21 Temmuz 1950 — Cuma
YEN t YENİ YENİ YENİ YENİ
iyor
75.000 Hl|Wağıt ıvor liî®taû-ıt ıvor IhMing ıt iyor lh^^ığıt tynr
75.000 lira Karıtıvor
SİYASÎ İKTİSADÎ, MÜSTAKİL • W
Yrf 1 — Sayı 233 — 10 kuruş
TmI« ert*n: Hnhlb F.dlb - TÖREHAN
A banar Türkiye İçin seneliği 32, elh aylığı 17, üç aylığı 9 liradır. Rarle memleketler iki misildir.
hânlar t 8 ncı sayfada santimetresi 1 Hradır. tlAntardan hiçbir mesuliyet kabul edilmez.
Beyoğlu - Müellif Caddesi 6-8 — Posta Kutusu : 447 - İstanbul
Telefon : 44756 - 44757 Santral — Telgraf Adresi : Hetlo. İstanbul
... .........— -- . .. | ■ —■ ■ ■ ....... ■ , - , ■ „ ■ ■ —«
tç politika
Devlet ve devletçilik
Ualk Partisinin hasını, snn zaman-■■ tarda, devletçilik konusunu daha büyük bir ısrarla ele almış bulunmaktadır. tlerlya sürülen fikirler, Şimdiye değin bildiklerimizin aynıdır. Bunlara şöyle böyle bir göz gezdirmek faydasız sayılamaz:
Parti Heri gelenlerinin fikirlerine göre devletçiliğin Türkiyeye sayısız faydAİnrı dokunmuştur:
1 — Bütün çağdaş milletler gibi biz de. ufak bir ölçüde olsa hile, sanayi hayatına girmişizdir.
2 — Başka milletler, nogyal dâvaların çıkmazlarında çırpınırlarken, biz devletçilik polİtikaslyle, hu karışık dâvaları, hiçbir sızıltıya meydan ▼ermeden çözmek İmkânlarını elde etmişizdir. Bu karanlık fikri biraz aydınlatmak lâzımdır. İş hayatının doğurduğu Öyle meseleler vardır kl. biz bunları, ancak, devletçilik yolıı He önleyebilirmişiz!
8 — Devletçilik politikasının hayır, lı(T) bir neticesi olarak devlet İşletmelerinde 5 milyar Türk lirasına yakın bîr milli sermaye birikmiştir!
4 — Devlet kendi işletmelerinden kazandığı para İle bütçemizin deliklerini kapamış ve bu suretle halkımızı yeni vergilerin yükünden(î) kurtarmıştır ( T).
5 — Devletçiliğin tasfiyesi, bütçe açıklarını genişletecek ve bu yüzden bütün vergi sistemimiz altüst ola-çaktır. Türk Milleti de bundan çok büyük »rarlar görecektir.
Devletçilik politikacılarının İleriye gürdhklcri bir takım görüşler ve İddialar daha vardır ki, ehemmiyet bakımından İkinci, üçüncü plâna girdikleri için, münakaşaları bizi, şimdilik, ilgilendirmemektedir. Görülüyor kİ. Cumhuriyet Halk Partisi, en kudretli günlerinde olduğu gibi. bugün de, devletçilik politikasını, memleketimiz İçin, tek bir kurtuluş yolu olarak düşünmektedir. Biz, bir şey başarabilIr-•ek yalnız ve yalnız devletçilik politikasıyla başarabiliriz! Bizim İçin bundan başka bir kalkınma yolu yoktur. Acaba öyle midir?
Avrupa sanayiinin kuruluş terziyle bizim devlet sanayiimizin kuruluşu a-daeında, sanavi İslerinden hiç anlamayanları bile hayrette bırakacak kadar Ölçüsüz farklar vardır, tik başlangıçlarında Avrupa sanayiinin en çok ehemmiyet verdiği şey, ham madde kaynaklarına ve taşıma yollarına yakınlık meselesi olmuştur. Demek oluyor kl. İlk önce düşünülen şey maliyettir. Halbuki, bizde devletçilik politikasının ilk düşündüğü şey fabrika kurmaktır. Maliyetin, ham madde kaynaklan ve taşıma yolları yakınlığının ehemmiyeti yoktur. Çünkü. bunları, gümrük duvarları yükseltilince, Türk vatandaştan ödeyeceklerdir. Hattâ devletçi hükümetler, bizim ha fedakârlığa sevo^sevo katlanacağımızı, nedense, kabul etmişlerdir. Her Türk büyük milli amaçlar uğrunda elbette geniş bir fedakârlık göstermesini her zaman bilmiştir. Fakat baştan başa yanlış görüşleri, her ne pahasına olursa olsun desteklemek fedakârlık çerçevesine sığan bir şey değildir ve buna fedakârlık adı da verilemez. Her memleket.
- sanayi hayatına girerken, ilkönce, ham madde kaynaklarını düşünmüş, yollarını hesaplamış, köy İstihsalini de ona göre âyarianıaya çalcşmıştır. Halbuki. Avrupa ölçüsünde kurduğumuzu söylediğimiz fabrikaların İpliğine vanneaja kadar ham maddeleri, ehemmiyetli miktarda, dışarıdan gelmektedir. Dışarıdan gelmektedir, cümlesi üzerinde biraz durmak lâzımdır. Dışarıdan gelen her şey, biliyorsunuz, dövizle ödenir. Bizim başlıca döviz kaynağımız ise toprak ürünleridir. Demek oluyor kl. zaten arka arkaya gelen harplerle bitkin ve yorgun düşmüş köyümüz, çok kere yiyecek ekmek bulamazken üstelik devletçilik denemelerimizin^ ağır yükünü de cırtlanmak zorunda kalmıştır. Biz, devlet fabrlkalarlyle sosyal dâvaları önlemek şöyle dursun, yeni yeni sosyal dâvalar yaratmışızdır. Bizim Avrupa ölçüsünde sanayimiz yoktu kl. iş hayatiyle ilgili sosyal dâvalarımız olsun. Böyle bir İddia, nihayet, tuhaf bir kuruntudan başka bir şey değildir. Sanaylslz bir memlekette en yüksek sana> ili memleketlerin karışık İş dâvaları nasıl olabilir ve biz bu olmayan şeyleri önlemek İçin fabrika kurduğumuzu nasıl söyleyebiliriz?
Devletçilik politikasının yardınıly-le biriken 5 milyarlık milli sermaye» üstünkörü düşünenlere, büyük bir ha- | şan tesirini yapabilir. Fakat hu paranın iş hayatından devlet İşletmelerine geçtiğini düşünürsek, münakaşamızın konusu kendiliğinden değişmiş olur. İki milyar lirayı bulan devlet borçlarını da buna katarsak. İstihsal piyasamızda tam 7 milyar liraya yakın bir paranın eksildiğini anlamış olmakta herhalde çok gecikmiş olmayız. Devletin vazifesi, bütün rekabeti ortadan kaldırarak milyarlarca sermaye ile çalışan bir kapitalist olmak değildir. Ama devlet bu kazancını bütçe açıklarını kapatmak İçin kıılta-nıyorıııuş. Olabilir. Devlet kapitalist-ligi başka, bütçe açıklarının vergilerle kapatılması da gene çok başka bir şeydir. Fiyat kontrolü devletin başlıca kamu hizmetlerinden biridir. Fakat devlet, paraya İhtiyacım var. diye nasıl olur da fabrikalarında yaptığı şeylere düşünmeden yüzde 10. 20, 80., hattâ 100 zam yapabilir? Doğrusunu İsterseniz böyle bir maliye politikası Sultan İbrahim devrinin maliye politikasına çok benzer. Biz devleti vatandaşın yolunu kesen ve keseelnl boşaltan bir teşkilât halinde görmek istemeyiz.
Anayasa, devlete olduğu gibi, va farulaşa da helHbaşlı haklar ve yetkiler vermiştir. Devlet, derlediği vergileri, dilediği glhl ıleğll, yalnız kanun çerçevesi İçinde harcayabilir. Hele bu vergiler, vatandaşın hürriyet haklarını birer birer boğmak İçin hiçbir Suretle kullanılamaz. Çevresini bir yağ İrkesi gibi genişlettikçe genişleten devletçilik, kuvvetli bir devlet ka-pitalistHğl kurmakla Türk vatandaşını devlet kölesi hallııe getirmiştir. Hür Türk Ülkesinde kölelik İdeolojisinin yeri joktur arlık...
M. NERMİ
Koreye •evkedllecck Amerikan kıtaları, Japonyadaki bir hava üssünde
Mac Arthur vaziyetten memnun
Komünistler, Korede zafere
ulaşmak ihtimalini kaybetti
Japonyadan süratle getirtilen kuvvetler,
Kore’nin istilâ tehlikesini
önlemişlerdir

Yüksek Askerî Şûra
Ankarada toplandı
Şûra, tasarruf ve subay kadrosunda daraltma ile askerlik müddetinde indirme mevzularını inceliyecek
Ankara 20 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Yüksek Askerî Şûra, bugün MilH Savunma Bakanının başkanlığında toplantılarına başlamıştır. Genelkurmay Başkanı İle Yüksek Komuta Heyeti üyelerinin da İştirak ettig*l bu toplantıda millî savunma masraflarında yapılması kararlaşan tasarruflarla askerlik müddetinin İndirilmesi, subay kadrosunda derpiş adilen daraltmalar, yedek subayların kıta hizmetlerinin indirilebilmesi İçin Hükümete verilen salahiyetler ve bütün bu meselelerin tamamen teknik ma-
hlyette olan teferruatı etraflı şekilde İncelenerek ra ra varılacaktır.
Yalovadakl son İçtlmada Hükümetin bütün



ka-
bu mevzulardaki tasavvurları etraflyle ortaya konduğu İçin Askeri Şfrra bu meseleleri tatbikat bakımından ele alarak yeni esaslara bağlıyacaktır.
Toplantıların bir haftadan fazla süreceği zannedilmektedir. Neticede bir tebliğ neşredilmesi ihtimali vardır.


Hacılara döviz
temin edilecek
Marffiıerit* Hlggins
elemektedir man) Han Neh. , bütün Cenup
Kore muhabirimiz
cepheden niçin
uzaklaştırıldı ?
VValker, bu-Tribüne ga-Margüerite bölgesinden
"Bıı harp, kadınların cephede serbestçe dolaşabilecekleri cinsten değildir”
(Koredekl Amerikan kuvvetleriyle birlikte) U. P 17:
8 inci Amerikan ordusu komutanı Korgeneral Walton H. gün, New-York Herald zetesl muhabiri Bayan Higgins'ln, Kore harp
çıkan İmasını emretmiştir.
Koredekl Amerikan Genci Karargâhından verilen emre göre Bayan Higgins derhal cephe gerisine alınarak ve oradan Japonyaya sevkedile-cektir.
Tokyodakl Genel Karargâh sözcü, sü. General Walker tarafından verilen bu emrin, Bayan Higgıns’in şah-aına matuf olmayıp, cephe gerisinde tutularak olan hastabakıcılardan başka, bütün Amerikalı kadınların, Koredcn çıkarılması için alınmış u-mumî karana Icabatındandır. Sözcü:
“— Bu harp, kadınların cephe boyunca dolaşabilecekleri cinsten değildir,, demiştir.
A. F. Ajansı, Koreden telefon eden Bayan Higgina’irı, çıknrrna emrini teyid ettiğini bildirmiştir.
Bayan Hlggins;
u— Şimdi General VValker’ln karargâhına giderek, kendisini usulü derecesinde akredite bir gazete muhabiri sıfatlyle burada herhangi bir kadın olarak değil, gazete muhabiri olarak bulunduğum hususunda Iknaa çalışacağım ve herhangi diğer bir muhabirin cepheye gitmesine müsaade edildiği müddetçe, gazetemin de cephede muhabir bulundurmak hakkına malik olacağım söyllyeceğim,, demiştir.
3 ncü Nfn fanımla kore muhabirimizin mektubunu okuj unuz.
Tokyo. 20 (AP) — General McArthur buglln, komünistlerin Kore’de zafere ulaşmak ihtimalini artık kaybetmiş olduklarını söylemiştir.
Özel bir tebliğde. Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin Genel Komutanı, "Cenubî Korede. Amerikan 8 inci ordusuna ait olan birliklerin mevzi almaları ve harbin birinci safhası sona ermiş ve bununla beraber de, komünistlerin zafer ümit ve ihtimalleri de sonb ulmı^’ ır
Tebliğ, “Onlar • rinl geçtikten s(
Kore’yi İstilâ edebilirlerdi. Fakat, sekizinci ordunun bnvük bir süratle Japonyadan gelere.c mevzllenmesl bu ihtimali artık ortadan kaldırmıştır., diye devam etmektedir.
Kore’de bir hava üssü 20 A A. (Reuter) — Taejon alevler İçinde yanmaktadır. Amerikan avcı uçakları pilotları batı cephesinde düşmana yaptıkları taarruzdan bugün döndükleri vakit Taejon’un yanmakta olduğunu bildirmişlerdir.
VVashlngton 20 A.A. (Afp) — Dün 80 Kuzey Kore uçağı tahrip edilmiştir. Her ne kadar Savunma Bakanlığı günün erken saatinde 45 uçağın tahrip edildiğini bildirmişse de A-merika Amiralliği uçuklarının, 38 İnci arz dairesinin 200 km. kuzeyinde ar bulunan Yompo hava alanında 15 uçak daha tahrip ettiklerini ilâve etmiştir.
Tokyo 20 A A. (Afp) — General Mac Arthur karargâhı, komünist topçu atışları üzerine alevler İçinde kalan binalar arasında, vahşlyane sokak savaşlarından sonra şehrinin sükut ettiğini teyid tir.
Son Amerikan kuvvetleri vakti şehri te/lcetmlşlerdlr. Taejon naatl tahliye edildi ?
Tokyo 20 (YÎRS) — Kuzey Kore kuvvetleri Taejon’u cebri hücumla zaptetmişlerdir. Şehri sonuna kadar müdafaa eden 24 üncü Amerikan tümeni. Taejon'un güneyinde yeni bir hatta çekilmeye mecbur olmuştur.
Taejon muharebesi çok şiddetli olmuştur. Komünistler şehri evvelâ kuşatmışlar ve sonra fasılalarla hücuma geçmişlerdir. Amerikan birlikleri ve bilhassa 34 üncü Amerikan piyade alayı, şiddetle mukavemet ettikten sonra, kuşatmayı yararak kurtulmuşlardır. Şehirde mahsur kalan bazı birlikleri kurtarmak için, Amerikalılar, her çareye baş vurarak tekrar şehre girmişler ve bir kısım mahsurları geri çekmeye muvaffak olmuşlardır.
24 Üncü tümen komutanı kayıp
24 üncü Amerikan tümen komutanı Tümgeneral wllllam F. Dean’ın kaybolduğu bildirilmektedir. Generali son görenler, bir düşman tankının imhasiyle meşgul olduğunu söylüyorlar.
Y eni tanksavar tüfekleri tesir etmeye başladı
Amerikan piyadesi elindeki eski tanksavar tüfekler, Rus yapısı komünist tanklara tesir edemiyordu. Şimdi tevzi edilen yeni "Üstün Bazukalar,, cephede, derhal tesirini göstermeye başlamıştır. Dün. yeni sllâhlnrla mücehhez bir birliğe hücum eden dokuz tanktan hepsi kısa zamanda tahrip edilmiştir.
Maliye Bakanı: “Hacra gideceklere kolaylık gösterilecek” diyor
Bursa, 20 (A.A.) — Bayram münasebetiyle «ehrimlze gelmiş vs burada kaldığı günlerde Bursa milletvekili sı-fatlyle tetkiklerde bulunmuş olan Maliye Bakanı Halil Ayan, Karaköy üzerinden Ankeraya dönmek üzere o-tobüsla Burmadan aynlmıetır.
Maliye Bakanı Halil Ayan, hareketi esnasında bu yıl hacılara verilecek döviz ve hac seferleri etrafında Anadolu Ajansı muhabirine eu beyanatta bulunmuştur:
"Hac farizasını eda etmek içtn gidecek olan vatandaşlara gerekil kolaylıkları göstermek, ve vatandaşlarımızı karışık kombinezonlardan korumak için hükÛDTPt hassasiyetle çalışın aktadır. Bu maksatla bayramdan evvel alâkalı Bakanlıkların mümessillerinden müteşekkil bir komisyon kurulmuş ve bu komisyon Hicaza mal ihraç eimek suretiyle yapılacak bir kombinezon üzerinde incelemelerde bıılunmTişTiır. KofrfTsytın ba‘/Frimdnn sonra da mesaisine devam ederek bu mevzuu kesin bir karara bağlıyacaktır. Geçen yıl hacca gidenlerin sayısına bakarak denilebilir ki. bu maksatla 7 milyon Hra kadar bir para tahsis etmek icap etmektedir. Her hacının 1000 Ura yol masrafı olduğu düşünülür ve beraberinde de 1000 Hra götürmesi İktiza ettiği hesap edilirse döviz olarak ne büyük hir yükün altına girildiği açıkça görülür. Bu sebeple hiç olmazsa yol masraflarının memlekette kalmasını temin maksadiyle Devlet Denizyolları ve kısmen de Devlet Havayollarının hacı nakli He meşgul olması noktası ürerinde karar kılmaktayız. Şurasını da belirtmek lâzımdır ki. hükümet hacca gidecekler İçin bütün kolaylıkları sağlamak azmindedir.”
r
t •

Taejon etmiş-
şafak
Tarsus vapuru dün geldi
Tartma vapuru Akftanlz.de yaptığı turistik seferden dün & I turist olmak üzere 202 yolcu He limanımı» gelmiştir. Yukarıdaki resimde gemi, Hisarlar önünden geçerken görülmektedir. (Yazısı 2 nci nahif ede.)
Belçika Kıralı Leopoid memleketine döııüyor
Kıral, 6 senelik ayrılıktan sonra nihayet cumartesi günü Belçikaya avdet edecek
r

1

Hür memleketlere yeni Amerikan yardımı
Amerika, hür memleketlere I.222.5OO.OOO dolarlık askeri yardım malzemesi gönderiyor




1
Brüksel, 20 (YÎRS> — Kıral Leo-poldun avdetini temin etmek üzere kendi hnkkındakl tahttan İndirme kararını iptal İçin beraberce toplanan her İki Meclis son derece şiddetli müzakerelere sahne olmuştur ve aşağıdaki rey neticesinde Kıra) Leopoid’ un avdeti kararlaşmıştır. 198 avdet lehinde, 189 avdet aleyhinde olduklarını göstermek için Meclis salonunu terkedenler, 1 müstenkif avdet aleyhtarı olan Sosyalist Partisi umumî grev ilân etmek tehdidini geri almamıştır.
Sosyalist lider Spaak rey verileceği esnada arkadaştariyle birlikte salonu terketmezden önce Katolik Partisinin liderine hitaben şu sözleri söylemiştir:
‘'Tarihin kaydettiği en tehlikeli ve en çok felâket getirici karan tek ba-
şınıza kendiniz alınız. Kıral, yabm bir parti tarafından geri çağrılmaktadır. Hem de korkunç bir muhalefet ve bölünme havası İçinde g*ri çağrılmaktadır. işte bu mesuliyeti sizin yüklenmeniz lâzımdır..,
Her iki Meclisin İçtimain» riyaset eden ve Katolik Partisinin mensubu bulunan Cauwelaert, kendisinin Senato reisi Struya ile Cenevreye giderek her İki Meclisin müşterek kararını kendine bildireceklerini ve bu suretle kendisini Belçlkaya dâvet edeceklerini bildirmiştir. Bu esnada Kıral Leopold’un îsvlçredekl İkametgâhında seyahat hazırlıkları hususunda büyük bir ketumiyet inektedir. Söylendiğine göre Bnlçlkaya cumartesi günü avdet edecektir.
‘ . bü-muhafaza edll-Kıral
Türkiyeye yardıma devam edilecek
Washington 20 (APı — Bs-şk&n Tru-manın “acele harekete geçilmeni., talebine uyan Mümessiller Meclisi dün. komünizmle mücadelelerinde hür devletlere yardım edilmesi mnksadlylo askeri malzeme gönderilebllmesi için. 1.222.500.000 dolarlık yeni bir tahsisat kabul etmiştir.
Bu miktar takriben f37.000.000 Ingiliz lirasına tekabül etmektedir.
Bu tahsisat He, müşterek müdafaa plâniyle birbirlerine bağlanmış otan Şimal Atlantik Paktı devletlerine ikinci sene askerî yardımının yapılması bilecektir.
Aynı zamanda. Uzakdoğunun karışıklık merkezlerine de yardım yapıla-nRğtanmıştır.
Başkan Kongreye göndermiş olduğu nıeaniında, şimdi kabul edilmiş otan tahsisata zamimoten. Batı Avrupanın sllâhlnnnıaaı İçin, bir milyar dolarlık yeni bir tahsisat isteyeceğini belirtmiştir.
Ayan Meclisi tarafından da kabul a-
w
dilmiş olan tasarı imza için Beyaz Saraya gönderilmiştir ve bundan sonra kanun kuvvetini ihraz edecektir.
Ayan Meclisinde, tasarı bir tek muhalif reye karşı 359 rey İle kabul e-dllmlçtlr. Muhalif rey veren, New-York’taki Amerikan İşçi Partisinin mebusu Vlto Marcantlano idi,
VVashlngton, 20 A A. (AFP) — W», shingtonıın İyi haber alan çevrelerinde hâlen askeri yardım programından faydalanmıynn bazı memleketlerine yakında Amerikan silâhları gönderilmesi beklenmektedir. Sanıldığına göre. bunlar coğrafi durumları Birleşik Amerika için stratejik bir ehemmiyet arşeden memleketler bilhassa: îriân da. İspanya, İsrail ve ortadoğudakl bazı Arap memleketleridir.
Bilindiği gibi. Atlantik Paktı memleketleri dışında Yunanistan. Tıirkl ye, lrnn, Fillpintar ve Güney Koreyc hâlen Askeri Yardım Programı çerçevesi dahilinde Amerikan silâhları verilmektedir.
• •
4 sayfalık ilâvemizi müvezzilerden isteyiniz
YENİ İSTANBUL Bugün 12 sayfadır
75.000 liralık Eşya Kuramızın kuponlarını bugün neşre başladık
sayfalık ilâvemizde bu büyük kurada dağıtılacak hediyelerin listesiyle kuranın nasıl çekileceğine dair geniş İzahat vardır.
Menemende Sakalışerlfl cami cami gezdirdiler (Gazeteler)
Mürteci — Ehh, sakalı ele ahlıK.

Sayfa 1
21 Temmuz 1956
■ W
YENİ İSTANBUL
Sergi köşesi ı
Tekelin mantarları
Meriçintaşmalarını önlemek için
“Tarsus,, vapuru dün
Bir akşam yemeği ve bir sanatkâr sesi — Vapur kamarasında bulduğumuz portakal ve altıntop küfesi — Hamidiye suyu ile banyo— Fena tarife, fena kumanya — Gölde yüzer gibi — Mersin açıklarında — Yanda bırakılmış inşaat şehri —Şeddâdî bir bina ve birinci kısmın sonu
fiECE yansından sonra kalkan U trenlere, vapurlara binmek eğlence yerleri olan bir büyük eehirde ’ düşünülecek İşlerden değildir. Alanyada ne yapar, vaktinizi nerede, nasıl geçirirsiniz? Her taraf kapanmış, kasabanın âdeta kanı, canı çekilerek vücudu soğumuş, donmuştur. Fakat bizim için öyle olmadı. Dokuz saat süren hemen hemen fasılasız bir yürüyüp koşma, tırmanıp İnme, sallanıp sarsılma, tanışıp konuşma sonunda yorgun argın, ter ve toza batmış, gördüğümüz güzel manzaralar ve sıcak kabulden heyecanlı, bir sandal gezintisini müteakip gurup vakti karaya ayak basınca otomobile girdik, bahçeler arasındaki köşklerden birinin önünde indik.
Burası Ahmet Beyin evidir; üst katta — azıcık uyku kestirmemiz İçin— dolu kolonya şişesine kadar hiç eksiği olmayan mükellef bir yatak odasını hazır bulduk; şöyle, kısa bir müddet dinlendik. Galiba mek miktarı dalmışım da... Odadan çıkınca salondaki yemek masası donanmış, yüze güler ve davet eder halde idi. Ev sahibi çok anlayışlı bir gençtir, dememiş miydim? Sofrada aile erkânından başkası yok. Demin beraber gezindiğimiz, tanışmaktan zevk duyduğumuz muhtelif partiden muhterem zevatı mecliste göremediğime üzüldüm ama düşündüm ki, uykuya bir dalabilir, tâ vapur saatinde uyanabilirdim; vaziyet tuhaf olabilirdi.
Açılmış, kendimi toparlamıştım. Hattâ bu masa başında Alanyanın dağ türkülerini en güzel sesinden dinlemek fırsatı zuhur etti. Acaba bu ses, îs-tanbulun çalgılı gazinolarına girse, ne kazandırır? Şu var ki, AJanyalı sanatkâr bütün teklifleri reddetmiş; o, iyi bir avcıdır; Toroslarda geyik avlar; ormanlara ve doğup büyüdüğü havaliye âşıktır; sazı boynunda, tüfeği elinde o dağ senin, bu orman benim, dolaşmak... Bundan ayrılamıyor.
Nihayet vapur limana girmiş kİ, gelip bizi aldılar. Liman diyorum ama lâf ola. Vapurlar açıkta demirler; kışın, fırtınalı havalarda portakal ve muz sandıklan denize yuvarlanır; yükleme İşi işkencedir, binmek de aynı şey. Bereket bu gece bayrak oynamıyor; sular hakikî bir liman içi kadar durgun, dinlenmiş, âdeta erik peltesi gibi koyulaşıp kaymak bağlamış. "Erzurum,, un merdivenine rahatça yanaştık; sendelemeden yukarıya çıktık; üst güvertede önceden tutulmuş lüks sınıfından daracık kamaramıza girdik; An-talyada bıraktığımız bavullan-mızı sıralanmış bulduk. Aynca
bir küfe de duruyor: İçi Valan-siya cinsi portakallar ve en sulu altıntop yani greypfrut’lerle dolu. Bavulları getiren AlanyalI kıymetli dostuma ve meyvalan yollayan Antalyadaki kibar zata teşekkür ederim.
Kamaramız fena değil; lâkin banyo dairesi bu kamaranın üç misli genişliğinde; suyu da kaynayor. Ylanız o mu? Bu su — saçlarımızı ipek gibi yumuşatmasına şaşarak sonradan sormuştum — lstanbulun Hamidiye çeşmesinden doldurulmuş imiş. Âlâ! Fakat kötüsü şu: Mutfak yağını da îstanbuldakl Denizyolİan Kooperatifinden doldurmuşlar, kötü, bayat, kokulu bir Urfa yağı... Hele pilâvda kendini bir belli ediyor ki... Vapurun uğradığı iskelelerde mevsim münasebetiyle tereyağının enfesi mevcut, peynirin de... Lâkin nizamname kumanyanın ille kooperatiften teminini emretmektedir. Binaenaleyh depolarda yıllanmış berbat yağa ve tenekelerde durmaktan alçı-laşmış şap tuzluluğunda beyaz peynire yatıyoruz. Ey bize portakal yollayan dost, Allah senden razı olsun! O zehirlerin panzehiri ancak senin Antalyada bin ihtimamla yetiştirdiğin lâtif meyvalar olabilirdi; ellerim ikide bir küfeye dalıyordu.
Doğrusunu isterseniz — er-kân ve müstahdeminin âzami nezaketini övdükten sonra — bulunduğumuz asırda böyle bir vapur seyahatinin ancak pek zor durumda kalmadıkça göze alınamayacağı muhakkaktır. Karadeniz boyu gidenlerde yolcu fazlalığından, Akdenizdekinde ise kıtlığından sıkılıyorsunuz. Son haberlere göre İskenderun hattında sürat postalan konulmak, doğru seferler yapılmak, yeni vapurlar ayrılmak suretiyle yenilikler başlamış. Korkanın ki rağbetsizlikten vazgeçmeye mecbur olmayalım.
Suların rengi, bundan önceki yazımda anlatamadığımı itiraf ettiğim güzellikte sürüp gidiyor. Boğaziçinde imişiz gibi kıyı kıyı yol alıyoruz. Çoğunda eski korsan yatağı bir hisar harabesi göze çarpan burunlar, girintili, çıkıntılı arazi avutucu değil; boş mu boş. Gelegele Anamur'u bulduk; ıssız ve ağaçsız yavan bir yer. Onun karşısında demirledik, bütün bir İkindiyi öylece, sanki makineler bir ânza yap-mışcasına bekledik. Niçin bekliyoruz? Mersin'e yann sabah varmak için. Aynı şevi orada da yapacağız, tamamı tamamına bir gün oturacağız; İskenderun’a ertesi sabah varalım diye!
Aksine on, on iki saat beklemesi, yolcularına gezmek fırsatı vermesi lâzım gelen Alanya-
dâ, hem de gece yansından sonra olmak şartiyle bir saatçik ya durduk, ya durmadık. Ne turistik, ne ticari hiç bir mâna ve düşünceye dayanmayan bir tari-fç... Kalem odası, kalem efendisi tarifesi. Bu sebeplerdendir kİ meselâ Alanyava kimse uğramıyor; Antalvaya karadan geliniyor. Hattâ iki şehir, mevvala-nnın çoğunu otobüslerle karâ yolundan İçeriye sevkedivor. Şüphe yok, biz son asırlarda deniz vasıtasından hemen hemen hiç faydalanmamış, denize küskün bir millet olmuştuk. Şimdi yola geliyoruz; hem demlryolla-nmizdan daha hızlı bir gelişme ile.
Şartlar pek modern de olmasa şu deniz yolculuğumun dinlendirici tesirinden, denizin şiirinden, karşılaştığım nazik muameleden memnunum. Sabahlar nefisti, akşamlar fevkalâde... öğle ve ikindi üzerlerinin de bir hoşluğu vardı; geceler lee bütün o güzelliklerin üstüne kuş oturtuyordu. En ufak bir sarsıntı geçirmedik; gölde yüzdük, sanki.
Ve bir seher vakti, sağanaklar altında Mersin belirdi. Er-
zurum
süvarisi sahile
fazla
sokulması, hattâ Antalyanm rıhtımına bile vapurunu yanaştırması ile şöhret bulmuş olmasına ve burada da başka gemilere meydan okumasına rağmen çaresiz açıkta demir attı. Şehre ulaşmak için hemen hemen Köprü - Kadıköy arası kadar motör veya sandal seferi yapacağız. Meşhur Mersin limanı bu haldedir, işte!
Zaten, yanıbaşmdakl İskenderun modern tesisli bir tahliye limanı olduktan sonra, Mersin şaşalamış, ikbalden düşmek üzere. Yağmur kesilip de yemekten sonra karaya çıktığım ve dolaşmaya başladığım zaman ikmal edilmeden yanda bırakılmış bi-nalann çokluğuna pek şaştım. Diyebilirim ki bu derece nâ tamam bina bolluğunu başka hiç bir şehirde ve diyarda görmemiştim. Asıl şaştığım Halkevi binası oldu; filvaki onu bitirmişlerdi; lâkin içini ne ile, nasıl dolduracaklarını hesap etmemişlerdi. Galiba Türkivenin sayılı büyük binalanndan biri de Mersin Halkevidir; Mersine değil, yedi vilâyete çok gelir. Umumî heyetini objektife sığdırmaklığım için denize yarım mil açılmaklığım lâzım. Sahilden epeyce geride bulunmakla beraber nh-tımm son kertesine kadar çekildim, ancak üçte birini zapta muvaffak olmuşum. Dolmabahçe Sarayından nümune nümâ-yi-dünbelek şeddadî bir bina!
Evliya Çelebi usulünce katla-nnı, odalarını merdiven basamaklarını saymaya kalkışsa
Geçenlerde, burada Tekelin yeni likör deatiterinden ve pö-•elMklerinden takdirle boheet-mijfim. Doğrusu imrendim ve birka( tane aldım Fakat eaval-hlardan ikisinin boyunları kırv kverdi. Cinayet, pardon hâdise, mantarlarını açarken oldu.
Biz bir şey yaparken tam yapamıyorum. Muhakkak bir tarafında noksan bırakıyorum. Efendim, glLmel şişeler, nefis içkiler yapıyorum. Lâkin o şekilde kapatıyorum ki, açmak için bütün bir ameliye Idmım. Halbuki, bakmış, bir Avrupa içkisinin jiletine. BUnlsi dokundurduğunum gibi açılı verir. Amma diyeceksi-nis, sıkı sıkı kapatıyorum ki, Aile yapmasınlar, Ne münasebet efendim. HU* yapacak olan, ne kadar sıkı kapat sanım yine de yapıyor. Rakı şişelerinin man farlarına ” serin gue” sokup içini boşalttıktan sonra su dolduranlar as mıf Hattâ meşhur marka bir /ngilis Heki şişesinin ağsı etiketi bozulmadan açılmak im kâm olmadığından, şişeyi dibinden kısffın çiı>i ile delip boşalttıktan sonra çayla dolduranlar var. Hileyi yapanlar her saman bir çare buluyorlar, zahmeti çekenler de hep dürüst in-sanlardtr.^
Tekel, ümit ederle ki, gelecek sergiye yalnım güzel şişeler değil, rahat bir kapak sistemi de getirir.
BÎR İSTANBULLU
Türk ve Yunan heyetleri dün şehrimizde toplandı
MARSHALL PLÂNI TÜRKİYE TEMSİLCİSİ RUSSELL DORR’UN, BU KONFERANS HAKKINDAKİ BEYANATI
Marshall Tardım Plânı Türkiye 1-dareclsl Orta Elçi M İst er Dorr. Mar-marada yaptığı deniz gezisinden dün sabah dönmüştür.
Meriç Nehrinin feyezanlarına mâni olacak tedbirler için TÜrk-Yunan Marshall Plânı temsilciler! arasında yapılan ihzari toplantıda hazır bulunmuş ve konferansa İştirak eden heyetler şerefine Park Otelde bir öğle ziyafeti vermiştir.
Dün yapılan görüşmeler hakkında kendisiyle görüşen gazetecilere Mis-ter Dorr şu izahatı vermiştir:
'— Bugün Türk ve Yunan delegasyonu âzaları müşterek bir toplantı yaparak. Meriç Nehrinin taşması meselesini müzakere ettiler. Türk delegasyonu Reisi, Bayındırlık Bakanlığı Su işleri Müdürü Nezih Devrcn-dl. Yunan delegasyonu reisi Iro Amerikan İktisadî Yardım İrtibat memuru ve Yunan Kalkınma Programı Müdürü C. A. Doksladls İdi kİ bu Yunan delegasyonu Türk Hükümetinin hususi dâvetl üzerine müzakerelerde bulunmak Üzere lstanbula gelmiştir.
Bu toplantıda Marshall Plânı Yunanistan İdarecisi Misler Paul R. Porter İle ben de hazır bulundum. Bu balkanlarla birlikte saîâhlyetH ve mütehassıs şahsiyetler de konferansa İştirak etmişlerdir. Bahis mevzuu olan konulardan birincisi, Meriç Nehrinin taşması halinde Yunan ve Türk topraklarına yaptıftı zarar ve bu sebeple taşmaya* mâni olmak için her
Batın - Yayın U. Müdürünün dünkü ziyareti
Umum Müdür Cemiyet
binasından çıkarken
Şehrimizde bulunan Barın-Tayın v» Turizm Umum Müdürü Dr. Halim Alyot dtln saat 16 da yanında Radyo Müdürü ZAhlr F. Törümküney olduğu
idim akşamı ederdim. Sinirlendim; şehri atlı araba ile dolaşmıştık; bir taksiye atladık; Tarsus'u göreceğiz; bir diktatörü posa haline getiren Kleopatra aşiftesinin bir başka çeşit deniz saf ası oynadığı ülkede bir ceve-lân yapacağız.
Seyahatimizin iki kısma ayırdığım birincisi yann sabah, îe-kenderuna vannca bitmiş olacak. Hatay’da seçimleri takip edeceğim; Ankarada Millet Meclisinin açılışında ve Cumhur Reisinin intihabında bulunacağım. Sonra ver elini Karadeniz... Tekrar İç Anadolu, ayn bir âlem.
Yola çıktığım gündekinden daha dincim, hevesliyim. Yurdu gezmeye doyamıyorum ve gezmeden bir gurbet köşesinde sönüp gitmediğime seviniyorum.
halde Gazeteciler Cemiyetine gelmiş ve basın mensuplariyle tanışmıştır.
Bu vesile İle yapılan konuşmalar sıracında Umum Müdür, teşkilâtlanılın çalışmaları hakkında izahat vermiş, Müdürlüğün muhtelif kanallarla aldığı haberlerin bundan böyle ajana bültenleriyle gazetelere dcû’itılacagı-nı söylemiş, Ankarada bir İstihbarat kadrosu kurulacağını, Bakanlıkların çeşitli mevzular üzerindeki görüş ve faaliyetlerinin de günü gününe halk efkârına arzedileceğini bildirmiştir.
Ayrıca yeni Basın Kanunu üzerinde duran Umum Müdür, bunun miltekâ mil bir kanun oldug-unu, eksik noktalarının gamanla düzeltileceğini, tan basın kartı yönetmeliğinde gerekli tadilâtın yapılacağını ve bu işin Gaze-ciler Cemiyeti vaaıtaaiyle düzene konulacağını anlatmıştır.
Bilâhare Türkivenin turizm dâvasına da temas eden Dr. Halim Alyot, bu vadide çok geri olduğumuzu tebarüz ettirmiş, memleketimizin bol miktarda turist celbetmiye müsait bir yer olduğunu beyan ederek, Umum Müdürlüğün bu vadide âzami gayretle çalışacağını bildirmiştir.
38 turist getirdi
İki hükümet tarafından yapılacak müşterek kontroldür.
Bugünkü İlk müzakerede TÜrk-Yunan ve E.C.A. temsilcilerinin bu hususu yarın etrafiyle konuşmaları kararlaştırılmıştır.
Mütehassıslar bu nehri Edlrned^n denize kadar havadan uçakla incoll-yeccklcrdlr. Bilâhare yine uçakla is tanbula dönecekler ve oradan da o-tomobllle Edlrneye su seviyesini yerinde I erdir.
Müşterek, devamlı kil edilerek kontrol laması da bu toplantıda bahis konusu olmuştur. Bu komitede Türkiye, Yunanistan ve E.C.A. İdaresi temsil edilecektir. Komitenin birinci »ene İçin çalışma merkezi İstanbul, İkinci «ene 1c!n de Yunanistan olacaktır.
Bugünkü topİAntı »onunda Misler Porter ve ben müştereken aşağıdaki beyanatta bulunduk:
••Bugünkü toplantı. İyi komşuluk münasebetlerinin çok güzel bir gösterisi olmuştur. Ve h*r iyi komşuluk glb! pek tabii olarak müşterek menfaatleri İhtiva eden meseleler mevcuttur.
Amerika Birleşik Devletlerinin de bu meselenin hallinde menfaatleri vardır. Birleşik Devletler, kendi dostlarının blrblrleriyle İyi münasebetlerde bulunmaların! ve kendi İstihsal e-lemanlarını iyi bir şekilde ve kısa bir zamanda ıslah ederek istihlâke ar-zetmelorinl temenni eder.
Meriç Nehri her İki memleket için bir çok imkânlar arzetmektedlr. Bunların İstimali yalnız muvakkat bir zaman için deArlI. fAkat ebedidir Ben, bu gibi meselelerin karşılıklı anlayışla halledilip 1yi bir neticeye varacağını ve beynelmilel münasebetler tçtn bîr nümune teşkil ve bu mesaînin devam edeceğrlne inanarak mem nun oluyorum.,.

