Komünist Çin ile onlaşma olmazsa...
Attlee, dünya harbi muhakkaktır, diyor Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dün Kore’de muhasemata son verilmesini temin için bir komisyon teşkiline karar verdi ChıırchilTin teklifi : Atom kullanalım
C.H.P. den bir istifa Tezer Taşkıran istifa etti
Kars Milletvekili bundan sonra müstakil çalışarak memlekete hizmet etmeyi daha uygun buldu
Uzun müddetten beri, Halk Partisi milletvekillerinden bulunan ve bu defa da Kars’tan Halk Partisi Milletvekili seçilen Bayan Tezer Taşkıran’ın Halk Partişinden ...istifa ettiğini-haber aldık.
Tezer Taşkıran C.H.P. sine bir istifaname göndermiş ve ayrıca Büyük Millet Meclisi Başkanlığını da keyfiyetten haberdar etmiş ve bundan sonra müstakil olarak çalışacağını bildirmiştir.
Dün bir arkadaşımız Tezer Taşkıran’a müracaat
Kars Milletvekili ederek istifasının sebepleri-Tezer Taşkıran (Sonu So. 4 Sü- 4 te)
Çine yapılan ateş kes! tavsiyesi
Mümtaz Faik FENİK
Kızıl Çinlilerin 38 inci arz dairesini geçtiklerine dair ortalıkta henüz hiç bir haber yoktur. Öyle görülüyor ki, Çin taarruzu, şimdiki halde duraklamıştır. Bunun iki ihtimalden birine dayanması lâzımdır: Ya kızıl Çinliler, Cenubî Kore'ye yeniden büyük bir taarruza girişmek için ordularını tensik etmekte ve böylelikle zaman kazanmağa çalışmaktadırlar; yahut da, 38 inci arz dairesinde durmayı kendi menfaatlerine daha uygun bulmuşlardır.
Hücum eden Çinlilerin kuv-kuvvetlerine dair şimdiye ka-dar hayli büyük rakamlar verildiği için, bunların askerlerini tensik etmek ve toplamak üzere taarruzlarını durdurdukları pek tahmin edilemez. Rivayet edildiğine göre, Çinliler, beş altı yüz binlik bir kuvvetle taarruza geçmişlerdir. Böyle bir ordu önünde, hele beşte bir kadar bir kuvvet bulursa, onu aerhal siler, süpürür ve kısa bir zamanda denize dökebilir. Bahusus, arkada 300 bin kişilik bir ihtiyatları mevcut olduğundan da bahsedilmektedir. Hatırlarda olduğu üzere büyük taarruzları 26 kasımda başlamış ve beş gün kadar sürmüştü. Bundan sonraki vazifeleri Birleşmiş Milletler ordularını takip etmek ve en kısa bir zamanda yarımadayı tamamlyle ellerine geçirmekti.
Bizim Millî Mücadelemizde de büyük taarruz 26 ağustosta başlamış ve 30 ağustosta kâtı zafer elde edilmiş, düşman 9
I Londra, 14 a.a. (United Press) — Bugün Avam Kamarasında verdiği beyanatta İngiliz Başbakanı Attlee, Kore meselesinde komünist Çin ile bir anlaşmaya varılmadığı takdirde bir dünya harbinin kaçınılmaz olduğunu söylemiştir.
Kore’deki askerî vaziyet üzerinde nisbeten nikbin görünen Attlee, çok zayiat verseler bile
Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin Kore'de kalabileceğini ifade etmiş ve fakat siyasî vaziyetin pek parlak olmadığını be lirterek şöyle demiştir:
«— Bizim için iki yol vardır: Birleşnjş Milletler prensipleri çerçevesi dahilinde müzakerelere girişmek veya kaçınılmaz bir harbe sürüklenmek.
Kore meselesi Birleşmiş Mil-
letleri alâkadar eden bir mesele olduğuna göre Birleşmiş Mil letlerde bir anlaşmaya varılması lâzımdır.
Bir an evvel anlaşmaya varılmalıdır.
Her şeyden önce ateş kesilmesi lâzımdır.
Kore’de ateş kesilmesi teklifine yalnız Sovyet Rusya ile peykleri itiraz etmişlerdir. Ga-
Birleşnıiş Milletler kuvvetleri y eni müdafaa hatlarına çekilirlerken zavallı Koreliler de akın akın kızıllardan kaçıyorlar
IC. H. P. Meclis Grupu sözcüsü
Faik Ahmet Barutçu
fil avlanan bazı masumlar bu-
nun üzerinde biraz düşünseler çok iyi olur.
Birleşmiş Milletler anayasası prensipleri dahilinde hareket (Sonu Sa. 4 Sü. 5 te)
Tahrikçi ajanlar
Yine Kore meselesi istismar edilmiş
İzmir, 14 (T.H.A.) — Hükümetin Koreye asker gönderme karan aleyhinde köylüler arasında tah rik propagandaları yapan bazı Şahıslar hakkında zabıtaca girişilen tahkikata devam edilmek tedir.
Tahkikatın ilk safhasında köylere uğramı; olan bazı meçhul şahısların köy kahvesinde Kore hâdiseleri etrafında konuşardk
orada ölenlerin şehit addedilemi
yeceği, vatan evlâtlarının kan-
larınfn boşuna akıtıldığı yolunda propagandalar yaptıkları tesbit edilmiştir.
eylülde İzmir'den denize dökül müşiü. Bizim millî kuvvetlerimiz üstelik çok geniş bir saha üzerinde harbediyorlardı. Halbuki, Kore yarımadası dardır. Kuvvetli bir ordunun buradan bir çığ gibi aşağı inmesi kabildir. Gerçi Milli Mücadeledeki Türk askeri ile, Kore'ye taarruza geçen kızıl Çin askeri aracındaki savaş kabiliyeti ve kıymeti bakımından muazzam farkı hesap etmek çok yerinde olur. Fakat ne de olsa, 38 inci
(Sonu Sa. 4 Sü- 4 te)
Başbakanı ziyaret etti
C. H. P. nin haksız iktisap ettiği malların konuşulduğu sanılıyor
Dün gece alınan bir habere göre Halk Partisi adına C.H.P. Trabzon Milletvekili Faik Ahmet Barutçu Başbakan Adnan Menderes’i makamında ziyaret etmiş ve kendisi ile bir müddet görüşmüştür.
Menderes - Barutçu görüşmesinde Halk Partisi elinde bulunan ve mezkûr parti tarafın-
dan haksız iktisap edilen emlâkin mevzuu bahsedildiği sanılmaktadır.
Malûm olduğu üzere sonradan Halk Partisi merkezi olarak C.H.P. ye mal edilen Birinci Büyük Millet Meclisi binası sahibi aslisine, yani millet hâzinesine intikal etmiş bülun-(Sonu Sa. 4 Sü. 2 de)
Orman işletmelerinde büyük tasarruf yapıldı
26 lifletme lâğvedildi ve 8 milyona yakın bir tasarruf temin edildi bu sayede maliyet inecek
Orman Genel Müdürlüğü, orman işletmelerinin 1951 senesi çal.şma programım hazırlarken mümkün olduğu kadar evvelce yapılmış fuzulî masraflardan ko çınmayı ve memleketin muhtaç olduğu ağaç ham maddesini halka ve köylüye daha ucuz bir fiyatla arzetmeyi esas gaye o-larak ittihaz etmişti.
Bu maksatla randımanlı olmayan ve diğerleriyle birleşerek İS görmek imkânları bulunan işletmelerden 26 tanesi ilga edilmiş ve buna mukabil vatandaşın işlerini zamanında ve yerinde halletmek için bölge adetleri salâhiyetleri arttırılarak muhafazo olunmuştur.
Kaldırılan bu işletmeler!., ue-
raber bütün işletmelerdeki ücretli memurlar üzerinde hassasiyetle durulmuştur. Hükümetin prensibi olduğu kadar memleketin mukadderat ve gelişmesinde mutlak âmil olan (adama iş değil, işe adam ve lâyık a -dam) prensibi esası kabul edilmiştir.
(Sonu Sa. 4 Sü. 2 de)
Kore Birliğimizin Komutanı General Tahsin yazıcı ve Kur may Yarbay Salâhattin Tokay
15 kahramana nişanverildi
Birliğimizin kahramanlığı için General Tahsin Yazıcı bilhassa tebrik edildi
Madalya alanlardan Yzb. Sacit
Güriinlü, Kurmay Bnb. Faik Tii rün ve
Bnb. Mithat Uluiinlü
Emniyet müdür muavini, tah-
kikatın seyrini aksatmamak için hâdise hakkında bilâhare açıklamalarda bulunacağım beyan ermiştir.
Tokyo, 14 a.a. (United Press) 8’ inci Amerikan ordusu karargâhından bildiriliyor:
8 inci ordu kumandanı General Walton H. Walker Türk Tu-
gayının komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcıyı ve Türk Tugayından 15 subay, gedikli ve eri gümüş ve bronz madalyalar ile taltif etmiştir.
Dün Türk Tugayı karargâhında yapılan bir merasimde General Walker Tuğgeneral Tahsin Yazıcı’ya bir gümüş yıldız
Sonu Sa- 4 Sü. 8 de)
Cumhurbaşkanının kabulleri
Cumhurbaşkanı Celâl Bayar dün Çankaya'da Niğde Valisi Saadettin Eıtür’ü kabul etmiş ve
öğle yemeğine alıkoymuştur.
Oksijen fiatları indirildi
Ankara
işler sanatkârları,
demirciler ve madeni
geçenlerde
Halkevinde bir toplantı yaparak
Vehbi Koç Oksijen fabrikasın-
da beher tüpü 12.50 liradan satılan Oksijçn gazinin pahalılığın
dan şikâyet etmişler ve Esnaf Dernekleri Birliğinin bu husus-
ta teşebbüse geçmesini istemiş
(Sonu Sa. 4 Sü. 3 te)
Paris Mukayeseli Hukuk Kongresi görüşmeleri
Paris Mukayeseli Hukuk Milletlerarası kongresine katılan ■ Adalet Bakanlığından Yargıç Dr. Abdullah Pulat Gözübüyük basına bu kongre görüşmeleri hakkında aşağıdaki beyanatta bulunmuştur.
«Mukayeseli Hukuk Cemiyeti ve Enstitüsü tarafından tertip edilen Milletlerarası Mukayeseli Hukuk kongresi Parisde toplandı.
Kongreye Avrupa, Amerika, Asya, ve Afrikanın muhtelif memleketlerinden tam 350 hukuk
(Sonu Sa. 4 Sü. 6 da)
Maliye Bakanı Halil Ayan dün akşam istifa etti
Haşan Polatkan Maliye Bakanlığına getirildi, Samed Ağaoğlıı Bayındırlık ve Zühtü Velibeşe de Çalışma Bakanlığına vekâlet edecekler
Maliye Bakanlığından çekilen Halil Ayan
Maliye Bakam, Bursa Milletvekili Halil Ayan istifa etmiş ve Sonu Sa- 4 Sü. 8 de)
I AKINTIYA--1
I____KÜREK
Yine ilerdeyiz!
Birleşmiş Milletlerin yeni binasına fareler üşüşmüş!... Bu muzip fareler, ilk evvelâ, neyi kemir-seler beğenirsiniz?..
İnsan Hakları Beyannamesini!.^
Amerikalı fareler, bizim
yerli farelerden bu işte de geri kaldılar... Çünkü bizimkiler İnsan Hakları Be-
yannamesini
21 temmuz
Yeni Maliye Vekili Ilasan Polatkan
1946 da kemirmişlerdil...
YEDEKÇİ
Sayfa: 2
ZAFER
15/12 1950
ruhlar
Dünyada en harikulade şeyin ne olduğunu bilir misiniz? Ruhun çocukluğu. İlle onu kaybetmeyin, onu büyültüp yaşlandırmayın. Onu, her zaman kundağında, beşiğinde, kısa panialonu içinde muhafaza edin. Yaşınız yetmişi sekseni bile bulsa, teniniz bir mumya çirozluğunu alsa, manevi taraflarınız birer birer üzülse, dökülse bile, bir yanınızda, meselâ bakışlarınızda, tebessümünüzde, sesinizin bazı kıvrımlarında, okşayışlarınızda, hattâ artık seyrek göreceğiniz rüyalarınızda, bilhassa çocuklara, zayıflara karşı muamelelerinizde, şiire ve sanata alâkanızda, denize, gökyüzüne, ağaçlara, mevsimlere, kuşlara nazarlarınızda, hulâsa ne bileyim, bir yerinizde, bir tarafınızda, ruhunuzun bir çocukluğu daima kalsın. Bundan ıstırap çekmiye-ceksiniz; çevrenizi saran saldırgan, katı, merhametsiz dünyaya rağmen, bilâkis, bahtiyarlık duyacaksınız. Ruhun safiyeti, sizi evinizde bunaldığınız, işinizde yorulduğunuz, düşüncelerinizde çıkmazlara düştüğünüz, sebepli veya sebepsiz hiddetlerle, kırıklıklarla, pişmanlıklarla harap olduğunuz zamanlar, bir
Muhip Dıranas
bahçe, bir çam, bir çınar gölgesi, bir yalnızlık, bir tenhalık, bir inziva gibi kendisine çekecek, orada dinlendire-cektir.
SANAYİ
SAYIMI
Sayım Nisan ve Mayıs aylarında yapılacak
Mes’eleler
HALK PARTİSİ VAR MIDIR? BU
En sevdiklerinizin hattâ bütün insanların sizi terkettik-leri, terkeimeğe mecbur oldukları, yalnız ve çaresiz bıraktıkları veya bırakmağa mecbur oldukları zamanlar, ancak ruhunuzun çocukluğu imdadınıza yetişecek: annesi imişsiniz gibi dizlerinize tırmanarak, boynunuza sarılarak yanaklarınızdan öperek sizin yalnız, çaresiz olmadığınızı, bilâkis, başkalarının hissetmediği, anlamadığı, derin, ebedî ve ancak ölümle sona eren bir muhabbetle sarılı olduğunuzu gösterecektir.
Hay ve huy içinde yuvarlanıp giden, şaşırtıcı, bunaltıcı, sersem edici ve ihtirasların yalancı parıltılariyle göz kamaştıran bu hayat içinde, her ne pahasına olursa olsun, aman, ruhunuzun çocuk kalmasına dikkat edin. İyi yaşamak, iyi düşünmek ve iyi ölmek için - bunu istiyorsanız -başlangıcınızdan sonunuza kadar sallamaya mecbur olduğunuz bir beşik var: İçinde ruhunuzun çocukluğu yatıyor.
Haber aldığımıza göre memleketimizde ilk defa yapılan Ziraat sayımı neticeleri peyder pey İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirilmektedir. Muhtelif merkezlerden gönderilen bültenler İstatistik Genel Müdür-
lüğünün hazırladığı cetvellere g-girilmektedir.
Diğer taraftan sanayi sayımı için ilk hazırlıklar yapılmaya başlanmıştır. Bu arada Amerikalı mütehassısların ve İstatis-
tik Genel Müdürlüğü teknik e-I .'inanlarından bir grup önümüzdeki pazartesi günü İstan-
bul’a giderek sanayi sayımının
ilk tecrübelerini yapacaklardır.
Neticeler müspet olduğu takdirde sanayi sayımı 1951 yılı r.isan veya mayıs ayları içinde yapılacaktır. İstatistik Genel Müdürlüğü sanayi sayımı için şimdiden bazı sual varakaları
hazırlamaktadır.
İl Genel Meclisi toplantısı
İl Genel Meclisi dün saat 10 da Ankara Valisi Necati İlter'in
başkanlığında toplanmış ve gündemde bulunan 46 madde
serinde çalışmalarını yapmış-
tır.
Görüşülen maddeler, ait oldukları komisyonlara havale e-
dilmiştir.
İl Genel Meclisi, önümüzdeki cumartesi günü saat 10 da tekrar toplanacaktır.
VARLIK NE VAKİT BAŞLAR ?
Çocuk tiyatrosu ve Kara Boncuk
Küçük Tiyatro’nun açılmasından hemen sonra faaliyete geçen Çocuk Tiyatrosu da bu yıl Kara Boncuk piyesiyle dördüncü yaşına girdi. Tiyatro -
nun da bir mektep olduğuna inanıyorsak çocuklarımızı aynı zamanda bu mektebin de kapısından içeri sokmak, orada gerek seyredecekleri eser-
in rüyası, rüyasında gördüğü ( dilek kuyuları» oluyor. Bir t.ıblo arasında yanımdaki küçük kıza sordum: .Nasıl, beğeniyor musun Kara Boncu-
lerle, gerekse topluluk içinde gözetecekleri kaideleri öğreterek iyiyi, güzeli, doğruyu benimsetmek için elzemdi. Şimdi dört yaşında olan Yocuk Tiyatrosu da şüphesiz bu gaye ile kuruldu. Hemen de alâka
ğu?» diye. Memnuniyetten ı-§:!, ışıl yanan gözleriyle cevap verdi, başka bir şey söylemedi. «En çok neresini beğendin?» dedim. «Çiçek’i» de-
İzmir işçi hastahanesinde yeni tesisat
1945 senesinde İzmir Sendika işçilerinin 150 yatak üzerine yaptırdıkları İşçi Hastanesine son sistem bir ameliyat tesisatı eklenerek, İşçi Sigortaları Genel Müdürlüğüne hediye olarak verildiğini geçenlerde yazmıştık.
İşçi Sigortaları Genel Müdürlüğü, hastaneyi daha büyülterek son sistem tesisatla teçhiz etmiş ve yılbaşından sonra faaliyete geçecek dürüma1 getirmiştir.
gördü. Küçüklerimizin tiyatroya karşı olan sevgileri onları masum bir heyecanla haftanın iki günü akın, akın Küçük Ti-yatro’ya sürükledi ve sürüklemektedir.
Biraz da onların o saf heyecanlarını yakından görmek, o pürüzsüz neşe havasının içinde bulunmak arzusuna kapılarak
ben de bu yıl Çocuk Tiyatrosunun ilk piyesi olan Kara Boncuk’u görmeye gittim. Öğ-
di. durdu, düşündü, sonra «dilek kuyularını» dedi, sonra da birden ilâve etti: «Ben ikinci defa geliyorum Kara Boncuk’a zaten». Ve yanında oturan iki küçük arkadaşını işaret ederek: «Onları da getirdim bugün» dedi.
Görülüyor ki küçüklerimizin tiyatrolarına karşı ciddî bir ilgi ve sevgileri vardır. Onların bu ilgilerini devamlaştır. mak, tiyatroyu bir eğlence yeri olarak kabul etmek yerine bir kültür ocağı saymalarını i-lerisi için garanti altına almak lâzımdır. Bunun için de önlerine çıkarılan çocuk piyeslerinin onları kendine bağlıyacak bir durumda olması tabiîdir. Müm-
Mâliyede yeni tayinler
Maliye Bakanlığında açık bulunan Vergiler Temyiz Komisyonu üyeliklerine; Sabit Başoğ .u, Rifat Babacan, Sadık Deniz, Nihat Akçit ve Murtaza Yenel, /ergiler Temyiz Komisyonunca açık bulunan Daire Başkan-I klarına da Muvazzaf İtiraz, Kemal Berkem ve İzzettin Te-ı m tayin edilmişlerdir.
retmenlerinin arkasından tabur
tabur tiyatro salonuna dolan
beyaz yakalı küçük talebeler, annelerinin, ablalarının, ağabeylerinin yanında büyük bir insan tavriyle sessiz, sedasız
oturup perdenin açılmasını bek liyenler, fakat daha kapının ö-nünde, ya bilet bulamadıkla-
taz Zeki Taşkın'ın yazdığı hem faydalı, hem de eğlenceli çocuk piyesleri onlara bu devamlı ilgiyi sağlıyacak değerdedirler. Diğer piyesleri gibi Kara Boncuk da çocuk psikolojisine uygun, çocukları yakından tanıyıp iyi anlamış bir kalemin eseridir. Yalnız bu
Hukuk Fakültesi dernek seçimi
Hukuk Fakültesinin bu sene-ki dernek seçimi çok hararetli olmuş ve seçimde üç liste ileri sürülmüştür. Neticede «Yeni Birlik» listesi ekseriyetle seçimi
kazanmıştır.
Kazananlar şunlardır:
İsmet Baykara, Muharrem
rından olacak, yahut evden i-
(Sonu 4 üncü sayfada)
:in, Necmi Tokgöz, Saim Fi-rler (müstakil) Hacı Mehmet ztürk, Mesut Ozansü, Merih ermen, Ekrem Özsüllü, Naci ınacı, Ali Çelikkan, Şevki Ay-n, Azmi Yavuzalp, Tacettin
zin çıkmadığından camlara başlarını dayayıp fnelûl, melûl Küçük Tiyatro’nun duvarlarındaki afişlere, içeri girenlere

