SALI
13
HAZİRAN 1950
Başmuharriri: Mümtaz Faik Fenik
Denizciler Caddesi: 2
Posta Kutusu: 193 — ANKARA Telgraf: Zafer Gözetesi Ankara Başmuharrir tel: ........ 15619 1
Yazı işleri, idare: ..... 15315 i
Fiyatı her yerde 10 kuruştur.
Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü dün sabah Garda Başbakan Adnan Menderesle beraber kendisini karşılayanlar arasında
Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü dün geldi
Marshallplânı ile ilgili işlerle meşgul olacak. Devlet Bakanının bugünlerde seçilmesi de muhtemel görülüyor
Mazbataları i incelenen j M. vekilleri
Komisyon dün •; de çalışmalarına devam elli
;; Hatay, Trabzon ve Erzincan;; ;; seçkim bölgelerine yapılan ; ;; itirazlar ehemmiyetli
; görülüyor
;; Milletvekilleri tutanakları-; : ; nı incelemek üzere 30 kişiden; I ; müteşekkil bir komisyon ku-S ; rulduğunu ve komisyon baş’-S I kanlığına da Afyon Millet-i; ; vekili Kemal Özçoban’ın ge-i; I tirildiğini bundan evvel bil-;; I dirmiştik. ;
! Tutanakları inceleme ko-;! ;; misyonu, kendi arasından 6;; ;; ihzari komisyon ayırarak ça-'! ; lışmaLarına başlamış bulun-;; I maktadır. Tutanaklarına iti-! I raz edilmiş bulunan 149 mil-1; ; letvekilinden birçoklarının;; ;; tutanaklarına yapılmış bulu- j; ; nan itirazlar yersiz ve mes-;; ; netsiz görülmekte ve bunla-;; ; irin tasdik edileceği anlaşıl-;;
maktadır.
;: ★ (Devamı Sa. 6 Sü: 4 de); i
HERGÛN BR HÂDİSE
Gülerek idare eden
diktatör: Eva Peron
____ _ — JYazısı 3 üncü sayfamızda — j|
D. P. Meclis Grubu toplanıyor
Arapça ezan bugün Grupta görüşülecek
D. P. Meclis Grubu bu sabah toplanarak ezan hakkında karar alacak
Demokrat Parti Meclis Grupu bu sabah saat 10 da Büyük Millet Meclisinde toplanacaktır. Haber aldığımıza göre Grupun bugünkü toplantısında hükümet Arapça ezan hakkında Gruptan bir prensip kararı almasını istiyecektir.
| Grup çoğunluğunun arapça ezan lehinde bulunacağı kuvvetle muhtemel görülmektedir.
| Hükümet Grupun prensip kararını aldıktan sonra Arapça ezanın tekrar kabul edilmesine dair olan tasarıyı hazırlamaya başlıyacaktır.
I Hazırlanmasının uzun çalışmalara ihtiyaç göstermiyeceği muhakkak olduğundan, tasarının önümüz-
I deki günlerde Meclise sevkedjlme-' si kuvvetle muhtemeldir.
| Diğer taraftan Kastamonu Millet vekili Muzaffer Mühdo ve bir kaç arkadaşı tarafından Meclis Grupu Başkanlığına yarın sabah Arapça ezanın Ramazandan evvel kanuni-
1 yet kesbetmesini hükümetten talep ı ★ (Devamı Sa. 6 Sü: 4 de)
Hava Kuvvetleri Komutanlığına tayin edilen Korgeneral Muzaffer Göksenin dün vazifesine bağlamıştır. Yukarda Korgeneral dün makamında görülmektedir
ila
in i fl zij mı
L
-kı
Pariste toplanan iktisadı işbirliği idaresi dışişleri bakanları konseyinde memleketimizi temsil eden Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü dün sabahki Ankara ekspresiyle şehrimize dönmüştür.
Bakan garda Başbakan Adnan Menderes, Ticaret ve Ekonomi Ba-
kanı Ziihtü Velibeşe, Ulaştırma Bakanı Tevfik İleri, Tarım akanı Nihat Eğriboz, Tekel Bakanı Nuri Öz-san. Dışişleri Bakanlığı umum kâtibi Faik Zihni Akdur, Protokol u-mum müdürü Tevfik Kâzım Ke -mahlı, bazı milletvekilleri Merkez ★ (Devamı Sa. 6 Sü: 4 de)
Müstahsili nasıl koruyabiliriz ?
Mümtaz Faik FENİK
S
ev
|i
İn
ükûmet bugünlerde hububat alım fiyatlarını tesbit ve ilân edecektir. Memleket nüfusunun yüzde 85 ini teşkil eden köylü arci ve çiftçi yakında bu mevzuda çıka-ve| ı cak tebliği büyük bir alâka ile bek-ve 1 temektedir. Yeni iktidar fiyatların . r. tanziminde her halde büyük bir
' hassasiyetle duracak, hem ziraat
J erbabını tatmin edecek hem de | memleket ekonomisini koruyacak şekilde bir fiyat politikası takip —' eyliyecektir.
UN
Eskişehir’deki seylâpzedeler son bahara kadar iskân edilecek
Bayındırlık Bakanı Belen'in dünkü beyanatı
Ankara, 12 (a.a.) — "EskişehircTe sel felâketine uğrayanlar için yaptırılmakta olan evlerle Porsuk barajını mahallinde tetkik eden Bayındırlık Bakanı General Fahri Belen bu Sabah uçakla şehrimize dönmüştür.
Tetkikat intihalarını öğrenmek ü-zere Bakanı makamında ziyaret e-den Anadolu Ajansı muhabirine Fah ri Belen şu izahatı vermiştir:
• Sel felâketinden zarar gören vatandaşlarımız için 1000 kadar ika- j metgâh inşj edilmektedir. Bunların yerleri, binaların yapılış ve buna mümasil işler bir çok müracaatlara vesile oldu.
Halkla görüşerek salim bir karara varmağı uygun buldum ve Eskişe-hire giderek tetkiklerde bulundum.
Seyahatim iki gün sürmüştür. Her meseleyi yerinde görmek, ve mevzua esas olan halkla dertleşmek ten çök büyük istifadeler temin ettim. Vatandaşlarımın değerli mütlea larından mülhem olarak teknik ve malî takatimizle ahenkli bir çok kararlar aldık.
Bütün çıplaklığile ortaya konan ıstıraplara müşterek çare aramamızın, muvaffakiyet imkânımızı arttıracağına inanıyor ve mem -nun oluyorum.
Sonbahara kadar hiç bir vatandaşın açıkta kalmamasına ve her ★ (Devamı Sa. 6 Sü: 6 da)
(Bazıları diyorlar ki, mademki mahsul fazladır; o halde buğdayın alım fiyatını indirmek yerinde o-Xur. Köylü daha fazla mahsul sata-' cağı için zarar etmez. Yine eskisi kadar eline para geçer. Şurasını hemen söyliyelim ki, bu, hiç de I sağlam esaslara dayanan bir düşünce değildir. Köylü ve çiftçi geçen sene büyük bir sıkıntıya uğramıştır. Çok borçlanmıştır. Bu borç ! lannı ödeyemez duruma girmiştir, i Hattâ bunun için Ziraat Bankası borçları tecil etmek zorunda kalmıştır. Bazı köylüler sıkıntıdan ' kendileri için ayırdıkları yemeklik buğdayın bile bir kısmını elden çıkarmağa mecbur kalmışlar, bu yüzden aralarında açlık felâketi çekenler bile olmuştur. Tam bu yıl
★ (Devamı Sa. S Sü: 7 de)
Cumhurbaşkanı İsviçre Elçisini kabul etti
Cumhurbaşkanı dün saat 16.30 da
1 memleketimizden ayrılmakta olan İsviçre elçisi M. Camille Gorge’yi kabul etmiştir.
' Bu kabul esnasında Dışişleri Bakanlığı umumî kâtibi, büyükelçi Faik Zihni Akdur hazır bulunmuş-
Şakir Zümreye ait müesseseler de Türk işçileri tarafından yapılmış olan selektör ve otomatik ilâçlama tertibatının tecrübeleri dün Ankara Tohum slah İstasyonunda yapılmıştır.
Bu tecrübede Tarım, Ticaret ve Ekonomi ve işletmeler Bakanlıkları temsilcileri ile Ziraat Fakültesi delegesi hazır bulunmuştur.
Yukardaki resimde Avrupa ve şaline faik vasıfta görülen selektör
Amerikadan getirtilmekte olan em-ve ilâçlama makinesi görülmek -
İngiliz meteor uçağı dün geldi
Doğu milletvekilleri “Ulus”ıjjyalânhyor
Gayet iyi hatırlarız: Geçen sene mahsul kıt olmuştu. Hattâ bu yüzden yurdumuzda ekmek darlığı bile başlamıştı. İçimiz kan ağlıyarak milyonlarca altın vererek Kanada-dan, Suriye'den buğday ithal ettik. Karnımızı doyurmak için gözlerimiz dışarıdan gelecek buğdaylara L gvrilmişti. Bunun bir sebebi havain kurak gitmesi ise, diğer bir sebebi de eski iktidarın lâzım geldiği kadar basiret göstererek daha önceden yanlış bir ihracat ve ziraat politikası takip etmesi idi.
Fakat şimdi ne eski iktidar ortada kalmış, ne de havalar kurak olmuştur. Cenabı Hakka hamdolsun, bu yıl bereket yılıdır. Eğer fazla rutubetten kınacık ve bambul gibi kurtların âfetini de atlatırsak, bu sene mahsulümüzün beş milyon ton civarında olacağı tahmin edilmektedir.

ı
d
M
i = yeni tsfiriikoiiiz=
“Yazınızda D. P. milletvekillerine atfedilmek istenen düşünce ve hareketlerin hepsi, ifsat ve tahrik maksadile uydurulmuş esastan âri şeylerdir,, den ayrılmaya karar verdiklerini bildirmişti.
Bu hayali haber Doğulu Milletvekilleri arasında haklı bir teessür ve infial uyandırmıştır.
Haber aldığımıza göre bütün doğu Milletvekillerinin imzasını taşıyan bir tekzip mektubu dün Ulus gazetesine gönderilmiştir.
, Mektubun bir sureti aşağıdadır:
I Ulus Gazetesi Yazı İşleri Müdür-
lüğüne;
| 11 Haziran 1950 tarih ve 10399 sayı
lı nüshanızın birinci sayfasının be şinci sütununda «ayrılık baş göstermeğe başladı- başlıklı yazınızda Doğu Vilâyetlerinin D. Partiye
[ mensup Milletvekillerinin partiden ayrılmaya karar verdikleri yolun-■fc (Devamı Sa. 6 Sü: 5 de)
Ulus gazetesi bundan bir kaç gün evvel Doğu İlleri Demokrat Parti Milletvekillerinin, hükümet programında Doğu İlleri kalkınmasına lâzım gelen ehemmiyet verilmemiş olmasını ileri sürerek, parti-
İstanbul sosyetesini meşgul eden bir ölüm hâdisesi
Perşembe günü Zafer sütünlarında
Güzel Fahire bir cinayete kurban mı gitti ?
İstanbul, 12 (Telefonla) — Anka-rada misafir bulunduğu eski bir milletvekilinin evinde ölen Pertev Kocamaz'm eski zevcesi Fahire'nin gönül macerası etrafındaki dedikodular devam etmektedir. Kadının çok güzel olması ve sosyetede tanınmış bulunması bu dedikoduların artmasına ve esrarlı ölümü etrafında duyulan alâkanın gittikçe genişlemesine sebep olma ;tad
Kadının yeni boşandığı I bu işe adının karışmış ol bilhassa sabık rnilletvek rısı arasında bir gönül ı
hayli sin*rlrnmışt.r. Sabık koca, Fahiıe nixâhı altında iken bir başkası ile alâka peydah etmesini şid detle reddetmekte ve hattâ kendisinden ayrıldıktan sonra dahi derhal bir başkasını sevebileceğine azla ihtimal vermemektedir. Ancak dul bir kadının ciddi bir izdivaç teklifi karşısında düşünceye varabileceğini, bu düşünceden de he-ir (Devamı Sa. G Sü: 5 de)
Çok acı bir kayıp
Eskişehir millet
.... * . şımıza uçak hakkında şu malumatı
vekili İsmail Hakkı vermiştir:
-1 ç .11 .Ahkaraya daha evvel gelmek İS-
ÇeVlK dUD veia elti tiyordılk; fakat meteor uçağına ye.
Büyük bir teessürle haber aldığımıza göre Eskişehir Milletvekili İsmail Hakkı Çevik İstanbuldan Ankaraya gelirken trende bir fena- , uŞradl-lık geçirmiş ve gece Eskişehirde bir Metec doktor celbedilmiş ilk tedavisi yapılmıştır.
sonra tekrar fenalık geçiren İsmail Hakkı Çevik bütün gayretlere rağmen maalesef kurtarılamamış ve sabahleyin vefat etmiştir.
Tepkili uçak yarın ve yarından sonra gösteri uçuşları yapacak
Ingiliz meteor uçağı, şehrimizde | Tepkili uçak Cuma günü Atinaya gösteriler yapmak üzere dün saat -*«♦-«— —
12.15 de Etimesgut askeri alanına inmiştir.
Uçak bir saat 10 dakikada Şam-
dan Ankaraya gelmiştir.
Tepkili uçağın pilotu binbaşı Mr. John Lithgow dün hava meydanında kendisiyle konuşan bir arkadaşımıza uçak hakkında şu malûmatı
dek parça taşıyan Voletta nakliye tayyaresinin pilotu Bağdatta has -lalandığı için seyahatimiz inkitaa
îr 1 Meteor uçağı saatte 944 kilometre yol alır. Normal sürati ise 680 kilo-' | metredir. Havada kalış müddeti üç Eskişehirden ayrıldıktan buçuk saattir..
Diğer taraftan aldığımız malûmata göre, tepkili uçak bugün hazırlıklarını ikmal edecek, yarın ve yarından sonra da gösteriler yapacak
müteveccihen şehrimizden ayrıla -çaktır.
Beşiktaş İngiliz takımına 2-1 mağlûp oldu
Kearny (New Jersey), 12 (e.a.) (United Press) —İngiliz Manchester United futbol takımı dün Beşiktaşı 2—1 yenmiştir.
Manchester United’in santrforu birinci devrenin dokuzuncu dakikasında Beşiktaş kalecisi Feyzi’nin mü dahalesine rağmen birinci golü kaydetmiştir. Gayet oanlı bir oyun oynayan Manchester United takımı
★ (Devamı Sa. 6 Sü: 6 da)
Şehrimize gelen Ingiliz Meteor uçağının pil
meydanında
AKINTIYA---1
L____KÜREK
Çok meçhullü bir muadele jjesap istiyorlarmış!... Defter-" 1er öne dökülmeli, ne varsa ortaya çıkmalı imiş!...
Ama bilmem ki, işin hesaba kitaba gelir tarafını bıraktılar
Hangi hesap? Nispet tenasübü mü? Pardon, yeni tâbirle orantı mı? Evet, 1946 da, Hilmi Uran'ın İçişleri Bakanlığından kalma hayli bir Urantı hesabımız vardır; hem de tersine Urantı!.. Ama bıınıuı dışında ayrıca darpları, taksim leri de unutmamalı!
Hangi hesaptan bahsediyorlar?...
Bizim bildiğimize göre ortada hesap yok cebir var.
YEDEKÇİ
Sayfa: 2
ZAFER
i I
I
| Meseleler - dâvalar |
Basından korku
DİLEKLER
Mntbıınl inkılâpların, umumi nizamın, bekçisi haysiyetli insanların müdafii. muzır olanların düşmanıdır
i
I
I

x
];
1
J

y
j €
B t
H a î r«
!t
il
r
J
E
I
.k
d ir
]
al
n;
Gerçek demokrasinin memleketimizde tutunup yerleşmesi uğruna sarfedilen gayretler, çekilen mihnetler uzun zaman devam etti. Fikir adamlarımızın, kalem erbabımızın başlarına gelenleri, dağınık da olsa, tarih sayfalarımızda acı ile, ibretle okumak mümkündür!.. Hayatımız pahasına elde edilen millî zaferimizden sonra, memleket ve millet hayrına çeşitli inkılâplar yapıldı. Bunları dün öğdülr.. Bugün ve yarın da müdafaasını üzerimize aldık. Fikir sahibi, münevver vatandaşların başka türlü düşüneceklerine de asla ihtimal vermiyoruz.
Fakat itiraf edelim ki, bütün bu şeklî ve lâfzı yenilik yanında, bir tarafımız yine aksak kaldı. Memleket idaresinde matbuata ve dola-yısiyle vatandaşa murakaba hak ve vazifesini temin edemedik. Demokrasinin başka bir tâbiri olan Cumhuriyette ve bu idarenin hâkim kılın dığı diyarlarda «Hata işlenmez, diye bir kaide kabul edilemez. Tabı beşer buna müsait olmadığına göre, isim ve şekil değiştirmekle melekler diyarına kavuşulacağını tahayyül etmek de gülünç olur.
Olgun bir idarede: Ne -Şef ne buyurursa, mahzı keramet, tir, ne de .Yalnız benim düşündüğüm doğ ıudur. kaziyelerine yer verilir. Bilâkis: «El elden;, fikir fikirden üstündür denir. İhtisas erbabına, çoğunluğun makul fikirlerine saygı gösterilir. Kerametin muayyen şahıslarda bulunduğu vehmine ka( pil an, cemiyeti inhisara alan idarelerde dalâlete sapıtacağından tümen tümen suiistimallere, şahsî cinsine münhasır eserlere, lükse, israfa ve nihayet akla gelmedik ■kötülüklere yol açılacağı muhakkaktır. Bunda mutlaka bir kasit aramağa lüzum yoktur. Dümeni elden kaçıran; haritayı, puslayı şa-ş.'çan bir kaptanın, şaşkınlık içinde kendini tesadüflerin seyrine bı-ra'cması ne netice verirse, devlet idaresini bu suretle yürütenleri dehlizin akıbetler bekler...
İşte bu gibi akıbetlere uğramamak için umumî murakabaya değer verilirse, daha baştan, müş ir-ler tehlike işareti vermeden rotayı tayin etmek mümkün olur.

