2 Temmuz 1950
Pazar
SİYASİ İKTİSADÎ





II
A
A

4

.ö. F.
Sayı 214
10 kuru;
Beyoğlu - Müellif Caddesi 6-8
Posta Kutusu 2100 Beyoğlu
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Tesis eden : HABİB EDİB-TÖREHAN

İlânlar: 6 ncı sayfada santimetresi 2 liradır. İlânlardan hiçbir mesuliyet kabul edilmez.
Telefon : 44756 - 44757 Santral
Telgraf Adresi : Hetlo. İstanbul
tç politika
İnönünün
Kurultay nutku
Türkiye Cumhuriyetinin eski Devlet Başkanı, merakla İteklenen nutkunu partisinin VIII inci Kurultayında söyledi. Nutuk, yazılış bakımından, ömrıi politika tecrübeleri arasında geçmiş bir şahsiyetin renklerini belirtmektedir. Konuya, bütün vatandaşları ilgilendiren müspet ve artık Türklüğün malı olınuş bir tezle girilmiştir, dış politika teziyle. Nutku dinleyen ve okuyanlar, bu noktada İnönÜden başka türlü düşünemezler. daha doğrusu, İnönü, millet gibi düşünmektedir. Bizim dış politika yollarımızı uzun bir tarih çizmiştir ve bunları değiştirmek hiç kimsenin elinde değildir artık. Böyle kuvveti! ve müspet bir görüşle haşlayan nutuk. belllhaşlı politika dâvalarımıza yayıldıkça zayi Hamak tadır.
Halk Partisinin iç politika hayatımızda geçirdiği büyük buhran gözününde tutulacak olursa, nutkun bize getirdiği aydınlığı az bulduğumuzu söyleyebiliriz. Bıı noktaların gerektiği gibi belirtilmiş olmaması, belki, parti düşünceleriyle ilgilidir. Nutkun ana çizgilerine »İnen durgun enerjili teslimiyet havası da bunu, şöyle böyle sezdirmektedir. Halk yığınlarının nasıl bir ölçüde aydınlatılması icap ettiğini hesaplamak ilk plânda bize değil, doğrudan doğruya ilgili partilere düşer. Çünkü, İlerdeki seçimlerde milletle tekrar karşı karşıya gelecek olan parti, bugün, her adımını çok daha tedbirli atmak zorundadır. Söylemek gümüşse dinlemek de altındır. İç politikada olduğu gibi dış politikada da gönüller, öteden beri, altına çevrilmiş bulunmaktadır.
Bütün Türkleri birleştiren dış-poli-tlka dâvamı bir tarafa bırakılacak o-lursa, İnönunün nutku, başlıca dört ehemmiyetli konuyu eie almaktadır:
1 — Partinin şerefini kurtarmak maksadiyle tahkikatın açılması istenmektedir.
2 — Memleketimizin kalkınması devletçilik politikasiyle mümkündür.
3 — Yeni iktidar partisi muhalefetin çalışmasını güçleştirmektedir.
4 — Anayasamızın değiştirilmesi İçin prensip kararları alınmalıdır. He. pimiz biliyoruz kİ, Halk Partisi, OsmanlI padişahlarının pek azına nasip olan bir zaman ölçüsünde iktidarda kalmıştır. Devrimler yapılmış, yeni yeni teşkilâtlar kurulmuş, bir çok yerlerde istihsal halatımızın rengini ve simasını değiştiren devlet İşletmelerine girişilmiştir. Bunun İş sistemimizde yarattığı tepkileri küçümsememek lâzımdır. Ekmeksiz kalan hattatlar, fes kalıpçıları, cübbe ve şalvar terzileri, işlemeli sarıkçılar. Ilh., devrlmimlzin alışveriş hayatındaki tesirlerini gösteren örneklerdir. Devlet İşletmelerinin kurulmaaiyle hu tesirin başka hayat sahalarına nasıl yayıldığını sezmek güç değildir. Zaten kurulan sanayiin yeni yeni zünı-relenlşler yaratması pek tabiidir. Dünyanın her yerinde böyle olmuştur.
Yeni zümrelenmeler neticesi olarak yurdumuzda fakirleşenler olduğu gibi gene aşırı zengin olanlar da vardır. Kimin ahn teriyle kazandığını, kimin vurgun yaptığını, klınin devlet nüfuzunu kullanarak karunlaştığmı tevhit etmek, doğrudan doğruya, adalet teşkilâtımıza düşer. Fakat halk dedikodusu, bütün hu kötülükleri eski iktidar partisinin dikkatsizliğine maletmlştir. İnönü hu durumun tasfiyesi lüzumunda şiddetle ısrar etmektedir. Kendisinin ve teşkilâtının şerefini en başta tutan insanlara karşı derin bir saygı duymamak mümkün değildir. Bu kadar ağır bir mânevi yük altında ezilen İnsanlara geniş bir müdafaa hakkı vermek elbette yerindedlr. Biz, orııın için, bütün dedikoduların her noktasını aydınlatan büyük Ölçülü bir tahkikat açılmasını Öteden heri istemekteyiz.
İnönü, nutkunda, zaman aşımı meşelerinin bir tarafa bırakılarak, doğrudan doğruya tahkikata girişilmesini İstiyor. Tahkikatın hemen açıl maşı ısrarında İnönü ne kadar kuvvetli İse, zaman aşımı meselesinin bir tarafa bırakılmalını İstemekte de o kadar zayıftır. Bildiğimiz gibi adalet, kanun ölçülerine göre düşünülür. Zaman aşımı da adalet sistemimizin bir parçasıdır. Eski İktidar partisi bu prensibe nasıl saygı göstermişse yeni İktidar partisinin de buna saygı göstermeni lâzımdır. Yeryüzünün hiçbir adaleti, kanun ölçülerini çiğnemekle temin olunamaz. Biz İnönünüıı böyle bir görüşte ısrar ettiğini anlamakta güçlük çektiğimizi söy liyehlliriz. 1? ocak 1945 tarihli ve 4695 numaralı Anayasamızda şöyle bir madde vardır: Yüce Divan kanunlara göre yargılar ve hüküm’verir.
Kanunlarda hirlü türlü zaman a-şımı kategorilerinin tayin edilmiş olması hiç de sebepsiz değildir. Bu zaman âyarlanışında suç İzlerinin kaybolup olmaması ehemmiyetli bir rol oynamaktadır. Zaman aşımı vesine girmeyen suçlar da Nutkun en karanlık kalan hiç şüphesiz. Halk Partisinin
da bulunduğu »ıralarda zaman aşımının araya girmiş olmasıdır. Parti çevrelerinde pek lıaldı isyanlar uyandıran bu dedikodular, İftiralar, niçin zamanında tasfiye edilmemiştir? Türk Milletinin bu noktada tam bir aydınlık İstemesi doğru değil midir?
Biz kanunların, belirecek politika durumlarına göre, sıksık değiştirilmesini hoş görenlerden olmadığımız için zaman aşımı sarahati varken tahkikata'girişmenin çok güç bir şe.v olduğunu söylemek isteriz. Biz hu gibi durumları gözönünde tutarak hiç olmazsa İlerisi İçin tedbirler düşünebiliriz. Bıı da, milli İşlerde, hazine İşlerinde ve bunlarla uzaktan ve y akından İlgili bütün genel ve özel muamelelerde zaman aşımı kaydını ancak ortadan kaldırmakla mümkündür. İ-BÖnünün nutkundan böyle bir ihtiyacın şiddetle duyulduğunu anlıyoruz.
M. NERMÎ
Abone : Türkiye İçin seneliği 32, elti aylığı 17, üç aylığı 9 liradır. Hariç memleketler iki mislidir.
Harp çıkmadan önce Komünist - Cumhuriyetçi Kore hududu 38 İnci an dairesinden geçiyordu. Resimde bu hududu ve (sağda Komünist arazisi İle solda Cumhuriyetçi arazisini) görüyorsunuz»
Amerika Kore cephesini


siir’atle takviye ediyor


Komünist ilerleyişi ağırlaştı
ilk Amerikan yaralıları
Tokyoya sevkedildi
Washlngton» 1 (YtRSı — Komünist Kore radyosunun Piyongyagm'dan bildirdiğine göre umumi seferberlik ilân edilmiştir. 1914 ilâ 1932 senelerinde doğmuş olan butun komünist Kore vatandaşları silâh altına alınacaklardır.
Amerikan birlikleri Koreye uçuruluyor
New-York. 1 (YÎRS» — Komünist Kore kuvvetlerinin İlerleyişini durdurabilmek için Gl. Mac Arthur Amerikan kara birliklerini uçaklarla Koreye yollamaktadır.
Koreye varan Amerikan birlikleri şimdiden Kum nehri sahilinde mevzi almış bulunuyorlar.
Han nehri üzerindeki üç köprü
Washington, 1 (YİRS) Komünist Kore kuvvetleri Han nehri üzerinde 3 tahta köprü kurmuşlardır. Amerikan hava kuvvetleri bu köprüleri yıkmaya çalışmaktadırlar.
Komünist ilerleyişi yavaşladı
New-York. 1 (YİRS) — Komünist Kore kuvvetlerinin ilerlemeleri eski süratini kavh’MmiştİF. Buna sebep o-larak nakliye sisteminde karşılaşılan zorluklardır.
Düşen Amerikan taşıt uçağı
VVashington, 1 (YİRSi — Bir Amerikan taşıt uçağı 18 yolcu ve 5 mürettebat iyle beraber düşmüştür Gl Mac Arthur'ün resmi zayiat listesinde yor alan taşıt uçağı budur.
Suvon şehri hâlâ Cumhuriyetçilerin elinde
VVashıngton, 1 (YİRS» — Komünist
kuvvetler Seul civarında Han nehrini geçmişlerdir. Bununla beraber ne Suvon şehri ne de Suvon hava alanı kızılların elinde değildir. Gl. Mac Arthur karagâhının bildirdiğine göre askeri durumda bir düzelme göze çarpmak tadır.
Komünist kuvvetler Suvon şehrinin 10 mil kuzeyinde toplanmaktadırlar.
Amerikalıların hava hücumları ve kayıplan
Nevv-York. 1 «YİRS» — Gl. Mac Arthur’ün umumi karargâhından resmen bildirildiğine göre Kore cephesinde şimdiye kadar 12 Amerikan u-çagı kaybedilmiştir Kaybolan uçaklar arasında avcı, hafif bombardıman ve nakliye uçaklın vardır.
20. Hava Birliğine mensup B-29 lis-tünuçnnkalrler radar yardımiyle Seulü bombardıman etmişlerdir. B-29 1ar aynı zamanda Han nehri sahillerinde mevzilenen kızıl uçaksavar bataryalarını da bombalamışlardır.
Şiddetli yağmurlar 5. Hava Birliğine ait avcı ve hafif bombardıman u-çaklarının faaliyetini sekteye uğratmaktadır.
ilk Amerikan yaralıları JııponynyM geldi
Nrw-York. 1 iAP.) — Amerikan Radyo Şirketinin Tokyo muhabiri Kore harbinin ilk Amerikan yarak larının bugün Japonyaya getirilmiş olduklarını bildirmiştir.
Avustralya ve Ingiliz
deniz birlikleri
Ncw-York, 1 (YİRS) — Ingiliz ve A-vuıjtralya deniz birlikleri Kore harekâtına katılmışlardır.
1950 İstanbul Sergisi dün merasimle açıldı
Kurultayda üçüncü gün
C. H. Partisi, muhalefette tek
ferde kadar mücadele edecek
Grup Başkanı Barutçu, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının yaptığı Seçim Kanunundaki teminatı, bugünkü iktidarın kendisine mal ettiğini söyledi
Dursunoğlu, hataları kabul ediyor
Ankara, 1 (Hususi muhabirimiz bildiriyor) — C H P. 8 inci kurultayı bugün de Halkevinde çalışmalarına devam etmiştir. Saat. 10 da otorumu Başkan llhami Sancar açmış, müteakiben Kongreye gelen başarı vc muhabbet telgrafları okunmuştur. Bilâhare Gaziantep delegesi avukat Refik Daniş tarafından bugünkü iktidarın muhalefete tahammül edememesinden dolayı C.H P. milletvekillerinin Meclisten çekilmelerini istlyen önergeleri o-kunmuştur. Kürsüye gelen C.H.P. Meclis Grupu Başkanı Faik Ahmet Barutçu uzun bir konuşma yaparak Seçim Kanunundaki teminatı iktidarın kendisine mal ettiğini, bu teminattan C H P. nl mahrum bıraktığını, politik hükümlere yer verildiği takdirde muhalefette emniyetin teşekkül edemlyeceğini, geriye dönüklüğü takdirde her şeyin inkâr edileceğini, D. P. nin böyle bir zihniyete sapmıyaca-ğını ümit ettiğini belirttikten .sonra iktidarın bu şekildeki hareketlerine devam ettiği takdirde "yerimiz vefalı siz arkadaşlarımızın sıcak safları o-lacaktır” demiştir.
Diğer delegeler de milletvekillerinin Meclisi terketmelerinin doğru olmayacağını, tek ferde kadar mücadele edileceğini, muhalefetin hor yerde saygı ile anılmasını temenni ettiklerini tebarüz ettirmişlerdir. Bu mevzudaki müzakereler 2-3 saat sürmüş ve neticede kürsüye gelen takrir sahibi önergesinin kabulünü istemiştir. Tekrar söz alan Barutçu ise Meclis Gru-punun kararlarında serbest bırakılmasını ve hu önergenin başkanlığa verilmesini istemiştir, önerge sahibinin bilâhare uygun bulduğu bu hal tarzı kabul edilmiştir. Bir başka delegenin
* *
Denizcilik Bayramı dün kutlandı
Denizcilik Bayramı dün şehrimizde büyük türenle kutlanmış. Taksim ve Barbaros Abidesine merasimle çeldikler konulmuş, öğleden sonra, da Moda Koyunda deniz yarışları yapılmıştır. Resimde donanma filikalarının yarışı görülmektedir. (Yaslat İkinci sayfamızda)


fi
tçSAYFALARDA
Berlinde
S ov y etler

yapıyor
çerçe-vardır. noktası. İktidar-
1950, İkinci İstanbul Sergisi dUıı naat 17 de. Başbakan Adnan Menderes a(Jına şehrimize gelen Tekel Bakam Ntırl özaan tarafından açılmıştır. Geçen M.*neki »ergl.ve nazaran daha tekemmül etmiş olan serginin açılış haberini ikinci sa$ famızda "ermiş bulunuyoruz
Ruslar, Batı Berlinin elektrik cereyanını da kestiler Frankfurt, 1 (YİRS) — Tank-lar ve havan toplarlyle mücehhez Sovyet kıtalli rlyie Doğu \hıınn polisine mensup birlikler Berlin ınınhıkanında yığınak yapmaktadırlar. Koro harbinin dünya efkârının dikkatini çektiği bugünlerde müttefik ve A-meriknn İst ihbara! teşkilatı Alman
dikkati etile etınokte-Borlin biilgo «eııl» yığınak yapmamışlardı.
nı(*mhnhırındnn
mucip haberler diller. Sovyet lor, sinde hu kadar şimdiye kadar
Rusların "elektrik ablukası.,
Berlin, I A.A. (Vnlted Press) — Batı ve Doğu Berlin arasındaki bir nnhışrııııyıı göre, Rııs-lar Batı B(‘rllne elektrik ve mu vererek mukabilinde kömür almaktaydılar.
Bu anlaşma hitam bulduğundan Rııslar Batı Beri İııe vermekte oldukları elektrik ve suyu dıiıı gece saat 12 yi bir geçe kesmişlerdir,
Rusların hu hareketi 1918-1940 Reneslnde Berllno tatbik ettikleri ablukanın bir eşi olarak telâkki edilmektedir.
Kore kuvvetleri, Birleşmiş Milletler emrine veriliyor
Lake Success, 1 A A (Routcr) — ö-nümüzdeki çarşamba günü yeniden toplanan Güvenlik Konseyinin General Mac Arthur’ürı Güney Koreye yardım İçin Birleşmiş Milletler emrine verilen biitun kuvvetlerin Başkomutanlığına resmen tayini keyfiyetini görülmedi muhtemeldir.

N. Kaskatının cenazesi dün tesellüm edildi
Edirne, 1 t Hususi muhabirimiz bildiriyor) — Bulgar hududunda Öldurii len gazeteci Arif Necip Kaskatının cenazesi ve Jcep arabası bugün saat 11 de her iki taraf anlaşması hükümleri dahilinde Türk temsilcileri tarafından tealim edilmiştir.
Nııasn bir saygı duruşu İfa »'dildikten sonra D P. temsilcih?rl ellerinde çrlcnklerle cenazeyi hastahaneye götürmüşlerdir.
Türk basınına kurultayın muhabbetlerinin ulaştırılması Önergesi şiddetli alkışlar arasında kabul edilmiştir. Öğleden sonraki oturum
C.H.P. nin 8 inci kurultayının bugün öğleden sonraki toplantısında Doğu kalkınması, Halkevleri, ve Genelsek reterlik çalışması hakkında görüşmeler oldu. Cahit Çubukçu 25 arkadaşı tarafından verilen ve Doğu kalkınmasının yeni iktidarca İhmal edildiğini bildiren takririn okunması üzerine söz alan takrir sahiplerinden Cahit Çubukçu “C.H.P Hükümetlerince iki yıldan beri tatbik mevkiine konan Doğu kalkınması bahsine yeni hükümet programında maalesef yer verilmemiştir. Umumi kalkınma plânına ithal edileceğini söylüyorlar. Bu işde gecikmeye mahal yoktur. İhtiyaç mübremdir. Bu hususla hükümete müracaatta bulunulmalıdır.” dedi. Alkışlar arasında kürsüye gelen Yozgat Milletvekili Avni Doğan "C.H.P. Hükümetleri bir tefrik için Doğu diye bir ayırma yapmış değildir. Bu ayırma yalnız ihtiyaca göre bir terviçten ibarettir. Yeni Hükümet bu hususta son sözünü söylemiştir» Binaenaleyh ben bu cihetin Meclis Grupuna bırakılmasını teklif ediyorum” dedi ve sözlerine devamla buralarda yaşayan vatandaşların fedakârlıklarına dikkati çekti. Avni Doğanın teklifi reye konuldu ve tasvip edildi. Müteakiben Halkevleri komisyonu raporu okundu. Raporda Halkevlerinin kültür sahasında memleketin manevi kalkınmasında siyasî hiç bir mülâhaza dikkate alınmadan başarılan işlerin ehemmiyeti belirtilmekte ve 1932 senesinde Atatürkün işareti ile ilk defa 14 tane olan bu evlerin hâlen 478 e kadar yükseldiği ifade edilmekte idi. Bu mevzuda söz alan delegeler Halkevleri binalarının geri alınması hususunda bazı DP. li milletvekilleri tarafından yapılan kanun teklifi ve bu evlere Ö-zcl idarelerce yapılmakta olan yardımların kesilmesi noktalarında durdular. Bıı arada Kayseri delegesi Şükrii Naymau ezcümle dedi ki:
"D P. Hükümeti, partimiz adına tapuca nıüseccel bulunan Halkevleri binalarını elimizden almak için Antalya milletvekilleri vasıtasiyle bir kanun teklifi yaptırmıştır. Başbakan Adnan Menderesin geçenlerde Halkevleri hakkında söylediklerinin altından da bu evlerin istirdat edilmek istenildiği mânası çıkıyor. Anayasamımızın en mukadd»'» hak olarak tanıdığı müLkl-vet hakkına tecavüz olarak sayılan herhangi bir hareket için bir kanun çıkaracak olurlarsa bu kanunun adı gasp kanunu olur Buna hiç bir zaman müsaade* otmlyoceğir. Meşru m idaf&a mecburiyetindeyiz. İçişleri Bakanı bir emirle özel İdareler ve tl Genel Meclislerinin kararlarına müdahale etmiştir. Buna hakkı yoktur.”
Hatay Milletvekili Haşan Reşit Tnn-kut da tamamen mrmlnket kültürüne hizmet amacını güden bu evlerin hiç bir gün C H P. tasarrufundan almamı-yacağım ve Halkevlerinin muhakkak yaşayacağını söyledi ve şiddetle alkışlandı. Aynı nna fikir etrafında daha bazı hatipler beyanı mütalâada bulunduktan sonra rapor ittifakla kabul e-dildl.
Bir delege tüzüğün 68 İnci maddesinin değiştirilmesi teklifinde bulundu. Teklifte parti divanının her ilin temsilcisini lıaiz olacak şekilde 63 ktslden mürekkep olması ve Genel Idaro Kurulunun divan tarafından değil doğrudan doğruya kurultayca seçilmesi istenmekte idi. Bu teklif tetkik edilmek üzere Tüzük Komisyonuna havale edildi. Müteakiben parti Genel Sekreterliğinin çalışmalarını tetkik eden komisyon raporu okundu. Raporda üye kaydına ehemmiyet verilmesi. teşkilât nizamnamelerinin muhalefete göre Işllyebilecek hale getirilmesi. teftiş yönetmeliğinin yeniden ele alınması ve propaganda servisinin tasfiyesi derpiş edilmekte idi. Rapor üzerinde söz alMn Ali Rıza Türel C.H.
İKİNCİ
Anadolııda Refik Halid : Eğridir Gölü
DÖRDÜNCÜ
Memlekete bakışlar : Son yüz yılda İzmir ili ve ticaret hayatı
Adnan Bilget
Hediyenin yansı (Hikâye) BEŞİNCİ
Yeni kalyanın iktisadi ve malî rejimi Burhan Belge Şehir mektubu : Kabotaj Bayramı Bir İstanbullu
ALTINCI
Sinema
Spor âleminde 60 sene : İsveç Kıralı ile nasıl tenis oynadım ?
Selim Sırn Tarcân Ayasofya mozaiklerini ortaya çıkaran âlim : Prof. Th. tVlıittemore Aziz Oğan
SEKİZİNCİ
Spor

P. si saflarında çok değerli şahsiyetlerin bulunması itibariyle daima a-yakta kalacağını söyledi ve partinin şimdiye kadar başardığı işleri saydı. Muğla delegesi de partinin bugünkü haline sebep olan zaaflar üzerinde durdu vc bilhassa parti müfettişlerinin çalışmadıklarını belirtti ve dedi ki:
“— Hükümetle parti daima göbek göbeğe hareket etti. Parti Hükümete istediği direktifleri veremedi. Bizlere hırsız diyenlere cevap vermiş olsalardı bu hale d-üşmrzdık. Biz teşhisi yanlış konulan bir hastanın âkıbetıne uğradık, bu tenkidlerl kimseyi incitmek için değil ileride aynı hatalara düşmememiz için açık kalble yap-maktayız.”
Aynı mevzu üzerine söz alan diğer bir delege de- “Bize iktı(lur hastası olarak tnönüyü gösteriyorlar. Onu başımızdan atmamızı istiyorlar. Onlara şunu tekrar edelim ki, tnönünün daima başımızda bulunmasından korksunlar. Biz tnör.üyü başımız* taç yapacağız (Alkışlar). İnönü şimdiye kadar bu memlekete yapmış olduğu iyiliklere iktidarı terketmek pahasına demokrasiyi yerleştirmekle de devam eylemiştir. Biz şahsa değil şahsın eserlerine bağlıyız.”
Bütün bu tenkidlere cevap veren C. H. P. Genel Sekreter Yardımcısı Cevat Dursunoğlu ezcümle şunlan söylemiştir:
"— Yapılan hataları kabul ediyoruz. Bu arada bazı delege arkadaşlarım tarafından ileri sürülen iddialara cevap vereceğim. Kurultay niçin seçimden evvel yapılmadı. Daha evvel bu kurultayın toplanıp toplanmaması hakkında teşkilâta sorduk. Aklığımız cevaplarda tam seçim arifesinde yeni bir mesul heyetin iş başına gelmesi her cihetten mahzurlu görülüyordu, Teşkilâtların ve bizim fikrimiz seçimi hazırlamış olan heyetin mesuliyetini başka bir heyete yükletmemesi idi.
Son söz olarak şunu söyleyeyim kİ, açık yürekli renkidlerinizi işittikten sonra bu partiye hizmet etmenin bir şeref olduğunu tekrar belirtmek isterim.
Cecat Dursunoğlunun bu sözlerinden sonra Genel idare Kurulu raporu ile hesapları incoleme komisyonu raporları kabul edildi. Kurultay yarın mesaisine devam edecektir.

• •
z
S'e! İstanbul: 5 Finlândiya: 3
İstanbul («üre» KlÜhüniin davetlisi olarak şehrimize gelmiş olan Finlandiya Güreş Klühri güreşçllerlle diln yapılan Grcko-Romen temasını İstanbul güreşçileri 5-3 kazanmışlardır. Resimde Haili Kayanın rakibini ezmekte oldu# görülmektedir. (Müsabakaların tafsilâtı spor sa> famızdadır).



