29 Ekim 1950 — Pazar
SİYASİ İKTİSADİ, MÜSTAKİL
Yıl 1 — Sayı 333 — 10 kuru}
Yeni İstanbul'un
KUPONU
TAHSİL KUPONU
M ▲
s
ti

I
Abone ı Türkiye tçln seneliği 32, uih uyhğı 17, üç aylığı 9 tiradın Hariç memleketler İki mlnlldlr.
BAyofrltı - Müellif Caddeni «-8. Telefon ! 4-47M-44757 Snnfral
■te İM 5ÜJIP 4
Tesis eden: Hnhlb Edlh . TÖREHAN

Potta Kntnsn :
İlânlar î G nn sa.vfada santimetremi 2 liradır, hânlardan hiçbir mesuliyet kabul edilmez.
447 - İstanbul. Telgraf Adresi: Hetlo. hfnnbnl.
Cumhuriyet ve millet
TÜRK ülkesi, hııgün» derinleştirildikçe, manıısı ruh ölçülerini aftan, ufuksuzlasın bir tarih hâdisesinin, yeni bir devlet kuruluşunun, Cumhuriyetin yirmi yedinci yıldönümüne erişmiş bulunuyor. Bayraklarımızın renk çağlayanları milli sezginin görünmez alevlerini 115andırırken, hayalimiz, arkamızda kalan yıl yığınlarının ötelerine, sessiz, uzanıyor ve bizim benlIğİMiizi; karanlığı uçurumlar kadar derin, yıldızsız bir tarih bölümü İle haşhaşa bırakıyor. Her bayram, geçmiş hâdiseleri bize yıllattığı ölçüde mânasına kavuşmuş olabilir. Genç Cumhuriyetimizin yıldönümü gibi büyük bir bayram günümüzün Türk topluluğundaki ehemmiyeti dünya tarihinin çok seyrek İst İsımla rljİr boy ölçüşebilir. Onun İçin bu bayram bir devlet ve hükümet bayramı değil, mu-kı dderatınu dizgin vurmasını, geleceğini İradesiyle yaratmasını ve nihayet hayat yolunu korkusuz açmasını bilmiş bir milletin. Türklüğün bayramıdır. Eşsiz bir bozgundan, bütün ümit kaynaklarını öldüren bir devlet yıkılışından sonra yepyeni bir devirt kurmak; benzerine eski kutsal kitaplarda bile rastlanmayan bir hârika ve bir sosyal nıucize()ir. Bunu yaratan Türk milleti, uzak yarınların bayramlarını kendine yakışan bir kültür yükselişi İçinde geçirebileceğine güvenebilir. Böyle bir güven İse, ancak, başlanmış olan İşin yanda kaimamnslyle, mânevi hızımızın dinmem raiyle, irademizin tav samanı asiyle gürbüzleşebilir.
Davld, zırhını kuşandıktan sonra, kendisinden birkaç kere kuvvetli Gfr-llnth’ı yere sermişti. Halbuki Cumhuriyete uzanan yolun ilk konaklarında, Türk, çıplak bir İradeyle Goliath’ı-nın karşısına çıkmaktan çekinmemişti. Tnrlh ölçülerine sığmayan bu kahramanlığı yalnız kanlı bir güreş şeklinde düşünmek doğru değildir. Biz. Dedense, tarih hâdiselerini incelerken, hükümlerimizi yahıız. dış görünüşe göre. vermeye alışmışızdır. Kahramanı İnsan öldüren, kan döken, şehirler tutuşturan bir İnsan tipi gibi düşünmek; onun yüksek gönül dünşa-aını hiç anlamamak demektir. Eski halk masallarında bile kahramanın yüksek bir sosyal rolü vardır. Sözgelişi bir dev, ya bir genç kızı kaçırmıştır veya köy İçin âfet haline gelmiştir. Devi öldüren kahramandır, ima. asıl gaye, kendini feda ederek kurtarmak, tehlikeyi ortadan kaldırmaktır. Bizim son zamanlardaki tarih anlayışımızda beliren muhakeme soysuzlaşması kahramanlık değerlerinin çok yanlış düşünülmesine yol açmıştır. Nerede bir kahramanlık varsa, o-nun arkasında, bizi en kutsaJ heyecanlara düşüren yüksek bir fazilet, bir fedakârlık vardır. Kahramana, topluluk uğrunda kendini İnkar ettiren büyük ve önüne grçilnırı fazilet kudreti dr budur. Her millet bu fazilet verdini yaşadığı ölçüde büyüktür. Tiırk Cumhuriyeti böyle bir kahramanlık faziletiyle kurulmuştur ve ancak gene böyle bir kahramanlık faziletiyle yaşayabilir.
Bu yaratıcı fazilete karşı softalığın ve medrese zihniyetinin ne kahpece saldırdığını düşünürsek, genç Cıım-h ıtriye tini izi bahtiyar gelişmelere eriştirmek için neler yapılması gerektiğini kolayca arılarız. Sosyal kahramanlık; softalığın ve medrese zihniyetinin anlamadığı bir şeydin ve onun için. Öteden beri, millet ve milliyet düşmanıdır. Osmanlı Devleti, zaten, bir türlıı millet olamadığı İçlıı. içinden boşalarak. İlk hamlede. çökecek bir hale gelmişti. Bir halk jığıııı, ancak. İdeallerle, sosyal kahramanlığın İstediği faziletlerle, paylaşılan topluluk gayeleriyle millet haline gelebilir. Bunlar olmazsa bir halk yığınının millet olgunluğuna erişmesine İmkân yoktur.
Türk Cumhuriyetini, eski Osmaıılı Devleti tipinde bîr İdare teşkilâtı gibi düşünenler lıer iki devleti birbirine karıştıranlar az değildir. Osiııanlı Devleti mllletslz bir idare teşkilâtıdır. Sultan, aşağı yukarı, çok geniş yetkili bir çiftlik ağasıdır Halife olduğu İçin, İster istemez milliyet fikrinin düşmanıdır. Cumhuriyet Devleti İse, her bakımdan, tarihimizde benzeri olmayan bir devlettir. Anıdaki, ilk göze çarpan ayrılık. Cumhuriyet Devletinin bir milleti olnıaslyle başlar. Bu başlangıç. devlet kuruluşu bakımından, •on derecede ehemmiyetlidir. Tarihlerindeki gelişim konakları ne olıırsu olsun, bütün çağdaş devletlerin kurucusu, millettir. Böyle nlıınca devletin de millileşmesi ve ümmet zihniyetinden mutlaka sıyrılması lâzımdır, ümmet devlet İnin başlıca desteği ta-aAsııpsa. milli devletin temeli vatan sevgisidir.
Milli duygu uyanmadıkça, dHİıa doğrusu, halk, tarih özelliğini kavrayarak ümmet kozmopolitliğinden kurtulmadıkça, çağdaş anlamda bir vatan sevgisinin yerleşmesine İmkân yoktur. Genç Cumhuriyetimizi kuranlar, htı emredici gerçekliği, bütün genişliğiyle, anlamışlardır, Vatan sevgisi bir anıda yaşayışın gerektirdiği duyguların en kudretlisidir. Biz hu sevgide, bizi millet haline getiren hatıralarımızın İzlerini yalnız seyretmekle kalmayız, aynı zamanda, orada, geleceklerle ilgili hayat rüyalarımızı (la buluruz. Bu sevgi İle, biz. milli şahsiyetimizin, görünmez ülkemizin sınırlarını sezebiliriz. Millet olmak hu sınırları kavramak demektir. Bundan da anlaşılıyor kİ: Millet, sınırları belli bir sosyal yapı İçinde, yüksek fedakârlık faziletleriyle tam bir birlik haline gelen topluluktan başka blrşcy değildir. Çağdaş devlet İse, milletin hak ve politikli düzenidir. Dernek oluyor kİ: YJyml >edl yıl önce kurduğumuz devletle, biz, böyle bir sosyal olgunluk safhasına girmiş bulunuyoruz- Bu. birim içlıı bir son değil gelişme hızımızı gevşetmeyen bir başlangıç olmalıdır.
