Kore işinde nazik durum
Komünist Çinin müdahalesi dün resmen tahakkuk etti
Başbakan Adnan Menderes dünkü Bakanlar Kurulu toplantısın da
Güvenlik Konseyi toplantıya çağırıldı
Çinliler Kore’de ileri harekete devam ederlerse bunun dünya harbine sebep olacağı belirtiliyor
Tokyo, 6 (a.a.) (Afp) — General Mac Arfhur aşağıdaki teb-1 liği yayınlamıştır; I
«Birleşmiş Millçtlçr kuvvetlerinin Korede bah kesicindeki mev |
| zileri halen yeter derecede istikrar bulmuştur ve düşman hak kında verilen malûmat, son günlerde cereyan eden harekât neticesi meydana gelen durumu
tesbit etmeme kâfidir- ı zağa düşmesi ve sahil bölgesi
Kore harbi düşmanın Pyong- nin işgali ile amelî sahada son yang’m kuzeyinde kurulan tu-1 (Sonu Sa. 4 Sü- 7 de)

...
t
i
w'
Başbakan Menderes iyileşti
Bakanlar Kurulu dün Adnan Menderes’in
başkanlığında toplandı
Bir müddetten beri rahatsız
Kahramanlarımızla berabeı
ANKARA’DAN KORE’Yİ
Vapurda hayat
Erlerin yiyeceğinde bir kuş sütü eksik! Tatlıya düşkünlüklerine Amerikalılar hayran kaldılar
Cumhur Başkam Celâl Ba-yar son nutkunda denk bütçe ve istikrarlı bir para siyaseti üzerinde ehemmiyetle durmuştur. Kendisinin iktisadi ve malî meselelere olan büyük vukufu göz önüne alınacak olursa, nutukla gösterilen esaslar dahilinde çalışmak, memleketin reis hına ve kalkınmasına büyük "bir hizmet olacaktır.
Cumhur Başkanı nutkunda, açıkça ifade etmiştir ki, «Bir memleketin bütçesi, İktisadî takatinin üstüne çıktığı ve bu bal tevali ettiği takdirde, o memleketin çekeceği maddî ve manevi ıstırapların hududu olamaz.»
Teessürle kaydedelim ki, şimdiye kadar gelip geçen eski iktidar hükümetleri, bütçeleri iktisadi takatimize göre değil, belki ağır vergilerin üzerine bina etmişler, ve açık vermekten dahi çekinmemişlerdir. Hiç düşünmemişlerdir ki, bu açıklar yine bu millet tarafından ödenecektir; eğer Ödenemiyecek durum devam edecek olursa, o zaman bu nevi bütçeler büyük bir ağırlık halinde vatandaşın sırtına çökecektir. Eski imparatorluk zamanındpü beri çekilen bütün sıkıntılar, bütçelerin «İktisadî imkânlar» hiç dikkate alınmtyarak, hazırlanmasından doğmuştur. Böylece müstahsil esaslara dayanmıyan ve daima müstehlik vasfını muhafaza eden bütçelerimizi . o menhus kapitülâsyonlara bile götürmüştür.
Mümtaz Faik FENİK
mokrat Parti iktidarının bilhassa bu esaslar üzerinde ehemmiyetli surette meşgul olduğu mu hakkaktir.
(Sonu Sa. 4 Sü. 4 de)

R
Beden Terbiyesi İstişare Kurulu toplantısından bir görünüş
Beden terbiyesi
kongresi açıldı
Millî Eğitim Bakanı nutkundaşampiyon yetiştirmekten ziyade gençliğin beden teıbiyesi bahis mevzuu olduğunu belirtti
Beden Terbiyesi İstişare Kon-. oturuma, Millî Eğitim Bakanı gresi, dün saat 9.45 ten itibaren Tövfik İleri başkanlık etmekte çalışmalarına başlamıştır. İlk (idi.
İş mahkemeleri için üyeler seçiliyor
Adalet ve Çalışma Bakanlıkları arasında bu.mevzuda hiç bir ihtilâf yoktur
Bazı gazetelerde, Iş Mahke- I bir görüş ihtilâfının mevcut ölmeleri mevzuunda, Adalet ve I duğundan ve bu ihtilâfın devam Çalışma Bakanlıkları arasında * (Sonu Sa- 4 Sü. 5 te)
Kongreye, 14 milletvekili, Merkez Danışma Kurulu üyeleri, idareci ve gazeteciler, Federasyon Başkanlan, İstanbul, An kara, İzmir ve diğer on bir bölge temsilcileri iştirak etmiştir.
Kongreyi Millî Eğitim Bakanı açmış ve ezcümle şunları söylemiştir:
«— Millî Eğitim Bakanı olarak, Beden Terbiyesi mevzuunda öğrenmek istediğim şeyler var. Beden Terbiyesi teşkilâtının Türk sporuna ne şekilde, nasıl faydası dokunabilir? Bunları öğrenmek istiyorum. Önümüzde bir Beden Terbiyesi Kanunu ve teşkilâtı var. Yazılan yazılardan öğrendiğime ve işittiklerime göre, bu işte bir aksaklık mevcuttur. Bu aksaklığı (Sonu Sa. 4 Sü. 6 da)
O halde teşhis koymak ve marazı önlemek lâzımdır. İşte Sayın Bayar, nutkunda, bu teşhisi koymuş ve büiçeİerîn iktisadi takatle ayarlanması icabet-tiği noktasında ehemmiyetle durmuştur. Bu takat arttığı zaman, bütçenin artmasında hiç bir mahzur yoktur. Öyle ise. vergileri yükseltecek yerde evvelâ iktisadı hamlelerimize ge-
Kırıkkalede işçi Demokratlar
arasında

niş ölçüde hız verıhek zorunda-
yız. Müspet bütçe ancak bu su-
retle kurulur; ve böylece hayır-
lı neticeler elde edilir. Eğer ik-
tisadi takatimiz, müsait olursa.
bütçenin bir buçuk, milyar değil, iki buçuk milyar olmasında dahi mahzur yoktur; fakat bu takat düşerse, bütçe 200 milyon da olsa, yine zârarlıdır. O halde yapılacak şey memlekette iş hacmini afiiırmakiır. De-
***************%**(*****w-» *
C Demokrat Pa/fî‘Meclis Gru- $ j pu Başkanlığından: *
* D. P. Meclis Grppu bugün i l (7.XI.1950 Salı) saat 15 te | 1 toplanacaktır. Sayın Millet- t vekillerinin teşrifleri rica o- i lunur- v
C-WWVWWVWVWVWWVWAV \
Ankara Milletvekillerinden Fu at Seyhun vo Mümtaz Faik Fenik Kırıkkale'li Demokratların bir toplantısından çıkarken
Ankara Milletvekillerinden Fuat Seyhun ve Mümtaz Faik Fenik, evvelki gün Kırıkkale’ye giderek 6 numaralı Demokrat Parti ocağında Demokrat
Partililerle samimî hasbıhallerde bulunmuşlardır. Büyük ço -ğunluğu işçi olan Demokrat partililer, milletvekillerine işçi mevzuu baklandaki düşüncele-
rini, isteklerini söylemişlerdir. Akşam üstü, sinema binasında büyük bir toplantı yapılmış, bu toplantıda işçi mümessilleri ga-(Sonu Sa. 3 Sü. 8 de)
bulunan Başbakan Adnan Men,-deres tamamiyle iyileşmiş ve (Sonu Sa. 4 Sü. 2 de)
Meclis diin toplandı | Cumhur Başkanı | Mecliste meşgul oldu •:
( Büyük Millet Meclisi ;; £ dün saat 15 te Başkan ve-$ killerinden Bursa Millet- !;
| vekili Hulûsi Köymen’in ;i £ başkanlığında toplanmış- ! i £ tır. Gündeme geçilmez- ■; v (Sonu Sa. 4 Sü- 3 de); I
107 imza ile bir kanun teklifi
Kızıl tahrikçilere idam cezası isteniyor
Neşir vasıtalarında komünizm propagandası yapanlara da aynı cezanın tatbiki teklif ediliyor
Komünistlerle yardakçılarına karşı çok şiddetli hükümler taşıyan bir kanun teklifi, altında 107 milletvekilinin imzası olduğu halde bugün Meclis Başkanlığına sunulmuştur. Tekirdağ Milletveki-

Ziraat
işlerinde ıslahat
Tarım Bakanı izahat veriyor ;
Tarım Bakanı Nihat İğ- ; riboz, muhtelif tarım me- ; seleleri hakkında Türk ( Haberler Ajansı muhabi- j rine aşağıdaki beyanatta 1 bulunmuştur: (
«— Tarım Bakanlığı j teşkilâtı tamamen ve J memleket ihtiyacına uy- « gun bir şekilde Amerikan J mütehassıslariyle beraber J yeniden düzenlenmeğe baş-; lamıştır. Altı ay evvel J memleketimize gelmiş o- « (Sonu Sa- 4 Sü. 5 te);
-----Y azan------■
POYRAZOGLU
«Kore Harp Muhabirimiz.
li Şevket Mocan tarafından hazırlanmış olan teklifte imzası bulunanlar arasında Amiral Rifat Özdeş (Kırşehir), General Saim Onhunf Kocaeli), Meclis İkinci Başkam Hulûsi Köymen (Bursa), Cemal Hunal (Muğla) ve Ahrrfed Gürkan (Tokat) da vardır. Kanun teklifi Türk Ceza Kanununun
parçalamak, yabancı devlet nüfuzu ve idaresi altına koymak
için zor veya şiddet kullanmak
suretiyle memleket
nizmle içtimai bir
ğerleri üzerinde
içinde komü' zümrenin di-tahakkümünü
tesis etmek, içtimai bir zümre ve-
ya sınıfı ortadan kaldırmak, mem
141 nci maddesi tâdil edilerek hazırlanmış, ayrıca ağır hükümler de konmuştur. Kanun teklifinin
leket içinde teşekkül etmiş İktisadî, İçtimaî, hukukî, siyasî ni-'
— 3 —
Nihayet 10—Tl Ekim gecesi saat bir buçukta Singapuru geç meğe başladık. Vapur olanca hızı ile yürüdüğü halde bir saat ten fazla ışık kordonunun önün den geçtik. Bu ışık kümesi şimale doğru uzanıp gidiyordu, bana Kolombodan çok büyük bir şehir hissini verdi. Uzaklar dan vinç sesleri geliyor, ve yer yer vasıta ışıkları etrafa bir kat daha ışık saçıyordu. Limanın içi ve dışı gemi ile dolu... Lima na giren ve çıkan gemiler de var... Karşıda yani gemimizin sağ tarafında bir ada var, ve daha küçük çapta olmak üzere o da ışığa boğulmuş... zaten bu kıyılarda ışıksız, elektriksik he men hiç bir yer görmedik....
(Sonu Sa. 5 Sü. 3 de)
Kore’deki birliğimiz
Erlerimiz Taeguda talim gerüyor
Tokyo, 6 a.a. (Özel Muhabirimizden) — Birleşmiş Milletler emrine verilen Türk tugayı Kore'ye vardığından beri Taegu’da talimlerine devam etmektedir. 4500 Türk askeri halen Taegu üniversitesi binalarına yerleşmiş bulunmakta ve kamplarına resmen (Taegu kampı) adı verilmektedir. 2 kilometre şimalde (Sonu Sa. 4 Sü. 2 de)

maddesine göre millî İra
zamları yoketmek için açık, gizli veya başka adlarla siyasî parti, edebî, İlmî, hukukî, İktisadî, meslekî adlan altında cemiyet
(Sonu Sa. 4 Sü- 3 de)
AKINTICA---1
I____KÜREK
de ve hâkimiyeti,
vatan bütün-
lüğünü ve istiklâlini red veya
Türk Havacılar Derneği Kulübü evvelki gün Türk Hava Kurumu Genel Merkezinde ayrılan dairede törenle açılmıştır. Törende Millî Savunma, Milli Eğitim, Gümrük ve Tekel bakanları, Başbakanlık Müsteşarı, Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı, Türk Hava Kurumu Başkanı ve diğer bir çok davetliler bulunmuşlar, Dernek Başkanı Basri Alev bir nutuk söylemiştir. Resim açılış töreninden bir intibaı tesbit ediyor.
Alkış plânı
Meğer şu resim meselo-sinin kahramanı Malatya Belediye Başkanı bu hâdiseden bir müddet sonra Ankara'ya gelmiş, alâkadarlarla temas etmiş. Sonra Malatya'ya dönmüşl Orada kendisine bir teşyi merasimi tertip edilmiş, Ankara-ya gelmiş, burada bir istikbal merasimi yapılmışl..
Peki ama, hâdiseden sonra ilk gidiş ve gelişinde bu tören, bu tezahürat neden yoktu?...
Yoktu, çünkü tertip yok-
Güdümlü ekonomi gibi, güdümlü alkış I
Memleket işlerini plânlaş-tıramadılar ama, alkışları şimdi dört senelik plâna koydular! — YEDEKÇİ
Sayfa: 2
ZAFER
7/11/1950
RUSSELL
D00R
Acıma, zaafımız !
Romatizma ve harika
ilâca dair
YAZAN
Dr. Talât Vasfi ÖZ
Bir an önce
duymakla etkisiz