giderek nehrin tetkik edecek-
bir komite teş-projnainl hazır-
Başbakan Yardımcısı dün temaslarda bulundu
Samet Ağaoğlu, Demokrat Partiye gelerek muhtelif heyetleri kabul etti
Evvelki gün rahatsızlanarak Demokrat Partililerin toplantısına gele-mlysn Başbakan Adnan Menderes, dün de istirahat etmiştir. Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu ve Ticaret Bakanı Zühtü Vellbeşe dün öğleden sonra Demokrat Parti îl merkezine gelerek, muhtelif heyetleri ve iş sahiplerini kabul etmişlerdir.
Başbakan Yardımcısı dün kendisini ziyaret eden matbaacılar heyetinin son karar üzerine düştükleri vaziyet hakkmdakl şikâyetlerini dinlemiş ve bu mesele ile alâkadar olacağını bildirerek, bu hususta bir etüt hazırlamalarını istemiştir.
Samet Ağaoğlu. bundan sonra »ıra-elyle Mühendisler Birliği. Deri Sendikası , Balıkçılar Cemiyet! ve Millî Türk Talebe Birliği temsilcilerini kabul etmiştir.
Kore harbi dolayıslyle 200 kişiden çoğu gelemedi Devini Denizyolİan l(lareeinln A-merikan Ekspres Kumpanyasıyla müştereken hazırladığı kruvaziyerler-den birincisini yapan Tarsus vapuru d’ln sabah saat 9.30 da limanımıza gelmiş ve Boğazda bir ceveiân yaptıktan sonra 11.30 da Yolcu Salonu önüne yanaşmıştın Istanbuldan 76 yolcu İle hareket ederek 15 temmuz, da Genovadan kalkan gemi. Kor» harbinin başlaması dolayısiyle evvelce yer ayartmış olan 200 küsur turistten ancak 36 kişiyi alabilmiştir.
İskenderiye. Cenova seferini tamamen dolu olarak yapan Tarsus, dönüşünde Pireden d» 102 yolcu aldığından bu seferinde zarar etmediği tahmin edilmekte ise de. »on dünya va-ziyeti dolayıslyle kruvAziyer ■elerlerinin durumunu tehlikeye düfürmü»-tür.
Gelen turistlerin 20 rt Amerikalı olup ekserisini Almanyadakl Amerikan kadın ordusuna mensup yüksek subay ve askerî memurlar teşkil etmektedir.
Gemide 15 Fransız, 8 de îrriçraM turist bulunmaktadır. Amerikan k^ dm ordusu albaylarından Mary Hughes ve Binbaşı Havan Baker, keıu dileriyle g&ıüşen bir arkadaşımızın sualine şu cevabı vermişlerdir:
“— Almanyadakl Amerikan kadm ordusuna raonsubuz, tatilimizi geçir* mek üzere seyahate çıktık. Bir TÜris vapurunda bu kadar güzel bir seyw» hat geçireceğimizi asla tahmin »tmt yorduk. Gelecek kruvaziyer’e İştirak İçin bir çok arkadaşlarım!» bizim fii> rlmlzi bekliyorlar. Pek tabiî olarak harikulâde diyeceğiz.^
Amerikan kadın orduum bakkmto» kİ sualimize misafirler »unlan söyta-m İş tir:
Amerikan kadın ordusu hahkmâ^ kurulmuştur. Al manyada aşağı yukarı 1000 kişidir. Telsiz, muhabere» sıhhiye, radyo v» »slr geri hizmetlerini İhtiva etmektedir. Hiç bir erkek komutan mevcut değildir. Disiplin çok kuvvetlidir. Çoğu 21-30 yaşındaki g»M kızlardan mürekkeptir^
Turistler şehrimizde buhrnduiüM sırada gemide yatacaklar, ouLmk.r.(z( gece yansından sonra İzmir» hareket ederek Rodos, Kandlya v» Cenovaya gideceklerdir.
D. P. milletvekillerinin toplantısı geri bırakıldı
Demokrat Parti mületvekillertntk Tl îdare Kurulu üyeleriyl» dün müf-tereken yapacakları toplantı ayın 27 nel günü saat 15 • talik edilmiş tir.
Diğer taraftan 11 Genel M»cîlı r» muhtar seçimleri hazırlıklarına hı»-verilmiştir. Buna dair kanunlar telesir edilerek teşkilâta gönderilmekta-dlr. Gelecek ayın 10 undan itibaren başlı ya cak olan seçim kampanyasının programı da Parti Bölge Müfettişi Hüsnü Yamanın İştirakiyle hazırlanmak tadır.
Otomobil klâksonları için verilen müddet bitti
Şehirdeki gürültünün başlıcasmı teşkil eden klâkson seslerinin azaltılması İçin şoförlere ve otomobil sahiplerine verilen mühlet dün akşam sona ermiştir. Yarından itibaren bütün seyrüsefer memurları ekipler halinde otomobillerin klaksonlarını muayeneye bağlıyacaklardır. Emre riayet etmemiş olanlardan 50 lira para cezası alınacağı gibi arabaları da seferden menedilecektlr.
Valinin sarhoşlar hakkmdakl beyanatı
Yal! ve Belediye Reisi Prof. Gökay dün şu beyanatta bulunmuştur:
‘•Galiba mevsim sıcaklarının tesiri olacak, şehrin bazı semtlerinde tek tük görülen sarhoşlar vatandaşları Izaç etmektedirler. İşe başladığım zaman bu gibi şuurunu kaybedip etrafım rahatsız edenler hakkında tatbik ettiğimiz ve üzerinde bir hayli münakaşa cereyan eden tedavi metodunu galiba yeniden tatbik edeceğiz. Evvelki gün marazl bir sarhoşluk hail gösteren bir iki vaka kanunî yollardan akıl hastahanesine ser-kedümlştlr. Sarhoşlar bilsinler ki, doğru dürüst içmedikleri takdirde gidecekleri yer tımarhanedir.
YENt İSTANBUL
8ÎYASÎ İKTİSADÎ___
müstakil günlük gazete
'■1 • *
B*h(b4l
FKNt İSTANBUL NEŞBİTAT LbUTED ŞİRKETİ MUdılrtiı K»m*l EL SAKLIĞA
Denizyolları İdaresi şikâyet kutulan ihdas etti
Devlet Denizyolları İdaresi halkın muhtelif mevzular hakkında şikâyetlerini yapabilmesi için, muhtelif servisler. bürolarla vapurlara ve vapur gişelerine şikâyet kutusu koyacak veya şikâyet defterleri bulunduracaktır.
Alâkalı memurlar, her giın bu şikâyet kutularını ve defterlerini takip e-derek önleyici tedbirlerin alınmasını saklayacaklardır.
Bu sayıda ya* lelsrİBİ fiilen İdare eden ı Sacld ÖGET
NejredUmiyen yaettor loda edllmea.
Basıldığı rw ı
?ENÎ İSTANBUL MATBAAOI-LIK L t Mİ TED ŞtRKBTÎ MATBAASI
REŞAD NURİ GÜNTEKİN
Kavak Yelleri
— 49 —
xxxxvrn
CERRAH ZİVER EFENDİ
Karsbağh Ytngey» yapılacak bir şey kalmadığı halda yerimden kalkamıyordum ve bereket o da buna fırsat vermiyordu. Daman tutmadığı zamanlarda Kar ab ağlı Yeng» gayet tatlı ve gayet kibar konuşur. Azeri türk-çesi ile arapçanın karışmasından mey-
dana gelmiş kendine mahsus ve çok eğineli bir türkçesl vardır. Evvlc» do söylediğim gibi iki tarafındaki azı dişleri altlı üstlü sökülmüştür. Fakat buna mukabil ön dişleri bu kayıplan telâfi edecek kadar seçkin, düzgün ve beyazdır; yahut yüzü bazılanna arap zannettirecek derecede esmer olduğu İçin öyle görünür. Kar ab ağlı Yenge, hele odaların karanlıkça zamanında konuşmağa başlayınca yüzünün bütün çirkinliği kaybolur, gözbebeklerin-dekl o sadef düğm» panltulyle bu dişlerin parlaklığından İbaret kalır. Allah kem gözden esirgesin, yeng» ii» hâlâ hiçbir pürüzsüz devam eden dostluğumu», o günden başlamış v» Celileyl elinden koparmaJc için Haa Müslim B»yle yaptığım korkunç savaşta, üç Ablalarla beraber, oda benim tarafımı tutmuştur.
Sabahki geçirdiği kri» yengeyi »on derece sakinleştirmiş ve konuşma ihtiyacını arttırmıştır. Oturduğu yerde tabakasından iki sigara »ar-' 240
di ve bir tanesini, ucunu tükrüklemeden bana verdi. 8onra Çopur Hayriyeye İki de kahve sipariş etti. Yalnız Huriye bana kahveyi verirken biraz evvelki sakız tatlısı vakasını hatırlayarak kazalı bir fingirdeme hareketi yaptığı raman biran kabarıp sönmüş kibar ve masum bir sesle neler anlatmıyordu? Kendisini Karabağ nerede Is» oradan kaldırıp dünyanın en akla gelme» yerlerini dolaştırdıktan sonra nihayet bizim kasabada karar kıldrmış olan maceralı hayatının bir kısmım o gün öğrendim. Küçük yaşında memleketinden çıkarak Musul, HAnekln, Bağdat vs. gibi uzun ve izahı güç bir yoldan lstanbula gelmiş ve orada yetişmişti. Moskoflardan kaçmış bir Han sülâlesinin çocuğu olarak mı, esir veya evlâtlık olarak mı bunlann ikisi de mümkündür. Fakat tercümel halin bu kısmı hiç bir zaman karanlıktan kurtulamamıştır. Bununla beraber Aksaray d a konaklar, Boğaziçinde yalılardan bahsetmesine v» sonradan kendi ayarında olmayan bir adamla evlenmiş olmasına göre evlâtlık fa-raziyesl daha akla yakın görünür. Kocası Ziver Ağa lsmlnd» Flzanlı bir konak lâJam imiş. Fakat çok açıkgöz olduğu İçin yıllarca Gülhaneye gidip gelerek tabur cerrahı olmuş ve mülâzim nişanını diktiği gün Karabaglı Yenge İle evlenmiş.
Ziver Efendi, simsiyah ve upuzun bir azaptır. Fakat onun gençliğinde n» kadar yakışıklı bir erkek olduğunu Karabaglı Yengey» sormalıdır. Yenge bunu belki inadından böyle »öyler, fakat tezini müdafaa ederken kasabanın Ziver Efendi yaşındaki beyaz erkeklerinden öyle misaller seçer ve adamcağızlan öyle tasvir ve taklitleri» maskara »der ki, kendisine hak vermemek mümkün olmaz.
Cerrah Ziver Efendiyi, kırkma doğru G01-
241
haneden şehadetnameslnl alınca, bir İltimas eseri olarak kendi vatanına, yani Flzana göndermişlerdir. Kan koca bir çok seneler orada yaşadıktan sonra Trablusa, sonra Blngazlye iniyorlar ve nihayet yine aşağılara doğru sarkıp bir İki sene de Yemende kaldıktan sonra Hicaza geliyorlar. Bu emeklerin mükâfatı olarak rütbe artık yüzbaşıya çıkmıştır.
Merhum kayınbabamla Ziver Efendi Ük defa orada birbirlerini tanımışlardır. Cidde askeri hastahaneslnde biri eczacı, biri cerrahtır ve ara sıra birbirlerine yardım etmektedirler. Aylık geciktikçe kayınbabam Ziver Efendiye borç verir; o da ara sıra kanama İstanbul yemekleri yaptırarak sefertası İle hastahaneye gönderir ve bir Ikl defa kayınbabamın dişini çeker. Fakat Ziver Efendinin Hacı Müslim Beye asıl hizmeti büyük kolera senesindedlr. Kayınbabam hno dönüşünde birdenbire hastalanır ve üstelik »ağ kolunun koltuğuna yakın bir yerinde çıban çıkar. Kolera İle beraber ortalıkta veba rivayetleri de dolaşmakta bulunduğundan kayınbabam telâşa düşer ve Ziver Efendi çıbanı yararak onu tedavi »der.
Bu ve bu gibi vakalar üzerine samimiyet artınca Haa Müslim Bey, lâkırdı olsun diye, onlan memleketine davete başlar ve bu arada kazanın hava, su, ucuzluk, bolluk vesalreslnl medheder. Fakat yıllarca sonra Büyük Harp dönüşünde bir gün onlan, kan koca ecznhanenln bahçesine oturmuş, kendisini bekliyorlar görünce kayınbabam tepesinden vurulmuş gibi olur.
Bu İki İnsan, bu kargaşalıkta Hicazdan buraya niçin ve nasıl gelebilmişlerdir T Doğrusu aranırsa bunu kendileri de pek bilmemektedirler. Zl-ver Efendi artık asker değildir ve İkisinin de kı
lık kıyafeti dilenciden farksız gibidir.
242
Kayınbabam birkaç gün onlan evinde misafir ettikten sonra kendi mahallesinde İki odalı bir eve yerleştirir ve bir çok uğraşmalardan sonra Ziver Efendiye üç beş lira tekaüt aylığı bağlatmağa muvaffak olur ve o arada da mahkemeye mübaşir kaydettirir»
Karabaglı Yenge açıkgözlüğü ve çakırpenç*-llği sayesinde çabuk belini doğrultmuş ve kasabanın meşhur »lmalan arasına girmiştir. Bütün belllbaşh ailelerin evlerine girip çıkar ve bu evlerdeki İnsanlardan her birini ayn avn avucunun İçine alır. Hafakanı yahut basur memesi olan İhtiyar kadına, onun kocakan Uâçlan hekim İlâcından ziyade tesir eder. Nasıl kİ. bir aralık geçirdiğim uzun bir anteritte, kendi llâçlanmdan ümit kestiğim tedavinin arkasını bıraktığım bir zamanda onun zorla içirdiği bir takım ot ve kök sulan ve hastalığımın taban tabana zıttı olduğunu bildiğim halde dayanamıyarak yediğim ban karmakarışık fakAt çok lezzetli yemekleri beni İyi etmiştir.
Karabaglının genç kadınlar nezdlndckl ltlba-n daha da büyüktür. Kavgalı zamanlarında kaynanalarıyla, kocalariyle aralannı bulur, çocuğu olmayanlara nasihatler ve* yine bizce meçhul bir takım İlâçlar verir; çarşıya çıkmağa ihtiyacı olanlann önlerine düşer, dükkân dükkân gezer; kâh tatlı tatlı dil dökerek, kâh bagınp çağırarak dükkâncılân serseme çevirip en iyi malı en ucuz bir fiyata satın alır. Gelin çeyizi düzmek gibi daha ehemmiyetli işlerde yalnız pazarlığından değil zevkinden de istifade etmek için onu vilâyete kadar götürürler. Evlenecek kızlar ve hele evlâtlıklarla kim bilir neler konuşur kİ, bu gibiler onu Karabaglı Yenge diye yere göğe koymazlar.
Hasılı hasta okumaktan, tef İle arap şarkı-
248
lan okumağa ve gelin yüzü yazmağa kadar T ongenin elinden gelmiyen yoktur ve daha İyisi bunları yaparken hiç bir zaman kendini dalkavuk vaziyetine düşürmez.
Kocasının adı hâlâ Yüzbaşı Efendi, Cerrah Efendidir. Demiyenlere de zorla öyle dedirtir.
Bir çok araplarda olduğu gibi Yüzbaşı Efendinin yaşı yoktur. Bizce muayyen yaş hadlerini çoktan aşmış,,güneş ve havanın artık işllyemlye-ceğl bir deve derisi Karagöz haline gelmiş, alabildiğine yaşayıp gitmektedir. Sersemliği ihtiyarlıktan mıdır? Yoksa karısının durmadan başında bağırmasından mıdır o da bilinemez.
Karabaglı Yenge, Yüzbaşı Efendim hırpalamadan edemez. Fakat kimsenin onu hor görmesine de tahammülü yoktur.
Bozan mahkemede onun sersemliğiyle alay edildiğini haber alır. Acele bir tahkikattan sonra yeldirmesini giyerek doğru oraya koşar ve buna cesaret edenler kimlerse hadlerini bildirir.
Bununla beraber Yüzbaşı Efendiye İlişmeyi zaten kimse aklından geçirmez. Yaşı, rengi ve kendisine söylenen lâkırdıyı anlamıyarak kâhin gibi bir takım karışık cevaplar vermesi bakımından kasabanın uğuru gibi bir şey »ayılır. Hacı Müslim Beyin Hicazda onun himmetiyle vebadan kurtulduğunu dalma anlatmasının da bunda çok tesiri olmuştur, Hâsılı merhum Zaro- Ağanın İstanbul Belediyesi kapıcılığı gibi onun mübaşirliği de lâfzı murattır.
Karabaglı Yenge’den çok yılan Müftü, yalnız bulunduğumuz zaman bana:
— Bu cazgtlr gan onu mebus da yaptın verir ya, rengi gara yoksa cerrahın, diye lâtife eder.
(Devamı var)
244
tl Temmuı 1950
Yeni İstanbul’un anketi: 2
Pariste faal bulunan. Fransız - Türk cemiyetlerinin reisleriyle konuşma Anketi yapan : Ay^e Nur ı
medeniyetinde Türklerin rolü” adlı konferansıydı. Bunları gazetenize bildirdiğinizi tahmin ediyorum.
— Bunun dışında başka sahalarda faaliyette bulunmayı düşünüyor musunuz!
— EkeL Komitemizin içinde gerek kültür. ı gerek İktisadî ve malî meselelerle uğraşacak kollar kurmak istiyoruz. Her iki memleketten gezmek için, tedavi veya bir kür yapmak lçfcn seyahat etmek istlyenlere Türk veıFransız resmî makamlariyle temas halinde bulunarak vardım etmek husjuaunda faydalı işler de tasarlıyoruz. Yakında Türkiyeye yapacağım bir; seyahatte bu işlere verimli bir istikamet verebileceğimi umuyorum.
— Komitenizin en faal unsuru o-lan Madanıe Hermlte’in de bu seyahate lştiralk edeceğini ümid ediyorum.
— Evet, zevcem, Çanakkale tahkimatına iştirak eden ve büyük bir Türk dostu1 olan büyük babası Mareşal Foy’dan. Türk dostluğunu tevarüs etmiştir. Kendisiyle birlikte daha tanamadığımız ve pek çok merak ettigümiz Ankaraya gideceğimize seviniyoruz.
— Rochefortda Pierre Loti Abidesinin açılış töreninde bulunduğunuzu duydum, öyle mi?
— Evet. Pferre LoÛ’nln oğlu, babası gibi bir Türk dostu ve Komitemizin Azalarındandır. Orada, İstanbul d a yapılacak olan Pierre Loti Sergisinde gösterilmek üzere gönderilecek büyük romancıya ait eşya ve hatıraların kasa halinde yola çık-mıya hazır oldığğunu da gördüm.
Sayın Sefire Türk-Fransız dostluk münasebetlerinin kendisi gibi muhterem ve kıymetli şahsiyetlerin elinde olduğunu görmekten duyduğumuz sevinci tarif etmlye çalışarak, teşekkür ettim.
3 — Fmnsız-Tüırk Kültür Cemiyetinin relM ile konuşma.
Paris'te, fırtınalı şil ada gibi kalmış,
gell, sakin evler vardır, gazetesinin siyasî başmuharriri, eski nazırlardan saylav Paul Bas-tld’l, böyle bir yerde ziyaret ettim.
Kuruluşu henüz yıeni olan Kültür Cemiyetinin gayeleri belli ve müspet olmakla, faaliyeti henüz pek büyük olmamıştır. M. Bastld kültür ve bilhassa üniversite sahaeında iki memleket arasında temasları arttırmak yollarını anyacağmı. yakında Paris e gelecek olan İstanbul Kültür Ataşesi M. Bergeaud ile bu hususta bir program tesbit etmek tasavvurunda olduğunu söyledi vt «Özlerine şöyle devam etti:
— Arkadaşım Reşit Saffet Ata-blnen, geçenlerde verdiği konferansta Akdeniz medeniyetinde Fransa ile Türklyenin esas itibariyle muvazi ve müşabih bir rol oymadıklarını veciz hlr lisanla anlattı. Bu rolün eskiden beri atılan temeller üzerinde devam etmesi, Akdeniz manevi kültürünün yükselmesinde değerli bir âmildir.
Avrupa, vaktiyle Türkiyeyi hasta bir adam bilirdi. İnkılâbınız bu hastalığın ne kadar geçici, hattâ yalancı bir hastalık İspat etti. Ben. gittim. 1926 da 1933 teki ikinci
keti o kadar terakki etmiş buldum ki. Adeta gözlerime inanaomadım. Türklerin mlsafiraeverltği maRûmdur. îyi niyetli ecnebiyi Adeta bağrına basar. Fakat biz Fransızların Türkt-yedekl durumu her millete vergi ol-mıyan imtiyazlı bir durumdur. Fransız kültürü, edebiyatı, sanatı münevverleriniz için âdeta ekmek peynir gibidir. İşte bu İmtiyaz bize bir vazife yüklemektedir. Fransanın kültürünü yaymıya, sevdlrmiye uğraştığı memleketler arasında Türkiye başta gelmelidir. Biliyorum ki memleketinizde bunu latiyenler, bekllyrn-ler çoktur. |
— Hakikaten öyledir. Bir Fransız tiyatro trupu geldi mi. İstanbul bayram eder. Hattâ Ankarada da Balcın hıncahınç dolar temsillerde. Ne ya^-zık ki bu sene tiyatro sahasında büh yük bir alış veriş olmamış. Buradaki tiyatroları okuyucularıma anlatırken onlan imrendireceğime, biraz da» kıskandıracağıma Adeta üzülüyorum.
— Anlıyorum sizi. Bu eahadakl karşılıklı alış verişimizi arttırmamız' şarttır. Beni biraz bir başka saha da sız dilinin öğretim ettiğim rakamlara kullarına giden
eskisine, nispeten çok azalmıştır. Ta. biatiyle fransızca bilen de azalmıştır.
— Bu hususta endişelerinizi giderebileceğimi «anıyorum, dedim. Maarif inkılâbımızla Türk okulları lehine mevcut Fransız okullarına rağbet azalmışsa da, bundan fransızca-nın Öğretilnıediğl mânası çıkmaz. Bilâkis şimdi Türk okullarında, bütün vilâyetlerimizde, köy enstitülerimizde yabancı dil Öğretilir ve böyle-ce Öğretim çok daha geniş bir kütleye yayılmıştır. Fransızca İse yabancı dil olarak dalma başta gelir. Tercümelerimizin büyük çoğunluğu da fransızcadandır. Fakat asıl mesele, okullardaki fransızca öğretiminin seviyesini yükseltmek için çalışmaktır kl, bu hususta Fransa bize
pARÎS'te memleketimizle doğrudan ■ doğruya alâkalı Uç kurum var: Fransız-TUrk Parlamento Grupu, Fransız-Türk Komitesi ve yeni kurulan Franaız-Türk Kültür Cemiyeti.
Bu kurumlann en eskisi Parlamento Grupudur. Fransız saylavlarının Türkiye'ye ve Türk Parlamento âzalarının Fransaya seyahat etmesini sağlamakla, her İki memleket arasında siyasî sahada bilgi ve anlayışın artması yolunda faydalı a-dımlar atmıştır. Öteki iki kurum, yeni doğmuş olmakla beraber, büyük bir şevkle işe girişerek, istikbal için ümit vermektedir.
Türk-Fransız münasebetlerinde faal bir rol oynıyan kimseler, memleketimiz hakkında en müspet fikir sahipleri olması gerekir düşüncesiyle, bu üç kurumun reisleriyle birer konuşma yapması diledim, üçü de beni bir Türk kadını ve YENÎ ISTAN-BUL’un muharriri olmak hasebiyle büyük ve samimi bir nezaketle karşıladılar.
1 — Fransız-Türk Parlamento Grupu Raisi M. Joannes Dupraz İle konuşma
Eski Bahriye Nazın Dupraz,
Fransız kabine buhranının saylavlara yüklediği blnblr meşgale arsamda, bana Meclis koridorlarında bir kaç dakika ayırmak İmkânını bulabildi. Türkiye’ye ve Türk Milletvekilleri Meclisine olan alâka ve sevgisiyle söze girişen M. Dupraz, şöyle devam etti:
— Bizim cemiyetimiz Türk-Fran-nz Parlamento sahasında dostluk vt alış verişin ilk adımını atmış olmakla bahtiyardır. Muhtelif memleketlerle dostluk münasebetlerinin tesisi İçin cemiyetler kurmak, Fransa'nın eski ve değerli geleneklerindendir. Bu geleneği Türkiye için yaşatmıya girişirken, bura muhitlerinde bu kadar samimi, bu kadar derin bir alâka ile karşılaşacağımızı ummuyorduk. 1948 senesinde M. P. O. Laple’-nin reisliğinde saylav arkadaşlarım, o zamanlan nazır olduğum İçin maalesef iştirak edemediğim Türkiye’ye seyahatlerinden döndükleri zaman, memleketinizi ve memleketinizde demokrasinin doğuşunu anlatmakla bitiremediler. Bu seyahat Fransız Parlamento muhitlerinde derin akisler uyandırdı.
Evet, geçenlerle, M. Lapîe’nin fŞimdl Millî Eğitim Bakanı) Fransa-Türkiye Komitesinde verdiği konferansta intihalarının hâlâ ne kadar canlı olduğunu sevinçle kaydettik.
— Geçen sene haziranda Paris’e gelen saylav heyetiyle temaslarımız, karşılıklı anlayış temelini daha da sağlamlaştırdı. Bu bakımdan bizimkine ek olarak daha İki dostluk komitesinin kurulması tam bir ihtiyaca cevap vermiş oldu. Bu komiteler muhtelif sahalarda aynı gayeye hizmet etmekle birbirini tamamlamaktadır. Böylece her komite kendi faaliyetini çerçevelemek İmkânını bulmuştur, biri kültür ve üniversite sahasını, diğeri Paris’in yüksek muhitleriyle tcrnaaı, biz İse Parlamento sahasını ele almış bulunuyoruz.
— Bu aahada memleketime bildirmemi arzu ettiğiniz bir nokta var mıdır?
— Franaaya gelecek olan Türk saylav ve siyaset adamlarını daima bekliyoruz ve memleketinize lâyık bir misaflrseverlikle kargılamıya hazırız. Avrupa Konseyinin Strasbourg Toplantıları, bize bu hususta güzel fırsatlar vermektedir. Bunun dışında da bu sene yeni bîr teşebbüs ola role Fransada tahsilde bulunan genç Türk öğrencileri arasında bir müsabaka tertip ederek, milletlerarası hukuk veya parlamento meseleleri mevzulu bir: etüde mükâfat yoruz.
Her halde güzel olan dostluğumuzu
mak ve kuvvetlendirmek en büyük emelimizdir. Bu yolda her iki tarafın da iyi niyet ve samimiyeti bu kadar büyük ve hararetli olduktan sonra, muvaffakiyetten hiç şüphe edilmez.
2 — Fransa-Türklye Komitesi Reisi, eski Sefir M. Hermlte Uö konuşma,
M Hermlte, memleketimizi çok eskiden beri tanıyan, mülteflk ve sevimli bir diplomattır. Mükellef evinde, sayın Reşit Saffet A ta binen şerefine verdiği çaydan sonra koyarak, suallerime cevap nezaketinde bulundu.,
— Reisi bulunduğunuz
Türk Komitesinin İlk hamlelerinden memnun musunuz? diye sordum.
— Çok. Komitemizin kuruluşu her tArafta büyük bir sempati İle karşılandı. Aza olmaları için müracaat ettiğim yüksek zevatın hepsi, bana müspet cevap verdiler. Böylece başta M. Edouard Heriot, M. Robert Schuman ve sefir Menemencloğlu olmak Üzere, hlr çok Akademi Azalan, VVendel, Renault, Citroen. Alr-France gibi büyük firmalar, bankalar hep komitemize Aza oldular.
— İlk faaliyetiniz ne oldu?
— Konferanslar. İlkini M. Lapie dört yüz kişilik kalabalık bir dinleyici kütlesi önünde Türkiye hatıralarından bahsederek verdi. îklnoisl Reşit Saffet Atabinen’ln, tavanları Ingres ve Paul Dela Roche’un resimleriyle süslü mükellef Güzel Sanatlar Akademisi salonundaki "Akdeniz
vermeyi düşünü-
memleketinizle daha da arttır-
ben! alı-vermek
Franmz-