on aylarda, hem kendileri unutulmak istemeyen, hem de partilerinin kûşei nisyâ-na atılmasına gönülleri razı ol-mıyan, bizim Halkçı yazarlar, zamana ve hâdiselere uygun makalelerle vazifelerini yapmağa çalışıyorlar, bu, onların hakkıdır, çünkü ezilen solucan da kımıldar, beli kırılan karınca da kımıldar; ama, o kımıldanışın ne olduğunu iz’an sahipleri bilirler....
İşte bu iz’an sahipleriyle birlikte, tarihimizin içinde şu meşhur partiyi arayalım:
Bir çok halkçılar, bu partiyi, 19 Mayıs 1919 da büyük Atanın Samsun’a çıkmasiyle beraber, yâni büyük kahramanın İs-tanbuldan gelirken kafasında kurduğu askerî irtibatlar arasında görürler. Halbuki Atamızın büyük nutkunu baştan birkaç yaprak karıştırıverince, ken di ifadesiyle hakikî durumu şöyle izah buyurdukları görülür:
19 Mayısta, memlekette parti yok, OsmanlI devletinin dahil bulunduğu grup, Umumî Harpte mağlûp olmuş, Edirne ve mülhakatında (Trakya Paşa îli) cemiyeti, Erzurumda (Vilâ-yatı Şarkiye Müdafaai Huhuk-u Milliye) Cemiyeti, Trabzonda (Muhafazai Hukuk), Izmirde (Rcddilhak) adı altında bir topluluk; birbirinden habersiz ve yalnız mahallî tedbir alarak çalışıyorlar, bunlara ilâve olarak Konyada (Teali-i İslâm) Cemiyeti ve vatanın diğer sahalarında da İtilâf ve Hürriyet; Sulh ve Selâmet Cemiyetleri var.
Bu vaziyete göre: C.H.P. nln çalışma tarihini, büyük Atanın Samsuna çıkış gününe kadar götürmek kabil değil. 24 Ağustos 1335 de Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti işe başlıyor; 2 Mayıs 336 tarihli kanun ile Büyük Millet Meclisi İcra Vekillerinin intihap usulü kabul edildiği ve 11 vekilden mürekkep bir îcıa Vekilleri Heyeti kurulduğu zaman dahi (C. H. P.) meydanda yoktur. Bundan sonra, hattâ, (Müdafaai Hukuk Heyeti Temsiliye) Reisi ünvanı ortadan kalkmış ve yelini Büyük Millet Meclisi Reisine bırakmıştır.
Nihayet, Cumhuriyet Halk Partisi programının (Giriş) adlı başlangıç kısmında şu fıkrayı görüyoruz: Bu parti, Kemal A-tatürkün önderliği altında Millî Kurtuluş savaşını yürüten ve Millî Eğemenliği sağlayan (A-nadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyetinin) bir siyasî parti haline gelmesinden doğmuş-
Doğmuştur ama, bu bir isim değiştirmekten ibaret kalmış, hakikatte hem Müdafaai Hukuk zihniyeti, hem de onun (Kemalizm) den aldığı kudret ve nüfuz aynen devam etmiş ve (C. H. P.) yalnız bir işaret vazifesi görmüştür.
Hattâ, büyük Mustafa Kemal, Müdafaai Hukuk Temsil Heyeti Reisi olarak karşılaştığı müş-
-----Yazan — —
Naci KICIMAN
külleri (C.H.P.) de asla görmemiş ve hissetmemiştir. Çünkü onun şahsi nüfuzu artık bu zorlukların üstüne çıkmıştı.
Onun etrafında millet ve va-
ilk kurultay.
tan sevgisiyle bir araya gelen topluluğun adı ne olursa olsun inkılâp yürüyecekti. Bu sebeple büyük Atanın hayata gözlerini kapadığı güne kadar geçen zamanı (C.H.P.) nin (hasenât) kıs mından çıkarmak lâzımdır.
Çünkü, meşhur 153 maddelik parti programının sonundaki muvakkat maddede şöyle bir« fıkra var: Bu tüzüğün yürürlüğe girdiği tarihten sonra en geç (1950) Mayıs ayında yapılacak
Halk Partisi İktidarı
Atatüıkün hastalığı ve ölümü gibi tarihin nazik bir devrini, vekar, sükûnet, dikkat ve dirayetle idare buyuran sayın Celâl Bayarın; ikinci Türk Cumhurbaşkanına, yeni kabineyi kurmak üzere serbest kalmanız için çekiliyorum, dediği dakikadan itibaren, geri kalan Halk Partisinin içinde bir kıyamettir, koptu.
Merhum Ata, başbakan sayısını, her şeye rağmen çoğaltmamış ve sabık başbakan olarak gözükmek isteyen bir çok kim-
selerin hırsları içlerinde kalmıştı, işte şimdi merhum Refik Say dam bu vazifeye geçince, partide, ne kadar hırslı namzet varsa hepsi de ftrbirinden gizli, kendi partisi içinde propagandaya başladılar, fakat bu gizlilik uzun müddet devam edemedi. Çünkü partinin içinde kendiliğinden fiskosçular meydana geldi?
Kudret ve liyakatle, zekâ ve irfanının hakkı ve umumî efkârda kazandığı nüfuz derecesiyle başbakan olacak kimseler, esasen parti denilen derme çatma gayri mütecanis topluluğun arasına girmeleri mümkün değil, bu gibi zatlar, hattâ, ileride adam olmak ve başlarına geçmek korkusu olanlar, piyasada
Mersin'de Türkocağı şubesi açıldı
Mersin, 14 a.a. — Şehrimizde açılan Türkocağı şubesi, merkezce de tasvip edilerek faaliyete geçmiştir. Böylece Türkocağının memleket içinde şube açtığı ilk
yer Mersin
olmuştur. Bu müna-
sebetle Türkocaklaıı Genel Sek-
reterliğinden gönderilen telgrafta şöyle denilmektedir:
«■Mersin Türkocağının, Türk milletinin tealisi ve mukaddes bildiğimiz gayelerimizin kökleşmesi yolunda, milliyetçi bir neslin yetişmesinde Türk milletine hayırlı olmasını dileriz.»
Kore kahramanları için toplantı
Türk Kültür Derneği yarın saat 15 de D.T.C. Fakültesi konferans salonunda, Kore kahraman laıımızı anmak üzere bir toplantı tertip etmiştir.
Toplantıda, A. Nihat Asya, Haeıömeroğlu Mustafa ve Tc-vetoğlu Fethi birer konuşma yapacaklar, Türkçü gençler de şiirler okuyacaklardır.
Dernek, AnkaralIları dâvet etmektedir.
Dünkü motor kazası
Dün aksam saat 16.15 sıralarında Posta caddesinde bir kadının ağır surette yaralanması ile biten bir motorsiklet kazası olmuştur. Yaptığımız tahkikata göre kaza şöyle cereyan etmiştir:
Aslen Macar tebalı Terez Kere kaş isminde bir kadın Küçükesat-taki evine gitmek üzere Hâlden öteberi alıp caddeye çıkmıştır. Karşı tarafa geçerken meçhul bir motorsiklet âni olarak kadına çarpmış ve yere yuvarlamış-tır. Kazayı müteakip motosiklet kaçmış ve ayağından yaralanan Terez Kerekaş hastaha-neye kaldırılarak tedavi altına alınmıştır.
tek parti hâkimiyeti olduğu için, mecburî olarak sokulmak isteseler dahi giremezlerdi. Bunlar için her kapı kapalı idi.
Buna karşılık, partinin içinde gizli veya açık bir işaret olmadıkça söz söylemek, sağdan soldan bir gizli telefon filân almadan nutuk vermek, makale yazmak yasaktı. Çünkü bu adam şayet, bu hareketiyle birdenbire tutuluverirse... Ve bir kaç zaman sonra dikbaşlığa doğru giderse ne olurdu?!
Bu sebeple söz ve yazı üzerinde uğraşacak Halkçıların da daima emir ve kumandaya tâbi kalacak yaradılışta olmalarına
Vatandaş!
Göçmenlere yardım için Kızılay makbuzu ile sana başvuracak yardım ekiplerini boş çevirme.
Konser tehiri
17 Aralık Pazar günü akşamı Emekli Subaylar Derneği Ankara bölgesi yararına verilecek , olan konserin bazı zaruretler dolayi-siyle *21/12/1950 Petşembe günü akşamına tehir edilmiştir.
Yeğenbey Ocqğı Kongresi
D. P. Yeğenbey Ocağı Başkanlığından:
Ocağımız senelik mutat kongresi 16/12/1950 cumartesi saat 20 de Anafartalar 2 inci Va-kıfhan 3 üncü kat 323 No. lu Merkez bucağı salonunda yapılacağından sayın üyelerin teşrifleri rica olunur.
D. P. Balosu
Yarın 16 Aralık Cumartesi günü
Ankara Palas salonlarında
Bilet Satış yerleri:
Bankalar caddesinde: İpek İş mağazaları.
Bankalar caddesi: Tüccar Terzi Kemal Milâslı. Anafartalar caddesi: No. 137 Yalım Ticarethanesi. Anafartalar caddesi: No. 237 Allan kundura ticaretevi. Zincirli Cami sırasında: Bulgurlu Hamdi ticarethanesi, m Yenişehir: Rıza Sevinç Billûriye mağazası.
k......................... . ı J
dikkat edilirdi.
Bu dikkati kim yapar, kim , tanzim eder? Hiç kimse bilmez, o kapılardan sokulamıyan insan lara karşı asla red cevabı verilmez, sallanır, avutulur, (idarei maslahat) edilerek zevahir kurtarılır. Dışardan girmek isteyen kimselere karşı gösterilen bu ■ yumuşaklığa mukabil; içerden sivrilmek istidadı olup da, siv rilmesi arzu edilmiyen kimselere karşı dehşetli tokatlar vurulur, fakat nereden geldiğini kimse anlayamaz; hattâ, tokadı yiyen dahi; zavallı bunu hiç kimseye soramaz da, yalnız, günün birinde sağından, günün birinde solundan selâm kesildiğini far-keder, işte o kadar... Bir gün o hale gelir ki tek fincan kahve ısmarlıyacak arkadaşı kalmaz.
Bunlara eklenecek dikkate değer, hâdiseleri saymak ve yaz makla bitirmek kabil değildir. Bir gün olur, bir hakikati acı acı haykıran birisi çıkar, bakarsınız son derece alkışlanır, okşanır zannedilir, çünkü acı hakikatlerin örtbas edilmesi âdet olan bir toplulukta, bu ne lütuf! denilir, adamcağız koltuklanır, biraz daha kımıldamasına izin verilir, fakat işaret saati geldiği bir saniyede zavallı adam öksüz gibi kimsesiz kahveıir, hiç kimse yanına sokulamaz, onun yanında beni de görüp haber verirler diye, mikroplu bir hasta gibi herkes ondan kaçar, dün canciğer olanlar bugün el dahi sıkmaz olurlar, işte bu partinin esrar perdelerinden birisi daha.
Bu gibi esrarengiz topluluğa parti değil, komiteci demek lâzımdır; diye düşünenler çok o-
ları filân yarım yamalak bilirdim aına eşeklerin kulakları niçin uzundur? bunu bilmiyordum Alimallah...
Bunu tetkik ve keşfeden bilgin fıkrasının başına şu başlığı kondurmuş: (Eşeklerin kulakları nişin uzundur? Çocuk Sayfasını tertip eden de şu özeti yazmış. İşte okuyun:
(Bildiğiniz gibi eşeklerin kulakları uzun olur. Atların ise kulakları kısa, gözleri keskindir.)
(Bakın bunun sebebi ne
(Atların ilk cedleri kumlu çöllerde veya yemyeşil ovalarda yaşıyorlarmış. Düşmanları yaklaştığı zaman ayak seslerini duymak mümkün değilmiş. Bu işi ancak çok uzağı gören gözleriyle yapabiliyorlarmış.)
(Halbuki eşekler dağlık yerlerde yaşıyorlarmış. Bu yüzden de düşmanlarını göremeyip, ayak sesleri ile tanıyor-larmış.)
(Bugün için tabiî böyle bir şey söylenemez. Eşekler uzun kulaklarını geçmiş yılların bir hâtırası olarak saklıyorlar!...)
Ben çoktandır bunun kadar öğretici, hoş, güzel bir bilgi, bir fıkra okumamıştım. Bilmem siz nasıl buldunuz? Eğer bana sorarsanız derhal cevap vereyim: Enfes vallahi!
Her gün Kore konularından, ciddî şeylerden, politika dedikodularından bahsedecek değilim ya, bu sabah da eşeklerden ve kulaklarından bir komik fıkra yazayım, ne çıkar?
Aka GÜNDÜZ
B r çocuk taksi altında kaldı
Dün öğleden sonra Telsizlerdeki Zafer Sineması önünde bir aksi kazası olmuş ve bir çocuk □ğır surette yaralanmıştır. Re-
:ep Sökmen isminde 9 yaşında bir çocuk yol üzerinde oynarken karşıdan süratle gelen taksinin ılt'nda kalmıştır.
Vücudünün muhtelif yerlerinden yaralanan küçük Recep Sök nen hastahaneye kaldırılarak Ik tedavisi yapılmıştır. Yaralı-un sıhhî durumu ağırcadır.
Otello Bersellini geldi Italyanın genç nesil Opera sanatkârları arasında en büyük
şöhrete erişmiş olan
Bariton
lur.
Otello Bersellini), evvelki gün jçakla kalyadan Istanbula, dün Je Havayolları uçağile İstanbul fan şehrimize gelmiştir.
Bilindiği gibi, bu meşhur sanat-:âr. Devlet Tiyatrosunda temsil
bakanlar vardı. Sonra, salonda bir kaynaşma, bir sesli bekleyiş havası. Açıldı, açılacak. Müzik de başladı. Şimdi artık çıt yok. Demindenberi kaynaşan şu salona öyle bir mabet sükûtu çöktü ki gayri ihtiyarî sahneden önce etrafıma . bak-
O. çoğu insanlarda nedense hep bu hissi yaratırdı. Hovvard Roark’ın gözü kimseyi görmüyordu. Sokaklar, ona bomboş imişler gibi geliyordu. Hiç sıkılmadan çırıl çıplak dolaşabilirdi buralarda.
Stanloıı’un mağazalarla çev-
rili geniş bir
meydan

tım; «nerdeler, ne oldular?»
diye. Ne olacaklar? Hepsi de yerlerindeydi tabiî. Sihirli bir
merkezini de geçti. Vitrinlere yerleştirilmiş şeritlerin üzerinde: «Sınıf 22 hoş geldin!.. Sınıf 22 talihin yaver olsun., gi-
bi şeyler yazılı idi.
değnekle
dokunulmuş gibi ses-
siz, hareketsiz, bütün dikkatle-
riyle öne doğru eğilmiş olarak koltuklanndaydılar.
Sınıf 22, derslere Teknoloji Enstitüsünde bugün öğleden
7*4
L İÇİMİZDEKİ CEVHER
W
en küçük muvaffakiyeti için de Allaha hamdederim. Ama
•cr bu çocuk günün birinde
Birleşmiş Milletlerin mimarı olmazsa da
şaşarım

Roark eve doğru yollandı. O neşeyle:
1(1
Yazan : Ayn Rand
- 2 -
Çeviren : Ş. TAYLAN
edilmekte olan (Rigoletto) opera sına iştirak ederek (Rigoletto)
rolünü yalnız üç defa için oynı-yacaktır. Bilet satışlarına bugün
den itibaren başlanacak olan bu
tenkillerin tarihleri şöyle tesbit edilmiştir:
17 Aralık Pazar, 20 Aralık Çarşamba ve 24 Aralık Pazar
Bu ilk başlangıcın meraklı sessizliği çabuk kayboldu. Piyesteki Dayı Bey’in bitmez tükenmez aksırıkları, aşçının aşçı yamağının başına her sözün sonunda indirdiği kepçe -leı-, aşçı yamağanın takındığı tavırlar salonu kahkahaya boğuyordu. Küçükler kendilerini nasıl da oyunun seyrine kaptırıyorlar... Kızlar daha çok piyesin kahramanı küçük Çi-çek’e, müzik ve balelere ilgi duyuyorlar. Erkek çocuklar ise daha ziyade Dayının aksırıkları, aşçı yamağının farslariyle eğleniyorlar. Hepsini müştere-
sonra başlıyordu.
Roark yan sokaklardan birine saptı. Misis Kealing’in evi onun nihayetinde, yeşillikli bir çukura bakan bir tepenin üzerinde idi. Roark üç seneden-
kemerin altına girmek üzere idi.. Fakat o:
— Bay Roark!.. diye ses-
— Efendim?
— Bay Roark şey... şu... (Bilhassa tereddüt eder gibi
yapıyordu) sabahki
hakikaten çok üzüldüm..
hâdise?
beri bu
evde kiracı idi.
— Neymiş o?..
çekenlerin kabahat hep kendi-
le
rindedir... Bundan

halde mimarlıktan vazgeçmek mecburiyetinde kalacaksınız..

ne olacak canım. Genç
den şüpheli bir tavırla:
— Direktör., diye tekrarladı. Tabiî kâtibesi vasıtasiyle...
— Evet?..
gün benim için.. Oğlumu oku-
tabilmek için nasıl çalıştığımı, ne mahrumiyetlere katlandığımı düşünüyorum da., hani şi-
— Ben de gevezelik ederek sizi yolunuzdan alıkoyuyorum. Diye devam etti. Halbuki di- , rektör sizi bekliyor. Üst baş değiştirir, ancak gidersiniz.
İçeri girerken peşinden
ba-
akşamları.
Bilet fiyatları: Parter 5 ve 4 İra, balkon 3 ve 2 liradır.
ken heyecanladıran da Çiçek’-
bir adanı her yerde, her zaman, memur olarak, tezgâhtar olarak, her hangi bir iş tutarak hayatını kazanabilir.
— Gelir gelmez gidip Direk-
törü görmenizi size
bildirmemi
söylediler.
— Peki teşekkür ederim.
kâyet olsun diye söylemiyorum ama... Zaten şikâyet eden insanlardan değilimdir.. Peter de çok çalıştı doğrusu.
Misis Keating, balkonda, tarbzana asılı bir kafeste duran kanaryalarını temizlemekle meşguldü. Roark’ın geldiğini görünce, tombul eli havada kaldı ve büyük bir merakla
delikanlıyı tetkike koyuldu. Yüzüne münasip düşecek candan bir mâna vermeğe kendini zorladı, fakat ancak sarfet-
tiği gayreti ifade edebildi. Roark onun orada bulundu-
ğunun farkına bile varmadan
— Enstitü’den tardımız meselesi.. Buna ne kadar üzüldü-
ğümü size tarif edemem. Yalnız bunu bilmenizi isterdim..
Roark onu görmüyormuş gibi durmuş, öyle ona bakıyordu... Zaten herkese öyle karşısındaki hiç yokmuş gibi bir bakışı vardı. Kadına cevap vermeğe pek niyeti yoktu galiba. O:
Roark kapıya doğru yol-
— Şey.. Bay Roark!...
— Efendim?..
— Direktör telefonla sizi
— Ne demeğe
sizi görmek
istiyor dersiniz?...
— Hiç bir fikrim yok..
«Hiç bir fikrim yok.» demişti. Fakat kadın onun «Vız ge-
— Ben her zaman derim zaten.. diye devam etti. Istırap
Bu habere heyecanlanacağını, biraz olsun sarsılacağını ummuştu. Onu bildi bileli bir kerecik olsun sarsıldığını görmeği nedense pek isterdi.
— Efendim?..
Sözünün tesirini ona duyurmağa çalışarak, fakat tesirin-
lir!» demek istediğini pekâlâ anlamıştı.
Doğruldu. Kısa ve tombul vücudu korsa ile sımsıkı sıkılmıştı ki, bütün fazla yağları taşarak sanki el ve ayak bileklerinde birikmiş gibi idi.
Bu mevzua verdiği ehemmiyeti göstererek çabuk çabuk:
kışlariyle onu takip etti.
Roark merdivenden çıktı. Odasına girdi. Burası geniş bir oda idi. Boşmuş gibi görünüyordu. Misis Keating, Roark’ın burada gerçekten ya-
şadığına, pek inanamazdı. O-
na vermiş olduğu
üstünkörü
eşyaya,
Kendine
kendinden, en küçük ilâve etmiş değildi, ait olarak yalnız el-
— Evvelki sözleriyle, görünürde hiç bir alâkası bulunmamasına rağmen:
— Peter de bugün diplomasını alacak.. Diye devam etli.
— Bugün mü? A, evet. Sahi.
— Bugün çok ınühinı bir
— Tabi., diye sözüne devam
etti. Hani övünmek gibi olmasın ama.. Talihli analar da var dır, talihsiz analar da.. Hepimiz lâyik olduğumuzu buluruz. Peteı'i bugünden sonra bakın da göriin.. Tabiî oğlumun ölesiye çalışmasını istemem.. Ve
biseleri ve bir de çalışmalarını tesbit eden kâğıtları vardı. Elbiseleri az, kâğıtları pek çoktu. Hepsi odanın bir köşe- I sinde yığılı duruyordu. Misis Keating, çok zıınîan, bu odayı asıl işgal edenin Roark değil, bu kâğıtlar olduğu zehabına; kapılırdı.
(Devam edecek) |
Veremle mücadele*
İstanbul Milletvekillerinden Mükerrem Sarol bu akşam «ant 21 de Ankara Radyosunda .Veremle Mücadele, mevzulu mu tat haftalık konuşmalarından İkincisini yapacaktır.
NÖBETÇİ ECZAHANELER
Kurtuluş, Bayer, Hayqt
- TAKVİM -
15 Aralık 1950 — Cuma Rumî: 1366 — Aralık 2 Hicrî: 1370 — R. Evvel 5
Ezani Vasati
Sabah 2.36 6.58
öftle 7.28 11.54
İkindi 9.47 14.17
Aksa m 12.00 16.29
& 7A.
15/12/1950
ZAFER
Sayfa: 3
W
«Si

