17 Temmuz 1950
Pazartesi
©• k-İ* r •
KOtOphanesi
-------~JpstYASl İKTİSADÎ

"T 2
□. FT ]
B . „
KOtOo^n*’»’
Sayı 229
10 kuruş
%
A
A
Beyoğlu • Müellif Caddesi 6-8
Posta Kutusu 2100 Beyoğlu
Abone : Türkiye İçin seneliği 32, altı aylığı 17. üç aylığı 9 liradır. Hariç memleketler İki misildir.
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Tesit eden r HABİB EDİB-TÖREHAN
İlânlar : 6 ncı sayfada santime!, resi 2 liradır. İlânlardan hiçbir mesuliyet kabul edilmez.
Telefon : 44756 - 44757 Santral
Telgraf Adresi : Hetlo. tstanbul
Dış politika
Uzlaşma politikası
netice veremez
Amerikan kuvvetleri Koreye

■*- z," - y . « -*■

er
J
KORE meselesini bir uzlaşma Üe halletmek İçin, hlr yandan İngiltere Moskovada bazı teşebbüslere geçmiş, bir yandan da Hindistan Başvekili Nehru. Mashingtnn ile Mosko-vaya aynı mealde birer muhtıra tevdi eylemişti.
Uzlaşma teşebbüsünün ne maksatla yapıldığını bundan bir kaç gün önce muhterem okuyucularımıza arzet-mlş \e Sovyet Rusvanın uzlaşma daha doğrusu kendi emrinde olan Korelileri geri çekmek İçin ödenmesi imkânsız bir bedel istiyeceglni İleri sürmüştük.
Söylendiğine göre. Moskova, Neh-runun muhtırasına cevap vermiş bulunmaktadır. Cevapta ne söylendiği henüz meçhuldür.
Mamafih, uzlaşma fikri ortaya atılır atılmaz, Sovyet Rusya İle Amerikanın görüşleri anlaşılmıştır. Şöyle ki. Amerika, tecavüz edenlerin evvelâ M İnci arz dairesinin şimaline çekilmesini, Sovyetler ise. Amerikalıların Koreyi terketmelerini şart koşmuştur.
Taraflardan biri karşı tarafın şartını kabul edecek olursa, Kore harbi duracak, ve. İki Kore bir masa başına oturarak, ihtilâflarını müzakere yoliyle halledeceklerdir.
Bu İmkânı, mevcut realiterler çerçeveli İçinde mütalâa et^ek iyi olur:
Sovyetlerin istediği, yapılacak o-lursa. Amerikalılar Küreyi terkede-rek Cenup Koreyi kendi başına bırakacaklardır. Bu sırada. Şimal Koreliler 38 inci arz dairesinin şimaline çekilmiş olsalar dahi, her Korelinin zihninde hâkim olan düşünce, ne şüphe İd şu olacaktır: şimaililer Cenuplulardan daha kuvvetlidir, şu halde onların tarafım tutmalıyım.
öyle ki. eğer Amerikalılar çekildikten sonra, meselâ Lki taraf bir umumi seçim üzerinde mutabık kalsalar. bunun SimaJlller için şaşmayan müeyyidesi, daha demin Cenuba inen tanklar olacaktır. Binaenaleyh. Sovyet şartını yerine getirmek demek. Koreyi olduğu gibi demirperdenin arkasına İtmek demektir.
Öyle sanıyoruz ki bunu ne Amerika. ne de Birleşmiş Milletler yapabilir. Yaparlarsa, sade Koreyi değil kendi prestijlerini de gömmüş olurlar.
Gelelim Amerikanın teklifine: A-merika. mütecaviz kuvvetlerin 38 inci arz dairesinin ötesine çekilmesini yani statü qua ante’nin aynen avdetini İstiyorlar. Tecavüzden önceki duruma dönülmesini istiy orlar. Bu takdirde ne Şimal Kore, ne de SoVyrt-ler için hlr prestij endişesi olmamak lâzımdır. Çünkü beynelmilel mahkeme durumunda olan Birleşmiş Milletlerin salâhiyetini tanıyarak ve rüşt lüğüne İnanarak eski kabul edeceklerdir. Üstelik
muvaffakiyetlerin okşayıcı tarafı da şimdilik kendi lehlerinedir.
Eğer bu yapılacak ve İki Kore Birleşmiş Milletlerin nezareti altında müzakere malına oturacak olurlarsa, birbirlerini silâh üstünlüğü He tehdit edemezler. Aşikâr bir şey ki. Amerikan şartı yerine getirildiği takdirde, nasıl 38 inci dairenin şimalinde üstün Şimal Kuvvetleri bulunuyorsa. cenubunda da Birleşmiş Milletlerin kuvvetleri bulunmalıdır. Aksi takdirde iki Kore anlaşamadı mı (ki. anlaşamamak kadar kolay bir iş yoktur) ŞimaJlller aynı süratle taarruzlarını tekrar edecekler ve müdafaasız cenubun kolaylıkla hakkından geleceklerdir.
Görülüyor kİ. Amerikanın görüşü üe Sovyetlerin görüşü aracında telifi imkânsız farklar mevcuttur. Bu husus herkesin malûmu olduğu İçin, uzlaşma teklif ve teşebbüslerini ne kadar iyi bir niyete müstenit olurlarsa olsunlar şimdilik bir kenarda bırakarak evvelemirde askeri harekâttaki teşebbüsü ele almak, herkese en emin ve kestirme yol gözüküyor.
Sivas! kanaat ve kararlar, bu istikamettedir.
Neteklm. İngiltere artık Komünist Çinin emniyet Konseyine alınmasında mrar etmiyeceğinl ve bu İşin Kore meselesi lle hiç bir alâkası olamayacağını bildiriyor. Bu suretle» Amerikan görüşünü destekliyor.
Aynca. daha düne kadar Amerika lle Sovyet Rus;>anın arasını bularak Çini Emniyet Konseyine sokmak isteyen Trygve Lle, bu meseleye ait dosyayı rafa koy arak, bütün kuşetini. Birleşmiş kudretli bir kara ne sarfedlyor.
Bundan başka Sovyet Rusyaya
inekte İnat ve ısrar eden bir adam, bu defasında kendi memleketi yani Amerika lle beraber olduğunu ve İleride görüşmeler olsa bile, şimdilik Koredekl tecavüzün önlenmesi gerektiği prenslplnl müdafaa ediyor.
Görülüyor kİ. dünyada mevcut mutedil görüşlü, yahut Rusya hesabına az çok lehte cereyan ve şahsiyetler dahi, Kore meselesinde, uyanarak onları düşünmeğe başlamışlardır.
îlâve etmeğe dahi lüzum yoktur kİ. Koredekl askeri gafletten sonra siyasi bir oyuna gelmek astarı yüzünden pahalı, müflis bir sulh politikası olacaktır.
Bu politikanın sulhu da kendi gibi olacaktır.
çıkarmayı yaptılar
Çıkarına, Kunuınni'de 36ııcı ve 37ncı dairelerinin tanı ortasına yapıldı
\
Trygve Lle Nrw-York’takl Birleşmiş Milletler binasının temrlatnıa merasiminde
Kore Meseleleri Enstitüsü

Başkanının beyanatı
u
Birleşmiş Milletler, Korede
sivil idareyi ele almalıdır,,
dü-vaziyeti askeri
Milletlerin Koreye ordusu sevketmesl-
da. "allare gibi her işde hak ver-
Burhan BELGE
Zahir Törümlcüney, İstanbul Radyosu Müdürü oldu
İstanbul 16 (A_AJ — İstanbul Radyosu Müdürlüğü ile Basın Yapn İstanbul il temsilciliğinde çalışma ve hizmetlerin birbirini tamamlayıcı vasıfları gözönünde tutularak basın yayın re turizm Genel Müdürlüğü tstanbul tl Temsilcisi Zahir Törumküney, bu vazifesi uhdesinde kalmak üzere, tstanbul Radyosu Müdürlüğüne tâyin edilmiş ve bu sabahtan itibaren yeni vazifesine bağlamıştır.

M




&' •
‘7^




*7^
I




Şimdiki Hükümet, Koreliler tarafından hiç sevilmiyormuş
tt ashington 17 i YIRSj — Kore Meseleleri Enstitüsü Bakkam Yonguhg Kim. Birleşmiş Milletlere müracaat etmiş ve yalnız Cenup Koredelti askeri harekftte fleğit fakat »ivil idareye de vazivet edilmesin) işlemiştir Kim talebine esas olaraK Cenup Kore hükümetinin halk tarafından hiç sevilmediği iddiasını almaktadır.
Kim, müstevli Komün.st Kare kuvvetlerinin 38 inci arz dairesi şimaline itilmesiyle meselenin kökünden ha Uedile m iveceğini belirtmiştir. Sözlerine devam eden Kim ezcümle şöyle demiştir:
"Sadece askeri harekâtla mesele hallolmaz. Halkın sevgi ve müzahare-tini kazanmak da lâzımdır. Son seçimlerin gösterdiği gibi Cenup Kore Hükümeti takıp ettiği baskı siyaseti ve fena idaresi sebebiyle halk tarafından sevilmiyordu. Bundan ötürü Birleşmiş Milletler Teşkilâtı hiç vakit kaybetmeden sivil idareyi ele almalı ve Kore meselesi bir neticeye ballanıncaya kadar Cenup Korenın idaresini muhafaza etmelidir. Aksı takdirde, yalnız Koreliler değıı fakat bütün Asyahlar. Birleşmiş Milletlerin, halk kitleleri tarafından sevilmeyen hükümetleri tuttuğu zehabına kapılacaklardır.
"Amerikan kıtaları, mâkul bütün gayretleri sarfetmek ve mâsum Korelilerin mal ve canlarını korumaya çalışmalıdırlar.”
Kore’de Amerikan Gene! Karargâhı. 16 AA. (AFP) — Amerikan Genel Karargâhından bildirildiğine göre A-merikan kuvvetleri dün Korede Doğu sahiline ilk çıkarmayı yapmışlardır.
Çıkarma Kunumni’de 37 inci ve 36 ncı arz dairesinin ortasına yapılmıştır.
Çıkarmanın maksadı motörlÜ zırhlı Kuzey Kore kolunun yolunu abluka etmekti. Amerikan bahriyeline mensup bir küçük müfreze çıkarma yapmış •ve Kuzey Kore kolunun gelmesini bek-llyerek kayaları dinamitle atmış ve bu suretle yolu tıkamıştır. Bu müfreze daha sonra düşman zırhlı kuvvetlerine ateş açarak ağır kayıp vtrdlrmls-tlr.
Tokyo. 16 A. A. (AFP) — Mac Ar-thur’ün genel karargâhı sözcüsünün bugün bildirdiğine göre Korede çarpışan Amerikan kıtaları düşmanı durdurmak ve geri püskürtmek İçin lâzım olan bütün malzemeyi alacaklardır.
Sözcü devamla şöyle demiştir:
•'Malzemenin bolluğu yüzünden düşmanın başlangıçtaki başarısı geçicidir. Bunun İçin gemiler, kamyonlar, uçakları fevkelbeşer bir kuvvet gerektir. Fakat vazifemizi mümkün olan en kısa zamanda yapacağız.
\Vashlngton. 36 AA. (United Press) — Ordu sözcüsünün buğun bildirdiğine göre. 13 temmuza kadar Amerikalıların 500 den az olan can kaybına mukabil Kuzey Kore kuvvetlerinin can kaybı 8000 lle 9000 arasındadır.
Kore cephesinde Kum Nehri hattı. 16 A A. (United Press) — Komünistler Kuzey kıyısına dizdikleri top ve tank ateşinin himayesi altında sulan azalmış bulunan Kum Nehrinden karşı tarafa dün akşam piyade birlikleri göndermişlerdir.
Fakat, Taejon’ye çok ehemmiyetli olan Taejon-Taegu şosesi ile demiryolunu muhafaza eden Amerikan ve Güney Kore kuvvetleri mevkilerini muhafaza etmişlerdir.
Kuzey Korelilerin hücumları dün akşam Kum Nehrinin orta ve doğu kısımları boyunca geri atılmış. Amerikan hattı arasına sızmaya muvaffak olan küçük gruplar da bu sabah A-merikan tankları tarafından süpürülmüştür.
Tokyo 16 • AP» — Kore harbi İçin neşredilen tebliğde yapılan tahmine göre Komünistler Amerikan ve Güney Kore müdafaa hatlarını ayırmak için uğraşmaktadır. Komünist takviye birlikleri Amerikan birlikleri karşısında yer alan, batı ve merkez kesimlerindeki Kuzey Kore’lileri kuvvetlendirmeye çalışmakladır.
Kuze$r Kore'll bir kamyon ve topçu kounun Kwanghewon’dan Ansong’a gittiği rapor edilmiştir. (Bu kasabalar Kum Nehrinin takriben 35 mil kuze-ylndedir).
Bir düşman tank kolu Chongju'nun 25 mil kuzeyinde ve Kum un 33 mil kuzeydoğusunda Umsong’da görülmüştür.
1 '■
W




*• .