Savfa 8
TRUMAN'IN NUTKUNUN TAM METNİ
bir tehlike ile karşı karşıyadır
i
“Hür milletler, dünya çapında
M. Paul Bastid
denizde birer ye-bahçe içinde göl-"Aurora"
olduğunu dünyaya Türkiyeye iki defa olan Uk ziyaretimle ziyaretimde memle-
endişeye düşüren Türkıyede Fran-meselesidlr. Elde göre, Fransız o-
ögrencllerln sayısı
Başkan Truman, Kore’de nihaî zaferin kazanılacağından ve kızıl müstevlilerin geri püskürtüleceğinden emin
Washlngton, 20 AA. (United Press) — Çarşamba gecesi televizyonlu bir programla yayınlanan beyanatında Başkan Truman. Kore harbini kazanmak ve bu suretle dünya barışını tehdit eden tehlikeyi bertaraf etmek İçin azimle çalışmasını ve devamlı bir gayret aarfetmeslnl Amerikan Milletinden İstemiştir.
Kongreden İstediklerinden bahisle Başkan Truman. bunların şahsî gayret ve fedakârlık sayesinde tahakkuk edebileceğini belirtmiş ve demiştir kl:
"Askeri İhtiyaçlarımız geniştir ve ancak azimli çalışma ve devamlı gayret sayesinde onları karşılıyablliriz Fakat her kadın, her asker ve her sivil kendisine düşen vazifeyi lâyı-klyle yaptığı takdirde İhtiyaçlarımızı tamamlıyabiloceğimlzden eminim.
Bu zamanda hepimizin bir arada çalışması gerektir.,.
Birleşik Amerika iktisadiyatının sıkı kontrolü ve askeri kuvvetler yekûnunun artması yolunda Kongreye mesajı hakkında verdiği etraflı beyanatta Truman. şunları ilâve etmiştir.
"Komünist kuvvetlerin Kore’yi İstilâ etmiş olması keyfiyeti dünyanın diğer bölgelerinde buna müşabih tecavüz hareketlerine girişilebileceğini göstermektedir. Hür milletler, her zamankinden daha fazla müteyakkız olmalıdırlar. Hür milletler dünya ça pında bir tehlike ile karşı karşıya gelmiş vaziyettedirler. Bu sebepten dolayı bu tehdidi dünyaya şamil bir savunma sistemi İle Önlemek lâzımdı r.w
Truman, Kore’deki «İnsi taarruzu îklncl Dünya Harbinde Pearl Har-bour’un Ani surette bombalanmasına benzetmiştir.
30 dakika konuşan Truman. Kore, de nihai zaferin kazanılacağından ve kızıl müstevlilerin geri püskürtüleceğinden emin bulunduğunu söylemiş ve fakat mücadelenin çetin olacağını teslim etmiştir.
Başkan. Amerikan hava kuvvetlerinin geri çekilmiş olmasına rağmen Kore harbini nikbin bir lisanla yo-rumlıyan General Mac Arthur’ün son raporunu okumuştur.
Başkan. Ordu Kurmaybaşkanı Law-ton Colllns’in hlr raporunu da kısmen okumuştur. Colllns, şöyle demektedir:
"Çetin bir vazife İle karşı karşıya-yız. Fakat bu vazifeyi başaracağımızdan eminim.,,
Başkan Truman. Kongreye mesajında olduğu gibi, Birleşik Amerikanın. dünyanın diğer hiir milletleriyle işbirliği yaparak Birleşik Milletler vasıtaslyle komünist tecavüzüne karşı koyacağını belirtmiştir.
Komünistlerin Güney Kore’yi istilâsından bahseden Truman. bağımsız milletleri fethetmek İçin, milletler arası komünizm hareketinin silâhlı tecavüze girişmek tasavvurunda olduğunu ve bu keyfiyetin artık açıkça anlaşıldığını söylemiş ve şunları İlâve etmiştir:
"Bu gibi tecavüz hareketleri. hür milletlerin emniyetini tehlikeye koy maktadır Kore’ye karşı girişilen ta arruzla barış prensipleri ve Birleşmiş Milletler Anayasası İhlâl edilmiştir. Kore’de takip ettikleri hareket tarzı İle komünist liderleri. Birleşmiş Milletlerin İstinat ettiği mânevi temel akideleri hiçe saydıklarını göstermişlerdir. Bu İse. insanların barış İçinde yaşıyabllecekleri hür bir dünya kurmak makaadlyle hür milletlerin sar-fettlğl gayrete bir meydan okumadır Hiç bir surette haklı gösterllemiyecnk olan bıı tecavüz hareketinin şümulü
Eisenhower’i n
Kore harbi
hakkında beyanatı
General: "Rusların harbi güze almaları ihtimali yoktur,, diyor
San Francisco, 20 'YİRS) — Elsen-hower, Kora harbinin ne şekilde neticeleneceğine dair bir suale şu cevabı vermiştir:
"Kanaatimce kızıl Kore’lllerl nere de mevcut İseler orada mağlûp etmek lâzımdır. Totaliter devletler çekilme» yi ayıp sayarlar. Eğer kızıl Korelileı de aynı şekilde hareket ederler ve bütün kuvvetlerini güneyde tutarlar, sa mesele basittir. Orada İmha edilmelidirler. Yok böyle değil de kuzeye çekilecek olurlarsa o zaman kendilerini 38 inci arz dairesinin ötesin de takip edip yakalamak ve orada mağlûp etmek lâzımdır. Bu arz dairesi geçildiği takdirde Sovyet Rua-yanın harbi göze alması İhtimali bence mevcut değildir.,,
San-Franclsco, 20 A.A. Kore'de atom bombasının
ması İhtimaline karşı General hosver demiktlr kİ:
•‘Bana kalırsa milletimizin başka milletlerin gayri insani
telâkki edebilecekleri her hangi bir şeye başvurmaktan kaçınırım.,,
New-York’a dönmek üzere bulunan Eisenhower, Birleşik Amerikanın Ko-ro’de zafer kazansı lüzumunu belirtmiş ve Koro harbinin bir dünya savaşı çıkarmak gayesiyle açılmadığını zannettiğini söyledikten şunları İlâve etmiştir;
"Eğer Birleşik Amerika bu tan mağlûp çıkarsa bu, barış
rlmlze İndirilecek en fona bir darbe olacaktır.,,
(AFP) — kullanıl-Eisnn

veya olarak
nonrn
savaş-iimlfle-
faydalı yardımlarda bulunabilir.
— Teşekkür ederim. Bu meseleleri eafUJİı bir şekilde incelemek lâzımdır. Heır halde eski geleneği canlı tut-malk ve kültür münasebetlerimizi Türklyenin göz kamaştırıcı terakkileri nispetinde geliştirmek için elimizden geldiği kadar çalışnuya hazırız.
*
Ö9 Gü-yo-Bir-bu
va rünatl uzun zamandan bert hazırlanmış olduğunu göstermektedir.
Birleşmiş Milletler üyesi olan milletten Ö2 sİ. tecavüze uğrıyan ney Kore’lllere yardım edilmesi lundnki kararı desteklemişlerdir, leşmiş Milletlerin ve üyelerinin
hareketleri Isa büyük ehemmiyeti haizdir. Hür milletler, kanun dışı tecavüzlere kuvvetle karşı konacağını a-çıkça göstermiş bulunuyorlar.
Sovyet Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin toplantılarını boykot etmiş ve Birleşmiş Milletlerin Kore hakkında Aldığı kararı desteklemeyi reddetmiştir. Sovyet Hükümeti müteaddit defalar dünyada barış İstediğini söylemiştir. fakat Kore Cumhuriyetine karşı girişilen tecavüzü müteakip Sovyet Rubanın takın-


• >
Taejon'daki hava meydanında Amerikalıların yazdığı mesa
uTekrar geleceğiz onun için meydana iyi bakın,,
(Kore cephesindeki Amerikan birlikleri yanındaki hususi muhabirimiz Marguerite Higgins bildiriyor) — 17:
10 saat durmadan savaşan, yaralı bir alay komutanı, inatla tuttuğu mevziinden çıkarak bizzat sevk ve İdare ettiği tanklariyle. komünist kuşatmasını yarmıştır. Albay, bu hareketi idare ederken, Tümgeneral VVIIIIam F. Dean, bizzat kumanda ettiği takviye kuvvetleriyle, düşmanın topçu ateşine rağmen, Albayın İmdadına yetişmiştir.
Ayağı pnrçalanan Albay, saatlerden beri, kurtulma ümitlerini kaybetmiş o-lan yaralıların hiiyük kısmını kurtarmaya muvaffak olmuştur. İmdada gelen kuvvet, iki tank, bir kaç zırhlı araba, jcep ve bir manga piyadeden ibaretti.
24 üncü Amerikan Tüme’nlne kumanda eden general İle albay, İki cephe arasındaki sahipsiz arazide buluştular. Muharebe bütün şiddetiyle devam ediyordu ve neticede Amerikan kuvvetleri Taejon varoşlarına kadar çekilmek zorunda kaldılar.
Oldukça kuvvetli bir Amerikan kuv» veliyle, kuşatılmış olan albay, askerlerinin, İki tankla beraber "Şimali Kpre komünistlerinin mütenasip hücumlarını., nasıl defettiklerini şöyle anlatıyordu:
— Yığınla adam öldürdük. Nehir, kandan kıpkızıl kesildi. Fakat anlar da hücum etmekten geri kalmadılar.
Amerikan birliği, dün sabah (16 temmuz) muharebeye başlamış ve düşmanın. Amerikalıların gerisine bir yol mâniası kurması üzerine, tecrit edilmişti.
Yol mâniası ataşlar içinde
Bu mânla, üstüste yığılmış Amerikan Jeep ve kamyonlarından müteşekkildi ve en az sekiz tanesi tutuşturul-muştu. Düşman, kapalı yolun etrafını sahra havanları ve toplarla dövüyor-I du.
imdat kuvvetlerine mensup tanklar, süratle ilerleycmeyeceklerini anlayınca. manianın etrafındaki ormanlardan sürüne sürüne çıkıp tarlalarda yığılıp kalan Amerikan yaralılarını toplamak için etrafa müfrezeler çıkarıldı.
Tanklar elliden fazla yaralı kurtarabilmişlerdir. İmdat kuvveti gelmese ı İdi, hu yaralılar, ölüp gidecekti.
Kurtarma sırasında düşmanı mütemadiyen ateş altında tutan Amerikan tankları ve makine tüfeklerinin, o civarda en az beş makineli tüfek yuvası tahrip ettikleri bildirilmektedir.
Bir avuç askeriyle bir kaç düşman bölüğünü oyalayan albay, yol mânla-sının sönmesi üzerine, kuşatmayı yar* I mıştı.
General Dean. Amerikan subaylarının, ateş hattında gösterdikleri mukavemetin "şnvanı takdir,, olduğunu, bir yarbayın, tek başına, el bombası İle, 15 düşman öldürdüğünü söylemiş ve bundan iftihar duyduğunu İlâve j etmiştir.
Jeep’e binen General Dean’ın İdare | ettiği imdat kuvveti, yamaçlarda mevzi tutmuş düşman piyadesi İle makine tüfeklerinin şiddetli ateşiyle karşılaşmıştır. Birliğin önünde tanklar ve 1 zırhlı arabalar bulunuyordu.
Amerikan tankları ağır ağır İlerliyor ve alevler İçinde yanan mânlayı l yıkmaya çalışıyorlardı. Yarım saat uğraştıkları halde, yangına yaklaşmaya muvaffak olamayınca. Amerikan makineli tüfek mangaları ava açıldı ve kurtarma hareketini, düşmnn topçusunu susturmak suretiyle desteklemeye çalıştı.
Tohlikell bir kurtarma
Çok tehlikeli cereyan eden kurtarma hareketini, en ondoki Amerikan tankının komutanı, Teğmen Roland B. Rlchnıond, şöyle anlatıyordu:
— Yol mânlasına bir kaç kllometro yaklaşınca, şiddetli makineli tüfek a-tnşlne tutulduk. Yolun son kısmını düşmanın yedi, sekiz makineli tüfek 1 yuvası tutuyor ve bu civardaki bir köy de keskin nişancılarla dolu İdi. Yol mâ-nisama hücum etmek İstediğimiz zaman, tanklarımıza, köyde gizlenmiş düşman tarafından, müsademell bombalar atıldı Fakat bu bombalar bizi durduramadı. Harekât esnasında İlci zırhlı araba kaybettik. 75 milimetrelik-' lerimizle açtığımız ateşin, bir hayli komünist temizlediğini sanıyorum.
i General Dean lir AİAy Komııtanının buluşmadı, cidden müessir bir eahno
dığı tavır Sovyet Hükümetinin bu yoldaki beyanatı İle tamamen tenakuz halindedir.
Kongreye mesajımda teklif ettiğim veçhile Mac Art.hur'e daha fazla asker ve teçhizat gönderilmesi, savun-ma sistemimizin genişletilmesi ve diğer hür milletlerle müşterek müdafaa imkânlarının takviyesi ve süratle tahakkuku gerekmektedir. Hür milletler dünya çapında bir tehlike ile karşı karşıyadırlar. Bu tehdidi dünyaya şamil bir savunma sistemi ile önlemek lâzımdır. Bu savunmayı temin maksn-diyle Birleşik Amerika İle diğer hür milletlerin birleşmeleri İçin en -kuvvetli ümidimiz İşte budur.
Savunma sistemimizi genişletmeliyiz. Bütün dünya milletleri için barış ve hürriyet istiyoruz.,,

Kor ede Amerikan topçunu, mevzie girmeden hazırlık yapıyor
A (



teşkil etmiştir. Her İkisi de eski arkadaştı ve bu seferin başından beri beraberdiler. Albay, memlekete dönmeyi reddetmiş ve yaraları İyi olur olmaz tekrar cepheye gönderilmesini istemiştir.
Amerikan cephe subaylarının bu kahramanlığı, acemi Amerikan erlerine, çete harbinde nasıl dövüşülme*! icap ettiğini göstermek hususunda en mükemmel bir misal olmuştur. Makinistler bile silâha anrılıyor
Dün (16 temmuz) Kuzey Kore
münlstlerlntn çevirme hareketini durdurmak İçin girişilen çetin muharebede makinistler ve şoförler bile silâha
ko-
A
nmerikanm
Kore için çıkardığı Beyaz Kitap
Kore’deki taarruz, dünya sulhuna vurulmuş bir darbe olarak vasıflandırılıyor
VVashlngton, 20 (YİRS) — Amerikan Dışişleri Bakanlığı. Koro ihtil-IAfı hakkında bir Beyaz Kitap neşret-ınlştir/
Kitapta, Koreyl ikiye ayıran 38 inci arz dairesi hududunun hiçbir hukuk! temeli olmaması itibariyle, Kuzey Kore rejiminin Birleşmiş Milletlerin kararına rağmen devam ettirilmekte olduğu tebarüz ettirilmektedir.
Kore ihtilâfı hakkında 101 vesikayı ihtiva eden kitapta. Kuzey Kore taarruz dünya sulhuna vurulmuş en ağır darbe olarak tavsif edilmektedir.
Dışişleri Bakanı îstanbulda uğurlanırken
Bakanların seyahati
Dışişleri ve İşletmeler Bakanları Ankaraya döndüler Bayındırlık Bakanı Zonguldakta
Ankara, 20 (Hususi) — Dışişleri Bakanı Profesör Fuat Köprülü bugün öğle tayyaresiyle îstanbuldan şehrimize gelmiş ve uçak alanında Başbakanlık Müsteşar Vekili Salih Korur,


vo! n iz-
uft-
sarılmıştır. Fakat, düşman baskısı nihayet Kum Nehri cephesine yıkmış ve Amerikalıları, çok mühim bir yol kavşağında bulunan Taejon şehrinin varoşlarına çekilmeye İcbar etti.
Komünistler, burada da eski tabl-yelerinl tatbik ettiler. Amerikalılara çok faik olan komünist kuvvetler, a-çık bulunan sol cenahımızı kuşatıyor, yalnız nehir boyunca değil, gerilerimizden de taarruz ediyorlardı.
Doğudaki Amerikan mevzilerine hücum eden komünistlerin, nehri gece geçerek, taarruz vaktine kadar ormanlarda gizlendikleri sanılmaktadır. Komünistler bu sefer de Amerikan üniforması veya sivil giymişler ve boyunca yayılmış birlikler arasına maya çalışmışlardır.
Topçu kamacısı Robert Cnples.
radıkları baskını şöylo anlatmıştır:
— Cephe gerisindeki bir dere yatağına oturmuş, keyifli keyifli sabah kahvaltısı yiyorduk. Birdenbire tepenin Üstünden bir grup göründü ve bize makineli tüfek ateşi açtı Anlaşılan. gece knrHniiKindun bilistifade, cenahımıza piyade havanları getirmiş o lacaklnrdı kl. yakın mesafeden mermi yağmuruna tutulduk Genç kamacı, diğer topçularla beraber tüfeğe sarılarak Korelileri durdurmaya çalıştıklarını, fakat düşmanın çok kuvvelll olduğunu söylüyordu
Bir kamyon şoförü, baskın sırasında İlk defa, bir havan topunda varile alışını şöyle anlattı:
— Mermiler patlamaya başlayınca, önümdeki kamyon İsabet aldı ve ben de hemen dışarı atladım. Topların başında yalnız kalan bir başçavuş, yardım İsliyordu, ömrümde bir havan topu kullanmadığım halde, üzerimize doğru gelen düşmana ateş açmaya muvaffak olduk.
Amerikalılar. Taejon hava meydanından çekilirken, arızalanmış bir B-26 uçağı ile bir nakliye uçağını ateşe verdiler. Meydanın münasip bir yerine, tebeşirle şu İhtar yazılmıştı:
“Tekrar geleceğiz. Onun için meydanda b’l bakın;,.

Dışişleri Bakanlığı özel Kalem Müdürü Sadi Eldem ve dostlan tarafından karşılanmıştır.
İşletmeler Bakanı Ankaraya döndü
Ankara. 20 (Hususi) — İşletmeler Bakanı Profesör Muhlis Ete bu sabahki ekspresle Îstanbuldan şehrimize dönmüştür.
Bayındırlık Bakanı Zonguldakta
Zonguldak, 20 (A.A.) — Bir tetkik gezisine çıkmış olan Bayındırlık Bakanı Fahri Belen, kara yolu İle şehrimize gelmiştir. Çatalağzı Elektrik Santralını ziyaret ederek İncelemeler, de bulunan Bakan, dün sabah Zonguldak liman İnşaatını gezmiş ve gereken İzahatı aldıktan sonra, beraberinde Kömür İşletmesi Genel Müdürü. Etibank İdare Meclisi Başkanı ve diğer bazı zevat olduğu halde Kozluya gitmiştir.
Bakan. Kozlu İşletme tesislerini bu arada, Uzumehmet kuyu lanın ziyaret ederek amelelerle temaslarda bulunmuştur.
Bakan bu sabah, motörle Ereğlive giderek orada liman ledikten sonra kara dönecektir.
Maliye Bakanı Bursada
Yenişehir, 20 (A.A.) — Maliye Ba. kanı Halil Ayan İlçemizdeki tetkiklerini müteakip dün saat 12 de Bursa mllletvekilleriyle birlikte îznik’e hareket etmiştir.
Bakan, İznlk’de de temaslarda bulunmuş ve saat 18.50 de ilçemizden geçerek Bursaya gitmiştir.
tesislerini lnce-yolu ile Boluya
İran Ş Sovyetlere cevap verdi
Şah, Sovyetlerin 1921 Muahedesini ihlâl ettiklerini söylüyor
Tahran. 20 (AP) — îran Şahı dün, Sovyetlerin 1921 tarihli îran - Rus andlaşmasını yanlış tefsir ettiklerini ileri sürmüştür. Filhakika, Huşlar, bu muahedeye İstinaden, kendilerini, t-randa yapılacak herhangi bir yabancı hareketinin neticesinde emniyette hissetmezlerse, îran topraklarına asker göndermek hakkına sahip olduklarını İddia etmektedirler.
Şah, münhasıran Associated Preas’a vermiş olduğu bir mülakatta, muahedenin bahis mevzuu ettiği "tehdlt’ in, sadece İranda bulunması, gizli ve ihtilâlci hareketlere tevessül etmeleri ihtimal dahilinde olan Beyaz Rusları alâkadar ettiğini ve yalnız o düşünce İle andlaşmaya derccdildlğlni kaydetmiştir.
Şah: "Muahede metninin ve o zaman teati edilmiş olan notaların tetkiki bu ciheti açıkça tebarüz ettirir" demiştir.
Bu muahedeyi bir sebep olarak ele alan Ruslar, senelerden beri. Amerikanın îran topraklarında müstahkem mevkiler İnşa etmekte olduğunu ilert sürerek, İrana tecavüz etmektedirler.
Şah, İranda Amerikan askerî üslerinin mevcudiyetine dair olan Rus İddialarını "gülünç" olarak vasıflandırın ıştır.
Şah. Ruayanın herhangi bir iddiasının doğrudan doğruya İrana değil, fakat Birleşik Milletler Andlasmasv-nın 103 üncü maddesi gereğince sözü geçen teşkilâta bildirilmesinin icap ettiğini kaydetmiştir.
Alî Razmara kabinesinin kuruluşunun, İranda şahsî ve zayıf İdare sisteminin sona ermesi demek olduğunu belirten Şah. bunu daha cwa1 yapmadığını. çünkü. İranın müttefikler nez-dinde İtibarının artmasını beklediğini açıklamıştır.
Şah, gizil faaliyette bulunan Tudeh komünist partisinin ancak zayıf hükümetler zamanında meydana çıktığını ve faaliyetini arttırdığını kaydetmiştir.
1 aralık 1950 de çekilecek büyük kuramıza İştirak için a-şağulaki kuponlardan 90 tane getirerek bir kura numarası a-labilecekslıılz.
Tafsilâtını her pur.nr günkü (YENİ İSTANBUL) da arayınız.

Yeni İstanbul'un
KUPONU

. . J
Ta/sdĞt i üncü joyjucla
Bayfa 4
TU Kî tiTANBüL
Î1 TemmM
Marshall Yardımı davetlisi olarak yaptığım seyahatten notlar
6abah erken Fire limanına giriyoruz,.. Bu limanda, iki «ene evvelkin ©nazaran bir hayli binalar yapılmış... Silolar doklar da harıl bani İnşa edilmekte..,. Bizim “Ankara,, çatlardan birine yanaşırken, yanımıza da kocaman bir Yunan transatlantiği bitiliyordu Noue Hella»!.. Rıhtıma kocaman direkler dikilmiş, üzerlerine defne yapraklan sarılmış... Gır-lantlar ve çiçeklerle donatılmış... Tepelerinde büyük harflerle, İngilizce ve yunanca: (Hoş geldiniz) varili Amerikalı “dolar” seyyahları ve A-merikada tavattun etmiş Yunanlı zengin turistler geliyormuş!.. Bir bando Amerikan vo Yunan havaları çalıyor!.. Benim İçim titriyor!.. Bizim gemi daha önceden limana girmiş ve daha çabuk yanaşmıştı Yunan polisleri vapurumuza gelip dışarı çıkacaklara birer mühürlü puslacık verdiler... İşte bu kağıtlarla Yunan toprağına çıkılıyor... istediğin gibi geziliyor... Pasaportlarımız gemide kalıyor... Herkes dışarı fırladı. Ben Atinayı. Akropolü çok defalar gördüğümden, bu sıcakta yorgunluğa değmez buldum... Zaten çıksak da ne olacak? Pireden - Atlnaya bir otomobil bizim para ile elli liraya gidip geliyor, çok para... Çünkü, ancak yüz liramız var. Bunun mühim bir kısmını otomobile verirsek sonra ne yaparız?.. Vapurda da aynen sarfedllecek. Fakat, bir aralık postaya mektup vermek İçin çıktım. Üstümde Yunan parası yok, yolda postahaneyi sorduğum bir adam, bana türkçe, gayet nazik cevap verdi... Mektubumun pulunu kendi paresiyle aldı ve bana: **Türk dostuma bir hizmet olsun” dedi.. Mukabilini Türk paresi olarak tediye etmek İstedim, almadı... Ayrıldık- Vapura döndüm, Pirede yazmağa değer fazla bir şey yoktur. Neue Hellasün kalabalık yolcularına, yolcu salonunun önündeki ktlçük meydanda merasim yapılıyor... Bir çok polisler, resmî memurlar olduğu anlaşılan kimseler öteye, beriye koşuyorlar... Herkes o gemi ile. kalabalık halk kültesi o vapurla meşgul.,. Nasıl olmazlar?..”

