13 Eylül 1950
Çarşamba
SİYASİ İKTİSADİ, MÜSTAKİL
Yıl 1 — Sayı 287— 10 kuruş
¥
ÎB7İX»UL
İBTANRUL
UI
r
1&M0 frt
Tancoiar
THOOOt-
riCNI ÎMTANBDT-
Beyoğlu
TKOMMsn *^htıyw Müellif Caddesi 6-8
k
1‘

n

I
l
k
Abone: Türkiye İçin seneliği 32, nltı aylığı 17, üç aylığı 9 Uradır, Hariç memleketler İki misildir.

Posta Kutusu t 447 - İstanbul
Tesis eden: Hablb Edlb . TÖREHAN
Telefon t 44756 - 44757 Santral
Dûnlar t 6 ncı sayfada santimetresi
2 liradır. Dûnlardan hiçbir mesuliyet kabul edilmez.
Telgraf Adresi : Hetlo. İstanbul
başarılı tatbikatı
muvaffak oluyoruz"
tç politika
Esaslı işlerimiz
• •
vrr-olan
ver-
tenkid et-o İma dili lirada mühim rağmen
£ V
s

| Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, dün de tatbikat salmama gelerek harekâtı takip etmiştir. Yukarıda, Cumhurbaşkanı harekât hakkında izahat alırken görülüyor.
YARDI asra yaklaşan bir zamandan beri memleket idaresinin düzelmesi için bir çok gayretler sarfet-tik. Bunların ekserisinde ve hattâ hepsLnde biiyük bir hüsnüniyetin mevcut olduğunu kabul etmekteyiz. Buna rağmen birçok şeylerde muvaffak olamadık. Büyük servetlerin boş yere harcanmasına sebebiyet d iğimiz, gibi en nıülıinı bir şey kıymetli zamanlarımız da netice m eksizin gelmiş ve geçmiş oldu.
Bu hususta birbirimizi
mekllğhnizin pek de yerinde ğını söylemek İsteriz. Bizim filmdi aramak istediğimiz en nokta: bütün bu iyi arzulara neticelerin neden böyle verimsiz olduğunu belirtmekten İbarettir.
Bizim kanaatimize göre en başta gelen sebeplerden biri bu büyük İşlerde idare tekniği İle iktisadi hususlarda lâzım olan bilgilerle mücehhez olmayışımızdır. Nazarî ve hazan da yarım yamalak olan bilgilerimiz bu işler İçin kâfi gelemezdi, th-tısaM ancak bilgi takdir edeceğinden bu cihete de gereken ehemmiyeti vermemiş bulunuyorduk. Bir çok İşleri sanki kendimiz keşfediyormuşuz giM gcff^gÜT''! tecrübelere tâbi futtuk. Elde edilen neticelerin zahirî eserlerini kendi aramızda methe giriştik ve bıına ecnebi memleketlerin birinden nasılsa gelen bir gazeteci veya âlimi şahit olu ra k göstermek imkânını bulunca sevindik. Halbuki memlekette yapılacak İşlerin hakiki ihtiyaçlarımızı ifade eden programlarını tesbite hiç bir ehemmiyet vermedik ve bıı suretle gerçeklikten boyuna uzaklaştık.
Kısa ziyaretlerimiz esnasında dış memleketlerde edindiğimiz üstünkörü mıişahedflorc bel bağlu>arak. onları. olduğu gibi > unlumuzda yapmaya kalkıştık. Bu yüzden memlekette bir türlü esaslı işlerle uğraşmak imkânı elde edilemedi.
Şimdi artık birçok acı misaller bize bu yoldan ayrılmaklığımız lâzım geldiğini emretmektedir. Zaten dünyanın her gün gösterdiği karanlık manzaraya rağmen Avrupanm beş seneden beri ilerlemesi, artık bize de bu yoldan gitmekten başka bir çare olmadığını göstermektedir. Biz şimdi İlkönce memleketin en mühim ve mübriın ihtiyaçlarını gözöııüne alır ve bunların temirıl için esaslı kararlar vermek İmkanını bulursak her halde bugüne İtadar elde edemediğimiz neticelerden dalın faydalı İşler görmüş olacağız. Bu esaslı İşler belki de dışarıdan bakıiıııca şatafatlı şeyler olmayacaktır, ama, olacaktır. Bize medeni bir memleketin ilk yapması lâzım gelen konulan İhtiva edecek ve bize hiç olmazsa, İnsanlığımızın yirminci asırdaki basit refahını temin edecektir. Bol su, İyi yollar. çağımızın ruhuna göre kurulmuş ilkokullar, adalet İşlerimizin görülmesinde sürat, idare cihazımızın ve tarafsız işlemesi, devlet elinde lan nakil vasıtalarının ucuzluğu kâfi miktarda bulunması, kömür
tJyacının temini, gıda maddelerinin bol İstihsalini kolaylaştıran tedbirlerin alınması ve huııa benzer bir çok şeyler bu memlekete medeni bir çehre verecek ve hayatın her istikametinde birçok İlerlemelerimize sebep olacaktır. Onun İçin bir taraftan dış politikaya ait muazzam dâvaların halli İrin uğraşıl irken Öte taraftan da şimdiye kadar yapılması çok İstenilmiş ve hattâ yapılmış gibi gösterilen bu şeylerin ele alınması ye ciddi bir tetkikten sonra bir programa bağlanmaya çalışılması herhalde memleket İçin pek büyük faydalar temin edecektir. Biz bu İslerde memleketimizi tetkik etmiş ve bilgileri sağlam bir çok vatandaşlara malik olduğumuzu İnkâr etmek istemiyoruz. Her şeyden evfel bunları aramak. bulmak \e hiç bir parti hissine tâbi olmıyarak kendilerini İş başlarına getirmek lâzımdır. Aııcak yarım işlerden kaçınmak ve teşebbüslerimize ciddiyetle surıkıruh netice almak mecburiyetinde olduğumuzdan bu hususta artık ecnebi İhtisasından İstifade etmek zorundu olduğumuzu da kabul etmeliyiz. Biz ecnebi mütehassısı dediğimiz zaman şimdiye kadar olduğu gibi yaşlı bir veya genç bir kuç zatı memlekete getirmek ve bir odaya kapayarak hattâ kendileriyle haftalarca bile müşaverede bulunmamak gihl Şeyleri kasdrtiniyoruz. Bu hususi.» askeri teşkilâtımız hattâ Meşrutiyetten evvel hile «İnha İyi hareket elmiş, ıslahat yapmak İçin davet ettiğimiz mütehassısların oldukça kalabalık bir heyet olmasını temin etmiştir. Şimdi memleketin esaslı İşlerini lıaJlotmrk İstediğimiz şıı zamanda bıına çok elıpmnılyet vermemiz ve hariçten, yaşları henüz çalışmak ve yaratmak devresinde olun birkaç yiız kişilik bir ecnebi ıızman heyetinin getirilmesini ve esaslı İşlerimiz İçin verilerek kararlarda bunların mütalâalarından istifade edilmesini ve hattâ tatbikat gaitasına girmiş birçok İşlerimizin bunlar tarafından murakabesini memleketimizin çııhıık kalkınması ve ilerlemesi ve İhtiyaçlarının ’ temini nukUuından çok zaruri görmekteyiz.
Habib Edib - Törehan
iyi o-ve Ih-
Hava ordumuzun
Dünkü harekâtı da takip eden Cumhurbaşkanı dedi ki : "Asker bir milletiz. Bunu herkes söyler. Tarih de buna Şehadet eder. Bu kıymetimizi yeni silâhlarla tekâmül ettirerek, daha da
Gebze 12 (Manevraları takip etmek üzere hususî surette giden arkadaşımız Faruk Fenik bildiriyor).
Birinci Ordunun Kocaelide yaptığı manevranın üçüncü günü hava ordumuzun yaptığı muvaffakiyetli bir tatbikatla sona erdi.
Sabahın erken saatlerinden İtibaren Balıkesir, Bandırma ve diğer bölgelerden havlanan uçaklar, Sarıgazl mevkiinde bulunan kıtalarımıza paraşütle mühimmat ve yiyecek İndirmeleri yapmış ve bütün müşahitlerin takdir ve tebriklerini kazanmışlardır,
İki günden beri manevraları takip etmekte olan Cumhurbaşkanı Celâl Bayar. kendisiyle görüşen gazetecilere son tatbikat hakkında intihalarını şöyle anlattı:
"Asker bir milletiz. Herkes bunu söyler. Tarih de buna şehadot eder. Bu meziyet ve kıymetimizi yeni ve modern silâhlarla tekâmül ettirerek bir kat daha belirtmek yolundayız ve muvaffak oluyoruz. Şimdiye kadar gördüklerimden edindiğim intibaın hulâsası budur.,,
Cumhurbaşkanı '"Celâl Bayar. ordumuzun gösterdiği muvaffakiyetten çok memnun gözüküyordu. Bunu gerek subaylarımıza, gerekse erlerimize muhtelif vesilelerle ihsas etti.
Hele uçak alayının yaptığı gösteriler orada-bulunan ecnebi müşahitleri bile heyecanlandırdı.
Bu vesile ile kendisiyle görüştüğümüz Amerikan yardım heyeti hava kısmı başkanı General Tate, bize şunları söyledi:
. "Bugün havadan yapılan İndirme harekâtını, hem hava kuşetleri, hem de karadaki kuvvetler çok güzel başardılar. Uçakların inişlerinde birbirlerini gayet muntazam ve fasılalı bir şekilde takip etmeleri çok muvaffakiyetli oldu. Karadaki kuvvetler. İndirme amellyesi tatbikatında kullanacağı efradı gayet güzel hazırlamış ve tahliyede, her uçak yere indikçe çok güzel yapılmıştır.
Böyle mühim bir hareketi aksaksız başarabilmek için müşterek bir çalışma lâzımdı. Bugünkü tatbikatta bu müşterek çalışmayı mükemmel bir şekilde gördük „
Diğer taraftan Amerikan yardım heyeti başkanı Arnold, tatbikat hakkında kendisine İntihalarını soran gazetecilere. tatbikatın çok güzel ve muntazam cereyan ettiğini söylemiştir.
Abdürrahman Hava Alanında yapılan büyük hava tatbikatından sonra Kırmızı kuvvetler yeni mevzilere girmişlerdir.
Yarın kati ve nihaî taarruz yapılacak ve Mavi kuvvetler denize dökülecektir .
Cumhurbaşkanı, beraberinde Meclis Başkanı Refik Koraltan olduğu halde akşama doğru Mavi kuvvetlerin çıktığı farzolunan noktayı dolaşmış ve Şilede bir müddet istirahat ettikten sonra Darıcaya, oradan da Yalo-vaya hareket etmiştir.
Tatbikata yarın (bugün) devam edilecektir.
Faraşütlu harekât sahasına mühimmat İndiriliyor
Pek yakında YrıH htanbulda
Üçüncü
Sinema Aleminde hnklki bir sanat hâdisesi teşkil eden filmin çıkarıldığı bu meşhur roman
GRAHAM
GREENE
nln mistir.
kaleminden çık-
E
Pazar
Gazetemizde takip ediniz
Vçler dün
toplandı
Müzakereler büyük ehemmiyet veriliyor
New-Tork 11 (YÎRS) — Bugün erken bir saatte gelmiş o-lan İngiliz Dışişleri Bakanı Be-vln, İlk söz olarak silâhlı kuvvetlerin arttırılarak. Rusyaya bir İstilâ teşebbüsünün kârlı bir İş olmadığını Öğretmek gerektiğini söylemiştir. Bilindiği gibi üç Dış Bakanları muhtelif meseleler hakkında görüşecekler ve bu toplantıları Atlantik Paktı Dışişleri Bakanlarının konferansı takip edecektir. Üç Bakanın görüşeceği meselelerden biri de Türkiyenin Atlantik Paktına a-lınıp alınmaması meselesidir. A-merlkan kaynaklarından verilen haberlere göre Amerika Tiirki-yonln pakta İştirakini destekle-mlvccektlr. Zira bu takdirde müdafaa sahası genişliyecektlr.
Emin kaynaklardan bildirildiğine göre üç Dış Bakanının Al-manyanın silâhlanması hususunda çok münakaşa edecekleri zannedilmektedir. Malûm olduğu üzero Amerikanın Alman-yayı silâhlandırma teklifine mukabil Fransa kuvveti! bir dahil! polis teşkilâtına taraftardır. Her üç Bakanın da müştereken hemfikir oldukları husus Alman militarizminin canlanmamağıdır.
Üç Dış Bakanları bugün gizil bir toplantı yapmışlardır.
• 1


N. Sadak'ın
beyanatı
"Kore’ye asker yollama karan hariçte müsait tepki yarattı”
Bir müddetten beri Vlchy’de bulunan eski dışişleri bakanı Nccmed-din Sadak, dün şehrimize dönmüştür.
Necmeddln Sadak kendisi He görüşen bir arkadaşımızın sorduğu "Dış politikada İki parti arasında bir ihtilâf var mıdır?,, sualine, şu cevabı vermiştir:
"— tkl parti arasında dış politikada birlik vardır. İki parti arasında -her yerde olduğu gibi bizde de zaman zaman zuhur eden ihtilâf ve münakaşaları bazı batı gazeteleri dış politikada ayrılık şeklinde göstermek istiyorlar. Hakikat hiç bir zaman bös'le olmadığı için bu nevi havadislerin şayi olması dahi zara itidir.,,
*'— Koreye asker yollu mamızın akisleri hakkında ne düşünüyorsunuz?,,
•’— Koreye asker yollama kararımızın Amerikan matbuatında müspet in-tlbalnr uyandırdığını okudum. Esas itibariyle bu kararın hariçte uyandırdığı tepki müsait olmuştur.
Başbakan Attleenin Avam
Kamarasındaki demeci
C. Attİee, Avrupa savunmasının takviye edilmesinden bahsediyor
i
Londra 12 (YİRS) — Bugün toplanan Avam Kamarasında demeçte bulunan Başbakan Attİee umumiyette Avrupa ve bilhassa İngiltere savunmasından bahsetmiştir.
Attİee ezcümle şunları söylemiştir:
İngiliz ordusunun takviyesi için tahsis edilmiş olan yüz milyon stcrling-ten başka yüz milyon sterllng daha tahsis edilecektir.
İngiltere Almanyada mevcut iki tümenini takviye edeceği gibi oraya bir tümen daha gönderecektir.
Almanyanın Avrupa savunmasına iştiraki bütün alâkalı devletler tarafından müştereken ve dikkatle incc-

bu
lonecek bir mevzudur. Mamafih cumhuriyetin icabında süratle harekete geçebilecek bir kuvvete ihtiyacı olduğu inkâr edilemez.
Attİee bundan sonra silâh altındaki kuvvetlerin altı tümenden on tümene çıkarılacağını ve buna 12 tümcnllk bir İhtiyatın İlâve edileceğini söylemiş ve Avrupanm müdafaasını tamamlamak ve bir taarruz tehlikesini bertaraf etmek için Alman ve İtalyan kuvvetlerinin İştirakiyle 70 veya 80 tümcnllk bir ordu kurmak gerektiğini belirtmiştir.
Kore hâdisesine temas eden Attİee, bunun bir İstilâ hareketi olduğunu bunda herkesin müttefik bulunduğunu kaydetmiş ve yeni bir harbin çıkmasını önlemek İçin elden gelen tedbirlerin alınmakta bulunduğunu ilâve etmiştir.
Sovyet Rusyanın baltalamalarından bahseden Attİee "Bütün Komlnform yardımcıları ve taraftarları kargaşalık çıkarmak üzere durmadan çalışmışlardır. Sağlum bir ekonomi müdafaanın muvaffak olması için birinci şarttır. îç cephenin korunması dışarıdan gelen tecavüze karşı yapılan müdafaa kadar mühimdir. Komünist siyaseti ise bütün dünyayı esir ederek kendi pençeleri altında İnletmektir,, demiştir.
Chıırchill, Hükümetin nskerlik müddetinin arttırılması lehinde oy vereceğini fakat bunun gecikmiş ve gayri kufi bir tedbir olduğunu söylemiştir. Chtırchlll'e göre Almanya 8 - 10 tümcnllk bir kuvvetle Avrupa müdafaasına İştirak etmelidir.
Bu arada cereyan eden münakaşalara Millî Savunma Bakanı Shlnwell İştirak edince muhalefet Lideri: "Ne diye bağırıyorsun senin bir şeyden haberin yok,, diye bağırmıştır.
• •

Güzellerin
geçit resmi
Rlmlni’de yapılan Avrupa Güzellik Müsabakasından gelen son resimleri bugün G ncı sayfada bulacaksınız
Kuzey Koreliler püskürtülüyor
Amerika Millî Savunma Bakanı Johnson çekildi. Truman9 yerine MarshalVı getirdi
Kızıllar, Amerikan bombardımanlarını Birleşmiş Milletlere şikâyet


A. A
harekâtının durumu : Amerikan tümenine birlikler
Tokyo, 12 (United Press) — Kore bugünkü Birinci süvari mensup
Taegu'nun kuzeyin de şehri muhasara etmeye uğraşan komünist ordusunu geri püskürterek bir buçuk kilometre İlerlemişlerdir.
Taegu’nun doğusunda Güney Kore kuvvetleri 13 kilometre kadar ilerlemişler ve Yongşong ile Anyang arasındaki yolu tekrar e-ie geçirmişlerdir.
Biraz daha doğudaki Amerikan vc* Güney Kore birlikleri 2 kilometreye yakın bir İlerleme kaydederek An-gang He Pohang arasındaki yolu kesmişlerdir.
Güneyde Naktong Nehri ikinci tümeni komünistlerin ağır bir hücumunu hiç yer kaybı vermeden püskürtmüştür Biı ilkler. uçaklar ve topçu tarafından aynı zamanda indirilen karşı darbeler neticesinde 2 bin kadar komünist ölmüştür.
Bugün müttefik uçakları için de harbin en muvaf-günlerin-olmuştur. sa vida u-savaş böl-
• o
• (
• •
TAEJON
Hw*nggan
Sor ti hafta /ÇİNCCHİ Herlere
HARP BA^LADiH TAN SGHfA 5>r>t RAF rADAHi ÜURUH
Yochon
Hamchanga
fK U^HON
Yanggı
Pyonghaa
cepbesinde
Amerikan birlikleri
den
KOCHANGİI ^ Aou.
Tuksong
amwon
(
H(»dong
gaklar gelerl üzerinde u-çara.k bomba vc maklnelitüfek ateşi ile düşmana a-ğır hasar verdir-mişlcrdir.
Kore cephesi, 12 A.A. (UnîtedPressi — Sekizinci Amerikan ordusunun yayınladığı tebliğde bildirildiğine güre. Birleşmiş Milletler kuvvetleri dün Yongçong-un kuzey ve kuzeydoğusunda 2000 İlâ 4000 yarda 11-lcrlemişlerdlr.
"ölülerin silâhlarını kullanarak hücum tekniği,,
Tokyo, 12 A A. (Reuter) — General Mac Arthur’ün Kore karargâhındaki bir İstihbarat subayının bugün bildirdiğine göre, komünistlerin Kore’de "ölülerin silâhlarını kullanarak., hücum tekniği, malzemelerinin no kadar kıt olduğunu gösterir.
İstihbarat subayı, bu tekniğin ilk defa 9 eylülde yapılan bir hücumda kullanıldığını bildirmiştir. Komünistler. İlk üçü silâhlı olmak üzere üç sıra halinde hücum etmişler, muharebeye silâhsız olarak giren İki sıra, harekât esnasında arkadaşlarının silâhlarını lardır.
LakeSuccess. 12 (YİRS)— Bugün Kuzey Kore Birleşmiş Milletlere müracaat ederek Amerikan hava hücumları neticesinde ağır sanayiinin tamamen, hafif sanayiinin kısmen tahrip edildiğini bildirmiş ve bu hücumlara son verilmesini Trygve ide ve Slr Glndwyn Jehb’der talep etmiştir Bu şikâyet. Konseyde Mançuryatnn Amerikan uçakları tarafından bombalandığı İthamı görüşülürken vâsıl olmuştur.
Amerikan Savunma Bakanının değişeceği ve yerine Mıırshall'ın getlrllcreğl söyleniyor
Washlnglon, 12 (YİRS) — Milli Müdafaa Nazırı Johnson'un çekileceği halikındaki rivayetler kuvvetlenmiştir. Bu cümleden olarak yorine eski Dışişleri Bakanı Marshall ın getirileceği kuvvetli bir İhtimal olarnk ileri sürülmektedir. Hattâ her hangi bir as-k«T aradan 10 sene geçmedikçe Milli Müdafaa Bakanlığının başına kanunen gotlrlıemlycccğlnc göre. Tınmanın evvelâ bu kanunu değiştirip sonra Marshall’ı getireceği söylenmektedir. İlâve edildiğine göre. Marshall bu vazifeyi kabul etmiştir.
• •
Kosong
Andong ^)Mangho^ ^^^Uısong
U'\WUıhung
TAEGU
Hyonpung \
Changnyoı>g •» l fYongs^r
M«dn
Tongyong
40 ♦
8^*
ınnyong
7/Yongdok
i an"u
sfhongha
ANGJ
'^^*L/Kyon9|U a l'I ^»Choyang
»I / f\\
r rw
Samho
PUSAN
Son altı hafta zarfında kızılların eline geçmiş olan yerler tarama İle gösterllmlştlıç
İsrail kuvvetleri Ürdün
gerideki vurulan toplamış-
Wa8hlngton, 12 (YİRS) — Son dakikada verilen bir habere göre, Milli Müdafaa Nazırı Johnson istifa etmiş ve Truman eski . Hariciye Nazırı Mnrshall’ı yerine tâyin etmiştir.
îzmire gelecek İngiliz filosu
Ediııburg Diikü, perşembe günii İzm İr den uçakla İstanbula hareket erleeek
İzmir 12 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Üç güncen beri limanımızda bulunan Ingiliz gemileri Ak-denlzdo yapacakları 2i saatlik manevra İÇİn limanımızı terketmlşlcr-dlr. Bu gemiler Edinıbürgh Dükünü hâmil bulunan Magpie ile birlikte perşembe sabahı saat 10 da İzmir limanına geleceklerdir. Edlmbürgh Dükü tzmlrde tevakkuf etmiyerek hususî bir uçakla doğru Istanbula hareket edecek ve 12,10 da Ycşilkö-
ye vâsıl olarak saat 13 te sayın] ŞTAI.lN Cumhurbaşkanımızın Yalovada vereceği yemekte bulunacaktır. •
27 ağustosta başladığı bildirilen bu İstilâ hareketinden sonra Ürdün Devleti İngiliz, Fransız ve Amerikan garantil
rinin tatbikim istemiş
Kahlra 12 (AP) — tnglllzler tarafından idare edilen Arap Ajansı bugün Sam menşeli bir haberinde. İsrail birliklerinin 27 ağustosta başlı-yan bir taarruz neticesinde Haşiml Urdun toprağını istilâ ve önemli Ruttenbcrg hidroelektrik projesinin yakınlarında hayati bir kesimi İşgal ettiklerini bildirmiştir.
Habere göre, İsrail kuvvetleri, ilk taarruzu müteakip Ürdün Arap lejyonu tarafından bu kesimden atılmışlar fakat ertesi gün cereyan eden bir savaşta kesimi tekrar ele geçir-
»*
mislerdir. Bildirildiğine göre. Kırat Abdullah, Büyük Britanya, Fransa ve Birleşik Amerikadan sınırları ve mütareko hatlarını garanti eden 25 mayıs tarihli 3 Büyükler Beyannamesinin tatbik mevkiine konulmasını istemiştir.
Haberde şunlar ilâve edilmiştin "Sorumlu çevrelerden öğrenildiğine göre, İhtilâf barış yolu İle halledilemezse, Arap lejyonu Yahudi birliklerini Ürdün toprağından atmak İçin harekete geçecektir.”
Trııman gel, kardeş payı yapalımL, Dünyanın o yansı 8cnlnt bu yarısı da benim olsun!..
Sayfa 2
yeni İstanbul
13 Eylül 1950
TETKİKLER |
Millî park ihtiyacımız
Yazan: Doçent Dr. Salâluıddin İNAL
BtRLEştK Amerika Devletlerine alt Yello'Vaton milli parkının Girit adası vüsatinde bir sahaya yayılmış olduğunu bilmem duymuş muydunuz? Dünyanın en büyük ve on enteresan parklarından birisi olması İtibariyle her Amerikalının milli bir gururla bahsettiği bu park, bundan tam 06 sene önce kurulmuştur. Parkın İçinde her türlü medeni ihtiyacı karşılıyan 50 ye yakm otel ve sığınak mevcuttur, Modern bir de hasta ha nesi bulunan bu parkın muhtelif yerlerinde satıcı dükkanları ve benzin tankları görülür. Park, uzunluğu 500 km. yi aşan bir yol şebekesi ile Örülmüş olup içinde muntazam otobüs seferleri vardır. Ayrıca, atla seyahat etmek isteyenler için at. seyis ve yaya dolaşmak İsteyenler İçin de kılavuzlar bulundurulur. Parkın göllerinde ve akar sularımla motörler, sandallar ve çeşitli avlanma Alet ve vasıtaları emre hazır tutulur. Hulâsa hak kın her türlü tabiat güzelliğinden doya doya faydalanması ve burada bulunduğu müddetçe eğlenmesi, dinlenmesi ve spor yapması için ne lâzımsa hemen hepsi geniş ölçüde karşılanmış bulunmaktadır.
Bütün medeni memleketler, hattâ komşumuz Yunanistan da dahil olduğu halde, gerek ana vatanlarında ve gerekse müstemlekelerinde buna benzer mili! parklar kurmuşlar ve bunları yerli ve yabancı halkın faydalanmasına arzetmlşlerdir. Alman-yanın ikinci Dünya Harbinden önceki milli parklarının sayısı 500 e yakındı. Komşumuz Rumanyanın 1940 yılında tabiatı koruma parklarının sayısı da 40 a varmıştı. Milli parklar, her memleketin tabii güzellik ve özelliklerini ihtiva eden karakteristik arazi parçalarıdır. Bunlar, turistik, estetik, tarihi veya ilmi maksatlarla hususî bir idareye tâbi tutulurlar. Milli parkların kuruluş gayesi, bir taraftan ta biatin canlı, cansu varlıklarım ve enteresan görülen tezahürlerini zararlı insan müdahalelerinden korumak ve tabiî halleriyle muhafaza etmek, diğer taraftan da çeşitli tabiat nimetlerini İnsanlar için faydalı kılmaktır. Tabiatı hemen bütün âzası ile en mükemmel şekilde temsil eden sahalar ormanlar olduğu için, milli parklar umumiyetle ormanlık sahalardan tefrik edilirler.
Millî parklar ait olduğu memleketlere kültürel, sosyal ve ekonomik sahada büyük faydalar sağlarlar. Bir memlekette milli parkın kurulmuş olması her şeyden önce orada tabiat sevgi ve saygısının şuurlaşmış bir fikir haline geldiğini veya gelmekte olduğunu gösterir. Bu itibarla, milli terbiyenin mlyan olmak gibi medenî bir değer taşırlar. Zaten millî park, aslında bir “tablstl koruma,, tedbir ve vasıtasıdır. Bu hüviyetleriyle milli parklar, bilhassa bizim gibi tabiat insan münasebetlerinin düzensiz bulunduğu cemiyetler İçin çok önemlidirler. Zira hiç olmazsa milli park olarak ilân edilen sahalar, alınan sıkı tedbirler sayesinde, ergeç mukadder olan bir tahrlpter korunmuş o-lurlar. Bu gibi yerler, yurdun tabiat tarihini gelecek nesillere intikal ettiren canlı birer vesikalardır. Tabii ilimlerle uğraşan yerli ve yabancı ilim adamlarına etüd ve araştırma sahası şeklinde hizmet görürler.
ilkokullardan başlamak suretiyle bütün öğretim müefcseselerlnin bu parklardan canlı bir lâbora-tuvar olarak faydalanmaları daima mümkündür. Milli parkların halka tabiat sevgisi ve saygısını aşılamadaki rolleri çok büyüktün Millî parklar, güzel sanatlar ve bilhassa şiir ve mûsiki için bulunmaz bir motif hazînesi ve ilham kaynağıdırlar. Aynca halkın sıhhat ve spor bakımından faydalanmasına, eğlenip dinlenmesine yararlar. Bütün bunlardan başka milletlerarası münasebetlere de yol açarlar.
Milli parkların bir memlekete sağlayacağı en büyük fayda, çok zaman turizm alanındadır. Günün turisti ziyaret edeceği memlekette seyahat ve ikamet kolaylıklarından başka, tarihi eserler ve tabii güzelliklerle beraber eğlenme, dinlenme ve spor yapma imkânlarını da aramaktadır. Yur-
dumuzda bütün bu şartlar, bol ölçüde ve fakat düzenlenmemiş olarak mevcutturlar. Memleketimizin tarihi eserleri ve tabii güzellikleri harap ve perişan bir durumdadırlar. Meselâ, İstanbul, tabii güzellikleri itibariyle dünyanın incisi sayılabilecek bir şehirdir. Fakat Boğaziçi sahilleri yer yer kurulan odun, kömür, tütün, petrol depolan İle ve çeşitli endüstri tesisleriyle. çıplaklaşan ve çirkinleşen yamaçlarla estetik güzollcğini ve pitoresk vasfını gün geçtikçe kaybetmektedir. Haliç, Kâğıthane, Çamlıca, Adalar ve diğer mesireler yürekler acısı bir manzara arzederlef. Şehir dışı tabii güzelliklerimiz de aynı talihsizlikle haşhaşa bırakılmışlardır. Nitekim İstanbul civarında hariçten gelecek yabancılara Türk dağlarmı, kırlarını, ormanlarını, göllerini, akar, suları, çiçekleri, böcekleri, kuşları ve balıkları ile tabii yaşayış ve oluşları İçinde gösterecek korunmuş tek sahamız mevcut değildir Halbuki İstanbul bölgesi için Alemdagı, Şile, Bclgrad, lstranca ve Yalova ormanları, Bursa için Uludağ ormanları, İzmir İçin Yamanlar ve Bozdağı ormanları, Bolu için Abant gölü ve civan ormanları, Ankara için Kızılcahamam ormanları ne kadar uygun birer milli park sahafıdırlar. Bu m in-takalardaki ormanların hemen hepsi devlete aittir.
Turizm İşlerimizi düzenlemeye başlarken bu endüstrinin temel unsurlarından birisini teşkil eden bu cihetin gözönünde tutulması ve Turizm Genel Müdürlüğü ile Orman Genci Müdürlüğünün işbirliği yaparak bugünlerde hazırlan makta olan Orman Kanunu tasarısına bu hususta hükümler koydurmaları ve memleketin uygun görülecek bazı ormanlık mınta-k alarmı milli park adı altında özel bir İdareye tâbi tutmaları çok İsabetli ve yerinde bir hareket olur.
Bu teşebbüs sayesinde bir taraftan müstakbel döviz kaynaklanınız emniyet aitına alınmış, tabiat ve yurtseverliğimiz kuvvetlendirilmiş, diğer taraftan da bütün medeni dünyanın çoktandır katılmış bulunduğu kültürel bir harekete bizim de iştirakimiz sağlanmış olur.
Denizyollarının ödediği ceza
Anıerikaya giden gemiler için 270 bin lira ceza ödendi
îstanbuklaki armatörlere gelen haberlere göre, Devlet Denizyolları Gene] Müdürlüğü Ameri kaya sefer yapan vapurlarının orada talimatnamelere uymıyan hallerinden dola\ ı 270.000 lira ceza Ödemiştir. Türk limanlarında mevcut talimatnamelere riayetsizlik cezası 200 lira olduğu halde gemilerimiz Amerikada bu gibi hallerde ağır şeküde tecziye edilmektedir, Bu cezaların yüksek olmasına, Amerikan Umanlarında mümkün olduğu kadar az sayıda yabancı geminin iş yapması arzusu sebep gösterilmektedir. Küçük sebeplerde ağır cezalar bizim İçin bu sefrler-den kâr etmek ihtimallerini tamamen ortadan kaldırmaktadır.
Mareşal Çakmak’ın cenaze merasiminde nümayiş yapanlar hakkındaki dâva da sukut etti
Mareşal Fevzi Çakmak’ın cenaze merasiminde nümayiş yapmak ve arapça ezan okumaktan sanık 72 kişi hakkındaki dâva dün sükut etmiştir,
Türk - Fransız Dostluk Cemiyeti Başkanı Ankaraya gitti
Tiirk-Fransız Dostluk Cemiyeti Başkanı M. Louls Hermlgue dün akşam Ankaraya hareket etmiştir. Hermiçue, Ankarada alâkalılarla Türk-Fransız dostluğunun takviye e-dilmesi etrafında temaslarda bulunduktan sonra şehrimize avdet edecek, buradan da Parıse dönecektir.
4*