Mu" kıtasının
DışPolitika
Atom bombası
atılacak mı?
Kore'de «Ateş kes» emrini verdirebilmek için 13 memleket tarafından teklif edilen ve büyük batılı devletlerce de desteklenen tasarı Birleşmiş - Milletler Siyasi Komisyonunda Sovyetle-rin itirazına uğradıktan sonra, bugiin müzakere edilmek üzere Genel Kurula sevkedilmiştir.
Diğer yandan, Kore’de münferit çarpışmalar hariç olmak üzere, iki taraf da Lake - Suc-bckler gibi, tehlike dolu bir sükût muhafaza etmektedir. Bu ağır ve muhataralı sükût içinde atom bombası bahsi tekrar canlanmıştır. Başkan Trumanın İngiliz Başbakanı Attlee ile yaptığı müzakereden sonra, Amerika’nın noktai nazarını anlatırken, atom bombasının müttefiklere danışılmadan kullanılmayacağını ifade etmesi, daha evvel bazı cumhuriyetçi âyan üyelerinin Kore’de atom kullanılması hususumdaki tekliflerini — arada hic bir münasebet olmadığı halde — hatırlatmış ve bugünkü gergin durum içinde atom bombasını kullanıp kullanmamak bahsi, alçak sesle fakat asabi bir polemiğe yol açmıştır.
Askerî müşahitlerin kanaa-tınca, Kuzey Kore'ye atılacak atom bombasının ilk ve başlıca tesiri hudutta iki taraf kuvvetleri arasında ne insan ne de hay-yen, radyoaktivite yüklü bir bölge yaratmak olacaktır. Bu bölge yüzünden iki taraf kuvvetleri birbirlerinden ayrılacaklardır. Fakat bu, Çin'in ve Sovyet Rusya’nın başka yerlerde harbe devam etmesine mâni olamıyacak-tır. Oralarda da atom bombası almak hatıra gelirse de, bu türlü muamele, Amerika’nın atom bombası stokları babında bugünkü Üstünlüğünü tesviye ederek iki atomik devleti bir hizaya getirebilir.
Bu noktai nazar, diğer bazı müşahitlerin görüşiyle su son şekli alıyor.
Deniyor ki: Atom bombasiyle Uzakdoğu komünistleri üzerinde asap ve maneviyet yıkıcı bir tesir yapmak zordur. Zira çok geniş bölgelere hiç de büyük ol-mıyan topluluklar halinde yayılmış bulunan ceman 1 milyar kadar komünistin yıldırılması zor olacaktır.
Denebilir ki, geçen harpte Hiroşima’da patlıyan atom bombası, en anût ve nıüteassip bir millet sayılan Japonları bile diz üstüne getirmiştir. Fakat aynı müşahitler, aradan beş yıl geçtikten sonra Japonya’nın mağlûbiyeti hakkımla bu münasebetle yepyeni fikirler serdederek, mağlûp etmediğini; esasen haıp takalı tükenmiş olan Japonların teslim olmak için Hiroşima infi-lâkini bir bahane ittihaz ettiklerini ve bu suretle nisbeten şerefli bir sulhu ve zevahiri kurtarmak yoluna gittiklerini söylemekledirler.
Bu fikrin, atom bombasının tesiri hakkında bidayetten beri zaman zaman serdedilen şüpheleri kuvvetlendirdiği de aşikârdır.
Kore'ye atom bambaslnın atıl-mas^bahsinde ahlâki mülâhazalara gelince; meselenin en çetin tarafı budıır. Zira hu, bütün bir medeniyet dâvasıdır. Filhakika şimdiye kadar muhtelif ve müteselsil medeniyetlerin kurulması için çok insan ölmüş ise de, biitün bu insanların bilerek veya bilmlycrck, ileride .daha güzel bir dünya» dâvasına hizmet etmiş olduklarım düşünmek ve bugün yine haklı veya haksız savılan taraflardan milyonlarca kişinin yeni bir medeniyet imtihanına, yeni bir tarih hamlesine hazırlanmakta olduklarını görmek fâni yüreklerin zor tahammül edeceği ürpertici bir haldir.
Avrupa ordusu ve Alman dâvâsı
Hazırlanan tavsiyeler gelecek pazartesi Briikselde görüşülecek
Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı General George C. Marshall (ortada ayakta) Vaşington'da toplanmış olan Kuzey Atlantik Anlaşması Teşkilâtının Savunma Komitesine hitap ederken
Şarapçılığımızı geliştirmeliyiz!
Memleketimizde yetişen toprak mahsullerinin başıııdu iiziinı hiç şüphesiz birinci dereceyi her zaman işgal etmiş bulunmakladır.
İklim ve toprak kalitelerine göre üzümün, yer yer, mebzul miktarda her çeşidi vardır. Bir parça lummet ve gayretle bugünkü istihsalimiz olan bir milyon kiisûr tonu her zaman için çoğaltmak imkânı mevcuttur.
Buna rağmen, bugünkü istihsalimizi şarap imalinde kullandığımız takdirde ortalama olarak yedi yüz milyon litre şarap elde etmemiz lâzım gelmekte ise de, maalesef 12 milyon litreden fazlası elde edilememektedir.
Buna da sebep olarak, Tekel vasıtasiyle devlelin rekabeti ve şarabın litresinden alınan Milli Müdafaa ve İstihlâk resmiyle beraber yirmi kuruş gibi, çok yüksek, bir vergi gösterilmekledir.
Hemen hemen şarabın maliyeti ııisbetinde olan bu ağır vergi, bugün, bu iş, milyonlar dökmüş olmaları dolayısiylc. sürüp gıMürmok mecburiyetinde bulunan vatandaşları âciz bir duruma düşürmüştür.
Her şeyden evvel bir ihraç metaı olan şarabın, bol miktarda istihsalini ve harice gönderilmesini sağlamak suretiyle memlekete bir döviz kaynağı temini üzerinde titizlikle durulacak ehemmiyetli bir mevzudur.
Düşündüğümüze göre, halen .hâzinede 600.000 lira kadar ehemmiyetsiz bir meblağ sağlıyım bu verginin kaldırılması sayesinde şarapçılığımız gelişecek, ihracatımız artacak ve hükümetin katlandığı fedakârlık belâgaıı ma belâg ödenecektir
Bu arada, tabiatiyle, Tekelin şarapçılık programı hudutlarının tesbit edilmesi ve aııcak ihracat için kalite şarap imal etmesi hususu da nazarı dikkate alınarak, dahildeki rekabetin de önlenmesi lâzımdır.
Bu iki. tedbir alındığı takdirde, feyizli neticelerinin pek yakında görüleceğine itimadımız vardır.
Hikmet YAZICIOĞLU

batışı
Londra Radyosu, (Basın - Yayın) — Kuzey Atlantik konseyi temsilcileri askerî komitesinin müşterek toplantısı dün Londra’da sona ermiştir. Resmî bir şahsiyetin beyanına göre, Batı Avrupa müdafaasına Almanya-r,ın iştiraki meselesinde tam bir mutabakat hasıl olmuştur.
Hazırlanan tavsiyeler, gelecek pazartesi Brüksel’de toplanacak olan Kuzey Atlantik Savunma ve Dışişleri Bakanları toplantısına tevdi edilecektir. Basın haberlerine göre, insicamlı bir müdafaa kuvvetine
Almanj'a'nın da katılmasiyle ilgili plânlar Brüksel toplantısın cia görüşülecekse de, Federal Alman Hükümeti bu plânlardan henüz resmen haberdar edilmemiştir. Şimdiki halde köyle bir iştirakin Alman halkı tarafından desteklenmesi ihtimali nis-beten zayıf görülmektedir.
Dışişleri Bakanlarının Alman hükümetiyle müzakereye başlamaları için salı günü Almanya’daki müttefik yüksek komiserlerine salâhiyet vermeleri ih timal dahilindedir.
ÇOCUK SİNEMASI
Saatları değişti
14 15,20 16,30
Her cumartesi
Çinde çete faaliyeti
3 milyon milliyetçi hareket halinde
Nevyork Radyosu, (Basın -Yayın) — İngiliz Savunma Bakanlığının dün bildirdiğine göre, Çin’den son gelen haberlere İstinaden Çin dahilinde 3 milyon milliyetçi çeteci faaliyet halinde bulunmaktadır. Bunla-ıın çoğu eski milliyetçi orduya mensup asker ve subaylar olup kısmı âzami Cenubî Çin’de faa-’iyet halindedir.
komisyonları
Mücahit TOPALAK
İmtiyaz Sahibi:
Güneş Matbaacılık T.A.O. adına Başmuharrir
MOMTAZ FAİK FENİK
Bu Nüuhada Yazı İşlerini
Fiilen idare Eden
Barışın hakimiyeti
Doğu Almanyada hazırlanan tasarı
Londra Radyosu. (Basın - Yayın) — Komünist hâkimiyetindeki Doğu Almanya parlâmentosunun mümessiller meclisinde dün, «Barışın himayesi Kanunu» ismindeki yeni bir tasarının ilk müzakeresi yapılmıştır. Kanun tasarısı, geçenlerde Varşova’da toplanan barış kongresi tarafından tavsiye edilmiş olup bu hafta sonlarına doğru yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Tasarıda sözde barışa aykırı hareketler, uzun bir liste ■halinde sıralanmıştır. Bu kanun gereğince Sovyet bölgesi dahilinde veya haricinde yaşıyan Almanlar hakkında takibat yap nıjık mümkündür. Sayılan suçlar arasında, Fransız yabancı lejyonu vq sair yabancı teşkilâtlara Almanların kaydolunma s; atom silâhları lehinde propaganda yapmak ve komünist barış cereyanının aleyhinde bulun mak gibi tabii hürriyetler de
Dün Bonn şehrinde demeçte bulunan Federal Alman hükümetinin bir sözcüsü, bu yeni kanunun Alman birliği için görüşmelere başlanmasına dair Doğu Almanya tarafından geçenlerde yapılan teklifin âdi bir pıopaganda hareketinden başka bir şey olmadığını ortaya koyduğunu söylemiştir. Birlik ve barıştan bahseden aynı insanlar şimdi fırsat buldukları takdirde Batılı Almanları idam etmeyi bile düşünmektedirler.
1 ve 2 UNMARALI GECİCİ Dt. LEKÇE KOMİSYONLARI — Bu gUıı suat 10 dn Kitaplık salonunda, bankan, sözcü vo kûtlp seçmek ü-zero toplanacaklardır.
Italyan ordusu
Nevyork Radyosu, (Basın -Yayın) — Roma'da dün İtalyan kabinesi toplanarak, İtalyan ordusunun 1951 ortasına kadar tam teçhizatlı 12 piyade ve 3 zırhlı tümene .çıkarılmasına karar vermiştir. Bu miktar İtalyan sulh muahedesinde kabul edilen miktarın âzamisidir.
Tibet’in müracaatı
Küçük Tiyatroda
Her yer 25 kuruş
(Ayrıca 2 kuruş belediye resmi) Veliler de çocuklarla beraber gelebilir.
Biletler hafta içinde YAPI ve KREDİ Bankasının Yenişehir ve Anafartalar Şubelerinde ve Küçük Ti-yairo'nun gişelerinde satılmaktadır.
Yapı ve Kredi Bankası
DEKORASYON
STİL MOBİLYALARIMIZ
BEYOĞLU-İSTANBUL
Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasının 20.000.000 liralık ikinci iortip hamiline ait tahvilleri % 7 faizlidir. Bu tahviller, Devlet Tahvilleri gibi her türlü vergi ve resimden muaf olarak bugünden itibaren Bankanın bütün şube ve ajanslarında satılmaktadır. Satışa 30 Aralık günü son verilecektir. Tahvil şartları ve itfa plânını bildiren el ilânları Bankanın bütün gişelerinden alınabilir. (9128)—2710
f'
SÜMERBANK

Londra Radyosu, (Basın - Yayın) — Tibet, Birleşmiş Milletlere yeniden müracaat ederek komünist tecavüzüne karşı harekete geçilmesini ikinci defa olarak istemiştir. Tibet’in Birleşmiş Milletlere yolladığı birinci notada, halen Tibet’in büyük bir kısmının komünist Çin mütecavizlerinin eline geçmiş bulunduğu belirtilmekte ve Bir leşmiş Milletlerin bu işe müdahalesinin gecikmiş olmasından şikâyet edilmekte idi. Pekin radyosunun haber verdiğine göre komünist Çinliler, Tibet’in kuzey doğu havalisinin en büyük şehirlerinden olan Çin Çun Çuen’i işgal etmişlerdir.
V.
Tasarruf Mevduatı
1951 Yılı İkramiyesi
4 KEŞİDEDE
100.000 Liradır
İlk çekilişi: 31 Ocak 1951
1 Adet 10.000,— lira
1 » 2.000,— liralık Hereke halis'
1 » 1.000,— ’ira
4 » 500,— )
4 » 250,— )
ve ayrıca 50 - 100 liralık muhtelif para ikramiyeleri bulunan bu keşideye katılmak için,
37 Aralık 1050 ye kadar
Bankamızda 100 liralık bir hesap açtırmak kâfidir. Heı- 100 liraya ayrı bir kur’a numarası verilir.
İkiyüzbin sene evvelki insanlar - “ Mu „ da hayat -Korkunç gece - Atom ve insanlığı bekliyen felâket Bundan takriben yüzelli bin sene evvel üçüncü arz devri sırasında Avrupa ile Kuzey Amerika arasındaki Atlantis kıtasından başka Asya ile Amerika arasında «Mu» isimli bir kıt bulunuyordu. Bugün Pasifik’in üzerinde mevcut binlerce ada bu büyük kıtanın kalıntıları daha doğrusu mezar taş-'
Albay James Churchwerd’in bir Hint mabedinde bulduğu tuğla tabletlerle arkeolog Dr. W. Niven tarafından Meksika şehrinden 30 mil uzakta üçüncü arz devri toprakları a-rasında meydana çıkardığı altmış küsur bin sene evvele ait bir şehir harebesindeki 2600 tuğla tablet daha evvel batmış Mu kıtasından bahsetmekte ve bunlardan bu kıtanın iki yüz bin sene kadar evvel en parlak devrini yaşamış olduğu anlaşılmaktadır.
Bu tabletlerden başka «Yu-katân ■ da mevcut «Uxmal» mâ-bedi üzerindeki kitabeler ve cephesinin cenuba müteveccih olması bu mâbedin milyonlarca sâkinleri ile denize gömülmüş olan «Mu» kıtasını yâd i-çin inşa edilmiş bir matem âbidesi olduğunu göstermekte ve Pasifik’te kıtanın bakiyesini teşkil eden adaların bazıları ü-zerinde bir sahilden başlayıp diğer sahilde nihayetlenen ve ■ zaman Pasifik'e gömülmüş o-lan şehirleri birbirine bağladığı anlaşılan binlerce sene evvel yapılmış muazzam yollar da bunu teyit etmektedir.
Arizona’da «Supai» denilen yarıktaki bir taş üzerine o zamanın insanları tarafından hak edilen iki canavar resminden biri Creteous arz devrinde yaşamış olan Tirannozorus isimli kertenkele şeklindeki müthiş zahifaye aittir ki o zamanlar memeli hayvanlar mevcut olmadığı gibi maymun ve ecdadı da bulunmuyordu. Bu itibarla maymunun hiç bir nevine rastlanmıyan üçüncü arz devri içinde yaşamış olan insana maymunun ata olarak gösterilmesi gülünçtür. Bütün bu araştırmalardan anlaşılmıştır ki insan maymundan gelmemiş hususî bir maksat ve gaye ile insan olarak yaratılmıştır ve dünyayı idare edecek iiâhî bir kuvvete yâni ruha sahip olması bakımından hayvanlardan tamamiyle ayrıdır.
Mu kıtası sıcak olmakla beraber çok münbit ve mahsuldardı. Her tarafı güzel ormanlar ve çayırlar süslüyordu. O levirlerde yüksek dağlar henüz teşekkül etmeğe başlamadığından her taraf düz ve nehi: sakindi. Büyük şehirler bu birler kenarında kurulmuş bu koca kıtayı ve şehirleri büyük ve muntazam yollar örümcek ağı gibi örmüş bulunuyordu. Yolların intizamı ve main şeklindeki kaldırım taşlarının bağlantıları karşısında zamanımı -zın mühendisleri dahi hayran kalmaktadırlar. Mu'da yedisi büyük olmak üzere binlerce şehir ve köy mevcuttu ve b gün bilinmeyen kendileri mahsus bir usulle muazzam ve dayanıklı taş binalar, muhteşem saraylar, mabetler ve ramlar yapıyorlardı. Sanat ticaret çok ileri idi. Gemiciler sahilleri dolaşıp kutupla dar uzanıyorlardı. Mu’nt zamanlarına doğru zevk fahat artmıştı. Hak ve adaletten ayrılan, parayı namus ve şereften üstün tutan, iffet, ve ahlâklarını kaybeden milletler gibi mu da mahva yaklaşıyordu. Netekim mukadder akıbet gecikmedi bir geee her tarafı ateş ve duman kapladı, ler yarılarak bir çok şehit kasabalar yok oldu. Bununla beraber en çok hasarı kıtanın cenubu görmüş ve diğer kısıralar kurtulmuştu. Yeniden hirler yapıldı.
Fakat zamanla bu ihtar tulduğundan aynı haller rar başladı. İşte o zaman altındaki ateş birdenbire eskisinden çok daha şiddetle kükredi ve kıtayı çeviren sular birleşerek her şeyi mahvetti. Dehşet içinde kalan bir kısım halk din reisi olan o zama^ nın Ra-Mu'sına iltica ederek istimdat ettiler. Fakat büyük günahkârların nedametine gök ler kapanmıştı. Ra-Mu onlara
z----- Yazan ----'
I Sinan Onbulak i]
eski bir ihtarı hatırlattı: boyun eğen servetiniz ve larınızla birlikte hepiniz mahvolacaksınız ve küllerinizden yeni milletler doğacaktır. Eğer onlar da boş yere âzamet taslayan sizler gibi ancak verdikleri ile yükselebileceklerini u-nutup zekâtsız servet yığmak1 ve mesuliyetsiz kazanmak hır-1 sına kapılırlar ve büyüklüğün kendi giydikleri şeylerden değil giydirdikleri şeylerden ileri geldiğini unuturlarsa onları da aynı akıbet bckliyecektir.
«Size uşak-
Bugün ihtiyar dünyanın genç liginde yaptığı muazzam hareketleri yeniden tekrarlamasına ne bünyesi ne de kudreti müsait bulunmamaktadır. Bundan sonra o işi «Atom» un göreceği ve insanların kendi i-dam hükümlerini kendilerinin verecekleri anlaşılmaktadır.
Bu suretle haksızlık ve ahlâksızlıkların daha çok hâkim olduğu bütün büyük şehirler mahvolacak ve hedefini kaybederek insanları maddeten ve mânen yükseltmek gayesinden uzaklaşan bugünkü sözde medeniyetin yerine zamanla yeniden hakiki bir medeniyet kurulacaktır.
Stradivarius Keman
Bir sütçü tesadüfen 100 dolar gibi az bir paraya elde etmiş
Roma, 14 a.a. (United Press) — Müziğe meraklı bir Italyan sütçü, dünyanın en meşhur keman ustası Stradivaris'un tekrar hatırlanmasına sebep olmuştur. Stradivarius’un 17 inci ve 18 inci asırlarda imâl ettiği kemanları, bugün bütün dünyada eksperler ararken, ilim adamları da bu kemanların ve kemanlara sürülen verniğin ne gibi hususiyetleri olduğunu, boş yere kaybederek keşfetmeğe maktadırlar.
Bir Italyan sütçüsü, bir eseri olarak Stradivarius kemanlarından birine sahip olmuştur. 32 yaşında olan Camillo Germi, boş vakitlerinde keman çalmayı sevmektedir. İtalya harbe girince, Camillo da askere alınmış ve dahil olduğu birlik Rus sımnna gönderilmiştir. Rusya’da Slaline'da dolaşırken, satılık bir keman gözüne ilişmiş ve takriben 100 dolar vererek kemanı setin almıştır.
çalış-

Harp nihayete erince, tekrar Melzo’da sütçülük yapmaya baş. Iıyan Camillo, bu kemanı beş sene kadar kullanmış ve temizlenmesi lüzumunu hissederek bir ekspere götürmüştür. Eksper, kemanın harikûlâde olan sesini duyunca verniği dikkatle kazımış ve altından lâtince şu yazı meydana çıkmıştır.
«Antonius Stradivarius, Ore-moensis Faciebat Anno 1713..»
Italyanlar, Stradivarius kemanlarının sırrırim tahtasında olduğuna inanmaktadırlar. Cre-mona'da ydtişen bütün kemen ustaları, Alplerde yetisen çam ve akça ağaçtan keman yap maktadırlar. Bu ağaçlar, ormanlarda yol olmadığı için akar sular vasıtasile nakledilmekte idiler. Italyanlara göre, ağaçlar su içinde nakledilirken su odun hücrelerinin diziliş seklini değiştirmemekte bundan dolayı bu tahtalarla yapılan kemanlardan daha iyi ses çıkarmaktadır. Nitekim, 18 inci asırda Steiner adlı bir keman ustası, kendi memleketinde orta değerde kemanlar imâl ettiği holde Cremonaya gelince daha güzellerini yapmaya muvaffak olmuştur. 18 inci o-sırda, bilhassa Napolyon tarafından Oremona'da iyi ve güzel yollar inşa edildikten sonra keman imalâtı eski kıymetini kaybetmiştir.
Stradivari, üstad Amoti’nin çırağı olarak 13 yaşından itibaren keman imâline başlamış ve uzun zaman bu ustanın yanında çalışmıştir. 1666 yılında imâl ettiği kemanlara kalın sarı bir vernik sürüyordu. 1684 yılından sonra Stradivarius, kendine has tahta renginde vernik kullanmaya başlamıştır.
Viyelonsit Mischa Elmen 1717 yılı yapısı bir Stradivarius’a Paris'te takriben bir buçuk milyon frank vererek sahip olmuştur.
kücUk
ANKARA RADYOSU CUMA — 15 12 1950
sikAr. 3 —
■ersi; sil llâyet. 5 — Genişlik.
AMERİKA'NIN SESİ RADYOSUNUN NEŞRİYATI Amerika'nın Sesi Radyosu yayı