Savfâ 2
Y E N I İSTANBUL
2 Temmıız 1950
îspartada halıcılığın başına gelen — Gözlere dair — Yolda rastladığımız bir sürü — Bilinenlere benzemiyen bir göl — Bu göl, granitten bir beşiğe uzanmıştır — Göller ve gölgeler — Azman insanlar arıyorum — Eski bir payitahtın yerinde çerden çöpten bir kasaba — Keyfini sürdüğüm bir bîtaraflık
■ SPARTALILAR, kendilerini I niçin halıcılığa vermişler ? Anlayışıma göre, yaşadıkları dağlık arazi, ziraate müsait olmadığından ve o havalide çokça yün bulunduğundan dolayı. Güle merak salmaları da, başka bir geçim kaynağı aramalarındandır. Yazık, gülculük küçük ölçüde kalmış. Yilda ancak altmış kilo gülya-ğı çıkarılabiliyormuş; halbuki Bulgaristan —şimdikini bilmiyoruz, tabiî— dünya istihlâkinin 10 da 8 ini istihsal edermiş.
Ben halıcılığın gidişini de bir başka bakımdan beğenmedim: Düşük kaliteli mal almış yürümüş; desenlerde de eski güzelliği muhafaza etmemeğe başlamışız. Kısacası halı dokutanlar-da olduğu kadar müşterilerde da zevk bozulmuş; bunda da u-mumî zevk seviyesine ve pâra kazanma hırsına uymuşuz. Diğer taraftan devletçilik prensi-pi güden Hükümet ne güiyağı, ne de halı ile lüzumu kadar alâkalanmış. Bir kaç yüz halı seyrettim, dört beş tanesini beğenebildim. Paralı bir adam bile olsaydım yüklü bir halı stokiyle dönmezdim. Bereket memleketin muhtelif bölgelerinde yeni zenginler türemiş, ev ve döşeme merakına kapılmışlar da o meta müşteri buluyor. Kırk yıl evvel îzmirdeki Karpet Oriyantal isimli halıcılık müessesesi hem mal satar, hem de kaliteyi yükseltmeğe çalışırdı.
Gerek İsparta ve Eğridir'de, gerek köylerde evlere girerek kadınlarla kızlan tezgâhlar başında çalışırlarken gördük; daima iyi karşılandık. Resimlerini çekmemize de mümanaat eden olmadı. Zaten İsparta ve havalisi ahalisi çok nezaketli, cana yakın, zeki insanlar. Buralannı pek sevdim. Zaten dedelerim E-mirdağı ve Mudurnu gibi dağlık arazi halkından imişler; yaylâ çocukları... Dağlılarla çarçabuk kaynaşmamda belki onun da tesiri oluyor.
Göller, ormanlar, karlı dağlar ve akisleri muhakkak ki gözlerde kendini gösteriyor. İskandinavyalI gözünde de bunlar vardır. İsparta, Eğridir ve havalisinde gözler ayrıca, dokunan halıların renk zenginliğini, uygunluğunu ve kadifeliğini almış, diyeceğim geliyor. Bir adese ile büyütülse gözlere baktığınız zaman önünüze en nadide bir seccade serilmiş sanacaksınız, galiba...
Eğridir Gölünü seyretmek i-çin sabırsızlanıyorum. Bir ikindi üstü otomobile bindik. Tren işiyormuş âmma zamanı dar, ölçülü olan bir yolcu için beklemeğe ve tarifesine uymağa imkân yok. Mesafe de kısa; iki şehir arası dümdüz, mükemmel şoseden gidip gelme topu topu
68 kilometre yapacaksınız. (Artık "Şu kadar kilometre yaptım" şeklindeki sözleri türkçe-leşmiş saymak mecburiyetindeyiz.)
Gölden önce, yolda bambaşka bir şey gördüm, gözlerime inanamadım: Uzaktan tozu dumana katarak kara bulut gibi bir sürü geliyordu. Ne sürüsü idi bu ? Manda olsa bu kadar süratli yürümez; kara keçi desek o kadar biiyük olmaz. Yaklaşınca anladık : İrili ufaklı beş yüz baş merkep ! O miktara — araya başka cins mahlûk karışmamak şaıtiyle — hiçbir yerde rastlamamıştım. Nereden gelip nereye gidiyorlardı? Asıl mühim-mı neden bir şey taşımıyorlar, işe yaramıyorlardı? Meğerse ekinler henüz bir karış serpmiş, biçim faaliyeti başlamamış olduğundan kışı zar zor, yarı aç geçirmiş olan hayvanları bu mevsimde komşu köyler birle-şerek otlamağa yollarlarmış; sadece iki küçük çobanın sevk ve idare ettiği beşyüz merkep akşam yaklaştığından yerlerine dönüyormuş.
Dikkat ettim: Ne memnundular, ne şikâyetçi... Sırtlarında yük var imiş veya yoğ imiş, farkında değillermiş gibi “Ha olmuş, ha olmamış, hepsi bir” diyen stoik bir tavırla ve bildiğimiz eda ile çoluk çocuk, uslu uslu yollarına devam ediyorlar. Resimlerini çektim amma objektife umumî heyetini, yani beşyüzünü sığdıra madiğim i-çin bir şeye benzemedi.
Otomobil döne kıvrıla dik bir yokuşa tırmanıyor. "Gölü şimdi göreceksiniz" dediler; gördük. Hakikaten görülmeğe lâyıkmış; zira bilinen göllere benzemiyor: Korkunç bir güzelliği var. Korkunçluğu dört tarafını dikine kaplayan koyu renkli yüksek kayalardan, güzelliği de o kesme kayaların suya gölgelerini dikliğine salmalarından ileri geliyor. Ağız tarafı ve küçük iki toprak parçası müstesna, gölü çeviren, çevreleyen, çerçeveleyen arazi , üstünde ot ve ağa e bitmeyen yalçın granitten tabiî bir sur, üstü açık bir ka-ya-lâhid’dir. Daha doğrusu gol granitten bir beşiğin içinde yatıyor. içinden ziyade dibinde!
Dağlar o kadar vahşicesine azametli, ve sarp ki bu gölün kenarına ne yapılsa, nâsıl bir şehir kurulsa küçücük, sünepe, çelimsiz kalır. Hele bir adamın yıkanmak için suya girişi komik bir şey olur : Minimini bir böceğin sefil, hiçten, âciz halini düşündürür. Eğridir Gölü, bizden yüz misli büyük, iri, azman insanların yaşadığı, yıkandığı, dağlarına tırmandığı bir başka dünya tesirini yapıyor, öyle insanlar ki çimmeğe girdikleri zaman su, nihayet göğüslerini bul
maktadır; dağlar baş hizalarını geçmemektedir. Ellerindeki sopa, bir kara çamın kökünden sökülüp koparılmıştır. Tepelerden atlayarak gölde cumhur cemaat eğleniyorlar. Haykırış-nıalan granit dağları gürletiyor; seslerini Toroslar geri çeviriyor; aksisadalarını bütün A-nadolu dinliyor.
Etrafı ormanlık, durgun ve melânkolik göllere vuran ağaç ve ağaçlıklı yamaç gölgeleri A-band'da olduğu gibi şüphesiz hoştur; oyalayıcı, süslüdür. Fakat şu heybetli, hattâ zalim diyebileceğim siyah kayaların bir gölge satışları var. ağırlığı altında göl eziliyor. Istırap çektiğine inanacağınız geliyor. Bu, bir gölge salış değil, temel atış! Bir daha yerinden kımıldanamaz sanıyorsunuz; halbuki gölgeler durmamacasma yer değiştiriyor.
Ayrıca bir şey daha yapıyor ki asıl hususiyet orasmdadır: Göğün mavisini yeşile çeviriyor. Yııkardaki mavi gök, aşağıda yeşilbaş ördeğin göğsü renginde. parlak ve şanjanlıdır.
Eğridir kasabası bu azamet ve ihtişam kenarında çerden çöpten bir kümecik. Hiç himmet görmemiş, âdeta vazgeçilmiş halde... Ya kale içi, içler acısı! Eğridir’e ne Abdülhamid, ne Enver Pasa devirleri el uzatmış, ne de Cumhuriyet rejimi uğramağa kâfi vakit bulmuş. Şimdi uğraması beklenmektedir. Filvaki bir takım sulama işlerine girişilmemiş değil. Proje daha geniştir, göl sathı bir metre a-şağıya inecek, bilmem ne kadar hektar arazi daha istifade edilir hale sokulacak.
Gölü fırdolayı çevirecek turistik bir yoldan da bahsolun-du. Ne yapılsa âzdır. Hamido-ğullan zamanında bir devlete payitahttık eden Eğridir kasabasının ve gölünün ismini bizle-re Eğridir - İğdir diye öğretmişlerdi. OsmanlIlardan önce Felekabad adını da taşımış. Adlarını bir yana bırakalım, şimdiki Eğridir, seyahatimin başlan gıcından beri gördüğüm meskûn yerlerin en bakımsızı. Bakmağa, bakılmağa değer neleri yok... î-ki adası, bol balığı ve müstesna manzarasiyle o göl, göl sularından faydalanılarak başarılması beklenen ziraat ve sınaat gelişmeleri, halıcılık, dokumacılık, kerestecilik, zekâ gözlerinde parlayan ahali, eski tarih, civardaki geçmiş zaman harabeleri, hepsi burayı şenlendirmeğe yarayacak âmiller...
Lâkin 1950 baharında bütün şenlik sesi dağlarda otlayan koyun ve keçi sürülerinin hazin melemeleriyle kemikleri çıkık ineklerin ahırda süt bekleyen yavrularını hatırlayarak acı acı böğürmelerinden ve boyunlarına
Denizcilik Bayramı dün kutlandı
Taksimde, Barbaros Âbidesi önünde ve Modada yapılan törenler çok parlak oldu
1 Temmuz Denizcilik Bayramı şehrimizde büyük tezahürat İn kutlanmıştır. Daha sabahın erken «netlerinden İtibaren Taksim ve Barbaros Anıtı etrafında knlsbnhk bir imik kütleni top-lanmış, şehir ve llmandnkl vapurlar deniz nıÜcnHeseleri baştanbaşa donnn-mıştı.
Bayram münn«ebctlyle yapılan törene naat 9,80 da Taksini Cumhuriyet alanında başlunpııştır. Deniz Harp Okulu ve Koleji ile Yüksek Denizcilik Okulu öğrencilerinin, Deniz kıtasının. Devlet Denizyolları ve Limanları İpletmen! mensupları llo kalabalık bir halk külleHİnIn iştirak ettiği törende Vali Muavini Fuat Alper. înfnnbul Deniz Komutanı Tümamiral Fuat Uz-KÖrcn, Ulaştırma Bakanlığı Liman ve Deniz l|lrrl Daireni Başkanı Faruk Kardam. Devlet Denizyolları Genel Müdürü Cemil Parman, yüksek rütbeli subaylar, Vilâyet vo Belediye erkânı hazır bulunuyordu.
Törene deniz bandosunun çaldığı istiklâl Marşı llo başlanmış, direke bayrak çekildikten ve âbideye çelonkler konulduktan «oma Ulaştırma Bakanlığı adına Liman ve Deniz İşleri Dalre-»4 Başkanı Faruk Kardam, denizciliğimizin âtini hakkında metnini İktisat sayfamızda bulacağınız mühim bir konuşma yapmıştır.
Müteakiben Deniz Harp Koleji ve Yüksek Denizcilik Okulu Öğrencilerinden İki genç denizcinin de bayram münasebetiyle duygularını belirten hitabelerinden «onra birlikler, başta Deniz vo Şehir bandoları olduğu halde muntazam yürüyüşle ve Gümüşsüyü, Dolmnhahce yolundan Beşlktaşa İnmişler ve Barbaros abidesi etrafında yer almışltrdır.
Barbaros alanındaki tören de saat 10.lö te istiklâl Marşı ile başlamış ve bu esnada limandaki bütün gemiler yarım dakika ara ile birer dakika süren üç selâm düdüğü çalmışlardır.
istiklâl Marşını müteakip hazırlanan çrlrnklcr âbideye konulduktan sonra muharrir Abldln Dav'or bir hitabede bulunarak Barbarosun manevi huzurunda kutlanan Denizcilik Bayramının öneminden vo Barbarosun Türk denizcilik tarihindeki şanlı mevkiinden bahsetmiş ve Türk denizellerine Barbarosun izinden yürümelerini temenni etmiştir.
Müteakiben genç bir denizci, bugünkü Türk denizcilerinin Barbaro«a saygı vo hayranlıklarını İfade etmiştir.
Barbaros’un ruhuna bir dakika tazim duruşundan sonra hlr manga er tarafından havaya üç el ateş edilmiş ve bunu müteakip geç i t resmi İle törene son verilmiştir. (Moda koyunda yapılan deniz yarışlarına alt tafsilât spor sayfamızda d ir.)
İsrailli gazeteciler haftaya gelecekler
Şehrimize gelmeleri beklenen İsrailli gazeteciler heyeti, hazırlıklarının tamamlanmamış olması yüzünden hareketlerini gelecek haftaya tehir etmişlerdir.
Üniversitelilerin ilk Fransa gezisi
Ekseriyetini Hukukluların teşkil ettiği 10 kişilik bir Üniversiteli kafilesi, 8 temmuz cumartesi günü "Ankara” vnpurlyle Fransaya hareket edecek; Fransız Turizm Kurumu tarafından hazırlanan program gereğince 13 gün Paristc ve 2 gün Cote d'Azur’de kaldıktan sonra 27 temmuz perşembe günü vatana avdet etmek üzere Marsllyadan "Ankara” vapuruna bineceklerdir .
asılı tok âhenkli çıngıraklarını boşluklarda ara sıra isteksizce inletmelerinden ibaret!
öyle olmakla beraber, belki ondan dolayı Eğridir’in tesiri geçici olmayacak; belli ki yaşadıkça burasını düşüneceğim, özleyeceğim. Otomobile binerken iki siyasî partinin erkânı tarafından beraberce, kardeşçesine uğurlanmak da işin başka güzel tarafı...
Faal politikaya karışmamanın zevkim çıkarmak, keyfini sürmek nihayet şu yurt seyahatimde bana da müyesser oldu. Kırk yıl evvelki gibi yan bakan, diş gıcırdatan yok... Bilakis vatandaşlarımın hepsinden nezaket, iltifat görüyorum. Böylesi çok hoş, pek rahat şeymiş, doğrusu!
İstanbul Sergisi dün saat
17 de törenle açıldı
BAŞBAKAN, İŞLERİNİN ÇOKLUĞU YÜZÜNDEN AÇILIŞTA BULUNAMADI. YERİNE SERGİYİ TEKEL BAKANI NURİ ÖZSAN AÇTI
İkinci İstanbul Sergisi dün saat 17 de Başbakan adına Gümrük ve Tekel Bakanı Nuri Özson tarafından açılmıştır.
Bu münasebetle yapılan törene Şehir Bandosunun çaldığı İstiklâl Marşı ile başlanmış, bilâhare Ticaret ve Sanayi Odası adına kürsüye gelen Sırrı Enver Battır, bu aenckl sergiyi geçen seneki İle mukayese etmiş ve sergideki bütün pavlyonların Türk elemanları tarafından yapıldığına Lşaret etmiştir.
Daha sonra konuşan Vali ve Belediye Başkanı Ord. Prof. Dr. Fahred-din Kerim Gökay vecîz bir hitabede bulunarak Hükümete teşekkür etmiş, bu senekl serginin daha genişlemiş bulunduğuna İşaret ederek hususiyetlerini anlatmıştır.
Validen sonra söz alan Tekel Bakanı Nuri özsan, Başbakan Adnan Menderes’in sevgilerini getirdiğini belirterek, Demokrat Partinin serbest teşebbüse geniş ölçüde yer verdiğini, onun İçin gelecek senek! serginin bu prensip! daha ehemmiyetle tebarüz ettireceğini söylemiş ve "hayırlı olsun,, diyerek, kurdelâyı kesmiştir.
Açılış merasiminde, şehrimizin bütün tanınmış simaları, bu arada D.P. Milletvekillerinden Hüsnü Yaman, Andre Vah ram. Mükerrern Sarol, Şehir Meclisi ûzatarı, gazeteciler hazır bulunmuştur.
Mr. Russell Dorr bugün Paristen geliyor
Paris toplantısında Marshall Plânına dahil memleketlere verilecek yeni yıl tahsisatı tesbit edildi
Bir müddetten beri Pariste bulunmakta olan Marshall Yardımı Türkiye icra Komitesi Başkanı Mr. Russell Dorr, dün İstanbul Sergisinin açılışında bulunmak üzere şehrimize gelmiş bulunacaktı. Fakat uçağının yaptığı bir tehir üzerine Mr. Dorr İstanbula bugün gelecektir.
Mr. Dorr bir hafta kadar evvel Paristeki Marshall Plânı İdaresinden aldığı bir telgrafla, Marshall Plânı idarecilerinin fevkalâde toplantısına çağırılmıştır, öğrendiğimize göre bu toplantıda Marshall Plânına dahil memleketlere verilecek yeni yıl tahsisatı görüşülmüş ve tesbit edilmiştir.
Dorr’un teknik müşaviri Mr. Jen-kingo ve basın bürosu şefi Mr. Fla-nagan dün İstanbul Sergisinin açılışında bulunmak üzere şehrimize gelmişlerdir.
DlKKflT —DİKKAT —D iKKfiT
I Yeni İstanbul |
I Okuyucularına bir sürpriz I
I hazırlamaktadır I
1------ PEK YAKINDA---’
1050 İstanbul Sergisi geçen seneye nispetle çok dalın tekemmül etmiş bir manzara arzetmektedlr. Bilhassa, resim sergisi, Hallt Çanga’nın dekorlarını büyük bir haşan ile yaptığı Bebek Sergisi, Marshall Yardımı paviyonu. Şark.çarşısı, Mili! Eğitimin sanat mektebi paviyonlan, bilhassa dikkati çekiyordu.
Sergi bir ay müddetle her gün saat 10 dan 24 e kadar açık bulundunıla-caktır.
Tekel Bakanının beyanatı
Tekelin sigara sanayii şimdilik hususî teşebbüse devredilmiyecek
Tekel Bakanı Nuri özsan, İstanbul Sergisini açmak ve Hükümet adına Denizcilik Bayramında bulunmak ü-zere dün sabah ekspresle Ankaradan şehrimize gelmiştir.
Kendisiyle görüşen gazetecilere Ba kan, Tekeli ilgilendiren muhtelif konular etrafında şu izahatı vermiştir*
M— İstanbul Sergisini açmak ve Tekel, Gümrük mevzularında gerekil temas ve tetkiklerde bulunmak üzere şehrinize gelmiş bulunuyorum. Bir hafta kadar lstanbulda kalacağım. Gümrük tarifelerinde indirme ynpıl-ması hakkında kanun tasarısı Meclise verilmiştir. Tekelin ve sigara sanayiinin husus! teşebbüslere devri İşi. şimdilik bahis mevzuu olamaz. Elimizde carî bir bütçe olduğu için Tekel maddelerinde bir indirme yoluna gitmek şimdilik imkân haricidir. Bununla beraber bütün bu meseleler üzerinde önemle durulmaktadır. Yeni yapılacak tayin ve nakiller İşi de tetkik edilmektedir.”
I
Kayalıbay hâdisesinin tahkikatı devam ediyor
Dün, hâdise ile ilgili müteaddit şahısların ifadeleri alındı.
Teknik Okul pansiyon âmiri Muzaffer Kayalıbayın ölümüne ve hâdiseye ait neşriyat dolayısiyle Adalet Bakanlığının emri üzerine İstanbul Savcılığı tarafından şehrimizde açılan tahkikata devam edilmektedir. Hâdisede ismi geçenlerden Haldun Tan-doğan. Lûtfl Kırdar, Robert Marat, ve Nesimi Kayalıbay. bekçi Mustafa Kıt’ın ifadeleri alınmıştır. Eski İstanbul Polis Müdürü Ahmet Demir de dinlenecektir.
Tahkikatla bizzat İstanbul Savcısı Nail Özkan. Savcı muavinlerinden SelmanYörükle beraber meşgul olmakta. tahkikat etrafında çok sıkı bir ketumiyet muhafaza edilmektedir.
Sergi köşesi
İlk gün, ilk intiba
İstanbul Sergisi açıldı. Intanbulun bütün husuRİyetlerlyle. yani nutuklar. güneş, toz. seyyar satıcılar ve bir çok güzelliklerle.
Sergiye iştirak eden müesseselerln •'ayısı geçen seneklhden daha çok. Bu sebepten olsa g*rrk. dühullyeyi de arttırmışlar. Geçen «cne 10 kuruştu. Şimdi 25 kuruş.
Geçen sene, Spor ve Sergi Sarayının jçl bir labirent idi, giren çıkamı. yordu. Bu «ene gayet ferah. Fakat bebek sergisini gezenler «irs takip etmediklerinden yine göğüs göğüne gelmek İmkânını buluyorlar. Kabahat biz, ziyaretçilerde. Anladık, demokrasi var amma. «ıraya girmesini öğrenmek şartlyle.
Bebek sergisi bir harika! Yalnız bazı milletlerin ramekânlan henüz boş, "Bebekler yolda., diye birer Hân anılmış, Bunların arasında Çekoslovakya, Polonya gibileri anlıyoruz. Demir perdeden kolay kolay ınzılabl-IIr mi? Fakat İspanyol bebekleri de gelmemiş. Ya açık havadakiler!
Bir Intanbulln
İstanbul Radyosunun Temmuz ayı faaliyetleri
İstanbul Radyosu temmuz ayı için öze! bir faaliyet programı çizmiş vs hazırlıklarını bitirmiştir.
Bu programa göre: İstanbul Sergininin açılışı, dün naat J7 den itibaren radyo ile nakil suretiyle yayınlanmıştır. Ayrıca yine dün lstanbulda yapılan Denizcilik Bayramı intibaları m gösteren bir röportaj, saat 18.30 vs 18.45 arasında İstanbul Rndyoslyls neşredilmiştir.
İstanbul Güreş Kulübü tarafından davet edilen Finlandiya güreşçileri İle İstanbul Güreş Kulübünün güreş* çileri arasında 2 temmuz, 8 tem m us ve 9 temmuz geceleri saat 21.30 dan itibaren yapılacak müsabakaların tekrik neticeleri, dakikası dakikasına neşriyat arasından bütün Türkiye-ye bildirilecektir.
İstanbul Sergisinin devamı boyunca. dinleyicilere bütün «ergiyi ve sergideki eğlenceleri anlatmak üzere, bir seri röportaj yapılacaktır.
Çok eski yıllarda. Ramazan ayına mahsus olmak üzere lstanbulun kendisine mahsus eğlence yerleri vs eğlence şekilleri vardı. Bunlar şimdi pek azalmış veya hususiyetin! kaybetmiştir. Böyle olmakla beraber, kısmen eskiyi canlandırarak, kısmen de mevcutlardan faydalanarak îa-tanbulun Ramazan eğlencelerine dair İstanbul Radyosundan bir iki röportaj yayınlanacaktır.
16, 17 ve 18 temmuz günleri Seker Bayramına tesadüf eylemektedir. Bu bayram günleri fçln İstanbul Radyosu zengin bir husus! program hazırlamıştır.
Tüccar Derneğinin aylık toplantısı
İstanbul Tüccar Derneğinin 23 üncü aylık toplantısı 3 temmuz 1950 pazartesi günü saat 10 da Galatadakl Liman lokantasında yapılacaktır.
Ekonomi ve Ticaret Bakanlığınca tanzim edilmekte olan ithalât rejimi esasları hakkında izahat verilmesi ve bu hususta görüşme yapılarak Dernek nokta! nazarının tesbfti,
Yakında tatbik edilecek olan serbest ithalât rejimi ve hazırlanan liste hakkında İzahat verilmesi ve bu hususta görüşme yapılarak liste üzerindeki Dernek nokta! nazarının tes-biti.
Almanya alacaklıları meselesine dair şimdiye kadar yapılan teşebbüslerle alman neticeler üzerinde İzahat verilmesi,
Ticaret Odalan ve Borsalan tüzüğü hakkında dernek görüşünün tes-biti.
SİYASÎ İKTİSADÎ
YENİ İSTANBUL
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Sahibi:
YENİ İSTANBUL NEŞRİYAT LİMİTED ŞtRKETt Müdürü: Kemal BL SAKLICA Bu sanda yazı İşlerini fiilen İdare eden ı Sacld ÖGET
NcşrediInıivrM yazılar iade edilme».
Basıldığı yer t
YENİ İSTANBUL MATBAACILIK LIMITED ŞİRKETİ MATBAASI
REŞAD NURİ GÜNTEKİN
Kavak Yelleri
— 31 —
Mesele kolay kapanacak meselelerden değildir. Hele ki bir çocuk elinde günlerce kukla gibi oynadığını gören devlet memurlarının izzeti nefsi de fena halde kırılmıştır. Fakat neticede İhtiyar babaya acırlar; çocuğun kendisine acırlar; vilâyetin pedagog maarif müdürü başta o-larak bir takım münevverler asıl kabahatin ara-sıra kasabaya gangster filmleri getiren sinemacı Muratta olduğu kanaatini İleri sürerler. Hattâ çocuğun bu harekette kendini nereye sarf edeceğini bilemeyen taşkın bir zekânın alâmetlerini görenler de olur ve işin nihayetinde bunun bir aile meselesi, hattâ belki de çocuk azizliği olduğu düşünülerek mesele örtbas edilir. Fakat bunun iğin, yiyip içmeden sırtüstü yatağında yatan ve kendisini görmeğe gelenlere "Ben öldüm artık” deyip yorganını başına çeken babaya Şefiğin Avrupada tahsile gönderilmesi şart koşulur. Bu kararla vilâyet hem bir belâdan kurtulacak, hem Avrupada okumuş bir genç kazanacaktır.
Böylece Şefik Davarcıoğlu, babası dahi nerede olduğunu her zaman bilmemek şartlyle, yıllarcu ortadan kaybolur. Fakat günün birinde kendisi babasının ölümünü haber alarak kasabaya döner. Fakat hayret! O eski deli oğlan 151
gitmiş yerine terbiyeli, malûr^atlı, müteşebbis bir Avrupa delikanlısı gelmiştir. Otel projesini derhal kavrar; hem memleket, hem kendisi İçin çok faydalı olacak büyük işi tek başına üzerine alır; tez elden satılan tarla ve dükkânlardan gelen para babasından kalan nakit paraya katılınca otel İçin tahmin .edilen yekûnun hemen tamamı elde edilmiş olur ve İşe başlanır.
Merhum babasının çakıl taşları kadar ha. reketsiz bir hale soktuğu sermaye nihayet yürüyecek ve ortaya çıkan parlak örnekle kasabanın başka ölü sermayelerini de arkasından yürütecektir. Yalnız şu var ki, pek az zaman içinde akla gelmez bir takım aksiliklerden dolayı kasabanın öteki sermayeleri yerlerinde durmakta devam ederler Ve Şefik Davarcıoglunun kendi sermayesi yürür.
Senelerce süren çalışmalarla kâh durup kâh harekete gelerek ve iskambil kuleleri gibi yer yer ve tekrar tekrar yıkılıp yapılarak dördüncü kat balkonlarına kadar yükselmeğe muvaffak olan Modern Palas orada durur ve yine seneler arasında ağır ağır uşağı İner. Bugün ondan, zaten kendisi gitgide virane haline gelmekte olan Dereboyu mahallesinin ortasında Bergama harabeleri gibi bir şey kalmıştır. Hayat ibretlerle doludur. Çocukken gösterdiği harikulade istidatlarla kasabanın başını belâya sokacak gibi görünen Şefik Davarcıoglunun başını, okuyup adam olduktan sonra, kasaba belâya sokmuştur. Banka borçlarına karşılık olarak babasından kalan son bir evle Modem Palas’m daha temeli atılmadan Istanbuldan getirtilmiş bazı lüks mobilyalarını bırakarak sessiz «adaşız ortadan kaybolan genç adamın bir aralık Is-tanbulda kendini astığını rivayet ettiler. Fakat aslı çıkmadı. Şimdi bir tulûat kumpanyaslyle vL 152
lâyetlcrl dolaşıyormuş. Fakat nedense bizim semte yolu düşmüyor.
XXXIV "BABA”NLN LOKANTASI
Modern Palas yapılırken epeyce bir korku geçirmiş olan Baba, dediğim gibi, kasabanın lüks lokantasının patronudur. Kendisi elli ile yetmiş arasında tahmin edilen Manastırlı bir bektaşi-dir. Kanundan sonra Paktaş diye soyadı almıştır. Fakat kasabada hâlâ bektaşi deyip giderler. Baba gerçekten güzel yemek pişirir. Resmi ziyafetlerin ve büyük düğünlerin yemeklerini hep ona ıpmarlarmak âdet olmuştur. Aynı zurnanda temizdir de. Başka aşçı dükkânlarında yemeğinden sinek çıkanı “Yahu lâkırdıya dalıp sineği kendiniz düşürürsünüz, sonra bize kabahat bulursunuz” diye azarlarlar. Onun dükkânında böyle bLr tehlike yoktur. Kendi icadı olan bir yapışkanı sürerek meydana getirdiği sinek kâğıtları âdeta uzak mesafelerden sineği mıhladır. gibi kaparlar. Aramız çok iyi olduğu için ara sıra, bunlardan benim eve de gönderir. Bu kâğıtların bir hususiyeti de şerit biçiminde kesilmemiş olmalarıdır. Her cihetçe zevk sahibi o-lan Baba sırf bu İş İçin vilâyete sipariş ettiği renkli uçurtma kâğıtlarını dörde katlayarak makasla oyar ve âdeta bir sanatkâr elinden çıkmış denecek mozayikîer çıkarır. Onun !çln aynı zamanda süs gibi de kullanmak mümkün olan bu kâğıtlardan zavallı Cellle çok hoşlanırdı. Fakat ben de aksine onlardan tiksinirim. Hele geceleri
I
Bektaşinln masaları üstüne insanın başına dokunacak bir yakınlıkta dizi dizi ramazan mahyaları şeklinde sarktıkları lâmba ışığının aksinden, üzerlerindeki sinek ölüleriyle beraber parıl parıl parladıkları zaman... Baba bunu bildiği İçin, ara sıra lokantasına uğradığım zaman 153
beni ya bahçeye, yani mutfağın arkasındaki açık taşlığa alır yahut da gündelik vazifelerini esasen bitirerek gazete sahifelerine benzemiş olan kâğıtların görebileceğim yerlerde olanlarını koparıp atar.
O gece iç salonda sarhoşlar bulunduğu için Müftü ile beraber yine bahçede oturmayı tercih ettik, ve Tahir ile çocukları bizden biraz uzakta bir ayrı masaya yerleştirdik.
içki satmaya başlıyalı Bektaşi akşam yemeklerini bozmuştur. Ağız tadiyle yemek yemeğe meraklı olanlar zaten gün batmadan çok evvel İşlerini bitirdikleri için bu saatte meze ve ıskaralardan başka bir şey kalmaz. Bununla beraber Baba bana dalma iyi bir şeyler hazırlamanın kolayını bulur.
Ancak bu gece onun bir acalp dalgınlığı ve sinirliliği vardı. İçerdeki müşterilere çıkıştı; kaza İle bir tabak kırdı ve mesuliyeti garsonuna ilikleterek onu mutfağa çekip bir kaç tokat attı. Halbuki bu biçare garson belki kendinden de daha yaşlı kuru ve kambur bir Araptır. Nihayet biraz sonra getirdiği şiş kebaplarına MilftÜ: "Yahu bunları sinek gribi, sinek gibi ne kadar küçük doğramışsın” diye İtiraz edirce ellerini beline koyarak ters ters ona da baktı,
— Ne oldun Baba, d îdim, «ende bir hal var bu gece*
Zaten o da bunu bekliyordu.
Bir sondalya çekerek karşımıza oturdu ve elleriyle pos bıyıklarını sıvazladı. Baba İftiraya uğramıştı. Bir akşam evvel kepenkleri kapadıktan sonra hlr kaç dostla yukarkl odada muhabbet ederken dükkânı basmışlar ve onu mahkemeye vermişlerdi.
Müftü: — Kan mı getirdiniz sakın? dedi.
154
Baba Müftüye bir kere daha aksi aksi baktı:
— Hadi şu sinek gibi kebaplan, bir ye de doktor beye bin şükret, dedi.
— Ya ne diye iftira ederler. Edep ve namus dairesinde ahbaplariyle muhabbet eden kimseye?
— Ne diye olacak— Gizli tekke işletiyor, dervişlik yapıyor, diye...
Müftü İnce ve uzun vücudiyle leylek gibi yerinden kalktı, dehşetle:
— Allah belânı versin... Allah belânı versin... Sen kendinL astırmadan rahat etmiyecek-sin... diye bağırdı.
Müftünün korku ve merhametten başka bir şey ifade etmeyen bu heyecanını Baba yanlış anlayarak kendisi de ayağa kalkınca Adeta döğü-şecekler gibi bir manzara meydana geldi ve bu arada masanın üzerinde bir de bardak devrildi. Neticede kendisinin bir kere daha dayak yemesinden korkan Arap garson mutfak kapısı önünde elleriyle hafif hafif yanaklarına vurarak: "Vay, vay, vay, vay, vay” diye âdeta ağlıyordu. Avuçlarımı açarak ikisine de yerlerine oturmalarını emrettikten sonra Babaya sordum.
— Basıldığınız vakit kimlerdiniz bakayım dükkânda?
Baba bir kaç isim verdi.
— iyi ya Ayin yapmışsınız işte...
— Ne Ayini Doktor Bey... Yavaş yavaş nefes okuyorduk. Zaten sokaktan onu dinliyerek haber vermişler... Garaz billAhı Doktor Bey... Alacaklarımı istedim... Ona kızdılar Allah hakkı için...
— Sen onu bırak... Zabıt falan yaptılar mı?
— Müftü tekrar lâkırdıya kanştı:
— Rica filân etmedin mi ?
(Devamı var)
155

