyorsunuz. Üç pikle mukabele ettim. Ortağımın dört piki üzerine dört sanzatu dedim. Parteenrim müteakiben üç asını gösterdi ve ben dc derhal granşüctn pike çıktım. Trefll ruvası İle hücuma geçildi. Siz de pek âlâ görüyorsunuz kl oyunun çıkması körde yapılması lüzumlu olan pasın geçmesine bağlı. Maalesef şans insana her zaman yardım etmiyor. Fas geçmedi, bir leve kaybettim. Oyunu çıkaramadım. Bu oyunu çıkarmak için bir çare varmıydı?
Sayın Necla;
Deklârasyonunuzu tasvip ediyorum, takat oyunu İyi İdare edememişsiniz. Tekniğe biraz daha dikkat etmelisiniz. Kör empasmı bertaraf edecek bir çare vardı. Derhal bir trefil keşiniz, sonra arka arkaya İki el koz çekiniz. Her İki tarat da koz verirse, yani kozlar muha-sım ellere 3-2 olarak düşmüş ise artık empas tehlikesine girmenize lüzum kalmaz. Son treflil kesmek için yerde bir çok rantrenlz var. Yerin son kozu üzerine elinizdeki çürük körü atarsınız. Görüyorsunuz ya biraz tekniğe ehemmiyet verilince çıkmıyacak gibi görülen oyunlar pek âlâ yapılabilir.
Nâzım DERSAN " *
Muharririmiz Nâzım Der-san’ın briç hakkında neşrettiği iki eser İnkılâp Kl-tabcvlnde satılmaktadır.
Tavsiye ederiz.
L_______________________
Muhtelif büyüklükte bu üç valiz, bir bayanın bir kaç günlük seyahati için lâzım olan eşyasını alabilmektedir. Büyüğüne elbiseler, daha ufağına çamaşır, en küçüğüne de konserveler konmaktadır.
Kahve fiatı düşüyor
Bir haftadanberi piyasada kahve Hatlarında yeniden düşüklükler kaydedilmiştir. Toptan kahve fiatlan 780 kuruştan 750 ye kadar inmiştir. Bunun sebebi geçenlerde gelen 6000 çuval kahveden sonra yurda yeniden 7400 çuval kahve gelmiş olmasıdır.
Otuz beş yıl önce bugün 18 mart 1915 de Çanakkale zaferini kazanmıştık. Bu zafer, birinci dünya harbinde kazandığımız zaferlerin en şanlısı, fakat en kansızı olmuştur. Hele, 25 ni-■an 1915 de başlayıp 1916 senesi başına kadar devam eden Gelibolu yarımadasındaki muharebeler netlcesLnde yüz binlerce şehit ve yaralının mübarek kan larllc kazandığımız zafere nls-betie, 18 mart zaferi silâhlan-miza pek ucuza malolmuştur.
Zaferin bilançosu
18 Mart zaferinin bllânçodu hulasaten şöylcdtr;
O sabah 12 İngiliz ve 4 Fransız zırhlısından, muhriplerden ve arama tarama gemilerinden mürekkep bir müttefik filosu, Çanakkale Boğazını zorlayıp geçmek karar ve azmi İle med-halden İçeri girmişti. İngiliz zırhlılurun bizim ağır toplarımızın menzili dışından açtıkları ateşle savaş başladı. 150 Türk topu 500 den fazla düşman topiyle çarpışıyordu Asıl savaş Boğazın merkez bataryalarındaki, çoğu eski sistem, a-ğır ateşli mahdut cephaneli ve toprak tabyalarla tabiye edilmiş 78 ağır topumuzla müttefik donanmanın yeni sistem, seri a-teşli, bol cephaneli ve zırh taretler içinde mahfuz 280 ağır topa arasında cereyan etti. Akşam üstü Boğazı zorlayıp geçmek azmlle gelen donanma, mağlubiyeti kabul ederek çekildi.
Bir Fransız, İki İngiliz zırhlısı batmıştı. Bir İngiliz, bir Fran_ sız zırhlısı batmaktan zor kurtulacak kadar ağır yaralar almıştı. Diğer bazı Fransız, İngiliz gemilerinde de yangınlar çıkmış, İnsan kayıplan ve hasarlar olmuştu- Müttetik filonun insan zayiatı 1000 den eksik değildi: Yalnız Frausızlann
Bouvet zırhlısında 600 kişi boğulmuştu.
Buna mukabil bizim zayiatımız tam amil e harap olan 4 top Ue bir günde tamir edLlen 4 top tan, obüs bataryalarında bir kaç tekerleğin ezilmesinden ve bir kaç m ayin İm İzin patlamasından ibaret kalmışta İnsan zayiatımız, 18 t Alman olmak üzere 40 şehit ile 74 yaralı IdL
Bu zaferi, yüzbaşı Hakkının süvarisi olduğu kahraman Nüs-ret mayn gemisinin bir kaç gece evvel döktüğü 20 mayn Jle knhraman ve fedakâr topçularımız kazanmıştı.
Müttefik donanma Boğazı geçememiş ve aynı hücumu bir daha tekrarlıyamıyacak kadar cesareti kuılmıştı. İstanbul kur tulimuş: hem de zaptedlllp Kuşlara verilmek felâketinden kurtulmuştu.
Fransız Amiral gemisinde
Bu savaşa iştirak eden Fransız amiral gemisi olan Suffren' İn o gün topçularımız tarafından nasıl hırpalandığını, bir Fransız deniz subayının ağzından dlnllyeUm:
Suffren Boğazdan içeri giriyor. Gembıin bandosu kıç üstünde marşlar ve harb havaları çalıyor, 32 deniz askeri de mızıkaya refakat cdLyor. Fransız denizeller!, 16 zırhlının ağır toplurile, bilhassa yeni denize indirilmiş olan Queen Ellzabeth İn 38 llklerile kolayca altı üstüne getirileceğini sandıklan Türk tabyalarına karşı girişmek üzere olduklan savaşa, ü-mltli ve neşeli bir bayram havası içinde giriyorlar.
Dört Fransız zırhlısı, en kuvvetli dürt İngiliz zırhlısının a-rasından öne geçerek İki ğru-pa ayrılıyor: İki zırhlı Anadolu İki zırhlı da Rumeli tarafındaki Türk bataryalarına ateş açıyorlar Sııffren 11c Bouvet Anadolu tarafındaki toplarımızla muharebeye tutuşmuşlardır. Suffren 30 buçuk toplarile A-nadolu Mecidiye tabyasına ateş ediyor. Mecidiye dört ağır lo-plyle cevap veriyor; Anadolu Hamldlyc bataryası da. ona yar dun ediyor. Fransız amiral gemisi, Mecidiyeden 9000 metre mesafede durmuştur. 4 tane 30 buçukluk s tan* İM lük w 1

tane 100 lük topla ateş etmektedir.
14 dakikada 14 isabet
Saat 1,10 da Suffren ilk isabeti alıyor. Bundan sonra 14 dakika içinde Fransız zırhlısına 14 İsabet daha oluyor. Bir ağır mermi, geminin ön bacasına vurup patlıyor. Duman dağıldıktan sonra, o iri bacanın yıldıran Isabetile yukarıdan aşağıya parçaladığı bir ağaç gövdesine benzediği görulyor. 15 iik bir mermi tam köprü üstüne isabet ederek harita kamarasını delip geçiyor ve patlamadan uzaklaşıyor. Merminin kusurlu olması, köprü üstünde toplanmış olan amiral Gueprat-te ile kurmay heyetini ve diğer subzylan muhakkak bir ölümden kurtarmıştır. Güverteyi tutan bütün saçlar, birer bez gibi yırtılıp param parça olmuştur. 24 lük bir ağır mermi, kıç taratln üstünde yıldırım gibi patlamış ve atrafa bir parça yağmuru yağdırmıştır. Fal:at bu isabet tareti ve içindeki 30 buçukluk iki topu sükût ettiremediğinden toplar ateşe devam etmiştir.