Sayfa: 4
ZAFER
15717/1950
[LÂLEıSUlTAHF
Yazan : Zuhuri DANIŞMAN
Tefrika No: 64

Bilmiyorum. Bunu sen düşün. Ne yapmak lâzımsa git anlat..
— Fakat dinle Murad..
Murad, istemiye istemiye kulak verdi. Ve yavaş yavaş hakikati anlamağa başladı. Kız sordu:
— Bu gece neler oldu?
— İliç bir şey.. Birtakım serserilerin yaygarası..
— Öyledir de bütün devlet erkânı neden telâşta?..
— Çünkü âsilerin hakikî kuvvetini bilmiyorlar.
— Anlatmak lâzım değil
— Mümkün değil.. Hepsi de garip bir uyuşukluğa kendilerini kaptırmışlar; ve koıkıı onların iliklerine işlemiş.
— Ben bu saraydan hoşlanmıyorum. Fakat, hayatımın kısa bir zamanı bu sarayda geçti. Ojılaıa acıyorum Murad..
— Kimlere?
— Padişaha, Sadrazama, Sultanlara..
— Sen çok temiz kalblisin. Kız başını önüne eğdi.
— Bilmiyorum. Bunu sen düşün. Ne yapmak lâzımsa
— Fakat, gece yarısı, yüzlerce nöbetçi arasından benim şuraya, buraya gitmeme imkân yok ki.. Buraya bile bin-bir tehlikeyi göze alarak geldim.
— Sen bilirsin.
Bunu öyle mütevekkil bir eda ile söylemişti ki.. Murad
— Söyle bakalım.
Murad sustu. Söylemek istemediği belli idi. Kaptan Paşa ona yaklaştı.
— Benim kim olduğumu bi-
— Bilmiyorum.
Kaptan Paşa ağzını açtığı sıruda koridorda Sadrazam İbrahim Paşa göründü. Herkes açıldı. Sadrazam yaklaştı. Merasim filân kalmamıştı.
— Ben bu delikanlıyı bir yerde gördüm sanıyorum.
Dedi. Murad kıpkırmızı kesildi. Başını önüne eğdi. Çok hiddetli olması icabeden Sad-
razam o
dakikada gayet yu-
— Ne istersin delikanlı?
Diye sordu. Murad:
— Devletlû, âsiler hakkında söylemek isterim, dedi.
Sadrazam biraz daha alâka-

gayri ihtiyarî irkildi.
(Devam edecek)
— Demek muhakkak bir şey
yapmamı istiyorsun!.
Bu sırada Safiye Kalfa da
Orman
Başmakaleden devam:
gelmişti, olmalı ki,
Son söyleri işitmiş
elini koyarak:
Muradın
omuzuna
işletmeleri
— Evet Murad, belki sen birşeyler yapabilirsin.
— Sen bu sarayın içini bi-
— Ben bu saray içinde ser--bestçe dolaşabliıim. Seni has odalılara götüreyim. Şimdi bütün devlet erkânı oradadır. Sadrazam ile görüşmen lâzım.
Ve ikisi Asma Bahçeden muhteşem Hünkâr Sofasına geçtiler. Muıad, Hünkâr Sofasının ihtişamı karşısında biran durakladı.
(Hakikaten fevkalâde bir yermiş..)
Diye kendi kendine mırıldandı. Has Odalılara yaklaştıkça sesler daha ziyade yükseliyor ve mahiyeti değişiyordu.
Bir kapı önüne geldikleri vakit Safiye Kalfa durdu:
— Artık ben döneceğim. Allah muvaffak etsin, dedi.
Murad kapıdan girdi. İri yarı bir kapıcı ile karşılaştı.
Kapıcı sert ve abus bir çehre ile:
— Kimsin?
Diye sordu. Murad:
— Ya Padişahı, ya Sadrazamı görmek isteyen birisi.
Kapıcı Muradı göğsünden itti:
— Sersem.. Burası babanın evi mi ki sofusuz sualsiz gi-
Muı-ad hiç istifini bozmadı:
— Öyledir Ağa.. Devlet kapısı hepimizin baba ocağı değil midir?
kapıcıyı şaşırttı:
— Bir daha söyle bakayım. Ne dedin?
(Başı 1 inci sayfodo Bu farzı hareketle orman isletmelerinde mevcut bulunan
3512 memurdan tedricen yapıla-
Cok tasarruflarla ancak bu sene 1259 ücretli memuriyet lağvedilerek 2.137.260 lira gibi mühim
bir tasarruh
sağlanmı$t*r.
Kaldırılan isletmelerin beherin den umumî tasarruf olarak vasati 20—30 bin liralık bir tasarruf sağlanmış ve diğer isletmelerden yapılan masraf kısmhla-riyle birlikte bu tasarruf miktarı 7.932.980 liraya baliğ olmuştur.
Bu suretle 1950 yılında metreküp başına tevzii masraf' olarak
düşen masraf hissesi 34 lira civarında iken 1951 yılı için vasa ti 16—17 liraya düşürülecektir. Bilhassa geçimini odun ve kömürcülüğe inhisar ettiren köylümüzün daha geniş bir mikyasta faydalanmasını teminen 1950
yılında vasati olarak kental ba-
şına odun cinsine göre alman tarife bedeli ve tevzii masraf
hissesi miktarı 65—75 kuruş iken 1951 yılında 35—40 kuruşa indirilmiş olacaktır.
Önümüzdeki sene piyasaya daha ucuz maliyetle şevki kabil olan kereste ve diğer orman mahsulâtının köylü ve vatanda-ş.n kalkınmasında mühim bir rol
oynamasına mukabil yapılan tasarruf tatbikatının bir tak(m reaksiyonlar doğuracağı da tabiîdir.
Orman Genel Müdürü Dr. Fu-ad Adalı’mn bu husustaki çalışmaları her türlü takdire lâyıktır.
— Öyle değil mi? Devlet hepimizin babası değil mi?
— Doğrusuna bakarsan öyledir ya..
— O halde müsaade et.
— Olamaz.
Münakaşanın uzamasına bir kaç kişi daha geldi. Nerede ise bir arbede çıkmak üzere idi. O sırada esasen kimsenin
Yeni Orman tasarısı Yeni hazırlanan Orman Ka-
nunu tasarısı, Başbakanlığın ien sibi ile kurulan Bakanlıklar ara-
sı komisyonda tetkik edilerek
yeniden gözden geçirilmiş ve ko-
misyona iştirak eden Bakanlık
mümessilleı-irin muvafakatleri
alınmıştır .
/e ananeye riayet et-
Hazırlanan tasarı, Başbakanlığa gönderilmiştir .
mek hatırına gelmiyordu.
Telâşlı telâşlı koridordan
geçen Kaptan Paşa bu arbedeyi gördü. Asabî bir sesle:
Faik Ahmet
— Orada ne oluyor?
Diye sordu. Geçip gitmek üzere idi ki, lâf olsun diye durdu.
— Şu serseri. Sadrazam Paşa Hazretlerini göreceğim diye edebsizlik eder devletlû.
Kaptan Paşa yabancıyı hayretle süzdü:
— Sen mi?
Diye sordu.
— Evet Devletlû. Hem derhal.. Söyliyeceklerim çok mü-
Barutçu
(Başı 1 inci sayfada) maktadır.
Faik Ahmet Barutçu’nun bu hususta da partisinin görüşünü Başbakana bildirdiği ve ayrıca henüz hâzineye mal edilmiyen fakat mal edilmek üzere bulunduğu sanılan diğer haksız iktisap edilmiş malların üzerinde de konuşulduğu söylenmek-
Mersin Belediye Başkanı Ingiltereden yurda döndü
Londrada 32 devletin iştiraki-le yapılan beynelmilel belediyecilik kongresinde memleketimizi temsil etmek üzere bundan bir ay önce Londraya gitmiş bulunan Mersin Belediye Başkanı bayan Müfide Ilhan .’azartesi günü İstanbul’a, dün de Anka-raya gelmiştir. B.M.M. Başkam Refik Koraltan’ı ziyaret eden bayan Ilhan,- Çankayada Cumhur, başkam Celâl Bayar tarafından kabul edilerek öğle yemeğine alıkonmuştur.
İlk kadın belediye baskammız Londra intihalarım şöyle anlatmıştır:
«Londrada henüz İkinci Cihan Harbinin harabeleri görülmektedir. Bununla beraber, yirmi bin ev yapılmış, inşaata büyük bir hızla devam ediyorlar.
Kongre fazla akademikti ve teknik malûmatı ihtiva ediyordu-Hazırlanmış bulunan sergi çok istifadeli oldu. Bilhassa yol inşaatında ve temizlik işlerinde kullanılan vasıtalar fennin en son icadlan idi. Resimlerini aldım. Belediye Meclisimize sunacağım. Arkadaşlarımın da ilgileneceğini sanıyorum. Yeni bütçemizde bunları temin etmek mümkün o-lur. İnşallah gördüklerimden Mer sinlileri elimden geldiği kadar faydalandıracağım,»
Bayan Müfide Ilhan bir kaç güne kadar Mersin'e dönecektir.
Oksijen fiatları indirildi
(Başı 1 inci sayfada)
Birlik, firma ile temasa geçtiği gibi Ekonomi ve Ticaret Bakanlığına da müracaat etmiştir.
Dün Sanayi Umum Müdürünün başkanlığında, Koç firması Umum Müdürü Hulki Alisbah, Esnaf Dernekleri Birliği İkinci Başkanı Nurettin Demirkol ve sanayi müfettişlerinin iştirakile bir toplantı yapılarak gerek fabrika ve gerekse Koç firması satış fiyatları üzerinde konuşma laı- yapılmış ve muvakkat bir anlaşmaya varılmıştır.
Bu anlaşmaya göre bundan sonra demirci esnafı kendi tüpleriyle beher tüp oksijeni sekiz liradan alabilecekleri gibi, şimdiye kadar Koç şirketine tüp di-pozitosu olarak nakden yatırdık lan 150 lira yerine de teminat mektubu verebileceklerdir.
Oksijen gazının daha müsait şaıflarla elde edilmesi imkânının sağlanmış olması şehrimiz made nî işler sanatkârları arasında büyük bir memnuniyetle karşılar!-
Çine yapılan ateş kes! tavsiyesi arz dairesinde duraklamalarının bir sebebi bulunduğu da asla gözden kaçamaz.
Bu sebep olsa olsa, askerî olmaktan daha çok politiktir. Çinliler her halde derhal yeni bir taarruza geçmemekle siyasî sahada bir şeyler kazanmak arzusundadırlar. Temsilcileri, Amerika'da Birleşmiş Milletlerle temas halindedirler. İngiliz Başbakanı Atilee, Truman'ı, biraz daha mutedil davranmağa ikna etmiştir. Bu arada kızıl Çin'in Birleşmiş Milletlere girmesi ihtimalleri üzerinde de durulmuştur.
Mao Tse Tsung gerçi kıpkızıl bir komünisttir. Fakat belki tam mânasiyle Rusların hizmetine girmek arzusunda da değildir. Mao Tse Tsung ihtimal, Avrupa'da Tito’nun verdiği örnekten ders almış ve kendisi de Uzak Şark'ta bir Tito olmak hevesine kapılmıştır. Bu ihtimal varit midir, değil midir? Mao bunda muvaffak olabilir mi, olamaz mı? Bu cihetleri münakaşa etmiyeceğiz. Fakat her ihtimal gibi bunun da üzerinde durmak yerinde olur; kanaatindeyiz.
Pekin radyosunun verdiği haberlere göre, Çin'in istediği şudur: 1 — Kore'nin tamamen tahliyesi. 2 — Formoza'dan A-merikan ablukasının kaldırılması. 3 — Batılı demokrasilerin Asya'da silâhlı yayılmalarının önüne geçilmesi...
Bunlar batılı demokrasiler tarafından kolay kabul edilecek şartlar değildir. Fakat Çin. ilerde yutmak üzere. Kore'ye şimdilik sureti haktan gelerek bir istiklâl de tanıyabilir. Formoza'dan Amerikan ablukasının kaldırılmasını temin ettikten sonra orada bir isyan çıkartıp gûya müdahale ederek burasını işgal edebilir. Bütün bunlar birtakım siyasi iabiyelerdir. F akat bugün için müşahede edilen odur ki, Çin, Sovyetler Birliğinin arzusu hilâfına, Amerika ile uzun sürecek bir yıprat-ma ve yıpranma harbine devam etmek arzusunda gözükmüyor. Aradığı şey, Rusya’nın istikbale ait menfaatlerini temin etmekten daha çok kendisinin âni menfaatlerini korumaktır. İşle bundan dolayıdır ki, Mao'nun Tito gibi hareket etmek istediği neticesini istihraç edebiliyo-
Şimdi bu işte yeni bir safha başlamıştır: Birleşmiş Milletler siyasi komisyonunda 13 devlet Çin) ateş kes tavsiyesinin yapılmasına karar vermiştir. Genel Kurulda buna 51 devletin iltihak edeceği sanılmaktadır. Belki bu satırlar gazetede intişar ettiği anda buna dair bir haber de gelmiş olacaktır. Ateş kes tavsiyesine, Sovyetler Birliği, Çekoslovakya, Polonya, Ukrayna, muhalefet etmiştir. Milliyetçi Çin çekimser davranmıştır. Bu da gösteriyor ki, Rusya Uzak Şark harbini körüklemeğe pek taraftardır. Eğer buna rağmen Mao, bu tavsiyeye uyacak ve Birleşmiş Milletlerle müzakereye girilecek olursa, bu demektir ki, Rusya'dan ayrı bir hareket hattı takibini kendi menfaatine daha uygun bulmaktadır.
Öyle tahmin ediliyor ki. Mao buna yanaşacak ve batılı demokrasilerle ve Birleşmiş Milletlerle bir müzakere imkânlarını aramağa gelecektir. Bu, Rus politikasının aleyhindedir, fakat biraz barışın lehindedîr.
Mümtaz Faik FENİK
C.H.P. den bir istifa
(Baş tarafı 1 incide) ni izah etmesini rica etmiştir. Tezer Taşkıran bu müracaata, sadece müstakil olarak çalışmak istediği için C. H. P. den istifa ettiğini söylemekle iktifa etmiştir.
Fakat Ankara siyasî mahfillerinde dolaşan haberlere göre, Tezer Taşkıran bilhassa Ko-reye asker gönderme meselesi etrafında Halk Partisi mahfillerinde yapılan yersiz münakaşalardan müteessir olarak istifa etmiştir.
Siyâsî hayatta dürüst karakteri ile, ve bilhassa maarif meselelerinde derin bilgisi ile temayüz eden Tezer Taşkıran’a Büyük Millet Meclisinde müstakil olarak yapacağı çalışmalarda muvaffakiyetler dileriz.
Attlee dünya harbi muhakkaktır diyor
(Baş tarafı 1 inci sayfada) edildiği ve mevcut ihtilâfları barış yolu ile halletmeğe teşebbüs edildiği takdirde milletlerarası gerginliği ortadan kaldırmak ve harb halinin daha başka bölgelere yayılmasına mani olmak mümkündür.
Diğer memleketlerle istişarelerde bulunmadan siyasî netice ler tevlit edebilecek askerî ha-rçketlere girişemiyeceğini Birleşik Amerika kati surette ifade etmiştir.
Atom bombası kullanmadan Birleşik Amerika’nın Ingiltere ile istişare edeceğini ima eden Attlee, sözlerine şöyle nihayet vermiştir:
«— Uzak Şark’taki mühim meşguliyetine rağmen Birleşik Amerika, Avrupa’yı asla unutmuş değildir ve Truman, Atlantik Paktı çerçevesi dahilinde Avrupa orduları başına derhal bir yüksek komutan tayin edilmesine muvafakat et-
CORCİL’İN NUTKU
Londra, 14 (Ap) — Avam Kamarasının bugünkü toplantısında söz alan muhalefet lideri Winston Churchill, Başbakan Attleeyi, Trumanla daha evvel görüşmemiş olduğu için tenkit etmiş ve demiştir ki:
«— Bu görüşme için en iyi zaman, Seul’un işgaliyle neticelenen Inchonçı karmasından hemen sonra idi.»
caya kadar müttefiklerin kullan-
mıyacaklarma din aleyhinde
dair yapılan vai. konuşmaktaydı.
ATTLEE BUGÜN BİR NUTUK SOYLİYECEK
Londra, 14 (Ap) — Ingiltere Başbakanı Clement Attlee, Cumartesi günü radyoda Ingiliz milletine hitap edecek ve Vaşing ton oörüşmelerl hakkında malûmat verecektir.
Attlee’nin bu karan, Ingiliz kabinesinin bugün yapmış olduğu iki saatlik toplantının akabinde