e '
- /.
*
>
*

>


Kore savaşlarına İştirak eden Amerikan birlikleri cephede
*
KOREDEKİ HARBİ- DURDURMAK İÇİN
Nehru'nun sulh teklifini, Mareşal Stalin iyi karşıladı
Stalin’in cevabı, Hindistanın Moskova Büyükelçisiyle tevdi olundu
Yeni Delhi 17 (YİRS) — Hindistan Radyosunun bildirdiğine göre Mareşal Stalım harbi durdurmak üzere Nehru tarafından yapılmış olan teklifi iyi karşılamıştır. İyi malûmat sahibi çevrelerin bildirdiğine göre, Washıngton ile Moskovaya aynı zamanda gönderdiği muhtırada Nehru. harbi durdurmak üzere lâzım gelen şartın Komünist Çini Birleşmiş Milletlere kabul etmek olduğunu beyan etmiştir.
Stalinin cevabı Hindistan Büyükelçisine cumartesi günü tevdi muştur. Muhtıra ile cevabın neler ihtiva etmekte olduğu tam olarak memektedır. Böyle olmakla beraber Hindistan İstihbarat Nezaretine bulunan Hindistan P^adyosu sözcüsü şunlan söylemiştir:
•‘Stalinin. Hindistanın sulh teşebbüsünü iyi karşıladığım biliyoruz.
Kore buhranının sulh yolu ile haJli Stalıne göre kat! bir zaruret teşkil etmektedir.” Stalinin cevabı Allahâbadda bulunan Nehruya gönderilmiştir. Başvekil salt günü Yeni Dethide bulunacaktır.
Truman askeri müşavirleri ile
General Collins dedi ki
Yeni İstanbul'un KORE muhabiri bildiriyor
”Savaşa giren iiç
gazeteciden sağ kalan benim’’
Kore Hususi Muhabirimiz Bi-gart, üç Amerikan muhabiriyle savaşlara iştirak etmiş ve günlerce cephede kalmıştır. Muhabirimizin yanında savaşa iştirak eden diğer iki Amerikan muhabiri ölmüşler ve Bigart mucize kabilinden kurtulmuştur.
Harp muhabirimizin savaşlarda gördüğü çok enteresan hâdiseleri bugün yazdığı yazıdan öğreneceksiniz.
Bigart’m Amerikan askerle--rinin savaşına dair yazdığı mühim röportaj, bugün 3 üncü sa> Tamudadır.
Yukarıdaki resimde Kore sa-varlarından enteresan hir durumu görüyorsunuz. Sağdaki resim, hususi muhabirimiz Bi-gart’tır^
”llk iş, durumda istikrar temin etmektir Komünistleri
Wa>hington. 16 A.A. »AFP) — Tru-manın bütün askeri mücavirleri İle yaptığı toplantıdan sonra General Collins basın konferansında şu demeci vermiştir:
Mtyi idare edilen. İyi teçhiz edilmiş azimli bir düşman karşısında bulunduğumuz aşikârdır. Fakat durumu müstakar hale getireceğimize . şüphe yoktur. Yapılacak ilk iş. durumda İstikran temin etmektir. Bunda muvaffak olduktan sonra komünistleri püskürteceğiz”
Konferans 45 dakika surdu
Waahington. 16 A A. «AFP» — Truman dün öğleden sonra askeri müşavirleri. Savunma Bakanı Louis Johnson, Genelkurmay Başkanı General Omar Bradley. Ordu Kurmaybaşkanı General Lawton Collins. Hava Kuvvetleri Kurmaybaşkanı Hoyt Vanden-berg İle 45 dakika görüşmüştür. Collins ile Vandenberg bilindiği gibi Japonya ile Kore cephesini seri bir teftişten geçirdikten sonra dün sabah VVasnlngtona dönmüşlerdir.
Uruguay dünya şampiyonu oldu
Futbol tarihine geçecek derecede güzel bir oyundan sonra UruguaylIlar, şampiyonanın favorisi Brezilyayı 2 - 1 yendiler Rio de Janeiro 16 «YÎRS ı — Burada oynanan Dünya Kupası final maçında Uruguay milli futbol takımı Brezilyalıları 2-1 yenerek 1950 Dünya Şampiyonu olmuştur.
Oyun, futbol tarihinin en heyecanlı maçı Unvanını kazanacak seviye de Idl. Brezilya, beraberlikle maçı bı-Urse dünya kupamnı alacaktı.
Oyunun birinci devresi 0-0 bitmiştir. İkinci devrenin birinci dakikasında Brezilya sagaçığı Friaca ilk golü atınca stadyumu dolduran 160 000 kişilik seyirci kütleai ayağa kalkmış ve delice Brezilyalıları alkışlamaya başlamıştır. Bu arada kadınlar, tezahürata ellerindeki yelpazeleri sallayarak İştirak etmekte İdiler.
Bu golden sonra hücuma geçen U-ruguaylılann tazvıkına Brezilyalılar mukavemet edemiyorlardı. 20 İnci dakikada UruguaylI soliç Scheffıano beraberlik golünü yapmıştır. 34 üncü
daJcıkada İse UruguaylI aağaçık Chig-gia B&rboaa nın müdahalesine rağmen ikinci golü atmıştır.
Bundan sonra ve oyunun sonuna kadar Brezilyalılar kendilerine gelememişlerdir
Yaptığı bütün maçlan kazajnaD Brezilyanın dünya şampiyonu olacağına Adeta muhakkak nazariyle bakılmakta ıdl. En tanınmış futbol mü-nekkidleri, Brezilyanın şampiyonluğunu kabul etmiş vaziyette idiler. Fakat, muhakkak ki, futbol tan hine geçecek derecede fevkalâde bir oyun çıkaran UruguaylIlar, kuvvetli rakiplerini sahada Arta vaziyete düşürmüşlerdir.
> İsveç - t»panya: 1-1
Rio de Janeiro, 16 (YİRS) — tez veçJe İspanya arasındaki karşılaşma İsveçlilerin gayet güzel bir anlaşma içinde 90 dakikalık çalışmaları sonunda 3-1 lehlerine neticelenmiştir.
püskürteceğiz”
Trumın’ın yapacağı beyanat
Washington. 16 AA. 'AFP’ — Yetkili bir kaynaktan öğrenildiğine göre. Başkan Truman bu hafta ortasına doğru Amerikan halkına Kongreye fevkalâde bir mesaj göndermek suretiyle Kore harbine karşı koyabilmek üzere gerek ekonomi ve gerek askeri sahada bir fazla hamle daha yapmanın zaruri olduğunu bildirecektir.
Aynı kaynağa göre. Truman, gönüllü kavdi ile a(ker toplama ve bazı İhtiyatları silâh altına alarak silâhlı kuvvetler mevcudunun arttırılmasını istiyecektir.
otan-bilin-bağiı
Korede cereyan eden muharebe dolayı-siyle Amerika Ue Moskova arasında sulh teşebbüsle rinde bulunan Hindistan Başbakanı Pandlt Nehru son Amerika seyahatinde Başkan Truman‘la da görüşmüştü. Yakandaki resimde Hint Barbakanı Pandlt Nehm’jm bu seyahatle Trumunla samimi bir hasbıhal esnasında’ görüyordunuz
Bayram neşeli geçiyor
Şeker Bayramı, şehirde ve butun yurtta neşe İçinde geçmektedir. Diin Istan hahın muhtelif «emtterlnde kurulan bayram yerleri, küçük İstanbulluların bhr araya toplanarak geç saatlere kadar eklenmelerine fırsat vermiştir. Rastmde. küçükler İçin bajranujı sembolü olan salıncak başlarından biri görülmektedir
Sayfa 2
Y E N î î 8 T A*
17 Temmuz 1380
Alanyaya giderken
Gene yol zorluğu — Otomobil yerine otobüs kiralanıyor — Bir otobüste üç yolcu — Heykel parçalan kireciyle kurulmuş bir köy: Selimiye — Side harabeleri — Nümune bir köy okulu öğretmeni — Evliya Çelebi’nin kaplanlan
BU havalide güzellikten anlayan. zevk duyan kimseye rastlamadım ki bana “Alanya-yı görmeden geçmeyiniz" demesin; orayı behemehal ziyaret tavsiyesinde bulunmasın. An-talyada ikametimin uzayacağını anlayınca Afyon gar şefliğine telgraf çekerek tutulan yerlerin iptalini bildirmiştim. Yine iyi tesadüflerden biri, ayın dokuzuncu salı günü bir vapur geliyordu; îskenderuna denizden gidecektim.
Fakat Alanyaya ve yan yoldaki büsbütün yolsuz Side harabelerine şöyle, azıcık olsun göz gezdirebilmek için gayet bozuk bir şose üzerinden 200 küo-metre yol aşmak icap ediyordu; — vapura Alanyadan, gece yarısını bir, iki saat geçe binecektim — muntazam otobüs servisi olmadığı gibi taksiler de böyle bir yolculuğa yanaşmıyor. Görüyorsunuz, ne haldeyiz? To-roslann deniz kıyısını takiben eteğinden geçen ve eski eserler, tabiî güzellikler ile memleketimizin en seçkin bölgesini çerçeveleyen yol, ıssız ve metruk!
Bereket, Evliya Çelebi zamanındaki gibi eşkıya ve korsân uğrağı olmaktan kurtulmuş. Zavallı Çelebi, bu yolda gördüğü faciaları anlatırken âdeta dili tutulur, kelime bulmakta güçlük çeker.
Antalya Vilâyeti demokrat mebus namzetlerinden AlanyalI yüksek mühendis Ahmet Tokuş bir miting münasebetiyle o 6irada merkezde bulunuyormuş. Modadaki Sen Josef mektebinde fransızcasını kemale erdirmiş olan bu genç — gençlerimizin çoğunda görmek istediğimiz olgunlukta idi — imdadımıza yetişti. Ertesi günü kendisi de Alanyaya gidecekmiş; bizi de götürecek. Sabahleyin beşte kalkacağız, altıda yola çıkacağız; otomobil temin olunmuş. Körün istediği bir göz, iki olursa ne söz? Sevinç içindeyim.
Gün ağarıyordu, kalktık. î-kiye doğru yattığımıza nazaran ancak üç saat uzanabilmiş, pek az uyku kestirmiştik. Otel kapısında otomobil yerine boş bir otobüsün beklediğini gördüm. Meğerse otomobil şoförü — yolun bozukluğundan korktuğu i-çin herhalde — sonradan caymış; Ahmet Bey de kararından dönmez azimli bir insan olduğundan eline geçirdiği hurda bir otobüsü tutmuş. Koca otobüste üç kişi gideceğiz! Yüklü olmayan arabanın bizi o berbat şose üzerinde nasıl sarsacağını, zıplatıp oynatacağını, zıpzıp taşına döndüreceğini elbette anlarsınız. Duraklar müstesna, tam 8 saat sürecek, bu kalburlama!
Fakat bütün seyahatimizin hatırladıkça hem gülümseten, hem düşündüren çok zevkli bir faslı da yine bu Antalya — A
lanya yolculuğudur. Bir müddet gittikten sonra otobüsün arka tarafına binecek bedavacı müşteri aramağa başladık; zira arabayı yüklemek, yüklü halde bulundurmak bizim daha az sarsılmamızı sağlayacaktı. Yolda rastladıklarımızı çeviriyor, içeriye tıkıyorduk; çuvalları ve heybeleriyle beraber! İnenlerin yerine de yenisini avlıyorduk. Saat beşe doğru Alanyaya yaklaştığımız zaman jandarma onbaşısı, köylü, çoban, hacı, hoca vesaire otobüsümüzde bir düzüne adam vardı.
Daha önce iki şehre tam müsavi noktada, yani 90 inci kilometrede şoseyi bıraktık, deniz tarafına saptık. İşte Side harabesi oradadır; bir harabe ki en muazzam mermer şehirlerden birinin bakiyyesi. Hükümet yolun ayrıldığı tarafa bir levha koymak lüzumunu bile duymamış. Kaldı ki harabe yanında bir köy de vardır: Selimiye.
Size şimdi Side’yi anlatmayacağım. Bu, evvelce de kaydettiğim gibi ayn bir iştir, diğer yarı göçmüş iki, üç bin senelik muhteşem şehirlerle birleştirerek ayrıca yazacağım. Biz neler, ne münasebetsizlikler yapmamışız ki... Vaktiyle Girit Adasından gelen muhacirlere bu harabe kenarında yer vermişiz. Biçareler arazi kifayetsizliğinden, sıtmadan, mâmurelere uzak kalmaktan kırılmışlar. Side’nin mermer sütunlarını, sütun başlıklarını, kitabe ve heykellerini de kırıp kırıp ocağa atmışlar, kireç yapıp ev kurmuşlar. Bu gün orada epeyce sevimli, mey-va bahçeleri arasında ufacık, temiz yüzlü bir köy kalmıştır. Bir zamanlar, Akdeniz ticaretinin merkezi olan bir liman ve koy üstünde, çardaklı bir köy kahvesine girdik.
Benim dikkatimi çeken yan taraftaki ilkokul binasının bakımlı hali oldu. Derhal içeriye girdim. Bir tek öğretmen iki sı-.nıfa ayırdığı çocuklara aynı zamanda ders okutmaktadır, öğrencilerin erkeği kızı tertemiz giyinmiş; her yer pirüpâk, tertipli. kusursuz... Hayır, mükemmel! Öğle zamanına rastlamıştık, talebe bahçeye çıktı, beraberce resimler aldık. Bu fotoğrafları seyahatnamem kitap şeklinde basıldığı zaman göreceksiniz, görünce beğeneceksiniz. Side vesair harabeler hakkında da yine çektiğimiz fotoğraflar okuyucularımı hayrette bırakacaktır.
Selimiye köy öğretmeninin hikâyesini köy ağalarından dinledik. îlk defa buraya geldiği vakit çocukları evlerinde rumca konuşmaktan menetmiş; ahali kızmış, öteye beriye başvurmuşlar, hocayı değiştirtmişler. Lâkin yerine tâyin edilende ayni ehliyeti, gayreti, feragat ve
imanı göremeyince hataya düştüklerini anlamak zekâsını göstermişler; geriye dönmesini istemişler. Gelmiş ve işe sarılmış. Bugün o köy öğretmenini çok seviyorlar. Nasıl sevmesinler ki yalnız talebe yetiştirmekle kalmıyor, ana ve babaları da irşat ediyor, harabeyi muhafaza altında bulunduruyor, seyyahlara gezdiriyor, izahat veriyor, am-barımsı bir müze deposuna dizilmiş eski eserleri gözü gibi esirgiyor. Yine köyde dokunan bir cins ipekli kumaşın revacını temin için çırpınıyor.
İşte, müspet ruhlu, sağlam yapılı bir köy öğretmeni! Yaşadığı köyü bütün fena şartlarına rağmen benimsiyor, ahalisiyle kaynaşıyor; onların küçüğüne büyüğüne yeni şeyler, işgüzarlık, bakım ve sıhhî bilgi öğretiyor; canlı ve cansız, millî servet namına ne varsa hepsini kayırıyor, daha iyi hale sokmağa ça-İışıyor. Kolundan tutulacak, u-mumî efkârırf ve ricalin karşısına çıkarılacak, vazifesi kolaylaştırılacak olan, asıl böylesi-dir. Netekim ziyaret ettiğim o-kul ve enstitülerdeki sohbetlerimde hep böylesini, yapıcı ve yaratıcı öğretmen tipini nümune diye gösterdim.
Side harabelerini arkada bıraktık, tekrar şosedeyiz, gittik, gittik, baktık ki bir tarla kenarında üç beş kişi Marshall plânı yardımından verilmiş bir ziraat âletini kurmağa çalışıyor. Ellerindeki resimli izahname İngilizce, Amerika için yazılmış olduğundan anlayan yok; ter döküyorlar. Ahmet Bey otobüsü durdurdu, indi, yarım saat, onların başında durarak âletin işler hale gelmesine yardım etti.
Ben, koca Ziraat Vekâletindeki yüzlerce mütercimin o i-zahnameyi türkçeye çevirmemiş, Hükümetin halka türkçesi-ni dağıtmamış olmasına kızıyorum, söyleniyorum. Bir daire bunu nasıl düşünmez? Ankara-da iken Bakanlığının önünden geçişim bir defasında tatil saatine rastlamıştı; kadınlı erkekli memur kafilesi caddeye ser-semletici bir uğultu ile sel gibi boşanıyordu; yan tarafa sığınmıştım. Gözümün önüne bu cemmi gafıre ay başlarında verilen para yığını geldi. Hükümet, Marshall Plânı teşkilâtının neden Amerikadâ türkçeye çevrilmiş tarif namelerle bize mal ihsan etmediğine öfkelenmiştir, belki de... Armut piş, ağzıma1 düş!
Manavgata geliyoruz. Şosenin züğürtlüğüne uymayan haşmetli bir demir köprüden geçtik ve köprü yanındaki, nehir kenarı bir kır lokantasında yemek yedik. Torosların ete-ğindeyiz; ulu çınarların gölgesinde; Akdeniz azıcık ötemizde. Nehir öyle bir rüzgâr döküyor,
Sergi köşesi >
Tekelin likör destileri
Tekel İdaresi bazı likörleri İçin yeni deştiler yaptırmış. Böyle dedim diye gülmeyiniz, buna seramik diyorlar amma, bu sanat bizde çömlekçilik diye öteden beri mevcuttur, ve Çana kkalcnin destileri de clân meşhurdur. Fakat biz, İçendi miza ait her şevi küçümseme has-t alığına tufulduğumus iç4n, yabancı bir lâf edince hemen hayran oluveriyorut. Haydi biz do suyun tersine yitmeyelim de seramik deyip işhı içinden çtkt-verelim.
Bu seramik şişeler —bu da olmadı, geliniz şuna yine desti diyelim— Istanbulda bir hususi müessesede yapılmış. Güzel şeyler. Yani temiz işçilik. Şekilleri de, iyi kopya edilmiş. Bizim eski şekillerimiz örnek tuhılsay-(tı. her halde daha öz malımız olurdu. Fakat dedik ya, muhakkak şu yabancıya veya bu yabancıya benzemek lâzım. Ne ise, bu da bir şeydir. Sanat da taklid ile başlar.
Likörlerin fiyatları, cam şişede kilere nazaran biraz babalı. Amma şu faydası var ki, deştiler, içindeki içildikten sonra da başka işe yarar ve »üs olarak kullanılabilir. Eğer hoşunuza gitti ise, alınız, zira, bunlar, yalnız sergiye mahsus olarak yapılmış, dışarda bula-mıy ocakmışız.
BİR İSTANBULLU
Bakanı
D15 i ş I
ecnebilerin serbestçe
seyahat edebileceklerini
teyit etti
Yeni Pasaport Kanunu kabul edilmiştir. Evvelki gün Demokrat Parti Turizm Kurumunda bir bayanın ken-
disine yaptığı şikayetleri dinleyen Fuat Köprülü, Pasaport Kanununun bütün bunlan kaldırdığını ve memnu mıntakalann haddi asgariye in-
dirildiğini söylemiş ve ecnebilerin memleket içinde serbest gezebilme, lerlnin sağlandığı ve artık karakolları dolaşmağa lüzum kalmadığını bildirerek, Genelkurmay Başkanının bu hususta Azami kolaylığı temin eylediğini İfade etmiştir.
dev dağların karlı havasını bağandan kopan suya vermiş, çağlayanlardan süze geçire bize doğru bir estiriyor ki pardösü-me bürünmek lüzumunu duyuyorum. Evliya Çelebi buralardan geçerken bir kaplanın bir mandaya hücumunu, sonra da iki kaplanın birbirleriyle boğuşmasını seyretmiş, sonra üç Türk gelmiş, kaplanları öldürmüşler, derilerini yüzmüşler!
Otobüsümüz ârıza yaptığı i-çin çok ağır ve ihtiyatlı gidiyor. Yolda kalmamız ihtimalini düşünerek şayet saat beşte varmayacak olursak bize bir nakil vasıtası yollamalarını Alanyaya telgrafla bildirdik. Lâkin tam miadında kale ve surları bir dönemeçte karşımıza dikildi.
Şarktan garba, şimalden cenuba bütün Akdeniz sahilinde harikulâde güzelliği Alanyadan daha hususiyet arzeden bir şehir vardır, derlerse inanmayınız. Vatanımda böyle bir köşe bulmanın sevinci ile gözlerim parladı; yüreğim tatlı çarpıntılarla eziliyor. Otobüstekilerle kucaklaşmak arzusu duyuyorum: Jandarma onbaşısı, eli a-sâlı hoca, kasketi yana çevrilmiş çoban ve buranın yarın mebusu olacak dostum genç mü-dendisle!
Bayram arefesinde
Mahmutpaşa
Çarşıların pazarı, pazarların çarşısı : Mahmutpaşa — Kadın çantaları yanında turşu — Damatlara müjde : 17,5 liraya ipek gömlek — Satılık paraşüt
Istanbula gelip Mahmutpaşayı gör-mlyenler nehri noknan tanımın olurlar.
lstanbulda oturup ara «ıra oraya gitnılyenler, hemdertlerle temaslarını kaybotml® sayılırlar.
Mahmutpaşa yokuşu. İki büyük çarcının • Mısıi'çarşısı He Büyük çarcının - pazarı ve her gün şehrin muhtelit semtlerinde kurulan aayısız pazarların çarcısı demektir, orada fakir halk her aradığını en ucuza bulur, meraklı «enginler, yok pahanına en u-mulmadık orijinal parçalara ractge-lirler.
Yine oruda, çalışkan küçük esnafın hayat canavarlyle nasıl gögüa göğüne çarpıştığını görürsünüz, ibret alır, gayrete gelir, ho$ manzaralarla karşılaşırsınız. Amma bir parça da bacınız ağrır, ne çıkar!
Tarihi türbesi, hanları, girintili çıkıntılı eokakları, mânâsız bir tedbir olarak kapatılmış hamamı, sayınız dükkanları İle Mahmutpaşa yokuşu, nenenin her günü, günün her saati feveran halinde bir şahdamar gibi a-tar, durur. Fakat bayram arefelerln-de bu feveran, cinnet halini alır.
Arefe günü oraya gittim. Mahmut-paşa, o gün bir taraftan Sultanharna-mına bir taraftan Yenicamle, bir koldan da Yenlpostahaneye kadar tahmisti. İşportacılar, sokaklara dökülmüş ve hâkim olmuştular, vaveylâla-rından, otomobil kornaları duyulmuyordu, mağaza, dükkân sahipleri, caddelerden, sokaklardan geçen müşterileri rengârenk mallarla, yemin, kasem ve valdlerle göğüsleyip celbeden seyyar sntıcıların karşısında lAl-ü eb-kem kalmışlar, ticarethanelerinin Önlerini kapamalarına İtiraz edemer, olmuşlardı. Filhakika bu haksızlıktı. Bir hayli kabarık vergi veren dükkân sahipleri, bu günü bekliyorlardı, ne çare kİ, bir seyyar satıcı karnesi alan onlara bu türlü rekabet ediyordu. Biliyor musunuz lstanbulda kaç seyyar satıcı var? Bir dostum söyledi: 70 küsur bin. Eh kendiliklerinden nizamlara riayet etmezlerse, bu kadar kalabalık bir esnafla, hangi belediye mücadele edebilir?
İşportacıların İstilâsı kâfi değilmiş gibi, hamallar, yük arabaları, kamyonlar. taksiler Mahmutpaşayı bütün mâ-misiyle iğne atılsa yere düşmez vaziyete getirmişlerdi. Burada ne yok ki Yarabbi! 76 kuruşa garanti çoraplar,
12.5 liraya Beyoğlu vitrinlerinde 40 liraya gördüğümüz kadın çantaları, atlet fanela!! lur, mayolar, liraya havlular, haydi kalmadı sofra muşambaları, 6,5 liraya son moda Amerikan stil gömlekler, bayram malı diye şırak, şırak burnunuza uzatılan makaslar, bu havada kadın çorapları, tabaklar, çatallar, kaçıklar, naylon kemerler, makaralar, elbise fırçalan, pîûj çantaları, şangır şungur geçen bir gazoz arabası, bu kalabalıkla bilhassa kadınlara sürünerek geçen sırtında çuval bir kömürcü - muhakkak akşam bir yerde patlıcan kızartılırken yangın çıkar - incecik sesiyle bir çocuk “Mini minileri sevindirin! 150 kuruşa ipekli mendil*’ diye haykırıyor, sıcak sıcak börek ve o ne?!!.. Sokak ortasında, halkın bacakları arasında, mangalda şiş kebabı yapıp satan bir adam, yanıbaşında du bardaklarını tıngırdatan bir sucu, biraz sonra da bir turşucu peyda olmasın mı? Az kalsın ampul yüklü bir yük arabasının ürküp şahlanan atlarının altında kalacaktı.
Şahsi teşebbüs İnkişaf ediyor. İşte bir satıcı, boynuna bir levha asmış, oparlör taklidi yaparak sesleniyor: "Allo... Allo... Vatandaş... Müjde...
17.5 liraya ipekli gömlekler. Nişanlıla-
Fatihin heykelinin Rumelihisarına dikilmesi
Cumhurbaşkanı da aynı fikre iştirak ettiğinden, bu İhtimal kuvvetlendi
Fatihin heykelinin Rumellhisannın hâkim yerine dikilmesi hakkındaki fikirler Cumhurbaşkanının da iştirakiyle daha fazla kuvvetlenmiştir.
Celâl Bayar, Fatihin îstanbulu fethetmeden evvel uzun müddet o-türdujtu ve fethin bütün hazırlıklarını yaptığı Rumellhisannın esaalı surette tamir edilerek heykelin buraya dikilmesinin çok yerinde olacağına işaret etmiştir.
ra, damatlara müjde... Tenzilâtlı satışımız devam ediyor!’* öteden uzun boylu, yakışıklı bir delikanlı, başına kovboylarınkino benzer fakat ucuz hasırdan bir şapka giymiş, avuçiçi kadar ipekli mendiller satıyor: 15 kuruşa ibadullah!.. Fakat geniş şapkasına raftmen güneşten mütecasir, öyle ya, boyu do uzun.. Tâ Mahmutpaşa başından görünüyor o kalabalıkta.. Ne yapsın? O rengarenk mendillerinden şapkasının kenarlarına İliştirmiş, bir donanma halinde, hem güneşten korunuyor, hem de canlı bir reklâm. Film rejisörü olsaydım, bu adamı derhal angaje ederdim. Bir başkası, ucuzluğa delil olnrnk şöyle haykırıyor: '‘Yangın malı!.. Yangın malı!.,”
Mahmutpaşa şöyle aşağıdan bakıldığı zaman, yatak çarşafından kılıfını çıknrıp yokuşun tam ortasından yukarı uzatarak Üzerine tente yapmış bir dev yılana benziyor, sihrine tutulmuş müşterileri cezbedlp yutuyor.
Bir köşede, Viktor Hugo'nun Rozetine benzlyen yalınayak, siyah önlüklü bir yavruya, ihtiyar büyükannesi işportacıdan ayakkabı prova ettiriyor, îlerlde, gözüme tanıdık simalar ilişiyor. Lebonda sık sık gordüftüm İki bayan şekerlik alıyorlar. Burada ne yok ki!.. Akla gelmedik şey var. Fakat bir | yerde paraşüt satıldığını görünce, doğrusu aklım durdu. Evet paraşüt satılıyor. İpeğinden neler yapılmazmış: îççamaşırı, gömlek, mendil, kombinezon!... Hem paraşüt dilim dilim satılıyor. Parçalı oldufcu İçin bu usulü tatbik ediyorlar. Beher dilimi 4.5 Hra.
Üç gün bayramın yorgunluğu daha arefe gününden Mabmutpaşada yüklenildi... Bayram günleri dinlenmek gerek.. —fa.
İSTANBÜLDA
BAYRAM ÇOK NEŞELİ GEÇİYOR
Bayram, îstanbulda çok neşeli geçmektedir.
Yıllardan beri hiç bir resmî tatil günü pazara rastlamamıştı. Diln başlayan Şeker Bayramtnın pazara tesadüf etmesi dolayısiyle bilhassa öğleden sonra nakil vasıtaları görülmemiş bir şekilde fazla kalabalık olmuştur.
Sabahın erken saatlerinden itibaren kabristanlar ölülerini ziyarete gidenlerle dolup boşalmıştır. Şehrin muhtelif yerlerine kurulan bayram yerleri de bu yıl hayli fazla idi. Buralarda seneden seneye bir yenilik göze çarpıyordu. Küçük modelde Rus dağları denilen yokuşlu trenler, yerini küçük uçaklara brrakan atlı karıncalar sabahtan akşama kadar mini mini yavrularla dolup boşalmıştır.
Küçücük bir atlı yük arabasının içinde hazan 30 - 40 yavrunun dolmaları ve neşeli şarkılar söyliyerek mahalle aralarından geçmeleri görülecek şeydi.
Diğer taraftan havanın son derece Sıcak olması dolayıslyle plâjlar terindeki eğlence yerleri de havlı kalabalık olmuştur. Bilhassa Kadıköy tarafında vapur zamanları halk taksi bulmakta zorluk çekmiştir. Tabii şoförlerin bir kısmı bermutad fırsatı kaçırmıyarak fazla para İstemişler veya uzak yerlere gitmekten çekinmişlerdir.
Şekerci dükkânları öğleden evvel, harp zamanında fırınların önünü hatırlatacak bir müşteri kalabalığına maruz kalmıştır. Bir kilo şeker alabilmek için müşteriler hazan yarım saat beklemek mecburiyetinde kalmışlardır.
Devlet Denizyolları Adalar ve Bo-gazçlne ilâve eeferler tahrik etmiş, banliyö trenlerine de vagonlar İlâve edilmiştir.
Otomobillerde çift klaksonların müddeti 21 temmuzda bitiyor
Otomobil klâksonlannm kontrolüne 21 temmuzdan itibaren başlanacaktır. Çift klâkeonlarla çalışan otomobiller için verilen mühlet bu tarihte »ona ermekledir.
Bakanlar Kurulunun yarın Yalovada toplanması muhtemel
Hemen bütün Kabine âzası Bayram için şehrimize gelmiş bulunuyor
Bayram münasebetiyle bir çok Bakanlar şehrimize gelmektedir. Dün sabAhkl ekspresle İşletmeler Bakim Muhlis Ete de îstanbula gelmiştir. Şehrimizde bulunan kabine âzam şunlardır: Başbakan Adnan Menderes, Milli Savunma Bakanı Refik İnce, Dışişleri Bakam Fuat Köprülü. Millî Eğitim Bakanı Avnl Başman, Başbakan Yardımcıst Samet A-jfaoglu, Çalışma Bakanı Haşan Po-latkan, içişleri Bakanı Rükneddîn Nasuhioglıı, Ticaret Bakam ZÜhttl Velibeşe.
Hemen hemen bütün Kabine âzam burada olduğundan Bayramın 3 üncü günü Yalovada Cumhurbaşkanının başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapılması muhtemeldir.
A
f Kanunundan
istifade edenler
Tahliye, dün de devam etff. Yanlışlıkla tahliye edilen bir mahkûm tekrar tevkif edildi
Af Kanununun tatbikine devam ** lunmaktadır. Haklarında savcılıklarından bazı İzahat İstenmiş olan 20 kadar mahkûm da bir kaç gün İçinde serbest bırakılacaktır. İmrah Cezaevinden tahliye edilecek bütün mahkûmların muamelesi İkmal «dilmiş ve 800 küsur mahkûmdan yalnızı 38 kişinin adada kalacakları anlaşılmıştır. Ancak tahliye edilenleri nakletmek İçin tahsisat bulunmadığından bankadan para alınmak üzere dün nakilleri tehir edilmiştir.
Usküdardaki iki cezaevinden 378 kişi tahliye edilmiştir, öğrendiğimize göre bu İki cezaevinde 103 kişi kalmıştır.
Sultanahmet Cezaevinde yanlışlıkla tahliye edilen Sadık Altınelli adh bir mahkûm bir saat sonra cezaevinde bir arkadaşını ziyarete geldiği zaman tekrar tutulmuş ve kokuşuna la. de edilmiştir.
Yine Sultanahmet Cezaevinden tahliye olunan Niyazi adında bir mahkûm sevincinden fazla miktarda alkol almış ve bayılmıştır. Niyazı hastahaneye götürülürken ölmüştür.
Devlet Havayolları, Hac seferlerine fazla uçak tahsis etti
Bu sene Devlet Havayolları İdaresi de diğer yabancı uçak şirketleri gibi şehrimizle Hicaz arasında yolcu uçak seferleri yapacaktır. Geçen sene ha. va yolivle 3000 kadar Türk vatandaşı Hac zlyraetl yapmıştı. Bu seferki rakamın daha çok olacağı tahmin edilmektedir.
YENt İSTANBUL
SÎYASÎ ÎKTtSADÎ MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Sahibi ı
VE.Nİ ÎSTANBCL NEÇRtYAT LtMİTED ŞtRKETl Müdürü: Kemal H. SAKLICA Bu sayıda yası İşlerini fiilen İdare eden l Sacld ÖGET
Neşredilmiyen yazılar iade edilmez.
Basıldığı yer ı
YENÎ İSTANBUL» MATBAACI LIK LÎMÎTED ŞİRKETİ MATBAASI
REŞAD NURİ GÜNTEKİN
Kavak Yelleri
— 46 —
İhtiyatı unutarak gözlerimin İkisiyle birden onu seyrediyor, ‘‘Kimdir? Kimin nesidir? Nerededir? Hele kimin olacaktır?" diye düşünüyordum
Yarım dakika sonra başımı çevirdiğim zaman çok uzaklarda sandığım o kızın karşımda olduğunu görmeyeyim mİ?
Zavallı Celileyi ilk gördüğüm günde âşık o-luşumun asıl sebebi zannederim kİ, bu sürpriz olmuştur. Aşk da değil de, Kerem İle Aslı masalında olduğu gibi âdeta kurşunla vurulmuş-çasına bir vurgunluk...
XXXXTV
CELÎLEYE TUTKUNLUĞUM
En düşkün İnsanın hayatından bir kere olsun böyle bir rüzgâr esip geçmiş olacağını tahmin ederim ve galiba en talihli sayılanlarımızın bile, Nasreddln Hocanın ağacı gibi, görüp göreceğimiz sonunda bundan ibaret kalır. Müftü bîr eski zaman hikâyesi anlatır... Galiba bir Endülüs halifesi bir köylüyü çağırtır... Biraz sonra adamları bu köylüyü eli ayağı bağlı olarak huzura getirirler, Halifenin emrine itşat etmediği ve üstelik de sövdüğü îçln böyle yaptıklarını söylerler... Böyle bir ftaılıgın cezası malûm... Tabiî sorgusuz sualsiz boynu vurulacak,. Fakat Halife yine de "Ne 226
halde buidunuzdu bu adamı" diye bir sual sorar. “Sevdiği kadınla güvey girmek üfcere idi” derler. Halife, Müftünün ifadesine göre: “Tü Allah belânızı versin bana bir hallettirecek tiniz ki kıyamete kadar içime dert olacaktı... Bırakın keratayı gitsin” der; doğru veya Müftünün yalanı ayrıca elli de horoz gözü gibi kırmızı altın ihsan* eder. Q *
Bu masalın aynen tatbikatını bir akşam üstü İstasyon parkında gözümle gormüşünıdür. Vergi memuru Haşan Efendi vergiye vereceği para İle çarşıda kebap giyen ve kendine kötü kötü oyunlar oynayan bir haramzadeden nasıl intikam alacağını anlatıyordu. Vergicinin intikamı ne olacak? Tabiî haciz.
— Ben ona bir iş edeyim ki kendi de beğensin, dedi, haftaya evleniyor; evleneceği gün evine gidip yattığına kadar her eşyasını haczedeceğim vallahi...
Birisi: — Samanlığı da haczedecek değilsin ya... Nesine yetmez teresin? Bir lâf et ki lâfa benzesin, diye kaba kaba alay etti.
Tek odada oturan bir başkası:
— Evinin kapısına kırmızı mühür vursan kendi evimi, yatağımı verir, kırda yatanm o gece, dedi.
Hâsılı Haşan Efendiyi dinleyenler arasında ufaktan bir İsyan başgösterlyor, o bunu gördükçe büsbütün kızarak yeminleri arttırıyordu; hattâ bir aralık kansının nikâhına şart etti.
Hacı Ömer de o gün aramızdaydı. Haşan Efendiyi kalaylamak ve o arada vergi usullerine de dil uzatmak İçin lâkırdıların sonunu bekliyordu. Fakat şart sözünü Işidince dayanamadı:
— Tu Allah belânı versin, dedi, şart şurt deyi beyle milâhasız lakırdı edilir mi? Senin 227
o İşi idecegln yok., bilirim... içeriye gittin geldin; bir İki aıızarut çektim,. O keyifle beyle seyleylverirsln.. Velâkin o şart lâkırdısından sonra evdeki kan ne olur?.. Yok İse altmışlık hatunu metlres etmeye mi havaa ettin?..T
Hacı ömerln bu akşam yine efendiliği üstündeydi. Yapacağı büyük İyiliğe evvelden gülümseyerek ilâve etti:
— Keratanın vergilerini tahstte bağla... Birinci tahsiti gel benden al, anladın mı efendim... O da gurtulur; senin nikâh da.. Beyle murat gününde adama gurt guş bile ilişme» anladın mı efendim!
Bu akşam Baatlnde, Jçlnde tövbell eşkıyaya kadar her cinsten insan bulunan bu karışık cemaat arasında anlaşılmaz, yahut daha doğrusu gayet İyi anlaşılır bir tesir dolaşıyor, gözler yaştan daha hüzün verici bulanık bakışlarla ağaçlarda vakitsiz yanan ampullere takılıyordu,