Türk halkının bir taraftan insan, anıma bir taraftan da, çok kereler, kendisine pahalıya oturan bir zaafı var. Mağdura veya kendisini mağdur gibi gösterene, yani demek istiyorum ki gerçekten mağdur o-lup olmadığını dahi araştırmadan, acımıya, sonra bu acımayı yavaş yavaş sevgileştir-nek, sevgi haline getirdikten! on ra da putlaştırmaya kadara ardırmak. ‘
Tarihte en yakın misal yahut’ n tipik İkinci Abdülhamit’tir. Hal'edildikten bir müddet sonra, eski zalim, mazlum haline geliverdi. Bütün ettiği zulümler çarçabuk unutuldu. Ve kim bilir, fırsat düşse yeniden tahtına kavuşturulurdu. Abdül-hanıit mazohistlerinin, bugün bile hayatta olanları var; bir in de görün neler söyler-Tarihte Abdülhamit’ten daha âdil padişah gelmiş midir?
Daha taze örneği 1937 deki malûm ve meşhur sukutla 1938 deki debdebeli ve alkışlı cülûstur. Tarihe mal olmuş biı- hikâye gerçi ve asıl içyüzü oradan okunacak, fakat iki tarih arasındaki ruh haletimiz farkını neden şimdi birbirimize itiraf etmiyelim. Atatürk, İnönü’yü başvekillikten çektiği zaman bütün millfet «kurtulduk» diyerek rahat bir
• Muhip Dıranas
nefes almıştı. Fakat Garp Cephesi Kumandanı, Hariciye Vekili ve uzun yılların Başvekili, işini öyle biliyordu ki, boynunu büküp altı ay halk arasında göründükten sonra, nehri tersine akıtmayı becerdi. Eğer Atatürk'ün o hareketindeki hikmet, bahsettiğini millî zaafa kurban edilmemiş olsaydı, ne demokrasi inkılâbı bu kadar gecikir, ne de memleket bıı hale gelirdi. Düşülen zaafın pişmanlığı pek çabuk geldi çatlı anıma, heyhat iş işden geçmişti. Kolayca, aklın ve gerçeklerin semtine uğramadan acımanın cezasını sonra yıllarca çektik.
Bunları niçin yazıyorum? Bugün de aynı haleti ruhiye içine nıi düşme istidadında-yız? Yani, haydi 12 sene demeyeyim, hiç olmazsa dört senelik bir facialar devresini de mi bir çırpıda unutarak hâlâ bir takım mazlum edaların, cübbeli mahviyetlerin, yapmacık demokratlıkların oyununa aldanıp aynı şahsı ikinci bir defa mağdur ve mazlum haline sokacağız?
Millî meseleleri, memleketin büyük menfaatlerini şu veya bu hissin dışındn tutmasını ve şahıslar peşinde koşmamasını artık öğrenmeliyiz. Rollerini bitirmiş olanları, süratle tarihin malı etmek yolunu artık bulmalıyız.
Dün Bayındırlık Bakanı vekilini ziyaret etti
Mnrshall Plânı İktisadî işbirliği İdaresi Türkiye İcra Heyeti Başkanı Russcll Door dün sabah Bayındırlık Bakan Vekili Haşan Polatkan'ı makamında ziyaret etmiştir.
Bu ziyaretin Bayındırlık Bakanlığı ile ilgili yeni tahsislerle alâkalı olduğu tahmin edilmek-
Ankaraya tayin edilen öğretmenler
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ilkokul öğretmen ve başöğretmenleri arasında yapılan tâyinler sona ermiş bulunmaktadır.
Millî Eğitim Müdürlüğünce ilçe ve köylere yapılan tamim üzerine tâyinleri yapılan öğretmenler merkeze gelmiye başlamışlardır. Diğer taraftan okullarda sınıflara alınacak öğrenci adedi tahdit edilmiş olmasına rağmen imkânsızlık Çözünden bu karar şimdilik kaldırılmış bulunmaktadır.
Tampon modası
Gazetelerden
_______
CUMHURİYET gazetesinde; A" , voya savurmakta tereddud etmr mev,.,. _ D. .. ,1 ...........................
fınd°'°in DQver ‘tBır an önce» baş-idar‘l*c'1 yazısında birkaç gün evvel Vaşington’dan, yetkili çevreler-
. den öğrenildiğine göre kaydiy-le, verilen bir haberde, Birleşik ^.Amerika’nın .Türk silâhlı kuvvetlerinin gücünü evvelce tasarlanan dört veya beş yıl yerine bir mil senede tesirli ve üstün duruma ^ih] ulaştırmayı düşündüğünün kayrak dedildiöini söylüyor ve bu ko-lannuc^a yQy,nlanan haberi naklettikten sonra şunları ilâve ediyor: (
3 «Şimdilik bir düşünce halinde Ba olan Türk silâhlı kuvvetlerini
İh* süratle teçhiz ve takviye et-
mek fikrinin bir an evvel gerçek- ı mıleşmesinî dileriz.» |
tez bü Ete ait bir mârifet za SON POSTA gazetesinde; Se-velim Ragıp Emeç «Ete ait bir mâ-•^rifet» başlıklı yazısında Erzurum , A* et kombinası hakkında ortaya ç)-kan meseleyi bahis mevzuu edi-n‘yor ve bunu izah ettikten sonra uşöyle diyor: '
«Halk Partisi iktisat siyaseti- I nin nasıl bir israf ile bugünkü , durumu meydana getirdiğini, bu ( suretle ve kısmen anhyabiliyoruz.
"Bunlar vakti geldiği zaman mey- ' 'dana çıkan aksaklıklar ve doğru '‘konuşmaların neticesidir. Ya bun dan sonra öğrenilecek olanlar, eya onlar... Kimbilir, bizleri na- | csıl acı ve hazin sürprizlerle kar-
. şılaştıracaklardır»
' Muharrir devamla bütün bunlar hakkında Halk Partisinin teb-
1 rik mi edileceğini soruyor ve bu ciheti öârenmek istediğini ilâve ediyor.
yenler tabiatiyle bu gibi işlere imkân vermeyen demokrasi rejimine rahmet okuyacak değil-
Adalet cihazı
YENİ ASIR gazetesinde,- M-Tuncer, «Adalet cihazi süratli ve' tesirli om'alıdır» başlıklı yazısında, Türkiye halkının idarede isabet ve sürat istediğini, bu halin adalet cihazında bir kat daha kuvvet ve kutsiyet kazanması icap ettiğini kaydettikten ve bilassa adaletin tevziinde süratin rolünü belirttikten sonra bazı suçlara karşı konulan kifayetsiz müeyyidelere de temas e-derek diyor ki:
«Umumî istirahat! veya şahsî emniyet ve masuniyeti bozan, ahlâka tecavüz eden, inzibatı sarsan birçok suçların cezalan o kadar hafif tutulmuştur ki, bunları işliyenler devletin kanunla-riyle istihza edercesine o suçlan tekrardan geri kalmıyorlar. Bu gibi hâdiseler ilk nazarda hafif görünür ve üç beş gün hapis veya üç beş lira para cezası kâfi bir frenlenme sayılır. Bütün bunlar mevzuatta esaslı değişiklik yapılmasını zarurî kılan esaslı sebeplerdir.»
İşçi Sendika başkânlarının milhim toplantısı
Ankara, İzmir, İçel - Tarsus ve Nazilli isçi sendikaları baş-kanlan, dün saat 17 de, Motörlü Taşıtlar Sendikası lokalinde top lanarak, istişarî mahiyette görüşmeler ve bazı kararlar almışlardır.
Toplantıda söz alan sendika başkanlan; İş ve İşçi Bulma Ku-rumlannm lâğvedilerek, bunlara tanınan yetkinin, sendika başkan-lanna verilmesini bu uretle Çalışma Bakanlığı bütçesinde bir hayli tasarruf sağlanabileceğini, iş ve sendika kanunlarının kifayetsizliğini uzun uzun anlatmışlar ve bu hususların ilgili Bakanlığa bildirilmesine karar vermişlerdir-
Bundan başka; İzmir Deniz işçileri başkanı; demokratik sis temle idare edilen her memlekette olduğu gibi, bizde de bir ıs1 çi bayramı yapılmasını ve gün olarakta iş veya sendika kanun lannın çıktığı günü teklif etmiştir. Teklif delegelerce uygun görülmüş ve ittifakla kabul edilmiştir.
Bundan sonra Nazilli Mensucat Fabrikaları işçileri Sendikası başkam da; Türkiyede bulunan bütün sendikalara şamil bir genel sendikalar Birliğinin kurulmasını istemiş ve bu teklif de ka. bul olunarak toplantıya son ve-
1800 işçi haklı görüldü
Konya Ereğlisi Sümer Bank mensucat fabrikasında çalışan 1800 işçi ile müessese arasında ücret azlığından dolayı çıkan ihtilâf son merci olan Çalışma Bakanlığı yüksek hakem kurulu tarafından halledilmiş ve karara bağlanmıştır.
Yüksek hakem kurulu 1800 isçiyi haklı bularak gündeliklerine 50 kuruş zam yapılmasına karar vermiştir. İşçilerin yevmiyesine yapılan zammın senelik yekûnu tutmaktadır.
Demokrasi düşmanları
DEMOKRAT İZMİR gazetesinde; Hürrem Kubat, «Demokrasi düşmanlan çalışıyor» başlıklı yazısında en az yüz yıldanberi sürüp giden devamlı bir hürriyet mücadelesinin 1950 14 Mayısında zaferle neticelenmesinden son ra doğmuş bulunan demokrasimi, ze karşı dışarıda olduğu kadar içimizde de diş bileyenlerin eksik olmadığını, şimdiki muhalefetin demokrasiye iyi gözle bakmadığım, ümit ve arzularının kendileri için altın devri olan eski günlerin tekrar geriye gelmesi olduğunu izah ettikten sonra di-
«$ahsî menfaat kayguları, servet ve mevki huşları, vatan ve millet sevgisine o derece galiptir ki, bir kuruşluk şahsî kazançları için milletin bir milyonunu feda etmekten çekinmezler. El kombinaları skandali bu iddiamızı teyit eden yüzlerce m’sal den bir tanesidir. Birkaç bin oy fazla alıp iktidarda kalabil nek ve bu suretle Türk milletini sömürmeğe devam etmek için iktisadi işbirliği idaresinin muhalefetine rağmen milyonları ha-
daima duyduğu İstırabı da hissediyordu.. Hayatta, çektiklerini anlıyan, duyduğunu duyan bir can yoldaşına rastlamış gibi idi.. Onu dinlerken kendini unutur, derdini dökmüş gibi içi ferahlar, hayatındaki boşluk adetâ dolardı...
Beethoven’in Franz Klein rafından yüzünün mulajı narak yapılan büstünün eşi Afife hanımın piyanosu üzerinde dururdu.. Genç kadın ona dikkatli dikkatli bakar ve sık sık: «Bütün musiki Beethoven’dir.» diye tekrarlardı.. Bu cümle kendiliğinden açık bir mâna ifade etmemekle beraber söyleyenin sesindeki o tam i-ııanç ona öyle derin ve katı bir mâna verirdi ki...
Seviye Teyze, bu karşısında canlı gibi duran karma karışık saçlı başta yamn yumru geniş alında, derin çizgiler halinde buruşukluklarla kaplı yüzde, kederli bir gülüş halinde donan dudaklarda Afife hanımın gördüğünü göremi-yordu.. Onun: »Bütün musiki Beethoven’dir..» demesinden de bir şey anlamıyordu. Onun indinde Beethoven bütün bir insanlık.. Bir ihtiras ve bir ıstırap âlemi idi.
Kendisinin daima zevkle gittiği bu toplantılara Gülşeni de
1949 yılında Nevyork'ta toplanan Milletlerarası Yedinci Romatizma Kongresine katılmış ve ha yatım romatizma dâvasına vakfetmiş bir insan sıfatile zaman za man günlük yayınlarda yer alan romatizmaların tedavisinde yeni harika ilâç (Cortison ve A.C.T. H.) hakkında muhtelif yerlerden ve hastalarımdan izahat istenmektedir. Bu husustaki Milleflera. rası kongre tebliğleri resumeleri-le Amerikan Tıp Birliğinin rapo rundan çıkarılan kısa malûmatı okuyucularıma bildirmek zaruretini duydum. Amerikadan dön düğüm zaman matbuata bu hu-usta beyanda bulunmaktan da hi çekinmiş bir insan olarak ve bütün ilmi hayatımda hattâ şahsımla ilgili hususatta bile yalnız tıp aleminde ve saasmda konuşmağı şiar edinmiş bir hekim ola rak da bu zarureti üzüldüğümü tasrih terim. Yetkili veya yetkisiz herkesin rastgele ve psikolojisi göz önünde tutulmadan, onların ruhî sükûn ve huzurlarını ve hattâ mali feda karlıklara katlanarak aile ekonomisini kökünden sarsacak fiil ve hareketlere teşebbüslerine meydan vermek üzücü bir hadise olarak tavsif edilmek gerektiğini sanıyoruz. Herkes teslim etmiştir ki, romatizma dünyanın biı numaralı sağlık düşmanıdır. Romatizma muayyen bir bakteri zümresine karşı iktisap edilen bir hassasiyetten mütevellit ve teşrih bozukluğunu intaç ederek organizmada sayısız bozukluklara sebep olmak sureti-le bir çok illetlere kaynak olan ve bu bakımdan hasta şikâyetlerini durdurucu ilâçlar ve u-sulterle tedavisi 'imkânsız olan bir hastalık olarak biribirine benzemeyen .çeşitjj görünüşlerin örgü bozukluğundaki birlik gibi bir sebep birliğine malili'oldukları yani tedavilerinin aynı ilâçla kabil olduğu da yeni öğrenilen hakikatlerdendir. Bir de romatizmalara benzeyen fakat sebepleri başka, daha doğrusu romatizmanın dışında illetlerin seyrinde görülen ağrılı tablolar vardır ki, biz, kâzip romatizma dîye de evvelce adlandırılmış olan bu klinik görünüşlerini mevzuumuzun dışında bırakmak, tayız- Romatizma bilhassa ince damarları bozar. Nevyork’taki kongrede bu husus renkli filmlerle çok canlı ve cazip olarak gösterilebilmiştir. Romatizmalı bir şahsın ince damarlarında kan dolaşımı damarın iç zarının kaypaklığım kaybetmesi yüzünden daha ilk günlerde yavaşlar ve böylece bu damarın beslediği organ sahasında az kanlanma hâdisesi yüzünden bir kansızlık, tıp dilile anemi tessüs eder. Romatizmalıların hasta organlarının daima üşümelerinin bu az kanlanma ile ileri bir münasebeti olduğunu anlamakta asla bir güçlük olmadığı bedihidir-
Bu az kanlanma ile ilgili olarak o damarın beslediği sahadaki or gan ve hücrelerin, çalışmaları akşar, geriler- Görevini lâyıkile yapamaz olur. Romatizmanın damarda kan akımını yavaşlatıcı tesirinden başka damarın borusunda yer yer şişkinlikler peyda olur. Bunlar cidar içinde boşluğu daraltıcı tesir icra ettikten başka borunun l^an suyunu dışarı çıkmadan koruydn tesiri de ortadan kalkarak tıp tabirile eviye per-meabilite kazanır ve damar civarına kan suyu ve bazan da kan çıkar. Datoar bokluğunun borunun şişmesile daha fazla daralması kansızlığı arttırdıkça arttırır. Ve kaypaklığın da kaybo larak damar içi yapışkan bir hâl almakla yuvarlakların akımı zor-
laşınca yapışmalar ve böylece tıkanmalar sahneye çıkar.
Tıkanmış damarın beslediği ycı tamamen kansız kalır. Yan damarlarda beslenme bir müddet devam etse de her zaman kâfi gelmez. Meselâ bu dğiş-klîk-lere maruz kalan organ bir iç salgı bezi ise netice bu organın kana verdiği ve insan hayatı için çok önemli maddelerin (hormon) azalmasile kendini gösterecektir.
Kansızlığa maruz kolan organ bacak siniri ise ağrı ile kendini gösteren siyatik hastalığı baş gösterir. Kalbi besleyen damar tıkanmağa, değişikliğe maruz kalırsa kalp anjini şeklinde bir hastalık meydana geleçektiı. Karaciğerin damarları bozulursa siroz dediğimiz ve karında su
Toprak tevzii devam ediyor
Çiftçiler Tarım Bakanlığının şahsında hükümete karşı duydukları şükranı belirtiyor
Bir müddettenberi Tarım Bakanlığının muhtaç köylüye ihtiyacı nispetindeki toprak tevzii köylülerimiz arasında geniş bir memnunluk havası yaratmıştır. Bu meyanda yurdun muhtelif yerlerinden Tarım Bakanlığına teşekkür telgrafları gönderilmek tedir. Dürvvde (•'bakanlığa ■ aşağıdaki telgraflar gönderilmiştir:
«Toprak Kanununun köyümüzde uygulanması ile bizleri yoksulluktan kurtanp refah ve saadete ulaştıracak olan topraklarımıza tam ekim mevsiminde kavuşmakla köylümüz iki bayramı bir arada sevinç ve heyecan için de kutlamıştır.
Bilvesile teşekkürlerimizi
kim mevsimine kavuşmakla köylümüz iki bayramı bir aarda sevinç ve heyecan içinde kutlula-mıştır- Bilvesile teşekkürlerimizi sunar ellerinizden öperiz.»
Hayhali Köyü Adına Muhtar Tevfik
SU-
ellerinizden öperiz.» Çivril’de
İnce Kof adına Muhtar Mustafa Deniir