GENERAL MASHALL’A GÖRE
Vaşington. 14 (Afp) — Amerika Savunma Bakam George Marshall bugün kongreye verdiği bir beyanatta, bir koç ay zor fmda çıkması ihtimali mevcut bulunan harp tehlikesine karş Amerikan savunma mekanizma sının istihsalini en kısa bir za
manda arttırmasının elzem olduğunu söylemiştir.
Churchill şunları ilâve etmiştir: «Bize karşı kullanılmadıkça a-
tom bombasını hiç bir zaman kullanmıyacağı^ sö^ü «aptalca bir sözdür». Bunun mânası, si-
lâhla öldürülünceye kadar kar-şıdakine silâh atmıyacağız, de-
Churchill sözlerine şöyle de-vom etmiştir:
«Bugünkü durum karşısında.
atom bombasının tesirli neticesi, aşağı yukarı yegâne savunma silâhımızdır. Sovyet Rusya ile bir sulh anlaşması yapabilmemiz i-çin, bu silâhın kullanılması yegâne çaredir.
Eğer atom silâhı bahsinde,
Sovyet Rusyamn bize üstünlüğü, hattâ müsavatı olsaydı bunu biz
lere karşı kullanmakta tereddüt edeceğini zannetmiyorum.
Birleşmiş Milletlerde
Flushing Meadows, 14 a.a. — (AFP): Genelkurııl, Kore’de mıı hasematın kesilmesi yolunda tatminkâr bir anlaşma esaslarını tayin etmekle vazifeli, birisi Kurul Başkanı olmak üzere, üç kişiden mürekkep bir komisyonun teşkiline, 52 oyla karar vermiştir. Sovyet blokuna mensup beş devlet aleyhte oy vermiştir. Milliyetçi Çin ise çekimser kal-
Çin’in anlaşmaya niyeti yok
H'/ngkong, 14 a.a. — (United Press): Çin komünist radyosu, bugünkü yayınında Başkan Tru-m?n ile Başbakan Attlee’nin bırışa davetini reddetmiş ve Çin tilerin Kore’de 38 inci arz dairesinde duracakları yolunda mevcut ümitleri ortadan kaldırmıştır.
Komünist Çin radyosu barış yolunda bir anlaşmaya varılması için şu şartları öne sürmüştür:
1 — Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin Kore’den çekilmesi,
2 — Amerikan kıtalarının Formoza’dan çekilmesi,
3 — Batılı devletlerin «Silâhlı yayılma hareketlerine ve harp hazırlıklarına!- nihayet vermek-, ıi.
Göçmenlere yardım komitesi
Kızılay Genel Merkezine bağlı olarak kurulması düşünülen göçmenlere yardım komitesinin nasıl çalışacağı ve hukukî mahiyetinin ne olacağı üzerinde çalışmak üzere, dün saat 10 da Kızılay Merkez binasında bir toplantı yapılmıştır.
Toplantıda Büyük Millet Meclisi Refik Koraltan ve İçişleri Bakam Rüknettin Nasuhioğlu da bulunmuş ve fiilen çalışmalara yardım etmişlerdir.
Kurulması düşünülen bu komite, Bulgarislandan gelen ve gelecek olan göçmenlere geniş mikyasta yardımlar yapacaktır. MİLLİ YARDIM KOMİTESİ KURULACAK
Kızılay Genel Merkez Yöne-*im Kurulu dün saat 10 da İstanbul Milletvekili ve Kızılay ikinci başkam Bedri Nedim Gcknil'in başkanlığında toplanmıştır. Bu toplantıda Büyük Millet Meclisi Başkam Refik Koraltan, İçişleri Bakanı Rüknettin Nosuhioğlu da hazır bulunmuşlardır. Toplantıca, Bulgaristandan gelecek olan göçmenlerden muhtaçlara yardım etmek üzere millî bir yardım komitesinin kurulmasına karar vermiştir.
Yeni alınan
denizaltı
gemileri
Rusya her bakımdan bize sal-
dırmaya hazır oluncaya kadar
beklemek safdillik olur. Churchll, atom bombasının
doğrudan doğruya Ruslara karşı kullanılması gerektiğini söylememiştir. Demeci sırasında Sovyet Rusya atom bombasını kullanın-
Askerî haberlere sansür
Kore cephesi, 14 (Ap) — Kore askeri komutanlığı, Kuzey -Doğu Kore’deki faaliyet hakkında bir nevi sansür ortaya koymuştur. Sansür resmen ilân e-dilmiş olmamakla beraber, vaziyet hakkında haberlerin neşri menedilmiş bulunmaktadır.
Dün akşamki konser
Cumhurbaşkanımız Celâl Bayat’ın himayesinde Kızılay Genel Merkezi tarafından Bulgaıistan-
dan gelen göçmenler yararına tertip edilmiş olan, dünyaca tanınmış Virtüöz Vasa Prihoda-nııı keman konseri dün gece muvaffakiyetle verilmiş, şehri-
miz müzikseverleri güzel bir ge-
ce geçirmişlerdir.
Halkevi salonh • başta, sayın Cumhurbaşkanımız olduğu halde güzide misafirlerle dolmuştu. Büyük virtüöz Vasa Priho-da programını iki kısma ayırmıştı.
Birinci kısımda: Beethoven’in (Sonate Re Majeuı) ü ve Bach-jn (Chacanne Violun Seul) ü, i-kinci kısmı da A. Dvorak’ın (Romance) ve (Danse Slave) ı, Mozartın (Adagio) su ve Paga-nin’nin (Nel Carpio non misen-to) gibi beğenilmiş parçaları yer almıştı. Vasa Prihoda çok muvaffak olduğu bu konserde bilhassa Bach’ı adeta kendisinden geçercesine çalmış ve şiddetle alkışlanmıştır .
Konser bittiği zaman Cumhur başkanımız göçmenler adına genel kâtip Dr. Etem Vassaf'a teşekkür ve tebriklerini bildir-
Kızılay Genel İdaıe Kurulunu dört gün gibi kısa bir zamanda tertiplediği ve çok muvaffak olduğu teşebbüsünden dolayı tebrik eder; bu hayır müessesemi-ze daha büyük, daha hayırlı, daha muvaffak teşebbüs ve başarılar dileriz.
En ufak bir maddî menfaat beklemeksizin, almaksızın, göçmenler yararına bir konser ver miş olan büyük sanatkâr Vasa Prihoda’ya ayrıca memleket namına teşekkür etmeği bir vazife bilmekteyiz.
Hukuk kongresi
(Başı 1 nci sayfada) cu katıldı. Ayrıca kongrede 55 muhtelif ilim ve Adalet müessesi temsil edilmiştir .
Kongreye Türkiyemizden Istan bul Üniverstesi Hukuk Fakültesinden Prof. Hüseyin Nail Kübalı, Prof. Mahmut Belik ve Adalet Bakanlığından ben katılmış bulunuyoruz.
Kongre Fransız Cumhurbaşkanı Vincent Auıiol tarafından a-çılmıştır. Kongreye Fransız Yar gıtayı Birinci Başkanı Henıy Picard başkanlık etmiştir. Tamamen İlmî mahiyette olan kongrede şu mevzular görüşülmüş ve münakaşa edilmiştir:
1 — Hukukun kaynakları bakımından Usul - Raportörü: Paris Hukuk Fakültesi Profesörü Andre Rouast.
2 — Hukuk tekniği bakımından Metod - Raportörü: Liyon Hukuk Fakültesinde Profesör Roubier.
3 — Adlî tefsir bakımından Metod - Raportörü: Paris Hukuk Fakültesinde Prof. Boulan-ger.
4 — Fransız Medenî Kanununun Avrupa’daki tesiri - Rapt: Paris Hukuk Fakültesinde Prof. Henri Mazeaud.
5 — Fransız Medenî Kanununun Amerika’daki tesiri - Ra-poıt: Paris Hukuk Fakültesin de Prof. Rene David.
fi — Fransız Medenî Kanununun Akdeniz havzasında, Doğuda ve Uzakdoğudaki tesiri - Ra-poıt: Tuluz Hukuk Fakültesinde Prof. Maury.
Bu mevzular kongrede raportörleri tarafından ayrı ayrı günlerde tafsilen açıklanmış ve keyfiyet geniş ve uzun münakaşaları mücip olmuştur.
Komite toplantısında Yeni Seçim Kanunu hakkmdaki izahatımız ilgi ile dinlenmiş ve kanunun tatbikatı hakkında sorulan muhtelif sualler cevaplandırıl-
Pazar günü İstanbulda merasimle karşılanacak İstanbul, 14 a.a. — Haber aldığımıza göre, Amerikan askeri yardım programı gereğince Türkiye’ye verilen (Dunlupınar) ve (Çanakkale) denizaltı gemileri Cebelüttank boğazını geçmiş bulunmaktadırlar.
Denizaltılaı-ımızın pazar günü limanımıza gelerek Maltepe ö-nünde demirlemeleri beklenmek-
Bu münasebetle pazartesi günü limanımızda harp filomuzun iştirakiyle bir karşılama töreni yapılacaktır. Hazırlanan program gereğince (Yavuz) zırhlısı, (Gayret), (Muavenet), (Sul-tanhisar), (Gaziantep) ve (Gelibolu) muhripleri, 1 inci, 2 nci, ve 3 üncü arama, tarama filotillaları, 1 inci ve 2 nci (İnönü), (Saldıray), (Oruç) ve (Murat) denizaltıları yarın saat 11 den itibaren limanımıza gelerek Dolmabahçe önünde demirliye-ceklerdir.
Pazartesi günü saat 14,30 da (Dumlupmar) ve (Çanakkale) denizaltılarımız Maltepe’den Dol mabahçe önüne gelmiş olacaklar, Yavuz'un sancak ve iskele bordalarına yanaşacaklardır. (Yavuz ) zırhlısı 11 pare top atarak denizaltılarnnızı selâmlıyacak-tır.
Törene davet edilen zevat, (Yavuz) zırhlısına gidecekler ve merasimi oradan takip edecek-
afı 2 ncide) yılın ilk çocuk piyesinde Mümtaz Zeki Taşkır.’ın çocuğa bir şey öğretmekten ziyade onları eğlendirmeği düşünmüş olmasını işaret edeceğim. Sonra piyesin oynanışında da bir nokta var ki, bunu, çabuk tesir altında kalabilecek bir çağda bulunan küçük seyirciler namına belirtmeği lüzumlu buluyorum. Gerek büyüklerin rollerini oy-nıyan genç sanatkârlar, gerekse dansları yapanlar minimini seyircilerine pek önem vermiyorlarmış gibi bir tesir bıraktılar bende. Bilhassa büyükler canları isterse şarkılara iştirak ediyor, istemezse etmiyorlar. Dansların intizamına da pek dikkat edilmiyor. Bunların kontrolünü eseri sahneye koyan Agâh Hün’den bilhassa rica edeceğiz. Çocuk kendine önem verilmediğini, ih mal edildiğini anlamağa başladığı andan itibaren iyimser hislerini, kendine güveni kaybetmeğe başlar. Küçükler Çi-çek’i en fazla ne için seviyorlar? Çünkü Çiçek rolünü yapan Güniz Şenler karşısında büyük seyirciler varmış gibi dikkatli oynuyor. Bilhassa o-yuncaklariyle vedalaştığı sahnede. Güniz şimdiden gelecek için ümitler veriyor. Bunu ben değil, seyirci yerinde bulunan küçük kardeşleri söylüyor. Onlar bir de Nâzım Ülgen’in müziğini çok sevmişe benziyorlar. Bu onların tiyatrodan çıkarken o güzel melodileri mırıldanmalarından belli. Bize gelince, böylelikle yakında daha çok kuvvetli bir çocuk tiyatrosuna sahip olacağımıza inanıyoruz.
A. SÜMER
Yeni bir mesele!
Birleşmiş Milletler binasını fareler istilâ etti
Nevyork, 14 a.a. — (AFP): Birleşmiş Milletler teşkilâtı yeni bir mesele karşısında kalmıştır. Teşkilâtın Genel Sekreterliği i-çin inşa edilen 39 katlı muazzam binanın 30 katı fareler tarafından istilâ edilmiştir. Bu tecavüz hareketini daha ziyade vahimleştiren farelerin, bilhassa insan hakları bürolarını ihtiva edecek kısımlarda faaliyet göstererek insan haklarına ait meşhur milletlerarası beyannameyi kemirdikleri söylenmektedir.
Halen Nevyork’ta yerleşmiş bulunan Sekreterliğin kadın memurları bu hâdiseden bilhassa endişe etmektedirler.
Farelerin Nevyork’tan Lake -Success’e gelen ilk eşya vagonları ile nakledildikleri sanılmak-
15 kahramana nişan verildi
(Bası 1 inci sayfada) madalyasını vermiş ve 27 - 30, Kasım günleri arasında üstün düşman kuvvetlerine karşı kahramanca çarpışan Türk Tugayını tebrik etmiştir.
Üç gün devam eden bu muharebelerde Türkler Çin komünist kuvvetlerine karş cephelerini gö rülmemiş bir kahramanlıkla müdafaa etmişler ve çeşitli silâhlarla öldürdükleri komünistlere ilâve olarak göğüs göğüse çarpışmalarda da 200 komünisti süngüden geçirmişlerdir.
Bu merasimde gümüş yıldız ile taltif edilen diğer Türk askerleri şunlardır:
Yarbay Salâhattin Tokay, Binbaşı Faik Tunç, Binbaşı Mithat Uluünlü, Binbaşı Ahsen Soya, Yüzbaşı Sacit Görünlü, Baş Gedikli Ali Aslan, Gedikli Çavuş Salâhaddin Tokbaş, Onbaşı irfan Çil, Er Mümtaz Akdağ, Er Mustafa Çakıl, Er Hüseyin Yük sel, Er Haşan Yamaklar, Er Ali Aktaş, Gedikli Yakup Günay.
Birinci Piyade Taburunun Ü-çüncü Bölüğü 28 Kasım Suvon savaşları esnasında gösterdiği büyük muvaffakiyet ve kahramanlık dolayısiyle bronz yıldız madalyası ile taltif edilmiştir.
Ayrıca Birinci Piyade Taburu 4 üncü Bölük Çavuşu Kemal Fırat'a da gösterdiği fevkalâde kahramanlığın mükâfatı olarak Bronz yıldız madalyası verilmiştir.
Kore'den ilk yarab kafilesi yakında geliyor Kore’de üstün düşman kuvvetlerine karşı kahramanca savaşarak yaralanan askerlerimizden bir kısmı nekahat devresini geçirmek üzere memlekete gelecek-
Kahraman gazilerimiz büyük merasimle karşılanacaklardır.
Tedavi edilmekte oldukları Tokyo'dan uçakla hareket ettiği haber verilen kafilenin pek yakında İstanbul’a varması beklenmektedir. (T. H. A.)
Maliye Bakanı (Başı 1. inci sayfada) yerine Çalışma Bakam Eskişehir Milletvekili Haşan Polatkan’ın tâ. yini yüksek tasdika iktiran eyle-
Bayındırlık Bakanlığı vekâle-letini Başbakan Yardımcısı Devlet Bakam Samed Ağaoğlu, Çalışma Bakanlığı vekâletini de Ekonomi ve Ticaret Bakanı Züh-tü Velibeşe ifa edeceklerdir, (a.a.)
Vatandaş 1
Göçmenleri Ankara'da yerleştirmek kadar iaşelerini temin etmek de borcumuz-