Hacı Müslim Beyin evinden çıkınca, onun bir kaç saat evvel bahçeden kaçan tavşanlarını kıs-kandırcaak bir süratle yokuşlara tırmanarak,
çukurlardan atlıyarak, acelemden çıkmaz so-
kaklara, duvarı çökmüş ev bahçelerine dalıp çıkarak Müftünün MuvaJckıtahcnesine düştüm. O bugün saatçilikle meşguldü. Kendisine hediye ettiğim bir eski pertavsızı, İki tarafından getirmeğe muvaffak olduğu tellerle tek gözlük gibi gözüne takmış, komşu dükkâncıların saatlerini tamir ediyordu. Bu hizmet için onlardan, zenautlerine göre, çivi, lâmba şişesi, dikiş makarası gibi hediyeler alırdı. Fakat ara sırada tâmir etmeğe çalışırken büsbütün bozduğu 228
saatleri, kendi hesabına vilâyetteki bir bildik saatçiye gönderdiği için kân pek az olurdu.
Müftü evvelâ yüzümden akan terlere bile dikkat etmlyerek:
— Otur bakalım Doktor Bey, dedi.
Fakat kendime biraz çeki düzen verdikten biraz havadan sudan bahsederek asıl meseleyi ikinci plâna attıktan sonra:
— Çok yoruldum, dedim, Hacı Müslim Beyin evine kadar çıkıp İnmek lâzım geldi de... Kızı hasta imiş...
Müftü birdenbire başını kaldırarak:
— Veminelgaraib, dedi ve hiç bir tafsilât sormadan:
— Bu iyi havadis, dedi, herif galiba kızı sana veriyor. /
Birdenbire ürpermeler içinde kaldım:
— O nasıl lâkırdı Müftü Efendi? öyle şey olur mu T
— Olur olur... Sen bilmezsin Hacı Kâfiri...
— Canım insan hastasına hekim çağırmaz mı T
— Çağırır çağırmaz. Kendi bileceği şey,... Velâkin herif kızı sana veriyor....
Bir yalancı kahkahayla gülmeğe başladım:
— Tuhafsın Müftü Efendi... Olacak şey mi?
— Olmayacak nesi var ki? Senden iyisini mi bulacak?.,. Memursun; bileğinde altın bileziğin var; kuzu gibi çocuksun.... Gerçi paran yok amma o da olur, o da olur...
— Kızın nişanlı olduğunu bilmiyor musun?
— Hacı kâfire nişan değil tapu senedi para etmez ... Benim anlayışıma göre o nişana zaten çoktan su İktiza etti.
— Canım sade o mu? Ben de varım. Benim ne diyeceğimi de düşünmeli?
229
— Ne o.. Beğenmedin mi T Babasından ba^-ka ne taksiratı var kızın? Hacı kâfir de bir İki üç beş yıl sonra, benimle beraber, çekip gidersen eağ ben selâmet... Yumurta içi gibi kız...
Bir güzel tarafı olmamakla beraber bu yumurta içi teşbihinin benî altüst ettiğini his e ettim. Yine o yalancı gülüşle;
— Kendi kendine gelin güvey olmak diye buna derler.,. Rüya görüyorsun Müftü Efendi, dedim.
Meselenin büyük ehemmiyetine rağmen Müftü işine devam etmişti. Fakat bu söz üzerine önündeki İri bir piryol saatinin bir gazete üstüne döktüğü parçalarını dikkatle toplayıp bir kutuya koyarak:
— Zihnim karıştı, dedi, vidalardan bir ikisini kaybedersek yandık. Kasap bana evi sattırır...
Müftüde Hacı Müslim Beyin kızına dair e-peyce havadisler vardı. Kız gerçi Mersindeki amcasının oğluna nişanlı idi. Fakat büyüdükten sonra birbirlerini bir kere bile görmemişlerdi. Sonra Hacı Müslim Bey damattan hiç memnun değildi. Ara sıra damadın sarhoşluk, çapkınlık ve kumarbazlık ettiğine dair alınan havadisler pek o kadar ehemmiyetli değildi. Bu kadarını her genç yapardı. Ancak son aylarda delikanlının ihtiyar babasına el kaldırdığı hakkında gelen bir haber Hacı Müslim Beyin adamakıllı midesini bulandırmıştı. Kavganın sebebi delikanlının bütün öteki tüccarlar gibi bir. İkinci defter tut- ‘ masına ve bunu evinde saklamasına babasının itirazı imiş. Adamakıllı bunamağa başlamış olan İhtiyar adam: “Hırsızlıktır bu... Kabul edemem...
(Devamı var)
230

17 Temmuz 1950
Y E N î İSTANBUL
Talebeme mektuplar:
CİDDİYET DAHSİ
Yazan : Reşad Nuri DARAGO
EVLADIM, "imtihan" dedikleri o t memek İçin ciddi görllnen kimselerin acıklı... imtihan devresinden son- ciddiyeti ki. kıymeti, zekâ ve seviye-ra yazdığınız İlk mektubu açarken I teriyle ölçülür ve fakat ahlâki ba-onda neşe ve ferahlık göreceğimi sa- | kundan pek bir şey İfade etmez, nıyordum. Gerçi bunlardan bazı işa- I — Ciddiyeti yalnız işinde, vazife-retler yok değil, fakat hâlâ talebele- sinde, sevgisinde bulan ve gören İnlinizden, mektepten bahsettiğinize sanların ciddiliği ki, bunlar ağırbaş-
göre sizin de bütün hocaların müş- lllığt yalnız vicdanlarına inhisar et-terek illetine uğradığınız belli. “Mes- tirerek ömürlerinin resmî, ve hususî lek hastalıkları” faslı tababette ay- saatlerini hep güler yüz, neşe, neza-n bir mevzudur; madde ile çekişen ket havası içinde geçirir ve resmî İşçilerin düştükleri kazalara denir; münasebetlerinde de bundan şaşmaz-manevl sahadaki meslek hastalıkları lar.
onlardan küçük sayılmaz. Buna da Görüyorsunuz, ciddiyetin samlmi-"mrslek yüzünden değişme” gibi ad yet derecelerini akü seviyesine göre
veriyorlar. Her ne ise, tam hoca ol- sıraladım. Gerçekten, budalaların aa-maga başladığınıza şimdi aklım er- de tavır ve vaziyet almalarına ya-di. Değil mi ki, lüzum yokken dahi rayan ciddilik her şeyden önce akim talebe ve mektep sayıklıyorsunuz? malıdır. Bunun dışında, tavırlarımı-Mcslek bakımından size olanlar ol- zın bir çoğu sahte olur, hem de men-muş! Artık bizdensiniz! faat kollar. Netekim ciddiyet, daha
Mektubunuzda, tatil günlerinin bir çok faziletler gibi bir nevi tica-verdiğl kaygısızlığı gözlerken um- ret .sermayesi haline geldi: Fikirden madiğim bir kelimeye rastlıyorum: tutun da mukaddesata kadar el uza-
Sizden ummam değil, yanlış anlama- tan bir ticaret. Onun önünde sinen
ym! Fakat o rahat sandığım günde hakikatler ve kıymetlerin hesabı yok-kullanmanızı ummazdım. Vazifeniz- tur. Yalancı faailet sahici fazileti don. talebenizden, imtihandan, mek- nasıl alt ederse ciddîliğin sahtesi de tepten ve idaresinden bahsederken gerçeğini o nispette itibardan düşü-boyuna ileri sürdüğünüz "ciddiyet” rüyor. Böylece ciddiyet de fazilet gi-kelimesini kasdediyorum. Her türlü bi bir meslek oldu. Onun dahi kanun-lâüballllği, münasebetsizliği, ehliyet- lan ve "baremleri” var.
sizliği örtmeğe memur o sözle ne Kaldı kİ. yeryüzünde kimse ciddî işiniz var? Gerçi buna değer verme- değildir (Kendini bazı yüksek fikir şeniz anmazsınız. Mektebinizde ve veya ahlâk dâvalarına vermiş kimse-dolayısiyle her işinizde ciddiyet hft- lerden başka). Herkes işin alayında kim olduğunu belirtiyorsunuz. Şüphe ve hele kolayındadır (Kolayında ol-eden mi vardı? O saf ve masumca manın başlıca yolu da zaten ciddi işaretinize dokıınmıyacaktım. belli ki görünme!). Dahası var, bir insan, ne beni çileden çıkaran bir tarafı var! kadar zeki olursa ciddilikten o ka-Clddî olduklarına inandığım şej'lerl dar uzaktır. Dünyaya bakıp da silâ-aavarken, aralarında mektebinizin ha davranır gibi suratını asan adam-müdürünü de görmiyevim mi? işte la sadece gülen adam arasında bilmem mesele bütün ciddiyetini burada kay- hangisini tercih edersiniz? Kendi betti! Müdürünüzü tanımıyor, hattâ hesabıma İkincisini ederim. Dünya kimdir bilmiyorum. Fakat ciddî diye işlerinin ciddîliği hakkında fikir edln-vasıflandırmanızla hayalimde resmi- mek için onları idare edenlere göz ni.çizdiniz: Asık surat, sinirli hare- atmak yeter. Çeşme başında su bek-ketler, münakaşa götürmez - yahut livenlerin, fırıncının önünde ekmeği münakaşaya dayanamaz - hükümler paylaçamıyan mahalle karılarının fışkırtan bir kalıp ve o kalıbın icap kavgasiyle dünya işlerini üzerlerine ettirdiği zihniyette vazife ile ciddiyet almış devlet büyüklerinin "ciddî” da-mefhumlannm somurtkanlık şeklin- taşması arasında ne fark var?
de tecellisi... Müdürünüz belki kalen- Hulâsa kızım, bana ciddiyetten dermeşrep ve fazıl bir kimse olup o dem vurma.vuıız artık, yoksa ciddi-ciddiyetl takma bir ciddiyet, her şey- yetsizliğinize hükmederim. O bahisle alay eden, her şeye tam değerini te sizin ne kadar samimi olduğunuzu veren ua erbabının başkalarına açıl- bildiğim içindir ki, şunun bunun sah-mamak için takındığı kisvedir (um- tetiğine kapılmanıza üzülüyorum, mam a. her ne ise?...) Lâkin sırala- Mektubumu bitirmeden önce fikrimi dığınız ciddiyet sahipleri arasında o hulâsa edeyim de beni "mugalâta” zatın resmiyeti temsil ettiğini hatır- ile suçlamıyasmız. Evlâdım, ciddiyet laymca kendimi tutamadım. îşte şu şunlardan ibarettir: Aklımızla gönlü-eatırlan onun için döşeniyorum. müzün bize sevdirdiği, bizi bağladığı
Anlaşıldığına göre bugünkü mek- şeylerle kimselere kendimizi mutlak tubum hiç sevmediğim o ciddiyet surette vermek ve bunların gidişi, ta. bahsine inhisar edecek. Sizin müdür llhi ile ilgilenmek, işte lâübalilik gö-bey, hiç günahı yokken bana ilham türmiyen mevzular. Hiç birini ihmal kaynağı oldu. Maksadımı - işe giriş- etmemek, hakikî ciddîlik demektir, mişken - açıkça anlatayım bari. Ma- Yoksa, devlet kuvvetine sığınıp kar-demki sizi boş lâflar dinlemeğe m ah- şımıza çıkana surat asmak, aklımıza kûm ediyorum, hesabını vermek de güvenip âleme akıl öğretmek ciddi-borcumdur. Evet, kızım, benim gö- yet değildir. Hulâsa benim bildiğim rüşüme göre ciddiyet şu gibi şekiller ciddiyet, polis komiseri ile sizin mü-alır: dür beyinklnden ziyade, aklına göre
— Resmi ciddiyet ki. asık surat hareket edenlerin ciddiyetidir: öyle hâlinde tecelli eder ve altında ciddi- bir ciddilik ki, neşe. alay, nükte, ka-yetslzlik âdeta haşarat gibi kayna- lenderlik, hayırgüderllk, menfaat çır; gütmezlik ve nihayet filozoflukla
— Her şeyle alay edip renk ver- I beslenir.
Koreden geçen 38 inci arz dairesi Yunanistandan da geçiyor
Savfa 3
Ankarada Finlerin son karşılaşması
Kore savaşında vazife gören üç gazeteciden bir ben sağ kaldım
îki gazetecinin öldüğü savaş — Hazırlıksız harbe girmenin acı neticeleri — Şonui savaşını başından sonuna kadar takip ettim — Üstün düşman kuvvetleri karşısında ümitsiz bir savaş
Yunan - Yugoslav ihtilâfı nasıl hallolunacak ?
^Hususî muhabirimiz Marc Marceau Atinadan bildiriyor) — Yugoslavya ve Yunanistandaki Amerikan elçileri A-merikan Dışişleri Bakanlığı kanaliyle temas halindedir. Anlaşıldığına göre. Yunan - YugOHİav münasebetlerinin aldığı son şekilden Amerikalılar endişe etmektedirler.
Bahsi geçen münasebetler hakkında Yunan Hükümetinin noktal nazarı şu merkezdedir: Hüsnüniyetini göstermek isteyen Atina, lüzumlu garantileri Belgrad’dan istemeden önce bazı taahhütlere girmeyi bile göze almıştır. Meselâ, Yugoslavya ile harpten önce imzalanan andlaşmaları yürürlükte addettiğini; bu arada Selanik serbest bölgesiyle İlgili, 1929 andlaşma ile protokolünü tanıdığını Yunan Hükümeti ilân etti.
Hüsnüniyetle yapılan Yunan tekliflerine mukabil, Yugoslavya arazi talebinde bulunmaya kalkmıştır. Şimalî Yunanistandaki Slav ekalliyetini korumak bahanesiyle Belgrad Hükümeti tarihi Slav isteklerini tekrar ortaya atıyor. Eğede bir mahreç İstiyor. Yunanistan tarafından mevcudiyeti dalma İnkâr edilen ekalliyetler bahsini ortaya atmakla, Yugoslavya iki memleket arasındaki konuşmaları bir çıkmaza sokmuştur. Bundan böyle müzakere zemini bulmak kolay olmayacaktır.
Balkanlara haa ve mahallî bazı faktörler, bu bölgedeki Amerikan dış politikasının ana hatlarına pek uymamaktadır. Bir taraftan Yugoslav-lar. Ege mıntakasındaki Yunan arazisini de içine alan "Müstakil Makedonya” fikrinden vazgeçemezler. Diğer taraftan Yunanlılar, uğrunda o kadar kan döktükleri yerleri kendi elleriyle başkalarına bırakamazlar.
Atina Hükümeti, Yunan Makedon-yası üzerindeki bütün emellerinden Yugoslavların vazgeçmesini istemektedir. Bundan dolayı, eğer Belgrad taleplerinde ısrar etmeye kalkarlarsa, iki memleket arasındaki münasebetlerde bir gelişme beklemek yanlış o-lur. Kore’dch geçen 38 inci arz dairesi. Yunanlstandnn da geçmektedir. A-merlkalılar Kore'de karşılaştıkları sürprizin bir eşine Balkanlarda rastlamak istemiyorlar, Dünya meselelerinin birbirine bağlı olmadıkları iddia edilemez. Bu bakımdan Amerikalıların telâşı yersiz değildir. Ancak şunu da hatırdan çıkarmamak lâzım gelir, samimî esaslara dayanmayan anlaşmaların sonu gelmez. Bu nokta üzerinde Yunan efkârı umumiyesi hem fikir bulunuyor. Hüsnüniyetinden e-mln olmadığı bir memleketle işbirliği etmektense, tek başına Rusların karşısında durmayı Yunanlılar tercih ediyorlar.
Amerikalılara gelince, plânsız gayretlerin bilhassa Balkanlarda bir netice vermiycceğini artık anlamalıdır lar.
Sovyetlerln, Bulgar peykini İleri sürebilecekleri bir zamanda. Yugoslav . Yunan konuşmalarının sürüncemede kalması çok yanlış olur. Amerikalılar gerek Yunanlstanı, gerekse Yugoslav-yayı en kısa zamanda demokrasilerin grupuna İthal etmelidirler. Bu İki memlekete lâzım gelen silâhları vermek de icap eder. Moral ve maddî unsurlar temin edildikten sonra Balkanlarda mevcut demokratik bir mevcudiyetten bahsolunabillr.
“Iran Kore ile aynı durumda değildir,,
Irana hücum, muhakkak bir dünya harbi çıkarır
Tahran 16 A A. (Afp) — Başkan Razmaranm yaklni bir askerî şahsiyet bugün Afp muhabirine verdiği demeçte ezcümle şunları söylemiştir:
Kore ile mukayese edilecek olursa Iranın Sovyet Ruayaya karşı durumu tamamlyle başkadır, çünkll İran ile Rusya arasında peyk devlet yoktur.
Bu şahsiyet sözlerine şunları ilâve etmiştir:
Anglo-Sakaon devletleri İçin tra-nın stratejik değeri olduğundan, aynı zamanda Bakû petrol sahası tehlikeye düşeceğinden İranın kuzeyinde çıkacak bir harp, üçüncü dünya harbini kaçınılmaz bir şekilde tahrik eder.
Bu şahsiyet düşüncelerini şöyle tasrih etmiştir:
İranın kendini işgale girişecek yabancı bir devletin ilerleyen motörize kuvvetlerini durdurmağa yeter ne modern ağır silâhları vardır, ne de İstihkâmları, İran kuvvetleri sırf hudutlarının nöbetçisidir ve iç güvenliğini muhafazaya yetecek güçtedir. Bütün hudutlar yeni karakollarla takviye edilmiş ve çok sıkı tarassut sayesinde şüpheli unsurların suma-lan İmkânsız hale getiri İm iştir.
Kore harp muhabirimiz HOMER BİGART bildiriyor:
îleri batlardaki Amerikan kuvvetleri bugün tekrar çevrilme tehlikesiyle karşılaştılar. Komünist Korelilerin cenahlardan yaptıkları hücumlar neticesinde meydana gelen kötü durumdan büjük bir talih ve ricat ile kurtulabilen Amerikan birliklerinin bir an için İmha edilebilmeleri ihtimali baş-göstermistl. Amerikalılar bu muharebe sırasında ağır zayiata uğramışlar ve bütün ağır teçhizatlarını geride bırakmak zorunda kalmışlardır.
3 gazeteciden bir ben sağ kaldım
• Bahis mevzuu ettiğim çarpışmayı, ben dahil, üç harp muhabiri yakından seyretmeye muvaffak olduk. Ancak, hâdiseden sağ kurtulup hikâyeyi anlatabilecek bir ben varım. Öteki meslektaşlarım Hearst gazeteleri mümessili Ray Richardi İle Ordu gazetesi muhabiri çavuş Ernest Peder düşman tarafından öldürüldüler. Komünistlerin Öldürdükleri
7 Amerikan esiri
Muharebenin en feci sahnelerinden biri de esir edilen 7 Amerikalının Komünist Koreliler tarafından büyük bir soğukkanlılıkla katledilmelerdir. Jeep’lerle ileri hatlara cephane yetiştirmeye çalışan Amerikalı askerler. Amerikan hatlarından geriye doğru sızan Komünist Korelilerin İçine düşüyorlar. Mukavemet etmek, veya kaçmak imkânını görmeyen Amerikalılar ellerini kaldırarak teslim oluyorlar. Buna rağmen Kızıllar, bu Amerikalıların ellerini arkalarına bağlıyorlar. miğferlerini çıkarıp tabancalarly-le yüzlerine ateş ederek katlediyorlar. Amerikalı esirlerin bütün rica ve bağtrmalanna komünistler aldırış bile etmiyorlar.
Oyalama muharebesi
Yüzbaşı Charles Alklere’nin komutasındaki küçük Amerikan birliği, Şounİ'ye bakan Versandan aşağı İnmek emrini almıştı. Maksat düşmanı kabil olduğu kadar oyalamak ve A-merikan takviye kuvvetlerine vakit kazandırmaktı. Size hikâye edeceğim çarpışmanın harbin nihaî neticesi ü-zerinde doğrudan doğruya bir tesiri muhakkak ki. olmayacaktır. Ancak bu hareket küçük Amerikan birliklerinin zayıf silâhlarla kuvvetli bir düşmana karşı giriştikleri mücadeleyi gayet iyi canlandıracak bir vasfı haizdir. Hazırlıksız cepheye sürülen ’bu Amerikan birliklerinin İçine düştükleri zor durumlardan alınacak dereler büyüktür.
ilerlemeye başlıyoruz
Pazar günü öğleden sonra bize tarif edilen tepeye vardık. Hava bulutlu, görüş İmkânları zayıftı. önümüzde, kızılların kullandıkları ve Seulden gelen ana yol görülüyordu. Yolun sağında solunda Afrikalı yerlilerin kulübelerini andıran binalar mevcuttu, ileri- i de bir tepenin arkasından kesif du-1 manlar kıvrdnrak yükseliyordu. Bundan uçaklarımızın, yaptıkları hücumlarda iyi neticeler aldıkları neticesini çıkardık ve kuvvel mâneviyemiz jdik-aeldi.
Eğer düşman nakliye kolları, hava hücumlarımız yüzüzden karışmış ise, işimiz nispeten kolaylaşmış olacaktı.
Yüzbaşı Alklerc, askerlerini Ver-san boyunca yaydı. Arkamızda, tepenin öteki versanında gizlenen bir A-merikan tankı, lüzumu halinde düşman zırhlı birliklerine karşı koyacaktı. Amerikan tankı yapısı 60 tonluk tanklarla düello edebilecek takatte olmadığı için, ümidini İlk yollayacağı mermiye bağlıyordu.
Yolun öbür tarafındaki tepede de. Teğmen Raymond Bixler’in komuta ettiği bir Amerikan birliği mevzi almış bulunuyordu. Ama yolun kenarından geçen derenin kendi tarafındaki sahilini korumakla ödevlendi rilen teğmen BİKİcr’in durumu hiç de parlak değildi; Sol cenahında ormanlık bir arazi parçası vardı. Nitekim düşman, hücuma, işte bu ormanlıktan geçti.
Mezbahayı hatırlatan
çarpışma j
Düşmanın ormanlık araziden taarruza geçmesiyle, teğmen Bixlerln birliği çevrilmeye mahkûm bir duruma düşüyordu. Teğmenin komutası altındaki Amerikan askerlerinden bir çoğu mevzilerinden kımıldayamadan Öldüler. Bixler, büyük cesaret göstererek, hayatta kalan askerlerini topladı ve ucu ucuna komünistlerin elinden kurtulmaya muvaffak oldu. |
Huzursuz geçen bir gece
Biz, bulunduğumuz tepede geceyi geçirdik. Zaman, zaman Amerikan topçusu muhtemel düşman toplanma yerlerine al eş açıyordu,
Amerikalı askerlerin "taahhütlü posta" diye İsimlendirdikleri Amerikan mermileri üzerimizden hışırtı ile geçiyor, fskat büyük bir Iştlha ile ü-zerlmize saldıran sivrisinekleri korkut amıyordu.
Tesadüfen veya kgadı mahsusla ateşe verilen tahliye edilmiş Şonui şehri bütün gece yandı durdu. Yangın bizim işimize yaramıştı Boylere, evvelâ komünistler için şehir dahilinde top-İHnmn imkânı kalmıyor, saniyen cepheden hücuma geçecek düşman askerlerinin siluetini görmek mümkün o-luyordu. I
Albayın mevziimizi ziyareti
Yangından biraz sonra Albay (yüzbaşıdan yukarı subayların ismini tasrih etmek General Mae Arthur’ün emriyle yasaktır) mevzi aldığımız tepeye geldi ve karekâtın sonuna kadar bizimle beraber kalacağını söyledi. Albayın ziyareti askerlerin kuvvel mnne-vlyesinl yükseli mişti. Nedense yıjk-sek rütbeli bir subayın İçlerinde bulunuşu, dalma eratın neşesini getirir, cesaretini arttırır.
Cenahta tehlike
Karanlığın çökmesiyle beraber, bulunduğumuz I epenin emniyetinden mesul olan teğmen Robert CampbcH’in rahatı da kaçtı. Campbell, sağ cenabımızdaki arazi vaziyetini düşman baskınına müsait görüyordu. Elimizdeki piyade havan toplarından bazılarını sağ cenahımıza yerleştirdi ve kati emir verdi: "Emin olmadan ateş açmayın. mevkilmizl düşmana bildirmek arzusunda değiliz..,
Sis düşmanın isine
yarıyor
Şafak sökerken kalın bir sisin basması görüş imkânlarımızı gayet za-yıftalmıştı. Sisin yardımıiyle kızıllar ilerlemeye başladılar. Saat 08.00 de, sis kalktığı vakit, düşman sağlam mevziler tutmuş bulunuyordu.
Ben şafakla beraber Albayın civarında bir çukura girerek not almaya başlamıştım:
05:55 — Sol cenahımızda düşmanın mınlıtılarını işitiyoruz, fakat sis. 50 ayak uzağı görmemize bile imkân vermiyor Birkaç dakikaya kadar çarpışmaya başlayacak.
06:10 — Bir ıslık sesi işitildi. Sol cenahtan cepheden silâh sesleri geliyor. Sağ cenah sakin.
06:35 — Hatlarımız düşman tazyikine dayanıyor, herkes durmadan memnun. Ancak Albay. Amerikan askerlerinin olur olmaz yerde, hazan da gölgelere ateş etmesini doğru bulmuyor: “Cephanenizi boşuna sarfetme-yin„ diye bağırıyor. “Bekleyin düşman yaklaşsın. Görmediğiniz hedefe ateş etmenin faydası yoktur.,,
7:00 — Ortalık gayet sessiz. Kızıllar galiba dinleniyorlar.. Düşman mermisinin çıkardığı ıslık ve çatırtı sesini işitiyoruz. Mesafesi uzak ve «ola. Komünist Koreliler ağır havan toplarımızı susturmaya çalışıyorlar. Daha görünürde tank yok.
07:30 — Sol cenahta bağrışmalnr o-luyor, sonra hafif silâhların ateşi işitiliyor. Galiba tekrar Bixler'e yükleniyorlar. Şu sis kalksa da etrafımızda ne olup ne bittiğini görsek.
Şehir hâlâ yanıyor
08:00 — Şonui şehrinin hâlâ yandığını şimdi görebiliyoruz. Birden bire birisi: “Yoldan bir tank geliyor!,, diye bağırıyor. Muazzam bir şey; gayet uzun namlulu bir topu var; belki 88 İlktir.
Şehir hâlâ
yanıyor
08:00 — Sonul şehrinin hâlâ yandığını şimdi görebiliyoruz. Birden bire birisi “Yoldan bir tank geliyor” diye bağırıyor. Muazzam bir şey; gayet u-zun namlılı bir topu var; belki 88 İlktir. Komünist Koreli tank. Şonui’nin cenup ucuna doğru sürünüyor, binaların arasında mevzi alıyor ve 500 yarda mesafeden bize dikkatle bakıyor. Makineli tüfeklerimiz derhal tanka ateş etmeye hazırlanıyorlar, fakat Albay ateşlerini kestiriyor. 50 kalibrelik silâhlarla dev gibi tankı taciz etmek bile mümkün değildir.
08:05 — Meğer gördüğümüz tank yalnız değilmiş. Benzerlerinden biri gerimize düşmüş ve oradan havan nıevzilerimize ateş etmeye başlamış. Durum hiç iyi değil. Simdi üç komünist tankı daha ŞonuPye geldi. Başımıza bir hayli şeyler geleceği muhakkak.
08:10 — Albay, hava kuvvetlerimizden yardım istedi. Şonul’de yanyana mevzi alan üç tank, havacılara İyi güzel hedef teşkil ediyorlar. Civardaki binaların alev alev yanmasına rağmen tanklar istiflerini bozmuyor.
08:30 — Düşman yeni bir tank ve ufak bir piyade birliğiyle gerimize düşmeğe muvaffak oldu. Bixler çevrildi, fakat birliği mukavemete devam ediyor. Topçumuz bizi gayet yakından destekliyor; bana kalırsa lüzumundan fazla yakın.
08:45 — Kızıl tank ve piyadesi yolun üzerinde oturduğuna göre cephane almak ümidimiz pek kuvvetli değil. Albay “dikkat edersek elimizde yetecek kadar cephane var” diyor.
Tanklar hareketsiz
kaldı
09:00 — Cephemizdeki durum o kadar fena değil. Makineli tüfek ateşi tankları yerinde mıhladı. Şonul’den kımıldamıyor. Düşman piyadesi isteksiz bir hücuma kalkarak tepeye tırmanmak istedi. Havan ve topçu ateşimiz üzerine evvelâ mevzi nldılar, sonra kaçmaya başladılar. Makineli 'tüfeklerimiz ayağa kalkanlardan bir kısmını yere yıktı.
09:30 — Bnzı Amerikan bombardıman uçakları üstümüzden geçtiler. Fakat bize faydaları yok. stratejik bombardıman uçakları. Albay, hava yardımı istediğini tekrarlıyor.
10:00 — Şonııl’dekl tanklar makineli tüfekleriyle mevzilerlmlzl taramaya başladılar. Ateşlerini daha çok sağ cenahımıza teksif ediyorlar.
10:30 — Telefonla birisi “geriye kaçmayı düşünmüyor musunuz?” diye Albaya sual etti. Albayın cevabı kısa ve katidir: “Kafandan o fikri çıkar. I-çindo oturacak bir çukurun, elinde silâhın, etrafında da İtimat edeceğin insanlar var. Daha ne İstiyorsun?"
11:00 — Sol cenahta vaziyet kızışıyor. Zavallı Bixlcr, yine kötü durumda. Herkes mukabil hücumun neden geciktiğini merak ediyor.
11:15 — Cepheden yapacağımız hücum neticesinde geri çekilmesi beklenen düşman piyadesini avlamak için Albay geridekllere haber veriyor:
11:25 — Düşman kıtalarının Balerin mevzilerini işgal için ilerlediklerini görüyoruz. Bixler "Daha çok adama, İhtiyacım var. Zayiatım bir hayli fazla” diye Albaya raporunu veriyor ve geri çekilmek için müsaade İstiyor. Albay zor bir karar almak durumunda “Kımlldama,, diyor. "Yardım kuvvetleri yolda.,,
11:30 — Albay sabırsızlanmaya başladı. "Hava kuvvetleri nerede kaldı?” diye mırıldanıyor, tkl Amerikan tepkili uçağı şehrin üzerinde bir defa döndükten sonra tanklara roketlerle
hücum ediyorlar. Görünürde tanklara hiç bir isabet yok. Roketleri bittikten sonra bir müddet daha harp sahası üzerinde uçuyorlar. Bir şey yapmasalar bile düşman piyadesini gizlenmeye mecbur ettikleri için Bixler'e yardım etmiş oluyorlar.
11:32 — Birden bire vaziyet kötüleşti. Tepeyi bıraktığımızı zanneden A-merikan topçusu mevzilerimize ateş etmeye başladı. Hepimiz toprağa gömüldük. Civarımıza düşen mermilerin infilâkı neticesi üzerimize toprak yağmaya başladı. Bu kargaşalık arasında Bixler’den kötü bir haber aldık: çevrilmiş.
11:35 — Birisi “Sağ cenahtakJler çekiliyor., diye bağırıyor. Albay sinirli bir sesle emrini veriyor: “Şu askerleri mevzilerine sokun. Aylıklarını bu iş için aldılar”.
11:40 — Aslen Japon olan çavuş Richard Oknda, topçu ateşine aldırış etmeden oraya buraya koşuyor ve kaçanlardan bir kısmım toplayıp mevzie sokmaya muvaffak oluyor.
11:50 — Albay, tabur karargâhlyle tekrar temasa geçti ve topçu ateşinin üzerimizden alınmasını İstedi. Fakat boşuna. Amerikan topçusu eskiden daha şiddetli bir şekilde blzleri bombardıman etmeye devam ediyor. Tahammül etmek İmkânsız. Vaziyetten istifade e,den düşman ilerlemeye başladı.
12:00 — Albay kalmak mı yoksa ricat etmek mi lâzım geldiğini düşünmekle meşgul.
12:05 — Hafif silâhları yanlarında taşımaları lüzumuna işaret ederek Albay geri çekilme emrini veriyor. Yolda kızıllarla her halde tekrar karşılaşacağız.
îp cambazlığı
Albayın işareti üzerine deliklerimizden çıkıp açık arazide iki büklüm koşmaya başlıyoruz. Tehlike ve korku içinde İken pirinç tarlalarının içindeki tümseklerden yürümeye çalışmak, ip cambazlığından zor bir şey. Kaygan toprağın üzerinde durabilmek büyük bir marifet Kayınca, diz boyu çamura gömülüyorsunuz. Bu arada hiç zayiat vermedik. Fakat çoğumuzda pirince karşı derin bir nefret uyandı.
Ormanlar arasından geriye çekilmeye devam ederek gerideki Amerikan kuvvetleriyle teması temin ettik.
Uzun müddet beklediğimiz Amerikan mukabil taarruzu başlamıştı. Böylece bıraktığımız arazi parçası tekrar Amerikalıların eline geçti. Bu arada komünist Kore kuvvetleri tarafından katledilen 7 Amerikalının cesetleri bulunmuştur.
Harp muhabirlerinden Rlchsrds İle Peeler’ln ölümünü bugün öğleden sonra haber *ıldım. Dün akşam yolda a-yak üstü konuşmuştuk.
Diinkii yüzme yarışları
İstanbul bölgesi tarafından tertip e-dilen "Akdeniz Yüzme Müsabakaları,, dün sabah Lido yüzme havuzunda yapılmıştır. İki saatten fazla süren bu yüzme müsabakalarına Modaspor, Yüzme ihtisas ve Demirspor kulüple* ri İştirak etmiştir. Galatasaray ve Be-yoğluspor takımları da ancak birer yüzücü ile Akdeniz yüzme müsabakalarına katılmışlardır. Alınan teknik neticeler şunlardır:
100 METRE SERBEST:
1 — İbrahim Sulu ve Nejat Nakkaş »Modaspor) 1.05. 2 — Haldun îşmen (Yüzme ihtisas» 1.08.5.
200 METRE SERBEST:
1 — İbrahim Sulu »Modaspor) 2.30.6,
2 — Nejat Nakkaş (Modaspor) 2 31.5,
3 — Haldun Îşmen (Yüzme İhtisas) 2 37 6
200 METRE KURBAĞALAMA:
1 — Süha Erler (Yüzme ihtisas) 3.23.6, 2 — İnal Tenglzman (Modaspor) 3.35,5, 3 — İsmail Kireççi (Yüzme ihtisas),
100 METRE KURBAĞLAMA (bayanlar):
1 — Güngör Tunalıoğlu (Modaspor) 2.09.
1500 METRE SERBEST:
1 — Perikles (Beyoğluspor) 27 45.2, 2 — Bülent (Modaspor) 29.07.7, 3 — Duygulu (G. Saray) 30.40.3.
100 METRE SIRTÜSTÜ:
1 — Y. Sarıcr (Modaspor) 1.23.6, 2 — F. Tankut (Modaspor) 1.26.
Umumî puvan tasnifinde.:
1 — Modaspor 89. 2 — Yüzme ihtisas 28. 3 — Bcyoğluspor 13. 4 — Galatasaray 5 puvan almışlardır.
Ortalar arasında yapılan müsabakalarda:
100 METRE SERBEST:
1 — A. Klloğlu »Demirspor) 1.17.2» 2 — Kayra (Modaspor) 1 20, 3 — Niyazi (Modnapor) 1.20.3.
100 METRE SIRTÜSTÜ:
1 — Oral (Modaspor) 1.29.3, 2 — Metin (Demirspor) 2.09.4.
100 METRE KURBAĞALAMA:
1 — Serler (Demirspor) 1.35.2, 2 — Metin »Demirspor) 1.37.6. 3 — Rıfkı (Modaspor).
Bu müsabakaya S. Erler yanş harici girmiş ve 1.30.4 derece ile müsabakayı bitirmiştir.
400 METRE SERBEST:
1 — Kayra »Modaspor) 6 34 7, 2 — Abdullah (Demirspor) 6.53 5, 3 —Niyazi »Modaspor) 7.01.9.
4x100 BAYRAK:
1 — Modaspor takımı 5 42 6, •
2 — Demirspor takımı.
Umumî puvan tasnifinde:
1 — Modaspor 78, 2 — Demirspor 6R. 3 — Yüzme ihtisas 7 puvan almışlardır.
Vedat ETENSEL
Beşiktaş, Bursada galip
Bursa, 16 (A A ) — Bugün şehrimize uçakla gelen Beşiktaş takımı Bursa şampiyonu Akınspor İle yaptığı maçı 3 e karşı 4 golle kazanmıştır.
Diğer laraftnn tzmlr şampiyonu Göztepe takımı da Çellkspor ile yaptığı karşılaşmayı 3-2 kazanmıştır.
Şehrimizdeki temaslarından sonra An karaya gitmiş olan FinlandiyalI güreşçilerin evvelki gün yapmış oldukları son karşılaşmanın neticelerini dün bildirmiştik. Yu kan ki resimde 5 dakikalık tuşundan sonra galip gelen Yaşarla müsabakalardan başka bir an görülmektedir.
Basketboldaki ilerlememizi
mutlaka desteklemek lâzım
Kısa zamanda büyük terakkiler kaydeden bu spor şubemiz için yapılacak ilk hayırlı iş, bir Amerikan antrenörün getirilmesidir
SON yıllarda memleket dışında yaptığı turnelerde elde ettiği muvaffakiyetli neticeler ve ecnebi basketbol münekkidlennin gazetelerinde yazdığı yazılarla Türk basketbolünün büyük bir ilerleme kaydettiği görülmüştür. Bu ilerleme kanaatimizce son üç dört yıldır başlamıştır. Basketbolla, bu güzel sporla yakın veya uzak ilgisi olanların bu ftnî ilerleyiş sebebini öğrenmek arzusunu duyacaklarını zannediyorum.
1946 yılına gelinceye kadar bas-ketbolumuzda yalnız Man ’ to Man sistem tatbik ediliyordu. Taarruzl hiç bir oyun sLstemlmiz yoktu. Zone Defense sistemin de tamamiyle _va-bancısıydüc.
Yazımızda ismi gecen bu iki sistem hakkında kısaca izahat verelim.
Man to Man sistem her oyuncunun belirli bir rakibini tutarak oynanan sistemdir. Türkçemlzde bunun karşılığı adam adamadır. Zone Defense sistemi ise her oyuncunun saha içerisinde kendine bir müdafaa bölgesi ayırarak o bölgeyi müdafaa etmesidir.
1946 yılında şehrimizde yapılan Türk - Yunan milli maçına takımımızı hazırlamaya memur edilen ve o zaman İstanbul Amerikan Erkek Kolejinde Beden Terbiyesi Öğretmeni olan Hasbrough İsimli bir Amerikalı bizde hakikî basketbolün öğrenilmesine ve bugünkü ilerleyişimize sebep olmuştur. Kendisini şükranla anmayı borç bilirim.
Bundan sonradır ki, basketbolcula-rımız Zone Defense sistemi de görmüşler ve her İki sistemin de bir çok taarruzl oyunlarını müdafaa oyunları yanında öğrenmişlerdir. Bu tarihten sonra Galatasaray klübümüzUn basketbol takımı bu işe bütün yarliğiyle kendisini hasretmiş, kıymetli idarecisi ve yine tyl basketbolü gördükten sonra ona büsbütün sarılan ve tetkike girişen antrenörü elinde bu iz üzerinde yürümüştür. Kendilerinin ve Türk basketbolünün elde ettiği muvaffakiyetlerde bu bakımdan GalatasaraylIların büyük hissesi var-, dır.
Yunan millî takımına karşı o yıl müsabakayı kaybetmemiz neticesi o-larak büyük teessüre kapılan bazı
Ankaradaki boks maçları
Ankara 16 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Bugün öğleden sonra saat 18 den itibaren Ankara ve İstanbul boks takımları arasında hususi boks karşılaşmaları yapılmıştır. Maçların neticeleri aşağıdadır:
51 kilo: Sevindik Erciş (Ankara), Salih Gökay (Istanbul)a sayı hesabiyle galip.
54 kilo: Doğan Karaca (Ankara). İhsan Geray (Istanbul)a sayı hesabiyle galip.
58 kilo: Ruhi Kuşçu (İstanbul), Temel Yavuz (Anknra)a İkinci ravntta teknik nakavtla galip.
58 kilo: Metin Aygün (Ankara), Hıran Abbas (tstanbul)a, Abbas birinci ravnt sonunda maçı tcrkettlği için, hükmen galip. .
62 küo: Aleko Papakozma (îstan-bııl). Orhan Köseoğlu (Ankara)na sayı hesobiyle galip.
67 kilo: Vural inan (İstanbul), Salm Saygılı (Ankara)ya sayı hesabiyle galip.
73 klln; Ali Melek (Ankara). Miabah Güzel (İstanbul)e sayı hesabiyle galip.
Bu suretle Ankara takımı İstanbul takımına 4-3 gaJip gelmiştir. *
Yazan : Muhtar SENCER
arkadaşlar o zaman kıymetli Amerikalı hoca ve onun bize ciddî olarak yeni getirdiği Zone Defense sistem a-leyhlnde muhtelif yazılar yazmışlardı. Hele bir arkadaş yazısına “Zon, zom oldu” diye ad koymuştu. Halbuki bu mağlûbiyetimizin sebebi ne antrenörün kötülüğü ne de sistemin kifayetsizliği idi. Mağlûbiyet doğrudan doğruya üç ay gibi kısa bir zamanda sporcularımızın yan bildikleri bir sistemden, ciddi olarak büsbütün yabancısı olduklan diğer bir sisteme intibak edemeyişleri neticesi olmuştu. Nitekim o müsabakadan sonra bu iz üzerinde çalışmasına devam eden bugünün namağlûp Galatasaray* takımı da 1948 yılına kadar yani iki sene müddetle bir çok defalar o devredeki kuvvetli rakiplerine yenildi. Falcat o mağlûbiyetlerden yılmayarak çalıştığından bugün her takımdan üstün durumdadır. O zaman bu kıymetli Amerikalı hoca ve öğrettiği sistem aleyhinde yazı yazan arkadaşlarımın o iz üzerinde yürüyerek bugünkü seviyeye yükselen basketbolümüzü gördükten sonra aynı fikri taşıyıp taşımadıklarını öğrenmek isterdim.
Galatasaray ile İstanbul Basketbol Muhtelitinin son Lübnan seyahatinde Beden Terbiyesi İstanbul Bölgesi adına idareci olarak bulundum. Yalnız basketbolla uğraşan 8 klübü bulunan ve çok kısa bir zamanda büyük İlerlemeler kaydeden dost Lübnan bas-ketbolculariyle yaptığımız temaslarda takımlarımızın gösterdiği fevkalâde güzel oyunlar halkı hayran bıraktı. Daha önce Avrupnya ve Mısıra yapılan seyahatler sonunda Italyan gazeteleriyle Fransız antrenörünün neşrettikleri yazılardan burada hepimiz haberdar olduk.
Memleketimiz İçin bu kadar büyük ve güzel propaganda yapan basket-bolcularımızın daha fazla yetişmelerini istiyorsak bir Amerikalı antrenör getirtmemiz lâzımdır.
Gayet az revaçta olan eskrim sporumuz İçin alâkalı federasyon ayda bin liradan fazla para alan bir antrenör getirtmiştir. Bu sayede mekteplere kadar gönderilen kıymetli hocanın çalışmaslyle haklı olarak bu federasyon bir ilerleyiş beklemektedir. Hızla ilerliyen basketbol şubemizin daha büyük muvaffakiyetleri için Amerikalı hoca her ne pahasına olursa olsun temin edilmelidir. Dahilde ve hariçte fazla yabancı temas yapmak imkânım elde edecek ve (yi bir antrenör elinde yetişecek Türk basketbolculannın bu takdirde Avrupa basketbol Aleminde en ön plâna geçecekleri muhakkaktır.
r — ~ ~ ■ -------------------’^l
MÜSABAKA KUPONU
1 aralık 1950 de çekilecek büyük kuramıza İştirak İçin a-şağıclakl kuponlardan 90 tane getirerek bir kura numarası a-la hüre rkıln la.
Tafsilâtını her pazar rünktt (YENİ İSTANBUL) da arayınız.
Yeni İstanbul'un
KUPON I’