fa Cumhuriyet Bayramında hasretini çektiğimiz toprağa kavuştuk, Bizleri ağalara uşaklıktan kurtaran, köylüyü koruyan siz büyüğümüze sonsuz minnetlerimizi sunarız. Sağ ve var olunuz» İslâhiyenin Toplamlar Kur dikanlı Necati Çiftliği Elbüstan Höyüğü köylerinden 152 aile adına Ali Sahan-
★ «Toprak Kanununün köyümüzde uygulanmasiyle bizleri yoksulluktan kurtarıp refaha u-toprakları
rHayat tarihimizde ilk de-
Bir işsizin marifeti
Dün, istasyonda gayet çirkin bir sarkıntılık hâdisesi olmuştur. Yaptığımız tahkikata göre hâdise şöyle cereyan etmiştir-
Yolcularım teşyi için istasyonu dolduran yüzlerce kişi içinden pejmürde kılıklı birisi, kız talebelerinin teşkil ettiği gruba koşarak yaklaşmış ve âni olarak birisine sarılarak yanağından , öpmüştür- Bu pek cüretkârane hareket etrafta evvelâ şaşkınlık yaratmışsa da kaçmıya yeltenen adam güçlükle yakalanmıştır. Orhan Oflaz . adında işsiz birisi olduğu anlaşılan mütecaviz, suçüstü mahkemesine sevke-dilmiştir-
Dün ölğeden sonra üçüncü sulh ceza mahkemesinde yapılan duruşmasında, sanık, fazla içkili bulunduğunu ve yaptığı harekelin farkında olmadığım söylemiş, lir.
Mahkeme sanığın suçunu sakil görerek 3 ay 15 gün hapsine vermiştir.
daima götürürdü. Yeğeninin biraz açılmasını istediği muhakkaktı. Genç kızın bu musikinin ağırlığı altında ezildiğini, derinliği karşısında tıpkı kapkara bir uçurumun önündeymiş gibi, başının döndüğünü nereden bilebilirdi?
Maamafilı Gülşenin Afife hanımlarda eğlendiği günler de olurdu. Musikiye meftûn oğlanlar salonda ev sahibesinin piyanosunu dinlerlerken bazan gençler bitişik odada toplanırlar.. A rakımda oyunlar icade-derek, bulmacalar çözmeğe uğraşarak vakit geçirir, söyler, gülerlerdi.. Salonda nasıl bütün hareket mihverini Afife hanını teşkil ediyorsa, bu küçük odada onun erkek kardeşi Osman, gençlerin arasında elebaşı vaziyetinde idi. Evvelâ, içeride eğlenemiyenleri keşfederek bu odaya geçmelerini sağlayan o olurdu. Sonra da
toplamakla kendini gösteren hastalık olur. Bu misaller gittikçe arttırılabilir. Mafsalların şişmesile kendini gösteren ateşli hastalıkla müzmin mafsal ağrıları ve yapışmalarım mucip olan hastalıkda bu değişikliklerle ilgili h|ir düzensizliğin neticesi-dirö İste kısaca izahına çalıştığım bir ileri değişiklikleri tedavi etmek demek organ bozukluklarım düzeltebilmek ve böylece organizmayı eski haline icra edebilmek demektir -Yoksa ağrıyı dindirmek ve hastanın şikâyetlerini gidermeğe çalışmak, hasta bakımından iyi karşılanabilirse de hekimlikçe gaye ola-
Şimdiye kadar hekimliğin elin de başka imkân bulunmadığından bu tarzı ihtiyar etmekte haklı idi. Damar bozukluklarım düzelterek müessir olacak bir tedavinin organ sağlığında temin edeceği ileri iyilik şayanı hayret derecede verimli ve başarılıdır. Amerikalıların ortaya koydukları harika ilâçların esas-, romatizmalılarda böbrek üstü bezi diğer bazı hormonların yukarıda erzettiğim kansızlığa m ruz kalma yüzünden azalmasından ötürü olup tedavinin pahc lığı ve nesiç bozukluğunu düz itici tesirlerin bulunmaması gibi nah zularım bir tarafa bırakarak bir eksilişi telâfi ederek m sir olduğu için ekseriyetle davinin devamlı olması zar büyük bir mahzur teşkil el
lerdi _ ıel) tedir- Sekerli bir hastada insülin nasıl tatbik edildikçe şekeri azaltır ve hastanın şikâyeti: rini giderirse harika ilâçla da a cak tatbik edildikleri sıralarda v . on dan kısa müddetler sonrası için hastanın ağrılarım hafifletir kte ve hareket zorluklarını giderebilmektedir
Romatizmadan meselâ,’ kalbi bozulmuş IW haşlanın bu i.da-viden her hangi bir istifade temin edebilmesi ise asla mür. xün değildir- Bunu bir misal olarak verdiğimiz için tasrih etn eğe lüzum görmüyoruz ki, bu kabil bütün nesiç bozukluklarına da yanan romatizmaların, ihtilâfların hepsi aynı şekilde faydalanamazlar. Zaman en büyük ha-
Durumun yakında Türkiye niz_ de de sarahatle öğrenileceğinden şüphe edilemez. Bütün ı eşri
Buyurunuz) başlıklı bir fıkra yazdınız Çelebi: «Tüî-k
Hava K uru mu J genel merkezinin bir hareketini bir C.H.P. li yanlış gpciftrlftliyarak D.P. ye haksız bir Rucbn’ı etti, onun için yazılmışta.
Hava gonolı-raerkez müdürü bundan huy-lâhmış. Hemen uzunca bir' kfyklaıma göndermiş. Bunu göndevtnek hakkıdır. Ben değildir desem bile kanun embeddosırıBir yanlışlık varsa özür dikgnek, bir haksız tariz. varssı' tahkiye vermek vicdanca ve ctaenTekçc borcum-dnr. Fakat ıfıkmnın )csas maksadı bu değıiMtakir-Esas maksadım D.P.ılye kavrulan bir tariz kılıcına»ıkhırşı akblkan tutmaktan ibaretti, f O da oldu ve hamle boşn. giâiiKlIavacılık işleriyle bununadıiç- bir alâkası yoktu. Kuraaıâ l«e oldu da üstüne alıp tülâşlnııdı.
Benim bııgiin, biraz acı acı bahsedeceğim,!/inakta, Hava Kurumu başmüdürünün açıklamasında kıj ığı başlangıç satırlarıdır. f o, fıkrayı yaz makla hamıyetsızlik(?) etmiş olmuşum! t^ünkü (millî bir teşekküle karsı'halkın mevcut ve mükemmel(v)'^ olan sevgi ve itimadını sarsmışım! O halde, vay benint çiffi horozumun başına gelecokfirti!.. Sayın vatandaş, yoeotT"' '■
Tampon 'modası geçti!
Bilhassâ o/'tra eski modanın ne olduğuhuı-pekâlâ bilir. Bir sakat iş' mi "yipıMı? Bir münasebetsizlik' mü"ortaya çıktı? Bunu konuşlanmak, yaptırmamak mıj^jyprlpr? Ağızlara, kaleırçleçe^ Jıatfâ fikirlere vurulacak ttııjjp^rjlar hazırdı: Saikai hami^J.!, Barikai hakikat! VQtani(|^jz! Menfaati milliye! yesi»irç.f.
Bu tamponlar, o işi meydana çıkaranları ’ damgalardı: Hamiyetsiz Ansız! Millet-siz! Hain'rtttrln' ve1 gayrihüm...
Çünkü rtltlnrtîekötte, memleket uğrurihl^mallaflnı, mülklerini, canlarırtr,''kdühnçlannı feda eden öltrahttmiyetliler yalnız onlar idi! ■
Çünkü ellerimdeki kara danı-■ğa herkes için her snniye alesta durun voı ifathdiklerinin alın şakına yaptışbırırlardı. Bunlar büyük bir çoğunluk değillerdi. Beş on efendiden,i onların da beş on'çur()ttrçusundan ve beş on tomruk ağasından ibaretti. Netekim. . o .mütecaviz açıklamayı imzalaynm da o kategorideki Ç.UJhd tilerin yıllarca pervasız ve)i£edaî Ascsbaşılı-ğını yapmışın! .: Unutuldu mu sanıyor?. Oı ,-mukaddemedeki çirkin imalara,1 sıfırına kadar kendisine^.inde(»derim. Bu moda bizim derimize göre değildir. Sildik onşu,Eğer idame ettirmek. içip, hu-şefe r de D.P. ye kapılanmak h'C
ihtiyatla
tasrih gütmektedir.
gün romatizma tedavisinde duğumuz mevzuunu teşkil ettiği için okuyucularımın izinleriyle bu hu. sustaki fikirlerimi açıklama tan çekineceğim.
İlim kararını her vakit isat îtle vermiştir. Haya'lere kapılma tan daima içtinap etmeniz ger kliğinde müşterek olduğumuza e. min bulunmaktayım.
telâkki elme-Yazılanm Key-etmek amacı-Bizim bu
ve ihtilâfla ■ mn ne durumda bulun. meselesi bir hekimHk sayın
,..ylb' Aka GÜNDÜZ
Pakistan Basan Ataşesinin kokteyli
Pakistan Büyükelçiliği Basın Ataşesi Dadaşi|ifMeni ataşemilite-ri ile basın temsilcilerini tanıştır mak gayeşiylendüo saat 18.30 da kendi evindeı bir kokteyl vermiştir. .1.
Seçkin bir .davetli huzuriyK yapılan toplanhıfesmimi bir hava içinde sona enmlöir."
KIZ IKAILBİ
Nakleden: Ş. TAYLAN misafirlerini eğlendirmek vazifesini üzerine alır.. Hoş hikâyeler anlatır.. Salon oyunları tertip ederdi.
Gülşen çocukken de teyzesi ile beraber Afife hanımlara geldiği zaman Osman’la arkadaşlık etmişti. O zamanlar da neşeli, canlı bir çocuktu. Fakat büyüklük taslamağa bayılırdı, Kızlarla oyun oynnmak a-damakıllı onuruna dokunurdu. Ablası bu tavırları yüzünden onu kaç defa azarlamış ve ev sahibi olması dolayısiyle küçük misafirlerini eğlendirmesi ica-bettiğini kendisine hatırlatmıştı.. O zaman yine onlarla o-yun oynamazdı. Fakat ablasının sözünden do çıkamadığı i-çin çocukları etrafına toplar, onlara masala benziyon efsaneler, tarihî vakalar hikâye ederdi.
«Küçüktüm, ufacıktım. Top oynadım acıktım. Buldum yer-
de bir erik. Kaptı bir alâ geyik. Geyik kaçtı ormana. Bindim bir ak doğana. Doğan yolu şaşırdı. Kaf dağından aşırdı. Attı beni bir göle. Gölden çıktım bir çöle. Çölde buldum i-zini. Koştum tuttum dizini. Geyik beni görünce. Düştü büyük sevince....» Ve sonuna kadar hiç aksatmadan ne güzel söylerdi.
Gülşen Bozkurt masalını ilk ondan duyarak sevdiğini hatırlıyordu:
«Göktürkler Hazar denizinin batısında otururlardı. Hayatları sakin ve barış içinde geçiyordu. Bir gün komşularının saldırışına uğradılar ve yenildiler. İçlerinden yalnız bir delikanlı sağ kaldı. Düşmanlar onun da ellerini ve ayaklarını kesip bir bataklığa attılar. Bu sırada bir dişi kurt göründü. Delikanlıya yiyecek ge-
Tefrika No, 19
tirdi ve onu ölümden kurtar-l dı. Delikanlı kurtla evlendi.! Kurt onu alarak Hazcr deni-J zinin doğusuna geçirdi. Günler-L co yürüdükten sonra ikisi biri dağa vardılar. Burada bir ma-r gara gördüler. Mağaradan ge l çince karlarla örtülü bir yerel geldiler. Bu yol çok tehlikeli! idi. Buradan da geçerek yem-l yeşil bir ovaya indiler. Dışa-I riya yalnız bir yolu bulunan^ bu ova geniş ve güzeldi. HerL tarafta bol sular akıyor, çeşit-l li meyva ağaçlan her yanıl kaplıyordu. Su kenarlarında,f gür ağaçlı ormanlarda renkli kuşlar uçuşuyor, türlü av hayvanları dolaşıyordu. Bu vadinin adı Ergenekondu.
Dişi kurt on oğlan doğurdu. Bu oğlanlardan biri kardeşlerinden daha akıllı idi. O hükümdar oldu. Çadırın kapıcı önüne, üzerinde kurt başı bu-
lunan bir bayrak diktirdi.
Kurt soyundan gelen insanlar yıllar geçtikçe çoğaldılar. Yüzlerce yıl Ergenekon’da yaşadılar, Nihayet buraya sığmamaya başladılar. Buradan çıkıp kendilerine daha geniş ülkeler aramak istediler. Fakat geldikleri yolu unutmuşlardı. Bir demirci onlara: «Burada demirden bir dağ var, onu eri-t.'lim» dedi. Hemen dağın, bir ye-ine bir kat odun, bir kat kömür koyarak bir yığın yaptılar. Yetmiş yere de, yetmiş deriden yapılmış körükler kurdular. Kürekleri- işlettiler. Dağı erittiler. Bir yük hayvanının geçebileceğ: büyüklükte bir yol açtılar. Ve ı»e geçerek Ergenekon’dan lar. Altaylar bölgesinde büyük bir devlet kurdular..»
Şimdi Osmanla Gülş man yalnız kalsalar çocukluk-larında birlikte geçirdikleri günleri anarlardı. Hattâ kız yine eskisi gibi birde cuklaşıverir ve arkadaşı «Sen ne gi din.. Yine diye rica ederdi.. Osman da «Yaşımızı başımızı unutuyoı sun galiba., derdi.. Amma dur.
( Devanı edecek )
Kibrit •mısirphtarikûlâde verimli oldu
Türkiyö’dC’TriMltt mısırı ekilip ek i 1 m i yeceğini ' d •kararlaştırma k ve bu mısfr-•tdhttmu’ kullanıldığı takdirde-Yf&ıt'tâİT netice elde edileceğini'(ttilamak maksa-diyle 1950 sdrfeÖnde 1 girişilmiş olan tecrübeler sutta'.ermiş ve Tarım uzmanla ı'vştonetiefe ile karşılaşmışlardır: ( anı--
«Hibrit tohumlu ıflo Samsunda yalnız bir bölgede dönüm başına 795 kilo mısır'istlhbâluedilmiştir ki bu rakam' Türkiye’de vasati olarak dönüm ’fchşma elde edilen mısır miktaıındamıyüzde 600 ü-nü teşkil edernabi-ı-. •_
NÖBETÇİ ECEMHANELER Numune, Yeriişfehîr, Itanbul
7/11/1950
ZAFER
|j«
Sayfa: 3
I
I
I
6
*
lil
PULSUZ İSTİDA
Dünya’nın aynası:
DışPolitikg
Rusların dörtlü konferans teklifinden sonra
Mac Arthur’ün
Sid ikh 7oj der le.
Am leri nar sen ıtlaı det nud likt(
SÖN mel le$r
S
rife et I kar yor söy
dur
Bur dar kor dar ya sil
Sala
N lar rik cih( cdi
aşan Birleşmiş -Milletler Kuvvetleri Başkumandanı General Mac Arthur, dün neşrettiği bir tebliğde, komünist Çin kuvvetlerinin Kuzey Kore topraklarına gitmiş olduklarını resmen bildirmektedir. General tebliğinde, açıkça Çinlilerden bahsetmemcklc beraber, -Komünistlerin şimdiye kadar tarihin1 kaydetmediği vo devletler hukukuna en aykırı olan bir hd-rekete tevessül ederek, harp i-lân etmeden yubancı komünist kuvvetlerine Yolu nehrini geçirttiklerini vo Mançurya hududuna sığınarak icabettiği takdirde takviye kuvveti olarak kullanılabilecek elemanlarla lüzumlu malzeme vo iaşe maddesi tahşid ettiklerini, açıklamaktadır.
Rapordan anlaşıldığına göre, Birleşmiş - Milletler kuvvetleri bu ana kadar komünist Çinlilerle çatışmış değildirler. Yalnız, Kuzey Koreliler, şimdi, çok miktarda takviye kuvvetine lik bulunmaktadırlar.
Mac Arthur bu duru lc tarif etmektedir: «Şimdi, karşımıza, düşmanın eli altında o-lan, fakat halen askerî harekât sahamız haricinde bulunan çok miktarda yabancı ihtiyat kuvvetleri tarafından desteklenen bir ordu çıkmıştır..
General, halen. Birleşmiş -Milletler kuvvetleriyle savaşan birliklerin takviyesinde bu yabancı ihtiyatlardan ne dereceye kadar istifade edileceğini öğrenmek kalıyor, demek suretiyle de, komünist Çinlilerle henüz temasa gelinmediğini anlatmaktadır.
Bununla beraber, Kuzey Kore'de komünist kuvvetlerini imha etmek vazifesini almış bulunan Birleşmiş - Milletler kuvvetlerinin, bu son müdahale ile nazik bir duruma düştükleri ve vazifelerini ifa sırasında ergeç komünist Çinlilerle karşılaşacakları düşünülebilir. O zaman, nctayici şimdiden kestirilmesi imkânsız yeni ve vahim bir buhranın başgöstermesi muhakkaktır. Şu kadar ki, komünist Çinin, Koro savaşının son safhasına müdahaleden maksadının no olduğunu iyice kestirmeden evvel, ilerisi hakkında herhangi bir tahminde bulunmak .da isabetli olamaz. Zira, askerî uzmanların da kabul ettikleri gibi, son dakikada gelen Çin müdahalesi, Pekin hükümetinin niyetleri hakkında çeşitli farazi-ycler yürütmiye müsaittir. Komünistlerin, ilk akla gelen maksatları, Moskova’nın emriyle, Korş'de mümkün olduğu kadar çok Amerikan kuvvetini meşgul ederek, diğer cephelerden bir darbo hazırlanmasını sağlamak olabilir. Bu, iki büyük devlet arasında korkunç bir kuvvet gösterili şeklinde bir buhran doğurabilecektir.
Diğer bnzı müşahitler, komünist Çin’in, ezilen Kuzey Koreliler arkasında, toprak bütünlüğü endişesiyle, koruyucu bir kordon çekmek vo bugün Va-şington mahfillerinin do düşündükleri gibi, Mançurya’ya mu harrik kuvvet veren Yolu nehri tesislerini elde bulundurmak istedikleri kanaatındadırlar. Birleşmiş - Milletler kuvvetleri, bu takdirde bahis konusu tesisleri yıkmayı ve fakat, komünist Çinliler açıkça tecavüzde bulunmadıkları takdirde, barajlardan temin olunan elektrik ceryanı-nın Mançurya’ya verilmesi hak-kındaki KuzeyKoro - komünist Çin anlaşmasına riayet etmeyi düşünmektedirler.
Komünist Çin kuvvetlerinin Kore’ye müdahalesinden diğer bir maksat da ezilmiş bulunan Kim İr Sun ordularının muntazam bir surette Mançurya’ya çekilerek, yeniden teşkilâtlanmalarını, ve liindişini’de, Balkanlarda olduğu gibi müziç bir çete savaşına haşlamalarını sağ-
Berltnde yeni bir “sulh kongresi, faaliyette bulunuyor
«Sulhscv
Berlin, 6 (Nafen) — Buradaki siyasî müşahitlere göre, Sovyet ler «Almanyada» karışıklıklar çıkarmak ümidi ile harekete geçmiş bulunmaktadırlar- Batıklara Almanyanm birleştirilmesi hakkında verilen propaganda notalarım müteakip doğu Berlin’de açılan «Sulh Kongresinde» Ber-
Kovadis ? Bay Dekarrt
UBİuz, yeni bîr yem bulmuş, şimdi onun lezzetiyle ken-; dini aldatmağa çalışmaktadır. Her halde görmüş î olacaksınız, son zamanlarda muhalefet lidori ismini taşı- ; yan İnönü, Hukuk Fakültesinin yirhıi boşlnci yıldönümü J münasebetiyle yapılan toplantıya gitmiş ve profosör cüfc- ( besiyle, çocukların arasına karışmış ve bir sürü de iltifat ; görmüş. Bundan tabiî no olabilir? Oraya kadar gittikten ! sonra, hiç olmazsa yaşına hürmeten ihtiram görmesi el- ; I botie lâzımdır.
Fakat, bugünkü nazik vaziyette, henüz muhalefet ik- I tidardan halk iradesiyle çekilmiş olmasını hazmedememiş • bir durumda ortalığa söğüp sayarken, onların başı olan ; İnönü’nün Dekan tarafından ayağına kadar gidilerek dâ- ' I vot edilmesi, bizce üzerinde durulacak en ehemmiyetli • ; noktadır.
Buna karşı belki de, «İnönü Fakültenin fahri profesö- . ! rüdürl» cevabını vereceklerdir. Lâkin, bir parça sağduyu ; • sahibi her insanın da takdir edeceği gibi, bu unvanların ; tek parti sistemi zamanından kalma köhne birer övünme : vesilesinden başka bir şey olmadığı aşikârdır.
O sebeple, sayın Cumhur Başkanını bile bir basılı ; kart ile dâvet nezaketini gösteren Dekanın, ne sebeple, : İnönü’nün ayağına kadar gidip çağırdığı meselesini tah-’ kik etmek ve eğer varsa, içerdeki tahrikçileri de bulup ; meydana koymak lâzımdır. Çünkü, ilim müesseselerinin ' kötü politikaya âlet olmalarına asla müsaade etmemek ; mecburiyetindeyiz!
Hikmet YAZICIOĞLU