Vatandaş I
Göçmenlere yardım hususunda çoluk çocuk seferber olacağız.
Dün gece yarısı siyasî meha-filde dolaşan bir rivayete göre Haşan Polatkan’ın Maliye Bakanlığına getirilmesiyle boşalan Çalışma Bakanlığına Bursa Milletvekili ve Meclis Başkan Vekili Hulûsi Köymen’in getirilmesi için müsait bir cereyan vardır.
Bu rivayetin vaktin çok gecikmiş olması yüzünden teyidine imkân bulunamamıştır.
15/12/1950
ZAFER
Sayfa: 5
Yurttan yazılar
DOĞU f O £051 AR VE
• iirtie sılnis
İnsan eli ve keçi dişi olmasa Doğu Toroslar meşelerden geçilmez olur
Yazan
Prof. Hâmit Sadi Selen j
Biz dağları teker teker tanırız ve ona göre adlandırırız. Fakat hartalarda bir kısım dağların büyük silsileler halinde topladığı ve hususî isimler, bir sudur. Etrafında verimli o-
aldığı görülür. Ülkemizde yük- va]ar suıarın çekildiği yerlerde sek dağlar güneyde ve doğu-I yemyeşil çayırlar, civarda ise da uzanır. Bu arada Van Gölü ılgın çalılıkları göze çarpıyor, ve Muş Ovasiyle yukarı Dicle j Bu ırmak tarihte hudut rolünü
Doğu Toroslardan bir parça
havzası arasında uzanan silsileler ayrıca dikkati çeker. Doğu Torosları adını verdiğimiz bu dağlar gerek manzara,, gerek yapı bakımından emsalsiz bir yurt köşesidir. Bu dağlan j aşarak Doğu Anadolu’ya geç-1 mek, Ziganalardan Karadenize inmek kadar zevklidir.
Toros tâbiri halk dilimize yeni girmiştir. Ne Evliya Çelc-bi’de ne de Kâtip Çelebi’de bu kelimeye rastlanmaz. Fakat Istrabon Anadolu’nun bütün yüksek silsilelerine bu adı verir. Biz de bugün ülkemizin bir çok yüksek dağlarına bu adı vermekteyiz. Şu kadar var ki Toros ismi önce Doğu To-rosları için kullanılmış, sonraları batıdaki yüksek silsilelere de bu ad verilmiştir.
Tamimiyle yüksek dağ karakterini taşıyan Doğu Toros-ları.-) soğuk mevsimlerde bol yağış getiren batı rüzgârlarına karşıdır. Bu sebeple buraya çok yağmur ve kar düşer. A-karsular derin vadiler oymuştur; aynı zamanda ormanlıktır, tr.san eli ve keçiler dokunna-sa başlan başa meşe ormanla-riyle örtülecek olan bu dağların içinde zengin madenler, dışında da büyük ölçüde su kuvveti bulunmaktadır.
Doğu Toroslarını güneyden aşanlar için hareket noktası Diyarbakır'dır. Buradan Bitlis'e biri Silvan, diğeri Beşiri üzerinden iki yol gider. Biz aynı zamanda Siirt'i de görmek istediğimiz için güney yolunü seçtik. Kurtalan’a kadar giden trene binmeyerek otomobilimizle yola çıktık.
Sıcak bir haziran sabahı Dicle kenarındaki bostanları, tarihî köprüyü geçerek düzlükte yol almağa başladık. Büyük işletmelere elverişli ve Türkiye’nin buğday ambariarirtdan biri olabilecek topraklar üzerinde 80 kilometre kadar gittik. Düzlüğün doğu kenarında
oynamış, yukarı Silvan köprüsü üzerinde kanlı muharebelere sahne olmuştur. Köprü yapılmadan evvel bu çay ortasından kesilmiş mavnalara ben ! ziyen kayıklarla geçilirdi. | Diyarbakır düzlüğü bugünkü durumunu almadan öpce Viranşehir’den beri Fırat havzasının devamından başka bir şey değildi. Dicle’nin Diyarbakır cıvasında uzanan kısmı güneydeki Habur ırmağının yukarı kısmını teşkil ediyordu. Fakat yakın bir jeoloji devrinde Ka-racadağ'ın indifaı arazinin şeklini değiştirdi. Eski vâdi, doğuya çevrilerek Bitlis dağlarından inen suları toplıyarak yüzünü Dicle’ye çevirdi.
Diyarbakır ovası Beşiri’ye varmadan bir arıza ile nihayet-leniyor. Buradan itibaren doğuya doğru önce hafif, sonra keskin tepelerle Siirt kütlesi başlıyor. Beşiri'nin kuzeyinde Kurtalan vadisinin Diyarbakır düzlüğünden çok farklı bir görünüşü var. Burada bir takım tepeler sıralanıyor ırmağı aşınca eski Erzen harabeleri ile karşılaşıyoruz. Burası vaktiyle bütün Diyarbakır ovasına kendi adını verecek kadar büyük bir merkez imiş Bugün gerek buraya gerek ilçeye Kurtalan adı verilmektedir. Sonra yol ikiye ayrılıyor biri Siirt’e, diğeri Bitlis’e gidiyor. Siirt yolu inişli yokuşlu yerlerden ve Başör deresinden geçiyor. Bu-V-.daki tepelerin güney yamaçlarında seyrek çalılıklar göze çarpıyor. Reşan deresini geçtikten sonra Siirt gözüktü. Siirt. uzaktan büyük bir şehir tesirini veriyor. Şehre hususiyet veren şey üç dört katlı beyaz binalardır. Cas denilen kireç ve alçı karışığından yapı-lanlan bütün bu binalar yukarıya doğru daralır. Çoğunda biraz eğrilik de göze çarpar. Civarda alçı tabakalarının bulun-_ t ı ması çok ucuz ve kolay bir ya-
uzanan Batman çayı çok geniş* pı malzemesinin elde edilmesi-1
1 ne yardım etmiştir. Şehrin nüfusu 15 bin kadardır.
Bitlis dağları ile Hakkâri dağları arasında uzanan Botan havzasının en büyük merkezi sayılan Siirt, yeni bir şehirdir. Burası yazın zamanlara kadar Botan suyu yakınındaki eski bir şehrin dağ yeri imiş. Geniş ve verimli bir havzanın pazar yeri olması burasını kısa bir zamanda kalabalık bir merkez haline getirmiş. Siirt, Doğu To-rosların eteklerinde sıralanan şehirlerin en ehemmiyetlisidir. Botan vâdisi sulak ve ağaçlıktır. Fıstık, badem, ceviz ağaçlan çoktur. Bağlarında iyi cins üzüm yetişir. İlkin çeşitli ziraate elverişli olup pirinç, mercimek, susam, pamuk ve tütün yetişirse de halk ziraate lâyık olduğu ehemmiyeti vermiyor. Bu havalinin başlıca kazancı hayvancılıktan geliyor.
Geceyi Siirt'te geçirdik. Yeni yapılan çarşıyı gördük, halkevi-nin bahçesinde oturduk. Siirt’-in en mühim, ihtiyacı su; şehir durmadan kalabalıklaşıyor. Fakat no içmek için ve ne de kullanmak için su tol değil, iyi bir su buraya hayut verebilir. Siirt’te herkes Türkçe konuşu-, yor, fakat sokak aralarında küçük çpcukların yabancı bir dille bağrıştıkları işitiliyor ki bu da kültür hayatımızda kadınların tahsili meselesinin büyük ehemmiyetini meydana ko yuyor. .
Siirt 2 Bitlis,yolunda Batkan mevkii mühim bir durak yeri Buraya kadar Doğu Torosların eteklerinde dolaştık. Diyarba -kır düzlüğünü gördük. Siirt’in az ârızab kalker tabakalarını geçtikten sonra asıl Bitlis dağlarına sokulmuş bulunuyorduk. Ziyaret diye tanınmış olan bu mevkide eski bir tekke harabesi var. Halk arasında Veysel Karanı diye tanınan bu mevki daha ziyade Bitlis boğazının kapısı olması dolayısiyle bu şöhreti almış bulunuyor. Etrafında pek çok efsaneler yaratılmış olan bu yerin uzun zaman mühim bir rol oynadığında şüphe yok. (Devamı var)
İl genel meclisi toplantısı
Bolu (Hususi) — Bolu 11 Genel Meclisi vali İhsan Ecemis'in başkanlığında toplanarak önem li görülen 950 yılı bütçe izah-namesini, yapılan tartışmalar sonunda kabul etmiştir.
Bundan, sonra 950 - 951 ders yılında başlamak üzere Gerede kaymakam evinin Gerede orta okulunda okumak ihtiyacını duyan zeki köy çocukları için pansiyon evi olarak kullanılmasını ittifakla kararlaştırmıştır.
Akçaabad’da
D. P. Trabzon
ilçe kongresi
İdare kurulu seçimi yapıldı
Trabzon, (Hususî) — Demokrat Parti merkez ilçe kongresi bugün parti merkez binasında parti müfettişi Hakkı Yemenici ve- kalabalık samiin huzurunda mevcut . delegenin iştirakiyle yapılmıştır. İlçe delegeleri tarafından memleket meseleleri ve dilekler eSaslı olarak konuşulmuş. Bu konuşmalar, Hakkı Yemenici ve diğer ilgililer tarafından cevaplandırılmıştır.
Merkez ilçe idare kuruluna Muzaffer Korlü, Tevfik Vural Cıravoğlu, Haşan Onuerkan, Cumhur Odabaş, Fikri Kara-niş, Hamdi Yarımbıyık, ve Osman Çakar seçilmişlerdir.
Konyad’a
Bir garson gazinoda intihar etti
Samsunda göçmenlere yardım
Kore’de ya ratılan destan
Bütün yurtta heyecan aralıksız devam edizor
Anadolu’nun her tarafında Kore’de şehit düşen kahramanlar anılıyor
K
ore’de. Birleşmiş Milletler emrinde, kızıl emperyalist mütecavizlerle insanlık ve istiklâl ideali uğrunda çarpışırken harikalar yaratan savaş birliğimizin aziz şehitleri ve gazi mensupları için bütün yurtta törenler yapılmağa devam edilmektedir. Yurdun her tarafında, binlerce insan Ko-rede şehit düşen aziz evlâdının mukaddes hatırasını taziz etmekte ve hissiyatını telgrafla Koredeki savaş birliğimizin yiğit komutanı General Tahsin Yazıcıya bildirmektedir.
Bugünkü yurt sahife-mizde de, bu mevzu-daki haberlerden bir kısmını yayınlıyoruz.
D. P. ilçe kongresi
Akçaabat, (Hususî) — Demok rat Parti Akcabat ilçe kongresi parti binasında parti müfettişi Hakkı Yemenici huzurunda, mevcut delegelerin iştirakiyle yapılmıştır. Memleket meselelerini ve dileklerini e-saslı olarak konuşan delegelerin, dilekleri parti müfettişi tarafından cevaplandırılmıştır. Kingre sonunda Akçaabat ilçe idare kuruluna Celâl Kazancı-oğlu, Ahmet Kamberoğlu, İsmail Topsakal, Sabri Çilir, Meh met Salih, Ağâoğlu Ali Topsa-I kal seçilmişlerdir.
Samun, (Hususî) — Bulgaristandan gelecek ırkdaşlarımıza yardım maksadile Şehir kulübünde siyasî partiler temsilcilerde fabrikatörler, tüccar, bankalar müdürleri ve alâkalı daireler erkânının huzuru ile bir toplantı yapılmış ve ilk hamlede 40.000 lira yardım sağlanmıştır. Bütün Samsunlular, Bulgaristandan gelen ve gelmekte olan ırkdaşlarımız için seferber olmuşlardır. Halk, bu hususla elinden gelen gayreti sarfetmekte ve geniş bağışlarda bulunmaktan büyük memnunluk duymaktadır.
Konya (Muhaberimiz Rıdvan Bülbül bildiriyor) — Şehrimiz gençliği tarafından Koredeki aziz şehitlerimizin ruhlarını taziz için binlerce Konyalınm iştiraki ile muazzam bir miting yapılmıştır. Mitinge İstiklâl i Marşı ile başlanmış, müteakiben vali Ferruh Şahinbaş kısa ve veciz bir konuşma yapmış, sonra Konya garnizonu adına bir yüzbaşı, gazeteciler cemiyeti adına başkan Namık A-yas, gençlik teşkilâtı adına Osman Asöçal tyirer konuşma yap mışlar, kız öğretmen okulundan Sevim Ertem Türk annesinin daha binlerce Mehmetçik yetiştireceğini ve icabında bunların da Koreye gideceğini ve hattâ Türk kadınının da böyle bir sefere hazır bulunduğunu belirtmiş ve şiddetle alkışlanmıştır. Bundan sonra bir çok gençler heyecanlı konuşmalarda bulunmuş ve şiirler okumuşlardır. Mitingin hitamında Koredeki savaş birliğimize bir telgraf çekilmiştir.
Ortaköyde
Niğde (Ortaköy Bucağı) —
Bucağımızın
onbinden fazla
halkı Cumhuriyet alanında top lanarak dünya emniyet ve sul-
hunün korunması için Birleşmiş Milletler saflarında ve Ko-
re dağlarında savaşarak Türklük şeref ve kahramanlık tarihine altın sahifelerle geçecek ve bütün dünya milletlerinin gözlerini kamaştırarak hayranlık uyandıran kahramanlıklar
yaratan şanlı Kore tugayımızın bu dâva uğrunda verdiği şehitler saygıyla taziz edilpiş ve ruhlarına mevlûtler okunması-
na, şanlı gazilerimizin de gazalarının kutlanması ve candan
saygı ve sevgilerimizin ulaştırılmasına k;rar, verilmiştir.
Kastamonuda
Kastamonu, (Hususî) — Kore savaşlarında, milletimize has kahramanlık ve muhariplik vasıflarını, yirminci yüzyıl milletlerine ilân ve kabul ettiren kahraman savaş birliğimizi selâmlamak için parlak bir tören yapılmıştır. «Kastamonu Yüksek Tahsil Gençliğine Yardım Komitesi» tarafından ter-
tip edilen toplantıda, Korede
şehit düşen kahramanların ya-
rattıkları büyük şehamet des-
tanı anlatılmış
aziz hatıraları
anılmış ve mevlûd kraet ettiril miştir.
Yuri'ian bir köşe:
Diyarbakır’da
Diyarbakır (Hususî) — Koredeki savaş birliğimizin kahramanlığını anmak ve aziz şehitlerimizin ruhlarını taziz için şehir sinemasında Diyarbakır gençliği ve aynı salonda siyası partiler tarafından heyecanlı birer toplantı yapılarak General Tahsin Yazıcıya minnet ve saygı telleri çekilmiştir.
Mudanya’da
Mudanya (Hususî) — Birleşmiş Milletler safında komünist kuvvetlere karşı çarpışırken şe hit olan erlerimizin hatıralarını anmak ve savaş birliğimize
İstanbul Eyüp Camii
başarılar temenni etmek üzere parlak bir tören yapılmıştır. Toplantıda, Mehmedciğin, kahramanlıklar yaratarak Türk a-dını yeniden dünyaya duyurduğu belirtilmiş ve şehidlerin aziz hatırası anılmıştır.
Ereğli’de
Ereğli (Konya _ Hususî) — Ereğli halkı, Korede çarpışırken şehid düşen kahramanların hatırasını tebcil için büyük bir toplantı yapmıştır. Söz a-lan hatipler, savaş cephesinde birliğimizin yarattığı kahramanlıkları belirtmiş; halkın minnet ve şükranlarının Koredeki Türk karargâhına bildirilmesi kararlaştırılmıştır.
Eleşkirt’in ezelî derdi yol...
Altı ay dünya ile irtibatı kesilen şehirlinin kara yollarından bir dileği var
Eleşkirt, (Hususî) — Karaköse transit yolu
Erzurum üzerinde
bulunan ve kı$ın yol vermemesi
yüzünden beş ay Erzurum ile irtibatımızı kesen Tahir gediği-
d k.
durumunu her yıl olduğu gi-bu yıl da düşünmeye başla-
Beş ay karlar altında kalmak dile kolay. Bunu ancak çekenler bilir. Eski iktidarın yarım yamalak işlerine göçen y.l bu dağa tahsis edilen kar makinalannı da ilâve etmeyi faydalı buldum.
Binlerce lira değerinde bulunan kar makinalannı tecrübe-
siz ve tek makinist çalıştırıyordu. Bu işin ehli olmayan ellerdeki
makinalar habire parça kırma-
ya başladı, yeni parça da bulu-
namayınca evvelâ makina, son-
ra da dağdaki faaliyet stop etti. Yollar onuncu bölge kısım şeflerinden Mevlût Hiçdurmaz’ın gösterdiği başarılı faaliyet neticesi amelelerle temizlenen yol-
lat, bir müddet açık kalmışsa da fazla yağan ve tipi yapan kara kcrşı amele kuvveti de kâfi gelmemiş ve dağ tekrar kapanmıştır.
Bu çalışmalardan bir netice al.nabilmesi için,- kar makinala. rmda çalışan makinistlerin kurs görmüş alması ve bu işin ehli alarak seçilmesi ve münavebe ile çalışıp müsbet bir netice alınabilmesi için bir kar maki-nasma iki makinist verilmesi lâzımdır. Ve dağda çalışan amelelerin daha kolay ve daha verimli iş çıkarabilmelcri için bakım evlerine ehemmiyet verilerek amelenin orada ısınmasını ve istirahat etmesini sağlamak lâzım geldiğini’, böylfe Hareket edilirse zannederim ki, memleketimizdeki bu derdin biraz olsun bertaraf edilebileceğini gazeteniz yoluyla kara yollan genel müdürlüğüne duyurmayı mem leket namına faydalı buldum.
Sayfa; 6
ZAFER
15/12/1950
Serbest sütun
Hanım mı-Bayan mı Beymi-Bay mı
Yazarı: Ali Vasfi Atalıan
Evet; inkılâp içtimai _hayat bakımından iki taraflıdır. Bir
tarafı muayyen bir gayeye varmak için kullanılan bir va-
sıtadır. Görülüyor ki inkılâp bizatihi bir gaye değildir. Bu sebepledir ki mevcudu yıkar. Ancak yıkılan her varlık unu-
tulmamalıdır ki cemiyet tari-
hinde başlangıcı belli olmıyan
bir zamandanberi ola
gelen
bir tekâmül mahsulüdür. İn-
kılâplar ekseriya muayyen gayeleri şuurlu veya şuursuz her nedense aşar. Şuursuzluk diyoruz. Çünkü hamlelerde lâ-
yüs’ellik hâkim olur ve her za-
ferin kendine göre bir neşesi vardır ve neşe bir mestliğin, sarhoşluğun eseridir. Bunun âmili olan şarabın bir endazesi olmaz ve bu sayede inkılâp bir seylâp olur gider. Her yere girer, her şeyi yıkar, siler, süpürür. Sular çekilince enkaz ortada kalır. İşte bu zaman tahribatın aızedeceği manzara ekseriya ' ölçüsüzce olan inkılâbın gayeden öteye geçtiği müşahede olunur. Bu hal iki vücup doğurur. Birisi şuursuzca aşılın hududa irca, diğeri de yıkılanların yerine faydalı ikameler vecibesi doğar. Hiç şüphesizdir kî bu iki viicuptan birincisi irtica sayılamaz. İkincisi de tahribat yerine en lüzumlu ve en mübrem ta’sis ve mü-esseseleri kurmak gelir ki burada artık İçtimaî hayat tekrar tekâmül münhanisine girer ve böylece cemiyet hayatı bir istikrar kespeder. Bir emniyet ve huzur hahasının letafeti her bünyeyi okşar.
ve göstermektedir. Şefler, birer mabud gibi her iki kelimede bir onların adları anılır. Medihleri söylenir, böylece meddahlar, dalkavuklar bir peyk halini alır. Bu gibi muhitlerde cemiyet sözde müstevî bir satıh. Fakat hakikatte yeni teşekkül eden şakulî bir hat geniş kaideli bir ehramın irtifaı halinde bulunur.
Mutedil ve hakikî demokraside Demo - inşân mebde ve gayedir. Ferdin mânevî varlığını, izzeti nefsini, insanlık şerefini yükseltmek ona bir hürmet nidasiyle hitap etmekte cemiyetin faydası vardır. Karşılıklı hürmet insanların mümeyyiz bir vasfıdır. Gerçi resmî muamelâtta insanların adı ve soyadı anılır. Çağırılır ve öylece yazılır. O halde hususi hayatta bayan ve bay kelimesinin cebirle sokulması inkılâbın bir hudut tecavüzünden başka bir mantık ile izah edilemez. Bu tecavüz insanların zevkine, ruhuna, tekâmül eden inceliğine lüzumsuz bir müdahaledir. Her müdahale de pek âlâ menedilebilir. Kadınlarımızın hepsi bayan kelimesini pek bayağı bulurlar. Hattâ kızmaktadırlar da....
Asil Türk milleti ve medeniyeti, insanlığın anası olan kadına hanlık Ve hattâ beylik payelerini vermiştir. Türk cemiyetinde kadın alelıtlak bir handır, bir beydir. Bir kadınla konuşurken meselâ Yıldız Hanım, Ayşe Hanım deriz. Burada hanım kelimesi han ve im sözlerinden mürekkeptir. Yâni bc-nim han(-ım.)
Yüksek mühendislerin Kore'ye telgrafı
Türk Yüksek Mühendisler Bir. liğ’ Kore savaş birliğimize aşa-Cndaki telgrafı çekmiştir;
Türk savaş birliği KORE
Başlı başına bir destan olan, savaşlarınızı candan ve heyecanla takip ediyoruz. Birleşmiş Milletlerin hür bir dünya için güttüğü ideal uğruna gösterdiğiniz kahramanlıklar eşsizdir.
Bugünkü insanın hayran olduğu makina kudretini tanıyan biz. ler, sizin kudretinize hayranız.
Allah, bu kudret ve imanınızı daim, gazanızı mübarek eylesin.
Türk Yüksek Mühendisleri Birliği adına Başkan Emin Iplikçi
Yüksek Mimarlar Genel Kurul topılanstsı
Türk Yüksek Mimarlar Birliği yıllık genel kurul toplantısı yarın saat 15 de Birlik merkezinde o gün ekseriyet olmadığı tak -dırde 23 Aralık Cumartesi günü saat 15 de Kızılay Genel Merkezi büyük salonunda yapıla -çaktır.
Bir izah
13 12 1950 tarihli gazetenizin dördüncü sayfasında, Türk Hava Kurumu Genei Merkez Ku-
rulu toplantısındaki görüşme-leıe ait tafsilât arasında İstanbul Hava Kurumu şubesine ait bir suiistimalden bahsedilmekte-
dir. Görüşmeleri dinliyen muhabirinizin iyi not alamamasından bir yanlışlık yapıldığı anlaşılmak tadır. İşin iç yüzü şudur:
İstanbul'da Cemiyetler Kanununa göre kurulan (üniversiteli;
ler Havacılık Birliği) nin öğren-
cilerinden benzin bedeli olarak
r— )
Ankara Yüksek Tahsil Talobo Birliği yararına
|O p[e rja d a
Büyük müsamere
ÇALANLAR:
Fcrhunde Erkin — Necdet Remzi Atak — Hüsnü Özbayazıt — Erdoğan Çaplı — Anionio Sardarelli 16 Aralık 1950 Cumartesi saat 15.30 da Davetiyeler: OPERA Gişesinden temin edilebilir.
iDevlet Ormnalaıı İşletmesi ilânı:
Çam tomruğu satış ilânı
İstekler (ilkesi’ne
İstekler Ülkesine
Demokraside bir kadına hanım, madame, hanım kız, ma-dcmoiselle; bir erkeğe de efendi bey, monsieur, demek hattâ lâzımdır da. Çünkü cemiyet, fertlerin topluluğundan meydana geldiğine göre cemiyetin değeri onu terkip eden insanların değerlerinin muhassalası-dır. İnsan cisim ve ruh olarak yaratılmıştır. Ferdin ruhunu, mânevî varlığını ne kadar yükseltirsek cemiyetin de mânevî değerleri yükselir ve bu mânevî yükseliş cemiyetin maddi değerlerini arttırır.
Halbuki mutedil olmıyan solak temayüllü cemiyetlerde i-se: Ferd bir âlet olarak alındığına göre insana mânevî bir değer verilmez. Onun için ferde herhangi bir hürmet nidası veya işaretine lüzum görülmez. Eu cemiyetlerde solcu temayül-lpr icabı sözde eşitliği temin • ksadı varmış?... Müşahede-ct bunun aksini göstermiştir
Bir de Türkçede erkeklik ve dişilik ekleri kaidesi olmadığı na göre de kadına aynı zamanda hürmet için begim veya begüm denir. Gerçi bu hürmet nidası bizim memlekette kullanılmaz ise de bütün Kafkas’larda Azerî dilinde ve edebiyatında, Türkistan ve bütün Hin distan Türk Müslüman medeniyeti tarihi boyunca ve şimdi dahi kadına begüm denir. Bu kelime de bey ve im ekinden mürekkeptir.
tahsil ettiği paranın yerine harcanmadığı yolunda bir habet Kuruma aksetmiştir. Türk Hava Kurumu, hava kulüplerine yalnız öğretmen ve uçak yardımı yapmakta ve kulüplerin kendi tüzüklerine göre yürütülen iç işlerine karışmamaktadır. Bu sebeple, İstanbul şubemiz vasıtasiyle İstanbul valiliğinin dikkati çekilmiştir. Meselenin İstanbul Hava Kurumu şubesiyle hiç bir ilgisi olmadığının açıklanmasını saygı ile rica ederim.
T.H.K. Başkam Y. İmza
DEVLET TİYATROSU ÛOYÖK TİYATRO'da
Bayanın ise Türkçede hiçbir kökü yoktur. Uydurmadır. Ka-
dınlarımızı tiksindiriyor. Pek bayağı menfur bir kelimedir. Bay kelimesi de Divanı Lûgat-türk'te, Gültekin edebiyatında, Kutatgubilikte zengin mânâ-smadır. Bu sözün de demokra-
siyle alâkası yoktur. Bay ke-
limesi bey, efendi
veya beyefen
di hürmet nidaları karşısında hiç de hoş değildir.
17 Aralık Pazar, 20 Aralık Çarşamba, 24 Aralık Pazar akşamlaru saat 20.30 da Italyanın genç nesil en meşhur Baritonu
OTELLO BERSELLİNİ
(RİGOLETTO) Operasında
(Rigoletto) rolünü oynıyacaktır.
YALNIZ UC TEMSİL İÇİN
Bilet satışına 14 Aralık Perşembe gününden itibaren başlanmıştır.
Fiatlar: Parter 5 lira, 4 lira.
Devlet Orman İşletmesi Niksar Müdürlüğünden:
1 — İşletmemize bağlı Niksar merkezi Ilıcakdere istif yerinde mevcut 141 adede denk 45.446 metreküp 30 santim ve daha yukarı kuturda olmak üzere kalın tomruk, 191 adede denk 58.640 metreküp 30 santim kutrundan aşağı olmak üzere ince tomruk ki ceman 332 adede denk 84.086 metreküp çam tom-’uûu 11/12/1950 tarihinden itibaren 10 gün müddetle ve açık Ti r r, suretiyle iki parti halinde satışa çıkarılmıştır.
2 - Beher metreküp kalın kuturlu tomruğun muhammen bedeli 35, ince kuturlu tomruğun 31 liradır.
’• 3 — Artırma 22/12/1950 tarihine rastlıyan cuma günü saat 15 de Niksar Devlet Orman İşletmesi Müdürlüğü binasında yapılacaktır.
4 — Muvakkat teminat 209 lira 14 kuruştur.
5 — Şartname Orman Genel Müdürlüğünde, İstanbul, An .kura. Sivas. Tokat. Samsun Devlet Orman İşletmeleri Müdür ,'üğünde. Çamiçi, Erbaa, Taşova Orman Bölge Şefliklerinde görülebilir.
İ ’■ külnrin muayyen gün ve saatte İşletme Merkezindik '■•■•tıs Kom’syonuna müracaatları ilân olunur. (9074) 268'
Direk ve tomruk istihsal, taşıma ve istif işi
Devlet Orman İşletmesi Karasu Müdürlüğünden:
1 -- işletmemizin Çamdağ bölgesinde 3 grup halinde dikili ıgâst yapılan bölme ve havzalardaki kayın ve kavak ağaç
a — 9200 adede denk 855 metreküp kayın maden direklik ığac n n kesim, tomruklama ve Kocaali sahil istif yerine taşı ma ve istif işi.
b — 10800 adede denk 975 metreküp kayın maden direklik ■ ğacın kesim, tomruklama, Kuyumcullu sahil istif yerine taşı ma ve istif işi.
c — 462 adede denk 150 metreküp Kavak ağacının kesim, tomruklama, Kuyumcullu sahil deposuna taşıma ve istif işi ay rı ayrı üç parti halinde açık eksiltmeye konulmuştur.
2 — Açık eksiltme 4/1/1951 tarihine rastlıyan perşembe günü saat 15 te Devlet Orman İşletmesi Karasu Müdürlüğünde toplanacak Komisyon önünde yapılacaktır.
3 — Maden direklerinin istihsal, nakil ve istif işinin muhammen bedeli (27), kavak tomruklarınki (32) liradır.
4 — Muvakkat teminat yüzde 7.5 hesabiyle (855) metreküplük birinci grup için (1732) lira, (975) metreküplük ikine grup için (1974) lira (38) kuruş, (150) rftetreküp üçüncü grup ka vak tomruğu için (360) liradır.
5 — Açık eksiltme şartnamesi Ankara’da Orman Genel Mü dürlüğünde, İstanbul, İzmit, Adapazar ve Kandıra İşletme Mü dürlükleriyle İşletmemiz merkezinde görülebilir.
6 — isteklilerin muayyen gün ve saatte kanunî belgeleriy
le birlikte komisyona müracaatları ilân olunur. (9196) 2716
Devlet Orman İşletmesi Eğridir Müdürlüğünden:
1 — İşletmemizin Cire bölgesinin Eğridir istusyon istif yerinde mevcut 2304 adede denk 257 metreküp 053 desimetreküp çam kerestesi üç parti halinde 4/12/1950 tarihinden itibaren on
beş gün müddetle açık artırma
suretilc satışa konmuştur.
2 — Açık artırma 27/12/1950 çarşamba günü saat 15 te işletmemiz binasında toplanacak komisyon önünde yapılacaktır.
Beher metreküpünün tahmini bedeli 110 liradır. Her parti için yüzde 7,5 hesabiyle muvakkat teminat alınır.
3 — Bu işe ait şartname Ankara Orman Genel Müdürlüğünde ve İzmir, Eskişehir, Denizli, Burdur, Antalya işletme müdürlüklerde işletmemiz müdürlüğünde ve Konya, îspaıta, Ş. Karaağaç, Çeçiborlu Bölge şefliklerinde görülebilir.
4 — İsteklilerin belli gün ve saatte miisbit evrak ve ilk tt»-
minatlaıile komisyona müracaatları. (9077—2667
Devlet Orman İşletmesi Bartın
Müdürlüğünden:
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
9 Aralık 1950 vaziyeti
AKTİI PASİF
1 — Ulupınar istif yerinde mevcut üç partide 326.835 M3 köknar kerestesi 5/12/1950 tarihinden itibaren 15 gün müddet - metreküpü 108 liradan açık arttırmaya çıkarılmıştır.
2 — Arttırma 21/12/1950 perşembe günü saat 15 te, Ulu »Vylgc Şefliği binasında icra edilecektir.
3 — Her parti için yüzde 7.5 hesabı ile geçici teminat alına :aktır.
4 — Şartname Ankara’da Orman Genel Müdürlüğünde, K( abuk, Devrek, İstanbul işletmeleri ile işletmemizde, Ulus, Ulu
omur bölge şefliklerinde görülebilir.
5 — İsteklilerin muayyen gün ve saatte ilk teminat belgeleri ile birlikte satış komisyonuna müracaatları. 9146—2697
Devlet Orman İşletmesi Karabük Müdürlüğünden:
1 — işletmemizin Ovacuma bölgesi emvalinden olup Keli ler köyü istif yerinde mevcut 30 kuturdan aşağı 1186 adede depk 199.802 M3 köknar, 430 adede denk 70.178 M3 çam tomruk laı:ı ile 30 kuturdan yukarı 91 adede denk 34.714 M3 köknar ve 17 adede denk 9.706 M3. çam tomrukları 9/12/1950 tarihinden 'tibaren 16 gün müddetle dört parti halinde ve açık arttırma suretiyle satışa çıkarılmıştır.
2 — Açık arttırma 25/12/1950 tarihine rastlıyan pazartes -iinü saat 10 da Karabük işletme Müdürlüğü binasında toplana .•ak komisyon önünde yapılacaktır.
30 kuturdan aşağı köknar tomruklarının muahmmen bede li 26.15 lira 30 kuturdan yukarı köknar tomruklarının 34 lira 9.r kuruş 30 kuturdan aşağı çam tomruklarının muhammen bedeli 28.65 lira yukarı olanlarının ise 42.40 liradır.
Her parti için ayrı ayrı yüzde 7.5 hesabiyle geçici teminat alınır.
3 — Bu işe ait şartname Ankara’da Orman Genel Müdürlüğünde Bartın. Gerede, Devrek, İstanbul işletmeleriyle İşletmemizde vc Ovacuma Bölge Şefliğinde görülebilir.
4 — isteklilerin belli gün ve saatte komisyona müracaatları.
Türkiye Ziraî Donatım Kurumu Umum Müdürlüğünden
Kurumumuz merkeziyle İstanbul transit ve İzmir Depo Müdürlüklerimizde mevcut teknik ve ticarî şartnameler dahi Ünde 50 ton civalı yaş, 500 ton civalı kuru ve 300 ton civasız kuru tohum ilâçlama preparatı satın alınacaktır.
İsteklilerin teknik ve ticari şartnamelerimize uygun olarak hazırlıyacakları tekliflerini en geç 15/1/1951 günü akşamına ka-
dar Umum Müdürlüğümüze vermeleri
ve Kurumumuzun
satın alıp almamakta serbest olduğu ilân olunur. (9175) 2717
Kitapçılara ve Tel: 25936 müracaat
(62311
Satılık ev
İller Kooperatifi mahallesinde iki katlı, bes oda, iki hol, bodrumu olan ev satılktır. Anahtar, Kooperatif mutemedi B. Şeref ile Emlâkçı B. İsmail Gök-çek'lc. Şartlar için Tel: 23775.
(6243)
î Amerikalıya ait !
satılık eşya \
( Mobilya, 8 ayak buz do- ( i labı, elektrikti dikiş maki- )
) nesi, havagazı ocağı, ça- ) ) ınaşlr makinesi, marangoz t
( âletleri, elbiseler vc daha ( s bazı eşyalar. 14, 15, 16 ve )
S 17 Aralık günleri saat 13 ( j den 18 e kadar Karanfil t
( sokak 47 nolu Keııan A- (
5 caat edilmesi. 6255 )
Kızılay Genel
Merkezinden
Türkiye Kızılay Derneği Genel Merkez Kurulu 15 Aralık 1950 Cuma günü genel merkez binasında olağanüstü toplanacaktır. Sayın üyelerin teşrifleri rica olunur. (3022)
Satılık
7300 kilometrede, dört kapılı 1950 modeli Dclux Chevrolet
maıka otomobil müsait şartlarla raltlıkhr.
Müracaat: Ulus Meydanı Koç-han'da İbrahim Berkmen. (6276)
Teşekkür
Kızımız Nurten Ulucrgü-ven in tutulduğu menenjit T.B. hastalığım fennin bütün imkân ve icaplarım kusursuz ve fasılasız tatbik etmek suretiyle tedavi eden ve 8 ay rüren bu ihtimam devresinde şefkat ve alâka göstermekle hastalığı kadar bizle-rade cesaret ve teselli veren
Dr. Mucip Karamızrak, D.D. Yollan hastanesi baş hekimi Ferit Şahenk, sinir hastalıkları mütehassısı Dr. Vefik
Kıpçak ve hemşiresi Nezi-F.e'ye karş« duyduğumuz minnet ve şükran hislerimizi ale- , nen ibraz eyleriz.
Annesi
Cavide Uluergüven (7278) 1
Kiralık daireler
Uç odo, bir hol, biri üst ka', b’r' bodrum kat.
On Cebeci Birinci Orta Okul arkası, Dilim sokak. Yeşil apartman No. 11 Telefon: 25561.
DEVLET TİYATROSU Büyük Tiyatro’da
Bu akşam saat 20 30 da
F. Schillcr’in HİLE vc SEVGİ
Dram 5 perle (SON TEMSİLLERİ)
17 Aralık Pazar akşamı 20.30 da
G. Verdi’nin RİGOLETTO
Opera 4 perde Müzik idaresi: Adolfo Camozzo Sahneye koyan: Aydın Gün
KÜÇÜK TİYATRO'da
Bu akşam saat 20.30 da Nâzım Kurşunlu'nun Melekler ve Şeytanlar Piyes 3 Perde (Halk gecesi - Son temsiller)
17 aralık pazar günü saat 11 de
Mümtaz Zeki Taşkın’ın
KARA BONCUK
Müzikli çocuk komedisi 5 Tablo Müzikler: Nâzını Ülgcn .Sahneye koyan: Agâh Hün (Bu Pazarın biletleri ile 24 Aralık Pazar Çocuk Tiyat-ıosu biletleri satılmaktadır.)
15/12/1950
ZAFER
Sayfa» 7
BÜYÜK Mağazada
Taksitle Satış Başladı
Subay ve Memurlara Kolaylık
Adres: Anafarialar Adliye Sarayı, yeni mağazalar karşısı No. 300
BÜYÜK Mağazanın j BÜYÜK Mağazanın |
ZENGİN Kadın, Erkek, Çocuk. Bebe İthal Ettiği Avrupa Kumaş j
Tekmil GıYıM EŞYA Çeşitlerini ı ve yerli kostümlükleri müşterilerini memnun edecek vasıftadır?
Mutlaka görünür. 5 Garantili elbiıo diletir 5
— Tel: 15149 — Hikmet Ünal ve Ortağı Kollekiif Şirketi Ankara Şubesi
BÜYÜK Mağazanın
Meşhur Alman Mamulatı
VEKA Markalı Radyoları Gelmiştir
Taze balık!. Taze balık!.
ETERNfi