M. NERMİ
Fransada askerlik
18 aya uzatıldı
Paris 28 A.A. (Lps) — tkl gün süren ve bıı sabah nihayet bulan müzakerelerden soma Fransız Meclisi askerlik müddetini bir seneden 18 aya çıkarmayı, 185 muhalife kargı 417 oyla kabul etmiştir. Komünist Partisi bu karara itiraz etmiştir
Savunma Bakanı M. Moch, Ameri-kaya hareketinden önce askerlik müddetinin altı ay uzatılması ile 250.000 kişilik bir munzam kuvvet elde edildiğini söylemiştir.
Türk Cumhuriyetinin Banisi KEMAL ATATÜRK

Hızlandırılacak yardım sayesinde
Ordumuz, bir yıl içinde en iistiin bir duruma ulaşacak
“Türk Ordusu, olduğu
Washlngton, 28 (AP) — Yetkili
çevrelerden bugün Öğrenildiğine göre, Birleşik Amerika, şimdiki programda gozönünde tutulan 4 veya 5 yıl yerine bir yıl zarfında Türk ordusunun en tesirli ve üstün bir duruma ulaşmasına yardım etmeyi düşünmektedir.
Rusyanın bir harbe girişmesi halinde Türk ordusunun batılı devlet-
Savunma Bakanları Konferansı açıldı
Marshall, açış nutkunda 1950 nin, komünizm
korkusunun yenildiği sen
olduğunu söyledi
Waahlngton, 28 A. A. (AFPı — Birleşik Amerika Savunma Bakanı General Marahnll, Atlantik Paktına dahil 12 memleket Savunma Bakan-
Türk - Rus hududunda bir Rus mültecisi öldürüldü
Kafası koparılarak kaçırılan mültecinin kimler tarafından öldürüldüğü tesbit edilemedi
Ankara, 28 (ANKA) — Karatan gelen haberlere göre, Rus - Türk hudutlunda bazı münferit hAdlseler olmaktadır. Bir hafta evvel Kara mın-takımıza bir Rus mültecisi kaçmış ve hudut civarında bir köyümüze sığınmıştır. Fakat mülteci kısa bir müddet sonra meçhûl bnzı kimseler tarafından öldürülmüş ve cesedin kafa kısmı koparılarak kaçırılmıştır. Mahallin salâhlyetll makamları hâdiseyi tahkik etmişler, öldürülen zatın R.US dyaal mücrimlerinden olduğunu öğrenmişlerdir, Mültecinin kimler tara-fınıJan öldürüldüğü anlaşılamamış, ancak kafasının katiller tarafından götürüldüğü tesbit edilmiştir. Aynı zamanda bir kaç gün evvel üç Rus siyasi suçlusu da bize Lİtica etmiştir.

Sovyet kuvvetlerinin mühim bir kısmını yerde çiviliyebilecek kudrettedir"
ler savunma sisteminde kuvvetli bir unsur olabileceği Birleşik Amerika Savunma Bakanlığına detantla hatırlatılmış ve bu ordunun Sovyet kuvvetlerinin önemli bir kısmını olduğu yerde çlviliyebileceğl belirtilmiştir. Şimdiki halde Türk ordusunun elinde muhtelif menşeli silâh ve teçhizat mevcuttur. Bunlar tedricen Amerikan malzemesiyle değiştirilmektedir.
ları konferansını aşağıdaki hitabesiyle açmıştır:
"Bu sona ermekte olan yılın tarihte, medeniyetin komünizme karşı cilan korkusunu yendiği bir yıl olarak kaydedileceğini tahmin ediyorum.,. Şimdi lütufkâr veya son derece kendimize güvenir bir vaziyete düşmememiz lâzımdır, zira müdadele henüz başlamıştır.,, Halihazır nazik vaziyeti gözönünde tutarak realist plânlar hazırlamamız şarttır.
Şimdiye kadar yapılanlar, kıymetleri ne olursa olsun, kâfi olmaktan çok uzaktır, şimal Atlantik milletlerinin müşterek kuvvetleri şimdilik Atlantik bölgemize karşı girişilecek bir tecavüz hareketini akim bırakma, ya belki kâfi değildir. Hattâ belki bu kuvvetler başlangıçta ağır ve ciddî kayıplara uğranmaksızın bir tecavüze karşı koymaya hiçbir zaman kâfi gelmlyebilir. İşte askeri kuvvet sahasındaki bu boşluk şimdi kabil olduğu kadar süratle doldurulmalıdır.,,
Waahİngtöjır 28 A.A. (LPS) — Atlantik Paktı üyesi devletlerin savunma bakanlan bugün VVRshlngton’da toplanacaklardır. Gündemde, Atlantik Paktının Askerî Komitesi tarafından tasdik edilen Batı Avnıpanın müşterek müdafaa plânlarının müzakeresi bulunmaktadır.
Muhabirlere göre bakanlar bu plânları süratle tasdik ettikten sonra Savunma plânında Almanynnın rolünü ve hu meseleye dair Fransanın İleri sürdüğü son teklifi tetkik edeceklerdir.

Savunma Bakanları bu mevkie Eisenhovver’i tâyine karar verdiler
\Vaxhlngton 28 A. A. (United Press) — Kuzey Atlantik Paktına mensup 3 2 devlet Savunma Bakanları» komünist aleyhtarı Avrupnnın müdafaa teşkilâtının başkomutanlığına General Ei.scnhowcr’in tâyin, edilmesine İttifakla karar vermişlerdir.
İkinci Dünya Harbi esnasında Av-rupada müttefik kuvvetleri Başkomutanı olan Eisenhower'ln komünizme karşı teşkil edilen müdafaa kuvvetlerinin başına getirileceği tahakkuk etmiş sayılabilir.
Birleşik Amenka Savunma Bakanı General Marshall ve Müşterek Kurmay Bakanları bu mevkie Elsenho-wer*in getirilmesi tavsiyesinde bulunmuşlardır. General Eisenhow*r, böyle bir tek|U karşısında kaldığı takdirde bunu kabul edeceğini açıkça belirtmiştir.
Bu mes'ut sene içinde millet hakikî iradesinin tecellisne şahit olmakla da bahtiyardır
Bugün yurdun her köşesinde yapılacak kutlama törenlerine katılmak için daha dünden herkeste bir heyecan ve
iştiyak seziliyordu
Cumhuriyet rejimini kabul edişimizin bugün 27 nci yıldönümüdür. Son devirlerinde tefessüh ve tereddi eden Saltanatın, istiklâl Harbi sırasında tarihî vazifesini tamamlyl* unutmuş, memleket, ve millet menfaatlerine taban tabana zıt bir cephe tutmuş olması, esasen temelinden çöken bu eski İdare «isteminin yıkılmamnı intaç etmiştir.
Türk milleti artık hâkimiyeti eline almak lüzumunu duymuştu.
Bu milli şuuru, millet içinden yetişen bir vatan evlâdı olan Gazi Mustafa Kemal dâhilere hâs bir sezgi ile İdrak etti. Milletin arzusunu yerine getirdi ve 29 teşrinievvel 1923 te Cumhuriyetin ilân edilmesine amil oldu.
O gündonberi Türk milleti her sene bugün en iir.rn köyünden en büyük şehrine kadar her yerde sevincini, memnuniyrtlnl İzhar etmekten geri kalmamıştır. Fakat bu »cnekl kutlamanın huHUsl bir mânası olduğu da inkâr edilemez. Bu «ene hakikî ve tam mânasiyle demokratik bir cumhuriyet rejimini idrak etmiş bulunuyoruz. Artık hâkimiyet tanıamlyle milletindir. Onun beğendiği İnsanlar, onun beğendiği İçin iktidardadırlar. Ve onun beğendiği müddetçe İktidarı muhafaza edebileceklerini anlamış bulunuyorlar. Hakiki Cumhurivrto ha vuşmanın sevinci İçinde bütün Türk milletinin bu büyük bayramını kutlarız.
Ankara, 29 ıTH.A.) — Cumhuriyetin 27 nel yıldönümünü bütün memleket bugünden kutlamağa başlamış-1 ır.
Cumhuriyetin temeli olan Demok-
Koredeki Birliğimiz, Cumhuriyeti
Kızıllarla savaşarak kutluyor
Diin alınan haberler, kuvvetlerimizin komünist
cepleriyle çarpışmaya başladığını bildiriyor
Tokyo 28 A A. «United Press) —
Güney Kerede komünist cephelr-lerlvle savaşan Türk kıtaları, Türkiye Cumhuriyetinin 27 nci yıldönümünü pazar günü harp ederek kutlayacaklardır.