gençliğinin bundan evvelki gösterileri linli ve doğu Almanyalı komünistler tarafından sarfedilen söz ler de bilhassa manidar addedilmiştir- Bunlar, batı Almanyada tahrik hareketlerine girişilmesi için plânlar hazırlandığım ve
bu plânların Sovyetler tarafından finanse edilmekte olduğunu çekinmeden itiraf etmişlerdir.
Rusyadaki HollandalI harp esirleri
Londra Radyosu, (Basın - Yayın) — Dün Amsterdam’dan öğrenildiğine göre, ikinci dünya savaşı sırasında Alman kuvvetleriyle birlikte çarpışan ve Almanya'nın yenilmesi üzerine Rusyo topraklarında harp esiri olarak kalan HollandalIlardan 100 kişi dün Amsterdam’a gelmiştir.
,5 Ingilterenin iktisadi durumu düzeliyor Londra Radyosu (Basuı - Yayın) — Ingilterenin İktisadî durumundaki gelişme göz önünde tutularak Ingiltereye yapılan Marshall yardımında bazı kısıntıların icra edilmesi hakkında bu hafta Londra'da müzakerelere başlanacaktır.
Yurtlarına geri gönderilen bü harp esirleri, Rularm elinde daha birkaç yüz Hollandalı harp esiri bulunduğunu ve bunların da geri gönderileceği hakkında Rusların vaidde bulunduklarını ı söylemişlerdir-
Ingiliz donanması
Denizaltılara karşı yeniden tedbir alınıyor
Londra, 6 (a.a.) — Ingiliz deniz kuvvetleri parlâmento sekreteri Callaghan verdiği bir demeçte şunları söylemiştir:
Ingiliz bahriyesinin kuvveti 1951 senesine kadar geniş mikyasta artırılacaktır. Bütün gemiler gelecek mart ayına kadar tamir edilecektir.
Denizaltılara karşı kullanılmak üzere . muhriplerin tadiline başlanmıştır. Ve bu gemilerden altısı senenin sonuna kadar hazır olacaktır. Denizalhlann süratini arttırmak için bir plân ha-zırlanmakta ve diğer taraftan tVictorius» isimli uçak gemisi mo dernleştirilmektedir- Bundan baş ka ticaret filosunu mayn ve diğer denizaltı silâhlarından korumak üzere teçhizat stoklan yapılacaktır- Yeni gemiler inşa edilecektir. 1945 senesine kadar 6 yeni uçak gemisi yaptırılacaktır-İnşa edilen harp gemilerinin a-dedine denizalhlanna karşı kullanılacak yeni model iki firkateyn ilâve edilmiştir. Yeni tip 41 mayn tarayıcı gemisi Ingiliz tezgâhlarına sipariş edilmiştir.
İmtiyaZ Sahibi:
Güneş Matbaacılık T.A.O. adına Başmuharrir MÜMTAZ FAİK FENİK
Du nüshada yazı işlerini fiilen idare eden Hikmet Yazıcıoğlu Basıldığı yer:
Güneş Matbaası — Ankara
Polonyada temizlik
Göringe zehiri veren Bleibtreu değildir!..
Amerikalılar, Avusturyalı gencin Göringe zehiri vermediğini iddia ediyorlar
MÜHİM BİR İFŞAAT
«Göringe Siyanürü temin eden beniml» Bundan bir iki hafta evvel, bu ifşaat, Alman matbuatında bir bomba gibi patladı Bunun tesiri, diğer memleketler basınında da kendisini gösterdi. Aslen Avusturyalı olan geiç Martin Bleibtreu, Nuremberg mahkemesinde cereyan ç-don hâdisenin tafsilâtım verince, herkes hayretler içinde kalmıştı. Simdi ise, Amerikalılar, üç mühim safha arzeden Bleid-treu'nun ifşaatım reddetmekte ve kendisinin Göringe zehiri veremediğini iddia etmektedirler. Aşağıda, Martinin iddiası ile, bu iddialara Amerikalıların verdikleri cevaplan okuyacaksr
İşaret edildiğine göre Ingilte-renin altın ihtiyatları yükselmekte olmasına rağmen yeniden silâhlanma ve diğer bazı sebepler dolayısiyle bu görüşmenin foydalı olacağı sanılmaktadır.
Geno bu arp es,Meri 'Rus-yada iken diğer milletlere mensup pek çok harp esirine rastladıklarım açıklamışlardır-
Vaşingtonda Marshall yardımı idaresi tarafından yayınlanan rakama göre Britanya sanayii harbin tesirlerinden kurtulmuştur, Ççlik istihsali yüzde 50 fazladır. Gıda maddeleri istihsali de üçle bir miktarında fazlalaşmıştır.
karşıya bir çok tazyikler altında haberleşebildiğinden dolayı önce mükâfatlandırılmış ve daha sonra da kendisini gazeteci olarak tanıttığı için mahkûm edilmiştir: «Marazi bir yalancı olan Bleitbreu, bir gün, komünistliği ile, daha ertesi gün, naziliği ile ve daha sonra da Amerikalı dos. tu oluşu ile öğünmûştür-»
3 — BLEİBTREU — GORİNGLE BERABER KAPATILDIM
Müdafaalar deavrmnca, hukukî dokümanları bir araya getirmek düşüncesi ile Göringle bazı istişarelerde bulundum. O-na, kendisine yardım etmek ve neticede buradan kaçırmak istediğimi söyledim. Muvafakat et. ti ve sporculuğumun bu işte rol oynayacağına işaret etti: Ne silâha, ne de kavgaya lüzum var, dedi. Benim pek güvenemedigim plânlar hazırladı. Bununla beraber, selâhiyettar Amerikan şahsiyetleri benden çekiniyor ve teşekkürlerini ijfhari ediyorlardı-Mahkemede, son günü kendisine, son kurtuluş vasıtamızın zehir
olabileceğini söyleyebildim. Fikrimi kabul etti ve bu son çareye başvurmaya karar verdik.
Not: Bleibtreu, Göte'nin lisanında «sadık kalan» anlamına gelir.
3 — AMERİKALILAR-, GÖRÜNÜŞTE BİLE İMKÂNSIZ
M- Lamb, görünürde, Bleibtreu'nun Göring ile konuşmasının, hazırladığı projelerin mahiyeti itibarı ile imkânsız olduğu hakikatini ortaya atıyor-
Bir defa, Bleibtreu, hapisten çıktıktan sonra, muhtelif Alman gazetelerinde çalıştı; sonra da, hikâyesini ele aldı. Bir Alman resim dergisinde, daha sonra da bir Fransız mecmuasında teşhir edilmek için mahkeme salonuna girerek, resminin çekilmesini istedi.
Bugün, Avusturyada, evinde oturduğu adamın ifadesine bakılırsa,- Bleibtreu, Birleşik kuvvetlerin emniyet ve prestijlerini ihlâl ettiğinden, hukukî müeyyidelerin ithamı altındadır.
N. Nihad OLKEKUL
yapış-
Kimse terke-
Donanmanın başına da bir Rus amirali getirildi
Paris Radyosu, (Basın - Yayın)
— Dagens Nyheter adındaki İsveç gazetesi dün yayınladığı bir haberde, Polonya deniz kuvvetleri komutanlığına bir Rus Amiralinin getirildiğini bildirmek tedir. Bundan önce Polonya donanmasına komuta etmekte o-lan Polonyalı amiral, Polonya diktatörü Rus mareşali Roko sovski’nin emriyle görevinden uzaklaştırılmıştır.
Yunan - Yugoslav anlaşması
Paris Radyosu, (Basın - Yayın)
— Belgrad'dan alman bir habere göre, Yunan ve Yugoslav hükümetleri tarafından varılan bir anlaşma mucibince, Yugoslav hükümeti kendi topraklarında gözaltı edilmiş bulunan Yunan askerlerini yurtlarına geri göndermeyi kabul etmiştir. ,
Yunan iç harbi sırasında Yu-
| Mecliste I
MALİYE KOMİSYONU: Bugün saat 14 te Başkan, sözcü ve kâtip seçimini yapmak üzere,
MİLLİ EĞİTİM KOMİSYONU: Bugün saat 14.30 da Başkan, sözcü ve kâtip seçimini yapmak üzere,
TARIM KOMİSYONU: Bugün saat 17 de Başkan, sözcü ve tip seçimini yapmak özere,
Toplanacaklardır.
kâ-
Etten zehirlendiler
Çiftlik fırını işçilerinden . lik ile İsmail Çiftçi yedikleri et yemeğinden zehirlenmişler ve hastahaneye kaldırılarak tedavi altına alınmışlardır.
Çe-
nan komünistleri tarafından e-sir edilip Yugoslavya’ya götürül müş olan yüz küsur Yunan askeri, o zamandan beri Belgrad hükümeti tarafından gözalh e-dilmiş bulufıuyordu.
Bir Bekçtyi balta ile yaraladılar
Ndllıhamn Çayırhan bucağın, da ağır yaralanmayla neticelenen bir kavga olmuştur. Haşan Odacı isminde birisi ötedenberi arası açık olan bekçi Mehmet Dönmez İle karşılaşınca «Senin merkebin sebze tarlamı altüst etmiş, evvelâ bu balta ile seni doğramalı, sonra da inatçı eşeğini» diye bağırarak elinde bulunan balta ile saldırmıştır. Bu esnada başlıyan boğuşma en had bir safhaya girmiş ve Haşan Odacı yerde baygın bir şekilde yatan bekçi Mehmeti vücudunun muhtelif yerlerinden baltayla yaralamıştır-
Etraftan yetişenler, hâdise büyümek istidadım gösterirken önlemişlerdir.
Yarglı Mehmet Dönmez hastahaneye kaldırılmış ve sanık Haşan Odacı da yakalanarak hakkkında kanunî takibata geçilmiştir.
Serbest Fıkra
İtalya, Arnavutluğun iddialarını reddetti
Paris Radyosu (Basın - Yayın) — İtalya Dışişleri Bakanlığı bir tebliğ yaymlıyarak 16 ekimde Italyan uçaklarının Arnavutluk sınırlarını ihlâl ettilkerîni iddia eden Arnavutluk notasını reddetmiştir. Notada ne 16 ekimde ve ne de başka bir tarihte hiç )ir Italyan uçağının Arnavutluk ımrları dolaylarında herhangi bir uçuş yapmadıkları bildirilmektedir.
Yenir mi, yenmez mi?
lamak olabilir.
Birleşmiş - Milletler kuvvetleriyle komünist Çin tümenleri fiilen çatışmadıkları müddetçe, bütün bu ihtimaller vardır. Fakat, bir tarafın niyeti, diğer tarafın dikkat ve hüsnü niyeti ne olursa olsun, Yolu nehrini geçen komünist kuvvetler, hattâ savaşa seyirci kalsalar bile, sırf hududu geçmek suretiyle Kore-ye yeni ve tehlikeli kvılcımlar getirmiş ve Birleşmiş - Milletleri yeni tedbirler almıya şevke-debilecek bir durum ihdas et-
Mucahil TOPALAK
Genç okuyucularım bil-
Fakat eski nesil ile orta yaşlı nesil pek iyi hatırlar; tütüncü dükkânlarının önünde, imlâsı eski harflerle pek karışık bir cümle, levha halinde sallanır dururdu:
— Buraca temga pulu sa-iulurl
Ne zaman kalem ve çikolata almak için «acem» e gitsem, bu levhayı görür, hoce-leye heceleye okumağa çalı-
— Acep ne ola kil derdim, hem yenir mi. yenmez mi?
Ya çikolatadan daha güzel bir şey ise, çocukluk iştel
Sonradan öğrendim; meğer tütüncü dükkânında dam ga pulu satılırmış ve hor vatandaş devletle veya eşhasla olan bir çok münasebet ve muamelesinde bu damga puluyla hâzineye bir vergi ö-dermiş. Bundan kaçınan?... Maazallah, düşman başmal Mahkeme, hapis, sonunda da pul kaçakçısı diye rezil olur-
/---- Yazan '
I Sarıçizmeli
Yani? Yenmezmiş!
Fakat ilmin sonu mu olur? Ne kadar yaşlansak, ne kadar okusak yine cahiliz, yine cahil!
İşle bunca senedir, «yenmez» diyo bildiğim damga pulu da meğer bal gibi, yenir, su gibi içilirmiş!
Hem de kimler tarafından! İçinde hukuk profesörleri, âmme profesörleri hulâsa, fahri, gayri fahri, asil ve vekil bir çok hukukçuları olan bir parti tarafından!.. Meğer Halk Partisini «menfaati u-mumiyeye hadim cemiyetlerden» diye gösterip ve bir kanun çıkararak onu damga pulundan muaf tutmuşlar-
Ama beri taraftan bir haksızlığa uğrayan vatandaş, işini düzeltmek için nekadar fakir olsa, 16 kuruş bulacak.
istidasına pul yapıştıracakmış! No çıkar?
Bizimkisi pullu istida! Onunkisi pulsuz istida!
İşin tuhaf tarafı şu ki, bizim gazetede -Pulsuz İstida» yı yazan Hikmet Yazıcıoğlu da bu mevzuda yalnız değilmiş! Meğer o da Halk Partisi gibi bir şeymişl
Sade istida mı ya? Teah-hütler, mukaveleler, bir çok işler, hepsi hepsi* damga pulu ister! Fakat gel gelelim. Halk Partisi bundan muaf-tırl Çünkü «menfaati umu-miyeye hadim» dir ve menfaati umumiyeye olan hizmetini 21 temmuz seçimlerinde isbat etmiştir!..
Bu ne biçim partidir, anlamadım gitti!
Parası var! pulu yok!
Damgası var, ıstampası yok!
Nenize lâzım? Biz, tavlada kırık pulla kapalı kapıya gele atalım! Erbabı, oyunu pulsuz uynuyor, pulsuz!
1 — BLEİBTREU: — KAPSÜLÜ
BEN YAPIŞTIRDIM.
Bleibtreu şöyle anlatıyor:
31 Ağustos sabahı, saat 8 de; Nuremberg mahkemesinde Gö-ringin son olarak sorguya çekilmesinden bir saat evvel idi. Zehir kapsülünü yakı ile koltuğumun altına yapıştırdım. Mübaşirleri iterek içeri girdim ve kilitlenmiş olan mahkemenin kapısını ittim. Salon bomboştu. Ne gardiyanlar, ne de fotoğrafçılar vardı-
Yavaş, yavaş Göringe doğru ilerledim- Dizlerim tutmuyordu. Kalbim hızla çarpıyordu. Kapı açılır da içeriye biri girer diye korku içinde kalmıştım. Neyse, talihim varmış; zehiri, suçluların oturdukları sıranın altına firmaya muvaffak oldum, farkına varmadı; ben de yeti çaktırmadan salonu derek dışarıya çıktım.
2 — AMERİKALILAR: KAPILAR
KAPALIYDI I
Martinin bu anlattıklarına kargılık, Amerikalılar şöyle diyorlar: (Amerikanın, Almanyadaki casusluk teşkilâtının ifşaatı) Ble-ibtreu, zehir kapsülünü suçluların iskemleleri arkasına koymuş olabilir- Fakat bütün müdafaalar dvamınca, harp suçluları mah kemesinin arşivleri, salonun gece, gündüz müstahdemler tarafından sıkı sıkıya kontrol edildiğini gösteriyor. Nöbetçiler, değil yalnız kapılan, binam dehlizlerin etrafım bile mişlerdi. Salon boş iken kapı sıkıca kapatılmış,- mahkûmlara zehir veya silâh Verilmemesi için Bleibtreu'nun da işaret ettiği gibi — her yer sıkı kontrol alhn*
2 — BLEİBTREU — GROMİKO, GÖRİNGİN DİKKATİNİ ÇEKTİ
Hitler ve Göringten her zaman nefret ettiğim için bunca insanların felâketine sebep olan bu insanların nasıl muhakeme edildiklerini görmek için Nuremberg mahkemesine gittim. Fakat dâ-vâ müddetinçe, Göringin, diğer naziler gibi, suçunu söylemesi ve bundan çekinmemesi, ona karşı içimden bir hayranlık hissinin uyanmasına sebep oldu. Suna kanaat getirdim ki, erkeklik yaıflanna tam mânasile sadık kalan bir insan, ölümle mücadelede bile bildiğinden şaşmıyor.
Gromiko, alçakça, tabancası ona doğru çevirince, Göringin ne kadar büyük bir insan olduğunu bir defa daha anladım. Gromiko ateş etmekten imtina edince Göringin şu şayanı hayret ve alay dolu ihtarı kulaklarımı tırmaladı:
— Hakkınızı istimale muktedir değil misiniz?
2 _ AMERİKALILAR: MARAZI BİR YALANCILIKI
Nuremberg dâvasının tesmî tebliğinde Gromikonun, suçlu Göring hakkındaki düşüncesini açıklamıyor. Böyle bir vak'a, şayet olmuşsa, muhakkak ki dinleme salonunda bulunan muhtelif memleket gazetecileri vasıtası ile yayılmış olabilir. Bleibt-reu’nun, nazizmin - daha doğrusu Göringin - şecaatine karşı, aç hğı mukabil dâvada M. Lamb’ı dinleyelim:
— Bleibtreu hakkında yaptığımız tetkik, para ve haber sızdırmağa kendisini müsait göstermektedir. Amerikan sa-lâhiyetlar makamları ile karşı
Hukuk Fakültesinde derslere başlandı
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin 1950-51 ders yılma dün saat 8,30 da Fakülte konferans salonunda yapılan bir törenle başlanmıştır.
Salonu dolduran öğrencilerin alkışları arasında Akademik kıyafetleriyle salona giren profesörler yerberini aldıktan sonra Hukuk Fakültesi Dekanı Profesör Faruk Erem kürsüye gelmiş ve bir hitabe ile yeni ders yılını açmıştır.
Bundan sonra Fakülte geleneği gereğince Fakültenin en kıdemsiz profesörü Profesör Dr. Osman Fazıl Berki alkışlar arasında kürsüye gelerek «Babalık dâvasından doğan kanunlar ihtilâfı» adlı bir ders vermiştir.
Kırıkkalede işçi Demokratlar
(Başı 1 inci sayfada) yet veciz bir lisanla işçi dertlerine temas etmişlerdir. Ankara milletvekillerinden Fuat Sey-hun ve Mümtaz Faik Fenik bu toplantıda birer konuşma yaparak, hükümetin meşgul olduğu işçi meselelerini anlatmışlar, ücretli hafta tatili, asgarî ücret meseleleri hakkındaki fikirle -rini söylemişlerdir. Demokratlar, milletvekillerinin yaptıkları konuşmaları sürekli alkışlarla karşılamışlar ve candan sevgi tezahürleri göstermişlerdir.
Başmuharririmiz Mümtaz Faik Fenik Kırıkkale'de fabrikalarda yaptığı tetkiklere ve işçi meselelerine dair yakında gazetemizde bir makale
neşredecektir.
s - ı. -
ANKARA RADYOSU SALI — 7/11/1950
- Açılış VO Program, ı. 7.31 — Marşlar (P rler. 8.00 — Şarkılar )1.) 8.15 — Havai’den Sesler ,25 — Günün Programı ve oru. 8.30 — Sabah Müzik. 9.00 — Kapanış.
Açılış ve Program. 12.30 rı. 12.30 — Şarkılar. 13.00 :r. 13.15 — Uvertürler (Pl.) 13.30 — öğle Gazetesi. 13.45 — Pol kacılar (Pl.) 14.00 — Hava Raporu. Akşam Programı ve Kapanış.
17.58 Açılış ve Program — 18.00 M. S. Ayarı - 1S.00 Müzik: Saz e. serleri ve oyun havalan — 18.30
19.00 M. S. Ayarı ve haberler — 19.15 Tarihten bir yaprak — 19.20 Müzik: Yurttan Sesler — 19.45 Rad yo ile İngilizce — 20.00 Müzik: Gondol sarkılan (Pl.) — 2015 Rad yo Gazetesi — 20.30 Müzik: İncesaz.
— 21.00 Temsil — 21.45 Serbest sa. at — 22.00 Konuşma: — 22.15 Mü zlk: Dans Müzi&l (Pl.) — 22.45 M S. Ayarı ve. haberler — 23.00 Program ve kapanış.
İSTANBUL RADYOSU SALI — 7/11/1950
12.57 — Açılış ve Programlar. 13.00 — Haberler. 13.15 — öğle Kon. seri (Pl.) 18.45 — Şarkılar. 14.20 — Sarbest Saat (Konuşma veya Mü. zlk). 14.30 — Perihan AltındaS Sözcri'den Şarkılar (Pl.) 14.45 — Programlar ve Tornhille Orkestra, sından Dans Müzlftl (Pl.) 15.00 —
17.57 Açılış ve programlar — 18.00 Dans Müziği (Pl.) — 18.30 Türküler Geçidi — 19.00 Haberler — 19.15 Kısa şehir haberleri — 19.20 Gitar Kuarteti Konseri - 19.40 Şarkılar
— 20.10 Serbest saat — 20.15 (Rad yo Gazetesi) — 20.30 Müzik dünya, sından çeşitli örnekler (Pl.) — 21.10 İleri Türk Musikisi Konsçrvatuvar
götür 6 — Bir hayvan, galisi, şatlı! şey 7 — Zavallı, temiz, bir rüzgâr 8 — Müteşekkil, otlak 9 — Küçük cay. tersi: iste, bir erkek ismi 10
— Tersi: işsiz. sonuna N gelirse bravo olur, ödeme.
Yukarıdan aşağıya:
1 — Hiç olmazsa, anıt 2 — Hey. betll. rütbesiz asker 3 — NI. tersi: bir nota, tersi: vasıta 4 — Büşma H gelirse ay olur, sonuna M gelir, se ilAvc olur, lkametgûlı 6 — ID. okuyuc.u, eşik 7 — bir nota, basma N gelirse ünlü bir şairimiz olur, beyazı . siyahlı S — Açık, bilen 9
— Soru, yer gösteren soru 10 — Ramazanda kılınan namaz 11 — Tersi: bir meyva, bacada olur, bir nota 12 t— Bir erkek İsmi, oturma 13 — Tersi: .vahşi hayvan evi. e. lekten geçirmeli 14 — Vasıta, bir sabun markası 15 — Hamız, .hırs.
9 —
Sayfa ı 4
ZAFER
7/11/1950
İUIJrSTOttSff
Yazan : Zuhuri DANIŞMAN
Tefrika No: 47