Sayfa 4
YENİ İSTANBUL
17 Temmuz 1950
MEMLEKET
R Ö P 0 R T A
J L A R I

lllllinillinilllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllıllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll
| ÎKÎ MACAR GİZLİ POLİSİ İFŞA EDİYOR I
Manisanın en şirin ilçesi: TUROOTU

Kızıl Sahtekârlık Makinesi
EGE’de öyle İlçeler var kİ, bağlı ol-" duklan 11 merkezi yanında bir Avrupa şehri kadar bakımlıdırlar. Caddeleri, bulvarları, asfalt yollan, su ve kanalizasyon tertibatlariyle daha çok AvrupalIdırlar. Nüfusları ve gelirleri 11 merkezinden daha fazladır. Umumî görünüşleri itibariyle de daha fazla “şehirli” dlrler. Bu ilçelerde oturan kaymakamlarla il merkezlerinde oturan valilerden hangisinin daha fazla kaymakam veya daha fazla vali olduklarını ayırt etmek, ekseri hallerde güç olur.
TURGUTLU, İşte bu kabil ilçelerdendir. Manlsaya bağlıdır. Kemalpaşa (Nif) yolu üzerinden îzmire müstakil bir şose İle bağlı olduğu için kemmlyet ve keyfiyetçe îzmire daha yakındır. Muntazam bulvarlan. hastanesi. bahçe ve parktan vardır. Ü-rtlmü ile, tütünü ile meşhurdur. İnsanlarının efendi ve münevver oluşu ile şöhret yapmıştır.
Adı Turgutlu olan bu ilçeye eski adamlar “Kasaba” adını vermişler-' dir. Belki de şimdt bile Turgutlu kadar meşhur bir adı da "Kasaba” dır. Bir çok kimseler ise, bu şirin ve harikulade güzel İlçeye kısaca •Turgutlu Kasabası” adını bağışlamışlardır.
Turgutluya bir akşam vakti uğramak nasip oldu. Ramazan ayında Turgutlu, halkının İç inanışlariyle tzmirden biraz daha müslilman olmasına mukabil, gece hayatına daha fazla meyyaldir. Halk erken saatlerde yatağına gireceğine, aile topluluklan teşkil ederek gecenin geç saatlerin* kadar evlerinde hoşça vakit geçirmektedir. Tesadüf, beni Turgutluda çadırda geçen bir düğünde bulundurdu.
Gelin bir aşiret kızı olduğu gibi, güvey de bir aşiret İnsanı olduğu için hususî bir törenle evlendiler. Bu düğün evinde veya çadırlarında görenek, şimdi şehJrlerdeklne hiç uymamaktadır. Sanki birkaç yüzyıl gerilere gitmiş giblyiz.Yolunuz üzerine,yaşça sizden küçük biri çıkarsa, hemen ayağa kalkarak temenna ediyor* Siz* yerini veriyor. En neşeli dakikasında bile size hürmette kusur etmiyor. Bunun yanında büyüğün de küçüğe karşı vazifeleri berdevamdır. Küçük, büyükten sevgi ve himaye görüyor.
Taze gelin ve taze güveyden hiç biri, bu gece yan yana olmalarına rağmen birbirinin yüzüne bakamıyor, lar. Buna fırsat bulmadıklarından aeğii, sahici olarak sıkılmalarından ve tanışma noksanlarından ileri geliyor.
Düğün evindeki içki ne rakıdır, ne de şarap. Ovada buz gibi ayran içiliyor. Düğün evinde 60 lık, hoşsohbet bir eski devir adamı anlatıyordu:
— Bizim Tırazlı aşiretinden Hüa-men Bejin kızını yllzgöz ediyorduk Rahmetli İzmir Valisi Kâzım Dirik de alçak gönüllülük ederek HÜsmen
Turguf/u mu, Kasaba mı? — Bir ajirel kızının düğünü 18 altına »atın alınan kadının dölü — Bakımlı bir ilçe Hayırsever bir zatın vefatı
Yazan ı Adnan Bllget
Turgutlu Cumhuriyet Parkı
Beyin düğününe gelmişti. Söz sözü açtı. Bu sırada içeri HÜsmen Beyin büyük oğlu İhsan girmişti. HÜsmen Bey ayağa kalkarak oğlunu tanıttı:
— Paşam, dedi, bu, 120 altına satın aldığım karımın birinci oğludur.
Az sonra odaya giren bir başka oğlunu tanıttı:
— Bu da, dedi, 250 altına satın aldığım ikinci bacım HÜrrem kadının oğludur.
Merhum Paşa, bu sırada odaya giren ve yanı babına lâübali bir şekilde oturan bir delikanlının seyrine dalmıştı. Bu hoşa gitmez odaya giriş şeklinin HÜsmen Beyi rahatsız ettiği bakışlarından belliydi. Üçüncü oğluna işaret ettiyse de o ayağa kalkmak tlzere hiçbir harekette bulunmayınca HÜsmen Bey, Paşaya:
— Kusura kalma paşam, dedi. Sana bu ateş delikanlıyı adftbı mucibine* tanıtamadım. Adı Kâmil olan bu oğlan da 18 Fatma kadının
Laszla ve Hanna Sulner
lllllllllllllllll ANLATAN ||||||||||||||ir
New-Vork Herald Tribüne bu llllllllllllllllllll ÇEVİREN llllllllllllllllî eserin TÜrklyede neşir hakkını YENİ t»TANBUT/n vermiştir.
Behçet Cemal
iki polis memuru, hususî lâboratuvanmıza gelerek, Mindszenty dâvasına ait ellerindeki vesikaların tasdikini istediler
— 9 —

Turrutiu İstasyon caddesi

V ‘ f
T
Dünyânın en hassas ölçü aleti
Son zamanlarda Birleşik Ameriknda dünyanın en hassas ölçü Aîotl İnkişaf ettirilin İştir. Bu âlet bir inç’ln milyonda birinin 9/25 ini ölçmektedir. Bir inç 2.54 santimdir. Bu âleti inkişaf ettiren Callfomia Teknoloji Enstitüsüne mensup fen adamları boylece dünyanın en hassas Ölçü Metinin meydana getirildiğine inanmaktadırlar. Bu âlet şimdiye kadar meydana getirilenlerden yüzlerce defa daha hassastır.
YTenl ölçü tertibatı gamma şualarının dalga uzunluğunu ölçebilecek bir durumdadır. Gamma şuaları. İştial eden atomların husule getirdiği gayet kısu mevoell radiasyonlnndır. Mllliangstrom İsmini alan yeni Ölçü üniteleri bir angstromun ^1/1000 ne muadildir. Angstrom, görülen ışığın dalga uzunluklarını ölçmek hususunda İstimal edilmektedir. Gamma şua dalgalarının uzunluğu 1 - 100 mllliangstrom arasında olduğu enstitünün fen adamları tarafından belirtilmiştir.
Bu âletin İstimali neticesinde, Birleşik Amerika Atomik Enerji Komisyonu lâboratuvarlarında istihsal edilen muhtelif radyo-aktiflerin gayet muğlâk olan şualarının ölçülmesi İşinin halledileceği umulmaktadır. Diğer taraftan, bu yeni Ölçme metodunun atomik nüvenin İçini de aydınlatması beklenmektedir.
altına satın aldığım dölüdür.”

