Abone: Türkiye için seneliği 32, altı aylığı 17. üç aylığı 9 liradır. Hariç memleketler iki mislidir.
-
Beyoğlu - Müellif Caddesi 6-8 Posta Kutusu 2100 Beyoğlu
Telefon: 44756 - 44757 Santral
Telgraf Adresi: Hetlo. İstanbul
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Tesis eden: HABİS EDİB TÖREHAN
İlânlar: 6 ncı sahifedo santimetresi 2 liradır. İlânlardan hiçbir mes’uliyet kabul edilmez.
İÇ ve DIŞ POLiTiKA _ 10/11/1950 -
Kuvvet yoliyle sulh
UMUMİYETLE, Amerikada hidrojen bombasının imaline başlandığı ilân edildikten sonra, Birleşik Amerika Hükümetinin dış siyasetinde de mühim gelişmeler olacağı sanılıyor, du. Hattâ, silâhsızlanma mevzuu üzerinde yeniden görüşmelere başlamak, bu suretle dünya umumi efkârını teskin etmek için Sovyet Rusyaya doğrudan doğruya veya bilvasıta teklif yapılacağı ümit ediliyor ve böyle bir inkişafa işaret sayılan muhtelif belirtiler de göze çarpıyordu.
Halbuki, tamamen aksi tecelli etti : Truman ve Ache-6on, sıra ile, Birleşik Amerikanın sulhü kuvvet yoliyle emniyet altına almaya hazır olduğunu bildirdiler ve : "Ruslara artık taviz yapılamaz. Eğer Sovyetler. işbirliği hususunda en küçük bir arzu gösterirlerse, belki o vakit, sulhun esasını teşkil edecek bir anlaşmaya varmak mümkün olur.” dediler.
Bununla beraber, Amerikan Senato Âzası Mac Mahon’un yaptığı süper Marshall Plânı teklifi gibi bazı cömertçe telkinler de reddedildi. Herhalde Amerika Hükümeti, bunu hakiki bir çare yahut bir ümit şeklinde dünyaya göstermeyi, kendileri için bir zaıf alâmeti telâkki etmişlerdi. Ve bunun içindir ki, hiç vakit kaybetmeden, 732 milyon dolarlık fevkalâde bir kredi açılması hakkındaki kanun projesini Amerikan Kongresine tasdik ettirdiler. Bu kredinin içinde, “Millî Atom Enerjisi Komisyonu” tarafından hazırlanan inşaat programının geliştirilmesi masrafları da vardır.
Hulâsa olarak, bugün Amerikan idarecilerinin Rusyaya karşı kullandıkları lisanın mahiyeti değişmiştir ve bunun en güzel örneğini, Milli Savunma Bakanı Louis Johnson'un geçen gün Chicago’da söylediği kuvvetli nutukta görmek mümkündür. Bakan : “Joe Stalin'in şunu bilmesini istiyorum ki, demiştir, eğer sabahın saat dördünde kendisi bir askeri harekete girişirse, saat beşte Amerika. bütün harp kudretiyle Rus birliklerinin üzerine yüklenecektir.”
Bu ifadedeki şiddet ve bu sebatlı hareket tarzı, Amerikanın kısa zamanda hidrojen bombası stoklan yapacağını izah ediyor. Bu, mühim olmıyabilir. Fakat asıl mühim olan ve demokrasi dünyasına emniyet veren tarafı, Amerikanın bu sert ve açık vaziyeti almasının, tam Sovyet tahriklerinin büsbütün arttığı bir zamana rastlamasıdır.
Hindiçinî meselesi
L_J 1ND1Ç1NÎ hakkında Birle-1 1 şik Amerikanın hareket
tarzı ve gösterdiği aksülâmel. bilhassa dikkate şayandır. Ame-nka Hükümeti, yalnız Bao-Dai Hükümetini tanımakla ve Hindi. çiniye İktisadî yardım olarak 75 milyon dolar vermekle kalmamış, en yüksek Amerikan askerî şahsiyetlerinin ağziyle, “Komünizmin Hindicini hudutları üzerinde durdurulacağını” ilân etmiştir Bu ne demektir ? Amerika Hükümeti, Vietnam hudutlarının. emniyetini resmen taahhüt. etmekte ve bu memleketteki Âsi Komünist Şefi Hoşi-Min ve 'arla birlikte silip süpürmeye hazır bulunmaktadır.
Çin Lideri Mao-Tse-Tung'un Moskovada Yüksek Sovyet Şûrası Başkanı tarafından parlak şekilde kabulü sırasında bu haberin ilân edilmesi ve bunu ta-k;5-( n General Bradley’in Uzak-şarka seyahat yapması; ne kadar pahalıya mal olursa olsun ve ne gibi tehlikeler arzederse etsin, Amerikanın bu bölgede Sovyet komünist yayılmalarına azimle karşı koyacağım ispat eder. Bu da, bütün dünyaya emniyet verici bir vaziyettir.

AA A
Kıra! Faruk ve Nahas Paşa ile
İngiltere Dışişleri Bakam
Bevin’in Mısır temasları
İngiliz Bakanı, İngiltere ile İsrail arasında bir sulh muahedesi imzalanmasından İngiltere Hükümetinin son derece memnun olacağını bildirdi
Paris t Hususi Büromuz bildiri-yot) — Bevin’in K&hireye yaptığı ziyaretten pek az §ey biliyoruz. İngiliz Dışişleri Bakanının Kıral Faruk-la ve Nahas Paşa ile yaptığı görüşmeler hakkında çok az tafsilât verilmiş, Mısır ve İngiliz gazeteleri ise tefsirleri esirgememişlerdir.
Emin kaynaklardan, bu ziyaretin neticelerine dair aydınlatıcı bazı malûmat toplamış bulunuyoruz. Öğrendiğimize göre Bevin. Kıral Faruk tan, hükümetinin Batı demokrat-lariyle dostane bir işbirliğine dayanan münasebetler kurmasını istemiştir.
Bakan, O r t a-ş a r k ın müdafaa s ı lüzumunu belirtmiş ve Ingiltere ile Amerikanın buna ne derece büyük e-hemmiyet verdiklerini anlatmıştır. Bu müdafaanın temini için Mısırın İngiltere ile sıkı işbirliği yapması lâzım geldiğine işaret eden Bevın, hı-giltz ordularının M ışınlan çekilmesi re memleketi tahliye etmeleri husufunda Kıral Faruk un fâzla ısrar et-nif inesi gerektiğini, aksi halde alınan bütün trdhrilrrin tcMıkeye dü-şrreğini ifad( etmiştir.
Nahas Paşa ile de 1930 Muahedesinin yenilenmesi mevzuu konuşulmuş ve Bevın. bunun pek acelesi olmadığını. şimdiki statükonun devamının kâfi geleceğini söylemiştir. Çünkü, yeni bir mukavele karşısında. muhalif partilerin Mısır Hükümetine müşkülât çıkarmaları ihtimali vardır.
Ingiliz Bakanı, Mısır ile İsrail a-rasında bir sulh muahedesi imzalanmasından İngiltere Hükümetinin son derece memnun olacağını anlatmış, sonra da. Mısır’da halk ve köylünün vazivetini ıslah edecek bir içtimai politikanın ve iyice tetkik edilmiş plânlara dayanan bir iktisadi poüti-
Titoyu devirmek istiyenlerin muhakemesine dün başlandı
Sanık bulunan on beş kişinin ekseriyetini, yüksek tahsil gençleri teşkil ediyor
Schwarzenburg 10 (YİRS) — Tito rejimini devirmek için faaliyette bulunan 15 kışının yargılanmasına bugün Belgradda başlanmıştır 22 ilâ 45 yaş arasında bulunan sanıkların ekseriyeti yüksek tahsil gençlerinden müteşekkildir.
Kendilerini müdafaa eden sanıklar, komünistliğin Yııgoslavyada tok rejim olduğunu ve daha demokratik partiler tesis etmenin lüzumunu belirtmişlerdir Sanıklardan çoğu, tedhiş ve gayrı kanuni faşist faaliyette bulunduklarına dair yapılan ithamları reddetmişlerdir
Ytıgfnılavyada seçim
Belgrat! 10 ıAPı — 1945 senesinden beri yapılacak olan ilk Yugoslav genel seçimlerinde seçim listeleri dün akşam kapanmıştır.
Seçim 26 mart günü yapılacaktır.
Yugoslav ordusunun eski subaylarından müteşekkil bir grup Hükümeti devirmek şuçıyle Belgrad Mahkemesinde yargılanıyorlar.
L=
Bevin, Nahas Paşa ile
kanın kurulmasını tavsiye etmiştir.
Ortacarkta sulbün yerleşmesi için en esaslı şart olduğundan, Mısır-Ür-dün münasebetlerinin düzelmesi ve tam bir dostluk halini alması temennisinde bulunan Bevin. Surivenin istikbali hakkında da kısa bir zamanda karar alınmasını istemiştir.
Bundan sonra Bakan. Arap Birliği için Trigilterenin görüşünü açık-lıyarak, hükümetinin her şevden evvel Ortaşarktaj. devamlı sulh aradığını, bunun için de evvelâ Arap Milletlerine güvendiğini izah etmiştir. Bevin’e göre, Jfı.sır re Ürdün hareket tarzlarını ve gayretlerini birleştirmekle, hu bölgede sağlam bir sulhun teessüsü, aynı samanda halkın hayat seviyi sinin yükselmesi hususunda cıı kuvvetli yapıcı birer unsur olacaklardır.
Aynı salâhiyeti! kaynaklar, İngiliz Dışişleri Bakanı görüşlerini büyük bir kudret, ve sarahatle ifade ettiği için, onun tavsiyelerinin gerek Kıral Faruk gerekse Nahas Paşa üzerinde derin tesirler yaptığını ilâve etmişlerdir.

Tito ve arkadaşlarının iktidarı muhafaza edeceklerine muhakkak nazariyle bakılmaktadır.
Yugoslavya, Aıncrlkıulan 86 milyon dolar İstiyor
Eolgrad 10 A.A. (United Press) —
Emin kaynaklardan öğrenildiğine göre Mareşal Tito Hükümeti Amerikan Büyük Elçisi George V. Ailenden YugoslavyalIn yeniden 36 milyon dolarlık bir istikrazda bulunabilmesi için yardım etmesini istemiştir.
Viyana, 11 (YİRS i — Dün Graz Hava Alanına inen bir Yugoslav askeri uçağından inen bir Yugoslav binbaşısı ve karısı, İngiliz İşgal makamlarına mülteci olduklarım beyan etmişler ve Avusturyada kalmak için müsaade istemişlerdir.
McCloy diyor ki:
“Haziranda gene Berlindeyiz,,
General Clay’in bir sözünü hatırlatan Amerikan Yüksek Komiseri : "Şimdiki siyasete devam edilirse, Demirperde, 5 seneye kalmaz yıkılır” diyor
Berlin 10 A.A. (Afp) — Basın konferansında beyanatta bulunan Amerikanın Almanya Yüksek Komiseri McCloy, General Clay’in çizdiği politikanın takip edileceğini bildirmiştir.
Hamsın yortusunda komünist gençliğinin yapacağı gösteriyi bahis mevzuu eden Mac Cloy sözlerine şöyle devam etmiştir;
“Komünistlerin Berlin'in batısını ellerine geçirmiyeceklerine ve Ifazi-ranın birinde yine burada bulunacağımıza kanaatim var. Esasen Amerikan Yüksek Komisyonu bir plân hazırlamıştır. Bu plân. Sovyet makamlarınca Berlinle Batı Almanya arasındaki münakale hürriyetine tecavüz edildiği takdirde tatbik edilecektir.
Amerika Hükümeti, Alman birliğinin kurulmasını istemektedir. Federal Cumhuriyette iktisadi istikrar temin edildikten sonra dahi Amerika bu görüşünü muhafaza edecektir.
McCloy, General Clay tarafından dün Amerikada yapılan beyanatı tasvip etmiştir. Eski Amerikan ordusu komutam dünkü demecinde “şimdiki siyasete devam edildiği takdirde Demirperde 5 seneye kalmaz yıkılır,, demişti.
«nMnınn**vı:nuıııiMiuutııiüHitııtıtıtniftwiMiitıiüinNiıır.ıtımıııuıııt:iBtmımtttt::::aııiHMi
S iı
Endonezya’ya 100 milyon dolar borç verecek
Bu parayı, Hükümete bağlı İhracat, İthalât Bankası tediye edecek
Washlngton, 10 (A.Pj — Birleşik Amerika bugün yeni kurulan Endonezya Cumhuriyetine 100 milyon dolar borç vermeğe muvafakat etmiştir. Verilecek bu borç, dünyanın her tarafındaki mahalli nailli rejimleri kuvvetlendirmek suretiyle komünizmi durdurmağa çalışmayı gözönünde tutan Amerikan siyasetine uygundur. Endonezya bu parayı, memleketin e-konomik kalkınması için kullanacaktır. Borç, hükümete bağlı ihracat -İthalât Bankası tarafından verilmiştir.
Mao-Tse-Tung şerefine Kremlin’de ziyafet
Londra. 10 (YİRS) — Haber verildiğine nazaran, Çin Komünist Hükümeti erkânından Ma-Tse-Tung ve Çu-En-Lay şerefine dün akşam Kremimde verilen ziyafet., Rus Çarlığının en muazzam ziyafetlerine sahne olan bu tarihi sarayın şahit olduğu en mükellef ziyafet olmuştur.
Muhabirlerin yazdıklarına göre, bu ziyafetin verilmesi iki memleket arasında İki aydan beri devam etmekte olan müzakerelerin bittiğine delâlet etmektedir. Bu husustaki tebliğin pek yakında neşredileceği zannedilmektedir. Çinli taleplerinin Rnslar tarafından nasıl yerine getirilmiş olduğu bilhassa merak edilmektedir.
Görüşmeler bitti mİ?
Londra, 11 (YİRS) — Moskovadaj? gelen haberlere nazaran. Kremlinde kendilerine verdiği bir ziyafetten sonra, Sovyet Rusya Cumhurbaşkanı Şvernik, Çin Komünist Başkanı Mao-Tse-Tııng'u vc Dışişleri Bakanı Çu-En-Lay’ı yeniden kabul etmiştir.
Abdülhak Şinasi Hisar )= ■■ ■
Bir Geçmiş Zaman Hikâyesi
“Fahinı Boy ve Biz”, “Boğaziçi Mehtapları”, “Çam-lıcadaki Eniştemiz” muharririnin sihirli kalemiyle yazılmış yeni romanını tatlı bir geçmiş zaman hikâyesi dinlemek zevkiyle okuyacaksınız.
Bu romanda, geçmiş zamanımızın dekorunu, genç ve ihtiyar, kadın ve erkek şahsiyetlerini, bunların itikatlarını, heyecanlarını, aşklarını, maceralarını, sözlerini, hulâsa bütün geçmiş zamanı bulacaksınız.
Devlet hizmetindeki avukatlar serbest dâva alamıyacaklar
Buna dair kanun maddesi, dün Mecliste aynen kabul edildi
Memnuiyet hükmünün bir yıl daha tehirini temin için verilmiş olan Hükümet tasarısı, henüz görüşülemedi
Ankara 10. (Hususi muhabirimizden) — Avukatlık Kanununun 5 inci maddesinin lâğvı hakkında Mardin Milletvekili Mehmet Kâmil Boran tarafından hazırlanan kanun teklifi ve bu teklifin reddine dair olan Adalet Komisyonu raporu, bugün Milletvekilleri Seçim Kanununun birinci müzakeresini müteakip B. M. Meclisinde görüşülmüştür. İlk olarak söz alan Hulûsi Oral, hazine ve memleket menfaatlerinin avukatların serbest çalışmasında olduğunu, genç avukatların da gözlerini devlet avukatlığına dikmek suretiyle değil, avukat bulun-mıyan vilâyet ve ilçelere giderek iş bulmaları gerektiğini ileri sürmüş ve kanun teklifinin kabulünü istemiştir. D.P. den Nuri Özsan da bütçenin açık
Dün bir basın toplantısı yapan Beynelmilel Banka Temsilcilerinden Johnson (sağda) ve Diamond (solda ı
Milletlerarası İmar ve Kalkınma
Bankası temsilcileri şehrimizde
Müıııessiiier, Bankanın sağlayacağı kredi esaslarını tesbit etmek üzere bu akşam Ankaraya gidiyorlar
Evvelki akşam İsviçre yolu ile şehrimize gelen Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası temsilcilerinden Johnson ve Diamond dün Amerika Başkonsolosluğunda bir basın toplantısı yapmışlardır.
Kasım Gülek’in basın toplantısı
Seoul, 10 A. A, (Özel) — Birleşmiş Milletler Kore Komisyonunda Türk iyeyi teniHil eden ve komisyon larafından başkanlığa seçilen Kasım Gülek'in Kore hasın temsilcileri ile yaptığı İlk temas, bütün Kore basınında memnunlukla karşılanmıştır.
Koreye ilk defa gelmiş bir Türk olarak Kore halkına Tiirk Milletinin en İyi dileklerini bildirerek söze başlayan Kasım Gülek, Türkiye ile Kore arasında ve Türklerle Koreliler arasında pek çok benzerlikler bulunduğunu, her iki milletin, büyiik imparatorluklar kurmuş okluklarına, şimdi de birer milli bünye olarak yeni bir hayata girdiklerine işaret etmiştir.