Belki dakikalar bomboş geçti. İkisi de söyliyecek söz bulamıyorlardı
- - Hakkınız var. O kız, daha büyük fedakârlıklara da lûy,. t ’:ndi düşünelim. Ev-\ onu saraydan çıkarabilmek lâzım.. Bu müsaadeyi ben. Jafiye kalfadan alırım. Kız-larağasının ruhu bile duymaz, l'akat, nereye götüreceğim?
Salih Ağa atıldı:
— Buraya..
Marya başını salladı:
— Mümkün değil.. Bu semtlere gelemez.
—- O halde?
— Eğer imkân bulursam, kendi evime götüreyim.
— Eviniz nerede?
— Galata tarafında..
— Tarif et bakalım.
Marya, tarif etti. Onun tarifine göre, şimdiki Ayazpaşa taraflarında oturuyordu. Esasen Cinevizlilerin İstanbul’da kalanları umumiyetle Galata tarafında otururlardı.
Fatma Sultan, kocası Sadrazam İbrahim Paşa ile konuşuyordu.
— Bizim Fransızlarla bozuş mamız doğru mudur?
İbrahim Paşa güldü:
— Bugüne kadar hiç devlet işleriyle meşgul olmadınız.
— Yine de olmak istemem. Kösem Sultanların akıbetlerini biliyorum.
— Böyle bir şey hatırınıza gelmesin. Benim söylemek istediğim, siyaset çok karışık ve yorucu bir şeydir. Sizin ince ruhunuzun bu hoyrat siyasî hava ile zedelenmesini iste-
Başmakaleden devam:
— Hakkınız var. Fakat, dost Fransa sefirini günlerdir
kabul etmiyormuşsunuz
— Öyle icabetti.
— Kabul etmiyecek misiniz?
— Böyle bir şey söylemedim.
Fatma Sultan naz ve feda ile İbrahim Paşaya yaklaştı:
— Bir kere olsun ben siya-
sete karışmış olayım.
— Bir daha karışmamak
şarti yle..
— Söz veriyorum. Sefiri kabul edeceksiniz değil mi?
— Esasen Fransız Sefiri Vilnöv, sevdiğim bir insandır.
— Teşekkür ederim.
Fatma Sultan muvaffak olmuştu. Bütün sadareti müdde-tince İbrahim Paşa, ilk defa kadın fikri ile hareket ediyordu. Fakat, haddi zatında İbrahim Paşa Fransız Sefirini kabul edecekti. Onun kendine
puk avutur gibi teselli etmek için gelecektir. Öyle de olsa razıyım,. Vakit geliyor.
Biraz daha bekledi. Sonra duramadı. Kapıyı açtı. Dar koridordan ağır ağır geçerek bir kaç merdiven indi. Sokak kapısının önünde bekledi. Ve birdenbire heyecandan sapsarı kesildi.
• Geliyordu!. Yıllardır hasretini çektiği kız geliyordu. Ne yapacağını şaşıran Murad, sahanlığın loş bir köşesine çekildi. Feracesinin arasından Yeşil entarisi görünen kız ıpüte-
Göz göze geldiler, süratli ve korkak adımlarla yukarıya, Marmaraya nazır olan odaya çekildiler.
Belki dakikalar bomboş geçti, İkisi de söyliyecek söz bulamıyorlardı.
Biraz sonra, ilk tanıştıkları günden başhyarak başlarından geçenleri birer birer anlattılar.
Bu ne tatlı bin yâd-ı mazi idi!... ,
— Ben dedi, artık gitmeli-
(Devam edecek)
göre bir plânı vardı. Fatma Sultanı da bu suretle memnun
etmişti (1).
İbrahim Paşa kalktı, ayrılır-
ken birdenbire
döndü:
— Bir şey soracağım. Dedi. Fatma Sultan merak-
la dinledi:
— Şevketlû babanız da bu hususta sizin fikrinizde.. Zatı
Şahaneye de bunu siz mi söylediniz?
Fatma Sultan şiddetli bir hareket yaptı:
Diye cevap verdi. İbrahim Paşa, Fatma Sultan tarafından Padişaha bir şey söylenmediğini anlamıştı. Kendi ken dine söylendi:
— Muhakkak Hünkâra da
söylenmiş bu mesele.. Fakat kim tarafından acaba?.
Ve bu mesele üzerinde daha fazla durmıyarak Fatma Sultandan ayrıldı.
İLK MÜLÂKAT
Hafif bir sis, Marmarayı bir tül gibi kaplıyordu. Uzaktan adalar, birer birer seçilmeğe başlamıştı. İnce bir tül perde ile örtülü olan pencere yanında uzunca boylu bir adam du-
bakıyor.
mütemadiyen saatine
Fakat saat bir türlü ilerliye miyor ve kulağı merdivenler-lerde..
(Gelecek mi acaba? diye söyleniyor. Gelmesi lâzım.. Daha fazla tahammül edemiye-ceğim. Yıllardır bugünü bekledim. Gelecektir. O da muhakkak beni görmek istiyor. Ah.. Onun da beni, benim onu sevdiğim kadar sevdiğini bilsem.. Fakat, hayır.. Bu mümkün değildir. Olsa olsa o, bana acımaktadır. Beni, bir ço-
(1) Vandal. Vilnöv Sefareti. Sayfa: 110.. Ahmet Refik.
iyileşti
(Başı 1 inci sayfada) dün Bakanlar Kurulu toplantısına riyaset etmiştir.
Bakanlar Kurulu toplantısı saat 17 den itibaren akşamın geç vakitlerine kadar devam etmiş ve bazı hususlar üzerinde kararlar alınmıştır.
ZAFER, bir müddetten beri rahatsız bulunan Başbakan Adnan Menderes’in tamamiyle iyileşerek vazifesi başına dönmesinden doğan memnunluğunu belirtir ve sayın Adnan Menderes’e geçmiş olsun der.
Bakanlar Kurulunda görüşülen işler
Ankara, (T.H.A.) — Bıigünkü Bakanlar Kurulunun gündemi hayli kabarık olduğundan çalışmaları saat 22 ye kadar devam etmiştir.
Görüşülen meseleler arasında, çalışmalarına başlamış bulunan B.M. Meclisine sevkedilecek bazı mühim kanun tasarıları bulunuyordu.
Bu toplantıda diş meselelere de temas edildiği ve Bulgaristan’ın tehcire tâbi tutmak istediği 250 bin soydaşımızın Birleşmiş Milletlerde bahis konusu edilmesi meselesinin de görüşül-
tahmin edilmektedir.
Koredeki
birliğimiz
(Başı 1 inci sayfada) bulunan Walker kampında ise Siam kıtaları bulunmakta ve onlar da talim görmektedirler. Bu iki kamp «Birleşmiş Milletler kabul merkezi» ni teşkil etmektedir.
Amerikan ordusunun gazetesi «Stars and Stripes» bu akşamki nüshasında Türk kıtalarına bir
makale tahsis etmiş ve bunda Türk askerlerinin gördükleri sıkı talimden bahsetmiştir. Gazetede şunlar yazılmaktadır:
«Türk askerleri her gün talim sahasında saatlerce çalışmakta ve Amerikan piyade silâhları-
na alışmaktadır».
Meclis toplandı
(Baş tarafı 1 inci de) den önce Ağrı Milletvekili Kasım Küfrevî yemin etmiştir. Meclisin tatilde bulunduğu sırada Millî Eğitim, Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlıklarında yapılan değişiklikleri bil-' direr} Cumhur Başkanlığı tezkereleri okunmuş, müteakiben komisyon seçimleri yapılmıştır. Meclis yarın saat 15 te toplanacaktır.
Cupıhur Başkanı Meclis’e geldi Cumhur Başkanı Celâl Bayar dün Meclis’e giderek Cumhur Başkanlığı odasında bir müddet meşgul olmuştur.
Bugün toplanacak Meclis komisyonları Maliye, Millî Eğitim ve Tarım komisyonları bugün toplanarak Başkan, Sözcü ve Kâtip seçimini yapacaktır.
Büyük Millet Meclisi Genel Kâtipliğinden bildirildiğine göre: Maliye Komisyonu saat 14 te, Millî Eğitim Komisyonu 14.30 da ve Tarım Komisyonu da saat 17 de toplanacaktır.
Kızıl tahrikçilere idam cezası
(Ba$ tarafı 1 inci sayfada)
kuranlar, sevk
ve idare edenler,
idare heyetlerine üyeliklerine girenler, irtibat işleri görenler, hücre teşkil edenler ölüm cezası.
na çarpılacaklardır-
Yine teklife göre, bu fiiller sendikalar, işçi teşekkülleri, çalışma yerleri ve devlet dairele-
rile İktisadî teşekküller, okullar ve ordu içinde işlenirse cezası ölümdür- Bu fiillere teşebbüs e-denler müebbet ağır hapse ve ya 15 seneden aşağı olmamak üzere hapis cezasına çarpılacaklardır. Teklife göre, uzak ya km bilgisi olduğu halde, bu gibileri kasten veya himaye gaye sile yetkili İdarî ve kanunî mer-
Bütçenin dayanacağı şağlam esas
Büiço üzerinde konuşurken bir noktayı daha işaret etmek isteriz: Son günlerde muhalefetin üzerinde hayli işleyip sömürdükleri bir mevzu da bütçede tasarruf meselesidir.
Diyorlar ki:
— Demokrat Parti iktidara geleli beş ay oldu, hani bütçede tasarruf temin edeceklerdi? Eski bütçeyi tatbikten başka bir şey yapmıyorlarl Nerede o vadedilen indirmeler?.. Üstelik şeker fiyatlarını bir miktar düşürerek bütçedeki açığı daha da arttırdılar...»
Bu nevi sözler, hakikatleri bile bile değiştirmekten ve kendi beceriksizliklerinin ve kendi israflarının bütün günahını, zerre kadar insaf duymadan yeni iktidarın üzerine bedava yüklemekten başka bir şey de-
Bir defa herkesin bildiği bir hakikat vardır ki, bütçe bir kanuna dayanır; bu kanun Büyük Millet Meclisinden çıkar ve tatbik edilir. Halk Partisi iktidarı, 1950 bütçesini kendi çıkarmış, ve bugünkü iktidarın boynuna Çin işkencelerindeki lâle gibi takıp bırakarak uzaklaşıp gitmiştir. Demek ki. Demokrat Parti iktidarı bu bütçeyi, kendisine babadan miras kalan, kötü bir hastalık gibi bir yıl daha sürüklemek ve bu müddet zarfında seromunu buluup, gelecek seneye sıhhatle çıkmak imkânlarını aramak mecburiyetindedir!
İşin tuhafına bakınız ki, bu zeVat sanki yeni iktidara geliri giderine uygun, tam mânasiyle denk bir bütçe devretmiş, ve gidinceye kadar da bu bütçenin norpıal ödeneklerini normal müddet zarfında sarfetmiş gibi, şimdi Demokrat Parti iktidarına yüzlü yüzlü dönüp:
— Ne tasarruf yaptınız? Bütçe açığını nasıl kapadınız diye sormak cesaretini kendilerinde buluyorlar...
gevrettikleri bütçenin bir defa yapılışı, hazırlanışı sakattır. Üstelik, iktidar. Demokrat Partiye geçene kadar, bu sakat bütçenin de bütün takat ve kuvveti harcanmış, ve hepsi, suyu sıkılmış bir limon posası halinde devredilmiştir. Böyle bir bütçeyi buyur da güle güle kullan!
Seçimlere kadar bir çok semeresiz mevzulara paralar yatırılmış, veyahut ödenekleri ölü bir hale getiren işler için teahhütlere girişilmiştir.
Herkes gayet iyi bilir ki, bütçeler senelik olarak yapılır, fakat eski iktidar, bir taraftan seçimleri kazanmak gayretiyle, öbür taraftan seçimleri kaybederse, yeni iktidarı zor bir mev kide bırakmak endişesiyle, bir sene zarfında harcanması lâ-zımgelen bazı mühim tahsisleri bir kaç ay içinde eritmiş veyahut verimsiz işlerde dondurmuştur. Hangi mevzua el atarsanız, para darlığının kendisini ağır bir surette hissettirdiğini göreceksiniz!
Bu vaziyette Demokrat Parti iktidarı hem mevcut işleri yürütecek, hem de bütçeyi gelecek yıl için daha tasarruflu bir şekilde hazırlamak imkânlarını bulacaktır.
İşte işin içyüzü budur. Fakat buna rağmen yine bazı mühim tedbirlerle, ve rasyonel çalışma ile, eski iktidarın, Demokrat Parti üzerine yığdığı ağır külfetlerin nisbeten tahfifi mümkün olmuştur.
Sabretsinler, Demokrat Parti iktidarının ilk bütçesi Büyük Millet Meclisine geldiği zaman memleketin ihtiyacına ve bünyesine uygun bir bütçenin nasıl tanzim edildiğini görecekler -dir.
Mümtaz Faik FENİK
cilere haber vermiyenler, bilerek evlerinde, çalıştığı yerlerde gizlr yenler 5 yıla kadar ağır hapse uğrıyacak, propaganda yapanlara ölüm cezası verilecektir. Bu hareketleri övenler veya iyi gör. düklerini söyliyenlerin cezası müebbet kapse kadar değişmektedir. Fakat bu övme ne nam altında olursa olsun matbualarda açık veya örtülü resimler vasr taşile yapılırsa mesulleri ölüm cezasına çarpılacaklardır.
Diğer birçok hükümleri ihtiva eden kanun teklifi çarşamba günü komisyona havale edilecektir.
Ziraat işlerinde ıslahat
(Bası 1 inci sayfada) lan Amerikan mütehassısları yurdumuzun bir çok yerlerini gezip memleket ihtiyaçlarını mahallinde görmüşlerdir. Ziraat teşkilâtı daha hareketli ve köylü ile beraber çalışacak, köylütü yeni sistem ziraat çalışmalarından faydalandıracak bir şekle konulacaktır. Köylü ile beraber çalışacak olan zira-atçi elemanlar her mınta-kada, o mıntakamn ziraî kalkınmasını araştırma müesseseleriyle daimî temasta bulunacak ve yenilikleri köylüye intikal ettireceklerdir.
Bu teşkilât; ziraat, veteriner, orman teşkilâtiyle sıkı bir işbirliği yaparak tam bir köylü kalkınmasının tahakkukuna çalışacaktır. Amerikalıların tes bit ettiği esaslar üzerinde Tarım Bakanlığı ileri gelenlerinin de iştirakiyle bir haftadır süren müşterek çalışma sona ermiş ve teşkilâtın gerçekleşmesi için gerekli kanunların da hazırlığına geçilmiştir.
Bütün Tarım Bakanlığı teşkilâtı, Veteriner, Ziraat, Orman teşekkülleri sekiz reislikle idare edilecek ve köylüye verilecek ziraî kredi, donatım ve a-raştırma müesseseleri bu reisliklere bağlı olacaktır. îdare sistemi tamamen ademi merkeziyet esasına ve daire reisliklerinin mesuliyet ve salâhiyetlerine istinat ettirilecek, araştırma enstitüleri İlmî araştırmadan ziyade köylünün günlük işleriyle, çalışmalariyle ilgilenecektir.
Bu suretle yutta yıllardır kendi başına bırakılmış olan köylü, bu yeni ziraat teşkilâtiyle el ele çalışma imkânlarına kavuşacaktır.
Bilhassa iklim şartlan sulu ziraatın yapılmasını mecburî kılan yurdumuzda sulama işlerine, toprak muhafazası ve er-rozyona karşı büyük bir yer verilmektedir. Bugüne kadar su politikamız yalnız inşaî bakımdan ele alınmış ve hakikî ziraî suculuğa yer verilmemiş olduğundan etütsüz yapılan ve millete milyonlara mal olan bu sistem yerine ziraî suculuğu ihdas ederek köylümüzün sulama bilgisini ve tekniğini arttıracak ve ziraî suculuğu tatbikat sahasına intikal ettirecek bir şubenin de kurulmuş olması çok yerinde olacaktır. Ziraî sanayi kurulması hakkında da geniş plânlarımız vardır. Köy ve köylü evi, ziraat sanayii ve teknoloji bu branşın içine alın-
Gerek fakültelerimizin ve gerek şimdiye kadar memleketimize gelmiş mütehassıslarla bugün memleketimizde çalışan Amerikalı mütehassısların, hemen tatbikine geçilecek çok değerli raporları mevcuttur. Biz, bu tatbikatın imkânlarını hazırlamakla meşgulüz.
Toprak dağıtımı işlerine gelince; 1950 senesinin son beş a-yı zarfında yarattığımız toprak dağıtımı hızını 1951 yılında en aşağı on misli arttırmış olacağız. 1950 yılı sonuna kadar yurdumuzun muhtelif bölgelerinde köylümüze dağıtılacak daha birçok topraklarımız vardır. Dağıtım komisyonlarımız hummalı bir faaliyet içindedirler.»
İş mahkemeleri
(Baş tarafı 1 nci sayfada) etmekte bulunduğundan bahsedilmektedir.
Bu mevzu üzerinde malûmatına müracaat ettiğimiz Çalışma Bakanlığında salâhiyet sahibi bir zat kastı mahsusla ortaya atılan bu haberlerin tamamiyle uydurma olduğunu söyliyerek şunları ilâve etmiştir:
(— İş mahkemelerine seçilecek temsilciler mevzuunda Adalet Bakanlığiyle Çalışma Bakanlığı masında herhangi bir görüş ih’ tilâfı aslâ mevcut değildir ve bazı gazetelerde yayınlanan yazılar tamamiyle uydurma ve hayal mahsulüdür-
Yine bazı gazetelerde yayınlanan diğer bir yazıda da, işçi ve işveren üyelerin henüz tâyin edilmepıiş bulunmasından dolayı İstanbul'da mahkemenin teşkiline imkân bulunamadığı ve bu yüzden de dâvaların görülemediği, ileri sürülmektedir:
İş mahkemeleri kanununun 1 nci maddesinin (B) bendi, iş mah ’ıemesi kurulmamış olan yerlerdeki dâvalara o yerde görevlendirilecek mahkeme tarafın-
Beden Terbiyesi
(Baştarafı 1 inci de) ancak kanun ve teşkilâtı düzeltmekle önliyebiliriz.
Gayemiz, milletin kırk parasını dahi boşuna sarfetmemek-tir. Ricam şudur: Bütün çıplaklığı ve tam bir vatanperver his siyatı ile bu dâva üzerine eğilin, fikirlerinizi açıkça söyleyin. Bu toplantının vereceği istikamete göre Meclise bir kanun tasarısı sevkedeceğiz.
Sîzlerden bilhassa ricam, bu 'toplantıyı eski toplantılarla kanştırmamanızdır. Buraya hiç bir fikir empoze edilerek gelmedik... Şampiyon yetiştirmekten fazla, bütün Türkiye gençliğinin beden terbiyesi mevzuu bahştır... Devletin, spora ve sporcuya müdahale etmesine taraftar değiliz.»
Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri, kongre çalışmalarını ne şekilde tanzim etmek istediklerini davetlilerden sormuş, bunun üzerine Konya Milletvekili Saffet Gürol, Beden Terbiyesi U mum Müdürü Vildan Aşir Sa-vaşır’ın teşkilâtın uzun zamandan beri başında bulunduğundan dolayı, kanun ve teşkilâttaki aksaklıkları en iyi bilenin kendisi olduğunu ve kürsüye gelerek bu aksaklıkları belirtmesini rica etmiştir. Bunun ü-zerine Vildan Aşir Savaşır kürsüye gelerek Beden Terbiyesi teşkilâtının bir tarihçesini yapmakla söze başlamıştır. Vildan Aşir, 1938 - 42 yıllarında Başbakanlığa ve 1942 yılından bugüne kadar Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olan Beden Terbi -yesi teşkilâtının, bu iki devredeki çalışmalarında gördüğü farkı belirtmiş ve hangi noktalarda zorluklarla karşılaşıldığını anlatmış, bilhassa eleman yokluğundan, bölgelerin çalışmalarında görülen aksaklıklardan, mekteplere az yardım edilebildiğinden şikâyet etmiştir.
Beden Terbiyesi Umum Müdürünün bu konuşmasından sonra müzakerelere on dakika ara verilmiştir.
Müzakereye tekrar başlandığı zaman, Başkan üyelerden söz almak istiyen olup olmadığını sorunca, üyelerin hemen dörtte biri söz almak istemişlerdir.
Celâl Dinçer ve Konya Milletvekili Saffet Gürol'dan sonra, Mümtaz Tarhan söz almış, Vildan Aşir Savaşır'ın bugün temas ettiği noktalara, bundan on sene evvel Beden Terbiyesi Umum Müdürü olan Cemil Ta-hir Taner’in de temas ettiğini, her iki Umum Müdürün şikâyet lerinin aynı olduğunu belirtmiş ve Beden Terbiyesi 1938 de kurulduğu sıradaki haleti ruhiye ve şartların bugün artık mevcut olmadığını, bunun için kanunun değişmesi lâzım geldiğini söylemiştir.
Ferit Karslı ise, bölgelerde yapılan işlerde büyük aksaklık lar olduğunu iddia ederek bazı misaller göstermiş ve bugün bu demokratik rejim içerisinde murakaba edilmeden harcanan paranın hususî muhasebelerden alman yüzde iki ve dörtlerden mürekkep olduğunu söylemiştir.
Rasim Adasal, kanun hazırlanırken, dâvanın memleket çapında ele alınması üzerinde durmuştur.
Burhan Felek ise, ilk halledilecek işin, teşkilâta devlet müdahale etsin mi, yoksa etmesin mi olduğunu söylemiş ve bunun münakaşaşmın yapılmasını is -temiştir.
Saat 13 e geldiği için, Başkan saat 15 te tekrar toplanılmak üzere müzakereyi tatil etmiştir.
Öğleden sonraki oturumda, bilhassa Anadolu'dan gelen temsilciler söz alarak hükümetin yardımına ihtiyaçları oldu -ğunu söylemişler ve bugünkü teşkilâtı tenkidetmişlerdir.
Müzakerelere bugün de de-v,.m edilecektir.
Korede durum
(Baş tarafı 1 inci de) bulmuştur- Filhakika bu harekât neticesi elimizde bulunan esirlerin adedi 135 bini asmıştır. Bu rakama 200 binden fazla ölü a-dedi ilâve edilecek olursa 335 bîn rakamı elde edilir ki bu da kuzey Kore kuvvetlerinin tamamım ifade eder.
Bu suretle kuzey Korelilerin hezimetleri ve ordularının imhası kati bir mahiyet almı$hr. Birleşmiş Milletlerin bu zaferi karsısında komünistler tarihin şimdiye kadar kaydetmediği ve devletler hukukuna en aykırı o-lan bir harekete tevessül ettiler. Harp ilân etmeden yabancı komünist kuvvetleri unsurlarına Ya-lu nehrini geçirttiler ve Man-çurya hududuna sığınarak ica-bettiği takdirde takviye kuvveti olarak kullanılabilecek elemanlarla lüzumlu malzeme ve iaşe maddesi tah$id ettiler.
Bu suretle kuzey Kore hudud bölgesinde asayis ve sivil hükümet ve nizamların kurmakla me$ gul Birleşmiş Milletler kuvvetleri, ni imha için tuzak kurulmuştur.
Bu büyük tehlike ancak bu kesimdeki Birleşmiş Milletler kuvvetleri komutam tarafından zamanında keşfedilmek suretiyle asgarî kayıpla bertaraf edilmiştir. Mahirane bir manevra yapan bu komutan büyük bir nüfuzu nazarla, lüzumlu taktik kudreti iktisab etmiş ve büyük bir askerî hezimet ihtimalini bertaraf etmiştir.
Bundan böyle durum şöyle hu lâsa edilebilir:
Başlangıçta karşılaştığımız, Kuzey Kore kuvvetleri imha edil, miş veya askerî bakımdan tesirsiz bırakılmışken, simdi karşımıza, düşmanın eli altında olan fakat halen askerî harekât sahamız hâricinde bulunan çok miktarda yabancı ihtiyat kuvvetleri tarafından desteklenen bir ordu çıkmıştır-
Simdi bu itiyatlardan halen sa. vaşan birliklerin takviyesinde ne dereceye kadar istifade edileceğini öğrenmek kalıyor. Bu mesele milletlerarası bakımdan vahim bir mahiyet arzetmektedir-
Halen vazifemiz kuzey Korede karsımızda bulunan kuvvetleri imha etmekten ibarettir. Birleşmiş Milletlerin gayesi olan bu vazife de Kore ve birliği temin gütmektedir.»
Güvenlik Konseyine rapor
Lake Succes, 6 a.a. — (AFP): General Mac Arthur, komünist Çin kuvvetlerinin Kore’de harp etmekte olduklarını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine resmen bildirmiştir.
Güvenlik Konseyi toplanıyor
Lake Success, 6 a.a. — (AFP) Amerikan heyetinin teşebbüsü üzerine Güvenlik Konseyi General Mac Arthur’ün komünist Çinlileri Kore harbine müdahale etmekle itham eyleyen raporunu görüşmek üzere çarşamba sabahı bir toplantı yapacaktır.
Başkan Truman Acheson’la görüştü
Kansas City, 6 a.a. — )Reu-ter;): Başkan Truman bugün Dışişleri Bakanı Acheson ile Ko redeki vaziyet hakkında uzun b’ telefon konuşması yapmıştır.
Nevyork Borsasında
Nevyork, 6 a.a. ,-*- (AFP): Kore’deki yeni hâdisejer ve General Mac Arthur'ün, komünist Çin: kıtalarını Kor« Cephesinde muharebeye karışmakla itham etmesi bugün kambiyo ve ticaret borsalarında şiddetli tepkiler uyandırmıştır.
Londra Borsasmda
Londra, 6 a.a. — (AFP): Milletlerarası durumun kötüleşmesi ve Kore’den gelen kötü haberler bugün Londra kambiyo borsasın da bir çok kıymetlerin belirli şekilde düşmesine sebep olmuştur.
Son model Rus uçakları cephede
5 inci hava ordusu karargâhı, (Kore) 6 a.a. (U.P.) — 5 inci hava ordusu sözcüsünün bugün açıkladığına göre en son sistem yeni Rus tepkili avcı uçakları Mapçürya’daki üslerden havalanarak Birleşmiş Milletler kuv vetlerine taarruza başlamışlardır.
milletine barış etmek hedefini
dan temsilci üyeler alınmaksızın bakılacağı ve aynı maddenin son fıkrasında da fiilî, ve hukukî imkânsızlık dolayısiyle İş Mahkemesinin toplu olarak görevini yapamadığı hallerde aynı şekilde hareket edileceği açıkça belirtmektedir. Bu gibi hallerde, İş Mahkemeleri Kanunu’nda yazılı kolaylık sağlayıcı usullerin tatbik edilmesi de aynı madde hükmünün icabıdır. İstanbul'daki dâvalar için Adalet Bakanlığı tarafından Birinci Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlendirilmiş olduğuna ve temsilciler taayyün edinceye kadar bu gibi dâvaların bu mahkemede görülmesi de tabiî olduğuna göre, halkın adlî bir cihaz olan İş Mah kemeleri mevzuundaki güvenini sarsacak mahiyetteki bu uydurma haberin de hakikatle hiç bir ilgisi yoktur.»
Vaziyet nazik
Vaşington, 6 a.a. — (United Press): Hükümete mensup bazı yüksek şahsiyetler bugün Kore savaşının pek nazik bir safhaya girdiğini söylemişler ve «Bundan sonra ne olacağını komünist lerin söyliyebileceğini. ilâve etmişlerdir. Bunların kanaatmca, Çin komünistleri Kore - Man-çurya sınırı yakınında bir savunma hattı kurmakla yetindikleri takdirde, dünyanın büyük bir felâkete sürüklenmesi önlenebilir. Bununla beraber uzmanlar, Çin komünistlerinin Korede ilerlemelerinin ve geniş bir taarruza geçmelerinin, üçüncü bir dünya' harbine sürüklenmesi miimkün uzun bir savaşa yol a-çacağını beyan etmektedirler.
Diğer taraftan Dışişleri Bakanlığı bugün Başkan Truman’ın Dışişleri Bakanı Dean Acheson ile yapmış olduğu telefon konuşması hakkında her hangi bir bilgi vermekten kaçınmıştır. Bu nunla beraber Acheson’un Dışişleri Bakanlığının Uzakdoğu meseleleriyle ilgili müşteşar Dean Rusk, Bakanlık haber alma şefi Armstıong ve diğer yüksek şah siyetjerle görüşmüş olduğu öğrenilmiştir.
Bu arada demokrat ayan üyesi Lester Hunt «Bütün Çin komünist ordusunun» Kore savaşına katılmasının mümkün olduğu nu söylemiş ve bu hareketi diğer komünist memleketlerin takip eylemelerine yol açabileceğini ilâve etmiştir.
Cephelerde durum
Tokyo, 6 a,a. (United Press) Sayısı gittikçe artan komünist Çin kuvvetleri, şiddetli taarruzlar neticesinde Birleşmiş Millet ler kuvvetlerini 4 mil kadar geri atmışlardır.
Geceleyin 4 mil kadar geri çekilen İngiliz imparatorluk topluluğu kuvvetlerine mensup 27 inci tugay da Pyongyang’ın 47 mil kuzey batısında bulunan sahil şehri Pakchon’u terket-m iştir.
Son gelen haberlere göre, İngiliz kuvvetleri Pakchon’un iki buçuk mil gerisine kuvvetli bir müdafaa hattı kurmuşlardır.
Öte yandan 2000 kişilik Çin ve Kore komünist kuvveti 24 üncü Amerikan tümenine mensup 19 uncu alayı, Pakchon-un 10 mil doğusunda 1200 yardaya kadar geri atmış, fakat takjviye, kıtalarının yetişmesiyle durum düzeltilmiş ve düşmanın ileri hareketi durdurulmuştur.
Kızıllar yeni bir taarruza mı hazırlanıyor?
Şekizinci ordu karargâhı, 6 a.a, (United Press) — Chong-clıon hattını müdafaa etmekte olan Birleşmiş Milletler kuv-vetjeri bugün bazı noktalarda komünistlerle teması kaybetmiştir. Yüksek rütbeli subaylar komünistlerin geri çekildiklerini jveya başka tarafta daha kuv vetli bir taarruza geçmek üze-rcfhazırlandıklannı tahmin etmektedirler.
i komünistlerin umumî bir hü cu na geçip geçmiyecekleri önümüzdeki bir kaç gün içinde her ha ie anlaşılabilecektir. Bu arada bazı yüksek rütbeli subaylar ko nünistlerin, kendilerine Ku-zej T" ba ___________
cag kadar bir kuvvet bulundurmak tasavvurunda oldukları düşüncesini ileri sürmektedirler
Kızıl Çinlilerin bir tehdidi feongkong, 6 a. a. (United Press) — Pekin radyosu bugün Kjomünist Çin gazetelerinde çı-,kaa başmakaleleri neşretmiştir.
Şu makalelerde Kore - Man-çuıya hududunda cereyan eden salaşlarda atom bombası kullanılmaması Birleşik Amerika-ya’tavsiye edilmekte ve Amerikan şehirlerinin bir misilleme h&reketi için birinci derecede bir hedef teşkil ettiği bildirilmektedir.
birleşik Amerika Kore - Man çurya hudut bölgesine atom bombası attığı takdirde Amerikan şehirlerini bombalıyacak memleketin ismini zikretmemiş-tir,
Birleşik Amerika ve Sovyet Rusya’dan başka bir memleketin atom bombasına sahip olduğuna dair şimdiye kadar bir i-şaret mevcut değildir.
Kore’de devamlı bir köprü-}nın muhafazasını sağlıya-
Bernard Shav’un cesedi yakıldı
Londra, 6 (a.a.) (Afp) — Bernard Shaw’un Ölüsü bu-güp Londradaki Golders Green fırınında yakılmıştır. Bu merasimde sadece birkaç(a)le mensubu ile Bernard Shavv'un arkadaşları hazır bulunmuştur. Shaw ölmeden evy.pl qlüsü yakıldıktan sonra küllerinin karı-sınınki ile karıştırılmasını istemiş ve bundan sonra ne isterseniz yapın» demişti.
Devrilen cipin iki yolcusu yaralandı
Dün, Elmadağından Ankaraya gelmekte olan 11 plâka sayılı cip, Kurbağalı istasyonu civarın, da devrilmiştir. Cipte bulunan iki kişi muhtelif yerlerinden hafif surette yaralanmışlardır.
7/11/1950
Yem neşriyat
Alâka kesme
Ankaradan Koreye
ZAFER İN POLİS TEFRİKASI
— 130 —
5989
i
«t no
00, «ı
î
*
ı tiehamy Cinayeti
| Yazan: Frances Noyes Harl Çeviren: S. Yazıcıoğlu
!
1 Halbuki biz size her şeyi jbçıkça anlattık; ama kimse bibi dinlemedi. Çayırların aracından geçip yazlık köşke gi-Hen kestirme yolu bilen kimdi ? Çue değil, ben. Gül bahçesinden yazı odasının içini rahatla görebilen kimdi? Sue değli, fcen. Akşamın saat sekiz buçuğundan ona kadar tamamiyle fcerbest kalan kimdi? Sue detil, ben. Sue’ye atfedilen cinayet sebeplerinin hepsi kimin Sizerinde toplanmıştı ? Sue’nün değil, benim. Birbiriyle mukayese edilince, Sue’nün Nevyork la geçirdiği senelerin eğlencesi bir maceradan ibaret kaldığı msıl sefaleti ve fakrı bilen kim di? Sade çocuğunun değil, ço-iuklâriyle beraber torunlarımın da istikballerini kurtarmaca çalışan kimdi? Bütün öm-T'.-.’ü sefaletin kâbusunda geçi-1 • p _c nihayet cennete kavuşmuş olan kimdi? Bu cennetten kendisini kovmağa gelecin bir mele!: değil, sadece bir «jiıdala, kalbsiz, menfaatperest incı-fsız ve huin bir aşifte ol-Huğunu bilen kimdi?
. j Omuzlarıma yüklenen yükü, . Büsbütün ağırlaştıran neda-*-,ır‘k birlikte sizin omuzları-nl^^levredcrken yaptığım i-** sin azametini takdir etmiyor *"■ tez 'in; Yalnız üzerinde dur-| inak istediğim bir nokta var. (Duyduğum nedametin bir zerdesi dahi Mimi Bellamy’nin öl-) tmüş olmasından ileri gelmiş fcleğildir. Bunu bilhassa belirt-fnıek isterim.
Şu son bir kaç hafta içinde İliklerime kadar beni titreten
' |bu nedamet, evlâtlarımın üze-£■ İrine celbettiğim utanç, dehşet Jve tehlikeden, Stephen Bella-“,| jmy gibi melek ruhlu bir insa-W pa verdiğim ıstıraptan, hattâ le. fzavallı Elliot Farvell’in ölü-R'.- ımünden ileri gelmektedir. Zira İlk. »fa ölümden de ben mesulüm, kf ulunu inkâr edecek değilim, ta J Ben eski kafalı bir insanım. |g. IjCehenneme inanırım. Belki de _7)-t,vİ öldürmüş olduğumdau jj. Molayı gideceğim yer ceheû-(■ pıemdir; fakat bundan dolayı . (hiç üzülmüyorum. Çünkü bu '? ^hâdiseden beri içinde bulundu-.. ;ğum cehennem azabının haki-İkî cehennemden hiç de kalır
■ (yeri yok.
~~ ; Ölen kızın billûrî kahkaha-I tlannı ebediyyen susturan ca-tnavarın Cenabı Hakkın intikamına uğrayacağı hakk T:«iaki «özünü duyduğum zaman, bu (kahkahanın son defa, dizlerine S (kapanıp iki masum yavrucu-I jğun saadetini bağışlaması için R ikralvaran bir ihtiyar nineye J »karşı istihfafla savrulmuş ol-| fduğunu hatırlamaktan kendi-J İmi alamadım. Bu kahkahanın (susturulmuş olmasından dola-| İ yı dünyadan büyük bir şey ek-J Whui.ş olmadı. Bu sözüm belki I 4' _-r acı ve haşin gelebilir. R »Ama, maalesef hakikat budur. 1 | Olanları size hakkiyle izah | i edebilmek için, maziye, olduk-J ça eski günlere avdet etmek licabedecek. Ancak o zaman
"| vaziyet hakkındaki hükmünü-1 zü verebileceksiniz. Şimdi sizi, ’Jf (otuz sene evveline, Nevyorkun L|j Şimal taraflarında bir fabrika it' mıntakasma götüreceğim.
w Geçen Haziran ayından tam 1 otuz bir sene evvel kocam be-I ni terketti, oturduğumuz evin ton dokuz yaşındaki kızıyla kaçtı. Kendisini bu hususta pek de kabahatli bulacak değilim. Çünkü kız hakikaten gü zeldi, en küçük bir kayda, şarta tâbi olmıyan pervasız bir mahlûktu.
Ben ise, zavallı, mânâsız, hayatından memnun olmıyan bir mahlûktum. Kocam giderken ev sahibinin kızıyla bera-Iber, biriktirmiş olduğumuz on dokuz dolar kadar parayı da | beraber götürmüş, beni altı Ihaftalık çocuğum ve mağşuŞ | bir altından yapılmış nişan I yüzüğümle ortada bırakmıştı. | Ev sahibem ise kirayı verme-■jrldiğim takdirde beni bir gün 8"^} dahi evde tutamıyacağını söy-^ğıledi; zira kızının bu saygısız-tX jca kararından dolayı biraz da tf.,"fbcni mesul tutuyordu. Kocası-^lnı elinde tutamıyan bir kadının bir şeye lâyik olmadığını ediyordu.
'Ben de kötü tiyatro piyesle-jHJ r)n(ieki felâketzedeler gibi ço-) ? ( cuğumu atkıma sarıp fabrika-Â da iş arama - çıktım, ve tabii bulmadım. Fabrikalarda işle-r'D gittiği bir zamandı;
yüzüme bakılnmıyacak