Matbuat Kanununun, demokratik zihniyete uygun hale getirilmesi için, geçen iktidarla aramızda şiddetli münakaşalar cereyan ettiği malûmdur. Meşhur tasarı münasebetiyle Ankarada mühim bir dev let adamı ile konuşuyorduk. Bizi ikna etmek istiyen bu zat şöyle demişti:
«— Fikrinizde bu kadar ısrar etmeyiniz. Meclisin son günlerinde ( bu kanunu çıkarmak daha kolay- . dır. Aksi takdirde yüzüstü kalır. | Eğer biz iktidarı muhafaza edersek; •Nasıl olsa önümüzde dört senelik bir müddet vardır, denir ve Mat- | buat Kanununa el oikülu» Demokrat Parti iktidara „ daha fenadır. Zira acemi olan ve bu sebeple .bir çok hatalı hareket- , leri görülecek olan bu parti ayıpla- I rını kapatmak için elbette ki bu kanuna yanaşmıyacaktır.... |
İstikbal hakkındaki bu hüküm bile maatteessüf o zaman matbuat kanununu kurtaramamış ve tasarı metrükât arasında kalmıştır! Fakat asıl mesele, Halk Partisini 14 Mayısta büyük bir hezimete uğratan ve yukarıdaki cümlelerde ifadesini bulan uzun bir devire hâkim olan zihniyetin acı tecellisindedir. Bu parti, mağlûbiyetinin sebeplerini araştırdığı zaman, halk namına idare cihazı üzerinde murakaba vazifesini omuzlarında taşıyan matbuatımıza reva görülen ağır baskıları ve haksız muameleleri, bu mağ ; lûbiyete âmil olan sebeplerin başında bulacaktır. Filân kanun, falan karar veya tedbir şöyle dursun; en küçük bir memur hakkında ten- ı kid yollu neşriyatın büyük bir günah telâkki edildiği o devirlerde irtikâp edilen hatalar, kötü niyetlilerin de sere serpe at oynatmalarına meydan vermiştir. Âmme hizmeti gören lâalettayin bir devlet dairesi, Erkânıharbiyenin gizli plân lar hazırlayan şubesi kadar kalın ve esrarlı duvarlarla çevrilmek istendi. Bir Maarif müdürü, bir Ziraat müdürü veya buna benzer müdürlüklerden, Üniversite gibi ilim ve irfan ocağından iki satırlık bir havadisin tahkikine imkân bırakılmadı. Küçüğünden büyüğüne kadar bütün memurlar, umacıdan kaçar gibi, gazeteciden korktular, saklandılar. Kazara, şu iş şöyle oldu, diyenler derhal vekâlet emrine alındılar. Vekiller, kapı uşağı ile gazeteciyi bir tuttular!..
Bu mekanizma ve bu anlayış i-çinde, tüı-lü güçlüklerle vazife gören Türk gazetecisi ayni kalıba sokulmak istendi. Aykırı hareket edenlere bozguncu nazarı ile bakıldı. Türk gazeteleri, memleket havadislerini yabancı gazete ve ajanslardan öğrendiler. Onlar, memleket içinde imtiyazlı sınıf halini aldılar. Berikiler tehlikeli mahlûk muamelesine tâbi tutuldular. Dördüncü kuvve*, denilen matbuat, bizde yıkıcı kuvvet telâkki edildi. Yıllar-danberi aşılanan bu ürkütücü kanaat yüzünden değil midir ki, bugün birçoklan: «Gazeteci mi, a-
| Hayri Alpar |
man!» diye bizlerden kaçarlar!.. Doğru, dürüst iş yapan; yaptığı işin âmme hizmeti olduğunu bilmesi lâzım gelen bir memurun neden bu korku altında yaşadığını izah etmek güçtür...
Yakın tarihte o devlet adamımızın bize söyledikleri sözleri tahlil edince, gayriihtiyarî: »Acaba saklanmak istenen ayıplar, kime ve hangi devre aittir» sualini sormak tan kendimizi alamıyoruz. Çünkü yine ayni zevat, kendi istediklerinin dışında yazı yazan kalem Sahip lerini mahkûm etmek, hapishanelere sokmak için kanunların satırlarının arasından mâna çıkarmağa çalıştılar.. Müddeiumumileri müşkül vaziyete soktular.. Türk hâkimlerini töhmet altında tuttular ve nihayet kanunların sarih hükümlerini hiçe sayacak kadar gözlerini karartarak gazetecileri hürriyetle rinden mahrum etmekten çekinmediler.. Vicdanlardaki adalet duygularını sızlattılar...

Son beş yıllık demokrasi mücadelesinde, bu manzara içinde her türlü ukuletle karşılaşan Türk matbuatı feri olarak da, cemiyet olarak da vazifesini yapmaktan geri kalmadı. Ne yazık ki Halk Par-ı tisi, iktidar partisi olarak muhalefet cephesinde toplanan matbuatı anlayamadı. Bu kütleye hor nazar larla baktı. Eğer matbuatın direnmesindeki mânayı anlayıp, kütleyi kendilerine değil de, kendilerini kütlenin isteklerine uydurmuş olsalardı, işte o zaman samimî olduklarını ve ayıp saklamak arzusunu taşımadıklarını göstermiş o. lurlardı.
«Demokratik zihniyete uygun dur» diye elimize verdikleri kanun tasarılarını gümrükten mal kaçırır gibi, Meclisten çıkarmak gayretin; gütmeselerdi, şüphe altında kalmaz lardı. Değerli okuyucularımız, son bir kaç aydanberi Matbuat Kanunu mevzuunda başımıza gelenlerin hikâyesini bu sütunlarda okumuşlar dır. Bu itibarla tekrara lüzum görmüyoruz.
Demokratik rejim nizamı içinde, memleket idaresini ellerine alanların icraatını iyi niyetlerle ve yapıcı tenkidlerle murakaba eden bir matbuattan tehlike yerine haynr geleceği bir hakikattir. Hükümetler, yaptıkları işlerin iyi veya kötü mahiyet arzeden neticelerini, vatandaşların isteklerini, onların efkârının aynası olan, matbuat sütunlarında kolayca takip edebiliı. Matbuat iyi niyetli insanlar için, en isabetli bir miyar ve bir nevi plebisit vasıtasıdır. Ve nihayet mat lir» denir ve mat- ı buat inkılâpların, umumî nizamın el sürülmez. Hele bekçisi; haysiyetli insanların müda-gelirse üi) müfrit olanların düşmanıdır.
i Zamanın bir bakanı : .Efendim bu ağır hükümler kanunda bulun-I sun da, biz onları tatbik etmeyiz!..» diye garip bir zihniyetle bizi iknaa çalışmıştı. Mutlak olarak başımıza
I asılan Demoklesin kılıcı altında yaşatmak isteyen o Bakan bilâhare Meclis kürsüsünde: «Bizden me-sulîyetsiz bir matbuat kanunu istediler...» ifadesiyle yersiz ithamlarda bulunmuştu.
Nereden gelirse gelsin, her türlü tazyike karşı koyma azminde bulunan matbuatımız, bu azmini kırmakta sebep görmemektedir. Hangi parti iktidara geçerse geçsin; ayıplı işler yapmamak, hataları müsamaha ile karşılamamak ve mesul leri himaye etmemek azminde ise; i matbuatı yanı başında en büyük yar- | dımcı olarak görecektir. Tenkide I tahammül, alnı açık; içi dışı temiz, mesuliyet hissi duyan samimî insan |
— Geliyorum!..
Garip gürültüler, tok tok vurmalar devam ediyordu. Birtakım eşya yerli yerinden kaldırılıp fırlatılıyor gibiydi. Evvelâ ne olduğunu anlayamadım. Sonradan, iyice kulak verince, iki kişinin sessiz sedasız boğuşmakta olduktan hissi uyandı. Hasta bakıcı hâlâ avaz avaz haykırıyordu:
— Bili... Yetiş Bili. ..
— Geliyorum.
Bili diye çağırılan adam her halde yetişmiş olmalıydı ki şimdi, hasta bakıcının isterik feryatlarına, nefes nefese kalmış bir erkek sesi de yanşıyordu:
— Durun Bayanlar... Ne oluyor? Yapmayın rica Ayıptır Bayanlar... diyorum»..
Sonra bir çığlık işitildi. Bu Edith’ln sesiydi... Bir sükût... Neden sonra tekrar kadın ve erkek sesleri başladı. Bu arada biri durmadan;
— Bayanlar... Baylar... Allalr-aşkma... Yapmayın-... Hastaha-nede olduğunuzu, unutuyor mu. sunüz, diye bağırıyordu.
Nihayet başka bir ses yükseldi. Bu ses sert ve âmirane idi:
— Çıkın.... diyordu, herkes dışan çıksın... Misş Brown, bu
Yapmayın
Bu memurlara fazla mesaileri karşılığı niçin verilmiyor?..
Toprak Mahsulleri Ofisinde çalışmakta olduğunu bildiren bir okuyucumuzdan dün, orada çalışan diğer memurların da dertlerine tercüman olan bir mektup aldık. Mektubu ilgililerin dikkat nazarına sunuyoruz:
• Ofis mevzuatı Ve idare meclisi karariyle silolarda çalışan teknik memur ve işçilere 950 senesi birinci ayına kadar, fazla mesai mukabili ola rak bir ücret verilmekte idi. Bu aydan itibaren ise fazla mesai yine ve muntazaman devam etmiş, fakat bunun mukabili ve memurun hakkı olan ücret, ise ödenmemeye başlamıştır. Ofis ileri gelenleri bu meblâğı katî surette •ödemiyeceğiz» de dememekte fakat zaten aldıkları pek malı dut para ile imrarı hayat mecburiyetinde olan memurları - bugün, yarın, teamülün-ce oyalamaktadırlar. Aradan altı ay geçmiş bulunmasına rağmen listeler bugün hâlâ u-mum müdürün masasında uyuklamaktadır.
Ayni sıhhî şartlar altında, hayatları pahasına, beş on kuruş fazla kazanabilmek ü-midiyle gecelerini gündüz yapan ve bu fazla emeklerle müesseseyi somaj gibi büyük bir masraftan kurtaran küçük memur sınıfını bu şekilde bir istismar muamelesine maruz bırakmak bilmeyiz ne derece doğru bir hareket olur.
Diğer emsali müesseselerde verilmekte olan fazla mesaî ücretlerinin ayni şartlar altında çalışan bizlere de teşmilini yalvarır, aksi takdirde bu müessesenin memurunu fazla mesaiye zorlamamasını rica ederiz.»
Davet
ÇALIŞMA KOMİSYONU : 15/V/1950 Çarşamba günü Saat 10 da.
MİLLÎ EĞİTİM KOMİSYONU: 15/V/1950 Çarşamba günü Şjaat 10 da.
TİCARET KOMİSYONU:
Bugün saat 14 te.
TUTANAKLARI İNCELEME KOMİSYONU:
15/VI/1950 Perşembe i günü 10 da toplanacaklardır.

Bugün D.P. Meclis Grupu Genel Kurulu saat 15 te toplanacaktır.
Alâkalıların teşrifleri rica olunur. Meclis Bütçe Komisyonu Gündemi

Anka a Vefa kulüoü toDİaıfısı
Vefa Gençlik spor klübü yıllık Genel Kurul toplantısında yeni idare, murakaba heyetleri aşağıda1 şekilde seçilmiştir.
Fahri Başkan: Adnan Menderes, Başkan: Danyal Bediz, As Başkan: Fikret Uraz, Genel Sekreter: Necip Doğutürk, Genel Kaptan: Kemal Volgan, Muhasip: Mehmet Volgan, Veznedar: Suphi Turgay, İdare Âmiri: Bayram Hergüner.
1 Murakıplar: Dr. Muvaffak Akman İbrahim Gülbay, İhsan Pekmezci.
| Günün Meseleleri
SUZ İSTİDA
Hesap sorma işi
umiıuriyet Halk Partisi, 14 Mayıs seçimlerinde, çeyrek asırlık iktidarını kaybettikten sonra, milletin itimadını kazanmak için her türlü politika manevralarına başvurmayı siyasetinde esas tutmuştur. 14 Mayıstan bugüne kadar çeşitli tezahürlerine şahit olduğumuz bu siyaset oyunlarının, bizim kanaatımızca en ustaca hazırlanmış olanı' ve şüphe yok ki, Halk Partisince müessiriyetine en fazla güvenileni son günlerde ortaya atılan eski hesapların araştırılması meselesidir. Muhalefete göre iktidar Partisi, birtakım küçük o-yunlarla süratle yıpratılacak ve bunun sonunda kendisi de millet nazarında güya itibar kazanma imkânını bulacaktır. Yapıcı ve vatanperver bir muhalefetin en güzel örneğini vereceğini söyliyen Halk Partisi bütün hesaplarını bu düşünce üzerine kurmağa gayret etmektedir.
Biz bu yazımızda Halk Partisinin hesap sorma meselesindeki samimiyetsizliğini anlatmak ve çevir mek istediği oyunun iç yüzünü millete açıklamak istiyoruz.
'Evvelâ Halk Partisi Meclis Gru-punun bu yolda aldığı kararı derin bir hayret içinde okuduğumuzu itiraf edeceğiz. Zira bu meseleyi pervasız bir surette ortaya atanlar, milletin hâfızasını kaybetmiş olduğuna güvenmişlerse fecî bir tarzda aldanmışlardır.
Halk Partisi Meclis Grupunun tebliğinde bahis konusu edilen meselelerden biri şudur: «Cumhuriyetin kurulduğu günden 1946 tarihine kadar bugün Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılmış olan uzuvları da ihtiva eden tek parti devri ile 1946 yılından bu yana, eski iktidar partisi devrine ait zamanlarda islenmiş ve takipsiz ve cezasız kalmış suçlar varsa, hattâ mevzuatın müruru zamana ait hükümleri bir kanunla kaldırılmak suretiyle takip ettirilmesi.»
Yirmi yedi yıllık bütün bir maziyi temize çıkarmak için gayret sarfeden Halk Partisinin bu talebinin içinde, sarahatle zikredilmemiş olmakla beraber, elbette ki devlet nüfuzunu kötüye kullanarak zenginleşmiş olan kimseler de vardır. Halk Partisi takipsiz ve cezamız kal mış bütün suçların ortaya çıkarılmasını istemektedir.
Bu talep ilk nazarda, hiç bir şeyden korkusu ve pervası olmıyan biır partinin pek kahramanca bir meydan okuması gibi görünse bile maglesef hakikat bu şekilde değildir. Eski iktidar partisi bu türlü bir isteği öne sürmekte çok geç kal mıştır. Biz, devlet nüfuzunu kötüye kullanarak zenginleşmiş olan kimselerin mevcut olduğunu ve Halk Partisinin bunu bildiği halde senelerce sesini çıkarmadığını yine Halk Partililerinin yaptıkları ifşaata dayanarak açıklıyacağız: Falih Rıfkı Atay 8 Şubat 1949 tarihli Ulus gazetesinde -Bay Hikmet Bayura cevap. isimli makalede şunları yazmıştı: .Kendisinden benimle şaka etmeğe niyetli olup olmadığını sormak isterim. Nüfuz kullanarak zen-ginleşenler hükümet ve politika adamları olsa gerektir. Biz bunların sayısı çök olduğunu biliriz. Hattâ öyleleri yüzünden ciddî münakaşalar da yapmışızdır.»Ama tarih oldukça eskidir. Ve hele 1938 yılından mutlaka öncedir.»
Görülüyor ki Halk Partisi iktidarda iken onun meşhur yazarlarından biri, siyasî nüfuzunu istimal ederek zenginleşmiş olan devlet adamlarının mevcut ve hattâ bunların sayısının çok olduğunu hiç çekinmeden ifşa etmişti. Bugün bu türlü iddialar karşısında büyük bir hassasiyet ve sinirlilik hali gös teren Halk Partisi bu yazı yazıldı-iktidarda değil mi idi?
Vazon : \
Prof. Rıfkı Salim Burçak
laıın mümeyyiz vasfıdır. Başka türlü düşünenlere de, zaten sözümüz yoktur. Omuzlarına ağır mesuliyetler yüklenen ve oy ile iktidara gelen Demokrat Parti hükû- __________
metlerinin, vaktiyle bize telkin edil i ğı tarihte •.«.»—-— —«»— — mek isteılen şüpheli kanaatlere sa- ) İktidar Partisine mensup bir millet hip olduğuna inanmağa, bugün için 1 vekili bütün millet muvacehesinde sebep görmüyoruz... | ---(wmio
| mazide pek karışık işlerin geçmiş
Hayri ALPAR olduğunu söylediği halde ne bu
parti ve ne de onun hükümeti millete hesap vermek için harekete geçmek ve her hangi bir araştırma yapmak lüzumunu duymamışlardı. Bugün velvele] i bir surette tahkikat açılmasını istiyenler dün bu türlü ifşaat karşısında acaba neden susuyorlardı? Yoksa Halk Partisi, iktidarda kaldığı müddetçe, mazisinin temizliği veya kirliliği ile alâkadar olmak lüzumunu duymıyor mu idi?
Demek ki Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar devlet nüfuzuna dayanarak zenginleşmiş hükû met ve politika adamlarının kimler olduğunu herkesten önce ve salâhiyetle bilen gene Halk Partisi idi. Bunu bildiği halde bu yolda hiç bir teşebbüse başvurmamıştı. Bu vaziyet karşısında halkımız, muhalefet partisinin bugünkü câlî asabiyetinin ahlâkî bir endişeden ileri gelmeyip sadece bir politika oyunundan ibaret olduğunu elbette ki far-kedecektir.
Halk Partisi Meclis Grupu tebliğinde zikredilen diğer bir meseleye gelelim : Tebliğde Avrupa ve A-merika bankalarına kaçırılan paralardan da bahsedilmekte ve bunların kimlere ait olduğunun hükümet tarafından açıklanması istenmektedir.
Amerikan bankalarındaki kaçak paralar meselesi oldukça eskidir. Bu konu üzerinde 1949 yılının başlarında matbuatta bir hayli yazı yazılmış ve hattâ Büyük Millet Meclisinde de uzun uzadıya müzakereler yapılmıştı. Denizli Milletvekili Reşat Aydınlı 22 Şubat 1949 da bütçe görüşmeleri sırasında bu hususta Maliye Bakanından izahat istemiş ve Vaşington Ticaret Ataşemiz tarafından 30 Eylül 1947 tarihinde Ticaret Bakanlığına «gizli» kaydiyle gönderilen bir vesikayı açıklamıştı. Bu vesikaya göre, bizimle müzakereye memur edilen Amerikalı murahhas, kendi hazine Bakanlığından aldığı malûmata dayanarak Amerikan bankalarında hususî eşhasa ait 154 milyon dolar paranın bulunduğunu söylüyordu.
Büyük Millet Meclisinde geçen çetin tartışmalar sırasında Ticaret ve Ekonomi Bakanı Cemil Sait Bar las şu yolda bir müdafaada bulundu: «154 rakamı yanlış yazılmış olabilir. Bunun 15,4 olması ihtimali de vardır. Ve bu takdirde rakam tutmaktadır. Bu rakam 15,4 olduğu zaman bu, dünyanın her yerinde ö-nüne geçilemiyen bir para kaçakçılığı olabilir.»
Şu halde hükümet, Amerikan bankalarında kaçak paraların mevcut olduğunu kabul ediyor, ancak bunun miktan üzerinde itiraz ediyordu. Halbuki kaçak paraların sahiplerinin ortaya çıkarılması bakımından paranm miktarının ehemmiyeti olmamak lâzımdı. Eğer ortada bir suç varsa —ki hükümet bunu kabul ediyordu— suçları meydana çıkarmak gerekirdi
Eski hükümet, kendisinin de kabul etmiş olduğu 15,4 milyon lira kaçak paranın kimlere ait olduğunu araştırmış mıdır? Bunların sahiplerini meydana çıkarmağa gayret etmiş midir? Eğer hükümetin bu yoldaki teşebbüsleri, bankaların bu türlü malûmatı vermemeleri yüzünden neticesiz kalmış ise şimdi bu meseleyi yeniden ortaya atmanın mânası nedir? Öyle anlaşılıyor ki Halk Partisi, hükümetten böyle bir talepte bulunurken nasıl olsa açıklanamıyacağını pek iyi bildiği bir şeyi öne sürmekte kendisi bakımından bir fayda mülâhaza etmiştir.
Grup tebliğinde «İkinci Cihan Harbi sırasında suiistimal, vurgunculuk ve türlü ihtikâr yolu ile harp zenginleri olmuş kimseler mevcut ise onların da hesaplarının tetkiki
ile millete tanıttırılmam» da vardır.
Bu mesele Halk Partisinin samimiyetsizliğini bütün açıklığıyla ortaya koyduktan başka eski hükümetlerin vazifelerini yapmamış olduklarını göstermesi bakımından da çok ibret vericidir. Halk Partisi son Cihan savaşı içinde vurgunculuk ve türlü ihtikâr yollarına sapan ların mevcut olup olmadığını bugünkü hükümete soracak yerde kendi Genel Başkanı İsmet İnönü-den öğrenmeli idi. Zira İnönü bu gibilerin mevcut olduğunu yıllarca evvel ve müteaddit defalar ilân etmişti. İnönü 1 Kasım 1942 de Büyük Millet Meclisini açış nutkunda ihtikâr ve vurgundan şu sözlerle şikâyette bulunmuştu: «Şuursuz bir ticaret havası, haklı sebepleri çok aşan bir pahalılık belâsı bugün vatanımızı ıstırap içinde bulunduruyor.... Bulanık zamanı bir da-
ha ele geçmez fırsat sayan eski batakçı çifltlik ağası ve elinden gelse teneffüs ettiğimiz havayı ticaret metaı yapmağa yeltenen gözü doymaz vurguncu tüccar ve bütün bu sıkıntıları politika ihtirasları için büyük fırsat sanan ve hangi yabancı milletin hesabına çalıştığı belli olmıyan bir kaç politikacı, büyük bir milletin bütün hayatına küstah bir surette kundak koymağa çalışmaktadırlar. Üç beş yüz kişiyi geçmiyen bu insanların vatana karşı aşikâr olan zararlarını gidermek yolu elbette vardır. Ticaretin serbest ve İktisadî faaliyetlerin serbestliğini bahane ederek milleti soymak hakkını hiç imseye, hiç bir zümreye tanımamalıyız.»
Görülüyor ki ihtikâr ve vurgunun bu milleti ıstırap içinde yaşattığını Halk Partisi çoktanberi biliyordu. Hattâ İnönü bunların mkta-rının üç yüz veya beş yüz olduğunu da söylemişti Vurguncular ve muh tekirler bütün harp boyunca, hattâ İnönünün bu nutkundan sonra da, memleketimizde normal ölçülerin çok üstünde bir pahalılık yaratmış ve bunu yıllarca devam ettirmişlerdi. Böyle olduğu halde Halk Par tisi bunlar hakkında takibat yapmış mıdır? Bu üç yüz veya beşyüz kişinin kimler olduğunu millete tanıttırmış mıdır? Halkımız vurguncu ve muhtekirlerin elinde kıvranırken Halk Partis’nin bunlarla amansız bir surette mücadele etmesi ve onları millete tanıtması bu partinin en önde gelen vazifeleri arasında sayılmalı idi. Milletin ıstırap içinde iken onun bu ıstırap ve sıkıntısı karşısında lâkayt ve seyirci kaldıktan sonra şimdi birtakım hodbin düşünceler ve hasis hesaplarla bu meseleye avdet etmek en hafif bir tâbirle sadece gülünçtür.
Halk Partisi küçük oyunlardan vazgeçmeli ve yapıcı bir muhalefet yolunu tutmalıdır. Milletin itimadını kazanmak istiyorsa gideceği yol budur. Yoksa sırf politika manevraları kimseyi aldatamıyacağı gibi kendisine (je faydadan ziyade zarar getirecektir.
. Biz hesap sorma işindeki şahsî görüşlerimizi başka bir yazıda açık lıyacağız.
Prof. Rıfkı Salim BURÇAK
Siimerbank Yünlü kumaşları fiatı
Bazı gazetelerde Sümerbank’ın kendisine bağlı fabrikaların mamulatı yünlü kumaşların fiyatlarında da tenzilât yapacağı yolunda neşriyata rastlanmaktadır.
Sümerbank Genel Müdürlüğünden aldığımız malûmata göre yünlü kumaşların maliyetleri böyle bir indirme yapılmasına müsait olmadığından pamukluda olduğu gibi bir tenzilâtın icrası bu kumaşlar için bahis mevzuu değildir.