Şehir Mektubu
Şehir köşesi
Lokantalar ve tarife
tarifeye serbest
toka n fa-
Çt hlrdf hlr mesela Çl-
karıbh: Yn lokantalar tâbi tutulmalı, yahut bırakılmalı,
Gitlü msrdim. S a n kİ
lardn tarife var mıdır9 Hakikatte vardır amma, f imize a-lıp bakt iffetli t zaman siz de benim yıbi önlersiniz. Mm lâ, şrfırhı rn bil atik, liiks ue meşhur lokantasında oldufiu fjibi ilçlliltdl sınıf aşçı dükkânlarındaki tarifelerde çorba , ya t liran, leyrtk veya hanımyöbr-ffi'niıı hizasında. fiyatlarlf/le birlikte, kaçar gram oldukları yazılıdır. Koç defa aklıma yeldi. Taksim Gazinosuna yide-vim. bir çorba bir dr terazi yeyim, Garson yetirmede bur değil mi? öyle ya, kimdir. Belediye nizam muş, ille de tartacağım»
Lâtifrui bırakalım, btiylr sey, yani tarife olmaz. Halk, kendisine mahşus selim hisle, ha fiyi lokantanın daha temiz, ıı-cııs veya pahalı olduğunu, kl-me rağbet c/frrrpuıi biliyor. Bu işin cıı çıkar yolu, lokantaları, eğlence yerlerini rekabet sahasına bırakmaktır. En İyi tarife o zaman kemi iliğinden meydana çıkar. Belediye de lüzumsuz yere gayretler sarfetmek-ten. mevrut olmayan kadrolarla. kontroller yapmağa teşebbüs edip sözünü ffCf irtemrz bir mil-crscro olmaktan kurtulur,
BtR İSTANBULLU
hri-mrc-hak-koy*
üniversite kayıtları 15 eylül gününden itibaren başlıyacak
MÜRACAAT FAZLA OLACAĞINDAN, YENİ KARARA GÖRE, BİRÇOK FAKÜLTELER İÇİN İMTİHAN YAPILACAĞI ZANNEDİLİYOR
cuma
1050
ye ol-
Bu sone üniversiteye yeni namzet talebe kaydına 15 eylül 1950 günü hAşlanacnk ve 15 ekim günü nihayet verilecektir*
Kaydolmak İçin lis( bitirme
gunlıık diplomalarıyle nüfus hüviyet cüzdanı, ikame! g/ıh senedi, bulaşıcı hastalıktan sAliııı olduğuna dair doktor raporu, yazılına harcım üni-veraite veznesine yatırdığına dair makbuzu, girmek İstediği fakülteyi bildiren İstidaya İliştiıerek Rektörlüğe vermek gerekir.
Liseyi geçen «ene bitirmiş olanlardan aynca askerliklerini tecil ettirdiklerine dair vesika da istenmektedir. Bir fakülte veya yüksek okul diploması almış olan kimseler askerliklerini yapmadan yeniden fakültelere alınmıyacaklardır. Dört sömestrde sınıfı geçemlyenler de askerliklerini tamamlamadan fakültelerine devam edemiyecokleıdir.
Bir fakülteye kadrosundan fazla talebe müracaat ettiği takdirde müsabaka İmtihanı yapılacak, aksi halde müracaat edenler İmtihansız olarak kabul edileceklerdir.
Yalnız; Tıp, İnşaat, Mimaılık, Makine, Elektrik, Fen, İktisat Fakülteleriyle Eczacı ve Dişçi Okullarına her sene çok fazla müracaat vâki olduğundan bu kısımlara talip olacak öğrenciler arasında müsabaka
imtihanı yapılmasına muhakkak zeriyle bakılmaktadır
Diğer taraftan ortaokul ve liselerin do kayıtları devam etmektedir. Ortamcktoplerln İlk sınıflarına kay-dolun ani ar Arasında İngilizce şubelerine tehacüm pek ferledir. Bir çok ortamokteplerin İngilizce şubeleri şimdiden dolmuştur,
ni-
Yunanistanın yeni Ankara Büyükelçisi dün geldi
Yunanistanın yom Ankara Büyükelçisi AlcxAndro Contmımas, dün Ankara vapuriyle şehrimize gelmiştir.
Bundan evvel Ankarada 2 Rene elçilik müşavirliğinde bulunduğunu söyllyen yeni elçi, memleketimize tekrar gelmekten çok memnun olduğunu bildirmiş, CıımhurbAşIcanına itimatnamesini sunmadan her hangi bir beyanat vermekten çekinmiştir.
Karadenize ilâve şilep postası
Karadeniz limanlarında biriken kasaplık hayvanlan getirmek üzere ilâve şilep postasına tahsis edilen Necat vapuru bir iki güne kadar hareket edecektir.
Halide Edip Adıvar dün geldi
r.E.N. Kulübünün toplantısına iştirak eden delegemizin beyanatı
Milletlerarası Müellifler Birliği P.E.N. Kulübünün bu yıl Edlnburgh'-ta toplanan kongresine iştirak etmek üzere Inglltereye gitmiş olan Prof, Halide Edip Adıvar, dün Ankara vapuru ile şehrimize dönmüştür.
Prof, Halide Edip Adıvar, kendini İle konuşan gazetecilere demiştir k(:
*— Kongreye muhtelif milletlere mensup 450 den fazla delege İştirak etti. İki hafta süren kongrenin gündemini tesblt için yapılan toplantılara İştirak etlim. Kongrenin bu yıl meşgul olduğu mevzu ”dram“dı. Gerek bu mevzu münakaşa edilirken ve gerekse daha evvelki ihzari toplantıda üzerinde en çok münakaşa edilen cihet muharririn fikir hürriyeti olmuştur. Bu mevzu uzun ve şiddetli münakaşalara sebebiyet verdi. Fakat hepsi de garp âlemine mensup olan ve muhtelif siyasi Içti-hadlarn malik yüzlerce fikir adamı hürriyet mefhumu üzerinde sonunda dalma birleştiler.
Unesco’nun teklif etmiş olduğu ve şiddetli münakaşalar uyandıran muhtelif kararı kongreye nihayet kabul ettirmek şerefi son celseye riyaset etmiş olduğum için bana nasip oldu. Kongrenin gelecek yıl nerede toplanacağı bir karara bağlanmadı. Teklifler arasında Hindistan ve A-vusturya var. Türkiye de mevzuu bahistir.
120 liraya biiyük Avrupa seyahati nasıl yapılır?
İki talebemiz, bisikletleriyle flvrupanm muhtelif memleketlerini dolaşıp geldiler
120 liraya Avrupanm nasıl dolaşılacağını öğrenmek ister misiniz? O haldo 42 gün evvel bisikletle bir Avrupa turuna çıkan ve dün Ankara vapuru ile şehrimize dönen iki Türk gencinin macerasını kendi a-ğızlanndan dinleyin.
★ : ı
Yavuz Sönmez 21 yaşında^ Deniz Ticaret Mektebinde talebe Arkadaşı İsmail Sakmar, Fen Fakültesi öğrencilerinden. İkisi de eskiden beri bisiklet sporuna meraklı. Bu yazın başında imtihanlarını verdikten sonra bisikletle bir Avrupa turuna çıkmam düşünmüşler. Gereken hazırlıkları ikmal ettikten sonra bisikletlerini sırtlamışlar ve 22 temmuzda Avrupaya hareket eden Ankara vapuruna binmişler. Yavuz Sönmez, Deniz Ticaret Okulu talebesi olduğu için hususi permiden istifade ederek vapura para vermemiş, arkadaşı İs-mail Sakmar da talebe tenzilâtından istifade ederek gayet cüzî bir ücret ödemiş.
Şimdi seyahatin nasıl geçtiğini Yavuz Sönmcz’den dlnliyelim:
“— Ankara vapurunu Cenova’da bıraktık ve bisikletlerimize atlıya-rak yola çıktık. İJk uğrağımız Mllâ-no oklu. Oradan Alplerln Slmplon geçidinden îsvlçreye geçtik, lsvlçreyi kanş kanş dolaştıktan sonra Al-manyaya girdik. Tabiî Rus nin yanına bile uğramadık, inanlardan Kolonyaya gitik lonya üzerinden Bclçikaya Fransaya geçtik, Parisi ve
yaı dolaştıktan sonra Cote d’Azur’e indik ve tekrar îtalyayn gelerek yurda dönmek üzere Ankara vapuruna bindik.”
Seyahatin kısaca hikâyesi bu İdi. Fakat asıl enteresan tarafı. 5 büyük Avrupa memleketinin yalnız 120 Hra harcıyarak nasıl gezilebi id iğ i meselesiydi. Genç bisikletçiye bu İşi nasıl başardığını sordum. Dedi kİ:
**— Avrupada bisikletle seyahat çok yayılmış bir şeydir. Gerçi yabancı memleketlerde bizim gibi büyük seyahate çıkan bisikletçilere sık sık rastlanmaz ama kendi memleketlerini karış karış dolaşan bisikletçi gençlere adım başında rastlanır. Bu gibi kimselerin yiyeceklerini ve yatacak yerlerini gayet ucuz bir .ücret mukabilinde temin etmek üzere her memlekette gençlik teşkilâtları var. Biz de bunlardan İstifade ettik, bu suretle yemek ve yatmak İçin hiç denecek derecede az para harcadık.
Bizi her gittiğimiz yerde iyi karşıladılar. Bilhassa Almanyada çok büyük alâka gördük. Zaten gezdiğimiz yerler arasında Almanya hayatın en ucuz olduğu memleketti.”
”— peki bisikletiniz hiç ânza yapmadı mı?„
”— Hayır. Yalnız bir kere arkadaşımın bisikletinin lâstiği patladı. O-nu da köl&yhkls tamir etik. Zaten gittiğimiz yerlerdeki yollar çok iyi idi. Hele Almanyada, bisikletler İçin hususi yollar yapmışlar.
Bütün bunlara rağmen mizin çok kolay olduğunu hakikatten biraz ayrılmak hassa Alplerden geçerken
yorulduk. Fakat seyahatimizden çok memnun dönüyoruz.”
Abdi IPEKÇÎ
seyahatl-sbylemek olur. Bil-bir hayli
bölgesi-Karaor-ve Ko. girdik. Marsll-
Yeşilay'ın Üzüm Bayramı
Yeşilay Kurumu senelik mûtat Ü-züm Bayramını bu yıl Topkapı surları dışında Spor Sahası karşısındaki İncirli NÜmune Bağında 17.9.1950 pazar günü yapacaktır. Bağ, Top-kapı tramvay ve otobüs durağına yakındır.
Davetiyeler Kurum Merkezi Bürosundan temin edilebilir.
Şehir Hatları kış tarifesinde v yenilikler
Şehir Hatları kış tarifesi hazırlıklarına devam edilmektedir. Yaz tarifesinde mevcut seferlerin kış tarifesinde de İpkası hususunda Beykoz, Paşabahçe ve Küçüksu halkının yaptığı müracaat esas İtibariyle uygun görülmüştür. Şehir nüfusunun banliyöye doğru yayıldığını nazarı dikkate alan tdare, bu yıl k’ş tarifesindeki seferleri arttıracaktır
Ankara vapuru geldi
Devlet Denizyollarının Ankara yolcu vapuru dün Batı Akdeniz seferinden 537 yolcu, 165 ton yük ve 15 otomobil ile dönmüştür.
Gelenler arasında Avrupa Atletizm Şampiyonasına İştirak etmiş olan atletlerimiz ve 12 kişilik bir İsviçreli turist kafilesi de vardır.
Banliyö telefonları için otomatik kablo
döşenmesine başlanıyor
İstanbul ile banliyö arasındaki lefonlann otomatik hale getirilmesi hakkındaki çalışmalara devam edilmektedir. *
Otomatik telefon kablolarının Sa-rayburnu, Salacak ve Dragos'la A-dalar arasında döşenmesine pek yakında başlanacaktır.
Evvelâ Kandilli ve Erenköy santralleri, müteakiben de Adalar, Pa-şabahçe, Kartal ve diğer santraller otomatik olacaktır.
Denizyollarında bir tâyin
tc-
Evvelce vazifesinden alındığı halde, Şûrayı Devlet karariyle hak kazanan Devlet Denizyolları eski baş acentesi Ziya Günay, Şehir Hatları müdür muavinliklerinden birine getirilmiştir.
iktisat kongresi
Tiirkiyeyi temsilen Güleryüz, dün bir
îki ekimde Tahranda toplanacak olan tslâm memleketleri İktisat kongresine seçilen Bölge Sanayi Birliği Umumi Kâtibi Hallt Glileo’üz, dün kendisi ile konuşan Türk Ajansı muhabirine şu demeçte bulunmuştur:
“İslâm memleketleri arasında Türkiye lider mevkiindedir. Her bakımdan İktisadi bir üstünlüğe sahibiz. Türklyede îslâm memleketlerinin ihtiyacı olan her nevi mamûl madde mevcuttur. Meselâ: Erkek, kadın a-yakkabılnn. trikotaj eşyası, havlu, bakır, alüminyum kaplar, emaye eşya, kauçuk ve keten ayakkabılar, tıbbi müstahzarlar, yünlü kadın ve erkek kumaşları, elektrik pilleri, düğme, kaytan, glikoz, çikolata, balık ve saire konserveleri, kolonya, esans gibi ıtriyat, süt tozu, zeytinyağı, tulumbalar, bazı el Aletleri, makineler İhraç edebilecek dıırumda\nz.
Bu maddeleri Avrupa memleketlerinden temine çalışan İslâm devletlerini Türkiye ile sıkı işbirliğine dâ-vet edeceğim. İktisadi münasebetle-
gidecek olan Halit beyanatta bulundu rin sıklaşması dostane yaklaşmaları da meydana getirir. Türk mamûlle-rini tanıtmak ve bu mevzuda kongrede rol almak başuca gayemi teşkil ediyor.,,
»
B r pazar böyle geçti
Zorla değil ya.. Kanımızda var. Davul »esi duyunca duramaz, güreş oldu ıntı, koyariz. Bir hafta evvel Beşiktnşta Şeref Stadında - buraya stad demek için lyiniyet sahibi olmak lâzım - dünya şampiyonlarımızdan Yaşar Doğu ve Celâl Atik, Kırkpınar başpehlivanlarından Sın-dırgılı Şerif ve Hayrabolulu Süleyman ile karşılaşacak diye ilânlar yapıldı, maç günü de pazar olarak tesblt edildi
Biraz tuhaf bir maç olmakla be. raber, hep gittik. Yani beş altı bin kişi kadar.
Biraz tuhaf buluşumuzun sebebi şu: Dünya şampiyonluğunu, YAşar Doğu İle Celâl Atık, serbest güreşte almışlardı. Rakipleri ise alaturka güreşle başpehlivan olmuşlardı. Birinciler amatör şampiyonu idiler. Diğerleri profesyonel pehlivanlar. Bizim bildiğimiz bu iki sınıf karşılnşa-mazlar. Zira ya şampiyonlarımız a-matör değildir, yahut da başpehlivanlarımız profesyonel! Böyle olmasa Federasyon bu karşılaşmaya müsaade eder miydi? O, herhalde bizden İyi bilir.
Sonradan Öğrendik kİ, böyle düşünmekte haklı imişiz. Federasyon, başpehlivanları profesyonel saymı-yoı-muş, Hattâ, daha Heri giderek, pehlivanlığı güreşten saymıyormuş. Bunu bir nevi hokkabazlık, şubede-bnzlık, perendebazhk telâkki ediyor, pehlivanları bu İşin profesyoneller^ fakat güreşin amatörü addedlyor-muş. Değil mi ya? Bir insanın mesleği kunduracılık. bankacılık olur da, heves eder güreş yapar. Eh, neden bir hokkabaz veya perendebas bunu vapamasın?
Uzatmayalım, altından çapanoğlu çıkacak. Hâdise şu ki, pazar günü hep bu karşılaşmaya gittik. Netice malûm. Dünya şampiyonlarımız, serbest güreşte amatör olan başpehlivanlarımıza galip geldiler. Amma, bu maçın organizatörleri de Fede. rasvona ayak uydurarak, öyle bozuk bir tertibat aldılar kİ, oradaki halkın ayaklanmaması için, güreşe karşı bizimkisi kadar büyük bir aşkı ol. ması lâzım geliyordu. Nitekim öyle de oldu, kimse sesini çıkartmadı. Hattâ,Yaşar Doğu, Şerifin sırtım bir defa tuşa getirdi, orta hakemi görmedi, yan hakemi gördü, ses çıkartmadı. Bir daha tuş yaptı, yine hakem görmedi, yine ses çıkartmadı ve üçüncü defa tuş yapmağa mecbur oldu. Bu sefer de Şerif haber verdL Halk da, artık maç bittiği için mindere hücum ederek az kalsın bu satırları yazan ve minder kenarında notlar alan fakiri çiğniyecektl.
Çiğnendi yeter varlığımız cehl kahra..
Evet, şu halkımız kuzu gibidir. Davul sesine ayranımız kabarır, sporu severiz, vaidlere inanırız. Amma bütün bunlar, onu istismar için bir sebep midir? Güneşin altında susuzluktan yanarsınız, su yoktur, 20 kuruşa gazoz satarlar, hiddetinizden kabarışı kâfi değilmiş gibi ağzınız büsbütün kabarır.
Fakat bütün bu sözler beyhude. Bir pazar böyle geçti. Bir daha tövbeler tövbesi!., diyelim mi? Diyebilir miyiz? Birisi çıksa da "haftaya köşklülerle yüz metrecilerimiz koşacaklar” veya “Modada haftaya var-kalarla skifler yarışacak” dese, jdne hüryaa... koşarız.
Saf insanlarız vesselâm. — fa»
Avrupa Birliği İstişare Konseyine iştirak eden delegelerimiz döndü
Avrupa Birliği istişare Konseyinin toplantısında bulunmak üzere Stras-bourg’a gitmiş olan nıilletvekilleri-mizden Nadir Nadı, Ekrem Hayri Üstündag, Hikmet Panıukoğhı ve Hüseyin Cahit Yalçın dün Ankara vapuriyîe şehrimize dönmüşlerdir.
Milletvekilleri, kendileri ile konuşan gazetecilere, delegasyonumuzun Konseyde büyük bit sempati uyandırmış olduğunu, yaptığımız tekliflerin müspet karşılandığını söylemi? ve İstişare Konseyinin Churchill tarafından ortaya atılmış olan Avrupa birliği fikrini desteklediğini söylemişlerdir.
YENİ İSTANBUL
siyasî İktisadî
NfÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Sahibi:
YENİ İSTANBUL NEŞRÎYAT LIMITED ŞİRKETİ Miidürıi: Kemal H. S.ARUCA
Yazı İşlerini fiilen idare eden mesul müdür: SACİD ÖGET
Neşredilmiyetı yazılar iade edibnea.
Basıldığı yer :
YENÎ İSTANBUL MATBAACILIK LIMITED ŞİRKETİ MATBAASI
PEYAMİ SAFA
YALNIZIZ
Diinkii tefrikamızın hulâsası — Samim, günlük bulıu$malanndan birinde, sevdiği kızdan henüz ayrılmıştır ve onun bazı hareketlerinin verdiği şüphe içinde de geceleyin, caddede rastladığı fakir bir kadınla tanışır; henüz karanlık ve masaları hazırlanmamış bir bara giderler. Kanlın ona bir dikişçi kızı olduğunu, evlerde çalıştığını, böyle yerlere gelmeğe alışık olmadığını söyler, yolda Samimin ona ısrarlı bakışlarını hayretle karşılamıştır ve hâlâ bunun tesiri altındadır; “Anlayamadım hâlâ benden ne beklediğinizi^ der.
— Aptalca hayaller. Ben böyleylm. Çok hülya kurarım. Sana anlatacağım hepsini. Gücenme, kendi kendimle ve yüksek sesle konuşabilmek için senin delâletini aradım. Bu küçük role razı mısın? Bak, bir de, ben seni dünyanın en doğru kadmı farzettlm-
— Değilim.
— Bunu söylüyorsun ya, kâfi. Seni sevmek istedim, biran İçim Böyle bir his gelip geçti. Geçmedi daha. Fakat geçer. Benim böyle bir çok hayallerim var: Simeranyam var.
— Kim o? Sevgilin mı?
6
— Hayır, sevgilim başka. O bir memleket, Stmeranya, dünyada olmayan bir yer. Benim icadım. Sıkıldım mı, kendimi oraya a-tanm.
— Ne hoşsun. Beni de götür oraya.
— Simeranyada yalan yoktur.
— Kadın yok mu?
— İnsanlar gölgelerdir. Konuşmadan anlaşırlar. Birbirlerinden hiç blrşcy saklayamaz-lar. Seni görür görmez bir Simeranya kadınına benzettim. Elbisenin içinde yalnız ruhun var. Yüzün bir örümcek ağı. Gözlerinde sen dolusun. Gurur ve yalan yok. Seni sevmek İstiyorum. Bu bir hayal. Simernnya gibi sen de yoksun. Yaratıyorum seni ben, kendi arzuma göre. İsmini sakın söyleme bana. Birbirimizi bir daha görmlyeceğlz.
Nlgari’nin minyatüründe, gözlere daha fazla dolmak için, dikkatin, hayretin ve sevincin yarışı vardı. Yüzün derisi geriliyor ve biraz evvelki solgunluğun yerini, ömründe ilk defa sevilmek ihtimaline yaklaşan bir kadının zayıf ümidini boyayan hafif pembelik alıyordu. Viski onu diriltti ve Samim’i açtı.
— tyi anladın. Bana yalan söylediler, bütün kadınlar. İnsanın sevgilisi bütün kadınlar demektir. On beş yirmi dakika var ondan ayrılalı. Bugün bana çok yakındı. Sevildiğimden en az gllphe ettiğim gündü. Bu rüya içinde şüphelerimi daha kolay uyutabllecekti. Ayrılırken. İlk defa —İlk defa!— beni öpcmediğlne üzüldüğünü söyledi, tik defa! Ve İlk şüphem o zaman doğdu. Aşkta her yendiğin altını yoklamak, değil mi?
7
— Bilmem kİ. Ben hiç sevmedim.
— Afkta her yenilik tehlikelidir. Fakat daha emin olmak için her şeyden şüphe etmenin huzursuzluğu ve kâ-ıusıı içinde bir emniyet saklıdır. Bir şeyi bulmak için her şeyi aramı P lâzım, değil mi? Bu "Her” tek emniyet supapıdır ve insana arananın mutlaka bulunacağı inancını verir. Yoksa şüpheden çıldırırdık.
— Onu yeni mİ tanıdın?
— Doğduğu gün tanıdım. Yirmi iki sene evvel.
— Akraoan mı?
— Bunu bana sorma. Söyllycmcm. Nene lâzım? Bir kız. Onu Slmeranynya götüreml-yeceğim. Almazlar. Yolan söyledi. Dün öğleden sonra evde olup olmadığını benden gizledi ve bahsi değiştirdi. Eğer bu oyunu yapmasaydı yalan küçülürdü. Anladım. Galiba hayatında bir başkası var. İnşallah öyledir. Beni kederlendiren bu değil. Hattâ aldanmak da değil. Yalanın kendisine tahammülüm yok. Bir İhanetin saldanmnslyln bir toplu iğnenin yahut en masum düşüncenin saklanması bence aynı şey. Belki İkincisi daha fena. Çünkü, bak. bu takdirde yaları, onu söyleyenin benliğini çirkin ve ihtişamlı bir yalnızlık içinde al-dnnandnn ayırıyor ve sevilenlerin arasına, şüphenin baltası olmadan, Ferhadın bile yıka-mıyncağı bir dağ koyuyor. Anladın mı? Menfaatinse yalanlar daha fena. Bir İhanet yalanım bunlara tercih eder gibi oluyorum. Sevenlerin şüphesi, çok defa kıskançlığın değil, mücerret olarak doğruluk özleyişinin ve aşkta belilerin kaynaşmasına engel bir yalnızlık deh-
8
şeti hesabına sevgilinin ruhuna giren casustur. Yoksa, kastilin sekizi çeyrek geçe Kadeş vapurunda olduğunu yalancı şahitlerle ispata çalışan avukatın mâhut alibi yalanı, veya... Ne bileyim, iki düşman memleket arasında, harpten üç gün ewel, dostluğun her zamankinden ziyade o gün kuvvetli olduğunu söyleyen diplomatın politika yalanı, yahut da, meselâ... Sıkıcı bir ziyareti güler yüzle karşılayan centilmenin mimik yalanı, en kederli ânında hatırım soran yabancıya İyi olduğunu söyleyenin muaşeret yalanı, borç isteyene sıkıntıda olduğunu söyleyen zenginin mülkiyet yalanı, veya... Hani... Şifasız bir hastaya alelftde bir gargaranın şifalı tesirlerini sayan hekimin tedavi yalanı, yahut da... Meselâ... Ölüm felâketini ağır hastalık şeklinde hafif bir ümide bağlayarak haber veren telgrafın alıştırma yalanı, daha bilmem? meselâ... Yapamayacağını pek iyi bildiği şeyleri and içerek ahaliye vadeden parti liderinin seçim yalanı, veya... Korkağa tehlikenin büyük olmadığını söyllyen dostun telkin yalanı, bir de... Meselâ... Dilekçe sahibine, gelecek hafta pazartesi, sah veya çarşamba akşamına kadar ücretliler kadrosunda bir yer açılacağını umduğunu söyleyen idarecinin atlatma yalanı, veya, veya... Okuyucularının sıfıra inmiş teveccühlerinin fazla, ligiyle gurur duyduğunu yazan sürtlmsüz gazetenin sjlrüm yalanı, velhasıl İşte, malım sermayesine verdiğini söyleyen, yerliyi Amerikan diye süren, çileğin eziklerini sepetin altında gizleyen, yahut da... Fiyat etiketinde 899 rakamının “8” İni büyük, ”99” unu küçük ya-zıp ilk tesirin gafletini sömürmek isteyen es-
9
nafın ve tüccarın satış yalanı, kadının boya ve süs yalanı, bin çeşitli a?k, iftira, mübalâğa ve Öğürüne yalanı, bütün bunların hepsi, çok defa tabiatın ve cemiyetin mayasındaki bozuklukları gizleyip bir âhenk zevahiri yaratmak ihtiyacından doğan hayal yapılandır. Baza n bu zevahir o Ahengin kendisini de yaratır ve en yüksek haddine vardığı zaman, sanatta güzelliğin esas malzemesini hazırlar.
Samim. kadının göz bebeklerini patlatacak dereceye varan dikkatin, idrake alt boşlukları doldurmağa çalışmaktan başka mânası olmadığını anladığı halde, kendi kendine konuşan bir deli olmaktan kurtulmanın mü-şekkel bahanesini muhatabında bulduğu için, hop ona bakarak anlatıyordu.
— Sevgilime gelince, dün öğleden sonra evde olup olmadığını gizlemek arzusunda, keşke gizlemek arzusundan başka bir şey olsa ve meydana çıksa... O zaman rakip, kinimize hedef olabilecek objektif bir varlıktır ve namlumuzu nereye çevirebileceğimizi biliriz*, böyle olmazsa, gizlemek arzusu kendi mah-rcnıllği içinde hürriyetini korumak isteyen bcnimlzın aşka isyanı demek olur ve nişan a-lınacak bir hedef olmaktan çıkar. Beni kederlendiren daha ziyade bu ikinci ihtimaldir. Birinci ihtimalde rakibin gizlenmesi İkinciyle Ihtllât ettiği için şüpheyi kudurtuyor. Av köpeği gibi, yerinden bir fırlayış fırlayıp gizil realitenin ihtimal bölgesi içinde dört dönen şüphe, hakikat deliliğinin en gtlzel ve korkunç hummalarından biridir. Fakat korkunç, korkunç...
(Devamı var)
10
13 Eylül 1050
YEN t İSTANBUL
Sayfa 3
Günler geçerken
Takke nümayişi
Refik Halid KARAY
KIYAFET Kanunu demokrasiye aykırı bir kanun mudur? Tetkike de-fcer Fakat bu kanun yürürlüktedir; — “yürürlük,, kelimesini “mer-lyyct., ten güzel bulduğuma ve llMinın jcm’slne uygun mahdut sayıda yeni kelimeleri himaye lüzumunu duyduğuma İşaret etleyim — yürürlükte olan bir kanunu tatbike memur olanların zihniyet değişti diye kendiliklerinden gevşetmeleri ise devlet mefhumunu zaafa düşüren en kötü alâmetlerden biridir.
