Seııe; I
Abone Şeraiti
Türkiye için
1 tendik
6 r.vhk ...
3 .-W.
’ ..
Nuraosmt
Numara: 128
Hariç için 2500 Kr. 1300 „
700 w
1200 Kr.
600 „ —•
325 -•
125 „...
ıtye, Şeref Sokağı. TELEFON: 20520

Zn Wf 211\X
V S kÂAoaf... \/şte bir milletin mesut i
™ «“T“ « “ • lıo’ı
^-8alı 16 Teşrinievvel 1934
A
“Gönül birliği, münasebetlerde ^ruluk, yaşamakta temizlik, sa-ve sınaata bağlılık, daima ‘ ve gelecek
Katilin
JKatbaai Ebüzziya, İstanbul Q Sabahları Çıkar Siyasî Gazete "j Fiatı Hery&de 5Vupşturs
... J J
MakedonyalI Bulgar olduğu anlaşıldı
Yevmi makale
Lastikli tekerlekler
Lastikli tekerlek denilince hatıra devri sabıkın mükellef ve saltanatlı vükelâ arabaları geliyor. Halbuki devri sabıktan beri zaman çok terakki etmiştir. O devirde tekerleği lastikli arabalara yalnız vükelâ denilen bahtiyar veyahut bedbaht kullar binebildiği halde şimdi artık evlerimizden hergün sokağa attığımız çöplerde lastikli arabalarla son menzillerine gitmek şerefine nail olacaklar.
Lâtife bertaraf. Üç dört gün evvel gazetelerde Belediyenin çöp arabalarının tekerleklerine lâstik geçirmeğe karar verdiğini okuyunca hakikaten hayrette kaldık. Vakıa bir kaç aydır İstanbulda yük arabalarının tekerleklerine lâsik geçirilecekmiş, gürültü ile mücadele cemiyeti Öyle karar vermiş tarzında gazetelerde bazı neşriyat gözümüze ilişiyor idise de, doğrusu biz bu teşebbüsün ciddiyetine inanamadığımız için gazetelerin yazdıklarını okumağa • lüzum görmüyorduk. Halbuki şimdi belediyenin, yapacak bu kadar iş olduğu ve bu işlerin bir çoğunu da yapamadığı bir sırada çöp arabalarına lâstik geçirmeğe karar verdiğini görünce işin çok ciddî olduğunu anladık ve kendi hesabımıza bir kayli de kızdık. Kızmağa çok ta hakkımız vardır. Çünkü biz de İstanbul halkından olduğumuza ve bütün İstanbul halkı gibi belediyeye her sene bir hayli vergi verdiğimize göre çöp arabalarına takılacak bu lâstiklerin parası bizim cebimizden çıkacak demektir.
İstanbulda gürültü ile mücadeleye karar verilmiş olması şüphesiz çok iyidir. İkametgâhları büyük caddelerde olanlar, bilhassa geceleri gürültü yüzünden nekadar rahatsız olduklarını herkesten iyi bilirler. Binaenaleyh şehirde, bilhassa geceleri gürültünün mümkün mertebe azalttırılmasına çalışılması halkın hem istirahati, hatta hem de sıhhati namına lâzımdır. Bunun için de işe yavaş yavaş baş-lıyarak evvelâ fuzuli olarak yapılan gürültülerin önünü almak, ondan sonra tedricî surette mennedilme- i daha güç olan gürültülerin izalesine gayret etmek çok muvafık olur. Fakat gürültüyü menetmek için ilk iş olmak üzere çöp arabalarına lâstik geçirmeğe kalkışmak lüzumsuz ve faydasız olduğt kadar da masraflı ve hatta İsrafil bir iştir.Bir kere çöp arabaları geceleri işlemez. Çöpü en çok olan mahallelerde bile çöp kaldırma işi öğleye kadar biter. Büyük caddeleri temizlemek için de nadiren ikindiye kadar sokaklarda tektük çöp arabası görülür. Saniyen çöp arabalarının gürültüsü, sair gürültülere nisbetle yok hükmündedir. Çünkü çöp arabaları evvelâ küçüktür. Sonra daimî surette hareket halinde değildirler. Her üç adımda bir dururlar. Bu itibarla çöp arabalarının gürültüsünü duymağa vakit kalmaz. Çöp arabalarının yanında tramvay ve otomobil gürültüleri kat kat fazladır. Tramvaylar gece yarısına kadar işler. Otomobiller ise sabaha kadar gidip gelirler ve en dar sokaklara bile girerler. Tramvayları durdurmağa, hele otomobillerin sabahlara kadar işlemesine mani olunamadıkça-ki buna tabii imkân da yoktur cevazda-çöp arabalarının gürültüsünden şikâyete kalkışmak bizce gülünç bir şeydir. Binaenaleyh belediyenin hiç durmadan çöp arabalarına lâstik takmağa kalkışmasında hakikaten en ufak bir mana ve bir fayda tasavvur edilemez. Fakat işin asıl firaklı ciheti bu lâstik takma ameliyesinin belediyeye durup dururken yükleteceği azim masraftır. Arabacılar cemiyetinin bundan evvelki bir hesabına nazaran bir âdi arabanın dört tekerleğine lâstik takmak galiba 75 liraya malolu-yormuş. Bizim anladığımıza göre lâstik takmak için tekerlekleri de değiştirip yuvalı tekerlek yaptırmak icap eder. Şimdi bir kere düşünelim. Bir çöp arabasının 30 lira
Devamı 2 inci sahifede
Canilerin başı bir Sırpmış!
Bir Ingiliz gazetesine göre ya harp olacak, ya Yugoslavya dağılacak
Yugoslavya, Macar ve İtalya hududundaki askerlerini bir misli arttırdı Katilin arkadaşlarından dördü daha tutuldu — Katili bizzat arkadaşları mı linç ettiler? — Romen Kralı da cenazede bulunacak
Müteveffa Kral Aleksandr çalışma odasında “Kral Aleksandr m askerlikten sonra en büyük zevkini okumak teşkil ediyormuş. Boş vaktini tarih okumakla ve sair tetebbuatla geçirirmiş. Çok mükemmel de bir kütüphanesi varmış. Bu resim, çalışma odasında alınmış son resimlerinden biridir,,
Kendisinin fotoğrafisi diğer bir takım MakedonyalI tethişcilerin fo-toğraflariyle birlikte resmi ceridede ve sair Bulgar gazetelerinde neşrolunmuştur..
"Vlodo Gorgiyef,, , 1897 tarihinde Makedonya da İştipte doğmuş ve ondört yaşında babası ile beraber cenubî Bulgaristan da kâin kameniça kasabasında yerleşmiştir. “Vlodo Gorgiyef,, in bundan iki sene evvel, yani 1932 senesi temmuzunda Bulgaristanı terketmiş olduğu anlaşılmıştır.
Yugoslavlar da tanıdı
Belgrat 15 (A.A) — Belgratta elde edilen malûmata gare, Sof-yada yaşamış olan iki Yugoslav vatandaşı, kendilerine gösterilen fotografilerde Kral “Aleksandr,, ın katilini teşhis etmişlerdir. Bu adam, Makedonya ihtilâl komitesi âzasından “Vladimir Gorgiyef„tir. Marsilya katilinin fotografilerile bu adamın fotoğrafisi arasındaki müşabehetin Sofyada da tamamiyle tesbit edilmiş olduğu söyleniyor. Yugoslav ve Bulgar memurları bu yolda beraberce tahkikatlarına devam et( mektedirler.
Bulgar zabıtası da çalışıyor
Sofya 15 (A.A.) — Kral Alek-sandr’ın katilinin sol kolunda Makedonya İhtilâl Komitesinin ilk harflerini gösteren doğma işaretler bulunduğunu haber alır almaz Bulgar zabıtası, hemen, katilin bundan birkaç ay evvel feshedilmiş olan Makedonya ihtilâl teşkilâtı mehafiline^ mensup olup olmadığını meydana çıkarmak için tahkikata girişmiştir. Zabıta tarafından bu bapta elde edilen malûmat, katilin hüviyetinin tesbit edilmesini teshil etmek için Belgrat ve Paris zabıtalarına bildirilmiştir. Bulgar zabıtası, [bu yolda taharriyata devam etmektedir.
Dört kişi daha tutuldu
Annemasse 15 ( A. A. ) — Hudut muhafaza memurları iki gün-denberi bir çok şüpheli şahısları yakalamıştır. Dünde, Geks cihetinden İsviçre hududunu gizlice aşmak
Devamı 2 inci sahifede
Müsyü “Puankare,, nin vefatı
Fransa, bu ölümle, “Klemanso,, dan sonra enbü-yük siyaset adamını kaybetmiş oluyor
“Puankare,, 1925 te Fransız frankını sukuttan ve Fransayı iflâstan kurtarmak suretile memleketine büyük hizmet etmif, namuskârlığı ve şerefi ile mümtaz bir adam idi...
Müsyü “Puankare) nin vefatiyle Fransa, üçüncü cumhuriyetin en mümtaz ricalinden birini daha kaybetmiş oluyor. Esasen “Puankare,, üç senedenberi filen artık iş göre-miyecek bir halde idi. Çünkü üç sene evvel kendisine nüzul isabet etmişti. O vakittenberi zamanını tedavi ile geçiriyordu. Çok çalışkan bir adam olduğu için nüzul isabet etmesinde bu çalışkanlığının tesiri görülmüştür.
Müsyü “ Puankare „ , Fransanın harbiıimumî Reisicumhurudur. Çok vatanperver ve dirayetli bir adam olduğu için, Fransa’da Reisicumhurların devlet idaresine karışamama-larına rağmen harbiumumî esnasında milli ittihadı muhafaza da büyük tesiri görülmüştür. Harbiumu-miden sonra Riyaseticümhur müddetini bitirince kendini tekrar intihap ettirmemiştir. Fakat henüz genç olduğu için boş durmağa da razı olamamış ve ayan âzalığına seçilmiştir.
Bu suretle M. “Puankare,, Fransız Reisicumhurları içinde, Riyaseti cumhurdan sonra tekrar faal politika hayatına atılan ilk adam olmuştur.
Müteveffa bize karşı ne muhip, ne de muhasım idi. 1912 de İtalyanların Trablusgarp tecavüzü es-
Dün vefat ettiği bildirilen esbak Fransız Reisicumhuru Müsyü (Puankare) “1860 ta doğduğuna nazaran 74 yaşındaydı,, nasında başvekildi. O vakit İtal-yanlar Trablusgarbe Hilâliahmer vazifesiyle giden birkaç memurumuzu Lütfen sahifey i çeviriniz
“Karacaahmet,, teki esrarlı cinayet
Sıvacı Haşan ağayı, hemşerisi Kırbaş Osman boğazlatmış
Maktulün odası, esrar ve muamma küpü! Bir tarafta üç çuval paçavra ve bunların yanında pırıl pırıl üç tane Singer dikiş makinesi, dilim dilim ekmekler . . .
Bugün böyle siyahlar* bürünmüş felâketzede Bir kadın oldu
Bir hafta evvel, üç çocuğu ile böyle Şen ve mesut bir anne idi
Belgrat 15 (A. A.) — Katil "Kalemen,; namı diğer "Suk„ un ismi hakikatte “Vlada Gorgiyef,,, lakabı ise “Çernozenski,, olduğu, kendisinin Bulgar tabiiyetinde bulunduğu, Bulgar Makedonyasın-da “Kameniça,, da doğduğu ve Makedonya dahili ihtilâl komitesi âzasından olduğu tahakkuk etmiş gibidir.
Merkum, “Mihailof,. un “Pet-riç„ teki karargâhı ile “Ustaşi,, tethiş komitesinin hariçteki faaliyet merkezi arasında kuryelik vazifesini ifa etmiştir. Katilin MakedonyalI olduğu tahakkuk ediyor
Sofya 15 (A. A.) — Polis müdüriyetinin tebliğine göre, Belgrattan verilen malûmata nazaran Kral “Aleksandr,, ın katili olduğu fark edilen “Gorgiyef,, , Vlodo isimile maruf bir şoför olup, Bulgar memurları kendisini aramakta idi. Ve kendisinin arandığı Makedonya tet-hişçilerine karşı ittihaz edilmiş olan tedbirlerle alâkadar olmak üzere ve emniyeti umumiyenin müdafaası kanunu mucibince, resmî ceride ve sair gazetelerle ilân edilmiş idi.
Tutulduğu halde jandarmaların elinden kaçan ve bir daha ele geçmiyen katilin arkadaşlarından Silvester Many
Vaziyet tetkik ediliyor
Ankara 15 ( Telefonla ) — Marsilya faciasından sonra tahaddiis eden siyasî vaziyet etrafında gelen haberler hükümetimiz tarafından ehemmiyetle tetkik ve takip edilmektedir.
\_____________________
Üsküdarda Arasta kapısında Hacı Osman halde ba fırının te sg&htari, yamı “ Karacaahmet „ mezarlığının korkunç bir dekor teşkil ettiği “insan boğazlama,, hâdisesini Örten esrar perdesi, zabıtanın yüzünü ağartacak bir şekilde sıyrılmış ve
ağanın fırını [Sahibi de dahil olduğu ığı ve tabtakârı tevkif edilmiştir]
bu kanlı vakanın failleri olmak üzere beş fırıncı tevkif .edilerek adaletin pençesine teslim olunmuşlardır.
Devamı 7 inci sahifede
33 zavallının boğulmasıyle neticelenen facia
Dün Birinci Ticaret mahkemesi “ Füruzan,, kaptanını dinledi
Hüsnü kaptan dün mahkemede. 33 kişinin boğulmasıyle neticelenen facianın nasıl vukubuldağımu anlatırken
[Yazısı 7 inci sahifemizdef
Teşrinievvel 16 =-—- ■ ! H=A R l-C î H A B-E-R-L E R | son ^j haberlerJ
Canilerin başı bir Sırpmış!
Birinci sahifenen devam isteyen dört kişi çevrilmiştir. Bunlar, tahrif edilmiş hissini veren pasaportlar ibraz etmiş ve karmakarışık ifadelerde bulumuşlardır.
“ Pospişil „ ile “ Raytiç „ in alınan ifadeleri üzerine, elde edilen malûmat ve vesaik, Fransız ve Yugoslav zabıta müfettişleri tarafından ehemmiyetle tetkik olunmak-
Katillerin elebaşısı bulunuyor mu ?