Yazan : FERNC MOLNAR
bayanı odama götürün.... Yarasını temizleyelim.... Galiba dikiş lâzım gelecek...
Bu otoriter müdahaleden sonra sesler kesildi.
Olup biteni neden sonra öğrendim. Edith odamdan çıkınca, aralıktan geçip büyük koridora çıkmış. Hilâa orada bekliyormuş. Edith, onun önünden geçmeye mecbur olmuş. Hilda, Edith’ln üzerine atılmış. Hilda cüsseli ve kuvvetli bir kadındır. Bir şey söylemeden bu işi yapmış. Edith de sesini çıkarmamış. Bir zaman, gık demeden boğuşmuşlar. Nihayet Hilda Edith’i yere vurmuş. Bili adındaki hademe yetiştiği zaman Edifjı altta Hilda üstte imiş. Olanca kuvvetile kızın boğazını sıkıyormuş. Bili İle hasta bakıcı zorla elinden almışlar. Edith’in yüzü kan içinde imiş. Hilda hasırımın elinden kurtulduğunu anlay ınca, son bir saldırışla Edith’in yüzüne dişlerini geçirmiş. Edith odama geldiği vakit başı sargılar içinde idi.
— 62 —
Hayret ettim. Fakat, üzüldüm diyemem, çünkü artık hiç bir şey beni üzmüyordu. Artık yaşamak için heyecanlardan, sıkıntılardan uzak kalmak ihtiyacında değildim. Tedbire, ihtiyata lüzum yoktu. Bütün meşgalem, bütün endişem yazmak, son demlerimde başıma gelenleri mümkün olduğu kadar tam bir şekilde kaydetmekti. Artık insanlar ve hadiseler, benim için «ancak yazılabil-dikleri nisbette bir kıymet ifade ediyorlardı. Yazmak, beni ebedi uykuya gönderecek olan son fin iğnesinnden evvel, son tamamlamak istiyordum, mesleğini her zaman sevmiş bir gazeteciyim. Yarım iş yapmak istemem. Bununla beraber, mesleğimin bana son anlarımda bu kadar büyük bir enerji verebileceğini ummazdım. Nereden ak-Jrma gelirdi, son arzumun, iyi bir röportaj yapmaktan ibaret olacağı...
Öyle zannediyorum ki, bu rezaletten sonra da, karım her gün
mor. faslı Ben,
Çeviren : M. T.
ıbeni yoklamak için hastalıaneye geldi, fakat doktorlar, görüşmemize müsaade etmediler. Buııa mukabil, Edith yanımdan ayrılmıyordu. Bazaıı bir dalgın lıalim oluyor. Edith’i, çok yakınımda olduğu halde bir duman içinde görmeye başlıyorum. O zaman onun bir Azize olduğunu vehmediyorum ve o zaman anlıyorum, esjci karimlerin, Alizelerle sihirbazları niçin (birbirine karıştırdıklarını... Bir çok Azizelerin niçin yakıldığını, işkence gördüklerini. ..
Günler geçiyor. Bir dokumacının mekiği gibi süratle birbirini takip ediyor. Buradan, ayaklarım önde, bir sediye içinde çıkacağı-ğı biliyorum. Boş yere.... Öyle ya... Benim de zaman zaman akıllı veya ahmak, korkak veya ces-sur, iji veya fena, hasis veya cömert zamanlarım, hareketlerim, düşüncelerim ve teşebbüslerim oldu. Bütün bunlar hiç bir şeye yaramadı, neticeyi değiştiremedi, benim buradan ayaklan-
muı önde olarak çıkmama mani olamadı. Ölüme hüküm giymem için, bir İsviçre garında, meçhul bir kızın tesadüfen (benim oturduğum kompartımana girivenne-si kâfi geldi. Bu meçhul kızıl saç. lı kız, benim tarafımdan serilmekten başka hiç bir şey yapmadı. Beni sevmekten başka bir şey yapmadı. Fakat bu kâfiydi, çünkü geri kalan hiç (bir şeyin artık benim için en ufak bir ehemmiyeti yoktu. Ne onun kabahati vardı, ne benim... Ben keııdi hesabıma pişman değilim.... Nasıl pişman olunur? Pişman olmanın manası var mıdır, insan, trenin bir İsviçre garında durması yüzünden ölelbilirse.... Kızıl saçlı meçhul bir kızın, tesadüfen kompartımanıma gelmesi yüzünden bir insan ölüverirse, artık buna pişman olmanın manası
Onunla mesut oldum. Hâlâ öyle dakikalnm oluyor ki, gözlerimi kapayıp, kötü, sıkıcı, üzücü şeyleri unuttuğum zaman, sadece onun yanında olmanın verdiği bir saadet ile titriyorum.
Bu röportajı bitirebilmem için dalıa kaç günüm kaldı, bilmiyorum. Fakat kalemi elime alıp her yazmaya başlayışımda hatırıma Avrupadan hareketim geli-it (Devamı var) I
yor.
Biri yer, biri baka
| ktldaruı Demokrat Partiye;
® geçmesi üzerinden, henüz] on beş gün bile olmadan bir sürü
haksızlık ve noksanlık ile karşı-i taşmış bulunmaktayız.
Hemen her sınıf vatandaş, çektiklerini anlatmakta, maruz kaldığı adaletsizliğin düzeltilmesini istemektedir. Bunlar arasında, havadan sudan olanları, bulunduğu gibi, üzerinde çok ehemmiyetle durulması lâzım gelen mevzular da vardır.
Şimdiki halde, iktisadi devlet] teşekkülleri meyanma konulan eski askeri fabrikalarda çalışanlar da çeşitli işlerden şikâyetçi-] dirler.
Meselâ, evvelki gün bütün me-| morlara prim verildiği halde,bun dan amele ve işçilerin İstisna edilmeleri, hiç de hoş karşılanmamıştır.
Vâkıa, kanunda prim alacaklar . arasında müstahdem sıfatının ko-IL nıılmamış olduğu malûm ise (*' 1 1,'J” bilfiil çalışan ve istihsalin meyi/?’'' *4 na gelmesine veya artmasına hiz-| meti dokunan, usta, işçi ve ame-’ lenin, büroda iş taksimi, muhase-i be vesair hizmetlerde çalışanlardan yarılması doğru olmasa ge rektir.
Çünkü, kadroda müstahdem o-larak gözükmelerine rağmen, herhangi bir dairedeki odacıdan hattâ bürodaki memurlardan bile çok farklı iş görmektedirler.
Bulundukları ağır işe rağmen, saatte 60 kuruş almakta, ayda el- / evi lerine geçen yüz lirayı bulma- ( maktadır. Müessesenin en verim-1 li elemanları olduğunda hiç şüphe olmıyan hu vatandaşların «çorbada tuzu» olduğunu düşünmek ve kendilerini bu hayat pahalılığı muvacehesinde sefaletle karşı kar şıya bırakmamak için bir tedbir düşünüleceğine inanıyoruz.
Bundan başka, 1942 - 1943 senelerinde yapılan ve halen tatbik edil inekte olan talimatnamenin de günün icapları gözönüne alınarak tadili cihetine gidilmesi de lüzumlu görülmektedir. Çünkü, bugün bu talimatname istenildiği zaman tatbik edilmekte, istenildiği zaman ise tatbik edilmemekte imiş. Arada, terfi zamanlan geldiği halde, on para zam görmi-yenler ekseriyeti teşkil etmektedir.
Yeni iktidarın, kısa zamanda bütün bîı dertleri nazarı dikkate alarak her halde esbabına teves-^ sül edeceğine kanaatimiz büyih tür.
liğ*11 -ide reü( jirli IfajsL
Fi
mc an Ü1
’r"
İİÇ'
ak

A
a a^.aav —_______
Hikmet YAZICIOGİU '
(2289)
Yeni
Park
(14072):
Sümer
Sus
Cebeci
Mo
■ . a
Büyük Ankara Ulus
LÜZUMLU TRLIFONLA Yangın ..
Sıhhi imdzt Trenler .
E*va Yolları Yataklı Vagonlar Elektrik Su ârxxa HfV’.geıı
Teşekkür
Umulmayan bir zamanda aramızdan ayrılan eşim ve büyüğümüz. Dr. İbrahim Namık Öz-tunç’un hastalığı sırasında yatmış olduğu D. D. Y. hastaha-nesi Baş hekimi mütehassıs doktorlar, baş hemşire, hemşire ve bütün müstahdeminin, gerek cenaze merasimine iştirak ve-sair surette taziyede bulunanlara ve bilhassa Eti Bank umum müdürlüğünün her hususta göstermiş olduğu alâkaya teşekkür etmeyi borç sayarız.
Öztunç ailesi
SİNEMALAR VE EĞLENCE YERLERİ
(15031): SevistieimU güol( (23432): Gönlümdeki Asla (22294): Korkusuz Lassi.
Kız
(14040): İl* vtds- Ta,1,m
(11131): Günahtan
(14071): Hazret! SUI yüzüğü
(13846): Bir yetime: '"onte Krlstonu oğlu
*
ECZAHANELER
Ulus, Merkez, Sağlık
I TAKVİM I
Rumî: 1366 — Mayıs 31
Hicri: 1369 — Şaban 27 13 Haziran 1950 Salı
Yüzlerce, hattâ binlerce Küre* ı
S Ahmet Paşaya döndü: I Katenn * * U;
(Sen. Hersek ofilu.. Bankamdan muşfıkane

'İdiyon^'" B«.Ü'« girerse, Ig Bir adam ortadan kaybolmuş- «e-
- ~ • -• --------------- Ferrlyer, hafif bir tereoo- .
13 - • - İHI
ZAFER
Sayfa: 1
ADYO•TELEFON•TELGRAF HABERLER
Bulgaristanda yeni bir tasfiye mi ?
Dönya Batınında!
Hulâsalar
HER GÜN BİR HÂDİSE:
Arap Birliğinden beklenenler
u hafta içinde Arap Birliği
Q siyasî komitesi bir seri toplantı yaparak, Arap Filistini tek 1 taraflı bir hareketle ilhak eden | Ürdün hakkında bir karar verecek-l tir. Ürdün hakkında verilecek ka-■ rarın iktisadı abloka ve Arap Birliğinden ihraç müeyyidesine kadar 1 gidebileceği ilk zamanlarda kuvvetle ileri sürülmü? olduğu halde. Birliğin son toplantısında, bu hususta alınacak karar üzerinde Irak ve Yemenin çekimser kalmaları ve frakın Mısırla Ürdün arasında ta vassut teşebbüsleri kadar, üç büyük Batılı devletin, Londra konfd-I ransını müteakip, Orta Doğu hak-r*ında yayınladıkları tebliğ de bü-hk ölçüde müessir olmuş ve Ür fdün hakkında tatbik edilecek mû-eyyi elr bahsinde daha mülâyim bir -isan kullanılmağa başlanmıştır.
Filhakika, Kral Abdullah, hakkında Arap Birliği tarafından herhangi bir müeyyide tatbikine teves sül olunduğu takdirde, İsrail ile ayrı sulh yapabileceğini bildirmiştir. Bu, diğer Arap devletleri için küçümsenmiyecek bir ihtardır; bununla beraber, denebilir ki. Batılı devletlerin müşterek tebliği, Orta Doğu memleketlerini daha ciddî surette teemmüle sevketmiştir. Fil hakika, bidayette, gerek Israile gerekse Arap devletlerine —dahilî asayişi temin ve hariçten gelecek tehlikeyi önlemek maksadiyle— silâh satmak vaadi hem Arapları, hem de Israili memnun etmişti; fakat tebliğin, hududtlara müteallik kısmı Araplara yeni İsrail devletini zorla kabul ettirmek ve büyük Suriye tasarısını külliyen reddetmek mânasını taşıyordu. Bu hüküm ne Hâşimlileri ne de Mısır - Suudî Arabistan blokunu memunun edecek mahiyette değildi Bundan başka, Batılılar, bu bölgeye, muayyen şartlar dahilinde aktolunacak bir askeri veya siyasi anlaşma çerçevesi dışındakendi siyasî görüş ve menfaatlerinin icabını dikte eder gibi bir hal takınmışlardı. Filhakika, Doğu ile Batı arasında vukubula-|V| .^.cak silâhlı bir ihtilâfta bu bölgenin