Pireden ayrıldık... Vapurumuz Napoli yolunu tutmuştu... Ertesi sabah Napolide olacakız... Deniz güzel, a-cele işi olmayan bir insanın şu tayyare ile uçuşuna ben akıl erdiremiyorum... Deniz yolculuğu ne güzel!.. Hele böyle tertemiz, konforlu bir gemide!.. Birdenbire oparlörler. yolculara eğlenceli bir haber veriyor: Gemimizin iskele tarafında bir çok '‘balina,, balıklarının bulunduğu, bunları seyretmek isteyenlerin o tarafa geçmeleri tavsiye ediliyor. Bu kadar
Her yerde, Türk seyyahları büyük bir para «ıkıntısı çekiyorlar. Birim 1Q0 liramıza mukabil, Fransızlar bunun iki misli olan 24 bin frank çıkarmaya izin veriyorlar
Yazan : Kenan TEMİZ AN
çok ve bu denizlerde, hiç görmemiştim. Adeta sürü Uel,. Muazzam, dev gibi şeyler! Havanın nispeten sıcak olmasına rağmen attıkları hava, su fıskiyeleri gibi fışkırıyordu... Adriya, tik de güzel hava İle geçti... Gece Meslnaya varmıştık... Buradan geçerken. bilhassa gece, hayran olurum.. Ikl tarafı da tâ göklere kadar pırıl pınl ışıklar İçinde... Bir tarafta ana İtalya parçası» öbür taraf Sicilya A-dası!.. Öyle parlak ışıklar içinde gidiyoruz ki» sanki göklerde, klmbillr, milyonlarca serap arasında seyrediyoruz... En tepelerdeki köyler bile ı-şıklanmış blllûrlar gibi tir tir titreyerek kırıtıyorlar’!.. Bu nuran! medeniyet ışıldakları hem hoşuma gidiyor, hem beni mahzun ediyor... Bilmem neden?.. Bu gece saatinde bir taraftan öbür tarafa süratli, kocaman ferribotlar da işliyor...
Bir hayli geç olmuştu... Kamarama çekildim... Ertesi sabah Napolide o-lacağız. Sabah erkence kalktım.. Mûtat traş ve banyo faslından sonra kahvaltımızı yemek üzere salona girdim. Herkes Napoliye yaklaştığımız için acele İle yiyor ve biran evvel güverteye çıkmak istiyor... Kapri Adası uzaktan görünüyor... Bu muhteşem ada, sanki Akdeniz!n ortasında yarı beline kadar denire girmiş güzel bir kız gibi kollarını açmış, göğsünde fisi) “Kapri” şehri yemyeşil yatıyor... Axel Himte'nln “Sen Mişel Kitabı’* ru yazdığı bu ada, bana gayri ihtiyari Munte’yi hatırlattı.. Bir kaç rene evvel Isveçte, gözleri bile pek az gören, ihtiyar edibin bu güzel adadaki sevgilerin), genç ve çılgın günlerini düşündüm... Ada o, Sen Mişel de orada,.. Amma Axel Munte nerede kim-bilir?.. Hayran olduğu., senelerce kaldığı bu sevgilisinden de ayrılmış.. Fakat, belki bir daha görmemek ü-zere olduğunu hiç düşünmüş müydü!.
Karşıda Napoli görünüyor... Vapurumuz yavaş yavaş limana girdi ve hiç dakika sektirmeden saatinde kocaman yolcu salonunun yan tarafına yanaştı... Ben, hayretler İçinde idim.. İki «ene evvel buradan geçerken, bu muhteşem binanın, bombardımanlardan kalma yarı enkaz, yarı yeni yapısı içler acısı İdi.. Bu kadar az zamanda öyle güzel bir bina kurulmuştu kİ... Heykelleriyle, röliyefleriyle!!. Dört bir tarafına muazzam transatlantikleri bağhyabllen bu yolcu salonu nun kat. kat merdivenleri, kat kat iskeleleri var!.. Üst kat teraslan, vapurumuzun üst promennd güvertesine bir saniyedeelektrikll köprü-
IIIIIIIII1IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIM
1 İKİ MACAR GİZLİ POLÎSÎ İFŞA EDİYOR
ler uzandı!.. Polis vo gümrük memurları acele dışarı çıkacaklara mini mini pııala-lar hazırladılar, •İlerimize verdiler. Yine pasaporta lüzum olmadan
bu vesikalarla Napoliye çıkıp vapura dönebilecektik! Napoliyi de çok defalar gördüğüm ve bildiğim İçin; parasız dışarı çıkıp bir şey alamadan dönmek acı bir şey olacak... Hiç çıkmak istemiyordum... Fakat "Ko-Hd” rahatsızlığım olduğundan belki doktorumun tavsiyesiyle îstanbulda Sıhhat Müdürlüğünden vesika İle a-Inblldlğlm ve ancak bir şişe bulduğum ilâçtan almaklığım lâzımdı... Belki Napolide bulur, İlâca devam edebilirim ümidiyle çıktım’. Yolcu salonunun üst katından geçiyorum... Çok güzel! Yerler, renkli mozaik ve on1x taşlarından,. Her taraf pırıl, pınl... Binlerce kişi dolaşıyor... Buna rağmen toz. kir yok!.. Tertemiz. Böyle turistik şehirlerde İlk tesir (impression) ne kadar mühimdir... Yıkık, viran, pifl bir sokak yerine, her hakle böyle muhteşem va heykeller içinde bir bina ile karşılaşma^ insana hemen müspet ve gönül açıcı tesir yapıyor... Harpten perişan çıkmış bir milletin az zamanda bu gibi başarılarını takdirle karşıladım... Sokağa çıktığımda ilk rastladığım eczahanrye girdim., istediğim İlâcı bulunca; hele reçetesi», raporsuz almak İmkânını da anlayınca revlnclmden çıldıracaktım... Fakat ne yazık k1 bu imkânın “para"-nıa olamıyacağını birden düşünemedim... işte elimdeki “yüz lira” vapurdaki masraflar çıkınca bu ilâcı almağa yetmiyordu!.. Bizim para 11a 60
Ura vermek lâzım geliyordu, Düşündüm, yine halime şükrettim î Ya insan daha fena hasta oluverseydl de. Napolide kalıverseydi’.. Nice olurdu hail?!. Bu yüz liradan arta kalan ile neylerdi ?
Velhasıl, ben ilâcı alamadım, gözle, rim şişelerin üstünde kaldı. Bu para takyidi, yani bu kadar azı, hiç hoşuma gitmedi. Bu yüz liranın çoğunu zaten Türk gemisinde kalıyor Meşrubat ve bahşişler bir hayli yekûn tutuyor... Acaba, biraz-ıcık fazla verilse de, hiç olmazsa İnsan vardığı yerde bu yü> liraya sahip olabilse diye düşündüm. Meselâ, Fransızlar 24 bin frank çıkarmağa müsaade ediyorlar ki 300 lira demektir. Fakat kime ne?!.. Vapurda da rahutsızlığım devam etti.?
Napoli, şöyle gözle görülür yerlerde çok ucuz... Turistler dolu! Habire alış veriş ediyorlar... Her şeyin güzeli, zarifi, çeşidi var... Naaıl almazlar?.. O kravatlar, eşarplar... Bizde yirmi beş liraya satılan en güzel kravatlar normal kurs hesabiyle
J üncü sayfadaki kupon-
ların 75.000
liralık he-
diye kurası İle alâkası yoktur,
Gazetemiz, İntişarı tarihinden beri. okuyucularına bir mukabele olmak Üzere bir tahsil ikramiyesi ihdas etmiştir. Bu tahsil İkramiyesi için çekilecek kuraya iştirak, şu şekilde mümkün olmaktadır:
Okuyucularımız, mevcut aylık a-bone karnoierimizin üçünün kapağını getirmek suretiyle bir kura numarası alabildikleri gibi, gazetemizin 3 üncü sahifesindo her gün neşredilmekte olan kuponlardan 90 tanesini idarehanemize teslim ettikleri takdirde, yine aynı şekilde bir kura numarasın» sahip olabileceklerdir. Bu kura numaralan ile 1 aralık 1950 noter huzurunda çokllocek kuramıza iştirak imkânım kazanan okuyucularımız İçinden 1 kişiye üç sene Fransa yahut lngiltorede tahsil masrafı (veya nakden 8 bin Ura), 1 klşl-yo memleket dahilinde üç sene üniversite talıslll masrafı (veya nakden 4 bin Ura) gazetemiz tarafından verilecek, ayrıca D kişiye do llçü «Jtın, üçü gümüş, llçü kroms olmak üzere, birer kol saati hediye edilecektir.
Üçüncü sahlfemizdekl bu tahsil İkramiyesi kuponları İle bugünden itibaren neşre boşladığımız 75.000 liralık hediye kuramızın kuponları arasında hiç bir münasebet yoktur. Yani ve zengin hediyeler için, birinci sahlfenin başında neşredilmeye başlanan 1-60 a kadar sıra numaralı kuponları tam olarak toplayıp getiren okuyucularımız, bu kuraya iştirak hakkına sahip olacak ve şansları yardım ederse, listesini ilân etmekte olduğumuz kıymetli hediyelerden birini kazanacaklardır.
Tahsil İkramiyesi kuponlarımızın neşrine de eskisi gibi devam edilmektedir. Okuyucularımız İsterlerse, numarasız olan bu kuponlardan 90 tane getirmek suretiyle ayrıca o kuraya da iştirak edebileceklerdir.
8 lira! Bunlar istanbula gelince nasıl 25 lira oluyor? Benim aklım ermez’!.. Erkek şapkaları on beş lira... Bu güzel kalite, her nedense bizim memlekete gelmiyor!!.. Daha a-şa£ı kaliteler bizde 40 liraya!.. Kunduraların zarafeti bir âlem’.. Velhasıl Via Roma'dakl her vitrin hep zevk ile, özene, bezene hazırlanmış zarif eşyalarla dolu!.. Zevksiz, çirkin şeye rastlamak çok zor!.. Bunlar anlatılabilecek şeyler delildir... Her şahıs, gören gözünün ve anlayan kafasının derecesine göre bunları seyreder! Zaten herkesin, itiyadı derecesinde güzelliğin bir münasebeti vardır!., t ki saat kadar dolaştıktan sonra vapurumuza dönüyordum... Yarın akşam Marsllyada olacağız.
Hicrî 19 5 0 Temmuz 21 Cuma Rtımi
Şevvâl 6 1369 TEM 8 1366
VAKİ 1 VASATİ EZANİ
Güneş 6.44 9.07
Oftla 13,20 4 44
İkindi 17.18 8.41
Akşam 22.30 l.M
Yau» 20.30 1.54
îmsâk 3.3T 7.01
SİNEMALAR
HEİOCLU CİHETİ
AKIN 1 — Sehrazadın Doğuşu. 2 — ölmiyon Rüyalar. &— Öldüren Keman.
ALKAZAR (42562) 1 — Tarzının İntikamı. 2 — Hacı Murat.
S — Lorcl Hardl Kan Kardeşler.
AK (44394) 1 — Rio Aşkları.
2 — Gönülden Gönüle.
ATLAS (40S35) 1 — Zoro’nun
İşareti. 2 — Büyük Vala.
BEŞİKTA.H B. 1 — Harlov Kumarbazı. 2 — T-atlı Belâlar.
ELHAMRA (43M5) 1 — ömre Bedel Kadın. 2 — Kahramanlar Geliyor (türkçe).
İNCİ 1 — Senaiz Olamam. 2— Yeraltı Canavarı.
İPEK (442S9) 1 — Afyon Kaçakçıları. 2 — Kanunsuz Sokak.
MELEK (44868) 1 — Vahşi Gelin. 2 — Lekeli Hayat.
LALE (435Ö5) 1 — Zafer Ya-
ratan Cuhub (türkçe). 2 — Vir-jlnlya Kaplanı.
SARAY (41656) 1 — ÇeyUn
Kudreti. 2 — Kahraman Arkadaş.
8IJATPARK (83143) 1 — Cezair Dansözü. 2 — Sevimli Haydutlar. 3 — Tatlı Bel/dar.
SÜMER (42851) 1 - Şimal Kanunu 2 — Kanlı Buae.
SARK (403S0) 1 — Suçsuz
Mahk?m. 2 — Suçfuz Mahkûmun İntikamı.
ŞIK 1 — ölüm İslığı, 2 — İki Cingöz Hollyu’ood’da.
TAKSİM (43101) 1 — Aşk ölme». 2 — Dana llâheal.
TAN 1 — Yaratılan Xratan. 2 — Çöl Şarkıaı. 3 — Callfornla Fatihi.
ÜNAL (40306) 1 — Vurun Kahpeye. 2 — Hürriyet Apartmanı. ÜNAL YAZLIK 1 — 1050 Stok-holm Güreş Şamplyona»ı.2 — Şehvet Kurbanı.
YENİ 1 — Kahraman Kılavuz.
2 — Lorel-Hnrdi Kuru Gürültü.
3 — İlâhlar Sevişiyor •
YILDIZ (42847) 1 — Bana Tapıyorum. 2 — Kanlı Gölge.
ÎSTANBtrL CİHETİ
ALEMDAR (23683) 1 — Yılan Kadın. 2 — Prenfica ve Kornan. AZAK (23542) 1 — Zomnun
Kara Kamçını. 1 — Dişi Kuş. B — Deniz Yıldızlan.
HALK 1 — Tarzan Ormanlar Kıralı. 2 — Mcmlş .
İSTANBUL (22367) 1 — Kara Kornan. 2 — Bağdat Perizi.
KISMET (26654) 1 - Er Meydanı, 2 — Kıvırcık Paşa.
MARMARA (23860) 1 — Şöh-
ret ve Para. 2 — Renkli Sürprizler.
MİLLÎ (23962) 1 — Yılan Ka-
dın. 2 — Prenaea ve Koraan.
TURAN (22127) 1 — Kloopat-
ra (türkçe). 2 — San Antolno Arrianı. 2 — Lorel-Hardi Çifte Kumrular.
TENİ (Bakırköy 10-126) 1 — Zoronun tşaretl 2—Vatan Haini
KADIKÖY CİHETİ
HÂLE (60112) 1 — Acemi Â-
şıklnr. 2 — Renkli Mûclzcler.
OPERA (60821) 1 — Harov Kumarbazı. 2 — Ormanlar Hâkimi.
SÜRETYA (60862) 1 — Enir
Ktz ıtürkçe). 2 — Hayal Peşinde.
ANKARA
ANKARA (23432) 1 — Slnul
Düşman. 2 — Innan Avcıaı. BÜYÜK (15021) Hamlet (ttirk-çe).
CEBECİ (13846) 1 — 8on Kahraman. 2 — Şarlo Aaker. 3 — Cemile Hurmalar Altında.
PARK (11131) 1 — Gönülden
Yaralar. 2 — Bir Yabancı.
SUS (11071) Kumarbazlar Kı-rallçesl.
SÜMER (14072) Çifte Tehlike (26 kısım birden).
ULUS (22201) 1 — Son Macera. 2 — Ehedlyen Yaşanmaz.
YENİ (14040) Leylâklar Açarken.
GAR GAZİNOSUNDA İtalyan Akrobatları.
İZMİR
ELH AMRA 1 — Broduay’ft Selâm. 2 — Kanunsuz Sokak. 8— Zafer Abldeal
LALE 1 — Sayılı Kahramanla r. 2 — Altın Küpeler. 3 — Büyük Macera.
TAYYARE 1 — VJrdanmz Kadın. 2 — Hortlak Zambl.
TAN 1 — Sayılı Kahramanlar.
2 — Altın Küpeler. 3 — Büyük Macera .
YENİ SİNEMA 1 — Kanlı Döşek 2 — Hacı Murat Geliyor
3 — Zoronun İşareti.
MELEK 1 — Solan Gül. 2 — Sarı Kız.
dan. - 16.35 D.H Y. (Türk) Beyrut, Nlkoayn, Ankaradan.— 17.00 T.A.E (Yunan) Alinedan.
— 18.05 D.H.Y. (Türk) lzmlr-den. — 18.35 D.H.Y. (Türk) Ankaradan.
GİDECEK OLAN UÇAKLAR
8.00 D.H.Y. (Türk) Balı kebire.
— 8.30 D.H.Y. (Türk) Bursaya.
— 9.00 D.H.Y. (Türle) Ankara. Sivas. Elâzığ. Dlyarbakıra — 0.00 T.A.E. (Yunan) Atlnaya. —
9.30 D.H Y. (Tilrk) Ankara ya.— 9.40 S.A.S. (İskandinav) Mhıılh, Kopenhag, Ncw-York, — 10.00 8. R. (İsviçre) Atina, Cenevre. Zürih. — 10 05 D. H. Y. (Türk) Afyon. Konya, Adana-ya. - 10.15 D.H.Y. (Türk) İz-miro. — 10.30 D.H.Y. (Türk) Ankara, Adana, takenderuna.— 12.10 C.Y. (Kibrini Ankara. Nl-kosya’ya. — 14 00 M.S.R. (Mısır) Nlkosya, Kahircye. — 16.00 D.H.Y. (Türk) İzmir®.
GELECEK OLAN VAPURLAR
6.00 Seyyar, Knrabigadan. —
6.30 Kadeş, Duınlupınur. Ban-
dırmadan. — 10.00 Ülgen, Ayvalıktan. — 20.00 Marn kaz. Mu-danyadan. — 21.30 Uludağ,
Bandırmadan.
GİDECEK OLAN VAPURLAR
3.00 Ordu. Karadcnlze. — 4.00 Necat, tneboluya. — 8.15 Uludağ Bandırmaya. — O.nn Mnraknz, Mudnnyaya. — 17.00 Sus, Mudanyaya. — 17.00 Mersin, Ayvabk-tzmire, — 10.00 Seyyar, Karabigay»'.
GELECEK OLAN TRENLER
7.10 Toros — 8.30 Ankara — 9.15 Ankara (Eka.) — 22.20 Somplon.
GİDECEK OLAN TRENLER
8.20 Semplon (Avrupa). — 18,.10 Ankara — 20 30 Ankara
R A D Y O l A R
UÇAK - TREN - VAPUfl
GELECEK OLAN UÇAKLAR
8.40 S.A.B. (İskandinav) Lyd-da’dan. — 9.86 D.H.Y. (Türk) Ankaradan. — 9.45 D. H. Y. (Türk) Burandan — 9.50 D.H.Y. (Türk) Jamirden — 12.45 M.S.R, (Mısır) Kahire, Nlkosya. — 15.35 D.H.Y. (Türk) İskenderun. Adana, Ankaradan — 15.50 B.E A. (llglliz) Londra, Roma, Atinndan. — 16.30 M R. (Mısır) Kahire, Lefkoşcdcn. — 16 30 D.H.Y. (Türk) Erzurum, Elâzığ, Malatya, Kayseri, Ankara-
ANKARA RADYOSU:
7.28 Açılış vo program. —
7.30 M. S. Ayarı. — 7.31 Harry Horllck orkestrası çalıyor (pl),
— 7.15 Haberler. — 8.00 Saz e-
serlori (pl), — 8.15 Filim me-IrKİlleri (pl). — 8.25 Günün
programı vo hava raporu. —
8.30 Hafif müzik (pl). — 9.00 Kapanış.
12.28 Açılış ve program. —
12.30 M. S. Ayan. — 12.30 Şarkılar. — 13.00 Haberler. —
13.15 İki piyano llo melodiler.
— 13 30 öftle GaJKotesi. — 13.45 Tango, rumba, konga ve sam-ba’lar (pl). — 14.00 Hava raporu, akşam programı ve kapanış.
17.58 Açılış ve program. — 18.00 M. 8. Ayan. — 18 00 İncesaz. — 1830 Konuşma- —
18.45 Karon Kemplo’den melodiler. — 19.00 M. 8. Ayan vo haberler. — 19.15 Geçmişte Bu-KUn. _ jg.20 Tarihî Türk müziği. — 20.00 Orkestra parçalan (pl). — 20.16 Radyo Gazetesi. — 20.80 Sorbaet saat. — 20.35 Operalardan arya ve düetler (pl). — 21.00 Türklyede
MarHhalI PU nı. — 21.16 Dans müz1** « oo Konuşma.
lllllllllllllllll anlatan llllllllllllllll! THhun. M lllllllllllllllllll ÇEVİREN ıııııııııııııııır
eserin Türklyede neşir hakkını
Laszla ve Hanna Sulner yen! İstanbul’u vermiştir» Behçet Cemal
İlâçla uyuşturulan, mütemâdi bir mânevî baskı altında bulunan Kardinalin iradesi nihayet boyun eğmişti
— 22.15 Bela Bartok - 5 numaralı Kuarlet (pl). Çalan: Hunharlan Kuartet. — 22 15 S. Ayan ve haberler. — 23 00
Program ve kapanış.
İSTANBUL RADYOSU t
12.57 Açılış ve programlar. —
13.00 Haberler. — 13.15 Ö£le
konseri (pl). — 13 45 Şarkı ve türküler. — 14.20 Serbest saat.
— 14.30 şarkılar ve türküler (pl). — 11.50 Cugat orkcatra-sındnn dans müziği (pl). — 13.00 Programlar ve kapanış.
17.57 Açılış ve programlar. — 18.00 Dans müziği (pl), — 18.30 Yurdun her köşcHİndon deyişler ve söyleyişirr. — 19 00 Haberler. — 19.15 İstanbul haberleri. — 19.20 Radyo senfoni orkestrası konseri. — 20.00 Saz eserleri. — 20.15 Tenor Peter Andcrsden melodiler (pl). — 20.30 Şarkı ve türküler. — 21.JO İktlaadl bahisler. — 21.20 Fasıl heyeti konseri. — 22.00 Müzik dünyasından çeşitli Örnekler (pl).’ — 22 45 Haberler. — 23.00 Çeşitli hnflf müzik (pl).
— 23.30 Programlar ve kapanış.
YABANCI RADYOLARDAN
SEÇME YAYINLAR
LONDRA:
7.40 Roland Peachev ve orkestram. — 8.00 Dinleyici is-tckİHri. — 12.30 B.B.C, ”Scot-tlah,» orkestrası. — 13.30 Fred Hartiey vo orkestrası. — 16.30 "Caaino., orkestrası. — 17.15
B.B.C. "Northern,, orkestrası.
— 18.15 Jazz kulübü. — 22.15 Glyndebourne festivali — 23.15 Opera ınüzlğî.
Soldan snâa:
1 — Küçücük parçalar haline gelerek. 2 — Bir içki mezesi: Başın dörtte üçü. 3 — Sinirli; Geri tepme. 4 — Kavgalı; Tersi baktaşilorln piri. 5 — Bir hayvan; Sunan. 6 — Bir taş nev i. 7 — Şart edatı; Bir başmuharririn birinci ismi. 8 — Fazla çukur; Onun gibi. 9 — Chntcaubrland'ın meşhur eseri. 10 — Japonun intiharına verilen İsim.
Yukarıdan agn£ı:
E C Z A N E L E R
-------- — 1— — - - " - ---------'---1 —
EMİNÖNÜ: İstanbul (Eminönü) — Haaan Hulûs! (Küçük-pazar) — AbdÜlkadir (Alemdar) — Saldhaddln Çarşı kapı (Beyazıt)
BEYOCtLUı Matkovlç (Merkez) —, Galatasanıy (Merkez) — Ertugrul (Taksim) — İsmet (Taksim) — Karaköy (Galata)
— Maçka (Şişil) — Feriköy (Şişil) — Haaköy — Merkez (Kasımpaşa).
FATİH: Muharrem Tanır (Şoh-zftdcbnşı) — Sarım Çltçl (Aksaray) — Emin Rıdvan (Sa-matya) — Nüzhet Onat (Şeh-romini) — M. Fuat Bayer (Ka-ragümrük) — G. Sipahloğlu (Fener).
EYÜPı Ayvnnsnray Şifa.
BEŞİKTAŞ: Nail Hollt (Beşiktaş) — Ortaköy — G. Dlvanh-oğlu — Merkez (Bobek).
KADIKÖY: Ycldeglrmenl (Kadıköy) — Kızıltoprak — Göztepe — Bo.ıtancı.
ÜSKÜDARı ÇamhyurL HEYBELtADA: H. Halk.
BÜYÜKADA: Halk.
İZMİR: Çankaya (AJsancalc)
— Tilkilik (Basmahane) — Yont (Eşrefpaşa) — Karataş (Yalılar) — şita (Kemaraltı.
ANKARA: Çankaya — Yeni— Derman.
1 — Hlcabedon insan (Ikt kelime). 2 — lfsnt eden ((Aynı kökten lsm-1 fail); Yükselme. 3 — Tersi bir kazamız; Tersi haç. 4 — Çingenelerin toplayıp sattıklarından; Yükseltme. 5— Saik; Danell bir moyva. 6 — Nefi edatı; Üşümeni gider; Mahut. 7 — Güzel bir nevi pasta (iki kelime). 8 — înce; Alçak. • — Fiyakalı; Ressam Zoki Falk’ln soyadı. 10 — Bir cerh vahi tası.
DÜNKÜ BULMACANIN
HALLİ
Sntdnn snğaı
1 — İki birader. 2 — Mala; Ema. 3 — Aralama: Em. 4 — Lamen; Rulo. 5 — Ati; Naşlt. 5 — Tat; Elcallm. 7 — İki harf; Maknsen. 8 — Çakı; At; Le. 9 — Orak al; Nam. 10 — Kara feri ve.
Yukarıdan aşağı 1
1 — İmalâtı çok. 2 — Kara; Avara. 3 — îlâmat; Kar. 4 — Balet; Akın. 6 — Anime; Af 6 — Rom; lsale. 7 — Aralat.
8 — Do; Uşak: tn. 9 — Emeli kolay, 10 — Ram edememe.
Beyoğlu 44tM4 Kadıköy Ö0BT2
îalanbul 24222 Üsküdar 60945
A akara 00, İzmir 2222 Karşıyaka 15055
SIHHİ İMDAT
İstanbul Hoyoğlu 419Ü8
Anadolu yakanı 00538
Ankara U1
İzmir 2251
— 13 —
Fakat, Kardlnal’m başka türlü hareket edemlyeceğrlnj Hanna İle benim gibi bilenler, hâdiseyi umumi şekilde İzah edebilirler. Maznunun bu tarzı hareketi, tatbik edilen usule tamamen uygundu. Eğer itiraf temin edilmemiş olreydı. Kardinal hiç bir surette mahkemeye çıkarılmazdı.
Rus MVD’elnln ruhî, tıbbi vo asabiye mütehassıslarının kurdukları sistem* göre, propaganda mahkemelerinde, vesikaya dayanmıyan itirafın kıymeti yoktur. Her ikisinin de blriblrinl tamamlamalar) lazımdır.
Şüpheli vesikaların doğruluğunu tasdik veya eahte vedkalar tanzim edebilecek mütehassıslara ihtiyaç vardır. Ve keza, Nazi gestaposunun haoln dayak metodu, lUraf ettlrmlye kâfi gelmeyince ilâç ve ruh! tedbirler almak lazımdır.
İLÂÇ TATBİKÎ
Mesele son derece basittir ve Demirperde gerisindeki polis mehafili, bütün bu usulleri gayot lyt hazmetmiştir. Prof. Franz Orsos, 1944 de Budapeştede, İtirafa mecbur etmek için Öcopolamlne adında alkaloit bir İlâç kullanırdı. Ufak dozlarla verilen bu ilâç tenkld hnasaaını felce uğratır. hafızayı zayıflatır ve İradeyi u-yutur.
Başka memleketlerde çok daha evvel aetedron, henzedrine, ampheta-mtne ve İnanlIn kullanılmıştır. Bilhassa Insulln, kandaki şekeri azaltarak zihinde teşevvüş yaratır ve telkine mukavemet hassasını zayıflatır. Bu hale gelen ve husus! bir tıbbi kontrol altında mütemadiyen tazyik e-dilen bir şahsiyet, sair zamanlarda tekabül etmekten katiyen imtina edeceği sözleri söylemlye veya yaz-mıya yahut da normal ahvali ile kabili teW olmıyan şeyleri yspmtya sevkedileblllr.
Ancak bu sistemin, polis yahut adil tahkikat bakımından tek mahzuru vardır. Böyle bir şahsiyetin içerisinde bulunduğu ruhî hal, tıpkı bir sarhoşun dilinin sürçmesi gibi, elya-zismdan belli olur.
Hanna 1947 de polis yüzbaşısı 1-ken, bu çeşit hâdiseleri ilk defa görmüştü. Yeni polis metodlan hakkında rusça yazılmış bazı ilmi tetkikler m acar cay a tercüme edilmişti. Hanna, bir kaç defa Dr. Voigyessy’yi ziyaret ederek, ipnotizmaya dayanan sistemi hakkında malûmat edinmiştir. Dr. Volgyessy, bu usulü 1943 ve 44 yıllarında Alman işgal makamları emri İle tatbik etmişti. Hanna, almanca İntişar eden înterpol (Milletlerarası Polis Teşkilât) mecmuasında bu mevzuda bir de İlmî etüd neşretmlş-ti.
îlmi met odlar
Cinnî dâvalardan ziyade siyasi dâvalarda itiraflarına ihtiyaç hissedilen maznunlara tatbik edilen bu sistemin Kardinal e de tatbik edildiğinde hiç şüphe yoktur, ilmin en son İlerlemelerinden İstifade edilerek, Kardlnal’ln iradesi evvelâ zayıflatılmış ve sonra da tamamen kontrol altına alınmıştır. Daha ehemmiyetsiz dâvalarda çok daha basit ve sert tedbirler kâfi gelmektedir. Kardinal, Rusyada inkişaf ettirilerek yüksek bir seviyeye çıkarıldıktan sonra, her biri, Moskova polis akademisinde tahsil görmüş birer şefin idaresi altında bulunan peyk devletleri polis teşkilâtına da öğretilen bu sistemden elbette istisna edilemezdi.
Bu sistem, Batı âleminin “Hakikat serumu,, adı altında tanıdığı serumun tatbikmdan İbaret değildir. Zaten, yazılı deliller de yalnız sahte vesikalara dayanmamaktadır. Uâçl&ma, normal uyku devrelerinden mahrumiyet, mütemadi ve şiddetli isticvaplar ve telkinler, mânevi baskılardan müteşekkil bir sistemin ancak bir cüzüdür. Sistemin bilhassa ruhî tazyik kısmı enteresandır. Maznun evvelâ U-mltlendirllir ve sonra birdenbire U-mitleri yok edilir veyahut ağır ağır ümit bulmaya başlayan maznunun bütün limitleri bir anda yıkılır ve nihayet maznunun cümle! asablyesl bozulacak raddeye gelir ve bütün iradesi yumuşar yahut da tamamen ortadan kalkar.
tşte o zaman maznun, İstenilen dereceye gelmiştir. Üzerinde mütemadiyen tazyik yapan ekip, muvaffak olmuştur. Maznun âdeta hüviyet değiştirmiştir ve “her şeyi başka türlü görmektedir,,. Kardinalin mahkemede sarfettiği bu sözler, 1938 de Mosko-vada, GPU şefi Henry Ysgodanın da dahil bulunduğu 22 komünist şefinin, muhakemesi sırasında aynen Kree-tlnakl tarafından da söylenmiştir. ÎP tlraf sırası geldiği zaman, maznun dalma, “işleri başka türlü görmeye,, başlar. Tıpkı, sarhoşun, her şeyi çtft görmeye başlamam gibi...
Mânevi baskı kaldırılınca, maznun alelekser asabi bir buhran geç’zrir. Kardinalin de aynı âkıbet* dûçar olduğu. İnanılır kaynaklardan bildirilmiştir. Mlndszenty, muhakemeden sonra bir asabiye hastahanesine yatırılmış.
El yazısı
Bazı ruhi hastalıkların tetkiki sırasında, el yazısı da ince bir "tetkikten geçirilmiştir. El yaz ıs mm bazı
husulyetlerl, ya hastalığın mahiyetini meydana vurur veya, daha başka tezahürat İle birlikte, teşhisi »konulmasına yardım eder.
Fransız mütehassıslarından Du-parehy - Jeannez, “Les Maladles d’ap-Hs r4critur«„ isimli kitabında, çok derin olan bu mevzu hakkında misaller vermektedir. Bu misallerden bir tanesinde, bulundukları muhit ve şartlar yüzünden ağır bir ruhî şok geçiren hastalardan bahsetmektedir. “Beyin artık hastadır. Bunların İd-
raklerini tekrar kazanmasına İhtimal yoktur. Bunun başlıca tezahürü, satırlardaki daimi kesintilerdir. Yazıları aşağıya doğru kıvrılır, gittikçe karışır. Kendi İradelerinin hâkimiyeti altında değildirler. El yazısı, yazanın çok yorgun olduğunu, cümlel asa biyenin hassasiyet kesbettlğlni ve daimî bir korku içinde bulunduğunu gös-terlr Bu şahsiyetler, kendi kendilerini itham eden fikri sabitlerin aza-bî içindedirler.,,
(Drvamı var)
HİKÂYE
No.
Yazan: Stephen LEACOCK
imdi «ize anlatacağım hikâyeyi bir kış akşamı, arkadaşım Alı-Yen’in çamaşırha-
nesindeki küçük odasında dinlemiştim. Ah-Yen. mahzun ve düşünceli yüzü, filozofça haliyle, çok defa ırkına dikkati çeken bütün huylan kendisinde toplamıştı. Aramızda uzun senelerin kuvvetlendirdiği bir bağ vardı; dükkânının arkasındaki ufak, loş o-dasında akşamlan oturur, hülyalara dalarak pipomuzu tüttürür, tefekküre dalardık. Beni Ah-Yen’ • bağlıyan, şarklılara hâs okan ve ona kendi yarattığı bu âlemde haricin sıkıntılarım unutturabilen, geniş tahayyül kabiliyetiydi. Meğer bu bahsettiğim akşama kadar, arkadaşımın keskin tahlil kudretinden haberdar değilmişim.
Oturduğumuz küçük odanın derbeder bir hali vardı; İki İskemle ve tütünümüzün üstünde durduğu alçak masadan başka eşyası yoktu. Tek ışığımız, pipolarımızı yakmak için kullandığımız, solgun ışıklı mumdu. Duvarlarda ekserisi gündelik gazetelerden kesilmiş, odanın çıplaklığını örtmeye çalışan bir takım resimler a-sıiıydı. Göze çarpan tek resim, çini mürekkebi ile yapılmış bir portre İdi; genç, güael bir adamdı, fakat yüzünün gizil, derin bir teessür ifadesi vardı. Ah-Yen'İn gençliğinde ıstıraplı günler geçirdiğini duymuş ve nedense gençliği ile bu resim arasında bir bağ olduğunu düşünmüştüm. Fakat hiç bir zaman ona bu mevzua ait bir «ey sormaya cesaret edememiştim. İşte bahsettiğim akşam, o resmin hikâyesini Öğrendim.
Pipolarımızı bçlyorduk. Ortalık sessizdi. Ah-Yen uzun süren bu Sükûtu bozarak söze başladı: “Deminden beri bedbaht arkadaşım No. 58 nın portresine bakıyorsunuz. Size hiç ondan bahsetmemiştim değil mı ? Bugün ölüm yıldönümü olduğu İçin, arkadaşımdan bahsetmeyi arzu ediyorum.
Pipomu doldurup, dinlemeye hazır olduğumu başımla İşaret ettim; Ah-Yen hikâyesine başladı:
“Ellıaltı’mn tam olarak ne vakit hayatıma karıştığını Rek hatırlamıyorum ; defterlerime boksam her halde bulurum. İlk zamanlar. onunla da her müşterimle olduğu kadar alâkadar olmuştum, hattâ belki de daha az diyebilirim. Çünkü Elllaltı, bütün müşterilöği zarfında, temizlenecek eşyalfirım hiç kendisi getirmemiş, bir çocukla yollamıştı. Daimi müşteriler listesine girmeye başladığım gördükten sonra, ona çamaşır numarası olarak 56 yı verdim, kimin nesi olduğunu araştırmaya başladım. Az zamanda bu meçhul müşterim hakkında bazı neticelere varmıştım. Çamaşırlarının cinsinden, çok zengin değilse fertle hali vakti yerinde olduğu anlaşılıyordu. Muvazeneli ve tertipti bir kimse idi: cemiyet hayatına fazla kanşmış değildi. Her sefier muayyen sayıda çamaşır gelmesi, paketin her cumartesi gönderilmesi ve muntazaman her hafta bir kolalı gömlek giymesi buna delâlet ediyordu.
Onu İlk tanıdığım zaman, üniversitede talebe idi. Tabii bunu İlk zamanlar bilmiyordum. Zamanla yazın 4 ay şehirden uzaklaşmasından. imtihan zamanlan yıkanmaya gelen gömleklerin kolluklarındaki formül, tarih ve geometri teorilerinin bulunmasından bu neticeye varmıştım. Derin bir alâka İle üniversitedeki harekâtını takip ettim. Dört sene müddetle her hafta çamaşırını yıkadım; müşterimin temiz ve sevimli karakterine nüfuz edebilmiş. takdir ve hürmet hissim bu zaman zarfında derin muhabbete dönmüştü. Muvaffakiyetiyle çok yakından alâkadardım. Her İmtihan zamanında, elimden geleni yapmaya gayret ederdim; gömleklerinin kolunu yansına kadar kolalar, böylece not edeceği şeyler İçin daha fazla yer bırakmış olurdum.
“Haziranda bir cumartesi sabahı. çamaşır paketini açıp, kinlik, kolalı gömleğini görünce sevincimden açacaJc gibi oldum; gömleğin önünde bir akşam evvelki ziyafette içtiği şarabın bir kaç damlası dökülmüştü. 56 artık mezun olmuştu!
“O kış, imtihan esnasında kalemin vıcunu mendile silmek âdeti itiyat haline geldi. Anladığıma göre, müşterim hukuk mesleğine
başlamıştı. Bütün gayretiyle çalışıyordu. Zira çamaşırlan arasında kolalı gömleklere hiç rastlanmıyordu. Fakat ertesi kış İş değişti. Kolalı gömleklerin sayısı bir İken dörde çıkmış, keten mendillerin yerini ipekliler almıştı; demek Ö6 sıkı ve ciddi çalışmayı bırakmış, biraz da cemiyet hayatına karışmıştı. Hattâ dahası da vardı: 56 âşık olmuştu! Her cumartesi paketini açarken, heyecanlanır, arkadaşımın, sevgisine karşılık gördüğüne dair emareler arardım. Gömleklerine mümkün o-lan itinayı gösteriyordum. Sevdiği kızın asil ve İyi bir aileden olduğuna emindim. Çünkü 55 nın karakteri üzerinde hayırlı tesirleri oluyordu. O güne kadar, kullandığı takma kollukları, yalana gömlek önlerini birer birer attı, yalancı ve hakikatten uzak her şeyden nefret etmeye başlamıştı.
“56 farkında olmadan, hayatıma kanşmış ve tamamiyle dol-durmuştu. Cumartesi günlerini iple çekiyordum. Bir bahar asbahi 56 nın istikbali karşılıyabllecek medeni cesareti topladığını anladım; çamaşırları arasından, mütevazı karakterinin o güne kadar giymeye müsaade etmediği beyaz bir yelek çıkmıştı! Niyetini anlamıştım; heyecanla neticeyi bekledim. öbür hafta yelek geri geldiği vakit sevinçten gözlerim yaşardı: Sağ omuzunda küçük, mu-habbetkâr bir elin durduğu hafifçe belliydi. Sevgilisi 56 nın sevgisini kabul etmişti!,,
Ah-Yen bir müddet sustu; soğumuş olan piposunu avucunun içinde tutarak duvardaki gölgelerin titreşmesini seyre daldı. Nihayet tekrar söze başladı:
•‘Sonbaharda, İki âşığın a-rasında tek tük kavgaların başladığını farkettlm. Gömleklerin adedJ haftada 7 den dörde düştü; takma yaka kolluklar tekrar belirdi. Fakat dargınlık uzun sürmüyordu; beyaz yeleğin omuzundaki gözyaşı lekeleri pişmanlığa delâletti. Ne yazık ki zamanla kavgalar sıklaşıp, şiddetlenmeye başladı; gömleklerde eksik düğmeler fazlalaşmıştı. Nihayet bunların da bir sonu geldi, gömleklerin sayısı bire indi; müşterim eski haline dönmüştü. Çamaşırları arasından sellüloz yakalıkların çıktığı gün. tamamiyle ayrıldıklarını anlamıştım. Artık kolalı gömleklerin yerine pazen gömlekler geliyordu, mendilleri İse pamuklu olmuştu.
“O günü takip eden Uç haftan heyecanla bekledim: hiç ses çıkmadı. Nihayet paketi geldi. Meğer 56 dan aldığım son paketmiş. Her zamankinden daha şişkindi, sanki nesi var nesi yok hepsi i-çindeydl. Paketi açınca dehşetle irkilelim: gömleklerinden birinin önünde, zavallının hayatına son *veren kurşunun açtığı delik ve etrafına yayılmış olan kan lekesine bakıp kaldım. îki hafta evvel. sokaktaki gazetecinin, müthiş bir intihardan bağırarak bahsettiğini duyduğum hatırıma geldi. Demek arkadaşımı o gün kaybetmiştim. Istırabımın IJk acılan geçtikten sonra, onu daima hatırlamak Içlıı. gördüğünüz portreyi çizdim. Evvelce de söylediğim gibi 56 yı hiç görmemiştim, resim tamamiyle hayal mahsulüdür.,,
Dükkân kapısındaki küçük zil, bir müşterinin geldiğini haber verince AhTYen kendine has, hafif bir lâkaydiyle, dükkâna girdi.
Az sonra, ondan ayrılarak, dalgın dalgın odama döndüm. Yolda şarklı arkadaşımın hayal kuvvetini hayranlıkla düşünüyordum. Fakat vicdanım rahat değildi. O-na söylemem lâzım gelen, fakat bahsetmeye cesaret edemediğim bir şey İçimi sıkıyordu. Bütün o kurduğu hayalleri yıkmaya kendimde hak bulmuyordum. Aynt zamanda, bir sene evvel yolladığım şişkin çamaşır paketi de gözümün önünden gitmiyordu. Üç hafta şehirden uzaklaşmıştım ve btnnetlee çamaşırlarım mûtadından fazla birikmişti. Eğer yanılmıyorsam. İçinde bir de eskice gömlek vardı; bavulumda kırılan kırmızı mürekkep şişesi Önünü lekelemiş ve paketi yaptığım sırada, püromdan düşen ateş ufak bir delik açmıştı. Bütün bunlardan yine de emin değildim. Fakat bundan hemen bir sene evvel eşyalarımı daha modern bir çamaşırhaneye yollamaya başladığımı ve Ah-Yen‘ln müşterisi iken çamaşır numaramın 56 olduğunu gayet İyi biliyorum.