1 Temmuz 1950
Y E N î İSTANBUL
Sayfa 3
BAŞVEREN
BİR İNKILAPÇI
Yazan :
F A Ll H RIFK I AT AY
— 30 —
Hani onun da kellesi kızdığı vakit softalığı tutar, çileden çıkar. Söver, sayar, şahsiyat yapar. Kendisini kötülemek isteyenler, ciltler tutan yazılarını karıştırdıkça, pek sermayesiz kalmazlar. Fakat soğukkanlı Suavi daima kendi yolu üstündedir. Sapışları pek az sürer.
Bu genç, dinç, dev iradeli adam, nihayet Ölümüne yaklaşmaktadır. Ya bir şey, büyük bir şey yapacaktı. Ya başına bir şey, büyük bir şey gelecekti. Bu mizaç ayn bir yuğruluş-ta idi.
Çar orduları İstanbul'a yaklaşmaktadırlar. Birinci Meşrutiyet Meclisi İstanbul büyük devletler konferansının kararlarını kabul etmediği için, tek başına harekete geçen Rusya, Osmanlı ordularım yenerek, kalelerimizi düşürerek A-yastafanos’a kadar geldi. İkinci Aleksandr’m Ayastafanos’ta dikte ettiği şartlara boyun eğmek. Birinci Dünya Harbinden sonra Sevres andlaşmasına razı olmak gibi bir şeydir.
Harp çıkmazdan önce İngiltere Osmanlı devletine yardım edemiveceği için Rusya ile uzlaşmamızdan başka çare olmadığını söylemişti. Fakat bu uzlaşma da padişahın, devlet adamlarının veya milletvekillerinin yanaşabilecekleri bir şey değildi.
İstanbul ve bütün memleket eşsiz bir facia karşısmda-dır. Türkler için dünyanın sonu gelmiştir. Böyle zamanlarda herkes bir mesul arar. Halka göre bu mesul, kendi Bâb-ı-âlisi ile beraber Sultan Abdülhamid’dir.
Ali Suavi’ye göre Rus diktesini reddetmek, ve Aııadolu-ya da geçerek harbe devam etmek lâzımdır.
İngiltere, bütün Osmanlı saltanatını Çar Rusyasının eline geçmek tehlikesi belirdiği vakit, işter istemez müdahale edecektir. Ve yaşayabilir bir devlet olarak kalmağa elverecek bir banş, ancak böyle elde edilebilir.
Abdurrahman Adil’in yazdığına göre Ali Suavi, Abdül-hamid’i bu fikre yanaştıramamıştır. O halde ne yapmalı idi? Madem ki halk padişahı mesul tutuyor. Madem ki Çırağan Sarayında hapis hayatı geçiren Sultan Murad’a deli değil, “mazlum,, gözü ile bakıyor. Çırağan Sarayına giderek bir defa onu sokağa çıkarmak,
— Padişahım çok yaşa, sesleri ile halka göstermek kâfi idi. Halk ona bir kurtarıcı gibi sarılacaktı. Bir avuç kalabalık kısa bir zaman içinde yüz binleri bulurdu. Sultan Hamid tahtını kaybedecek ve Ruslar diktelerine boyun eğecek adam bulamayacaklardı.
Ali Suavi büyük bir soğukkanlılıkla harekete geçti. İstanbul’un hanlan, camileri, medreseleri Rumeli muhacirleri ile dolu idi. Ali Suavi, Rüştiye hocası iken, Filibe'de büyük bir nüfuz kazanmıştı. Muhacirleri sevk ve idare edebilecek olanlar arasında arkasından gelecek bir çok yüreği yanıklar bulabilirdi.
Ali Suavi'nin evi Üsküdar’da Şemsipâşa mahallesinde-dir. 1876 mayısının 7 nci pazar günü alaturka saat on bir sularında bu evde bir toplantı olmuştur. Ali Suavi sorar:
— Çırağan Sarayına gidecek Sultan Murad Efendimize biat edeceğiz. Kaç kişiyiz?
— Yüz elli kadar!
— Pekâlâ! Hepimiz silâhlanmalıyız. Yarın saat üçte birer ikişer Çırağan Sarayında bulunmalıyız, tik vazifemiz Saraya girmektir. Bize karşı gelen olursa silâha davranmalıyız. Neferlere silâh atmayacağız. Fakat zabitlere de müsaade etmiyeceğiz. Eğer katlolunursam, bana kim kaymakam olacak ?
Hafız Nuri — Ben!
Suavi — Ya sen de öldürülürsen?
Molla Mustafa — Ben! (1)
Suavi — Tamam. Fikirce mutabıkız. Her biriniz adamlarınıza malûmat veriniz. Yarın herkes yerinde bulunmalıdır.
Meclisten biri — Sabık padişahtan bahsediyoruz. Fakat işittiğimize göre kendisi delidir.
Olgu adîlyeden çıkarken
Olga’nm ifadesi alındı
Ankara, 1 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Günlerden beri dedikodusu yapılan ve matbuatta ve Mecliste çeşitli tefsirlere yol açmış bulunan Muzaffer Kayalıbay hâdisesinin yeniden adllycye İntikal ettiği malumdur. İstanbul savcılığından şehrimiz savcılığına gelen bir tezkere üzerine bugün Muzaffer Kayalı bayın refikası Ümit KayaJıbay (Olgn) savcılığa celimi İlerek İfadesi alınmıştır. Olganın İstiçvabını bizzat C. savcısı Rüştü Kayıkçı-oğlu yapmıştır. Istlçvap takriben t saat kadar sürmüştür. Savanın sorduğu sualler ve Olganın ifadeel hakkında bazı yeni malûmat şayi olmuşsa da Matbuat Kanununun hazırlık tahkikatına alt safahatın neşredilmesini meneden hükümlerine uyarak bunları sütunlarımıza geçirmiyoruz.
İngiltere, Hong Kong'u korumak telâşında
Londra. 1 (Ap) — İngiltere Uzak doğudaki deniz kuvvetlerini Güney Kore’ye yardımda kullanılması için Birleşik Amerikanın emrine tahsis e-derken, hem bu yardım gayesinin tahakkukunu, hem de kendi Hon-Kong sömürgesi buna benzer bir taarruza maruz kalırsa aynı şekilde yardım görmeyi temin maksatlarını gütmektedir.
Bu kanaati açıklayan resmi çevreler. aynı zamanda, tngdl terenin, Çin sahilleri açıklarındaki bir adadan I-baret olan kolonisinin yakında bir komünist hedefi teşkil etmesinden endişe duyduğunu tebarüz ettirmektedirler.
Hükümet liderleri ve yüksek mevkili memurlar, şayet böyle bir taarruz vuku bulursa Birleşmiş Milletlere müracaat edebileceklerini düşünmektedirler.
Hong-Kong’a bir taarruz yapılması sadece bir hayalden İbaret değildir. Kore harbinden evvel de bu müstemlekede bir fevkalâde hal mevcuttu, bu gün ise durum çok gergindir, İngilte-renın Hong-Kong’da 40.000 kişilik bir askeri kuvveti vardır, fakat resmî çevreler bunun 25.000 kişiden İbaret olduğu hususunda ısrar ederler.
îngiltcrenln filosunu Amerikanın
emrine vermesi bir çok diplomatları hayretler içerisinde bırakmıştır.
Ancak. Birleşik Milletler Formoza-nın müdafaası hakkında bir emir vermemişlerdir ve Ingilte.re hini hacette bu müdahalenin dışında kalmak istemektedir. Bu arzusunun birinci sebebi, komünist Çin ile diplomatik münasebetler tesisine çalışması, ikinci sebep de, Kahire deklarasyonu ile 1943 senesinde. Formoza’nın Çine ait olduğunu bildirmiş olmasıdır.
İspanyada hararet
61 dereceyi geçiyor
Madrid. 1 A.A. (Afp) — İspanyanın bu seneki sıcaklık rekoru dün Kordu’da güneşte 61 derece ile kaydedilmiştir. Madrid’de hararet gölgede 40, Saint Sebastienne’de güneşte 50 derece idi.
Henry Oueuille güven oyu aldı
140 milyon senelik bir balık başı fosili
Londra 1 (Nafen) — British Mu-seum’da bulunan bir balık başı fosilinin 140 milyon sene evveline ait olduğu tesbit edilmiştir. Bu balık başı fosil bundan bir müddet evvel Sussex havalisinde ele geçirilmişti..
(1) Hitler İkinci Dünya Harbine başlarken kendi ölürse Görlng'in, o da ölürse Hess'ln şef olacağım İlân etmişti.
(Devamı var)
Istanbulun un ihtiyacı
İzmir fabrikaları tarafından hazırlanacak unlarla karşılanacak
İzmir. 1 (Hususi muhabirimiz bildiriyor» — îstanbulda un fabrikalarının Toprak Ofisin tâyin ettiği fiyatları kabul etmemesi üzerine İzmir un fabrikatörleri ile Toprak Ofisi arasında yapılan anlaşmaya uygun olarak lzmirde un fabrikalarının ha-zırhyacağı unlarla İstanbulun ihtlya-cı kapatılacaktır. Bu suretle İzmir, İstanbul ve Ankarada ekmek fiyatı
Harpten beri ilk alivre üzüm satışları
İzmir. 1 (Hususi muhabirimiz bildiriyor) — Günün en enteresan ekonomik hâdisesi İkinci Cihan Harbinin patlak verdiği zamandan beri ilk defa olarak İzmir Borsacında alivre üzüm satışlarının başlamasıdır. Verilen malûmata göre, 9 numara üzüm için eylül teslimi 45 kurusa alıcı varsa da satıcılar 46 kuruşta ısrar etmişlerdir. Ayrıca 9 ve 10 numaralardan mürekkep 50 tonluk bir partiye talip çıkmış ve söylendiğine göre bilâhare tescil edilmek üzere İlk alivre üzüm satış muamelesi yapılmıştır. Alivre satışların bugünlerde artması halinde 1950 rekoltesinden bir kaç parti üzüm satılmasına intizar eylemek mümkündür.
Paris 1 (AP) — Fransız Milli Meclisi bugün, 208 muhalife karşı 363 rey ile Henry Queulle’ün Başbakan, lığa tâyinini tasvip etmiştir.
Queulle‘Ü Sosyalist Partisi, kendi Radikal Sosyalist Partisi ve eski Başbakan George Bidault’nun Cumhuriyetçi Halk Hareketi Partisi desteklemiştir. Müstakiller de Başbakan lehinde rey vermişlerdir .
Başbakan 311 rey ile itimat almış olacaktı.
Muhalefeti komünistler, de Gaulle-cülcr ve Fransız Millî Birliği teşekkülü teşkil etmiştir.
Sosyalistler kabineye girmiyor
Paris, 1 A.A. (Reuter) — Fransız
Sosyalist Partisi Henri Queuille kabi. nesine iştirak etmemeye karar vermiştir.
YENİ İSTANBUL
Bununla beraber Sosyalist Partisi yeni hükümeti parlâmentoda destekli-yeceğinl bildirmiştir,
Ingiliz uçakları beyaza boyanıyor
Londra 1 (Nafen) — îngLliz hava yollan idaresi tarafından yapılan tecrübeler iyi neticeler verdiğinden bundan sonra uçaklar beyaz boya ile boyanacaktır. Bu suretle sıcaklık önlenmiş olacaktır.
BEBEK SERGİSİNDE beği
En güzel bebekler hediye edecek
YENİ İSTANBUL
Gazetesi
Okuyucuları arasında bir jüri teşkil ediyor
1 temmuz tarihinden 31 temmuz tarihine kadar olan nüshalarımızdan 5 adet mavi gazete başlığını, Sergide beğendiği bebek veya bebek paviyonunun numara veya ismiyle bize getiren okuyucularımıza bir adet kur’aya iştirak numarası verilecektir.
Sergi hitamında, yapılacak olan tasnifte en çok rey olan bebek veya bebek paviyonunu seçenler arasında yapılacak kur’ada kazanan on okuyucumuza kıymetli bebekler hediye edilecektir.
_____Washington hususî muhabirimiz telsizle bildiriyor_
Pearl Harbour baskınından sonraki vatanperverlik havası esmektedir
Bütün milletlere mensup diplomatlar, Amerikanın nazik anlarda bir kenara çekilmiyeceğine
kanaat getirdiklerinden
VVashıngton, 1 (Hususi muhabirimiz G. H. Marlin’dcn) Kore harbine faal bir şekilde müdahale edilmesinden sonra Amerikada esen hava, aynen Pearl Harbour baskınından sonnakl vatanperverce kalkınmaya benzemektedir. Bununla beraber u-mumi bir harp ümit edilmiyor. Amerikanın yardım kararı, bu İhtilâfın mevziî kalacağı kanaatine dayanıyor.
Amerikanın müdahale kararını verdiği tarihi günün muhtelif safhaları şöyle cereyan etmiştir: Birleşmiş Milletler Teşkilâtında Amerikan delegesi Ernest Gross, bütün gün VVashington-da Dışişleri Bakanlığında müzakerede bulunduktan sonra pazartesi gece yarısına doğru Noxv-York’n geldiği zaman. Acheson’un son derece enerjik tedbirler alınması hususunda Truma-na verilmek üzere bir rapor hazırladı, ğından malumatı vardı. Fakat Gross. Truman’ın tarihi kararının ne mahiyette olacağını bilmiyordu. Cumhurbaşkanı. acele askeri müdahale Istl-yen Amerikan dipolmatlarlyle, bu işe karışmaktan çekinmeyi tavsiye eder. Milli Savunma Bakanlığının ve ordunun bazı elemanları arasında, hangi tarzı tercih edeceğini düşünmekte idi. Muhtelif kanaatlere sahip bulunan askeri şeflerden müdahale edilmemesine taraftar bulunanlar, 1949 yazında hükümet tarafından alınmış bir karara dayanıyor ve Kore’nin Amerikan stratejik menfaatleri sahası dahilinde bulunmadığını iddia ediyorlardı. Milli Savunma Bakanı Johnson da bu muhtelif fikirler arasında bocalamakta İdi. İşlerin ağır yürüyüşünden ram sıkılan Truman, nihayet Johnson’un ne İstediğini açık olarak bildirmesini talep etti. O zaman Milli Savunma Bakanı da Ache-gon'un müdafaa ettiği enerjik hareket fikrine iştirak ettiğini söyledi. Bu suretle. Amerikanın bütün dünyaya karşı prestijini kurtarmasını is-tlyen, aksi takdirde hiç bir milletin artık Amerikan Hükümetine İtimadı kalmıyacağım iddia eden diplomatların tezi galebe çalmıştı. Amerika, hiç bir şüpheye yer bırakmıyan Aşikâr bir tecavüze karşı koyacaktı.
(•
hi-bir hn-
büyük bir ferahlık içinde bulunduklarını belirtiyorlar
rar. milliyetçi Çin liderinin azledildl-ğine alâmet sayılıyordu.
Neticede, Amerikanın Kore hak-kındaki şiddetli hareket tarzı, Birleşmiş Milletler Teşkilâtının hemen bütün azalan tarafından hararetle kabul edilmişti. Bu kararda gösterilen enerji ve sürat, herkes tarafından bir selâmet işareti telâkki edildi. Bütün
★ ★
delegeler, böyle bir zamanda Kore'yi harici bir tecavüz karşısında yalnız bırakmanın çok kötü neticeler vere-ccğinde İttifak etmişlerdi. Şimdi, VVashington’da ve Lake Success’de bulunan AvrupalI diplomatlar, Amerikanın nazik anlarda yüzüstü bırakıp gitnıiyeceğine kanaat getirdiklerinden büyük bir ferahlık duymaktadırlar.
‘ ★
Güney Kore köylerinden birinin görünüşü





• bK
I

— a—




...
1 I


Salı sabahı, gecenin saat tam rinde Grosa. Acheson’dan şifreli telgraf aldı. Burada enerjik bir reket için Truman’ın muvafakati a-lındığı bildiriliyordu. Fakat Acheson. kati karnrın verilmesi için. Truman-ın Kongredeki parti şefleriyle görüşmesini beklemek icap ettiğini yazıyordu.
Kore'ye yardımda bulunacak devletler
Kanada, icap ederse elindeki deniz kuvvetlerini Kore’ye gönderecek


Yolda yürüyen adamın kucağına çocuk düştü
Londra 1 (Nafen) — Mrs. Harold isminde bir kadın akşam evine geldiği vakit 18 aylık çocuğunu yabancı bir adamın kucağında bulmuş ve hayretler içinde kalmıştır. Fakat kadının sonra öğrendiğine göre, evde yalnız başına bıraktığı çocuk pencereden düşmüş fakat iki kat aşağıda bulunan bu "yabancının,, kucağına oturmakla muhakkak bir ölümden kurtulmuştur. Kadın çocuğunu derhal hastahaneye götürerek muayene ettirmişse de kendisine çocuğun sağlam olduğu bildirilmiştir.
Doğarken kör olan
çocuklara penisilin
Londra 1 (Nafen I — Doğum sırasında mikrop kaparak kör olan çocukların bundan sonra penisilin İle tedavi edilebilecekleri bildirilmektedir.
Tıbbi araştırmalar toplantısında konuşan Profesör Sorsby körlük meselesi hakkında verdiği bir beyanat esnasında, mikrobik hastalıklardan ölürü husule gelen körlüklerin bundan sonra penisilin İle tedavi edilebileceğini açıklamıştır.
>
Ayaş'ta bir askerî tatbikat yapıldığını evvelki gün bildirmişiIh. Yukarıdaki resmimiz bu tatbikattan bir sahneyi göstermektedir.
Bu görüşme sah sabahı en erken saatlerde yapıldı. Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasındaki uçurum da ortadan kalkmış, hâdiselerin tesiri altında bütün parti şeflerinin müdahale hususunda birleştiği görül, müştür.
• |
Diğer taraftan Amerika Dışişleri Bakanlığı, parti şeflerinin cevabını beklemeden alâkadar başlıca milletlerle temasa geçmiş bulunuyordu. Amerikanın Londra ve Parlse yaptığı müracaatlerin mahiyeti bilinmemekle beraber, oralardan çok süratle cevaplar geldi. Pariaten, Birleşmiş Milletler Teşkilâtında Fransız delegesi olan Chauvel’c telefon edilerek. Tru-man’ın yapacağı mühim beyanattan haberdar oldukları ve hükümetin A-merikayı sonuna kadar desteklemeye karar verdiği bildirildi. Londranın cevabı da aynı mealde idi. Ve Lake Success’de Güvenlik Konseyinin celsesi açılır açılmaz înglhz delegesi soz alarak, hükümetinin Amerikan politikasını azamî surette destekliye-ceğıni beyan etti. Bundan sonra, sıra İle Norveç. Küba. Ekvator delegeleri. Amerikan teklifini hiç itirazsız kabul ettiklerini bildirdiler. Milliyetçi Çin delegesi, komünist aleyhtarı politikayı tasvip etmekle beraber. Amerikanın Form ota hakkındaki kararını protesto ediyordu. Çünkü Çan-Kay-Şek’ln komünistler elindeki Çin topraklarına taarruzu yasak eden bu ka-
• • •
• t
Lake Succcss, 1 A A. (Reuter) — Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Güney Kore’ye yardım için yapmış olduğu teklifi kabul eden ve ne şekilde yardım edeceklerini bildiren Birleşmiş Milletlere üye devletlerin İsimleri şunlardır:
Türkiye. Güvenlik Konseyinin kara rını destekliyeceğinl.
Arjantin, diğer Amerikan devletleriyle tesanüt halinde bulunacağını,
Avustralya, muhripler göndereceğini.
Belçika, elinden gelen her yardımda bulunacağını.
Brezilya, elinde bulunan vasıtalarla yardımA iştirak edeceğini.
Kanada, deniz kuvvetlerini Pasifik sahillerine ve icap ederse Kore’ye göndereceğini.
Sili, Amerikoya bakır ve nitrat göndereceğini.
Milliyetçi Çin. elinden gelen yardımı yapacağını resmen ve gayri resmi o-larak ilâve edildiğine göre de askeri birlikler ve hava kuvvetlerini Kore’ye göndereceğini,
Kolombiya. Dominik Cumhuriyeti, Salvador. Güvenlik Konseyinin kararını destekliyeceklerini,
Honduras, elinden gelen yardımda bulunacağını,
Meksiko, kendine düşen vazifeyi yerine getireceğini.
Hindistan, Güvenlik Konseyinin kararını kabul ettiğini,
Hollanda, deniz kuvvetlerine yardım edeceğini.