verdiği bir sırada avukatların ücretlerinin tezyidi yerine az ücret mukabilinde avukatların serbest çalışmasına imkân bırakmanın daha doğru olduğunu söylemiş ve kendinden evvelki hatibi desteklemiştir.
Emin Halim Ergun, Şakir İbrahim Hakkıoglu ve Abdurrahman Konuk Komisyonun mazbatasını müdafaa etmişlerdir. Neticede Kâmil Bo-ran'nı teklifi reddedilmek suretiyle devlet avukatlarını serbest dâva almaktan meneden maddenin ipkası kabul olunmuştur. Gene bugünkü gündemde, bu memnuiyet hükmünün bir yıl daha tehirini temin eden bir hükümet tasarısı vardı. Fakat vakit gecikmiş olduğundan görüşülemedi.
■LI ıMBft " î T UT 1' - i SEZXZ - ■■»••• • «câa
Toplantıda Johnson, gazetecilere Türkiye'de sanayicilerimiz tarafından kurulması İstenen bankaya Milletler arası İmar ve Kalkınma Bankasının sağbyacağı kredi esaslarını tetkik v e tesbit işi ile meşgul olmak üzere memleketimize geldiklerini ve bu aksam ekspresle Ankaraya hareket edeceklerini söylemişi ir
Yeni sigara fabrikasının ilk kısmı ihale edildi
Tekel İdaresi tarafından ihramla tahsis edilecek sigaraların Inıall için Mal-lepcılc kurulacak olan büyük sigara fabrikasının İlk kısım dün ihale edilmiştir.
Temel hafriyatı ve betonarme temellerle kazan kısmından ibaret olan bu birinci partiyi takiben diğer inşaat da en kısa zamanda İhale edilecektir.
Baba — Dtyojen fıçı içinde yatar kalkarmış. a
Çocuk — Mesken buhranı o zaman dn mı varmış
İÇ SAYFALARDA
!>ÎNCÎ
Seçim tasarısı ve
Anaj-asaya aykırılık
İsmet Giritli
Ü Ç'Ü N C Ü
1950 Bütçesi Mecliste Namık Zeki Aral Aspiratörle balık avı
DÖRDÜNCÜ
Abdülhak Hâmid
Abdülhak Ş in asi Hisar Descartes
Cevdet Perin
BEŞİNCİ
Korkunç mahlûk (Hikâye) Kadın - Ev - Moda
C. H. P. İstanbul Teşkilâtı
Seçim Kanununda bir noktayı beğenmedi
lstanhulun 3 seçim bölgesine ayrılmaması, bu teşkilâtça iyi karşılanmadı
Seçim Kanunu tasarısının Mecliste müzakeresine başlandığı gün C. H. P. Müfettişi Prof. Sadi Irmak tarafından tstanbulun hususiyetleri gözonüne alınarak, şehrimizin üç seçim bölgesine ayrılması hususunda yaptığı teklifin reddedllişi. partinin İstanbul teşkilatınca iy! karşılanmamıştır. Bu hususta C. H. P. Başkanı llhanıl Sancar bir arkadaşımıza şunları söylemiştir;
•*— îstanbulun Uç seçim bölgesine ayrılması bir zarurettir; çünkü, her muhitin kendine göre bir hususiyeti var-dâ*. Namzetlerin kendilerini tanıtmaları ve temaslarım devam ettirmeleri i-çin bu şekil bir kolaylık sağlayacaktı. Sonra, İatanbuldan müstakil namzetliklerini koyan kimselerin de muhitlerine kendilerini daha kohıv tanıtmaları ve seçilmeleri kabil olacaktı.,,
“Edirne” ııin batışını tahkik için bir heyet kuruldu
Edirne şllepinln batışı hâdisesini, gerek idari ve gerek teknik cephelerden tahkik etmel; üzere Ulaştırma Bakanlığı Fen Heyeti Müdürü Nejat, Denizyolları İde resi Teftiş Heyeti MUdürü Cahit. Deniz Hatları İşletme Müdür Muavini Salâhaddln Sarıoğju ve Gemi Kurtarma Uzmanı Rces ten mürekkep bir heyet teşkil edilmiştir. Heyet. Edirne şilepi mürettebatını getirmekte olan A-d&na vapuru İlk Türk limanına vasıl olur olmaz, hâdise tahkikatına el koyacaktır.
Dışişleri ve Devlet hakanları gittiler
Dışişleri Bakanı Necmcddin Sadak ve Devlet Bakanı •Cemil Sait Barlas dün akşam ekspresle Ankaraya gitmiştir.
( A
Moşkovanın tazyikiyle
Macar Ortodoks
Kilisesi, Patrikhaneden ayrıldı
Bu kilise, Moskova Patrikliğine bağlandı
Yabancı kaynaklardan haber aldığımıza göre, şimdiye kadar Fener Ortodoks Patrikhanesine bağlı olnn Macaristandaki Ortodoks kilisesinin İki kolu. Rum kilisesi ve Macar kilisesi, bundan sonra Moskova Patriğine tâbi olacaklardır. Macar Hükümetinin tasvibi ile Moskova Patriği A-leksis. Moskova Patrikhanesini temsil etmek üzere Kopolovlç ismindeki rahibi Peşteye yollamaya ve yukarıda bahsi geçen değişikliğin doğuracağı İdari meseleleri halletmeye karar vermiştir. Ortodoks Macarların adedi 50.000 tahmin edilmektedir.
k__________________________/
Sayfa 2
11 Şubat İM®
T F N t t 8 T A N B U L
Seçim Tasarısı ve Anayasaya aykırılık
PARTİLERDEN birinin sözcüsü, Seçlnı Tasarısının müzakeresinde mezkûr kanunun (Zabıta Amir ve memurları. subaylar, askeri memur ve öğrencileri, ve silâh altında bulunan eratı) oy vermekten inmeden 9 uncu maddesinin Anayasaya ve adalet kaidelerine aykırı olduğunu İddia etmiş.* Meclisin» memleketin yüksek menfaatlerini temsil eden bir organ olduğunu, hakka ve kanuna karsı siyaset o-lamtyacağını. olmaması gerektiğini düşünerek, lylnlyet ve samimiyetle ortaya atıldığından şüphe etmek hakkını kendimizde görmediğimiz bu İddianın sadece ne dereceye kadar vnrld olabileceğini araştırmak İstiyoruz,
Acaba hakikaten Ta Mirinin mezkur hükmü adalete aykırı mıdır?
Seçimle ilgili mevzuatımızın tetkiki. bize 1998 tarihli İntihabı Mebusun Kanununun askeri şahısların hemen hepsine milletvekili seçmek yetkisini vermesine mukabil, 1912 do bu salâhiyetin kaldırıldığını ve umumi olarak seçim yetkisini kullanacak kimselerde aranacak şartlar bakımından kanun-arımız, arasında farklar bulunduğu neticesini vermektedir.
Her şeyden evvel şunu zikredelim kİ, secimin ferde bağlı bir hak olmayıp devlete alt bir hakkın kullanılmalını istlhdnf eden bir vazife olduğunu zamanımızın hemen bütün Esas Teşkilât Müellifleri kabul ve mevzuat teyid etmiştir, tefe kamın vazılııin seçim yetkisinin tıınzinıl hususunda haiz olduğu serhestiyi izaha çalışırken hu noktayı asla gözden uzak tutmamak lâzımdır. Şüpheniz, bu keyfi bir serbesti değildir. Ancak bu sahada kanun vazıını fertlerin müktesep hakları değil, temsil ettiği İçtimai muhit ihtiyaçlarının ifadesi olan fikir ve kanaat cereyanları tahdit ve sevketmekte hukuki kaide ve müesseslerin cevherini meydana getirmektedir.
Tâ Arlatodan beri tekrarlanan, ve en iyi ifadesini Montesnuleu'dn bulan bu hakikati bugün kim İnkâr edebilir? Nitekim ,1908 de tanınan hlr yetkinin neden bilâhare kaldırıldığını araştırırken mesele-yİ hu zaviyeden mütalâa etmek, flkrlmizre yerinde olacaktır, ikinci Meşrutiyet devrini yaşayan, veya tarihini tetkik eden her İnsaf sahibinin de kabul edeceği gibi, bu devrin ilAnında önemli bir va-
KISA HABERLER
Trunıan. Web$ter*i Sa\ un m a Bakanlığı Araştırma Başkanlığına tâyin etti
Washington, 10 A.A. (UIS) — Başkan Truman bir elektrik şirketinin İkinci başkanı ve bir zamanlar Amerikan bahriyelinde subay olan Wllltam Webs-ter’i Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı Araştırma ve İnkişaf Heyeti Başkanlığı gibi mühim bir mevkie tâyin etmiştir. Bu tâyinin Ayan Meclisi tarafından tasdik edilmeği lâzımdır.
Harbin sonundan beri Amerika Birleşik Devletlerinin askeri malzemeyi a-raştırma ve inkişaf ettirme masrafları senede vasat’ 500.000.000 dolardan fazla olmuştur. Webster’ln İşi bu programa nezaret etmek ve üç silâhlı kuvvetin» ordu, donanma ve hava kuvvetlerinin silahlarını inkişaf ettirmek için müşterek plânlar yapmalarını temin etmektir.
Dört Amerikan harp gemisi Messina Limanında
Roma, 10 A.A. (Reuter) — Dört A-merikan harp gemisi Roanokt Kruvazörü. Spinaz Denizaltını ve Rames İle Soerra destroyerleri dün akşam Sicll-vada Messinn Limanına gelmişlerdir. Gemiler burada bir kaç gün kaldıktan sonra Napoli ve Livernoya gideceklerdir. Amerikan uç ak gemisi Midway yarın bir kaç günlük bir ziyaret İçin Slcilyşdâkl Augunta Limanından Na-pollye gelecektir.
6 Komünist Çin Ordusu Hainan’a hücuma hazırlanıyor
Hongkong, 10 A.A. (United Press) — Formozadan bildirildiğine göre, herblrl 200.000 kişiden mürekkep 6 Komünist Çin Ordusu ve bini mütecaviz cönk bu ay içinde Humana hücum etmek üzere Luichow Yarımadasının batı sahillerinde toplanmışlardır.
Daily Nowb yukarıdaki teşekküllere Milliyetçi Çine ait tayyarelerin ne sebeple hücum etmediği hususunda bir malûmat vermemiştir. Yalnız milliyetçi tayyareler yarımadanın güney sahillerinde bazı cönk birliklerine hücum edip 9 tanesini imha etmişlerdir.
Halnan’dsn bildirildiğine göre milliyetçiler ayın on beşinde adalardaki çetelere karşı geniş bir temizleme hareketine başlı yacaklardır.
Japonyada büyük grev hazırlığı
Tokyo 10, A.A. (Afp) — 23 şubatta Japonyada âmme hizmetinde çalışan 5 milyondan fazla işçi ve memur grev yapacaktır. Bu karar komünist olmıyan Sendika Federasyonu İrtibat Komitesince tasvip edilmiştir. Sözcüye göre, bu Komite Japon sendika hareketinin yüzde seksenini temeli etmektedir.
Yakup Kadri Karaosmanoglu
PANORAİÎÂ

t atat Yakup Kadri Karaos-manoğlu’nun gazxjtemizin neşir hayatına atıldığı günden beri zevkle takip edilen bu güzel yazı serisinin birinci kısmı dün nihayet bulmuştur.
Panorama’nın ikinci kısmında, üstat, Atatürk'ün vefatı sıralarından başlıyarak mevzuu, İkinci Cihan Harbinin sonunu takip eden yıllarda bitirecek ve terkibi bir bağlantıya varmak imkânım bulacaktır.

Panorama nın ikiucl kısmı tamamlanınca, eser ya tefrika edilecek veyahut kitap ha-t llnde çıkarılırken zeyil olarak birinci kısma eklenecektir.
Yazan : İsmet GİRİTLİ zlfe İfa eden ordunun daha sonra siyasi İşlere iştirak ettirilmesi, neticede hariçte Balkım hezimetini, dahilde İne Meşrutiyet rejimini bir günde yıkan 31 Mart hâdisesini tevlit etmekten luıll kalmamış bunun üzerine bu mahzurları İdrak eden bazı kimseler gerekli tedbirler almaya teşebbüs etmişlerdir. Bu arada zamanın Sndrınzamı Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Mecliste okuduğu programında (askerlerin siyasi işlere İştirak etmelerine mâni olunacağından) bahsetmiş, ve hizmette bulunan muvazzaf ve yedek sııbay ve erlerden seçmenlik yetkisini nez/cdcn 25 eylül 1328 (1912) tarihli kamın bu şart ve zaruretler altında kabul edilmiştir. Görülüyor kİ yapılan şey Amme emniyet ve intlz.nmlyle, mesleki disiplin bakımından uygun göriilml-yen bir hükmün değişi İrilmesinden İbarettir. 1912 ve 1910 Meçim Kanunlarımızda muhafaza ve zabıtaya tekmil edilen hıı hükmün Yeni Kanunda (la yer alması keyfiyeti aynı mülahazalarla tabii karşılanmak icap eder. Bu maddenin, An ay aynınızın (Milletvekili seç-
mek, 22 yaşını bitiren her Türkün hnkkıdır) diyen 10 uııcıı maddesine aykırı telâkki edilmesi bizce pek de yerinde değildir.
Anayasalar, umumiyetle Devletin ana teşkilât ve faaliyetlerine hâkim prensipleri göstermekte, kalan boşluklar kısmen bnşkn kanunlarla, kısmen İse teessüs eden Örflerle kapatılmaktadır. Yarım asra yakın bir mazisi olan ve fakat anayasaya aykırılığı bugiin ortaya atılan bu hükme dair, birkaç sene evvel tekrar kaleme alınan .Anayasanın mezkûr maddesinde hlr kayıt olmadığına göre, dar ve şekilci zihniyetle değil, bilâkis kanunun ruhuna nüfuz eden bir tefsirle hareket ederek onıın zımnen teyid edildiğini kabul etmek mümkün bulunmaktadır.
Aksi takdirde, gerekçesinin çok farklı olmasına rağmen, Anayasada sarahat olmadığı halde (Vesayet altında bulunan) veya (Amme hizmetlerinden menedilen) kimselerin Seçim Kanunlarınca oy vermekten menedllmelerinln haksızlığı Iddla-slyle karşılaşmak tehlikesi vardır. Esasen, haklardan İstifadede aran-mıyan bu şartların burada gözetilmesi seçimin hak değil bir vazife olduğu hususunda bizi teyid etmektedir.
Rohertsoıı Bevln’le görüştü
Londra. 10 A.A. (AFP) — Almanya-dakl İngiliz Yüksek Komiseri Sir Brian Robertson bu sabah Dışişleri Bakanlığında Bevin'lc görüşmüş ve Bnvln'e Al-manyadaki durum hakkında bir rapor vermiştir. Bilindiği gibi İstişarelerde bulunmak üzere Londraya davet edilen Sir Brlan dün sabah başkente gelmiştir.
Vlctor Enıanuerin mirası
dâvası
Londra. 10 A. A. (Reuter) — KırsI Vlctor Emanuel’ln bıraktığı 1.500 000 İngiliz liralık pura üzerinde hak İddin fiden İtalyan Hükümetinin talebi dün mahkeme tarafından reddedilmiştir.
İtalyan Cumhuriyeti Hembros Bankasıyla Kiralın servetini iki şene evvel Iskenderlyede yaşarken bankaya yatıran şahıs aleyhine dAva açarak 1047 de İngiltere ile İtalya arasında aktolunan mail anlaşmalara latinatla hu paraların kendisine verilmesini İstemişti. Uzakdoğu Amerikan Temsilcileri Konferansı
Bangkok, lî A.A. (EPS) — Uzakdo-ğudaki Amerikan temsilcileri konferansı pazartesi günü açılacaktır. Konferansa Amerikan Fevkalâde Büyük Elçisi Dr. Jea&up başkanlık edecektir.
Amerika yüksek askeri makamlarının komünizme karşı tedbirleri
New-York, 10 A A. (AFP) — İyi hu-ber alan bir kavnaktan bildirildiğine göre, Birleşik Amerika yüksek askeri makamları komünizmi Hlndiçinl hudutlarında durdurmayı düşünmektedirler.
Bu açıklama Uzakdoğudaki ziyaretlerinden dönen Amerika Kurmaybaşkan-larınırı Honolulu*yu ziyaretleri esnasında yapılmıştır.
General Omar Bradley ve Kurmay bttşkanları Komitesinin diğer üyeleri Güneydoğu Asya siyaseti hakkında beyanat vermemişlerdir.
Bununla beraber Amiral Forrest Shor-maıı verdiği beyanatta şunları «söylemiştir:
'•Güneydoğu Asya ne kadar karışıklık içinde olursa, Birleşik Amerika İçin. Pasifik Okyanusunda deniz kontrolünü tam olarak muhafaza etmek ihtiyacı da o kadar kuvvetlenir.,.
Bcvin’in U'oohvikte konuşması
Londra 10. A A. (Reuter) — Dün gece Woohvikte konuşan İngiliz Dışişleri Bakanı Ernest Bevin, her ikisinde, da atom bombası bulundukça ne Rusyamn ne de Amerikanın bir harpte menfaatleri olmadığını söylomişllr.
Devletlerin milletlerarası kontrole ve gözetmeye razı olmaları bütün dünyanın menfaati icabıdır. Bir harbin meşu-livetl buna razı olmayanın omuzlarına yüklenecektir.
«mu

Filistin Ara Bulma Komisyonu, Fransa İle görüşmelere başlayor
Lake Succees, 10 A. A. (AFP) — Birleşmiş Milletler Geneleekreteri Trygve Lie tarafından bugün yapılan bir basın toplantısında bildirildiğine göre Türkiye. Birleşik Amerika ve Fransız temailcilerinden müteşekkil Filistin Arabulma Komisyonu 19 şubat günü Fransız Hükümeti ile görüşmelerde bulunacaktır.
Trygve Lie, Arap devletleriyle Tel-aviv arasında yapılan görüşmeler neticesinde Arap mültecilerinden bir kısmının yurtlarına döndüklerini bildirmiştir.
Cevat Açıkalın, (1ün Ernest Revin’le görüştü
Londra, Î0 (Nafon» — Türklyede kontesini ikmal ederek Londraya avdet eden Türkiye Büyük Elçisi Bay Cevat Açıkalın bugün İngiliz Dışişleri Bakanı Ernest Bevin İle görüşmüştür.
Atom casusu Fuchs itirafnamesini okudu
Dr. Fuchs, Rusyamn yeni bir dünya kuracağına hâlâ inanmakta imiş !
Londra. 10 (A.P.) — Devlet Savcısı Dr. Klaus Fuchs'un yıızılı olarak yaptığım söylediği itirafın bir kısmını okumuştur. Fucha, 1P42 de, enterne edildiği kamptan serbest bırakıldığım. kendisine Birmingham Üniversitesinde atom enerjisi araştırmalarında çalışması teklif edildiğini kaydettikten sonra, şunları beyan etmiş-tlr:
"Bann teklif edilen İşin mahiyetini bilmemekle beraber, çalışına teklifini kabul eltim Fakat işin mahiyetini bilmiş olsaydım bile, müteakip hareketlerimin değişik olacağını zannetmiyorum. İşin gayesini öğrendiğim zaman, Rusyaya malûmat vermeği kararlaştırdım ve Komünist Partisinin diğer bir mensubu kana-liyle temas kurdum. O zamandan beri bence hüviyetleri tamamiyle meçhûl şahıslarla sili ekli temas halinde kaldım. Bu şahısların kendilerine verdiğim malûmatı Ruslara ulaştırdıklarını biliyordum. O devirde Rus siyasetine tamamen itimadım vardı ve sahip bulunduğum büttln malûmatı vermekte herhangi bir tereddüt göstermiyordum. Batılı müttefiklerin, Almanya ve Rusyayı birbirlerine karşı kasden dövüştürdüklerine İnam-
KU_.J TST TΗ ıjrıırM- jıı ....
Türk büyüklerinin türbeleri açılacak
Milli Eğitim Komisyonu, bazı küçük tâdillerle tasarıyı kabul etti
Ankara 10 (Husus! muhabirimizden) — Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin şeddine ve türbedarlıklarla bir takım unvanların men ve ilgasına dair olan 677 sayılı Kanunun birinci maddesine bir fıkra ilâvesi suretiyle bazı tarihi türbelerin Millî Eğitim Bakanlığı Müzeler Umum Müdürlüğü idaresinde halkın ziyaretine açılması hakkındaki kanun tasarısı, bugün B. M. Meclisi Mili! Eğitim komisyonunda müzakere edilmiştir. Komisyon, bugünkü müzakeresinde Milli Eğitim Bakanı tarafından verilen izahatı tatmin edici görerek bazı küçük tadillerle tasarıyı kabul etmiştir.
Komünistlikten sanık profesörlerin muhakemesi bitti
Ankara 10 (Hususi muhabirimizden) — Komünizm lehinde propaganda yapmak suretiyle görevlerini kötüye kullanmaktan sanık Profesör Pertev Naili Boratav» Doçent Behl-ce Boran ve Niyazi Beraes aleyhlerindeki dâva, bugün neticelenmiş ve dâvaya bakmakta olan Ankara Dördüncü Asliye Ceza Yargıcı, kararını tefhim etmiştir. Bu karara göre, sanıklardan Profesör Pertev Naili Boratav, Türkçülük ve milliyetçilik aleyhine propaganda yaptığı sabit olmadığından beraet etmiş, doçentler ise memuriyet görevlerini kötüye kullanmak suçundan üçer ay müddetle hapis cezasına çarptırılmışlardır. Kararda her İki doçent hakkında verilen hapis cezasının tecil edilmediği ayrıca taarih olunmaktadır.