General Mac Arthur’ün genel karargâhından bildirildiğine göre. Reisicumhur Celâl Bayar’ın Türk hRİkına hitaben yayınlayacağı beyannamede
Bayındırlık Bakanı Fahri Belen dün istifasını verdi
Bakanın bir prensip adamı olduğunu bilenler, İstifaya sadece sıhhî sebeplerin âmil olamıyacağını ileri sürerek, çeşitli mütalâalarda bulunuyorlar
Anknm. M (HusÜŞİ muhabirimiz bildiriyor) — Bayındırlık Bakanı Fahri Belen bu sabah talanbuldan Başbakanlığa çektiği bir telgrafta va-zlfesindrn İstifa etliğini bildirmiştir tallfa kabul edilmiş ve Bayındırlık Bakanlığına Çalışma Bakanının vekâlet etmesi tenaip olunmuştur. Fahri Belen Başbakana mhhl sebepler yüzünden kabineden çekilmek zorunda kaldığını bildirmiş, Hükümet başkanı dıı cevabında kendisinin bir an evvel sıhhat ve âfiyete kavuşmasını temenni etmiştir.
Adnan Menderes Kabinesinde üçüncü tatlf&vı teşkil eden bu ayrılış B. M M. «İnin açılışı günlerine takaddüm eden bir zamana tesadüf etniCHİ şehrimiz siyasî mvhafillnde dikkatle karşılanmıştır.
Bolu milletvekili Fahri Belenin bir prensip adamı olduğunu bilenler İstifaya sıhhi sebeplerin âmil olamayacağını İleri sürmekte ve başka «e-bepler uraınnktadırtar.
Bu mahfillere göre iatlfunın üç sebebi vardır. Bunlardan biri Mersin Limanı, İkincisi bayındırlık bütçesi, üçüncüsü dr Bayındırlık Bakanlığı kadrosudur. Bilindiği iızerc 10 gün kadar Önce İçeli ziyaret eden B M M Başkanı Refik Koraltan Mersin halkının IhUyaçtarını tesbit ederjeon 11-mansı^lık yüzünden çekilen sıkıntıyı görmüş ve Mersin Limanının derhal yapt-irıl’icngını halka vadettlkten sonra Başbakana telefon ederek Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlarını derhal Mersine göndermesini rica etmişti. Israrla söylendiğine göre bu cınrivaklden Bayındırlık Bakam memnun olmamış ve plâna bağlanmış İşlere tesir ve nüfuz karıştırılmasından hoşlanmadığını İhsas etmiştir.
Diğer taraftan bayındırlık bütçesi konuşulurken bazı taleplerinin Hükümetçe dikkate ahnmnmusından ü-zülon Fahri Belen perşembe günü lş-tımbula gitmiştir, üçüncü iddiaya göre Bayındırlık Bakanı Bakanlık kadrosunda sğaslj değişiklikler yapılması hususunda ileri sürülen telkinlere si-nlrlenmlştlr.
Bildirildiğine göre şimdi tstanbul-da bulunmakta olan Fahri Belen salı günü Ankaraya döneri ktir. Fahri Belenin Istifasiyle açılan Bayındırlık Bakanlığına Eskişehir Milletvekili

rasinin memleketimizde teessüs etmiş bulunduğu bu yıl büyük bayramımıza hakikî çehresini vermektedir
Yarınki merasim için bütün hazırlıklar tamamlanmıştır.
Ankara baştanbaşa bayraklarla süslenmiş bulunuyor. Hor taraf pırıl pırıl yanmaktadır. Havanın yağmurlu olmasına rağmen kalabalıktan sokaklar hemen hemen geçilmez haldedir Herkes neşe içindedir.
Yarın öğleyin Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisinde tebrikleri kabul edecek ve sonra 1-podromda yapılacak büyük geçit resminde hazır bulunacaktır.
tsfanhıılda
Cumhuriyetin 27 nci yıldönümünün kutlanmasına bütün yurdda olduğu gibi şehrimizde de dün saat 12 den itibaren başlanmıştır. Sabahleyin baş. tayan yağmur öğleden sonra durmuş ve gayet güzel bir hava bayramın ne-şesini arttırmıştır. R* *nıi ve husus) müesseseler, nakil vasıtaları bayraklarla, limandaki harp filomuz ve diğer gemiler alay sancaklariyle donatılmış ve gece ışıklandırılmışım
Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle muayyen program dahilinde yapılacak olan törenlerden başka hor Kaymakamlık dahilinde gece eğlenceleri de tertip olunmuştur. Bu meyanda Taksimde bando muhtelif havalar çalacak ve millî oyunlar oynanacaktır.
Bugün saat. 9 dan İtibaren Vilâyette Vali tarafından protokola dahil zevatta kordiplomatiğin tebrikleri kabul olunacak ve saat 10.30 da Taksim Cumhuriyet alanında büyük bir geçit resmi yapılacaktır.
★ ★ ★
Türk halkının da demokrasi ve hürriyet için yaptığı uzun savaşı kazandığı belirtilecektir.
Hâlen Birleşik Amerikalı, İngiliz Avusturalvalı, Güney Koreli ve Filipinlilerle omuz omuza çarpışan 4500 Türk muharibi Korcde sulh ve birliği tesise çalışan Birleşmiş Milletler kuvvetlerine iltihak etmiştir.
Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, komuta-
Kemal Zevtlnoğiunun getirileceği muhakkak «ayılmaktadır. Bu makam I-çln Konya Milletvekili Yüksek Mühendis Remzi Birand’ın da adı geçmektedir.
Bayındırlık Bakanlığına Çalınma Hakanı vekâlet edecek
Ankara. 2» (A.A ) — Bayındırlık Bakanı Bolu Milletvekili General Fahri Belen vazifesinden İstifa etmiştir. Bayındırlık Bakanlığını vekâleten İfa etmek üzer»? verine Çalışma Bakanı Haşan Polatkan tayin edilmiştir.
KIZIL ÇİN — BEN SIXH SEVER BİR DEVLETblU
Bu geçit resmine iştirak edecek ordu birlikleriyle okullar ve cemiyetler saat 9.30 da Taksim civarında kendilerine tahsis edilen yerlerini almış bulunacaklardır.
10.30 da Vali yanında İstanbul komutanı olduğu halde kıtaları ve diğer birlikleri teftiş edecektir.
Bunu müteakip orada bulunan Şehir Bandosu tarafından İstiklâl Marşı çalınnrnk Şeref direğine, izciler tarafından Türk bayrağı çekilecek, kıta vs okullar tarafından İstiklâl marşı söylenecektir.
Bundan sonra geçit resmine başlanacaktır. Sırasiyle askerî okul vs birlikler. Şehir Bandosu, izciler geçeceklerdir.
Saat 12 de 21 pare top atılacaktır. Otomobil, otobüs ve tramvaylar törenin devamı müddetlnce Taksim ve istiklâl caddesinden Işlemiyecekler-dlr. Tramvay İdaresi. Devlet Denizyolları, Cumhuriyet Bayramının devamı müddetince geceleri geç vakitlere kadar devam eden ilâve seferler tahrik edeceklerdir. Tünel de gece yarısına kadar işlemeğe devam edecektir.
ilkokullardaki talebeler. Cumhuriyet inkılâbı hakkında toplantılar yapılarak tenvir edileceklerdir. Ayrıca dün Kızıltoprak Zühtüpaşa İlkokulunda 100 fakir çocuk giydirilmiştir.
Geceleri şehrin büyük meydanları, âbideler tenvir edilecek ve fener alft-yı tertip edilecektir.
Bayram devamınca radyolarımız ö-tel bir program tertip etmişlerdir.
sındaki Türk kuvvetleri 19 ekimde Pusanda karaya çıkmışlardı.
Türk Hükümetinin Tokyodakl sözcüsünün bildirdiğine göre, Türkiye-nın, Koreye kuvvet yollanması hak-kındaki talebe cevap vermesi, Türk balkının hakikaten samimiyetle Bir leşmiş Milletlerin gayesine inanmasından ileri gelmiştir.