ÇI
H I
k
IH
u.
^yunması Batılılar için mühim zibilir ve bugün Batılalar, Arap
£ i dünyasında, böyle bir ihtimali si-
Politbüronun üç üyesii ne oldu ?
Komünist Partisi kongresinde hükümet ve parti icraatı tenkid edildi Frankfurt, (a.a.) — Resmî Bulgar I — Bulgar Ajansı, Bulgar komünist Ajansının bir haberinden anlaşıldı- partisinin kongresi esnasında bir-ğına göre, Bulgar komünist Partisi ' çok hatiplerin hükümet ve parti Politbürosunun üç üyesi tasfiye ı icraatını tenkit ettiklerini bildir-edilmiştir. miştir. Tenkit edilenler arasında I
Sofya Radyosu bunu açıkça söy- I tanınmış bir çok Bulgar komünist-lememekle beraber bulgar komü- : leri bulunmaktadır. Bu arada Bul-nist partisinin perşembe günü Sof- d (j baltanhğlnln dii an yada aç.lan n»U) konferansında unsurlardan hâlâ teemızlenmeml5 beş ilen gelen komünistin hazır I
bulunduğunu bildirmiştir.
Halbuki Bulgar Politbürosunda 10 üye vardır. Bunlardan biri ölmüş biri de evvelce bu vazifeden uzaklaştırılmıştır.
Londra Radyosu, Basın - Yayın
olması çok acı tenkit ve şikâyetleri mucip olmuştur. Tanınmış Bulgar politikacılarından Anton Yugof ile sabık Çalışma Bakanı Dobre To-pençarof çok şiddetli tenkitlere uğramışlardır.
Avrupada istihsal sür’atle artıyor
Güvenlik Konseyinde Çin’in durumu
Marshall Plânı İdaresi üç aylık bir rapor neşretti
Londra Radyosu, (Basın - Yayın) — Marshall plânı idaresi dün üç aylık faaliyeti hakkında bir rapor yayınlamıştır. Rapora göre, geçen sene, aynı devre zarfında elde edilen terakkilere göre kıyaslanacak olursa, bu sene elde edilen fazla istihsal geçen senekine nisbeten dörtte bir daha fazladır. İngiltere harpten evvelkine nisbeten yüzde 50 daha fazla istihsal elde etmiştir. Geçen seneye nisbeten İngilterede istihsal fazlalığı yüzde 10 nisbetinde-dir.
Raporda Türkiye, Fransa ve Ingil terenin en fazla istihsal temin eden devletler arasında bulundukları ilâve edilmektedir.
Raporda istihsali arttırmak, fiyatları indirmek ve milletlerin refahını temin etmek için elden gelen her şeyin yapıldığı ayrıca tasrih olunmaktadır.
Gülerek idare eden
Ingiliz basını:
Obsever gazetesi bu sabahki baş yazısında İngiliz işçi partisi genel sekreteri Morgan Philips’in Kopen hag’da milletlerarası işçi kongre -sinde söylemiş olduğu nutku ele almakta ve İngiliz işçi partisinin hiç bir zaman Kari Maks’ın prensiplerine dayanarak iş yapmadığını belirten sözlerine büyük bir önem vermektedir. Gazete Morgan Phi -lips’in bu arada işçi partisinin, din, ahlâk ve aile mefhumları bahsinde asla Marks prensiplerini benimseme miş olduğunu belirtmek suretiyle, mühim bir hakikati dünya efkârı karşısında bir kere daha tekrarlamış olduğunu ayrıca kaydetmektedir.
Reynold News gazetesi, soğuk har bin bugünkü safhasını ele almakta ve bunun ne şekilde bertaraf edilebileceğini soruşturmaktadır. Gazeteye göre, milletlerin refah ve saadetlerini artırmağa matuf plânların meydana getirilmesi ve bugün mevcut iki ayrı sistem arasında bir anlaşma meydana getirilmek suretiyle, soğuk harp nihayete erdirilebi-lecektir. Gazete, İngiltere, Amerika ve Rusya tarafından hazırlanacak bir barış plânı muhtelif cepheler arasında bir yaklaşma meydana getirebileceği ümidindedir.
The People gazetesi, İngiltere ve müttefiklerinin, Sovyet tehlikesine karşı koymak maksadiyle hazırlıklara başladıkları zaman herkesin bunun batılı devletlerin İktisadî nizamı üzerinde menfi tesirler meydana getireceğini ümit ettiğini hatırlattıktan sonra, bugün bu gibi iddiaların yersiz olduğunu olayların isbat etmiş bulunduğunu ilâve etmektedir. Gazeteye göre, teknisyenler bugün, milletlerin İktisadî hayat lan üzerinde her hangi bir tesir icra etmemek için, ucuz silâhlar i-cat etmeye çalıştıklarını, atom mer misini bu meyanda zikredebileceğini hatırlatmaktadır. The People gazetesi çok geçmeden ordu masraflarının milletlerin İktisadî vaziyetlerine asla tesirleri dokunmayacak bir hale getirileceğini, çünkü yeni icad edilecek silâhların tahripkâr kudretleri karşısında, ordu mevcutlarının son derece azaltılacağını yaz maktadır.
diktatör: Eva Peron
Arjantinin zarif diktatörü kocasının islerine karışmaz görünür fakat....
Batılı Demokrasilerin sık sık ihtilafa düştükleri ve icraatım sık sık tenkit ettikleri bir devlet adamı vardır: Arjantin Cumhurbaşkanı General Peron... Çok kere kentlisine diktatörlük izafe olunan ve idaresi faşist bir rejim olarak vasıflandırılan bu adam, hemşehrilerinin tabirlle, -Arjantinin kuvvetli adamı , kuvvet ve kudretinin ve siyasî muvaffakiyetinin mühim bir kısmını karısı Eva Peron’a borçludur. Eva Peron, bir halk çocuğudur. Vatandaşları onu Evita diye çağırmaktan hoşlanırlar....
Eva Peron, hazan siyasî rakiplerine karşı tebessümünü en kuvvetli
Bununla beraber, o her fırsatta: «Ben mi kocama tesir ediyormuşum?... Aman ne saçma şey... demekten haz duyar;
sonra kadınlığının bütün sadeliği ile ilâve eder: «Ben onun karışıyım. Ben ancak memleketimizin sosyal meseleleriyle meşgul oluyorum... Gücüm bundan fazlasına yetmez....
Boynunu bükerek, gülerek, âdeta okşayarak konuşan bu kadın çehresinin arkasında müthiş bir iradenin gizlendiğini çok kimse farket-mez. Onu ancak, Eva'nın siyasî rakipleri zamanı gelince anlamışlardır.
Arjantin Cumhurbaşkanının eşi Eva Peron, geçen sene Avrupa memleketlerini ziyaret ettiği zaman, zarafeti, güzelliği ve zekâsı ile, başta Papa olmak üzere bir çok mühim şahsiyetlerin dikkat naza-
Fransa milliyetçi Çin'in çıkartılmasına razı
Paris, (a.a.) — Birleşmiş Milletlerdeki Fransız murahhas heyeti baş kanı Jean Chauvel Fransanın, milliyetçi Çinin güvenlik konseyinden çıkarılması lehinde oy verebileceğini dün gece ima etmiştir.
Paris radyosunda yaptığı bir konuşmada Jean Chauvel, Birleşmiş Milletler üyesi olan memleketlerin, önümüzdeki bir kaç ay içinde, Sovyet tazyikine karşı devamlı ve faal bir mukavemet göstermek veya Birleşmiş Milletleri bir dünya teşkilâtı olarak idame ettirmek şıklarından birini tercih etmeleri gerektiğini söylemiştir.
Genel sekreter Trygve Lie’nin Bir leşmiş Milletleri, içine girdiği çıkmazdan kurtarmağa matuf teşebbüsünü bahis mevzuu eden Chauvel, Çin meselesini «davanın mihrakı» diye tavsif etmiştir.
Chauvel, komünist Çinlilerin teşkilâta girmelerine müsaade edilmedikçe Sovyetlerin boykottan vazgeç miyeceklerini biliyoruz, demiştir.
Chauvel komünist olmayan umumî efkârın Sovyetlerin boykotaj yolu ile yaptıkları tazyiki esefle karşıladığını ve Birleşmiş Milletlere son derece önem verdiğini ilâve etmiştir.
Berlin hakkında Rus teklifleri reddedildi
Londra adyosu, (Basın - Yayın) — Ingiliz,. Fransız ve Amerikan ko mutanları, bütün Berlinde seçimlerin yapılması için Ruslar tarafından ileri sürülen teklifi reddetmişlerdir. Ruslar tekliflerinde, seçimin yapılması için bütün işgal kuvvetlerinin Berlinden çekilmesini şart koşmuş-
rını celbetmiş, ve bir çok kibar kadınları kıskandırmıştı.
Eva’nın, o zamanlar, yan siyasî
bir silâh olarak kullanmasını bilen cazip bir kadındır 7,—^ 22^' S»?.
siyasî buhranlar içindedir. Madam Peron, bir yandan orduyu hoş tutarak diğer taraftan işçi dâvasını yürütmek hususunda kocası Cumhurbaşkanına kuvvetli bir yardımcı olmaktadır. Fakat bu nüfuz ihti-
lâfı ne zamana kadar devam ede-
ber Evita, şimdilik, güzelliği, mahareti, enerjisi ve İçtimaî meselelere vukufu sayesinde vaziyete hâkimdir. Yedi senedenberi siyaset sahnesinde at oynatıyor. Peron’la-rın kurdukları ve idame ettirdikleri rejim dayanacak gibi görünmektedir.
Lâkin ne de olsa, Evita’nın, siyaset sahnesinde maruz bulunduğu tehlikeler, mesleğine başladığı ilk sahneninkinden daha büyük.
cek? Çünkü daha şimdiden, Peron rejimi altında kuvvetlenmiş bir burjuvazi Madam Peron’a karşı diş bilemektedir. Korkunç bir muhalefet fırsat bekliyor. Bununla bera-
maksatlarla Avrupaya geldiği bilin ' diği için, şerefine bir çok kabul re- 1 simleri tertip olunmuş, ziyafetler verilmişti. Memleketinde, sırtında I bir basma entari ile sık sık halk
İNGİLİZ HAVA KUVVETLERİNİN GÖSTERİSİ
Londra, (a.a.) — İngiliz hava kuv vetleri tarafından hazırlanan 7 ve 8 Temmuz günleri 225 uçağın iştiraki ile yapılacak olan hava gösterilerinde Fransa, Hollanda ve Belçika hava kuvvetleri de temsil edilecektir. İngiliz milletleri topluluğuna dahil altı memleket ile Birleşik Amerika hava kuvvetlerine men sup birlikler de bu merasime iştirak edeceklerdir.
Hava gösterilerine Fransa Vampire tipinde 6 avcı uçağı, Belçika ve Hollanda da meteor tipinde altışar avcı uçağı gönderecektir.
İNGİLİZ - İSPANYOL TİCARET MÜZAKERELERİ
Brazzaville Radyosu, (Basın . Yayın) — Londradan bildirildiğine gö re bir İngiliz mali mütehassıslar he yeti gelecek hafta sonunda İspanya ve İngiltere arasında malî ve ticarî müzakerelere başlamak üzere Mad-ride gitmek üzere Londradan hareket edecektir.
arasına katılan Eva’nın saraylarda
kürkler, elmaslar içinde AvrupalI
İstanbul Emniyet Sandığı Ankara Şubesi
Yalnız Şubemizde mevduatı bulunan müfterilerimize münhasır olmak üzere 1 Ağustoa 1950 tarihinde yapılacak çekilişe ait
lâf yetiştirişi ve enteresan kadınların-
diplomatlara «dünyanın en
Peşfede tıbbî-siyasî bir dava açılıyor
Budapeşte, (a.a.) — İçişleri Bakanlığı yayınladığı tebliğ ile, Budapeşte mikrobioloji enstitüsü müdürü profesör François Fargo ile asistanlarından dördünün, dokuz çocuğun ölümüne sebebiyet vermekten sanık olarak tevkif edildiklerini bil dirmiştir.
Mevkuflar, boğmacalı 25 çocuğa yapılan seroma tetanos mikröbu ka aştırmakla itham edilmektedirler. Çocuklardan dokuzu ölmüştür. Teb liğ sanık Fargo ile dört iş arkadaşının Horty rejimi sırasında faşist teşkilâtta çalışmış olduklarım açıklamaktadır.
lâhla önlemenin ahdi teminatını verebilecek olgunlukta bir devlet bulamamış olabilirler; fakat her ne olursa olsun, bu tepeden )nny) himaye, Arapları hiddetlendirmiş ve • Bizim Batı ile Doğu arasındaki ihtilafta alıp vereceğimiz yoktur» dedirtecek kadar ileri götürmüştür.
Bütün bu kötü tesirleri, notanın yazılışındaki ifadenin aksaklığına atfetmek imkânı vardı. Fakat tebliğin yayınlanmasından bugüne ka öar vâki tefsir ve izahlar bu tesiri izale eder mahiyette olmamıştır. Netekim dün de Economist dergisinin elimize geçen bir tefsirinden anlaşıldığına göre, bu önemli böl-[ki genin mutlaka muhafaza »dilmesi için Batılılaruı derpiş ettikleri mııt» *■'" _—‘.-‘—2— birini ilk
plâna almak kararı yine Batılılara düşmektedir. Yâni, bir deyimle, şimdilik siyasî, iktisadi ve İçtimaî • gayelerin hepsi ikinci plâna bırakıl-ı f L uu-st|r- Çünkü hnnlann tahakkuku î. Jn mamana mütevakkıftır. Dk ağızda askerî bir anlaşma yapılması bahis mevzuudur. Ingiliz dergisi, askeri anlaşma bahsinde örnek olarak da İngiltere - Ürdün anlaşmasını göstermekte ve Ingiltere ile Mısır arasındaki münasebetlerin de buna benzer bir anlaşma ile bir hal tarzına bağlanabileceğini ilâve etmektedir.
Kaydetmek lâzımdır ki, Doğu ile Batı arasında, hürriyet ve esaret kuvvetleri arasında vukubulabile-cek muhtemel bir silâhlı çatışma da, Orta Doğunun müdafaası için, İngiliz dergisinin bulduğu ittifak örneklerinin hiç biri bidayette müsavi haklara müstenit karşılıklı rızalarla kabul olunmuş ittifak örnekleri değildir. Bilâkis, denebilir kİ, ittifak rengi verilmek istenen bu gibi müdahaleler yüzündendir ki Orta Doğu bugünkü elim halinde kalmıştır.
•İktisadı gayenin tahakkuku u-zaktır. İçtimaî meselenin halli senelere mütevakkıftır. Siyasî Birlik ve ittifak, maalesef kolay kolay gerçekleştirilemez. Yalnız bu bölgenin ehemmiyeti çok büyüktür. Askerli ittifak kolaylıkla başarılabilir. Bunun İçin de örnekler vardır...» İngiliz dergisinin fikrini bu suretle hulâsa etmek mümkündür. Ve bunu da, başta, Araplar olmak üzere hemen herkesin anlaması çok kolaydır.
•yA™" devletlerinin son bir hanı-~) İ6" kalkınmaları, müsavi haklarla müzakereye girmeğe ehil birer devlet olduklarını bıbat etmeleri ve bunun İçin de her ıjeyden evvel ara lannda mutlak surette anlaşmaları lâzımdır. Gelecek Arap Birliği toplantısında bu ihtimalin ne derece ---------------------- ---------- r----- .
yakın veya uzajt olduğu anlaşıla- İngiliz işçilerinin hayat standardı ■ «ı»*,
çaktır. için bir tehlike teşkil edebileceğini barlara
MGcohit Topalak I beyan etmiştir. 1 besine r
yi
i
29 telif hal çarelerinden

*
*
H
I
z
f!
dan biri» unvanını kazanması va-
tandaşlarını pek memnun etmiş, en aşın solcu amelelerin evine kadar Evita’nın fotoğraflarının girmesini temin etmiştir.
Hindiçiniye Amerikan yardımı bajlıyor
Vaşington, (e.a.) — Savunma Bakanlığı, Birleşik Amerika hava kuv vetlerine mensup sekiz nakliye uça. ğının önümüzdeki hafta Hindiçiniye yapılacak Amerikan askerî yardımı gereğince Saygon'a gönderileceğini dün gece bildirmiştir.
Uçaklar Fransız ve Hindiçini kuvvetlerine katılacaktır.
Savunma Bakanlığı Hindiçiniye yakında daha fazla askerî teçhizatın gönderileceğini bildirmiştir.
Vaşington, (a.a.) (United Press) I — Milli Savunma Bakanlığından bu gece bildirildiğine göre, askerî yar dım programı mucibince sekiz «C I 47. taşıt uçağı Amerikan mürettebatı ile Hindiçiniye gitmek üzere ' gelecek hafta içinde San Fransisko- 1 dan hareket edecektir.
Schuman plânı karşısın da Ingiltere’nin durumu
Roma Radyosu, (Basın - Yayın) — 20 Haziran tarihinde Pariste top lanacak olan Schuman plânı kon-1 feransına Fransa, İtalya, Belçika, Lüksemburg, Hollanda ve Batı Almanya cumhuriyeti iştirak edecek- 1 tir. '
Bu arada tanınmış İngiliz maliye- 1 çilerinden Lord Belford, İngiltere-1 nin bu konferansa iştirak etmemek- 1 le isabetli bir harekette bulunmuş olduğunu, çünkü bu konferansın ! Avrupa federasyonuna doğru bir a-dım teşkil ettiğini söylemiş, îngil- : terenin hem İngiliz Milletleri Camiası önderi hem de Birleşmiş Av- | rupanın bir üyesi olamıyacağını belirtmiştir.
Lord Belford Schuman plânının 1 *..........................lı
NEW YORK’UN
Meşhur BROAD WAY'I ile TtMES SQUARE’ine bir dakikalık mesafede
HOTEL REX
Konforu m ükemmel, fiatLar müsaittir.
Tek yatak 2 ve 3 dolardır
Çift yatak 4 ve 5 dolardır
Odanızı hareketinizden evvel Türkçe de yazarak temin edebilir siniz.
Otelimizdeki REX ATENS AGENCY
Müşterilerimize her t ürlü kolaylığı gösterir.
SAHİBİ: KIRKLARELİLİ
ANGELO NİCHOLAS HADGİTANNAKiS
ADRES: 106 WEST 47 Strettet NE W YORK, 19 N. Y.
Tel: 22556