500 milyara mal olacak
Rusya, askerî hazırlıkları için şimdiden senede
45 milyar dolar sarfetmektedir
• New-York 1 (Hususî Muhabirimiz bildiriyor) — Silâhlı Kuvvetler Sanayi Kolejinden Yarbay WilHam T. Grenhalgh, İktisadi Seferberlik Kursunda. Amerikan iş adamları, yedek subaylarına, IIT üncü cihan savaşının malî külfeti hakkında çok şayanı dikkat malumat vermiştir»
Yarbayın verdiği rakamlara göre, bu savaş, geçenki kadar sürecek o-lursa, Amerika Hükümetine 525 milyar dolara mal olacak, devlet borçlarını, 600 milyar dolardan fazlaya çıkaracak ve Amerika savaşı kazandığı halde, ya moratoryum ilân edecek yahut da, İflâstan kurtulmak için, dolar kıymetini 9 sente düşürecektir.
doğru çıkacaktır. Çünkü Lenin şöyle demişti: Amerlkayı, masrafa boğmak suretiyle imha edeceğiz."
Yarbay, konferansı sırasında, askeri masrafların ne kadar şu rakamlarla açıklamıştır:
arttığını
1939
Dolar
1950
Dolar
Er başına yetiştirme Er başına Er başına Er başına
Çelik karyola Cip otomobili Avcı ııçngı
1.350 60
77.60
masrafı Üniforma iaşe (günde) 0.41 tüfek
31.—
.3.38
1.0*51.—
5O.IKH).—
3.300.—
200.—
1.03
71.60
7.4S
3.000.—
100 000.—
200.000 —
Yeni Zelanda, istenilen deniz kuvvetlerini göndereceğini.
Pakistan. Güvenlik Konseyi kararını tamamen destekljyeceğıni.
İngiltere, Japon »ularındaki donanmasını Amerikanın emrine tahsis edeceğini.
Uruguay ve Venezüella, Konseyin kararını destekliyeceklerini ve
Amerika Birleşik Devletleri, hava, deniz ve kara kuvvetleri yardımında bulunacağını, Formozayı abluka altına alacağını, Filipinler ve Çin Hindine yapılan yardımı arttıracağını, Güvenlik Konseyine bildirmiştir.
★ ★★
Kore harekâtı
Washlngton. 1 A A. (Reuter) — Savunma Bakanlığı sözcüsünün dün a-çıkladığma göre. Amerika Birleşik Devletleri hava kuvvetlerine Kuzey Kore’de hangi hedeflere karşı harekete gerecekleri hususunda talimat verilmiştir.
Hedeflerin yerleri açıklanmamAkla raber. Amerikan uçaklarına Kuzey Keredeki askeri üslerle, akaryakıt depolarını bombalamaları emredilmiştir.
Kuzey Korcdeki hedefler tahdit, e-dilmemlş, ancak, uçaklara Mançurl hududunu geçmemeleri bildirilmiştir. Konıiiniat Kore resmi tebliği
Tokyo. 1 A.A. (Afp) — Kuzey Kore tebliği Kuzey Kore kuvvetlerinin Yungdungpo’yu bu sabah saat 10 da tamamlyle işgal ettiklerini bildirmektedir.
Yııngdungpo, Seul’un 10 kilometre batısında. Güney Kore başkentini en son limana bağhyan hat üzerinde demiryolu kavşağıdır.
Askerî konvoylar Kore yolunda
Washington 1 (AP) — Amerikan askeri birliklerinin Japonya’dan Güney Kore’ye deniz yolu ile nakline geniş ölçüde girişildiği bugün Birleşik Amerika donanmasından bildirilmiştir.
Askeri taşıt konvoyları înglliz ve Amerikan harp gemileriyle uçakların himayesi altında yol almaktadır. Şimdiye kadar bu konvoyların herhangi bir mukavemetle karşılnnıdığı belirtilmiştir. Nakliyat dün başlamıştır. Bundan evvel 24 üncü piyade tümeni-nin bir taburu Suvon bölgesinde sarsılan Güney Kore’ll birlikleri desteklemek maksadlyle uçakla bu mıntaka^ ya yetiştirilmiştir.
.Amerikan kara birlikleri mevzie giriyor.
Nevv-York 1 (YİRS) — İkinci Dünya Harbinin sona ermesinden beri muharebeye girme emrini alan ilk A-mvrikan birlikleri Kore’ye gelmiş olup gayet neşelidirler. Tcajom’daki Kore halkı Amerikalıları merasimle karşılamışlardır.
Tokyo. 1 A.A. (Reuter) — Amerikan piyade savaş birlikleri bu gece “Han" nehrini geçen kuvvetli komünist kıta-larlyle çarpışmak üzere Güney Kore cephesinde ilerlemeğe başlamışlardır.
Yine Yarbay Greenhalgh’in beyanatına göre, Sovyetler Birliği daha şimdiden, yani sulhta iken, silâhlanmasına, senede 45 milyar dolar sar-fetmektedir.
Ne > merikan Hükümeti, ne de hususî müteşebbisler, bugüne kadar, Amerikan ekonomisinin ne miktar askerî masraflara mütehammil olduğunu tetkik dahi etmemişlerdir. Halbuki bunu bilmeden, sağlam bir savunma politikası takibine imkân yoktur. Yarbay Greenhalgh demiştir ki:
"Böyle devam ederse. Stalln’in sıkı sıkıya taklbettıği Lenin politikası
/ —=
MÜSABAKA KUPONU
Cephane maliyeti, son savaşa nazaran % 50 artmıştır. Yarbay Grcen-halgh'ın kanaatine göre, yeni savaşın masraflarını, yeni savaşın maliyetine esas tutmak kadar yanlış bir hareket olamaz. Vakaa, “soğuk harbin" bile masrafları Washington’a bir hayli mtlşkilât çıkartmaktadır. Fakat alâkalı savunma makamlarının, hakikî savacın munzam ne kadar masrafa mal olacağını ve bu masraflarla millî ekonomi arasındaki münasebetlerin neden ibaret olduğunu hiç tetkik etmedikleri de bir vakıadır.
1 aralık 1950 de çekilecek büyük kuramıza iştirak için a* şağıdakl kuponlardan 90 tane getirerek bir kura numarası a-labllecekalnlz.
Tafsilâtını her pazar günkü (YENİ İSTANBUL) da araşınız.

L
Yeni Istanlnd'ıın
KUPONU



Sayf» 4
YENİ Î8TANBUÜ
2 Temmuı 1B50
f M E M L E K E T E
BAKIŞLAR)
Amerikadaki İktisadî
ÖH'MURMOUmMUlIttNLMÎMMÜfttaMIIAnMHL* *^**«w»*( —■ tfM» 4T1 -j—
cereyanlar ’
— - —— ___I
ili ve ticaret hayatı
ÖNÜMÜZDEKİ YOL
'A



ÖUGÜN TUrklyenln en büyük ih-® racat limanı olan ve 949 yılında 3.210.000 liralık ihracat yapan İz-mtç, Ege illeri halkının yaşayışında belli başlı bir rol sahibidir. Senenin her mevsiminde günde ortalama 8-10 vapura mahsul yükleyen bu liman, hâlâ, devri sabıktan kalma iptidai yükleme ve boşaltma vasıtaiariyle, Kİ toprak ve molozlarla dolmuş mendireği ve daracık iç llmaniyle Akdenizin en geri limanı olarak durmaktadır. Geçenlerde İzmir Ilınan projesi İçin davet olunan New-York T (•■»»•»»^ t’>.»>-*|r T imnnınMi hu
mir Limanı, çeşitli mahsulleri ve nev’i şahsına mahsus özellikleriyle yarının Marsilya’sı olmıya namzettir.
Türki.vede ticaret hayatı, İzmirin ticaret hayatiyle eşittir. Ticaret kelimesi İlk olarak lzmirde telâffuz e-dildi ve bir çok yüzyıllar önce lz-mirdc ticaret sergileri, panayır ve pazarlar kuruldu. Tarihten önceki çağlarda da Ego Denizi ve bu denizde müstesna bir körfeze malik olan İzmir şehri, milletlerin en çok çalıştığı ve alıştığı bir merkezdir.
lzmirde ticaret hayatı son yüzyıl-hib’ük inlr(’,'n flnr '*'iMİrnrı»lr
İstirdat sındnnndn İzmir yanarken
maninin neşri üzerine, harice uzun seneler zeytin yağı sevkedilmedlği anlaşılmaktadır.
1860 yılında İzmir Limanından yapılan İhracat, altı milyon altın lirayı, Ayvalık Limanı ihracatı da, bir buçuk milyon lirayı bulmuştur. Bu tarihte Fransa ve lngiltercden bazı komisyoncuların İzmire gelerek yerleştikleri görülür. Jiraud’lar, bu tarihte İzmire gelerek yerleşmiştir. Bu moyanda lzmirde Kredi Liyone ve Anadolu bankalarının (merkezi Atina) lzmirde faaliyete geçtiğine şahit ölüyoruz. Bu bankalar Rum tüccarlarına geniş krediler açtıkları halde, Türk İş adamlarına “ticari bilgilerinin yetersizliği” yüzünden kredi açmadıklarını 1895 Salnamesi kaydeder. Bununla beraber 1885 yılından itibaren İzmir ticaret hayatında Türk simalarının, İşbaşına geçtikleri görülüyor. Bunlar, bahçelerinde yetişen mahulfttı ihraç etmlyerek buradaki komisyoncular eliyle Avru-paya göndermekteydiler.
kadar tonajlı hareketini bu İptidai limanın nasıl yapabildiğine ve buna, ilgililerin nasıl müsamaha ettiklerine hayret ettiğini söylemekten çekinmemişti. Hakikatte ise, Türklyenln dış ticaret hareketinde dalma % 50 nin üstünde bir nispet kurmuş olan lz-
Yeni Neşriyat
Kimya ve Sanayi
Türk Kimya Deme# Genel Merkezince İkinci Dünya Savaşından sonra tekrar neşrine başladığı '‘Kimya ve Sanayi” dergisinin 21 inci sayısı çıkmıştır. 150 kuruş fiyatla tedarik edilebilecek olan bu dergiyi kimya ve endüstrisi ürerinde uğraşan okuyucularımıza hararetle tavsiye ederiz.
Farsça - Türkçe Lügat (Ferhengi Ziya)
Fas. IX
kü durumuna erişti. 1810-1825 yılları arasında Türk savaş gemilerinde yetişen yeril Rumlar, Türk bayrağı himayesinde “Izbandut” adı verilen teknelerle tzmirden Marsllyaya kadar mahsul taşırlar ve dönüşte mamul eşya getirirlerdi. Bu tarihte tamirden İhraç edilen mahsuller arasında üzüm, zeytin yağı, incir ve az çok tütün, memlekete para getiren mahsullerdi.
1820 yılında OsmanlI Hükümeti zeytin yağına ağır vergiler koyunca bu mahsulün ihracatı durdu. Zeytin yağlar bu defa Anadoluya gönderil-meylp kaçak olarak ihraç ediliyordu. 1824 yılında tzmirden Rusyaya İki milyon okka zeytin yağı İhraç edilmiştir ki, bu rakam o zaman İzmir dolaylarında zeytin yağı is-tihsalâtı hakkında bir fikir verecek ehemmiyettedir. 1825-1850 yılları a-rasında bağcılık ve şarap İhracatı geniş ölçüde arttı. Rusya ve Hindistan’a bu tarihlerde şarap ihraç edildiğini Yorgl Sakallarisin (Küçük Asya) kitabı kaydediyor.
Bir kaç yıl sonra Türk tacirle, rinln sözlerindeki sadakati dikkate alan bazı ecnebi firmalar, tercihan Türk tacirlerine sipariş yollamaya ve İhtiyaçlarını Türk unsurlardan temine başlamışlardır.
lzmirde ilk Türk taciri, Mehmet Suphi Efendi’dlr ve 1881 yılında Ermeni Vahan Efendi ile müştereken bir kuru meyva mağazası açmıştı. Bundan bir müddet sonra ise Yahya Hayati Efendi, Urlalı Hafız Mehmet Efendi ticaret hayatına atılarak ihracat işlerinde ilk başarılı neticeyi aldılar. Bu suretle TÜrkler arasında ticaret hayatına İnhimak başlamış oldu.
1890 yılında. İzmir Limanı gayet hareketliydi. 1891 de İzmir Limanına 5707 vapur. 3255 yelkenli sefine girip çıktığım, 1307 tarihli Salname kaydeder. Bu tarihte Aydın Demiryolları Komiserliğini Robeskl Efendi.
Yazan : Adnan Bilge!
Kasaba Yolları Müfettişliğini Şem’l Efendi, Havagazı Şirketi Müdürlüğünü Hlrl Andef Efendi, Göztepe Tramvay Müdürlüğünü Mikall Matyus E- | fendi İfa ediyordu. Yine bu tarihte lzmirde 13 dakik fabrikası, 4 demir imalâthanesi, 1 basma fabrikası, 30 fırın faaliyet göstermekteydi.
1895 te tzmlrin kuru üzüm İhracatı 2 milyon atik kantardı. Aynı yıl lznıirden İngiltere, Ispanya ve Porteklze kuru bakla İhraç edildiğine şahit oluyoruz. Çeşme ilçesinin meşhur salman ve sazak şarapları İse, Fransada hile revaç bulmuştu,
Yine bu tarihte İzmir Limanında İran mamulât ve masnuatından gayet az giriş resmi (% 6) alınırdı. Halbuki diğer memleketler muvare-datından alınan gümrük resmi % 10 dil» Bu tarihte lzmirde halı ve kilim» seccade imalâtı 400.000 arşındı. 1896 da tzmirden muhtelif Ülkelere 27.600 altın defterinde halı ihraç edilmişti.
1900 yılında İzmir Limanı, Avru-panın on İşlek limanları arasına girmişti. Türklyeye yapılan İthalâtın, kıymet itibariyle 05 I İzmir Liman kapısından yapılır ve hattâ İstanbul* bile ithal mallan sevkedllirdl. (Şimdi % 12)
O zaman lzmirde Orozdlbak, Slv-rihisaryan ve Erera mağazaları büyük işler yapmaktaydı. Bunlardan Sivrihlsaryan Mağazası’nda daima bir milyon altın değerinde ithal malı bulunurdu.
Birinci Cihan Savaşına takaddüm eden senelerde, artık İzmir ticaretinin hemen yarısı, Türklerin eline geçmişti. Hakkı Balcıoglu, Nazilim İzzet Bey o zamanın tacirleri arasında bulunuyordu. İzmir borsasımn kuruluşu 3 nisan 1886 tarihinde, ticaret Odasının kuruluşu da 1885 te vaki olmuştur. İzmir Ticaret Odasının kuruluşunda birinci reİB Gokas E-fendi, borsanın birinci reisi de Tu-zakoğlu idi.
Dilimizde mevcut Farsça - Tükrçe lügatlerin en mükemmelidir. Merhum Ziya Şukûn’un eseri olup Mili! Eğitim Bakanlığı yayınları arasında 200 kuruş fiyatla satılmaktadır. O-kuyuculaıımıza tavsiye ederiz.
Yine bu tarihte Çamaltı. Foça. Ayvalık memlehalarından harice ve bilhassa Japonyaya tuz sevkedildiğl, İzmir gümrük kayıtlarından anlaşılıyor. 1831 yılında “Bir testi zeytin yağı ihraç edenin başı vurulur” fer-
s lzmirde
K»»rd(m huyunda bekleşen halk
Yazan : John T. Flynn
Bu arada diğer bütün yapı malzemesi harıl harıl İmal ediliyordu. Tuğla harmanlarında tuğlalar dug gibi yığılmış duruyor, şantiyelere gelen diğer hadsiz hesapsız malzeme istif halinde birikiyordu.
250.000 evlik büyük plânın 190.000 evi yapılamadan kaldı.
Bunlar sadece bir kaç tanecik misal. Bu falsoların eşlerine bizim A-merikan plân üstatları arasında da tesadüf ederiz. Bu hatâlar yapıldığı zaman, münekkitler bunları plâncıların ahmaklığına hamlcderlcr. Halbuki bu hataların asıl sebebi ve kökü şundadır; Hiç bir kim^e veya Zümre, bullar ne kodar parlak zekâlı olurlarda olgunlar, büyük bir aaııayi memleket inin bütün ihtiyaçlarını kar&lıyaMlccek tekilde kueur-dua içliyen plânlar yapabilmek için kavranmam icap eden eayımz şartların ve muazzam verilerin (mû-ta) hepeini ihata etmek ümidine hiç bir zaman kapılamazlar. Çünkü böyle bir şeyi yapabilmek düpedüz bnkânmzdır.
Demiryollarını, kömür sanayiini ve salreyi alırken, Sosyalistler bunları tamamen eski sahipleri şirketlerden ve hissedarlardan satın aldılar. Mukabilinde, yüzde üç faizli İngiliz hazine bonoları verdiler Her yeni sanayi şubesini mubayaa etmekle hükümet zaten ezici bir miktara varmış bulunan mevcut devlet borçlarına ağır bir yenisini daha ilâve etmiş oluyor. Bu İşın çılgınlık tarafı şurasında ki. eskiden, bu sanayi kâr etmediği zanıan hisse senedi sahipleri oraya yatırmış oldukları sermaye için kimseden on para temettü istemezlerdi. Fakat şimdi iş böyle değil; hazine bonoları hükümetin sırtında sabit bir mail külfet olmuştur. Bu sanayi kâr da etse zarar da etse hükümet bu bonoların faizini ödemek mecburiyetindedir.
İngiltere fevkalâde ağır vergi yükü altındadır. Meselâ, yılda 2800 dolar kazancı olan bir satış memurunu ele alalım. Bu adamın kazancından evvelâ kendi şahsı İçin 560 dolarlık, sonra karısı için 720 dolarlık, İki çocuğu için de 4Ş0 dolarlık bir İndirme yapılır ki hepsi 1760 tutar. Matrah olarak 1040 dolar kalır. Memurun bunun üzerinden ödeyeceği vasıtasız vergi;
İlk 200 dolardan % 15 hesabiyle ...............30 dolar
Sonraki 800 dolardan
% 30 hesabiyle . . . 240 dolar
Geriye kalan 40 dolardan
% 40 hesabiyle . . . .18 dolar
- 4 -
cihazını devletin zaptetmesi demektir. Bu görüşlerin ikisi de yanlıştır.
İngilterede gördüğünüz veçhile, modem Sosyalizm, bütün iktisadi sistemin mesuliyetini ve bunu müraka-be otoritesini devletin kendi üzerine almasıdır. Bu, devlet her çiftliğe, mavna, dükkân ve fabrikaya el atacak demek değildir. O yalnız büyük esas faaliyetler olan krediyi, muharrik kuvveti, yakıtı, nakliyatı ve sigortayı kendi işletecektir. İktisadi sistemin diğer kısımları fertlerin elinde bırakılabilir fakat devletin plânlarına uygun ve hükümet bürolarının yasaklarına, mecburiyetlerine ve nezaretlerine tâbi olarak işletilmeleri lâzımdır.
işte şimdi Amerika.vı Sosyalizmin bu türlüsü tehdit etmoktodir. Tıpkt, lngllterede Sosyalizm nasıl kendine Sosyalist demekten dalma «akınmış olan bir hareket ile memleketin başına musallat olrnuş ise, Amerikada da Sosyalistlik Öylece kendilerine asla sosyalizmi kondurmayan ve bu kelimeyi asla kullanmayan kimseler ve teşekküller tarafından ileri götürülmektedir, Bunların kendi sistemlerine taktıkları ad “Plânlı Ekonomi,, dlr. Bu kurnaz, şirin yaftanın altında gizli olan şey bugün lngllterede tatbik edilmekte olanın aynıdır.
Plânlı Ekonominin müdafilorinin kanaatlerine göre, ekonomik sistem artık serbest bir sistem olmaktan çıkmalıdır; Amerikan rejiminde sanayiin idaresine kanşması caiz olmayan devlet, sanayiin hâkimi haline getirilmeli; ve elinde bütün İktisadî sistem İçin plânlar yapmak yetkisi bulunmalıdır.
Bu esrarengiz Amerikalı Fablan’lar kimlerdir? Teşkilâtlan nedir, liderleri kimlerdir acaba? 1933 buhra-nfyle Franklln D. RooseWelt’in Cumhur reisi olmaslyle beraber Washîg-ton’a, medeniyetin kunılması hakkında ellerinde türlü plânlarlA kadın erkek alay alay insanlar akın ettiler. Bu kadar çeşitli bir İçtimaî filozoflar koleksiyonunun bir araya toplanması, o zamana kadar görülmüş şey değildi.
Wailace gibi, Frankfurter ve Tug-wel gibi kimselerin nüfuz sahibi olmalarından dolayı, ne kadar işsiz veya az kazançlı iktisat profesörü veya hocası, genç avukat ve iktisatçı varsa Washington’a akın ettiler, ve hemen hemen bütün resmi dairelere doldular. Dairelerin sayısı arttıkça, koyu kızıllardan tutun da açık pembe mutedil ıslahatçılara kadar yeniden bir alay Sosyalist nazarjyecisi buralara üşüştüler. Çok geçmeden,
Çeviren : M. O. Beykozlu
solcular yüksek mevkilere geldiler.
1938 buhranlyle işsizliğin artması. yeni türeyen ve kendine iktisat Plâncısı adını veren bir nevi radikale fırsat ve muvaffakiyet imkânı hazırladı. Bu ÜatÜ kapalı Sosyalizm gittikçe çok rağbet gördü. ÇllnkÜ bir insan kendisinin sosyalist olduğunu İtiraf etmeden veya togyaüzml kabul etmeden de bu yeni sosyalizm mesleğine sülük edebiliyordu. Gerçekten, Plânlı Ekonomiyi müdafaa edenlerin bir çokları, maksatlarının “Kapitalizmi kurtarmak” olduğunu avaz a-vaz haykırıyorlardı.
Evvelce Bİtıart Chase, George Soule ve sfdrenin yıllarca yapmağa çalışmış oldukları İktisadî Plânlama nnzariyesl birdenbire İhtiram mevkiine yüksekdl. Bir yenilik olarak şanlı mâruf nazariyeleriyle ve fiilen sonu olmayan hükümet istikrazları le-hindeki sihirli tekliflerle de allanıp pullanan bu felsefe, Plânlama sistem ve mektebini resmi mak&htilarm gözüne soktu; onlar da bunu terviç etmeğe başladılar.
Bu fikri bir de teşkilâtlı propaganda makinesiyle teçhiz etmek lâzımdı. Bunun İçin yapılan ilk teşebbüs, 1944 te cumhurrelsl seçimi kampanyasında, amele lideri Sidney Hİllman tarafından geldi. Bu zat mensup olduğu CIO sendikasına bağlı bir Siyasi Faaliyet Komitesi kurdu. Bu Komitede Sosyalistlerin —plâncılardan tutun da komünistlere varıncaya kadar— her çeşidinden binlercesi bir a-raya toplanmışlardı. Hİllman. işçiler haricinde kalan diğer unsurlara nüfuz edebilmek İçin de Millî Vatandaşlar Siyasi Faaliyet Komitesini teşkil etti. Münevverler, Müstakil Vatandaşlar, Sanat, Fen ve Meslekler Komitesini vücuda getirdiler. Profesörler, muharrirler, aktörler, sinema yıldızları, dram muharrirleri, avukatlar, doktorlar ve başyazarlar buna dahil oldular.
1947 de Demokratik Hareket taraftan Amerikalılar namındaki teşekkül tesis edildi. Bu teşekkül şimdi Amerikada Nasyonal Sosyalist iktisadi Plâncılar zümresinin en nafla uzvu ve başlıca plânlama ve propaganda. makinesi olmuştur. Bunlann programlarının esası 2 mart 1948 tarihinde siyasetlerini açıklamak üzere yaptıkları beyanatta görülür. Bunda şunlan söylüyorlar: Ekonomik bazı sahaları vardır kİ bunlar hususi ellerde kaldığı müddetçe murakabe e-dilemezler. Bunlar hakkında İki şey yapılabilir.
. (Devamı var)
Ve yanan
Hicri 19 5 0 Temmuz 2 Pazar Rumî
Rzn. 16 1369 HAZ. 19 1366
VAKİT VASATİ EZAM •
Güneş 5.31 8.46
ÖÇle 13.18 4.33
ikindi 17.18 8.34
Akşam 20.45 12 00
Yatsı 22.47 2.02
ImsAk 3.14 6.30 1 j
SİNEMALAR
HEYOÛLU CİHETİ
AKIN 1 — Canavar Pençesi. 2 — Asri Boksör.
ALKAZAK: (42562) Zorunun
Kam Kamçısı.
AK (44391) 1 - Ürnllsl* Aşk.
2 — Gece Yarışı (renkli).
ATLAS (40835) 1 - Karımı A-rıyorum. 2 — Muhteşem Macera..
BEŞİKTAŞ HAHÇESt 1 —
Deniz Yıldızları. 2 —* Aşk Cehennemi.
ELHAMRA 1 - Saratuga Güzeli. 2 — İzmirli Dinıltrios.
tN( î (84595) 1 — Kan burun
İntikamı. 2 — Renkli MOcize-1er.
İPEK (44289) 1- üç Mavi
Melek. 2 — Kara Ok.
LALE (43595) 1 - leimsiz Kahramanlar (türkçe). 4 —
Yaban Gülü (renkli).
MELEK: (40868) 1 - Zorlu Misafir. 2 — Vahşi Arzular.
SARAY (41656) 1 - Gençlerin Sevgilini. 2 — Monte KriBtonun Mirası.
SUATPARK (83143) 1 - Cin-net. 2 — Damgalı Doktor. 3 — Deniz Yıldızları
SÜMEK (42851) 1 - Modern
Venüs. 2 — Nll Kıraliçest. 6AKK: (40380) 1 - Arjantin
GÜzcli. 2 — Balıkçının Karısı.
DEVLET TİYATROSU TEMSİLLERİ
Bu akşam
SES
TİYATROSUNDA
Saat 21.30 dn
KISKANÇLAR
Komedi 3 perde
Yazan:
Oktay IIIfRt vr Melih Cevdet Anday
Biletler: Hor gün 9 dan İtibaren 8ES Tiyatroounda «atılmaktadır. Fiyatlar: 4. 3, 2, I liradır. Öğrencilere her mevkiden 1 Ura tenzilât yapılmıştır. Telefon: 49360
ŞIK: (43726) 1 - Vatan Esrarı. 2 — Lorel Hardl Pasif Korunma Memuru.
TAKSİM (13191) 1 - Leylâ.
2 — Kızım.
TAN 1 — Gökler Senfonisi. 2 -Hayal Peşinde. 3 — Yarışlar Kıralı.
ÜNAL (49306) 1 - Günah Çocuğu. 2 — Dehşet Kulesi.
ÜNAL Yazlık 1 — Tarzan Fan-t o mal ar o Karşı. 2 — iki Yelime.
YENİ 1 — Şeytanın Kurbanları. 2 — Son Macera. 3 — Savaş Dönüşü.
YILDIZ: (12847) 1 - Sarışın
Bülbüller. 2 — Ateş.
ISTANDI L CİHETİ ALEMDAR: (236S3) 1 — Tarzan Geliyor. 2 — Hint Rüyuaı. AZAK: (23542) 1 — İçil Kız.
2 — Tehlikeli Kadın.
ÇEMHEKLİTAS: (22513) 1 —
Üniformalı Melekler. 2 — Denizaltı 104. 3 — Ölüm Kervanı. FERAH 1 — Monte Krlsto Kontesi. 2 — Kılıçların gölgesinde
3 — HarroV Kumarbazı.
HALK 1 — Kaçırılan Kız. 2 — Lorel Hardy Silâh Arkadaşları.
ISTANDI I.: (22367) 1 — Dişi
Haydut. 2 — Su Perileri.
KISMET: (26654) 1 — Tuzak.
2 - Hülya .
M AKMAK A: (238601 1 “ Ca-uuBİar Çarpışıyor. 2 — Ateş Çemberi.
MİLLİ: 1 — Tarzan Geliyor.
2 — Hint Rüyası.
TURAN: (22127i 1 - Maceralar Kıralı. 2 — Çalman Kalp. 3 — Dertli Zeynep.
YENİ (Bakırköy 16-126) 1 — Para Hırsı. 2 — Deniz Ejderi.
KADIUÖI CİHETİ
HALE: (.60112) 1 - Baba Katili. 2 — Er Meydanı,
OPERA (60821) i — Aşk denizi 2 — Şüpheli ftdnm.
SÜREYYA (60862) 1 - Istırap Çocuğu (türkçej. 2 — Tehlike İşareti.
ANKARA
ANKARA (23432) 1 - Unutulmaz Günler. 2 — Petrol Karalı. BÜYÜK (15031) Fedailer Ka leşi,
CEBECİ (13816) 1 — Dhjl Haydut. 2 — Yıkılan Saadet.
PARK (11131) 1—Şehitler Kalesi. L — Sulıyan Kalb.
SUS (14071) Sönen Rüya. SÜMER (14072) 1 — Doktor
Model Arıyor. 2 — Hayat Mektebi.
ULUS (22294) 1 — Gülen Gözler. 2 — Kanlı Gölge.
YEM (14040) 1 - Çifte Hayat. 2 — Dökülen Yapruklar. Geceleri «a.at 21.15 te Zati Sungur' un temsilleri.
GAK GAZİNOSU Italyan Ak rohatları.
İZMİR
ELHAMKA: 1 — Altın Kelepçe. 2 — Maskeli Prens. 3 — Kıskanç Kadın.
LALE 1 — Lsylânın Aşkı. 2 — Daima Kalbimdesin. 3 — Korkunç V/ıdh
TAYYARE: 1 — Açıkgöz Periler Arasında. 2 — Kadınlar
Düşmanı.
TAN 1 — Leylânm Aşkı. 2 — Dalma Kalbimdesin. 3 — Korkunç Vftdi.
kimk 2 — Hüsnü Yuâufun Aşkı YEM SİNEMA: 1 — Namus Sözü. 2 — istiklâl Madalyası. 3 — Tarzan New-York‘ta.
MELEK: 1 — Aşk Sultanı. 2 — Çaylak Hafiye» Zindanda.
UÇAK - TfUN . VAPUR
mişte bugün — 10.20 Yanm saat dans (pl) — 10.50 Akşam karma müziği (pl) — 20.13 Radyo gazetesi — 20.30 Sanat heveslileri saati — 20.45 Film yıldızları söylüyor (pl) — 21.15 Müzikle gezi (pl) — 22.00 Konuşma: Spor saati (Günün haberleri) — 22.15 Dans müziği (pl) — 22.45 M. S. Ayarı ve haberler — 23.00 Program ve Kapanış.