Bir tam isabet
Geminin iskele tarafında teknenin tam üstünde müthiş bir patlama olmuştur. Bu Türk mermisi üstüste tabiye edilmiş olan bir taretle bir kazemata isabet ederek bunlardaki 164 lük İki topun ikisini de sükut ettirmiştir. Şimdi geminin paralanmış bordasından, muazzam bir alev fırlamakta ve direklerden daha yüksek bir Ir-tlfaa çıkmaktadır. Tam bu esnada geminin harb merkezinden kumanda kulesine şu haber rapor ediliyor:
(— Gemi komutanına ve amirale haber veriniz: İskele tarafındaki topçu muhabere şebekesi sükut etmiştir. Bundan başka galiba baş tarafta bir yara almış olacağız. Harb merkezine su giriyor.»
Geminin tâ dibinde bulunan harb merkezindeki yüzbaşı İle askerler, tepelerinden aşağı boşanan sularla tatsız bir düş yapıyorlar. Fakat sükûnetlerini muhafaza ediyorlar. Çok geçmeden bu suyun geminin su kesimi altında açılan bir yaradan değil, patlamış bir yangın söndürme borusundan geldiği anlaş diyor; fakat İskele topçu muhabere şebekesinin sukut etmiş olması vahimdir. Çünkü geminin atışlarını idare eden topçu kaptanı toplardan ayrılmış-tır. O artık toplarına kumanda edememektedir.
Berhava olmak tehlikesi
Suffren artık muharebe edemiyor, 240 lık bir tek mermi. koca zırh lıyı mefluç bir hale getlrmlştir-Evvelâ 164 lük top taretine İsabet ederek zırhını paralamış, sonra, çok acayip bir tesadüfle mazgaldan kazemata girmiş ve oradaki subayın kafasını koparmıştır, Sonra 164 lük top ka-zematının İçinde patlıyarak o-radR bulunan 20 barıt hartu-çunu tutuşturmuş. Ve topun 12 numara erini bir anda öldürmüştür. şimdi 200 kUogramlık B barutu alev alev yanarak ka-zematın üstünde bulunan taretteki topçuları da yakmağa başlamıştı. Bu topçular, hemen tareti tahliye ettiler.
Kazemattakl müthiş yangın Öyle şiddetli bir hararet vücuda getirmişti kİ topçu muhabere boruları içindeki sular, hemen kaynamağa bağlıyarak bütün şebekeyi patlatmıştı. Daha fenası var: 164 lük topun barut hartuçlarından biri alevler saçarak banıt anb arına düşmüştür. Burada 6 er Ue bir top çu gedikli çavuşu vardı. Suff-ren'in biraz sonra berhava o-lacağmı ve bütün mürettebatının bLr kaç dakikalık bir tecil İle ölüme mahkûm olduğunu, bu 7 kişiden başka kimse bilmiyordu. Bu hartuç, anba-ra düşer düşmez ahşap rafları ve kaplamaları tutuşturmuştu. Pirinç barut kasaları, yavaş
yavaş kızacaklar ve içlerinden bir tanesi kâfi derecede kızışıp patlayınca: diğerlerini de İnfilâk ettirecekti. Buradaki 0000 kilo gramlık B barutu Suffren' İn içinde bir volkan gibi patlı-yacaklı. Yukarıda amiral Guöpratte, geminin İskele tarafındaki topçu muhabere şebekesinin sukut ettiğini öğrendiği andanberi, artık tebessüm etmiyordu. Bouvet’nln süvarisi. Amiral gemisinin ateş «estiğini görünce İşaret ve emir beklemeden tam yolla gelerek savaş ve ateş hattında onun yerini almak istemişti.
Amiral, Suffren’in kumandanına emir verdi:
— Geminizi geri çekiniz ve topçu muhabere şebekesini tamir ettiriniz. Eğer hücumun 1-kincl devresinde İskele tarafı tamir edilmezse sancaktan muharebe ederiz.
Gem! kumandanı cevap verdi:
— Amiral, sancak tarafımızdaki cephaneliklerde yalnız porselen mermiler var Bütün gece çalışarak çelik mermileri iskele tarafına naklettik. Çünkü bu bordadan muharebe etmemiz kararlaştırılmıştı Komutanın porselen mermi dediği mermiler, çeLtk değil, font denilen dökme demirden yapılmış eski mermilerdir kl ekseriya topun Teminden çıkar çıkmaz. hattâ bazer. de namlunun İçinde patbyan kötü ve tehlikeli mermilerdi.
Topçu kaptanı, iskele tarafın daki muhabere şebekesinin u-zun tamire muhtaç olduğunu söyleyince om r lal.
— Sancaktan muhareoe edeceğiz, dedi: porselen mermiler, düşmana hiç bir zarar vermeta bile...
Bir gedikli çavuş I gemiyi kurtarıyor Kumanda köprüsündeki! er,
geminin berhava olman tehlikesine maruz bulunduğundan habersiz, sancak bordasından muharebeye hazırlanıyorlardı. Fakat Suffren berhava oimıya-caktı. Çünkü 20 yaşına a yeni bir gedikli çavuş, biran tereddüt etmemiş ve 5 metre boyunda a-levler saçarak barut an barına düşen hartuçu görünce bölme kapısını açarak İçerideki!”.! süratle dışarı çıkarmış, sonra kendisi de çıkarak yukarıya fırlamış ve an ban suya boğmağa mahsus boruların valflarını açmıştı- Sular cephane antlarına dolmuş ve böylece zırhlı, oerha-va olmaktan kurtulmuştu Fakat taret Ue kazemattakl yatığın devam ediyordu. Yangını söndürme ekibi, o tarihte maske kullanılmadığı için, dumandan yan yarıya boğulmuş bir halde, etrafa sirayet eden yangını söndürmeye çalışıyordu.
Yangunn çıktığı yerin altındaki 3 numaralı kozanın ateşçiler! hava manikalarından aşa ğı bir alev ve boğucu gaz selinin aktığını gördüler. Vantilatörler. hemen durduruldu, Bara da parçalandığı İçin burası cehenneme dönmüştü. Güverteye sirayet eden yangın söndürüldü ise de kazematta 164 lük topun 20 atımlık barut hakkını İhtiva eden madeni harluç-lar yanıyordu. Kazematm kapısı açılır açılmaz alevler dışarı fırladı ve etrafı kapladı Yangın söndürme ekibi, güverteyi kaplıyan siyah suların içine yüzü koyun yatarak yanmaktan kurtulmağa çalışıyorlardı.
Bu sırada amiral ölüleri selâmlamağa gelmişti. 12 çıplak ölü yerde yatıyordu. Alevler, bir an İçinde bunların elbiselerini yakmıştı. Merminin kafa-
sını kopardığı subayın kurumuş kanları, hava
cereyanına kapılarak Kazenm-tın içinde uçuşuyordu. Bu şuada denizin İçinde ve geminin yakınında pathyan bir ağır mermi, bir kısım elektriklen söndürmüştü. Baş taraftaki 30 buçukluk topların taretin alt kısmına su gelmeğe başlamıştı. Fakat bu su küçük bir yaradan geldiği İçin tehlikeli değildi.
(Arkası 1 nel sabifede)
Şövalye Gontran
Komllyea şövalyesi Gontran
Mahkeme Koridorlarında
_____________________ __________ Anane mücibince, amcası ağıç. ’ daha küçük yaşında iken anne- talıemın ucu İle omuzlanan do-
’ ■ konduğu zaman delikanlı hlca-
1 tından kıptırmığı kesildi. Veit-bimeti, hâmisi, âdete babası o-Ian prensin namusunu kirlet- -I. «neği zihninden geçirecek kndort " ı ve vicdanı alçalmış olduğundan
• utandı. Gontran bu korkunç
• ihtimalden tüyleri Ürperdl. Me-. tin adımlarla amcasına doğru
yürüyerek yüksek bir sesle:
— Amca, dedi, bana analık ı etmiş prenses Blanşın, sizin ve ı bu salonda hazır bulunan asil-I zad elerin huzurunda, düşman-■ larımıza karşı son nefesime kadar savaşacağıma ve btr adım bile gerilemlyeceğkne and içerim, Benim yerim, burası değil harb meydanıdır, dedi.
Gontran, bir kaç gün sonra , İspanyaya hareket etti ve tam yedi sene orada savaştı. Fakat bir muharebede o kadar ağır yaralandı kİ, arkadaşları, tedavi görmek ve bir müddet dinlenmek İçin onu amcasının şatosuna nakletmeğe lüzum gör-! düler.