Şoför namzetlerine müjde
Ehliyet sınavında muvaffak olmak istersiniz değil mi?
O halde imtihan soru ve cevaplarını taşıyan (soru ve cevaplı oto tekniği, semtler, seyrüsefer ve yol işaretleri) kitabını mutlaka okuyunuz.
Yazanı İbrahim Orga
Satış yerleri: Akba Akay, Berkalp, Çankaya ve Haşet Ki-tapevleri. Tel: 15315
ıJ
İnşaat Yaptıranlara
Türkiye Emlâk Kredi Bankasından
Ankara'da, Dışkapı'da, Etlik yolu üzerindeki depolarımızda mevcut kereste, inşaat, sıhhî ve elektrik tesisatı ve sair malzeme, anbarları-I mızın tasfiyesi dolayısiyle inşaat yaptıranlara uzun vade ve kredi ile satılmaktadır.
I
ile satılmaktadır.
Arzu eden inşaat sahiplerinin malzemeyi görmek üzere mezkûr an-' a ve şerait hakkında izahat almak için Bankamız Ankara Şubesine müracaatları rica olunur. (3891)
Bir sahneden bir sahneye
Vatandaşlarının kısaca Evita diye çağırmaktan hoşlandıkları Eva Peron’un annesi taşra şehirlerinden birinde bir pansiyon işletirdi. Eva radyoda şarkı söylüyordu. O zamana kadar, herkes onu hercai meşrep güzel bir kadın olarak tanırdı. Hiç kimse, bu ince uzun ellerin yumruk olabileceğini, bu kadife gi bi yumuşak bakışların, halk kütleleri üzerine yıldırımlar yağdırabi-leceğini ummuyordu. Eva, General Peron ile evlendikten sonra, birdenbire değişti. Peron idaresine karşı başgösteren ayaklanmalarda kocasını müteaddit defalar tehlikeden kurtardı. İyi bir idareci, iyi bir müzakereci hattâ birinci sınıf bir hatip olduğunu isbat etti. Halkın idareye karşı en hoşnutsuz olduğu zamanlarda bile bu 31 yaşındaki sarı saçlı kadının balkona çıkıp mütenasip kollarını kaldırarak «Ey benim gömleksiz kardeşlerim...» diye hitabetmesi, kütleler üzerinde daima müsbet ve yatıştırıcı bir tesir yapmıştır.
Vatandaşları, Evita’nm samimî olduğuna kanidirler. Bu bir muhakeme ve mantık işi olmaktan ziyade, bir his meselesidir. Çünkü, çok kişi, bu sarı saçlı, siyah gözlü narin kadının en hararetli nutuklardan birini söyledikten ve çok kere hükümeti bir badireden kurtardık- ' tan sonra boynunu büküp: «Benim elimde bir şey yok... Memleketi kocam idare eder...» demesine hayrandır.
Evita, küçük gelirlilerin, işçilerin dâvasına sarılmış görünüyor. Siyasî rakipleri nutuklarının hepsini «Demagoji» tâbiriyle vasıflandırıyorlar ve çok kere arkasından «Ah bu kadın...» dendiği işitiliyor.
Ne zamana kadar?
Bir çok memleketlerde olduğu gibi Arjantin de bugün İçtimaî ve
Satılık arsa
Bahçeli Evler civarı Tasarruf Evler Kooperatifi birinci caddede 2646 ada 7 parsel 771 metre arsa metresi on liradan a-cele satılıktır. Su, gaz, elektrik, telefon tesisatı arsanın yanındadır. 14033 No. lu telefona müracaat edilmesi riha olunur.
(2262)
Kurtuluşta Satılık Arsa
Samsun sokağı asfaltta köşe 473 m’. Müracaat: Tel. 13B32 Haşan ’Rınsı (İtfaiye Meydanı Haymana o. telinde). (2237)
hususî ikramiye plânı:
1 Adet 2500 = Liralık 2500 =
1 ■ 1000 = ) 1000 =
5 ( 500 = ) 2500 =
20 « 190 = a 2000 =
40 - 50 = • 2000 =
z ^1OOO0 =
İstanbul Emniyet Sandığı
Ankara Şubesi
(«S) (M»)
Toprak Mahsulleri Ofisi Ankara Bölge Müdürlüğünden
Aşağıda ? eri, cinsî, muhammen keşif bedeli, geçici teminatı gösterilen onan’ na işleri ihaleye çıkarılmış olup eksiltme bölgemizde 14/6/1950 Çı şamba günü saat 15 de kurulacak komisyon huzurunda yapılacaktır.
Keşif evrakını görmek isteyenlerin Bölgemize veya Yerköy, Tü-ney, Yozgat anbarlarına müracaat etmeleri.
Taliplerin eksiltme tarihinden
mış olduğuna dair elinde bulunan racaat etmeleri ilân olunur.
İş yeri Yapılacak iş
Yerköy İşletme
Şefliği Menfez İnşaatı
Ankara işletme
Şefliği Yol onenmı
Tüney Anbar
Şefliği Sızdırma çukuru
Polatlı Anbar
Şefliği Bina onarımı
Yozgat Anbar
Şefliği Bina onarımı
asgarî bir gün evvel bu işleri yap vesikalarla birlikte Bölgemize mü
Keşif bedeli Geçici İnanca
1232.08 lira 72.41 lira
749.70 » 56.25 »
538.78 » 40.50 .
522.50 » 39.75 »
2102.39 . 158.25 . (3570)-(449)
Mustafakemalpaşa Belediye
Başkanlığından
1 — İlçemizde yaptırılacak olan soğuk hava deposunun inşaatı kapalı zarf usulile eksiltmeye çıkarıl mıştır.
2 —İşin muhammen bedeli (29 732) lira 1 kuruş olup geçici güvenliği (2229) lira (90) kuruştur.
3 — Tahhüt işinin yapılmış esas larını tesbit eden özel şartname Belediye Fen işleri dairesinde bedelsiz olarak görülebilir.
4 — Eksiltmeye girmek için kanunî ehliyeti haiz olmak şarttır.
5 — Talip olanların 20/6/950 tarihine rastlayan Sah günü saat 15 te Belediye Encümeninde bulunmaları lâzımdır.
6 — Teklif mektupları ihale vak tinden bir saat evvel Başkanlığa verilmiş olacaktır.
7 — ihaleyi yapıp yapmamağa Belediye muhtardır.
Sayfa: 4
Z AFEE
13-1-1554
I
Birdenbire geriye yuvarlandı. Grandük Notarasla, Jan Jüstinyani de yıkılmışlardı
— 178 —
Tam her ikisi geri döndükleri sırada âdeta bütün Bizansı yerinden oynatan, sarsan ve o zamana-kadar işitilmemiş bir tarraka duyuldu. Havanın tazyiki âdeta ikisini de yerinden oynatmıştı.
Kostantin nerede ise ağlıyacnk-tı:
— Bu nedir Amiral?
Diye sordu. Grandük Notaras bitkin bir halde cevap verdi:
— Bilmiyorum. Fakat her hal de Sultanın o cehennemi makinesi olsa gerek(l).
— Allahım.. Onun bu kadar müthiş bir gürültü çıkaracağını asla tahmin etmemiştim.
— Hakkınız var.
— Acaba kaç kiloluk gülle atıyor?
— Eğer doğru ise 600 kiloluk..
İmparator gayriihtiyarî yerinden sıçradı:
— Allahım.. Bu ne müthiş şey'. 600 kiloluk ha.. Ey mukaddes şehir!.. Ey mukaddes şehri bin yıl-danberi muhafaza eden mukaddes duvarlar!.. Bu Allahın belâsına nasıl mukavemet edeceksiniz? Ey İsa! Ey Meryem!.
İmparator ağlıyordu!.
Grandük Notaras bu elîm manzara karşısında susmaktan başka çare bulamadı. İmparatoru teselliye kalkmak beyhude idi.
— Gidelim Notaras.. Görelim. Bu şeytan icatlarının sûrlarımız üzerindeki tahribatını görmek istiyorum.
— Haşmetpenah, dinlenecekti-
İmparator içini bir daha çekerek:
— Artık istirahat bize haram oldu. Gidip görmek istiyorum.
Ve derhal atma atladı. Onu çılgınca sûrlara doğru sürmeğe başladı. Bizans sokakları hıncahınç dolu idi. Zayıf ve âcizler kiliselere koşuyordu. Bir kısım kadınlar, topun müthiş tarakasından akıllarını oynatmak derecesine gelmişlerdi. Şurada, burada ağlayanlar, yam başında kahkahalarla ^gülenler görülüyordu.
Kostantin bu perişan ahaliyi yararak sûrlara kadar gelebildi. Sarayburnundan kalkalı bir saat olmuştu. Bu müddet içinde bütün Bizansı çileden çıkaran topun sesi bir daha işitilmemişti.
Kostantin iki sûr araşma girdi. Burada tarifi imkânsız bir kargaşalık hüküm sürüyordu. Birtakım zabitler, kaçmak istiyen askerleri kırbaçla geri çevirmeğe çalışıyordu.
* mbmbsdmb mbsdmb mbsdms Sûrun Sen Romen kapısı önüne geldiği vakit durdu. Çünkü buradaki kargaşalık büsbütün başka idi. Herkesin yüzünde garip bir abdallık vardı.
İmparator hayretle baktı ve:
— Ne oluyor?
Diye sordu. Heyecanına hâkim olabilen bri zabit kekeliyerek cevap verdi:
— Hülle buraya isabet etti Haşmetpenah.
— Ya?!.. Sonra..
— Ben bir şey bilmiyorum. Hiç bir zelzelede yerin bu kadar sallandığını hissetmedim.
— Sen nerede idin?
— Sûrun içindeki mazgalda.
— Ne hissettin?
— Koca sûr beşik gibi sallandı. Olduğum yerde donup kaldım. Ne olduğumu anhyamamıştım. Kendime geldiğim vakit göz gözü görmiyecek kadar kesif bir sis, toz ve duman içinde oldıfğumu hissettim.
— Müthiş bir şey..
— Evet Haşmetpenah.. Müthiş.. Çok müthiş..
— Sûra bir şey oldu mu?
— Dış tarafını kimse görmedi. Her halde bir şeyler olsa gerek.
— Görelim.
Kostantin sûrun iç merdivenine tırmanmağa başladı. Jan Jüstin-yani de yanlarına gelmişti. Nefes nefese yetişti:
— Haşmetpenah.. Sakın sûrların üstüne çıkmayınız!
— Sebep?
— Türk tirendazları sûrun üzerine göz açtırmıyorlar.
— Fakat ben topun tahribatım görmek isterim.
— Geceyi bekliyelim.
— Hayır.. Göreceğim kumandan.
Ve yürüdü. İki basamak daha çıktı. Fakat birdenbire sarsılarak geriye yuvarlandı. Grandük Notarasla, Jan Jüstinyani de yıkılmışlardı. Öyle müthiş bir gürültü ile top patlamış, ve sûrlara çarpmıştı ki..
Hiç kimse ne olduğunu anlayamamıştı. İmparator bir müddet sonra kendine geldi. Bulunduğu kale içi merdiveni simsiyahtı. Kalın bir toz yığını her tarafını kaplamış bulunuyordu.
(Kumandan!. Amiral!...)
Diye bitkin bir sesle kekeledi. Fakat ses veren olmadı. İmparator vücudünü yokladı. Yaralandığına delâlet edecek bir şey yoktu. Bir daha seslendi. O vakit Gran dük’ün sesini işitti. Jan Jüstinyani ile ikisi bir külçe gibi köşeye atıL Duşlardı.
Yüzlerce, hattâ binlerce kürek | eaıyuıj ırma...............
Kostantin:
(Çok müthiş!.. Korkunç bir şey!..) diye mırıldandı.
Tuzdan biraz kurtulduktan sonra İmparator:
(Kumandanlarımı çağırınız. Bu vaziyeti mütalâa edelim.)
Dedi.
Sûrların soğuk, izbe, karanlık bir mahzeninde Bizansın tanınmış kumandanları toplandı. İsli bir meşale pek kifayetsiz bir şekilde geniş mahzeni aydınlatıyordu. Hemen hemen kimsenin yüzünü teşhis etmek mümkün değildi.
Bu karanlık, isli, soğuk mah-zende Bizansın son Kayseri ma temli bir sesle söze başladı:
(Sîzleri dinliyorum dostlarım, dedi, herkes fikrini açık söylesin.)
Uzun bir sessizlik oldu. Herkes hâlâ son topun müthiş sarsıntım nın tesiri altında idi. İmparator tekrarladı:
(Sizleıi dinliyorum dostlarım..) Grandük Notaras cevap verdi-(Haşmetpenah beni af buyursun. Belki de fikrim hoş karşılan mıyacaktır.)
(Söyle Amiral.. Sizi dinliyo-
Bu sırada bir fısıltı oldu. Fran-ses dişlerini gıcırdatarak:
(Yine ayni nakarat.)
Diye mırıldandı. Grandük ondan tarafa döndü:
(Evet Franzes, yine ayni nakaratı tekrarlıyacağım..)
(Fakat hiç bir şey..)
Kostantin Franzesin sözünü kesti:
(Susunuz Franzes.. Amiralimin, fikirlerini açıkça söylesinler...)
Franzes başını önüne eğdi. Grandük devam etti:
(Ben şu kanaattayım ki bir kere daha Sultanın merhametine sığınmalıyız..)
Bir homurtu işitildi, kendine hâkim olamadı:
(Sultanın ayaklarına n nalım?..)
Grandük de asabileşmişti: (İcabederse, vatanın menfaati icabettirirse evet Franzes.. Hem de bu vazifeyi yapacak kimsemiz vardır..)
Franzes irkildi. Her halde bu tariz kendisine idi. İmparator da Grandük’e merakla baktı.
— Ne demek istiyorsunuz Amiral?.
— Sunu demek istiyorum ki, muhterem dostumuz Franzes’in asil kızı Tamar, bu vazifede muvaffak olabilir..
Hiç kimse bundan bir şey anlayamadı. Franzes çılgınca bir asabiyete kapıldı. Yerinden sıçrayarak Grandük’ün karşısına dikildi:
— Ne demek istediğinizi açıklamak zorundasınız Amiral.. Neden asil kızınız İren değil de, benim kızım Tamar.. i
— Bunu siz pekâlâ bilirsiniz.
— İsa şahidim olsun ki hiç bir ’ şey bilmiyorum.
— O halde öğrenmelisiniz.
İmparator da meraka düşmüştü. Grandük’ün omuzuna elini koydu:
■ir (Devamı var)
BOL AYDINLIK
AZ SARFİYAT
//
A S 77?A a/nyud/evi- en- a/z aazere Ama/ ee//teş/t~. s
Jc/a//ıvır, /c/ra/ ve
W
(1) Barbaro, asıl bombardımanın 12 Nisanda başladığını yazar. Halbuki ilk bombardıman 6 Nisanda başlamıştı.
GRİPİN
BAŞ. DİŞ. NEZLE. ADALE .SİNİR
ROMATİZMA ve bütün ağrılara karşı
_ GÜNDE 3 KAŞE ALINABİLİR.
Kütahya Vilâyetinden
1 — Emet - Simav yolunun 8+000 18+000 ve 30+000 - 40 + 000 Kim. leri anasının toprak tesviyesi işi kapalı zarf usulile eksiltmeye konulmuştur.
2 — Keşif bedeli (101478) lira ve geçici teminatı (6323) lira 90 kuruştur.
3 — Eksiltme 27/6/950 tarihine müsadif Salı günü saat 15 te vilâyet makamında toplanan daimi ko misyon huzurunda yapılacaktır.
4— Eksiltmeye girmek istiyen lerin ihale gününden en az üç gün evvel tatil günleri hariç num unesine göre hazırlayacakları belgeleri bir dilekçeye bağlayarak bu iş için ehliyet almak üzere vilâyet makamına müracaat etmeleri ve a laca klan ehliyet vesikasiyle geçici teminatlarile teklif mektuplarını ihale saatinden bir saat önceye kadar makbuz karşılığı komisyona vermeleri lâzımdır. Bu saatten sonra verilecek mektuplar kabul edilmeyeceği gibi posta ile gönderilen tekliflerin gecikmesi de nazarı itibara alınmaz.
Daha fazla malûmat almak ve keşif dosyasını görmek isteyenler hergün daimî komisyon kalemine ve bayındırlık müdürlüğüne müracaat edebilirler. (3889)
Trenkmay yerinde kaldı. Burakan da koşarak Busi sokağına doğru gitti. Orada bir aşçı dükkânında Korpodibale’yi buldu. Bu da, hemen bir ata binerek Burakan’ın tarifi üzere Boröver’e yetişti ve yedeğinde diğer bir atla onu uzak tan takibe başladı.
Keşiş, dolaşık yollardan giderek Monruj yoluna geldi.
Boröver’in de bunu ümit ettiği sanılıyordu; çünkü keşişi yoluna devam etmesine bırakmış ve Korpodibale’yi beklemişti. O da geldi ve yedeğinde getirdiği atı Boröver’e verdi. Şövalye, hemen ata binerek:
— Aldanmamışım: Keşiş Şartr yolunu takip edecek. Sen geldiğin yere dön. Şayet, zannettiğim gibi, Trenkmay sana ehemmiyetli bir şey görmediğini söylerse artık o-rada beklemeğe lüzum kalmaz, i-kiniz de Paris’e dönersiniz. Bilhassa şunu unutmayınız: Vidamın hareketlerini yakından takip etmeniz lâzım. Benim bu malûmata ihtiyacım vardır, emrini verdi.
Korpodibale:
— Anladı, Bay Şövalye; emirleriniz harfi harfine yapılacaktır. Peki ama... Ya Trenkmay size bildirilmesi lâzım gelen bir şey görmemiş ise?
— O vakit, Trenkmay, yapmasını kendisine emrettiğim şeyi yapacaktır. Şu keşişin yürüyüşüne bakılırsa gelip bana yetişmekte güçlük çekmiyeceksin... Olanı biteni de söylersin. Fakat, senin bu zahmete gireceğini sanmıyorum.
Boröver, atım mahmuzladı ve yalnız başına kestirme bir yola saptı. Bu yol onu, keşişin takip edeceğini tahmin ettiği yola çıkardı. Hesabına göre, bu kısa dörtnal yürüyüş ve kestirme yol, kendisini keşinin bir kaç yüz metre ilerisinde bulunduracaktı.