Subaşı Parkı, bir
Turgutlunun çamlığın kucakladığı güzel bir istirahat köşesidir. Büyük havuzunun yanındaki Atatürk Heykeli, Turgutlu gençlerini bu parka baglıyan bir köşe olmuştur. Cumhuriyet parkı ise, 7.000 metrekarelik btr sahayı kaplamaktadır.
Turgutluda belediye çalışmaları, halkı çeken bir önem göstermektedir. Yeni Çarşıdan kışlaya doğru uzanan bulvar, yeniden tamir edildi. Turgutluda şimdi 6 ilkokul, 1 akşam kız sanat okulu, 1 erkek sanat okulu ve 110.000 liraya mal olan ortaokuldan başka bir elektrik santralı, 1 sebze hali, 1 kasaplar hâli, 1 belediye garajı ve İnşa halinde bulunan Ziraat Bankası blnasiyle güzel çehresini zenginleşti rmlştlr.
Halk memleket İşlerine büyük bir ilgi gösterdiği için 40 yataklı btr memleket hastanesi binasının temeli yakında atılacak ve 100.000 liraya mal olacaktır.
Bu akşam Turgutluda bana, bu gllzel kasabanın imarında büyük himmeti geçen Filibeli Haşan Beyin vefatını haber verdiler. Bu zat yüz elli bin lira sarflyle bir asri mezarlık, şehrin bir çok yerlerinde umumî çeşmeler yaptırmış ve yaralıları hastaneye taşımak ilzere bir İmdadı sıhhî makinesi alarak belediyeye hediye etmiştir. Bir çok kimseler, şehre yaptığı bunca hizmetlerden sonra hayata gözlerini yuman bu zatın himmetlerinden bahsettiği için yazımda adının geçmesini lüzumlu gördüm.
Turgutludaki Üzüm Tarım Satış Kooperatifi iyi çalışmaktadır. Halkı, yenilik fikrine dalma önayak olan bu güzel İlçe merkezinde kaldığım mahdut saatler İçinde bende uyanmış olan hâkim İntiba, Turgutlunun yakın senelerde parlak bir istikbal vadettiği merkezindedir.
Ameriknn Ordusunun, Macaristanı istilâsı halinde kurulması mutasavver yeni bîr hükümet hakkında olup, saçmalığı aşikâr olan bu vesikaların hakikî mahiyetini şimdi anlamıştım. Bu vesikanın, keza mevkuf bulunan Kardinalin avukatı, Juaztln Barann-yal tarafından yazıldığı iddia ediliyordu. Kardinalin, avukatiyle birlikte Amerikalıları davet etmek ve mürteci bir hükümetin başına geçerek Otto von Habsburg’u tekrar Macar tahtına oturtmak gayesiyle, Üçüncü Cihan Savaşını kışkırtmak üzere tertiplere giriştiği söyleniyordu.
ğımı zannettiğini söyledi. Bizden, iki mütalâa istemekle vazifelendinl-mişlerdt. Birisi, masa ürerinde duran vesikaların bizzat Kardinal ve diğer maznunlar tarafından yazıldığına dair Fischof Lâborat.uvarı ile Hanna’nın resmî mütalâası idi. Diğeri de, Kardinalin el yazısı üzerinde Hanna neticesinde olduğuna” ponı idi.
Ben, evvelâ birinci alarak, istenilen şeyin ğını söyledim. İtiraz llği yapmaktan
netmemelerini bilhassa tebarüz et-tiridlm. Bu vesikaların, foto-kopiler-den İbAret olduğunu, amllannı görmeden, mahkemede delil olarak kullanılabileceklerine dair rapor vere-miyeceğimizi anlatmak istedim.
TOPRAK KEIOKMTT HARKINDAKİ MUHTIRA
r
• • • • * ,
Öğrenmek ihtiyacında olduğumuz herşey
Hicrî Şervâl 2 1369 19 5 0 Temmuz 17 Pazartesi Rumi
TEM. 4 1366
VAKlı VASATİ EZANİ
Güneş 5.41 9.01
öğle 13.20 4 41
ikindi 17.19 8 39
Akşam 20.39 12.00
Yateı 22.35 1.56
t m Hâk >3.32 6.52
BEYOĞLU CİHETİ
AKIN 1 — Kadın Kalbi. Kızıl Sllâhşör. 3 — ALKAZAR (42562) Kadın (25 kısım), ! bap Çavuşlar.
AR (44394) 1 — I
ler. 2 — Yılmayan .
II)
ATLAS (40835) 1 — Zoro'nun
İşareti. 2 — Büyük Vale. BEŞİKTAŞ B. 1 — Harlov Kumarbazı. 2 — Tatlı Belâlar. ELHAMRA (43595) 1 — Sokak Kızı Kity( manlar.
İNCİ 1 — Cehennem
İPEK (44289» 1 — Afyon çakçılan. 2 — Kanunsuz kak.
LALE (43595) 1 — Mağlûp E-diimeycnler. 2 — Uçan Devler. MELEK (14868) 1 — Tatlı Mi» ras, 2 — San Menekşeler. SARAY (41656) 1 — İstikbal
Fedaileri. 2 — İki Açıkgöz Tahsildar.
RÜATPARK (83143) 1 — Cesair Dansözü- 2 — Sevimli Haydutlar. 3 — Tatlı Belâlar.
SÜMER (42*51) 1 — Şimal Kanunu. 2 — Kanlı Buse.
ÇARK (40380) 1 — Filipin Aslanı — Korkusuz Reis çe).
ÇIR 1 — ölüm Islığı, 2 Cingöz Hollywood’da.
TAKSİM (43191) 1 — Kahpeye. 2 — Lüküs Hayat.
TAN 1 — Yaratılan Vatan. 2 — Çöl şarkısı. 3 — Callfornla Fatihi.
fi NAL (49306) 1 — Vurun Kahpeye, 2 — Hürriyet Apartmanı, t NAL YAZLIK 1 — 1950 Stok-holm Güreş Şampiyonası.2 — Şehvet Kurbanı.
YENt 1 — Kahraman Kılavuz.
2 — Loreî-Hardi Kuru Gürültü.
3 — İlâhlar Sevişiyor .
YILDIZ (42847) 1 — Korkusuz Laaalo, 2 — Kaplan Kld.
İSTANBUL CİHETİ
2 -
> Kızıl Çete.
1 — Kaplan
2 — Üç Ah-
8even Kolb-Aslan (renk-
2 — Sayılı Kahra-
Vatan Fedaileri Diyarı.
2 —
Kft-So-
(türle-
— îki
Vurun
UMUMİ EFKAR
Kardinale leke sürmek gayesiyle al el âl ece girişilen bu propaganda kampanyasına, Mindszenty’nin tevkifi hâdisesinin umumî efkârda yarattığı aksülameltn sebep olduğunu işlt-mlştlm. Bu yüzden, partinin ideoloji şefi ve şimdiki Millî Eğitim Bakanı Joscph Rcvay, endişeye düşmüş ve propaganda kampanyasının idaresini bizzat eline almıştı. İşi en ziyade tâ-cil eden, batılı umumi efkârı işlemek İçin yabancı komünist partileriyle gazetelerine gerekli malûmatı veren Dışişleri Müsteşarı Boldiszar İdi.
Polis Amirlerine konferans vermek üzere evden ayrıldım. O akşam karımla gazetedeki sahtekârlık hakkında tek kelime konulmamıştık Ertesi gün, lAbnratuvarda, mahkemeye alt bazı evrakı tetkik etmekle meşgulken, dahilî telefon çaldı ve stenograf kız, karımın dışarda beni beklediğini söyledi. Geçerken uğradığını ve e-hemmiyetll bir şey olmadığını düşünerek pek acele etmedim. Fakat beş dakika sonra kanm lâboratuvara gelip, yüzünü gördüğüm zaman, mühim bir hâdise geçtiğini derhal anladım. Hanna:
— Her şeyi olduğu gibi bırak ve derhal gel! dedi.
SAHTEKARLIK FtİI.Î
tarafından yapılan tahlil Mindszenty’nin dair ikinci
•'mücrim bir tahlil ra-
meseleyl ele yapılamıyaca-ederken, işbir-çekindiğimlzi zan-
Memurlar asılların, üstte taşınamayacak kadar kıymetli olduklarını ve kilit altında tutulduklarını söylediler. Cevaben, bunlann ergeç ibraz edileceğini, çünkü bize getirdikleri vesikalardan bir kaçının, mahkeme veya savcılık tarafından polise tekrar iade edilecek derecede bozuk olduklannı söyledim.
Sözlerimi tevsik edebilmek İçin, torak reformu hakkındaki muhRtıra-yı ele Aldım. Bu vesika bana pek mühim görünmüştü. Büyük toprak sahiplerinin mülkleri müsadere edilerek, köylü arasında taksim edilmişti. Kardinalle birlikte itham olunan altı maznundan biri olan Prens Esterhazy, 2.400 hektarlık bütün topraklarını kaybetmişti. Hepimiz Kardlnal’ın, toprak reformuna taraftar olduğunu, fakat kolektif zlraate muhalif olduğu kadar, ferdî ziraat! istediğini de biliyorduk. Kardinal, köy lüye, toprağını işlemek İçin lüzumlu teçhizatı temin etmek hususunda hükümetin uğradığı muvaffakıyetsizll-ğl tenkid ediyordu. Bu muvaffakıyet-slzUk, ferdî küçük zlraatin ortadan kalkarak, Rusvadakl kolektif (Kol-hoz) ziraat sisteminin kurulmasını İntaç edecekti.
Halbuki savcılık, Kardinalin “aristokrat dostlarC’nı tekrar toprak sahibi kılabilmek İçin, her çeşit toprak dağıtımına sureti mahremanede muhalif olduğunu gösteren bir vesika istiyordu-
(Devamı wnr)
Alışkanlık
Yazan: Ender HALİD
Kıralı, 3 — İnci Korsanlan. HALK 1 — Tarzan Ormanlar Kıralı. 2 — Memiş .
İSTANBUL (22367) 1 — Kara Mıırak, 2 — 8evimll Haydut. 3 — Sevimli Haydudun İntikamı.
KISMET (26654) 1 — Er Meydanı. 2 Kıvırcık Paşa.
MARMARA (23860) 1 — Vahşi Arzular. 2 — Tartanın İntikamı.
MİLLÎ (22962) 1 — İntikam Kurşunlan 2 — Tartanın Zaferi, 3 — Aile Saadeti - Lorel Hardl.
TURAN (22127) 1 — Yüzbaşı Amerika. 2 — Yeylânın Aşkı (türkçe).
TENİ (Bakırköy 16-126) 1 — Zoronun işareti. 2—Vatan Haini KAD1KÖ1 CİHETİ
HALK (60112) 1 — Korsanlar Kıralı (renkli) 2 — Tarzan Ormanlar Perlel.
OPERA (60821) 1 — Kan Dâvası. 2 — Yalnız Değilim.
SÜREYYA (60862) 1 — Asiler ülkesi (türkçe). 2 — ölüm Me-lodiei.
ANKARA
ANKARA (23432) 1 — Şarlo
Diktatör. 2 — Hayalet Gemisi. BÜYÜK: (15031) 1 — ömre Bedel Kadın. 2 - Müthiş Takip. CEBECİ: (13846) 1 — Sayılı kahramanlar. 2 — Maceralar Kıralı.
PARK: (11181) 1 — Zehirli şüphe. 2 — Yalan.
SUS: (14071) Satılık Kadın.
SÜMER: (14072) 1 — Yol Şarkıcıları. 2 — Üstün İrk.
ULUS: (22294) 1 - Birleşen
KaJbler, 2 — Deniz yıldızlan.
YEN t: (14040) 1 — Rüyadan
Sonra. 2 — Bitmemiş Dans.
tZMÎR
ELHAMRA 1 — öldüren Buse. Süveyş Fedaileri 3 — Deniz Yıldızları.
LÂLE 1 — Zehir Kaçakçıları.
2 — Macera Adası. 3 — Silâhlar Konuşuyor.
TAYYARE 1 — İhanet Fırtınası. 2 — SemalAr Perisi. 3 — Vatan Mücadelesi.
TAN 1 — Zehir Kaçakçıları.
2 — Macera Adası. 3 — Silâhlar Konuşuyor.
YENİ SİNEMA 1 — Kanlı Döşek 2 — Hacı Murat Geliyor
3 — Zaronun İşareti.
MELEK Lüküs Hayat
UÇAK - TREN . VAPUR
GELECEK OLAN UÇAKLAR 9.35 D.H.Y. (Türk) Ankara — (Türk) Burna. — (Türk) İzmir. — (Türk) î/ıkendfc-Ankara — 15.50 Londra. Nİb. 16.80 D.H.Y. Ma-
5.30 B E A. (Ingiliz) Atina, Roma. Nls, Londra — 8.30 D.H.Y. (Türk) Bursa—9 00 A.F. (Fransız) Atina, Roma, Paris — 9.00 D.H.Y. (Türk) Ankara, Malatya, Elâzığ, Diyarbakır, Adana, İskenderun — 9.30 D. H.Y. (Türk) Ankara — 10.05 D. H. Y. (Ttlrk) Afyon Konya, Adana — 10.15 D.H.Y. (Türk) İzmir - 10.25 D.H.Y. (Türk) -Ankara, Kahire — 10.30 D.H.Y. (Türk) Ankara, Adana, İskenderun — 16.00 D.H.Y. (Türk) İzmir — 21.40 P.A.A. (Amerikan) Şam, Baera, Karaşi, Delhi, KaikÜta, Bangkok. Hong-Kong'a.
GELECEK OLAN VAPURLAR
6.30 Kadeş (Bandırmadan) —
— 7.00 Seyyar (Karabigadan)
— 20.00 Sur (Mudanyadan) —
21.30 Uludağ (Bandırmadan).
GİDECEK OLAN VAPURLAR
8.15 Bandırma (Bandırmaya)
— 9.00 Sus (Mudanyaya) — 14.00 Ege (Karadenlze) — 20.00 Dumlupınar, Saadet (Bandırmaya).
GELECEK OLAN TRENLER
8.30 Ankara. — 9.15 Ankara Eks. — 20.30 Ankara.
GİDECEK OLAN TRENLER
9.00 Tarsus. — 18.10 Ankara ekapresi — 20 30 Ankaraya
(Eks.) — 21.40 Doğu ekspresi.
ANKARA KAIHOSUı
9.45 D.H.Y.
9.50 D.H.Y. 15.35 D.H.Y. run, Adana.
B.E.A. (Ingiliz)
Roma, Atina -(Türk) Erzurum. Elâzığ, latya. Kayseri, Ankara — 180.5 D.H.Y. (Türk) İzmir — 18.35 D.H.Y. (Türk) Ankara — 20.25 P.A.A. (Amerikan) Londra. Brükaeiden.
GİDECEK OLAN UÇAKLAR
2 — Gece Kulüpleri 8.00 D.H.Y. (Tr.) Balıkeslre. —|
ALEMDAR (23583) 1 — Tarlanın Zaferi. 2 — İntikam Kurşunu.
AZAK (23512) 1 — Emirin Kın Leylâ, 2 — Tulumbacılar.
ÇEMBEKLİTA& (22513) 1 — Bedeila. L
8 28 Açılış ve program. — 8 30 M.S.Ayarı, haberler ve hava raporu. — 8 45 Hafif müzik (Pl.). — 9 10 Günün programı.
— 9.15 Oyun havaları. — 9 30 Zurna İle çifte nakkareyle İki telli ve karşılamalar. — 9.46 Marşlar dlnllyelim. — 10.25 Geçit programı (Radyo nna ve bqz artistleri). — 11.15 Temsil; Bayram aahncağı. — 12.00 Karma faslı (incesaz heyeti). — 12.30 Hep beraber sÖyliyelim (Yurttan Sesler Korosu) İdare eden : Neriman .Altındağ. — 13.00 M. S.Ayarı ve haberler. — 13.15 Yeni danslar (pl.). — 13.30 öğle gazetesi. — 13.45 Adalar müziği (pl.). — 14.00 Hava raporu, akşam programı ve kapanış.
17.58 Açılış ve program. — 1800 M.S.Ayan. — 18,00 Dans müziği (pl.). — 18.30 Kitap ea-ati. — 18 45 Hafif şarkılar (pl.).
— 19.00 M.S.Ayarı ve haberler.
— 19.15 Geçmişte bügün. — 19.00 Semai ve şarkılar. — 19.46 Tarihî Türk müziği. — 20.15 Radyo gazetesi. — 20.30 Bale mü-slkleri (pl.). — 21.15 Konuşma. —21.30 Dnns parçalan (pl.). — 22.00 Konuşma. — 22.15 Şarkılar. — 22.45 M.S.Ayan ve berler.— 23.00 Program ve panış .
İstanbul radyosui
12.57 Açılış ve programlar. — 13,00 Haberler. — 13.15 öğle knnaeri (pl ). Marek VVnber ve Konstatlanctz Orkestrasından
ha-ka-
melodiler. — 13 45 Şarkı ve türküler. — 14.20 SerbeBt saat. — 14.30 Karışık hafif müzik. — 15.00 Tarihî Türk müziğinden seçmeler ve köçekçeler. — 15.45 Dans müziği (pL). — 16 00 Prag-ramlar ve kapanış.
17.57 Açılış ve programlar. — 18.00 Fasıl heyeti konseri. — 18 40 Dans müziği (pl.). — 19.00 Haberler. — 19.Î5 İstanbul Haberleri. — 19.20 Caz müizlği (pl.), 19.40 Bitar kuarteti konseri. — 20.00 Serbest saat. — 20.10 Küçük orkestradan melodiler. — 20.30 Şarkı ve türküler.
—21.00 Franz Lehnr’ın operetlerinden sahneler (pl.). — 21.15 Dinleyici İstekleri (Türk müziği). — 22 00 Ölümününün 200 üncü yıldknümünün yaklaşması münasebetiyle Johann Sebasti-an Bach hakkında müzikli konuşma. — 22.45 Haberler. — 23 00 Dans müziği (pl.). — 23.30 Programlar ve kapanış.
YABANCI RADYOLARDAN
SEÇME YAYINLAR
LONDRA:
8.00 Dans müziği. — 9.15 Jak Traln's Varyetesi (pl ), — 10.45 Dans müziği (pl ). — 11.00 BBC. Senfoni Orkestrası. — 12.80 Dans müziği. — 13.30 Dinleyici istekleri. — 15.15 Charlle Kunz ve piyanosu. — 15.30 Teddy
Foster ve Orkestrası. — 18.15 B.B.C. Hafif Orkestrası, — 19 18 Dinleyici İstekleri. — 20.30 Ge-raldo ve Orkestrası. — 22.00 Baeh'dan parçalar. — 24.00 Dinleyici istekleri. — 14.45 Dans müziği.
EMtNÖNÜ: Bensanon (KU-
çükpazar) — Alt Rı«a (Alem-dur) — Aaadur GedllcpoşA (Beyazıt)
BEYOĞLU: Cemal Atasoy
(Merkez) — Llmoner (Taksim)
— Cihangir (Taksim) — öağlık (Galata) — Ziya Boyar (Galata) — Şark Merkez (Şişil) — Kurtuluş (Şişli) — Hasköy — Merkez (Kaaımpaça)
FATÎHt ünlverelte (Şehzade-başı) — Sarim Çiftçi (Akaaray)
— Samatya — Niizhet Onat (Şehremini) — Edlrnefcapı (Ka-ragünırük) — G. Sipahloğiu (Fener)
EYÜP: Arif Beşer
BEŞtKTAB: Nail Halli (Beşiktaş) — Yeni (Ortaköy) — Dlvanlıoğlu (Amavutköy) — Merkez (Bebek)
KADIKÖYı Yeni Moda (Kadıköy) — Kızıltoprak — Göztepe
— Bostancı
ÜSKÜDAR: Ömer Kenan HEYBELfADAt H. Halk BÜYÜKADA: Halk
İZMlRı Alaancak — Ege (Baamahane) — A«rî (Eşrefpa-şa> — Güzelyalı (Yalılar) — Hilâl (Kemoraltı)
ANKARA: Merkez — Gülha-ne — G Ura yı
f
2
3 i f C
1 B 9 to

(* / .* ?■* ■* /'t
M
• • •.
1


Soldun nağnı
1 — Seyrek kafesli, etrafını çiçekler sarmışı münferit küçük köşkü havi. 2 — Jean jAeguc» RoıiAfleau'nun bir eseri; Büyük ve muhteşem konak. 3 — Dlo-gAne gündüzün de kullanırmış; Sağ. 4 — Tersi bir göz rengi; Sahip; Futbolda kalecinin heyecanla beklediği. 5 — Tersi alçak; Akşam vakti (eski terim). 6 — Güzel söz (iki kelime); Tersi tekrarlanırsa davulun seal olur .7 — Bir harfin okunuşu; Feci; Bir nota. S — Tefrik e-den. 9 — Çiçeği burnunda; Tesviye Aletini vazifelendir. 10 — Ruhi tarafımız.
Yukarıdan avağı:
1 — O bir şeyi eda edemediği tAkdlrde onun yerine eda etmeyi taahhüt et. (mürekkep kelime). 2 — îş; Tersi soru eki. 3 — Diş mahfazasını havi; Taharri et. 4 — Kalburdan geçir; Şimdi yazdığın İşin faili. 5 — Muvafakat! mevcut. 6 — İdarenin çıkardığı; Sondaki harf o-kunmazsa herhangi malın zamanla kemiyetinden kaybettiği şey olur. 7 — Anma; Sulu şey. 8 — Vasıl sazlardan, ca lügati Bir nota, kelime).
olan; Nefesli
9 — Meşhur fransız-ahzet (iki kelime);
10 — Gllsel say (üç
DÜNKÜ BULMACANIN HALLİ
Boldan «ağa:
1 — Tuhafiyeci. 2 — Azal; Suret. 3 — Lal A m: irim. 4 — Rami; Bay. 5 — Dev; Mera 6 — İleten; Rrn. 7 — Kut; Van; Tı. 8 — Ağ; Vcbollt. 9 — Tâbi; Ata. 10 — itimat et .
Yukarıdan a^ağı:
1 — Talebi kati. 2 — Uzar; Lügat. 3 — Halavot; Bl. 4 — Alâmet; Tim. 5 — Mldevl.
6 — îs; Nnlet. 7 — Yum; No. 8 — Eriyen; Bnt. 9 — Cesaret et. 10 — İtibarı var.
Beyoğlu 44644 Kadıköy 60872
İstanbul 24222 Üsküdar 60945
Ankara 00. İzmir 2222 Karşıyaka 15055
SIHHÎ İMDAT
tetanbui Beyoğlu
Anadolu yakası Ankara lznıir
4409.5
60530
9i 2251
Polis Lâboratuvarmdan aşağı İnerken, Hanna yavaş sesle, olanı biteni anlattı. Tanımadığı iki polis memuru, hususî lâboratuvanmıza gelerek, Mindszenty Dâvasma alt olarak ibraz ettikleri bazı fotokopilerin doğruluğu hakkında, Fischof Lâboratuvannın tasdikim İstemişler. Kanm, Fischof Lâboratuvannın bizzat yapmadığı yahut asıllarını görmediği lerin doğruluğunu tasdik prensip ittihaz ettiğini şu cevapla karşılaşmış:
— Bu mesele, kocanızla münakaşa edilmiştir. Ya işbirliği yaparsınız yahut da umumi merkeze hesap verirsiniz.
foto-kopi-etmemeyi söyleyince
Bunun üzerine kanm, bundan bir şey anlamadığını, maamafih, benim saat 2 den evvel döneceğimi, eğer dört saat sonra tekrar gelebilirlerse, bu arada belki daha yüksek makamlarla da görüşmek imkânını bulabileceğini söylemiş. Anlaşılan bu cevap, memurlara oldukça tesir etmiş ve ellerindeki emri ibraz ederek, saat Üçte gelmek üzere çekilip gitmişler. Emir. Albay Joseph Szabersky’nın imzasını havi imiş. Szabersky, on günden beri hapiste yatan Kardinalin tevkifinden evvel, benimle görüşmüş ve umumi olarak işbirllğlml istemişti.
Demek Szabersky’nln:
— Ya bizimle çalışırsın yahut dar-ağacını boylarsın! demekten kasdı bu idi.
Kapı çalınınca gidip açtım ve mûtat olduğu üzere İki memurla karşılaştım. İçeri girmelerini rica ederek Hanna’nm. lâboratııvardaki odasına götürdüm. Hanna, masasının başında bekliyordu.
Polislere, Hanna’nın masasına dönük kanapede yer gösterdim ve ben de yanlarında ayakta durarak vesikaları göstermelerini istedim. Memurlar bize isimlerini vermemişler ve yalnız.
— Albay Szabersky tarafından geliyoruz, demişlerdi.
Vesikaları isteyince, kısa boylusu koltuğunda ufak bir çantadan bir tomar kâğıt çıkardı.
İŞE YAKAMAZ DELİLLER
Kardinalin elinden çıkmış olma-muhtemeldi. Fakat hepsi lmza-başlıksız ve tarihsiz notlar ya-muhtıra parçalan idj. Bazıları
Vesikalara şöyle bir göz gezdirdim ve bunların muhtelif mevzulara alt olduklarını gördüm. Bazılarının bizzat lan sız, hut
da daktilo İle yazılmıştı ve Kardlnala yazılmış mektupların ekserisini bunlar teşkil ediyordu. Fakat bunlann da bazılarının tek sayfası mevcuttu, kimisi imzasızdı ve ancak matbu başlıklarından tefrik edilebiliyordu. Hepsi fotokopiden ibaretti ve mahkemede delil olarak kıymetsiz veya şüpheli sayılabilirdi.
Veslkalan tetkik ettikten sonra, memurlara, istediklerini pek anlıya-madıgımı, karımın sözlerinden, bizden mûtat hilâfına bir şey istendiği mânasını İstihraç ettiğimi söyledim ve kendilerinden, bizden ne diklerini açıkça söylemelerini ettim.
lsta-rica
boy-
Konuşmamızı idare eden kısa lu polis, vaziyeti her halde kavradı-