Prenses Blanşin şefkati ve dikkatli ihtimamı delikanlının çabuk İyileşmesine yardım etti. Bir akşam, yanyn.no otururlarken, Gontran:
— Yengeciğim, zannedersem, savaş meydanına dönmekliğim, zamanı gelmiştir, dedi.
] — Nasıl olur Gontran? Vü-ı kuvve* vücudundaki yaralar tamamiyie delikanlının kapanmadı.
siyle banasım kaybetmek felaketine uğrayınca amcası Oran! prensi, onu hem büyütmek, hem de savaş sanatını öğretmek için şatosuna aldı. Fakat Goııtranın, harb ve darbe ve askerliğin sert ve çetin hayalına hiç bir meyil ve arzusu yoktu, Buna mukabil, okumağa, e-deblyata ve bilhassa şiire büyük, bir hevesi vardı.
Amcası, genç yeğeninin bu halinden bidayette müteessir ve muztarip oldu. Fakat yazmış olduğu şiirleri terennüm edersen, işitince, fikrini değiştirdi ve Gontranı yanma çağırarak:
— Ailemiz arasında şair ve şarkıcılar bulunduğunu bil m izdim Gontran, git bu şarkıları yengen Blanşa da cku. Umurun, ki. çok sevinecek (iedl.
Prenses Blanş, kocasının yaşlılığına nispetle çocuk sayılabilirdi.
Oran] prensi, bir kaç yıi evvel Blânşla evlenmişti. Yaşlı prensin çok genç karısına gösterdiği derin şefkat ve sevgiye rağmen maiyeti ve tanıdıkları, karı kocanın birbirine hiç uymayan bir çift teşkil ettiğim sölyerlerdl.
O gündenberl Gontran. yengesinin ayrılmaz bir arkadaşı olmuştu. Gene kadının güzellik ve zarifliği delikanlının ruhunu) ısıtıyor, ilhamlar na u----*■ 1
riyordu. şimdi ( yazdığı şarkıların, besteleri aşkı ve hicranı terennüm ediyordu. Çünkü Gontran. güzel Blanşl çil dırasıya sevmeğe Dağlamış, genç kadın da onun bu tisine kayıtsız kalmamıştı.
Fakat Gontran amcasına derin bir hürmet ve muhabbet besliyor ve namusunu kirletme içtense ölümü tercih ediyordu. Blanş ua namuslu ve faziletli bir kadın olduğu İçin nefsiyle mücadele ediyor ve ihtiras ve arzularına mağlûp olmamağa çalışıyordu. Bu yüzden iki genç âşık hicran ve ıstıraplarla dolu bir hayat sürüyorlardı. Evvelce harb ve darbdan nefret eden delikanlı, şimdi amcasının askerleriyle beraber savaş meydanlarına can atıyordu. Haftalarca. aylarca şatoya uğramıyor bulundukça fikrin ve ruhun yave sevdiği yengesini art± sık sık nımda bulunacak öyle 'mİ? görmüyordu. Bununla beraber. | aklı, fikri hep güzel yengesinde | idi ve onun yanında geçirmiş ı olduğu mesut günleri sonsuz bir hasretle tahayyül ediyordu, ı
Bir gün Gontran. muharebeden dönüşte evvelce yaptığı gibi yazdığı şiirleri vermek için doğ- ' nıca yengesinin dairesine koş- j ûçk klişesine çekmişti. Blanş, tu. O esnada Blanş, odasında yere diz çökerek iDadet ederken yalnızdı. İki serdazede ansızın' müthiş bir gürültü duyar ve karşılaşınca o ana kadar hiç Gontaram vücudu kurşunlardan hissetmedikleri sonsuz bir hasret ve İştiyakla birbirlerinin kollarına atıldılar, dudakları birleşti ve vücutları arzu râşa-lariyle titredi.
Az daha, nefislerine hâkim olamıyacaklaroı. Bereket versin o esnada koridorda ne- 1 tümlerden birinin ayak sesleri duyuldu. Gontran. yengesinin kollarından hızla sıyrıldı ve koşarak odasından çıkıp gitti.
Ertesi sabah amcası. Gon-tram .savaş meydanında gösterdiği büyük kahramanlığı • mükâfatlandırmak için büyük, salona çağırdı ve prensesle diğer asilzadelerin huzurunda şövalyelik payesini ona tevcih etti.
Fransız Cumhurbaşkanının
Londra seyahati
Böyle olacağını bilseydim, karıyı güzelce haklardım!
— Zararı yok, vücudum dayanıklıdır. Sonra amcama verdiğim yemini unuttun mu?
— Yeminin mi’ Doğru... Fakat niçin bu andı içtin, Gontran?
— Verdiğim yeminden hiç pişman olmadım. O andı İçerken hep seni düşünüyordum. Seni sevmek .daima sevmek alnınım yazıdır. Fakat birbirimizden sakınmağa, uzak bulunmağa da mecburuz Blanş!
Genç kadın, hıçkırıklarını tutamayarak cevap verdi:
— Daima senin için dua edeceğim Gontran t
. — Doğru mu söylüyorsun, Blanş!
— Evet, gece gündüz dua e-deceğim,
| — Demek hayatım tehlikede
— Evet Gontran!
— O halde kalbim emin ve müsterih gidebilirim.
Şövalye, bu defa Afrikaya gitti ve orada bir savaşta can verdi.
Aynı gün fena bir kablelvuku |his, genç prensesi, şatonun kü-
I,

delik deşik bir halde yere yuvarlandığını görür gibi oldu.
Blanş, korkunç bir çığlık kopararak kilisenin mermer zemini üzerine yuvarlandı. Hizmet-çiler kendisini yerden kaldırmağa gittikleri zaman ölmüş bulunduğunu gördüler.
Çeviren: A. HİLÂLİ
t--------------------------------
Sfenks Uykuda
Aşk ve Macera Romanı
Yazan: J. D Carr Tercüme eden: (Vâ - Nû)
L Tefrika No. 47 _ - -
Etrafına göz gezdirdi. Gûya damı tetkik eden bir mal sahibi yahut kiracı tavn takındı. Fakat, bu role d? İhtiyaç yok. Çünkü, onu, civar bLnalardan gören olmadı.
Donald, bir pencerenin yanında aradığı tavan dengini bulmakta güçlük çekmedi. Bir perde ile kapatılmış bir vasistas vardı. Bunun mlhanlklyetini de keşfetmek güç değildi. Sakın İçerden mandallı olmasın? Yahut. demir akşamı, yağmurlar yüzünden paslanmış bulunmasın? Her ne halse, Hoiden’in bu gibi müşküllerle mücadele etmek için cebinde güzel bir çakısı var.
Delikanlı, o ana kadar far-ketmediği bir noktayı ansızın görüverdi: Yanın d., bulunduğu bacadan koyu bir duman çıkıyor.
Vay, nasıl olur bu? Margot'un ölümündenebri kapalı duran madam Vanya'nın evine Hol-den’den biraz evvel biri mİ girdi. yoksa? Belki de, evet, girmiştir! Kendisinin ele geçirmek istediği izlerL, şu anda imha ile meşguldür.
Halden, yavaş yavaş fakat katiyetle verilmiş bir kararla tavan kapağını açmağa koyuldu. Ebediyet kadar uzunmuş hissini veren bir kaç dakika zarfında maksadına erişti. Tavan kapağı esnedi.
Kapağın açıldığı tavan, pek karanlık bir odaya aiddl. Her halde, bu oda. yahut bu bolüm, eve giren İnsanın esrarlı vesikaları imha için meşgul bulunduğu oda değil
Holden, kedi kadar çevikleşerek, açtığı delikten içeri daldı. Ayakları bir dayanağa Ulşti.
Fransa Cumhurbaşkanı Vincent Aurlol’un Londra'sı ziyareti: Yukarıda sağda istasyondan çıkan alay, solda Fiansa elçiliğinde verilen ziyafette ziyafet sofrası, aşağıda Fransız Cumhurbaşkanı halkın tezahüratına mukabele ediyor.