Muhabere Okulunda telsiz tatbikatı
Telsiz ile gönderilen nokta ve hatlar kelime ve cümleler meydana getirir. Ankara civarındaki Mamak Muhabere Okulunda, telsiz teknisyen kursu gÖr« mok üzere soçilmiş olan öğrenciler, dakikada birçok kelimenin nasıl vorlllp alınabileceğini öğreniyorlar. Birkaç hafta «üren bu kursu bitirenler, yurdun hor tarafındaki ordu birliklerine gönderilmektedirler, Resimde, bir Türk subayı ile bir Amerikan gediklisinin otomatik çalışan bir makineyi öğrencilere, tatbikat mesajı göndermek maksadiyle, ayarladıkları görülüyor. Başlangıçta yavaş çalışan bu makino arzu edildiği kadar süratli habor gönderilebilecek şekilde ayar edilebilmektedir.
yordum. Kendi öz çalışmalarımın neticeleri hakkında malûmat vermeğe kuvvet sarf ettim. Bu mesaim sır asında arkadaşlar edindim vc düşüncelerimi onlardan saklamak mecburiyetinde kaldım. Harp sonrası devrinde Rus siyaseti hakkında şüpheler beslemeğe başladım. Rus siyaseti hareketlerinden bir çoklarını tasvip etmeme İçle beraber, Rusyamn yeni bir dünya kuracağına ve benim buna iştirak edeceğime hâlâ inanmaktaydım. Fakat aynı zamanda elimdeki bütün malûmatı verip vermemem hususunda tereddüde de düşmüş bulunmaktaydım. Rusyamn nüfuzunu Avrupa-ya yaymağa çalıştığı gittikçe belirli bir şekil alıyçrdu. Onlara malûmat vermekte devam etmekle doğru bir hareket yapıp yapmadığımı kararlaştırmam lâzımdı. Bu lüzumu hissetmekle beraber, karar veremedim.
Yine aynı devirlerde, aradaki vasıtalarla olan randevularımdan birçoklarına gitmedim. Nihayet Harbendeki ödevimden ayrılmam lâzım geldiğini kararlaştırdım. Fakat o sırada, Nevv-York’ta İken malûmat devir ve iişa ettiğimin delili meydana çıktı ve sorguya çekildim. Evvelâ aleyhimdeki bu ithamları InkAr ettim.,,
ı.ıltı*JHr-mH»«»»(kii»uınniiMi)H^n4Mi»4l(:Minı|iNiw*'iHuıın»HM»^wır»Hi"«*ıımı,'»w»ınnnH
C. H. Partisi Divanı bugün toplanacak ,
Üyelerden çoğu, seçim kanunu müzakerelerinde bulundukları için dünkü toplantı yapılamadı
Ankara 10 (Hususi muhabirimizden) — C. H, P. Divanı bugün saat 10 da Hilmi Uran’ın başkanlığında toplanmış, fakat üyelerden çoğunun, Meclisteki Seçim Kanunu tasarısının görüşülmesinde hazır bulunmak istemelerinden dolayı müzakereler öğleden sonraya bırakılmıştır.
İkinci toplantıda umumî idare heyetinin iki aylık faaliyet raporu okunup tasvip olunduktan sonra partinin 950 yılı bütçesi tetkik ve kabul edilmiştir.
Demir vc mahıııkat işleri hakkın-daki müzakereleri mütaakıp vaktin gecikmiş olmasından dolayı gündemin diğer maddeleri yarına bırakılmıştır.
Yarınki toplantıda Başbakan Şem-seddin Günaltay son iki aylık hâdiselere dair divana izahat verecektir.
Dışişleri aleyhine açılan tasfiye dâvası
Ankara 10 (Husus! muhabirimizden ı — Dışişleri Bakanlığı Teşkilât Kanununa ek olarak çıkarılan 5250 sayılı Kanun hükümlerine İstinaden tasfiye edilen 3 memur tarafından bu bakanlık aleyhine dâva açılmış bulunuyordu.
Danıştay Dâva daireleri, umumî heyeti, bu dâvalardan sonuncusunda tasfiye komisyonunu teşkil edecek üyelerin cn az dördüncü dereceden bulunmaları kanun İcabından olduğu halde buna riayet edilmediği hususunda ileri sürülen iddiayı nazarı itibara alarak esas hakkında karar vermezden önce bunun tahkikına İÜ-zum görmüş ve bir tezkere ile keyfiyeti bakanlıktan sormuştur.
•m
170 maddeden ibaret olan
Seçim kanunu tasarısının birinci müzakeresi bitti
Bazı maddeler üzerinde tartışmalar oldu
Ankara 10 ı Hususi muhabirimizden ı — Yüksek Seçim Kuruluna mü-UHÜik 120 nel maddenin müzakeresine devam etmekle çalışmalarına başlayan Meclis, bugün dc hararetli münakaşalara sahne oldu. Bilindiği gibi D P. don Muammer Alakant, verdiği bir takrirle tasandaki Yüksek Seçim Kurulu hakkındaki bölümde bulunan maddelerin evvelce hükümet tasarısında teklif olunan muadil maddelerle değiştirilmesini istemişti, Kurula tahkik yetkisi verilsin mİ!
Demokrat milletvekilleri bugün dc bu nokta! nazarlarında ısrar ettiler vc hükümet tasarısının bu kurula milletvekilliği mazbataları için tahkik yetkisi verdiğini, esasen tüm Heyetince de Yüksek Seçim Kuruluna bu salâhiyetin tanındığını, bu itibarla goçici komisyon tasarısına da bu hükmün konulması doğru olacağını müdafaa ettiler. Millet Partisi adına konuşan hatipler ise, Yüksek Seçim Kuruluna böyle bir yetki verilmesini kâfi görmlyerek evvelâ bu teşekkülün yüksek bir mahkeme olarak vasıflandırılmasın!, saniyen bir mahkeme olmak hasebiyle vereceği kararların kesin ve nihai olmasını ileri sürdüler.
Müfritlere gellncç...
Bazı müfrit C. H. P. lilor de her iki mütalâaya şiddetle muhalefet ettiler, Bu üç cereyan, meseleyi içinden çıkılmaz bir hale sokmuş bulunuyordu. Geçici komisyon başkanı Behçet Uz. kürsüye geldi ve tarafları uzlaştırmaya çalıştı. Onu takiben de Nihad Erim söz aldı ve bir formül teklif etti. Bu. iki zıt noktai nazarın telifi idi:
Yani kurulu, ne mahkeme olarak tavsif etmek ve ne de bu teşekküle tahkik salâhiyeti vermemek. Esasen Başbakan Yardımcısının bu teklifi D. P. nin ileri sürdüğü mütalâanın benzeri idi. Bunun üzerine Demokratlar, hükümet tasarısı ile komisyon tasarısındaki bu bölüme ait maddelerin yer değiştirmesi yolundaki takriri geri aldılar ve Nihad Erimin teklifine uyarak Yüksek Seçim Kuruluna tahkik yetkisi verecek şekilde maddelerin tadili cihetine gitmeyi kabul ettiler.
Bu suretle prensip halledilmekle bölümdeki maddelerin müzakeresine başlamak mümkün olabildi ve maddelere geçildi.
Yeni bir güçlük
120 - 121 - 122 ve 123 üncü maddeler, kolaylıkla tasvip olunduktan sonra 124 üncü maddede yeni bir güçlükle karşılaşıldı. Tasarıdaki bu madde, milletvekilliği tutanaklarına itiraz edebilmek için dilekçelere gerekçe yazılmasını, lstlnad olunan belgelerin bağlanmasını ve muterizin ad, soyad ve adresinin açıkça bildirilmesini kâfi buluyordu.
Tahsin Bekir Balta, itiraz edebilme keyfiyetinin suiistimale müsait bulunduğunu, bu şeklin tezvirlere yol açabileceğim belirterek İtiraz İçin tasarıda dercedilmiş olan şartlardan başka itiraz haklı görülmediği takdirde irad kaydolunmak üzere muterizin hazîneye 500 liralık bir teminat akçesi yatırmasını teklif etti. Bu arzuyu hararetle destekleyen müfritler, daha da ileri giderek maddeye 1500 yerine 1000 ve 5000 lira tazminat yatırılmasını mecburi kılacak bir hükmün konulması için birkaç takrir verdiler.
Haşan Dlnçer’iıı teklifi
Haşan Dinçer, bu şekli Anayasaya aykırı buldu. Demokratlar ve müstakiller de pıensip olarak itiraz hakkının suiistimalini Önlemek için w W* ■J-LL1J-J11-S-111M 1111^ ÜUI —IMHl-T Oll UDI iUimtlİîîTÎF"T
İlkokul öğretmenlerinin aylığı
Ankara 10 (Hususi muhabirimizden) — B. M. Meclisi MÜH Eğitim Komisyonu, bugün öğleden evvel toplanmış ve ilkokul öğretmenlerinin almakta oldukları aylık dereceleri hak-kındaki 5242 sayılı kanunun birinci maddesinin değiştirilmesine dair Muğla Milletvekili Nuri Özsan tarafından hazırlanan kanun teklifini tetkik eden Tâli Komisyon raporunu müzâkere ve kabul etmiştir.
Kabul edilen teklife göre ilk öğretimde 25 yıl ve daha ziyade hizmeti geçenlerden lise, meslek ve teknik okullarıyle Millî Eğitim teşkilâtının idari işlerinde çalışmakta bulunanların da intibak hakkından istifadeleri temin edilmektedir. Tâli Komisyon, ayrıca menşeleri ve hizmet müddetleri ayıu olan öğretmenlerden olup da 5242 sayılı kanunun şümulü dışında kalmış hulunajıların şikâyetlerini yerinde görmüş ve bu gibilerin de bu haktan faydalanmalarım Bağlıyacak şekilde teklife bir hüküm ilâve etmiştir.
Teklifin Bütçe Komisyonunda da kabu! edileceği ve bütçeden evvel kanunlaşacağı limit edilmektedir.
Bir heyet, Ansaldo tezgâhlarındaki gemilerimizi tetkik edecek
Ankara vapuru, dün ÖCle Üzeri Batı Akdeniz seferine kalkmıştır. 80 küsur yolcu ile hereket eden Ankara lie, gidenler arasında Avrupada laiblknt yapacak olan ft maliye müfettişimizle An-salda FAbrlkasındakl dört gemimizin ınşnntma nezaret etmek üzere Deniş-yolları I ?etr ‘nrn ghndcrllon Teknik He-'ll
tedbirler alınmasını uygun bulmakla beraber 500. 1000 ve 5000 lira gibi meblâğları fahiş buldular. Aynı zamanda bu paranın bir teminat olarak bidayette alınmasına Biraz ederek bu müeyyidenin itiraz haklı görülmediği takdirde sonradan tatbik edilmesini istediler.
Nihad Erim ne diyor?
Nihad Erim, tekrar söz aldı. Tezvire fırsat vermemenin esas olduğunu, diğer memleketlerin de bunu önlemek için tedbirler aldıklarını ve bunu iki şekilde yaptıklarını izah ederek dedi kİ:
— Bu bahiste kabul ettiğimiz sistem itiraz müddotini kademeli bir tarzda tahdit etmek suretiyle mü-rettep şikâyetlere fırsat vermemektir. Bizim realitelerimiz ve bünyemiz, itiraz edebilmek için 5000 lira gibi büyük meblâğda para yatırmaya müsait değildir.
Türk köylüsü, bugün gözönün Önünde cereyan edecek bir yolsuzluğu, şikâyet edebilmek için 50 lira dahi verecek takatte değildir. Bu yüzden, teminat usulüne gidilmeyerek tasarıdaki tedbirlerle iktifa olunmasını rica ederim.,,
Hava tekrar değişti...
Komisyon da bu fikre iltihak edince esen hava değişti ve verilen takrirler geri alındı. Yalnız Ekrem Oran önergesinin 5000 yerine 25 lira olarak değiştirilmesini istedi. Fakat bu teklif de reddolundu ve madde eski haliyle kabul olundu.
Tasarının 125 inci maddesinin İlk fıkrasında “Yüksek Seçim Kurulu, evrak üzerinde incelemeler yapar,, tarzında bir hüküm vardı. Hükümet tasarısındaki muadil madde ise, “Yüksek Seçim Mahkemesi, evrak üzerinde incelemeler yapar ve gerektiği takdirde üyelerinden biri veya uygun göreceği mahkeme marifetiyle tahkikat yaptırabilir ve lüzum göreceği mercilerden her türlü malûmat ve vesikaları isteyebilir. Mahkeme, kanunlara ve hukuk esaslarına göre hüküm verir. Yüksek Seçim Mahkemesinin bütün kararları kesindir.,, şeklinde idi. Az evvel Nihad Erimin öne sürdüğü formül, bu madde İle alâkalı bulunuyordu.
. Salarnon Adato küraüde..
D. P. den Salarnon Adato kürsüye geldi ve komisyon tasarısındaki: “Kurul, evrak üzerinde incelemeler yapar,, cümlesine “lüzum gördüğü tahkikatı yapar ve lüzum göreceği kimseleri dinleyebilir,, hükmünün ilâvesini istedi. Nihad Erim ve komisyon, Demokrat Partinin bu isteğine uydular. Neticede madde ittifakla kabul olundu.
İhtilâfa sebep olan bu bölümün kabulünden sonra, geri kalan maddeler. münakaşasız tasvip olundu. Yalnız “Bu kanun hükümleri gereğince hükmolunan cezalar, tecil edilemez,, hükmünü taşıyan 154 üncü madde, tenkid edilerek tayyı istendi ve madde tasarıdan çıkarıldı.
Son maddeler görüşülürken. Demokratlar, tasarıya önümüzdeki seçimlere geçilmeden önce Muhtar. Belediye ve 11 Meclis seçimlerinin yenilenmesini istihdaf eden geçici bir madde eklenmesini talep ettiler. Doktor Adnan Adıvar da, bu önergeyi müdâfaa etti. Fakat ekseriyet teklifi reddetti. Bu suretle, 170 maddeden ibaret olan Milletvekilleri Seçimi Kanun Tasarısının birinci müzakeresi tamamlanmış oldu.
Büyük Millet Meclisi, yann sabah da toplanarak gündemde bulunan diğer maddeleri müzakereye devam edebilecektir.
SPOR
Bu gece yapılacak boks müsabakaları
Geçen hafta cumartesi gecesi ilk karşılaşmasını yapan İtalya boks şampiyonu Audace takımı, bu gece ikinci maçını yine Sergi ve Spor Sarayında saat 21 de Boks İhtisas, Elektrik, ve Galatasaray karmasına karşı yapacaktır. Kendileriyle konuştuğumuz her İki takım antrenörleri, galibiyetin kendilerinde olduğuna muhakkak nazariyle bakmaktadırlar.
Kuvvetli birer takım manzarası arşeden İtalya şampiyonu Audace. ve Boks lktısas, Elektrik. Galatasaray Karması bu gece şu kadrolarla ringe çıkacaklardır.
51 kilo: De Vltte - Cevat (E.T.T.)
54 kilo: BandinelH — Abdi (B t.»
58 kilo: Ğiordanolla-Hüanü ıE.T.T.)
62 kilo: La Russo — Vural iG S )
67 kilo: Veacovi — Oktay (E.T.T.)
73 kilo: Pestuccl — Tay.vnr (E.T.T »
80 kilo: Di Segnl - Muammer (G.S.)
Lik maçlarına bugün devam ediliyor
Kar fırlınaaı yüsünılon «ahalann nizami vaziyetini kaybetmezi dolad'i-slyle üç haftadır tehir edilen lik maç-lan dördüncü hafta karşılaşmalarına bugün İnönü Btadyomunda devam e-dllecoktlr. İlk maç Beşlktaşla Beykoz arasında olacaktır. İkinci karşılaşma Fenerbahçe İle Kasımpaşa maçıdır. Üç haftalık bir istirahat devresi geçiren kulüplerin kuvvet muvazenelerinde bir değişiklik olun olmadığı bu haftaki ınr v
Bir motor deniz ortasında yandı
Tayfalardan bir tanesi kapp
Konya vapuru, evvelki gece sabaha karşı saat 3 te Bandırma açıklarında saman yükllk bir motörün alevler İçinde batmak üzere bulunduğunu görmüş ve üzerine doğru giderek, denize filika indirmek «uretlyle, yardımına koşulacak kazazede aramıştır. Fakııt 45 dakika süren bu araştırma sonunda hiç kimseye raatlamamıştır. Aradan çok geçmeden, Bandırmaya giren bir motorun, biraz evvel yanan meçhul motordan be# kişiyi kurtardığı ve motdr tayfalarından yalnız birinin dalgalara karışarak ka* -bokluğu Öğrenilmiştir. Kazaya ugrıyan motorün araştırılmasına devam edilmektedir.
Şehir dahilindeki pazar yerleri arttırılıyor
Şehir Meclisi şubat devresi toplantılarının üçUncüaünü dün yapmıştır. Rur-nnmode bulunan, tekliflerin ve tutanakların alt oldukları komisyonlara havale edildiği dünkil toplantıda bilhassa, şehrin muhtelif semtlerinde kurulacak olan muvakkat pazarlar hakkındaki mülkiye komisyonunun tutanağı bazı münukaş&lura yol açmıştır. Sut alan hatipler, hazırlanan listeyi kifayetsiz bulduklarını. bunlara daha yenilerinin de İlâve olunmasını temenni ettiklerin! bildirmişlerdir. ileri sürülen tekliflerde, muhtelif semtleri temsil eden mümessiller, kendi bölgelerini müdafaa ediyorlardı.
Bu arada Burhan Felek, pazarlardaki emtianın hazan dükkân flatlnln üzerinde olduğunu iddia etmiştir. Buna karşı konuşan Hamdi Rasim Bütün, şehrimizdeki pazarların müstahsil pftZArı olmadığını, esnaf pazarı olduğunu, esnafın İst malını defalarca pazara getirmek İçin ağır nakliye ücreti ödediğini, bu sebeple de Hallerin dükkAn fiatinln üzerine çıkabileceğini, söylemiştir. İtirazlara cevap veren makam, şehrimizdeki pazarların son açılacaklarla birlikte 88 e baliğ olduğunu, bunların ihtiyaçlara göre daha da arttırılacağını bildirmiştir.
Meclis salı günü toplanacaktır.
Başarı gösteren sekiz emniyet memurumuz
İçişleri Bakanlığı. 1948 ve 1949 yıllarında İstanbul Emniyet teşkilâtında, başarı gösteren memurlar listesine ancak sekiz polisimizin geçtiğini bildirmiştir. Bunlar da; Başkomlaer Galip Aylav, Komiser Muavini Ali Eren, Polis Arslan Berkman. Rüştü Dcrınöz, Haşan Basrl Erbük, Sabrl Türker, M. AH Arkan ve Zeki Erklp'dir.
Yakındoğu verem mücadele merkezi
Birleşmiş Milletler Sağlık Teşkilâtının memleketimizi verem tedrisatının merkezi yaptığı malûmdur. Mütehassıs Tompson'un müspet raporu üzerine Dr. Bergrr bu pazar günü şehrimize gelerek hazırlıklarına bağlıyacaktır. Diğer taraftan Öğrendiğimize göre, Türklyede kurulacak ulan teşkilâtın İlk merkezi olarak Sultanahmettekl verem dispanserinin üst katı ayrılmıştır-
"Aksu” vapuru, ne şartlar altında fena kömür yaktı ?
Bazı gazeteler bundan birkaç gün evvel, fırtına yüzünden İskenderun limanında İş görcnUyen Aksu vapurunun, fena kömür kullanmak yüzünden stop ettiği hakkında hır haber yayınlamışlardı. Öğrendiğimize göre, bu haber doğru değildir Aksu vapuru, lskende-rıındn şiddetli bir fırtınaya tutulmuş ve birkaç gün liman ağzında travers yaptığından İhtiyat kömürü tükenerek Demiryollarından kömür tedarik etmek zorunda kalmıştır.
Türk Sanatkârlar Derneğinin Şehir Meclisinden yardım talebi
Dün Şehir Meclisi rızalarına, Türk Sahne Sanatkârları Derneği adına î. Galip Arcan imzıılı matbu bir mektup dağıtılmıştır. Bu mektupta, Türk Sahne Sanatkârları Derneğinin iki sene zarfında mensuplarına yapmış olduğu yardımlardan bahsedilmekte ve 1950 bütçesinin yardım faslından, Derneğe tensip buyurulacak küçük bir hissenin ayrılması hususunda Meclis üyelerinden ricada bulunulmaktaoır. Bu hususta kendisiyle konuştuğumuz t. Galip Arcan: “— Derneğimiz, fakir bütçesiyle mensuplarının hastalık, işsizlik, ihtiyaç, ölüm, doğum halleriyle meşgul olmakta, diğer taraftan da gerek akademik ve gerekse içtimai ilerlemeler teinini yolunda çalışmakladır. Bu vazifeleri biraz daha şümullü başarmak İçin Belediyenin yardımına İhtiyacımız vardır. Meclis ü-yelertnin bize hu yardımı eslrgemlyecfik-İerinl ılmlt ediyoruz.’* demiştir.
Beyazıt Kütüphanesindeki kitap adedi : 53 bin
On sone evvel kurulan Beyazıt Belediye Kütüphanesindeki kitap sayısı rakamlara g re 53 bini bulmuştur. Belediye aldığı bir kararla bu kitapların ciltsiz olanlarını ciltletmeye karar vermiştir. Dlğtr taraftan kütüphaneye bugüne katlar bağışlanan kitap sayısı da 1013 ü bulmuştur. Kütüphane bağışlan kabul etmeğe devam etmekledir
Şehir Hatları büfeleri, Küçük Esnaf Kooperatifine ihale ediliyor
Avlardan brrl dovaın eden şikâyetleri goıbnünde bulunduran Denizyolları 1-dnresiı şehir hatları vapur büfelerini. Küçük Ennıtf Kooperatifine İhale etmeğe karar vermiştir. Hâlen İdare Hukuk Mtişnvlrllğlnce tctldk edilmekte filan mukavele. Önümüzdeki hafta içinde imzalanacaktır.
Halk menfaatleri, idarenin menfaatlerine tercih edilmek suretiyle hazırlanan mukavele şartlarına riayet edilmediği takdirde Kooperatif İdaresi bir takım ıncnulivetler ali ma girecek ve ağır para cezası ödemek zorundu kalacaktır.
Boğaziçlilerin toplantısı
Boğaziçi Lisesinden Yetişenler Der* neğl eski ve yeni mezıınlarııu bir arada toplamak gavoalylc varın Park Otel salonlarında saat 15 ten 19 a kadar devan? edecek bir danslı çav tertip etmiştir.
Dünya Gençlik Birliği Genelsekreteri bugün gidiyor
Şehrimizde toplanacak Dünya Gençlik Birliği Kongresi hazırlığı ıçth bir müddet evvel Ankaraya gitmiş olan Birlik Genelsekreteri Dr M er varan dün sabah şehrimize dönmüştür. Bugün «ant 13.30 da uçakla Atimi ya gidecek ve Yunan üniversludftetivie tema tat* yapacaktır .
TBNÎ İSTANBUL
Sayfa 3
11 Şubat 1950
GÜNÜN EKONOMİK HAREKETLERİ
Malî meselelerimiz :
1950 Bütçesi Mecliste
Meclise tevdi ettiği umumi bütçe tasarısında Hükümet, devlet masarifini 1.467.3 milyon lira ve devlet varidatını 1 312,4 milyon lira olarak tahmin etmiş ve varidat ile masarif arasındaki farkı teşkil eden 154,9 milyon lira için de Mar-shall yardımından gelecek o miktar meblâğı kargılık tutmuştu. Bütçe Komisyonunun tetkikından geçip Meclis Umumi Heyetine verilen tasarıda masarif rakamlarının da varidat rakamlarının da tezyıden tâdile uğradığı görülmektedir. Varidat yekûnundaki kabarıklık pek cüz idir, bir milyon lirayı bile tutmuyor. Masarif yekûnu 20 milyon liraya yakın kabarmıştır. Böylece Umumi Heyetin tasvibine arzedilen bütçenin masarifi 1.487,2 milyona, varidatı 1.313,3 milyona baliğ olarak aradaki fark da 173.9 milyon liraya çıkmış bulunuyor. Marshall yardımı miktarını aşan 19 milyon lira açık nasıl kapatılacak? Uzun vâdeli bir istikraz ile!

Hükümet tasarısındaki o 154,9 milyonluk masarif fazlası için —teknik zaviyeden— açık ismi verilemezdi ve verilemez. Zira karşılığı olan Mar-shall yardımı —hiç bir istikraza mahal bırakmadan— “hjbe” şeklinde varidat kalemleri arasına giriyor ve varidat yekûnunu masarif yekûnuna müsavi kılıyor. Bütçe Komisyonu yeniden yeniye ortaya koyduğu masarif ile 19 milyon liralık hakikî bir açık ihdas etmiş bulunmaktadır. Fakat hakiki açık bundan da ibaret değildir. Umum! bütçe gibi Amme hizmetlerine muhassas mülhak bütçelerden ikisi, yani Posta ve Telgraf bütçesi ile Devlet Denizyolları bütçesi de —esasen— 40,7 milyona varan bir açık ile bağlanmış bulunmaktadırlar. Bu suretle yılın bütçesinde veya bütçelerindeki açık yekûnu şimdi 40.7 milyondan 59,7 milyon liraya yükselmiş bulunuyor, demek olur.
Meselenin ağırlığı şuradadır: Mülhak bütçelerin 40,7 milyonluk açığım yine Merkez Bankası kapayacaktır. Bankaya Posta ve Telgraf m 1947 sonundaki 7,4 milyon lira borcu aralık 1949 da 40.4 milyon liraya ulaşmış ve Denizyollarının 1946 gayesindeki 12 milyon Hra borcu yine aralık 1949 da 65,9 milyon Uraya varmıştır. Bütçelerin gizli veya aşikâr açıklarını kapamak için tedavül bankasına başvurmanın Devlet mâliyesine şimdiye kadar açmış olduğu rahneleri yakından görecek vaziyette olan Bütçe Komisyonundan. Hükümet tasarısında veya tasarılarındaki o 40.7 milyonluk açığı — ya masarifte tenkihat yapmak. ya varidatı arttırmak veya her iki tedbire birden müracaat etmek suretiyle — eritmek beklenirken encümen ortadaki açığa 19 milyon liralık daha bir ilâve yapmış bulunuyor.
Denilecek ki, memleketin ziraatei-lerine. meskensizlikten bunalan bir takım şehlrUlere, şark vilâyetleri halkına yardım için 19 milyonluk ilâve muhtelif sebeplerle zaruri idi. Diğer taraftan bütçe açıkları için Merkez Bankasına başvururken de bunu para hacminde kendi kendine hasıl olan boşluklardan istifade ederek yapıyor ve bu boşlukları biraz taşırsak da itidali elden bırakmıyoruz.
Zaruri denilen ilâveler o derecede zaruri olmıyan masraflardan bit kısmını tayyetmek suretiyle pekâlâ yapılabilirdi ve henüz vakit varken şubat gayesine kadar da pekâlâ yapılabilir. Para hacmi meselesine gelince: 1946 dan beri para hacminde boşluk diye bir şey olmadığı gibi para kıymeti de sinsi sinsi düşmekten halı değildir. Para hacmi mevzuunda şurası da asla hatırdan uzak tutulmamalıdır ki, hâlen bütçe açıklan için İhtiyatsızca ve ihtiyari olarak kabar-
Yazan : Namık Zeki ARAL |
— İktibas hakkı mahfuzdur —
tılan para hacminin yarın önüne ge- . çilemiyecek emisyonlarla ister iste- | mez kabarması ve kabartılması ihti- j mali hiç de gayri vârit görülmemeli- . dir. !
I1