Kore • Çinliler
Tokyo 28 A A. (A F P.) — Mae Arthur genel karargâhına menaup aalâhiyetli mahfillerden bugün bildirildiğine göre, Komünist Çinlilerin bu yakınlarda Koreli komünistlerle birlikte harp etmek üzere Koreye asker göndermiş olmalan ve aynı zamanda Mau-Tse-Turtg’un askerî birlikler göndermekte devam etmesi kuvvetle muhtemel ve mümkündür. Bununla beraber, Şimal Korede Çin askerlerinin mevcudiyeti aynı çevrelerde vahim bir hâdise olarak telâkki edilmemektedir.
Aynı şekilde Mao-Tse-Tung’un harp başından beri bil ha asa çinde oturan Korelilerden mürekkep asker, cephane, silâh ve İaşe maddeleri gönderdiği muhakkaktır. Geçenlerde komşusuna vardım etmek vaadinde bulunan Mao-Tse-Tung’ın şimdi Koreye hakiki Çinli askerler göndermesi de varittir.
Fakat bütün dünya artık Şimal Korelilerin partiyi kaybettiklerini gayet iyi bildiğinden Pekin Hükümetinin hareketi bir mâna ifade edemez.
Sayfa 2
Y E N î İSTANBUL
20 Ekim 1050
| 28 sene öncesine bakış |
Cumhuriyetin temeli nasıl atılmıştı
Yazan ı Abdurrabman Necati
BıiffUn 28 inci yıldönümüne ulaştığımız Türkiye Cumhuriyeti acaba sadece Gazi Mustafa Kemal Paşanın şahsi karar ve İradesinden doğmuş bir rejim midir?
Türk Milletinin o vakte kadar saltanat sistemi ve bunun İcapları olarak veraset suretiyle başına gelen bir hükümdar tarafından asırlarca idare edildiği düşünülürse milletin benliğinde o zamana kadar mevcut olnnyan veya zihinlere yerleşmediği «anılan Cumhuriyeti birdenbire kabul edip benimsemesi iyice düşünülmesi gereken bir mevzu olabilirdi. Ancak Cumhuriyetin o sırada. Kurtuluş ve İstiklal Zaferinin zaruri bir neticesi olarak devlet idaresi başında ve Millet Meclisi Reisliğinde bulunan Gazi Mustafa Kemal Paşanın münferit bir arzusundan doğduğu «anılabilir. Cumhuriyet ilânına kadar zafere ve kurtuluşa ait alman bütün askeri ve siyasî tedbirlerin başında Mustafa Kemal Paşanın önderlik ettiğine ve evvelâ bütün bunların onun eseri bulunduğuna şüphe yoktur.
Gerçi bu esnada bazı tanınmış askeri ve siyasi şahsiyetler mevkilerini ikinci plâna düşürmemek İçin Tür-klyenln kurtuluşunda kendi rollerinin de birinci derecede âmil olduğunu iddia etmişlerdi. Fakat bu kabilden iddialar, bilâhare gayet müspet delillerle ve tevil edilmez hakikatlerle hükümsüz kalmıştı. İşte kurtuluştan ve Lozan’da İsmet Paşanın imzaladığı sulh muahedesinden sonra gelişmeye başlıyan ve devletin varlığına taallûk eden bütün siyasi ve idari hareketlerin başında Mustafa Kemal Paşanın varlığım kabul etmemek mümkün değildir. Bu itibarla 29 Teşrinievvel 1923 te ilân edilen ve kendisinin de reisliğine geldiği Türkiye Cumhuriyeti elbette Atatürk’ün başardığı bütün hamle ve inkılâpların en başındadır.
Cumhuriyet İlânının saikleri ve büyük inkılâptan evvelki vakalarla Büyük Millet Meclisindeki siyasi hareket ve faaliyetler ve cereyanların bu sırada göze çarptığı tarihi bir hakikattir. Ancak milli edebiyat tarihimize Atatürk’ün meşhur nutkiyle maledilen ve Türk efkârı umumiye -slnce bilinen bu hazırlıklardan evvel Cumhuriyet fikri tohumunun İlk defa nasıl ve ne surette atıldığını gözönü-ne getirmek gerektir:
Cumhuriyetten hayli zaman evvel. 1908 Hürriyet İnkılâbım müteakip memlekette fikir ve kalem hürriyeti başlayınca bazı idealistler millete sinen köhne ve batıl itikatları sarsmak, yepyeni bir devlet kurulabilmesini temin etmek üzere Cumhuriyet fikrini elaltından ve lâkin tevilll bir tarzda telkine başlamışlardı. Bu arada evvelâ, büyük Türk ıslahatçısı ve İçtimaiyatçısı Prens Sabahattin Beyi ve daha sonra Türkiyede millî bir Türk Hükümeti kurmak fikri başında büyük Türk mütefekkiri Ziya Gökalp'ı görmek mümkündür.
Bundan başka klerikalizme muhalif olduğu anlaşılan Doktor Abdullah Cevdet, kendi mecmuası bulunan İç-tihad'da dini taassupla şiddetle kalem mücadelesine başlamış ve bu meyanda Tanln gazetesi başmuharriri Hüseyin Cahit Bey de. saltanat gelenekleri aleyhinde olduğunu ispat için ilk defa padişaha karşı bayram muayedesinde saçak öpmemek suretiyle ananeyi kıran bir tecellütte bulunmuştur.
Bu hareket, Türk matbuatının mühim bir elemanı tarafından saltanat makamına karşı baş eğmlyen bir protesto mahiyetinde idi. Lâkin zaman henüz yeter derecede elverişli olmadığından bütün bu hareketler zayıf ve hafifti; hâdiselerin teselsülü İçinde unutulup kalmıştı.. O derece de kİ Balkan ve bilhassa Birinci Cihan Harplerinden sonra mülkün kurtuluşu maksadiyle saltanatın lâğvı ve Cumhuriyet kurulması fikri he-mon hemen yoktu. Hattâ Mondros Mütarekesinden sonra memleketin çok muhtaç bulunduğu maddi ve mânevi kuvvet ve mukavemetin temin edilebilmesi için, mütareke bidayetlerinde bir aralık saltanat makamının etrafında birleşmek ve bunun İçin bir birlik meydana getirmek fikri memleketin bir takım güzide şahsiyetleri tarafından benimsenmişti. Gerçi sonradan padişahla hükümetinin ecnebi devletlerin arzularına temayül göstermeleri saltanat etrafında birleşmek fikrini tamamlyle baltalamışsa da memleketin kurtulması için bir “Cumhuriyet İdaresi,, lüzumu ancak müstesna bir kaç münevverin zihnini kurcalıyordu.
Büyük Kurtuluş Zaferinden sonra,
hatırlardadır kİ, Türk Ordusu tstan-bulu ve Trakyayı Millî Hükümet sınırları içine katmak üzere 6 Teşrinievvel 1922 de İstanbul a girmişti. İşte bu milli hâdiseyi müteakip Türk kuvvetlerinin kumandanı Refet Paşa, İstanbul halkının emsalsiz karşılama tezahürü vo bağlılığı karşısında bulunmuştu. Anadoluda kurulan Türk Millî Hükümetinin mümessiline gösterilen bu umumi saygı Üzerine halkın da kendisinden anlamak istediği başlıca bir nokta vardı: Büyük Millet Meclisi Hükümetinin mahiyeti.
İstanbulla Anadoluda kurulan Millî Hükümetin münasebetleri 23 Nisan 1920 tarihinde Ankarada toplanan Büyük Millet Meclisi ile yavaş yavaş kesildiğinden bu yeni Millet Meclisi rejiminin ve ona dayanan hükümetin takip ettiği politika ile icraattan ve bilhassa yeni “Teşkilâtı Esasiye Kanunu,, hükümlerinden İstanbul efkârı umumiyesl haberdar bulunmuyordu.