Yunan seçimi: İki ayağı kesilmiş bir asker sandığa reyini atıyor
Hanım teyze koridorun ortasına dikilmiş, yana yakıla anlatıyor:
— Aman efendim, aman. Cenabı Hak kimseyi evsiz barksız bırakıp da nâmerde muhtaç etmesin. Vallâhl de billâhl de karniumbağalann haline baktıkça ağzımın sulan akıyor, Evleri sırtlarında. Canlan İstediği zaman İçine çekilip rahatlarına bakıyorlar. Cenabı Hak bizi de öyle yaratsaydi de şu fâni dünyada üç günlük ömürümüzü ev derdi İle geçirmeseydlk daha i-yl olmaz mıydı? Hâşa, sümme hâşa, kurban olduğum Mevlâ-nın hikmetinden sual olunmaz kİ. Bize sıkıntı çektirmeyi mu-rad etmiş zahir.
— Kiralık ev mi anyoesun, teyze hanım?
— Aramak da söz mü, efendi oğlum? İstanbul kazan oldu. biz kepçe. Haftalardan beri fırıl fırıl dönüyoruz. Sözüm meclisten dışarı, avcı zagan gibi koş oraya, koş öteye. Ne a-yaklanmda pabuç kalıyor, ne dizlerimde derman. Hani, bu kadar dönüp dolaştığıma göre bir şey bulsam yüreğim yanmı-yacak. Akşamlat a kadar akıntıya kürek çekiyoruz. İstacıbul-da ev yok, diyorlar, falaaan. Ev çooook amma, yanına yanlarına yaklaşabilene aşk olsun. Nohut oda, bakla sofa, avuç i-çi kadar kümeslerin kirası a-teş pahası. Üstelik bir seneliğini de peşin istiyorlar.
Hafazanallah, aklını oynatmak İşten bile değil. Yerlerin altında gömülü izbelerin adı apartıman olmuş. Karanlık ıııı, karanlık. Rutubet mi. rutubet Desturun. İti bağlaşan durmaz. Geceleyin akrepler parçalar insanı. Amma velâkin. kirasına gelince sırça saray değerinde.
— Sormak ayıp olmasın amma, burada ne arıyorsunuz hanım teyze?
— Demlndenberi ev hikâyesini anlatıyorum ya. evlâdım
Köşede duran beyaz baş örtülü, gri mantolu, yaşlıca hanımı işaret etti:
— Şu kadına iyi bak da ondan sonra benim anlatacaklarıma kulak ver.
— Baktım, teyze hanım. Şimdi seni dinliyorum.
— Hımmm... Şimdi dinle beni. Ev aradığımızı önüme gelene söylüyordum. Nihayet, ah-haplardan biri bu kadını sağlık verdi. eEvinln bir katını kiraya verecek. Fakat kendisi yal nız olduğu için erkek kiracı istemiyor. Okumuş, görmüş geçirmiş kadındır. Her şeye aklı erer. Yalnız, bLraz fazlaca titizdir. Abuk sabuk konuşatı insanlardan hoşlanmaz. Evinin kirası da fazla değildir sanıyorum. İsterseniz bir defa bakınız» dedi. Duyar da bırakır mıyım. Zaten bizim erkeğimiz yok Belki kadının karşısında dilim dolaşır da lâkırdımı şaşırırım, diyerek kızımı yanıma aldım. Benim kızım da mektep medrese görmüştür. lâf etmesini bilir- Uzatmıyalun etendim, kızımla beraber kalkıp kadının avlne gittik. Bizi güleryüzle karşıladı, misafir odasına aldı, konuşmağa başladık. Biz konuşuyoruz zannetme ha. Hep ken-
dişi söylüyor. Aman, ns lâflar, ne lAflatl Konuştuğu yetlşmi-yormuf gibi dolaptan btr sürü, kitap çıkanp önümüze yığdı. Birini kapatıp öbürünü açıyor, gürül gürül okuyor, ondan sonra mânalarını vermeğe başlıyor Kan bırakmıyor kİ bte de ağzımızı açıp iki çift lâf edelim, ev meselesini konuşalım.
Bir aralık gene kitap çıkarmak İçin kalkıp bize arkasını dönünce kızımın kulağına eğildim; «Ayol, bu karı Lamam insana benzemiyor, aklıntn tahtalarında noksanlık var. Açıkçası. kaçığın biri» dedim. Kızım; «Bırak anneciğim. Onun aklından bize ne? Evin hatırı için bugünlük katlanalım» diyerek susturdu beni. Kan durmadan kitap karıştırıp konuşuyor. «E-vet, hanımefendi. Doğrudur, hanımefendi» diyerek karşısında kavuk sallamaktan boyunlarımız tutuldu, başıma ağrılar saplandı. Bu minval üzere bir saatten fazla vakit geçirdikten sonra lâkırdının altından ne çıksa beğenirsin? Karı Kitaplarını kaldırıp dolaba yerleştkrdi-ondan sonra tekrar «arşımıza oturdu; «Sizden memnun kaldım İnşallah bundan sonra her zaman böyle muhabbet ederiz-Evi kiralamak İstediğinizi an-| lıyorum. Ben böyle işler üzerin -| de boş lâflarla vakit geçlrmek-I ten hoşlanmam. Şartlarımı peşin söyliyeylm de İşinize gelirse, tutacağınız katı gezdiririm. Dört oda. bir sofa, bir mutfak, bir de küçük hamamlığı var Kirası ayda yüz yirmi liradıı İki seneliğini peşin isterdim amma sizin hatırınız için bir seneliğe razı olurum. Bu parayı alıp eve tamir koyduracağım» demez mİ? Oturduğum yerde donakaldım. Kızıma bir göz işareti çektim; «Kusura balana, nanimeı-ğım Biz bu evi tutamayız» diyerek kalktık-
Vay efendim, sen misin söyll-yen? Karının cinleri başına toplandı; «Evi tutmıyacaktmiz da ne diye karşınıza oturtup bir sürü lâkırdı söylettiniz. Dell güliâbicisi mi sandınız beni, terbiyesizler» diyerek bayrakları açtı. «Ağzını topla, kadın ’-Asıl deli güliâbicisi biz olduk, senin karşında saatlerce külah salladık Dell de sensln, terbiyesiz de sensln. Akıllı insan senin evinin önünden bile geçmez.» dedim. Kızım lâkırdıyı uzatmamak için dışarıya çıktı, fakat kan yakamı bırakmıyor ki Mantomun yasasına yapıştı, hem ben! silkeliyor, hem ağzına geıen küfürleri savuruyor. Bir aralık pencereyi açtı: «Poilis... Bekçi... Yetişiniz, şu kadını karakola alınız. Bana hakaret etti-Dâvacıyım» diye haykırmağa başladı.. Ben kapının önüne çıkar çıkmaz bekçi karşıma dikildi. kan da giyinip peşimize takıldı, hep beraber karakolu boyladık. İşin buralara varacağını bilseydim hiç olmazsa karıyı bir güzel haklardım da hâkimin karşısına çıktığıma değerdi.
Evsahlbi hanım, biz yaklaşırken gözlerini belerterek homurdanmağa başladı. Bu esnada mahkeme açıldı, konuşamadık.
Ce. Re.

Galiba, btr havagazı ocağı olacak. Tepedeki delikten içeriye bir ışık süzülüyordu. Ve Halden, şu anda bir odada değil de küçük bir mutfakta bulunduğunu anladı. Tahmine nazaran mutfak, apartıman dairelsnln iki odasının arkasında, belki de banyonun yanındadır.
Holden, zemine ayak değdirdi. Mutfak, uzun zamandır, kapalı kalmış yerlere mahsus bir rutubet kokusu İle dolu... Genç adam, alaca karanlıkta, el yordamıyla hafifçe ilerledi: şuraya buraya çarpıp gürültü çıkarmamağa gayret ediyordu. Tam karşısında bir kapı car. Elini bu kapının tokmağına attı.
Kanad, dışarıya doğru açıldı. Holden, kanadı usulca ittiği sırada garip bLr hisse kapıldı. İnsiyakları bir tehlike sezdi. Girdiği bu odada pek az evvel bir kavga olmuş kokusunu aldı.