GELECEK OLAN t ÇAKLAK
9.45 D.H.Y. (Türk) Bursadan
— 9.50 D.H.Y. (Türk) îzınir-den. — 12.50 K.L.M. (HolAnda) Tahrandan — 14.30 P.A A (A-merlkan) Basra, Şam. Beyrut-tan. — 15.45 D.H.Y. (Türk) İskenderun, Adana . Ankarâdaıu
— 15.15 A.F. (Fransız) Parla.
Roma ve Atlnadan. — 15.50
B.E.A. (İngiliz) Londra, Roma ve Atinadnn. — 15.65 S.A.S (İskandinav) Oslo, Kopenhag, Hamburg, Frankfurt. Münih, Roma. Atinadnn. — 18.05 U.H Y. (Türk) lznıirden. — 18.35
D.H.Y. (Türk) Anknradnn. GİDECEK OLAN UÇAKLAR
8 30 D.H.Y. (Türk) Bursaya.
— 9.30 D.H.Y. (Türk) Ankarn-va, — 10.15 D.H.Y. (Türk) İzmire. — 10.30 D.H.Y. (Turkı Ankara. Adana. îskenderuna
— 13.00 K.L.M, (Holândü) Roma. AmstcrdnmB. — 15.30 P. A.A. ıAmerikan) Brüksel, Londra, Boston, New-York'a. — 16.00 D.H.Y. (Türk) İzmire. — 17.26 S.A.S. (İskandinav) Atina. Roma. Münih. Frankfurt, Hamburg, Kopenhag, Oaloya.
GELECEK OLAN VAPURLAR
11.00 Çorum. Karadenlzden. —12.30 Marnkaz, Mudanyadan.
— 16.30 Etrüsk. İzmir — 22.00 Bandırma. Mudanyadan. GİDECEK OLAN VAPL'KI.AK
9.00 Mnraknz, Mudıınyaya. — 18.00 ülgen. Çanak kaleye.
GELECEK OLAN TRENLER
8.30 Ankara, — 9.15 Ankara.
— 22.20 Semplon.
GİDECEK OLAN TRENLER
8.20 Semplon. — 10.00 Ankara (Motörlü) — 18.10 Ankara— 20.30 Ankara.
İSTANBUL:
12.57 Açılış ve pragramİAr — 13.00 Haberler — 13.15 Film müzikleri (pl) — 13.30 Dans müziği (pl) — 13.15 Serbest naat — 11.00 Saz eserleri, şarkı ve türküler — Perihan Altındağ SÖzerl — 11.45 Napoli şarkıları ve opera aryaları (pli — 15.ou Konçerto (pl) — 15.30 Karışık dans müziği (pl) — 16.00 Program ve kapanış.
17.57 Açılış ve programlar — 18.00 Akşam konseri (pl) —18.40 18.40 Dans mlizlğl (pl) —19.00 Haberler — 19.1.5 İstanbul haberleri — 10.20 V/ılsler (pl) —
19.30 Faz eserleri şarkı ve türküler (Snfiye Aya.) — 20.15 Rumba ve sambalar (pl) — 20.80 Karagöz- Radyofonik tem-Hİl — 21.00 Ara müziği (pl) — 21.15 Spor bahİHİcrl — 21.20 Fasıl heyeti — 22.00 Dinleyici istekleri (k)ânlk batı müziği) — 22.45 Haberler — 23.00 Dans müziği (pl) — 28.30 Hafif gece müziği (pl) — 21.00 Programlar ve kapanış.
YABA NCI R A D YO LARDAN SEÇME YAYINLAR:
LONDRA:
7 40 Dinleyici istekleri - H 00 Klâsik müzik dinleyici İstekleri — 13.00 Schubert No. 3 Ko-natlna (kornon) — 14.15 Operalardan parçalar — 15.15 Akordeonla parçalar — 17.15 Konçerto — 21.30 Varyete programı —
22.30 Radyofonik temsil ‘’Prlde and Prejudlce” (İngilizce) — 24.00 Hafif müzik.

■ 1 i > ( *J
-rr 0 -

Soldan safta:
R. A D Y; O L A R
SIHHİ İMDAT
1 — Yardakçısı fazla (İki kelime), 2 — Asile yakışır surette, 3 — Tenbelllk eder; Firar ot 4 — Değirmenimiz. Bir novl Afap yemeği, 5 — Etrafa duyurmak suretiyle, 6 — Seza. Rir nevi oyun 7 — Tersi bir göz rengi; Tersi süs. 8 — Faaliyete hitam ver (iki kelime). Mabut. 9 — intikam. Eninden kaybeden, 10 — içinde bulunduğumuz ava mahsus,
Yukarıdan nwnftı:
1 — Elektrik deposu, 2 — Harpte Fransamn hükümet merkezi iril, 3 — Sonsuzluk, 4 — Kokulu bir otu movcut, Tersi birdenbire 5 — Mail hnllne gel; Bir renk; Karadenizli. 6 — Dolayan; Terzi malzemesi 7 — Bir hayvan yuvası; On iki burçtan biri, 8 — İhtiraz eden; Büvll-dörtte üçü. 9 — isim, Tersi nı-nıf, 10 — izzet Mollanın lâkabı.
DÜNKÜ BULMACANIN HALLİ
Soldan sııfta:
1 — Peyami Safa. 2 — Eda. Asalar, 3 — Rivayet; İri, 4 — tsnle; Fakı. 5 — Donar; Azal. 6 — En, YilfUl, 7 — Bap; Ke. 8 — Sinema; Mah. 9 — Harar, Arknla; Mah. 10 — Bacağı alil.
Yukarıdan nsnftı:
1 — Peride; Arp, 2 — Edison; Maa. 3 — Yaxran; Bere 4 — Alarnan 5 — Maycr; Garip, 6 — İse, İrs, 7 — Satıltk; Ka. 8 — Al; Kalem al. 9 — Faraza; Ali 10 — Arifane hnl.
ANKARA:
8.28 Açılış ve program, 8.30 M. S. Ayarı, haberler ve hava raporu — 8.45 Günaydın (pl) — M.10 Günün programı — 9.15 Radyo ile İngilizce — 9.80 Sevilmiş parçalar (pl) —10.10 Konuşma. — 10.25 Makamlardan bir demet — 11.05 Temsil: Pazar Skeçl — 11.30 Salon orkestrası (pl) — 12.00 Hep beraber söy-llyellm (Yurttan Sesler Korosu) — 12.30 Telden Tele — 12.50 Oyun havalan (İnce anz takımı) — 13.00 Haberler — 13.15 Dam müziği (pl) — 13.30 Öğle gazetesi — 13.45 Dans ınüzlği (pl) — 14.00 Hava, rapora, akşam programı ve kapanış.
17.58 Açılış ve program — 18.00 M. S. Ayarı — 18.00 İnce saz ( Hicaz faslı) — 19 00 M. S. Ayan ve haberler — 19.15 Geç-
İstanbul Bavugiu HttUh
Anadolu yakası 60536
Ankara 91
İzmir 2251
Beyoğlu 44644 Kadıköy 60872
İstanbul 24222 Üsküdar 60943
Ankara 00, İzmir 2222 Karşıyaka L5O55
C Z A N
XX
EMİNÖNt*: Anlcarn (Eminönü) — Sırrı Başfloftan (Küçük-pazar) — Esat (Dlvanyolu) — Asadur (Gedikpaşa).
BEYOĞLU: Güneş (Merkez) — Barunak (Tnkalm) — Batlst. Tülbentçi (Taksim) — Bankolar (Galata) — Necdet Ekrem (Şişli) — Çubukçu (Şişli) — Hah-
cıoğlu (Hasktty) — Yeni Turan (Kasımpaşa).
FATİH: Üniversite (Şehzade-bnşı) — Ziya Nuri (Aksaray) — Samntya — Nazım Malkoç (Şehremini) — Edlrncknpı (Ka-ragllmrük) — Havım Berk (Fener).
EYÜP: Arif Beşer.
BEŞİKTAŞ: S. Recep — Orla-köy — Gıyaseddln Divanhoğîu (Arnavutköy) — Merkez (Bebek).
KADIKÖY: Büyük — Feneryo-lu — Erenköy — A. Cafer Çağatay.
ÜSKÜDAR: Ahmedlye HEYBELİ AD A: H. Halk BÜYÜKADA: Halk
İZMİR: Alsancak — Ege (Basmahane) — Aarl (Eşrcfpaşn) — Güzoiyalı (Yalılar) - Hilâl (Ke-mcraltı).
288 dolardır
Amerika Birleşik Devletlerinde eşit ailell eşit gelirli bir ailenin vereceği vasıtasız vergi 26 dolardır.
Bir işçi gamını dağıtmak için bir meyhaneye gidip bir bardak bira İçecek olsa plnt başına 16 sent vasıtalı vergi verir. Bir sinema biletinin yüzde ellisi olan 40 sent de vergiye gider.
Sosyalist rejiminin vücude getirdiği bu bocalama vaziyeti birçok sosyalistlerin gözlerini açmış, akıllarını başlarına getirmiştir. Evvelce Avam Kamarasında işçi partisinin bir mebusu olan Alfred Edsvards şu beyanatta bulunmuştur: “Kapitalist sistemin kusurlan ve kötülükleri hakkında yıllarca nutuklar verdim. Fakat iki sistemi de yanyana olarak bir arada gördük. Cemiyetimizi kapitalizmin mahzurlarından kurtarmak İçin sosyalizmi hâlâ bir vasıta ve çare diye müdafaa eden kimse muhakkak kor olmalıdır. Sosyalizm yürümüyor vesselâm.,, (Bu zat pek tabii olarak partiden derhal çıkanlınış-Ur).
1949 da. îşçi Partisinin Lordlar Kamarası Lideri olan Lord MİIverton orada çelik sanayii müzakere edilirken parti ile münasebetlerini kesmiştir. Londrada çıkan Times gazetesinin yazdığına göre, mumaileyh Mecliste o gün irad ettiği bir nutukta şöyle demiştir: “Bazı ideallerim vardı; tş-çl Partisinin matlup olan bazı şeyleri muvaffakiyetle başaracağını dil-şünmü.ştür. Şimdi onun ortaya koyduğu şeyler karşısında dehşet içinde kalıyorum. Mücahit bir orduya katıldığımı sanmıştım. Halbuki kendimi ordunun peşinden giden ve ahlâki durumu gittikçe kötüleşen bir adam mevkiinde buldum. Sosyalistlerin tuttukları yolun sonu uçurumdun jbunun dibinde ayan beyan yöriinen çey totaliter devlettir vc gidiş oraya doğrudur.,,
İşte Amerikada “biz de taklit edelim.. dedikleri sosyalistlik sistemi budur.
Ingilteredckl Sosyalizmin ne demek olduğunu, hangi plânla tatblka konduğunu ve neticede bu yüzden İngiliz milletinin başına neler geldiğini gördük. tmdl, acaba, bizde Amerikada da İngiltercdeki Babıan Sosyalist hareketine benzer bir hareket var mıdır? Eğer varsa, ne yapıyor, nasn ilerliyor, ve bu memlekette muvaffakiyet şansları nedir?
Cevap şu ki, bizde de muhakkak böyle bir hareket var; süratli dev adımlarlyle ilerllyoı. ve hemen durdurulmazsa onun burada da tıpkı In-gllteredeki gibi yayılmasının önüne hiç bir şey geçemez.
Amerikadaki Sosyalist hareketini sakın öteden beri bildiğimiz Sosyalist Parti ile karıştırmayınız. Bu partinin üyeleri ve gelişmesi pek mahdut kalmıştır. Benim ima ettiğim hareket ise tamamen başka kimseler tarafından tamamen başka isim ve bayraklar altında yürütülen bambaşka bir harekettir.
Bazı İnsanlar Devletin İktisadî sisteme her müdahalesine hemencecik Sosyalizm damgasını vuru veriyorlar. Birçokları da zannediyorlar kİ, Sosyalizm demek milletin bütün iktisadi
IIİ K Â Y E
Hediyenin yarısı
Yazan :Robert ZACKS
m
GABEYIM Nick 14, ben 10 yaşlanndaydık. Bir gün. anne-
mize bir hediye almayı kararlaş-
tırmıştık.
Bu, annemize vereceğimiz ilk hediyeydi. Ailemiz çok fakir olduğundan, böyle bir hediye, yeknesak hayatımızda, büyük bir hâdise sayılırdı.
Annemize yapacağımız sürpriz, bizi o kadar sarmış, o kadar heyecanlandırmıştı kİ, sevincimize ve sırrımıza, babamızı da iştirak ettirmek İstemiştik. Bunu ona söylediğimiz zaman. gururla o-muzlarımıza vura rak:
— Çok güzel bir fikir, annenizi çok memnun edeceksiniz, demişti.
Annemiz bütün gün çalışır, yemek pişirir, çamaşır yıkar, velhasıl evin her işini, hiç «esini çıkarmadan, şikâyet etmeden yapardı. Fazla gülmezdi, fakat gülümsediği zaman dünyanın en güzel annesi olurdu. Babam;
— Ne almayı düşünüyorsunuz? diye sordu.
— Ayn ayrı iki hediye almak istiyoruz, diye cevap verdik, Nick, babama:
— istersen anneme gizlice söyle. hediyeleri düşünmekle vaktini ivi geçirir, dedi. Babam gülümseyerek Js'ick’e baktı:
— işte, akıllı bir çocuğun güzel bir fikri deyince; sevincinden kızaran Nick. elini omuzuma ko-y fl rfkk *
— Joe da öyle düşündü, dedi. Fakat ben:
— Hayır hiç aklıma gelmedi, bu ^yalnız senin fikrin, dedim.
Baham anneme meseleyi anlatmış olmalıydı. Çünkü yüzünde nadiren gördüğümüz o tatlı tebessümü hiç eksik olmuyor, çalışırken gözlerinin içi parlıyordu. E-vimizin havası değişmiş, bambaşka olmuştu.
Nick ile ne alacağımızı münakaşa etmiş, en sonunda bu hususta biribirimize bir şey söylememeye karar vermiştik.
Uzun bir düşünmeden sonra en nihayet, üzerindeki taşlan elmas gibi parıldayan güzel bir tarak satın aldım. Bu, annemin ipek gibi parlak ve yumuşak saçlarına çok yakışacaktı. Ben yine duramamış, aldığım hediyeyi Nick'e göstermiştim. Tarağı çok beğenen Nick. kendi aldığım söylememekte ısrar ederek:
— Hediyeleri tam zamanında vereceğiz, diyince; tecessüsle:
— Tam zamanında mı? O da ne demek? diye sordum.
— Söyliyemem, hediyemle çok ilgili. Ne olduğunu sorma, demişti.
Ertesi sabah, annemin tahtaları silmeye başladığı anda, Nick. bana işaret etmiş, ikimiz de hediyelerimizi almak için odalarımıza koşmuştuk. Geri döndüğümde, an-
Çevlren : Türkân Kocatuaç
nemi dizlerinin üstüne çökmüş, a-ğır ağır tahtaları fırçalayıp silerken bulmuştum. Tahta silmek, annemin en nefret ettiği bir şeydi.
Hediyesiyle dönen Nick’i gören annemin çehresi sararmıştı. İnkisarı hayale uğradığı. yüzünden anlaşılmıştı. Şaşkın bir tavırla, —Nick’in getirdiği—, uzun saplı tahta fırçasiyle, tahta sümek için yapılmış hususi bir kovaya baka-kalmıştı. Neden sonra kesik kesik konuşarak:
— Bir tahta fırçası, anneye hediye, tahta fırçası, demişti.
Gözleri dolan Nick. bir kelime söylemeden hediyesini alarak dışarı çıkmıştı. Ben de, daha anneme göstermediğim tarak paketini cebime koyarak, onun arkasından fırlamıştım. Nick, bir çılgın gibi ağlıyordu, ne yapacağımı şaşırmış. ben de ağlamıya başlamıştım. O sırada yanımıza gelen babama, Nick bir şey anlatamadığı için, vaziyeti ben İzah ettim. Nick hıçkırarak:
— Onu geri vereceğim, geri, demişti. Babam:
— Hayır oğlum, benim fikrimce bu çok güzel bir hediye, bunu asıl ben düşünmeliydim, diye, onu teselli etmişti.
Sonra hep beraber tekrar annemin yanına gitmiştik. Annem mahzun ve kederli, tahtaları sil-miye devam ediyordu. Babam onu veıden kaldırarak:
— Nick’in söz söylemesine fırsat vermedin. Halbuki o sana bundan sonra tahtaları kendisinin te-ınizliyeceğini söyliyecekl.i. Değil mi Nick ? demişti Nick vaziyeti kavrıyarak, büyük bîr sevinçle:
— Oh, evet, anneciğim, diye cevap vermişti. Annem:
— 14 yaşında bir çocuk İçin, bu iş biraz ağırdır, diyince, babanı,:
— Bu güzel fırça ve kovayla zor olmasa gerek. Ellerin hiç ıslanmayacak, dizlerin acımayacak. Çünkü diz. çökmene lüzum yok» demişti. .Annem sevgiyle, ağlamaktan gözleri şişmiş. Nick’i bağrına basıp, öperek:
— Ah. çok aptalım; çok, çok. diyerek ağlamıya başlamıştı. O sırada babam bana;
— Şimdi senin hediyeni göre lim, Joe, demişti. Nick hafifçe sarararak, yüzüme bakmıştı. Cebimdeki taşları elmas gibi parıldayan tarak, gözlerimin önüne getmlşti. Eğer onu çıkarırsam, bir kıymet kazanmış olan tahta fırçası, yine eski haline dönecekti. Anneme:
— Ağabeyimin aldığı hediyenin yarısı da benim hediytmdir, dediğim zaman. Nick’in içlerinde büyük bir sevgi okunan gözleriyle bana teşekkür ettiğini görmüştüm.


V
T Temmuz 1950
T E N î İSTANBUL
Sayfa 5
GÜNÜN
EKONOMİK

Yeni İtalyanın İktisadî ve malî rejimi
Yazan : Burhan BELGE
İTALYA Hazine Nazın Pclîa nın İktisadi ve mali faaliyet ve muvaffakiyetlerinden bahsettikten sonra, bugünkü Italyan Hükümetinin en kudretli şahsiyetlerinden biri o-lan bu zatın iktisat mektep ve mezhepleri karşısında ne düşündüğünü ve hangi görüşte olduğunu, bir yazımızda ele alacağımızı arzctmlştlk.
Pelin, Hıristiyan Demokratlar yani Vatikan'a yakın olan partiye mensuptur. Fakat bu partinin genç cenahını temsil etmektedir. Daha doğrusu, partide hiç bir cenahın adamı olınıyacak kadar kuvvetli olduğundan görüşlerinde ve kararlarında İcap ettiği kadar cesur olmaktan hiç bir zaman çekinmemiştir.
Pella'ya göre, İtalya, medeni memleketler arasında, vatandaşı en az kazanandır. Bundan başka da, servetin vatandaşlar arasındaki te-vezzü şekli, en az tatmin edici olandır. Bu İki mühim derde, hiç değişmemek ve salâh göstermemek üzere bir üçüncüsünü İlâve etmek lâzımdır kİ, bu, İtalyan topraklarlyle bu topraklar üzerinde tutulması mümuün olan işlerin İtalyan vatandaşlardım hepsini beslemeye kâfi gelmemekte bulunduğudur.
Pella, bu üç birbirinden mühim noksanı görerek hareket eden bir devlet adamıdır. Fırsat düştükçe, bu noktalara İşaret etmektedir. Ve bunu hem İtalyan Parlâmentosunda hem de beynelmilel toplantılarda yapmaktadır. Bu da gösteriyor kİ. İtalya İçin gerçekten bir talih eseri olan bıı kıymetli devlet adamı, ttal-ya iktisadiyatı İle mâliyesini. her defasında, dünya İktisadiyatı ve mâliyesi İle karşılaştıracak ve birlikte mütalâa edecek bir kabiliyettedir.
Pella'nın iktisat mektep ve mezhepleri karşısında takındığı tavır, kendinde mevcut olan hu Üniversel görüş ve terbiyenin mahsulüdür.
Pclla’ya göre, gerek İtalya gerek dünya İktisat ve mâliyesinin ele alınışında, liberal yahut devletçi görüşlere saplanmakta fayda yoktur. Bunu yapmak sade dogmatik olmaya yahut kalmaya doğru değil, lüzumsuz vakit ve kıymet kayıplarına sebep olmaktadır,
öyle İşler vardır kİ yahut İktisat ve mâliyenin öyle sahaları vardır ki. bunlarda liberal kaidelerden ayrılmak, İşleri doğrudan doğruya bozmak demektir. Devlete, cemiyete ve çalışan insana zarar vermek demektir.
Buna mukabil gerek iktisat gerek mâliyede hazan öylesine faaliyet ve kararlara lüzum vardır kİ. devletçi yani dirijlst usullere başvurmadıkça ne sahayı açmak ne de İlerlemek mümkündür.
Pella’ya göre iktisat mektepleri artık şâmil birer sistem halinde hayata hâkim olamazlar. Bunları birer teknik vasıta telâkki ederek İcabında ona yahut buna başvurmak f ırzdır.
Kendinin geçen yazımızda bahsettiğimiz 1660 milyar llretllk plânında. bu muazzam paranın tedarik ve sarfı, böyle geniş bir zihniyete göre düşünülmüştür, şöyle kİ: Bu miktardan 600 milyarı, devlet eliyle yapılan yatırımlara, 630 milyarı seroeM teşebbüs eliyle yapılacak olan yatırımlara, 430 milyarı da devlet tarafından teşvik ve tahrik edilip yine hususi teşebbüs tarafından başarılacak yatırımlara tahsis olunmuştur.
Bu üçüncü nevi yatırımlarda, devlet, hususi teşebbüs ve sermayeyi muayyen işlerin başına dâvet etmekte, muayyen kolaylıklar göstermekte (ynhııt teknik planlar hazırlamakta) ve mııavyeıı garantiler göstermektedir. Bunlara-, “învestUse-
nıents provoq«S par l'£tatN denmektedir.
Münhasıran hususi teşebbüse bırakılan 630 milyarlık yatırımlarda da devletin bir yardımı mevcuttur. Fakat bunların mesuliyeti tamamlyle serbest teşebbüse bırakılmıştır. Mütebaki 600 milyarda ise, devlet, kendi zaviyesinden hareket eylemeKte-dir.
Görülüyor ki Pella. devletçiliği bir nevi "iklim,, şeklinde mütalâa etmektedir. Bir "ikilin,, kİ, her türlü İktisadî ve malî teşebbüsün süratle gelişmesine ve nema temin eylemesine İmkân vermekte, fakat, hususi teşebbüs ile hususi mülkiyeti dalma esas tanımaktadır. Bu sebepledir ki. millî sermaye terakümünden şimdiye kadar çok geniş ölçüler dahilinde faydalanan devlet, bütçe açıklarım kapıyarak kendi mâliyesini düzeltmeye muvaffak olduğu nlsjıettc. hu sahayı tahliye ederek asıl sahibine yani hususî teşebbüse terketnıek kararındadır.
Pella, şimdiye kadsrkl politikasında, şu neviden İşler görmüştür:
a) Amerikan yardımını müstahsil işlere doğru kanallze etmek,
b) Tasarruf sermayelerini teşvik etmek,
c) Tasarruf sermayelerini, devlet mürakalıe ve garantisi altında hususi teşebbüsün emrine vermek,
d) Yeni İş sahaları açmak,
e) Eski İş sahalarının tıkanıklıklarını İzale etmek
(Bir kelime ile, hasta sahaların imdadına yetişmek, yeni tesisleri re'sen yahut bilvasıta meydana getirerek hususi teşebbüse devretmek),
f) Parada, ücretlerde, hayat şartlarında istikran temin eylemek.
Pella» bu muazzam faaliyetlerinde, ne liberalizmin ne de devletçiliğin emrine girmiştir. Bilâkis, bunların her İkisini de, millî iktisat ve mâliyenin emrine ve hizmetine koşmuştur.
işlenmemiş tütün ihracı
Tütüncüler Birliği, bunun tetkikine bile lüzum görmüyor
Tütüncüler Birliği ağustosta An-karada toplanacak olan tütün kongresi için hazırlıklara başlamışlar, dır. Tütünlerimizin işlenmemiş olarak dış memleketlere ihracı için, ortada bir temayül mevcut bulunmaktadır. Fakat bu temayül, yeni bir mevzuun ifadesi değildir. Çünkü zaman zaman bazı yabancı kumpanyalar tarafından ileriye sürülen bir fikirdir. Tütüncüler Birliği, Türk tütünlerinin işlenmiş olarak ihracı meselesini bir münakaşa mevzuu şeklinde kabul etmemektedir.
Aydında pamukçuluk ilerliyor
Aydın (Hususî) — Aydında pamuk zlraatinin ilde her yıl arttığı memnunlukla görülmektedir.
Bu yılki ziraat sahasının Marshall Yardımından istifade ederek teçhiz edilen il çiftçisinin gayretiyle geçen yıla nazaran üç misli fazla, 59.000 hektara çıktığı, rekoltenin de bu makineler vasıtsaiyle sulanmak suretiyle 150.000 tona baliğ olacağının tahmin edildiği alâkadarların nıütaloa-I arından anlaşılmaktadır.
Kore harbinin ortaya koyduğu İktisadî meseleler
Amerikanın kauçuk temininde nazarı itibare gelen cihetler
alması lâzım
Koredeki harbin iktisadi durum Ü-zerine doğrudan doğruya olan akisleri fazla olmıyacaktır. Kore, kendi kendine kifayet eden bir tarım mem-keletldlr ve enternasyonal ticaret â-lemirıde çok küçük bir rol oynamak-dır. Fakat, doğrudan dorğruya olma-yıpta dolayıslyle olan tesirlerin e-hcmmlyet arzedeceği muhtemeldir. Batı dünyasının savunma hazırlıklarının ve bu savunmaya tahsis edilen meblâğın arttırılması gerekmektedir. Bu hazırlıklar, bütçeye bir yük olmakla ve barış refahına bir engel teşkil etmeklo beraber, Amerika ve diğer memleketlerde İş hacminin artmasına sebep olmuştur. (Amerikanın maddi refah ve zenginliklerine engel olmak için, Rusyamn, soğuk harbi kızıştırmaktan ziyade büsbütün ortadan kaldırmak siyasetine gittiği söylenmektedir.)
Güneydoğu Asyadaki emniyetsizlik durumu, kauçuk, kalay, yün ve diğer stratejik maddelerin stok yapılması siyasetini arttırabilir. ı Bu stoklar Rusyada, Amerikada ve diğer batı memleketlerinde yapılmaktadır.) Esham Borsasındakl düşüklüğe rağmen, doğuda kauçuk ve Londrada kalay fiyatları yükselmiştir. Amerika stoklarını arttırırsa, Britanyanın dolar ve altın stoklan da artacaktır.
Yakında vukubulacak hâdiseler, NVashington’un Batı Almanya ve Ja-ponyayı kalkındırma arzularını kuvvetlendirebilir ve Japonya ile bir sulh anlaşması yapılması hususunda Wa-shlngton'un görüşlerine tesir edebilir. Diğer taraftan bu olaylar, Batı memleketlerinden doğu memleketlerine yapılan stratejik ihracatın, Wa-shington tarafından menedllmesine de tesir edilebilir. Şimdilik, en fazla
t
.Almanya - Ispanya ticaret konuşmaları
★ Frankfurt, (Hususi) — 91 milyon değerinde bir ticaret anlaşması İspanya ile Almanya arasında imzalanmıştır. Bu yeni anlaşma bu senenin 1 mayısında başlamış o-lup 1951 in 30 nisanına kadar sürecektir.
Avusturya dış ticareti
★ Viyana, (Uçakla) — İstatistik Bürosunun bildirdiğine göre nisan avında Avusturya 584.000.000 şi-linglik ithal mai almış ve 462 milyon şiknglik ihracat yapmıştır. İsveç İthalât ve
İhracat lisansları
★ Stockholm, ıHususi) — İsveç Hükümeti. Kuzey. Merkezi ve Güney Amerika, İngiltere ve Marshall memleketlerine yaptığı ihracattan lisans tahdidatını kaldırmıştır. Fakat İsveç menşeli olmayan, demir külçesi, keresteden mamul maddeler, gibi eşyalar için hâlâ lisans lâzımdır.
Hükümet aynı zamanda Marshall memleketlerinin Paris anlaşmasına göre, serbest listeye dahil cilan maddelerden İthal lisansını kaldırmıştır.
Bulgaristan - Doğu Almanya ticaret anlaşması
ir Berlin, (Hususî) — Doğu Almanya îhracat Bakanlığının bildirdiğine göre, Bulgaristan ve Doğu Almanya bu sene için bir ticaret anlaşması imzalamıştır. Bu anlaşma geçen seneye nazaran ooş misi) fazla mübadeleye müsaade etmektedir. Bulgaristan Doğu Al-rnanyadan makine ve elektrik
r