Paris 15 (A.A) — Belgrattan {elen malumat üzerine zabıta, Kralın katillerinin elebaşın olmağı pek muhtemel bulunan beşinci şahsın hüviyetini tespit etmiştir. Bu adam
1910 da Belgrat’ta doğmuş, talebeden “Evgen Kvaternik,, tir. Pasaportunda ise, gazeteci olduğu ve
1911 de “ Tımşıvar „ da doğduğu yazılıdır. Kendisinin “Ustaşi,, lerin
Yevmi makale
Lastikli tekerlekler
Birinci sahifeden devam kıymeti var mıdır, yok mudur bilmiyoruz. Fakat herhalde daha pahalıya malolmaz zannederiz. Kendisi böyle 30 lira kıymetinde olan bir arabaya 75 liralık lâstik takmak doğru olur mu? Sonra bu lâstikleri şüphesiz senede bir yenilemek te icap eder. Belediyenin 2003 kadar çöp arabası olduğunu farzet-sek bunların hepsine birden lâstik takmak belediyeye lâakal 150000 liraya malolacak demektir. Öyle tahmin ediyoruz, ki belediyenin bütçesinde bu parayı sarfe-decek tahsisat herhalde yoktur. Fazla parası olsa bile lastikli arabadan evvel yapacak oka-dar çok, okadar lüzumlu işleri vardır, ki bu parayı bu işlerden birine sarfetse hem şehre hem de halka daha büyük hizmet etmiş olur, öyle tahmin ediyoruz, ki bu Jâ'stikli çöp arabaları meselesinde bütün İstanbul halkı bizim gibi düşünür. Şuhalde Belediye eğer henüz lâstik mübayaasına başlama-dise bu işten vazgeçmesini çok samimiyetle rica ederiz. Paramızı korumağa ve tasarrufa bukadar muhtaç olduğumuz bir sırada bir hamlede harice 150 bin lira akıtmağa kalkışmak hakikatan hesapsız bir iştir. Muhterem Belediye reisimizin, vakitleri müsait olursa, bu mütalâatımıza atfı nazar etmeleri ve bu lüzumsuz, lüzpmsuz olduğu kadar İsrafil işe kim karar verdise onu bu hevesten vazgeçirmeleri cidden temenni olunur.
ZAMAN
Akdenizde tevkif etmişlerdi. “ Puankare,, bu meseleyi Fransa İçin bir izzeti nefis meselesi addetmiş ' ve İtalyanları, tevkif ettikleri Türk
memurlarını iade etmeğe mecbur eylemişti.
Balkanlar harbinde ise, bidayette Balkanlarda " İstatoko „ muhafaza edilecek diye resmen teb
ligatta bulunmuş iken Bulgarların
1 I
i
muvaffakiyeti üzerine fırıldak gibi dönmüş ve bu defada Bulgar taraftarı kesilmişti. Fakat istiklâl harbimizde “ İzmir „ zaferi esnasında tekrar Başvekil idi. Bu zaferimizde
Mareşal ( Fuş ) un reyini aldıktan 'sonra bize karşı hareket etmenin ‘caiz olamıyacağmı anlamış ve ta-’kip ettiği, itilâfperver siyaset sadesinde ** Luyd Corç „ un bir [ münasebetsizlik etmesine mani olmuştu. Bu suretle İzmir zaferin-
den sonraki siyasî işlerde bize hiz-M hneti olduğu şüphesiz gibidir.
• Müsyü “Puankare,, üçüncü Fran 1 tuz Cumhuriyetinin hiç şüphesiz «en namuslu, en dirayetli ve en mümtaz bir rücüli idi. Fransa Aka-H gemisi âzalığma da intihap edil-; mişti.
Mesleği esasen Avukatlık oldu-J^u için en ziyade sevdiği şey de ı; Avukatlıktı. Avukatlıkta da son U derecede dürüst harekâtile ve bil-iH’iıassa devlet aleyhinde hiç bir || lava kabul etmemek suretile meşin1 eğine şeref vermiş bir adamdı. |« “Puankare,, nin cenazesi 1B 1 Paris 15 (A.A) - M. Puankare İJI Po)ncare-nin cenazesi, cumartesi B||şünü millî merasim yapılana kadar ’l Panteona konacaktır.
j l / Puankarenin mufassal İmcümeihali 7 inci sahife-18 nizdedir ]
eden sebep maddî olmaktan ziyade manevîdir. Filhakika YugoslavyalIlar İtalyayı millî bir düşman sanmakta ve Yugoslavya Kralının ölümü bu memleketi parçalamaya matuf bir hareket olunca, mutlaka orada hazırlanmış olabileceğine hükmetmektedirler. Bu_insiyakî kanaatin Ma-carlara da teşmilinin sebebi ise, Macarların muharebeden sonra Yugoslavyaya geçen »topraklarını geri -istemekten hali kalmamaları ve bu yolda kalyadan müzaheret bulur görünmelidir.
işte bilhassa bu haleti ruhiye dolayisiledir ki, ben vaziyeti mühim görüyorum.
Hudut kuvvetleri arttırıldı
Yugoslavya hükümeti her ihtimale karşı İtalya ve Macar hudutlarında bulunan askerini bir misli ziyadeleştirmiş, zabıta kuvvetle-, rini seferber hale getirmiştir. Sokaklar süngülü askerin muhafazası altındadır.,;
Kralın cesedi “Zağrep,, te Belgrat 15 (A. A.) — Kralın cenazesi bugece saat 23,15 te Zağrep’e getirilmiş ve askerî ve mülkî erkân ile sayısız bir halk kalabalığı tarafından karşılanmıştır.
Tabut, istasyonun siyah krep örtülü kırallık dairesine götürülerek, hazırlanan sandukanın üzerine konmuştur. Cenazenin önünde halk geçit resmi yapmıştır.
Cenazeyi taşıyan tren, bugün saat 23’te Belgrad’a varmış olacaktır.
Trenin her büyük istasyonda durması kararlaşmıştır.
Katili arkadaşları öldürmüşler
Paris 15 (Hususî) — Katil "Kalemen,, nin vücudünde yapılan tethimeyt ameliyati neticesinde, kendisini öldüren kurşunlardan çoğunun bizzat Kral “ Aleksandr ,, ile M.“Brtu,, ya sıkdığı kurşunların ayni olduğu görülmüştür.
Bundan istidlal edilen şey şudur: Katil, suikasti ika ettikten sonra, ifşaatta bulunmaması için arkadaşları tarafından öldürülmek istenilmiş ve ayni teşkilâtın adamları tarafından o müthiş kurşunlar “Kalemen,, e sıkılmıştır.
Katil linç edilmiş olduğu halde, linç edenlerden hiç kimsenin müddeiumumilikçe vaki davete icabet ederek gelmemesi-de, bu istidlâlin doğrulğunu takviye etmektedir.
İşe bir kadında karıştı
Paris 15 (A.A) — Hırvat dilinde yazılmış beyannameler bastırmak istiyen, Avusturya tebaasından "Erna Rum,, ismindeki kadın, memleketten dışarı atılacaktır.
Romanya kralı da cenazede bulunacak
Bükreş 15 ( A. A. ) — Kral “Karol,, un Belgrada giderek Kral Aleksandr'ın cenaze merasiminde bulunmak ihtimali mevcuttur.
Romen Kralı Fransaya gidecek Paris 15 (A. A.) — Londra’dan Jurnal gazetesine bildiriliyor: “Bükreş’ten gelen bir habere göre, M. Titülesko ile görüşen Kral Karol, üç aylık matem devresi geçtikten sonra, Fransaya mutasavver olan resmî ziyaretini ifaya karar ver-j iniştir.
reisi “Laveliç,, in başlıca yardağı olduğu zannediliyor.
Bir şüpheli daha kaçtı!
Cenevre 15 (A. A) — Kvaternik İn eşkâline tamamen sahip olarak görülen meçhul bir şahıs, bu sabah Cenevre kahvesinde görülmüştür. Fakat polisler gelene kadar bu şa-hış Lozan istikametinde kaçmıştır. Bütün jandarmalara haber verilmiştir.
Annemasse komiser? Cenevreye gitmiştir.
z
İngiliz gazeteleri bedbin!
İngiliz gazeteleri, “Marsilya,, suikastinden sonra Avrupada vaziyeti tehlikeli ve karanlık görmektedirler. Bilhassa “Deyli Ekspres,, gazetesi pek bedbindir. Bu gazete diyor ki:
“Yugoslavya, iiç esaslı unsura ayrılan bir devlettir. Hâkim olan unsur, Sırplardır. Diğer iki belli başlı unsur Hır-vatlarla Slovenlerdir.
Kral Aleksandr bu üç unsuru birleştirmek istedi. Onun için “Sırp, Hırvat, Sloven Krallığı,, unvanını kaldırarak ona Yugoslavya adını verdi. Eski ırkî serhadleri silerek onların yerine 9 vilâyet vücude getirdi. Bu vilâyetin yalnız altısında taraftar bulan siyasî fırkaları ipka ederek diğerlerini feshetti. Ve bu suretle de Yugoslavyada ka-bileciliği kaldırmağa çalıştı.
Kral Aleksandır, kendi siyasetinin kurbanı oldu.
Slovenler, Italyanlara. düşmandır
Fakat Sırplılarla Hırvatlar ve Slovenler arasında ölüm kadar kuvvetli b.r bağ vardır. Bunların hepside birbirlerini sevmediklerinden fazla İtalyanları sevmezler.
Slovenler müthiş bir İtalyan düşmanıdırlar. Hırvatlar da İtalyanları sevmezler.
Hırvatlara gelince; kral Aleksandr tarafından hürriyetleri giderilinciye kadar Avusturya Macaristan imparatorluğunun yıkılmasından mûteesirdirler. Çünkü Viyananın idaresini, Belgra-dın idaresine tercih ediyorlardı. Fakat “Musolini,, nin Avustur-yadaki nüfuzu artınca noktai nazarları değişti.
Yugoslavlar, devletlerini parçalıyacaklar
Yugoslavyada iğtişaş çıkarmak için yabancı bir devletin işlere karışmasına lüzum yoktur. Bilâkis bir müstevli ile harbe tutuşmak bu memleketi birleştirmeğe yardım eder.
Yugoslavlar kendi başlarına bırakılırlarsa, belki bugünkü devletlini parça parça ederler, buda Avrupantn cenup garbini yepyeni dehşetlere uğratır.
Fakat ne olursa olsun bizim istifademiz, bu işe karışmamaktadır.,,
“Zağrep,, te neler oldu ?
Yine “Deyli Ekspres gazetesinin Zağrep,, muhabiri çektiği müstacel bir telgrafta diyor ki:
“ Zabıta her hangi bir hâdiseye meydan vermemek için kat’î emir aldı, her yerde silâhlı devriyeler gezmiye başladı. Buna rağmen sokaklarda oldukça mühim toplantılar oldu:
— kalyayı kahretmeliyiz.
— Macaristanı kahretmeliyiz.
— intikam almak istiyoruz. Sesleri işidildi ve İtalya ile Macar konsoloshanelerininin önünde nümayişler yapıldı, taşlar atıldı. Fakat halk çabuk dağıtıldı.
Buna rağmen efkârı umumiye o derece heyecan içindedir ki her dakiha mühim bir hâdisenin çıkması mümkündür.
Macaristan ve italyadan niçin şüpheleniyorlar ? Yugoslavya halkını bilhassa bu iki devlet aleyhine tahrik
İspanya ihtilâli daha bitmedi
İhtilâlcilerin bakıyetüs-süyufu kuşatılmak üzere
Madrit 15 (A.A) — Birçok asiler teslim olarak hapsedilmişler ve top, mitralyoz ve silâh ele geçirilmiştir. Asilerin son kısmı dağlara kaçmaktadırl
Madrit 15 (A.A.) — Oviedo-da sükûn hüküm sürmektedir. Asker kuvvetleri, ihtilâlcilerin sığınmağa teşebbüs ettikleri dağlık araziye doğru kuşatma hareketine devam ediyorlar’ Faşta da sükûnet var?
İspanyanın diğet kısımlarile Faşta sükûnet vardır.
“ Madrit „ te vaziyet tabiileşmiş
Madrit 15 (A. A.) — Vaziyet tabiiye dönmüştür, Yalnız, tramvayları muhafaza eden askerler, burada bir ihtilâl vuku-bulduğune hatırlatmaktadır.
Dün, “ El So3yalista „ dan maada bütün gazeteler çıkmıştır. Hepsi de ihtilâli takbih ediyorlar.
Asilerin patlıyan cephaneliği kendilerine pek çok telefat verdirmiş tir.
Adliye Nazın bulunamıyor!
Paris 16 (Â.'a?— M. Mar-sel Renye, Adliye Nazırlığım kabul etmemiştir.
“Maten,, gazetesinin haber aldığına göre, M. Leon Berard ile M. Rua da ayni teklifi red ile karşılamışlardır.
Ayan âzalarının bu istinkâf-ları üzerine, Başvekilin, Adliye Nazırlığına temyiz baş müddeiumumisi M. “Latter,, i seçmek ihtimali olduğunu gazeteler yazıyor.
Ingilizler define arıyorlar!
Panama 15 (A. A) — Kos-tarika hükümeti iki motor içinde Kokos adasına polisler göndermiştir. Polisler bu ada da define arayan İngilizleri geri göndereceklerdir.
Amerikada 11 milyon işsiz var!
Vaşington 15 (A. A.) — Amerika iş federasyonunun he-sabına göre Amerika işsizlerinin sayısı 10.834.000 dir.
Hal yedi ay sonra açılabilecek
Kabzımalların talepleri tetkik edilecek
Kerestecilerde inşa edilmekte olan yeni sebze ve meyva hali binası inşatınm 29 teşrinievvel cüm-huriyet bayramından evvel ikmal edilmesine çalışılıyordu. Evvelce.bu-ranın bayram günü merasim ile açılması kararlaştırılmıştı. Fakat son tadilât ve inşaat esnasında zuhur eden bazı müşkülât hasebiyle buna imkân olmadığı anlaşılmıştır.
Halin inşaatı daha altı yedi ay kadar devam edecektir. Hal binasının arkasına ardiyelerde ilâve edilmeğe başlanmıştır. Buralarda Kabzımalların sebze ve yemişleri saklanacaktır.
Hal binasında kabzımallar tarafından vukubulan müracaat üzerine yapılan tadilât dahi kabzımalları memnun edememiştir. Fakat binada şimdikinden daha başka yenilikler ve ilâveler yapmaya imkân olmadığı cihetle inşaata proje mucibince devam olunacaktır.
Diğer taraftan Haldeki satış işleri hakkında belediye bir talimatname hazırlamış, bu talimatname mucibince satışlarda müzayede usulü esas olarak kabul edilmişti, halbu ki kabzımallar serbest satış usulüne devam edilmesini istemektedirler. Bu cihet de tetkik edilecektir.
Balkan Nazırları son vaziyeti görüşecekler Belgrat konuşmaları Ankara içtimaim lüzumsuz mu bırakacak ?
Paris 15 (A.A.) — Hava3 ajansının İstanbul muhabiri bildiriyor:
İyi malûmat alan mehafilde Kral Aleksandr’ın cenaze merasiminden sonra dört Balkan Hariciye Nazın Belgratta yapılacak görüşmelerin bilhassa Marsilya cinayeti ile hadis olan vaziyete taallûk edeceği ve bu görüşmelerin esasen tehir edilmiş olan Ankara mülâkatını lüzumsuz bırakacağını bildirmektedir.
Ajansın notu:
İstihbaratımıza nazaran Hariciye Nazırlarının içtimaini tehir eden bir karar ittihaz edilmemiştir. Bu içtima 27 teşrinievvelde Ankara da yapılacaktır.
İktisat Vekili döndü
Ankara 15 (Telefonla) — İktisat vekili Celâl bey bu akşam “dün akşam,, Kayseri tarikiyle şehrimize gelmiştir. Vekil bey istasyonda vekâlet erkânı ve dostları tarafından karşılanmıştır.
Celâl bey ayın dokuzunda Turhal şeker fabrikasının kuşat resmine gidecektir.
----------B-----------
isveçli misafirler Bergama harabelerini ziyaret ettiler
İzmir 15 (A. A.) — Şehrimizde bulunmakta olan İsveç veliah-tı Güstav Adolf Hazretleri, dün, Bergama harabelerine yapacakları seyahatten vaz geçmişler ve bu seyahati refikaları Prenses Luiz ve kerimeleri Prenses İngrit Hazretleri yapmışlardır. Müşarünileyhima Hazretleri Vali Kâzım ve mihmandar Hüsnü Ri-za Paşalarla, Hariciye vekâleti şeflerinden Şefkati ve Fuat Hu-lûsi beylerle, İstanbul müzeler umum müdürü Aziz bey refakat etmiştir. Seyahat otomobillerle yapılmış ve geç vakit Izmire avdet olunmuştur.