Holden'ln eli. bir maniaya çarptı. Yumuşak ve yünlü bir maniaydı bu. Kapıyı maskeleyen bir perde...
Perdeyi hafifçe İtti.
Bir ses haykırdı:
— Ah, hınzır!
Holden, olduğu yerde çivilen-
di. Acaba bu küfürü sahiden işitmiş miydi?
Kenarını gördüğü İçin geniş bir divan olduğunu tahmin ettiği möbilyenin yanında bir şömine vardı; içinde sallanan a-levler sönmek üzereydi. Bzun zamandanberl bu ateş burada yanıyordu her halde; çünkü o-danın içini, hem tahta kokusu, hem de yağlıboya kokusu kaplamıştı.
Ancak o anda. Holden, şömine İle divan arasında bir şeklin kını ldığını farkettl. Bu bir İnsandı. Başını kaldırıyordu. Başı takiben vücut da ıstırapla doğruldu. Kalkan lisan, sendeledi; sonra, sağ eli süratle harekete geldi.
Bir cismi atmış, fırlatmıştı. Şömineden vuran ışıkla kısa bir an, bu cisim kıvılcımlar saçtı. Holden’in şakağından sıyrıklı, geçti. Kapının perdesine’ çarpıp sürati kesildi. Sonra yere yuvarlandı; yuvarlanarak şöminenin aydınlattığı yere kadar gitti.
Bu cisim, falc.Iann fal İrin kullandıkları billur toplardan’ biriydi.
Holden, toparlandı; adamın;
üzerine doğru bir iki adım aitl. Yerdeki adam geriledi.
Hiç bir şey konuşmadılar.
Şöminede yanan cismin vernik kokusu, Holden’in genzine doluyordu.
Genç adam, alevin ışığ ndan korunmak İçin ihtiyatlı bir harekette bulundu Gözleri yavaş yavâş alaca karanlığa alıştı, sonra, kolunu yeni bir müdafaa vasıtasına doğru uzatan yerdeki adama baktı.
Evet, adam, sahiden de Solunu uzatıyormuş. Fakat. Holden’in tasavvur ettiği sebepten dolayı değil.
Bir çatardı duyuldu. Buzlu a-bajuru olan bir lâmba odama ortasında yandı ve ortalığı aydınlattı. işte, Holden, o anda Thorley Marsh’ı karşısında görerek şaşırmıştı. Thorley. duvara dayanmıştı. Bir eli elektrik düğmesinde öylece duruyordu. Eski arkadaşına şakırmışçasına bakıyordu.
Thorley İn yakası yırtılmış. Siyah kravatı boynundan sarkıyordu. Ceketi toz içinde... ç.tı-resi fevkalâde solgun, bakışları (şuursuz denecek kaaar donuk. . Fakat, garibi şu sı. siyah vc
parlak saçlarından hiç bir per-. çem dağılmamış
Thorley. uyanır gibi davrandı, gülümsemece caöslıyarak.
— Sen mlşsin. .OonaldL dostum... Ah, aman. Yarabbi! — dedi.
Ona doğru bir adım atmak İstedi; elini uzattı, fakat sendeledi. Yüzü koyun yere yuvar-
Halden, eski arkadaşının ensesinden, saçlarının arasından kan aktığım gördü Bakışıan yeniden falcı billuruna takıldı; bu billurun da keza kan İçinde olduğunu, farkettl
— Thorley: — tüye seslendi.
Fakat, dostu ee-*ap vermedi, hareketsiz kıldı.
Holden, büyük bir gayret sar-federek ve sürükliyerek Thor-ley'i alçak divanın üzerine çıkardı. Siyah kadife örtüye yatırdı.
— Thorley! — diye tekrar çağırdı. — Sesimi LşlCyor musun?
Torley Marsh, ~vap vermeğe çabaladı. A4zj kımıldadı fakat dudaklarının arasından kelimeler işitilmedi.
Bunun üzerine, kapalı kirpiklerinin arasında ıtı damla yaş
solgun yanaklarına süzüldü.
Holden, vaktiyle bu adama karşı duyduğu derin dostluğu tekrar hissetti. Hattâ Celia’ya karşı haksızlık dah» yapmış olsa. yaralı bir halde bulunan, ağlayan, önünde böyle bedbaht yatan arkadaşının imdadına koşacakla.
Thorley'in yarası ağ-rdı, belli. Holden, onun nabzını yoklayarak hayatının bile tehlikede olduğunu kavradı Bu kristal wp, insanın kötü tarafına rastlarsa ölümüne bile sebebiyet verir.
Bir telefon olsn .
Doktor Fell, genç adama verdiği izahat sırasında, madam Vanya'nın ismine vazılı bir telefonun hâlâ mevcut olduğuna —-İddia etmişti.
Donald. arkadaşı Thorley La başını nafifçe vastıklara yatırarak etrafına bakındı.
Bu ne manzarayh böyle? Heyecan içinde bulunmasına rağmen, dekorun acaylpüğlnl far-k etmekte gecikmedi Pek matemli bir dekor: Halı siyah yünden. Döşemeler siyah Kadifeden. Tepe pencerelerini maskeleyen perdeler de siyah. Bir (Arkisı var)
18 Mart 1950
Denizcilik
(Bas taraf) 5 nei sahifcde)
Ric’at
Tanl bu sırada müttefik donan ması bas komutanı, Fransız filosuna çekilmek emrini vermişti. Kıç tarafı alevler içinde kalmış olan Gaulols zırhlısının ba? tarafı da suya gömülmüş bir halde etli.
RicaL başladı ve biraz sonra Bouvet zıırhlısıııın müthiş bir infilâktan sonra, yana yatmağa başladığı gorıildu. Gemi, 55 saniye içinde müretteoa'ından 600 kişi Ue beraber sulara gömüldü. Kurtulanlar dörü subay olmak üzere 75 kişiden ibaretti Gaulois çok güçlükle Tavşan adaların» kadar giderek orada ki sığlığa oturdu. Fransız fllasundan yalnız Charlemagne zırhlısı nlsbeten az hasar ve zayiatla kurtulabilmişti.
Akşam üstü güneş batarken müttefik filosu büyük bir mağlûbiyete uğramış ve Boğazı geçerek Marmaraya girmek emeli, Boğazın derin sularına gömülmüş tû.
A. D. D.
HALKEVLERİ
I KIRIMLAR
KalıkSy Halkevinden — Canalc-kale Zaferinin 33 inci yıldönümüne teaadUI eden 18 mart cumartesi dünü ssnt 10 da Evimi? Mİanundn bir tS-ren tertibedUmlyUr. Güiş acrbcaUir.
4. Eminönl Halkevlnde Çanakkale Zaferinin 35 İnci yıldönümü — Çanakkale Zaferinin 35 inci yıldönümü dolay isiy le Eminönü Hnlkevinde Dil • Kdcblynt «ubvsi tarafından 16 mart 1858 cumartesi günü saat (30,301 da bir lören hanrl.mmııtır.
Törende ştlrter. Halk türküleri o-kıınncak ve milli oyunlar gösterilecektir.
+ Yejilay cemiyeti 9/,'4/1050 pa-ur günü Park-Otclln Üst salonlarında çaylı ve sürprizli bir toplantı tertibe IrnıyUr.
Davetiyeler cemiyetin Cağaloglu. Nuruosmaniyc caddesi 1T/X »ayılı merkez bürosundan tevzi edilmektedir.
DAKTİLO ARANIYOR
Bbesi kuvvetli bir bayana ihtiyaç Taliplerin her gün arasında Cağaloğlu
Aksam Gazetesi . X No. ya müracaatları. aMMH
çocuk nenimi doktor
Ahmet Akkoyunlu
raksım - rallmbane
Palas. Telefon: 8262i
A'erVital
ÇARPINTI, BAYGINLIK, SIKINTI HALLERİNE KARŞI______________
(g. E. SABUNCAKÎS Şehir Çiçek Evi
İstanbul. İstiklâl Cad. 237. Konak Oteli karşısı, Ankara. Bankolar Cad. 42 Karpiç Lokantası yanında.
Devîet Orman işletmesi Alanya Müdürlüğünden:
1 — İşletmemizin Gündoğmuş bölgesinin külse önü subaşı Orman içi istif yerinde mevcut 2236 adede denk205.660 m3. sedir kerestesi üç parti halinde 7/3/950 tarihinden İtibaren 22 gün müddetle açık arttırma suretile satışa konmuştur.