Bugün hemen doldurmaya müsa-raat ettiğimiz boşluklardan bir kısmı altın zayiatından ve döviz zayiatından tekevvün etmiş ve etmektedir. Yarın beklenmedik vaziyetlerin tekevvünü ile yeniden memlekete girecek döviz ve altın mukabili olarak Merkez Bankası ister istemez emisyon yapmak mecburiyetinde kalabilir. Altın ve döviz mukabili de olsa para hacminde tezayüt fiyatlara müessir olmaktan hâli düşmez. Ve beynelmilel mail ve iktisadi münasebetlerde bir memleketin diğerine açıktan kredi küşAd etmesi veya küşâde kredileri artırması yolunda tutulmakta olduğu görülen istikamet de bu gibi ihtimalleri hali hazırda hiç müsteb’at kılmamaktadır. Sonra, ziraî vaziyetimiz olsun, beynelmilel siyasi münasebetler olsun memlekette mutlaka bir zahire stokunun iddıha-nnı emretmektedir. Daha ziyade zirai istihsalin müsaadesizliği yüzünden Toprak Mahsulleri Ofisinin vücuda getiremediği stok için ilk fırsatta Ofise en aşağı yüz milyon lira daha lâzımdır. Yarın bu ihtiyaçlar için devlet bütçesinde kudret ve tâ-kat görÜlemiyerek ister istemez bankaya müracaat edilecektir. Bunlar ve mümasili hallerle karşılaşıldığı zaman da bugünkü ihtiyatsızlıklar hiç hatıı a getirilmiyerek veya getirilmek istenilmeyecek:
— Memlekete gelen altını ve dövizi red mi edelim, memleket müdafaasını ihmal ile zahire stoku yapmı-yalım mı... denilecek ve yeniden Merkez Bankasının emisyonlarına başvurulacaktır.
Ve nihayet unutulmaması lâzım gelen mühim bir nokta da şudur: 1950 nin masarif bütçesi yıl İçin “hibe,. mahiyetinde fevkalâdeden gelen 154,9 milyonluk bir kalem iradın verdiği kuvvetle bir sene evvele nazaran bugünkü seviyeye yükseltiliyor. 1951 de ne olacak? Aradaki farkı bir sene içinde gelir membalarının göstereceği inkişaf ile kapatacağımıza nasıl emin olabiliriz? Önümüzdeki malî yıl esnasında yeniden yol yapılacak; yeniden mektep açılacak: yeniden hast.aha.ne kurulacak; ziraatı, sanayii, ticareti teşvik için yeniden teşkilât yapılacak... Bütün bu yeni icraat ve teşkilât yalnız 1950 için masraf demek değildir. Beriki senelerin de masarifini şimdiden yüzde bir miktar arttırır mahiyeti haizdirler. Zira bu icraat ve teşkilât ile memur kadrosu o nispette geniş liyor; tenvir, teshin, kırtasiye, harcırah, tedavi, nakliye, tâvinat, levazım. tamirat... masraflar o nispette artıyor. Bu artış, hattâ “müsmir,, dediğimiz Amme hizmetleri için de
— kısmen olsun — bir müddet karşılıksız artışlardandır Müsmir dediğimiz hizmetler dahi memlekete semerelerini verinceye ve bütçenin varidat membalarını arttınncaya kadar o yüzde bir miktar kabaran masarifi mutlaka bir yerden arayıp bulmak mecburiyeti vardır. Halen
1950 nın masarifinden aşağı yukarı yüzde on geri kalan varidat memba-lan 1951 in daha da artacak masarifini nasıl karşılayabilecek? Fiilen
1951 de tatbikata girecek olan Gelir Vergisinin, ortadan kaldıracağı kazanç vesaire vergilerine nispetle ne hâsılat vereceği malum değildir Ortada istatistik ve mümasili bir takını ölçülerle bu yolda kati bir tahmin ve ıstıdlâle girişmek mümkün olmadığı için fert ve devlet için suali
— göğüs geçirmeden — hatırlamaya
[lektrod
Aspiratör
Aspiratör
ftektrod
% [lektrod
BAL1&4* 'l \
Geminin önüne ve arkasına konulan iki clektrodun verdiği ceroyanlardan kaçan balıklar, tabii olarak »istemin ikinci kutbunu teşkil eden aspiratörün içine doğru yollanırlar.
Aspiratörle balık avı
Tonlarca balığı tutabilecek olan bu aspiratör, balıkçılık sahasında büyük bir yenilik yaratacak mahiyettedir
İngiliz balıkçıları yakında Manş ve Şimal d( ntzlcrınde, ağ yerini elektrik aspiratörü kullanmak suretiyle yeni bir balık, tutma metodunu tecrübe edeceklerdir. Bir Rus mühendisi tarafından yapılan yeni av cihazının. Rusyada muvaffakiyetli tecrübe safhaları geçirdiğine bundun bir müddet evvel bu sütunlarımızda işaret etmiştik. Bu mevzu etrafında. bu kere yazılan mütemmim mahiyette, malûmatı okuyucularımıza vermeği münasip görüyoruz.
Bahis mevzuu metoda harpten çok evvel başlanmıştı. Esas hedef, ağ i-çinde toplanan balıkları geminin bölmelerinde daha kolayca toplıya-bilmek için tatbik edilecek usûlü aramaktı. Almanlar, kuvvetli olarak tazyik edilmiş hava pompası esasından hareket eden bir usûlü tecrübe sahasına koymuşlardı. Fakat elde edilen neticeler hayal sukutunu tevlit ettiler: Balıklar kuvvetli bir şekilde cez-bedıliyorlar fakat gemiye bitkin bir halde geliyorlardı.
İşte o vakit Rus mühendisi ağın i-çine su ve balıkları birlikte daha az bir kudretle cezbeden bir boru indirmeği tecrübe etti. Birkaç dakika içinde böylece bir ağı boşaltmak kabil oldu.
Bu şekilde meydana getirilen usûl o derece mükemmelleştirildi ki, badema ağdan dahi vazgeçmek kabil oldu. Bu neticeye varmak için, âdı bir cereyan tevlit eden lâlettayın bir aspiratörden başka birşey bulmak icap etti. Zira balıklar çok ürkek ve dikkatlidirler. Ve kendilerini şüpheli bir cereyana kaptırmış olarak daha az müphem olnuyan bir yere doğru gittiklerini hissettiler mi, derhal ürkerler ve bütün hızlariyle kaçarlar.
Sonra şunu da unutmamalı ki balıklar elektrik cereyanını sevmezler. Rus mühendisi bu ciheti nazarı dikkate alarak, balıkların meselâ alter-imkân yoktur. Hep temenni edelim ki yeni vergi, kalkan vergilerin hâsılatını fazlasiyle versin. Fakat ilk senelerde ya o kadarım da vermezse? Hükümetin getirdiği masarif bütçesini Bütçe Komisyonu bir miktar daha arttırırken bu noktaları hiç hatırına getirmemiştir, demlemese de zaten kabarık bütçe yekûnunu biraz daha kabartarak ortadaki açığı da biraz daha büyütmekte hiç beis görmemiştir, Devlet zimamdarları için âtiye ait ukdeli hususatta nikbin olmaktan ziyade bedbin olmak bizzat hikmeti hükümet icabı değil midir?
tfrnld etmek isteriz ki Millet Meclisi önümüzdeki müzakereler sırasında yalnız umunu bütçenin bu 19 milyon açığını değil, aynı zamanda ıkı mülhak bütçedeki 40.7 milyon a-çığı da erilmek meselesine lâyık olduğu ehemmiyeti verir’
natif cereyanlar gibi bazı elektrik cereyanlarına karşı olan tabii antipati-leri esasından hareket eden yeni bir usûl kullandı. Vazettiği bugünkü sistem sadece aynı istikamette bir cereyanın geçtiği iki elektrottan müteşekkildir; bu elektrodlar geminin başına ve gerisine yerleştirilmiş olup denizin muayyen bir derinliğinde demir teller ucuna asılmışlardır.
Ortada cezbedici bir hoparlör bulunur, bu bakırdan mânini olup sistemin ikinci kutbunu teşkil eder. Buradan elektrodlarda cereyanın aksı olan bir cereyan geçer. Bu elektrod-lardan tabii itiyatları neticesi kaçan balıklar tabiatiylo merkezdeki boruya doğru giderler, ve tabiatiyle başlarına geleceği düşünmeğe vakitleri olmadan kapana girerler.
Buna benziyen bir usûl Birleşik A-merikada balık avlamak için değil, hazan nehir veya şelâlelerin yatakla rında kurulan hıdro elektrik fabrikaların türbinlerine doğru giden balıkları uzaklaştırmak için kullanılmıştır.
Bu orijinal balık avcılığı usûlü üzerine yeni teferrüatlı malûmat veren “Discovery” İngiliz mecmuası, Rus mühendisinin klâsik balık avcılığı u-sulü yerine bu yem usulü kolaylıkla ikame edebileceğine inanmaktadır. Filhakika bıı şekilde cezbedilmlş olan balıklar hiçbir yaralanma vakası göstermiyorlar ve geminin bölmelerine tamamen Arızasız olarak geliyorlar. Diğer yandan zaman ve zahmetten yapılan tasarruf fevkalâde büyüktür. Böylece hergün tonlarca balık topla-nılabilir ve bunun için denizcilerin sa- j dece aspiratörlerinin iyi işleyip işle- 1 mediklerine nezaret etmek endişeleri vardır.
Hiç şüphesiz bu şekilde tam mâna-sivle otomatik bir balık avı sistemine varılmaktadır. Bu bir nevi “düğmeye basma” tarzında balık avcılığı olup, sadece hedefi iyi seçmek kâtıdir, o vakit mucize kabilinden geminin çabucak her boyda balıkla dolduğu görülür. Bu vaziyette denizcilerin şezlonglarını güverteye getirmeleri ve bu müddet zarfında güneş banyolarını almaları imkân dahiline girecektir. Herhalde bıı da onların hakkı ve sırasıdır.
“C*- İMrtu” den.
Dünya Haberleri
ingilterenln ocak ayı İhracatı tahminleri aştı
Londra, 10 A.A. (United Press) — Ticaret Bakanı Harold WlJson*un dün bildirdiğine göre, İngilterenln ocak avı ihracatına ait muvakkat rakamlar 175.800.000 İngiliz Lirasını bulmuştur. WjJson b« miktarın geçen ekimde yapılan tahminlerden 15.500,000 lira fazla okluğunu, geçen seneki miktarın 21 milyon 100 bin stcrling üstünde olduğunu ilâve etmiştir.
İngiliz - Arjantin ticaret görüşmeleri
ir Buenos Aires (Rcuter-Hususi ı — İngiliz - Arjantin görüşmeleri İngiltere İçin çok dikenli olan et fiatleri üzerinde münakaşalı olacak ve keyfiyet İngiliz Arjantin tstişari Komitesinin mart a-ymda cereyan edecek ilk toplantısında halledilecektir. Bir İngiliz - Arjantin ticaret mukavelesinin akdi için muktazi müzakereler başlamıştır.
Stcrling bölgesi Amerikan petrolü İthalini arttırıyor ir VVashington, 10 A.A. (USİS) — İngiltere Hükümeti evvelce verdiği bir emri değiştirerek sterling bölgesine ithal edilebilecek Amerikan petrolü miktarını senede 1 milyon tona yükseltmeği teklif etmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı sözcüleri bu teklifin müzakere için bir zemin olabileceğini söylemektedirler. Bu mevzu üzerinde uzun zamandır görüşülmekteydi.
Oslo kürk satışları
★ Oslo, ıReuter - Hususi) - Nor-veçin 1949-50 yılı kürk istihsalinin en büyük kısmı satılmıştır. Şubatın 20 sinde başhyacak otan gelecek arttırmaların mevsimin son büyük Norveç kürk satışını teşkil edeceği tahmin olunmaktadır.
Güney Avrupa devletlerinin köıniir ithalâtı azalıyor ir Duis-Burg, 10 A.A. 1AFP1 — Belçika ve Holânda limanlarından î-talya, Yunanistan ve Yugoslavya-ya yapılan Alman kömür ihracatı azalmaktadır.
Geçen ocak ayında tahminen 165 bin ton ihraç edildiği halde içinde bulunduğumuz ayın ilk 9 gününde yalnız 20.000 ton kömür gemilere yüklenmiştir.
Yetkili çevrelere göre bu düşüş herşevden önce güney Avrupada-ki kömür ithalâtçıları tarafından verilen siparişlerin azalmasından İleri gelmekledir,
İngiltere - Türkiye ticaretinde bir rekor
★ LONDRA 10, (Nafen) — Thomson ve Houston İngilterede Rugby şehrindeki şirket merkezi Türki-yeden 250 bin İngiliz liralık bir sipariş almıştır.
Tek sipariş olarak bu, İngiltere Türkiye ticaret sahasında bir rekor teşkil etmektedir.
Turistik Yollar Kanunu
Yurtta turizmin inkişafı için yeni bir tasarı
Ankara 10 (Hususi muhabirimizden) — Turizmin inkişafı için memleket yollarının inşa, tâmir ve bakımını temin maksadıyla bir ”Turist.ik Yollar Kanunu tasarısı" hazırlanmış bulunmakladır. 17 maddeden ibaret olup Bakanlar Kurulunca tetkik e-dilmektc bulunan bu tasarıya göre. Turizm Danışma Kurulunca kabul e-dilen turistik bölgeler ve yerler içinde mevcut veya yeniden yapılacak yollar için illcrce bir program tanzim edilecektir.
Bu program, il umumî meclislerince tasvip ve Bayındırlık Bakanlığı ile Basın, Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğünce tetkik ve kabul edildikten sonra iller tarafından tatbik o-lunacaktır. 1
Bu yolların inşa, tâmir ve bakımları, Bayındırlık Bakanlığı tarafından tasdik edilmiş proje ve fenni evrakına bu Bakanlıkça verilecek direktiflere uyularak yapılacaktır.
İller turistik yollarının inşası, devamlı tamiri, ağaçlandırılması, bakım ve muhafaza masrafları; o İl 1-çindcl^ yol mükelleflerinin yol vergisine ikişer lira zam yapmak, ilin bedeni ve nakdi yol vergisi tutarının yüzde 25 inden eksik ve yüzde 50 sinden fazla olmamak üzere il umumi meclislerince tahsisat ayrılmak, il merkeziyle banliyösünde ve il içinde işliyen muayyen tarifeli kara ve deniz umum! nakil vasıtalarının yolcu biletlerine ve tenzilâtlı pasolarına ve her sefer için muayyen bir miktar zammetmek ve nihayet il merkezi ile bağlı şehir ve ilçeler ve başka iller arasında işliyen arabalardan senede 7,5. hususi ve taksi binek otomobilleriyle kaptıkaçtı ve kamyonlarından 25 ve otobüslerden 50 lira almak suretiyle elde edilecek varidatla karşılanacaktır.
Bu kanun tasarısı ile 3477 sayılı İzmir Vilâyeti turistik yollarının inşası hakkındaki kanun yürürlükten kaldırılmakta ve bütün turistik bölgelerdeki yolların inşa, tâmir ve bakımları birleştirilmektedir.
Tüccar ve fabrikatörlerin yeni bir
• cemiyeti
Dünkü toplantıda Cemiyetin ismi tesbit edildi
Şehrimizdeki ticaret ve sanayi erbabı tarafından yeni bir cemiyet kurulacağından bahsedilmişti. Cemiyeti kuracak olan tüccar ve fabrikatörler, dün Ticaret Odasında geç vakte kadar bir toplantı yapmışlardır. Bu toplantıda söz alan bir kısım Azalar, Cemiyetin adının “Ticaret ve Sanayii Kalkındırma” cemiyeti olmasına itiraz etmişler, bir kısım âza da Ticaret ve Sanyii Teşvik Cemiyeti diye isim konulmasını deri sürmüşlerdir. Uzun boylu münâkaşalardan sonra cemiyetin ismi “Ticaret ve Sanayi İşbirliği Cemiyeti,, olarak tespit edilmiştir. Gelecek toplantıda nizamnamenin müzakeresine devam edilecektir.
Gaziantep fıstığı ihraç ediliyor
Amerlkadan ve Arap memleketlerinden Gaziantep fıstığına karşı istekler artmıştır. Bu yüzden toptan 140 kuruşa satılan Antep fıstığı 180-200 kuruşa kadar yükselmiştir.
Bu yıl, ziraî mücadele genişletilecek
Ankara 10 (Hususi muhabirimizden) — Tarım Bakanlığı ziraî mücadele hizmetleri için 1950 bütçesinde bir buçuk milyon lira fazla ödenek alarak bu tahsisatı beş milyon liraya iblâğ etmektedir. Bu tahsisatla dcV-let mücadele programına alınmış o-lan bütün hastalık ve haşerelerle sıkı bir mücadele yapılacak. Evvelce bildirdiğim gibi mücadele enstitü ve is-tasyonlan da bu tahsisat içinde e-saslı bir şekilde tasfiye edileceklerdir.
Turistlere bir kolaylık
Haber aldığımıza göre, 1950 Mukaddes Yıh içinde itaiyava gidecek turistlerin seyahat belgesi olarak hamil bulundukları “Hacı Kartlan” ile turistlerin mensup oldukları devletin dış temsilcilikleri tarafından verilecek olan fotoğraflı belgelerin, memleketimize turist celbinin temini maksa-diyle, pasuport yerine kaim seyahat belgeleri olarak kabul olunması Bakanlar Kurulunca karar altına alınmış ve bu bapta gerekli talimat dış temsilciliklerimize gönderilmiştir.
Tohum ıslah islerinden iyi neticeler bekleniyor
Ankara ı Hususi muhabirimiz bildiriyor) — Memleketin muhtelif bölgelerinde çalışmakta olan tohum ıslah ve deneme istasyonlarının faaliyetleri hakkında Tarım Bakanlığınca verilen malûmata göre, buğday melez çeşitleri üzerindeki çalışmalar, verimli bir safhaya girmiştir. Yeşilköy istasyonunda elde edilmiş olan dört melez çeşidi, Adana Pamuk Üretme Çiftliğinde ve Edirne Deneme Tarlasında da denemeye alınmıştır. Eğer buralarda da muvaffakiyetli netice verirse, bu çeşitlerin derhal geniş ölçüde üretilmelerine geçilecektir. *
Pamuk selektörleri geldi
Ankara 10, ı Hususi muhabirimizden — Tarım Bakanlığı Marshall yardımından pamuk mıntakalannda-ki pamuk tohumlarının ıslalu için (pamuk selektör) leri getirtmiştir. Bunlar pamuk mmtakalarına dağıtılacaktır.
Memleket iaşesinde ferahlık yaratmak üzere Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından buğday ithaline devam olunmaktadır. Yukardaki resim, mezkûr buğdayların kışın karlı ve yağmurlu günlerindo Kuruçeşmede yeni kurulan kömür deposunda açığa ne şekilde istiflendiğini göstermektedir. Zayiata meydan vereceğinden asla şüphe edilmıyen bu durumun önüne ancak kâfi miktarda depo veya siloya sahip olunmakla geçilebilir.
10/11/1950 Cuma
Borsalarda vaziyet
New-York Borsası
Kapanıl;
Açılış
İstanbul
dugiıjt
68-60
UL&-12
Londra Borsası
Bradford Piyasası
Tiftik
En aşağı
En yukarı
Adana
Ecnebi Tahviller
Türk uran Dolar ......
Stcrling
Dilkıımıı Hnm Maddeleri: Tiftik (ona mal) ........
Tlfllk (Natürcl) ........
Yapak Anadolu (kırkım
linin derileri
Sığır snhımurn (yaş/ kilonu Keçi tuzlu kuru kilosu .. Koyun hava kurunu kilosu Morbahs sığır vaş kilosu.
Vıığlı luhııııılrtrı
Ayçiçeği tohumu . Keıçııtnhumu ........
Kcndırtohunıu Susam (Bnnchrma) \ er ’lAfiğ» Kabuklu
İstanbul Ticaret Borsası
İstanbul Borsası
Pamuk ı Kantan=Tallan) ...
Ashmouni Kısa ey ati» F/G Knrnak Uzun elyaftı F G
Borsada pamuk fiyatları gevşek bir durum arzetmektedir
Kıırıı Meyvıılurı
Fındık t kabuklu sivri) Fındık lîç tombul) ... Ceviz (kabuklu) Cevİ7 (tc natürcl)
İkramiyen Uıhvlılcı
r.‘.33 Erkanı tû3b ikramiye!) MÜH MUdnfan i ......
I‘.Mİ 1941 1/2
Demiryolu IV Demlrvolu V
I9 i*‘ ikramı veli Diğerleri Dorniryolu vı. , Kalkınma
I94>
Nebati l'ıığlur.
Zeytinyağı (Eksim Ekstra) SuNomynğırrnflnc teneke!)) Ayçlçuğl (Rafine çıplak)
Devlet Tahvilleri
II HtfUhul
Buğday yııını şak (Tuc.) Buğday YumuşakıOfisin). A.rpU Birahlt
Arpa Yemlik idhkmol ......
Mısır (Boyıud çuvalı .....
Fli^ulva Hor()Z (çuvalı)
Klıeulvv *cr« nokıne)
Ki işvemi
Mercimek Icırmı^ı (kabuk ) Mercimek Yeşil (Yozgat)
\ hn» nnthrei
İzmir Ticaret Borsası
Dün Ticaret Bordasında fındık Üzerine 200 ton kadar muamele olmuştur. İhracatçıların Almanya İçin mal aldıkları anlaşılmaktadır. Bundan başka sivri fındıklara karşı da, a rap memleketlerinden istekler başlamıştır. Yağlı tohumlar gTupunda, kf ten yayının muhtelif kalitelen üzerine hararetli muameleler olmuştur.
Esham ve Tahvilât Borsaaında Ah r-krz Bankası tahvillerine, karşı istekler fazladır. Fiyatlar ilerleme kaydetmiştir. Birinci ve ikinci tertip Milli müdafaa tahvilleri üzerine de hararetli muameleler cereyan etmiştir Altın piyasasındaki düşüklük durmuştur. Külçe altında 2 kuruş kadar ilerleme görülmüştür.
îyl mal (Llbrosi=Pcni) Sıra malı
Anadolu
Trakya „
ı.
LL .....
Lll........
istikrası 1......
IL .....
ÖivaH-ihrrurum 1.
H-V1L
Demiryolu l......
II.....
LU.....
MUdHtaa i.......
İL ...
JL ....
İskenderiye Borsası
Boraada ty kirdeksiz kuru uzum, gevşek bir durum arzetmiştir. İncir piyasası, sağlamlığını muhafaza ediyor. Bııgün pamukta oldukça canlılık görülmektedir.
Pamuk yağı müstakardır ve durumunda bir değişiklik yoktur Pamııfc çe-kirdegt satıcıları, mevcut fiyatı tatminkâr bulmadıklarından arzda çekingen davranmakta devam etmişlerdir.
Koten tuhıımıı (Tonu=SterHn) ...
Bomb.-ıy ...................
Kalkııta ....................
Yer fıstığı Hindistan ..........
ıiuğday D3uşell=8ent) ...........
Sert Kış mahsulü No. 2 ...... Kırmızı.. No. .......
»•anııık Middling (Llbresl=Sent)
Mart ........................
Mayıs »«•••••••••s rommuş
Ekim
Tlfllk (L.)bresl=Sent) .........
Teksas No. L ..................
Fındık (Llbresl=Sont)
Kabuklu Yorll Irl ...
• • orta ....
Devanı iç ithal malı ........
Ekstra iri İç malı ..........
Kıını Unıim (Llbrcsl=:Sent) .....
Thompson çekirdeksiz seçme
Kalen tohumu (Buşeli=Dolar) ... Mlnneapolls .......
Kalay (Llbr^ıü=Sent) .......
Levha-teneke (100 libre dolar)
öterim^
Dolur .......
Fr. Frangı... İsviçre Fr.... Beiç. Fr. ... İsveç Kr.....
Florin ......
Liret
Drahmi ......
Escoudus
£•) Günündü Borsada muamelesi tescil edilmemi© tahvilât ve eshamın arz ve taleplere göre taayyün eden takribi piyasa değerleri.
Altınlar
|l Hıllçc tem ur. Külçe DegUMsu, Cumhuriyet ... Reşat Bugün Eski Kur
Lira Lira
5.92 5.97 1080 44.50 (0 70 39.80 52.10 16 40 42.50 41.40 5.90 5.95 42.56 i l 30 (0.70 30 65 52 25 (5 50 42.60 41.50
Hamit
Gulden
Ingiliz
Fransiî kok.,.. Napol4on 111... İsviçre ......
Ne.MV-Yurk'ta ; onsu : $ 35
•• •• Gumuş, Plâtin
En aşağı En yukarı
Gümüş Gr. .... Plâtln „ 10.- U.-
Zürich Borsası (Serbest)
İsviçre Frangı
Şirket Tahvilleri
Anadolu D.Y Tertip A/B. •• .* '-O» • 9 . ?t*)0 ,t ,, Mümea. Senet. 108 Cıiı 69— 67.50 ’07.- 60.- 67.50
Şirket Hisse Senetleri
T. C. Merkez Bankası Türkiye îş Bankası w.... Türk Ticaret Bunkuaı Aralan (Çimento Sark Değirmencilik Milli Reasürans 131 — 25.10 5— 17— 23.25 16.25 132— 25.10 5.- 17— 23.50
Mısır Kredi fonsiye 1003
Bugün Son Kapanış
üzüm çeKirdvKsu fNu.U 52.25 52.50
incir A serisi No. 8.. 56.— 56.—
B serisi No. 108 13.— 43.—
Pumıık Akala ı 233.— 233.—
Pamuk Akala ıl 220.— 220.—
Pamuk veril 200.— 200.—
Pamukyağı (rafine) ... 150.— 150—
Pamuk çekirdeği ..... 16.75 16.75
Adana Ticaret Borsası
Pamuk Akulu 185 195 İRS —
Pamuk Akala 11 155/165 165/167
Pamuk Yerli I 140.— 140—
Pamuk Makine 150.— 150—
Eskişehir Ticaret Borsası
Buğday yumuşak ....
Buğday sert
R
Eski kur
262. -
233.-
30.93
30.90
30.53
28.62
68-bO
23.-
22.5
37.-
39-40
U.6-12
3.90-8.99
77.75-78
7.50
(J3.-
62—
61.5
84.—
30.-
19.50
eö.so
90.—
Sayfa 4
(t
I VI*