İki tesir altında. Kıyafet Kanununun bazı icaplarına riayet edilmemeye başlandı. Bunlardan bir tanesi hac seferleriyle alakalıdır. Galata Rıhtımından vapura binen hacı namzetlerinin başlarımla beyaz takkeler vardı ve döviz muamelesi vapan Merkez Bankası merdivenlerinde beyni takkeliler günlerce çömrlip nöbet beklemişti. Hükümet hiç birine takkelerini ancak vapura bindikten, daha doğrusu Hicaz topraklarına ayak bastıktan sonra giymekte serbest olduklarını, şimdilik kanunun tâyin ettiği serpuşlarla gezip dolaşmaları lâzım geldiğini söylemedi. Göz yumma jı tercih ettik. Vazifeli memurlar bazı kimselerin “Vay dinsiz vay!,, ve âmirlerinden “Ne idaresiz, ldnıkslz mahlûksunitabına uğramaktan çekinendi, galiba...
İkincisine gelelim: itiraf etmeliyiz kİ bugün memlekette hüküm süren hava kararsızlıktır. Sebebi de Hükümet programının biraz vuzuhsuz kalması yaiıııt böyle bir telâkkiye uğramasıdır. Memur şaşaladığı için bazı kanim ve nizamları harfiyen tatbike kalkışınca kendisine söz getireceği vehmine kapılarak Idarei maslahat yolunu tutuyor. Bu cümleden olarak raddelerde paptt& marabet ve sor dediğimiz kıya (ette bırlstiyan tipler çoğaldı. Bu sabah evin önünden üç tane katollk papasının geçtiğini do gördüm. Uiin de yaşlı bir kailin, kolalı beyaz kulaklıklarını mukaddes beyaz fil azametiyle sallayıp gidiyordu.
Hepsi de ecnebi tebaasından ziyaretçilerdir, belki... Ve yine belki kanun öylelerine geçici bir hak da tanımıştır; bilmiyorum. Bildiğim — şapka mı. kıyafet mİ. ayrı ayrı veya bir tek şey mi. her ne ise başımıza ııe giyeceğimizi belleten kanun yahut kanunlara aldırış edilmediğidir. Mesele kanunun tenkidi değil. Hıra olunmadığı halde Ilga edilmişçeslne tatbikte ihmale uğramasıdır. Kendisini pek hafif de hisseti irse ecnebiden çekinme emareleri peyda olduğuna da dikkati çekeceğim. Bizim nesil o yüzden çok hırpalandı; Abdüllıamit devri hep böyle geçti; Birinci Cihan Harbinde müttefikimizin. Mütareke zamanı İse İstilâcıların tahakkümü de yüreklerimizi yaktı. Sonra hepsinin acısını çıkaracak bir ruh istiklâline kavuşulmuştu. Buna toz kondurmamak şarttır; maneviyatımızı dalma muhafaza ve kontrol etmeliyiz.
Haıııdolsiın. kanunun mahiyetine dair bir kaç söz söyliyecek hürriyete de sahibiz.: Memlekette otuz sene önceki kıyafetleri yayılmış görmekten değil yeni nesil, bizimki bile incinir. Beliren ve gittikçe salgınlaşmaya yüz tutan tehlikeli cere\anlan seçim gibi vesilelerle kayırır görünme — gerçekten ilk defa övünmeye değer, İleri şekilde başarılan seçimlerin saman altından su yüriitülürcrsinc İşlenen tek kuşum oldu. Sünnet derecesindeki hac ve hakkında hiç bir hüküm bııluıımıyan serpuş İle, esastan ziyade teferruata ait bir nümayiş karşısında kaklık.
Evet, Kıyafet Kanunu. İnkılabı zorla korumak ve bir zihniyeti zorla gizli tutmak lüzumuna dayandığı İçin hürriyetçi bir kanun sayılamaz. Lâkin demin bahsettiğim takke nümayişi bunun ilgası zamanı gelmediğini gösteriyor. Kaldırıldığı takdirde neler olacağını kolaylıkla kestirebiliriz. Müfrit solculuk cereyanını önleme kaygısının ön plana alındığı bir sırada müfrit sağcılık temayüllerine yol açacak hareketlerle mücadeleyi ihmal edemeyiz. Memleketi, şark kâri kıyafetlere düşkün garp müelliflerine tekrar mesire yapmıyalını.
Bunlar, şu tayyare asrında bir kaç yüz kilometre inağımıza kolaylıkla gidebilirler ve kavuk, takke, sarık, papaz şapkası bir arada kaynaşırken zevklerini bol bol tatmin edebilirler. Meşrû her hükümet. Ilga etmediği kanunları harfi harfine tatbikle mükelleftir. Basmakalıp gibi görünen buna benzer bazı sözler vardır ki hikmet bakımından süslü, marifetli nice vecizelerle meşhur sözlere taş çıkanr. İnsanın etrafına bakınarak “Anlatabildim ml?„ diye soracağı ve “Anladım ÎM cevabını verecek birini a ayacağı geliyor.
\.________________________________________________J
Galatasaray-Hull City maçı için Ingiliz gazeteleri ne diyorlar?
İngiliz spor muharrirleri. Kaleci Turgay ve Reha’yı çok beğendiler
Londra 12 (Reuter) — Galatasaray Takımı dün öğleden sonra Hull City'ye 2-0 yenilmekle beraber bugünkü gazeteler Türklere, güzel bir oyun çıkardıkları için tam not vermektedir.
Bir muharrir, Türklerin ayak hareketlerinin gayet temiz olduğunu ve takımın müdafaadan hücuma geçerken topu takip etmekte çok muvaffak olduğunu belirtmektedir.
Aynı muharrir. Galatasarayın maç sonunda hızını kaybetmiş olduğunu ve rakip kaleye yaptıkları altınların kale ağzına kadar girmek arzuları yüzünden akım kaldığını da bildirmektedir.
Muharrir, oyuncular arasında bilhassa santrfor Reha ile kaleci Turgaydan takdirle bahsederek Reha’yı İstikbal için çok şey vadeden bir oyuncu olarak vasıflandırmakta ve Tur-gay'ın ânl ve zamanında müdahaleleri ile gol olabilecek bir çok şutları bertaraf ettiğini belirtmiştir.
Maçı çok zevkli olarak vasıflandıran diğer bir futbol muharriri de şöyle demektedir:
Galatasaray torları, bilhassa baslarda bilgili bir yakın paslaşma ve çok enerji gösterdiler. Fakat bunu oyunun sonuna kadar devam ettiremediler.
Muharrir, kaleci Turgaya temas ederek genç kalecinin dikkati çeken kurtarışlar yaptığını ve Hull City forları daha isabetli şutlar çekmiş olsaydı Türk kalecisinin kendisini daha da fazla gösterebilecek değerde olduğunu belirtmektedir.
Galatasaray bugün Londrada . . Sunderland ile oynuyor
Londrada bulunan Galatasaray futbol takımı bugün ikinci karşılanmasını Sunderland takımına karşı yapacaktır.
Elen-Elektrik Boks Maçı bu gece yapılıyor
Elen takımında Andonopulos’ıı nakavt etmiş olan Lambidis de var
Elektrik Kulübü tarafından davet edilen Elen boks ckıpı bu akşam Spor ve Sergi Sarayında saat 21 de ilk karşılaşmasını Elektrik boks takımına karşı yapacaktır.
Gelen Yunan boks takımı içinde 72 kiloda Abdullah Tomba ile dö-ğüşecek nlan Yunanlı boksör Iuım-bidis, bundan iki ay evvel Atina-da yapılan bir boks maçında Yuna-nistanın en kuvvetli boksörlerinden olan Andonopulosu nakavt et iniş kıymetli bir boksördür.
İkişer dakikadan altı ravnd üzerine yapılacak edan Elektrik - Yunan boks maçına her İki takım da şu kadro ile çıkacaktır:
54 kilo; Halit Ergönül - Panoyo-tidis
72 kilo: Abdullah Tomba - Lam-bldis
80 kilo: Cevdet özçendek - Çal-daris.
Bu müsabakalardan evvel yapılacak olan üçer dakikadan Üçer ravundluk maçlarda Vural İnan, Ruhi ile, Aleko Aiple; Necdet de Re-
cep ile dönüşecektir.
Elektrik Kulübü idarecileri herkesin bu maçları seyredebilmesi İçin fiyatları 150, 300 ve 500 kuruş olarak tesbit etmiştir.
İzmir Z raat Bankasının yerinde bir yardımı
Sırf iiziim mubayaasında kullanılmak üzere tüccara
3 milyon liralık kredi açıldı
İzmir 12 »A.Aı — Durgun giden üzüm piyasasını canlandırmak ve müstahsile daha yüksek fiyatlar sağlamak gayesiyle Ziraat Bankası İzmir Şubesi mühim bir teşebbüse girişmiştir.
Buna göre Banka İzmir tüccarına münhasıran üzüm mubayaalarında kullanılmak üzere 3 milyon liralık bir kredi açmıştır.
M.T.A.. Etibanka bağlanıyor
Ankara, 12 «Hususi muhabirimiz bildiriyor» — Maden Tetkik ve Arama Enstitüsünün Etibanka bağlanması için hazırlıklara başlanmıştır M T A. Etibanka bağlanmasından sonra petrol aramalarına hız verilerek ve bilhassa Raman petrollerinin işletilmesi için faaliyete geçilecektir. Bu petrollerin işletilmesinden müspet netice alındığı takdirde ileride petrol işleri için müstakil bir müessese ihdas edilecektir.
Diğer taraftan bhdlrildiğine göre, lüzumlu tasfiye makinelerinin mevcut olmayışı yüzünden Işlctilmiyen Raman petrollerinin memleket ihtiyacını karşılı*,acak bir dutuma getirilmesi için faalb'cle geçilmiştir.
Bayındırlık Bakanı Yenicede
Yenice 12 (A.A i — Bayındırlık Bakanı Fahri Belen beraberinde Çanakkale milletvekillerinden Bedii E-nustun ve Yollar Bölge Müdürü olduğu halde İlçemize gelmiş, kalabalık bir halk tarafından karşılanmıştır Halkın Hamdibey bucağına yeni bir vol yapılması, şoseden İlçeye kadar olan bir kilometre yolun devlet yollarına İthali. Gönen - Paznrköy -Edremit yolunun yapılması husufundaki dileklerini dinleyen Bakan ilçenin su işinin halledileceğini vade-derek Rlgaya müteveccihen ilçemizden ayrılmıştır.
Amerikan Yardım Heyeti vurulan çocuğun ailesine 12 bin lira tazminat veriyor
Anknrn. 12 iANKA) — Motosikleti ile oynadığı için Amerikalı uzman Morrla'in, 12 yaşında Turun adında bir çocuğu av tüfeği ile bacağından ş.ırahımaMi Amerikalıları çok üzmüş tür. Çocuğun ailesine Amerikan Yardım Hı*yt*ll tarafından 12 bin liralık ı.ızmiıi'it verileceği bildirilmiştir. Mor t is’in işlediği suç, Türk Ceza Kanununa göre rr’arn takibi müatrlzlm fi illerden olduğu için bu tazminat, mağduru şahsi takip hakkından vazgeç İrse bile adli kovuşturmayı durduramı-y acak tır.
Paris î îususî Büromuz ] bi] [ d i ri yor
Milletlerarası vazıyet ve Avrupanın durumu
Fransa da askerlik müddetini uzazttı
söylenmemesini kabul et-
Fransız Hükümeti hem hem de Almanyanın sİ-
ilân etmek Yarı resmî suale menfi cevap ve-
sllâhlanması nıesele-hükumde bulunulabilir.
Paris, 12 (Hususî) — Fransız Hükümeti mecburî askerlik hizmeti müddetini bir seneden on sekiz aya çıkardı. Yetkili çevrelerin pek lüzumlu. hattâ kaçınılmaz olduğunu söyledikleri bu tedbir, Fransıının silâhlanma programı icaplarından sayılıyor Ancak, onun mutlaka lâzım olmadığı ve şimdilik hizmet müddetini uzatmak düşünülmediği bir kaç hafta Önce M. Plevcn Hükümeti tarafından beyan edilmişti.
Bir kaç gün İçinde vuku bulan bu çeşit tahavvüllerin, önceden görülmesi mümkün olan ve zaten görülen hâdiseler karşısında vaziyet değiştirmelerin Fransız umumi efkârını bir dereceye kadar sinirlendirdiği şüphe götürmez. Fransızlar, kendilerine çocuk muamelesi yapılmasını ve hakikatin olduğu gibi mlyorlar.
Halbuki Fransanın,
lâhlanmasında kademe kademe ilerlemek istiyor gibidir. Mesele Fransız halkını telâşa düşürmemek, ve kabinede geniş ölçüde temsil edilen ekseriyet partisi Sosyalist Partisinin vaziyetini de güçleştirmemek t ir. Başbakan Pleven, Hükümetin kurarını Hariste değil de Strasbourg’da bildirdi ve hu suretle Fransanın kararına milletlerarası bir mahiyet vermek. Atlantik Andlaşması milletlerince silâhlanma alanında gösterilen gayrete Fransa-nm da iştirak etmek azminde bulunduğunu göstermek İsledi,
Vaziyet boyla İken, Fransanın on İki aylık hizmet esasına sadık kaldığını bir kaç hafta evv(?l mutlaka lâzım mı İdi? çevrelerde bu rıliyor.
Almanyanın sinde de aynı
Fransanın başlangıçtaki noktal nazarı Almanya sllâhlanmamalıdır merkezinde idi. Bir kaç hafta sonra Paris Hükümeti Batı Almanyada on bin kişilik bir polis kuvveti kurulmasına rıza gösterdi; on bes gün sonra da miktarın yirmi beş bine çıkarılmasına müsaade etti, fakat silâhların yalnız hafif silâhlardan ibaret olması lâzım geldiğini kati suretle şart koştu.
Fakat yetkili çevrelerin de aylardan beri bildiği üzere, Atlantik müdafaa plânına fiilen dahil edilmiş bulunan Almanya süratle silâhlandırılmalıdır ve zaten kendiliğinden hükümsüz o-lan bu kayıtlar artık hiç bir şey ifade edemez.
M. Pleven, Fransa Hükümetinin tek kaygısının sulhu müdafaa olduğuna Strasbourg Sergisinde boyan etmiş ve millî savunma meselesinin partiler üstünde mütalâa edilmesi lâzım geldiğini işaret eylemiştir. Bu sözlerden maksat, Sosvalistfl Partisi dahil olduğu halde bütün partilerin millî savunma bahsinde müttehit bulunduklarını harice bildirmekti.
Bu pek güzel. Fakat vaziyet on boş gün önce aynı vaziyet olduğu gibi bir ay, hatla Öç ay önce de aynı İdi.
Hakikatte M. Pleven, memleketin İç siyaset bakımından bulunduğu durumu hesaba katmak zorundadır Millet Meclisi seçimlerinin yaklaşması bütün partilere mensup mebusları ihtiyatlı davranmaya scvkedlyor. Ne derlerse desinler böyle bir zamanda. ”bd! mebusların vazifesi hitam bulacağı günün arifesinde solcu seçmenlere vergilerin artması ve askerlik hizmetinin uzaması gibi ağır fedakârlıkları kabul ettirmek havli güçtür
M Plcvcn’ln, Fransızların vatandaşlık hislerine hitap etmesi bu sebeptendir. Fakat takip ettiği usul ihtiyatlı bir usuldür: Müfrit kararlardan. acı sürprizlerden, ağır darbelerden kaçınıyor. İlâçları azar azar vermekte. hnstavı sarsmnmava gayret et-
Kanal müdafaasında İngiliz - Mısır ihtilâfı
Londra. 12 (YİRS) — İngiliz resmi aynaklnrındnn gelen haberlere göre, Ingiltere, Mısırın kanal bölgesinin müdafaasına iştirakini talep ederek, İki memleket arasındaki münasebetlerin iyileşmesini sağlamaya çalışacaktır. Kanal bölgesindeki İngiliz birliklerinin Mısır askerleriyle takviye edilmesi de teklif edilmektedir. Mısır Hükümetinin muhalefet ettiği bu müdafaa plânları sayesinde ortndoğu ve batının emniyeti sağlanmış olacaktır Fakat Mısır hor hangi bir ecnebi birliğinin kendi topraklarında bulunmasını İstememektedir Avnı tekliflerin Bevİn Ne\v-York’ta iken Mısır Dışişleri Bakanı Salahaddin Beye tekrar ^dileceği söylenmektedir. Bevİn. kanal bölgesinin muhtemel bir Rus tecavüzüne mâni olmak İçin silahlandırılmasını ileri sürecektir.
İngiliz birliklerinin kanal bölgesinden çekilmesi her hangi bir tecavüz vukuunda bir kere bunların geri gelmelerini geciktirecek. İkincisi de bir müdafaa kurmak aylanı mütevakkıf bulunduğundan fayda vermlyecektlr. Gerçi Mısırlılar memleketlerine yapılacak bir Rus tecavüzüne İhtimal vermemektedirler Böyle dahi olsa l-çlnde bulundukları durumun nezaketini kavramaları ve kuvvetli yardım fikrine muhalefet etmemeleri dır. denilmektedir
Tecavüze karşı dalma hazır esasında Amerikanın »la aynı
olduğunu kaydeden İngiliz mahfilleri, misal olarak kendi memleketlerindeki Amerikan hava üslerini. Avrupadakİ birlikleri göstererek yabancı birliklerin kendi memleketinde bulunması hususunda mısırın bu derece hassas davranmasının zamanı olmadığını ilâve ediyorlar
lâzım-
olmak fikirde
Sovyet Rusya harbe taraftar değil
Wlllianı Standley. alılrnaaının rnuhte-
Los Angeles 12 A.A. (Afp> — Dün gece burada demeçte bulunan Birleşik Amerikanın eski Moskova Büyükelçisi Amiral Rusyanın harbe
mel olmadığını, Sovyet ekonomisinin icarel ve ziraat inin bıı memleketi harbe sokacak halde olmadığını söylemiştir.
Amiral Standley, ezcümle şunları belirtmiştir:
Tâbi tutulduğu çok kesif propagan* daya rağmen Rus halkı, bir tecavüz harbine girişmeğe taraftar olmadığı gibi buna hiçbir sebep de görmemektedir.
moktç, onu “medenî kahramanlık., haletine yavaş yavaş, kademe kademe ulnetırmaya çalışmaktadır.
Amerikanın
atom stoku
Bir senatöre göre, Amerika Rusların başlıca sanayi merkezlerine on beşer atom bombası atabilir
Amerika her değil, fakat hürriyeti için
Biloxl. MIssİBfllppl, 12 A.A. (United Press) — Dun akşam burada bir nutuk veren Âyan Meclisi üyelerinden John Stennls Birleşik Amerikanın. Rusyanın başlıca sanayi merkezi olan şehirlerine on beşer atom bombası a-tabilecek kadar stoklara malik bulunduğu kanaati izhar etmiştir.
John Stennis nutkunda Rusyaya karşı atom bombasının hemen kullanılmasını tavsiye etmemekîo beraber Birleşik Amerikanın kendi bekası i-çin hıran evvel topyekûn harbe hazırlanması fikrini şiddetle savunmuş ve şunları söylemiştir:
Kore harbini bir polis harekâtı telâkki etmek saçma olur. §u hakikati belirtmek İcap eder ki şeyden evvel Kore için bizzat kendi bekası ve savaşm a klad ir."
Birleşik Amerikanın tlsadî yardımının askerî yardıma kal-bedllebiimesinl ve Batı Almanyanın yeniden silâhlanmasını tavsiye eden John Stennls atom bombası mevzuunda şunları söylemiştir:
“Rusyanın atom bombası tecrübesi yaptığına göre bu bombaya malik olduğuna hükmetmek lâzımdır. Fakat yapılan hesaplara göre bu bakımdan Birleşik Amerika Rusyaya çok daha üstün olduğu gibi bu faikıyeti muhafaza etmek azmindedir. Daha şimdiden atom bombası taşıyabilecek 2000 bombardıman uçağımız vardır.
Bu mayanda yere inmeden New-York’tan Moskovaya uçup Teksasa dönmek kabiliyetinde olan 200 »B. 36) ağır bomba uçağımız mevcuttur.”
Avrupava Ik-
İKTİBASLAR
Türk Demokrasisi
Journal de Geneve gazetesinin başmakale sütununda Rene Bovey imzalı ve yazı neşredilmiştir, sütunlarımıza aynen
“Türk Demokrasisi” başlıklı bir Yazıyı, ehemmiyetine binaen geçiriyoruz.
• •
Türkiye. Birleşmiş Devletlerin mil-racaatlnc. Kore’ye 4500 asker göndererek cevap vermekle miHetlcrarası mesuliyetlerinden kaçınmadığını göstermiştir. Hattâ Hükümet değişikliğinden sonra.
Geçen 14 mayıs seçimlerinden sonra Türklyed» siyası vaziyetin nasıl değiştiği hatırlardadır. 1923 ten beri iktidarda bulunan Halk Partisi âdeta süpürülmüş ve yerine Demokratlar geçmiştir. Böylelikle yeni Türklycnin hayatında üçüncü bir safha açılıyor; Birincisi — ki kahramanlık safhası İdi — Atatürk tarafından idare edilmiş ve eski tslâm geleneklerinden icabında kuvvete başvurarak ayrılmış olan yeni ve modern bir rejim kurulmasına müncer olmuştur. İkinci safha. kİ idareyi kuvvetlendirme safhasıdır. aynı zamanda Parti ve Devlet Başkanı olan İsmet İnönü tarafından idare ediliyor. Henüz başlıyan üçüncü safha ise inkılâp eserinin “tetvici,, sayılır ve Türkiyeye hakiki bir demokrasi hayatı sağlamaktadır. Filhakika. bu baharda yapılan seçimler Türk Milletinin tamamen serbest olarak tertip edebildiği seçimler olmuştur.
Değişiklik ilkönce şahıslarda beliriyor. Muzaffer Partinin Başkanı Bay Celâl Bayar. ancak mebusluğunu kurtarmaya muvaffak olan Bay İsmet İnönü'nün yerine Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bay Celâl Bayar. rakibinin karşı bulunduğu tenkıdlere bizzat maruz kalmamak için parti başkanlığından ayrılmıştır.
Demokratların, elde ettikleri zaferin keyfi ve memuriyet kapma hevesiyle pek kuvvetli vaziyetlerinden istedikleri kadar faydalanmaları beklenebilirdi. Fakat aksine, ber hangi bir mukabele blîmlslîd« bulunmamayı taahhüt etniekte feraset ve itidal gösterdiler; siyasi sebeplerle hiç bir memuru yerinden etmemeye kati surette «Öz verdiler. Paşka efendilere mensup adamlarla devirt idare etmenin ne kadar güç olduğu hatırlanır-sa Drmokratların medeni cesaret gösterdikleri anlaşılır, fakat insanların Türk İyede ile her yerde olduğu kadar nankör ohıuılnrı ihtimaline göre bir çok memurlar, vazife başında kalmanın doğurduğu sı kanaatlerini ler.
Yeni mokrat Adnan dadır.
tevdi edilmiştir. ihi kiHiiH'n Halk Partisine karşı ten-kidier taşımaktadır; bu, yapıcı bh tedbir veya hareket değildir ama, İçini dökmek fırsatını da kaçırmamak lâzım Programın İkinci kısmı daha özlüdür ve devlet nıa.sra.flarının ve hayat pahalılığının esaslı bir surette indirileceğini bildirmekledir kİ, bunun tabii müsait bir tarzda karşılandığı tahmin edilir öte taraftan Hükümet, liberal bir iktisadi siyaset taraftarı olduğunu bildiriyor. Bu balcımdan devletleştirilmiş bir çok nıü-eüsesenln Özel teşebbüse İade edHüCe-ğınl. Hükümetin diğer taraftan yabancı sermayeyi çekmeye çalışacağını haber veriyor Bütün bunlar, İktisadi Kiyasetin tamnmiyle değişmesi temektir; zira otuz seneden beri ecnebi menfaatleri bertaraf etmeye .alışılmıştı. Bununla beraber vaziye ’ın o bakımdan ıslahı güç olacaktır; zira kolay kolay aillnmiyen bazı hâtıralar olduğu gibi gelecek seçimlerde
şükran hissiyle, slyn-pokdlâ değiştirebllıı-
aynı zamanda De-geçen Bay başkanlığı altın
Kabine.
Partinin başına
Menderes’in
Dışişleri Bay Fuat Köprülüye Hükümetin progra-
üşürülen Sovyet uçağı filme çekilmiş
Ne w-York 12 A. A. (Afp> — Now-York Post gazetesinde yazdığı bir yazıda Robert Ailen, Kore sahilleri Açıklarında düşürülen Sovyet uçağının hiç bir tahrik görmeden Amerikan bahrlyesl uçağına hücum ettiğini ve meşru müdafaa halinde bulunan bu Amerikan uçağının mukabelede bulunduğunu gösteren Amerikan bahrlyesl elinde ğunu bildirmiştir.
Robert Ailen, bu filmin
aeye iştirak etmiş olan diğer bir A-merlkan uçağından çekildiğini tasrih etmiştir.
Bu film Sovyet bombardıman uçağının Amerikan uçağınA ilk olarak bütün mltrAİyözleri He ateş ettiğini ispat etmektedir.
bir filmin bulundu-
bu hâdl-
Amerikanın on eyaletinde 100 bin hususî uçak var
\Vnshlngton, 12 A.A. (Afp) — Birleşik Amerlkada Callfornla, Texas, Illinois, Ncw York, Michlgan, Ohlo. Cansaa, îndlana ve Florlda da hâlen 92.442 «İvil uçak bulunduğu tesbit e-dllmiştlr. Bundan maada sivil halk 469 plânör. 15 kabillsevk balon ve 17 balona malik bulunmaktadır.
Çin - Sovyet Rusya gizli anlaşması
bu malûmata göre şu program tesbit edil-
Rusya 225.000 kişiden Çin tümeni teçhiz ede-
New-York 12 A.A. (Afp) — Drew Pearşon New-York Mirror gazetesinde, Birleşik Amerika yetkili servislerinin Molotof He Mao Tse Tung arasında yapılan aıHtemaya alt raporu. bir İngiliz kaynağından ele geçirmiş bulunduğunu yazmaktadır.
Elde edilen beş maddelik mlştir:
1 — Sovyet müteşekkil 15 çektir.
2 — Mao Tse Tung Kuzey Kore-ye, Güney cephesrtıde Kuzey Kore kıtalarının takviyesine yarayacak gönüllüler gönderecektir.
3 — Cin. Kore Mançuryası hududunu muhafazA edecektir.
4 __ Molotof He Mao Tse Tuıfg Formozanın işgali plânını tamamlamak üzere bu ay tekrar buluşacaklardır.
5 — Mao Tse Tung, büyük taarruz İçin Cİn Hindindeki Vietmİn kuvvetlerinin yeniden »Hâhlandırıl-m al arın a İştirak edecektir.
slyasl vaziyetin yine değinmesi gibi bir tehlike vardır.
Böylece Türkiye İç siyasî hayatı yeni Hükümet tarafından esaslı surette değiştirilecek fakat ona karşılık dış siyaseti olduğu gibi kalacaktır. Bunu seçimlerden önce bildiren Demokrat Parti şimdi de teyit ve tekit ediyor. Diğer taraftan. Doğu Akdeniz memleketleri arasında daha sıkı bir işbirliğine taraftar olduğunu bildirmekte ve batı âleminin emniyetini sağlamdaştırmaya yaııyacak olan (aşmalar şebekesini tamamlıyarak andiaşnınnın akdini dilemektedir, ni Dışişleri Bakanının şimdiden
riste bu hususta bazı teklifler Heri sürdüğü »anılmaktadır
nn-hlr Ye-Pa-