— Sizi müdür bey istiyor, dediklerinden her zamanki gibi haie-canla ayağa fırlamıştı. Deminden beri öğle paydosunu bckliyerek. boş durmamak için okur göründüğü doayajn acele ile kenara İtti, kolluklarını çıkararak çekmecesine attı. Koridorda; parçalan, dokuz mil giden tramvay gibi sallanarak birbirine çarparken kıyafetini tamamlıyor, siyah ceketinin muhayyel tozlarını sllkellye-rek İki yanından çekiştiriyor, kravatını sıkıştınyordu. Müdür tarafından her çağınlışmda yüreğinin kabardığını duyardı. Bunc* yıllık memuriyet hayatında her çağınlış. ya bir tekdir veya bir angariye vesilesi olmuştu. Kapısını tıkırdatırken kalbinin çarpıntısı âdeta ceketinden belliydi.
Tuhaf şey, memurlanna karşı dalma bir trajedi maskesi taşıyan müdürün yüzünde, yaptığı kabahati itiraftan çekinen bir çocuk ifadesi vardı. Bir müddet söze nasıl başlayacağını bilememek sı-kmtısiyle yutkunduktan sonra sesinin âmir tonunu yumuşatmağa çalışarak:
— Ferit Bey, demişti, memurluğun üzücü vazifelerinden biri de hemfikir bulunmadığı işleri İfaya mecbur olmasıdır. Otuz jnllık memuriyet hayatınızda hüsnü mesaisi daima takdir edilen...
Birdenbire meseleyi kavrayı-vermişti. Senelerdir kâbus içinde yaşamış olan, en ufak bir ihtimal ve rivayet karşısında günlerce j'emeden içmeden kesilen Ferit Nadi hakikatle yüzyüze gelince umduğu kadar müteessir olmadığını hayretle farketti. Müdür devam etmekteydi:
— Malûm tensikat meselesi.... Yüksek bakanlığın emirleri... Yeni tekaüt kanunu., vs.vs.. Adamcağız ne şekilde lâfını bitireceğini bilemiyordu. Belki Ferit Nadi de müstakbel halini müşahede etmiş olduğundan ona karşı bir yakınlık duyarak, kendi kendisini de aldatmak Ihtiyaciyle ağzında bir şeyler gevelemekteydi. O kadar ki Ferit Nadi memuriyet hayatında ilk ve son defa olarak âmirine müdahale edip sözünü kesmeğe, hattâ işinden aynlan oymuş gibi âdeta teselli etmeğe mecbur olmuştu.
Odasına döndüğünde yara sıcaklığını. hissizliğini muhafaza ediyordu. Yalnız, başına bir şeyle vurulmuş gibi, hareketlerinde bir sersemlik, reflekslerinde bir itaatsizlik vardı. Belki yüzünde biraz bozgunluk da bulunabilirdi. Zira; onun girişiyle beraber odaya ağır bir sessizlik çökmüş, yazı makineleri bile susmuştu. Arkadaşlarının kendisinden evvel duymuş olmaları dA muhtemeldi. Hiç bir şey söylemeden önündeki dosyayı kapadı, çekmeceye ufak tefek bazı öteberi yerleştirdi. Bu sıra gözü emektar kolluklarına iHşmlşti. Bu en samimî mesaî dostunu Adeta okşar gibi alıp, ihtimamla cebine yerleştirdi O da emekliye ayrılmıştı... Ay sonu yakın olduğundan elinde birikmiş evrak yoktu ve müdür, “Belki bir iki gün istirahat etmek isterseniz, demişti. Sizi fazla yormayalım; hakkınızda gerekli muameleyi biz İntaç ettiririz. Birkaç gün sonra uğradığınızda hem devir teslim yapar, hem de İhzar edilmiş olan tekaüt evrakınızı alırsınız...” Bu, (istirahat etmek isterseniz...) sözünü hatırlayınca dudakları acı bir tebessümle gerilmişti. Artık gayesiz ömründe yegâne yapacağı şey buydu... Daireden kimseye görünmemeğe çalışarak çıktı. Kimsenin, beylik sözlerle teselliye çalışmasını istemiyordu. Oda arkadaşlarına bile “Allahaısmarladık” dememişti. Biraz sonra nasıl olsa, havasında yapışkan bir et kokusu yüzen köfteci dükkânında toplandıklarında havadisin mu-
• • yerinde, zamandan
düşününce sıkışır gl-
hasebesüu yapacak, vaktiyle kendisinin olduğu gibi, satınn ağzındaki bir çok memurun korkuyla; mahiyeti meşkûk şiş köfteleri boğazlarında dizilecektl. Tekaütlük, çeşitli ihtiraslar peşinde koşan, kendisine hiç faydası dokunmasa bile sırf kapı arkadaşını gözden düşürmek için fırsat kaçırmayan bu, gençlerin küstahça "alyalı” tâbir ettikleri grupun yegâne müşterek dertleri, tehlikeleriydi. dİ.
Ferit Nadi bu felâketle jrtlzyü-ze geldiği halde zihninin durmadığına şaşar gibiydi. Hayatta hiç bir zevki yoktu... Daha doğrusu tavladan başka... öğle paydosları, bulaşık suyuna benzer bir nohut kahvesi içmeği göze alarak-toplandıkları “Yeşilyurt” kıraathanesindeki dakikalar, yeknasak ömrünün yegâne eğlence faslını teşkil ederdi. Senelerce kanamın acemi udunu dinlemeğe mecbur kaldığından musikiden hazzetmez, sinemada ise uyku bastınrdı. içkisi. kumarı da yoktu. Kadınsa, ondokuzunda evlenmiş, o zamandan beri harama el uzatmamıştı. Tövbe... Bir kere gençlik arkadaşlarına uyarak Bevoğlunun mahut evlerinden birine gittiyse de helecandan, korkudan ne olduğunu anlayamadan sokağa fırlamıştı...
Kararsız adımlarla Gillhane parkına sürüklenmişti. Acayip bir yorgunluk içindeydi. îlk sıralardan birisine çöktü. Kansı havadisi kimbılir nasıl karşılayacak, konu komşunun yüzüne nasıl bakacaktı. Bereket Allah, çocuk ihsan etmediği için, onlara karşı da mahcup düşmek tehlikesi yoktu. Artık herkes İşe yaramaz bir adam olarak karşılayacaktı onu. Halbuki gücü kuvveti melekâtı akllyeai her parlaktı.
önündeki günleri tekrar yüreği kıskaçla
bi oldu. Artık hiçbir gayesi yoktu. Ne, vapurda günün münakaşasını yapabilmek için acele acele gazetesini okumaya, ne de mümeyyiz olacak tüysüzün yüzünü görmemek İçin dairenin ertesi günkü işleri hakkında zihnen taslaklar yapmaya hacet yoktu. Köf-• teelde yer bulmak için on ikiye beş kala sıvışmaya çalışmayacak, mahdut tavlalardan birini ele geçirmek üzere kıraathanede sıra beklemtyecekti. En mühimi, haftada bir gün olduğundan yudum yudum zevkini çıkardığı pazar tatillerinin de cazibesi kalmamıştı. Bahçesini her güh gözden geçirebilir. evin ufak tefek tamirlerini dilediği zaman yapabilirdi...
Hayır... Bu akşam eve gitmek istemiyordu. Hayatında İlk defa olarak bir meyhanede içecek sonra yerini hayal meyal hatırladığı o evlerden birinde sabahlıjracaktı.
Tekaüt... Bu bir nevi alil demekti onca... Kendi kendisine hâlâ genç ve dinç bir erkek olduğunu ispat edecekti. Karısı edermiş... Adam sen de... ömrünce
Kandilli yokuşunu tırmanmaktan bıkmıştı. Gittikçe eksilen aile erkânı dolayısıyla günbegün büyü-yormuş intibaını veren odalarda nihayet iki kişi kalmışlardı. Karadeniz fırtınalarının cirit oynadığı evlerinde sığındıkları tek oda bile onlara çok geliyordu. Bereket alt katı kiraya vermişlerdi. Karısı bu gece yalnız kalmakla bir şey olmazdı. Hem alışmalıydı...
— Affedersiniz efendim...
Bir müddet anlamayan gözler^ le baktı. Ha., birisi saati soruyordu. Babadan kalma kapaklı şimendifer saatine bir göz attı. Eyvah!.. Beşi yirmi geçiyordu. Bir anda bütün tasavvurlarını unutarak her günkü 17.45» vapuruna yetişmek için yerinden fırladı.
merak Adam sen de... Bütün bir saat lntlzamiyle
17 Temmuz 1950
Y K N I İSTANBUL
8avfa 5
GÜNÜN EKONOMİK HAREKETLERİ
Birleşik Amerikada ziraatin gelişmesi
Yazan : Vâmık Tay^ı
Ankara Ziraat Enstitüsü Profesörlerinden
ZİRAAT, bugünkü Birleşik Amerikada her şey delildir; fakat ikti-«adi bünyesinin bellibaşlı temellerinden biri olduğu da muhakkaktır. Bu muazzam ve kusursuz varlığın bugünkü tek noksanı ise yalnız tarihidir. Bütün faaliyetinde ölçünün dışına çıktığını zannettiğimiz Amerikalı, tarih hesaplarını bambaşka rakamlarla yapar.
Bundan yüz altmış sene evvel 1790 da. Birleşik Devletlerin o zamanki beyaz varlığım teşkil eden 3-4 milyonluk küçük kütlenin yüzde 75 İnden fazlası, Avrupadan beraberinde getirdiği usullerle, yarım yamalak bir çiftçilik yapmakta ıdl. Elli sene sonra on sekiz milyona yükselen nüfusun büyük bir kısmı yine zıraatle meşguldü. Fakat bu tarihten sonra artış hızlandı. İşte bu artış çiftçi nüfusun nisbetini düşürmıye başladı. Bu sıralarda sanayiin gelişmesi, zirai mRddeleri İstihlak eden büyük toplulukların teşekkülüne sebep oluyordu. Zirai nüfus nisbetinin düşmesini sağlayan bu sanayi hareketi, aynı zamanda, pahalılaşmakta olan el emeğine fazla lüzum kalmadan, memleketin muhtaç olduğu ziraat mahsullerini temin etmek yollarını araştırdı. Kısa bir zamanda ziraat istihsal vasıtalarında çok esaslı değişiklikler yapıldı; nihayet makine tarlaya da girdi.
1900 ile 1950 arasında, 50 senede yüzde yüz artAn nüfus, hemen hemen yalnız çiftçi nüfus nisbetinin küçülmesine yaradı. Hattâ bu yanm yüz yılın son senelerinde ziraî istihsal ile uğraşanların nîsbî rakamlarında olduğu gibi mutlak rakamlarında da azalmalar görüldü - Bu gelilme tartı Amerika ziraat hayatında köyün değil çiftliklerin teşekkülüne sebep olmuştur. Bugünkü Birleşik Amerikada bizim köy dediğimiz topluluk yoktur. Çiftçi toprağının içinde, çiftliğinde oturur. Arazi, bizdeki gibi ziraati felce uğratacak Vekilde, çok küçük parçalara bölünmemiştir. Amerikada zirai bir bütün olarak çiftliği ele almak lazımdır (1).- İşte bugün böyle altı milyon çiftlikte toprakla uğraşan 25 milyona yakın nüfus, Birleşik Amerika halkının ancak yüzde 17 sini teşkil etmektedir. Fakat bu nüfus hareketinin aksine zirai istihsal, genel nüfusa nlshetle, hiç bir zaman azalmamış, bilâkis daha da artmıştır. Bundan yüz sene evvel yüz kişinin karnını doyurmak için üç yüz çiftçi uğraşırken bugün bu İşi, geniş topraklar üzerinde, yirmi kişi kolaylıkla ve faz-1 a siyi e başarmaktadır.
İşte Amerika ziraatinin tılsımlarından biri. Memleketteki büyük müstehlik bir kütle ve büyük bir sanayi için, geniş topraklar üzerinde makine İle kolay ve ucuz istihsal.

Amerika ziraat teşkilâtının gelişmesine gelince: Birleşik Amerikada ziraat teşkilâtı, Amerika çiftçiliğine nazaran, daha da yenidir.
Bugün kadrosunda altmış bin memur bulunan Tanm Bakanlığı, 1830 senelerinde İçişleri Bakanlığının patent dairesinde, ziraate ait istatistikleri hazırlamak için kurulan iki memurlu bir bürodan meydana gelmiştir. O zaman bir iki odacığa sığışıp olan Birleşik Amerika ziraat teşkilâtı, tklnci Cihan Harbinden evvel dünyanın en büyük bakanlık binasına eahlp bulunuyordu. Ancak son harp. Millî Savunma Bakanlığının daha fazla genişletimleslni icap ettirmiştir. • • -•
Washlngton*un güneyinde, mütevazı beyaz konağın etrafında resmî dairelerin toplandığı çok ferah ve hakikaten yeşil bir sahada inşa edilmiş olan bakanlık binasında şimdi altı bin memur, haftada beş gün, sabah dokuzdan akşam beş buçuğa kadar, arada yarım saatlik bir lstirahatle. memleket içindeki ziraat teşkilâtında vazife gören elli küsur bin memur ve araştırıcı ilim adamına hizmet etmek İçin çalışmaktadır. Bina, bir milyo-
(1) tlerikl yazılarımızdan birinin mevzuunu (Birleşik Amerikada Çiftlik Hayatı) teşkil edecektir.
na yakın eseri ihtiva eden büyük bir kitap sarayı, üç tane lokanta ve daha bir çok tesisleri İle ayrıca çok büyük bir eserdir.

Yine 1830 tarihlerinde ıdl. Maliye Bakanlığı şeker kamışı ziraati ve sanayiinin Amerikada gelişmesi İçin lüzumlu tetkik ve araştırmaların yapılmasını Yale Üniversitesi profesörlerinden birine havale etti. Elde edilen sonuçlar 1833 de yayınlandı BÖylece Amerika ilk defa hükümet tarafından ziraat bir araştırma yapılmış ve ilk ziraat bülteni neşredilmiş oldu. Fakat bu işlere daha ziyade ehemmiyet 1862 senesinde, ziraat teşkilâtı bir bakanlık olarak organize edildikten sonra verilmiştir. Bu sırada alınan esaslı bir takım kararların başında, Birleşik Devletlerin her birinde kolejler açılıp ziraî tedrisat ve araştırma yapılması İçin, devlete alt kırk dört milyon dönüm arazinin vakfedilmesl gelir. 1887 de kabul edilen ziraat tecrübe İstasyonları kanunu ile de bu kolejlerin araştırma tahsisatları fazlalaştırılarak lmkâptan genişletilmiştir.
Bugiln Tanm Bakanlığının araştırma sahasındaki muvaffakiyetleri çok büyüktür. Her sahada ve her hususta hâkim olan zihniyet, daha İyiyi ve memlekete uygununu bulmak için durmadan araştırma yapmak ve her yeniliğe İcap eden ehemmiyeti vermektir. Amerika ziraatinin bugünkü hale gelmesine hizmet eden tılsımlı köklerden biri de İşte bu araştırma teşkilâtı ve kolejlerdir.
Son senelerin binlerce buluşlan a-rasında bir tanesi olan melez mısır sayesinde Amerikada aynı emekle. 18 senede 19 milyon ton daha fazla mısır mahsulü elde edilmiştir. Böylelikle mısmn maliyetinin bir hayli düştüğünü tabiî tahmin edersiniz.
Hormonlarla ve tayyarelerle yapılan yabani ot mücadelesinin tatbikattaki başanlan çok büyüktür.
Su haline getirilmiş amonyakm gübre olarAk toprağa enjekte edilmesi İse son yeniliklerden biridir.
a