91 Temmuz 1950
T ■ N t ÎİTAMBUL
Sarfa 0
KONOMiK
.1
Balık ekonomisinin ehemmiyeti ve bu servetin kıymetlendirilmesi
Yazan: Sait Bilâl Çakıroğln
merikanın en mühim gazetelerinin
Mümessili Mr. John Sirigo dedi ki:
Bugün dünyanın bütün denîzlerin-® de avlanan balıkların miktan 13 milyar kiloyu bulmakta ve dünya nüfuzuna nazaran adam bazına sonede 6 kilo balık isabet etmektedir. Bir çok memleketler, bu vasati istihlâk miktarının çok fevkında balık yemektedir. Ezcümle Fransa 7, Almanya 12, Ingiltere 144 kilo, şimal memleketlerinde de daha fazla balık istihlâki var dır. Bize gelince: iki büyük denizin çevrelediği geniş sahlllertmizdo çeşitli ve lezzetli balıklar istihsal edildiği halde, teşkilât ve vasıtasızlık yüzünden memleketimizin bir çok yerlerinde henüz balık yenmesi maalesef öğ-ret Dememiş ve bu sebeple vasati istihlakimiz bir kllo.vo bile yilkseleme-miştir. Halbuki çok kıymetli bir gıda maddesi olan ve ete nazaran daha u-cuz bir fiyatla temin edilebilen balığı halkımıza tanıtmak ve sevdirmek suretiyle İstihlâkini arttırmak ve dolayıslyle yetişmesi hiç bir emek islemiyen bu deniz mahsulünün bugünkü istihsal miktarını da birkaç misline çıkarmak mümkündür. Vakıa balıkçılık bizde zaman zaman ele alman ve muhtelif vesilelerle etüd e-dilen esaslı mevzulardan biri olmakla beraber, tabiaten namzet bulunduğu İnkişafları kendisine temin edecek kanunî ve İdari mevzuat bakımından, bugüne kadar kâfi bir ihtimama maz-har olamamıştır. Halbuki bütün mahrumiyet ve imkânsızlıklara ve iptida! vasıtalarla çalışılmasına rağmen yine senede 25-30 milyon kilo balık av-lanı İm aktadır.
Bazı mütehassısların iddialarına göre, bugünkü şerait içinde, sularımızdaki balık mahsullerinin ancak onda birinden İstifade edilebill-yormuş. Şurası muhakkak kİ, bugünkü iptidai vasıtalarımızla avlanan bu balıkların tamamından istifade etmek bile kabil olamamaktadır. Halbuki 18 milyar kiloluk dünya istihsalinin 5 milyar kilo ile yüzde 40 ını veren japonyayı ve müteakiben, yüzde onla yirmi arasında tehalüf eden nlsbetlerle Birleşik Amerika, İngiltere ve Norveç gibi memleketleri düşünecek ve sahillerimizin uzunluğunu ve kuvvetli balık cereyanları üzerin-| deki müstesna coğrafî mevkilmtze bakacak olursak bugünkü İstihsal miktarının acınacak derecede cüz'l telâkki edilmesi lâzım gelir. Şüphesiz istihsalimiz, yirmi beş sene evveline nazaran, İki. üç misli artmıştır. Bununla beraber bu artış mevcut vasıtaların tam randımanla çalışması, imkânların kullanılması halinde erişilebilecek seviyeye kıyasla çok mahduttur. Bugün hâlâ Karadeniz sahillerinde fındık kabuğu büyüklüğünde görünen ve insanın, İçinde asla emniyetle bulunması caiz olmayan flİkalarda “Hazret! Adem” oltasiyle balık avlamaya uğraşılıyor,
(

Balık çabuk bozulduğu ve taze o-larak gerek dahilde bir yerden diğer bir yere, gerekse harice şevkinde hususi tertibat ve vasıtalara ihtiyaç gösterdiği için. İstihsalinden istihlâkine kadar tekniğe, sermayeye, adama şiddetle ihtiyaç hissettiren bir istihsal maddesidir. Ve bu sebeple İstihsal maddeleri İçinde maliyet un-surlariyle en sıkı ve nazik münasebeti olanlarından biridir. Bunun için toprak mahsullerinde olduğu gibi İstiskali uzun zamanlara bağlı bir bakım ve emek İstemediği halde bizde maliyet hesaplan hazan karaya vuran balıkların avlanmamasını, hazan de avlanan balıkların tekrar denize dökülmesini emreder. Buna ait misalleri memleketimizde bol bol müşahede etmek kabildir. Ancak bizde maliyeti teşkil eden unsurlar, teknik imkânsızlıklardan, İstihsali karşılayacak miktarda istihlâk veya konserve
fabrikalarının bulunmamasından dolayı dalma İdaresiz, yüksek bir halde görülmüştür.
Halbuki Türkiye balık konserveciliği için İdeal bir memlekettir. Ve bilhassa torik en mükemmel konservelik balıktır. Keza her sene Azak Denizinden ayrılıp Karadenizde Trabzon ve Sinop önlerinde toplanan hamsi de konservecilik için çok ehemmiyetlidir. Bizde iktisadi bir kıymet ifade etmemesi yüzünden gübre makamında tarlalara dökülmektedir. Bu gün dünyanın ançüez diye severek yediği konserve balığından daha çok lezzetli bir konserve balığı olan hamsileri iktisadi kıymete tahvil edemememiz cidden üzünülecek bir haldir. Geçici balıklardan palamut, tîrsl, uskumru gibi neviler de konservecilik bakımından mühimdir. Her sene taze olarak ttalyanlara yok pahasına sattığımız 10-15 milyon kilo torik, orada konserve haline getirildikten sonra belki on misil daha yüksek bir fiyatla dünya pazarlarına sürülmektedir. Evvelce senede 200 bin altın lira varidat sağlayan balık mahsulü, bugün daha fazla bir varidat temini zımnında bir terakki kaydetmemiştir.

Bizde balıkçılığın inkişafı için devlet de lâyıkı veçhile irşat vazifesini yapamadı. Yirmi sene evvel Marma-rada bir balıkçılık mektebi, bilâhare yeri değiştirilerek ve daha noksan tesisatla tstanbulda Baltallmanı Balıkçılık Enstitüsü kuruluyor ve kısa bir zaman sonra kapatılıyor. Diğer taraftan balıkçılık bankası hazırlıkları yapılıyor, Denlzbank teşkil edilince bundan da sarfınazar ediliyor. Ecnebi mütehassıslar getiriliyor, raporları nazara alınmıyor. Hattâ daha garibi. îktnel Dünya Harbinin başlamasından üç dört ay evvel. 1939 senesinde, derüz nakliyat işlerinin iktisat Vekâletinden alınarak Münakalât Vekâletine devri sırasında, balıkçılık da deniz nakliyatı işlerinin bir fer’i telâkki edilerek Münakalât Vekâleti hizmetleri arasına konuluyor. Ticaret safhası en esaslı vasfım teşkil eden ve diğer safhaları da ticaret safhasının tabii hükmünde bulunan bir hizmetin, Ticaret Vekâleti. İktisat Vekâleti varken MÜnaklât Vekâletine baklanmış olması, bugün ehemmiyeti itibariyle Üzerinde tevakkuf etmeğe değer bir manzara arzetmektedir.
Görülüyor ki. deniz mahsulleri gibi verimli bir İstihsal menbaından lâyı-kiyle istifade etmek ve balık ekonomisi mevzuunu millî icapların bütün genişliği içinde ele almak fikri bizde henüz uyanmanuştır. Ve son zamanlara kadar Türk balıkçılığı tam mâ-nasiyle iptida! bir kıyı balıkçılığına inhisar etmiştir. Halbuki şimdiye kadar av âletlerini tekemmül ettirerek ve tatbik sahalarını genişleterek açık deniz balıkçılığına geçmiş ve bir taraftan istihsal diğer taraftan istihlâk şartlarına göre gereken bütün tesisleri yapmak suretiyle balık ekonomisi problemini halletmiş olmalıydık.
Türkiye Tütüncüler

Federasyonu
L
kurulacak
Tütüncüler Birliği, Ekonomi ve Ticaret Bakanlığına verdiği bir raporda. yurdumuzun muhtelif bölgelerindeki tütüncülük teşekküllerinin, birliklerinin bir federasyon halinde birleşmesini ileri sürmüştür.
Yakında Ankarada toplanacak olan Tütüncüler Kongresinde, Türkiye Tütüncüler Federasyonunun kurulması bahis mevzuu olacaktır.
“100 milyon dolarlık ecnebi
sermaye Türkiyeye akacak,,
Memleketimizi ziyaret eden Amerikalı gazeteciye göre, liberalizme giden Türk ekonomisi Ankaradaki son değişikliklerden çok istifade edecektir
Zaman saman Türklyeya gelen ve memleketimizde tetkikler yaptıktan sonra makale ve röportajlarla intiba-larmı yazan ecnebi müşahitler içinde John Slrlgo’nun yazıları, hiç şüphesiz, bütün dünyada en fazla alâka toplamış ve akis uyandırmıştır. Slrl-go, Amerlkadakl meşhur “Hearat,. gazeteleri tröstünün, yani dünyanın en büyük neşriyat teşkilâtının Türkiye husus! muhabiri, daha doğrusu delegesidir. Onun elindeki başlıca haber gönderme vasıtası, “International Netvs Service” ajansıdır.
Sirigo üç sene evvel Türkiyeye gelmiş ve o vakitten beri müteaddit defalar. kısa veya uzun zaman memleketimizde kalarak tetkikler yapmıştır. Bu ziyaretlerindeki maksadı, bizzat kendisi .yaptığımız uzun görüşme esnasında bize İzah etmiş bulunuyor:
*— Memleketinizdeki siyasî İnkişafları takip etmek, Amerikan yardımının tesirlerini ve terakki derecesini yakından görmek üzere geldim. Yardım Plânının tatbikatını ve teferruatını. yalnız Türklyenln millî ekonomisi bakımından değil, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Teşkilâtının niyet ve gayeleri çerçevesi İçinde, komünist tecavüzlerine karşı müdafaa sistemi He alâkalı olarak tetkik etmekteyim.,,
Sirigo, esasen difter bîr çok memleketlerde, bilhassa Yunanlstanda da aynı tarzda incelemeler yapmıştır. Şimdi bize:
“— Fakat, -diyor- bizim hasın trÖB-tümüz. Türkiyeye hususi bir alâka ve ehemmiyet atfetmektedir. Bunun içindir kİ. memleketinize mümkün olduğu kadar fazla gelmekteyim. Zaten bu, beninı için de en büyük zevktir.,,

John Sirigo, Ankarada Hükümet crkâniylr hususî ve uzun temaslarda bulunduktan, bu arada Barbakan Menderes, Dışişleri Bakanı Köprülü ve Çalışma Bakanı Polatkan He mü-t^addlt görüşmeler yaptıktan sonra havramdan bir gün evvel Istanbula gebll O. başkenti#* ayrıca bir çok sefirlerle ve ecnebi heyet başkanlarly-le. bilhassa kendisine karşı büyük hayranlık beslediği Amerika Sefiri Wads\vorth ile uzun uzun konuşmuştur Bütün bu mühim şahsiyetlerle yaptığı temaslar, şüphesiz ona Türkl-yenin bugünkü durumu hakkında İam bir fikir edinmek İmkânlarını vermişti. Onun İçin, kendisinden hu intihaların! bize hulâsa etmesini rica ettik. Büyük bir nezaketle kabul etti ve evvelâ geriye doğru bakmak lüzumunu hissetmiş olarak kİ, mazide müşahede ettiklerini anlatmakla söze başladı:
“— Halk Partisi iktidarda olduğu zaman hepimizin ya kırklan gördüğümüz vaziyet, bu partinin memleket işlerini eski zihniyet ve peşin hüküm lorla İdareye devam etmesi İdi. Bilhassa. milli ekonominin büyük zararına olarak, kırtasiyeciliğin mertebe ve kademe usullerine Hıkı sıkıya riayet erlllmekte İdi Bu yüzden Marshall Plânı çerçevesi dahilinde Amerikan heyetleriyle çabucak halledilmesi mümkün olan ve böyle yapılması I-cap eden bir sürü mühim İşler, mütemadiyen İhmal ediliyordu. Meselâ öyle vaziyetler hâsıj oldu kİ, kırtast-• eclUk yüzünden felce uğramış bulunan devlet İdaresi bir karar alıncaya kadar. Amerikan Kongresinden yeni bir knnun çıkarılıyor ve bütün çalış-malara tekrar yeniden başlamak lâzım gidiyordu. Halbuki, peşin hükümlerin bağlarından kurtulup acele karar verilebilseydi, yeni kanunlar çık madan altı ay hattâ bir sene evvel bir çok İsler neticelendirilmiş olacaktı. Bundan da Türk milli ekonomisi ’ok biivlik menfaatler temin edecekti..,
Sirigo. eski İdarenin kusurları üze-
Amerikan Basın öendikaaı müıueeaill matbaamı«n önünde arkadaşımla Mithat Perin ve Bobert Goyon ila beraber
rinde daha fazla durmıyarok, bugünkü duruma geçti. Fakat daha evvel, memleketimiz halkına karşı olan hayranlığını zikretmekten kendini a-lamıyarak; “Türk halkı fikirlerindeki olgunluk ve kararlarındaki eafil&m-hkla bütün dünyayı teshir etmiştir,, dedi. Amerikalı büyük muhabir, aynı zamanda eski İdarenin bazı yüksek şahsiyetleri hakkmdakl İyi kanaatlerini de İfade etmekten geri kalmadı ve “Onlara müspet ve doğru olduğuna emin bulundukları şeyleri yapmak İmkânı verilmedi. Bu sebepten hakikî kıymet ve kabiliyetlerini göstermeye fırsat bulamadılar... dedikten sonra yen! hükümetten bahsederek şunları söyledi:
H— Bilhassa gözüme çarpan nokta: yeni demokrat bakanların kırtasiyeciliği yıkmak hususundaki karar ve azimleridir. Bütün projeler ve plânlar, şimdi süratle tetkik edilmekte ve tatbik sahasına konulup netlce-lendlrilmektedlr. Şuna tamamen kaniim kİ, işlerdeki bu çabukluk. İntikal ve karardaki bu Isahet, gerek Türk Milletinin,“gerekse Avrupa İktisadî işbirliğine dahil bütün memleketler halkının menfaatine olacaktır. Hem «izin milletiniz, hem de diğer alâkalı batı milletleri, 14 mayıs seçimlerinin Türkiyeye getirdiği değişiklikten son derece İstifade edecek ve buna âmil olan olgun Türk halkına minnettar kalacaklardır.,,
John Sirigo İç ekonomide yavaş yavaş liberalizme dönülmesi bahsine ve bunun için de hususi teşebbüsün İhya edilmesine bilhassa e-hemmlyet vermekte İdi. Derhal bu mevzua geçerek dedi ki:
“— Sanayide devletçiliğin, hem millî İktisat, hem de hususî ekonomi I-çln son derece zararlı olduğu artık sabit olmuştur. Hükümetinizin belli başlı erkiniyle yaptığım görüşmelerde, kendilerinin, ellerindeki bütün imkânlarla sanayide ve umumî İstihsal bahsinde şnhaî teşebbüsü teşvik edeceklerine katî knnaat getirdim.,,
O zaman kıymetli muhabire, bugünkü bazı bakanların fikrine göre de. hususi teşebbüse ancak tedricen ve kısmen dönülmenin kabil olacağını hatırlattık, Buna İtiraz etmedi ve:
••— Fakat, bazı mevzularda halkın İhtiyaçlarını tatmin çimek, aynı za
manda istihsali muhafaza etmek gayesiyle yeniden açılacak fabrikalar İçin, hiç vakit kaybetmeden şahsî teşebbüsler teşvik edilebilir, dedi. Meselâ, buz fabrikası, konserve fabrika, sı, silolar, ambalâj tesisatı, vs. gibi İşler buna müsaittir.,,
Sirigo'ya göre, en acele halledilmesi zarurî olan meselelerin başında u-la.ştırma İşleri geliyordu.
Biliyorum ki, dedi, Hükümetiniz. nakil vasıtaları bahsinde çok zor durumda olan bazı belediyelere yardım etmeye hazırdır. Evvelâ sabah İşine giden amelenin halini düşünmek ve onun çalışma yerine kötü şartlar İçinde varmamasını temin etmek lâzımdır. Diğer taraftan, mahsulü ve ham madeni İstihsal merkezlerinden depolar ve limanlara kadar kolayca ve süratle sevketmek imkânları elde edilmelidir. Bu meselenin halli Içîn, Marshall Plânı idaresi, lüzumu kadar kudrete mâlik büyük kamyonlar alabilmesi İçin Türk Hükümetine şimdiden kolaylıklar göstermiştir.,,
Memleketimiz İktisadî çevrelerini en fazla alâkadar eden mevzulardan biri (le. Türkiyeye ecnebi sermayesinin yatırılması meselesi İdi, Uzun zamandan beri bundan bahsediliyordu. Ankarada buna dair neler öğrendiğini Sirlgo'dan sorduk, işte cevabı:
M— Türk Hükümeti, bu memlekete sermaye yatırmak arzusunda olan ecnebilere her türlü teminat ve garantiyi vermek mak«adiyle, yeni bir kanunun kabil olduğu kadar çabuk Millet Meclisinden çıkarılacağım bana katiyetle söylemiş‘bulunuyor. Bu «er. mayeler pek bib'ük bir yekûna varmaktadır. Ben şahsan, bir çok defa lar, müteaddit büyük Amerikan $lr ketleriyle bu mevzuda görüşmek fırsatını buldum. Bunların hepsi, Turkı yenin muazzam zenginliklerini ihtiva eden sahaları ve kolları İşletmek üzere Türk-Amorlkan Şirketleri kurmak ve bu memlekette yerleşmek arzusunda olduklarını söylediler. Butun bu büyük İş adamları şu hakikali kabul etmişlerdir: Bir teşebbüsün başarılı
olması İçin o İşle alâkalı İki tarafın «yani ecnebi sermaye ile Türk halkının) müsavi şartlarda birhirlerlyJü işbirliği yapması ve ne birinin ne de Ötekinin İstismar edilmemesi lâzımdır. Ecnebi sermayesi bilhassa şu iki
tasfiye mi edilecek?
te
Bir kısım tacirler, birliklerin meslekî
birer teşekkül olarak devamında fayda görmektedirler
Teni dış ticaret rejiminin tAtbi-kından sonra, İstanbul ve lzmlrde bulunan İhracatçı Birliklerinin tasfiye edileceğinden bahıolunmaktadır. Bilindiği gibi bu birlikler, mevcut tioaret rejimi şartlarına göre, tüccara İhracat lisansı vermek İçin İlk muameleleri yapan, birlik mevzuuna dahil oLan maddelerin ihracat politikacı hakkında. Ekonomi ve Ticaret Bakanlığına malûmat veren müeaaa. sel erdir, yeni dış ticaret rejimi kar-
Tekel masraflarında geniş tasarruflar yapıldı
Tekel Umum Müdürlüğünde bazı fubelerin birleştirilmeal İşi Hacrinde tetkikler yapmakta olan komisyon mesaisine devam etmektedir. Umum Müdürlük bütçenin muhtelif fasıllarında 500 bin liradan fazla tasarruf temin etmiştir. Şimdiye kadar Paşa-b&hçe fabrikasına her sena ödenen 821.000 muhtelif şişe bedeli 195.000 lira 157 bin liraya tenzil edilmiş, para nakilyeal İçin Ziraat Bankasına Ödenen prim de yan yanya tenzil edilmek suretiyle 101 bin Hra tasarruf sağlanmiftır, Aynca nakliyat, telefon vesalr işlerden yapılan tasarruf miktan yanm milyonu aşmaktadır.
Tekel, Chicago Fuarına İştirak ediyor
Tekel idaresi eylülde açılacak olan Milletlerarası Chicago sergisine iştirak etmek Üzere hazırlıklara başlamıştır. Bu fuara 50 bin lira kıymetinde muhtelif Tekel mamulleri gönderilecektir. Aynca Amerikadakl yüksek şahsiyetlere verilecek olan hedi-
yelik içki ve sigaralar da hazırlan-maktdaır.
Yunanlılar kaşar peyniri istiyor
tzmfr, 20 (Hususî) — Yunanlılar 900 doların altında fiyat teklif edildiği takdirde memleketimizden kaşar peyniri mübaysaaına hazır olduklarını bildirmişlerdir.
talepte bulunuyor: 1 — Elde edeceği kârın mâkul bir kısmını dışarıya çı-karabilme müsaadesinin verilmesi 2 — Yatırdığı sermayeyi yine mâkul bir zaman İçinde, meselâ 10 veya 20 senede emorte etme hakkının tanın-maşu,
Tiirklyenln İnkişafına yardım etmek arzusunda olan bu ecneb! sermayesinin miktarını tâyin etmek ka. bil mİ İdi? Sirigo buna kat! bir cevap veremlyeceğinl söyllyerck. şunları ilave etti:
“— Fnkat, beklenen kanun süratle çıkarılırsa, daha bu seneden İtibaren Türkiyeye 100 milyon dolarlık ecne bî sermaye yatırılacağına eminim,,,
Bize bu hayırlı haberi verdikten sonra John Sirigo. ayrılmadan esn^el şu mühim sözleri de söyledi:
“— Ortada bir hakikat vardır kİ. Türkiye ne mevkiini, ne de vaziyetini. milletlerarası İşbirliği slntemlndr pazarlık mevzuu yapınıyacaktır. O mevki, eskiden olduğu gibi bundan sonra da bütün devletlerce tapılacak tır. Fakat, Türklyenln yabancı memleketlerde. bilhassa Amerikada kendini tanıtması da lâzımdır, MaAİesef Türkiye, bizim memleketimizde kâfi derecede tanılmıyor. Bu da doğrudan doğruya propaganda teşkilâtının h«-
şısında bu çeşit müesseselere ihtiyaç olmadığı ileri sürülmektedir.
Diğer taraftan beliren fikirlere göre, Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı bu gibi müesseselerin tasfiyesine kati olarak bir karar verse bile, bazı birliklerin meslekî teşekkül halinde ve müstakil bir tüccar teşekkülü o-larak devamında fayda görenler de çoktur. Bu fikir, daha ziyade Tiftik ve Yapağı ihracatçılar Birliği âza. lan arasında bâriz bir surette göze çarpmaktadır. Bu düşüncede olan tacirlere göre, İhraç mallanmıaın dış piyasalara arzedllîşlnde, tüccann toplu olarak hareket ettikleri çok defa görülmüş ve bu gibi toplu hareketlerin ihracat politikamız üzerinde müspet tesirler yaptığı anlaşılmıştır.
Fındık İhracatçılar Birliği merkezinin, Istanbula nakil İsteniliyor
Fındık ihracatçılar Birliği İstanbul şubesinde bir toplantı yapılmıştır. Bu toplantıda, ihracatçılar Birliği merkezinin Glresundan Istanbula nakil bahis mevzuu olmuştur. Bir kısım âza da, yeni ticaret rejiminin tatbikından sonra, ihracatçılar Birliğine lüzum olmadığına kani olmuşlardır. Bu yolda söz alan âzalar, yeni rejim karşısında, ihracatçılar Birliğinin fındık tacirlerine yük olmaktan başka bir işe yaramadıklarını söylemişlerdir.
Bir kısım âza da ihracatçılar Birliğinin merkezi. Istanbula nakledll-medlğl takdirde. İstanbul fındık ihracat tacirlerinin aynca bir cemiyet kuracaklarından bahsetmişlerdir. Müzakereler neticesinde, birlik merkezinin Istanbula nakli üzerinde durulmuştur.


Tekelin yeni likör

şişeleri büyük rağbet gördü
Tekelin yen! yaptırdığı seramik likör şişeleri büyük rağbet görmüştür. Sergide satışa arzedilen 40.000 şişe tamamen satılmıştır. Yenileri bîr ild güne kadar paviyona gönderilecektir, tasıdır. Bunu yeni Basın ve Tavın Umum Müdürü Dr. Halim Alyot’a da söyledim. Büyük bir zevkle müşahede etlim kİ, kendisi Amerikan umumî efkârını çok İyi tanımaktadır, ve Türklyenln bu kusurunu da kabul ve tasdik etmektedir. Bu zekî idare adamının zorluk çekmesine lüzum kalmadan, gereken bütün tedbirlerin alınacağından emin bulunuyorum. Ben de Hearst gazeteleri tröstünün, bu gayretlerinde kendisine yardım •-ileceğine «öz verdim.
“Her şeye rağmen Türkiye, bugün Amerikada çok kıymetli İki propagandacıya sahiptir. Birincisi. Amerikanın Ankara Elçisi Wadsworth. diğeri Avrupa İktisadî işbirliği Heyeti Şefi RusHell Dorr... Bana İnanımı kî Türkiye, bu İkisinden daha İyi dost bulamaz. Fakat dostlardan İstifade etmesini bilmek, onlara yardım etmek de lâzımdır, değil mi?„
Bu dostça tavsiyeden sonra John Sirigo bizden ayrıldı ve bazı bakanlarla yeniden konuşmaya gitti. Zira bu yorulmak bilmlyen adam, baj-ram tatili biter bitmez, memleketimiz İçin çok faydalı olan çalışmalarına yeni bir hızla başlamış bulunuyordu.
SELİM SABİT
20/VII/1950 Perjembe
İstanbul Ticaret Borsası
İzmir Ticaret Borsası
Borsalarda vaziyet
Devlet Tahvilleri
New-York Borsası
Bugün
Bugün
Adana Ticaret Borsası
Londra Borsası
Trabzon Ticaret Borsası
Şirket Tahvilleri
Bradford Piyasası
Şirket Hisse Senetleri
Adana ı
Eskişehir Ticaret Borsası
İskenderiye Borsası
Ecnebi Tahviller
Ptmulı Pamuk Pamuk Pamuk Pamuk
Eakl Kapanış
Kara M ayvalar ı
Fındık (kabuklu ahrl) Fındık (Iç tombul) Cevla (kabuklu) .....
Cevia (tç natürel) —
tenekal!) aıra ı çıplak)
Buğday yumuşak Buğday aert -------
Arpa •»•«»•mm.
Bordada üzüm satışları İstekli devam etmekte ve azalan stoklan eritmek üzere çalışmalar devam etmektedir. Pamuk fiyatları baş döndürücü surette ilerlemektedir. Avanslı pamuk 255 kuruşa çıkmıştır.
Üzüm çekirdeksiz No.® incir A Herim No. ş....
8 narini No. 10S Akala i ........
Ak«H 11
Akala 111 .....
yeril ..........
yağı (raflno) çekirdeği
Nebati Yağları
Zeytinyağı (E.E. Huaamyağı (Raf Ayçiçeği (Rafine
Fındık yağı (Çürük)
Ticaret Bomuında krfm tohumu ve ayçiçeği tohumunun piyasası sağlam bir durum arzetmektedir. Fındık fiyatları ise düne nazaran bir İlerleme kaydetmiştir.
Kambiyo, Esham ve Tahvilât Borsacında. yüzde 6 faizli birinci, İkinci, üçüncü tertip Kalkınma tahvilleri üzerine mahdut miktarda İş olmuştur. Altın piyasası ise düne nazaran daha canlıdır. Külçe altın fiyatı üç kuruş kadar yükselmiştir.
• 9
Pamuk
Pamuk Pamuk Pamuk Pamuk Pamuk
İstanbul :
Gününde Boraada oııuunoleel ceacü edilmemiş tahvilât ve ubımıo an ve taloplere göre taayyün eden takribi piyaaa degerlerL
Hububatı
Buğday yumuşak (Tüc.)
Buğday Ofle ...........
Arpa yemlik (dökme) Mısır «an (çuvalı) Faaulya tombul .. Fasuiya Ça.lı zeri Kuşy emi
Mercimek kırmızı kabuk. Mercimek yeşil .....
Nobut natürel ......—
Ham derileri
Sığır «ala m ura (kaaap) Kİ. Keçi tuaiu kuru kilosu ... Koyun bava kuruau kJloau
Ticaret BorBösında pamuk ve diğer maddeler üzerine kaydaV değer bir hareket görülmemiştir.
KAMBİYO
İstanbul Borsası
Açılış Kapanır.
ı Bterling 7.89 — 7.89
100 ÜoJar 282 25 2X2 62
100 Fr. Frangı 0 K0 0.50
400 laviçro Fr.— 64.03 64 03
100 Belç. Fr ...... ft 80 5.60
100 îaveç Kr..™ 5-1 1250 64 1250 ı
KM» b'lıırin 73 (IH40 73 6H4(I
i K) •««eaeeeeee 0.44128 0.4412a
100 Drahmi 0.0İH76 0.0187»
I(K) Eacoudoa 9.7390 9.7300
e. Altınlar
Bugün E»kl kuı
Lira Lira
Külçe Ve»r Gv. 6.03 6.—
Külçe Degııata. 6.07 —
Cumhuriyet — —
38 20 34.30
HAÎTlIt •eeeeveeeae» —
CjUİCİOD »••eeeeeee* 84 26 83 90
tngllla 44.30 44.25
Franaız kok —
Napol^on 111 M —
îftVİÇF# ••••eavıaeat ■e —
New>Turk’ta ı onsu; 1 35
Gümüş, Plâtin
En aşağı En yukarı
Oflmüş Or. - «— —
PUttn " 10.- U.-
Zürich Borsası (Serbest)
23 6.1950 İsviçre Frangı
D n rıım a Ed aşağı En yukarı
Türk Liraun i 05 1 15
Dolnr nn.î T-rra 4 32 4.31 1/2
Sterline 11.10 11.20
Frnnaız Frangı 1.19 1.24
Kapanış (•)
fkramlyell tahviller
1933 Ervan) 23 — 24
^6 193b Ikramiyeli • 0 « e e • 99.— 22.-
^6 Milli Müdalna 1 eeaaeeee 20. H0 21.—
%6 1941 Demiryolu IV 99.— 100.—
%5 1941 Demiryolu V •••eeet« 99.— 100.-
%4 1/2 1949 Ikramlyell 21 15 9S.-
Diğerleri
«♦V 194) Demiryolu VI 99 00 ııo.-
(^•6 Kalkınma 1 95 50 98.-
*6 99 I l 96.50 98.—
%6 • 9 111 96.60 99.—
%6 1949 latllnrıun L 96.— 98.—
1948 İstikran L 1 • eee ee* 98.30 100.—
MIHI Müdafaa 1 eeeeeee 9T.50 99.-
1940 I eeeeeee 21.30 98.—
*7 i934 Sivaa-Ersurum 1... 21.00 20 30
%7 1934 “ •’ ll.-VIL.. 21 10 100.-
%7 1941 Demiryolu 1... 20.55 21.61
%7 1941 11... 20 70 22.-
%7 1941 . 111... 20.26 22-
%7 Milli Müdafaa 21.46 21.45
%7 M •• il— 30.60 22-
%7 99 111... 20 75 20.90
%7 99 99 IV... 20 60 21.20
Yağlı Uı hu m lor ı
Ayçiçeği tohumu Keten tohumu Kendir tohumu
Yer fıstığı kabuklu ,
T.O. Ziraat Bankam 11350 20 20
Anadolu O. T. Tertip A/B. UX50 uı.-
M a —
* •• y, eo n 30 M.—
M „ Mtlmeı. Senet. 63 — 67.50
Dukama Ham M ad d el eri ı
liftik (ana mal) ....
Tiftik (Natürel) ......
Yapak Trakya (Kırkım)
T.O, Merkez Bankaaı 123.- 120.20
Türkiye îa Bankanı 30 — _—
Türk Ticaret Bankası 6.— 9.-
Arnlan Clın(ınto ..»e>eMMe^ 16 26 16.76
Sark Değirmencilik ■T t r—„ 23.26 23.60
Milli Re us Orana a.— 16.25
Mısır Kredi Foııulvo 1903 | 172. — |
FINDIK
a) *60 randımanlı
kabuklu tombul M» 81.—
b) İç aıra kontrollü 17S.—
Dün
Buğday (öuşell=Sent) w.....
Sert Kış mahsulü No. 2 —.... 261.—
Kırmışı “ ” No. 2 230.—
I'anınk Mlddllng (Llbraal =Sent)
1^8 1 C «Ay *tsew**9t****#***e*v9eey**9eee*e- 30.08
Aralık 88.25
Tiftik (Lltıreal—Sent) — —
1 No» 1 —
Fındık ( ),tlhreMİ — S^nt) ...... »■■■>
Kabuklu yerli İri n
22.60
Levanı iç İthal mal) «-»«sn. 36.—
Ekatra İri Iç İthal mal) 44.—
Kııru fiilim (Llbreal=Sent)
Thompson çekirdeksiz aeçme w. U 1/4
Keren hıhumıı (Buşell=rDolar) ...
M1 n n en 11 ® m «•«•(*•«••• • •• #>•••• * 8.«
Kalay ILlbraalz=Sent) 84.75
Levha-teneke (100 libre dolar) 1.30
Eekİ Inıı
Keten tohumu (Tonu=Sterilng)
ar t" 111 1’o jf a. 66.—
U n t® eeteeee»» •• • eeeeeeeeeeeeHIHs 63.50
Ver fıstığı Hindistan — 64.-
Tiftik İyi mal (Libresi =Flyat) 84.—Nom
• • Sıra malı M M 80.- ••
Yün Anadolu " • w. 20 20'21
• a Trakya w ... 18/11 18. 21
Pamuk (Kantan=Tallan) Aehmnunl Kıea elyaflı F/O Karmık Uzun elvaflı F'G