k
*
Batı Almanyayı müşkül mevkide bırakan bu yasak, sadece mamul askerî mallara aittir. Ham maddeler bu yasağa dahil değildir/ Rusya, İhtiyacından fazla kauçuk satın almıştır. Fazla kısmını ya stoklan İçin yahut da himayesindeki memleketler 1-çln kullanacaktır.
Bu emniyetsizlik durumu, Ameri-kayı, sentetik kauçuk İstihsalini artırma yoluna sevkederae, tabiî kauçuk istihsali fena durumda kalacaktır. Fakat sadece ticarî sebepler do-layıalyle, tabiî kauçuğun kifayetsizliğini hafifletmek üzere, Amerika, mümkün olduğu kadar sentellk kauçuk istihsalini stoklarda biriktirmektedir. Stlrcn miktarının kifayetsizliği dolayıslyle sentetik kauçuk istihsali arttınlamamaktadır. Bu kifayetsizliği ortadan kaldırmak gayesiyle, Amerika, Britanyanın, benzol istihsal fazlasını İthal etmiştir. Bu şekilde Britanya 10 milyon dolar kazanmıştır. Son zamanlarda, VVashlng-ton, sentetik kauçuktaki «tiren miktarını azaltmak zorunda kaJmıştır.
Şimdi Washlngton, sentetik kauçuk istihsali ilo dahildeki emniyeti ve Güneydoğu Asyanın refahını düşünmek gibi İki mühim vazife arasında bir muvazene temin etmek mecburiyetinde kalmıştır. VVashlngton, İyi bir fiyatla kauçuk, kalay ve diğer lüzumlu maddeler satın alarak Güneydoğu Asyayı kuvvetlendirmek ve Britanyanın dolar rezervlerini arttırmak İstemektedir.
Kauçuk İstihsalinin durumu iyidir. Yakın zamanda vuku bulmasından korkulan tehlike, satışın düşmesi değil, bilâkis çok fazlalaşmasıdır.
malzemesi alıp mühim ham madde ve gıda maddeleri verecektir. Bu iki memleket aynı zamanda sıkı bir fen işbirliği yapacaklarına dair birbirlerine söz vermişlerdir.
Batı Almanyanın meyva ve sebze ithalâtı
ir Bonn, (Uçakla) — Gelecek İki Üç ay zarfında Batı Almanya İsviç-reden 800.000 dolar kıymetinde meyva ve meyva suyu ithal edecektir. lsvlçreden kiraz sevkiyatı haziran sonunda başlıyacaktır.
Bu arada, Batı Almanyanın Gıda Bakanlığının bildirdiğine göre, meyva ve sebze İthalâtı son 12 ay zarfında 982.000 tonu bulmuştu; halbuki 1927-38 devresinde bütün Almanyaya gelen senelik ithalât 1.307.000 ton idi. Geçen sene ithal edilen mallar 250.000 ton sebze, 321.000 ton sıcak memleket yemişleri ve 411.000 ton diğer meyvalardan ibaretti. Bu rakamlara göre adam başına düşen meyva, sebze miktarı 1927-38 devrelerinden çok daha fazla oluyordu.
Doğu .Almanya • Çekoslovakya görüşmeleri
★ Prag, (Hususi) — Doğu Alman Başbakan Yardımcısı Hor Wal-ter Ulbrlcht bir hükümet delegesini Çekoslovak Hükümeti İle e-konoınik ve kültürel sahalarda konuşmalar yapmak üzere Praga getirmiştir. Bu konuşmalar aynı zamanda "Çekoslovakya ile Alman Demokratik Cumhuriyeti a-rasmdakl ekonomik ve fennî teknik sahalarda işbirliği” hususunda olacaktır.
Şehir Mektubu
Kabotaj Bayramı
Her sene 1 temmuzda “Kabotaj,, Bayramı yapanz. Buna "Kabotirıaj,, bayramı deaek - kelimenin mânaaını bilmeyenler bilenlerden sorsunlar- dada münasip olacak. Zira, karasularımızda seyrüsefer imtiyazını Türk bayrağının İnhisarına verdiği İddia olunan bu hak, haklkatU sadece Devlet Denizyolları İdaresine bahşedilmiştir, Türk armatörleri, bundan ancak yan yarıya İstifade edebilirler. Yan yarıya demekle mübalâğa etmiş oluyoruz. Çünkü mesele şudur: Sahil terimizde -Devlet Denlzyollan vapurlarından başka hiç bir vapur, Türk de olsa yolcu nakledemez. Türk armatörleri, ancak yük nakliyatı yapabilirler.
Bu vaziyet kimsenin meçhulü değildir. Fakat her sene 1 temmuzda bayram yapılır. Haydi diyelim, bugüne gelene kadar İktisadî slyasetl-nstee devletçilik hâkimdi, böyle yapılıyordu. Lâkin şimdi herkes hususi teşebbüsün İnkişafını temin yolunda âdeta yarış ediyor. O halde nasıl o-luyor da kabotaj bayramı diye bir şenlik yapıyonız? Bu, olsa olsa Devlet Denizyollarının bayramı diye 1-Blmtendirilmelldlr. Nerede kaldı kl, denizlerimizde yolcu taşımak hakkı-nt hususi teşebbüslere yasak eden bu bayram tesit edilirken, aynı zamanda. muvakkat bir zaman İçin dahi olsa, kara yolcularının da seyrüseferine mâni olunuyor. Çünkü merasim, usulen, Taksim meydanında yapılıyor. Tramvaylar durduruluyor, otobüsler, otomobiller yollardan geçemiyor, halk kşine, gücüne gidemiyor.
Tuhaf İnsanlarız doğrusu!
Hususî gemi sahiplerine sadece yük taşıyıp yolcu almağı yasak eden bu denizcilik nizamı Devlet Denizyollarının yolcu gemilerine ban cins yük ve bu arada hayvan almayı meneder. Amma biz, ilk yasağı tanırız da, İkincisine yan çizeriz.
Vapurla Avrupadan Amerikaya gidilen bir müddet zarfında biz, ancak Mersin ve İskenderuna varabiliyoruz. üstelik buna "sürat postası” "narenciye postası” gibi isimler takarız. Buna sürat mi dayanır, narenciye mİ?
Vaktiyle bir "Deniz Bank” kurmuştuk. tkl sene dahi muammer o-lamayan bu müessese, denizcilik tarihimizde İlk olarak kârlı bir bilânço verdi. Hemen onu yıktık, eski ve alıştığımız zararlı İdare sistemine döndük... Hâlâ da devam ediyoruz.
Sahillerimizin uzunluğu 7000 kilometreden fazladır. Henüz^vapur yüzü görmemiş bir çok sahil kasabamız vardır. Uzağa gitmeğe ne hacet! Evvelce İstanbul ciheti sahillerine vapur İşlerdi, tramvay yapıldı diye o hattı İptal ettik. Floryaya, Çekmece plâjlanna tıklım tıklım gidip geliyoruz.
Kâr eden, hissedarlarına temettü veren "Şirketi Hayrlye”yl gürültüye getirip feshettik. "Haliç Şirketi., daha evvel teslim oldu, hepsini zararlı işletmeye kalbettlk.
"Sınıfsız bir milletiz” diyoruz. Vapurlarda lüks mevkiler vardır, muayyen iskelelere muayyen vapurlar İşletir, onlara dikkat ederiz. Meselâ "Yürllkall”ye işleyen bir Haliç vapuru gördüm, tertemiz, İyi boyanmış ve cici perdeleri var Aynı vapur Hailce İşlemeye başladı mı boyanmıyor, pis bırakılıyor.
Dedim ya. tuhaf İnsanlarız ve hâlâ da kabotaj havramı yapıyoruz.
BİR İSTANBULLU
Gemerek’te yeni mahsul idrak edildi
Gemerek, 1 (A. A.) — Bucağımız bölgesinde yeni mahsul İdrak edilmiş ve yer yer arpa ve buğdayların biçilmesine başlanmıştır. Mahsul durumu geçen seneye nispetle daha iyidir. Çiftçi memnundur
Zeytinyağı ve ayçiçeği yağı rekabeti
Zeytin müstahsilleri, zeytin yağma ayçiçeği yağı karıştırılmasından şikâyet ediyor
Yiyecek maddeleri grupıında, en ziyade fiyat gerllemehsine tâbi olan maddeler, zeytin yağı, sadeyağı gibi yiyecek maddeleridir, Bilindiği gibi, bu sene cenup bölgesinde sadeyağ mahsulünün bolluğu yüzünden, Urfa-da 350 kuruşa kadar toptan yağ satılmıştır. Şehrimizdeki Ticaret Bor-aaaında aynı menşeli yağın toptan kilosu 460 kuruştur. Perakende olarak, piyasada da 500 - 550 kuruşa kadar satılmaktadır.
Zeytin yağlarına gelince; ekstra ekstra bir buçuk asitli Ayvalık zeytin yağının Ticaret Borsasında toptan «atış fiyatı 240 kuruşa kadar düşmüştür. Diğer kalitedeki zeytin yağların fiyatı 240 kuruştan çok a-şağıda bulunmaktadır.
Zeytin yağı fiyatlarının düşüklüğü, Ayvalık, Edremit gibi birinci derecede bölgelerdeki müstahsil ve tüccarı pek memnun etmemektedir. Çünkü fiyatlar gün geçtikçe gerilemektedir. Bu memnuniyetsizliği ifade eden ikinci bir sebep daha vardır, o
Denizcilik Bayramında Liman - Deniz İşleri Başkanının demeci
Denizcilik Bayramı münasebetiyle Ulaştırma Bakam adına hitabede bulunan Bakanlık Liman ve Deniz işleri Dairesi Başkanı Faruk Kardam ezcümle
• *Çeyrek asırlık bir çalışma neticesinde bugün bütün dünya denizlerinde bayrak gösterebilecek bir duruma geldiğimizi, ticaret filomuzun 470 bin yük ton gibi büyük bir rakama u-laştığını, ve bunun 205 bin yük tonu Denizyolları İdaresine. 265 bin yük tonun da hususî teşebbüs sahibi armatörlerimize alt olduğunu, Hükümetin hususî teşebbüse bütün imkânları sağlamak emelinde bulunduğunu, mevzuaattakl noksanların tamamlanacağını, denizciliğimizin inkişafında müteşebbislerimize de mühim vazifeler düşmekte olduğunu beyan etmiştir.
Bursa koza piyasası hararetli safhada
Bursa. 1 (A A.) — Koza piyasası en hararetli «a(hacına girmişi İr. Bugün yurdun muhtelif koza bölgelerinden kamyonlarla gelen koza mahsulü Kapalıçarşı içini koza ve fidan hanlarını doldurmuş bulunuyordp. 150.000 kiloya varan satışlar 180 İle 210 kuruş arasında ve normal fiyatla yapılmıştır.
Çekirdeksiz incir mahsulü alındı
İzmir, 1 (A. A.) — İzmir Bahçe
Kültürleri Araştırma La bor a tu varı tarafından çekirdeksiz incir yetiştirmek İçin İzmir, Aydın ve ödemiş te girişilen tecrübelerin ilk muvaffakiyetli neticesi alınmıştır.
Hormonlarla yetiştirilen çekirdeksiz san lop İncirleri 15 gün içinde erdirilerek turfanda İncir olarak Germencikte hasadı yapılmış. Kaymakam ve Belediye Reisi He müstahsil önünde halka gösterilmiştir.
Kurutmada yer alacak olan çekirdeksiz incirlerin denemelerine devam edilmektedir. Bu denemelerde şimdiden ümit verici neticeler alınmıştır. Kati neticenin 15 gün sonra elde edileceği umuluyor. Tecrübeler müspet netice verirse yılda 2.5 milyon llıa tasarruf sağlanacaktır.
da, ayçiçeği yağının zeytin yağma karşı büyük bir rakip olmasıdır. Bilindiği gibi, son senelerde ayçiçeği tohumu ziraat! çok İlerlemiştir. Aynı zamanda her tarafta büyük ve küçük ay çiçeği tohumundan yağ çıkaran İmalâthaneler de çoğalmıştır. Netice itibariyle ayçiçeği yağı İstihsali çoğalmıştır. Ve bu yağ, zeytin yağından çok ucuzdur. Son hafta içinde Ticaret Borsasında 108 kuruşa kadar ayçiçeği yağı satılmıştır.
Vakaa ayçiçeği yağı, ekseriyette, doğrudan doğruya piyasaya arzedil-memektedlr. Bazı bakkallar, bu ucuz yağı, zeytin yağma karıştırmaktadırlar. Bu surette zeytin yağı yerine, ayçiçeği yağı sarfedilmektedlr. Esasen zeytin yağı müstahsillerinin de şikâyet ettiği en mühim mesele budıır.
Zeytin yağı müstahsilleri mahallî belediyelerin bu gibi karışık zeytinyağı satılmasını kâfi derecede kontrol etmediğinden de şikâyet etmektedirler.
Ticaret Ofisinin tasfiyesi
Ofis, elindeki malları birdenbire piyasaya arzetmiyecek
Ticaret Ofisinin 1 temmuzdan itibaren tasfiyesine başlandığı yazılmıştı. Piyasadaki söylentilere göre. Ofisin elinde bulunan kalay, çuvat ve kanavlçeleri birden piyasaya ar-zederek satacağı, bu yüzden fiyatların yeniden düşmesine sebebiyet verileceği ileri sürülmektedir.
öğrendiğimize göre, Ticaret Ofisi elindeki mallan piyasaya satarken, hiçbir surette fiyat sarsıntısına meydan vermiyeceği, mallarını piyasa şartlanna göre satacağı anlaşılmaktadır.
Sökede 40 bin liralık mahsul yandı
Aydın (Hususî) — Aydın Ziraat Müdürlüğünden elde ettiğim malûmata göre Söke İlçesinde iki biçer döğerden çıkan ateş neticesinde 1050 dekarlık hasat edilmemiş ve hasat edilmiş olup da kaldırılmamış buğday, yulaf mahsulü yanmıştır. Zararın alâkadarlar tarafından 40.000 lira olduğu tahmin edilmektedir.
1
1
Mısır, gümrük vergilerini yeniden tanzim ediyor