2 — Açık arttırma 29/3/950 tarihine müsadif çarşamba günü saat 15 de Gündoğmuş orman bölge şefliği binasında toplanacak komisyon önünde yapılacaktır.
Beher metreküp sedir kerestesinin tahmini bedeli 130 lira olup her parti için % 7,5 hesablle geçici teminat alınır.
3 — Bu işe ait şartname Ankara orman genel müdürlüğünde ve İstanbul, Ankara, Mersin, Antalya, Manavgat ve Finike orman işletme müdürlüklerinde görülebilir.
4— İsteklilerin belli gün ve saatte müsbit evrak ve İlk teminaUarile komisyona müracaatları. (3063)
Kastamonu C. Savcılığından
1 — Kastamonu Merkez Ceza ve Tevkif evinin 1950 - 1951 yılı ekmek itiyacı 14/3/950 gününden itibarca 20 gün müddetle ve kapalı zarf usuliyle eksiltmeye konulmuştur.
2 — 1951 yılı şubat ayı sonuna kadar cezaevinin ihtiyacı olan ekmek halka verilmesi kabul edilen undan yapılmış beheri 750 gram olmak özere tahminen (1095001 adetten ibarettir. ■
3 — Belediye rayici üzerinden ve mütehavvU fiat esasına göre ihale edilecektir.
4 — ihale 3'4/950 pazartesi günü saat 16 da Kastamonu C. Savcılığı makamında toplanacak komisyon tarafından yapılacaktır.
5 — Muhammen bedel (32850) hra olup muvakkat teminat r2463) lira 75 kuruştur.
6 — İsteklilerin teminat ve teklif mektuplarile birlikte İhale saatinden bir saat evveline kadar bizzat veya taahhütlü mektupla komisyon başkanlığına müracaatları lâzımdır.
7 — Şartnameyi görmek İsteyenlerin İhale gününe kadar
her zaman çalışma gün ve saatlemlde ceza evi müdürlüğüne müracaatla görebilecekleri Hân olunur. (3208)
Devlet Denizyolları ve Limanları I
- işletme Genel Müdürlüğü ilânları I
Haliçte bulunan Rize vapurunun raspa işleri şartnamesi mucibince pazarlıkla talibine ihale edilecektir.
Pazarlık 20 Mart 950 tarihine müsadif pazartesi günii çgg* 15 de malzeme işleri müdürlüğünde yapılacaktır İsteklilerin yukarıda yazıh pün ve saatte 300 Ura güvenme’ paralariyle malzeme şubesi müdürlüğüne müracaatları İlân olunur. (3230)
I
Doktor Aranıyor
I AnadolMa demlHüta ta^uu naoyestade IsUhdaE^TF uzere bir Doktor klu>ackUr. tskklllerta bir fotosTa-|rm, tercumel ballo; „ UtaUklsH x.Kar| to,.tl bUdWt bir mektupla (Ortaklar Sirken vMr No ]5(| falon.
,bul, adresine müracaatları.
KKONOMİ TİCARET BAKANLIĞI IÇ TİCARET GENEL müdürlüğünden :
30 Kasım 1330 tarihli «Ecnebi Anonim ve sermayesi Eshama munkasem şirketler kanunu» hükümlerine göre Türklyede çaİLTmasma izin verilmiş olan ecnebi şlrketerden «Anglo-Irû-nian Oll Company (Aegean) Limited Şirketi» nln Türkiye o-mumi vekili Herbert Lambert Gordon bu kerre Bakanı.»,™,,,, müracaatla şirketin Türklyedekt bUumum muamelâtını İstanbul Beyoğlu Altıncı Noterliği huzurunda 8/2/950 tarihinde tanzim olunan vekâletnûmıdeyazılı yetkilerle ve bütün mıüı , f (,İVa tden d.“va edilen ve üçüncü şahıs sıfatlyle
hazn bulunmak üzere İstanbulda oturan T. C. E. Campbell -mişrir"' ° W " lÖyl° ettl8,nl w gereken evrukı ver-
Bıı i7e alı evrak inceRütrck mevzuat hükümlerine uygun bulunduğundan İlân olunur

«tnHlfp 7
İstanbul üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığından
nalı
Alınacak Sebze Azı Çoğu Kuruş Snt.
Lâhana 45.000 Kg. 50.000 18 —
Havuç 40.000 45,000 12.—
Pancar 25.000 30.000 12.—
Yeşil salata 60,000 adet 90.000 4 —
1 — Tecrübe hayvanlan için alınacak. yukarıda cinsi.
miktarı ve muhammen flatı yazılı sebzelerin kapalı zart usulü ile eksiltmesi 29/3/950 çarşamba günü saat 15 te Fakülte Dekanlığında toplanacak AEP. Komisyonunda yapılacaktır.
2 — Eksiltmeye girecek İsteklilerin cari sene Ticaret ve Sanayi belgeleri ve 1856 lira 25 kuruşluk geçici teminat mak-buzlar|1e birlikte teklif mektuplarım saat 14 de kadar A. E. P. Komisyonuna vermeleri lâzımdır.
3 — Posta gecikmeleri akbul edilmez. (2930)
İzmir Belediye Başkanlığından:
J — Temizlik işleri teşkilâtının bir senelik ihtiyacı olan 70 bin kilo benzin 3500 kilo makine yağı, 500 kilo mazot, 260 kilo valvalln ve 350 kilo gres yağı kapalı zarfll eksiltme su-retile alınacaktır. Muhammen bedeli 41262.40 lira ve geçici teminatı 3100 liradır. İşin İhalesi 27/3/1950 pazartesi günü saat 15 dedir. İsteklilerin 2490 sayılı kanunun tarif atı dairesinde hazırlıyacaklan teklif mektuplarını ihale günü en geç saat 14 e kadar encümen başkanlığına vermeleri lüzumu yayınlanır.
2 — Belediyemize alt Kahramanlar - Kültür mahallesinde 1930 ve 1118 adalardan müfrez 26131.5 metre kareden İbaret arsalar üzerinde İçinde bina inşa ve ikmal etmek kay dile kapalı zardı arttırmaya konulmuştur. İhalesi 27/3/950 pazartesi günüdür Muhammen bedeli 54482.45 lira ve geçici teminatı 3975 Uradır. İsteklilerin 2490 sayılı kanunun Larifatı dairesinde hazırlıyacaklan teklif mektuplarını ihale günü ihalesinin yapılacağı saat 15 den bir saat evveline kadar encümen başkanlığına vermeleri. (3037)
Bayındırlık Bakanlığından
Eksiltmeye konulan iş:
1 — Bursa su işleri Birinci Şube Müdürlüğü bölgesi İçinde bulunan Susurluk deresinin ıslahı, M. Kemalpaşa secilerinin ikmali ile Marmaracık bataklığının kurutulması işleri olup tahmin edilen keşif bedeli fiat birimleri esası üzerinden (2 08i 590) lira (44) kuruştur.
2 — Eksiltme 1/4/950 tarihine rastlayan cumartesi günü saat (11) de Ankarada Su İşleri Reisliği binası Içnlde toplanacak olan su eksiltme komisyonu odasında kapalı zarf usu-ilyle yapılacaktır.
3 — İsteklilerin eksiltme şartlaşmasını, sözleşme tasarısını özel teknik şartlaşma, fiat birlmelrl ve keşif çetveital, Bayındırlık işleri genel şartnamesini vc Su İşleri umumi fenni şartnamesini (50) Ura karşılığında su işleri Reisliğinden alabilirler.
4 — Eksiltmeye girebilmek için isteklilerin (76 197) lira (71) kuruşluk geçici teminat vermeleri ve bu işin teknik ehemmiyetinde bulunan diğer bir işi muvaffakiyetle başardığını veya idare ve denetlediğini İşba ta yarar belgeleriyle birlikte eksiltmenin yapılacağı günden en az (tatil günleri hariç) üç gün evvel yazı ite Bayındırlık Bakanlığına baş vurarak bu İşin eksiltmesine girmek için yeterlik belgesi almaları ve bu belgeyi göstermeleri şarttır.