.1
•t untfimn en otomatik S(.dlİ
ETERNH
Saatleri Türkiye Mümessili
FEHİM AKAY
Tel: İstanbul: 28523. 6244
TAZE BALIK!. TAZE BALIK!.
Ankara Kalkma hizmet edeceğim
70 ku ıış uskumru, 40 kuruş hamsi
Yeni Hal Halk Sandığının bulunduğu dükkân — NECİP AY AB AK AR —
«İHTİKÂRA MEYDAN VERMİYECEGİM»
Hışmın li r ımraı —nrı^mmıı
ı
Tapu ve kadastro genel müdürlüğünden
1 — Tapu vc Kadastro idarelerinin ihtiyacı için müteahhidi nam ve hesabına (9) adet Teodolit açık eksiltme ile satın alınacaktır.
2 — Eksiltme 29/12/1950 tarihine rastlıyan cuma günü saat 15 dc Genel Müdürlük binasında toplanacak Satınalma Komisyonunda yapılacaktır.
3 — Muhammen bedeli 38250 lira olup geçici teminatı 2868 lira 75 kuruştur.
4 — Şartnamesi her gün Satınalma Komisyonunda görülebilir.
5 — Taliplerin kanunî vesikaları ve geçici teminat mak- ı
buzları ile birlikte muayyen gün ve saatte komisyona gelmeleri. (9051) 2678
Acele satılık arsa
Büyük Millet Meclisinin arkasında Güney Matbaası yakınında asfalta yakın imarca parsellenmiş 760 metrekare fevkalâde bir arsa acele1 satılıktır.
Pazar günleri hariç her gün Tel: 13591 den görüşülebilir. 3013
BU AKŞAM SAAT 21 de
Ankara Halkevi salonunda
MİTHAT FENMEN
■5
Piyano Resitali
Programda: Bach'ın 200 üncü yıldönümü münasebetiyle İngiliz Süiti, Beethoven, Chopin ve Schumann
Biletler: saat 9 dan itibaren Ulus Meydanı, Bankalar caddesi, Millî Piyango Gişesinde satılmaktadır. Tel. 11048
Bu akşam 7 den itibaren Halkevindc satışa devam edilecektir.
Fiyatlar: 300, 200, 150 ve öğrenci 50 kuruştur.
2995 Nüvit Beriker Konserleri
r—.......«.m..--
ı Ankara Palas
(Renkli)
■ Baş Rollerde: pına Turner - Gene Kelly - June Allyson - ■ j Van Heflip - Ang.ela pansbury
[ j Seapslar: 14 — 16,|5 — 18.30—- 21.15 U
; I Numaralı yerleriniz) evvelden aldırınız, |
I Dikkat: Her gün saat 11'de DÜNYA SERBEST ve GREKO | I RpİvIEN Rcvanş Müsabakası ile TÜRK İSRAİL MİLLİ ■ ] J’UTB(OL maçı vc ilâveler, salon 50, balkon 65 kuruş. f?
Bafra kaymakamlığından
563Q sayılı kanunun şümulü dışında kalıp devletin hükü»* /e tasarrufu altında bulunan Bafra balık göllerinin üç yıllık av-•ınnıa hakkı 45000 lira muhammen bedel üzerinden 4/12/1950 gününden itibaren 15 gün müd detle yeniden açık arttırmaya çıkarılmıştır.
1 — Muhammen bedel 45000 lira olup % 7,5 geçici teminatı 3375 liradır.
2 — Açık artırma Bafra Malmüdürlüğü odasında müteşekkil komisyon huzurunda 18/12/1950 tarihine rastlıyan pazartesi günü saat 15 de yapılacaktır.
3 — Artırmaya iştirak edecek talipler, artırma saatinden bir saat evvel geçici teminatlarını yatırmış olmaları lâzımdır.
4 — Bu işe ait şartname Samsdn, İstanbul, Ankara ve fzmir defterdarlıklariyle Bafra Malmüdürlüğünde mevcut olup taliplerin tetkikine ânıade tutulmaktadır.
İsteklilerin belli gün ve saatte teminat makbuzlariyle bir-’kle komisyon nezdinde hazır bulunmaları lüzumu ilân olu nur. (9091) 2680
1
Yılbaşı gecesi için
Masa kaydına başlanmıştır
Kocaeli valiliğinden
lzmitte Paç semtinde Dere Boğazı deresi lahı (19510) lira (62) kuruş keşif bedelile on dölle açık eksiltmeye konulmuştur.
Eksiltme 25/12/1950 pazartesi günü saat 15 vındırlık Müdürlüğünde müteşekkil komisyon
mecrasının
beş gün r.üd-
te Kocaeli B ’ marjfetile ya-
pılacaktır.
Geçici teminat miktarı (1463) lira (30) kuruştur.
Bu işe ait keşif evrakı ve eksiltme dosyası her gün mesai saatleri içinde Bayındırlık Müdürlüğünde tetkik edilebilir.
İsteklilerin muayyen gün ve saatte belli teminat mektubu veya makbuzla, 950 yılı ticaret odası vesikası, ihale gününden üç gün evvel benzeri işleri yaptığına dair valilikten alacakları- yeterlik belgelerile komisyona baş vurmaları ilân olunur. (9025) — 2712
Çok kıymetli ar a’a1- satılıktır
Bankalar Caddesi üzerinde ve Opera Meydanında Gençlik Parkı methali karşısında: Banka, otel, tiyatro, gazino gib’ büyük bina inşaatına elverişli geniş arsalar satılıktır.
Müracaat yeri: İtfaiye Meydanı İller Bankası arkasında ANADOLU GARAJI yazıhanesi. Tel: 15349 ve 10082 625^
jAnkara ilâncılık bürosu^
Kuruldu
; Bugünden itibaren her tiirlü ilân ve reklâm | işleri kabul eder
Telefon: 15829 !
Posta cad. Esen ap. daire 6 Ş
Ankara Numune hastanesi
Gaziantep Tekel Başmüdürlüğünden
1 — Mukavelesi fesh edilen Urfa Tekel İdare Binası ve an-barlarmın ikmâli inşaatı kapalı zarf usulile eksiltmeye konulmuştur.
2 — Muhammen bedeli 32693 lira 30 kuruştur. Geçici teminatı 2452 liradır.
3 — Eksiltme 20/12/1950 Çarşamba günü saat 15 de Gaziantep Tekel Başmüdürlüğünde teşekkül eden komisyonda yapılacaktır.
4 — Şartnameler her gün Gaziantep Ankara - İstanbul Tekel Başmüdürlüklerinde ve Urfa Müdürlüğünde görülebilir.
5 — İsteklilerin eksiltmeye girebilmeleri için 15.000 liralık clı!:\ t vesikasını eksiltme gününden üç gün evveline kadar ı ı. halleri Bayındırlık Müdürlüğünden almaları şarttır.
6 — İsteklilerin mühürlü fiat teklif mektuplarını kanunî vesaikle güvenme parası makbuzu veya Banka teminat mek-..ıplarım ihtiva edecek olan kapalı zarflarını eksiltme saatinden
saat evveline kadar adı geçen komisyona vermeleri ilan olu-
7 — Postada vukua gelecek gecikmeler kabul edilmez.
Sümerbank Nazilli Basma Sanayii Müessese Müdürlüğünden
Müessesemiz ve Halkapınar fabrikamız ambarlarında mevcut pamuk telefi, üstüpü, parçabez, döküntü ve hurda malzeme 18/12/1950 pazartesi günü saat 9 da Nazilli’de müessesemizde pazarlık suretiyle satılacaktır.
Buna ait şartname ve satışa çıkarılacak döküntülerin nev! vc miktarlarını gösterir listeler, İstanbul’da Sümerbank Alım vc Satım Müessesesinde İzmir’de Halkapınar Fabrikamızda, Ankara, Adana ve Konya Sümerbank Mağaza Müdürlüklerinde Kayseri Pamuklu Sanayii Müessesesinde ve Müdürlüğümüzde görülebilir.
Satılan malların 31/12/1950 akşamına kadar kaldırılması şarttır. (9044) 2633
Toptan v" perakende arsa satışı
Baraj asfaltı üzerindeki AYDINLIK EVLER mahalles: nrkasında imarca parsellenmiş saha dahilinde 250 - 500 M" arasında muhtelif büyükülükte 300 kadar müstâkil parsel ko operatil/ere ve şahıslara toptan veya perakende olarak ehver fiyatla satılıktır.
Müracaat yeri: İtfaiye Meydanı İller Bankası arkasmd-ANADOLU GARAJI yazıhanesi. Tel: 15349 ve 10082 625'
Baştabipliğinden
Cinsi: Ameliyat masası (teferruat listesi şartnamesine eklidir): Miktarı: 1 adet; Muhammen tutarı 7500 lira; muvakkat teminat 562 lira; ihale tarihi: 3/1/1951 çarşamba günü saat 14 de.
1 — Ankara Nümunc Hastahanesi ihtiyacı için yukarıda evsafı yazılı ameliyat masası açık eksiltme ile satın alınacaktır.
2 — Taliplerin teminat mektubu ve ticaret odası vesika-’nrilc birlikte muayyen gün ve saatte komisyona müracaatları.
3 — Şartnameler Ankara Nümune hastanesinde ve İstanbul Sağlık Müdürlüğünde görülebilir. (9088) — 2713
GRİP vc SOĞUK ALGINLIKLARINA KARŞI Terkibinde 0,15 Gr. KİNİN bulunan
SAĞLIK vo SOSYAL YARDIM BAKANLIĞININ
4.11.1949 tarihli ve 18/47 sayılı ruhsatını haizdir. Günde dört adet alınabilir.
Emniyet Genel Müdürlüğünden
Kâğıt, Karton, Mukavva ve cilt bezi Emniyet Genel Müdürlüğünden verilmek şartiyle (3750) lira tahminî bedelli (41) kalem parmakizi fiş, formül ve defterinin basımı 21/12/1950 perşembe günü açık eksiltme suretiyle ihale edilecektir.
Şartname ve nümuneleri dairemizde görülebilir, İsteklilerin Hazine veznesine yatıracakları (282) liralık ilk teminat alındısı ile 2490 sayılı kanunda yazılı belgeleriyle birlikte ihale günü saat (15) te satın alma komisyonuna mürcaatları.
Watherprooı
Boy ve Bayan trençkotlan en ucuz fiyatlarla Ortaçta bulabilirsiniz.
38 liradan 100 liraya
kadar
Çocuklar için zengin
Çeşitler
Telefon: l)Jl*
Otomobil satılacak
Murgul Bakır İşletmesi Müdürlüğünden:
1 — Halen çalışır vaziyette bulunan aşağıda marka ve du
rumu yazılı bir adet tenezzüh arabası açık arttırma ile s^tıla-
Ankara valiliğinden
1 — Bayındırlık Bakanlığınca birinci ve ikinci derecede ehliyetli yapı kalfası yetiştirmek maksadiyle (Yapı Kalfalığı) Ankarada üçüncü kursu 1 Aralık 1950 cuma günü saat 16 da Samanpazaıında İstiklâl Mahallesinde eski İstiklâl ilk okulunda açılacaktır.
2 — Teknik Okulu mezunu olmayıp da devlet daire ve be ’ biyelerinde inşaat Fen Memuru unvaniyle yapı işlerinde vp
görmüş ve görmekte olanlardan ehliyetleri Bayındır!ö Bakanlığınca sabit görülenler (ehliyetleri Bayındırlık Bakan ’-ğ-nca tasdik edilmiş olanlar) devam mecburiyeti olmadan Bayındırlık Bakanlığınca açılan Yapı Kalfalığı kurslarının 'ütün imtihanlarına tabi olurlar. Muvaffak oldukları takdirde kendilerine derecelerine göre birinci veya ikinci derecede kalfa ehliyeti verilir.
P. T. T. Bölge Başmüdürlüğünden
Resmî pullar, takse pulları. Darphane ve Damga Matbaasında bastırılmış olan Atatürk serisine ait pullar, İsviçre’de Courvoisier basımevine bastırılmış olan ve 1/1/1949 ve 19 Mayıs 1950 tarihlerinde tedavüle çıkarılmış olan uçak pullan, Sivil Havacılık, Farabî pulları hariç olmak üzere şimdiye kadar satışa çıkarılmış olan normal posta ve hatıra pullarının 1 Ocak 1951 tarihinden itibaren tedavülden kaldırılacağı ilân olunur. (9163) — 2709