îşte Refet Paşanın İstanbula gelmesini müteakip şerefine verilen ziyafetler ve sair vesileler dolay isiyle yeni hükümetin hukukî, siyasî ve İdarî mahiyeti hakkında nutuklar söylenmeye başlanılmış ve Ankara Hükümet tarzının yalnız bize mahsus olduğu izaha kalkılmıştı. O zaman İstanbulda avukatlık etmekte bulunan Osmanlı Meşrutiyetinin meşhur Dersim mebusu Lûtfl Fikri Bey, bu nutuklar üzerine Refet Paşaya sarih cevaplar vermiş; eski ve tecrübeli bir hukuku esasiye profesörü olmak salâhiyetiyle yeni hükümetin, olsa olsa bir Cumhuriyet idaresinin başlangıcı olabileceğini iddia etmişti. Fakat o zaman Ankaranm İstanbulda en salâhiyeti! temsilcisi bulunan ne Refet Paşa bizzat, ne de Ankaranın diğer salahiyetlileri Lûtfl Fikriyi tevil yollyle tasdik etmek şöyle dursun. bilakis bu İddiayı inkâr etmişlerdi.
Görülüyor kİ Cumhuriyetin ilânından epey zaman evvel Türk Milletinin nihayet Cumhuriyet idaresini kabul edeceği Lûtfl Fikri Bey tarafından teşhis edilmiş ve bu görüş, memleketin bir kısım münevverleri nazarında kabul edilmişti.
Bu itibarla bizde Cumhuriyet ilân edildiği zaman uyanık Türk gençliği ve güzideler için büsbütün esassız ve hazırlıksız emrivâki mahiyetinde telâkki edilmemişti.
Lozan Sulhunun akdi sırasında ve bunu takip eden günlerde Rauf Bey (Orbay) Heyeti Vekile Riyasetinde bulunuyordu. Fakat Rauf Bey Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Lozan Sul-hunü ımzalıyan Hariciye Vekili İsmet Paşa ile zaferden ve sulhtan sonra devlete verilecek yeni idare tarzına alışacak vaziyette bulunmuyordu. Bu vaziyet karşısında Rauf Beyin Hükümet başından çekilmemesinden evvel ne siyasi yeni bir hamleye ne bunun neticesi olarak Cumhuriyet ilânına imkân bulunurdu. Aynı zamanda Atatürkün meşhur nutkundan anlıyoruz ki Kâzım Ka-rabekir ve Ali Fuat Paşalar da bu hususta kendisiyle fikir birliğinde bulunmıyanlardı. Fakat Cumhuriyetin ilânı için başlıca mühim bir şartın tahakkuku lâzımdı: Hükümet merkezinin tâyini. 13 Teşrinievvel 1923 tarihinde çıkarılan bir kanunla "Türkiye Devletinin makara idaresi Ankara Şehridir,, diye kabul edilince Mustafa Kemal, İsmet Paşalarla Fethi Bey (Okyar) ve bazı yakın arkadaşları arasında Hânı kararlaştırılan Cumhuriyet idaresinin teşekkülüne ait ilk müsait zemin bu suretle tesis edilmiş ve yeni devletin merkezi resmen tesbit edilmişti.
29 Teşrinievvel 1923 tarihinde Hân edilen Türkiye Cumhuriyetinin bir hükümet teşkili zaruretinden daha doğrusu kuvvetli bir hükümetin İş başına gelmesi lüzumundan doğduğu millî tarihimizin belllbaşlı en mühim hâdisesidir. Kısmen yıkılan saltanatı ihya eylemek, kısmen de Cumhuriyetin Hânına muhalefet etmek suretiyle Gazi Mustafa Kemal Paşaya karşı muarız ve muhalif vaziyete gelen Halk Partisi içindeki hiziplerin ve grupların fikir ayrılığı neticesi olarak Cumhuriyetin Hân edildiğini burada tekrar etmeyeceğim. Bu, Cumhuriyet neslinin bütün aydın kimseleri indinde malûm bir keyfiyettir. Ben burada, yalnız yukarıdaki satırlarımla Cumhuriyet idaresi hazırlığı-mn, daha doğrusu ilk fikirlerinin nasıl temeli atıldığının bir köşesini daha aydınlatmaya çalıştım.
Ş E II İR II AR ER L ER İ
Şehir kSşesl
Tebrik
A«İ0 hemşcrUerlm,
Cumhuriyet Bayramınızı tebrik ederim. Can vs gönülden, bütün samimiyetimle tebrik ederim. f7 seneden beri, bu bayramı tesit, ediyoruz. Fakat hiç bir zaman bu sene olduğu kadar bizi* * birbirimize yaklaştırmadı sanıyorum. Çünkü, yirmi yedi seneden beri, bu bay-ram, bir mel hum için yapılmaktan ziyade, Cumhuriyeti kuranlara bir nevi şükran bayramı fcH vc bu sebepten, hiç de daha az yürekten tesit edilmiş değildi. Fakat bu seferki Cumhuriyet Bayramı, bütün mânasıyla mefhum içindir,
Henüz pek genç bir mefhum.
Ve genç olduğu için onu daha çok sevmemiz, bilhassa, daha çok korumamız, bunun için do her zamandan ziyade etrafında sık saflar halinde top-lantyamtz lâzımdır. Zira. Cumhuriyeti tesis için bundan yirmi yedi yıl evvel ezdiğimiz kara kuvvet başkaldırmaya yüz tutmuştur.
Ve Mustafa Kemal'in yirmi yedi yıl evvel hitap ettiği gençler, siz ki, bugün olgun bir yaşta bulunuyorsunuz, emaneti her vakitten fazla uyanık bulunarak muhafazaya ve tam olarak çocuklarınıza devretmeye mecbursunuz.
Aziz hemşerilerim, Cumhuriyet Bayramınız* bir kere daha ve bütün kalbimle tebrik ederim.
BİR İSTANBULLU
Milli Piyango bugün çekiliyor
Milli Piyangonun 29 ekim Cumhuriyet Piyangosu çekilişi bugün saat 13 te Ankarada yapılacaktır.
İkramiye kazanan numaralar Ankara Radyosiyle bu gece 23 te yayınlanacaktır.
Bugün saat 13 ten sonra yurdumuzun hiç bir tarafında bu çekilişe ait büet satışı yapılmıyacaktır.
Talebe Federasyonu yeni bir seyahat tertipledi
Türkiye Milli Talebe Federasyonu bir Suriye ve Lübnan seyahati tertiplemiş bulunmaktadır. Bu seyahatin gidişi Güney Anadoludan ve dönüşü Kıbrıs, Rodos, Pire yolu İle yapılacak ve bu suretle seyahat 13 gün sürecektir. Seyahate katılmak için talebe, öğretmen veya gazeteci olmak lâzımdır. Müracaat doğrudan doğruya turizm komisyonunun îstanbulda-ki merkezine yapılacaktır.
Emektar “Gükemal” bugün Türkiyeden ebdiyen ayrılıyor
Bir İtalyan firması tarafından hurda olarak satın alınan Gülcemal vapuru bu sabah Haliçten çıkarılarak Türkiyeden ayrılacaktır.
Türk sancağını Atlantikte ve Amerika sularında şerefle dalgalandırmış olan o devrin modem yolcu gemisi sureti mahsusada gönderilen Kavsus adlı römorkör tarafından çekilerek İtalyaya müteveccihen limanımızdan ayrılacaktır.
Şahrimizdeki Yunanlılar kara bir günü andılar
Dün şehrimizde bulunan Yunan kolonisine mensup kalababk bir kitle, Mihver devletlerinin Yunanista-na hücum edişlerinin 10 uncu yıldönümü münasebetiyle Yunan konsolosluğundaki kilisede dini bir âyin yapmışlardır. Harp içinde ölen Yunan askerlerinin hatıraları anılmış ve toplantıya son verilmiştir. Merasime Yunan Konsolosu ve diğer siyasî şahsiyetler iştirak etmiştir.
üniversite eski genel sekreteri Danıştaya başvurdu
İstanbul Üniversitesi yönetim kurulu tarafından tekaüde sevkedilen eski genel sekreter Ferld Zühtü Örücü dün Daniştaya müracaat etmiştir.
Deniz Yedek Subay Okulundan
109 asteğmen dün donanmamıza katıldı
Heybeliadadaki mektep binasında yeni mezunlara diplomaları törenle verildi
Mayıs 1950 girişli dördüncü devre deniz yedek subaylarına diploma tevzii töreni dün sabah saat 10 da Heybeliadadaki Okul binasında yapılmıştır. Merasime, mezunların hep bir ağızdan söyledikleri İstiklâl Marşlyle başlanmış ve mektep komutanı Albay Fevki Gürel bir konuşma yaparak ezcümle şunlan söylemiştir:
“Mayıs ve kasım aylarında altışar ay devam etmek üzere açılan Deniz Yedek Subay Okulunun bu dördüncü dönemine 25 seyir, 19 top, 37 mayın, torplto ve mayın tarama, 15 makine,
Patrik Athenagoras, nekahet devresini geçirmek üzere Heybeliye gitti
Doktorların tavsiyesi üzerine Patrik Athenngoras nekahet devresini geçirmek üzere Heybollndaya gitmiştir, dişi nan det eski
Athenagoras yalnız mühim İşlerle ilgilenecektir.