i
taydım. Köşe başlarında durup beş on kuruş dilenmekten başka çarem yoktu. Bu da bir nevi ekmek kazanmak yoludur.
O günleri takip eden yirmi sene zarfında ekmeğimi kazan mak için bir çok çarelere başvurdum! Hattâ iki defa hırsızlık etmek mecburiyetinde dâhi kaldım. Fakat bunlar yalnız ilk sene içinde vâki olan şeylerdir. Daha sonraları ekmeksiz kalmadık ama, hiç bir zalııan doyacak kadar ekmeğimiz olmadı, ve bir çok defalarda katıksız yepıtk mecburiyetinde kaldığımızı da saklaya-hııyacağım.
Bazan fıkaralık korkusundan bahsedildiğini duyarım, ve dajma acaba bu insanlar fıka-Tahk denilen şeyin hakikî mânasını biliyorlar mı diye merak etmekten kendimi alamam. Daniel ile evlendiğim zaman zengin değildim; pek muvaffak olmuş sayılamıyan bir a-vukatm kızı idim. O zaman kendimizi pek fakir addeder-dirtı; çünkü bir çok defalar sof ramıza tavuk kızartması yende sığır yahnisi konurdu. Ya-bânlık elbiselerim taftadan yapılmazdı da daha ucuz bir kumaştan yapılırd.
O zamanlar halimizden dolayı pek üzülür, daima ağlar, sızlar, kendimi zavallı bir fedai halinde görürdüm. Zerre kadar karakter sahibi değilmişim. Geceleri geç vakitlere kadar dansetmeği, sabahları öğlelere kadar uyumağı pek severdim. Mandolin çalar, nakış işler, muhitimizdeki genç kızların hepsinden çok daha güzel dansederdim. Ezbere bildiğim bir kaç parça şiir de vardı. Böylece, evlendirilecek bir kızın bütün evsafına malik olduğumu zannederek koca bek-. lerken karşıma çıkan Daniel ile kaçtım.
Daniel hakkında tafsilât vererek başınızı ağrıtmak istemem.. Bir 'ticaret .şirketini tem sil etmek üzere şehrimize geldiği zaman kendisiyle tanıştık, üç ay sonra da birbirimizden ayrı yaşamanın kabil olamıya çağma kanaat getirerek kaçmağa karar verdik.
ilk günlerimiz çok romantik, çok mesut geçti. Fakat ondan sonra iş tamamiyle değişti. Çünkü çok güzel nakış işlemekliğime rağmen pişirdiğim yemekler ağıza konur gibi değildi. Ev idaresinden de hiç anlamıyordum. Gerçi ben de pek mesut değildim ama, insanların arkadaşlarını sokak ortasında aç, biilâç bırakarak çekilip gidebilecek derecede birbirlerinden bıkabilecekleri ni tasavvur dahi etmiyordum. Meğerse tamamiyle yanılıyormuşum; her şeyde yanılmış olduğum gibi.
Bütün bunları size karşı kendimi temize çıkarmak için söylemiyorum; sadece vaziyeti izah etmek istiyorum ki, o gece beni çayırların arasındaki kestirme yoldan koşa koşa bahçıvan köşküne kadar gönderen ve sonra tekrar saat onda çiçek odasına döndüren sa-ikin ne olduğunu anlıyabilesi-niz. O gece bahçıvan köşkünde Madeleine Bellamy’yı görmeğe giden kadının muhakkak ki iki şahsiyeti vardı. Birisi, ak saçlı, yumuşak başlı bir hanımefendi; öteki ise o terbiyeli hanımefendinin otuz sene ev,yel öldürmüş olduğunu zannettiği şımarık, inatçı, fakat hayattan müthiş surette korkmuş olan genç kadındı.
(Devam edecek)
(Bası 1 inci sayfada)
Sabaha kadar bu küçük adaların içinde dolaştıktan sonra sabahleyin Cenup Çin denizine girdik... Hattı üstüvaya bir dereceye kadar yaklaştıktan sonra artık kuzey doğuya döndük ve soğuğa doğru yükseliyoruz.
Şu satırları yazdığım anda Borneo garbındayıfe. Ve hemen hemen 8 derecedeyiz ki zaten vapur günde aşağı yukarı 6 derece katedebiliyor. Bu da takriben saatte 17.5 mil eder.
Daha beş günlük yolumuz olduğuna göre 25 derece daha gidip 33 derecede dayanacağız... ondan sonrası malûm...
Şimdilik buraları çok sıcak. Vapurun sürati biraz serinlik vermese bu derecelerde bizlerin yaşamamız biraz güç olacak... Sırası gelmişken size biraz vapur hayatından bahsedeyim:
Bu zannedildiği kadar sıkıcı değil., sabahleyin saat 7 den 8 ze kadar kahvaltı ile geçiyor. Subaylara iki, erlere beş postada yemek yedirebiliyorlar. Kah valtı şu (er ve subay aynıdır) 2 yumurta, 2 patates, tereyağı, reçel, pasta, istediğiniz kadar süt; kahve çay... Bunları da ister sıcak, isterseniz buzlu olarak içebilirsiniz.
Bu yemeklerin hepsi fevkalâde nefis, yalnız patates beyaz.. bizimkindeki lezzet yok. Ve her gün verildiği için ben şahsan bir müddet izin verdim buna...
Saat 8 de başlayan talim, İle kadar devam ediyor. Birliklerin bir kısmı atış yapıyor, bir kısmı da diğer eğitimlerle meşgul... 11 de öğle yemeği başlı-
Bu da pirzola, rosto, haşlama etlferden birisi, yine patates, ha vuç, bezelye püreleri... Salata, zeytin, peynir, pasta, komposto, dondurma meyva, kahve... Pa-tetese buradan da izin verildi.
Saat 14 de akşam eğitimi başlıyor. 17 ye kadar devam ediyor. 17 de başlayan yemek 18.30 da bitiyor... Bundan sonra eğlence, sinema, çalgı saz... Vapurun güvertesi sanki serilmiş Türkiye haritası. Van’dan Er-zurumdan başlayın... tzmire E-dimeye kadar uğraya uğraya dolaşın bu haritayı... Bar, kaşık, zeybek, çiftetelli, hora... İşte Şarktan garba kadar size beş türlü hava... Bunu arasıra Şimale, cenuba kırıp çeşitlendire-bilirsiniz...
Ben ekseriyetle öyle yapıyorum.. baş taraftan başlıyorum tekrar başa dönüyorum, bu hareketime meselâ Vandan başlayıp Malatya, Adana, Konya, İzmir yoluyla Edirneye o-radan, İstanbuldan Trabzon ve Erzuruma gidiyorum diyebilirsiniz... Çin denizinde kolay ve basit bir Türkiye seyahati...
karaya vurunca ne olursa biz de denizde öyle oluyoruz. Be -reket ki gemi aşağı yukarı kü -çük ve seyyar bir kara parçası., yoksa halimiz büsbütün harap olacak...
Düşünün bir kere 25 Eylül-denberi yoldayız tam 18 gün... Bizim en uzun yolumuz Trabzon - İstanbul deniz yoludur. Orada bile neye dönüyoruz. A-ma vapurları ve sürati hesap edeceksiniz... Doğrudur, fakat yine zor ve yine çekilmiyor.. Bir an evvel karaya çıkmak istiyoruz.