Başvekil ve Hariciye Vekilinin telgraflarına cevaplar geldi
Ankara 15 (A.A.) — Kral Aleksandr Hazretlerinin ve Fransa Hariciye Nazırı M. Bartunuıı vefatları dolayısiyle Başvekil ismet Paşa Hazretleriyle Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Beyefendi tarafından Yugoslavya ve Fransa ricaline çekilen taziyet telgraflarına teşekkürü mütezammın cevap telgrafları gelmiştir.
iki tayyarecimiz “Varşova,, ya gitti
Varşova 15 ( A. A. ) — Türk tayyare zabitlerinden yüzbaşı pilot Ferruh Beyle refikası ve yüzbaşı pilot Zeki Bey Grudziadz’e gelmişlerdir. Tayyare endaht ve bombardıman mekteplerini ziyaret etmek için üç gün kalacaklardır.
Yeni Tapu tayinleri
Ankara 15 (Telefonla) — Birinci Umum Müfettişlik asayiş müdürlüğüne müfttiş Niyazi, istihbarat müdürlüğüne de hukuk müşavir muavini Burhan, Maraş tapu müdürlüğüne Bilecik tapu müdürü Haydar, Bileciğe Eskişehir tapu başkâtibi İhsan Bevler tayin edilmişlerdir.
Hilâliahmerin bir aylık yardımı
Ankara 15 (A. A.) — Hilâliahmer Cemiyeti Umumî Merkezi tarafından 15 Ağostos 1934 tarihinden 15 Teşrinievvel tarihine kadar vatanın muhtelif yerlerinde muavenete muhtaç düşen vatan-
daşlara yapılan yardım lisetesi:
Lira
Akseki Kazası büyük Elvat köyünde evleri ya- 1490
nan 39 hane halkına yardım.
Orhanelinin Akçabük köyünde çıkan yangında 251
muavenete muhtaç düşenlere.
Taşköprünün Yılanlı köyünde evleri yananlara 256
yardım.
Develi kazası Seylâpzedelerine yardım. 300
Zile 3000
Yemen ve Hicazadan ana vatana getirilen 31 vatandaşın yol masrafları. 1217
Kayseri Vilâyeti Talâs nahiyesi seylâpzedelerine yardım. 750
Rize ve Şavşet Kazaları muhtaçlarına yapılan yardım. 10214
Marmara faciasında boğulanların muavenete muh-
taç düşen ailelerine yardım. 500
Merkezi umumice yapılan müteferrik yardımlar 461
Yekûn 18439
farkları kaldırılacak
nin kaldırılması etrafında tetkikat yapılmaktadır. Bu meyanda mütekait memurların devletin diğer mii-esseselerinde çalışmasındaki mahzurlarda göz önünde tutulmaktadır.
Atina Pire konsolosu
Ankara 10 ( Telefonla ) — Atina Pire konsolosu Muhittin Bey beşinci dereceye terfi ettirilerek merkeze nakledilmiştir.
Memurlar Maaş ve ücret
Ankaradan alınan malûmata göre, Müsteşarlar komisyonu umum davlet memurları projesi etrafında tetkikat yapmaktadır. Devlet memurlarının vazifelerde alacakları maaşlar arasında bir vahdet temini lâzım olduğu kanaati umumileşmiştir. Bu itibarla memurla Ücretli memur arasındaki farkla umumî muvazeneye dahil devlet memurlarda mülhak bütçelere bağlı mükerrerler arasındaki maaş farkları-
Teşrinievvel 16
Teşrinievvel 16____________________________
Bulgaristan Türkleri soyuluyor!
Gelen muhacirler, yürekler parça" lıyan facialar anlatıyorlar
ZAMAN —
Türklerin bütün malı mülkü bir pasaport mukabilinde ellerinden gidiyor, hudutta son meteliklerine kadar neleri varsa alınmaktadır
Edirne 14 (Huhusî muhabirimizden) — Edirne dün yeni bir muhacir kafilesinin yürekler parçalayıcı manzarasına şahit oldu. 15 gün yo! yürümek sur etile Tunadan Merice varan bu zavallılar, 48 hane ve 200 kişiden ibarettir. Muhaceret, Bulgaristan Türküne 93 bozgunundan sonra musallat olan elemli ve hie-ranlı bir hastalıktır. Dün bu hastalığın binbir türlü mahrumiyet ve yoksullukle ana vatan yollarına döktüğü bedbaht insanları gördüm. Solgun çehrelerinde elemli çizgiler, derin gözlerinde tahammülfersa iziyet ve yorgunluklardan kalan gölgeler vardı. Bütün bir muhaceretin sefaletini ve bütün bir sefaletin meraretini asıl nahiyelerinde taşıyan bu biçareler, bana öyle şeyler anlattılar, ki bunları yazsam, korkarım, edebiyat yapıyor, diye bana inanmıyacaksınız.
Hayır ne edebiyat yapmak; ne efkârı umumiyeyi tahrik etmek ve nede bunları vesile ittihaz ederek komşulara çatmak fikrinde değilim. Maksadım, bunları söylemekle, insanlığın suratına şiddetli bir tokat atmak ve medeniyetin yüzüne tükürmektir.
“Eski cuma„daki mezalim
Benimle beraber olmak isteyenler, dinlediklerimin binde biri olan ve maddeye dayanan bu faciaları lütfen okusunlar :
— Bu ayın dördünde eski Cumanın Sıraça köyünde Bulgarlar on Türk evini silâh ve kaçak tütün aramak bahanesiyle basmışlar ve genç, dilber bir kadını dağa kaldlrmışlar. Yine aynı köyde iki Türkü kıskıvrak bağlıyarak omuzlarına gaz yağı dökmüşler ve “hâlâ buradan defolup gitmeyecekmi-siniz?,, diyerek yakmak istemişlerdir. Köy halkı kaza kaymakamına şikâyet etmiş isede neticede “ Bulgarlara iftira atıyorlar „ diyerek kabahat Türklere yükletilmiş ve köyün ileri gelirlerinden 40 kişi tevkif olunup hapishaneye gönderilmiştir.
Tüyler ürpertici hâdiseler
Razgradın Ütükier köyünde 60 yaşında ihtiyar bir Türk gece komşularından birinde okunan mev-lûduşeriften dönerken sokakla fena halde dövülmüş ve hükümete şikâyet ettiği için ikinci defa tekrar ve öldüresiye dövü m üştür.
Eski Cumanın Omaç köyünden malını, mülkünü satarak Türkiye-ye gelmek üzere pasaport almış olan Mehmet oğlu Salih ağa güpe gündüz çok feci bir surette cami önünde dövülmüş ve zavallı adam derilere sarılarak hastahaneye kaldırılmıştır.
Yine aynı köyün ağalarından Yusuf ağada aynı suretle dövülmüştür. Hayatı teh’lkededir.
Osmanpazarı kazasının Kasırga., köyünün en zengini olan Hacı 1 a-hir ağanın ambarının a'tına meçhul kimseler tarafından üç kundak saklanılmış, bir gün sonra ev basılarak taharriyat yapılmış ve anbar altındaki kundaklar bulunarak “gö-rüyormusunuz ? mal ve mülklerinizi kendiniz yakarak bizim üzerim -ze iftira atacaksınız. Varna civarındaki deniz köyü hâdisesi gibi.. „ demişler ve zavallı Hacı ağayı merkeze götürüp dövmüşler.. Sonra mahkemeye sevkederek (40) bin leva [bizim paramızla 400 lira] para cezasiyle beş seneye mahkûm etmişler..
Dikkat edilecek olursa hâdiselerin, muhtelif köylerde ve ileri gelirler üzerinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bundan maksat, Türkleri korkutmak ve muhacerete sevk etmektir. Nitekim bunlara kirmen muvaffak olunmuştur ve Deliorman bugün müthiş bir bozgun halindedir. Türkleri nasıl soyuyorlar?
Bunlara mal ve mülklerini «atıp artmadıklarını sordum:
— Avukatlaraa verdik. Hane baş*r.a oirer pasaport çıkaracaklar. Hududa kadar bütln masraflarımızı verecekler, üzerin ize elbise, ayağımıza kundura yapacaklar ve kızanlarımıza urba alacaklardı.. Halbuki bizi aldattılar. HuJuda geldik. 14 gün yollarda pek çok yorulduk. Hudutta yani Mustafapaşada eşyalarımızı bakacaklardı. Bakmak için hane başına bizden 215 şer leva aldılar. Her baş hayvan için 120 şer leva gümrük ve 20 şer leva doktor parası aldılar. Sonra tem hareket edeceğimiz zaman pasaportlarımızın Şumnu mıntaka müdürlüğü tarafından tastikli olmadığını söylediler. Telgraf çekeceğiz ve soracağız, dediler.
Her pasaport için 75 leva telgraf ve 25 leva vize paraBi aldılar. Artıir kurtulduk sanıyorduk. Gerçi canımızdan usanmıştık. Fa-
Bulgaristandan muhaceretin bir bozg sayılan “Razgrat kat.. Ne çare.. Birde ne görelim ? Doktor hayvanlarımızda hastalık bulmuş imiş... Aman etmeyin... Bu hayvanların.birşeyciği yok.. Ü.ük-Ierli Hacı İsmail oğlunun 66 ve Doruklulu Mehmet Hacı Sadık oğlunun da 130 koyunu vardı. Bunan zaptettiler.
Uğraştık. Ağlaştık.. Nihayet satmamızı söylediler." Mademki hastadır, dedik, bırakın biz onları Tür-kiyeye geçireceğiz.. Hasta ise oradan a mazlar. tabiî dinlemediler lerd-mizi.. Ve nihayet koyunların çiftini 90-- 100 levaya satmağa mecbur olduk. Halbuki beher koyun için biz hududa kadar yalnız yüz leva masraf etmiş idik..
Bir soygunculuk daha
Yanıma ihtiyar bir nine sokui-dp. Kolumdan çekerek:
— Oğul, dedi, şu bizim sarı ineği de yaz.
— Peki nine, yazalım, dedim. Ninenin ineğini tutmuşlar, sen bankadan doğruluk kâğıdı almamışsın, nek çıkamaz, demişler. Sofyaya telgraf çekmek lâzımmış. Zavallı nineden yüz leva telgraf parası a -nışlar, lâkin telgrafa cevap bile gelmemiş ve nihayet 40 liralık ine-»i beş liraya satmağa mecbur olmuşlar. Zavallı ninenin derin gözlerinde sarı inekciğinin hicranları var.. Buruşuk yanaklarından sızılan yaşlar insanın yüreğini parçalıyor.
Dünkü zenginler bugün aç!
Bütün bu feci komedyayı artık uitti sanıyorum.. Bir genç, levent bir Deliorman delikanlısı ilâve ediyor :
— Nihayet Virantekkeye geldik.. Orada eşyamızı bir kere aaha muayene ettiler ve muayene parası olmak üzere pasaport başına 50şer leva aldılar. Meğer bu da hudut kaydı parası imiş. Hülâsa ; mal ve mülklerimizi birer pasaporta alanlar, bizi hududa kadar bütün mar-'aflarımız kendilerine ait olmak üzere getireceklerdi. Hudutta savuşup kaçtılar.. B.z de yo lar üzerinde kaldık. Hudutta hayvan'arı-mızı aldı’ar. Paralarımızı aldılar.. Beş parasız Türk toprağına bastık. 8u gece içimizde aç -yatanlar bile vardır.
— Üzülmeyin, dedim. Hükümet gerçi size mühim yardımlarda oulunamaz. Fakat, mademki iş bu raddeye gelmiştir, elbette çaresi di ■şünülecektir. Mümkün mertebe müsterih olmağa ve ihtiyarları teselli etmeğe çalışınız... Daha gelecek çok muhacir
var
Bu gence arkada gelmekte olan muhacir var mı, diye sordum.
— Pek çok, dedi. Millet kalktı bir kere. Kış geliyor ama, taş çatlasa yine gelecek. Bizim taraflardan gelmek üzere hazırlanmış daha yüz hane vardır. Rica ederim, yazın da hükümet kaksın bu işe.. Hudutta onları da soyacaklar.
— Merak etmeyin yazacağım ve büyüklerimize aöyliyeceğim.
İşte vaziyet bundan ibarettir. Bulgar gümrük memurları hakikaten işi azıttılar. Dün Çarıkçıoğlu Mehmet Efendi isminde bir muhaciri Mustafapaşada eşyalarını muayene edecekler diye üç gün tutmuşlar ve nihayet muayene için kendisinden 750 leva almışlar. Mehmet efendi uyanık bir genç olduğundan bu paranın haksız yere alındığını söylemiş ve protesto etmiş. Kendisine şu cevabı vermişler:
— Eşyanız arasına para sakladığınıza dair Niyebo'.udan bir ihbar vaki o'.muştur. Bunun için bütün eşyanızı birer birer arayacağız.
Nehmet efendi:—Bu sizin vazife-ııizdir, istediğiniz kadar arayınız, demiş isede tabiî dinletememiş ve aramışlar, bir şey bulamamışlar ve fakat 750 levayı almışlar..
— Zaman —
Geçen gün “Zora,, gazetesi Bulgaristan Türklerine yapılan tazyikleri ve haksızlıkları kuru birer id-
in halini aldığı Deliormanm merkezi tan bir manzara
diadan ibaret olarak göstermiş ve Türk matbuatını Bulgarlara karşı hücum etmekle ittiham etmişti. Ay-ne günlerde “ Zarya „ gazetesi de ana vatanına iltica eden kardeşlerimizin burada daha iyi bir hüsnü kabul görmeleri için yalan şeyler hikâye ettiklerini yazmıştı. Dünkü posta ile gelen “Novo Vreme,, gazetesinde de Edirne Bulgar konsolosunun Türk — Bulgar dostluğu hakkındaki beyanatını okuduk. “Zora,, ve “Zaryan gazeteleriyle konsolos Efendi acaba yukarıda yazılanlara ne buyururlar ?.
Edirne muhabirimiz tarafından köy isim ve madde gösterilmek sureti .e tespit edilen şu iğrenç haller komşuluğa ve dostluğa yakışır mı ? Ve nihayet konsolos efendiye soruyoruz: Bunları yazan Türk Matbuatı dostluğu inhilâle uğratıyor da bizden Trakyayı ve hattâ Istanbulu istiyen "Trakya,, gazetesile Bulgaristan Türklerini sistematik bir tarzda muhacerete mecbur eden şuursuzlar ve nihayet hudut üzerinde binbir vesile ile soyan resmî Bulgar memurları dostluğa ve yakınlığa hizmet mi ediyorlar?.. Bunun cevabını verebilirler mi?.
Ne pahasına olursa olsun Bulgaristan Türkünün bu acıklı haline bir nihayet verilmelidir. Muhaceretin bu şekli gerek bizim için ve gerek oralı kardeşlerimiz için faciadan başka bir kelime ile ifade edilemez!..
r RADYO PROGRAMI
16 Teşrinievvel Salı
İstanbul.