Türkiyenln hafifçe değiştirilmiş hır yola girdiği böylcce görülmektedir. Daha liberal bir iktisadi siyaset gülmek hususundaki niyeti hoşnutlukla karşılandığı gibi. Meclisteki ekseriyetin başka ellere geçmesinin milli hayata halel getirmediğini ve böylelikle batı yakınında o kadar mühim bir rol o.vnıyan Türklyenın milletlerarası vaziyetine zarar vermediğini görmek ayrıca sevindirmektedir.
7
1 aralık 1930 de çekilecek bilyiik kuramıza htirak İçin a-Siğnlaki kuponlardan 90 tane getirerek bir kıırr numarası a-Inbllecrk^iniz.
Kureje giden bir birliğin çavuşu, trene Iriııl.ııcryc kaıl.ır İl aylık kızı Brcndayln beruber i^tayyvııa müteveccihen yürümüştür
Yeni 'İstanbul’un
KÜPÖNV
v • • •• > -

/
1
İzm İrin yeni Belediye Meclisi
Dün İzmir Belediye
Başkanı seçildi
bu-sa-en Hakkı
Meclis
îzmlr 12 (Hususî muhabirimiz bildiriyor» — Yeni Belediye Meclisi gün saat 31 de Belediye Meclis lonunda ilk toplantısını Meclisin yaşlı üyesi mütekait Albay Sayar’ın başkanlığında yaptı,
açıldığı zaman hava bir hayli elektrikli idi. Hemen başkan seçimine geçilerek D. P. Başkanı Avukat Rauf Onursal 39 üyeden 22 sinin reyleriyle İzmir Belediye Başkanlığına seçildi. Avukat Enver Dündar 17 oy almış bulunuyordu. Seçimin neticesi Hân edildikten sonra telefonla Meclise davet edilen Avukat Rauf Onursal, geldiği zaman Enver Dündar da dalHl olmak üzere bütün meclis ayağa kalkarak kendisini selâmladı. Yeni başkan makamına geçtikten sonra irad ettiği hitabesinde D. P. nin prensiplerine uygun bir şekilde îznılr hemşe-rilerinin hizmetinde gücünün yettiği kadar çalışacağını vadederek kendisine rey vermiş olanları icraatiyle tatmine çalışacağını söyledi.
Bundan sonra yapılan Belediye Daimi Encümeni esçimınde Cevat Özkan, Faruk Tunca ve Mustafa Hüsnü kazandılar. Yeni meclis 1 ekimde normal faaliyet devresine girecektir. Yeni Belediye Başkanı bilâhare tebrikleri kabul etmiş ve tertip ettiği ba-
Ticaret Bakanlığı teşkilât tasarısı
Hazırlanan tasan, İşlerin daha rasyonel şekilde görülmesini sağlayacak
Ankara 12 (Ankara Ajansı) — Ticaret Bakanlığında işlerin daha rasyonel bir şekilde görülebilmesi için yeni bir teşkilât kanunu hasırlanmaktadır. Bu işe ait raporları tanzim etmek için teftiş heyeti He umum müdürlerden bazıları ve raportörlerden mürekkep bir komisyon çalışmaya başlamıştır.
Hazırlanacak olan tasarının esas prensipıni tasarruf ve tam randımanla çalışma teşkil edecektir. Bakanlıkta. Ziraî Kredi ve Satış Kooperatiflerinin Tarım Bakanlığına bağlanarak bu kooperatiflerle meşgul olan Teşkilâtlandırma Umum Müdürlüğünün bir şube müdürlüğü haline getirilerek îç Ticaret Dairesine bağlanması da derpiş edilmektedir.
Azledilen Hırvat bakanları
Belgrad 12 A.A- (United Press) — Hırvat Parlâmentosu, Başbakan Yardımcısı Dushau Brrklç ile iki bakanın azillerine karar vermiştir.
Başbakan Yardımcısı ve iki bakan Sovyet ajanı olmakla itham edilmişlerdir.
Başbakan Yardımcısı ile kabineden çıkartılmaları kararlaştırılan diğer iki bakan Sanayi Bakanı Radezigie He Orman Bakanı Stnnkodur.
fT

sın toplantısında şehirde susuz, yolsuz, elektriksiz hiç bir semt bırak-mıyacağını, bütün belediye teşkilâtının D. P. nin prensiplerine uygun bir şekilde halk hizmetinde vazife göreceğini söylemiştir.
Bugün yapılan toplantıda ödemiş Belediye Başkanlığına Ragıp Sirmen, Bayındır Belediye Başkanlığına Yahya Kerim Onat, Kuşadası Belediye Başkanlığına Doktor Hulûs! Buyrul, Kiraz Belediye Başkanlığına Osman Coşkun. Cumaovası Belediye Başkanlığına Mustafa Balcı seçilmişlerdir.
Iskenderundaki
serbest liman
kamın tasarısı
Irak ve İran hiçbir bedel
Hazırlanan ile Suriye, buralardan ödemeden faydalanabilecek
Ankara 12 (Ankara Ajansı) — İskenderun limanında tesis edilecek o-lan serbest mıntaka hakkındakl kanun tasarısı hazırlanmıştır. Suriye. Irak ve îran memleketlerinin İthalât ve ihracatı İçin Türk gümrüklerine hiç bir bedel ödemeden faydam lanacaklar, antrepolara mallarını koyabilecek ve bunları teşhir edebileceklerdir. Bu suretle tskenderunda iş hacmi artacak ve serbest bölgeden İstifade edecek olan memleketler bunun bedelini döviz olarak ödeye.cek-lerdir. îran - Trabzon transit yolundan İrana tanınmış olan İstifadeler îran - İskenderun yolu için de meri olacaktır.
Bundan bir müddet evvel îstan-bulda tesisi kararlaştırılan serbest bölgenin kullanılamamış olmasındaki sebepler gözönünde tutularak aksaklığa meydan verilmeyecektir. Serbest bölgeden memleket dahiline mal ihraç edildiği takdirde bunlar hakkında gümrük tarifesinin umumi hükümleri tatbik olunacaktır. Hazırlanan tasarı Bakanlar Kuruluna lüzum görülen her limanda serbest bölge İhdası için salâhiyet vermektedir.
Milli Saraylardaki eşyanın tadadı işi
Vazifelendirilen komisyon, bu husustaki çalışmalarını bitirmek üzeredir
Ankara 12 (Ankara Ajansı) — Büyük Millet Meclisi tarafından Millî Saraylardaki eşyanın tadat ve tesbitl için seçilen komisyon çalışmalarını bitirmek üzeredir. İleri sürüldüğüne göre gerek lstanbuldaki saraylarda gerekse Çankayadakt Cumhurbaşkanlığı köşkünde bazı demirbaş eşyanın noksan olduğu görülmüştür. Bunlar arasında bilhassa İstanbul saraylarındaki çok kıynmetll halılarla bazı tarihi tabloların bulunduğu iddia edilmektedir. Senelerce evvelden beri halk arasında dolaşan ve şimdi de tazelenen bazı söylentilere göre bulunamayan eşyadan bir kısmı arivelen muhtelif kimselere verilmiş bulunmaktadır. Meclisin önümüzdeki devre çalışmalarında Saraylar Komisyonunun raporu ile birlikte bazı milletvekillerinkı de sual takrirleri verecekleri anlaşılmaktadır.
Kaçakçılıkla mücadele kanunu tasarısı
Son şeklini alan tasarıya çöre, muhbirlere dalıa fazla ikramiye verilecek
Ankara 12 (Ankara Ajansı) — Ha-zırlanmakta olun kaçakçılıkla mücadele kanunu tasarısı son şeklini almıştır. Yeni tasarıya göre kaçakçılıkları ihbar edenlere daha fazla İkramiye verilecek ve kaçakçılara karşı tatbik edilen ceza müeyyideleri şid-dellendirilecektir. Alakalılar yeni kanunun eskisine nazaran çok daha mükemmel olduğunu söylemektedirler.
r—---------\
T A H S I L KUPONU
Sayfa 4
YENİ İSTANBUL
13 Eylül 1950
Jürinin seçtiği 30 hikâyeden biri
9
Muharrirlerin soyadı alfabe sırnslyle her gün bir tanesi neşrolunacaktır.
Büyük adamların portresi:
Kendisine ve kendisinden başka dokunulmazlara insan haklarını tanıtan bu
günkü Hint Adliye Bakanının insanlığa örnek olacak bir hikâyesi vardır
14
mayıs
HUZUR
Yazan : Mükerrem
Kâmil SU
sabahı genç Yavaşça yataktan çıktı. Sabahlığını giyerek pencerenin önüne oturdu. İnce bir sis altında uyuyan şehre baktı. Yıllardan beri hararetli parti mücadelelerine sahne olan küçük şehrin şimdi yorgunluk çıkanrmfş gibi bir hail vardı. Her taraf derin bir sessizliğe gömülmüştü.
Azade, kocasını düşündü Bu dakikada onu görmek ihtiyacı ile kalbi çarptı. Hiç değilse «esini duynbilseydl. bir telefon etmek kabı! olsaydı... Onn “Günün uğurlu olsun sevgilim, bu defa mutlak kazanacağız. Ama kazan-masak da ne çıkar? Bir şey kaybetmiş «ayılmajuz kİ... Çalışmaya devam ederiz. Genciz, inandığımız dâvayı yarıda bırakacok değiliz», diyebilmek 1-çln neler feda etmezdi... Acaba kocası şimdi ne yapıyordu? Çok heyecanlı mı idi?
Sis yavaş yavaş dağılıyor, ahşap evlerin yosun tutmuş kiremitleri, trili ufaklı bacalar meydana çıkıyordu. Yakın bahçelerden horoz «esleri gelmeye başladı.
Yıllarca evvel yine böyle bir sabah onun karısı olarak uykudan uyanmıştı. Mesuttu. Gerçi kocası işini, partisini kendisinden çok seviyordu. İnandığı dâva yolunda koy köy. şehir şehir dolaşıyor; bazı geceler sabahlara kadar parti toplantılarında kalıyor, işlere dalıp kendini unuttuğu oluyordu. Bununla beraber onunla evlendiğine pişman değildi. Hiç değildi» Kendi menfaatlerini, rahatını düşiınmeyip maddi, mânevi varlıklarını yurt yolunda kullanan böyle bir adamın karısı olduğu İçin gurur duyuyordu.
Şimdi genç kadın bu tarihi günün havacından uzaklaşmış, maziye kayıp gitmişti. Babasının eczahaneslnde çalışmaya başladığı yılın son günlerinden biri İdi. Depodan yeni gelen ilâçları yerleştiriyordu. Kapı açıldı, Ciddi yüzlü bir erkek nezaketle selâm verip bir reçete uzattı. Kız. reçeteyi gözden geçirdikten sonra başını kaldırdı. Gözgöze geldiler. Azade, sevebileceğim erkek böyle bir adam olabilir, diye 1-çinden geçirdi Avukat Ekrem Sel de o günden sonra kızı çok düşündü. Hasta annesinin başucunda geçen ıstıraplı gecelerde bir çift siyah göz tesellisi oldu. Annesini toprağa bıraktığı gün İçindeki derin boşlukla bir yerlerde duramadı. Nihayet ona gitti. Kız ec-zahanede yalnızdı. Kendisini görünce ciddî yüzü aydınlandı. O anda karp-sındaki erkeğin ruh halini anladı. Sükunetle elini uzattı. Oturması için yer gösterdi. Konuşmadı, bir şey söylemedi. Fakat bakışları anlayış ve teselli İle dolu İdi. Birbirlerini ilk defa gördükleri zaman kalplerine dokunan kıvılcım şimdi büyük bir ateş halini almıştı.
Biri artık yalnız olmadığını, öbürü hayatının dönüm noktasında bulunduğunu hissetti. Konuşmadan ayrıldıkları halde bundan sonra birbirlerine alt olduklarını anlamışlardı.
Evlendiler. Şehrin dışında. bAhçe I-çlnde küçük bir yuva kurdular. Kız eczahaneyi bıraktı. Kendini büyük bir aşka ve kocasının çeşitli mücadelelerle geçen ihtiraslı hayatına bağladı.
Ekrem Sel. memlekette tanınmış bir avukattı. Senelerden beri politika hayatında da mühim bir rol oynuyordu. Mahalli gazetelerde çıkan makaleleri büyük şehirlerde bile dikkat çekiyordu. Mitinglerde söylediği sözler kütleleri arkasından sürüklüyordu Eski bir jiple en ücra köylere kadar gidiyor; köyQ şehre yaklaştırıyor, köylünün muhabbet ve İtimadını kazanıyordu.
Bu hayat; yorucu, hattâ birazda tehlikeli idi. Karşı gazetelerin hücumlarına. bir takım isnadlara, sadakatsizliklere, ara sıra çıkan bozgunlara mukavemet etmek lâzımdı. Kan kocA en çetin hâdiseler karşısında bile bezginlik göstermiyor, tuttukları yoldan geri dönmeyi akıllarına bile getirmiyorlardı.
Son yıllarda küçük şehir feverana hazır bir yanardağa benzemlştl. Her İki parti de hummalı bir şekilde çalışıyordu. Kahveler bile ikiye ayrılmıştı. Bir tarafın devam ettiği kahveye ö-bür taraf ayak basmıyordu. Hattâ görüş farkı bazı ailelere bile girmişti, öyle kİ, Azade'nln ağabeylsl karşı partinin kuvvetli bir elemanı idi. Kocası İse öbür partinin kurucularındandı. A-lle, hafta tatili yemeklerinde büyük evde toplanınca parti münakaşaları çıkmadan olmuyordu. Bu münakaşalar yüzünden Azade çocuğunu düşürmüştü.
Genç kadın başını arkaya attı, sabah bütün bunları düşünmenin tasi değildi. Şimdi sakin olmalı, «andığının başında yerini almalı bu müstesna güne ümitle bakmalı Bakalım gün nasıl geçecek, netice ne olacaktı?
O esnada bir parça giin ışığı cama vurdu. İnce. ışıklı bir yol yatağa kadar uzandı. Oda aydınlandı. Azade o dakikada çok heyecanlı olduğu için bunu uğur caydı. Ferahlamış olarak yemek odasına geçti. Hafif bir kahvaltı etti. Sonra hazırlanarak sokağa çıktı. Kendi partisinin mümessili sı-fatlyle
1950 yılının kadın erkenden uzandı. lAktAn çıktı.
• t
Bu
31-oy ve idi.
«andık basında yer aldı.
Avnı flf bir Gördüğü rüyanın tesiri ile biraz yifslzdt Kocasını uyandırma maya dikkat ederek vat aktan çıktı. Yemek oda-«ına indi, önce koni bir kahve İçti. Hiç iştahı yoktu. İtina ile kurulmuş sofraya şöyle bir haklı Bir fincan cav alarak gitti, pencerenin önüne oturdu, Tasız sokağa baktı. Bakalım bugün neler olacak, hangi taraf kazanacak diye düşündü. O sabah nedense bütün çocuklarım yanında görmek İstiyordu Hepsini de ne kadar özlemişti
Uzun zamandır kızlarını görmüyordu Büyük kızı o münasebetsiz particilik münakaşasından sonra baha e-
sabah Bayan Fatma Deniz ha-çarpıntı İle uykudan uyandı. : ke-
Dünya Hikâye Müsabakası
Amenkada tertip edilen Dünya Hikâye Müsabakasına en güzel iki Türk hikâyesini seçip göndermek vazifelini üzerine alan gazetemiz, teşkil ettiği büyük lürinin karariyle “Sam Amca,, ve “Merhametli Bir Kadın., hikâyelerini seçmiş. tercümelerini yaptırmış ve Amerikaya yollamıştır. Müaa-hakaya gönderilen 422 hikâye İçinde lürinin neşredilmek üzere ayırdığı diğer 28 hikâyeyi de sıra ile her gün bu sahlfede okuyucularımıza sunuyoruz.
vinden ayağını çekmişti, öbür kızlın ı I da gurbette idiler. Kaa&bma ikimi parti kurulup damadı başa geçeli hayatlarında huzurdan eser kalmamıştı. Şu insanların zorları ne idi acaba? Bir parti nelerine yetmiyordu? Demokrasi, demokrasi diye bir şey tutturmuş gidiyorlardı. Köylünün bile dcmlrkırat sözü ağzından düşmüyordu. Hayırlısı ile kazasız belâsız. kimacciğin burnu bile kanamadan şu günü bir geçırse-lerdl. fakir fukaraya sadakalar dağıtacaktı.
No idi bir zamanlar?... Dede yadigarı şu evden neşe eksilmezdi. Kocası memleketin hatırı sayılır adamlarından biri İdi. Eczahanesl iyi işlerdi. Akşamları eşin dostun toplanıp sohbet ettiği samimi bir yerdi ecza ha no. Çocukları sıhhatli ve iyi çocuklardı Mektep hayâtları da çok lyl geçmişti Gerçi Azadenin erkek mesleğine heves etmesi hiç hoşuna gitmemişti Bir kadının günlerim ayaküstü, türlü ilâç koku n İçinde geçirmesi ona ncaylp sorunuyordu. Ama babasının koltuğunun altında çalıştıktan sonra zamanla elbet ona da alışacaktı. Gelgeldim a-!ı şaşıya olmadı kİ... O aklı bir karış tepesinden yukarı avukat ortaya çıktı. Kız ona varınca bir değişti, bir değişti. Avukat karısı Azadenin O eekı «*■ zaçı kız olduğuna inanmak için şahit ispat lâzımdı.
Şehrin içi dar geliyormuş gibi gidip tâ memleketin dışında bir ev tutmuşlardı. Spordur diye tâ nerelerden şehre yaya gelip gidiyorlardı. Azade, evin hor İşi ile uğraştığı yetmezmiş gibi, dine bir file alıp alış verişe de çıkıyordu. Kendisi bunca yıllık kadındı. Boyu beraber dört evlât anası idi. Bakkal, kasap nedir bilmezdi. Merak edip şu pazar yerim bile bir kcrcclk olsun boydan boya dolaşmış değildi. Erkek dururken kadın kısmının çarşı pnzar dolaşmasını mânâsız buluyordu.
Azade kızlığında şık giyinmeye bayılırdı. Gelin oldu, terzilerin senit ine uğramaz oldu. Artık kendi diktiği alelade elbiselerle geziyordu. Giyinip kuşanıp. takıp takıştırıp gezip tozacağına eve kapanıyor, o kocası olacak hn-ptahanellk adamın işlerine de yardım ediyordu. Çocuğunu düşürdüğü gün. senin bu parti İşin sebep oldu diye kocasına kafa tutacağına, canını dişine tAkıp: “Üzülme canım, genciz. Bir değil, daha bir çok çocuğumuz olabilir. İnandığımız dâva yolunda bir küçük kurban vermişiz, no çıkar?., diye onu teselliye çalışmıştı. Sonra dn böyle bir dünyaya çocuk getirmek mesuliyetini yüklenemem, her şeyin bir sırası var. diye tutturmuştu. Çocuk doğurmak için sıra bekleneceğine ayıp değil ya bir türlü akıl erdiremiyordu
Kadın bir fincan çay daha aldı. Yine acaba hangi taraf kazanacak diye düşündü. Kalbi oğlunun tarafında idi. Onun partisinde vatanı düşmandan kurtarmış, millet için türlü fedakârlıklar yapmış büyük insanlar; kahramanlar çoktu. Ama damadı İle kızma böyle söyleyecek olsa kıyamet koparırlardı. Bu memleketi kurtarmak için kim çalışmadı, kim fedakârlık etmedi ki. diye bir ağız açıyor, yolsuzluklardan, idaresizliklerden hep o partiyi mesul tutuyorlardı. Doğrusu oğlunun tarafı kazanırsa keyiflenecek, sadakalar dağıtacak, evlâtlık Gülsüm e altın bilezikler alacaktı. Kızın uğrunu tanımıştı.
Onlar kazandıkları takdirde uzunca bir yolculuk yapmayı tasarlıyordu, tikin Ankaraya gidecek, oğlunun sayesinde hâlâ görmediği başşehri görecekti. Sonra oradan Istanbula geçecek, hır müddet ikinci kızında misafir olacaktı. Onlara da Allah yürü ya kulum demişti. Kızı İle evlendiği zaman orta halli bir lüle çocuğu olan damadı harp yıllarında iyi işler yapmıştı. Şinvli meşhur bir tüccardı. Kasabadaki bahasının dükkânını bırakmış, lstanbulda koca koca mağazalar açmıştı. Beyoğ-lunda apartman. Adada köşk «ahlbl olmuşlardı. Çocukları dadılar, müreb-biyeler elinde bakılıyordu. Mutfakta erkek aşçısı, ortada hizmetçiler,.. Oh... Allah versin, şahane bir Ömür «ürüyorlardı. Ama büyük kızı ile kocası bu zenginliği çekemiyor; vurguncu, karaborsacı diye adamcağızı hor görüyorlardı. Avukat Ekrem kazancının çoğunu partiye yatırıyordu dn ne oluyordu «anki? |
Küçük kızına gelince onlar Ua bir âlemdi Onun kocası da tahsil yapmaya kanamıyordu. İstanbul mekteplerini bitirdiği yetmezmiş gibi bir doktoradır tutturmuş, almış kızı denizaşırı memleketlere götürmüştü. Okuyacak, okuyacak da dünyaları fetcdecek-ti sanki? Kız yabancı illerde doğurmuştu. Allah bilir çocuk kendi dilinden önce başka diller konuşacaktı?
Ne kadar isterdi evlâtlarının hepsi do dizinin dibinden ayrıl masalar, şu güzel kasabacıkta yerleşip gül gibi yaşasalardı. Kadın zaman değişti diye İçini çekti. Dedelerinin. ninelerinin yaşadığı, nice düğünlere, doğumlara, Ölümlere sahne olan şu koca evde karı koca yalnız kalmışlardı. Gelin ayrı ev İsterim diye tutturduğu İçin oğlunu bile bu evde al)koyamamışlardı.
Oğlu mebuH olur«ar hele bir vekil de olacak olursa, olur a, bugüne bugün koca belediye reisliğini bırakmıştı mebusluk için. Şimdi «ade mebus değil, vekil olmalı idi. vekil... Eh o zaman şu huysuz gelini bir görmeli idi. A-manın artık giyinip kuşanmak İçin îstanbulları beğenmez; Avrupalara; | Amerlkalara gitmeye kalkardı. Giderdi, giderdi, arabalardan inmez, hatıl yok mu. komşuya bile yürüyerek gitmezdi. Ayda, haftada bir balo verme- | ye başlardı. Yılda birkaç kere renk deriştiren «açlarını bt lki hor Allahın günü başka renge boyatmıığu kalkışırdı. Genç yaşta «aç boyatmaya da hiç aklı yatmıyordu ya... Sahiden şu dünya bir acayip olmuştu. Süs uğruna kadınların çoğu can verecekti hani...
Ankaraya giderlerken şu oğlanı bir tarafa çekip iyice bir kulağını biikme-II idi. Kadın kısmına bu kadar yüz vermeye gelmezdi. Vaktinde karısının dizginlerini eline almazsa sonra çok pişman olurdu. Kadın kadınlığını, erkek erkekliğini bilmeli İdi. Bugünün gidişatını hiç befcenemlyordu.
Eczacı yemek odasına İndiği zaman kariHinı fena halde sinirli buldu.