Bugün son atışlar yapılıyor. Yarın bitecek... Şimdi erler ge ce gündüz modern malzemeyi öğrenmekle meşgul... Muhtelif telsizler, nişan dürbünleri, makaslı dürbünler, havanlar, makineliler, ve daha bir çok silâhlar... Birlikler silâhları söküp takmakta ve tevcihte bir-birleriyle boyuna müsabaka e-diyorlar. Ve kazananlara bol pasta ve meyva ikram ediliyor. Mehmetler bu gibi şeylerden u-sanmış gibiler ama... belki ileride yedeklik yapar diye yine midelerinin bir köşesine indiriyorlar...
Hepsi topuz gibi oldu, şimdiye kadar (1880) kişilik kafilede bir apandist ameliyatından başka -şeytan kulağına kurşun-küçük bir nezle vakası bile yok. Apadisitli de çoktan kalktı ve müthiş bir iştiha ile mütemadiyen yiyor. Ev sahiplerimiz ona mütemadiyen meyva taşıyorlar.. Usulen hava değişimi verilirmiş. Halbuki eski kilosu nu da iki kilo geçmiş ve bittabi buna da hiç lüzum kalmamış...

Biraz da kantinden bahsedeyim. Bunların kantininde her şey kutu içinde ve çok şirin şeyler. Fakat ne faide! Tahin helvası, yoğurt, leblebi, fındık, kuru üzüm, kuru incir, turşu, karpuz, üzüm yok.. Olmayınca da bizim erler dolarları verecek yer bulamıyorlar. Amerikalılar bunlârın tatlı yemesine hayran oluyorlar. Hoşlandıkça da kese nin ağzını gevşetiyorlar. Mehmetler de kemeri!.. Bakalım han gisi pes edecek bu işte...
Poyrazoğlu
POR
Sayfa: 5

DEVLET TİYATROSU BOYOK TİYATRO'da
Cumhurbaşkanlığı F Orkestrası 1- nci Filârmoni Konseri; Sef: Dr. Hans Hörner; 11 Kasım 1950 Cumartesi günü saat 16 da
1 — C. M. Weber (1786 - 1826) Euryanthe Uvertürü.
2 — R. Strauss (1864 - 1949) Don Juan.
Dunlop
750X20
Kamyon lâstikleri gelmiştir.
Bankalar C. No. 34 Tel: 14107. 5991
Teşekkür
Cenaze merasiminde bulunmak veya çelenk göndermek suertiyle büyük acımıza iştirak etmek nezaketinde bulunan basta Sayın Basba-' kan Adnan Menderes olmak üzqre Erzincan Milletvekili sayın Şemsettin Günaltay ile diğer dostlarımıza ve Türkiye Eczacılar Cemiyetine. Ankara Eczacıları meslektaşlarıma ve Sark Merkez Ecza deposuna sonsuz teşekkür ve saygılarımızı arzederiz-
Ağabeyoğlu ve

Toplantıya davet
D.P. Koyunpazarı Ocak Başkanlığından:
Bugün (7-11-1950 sah akşamı) saat 20 de umumî bir toplantı yapılacaktır. Ocağımıza kayıtlı arkadaşlarımızın mezkûr saatte ilçe binasına teşriflerini rica ederiz.
Ocak İdare Kurulu
“ İnsan ve sosyal hayatı „
Ankara'nın tanınmış avukatlarından Tevfik Çiper’in hayat için lüzumlu bulunan ve her bilgiyi öğreten «İnsan ve Sosyal Hayatı» isimli bir eseri satışa çıkmıştır.
Eser şunları ihtiva etmektedir: Güneş manzumesiyle arzımızın vücuda gelişi, hayatiyetin başlangıcı, insanın ilk yaratılışı, büyük kıyametin ne zaman vukua geleceği, sosyoloji ilminin mahiyeti, içtimai müesseselerden dil, okulmu-hit, muaşeret edepleri, adet, ekonomi ve bilhassa iktisadi mezhepleri olan liberalizm, sosyalizm, komünizm, bolşe-vizm ve İslâm iktisat sistemi.
Bundan başka eser; ahlâk, hukuk ve bilhassa hükümetin otoriter şekilleriyle demokra -sinin seçim esas ve usulleri mevzuları ile gayri semavi ve semavi dinlerin ve bilhassa bütün sadeliğiyle ve yeni neslin kolaylıkla kavrayabileceği tarzda islâmiyetin esas prensiplerini ihtiva etmektedir.
Kitap Ankara’da Berkalp, İstanbul’da İnkılâp ve Eskişehir’de Kohen Hemşireler kitap evlerinde satılmaktadır. O-kuyucularımıza tavsiye ederiz.
İbrahim Bayman ve ortağı Kırtasiye mağazası. Anafartalar cad. No. 83.
Celâl Cündoğlu Kırtasiye Mağazası Bankalar cad- No. 28
«Acar» ithalât, ihracat ve mümessillik şirketi unvanlı firmalarımız namına tahsilât ve diğer muamelâtı takibe vekâletnamelerimizle salâhiyetti bulunan Turan Dincer'in müesseselerimizle alâkası kesildiğinden, bu tarihten itibaren bütün vekâletnamelerinin hükümsüz olduğunu, namımıza tahsilât yapmağa, muamele takibine salâhiyeti kalmadığını sayın müşterilerimizin nazarı dikkatine arzederiz. 1.11.1950
Celâl Cündoğlu İbrahim Bayman
trat Sahiplerine
Ankara ve Yenisehirde birinci smıf cadde üzerinde 10 * 15 daireli bir mülk alınacaktır. Satmak istiyenler 3522 No. lu posta kutusuna mektupla bildirmeleri
Kiralık
Apartıman mağaza depo Kaloriferlidir
Maltepe Gazi Mustafa Kemal Bulvarı Koç Talebe Yurdu karşısında- Müracaat Tel: 14165 Halil 5988
Satılık fevkalâde arsa
Tasarruf evlerinde 1 nci cad. üzerinde 644 metrekarelik 10 No. lu parsel ayrılı? dolayısiyle, maktuan 11.000 liraya satılıktır-
1$ saatlerinde telefon: İstanbul: 23576; Ankara 31086 (5954)
ZAYİ — 16992 numaralı beyannamede kayıtlı bulunduğum Hakkı Ozdor’a ait 1,5 tonluk 5209 sayılı kok kömürü ordinomu kaybettim. Yenisini çıkartacağımdan eskisinin hükmü yoktur.
Hakkı Ozdor. 5992
Avukat
Nureddin Ardıçoğlu
Yazıhanesini Posta caddesinde Yağcıoğlu Apartmanı Daire: 6 ya nakletmiştir.
Satılık ev ı
Yenişehir Selânik caddesinde bahçe içinde hertürlü konforu havi kârgir ev ile Tepe başında bankaya borçlu bir ev her ikisi de boş teslim dilir- Posta caddesi ticaret odası altında No. 44 Tahsin Nayma Telefon: 16480. Akşamları: 16881. (5958)
Ölüm
Nazarı dikkate
Toptancılara yaptığımız tenzilâtlı satış gibi, müstehlikleri de gözönünde bulundurarak perakende satışlarda da tenzilât yaptığımızı sayın hemşehri ve müşterilerimizin dikkatine arzede-riz. Bir defa teşrifiniz men faatiniz icabıdır- Toptan Dak kaliye Mağazası.
HELVACIOĞLU KOLLEK’ı ŞİRKETİ Koyunpazarı, Saraçla, kak No. 32 Telefon: 11279
DOKTOR
Muammer Bayülktr Dahiliye Mütehassısı Hastalarım her gün 15 ten 19 a kadar Anaf talar Cad. Köklü han kal . No. 8 de kabul eder.
Tel: 13335
Ev: Dört yol
Kesta
Basın-Yayın ve Turizm Genel müdürlüğünden
Ankara Radyosunun kısa dalga neşriyatında çalışmak üzere orduca bilen bir mütercim - spiker alınacaktır.
Taliplerin izahat almak için Basın - Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü İdarî İşler Müdürlüğüne müracaatları.
(8227)—2423
Bor İcra memurluğundan
Bor Ortaköy Duran mevkiinde kâin şarkan Ali Çavuş ve Hüseyin, cenuben Ahmet, garben Haşim, şimalen vakıf tarla-siyle mahdut iki bin lira değerli tarla izalei şuyu yoluyla 18/11/1950 cumartesi günü saat 12 de Bor İcra Memurluğu odasında satılacaktır. Taliplerin usulüne tevfikan mezkûr gün ve saatte müracaatları ilân olunur. (8303)—2442
Bor İcra memurluğundan
Bor’un Başpınar mahallesinde kâin sağı Mehmet tliklier, solu Raşit veresesi, arkası Mehmet Hıra veresesi, önü yol ile çevrili iki bin lira değerli evle Bor’un Kızılter mevkiinde şarkan Ayşe Molla, garben Halil, cenuben Halim oğlu şimalen yol ile çevrili 3500 lira değerli tarla izalei şuyu yoluyla 18/11/1950 mmartesi günü saat 10 da Bor icra memurluğu odasında satılacaktır. Taliplerin usulüne tevfikan müracaatları ilân olunur.
(8304)—2441
Leman Acar’ın esi, Mefharet Acar, Müfit Acar ve Muallâ Mutlu'nun babaları, Merkez Bankası memurlar.n-dan Hüsnü Acar vefat etmiş." tir.
Cenazesi Kasımın 7 inci salı günü öğle namazını müteakip Hacı Bayram Ca- ' miinden kaldırılacaktır. I (5985) |
Ankara Valiliğinden
İl Genel Meclisi 4/12/1950 pazartesi günü saat 10 da vilâyette Genel Meclis toplantı salonunda toplanacağından, sayın ivelerin belirli gün ve saatte teşrifleri rica ounur. (8312)—2440
Uzun müddet kiralık ve satılıktır
Çankırı caddesinde asfalt üzerinde köşe başında Ulusa yakın 55 odalı 28 banyolu oteldir.
Talipleri aynı yere 44 No. ya müracaatları ilân olunur. Telefon: 11505. 5990
Genç küme basketbol müsabakaları
B. T. Sportif Oyunlar Ttrtip Komitesinden:
Genç küme basketbol küme tasnif müsabakaları 18 Kasım 1950 cumartesi günü Siyasal Bilgiler Okulu salonunda (Beyaz, krmızı) iki gurup üzerinden yapılacaktır.
A) Beyaz gurup: Gençlerbir-liği, Cebeci, Vefa, Mete, Hilâl, Doğanspor.
Kırmızı gurup: Ankatagücü, Mülkiye, Başkent, Mamak, Dış-kapı, Etlik.
B- Müsabakalar lisanslı olup vizeleri yapılmış olacaktır. 1932 doğumlularla daha küçük yaşta olanlar bu müsabakalara iştirak edeceklerdir. Müsabakalarda gayri nizami oyuncu oynatan takım bir sene müsabakalara işti-râk ettirilmeyecektir.
C- Takım oyuncularının kıyafetleri nizamnameye uygun olacak, olmadığı takdirde hakem kararı ile takım o müsabakaya sokulmayacak bir müsabaka i* çin yenik addolunacak ve sıfır puvan alacaktır. Bu hal bir sonraki müsabaka için de tekerrür ederse gene aynı ceza takıma verilecektir.
Not — Beyaz gurubu teşkil eden takımların Bölgeye müracaat ederek 18/Kasım/1950 de bağlıyacak olan müsabakaların fikstürünü almaları. Bu müsabakaların hitamından sonra kırmızı gurubun müsabakalarına başlanacaktır.
Ankara Doğum Evi Baştabipliğinden
1 — Ankara Doğumevinin ihtiyacından bulunan 41 kalem ilâç 15 gün müddetle açık eksiltmeye konulmuştur.
2 — Satın alınacak olan ilâçların muhammen bedeli 3513 lira 80 kuruş olup geçici teminatı 263 lira 54 kuruştur.
3 — İstekliler iş saatleri dahilinde müessese Baş Hekimliğine müracaatla şartnameyi ve listeyi görebilirler.
4 — İhale 24/11/1950 perşembe günü saat 14.30 da müesse-sede toplanacak komisyon tarafından yapılacaktır.
5 — İsteklilerin gösterilen gün ve saatte geçici teminat
makbuzları ve yeterlik kâğıtları ile birlikte komisyona müracaatları ilân olunur. (8294)—2438
Model Salonunda çalışmak için bir bayan aranıyor Dolgun maaşla, kız enstitüsü mezunlarından temiz ahlâklı bir bayana ihtiyaç vardır.
Adres: Atatürk Bulvan No- 215 Aksoy kitabevi Tel. 22564.
DEVLET TİYATROSU BÜYÜK TİYATRODA Bu akşam temsil yoktur GİŞE KAPALIDIR
Subay gazinosu, erbaş ve er gazinoları da hayli eğlenceli ge çiyor. Radyoların başında evvelâ tam saatinde sonradan gittikçe ilerliye ılerliye şimdi altı saat sonraları —Türkiyede 19 burada 1 de— havadis bekleyenler, briç, iskambil, bezik oynayanlar küme küme... Ne yazık ki radyo yalnız kısa dalgaya inhisar ediyor ve yalnız a-jans dinleyebiliyoruz. Uzun ve orta dalga yok...
Hint, Endonezya müziği ne ise amma Çin müziği bize pek yabancı ve hiç bir şeye benzemiyor. Bereket tam öğle vakitleri çıkan bizim Kore Yolcuları gazetesi imdada yetişiyor. Gün lük havadisi ondan tamaman ol masa bile oldukça alabiliyoruz.

Bir ara gemide bir rivayet çıktı. Arkamızdan denizaltı geliyormuş... Kulesini bile görmüş ler... Ve bizi Pusan önünde batıracakmış...
Gülen gülene... ya muziplik veyahut da cahillik... Daver bey üstadımız daha iyi bilirler amma su altında 18 mil giden denizaltı henüz pek yok galiba... Sonra İngiliz gemilerinin ve bizim radarın fırıl fırıl döndüğü bu denizlerde düşman denizaltı-s-nın kolay kolay gezeceğine kimsenin aklı ermedi, Hem neden burada değil de 1500 mil ö-tede batıracakmış? Bunu kim-kime söylemiş? Meçhul!.. Güldük ve geçtik.

Bugün de şu satırları yazıyo rum. Şimdi (13/10/1950) tam Filipinler açığındayız. Takriben 13 üncü arz dairesi... Hava biraz daha serin. Yine hiç bir taraftan kara görünmüyor. Yarın sabah Luzonun kuzey batı burnunu geçerken karaya 1'0 mil kadar yanaşacağız.. Ve bir müd det buralardaki küçük küçük adaları geçerken uzaktan da o) sa karayı göreceğiz. Ne de ol-kara yaratıklarıyız... Balık
Basketbol müsabakaları
B. T. Ankara Bölgesi Sportif Oyunlar Ajanlığından:
Bu yıl yapılacak olan büyük-lerarası basketbol müsabakr la-nna iştirak etmek istiyen kulüp, güç, fakülteler ve yüksek okullar temsilcilerinin 9 Kasım 1950 perşembe günü saat 18 de Bölgeye teşrifleri rica olunur.
8 Kasım Çarşamba 12 Kasım Pazartesi akşamlan saat 20.30 da
KİGOLETTO
Opera 4 perde
Kasım Cumartesi saat da Cumhurbaşkanlığı Orkestrası 1 nci Filâr-moni Konseri
Perşembe akşamı saat 20.30 da
HAMLET Dram 5 perde (Son temsiller)
KÜÇÜK TİYATRO’da Bu ak$am saat 2030 da ŞAKACI Piyes 3 perde (Son temsiller)
12 Kasım Pazar günü saat 11 de KARA BONCUK
Müzikli Çocuk Komedisi 5 tablo; Yazan: Mümtaz Zeki Taşkın; Müzikler: Kâzım 01’ gen; Sahneye koyan: Agâh Hün; Dekor . Kostüm: Turgut Zaim. 12 ve 19 kasıma ait biletler sahlmaktadiD.
Düzeltme
4.11 1950 Cumartesi günkü sayımızda, Ankara tüccarlarından Hacı Mehmet Topçu eşi Hacı Müzeyyen Topçu’-nun vefatının kırkıncı günü dolayısiyle okutulacak mev-lÛt tarihi'5- Kasım 1950 Pazar olacak yerde, 5. Kasım-1950 Pazartesi olarak dizilmiştir. Düzeltir, özür dileriz.
Mevlût Pazar günü kıymetli bir davetli topluluğu önünde kıraat ettirilmiştir.
Yeni Neşriyat
Sürgünler diyarı Sibirya
Bu çok meraklı eseri bütün kitapçılardan isteyiniz- (5984)
M.G.M. film şirketinin iftiharla takdim ettiği çok zevkli ve heyecanlı renkli süper film
Hali tasfiyede Yurt Yapı Kooperatifi tasfiye memurluğundan
15/1/1950 tarihinde umumi heyet toplantısında verilen karar gereğince, o gün gündemdeki hususları görüşmek üzere 15/10/1950 tarihine rastlayan Pazar günü saat 10 da Halkevinde toplantıya çağrılmıştı.
O gün ekseriyet temin edilemediğinden bizzarur aşağıda yazılı gündemdeki hususları görüşmek üzere behemehal 19/11/1950 Pazar günü saat 10 da Halkevinde toplantısına karar verilmiştir.
Gündem:
1 — Evvelce icra yoluyla yapılan satış sonunda Emlâk Ereli Bankası uhdesine geçen şirket gayri menkullerinin bu kere bankadan istirdadı hususu mezkûr Banka ile görüşmek üzere ;alâhiyettar bir heyetin intihabı.
2 — Yeni tasfiye memurlarının intihabı.
Türkiye Kızılay Derneği Genel Merkezinden
Sağlık Bakanlığının müzaharetiyle ve Türk - Amerikan Kadınlar Kültür Derneğinin işbirliğiyle Kızılay Derneğinin tertip ettiği Gönüllü ve Ev Hastabakıcılığı kurslarına 16 kasım 950 nerşembe günü akşamına kadar öğrenci kaydedilecektir.
Meccani olan kursa devam için aşağıda yazılı şartlan hiz olmak lâzımdır
1 — Kadın olmak,
2 — 20 ilâ 45 yaşları arasında bulunmak,
3 — En az ilk okul tahsili görmüş olmak.
4 — Bu kursları başaracak sıhhatte bulunmak.
Kaydedilmek ve dersler hakkında malûmat almak istiyen-'crin gerekli vesikaları, okul şehadetnamesi sureti ve iki fotoğ--nf ile birlikte, Yenişehir’de Kızılay Derneği Genel Merkezine müracaat etmeleri rica olunur.
Şefik ruhlu bayanlarımızın bu İnsanî işe hevesle koşacaklarına kaniiz. 2899
Büyük Tiyatro Opera: U-muma, Parter 250. Balkon 200. Memur ve öğrencilere, Parter 150, Balkon 100.
Büyük Tiyatro Dram: U-muma Parter 200 Balknıı 150. Memur vo öğrencilere. Parter 100, Balkon 75.
KANLI IRMAK
»The Outriders»
Pinpong müsabakaları başlıyor
B. T Ankara Bölgesi Sportif Oyun . r Ajanlığından:
Kulüplerarası pinpong müsabakaları Siyasal Bilgiler salonunda yapılacağında! kili kulüp mümessillerinin 8 Kasım 1950 günü saat 18 de Bölgeye teşrifleri rica olunur, geye teşrifleri rica olunur.
(renkli)
Seanslar: 14 16.15 18.30
21
Okulu yet-
No»: 2. nci
25 kasımdadır.
Oynıyanlar: Joel Mc Crea Arlene Dahi * Ramon Novarro
3 — L. Von Beethoven (1770 -1827) 5. inci Senfoni Do Minör op 67; a) Allegro con b ’o; b) Andante con moto; c) A..-gro ve Finale-
Türk Yüksek Mühendisleri Birliğinden :
Birliğimizin Atatürk bulvarındaki binasında 8/11/1950 çarşamba günü saat 18.30 da Çelik palplanşlarınm imalâtı ve kullanılmasına dair izahlı bir film gösterilecektir.
Alâkalıların teşriflerini rica ederiz. Yönetim Kurulu
Ayrıca en son •dünya haberleri. Te Müd.: 24075