18.30 Piâk neşriyatı. 19 Mesut Cemil Bey tarafından çocuklara masal. 19,3u Türk musiki neşriyatı : (Stüdyo saz heyeti ve Nedime Mehlika Hanımlar.) 21,‘;i. Ajans ve borsa haberleri. 21,30 Stüdyo caz ve tango orkestrası.
• 5 khz. blDAPLŞlE, 550 m.
18,35 Triyo konser. 19,20 Musahabe. .9,50 Macar halk şarkıları. 21 Şiirler. 21. 40 Budapeşte musiki heyeti. 23 Haberler, 23,20 EDUARDO BİANCO Arjantin tango takımı. 24,20 Hafif salon musikisi, i 23 Khz. BÜKREŞ 364 m.
13 - 15 Gündüz plâk neşriyatı. 13 Gi-ca Josbo takımı. 19 Haberler. 19,15 Konserin devamı.. 20 Üniversite. 20,20 (Tenor muganni.) 20,45 Konferans. 21 Senfonik radyo orkestrası. 21,50 İstirahat. 22,05 Konserin devamı. 22,45 Haberler. 23,15 Plâk.
638 Khz. PRAG. 470 m.
Z8, 5 Plâk — Musahabe. — Plâk. 18, 35 Almanca musahabe. 19,10 Ziraat. 20, 10 Karışık neşriyat, (koro caz ve orkes tra.) 20,40 Aktüalite. 20,55 Piyano refa-ketile şarkılar. 21,30 İngilizce neşriyat. 686 Khz. BELGRAT, 437 m.
18 Plâk. — Musahabe. 20 Plâk. — Reklâmlar. 20,30 Karışık şarkılar. 21 Millî neşriyat. 21,30 Kuartet konseri. 22 Plâk. 22,20 Orkestra ile popüler şarkılar.
22.50 Haberler. 23,05 Radyo orkestrası. 223 Khz. VARŞOVA, 1345 m.
18 Piyano konseri. — Musahabe. — Plâk. — Musahabe. 20 Koro konseri. — Musahabe — Plâk. 21 "Çingeneden Baron,, isimli üç perdelik Johanın Straus-sun operet (Zigeuneş - baron,) 23,30 Plâk. 23,4i Konferans. 24,05 Hafif musiki.
841 Khz. BERLİN, 357 m.
19.30 Popüler Alman musikisi. 20.75 Güzel sadatlar. 20,40 Aktüalite. haberler. 21,10 Orkestra konseri, 23 Haberler. 23,20 Mozart neşriyatı. 24 Gece konseri (Plâk.)
230 Khz. LÜKSENBURG, 1304 m.
Belçika akşami. 20,35 Orkestra 21 Haberler. 2/,35 Borsa. 21,40 Karışık konseri. 22,30 Radyo orkestrası. 23 Taganni. 23,30 Daııs plâkları.
592 Khz. VİYANA 507 m.
18,40 Piyano konseri, muhtelif bahisler, 20,20 Edmund Eislerin [eserlerinden konser, 27,15 Avusturya millf şarkıları ve tarihi neşriyat, 22,15 Umumî konser. Hol zer takımı tarafından hafif Viyana musikisi. 23 Org musikisi. 23,30 Haberler.
23.50 Dans musikisi. 1 Gece musikisi.
Hasta otomot
Doktorlar da*.
Belediye
mahkemesi dinledi mağruktan eser yok
İstanbul Belediyesi yeni has*' ta nakliye otomobilleri alma ğa karar vermiştir. Çok yerin-' de olan bu kararın birgün ev-» vel tahakkuk etmesini dileri*® Şimdiki halde Beyoğlu ve î tanbul semtlerinin kırık, dökülk bir tek otomobili vardır. Bu otore, bil geceleri Beyoğlu tarafların^ durur, İstanbulun acele bir ^nj tiyacı olduğu takdirde beledi doktorları tarafından telefoı çağrılır. Fakat bir tek otomc yalnız Beyoğlunun bile ihtijP ” çına karşılık olmadığı için tanbul bu otomobili çok d,, saatlerce aradıktan sonra ^an geçirebilir. Bu yüzden me.a ;|g Fatih belediye tabibi İğr^e bil-pıda doğurması güçleşen ster-kadının imdadına vaktinde şamaz, Sultan Selim mahcüsnü sinde bağırsağı düğüml^j bir hasta, Eyüpte dam^ası ve patlamış bir kaza vurgunu lerce otomobil bekler, kıvtju ? ve kıymetli dakikalar oton u , beklemek uğruna kaybolrerae°e
İnsanların malları içi? koca İtfaiye teşkilâtı y’yordum bilen Belediye, o ins?£nd.an canları için bugünkü ka_ z!/a lıkta devam edemezdi. r £°r” c . . . ı . ’.rdum,
Sırası gelmişken şehrin , hizmetlerinde Belediye tab"taP” düşen fedakârlık vazifer^^ U bu arada göz önüne alm bu işi de halletmek çolıca^ ?m?z olur. Beled yelerde ge^t. c,s®ın rer nöbetçi Doktor bulurnu raute‘ nöbetçi doktor mahallele ğil, semtlerden teşekkürarı de" sahaların sıhhat bekçisidir ettir-kat halkın sıhhati için Bcistim-yelerde bekletilen doktorjkayla vaziyeti çok acıdır. Çünkü""""",",," ka yardım için koşarken I daha dişi muavenete mühtaç perınek
Meselâ Fatih Belediye da n;n nöbetçisi geceleyin Aykl evi saray - Unkapanı, Yenikr l”.ek' Yedikule - Edlrnekapı - Ay' e ,nl" saray dairesi içinde bul e’’me acele vakalara koşmak burıyetindedır. du daire da^ cür-de bir kaç tramvay hattı*
ı j ı • j ezasına
dır ve doktor da parasını t den vermek şartile bun* ist.fade edebiliyor. Fak;.. .,
• | tuş oldu-
de gece yarısından sonra^. . vayiarın işlemediği sŞjsman ha tasavvur edersek dokto) . ...
■zengı-n bıl-ziyeti çok korkunç bulusîyle ()s. Meselâ gece yarısındndisine ta. Sultan Selim de veya ' . ...
bir hastaya çağr.lan uha),y'' b‘; doktoru Fatih merkezFj' karak, oralarda traırdatmak su. olmadığı için, hasta, ve orada kadar yürümek merlnnlnda ,ez. dedir. Yanına bir plt,t te2gahtar hastanın evine kadaMchmH de; döner. Yorgun argmj diği bu uzun, inişl,vac,y, koyun yolun verdiği derm? oIduldar„„. yatağına uzanıp ili yine GSreWİ almadan Samatya d?njn Te fırıncı kapıda ikinci bir tylük ettiklerini vet alınır ve tra Kırbaş Osma-işlemediği için bu Mukabil, fırıncı yürümek mecburiy?âhtar Mahmut, ve gece yarısında tablâkâr diğer küfeci çocuğunu ekte, bu işten sundan uyandırıp arını söylemek-karşığılında gönde; uzun ve karışık yca ?
belediye doktoru p şayanı hürmet mura esen rüzgâra nınmış olan Ha-dikleyen soğuğa* zamanlar para-öksüre tıksıra, işada askerî fırın-yana dayana r- edermiş, işte o sini çekmeğe £o„ senesinde, yine tiği yer de hast^hvecilik eden mak-gösterilen kadı Osmans pek çok elinde çay bari- Maktulün kahvesi sigara olarak r imiş ki İstanbula
— Affeder^öreleliler o kahveye sizi rahatsız
şöyle bir sa*an ağanın; belinden Apandisit sa; eksik etmiyen, odas:-dolsun bir şe»kmayan harfis ve ace-yurun, oturumaktül(l,! bir«(lk Pa,a
“Füruzan,, m ikinci süvarisi Mustafa Bey mahkemede izahat veriyor
kurtulanları gemiye aldım. İkinci filika da biraz sonra geldi.
Filikaları idare edenler, deniz sathında başka bir şey görmediklerini, ancak getirdikleri eşhası kurtarabildiklerini söylediler..
Kurtulanlara asprin ve çay eağıttırdım.
Vak’a mahallinde bir buçuk saat kadar araştırma da yaptık. Mes’uliyet kimde?
Bütün hata ve mes’uliyet motor kaptanındadır. “Afitap,, motöründe şeraiti haiz kaptan kullanılmamıştır. Matöre deniz nizamatına uygun fener de konulmamıştır. Motörde, yedeğinde tekne bulunduğuna dair işaret te yoktu.
Şahitlerin anlattıkları
Hüsnü kapdanm göserdiği şahitler “ Füruzan ,, nın ikinci süvarisi Mustafa Bey, çarkçıbaşı Talât, serdümen Ahmet, başvar-diya Şevki, serdümen Yunus efendilerdi.
Hüsnü kaptandan sonra bunlar da dinlenilmiş ve hâdiseyi süvarilerinin anlattığı şekilde tesbit ve izah etmişlerdir.
Bundan sonra, yeni ikame edilen şahitlerden bazısının gelmemiş olduğu anlaşılmış ve celse, Hüsnü kapdanın tayin edeceği başka bir güne talik edilmiştir.
Yugoslav sefiri
Ayinde bulunmak için Ankaraya gitti
Kral Aleksandrın istirahatı ruhu için Ankaradaki Yugoslav sefarethanesinde yapılacak ayini ruhani de hazır bulunmak üzere, sefir ve sefarethane erkânından bazıları dün akşamki trenle Ankaraya hareket etmişlerdir. Aynı trenle, ayine riyaset edecek oian Metre-politte gitmiştir.
Ayin, siyah kreplerle kaplanacak ve muvakkat bir mabede çevrilecek olan sefarethanenin büyük salonunda ve kralın naşını havi temsilî bir sandıka önünde icra edilecektir.
Merasim, kralın resmi tedfini icra edilecek olan Perşembe günü yapılacaktır. Aynı gün, şehrimizdeki, Ayatiridi klişesinde bir ayin icra edilecektir. Merasimde hazır bulunmak üzre Yugaslavya konsoloshanesi tarafına Vali Beyle sair zevata v» konsoloslara davetiyeler gönderilmiştir.
Paris sefiri
Şehrimizde bulunan Paris sefiri Suat Bey birkaç güne kadar memuriyet mahalline hareket edecektir.
Haşan Ali Bey
Tedrisat umum fmüdürü Haşan Âli Bey dün akşam Ankaraya gitmiştir.
SPOR
Uşak ve Samsunda maçlar
Uşak 15 (A. A.)— Uşak grubu final maçı dün şehir stadında kalabalık bir seyirci huzurunda oynanmıştır. İzmir şampiyonu Altay ile Aydın şampiyonu Söke takımı arasında yapılan bu maç, hakem Niyazi beyin idaresinde ve Altaym hakimiyeti ile başladı. Ve neticede Altay maçı 3-0 bitirdi.
Altaylılar yarınki Afyon trende memleketlerine dönecekler ve tzmirden Türkiye birincilikleri için buraya hareket edeceklerdir.
Karadeniz şampiyonluğu
Samsun 15 (A.A) — Karade-deniz şampiyonluğunu tayin edecek olan Trabzon ve Samsun birincileri 14/10/934 pazar günü federasyon mümessili Şazi beyin idaresinde oyuna başladılar Berabere kalmaları üzerine maçın usulen onbeş dakika temdidinde Trabzonlular bu tem-temdidi ertesi gün oynayabileceklerini söylediler.
Hakem kabul etmedi ve beş dakika sahada bekledi. Trabzonlular sahaya çıkmadığından Samsun Karadeniz şampiyonu olmuştur. Çarşamba günü Ankara vapuru ile îstanbula hareket edeceklerdir.
MBBHH&aKnmBgnn
Deniz yollan
İŞLETMESİ
Acenteleri: Karaköy- Köprübaşı Tel. 42362-Sirkeci Mühürdarzade ■MBM Han Tel: 22740 KMM Karadeniz yolu KARADENİZ vapuru 16 Birinci Teşrin SALI günü saat 20 de Rizeye kadar. “6721„________
Ayvalık yolu
ANTALYA vapuru 17 Birinci Teşrin ÇARŞAMBA günü saat 19 da Ayvalığa kadar. “6787,,
Mersin yolu
ERZURUM vapuru 18 Birinci Teşrin PERŞEMBE 11 de Sirkeciden kalkacak gidişte İzmir, Antalya, Alanya, Anamur, Mersin, Payasa dönüşte ilâveten Taşucu, Çanakkale ve Geliboluya uğrayacaktır. “ 6800,,
Zayi ve itibardan düşmüş pasaport:
İstanbul İran Ccneral Konsolosluğundan ita kılman ve Ali Asgar oğlu İsmail namına ait olan 564 umumî ve 1397 hususî numaralı ve 23 Şahrivar 1295 ve 25 Ağustos 1916 tarihli pasaport başka bir kimsenin elinde görülecek olursa ka* nunî takibat icra olunacaktır.
Zamanın takvimi
tevehhüm ederek bu canavarca hi yanete teşebbüs etmiş olması neka-dar varidlhalır İse, bu cinayeti kır-
baş Osmanın, esasen hemşerileri olan hacı Osman ağanın müstahdemlerini kandırarak fırıncının malûmatı olmakıızın işlemiş olduğu ve iş meydana çıkınca kendisiyle arasının açık olduğu Hacı Osman ağayı da ou işte medhaldar göstermiş olması da o derece de varidihatırdır.
Hortlak ve umacı masalları kadar korkuuç olan esrarlı vakanın bu son düğümü ise tabii maznunların cereyan edecek olan muhakemesi neticesinde çözülecektir. Bir "ödeme emri,, ile, çapraşık, ve dolambaçlı bir muammayı haleden zabıtamızı şayanı takdir görürüz.
TEŞRİNİEVVEL
Resmî »ene ! 1934 Ruzu huır 164 1 6 Hicrî K.sene 1353 } 1350 inci Teşrin 3
SALI
Sabah Recep 6 İMSAK |
1s- 12 D. 44 S. 11 D. | 5
ı 6 13 4 34 I
öğle ikindi Alışanı Yatsı
S. İD. S. D. S. D. . D.
6 30 9 36 12 31
121 İŞ 4 17 -3111 9|11
Bugünkü hava
Yeşilköy hava rasat merkezinden aldığımız malûmata göre dün bava tazyiki 758 milimetre en fazla sıcaklık 24 enaz 18 derece idi.
Rüzgâr kıpleden saatta vasati olarak on kilometre sur’atia esmiştir.
Bugün hava bulutlu olacak rüzgâr mutedil kuvvette cenup istikametinden esecektir.
Teşrinievvel 16
Teşrinievvel 16
Canilerin başı bir
Birinci sahifenen devam isteyen dört kişi çevrilmiştir. Bunlar, tahrif edilmiş hissini veren pasaportlar ibraz etmiş ve karmakarışık ifadelerde bulumuşlardır.
“ Pospişil „ ile “ Raytiç „ in alınan ifadeleri üzerine, elde edilen malûmat ve vesaik, Fransız ve Yugoslav zabıta müfettişleri tarafından ehemmiyetle tetkik otunmak-
Katillerin elebaşısı bulunuyor mır ?