Hususî muhabirimiz Curt Riess bildiriyor
Y E N t İSTANBUL
11 Şubat 1*»K0
Siyasî meseleler ve muhabir mektupları
Abdülhak Hâmıd
nı ünasebct i vle
J
Moskovada cereyan eden
Yazan : ABDÜLHAK ŞİNASÎ HİSAR
DESCARTES
müzakerelerin içyüzü
Komünist Lideri Mao-Tse-Tung memleketinin
hükümranlık haklarını feda etmiyor
muhabirimiz — Amerikan Acheson, 12
her ke-ba-
Stokholm (Hususi Curt Riess bildiriyor) Dışişleri Bakaru Dean ocakta, Sovyet Rusyanın, bazı Çin vilâyetlerini İlhak etmek tasavvurunda bulunduğunu ilân etmişti. Sovyet Dışişleri Bakanı Vlşinski’nın. bu iddiayı tekziben, 20 ocakta yaptığı beyanat, iki bakımdan şayanı dikkattir.
1) Vişlnaki’nln cevabı gayet sertti. Molotof bile, Batı Devletlerine karşı bu derece sert bir lisan kullanmamıştı. Halbuki Molotof, Sovyelle-rin, nasılsa batı ile münasebetlerini kesmek mecburiyetinde olduğuna ve bunun Sovyetler için pek de mahzurlu olmıyacağına inananlardan iken, Vişinski, bilâkis, batı ile ne olursa olsun, münasebetlerin silmemesine taraftar olanların şında gelmekte idi.
2) Vişinski’nin cevabı bir hayli gecikmiştir Acheson’un 12.ocakta yaptığı beyanata, bir kaç saat veya nihayet bir gün sonra cevap vermemek için hiç bir sebep yoktu. Kremlin ise 20 ocağa kadar sustu.
CEVAP K/ME VEE/LD/f
Vişinski’nin cevabındaki sertlik ve bu cevabın gecikmesi sebepleri, Sovyet Dışişleri Bakanlığından alınabilen mahrem malûmatla İzah edilebildi. Meğer bu “Cevap., zaten Ache-aon’a hitap etmiyormuş. Sebep büsbütün başka!
Ruslarla yeni mukaveleler akdetmek üzere Mao-Tse-Tung’la Moskovaya gelen Komünist Çin delegasyonu, Rusların Mançuryaya yerleşmeye ve buradan çıkmamaya kati surette niyetli olduklarına dair inandırıcı delillere sahip olduklarını Huşlara açıkça ifade ederek, Pekin deki Komünist Çin Hükümetinin Dışişleri Bakanı Çu-En-Lai’ı Moskovaya çağırmışlardı. Amerikan Dışişleri Bakam Acheson, belki de farkında ol-mıyarak, Çinin en gizli endişelerini açığa vurmuştu. Çinliler de, bu korkularını, Moskovada. çekinmeden ortaya koyabildiler. Çu-En-Lai, 21 o-cak sabahı, Moskovaya varacaktı. Viçinski, bu sebeple, beyanatını 20 ocakta verdi.
Çinliler, Rusyanın emelleri hakkın-daki endişelerini, Ruslara o derece açık ifade ettiler ki, konuşmalar, az kalsın bu yüzden inkıtaa uğrıyacak-tı.
MAO-TSE-TCLVG NE İSTİYOR?
Halbuki bidayette her şey ne kadar mükemmel gidiyordu. Büyük merasimle karşılanan Mao-Tse-Tung, 18 aralıkta şerefine venlen büyük ziyafetten sonra, Stalin’le, bir kaç saat başbaşa konuştu.
Çin lideri, Moskovaya teferruatlı bir programla gelmişti:
1) Mançuryanın sanayi tesisleri 1945 de Ruslar tarafından yağma e-dilmiş ve tamamen yokolmuştu. Mao-Tse-Tung, bu tesisleri yeniden kurmak için Rusyadan, iki sene içerisinde verilecek 300 milyon dolarlık bir kredi istiyordu.
2) Çin-Rus Ticaret Anlaşması, harp içerisinde aktedilmiş ve bütün hakları Sovyetlere tanımıştı. Rusların alacakları mallar tasrih edilmediği gibi, bunların nasıl mahsup edilecekleri de, muayyen bir formüle bağlanmamıştı. Mao-Tse-Tung, bütün bu dâvaları halleden bir ticaret anlaşmasının yapılmasını istiyordu.
3) Komünist Çin Hükümeti, “Çin İdare ve ekonomi cihazının işlemesine yardım,, eden bir çok Sovyet müşaviri, subay, mütehassıs ve irtibat memuru kullanmaktadır. Mao -Tse-Tung, sayılan yüz bini aşan bu kadronun azaltılmasını istiyordu.
4) Çin Milletinin müstehlik eşya ihtiyacı, gelecek yıllarda muazzam yekûnlara baliğ olacaktır. Mao-Tse-Tung, bunların Sovyet Rusyadan ithal edilmesini istiyor. Buna mukabil, Çin, Rusyaya. volfram, bakır ve ipek ihraç edecektir.
5) Bütün bunlara mukabil Tse-Tung, Çang-Kay-Şek’in,
de Sovyetlerle akdettiği “Dostluk ve Yardımlaşma Anlaşması,, m, “değişik esaslara göre,, olsa bile, yenilemeye hazır olduğunu bildiriyor.
Mao-Tse-Tung’un anlattığına göre, Stalın kendisini dikkatle dinlemiş, teferruata hiç yanaşmamış ve bunları asıl konuşmalara terkederek prensip İtibariyle muvafakat ettiğini bildirmişti.
SİNKİANG MESELESİ.
Bu sırada Sovyet Hükümeti tekliflerini tetkik etmektedir. 28 a-ralıkta başlaması mukarrer olan konuşmalar, yeniden teahhura uğruyor. Sovyet Hükümeti, Stalin’in 1943 de Çang-Kay-Şek ile Sinklanga dair akdettiği mukavele hakkında Çin'in noktai nazarını soruyor.
Slnkiang, Sovyetlerln Ural ötesindeki sanayi merkezlerini tehdit edebilecek yegâne stratejik bölgedir. Sovyet nüfuzu altında bulunan bu vilâyeti, Çang-Kay-Şek, 1942 de Rus Alman harbinden bilistifade kendi hâkimiyeti altına almış ve 1943 mukavelesiyle Ruslara bazı maden arama hakları tanımıştı. 1949 eylülünde Slnkiang, Mao-Tse-Tung rejimine iltihak ettiği için Kremlin şimdi, Mao-Tae-Tung’dan, düşmaniylc aktedilen mukaveleyi tanıyıp tanı mı yarağını soruyordu.
MÜZAKERELER BANLIYOR
2 ocakta başlıyan müzakerelerin Molotof tarafından idare edileceğini uman Çinliler, büyük bir hayal sukutuna uğradılar. Molotof, 1949 sonbaharından beri Mao-Tse-Tung’la daimî temasta bulunduğu için, Çin meselelerini tabiatıyla, anlayışla karşı-lıyacaktı. Halbuki, riyaset makamını Malenkof işgal etti.
Konuşmalar başlar başlamaz, Mao-Tae-Tung, Slnkiang Anlaşmalını tanımaya hazır bulunduğunu, hattâ, komünist Çin valisinin yanma bir kaç Sovyet mütehassısının bile verilebileceğini, bundan başka, Çin’in diğer vilâyetlerinde de, Şosetlere, kıymetli madenler aramak hakkı tanınacağını resmen beyan etti.
Bunlara mukabil, \ Mao-Tse-Tung, Mançurya demiryolları ve Dairen ile Port Arthur üzerindeki uzun vâ-deli Rus haklarının t&hdidftıl istedi, Malenkof ve daha sonra Molotof, Mı-koyan ve Beria gibi bir çok Politbü-ro âzasiyle yaptığı görüşmelerde, Çin lideri, Rusyanın Mançurya üzerinde tesis ettiği hakimiyetin. “Ebedî Sovyet-Çin dostluğu,, için en büyük engel olacağını. Çin Milletinin, topraklarında her hangi bir yabancı milletin daimî olarak yerleşmesine hiç bir zaman tahammül edemiyece-ginl açıkça ifade etmiştir.
Malenkof, Sovyetler Birliğinin İlerde. bu meseleyi de görüşebileceğini kabul etmekle beraber, Çin Milletinin, şimdilik. Mançuryadaki Rus hâkimiyetinden çok daha mühim dâvaları haJletmek mecburiyetinde olduğunu zannettiğini ifade etmiş ve bilhassa Çin’in yıkık ve harap haline İşaret etmiştir. İmar ve kalkınma i-çin her şeyden evvel para lâzımdır. Sovyet Rusya, istenilen 300 milyon doları, iki senede değilse bile, üç sene zarfında vermeye hazırdır. Fakat, imar ve kalkınma meselelerinde, ihtisasın da rolü vardır. Zaten, Kuomintag rejiminin tefessüh etmiş memur kadrosunu hemen tasfiye etmeye imkân olamıyacağına göre, Sovyetler Birliğinin, kalkınma programını Sovyet mütehassıslarının nezareti altına konulması üzerinde ısrar etmesi tabiidir. Hulâsa, Sovyetler Birliği, muayyen garantiler istenmek mecburiyetindedir.
İKİ TARAFIN KARŞILIKLI DURUMU.
Müzakereler uzadıkça, tarafların birbiri karşısındaki durumu tavazzuh ediyordu. Çin Komünistleri, Kremli-nin siyasi ve askeri arzularını —imkân dairesinde— tatmin etmeye hazırdılar; kendi emniyetleri de zaten bunu âmirdi. Fakat Çinliler evvelâ ticaret mukavelesini ve sonra dostluk ve yardımlaşma paktını yapmak niyetinde idiler.
Diğer taraftan, Rusların, Çinli dostlarını daha ziyade kuvvetlendirmek niyetinde olmadıkları da açıkça görülüyordu. Ruslar ijin askeri-anlaşma daha mühim idi.
ASKERİ MESELELERDE ANLAŞMA.
Her iki tarafın emniyet mülâhazaları, askeri sahada iştirak ettiği için, ilk mühim kararlara bu mevzuda varıldı.
4 •
Harpte faaliyete geçecek, fakat e-sası şimdiden hazırlanacak müşterek bir kurmay heyetinin kurulmasına karar verildi.
Uzakşarkta harp tehlikesi belirirse, Sovyet kuvvetlerinin Çin topraklarından geçmeleri kabul edildi.
Çin, harp halinde Sovyet Rusyaya her türlü yardımı yapmayı kabul etti. Sovyet Rusyanın bu husustaki mukabil taahhüdü, Çin “istiklâl Harbi,, nin hitamından sonra derpiş edilecektir.
Mao-Tse-Tung bundan başka, U-zak Doğuda “Atlantik Paktının emperyalist gayeleri,, ni tahakkuk ettirmeye teşebbüs edecek her devlete karşı nerede olursa olsun, mücadele etmeyi kabul ediyordu.
RUSLARIN AŞIRI TALEPLERİ.
Ruslar, daha ileri gittiler. Çinin, gelecek 50 yıl zarfında Moskovanın önceden muvafakatini almadan, Atlantik Paktı Devletleri ile yazılı veya sözlü hiç bir anlaşma yapmama-sim talep ettiler. Mao-Tse-Tung. bunu reddetti. Çin lideri, bu çeşit mukaveleler yapmamak niyetinde olmakla beraber, böyle bir taahhüdün, Çin Devletinin hükümranlığı ile bili telif olamıyacağını ifadeden kinmemiştir.
^ÇİN-SOVYET DOSTLUĞU,, HAKİKİ MANASI.
“Ebedî Çin-Sovyet dostluğu,, hakiki mahiyeti, bütün çıplaklığı
ortaya çıkmış bulunuyor. Çinliler, çok kazanmak ve mukabilinde hiç bir şey vermemek niyetindedir. Meselâ Ruslar. Çin'in vaktiyle batı devletleriyle yapmış oldukları eski mukaveleleri topyekûn feshetmelerini istiyorlar. Çinliler, bu mukavelelerin ayrı ayrı tetkik edilmesi icap ettiğini’ ileri sürmekle beraber, böyle bir kararın Çin hükümranlığı ile alâkalı bulunduğunu söylemekten çekinmiyorlar.
ÇİN ^PEYKLERE,, BENZEMİYOR.
Bütün bu hâdiseler, Rusları hiç memnun bırakmadı. Kremlin, Çinli dostlarını daha nuıtî ve pazarlığa daha az mütemayil bulacağını
muyorau. Stalin’in gaybubeti sırasında, Malenkof gibi kuvvetli ve mahir bir müzakerecinin, Çinlileri, diğer Kominform âzası gibi korkutabileceği bekleniyordu. Halbuki, hâdiseler, tamamen aksine cereyan etti. Vaziyeti görenlerin ifadesine göre, konuşmalara hâkim olarak “buz gibi,, pazarlık eden. Mao-Tse-Tung’-du.
Ruslar siyasî ve askeri bir ittifak beklerken, bir sürü ticaret anlaşması ile karşılaştılar. Bu yüzden, müzakerelerin ortasında murahhas değiştirmek zorunda kalarak zaafa düştüler. Konuşmaların ikinci haftasında müzakereleri, Malenkof değil, dış ticaret işlerine hâkim olan Mi-koyan İdare etmeye başlafnıştı. KafkasyalI Ermeni, konuşmalarda sertleşince, Çinliler büsbütün ayak dirediler. 6 ocakta, müzakereler muvakkaten, bir iki gün inkıtaa bile uğradı.
ka-
(/*-
nun
nun ile
u-
AMANLA solmuş bir eserin karşısına geçip bugünkü numarasını vermek başka, onun vaktiyle yaptığı tesire şahadet etmek başkadır. Bir taraftan fikir adamının fikri, diğer taraftan bu fikrin mevkii yani kazandığı rağbet, yahut mâruz olduğu muhalefet vardır. Bir taraftan sanatkârın eseri, diğer taraftan bu eserin zaman içinde yapmış olduğu tesir vardır.
Hemen bütün fertleri edebiyatçı bir aileden doğan Abdülhak H&mid, kendi olmasa pek boş kalacak bir devri; sesi, şivesi hürriyet telmihleri, tiyatrosunun nutukları ve hele buhranlı düşünceleriyle doldurmuştu. Zamanına üstün olan ve yepyeni göründüğü için bazılarınca tenkid edilen şiir! karşısında, babalarımızın neslinde avnıpakftrî bir sanata taraftar o-lanların hepsi de hayran olmuşlardı. Hâmld’in büyük şöhreti zamanla artacak ve son sonelerinde arlık “Şair i âzam,, demek; resmî rütbesini söylemek gibi bir şey o-lacaktır.
Denilebilir ki bazı talihleri, mukadderat, âdeta özene bezene ve en ince teferruatına kadar İtina ile yaratır.
Büyük bir şiir ve ifade kabiliyetiyle doğan Abdülhak H&mid'e talih böyle bir nasip hazırlamıştı. Kaderi: şark ve garbın, tarih ve şiirin iştirakleriyle dokunmuş ve yıığurulmuş gibidir. Henüz on, on bir yaşında iken “Ecole Ottomane” a girmesi için Parise gönderilmiş, daha çocukluktan çıkmadan, on dört yaşında, babasının sefir bulunduğu Tahrana gitmiş, evlenir evlenmez Bombay Konsoloshanemizde, sonra, uzun müddet de Londra Sefarethanemizde memur bulunmuştu. Böylece bir taraftan “Hindustan-ı pür zehep, tran-ı bâ tarap” diye andığı Hindlstanla Iran yani şark; sonra, İlklerim,,
ettiği Parisle. “Finton” larlyle yâdettiği Londra garp; diğer taraftan da şarklı ve garpli lisanlar, türkçeden başka, okumaya ve konuşmaya yetişecek kadar farsça ve. fransızcadan başka, İngilizce hep onun yetişmesine yardım etmişlerdi.
Abdülhak Hâmid hayata, dünyaya, aşka doyınıyan ve bunun L çin geçen zamana kızan ve Ölüm karşısında haşyet duyan ve bunun için de muttasıl hayat muammasını kurcalıyan. söyleten bir şairdir. Şair her halde bir “mütefekkir,, dir. Ve her fikir adamını da kayıtsız bırakmıyacak olan meseleler Lnsanla dünyanın münasebetleri ve yer yüzünde beşer talihinin cilveleridir, tstiyerek veya istemiş olmadan, Hâmid şiirle felsefeyi yeniden kavuşturmuştu. Hayat ve âhiret düşünceleri, isyanlar, tövbeler, buhranlar, istiğfarlar, bütün bu metafizik o-nun en ufak manzumelerine kadar siniyordu. HAmid’in, belki başka türlü olmasını tasavvur bile etmediğinden, şiiri insanın mukadderatı ve ademi karşısında vuzuhlu bir görüşe erebilmek ihtiyariyle samimî, ciddi, müselsel bir düşünce, feryat ve hasbıhaldir.
Şiirinin konuları hep edebiyatın ebedî mevzularıdır. Kara sevdadan tâ nazari sevgilere ve tâ fuhşa kadar her türlü aşk ı Hacle. Finten, Cunûn-ı Aşk ve ilh.) Zamanın gpçışi (“Bed mesti gazap, e-Umde bir câm - dursun diyorum şu seyl-i eyyam!”) Ölüm karşısında inBanın buhranı (Makber. ö-lü, Bunlar Odur, ilh) ve insanın çektiği yalnızlık ve ıstırap karşısında muhteşem tabiatın ezeli kayıtsızlığı. hissizliği. Hâmid, bir bakıma münkir ve kâfir gibi telâkki ve tenkid edilirken diğer ta-
şairlcrin takdis edebi-
hususiyet ise kalbı yollar-
Yazan : Cevdet PERÎN
bilhassa hükllm-evllya-
“Divanede neşelerle terennüm de tezat-yanı
raftan da mutasavvıf kendilerinden ad ve lecekleri hır şairdir.
Şairlere hâs olan bu ezelî moselelere
dan yanaşmak ve onları aklî olmaktan ziyade hissi bestelerle sallamak ve âdeta İlâhilerle hal etmek emelidir. Zira şair İlâhilerle düşünen bir mütefekkirdir.
Sairin bütün üstünlüğü, fazileti. kerameti belki vezninin ahen-gınden ve kafiyelerinin mûclze-sinden gelir, tkl mısra sonunda eşsiz bir surette yan yana getirilmiş bir kaç kelime yüzünden ilâ-nihaye büyülenmiş kalan gönüller vardır. Filozofların bütün muhakemeleri ve kurdukları tekmil sia-temler bu kadar İleri gidemez ve bu neticelere erişemez.
Hemen her şairin ve Abdülhak Hâmld’in ruhu, darların, kahramanların,
ların, filozofların, âşıkların, sevgililerin, meczupların gelip tezatlı benliklerini ifade ettikleri bir sahnedir. Şairin ruhu kendi taaddüdünü, İrsî hâtıralarını, hayalinin gezindiği diyarlarla zamanları bu muhtelif şahsiyetlerle söyletir. Elbette başkalarının ağzından söylediği bu düşünceleri daha evvelce duyanlar çok olmuştur. Fakat onların ifade edemiye-çekleri bu muhtelif hisleri şair, bir takım mısralar İçine avlamaya muvaffak olur. Onun vazifesi bu tezatlı düşünce ve tahassüslere bir İfade imkânı vermektir. Bunun içindir ki — burada çocukluk eserleri olan ilk Üç mensur piyesten (Macerayı Aşk, Sabru Sebat, İçli Kız) bahsetmiyorum,— Hâmid, daima muhtelif eşhasın gelip konuştukları piyesler tarzında eserler yazmayı daha kolay bulmuş ve tercih etmiştir. Bu itibarla tiyatrosunun mühim bir kısmı oynanılmak kastiyle bile yazılmış değil, sırf bu his ve fikirleri ifade kolaylığı yüzünden tercih edilmiştir. O kadar ki Hâmid birer monoloğ’dan İbaret “Bir Serilenin Hasbihali,, ni ve ancak iki şahıslık dlyaloğlar (Nazife) ve ancak muhaverelerden mürekkep eserler (Garam, Yabancı Dostlar, ilh.) da yazmıştır.
Romaın Rolland’ın çok kere ileri sürdüğü fikre göre yüksek bir sanat daima biraz olsun kahramanlık istilzam eder. Her sanatkârda bir kahraman vardır. Hâmid bir söz, ifade ve beyan kahramanıdır. Her his ve fikri, her felsefi mektebin inceliklerine kadar, nazımla ve şiirle ifade edebilmiştir.
Babıâll caddesinde dolaşmaya mecbur olan bir sanatkârın, bir sairin haline acınır. Ne kadar büyük bir üstad olsa da kaidesinden yere inmiş bir heykel gibi yüksekliğinden kaybetmiş olacaktır. Herkes onu kolayca görerek kendisiyle bir ayarda bulur. Herkes ona yakından baktığı için kifayetsizliklerini ve kusurlarını iyice görür. Artık kim onu olduğundan daha üstün farzedebilir? Kim onun hususiyetlerini yükseltici tefsirlerle büyümseyebilir?
Halbuki bir şair için — sislerin ardından parıldayan bir güneş gibi — şiirinin ışıklarını kendini yarı gizliyen bir alaca karanlık i-çinden, Hindlstanın azametli ormanları, Londranın benek benek elektriklerle süslenmeye başlıyan sisleri içinden neşredebilmek mazhariyettir!
Şiirin başından veliliğin leşi henüz uçmamış olduğu
manlarda babalarımızın neslinden olanlar, Abdülhak Hâmidi işte böyle, genç muhayyilelerini sonuna kadar kamaştıran hâlesi içinde temaşa etmişler ve “Kürsii istiğrak.. şairini âdeta vecd ve istiğrak içinde dinlemişlerdi.
ne
hft-
za-