Ziraat kolejleri ve deneme İstasyonları kanunundan yirmi yedi sene sonra, 1914 de, dünyaya örnek olarak şekilde kurulan (Extenslon = Yayım) teşkilâtı, çeşitli araştırma müesseslerinin çalışmaları sonunda elde ettikleri faydalı yeniliklerin çiftçiye ulaştırılması meselesini de esaslı bir şekilde halletmiştir.
Bu büyük İşlerden başka, son otuz kırk sene İçerisinde, Birleşik Amerikada ziraî kredi, ziraat mahsullerinin standardizasyonu, pazar vaziyetleri, toprak koruma işleri, çiftliklerin e-lektriklenmesi. ziraî sigortalarla ziraat mahsulleri fiyatlarının korunması mevzularında ki Tarım Bakanlığı çalışmalarının da çok büyük başarılar sağladığını buraya ilâve etmeliyiz.
Çin Hindi de silâhlanıyor
Fransız ve yerli Vietnam orduları yenileştiriliyor
Saygon 16 A.A, (United Press) — Saygon’daki Fransız askerî kaynaklan buradaki 120.000 kişilik Fransız ordusunun Güneydoğu Asyada Batılı en kuvvetli silâhlı kuvvet! teşkil ettiğine ve hayatî ehemmiyeti haiz bu stratejik bölgenin Çin komünistleri tarafından istilâ edilmesine karşı yegâne mania olduğuna işaret etmekte, dlrler.
Saygon’daki yetkili Fransız makamlarının modern eğir bombardıman ve süratli tepkili avcı uçakları ile Fransız ordusunun eskimiş malzemesinin yerini almak üzere kamyonlar. kamyonetler ve diğer teçhizat ve hâlen Fmnsızlar tarafıntan teşkilâtlandırılıp talim ettirilmekte olan 50.000 kişilik yeril Vietnam or. duşunu teçhiz etmek üzere silâh İstemelerinin muhtemel olduğu bildirilmiştir.
Kısa Haberler
Arjantin haziran
mahsulü
★Buenos Aires (Hususî) — Arjan-tinin haziran ayı için resmî mahsul tahminine göre, havalar umumiyetle iyi gittiği için buğday ve keten tohumu ekilmesi kabil olmuştur. Yalnız Entre Rlos ve Santa Fe eyaletlerinde çok fazla yağmur yüzünden ekim yapılamamıştır. Diğer taraftan Batı ve Güney Buones Aires ve Batı ve Güney Cordoba’da yağmur azlığından şikâyet edilmiştir.
Her sahada buğday mahsulü çok iyi bir durumdadır; yalnız şimdi biraz daha serin havaya ihtiyaç vardır. Devletin buğday satın alması üzerine fiyatlar biraz yükselmiştir. Bunun için buğday için ayrılan saha da arttırılmıştır.
Kuzey taraflarında geçen ay başlayan keten tohumu ekiminin mahsulü artacağı tahmin edilmektedir. Bir çok yerlerde mısır toplanması bitmiştir; fakat bazı yerlerde hâlâ normalden fazla mısırın toplanmasına devam edilmektedir.
Hindistan yün İhracatını menediyor
★ Yeni Delhi. (Hususî) — Hindistan Hükümeti işlenmemiş yün ihracatına bir son vermeyi kararlaştırmıştır. Bu haberi veren Ticaret Bakanlığı ihracat yüzünden dahilde yün kullanan endüstrilerin uygun fiyatta yün bulamadıklarını söylemiştir.
Belçika dış ticareti
★ Brüksel (Hususî) — Geçen ay Belçika ihracatı 6.734 milyon Belçika frangını bulmuştur. Mayıs ayında ihracat 5.723 milyon ve geçen sene haziran ayında 7.338 milyon Belçika frangı idi. Geçen senenin aylık ihracat vasatisi 6.539 milyon frank İdi. Haziran ayında mensucat İhracatı kıymet bakımından 60 milyon frank artmış ve yekûn 1.602 milyonu bulmuştur. Tütün ve gıda maddeleri ihracatı ise 150 milyona çıkmıştır.
Tan gany İkan altın Araştırmaları
★ Dar-Es Salaam, (Hususî) — Britanya Kolonileri Kalkınma Birliği Afrlkada Tanglnylka'nm göller bölgesindeki Musoma civarında altın bulunduğu iddiaları üzerine araştırmalara başlatmıştır. Bu birlik bir kaç ay evvel Kenyada bir altın madenine sahip olmuştur.
Yıınan - Brezilya ticareti
★ Atina, (Hususî» — Ticaret ve banka klcring anlaşmaları Yunanistan ile Brezilya arasındaki müzakereleri Rio de Janelro’da cereyan etmektedir. Aradaki anlaşmanın Arjantin İle Yunanistan anlaşmasına benzlyeccğl tahmin edilmektedir.
Yunanistan - Brezilya ticareti, her iki tarafa 4 milyon dolarlık eşya temin edecektir. Brezilya kahve, pirinç, deri, yün ve pamuk ihraç edecektir. Buna mukabil Yunanistan da tütün, frenk üzümü ve bazı mamul maddelerle mensucat gibi şeyleri ihraç edecektir.
Amerikan - Alınan şirketi •
k Frankfurt, IHusus!) — İktisadî İşbirliği Teşkilâtının Batı Almanya Husus! Komisyon Reisi Mr. Robert Hanes Alman . Amerikan Ticaretini Teşvik Şirketinin kurulmasını çok iyi karşılamıştır. Mr. Hanes. Batı Almanya vatandaşlarının en çok alâkadar olduktan ve halledilmesi en güç otan bu meseleyi ele aldıklarından dolayı memnun olduğunu bildirmiştir. Mr, Hanes sözlerine nihayet verirken, yeni kurutan şirkete buradaki İktisadi İşbirliği Teşkilâtı ve Amerlkadaki teşkilât tarafından her türlü yardım ve kolaylık gösterileceğini söylemiştir. Şirketin hazırladığı bir demeçte. Alman - Amerikan Ticaretini Teşvik Şirketinin pek yakında işe baş. Uyacağı söylenmektedir.
LONDRA MEKTUBU
altın ve dolar stoku
Sterling bölgesindeki dolar kazançları ve tasarruflu hareket, memleketin stoklannı arttırdı
altın ve dolar
1950 senesinden bugüne kadar, dolar açığı. Marshail Plânı yardımından kullanılmaksızın, yapılan tasarruflarla kapatılmıştır. Artan miktar ve Amerikan yardımının tekmili ihtiyat akçesine ilâve edilmiştir.
Iktl-daha
Bale’dekl Milletlerarası Banka dahil, muhtelif memleketlerdeki satçılar. Marshail Yardımını sağlam paralı İhtiyatlara yatırmanın
en iyi kullanma usulü olduğunu söylemişlerdir. Ingiltere, sterllngi dolara tahvili kabil bir duruma getirmeden ve dolar İthalâtı tahditlerini kaldırmadan evvel İhtiyatlarını daha kuv-vetlendîrmelidlr.
Geçen 12 ay zarfında tnglltere ve sterling bölgesi, Marshail plânı yar-dımından tam 1,000 milyon dolar almıştır.
Son üç ay İçinde Marshail Plânı harici, artan dolar miktarı harpten beri en yüksek hadde erişmiştir. Geçen seneye kadar, sterling bölgesinde hiçbir vakit yardım harici dolar fazlası elde edilmemişti. Belki 1937 den
I
evvel bu had erişilmişti, fakat o vakitler İstatistik tutulmuyordu.
Son üç ayın icraatı, bütün sterling bölgesindeki fevkalâde dolar kazançlarına ve tasarrufuna İsnat ettirilmek tedir. Resmî kaynaklar bazı şartların geçici olduğunu ve Britanyanm bunlan devamlı addedemiyeceğlnl bildirmektedir.
Ma Üyenin, tedarik eden kılma hesabı yon sterlinge
sterling mukabili dolar
Komisyonun, müsavi 575 milyondan 875 mll-yükseltilecektlr. Lâzım
Türkiyeye Mars h a 11 Yardımı
Karaosmanoğlu, yardım şeklini ve miktarını tesbit ediyor
Çeşme 16 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Bayramı geçirmeye gelen Marshail Yardımı işlerini tedvire memur Devlet Bakanı Fevzi Lûtfi Karaosmanoğlu hafta ortasında An-karaya dönecektir, öğrendiğime göre hükümet Marshail Yardımı konusuna yeni bir veçhe vermek, yardımı alırken ve sarfederken plânlaştırmak kararındadır. Bugün Türkiyeye yapılmakta olan yardımın Türkiyede halkın herhangi bir sahada kalkınmasına asla yeterlik göstermediği, seri bir kalkınma İçin yardım şeklinin ve miktarlarının Türkiye mesa-hal sathiyesl ve geniş ihtiyaçtan dikkate alınarak yapılmak zaruret! meydana çıkmıştır. Aksi halde bu kabil komprime yardımların Türkiye vüsatindeki bir memleket için şimdiye kadar gayet ufak bir ölçüde kaldığını kabul etmek yerinde olur. Bizim 1950 yılı İçin munzam askerî ve ziraî kredilere ihtiyacımız belirmiştir. Karaosmanoğlu bu bahisteki tetkiklerini ay .sonundan önce tamaml lyAcaktır.
Ordumuzun munzam ihtiyaçtan İçin de bir İhtiyaç listesi tanzim edilmekte olduğu öğrenilmiştir.
böylelikle satın ata-
arasında,
olduğu takdirde. Britanya diğer bir 840 milyon dolar bilecektir.
Kâr temin eden mallar
müstemleke istihsali ve Avustralya yünü mevzuu bahsolmuştur.
Ingiltere ve diğer sterling bölgesi memleketleri dolar iktisadı plânlarında çok muvaffak olmuşlardır. Bir sene evvel, Ingiltere dolar ithalâtını yüzde 75 nispetinde azaltmaya karar vermiş ve diğer sterling bölgeleri de aynı karan takip etmişlerdi. Son üç ay sonunda îngllterenin dolar ithalâtı bu nispetin altındaydı.
Ingiltere geçen üç aya nispetle daha fazla miktarda Cenubi Afrika altını getirtmiştir. Sene başında Cenubi Afrika, tnglltere ve diğer zayıf paralı memleketlerden tedarik ettiği malların tediyesine karşılık, altın istihsalinden yüzde 25 İni ayırmıştı. Son üç ay zarfında Ingiltere bu % 25 den fazlasını elde etmiştir.
Geçen ay, Ottawa’nın her ay tngll-tereye 10 milyon Kanada dolan vermeye nza gösterdiğinden beri İlk defa olarak, İngiltere bu hakkını kullanmamıştır. Lâzım olduğu takdirde îngilterenln çekmeye hazır bulunan 65 milyon (Kanada) dolarlık kredisi mevcuttur. Söylenildiğine göre, vaziyet şimdiki gibi memnuniyet verici olduğu müddetçe tnglltere bu hakkı daha bir kaç ay kullanmıyacaktır.
Starllng muvazenesi aon aylar zarfında artmıştır. Bu artış kısmen A-vustralya parası çıktığı takdirde kâr etmek gayesiyle AvuatraJyaya akan sermayeye İstinat edebilir.
Fakat daha çok, denizaşın sterling memleketlerinin şadedeceklerinden fazla sterling kazanmalarından doğmuştur.
. Bu memleketler dolar ve diğer yabancı paralarını Londra Bankalarına yatırmaktadırlar. Devalüasyondan sonra, ihracat mallarının dolar fiyattan artmış ve beher dolar için % 44 fazla sterling almışlardır.
Devalüasyondan evvel tnglltere sterling borçlarını ödüyor ve dolar ihtiyattan gün geçtikçe azalıyordu. Devalüasyondan beri dolar rezerve-leri ve sterling borçtan artmaktadır. Bazı gayri resmi iktisatçıların söylediğine göre, bu iki vaziyet sebep ve neticeden başka bir çey değildir.
lzmirde piyasa vaziyeti
İzmir, 16 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Başbakanın 20 temmuz salı günü İlân edileceğini İfade ettiği yeni dış ticaret rejiminin esastan anlaşıldığı için yeni mahsule alt satış hazırlıkları borsada tesirini göstermeye başlamıştır. Bilhassa rekoltesi büyük olan pamuk, üzüm ve incir mahsulleri üzerine hafta içinde alivre batışlar artmıştır.
Yeni dış ticaret rejimi, İhracatçı ve ithalâtçıları fevkalâde memnun etmesine rağmen sanayiciler yeni liberasyon rejimini büyük tereddüt içinde karşılamışlardır. Liberasyon rejiminin memlekette sanayi hareketlerini Öldüreceği hesap edllmJkte ve bundan bilhassa pamuklu ve yünlü mensucat fabrikalarının büyük ölçlldc mutazar. nr olacağı İfade edilmektedir. Sanayicilerin iddialarına göre:
Yeni rejim başlayınca gümrüklerden her türlü mallar büyük bir kolaylıkla girecektir, ihracatçılara bırakılacak ytlzde otuzların tesiri daha şimdiden tesirini göstererek pamuk piyasası alabildiğine yükselmektedir. Bu korkunç yükselişin yeni rejimin tatblkına başlandıktan sonra alacağı şekil hakkında şimdiden bir l’iklr sahibi olmak da kabildir. O zaman memleket içinde pamuk fiyattan, beynelmilel piyasadan yüzde otuz -kırk daha yüksek olacağı İçin mem-
Su enerjilerimiz
Elektrik işleri Etüd Dairesinin faaliyeti hakkında Genel Müdürün anlattıkları
12 tmmuz tarihli nüshamızda Doçent Yüksek Mühendis Nureddin Taner imzaslyle "Bize rasyonel bir su enerjisi politikası lâzım,, adlı bir yazı neşretmlştlk.
Bu hususta Elektrik İşleri Etüd idaresi Genel Müdürlüğünden bir mektup aldık. Memlekotimızde yapılan İşleri göstermesi bakımından çök enteresan otan bu mektubu sütunlarımıza geçiriyoruz:
Nureddin Taner’in “Bize rasyonel bir su enerjisi politikası lâzım,, adlı yazısını ilgi ita okudum. Bilindiği ü-zere başında bulunduğum Eelektrik İşleri Etüt İdaresi bu başlığın bahsettiği konu İta meşgul olmak üzere kurulmuştur. Bu İBtlkamette 1935 yı-lindanberl çnlışmaktadır.Makalede beyan edildiği üzere 1945 senesinde bir konferans veren bir ecnebi mü leh asmam ifadesi Türkiyede bu hususta yapılan yegâne tetkik değildir. Bunu aydınlatabilmek için ilk plânda gelen 3 önemli baraj İçin yapılan etüdlerl kısaca sıralamak isterim:
1) Sakarya Nehri üzerinde Nallıhan kazasının takriben 20 kilometre güneyinde Sarıyor Barajı,
a) 1938 senesinden beri yani 13 yıl suyun seviyesi, akimiyle havzanın yağış ve tabahhur durumu rasat edilmiştir. Bu İşle İlgili sekiz rasat istasyonu hâlen de çalışmaya devam etmektedir.
bı Nehrin 200 kllometrâllk parçasının 1/5 000 mikyasında aero-fotogra-metrlk haritası alınmıştır.
c) Bu haritaya İstinaden ayrı ayn dört uzman jeolog tarafından muhtemel bütün baraj yerlerinin ve toplama havuzlarının Jeolojik rölüveai yapılmıştır.
d) Elverişli görülen sekiz kesitte karot sondajı yapılmak suretiyle en müsait baraj yeri aranmıştır. Bu yerlerden ilk sondajlar neticesinde en müsait görülenin de mecmu tulü 3.000 metreyi bulan temel sondajları yapılmış. sondajlar sağlam kaya İçinde yer yer 40 metre kadar derine İndirilmiş ve her delikte su tazy iki tecrübesi yapılarak kayanın su kaçırma emsali tesbit edilmiştir.
• ) Kayanın salâbetlnl gözle görerek tahkik edebilmek üzere en uzunu 140 metre olmak üzere beş adet tünel a-çılmıştır.
Bütün bu etüdler neticesi Marshail Plânından yardım görülmek suretiyle tutulan Amerikalı bir mücavir mühendis firmasına tevdi edilmiş ve firmanın lüzum gördüğü bazı tâli etütler de İkmal olunarak vezin bendi, kemerli bent ve taş-toprak dolma bent tipleri İçin mukayeseler yaptırılmıştır. Mukayese neticesinde gerek emniyet, gerek iktisat bakımlarından en elverişli görülen taş-dolma bent tipi tercih o-lunmuş ve teklif edilen tip üzerine Amerika lâboratuvarlarında model tecrübeleri yaptırılmıştır. Bu meyanda bu Işde kullanılacak malzeme için en az 20 ocaktan çeşitli numuneler alınmış. bunlar aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi Zemin Mekaniği Lâhoratuvarında. Bayındırlık Bakanlığı Kara Yolları Umum Müdürlüğü Zemin Mekaniği Lûboratuvarında ve Amerikan lâboratuvarlarında incelenmiş. proje bu etüt neticelerine İstinat ettirilmiştir. Bununla da iktifa edilmeyip projenin son şekli dünyaca tanınmış üç baraj mütehassısı otan Prof.
tükeneceği hıevsim ü-70.000 ton, pamuk re-
lekete girecek ucuz pamuklularla İç sanayiimizin rekabet etmesi büsbütün İmkansızlaşacaktır.
Hafta içinde çekirdeksiz kuru ü-züm piyasası bir aralık canlanır gibi olmuş ve fiyat 50 kuruşa yükseldikten sonra hafta 49 kuruştan kapanmıştır. Bu meyaıula Holândaya bazı ufak satışlar da yapıldığı için bayramdan sonra açılacak olan boraada, katan stokların rahatlıkla İfade edilmektedir. Yeni züm rekoltesi kat! olarak incir rekoltesi 31.000 ton.
kolteel İse 45.000 ton olarak tahmin edilmiştir.
Hafta İçinde pamuk satıştan en büyük kısmı İtibariyle alivre satışlara İnhisar etmiş ve pamuk alivreleri göze çarpacak kadar artmıştır. A-livre satışın, rekoltenin tükenmesine vardım olacağından bu bahiste sarfe-dilen gayretler memnunlukta karşılanmaya değer.
Çekirdek ve pamuk yağı piyasaları hafta İçinde inkişaflar gms termiş tir. Şunu da kaydetmek faydalıdır kİ. bayramdan sonra borsa açıldığı zaman zeytin yağı piyasasının kiloda en az on kuruşluk bir terakki kaydedeceği emareleri vardır. Fabrikalar mübayaatta bulundukları gibi ihracatçılar da ucuz mallara alâka göstermektedirler.
Dr. Terzaghl, Mr. Cotton ve Dr. Sa-V&ge’dan müteşekkil bir ilim heyetine takdim edilmiş, heyet Türkiyeye gelerek elde bulunan bütün sondaj ve malzeme numunelerini, baraj yerini ve diğer malumatı gözden geçirdikten sonra seçilen baraj tipinin en uygun tip olduğuna mütteflkan karar vermiştir.
Çok yakından tanıdığım Hindistan Kongresi Başkanı Bay Khoala kendi memleketinde inşa ettirmekte olduğu barajlar için bu kadar mufassal etüt yaptınlablldlği takdirde bahtiyar olacağından eminim. Yine yakın dostum otan ve en az 30 baraj inşa ettirmiş bulunan Ten n esse e Vadisi Otoritesi Başkanı Mr. Gördün Clapp. kendisine yapılan etütleri izah ettiğim zaman Amerikada da daha geniş etüt yapamadıklarını ve hattâ tecrübeden aldıkları emniyetle etütleri umumiyetle bu kadar tamik etmediklerini ifade etmiştir.
Yukarıda sözünü ettiğim diğer İki baraj yani Seyhan - Cephanelik ve Gediz-Demirköprü barajları İçin de aynı yol takip edilmiştir ve bundan sonra yapılacak herhangi bir etütte bundan evvel edindiğimiz tecrübeler ilâve edilerek aynı seyir takip edilecektir.
15 senedir tasarladığımız İşlerin tahakkuku İçin gereken malî İmkânlar peyderpey bulunabilmektedir. Sayın Doçent Yüksek Mühendis Nureddin Taner’in de İfade buyurdukları gibi memleketimizin İstikbali İçin son derece ehemmiyetli olan bu konuda artık büyük başarılara kavuşabileceğimizi ümit etmekteyiz.
Bu İzahatımızın gazetenize alınma-•lyle durumun aydınlanmış olacağını ümit eder, saygıtarımı sunanm.
Rus - Komünist Çin gizli andlaşması
Çin ordusu, Asyayı kurtaracakmış
New-York 16 A. A (Afp) — A meri kan-Çin siyasî birliği, dün elinde Sovyet Rusya ile Komünist Çin arasında yapılan gizil bir anlaşmanın kopyası bulunduğunu bildirmiştir.
Bu anlaşmaya göre Çin ordusu, bütün Asyanın kurtarılması ve Güneydoğu Asyamn İstilâ edilmesi için bir nevi milletlerarası ordu haline getirilecektir.
Adı geçen birlik bu vesikanın sıhhatini teyit edemlyeceğini söylemiştir.
Bu hususta tevcih edilen suale Dışişleri Bakanlığı yorumda bulunmaktan istinkâf etmiştir.
Mısmn dış ticareti
Kahire (Uçakta) — 1 — Japon ya ile — Mısır Hükümeti ticari bir anlaşma yapmağı düşünmektedir. Buradaki resmî makamlara göre, Japon dokumacıları kendi hükümetlerinin 30-60 milyon dolan ha mpamuk satın almak için ayırdığını söylemiştir. Bu vaziyet karşısında Mısır Hükümetinin bir an evvel Japonya İle ticarî bir anlaşma imzalaması şayanı tavsiyedir. Hattâ Japonyava bir ticaret heyeti göndermekten bile çekinmeme. İldirler.
2 — Almanya İle — Frankfurttan bildirildiğine göre. Alman resmî ma-kamlan Almanyaya gelecek otan Mısır ticaret delegesinin daha sonra gelmesini teklif etmiştir. Mısır ticaret heyeti temmuz 15 veya 20 de Mısırdan hareket edecekti. Halbuki o sıralarda Alman Ekonomi Bakanlığı kendi dahilî işleri ile meşgul o-tacaktır.
Bu arada ithalât - ihracat Komitesi Almanyanın Mısır vasıtaslyle Sûdan hububat maddelerini satın almak teklifi suya düştü. Bu mesele, anlaşıldığına göre, İki memleket a-rasmda ticarî anlaşma İmzalandığı zaman ele alınacaktır.
3 — Fransa İle — Fransa ile Mısır arasındaki ticari konuşmalar muvaffakiyetle neticelenmiştir. Şimdi bu anlaşma her iki hükümetin tasvibine sunulacaktır.
Geçen hafta içinde rekolteler hakkında daha fazla malûmat almak kabil olmuştur. İstihsal bölgelerinden piyasaya gelen haberlere göre, 1950 yılı yağlı tohumlar durumu hakkında ilk tahminlere glriş’lmlştlr. Bu grupa dahtl otan maddelerden ayçiçeği tohumunun geçen yıla nazaran az olacağı hakkında kati denilecek derecede malûmat elde edilmiştir. Sıcak dalganın Trakyada ve diğer bölgelerde, ayçiçeği zlraatlne zarar verdiğinden bahsedilmektedir. Susam İçin, bu derecede kati bir İfadede bulunmak henüz imkânsızdır. Kırmızı mercimek istlhsalâtının da J2 bin tonu bulacağı tahmin edilmektedir. Bakla mahsulünün az olduğu İddia olunmak, tadır. Elde kuru fasulye stoktan bulunduğu için, köylünün geçen seneye nazaran daha az kuru fasulye yetiştireceği de bir rivayet olarak söylenmektedir .Bütün bu haberlerin sıhhat derecesi hakkında bir teminat vermek mümkün değildir.
lSTANBULl
Ticaret Bordasında tiftik ve yapağı piyasası hararetini muhafaza etmektedir. Alıcılar arasına Fransız fabrikalarının da k8nş-tığı anlaşılmaktadır. Esasen geçen hafta* içinde bir Fransız fir-m isın n 180 ton kadar mal alması buna bir başlangıç teşkil etin.ştl. Amerikalıların da tiftik almak için piyasada araştırma yapmalarından bahsedilmektedir. Fakat bu araştırmalardan sonra ne ntapetce mubayaa bavlıyacağı hakkında henüz bir şey söylemek mümkün değildir. r
Fındık satışlarına gelince. 1950 İstihsal miktarının 35 ton olduğu hakkındaki haberler, teeyyüt etmiştir. Hattâ İstihsal bölgelerinin bazı kısımlarında yüzde 10 nispetinde bile fındık elde edile-miyeceğı ileri sürülmektedir, istihsal şartlan karşısında en cesur tacirler bile, alivre satışlara girmek hususunda tereddüt etmektedirler. Hafta içinde "borsa ve piyasa” sütununda da yazdığımız gibi, esasen alivre satışlarda bir durgunluk başgöstermiştl. çünkü orta la teslim edilmiş Cek mal olmadıkça, alivre satışı taahhüt e-den bir tacirin, bir müstahsilin çok zor bir durumda kalacağını
Borsa ve piyasalarda haftalık vaziyet
tahmin edebiliriz, bu şartlar karşısında, evvelce alivre «atışlara girişen tacirler bile, taahhütlerini ne suretle ifa edeceklerini dü. şünmektedirler.
Yağlı tohumlar grupuna gelince, yazımızın baş tarafında işaret ettiğimiz gibi, ayçieğl tohumunun geçen aeneyo nazaran noksan olacağı hakkmdakl haberler, elinde stok bulunduran tacirleri ihtiyatlı hareket etmeğe sevketmlştir. Netekim hafta içinde ayçiçeği tohumu 28 kuruşa kadar yükselmiştir. Halbuki bundan evvelki hafta içinde fiat 25-26 kuruş arasındaydı. Hafta içinde keten tohumu piyasası canlılığını muhafaza etmişti. İhracatçıların Almanya için ma| topladıklarından bahsedilmişti.
Nebati yağlara gelince, zeytinyağlarının rintlerinde yeni bir ta-havvÜl görülmemiştir. Ayçiçeği yağı da 103-105 kuruş arasında muamele görmüştür. Umumiyet itibariyle nebatî yağ piyasasında bir durgunluk müşahede edilmektedir.
Ticaret Borsasında diğer maddelerin durumunda bir tahnv-vül olmamıştır. Av derileriyle ham derilerdeki durgunluk devam etmektedir.
Adana (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Bazı piyasa ve bor satarın mort sezon geçirmelerine rağmet Adana ve Mersin piyasa, larında dün sona eren hafta zarfında oldukça mühim İşler olmuştur. Bu arada pamuk gene başta gelmektedir Hnll hazırda Adana pamuklarının bellibaşlı alıcısı Fransa ve Almanyadır. Hafta zarfın da Adanada bazı firmalar Fransa, Almnya, İspanya, Danimarka ve Suriye hesabına mubayaalara girerek bilhassa Çukurova Pa muk Tanm Satış Kooperatifleri Birliğinden mühim miktarda pa muk almışlardır. Mersinden de Kıbrıs. Fransa ve Danimarkava kül liyetll miktarda birinci ve ikinci akala pamuğu ihraç edilmiştir
BÖylece eldeki stoklann bir kısım daha satılmıştır. Alıcılardan Fransa ve Almanya Hatay pamuklarını tercihen istemektedirler. Açığa satışlar bu hafta da kaydedilmiştir. Bu arada Fıansanm 2ü6 kunıştan yedi bin tonluk teklifi de bulunmaktadır.
Diğer taraftan btLşta New-York olmak üzere dünya pamuk piyasası yükselmeler kaydetmektedir. Üç gün evvele alt resmî bültenlere göre Adana sıra malı Rolercin akalalarına muadil Midllng fiatl temmuz teslimi 36,60 sent, 1951 temmuz teslimi ise 35.32 senttir. Bu flatler bizim paramızla bugün 226-218 kuruştur. Bu ftat yükselişini Kore hâdisesine atfedenler varsa da keyfiyet Türk pamuklarının pahalı olduğu İddiasını tekzip etmektedir. Adana piyasasında muhtelif firmalarda hâlen binlerce balya pamuk bulunmakta İse de evvelki hafta da belirttiğim gibi bu firmaların müsait fiat bekliyerek satıştan müstağni kaldıkları görülmekte, dlr. Bugün için Avnıpada Adana pamuklarına yüksek flatle alıcı yoktur. Mersin ihracatçı Birlikleri ve muhtelif memleketlere sevk edilmek üzere 339 ton pamuğa lisans vermiştir Pamuk standardizasyonu nizamnamesinin tatbikinin gelecek seneye bırakılarak Çukurovahtarın mütalâalarına bir nebze hak verilmiş olması burada memnunluk uyandırmıştır. Keten tohumu üzerinde de hafta zarfında fiat yükselmesi olmuş ve -10 kuruşa kadar alıcı zuhur etmiştir. Bu madde flatte 1-2 kuruş fark göstepnılştlr. Keten tohumu 'Iraatine Çukurovada artık çok az yer verildiğinden bu şekli rekolte geçen senelere kıyas edllmiyecek derecede noksandır, öyle kİ bir tacir harice 100 tonluk bir siparişi dahi taahhüt edmee-mektedir. Haftanın en mühim ticari hâdiselerinden biri de fasulye ihracına baştanmış olmasıdır. Bundan evvelki iki haftanın borsa ve piyasa vaziyetim bildirirken gene bu sütunlarda Adana,
Mersin, İskenderun depolarındaki fasulye stoklarının çürümek tehlikesine maruz bulunduğunu kaydetmiş, YENİ ÎSTANBUL’un 14 temmuz tarihli nüshasının ekonomi hareketleri sayfasında da Ticaret Bakanlığının fasulyelerin ihracı için çare bulunduğunu haber vermiştim. Sona eren hafta içinde Türkiyeden ilk fasulye ihracı Mersinden Fransaya yapılmış, BÖylece on binlerce ton fasulyemizi saran kefen yırtılmıştır. Fransaya yapılan bu ilk fasulye sevkıyatı 1948 mahsulü sıra malıdır. Bu 50 tonluk ilk parti Fob 27 WÇL ise vapur beklemektedir. Bu 600 ton fasulye Ereğli (Konya Ereğ-Hsi), Elbistan ve Ceyhan menşelidir. Gümrük muamelesi de tekemmül etmiştir. Iskendcrunda İki yerle fasulye üzerine anlaşmaya varmak üzeredir. Adanada fasulye muamelesi henüz yoktur. Eski fasulyelerin bu suretle ihracı yeni mahsul üzerine iş yapılabileceği Ümitlerini uyandırmıştır. Tüccar hâlen yeni mahsul fasulye almaktan çekinmektedir. Bunun sebebi ise eski mal istihsal bölgelerinde de çok olduğundan müstahsilin yeni mata az da olsa eski mal katması ihtimalidir. Halbuki eski fasulyeler elden çıktığı takdirde yeni fasulyelerin alım satımı daha kolay olacaktır.
Uzun senelerdir muamele görmiyen koyun derisi üzerine de hafta İçinde iş olmuş ve Mersinden Halebe kilosu fob 130 kuruşa 19 mal sevkedllmiştir. Lübnan keza Mersinden fob 11 kuruştan 150 ton akala pamuk tohumu almıştır. Mersin Borsasında burada aylardan beri İlk defa görülen muameledir. Muhtelif memleketlere 93.80 kuruştan 5 ton kaysı çekirdeği, 62 kuruştan 81 ton yer fıstığı ihraç edilmiş, bunların muamelesi de Mersin Borsasından geçmiştir. Bundan başka Mersinde 16,50 kuruştan 400 ton pamuk tohumu kitabesi satılmıştır. Ayrıca Mersin İhracatçı Birlikleri 40 ton pamuk tohumu kitabesi, 20 ton susam, 3700 baş koyun, 800 baş sığır İçin ihraç muamelesi yapmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi İse Adanada şimdiye kadar 38 bin ton hububat mübayaa etmiştir. O-ftaln vilâyet itibariyle Adanada günlük alımı hâlen 800 ilâ 1000 tona düşmüştür. Alım normal şekilde devam etmektedir.
YEN t İSTANBUL
17 Temmuz 1950
Parisin büyük modacısı

Sizlere en çok sevdiği şapkasının sırlarını veriyor
e
/ O Resimde M and Roser alt konan vyapıyor. Zaten en zor olan kısım bu kısımdır. Çok dikkat ister.