Kahire (Hususî) — Mısır Kabinesi, gümrük vergilerinin yeniden tanzim edilmesini kabul etmiştir. Yeni vergilere göre, yeril endüstri İçin makine ve ham madde İthal fiyatları İnecek, buna mukabil lüks maddelerin fiyatları artacaktır. Lüks madde grupuna otomobil, tütün, sigara ve püro da dahildir. Otobüs. sıhhi imdat arabaları, yangın arabaları ucuz fiyatla satılacaktır.
Kullanılmış ve yeni hususi otomobil fiyattan, 1949 yılı başındaki fiyatlara göre yüzde yüz arttmlmış-tır.
Hayat pahalılığı mücadelesine vardım gayesiyle, buğday ve mısır gümrüksüz ithal edilecektir.
1 /VII/1950 Cumartesi
Borsalarda vaziyet
İstanbul Ticaret Borsası
Devlet Tahvilleri
Kapanış
Bugün
Bugün
Adana Ticaret Borsası
Müdafaa
Trabzon
Ticaret Borsası
Şirket Hisse Senetleri
Ecnebi Tahviller
pı>ıu>a dtigericru
lalı k razı iRîikrnzı
mim-hafif
Eski Kapanış
Kuru MeyvaJtır ı
Fındık (kabuklu sivri) Fındık (îç tombul) Ceviz (kabuklu) Ceviz (İç natürel)
Son Kapanıp
Dokuma Ham Maddrlcrlı
1 iftik (ana mal) ........
Tiftik (Natürel) ..........
Yapak Anadolu (Kırkım)
tenekell) sıra) çıplak)
Ham derileri
Öıgır nnlnmura (kasap) Kİ. Keçi tuzlu kuru kilosu ... Koyun hava kurusu kilosu
Ikrnmlyell tahviller 1933 Ergani .........
193b IkrumlycH .....
Milli 1941 1941
1/2
" J Pamuk Pamuk Pamuk Pamuk Pamuk Pamuk
uunuudu Borcuda muamoiesi teacU euiimorniç uıhvıiuı ve vahamın arz
Nebati Yağları
Zeytinyağı (E.E. Susamyağı (Raf.
Ayçiçeği (Rafine Fındık yağı (Çürük)
İMİ Kalkınma
Tatlı tohumlar I
Ayçiçeği tohumu • Keten tohumu
Kendir tohumu .... Susam ..............
Yor fıstığı kabuklu
İzmir Ticaret Borsası
Üzüm çekirdeksiz No 9 tnelr A serisi No a...
B serisi No 10b Akala ı ............
AkaK 11 .w...
Akala 111 •ee»e« yerli ............
yağı (rafine) ... çekirdeği ........
çrkir/Jf kJiiz kuru uziirn muamelelere bugün de de-fakat fiyatlarda uyuşula-
Hafta sonu Ticaret Borsasında muhtelif maddeler üzerinde az mele olmuştur. Iıudık fiyatında bir gerileme görülmüştür.
Kambiyo. Esham ve Tahvilât sasında iki gün devam eden hararetli satışlar durmuştur Borsa acenteleri eski satışların son muameleleriyle meşgul olmuşlardır. Altın piyasası dünya altın fiyatlarındaki yükselişe muvazi olarak ilerleme kaydetmektedir Fakat alıcılar, bu ilerleme esnasında altına karşı hararetli davranmamaktadırlar.
İzmir :
Borsa da üzerine alivre vam edilmiş, madığından hiç mübayaa yapılmamıştır. Hazır üzüm üzerine gayet az İş yapılmıştır. Pamuk piyasası gayet durgun bir manzara arzetmiştir. Satıcı ve alıcı mütereddit davrandıklarından küçük mikyasta mubayaalar yapılabilmiştir. Pamuk yağı ve çekirdeğinde bir değişiklik olmamıştır.
Adana :
Ticaret Borsasında pamuk fiyatları sağlam durumunu muhafaza etmektedir.
Trabzon :
Fındık piyasasında yeni bir hareket yoktur.
1 •••••••• Demiryolu I V .....
Demiryolu V .......
1949 ikram t veli
Diğerleri
Demiryolu V1
I ....... i 1 •«••••• tu .....
i.....
I.t.... •—
1 ....
I ••••••• Sivas-Erzurum I... ” ll.-Vll... Demiryolu t...
Hububatı
Buğday yumuşak (Tlîc.) Buğday Oflu ..............
Arpa yemlik (dökme) ^.... Mısır san (çuvalı) .......
Fasulye tombul ..
Fasulye Çalı sert .........
Kuşyeml ..................
Mercimek kırmızı kabuk. Mercimek yeşil ••••«••İt Nohut natürel ............
KAMBİYO
İstanbul Borsası
Açılış Kapanış
1 Slerllng 7.90.50 7.91.—
100 Oular (•••/••#•* 280.25 280.—
100 Fr. Frangı j 80 1 80
100 İsviçre Fr ... 64.03 81 03
100 Helç Fr .60 5,60
100 lavcç Kr 64.1250 54,1250
100 Florin 73,HhlO 73,6840
1UÖ LalrCt •••aeaoeeae 0.44128 0.4 11
100 Drahmi 0.01K76 0.0)876
100 Escoudos 9.7390 9.7390
Altınlar
Bugün Eski kur
1 * Lira Lira
Killçe Yeril «r. 4.S8 4.80
Külçe Doğu*** — t»
Cumhuriyet ... —
Reçel »b —
Humlt
Gulden 33 60 33.50
Ingiliz — —
Fransız kok ... — —
Napolûon İLİ .. —
laviçre r-
Ne^»-Türk‘la ı onsu: 3 35
•• •• Gumuş, Platin
En aşağı En yukarı
Gümüş Gr —
PlAtln ** 10.- 11.—
Zürich Borsası (Serbest)
23 6.1950 İsviçre Frangı
Durumu En aşağı En yukarı
Türk Lirası 1 06 1 15
Dütfir 4 31 1/2 4 22 1/2
Slerllng 11 in İJ 20
Fransis Frangı i 22 1.24
Mısır Kredi Fonalve 1903 | 172 - (
Şirket Tahvilleri
TC. Ziraat Bankası 113 50 20‘20
Anadolu D.Y Tertip A/B. 112 50 UL-
99 C. — —
99 ** ^c60 22 30 69.- 67.60
n „ MUmea Senet. 64.—
T.C. Morkez Bankası M.... Türkiye İş Bankası ......
Türk Ticaret Bankası Aralan Çimento
Şark Değirmencilik ......
MIHI Reasürans ..........
Pamuk Akuin i 180.—
Pamuk Akala II ...... İflO.-r 160.—
Pamuk Aksla IU * 145.—
Pamuk yerli t
Pamuk yerli İL — —
FINDIK a) %6û randımanlı knbuklu tombul b) İç «ıra kontrollü 8L— 17K- RL — na—
Eskişehir Ticaret Borsası
Buğday yumuşak ^.... Buğday sert — 1 30.— 3L-
UHupiere ^ore laayyuo
New-York Borsası
Dün Eski kur
Hııgdro (Hı>şcll=Sent) Sert Kış mahsulü No. 2
Kırmızı ” " No. 2 — 251.-
ramıık Middlıng (LJbrcsl=Sent) 1 6 rtl ITi US «•!•»•••••••••••••••••••••••••>•* 33 65 33.51
1 m ••••«•••••••«••••• 32.95 32.80
t"İlk 11 • » • ı* « ı « > «« «• tıt •• • ev»eee 3289 3272
nftik ıLlbreMsâent) 1 ) • '•••••••••»♦«>«••••
Fındık ı Libreni = Sent) Kabuklu yeril İri - 22.- 22.50
ort.R ««»•••••••»•••••«( 22.50 2L-
Levanı İç ithal malı 36.- 36.-
Ekstra İri İç ithal malı 44.— 40.—
Kuru ü»üm (Llbresl = Sent) Thompson çekirdeksiz seçme ... U 1/4 U 1/4
Keten tnhıımıı (Buşell= Dolar) ... Mlnneapolli . . 3.22 3.85
Knlııv ( Llhrcsl=Sont) 76.87 76.-
Levha-teneke (100 libre dolar) 1.30 7.30
Londra Borsası
Keten tohumu (Tonu=Sterllng) e • •••••• • • • a * l • 11 • • • • 11 • t * t * 65-
Kalküts 63.50
Ver fıstığı Hindistan — 84.—
Bradford Piyasası
Tiftik İyi mal (Llbresl=:FlyaO 31.—Nom
" Sıra mal) M " — 30.- "
Tün Anadolu 20/2) 20 21
Trakya 18/21 18'21
İskenderiye Borsası
Pamuk (Kentan^Tallan) Ashmounî Kısa elyaftı F/G Ksrnak (îzıın elvaflı R/G
Sayfa 8
Y k N 1 I S I A N H U I.
2 Toftımu? 193H
S 8 NE M A ]
\___________________________/
Beyaz perdenin en büyük komikleri
Ayasofya mozayiklerini ortaya çıkaran âlım
Prof. Th. WHITTEMORE
Yazan: Aziz OĞAN
Arkeoloji Muztlcri Müdürü
TÜRLÜ türlü, çeşit çeşit gülüş şek-■ 11 vardır. Biri sadece gülmektir, biri kahkaha atmaktır. Bir de katıla katıla gülmek vardır. İyi bir komedi, seyirciyi yavaş yavaş tesiri altında bırakır» onu, kademe kademe kahkaha zirvesine yükseltir. Nihayet seyirci, kendini tutamaz, katıla katıla kahkahalar atar, iki büklüm olur ve Adeta daha fazla gillmiye mecali kalmaz. Sonra kısacık bir dinlenme anı gelir, derken seyirci, komedi artistinin, kendini tekrar kahkaha merdivenlerinden basamak basamak tepelere taşıdığını hisseder.
Şimdi kendi kendinize, ne zamandan beri bu hale düşmediğinizi soracak olursanız, cevabınız beyaz perde komiklerinin bugünkü durumunu açıklıya bilir. Son on beş yıl zarfında beyaz perdede komedi seyredenler, bu sanatın yavaş yavaş bozulduğunun farkındadırlar. Sessiz film günlerine yetişip, insanı Adeta halsiz bırakan kahkaha tufanlarını hatırlı-yanlar. çok daha iyi bir mukayese yapabilirler.
Meselâ, modern bir komedi artisti, başına sert bir şeyle vurulduğu zaman sadece mahmur mahmur bakınır. Sessiz filmin komedi artisti ise, bu vaziyetten başlıbaşına bir hâdise, bir komedi yaratırdı. Yüzünün mimikleri ve vücut hareketleriyle baygınlık geçirmek üzere olduğunu, sanki bir nutuk veriyor, bir tirat söylüyormuş gibi açık ve ifadeli bir şekilde seyirciye anlatırdı. Birden vücudu kaskatı kesilir, sonra olanca kuvvetiyle ve bir direk gibi dümdüz sırtüstü yere yuvarlanıp, sanki döşemeyi bütün vücudiyle tokatlardı. Yahut, bunu daha uzatır, ilk önce aptal aptal, İfadesiz bir yüzle dümdüz önüne bakar, bir melek masû-miyetiyle tebessüm eder, gözlerini tostoparlak, kocaman açar, omuzla-; nnı büzüp dikleştirir, ayak parmaklarının ucunda yükselir, dizlerini titretir, yaylana yaylana yere düşer, sonra da, suda yüzen kurbağa gibi topuklarını bir iki defa yere vururdu.
Bunlar sessiz filmin ilk günlerinde pek fazla sevilen malum klişelerdir. Bazı büyük komedi sanatkârları ve bilhassa Ben Turpin, bu klişelerden çok istifade eder ve her yeni filmde çeşit çeşit ilâvelerle kahkaha zirvesini bir kat daha yükseltirdi.
Bugünlerde komik piyesler oynatan tiyatrolar, parmakla gösteriliyor. Sessiz film zamanında ise, kome
B^jhz perdenin aenııU film zamanındaki meşhur komiklerinden Afnlek (Btısier Koeton)
di oynat m ıyan tiyatro trupları hemen hemen yok gibiydi. Genç yaşta komedi artisti, bugün artık yok denecek kadar az. Bunlar da her yeni filme her yeni buluş lcadetmek kabiliyetinden mahrumdurlar.
Bugün komediye engel olan noktalardan biri, filmlerin sesli oluşudur. Eakl beyaz perde komedi artistlerinden meşhur Mack Sennett "Hatıralar Geçidi’* adında, eski filmlerinden meydana getirilmiş yeni bir film çevirmektedir.
Harold Lloyd da "Büyükannenin Yavrusu, Emniyetin Sonu, Telâşlı ve Liseli Talebe’* adlı dört sessiz filmi yeniden canlandırmıya karar vermiş ve bir de “Sinema Delisi” adlı sesli bir filmini tekrar çevirmiştir.
perdenin büyük komiklerini yetiştiren meşhur film âuıiU S. Goldftyn rejliör Aleundre Çorda İle beraber
Bej ar. perdenin en çok tanınan konılfcl Şarta (Charlle Chaplin) vaktiyle herkenl kahkahalara Kevkeden filmlerinden birinde; solda: Şarlo asker, safcda; .Jaekie Coo«an İle Şehrin Işıkları filminde
Buster Keaton İse, İçinde çok az muhavere olmak üzere, İki kısa komedi filmini yeniden çevirecektir.
Sessiz filmlerin ilk ve en büyük komedi artisti, şüphesiz ki, Sennett’-dir. Sennett, müzikhollerden, vodvillerden, sirk temsillerinden ve ta Orta Çoğlara, hattâ eski Yunanlstana kadar İzini takibedebileceğimiz komedi unsurlarından İlham almıştır. Sen-nett’in Stüdyosu, yeni yetişen artistler için bir okul vazifesini görürdü. Bütün meşhur komedi artistleri orada yetişmiştir. Bundan başka Gloria Sıvan son, Wallace Beery, Marie Dressler ve Carole Lombar d gibi nispeten yeniler. Frank Capra. Ge-orge Stevens gibi tanınmış film di
rektörleri de mesleğe sessiz komedi filmleriyle başlamışlardır.
Sennett başka bir şey yapmamış olsa bile, hiç olmazsa, dört büyük komedi artistini o yetiştirmiştir: Harold Lloyd, Buster Keaton, Harry Langdon ve Charlie Chaplin.
>
"Serseri” Şarlo
Cahrlie Chaplin, Sennett’in Stüdyosunda çalışmıya başladığı zaman o devrin en büyük komedyeni olan Ford Sterling'le rekabet etmesi gerekiyordu. Fakat beraber çevirdikleri bir filmde, Şarlo, bıyığının hafif bir titreyişi, küçük parmağının bir hareketiyle Stenlig’ı mat etti.
1914 te Şarlo, Tillle’nln Aşkı fil
miyle bir numaralı komedi artisti o-larak şöhretini yaptı ve Sennett’den ayrıldı. Sennett. Şarlo’dan bahsederken "Şimdiye kadar yaşamış olan artistlerin en muazzamıdır,"der. Şarlo, insanlığın iç yüzüne, ruhuna nüfuz ederek çalıştı. Onun yarattığı “Serseri” tipi, Hamlet kadar derin ve beşeridir.
“Çocuk” Harold Lloyd
Harold Lloyd da, Şarlo’nun tesiri altında kaldı ve onun tam zıddı olan bir tip yaratarak şöhretini yaptı. Bir gün, gözlüklü bir papazın döğüş edişini gösteren bir film görmüştü. Ondan sonra gece gündüz hayalinde gözlüklü toy bir genç yaşattı durdu ve nihayet bu tipte kendine şöhret temin etti.
Komik artistlerden bahsederken Harry Langdon ve Buster Keaton’u da unutmamak lâzımdır. Langdon, ilk önce bir vodvilde rol aldıktan sonra Sennett’in Stüdyosunda çalışmıya başladı. Frank Capra, Langdon’u görür görmez, Sennette, Langdon *u kendine bırakması için rica etti. Bu komedyenin de en cazip tarafı, saflığı ve yüzündeki çocuk ifadesidir. Film çevrilirken Capra. her sahnede kısaca mevzuu anlatır, Langdon da insiyakla ve içinden gelen bir hisle rolUnü yapardı. Capra şöyle diyor:
"Bir gün kendini beğenmiş münekkitler gelip Langdon a sanatından bahsettiler. Bu konuşma Langdon’un sonu oldu flk önce gidip âşık oldu. Sonra 1944 te beş parasız, mahzun bir kalb ve kırık bir hayalle öldü. Langdon, tanıdığım en zavallı insanlardan biridir." Beyaz perdede halkı
Kuhkahnlar Kıralı Lul (Harold Loy(l) kahkahalarla güldüren Langdon’un hususi hayatı, hakiki bir trajedidir.
Buster Keaton, bu gibi ve hiç hareketsiz, ifadesiz bir yüzle şöhret yapmıştır. Bu yüzden ona "Koca Taş Surat” derler. Keaton, bu "Mânâsız yüz” İle çeşit çeşit ruh haleti, türlü türlü tip İnsan yaratacak kadar büyük bir sanatkâr İdi.
Beyaz perdeye ses ilâve edilince, sessiz komedinin sonu geldi ve eski yıldızlar artık görünmez oldu. Harold Lloyd, kazandığı parayı iyi idare etti. Bir İki tane de sesli film çevirdi. Keaton İse, Jimmy Durante, Wllace Beery ve Robert Montgomery ile bir kaç film çevirdi, fakat sonra perdeden çekidi. Şimdi Red Skelton İçin komik sahneler hazırlamaktadır.
Eski komiklerin en talihlisi Şarlo1-dur. Son zamanlarda çevirdiği Mösyö Verıhı başlıba^ına bir sanattır. Sessiz komedi filminin stilini devam ettiren Lorel-Hardi bir hayli muvaf
fak olmuştu, fakat onlar da 3 945 den sonra yeni bir şey vermedi. Walt Disney, savaş esnasında hararetini kaybetti ve ondan sonra fasılalarla iyi komik eserler vermiye başladı. Uç Ahbap Çavuşlar’ın son zamanlarda hiç sesi duyulmuyor. Jimmy Durante daha ziyade bir kabare artistidir. Abbot ve Castello (tki Açıkgöz) en iyi rollerinde bile yarı muvaffak olmuş komedyenlerdir. Bob Hope, İyi bir radyo komiğidir, fakat artık beyaz perdede eskisi kadar muvaffak olamıyor. Hope yüz mimikleriyle komedi yaratmakta güçlük çekebilir, fakat sessiz film komedi Artistleri de sesli filmde muvaffak olamazlar. Sessiz film yıldızları, bütün olgun sanatkârlar gibi, sanatlarının gelenek ve kaidelerine, kısaca kaderlerine tevekkülle boyun eğmişlerdir. Sesli ve sessiz film artistlerinin kabiliyetleri birleşince, eski kahkaha tufanı tekrar beyaz perdeyi saracak ve seyirciler Attıkları kahkahaların “Canını çıkA-rabileceklerdir.”
Filiz KARABEY

SPOR ÂLEMİNDE ”60 SENE '_|
İsveç Kıralı ile nasıl tenis oynadım ?
ııııtı • •• ı • r • —

1896 senesinde henüz tahsilimi bitirmiş genç bir zabitim. Moda çayırına bir kaç arkadaş top oynamağa giderdik, hiç bir gaye takip etmiye-rek usulsüz bir şekilde ayağımızın bir çelik yay gibi şiddetli bir vuruşla meşin topun havalanmasından hoş-lanırdık. Moda burnu yakınında bir çayırın ortasındaki düz sahaya bir takını beyaz çizgiler çizmişler, bir balık ağı ile oyun mahallini ikiye bölmüşler. etrafını da iki üç adam boyu tellerle kuşatmışlar. Kadın erkek ufak toplara raketle vuruyorlardı. Yani tenis oynuyorlardı. Oynayanların hepsi de İngiliz İdi. O zaman mahiyetine bir türlü akıl erdiremediğim bu oyun hakkında Modada ikamet e-den bir arkadaşımın fikrini sordum. Maalesef o da bir şey bilmiyordu, tşi alaya dökerek;
“Monşer orası düzcesi senin anlayacağın bir münakaşa tezgâhıdır. O gördüğün küçük toplar da muhabbet mekikleridir! Genç kızlarla delikanlılar burada mercimeği fırına veriyorlar** Dedi vegülüştük.
O zamandan İtibaren bu güzel, bu nezih spordan soğumuştum.
Sanki raketle topu fırlatmak da bir marifet mİ? Ben onu bir vuruşta ha-veya uçururum. Çocuk oyunu! diyordum.
Yaz kış Büyükadada oturuyorduk. Mösyö Kastelli adında bir komşumuz vardı. Onun da bahçesinde kız erkek İtalyan gençlerin de bu oyunu oynadıklarını oradan gelip geçtikçe görüyordum.
Mösyö Kastelli benim spor meraklısı olduğumu işitmiş, bir gün vapurda yanıma geldi ve bana:
— Sizin spor meraklısı olduğunuzu Öğrendim ve çok memnun oldum. Benim bahçemde bir tenis kordu var,
GEÇENLERDE İstanbul gazetelerinde Boston ve Parla Amerikan Asanatıka Enstitüleri Müdürü azız dostum Mösyö \Vhıtt emore'un ölüm haberini büyük bir teessürle okudum Mösyö VVhıtlemore. Birinci Cihan savaşını müteakip Mütareke esnasında Amerikan yardım heyeti meva-nında lstanbula gelmiş, esasen memlekete karşı yııbancı olmayan mumaileyh. bu münasebetle Türklere olan sevgi ve .samimiyetini geniş miktarda göstermek fırsatını bulmuştur. A-mlral Brlstole'un de pek yakın dost, lafından olan VVhlttemore’ daima Türkün hayır ve menfaatine çalışmış, Istanbıılda bir çok şahsi dostlar kazanmış ve bilhassa entelektüel zevatın ciddi hürmet ve muhabbetini sağlamıştır.
1932 den itibaren Ayosofyada sıvalar altında kalmış olan mozayik-lerın meydana çıkarılmasını ve bunların takviyesi için Hükümetimizin müsaadesini alan VVhittemore’un o tarihten beri bütün yarliğiyle bu mühim ve mesuliyet]! işle meşgul olduğunu görürüz.
Mösyö VVhıttemore, Bizantinolojl âleminde mühim bir şahsiyet idi. O, daima mensubu olduğu Bizantinolojl ilmi sahasında fresk ve mozayik gibi Bizans sanatının mühim ve nazik branşındaki bilgi ve görgüsü, ona hürmetle karışık büyük bir şöhret sağlamıştı. Mısır vc Habeşteki Kopt mabetlerindeki uzun seneler süren incelemeleri neticesinde elde ettiği haşan ve tecrübeleri, nihayet onu Ayasofya kilisesidnekl mozayiklan tetkike sevketmişti. Mösyö VVhitte-more, *her zaman artan bir şevk ve heyecan İle giriştiği bu nazik işde de bilgi ve mütehalhk olduğu sabır ve temkin İle arkeoloji âleminin çok tanılan ve sevilen bir siması olmuştu. Savaş yıllarının İhdas ettiği bin bir türlü güçlüklere rağmen o, giriştiği bu işteki çalışmasını gevşetmemiş, yaşının bir hayli ilerlemiş olmasına rağmen uzun ve dolaşık uçak yolly-le yine memleketimize gelmiş ve senenin muayyen avlarındaki mesaisine eskisi gibi devam etmişti.
VVhıttemore, Ayasofyadakı muvaffakiyetli işleri, şahsi nüfuziyle temin ettiği nAkdl kaynağa da medyundur. İlk işe başlıyacağı yıl Amerikadan gelirken Italyada kendisine tavsiye olunan İtalyan mozavisistleri Istan-bula dâvet etmiş ise de bunlann çalışmalarında bu işlerde vücudu şart olan basiret ve itinayı kendilerinde görmediği için bunları memleketlerine çevirmiş ve derhal lngiltereye giderek Londra müzesinin müdiriyle temas ile bu müzenin mozayik teknisyenini celbe muvaffak olmuş idi.
Mösyö VVhittemore, evvelâ Essü-nartekes denilen son cemast yerinde İmparatorlar kapısı adiyle anılan ve m&bedin içine açılan yedi kapının en büyüğü ve ortasındaki kapının üzerindeki mozayiklerle Garp kapısı Üzerindeki mozayiklerin meydana çıkarılması ameliyesıne başlamış ve zaten Salzenberg'in meşhur ve âbidevi kitabında bahsedilen ve bu suretle mevcudiyeti bilinen mozayik levhalar bulunmuş ve duvarlardan ayrılmış kısımları takviye edilmiştir ki, bunlardan biri zemini altın mozayik olup ortadR taht üzerine oturtulmuş Meryem Ana ile kucağında oğlu Hazreti Isa görülmektedir. Mer-yemin solunda İmparator Büyük Ko8tantin, Hazreti Meryeme İstanbul
kızlarım ile oğullarım akşam üzerleri maç yaparlar. Siz de geliniz, orada oynayınız, dedi.
Ben gülümsedim ve yarı eğlenir bir çehre ile:
— Kadın oyunlarını pek sexTnem, bana bokstan, eskrimden, güreşten bahsediniz, dedim.
Adamcağız yine büyük bir nezaketle:
— Âlâ! Bu şiddetli sporları seviniz. Fakat tenis bilmiyorsanız onu da öğreniniz. Hem zannettiğiniz gibi tenis kadın sporu değildir. İyi oynamak çok zordur. Siz bir raket tedarik edip bize gelLnlz, öğrendikten sonra çok seveceksiniz sanırım.
Komşumuzun teşviki ile Beyoğlunda Baker Mağazasından bir raket aldım. Beyaz keten pantalon altı lâstik pabuç tedarik ettim. Akşam üstü Ksstelli’lere gittim. Büyük kızı bana oyunun kaidelerini tarif etti. Raketin hasiİ tutulacağını, topa nasıl vurulacağını, nasıl karşılanacağını söyledi. Oyuna başladık. Ne garip şey, benim senelerden beri kuvvetlendirdiğim bazlılarım bir işe yaramadı. Çünkü kuvvetten ziyade me-harete lüzum vardı. Karşıdan gelen topu karşılayamıyor ve lâzım gelen yere düşüremiyordum. Yavaş vursam ortadaki fileyi aşmıyor, hızlı vursam tellerden aşıyordu. Bir sağa bir sola bir ileri, bir geri koşa koşa yarım saat içinde kan tere battım. Onların ise yalnız yüzleri kızarmıştı.
O yaz onlarla oynaya, oynaya tenis hakkındaki fikrimi düzelttim. Benim tasavvur ettiğim gibi tenis ahlâkı bir fesada âlet değil, fikrin, ruhun, vücudun terbiyesine yarayan eğlenceli sıhhi bir vasıta olduğuna kani oldum.
Ayasofya Camilnln İçinden bir görünü ş
şehrinin bir resmini takdim etmekte; sağında da İmparator Justinyen A-yasofyanın bir resmini sunmaktadır.
İmparatorlar kapısı üzerindeki levha, sağında Cebrail Aleyhisselâm, solunda İrene olduğu halde tahta o-turnıuş Hazreti İsayı tasvir etmektedir.
Bu güzel ve emsalsiz sanat eserlerinin sıva altlarından çıkarılması M. Vhittemore'a müstakil çalışmaları için bir teşvik kaynağı olmuş ve bundan sonra tabakalardaki araştırmalara haşlanmıştır. Bu kısımda üzerinde iki yerde ve mihrabın üzerinde nısıf kubbe dahilinde ve askı kemerlerinin üzeriyle şark cenah kısmındaki mozayikleri meydana çıkar-

Yazan: Selim Sırrı Tarcan
Artık benim zorlu idmanlarınım arasına bir de bu nezih spor katılmıştı.
İsveç Kıralı Beşinci Gııstav ile nasıl tenis oynadım?
İsveçte tahsilde iken btr gün Kiralın maiyet alayı zabitlerinden yüzbaşı (Fick) bana:
— Kiralımız senden pek hoşlanmış bir gün îdrosparka Türk zabitini beraber getir de tenis oynayalım! dedi. Yarın cumartesi saat 17 de kapalı tenis salonuna gel de birlikte bir parti yapalım! dedi.
Ben önce lâtife ediyor sandım, sonra ciddi olduğunu gördüm. Tam saat on yedide tenis salonuna gittim. Kapıcı beni selâmlayıp içeri aldı. Kalbim halecandan çarpıyordu. Huzurunda söylıyeceğim minnettarlık hislerini ifade eden sözleri iyice ezberledim. Salona girdim. Kıral bir hasır koltuğa oturmuş, sırtında ince ipekli bir gömlek, ayağında krem renginde bir fanclâ pantalon vardı. Karşısında yüzbaşı ı Fick) ile sonradan tanıştığım İngiliz Sefareti Başkâtibi vardı. Ben yerlere kadar eğilip: "Sir!” dedim. Fakat sözlerimi bitiremedim. O gülerek elimi sıktı: "Bu rada Sir yok. tenis oynayan bir sporcu var" dedikten sonra Yüzbaşı Fich sizin iyi tenis oynadığınızı söyledi. Haydi bakalım meharetinizi gösteriniz!” dedi.
— Hayır. Majeste iyi oynamıyorum. Bahusus sizinle oynayacak kadar mahir değilim» dedim.
Kendisi îngilizle, ben (Fick) ile oldum. Birinci seti. İkinciyi de onlar kazandı. Kıral bir çelik yaya gibi her tarafa yetişiyor, drayv’lar. smaç’lar, şandel’ler, kupe'ler yapıyordu.
Oyunun sonunda elimi sıktı: "Fena oynamıyorsunuz amma daha çok çalışmalı. Bu salona her vakit gelebilirsiniz (Fick) ile idmanlarınıza devam ediniz, ilerde yine karşılaşırız,” Dedi.
mış ve ilim âleminin tetklkma arzet-meye muvaffak olmuştur.
Mr. Th VVhıttemore, The Mosaıcs of Haghıa So Sophıa at İstanbul a-dıyie 193o ve 1942 senelerinde
üç musun eser neşreuııış ve meydana çıkan mozayiKien tanh ve sanat naKiaı naz&rınuaıı vaKiıane bir tarzda teşrin euıuş ve daima nuktune-tımızın lütıetugı müsaadeden doıayı Cuınnunyel ıaaremıze Karşı şuxıan ve nMnnvuLarıiKmruıı aız eylemiştir. Moyso Vv nıııemore, Son seneieıae rıye uanniıme u« AyaöwxyauaKi gibi mozayik tetkik anıenyelenne uaşlanıış bulunuyordu.
Azız uubiuiu •• mvıenıore’un hâfı-rasını tebcil ederken onun çok Asıl bir runa sahip olduğunu da arzel-mek isterim:
Turıuer Istanbulu aldıktan sonra başta Avasotya olmak üzere bunlardan bir kaçmı camie tanvıi etnuşıer-dı. Fakat içindeki tasvirlere asla do-kunmamışlardır. Bunların en bâriz delili Pammakaristos = Fethiye, Hora = Ka’riye camilerinde yer yer mevcudiyetini muhafaza eden moza-ytıkleri ve stdk (Stucj tabir edilen duvar satıhlarına yapılmış sulu boya resimleri gösterebiliriz. Şu halde Ayasofya mozayıklennin sıva altında kalmış olmalarına sebep nedir?.. Bunu izah edelim:
Malûmdur ki Jstinyen tarafından altıncı asrın ortalarına doğru inşa edilen Ayasofya, zaman zaman tamir görmüş, bir takını payandalarla takviye edilmiş ise de XVI ncı yüzyıl* da Mimar Sinan tarafından haricen yapılan istinat duvarlarının sayesinde binanın ömrünü arttırmak kabil olabilmiştir. Bunca zelzelelere rağmen bu tarihi âbidenin ayakta kalmış olması Türk Milletinin yapıcılıktaki kudret ve kuvvetine medyundur. Ayasofya mozayiklerinin sıva ile örtülmesi meselesinde ne taassup ve ne de başka bir kasit mevcut değildir. 1847 de Abdülmecit zamanında bina, kâmilen ve büyük bir dikkat ve ihtimam ile Kossati isminde İsviçreli bir mimara tamir ettirildi. Mozayikler yerlerinden oynamıştı. Bunları takviye etmek icap ediyordu. Fakat bu nazik ve mühim işin uzun seneler süreceği ve camiin bir an evvel tamiratının bitirilerek edayi salâ, ta açılması istendiğini bilen KossatL mozayik levhaların üzerine azim fe-dakârlılar ihtiyariyle kalınca kumaşlar gerdirdi, müteakiben sıva ile bunlan örtüp zamanla düşmek ve dağılmak gibi büyük bir felâketin önüne geçmiş oldu. Görülüyor ki, mozayiklerin sıvalar altında bırakılması dini bir taassuptan ileri gelmiş olmayıp Hıristiyan dininde bulunan meşhur bir mimarın Aldığı teknik bir tedbirden ibarettir. Hattâ Aya-sofvamn tamir hâtırası olmak üzere üzerinde binanın resmi bulunan hır madalya da ihdas edilmiştir.
Türklerin bu üllhrvücenap ve kadirşinaslığını her fırsatta açıklamaktan derin bir zevk duyan Whitemore, fâni dünyadan göçerken henüz itmamına çalıştığı bu âlemşşümul işleri yanda bırakmaktan kimbilir ne kadar müteessirdir. Onu seven ve onun bilgi ve muvaffakiyetli mesaisine yakinen vâkıf olan Cumhuriyet Hükümeti ve dostları, bu işlerin nâdan ve cahil ellere intikaline asla razı ol-mıyacaklardır.
Onun aziz hâtırasını anarken mü-. dürü bulunduğu Boston enstitüsüne taziyetimizj aunanz .