KOLASTÎK felsefeye İlk darbeyi indirerek modern felsefenin temellerini atan Renö Descartes. bundan tam üç yüz yıl önce,
İsveç Kıraliçesi Christine’in ısrarla daveti üzerine gittiği Stockholm da öldü, öğrendiğimize göre, bu vesile İle Avrupanın ve Amerikanın bir çok üniversitelerinde törenler yapılacaktır. Bu törenlerin en önemlisi, hk; şüphe yok ki, filozofun, o zamanlar İlmin ve bilhassa felsefenin rrıericezl haline gelen Holândaya 1629 da iltica ederek yirmi yıl kadar oturduğu Amsterdam’da, VVestermark’ta, 6 numaralı evinde yapılacak olanıdır. Ayrıca. yine Holânda’da 1933 de “Descartes Evl’u adı altında kurulan ve hâlen Profesör Gııilhou tarafından i-dare edilen Fransız Enstitüsünde, Fransa Hükümetini temsil etmek ü-zere gönderilen Profesör Gustave Co-hen bir konferans verecektir. Fran-sada, filozofun 1596 da doğduğu ve bugün La Haye-Descartes adını taşıyan kasabanın bağlı olduğu Tours Vilâyetinde yapılacak olan edebî toplantının da çok güzel olacağı muhakkaktır.
Holânda’da otur duğu uzun yıllar zarfında, Descartes. kendisini düşmanlarına karş koruyan bazı asilzadeler sayesinde Avrupanın o zamanki büyük fikir adamlarından bir çokları ile mektup-laşmıya ve eserleri nl yazmıya muvaffak oldu.Bu eserlerin, filozofun sağlığında basılanları şunlardır: Discours de la Mâthode (Metod üzerine ko nuşma) 1637,
taplıyslques (Metanzik düşünceler) (1641), Principcs de phllosophle (Felsefenin İlkeleri) (1644), Traitâ des passioım (İhtiraslar Üzerine) (1649); ölümünden sonra basılanlar ise şunlardır. Trait$ de Tonıme (insan üzerine) (1662), Traitâ du moııde (Dünya üzerine) (1664), Correspondance (Mektupları (1667). Regulae ad dl-reetlonern in iren 11 (Aklın idaresi için kurallar) (1771 ı.
Çoğu dilimize çevrilmiş olan bu e-serlerden Descantes ın bilhassa ilk yazdığı ve asıl adı Discours de la ın6. Ihode pour Men condııire sa ralson et ehereher la vSrlt^ dans les Sciences (Akimı iyi kullanmak ve İlimlerde hakikat! aramak için metod üzerine konuşma) olan eseri hayatın değişmez gerçeklerini ifade etmektedir. Descartes. İngiliz mütefekkiri Ba-con’la birlikte, modern felsefenin kurucusudur diyebiliriz. Çünkü bu i-ki mütefekkir, Rönesanstan sonra ilk defa olarak, ortaçağ felsefesini, yani Grek felsefesi ile Kilise ulularının a-kîdelermln karışmasından meydana gelen o köhne o mahlût felsefeyi reddederek. yerine, bütün esrarlı düşüncelerden sıyrılmış ve yalnız insanın aklına, şuuruna ve tecrübesine dayanan yepyeni bir felsefenin atmışlardır.
Fakat. Descartes yalnız felsefenin temelini atmakla
mış, aynı zamanda bütün bir Fransız kültürü ve dolayıslvle Avrupa kültürü Üzerine de büyük bir tesir yapmıştır. Nazariyelerlni İzah etmek için kullandığı tumturaklı üslûp. Hal-herbe’in tahayyül ettiği ve on yedine! yüz yıl klâsiklerinin gerçekleştirdikleri o sağlam yapılı, pürüzsüz, berrak
temelini
modern kalma-
kalay,
Mao -
1945
— 13 —
KIYAMET GÜNÜ
4
ile mi?
baylar. Yalnız şunu bilme-dünyanın sonundan evvelki
evvel, hakikatte en son harp oldu ve bitti.
Anflör. küçük-büyük adamın sözünü
Monako hükümeti, en küçük hâdiseyi ederek Almanya ve Fransayı tahkir ve etmekten çekinmiyor, en küçük iti-ilAnı harp tehdidini savuruyordu. Bere-
muvaffakiyetten cesaret alarak bir de oynatmaya karar verdim. 23 nüfustan
veyahut “Aşk ile Zelzele* tefrikamı, göz yaşlariylc takip ediyor-
MUHARRİRİ : CAM/
TÜRKÇESİ : REFİK HALİD KARAY
— Nasıl, hile — Anlatayım niz lâzım ki, ben altmış beş yıl zarfında yaşadım.
— Dünyanın sonuna şahit oldunuz, demek?
— Evet amma baştan anlatayım. Ben o zamanlar, Pariste, nankör ve müthiş bir meslek olan muharrirlikle meşguldüm. Şu cihetten nankör ve müthiş idi ki, sporla bütün beşeriyet tamamiyle hayvanlaşmış olduğundan artık kimse kafasını İşletmez ve okumaz olmuştu. Diğer İsraftan, müfekkiremde zengin hayallerin kaynaşmasına ve kendimde münakaşa kabul etmez dehâ alâmetlerinin mevcudiyetini hissetmeme rağmen çıkmakta devam eden pek az gazeteden hiç biri ne romanlarımı, ne de makalelerimi neşrediyordu. Şurada, burada kalmış olan tiyatrolar ise piyeslerimi oynamıyorlardı, Ancak, boks veya futbol maçlarına, seçim mücadelelerine vesile o-lacak spor veya politika piyesleri temsil ediyorlardı. Büyük müzikhollere gelince, rövü-ler için, büyük paralarla günün adamlarını angaje edip teşhir ediyorlardı. Bunlar meşhur katiller, hırsızlar, iflâs eden bankerler, karısını veya kocasını öldürmüş, mahkemede beract etmiş kimseler arasından seçiliyordu. Hattâ, bir seferinde sabık bir başbakanla, dört akademi âzası tarafınlan oynatılan bir balet gösterildi. Hulâsa, benim gibi asil bir sanatkârın eserlerini vermesine imkân olmayan bir devre içinde idik... Fakat geçelim. Bazı emareler, dünyanın sonu yaklaştığım gösteriyordu. Tarifi imkânsız şiddette zelzeleler bazı memleketleri ahalisiyle beraber ortadan yok etmişti. Böylece, müthiş kasırgalar içinde Çin, Japonya, Afrika, Cezair, Hindistan, Amerika ve Rusya harlta-i âlemden silindiler.
Italyada Vezüv patlayarak halkın yarısını sildi, süpürdü. Sıcilyada Etnu ayni şeyi yaptı, İngiltere ile Korsika adaları korkunç bir meddü-cezir hâdisesiyle boğulup gittiler. Şimdi artık Avrııpada Fransa ile Almanya ve Monako Prensliğinden gayri memleket kalmamıştı. Tasavvur ediniz baylar. Fransada resmi istatistikler 129 nüfus kaldığını gösteriyordu. Şöyle ki: Pariste 90 ki-
sız ordusunun Almanyadan çekilmeye hazır olduğunu bildirdi. Bu teklif, bir an evvel memleketlerine dönmek isteyen Almanlar tarafından kabul edildi; sulh imzalandı, iki ordu da memleketlerine döndü .Bıı harp, dünyanın sonundan böylece
Jul kesti:
— Bütün bunlar sizin hile ile Pantheon’a girişinizi izah etmiyor.
— Şimdi sıra oraya geliyor. Anlatacağım, sene sonra Pariste, se-otuz ikiye şeye rağ-
şl, vilâyetlerde 39 kişi vardı. Almanya nispeten daha fazla nüfusa malikti. Orada 267 kişi vardı, bunlardan 258 i asker, geri kalan sivildi! Buna mukabil Monako Prensliğinin nüfusu, tek başına komşularından yüksekti, zira, 600 kişiye sahipti. Bu ezici üstünlük Av-rupanın sulhu için bir tehlike olmakta gecikmedi, vesile tezli l raza,
ket versin, ikinci bir meddü-cezir Monakoyu ahalisiyle beraber alıp götürdü de Fransa ile Almanya nefes alabildiler. Ne yazık ki, uzun bir müddet için değil. Zira, asırlardan beri intikam fırsatı kollayan Almanya, bize ilânı harp için nüfusunun üstünlüğünden İstifade etmeye karar vermişti. Mevcudu, yüksek rütbeliler dahil 38 olan ordumuz, her şeye rağmen seferberlik ilân etti ve şarkılar söyliye-rek. hududa yürüdü. Alınanlar, bir çevirme hareketiyle bize baskın yapmak istediler, lsviç-renin bitaraflığım ihlâl ettiler. Lâkin bunun ehemmiyeti yoktu. Çünkü lsvıçrede tek kişi kalmamıştı. Almanlar, bu bölgeden ilerlerken bizim ordumuz, düşman kıtalariyle karşılaşmak ümidiyle Almanya içlerine girmişti, durmadan yürüyordu. Almanlar ise nihayet Fransa hududunu geçmişler, hiç bir mukavemete rastlamadan Paris üzerine İlerlemişlerdi. Ordumuz, Almanyada muzaffer bir yürüyüşle nihayet Borüne girdi. Ayni gün, Alman bandırası, Pariste dalgalanıyordu! Vaziyet altı ay kadar böyle devam etti, Nihayet Berhnl işgal eden Fransız ordusu komutanı, Paris! İşgal eden Alman ordusu komutanına, Alman ordusu Fransayı tahliye ettiği takdirde Fran-
O hakiki en son harpten birkaç Frarısanın nüfusu yirmi dördü kizi vilâyetlerde olmak üzere İnmişti. Bu hazin günler, her
men benim için en mesut, meslek hayatımın en şerefli devresi oldu. O güne kadar kendimi tamtamamış olan ben, birdenbire Pariste meşhur oldum. Benden gayrı, Parisin nüfusunu teşkil eden 23 kişi can sıkıntısından patlayacaklardı. Tek edebiyatçı bendim; tek başıma bir gazete tesis ettim ve sahibinin vefatı üzerine uzun zamandır metrûk kalan Parisli! en büyük matbaasında onu çıkarmaya başladım. Gazetenin başmakalesinden son satırına kadar ben yazıyordum ve Sinek Virjil imzası, büyük puntolarla bütün gazeteyi süslüyordu. Bu gazetede, o güne kadar neşrede-medigim bütün yazılarım çıktı .23 sadık kailim, gazetemi hayranlıkla okuyorlar ve “Voi-kan’ın YctimeslM veyahut “ isimli lardı, Bu piyes ikisi eski aktörlerdendi. Bir kaç tane de he-
veskâr bularak rolleri dağıttım. Afişleri kendim bastım ve duvarlara kendi ellerimle astım. Eserim, “Comâdie - Française,, de temsil edilecekti. Yazdığını dram fevkalâde bir muvaffakiyet kazandı. Bütün Paris orada idi. Yani aktörlerle benden gayri, 16 kişi’. Oyun bitince perdeyi «alkışlarla on iki defa açtırdılar. Ertesi gün, gazetemde, tabii müstear imza ile bir tenkld yazdım. Kendimi, o güne kadar dünyaya gelmiş en büyük dâhilerle mukayese ediyordum. Artık benim için hayatımın en mesut devresi başlamıştı. Hiç bir tiyatroda eserini oynatamamış ben, reddedilmiş bütün piyeslerimi, şimdi artık emrime âmade olan bütün tiyatrolarda oynatıyordum. Tabii, eşhas üzerinde bazı tâdilât yaparak... Zira, elde mevcut aktörün sayısı mahduttu. Böylece dünya sonu devrinin en meşhur adamı idim. Hatta içimden. beşeriyeti mahveden felâketlere memnun bile oluyordum, çünkü dehâmın muzaffer olmasına yaramıştı. Ne yazık ki bu saadet uzun sürmedi. Gittikçe azalıyorduk. Sapır sapır dökülüyorduk; geriye üç kişi kalmıştık. Sonra ikisi daha öldü ve dünyada tek başıma bir ben kaldım! Nihayet, benim de ö-tümümün yaklaştığını anlıyordum.
Son Parisli, dünyanın sonuncu adamı! Gözlerim açık gitmiyecekti; meşhur olmuştum; alkışlanmıştım; hayallerim hakikate çevrilmişti; o halde rahat ölebilirdim. Fakat birdenbire aklıma bir şey geldi: ölümü beklediğim yatağımdan fırladım. Mademki bu kadar şan. şöhret kazanmıştım, benden evvelki asırların büyük adamları yanında ebedi istirahatlnıe hak kazanmamış mı idim? Evet, hakkımdı; bu son şerefi kendi kendime borçlu idim. Müşkülâtla giyinerek son bir gayret sarfettlm; Pantheon’a geldim; baktım. Orada bir tek boş yer vardı. Demek beni, son büyük adamı bekliyordu. Ve âciz kuhıııuz. Sinek Virjil, vazifesini yapmaktan vicdanı müsterih, diğer büyük ölmezlerin yanında ebedi uykusuna yattı
JÜ1 Anflör:
— Harikulade macera, dedi. Her halde, azizim Bay Sinek, kendinizi Pantheon’a “gönmüş,, olmanız, utanılacak bir şey değil. Demin çıktıklarını gördüğümüz büyük adamların çoğundan fazla, siz buna lâyıktınız.
— Devamı var —




P'ransız dilinin ilk örneklerindendir.
Bundan başka. Descartes, yalnız metafizik âlemde dolaşan biı filozof değil, aynı zamanda hayatın çeşitli konuları üzerinde de düşünen bir mütefekkirdir, ihtiraslar üzerine yazdığı eserde, aklın sevk ve idaresi altında hareket eden iradenin ihtiraslara her zaman gem vurabileceğini i-zah etmekle, Corneille’in vazifeyi aşktan üstün tutan trajedilerine, Ma-Clame de La Fayette’in aile bağını ihtiraslar uğrunda koparmayan roman mefhumuna zemin hazırlamıştır Descartes’ın felsefesini bu sütunlarda etraflıca izah etmek her ne kadar imkânsızsa da, esas prensiplerini belirtmeğe çalışalım; Descartes, Me-tod Üzerine Konıışma’nın ikinci bölümünde, insanın hakikate ulaşabilmesi İçin şu dört kaideyi ortaya atıyor* Birinci kaideye göre, ortaçağda, hattâ on yedinci yüz yıla kadar hüküm süren Bkolastlk, yani otoriteye dayanan muhakeme tarzı yerine serbest düşünceyi getirmek lâzımdır. “İnsan, hakikat olduğuna inanmadığı bir şeyi hakikat diye asla kabul etmemelidir.” Bu sözün bundan üç yüz yıl evvel söylendiği cemiyeti düşünecek olursak, değerini daha iyi takdir ederiz. Kaldı ki, bu kaide bugün hâlâ dünyanın bir çok yerlerinde ayaklar altına alınmakta ve bu yüzden nice facialar doğmaktadır. tkinel kaide, hakikat yolunda tahlile, üçüncü kaide ise terkibe baş vurulmasını tavsiye ediyor. Hayatın herhangi bir sahasında. karşılaştığımız
ayıracağız ve on-düşü-
güçlüğü
evvelâ parçalara lan ajTi ayn tahlil edeceğiz; nürken, muhakeme ederken, bir bina yaparken taşları nasıl birer birer koyarsak. basit ve sade fikirlerden başlayarak güçlerine doğru ilerlemeye çalışacağız. Dördüncü kaideye göre, ele aldığımız mevzuu etraflıca görebilmek için tecrübeye başvuracağız, bir tek unsur bile gözdân kaçırmadığımıza emin olduktan soma hüküm vereceğiz.
İşte» bu kaidelere dayanaraktır ki, Descartes, bütün bir skolastik felsefeyi yıkmış ve sonunda: “Düşünüyorum, demek varım” düsturuna ulaşmıştır.
Klâsik çağda yazılan dinî ve felsefi eserlerin hemen hemen hepsinde cart^siaıılsrııe’in izlerine rastlarız. Çünkü, yeni zamanların bu ilk büyük filozofu sayesindedir ki. din ile felsefe ratlonel bir temele dayanarak az çok anlaştılar Edebiyat sahasında da. cart^sianlsrne on yedinci yüz yıl klâsik cereyanları ile gayet iyi uzlaşmış, klâsik prensiplere şuur ve nizam vererek onları daha çok sağlamlaştırmıştır. Descartes'a göre, muharrirler insan ruhunu âdeta bir psikolog gibi inceleyecekler, kendi duygularını ifade etmekten çekineceklerdir Haciııe. bu kaideye uyarak şaheserler yaratmıştır. Bundan başka, gene büyük filozofa göre, asıl tabiat insan ruhudur. Bu ruh dünyanın her yerinde aynıdır. Diyar diyar dolaşmağa lüzum yok. Ruh âleminde dolaşmak yeter. Zaman zaman iç ve dış âlemlerde bocalayan dünya edebiyatı, insanlığın atlattığı son büyük bâdire-den sonra, bu gün gene Descartes in sözüne dönerek, İnsan ruhunda araştırmalar yapmağa, asıl büyült hakikati bulabilmek ünıkll ile şair ve muharrirler İnsan denilen mahlûku keşfetmeğe çalışıyorlar. Çünkü, tün fenalıkların da. iyiliklerin kaynağı hep bu insan ruhudur.
Her ne kadar Descartes'ın nazari-yeleri on yedinci yüz yıl (lini felsefesinin gelişmesinde büyük bir rol oy-nad’ ise de, eart^lııııîsıııe’i hakkiyle kavrayan ve ondan bir çok neticeler çıkaran on sekizinci yüz yıl olmuştur Çünkü, bütün raiimıalisnıe’ine rağmen, cartâAİanlsnıe*de dini felsefe İçin tehlike olduğunu, başta Pascal olmak üzere, klâsik devrin mütefekkirleri seziyorlardı. Bunun için. Descartes, ilk zamanlarda, kendi memleketinden ziyade yabancı ülkelerde takdir edilmiş ve muhit bulmak üzere Holândaya iltica etmek zorunda kalmıştır. Bilhassa gelenekçiliğin bir nevi sembolü olan Sorbonne Üniversitesi. bu yeni felsefenin de, yeni keşifler gibi, okutulmasını menetmek istiyordu. Dar kafalı profesörler 1671 de, bu hususta Paris Parlâmentosuna başvurmak üzere iken, Boileau, Arret. Bıırlesque (Gülünç Bir Karar) adlı hicviyesiyle bu ilim düşmanı yobazların önüne sed çekerek, Aristo’ya ilk darbenin indirilmesine yardım etti.
bü-
de

Descartes. Bergson'a kadar devam eden modern Avrupa felsefesinin ilk mübeşşiridlr. Onun zamanından beri taassubla, dar kafalılıkla, metodsuz-luk ve şuursuzlukla, dünyanın dört bir tarafında nice mücadeleler yapıldı ve hâlâ da yapılmakta. İnsanlar acaba büyük filozofun ortaya attığı ölmez prensiplerden, değişmez gerçeklerden no kadar faydalandılar? Dünyanın bugünkü haline, insanlığın bugünkü şartına bakarsak, bu suale cevap vermekte bir hayli güçlük çekeriz. Bununla beraber, bu ölmez kaideler, müstakbel birer kurtarıcı gibi. sönmeyen birer ümit halinde, zavallı Avrupa’nın kültür tarihinde "Tanrının On Buyruğu” gibi durmakta, aydınlanmak İçin ufuktan doğacak yeni güneşi beklemektedir.
11 Şubat 1950
YENt İSTANBUL
Sayfa 5
I