Yine o günün sabahı genç adam uykusuz geçen bir gecenin yorgunluğu İle yataktan kalktı. Karısını uyandırmadan yavaşça balkona çıktı. Sisler İçinde uyuyan şehre baktı. İçinde, belediye reisi olarak seçildiği günün bahtiyarlığından ener yoktu. Son zamanlarda aile arasına kadar giren parl.l mücadeleleri onu çok yormuştu.
Karısı, aen de adaylığını koy. diye diye aylardır başının etini yemişli Muhtelif kaynaklardan teşvikler, hattâ ısrarlar olmasaydı belediye reisliğini bırakıp l»u işe kalkışmayacaktı. Kasabada öbür parti daha kuvvetli
heyecanlı hlltı-çııldırarak mitingler. köylere bedava
İdi. Avukat Ekrcmln beleri, davullar zurnalar yapı ıktarı doktor. İlâç yollamaları. halkın pslko-kojtalne uyarak hareket etınclori. köylüye ettikleri valiler öbür tarafı çok kuvvetlendirmişti. Son günlerdeki duruma bakılırla burada kendileri İçin kazanmalı İhtimali pek zayıftı.
Genç adam halk psikolojisi garip şeydir diye başını salladı, Değişiklik olsun diye, bir (lo Öbür tarafı denemek için, günün hayat şartlarından, pahalılıktan şikâyetçi olduklarından, velhasıl türlü maksatlarla belki de reylerini onlara vereceklerdi. O zaman karısının koparacağı kıyameti, kız kardeşi ile kovasının takınacakları tavrı bir görmeli idi.
Genç adam kız kardeşi İle aralarında geçen o berbat sahneyi bir türlü unut a iniyordu. O hâdiseden sonra ailenin arasına giren soğukluk hâlâ devam elliyordu. Karısı ailece oturdu lebin bir goco; “Bu memleket henüz bir kaç partiyi hazmedecek seviyeye gelmemiştir. Bir parti yeter dr arlar bile.,, demişti. Azade bu söze sinirlenmiş: “Bu milletin yıllar yılı tek parti ile idare edildiği yet^r,, diye başlamış; “Su baskınlarının, yangınların, yolsuzlukların* vurguncuların har.*p ettiği memleket felâkete sürükleniyor; açlıktan, hastalıklardan ‘kırılan halk düşünülmüyor,, diye ağzına geleni söylemişti. Onlara göre memleket bakımsızdı. İş başındakiler şahsi menfaatlerinden başka hır şeyi düşünmüyorlardı. imtiyazsız. sınıfsız bir milletiz. «özü bir ^kuruntudan İbaretli. Memleket ekonomisi mahvolmuştu Hesapsız İşler, yabancı memleketlere akın eden heyetler, lüks. İsraf bu memleketi uçurtma sürüklüyordu. Bu millet sabırlı ve ağırbaşlı bir milletti. Uzun yıllar susmuş, beklemlçti. Ama şimdi kendi kaderini kendi eline alacak, kendi İradesi İle hareket edecekti.
'Azade coşmuş, tam mânası ile kocası gibi konuşmuştu. Onlar bu memleketle yapılan işleri, İnkılâpları küçümsüyor, her şe|£ bir kusur buluyor, kıymetlere dil uluyorlardı. Nnnkör-
lük ediyorlardı Jçısac&sı... _ Genç adam bu tarihi günün
Genç adam bu tarihi günün «abnhın-aa bunları düşünürken İçinde bir .u-kıntı duydu. Heyecanlı ve endişeli idl. Doğan güneşe yüzünü çevirdi. Günün nasıl bir netler doğuracağını tahmine çalışarak erkenden sokağa çıktı.

Memleket üç gün, üç gece derin bir heyecan içinde çalkandı. Bütün dünya basını, radyolar, uzak yakın bütün devletler bu tarihi günle ilgili İdi. Seçimler memleketin her tarafında tnm bir sükûnet ve ağırbaşlılıkla geçmiş, seçime iştirak nispeti çok yüksek olmuştu. Köylü ve şehirli sandık başlarında elele yer almıştı Kapalı odalarda rey pusulasını zarfa koyan her el heyecanla titriyor, her kalb bu seçimin memleket için hayırlı olmasını temenni ediyordu.
Hemen herkes radyo başında İdi. Radyosu olmıyanlar kahvelere koşmuşlardı. Telefonlar, telgraflar, hoparlörler durmadan işliyor; gazetelerin İkinci, üçüncü basılışları kapışılıyordu. Her tarafta demokratların başta olduğu haberi rüzgâr gibi dolaşıyordu.
Bakkal Mustafa kendi partisi kazanırsa üç gün üç gece evinin bahçesinde meşaleler yakacağını lltfn etmişti. Şimdi bahçedeki koca kavak ağaçlarını tepelerinden kestiriyor, meşaleler hazırlıyordu. Bu heyecanlı günlerde doğan bebeklere seçim, demokrat adları veriliyor, kesilmek için kurbanlar satın alınıyordu. Memleketin her tarafında büyük bir canlılık, bir hareket göze çarpıyordu.
Azadenin evi tebrike gelenlerle dolup taşıyordu. Kapının önünde faytonun biri durup biri kalkıyordu. Azade sokağa çıktığı zurnan bütün yüzlerde dost bir tebessüm görüyordu. Genç kadın bu netice alınıncaya kadar çekilen meşakkatleri, bütün yorgunluk ve üzüntüleri unutmuştu. Bu zaferde koçanının da bir hissesi vardı. Bunu düşündükçe bahtiyarlığı büsbütün artıyordu.
Nihayet üçüncü günün akşamı kapı hızlı hızlı çalındı.‘Postııcı yüzünü boydan boya kaplıyan bir tebessümle beklediği telgrafı uzattı. Genç kadın tebessümde eden büyük nı buldu.
“Bu zafer
lu ol«un. İlk trenle «eni bekliyorum... I Azade kocasının telgrafını tekrar tekrar okudu. Yüzünden yol yol yaşlar iniyor, kalbi İftiharla dolup tadıyordu. Bu sevinç coşkunluğu İçinde çabucak hazırlanıp babasının evine gltU. '
Annesi, babası, kardeşi ile karısı ve çocukları, bütün aile oturma odasında idiler. Gelinin ağlamaktan yüzü gözü -işmiş, başına lur çatkı çatmıştı. Gö-rümcesinl görür görmez ayağa kalktı, çocuklarını alıp odadan çıktı.
Azade bu kaba muameleyi hoş görecek kadar mesuttu. Hayatı seviyordu, İnsanları seviyordu, herkesi, herzeyi seviyordu. Ruhunda yeni bir güneş tutuşmuştu. Gidip annesi İle bahasının ellerini Öptü. Sonra bir köşede de- | rin bir yeisle oturan knrdcşlne yak- | laştı, onu omuzlarından tuttu. Kararlı bir sesle:
— Bu vatan hepimizin, dedi. Ne daha az sizin, ne daha fazla bizim. O bir bütündür. Biz de biriz, hcraborlz kardeşim. Ayrılık, gayrdık yok. Vatan hizmeti nöbet İsler. Hangi safta olursn olsun çalışmaya devam edeceğiz, Seni olgun bir muhalefette görmek bizlcrc zevk verecek Aziz. Gençsin, sıhhatli ve enerjiksin. Her iktidarın yapıcı tcnkidlere İhtiyacı vardır. Şimdi bıımı sîzler yapacaksınız.
Genç adam başını kaldırlı. Kardeşinin gözlerinin İçine baktı. Bu gözler ünılt, iman ve cesaretle dolu İdl. Kocası seçimleri kaybetmiş olarak dönüp gelseydi de bu imanın sarsılmayacağı aşikârdı Bu gözlerde, çorak topraklara hayat veren yağmurlar gibi bir şey vardı.
Birdenbire gönlü ferahladı. Ayağa kalkıp kardeşini kucakladı:
— Böyle kadınlar yetiştiren bu milletin sırtı yere gelmez, dedi.
Sedirde karşı karşıya oturan anne ile baba bu sahneyi derin bir hayranlıkla seyrettiler. Şimdi hepsinin de gözlerinde yaş vardı. Yıllardır aralarından çekilip giden ağız tadı artık geri gelmişti.
Azıide pencereye doğru yürüdü. Alnını cama dayadı. Bu gece gökyüzü bütün kandilleri yanmış cami kubbelerine benziyordu. Genç kadının o dakikada büyük, kudretli bir ele kapanmak, şükretmek İhtiyacı ile kalbi titriyordu. Bu gökleıln altında daha lyl bir dünyanın kurulabileceğine artık I-nnnabilirdl. Bu inanç İçinde kendi kendine artık bir çocuğum olabilir ve belki adını HUZUR koyarız, diye söylendi.
Dokunulmazlar tabakasından kırk beş milyon Hintli Bu «ayı memleket nüfusunun sekizde birini teşkil etmektedir— asırlardır hakaret gördükten sonra nihayet ekonomik kölelikten, sosyal aşağılıktan kurtulmaktadırlar. Başlarında Hindlstanın bugünkü Adliye Bakanı 56 yaşında, siyah kehribara benzeyen gözleri ile yakışıklı Bhlmrao Ramjl Ambedkar bulunmaktadır. Kendisi de dokunulmazlar ı Parya ı sınıfındandır; bütün hayatını emsalinin hakları uğruna mücadele etmeğe hasretmiştir.
Dört bin sene önce Aryan İstilâcıları Hlndlstnnda dört “kast” teşkil ettiler. Merdivenin en tepesine Brah-m&nlan yerleştirdiler, bunlar âlimler ve papaklardı, İkinci basamakta İdareci ve harpçl sınıf olan Kshatrla'lar, üçÜhcÜde sanatkâr ve tacirler sınUı Valsya’lar bulunuyordu; en aşağı basamak İse ellerinde hiçbir hüner bulunmayan İşçilerin yani Budra'ların yeriydi, bunlar diğer üç sınıfta kölelik etmek İçin yaratılmışlardı. Bunların altında da merdivende dahi bir basamak yerleri olmayan “dokunulmazlar” bulunuyordu. Bunlar en ınüj-tekreh İşleri yapmak için yaratılmış addolunur, kendilerine sokaklardaki gübreleri süpürmek, nyakyollarını temizlemek gibi İşlerden başka vazife de verilmezdi.
Bir insanın beşikten mezara kadar nasıl yaşayacağı mensup olduğu kasta göre tâyin edilirdi, hattâ kiminle evleneceği, kimlerin evlerine girip çıkabileceği dahi bu karara bağlı i-dl. Hiç kimse içinde doğduğu kasttan bir kadem üstüne yükselemezdl.
Ambedkar’ın babasına, talihi, İngiliz ordusunda hizmet alabilecek kadar yaver olmuştu, Bombay eyaletine bağlı bulunan Satarının mahalli öğretmeni oğlu Bhlmrao'nun okul derslerini takip etmesine İzin verdiği için orada yerleşti. Kast sınıflarına göre ayrılmış 500 talebelik okullarda Ick dokunulmaz Bhlmrao İdi. Sınıfının en zeki öğrencisi olmasına rağmen senelerini sınıfın bir köşesinde tecrit edilmiş bir halde geçirdi. Öğretmen, çocuğu derse kaldırmıyor, “murdar., ödev defterine elini değdirmiyordu.
İfindİHtan Adliye Bakanı
Kamjl Ambedkar
bu kendi İradesi ile hareket bir milletin bahtiyarlığı-
memleketimiz İçin uğur-
Takat kesen bütün engellere rağmen Bhlmrao müsabaka imtihanını kazandı ve Bombay'daki yüksek okula girdi; bu ücretsiz bir halk mektebi İdi. Ingiliz okulu olduğu için kabul olundu, fakat aynı hor gö-rürlük havası devam ediyordu. Dershanede müteharrik bir kara tahta vardı; öğrenciler yiyecek paketlerini onun önüne bırakırlardı.
Bir gün geometri dersinde öğretmen Bhlmrao'yu tahtaya kaldırdı. Bütün sınıftan protesto nidası yükseldi, çocuklar; “Yiyeceklerimiz pislenecek.,
diye bağırıyorlardı. Her biri kendi yiyecek paketinin çaresine bakmak için tahtanın başına koşuştular. Neden sonra hu “muzır,, mahlûk tebeşirden bRşka bir şeyi kirletmeden dâvasını ıspnta başlayabildi.
Bhlmrao büyüdükçe kast ın ne demek olduğunu daha İyi anlıyordu. Bazı Hindular dokunulmazları hizmetkâr olarak kullanıyorlardı; bunlar kendilerine verilen para İçin söz söyleyemlyorlardı, çünkü efendilerinin verdiği miktarı kabul etmeye mecburdular. Her Hint şehrinde yahut köyünde dokunulmazların oturduğu mahalleler ayrı idi. Buralarda en kalabalık aileler bir tek odada o-turur, yerlerde yatar, yüz elli kadar insan bir çeşme Ve bir hel&yı kullanırdı. Gün geçtikçe Bhlmrao’nun İğbirarı artıyordu. Bir gün babasına ‘Halkı bu bataktan ancak eğitim yolu ile kurtarabiliriz,, dedi.
Bu hücra mahallelerden çok uzakta kuleli büyük bir köşkün sahibi Ba-roda’lı kudretli Gaeku’ar nasılsa Bhlmrao Ambedkar’ı bitmişti. Bu
zengin, aşağı taba, katardan kabiliyetli gördüğü Hindu-nun elinden tutmuştu; bu gayretkeş talebenin Je Dombayda tahsilini tamamlamasını, oradan Amerikaya giderek daha yüksek tahsil yapmasını temin etti.
Columbla Üniver. sitesinde İlk gün genç Ambedkar’ı heyecanlandıran I-ki hâdise oldu: "Caferatla’da diğer talebelerle mü. savi haklara sahip olarak yemek yiyebildiği gibi yatakhanede yatıyor. arkadaşlarının kullandığı kanape-leri, duşu o da kullanıyor ve onların İçtiği yerlerden su
içiyordu.
Okullarda pek az talebe bilgiye hu derece İhtirasla sarılmıştır. Ambed-kar tarih, antropoloji, sosyoloji, psikoloji, ekonomi derslerine dalmış, 1917 de felsefe doktoru olduğu zaman kendisinden İstenilen bilginin 1-kl misline sahip olmuştur.
Londra ve Almanyada da bir müddet tahsilini ilerlettikten sonra Ba-ıodaya döndüğü zaman Gaekwar*dan Maliye Bakanına yardımcı tâyin edildiğini öğrendi; vazifesine başladığından az sonra elinde bir sürtf evrakta avluda bir kâtip göründü. Anıbed-karın yazı masasının Önünde illetlerin bulanmasına fevkalâde siper vazifesini gören bir halı vardı, bu kâtip halının bir ucunda dunıp evrakı masaya fırlattı. Bu AmbedkarA verilen ilk ve son iş oldu. Altı günlük kahre-(licl bir avarelikten sonra âmirlerinden günlerini halk kütüphanesinde u-turarak geçirebilmek için izin aldı.
Artık ara sıra zuhur eden İşler 1-çin mektuplaşmaktan başka bir işi yoktu. Hindistanm en yüksek tahül
Öğrenmek ihtiyacında olduğumuz herşey
Çeviren : Meliha B. ŞARLI görmüş şahsiyetlerinden biri böylece bir buçuk sene Bombayda aç, sefil, İşsiz yaşadı. Nihayet Sydenham kolejine iktisat profesörü oldu. Orada lngiltf-rede tahsilini ilerletebilmek I-çin yeter derecede para yapıncaya kadar çalıştı. 1923 te avukatlık payesini ve Londra İktisat Fakültesinden doktor sıfatını almış olduğu halde Bombaya döndü. “Rubye meselesi,, başlıklı risalesi dünyanın dört bir u-cundaki iktisatçıların taktirini Kazandı.
Bir avukatın yüksek mahkemeye çıkabilmesi için müdafaa dosyalarını kendi kastından bir hukuk müşavirine hazırlatması lâzım geliyordu; Ambedkar bu mesleğe giren ilk ve tok dokunulmaz olduğu İçin onun bu İşini yapmaya kimse yanaşmıyordu.
Ambedkar inatta bunlara karşı koydu. Kendisini barodan azletmek isteyen bir grupa bir defasında yumruğunu kaldırıp: “Bir gün gelecek ben bu kürsüye çıkacağım ve sîzler bana, efendimiz hazretleri diye hitap edeceksiniz.. dedi. Kendisine teklif edilen hâkimlik vazifesini kabul etseydi bu kehanetini 1942 dc yerine getirmiş olacaktı; fakat o müstakil valilik İcra heyetinde bir vazife almayı tercih ederek hâkimliğe tâyinini kabul eL-medi.
Hindu dilinde haftalık bir gazete çıkarmaya başladı, bugün bu gazetenin ismi “Halk“dır. Her cumartesi Bombayın dokunulmazların oturduğu bütün mahallelerinde okuma yazma bllmlyenler İçlerinden biraz okuyabilenlerinin başına üşüşür Ambedkarın başmakalelerini dinlerlerdi. Kast teşkilâtının ekonomik kifayetsizliğini tenkid ederek dokunulmazların erkek çocuklarının babalannınkinden gayri bir iş seçmelerinde ısrar ediyordu,
1942 de genel valilik icra heyetine işçi âza olarak tâyin edilmesi üzerine hükümeti her sene dokunulmazlardan bir kısmını yabancı memleketlerde tahsile yollamak üzere 300.000 ruble tahsis etmeye ikna etti. Ame-rikada ve Ingilterede okutulan 30 kişilik İlk kafile bugün mühendis, öğretmen ve avukat olarak Hindistanda vazife başındadır. Ambedkarın asıl eseri hükümet memuriyetlerine yüzde on iki buçuk nispetinde ehliyetli dokunulmaz katmış olmasıdır.
Hicrî
Zil kad'
30

1369
VAKİT
Güneş Oğie İkindi Akşam Yatsı tmflAk
19 5 0 EYLÜL
13
Çarşamba
VASATİ
6.36
13.10
16.43
10.24 20.56
4.57
Rumî
Atın»
31
136G
FZANİ
li. u|
5.45
9.18 12.00
1.33
9.31
UÇAK - TREN - VAPUR
Bursa-(Türl( • D H Y.
GELECEK OLAN UÇAKLAR
9.45 D.H.Y. (Türk) Jan. - 9 50 D.H.Y. tamirden. — 15 00
(Türk) Erzurum. Elâzığ, Ma-’atva. Kayseri. Anknradun.—
15.35 D. H. Y. (Türk ta-
Kcndcrun, Adana, Anka-rfidan. — 15.50 B.E.A. (İngiliz) Londra, Nla, Roma. Altondan. — 16 00 D H Y. (Türk) tamirden. — 18.15 D H.Y.
(Türk) Burandan. — 18.30 C. ^.D.T. Kahire, Beyruttnn. —
18.35 D.H.Y. (Türk) Ankara-dan. — 21.10 P A.A, (Amerikan) Ncw • York. Boston. Londra. Brüksel. Münihten.
GİDECEK OLAN
UÇAKLAR
8.00 D.H.Y. (Türk) Balıkesir. İzmlre. — 8 30 B.E.A
(İngiliz) AKna. Roma, NIh, Lorıdraya. — 8.30 D.H.Y.
(Türk) Burseyn.—9.00 L.A.l. (İtalyan) Atina. Komaya. — ).00 D.H.Y. (Türk) Ankara. Sivas, Elâzığ. D. Bakır, Vana. — 10.05 D.H.Y. iTürk)
Afyon, Antalya, Konya, lana. Gaziantep, Urfuya.
10.15 D.H.Y. (Türk) tamire.— 10.30 D. H. Y. (Türk) Ankara. Adana. îskenderuna. - 16.00 D H.Y. (Türk) tamire. _ 17.00 D.H.Y. (Türle)
Ankaraya. — 17.05 D.H.Y
(Türk) Bur «ava. — 22.10 P. A A. (Amerikan) Şam, Kara-şl. Delhi. KıılkÜta, Bangkok. Hongkong'a.
GELECEK OLAN EKSPRESLER
A-
8.30 Ankarndan. — 9.15 Anmadan (Eks.).
GİDEC EK OLAN ekspresler
10.00 Ankaraya (MotörlU)
— 18.10 Ankara Ekapreal —
22.20 Semplön Eks. (Avrupa).
GELECEK OLAN
VAPlRLAK
7.00 Konya, takerıdvruııda n 12.00 Ordu, ir.ınlrden.
12.30 Maraknz, Mudıınyadan
— 15.00 Günevsu, Kaiadenizden. — 22.30 Bandırma, Bandırmadan,
GİDECEK OLAN VAELRLAR
8 00 Bandırma. Bandırmaya — 9,00 Burea. Ayvalığa. -11.00 Kndeş, izmlre. «— 17.00 Su*. Mudanyaya. — 18.00 Saadet, lmroza.
SİNEMALAR
1 -
Yuvası. 2 —
Bolca Kıralı. Severim.
Kara
Fra-
BEYOĞLU CİHETİ ALKAZAR (42562 ı 1 — Ormanlar Kıralı (renkli). 2 — İki Cingöz Haremde. 3 — Gizil Vazife (ttirkço).
AR (44394) Tamirat dolayısly* le kapalı.
ATLAS (408351 Tanca Güzeli BEŞİKTAŞ BAHÇESİ fanca Caşualar Kadın intikamı.
EI.IIAMRA 1 —
2 — Ben Esmeri
İNÇt 1 — Pamuk Prenses ve 7 Cüceler. 2 — intikamımı A-tacağım. 3 — Kafiyeler Kıralı.
İPEK 1 — Son Şehid. 2 — Kan Dâvası.
LÂLE (43595) 1 — Saygon
(Türkçe). 2 — Aratanlar Yolu (Türkçe).
MELEK 1 — Sahte Melek. 2 — Aşksız Ynşnnmnz.
SARAY (41656) 1—Bav Tekin Atom Peşinde (24 kifiim tok-mili birden).
SI’ATI’ARK (83143) 1 — İki Başlı Kartal. 2 - Meçhul Kadının Mektupları.
sfMER (12851) Tarzan Kaptana Karşı.
ŞARK (4OT8O) Kaptan kas.
SİK 1 — Afyon Kaçakçıları 2 — Fiesla.
TAKSİM (43191) Bırakılan Çocuk.
TAN 1 — Kutup Kâşifleri 2 — Gel Evlenelim. 3 — Vahşi Kuvvet.
( NAL (Kışlık) S&lâhfcddlnl Evyübl.
(’NAL (Yazlık) 1 —Bayrağa Can Feda. 2 — Leylâ İle Mecnun.
YENİ: 1 — Margle. 2 — Kördüğüm. 3 - Düşman Kardeşler.
YILDIZ (42847) 1 — Kara
Korsan. 2 — Aşk ve Para.
tSTANBI L CİHETİ
ALEMDAR (23863) 1 — Asilzade Silâhşör. 2 — Filipin Aslanları (Türkçe).
AZAK 1 — Berlin Ekspresi 2 — Mazlumun Ahi. 3 — Tarzan Çöllerde.
AYSC 1 - Namus Sözü. 2 — Ağır Cczn..
ÇEMBERİ.İTAŞ 1 — Kanatlardan Türbe. 2 — Bir Yabancı (Türk filmi).
R
A
İNKARA;
EMRE 1 — Kanlı Meyhane 2 — Düşman Yumruğu Altında Parla. 3 — Bntaana DÖnÜş
HALK 1 — Damgalı Doktor 2 — LeylAnın Aşkı.
İSTANBUL (22367) 1 — Zcro-nun Kara Kamçısı (25 kıaım)
2 — Tehlikeli Kadın.
KISMET (26654) 1 — Tokyo
Gülü. 2 — Gönüllü Kahraman.
MAR.MARA (23860) 1 — Asilzade Silâhşor. 2 — Filipin Aslanları.
MİLLİ (22962) 1 — önce Vatan. 2 — 3 Ahbnp Çavuşlar
3 — Casuslar Peşinde.
TURAN
Yürekli Adalet.
manlar.
YENİ (Bakırköy 16-126) 1 — Cehennem Zindanı. 2 — Rio Aşkları.
Beyoğlu 4464-1 Ankara 0G İstanbul 24222 İzmir 2222 ftaküdar 8A45 K. köy 60872 Karşıyaka 15055
Talan bul Beyoğlu Anadolu vakası Ankara
İzmir
4499« 6Û536
91
2251