Paris 15 (A.A) — Belgrattan ;elen malumat üzerine zabıta, Kralın katillerinin elebaşısı olması pek muhtemel bulunan beşinci şahsın hüviyetini tespit etmiştir. Bu adam
1910 da Belgrat'ta doğmuş, talebeden “Evgen Kvaternik,, tir. Pasaportunda ise, gazeteci olduğu ve
1911 de “ Tımşıvar „ da doğduğu yazılıdır. Kendisinin “Ustaşi,, leriıı
Yevmi makale
Lastikli tekerlekler



Birinci sahifeden devam kıymeti var mıdır, yok mudur bilmiyoruz. Fakat herhalde daha pahalıya malolmaz zannederiz. Kendisi böyle 30 lira kıymetinde olan bir arabaya 75 liralık lâstik takmak doğru olur mu? Sonra bu lâstikleri şüphesiz senede bir yenilemek te icap eder. Belediyenin 2000 kadar çöp arabası olduğunu farzet-sek bunların hepsine birden lâstik takmak belediyeye lâakal 150000 liraya malolacak demektir. Öyle tahmin ediyoruz, ki belediyenin bütçesinde bu parayı sarfe-decek tahsisat herhalde yoktur. Fazla parası olsa bile lastikli arabadan evvel yapacak oka-dar çok, okadar lüzumlu işleri vardır, ki bu parayı bu işlerden birine sarfetse hem şehre hem de halka daha büyük hizmet etmiş olur, öyle tahmin ediyoruz, ki bu .lastikli çöp arabaları meselesinde bütün İstanbul halkı bizim gibi düşünür. Şuhalde Belediye eğer henüz lâstik mübayaasına başlama-dise bu işten vazgeçmesini çok samimiyetle rica ederiz. Paramızı korumağa ve tasarrufa bukadar muhtaç olduğumuz bir sırada bir hamlede harice 150 bin lira akıtmağa kalkışmak hakikatan hesapsız bir iştir. Muhterem Belediye reisimizin, vakitleri müsait olursa, bu mütalâatımıza atfı nazar etmeleri ve bu lüzumsuz, lüzpmsuz olduğu kadar İsrafil işe kim karar verdise onu bu hevesten vazgeçirmeleri cidden temenni olunur.
ZAMAN

Vs I
(■? l*f» d
Akdenizde tevkif etmişlerdi. “ Pu-ankare,, bu meseleyi Fransa için bir izzeti nefis meselesi addetmiş ve İtalyanları, tevkif ettikleri Türk memurlarını iade etmeğe mecbur eylemişti.
Balkanlar harbinde ise, bidayette Balkanlarda " İstatoko „ muhafaza edilecek diye resmen tebligatta bulunmuş iken Bulgarların 1 muvaffakiyeti üzerine fırıldak gibi I dönmüş ve bu defada Bulgar taraftarı kesilmişti. Fakat İstiklâl har-jbimizde “ İzmir „ zaferi esnasında tekrar Başvekil idi. Bu zaferimizde Mareşal ( Fuş ) un reyini aldıktan sonra bize karşı hareket etmenin caiz olamıyacağını anlamış ve takip ettiği j itilâfperver siyaset sadesinde “ Luyd Corç „ un bir münasebetsizlik etmesine mani olmuştu. Bu suretle İzmir zaferinden sonraki siyasî işlerde bize hiz-*meti olduğu şüphesiz gibidir.
1 Müsyü “Puankare,, üçüncü Fran Isız Cümhuriyetinin hiç şüphesiz ıen namuslu, en dirayetli ve en mümtaz bir rücüli idi. Fransa Akademisi âzalığına da intihap edil-; -nişti.
Mesleği esasen Avukatlık oldu-I *iu için en ziyade sevdiği şey de ’ Avukatlıktı. Avukatlıkta da son I ierecede dürüst harekâtile ve bil-| Tassa devlet aleyhinde hiç bir 1 fava kabul etmemek suretile mes-|| eğine şeref vermiş bir adamdı. İr "Puankare,, nin cenazesi 81 P.ri. 15 (A.A) - M. Puankare I Polncare-nin cenazesi, cumartesi kûnü milli merasim yapılana kadar ^Panteona konacaktır.
1 l Puankarenin mufassal 'ercümeihali 7 inci sahife-nizdedir /

reisi “Laveliç,, in başlıca yardağı olduğu zannediliyor.
Bir şüpheli daha kaçtıI
Cenevre 15 (A. A.) — Kvaternik in eşkâline tamamen sahip olarak görülen meçhul bir şahıs, bu sabah Cenevre kahvesinde görülmüştür. Fakat polisler gelene kadar bu şa-hış Lozan istikametinde kaçmıştır. Bütün jandarmalara haber verilmiştir.
Annemasse komiser? Cenevreye gitmiştir.
ve
A?
İngiliz gazeteleri bedbin 1
Ingiliz gazeteleri, “Marsilya,, suikastinden sonra Avrupada vaziyeti tehlikeli ve karanlık görmektedirler. Bilhassa “Deyli Ekspres,, gazetesi pek bedbindir. Bu gazete diyor ki:
“Yugoslavya, üç esaslı unsura ayrılan bir devlettir. Hâkim olan unsur, Sırplardır. Diğer iki belli başlı unsur Hır-vatlarla Slovenlerdir.
Kral Aleksandr bu üç unsuru birleştirmek istedi. Onun için “Sırp, Hırvat, Sloven Krallığı,, unvanım kaldırarak ona Yugoslavya adım verdi. Eski ırkî serhadleri silerek onların yerine 9 vilâyet vücude getirdi. Bu vilâyetin yalnız altısında taraftar bulan siyasî fırkaları ipka ederek diğerlerini feshetti. Ve bu suretle de Yugoslavyada ka-bileciliğl kaldırmağa çalıştı.
Kral Aleksandır, kendi siyasetinin kurbanı oldu.
Slovenler, Italyanlara düşmandır
Fakat Sırphlarla Hırvatlar _ Slovenler arasında ölüm kadar kuvvetli b.r bağ vardır. Bunların hepside birbirlerini sevmediklerinden fazla İtalyanları sevmezler.
Slovenler müthiş bir İtalyan düşmanıdırlar. Hırvatlar da İtalyanları sevmezler.
Hırvatlara gelince; kral Aleksandr tarafından hürriyetleri gideritinciye kadar Avusturya Macaristan imparatorluğunun yıkılmasından müteesirdirler. Çünkü Viyanamn idaresini, Belgra-dın idaresine tercih ediyorlardı. Fakat “Musolini,, nin Avustur-yadaki nüfuzu artınca noktai nazarları değişti.
Yugoslavlar, devletlerini parçalıyacaklar
Yugoslavyada iğtişaş çıkarmak için yabancı bir devletin işlere karışmasına lüzum yoktur. Bilâkis bir müstevli ile harbe tutuşmak bu memleketi birleştirmeğe yardım eder.
Yugoslavlar kendi başlarına bırakılırlarsa, belki bugünkü devletlerini parça parça ederler, buda Avrupanın cenup garbini yepyeni dehşetlere uğratır.
Fakat ne olursa olsun bizim istifademiz, bu işe karışmamaktadır.,,
“Zağrep,, te neler oldu ?
Yine "Deyli Ekspres gazetesinin Zağrep,, muhabiri çektiği müstacel bir telgrafta diyor ki:
“ Zabıta her hangi bir hâdiseye meydan vermemek için kat’î emir aldı, her yerde silâhlı devriyeler gezmiye başladı. Buna rağmen sokaklarda oldukça mühim toplantılar oldu:
— italyayı kahretmeiiyiz.
— Macaristanı kahretmeiiyiz.
— İntikam almak istiyoruz.
Sesleri işidildi ve İtalya ile Macar konsoloshanelerininin önünde nümayişler yapıldı, taşlar atıldı. Fakat halk çabuk dağıtıldı.
Buna rağmen efkârı umumiye o derece heyecan içindedir ki her dakiha mühim bir hâdisenin çıkması mümkündür.
Macaristan ve Italyadan niçin şüpheleniyorlar ?
Yugoslavya halkını bilhassa bu iki devlet aleyhine tahrik
- ZAMAN -
POLİSTE
Karısını öldüren Osman tutuldu
Bundan epi müddet evvel, Osman isminde biri, Şehreminin-de karısı Ayşeyı, 13 lira para yüzünden öldürüp kaçmıştı katil ozaman yapılan bir hayli ya taharriyata rağmen ele geçme-„0$nişti. Nihayet, bu adamın, esa-jjjien hasta olduğu için evvelce ^tedavi edildiği Tspitalya hasta-hanesine vakayı müteakip gi-Pa,Jip yattığı tesbit edilmiştir. ° u Bu zevce katili nihayet ls-mı?»İtalya hastahanesinde -yaka-d*rlanmış ve tedavi bittikten son-caira tevkifhaneye naklonulmuş-Maeır.
Yusrlki yangın başlangıcı r,nı Dün iki yangın başlangıcı maû|muştur:
^an 1 — Cağaloğlundaki Orhan lidir. y apartımanı sahibi doktor Or-Iştn beyin oturduğu dairede ye difnaşır ocağındaki ateşlerle ti müağm başında bulunan talaş-Hudl tutuşmuş ve ateş az zaman-Yuf büyümüştür. İtfaiyeye ha-male k verilmiş ve bir kaç dakika /arında geıen itfaiye tarafından ziyade söndürülmüştür.
AaA/âr'- — Yenişehirde Dolapdere ,, desinde madam Maryanın sı altın . . . , 7
Kralın1111 a‘* °“a9,n,n manga-
n I ı sıçrıyan kıvılcımlarla s .n çıkmış, oda döşemesi cenaze’hktan sonra söndürülebil-Za8reFir.
mül Bir kaza f 3 Sgaltıda Çifte cevizlerde şılanmıştıı^ralı eyde oturan müete.
Tabut,4rjf Jün havagazı
örtülü k{jja kahve pişirmekte iken rülerek, birdenbire parlamış, gerek üzerine isi, gerek refikası söndür-önünde * uğraşrtıkları sıra da etmiştir ^en yanmışlarda. Her ikisi-P davi altına alınmıştır, saat^yte’ omobil Çarptı olacaktır r Şevketin idaresindeki Trenin »umarak otomobil Kara-durması » 8e«™ekte iken Kasım Şaziye harım isminde bir Kala çarpmış re yaralamıştır.
‘r yakalanın ş, Şaziye hanım p . )i altına alınmıştır.
"Kale'n Sarhoşluk pılan abıtaya hakaret ve sarhoş-ticesind,uÇların^an s,k 8‘^ yakala-şunlard arzubalci Hayri, Taksimde " Alekf 8011 ^erece 9arh°Ş olduğu , , w ıe yakalanmış, hakkında S1„ rikat evrakı tanzim edil-gorülmı şudur(if'^*se Çalarken-ten sonrî“ ^eniz hırsızlarından Has-için arka ** Pavi‘- Kalafat dürülmek Recebln kay'8* kinden kilâtın aum e^*se Çal^ken tutul-müthiş kC (ın ....... ................
sıkıimıştır.qep Balta limanı
Katıl llr)1tımına çarpf, .e’ ln. j ,eC,ıkşam Köstenceden li-nin muddeı ... ,
. ■ i .a gelmekte olan ve
ve e ıca et bandıralı Glitre şilebi e’ . u idmanında ki balıkçılık ta viye etm-n Atımına bindirerek
İşe bir kQdan yaralanmış, ve Paris 15 (A kenarı yıkılmıştır, linde yazılmı— —■
bastırmak Jlteakıp Hano cebinden tebaasından “^kararak ayak izleri deki kadın, m.*"^ 81ç‘° ” (V"‘ atılacaktır. Jzel‘ (Seli) nin boyu Romanya k
zede ben bir altmış, bir alt-D--I ■» e / m kadar vardı.
, Bukre’ 15 ( etreyi tekrar cebine “Karol,, un Beti:
Kral Aleksand(emil) ben size netice-rasiminde bulfak ihtimali olduğunu mevcuttur. d'sil mk
öylemiştiniz. Ben de l\Omei^anmi* bulunuyorum. ,ır fena olursa olsun Fransaya îim -
J ı yuzu sapsarı ıdı. Paris 15 (A. A. e
dan Jurnal gazete” (Hl“n0).5'* c"‘b' “ _ . ° metanetini muha-
yor: Bükreş ten g bere göre, M. Titüi devamla: rüşen Kral Karol, isrindeki bu ayak tem devresi geçtiki manâları size
Fransaya mutasavver vek a?aÖ* . )elı) nin boyun-
itti ziyaretini ifaya i, miştir.
*yine onun kun-kunduralar giy-
“Görele,, nin dertleri
Fındık müstahsilleri ve tefeciler
Belediye iyi çalışmıyor mu ?
Görele 1 ( Hususî ) — Bu, memleket Fındık diyarının en verimli toprağı olup bu civar kasabaların da en çok ihraç eden bir iskelesidir.
Bura ahalisi bütün hayat ve maişetini bol yetişen Fındığa borçludur. Bu, 66 köylü kaza merkezi Giresuna bağlı 42 bin nüfuslu mahsuldar bir kasabadır. Senevi 60 bin kantar Fındık çıkaran bu memleket mahsûlünün dörtte üçünün ihracı senevi bir kaç milyon lira getirir.
Kasaba 330 yılı Rusların istilasından kısmen yakılarak tahrip edilmeşse de hicretten dönen yerli ahali hanelerini tamir ve birçokları da yeniden yapmak suretiyle eski haline getirmişlerdir.
Halkın umumiyet itibariyle ekmek ihtiyacı mısırdan temin edilir. Hatta köylünün yetiştire bildiği mısır senelik ihtiyaca kâfi gelemediğinden Terme ve Çarşambadan da ayrıca mayıs ve haziran ayları ithalâtta bulunur.
Kışları sert, yazın yabis bir iklime malik olan bu memleket halkı denizcilikte ve balıkçılıkta da değerli işler görmeye müsaittirler.
tik fındık çıkış ve satışiyle son satışlar arasında epeyce fiat farkları görülür. Meselâ; fındığın ilk ve toplama zamanları Eylül başlarına doğrudur. Bu zamanda mahsul taze olup kara okkası 15 ve 20 kuruş iken son aylar, yani kânunlara doğru, bu miktar 35 - 40 a kadar yükselir.
Halkın malını istediği gibi ve ilk satışlarda sürmemesi tüccardan kurtarabilmesi için borçsuz bulunması lâzımgeliyor. Çünkü her köylünün yarı mahsulü borcuna karşılık bulunmaktadır. tki bahçesinin birini ilk ağızda toplayıp yerlerine ka-pamıya mecburdur. Eylülün birinde ma’faiz ödeyeceğine dair senetle taahhüdatı vardır. Halk faizci ve tefecilerin elindedir. Bunlar mart ve nisan aylarında eylül için 10 lirayı 20 liralık senet almadıkça vermezler.. Bu, tabii bir adet hükmüne girmiştir. Bu soygunculukla uğraşan ve bunun meşru bir kazanç ve servet membaı yapanlar az değildir.
Halkın fındığından başka ih-
miş bir kız, cinayetin vukubulduğu ve cesedin de yerde yattığı odadan fırlamış. Ve koşarak çıkmıştır. Arkasında uzun etekli bir elbise vardır. Daha ikinci adımda elbisesinin eteği ayağının altına takılmış ve sendelemeğe başlamıştır. Bu suretle düşmemek için diğer ayağını hızla yere basmıştır. Ondan dolayı izlerden birinde topuk toprağa çok gömülmüştür. Sonra yine muvazenesini bulmuş çakıl taşile döşeli yola gelmiştir. Taşlar sert olduğu için burada izler yoktur, fakat topraklı yerde kunduralara bulaşmış olan çamur burada taşlara da bulaşmıştır ki dikkat edince bu çamurları görürsünüz. Ondan sonra diğer bir kadın ile birde erkeğin refakatinde olarak otomobile binmiş ve otomobil de derhal hareket etmiştir. O sırada saat on bir ile on iki arasıdır.