*
Sayfa T
1 Temmuz 1950
T.C.liRAAT BANKASI







BOSTANCIDA
7 Temmuz 1950 akşamına kadar 150 liralık bir hesap açtırmak ve bu parayı 29 Ağustos 1950 akşamına kadar çekmemek lâzımdır. Her 150 lira için, kur’aya ayrı bir iştirak hakkı verilecektir.
- AYDA 10 LİRA TAKSİTLE -
Merinos kumaşından ısmarlama elbise 135 Liradır. Mahmutpaşa, Kapahçarşı kapısı yanında No. 18 ----- SALÂHADDİN KARAKAŞLI ---------

Normal hat ve dekovil malzemesi LOKOMOTİFLER, VAGONLAR BUHAR VE DİZEL LOKOMOTİFLERİ (Dekovil için) DEKOVİL VE NORMAL HAT İÇİN VAGON VE VAGONELER ŞOSE VE ZİRAAT TRAKTÖRLERİ HER NEVİ EKSKAVATÖRLER (Maden ocakları ve diğer işler için)
Komple belge ve fiyat hususunda
Türkiye Umumi Mümessili : GİORGİO GİRAS ÎSTANBUL-GALATA
Taptas Han, No. 19/20 - Telefon : 42764 MÜESSESESİNE MÜRACAAT EDİNİZ.
İzmir Belediye Başkanlığından
1 — 1950 îzmlr Enternasyonal Fuarının muhtelif kısımlarında yapılacak dekoratif elektrik ışıklama ve tesisleri İçin muhtelif ampul ve transformatör ve teferruatı Fuar Müdürlüğündeki şartlaşması gerekince açık eksiltme ile satın alınacaktır. Muhammen bedeli 13189.35 lira ve geçici teminatı 990 liradır. İsteklilerin teminatlarını bcdeliye veznesine yatırarak makbuzları üe ihale tarihi olan 12.7.1950 çarşamba günü saat 11 de encümene başvurmaları.
2 — Fuar sahasında sergi sarayının B ve C paviyonlan ara-
sındaki 400 metrekarelik sahanın kapatılarak pavfyon haline ifrağı Fuar Müdürlüğündeki keşif ve şartlaşması gereğince açık eksiltmeye konulmuştur. Keşif bedeli 20305.19 lira ve geçici teminatı 1520 liradır. İsteklilerin teminatlarını belediye veznesine yatırarak makbuzları ile ihale tarihi olan 12.7.1950 çarşamba günü saat 11 de encümene başvurmaları. (8521)
ÖNSEK DEĞİL

A TEMİZLER!
Çamaşır Makinesi :
Elektrik süpürgesi :
K
450
375
S i T L E
Lira
Lira
SATIŞ
100 lira peşin, ayda 35 lira, on ay
75 lira peşin, ayda 30 lira, on ay
Talıir Han, Galata. Telefon: 44996
VADESİZ TASARRUF HESAPLARI İKRAMİYESİ
30.6.1950 Çekilişinde
Bakırköyiinde (Bahçeli Evlerde) 5 odalı, 1 garajlı ve bodrumunda 2 odası bulunan geniş bahçeli ev, Siirtte 1638 numaralı Bay Salih’e
10.00 liralık ikramiye ile 5 adet 1.000 liralık ikramiye de muhtelif yerlerdeki mevduat sahiplerine çıkmıştır. >8853)

BÎSMtLDE SİLO İNŞAATI YAPTIRILACAK
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünden :
1 — T. M. ofisinin Bismil’de yaptıracağı, 433880.12 Hra keşif tutarlı inşaatı kapalı zarf üstlüyle eksiltmeye çıkarılmıştır.
2 — Eksiltme 12.7.1950 çarşamba günü, saat 15 te Ankara’da Genel Müdürlük binası içinde toplanacak komisyonda yapılacaktır.
3 — Esksiltmeye gireceklerin, tatil günler! hariç olmak üzere, eksiltme gününden üç gün evveline kadar Genel Müdürlüğe yazı ile müracaat ederek yeterlik belgesi almaları lâzımdır. Bu tarihten sonraki müracaatlar nazara alınmıya-caktır.
4 — Eksiltmeye gireceklerin. 939 yılından evvel 100.000 liralık ve bu tarihten sonra da 400.000 liralık bu ayarda betonarme bir inşaatı yapmış ve kati kabulünü yaptırmış olduklarına dslr belge göstermeleri lâzımdır. Yeterlik belgesi verip vermemekte Ofis yetkilidir.
5 — Geçici güvenlik akçesi 22.000 liradır.
6 — Eksiltme evrakı 20 lira karşılığında, Ankara’da Genel Müdürlük Malzeme Müdürlüğünden, İstanbul’da Beşik, taştaki Afyon ve Malzeme İşletmemizden, Diyarbakır’da Bölge Müdürlüğünden alınabilir.
7 — Bu ihaleden doğacak dollAllık resmi, pul masrafı ve sair harçlar müteahhide ait olacaktır.
8 — Ofis 2190 sayılı kamına tâbi olmadığından bu ihaleyi
dilediğine yapıp yapmamakta serbesttir. (8665),
TEMMUZ KARNELERİMİZİN SATIŞI 5 TEMMUZA KADAR DEVAM EDECEKTİR
i
Gazete satan tütüncü dükkânlariyle gazete müvezzilerinden isteyiniz. Bulamazsanız, İdarehanemizden tedarik ediniz.

A
I
1 a • o 7 t

»
J
“YENİ ISTANBU
r.
A
t




”un Renkli ve lenviratlı İLÂN KULELERİ Taksim Meydanında Faaliyete Geçmiştir.
Şehrimiz için hir yenilik olan bu kulelere reklâm vermek istiyorsanız, müsait şartlarımızı öğrenmek için 44756-57 sayılara telefon ediniz. Bir memurumuz, sizi derhal ziyaret ederek, gereken izahatı verir.


YENİ İSTANBUL
1950 Pazar
Temmuz
2 -
•w


Orta mesafeler rekortmenimiz Cahit Önel ve sırıkla yüksek atlama Türkiye rekortmeni Muhiddln Akın, Finlândtyada Pıuıvo Nıırnıl ile beraber Fin şampiyonunun spor malzemesi satan dükkânı önünde. Paavn Nurmi, rekorları ve ağırbaşlılığı lir şöhret yapmış büyük hlr Fin şampiyonu olup, elde ettiği yüksek muvaffakiyetler kendisinin bir çok Fin şehirlerinde heykelinin dikilmesine âmil olmuştur. Şampiyonumuz Cahit öneli 1947 İlkbaharında Helslnklde seyrettikten sonra onun serbest koşu tarzını beğendiğini, yaşının henüz küçük olduğunu, zamanla çok terakki edeceğini ve bu suretle Türkiyenİn İyi hlr eleman kazanacağını söyliyerek kendisine İltifatta bulunmuştur.
YENİ HEYECANLARA DOĞRU
Türkiye - Avusturya atletizm karşılaşması
Umumî vaziyet gözden geçirilecek olursa, durumun lehimize neticelenmesi
mümkün görülebilir
Geçen yılın ağustos ayında îstan-bulda Avusturya İle yaptığımız enternasyonal atletizm karşılaşmasının İki puvan farkla lehimize neticelendiği hatırlardadır. Bu müsabakanın reva nşı bu ay sonunda 29 ve 30 tarihlerinde Viyanada yapılacaktır. Atletlerimiz Avusturya karşılaşmasına ellerinde bulunan bütün imkânları kullanarak hazırlanmaktadırl&r. Kırılan Türkive rekorları ile rekorlar etrafındaki gezintiler bu düşüncelerimizi teyit edecek mahiyettedirler. Atletizm Federasyonu Viyanada yarışacak Türk takımını aşağı yukarı seçmiş ve bir kaç zamandan beri efkârı umumiyeye arzetnıiş bulunmaktadır. Buna rağmen son formlar nazarı itibara alınarak kadronun bazı rötuşlar görmesi icabedecektir. Bu yazımızda atletizm takımımızın bugünkü durumunu objektif biı* şekilde mütalâ-a etmek istiyoruz.
100 ve 200 metre sürat koşulan için Federasyon tarafından şimdilik yalnız Oktay Karakulak seçilmiştir. Geçen hafta İzmirde yapmış olduğu 10,8 ve 22.1 lik dereceleri Oktayın iyi bir durumda olduğunu göstermektedir. Diğer sürat koşucumuz seçilmemiş olmakla beraber bu işin Turhan Tükc-lln omuzlarına yükleneceği kuvvetle tahmin edilebilir. 400 metrede Doğan Acarbay ve Kemal Horolunun. 800 ile 1500 metrelerde Cahit Önel ve Ekrem Koçağın, 5000 ve 10000 metrelerde de Osman Coşgül ve Mustafa Özcamn memleketimizi Viyanada temsil edeceklerine muhakkak nazariyle bakmak yerinde olur. Bu atletlerden Doğan Acarbay bu sene geçen yıla nazaran hayli terakki etmiş, Kemal Horolu düzelme yoluna girmiş. Ekrem Koçağın ilerlemesi küçümBenemiyecek bir mertebeyi bulmuş olup Mustafa özcan da geçen yıldan daha iyi yarışmalar yapacağını vadetmektedir. Osman Coşgül kış aylarındaki formısuz halinden bir hayli sıyrılmış olduğunu 30C»0 metrede geçen hafta yapmış olduğu derecesiyle ispat etmiştir. Ancak 5000 ve 10000 metre koştuktan sonradır kİ, kıymetli şampiyonumuzun geçen senek! formuyla bu seneki durumunu mukayese etmek mümkün olacaktır. Cahit Önel İse İmtihonlannın ağır yükünden bugünlerde kurtulmuş olup kendisinden bu yıl beklediklerimizi bize kısa zamanda verecektir. Orta mesafeler için Turhan Göker yedek olarak seçilmiştir. 400 metrede iki haftadır muvaffakiyetli yarışmalar yaparak şeref listesinde üçüncü dereceyi tutmuş olan Emin Doybağın takıma ithal edilmesi gerek 400 metre-
• *
■v''
Manche Denizini geçmeyi ümit edenler hep beraber antrenman yapıyorlar 'Koldan soğa) İngiliz Rockett; İngiliz Feather; Amerikalı Fraser; Holândalı Van Ryjsel; Arjautbıll Abertondo
nln İyi bir yedek kazanması ve gerekse 4x400 bayrak koşusunun durumu bakımından arlık bir zaruret olmuştur.
4x100 bayrak takımının iki elemanı şimdiden beMı ise de. diğer iki elemanın seçilmesinde tahmini hükümlerden ziyade kronometre neticelerinin esas ittihaz edilmesi gerekmektedir 4x400 takımını seçerken de elde mevcut 5 elemandan 4 ünü iyi bir şekilde tefrik etmek icap edecektir.
400 metre engellide Doğan Acarbay, Kemal Horolu ve AvusturyalI Frıtz a-rasında çok şiddetli bir çekişmenin cereyan edeceği muhakkaktır. 110 engellide İse bizi bu sene de Mustafa Batman ve Erdal Barkay temsil edeceklerdir.
Atmalar için Federasyonun tesbit etmiş olduğu isimler üzerinde bir değişiklik yapmak İcap edeceğini pek zannetmiyoruz. Yalnız çekiç atmada ikinci adamımız olarak Adil Bozdoğan ve Muzaffer İskender arasında henüz bir tercih yapılmış değildir.
Yüksek atlamada Mahir Araş, Hol-yafkin ve Ekrem Aydın bu «enenin en İyi derecelerini yapmışlardır. Aralarından bir tanesi seçilecektir. Üç a-dımda Ömer Özkap baştadır. Geçen hafta lzmlrde 13.99 yapan Tevfik Türel yeni bir isim olmakla beraber bu senenin klasmanında ikinci dereceyi tutmuştur. Uzun allama için Avnl Ak-gün ve Macit Göktürk seçilmişlerken Suphi Uralın önümüzdeki haftalarda ne gibi bir form tutacağı dikkati caliptir. Sırıkla yüksek atlamada Şetvan Toker takım kaptanı Muhiddln Akınla birlikte on iyi elemanlar olarak temayüz etmişlerdir.
Atletlerimizin son durumlarına bu şekilde bir göz attıktan sonra AvusturyalIların geçen seneki durumlarını nazarı itibara alarak bir bilanço yapmak istiyoruz. Geçen yıl onların kazandıkları yarışmalardan 800. 400 engelli. 1x400 ve güllenin bu sene de bizim tarafımızdan kazanılması mümkün olacaktır kanaatindeyiz. Buna mukabil 110 engellide Mustafa Batmana karşı bir defa daha şansını deneyecek olan Fritz bu sefer karşısında 15.5 lik bir Batman bulursa 110 engellinin Viyanada bizim İçin zor yutulur bir lokma olacağını kabul etmek icap edecektir. Bütün bu açıklamalardan sonra umumi tasnifin yirmi sayı farkla lehimize neticelenmesinin mümkün olduğunu söylersek acaba hakikate yaklaşmış olmaz mıyız? Bunun da takdirini sevgili okuyucularımıza bırakıyoruz.


r
nr.
Dün gece yapılan Greko-Romen karşılaşması
Güreş takımım
Gecenin en çetin müsabakasında, Ahmet Şenol, Dünya Greko-Romen Şampiyonu
Simenanien’i ekseriyetle mağlûp etti
Biri Greko-Romen. üçü aorhest olmak üzere şehrimize gelen Finlandiya takımı dün gece Beşiktaş Şeref Stadının yüzme havuzunda iki bin kişiye yaklaşan bir meraklı kütlesi önünde ilk müsabakasını Greko-Romen olarak yaptı.
Saat lam 21.30 da İlk evvelâ miaafir-ler, onları takiben de İstanbul Güreş Kulübü takımı ıinuc çıkarak iınlkı selâmladılar. Mindere çıkan Vali ve Belediye Başkanı Fahreddin Kerim Gokay Finlândiyalılaıo “hoş geldiniz,, demiş ve İstanbul Güreş Kulübü Başkanı Mazhnr Akifoğlu da güzel bir konuşma yaparak seyirciler tarafından şiddetle alkışlanmıştır Mazlıar Akifoğlundan sonra Finlandiya kafile Başkanı du Türklyeye gelmekteki bahtiyarlığım belirtmiştir. Mûtad merasimden sonra güreşlere başlandı.
52 kilo Ali YÜCEL . HAKOLA (Ali Yücel tuşla onlip)
Gecenin ilk müsabakasını Ali Yücel İle Hakola yaptılar. Gonkla beraber Ali Yücel rakibini salt oya aldı, fakat Hakola çevik bir hareketle bu Paltodan kurtuldu, ilk nltı dakikndn AH • Yücel hâkim güreşti. Rakibini «alto ile yenmek azmiyle güreşen AH Yücel nihayet Hakolayı 7 dakika 12 saniyede tuşla mağlup etmeye muvaffak oldu.
57 kilo JOHANSON - Osman ÖZ (Johanson İttifakla galip)
Türk hakemi Kâmilin idare ettiği bu güreşte FinlandiyalI Johanson baştan sona kadar hâkim güreşerek maçı ittifakla kazandı.
62 Idlo Halil KAYA - TALOSELA (Halil Kaya ittifakla galip)
Fİnlandii'nh hakemin idaresinde güreşen Halil Kaya ile Taloscla birbirlerine müsavi güreş çıkardılar, yâlnız son dakikalarda Halil Kaya rnklbini yarım köprüye getirdiği için maçı İttifakla kuzandı.
67 kilo H. SARIÇİÇEK - Haposolmi (Haposelmi ekseriyetle galip)
Türk hakemi Cemalin idaresinde yapılan bu müsabakada Haşan Sarı-çlçok yeni bir Grcko-Romcncl olmasına rağmen Hctposelmiye 2-1 yenildi.
73 kilo Ahmet ŞENOL - Simcnaien (Ahmet Şenol ekseriyetle galip)
FinlandiyalI hakemin idaresinde Greko-Romen dünya şampiyonu Sirne-nanien ile Ahmet Şenol güreştiler. Ahmet Şenol tecrübeli rakibi karşısında güzel bir maç çıkartarak ekseriyetle galip geldi.
79 kilo: Ali ÖZDEMİR - Keusela (Ali Özdomir eksoriyotle galip)
Türk Vefik’in hakemliğinde güreşen Keusela He Ali Özdemlr bütün güreş
Dünya Kupası
Yugoslavya
2-0 mağlûp
Brezilyalılar, üstün bir oyunla maçı kazandılar
Rio de Janeiro 1 (YİRS) — Dünya kupası maçlarında Brezilya milli takımı Yugoslav milli takımını 2-0 mağlûp ederek finale kalmıştır.
Maçın başlamasından evvel stad 142.000 kişiyle dolmuştu. Brezilya takımı kendi sahasında ve kendi seyircileri önünde oynadığından büyük avantaja malikti.
Seyircilerin çılgınca nümayişleriyle şahlanan Brezilya futbolcuları ilk dakikadan itibaren hâkimiyeti ellerine almışlardır.
Galata Gençlik Kulübünden
Kulübümüzün yıllık kongresi 9/7/1950 pazar günü sat 11 de yapılacağından üyelerimizin Galata Tersane Cad. Buğulu sokak (15) No. Iı binada hazır bulunmaları rica olunur.
Walcot galip
Cenevre, 1 A.A. (Afp) — Amerika orta sıklet boksörü Wateot A-mato eski Avrupa şampiyonu Cyrille Dellanoit’yı 10 ravuntt.a sayı hesabiyle mağlup etmiştir.
Bugünkü Atletizm yarışmaları
Bugün İnönü Stadyumunda üçüncü küme Türkiye Atletizm birincilikleri yapılacaktır. Saat 10 da bağlıyacak olan yarışmalarda 100, 200 yüksek, üç adım atlama, 5000 metre rekor denemesi yapılacaktır.


—wr
müddetinse birbirlerine bariz bir hâkimiyet tesis edememesine rağmen çok az hlr üstünlük gösteren Ali öz-demir 2-1 maçı kazandı.
87 kilo: Muharrem Candas - Sappolen (Muharrem Canda) tuğla galip) FinlandiyalI hakem idaresinde güreşen Muharrem Candan gonkla beraber FinlandiyalIyı kafakolla altına alarak 45 saniyede tuşla mağlûp etti.
Ağır: Muzaffer Cotinkaya - Rühimeki (Rühimeki tuşla galip)
Gecenin son müsabakasını Rühimeki ile Muzaffer yaptılar. İlk defa ringe çıkarak bir ecnebi güreşçisi karşısında güreşen Muzaffer, ilk dakikalarda rakibine ezilmemeye muvaffak olduysa da nihayet 9 uncu dakikada rakibinin bir kafakolu He tuşla mağlûp oldu.
0u suretle FinlandiyalIlarla yapılan Greko-Romen güreşleri 5-3 kazanmış olduk.
Bu gece Finlândiynlılnrla yapılacak serbest güreşe takımımız şu kadro ile çıkacaktır.
52 Ahmet Bilek. 57 Nnsuh Akar, 62 Halil Kaya. 67 Servet Meriç, 73 Ahmet Şenol, 79 Hilmi Tafracı. 87 Muharrem Candaş, ağır: Mehmet Çoban.
Vedat ETENSEL
500 yarda yüzmede dünya rekoru kırıldı
New-York, 1 (YİRS) — Yale Ü-nlversitesinln yüzme yıldızı John Marshall serbest yüzmede 8 inci dünya rekorunu kırmıştır. Aslen AvustralyalI olan Marshall 500 yardayı 5 dakika 12 saniyede alarak 1935 te Jack Medlca tarafından tesis olunan rekoru 4 saniyeden az bir zamanda kırmıştır.
Bir dünya rekoru daha kırıldı
Tulare (CalLfornla) 1 (AP) — A-merikalı atlet Bob Mathlas bugün Tularede yapılan atletizm müsabakalarında 3 üncü defa olarak milli dekatlon müsabakasını kazanmış ve aynı zamanda 8.042 puvan yapmak suretiyle 14 yıllık dünya rekorunu kırmıştır. 7.900 puvanlık eski dünya rekoru Berlin Olimpiyadları 11936) sırasında Amerikalı B. Morris tarafından tesis edilmişti.
Bugün Lübnanlılar Vefa ile oynuyorlar
Şehrimizde bulunan Lübnan Raclng takımı bugün Şeref Stadında son maçını Vefaya karşı oynıyacaktır. Saat 18 de başlıyacak olan bu maçı Feridun Kılıç idare edecektir.
Dün yapılan
Moda deniz
yarışları
Organizasyon bozuktu. Müsabakalar, ilân saatinden bir buçuk saat sonra başlıyabildi
Denizcilik Bayramı dolayı-siyle Moda Koyunda tertiplenen deniz varışları şimdiye kadar görülmemiş derecede bozuk bir organizasyonla intizamsızlık içinde tam bir buçuk saat rötarla başlamıştır.
öğleden sonra Galata Rıhtımından kalkan Halep, Sütlüce, Bursa, Bandırma, Tayyar. Bur-gaz. Anafarta ve Trabzon vapurları davetlileri alarak Moda Koyuna hareket etmiştir.
Yarış sahasının motor, sandal. ve deniz manavlariyle dolu olması dolayısiyle saat 15 te İlân edilen deniz cak 90 dakika başlıyabilmiştir. slaatınm burada ması dolayısiyle
bulunan binlerce halk uzaktan temaşa edebilmiş ve kimlerin kazandığını öğrenememiştir. Saatin 18 e yaklaşmasına rağmen düzelmiyen organizasyondan ümitlerini kesen halk sandallara binerek Moda iskelesine çıkmışlar ve oradan evlerine dönmüşlerdir.
Yarışlarda şu neticeler alınmıştır:
Tek çifteler kürek yarışlarında:
1 — Galatasaray. 2 — Taksim.
îkl çifteler kürek yarışlarında:
1 — Taksim, 2 — Demirspor, 3 — Galatasaray.
Yüzme yarışlarında:
1 — İbrahim Sulu (Moda-spor). 2 — Aykut (Modaspor).
Dört tek kürek yarışlarında:
1 sim.
Denizyolları flika yarışlarında:
1 — Denizyollarının 3 numaralı flikası, 2 — Denizyollarının 2 numaralı flikası.
Su üstündeki kayak gösterilerine motor arkasına bağlanan tahtalar üstünde iştirak edilmiş ve bu hareket en heyecanlı gösteri olmuştur.
Sekiz tek kürek yarışlarında:
1 — Taksim, 2 — Beykoz, 3 — Galatasaray.
yarışları gecikme Hoparlör da bozuk
vapurlarda yalnız
an-lle te-ol-
— Galatasaray, 2 — Tak-
Finlere
3 galip
Dünya Kupum maçlarına İştirak etmek üzere Ingiliz
Milli Takını! Londra dan hareket ederken
Hong-Kong. 1 (A P.) — Brezilyada yapılan lngilte-re-Amerlka futbol maçının neticesî Hong-Kong'dakl tn-gllizleri hakikaten şaşırtmış ve üzmüştür. Bugün Associated Press Hong-Kong bürosunda şovie bir sahne-coreyan etmiştir: Telefon acı acı çalmış ve telâşlı bir ses: "Doğru onu...?,, diye Hormuştur. Telefona cevap veren muhabir de o sırada aklında dolaşan meselenin sorulduğunu zannederek: **Yok efendim telâşlanmayın. Amerika He Rusya birbirlerine harp ilân etmediler,, deyince aynı ses: “Yok efendim. Ben size onu sormuyo-
rum. Dünya Fu»hol Kupası turnuvasında Amerikalıların İngiliz takımını yendikleri doğru mu?., diye sualini tekrarlamıştır. Haber teyit edilince: “Bak şu yüzsüz ve cüretkâr Amerikalılara., demiştir.
ingilizler müteessir
Londra, 1 (A.P.) lngıltorcnln dünya futbol şampk yonasında Ameri kaya mağlûp olması dün. Londra ba^ sini spor muharrirlerini ağlatacak bir hale getirmiştir.
Daily Express, birinci sayfasında, “İngiliz sporunun en aşağı noktası,, demektedir.
“iki defa tekerrür etnıiş olan bir
hâdisenin
üçüncüsü muhakkaktır'^


Ingilizlerin şaşkınlık
mağlûbiyeti uyandırdı
tek bir
gös-
c
Sağiç Roger Gobet
binmek üzerine
maçlarına olduğu Takımının Gobet.
diyor, dört seneden gün kapının yanına koyarım. Eve
beri aba gelince
iştiraki sıralarda meşhur hava or-
İsveç’in 3-2 ltalyayı yendiği maçta İtalyan kalecisi Sen t i men ti topu kornere
•VA
A
P A K.5^
■■■■■ı
•î
Fransız Millî T akımının meşhur sağ içi, uçağa binmekten çok çekiniyor
Rio de Janeiro’daki dünya futbol şampiyonluğu bahis mevzuu Fransız Millî snğiçi Roger
duşunun eski bir mensubu olmasına, harp esnasında birçok tehlikeli uçuşlar yapmış bulunmasına rağmen bu defa Rıo’ya uçakla gitmekten imtina etmektedir.
Fransız futbol takımı bütün ida-» recileriyle beraber, hiçbir tereddüt göstermeden tayyare ile yola çıkmaya hazırlanırken. İçlerindeki tek havacının uçağa binmek istememesi herkesi hayrete düşürmüştür. Hele şimdiye kadar, İştirak ettiği memleket dışı maçlar dolayısiyle yaptığı seyahatlerde daima tayyareyi tercih eden Gabel’ın bu kaprisinin sebebini arayanlar her işde olduğu gibi bunda da bir “Kadın parmağı,, görüyorlar ve “bir daha tayyareye binmi-veceğine karısının başı üstüne yemin etmiştir., diyorlar.
Fakat güzel olduğu kadar sevimli ve munis bir kadın olan Madam Gabet bu ithamı bütün kuvvetiyle reddetmektedir:
“Roger kadın sözlyle hareket edecek erkeklerden değildir. Ona tek bir defa olsun söz geçirebildiğimi hatırlamıyorum., ve misal olarak da yemek odasının yeni cilâlanmış ve pırıl pırıl parlayan parkelerini tererek:
“Bakınız, evliyiz. Her terliklerini
kunduralarını çıkarıp odaya terlikle girmesini rica ederim. Ne mümkün.. Tozlu, hattâ çamurlu pabuçlariyle paldır küldür girer ve bu canım parkeleri berbat eder.,,
Roger Gabet yüzüne karşı ve sır saklamasını pek bilmeyen gazeteciler önünde söylenen bu ağır sözleri sahte bir hiddetle dinliyordu. Fakat karısı, aldırmıyarak devam etti:
‘ İnatçılığına da inatçıdır, hani



“Şunu yapacağım veya yapmıyaca-ğım.. diye bir kere tutturdu muydu artık kararını değiştirebilirsen değiştir. Eskiden ne kadar tiryaki olduğunu bilirsiniz. Günde üç bazan da dört paket slgare İçerdi. Günün birinde ne olmuşsa olmuş, artık sigaraya el sürmemeyi kararlaştırmıştı. O gün bugündür ağzına sigara da koymadı..,
O halde neden tayyareye istemiyor? Birçok ısrarlar
bunun sırrını Gabet’ln ağzından almak mümkün olmuştur.
Fransız Millî Takımının sağiçinde sık sık göstermekten hoşlanmadığı bir fotoğraf var. Bir maç neticesinde habersiz olarak alman bu fotoğrafta üç kişi görünüyor: Milo Borgiorni, Marcel Cerdan ve Roger Gabet. Bilindiği gibi Milo, Torino takımım taşıyan Supergo'da yere düşüp parçalanan uçakta İdi ve bu uçak kazası neticesinde 1 mayıs 1949 da öldü.
Cerdan da geçen sene ekim ayında Asor adalarında 34 kişinin ölümüne sebep olan tayyare kazasına kurban gitmiştir.
İnsan ne kadar da gözü pek olsa, gerek harpte gerekse sulhta hava yolculuğuna ne kadar da alışmış bulunsa ve öyle olur olmaz hurafelere kıılak asmadığını ne kadar iddia etse, ana lisanında “îki defa tekerrür eden hâdisenin üçüncüsü de muhakkaktır.. mânasına gelen bir atalar sözü olunca ister istemez içine bir kuşku girer.
Hayatını mahvetmekten.se mesleğinden olman daha akıl kârı telâkki eden Roger Gabet: “Bu vaziyette artık uçakla seyahat edemem,, diyor. Neme lâzım?
KinıbHır. bizden olsaydı belki şöyle derdi: “Ne şeytanı gör, ne salâ-vat getir!,.
Çeviren: Necdet SEIJKNER



•’H* .♦‘i

Comments (0)