Patrik Rühban Mektebinde ken-lçin sureti mahsusada hazırla-blr dairede kalacak ve bu müd-zarfında Sen Sinod Meclisine en Üye riyaset edecektir.
Küçükçekmece dün elektriğe kavuştu
DUn saat 18 de İstanbul Belediye-since Küçükçekmeceye elektrik cereyanı verilmiştir. Bu münasebetle Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay da Küçükçekmeceye giderek cereyanın verilmesinde bulunmuştur. Belediyece Küçükçekmecenin sokaklarına da e-lektrik lâmbaları konmuştur.
Sivil Havacılık Kongresi delegeleri İzmire gitti
Sivil Havacılık Kongresine İştirak eden muhtelif memleketlere mensup delegeler ile basın mümessilleri dün saat 14 te İskenderun vapuru 11e İzmire hareket etmişlerdir.
Delegeler tzmlrde iki gün kalarak şehri gezecek ve çarşamba günü avdet edeceklerdir. Dün sabah Fransız Heyeti Başkanı Huguemot şerefine Union Française’de bir toplantı yapıl-mıştır.
Toplantıda. Fransız delegeleri kongrenin çalışmaları ile kendilerine gösterilen iyi kabulden dolayı teşekkür ve ihtisaslarını ifade etmişlerdir.
Ingiliz Kültür Heyeti Başkanı Londraya döndü
İngiliz külttlr heyeti Reisi Gene-rai Slr Ronald Adam, Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay’ı ziyaret ederek veda etmiştir.
General, Valiye ilk fırsatta Türkl-yeyL tekrar ziyaret edeceğini ve burada kazandığı dostlarla iftihar etmekte bulunduğunu söylemiştir. Generalin şerefine Üniversitede bir akşam yemeği verilmiştir.
Genel Müdür Slr Ronald Adam, dün saat 22 de uçakla Londraya gitmiştir.
“Ankara” vapuru dün gitti
Ankara vapuru dün saat 12 de Batı Akdeniz seferini yapmak üzere 325 yolcu ve 85 ton yükle limanımızdan hareket etmiştir.
Giden yolcular meyanında Yunan Başkonsolosu Christopulus da bulunmaktadır.
Mekteplerdeki kızıl salgını ile Sağlık Müdürlüğü ilgilendi Bazı ilkokullarda kızıl vakalarının görülmesi üzerine İstanbul Sağlık Müdürlüğü faaliyete geçerek dünden itibaren bütün mekteplerin «Ağlık durumunu kontrol ve gereken tedbirleri almaya başlamıştır.
5 elektrik, 3 elektronik ve 5 gemi inşa olmak üzere 109 yedek öğrenci katılmış ve hepsi tam bir başarı göstermişlerdir. Okuldan aldıkları askeri ve meslek! eğitim He yurdun savunması görevinde güveninize lâyık birer unsur olan bu gençleri sîzlere takdim ederim.
Bundan sonra yeni mezunlara, katılacakları ödevin ehemmiyetini tebarüz ettirerek şunlan söylemiştir:
Bugün önünüzde yeni bir hayat a-çılıyor. Bu hayat, Türk subayının feragati, fedakârlığı, şerefi ve memlekete yaptığı büyük hizmetlerin nuru He aydınlanmıştır.
Gençler,
Yaşadığımız dovir, Türk varlığının koruyuculuğunda büyük bir şeref payı vermektedir. İstiklâl ve hürriyet uğrunda çotin bir mücadele karşısında bulunduğumuzu dalma nerek kahramanlıkları kayda lanınız.
Şimdi yapacağınız and, bu
sîzlere her zaman rehber olacaktır. Yolunuz açık ve kutlu olsun. Hepinize sağlık ve başarılar dilerim.,,
Mezunlar adına genç bir talebe Komutanın sözlerine cevap vererek, vazife aşkı ve vatan sevgisiyle orduya katıldıklarını ve bu gaye uğrunda seve seve İcabında canlarını feda etmekten çekinmiyeceklerinl belirtmiştir.
Üzerinde Türk bayrağı ve silâhların bulunduğu bir masanın etrafında and içen yedek deniz asteğmenlerine Eğitim Komutanı Tuğamiral Taced-dln Talayman tarafından diplomaları dağıtılmış ve mektebin bahçesinde bir geçit resmi yapılarak törene son verilmiştir.
dü«ü-hazır-
yolda
Dümeni bozulan Norveç
Şilepi sahile bindirdi
Rumelihisarı Camiinin rıhtımı ve şose hasara uğradı
sara uğramış, asfalt şosenin sahil kısmı çökmüştür.
Nakil vasıtaları buradan bü^dlk güçlükle işliyebllmektedir.
Zarar 200 bin hra kadar tahmin edilmektedir. Geminin mensup olduğu kumpanyanın İstanbul acentesi Dabkoviç firması maddî mesuliyeti deruhte ettiğinden Norveç şılepinin Finlândiyaya doğru yoluna devam etmesine liman makamlarınca müsaade edilmiştir.
Yaptığımız tahkikata göre, Boğazlardan kılavuzla geçmekte olan gemi, dümeninin bozulması üzerine iki demirini birden funda etmesine rağmen sahile bindirmiş ve mevcut kablolar bir tesadüf eseri olarak kurtulmuştur, v
Vali Fahreddln Kerim Gökay hâdise yerine giderek caddenin derhal tâmiri için gereken emirleri vermiştir.
Köstenceden gelerek Boğazdan transit olarak geçmekte olan Norveç bandıralı 6500 tonluk MaridaJ şllepl dün saat 14.30 da dümeni zulduğundan suların cereyanına pılarak Rumelihisarı iskelesiyle mi arasında sahile bindirmiştir.
Bu yüzden nhtım ağır şekilde
bo-ka-Ca-
ha-
İstanbul fakültelerine kaydolunmak üzere 3.300 genç müracaat etti
Bu yıl İstanbul Üniversitesinin muhtelif fakültelerine girmek için 3300 lise mezunu müracaat etmiştir. Bu yıl Hukuka 1200. Tıbba 300, Edebiyatın muhtelif kollarına 900, İktisada 500, Kimya Mühendisine 80, Eczacıya 80, Dişçiye 60, Fene 580 olmak üzere 3700 öğrenci alınacaktır. Müraaçat edenlerin sayısı geçen yıldan azdır. Namzetlerin listeleri üniversite genel sekreterliği tarafından tetkik edilerek, asıl kayıtlarının yapılması için, fakültelere yollanmış ve kabul edilenlerin listeleri ilân edilmiştir.
Israilin Türkiyeye ihracatı artıyor
Şehrimizde bulunan İsrail Ticaret Heyeti tacirlerimizle temaslarına devam etmektedir.
öğrendiğimize göre İsrail firmaları Türkiyeye 100.000 gaz ocağı ve külliyetli miktarda gaz lâmbası ağzı, elektrik malzemesi ve mutfak eşyası satmak üzere anlaşmaya varmışlardır. Üç hafta sonra Ankara ve İzmire gidecek olan heyet Park Oteli merkez ittihaz etmiştir. Yakında İsrailin de Türkiyeden yeni mubayaalarda bulunması beklenmek, tedir.
Mesken buhranına karşı tedbirler
Gümrüksüz portatif ev ithali için kanun tasarısı hazırlandı
Mesken buhranı, ucuz ve seri halde ev inşaatıyla hariçten portatif ev getirilerek önlenecektir.
Bu hususla ilgili olarak, belediye sınırları dahilindeki hazine vo özel idareye ait arsalar bedel mukabili olmaksızın belediyeye intikal ettirilecek ve bu arsalardan münasip görülenler de ucuz ev yapmak İsteyen kimselere taksitle satılacaktır.