Komiser (Bernar) sordu :
— Saat onbir ile oniki arası mı? Bundan kat’î surette emin misiniz?
— Eminim. Çünkü saat onbirde polis (Perişe) , burada devriye dolaşırken kapıyı açık bulup kapa
tiyaç ve maişetini temin edebilecek bir varidat menbaı yoktur. Yalnız fasulye, elma, ceviz, mum, yumurta, ve tavuktan gayri daha bazı ham maddeler ihraç edilirse de bunlar pekaz kıymettedirler..
Köylüler yaz geldi mi, yani fındığa 3 - 4 ay kaldı mı büyük şehirlere ve ticaret merkezlerine giderler. Her sene bu hal kendiliğinden bir merakla başlar ve hakikaten taşraya giden gençler dönüşlerinde bahçelerini toplatabilmek için hiç olmazsa gündelikçilerin masrafını kazanmadan dönmezler.
Belediye işleri
Belediye senelerdenberi halka imkân nisbetinde verimli olmamıştır. Yalnız geçen sene başlayıp bu sene bitirilebilen 9 bin liralık modern ve beton bir bina yapılmış, oda natamam bırakılmıştır.
Muğlada yol faaliyeti
Muğla 14 (A.A) — Vilâyetin her tarafında yol faaliyeti hararetle devam ediyor. Mükellef amele akın akın yollara gitmektedir. Bütün yollarda halen 600 amele çalışmaktadır. Vilâyetin en mühim yollarından olan Tavas yolunda yeniden 8 kilometrelik toprak düzeltilmesi açılmıştır. Bu yol Muğladan itibaren 25 inci kilometreye ulaşmıştır.
Bir aylık pamuk ihracatı
Adana 15 (A. A.) — Borsa-mızın kayıtlarına göre Eylül ayı içinde cırcırlanan mısır pamuklarının yekûnu 3.200.000 kiloyu bulmuştur. Şimdiye kadar bu cins pamuktan dokuz bin balye ihraç edilmiştir. Aynı ay içinde cırcırlanan yerli pamukların yekûnu ancak 311 kilodur.
Bunun sebebi fabrikaların Eylülde yerli pamuk çekmeye henüz başlamamış olmalarıdır.
Adanada Ruam mücadelesi
Adana 15 (A. A.) — Ruam hastalığı ile mücadele ehemmiyetli bir surette devam etmektedir. Şimdiye kadar 400 den fazla hayvan muayeneden geçirilmiş ve ilâçlanmıştır. Bunlardan yalnız ikisinde şüpheli Ruam hastalığı görülmüş ve bu hayvanlar müşahede altına alınmıştır.
mıştır. Bir saat sonra yani on ikide tekrar köşkün önünden geçtiği vakitte kapıyı yine açık bulmuştur. Şu halde katillerin saat onbirden evvel değil, sonra evden çıkıp gittikleri muhakkaktır. Saat onbirde otomobili kolay geçirebilmek için kapıyı açmışlar, fakat henüz gitmemişlerdir. Eğer böyle olmasaydı saat on ikide kapı neden tekrar açılmış olabilirdi?
(Hano) nun bu noktai nazarını (Bernar) tasdike mecbur oldu. O sırada biraz geride duran (Perişe) ise bir iki adım atarak yakınlaştı, yüzünde büyük bir heyecan eseri görülüyordu, dedi, ki :
— Şu halde ilk defa ben bahçeye g.rip kapıyı kapadıktan sonra gelip köşkün etrafını gezdiğim vakit demek katiller bu odada bulu-nuyorlarmış, öyle mi?
(Hano) hafif tebessüm etti:
— Evet, benim fikrimce siz dolaşırken onlar bu odada saklı imişler.
— Halbuki ben evin etrafını dolaşırken bütün pencerelerin pan-corlarıııı yoklamıştım. Hepsi içeriden sürgülü idi. Şuhalde onlar bu pencerelerin arkasında, topu iki
Soğan mahsulü bu sene azdır
Karacabey 8 (Hususî)— Geniş bir ovanın ortasında bir tepecik üzerinde yükselen kazamızın bütün halkı umumiyetle çiftçidir.
Başlıca ziraat mahsulâtı hububat, soğan, patates ve bakladır. Karacabey denilince Tür-kiyenin soğan memleketi hatıra gelmelidir. Burada her çiftçi soğan eker, geçen sene, soğan mahsulu çok olmasından satılamıyarak 2-3 milyon kilo soğan derelere atılmıştır.
Bu seneki soğan mahsulü azdır ve bunun için iyi fiatlarla satılmaktadır.
Kasaba ve köylerin bir kısmı Yunan işgalinde baştan başa yanmıştır. Bugün görülen ve he» gün yeniden bir başkası vücude gelen binalar soğan parası ile yapılmaktadır. Patates ziraati kaza için çok verimli bir mahsuldür. Bu sene çiftçiler patates tohumunu Marisilyadan getirtmek için Ziraat vekâletine müracaata hazılanıyorlar.
Umumî harpten evvel bağcılık inkişaf etmiş iken sonradan sönmüştür. Bundan üç sene evvel Kazaya gelen Kaymakam Sadettin Beyin ve ziraat dairesinin teşvikile bu şubeye çok ehemmiyet verilmiş ve yer yer her köyde yeni bağlar tesisine başlanmıştır. Bu miktar her sene artmaktadır.
Yalnız burada meyvacıhğa ehemmiyet verilmemiştir. Kazaya meyva hariçten gelir. Ziraat memuru Şevket Bey gezdiği köylerde köylülere meyva-cılık hakkında öğütler vermektedir. Bt sene pek çok kaysı, vişne fidanı getirilecek ve beş on sene sonra kazanın meyva ağacı da temin edilmiş olacaktır.
Amele için mecburî sigorta
İktisat Vekâleti iş borosu fabrikalarda çalışau ameleyi mecburî olarak kazalara karşı sigorta edecektir. Amelenin sigorta parasını patronlar verecektir. Vekâlet, fabrikalardan kaza istatistikleri istemiştir. Bu hususta hazırlanan kanun lâyihası iş kanunu ile birlikte meclise verilecek ve ileride işsizlik sigortası da yapılacaktır.
Romanyanın gaz istihsalâtı
İçinde bulunduğumuz sene-nin ilk altı ayında Romanyada çıkarılan petrol 4.070,000 tonu bulmuştur. Bu yekûn 1933 ün istihsalâtmdan yüzde 17 fazladır.
metroluk bir mesafede, nefeslerini tutarak beni gözetliyorlarmış... Bu ne müthiş şey 1
— Yapacağımız tetkikat şüphesiz bunu da meydana çıkaracaktır.
(Hano) bunu söyliyerek açık kapının eşiğine geldi. Pancurlar dışarı, camlı pencereler de içeri doğru açılıyordu. Cebinden bir pertevsiz çıkararak el hizasına gelen yerleri dikkatle muayene etti.
Sonra Müsyü (Bernar) ı çağırarak dedi, ki:
— Gelin, bakın.
— Parmak izleri mi var?
— Evet parmak izleri var. Fakat katiller ellerine lâstik eldiven geçirmişler. Binaenaleyh izlerden istifade edemiyeceğiz. bu, bize yalnız katillerin sanatlarını pek iyi bildiklerini ispat etmektedir.
Ondan sonra (Hano) eşiğin üzerine de iğilip orayı da pertevsizla dikkatle muayene etti. Tekrar ayağa kalkarak:
— Burada da ayak izleri var. Fakat kunduralarında tabanları lâstikii imiş. Onun için bu izlerden de birşey öğrenemiycceğiz.
Devamı var
7
- ZAMAN -
Teşrinievvel 16
Vefatı münasebetiyle
M. “Puankare,, nin terciimei hali
“ Puankare „nin Fransaya en büyük hizmeti, harbi kazandıran “Klemanso„yıı Başvekil yapmasıdır
Raymond Poincare 20 Ağustos 1860 da Barla Buc de doğmuştur. 1911 de vefat eden Antony Poincare nin oğlu olan mumaileyh çok münevver bir aileye mensuptur. Babası Politeknik mektebinin eski talebelerinden olup bilâhare irva ve İska teşkilâtının müfettiş umumisi olmuştur. Annesi Fransada maruf bir meb'us olan Audıy Gielonin torunudur. Tanınmış bir riyaziyeci olan kardeşi Gucin Maarif nezaretinde uzun müddet tedrisatı taliye müdürlüğünde bulunmuş ve Maarife mühim hizmetleri sebkit etmiştir.
Raymon Poincare’den bahsederken amcazadesi meşhur Henri Po-incare'yi hatırlamamağa imkân yoktur.
Âlemşümul bir filozof ve beynelmilel bir riyaziyeci olan bu zat bilhassa (tahteşşuur) meselelerinin hallinde mühim roller ifa etmiş İlim Akademisile, Akademi Fran-sezde uzun müddet azalık ettikten ve muasır ilim tarihine ismini hakkettirdikten sonra ölmüştür.
tlmî seciyeye malik olan ilk tahsilini Poincare büyük muvaffakiyetle ikmal ettikten sonra Parise gelmiş ve Lui lö gran lisesinde felsefe tahsil ettikten sonra 1879 aynı zamanda hem edebiyat ve hem de hukuk diplo-malaları almağa muvaffak olmuştur.
Aynı sene gönüllü olarak orduya iltihak ettikten sonra 1880 de Paris Barosuna dahil olmuştur. Burada bilâhare siyasî hayatında da karşılaştığı bir takım kimselerle tanışmıştır. Ezcümle Millerand bunlardan biridir.
Poincare 35 yaşına geldiği zaman Fransanın meşhur avukatları arasında ismi geçmeğe başlamıştı. 1 Bir takım İçtimaî, edebî cemiyetlerle, malî müesseselerin işlerini üzerine almış ve yaptığı müdafaalarla şöhreti gitgide artmıştı.
Poincare nin bilhassa avukatlık hayatı ibret nümunesi olacak kadar temizdir. Adalete hizmet et- 1 mek prensibini kabul ettiği için haksız gördüğü davaları kazanacak mevkide bile olsa asla kabul etmemiş ve bu prensibi bozmadığı için mevkiini gittikçe sağlamlaştırmış ve etrafına mütezayit bir hürmet telkin etmiştir.
Hayatının sonuna kadar birçok siyasî mevkiler işgal eden mumaileyh hükümete taallûk eden davalara da el sürmemiş ve bu suretle çok defa görüldüğü gibi para entrikalarından uzak yaşıyarak isimelrini kirleten siyasî avukatlara benzememiş daima temiz kalmıştır. Poincarenin bu fazileti göstermesi, dürüstlükle hayatın çok müreffe bir surette ve hattâ daha iyi bir surette temin edilebileceğini göstermesi itibarile de ibretle nazarıdikkate alınmağa değer. Poincare 1886 senesinde siyasi hayata atıldı. Fraysine Kabinesinin, Ziraat Nazırı olan (Dövel)in kalemimahsus müdürü oldu.
1887 senesinde büyük bir ekseriyetle meb’usluğa intihap edildi.
1906 da Lükseınburktan Ayan seçildi. Mecliste hiçbir fırkaya iltihak etmemekle beraber Terakkiperver Cumhuriyetçilere meyletti.
Dupui kabinesinde, Maarif ve Maliye Nazırlıklarında bulundu. Ribot kabinesinde mevkiini muhafaza etti. Birkaç sene sonra Meclisi Meb'usana Üniversite’nin muhtariyetini tasdik ettirdi. 1895 te Meclis ikinci reisi oldu.
1912 senesinde Başvekâleti kabul etti. Burada gösterdiği [muvaffakiyet kendisini Cümhurreisliğine kadar yükseltti. Fransa da genç Reisicumhur olan iki kişiden birisi de Poincare dir. 1913 senesinde bu mevkie geldiği zaman 53 yaşında bulunuyordu'
En büyük hizmeti ise 1917 de (Klemanso) yi Başvekil yapmasıdır. Halbuki (Klemanso), Müsyü Pu-ankarenin şahsî düşmanı idi. Harbin başlangıcından 1917 senesine kadar gazetesinde (Puankare) ye yapmadığı hücum kalmamıştı. Ona rağmen, Fransanın selâmeti için Puankare kendisini mevkii iktidara getirmekte tereddüt etmedi ve o sayede Fransa harbiumumiyi kazanmış oldu. Çünki harbiumumiyi itilâf devletlerine kazandıran yegâne
adam (Klemanso) dur. Harbiumu-miden sonra Müsyü Puankarenin müddeti bitince faal siyasiyattan bir aralık çekilmiş isede, henüz genç bir adam olduğundan kendini âyan intihap ettirmiştir. Ondan sonra 1924 de tekrar Başvekil olmuş ve takip ettiği millî siyasetten dolayı yeni meb'usan intihabatından sonra istifa etmişti. 1924 de olan bu inti- 1 habatta Sosyalistler ekseriyeti kazanmışlar idi. Onların hesabına mevkii iktidara gelen Müsyü ( Heryo ) nun zamanında Fransız frangı fena halde düşerek adeta Fransa mâliyesi İflâs edecek hale geldiğinden tekrar Müsyü Puankare rica ve ibram ile mevkii iktidara gelmişti. Puankare Reisi vükelâ olur olmaz, şahsına olan itimat do-layısiyle frank derhal yükselmiş ve bilâhare Puankare ittihaz ettiği fevkalâde tedabir ile frangı çok
Karacaahmetteki esrarlı cinayet
Birinci saihfeden devam
Âilei tahririyemizden bir arkadaşımızın mahallinde yapmış olduğu tahkikat ye tetkikat neticesinde elde ettiği en son tafsilâtı ve mütemmim malûmatı berveçhizir okuyucularımıza arzediyoruz.
Karaca Ahmef mezarlığında koyun gibi boğazlanmak suretiyle honhuarane öldürülmüş bir insan cesedi bulunduğu haber alınınca zabitanın ilk işi tabi! maktulün hüviyetini tesbite çalışmak olmuştu. Fakat maktulün ora ahalisinden olmaması ve bilhassa zabıtanın hüsnü niyette olmakla beraber evvelemirde yanlış bir ize sevkedilmiş bulunması maktulün hüviyeti tes-bit edilmesini geciktirmiş ve memurlarımıza 12 saatlik bir vakit kaybettirilmiştlr.
Yanlış izler
Filvaki ceset teşhis teşhir edildiği zaman sözlerine itimat edilen birkaç zat, bu korkunç kesik kafa karşısında muhik bir helecana kapılmış olmalılar ki maktulün Üaküdarda Kısıklıda oturan Aziz ağa olduğunu söylemişler ve zabıtayı bu iz üzerine sevkeyle-i inişlerdir.