Yazanı MİŞEJL ZEVAKO
RAGIPJMHP
— 52 —
Bir yamacın tepesine kadar çıktı; orada attan indi ve atım bir ağaca bağladı. Gözlerini keşişin geleceği yola dikerek beklemeğe başladı.
Aklanmamıştı. Biraz sonra uzak tan, hâlâ ağır ağır yürümekte o-lan katırının üstünde büzülen papasın gelmekte olduğunu gördü.
Her işini süratle yapmağa alışmış olan Boröver:
— Hay kahrolası şeytan!.. Eğer uzun müddet böyle hasta kaplumbağa yürüyüşüyle yürümek zorun da kalırsam vay halime!... Mutlak aklımı kaçırırım... diye mırıl dandı.
Sonra, içini çekerek:
— Ama ne çare, ona uymak gerek! dedi.
Keşiş yadlaşınca, Şövalye tekrar atma bindi ve âdeta yürüyüşle yola düzüldü.
Keşfiş, yamacın tepesine gelince, yüz metre kadar ileride, ağır ağıı yamaçtan inmekte olan Boröver’i gördü ve :
«îşte, hiç de acele işi olmıyan bir asilzade... Ona yetişeceğime asla şüphem yok.» diye düşündü
Ökçesiyle katırı dehledi... Ama, o, yine bildiği gibi yürümekte de vam etti.
Boröver de böyle ümit etmiş olmalı ki yürüyüşünü ağırlaştırdı ve keşinin yanına gelmesine fırsal verdi. Şayet keşiş durmadan geçecek olursa onun ilerlemesine de
Bir adam ortadan kaybolmuş, ne-
Ferriyer, hafif bir tereuuuv •)-
' adan^’denizi dövüyor, yüzler-I kip ediyorum. Bastil’e girerse, iş Ahmet Paşaya döndü: I h^tavırla: * **
(Sen. Hersek oğlu.. Bankamdan muşfikane b
Resmi
Hilman, Humber,
Commer
Servis Garajı
AÇILDI
Her marka otomobil, kamyon ve motörlerin tam bir emniyet ve süratle garantili olarak tamirleri kabül olunur.
Adres: İstanbul Caddesi Ak-köprü. Tel. 16409 15300
KİRALIK ARANIYOR
Ankaranın her semtinde, her evsafta kiralık evler aranmak-tadır. Telefon 16424. (1018)
müsaade edecekti.
Yalnızlıktan son derece cam sı-kılan papas, Şövalyenin yanına geldi, sırıtarak:
— Tanrı sağlık ve neşenizi arttırsın, asilzadem... dedi.
Boröver bu tesadüften memnun göründü ve bu arkadaşa, talih kendisine, daha görür görmez kanı kaynadığı ve dinî duygularının salâbetini sağlayan bir muhterem din adamını yoldaş etmiş olduğu nu söyledi.
Boröver, o serî ve emin bakışiy-le adamı tetkik edivermişti: Bu, şişman, babacan, şen yüzlü, küçük küçük gözlerinde zekâ parlayan bir rahip idi. İçinden:
— Herif ahmağın biri değil... Ama, bu davlumbaz karnı ve kırmızı suratına bakılırsa nefîs ye meklere, nefîs şaraplara hiç yü zü yok... Ben de bunu istiyordum zaten... diye sevindi.
Artık ahbap oluvermişlerdi, tek. lif ve tekellüf kalmamıştı. Keşiş, meraklı, mütecessis idi. Muhatabı nın boşboğaz olup olmadığım an. lamağa lüzurfı görmeksizin sordû.
— Böyle nereye asilzadem, uzak lara mı?
Boröver, lâkayıt bir eda ile:
— Puatiye’e cevabını verdi.
Bu cevap üzerine papaâın gözle ri parladı, zihninden şöyle bir fi kir geçti: Zengin ve iyi bir arkadaş gibi görünen bu delikanlı ile ahbaplığı ilerletmek, onun kese-
sinden istifade etmek, mükemmel yeyip içmek, içinde üç beş kuruş bulunan papas kesesini açmamak...
Böyle düşünen keşiş, sırıtarak:
— Uzunca bir yolculuk... ama, ben daha uzağa gidiyorum. Bütün kalbimle Allaha niyaz ederim ki, size, yoldaşlığınıza lâyık biı arkadaş göndersin... Yoksa, oraya varmadan can sıkıntısından canınız çıkar, asilzadem.
Boröver, gayet safdilâne bir ta yırla:
— Ben de bu fikirdeyim, cevabını verdi.
Ve sonra, gayet tatlı ve çekici tebessümiyle:
— Fakat, muhterem pederim, öyle zannediyorum ki Tanrı bana sizi bir yoldaş olarak göndermiş bulunuyor. Ben, kendi hesabıma, böyle mübarek bir din adamiylc yolculuk ettiğime pek sevineceğim... sözlerini söyledi.
Ve yine işi safdilliğe vurarak:
— İyi ama, biz ayni yolu takip ediyoruz, galiba?... dedi.
Papas:
— Evet, evet... Ben de Puatiyer den geçeceğim. Size demin söylemiştim, ben daha uzağa gidiyorum... Onu da söyliyeyim...
• Papas, bir an tereddüt geçirdikten sonra; İspanyaya gidiyorum, diye sözünü tamamladı.
Boröver, içinden:
• Tamam, dedi, ben de onun oraya gideceğini tahmin etmiştim, şimdi tamamiyle eminim; Sen, Bern ve Navar’dan geçerek İspanyaya gidiyorsun. Bunun diğer bir delili de arkadaşlarımdan hiç biri nin buraya kadar bana iltihak etmemiş olmasıdır... Mahaza, bir şey olmuş olsaydı bana gelip haber verebilirlerdi.»
Ve çehren, memnun bir tavırla:
★ (Devamı var)
— Hayır, her zaman gece, lâmbaları söndürürken koyardım. Saat altı buçuk pek o kadar münasip bir zaman değildir, çünkü gö rülmek ihtimali vardır.
— O halde niçin bu saati seçti-
— Ben seçmedim. Akşam saat altıyı biraz geçerek şoför Mac Donals mektupları getirdi. Bu mektup da onların arasındaydı ve üzerinde acele diye yazılıydı. Yâni içinden çıkan küçük zarfın üzerinde çok acele diye yazılıydı. Altına da kapkara bir çizgi çizilmişti. Bu mektubun derhal Bar İves’in eline geçmesi lâzım geldiğini anladım. Hemen kütüphaneye gitmek istedim. Fakat holde kulüpten gelçn misafirler vardı. Bayan ives sandoviç getirmek üzere beni mutfağa gönderdi. Sonra, Bay Dallans da geldi, kokteyl yapmak için lâzım gelen şeyleri istedi. Limon, bal, filân gibi şeyler.. Bilirsiniz.
Uzun siyah gözleriyle imdat ister gibi savcının yüzüne baktı; öyle ki çehrede müphem bir tebessüm belirir gibi oldu.
— Notu neden dolayı o saatte kitabın arasına koyduğunuzu anlatıyordunuz.
— Evet, işte onu anlatıyordum. Misafirlerin gitmesini bekledim, fakat bi.- türlü gitmediler, ben de holden geçip kütüphaneye giremedim, çünkü hepsi oralarda idi. Fakat o acele mektubun Bay İves' in eline geçemiyeceğinden dolayı korkuyordum. Kimse beni görmeden yavaşça kütüphaneye girdim, fakat tam dışarı çıkarken kapının önünde birisinin durduğunu gördüm; çekiHhceyc kadar bekledim.
— Holde kimler vardı?
— Bay Elliott Farvvell ile Bayan Patrick İves.
— Onlar da sizi gördüler mi?
Matmazel Cordier gayet beliğ bir tavırla omuzlarını silkti:
— Nasıl bileyim, Mösyö? Belki gördüler, belki görmediler; bilmem ki. Geri çekildim, ortalığı dinledim. Nihayet sesler kesildi, bir kapı kapandı. Ben de yavaşça soldan geçtim ve kimseye görünmeden mutfağa girdim.
— Bay Faravell’Ie Bayan İves’in ne konuştuklarını duydunuz mu?
— Hayır, duymadım. Dinlesem de duyamazdım, çünkü pek yavaş konuşuyorlardı, hattâ belki fısıldaşıyorlardı diyebilirim.
— Kütüphanede bulunduğunuz esnada başka bir şey duymadınız mı?
— Duydum, efendim. Yazı masasının başında duruyordum, daha kitabı almamıştım, soldan Mat-mazalle çocukların geçtiklerini duydum.
— Matmazel mi! Matmazel kim?
Savcının sesi kâfi derecede manasızdı, fakat kısılmış gözlerinde bir şeyler sezmiş gibi müphem bir can sıkıntısı belirdi.
— Matmazel Page.
— Yâni sadece holden mi geçti?
— Evet, merdivene doğru yürüdü.
— Daha o zaman kitaba el sürmemiş miydiniz?
— Hayır, sürmemiştim.
— Kitaba dokunmazdan evvel geçip gitmesini mi beklediniz?
— Evet
— Notu kitabın arasına koyarken Bayan İves holde mi idi?
— Burasını pek bilemiyorum. Belki bir dakika, belki yarım dakika kadar orada bulunduğuna gördüm. O vakit de notu koymuştum.
— Bulunduğunuz yerden sigin . kitabı elinize aldığınızı görmüş ol ması mümkün müdür?
— Mümkündür.
— Siz© doğru mu bakıyordu?
— Hayır, Bay Fanvell’in yüzü bana doğru idi, Bayan İves’in ar. kası dönüktü.
Savcının mavi gözleri öfkeden simsiyah kesilmişti.
— O halde, nasıl oluyor da sizi görmüş olması mümkün oluyor diyorsunuz?
Savcının bakışlairyle karşılaşan siyah gözler, sanki insan cinsinin, hele erkeklerin ahmaklığına şaşıyor, t fakat bu hali pek de fazla hayret edilmeğe lâyık bulmıyor gibi sükûnetle açılıp karşısındaki soğukkanlı adama baktılar.
— Olabilir ki o anda arkasını dönüp benim olduğum tarafa bak mıştır, yahut da karşıdaki aynadan görmüştür.
— Bir de aynı mı var?
— Elbette var. Holün, kütüphanenin karşısına tesadüf eden tarafında uzun bir sıra vardır, beyler üzerine şapkalarını koyarlar. Onun üzerinde bir ayna asılıdır. Zaten Bay Farvvell ile Bayan İves’i o sıranın yanında görmüştüm.
— Kütüphane ile yazı masası aynadan görünüyor muydu?
— Evet, Mösyö.
— Anlaşıldı. Akşam yemeği esnasında hiç bir fevkalâdelik gözünüze çarptı mı?
— Hiç bir şey çarpmadı. t* şey her zamanki gibi kemali su^ kûnetle yolunda gitti.
— Yemeği her zamanki vakitte mi yediler?
— Evet, yediyi çeyrek geçe. I
— Kimler vardı?
— Bay İves, validesi ve zevcesi, her zamanki gibi.
— Konuşulanları hatırlıyor mn-
RADYO
★ (Devamı var)
ZAFER
Sayfa: B
BÜVÜk Kumaş fiatlarında son derece ucuzluk
Danpink ORTAÇ’ta
Emprime Vistra Valencia Gaııdi
350 kr. 195 kr. 340 kr.
Emprime çamaşırlık Keten emprime Jorjet emprime Anversaten Total
350 kr. 290 kr. 260 kr. 650 kr. 375 kr.
ORTAÇ'ta
Ajıafartalar Cad. Adliye karşım Köşe Mağazası, No. 324.
Tel: 11135 Ankara
Mimoza emprime
875 kr.
18 Renk hakiki İrlanda keteni 900 kr.
Panama erkek şapkaları 12,75 ve 17,00 Lira
Bomonti Bahçesinde
Önümüzdeki Cumartesi sabaha kadar sürecek mevsimin eşsiz
Garden Partisi
D. P. Cebeci Ocağının hazırladığı bu toplantının programında oahne hayatından çekilen memleketmizin biricik ses yıldızı
Safiye Ayla'nın
SON KONSERİ
İstanbul Radyosunun tanınmış ve sevilen ses sanatkârı Suzan Güven ve Sabite Tur, Sadi Işılay, İsmail Şençalar ile Fevzi Aslangil
idaresindeki Saz topluluğu, Bomontinin ses sanatkârları, İtalyan atraksiyon orkestrası ve aynca bir dans orkestrası vardır. Bunlardan başka Varyete, değişik eğlenceler ve Dans.
Davetiyeler : Adliyenin karşısında Foto Ar, İlkbahar, Ülkü manifatura mağazalarında, Bankalar caddesinde Mustafa Erkmen (Berber) müesseselerinden temin edilebilir.
Ankara Merkez İlçesiyle Ankara'ya bağlı ilçelerin köylerinde arazisi bulunanların dikkat nazarlarına
i
Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğünden
I
Ankara İl ve İlce merkezlerinin belediye sının dışında kalan yellerle bütün köylerinin tapulan masına 15 Temmuz 1950 tarihinden itibaren başlanacağı 5602 sayılı tapulama kanununun 6 ncı maddesi gereğince ilân edilmiştir.
Köylerde bulunan tapusuz bü tün gayri menkul mallar 5602 sayılı kanun hükümleri dairesinde tapula nacak ve tapusu mevcut olanların ise tapu kayıtlan yenilenecektir.
Bu işleri yapmak üzere köylere memurlar gönderilecek ve bu memurlar köylerdeki muhtar ve ihti yar heyetleri ve yeminli bilir kişiler ile çalışma birliği yapacaklardır. Hangi köyde ne zaman tapulamaya başlanacağı o köyün bağlı olduğu ilce merkezinde, o köyde ve o köyün bitişiği köylerde ayrıca mutat vasıtalarla ilân olunacaktır. Tapulama yapılırken mülkiyet ve sınır anlaşmazlıklarını çözmek ve gerekli veraset belgelerini vermek üzere köylere gezici yargıçlar dahi gönderilecektir.
Gerek tapulama memurlarının ve gerekse yargıcın köyde bulunduğu zaman o köyde gayri menkulü bulunanların veya bu gayri menkul üzerinde her hangi bir hak iddiasında bulunacakların tapulama faaliyeti ile alâkadar olmaları, her hangi yanlış bir tesbite mahal kalmamak üzere o esnada gayri menkullerinin başında bulunmaları 5602 sayılı tapulama kanununu okuyarak bu kanunun bahşettiği hakları kullanmaları kendi menfaatleri iktizasından bulunduğu alâkalılara ilân olunur. (3908)
BU HAFTA Amerikanın en meşhur Dram Yazarı «Lillian Hellman»ın ölmez eseri
Seviştiğimiz gönler -The Searching Wind»
Robert Young .
Sylvia Sidney
14—-16.15—18.30—21 . Gişe 15031 ’ Müd. 24075

Toptentı
30. Haz. 1950 Cuma günü Sümer- ı bankda, 17.30 da Sümerklüb Genel- ; Kurul toplantısı yapılacaktır. Üyelerin hazırlanmasını rica ederiz.
Sümerklüb Yönetim Kurulu ' (2300) •
Doktor Mahir Mavioğlu
Doğum ve Kadın Hastalıkları Mütehassısı. Atatürk Bulvarı Foto Apartmanı, Daire 1, her gün 15 - 19 muayenehane tele fon: 11151 — Ev telefon: 24522
ALİ RIZA 1 tZEV1EN
slekte çok tecrübe görmüş, hazakatiyle tanınmış. Ankaranır. (Birinci sınıf) fennî sünnetçisidir.
Adres: Ulus Meydanı Zincirlicamii karşısı Zafer So. No: «8.. Katı 1 Tabelâya dikkat. Tel: 14718. — D.P.: 246
(2301)
Çorum Devlet Hastahanesi Baştabipliğinden