Hariçten İthal edilecek olan portatif evlerin çok faydalı olacağı, Avrupa ve Amerlkada senelerdir yapılan tecrübelerinden İyi «onuçlar alınma-slyle sabit olmuştur. Memleketimizde de böyle bir teşebbüse girişUdiğl takdirde buhran kolaylıkla önlenebilecektir. Bu hususla ilgili olarak şimdiye kadar muhtelif teşekküller, hükümete müracaat ederek gayet ucuz o-lan bu evlerden IthaJ izni verilmesini talep etmişlerdi. Fakat alman gümrük vergisinin yüksekliği bir iş yapılmasına mâni olmuştu.
Modem memleketlerde olduğu gibi, her talebeye bir oda tahsis edebilmek için, memleketimizdeki Amerikan kolejleri de serbest ithal İzni çıkar çıkmaz hariçten portatif ev getirmek İsteyeceklerdir. Hükümet portatif evlerden ve bunlarla İlgili inşaat malzemesinden gümrük resmi almamaya karar vermiştir. Aynca İnşaat malzemesinden alman gümrük resmi de yüzde elliye indirilmiştir.
Toplantılarda memlekette inşaatı teşvik edecek her türlü çareye başvurulduğu anlaşılmaktadır.
İstanbul Belediyesinin bu husustaki tekliflerini uygun gören İçişleri Bakanlığı buna dair bir kanun tasansı hazırlatmıştır. Tasarının, Meclis açıldığı zaman derhal müzakere edilmesi muhtemeldir.
İngilizce bilen İktisat Fakültesi mezunlarına iş teklifleri arttı
İktisat Fakültesi mezunlarına bir yardım olmak üzere, Fakülte Dekanlığı, İngilizce bilen mezunlara bazı İş teklifleri aldığını bildirmektedir. Aynca bu mezunlara yabancı memleketlerde ihtisas yapabilmeleri için imkânlar hazırlanmıştır.
KÜÇÜK HABERLER
★ Millet Partisi Kumkapı Nişanca ocağı dün saat 13 te törenle açılmıştır.
★ VaJİ ve Belediye Başkanı Prof. Gökay, dün saat 13 te Perapalaa’ta Yeni alman Başkonsolosu Kampla-mover’e ladel ziyarette bulunmuştur.
★ İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Osman Şahinbaş dün sabahki ekspresle Ankaradan şehrimize gelmiştir.
★ Stockholm Büyükelçimiz Emin Ali Sipahi, dün saat 11.30 da Vali ve Belediye Başkanı Prof. Gökay’ı makamında ziyaret etmiştir.
*Ağn Milletvekili Celâl Yardımcı bugün saat 21,35 te İstanbul Radyosunda içki düşmanlığı mevzuunda bir konuşma yapacaktır.
Ermeni Patriği seçimi
9 Kasımda yapılıyor
Arslanyanın son hareketi, cemaat arasında protestolara sebep oldu
Ermeni patrik seçimi meselesi Ermeni cemaatini meşgul etmeye devam etmiştir. Valinin riyasetinde yapılan toplantıda taraflar arasında tam bir anlaşma hâsıl olmasına rağmen Patrik Kaymakamı Arslanyanın bir gün sonra bir heyetle birlikte Ankaraya gitmesi cemaat arasında protestolara sebebiyet vermiştir. Na-tekim mütevelli heyetleri Ankaraya protesto telgraflan çekerek Aralan-yanın yetkili meclisler tarafından azledildiğinl binaenaleyh cemaat namına söz söylemeye ve herhangi bir şekilde müracaatta bulunmaya salâhiyeti! olmadığını bildirmişlerdir.
Ankaradan gelen haberlere nazaran patrik seçimi tarihinde bir değişiklik olmamış ve patrik 6eçlml evvelce kararlaştırılan tarihte yani 9 kasım 1950 perşembe günü patrikhanede yapılacaktır.
Patrik kaymakamına refakat eden heyetten alınan malûmata göre Patrik ve heyet ziyaret ettiği yüksek makamlara bazı maruzatta bulunmuştur. Bu maruzatın bilhassa Pat-rik seçimi hakkında İstanbul Vilâyet İnce hazırlanmış olan talimatname etrafında toplanmaktadır. Aynı mahfillere göre bu maruzat alâkalılar tarafından hüsnü telâkki olunmuştur.
tstanbulda mevcut 32 Ermeni kilisesinde seçim hazırlıkları yapılmaktadır. Seçim komisyonları dünden itibaren rey puslalanm seçmenlere dağıtmaya başlamışlardır.
Diğer taraftan Patrikhane 1860 nizamnamesinin tatbiki hususunda Arsr* lanyan taraftarlarının hiç bir karara İştirak etmediklerini dün bize bildirmiştir.
Ankarada bulunan Aral&nyan Cumhurbaşkanı tarafından kabul a-dilmiştir. Cumhuriyet Bayramına İştirak ettikten sonra şehrimize dönecektir.
Ankarada bulunan A ra lan van, kendisiyle konuşan arkadaşımıza:
“Cumhurbaşkanımız, İçişleri Bakanı vc Meclis Başkanı tarafından kabul edildiklerini ve gördükleri büyük hüsnü kabulden ve bütün vatandaşlara karşı gösterilen geniş görüşlü ifadelerden dolayı pek mütehassis olduğunu ve bunu her zaman« her yerde söylemeyi vazife bHeceğinl »öy* İçmiştir.
VEFAT
Esbak Trablusgarp Muhasebecisi Mehmet Murad Beyin oğlu ve eski Hilâl Sineması sahlb.’ Şükrü Murad Yüzüak’ın kardeşi. Mülga hariciye nezareti mümeyyizlerinden
KÂMİL MURAD YÜZÜAK
vefat etmiştir. Cenazesi 29 ekim pazar günü öğle namazım müteakip Beyazıt Camii şerifinden kaldırılarak Yenikapı Mevlevihaneslndeki aile m ak be resine defnedilecektir. Mevlâ rahmet eyleye.
VEFAT
Adapazannda çok tanınmış ve sevilmiş olan
Dokfor - Operatör GAFFAR SAVGUÇ vefat etmiştir. Cenazesi 29/10/1950 pazar günü Üsküdar yoliyle İstanbu-la getirilerek öğleden sonra Zincirlî-kuyu Asri/ Mezarlığındaki aile kabristanına defnedilecektir.
Allah rahmet eyliye.
İstanbul Posta Müdürü Salâhoddin Erdağ
YENİ İSTANBUL
SÎYASÎ ÎKTÎSADÎ MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Sahibi:
YENİ İSTANBUL NEŞRİYAT LtMİTED ŞİRKETİ
Müdürü: Kemal K 8ARLI0A
Yazı islerin! fiilen İdare eden mesu! müdür:.
Sacld ÖGET
Ne^edllmiygH ycunlar iade odllmea.
Basıldığı yer s
YENİ İSTANBUL MATBAACILIK LÎMÎTED ŞÎRKETİ MATBAASI
PEYAMİ SAFA
YALNIZIZ
— O Ferihanın maksadı seni kendisine benzetmek. Paralı bir âşık aradı vc buldu sana. Fakat senin bu tuzağa düşmeyecek kadar zeki olduğunu bilirim. “İstemiyorum*' diyorsun. Tabiî. Senin zekândan bunu beklerim.
Nail Bey salona giderken arkasından yürüyen Meral, onun radyoyu karıştıracağını bi-Uyordu. Etajerde bir kitap arar gibi yaptı ve bekledi. Babası koltuğa oturdu, elini radyoya götürürken çekti ve kızına döndü:
— Meral, dedi, gel şuraya otur!
Karşı tarafında bir sandalya gösterdi.
— Bak, dedi, dinle beni. Kabul ederdin kİ ben dar kafalı bir baba değilim. Fakat bu memlekette rahmetli Lâon Blum kadar da ileri düşünemem. Bu memlekette diyorum. Ben pratik adamım. İnsanın aile hayatı İş hayatına tesir eder bu memlekette. Çünkü dedikodu çoktur. Annenle niçin ayrıldığımızı bir kere daha düşüm Ona anlatamadım bunu. Sinsi ve serkeştL Göz yummak meselesi ayn. Bunlan seninle konuştuktu. Havsalası en geniş erkek bile gizli tertiplere gelemez. Annen de köyleydi. Evvelâ kapı yapardı. Her erkek sinirlenir buna,!' 1 ■ ’ ‘l
Meral zayıf bîr sesle:,
— Ben kapı yapmıyorum, baba, dedi.