Derhal mefruz maktul Aziz ağanın zevcesi, kızı celbedilmiş ve korkunç ölü bu zavallı kadınlara gösterilmiştir. Lâkin her iki kadın da dehşet ve korkudan çeneleri birbirine çarparak, maktulün Aziz ağa olmadığını söylemişlerdir. Nihayet Aziz ağa da bulunmuş ve kollarını sallıya sallıya karakola müracaat edince, Karacahmet mezarlığı hortlağının hüviyetini başka yerde aramak icap ettiği anlaşılmıştır. Bu müessif ihbar zabıtaya bir hayli kıymettar vakit kaybettirmiştir.
ilk emare
İşte bu sıralarda Üsküdar bekçilerinden “Yakup,, Efendi zabıtaya müracaat ederek :
— Haşan Ağa isminde tanıdığım bir derbeder vardır, sıvacıdır. Sakın o maktul olmasın. Kendisi Arastekapısındaki fırın sahibi Hacı Osman Efendinin hemşehrisidir. Oraya gelir giderdi. Hatta iki ay evvel fırını badana bile etti. Fırının tezgâhtarı Mahmut ta kendisine belini örtmesi için bir şubara verdi idi; demiş bunun üzerine ceset bekçiye gösterilmiş, o da :
— Evet, o söylediğim Haşan ağaya benziyor ama... Hele bir üzerini arayınız. Benim dediğim Haşan ağanın belinde üç dört anahtar vardır. O, bu anahtarları ölüm allahın emri üzerinden eksik etmezdi!.. Cevabını vermiş, tabii cesedin üzeri aranmış, fakat sahibinden hiçbir zaman ayrılmıyan o anahtarların sırra kadem basmış oldukları görülmüştür.
Bunun üzerine fırıncı Osman ağa celboloumuş, ceset ona da gösterilmiştir; hal ve vakti yerinde, nema-zında, niyazında, Üsküdar çarşısında safiyeti ile tanınmış olan bu fırıncı hacı Osman ağa cesedi görünce büyük bir soğuk kanlılıkla:
— Vah’vah; zavallı Haşan ağa!.. Tanıdım, ta kendisi 1 Amanın nt günlere kaldık I Yolunda teessüfler etmiş ve ehbabı sıvacı Haşan ağanın Kasımpaşa da çivili sokağında bir dükkânın üstündeki odada yalnız başına oturduğunu söylemiştir.
Maktulün odasında...
Derhal maktulün odasına koşulmuş, her şevin yerli yerinde durduğu yalnız bir sandığın kırılmış olduğu görülmüştür.
Oda cidden görülecek bir halde idi. Bir köşede içi ağzına kadar dolu üç çuval duruyordu. Süprüntülükten toplanmış olduklarında şüphe caiz olmıyan bu paçavra çuvalları yanında ise pırıl, pırıl yep
sağlam bir dereceye getirerek bu suretle Fransayı iflâstan kurtarmıştır.
Ondan sonra Müsyü Puankare tekrar mevkii iktidardan çekilerek münzevî bir hayat geçirmeğe başlamıştır. Bundan iki sene evvel Paris (Baro) su riyasetine de intihap edilmiş ise de kendisine nüzul isabet ederek riyaseticümhurdan fazla ehemmiyet verdiği bu vazifeyi ifa edememiştir. İki senedir hasta olarak yaşamakta idi. Fransa ricali içinde müfrit milliyetperverliği ve fakat aynı zamanda iğil-mez namusu, dürüstlüğü ve iktidarı siyasî ile şöhret bulmuş olup üçüncü cümhuriyetin en mümtaz simalarından biri olduğuna şüphe yoktur.
Harbiumumide Fransıtlar arasında ittihadı muhafaza hususunda bilyiik hizmetleri olmuştur.
yeni üç tane singer dikiş makinesi göze çarpıyordu. Odanın her tarafına ekmek dilimleri serptirilmişti. göz ne tarafa çevrilse bir dilim ekmek görülüyordu. Bir tarafta ise avuç avuç izmarit denilen sigara artıkları bir kümecik teşkil edecek derecede biriktirilmişti.
Odada maktulün yattığı anlaşılan çok pis ve müstekreh bir yatak vardı. Halbuki tavan arasında yepyeni üç tane yorgan duruyordu.
Sıvacının serveti
Zabıtan bu acaip oda ve insanı şaşırtan muhtevası karşısında her köşeyi bucağı kemali dikkatle aramağa başlamış, bir sandığın altında, küflenmiş, çürümeğe yüz tutmuş bir haİde “250„ lira evrakı nakdiye bulmuş, sandık içinde de birçok alacak senetleri ile maktulün Osmanlı bankasında “1372,, lira “47,, kuruşa baliğ olan bir hesabı carisi bulunduğunu gösteren bir banka cüzdanı ele geçirmiştir. Hemen hepsi de altın kaydını ihtiva eden bu borçlu senetlerini her nedense Haşan Ağa muameleye koymamıştır. Ağlebi ihtimal maktul bu senetler muhteviyatını yine altın olarak ele geçirmek için altın devrinin avdetini bekliyordu ve ancak o mes’ut devir avdet ettikten sonra hakkını arayacaktı.
Esrarengiz bir ödeme emri
Maktül sıvacının odasında ele geçen bu senetler arasında bir de ödeme emri vardı. “ Üsküdarda hancı Kırbaş Osman ,, imzasını taşıyan bu ödeme emri maktulden “ 1350 „ liva talep ediyordu. Zabıta maktulden alacaklı olan bu “ Kır-baş Osmanı „ bulmuş ve kendisine maktulden bir alacağı olup olmadığını sormuştur.
Maktul sıvacı gibi kendisıde Göreli olan Kırbaş Osman evvelemirde bir alacağı olmadığını, sonra biraz sıkıştırılınca üç yüz lira kadar ekmek aidatından mütevellit bir alacağı olduğunu söylemiştir. Bu alacağını neden dolayı istemediği sualine de:
— Ne yapayım? Verecek bir halde değildi. Aramadım işte! Cevabını vermiştir. Bu inkar ve teviller zaten uyanık olan zabıtamızı daha ziyade ikaz etmiş ve evvelce (1350) liralık bir ödeme emri gönderdiği halde sonra nedense alacağını bir türlü almak istemeyen bu acaip ve esraralût alacaklıya kendi imzasını taşıyan “ 300 ,, değil, fakat “1350,, liralık ödeme emri gösterilmiştir. Bu vaziyet karşısında Kırbaş Osman kemküm etmeğe başlamış ve nihayet maktulden on para bile alacağı olmadığını, lâkin kendisini korkutarak para koparmak için böyle ödeme emri gönderdiğini ve cinayeti de kendisin ve Arastakapısındaki fırıncı Hacı Osman ağa ile tezgâhtarlarının ika etmiş olduklarını itiraf eylemiştir.
Kırbaş Osman kimdir?
Bu adam zaten başlı başına bir muamma, canlı bir istifham işaretidir. Vaktiyle fırın sahipliği etmiş, Üsküdarda hancılık yapmış olan bu adam son zamanlarda en şumullü manasiyle sefil ve perişandır. Kendisi zevcesiyle birlikte Üsküdarda Teke kapısında emvali metrukeden bir fırının üstünde oturmaktadır. Kuzguncukta ufak bir ekmekçi dükkânı vardır. Ve bu dükkânda ekmek başına on para temettü temin etmek şartiyle küçük bir çocuğa ekmek sattırmaktadır. O dükkânda ise günde ancak (30) ekmek satılmakta imiş. Yani Kırbaş Osman Ağanın günde kazancı “15,, kuruşu bulamıyor.
Dün Birinci Ticaret mahkemesi “Füruzan,, kaptanını dinledi
İki ceset daha bulundu, otuz mağruktan eser yok
33 Kişinin feci bir surette boğulmasile neticelenen Heybe-liada açıklarında ki vapur ka-kazası tahkikatı henüz tamami-le ikmal edilmemiştir.
Dün Kartal sahillerinde bu faciada /boğulan zavallılardan ikisinin cesedi daha bulunmuştur. Şimdi bulunan cesetler üçe çıkmış oluyor. Diğer otuz mağ-I rukun cesedi hiç bir yerde bulunamamıştır.
Dün bulunan cesetlerin fo-toğrafileri alınmış ve resimleri, hüviyetleri tesbit edilmek üzere “Yalova,, ya gönderilmiştir.
Bu kaza ile alâkadar olarak “Ya'ova,, da alınan ifadelerde, iptidadan beri tahkikatı idare eden Müddeiumumi muavini Nurettin Beye verilmiştir.
Ticaret mahkemesinde
Diğer taraftan , “ Afitap „ motöriyle çarpışıp feci kazaya yol açan “ Füruzan,, vapuru kapdanı Hüsnü Bey, deniz ticaret kanunu ahkâmına tevfikan, hâdiseyi bir rapor ve istida ile Birinci Ticaret mahkemesine bildirmiş, şahitlerini de göstermiştir.
Dün saat 16,30 da, Hüsnü kaptanın huzuriyle Birinci Ticaret mahkemesinde istidası ve raporu okunmuştur*
Facia nasıl vukubuldu?
Haşan kaptan mahkemede şunları söylemiştir:
“ — Kartala gidiyordum sancak bodoslaması tarafından 30 metre ilerimde donuk ziya neşreden kırmızı bir fener gördüm, derhal düdük öttürdüm, menevra yaparak “Afitap,, motörü ile müsademe vuku bulmamasını da temin ettim.
Fakat bu sefer, sancak omuz başlığıma bir başka cismin bindirdiğini duydum, bunu müteakip feryatlar işittim.
Heman can kurtaranları de-attım, filikaları mayna ettirdim. Düdük çalarak istimdat ettim . Birinci filikayla
Zira bu “15,, kuruştan daha dört çocuğa da sıkı yevmiye vermek icap ediyordu.
Kirbaşın teke kapısındaki evi taharri edildiği zaman genç bir mektep talebesinin bu Görelelinin evinde günde (60) kuruş vermek sretiyle pansiyoner olduğu anlaşılmıştır. Kırbaş İstiklâl mahkemesi tarafından bir fırın basmak cür-münden beş sene hapis cezasına mahkûm edilmişmiş.
Kırbaş itiraf ediyor
Zabıtanın etrafına örmüş olduğu kuvvetli ağlar ve gösterdiği deliller karşısında Kırbaş Osman ha sis olmakla beraber çok zengin bildikleri sıvacıyı iş bahanesiyle Üs-küdara celbettiklerini, kendisine tamir edilecek bir çok muhayyel binalardan bahsettiklerini ve nihayet karanlık basınca biçareyi Kara-caahmet tarafına aldatmak suretiyle götürdüklerini ve orada Hacı Osman ağanın fırınında tezgâhtar Göreleli Mahmut tezgâhtar yamağı yine Görelili Mehmet de:
— Haydi bakalım 1
Diyerek zavallı sıvacıyı koyun keser gibi boğazlatmış olduklarını, aynı fırında tablâkâr yine Göreleli Mehmet ile kendisinin ve fırıncı Hacı Osmanııı gözcülük ettiklerini bertafsil anlatmıştır. Kırbaş Osıııa-nın bu itiraflarına mukabil, fırıncı Hacı Osman ile tezgâhtar Mahmut, yamak Mehmet ve tablâkâr diğer Mehmet inkâr etmekte, bu işten haberdar olmadıklarını söylemektedirler.
Acaba?
Bugün Üsküdarın şayanı hürmet esnafından olarak tanınmış olan Hacı Osman ağa [bir zamanlar parasız iken Kasım Paşada askerî fırınlarda tablakârhk edermiş. İşte o devre yani "1336,, senesinde, yine Kasımpaşada kahvecilik eden maktul sıvacı, Hacı Osmana pek çok iyilik etmiş imiş. Maktulün kahvesi okadar meşhur imiş ki İstanbula gelen; bütün Göreleliler o kahveye inerlermiş.
Hacı Osman ağanın; belinden anahtarlarını eksik etmiyen, odasına kimseyi sokmayan hadîs ve ace-yip tabiatlı maktülde birçok para
kurtulanları gemiye aldım. İkinci filika da biraz sonra geldi.
Filikaları idare edenler, deniz sathında başka bir şey görmediklerini, ancak getirdikleri eşhası kurtarabildiklerini söylediler..
Kurtulanlara asprin ve çay eağıttırdım.
Vak’a mahallinde bir buçuk saat kadar araştırma da yaptık. Mes’uliyet kimde?
Bütün hata ve mes’uliyet motor kaptanındadır. “Afitap,, motöründe şeraiti haiz kaptan kullanılmamıştır. Matöre deniz nizamatma uygun fener de konulmamıştır. Motörde, yedeğinde tekne bulunduğuna dair işaret te yoktu.
Şahitlerin anlattıkları
Hüsnü kapdanın göserdiği şahitler “ Füruzan ,, nin ikinci süvarisi Mustafa Bey, çarkçıbaşı Talât, serdümen Ahmet, başvar-diya Şevki, serdümen Yunus efendilerdi.
Hüsnü kaptandan sonra bunlar da dinlenilmiş ve hâdiseyi süvarilerinin anlattığı şekilde tesbit ve izah etmişlerdir.
Bundan sonra, yeni ikame edilen şahitlerden bazısının gelmemiş olduğu anlaşılmış ve celse, Hüsnü kapdanın tayin edeceği başka bir güne talik edilmiştir.
Yugoslav sefiri
Ayinde bulunmak için Ankaraya gitti
Kral Aleksandrın istirahatı ruhu için Ankaradaki Yugoslav sefarethanesinde yapılacak ayini ruhani de hazır bulunmak üzere, sefir ve sefarethane erkânından bazıları dün akşamki trenle Ankaraya hareket etmişlerdir. Aynı trenle, ayine riyaset edecek oian Metre-politte gitmiştir.
Ayin, siyah kreplerle kaplanacak ve muvakkat bir mabede çevrilecek olan sefarethanenin büyük salonunda ve kralın naşını havi temsilî bir sandıka önünde icra edilecektir.
Merasim, kralın resmi tedfini icra edilecek olan Perşembe günü yapılacaktır. Aynı gün, şehrimizdeki, Ayatiridi klişesinde bir ayin icra edilecektir. Merasimde hazır bulunmak üzre Yugaslavya konsoloshanesi tarafına Vali Beyle sair zevata v» konsoloslara davetiyeler gönderilmiştir.
Paris sefiri
Şehrimizde bulunan Paris sefiri Suat Bey birkaç güne kadar memuriyet mahalline hareket edecektir.
Haşan Âli Bey
Tedrisat umum [müdürü Haşan Âli Bey dün akşam Ankaraya gitmiştir.
tevehhünı ederek bu canavarca hi yanete teşebbüs etmiş olması neka-dar varidlhatır ise, bu cinayeti kır-baş Osmanın, esasen hemşerileri olan hacı Osman ağanın müstahdemlerini kandırarak fırıncının malûmatı olmaknzm işlemiş olduğu ve iş meydana çıkınca kendisiyle arasının açık olduğu Hacı Osman ağayı da bu işte medhaldar göstermiş olması da o derece de varidih&tırdır.
Hortlak ve umacı masalları kadar korkunç oian esrarlı vakanın bu son düğümü İst tabii maznunların cereyan edecek olan muhakemesi neticesinde çözülecektir. Bir “ödeme emri,, ile, çapraşık, ve dolambaçlı bir muammayı halleden zabıtamızı şayanı takdir görürüz.
SPOR
Uşak ve Samsunda maçlar
Uşak 15 (A. A.)— Uşak grubu final maçı dün şehir stadında kalabalık bir seyirci huzurunda oynanmıştır. İzmir şampiyonu Altay ile Aydın şampiyonu Söke takımı arasında yapılan bu maç, hakem Niyazi beyin idaresinde ve Altayın hakimiyeti ile başladı. Ve neticede Altay maçı 3-0 bitirdi.
Altaylılar yarınki Afyon trende memleketlerine dönecekler ve tzmirden Türkiye birincilikleri için buraya hareket edeceklerdir.