1 — Hastahanemizin 1950 senesi ihtiyacı seksenbir kalem (7684 lira 68 kuruş) kıymetinde ilâç ve Tıbbî malzeme açık aksiltme ile satın alınacaktır.
2 — Şartname ve malzeme liste leri Ankara ve İstanbul Sağlık Müdürlüklerinde ve Çorum Devlet Hastahanesinde her gün görülebilir.
3 — Taliplerin veya vekillerinin lüzumlu belgeleriyle ihale günü
olan 26. Haziran. 1950 tarihinde saat 14 de Çorum Sağlık Müdürlüğünde hazır bulunmaları ilân olunur. (7668)-(3886)
Büyük ikramiyeler: 356 çıktı
Arsa Satılacak
Türk Hava Kurumu Genel Merkezinden
1— Ankara'da Yenituran mahallesinin Akköprii mevkiinde, İmarın (1540) ada (13) parsel ve Kadastronun (549) ada (22) parselinde ka-
yıtlı (2.163) metrekare miktarındaki arsa, açık arttırma ile satılacaktır.
2— Muhammen bedeli (16.244) ] ıra (13), muvakkat teminatı (1.218) lira (30) kuruştur. Arttırması, 17/6/950 tarihine rastlıyan Cumartesi günü saat (W) da Genelmerkez binasında Levazım Müdürlüğü odasında yapılacaktır.
3— İstekliler, belirtilen gün ve saatte teminatlariyle birlikte arttırmada hazır bulunmalıdırlar. Kuramumuz ihaleyi yapıp yapmamakta serbesttir.
&?ami


950 Modeli sıcak ve soğuk hava tertibatı
Fiat marka bir otomobil
buz dolabı ve radyo

İnşaat ilânı
T. C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünden
1 — Aşağıda mahalli, keşif bedeli, Geçici teminatı, ihale günleri
.' yazılı yapılar kapalı zarf usulü ile eksiltmeye konmuştûr.
Yapı yeri Keşif tutan Geçici teminat İhale günü Saat
1 — Amasya Şubesi 162.900. —. 9.395. — 3/7/950 Pazartesi 16
2 — Hafik Ajansı 63.800. — 4.440. —
p A 3 — Elbistan 68.900. — 4.695. —
4 — Kalan 66.800, — 4.590. —
jr 5 — Ayancık • 62.200. — 4.360. — . . .
6 — İskilip • 64.600. — 4.480. —
2 — İstekliler bu işlere ayrı ayı ı teklif verebilecekleri gibi tama-
mına da iştirak edebilirler.
3 — Her işe ait eksiltme dosya ı (20) lira mukabilinde Ankara’da
İ İnşaat Müdürlüğünden alınacağı gibi her işin ait olduğu Şube ve Ajan-✓J sında bedelsiz olarak da görülebilir.
' J Eksiltmeye iştirak için dosya al ınması şarttır.
• — isteklilerde aranan şartlar eksiltme şartnamesinin 12 inci
y .(4Bddefiinın (1) fıkrasında yazılıdır.
' ( 5 — İsteklilerin resmi tatil ve bayram günleri hariç ihale günle-
r rinden üç gün evvel İnşaat Müdürlüğünden yeterlik belgesi almaları I Rritır.
r t 8 — Postada olacak gecikmelerden dolayı istekli bir hak iddia ede-• mez.
7 — Banka ihaleyi yapıp yapmamak veya tercih hakkını muhafaza eder. (3827)
Muammer Karaca Opereti
SON HAFTA
Osman Bikes
%
Operet 3 Perde Muvaffakiyetle devam ediyor
Bu akşam 21,36 da
Akköprü yolu Tenis kortu yanında biletler Erler tuhafiye mağazasında satılmaktadır.

Bayındırlık Bakanlığından
Bakanlığımız Demiryol İnşaat Reisliği için pazarlıkla bir elektropomp alınacaktır. Pazarlık 16/Haziran/950 Cuma günü 15 te Bayındırlık Bakanlığı binasında Malzeme Müdürlüğünde yapılacaktır.
İsteklilerin şartnameyi Malzem e Müdürlüğünde görmeleri ilân olunur. (3928)
adet saat
Yapı işleri ilanı
Bayındırlık Bakanlığından
1 — Eksiltmeye konulan iş: Ya rgıtay binası kalorifer tesisatı ona-rımı işidir.
Keşif tutarı: (15500.—) liradır.
2 — Eksiltme 28/6/950 Çarşamba günü saat 11 de Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İmar İşleri Reisliği Eksiltme Komisyonu odasında kapalı zarf usulü ile yapılacaktır.
3 — Eksiltme şartlaşması ve buna bağlı kâğıtlar Yapı ve İmar İşleri Reisliğinden (40) kuruş karşılığında alınabilir.
4 — Eksiltmeye girebilmek için isteklilerin usulüne göre (1162.50) liralık geçici teminat vermeleri ve eksiltme şartlaşması gereğince. 1950 yılına ait Ticaret Odası belgesi ibraz etmeleri lâzımdır.
5 —İsteklilerin bu işin teknik öneminde bir işi iyi bir surette başardığını veya idare ve denetlediğini isbata yarar belgelerde birlikte en az (tatil günleri hariç) üç gün önce Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İmar İşleri Reisliğine baş vurarak bu işin eksiltmesine girebilmek için yeterlik belgesi olmaları şarttır.
6 — istekliler aldıkları eksiltme kâğıtlarının her parçasına 50 şer kuruşluk pul yapıştırıp imza ettikten sonra teklif mektuplarile birlikte 2arfa koymaları ve eksiltme günü saat 10 a kadar Yapı ve İmar İşleri eksiltme komisyonu reisliğine vermeleri lâzımdır.
Postada olacak gecikmeler kabul edilmez. (3884)

Meşhur Alman Saba Radyoları
f »i «liftir.
». Atatuğ, T. Eçtaş
AnafarULar Muide*!, Adlly* t*ti No. 173 — Telefon: 14761
Bakanlığımız merkez teşkilâtında açık bulunan 15 lira maaşlı bir kâtiplik için 19/6/1950 Pazartesi günü müsabaka imtihanı yapılacaktır.
Memurin kanununun 4 üncü maddesindeki vasıflan haiz bulunan orta ve lise mezunu isteklilerin mezkû r tarihte okul diploması, askerlik vesikası, nüfus cüzdanı, sağlık naporu ve doğruluk kâğıtlarından mürekkep müsbit evraklannı bakanlığa hitaben yazılmış bir dilekçeye bağlayarak Özlük İşleri Genel Müdürlüğüne müracaatları (3925)
Ankara İcra Dairesi İflâs Memurluğundan:
İflâs halinde bulunan İnönü Bulvarı Şenyurt Tuhafiye mağazası sahibi ve Balkehriz bağları 48/11 numarada mukim İbrahim Tunçay'a ait mal tesbit edilemediğinden hak-kındaki tasfiyenin tatiline karar verilmiştir. İlândan otuz gün içinde alacaklıları tarafından masrafı peşin verilerek iflâsa müteallik muamelelerin devamı istenmediği' takdirde iflâsın hapatılacağı ilân olunur. (2290)
I Başbakanlık Milletlerarası İktisadi
İşbirliği Gene! Sekreterliğinden
■ İngilizce bilen iki daktiloya üç ay için ihtiyaç vardır. Liyaka-
■ tine göre ayda net 300 ilâ 400 lira verilecektir. Sümerbank bina.
■ sında Genel Sekreterliğimize başvurulması.

Türkiye Zirai Donatım Kurumu Umum
ZAYİ — Beypazarı Nüfus İdaresinden aldığım hüviyet cüzdanımı kaybettim. Yenisini alacağımdan eskisi hükümsüzdür. Şevket Tütüııcii-oğlıı (2292)
Kiralık ev
İller Kooperatifinde Anıt Kabire nâzır beş oda tiplerinden bir ev iyi şartlarla kiralıktır.
Müracaat: Telefon: 23775.

Ankara İkinci Sulh Hukuk Yargıç lığından:
Mehmet Karabulut: Halen Anka-rada İnkılâp mahallesi Kılıçlı solsak No. 2 de mukim.
Davacı Millî Savunma Bakanlığı namına hazine avukatı Şükrü Aykaç tarafından aleyhinize açılan 178 lira 2 kuruşluk alacak davasında adresinizde bulumamanız lıasebile Ulus ve Zafer gazetelerile namınıza davetiye ve dava arzuhali ilânen tebliğ edildiği halde yine duruşmaya gelmediğinizden mahkemece giyap kararının Ulus ve Zafer gazetelerde ilânen tebliğine karar verilmiştir. Duruşma: 13/7/950 Perşembe saat 9.30 a bırakılmıştır. Bu gün. de de gelmediğiniz veya bir vekil göndermediğiniz takdirde giyabı-nıza hüküm verileceği gıyap kararı yerine kaim olmak üzere ilân olunur. 9/6/950 (2295)
Kiralık Kat
Bahçelievler Birinci Cadde sonunda numara 05. Dört oda, bir hol, elektrik, su, havagazı. Tel : 31370.
ZAYİ — Namıma kayıtlı 9426 sayılı Merkez Bankası Hisse senedimi kaybettim. Yenisini alacağımdan es-, kişinin hükrnü yoktur.
Sahabettin Özil
(2298)
Kbalık dükkân
Yenişehirde Kocatepe otobüs durağına çok yakın mahalde geniş ve her işe elverişli iki dükkân kiralıktır. Saat 9 - 12 arasında 22449 No. lu telefona müracaat. (2293)
Sahibi: Advfye Fenik
Bu nüshada yatılplerinl fiilen dara eden: HİKMET YAZICIOĞM Basıldığı yer: GÜNEŞ MATBAASI
Teklif toplama ilânı
3000 . 4000 adet yüksek tazyikli Sırt Pülverizatörü ile 300 adet Arabalı Pülverizatör ve 20 adet Motörlü Pülveriiatör için teklif toplanacaktır. İlgililer Umum Müdürlü ğümüzle İzmir Depo ve İstanbul Transit Müdürlüklerimizden alacakları fennî ve ticarî şartnamelere tamamen uygun olarak hazırlayacakları teklif mektuplarını en geç 12. Temmuz. 1950 günü akşamına kadar Umum Müdürlüğümüzde bulunduracaklardır. (3890)
Tapulama İlânı
Tapu vo Kadastro Genel Müdürlüğünden ı
Ankara il merkezinin Belediye sınırları dışında kalan yerlerile Ankara iline bağlı bütün ilçe merkezlerinin Belediye sınırları dışında kalan yerlerindeki (bütün köyler ve bucaklar dahil) gayri menkul pıalla rın 5602 sayılı tapulama kanunu hükümlerine göre 15/7/1950 tarihinden itibaren başlanacağı ilân olunur.
A anıyor
Türkçe, İngilizce ve Fransız-caya hakkiyle vakıf ve bu lisanların her hangi birinden diğerine tercüme yapmağa muktedir. Türk mütercimler arıyoruz. Daktilo bilenler tercih olunur. Aylık ücret başlangıçta T. L. 350 liı a olup her sene onbe-şer lira zam yapılmak suretiyle 500 liraya kadar yükseltilecektir. Ayrıca ayda T. L. 150 lira ödenek verilecektir. Vergiler Sefaret tarafından ödenecektir. Sefaret ücretsiz sağlık yardımını da temin eder. Taliplerin tahsil derecelerini ve tecrübelerini gsterir vesikalarının musad-dak suretlerini, istidalarına eklemeleri rica olunur. Müracaatlar Ankara da Pakistan Sefaretine cn geç 20 Haziran 1950 gününe kadar gelmiş olmalıdırlar. Taliplerin masrafları kendilerine ait olmak üzere görüşmek , için, sefarete çağrılabilirler. Müracaatları kabul olunduğu takdirde derhal işe başlıyubilecek bir durumda olmalıdırlar.

t s pnl anmasına (464) (3665)
Möbleli kiralık d«ire
4 oda, bir hol, bir banyo ve bir mutfak.
Bakanlıklar Bilge sokak No. 4 D. 3 (2294)
Acele satılık
Keçiören Gazinosuna 100 adım mesafede yeni yapı iki daire. Tel. 10238 (2297)
ZAFER’ln Abone Şartları Memleket İçi U ay! t»
« »
I »
Memleket dışı
U aylık ...............
« » .............
2li Lire
K »
■ •
M Lira
)0 »
16 »
Pakistan Sefareti
Ankara
(2248)
Satıl k ev
Oncebeci Arka Topraklık
No. 32. İçindekilere müracaat.
(2296)
I
ZAFERln Üâu Şartlan Ballık ................. U Ura
X vı 8 ünctl sayfada Bm. ...... 4 »
4. cQ sayfada Sm. ...... 3 »
B. ve H. cı sayfada Bm.. UB Kr.
Doğum, Nikâh. Nisan, Oldnı ve Met 101 Hânları 6 saıUml (Ötmemek sertiyle U lira.
Devamlı llAnlar lçhı hususî tarife tatbik edilir.
GoMteytf odn-i^filen ecraJ» w) yanlar Hasredilsin edilmesin iade ediimee. İlânlardan moaullyet kabul edilmea.
Sayfa : ■
ZAFER

I
) i!
Büyük bir mücevher hırsızlığı
Dün şehrimiz Yenişehir semtinde büyük bir mücevher hırsızlığı olmuştur
Yaptığımız tahkikata göre, Atatürk Bulvarı, Yenice apartmanında oturan meşhur kadın terzisi Sidoni evde olmadığı sırada aslan Mengenlj olan Mustafa Sezen isminde bir ah. çı kapıya anahtar uydurmak suretiyle içeri girmiş ve dolapları da aynı şekilde açarak 4 bin lira kıymetinde muhtelif ziynet eşyalarını, mutbek takımı, oda takımı, çamaşır, elbise, kumaş gibi eşyaları bir valiz ve bir de bavulun içine doldurarak kgçıp gitmiştir.
Ev sahibi Sidoni eşyalarının çalındığını anlayınca derhal polise müracaat etmiş ve bunun üzerine Emniyet İkinci Şube Müdürlüğü hâdiseye muttali olduktan üç saat son ra mücevher hırsızı Mustafayı, So-ğukkuyu semtinde yakalamıştır.
Mücevherlerinin ve eşyalarının bulunacağından ümidini kesen Sidoni hırsızın yakalandığını işitince hayretini ve Türk polisine karşı o-lan hayranlığını gizliyememiştir.
Matmazel Sidoni dün kendisiyle konuşan bir arkadaşımıza çalman eşyalarının üç saat gibi kısa bir zamanda bulunması karşısında Türk polisine hayran kaldığını ve bilhasso İkinci Şube Müdürünün bu muvaf fakiyette büyük hissesi olduğunu söylemiştir.
Mücevher hırsızı Mustafa dün ilk sorguyu müteakip tevkif edilmiştir.
İki dilsiz vatandaş evleniyor
Sağır Dilsiz ve Körler Demeği Başkanlığından:
Derneğimizin kimsesiz malûl üye. lerinden dilsiz Kâzım Tuzocak ile* dilsiz Handan Anar’ın 14/6/1950 Çar şamba günü saat 11 de Halkevinde nikâh töreni yapılacak ve bunu müteakip 15/6/1950 Perşembe günü saat 14 de düğünleri de tesit edileceğini sayın vatandaşlarımızla üyelerimize saygılarımızla bildiririz.
Tîcanîler dün yine mahkemede “Allah Allah,, dîye bağırdı

■’
ZAYİ — Ilgez Nüfus Müdürlüğün, den aldığım nüfus cüzdanı ile Istan buldan aldığım askerî vesikamı zayi ettim. Yenisini alacağımdan eski-, sinin hükmü yoktur.
Ahmet Cihangir
Bundan bir müddet evvel Ticani tarikatı şeyhi Kemal Pilavoğlu Ü-çüncü Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanırken bu tarikata mensup olan yüzlerce nıürid adliye binasına dolarak koridorlarda ve mahkeme salonunda salâvat getirmiş ve «Allah, Allah, diye bağırmış ve böy lelikle mahkemenin sükûnetini ihlâl etmişlerdir. O gün yakalanan Ticani tarikatı halifesi ve 17 arkadaşı mahkeme koridorlarında ve mahkeme salonunda Arapça ezan okumak, tekbir getirmek ve mahkemenin sükûnetini ihlâl etmek suçundan haklarında -açılan dâvaya dün 4 üncü Asliye Ceza Mahkemesinde başlanmıştır.
Öğleden sonra saat 14 de başlayan duruşmada ilk önce sanıkların hüviyetleri tesbit edilmiş ve sorguları yapılmıştır.
Bundan sonra hâdise günü mahkemenin inzibatını temin maksadiyle orada bulunan 9 emniyet memuru» da dünkü duruşmada şahit olarak dinlenmiş ve ifadelerinde sanıkların hep bir ağızdan tekbir getirdiklerini Allah Allah diye bağırdıklarını ve bu suretle mahkemeyi müşkül bir duruma düşürdüklerini söylemiş lerdir.
Bu sırada sanıklardan Yusuf Öz-c-an mahkemede yeniden tekbir getir meye ve Allah Allah diye bağırmaya başlamıştır. Bunun üzerine hâkim Talât Karay sanığı dışarı çıkarmıştır. İkinci bir şahit dinlenirken de bu defa da sanıklardan Muzaffer Karadeniz aynı şekilde hareket et-
D. P. Meclis Grupu bugün toplanıyor Demokrat Parti Meclis Grupu baş kan vekilliğinden:
Demokrat Parti Meclis Grupu Ge. nel Kurulu 13/6/1950 Salı günü saat 15 de toplanacaktır.
Ankara Veremle Savaş Derneği Başkanlığından:
Derneğimize 200 lina bağışta bulunan Bomonti Gazinosu sahibi sayın bay Fehmi Uluer'e teşekkür e-deriz.
miş ve Allah Allah sesleriyle mahkeme salonunu çınlatmıştır. Bu sanık da mahkemeden dışarı çıkarıldıktan sonra duruşmaya tekrar devam edilmiş bu sefer de Şakir Yıl dızkaydı vecde gelerek 40 yaşından fazla olmasına rağmen çocuk gibi ağlamaya başlamıştır.
Neticede duruşma diğer şahitlerin dinlenmesi için talik edilmiş ve sanıklar mahkeme salonundan çıkarken hep bir ağızdan -Allah Allah, diye bağırmışlardır. Adliye binasının önünde belkeyen Cezaevi kamyonuna bindirilirken yine aynı şekilde salâvat getiren sanıklar halkın toplanmasına sebebiyet vermiş, ler ve -Allah Allah- evazeleri a-rasında cezaevine götürülmüşlerdir.
L«o Hochstetter Türkiyeden oyuldı
İstanbul, 12 (a.a.) — İktisadî işbirliği idaresi Türkiye basın temsilcisi Leo Hochstetter yeni vazifesi başına gitmek üzere bu sabah u-çakla Parise hareket etmiştir.
Mr. Hochstetter hareketinden önce kendisi ile görüşen arkadaşımıza şunları söylemiştir:
-—1943 senesindenberi Türkiyede bulunduğum müddet zarfında, bir çok ilerlemelere ve bir çok değişmelere şahit oldum. Türkiyeden çok tatlı hatıralarla ayrılıyorum ve Türk halkınının misafir perverliğini her zaman hatırlıyacağım. Bugün bütün dünya Türkiyenin siyaset sahasında gösterdiği büyük gelişmeyi yakından takip etmiş ve demokratik inkişafı büyük takdirle karşılamıştır. Türkiye, muhakkak pek yakında e-konomik sahada da çeşitli gelişmeler yapacak ve hayat seviyesini daha çok yükseltecektir. Miarshall yardım plânının da Türkiyenin ekonomik gelişmesinde büyük yardımı olacak, tır. Türkiyenin yabancı sermayeye ihtiyacı olduğu kadar yabancı sermayenin de Türkiyeye ihtiyacı vardır.
D. P. Meclis Grupu bugün toplanıyor
★ (Baş tarafı 1 incide) eden bir teklifte bulunacaktır.
Teklifin müzakeresinin Grupça müstaceliyetle kabul edileceği ve yarınki toplantı gündemine alınacağı anlaşılmaktadır.
Mazbataları incek-.
nen milletvekilleri
★ (Baş tarafı 1 incide)
Dün de saat 10 dan itibaren çalışmalarına devam eden ihzari komisyondan bir haber sızmamakla beraber, Hatay, Trabzon ve Erzincan Milletvekilleri tutanaklarına yapılan itirazların ehemiyetli olduğu söylenmektedir.
Dün Meclis içtimaini müteakip tutanakları inceleme ana komisyonu toplanmış ve ihzari komisyonlar da tetkik edilen bazı mazbatalar üzerinde konuşmuş ve bunlardan bir çoğunu kabul etmiştir.
Dışişleri Bakanı
Fuad höp-ü’ü geldi
ir (Baş tarafı 1 İncide)
Komutanı ile Dışişleri Bakanlığı i-leri gelenleri ve yakın dostları tarafından karşılanmıştır.
Cumhurbaşkanı adına Cumhurbaşkanlığı umumî kâtibi Cemal Ye. şil ile başyaver Yarbay Cevdet Tolga. Dışişleri Bakanına hoş geldiniz demiştir.
Dışişleri Bakanı gardan ayrıldıktan sonra Başbakanhk binasına gitmiş ve oradan da Adnan Menderesle birlikte Cumhurbaşkanlığı köşküne giderek Patiste yapılan toplantılar hakkında intihalarını bildirmiş ve harici temasları hakkında izahat ver miştir.
Devlet Bakanlığı
/
t