HİKÂYE
Korkunç
mahlûk

t
i
7
* Â
Tiyatro kronikleri '
Yazan : CAKLO JEANKENAUD
ilkbaharda her gün giyebileceğimiz
Ankarada "Antigone,,
ANTREDEKİ aynanın karşısında Jorj kıravatını düzeltti. şapkasını başına yerleştirdi. bir de sigara yaktıktan sonra mutfağın kapısına giderek orada akşam bulaşığını yıkayan karısına lakayt bir tavırla:
— Ben Satranç Kulübüno gidiyorum Janftt. Erkon dönoceğımi zannetmem. Sen bekleme, yat! dedi.
— Her zaman olduğu gibi.
Bu şikâyet gönç kadının ağzından çıkıvermisti. Dün bir toplantı idi, evvelsi gün komite içtimai, yarın kulüpte bir iskambil partisi olabilir, Morarmış ellerle tabaklan sudan çıkarırken zihninden goçon-lor büsbütün acılaştı. Dört »ene evvel yeni evlendikleri vakit kocası ona “Sevgilim,, derdi. Bir kaç aydan beri İse Janet olmuştu. A-caba kaç hafta veya kaç gün sonra sadece Jan olacaktı? Tabaklardan biri ellerinden kayıp parçalandı.
— Bosuna sinirlenmesen olmazdı. Zaten bütün hafta çalıştıktan sonra, bir kaç saat zihnimi dinlendirecek bir oyalanmayı her halde bana çok görmezsin, Allaha ısmarladık.
Sokak kapısının açılıp kapanması, uzaklaşan ayak sesleri ve sonra da evin içindeki sessizliği bozan duvar saatinin tik takları... Jan göz yaşlarını zaptedomedi. Aynı zamanda kocasının belki pişman olup geri geleceğini hafifçe ümit ediyordu. Bes dakika sonra, Jorj’un gelmiyeceğine kanaat getirince, gözlerini silip işini bitirmeye karar verdi.
Saat daha ancak ona gelmişti. Yatak odasına gidip soyunurken de tatsız geçen gecenin üzgünlüğünü duyuyordu. İçini çekerek yatağına girdi. Elektriği söndürdükten bir müddet sonra tatlı bir uyku dalgınlığı imdadına yetişmişti-
Işto tam o sırada, küçük fare işe başladı. İlkönce bellisiz bir tıkırtı, sonra kısa bir sessizliği takip eden devamlı hafif tıkırtılar Jan’ın yarı uykulu kafasına işlemeye başladı.
Yeni bir sessizlik devresinden sonra, hayvan rahatsız edilmiyece-ğinden emin, kemirmesini kuvvetlendirdi. Artık odaya girmesine bir iki milimetre kalmıştı ki birdenbire Jan’ın uyanarak, başucu lâmbasının düğmesine basması ve odanın en uzak köşesine fırlaması bir oldu.
Bu fecî durumda yatağının a-yak ucundaki iskemle cankurtaran gibi göründü. Geceliğinin uzunluğuna rağmen bacaklarını bir yüksek atlama şampiyonu kadar açarak oraya çıktı, aynı zamanda da ellerini nalbant körüğü gibi ifliyen göğsüne bastırıyordu.
Tam iş göreceği sırada ayak sesi işiten bir hırsız gibi, fare durdu. sonra tekrar yavaşça tıkırtı başladı. Jan bütün gayretini kı-mıldamamaya, hattâ nefes almamaya sırf ediyordu. Ses devam e-diyordu. Bu sefer âdeta tahta kesen bir testere gürültüsü gibi intizama girmişti. Nihayet bir kâğıt yırtıldı. Duvar kâğıdı olacak. Jan nerede ise kendini kaybedecekti, korkudan bitkindi. Fakat, son bir gayret sarfetmenin doğru olacağını, ölmeden önce bir şeyler yapmak lâzım geldiğini düşündü. Mutfağa koşup uzun saplı süpürgeyi yakalıyarak odaya döndü. Sap gözüne çok kısa görünmüştü. Kapının Önünde diz çöküp, karyolanın altına baktı, bir şey görememişti. Süpürge sopasını oraya uzattı. Sonra olup bitenleri hatırhyamıyor...
Gri küçük bir altından fırlayıp
rek tekrar kaybolması hafif bir baygınlık geçirmişti. Kendine gelince tuvaletin iskemleden daha yüksek, daha emin olduğunu düşünerek oraya atladı. Biraz bacağı sıyrılmış, tuvaletin üstündeki Şişelerden bir kısmı yerlcro yu-
varlanıp kırılmıştı. Ya hayvan yanına çıkarsa? Nasıl kurtulmalı? Mutfağa gittiğine emin olabilse, havagazi musluğunu açıp zehirlemek var. ama o da güç. Nihayet bir eline orada bulduğu ü-tüyü, ötekine de saç masasını alıp tetikte bekledi, arada bir de hayvanı ürkütmek için gürültü yapıyordu.
Saat yarımda kocası sokak kapısını anahtarla açıp, usulcacık e-ve girdiği zaman onu aynı vaziyette buldu, telâyla:
— Ne oldu? Ne var? Bu halin nedir?
Jan kondlslnl kocasına doğru a-tarak omuzlarına tutundu.
— Fare mİ, sıçan mı, bilmiyorum, eteklerime sürünüp geçti. Çok korkunçtu!
— Bir fare için İnsan bu hale oelir mi hiç yavrucuğum? Haydi artık korkma. Ben buradayım, yarın da onu tutar öldürürüz. Simdi rahatça yatalım.
— Yatağın altında o iğrenç hayvan bulundukça ben dünyada u-yuyamam.
Jorj, karyolayı, tuvalotl çekti, koltukları, iskemleleri kaldırdı, fare meydanda yoktu. Bu arıma faslı, yukardakl daireden tavana üç kere vuruluncaya kadar devam etti.
Bunun üzerine Jorj karısını yatırmaya muvaffak oldu.
Ertesi gün, Jorj eve gelince mutfakta mükemmel bir kapan bulmuştu. Kapanı kurdular; faro-nin yakalanması beş gece beklendi. Bu beş gece Jorj hiç evden ayrılmamış, bütün genç kızların tahayyül ettikleri harika bir koca olmuştu. Geceleri hiç sokağa çıkmıyor, yeni evlendikleri zamanki gibi; karisiyle meşgul olup, her istediğini yapıyordu.
Nihayet» besinci gecenin sabahı fare tutuldu. Jan hayvanın küçüklüğünü görünce biraz utandı. Aynı zamanda tehlikenin yokolması içine ferahlık vermişti.
Jorj’un artık geceleri kulübe gitmemesi için hiç bir sebep kalmamıştı. O gece evde tekrar yalnız kalan Jan; daha evvelki geceleri, hattâ fare korkusuna rağmen, a-radı. Ne güzel, ne tatlı, konuşarak, okuyarak vakit geçirmişlerdi. Ve. birdenbire zihninde bir şimşek çaktı. “Fare! Çok korktuğum fare, bizi tekrar birbirimize yaklaştırdı.,,
Gece yarısı Jorj döndüğü zaman. karısını mutfakta, korkudan titrer buldu. Sualine tahmin ettiği cevabı aldı:
— Fare, yatak odasında başka fare var!
— Yine mİ? Bunda korkacak bir şey olmadığını artık anlaman lâzım. Kapanı tekrar kurarız, o-lur biter.
O gece tıkırtı falan olmadı, a-ma Jorj rahat uyuyamamıştı. Sabah
kalkınca karısına:
Jan, bu böyle devam edemez, gece düşündüm, bir kedî almaktan başka çaro yok.
Jan kocalına gözleri baktı:
— Kedi de yok.
— Peki
— Zira
istemiyorum,
yaşararak
başka fare
Jan tamamlyle
farenin yatağın eteğine sürüne-sırasında
neden yalan
evde fare var. korkuyorum diye beni hiç bırakmadındı; bılsen ne kadar mesuttum. Fare tutulunca sen de uçup gittin. Yeni fare masalını ondan uydurdum. Jorj, bunları sıkılarak söyliyen karısını kucakladı ve:
— Merak etme sevgilim, bir da-ha seni yalan söylemiye mecbur etmem, hem zaten gece geç yatmak sıhhatime pek iyi gelmiyor.
Bu son cümle pek mâkuldü. Zira erkekler, kendi istifadeleri olursa daha cömert davranırlar. O gün-don sonra Jan bütün kadınların aksine, fareye minnettarlık hisseder.
söyledin?
Çeviren: Nihal AYKAR
HASIR ŞAPKA
AYİIUYLE ilkbaharı hissedebıhncmiz İçin üç şeye ihtiyaç vardır. Bir demet çiçek, bir hasır şapka ve güzel bir kadın. Paris'in meşhur büyük moda yaratıcıları, koleksiyonlarına şimdiden ilkbaharı soktular. Şubat ayının buzlu günlerinde Fransanın devlet merkezinin mankenleri gülümseyerek terütaze, başlarında en yeni ^şapkalar olduğu halde durmadan resim çektirmekle meşguller.
Bu genç kadınları başlarında süslü şapkalarlyle görünce, insan onların şaka olsun diye büyük annelerinin şapkalarından birini başlarına geçirmiş zannediyor. 10 sene evvelki küçük şapkalar bugünün en çok beğenilen yeniliğini teşkil etmekte, fakat modaya tam mânaslyle uymak için, eski sandıkları karıştırıp da erkek-lerinkinl andıran küçük şapkaları giyersek iş hallolma*.
Onlar çok güzeldir. Halbuki moda olan şapkalar, eskilerden ilham alınarak yaratıldıkları halde 1912 senesinin havasından ziyade 1950 nin canlılığını ve hayatiyetini t&şımaktadırları Öyle kl. eski gibi gözükmek istidadında olan bu şapkalar bütün teferrua-liylc devrimize hâs bir karakter taşımaktadırlar.
•aşa doğru olarak bazen “oturmuş,, blı- şekilde giyil-sarıya mütemayil hasır en revaç-garnltürlerle giyilmektedir, kanatlar, çiçek, renkli zarif veya mavi,
tiyle devrimize hâs bir karakter taşmıt
Umumiyet itibariyle bu şapkalar,wb hafifçe öne veya tamamlyle arkaya mektedlrler. Tabii renkli yani ta olan cinstir. Beyaz pikeden
Garnitürleri saman renkli veya ekose kurdele gibi kibar dlr. Birkaç moda evinde siyah lar da görülmektedir.
Fakat şapkaların tespit edilen klâsik mahir şapkacıların clfnde, müşterilerinin yüz şekil değiştireceklerdir, zaten, muhtelif yüz şekillerine göre “etüd edilmedikçe bir şapka koleksiyonu
&
papatya, çizgili şeyler teşkil etmekte-üatü cilâlı İnce hasır-
şekil ne olursa olsun, çerçevelerine göre
II herkes tarafından tutulmadı-
4
için moda olamaz.
PAULETTE de öne doğru şapkalar var Kenarlar

M*

*1
Y
r(J 1
*
t
MODERN ESAS ÜZERİNE YENİDEN BİNA EDİLEN BU ESER, MEMLEKETİMİZDE İLK DEFA TEMSİL EDİLDİ
Yazan; ÇETtN KARAMANBEY



r
k r j
S

w
I
ı
i:.
1
ığik orta büyüklükte olup, hafifçe alnı gölgeliyorlar. Kullanılan modeller jerse, panama, parlak iskemle hasılı gibi orijinal şeylerdir.
“Albouy.,de görülen modeller hepsi küçük ve çok renkli. Alnı enseye kadar açık bırakarak aşağıya doğru sarkan uçlar var Garnitür olarak çiçek, tüy ve tüldür. Gözde olan renkler de beyaz, pembe siklamen, san, yeşil ve siyahtır
Daha basit ve daha ucuz olan bir şekil de mevcut: Hasırlar koyu deniz mavisi renkli Bazen asorte
Iarla da hasırların üzerini örtebiliyorlar.
Bütün bu şekiller arasında en çok nazarı dikkati celbeden nokta: şapkanın içinin tek ve zıt renkli oluşudur. Yalnız beyaz hasırların her iki tarafı da aynı renkte kalmaktadır.
üzerine beyaz noktalı, türlü ekose kumaşla kaplanmakta, çanta, eldiven veya elbiseyle olabilecek kalın ipekli kumaş-
ha-Tabiî
Jeanette Colombıer’de İtalya sın birinci plânda geliyor, renkte ve beyaz, bal rengi ve beyaz, mavi ve beyaz olmak üzere bütün koleksiyonu dolduran hasırlar arasında tek tük bordo renkte ağır renklilerine de rastlannıakta..
Güzel şapka ile:
Güzel yüz
Tereyağ ile yumurtanın cildin bakımı için kullanılan ilâçlar içerisinde en tesirlileri olduğunu biliyor muydunuz? Taze tereyağı makiyajı temizlemek için birebirdir.
Yumurta sarısı sadece cildi temizlemekle kalmayıp aynı zamanda deıdyı de besler. Daima yumurta sarısı ile yüzünün ma-klyajını temizleyen bir kadının cildi daimi surette genç ve güzel kalır.
Bir yumurtanın sarısına iki damla zeytinyağı ile limon damlatın. Yüzünüze ve boynunuza sürün, birkaç dakika durduktan sonra yüzünüzü soğuk su ile temizleyin.
Ciltlen yağlı olanlar için, gayet iyi cins olmak şartiyle sabun da fevkalâde bir demaki-yandır.

”îki yüzlü şapkalar”
Muııd ve Nano’ıııın hu şapkası İstenildiği takdirde altlı iintlü kullanılabilir; bir tarafı siyah, öteki tarafı siyah hasırdandır, ( zerinde de İğneyle tutturulmuş bir gül vardır. Yüzü örten bir vualetle giyilir.
Devlet Tiyatrosunun “Aııti-goııe’’ temsili ile bir kader birliği var sanki. Mektebin, hariçte yabancı gözlere İlk çıkardığı eser. Yunanlı Sofokles’in “Antigone”u idi. Sonra İstanbul şehri, tatbikat sahnesinin ilk temsili olarak yine Anti-gone’u gördü ve hayran kaldı. Anka-rayı son ziyaretimde nasibimiz yine, Antigone imiş. Amma bu sefer genç bir Fransız yazarı olan Jean Annou-ilh’in (•) modernize edilmiş Antigone eseri. Bizde muharririn temsil edilen ilk piyesi bu. Ankara Devlet Tiyatrosu. maddi ve manevi -neye mal o-luısa olsun- bu eserin temsili ile hakkım ödemiştir. Eseri sahneye koyan genç adamın ve mümessil sanatkârların, ayrı ayrı halk tabakaları ile seyrettiğim üç gecede de seyirciler üzerinde daima aynı tesiri bıraktıklarım müşahede ettim.
Küçük Tiyatro, sanat havasiyle dolup taştı. Halk bu modem eserin bütün mânasını anlıyarak seyretti. Jean Annouilh, eserin başında (Pro-logosta) şunu söylüyor: ”Şu gördüğünüz kızın adı Antigone. Rolünü sonuna kadar oynaması gerek” dekoru ilâve ediyor:
“Rahattır, trajedya; rahattır, e-mindir. Oysaki, bu bir dram olsaydı, hainler, amansız kötü kişiler, ezilen mazlumlar, öç alanlar, fedakârlar ve ümit pırıltıları içinde ölüm ne kadar güç olurdu. Trajedyada böyle imkân yok. Biri ölüyormuş, diğerini öldürü-yormuş ne çıkar bundan. Bu sadece bir rol dağıtımı meselesi, trajedyada, ümide, o pis ümide rastlanmıyor, o-nun için herkes rahat...”
“Dramda İnsan çırpınır durur. Çünkü her an kurtulmak ümidi vardır. Bu ise sefil, haris bir duygudur. Tra-jedyaya gelince; asildir, kırallara göredir. Uzun sözün kısası, girişilecek hiç bir iş yoktur onda.”
Temsil şöyle başladı:
Perde açıldığı zaman koro vazifesini gören tek kişi ki. bunu rejisör üzerine almış. Sahnenin önüne geliyor ve halka oyunu takdim ediyor.
“Şimdi burada Antigone’u seyredeceksiniz. Oynıyacak olanlar bunlar,
İşte, şu karakuru kız Antigone. bu, Kiralın karısı, daima yün örer ve fakirlerin yün ihtiyacı hiç bitmez. Bu, kıral Kreon, şu soluk yüzlü genç, haberci; şu kenarda tu-vaiet giymiş kız lsmene, kiz kardeşidir Antigone’un; yanındaki delikanlı Haimon ile flört yapıyorlar. Halbuki Haimon, Antigone’un nişanlısıdır. Şunlar muhafızlardır. Kırmızı biber ve şarap kokarlar, daima iskambil oynarlar ve maaşlarını konuşurlar.” Dekor bir Yunan trajed-yasındaki Kıral sarayının Amfisidir.
Aktörler yavaş yavaş İçeri girerler ve ışıklar söner; bir şafak vaktidir şimdi, ve Antigone sandaletlerini çıkarır ve tekrar sahneye girer. Oyun başlar.
Mevzu kısaca şudur: "Kıral Kreon, Antigone un erkek kardeşi Poli-nikes’in ölüsünü vatan haini diye gömdürmez. Antigone bunu şerefsizlik ve dinî inanışa aykırı sayar vt gider ölüyü örter. Muhafızlar onu yakalar ve Kreon’a getirirler. Kreon, kim emrime karşı gelirse öldüreceğim demiştir. Fakat Antigone’u kurtarmak İçin münakaşa eder. Antigone’un ölmesi lâzımdır ve ölecektir.
Kıral, işinin bir meslek olduğunu, bunu geçim için yaptığını, bazan kı-rallıktan bıktığını fakat halk denilen bu hayvanları idare için, bazı tedbirler almak lâzımgeldiğini söyler. Fakat Antigone ölecektir, ve Kreon muhafızlara emir verir. Antigone götürülür. O esnada Haimon, gelir babasına yalvarır, sevgilisinin yanına gider Nihayet Koro (Rejisör) gelir, ve Kreon’a yalvarır. Kreon, der, gel affet, şu eser İyi bir şekilde bitsin, herkes memnun olsun; fakat Kreon affetmez. Çünkü trajedyada ümit, o pis ümit yoktur ve bu bir rol dağıtımı meselesidir.”
Facia biter. Antigone ve Haimon ölürler. Kıral yine rolü icabı nazırlar meclisine gider, çünkü kırallık bir meslektir. Perde iner.
Eser, sahneye mükemmel konmuştur. Mahir Canova, modern tiyatroyu çok iyi anlamış, genç fakat olgun bir sanatkâr. Koro İçin modem elbisesi ve yerinde müdahaleleriyle çok iyiydi.
Refia Şenbay isimli bir sanatkâr var, Antigone’u oynuyor. AnkaralIlar onu çok seviyorlar ve
tempoyla giderse. bir kaç yıla kalmaz, beynelmilel bir kadın artistimiz var diye övünebiliriz. R. Şenbay istikbalin en kuvvetli sahne yıldızıdır. Hoş bu gün için de öyle ya. Kıral Kreonda Saim Alpağo: ikinci muhafızda Suat Taşer, Habercide Gürbüz Bora çok iyiydiler.
Sütnine rolünün makyajı fena, “ak-tlng” iyi idi. Meliha Gökçen, haliyle, sesiyle, ihtiyadamıştı, yüzü ile değil. lsmene rolü nankör bir roldür. Yıldız Kenter, biraz daha ultra modem gibiydi, fakat umumiyetle muvaffak olmuştur.
Haimon rolü için, Raldun Marbalı pek acemi gibi, acayip elbisesi ve bozuk oyunu ile rejisörü ve arkadaşlarını üzüyordu sanki. Diğer oynı-yanlar beklenileni verdiler. Orhan Velinin bu tercümesi pek güzel ve tatlı bir dille yapılmıştır. Ankara Deviet Tiyatrosunu ve onun genç sanatkârlarını selâmlarken, tuttukları yolu bırakmamalarını temenni edelim.
(•) Jenn Annouilh: Genç Fransız muharriri, 1910 da Bûrdeau doğmuştur. Enerleri: Hermln. Btılde Voleurs, Le voyageur sana begaiîe, Leocadia, en »onuncu^u Antigone (1943) ve Romeo et Jeannettc, Medâ* (1946). Karısı tiyatro artistlerinden Monelle Vıılentlne’-iilr.
Gülünç vakalar arasında )
öğüt ve ceza
Eskiden Rodos Adasında şu garip kanun tatbik edilirdi:
— Kimseye Öğüt vermeğe hakkınız yoktur. Bir işi becerebilmesi için birisine öğüt verip de maddi yardımda bulunmazsanız, şiddetle cezalandırılacaksınız.
En pis yer
Kirli bir cübbeden başka elbisesi
olmayan, evsiz barksız, yalın ayak gezen Diogenes’İ zengin bir tüccar sarayına davet etmişti.
Çok temiz giyinmiş bir uşak filozofu alıp saınva getirdi, fakat kapıdan içeri girer girmez Diogencs etrafına bakındı ve uşağın yüzüne tükürdü. Sonra da dedi kl:
— Kusura bakma. Tükürmek için pis bir yer aradım, fakat ancak yüzünü buldum.
/
Rumi
ŞUBAT
1C sani
B. Ahir
29
23
1365
1369
Cumartesi
10.15
Şehir. Korsun.