(22127) 1 — Anlan
Çavuş. 2 — Hak ve 3 — Sayılı Kahra-
KADIKÖY CİHETİ
II \I.E (601121 1 — Renkli Rü-yalar. 2 — Kaptan Siroko.
OPERA (68714) 1 — Casuslar Çarpışıyor. 2 — Genç Dul.
SÜREYYA (60862) 1 — Sefahatin hcsl.
Sonü. 2 — Gürellik llâ-
ANKARA:
\RA (23432* Korsanlar
A N K
Kıralı.
Bt’VCK (15031) Gülmeyen Kadın.
CEBECt (13846) 1 — Gönül-
den Yaralılar. 3 — İstiklâl Madalyası.
PARK (11131) Kanunsuz Sokak.
srs (14071) 1 — Vatan Kahramanı. 2 — Aşk ve Müzik.
Sİ .MER (14072) Robenaon A-dftsı.
I'LVS (22294) Sihirli Ses.
YENİ (14040) Modern Venüs. GAR GAZİNOSUNDA: Italyan ve İspanyol Revüleri.
İZMİR:
TAYYARE Pranga Kaçağı. MELEK 1 — Gönlümdeki Astan. 2
i.Ai.f.
Ilsl. 2 tanlar
TAN 1 — Balıkçının Sevgili-
EMİNÖNÜ: İstanbul «Emi-
nönü — Haaan Hulûsl (K&-çükpozar) — Abdülkadir (A-lemdar) — Süreyya (Kumkapı).
BEYOĞI.T: Mntkoviç (Merkez) — Galatasaray (Merkez)
— Ertuğrui (Taksimi — İsmet (Taksim) — Karaköy «Galata» — Maçka (Şişin — Feriköy (Şişil) — Hask(>y — Merkez (Kasımpaşa).
FATİH: İsmail Hakkı (Şeh-zadeboşı) — Saiâhaddtn Gürgen (Cerrahpaşa) — Emin Rıdvan (Sam&lya) — Haseki (Şehremini ı — Ahmet Suat (Karngümrtlk* — Orhan Av-vıoğiu (Fener.-.
EYC !•: Avvansaray. şifa.
BEŞİKTAŞ: Nail Halit — Yeni (Ortaköy) — Arnavut-köy — Merkez (Bebek).
KADIKÖY: Ycldcğlrmenl — Kızıltoprak — Göztepe — Bostancı.
CSKÜDAR: Çnnıhyurt.
11E Y B ELİ A D A: Hey bel lada. B(‘YVKADA: Merkez.
ANKARA: t «met paşa — Ankara — Bayar.
İZMİR: Yardım (Alaancak)
— Halk (Basmahane) — Cumhuriyet (Eşrefpaşa) — Birlik tKemeraltn — Karata.) (Yalılar).
— Ölmeyen Rüyalar.
1 — Balıkçının Sevgi-
— Çdl Aşkı. 3 — As-Yolu.
«I. 2 — Çöl Aşkı. 3 — Aslanlar Yolu.
1ENİ 1 — Kahraman Kılavuz. 2 — Ali Baba Hindlstan-da. 3 — Korrlkah Knrdcşler. EI.HAMRA 1 — Güzel Dost.
2 — Aşk ve Kıskançlık.
D
Y
0
L
A
R
7.28 Açılış ve program. — 7.30 M S. Ayarı. — 7 31 Neşeli rpltatk (plh — 7.45 Haberler. 8.00 Çeşitli pıırçklnr (pl). — 8.25 Günün prnjrarnı va hnva ııı.oru, — 8.30 Bale müzikleri (pl). — 9.00 Kapanış.
12.28 Açılış ve program. — 12.30 M. S. Ayarı. — 12.30 Şarkılar. — 13.00 Haberler.
13.15 Ailen Roth orkestranı (pl). — 13 30 Öğta Gazetesi. — 13’15 Filim yıldızlan söylüyor (pl). — 14.00 Hava programı ve kapanış»
17.58 Açılış ve program, Ayarı, — 18.00 Şarkılar. — Çiftçilerle haşhaşa. — 18 45 rından: trving Miller (pl).* — Ayarı ve haberler. — 19 15 Tarihten bir yaprak. — 19.20 Uvertürler (pl), — 10.45 Solular (pl). — 19.55 Konuşma: NÜfııa «ayımı hakkında. — 20 00 Halk türküleri. — 20.15 Radyo Gazetesi. — 2ü 30 Svı lıuat anal -20.35 Mehter ınllzlğl (tatanbııhın fetih yıl-dönümü İçin hazırlanan büyüle mehter takımı tarafından). — 21.15 Konuşnm: llaftn uranı sohbeti (Muhip Dr» naşı. — 21.30
Dana müziği (pl). — 22,00 Konuşma. — 22.15 Beethoven - Re Majör sonat (pl>. — 22.30 Mılztk: Şarkılar. — 22 15 M S. Ayan ve haberler. — 23,00 Program ve kapanış.
raporu, alcşnm
18.00 M. s. 18.30 Konuşma : Caz orkcHtrala-19.00 M. »S.
İST 1 NIM L:
12.57 Açılış ve programlar. — 13.00 Haberler. — 13.15 Hafif Öğta mitalğl (pl). — 13 15 Şarkılar — 14.20 Serbest saat. — 14,30 Şarkılar ve türküler ıpl). — 1145 Hafif solo-Inr (pl>. — 15.00 Programlaı ve kapanış.
17 57 Açılış ve progrnmlnr. — 18 00 Dans müziği (pl). — 18.20 Şnrkıtar. — 19.00 Haberler. — ıo.i5 İstanbul haberleri. — 19.20 Türküler. — 19 45 Radyo salon orkestrası
konser!. — 20.15 Radyo Gazetesi» — 20.30 Konuşma; Düşünceler (Necdet Evllyngll)— 20.10 İstanbul Konaervatuvart Türk Mûsikisi İcra Heyeti konneri. — 21 20 Arkadaş batın - Radyofonik temsil Güreş şampiyonası - Komedi. — 22 15 Opera ta rdan sahneler (pl). — 22 45 Haberler, müziği (pl). — 23.30 tıış.
LONDRA:
7 10 Kcn Beaumont
— N.00 Klâsik ıııltalk
12.30 Plâklardan haftanın Iton^rrl (16.34 nı.).
— 14.30 Keınımın sohl ( 11.41» nı.). — 15.30
Hafif müzik (16.84 m ). — 17 15 BBC Opera orkestra ve korosunun konseri. — 19 15 Vlc-tor Siivesler «lana orlcaatrııaı. — 21.3u Pro-menad konsortarlndsn naklen yayım - t\Vag-ner, Mozart. YVnlton).
— 23.00 Dans Programlar ve kap:t-
ve «ekstetl (10.85 m > dinleyici bıCuktarl. —
Dokunulmazların Ambedkara bağlılık derecesi, onun Bombay “Legisla-tive„ meclisine namzet olarak 1947 de açtığı ilk siyasi kampanyasına gösterdikleri reaksiyondan anlaşılabilir. Seçim sabahı şafak sökmeden çok önce binlerce dokunulmaz uzun pamuklu elbiseleri bacaklarına dolaşa dolaşa karanlıklarda kasaba ve köylerden Bombaya akın ediyordu. Sabahın altısında rey sandıklarının başında sandıkların açılmasını beklemekte idiler.
B11 bölgede Hinduların sayısı dokunulmazlardan pek fazla olması..a rağmen Hindu seçmenlerin yüzde 30 una mukabil dokunulmazların yüz le 80 i seçime iştirak etil ve neticede seçimi kazananlardan bir kişi müstesna. bütün meclis âzasından en fazla oy atan .Ambedkar oldu. Uzun zaman Hindistanda bulunan bir ecnebi “Hiçbir kuvvet ona engel olamaz, çünkü onda münkariz olmamak kudreti var,, dedi.
Süt bey az Hindu elbiselerinin İçinde gözünde gözlükleriyle Romalı bir senatöre benzer. Daima sade bir hayat yaşamaktadır. Karısı Brahman sınıfından bîr doktordur.
Halihazırda Ambedkar Hindistan l-çin belki de en büyük vazifelerinden biri ile uğraşmaktadır — bu vazife yeni cumhuriyet için meşruti bir idare kurmak meselesidir. Taslakları hazırlayan altı kişilik komisyonun reislerinden olduğu İçin her maddeyi, onları tasdik edecek olan “Constl-tuent" meclisi huzurunda müdafaa etmek mecburiyetindedir. Ambedkar mesleğinin en heyecanlı anını 29 kasım 1948 de ikinci maddesini tekUf ettiği gün yaşamıştır... O gün müddeti hayatının yegane hülyası tahakkuk etmiş “Dokunulmazlık ortadan kalkmıştır, her şekilde tatbiki yasaktır... Bu işe teşebbüs eden her şahıs kanun karşısında suçludur.,, dediği zaman bütün meclisin ekseriyet oyu ve takdir avazeleri ile karşılanmıştır.
Dokunulmazlığı Ambedkar tek başına ortadan kaldırmıştır denemez; bu hususta en tesirli kuvvet şüphesiz Gandi idl. Gandinin himmetleri sayesinde bugün mabetler dokunulmazlara açıktır. Bu zoraki karışma vesilesi ile endüsri alanında da pamuk ve Jllt tarlalarında kast sınırları silinmiştir. Artık bir çok şehirlerde dokunulmazlar kast mensubu Hinduiarla aynı lokantalarda yemek yemekte, onlarla aynı berber salonuna gireblinıekte, aynı otobüse binmekte ve çocuklarını onların çocuklarının okullarına gönderebilmek tedlrl er. Geçen sene bir kaç bin dokunulmaz kendilerinden ••!-mayan kadınlarla evlendiler. Köylerde dahi ufak tefek hayırlı değişiklikler görülmekte, fakat köy toprağındı müsavat mücadelesi daha sert olmaktadır.
Asıl mesele dokunulmazların asırlardır kökleşmiş aşağılık kompleksinden sıyrılıp hayali meselelerinde faikıyet göstermeye başhınıaları ümit Verici bir haldir. Başlarındaki önder müşküllere aldırnıuınnkta: “Nihayet bir uçurtma da rüzgârla aynı İstikamette değil, ters istikamette yükselir,, demektedir.
(• • • • • •

İR Eylül 1950
YENt İSTANBUL
Sayfa 5

GÜNÜN EKONOMİK HAREKETLERİ
Bizde tüccar
Tüccar, milletin emeği ve üretimi kıymetlendirilmek İçin eline ve zekâsına emniyet edilen yo bu emniyote liyakat göstermesi gereken adamdır. ATATÜRK
B
ÜYÜK Türk Kahramanı Atatürk memlekette İnkılâplar yaratırken her sınıf insana lâyık olduğu ehemmiyeti vermiş ve onun vasfını ortaya koymuştur.
Memleketimizde ticaret eski zamanlarda kapitülâsyonlardan İstifade eden ecnebilerle bir çok imtiyazları bulunan azınlıkların elinde olduğundan, biz TÜrklcr, ticaret hayatından çok uzak bulunuyor ve ticaretin hakikî mânasını talidir edemiyorduk.
Birinci Dünya Harbinde milli bir endişeyle Türk tüccarları yetiştirmek istemcklifciıniz müspet neticeler veremedi, bilâkis kolay para kazanmak İsteyen bir sınıf insan ortaca çıkardı. Onu takip eden senelerle Cumhuriyet devrimizde hazan şahıslara vc hazan cemiyetlere verdiğimiz müstesna mevkiler onlara yalnız kazancın kolay olduğunu göstermeye hizmet etti. Memurluk hayatından çekilerek ticarete atılmak hevesinde ulanlar; ya kendilerini sigortalı görmek istediler, yahut da umdukları kazancın kolay olmadığını görerek alış verişe girişmek emellerini kaybetmeye başladılar.
Bundan başka devletçilik zihniyetimiz şahsi teşebbüslere engel olduğundan bizde ticaret bazı İstisnalardan vazgeçilirse hakikatte esnaflık veya karışık bazı işlere alt gibi telâkki edildi. Bunlardan hiç birisinin doğru olmadığı bir hakikattir.
Bir memleketin gerek zirai, gerek sınat bütün İstihsallerini kıymetlendiren vasıta tüccardır. Onların hiç bir tarafgirliğe kapılmıyarak her cihetten engellere maruz tutulmaması bir memleketin refahı ve iktisatça kuvvetlenmesi için en mühim bir şarttır.
Halbuki bilhassa son on İki yıl zarfında tüccarla memleketin bütün istihsal kaynaklarını elinde tutmak ve İdare etmek isteyen hükümet daireleri arasında tan.amiyle zıt bir zihniyet vardır. Hükümet tüccar denilen sınıfı âdeta fuzuli ve parazit bir şey telâkki ediyor ve tüccar da buna karşı hayatını ve müessesesini yaşatabilmek için her çareye başvurmaktan geri kalmıyordu. Halbuki bu iki sınıfın elelo çalışması memleket menfaatleri bakımından çok lüzumludur ve bilmeliyiz kİ, bunun aksine hareket, şimdiye kadar maruz kaldığımız hüsran ve ıstırabı uyandırmaktan başka bir şeye yaramaz.
Biz ne derecede hakikat olduğunu bilmemekle beraber tevatür halinde işittik ki , harp zamanında tüccara elini sıkmak için vermemiş oiınakla iftihar eden vekilimiz vardır. Biz şimdi yine görüyoruz kİ. ticaretimizin tanzimi için hâlâ bir vesayet zihniyeti mevcuttur. Bütün dünya demirperde arkasından başka yerlerde serbest sisteme karar vermiş ve bunun lüzumunu İttifakla kabul etmiş bulunurken biz de memleketimizde eski iktisat siyasetimizden kalma bütün tahditleri kaldırmak yoluna gitmelimiz. Fakat bu yola gidebilmek için tüccarımıza gereken büyük e-hemnılyet verilmelidir. İlk zamanlarda onlara gösterilecek İtimada lâyık olmayanlar, tek tük. ortaya çıkabilir ve bunun tesirleri hoş olmaz, ama bunu, takip olunan sistemin fenalığında aramak İcap etmez. Hattâ bütün bu fena neticeler toplansa hile yine bunun muhassalası hiç bir zaınan tüccara göstereceğimiz itimatsızlık yüzünden doğan zararlar kadar menfi olamaz.
Biz çimdi iç başında bulunan ve Atatürk'ün yolunda yürümeyi en büyük bir vazife bilen devlet ve hü-
Yazan : Habib Edib - Törehan
kümet adamlarımızdan, milletin eme-ğlni değerlendirmek ve üretim pürünü arttırmak İçin, tüccarı emniyet edilir bir adam olarak kabul etmelerini ve bu adama serbest yolda yürümek İçin mevcut olan bütün engelleri kaldıracaklarım kuvvetle tahmin ve ümit ederiz.
Amerika otomobil sanayiinin durumu
New-York (Hususî) — Bir müddet evvel Amerika otomobil endüstricileri. harp sanayiinin yeniden lüzumlu maden vesair maddeleri kendisine çekmesi ve piyasada işçi bulunmaması neticesinde istihsallerini kısmak mecburiyetinde kalacaklarından korkuyorlardı. Son zamanlarda bu korku artık yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başladı. Washingtondnki a-lâkadar makamlar harp sanayiinin faaliyete geçmiş olması neticesi 1951 otomobil istihsalinin 1950 deki miktardan % 20. % 25 daha aşağı olacağını hesap etmişken General Motors Kumpanyasının Reisi Wüson bu azalmanın âzami % 10 olabileceğini beyan etmiştir. Bu vaziyette Birleşik Amerikanın 1951 istihsali 1950 istihsalinden 700 bin parça eksik yani 6,35 milyon parça olacaktır kİ, bu aşağı yukarı Amerikanın 1919 senesindeki istihsalinin aynıdır.
Bu hesaplar tabiatlyle Kore harbinin bugünkü haline göre yapılmıştır. Bu harp büyürse vaziyet elbette değişir. Dctroit endüstri çevrelerinde İşçi kıtlığının otomobil istihsaline yapacağı tesirin çelik noksanından daha önemli olacağı iddia edilmiş ise de bu mahzurun da yeni usta ameleler yetiştirmekle bertaraf edilebileceği tahmin edilmektedir.
Adanada pamuk piyasası
Adana 12 ( Hususi) — Pamuk fiyatlarında yükseliş devam etmektedir. Muhtelif memleketlerden yeni yeni istekler başlamıştır. Dün borsada birinci akala vadeli 245 kuruştan, hazır mallar ise 240 kuruş ile 256 kuruş arasında muamele görmüştür.
Amerikada pamuk ihracatı kontrol ediliyor
AVashington ıHususî) —Amerikan Ticaret Bakanının bildirdiğine göre, Kanada hariç olmak üzere diğer memleketlere yapılan ham pamuk ihracatının lisans kontroluna tâbi tutulmasına karar verilmiştir. Bu karar Tarım Bakanının bir talebi üzerine alınmıştır. BakRn, '‘memleketin müdafaa programına göre ne kadar pamuğa ihtiyacı olduğunu tesblt etmenin en iyi yolu budur,. demiştir.
Talihli 3 okuyucu
TEVFİK
YDIN
Mağazasından
TISSOT
BÜYÜK EŞYA KUR’ASINDA
Eminönü
Kol saatlerine sahip olacaktır
Çuval ve kanaviçe ı siparişleri
Ticaret Odası, ithal edilecek miktarı taksim ediyor
Piyasada çııval ve kanaviçe darlığı devam etmektedir. Hindistan HU-kûmetl çuval ve kanaviçe ihracatı için Türklyeye de bir hisse ayırmıştı. Alâkadar ithalAtçılar bu hisseden istifade etmek İçin, Ticaret Odasına mllracaate başlamışlardır. Ticaret O-dası, Hindistan Hükümetinin ayırdığı hisseyi, tacirler arasında taksim edecektir.
Trabzonda fındık piyasası
Trabzon (Hususi) — Evvelki hafta Fındık Satış Kooperatifleri Birliğinin gerek ortak teslimatı ve gerek serbest piyasa mubayaatı için tesbit ettiği 135 kuruş fiyatla piyasaya girmesinin tesiriyle canlanan fındık fiyatları hafta içinde 143 kuruşa kadar yükselmiştir.
Ancak, kabuklu fiyatlarında husule gelen bu yükseliş iç fındık fiyatlarına müessir olamamış, bilâkis hafta başında 290 kuruş olan iç fiyatları hafta sonuna kadar tedricî surette 282 kuruşa inmiştir.
Bu vaziyet tabiatlyle kabuklu fındık piyasasına da tesir ettiği İçin hafta sonunda 130 kuruştan fazlaya alıcı çıkmamıştır.
Yekdiğerine muvazi bir seyir takip etmesi tabiî olan fiyatların ve temevvüçlerinin bu defa muvazenesiz durum nrzctmesl ve bilhassa iç fındık piyasasında müşahede olunan kararsızlık nazarı dikkati çekmekte ise de. alâkalılar vaziyeti, dış piyasaların henüz teessüs etmemiş bulunan İstikrarının tevlit ettiği tereddüde rağmen spekülatörlerin kabuklu fındık stoku temin etmek hususundaki gayretlerinin bir neticesi olarak kabul etmektedirler.
Mahsul fazla olmamakla beraber piyasaya İndirilmektedir. Yapılan tesbitlerden 7,5 milyon kilo olarak tahmin edilen rekolteden 2.5 milyon kilosunun tüccar eline intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Güney Almanya yün müzayedesi
Neu-Ulm (Hususi) — Dördüncü ve bu mevsimin son yerli yün müzayedesi Güney Almanya Yün Birliği tarafından Neu-Ulm’da yapılmıştır. Arzedilen yün miktarı Ağustos ayı seviyesinden 50 daha pahalı olmak üzere satılmıştır.
Birleşik Amerikada platin fiyatları yükseliyor
New-York (Hususi) — Tasfiyehaneler plâtinln beher “umze” fiyatını 90 dolara yükselttiler.
Harp sanayiinin plâtine fazla İhtiyaç göstermesi sebebiyle şimdi artık tasfiyehaneler mücevhcratçılara satış yapmaz oldular. Mücevherat firmaları İhtiyaçları olan plâtini tüccar, dan tedarik etmeye uğraşmakta ve beher “umze”sine 102.50 dolar ödemektedirler.
İsrail boya fabrikalarının mümessilleri şehrimize geldi
Israilde yağlı boya imal eden fabrikaların mümessilleri, M. Model ve M Grad, tacirlerimizle temaslarda bulunmak üzere Istanbula gelmişlerdir. Hayfada bulunan bu fabrikalar muhtelif cins yağlı boyalarla vapur, otomobil, tayyarede ve denizaltında kullanılan selülozik ve sentetik boyalar imal etmektedir.
İZMİR
MEKTUBU
İzmir Enternasyonal Fuarı hakkında
bazı düşünceler
İzmir (Husus!) — Çeşitli baharat ve şeker halitası halinde yapılan ve yiyenleri bir sene müddetle yılan ve diğer haşerelerin dokunmayacağı kanaati mevcut olan Mesir’in Mani-sanın Sultan Camilnin kubbe ve minarelerinden halka atıldığı eski Nevruz günlerinin şehirde yarattığı turistik hareketi ihya etmek maksa-diyle 1924 yılında Manisa Ticaret O-dası tarafından, o sene inşası tamamlanan belediye hal binasında bir panayır kurulmuştu.
Giyeceğe ait dahili mâmulAt ile küçük ölçüde ithal mallarının teşhir edildiği bu panayırı gören o zamanki İzmir Valisi Kâzım Dirik böyle bir panayırın îz.mirde de kurulması üzerinde durmuştur. Ertesi sene panayır için bina temin edemlyen Ma-nisanın hu durumunu da nazarı itibara alan merhum Kâzım Dirik ilk İzmir 9 Eylül Panayırının Karantinadaki Sanatlar Mektebinde açmıştır.
İstanbulda Galatasaray Lisesinde açılan Yerli Mallar Sergilerine benzer bir durum arzeden bu panayır iki sene bu binada kurulduktan sonra Cumhuriyet meydanının arkasındaki içinde hâlen Belediye Nikâh Dairesinin bulunduğu büyük bahçeye nakledilmiştir. Burada devlet mües-seseleriyle hususi teşebbüs tarafından yaptırılan muhtelif paviyonlarla geniş iştiraklerin sağlanması suretiyle önceleri milli mahiyet arzeden panayır kısa bir zaman sonra, o zamanki İzmir Belediye Reisi Behçet Uz'un teşebbüsü ile, Enternasyonal Fuar haline getirilmiştir.
Hükümetin de yaptığı devamlı yardımlarla gittikçe inkişaf eden ve daha geniş dış iştirakler sağlayan Fuar için bu saha da dar gelmeğe başlayınca henüz tesis edilmekte o-lan Kültür Parka 1935 yılında nakledilmiştir Fuar için çok müsait şartlar arzeden ve cidden güzel bir yer olan Kültür Parkta Enternasyonal Fuar her sene bir parça daha gelişirken İkinci Dünya Harbinin patlaması bu İnkişafı durdurmuş ve hattâ harp içinde üç sene müddetle Fuar dış iştirakler temin edemiyerek milli mahiyette açılmıştır. Harbin sona ermesinden beri Fuar tekrar Enternasyonal karakterini kazanmıştır.
Tarihçesine şöylcce kısa bir nazar attığımız İzmir Enternasyonal Fua-
Schuman plânı müzakereleri
Planın belli başlı maddeleri altı devlet tarafından kabul edildi
Paris 10 (Hususi) Pariste iyi ha. ber alan mahfillerin bildirdiğine göre, Avrupa kömür ve çelik sanayiini birleştirmek İsteyen Schuman Plânı, altı hükümet tarafından hemen hemen kabul edilmiştir. Yani plAnın başlıca maddeleri bu altı devlet tarafından tasvib edilmiş o-luyor. i
Bu altı devletin uzmanlan (Fransa, Batı Almanya, İtalya, Belçika. Holânda ve Lüksembuıg) tekrar Pariste toplandıkları zaman beraberlerinde hükümetlerinin tasvib dÖ-kümanını da getirip kabul ettikleri başlıca noktaları belirteceklerdir. Şu noktalarda mutabık kalmışlardı: 1 — Birliğin kurulması— bunu idare edecek bir yüksek salâhiyet makamının tesisi, bu yüksek salâhiyet makamını kontrol etmek için bir bakanlık konseyinin ve Farlamanter Assamblenin hazır bulunma»,— ve bunların kararlarına karşı vaki olan müracaatları dinlemek için bir yük. sek mahkemenin kurulması. 2 —
rı geçirdiği çeşitli merhalelere rağmen bugün dahi hakikî bünyesini bulmuş olmaktan uzaktır. Fuar, u-ınıımî karakteri İtibariyle Türk müstehlike hitap etmektedir. Teşhir edilen eşya umumiyetle memleket içinde istihlâk edilecek dahilî mamûlât ve masnuat ile çeşitli ithal eşyasına inhisar etmektedir.
Kanaatimizce, memleketimiz ihracatının yandan fazlarının yapıldığı İzmlrde açılan milletlerarası bir fuarın her şeyden önce bu ihraç mallarını teşhir, tanıtma ve satış rolünün başta gelmesi İcap ederdi. Halbuki, Fuarda bu sene açılmasından da vazgeçilen Türkiye Ticaret Odaları paviyonunda bu mevzuda yapılan teşhir de çok nakıs ve kifayetsiz bir durum arzediyordu. Çünkü burada teşhir edilen İhraç mallan ticari nümvıneler olmaktan ziyade, ekseriyeti itibariyle, bir ton miktannda bile temini mümkün olamıyacak gösteriş nümunelerine inhisar ediyordu.
İzmir şehrinin hariçten gelecek turistleri rahat banndırma ve eğlendirme imkânlarından mahrum bulunması dolayıslyle yabancı ziyaretlerin pek mahdut kaldığı İzmir Enternasyonal Fuarına iştirake ihracat evlen bu itibarla heves etmemektedirler. Halbuki, ihraç mallanmızı bu şekilde alıcılara tanıtacak paviyonlarda her maddenin rakip memleketlerdeki İstihsal ve marketlng usulleri de mukayeseli olarak gösterilmek suretiyle mevzua Türk müstahsilinin de alâkasını çekmek ve Fuara millî istihsal için öğretici ve yetiştirici bir karakter de kazandırmak mümkün görülmektedir.
Yukarıda da işaret edildiği gibi, Fuarda bugünkü teşhirler, umumiyetle, devlet müesseselerlyle hususi teşebbüs tarafından iç piyasalar için hazırlanan mamulât ve masnuat ile ithal mallanna inhisar etmektedir. Türkiyenin en büyük ithal kapısı cilan ve turistik bakımdan daha müsait durumda bulunan îstanbulda da geçen seneden beri dolayıslyle dış iştiraklere de yer veren bir sergi a-çılmağa başladığına göre, tznıir Fuarı İdarecileri ihraç malları teşhiri imkânlarını süratle hazırlamadıkları takdirde tzmlr Enternasyonal Fuarının ehemmiyetini zamanla kaybetmesi mümkün ve hattâ mukadderdir denilebilir.
Müşterek bir pazar kurulması— Aza memleketler arasında gümrük resimlerinin kaldırılması ve âza ol-mıyan memleketlerle Birlik arasındaki münasebetlerde kolaylık gösterilmesi ve gümrük vergilerinin hafifletilmesi. 3 — Birliğin ve ona
bağlı mücssesclerln finansı.
Konferansı yakından takip eden
mahfillerden öğrenildiğine göre, Strasburg'da Muhafazakâr İngiliz Parlamento Azası, Harold Macmillan,
Schuman Plânının ortaya koyduğu esasları kabul etmeğe yanaşmamış-
Ruslar yün alıyor
Canberra 11 (YİRS) — Rusyanın Ticaret Ataşesi Krontikov “Avustralya yün piyasasının açılışından beri Rusya İçin bir balya bile yün alındığından haberim yoktur"domeklcdîr. Rusların yün alacakları haberi fiyatların yükselmesine sebep olmaktadır.
Ziraat Bankasının yeni faaliyet plânı
Izmirdeki bir basın toplantısında Ziraat Bankası Umum Müdürü, Bankanın yeni faaliyet plânı hakkında izahat verdi
îzmlr 12 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Yanında Zirai Krediler ve Kooperatifler Müdürü olduğu halde A nkaradan şehrimize gelen Ziraat Bankası Umum Müdürü Mithat Döl-ge. tertip ettiği bir basın toplantısında Hükümetin plânı mucibince Ziraat Bankasının bu yıl Zirai Kredileri bir misil arttırmaya karar verdiğini, bu yeni plânını tatbika geçerken 600 kilometrelik bir sahada köylünün ihtiyaçlarını tetkik ettiğini belirterek şöyle demiştir:
“— Ziraat Bankasını köylünün zirai kredi ihtiyacını karşılar bir ana banka halinde ihtiyaca daha büyün bir genişlikte cevap verir hale getirmek gayesini güdüyoruz. Yapılan tetkiklerde memleketin yıllık ziraî krediler ihtiyacı 1 milyar liranın fevkinde iken bankamız 145 milyon liralık sermaye gücü ile bu ihtiyaçların tamamını kapayamaz. Bu itibarla bankanın sermayesini Azami surette arttırmak üzere icap eden tedbirler alınmıştır.
Bankamız geçen mahsul yılında doğrudan doğruya çiftçiye 141 milyon, koopcratifçllere 95 milyon ol. mak Üzere 236 milyon lira İkrazda bulundu. Yani bankamız sermaye ve ihtiyaçları mecmuundan 100 milyon lira fazlasiyle zirai kredi ihtiyacını karşılamıştır. Bu yıl eylülde başlayan yeni ziraat mevsiminde tatbik edilecek yeni plâsman ve faaliyet programımıza göre bankanın bütün mail imkânları zirai krediyi arttır-
Dünya dokuma ham maddeleri piyasası
Birleşik Amerika ve İngilterede
yün, pamuk fiyatları yükseliyor
A