5 — İsteklilerin teklif mektuplarını 2 nel maddede yazılı saatten btr saat öncesine kadar su işleri Reisliğine makbuz karşılığında vermeleri lâzımdır.
Postada olan gecikmeler kabul edilmez. (2978)
DEVLET DEMİRYOLLARI
__________________İLANLARI v________________
Kömiir taşıttırılacak
Devlet Demiryolları Merkez 9 uneo Komisyon Başkanlığından
1 — Havzadan tstanou!. Derince, Bandırma, İzmir, İskenderun. Santsıın limanlarına takriben 397.700 ton maden Kömürünün nakiiyesi kapalı zarf usulü İle eksiltmeye konulmuştur.
2 — Nakliye muhammen bedeli 2.839 973 Ura ve muvakkat teminatı 98.949 lira 19 kuruştur.
3 _ şartnameler bedelsiz olarak Ankarada Malzeme Dairesinden ve Haydarpaşada Teslimalma ve Yollama Müdürlüğünden verilir.
4 — Eksiltme Ankarada tdare binasında toplanan Merkez 9
uncu satmaima komisyonunca 31/3/950 cuma günü saat 15.30 da yapılacaktır. İsteklilerin teklifleriyle kanunun tâyin ettiği vesikalarını ayni günde r.ihayet saat 14.30 a kadar makbuz mukabilinde adı geçen komisyon başkanlığına vermeleri (veya muayyen vakitten önce ele geçecek tarzda iadeli taahhütlü olarak posta ile göndermeleri) 3096
Tekel İstanbul Başmüdürlüğünden:
Kasımpaşa tuz deposunda biriken (16000) adet artar eksilir 100 lük boş tuz çuvalı açık arttırma İle mahallînde teslim satılığa çıkarılmıştır.
Muvakkat teminat akçesi (767) liradır. İsteklilerin 30.3 950 perşembe günü saat 15 te Tekel İstanbul Başmüdürlyeti muhasebe müdürlüğüne müracaatları. Çuvallar Kasımpaşa tuz deposunda görülebilir. 3139
İçişleri Bakanlığından:
Bakanlığımız tetkik kurulu başkanlığında açık bulunan 230 lira aylık ücretli DUblllr Daktiloluğa bir münasibi alınacaktır.
Taliplerin memurin kanununun 4. maddesindeki vasıf ve şarttan haiz olması, İngilizce veya Fransızca bilmesi ve dak tüo 11e yazması şarttır. «îüksek tahsilli veya devlet dil İmtihanını kazanmış olanlar tercih edilir.»
Bu vasıflan haiz isteklilerin 1.4.950 günü Bakanlığımızda yapılacak sınavda bulunmak üzere müsbit evraklariyle özlü İşleri Genel Müdürlüğüne müracaatları İlân olunur. 3041
Basın - Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğünden:
Genel müdürlüğümüz Ankara Radyosunun Etimesgut'ta bulunan 100 kilovattık kısa dalgalı verici radyo İstasyonuna mes'ul teknik şeflik vazifesini yapmak flaere 550 Ura ücretle bir Jeneratör uzmanı alınacaktır.
Taliplerin dilekçelerine bağlıyacakları hal tercümesiyle Genel Müüdriüğümuac müracaatları. 13100)
Mîlletlerin I garip adetleri
(Baş tarafı 4 üncü sahifcde) bir elinde pirinçten mamûl bir kapla ve diğer elinde ise bir değnek olduğu halde damattan para ister, ve bu arzusunu damada bir kaç sopa atmakla İzhar eder.
Hintlilerde zina gayet ağır bir surette tecziye olunur. Bilhassa yüksek tabakadan bir kadının alçak tabakadan bir erkekle zina etmesi gayet iena kabul olunur. Her hangi bir kadının böyle bir vaziyetten dolayı kusuru sabit ulursa, kabileden ve mezhepten kovulur. Kabileye geri dönmesi için gayet garip usullerin tatbiki gerekir ve bu surette hakkın kararından kurtulmuş olur denir. Bu âdetlerden biri şudur: Kabileden kovulmuş olan kadın, yine geri dönmek istiyorsa kendisinin boynuna geçirilen bir İple ön tarafa bir havan kadının sırtından sarkan ipe de yani kadının arkasına bir canlı kedi bağlanır, kadın bu suretle önünde asılı havanın ağırlığı altında öne doğru sarkmış. buna mukabil arkasına asılan kedinin miyavlaması ve tırmalaması Ue köyün İçinde dolaşması şart koşul er. Gayet hunhar bir ceza usulü ki bu vaziyet karşısında her hangi bir kadının kötiı bir yola sapması âdeta İmkânsızdır
Koraga kabilesinde rina işlemiş kadınlar için köyün dışında ve bir su kenarında yedi adet içi saman dolu, sazdan kulübe kurulur. Bunlar ateşe verilir. Cezalı kadın bu yanan saz kulübelerin ve samanların İçinden geçerek kendini kovulma hükmünden kurtarabilir. Bu yedi kulübeyi geçmek Marnımın evlenme kaideleri gereğine af olunmanın esas şadlarındandır.
Koyi kabilesinde bir kız aşağı tabakadan birisiyle evlenirse, gelinin dili bir altın İğne ile dclinir ve gelinin yedi tabaka hurma yapraklan üstünden geçmesi lâzımgelir, Genç kadın bu yapraklar üstünden geçtikten. sonra, yapraklar yakılır ve genç kadın bu surette temizlenmiş sayılır.
Parlauaramlar zina yapan kadının, çamurdan bir şeklini yaparlar. Bn şekildeki yapılan gözlere dikenler batırırlar, bn çamurdan yapılan şekil alarak köy dışına atarlar. Bu suretle kadını tamamen ölmüş sayarlar.
Evlilik hayatı
Güney Hindistanda evlilik hayatına son derece ehemmiyet verilir ve gerek kadın, gerek erkek hakkında sadakatsizliğe karşı gayet ağır cezalar tatbiki olunur. Meselâ Orla Ravulo kabilesinde karısını terkeden veyahut karısına fena muamele eden erkekler gayet tuhaf bir cezaya çarptırılırlar. Bu maksatla cenazelerin gasledildiğl mahalde bir bambu fıçısının altına erkek ve üstüne de kadın oturtulur. Bunu mütaokıp beş kap dolusu su. erkeğin başına dökülür. Bu usul bu kabilede ölülerin gaslinde tatbik olunmaktadır. Bir kadın veyahut bir erkek kabahatsiz olduğunu iddia ederce. Hakkın kararına İltica etmesi gerekir, bu vaziyette mevzuu-bahLs kimse elini sıcak yağ ile dolu bir kaba sokarak bunun İçinden bir çil para, bir araka cevizi veyahut taşı çıkarması lâzungelir. Buna muvaffak o lan kabahatsiz aksi takdirde cezaya haketmiş addolunur.
Kalorifer tesisatı yaptırılacak
İstanbul üniversitesi Rektörlüğünden:
1 — Büyiikderede Orman Fakültesi binasında 46097 lira 50 kuruş kcşifll kalorifer tesisatı İşinin 3/Ntsan/lî50 Pazartesi giınü saat 15 te Rektörlükte kapalı zarfla eksiltmesi yapılacaktır.
2 — Eksiltmeye girebilmek İçin istekliler eksiltme tarihinden üç gün evveline kadar Rektörlüğe müracaatla bir kalemde 40 bin liralık benzer bir İş yaptıklarına dair Üniversite Mimarlığından belge almalıdırlar.
3 — İstekliler 3457.32 liralık geçici teminat makbuzlarını, alacağı belge İle Ttcaret Odası kâğıtlarını ve teklif zarflarını ihale günü saat 14 e kadar Rektörlüğe vermiş olmalıdırlar.
4 — Bu işe ait keşif, şartname ve gerekil evrak Rektörlükte görülür. (3048*
Samsun Valiliğinden:
Azami
Beherinin Miktardan
Muhammen Azamî Asgari Muhammen Geçici
Bedeli Miktar Miktar Bedeli Teminatı
Cinsi Kuruş Kilo Kilo Lira Lira Kr.