2 — Satış 27/12/1950 çarşamba günü saat 16.00 da Muıgır Bakır İşletmesi Müdürlüğünde yapılacaktır.
3 — Satılacak olan vasıta her zaman mezkûr İşletme garajında görülebilir.
4 — Bu açık arttırmaya gireceklerin 150.— T.L. teminatı 27/12/1950 çarşamba günü saat 15.00 e kadar yatırmaları lâzımdır.
5 — İşletme satışı yapıp yapmamakta serbesttir.
Cinsi: Tenezzüh, Markası: Ford dö lüks, plâka No. 45, Motor No.: 11.366, Muhammen bedeli: 2000 T.L., Modeli: 1939, Durumu: Çalışır. (9111) 2689
3 — İkinci maddede yazılı şartları haiz olanlardan kurs •htihanlarına girmek isteyenlerin en geç 25 Ocak 1951 günü m kadar bir dilekçe ile Ankara Valiliğine müracaatları ilân olunur. (8859) — 2711
Nakliyat yaptırılacak
Toprak Mahsulleri Ofisi Samsun Bölge Müdürlüğünden:
1 — Alaca ambarımızda mevcut Ofisimize ait hububat, bak liyal ve saire maddelerden 1500 tonunun Yerköye taşınması işi açık eksiltmeye çıkarılmıştır.
2 — Eksiltme 23 Aralık 1950 tarihine rastlıyan cumartesi günü saat 10 da Alaca’da Toprak Mahsulleri Ofisi binasında te şekkül edecek hususî komisyon önünde yapılacaktır.
3 — İstekli kimselerin 1500 lira geçici teminatlarını eksiltme saatinden bir saat Önceye kadar Ofis veznesine yatırmaları ve alacakları makbuzlarile komisyona başvurmaları lâzımdır
4 — Bu işe ait şartlaşma ve sözleşme tasarıları beş lira kar şılığında Alaca Ambar Şefliğinden temin edilebilir. (9024) 266.'’.
Karayolları Genel Müdürlüğü Merkez Atplyesi Müdürlüğünden
1 - fi adet 18800 Kcal/h vc 9 adcl 32500 Kcal/h İlk hav.-dıcısı 'lc 15 adet bu ısıdıcılara ait şamandırah termqstatil
kondansatör kapalı zarf usulü ile satın alınacaktır.
2 — İhale 28/12/1950 tarihine rastlayan perşembe günü, sa.-’t 15 te Ankarada Sarıkışla karşısı Karayolları Genel Mü •liirlüğü Merkez Atelyesi Müdürlüğü satınalma komisyonunda anılacaktır.
3 — Hepsinin muhammen bedeli 12060 lira olup geçir teminatı da 904 lira 50 kuruştur.
4 — Bu işe ait hususî ve fennî şartnameler tatil günleri hariç her gün atölye müdürlüğünde görülebilir.
5 — Teklif mektupları en gec ihale günü saat 14 e kadar, makbuz mukabilinde satınalma komisyonuna teslim edilmiş olmalıdır.
6 — Postada gecikmeler nazarı itibare alınmıyacaktır.
7 — Müdürlüğümüz 2490 sayılı kanuna tabi olmadığından
ihaleyi yapıp yapmamakta serbesttir. (9156) — 2708
Mantoluk
ORTAÇ’a
Borsalino
Şapka çeşitleri ve en zengin renkleri İle yeni modelleri gelmiştir.
ORTAÇ
daima sizin kesenizin
Satılık Matbaa makineleri
Bir adet İşler vaziyette Ouplex tabı makinesiyle ) ni vaziyetle bir adet otomatik 57 X 82 ve bir adet 70X100 König - Bauer dliz baskı makinesi ile komple mücellithane satılıktır.
Zafer gazetesi İdare Müdürlüğüne müracaat
Satılık veya kiral k [ iki oda, bir sofadan ibaret iki katlı ev salıl.k veya kiralıktır.
Bentdcresi Sığmaklar karşısı Alaman Kâzım'a müracaat.
(6277)
ZAYİ — Niğde nüfus müdürlüğünden aldığım nüfus cüzdanımı kaybettim. Yenisini alaccjım dan eskisinin hükmü yoktur.
Kemal Mert (6279)
1 Doktor Abdullah ( Faik Bağana
Birinci Sınıf
ÇOCUK HASTALIKLARI VE BAKIMI MÜTEHASSISI Hastalarım saat 15-19 arası Adliye karşısı Sakarya Apt. No. 7 dairesinde kabul
Salı ve Cumartesi günleri parasız muayene. (6203)
ORTAÇ
Rohdeşambr
Robdeşamhr, Gömlek, Kravat. Eşarp. Kazak, Çorap ve yünlü çeşitlerimiz gelmiştir.
Anafartslar Caddesi No. 224
Adliye karşısı, köşe mağaza
Beşiktaş Futbol Takımı geçen senekı ka drosıyle
Kulüplerin nasipleri
Bölge masraflarının çokluğu yüzünden kulüplere her maçta 75 şer krş. düşüyorı
19 Mayıs stadında yap.lan maçlarda elde edilen hasılatın azlığından dolayı, bölge hissesinin indirilmesi ve masrafların azaltılması hususunda, bölge tertip heyeti; bölge başkanı vali nezdinde gerekli müracaatta bulunmuştu. Aradan bir eydan fazla zaman geçtiği halde her nedense bu müracaa a blı hal çaresi bulunmamıştır. Bu vüzden de kulüplerin çekmekle olduklar^ mafî 's/kuritılaıtn günden güne artmakta olduğu* yakandan müsahade eo^dmek- i
Lüzumsuz yere satın alman 19 Mayıs stadın.n taksitlerini ö-demek için, kulüpleri sıkıntıya sokmakta mâna yoktur. Esasen bugün elde edilen hasılatla bölgenin bir milyona yakın o-lan borcunu ödemek imkânsızdır. Vaziyet böyle iken, bölgenin stad hissesi ve masrafı olarak maç hasılatından aldığı paranın indirilmesi için artık bir formül bulmak lâzımdır.
Öğrendiğimize oöre, evvelki hafta yapılan lig maçlarında elde edilen hasılattan bölge hissesi ve masrafı çıktıktan sonra birinci küme kulüplerine verilen paranın miktarı 75 kuruştur. Bu miktarın bir kulüp masrafını ne dereceye kadar karsılıyacağlmı her halde sayın spor meraklıları çok iyi takdir ederler.
Bugün maç hasılatının az oluşunun kanaatimizce iki sebebi Vardır:
1 -r Kulüpler arasında kuvvet muvazenesinin olmaması yüzünden maçlara az seyircinin gelmesi.
2 — Bölge hisse ve masrafının fazla olusu.
İkinci madde bugün için üzerinde durulacak en mühim bit konudur. Çünkü elde edilen hasılattan bölgenin eşi dostu memnun edecek ve hatla israf denebilecek bir şekilde yaptığı meftraflar kapandıktan , sonra tabiî olarak kulüplere on para dahi kalmamaktadır. Ekseriya da kulüpler bölgeye borçlu çıkmak.
ladırlar. Buna, en yakın misal olarak Vefa takımının Havagücü ve Demirsporla yapt.ğı son şılaşmaları gösterebiliriz.
Vefa maçlarında elde edilen beş bin küsur liralık hasılattan misafir lakıma verilen paradan başka, bölge hissesi olarak 800 lira ve bölge masrafı olarak da 900 lira ayrıldıktan sonra organize edilen bu maçlardan her iki kulüp 700 lira borçlu çıkmıştır.
Bu yüzden Vefa takımım bir daha Ankaraya getirilmesi ihtimali azdır. Daha bunun gibi bir çok yerli ve yabancı temasların zararla kapanması, kulüpleri malî bakımdan hayli sarsmaktadır. Netice sık sık yerli ve yabancı temaslar yapılmadı-ğ.ndan Ankara* futbolünde günden güne bir gerileme göze çarpmaktadır. Nitekim ı futbol kalitesinin de düşmesi yüzün -den halk da maçlara gelmemek tedir.
Kulüplerin kuvvetlenebilmeleri için evvelâ kasalarının dolması lâzımdır. Bu olmadığı takdirde parasız olan kulüplerin inkişaf, çok güçtür.
Bugün için kulüplerin yegâne gelir membaı olan maç hasılatlarının bu derece az olması Ankara sporunun kalkınmasına en büyük bir manidir..
Sporun gelişmesi ve kulüplerin de yastyabilmesi için bölgenin gerekli yard.mlarda bulunması ve kolaylıklar göstermesi esastır
Bu hususta ilgililerini dikkat nazarım bir defa daha çekeriz.
Haydar Ozakman
Be!sikt|as takımı şehrirnize geliyor
Siyah beyazlılar Ankarada ilk maçlarını cumartesi günü ordu karmasıileyapacak
İki maç yapmak üzere Beşiktaş futbol takımı şehrimize davet edilmiştir. Beşiktaş ilk karşılaşmasını cumartesi günü Ordu Karması ile yapaeâk. Bu maçtan evvel DeınirspoFla Ahkara-gücü karşılaşacaktır.
Pazar günü de Gençlerbiliği -Beşiktaş'la, Demirspor - Ankaragücü galibi de Ordu Karması ile karşılaşacaktır.
Beşiktaş’ın şehrimize gelmesi dolayısiyle birinci küme lig maç ları tehir edilmiştir. 2 nci ve 3
üncü küme maçları yapılacaktır.
Bu hususta Bölge tebliği aşağıdadır:
B. T. Ankara Bölgesi Futbol Ajanlığından:
Bu hafta 19 Mayıs Stadyu. ■nıunda iç sahada yapılacak futbol akrşılaşmalarınin programı aşağıda gösterilmiştir: 16/12/1950 Cumartesi saat 12.30 da
Ankaragücü - Demirspor
Hakemler: (Reşat Önen) Celâl Araz, Cezmi Başar.
Saat 14.15 de
Beşiktaş - Ordu Karması
Hakemler: (Hüsamettin Böke) Fethi Tokman, Kenan Sert-yei.
17/12/1950 Pazar Saat 12.30 da
Ankaragücü - Demirspor galibi - Ordu Karması
Hakemler: (Sait Atakol) Rahim Kotan, Salâhattin Dipçin. Saat 14.15 de
fi
Millî takım
tertibinde keşmekeş
Türkiye - Amerika
Beşiktaş - Gençlerbirliği
Hakemler: (Faik Gökay) Naci Baydar, Mehmet Güngör.
NOT:
güreş müsabakaları
Biletler bugün saat 9 dan itibaren Stadyum gişelerinde satışa arzedilmiştiı*.
Kapalı tribün , Maraton kulesi
Son yirmi beş yılda atletizm
Eski yüz metre şampiyonu şimdiki j 54 üncüden de geridedir-200 metre rekorunu bugünkü 53 cü geçer
Halen, Avrupada bi yapmakta olan dünya yan orta siklet boks şampiyonu Ray Ro-binson, son yaptığı maçta, Belçika orta siklet şampiyonunu beş dakika içinde nakavt etmiştir. Robİnson, bazı eksperlere göre, halen dünyanın en teknik bok sörÜdür. yan orta sıklet şampiyonluğundan maada ofla sıklet- şampiyonu olabilmek için halen orta siklet dünya şampiyonu olan Jake Lamotta ile bir karşılaşma yapmak islemektedir. Bazı söylentilere göre, Lamotta böyle bir karşılaşma yapmaktan kaçınmaktadır.
Robinson bu ayın 22 sinde Pa-riste Spor Sarayında Fransanm meşhur orta siklet boksörü Ro-bert Vîllemain ile karşılaşmak üzere bir kontrat imzalamıştır. Geçenlerde Nevyorkta Jake La-motta’yı bir hususi karşılaşmada mağlûp etmeye muvaffak olan Robert’in Robinson ile yapacağı karşılaşmaya büyük bir önem verilmektedir.
Hiç şüphesiz ki, bu karşılaşmada Robinson gqlip de gelse, mağlûp da olsa, kârlı çıkacaktır. Çünkü, gelecek ay içinde Lamotta’ya karşı orta siklet şam piyonluğu ünvam için yapacağı maça, en iyi bu suretle hazırlanmış olacaktır.
Robert Villemaln, müteveffa Marcel Cerdan’dan sonra en iyi Fransız orta siklet boksörü olarak tanınmaktad.r.
Orhan Bülend
On yedi Aralıkta yapılacak olan güreşlerin hazırlığı tamamlanıyor dana çıkmış olacaktır.
Büyük bir ihtimal ile 62 kiloda Nurettin Zafer’e yer verileceği söylenmektedir. 67 kiloda millî takıma namzet iki rakip vardır. Bunlar Servet Meriç jle Tevfik Yüce’dir. Ancak, Tevfik Yüce’nin Servet’e tercih edileceği kati değilse bile büyük bir ihtimal dahilindedir.
Üzerinde durulan siklet 79 kilodur. Yaşar'ın halen altı kilo fazla olması, onun bu kiloda güreşmesine imkân vermemektedir. Böyle olunca, 87 kiloda alabilmesi için de, Orhan :ar ve Muharrem Candaş ile güreşmesi lâzımdır. Arada bir de Bektaş Can vardır ki, bu güreşçinin İstanbul temsilî takımında yer alması muhtemeldir.
Bu hale göre, 79 kiloda, Haydar Zafer veya Bekir Büke'nin güreşmesi zaruret haline gelmiş bulunuyor ki, tecrübe bakımından bu sıklette Haydar Zafer’e yer verilmesi daha doğ-
Alı Yücel rakibini
İstanbul, 14 (Hususî muhabi rimizden) — 17 aralıkta şehrimize gelecek olan Amerikan serbest güreş takımiyle yapaca ğırnız karşılaşmalar için, güreşçilerimizin çalışmaları, hissedilir ciddiyettedir. İhtisas kulübünde olduğu gibi, Kasımpaşa kulübü salonunda da .çalışan güreşçilerimiz, bu çetin müsabakalara lâzım gelen ehemmiyeti vermektedirler.
Amerikan millî takımı seçilmiştir. Verilen malûmata göre takımda yer alacak güreşçiler şunlardır,:
52 kilo: John Harrison,
57 kilo: Walter Romanovvsky,
tuşa getirirken
62 kilo: Lowel Lange,
67 kilo: Keith Young,
73 kilo: William Nelson,
79 kilo: William Smith,
87 kilo: William Heintz, Ağır: Cari Ab41.
Bize gelince, millî takımımızda yer alacak güreşçilerimizden ancak dördü tespit edilmiştir. Bunlar 52 kiloaâ Ali Yücel, 57 kiloda Nasuh Akar, 73 kiloda Celâl Atik ve ağırda İrfan A-
Diğer sikletlerde güreşecek olanların seçmeleri bugünlerde yapılacak ve Amerikan millî takımına karşı çıkaracağımız serbest takımımız bu suretle mey-
Netice olarak, millî takımımızın Amerikalılara karşı şu tertipte çıkması kuvvetle muhtemeldir:
52 kilo: Ali Yücel,
57 kilo: Nasuh Akar,
62 kilo: Nurettin Zafer,
67 kilo: Tevfik Yüce,
73 kilo: Celâl Atik,
79 kilo: Haydar,-Zafer,
87 kilo: Yaşar Doğu - (Muharrem Candaş),
Ağ:r: İrfan Atan.
Ai
200 Kuruş
100 Kuruş
50 Kuruş
alındık
teş-
Beynelmilel dünya izcilik kilâtına, 1 Aralık 1950 tarihinden itibaren Türkiye izcilik teşkilâtı da 48 inci millet olarak üye kabul edilmiştir.
Merkezi Londrada olan bu beynelmilel teşkilât, iki yılda bir dünya izcileri arasında konferanslar tertipler. Muhtelif memleket delegelerinin izcilik hakandaki görüşlerini inceler ve bunu bir raporla teşkilâtına bidirir. Ayrıcaf 4 senede bir de on gün müddetle dünya İzcilerinin iştirak ettiği Jambori (izcilik toplan tıları) m organize eder. Bu vesile ile muhtelif millerlere ait izcilerin birbiriyle tanışmalarını ve müşterek çalışmalarım sağlar.
Bu toplantılara 15.000 ilâ 40.000 arasında izci katılmaktadır Son defa 1947 yılında Pari-siıı Moisson mevkiinde yapılan Jambori'ye 40.000 den fazla izci katılmıştır. 1951 yılında Avus-turyada yapılacak olan Jambori ye şimdiden 15.000 izci davet e-dilmiştir.
Beynelmilel izcilik teşkilâtına üye olan memleket izcilerinin ya pacaklan seyahatlarda fevkalâde kolaylıklar gösterilmektedir.
Bugüne kadar hiç bir dış se-yahata çıkmamış olan Türk izcileri, bu vesile ile muhtelif meni leket izcileri ile tanışmak ve kamp kurmak imkânlarım elde etmiş bulunmaktadır.___________
federasyonu, 1950 yılı iyi elli derec
leye göz atarken aklımı senede atle.izmde ne kadar ilerlediğimizi anlamak için bir mu-kayeso yapmak geldi. Acaba, bundan 20 sene kadar evvel yapılan Türkiye atletizm lerinde şampiyon olan 1950 yılındaki cn iyi 51 mizle bgraber yarışsalar idi alacakları netice gine birincilik mi olurdu? İşte bunu anlıyabilmek için aşağıdaki meraklı karşılaştır mayı yaptık.
100 metrede 1927 yılında Said Odyak 11 8 10 ile Türkiye birincisi olmuştu, bu derecesi ile 1950 Türkiye 54 üncüsünden daha sonra gelmektedir. Çünkü, 54 üncünün derecesi 11 6 10 dur. 1927 yılı 200 metre birincisi 25 4 10 ile Cezmi Sahingiray idi, halbuki bugün 53 üncünün derecesi 24 3/10 dur. Gine 1927 de Sami 400 metrede 55 lik bir derec yapmıştı, bugün ayni derece il 33 üncü gelebilir.
800 metrede 1927 de nisbeten iyi bir derece elde edilmiştir Ömer Besim Koşalay 2,03 7 10 luk derecesi ile bugün 16 inci J olabilirdi. Ayni yılda 1500 met-; rede Sudi Hersek 1500 metreyi 1 4,39 da almıştı. Bugün Türkiye ! ellincisinin derecesi 4,33 8 10
) dur. 5000 metrede ise, 1924 de ı 20, 12 8 10 ile İsmail birinci gel-. misti- Bugün İsmail koşsa idi, ellinci gelen atlette;n 2 dakika 13
) saniye 8 10 sonra yarışı bîtire-, çekti.
1 110 metrede Tevfik Böke 1933
1 de yaptığı 16 6 10 luk derece ile 1 altıncı olablirdi. 1933 yılı 400 engelli birincisi Ziya Atlet bugün 1 ayni derece ile onuncu sayılır.
Yüksek atlamada Haydar A-’ şar, 1927 de 1,56 yı ancak aşa-} bilmişti. Bugün Türkiye 61 incisi 1,60 ı aşmaktadır. Uzun atlamada 1927 yılında Cemal Tu-ral’ın 6 metrelik derecesi bugün 47 incinin derecesi ile müsavidir. Sırıkla yüksek atlamada Haydat r Aşar 1927 de 2,89 atlamıştı ki, bugünkü listeye 3,00 metreyi a-şanlar yazıldığı için Haydar lis-. teye bile girerfıez- Uç adım atla-
) mada 1927 yılı birincisi Cemal Tural 12,87 atlamıştı, bugün 24
ı üncü gelebilir.
Coşgul
Son bir ayda zorla kay- ( dedilen üç mağlûbiyetin ? mesuliyetini kim omuzla- 5
Geçen hafta yirmibeş bin vatandaş millî maçı seyrettik. Fakat hepimiz takımın iyi kurulmamış olmasından doğan muvaffakiyetsizliği karşısında, sinirlendik, üzüldük ve hattâ perişan olduk. Bu gibi millî maçların organize edildiğini ha ber alır, günlerce ve hattâ aylarca, bu heyecanlı ve tatlı günleri bekler dururuz. Nihayet o gün gelir yener veya yeniliriz. îyi çalışıp muvaffak olmak kadar, kuvvetli bir rakip karşısında yenilmek de pek tabiidir. Sporda yenmek ve yenilmek de vardır. Fakat her zaman kolayca boy ölçüşebileceğimiz bir takımın karşısında, yersiz düşünceler ve hatalar neticesinde mağlûp olmamız, hiçbir vakit tabiî sayılamaz. Umumiyetle bizler, millî maçlarda üzülmeğe, sinirlenmeğe ve böyle giderse daima mağlûbiyetimizi görmeğe mahkûm olmuş gibiyiz. Çünkü yanlız seyirci olarak kalıyor, birbirimize fikirlerimizi ve tenkidle-tîmizi söylemekle yetiniyoruz.
Cemiyet içersinde ve dola-yısiyle bir millet olarak idare mekanizmasında vatandaş sı-fatiyle vazifeler alır ve bunları mümkün olduğu kadar i-yi bir şekilde başarmağa çalışırız. Fakat çalışmamız uzun müddet verimsiz bir şekilde seyrederse, biz lıerşeyden önce kendimize karşı sorumlu o-luruz. Böyle bir vatandaş ilk andan itibaren vazifeden affını diler. Eğer bunu yapamıyorsa, onu ikaz etmek her vatandaşın hakkı ve vazifesidir. Go çen hafta hepimiz mağlûbiyetimizin sebebini müdrik olarak üzüldük. Çünkü sahaya geçen haftaki takımdan daha kötü bir takı/n tanzim edilip çıkarılamazdı. İkinci devre beklediğimiz değişiklik kısmen vuku buldu. Fakat bu sefer de mağlûbiyetimizi bertarpf etmek i-, çin didindik, çırpındık. Bir sporcuya takımda yer verildiği zaman, ne kadar zayıf bir oyuncu da olsa, bunu kabul e-der ve elinden geldiği kadar çalışır. Menfi olan neticede o-nun hiçbir dahli yoktur. Böyle istikrarsız bir takım kurmakta, idareciler türlü sebeplerin tahtında, mazur kalabilirler. Fakat bu keyfiyet bir iki kere sonraki tamamen ________ _. ___
lıirede 3-0 Tel Aviv’de 5-1, Angibi aşırı faaliyetlerder
başkam bulunan Naili Moran, 1927 yılında disk alma 34,87 ile birinci olmuştu. Moran bugün ayni derece ile Türkiye birincisi değil 18 incisi sayılır. Gülle atmada 1927 yılında Fethi, gülleyi 10,39 o atmıştı- Bugün elli birinci atletimiz 10,60 a gülleyi atabilmekledir.
CfAiç atma tarihimizde, yakın-dcn bildiğimiz bir isimle karşılaşıyoruz: 1935 yılında Çoban Mehmet çekici 29,72 ye atmıştı, bugün 30 metreyi aşanların ismi listeye alındığı için, Çoban Mehmet listeye bile girememektedir.
Mızrak atmada 1924 yılındaki en iyi derece Canbulat tarafından yapılmış olup 34,47 dir, bu atletimiz de 40 metreyi aşanlar bugünkü listede yer aldığı için çok gerilerde kalır.
Atletizm, her zaman baki kalabilecek riyazi ölçülere dayanan bir spor branşı olduğu için çok şanslıdır. Böyle olmasa idi, şimdi futbolda olduğu gibi «yok atletizmde ileri gittik, yok geri ledik» diye münakaşasını yapar-dık.
Halen atletizm federasyonu
Orhan BOLEND
. . 3ya vukubulur. Bundan muvaffakiyetsizlikler kendilerinindir. Ka-
karada 3-2 mağlûbiyetimizle bi ten maçlar bu gibi hataların birer mahsulüdür. Bilhassa son zamanlarda böyle mühim maçlara iyi hazırlanmadığımızdan, evvelâ sahaya karmkarışık bir takım çıkarmakta, sonra da neticeyi aleyhimize görünce, elimizdeki üçbeş malûm elemana sarılmaktayız. Vaziyet iki cepheden de üzücüdür. Şayet takımda genç elemanlara yer vereceksek, onları çalıştırmak ve hazırlamakla mükellefiz. Kaleci bozuktu, defans iyi oynamadı gibi sözlerle, mağlûbiyetlerin sebebini sporculara yüklemeğe, hiçbir vakit hakkımız yoktur. Esasen bu sözler, spordan anlayan bir kimsenin indinde hiçbir mâna ifade etmez.
Görülüyor ki hatalar arka arkaya tekerrür etmekte ve hiç birimiz bu mühim noktaya dikkat nazarımızı çevirme-ır.ekteyiz. Fakat ben hâlâ duy makta olduğum üzüntüyle soruyorum: Bu şekilde hareket ederek millî gururumuzu rencide etmeğe ve bu ıstırapla vatandaşları kıvrandırmaya kimin hakkı vardır? Artık mesuliyet hislerini duymalı ve du-yurmalıyız. Bu hatalar daha ne kadar devam edecektir? Dahildeki futbol dâvalarımızı hallet-memişken, futbolü en ileri olan memleketlerin bile yapamıya-cağı, onbeş günde üç millî maç vazgeç
tr.eli, yahut ta her birine lâyık olduğu önemi verip çalışarak hazırlanmalıyız. Bunları yazarken ilgililerin dikkatini bir kere daha çekeriz ki, malûm o-lan kulüplerin isim yapmış o-yuncularından kurtulmak zamanı artık gelmiştir. Memleketin diğer sahalarındaki genç kabiliyetleri ihmal ederek, on-lardaki şevki kırıyor ve dola-y isiyle Türk futbolünün istikbalini baltalıyoruz. Eğer onların da birer varlık olduğunu kabul eder ve alâkamızı esirgemezsek takımımızı böyle fecî neticelerden kurtarmış oluruz. Biz bu dâvaların yalnız bu şekilde hallolacağına inanıyor ve bekliyoruz. Ümit ederiz ki bun lar bizi ikaz eder, aynı hatalara düşmemize mani olurlar. Biz de üzülmekten ve sinirlenmekten kurtulmuş olur, bilâkis futbol sahalarından neşeli ve ümitle dolu olarak döneriz.
Arslan OKTAY
Yeni Beden Terbiyesi Kanunu
Beden Terbiyesi istişarî kongresinden yeni Beden Terbiyesi Kanun tasarısı üzerindeki çalışmalara başlanmıştır. Yeni tasarıyı Firuzan Tekil, Mümtaz Tar-han ve Nizamettin Kırşandan müteşekkil bir heyet hazırlamak tadır.

Comments (0)