Londra (Hususî) — Ham Pamuk Komisyonu, pamuğun satış Hatlarını yükseltmiştir. Hemen hemen bütün Amerikan tip pamuklan. Peru, Kaliforniya ve El Paso tipleri libre başına 3/4 peni artmıştır.
Yorkshire’ın bazı yerlerinde yün
YENİ İSTANBUL'UN
I BÜYÜK EŞYA KUR’ASINDA I Talihli bir okuyucu I Halil Naci Mıhçıoğlu
I Mağazasından
I 1 a d e t
BEATTY
I marka
I Çamaşır Makinesine I sahip olacaktır
mak ve çiftçiyi kalkındırmak esasına göre büyük hamleler yapılmasını icap ettirmektedir. Bu yıl doğrudan doğruya köylüye zirai kredi olasak geçen senenin 141 milyonuna mukabil 215 milyon lira, kredi kooperatiflerine 95 milyona mukabil 135 milyon Ura. satış kooperatiflerine 40 milyona mukabil 50 milyon lira verilecektir. Yine bu yıl hububatta dekar başına 10 yerine 12. pirinçte 28 yerine 33 lira, afyonda 10 yerine 32 lira» pamukta 20 yerine 30 lira, tütünde geçen yılın 10 lira fazlasiyle dekar başına 50 - 110 lira ödenecektir. Bu esasa göre tek mahsul yetiştiren bir çiftçi ailesi Azami 1 bin lira, birden fazla mahsul yetiştirenler 5 bin lira kredi alacaklardır. Kısaca bir müstahsil yetiştirdiği mahsul kıymetinin yansı nispetinde kredi temin edecektir. Ayrıca mahsul idrak eden çiftçinin mahsulünü satana kadar para ihtiyacını temin için kooperatifler ve bankamız her türlü yardımı yapacaktır. Bunun İçin her çiftçiye 15 bin liraya kadar mahsul avansı vereceğiz. Büyük çiftçilere istediği memleketten ziraat âleti, traktör ve saire almak üzere 60 bin liraya kadar % 3 faizle kredi vereceğiz.
Kısaca memlekette istihsal hayatının icaplarını tamamen yerine getirmek üzere bu yıl hamleU bir çalışma programı hazırlamış bulunuyoruz. Yann Muğla bölgesinde tetkikler yaptıktan sonra Manisada tetkiklerime devam edeceğim.,,
imalinde pamuk yardımcı madde olarak kullanılmaktadır. Fakat yün fiyatları da arttığı için endüstride kullanılan bütün diğer maddelerin de pahalılaşacağı beklenmektedir. Tabi! İplik fiyatları yükseldiği için suni ipek gittikçe ehemmiyet kazanmaktadır.
Son İplik lisanslarının İhtiva ettiği pamuk mahsuly satıldığı tçin şimdiki yüksek oari pamuk fiyatlanndan mal satılacağı tahmin edilmemektedir.
Avustralya yün ihracatı
Sidney (Hususi) — Avustralyanın 1950 senesindeki yün ihracatı 82.744,000 libreyi bulmuştur. İhraç edilen memleketler arasında İngiltere, Amerika, Hindistan, Kanada, Rusya, Fransa, Belçika. Holanda, İsveç v.s. memleketler vardır.
Temmuz ayında yün paçavra ihracatı 656.000 libreyi bulmuştur. Bu miktarın 278,000 libresi Amerikaya, 75,000 libresi Ingiltereye yollanmıştır.
Amerikada yün fiyatları yükseliyor
New-York (Hususi) — Amerikan Yün Şirketi, Avustralya piyasasında yün fiyatlarının % 50 arttığını duyar duymaz, yünlü kumaştan yapılan erkek kostümlerinin fiyatlarını 1 hazirandan beri üçüncü defa olarax arttırmıştır.
12/IX/1950 Salı
İstanbul Ticaret Borsası
İzmir Ticaret Borsası
Devlet Tahvilleri
Borsalarda vaziyet
Kapanış
Bugün
Bugün
İstanbul
Altınlar
Adana Ticaret Borsası
Londra Borsası
Trabzon Ticaret Borsası
Şirket Tahvilleri
Gümüş, Platin
Bradford Piyasası
Şirket Hisse Senetleri
Eskişehir Ticaret Borsası
İskenderiye Borsası
En aşağı
Pamuk Pamuk
Pamuk Pamulı Pamuk Pamuk
Pamuk Pamuk Pamuk Pamuk Pamuk Pamuk
Eakj Kapanış
23.Ö.1Ö50
Durumu
l'ürk Lirası ....
Dolar
Sterilng ......
FnifiM? brançı
(Adana)
U .....
L11 ...m.
I
İL ••••«•
Dokuma Ham Maddelorlı
liftik lamı mal)
liftik (Nfltürol) ........
Yapak Trakya (Kırkım)
Ham derileri
Sığır salamura (kasap) KL Keçi tuzlu kuru kilosu ... Koyun hava kurusu kilosu
İkroınlycll tahviller 1933 Ergam ..........
Itı3b ikramiyen .....
Milli 1MJ 1941 1/2
İzmir
FINDIK
a) %ö(ı randımanlı kabuklu tombul .. b) îç sıra kontrollü w
Üzüm çolclrdoksla No.9 İncir A eorlsl No. a... ” B sorlal No. lûa Akala i
AkaK II ...w. Akaln LU yeril yağı (rafine) ... çekirdeği
Müdafaa 1 Demiryolu İV •* Demiryolu V ... 1949 İkram i yeli Diterleri Demiryolu Vl .«
Nebat! Yağları Zeytinyağı (E.İL. Sunam yağı (Raf. Ayçiçeği (Rafine Fındık vaCrı
Akala 1 (Hatay)
Akııln
Akala
Akala yeril veril
Ticaret Borsacında oğlak tipi tiftik üzerine hararetli muameleler olmuş, fiyatlar yeniden ilerleme kaydetmiştir Fındık ve yağlı tohumlar ın durumu sağ lamdır.
Kambiyo, Esham ve Tahvilât Borsa fiinda her günküne nispetle pek az mua mele olmuştur. Altın piyasasında iş ol mamıştır.
Borsanm Üzüm Salonu, bugün de hararetli satışlara sahne olmuş, ihracatçının devamlı istekleri fiyatların artmasına vesile teşkil etmiştir, incir piyasasında değişme yoktur, lyj mahsul Üzerine »lâktı artmaktadır. Günlük satış 765 çuvaldır.
Pamuk satışları. New-York Borsasında ufak bir tenezzüle rağmen yükselmekte devam ediyor Alivre (kim teslimi bugün 310 kuruşu bulmuştur.
O Gününde Bordada tnuamolesi tescU sdUmemiş tahvilat ve eshamın ıu*s ya taleplere göre taayyün eden takribi piyasa değerleri*
lenekell) sıra) çıplak) (Çürük) .,
IL • •««* 1 ...M*.
1 ....
Slvos-Erzurum I... “ “ Il.-VU...
Uomlryolu i...
* * II
Buğday yumuşak » Buğday sert —....
Arpa
Kuru Moyvulaf ı bindik (kabuklu sivri) Fındık (İç tombul 1950) Ceviz (kabuklu) f «•V■>••••»« Ceviz (îç natürol) -.....................
194) KaJkınm»
•t
tl
1949 İstikraz) 194b İstikrar.) Milli Müdafaa
Ecnebi Tahviller
Mısır Kredi Fnnslve 1903 | 172.
Tuğlı .tohumlar :
Ayçiçeği tohumu ....... Keten tohumu
Kendir tohumu
Susam .................
Yer fıstığı kabuklu
Hububatı
Buğday yumuşak (Tüo.) Buğday oria
Arpa yemlik (dökme) ^.... Mısır san (çuvalı) .......
Fosulya tombul .. —....^. Fasulya Çalı aort .........
Kuşyeml
Mercimek kırmızı kabuk. Mercimek yeşil •eeaeeeeeee* Nobut natürel
İstanbul Borsası
Açılış 1 Kapanıp
i Sterilng 7.84.50 7.84.50 ||
100 Dolar 282.25 282.52
100 Fr Frang) 0.80 0.80 1
100 îuvjçre Fr.... M 03 01.03 .
100 Belç. Er 5.60 5.60
100 İsveç ICr....^. 61.12.50 54.12.50
100 Florin 73.6S.10 73.68.40
100 Liret 0 41.12M 0 44-128
100 Drahmi 0 01.870 0.01.876
100 Eflcoudos .... 9.73.90 9.73.90
Bugün Eski kur
Lira Lira
Külçe Yeıt Or, 1 83 4.83
Külçe Degusta 4.85 4.85
Cumhuriyet ... —
• • • • ••««••••• 36.60 36.60
Hamlt —
Gulden - 33.— 80,—
tnglüz 40 85 43.90
Fransız kok ...
NapolAon Lll .. — —
İsviçre —
En aşaftı En yukarı
Gümüş Gr. — -
Plâtln '* 10.- İL—
Zürich Borsası (Serbest)
İsviçre Frangı
T.C. Ziraat Bankanı Anadolu D.î. Tertip A/B. M •• Q * •• 20.55 UL— 22.30 63.— 20.20 ILL- 69.- 67.50
„ MOmes. Senet
T.C. Merkez Bankası rilrklye îş Bankası ... Türk Ticaret Bankası Aralan Çimento ..........
En yukorıll dark Değlrmenolllk .... -----II M,ın RetLBÜrans ..............
4.84
10.90
1.19
Son
Kapanış
New-York Borsası
Dün Eski Iruı
Hnğdav (Buşell—Sent)
Sert Kış mahsulü No. 2 ••••••»•• 260.— 260
Kırmızı " ° No. 2 231.— 233.—
Prim ak Mlddllng (Libresiysen t)
fisİC im • ••••• (••• • • • s• (• • • e• • •••••• •• • s• • • • • 40.79 40.10
Aralık 40.08
M CLFt «•••«••es«••••••«• •••s»seeseasssewees» — 40.25
riftıtı fLlhreffl—Sent)
NOt 1 L ... IUIİIIİ1rrınr-î 105.— 105.—
»•indik (Ll^reRl“”Sent) ......T-rr..r,-
Kabuklu veril iri «M M»
” ’* Arta M»
IzflVfint lc İthal rnnh 44 — 44.—
Ekstra iri Ic İthal malı ---it,-- L 52.— 51.—
Kuru Üzüm (Libresi=Sent)
Thompson çekirdeksiz seçme 11 1/4 11 1/4
Keten tohumu (Buşoll= Dolar) ...
M1 n noa polis ••••••••••«•••••••••(>♦>*«• 3 65 8.85
Kalaı (Libresi — Sont) 09.25 99.25
Levha-teneko (100 libre dolar) Î.30 7.30
Keten tohumu (Tonu=Sterllng) Hornhft v 73.— 73-
72.— 72.—
Yer fı«tığı Hindistan 6i 50 64.—
Tiftik İyi mal (Llbrosi=F1yat) — -
• • Sıra mab '• 44 •••
Tüo Anadolu *•
4e Trakya t» —
Pamuk (Kantan=’l‘nlları) Ashmounl Kısa elyafh F/G Karnuk Uzun elyaflı F/G
Sayfa 6
1.3 Eylül 1950
Türkiye, Flnlândlyo, İsveç,
1950 Avrupa Güzellik Müsabakasına katılan güzeller müsabakadan sonra bir arada. Soldan sağa: Norveç, FortekİK, Almanya, İtalya, Belçika, Avusturya, Fransa, İsviçre ve Danimarka giızelierL
Avrupa Güzellik Müsabakasından son resimler
Her mesleğin cazip tarafları vardır
Niçin şoförlük yapıyorum?
gelen Her

•J
TAM otuz senedir Nc*w-Yorkda gero ■ şoförlüğü yapmaktayım. İşime bayılıyorum, Bunu garajdaki arkadaşlarıma söylediğim zaman hepsi yüzüme gülerler. Fakat taksi şoförlüğü heyecan ve macera ile doludur. İşte ben do bunu severim. Emin olun, bir taksi şoförünün başına hiç kimsenin başına gelemez,
zamanda değişik vakalar olur.
Yağmurlu bir geceydi. Saat 2.30’n geliyordu. Yollar tamnmlyle ıssızdı Birdenbire lâmbalarım yolda yürüyen bir adanı keşfetti. Şapkasını gözlerinin üzerine indirmiş, vakasını kaldırmıştı; elinde de bir çuval taşıyordu. Durdum. "City Tsland’a çek", dedi. "Hangi kısma?" diye sorunca oraya geldiğimizde söyliye-ccğlnl bildirdi. Yolda giderken kendisiyle konuşmağa çalıştım. Fakat o düşünceli bir şekilde durarak suallerime cevap bile vermiyordu. Bir yandan da elindeki çuvalı çok kıymet-Uymlş gibi kucaklıyordu.
Yavaş yavaş sinirleniyordum. Doğrusunu İsterseniz korkmağa da başlamıştım. Arkaya dönerek, "Beyim" dedim, haliniz hiç de hoşuma gitmiyor; paramı verip derhal İnseniz çok daha iyi edersiniz. O ise sadece, "paranızı fazlasiyle vereceğim," dedi. Onu arabamdan indiremezditn, fakat başıma bir belâ gelmeden evvel de ondan kurtulmam lâzımdı.
Beş dakika sonra bana doğru gelen polis otomobilini görünce İşaret ettim. Yanıma yaklaşıp ne istedi-

I
i
t
jl
M
I
f
L
(
Bir şoför her giııı çpşlt çeşit ifiHiınlıırla
ve hatıra gelmez vakalarla karşılaşır
dedim, çektiler, vermedi.
ğiml sordu. Ben, "içinde ne olduğu şüpheli bir çuval taşıyan bir müşterim var, başıma belâ gelmeden ondan kurtulmak istiyorum,"
Polisler adamı sorguya Hemen hemen hiç cevap
"Çuvalda ne var?" Sorusunun üzerine çuvala daha fazla sarıldı. Bunun üzerine polisler onu dışarıya çıkararak çuvalı elinden aldılar. Müşterim hüngür hüngür ağlamağa başladı. Sonra bir polisin, "Vay canıııa, ölü bir köpek," dediğini duydum.
İtalya, Belçika,
Fende yeni buluşlar
Yangınları önlemek için
yapılan araştırmalar
AMERİKANIN bir şehrinde büyük otelde ikamet etmekte olan üçyüz kadar misafir çelik lskeletll ve kalın tuğla duvarlı binanın içinde kendilerini tam bir emniyette hissediyorlardı. Zira otel '‘yangından yüzde yüz masun,, olarak ilân edilmişti.
Yazan : İsmail İSMEN
Yüksek Mühendis
Muayyen bir maddenin yanma-ne kadar duman çıkar.
Muayyen bir maddenin yanma-ateş diğer maddelere ne şekilde
1951 Avrupa Güzellik Kıraliçeliğine seçilen Avusturya Güzeli Hanni Schall (solda) Fransa güzeli tarafından tebrik ediliyor
Soldan sağa : Fransa, İsveç, Hollanda, Portekiz, Belçika, Almanya ve Norveç güzelleri jürinin huzurunda görülüyor
Günün birinde daha güneş doğmadan bu musafirler duman kokusu ve alev çatırdılan ile uyandılar. Çıkmış olan yangın hol. koridor ve odaların duvar kâğıtlarını pencerelerdeki perdeleri ve muhtelif mobilyaları Adeta silip süpürdü ve pek çok insanın hayatına maloldu. Yangın söndürüldükten sonra çelik İskelet ve duvarlar sağlam kalmıştı, zira bina kelimenin teknik nıânasiyle "yangından yüzde yüz masun" du: Tıpkı bir soba gibi, kendisi yanmaz fakat içindekileri yakar...
fazla
Biraz kendi-geldıkten sonra anlattı. Köpeği gün evvel ölmüş. Tam on iki se-aynlmaz bir hayat yaşamışlar hayvanı çocuğu gibi severmiş.
tabanca çıkarak. "Motörü kes, yoksa öldürürüm,’* dedi.
Tam o sırada aklıma bir fikir geldi. Altmış jkilometre süratle ilerlerken var kuvvetimle frene bastım. A-raba beton bir duvara çarpmış gibi birdenbire durdu. Az kaldı başımı cama çarpıyordum ama Ani duruşun tesiriyle müşterim de kendisinden geçmişti. Herhalde başını bir yere çarpmış olacak. Hemen tabancasını alarak polise telefon etmeğe gittim. Fakat ben meşgulken kendisine gelerek kaçtı. Benim de yapabileceğim biricik şey bir fincan kahve içerek bu meseleyi unutmak oldu.

Bunun üzerine adam daha ağlamağa devam etti ne bir ne ve
Onun için köpeğin her pazar günü gittikleri City Island’a gömmek istemiş.
Bunu duyduktan sonra tabiî kİ. yerine on kat dibine geçtim ve utandım. Elimden başka ne gelirdi ki...

A

Otel apartman ve evlerdeki yangın facialarının en belli başlı sebebi "yangından masun" binaların İçine çabuk tutuşup yanabilen eşya konulmasıdır. Mühendis, mimar ve müteahhitler binalann iç teçhizat ve dekorasyonlarını yavaş yanan, çabuk yanmı-van veya hiç yanmıyan malzemelerle yapabilirler.
İşte bu gayeye hizmet makaadileChi-cago’da Underwritters’ Laboratories de araştırmalar yapılmaktadır. Bu lAboratuvarda tekAmül ettirilen %
yatık hir baca şeklindeki hususi bir fırın yardımivle muhtelif maddelerin yanma kabiliyeti etüd edilmektedir. Boyu 8 metre, eni 75 santim olan bu fırının içine malzeme konulmakta, bir ucunda havagazı yakılmakta ve bir tertibatla üflenen hava hızla
2) siyle
3) siyle
sirayet eder.
Bu suallerin cevaplan bir malzeme -veya eşyanın ileride inşa edilecek fabrika, hastahane, otel ve evlerde kullanılmaya elverişli olup olmadığını tayin edecektir. Eğer malzeme çok çabuk yanarsa yangın vukuunda karşılaşılacak tehlike Aşikârdır, eğer çok duman meydana getiriyorsa bu hal yangın vukuunda boğulma suretiyle ölüme sebebiyet verdiği gibi binadaki insanların kaçmasını ve itfaiyecilerin alevlerle mücadele etmesini güçleştirecektir; eğer ateşin etrafa kolaylıkla yayılmasına yardım ediyorsa küçük yangınların derhal büyümesine sebebiyet verecektir.
Üzerlerinde tecrübe yapılan maddelerin tasnifi iki malzeme esas tutulmuş ve herhangi bir malzeme bunlara göre kıymetlendirilmiştir. Amyant ve meşe:
Amyant levhalar ateşten müteessir olmadığı gibi yanmaz da buna sıfır rakamı verilmiştir.
Standart bir inşaat malzemesi o-lan meşe 100 rakknnu ile tcsblt edilmiştir. Meselâ bir malzeme meşeden İki misli daha çabuk yanarsa 200 rakkamı verilmektedir.
Son yıllar zarfında tekâmül len bazı kimyevi maddelerle malzemelerini kaplamak
bunların yanma kabiliyetlerini azaltmak imkân dahiline girmiştir. Lâbn-ra tu varlarda bu kimyevi maddelerin tecrübeleri de yapılmaktadır.
Underu’riters’ Laboratorles’de yalnız ahşap malzeme, yağlı cilâsı duvar kâğıtlarının araştırılmaz. Burada aynı elektrik süpürgesi, ekmek
ğt, vantilâtör gibi her türlü ev eşyasının yangın çıkarma imkânları ve bunları önlemek için tedbirler etüd edilir, Chicago, New-York ve San-Franclsco’da birer şubesi olan bu müessese 1894 yılında muhtelif sigorta şirketlerinin yar dimiyle kurulmuştu. Bugün yaptığı tecrübeler mukabili aldığı ücretle masrafını karşılamakta ve kâr gözetmeksizin çalışmaktadır. Undervriters* Laboratories Amerika-da Milli Sigortacılar Heyetinin tecrübe istasyonu olarak iş görmektedir.
Yukarıda bahis mevzuu edilen alev fırını ve laborntuvarda mevcut diğer âlet ve teçhizatla yangını meydana getiren sebeplerin azaltılması ve fabrika, hastahane. otel, ev ve diğer binalarda sık sık çıkan büyük yangınların önlenmesi hem can, hem mal kayıplarına karşı alınmakta olan en esaslı tedbirlerden biridir.
Diğer bir gün öğleden sonra sessiz bir çift arabama bindiler. Yavaş yavaş onlarla konuşmağa başladım. En nihayet kırk yıllık dost gibi ahbap olduk. Birdenbire sustular. Aynaya baktığım zaman ikisinin de heyecanlı heyecanlı konuştuklarını gördüm. Biri diğerine "Sen sor." diyordu. Ötekisi ise, "Sen sorsan daha iyi olur," diye mukabele ediyordu. Nihayet erkek, "Arkadaş, bugün bizimle yemek yemeni istiyoruz.’* dedi. "Evimize geldiğimiz zaman bizimle gelir misin?" Ses çıkarmadan yüzüne baktım. Bunun üzerine kız, "Lütfen gelin," diye ısrar etti.
"Peki ama niçin beni seçiyorsunuz?" dedim "beni daha tanımıyorsunuz bile../*
Birbirlerine baktılar, sonra erkek. "Belki iyi değil arna yeter derecede, tanıyoruz/’ cevabını verdi. "Evlenmemizin ilk şenel devriyesi de, yalnız kutlamak istemiyoruz."
İşte tam o sırada ufak bir apartmanın önüne geldim. O zaman, "Peki ama niçin bir amca veya bir akrabanızı çağır mıyorsunuz?” diye sor dum.
Şimdiye kadar arabamda İki tana çocuk da doğdu. Bu yüzden kanm olay olsun diye bazan bana leylek, diye hitap eder.
Soğuk bir bahar günü yolda ilerlerken genç bir kız beni durdurdu. Bir eliyle çantasını tutuyor, diğeriyle de paltosunu midesinin üzerine bastırıyordu. "New-York hastahanesine,” diyerek gözlerini kapadı ve arkasına yaslandı. Gözleri ağlamaktan şiş şişti. Anlaşılan evli değildi ve bir çocuğu oluyordu.
Ona baktığımı görünce çantasından bir sigara çıkararak yaktı, zavallıcık sinirli; hakki da yok değü hani...
buna
ettiri-inşaat suretiyle
dakikada 60 metre kadar bir cereyan ettirilmektedir.
fırın ve Iftboratuvarda mevcut
mühendisler şu üç
Soldan sağa
Aud Grennes
doğru t Giovanna Pala (İtalya güzeli), Maria Viegas Louro (Portekiz güzeli), (Norveç güzeli) ve en sağda da Susanne Firle (B. Almanya güzeli) görülmektedir.
Soldan Runska A (İr lan
sağa doğru : Marta Yierças Louro ı (Finlandiya), Hilda Lesman (Hollanda), (İsveç) â Claude Renaud (Fransa),
(İtalya) görülmektedir.
Grennes (Norveç)
de Maesschalk
B11
çeşitli Aletlerle sualin cevabım araştırmaktadırlar:
1) Muayyen bir madde ne kadar zamanda yanabilir.
boya, yer yanması zamanda kızar taca-
Balina avında yeni metod
Büyük Britanyanın en büyük fabrika gemisi olan "Bolnena", geçenlerde kapanan balina avı mevsimi sırasında, balina balıklarını öldürmek için yeni bir usul denemiştir. Zıpkına bağlı kabloya, cesim balığı zıpkının temasiyle anide felce uğratan e-lektrık cereyanı verilmiştir. Hayvana ıstırap çektirmeksizln tatbiki mümkün bir insani usul sayesinde avcılar da vakitten tasarruf etmektedirler.
İki İngiliz firması bir hayli masrafla, elektrik cereyanı tertibatlı zıpkınlar geliştirmişler, usul 1949 da tecrübe edilmiş ve o derecede iyi neticeler elde edilmiştir ki. 1950 av mevsiminde bu metod Güney Kutupta avlanan Ingiliz bal İn acı lan tarafından daha geniş ölçüde tatbik edilmiştir.
Balina avcıları umumiyetle, ucunda infilâk maddeleri bulunan zıpkınlar kullanmaktadırlar. Bunların yerine çok seri tesir eden bir zehir olan "curare” veya sıvı hava mermileri kullanılmışsa da, yeni metod yani c-lektrikli zıpkın daha İyi neticeler vermiştir.
Kız, "Bütün arkadaş ve akrabalarımız çok uzakta," diye cevap verdi. "Bu evi daha yeni aldık ve etraftaki hiç kimseyi tanımıyoruz. İlk şenel devriyenûzl yalnız da kutlamak istemiyoruz, onun için lütfen geliniz."
İlk önce düşündüm, sonra zararsız kimseler olduklarına kanaat getirerek onlarla beraber yukarı çıktım. Evin içi çok güzel fakat sade döşenmişti. tsmi George olan erkek hemen mutfağa giderek karısına vardım etmtğe başlamıştı. Sonra beraber sofrayı hazırladılar vc masaya oturduk. Bu akşam yemeği şimdiye kadar bulunduklarımın en zevklisi oldu. Kendi şevlerini benim gibi bir yabancıyla bile paylaşmak istemeleri cidden çok samimî bir Arada bir aşağıda duran mi hatırlıyordum, fakat hiç de pişman olmadım.

hareketti, otomobili geldiğime
Taksi şoförlüğü tehlikelidir de Gcceelri soyulmak veya birkaç kuruşu için öldürülmek korkusu daima mevcuttur. Buna benzer bir vaka benim başıma geldiyse de ucuz kurtuldum.
Bu İşi yapan kısa boylu, siyah saçlı ve aşağı tabakadan olan adamı arabama alır almaz şüphelcnmiştım Kendisini arabadan çıkaramazdım, çünkü lisansımdan olurdum. Düz yola çıkınca bir an evvel verdiği adrese gelebilmek için son süratle yola koyuldum. Yavaşlamamı söylediği zaman pedalin takıldığım anlattım. Bunun üzerine hemen ufak çapta bir
Hastahaneye geldiğimiz zaman parasını vererek arabadan İndi. Tam o sırada, "Margie..." diye bir ses duyuldu. Erkeğin biri, kızı kolundan tutarak, "Beni dinlemelisin," dedi. Kız ise, "Çekil benden, söyliyeceğln herhangi bir şey beni alâkadar etmez." diyerek çantösını aldı ve hastahaneye girdi.
Tam oradan uzaklaşacağım zaman erkek, otomobilimin kapısını açarak düşercesinc içeri girdi. "Parka doğru gidelim" dedi ve bir sigara çıkardı. Lâkin o kadar sinirliydi ki, sigarasını yakmak için Uç tane kibrit kullanmaya mecbur oldu. Soma anlatmaya başladı:
îyl maaşla bir dükkânda çalışıyormuş. Margieyi orada tanıyıp fena halde âşık olmuş. Yalnız evlenmelerine büyük bir mâni varmış* Çünkü evliymiş. Karısından ayrı yaşıyorsa da bir türlü boşanamıyormuş. Ne zaman Margieyle gezmeye çıksa ona içini boşaltmak istiyormuş, ama bir türlü kendisinde cesaret bulamıyormuş. Birkaç hafta geçtikten sonra Margie, bir çocuğu olacağını haber vermiş. Bunun Üzerine evli olduğunu söylentiye mecbur kalmış.
Ertesi günü Margie işe gelmemiş. Oturduğu eve gittiği zaman adresini bırakmadan ayrıldığını öğrenmiş. Bunun üzerine zavallı deliye dönmüş. Margieyi bulmak için hususi bir dedektif tutmuş, fakat nafile, kız ortadan kaybolmuş. Bu sırada, karısının aleyhine açtığı boşanma dâvasını kazanmış, serbest olmuş. Bulduğu takdir Margie ile ölünceye karar vermiş en sonunda dedektif Mar-gienin taşındığı evi bulmuş. Zavallı hemen oraya gitmiş ve Margieyi arabama binerken görmüş. Hemen başka bir arabaya atlıya ra k onu hasta-t.aneye kadar takıp etmiş.
Bu acıklı, fakat hakikî hikâyeyi anlattıktan sonra başını ellerinin 1-Çine alıp ağlamağa başladı. Margieyi istiyordu, ona ihtiyacı vardı; fakat kız konuşmasına dahi müsaade etmiyordu. Nihayet aramızda bir plân kurduk:
Aynı akşam aldığı çiçeklerle hastahaneye gittim. O zaman bir erkek çocuğunun dünyaya geldiğini öğrendim. Margie. sarsan bir halde yatağında oturuyordu. Beni görünce şaşırdı. Ona çiçeklerle beraber bir zarf uzattım. Yırtarcasına açtı. İçinde boşanma kâğıtları, bir nişan yüzüğü ve bir de evlenme hediyesi vardı. Hepsini elinden düşürerek ağlamağa başladı.
"Bana bak Margie," dedim. "Belki bu beni alâkadar etmez ama din-lesen iyi olur. Muhakkak ki oğlan çok fena bir başlangıç yaptı, fakat doğruyu söylediği takdir»le seni kaybedeceğinden korkuyordu. Bak. şimdi her şey düzeldi, niçin ona son bir fırsat vermek istemiyorsun?"
Başım sallıyarak, "Artık çok geç/* dedi. Ona, oğlanın ne kadar üzüntü içinde olduğunu anlattıktan sonra", zavallı seni fazlasiyle seviyor," ve nihayet "sana ve çocuğuna fena halde ihtiyacı var", diyerek bitirdim, iyice dinledikten sonra yüzü gülmeğe başladı. "Peki aşk perisi, yolla onu içeri," dedi. BÖylece onları mesut bir çift halinde bıraktım.
Her yılbaşı akşamı onlardan bir kart alırını. Dalma da "Aşk Perisi* diye hitap ederler.
işte beni taksi şoförlüğüne bnğ» livan, şeyler de, bu gibi hâdiseler ve hâtıralardır.
1 angınları önlemek Üzere ıızun znııuııulır lâburatusurlarda araştırma yapılıyor
Yeni ve daha İnsanî av metodları aranşlmasşna sebep şudur: Eski usullerle bir balinayı öldürmek hazan 45 dakika sürmekte ve 5 zıpkın kullanılmaktadır. iyi topçular bazı hallerde isabetli bir vuruşla avlarım 10 dakikada öldürmeğe muvaffak olmakta İseler de bu, pek nadirdir.
1
Hilka
Ebba
(Portekiz), Aud
Lousi
Hanni Schall (Avusturya), Giovanna Pala (Basın Foto)
»
(Belçika),
Çeviren AH Arwıa/ı

,3 Eylül 1P50
Sayfa 7
BALIKÇILARA MÜJDE
EMNİYET
'J.