T S M î Î8TANBÜL
21 Temmuz 1950
Sas"fa 8

S
i .•

lnuın tah'mda nedense hemcinslerinin yapamıvaraktan hareketleri yapmak gibi bir harikuladelik mevcuttur. Bunun muhtelif şekillerde tezahürünü her gün görmekteyiz. Meselâ Nlynrara şelâlesinden bir kiire İçinde atlamak veyahut. Partaln en yüksek binaları arasına tel gererek üzerinde cambazlık yapmak, kanat takıp bir kup gibi havalarda uçmağa heveslenmek, diri diri gö-
millmrk, ıra altında marifet göstermek gibi...
Fakat, bugüne kadar damdan dama atlamak tecrübe edilmemişti. Yukarıda resmini gördüğünüz meşhur dansöz Bnbltae bunu İhmal etmemiştir. Aynı zamanda bir akrobat otan Bahtta vaktiyle çocukluğunda Natballe İçin yaptığı numaraları, pimdi Partaln yüksek damlarının birinden diğerine atlamak suretiyle tekrarlamaktadır.
Sağlık bahisleri
DÜNYANIN EN MARUF TARİH SİTESİ
EFES ve KUŞADASI
i
Kuş Adası. 16 temmua üstat romancı Reşat Nuri Günte-klnln "Çalı Kuşu” romanında adını ebedileştirdiği bediî güzellikler İlçesi Kuş Adaaındayım... Tabiî bir koy teşkil eden güzel limanı, "Kuşat" fabrikam, Kadınlar Denizi Ya nihayet Gelin Kayası kendilerine hâs güzellikleriyle önümüzde duruyor. Türk ruhu bu şiirli ilçeye mimari tarzı, o-rijlnal blnalan ve gelenekleriyle o kadar kementlermiş kl, ne kadar mo-dernleşlrae modernleşsin "Kuş Adanı” o ruhu dalma muhafaza edeceğe benziyor.
Şehir büyük değil, küçük... Fakat dalma genişlemeğe İstidadı olan bir şekil var. Yanı başındaki Steam A* dası İle bizim Kuş Adamız âdeta kapı komşusu İki dost gibi geçinip durmakta,.. Kuş Adam Staamın her gece ışıklarını seyreder. Bu Yunan adacığına yiyecek maddesi verir ve bir kaç yüz mil ötede Ingiliz İdaresindeki Kıbrıs Adasına Yunanlstanın nasıl sahip çıkmak istediğine hayret e-dip durur.
Bu konuyu, Kuş Adası sahilinde akşam vakti serinliyen Kuş Adasının ateşli gençleri bana anlatırken İçlerinden yaşlıca bir zat şöyle diyordu:
"— Eğer büyük balıklar mutlaka küçük balıklan yutmak İsterse evvelâ Kuş Adası Slsamı, Çeşme Sakızı yutardı. Biz İnsanlık idealine bağlı bir milletin çocuktan olarak komşu hatınnı bu kadar engin bir hlsle sayıp dururken tarihi İle Türk otan Kıbnsa komşu Yunanlıtann sahip çıkmak İstemelerine ne demeli.^”

Kuş Adasının "Gelin Kayası,, bir efsane mevzuudur. Söylenilenlere 1-nanmak lâzım gelirse bu muhafazakâr adamızın sahilinde, Kadınlar Denizinde akşam vakti denize girip serinleyen kızlardan biri bir gençte sevişmiş... Kız on sekizinde İmiş.. Aynı günlerde arzusu hilâfına bu kızı yaşh, başlı, top sakallı bir İhtiyara imam nikâlılyle teslim etmişler.» Zifaf gecesi bu genç kız gözyaşları I-çlnde kendini teslim ettiği koca koy-nunda üç, beş dakika kaldıktan sonra yaşlı kocanın horul horul uykuya daldığını görmüş., yavaşça odasından çıkarak arkasına geçirdiği maş-lahlyle sahile gitmiş... Gelin Kayasının bulunduğu yerde kendisini bekleyen genç âşığına kavuşmuş.. Orada geçirdiği heyecanlı saatlerden sonra.. Hikmeti Hûda., nasıl olmuşsa olmuş ve kayataşmış.. işte "Gelin Ka-yası”nın hikâyesi budur.
Güzellikler şehri : Kuşadası — Sisam Adasının komşuluğu — nKiiçük balıklan mutlaka büyük balıklar yutacaksa,, — Gelin Kayasında zifaf gecesi taş olan gelin — Küçük bir liman — Efes, bir turistik otel bekliyor
SELÇUK
nı kırtasiyeciliğe sıkı sıkıya sarılmış vaziyette duruyor. Devlet fikri, teşebbüs fikrini yeniyor. Çünkü devlet fikri teşebbüs fikrine çalışacak saha bırakmamıştır. İtimat olmayınca da işler yürümüyor. Yapılan bozuluyor. Bozulan da yapılmıyor.

İzmir - Kuşadası yolu üzerinde Kuşadasınm bir nahiye merkezi olan Selçuk, meşhur Efes harabeleriyle senenin her mevsiminde yüzlerce ve binlerce turist çeker... Turistler ve arkeologlar Efesin tarih! mermer caddelerinde uzun müddet meşgul o-larak eski medeniyet eserlerini hayranlıkla tetkik ederler. Fakat Sel
çukta maalesef tek kuruş sarfedeme-den akşam Izmlrs dönerler?
Bu neden böyledir bilir misiniz?
Çünkü turistler Selçukta temiz bir otel ve lokanta bulamazlar... Mevcutlarının turistleri tatmin edecek bir vaziyette olmadığını hamdotaıın anlamış bulunuyoruz. Şimdi Selçukta bazı müteşebbis simalar gazinolu, ’o-kantalı büyük bir turist oteli meydana getirmek üzere "Marshall” I-daresl Türkiye Temsilcisi İle muhaberede bulunuyorlar. Eğer yarım milyonluk bir kredi temin edilirse Selçuk gayet modem bir otele kavuşacak, gelen turistler ileride bu o-telde İkamet imkânım bulacak; hele
Yazan ı Adnan BÎLGET
arkeologlar burada senelerce tetkik mevzuu bulacaklardır.
Esefle söylerim kl Efes harabeleri de tam bir bakımsızlık İçinde, vahşi otlarla doludur. Biz bu tarih sitesinde yerde biten otlan zamanında temizlemediğimiz ve mevcut eserleri ilmi bir görüşte tetkik ederek restore etmediğimiz müddetçe Efesi bir turist şehri haline getlremlyeceğlmlzl bilmemiz, —eğer biliyorsak— kabul etmemiz lâzımdır. Bunu biraz daha Hükümet mercilerine duyurmak ve gayet değerli bir sima olan Milli E-ğitim Bakanının bu mevzula alâkalanmasını beklemek lâzımdır, kanaatindeyim.
AN üç yıl evvel bir gün Yakacık ^Sanatoryumunda ziyaret yaparken, çok sıkılgan tabiatlı bir hasta karşısında kalmıştım. Değerli yazar Yesari Zade Mahmut; zavallı veremin kahredici pençesine kapılmış bulunuyordu. Bu menhus afet, akciğerlerini ileri derecede tahribata uğratmıştı. Yine bir glln Darülbedayi-in mümtaz simalarından sevimli sanatkâr Melek’i gördüm. Her ikisinin de, erken yaşlarda ömürlerinin son yaprağı bu hastalık yüzünden büyük hüzünle kapanıverdi. Daha bir çok yetişkin İnsanlar bu marazın kurbanı oluyorlar. Hep biliriz, Ayşe Opereti. Efenin Aşkı’nı yaratan Muhlis Sabahattin'in de bu korkunç hastalığın ağlarından kıırtulamayıp ebediyete göçtüğünü henüz unutamadık.
Mezhep, din, ırk, para, pul tanımayan bu maraz, bütün dünyada bir sam rüzgârı gibi esip durmaktadır. Bu hastalığa Yunanlılar ne hazin bir ad takmışlar. "Bitiyorum, Mahvoluyorum** hastalığı. Ne şümullü bir mâna taşıyor bu söz... Anlaşılıyor kİ verem kahramanı Basil de

•••
*
5.
*
9 •
kh
g ■
b-
(>• z M
-A
• 9^9
&
*








İngiliz Kıralı Altıncı George Muhatı» kıtalarının emektar askerlerini teftiş edlyof
Yazan
Koch’un vücuda getirdiği hastalığa “verem" Lnce hastalık, "tuberculose” deniyor, bu hastalığın âmili, sporsuz, kapsülsüz ve kirpiksiz bir basildir. Şekli hafif eğricedir, sanki İnsan organlarını güzelce döğmesl için birer çomakçık gibidir. Bilhassa teneffüs cihazlarını yavaş yavaş mağlûp eder, işlemez hale sokar, pek sinsi ve habis bir mikroptur. Ortalama İki buçuk, üç buçuk mikron uzunluğunda 0.3 veya 0,5 mikron enlndedir, aynı zamanda aside karşı dayanıklıdır, alkole karşı keza. Usulünce boyanınca renkli görünür, çeşitli tipleri mevcuttur. a) insan, b) Kuş, c) Sığır, c grupundakl tip. insanlarda önemli zararlar peyda ettiği gibi, sığır ve diğer memeli hayvanlarda da tahribat yapmaktadır. Bu mikroplar maalesef çabukça ölmezler, çok, ama çok dayanıklı şeylerdir. Karanlıkta 25 derecede 15 ay, veremden ölüp gömülen bir akciğer tüberculose’unun ciğerinde 167 gün sonra yapılan tetkiklerde, basilin hâlâ zararlı durumunu muhafaza ettiği hayretle tesbit edilmiştir. Nehir suyunda 5 aydan fazla, nemli çamurlar içinde 4 ay, bahçe topra-



Dr. Orhan Zihni Sanus ğında 7 ay tesirini kaybetmemektedir. Amerikada büyük bir semtte bir çok yavruların vereme tutulduğu görülmüş ve uzun müddet araştırmalar yapılmış ve telâşa düşülmüştür. Nihayet anlaşılmış ki, bu semt çocukları, orada yapılan büyük inşaat molozları civarında oynamaktadırlar ve çalışan İşçilerden birisi de açık veremlidir. İşçi şuraya buraya tükürüyor, balgam atıyor, çocuklar da bu balgamlı topraklarda oynıyarak vereme tutuluyorlar. Verem mikrobu soğuğa ve kuruluğa karşı da mukavimdir. Balgam ile etrafa yayılan tozlar içerisinde kurur, rüzgârla savrularak etrafı bulaştırır. Eskiden söylenmiş güzel bir söz vardır: Güneş giren eve hastalık girmez. Hakikaten verem basili bile güneş tesirine ancak beş saat mukavemet edebiliyor. 60 derecede 1 saatte, 95 derecede 1 dakikada, kaynar suda pek çabuk ölüverir. Bir veremlinin balgamı beş dakika kaynatılsa, içindeki mikroplar ölürler. Halli lâzım gelen ve milli sağlık dâvalarının başında dimdik durabilen bu İllet, bir çok yurt evlâtlarını, İşte bu kudretiyle perişan etmektedir. İnsanlık için, ateşten bir ölüm çemberidir. Bütün sağlığı tehdit etmektedir, bu sebeple büyük şair "Hamlt”:
Dursun, yetişir eümm-u kahrın Tuğyanı yeter bu nehr-l zehrin demiştir. Çünkü "Hamlt”, insanlığın bu faciaya kurban giden bir çok yetişkinlerini bildiği gibi;
Nal an kil pençe! veremde Gördükçe beni gülerdi eyvah diye, karısı Fatma İçin de böyle inlemlşti. Yetişkin insan kaybında veremin rolü cidden önemlidir. Dünyaca takdir edilmiş bir çok kıymetler, bu hastalık yüzünden ölmüşlerdir. Voltaire, Emerson, Splnosa gibi filozoflar; Trudeau, Laenec gibi maruf doktorlar; Chopin ve Puganıni gibi müzisyenler, Fancls. Gaah-bury gibi rahipler ve bunlardan başka bir çok Fransız kıralları, İspanyol, İngiliz kıralı, veremden ölmüşlerdir. Fransa imparatoru olmıya namzet, genç bir adam 1832 de veremden ölmüştür. Bu imparator "Na-pol^on 1” un biricik meşru oğlu “Na-polâon 2’* idi. Babası, Elbe Adasına sürülünce o, annesiyle Vlyana’da yaşıyordu. Amerika Birleşik Hükümetlerinin “Andre Jackaon”, ikinci defa olarak cumhurrelst İntihap olunan bir adamdır, bu da veremden ölmüştür.
Cenubi Amerikanın kurtarıcısı ”Bo-Mvar” bu menhus Afetin birçok kurbanları arasında sayılabilir. Görülüyor kİ bu afet, bütün dünyada vatanlarına henüz yararlı olabilecek durumda bulunan bir çok kimseleri hayattan ebediyen ayırabilmektedir. Son çalışmaların kıymetli neticeleri, bu afetin de bir sabun köpüğü gibi veya bir balon gibi bazan söndürüle-bildiğinl göstermektedir. İnsanlığın, İstikbali İçin güzel emellerle bu yönden emek döken İlim adamlarını teşrik etmek, an doğru bir hareket olur.

Kuş Adasının genç Belediye Başkanı, merhum Mahmut Esat Bozkur-dun damadıdır. Adeta bir İlse talebesi kadar genç olan Belediye Başkanı harikulâde faal, çalışkan bir sıma olmasına rağmen, belediye gelirlerinin az olmasından Kuş Adasında İstediği yenilikleri yapamadı. Çünkü önünde bir çok hailler var. İkinci Cihan Harbi yıllarında tamamen kapanmış olan liman eski ticari ehemmiyetini kaybetmiş... Şimdi arada sırada yapılan canlı hayvan ihracatından başka bir faaliyet gösteremiyor. Hele Kooperatifler Birliğinin. “Kuşat” sabun fabrikasını, maliyeti düşürmek için İzmlre nakletmeğe karar vermesi, Kuş Adalıları fena halde müteessir etti.

"YENt ÎSTANBUL”un Ege ro-pörtajlannı yaparken, bugün kendi kamyonetimiz üzerinde beş bininci kilometreyi tamamladım. Hepsi de motörlü vasıtalara iyi kötü geçit veren bu yollar üzerinde asfalt olanı bir kaç kilometreden İbaret... Meselâ tzmirden Kuş Adasına kadar Cuma Ovam yolu hariç, diğerleri âdi şose olarak yapıldıktan sonra ıslah e-dile edile bugünkü halini bulmuş.. Hakikatte dünyanın en muhteşem ve hıristlyanlar nazarında mukaddes bir tarih ve arkeoloji sitesi olan “Ephe-sus”e —şimdiki adı Selçuk— kadar olan yolun asfaltlanması seneler önce programlanmış, tahsisatı ayrılmıştı. Asfaltlanmak üzere hazırlanan yolun yapılan kısınılan, müteahhit bulunana kadar bozuldu. Şimdi bozulan kısım için tahsisat ayrılacak, blokajı yapılacak, bu yapıldıktan sonra eksiltme açılacak, ondan sonra ise —tabi! tahsisat kalırsa— asfaltlanacak.
Her işde olduğu gibi Eğenin turistik yollan dâvasında da "Hükümet hikmet ile müşterektir” düstu-
KU0ADAS1
CEMİYET HRYfiTI
ANA VE
D ÎR gün. bir anne, sekiz yaşındaki oğlunu doktora götürdü. Doktor çocuğu muayene etti, sonra, “mükemmel," dedi, "hiç bir şeyi yok. Kalbi, ciğerleri, tansiyonu, hepsi lyl. Bundan daha iyi olamazdı. Peki, ama, ne zamandan beri böyle kekeliyor?”
Anne, tam olarak hatırlıya miyor-du, galiba, küçük altı yaşından beri kekeliyordu... Doktor, "peki hiç aldırış etmediniz mİ?” diye sordu. Anne, ağır ağır başını salladı. “Her zaman, geçer, mühim değil, diye düşündüm. Ehemmiyet vermemiştim" dedi.
Doktor, kekelemenin sebebini pek aniıyanıadı. Çocuğu bir mütehassısa yolladı. Raporda, çocuğun ruh! bir hastalıktan dolayı kekelediği ve ancak bir psyehtatrist (ruh doktoru 1 tarafından tedavi edilebileceği yazılıydı.
Annesi, çocuğu kabakulak olduğu zaman, yahut parmağını yaktığı vakit, hiç ihmal etmez, hemen tedavisine başlardı. Halbuki, ateşli bir hastalık, yahut bir yara, bere kadar bariz olan bir ruh hastalığının farkına varmamıştı. Bu ruhi hastalıkların tedavisine bir an önce başlamak: bedeni bir hastalığın tedavisi kadar, hattâ ondan daha fazla mühimdir.
Her yıl binlerce ana baba, çocuklarının ruhi hastalıklarını anlamazlar yahut mühlmscmezler. Bir gün. Ne\v-York‘ta, çocuk ruhiyatçısı Dr. J. Louise Despnrt’ln muayenehanesine bir çocuk getirildi. Sekiz yaşlarında. sessiz, mahcup bir erkek ço-

cuğu. Annesinin, kendisini her gün okula kadar götürüp, akvamları da gene okuldan alıp eve getirmesini İstiyor. Hiç arkadaşı yok. öbür çocukların daima ondan İleri olduğuna. onu geçeceğine inanmış. Çocuk, yanında hep, kocaman siyah bir o-yuncak ayı takıyormuş. "Onunla konuşuyorum/* demiş. “Konuşacak başka kimsem olmadığı vakit onunla konuşuyorum.”
Ayrı bir dünya
Bazı tetkiklerden sonra. Dr. Des-pert, küçüğün ana babasının kendi işleri, kendi hayatlarıvle lüzumundan fazla alâkadar olup, çocuğun en tıbbî hakkı otan sevgi ve şefkatten mahrum bıraktıklarını anlamış. Buna karşılık, çocuk da. kendine mahsus, ayrı bir dünya yaratmış, kendi kabuğuna çekilmiş, oyuncak ayısı ile konuşup dertleşmive başlamış. Dr. Desper, “çocuğun akil muvazenesinin bozulmasına ramak kalmıştı” diyor. Halbuki anası babası, «on derece zeki İnsanlardı, ama gene de çocuğun, normal bir çocuktan daha uzun müddet, bütün dikkatini ve alâkasını bir oyuncak avı üzerinde toplamasını kayıtsızlıkla karşılamışlar ve bunün bir hastalık başlangıcı olduğunu kabul etmemişlerdi."
Yukarıda ihmal edilmiş, sayısız ruhî problemlerden sadece İki tanesini anlattık. Son yıllarda psychlat-rlc ve pedlatric sahalarda kaydedilen büyük ilerlemelere rağmen, bir ana baba hâlâ bu me^ınii yetecek malûmata sahip değilutr. Artık bu malûmatın her ailede bilinmesinin
Toplıyan : Filiz KABABEY
ve ana baba-çocuk münasebetlerinin esaslı bir kısmını teşkil etmesiı m zamanı gelmiştir. Bilinmesi gereken bir kaç mühim nokta:
Ruhiyatçılar şöyle diyor: Çocuğunuzun ruh! problemlerim bir an e\vel anlıyabilmeniz elzemdir. Bir çok problemler 5 ilâ 6 yaşından evvo! gellşmiye başlar. Eğer bu vaziyet ihmal edilecek olursa, çocuğun problemleri daha karışık ve halli güç bir mahiyet almakla kalmaz, aynı zamanda, buna yeni problemler de İlâve edilir.
Ruh doktorlarının tavsiyelerine göre. çocukların ruh! hastalıkları kendiliğinden geçer diye beklemek doğra değildir.
Çocuk psikolojistl Mrs. Yonata Feldman’m söylediğine göre, şimdiye kadar hiç bir çocuğun ruhi hastalığı kendiliğinden geçmemiştir, bilakis gittikçe daha fazla kökteşmiş ve çocuğun ilerde büyüme ve gençlik devresine ve dolayıaiyle bütün hayatına tesir etmiştir.
ifrattan kaçınınız
Ne\v-York’un en büyük ruhiyatçılarından •biri olan Dr. Lawson Lo^. rey şöyle diyor: “Bir çocuğun ruhi hastalıklarını kendi kendine geçer zannedip kendinizi aldatmayınız. E-ğer görünüşte geçmiş gibi dursa dahi İlerde onun yerini başka güçlükler ’caplar. Bir problemi ne kadar ihmal eder ve tedavim yoluna gitmezseniz» onu meydana getireo sebepleri o derece daha müessir bh hate getirmiş olursunuz.**
Ruh doktorlarının aynı zamanda söylediklerine göre, aksi taraftan da Lfrata kaçmamalıdır: Çocuğun rah haleti üzerindeki dikkatinizin, hiç bir zaman lüzumu aşmamasına dlk4 kat ediniz.
Meselâ, bir gün bir anne, iki buçuk yaşındaki çocuğunu Mrs. Feldman ın muayenehanesine getirmiş ve çocuğun. dolaptan, habersiz olarak meyve aldığını, yalana alıştığını yana yakıla anlatmıştır. Bir sürü mânâsız hâdiseler Üzerine hayali problemler kurmuştur.
Maalesef, ana babalar, en fazla kendilerini kızdırıp rahatsız eden hâdiselere dikkat ederler. Perdeleri yırtıp, duvarlara mürekkep süren yaramaz haşarı bir çocuk, sessiz sedasız, korkak bir çocuktan daha fazla alâka çeker. Fakat bu sessiz sedasız çocuk, onbeşine geldiği vakit defterlerini ölüm, sefalet, ıstırap ya-zılariyte doldurur» lüzumu olmıvan yerde, kendini kaybeder, sinirlenir» bağırıp çağırır... bütün bunlar ciddi ve mühim bir ruhi hastalığın ernâ-releridir. Onun için ana babaların» normalden ayrılan bütün hallere dikkat etmeleri gerteklr.
i


fl Temmuz 1980
A İSTANBUL SERGİSİ
fi» Açıkhava Tiyatrosunda
MONTEMAR
İSPANYOL REVÜSÜ TEMSİLLERİ
TV
Büytik muvaffakiyetler kazanan Birind ve ikinci programın en güzel parçalan İle süslü
ÜÇÜNCÜ PROGRAM
20 Temmuz Perşembe saat 21,45 ten İtibaren
HER GECE
İLAN
Erzurum Valiliği Beden Terbiyesi
Bölge Başkanlığından:
1 — Errurum Palandökenin (A bu h od aklar, Afafıbo»*» mevkiinde yaptırılacak Kayakavi lnaaatı 4 t«mmu« 1980 tarlhto-4en t ti baran (80) rtln müddetle kapalı aarf nmılü üa akalltmaya çıkanlmıştıf.
1 _ işin keşif bedeli (44086) kırk dört btn seksen (45) kuruş olup geçici teminatı (8.306) üç bin üç ytls (43) kuruştur.
3 ___ ihale 10 ağustos 1950 perşembe günü saat 16
Bk makamında yapılacaktır.
altı Hra
alta Hra
da vah-
4 — Bu ipe alt kejtf. jartname, plAn veaair evrakı Erminim Bedaa Terbiyesi Bölga Muhasipliğinde (Halkevinde),
8 Am edenlerin eksiltmeye girebilmeleri İçin ihale gü-dea 3 gün evveline kadar Erzurum Bayındırlık Müdürlügün-4Un bu iş( yapabileceklerine dair ehliyet almaları,

• — isteklilerin geçici teminat makbuz veya banka mek-tnplan, 1950 Ticaret Odası vesikam ile 8 inci maddede vazıh ehliyet vesikasını havi hazırlıyacaklan teklif mektuplarını İhale saatinden bir aaat evveline kadar Erzurum Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığına makbus mukabilinde verilecektir. •
f — Postada TİM raefkmelar kabul edilmez.
Satılık ve kiralık fabrikalık depolar
Kurtuluş Rum Metarîıfı civarında muhtelif fabrikalar yanlarında gaz, su. elektrik bulunan her eb’adda çikolata, emprime boyahane ve bankalara depo, fabrika, İmalâthaneye uygum depolar kredi İle de satılık ve kiralıktır.
Aynı civanda Süreyya Eraö» Telf.î 80694
ŞEHİR SUYU TESİSATI YAPTIRILACAKTIR
İller Bankasından :
1 _ Açanda isimleri, keçif bedelleri ve geçici teminat miktarları gösterilen kasabaların İçme «uyu inşaatı yaptırılacaktır.
Kasaba ad> Kesif bedeB Geçici teminat!
137.945.lt
49.210.32
49.548.55
96,962.38
84.633.35
118.014.13
40 560.62
35.724.97
100.529.67
8.147.26
3.690.77
3.718.84
6.098.12
5.481.67
7.150.71
3.042.05
2.679.37
6.276.48
hususi aksam ve ar-
1 — Bucak
2 — Çivril
3 — Gülnar
4 — Karamı
5 — Sapanca
6 — Yalvaç
7— Geyve
8 — Suşehri
9 — Şavşat
10 — Tûg-Tatvan
2 — Bu keşif tutarlarından font boru matllrler bedelleri hariç olup bunlar bankanın Istanbuldakl deposunda müteahhide teslim edilecektir.
3 — Her kasaba için ayrı teklif mektubu verilecektir,
4 — ihale 7 ağustos 1950 pazartesi günü saat 15te toplanacak olan bankamız ihale komisyonunun inceleme sonucunun İdare meclisince tasdikim müteakip kesinleşecektir.
5 — Teklif mektuplarının en geç 7 ağustos 1950 pazartesi günü saat 12 ye kadar bankamıza makbuz mukabilinde teslimi şarttır.
6 — Her iş İçin eksiltme evrakı 5 lira bedel mukabilinde bankamızdan alınabilir. Projeler bankamızda görülebilir.
7 — Eksiltmeye gireceklerin Bayındırlık Bakanlığına İhale gününden en aa üç gün evvel yaptıkları İşleri gösterir belgeleriyle müracaat ederek bu işi yapabilecek kabiliyette olduklarına dair yeterlik belgesi almaları icap eder.
8 — Banka ihaleyi yapıp yapmamakta ve işi dilediğine ver-
aıekte aerbesttlr. (9636)
YEN
İstanbul Akşam Erkek Sanat
Okulu Müdürlüğünden:
1 — Erkek Teknik öğretim okullan için 78350 lira tasada-nan bedeli ürerinden 4-16 pus Ölçüleri arasında olmak üzere öze. çelikten yapılmış yüksek kalite 21 kalem çeşitli tip ve ölçülerde eteler, ihale tarihinden İtibaren 2.5 ay sarfında teslim kaydiyle kapalı zarfla eksiltmeye konmuştur.
1 — Bu işe alt şartname île etelerin tip ve kalitesini gösterir nümuneler Tophanede 347 No.dakl okulun bürosunda görülebilir.
3 — Muvakkat teminat parası 5168 liradır.
4 — İhale. 26 temmuz 1950 çarşamba günü saat 15 te 1 nd maddede yazılı büroda yapılacaktır.
0 — İsteklilerin, 1950 yılına art ticaret odası belgesiyle ve mal sandıklarından herhangi birine yatınlaoak teminat parasının makbuzu veya banka teminat mektubu ile birlikte 2490 sayılı kanunun tarifatı dairesinde olmak üzere hazırlıyacaklan teklif mektuplarını en geç 26 temmuz 1950 çarşamba günü saat 14 e kadar 2 nci maddede yazılı büroda toplanacak komisyona vermeleri.
6 — Postada vaki olacak gecikmelerde© komisyon eonımhı delildir. (8704)
Ankara ve İzmir
Gazetemiz hergün ilk uçakla Ankara ve İzmire gönderilmekte ve derhal otomobil veya bisikletle evlere dafı tılm ak tadır. Bütün gayretlerimize rağmen “YENİ lSTANBUVlın ellerine geç veya intizamsız geçtiğinden şikâyeti olan abonelerimizin arzularını Ankara ve İzmir bürolarımıza bildirmelerini rica ederiz.
Büromuz doğrudan doğruya abone kaydı yapmakta ve flân kabul etmektedir. Acele İlânlar telefonla latan bu la bildirilmektedir. Ankara Büromuzun adresi:
Kâzım Özalp Cad. No. 1/6 Ilgar Apt
Telefon: 18113 YENİŞEHİR
İzmir Büromuzun adresi:
1 nci Kordon, Anadolu Han, kat 1«
Telefon: 6066.
BAD SALZUFLEN
Almanyanın son yarım asırda en ziyade şöhret kazanmış kaplıcalarındandır.
Şifalı ÇAMUR BANYOLARI Meşhurdur SENEDE EN AZ 30.000 HASTAYA ŞÎFA VEREN BU KAPLICADA TEDAVİ OLMAK İSTERSENİZ D FE VERWALTUNG D ES LIPPISCHEN 8TAAT8BADES SALZUFLEN, ALLEMAGNE Adresin* müracaat ederek İzahat IsteyinİM. Gazetemiz de delâlet eder.
fUyfa T
S I
T A
T L E
K
Z-ONBEŞ DEĞİL