Vakit Vasat) Ezan!
Güneş 6.59 1.22
Ö£le 12 28 651
îkindl 15.19 9.42
Akşam 17.38 12.00
Yatsı 19.10 1,32
imsak 5 21 11.44

Atatürk İnkılâp Mu/r^l : Perşembeden maada her gün 10-12 ve 14-17.
Topkapı burayı: Pazartesi-Çarşamba - Cumartesi. Saat 13.30-17 Tclf. (21090).
AyasoDa: Pazartesi Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Pazar. Saat 10 • 16, Tclf, (21750).
Arkeoloji: Çarşamba -Cuma • Pazar günleri 13 ten 16 ya kadar.
E«kl Siırk Eserleri Şubesi; Çarşamba - Cuma • Pazar 10 dnn 12 ve kadar. Tolf. (21682),
Türk ve İslâm Ederleri; Halı — Perşembe - Pazar. Saat 13 30-10 30
Dolnıabuhçe Denir. Müsesl: Cumartesi san» 13-17. Telf. (812841,
Beledi ve Müzeal: varı. Perşembeden gün 10-12 ve 14-17.
Tevflk Fikret Aflycın MÜsesl : Bebek. Perşembeden maada her fün 10-12 ve 14-17.
tamir:
Arkeoloji Müzesi (3324) Her gün 9-12, 13.30-17. Cumartesi: 14-17 a-çıktır
ŞEHİR TİYATROLARI:
Saat 20.30 da,
DRAM KIN.MI (42157) Tebeşir Da-iresL
KOMEDİ KISMI (40109) Hanımlar Terzihanesi,
Ml’AMMER KARACA OPERETİ: 8.30 da Sizin Sokak.
YEM Nhs OPERETİ: 15 te ve 8.45 de Dubara
ANKARA TİYATROLARI: Saat 20 de,
OPERA: KÜVİU Namusu (1 perde). Palyaço (2 perde). Çarşım-v© Pazar 2 opera blr-
ba, Cuma den» bCyükte
a«r Geldi, KÜÇÜKTE
Scapinln
(10370-40) Bir Komi-
fi 1169) Antlgon ve
Dolapları,
İZMİR
ŞEHİR TK VliHisi ,2334) Katil.
Pazar
0-18
‘ IH E l 1
AKIN (80718) 1 — Tarzan Ormanlar Prensi. 2 — Canavar Adanı.
Al.KAZAII (12502) 1 — Ormanlar Perisi. 2 — Cehennem Yarışı AR (4430-D Yfinlıv Numnrn
AUıttlrk maada
Bul-hor
( Black Arrou)
(Orijinal) Arthtlrr: JANET BLAİR
LOl Is UA1 WAI(D
Tel: (0835

İstanbul Beyoğlu i 1098
Anadolu yalca zu 00526
AnkAro 01
İzmir 2251
50872
60045
Beyoğlu (4«H Kadıköy
İstanbul 24222 Üsküdur
Ankara 00. İzmir 2222. K. yaka 15055
ÇİÇEK: i — Ulzll Emir. 3 Kıa-knnç KadınC renkli).
ELHAMltA (43505) Bu Evdo No Var?
İNCİ (85505) 1 — Ümltaiz Aşk. 2 — Orrnunbır Aslanı
İPEK (44289) Kara Ok (Türkçe). LALE (43595) Bu Evde Ne var? SARAY »11656) EsrornnKİz At.
M ATPARK (83143) 1 - Kalbime Doğmuştu. 2 — Ya Zafer Ya ölüm. (Türkçe) .
St MER (42851) Ebedi Donüg.
SARK (10880) Kanunsuz SIK (13726) 1 — Kora
2 — Korkusuz Şövalye. TAKSİM (43191) Uçuruma Doğru. TAN (80740) 1 - Varyete Güzelleri, 2 — Güzellik ikıhesl.
ÜNAL (49306) 1 — Merhamet. 2 — Kahraman Kılavuz (Türkçe).
TEM (84137) 1 — Aşk Buhranları. 2 — Gönüller Kıraliçesi.
YILDIZ (42847) Tunca (Casuslar Yuvası).
IsTANRi L ( İHETİ ALEMDAR (23683) 1 - Hnrrov
Kumarbazı. 2 — Cani Kaçıyor. A YSI’: (21917) 1 — kılıçların GÖL gesinde. 2 — Adalet (Türkçe). AZAK (23542) 1 - Ormanlar Aslanı. 2 — Ölllm Dansı.
ÇEMBEKI.İTAŞ (22513) tCasusIrır Yuvası).
FERAH: I - Kartal. 2 rağa Can Feda,
HALK (21994) 1 -2 — Çöl Şarkısı.
Istan bi l (223«7)
VI.I S (22294) Güzeller Resmigeçl-dl,
sı S (14071) Kadın Severse. YENÎ (14010) Haydut Aşkı.
GAR GAZİNOSU: Solera Do EB-pana Revüsü
İZMİR
ECHAMRA: Haydut Aşkı.
LÂLE; 1 — Yayla Kaplanı. 2 — Yaban Gülü.
TAN: 1 — Ynylâ Kaplanı. 2 — Yaban Gülü.
TAYYARE: Leylâklar Açarken, YENİ: 1 — Montokrlatonun Mirası. 2 — Kadınların Sevgilisi. KARŞIYAKA CİHETİ MELEK; 1 - Kanlı Buse. 2 — Gorünmlyen Adamın İntikamı. süMEK A*»k Kurhnnı
Tanca
— Bay-
Kıralı.
Boks
-
l —
Süloymanın Yüzüğü. 2 — Vahşi intikam,
KISMET (21904) 1 - Toros Çocuğu 2 — Kahveci Güzeli.
MARMARA (28860) Tanca (Casuslar Yuvası),
Mll.l.l (22962) 1 - Harrnv Ku-
marbazı 2 — Cani Kaçıyor. tiran (22127) 1 - Ormanlar
Hnklml. 2 — Ölüm D/ırum YEM (Bakırköy 16-126). 1 -
Mon»o Kriptonun Mıraaı. 2 — Gökler Senfonisi.
KADIKÖY CİHETİ
HALE ((>01İ2> Kılıçların Gölge-sinde,
OPERA (60821) ı - ölümden FI-rıır 2 — Tu Isa.
SÜREYYA (606821 1
Kolomb. 2 — YELDEf.İRMEM : j
Inrirn. 2
İntikamı varyetesi, üskt DAR CİHETİ 1IALE (6Ö062) l — Seller Kasırgası. 2 — Lcvlknın Kaderi (Türkçe).
H&zretı
Krlstof
Nevyork Esrarı, Acı Gün-MAskoll Süvnrlnln ’J — Dıio Alekaaııdr
ANKARA
ANKARA »23132) Zumu no Kızı. BÜYÜK (15031) İstırap Çocuğu. ( EBl.( i: Korsanlar.
PARK (11131) Kadın Severse.
SÜMEK (1401 Dol.....baçl) Yoi
lor. k — Vatün Uçar kal e.
”5 EM İS1AMM I bugün İçin lııvtly* ettifil programlar: DAHİLDE:
Saat : 1.2.30 Ankara . Radyo na-İon orkestrası — 10.45 lata.n-bul: ileri Türk Mimikle) Kon-«»ervatuvnrı konseri. — 20.15
İstanbul: Radyo »cıldn orkestrası — 30.35 Ankara; İncemiz ıHivuzkâr fatih).
llARİÇTEı
Saat: 8.15 Londra; Dinleyici iateklerl (Idâelk müzik). — 10.00 Londra: Londra Filarmonik orkestrası konseri .•l.oo Lon(lra : l eaat dans müziği.
^.ı un
- 15.15 Ankara: Barlular. İstanbul) Memleket türkü-15.15 İstanbul 1 ön» eser-şarkı vr türküler4. — İR,ou
TÜRK MÜZİĞİ:
S’i.ıt; 8.00 Ankuıu: Köç( keder iri ). — 13.15 Ankara: Baz eeer-lerl.
II 15 krl.
derli
İstanbul; Şarkı ve türküler (Pli — İH.30 Ankara: Şarkılar.
— 10.20 Ankara: Yurttan aniler. — lfı.15 İstanbul: İleri Türk Mualklai Knnaervatuvarı konseri — •0.35 Ankara: lııcc mi/. • lîlauBk ı foali). — I’» An-
kara: Şarkılar,
KLASİK BATI MI 7JGİI
Saat: h.ia Londra: Dinleyici İstekleri (klftalk müzik». — 10.00 Londra; Londra Filarmonik or-
kcstrnsı konseri. 12.30 Londra: İzahlı piyano esorlerl. — 14.00 Ankara: Cumhurbaşkanlığı askeri mualkam. — 15.15 Londra: BRC Opera orkestrası. — 10 20 İHtunbul: Piyano resitali. Çalan: Ferdi Statzor. Beethoven Sonat MWal(tatein” — 28.03 Be-romünstor ı530,6 m) - Beethoven' den oda müziği.
HAFİF BATI MÜZtâil Saati 8.Ift Ankara: Hafif melodiler (Pl.) —8.80 Ankara: Hafif müzik »Pl i - 9.80 Londra; Bando rnüzlftl — 12.80 Ankara: Radyo aıılon orkestram konseri.
11.10 Ankara: Vals festivali orkestrası çalıyor (Pl.) — 18.45 İstanbul: Varyete müzlui ( Pl » — 10.15 Ankara: Çeşitli melodiler (Pl.) — 20.15 İstanbul 1 Rııd-yo salon orkestrası konseri. — 30'43 Lomirn; 8&Dd,ı MüPhereon sinema orgu. — 20.13 Istanbul: Vafyetr müziği ve kabare şarkıları (Pl.) — 21.15 Ankara: Salon orkestraları çalıyor (PL) — 21.35 Ankara; Kabare müziği (Pl.) — 22.13 Londra: Filin müziği. — 22.30 İstanbul.: Hafif müzik (Pl.) — »2.80 İtalya (308,6-304,3 ını - Operet — 23.45 İstanbul :
1)AN>
Saat: 7.31 Ankara: Harry Hor llok Orkestrası »Pl.) Londra: Dans müziği.
İstanbul: (Pl » — 13,10 İstanbul: (P|.) — 10.15 Londra: Dııns müziği. — ıs.oo Ankara: (Pl») — 18.15 İstanbul; »Pl J 1» lö İstanbul: (Pl.) — 21.00 stutıgûrt (522,0 m» — 1 saat dans ınüziğl.
14.01) İstanbul: (PL) - 22.80 AFN (240,2) — Dans müziği. — 23.00 Ankara; (Tl ) — 23.15 is-tsnbul: (Pl.) — 21.00 Londra: 1 saat dana müziği,
UF SI Sİ PROGRAMLARI Bunııvnın:
Snat ıs.hu İstanbul: Haftanın filmleri Konuşan: Sezai Solcin.
1100 Istanİoıl: Yurdııtı her köşesinden deyişler ve söyleyiş-lor. — 11.53 Ankara: Spor programı. — 15.00 İstanbul; Alton bombası hakkında görünme: Konuşan: Ord. Prof. 8, M. Uzdt-lek. — 17.00 Ankara: Çocuk saati. — 21.00 İstanbul; Spor Sa-
rayından naklen İtalyan • Türk bollsorlcrl arasındaki müsnbaku-Progrnmın devamı) — 32.00 Ankara: Konuşma. •
Müzik:
Saat: 8.15. 23.00 Londra: Dinleyici İstekleri.
TÜRKÇE HABERLERİ
Ankara ve İstanbul Rndyolartı Saat: 7.15, 13.00; 19.00; 22.15.
13.30 Ankara: Öğle Gazeteni. 20.15 Ankara: Radyo gazel esi. “Amerlkunın Sesi”: Snat: (13, 16 ve 19 metre).
Londra Radyosu: Saat:
18 15 ve 23,(M) (19.01; 24.92. Ve 10.11» metre)
7.15;
31.32
DİKKAT: llııtıı dolu.M»lyle ferlerde (!(•«I»didik olabilir.
(.El.ECEK OLAN UÇAKLAR 7.10
s.—
»e-
P.A.A (Amorlkan) New-Yorlc, Boston, Gönder, Sha-non,
K.L M.
ferdam.
D.H.Y.
BE A
NIs, Roma ve Atinadan.
(Türk) tamirden.
(Türk) takonderun.
D. Bakır, Elâzığ,
Hafif ınlulk (Pl.) M t ZİĞI:
12 60
13.30
Lonılra, Brükselden. (Hollanda) Aıns-Roınudun (Tllrlc) Ankaradan. (Ingiliz» Londra
12.15
13.15
İLİL-
D.H.Y.
D.H.Y.
Adana,
Malatya. Ankaradan.
GİDECEK OLAN UÇAKLAR 8.25
0.-
0.-
0.
GELECEK OLAN EKSPRESLER
6.45 Scmpion (Avrupa).
7.10 Doğu (Eks.)
8.30 Ankara (Eks.)
GİDECEK OLAN EKSPKESLER
18.10 Ankara Ekspresi»
21.10 Güney.
21.30 Semplon »Avrupai.
Eminönü:
Salâhnddln. Çarşıkapı. Eminönü, E. Ö.
Bcnsason, KÜçükpazar.
Ali Rıza, Alemdar.
Eyüp:
Arif Beşer.
Beşiktaş:
S. Recep, Tramvay C. Beyoğlu:
Cemal Atasoy, YUkeekkaldırım 115.
Llmoncr, İstiklâl C. 50. Cihangir. Akarsu C. 34. Sağlık. Nocatlbey C. 181.
Ziya Boyer. Karaköy Mertebeni C. 5
Şark Merkez. Osnınııbey 90 Kurtuluş. Kurtuluş C. 231, Hnakdv, HaskÖy.
Merkez, Kasımpaşa.
Fatihi
Muharrem Tanır, Şehzadcbaşı. Sarını, Aksaray.
Snmatya, Samatya. Nüslıet Onat, Şehremini. M F. Boyar, Karagümrük. Hüaameddln, Fener.
l sküdar:
Ömer Kenan.
Kadıköy:
Kadıköy.
Kızılt.nprak.
Göztepe. Bosta hol
Heybelinde:
H Ada.
BÜ> likada:
Merkez.
ANKARA
Dormnn (15475),
GUray (22324).
Hayat (13598)
İZMİR
Çankaya. Alzancak.
Şifa Keınoraltı.
G. Yalı. Yalılar.
Tilkilik. Basmahane. Yeni, Earefpdta.
10 12
13
15
bir Kolu, biri.
ncnlh.
— Hararet-
— Rabıt edatı.
— Volgn nehrinin
— Aile efradından
17 — Temi».
18 — Eşraf.
— Cenubi rinden i
— Rüzgar.
— SülAle.
— Eminlik.
— Acıma.
— Meşhur İtalyan siyaset na-znrlyutçısı.
Yukarıdan ınağıyat
1 — Ankaranıu bir semti.
2 — Ev.
3 — Ateş yalımı.
4 — Kapı akşamından.
5 — Bir tazyik ölçüsü.
8 — Bir esnaf.
8 — Ebelik.
ü — Eski Yunan felsefo ekollerinden birine mensup olan. 11 — Gölge.
II — Ağırlık ölçünü.
10 — Kısa zaman.
17 — Yemek.
21 — Ev eşyasından biri.
22 — İşçilerin silâhı.
25 — İçki.
26 — Zeybek ağası.
DÜNKÜ HECE BULMACANIN
llATA.t
10
20
23
24
27
28
Amerika devletle-biri.
P.A.A. (Amerikan) Şam. Busrava.
K L.M, (Hollanda) Tahrana,
M R (Mısır) Lefkoşe, Ka-hiroyc.
D.H.Y, danaya.
D.H.Y.
D.H.Y.
BE.A,
(TUrk) Ankara, A
(Türk) Anksrsya. (Tüık) tamire, (InKlUzl Atina, Roma. Nls, Londrava.
GELEC EK Ol.AN YAPI. ULAR
14— SAADET (Ayyalık, tamirden).
NECAT (Knradenlzdcn), MERSİN (Ayvalıktan).
11.—
13.50
14.30
t Z( M ( Zt MK BAKA BAKA KA KARIR.
17.—
10.-19.15 SUS »Mudanyadan).
GİDECEK OLAN YAPIKLAR 0.— SUS (Mu(ianvaynı 14.- TR^SBZON (îımire). 20.— KONYA (Bandırmaya).
HAİ.I.İ:
1, ÜDora, 2. Zugrcb. 3. Üveyana. 4. Mozambik. 5 ümera. 6. Zambak. 7. Üdebo. « Mluevir. 0. Ejderha. in. Boyar. 11. Ayakkabı 12. Kan&or,
Birinci sınıf genel hirurg dir. Muayenehanesini henüz açtı.
Kabul saati : 3 - 6. Çarşamba günleri müstesna.
No. 258/3. tstlklûJ Caddesi. Elhamra Sineması Pasajı Üstü
Zevkle Okunabilecek Faydalı Bir Kitap
Az veya çok çalışmamıza, çalışmamızın verimine tesir eden âmiller — Metodun e-hemmiyeti — hayatta muvaffak olmuş Türk ve ecnebi bir çok şahsiyetlerin hayatından alınacak dersler— Müteahhitlerin, fabrikatörlerin ve serbest meslek sahiplerinin edinmesi lâzımgelen fikirler — Talebenin çalışmasında zetmrsı gereken usuller
sairoden bahseden bu kitabın ismi : (Çalınma Hayatımız» Yazan: (Mahir Erkmen)
Satış yerleri: İstanbul üniversite, Cihan. İzmir Belen, Eskişohir Güzel I9 ve diğer bazı kitabevleri.
SIYASI İKTİSADİ
YENİ İSTANBUL
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Sahibi:
YENİ İSTANBUL NEŞRİYAT LIMITED ŞİRKETİ MÜDÜRÜ: FARUK A. SÜNTER Bu sayıda yazı İşlerini dilen İdare eden : SACİT ÖGET
Basıldığı yer : yeni İstanbul matbaacilik LtMÎTED ŞtRKETÎ MATBAASI
ikinci sayfamızdaki sıyası, üçüncü sayfamızdaki iktisadi, dördüncü sayfamızdaki kültüre) başmakalelerde ileri sürülecek fikirler tamamen yazarlarına aittir.

25 yıldan beri muvaffakiyetle imal edilmekte olan
■ 4 L" I 1 •f • A
z
M'ttitrnmtımmttHHimtınmınmtunnoMmııumonitttuMiıtMtnnuıhimniiiüMiımt
UERDINGER
WAGGONFABRIK UERDINGEN A. G.
I
KREFELD
UERDINGEN
ile beraber çalışmaktadır
Taylan ■ Etker, İstanbul ■ Galata, Tabir Han 34 z33
f
karoserini göstermektedir.
_ • •
00-
vo
TÜRKİYE MÜMESSİLİ:
Dizel ve benzin otobüsleri
(her türlü şasiler için)
CITROEN
roı ai
Mamulatı
Alman
/
Âdı ve parlayıcı maddeler
yangınlarıno karşı
EMNİYETİNİZİ SAĞLAR
5»ı»dı H
rbmn
iş LTD. Şr
Dilek «i
I
np vt-ve ««âblL
CITROEN SERVİS İSTASYONU
Nişantaşı, Vaü konalı Caddesi. Tel. 81242
KHpa^ıtvdekı kuru, tozlu, köpüklü 8ön-vftsıtaİH rıylf
Mttht«-ııı purtatil ruJii (!(»2 tazlı dil mır
MueS8(!8t atırs Galata. Bankalar Cad Banka sokak Koman om n Telefon W7M
İUrkiye umunu Vekil»
STAMIARD
8»*sg1 yeri ve yedek parça deposu
FRANS OTO LtMtTED
ŞİRKETİ
Tepebaşı Caddesi. Tel. 49482
MHgaZM rtüresı raksım. Garaj Tramvay dura-fcı ICRK Ap aJ unda telefon SZtt’Ji
Mektuv adresi. P.K. 2118 Hey oğlu
M. D., D. OB., D. CH., M. CH„ P. F. R. C. S. Eng. Berlin, Zürich, Basel ve Londrada tahsil ve ihtisasını yaptı.
Çok sağlam, işletme ekonomisine çok uygun, ağırlık itibariyle hafif ve teçhizat bakımından da mükemmeldir


Hususiyet ve evsafı itibarile tamamen ayrı bir mevki sahibi Fransız arabası
• ( d ıs» ** ı * ». ■ r p • ı •
Çekişir* CITROEN arabalarından mahdut
“önden
bir parti, Istanbula müteveccihen yola çıkmıştır
Fiyat tenzilâtından istifade ederek, kendi arabalarım şimdiden ayırtmak üzere Sayın Müşterilerimizin Bürolarımızı teşrif etmeleri rica olunur.
CITROEN
Türkiye Mümessilleri FRANS OTO LlMtTEl) ŞİRKETİ
Galata. Kuto Han. Tel 44747

göz HEima
Dr. Murad Raini Aydın
Beyoğlu Parmakkapı, imam tokağı No. 2, Tel: 41553
Dr. HAFIZ CEMAL LOKMAN HEKİM
Dahiliye Mütehassıs Pazardan başka her gtLn saat 14 ten 17 ye kadar İstanbul Divanyolu No. 104.




Resimde görülen otobüs,, 33 oturma ve 17 ayakta durma yeri olan ve Krupp şasisi üzerine kurulmuş çelik bir



Düsseldorf ve Uerdingen’deki fabrikalarımızda ;
Henschel şasilerine mahrus otobüsler, her nevi otobüs ve remork imal edilmektedir

VATANDAŞ!
lıncı ilan
Hâil tasfiyede bulunan Koç Demir Boru Limited Şirketi Tasfiye Memurluğundan :
Sicilli Ticaret Gazetesinin 27-1-1050 tarih ve 6941 sayılı nüshasında 31-12-1949 tarihinde tasfiyesine karar verildiği tescil ve ilân edilen 21952 sicil numarasına kayıtlı "Koç Demir Boru Limited Şirketi’ n-de alacak ve sair hukuku olanların, bir sene zarfında tasfiye memurluğunun bulunduğu Galata, Sesli Han No. 12 ye evrakı müsbiteleriyle birlikte müracaatla alacaklarını kayıt ve ispat etmeleri ilân olunur.
Hâli tasfiyede bulunan Koç Demir Boru LUI. Şirketi Tasfiye Memurluğu
KEKLMELEKE; Kekemelik hu susl bLr metotla ıslah olunur Fû2 (a tafsilât için Bayan A Narter Şişli, posta kutusu No. 32 ye mektupla müracaat
TASFİYE İLÂNI
YOMTOV BAHAR LÎMİTED Ortaklığımızın 28/12/949 tarihli ortaklar karariyle feshine karar verilmiş bulunmakla şirketten alacaklı bulunanların işbu ilân tarihinden'itibaren (1) sene müddet zarfında bilmüracaa hukuklarını ispat etmeleri lüzumu Ticaret Kanununun 445 inci maddesine tevfikan ilân o-lun ur.


İSTANBUL SULAR İDARESİNDEN:
İdaremiz Merkez binasının telefon numaraları:
44875 ve 44876 dır.
Görülen lüzum üzerine say ın halkımıza yeniden ilân olunur. (1510)
Hali tasfiyede Tomtov Bahar Limited Ortaklığı Tasfiye memuru Hayim Ovadia. Taksim Valide
Çeşme, Ferldiye sokak No. 82/2

Resmî Daire ve Müteahhitlere
Holânda menşeli her renk
»
Hipoı.ıy
resimlerin klişeleri
• i 4
BOYALARIMIZ GELMİŞTİR.
Satış yeri: OSMAN TAŞÇIOĞLU
İstanbul, Karaköy Palas 6 ncı kat, No. 15 - Tel: 40594
Gazetemizde neşrolunan bütün
r
1
L
Tarafından teçhiz edilmiş, modern ve kifayetli klişe atelyemizde hazırlanmıştır
I
(?7 * /
NEOKALMINfl kaşeleri
Her eezahanede bol uüktarda bulunmaktadır.
Klimsch - Horika



GRiP-BAŞ-DiŞ ve ROMATİZMA
AĞRILARINA KARŞI
'Teessürle bayılanlara, Çarpıntıya, Sinir buhranlarına NEVROL CEMHL 20 DAMLASI DERHAL FERAHLANDIRIR. EVLERİNİZDE MU!LAKA BULUNDURUNUZ

ZAYİ — 6100 plâka sayılı
sandalını Modada lodostan parçalandığından, plâkası kayboldu. Zayi plâkanın hükmü olmadığı ilân olunur.
Vasll Leventoğlu


B ^B Bk Â



■ ,1
I p k ’ K ’ 1* 7 • ’•?



Artık kar ve tipiden ve her türlü soğukalgınhkiarından hiç korkmayınız.
BAS. DİŞ
ROMATİZMA AĞRILARINA ;___GRİP. NEZLE
NEVRALJİYE KARSI

SPEZIALFABRIK UND GROSSHANDLUNG FÜR REPRODUKTIONSBEDARF
W

Comments (0)