Zt/ete//
Yazı ve Hesap Makineleri
»V
SOCIETE DE BANOUE SUISSE
SCHNEIZERISCHER BANKVEREIN
MALZEME ALIM ŞUBESİNDEN
r
SWISS BANK CORPORATION
Tarih!
Günü
Saati
C î X S t
Güvenme parası
Miktarı
Basel, Zürich, Gen^ve
EMDAL LIMITED ŞİRKETİ
pazarlıkla satın alınacaktır.
St. Gailen, Lansanne, La Chaux-de-Fonds
Malzeme
Galata, Perşembepazarı, Samur Sok.
Neuchâtel, Schaffhausen, Biel
İstanbul perakende satış
şerh
Clıiasso, Herisau, Le Lode, Nyon, Zofingen
Galata, Tünel Caddeıinde KAfcıt ve Basın İğleri A, 3-
Algle, Blschofszell, Morges, Borscbach
5
1
MALZEME ALIM ŞUBESİNDEN
CtNSt
Dosya No.
26.25 .
C 1 N S t
Miktan
lira
ad.
rakı
10,30
22.0.1950
Cuma
99
181.13
2415
513—3883
kablosu
82.50
1100
A
i
’A
r
>
5.
5000 2100 1500
1005
950
170
29.9.1950
15.9.1950
29.9.1950
10.10.1950
Salı Sah Salı
) ) )
Cuma Cuma Cuma Salı
511—46
1
2
3
4
M
99
Güvenme Parası

99
99
99
99
99
lira
99
99
10-10-1950
3-10.1950
3-10-1950
10
11
10,30
10
w
— 4
3-5-7. Tel; 49418
kilo
M
M
10.45
10.15
10.30
-4
şişesi
99
99
— Yukarıda
— Pazarlık. Alım Şubesindeki Komisyonda yapılacaktır.
— Şartnameleri, her gün sözü geçen şubede görülebilir.
— isteklilerin, belirli gün ve saatte hizalarında gösterilen güvenme paraları ve kanuni vesaikle birlikte mezkûr Komisyona müracaatları ilân olunur.
— İdare, kısmen veya tamamen İhale edip etmemekte veya kısım kısım, ayrı ayn taliplere
ihalede serbesttir. (12508)
İHALE
Tarihi Günü saati
7/8, 9/10 ve sair kuvvetinde deniz nıotörlerimlz gelmiştir. VAHRAM GESAR ve ORTAKLARI
Beyoğlu. Telefon: 44934
cins ve miktan yazılı malzeme, hizalannda gösterilen gün ve saatlerde Kabataşta Genel Müdürlük
Pridln ( . . Kınnap , • Mühür kurşun
25 Cl.lik 50 ,, 100 „ Sünger
Yeraltı
Fıçı çemberi Alemlnyum folyo
$
Sermaye ve ihtiyat akçesi, İsviçre Frankı : 205.000,000
SKANDIYA
DEMEKT
teli.......................

>1 s ■ ıı M İİA >









Cumhuriyet Meydânl No
MENGER
9.1 Tel : 4H42
taksim . İstanbul
LONDON: 99, Gresham Street, E.C.2 11c, Regent Street, S.W.l
NEW-YORK: 15, Nassau Street




4.370.000
1.950.000 1.200.000
50
105 1700 275.000
99
kilo metre kilo varak
49163
43875
40500
190
260
150
705

Yarın akşamdan itibaren
Yeni Sinema mev&tmlni açacak olan
SARAY
VE
Pangaltı
TAN
SÜMER Sinemosı
ve miktan yazılı malzeme
pazarlıkla
Batın
alınacaktır.
Sinemalarında
BUD ABOTT
ÎKİ AÇIKGÖZ
btrdenr îkl sevimli komik
ve LOU COSTELLO
TARZAN DİYARINDA
Neşeli, kahkahalı ve hissi büyük filim. Aslanlar ve dev maymunlar memleketindeki maceraları. Yerlerinizi evvelden aldırınız.
İSTANBUL BELEDİYESİ İLÂNLARI
YOL YAPTIRILACAK
7/9/1950 tarihli nüshada çıkan İlânda bazı yanlışlıklar olduğundan aynı ilânın doğru metni aşağıdadır.
İstanbul, Eminönü İlçesi dâhilinde adlan şartnamesinde yazılı yol ve mecralann inşası kapalı zarf usuliyle eksiltmeye konulmuştur.
Keşif bedeli 499.029,70 liradır. İnşaatın #20 si 1950 mali yılında %40ı 1951 mail yılında, % 401 da 1952 mail yılında İkmal edilecek ve ihale bedellerinin %20 sl 1950, %30 u 1951,
%30 u 1952 yıllarında ve kalanı da müteakip yıllarda ödenecektir.
İlk teminatı 23711,19 liradır.
Şartnamesi, İstanbul, Divanyolunda Belediye Merkez binasındaki Zabıt ve Muamelât Müdürlüğünde gösterilecektir, ls-tl.venler, bu şartnameyi İstanbul Belediyesi Fen işleri Müdürlüğünden 12.48 lira bedel mukabilinde satın alabilirler.
İhale, 22/eylül/1950 cuma günü saat 15 te İstanbul Belediyesi Merkez binasında müteşekkil Daaml Komisyonda yapılacaktır.
İsteklilerin, ilk teminat makbuz veya mektubu. 1950 yılı Ticaret Odası vesikası ve aynca şartnamesindeki kayıtlara göre eksiltmeden üç gün evveline kadar Belediye Fen İşleri Müdürlüğünden alacaktan fenni ehliyet kâğıdını havi olarak hazırlıyacaklan kapalı zarflarını ihale günü saat 14 e kadar Daimi Komisyona vermeleri lâzımdır. (12199)
En iyi filmleri gösterir
1 — Yukarıda cini
2 — Pazarlık, hizalannda gösterilen gün ve saatlerde Kabataş Genel Müdürlük Malzeme Alım Şubesindeki komisyonda yapılacaktır.
3 — Şartnameleri her gün sözü geçen Şubede görülebilir.
4 — isteklilerin belLrli gün ve saatte hizalannda gösterilen güvenme paralan ve kanuni vesaikle birlikte mezkûr komisyona müracaattan.İlân olunur.
5 — idare kısmen veya tamamen ihale edip etmemekte veya kısım kısım ayn ayrı taliplere
ihalede serbesttir. (12383)
u . t

Devlet Orman İşletmesi Eğridir
Müdürlüğünden:
1 — işletmemizin Cire bölgesinin İstasyon deposu İstif yerinde mevcut 873 adede denk 100 metreküp 027 desimetreküp çam kerestesi bir parti halinde 31.8.1950 tarihinden itibaren 15 gün müddetle açık arttırma suretiyle satışa konmuştur.
2 — Açık arttırma 20.9.1950 çarşamba günü saat 15 te işletmemizde toplanacak komisyon önünde yapılacaktır.
Beher metreküpünün tahmini bedeli 110 Hradır. Her parti İçin yüzde 7.5 hesabiyle geçici teminat alınır.
3 — Bu işe ait şartname Ankarada Orman Genel Müdürlüğünde. Ankara, İstanbul. İzmir. Eskişehir, Denizli, Burdur ve Antalya İşletme müdürlüklerinde, İşletmemizde, İsparta. Ş.Karaağaç. Keçiborlu, Konya orman bölge şefliklerinde görülebilir.
4 — isteklilerin belli gün ve saatte müsblt evrak ve ilk te-
minatlariyle müracaatları. (121731








9
•4



TÜRKİYE UMUMÎ MÜMESSİLİ :


SATILIK EMLAK
İstanbul Defterdarlığından :
Kıymeti Teminat Lira Lira
350

513—1556
513—1552
1100
800
650

82.50
60.
48.75

515—13300
515—15012
515—2901
515—251
515—15798
515—1865
518—17982
518—15691
518—15735
7
A*
için müracaat edilecek tek kitap,
istatistik numaralarını da İhtiva etmek üzere hazırlanan
Satış yerleri j îstanbulda, Cihan Kütüphanesi, Ankara Cad.
Galetada, Melek Han No. 10. Tclf.; 43721.
EN İYİ ÇİKOLATA
Yem ithal ve ihraç rejimi
GÜMRÜK TARİFESİ KANUNU
İthalât umumî tarifesi dlr.
K.
K.
9
47061
3529
20
59
2250
30000
75
02
15546
1166
96
bedelleriyle
yazılı
arayınız,
1 18
bina-alına-
Şartname bedeli Lira K.
Seyahatten dönmüş ve hasta kabulüne başlamıştır.
hakikattir. Sac dö-vc kepeklere karşı ve mutlak tesiri
Keşif veya tahmin bedel!
Lira
tik teminatı Lira
veya tahmin
ayrı kapalı zarf usuliyle eksiltmeye konu.muştur, İstanbul Divanyolunda Belediye Merkez Muamelât Müdürlüğünde görülecek veya
İstanbul Sıhhî Kurumlar Arttırma ve Eksiltme Komisyonundan : 5-0-1950 tarihinde Yeni İstanbul gazetesinde yayınlanan Kayseri Nuh Naci Verem Hastahancsi için alınacak Kraşuvat Sterll-zatörün 2 adet olması lâzım gelirken 1 adet olarak gösterilmiştir. Tashih ve tavzih olunur.
75.80 M2
şahmerdan eneskl 37
850
%
63.75

Keşif işler ayrı
Şartnameleri sındakl Zabıt ve çaktır,
latiyenler bu
İstanbul Belediyesi Karaağaç Mezbahasının kesim paviyon-larmın tamiri,
If tan bulda Karaköy ve Gazi Köprülerinin oııarımında kullanılmak üzere lüzumu olan 10 m/m İlk 60 ton çelik saç m übaya ası,
Karaköy ve Gazi Köprülerinin tamiri İçin lâzım olan muhtelif evsaf ve afatta kereste mubayaası.
İlk teminatları yukarıda
şartnameleri hizalarında yazılı bedeller mukabilinde İstanbul Belediyesi Fen işleri Müdürlüğünden alabilirler.
İhale 9-Ekim-1950 pazartesi günü saat 15 de İstanbul Belediyesi Merkez binasında müteşekkil Daimi Komisyonda yapılacaktır.
İsteklilerin İlk teminat makbuz veya mektubu, 1950 yılı Ticaret Odası vesikasını ve ayrıca yalnız birinci kalemdeki İş İçin •artnamıuılnde yazılı kayıtlara uyularak eksiltmeden üç gün evveline kadar İstanbul Belediyesi Fen tşlerl Müdürlüğünden alınmış fenni ehliyet kâğıdını havi olarak hazırhyacaklnn kapalı zarflarını İhale güniı saat 14 e kadar Daimi Komisyona vermeleri lâzımdır. (12259)
SATILIK
Kadın Eşyası
Dışarıya azimet dolayıslyle Avrupadan getirilmiş, kullanılmış vc kullanılmamış kadın elbiseleri, şapkalar, çantalar, şemşiyeler, çamaşır, kürk manto vesalr bir çok lüzumlu eşyalar.
Cuma günü 10 . 18 arası görülebilir
Adres : istiklâl Caddesi Galatlara5’ karşısı No. 180 - Kat 5
ZAYİ — İstanbul Kambiyo Müdürlüğünden aldığım 19-8-950 tarih ve dolarlık nı zayi ğımdan tur. ' No, 42
14913 sayı 3140.50 döviz tahsis varakam-ettlm. yenisini alaca-eskisinin hükmü yok-Galata, Tünel Cad.
Nurhan Snrynn
Prof. Dr. ŞEVKET SALİH SOYSAL

PARLAK ve YUMUŞAK SAÇLAR
Son tıbbi araştırmalar neticesi, Amerikalı mütehassıslar, saçtan dökülen kimselere baş açık olarak dolaşmalarını tavsiye etmektedirler. Bu suretle havada bulunan vc saçlar üzerinde kıymetli tesirleri tesbit edilen mühim unsurların, iyi bir saç İlâcı Kullanıldığı takdirde saçları dökülmekten kurtardığı müşahede edilmiştir. Bu maksatla kullanılan ilâçlar içinde en müessirinin
Petrol Nizam olduğu artık şüphe götürmez bir külmusi yegâne bulunan
••Filoca rpine,, cevheri
Petrol Nizamın müessir maddesini teşkil etmektedir. Bütün eczahane-lerde ve parfümeri mağazalarında ısrarla
Petrol Nizam

İthalât ve ihracatçıların dikkatine
4 seneden beri memleket hizmetine girmlo bulunan
Muhasebe ve Maliye
Mecmuası, Yeni Dış Ticaret Rejimine alt Karar, Talimat ve Llstolorin tamamlyle, bilhassa
Merkez Bankasiyle yapılacak muameleleri izah eder özel bir sayı çıkarmıştır. Her yerde bulunur, acele ediniz, az basılmıştır. İki sayı bir arada 150 kuruştur.
P. K 657 fat
l m. Tev. ve Safı» yeri: TÜRKİYE YAYINEVİ inkara cad. 38

Devlet Üretme Çiftlikleri Merkez Atelyesi Müdürlüğünden: GAZİ
1 — Muhtelif evsafta 56 adet uzak kumandalı otomatik elektrikli Şalter 30-9-1950 günü saat 14 do açık eksiltme İle «atın alınacaktır.
2 — Muhammen bedeli 8 500 lira olup fenni ve idari şartnameler Ankarada ve İstanbul Eminönü. Bnlıkpazarı Süngerciler sokak 83 No. da Yollama Memurluğunda görülebilir.
3 — İsteklilerin belirli gün ve saatte % 7,5 tenıinatlariylo Komisyona müracaatları. (12534)


Kınalıada, Akasya, Tekinay ve Bahçe so. 55 ada, 10 parsel yeni 43 kapı «ayılı 329.50 M2 bahçenin 2/16 payı.
Beşiktaş, Ortaköy mah. Şair Necati so. 64 ada, 26 parsel en-eskl 51 taj 57 kapı sayılı 345 M2 arsa.
Beşiktaş, Ortaköy mah. Aydınlık âo. 65 ada, 14 parsel eneskt 25 taj 4S kapı «ayılı 108.20 M2 arsa. Beşiktaş, Ortaköy mah. Aydınlık so. 65 ada, 13 parsel eneskl 27.29 (vergiye göre 51) kapı sayılı 105.80 M2 arsa. Beşiktaş, Ortaköy mah. Gültekln so. 65 ada. 10 parsel eneskl 48 (vergiye göre 60) kapı sayılı 91.60 M2 arsa. Beşiktaş, Ortaköy mah. Gültekln so. 65 ada. 8 parsel eneskl 44 eski ve taj 56 kapı sayıh arsa.
Beyoğlu, Duatepe mah. so. 1258 ada, 36 parsel
eski ve taj 19 kapı sayılı 104.15 M2 arsa. î •
Beyoğlu, Yenişehir mah. Yaman Ali so. 1369 ada, 9 parsel eneskl 30 eski ve yeni 10 kapı sayılı 23 M2 arsa.
Beyoğlu, Y’enişehir mah. Çakmak so. 1601 ada, 10 parsel eneskl 8 eski ve yeni 10 kapı saydı 96.50 M2 arsa.
Beyoğlu, (Taksim) Kâtip Mustafa Çelebi mah. Tel ve Ahududu so. 465 ada. 16 parsel eski 23 yeni ve taj 23, 23/1 kapı saydı 325 M2 Kftrgir cv ve dükkânın 2/8 payı-Beyoğlu, Bülbül mah. Gölbaşı ve Küçük Ziba bo. 583 ada, 16 parsel eski 58 yeni 17 kapı sayılı 76 M2 arsa.
Beyoğlu, Yenişehir mah. Bekçi Mahmut so. 1362 ada, 9 parsel eneskl 20 eski 20, 27 yeni 20 kapı sayılı 59.50 M2 arsa.
Eminönü, (Mercan) Dayahatun mah. Çakmakçılar yokuşu (San-dalyacılar) so. Büyük Yeni han alt kat 259 ada, 39 parsel eski 21 yeni 22 taj 21 kapı sayılı 79 M2 kârgir oda.
Eminönü, Beyazıt, Çarşı mah. Cevahir Bedcstanı Şerif Efendi so. 2765 ada, 18 parsel eski ve yeni 21 kapı sayılı 2.25 M2 ahşap dolap. (Aynen muhafaza edilmek şartlylo).
Fatih, (Samatya) Hacı Hüseyin Ağa mah. Büyük Kuleli so. 1217 ada, 15 parsel eneskl 22 eski 28 yeni ve taj 28'8 kapı saydı 14 M2 arsa. (Soğuk Sarnıç sokağında da yüzü vardır.) Fatih. Kocamustafapaşa mah. Şırlağan so. 11S8 ada, 3 parsel eneskl ve taj 10 kapı sayılı 100 M2 arsa.
Fal Ih, (Ycdikule) îmrahor tly&s Bey mah. Şişman Ağa so. 1253 ada, 30 parsel ( vergiye göre eski 20 yeni 11) taj 11/1 kapı sayılı 166 M2 arsa.
Fatih, (Samatya) Sancaktar Hayreddin mah. Samatya cad. vc Değirmen so. 957 ada. 1 parsel eski ve yeni 1 kapı sayılı 58 M2 arsa.
Fatih, (Topkapı) Beyazıt Ağa mah. Paşa odaları so. 1567 ada, 27 parsel eski ve yeni ve taj 54 kapı sayılı 36.35 M2 arsa.
Yukarıda yazılı gayrlmonkuller 22.9.1950
516—3063
516—2808
518—14045
518—13389
115
960
8000
760
750
5000
100
140
800
1330
1450
360
cuma
8.63
i* s 1 4
t




57.
56.25
375.—
7.50
1050
60.—
99.75
108.75
27.—
günü saat 15 te Mili! Emlâk Müdürlüğündeki komisyonda ayn ayn açık arttırma ile satılacaktır.
isteklilerin nihayet saat 15 e kadar yatıracakları teminat makbuzları vc nüfus cüzdanlarıvle birlikte satış gllnü komisyona, fazla bilgi İçin sözü geçen müdürlüğe başvurmalan. (Teminatlar önceden do yatırılabilir.) (12080)


i.
9








18 Eylül 195fl ’
Sayfa 8

TENİ
ISTÂNBÜfi
. ■■ MM

İst. Ticaret ve Sanayi Odası ilânları
9
Kanaviçe ithalâtçılarına
İstanbul Ticaret ve
Sanayi Odasından :
Hindistan tarafından tahsis edilmiş bulunan kanaviçe ve jüt çuval kotasına göre lthalAtta bulunmak istlyecek tacirlerimizin yapılacak muamele hakkında malûmat almaları İçin Odnmızm 18 numaralı Tetklkat Şubesine müracaatlerl rica olunur.
(12517)
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
Orman Fakültesi Dekanlığından:
Ekim dönemi imtihanlarına 2.10.1950 pazartesi günü başlanacaktır. Bu devrede İmtihana girecek öğrencilerimizin imtihan harçlarını en geç 23.9.1950 gününe kadar yatırmaları ve imtihanlarına girmek istedikleri derslerin isimlerini bildirir beyan kâğıtlarını bu tarihe kadar fakülteye bizzat vermeleri veya posta ile göndermeleri ilân olunur. (12391)
BİR MAZININ GARANTİ
kilometrede 16
ve normal
KAMYONLARI: 7 Fabrika
litre mazot yakar bakımdan emsalinden üstündür.
0T08ÜSLERİ: 36 ile 28 kişilik muhtelif tip karoserilidir.
tonluktur.
ORTAŞARK TİCARET T.A.Ş.
Galotoıaroy. Meşrutiyet cad. 40 Tel.: 41296 Teşhir yeri ı • Beyoğlu Tünel, Galip Dede cad. 36
DEVLET DEMİRYOLLARI İLANLARI
BİRADERLER
B A YA S
ANKARA-YENİŞEHİR LİSESİ
TASARRUF HESAPLARI İKRAMİYELERİNDE
YENİLİK
ccm
22461
YAPI ve KREDİ BANKASI
İSTE VE
VEDDE DAİMA
KAMYONETLERİ
ccm
MOTOSİKLETLERİ
YUKARDAN AŞAC.I
HESABINIZ YOKSA ACELE EDİNİZ, \ ARSA ARTTIRINIZ
HER 10C LİRA MÜSTAKİL BİR KUR'A NUMARASI ALIR
Umumî Mümessili
hesaplarındaki para kadar para ikramiyesi
Sirkeci, Demirkapı Kargılı sokakta ve köşe başında takriben 260 metrekare büyüklüğünde eski bir fabrika binası satılıktır. Taliplerin aynı adreste Türkiye Eczacıları Lâbo-ratuvanna müracaatlerl. e Telefon
200.000 Liralık Garanti Apartmanının bir dairesi ve ayrıca birçok para İKRAMİYELERİ
5 kalem muhtelif vernik alınacak
Devlet Demiryolları Haydarpaşa
Satınalmo Komisyonundan :
1 — 5 kalemde ceman 625 kilo muhtelif vernik açık eksiltme ile «atın alınacaktır.
2 — Muhammen bedeli 2705 lira olup muvakkat teminatı 202 lira 88 kuruştur.
3 — Buna alt şartname komisyondan parasız olarak dağıtılmaktadır.
4 — Eksiltme 3 ekim 1950 salı günü saat 10.30 da Haydar-
paşa Gar binası dahilindeki Haydarpaşa Satınalma Komisyonunda yapılacağından arzu edenlerin vaktinde komisyonda hazır bulunmaları. (12360)
1 — Armağan İta et (îkl kelime). 2 — Unsur; tfa et 3 — Temerrüt et. bir nakil vasıtası. 4 — Fikir; Tersi cefa; Tersi eski harflerden birinin okunuşu. 5 — Şehir veya mahfe); Muhterem şahsiyete. 6 — Herkesin Önünde; Kadın. 7 — Soru eki; Aruzdaki vasin hatalarından. S — Bir renk; Ra.şınuz(!n kilerden. 9 — ödünç alman şeyin yerine verileni ahzet (İki kelime); Tersi kemale er 10 — Deniz seyahatine başla (iki kelime).
SATILIK APARTMAN Üsküdar, Fıstıkağacı, Ker-piçhane sokak No. 16 İKİ DAİRE. Elektrik . Su - Havagazı var. Deniz görür, yeni, boş teslim. Müracaat : Aynı adrese Telefon : 43078
1 — Ho)lywood*un meşhur güzeli
2 — Avucu lebalep; Rüzgâra hitap
3 — Basamak (eski terim); Öksürük taklidi. I — Tersi tenblh edatı birdenbire; Tersi IcifiAItilmiş defter
5 — Nida; Bilgine yakışır surette
6 — Pek cüzi; Cereyan eder. 7 — Kepaze; Bir edat. 8 — Nida edatı Tersi methetme. 9 — Baft; kırmızısı 10 — Nakdi fazla (iki kelime).
Dünyada, kendi sınıflarında daima birinciliği muhafaza etmektedir. Türkiyenin büyük vilâyetlerindeki acentelerimizden izahat İsteyiniz. BOL YEDEK AKSAM TESLİMAT HEMEN YAPILIR TÜRKİYE GENEL MÜMESSİLİ :
MEHMET KAVALA
Kayıtlar 20 eylüle kadar her gün saat 9-17 arasında yapılır. (U7W)
EN USTUN EVSAFLI EN MÜTEKÂMİL EN UCUZ
Şehrimizin en eski Mobilya Mağazası Sağlam ve zarif en son model MOBİLYALAR
Adres: Daire tramvay durağında No. 239 Beyoğlu: Tel: 41768
GARANTİ
BANKASInin
11
z'i’ 1 Z • > % ' A —
nUJl İLA. Ilınıp, İMlÛllı $
JAWA
ccm c
; jC/VDl -JVii.

Comments (0)