Ertuğ
Doktor Doçent Celâl Er-ynhatten avdet etmiş ı kabule başla
Sayfa: 6
ZAFER
7/11/1950
BÜYÜK Mağazada
Taksitle Satış Başladı
Memur ve Subaylara Kolaylık
Adres! Anafartalar Adliye Sarayı, yeni mağazalar kargısı No.
BÜYÜK Mağazanın
ZENGİN Kadın, Erkek, Çocuk, Bebe Tekmil GıYıM EŞYA Çeşitlerini )300 — Tel: 15149 — Hikmet Ünal ve Ortağı Kollektif Şirketi ) Mutlaka görünüz
ara He günde 3 adet alınabilir.
Gripin
Nezle, baş, diş, romatizma, adale ve sinir ağrılarını geçirir.
Soğuk ve rutubetli havalarda kininli
Gripin
almayı unutmayınız. Grip, nezle gibi hastalıkların başlangıcında bir çok fenalıkların önüne geçer.
Gripin
Sağlık vo Sosyal Yardım Bakanlığı) ın resmi ruhsatını haizdir. (S. B. 5-2541 No. ve 20.1.35)
10 Liraya
Halis ve taze Brezilya Kahvesi İbıahim Mel k müessesesi
Merkez ve Şubelerinde Telefon. 13241 £5858)
Kızılay Genel Merkezin Un
Türkiye Kızılay Derneği Genel Merkez Kurulu 7 Kasım 1950 günü saat 10 da Yenişehir’deki Genel Merkez binasında toplanacaktır. Sayın üyelerin teşrifleri rica olunur.
(2878)
Kiralık
yazıhaneler
Adliye Sarayı sırasında. Işıklar caddesi basında her öç cephesi cadde üzerinde,
inşaatı yeni ikmal edilmiş
bulunan birinci katla yüksek
tavanlı, bol ışıklı avukat, doklor, dişçi, müteahhit ve
ferzlere elverişli odalar ki-
ralıkta.
Müracaat:
Her gön saat
9 - 15 e kadar altındaki Ak-
ran manifatura ticarethanesi ne, saat 16 - 19 da üst katta saibine- Telefon 12159.
5969
(Taksitle arsalar satılacak)
Türk Hava Kurumu Genel Merkezinden:
1 — Ankara’da Yenituran mahallesinin Akköprü mevkiinde ada ve parsel numaraları aşağıda yazılı arsalar, parsel parsel veya hepsi birden kapalı zar*f usuliyle ve taksitlerle satılığa çıkarılmıştır. (On dört parsel numaralı arsa şuyuludur.)
2 — İhalesi 16 Kasım 1950 tarihine rastlıyan perşembe günü saat (T5) te Sergievindeki T. H. K. Merkez binasında yapı'acaktır. Şartnamesi Levazım şubemizden parasız alınabilir.
3 — İstekliler, teminat mektup veya makbuzlarını da ihtiva eden teklif mektuplarını saat (14) e kadar teslim etmelidirler. Kurumumuz ihaleyi yap p yapmamakta serbesttir.
İmarın Kadastronun Metrekare M. Fiatı M. Bedeli Teminatı
Ada No. Parsel No. Ada Parsel Miktarı Kuruş Lira K. Lira K.
1540
1540
1540
11
13
14
549 22 2240
549 22 2163
549 4_6 1843
751 16822 .40
751 16244 13
751 13840 93
1261 68
1218 31
1038 07
DİKKA T
Tiryakilere müjde
Kahve 10 liraya
Halis temiz inco vo taze kahve ancak
Tiryaki kahve ve çay ticarethanesinde
bulunur
Sahibi: SAMİ SAZLIK
Merkezi: Anafartalar, Hükümet caddesi, Orman Çiftliği karşısı Tel: 12966.
Şube: Hamamönü No. 138 — Tel: 13345.
(5929)
P. T. T. İşletme Genel müdürlüğünden
1 — İstanbul Rotary sistemi otomatik telefon santralı ihtiyacı için İdarî şartnamesine ilişkin 4 sahifeden ibaret listesinde vâsıfları yazılı 146 kalem otomatik telefon santral yedek malzeme alımı kapalı zarfla eksiltmeye çıkarılmıştır.
2 — Bu 146 kalem Rotary sistemi otomatik telefon santral yedek malzemesinin muhammen bedeli ambar teslimi (41.000) geçici teminatı (3075) lira olup eksiltmesi 16.11.1950 perşembe günü saat 16 da Ankara’da P.T.T. İşletme Genel Müdürlüğü binasındaki Fen Dairesi Başkanlığında müteşekkil satın alma ko misyonunda yapılacaktır.
3 _ İstekliler geçici teminat makbuz veya banka mektubu ile kanunî vesaik ve teklifi muhtevi kapalı zarflarını o gün saat 15 c kadar mezkûr komisyona vereceklerdir. (Postada vaki olacak gecikmeler kabul olunmaz.)
4 — Şartnameler Ankara’da P.T.T. Emlâk ve Levazım Müdürlüğünden, İstanbul’da Yenivalde hanında P.T.T. umumî de po muhasipliğinden bedelsiz olarak verilecektir. (8134)—2384
Ankara Şubesi
BÜYÜK Mağazanın ithal Ettiği Avrupa Kumaş ;ve yerli kostümlükleri müşterilerini memnun edecek vasıftadır
klRUPANINEN USTUN MALI GARANTİ KROMLU İSVEÇ ÇELİĞİ
ATLAS
Tfiaş Biçaği
Istanbulda toptat satış yerleri
1 — Halil Mahmut Zade, Marpuççular.
2 — Avram Kori ve J. Maialon, Yeni Çarşı, Tahiakale.
3 — Azmü Sebat Ticaret T.A.Ş., Marpuççular.
'4 — Hanan Kazakia, Marpuççular.
Menemen Belediye Başkanlığından
1 — Menemen belediyesine ait eski Postane binasiyle altındaki iki dükkânın mülkiyetinin satılması kapalı zarf usulü ile arttırmaya konulmuştur.
2 — Arttırma 17 Kasım 1950 tarihine müsadif cuma günü
saat 15 de belediye dairesinde icra kılınacağından taliplerin bir sâat önce saat 14 e kadar teklif mektuplarını ve sair evraklar’ imza mukabilinde Belediye Başkanlığına teslim etmeleri şart tır. '■’* !y'
3 — Bu işin muhammen bedeli «20000» Türk lirasıdır.
4 — Muvakkat teminat bedeli «1500» liradır.
5 — Bu işe ait şartname bedelsiz olarak muhasebeden alınabilir. (8825)—2406
BÜYÜK Mağazanın
Hususi surette getirttiği Paris diplomalı terzi Niko NİKOLAİDlS
Garantili
Sipariş, her türlü giyim ihtiyacınızı karşılamak üzere emrinizdedir. Reklâm değil hakikattir.
I
V
Satılık irat
Ankara’da, Yenişehir'in en mutena yerinde, Atatürk Bulvarında İş Bankası Şubesi arkasında, Selanik Caddesiyle Tuna Caddesinin birleştiği köşede kâin 1670 metrekarelik arsa, üzerine yapılmış üç katlı ev satılacaktır.
Mutavassıt kabul edilmiyece-ğinden yazılı tekliflerin-
Ankarada mezkûr evde R. Sayana veya Anafartalar caddesi Dökmeci Ap. Kat. 1 de M. Dora-ya;
Istanbulda Beyoğlu Köçükpar-mak Kapı İpek sokak 4/2 de A-E. Sayana yapılması (5974)
"Otomobil satılacak,,
Devlet Demiryolları Ankara 2 inci İşletme Komisyonundan :
1 — İdaremizin Ankara motor atölyesinde bulunan 1 adet «Pejo» marka otomobil açık arttırma ile satılacaktır.
2 — Muhammen bedeli (1500) bin beş yüz lira, geçici inancası (112,50) yüz on iki lira elli kuruştur.
3 —• Otomobil mesai saatlerinde motor atölyesinde tetkik edilebileceği gibi şartnamesi de komisyon kaleminde görülebilir.
4 — İsteklilerin satışın yapılacağı 21 kasım 1950 salı günü
şaat 15 te teminat makbuzları ve kanunî vesikaları ile komisyonumuza müracaatları. (8209)—2412
Devlet Orman İşletmesi İstanbul Müdürlüğünden:
11 Kasım 1950 cumartesi gecesi saat 21 de Fransız kadın keman virtüözü
Colette FRANTZ
Genel Kurul Toplantısı İBaşbakanlık Umumî Murakaba Heyeti-Başkanlığından
I Sermayesinin tamamı devlet tarafından verilmek su- 3 ! retiyle 3460 sayılı kanunun hükümlerine tâbi İktisadî Dev- ( ; let Teşekküllerinin 1949 yılı hesap ve muamelelerini tet- J ! kik etmek için Genel Kurulun 20/Kasım/1950 pazartesi ( ! günü saat 10 da Türkiye Büyük Millet Meclisi Kitaplık sa- ‘ ; lonunda toplanması Yüce Başkanlıkça kararlaştırılmıştır. 3 ! Keyfiyet ilân olunur. (8221) 2432 3
Ankara Belediye Başkanlığından
1 — Hisar’da Alitaşı mevkiinde yaptırılacak mecra işi açık eksiltmeye konulmuştur.
2 — Muhammen bedeli (6450) liradır.
3 —• Teminatı (483) lira (75) kuruştur.
4 — Teminat Belediye veznesine yatırılacaktır.
5 — Şartnamesi her gün Belediye Tutanak Müdürlüğü kaleminde görülebilir.
6 — İhalesi 20/11/1950 pazartesi günü saat 16 da Belediyede toplanan komisyonda yapılacaktır.
7 — Bu işe girmek istiyenlerin ticaret odasına kayıt!: bulunması yüksek mühend’ veya mühendis olması veya böyle bir fen adamı ile teşriki mesai ederek sözleşmeyi birlikte imza etmeleri ve bu gibi (5000) liralık bir işi yapmış olduğuna dair vesika ibraz ile Fen İşleri Müdürlüğünden yeterlik belgesi alarak ibrazı şarttır.
8 — İsteklilerin belli gün ve saatte Belediye Komisyonun?
başvurmaları. ____________________ (8215) 2413
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Umum Müdürlüğünden
Bankamızın Ankara ve İstanbul Şubelerinde çalıştırılmak üzere İngilizce, Fransızca ve Almanca lisanlarına vâkıf olanlar aras'ndan müsabaka ile memur alınacaktır.
İmtihana iştirak için askerliğini yapmış olmak ve evvelce »Bnnkîi-nîzca açılan ljsan imtihanlarına girmemiş bulunmak lâ zımdır.
Yazılı imtihan günleri aşağıda gösterilmiştir.
27 Kasım 1950 Pazartesi saat 14 te İngilizce
20 Kasım 1950 Salı saat 14 te Fransızca
29 Kasırn 1950 çarşamba saat 14 te Almanca
30 Kasım 1950 perşembe saat 14 te Türkçe kompozisyon Yazılı imtihanda kazananlar ayrıca sözlü imtihana çağırı
lacaklardır.
Kazananlar, lisan bilgileri, tecrübe ve kabiliyetleri gözö-nünde tutularak ücret veya maaşla tayin edileceklerdir. İmti hanlar Ankara ve İstanbul’da yapılacaktır.
İsteklilerin 25 Ksım 1950 tarihine kadar Ankara'da Umum Müdürlük Personel Servisine, İstanbul’da Şube Müdürlüğün müracaatları. (8222)—2405
İstanbul Sıhhî Kurumlar Arttırma ve Eksiltme Komisyonundan
Bulaşıcı hastalıklar savaşında kullanılmak üzere:
Döviz müsaadesi Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca verilecek olan 50 ton yüzde-yüz saf D. D. T. kapalı zarf usuliyle eksiltmeye konulmuştur.
1 — Eksiltme, 15 kasım 1950 çarşamba günü saat 15 de Cağaloğlundaki Sağlık ve S. Y. Müdürlüğü binasında toplanan Sıhhî Kurumlar Satınalma Komisyonunca yapılacaktır.
2 — Muhammen bedeli: beher kilosu 325 kuruştan olmak üzere tutarı: 162.500 lira olup, ilk teminatı: 9375 liradır.
3 — İstekliler bu işe ait şartnameyi çalışma günlerinde komisyonda görebilirler.
4 — İsteklilerin cari seneye ait ticaret odası vesikası ile 2490 sayılı kanunda yazılı belgeler ve bu işe yeter ilk teminat makbuz veya banka mektubu olduğu halde teklifi havi kapak zarflarını eksiltme saatinden bir saat evveline kadar makbu’ mukabilinde komisyona vermeleri.
5 — Postada vaki gecikmeler şayanı kabul değildir.
Piyanoda Mithat FENMEN
HALKEVİNDE TEK RESİTAL
Biletler: Her gün saat 9 dan itibaren Ulus Meydanı, Bankalar caddesi Millî Piyango gişesinde satılmaktadır.
Tel: 11048. Fiyatlar: 500 - 300 - 200. Öğ
Nüvit Beriker konserleri
1 — 1.9.1950 tarihinde muvakkat ihalesi yapılmak üzere eksiltmeye çıkarılan ve şartnamesinde görülen noksanlık dolayı-siyle mübayaası tehir edilen 3 adet kamyon 26.10.1950 tarihinden itibaren 15 gün müddetle ve kapalı zarf usuliyle eksiltme^ ye çıkarılmıştır.
2 — Eksiltme 11.11.1950 cumartesi günü saat J0 da İstanbul Orman İşletmesi Müdürlüğünde teşekkül edecek satın alma komisyonunda yapılacaktır.
3 — Şartnamesinde yazılı evsafı haiz kamyonların beheri 8315 liradan tutar muhammen bedeli 24945 liradır.
4 — Geçici teminat 1870 lira 88 kuruştur.
5 — Bu işe dair şartname Ankara, İstanbul, İzmir Orman İşletme Müdürlüklerinde görülebilir.
6 — Talip olacakların teminatlarını İstanbul Orman sorum lu saymanlığına yatırdıklarına dair makbuz veya banka mektubu ve ticaret odası vesikasiyle esas teklife ait mektubu 2490 sayılı kanunun tarifi veçhile hazırlanmış kapalı zarfın ihale saatinden bir saat evveline kadar komisyon başkanlığına verme-
postada vaki gecikmelerin kabul edilemiyeceği.
(8136)—2383
Devlet Orman İşletmesi Beypazarı Müdürlüğünden:
Elbise Diktirilecek
Basın - Yayın vo Turizm Genel Müdürlüğünden:
1 — Genel Müdürlüğümüz odacı ve hizmetlileri için pazarlıkla 38 takım elbise diktirilecektir.
2 — Beher takım için 2,90 metre hesabiyle kumaşı Dairemizce verilecek diğer harç ve sair malzemesiyle dikişi terziye ait olacaktır.
3 — Elbiselerin dikişi işin tahmin edilen bedel 874 lira ve muvakkat teminatı 65.55 liradır.
4 — İhale 11.11.1950 tarihine tesadüf eden cumartesi günü saat 11 de Ankara’da Çankırı caddesinde Nurettin Baki Ersoy apartımanfhda Genel Müdürlüğümüz Satın Alma Komisyonunda yapılacaktır
5 — Daha fazla izahat ve parasız şartname almak istiyenlerin Genel Müdürlüğümüz İdarî işler müdürlüğüne ve taliplerin muayyen gün ve saatte satın alma komisyonu başkanlığına mü • racaat etmeleri ilân olunur. (8228)—2422
Satılacak mal: Çam tomruk satışı 1 parti, Çam tomruk satışı 2 parti.
Mahal ve mevkii: Eğrioba*bölgesi öküz çayırı orman içi is-itif yerinde. ? v
Miktar ve cinsi: 610 adet muadili 202.395 M3. çam tomruğü' 1 parti. 640 adet muadili 200.367 M3. çam tomruğu 2 parti.
Muhammen bedeli: Beher M3. 30 liradan.
İlk teminat: 455 lira 40 kuruştur. 1 nci parti. 450 lira 83 kuruştur. 2 nci parti.
Müddeti: 10 gün.
îhale şekli: Açık arttırma.
îhale tarihi: 20/11/1950 pazartesi günü saat 15 de.
İhale yeri: Beypazarı İşletme Müdürlüğü binasında.
1 — Yukarıda cinsi yazılı çâm tomruklar açık arttırma ile satılacaktır.
2 — Buna ait şartname Orman Genel Md. İstanbul, Ankara Merkez, Bolu, Eskişehir, K. Hamam Karaman İşletme Müdürlükleriyle İşletmemizde görülebilir.
3 — Taliplerin ihale gününde evrakı müsbite ve ilk teminatları ile komisyona müracaatları. (8137)—2382
Devlet Orman İşletmesi Dursunbey Müdürlüğünden:
Maraş Defterdarlığından ilân
Esas No. 301, Dosya No. 4070. Cinsi: Yılankırkan namı diğeri Kilepazar hanının 40 da 35 hissesi Şih Adil ve Antab caddesi. Mahallesi: Bostancı, Tapu tarihi: Teşrinievvel 332, Tapu numarası: 74, Tahrir numarası: 83, Zirai: 600, Muhammen kıymeti: 35.000 liradır. Son teklif edilen fiyat: 53700 liradır. Teminat akçesi 2825 liradır. Hududu: Sağı tariki âm, solu Katolik kilisesinin kahvehanesi, arkası Bardakçı Buğus ve kahveci Salih haneleri, cephesi: tariki âm.
Yukarda hudut ve evsafı yazılı bir parça hanın tapu kaydına müsteniden 40 da 35 hissesi hâzineye ait bulunduğundan işbu hissenin satışı 2490 sayılı Kanunun 40 inci maddesi muci-. bince peşin bedelle kapalı zarf usuliyle arttırmaya çıkarılmasına ve bu müddetin hitamı olan 21.11.1950 perşembe günü saat 15 de Defterdarlıkta müteşekkil satış komisyonunda satışı icra edileceğinden almak isteyenlerin 2825 lira teminat akçelerin1 müzayede saatinden evvel teslimi sandık ederek mukabilinde alacakları makbuzlarla ve teklif zarflariyle birlikte müzayed( saatinden bir saat evvele kadar adı geçen komisyona müracaat etmeleri ilân olunur. (8186)—2386
1 _ İşletmemizin orman dışı istif yerinde mevcut (1) partide (60) adede denk (128.075) M3. kalın çam tomruğu 7/11/4950 tarihinden itibaren 10 gün müddetle açık arttırma suretiyle satışa konmuştur.
2 — Arttırma 22/11/1950 çarşamba günü saat 15 de İşletnıe Müdürlüğü binasında toplanacak komisyon önünde yapılacaktır. Beher metreküpünün tahminî bedeli (68) liradır.
3 — Bu işe ait şartname Ankara’da Orman Genel Müdürlüğünde, İzmir, İstanbul, Balıkesir, Bursa, Bandırma, Eskişehir İpletme Müdürlüklerinde görülebilir.
4 — İsteklilerin belli gün ve saatte müsbit evrak ve ilk teminatları ile komisyona müracaatları. (8316)—2439
f Safkan İngiliz taylan
İstanbul Simsaroğlu harası mahsullerinden 1949 doğumlu beş (5) saf kan İngiliz tayı 12 Kasım pazar günü saat on üçte Ankara hipodromunda satılacaktır.
MABEL
EN İYİ EN NEFİS ÇİKOLATA

Comments (0)