Karadeniz şampiyonluğu
Samsun 15 (A.A) — Karade-deniz şampiyonluğunu tayin edecek olan Trabzon ve Samsun birincileri 14/10/934 pazar günü federasyon mümessili Şazi beyin idaresinde oyuna başladılar Berabere kalmaları üzerine maçın usulen onbeş dakika temdidinde Trabzonlular bu tem-temdidi ertesi gün oynayabileceklerini söylediler.
Hakem kabul etmedi ve beş dakika sahada bekledi. Trabzonlular sahaya çıkmadığından Samsun Karadeniz şampiyonu olmuştur. Çarşamba günü Ankara vapuru ile îstanbula hareket edeceklerdir.
■MKKMnaBnmnn
Deniz yolları
İŞLETMESİ
Acenteleri: Karaköy- Köprübaşı Tel. 42362-Sirkeci Mühürdarzade MMi Han Tel: 22740 MM Karadeniz yolu KARADENİZ vapuru 16 Birinci Teşrin SALI günü saat 20 de Rizeye kadar. “6721,,_______________
Ayvalık yolu ANTALYA vapuru 17 Birinci Teşrin ÇARŞAMBA günü saat 19 da Ayvalığa kadar. “6787,,
Mersin yolu
ERZURUM vapuru 18
Birinci Teşrin PERŞEMBE 11 de Sirkeciden kalkacak gidişte İzmir, Antalya, Alanya, Anamur, Mersin, Payasa dönüşte ilâveten Taşucu, Çanakkale ve Geliboluya
Zayi ve itibardan düşmüş pasaport:
İstanbul İran Ceneral Konsolosluğundan ita kılman ve Ali Asgar oğlu İsmail namına ait olan 564 umumî ve 1397 hususî numaralı ve 23 Şahrivar 1295 ve 25 Ağustos 1916 tarihli pasaport başka bir kimsenin elinde görülecek olursa ka* nunî takibat icra olunacaktır.
Zamanın takvimi
TEŞRİNİEVVEL
| Resmî sene 1 1934 Ruzu hızır 164 1 6 Hicrî K.sene 1353 ı Rumî sene I 1350 , inci Teşrin; 3 l
SALI
1 Sabah İMSAK
S. D. necep S. D. |
12 44 6 11 S
6 13 4 34 1
öğle ikindi Ak ^anı yatsı
S. İD. S. D. S. D. . D.
6 30 12| 9 15 36 4 12 17 3TÎ 31 9[T Eltini 1 Zevıll 1
Bugünkü hava
Yeşilköy hava rasat merkezinden aldığımız malûmata göre dön bava tazyiki 758 milimetre en fazla sıcaklık 24 enaz 18 derece idi.
Rüzgâr kıpleden caatta vasatı olarak on kilometre sur’atla esmiştir.
Bugün hava bulutlu olacak nis-gâr mutedil kuvvette cenup istikametinden esecektir.
8
Teşrinievvel 16
_______—ZAMAN—___________
Avrupada Diplomalarla Musaddak Birinciliği ve En Büyük Mükâfatı ve Zafer Nişanını Kazanan
HAŞAN MÜSTAHZARATI
| * | Devlet Demiryolları İlânları | * |
Maden kömürü nakliyatına fevkalâde tenzilât
Tıbbî Müstahzarat
Haşan kuvvet şurubu küçük
„ „ »• büyük
1 Kg
60
100 ................... ) 150 Öksürük Pastilleri.30
Kolonya ve Losyonlar
90 Derece halis limon çiçekleri kolonyasile yasemin, leylâk, menekşe, nerkis çiçeklerinden ve ruhnuvaz esanslardan ihzar edil-iniştir.
Haşan kolonya ve losyonları
Haşan Nesrin
levantaları kolonyası
Küçük cep şişesi Cep şişesi
Küçük Orta
Düz büyük şişelerde Büyük
1/24 1/16 1/8
1/4
litre
1/2
„ 1
Canı kapaklı şişeler 1/8
.. 1/4
.. 1/2
ile
1/8 1/4 1/2 1 Açık
„ Cam kapaklı şişeler 1/8
„ .......... 1/4
„ ................ 1/2
Kokulu Sabunlar
tuvalet sabunları küçük .. .. büyük
25
■10
70
130
150
250
500
130
200
300
100
35
60
100
200
250
80
130 200
Nefis Yağlar
Kuvvet, sıhhat, nefaset ve lezzet ifade eder. Haşan Zeytinyağı 1-4 Kg.
1-2 „
1 ..
2 „ .. 6 „
„ 17
Haşan Hüil dö Parafin
Haşan fıstık özü yağı
Haşan Hiutyağı halis
Haşan bademyağı
Haşan, bahkyağı
Tenekcsile
Haşan
ıı II ıı Duyun
Haşan tuvalet sabunu 220 Gr.
„ „ ,, 140 „ Lüks
„ „ ,, 250 „ H
Haşan gliserin sabunu
Haşan Gilserin sabunu gül
Haşan Tıbbî Sabunlar
Krem ve Biryantinler
Kremi Vazo yağsız
Kremi tüp içinde
Biryantini
„ Likid
Haşan Haşan Haşan
Arjantiya
büyük Likid büyük
Şampuan Saç suyu ve sabunları
Saçları uzatır, kepekleri ve mikropları izale eder ve şak tutar.
Haşan
Haşan
Haşan
şampuanı saç suyu Trihofil saç suyu
Tıraş Levazımatı
tıraş sabunu
Haşan
n ıı ıı Kremi Haşan tıraş bıçakları 10 adet Haşan tıraş bıçakları 1 adet
Çiçek, Gülsuyu
Haşan Çiçek suyu
Haşan Gülsuyu
ve
Haşan Gülyağı halis
Haşan Neroli Esansı
Haşan Nane Ruhu Haşan Melisa Ruhu
5
10.
1
1
5
10
10
15
25
25
35
10
15
25
20
50
20
25
40
30
50
50
75
yumu-
10
25
125
25
30
45
5
Gramlık
yağları
1/4 „ 40
1/2 „ 50
1 60
1/4 „ 40
1/2 „ 50
1 60 300 550 75 75 300 550 50 50
Diş Müstahzaratı
Dişleri inci gibi yapan ve diş etlerine ebedî hayat veren ve kanamasını meneden ve diş ağrısını dakikasında durduran, dişlerin çürümesine mani olan :
Haşan Diş Macunu Dantos
„ „ Suyu
.. „ Orta
ıı ıı ıı Büyük
Gayet sağlam ve sert ve sıhhî diş fırçaları
20
30
60
100
BELSOĞUKLUĞÜ
VE FRENGİYE YAKALANMAMAK İÇİN EN İYİ İLÂÇ
PROTEJİN ’dir
50 KRŞ, HER ECZANEDE BULUNUR.
Dr. Hafız Cemal Bey geldi
i iki buçuk aydanberi Avrupa-» da seyahatte ve tıbbî tetkikatta bulunan Doktor Muallim Hafız Cemal Bey avdet etmiş ve ka-
Tepebaşı Şehir Tiyatrosnnda Bu akşam
Akşam 20 de İstanbul Belediyesi
Cürüm
ev
Ceza
Yazan: F. M.
Dostoyevsky
Tercüme e(
binesine müracaat eden hastalarını kabule başlamıştır.
40
50
75
125
450 1050
75
50
200
20
25
30
40
40
60
100
175
Küçük şişe
25 Gr.
50 „
şişe
1-4 Kg.
1-2 „
1
2
Haşaratı ve Fareleri Öldüren
Fayda Haşan
acı
1/4 Litre 1/2 „ 1
6 ., Büyük ambalajda safi kilosu Pompa
.. H Far Haşan Fare Zehir Macun „ „ „ „ Buğday
,. „ ., Büyükleri
Haşan fare zehirleri ikisi bir arada
30
50
80
400
70
100
60
25
25
40
40
Glüten Mamulatı
Şeker hastalığına ve zayıflamağa mahsus olup şeker hastalıklarında son ettibba kongresinin kabul eylediği formül üzere tertip edilmiş çok dakik ve ayarlıdır. Lezzeti güzel ve çok tazedir.
Haşan Glüten ekmeği 35
„ Gevreği Bademli Glüten ekmeği 55
55
Glüten Makarnası 1/2 Kg. 55
„ Unu 1/2 „ 55
Haşan Şehriyesi 1/2 „ 55
Diyabetik Çikolatası „ 25
,, Kg. ,, Şekeri 50 Gr. 450
40
n „ 100 70
„ 250 150
Özlü Hububat Unları
Çocuklara ebedî bir hayat ve sıhhat bahş ve en nefis ma-hallebi, tatlı, çorba ve pürelerin imaline yardım eden:
Haşan Pirinç Özlü unu 250 gr. 25
,, Buğday. Özü nişastası n 25
,, İrmik Özii unu 25
„ Patates Özü unu f, (Ararot) 25
„ Arpa „ „ 25
,, Türlü „ „ 25
„ Mercimek,, ,, 25
f, Bezelye „ ,, 25
„ B. Mısır „ „ (Kornflavur) 25
„ Ketsane „ „ 25
„ Fasulye „ „ 25
„ Nohut „ „ n 25
„ Çavdar „ ,, 25
„ Yulaf „ „ 35
„ „ „ * M 500 Gr. 60
,, Özlü unları diğer envai 40
,, Brekfast bisküvitleri 30
I» )) „ Kilos u 250
Pudra ve sürmeler
Haşan Çocuk pudrası teneke kutu 25
ıı n „ „ Paket 10
„ Talk pudrası 500 gram kutu 40
„ Sürmesi sürmedanlıkla 25
„ Sürme lüks sürmedanlıkla büyük 40
Haşan Setliç tozları 30
Haşan gazoz tozu 50
„ „ „ büyük şişe 4 misli 100
Haşan karbonatı 100 gram 10
„ „ 250 „ 20
„ „ 500 „ 35
Haşan demirhindi hulâsası 40
ıı ıı ı, Orta 60
„ „ „ Büyük 100
Muhtelif Müstahzarat
Haşan Granto Perzervatif 6 adet kutu 50
ı) » ıı 6 „ ipekli 75
„ Maimukattarı o distile 1 Kg. şişesile 25
2 Kg. „ 40
Satılık ve Kiralık
Marangoz dükkânı
Nuruosmaniye de cami kapısı karşısında 12 numaralı ve son sistem makinelerle iş'er marangoz dükkânı satılık ve kiralıktır. Talip olanların karşısındaki kahveci Mustafa efendiye müracaatları.
Dariışşafaka Müdürlüğünden:
Talebe için münakaşa ile yaptırılacak 350 çift kunduranın nümune ve şartnamelerini görmek üzere taliplerin hergün ve münakaşaya iştirak etmek üzere 22 teşrinievvel 934 pazartesi sabahı s^at 9 da Nuruosmaniye camii mahfelindeki Cemiyeti Tedrisiye merkezine müracatlan. (6506)
5 Birinci teşrin 1934 tarihinden itibaren Devlet Demiryollarında tam vagonla nakledilecek hernevi maden kömürlerinden ton ve kilometre başına 1 kuruş ücret alınacaktır. Kok kömürü için bir vagonun asgari hamulesi 10 tondur. Bu tarifeye göre muhtelif merkezler arasında bir ton kömürün nakil ücreti şudur. (6600)
Hacıbayram-dan Değirmisaz-dan Haydarpaşa-dan Mersinden
Eskişehir 1122 166 314 823
Ankara 859 429 57/ 694
Sivas 305 1031 1179 564
Adana 802 837 1117 67
Keyseri 479 809 957 343
Konya 899 467 748 390
Malatya 1194 1229 1509 459
Eiâziz 1313 1348 1628 578
Fazla tafsilât için istasyonlara müracaat edilmelidir.
Havaleli olmaları dolayısile seyriseri ücrete tabi olan aşağıdaki eşya, seyrihafifle nakledilmek şartile, seyrihafif birinci sınıfa nakledilmiştir. Bu suretle ücretlerde yapılan tenzilât nisbeti % 65 tir.
Bu tenzilât; mobilya nev’ine dahil eşya için 10 Birinciteşrin ve diğer eşya içinde 20 Birinciteşrin 1934 tarihinden itibaren tatbik edilecektir.
Ağaç (zihayat. Küçük ve büyük)
Araba (çocuklara mahsus/
Araba (el arabası. Sökülmemiş)
Asma çubuğu (zihayat)
Ayna (çerçeveli ve mobilya halini iktisap etmiş)
Banyo (demir, çelik, tahta)
Mobilya (kerevet minderler. Sökülmemiş)
Dut yaprağı
Eşyayı beytiye (dolap, konsol, döşeme, gardrop ve emsali hacimli eşya)
Fıçı (boş ve cesim bombalar)
Fidan (garsedilecek zihayat fidanlar)
Hasır mamulatı (her nevi)
Hububat sapları (tazyik edilmemiş)
İpek kozası
İskemle (sökülmemiş)
Kamış (boyalı veya mamul)
Karyola (somyalı. Sökülmemiş)
Kızak (ağaç ve madeni. Hayvanla cerrolunur)
Koza (taze, kuru, delik, İpek kozaları)
Koza talaşı (ipek böceği kozası artıkları)
Lavabo ve emsali
Mantar şişe tıpaları
Ot (kuru ve tazyik edilmemiş)
Pamuk (tazyik edilmemiş)
Peynir (taze, tussuz)
Saman (tazyik edilmemiş)
Sandalye (sökülmemiş ve portatif olmıyan/
Saz (boyalı zaz ve kamışlar. Demet halinde)
Sepet (müzeyyen lüks sepetler)
Süt ve mamulatı (taze)
Süpürge (her nevi)
Talaş (tazyik edilmemiş/
Tereyağı ftaze ve tussuz)
Yaprak (zihayat. Dut yaprakları gibi)
Yosun (tazyik edilmemiş) (6599)
Portakal, Limon ve emsaline tenzilât.
15/10/934 Tarihinden itibaren, en aşağı beş ton olmak veya beş ton ücreti verilmek şartile, bir istasyondan diğer her hangi bir istasyona yapılacak nakliyattan maktûan :
Beş tona kadar olan ağırlık için ton başına 20
Beş tondan fazlası için beş ton ücreti olan 100 7,5 lira
liraya ilâveten beher fazla ton başına ücreti alınacaktır.
Bu ücret, Payas, Dörtyol ve Toprakkale kısmını da ihtiva etmektedir. Bıı nakliyata, daha ucuz düştüğji münasebetlerde, şartlarile beraber, meyva ve sebze tarifesi tatbik edilir.
10 Ton veya daha fazla olan mersulelere ayrı vagon verilir. Ambalajlı olmıyan dökme mallardan asgarî 10 ton ücreti alınır Bu nakliyatın ücretleri muvasalatta verilebilir. Bu tarifeye tabi maddelerden karışık olarak bir mersule tertip edilebilir. Tam hamuleli vagonlara, üçüncü mevki bileti olmak şartile, bir muhafız konulab lir. “6552,,
HİLÂLİAHMER
I MERKEZİ UMUMİSİNDEN:
' J Eskişehir anbarında :
jl Halis ve ayarlı kalay, muhtelif fiber kâğıdı, halatta tez- H • m gâh kayışı, tel halatlar vesaire 18 Teşrinievvel 1934 tarihin- «1 lu de satılacağından taliplerin müracaatları.
İmtiyaz sahib’.: Ali. Umumî neşriyatı idare eden yazı işleri müdürü: C. Hikmet. Matbaai Ebüzziya