A TEMİZLER!
Çamagır Makinesi :
Elektrik süpürgesi :
450
375
Lira Lira
»M,
SAT
100 lira peşin, ayda 35 lira, on 73 lira peşin, ayda 30 lira, on ay
M A T A Ş
Tehir Han, Galata.
Telefon: 44996
BAYAS BİRADERLER


GÜZEL
ANKARA ve OLİMPİYAT
Şehrimizin en eski Mobilya Mağazası Sağlam ve zarif en son model MOBİLYALAR Adros: Dair* tramvay durağında No. 239 Beyoğlu: Tel t 41768
MEYYALİ GAZOZLARI
Tizin verir, nmızı
sıcak günlerinde bol vitaminleriyle size eıhhat ve neşe Her yende GÜZEL ANKARA ve OLÎMPÎTAT şrazosla-arayınız. Sergideki pavlyonumuzu muhakkak «tyaret •diniz - •
DİŞ KREMİNİ Her yerde ısrarla arayınız
YENİ İSTANBUL’un TAKSİM MEYDANINDAKİ REKLÂM SÜTUNU FAALİYETE GEÇMİŞTİR.
İN O 0 Z I L
REKLÂMLARI

çiftçilerimizin dikkatine TARIM İŞLERİMİZDE YENİLÎK YAPACAK ALMAN MAMULATI
ı
DİZEL MOTORLU
— - • - — — —* • — — " * ”” — — ““ - — ““ - — - — -
«DIESEL ROSS„ TRAKTÖRLERİ
BANK FIİR ANLAGEWERTE
BÜTÜN DÜNYACA TANINMIŞ
İYİ BAKILMIŞ TARHLAR
KİBAR BİR HAYAT
ÇOK TESİRLİ KAPLICALAR
ktanbvl halkına
ARZITMIKTIDİR
• A * • ı Id'MM. ’




i,



I*1 r
, • > - a
^..•1
5
r a
B 0 F
BANQUE POUR VALEURS PLACEMENT Z 0 R I C H
TALSTRASSM U SERMAYI VI İHTİYATLARI : 7.S00.000 Itviçr» frangı
HER TÜRLÜ BANKA MUAMELATI
Bllhasta kamblya v* tahvilât işlerindi I h tı s a «ı vardır
Telgraf Adr«H ı TALOBBAMK — FtniOH


A


r4
ı *• jL
, 1 -a? .7?;'
r
* •(

1
■'
K. (•'
va' *
«





*


i



••to.'İBL
S
f’■
_
-«?—2.4 i
.e- vftV-*




ı


t

*
15-15-85 BEYGİRLİK
İZMİR FUARINDA TEŞHÎR
ÖN VE ARKADA OLMAK
. '♦t/l • t


TÎPLERÎ
EDİLECEKTİR
ÜZERE
ÇİFT DİFERANSİYEL


UYGUN TARIM ÂLETLERİ
DEĞİŞEBİLİR SİLİNDİR GÖMLEKLERİ
M A S C H I N E N - U N D $ C H L E P P E R F A B R I g
XAVER FENDT und CO
MARKT OBEIDORF/ALLGÂU, BAYE^RN TÜRKİYE ÜMIHH MÜMESSİLİ ı
TAYLAN-ETKER
GALATA, TAHtR HAN
TELGRAF : TAYLANETKE TELETJON : 41044



4
Sayfa 8
SCHENKER CO. G.M.B.H
PSALTI
MİLLETLERARASI NAKLİYAT ŞİRKETİ
MOBİLYALARI
MÜHİM ALMAN ENDÜSTRİ MERKEZLERİNDE ACENTALARI VARDIR
HAMBURG ACENTASI ADRESİ :
• J
Telg.: Schenkerco
1 • ı ( • •
• • J « • • .• ( -t», i * • . O - a . •
_____________________________________________________________________________________________
ÇIKAR
. ‘t ( • • 1 ■ -.
I
I • •i (
ccm
lird ftromly»^
AyrıcolSodol 10(H>
lira ikramiye
ÇEKİLİŞİ
PETROL NİZAM
İnşaat ilânı
4
İŞ ARIYOR
ı
S I
J
— Bu İşin tahmin edilen bedeli (74.444) liradır.
— Muvakkat teminat mlktan (4.075.—) liradır.
— Eksiltme evrakı (10.—) lira mukabilinde:
olduğu artık şüphe götürmeı bir hakikattir. Saç dökülmesi kepeklere karşı yegâna ve mutlak tesiri bulunan
Ayncok 1 ödet |
Hariçte tahsil etmiş bir makine mühendisi İş aramaktadır. Posta Kutusu 287 Ankara adresine müracaat.
ANKARADA
3 O4«. 1 R*1
AN KARADA
1 Od«. » H*1
R IKIRKÖVİ'NDE
4 Odoı Bodrum Goto)
ERENKOYllNDF.
4 Ode I HOI
O« n11 bcfcp
BAKiRKört'rmE . Od., O «t ol
PETROL NİZAM’m
müessir maddesin! teşkil etmektedir.
Bütün eczahanelerden ve Parftt-mörl mağazalarından ısrarla
Atatürk caddesi Telefon: 59 56
ÇEKİLİŞİ
50(m
ÇEKİLİŞİ
VADESİZ TASARRUF HESAPLARI İKRAMİYELERİ 1950
HAIIRAN AYINDAN
Yll SONUNA KA0AR
YIL SONU
UK İcv
ankarada
»Odo■ I H.ı 3U EYLÜL 1950
HER ÇEKİLİŞTE AYRICA PARA İKRAMİYELERİ
1 EV
s


' MTeMf950
HA?M
Ayrıcalı

ırn tMa/ntl
1 n ıtt
Ayncoı
ÇEKİLİŞİ ,
lira ikramiye
Ayncoı
1 odel 1 OOOOv^^-^UMH^i'a ikramiye

İzmir Belediye Başkanlığından:
1 _ Kültür mahallesinde 1402, 1403 sayılı sokaklarda yeniden kanalizasyon ve 1401, 1402, 1403 sayılı sokaklarda da yeniden beton yol yaptırılması işi Fen İşleri Müdürlüğündeki keşif ve şartlaşması gereğince açık eksiltmeye konulmuştur. Keşif bedeli 17807.82 lira ve geçici teminatı 1336 liradır. İsteklilerin ihale tarihinden üç gün evvel Fen İşleri Müdürlüğünden belge almaları lâzımdır. İşin ihalesi 26.7.1950 çarşamba günü aaat 11 dedir, isteklilerin belli edilen gün ve saatte geçici teminat mak-buzlariyle encümene başvurmaları.
2 — Güzelyalıda 40 sayılı sokakta kesme ve 32 - 37 sayılı
sokaklarda da âdi döşeme tamiriyle 33 sayılı sokakta yeniden kanalizasyon Vfe âd! döşeme yaptırılmam Fen İşleri Müdürlüğündeki keşif ve şartlaşması gereğince açık eksiltmeye konulmuştur. Keşif bedeli 18222.03 lira ve geçici teminatı 1367 liradır. Bu İşe girmek İçin ihale tarihinden üç gün evvel Fen İşlerinden belge almak lâzımdır. İşin ihalesi 26.7.1950 çarşamba günü saat 11 dedir. İsteklilerin belli edilen gün ve saatte Encümene başvurmaları ilân olunur. (9631)
Ereğli Kömürleri İşletmesi
Genel Müdürlüğünden
1 — İşletmemizin Kandilli bölgesinde yaptıracağı garaj İnşaatı kapalı zarf usulü ve vahidi flat eeaalyle eksiltmeye konulmuştur.
2 — Bu inşaat İçin İşletmemiz tarafından verilecek malzeme, eksiltme dosyasının hususî şartnamesinde yazılıdır.
3 — Bu İşin tahmin edilen bedeli (74.444) liradır.
4 — Muvakkat teminat mlktan (4.075.—) liradır.
5 — Eksiltme evrakı (10.—) lira mukabilinde: ZONGULDAK'TA: Etüd-Tesis Grupu Müdürlüğümüzden. ANKARA’DA: Etibank İnşaat Müdürlüğünden, İSTANBUL’DA: Etibank Şubesinden temin edilebilir.
6 — Eksiltmeye İştirak edeceklerin, İhale gününden üç göh evveline kadar işletmemiz Etüd ve Tesis Grupu Müdürlüğüne mürcaaat ederek ehliyet vesikası almaları lâzımdır.
7 — Eksiltme 26 temmuz 1950 çarşamba günü saat 15 te Zonguldakta Ereğli Kömürleri İşletmesi Etüd ve Tesis Grupu Müdürlüğü binasında yapılacaktır.
8 — Teklif zarflan eksiltme şartnamesine göre tanzim edilmiş olarak ihale günü saat 12 ye kadar makbuz mukabilinde İşletme Genel Müdürlüğü Başkâtipliğine teslim edilmiş
l olacaktır. ,
Postada vaki olabilecek gecikmeler nazan itibara alın-, maz.
9 — İşletmemiz, ihaleyi yapmakta tamamen serbesttir.
(9625)

21 Temmuz 1950
Tunceli İlinden:
l-ı- Eksiltmeye konulan İş Tunceli ilinde Pertek ilçesi ilkokul İnşaatıdır.
2 —( Keşif tutan 48166.78 liradır.
3 _ %'kfltltme 1.8.1950 salı günü saat 15 te Tunceli ili Bayındırlık Müdürlüğü odasında kapalı zarf usulü ile yapılacaktır.
I
4 — Akstltme şartnamesi ve buna bağlı kâğıtlar Tunceli Bayındırlık pfüdürlüğündc görülebilir.
5 — Eksiltmeye girebilmek için isteklilerin usulüne göre 3612.51 kuruş’ geçici teminat vermeleri lâzımdır.
6 _ İstek Ylerln 1950 yılına ait ticaret odalarından alacaklan belgeleri verme Uer! şarttır.
7 — İstekli! vrin bu İşin teknik öneminde en ez 50.006 lira tu-
tarında bir işi İyi bir surette başardığını veya idare ve denetlediğini İspata yaran belgeleriyle birlikte İhale gününden — tatil günleri hariç — eW az KÜn ewel yazı İle Tunceli İline başvurarak bu Lşin eksiltmesine girebilmek için yeterlik belgesi almaları lâzımdır. I.
g __ İsteklilerini teklif mektup1ah.ni eksiltme günü otan 1.8.
1950 salı günü saat 74 te alındı karşılığında Eksiltme Komisyonu Relpllğine vermeleri lâzımdır.
Postada otan gecfkmeler kabul edilmez.

JAWA
250
ÜSTÜN EVSAFLI MÜTEKÂMİL N UCUZ
JAWA
EN EN
ÇEKOSLOVAK
MOTOSİKLETLERİ
Dünyada, kendi sınıflarında dalma birinciliği muhafaza, etmektedir. Türkiyenin büyük vilâyetlerindeki acentelerimizden İzahat İsteyiniz. BOL YEDEK AKSAM TESLİMAT HEMEN YAPILIR TÜRKİYE GENEL MÜMESSİLİ t
MEHMET KAVALA
nalata Tahlr Han
Telefon: 40430 — 42673
Telgraf: Lamet İstanbul
Teşhir re Satış Teri t
Tenebaşı ALP Otel! altında
Evvel
Sonra
PERTEV Diş
Dişlerinizi inci gibi yapar.
Akrabalarımı arıyorum
Ben Makbule Yaren 39 yaşındayım. Seferberlikte Bursada baham Abdurrahman, annem Basire ve ablam Firdevale yaşamakta İken annem vefat etti. Bunun üzerine babam ve ablamla İstanbul» gittik, lstan-bulda babamı asker yaptılar. Bunun üzerine ablamla birlikte Manisa Gördes ilçesinin Borlu nahiyesindeki Yarenler çiftliğine yerleştik. Ablam vefat etti. Ben hayattayım ve aşağıda adlan yazılı akrahaia-nmı anyonun:
1 — Bursada dört oğlu bulunan Hacı Ralf.
2 — Teklrdağında Saadet, Selvet, Saffet ve Ahmet Faik adlannda dört çocuğu olan dayım Mustafa Nocati.
3 — Istanbulda Hatice, Nedime, Nezihe ve Kadri adlarında çocuklan olan teyzem Fevziye.
Makbule Yaren
Salihli Garajda 44 No.lu a-raba sahibi Fikret Yaren vasıtaslyle Salihli

EKSTRA YASST ( SADEMELERE RARŞT MAHFUZ MANYETİK • SIMSIKI KURONLU.
Seri imalâtından alınmış ve müteselsil numaralı 1000 adet OTOMA-TİK KRONOMETRE “ saallann işlemesini kontrol eden resmi bürola-ra " verilmiştir. Saatçilik tarihinde ilk defa olarak bilâ istisna hepsine de Kronometrelere mahsus resmi bülten verilmiştir. Fazla olarak hep-»t de " bilhassa İyi semereler ” için hususi zikr ile taltif edilmiştir. 1000 Beri kronometrenin o derece müstesna kronometreler olduğunu Devlet tarafından tasdik edildiği andan itibaren, bütün yeni otomatik Omega kronometrelerin imalâtı, bir kol kronometresi gibi en yüksek " hassasiyet mertebesinden " geçmiş olduğunu amelî olarak göstermiştir. Bu da gösteriyor ki 17 taşlı her bir otomatik O m e g a krono-metresi aynı itimat ve aynı mutlak emniyet hissiyle taşınabilir.
• aKtî-
thtlzaz eden kütlenin yorulmak bilmez tetiri biledin her bir harekcfile uavt kurar. Bunun çift bir avantajı cardır, zira vatan bu daimi aeroinltöi saatin muntazam isleîii-sir.e aı/ru zamanda fevk~ alâde bir teminattır.
PARLAK ve YUMUŞAK SAÇLAR
Son tıbbî araştırmalar neticesi, Amerikalı mütehassıslar, saçtan dökülen kimselere baş açık olarak dolaşmalarını tavsiye etmektedir. Bu euretle havada bulunan ve saçlar üzerinde kıymetli tesirleri tesbit edilen mühim unsurların, iyi bir saç ilâcı kullanıldığı takdirde, saçları dökülmekten kurtardığı müşahede e-dllmiştlr. Bu maksatla kullanılan İlâçlar İçinde en müessirinin
“Pilocarplne”
cevheri
PETROL NİZAM
»rayımı.
FAYDALI İLANLAR YENİ İSTANBUL'do









Pier Busseti
Bilhassa Alman ihracat mallarının Türkiyeye nakliyatı üzerinde gayet salahiyetli ve emin bir müessese
Hamburg I, Speersort I
Tamamlayıcı malumat için aşağıdaki adrese müracaat :
ERNST FASTtNG. Adalet Han, Galata. Telg.: Fasting
Viaggi e Crociere
S./A. KOMA

KİNİNLİ
Enternasyonal Turizm Teşkilâtı
Uçak ve vapur yolcu biletleriyle Italyan trenleri biletlerini
Beherinde 0.15 gr. Kinin vardır.
Sıtma, Grip, Baş ve Bütün Ağrılara Karşı
TENSI V
510 YEŞİL KART ve A I e Iy e I e r için
TEN
İ R t D t S
İPEKLİ
KÂĞIT en üstündür
SATAR
508 ÇELERE
Memleketimizde yapılan tecrübelerde
EN İYİ ALAMtNÜT KÂĞIDI
olduğu a nI a} 11 d t
Otellerde odalar temin eder.
Başlıca merkezlerinde tercüman ve yardımcı temin eder.
Fazla tafsilât için, Türkiye Umumî Acenteliği :
ORlENTE ESPRESSO’ya müracaat
Galata, Eski Gümrük Sokak No. 40, Emek Han, linçi kat.—Tel.: 41943
Müessesemiz, aynı zamanda Devlet Denizyolları tâli acentesidir.
Galata. Hovagimyan Han Telefon: 40568
URO, NAPOLİ
Halen limanımızda bulunan
I R O L L I vapuru PİRE - MARSİLYA -CENOVA
için DOĞRU POSTA Eşya yükliyecektir.
KONTUAR MARlTtM
İstanbul İzmir

21 Temmuz 1950

Parasız ilâvedir
Beyoğlu - Müellif Caddesi 6 - 8 Popta Kutusu 2100 Beyoğlu
Abone : Türkiye için seneliği 32. altı aylığı 17, üç aylığı 9 liradır. Hariç memleketler iki mislidir.
KOtflphanMİl
SİYASİ İKTİSADİ
■ A A
21
21 Temmuz 1950
Parasız ilâvedir
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Tesis edsn : HABİB EDİB-TÖREHAN
İlânlar: 6 ncı sayfada santimetresi 2 liradır. İlânlardan hiçbir mesuliyet kabul edilmez.
Telefon : 44756 - 44757 Santral
Telgraf Adresi : Hetlo. İstanbul
I
Sağda aşağıdaki resimler:
Kovanlarını şaşıran arılar
seyre dalmışlardır. Kırallçe Ellrabeth, konuşurken görül-
Kore
Diğer resimler
-
Derby yarışları
cephesinden resimler

* i77
Kore’deki çarpışma, ilk günlerdeki surat heyecan ve e-hemmiyetini aynen muhafaza etmektedir. Gazetemiz için hususi surette temin edilmiş o-ian yukanld resimde sağda: Güney Korelilerin düşrdüğü
bir Kuzey Kore uçağını A-merikan subaylarının tetkik edişi görülmektedir. Radyo-Foto ile nakledilmiş olan yuka-rıki resimde de uçağın üzerinde beş köşeli yıldız görülmektedir.
Solda yukarıda: Çalılarla
maskelenmiş .Amerikan toplan Kum Nehri sahillerinde... Kuzey Kore tanklanna karşı a-mansız bir mücadeleye girişmiş olan bu toplar, denilebilir ki Kore'de şimdilik en mühim rolü oynamaktadır.
Solda ikinci resim: Amerikan bahrhesi Kore’ye tank nakletmek için faaliyete geçmiş bulunuyor. Resimde Sandiego’dan tank yükliyen bir çıkarma gemisiyle yüklediği tanklar görülmektedir.
I


Sa£da: Köprüler yalnız Ko-re’de atılmıyor. Resimde Ohlo’-da uçurulan bir köprüyü görüyorsunuz. Sebebi, yerine yeni ve daha buvuğunun yapılacağı içindir. Re-lm. 1 mil mesafeden çekilmiştir.
Paris’te Grevin Müzesinde, meşhur şahsiyetlerin mahnıı-mıından yapılma büstleri teşhir olunacaktır. Bunların. İçinde ( hurchill’in, Schuman’ın, Bour-vil ve Dantele. DarrieııVnun de büstleri vardır. Resimde Chur-chill İle Dantele Darrleu.Vnün hÜMlerlnln naklini görüyoruz.
En güzel elbiselerini giyen muhtelif büyük terzihanelerin mankenleri Hamburg’un “Alman Derby Haftası” at >arışlarına gitmişlerdir. Resimde öğleden sonra yapılacak olan yarışlar hakkında tahminler yürüten, eski moda elbiseleri teşhir edilmekle mükellef olan Üç genç kızı görüyorsunuz.
Kırallçe Ebzabeth’i görmek için
İngiltere Kırallçesl Norfolk-da bir ziraat sergisini gezerken, Kırallçenln çadırda olduğunu öğrenen küçük kızlar, eski bir sirk hilecine başvurarak ve çadırların altını kaldırarak, kıra-liçelerini Resimde gençlerle mektcdlr.
Amerikalı bir postacı, posta kutularından birini boşaltmak üzere geldıgi zaman kutuyu a-rılarla örtülü bulmuştur. Şaşıran postacı, ne sapacağım düşünüyor. Her hakle arılar da a%nı şaşkınlığa duçar olmuşlardır.






I
1
w ■ *' --
Z1
«-■* a- '•
»s r
r
ı
L
i
4
t
i
i *
w . *
-
5
W *

‘ * e- ’

•> r- - A .
k.
• • • • • • •
» ♦ • 4


Kupon neşrine Bugün başladık
• 444 • 4 4 •
• 4 *
Kupon neşrine Bugün başladık
Kıymetli hediyelerimizden
(ı- M*
JAV/A
bazılarının listesi
M •
!
? A ;




Mercedes - Benz marka binek otomobili
A/ınıet Veli Kenger Müeaaeacaindjan
2 adet (Jawa) ve (CZ) marka motosiklet
Mehmet Kavala Mileme»*»inden
Svvİssair uçaklariyle bir kişiye İstanbul -Zürich seyahati ve on beş gün ikamet (LAİ) İtalyan Havayollariyle Roma'ya seyahat ve en iyi otelde bir hafta ikamet
Lai Havayolları ve Orlmıto Espresao tarafından
AİR FRANCE Havayollariyle Parise seyahat ve 15 gün ikamet
Her bir seyahati Doğan Sigorta Şirketi 15 er bin liraya sigorta etmiştir,
1 adet (Bosch) marka 5 ayaklı buz dolabı
Ahmet Veli Monger MlLtaaeasaindjsn Son model bir salon takımı
Peatti Müesaeseslndcn Son model koltuk vo masalar
Bayan Mobilya Mağarasından
1 adet BEAPPY marka çamaşır makineei
Ralli Naci Mıhçıoğlu M ün e Mae sinden 4 adet (Schaub) marka radyo
Adem Karadağ Milesscsrainden
2 adet (Minerva) el ve ayak dikiş makinesi
Mshmst Kavala Müosasacainden
1 adet (Martin 40) takma deniz motörü
Ege Petrol T. A. Ş iftzcsseseırtnctan
3 kişiye onar bin liralık kaza sigortası
Doğan 8igorta Sökelinden
4 kişiye 100 er liralık İkramiyeli Aile Cüzd.
Yapı ve Kredi Batı kant tarafından
Altınşehirde köşebaşı 600 m2. bir villâlık arsa

MERCEDES BENZ





Al tinerler Kol Ş Müessese sinden
2 adet (Hoover) marka elektrik süpürgesi
Matag Ticaret T.A.tj. Mılesseseeinden
2 adet (STOK) mağazası emprime kuponu 8tok Mağazasından
1 adet Düdüklü tencere



Sark Pazarından
5 adet en son model elektrik ütüsü
Ralli Naci Mthçıoğlu MHess*sesinden (English Electric) buz dolabı
Af itap Mürsseseslnden marka üçlü petrol ocağı
beon Pinti M ile s ses esinden muhtelif İsviçre saatleri
adet
(ROYAL)

1
1
1
1
adet adet adet
20 adet
adet emprime kadın elbisesi (kumaşı ile) Beyofllu, Terai Muazzez Cansu tarafından en son model kadın çantası en son model kadın ayakkabısı en son model erkek ayakkabısı
Tanca Kundura Mağazasından
kişiye 6 kişilik en iyi cinsten çay takımı tsak ve Ralael Karako Mağazasından adet ellişer liralık bono
1
5
/atattbtHun en büyük mürssesesi Lion Mağazasından 4 lake koltuk, 1 lâke masa
Ekrem Kulen Mağazasından erkek kostümü (kumaşı ile) Beyoğlu, Tersi Mozea tarafından
Omega, Tissot altın kol saatleri Eminönü Tevfik Aydın Müessese&inden
Lüks Avrupa kravatı
Beyoğlu, Eskenazi Mağazasından
100 çift Nylon BALI marka kadın çorabı 1 adet av tüfeği, 5 futbol topu, 5 elektrik
adet
Zenith,
6 adet

Marto Gabay Müesseseslnden
2 adet Opema ve Flexaret marka fotoğraf makinesi
15 adet
15 adet
Mehmet Kavala Mûessesesinden
Büyük Kavanoz Pond’s Kremi Büyük (SORTILAIGE) Losyonu
Bahçelcapı Ego Itriyat Mağazasından
10 kişiye 2 şer adet en güzel plâklardan
Sahibinin Seni Müessese sinden
10 adet en son model TERMOS
12 plâklık bir koleksiyon
Halil Naci Mthçtoğlu Müessesesinden
100 adet SÜRPRİZ marka pijama
100 ödet SÜRPRİZ marka gömlek
100 kişiye birer kutu BAYLAN şekeri
100 adet Azim çini fabrikası vazosu
50 adet Morrison dolma kalem
6 kişiye, Melek, İpek, Lâle, Saray,
Sümer sinemalarından birinde 1 sene müddetle bütün filmlere 2 şer kişilik koltuk 200 kişiye birer şişe çeşitli TEKEL Likörü Diğer hediyelerin listelerini de önümüzdeki sayılarda bulacaksınız

Birinci
kuponları saklamayı unutmayınız
















Bugün başlamış olan
Büyük eşya kuramız nasıl yapılacak?
Okuyııculnn ereemda, Türkiyede ilk defa olarak 75,000 liralık e>ya hediyesi dağıtımına tegebbüs eden YENt İSTANBUL, 60 gün neşredilecek kuponların ilkini bugiin birinci sa-hifenin sol üst köşesinde neşretmiş bulunuyor. Kuponlar her giin neşredilecek ve lıepul sıra numarası takip edecektir. Okuyucularımızdan hediye dağılımlım katılmak iatlyenlcr için aşağıdaki İzahatı dikkatle okumalarını rica ederiz.
1 — 21 temmuzda başlıyan müsabakamız 60 gün devam edecek ve son kupon 18 eylülde neşredilmiş bulunacaktır.
2 — 18 eylülden sonra 60 kuponu sıra numarasiyle biriktirmiş olan okuyucularımız, 30 eylüle kadar, yani 12 gün zarfında matbaamıza müracaatta kuraya İştirak edecekleri numaraları alacaklardır. Taşrada bulunan YENİ İSTANBUL karileri de matbaamız adresine 60 kuponu 30 eylüle kadar postalamış olacaklardır.
Bu mektuplara okunaklı yaziyle sarih adres ve isim yazılacaktır. Okuyucularımızın kura numaraları matbaamız-ca derhal adreslerine gönderilecektir.
3 — Eksik kuponlara ait gazeteler idarehanemizden
tedarik edilebilir.
4 — Hediye edilecek eşya, gazetemizde İlân olunan firmalarda her zaman görülebilir.
2 noter huzurunda
5 — Biz, bu hediye dağıtımına başlarken, kura gününü de tâyin etmek ve hediye dağıtımını evvelce ilân edeceğimiz günde muhakkak yapmıya karar verdik.
14 Ekim 1950 Cuma
İsmini, bir kaç gün sonra neşredeceğimiz bir sinema salonunda okuyucularımızın hazır bulunabilecekleri kuramız çift noter huzurunda çekilecektir.
Torbalardan birinde, gazetemizde ilân edilen ve önümüzdeki günlerde de peyderpey neşredeceğimiz hediyelerin fişleri bulunacaktır. Diğer torbaya, bu kuraya katılan YENİ İSTANBUL okuyucularının 60 kupon mukabili aldık-
Kuponları kesmeyi ihmal etmeyiniz. 14 ekim 1950 cuma günü sizin için çok şanslı bir gün olabilir
ları kura numaralarını taşıyan fişler konacaktır.
Hediyelerin tevzii
istanbulda bulunan okuyucularımız kura çekil-
6 dikten sonra ilân edeceğimiz günlerde matbaamıza uğrı-yarak hediyelerini bizzat alacaklardır. Okuyucularımızın i-lân edilen tarihten sonra 15 gün zarfında matbaamıza uğ-rıyarak hediyelerini almaları lâzımdır. Anadoluda ve ecnebi memleketlerde bulunan okuyucularımızın hediyeleri tarafımızdan gönderilecektir.
Yeni okuyucularımız için ikinci ve çok büyük bir avantaj
Yeni okuyucularımız için aynı zamanda mühim bir a-vantej daha vardır.
Avrupcıda 3 sene (10.000 lira), Türkiyede 3 sene (5.000 lira) yüksek tahsil imkânını sağlıyan bu tahsil kurasına girmek için gazetemizin üçüncü sahifesinde neşredilmekte olan kuponlardan 90 tanesini getirerek bir kura numarası almak mümkündür. Bu kuponlar numaralı değildir. 90 tanesi bir defada da alınabilir. Tahsil kurası, gazetemizin neşir tarihi olan 1 aralık 1950 de çekilecektir.
Bu kurada kazananlardan tahsil yapmak istemiyenler 10.000 veya 5.000 lirayı yüzde yirmi noksaniyle nakden derhal alabileceklerdir.
Aylık kupon alan okuyucularımız ise, başlangıçtan beri olduğu gibi 3 aylık kupon kapaklariyle bir kura numarası alabilirler.
Bu tahsil kuramızdaki 15.000 lirayı da bu çerçeve içine koyarsak, YENİ ISTANBUL'un okuyucularına 90.000 liralık bir avantaj hazırladığı görülebilir.
Yurdun muhtelif yerlerinde gazetemizi zamonında ala-mıyan, veyahut irsalâtta aksaklık gören okuyucularımızın bizi haberdar etmelerini rica ederiz. Gazetemizin en serî vasıta ile kendilerine ulaşmasını temin için her türlü tedbiri seve seve alacağımız tabiidir.
I
i
Bütün dünyanın hayran kaldığı Tac-Mahai’ln, mermer kubbelerinden bir kaçı.