Külotla kenar birbirine yapıştırılıyor. Dikişlerin çok temiz olmasına İtina ediyor.
Maudt "Şayet vualet koymak İstemiyorsanız. Çok büyük bir papatya yerleştirin. Şapka çok hoş olacaktır U diyor.
İki şiş, bir iğne ile neler elde edilir?
îkl şiş. bir İğne He lnsıuı ne harikalar elde edebilir., şişlerle yünden veya pamukludan bantlar İmal edip bunları iğne İle keten pamuklu veya hafif yünlüden basit elbiselere dikersiniz. Kumaş ile yün, bu seoe, tâbir caizse bir aşk İzdivacı yaptılar
yeni İstanbul
Kadın okuyucularının bayramını teb-
rik İle sıhhat ve neee temenni eder..
m-4. ınve*' i™»’ ti mszMVMsa
Yaz günü evlerimizin temizliği
Temizlik İşlerinde üç şişenin size çok lüzumlu olduğunu bil lyomı uy-dnnıız T Bu üç şişe Javel suyu, amonyak ve sirke şişeleridir.
ÇAMAŞIR SUYU
Sıhhatiniz içini
A Antiseptik: 1 litre suya 2 damla Javel suyu.
A Yorgun ayakları dinlendirmek için: Ilık banyo suyuna bir çorba kaşifin Javel suyu. Kurulayın, talk pudrası ekin.
A ParmakİAnn temizliği için: Nikotinle sararmış parmaklan ılık javel suyu İle hafifçe oluşturduktan sonra ılık sabunlu su ile yıkayınız. Elbiselerinizi
A- Lekeleri çıkarmak İçin: Pas, üzüm lekelerini çıkarmak için javel suyuna batırılmış bir pamuğu lekenin üzerine sürdükten sonra hemen yıkayınız.
A Mürekkep lekelerini çıkarmak İçin: Beyaz ve yıkanabilir bir kumaştan mürekkebi çıkarmak için sirke ile karışık javel suyu sürüp yıkayınız.
Eviniz İçini
A Pirinç tokmak veya çerçeveleri temizlemek İçin: 15 gr. Javel suyunu bir yumurtanın akı İle karıştırıp temizlemek istediğiniz yerlere sürün
A Mobilyaları beyazlatmak İçin: Beyaz odundan olan mobilyalar İçin 1/4 litre suya 2 çorba kaşığı Javel suyu karıştırın.
A Kitapları temizlemek için: Üzerlerinde rutubet lekeleri bulunan kitapları 1 kahve kaşığı javel suyu 4 kaşık im.blktan geçirilmiş su. 100 gr. su için 10 gr. hiposülfit mahKılünü karıştırınız. Su ile yıkadıktan sonra gayet temiz bir papye büvarla kurutunuz.
AMONYAK
Sıhhatiniz İçini
A Herhangi bir böcek sokmasının acısını dindirmek için: amonyaklı bir pamuğu sızlayan yere sürün.
A Ellerdeki kokulan gidermek İçin; Ellerinizi İçinde iki kaşık amonyak bulunan ılık suya daldırın.
Ar Parmaklardaki İyot lekelerini 1/3 amonyak İle 2/3 oksijenli suya karıştırınız.
Elbiseleriniz içini
A Bir tentürdiyot lekesini çıkarmak İçin, lekenin üzerine biraz amonyak sürün sonra hemen yıkayın.
A Yakalardaki yağ lekeleri İçin. 1/4 amonyak 3/4 su.
A Fırçaları temizlemek için, onları bir litre «uda 1 kaşık amonyak bulunan mayle «okun. Sonra sirkeli su ile yıkayın.
A Gümüşleri parlatmak İçin, bir yün parçasına hafifçe amonyak döküp gümüşlere sürüm
A HalıİAnn renklerini canlandırmak İçin, içinde 2 çorba kaşığı amonyak bulunan bir litre su İle siliniz.
Evinizi
A Cilâlı bir mobilyayı c Hâlan d ırmak İçin, amonyakla Bilip soğuk su İle temizleyiniz.
SİRKE
Slhhatinlz İçin t.«•
A Saçlan parlak ve yumuşak yapmak İçin, başınızı yıkadığınız son suya 3 çorba kaşığı sirke koyun.
A Parmaklardaki meyve lekelerini sirke İle çıkarım
A’ Hazımsızlıktan meydana gelen kaşıntı, sirkeli su ile hafifler.
A- Kauçuk mantolardan çamur lekelerini çıkarmak İçin, lekeleri alkol ve sirke ile «İliniz.
* Siyah elbiseleri parlatmak İçin, «İrkeli suya batmış bir fırça ile fırçalayınız.
A Bir kumaşın rengini sabitleştirmek İçin, yeşil ve pembe renkler için, ılık bir litre suya 1 çorba kaşığı sirke koyun. Kırmızı renkler için ise bir litre soğuk suya bir çorba kaşığı amonyak koyun.
A Rafadan yumurtanın İyi pişmesi için, yumurtaların kaynadığı suya bir kaç damla sirke koyunuz.
A Fayans ve emayeleri lyt temizlemek İstiyorsanız, sirke İle siliniz.
Romantik yakalı bluz
Dar ve düz bir elbise, çizgileri VnJilemesine olan bu elbisenin bnünü arkaya birleştiren kısım yündendir
oüneş banyosu İçin elbisenin yaka ve ön kısmı yündendir. Bu zarif elbisenin eteği arkada anvölop şeklLndedir
Plyedöpuldan olan bu jdlnlü elbisenin yaka, kol ve cep kısımları siyah yündendir
Renkli kotandan örülmüş iki geniş bant bu elbiseyi süsleyip arkada düğmeyle iliklenmektedir. Etek geniş ve anblyedlr
Tissörden kolsuz bir elbise kotandan 'örülmüş bantlarla süslenmiştir
Şnntungdan spor bir elbise. Beldeki ampiyesman yündendir. Etekte önde ve arkada ikişer pli vardır
Yaz için, bu yıkanması kolay, zarif, şık, kotan bluzu siz de kendinize Ö-rüniiz.
Malzeme — 4ö0 gram beyaz kotan, İnce yün de olabilir. 2 num.arab çift şiş (30 ILmek = 10 santimetre genişliği, 4 sıra, 7 santimetre yükseklik İçindir.)
örgü — Jarse. AJor örgü örümcek: 1 inci sıra - 2 ilmek yüz X 1 ilmek şişin üzerine atınız. 1 ilmek Örmeden, ördüğünüz şişe kaydırınız. 2 ilmek beraber, kaydırdığınız İlmeği eksiltiniz, bir ilmek atınız, 3 ilmek yüz X işaretinden alarak devam ediniz ve sırayı, bir atınız. 2 ilmek yüz ile bitiriniz, 2 İnci sıra -4-1 İlmek ters, 2 İlmek beraber tersten. 1 atınız, 1 ilmek tersten, 1 atınız. 2 ilmek tersten beraber 4- İşaretinden alarak, bütün sıra devam ediniz ve sırayı 1 atınız, 2 ilmek tersten beraber, 1 İlmek ters ile bitiriniz. 3 üncü sıra - 2 ilmek beraber ♦ 1 atınız, 3 İlmek yüz, 1 atınız, 1 İlmek kaydırınız, 2 ilmek beraber, kaydırdığınız ilmeği, iki beraber aldığınızın üzerine geçirerek eksiltiniz. ♦ İşaretinden alarak, bütün sıra devam ediniz ve sırayı, 1 atınız, bir eksilme İle tamamlayınız. 4 üncü sıra -Al ilmek ters, 1 atınız, 2 İlmek terstan beraber. 1 İlmek ters, 2 İlmek beraber tersten. 1 atınız, devam ediniz. Sırayı 1 atınız, 1 İlmek tres ile bitiriniz.
Arka — 140 İlmekle başlayınız. 10 sıra Jarse örgü örünüz, yüz üstüne, 1 sıra tersten. Kenar kıvrımı işareU İçin, Her 8 sırada, her iki taraftan 5 defa, 1 er İlmek, eksilterek devam etliniz. Kenar kıvrımın üzerine arka pensine başlayınız, bunu yapmak İçin baltan ve sondan 41 İle 42 İnci İlmeği beraber Örünüz. Bu eksilmeyi, 10 defa aynı yere gelmek suretiyle, her iki sırada bir tekrarlayınız. Sonra 8 sır» düz örünüz. Arka genişliği için aşağıda iki beraber örerek eksilttiğiniz İlmeklerin aynı üstünü, 1 İlmeği, İki defa örünüz. Bu artmayı hor 4 sırada 61 defa tekrarlayınız ve kenarlardan her 8 sırada 1 er İlmek arttırınız. Kenar kıvrımından 38 santimetre yükselince, kol İçin, 5 İlinek. 2 ilmek. 1 ilmek eksiltiniz. Tekrar I santimetre düz Jarse Örgli örünüz, sonra biitiin ilmekleri ajor Örgüye çeviriniz. Örgü 56 santimetre yükselince omuzlar için, 40 ar İlmek üçer defadıı bitiriniz. Ortada knhınları ise bir defada bitiriniz.
ön — 140 ilmekle başlayınız, arka gibi örünüz, yalnız göğün pensi İçin 8 sıra dÜz örgüden sonra 10 defa 1 er İlmek arttırınız. 50 santimetre yüksekliği bulunca, tam ortadan, yaka açıklığı için, evvelâ 10 İlinek, sonra içe gelecek taraftan 5 defa 2 İlinek, 6 defa 1 er İlmek eksiltiniz. 57 santimetre olııııeu, omuzlar İçin 40 ar ilmek 3 er defada bitiriniz.
Küçük yaka — 22 ilmekle başlanır, düz olarak jarse Örgü örülür. 36 santimetre olunca bitirilir, İkiye katlanır. Sağ omuz dikilir, sol oıııuz açık bırakılarak yakanın etrafına bu küçük yaka dikilir, arka kısma düğme dikilmek üzere 4 santimetre ve jarse Örgü buradaki ilmekler tekrar şişe alınarak örülürler. Ö11 kısma Iso müsavi aralıklarla 5 ilik yapılır.
Büyük Yaka — Yan tarafın dış konarından 20 ilmekle başlanır ve her İki taraftan arttırılarak Örülür. Sol tarnftan 3 defa 5 İlmek, 1 defa 2
İlmek, 10 defa 1 er İlmek, sonra her sırada 8 defa 1 er İlmek arttırılır. 66 sıra oluncaya kadar.
Sağ taraftan İse, 3 defa 5 İlmek. 4 defa 3 ilmek, sonra 26 defa her «ırada 1 er İlmek arttırılır, 66 sıra oluncaya kadar.
Sonra iç oyuntusu şekli verdirilmek için ortadan 10 ilmek eksiltilir. Her iki tarafından 2 İlmek, her İki sırada 1 er ilmek eksiltilir. Yakanın sol tarafından dalma her iki sırada 15 defa 1 er ilmek arttırılır, sonra bu taraf düz olarak devam edilir. İç oyuntusu ile eksiltilerek uç bitirilir.
Yakanın sağ tarafında ise her sıra-
da 1 er İlmek arttırılır. Boyna gelecek taraftan ise, her sırada 1 er ilmek eksiltilir. Bu suretle 22 santimetre görülür. (Boyna gelecek iç taraftan ölçülür). O zaman, boyna gelecek taraf, 5 santimetre düz olarak ö-riilür. Diğer sağ taraf ise, 8 san tim et-metre örülür. (Boyna gelecek İç tada 1 er ilmek eksiltilir. İçe gelecek kısımdan, 3 defa, her 4 sırada 1 er İlmek arttırılır. 30 İlmek kaldığı zaman 3 defada bitirilir. Yakanın İç kısmına, 5 İlmekle haraşo Örgü ile bir kenar yapılır. Dış kenar 1 santlınetro İçeri kıvrılarak dikilir ve ütülenir. Resimde gördüğünüz şekilde ajor örgünün üzerine yerleştirilir.
İT Temmuz 1950
t rn T İstanbul
Sayfa T

ccm
TEVZİATI
MAĞAZALARI
2) ÇAĞIRILAN VE BİR HAFTA İÇİNDE MUAMELELER
YAPILACAK OLAN BEYANNAME Numaraları
Üsküdar
Kozlucahan
Fatih
Günleri
Takip
DİKKAT
ccm
4) GİŞE SAATLERİ
5) EMEKLİ, DUL VE YETİMLER
1949/50 turuncu renkte beyanname numarasını
Galata Tûhlr Han
Tepebaşı ALP Oteli altında
İLÂN
• BEYOĞLU İSTİKLÂL Cad: 75
Tunceli ilinden
Ankara
İzmir
KULLANINIZ
GÜZEL VE FAYDALI İLANLAR
YENİŞEllİn
16112
İSTANBUL
halka kesintisiz olarak oda ve soba esasına göre
ÜSKÜDAR KOZLUCAHAN
1948 -1949 kışında olduğu gibi beyan kömürleri verilecektir.
Eksiltmeye gireceklerin 2 ncl maddede yazılı geçici teminata alt makbuz ve beşinci maddede yazılı belge ile 1950 yılına ait Ticaret Odası vesikasını havi olarak 2490 sayılı kanunun tarifleri dairesinde hazırlıyacakları kapalı zarflarını ihale günü saat (15 i e kadar makbuz mukabilinde Daim! Komisyon Başkanlığına vermeleri veya iadeli taahhütlü olarak posta ile göndermiş olmalan lâzımdır. Postada olacak gecikmeler nazara alınmaz.
8
İnceleme ve karar
davet numaralan her hafta pazartesi sabah gazeteleriyle ilân edilir.
Devam eden tevziata ait haftalık izahat:
Türkiye Kömür Satış ve Tevzi
Miiessesesi İstanbul Şubesinden
YUMUŞAK SAKALA 003
(öğleden sonra) sıra numamffi aranrr_ı.±z^ va
1 — Yoklama,
2 — Genel Kurul başkan ve kâtiplerinin seçimi,
3 — Toplantıya çağırma işinin usulüne göre yapılıp yapıl madiğinin tetkiki,
Telefon: 40430 — 42673
Telgraf: Lamet İstanbul
ÜSTÜN EVSAFLI MÜTEKAMİL N UCUZ
26 Ağustos
İkramiye Çekilişine
Hazırlanınız
4 — Yönetim ve denetçiler kurulları raporlarının, bilânço ve hesap cetvellerinin okunması, incelenmesi ve yönetim kurulunun ibrası,
6 — Fiat farklarının dağıtılma şeklini kararlaştırma,
6 — Yeni yıl iş programı, bütçe ve kadro teklifi incelemek ve onamak,
s
7 — Ana sözleşmede değişikliği gerektiren hususlar üzerinde görüşme ve karar, '*
Türkiye Kooperatifçilik Derneğine Üye olma konusunu
Hakikî İngiliz Pand’s kremleri geldi
Dünyaca tanınmış hakiki İn-Zilis Pond’s krem! memlekete bir miktar İthal edilebilmiştir. Kavanoz içerisinde olanını ısrarla İsteyiniz.
BİLÛMUM ITRİYAT MAĞAZALARINDA BULUNUR.
• SİRKECİ HAMİDİYE Cad: 16
Pedagojik Yardımlaşma
Kooperatifi Başkanlığından:
Kooperatifimizin yıllık genel kurul toplantısı 5-8-1950 günü saat 15 te Ankara Halkevlnde yapılacaktır. Gündem aşağıya çıkarılmıştır. Statümüz esasları dahilinde sayın üyelerin Genel Kurula katılmaları rica olunur.
GÜNDEM t
11 — Genel Kurulca lüzum görülecek işler hakkında korniş yonlar seçmek, rapor ve talimatname hazırlatmak ve onamak.
1 _ Eksiltmeye konulan İş Tunceli ilinde Pertek ilçesi İlkokul İnşaatıdır.
2 — Keşif tutarı 48166.78 Uradır.
8 — Eksiltme 1.8.1950 salı günü saat 15 te Tunceli 111 Bayındırlık Müdürlüğü odasında kapalı zarf usulü İle yapılacak tur.
4 _ Eksiltme şartnamesi ve buna bağlı kâğıtlar Tunceli Bayındırlık Müdürlüğünde görülebilir.
5 — Eksiltmeye girebilmek İçin isteklilerin usulüne göre 8612.51 kuruş geçici teminat vermeleri lâzımdır.
6 — isteklilerin 1950 yılma alt ticaret odalarından alacakları belgeleri vermeleri şarltift
7 — isteklilerin bu işin teknik öneminde en az 50.000 lira tutarında bir işi iyi bir Surette başardığını veya idare ve denetlediğini ispata yarar belgeleriyle birlikte ihale gününden — tatil günleri hariç en az üç grün evvel yazı ile Tunceli iline başvurarak bu işin eksiltmesine girebilmek için yeterlik belgesi almaları lâzımdır.
8 — isteklilerin teklif mektuplarını eksiltme günü olan 1.8. 1950 salı günü saat 14 te alındı karşılığında Eksiltme Komisyonu Reisliğine Vermeleri lâzımdır.
Postada olan gecikmeler kabul edilmez.
1 EV (Ankarada Kavaklıdere-de Güven mahallesinde, iki salon, allı oda, teras, müstesna manzaralı, geniş bahçeli) 2 DÜKKAN (Ankarada İller Kooperatifi sahasında) 24.000 Lira Tutarında çeşitli Para ikramiyesi 31 Temmuz
Akşamına kadar açılacak yeni Tasarruf Hesaplan bu çekilişe katılırlar.
T.İŞ BANKASI
508 ÇELERE
Memleketimizde yapılan tecrübelerde
EN İYİ ALAMtNÜT KAĞIDI
olduğu anlaşıldı
90 kupon biriktirmiş olan okuyucularımız, her gün matbaamıza müracaatla müsabakaya İştirak edecekleri numaralı kuponu alabilirler. Kur'a 1 aralık 1950 de çekilecektir. Kazananlar PARİS, LONDRA, NEW-YORK veya ZÜRİH şehirlerinden birinde ve yine İSTANBUL veya ANKARA şehirlerinde 3 sene yüksek tahsil yapmak imkânını elde edecekler, arzu edenler ise bu meblâğı nakden alacaklardır.
• — Üyeler tarafından yapılan teklifleri incelemek ve karar,
10 — Yönetim, inceleme - araştırma ve denetçiler kurulu üyelerini ve yedeklerini seçmek,
Bunlara alt beyanname muamelesi her gün pılacaktır.
6) Gününde kuponu İle müracaat edeceklerden havi kupon ile hüviyet varakası istenir.
7) Kuponlarını kaybedenler İlk önce Kozlucahan satış servisinde zayi muamelesini İkmal ettirdikten sonra ait olduğu semt satış bürosuna kömür ordinolarını almak üzere müracaat ederler.
LİNYİT ve AĞAÇLI KÖMÜRLERİ:
Dünyada, kendi sınıflarında dalma birinciliği muhafaza etmektedir. Türkiyenin büyük vilâyetlerindeki acentelerimizden izahat isteyiniz. BOL YEDEK AKSAM TESLİMAT HEMEN YAPILIR TÜRKİYE GENEL MÜMESSİLİ ı
MEHMET KAVALA
IPONp'*
(oıb cet a**
Gazetemiz hergün İlk uçakla Ankara ve Izmlre gönderilmekte ve derhal otomobil veya bisikletle evlere dağıtılmaktadır. Bütün gayretlerimize rağmen “YENİ tSTANBUL”un ellerine geç veya intizamsız geçtiğinden şikâyeti olan abonelerimizin arzularını Ankara ve İzmir bürolarımıza bildirmelerini rica ederiz.
Büromuz doğrudan doğruya abone kaydı yapmakta ve ilân kabul etmektedir. Acele ilânlar telefonla îstanbula bildirilmektedir. Ankara Büromuzun adresli
Kâzım Özalp Cad. No. 1/0 Ilgar Apt.
Telefon
İzmir Büromuzun adresi:
2 nc| Kordon, Anadolu Hân, kat 1 Telefon: 6066.
Linyit ve Ağaçlı kömürlerinin satışı serbesttir. Almak isteyenler, mıntakalarının satış bürolarına müracaat ederek arzu ettikleri miktarda alabilirler.
Tona
Linyit kömürü fiyatı 36 Lira
Ağaçlı " M 25 n
NOT: Geçmiş senelerde tevziat başlangıcı en küçük sıra numarasından itibar edilmişti. Bu yıl hakka riayet için en büyük sura numaram mebde olarak kabul edümlştlr. (0537)
Samsun Valiliğinden:
1 — Lâdik İstasyonu — Lâdik yolunun 0X000—7X500 kilometreleri arası esaslı şose onartmı eksiltmeye konulmuştur.
2 — Keşif bedeli (54508) Lira 50 kuruş ve geçici teminatı (3975) lira 42 kuruştur.
3 — 11 Daimi Komisyonunda kapalı zarf usullyle ihalesi 25 temmuz 1950 tarihine raslayan sah günü saat 15 te yapılacaktır.
4 — Bu İşe ait keşif vesalr evrak tl Daimî Komisyonu ve Bayındırlık Müdürlüğü kalemlerinde olup istekliler tatil günlerinden maada günlerde bedelsiz olarak görebilirler.
5 — isteklilerin bir kalemde (50) bin liralık yol, köprü veya bina yapım ve onaranını iyi bir surette İkmal ederek kesin kabulünün yapıldığını gösterir belge ibraz etmeleri ve ihale gününden en az — tatil günleri hariç — üç gün evvel 11 Makamına dilekçe ile müracaat ederek bu işin eksiltmesine girmek için yeterlik belgesi almaları gerektir.
6
Salmh Saat
öğleden sonra ” Cumartesi ”
Büyük Karaman Caddesi, No. 8/66
Halkevi, Şerefefendi sokağındaki kapı Kadıköy, Çukurbostan, Hasırcıbaşı sokak N
Toptaşı Cad. Kefçedede Mektebi S. N Galata, Rıhtım Caddesi
3)
Bu sene namelerindeki
Eminönü_________KadıkHy
151020—160560 163003—162300 141082—139171 184565—164448 138976—136201
150559—149999 152299—151500 139170—138340 164447—164317 136200—134051
149998—149661 151499—160027 138339—138024 164316—164199 134050—131501
Mazereti dolayıaiyle o hafta gününde müracaat edememiş olanların günüdür, eden
D SATIŞ YERLERİ t
FATİH
EMİNÖNÜ (Şimdilik) KADIKÖY
â_TAKSITLE
SAT1ŞJ
* •-
r
de başlıyoruz
e
• • •• •
■ •••
9 ( •
• • • e»
•-e «
e
• *
* %


21 Temmuz 1950
de başlıyoruz
• ♦ • •
4%
ı • • •
w
L




—c-
ikamet
Mercedes - Benz marka binek otomobili
Ahmet Veli M en ger MÜessesesinden
2 adet (Jawa) ve (CZ) marka motosiklet
Mehmet Kavala MÜessesesinden
Swl$sair uçaklariyle bir kişiye İstanbul -Zürich seyahati ve on beş gün
(LAİ) Italyan Havayollariyle Roma’ya seyahat ve en iyi otelde bir hafta ikamet
Oricnte Espresso Milessesefi tarafından
AİR FRANCE Havayollariyle Parise seyahat ve 15 gün ikamet
Her bir seyahati Doğan Sigorta Şirketi 15 er bin N-raya sigorta etmiştir.
1 adet (Bosch) marka 5 ayaklı buz dolabı
Veli Menger M ile 8 sese sinden Son model bir salon takımı
Psalti MÜessesesinden
1 adet BEAUTY marka çamaşır makinesi
Halil Naci Mıhçıoğlu MÜessesesinden
4 adet (Schaub) marka radyo
Adem Karadağ 51 ile s ses e sinden
2 adet (Minerva) el ve ayak dikiş makinesi
Mehmet Kavala Müessese sinden
1 adet (Martin 40) takma deniz motörü
Ege Petrol T. A. Ş. Müessese sinden
3 kişiye onar bin liralık kaza sigortası
Doğan Sigorta Şirketinden
4 kişiye 100 er liralık Ikramiyeli Aile Cüzd.
Yapı ve Kredi Bankası tarafından
Altınşehirde köşebaşı 600 m2. bir villâhk
arsa
ZUınevZer Kol. S. MÜessesesinden
2 adet (Hoover) marka elektrik süpürgesi
Afata* Ticaret T.A.Ş. MÜessesesinden
2 adet (STOK) mağazası emprime kuponu
Stok Mağazasından
5 adet en son model elektrik ütüsü
Halil Naci Mıhçıoğlu MÜessesesinden
Ve bunlardaı
I
21 Temmuz 1950
• • • • 1 e e e d
• • • •
1
1 adet (English Electric) buz dolabı Afitap MÜessesesinden (ROYAL) marka üçlü petrol ocağı
Leon Flnzi M üessesesinden adet emprime kadın elbisesi (kumaşı ile) Beyoğlu, Terzi Muazzez Cansu tarafından adel en son model kadın çantası adet en son model kadın ayakkabısı adet en son model erkek ayakkabısı
Mağazasından
1
1
1
Mağazasından ile)

Tanca Kundura
5 adet ellişer liralık bono tstantnılun en büyük müeMeaeai Llon
4 lâke koltuk, 1 lake masa
Ekrem Kulen
1 adet erkek kostümü (kumaşı
Beyoğlu, Terzi Mozes tarafından
Zenlth, Omega, Tissot altın kol saatleri
Eminönü Tevfik Aydın MÜessesesinden
6 adet Lüks Avrupa kravatı
Beyoğlu, Eskenazi Mağazasından
100 çift Nylon BALİ marka kadın çorabı 1 adet av tüfeği, 5 futbol topu, 5 elektrik feneri
Marlo Gabay Milessesesindcn
2 adet Opema ve Flexaret marka fotoğraf makinesi
15 adet
15 adet
Mehmet Kavala MÜessesesinden
Büyük Kavanoz Pond's Kremi Büyük (SORTILAGE) Losyonu
Bahçekapt Ege Itriyat Mağazasından
10 adet en son model TERMOS
12 plâktık bir koleksiyon
Halil Naci Mıhçıoğlu Müessesesinden
100 adet Azim çini fabrikası vazosu
100 adet SÜRPRİZ marka pijama
100 adet SÜRPRİZ marka gömlek

İTALYAN HAVA YO L L A 1.1
' iJfUbTillJ ra •telilifli
fmhet 8ANCO Ol
I • J • I l'
;w.. jrflnrmihT4i'/iihi;ı .»jar; w







YENİ İSTANBUL’un
TAHSİL SİGORTASI
Getirilecek 90 kuponla PARİS’te LONDRA’da, ZÜRİCH'te, İSTANBUL'-da ve ANKARA'da tahsil imkânına ulaşabilir veya 10 bin veya 5 bin lirayı nakden alabilirsiniz.

Comments (0)