Koyun eti 180 15000 13000 27000.— 2025.—
Sığır eti 130 8000 500(1 10400 — 780 —
Koyun ciğeri 75 200 100 150,— 11.25
Sadeyağ «erimiş» 720 2700 2ÖÜÜ 19440 — 1458.—
4274.J5
1 — Memleket ve Zühreviye hastahanelerinin 1950 yılı ihtiyaçları için alınacak yukarıda muhammen bedeli, azami ve asgari Hatları Ue geçici teminattan yazılı koyun ve sığır eti ile ciğer ve erimiş yağ eksiltmeye konulmuştur.
2 — İl daimi komisyonunda kapalı zarf usulü Ue ihalesi 28/Mart/1950 tarihine rastlıyan Sah günü saat 15 de yapılacaktır.
3 — şartnameler daimi komisyon kaleminde olur İstekliler tatil günlerinden maadâ günlerde görebilirler
4 — Eksiltmeye girecekler ticaret odası vesikası ve geçici
teminat makbuzlarını havi 2490 sayılı kanunun tarifleri dairesinde hazırlıyacaklan teklif zarflarını ihale günü saat 15 ş* kadar daimi komisyon başkanlığına makbuz mukabilinde vermeleri lâzımdır. Posta ile gönderildiği takdirde vukubulacalc gecikmeler kabul edilmez. (3210)
Ankara Belediye Başkanlığından:
1 — Temizlik İşleri için alınacak iki adet vidanj clomobiil kapalı zarf usulü İle eksiltmeye konulmuştur.
2 — Muhammen bedeli (60.000) liradır.
3 — Teminatı (4500) liradır.
4 — Teminat belediye veznesine yatırılacaktır.
5 — Şartnamesi her gün Belediye Tutanak ve Muamelât) Müdürlüğü kaleminde görülebilir.
6 — İhalesi 5/4/1950 Çarşamba günü saat 16 da Belediyede toplanan komisyonda yapılacaktır.
7 — İsteklilerin 2490 sayılı kanununun 32 nci maddesi
gereğince hazırlıyacaklan tcklir mektuplarını belli günde saat 15 e kadar makbuz karşılığında komisyon başkanlığına vermeleri ve ihalede hazır bulunmaları lâzımdır, (3132)
İstanbul Sular idaresinden
Terkos fabrikamızın İhtiyacı olan takriben 20000 ton maden kömürünün Kamburunda vapurlardan alınıp motor ve mavnalarla karaya çıkarılması, dekovil vagonlarına doldurulması ve Terkos fabrikası parklarına boşaltılıp istif edilmesi işleri kapalı mektupla eksiltmeye konmuştur.
Bu İşe ait şartnameler idare veznesinden bedeli mukabilinde temin edilebilir.
İsteklilerin kapalı teklif mektuplarını % 7.5 ğu nisbetinde geçici teminat makbuzları ile birlikte 29/3/950 çarşamba günü saat 11 e kadar idare muamelât dairesine vermiş olmaları lâzımdır.
Bu saatten sorra getirilecek teklifler katiyen kabul edilmez. (3234)
Kıymetli Ev Eşyası Satın almak isteyenlere
Kadıköyünde, Modada, Moda Caddesinde, 247 numarada 19 Mart 950 P02ar günü saat 10 dan itibaren gayet kıymetli halılar, 12 kollu muhteşem tavan avizesi, büyük çini salon sobası, buz dolabı, Hereke kumaşından perdeler, Hereğe kumaşı kaplı Iâke oda takımı, pelesenk ağacından yapılmış yazıhane, maun oda takımı, viyana işi deri kaplama tünet salamanje, RCA marka radyo, gümüş sofra takımı vesairt-glbl kıymetli konak eşyası satılıktır. Bilhassa satılacaklaı arasında hiç kullanılmamış top halinde Hereke vesaır eski kıymetli döşemelik ve elbiselik kumaşlar, keten sofra takımı vesaire gibi ender bulunur sandık eşyası da vardır Müzayededen önce eşyalar hakkında fikir edinmek istl-ycnler 949/93 numaralı tereke dosyaslyle Kadıköy 2 nel Sulh Hukuk Mahkemesine başvurmaları. Mahkemenin ■■ ilânı 12 Ocak 1950 günkü Hürriyet gazeteslndedir. ■■

Jahife 8
AKŞAM
18 Mart 1950
KÜÇÜK HEDİYELER, BÜYÜK DOSTLUKLAR KAZANDIRIR. İyi bir kolonya, lâtif kokulu bir losyon sevdiklerinizin kalblnL size bir defa daha bağlar Bunların iyisi de ancak:
HAŞAN
— AVNi DEMİR—,
OaOata, Tersane Caddesi N@. 23© = 232
TELEFON: 43868 Tel Adres: A VNIDEM - İSTANBUL Yuvarlak inşaat demirleri (6 m/m- 28 m/m.), Lama, köşebend, silme, Dörtköşe, T, I ve U demirleri, her cins ve kalınlıkta saçlar Fiatlarım: Piyasanın en ucuz fiatlarıdır.
Markasını taşıyandır
Meşhur limon çiçekleri kolon-yaslyle Fujcr, Şipr, Roznuar, Afrodlt, şelırazad, Fanlasla gibi müstesna bir çok Losyonları da vardır.
Haşan Depolan 3e Eczanelerden meşhur Itriyatçı ve Tuhafiye mağazalarından teinin edebilirsiniz.
ANKARA'da; Yenişehir ve Gül-hane eczaneleri İle Anafarta-lar caddesinde Feridun Kılıçlı.
■^^^^4saat ara İle günde 3 kaşe alınabilir
SoâuKAlgınl,3''G2P
RasDİ$NezleS jBAdale-R°'ırıahz2“
MÜJDE!
Nihayet Meşhur
GIGOZ SÜTÜ
(İsviçre şekerli toz sütü) gene İsvlçreden şehrimize gelmiştir. BEBELERİN en nefis gıdasıdır.
Her yerde arayınız. t
BEL AR
SİNİR KOLONYASI bir şaheserdir ■ lıadıra ccuarlrnle bulunur a
DERM
Yanık, bere, kesiklere ve
Cerahatli yaralarda kullanılır.
TABLET oe ŞURUP
HER LCZANITL BULUNUI
BRONŞiTve ÖKSÜRÜĞÜ KESER
DOKTOR
EMİR NECİP «TAKAM
Kadın - Doğum Hastalıkları ve ameliyatları mütehassısı Beyoğlu. İsılklM Cad. 403 kat 2 Şark Pa?an karşısı
Muayene: 15.30 - 19
■■aaa rai: 43864
Sümerbank
Sermayesi : 200.000.000 Türk Lirası
Merkezi : ANKARA
Şubeleri : İSTANBUL, GALATA ve Bahçekapı
Vadeli ve vadesiz tasarruf mevduatiyle ticari mevduatı en müsald faizlerle kabul eder.
Hakkiyle kazanılmış bîr şöhret
Ali Muhiddin
H A C D BEKİR
KM9KRAT PARTİ £$M PSAIIC9SV
7 MAYISTA ÇEKİLİYOR
Diş ve Ağız sağlığını koruyan antiseptik en mükemmel bir Diş Macunudır.

BU ÇEKİLİŞE 10.4.1950 AKŞAMINA KADAR EN AZ 100 LİRA YATIRANLAR DAHİL OLURLAR
EMLÂK BANKASI
MAZON
Me y v a Tuzu KABIZLIK, HAZIMSIZLIK, MİDE EKŞİLİK ve yanmalarına karşı fazla veya içkili bir yemekten gonra hissedilen ağıtlara ve şişkinliklere karşı urarsu vo faydalıdır.
nOHOS markasına dikkat.
«rnmEai Sayın Röntgen Mütchasssıinnnu Alman Profesörlerinden Dr. Bergln'ta üzere hazırlanan
B A R 1 X
Mide ve barsak radyografileri için hususi Piyasada bol miktarda mevcuttur. Görülen ilân oltınur.
Frengi «e Bclsoğuklufiunun teminatlı bir koruyucusudur.
formülü
müstahzar lüzum üzerine
OERMOJEN
Yanık. Ekıema ve cilt yaralarına fevkalâde iyi gelir

Comments (0)