A A
Tahsil ve eşya kuralarına katılan YENİ İSTANBUL okuyucularına iyi şanslar temenni eder.
SANAT VE GÜZELLİK
ŞEHRİ: NEW-YORK
Bütün meşhur artistleri sinesinde toplamış olan Broadway'in eğlence yerlerini dolaşalım
Yazan : ERTUGRUL ÎLGtN
Ertuğnıl İlgin
Amerikadaki yeni sanat muhabirimiz
ANKARA Devlet Konnerva-
F tuv arını 1941 senesinde birincilikle bitiren ve Devlet Tiyatrosu Rejisör Asistanlığından istifa edip Amerikaya giden Ertuğrui İlgin, gazetemizin Birleşik Devletler Sanat muhabirliğini de yapacaktır.
2Oth. Century Fok Film Şirketinin sahiplerinden biri olan Mr Spiroa Skouras’la görüşen Ertuğrui İlgin, onların stüdyolarında çalışma müsaadesini almıştır. Yakında Holîywood’a giderek Fox filme girecektir.
Memleketimizde öğrendiği aktörlük ve rejisörlük sanatını tirada ilerleterek, buna film bilgisini de ilâve edip bir kaç sene eonra tekrar memlekete dönecektir.
Şimdi hâlen New-Yoı k’tadır. Oranın sinema, tiyatro ve operalarını tetkik etmektedir. Bir-şlk Devletlerin radyo yayını »lan “Amerikanın SesC’nde her rnrşnmba günü Türkiye saatiyle «sat 20.15 te kısa dalga 19 ve 16 metre. Avrııpactan da 24. 19 ve 16 metro dalga uzunlukları üzerinde nakledilen “Haftalık Sanat Hareketleri” isimli bir konuşma yapmaktadır,
New-York’tan ve Hollvwnod-dan göndereceği yazıları okuyucularımıza vakit vakit vereceğiz. Okuyucularımızın ayrıca muhabirimizden gazetemiz vasıtHHİyle soracakları bir sual veya herhangi bir malûmat ve arzulan varsa Ertug-rul İlgin bunu da cevaplandırmaya hazırdır.
Uollyvood’a gitmeden önce New -York’ta bulunacağım iki aylık zaman içinde sîzlere buradaki sinema ve tiyatro faaliyetlerinden bahsedeceğim. Holly\voc»d da bulunduğum müddetçe de “YENİ İSTANBUL,, namına muhtelif sinema sanatkâr ve rejisörleriyle yapacağım röportajları, çevrilmekte olan filmleri ve bu sanat şehrinde geçmekte olan hâdiseleri sîzlere muntazaman bildireceğim.
Hepinizin bildiği gibi bugün Ameri, ha hor sahada inkişaf etmiş bir memleket olduğu için, sanat sahasında da aynı İlerlemeyi görüyoruz. En büyük tiyatro vc sinema binaları, en bnş-döndürücü rövüler vc en muazzam film stüdyoları burada olduğu gibi; bütün sanat eserlerini en İyi sahneye koyan rejisörler ve onlara en güzel dekor ve kostümleri yapan ressamlar bugün Amerlkada bulunuyor. Hepsinin gayesi tek noktada birleşi-yor: O da en iyiyi ve en güzeli bulup halka göstermek. Şimdi NewYork'ta-kl sanat hayatına şöyle bir kuşbakışı bakalım;
NeW - York bugün Amerikanın olduğu gibi dünyanın da en kalabalık şehirlerinden biridir. Bu dcvaSA şehirde» sekiz buçuk milyon insan va-şar. iste hu milyonlarca insanın sanat zevkini tatmin için burada pek çok tiyatro, opera, sinema, müzikhol, orkestra, dansing, rövü, sirk, bunlardan başka da her lokanta ve birahanede dalma sinema gibi seyredilen televizyon programları vardır, Bütün bunların her birinde vazife atan sanatkârlar artık meşhur olmuş kimselerdir.
New . Yoık'ta herhangi bir eser için, oynamaya başlamadan evvel u-zun uzun reklâmlar yapılır. Gazeteler, radyolar, televizyonlar, elektrikli ve elektriksiz afişler, broşürler, başlıca hu reklâm İşine yarayan vasıtalardır. Bu şekilde halkın alâkası çekildikten sonra, biletler satışa çıkınca üç, dört aylık yerler bir gün içinde satılır. Burada herhangi bir piyesin 576 ncı temsilini seyretmek normal bir hâdisedir, Çünkü iyi eser-
ler İki buçuk, Üç sene mütemadiyen seyirci bulurlar. Sırası gelmişken şunu da kaydedeyim kİ, "Henry Fon-da’nın hâlen oynamakta okluğu Mr, Robert’s” İsimli piyesi iki buçuk seneden beri geceli gündüzlü oynamaktadır. Katherine Hcpburn’un oynadığı Shakespeare’ın “ARZU ETTİĞİNİZ GİBİ., isimli eserine ancak üç ay sonrası için iyi bir yer bulabilirsiniz. Bunlar gibi yine hepinizin pek iyi tanıdığı LiÜ Pulıner, Bernntd Sluuv’m Bozar ve Kleopatm’sını: Jcan Arhıır w Borla Karloff’da, Bar-rie'nln reler Pim İsimli eserini muvaffakiyetle canlandırmak ladırlar. Zaten bugün Hollysvood’da olan sanatkârların ekserisi New-Ynrk’un Broadvvay caddesindeki sahnelerinde muvaffakiyet kazandıktan sonra sinemaya geçmiş kimselerdir. Yalnız sahneye olan sevgi vc bağlılıkları • onları arasım tekrar Nc\v-York a çekmektedir.
Halk büyük sanatkârların oynadığı tiyatro ve operalardan başka, geceli gündüzlü sinemalara da gitmektedir. Binlerce kişi alan ve rahatça sigara İçilen hu salonlarda, filmden evvel büyük bir orkestra muhtelif parçalar çalar, sonra birçok sanatkârlar çıkarak muhtelif sos, söz ve hareket atraksiyonları yaparak sizi hayran bıraktıktan sonra, film boşlar ve bu mütemadiyen seans arası verilmeden devam eder durur.
Herhangi bir sanatkârı hu New -York balkı bir defa tutup muhabbet besledi mi: artık onun için karada ölüm yok demektir. Milyonlarca ki&i onu görmeye, onu dinlemeye koşar, onu alkışlar ve el üstünde tutar. İsmi her gün ağızdan ağıza dolaşır. Büyük şirketler onu arar, kon tur Atlar İmza ettirir ve bir gün o kendisini Holtywood'da bulur. Bunun aksi de olabilir. Milyonlarca kişi sizi baş tacı yaptığı halde en ufak bir yanlış hareketiniz, sizi onlardan soğutur. Bunlara sonuncu bir misal în-grid Bergman'ın hâdisesidir. Bu çok sevilen saıılkârı. Italyan Rejisörü ile
olan aşk macerası birçok yerlede gözden düşürmüştür.
NeW - York’takl sanat hareketlerini takip edebilmek için herhangi bir gazeteyi alıp bakmanız kâfidir. Orada sinemalara, tiyatrolara, operalara, orkestralara, dansinglere, rövüte-re ve sirklere ait muhtelif reklâmlar bulursunuz. Sanatkârların İsimlerini, giriş fiyatlarını, başlama ve bitme za. mantarını okuyarak kesenize, zevkinize ve vaktinize uygun bir yer bulup gitmek daima mümkündür. Gazetelerde her gün muhtelif sanat eserlerinin, tanınmış nıünekkldler tarafından. tenkldlerlııl okumak kabildir. Pazar günü 150 sayfa çıkan New - York Times gazetesinin sanat sayfaları İnsana çok alâka verecek şekilde hazırlanmıştır.
Hülâsa: milyonlarca insanın yaşadığı bu hareketli ve muazzam şehirde olmayan şey yok. Dünyada mevcut bütün ırk vc dinden insanları, fennin bütün icatlarını, sanatın herkesi hayran bırakan güzelliklerini Ne\v . York, kendi sinesinde toplamıştır. Bugün ancak bu muazzam şehirden «İze şöyle bir bahsettim. İlerdeki yazıtarmuln oynanan eserlerin kıymetlerinden, oynandığı binalardan, oynayan sanatkârların vc sahneye koyan rejisörlerin hususiyetlerinden ayrı ayrı bahsedeceğim.
Yeni neşriyat |
Analiz Dersleri
II
İstanbul Üniversitesi profesörlerinden C. J. De La Valice Poussın tarafından kaleme alınan ve İstanbul Teknik Üniversitesi profesörlerinden Ratıp Berlcer tarafından d ilimize çevrilen Analiz Derslerinin bundan önce yayımlanan birinci cildi 560, bu defa çıkan ikinci cildi 1800 kuruş fiyatla Milli Eğitim Bakanlığı Ynyınevleriy-le bütün kitapçılarda satılmaktadır,
T ac-M ah al Hindin efsanesi, aşkı, tarihi, her şeyidir. Hind tarihini orada okur, Hindistanı orada yaşar ve Hind ülkesini orada seversiniz
BAYATINIZDA hiç, bir Hintli ile "■tanıştınız mı? Tnnıştınızsa muhakkak onun Tac-Mahai’dan bahset-Ugrlnl hatırlarsınız!
Hintli için Tac-Mahal, mukaddoa bir varlıktır.
H indis tanda her güzel şey Tac-MahaJ'dlr, Tai-Mahnr(tan bir parçadır, Tac-Malıal'in ismi veya resimdir!
Hlndistana sefer yapan dünyanın en muazzam hava yolları şirketi “Pa-namerican” ın Hindistan afişlerine göz gezdirin, Bombay'daki ort muazzam otelin ismine, en gilzel sinema ların dekorlarına, zengin evlerini «üşüyen tablolara, neye bakarsanız bakın; her yerde, her zaınan Tac-Mo-hal İle karşı karşıyasınızdır!
Hlndtatana gidip de Tac-Mahal j görmemek, Hihdistanı tanımadan dönmektir.
Huduttan adımınızı atar almaz, “Tac-Mabal’ı görecek misiniz?’1 diy, sorarlar.
Tac-Mahal, Hindin efsanesi, aşkı, tarihi, her şeyidir. Hint tarihini orada okur, Hindistanı orada yaşar ve Hint ülkesini orada seversiniz!
Tac-Mahal, mermere İşlenmiş bir aşkın hikâyesidir.
Onu dinlemek için kalkar, ta Agrafa katlar gider, yaseminlerle işlen miş mermerlerin konuşucuna kıı tak verirsiniz!
Bu mermerler size, bir İmparator aşkının bütün haşmetini nntatırta/.
Tac-Mahal'i seyrederken, Minim Sinanı görür, Türk tarihinin şan’ı sahifelcri İçinde dolaşırsınız!
Ekber’ln torunu, Cihangir’in og’u Şahı Cihan, Tnc-Malhal’da bir kadının dizi diblndedlr.
Kibriyle dünyayı titrettiği bir devirde sevdiği kadın İçin tacını ve tahtım oghına bırakan koca İmparator burada sevgilisinin yanında vc bir ya. gemin demelinin içindedir.!
Tac-Mahal. bizim esorimlzdir. Mermere bayat veren İşçilik, Agraya İs-tanbuldan gitmiştir. Nesillerden nesillere İntikal eden efsane, blzlın ef-sanemizdir. Ve biz. Tac-Mahal'ı belki de bunun için herkesten çok severiz.
Hikâyeyi blbııem hatırlar mısınız?
Hindistanı Hindistan yapan büyük Türk İmparatorları gelip Agracbı yerleşmişlerin. Şahı Cihan. Hint ülkesinin en çok sevilen, en cesur kumandanıydı.
Silâh kullanmağını bildiği kadar, yazı yazmasını ve söz söylemesini de bilirdi.
Şiir yazar, at üstünde Çcvgan oynardı. Bir gün 16 yasııuta bir kıza âşık oldu. Daha büyük bahası Ek-ber sağken, ilk karısının üstüne o-nunta evlendi. Kızın İsmi Ercümend Banu Begunfdıı.
Karı koca büyük bir ihtirasla seviştiler.
Bıı bir imparator aşkıydı...
Sevgiliye ülkeler hediye edildi. Türk süvarileri Himatayatardan Dekan yaylasına kadar ot koşturdular. Golkon da elmastan Ercümend Banu Begum’un ayaklarının altına serpildi. Fakat sultan İçin ne Kûh-Nur elması. ne fethedilen ülkeler, hiç bir şey, Şahı Cihanın bir gülümseyişinden kıymetli değildi.
İkisi, çılgınlar gibi sevişiyorlardı. Fakat heyhut! Her güzel şey gibi bu da çabuk tükendi! Banu Begüm 37 yaşında ve 14 üncü çocuğunu doğurduktan sonra hastalandı. Zamanın hekimleri, zamanın bütün ilâçlarım
Yazan: FARUK FENİK
Hindistan'ın kalbinde y acıyan Taoâhılml'lib sııya aksetmiş güzel bir resini
ve bütün servetini Sultanın tekrar sıhhate kuvuşması için harcadılar.
Fakat olmadı!...
Bütün ihtimamlar boşa gitti. 40U küsur milyonluk Hıııt Ülkesini secdeye kapandıran koca İmparator, karısının ölümüne sadece seyirci kaldı...
O günden sonra Hindistanda her şey karanlıklara gömülmüştü,
Nc sarayda eğlence, ne bahçede çiçek, hiç bir şey kalmadı. Şah’ı Cihan kaleye kapanarak günlerce ve günlerle ağladı.
“Benim için artık ne saltanat, ne de hayatın tadı kaldı!” dBmrdu.
Kendisini saraya ve sevgilisini Tac«MahaJ'a gömdü. İşte Tac-Mahal böyle bir türbedir. Bu türbe tam 22 yılda meydana getirilmiş ve içinde İstanbuldan giden Mimar Sinan talebelerinden 28 mimar, tanı 22 yıl mermere renk ve ahenk vermek için çalışmıştır.
Tae-Mahal’da mermer dile gelmiştir. Yasemin çiçekleri, burada âdeta konuşur ve koca bir imparatorun bir gecede saçlarının nasıl anırdığını anlatırlar.
Tac-Mahal Cıımna Nehrinin bir ya-macmdadır.
Şahı Cihan karısını kaybettikten «oma bu türbeyi yaptırmış ve nehrin öbür yamacına siyah mermerden bir başka türbe yaptırıp ikisini gümüş bir köprüyle banlamak istemiş.
Kendisi de öldüğü zaman ruhlarının bu İki türbeden çıkıp, köprünün üzerinde buluşarak sevişeceklerini tahayyül eder, höylece teselli bulurmuş1
Fakat oğlu Evrenk- Zeyb babasının üvey anasına bu kadar sevgi beslemesini hoş görmemiş! Daha sağlığında babasını tutmuş, Tac-Mahal’in karşısındaki kaleye hapsetmiş!
Koca bir Ülkeyi dize getiren bü-
yük imparator Tac-Mahal’l gören bir mazgal deliği arkasında ve bir gecede ağaran saçtariyle günlerce Ölümü beklemiş ve oğlu babasını bir sığıntı gibi Bamı Begümdün yanına gömmüşP Şimdi ikisi aynı kubbenin altında yanyana yatıyorlar!
Tac-Mahal diyip de geçmeyiniz! 22 yıl bütün Hint hâzineleri l»u mermer yığıntarımn eteklerine dökülm(lş, Hint emeği mermeri konuşturmuş!
şimdi burası bir âşıklar ziyaretgâ-hıdır. Sevişen İnsanlar buraya gelir ve Ağra güneşinde ısınan mermerlerin üzerine kapanarak ağlar ve dua ederler.
Eıvümehd Banu Boğum sağlığında yasemin severmiş! Onun IçLn mermerler hep yasemin şeklindedir ve buraya giren her Aşık sandukanın ü-zerine onun için bir demet yasemin bırak u*.,.
Şahı Cihanın dediği gibi:
“Bir günahlı buraya girip sığındığında, bütün suçlarından temiz o-lur. Bu evin görünüşü, kalbe ağlayış verir. Güneş ve Ay bu eve baktığında gözyaşı döker!”
Tac-Mahal’l mehtapta görmek lâzımmış! Fakat ne yazık ki biz. burayı mehtapta değil de yakan bir güneşin altında gezdik.
Suyunda ve minarelerinin gölgesinde dinlenirken hem aşkı, hem de koca bir tarihi düşündük. Tam buı sene Himatayatardan Seylan’a kadar koca Hint ülkesine hükmeden imparatorların gelip geçtiği bu yerleri dolaşırken biraz gurur vo biraz iftihar duyduk.
Hindistanı dünyaya tanıtan bu e-ser bile bizimdl...
Tac-Mahal’l, yalnız bir aşk hikâyesi olduğundan değil, birAz da bizim tarihimiz olduğu için sevdik.
Kulüpler arasında
Brezilya, Futbol Diinya Kupası maçlarında İspanyayı altı Rol atarak yenmiştir. Resimde ispanyanın sağ batı Mıırlano Gonzalvo III’ll kuvvetli bir kafa vuruşu yaparken görüyorsunuz. Soldan sağa doğru: ispanyalı «Töse Parra, Brezilyalı Ademlr Menezes, Brezilyalı Antoıılo Pucbades, lapanyalı Gonzalvo III. Brezilyalı Jaln Rosa Plnto görülmektedir.
BRÜKSELDE YAPILACAK
Avrupa atletizm şampiyonasının
Bu seneki transfer ayının yarısına gelmemize rağmen kulüpler arasındaki oyuncu alışverişi çok ağır gitmektedir. Şehrimizin birinci sınıf kulüplerinden tanınmış bazı futbolcuların kulüplerinden istifa ederek başka, kulübe girecekleri ısrnrlıı söylenmesine rağmen bu futbolcular girecekleri kulübü kati olarak henüz seçme-• mişlerdir. Vefalı Melih kulübünden kati olarak ayrılmaya karar vermişse de gireceği kulübün Galatasaray veya Fcnerbahçeden hangisi olacağı meçhuldür.
Her iki kulüp de bu oyuncu üzerinde ısrarla durmaktadırlar. Kendisiyle konuşan bir arkadaşımıza; Melih Galatasarayın yaptığı teklifin ilaha parlak olduğunu söylemiştir, fakat Melih hu parlak teklife rağmen Sarı - Kırmızdılar arasına karışmakta mütereddittir. Yine Yeşil - Beyaz-İdarin en iyi oyuncularından olan Galip de kulübünden kati olarak ay-nlmıya karar vermiştir.
Galip de arkadaşı Melih gibi birkaç kulüpten güzel teklifler karşısında bulunmaktadır. Galip daha ziyade Adalet takımının teklif ettiği antrenörlüğü tercih edecektir.
Tanınmış klüplerin as futbolcularından bazılarını bu sene başka formalar altında görürsek şaşırmamak lâzımdır
ederek Beşik taşa girmişlerdir.
Yine lzmirln on iyi sağ açıklarından olan lzmirsporlu Necati Ersan da Vefaya İntisap etmiştir. İstanbui-sporlu hat Kâmil de kulübüne bir yazı göndererek Beşiktaş kulübüne gireceğini bildirmiştir.
Geçen sene Galatasaraydan ayrılarak Vefaya intisap eden muhacim Hâlis de Vefadan ayrılmış ve Yuna-nistana gitmiştir.
Geçen sene bilinci kümeye terfi edemeyen ikinci kümenin en kuvvetli takımlarından Adalet kulübü idarecileri bu «ene de kuvvetli bir kadro kurarak şanslarım bir kere daha deneyeceklerdir. Adalet kulübü İdarecileri birinci sınıf kulüplerin bazı futbolcuları üzerinde durmaktadırlar.
bu futbolcuların Fcnerbahçeden Hn-lıt ve M Uzda t, Galatasaraydan da ls-fendiyar olduğu söylenmektedir.
Geçen sene Adalette muvaffakiyetli maçlar çıkaran eski Beşiktaşlı santrfor Şevket de Adaletten ayrılarak tekrar eski kulübüne dönmüştür.
İkinci kümeye düşmekten kendini zor kurtaran Emniyet de İzmitten ve Bursadan iki üç oyuncu alacaktır.
Süleymaniyenin ikinci kümeye düşmesiyle takımlarından İstifa ederek Ankara Demirsporuna geçen bek İsmetle santrfor Zekeriyanın bu seen tekrar lstanbula gelerek bir kulübe gireceklerine muhakkak nazariyle bakılmaktadır. İsmetin Galatasaraya, Zekeriyanın da Vefaya gireceği rivayet ediliyor. Fenerbahçeli soliç Lef-
terin de kulübünden ayrılarak Be-şiktaşa gireceği söylenmişse de Let-ter bu söylentileri katiyetle tekzib etmiştir. Galatasarayda bazı bazı oynatılan Koçisi de Beyoğlusporluıar bu transferde kati olarak alalıya karar vermişlerdir. Eski Beyoglusporlu kaleci Şalopi’de Fenerbahçeye girmiş bulunmaktadır.
Vefalı solaçık Bülent Galatasaraya girmek için müracaat etmiş ve antrenmanlarını GalatasaraylIlarla beraber yapmışsa da henüz tamamen Galatasaraya transfer etmiş değildir.
Yeşll-Beyazlı idarecilerin ısrarla söylediğine göre Bülent Galatasaray Kulübüne glremiyecektir. Vefaya büyük hizmetleri dokunan antrenör Re-bii Erhalın da bu sene Vefayı çalıştı rmıyacağı söylentiler arasındadır.
Fenerbahçeliler ise Antrenör Mol-leyden memnuniyetlerini izhar etmekte ve mukaveleyi yenileyeceklerini söylemektedirler.
Transfer ayının ortasında olmamı* za rağmen resmen kulüp değiştiren ancak 5-6 futbolcu vardır, transferin kat! blânçosu temmuz ayının son günü belli olacaktır.
VEDAT ETENSEL
muhtemel galipleri kimlerdir ?
Bu karşılaşmalarda gülle atma müstesna, diğer bütün yarışmalarda dünya ölçüsünde çekişmelere şahit olacağız
Yazan : GASTON MEYER Çeviren : ü. Z.
Vefanın kaybettiği bu elemanlara mukabil Galatasarayın hem futbolcusu ve hem de voleybolcusu olan Gül-tekin Galatasaray kulübünden istifa ederek Vefaya intisap etmiştir.
Diğer bazı söylentilere göre Vefalı kaleci Şükrü ile santrfor Suphinln yine eski kulübü olan Fenerbahçeye dönecekleri üzerinde ısrar edilmektedir. Beşiktaş Kulübü de bu transferde bazı iyi elemanlar almak ta-savvurundadır.
yapar-Alman-ittihaz Avrupa
kimlerdir?
Avrupa şampiyonasının yapılmasına ** artık az bir zaman kaldı. Mevsim henüz civcivli devresini bulmamışken daha şimdiden tahmine girişmek şüphesiz ki biraz erkendir. Zaten bu anda Rusyanın iştiraki yalnız muhtemel olup, Almanyanınkl ise mev-zuubahis bile olmamaktadır. Şampiyona Belçikada yapılmayıp İsveç gibi harbin tesirini daha az görmüş bir memlekette icra kılınsaydı Almanya-nın da katılması belki mümkün our-du.
Bu itibarla tahminlerimizi ken Rusların iştiraklerini ve lann katılmamalarını esas ediyoruz. Acaba Almanların ölçüsündeki namzetleri
100 ve 200 metre için sprinter Lickes, 400 metre için Huppertz, uzun alta-ma için Kreulich ve Luther önp lân-da, 800 metre için Ulzheimer ve çe-kiççi Storch da ikinci plânda zikredilmek lâzım gelir. Almanların 4x100 ve 4x400 takımları da Avrupa şampiyonluğunu kendilerine çekecek kudrettedirler.
Şimdiki halde bellibaşlı favorilerin listesi acaba ne durumdadır?
1 — SPRINT
Avrupada büyük sprinter bulunmadığı artık aşikâr olarak bellidir. İngiliz Mac Donald Bailey ilk nazar-dn göze çarpmasına rağmen genç at-layıcı Thiam, müstemlekelere mensup bulunduğundan bu şampiyonaya katılamıyacaktır. Dk üç yeri ben Daily (Fr.) Wükinson dng.) ve Sukharjeve (Rus) veriyor ve Fransız atletinin İngiliz atletine üstünlüğünü kabul ediyorum.
200 metrede ise aksine olarak, ya-vfiş yavaş eski formunu bulan Wiı-kinson’un kazanabileceğini, ikincilik mevkiinde ise Fransız Camus’un PolonyalI Stawczyk’in önünde yer alacağını ummaktayım.
400 metrenin Avrupadakj durumu da 100 ve 200 metreninkinden farksızdır. Bu mesafede tam bir üstünlük İkincilik mevkii için
en kuvvetli namzet ise de üçüncülükte İsveçli VVdfbrandt ile Yugoslav Saboloviçe aynı şansı vermek icap ediyor.
Bayrak yarışlarında tekniğin en esaslı âmil olacağını düşünüyor ve bu sebeple 4x100 bayrak yarışmasında Macarlara İtalyan ve lngilizlerin, 4x400 de ise İtalyanlara Fransızlar ve lngilizlerin önünde yer ayırıyoruz.
İtalyan Siddi göstermektedir. İngiliz Lewjs
2 — DÖMİ-FON
Hansenne esas olarak 1500 metre üzerinde çalışmaktadır. Fakat, kendisi bu mesafede Ümit ettiği kronometre derecelerini elde ederek, Avrupa şampiyonluğu unvanını 800 metrede elde etmeye çalışacaktır. Wint te Bailey gibi bu karşılaşmalardan İhraç edildiğinden Avrupada onu kimse mağlûp edem iyecek tir. Ondan sonra en kuvvetli namzetler olarak İsveçli Bengtsson ve İngiliz Parlett görülmektedirler,
Böylece 1500 metrede İsveçli Strand’ın kendi boyunda ancak bir tek rakibi görülmektedir ki, o da Ho-landalı Slijkhuis’dir. El Mabrouk (Fr.) ve Landquist (la.) üçüncülük için namzettirler •
5000 metrede Gaston de kendi memleketinde mağlûp edebilir? Ondan olan Zatopek bile bunu
çaktır. Üçüncülük için (Fin) ile Jacques Vemier (Fr.) aracında geçecek mücadelede Fransız
Reiffi hem acaba kim daha yavaş yapamıya-Maekela

Üç adım
Denisenko önünde yer alacağını kabul etmek lâzımdır.
Martonda mahalli atletlerin kazandıkları çok defa görülmüştür. Bu itibarla Belçikalı Gally’yl İngiliz Holden ve Belçikalı Leblond’a tercih ediyoruz.
Velhasıl, 800 metreden 10.000 metreye kadar koşularda ve gülle atma müstesna bütün atmalarda dünya ölçüsünde çekişmelere şahit olacağımız anlaşılmaktadır.
İzmir Altay kulübünden solaçık Cihat Yetiş, bek Kemal, ve Ankara-gücünden Recep kulüplerinden istifa
atlama Olimpiyat Şamplyo nıı İsveçli Ahman
atletinin kündür.
Zatopek 10.000 metreye iştirak etmekten imtina ettiğinden. Mimoun-un (Fr.) Stokken’in (Norveç) önünde yer alması mümkündür. FinlandiyalI Heino’nun bu iş için şimdi çok yaşlanmış olduğunu zannediyorum.
3 — ENGELLİ KOŞULAR
110 metre engellide Bulantchik’if. (Rus), Marie (Fr.) ve vatandaşı Li-teijev'in önünde yer alması beklenirse de 400 metre engellide iyi hazırlanmış Eiloy’un (Fr.) İsveçli Lar-sson ve Rus Lunjev’den galibiyeti çok zorlukla koparacağını tahmin ediyorum. 3000 metre engellide İsveçli Eriksson’un mesefeye iyice yatması lâzımdır. Bu takdirde Yugoslav Segedin ve bir diğer İsveçli meselâ Coederberg’in kolaylıkla önünde yer alması mümkün olacaktır.
4 — ATLAMALAR
Thiam bu yarışmaların haricinde kaldığından yüksek atlamayı Dami-tion’un İsveçli Reiz, Rus îlllasov ve İngiliz Patterson’un mevcudiyetlerine rağmen kazanması beklenir.
Uzun atlamada ise umumi bir derece düşüklüğü müşahede edilmektedir. PolonyalI Adamczvk’in İsmini Çek Fikejz ve İngiliz Askew’în isimleri önünde ileri sürerken cidden cesaret sahibi olmak icap ediyor.
Sırıkla yüksek atlamaya gelince, bu branşta namzetleri tefrik etmek güç olmuyor. İsveçli Lundberg’e FinlandiyalI Kataja ve Norveçli Kaas’ııı önünde tereddütsüzce yer verebiliriz.
Üç adım allamada olimpiyat şampiyonu İsveçli Ahman’ın Rus Sher-bakov ve yine İsveçli Moberg’in önünde yer alması mümkün olacaktır.
üstünlük göstermesi müm-
MÜHÜRDAR KULÜBÜNÜN SENELİK KONGRESİ
Kulüp Tüzüğünün 23 üncü madde since senelik âdi toplantı 29 temmuz Cumartesi saat 15 te kulüp binasır.-dadır. Gündem: İdare Kurulu raporu, kurulun ibrası, Tüzük 13 - 14 üncü maddelerinin tâdili ve yeni idare kurulu, Haysiyet Divanı ve Mürak p seçimidir. Ekseriyet olmazsa, içtima 5 ağustos 1950 cumartesi saat 15 le-dir.
Atletlerimiz, Viyana, Londra ve Brüksel'de yarışacaklar
Dünya Kronometreleri Islah Cemiyetinin toplantısına iştirak etmek ü-zere Atletizm Federasyonu Başkanı Naili Moran, Ankara vapuriyle Na-poliye hareket etmeden evvel bir arkadaşımıza şunları söylemiştir.
— Daimi üyesi bulunduğum Dünya Kronometreleri Islah Cemiyetinin ayın on üçünde Romada toplanacak olan kongresine iştirak etmek üzere gidiyorum. İki gün sürecek bu çalışmalardan sonra 29-30 tarihlerinde Türk Milli Atletizm Takımının Viya-nada yapacağı müsabakalar dolayı-siyle takıma iltihakla 30 kişilik atlet kafilesine başkanlık edeceğim. Takım 22 temmuzda Ankara vapurile hareket edecektir.
Şehrimize gelmiş olan altı kadın boksör antrönörleriyle bira ra (la
KISA DÜNY
HABERLERİ
5 _ ATMALAR
Gülle atma için işte beş tane müthiş rakip:
Lipp’i (Rus), Joupplla (Fin), Se-vidge dng.ı, Husebey (İzi.) ve Nil-sson’dan (İs.) evvel kıl payı farkla favori olarak ileri sürüyoruz.
Disk atmada, İtalyan Consolini'nin yine İtalyan Tosinin önünde yer alması muhakkaktır. Üçüncülük için Klics (Mac.), Zerjal (Yug.), ve hattâ Partanen dlr,
Ciritte yine Fin leflod’un mektedir.
Çekiçte ise, dünya rekortmeni Macar Nemeth’in performansı Rus Ka-naki, İtalyan Taddıa ve Yugoslav Gubijan’ın fevkindedir.
(Fin) ön plânda görülenler-
FinlandiyalI Hyytiaönen’e Rautavaar'a ve İsveçli Da-önünde yer vermek gerek-
6 — DİĞER YARIŞMALAR
Dekatlonda Rus atleti Llpp’e en büyük şansı verirken Helnrlch’in (Fr.) İzlandalI Clausen O. ve Rub
Memleketimizde ilk defa
Kadın boksörler
Tanınmış Yugoslav atleti Peter Sarceviç Londra'da yapılan amatör
atletizm müsabakalarında bütün tahminleri altüst ederek gülle atma
şampiyonu olmuştur. Resimde Peter gülleyi savurnııya hazırlanırken görülmektedir
Yeni bir atletizm yıldızı: Ulzheimer
Eski Türk Milli Takım Antrenörü Her Aleks Abraham’ın «Eintracht Frankfurt) kulübünden yeni bir 800 metre yıldızı çıkmıştır.
Bu genç 23 yaşında 1.78 boyunda. 78 kilo ağırhğmdadır. 800 metrede 1919 yılının Avrupada ikinci derecesi sayılan 1.50,8 yapmıştır.
14 yaşında atletizme başlayan bu genç, ilk 800 mrtresi’ni 1946 da 1.56.8 do koşmuştur.
Fransanın en kıymetli atleti
Fransada salâhiyet sahibi spor a-damları ve muharrirlerinden teşkil edilmiş bir jüri, Fransanın en kıymetli 10 sporcusunu şu suretle sıralamışlardır:
1 — Mimoun (Atletizm)
2 — D’Oriola (Eskrim)
3 — Damıtlo (Atletizm)
4 — Vany (Yüzme)
5 — Chiron (Otomobil)
6 — Villemain
7 — Famechon R. (Boks)
8 — Marinelli (Bisiklet)
9 — Maujİka «Bisiklet)
10 — Mathen (RugbD
Jack Lovelock öldü
1936 olimpiyadmda 1500 metreyi 3.47,8/10 ile dünya rekorunu kırarak kazanan Jack Lovelock New-York‘ta elektrik treni altında kalarak ölmüştür.
Y’cni ZelandalI olan Lovelock Princ-ton Üniversitesinde 1933 te (Asrın en büyük Mil koşusu» denilen müsabakayı 4.7,6/10 da yeni bir dünya rekoru yaparak kazanmıştı.
Meşhur Amerikan devi Cuningrg-ham’ı her fırsatta yenmişti.
Bonthron’a ait 800 metre rekorunu bir saniye farkla Berlin olimpiya-dında kırdığı zaman 21 yaşında idi.
3 adımda Amerika rekoru
Rio de Janelro Sao Paulo’da yapılan bir atletizm müsabakasında zen cl bir genç atlet, Adhemar, F da Sllva 3 adımda 15m.51 atlayarak Cenubî Amerika rekorunu kırmıştır.
Eski rekor 15m.42 ile 1924 yılından beri Brunettoya ait bulunuyordu.
Da Sllva A. bu suretle 1949 yılının en iyi derecesini yapmıştır. Diğer 8 dereceyi yapanlar şunlardır:
Scerbakov, Rus, 15.43; Ahman, İsveç 15.33: Da Silva H.C, 15.26; Da O-llveira, Bresil 15.20; Moberg, İsveç, 15.15; Rautio, Fin. 15.00; Fujihari, Sapon, 1503; lınuno 15.01 Japon.
Bir atlet evlendi
Meşhur Dekatlonun Fransız İgnace Heinrich öğretmen bayan Madeine Duvanchetto ile evlenmiştir.
Amerikada
1949 yılında Amerikada 7 atlet 2 metre ile 2m.O4 arasında yüksek atlamıştır. Keza 20 Amerikalı İm.95 İle 2.40 metro arasında ve dünyada 50 atlet İm 95 ile 2m.O4 arasında atlamıştır.
Dünya DİSK şampiyonu Madam» Ostermcycr Tunuata yapılacak atletizm müsabakalarına hareket etmeden evvel Nisdc bir piyano konseri vermiştir.
Toplayan: F. Başer
yarın döğüşecek
Memleketimize ilk defa olarak gelen Viyanah kadın boksörler, yana ilk karşılaşmalarını yapacaklardır. 6 kadın boksör ve 1 hakemden müteşekkil olan kafile şunlardır:
Helen Jordan. Sonja Leherbauer, Ingerbeıg Pecenka, İren Nerjes, Her-nıine Hartman, Friedrike Preiner, VValter Bılseliche.
Kadın boksörler bir gecede üç karşılaşma yapacaklar ve her gece rakiplerini değiştireceklerdir.
Kendisiyle konuşan bir arkadaşımıza AvusturyalI kadın boksör Sonja Leherbauer şunları söylemiştir:
“— Boksa karşı çok hevesim vardı antrenörümüz ve buraya hakem olarak gelen \Valter Bilseliche’ic delâletiyle boksumu ilerlettim, hem Avusturyada ve hem de Avrupa turnemizde takımımız çok alâka topladı, öyle zannediyorum ki, İstanbullular da bizi beğeneceklerdir.
AvusturyalI luulın boksörlerin maçından bir enstantane (RebüUg bir fotoğraf İlilesi değil ise doğrusu fena ^'umruk değüî)

Comments (0)