Meclisin dünkü toplantısı
Sorulara Pazartesi
günü cevap verilecek
Büyük Millet Meclisi dün saat 15 de başkan vekillerinden Balıkesir milletvekili Sıtkı Yırcalının başkanlığında toplanmıştır.
Oturum açılır açılmaz. Başbakan yardımcılığına ve Devlet Bakanlığına Manisa milletvekili Samet Ağa-oğlunun tayin edildiğine dair Cumhurbaşkanlığı ve bazı milletvekillerine izin verilmesi hususunda Mec üs başkanlığı tezkereleri okunmuştur.
And içmeyen bazı milletvekillerinin and içmesini müteakip, Ordu milletvekili Feyzi Boztepenin Karadeniz bölgesinin mısır ihtiyacı hakkında Ekonomi ve Ticaret Bakanlığından ve Kocaeli milletvekili Müm taz Kavalcıoğlunun tütün konusunda Tekel Bakanlığından sözlü soruları okunmuştur.
Ekonomi ve Ticaret Bdkanı Züh-
i 8 ajmokaleden devam
tü Velibeşe ile Gümrük ve Tekel Bakanı Nuri Özsan, hükümetin bu hususları tetkik ettirmekte olduğunu ve önümüzdeki Pazartesi günü sorulan cevaplandıracaklarını bildirmelerdir.
Bundan sonra başkan, Bingöl milletvekili Mustafa Nuri Okçuoğlu, ve Tunceli milletvekili Aydın Hıdır ile Haşan Remzi Kulunun seçim tutanaklarının geldiğini, fakat itiraz vaki olduğu için bu tutanakların, inceleme komisyonuna havale edildiğini bildirmiştir.
Meclis, Çarşamba günü toplanacaktır. (a.a.)
Beşiktaş İngiliz
takıkımına 2 -1
Kiralk möb eli daire
4 oda möble, telefon 22317. Koca-tepe, İsmetpaşa caddesi, No: 94.
Haber aldığımıza göre Marshall Plânı ile ilgili işlerle meşgul olan ve halen münhal bulunan Devlet Bakanlığına kimin tayin edileceği, Dışişleri Bakam Fuat Köprülünün şehrimize gelmesi üzerine bir kaç gün zarfında belli olacaktır. Bu hususta şimdiye kadar hiç bizr isim mevzuu bahsedilmemiştir.
Doğu millet vekilleri “Ulus’u,, yalanlıyor
★ (Baş tarafı 1 İncide) daki yazınızı okuduk.
Hiç bir esasa dayanmıyan ve yalnız muhabirinizin hasta karihasının mahsulü olan bu haberi efkârı umumiye önünde alenen tekzip ederiz. Yazınızda Doğu vilâyetlerinin D. Partiye mensup milletvekillerine atfedilmek istenen düşünco ve hareketlerin hepsi ifsat ve tahrik maksadiyle uydurulmuş, esastan arî şeylerdir.
Doğu vilâyetlerinin D. Partiye mensup milletvekilleri memleketi Doğu ve Batı diye ikiye bölen ve bundan sonra Doğu diye adlandırılan bölgeyi her türlü terakki imkânlarından mahrum kılmaya mahkûm eden iptidaî zihniyetin bu emlekete ne kadar büyük bir zarar vermiş olduğunu tamamiyle müdriktirler. Bu yüzdendir ki, onlaı Türk vatanım Doğu, Batı tefriki yapmadan bir kül halinde mütalâa ediyor ve hükümetin kalkınma tedbirlerini tatbikte coğrafî bir mülâhaza takip etmeden, bugüne kadar sistemli bir politika ile ilerleme im kânları seddedilmiş olan bölgelerden işe başlıyacağına tamamiyle emin bulunuyorlar.
Bu cevabimizin Matbuat Kanunu hükümleri gereğince gazetenizde aynen neşrini rica ederiz.
Ağrı, Çoruh, Diyarbakır, Elâzığ, Erzurum, Gümüşane, Muş, Siirt, Urfa, Van milletvekilleri.
mağlûp oldu
★ (Baş ta rafı 1 incide) 35 inci dakikada ikinci golünü ka -sanmıştır.
Birinci devrenin son dakikalarında Türk sol açığı Şükrü Manchester takımının kalecisiyle çarpışarak yaralanmış ve oyundan çıkmıştır. Şükrüyü muayene eden doktor onu hastahaneye gönermek istemişse de Şükrü bunu reddetmiş ve ikinci dev renin başında yeniden oyuna girmiş îir. Birkaç dakika sonra fazla ıstırap çektiği için oyunu terketmek mecburiyetinde kalmışsa da on beş daki ka sonra yemden oyuna girmiştir. Şükrü oyunun mütebaki kısmını oy namış ve oyunun son dakikasında Manqhester United'in beki John Creg'in topu elle tutması üzerine Şükrü penaltıdan Türkiyenin yegâne golünü yapmıştır.
İkinci devrede yedek kaleci Mehmet Feyzinin yerine geçmiş ve gayet güzel bir oyun çıkararak Türk takımına son derece faydalı olmuş-
Müstahsili nasıl koruyabiliriz ? köylünün yüzü güleceği sırada yatları düşürüp onları hüsrana sokmak, ve yine borçlarını veremez bir hale düşürmek asla hatırdan bile geçmemelidir. Fiyatlar eskisi gibi tutulacak olursa, Ziraat Bankası bloke kalmış kredileri tekrar toplamak, ve bunları gelecek yıl için yeniden istihsalde kullanmak imkânlarını bulacaktır.
Köylünün bu yıl eline fazla para geçmesi, satın alma kabiliyetinin artması, piyasanın can -1 anması, ve iş hacminin artması demektir. Eğer bugün parasızlıktan sırtına bir mintan alamıyan köylü, yarın, daha müreffeh bir hale gelecek olursa, şüphesiz, bundan yerli sanayiimizin bir çok şubeleri de faydalanmış olacaktır.
Diğer taraftan köylü, teşvik göreceği için, önümüzeki yıllarda tarlasına canla başla sarılacak, daha çok randıman almak için en ,yi ziraat usullerin, tatbik etmeğe başhyacaktır. Türkiyenin zirai karakterde bir memleket olduğunu ve ziraatımızı daima ön plânda tutmak lâzım geldiğini unutmamalı-lıdır.
I
r
PANHARD

07W«/Z SANAYİİNDE BÜYÜK. YENİLİRİ
4 ŞİŞE BENZİNLE 320 KİLOMETRE

fi
J

Jci



HAZİRAN
, SİPARİŞ
TESLİMİ İÇİN KABULÜNE BAŞLANDI
ir (Baş tarafı 1 incide) men bir gönül alâkası çıkarmanın doğru olmıyacağı, fikrindedir.
Ankaradaki resmî tahkikatın sey ri burada bilinmemekle beraber zannedildiğine göre, kadın boşanma hâdisesinden sonra muhit değiş tirmek maksadiyle Ankaraya gitmiş ve eski bir aile dostuna misafir olmuştur. Kendisine orada herhangi bir izdivaç teklifinde bulunulup bulunulmadığı veya evvelce İstan-bulda vâki bir evlenme vadinin bu defa Ankarada reddedildiği hakkında İstanbulda kati malûmat yoktur. Bütün söylenenler tahmin ve sosyete dedikodularından ileri geçememiştir.
Hâdisenin bir sinir buhranı neticesinde vukua gelebileceğini düşünerek ölümü mev’cut bir izdivacın vefasızlıkla geri kalmasında arayan romantik tahminciler mi; yoksa da-ha korkunç ihtimalleri gözden u-zak tutmıyarak kadının bir cinayete kurban gidebileceğini zannedenler mi haklıdır? Bunun ancak resmî tahkikat sonunda meydana çıkacağı anlaşılıyor.
Ölen kadının baba bir ana ayrı üvey kardeşi Nihat Çumralı kız kardeşinin ölümü hâdisesi ile meşgul olmak üzere bu sabah uçakla Ankaraya gelmiştir.
)■■■ 1 ■
MüjdeI Samanpazarı Müjde!
inci Aile Bahçesi Sayın Ankara halkına büyük fedakârlıklarla açılmıştır. Bahçemiz içkisizdir. Yemek getirmek serbesttir.
Naci Tektel idaresinde on kişilik seçkin saz heyeti her akşam saat 19.30 da programına başlar.
Halk Türküleri San’atkân
Ahmet Gazi Ayhan
İlâveten Ankara’nın takdirlerini kazanan kukla sanatkârı Kemal Şakrak bol bol kahkahalara garkedecektir ve meşhur Monolog Osman Sözer tarafından yeni yeni taklidler.
nüsha gazete ve arrbel j tahtası satılacak
Eski gazete nüshaları ve ambalaj tahtası satılacaktır. İsteyenlerin gazetemiz idaresine başvurmaları,
Eskişehirdeki seylâpzedeler
ir (Baş tarajı 1 incide) vatandaşın bir dam altında barınmasına hiitün hızımızla çalışmak azmindeyiz.
Muhtemel her hangi bir sel felâketine karşı ilk tedbir olmak üzere Eskişehir yakınında Sarısu üzerinde br şeddin inşası için hazırlıklarımız tamamlanmaktadır. Yaz içerisinde bu işin bitirileceğini umuyo-
Porsuk barajına da temas eden Bakan, «bir çok dedikodulara mevzu olmasına ve mesullerinin adalete teshm edilmesine rağmen, bu baraj olmasaydı Eskişehirin daha büyük bir felâketle karşılaşacağım bil hassa belirtmek isterim, dedi.
Buna karşı diyorlar ki: Yeni fiyatları eski seviyede tutarsak, ekmek fiyatlarını ucuzlatmak mümkün olabilir mi? Evet, ekmek şehirlinin büyük bir ihtiyacıdır. Ucuz -larsa, hepimiz bundan memnun u-lacağız. Fakat Ofisin masraflarını kısarak, nakliye ücretlerinde, muamele vergisinde indirmeler yaparak, ekmek fiyatlarında nisbi bir ucuzluk temin etmek de düşünülmi-yecek bir iş değildir. Nihayet askerlik müddetinin indirilmesi ile askeri tayınlardan mühim bir tasarruf temin edileceği de göz önün, den uzak tutulmamalıdır. Bundan başka fakir halk için daha ucuz ekmek çıkarmak, ve ucuzluğu francala fiyatları ile karşılamak gibi imkânlar da düşünülebilir. Fazla miktarda ekmek sarfeden fabrika işçileri ve hattâ aileleri için bir ekmek primi vermek de yerinde bir tedbir olabilir. Böyle bir prim pekâlâ o işçilerin çalıştıkları fabrikalarda diğer masraflardan yapılacak tasarruflarla karşılanabilir. Gerçi bunlar ilk bakışta biraz muğlâk gibi görünen meselelerdir. Fakat esaslı bir fiyat tesbi-tinde alâkalıların dikkatle üzerinde duracakları mühim prensiplerdir.


I
General Fahri Belen sözlerini bitirirken, Porsuk barajının bir enerji kaynağı olarak da etüd edileceğini ilâve etmiştir.
Kongreye davet
Millet Partisinin Birinci Büyük Kongresi 17 Haziran 1950 Cumartesi günü saat 15 tie Bomonti Gazino -sunda açılacaktır. Giriş serbesttir.
Gündemi
1 — Açılış, yoklama, kongre başkan ve kâtiplerinin seçilmesi.
2 — Genel müteşebbis kurulun çalışma raporunun okunması.
3 — Rapor hakkında görüşme.
4 — Raporun hesap kısmının tetkiki için bir komisyon seçilmesi.
5 — Dilekler üzerinde inceleme yapacak komisyonların seçilmesi.
6 — Komisyon raporlarının incelenmesi.
7 — Genel Yürütme Kurulu ve merkez inzibat divanı seçimleri.
8 — Ruznameye ilâvesi istenilen hususlar.
9 — Kongresini yapamayan illerden gelen müşahitlerle serbest konuşma.
Bizim kanaatimiz şudur ki, sıkı *^ ve dikkatli bir çalışma ile hem müs tahsilin, hem de müstehlikin menfaati pek güzel tanzim olunabilir.
Mühim olan nokta çiftçinin tarlasına olan bağlılığını arttırmak, onu borcunu ödiyecek bir hale sokmak, ve gelecek yıllar için kendisinden daha fazla gayret bekle mektir. Eğer bundan sonra ziraati-miz yeni makinelerle ve yeni gübreleme usulleriyle daha çok inkişaf edecek olursa, o zaman yeni bir fiyat politikası tanzim etmek işten bile değildir. Bu takdirde belki gelecek sene buğday ihraç edebilecek bir duruma girmek de mümkün olacak, bu suretle mahsullerimiz altın değeri kazanacaktır.
Ziraatımız bugün inkişaf yolundadır. Bir iki senede hakikaten istihsalimizi çok daha arttırmamız j
kabildir. Bütün bunları gözönüne I
alarak çiftçiyi teşvik etmek, memnun etmek mecburiyetindeyiz.
Bu sözlerimizde zerre kadar bir I
politika endişesi yoktur. Mesele. i
memleketin iktisadı karakterine^ bilmek, ve bu karaktere göre gere- ı ken tedbirleri almaktır. Bunun şüp hesiz yurdumuzun iktisadi kalkuı-masında da büyük bir rolü olacaktır. Yeni iktidarın bilhassa gelecek yılların mahsul durumundaki artışı ve bunun iktisadi bünyemize tesirini de dikkate alarak, çiftçilerimiz için 'çok müsait bir fiyat poü- | tikası takip edeceğine inanıyoruz.
Mümtaz Faik FENİK
r





k
İJ
i
(1
s
i
P
X
Kiralık Oda
Müstakil daire Bakanlıklar ya nında Karanfil sokak No. 30 Tanor apartmanı kapıcı Mus-tafaya müracaat.

PANHARD
Otomobilleri en zarif, en dayanıklı, en ucuz ve en ekonomik arabalardır.
Aranıyor
Tuhafiye Mağazasında kasadarlık yapacak iyi okur yazar bayana ihtiyaç var. Telefon: 14384. (2302)
Fırsat
Yaprak aşısı ve bahçe meraklılarına garantili yaprak aşısı ve bahçe yapılır. Kavaklıdere Güven sokak No. 35 de M. Yılmaz. (2299)
I
Ankara Veremle Sava}
Ankarada müracaat yeril
Denizciler Caddesi No. 2
Posta kutusu 193 Tel: 15315
t
I
I
ORTA ŞARK TİCARET T.A.Ş.
Beyoöiu Meşrutiyet cad. no : 40 Tel. 436IO
t
Yüzlerce, natta omıerce nuıen | —----- -------------------
Eyliyor, yüzler- 1 kip ediyorum. Baetil’e girerce, iş Bir adam ortaçtan Kayooımuş. »c-I Ahmet Paşaya döndü: I Katerin, Ferrlyer, hafif bir tereo
(Sen. Hersek oğlu.. Hârikamdan müşfıkane bir tavına.

Derneği suvaresi
BARAJ GAZİNOSU
23 Haziran 1950 Cuma
NOT: 20.30 dan itibaren, Ye-nek arzu edenlere yemek servisi
Otobüs gidip gelme temin e-dilmiştir.
Davetiyeler: Gülhane, Yenişehir, Ankara, Çankaya eczahane-leri. Dernek merkezi Tel: 13079

Comments (0)