234
— Biliyorum, yapmazsın sen, kabul, fakat şu Ferlha meselesini bir daha açma bana. O karının yüzünü görürsen bir daha benim yüzümü göremezsin. Gidip Amavutköyünde, annenin yanında oturursun.
7 Meral babasının Ferlha için bu “kan” sö-zünü ilk defa kullandığını duyunca Ferhadı hatırladı ve sustu. Ağabeysi dün gece babasına adamakıllı işlemişti. Meral kaşlannı çattı. İçinden: “Çatınsanız da, patlasanız da Fe-rihaya gideceğim. Ruhunuz bile duymaz”.
Nail Bey kızının yüzünde mahiyetini az çok tahmin ettiği fena reaksiyonu görünce, mevzua balıklama girecekmiş gibi, omuzlan-nı kaldınp başını yukarıdan aşağı garip bir tarzda sarkıtarak devam etti:
— Kiminle konuştuğunu söylç, kim olduğunu haber vereyim, derler. Bu kızın daha mektepte iken yaptığı rezaleti de müdafaa e-diyordun sen.
Meral birdenbire sesini yükseltti:
— Baba! Müdafaa değil, merhamet.
— Ne merhameti? Anası kederinden ö-lüyordu az dahA. Ona niçin acımadın? Maktule mi merhamet edilir, kaatile mi? 8ana tekrar ediyorum: Ben mutaassıp bir baba değilim. Fakat mektebinden kaçıp bara giren, sonra da ihtiyar bir zenginin metresi olup Pa-rlse giden bir aşlfte yalnız anasının kanına girse, yine blrşey değil. Bu vakada bir sürü maktul var: Bir sürü iyilikler, fedakârlıklar, şefkatlec terbiyeler, hep maktul. Anladın mı? Bütün insanların haklarından birer parçası maktul. Sen onlara acımıyorsun da neden îstanbulda barlarda, Pariste ihtiyar bir heri-235
fin kucağında fing atan o karıya acıyorsun? Meral yukan kalkan ince kaşlarının altında sönen gözlerini yere indirerek:
— Bilmem, dedi, ben öyleyim.İşte. Gözümün gördüğüne acırım.
Babası göğsünü ileri doğru çıkararak sordu:
— Sen şimdi beni görüyor muBun? Meral bu basitliğe cevap vermemek istedi. Babası tekrarladı:
— Görüyor musun T
— Görüyorum.
— öyleyse bana acı ve o Ferihanın yüzünü göreyim deme. Anandan neler çektiğimi biliyorsun. Bir de senden çekmeyeyim.
Meral korkak bir müdafaa arzusu İçinde eriyen sesiyle:
— Annem burada yok, dedi.
Babası bu müdafaayı hoş gördü; bîrden bire daha yumuşak cevap verdi:
— Ben onun yüzüne de yüzlerce defa söyledim.
Babası kalktı, bitişik yemek odasından tabakasını aldı ve öteki kapıdan çıktı.
Onun boş bıraktığı koltuğa oturan Meral, elini radyoya doğru götürdü ve çekti. Annesini düşünüyordu. Şu anda ne yapıyor kadıncağız? Her biri türlü pişmanlıklar ve göz-yAşlarlyle biten maceralarının bulutlu hatıraları arasında piyano mu çalıyor? Meral, babasının pek canı sıkıldığı zamanlarda üstü kapalı anlatıp geçtiği bu maceraların ne olduğunu bilmezdi. Hiç bir zaman da öğrenmek istemedi. En kaba ve dedikoducu İnsanlar bile ona annesinin hayatı hakkında fena blrşey 236
söylememişlerdi. Yalnız bir defa. 6 numaranın ölen karısı...
Telefon çaldı. Meral kalktı. Ferihadır. Koştu.
— Burası Faro. Ben Şevket. Meral Hanım siz misiniz? Ferhat yok mu?
— Ben de şimdi sizi arıyacaktım. Ağabeyim çıktı. Tercümeleri öğleden sonra getirecekmiş.
Meral son kelimedeki bu “mîş“l, Ferlha-nın Aleyhine babasını dolduran agabeysinden alacağı İntikamın başlangıcı imiş gibi söylemişti. Telefondan uzun bir “Ooooff” sesi geldi. Moral İki kelime daha söylese Ferhadı şirketten atabilirlerdi. Bu emniyetin verdiği gururla kendini tutabildi. Ağabeysine en çok tolerans gösteren Şevket Beyin bile tahammülü kalmamıştı.
Telefon kapandı.
Yine annesini düşünen Meralin canı birdenbire piyano çalmak Lstedi. Fakat Rus a-kortçu bir haftadan beri hâlâ gelecekti. Kız telefona bir göz attı, sonra dışarı çıktı, koridorda durdu ve babasının yatak odasına doğru baktı. Galiba giyiniyordu o.
Meral telefon başına geldi. Tereddüt ediyordu. Kapıya baktı. Etrafı dinledi. Sonra rehberi açtı. Otelin numarasını buldu.
— Sen misin Ferlha? Aman şekerim, dinle beni. Burada hava fena. Anlarsın. Bugün belki gelemem. Fakat yann muhakkak inşallah.
— Ben geleyim.
— Aman, aman! Sakın ha! Moruğun heyheyleri üstünde. Ferhat da bir hoş,
237
— Şaka söylüyorum. Gayret et, gel bu-glln.
— Çalışırım. Fakat gelemezsem diye. Anlarsın tabiî ne kadar merak içindeyim. Seninki de beraber mİ geldi?
— Hayır. Ben yalnız geldim. On gün izin kopardım. Fakat şimdi sonbahar. Grip mevsimidir. Uzatırım ben onu bir hafta daha. Bol bol konuşuruz. Fakat sana çok havadisim var.
— Biliyorum. Merak ediyorum çok. Blraı çıtlat kuzum bana. Yalnız... Fifi... Aramızda kalsın. Geldi ml Şakir?
— On gün sonra geliyor. Germaine’i kovdu. Bir yığın havadis sana. Aman efendim, neler söylüyor senin için. Aşıkmış sana Nikâha da hazır. Telefonda anlatılmaz ki yavrum.
Meral kendini tutamıyarak bulanık bir neşe içinde bağırdı: •
— Nikâha da hazır mı? öyleyse bizim moruk razı olur. Demin atıştık onunla Fakat şimdi kandırdım onu ben. tş değişti.
— Pourquoi 11 est sİ mâchant?
— Sals-je mol?
— Haydi öyleyse,* kandır da hemen kalk gel. Burada öğle yemeğini beraber giyelim. Sıkıntıdan patlıyorum.
— Çalışacağım.
Meral telefonu kapadı. Fakat eli hâlâ reaeptör’Ün üstünde, başı biraz önüne eğilmiş, düşünüyordu. Babasına şimdi bu bahsi açmak tehlikeli değil miydi? Nikâh, (yi. Fakat Şakir, Ferlha, Mefharet, Alfieri, bütün o grup...
/Devamı var)
236
29 Ekim 1950
YENJ İSTANBUL
8ayfa 3
Günler geçerken
Hindiçinîde
* - -
Değeri artan bayram
Refik Halid KARAY
BUGÜNE kadar, yıllardır nice Cumhuriyet Bayramları kutladık. Kutlarken Cumhuriyetten gördüğümüz faydalar ve elde ettiğimiz başarılar yegân yegân sayılıp döküldü; devlet adamları ağzından söylenmedik methiye ve muharrirler kaleminden yazılmadık kaside bırakılmadı. Ile|> vi de. az çok şüphesi olan dünyayı ve ahaliyi inandırmak gayesiyle yapılmış birer propagandaya benzer gibiydi; mübalâğalı, tantanalı, bel© rejimin nnsıisa Ölçüsüz nimetlerine ermiş mutlu kulları tarafından girişilenleri aşın derecede coşkundu!
Böyle olmaklA beraber tarihimizde kalkınma ve muasırlaşma hareketi bilfiil Cumhuriyetle başlamıştır. Kimse aksini iddiaya yoltcneıııez kl fcabAtına tamamlyle uyamamaklığmuza ve pek çok hntalnr işlcmekll-ğlmlze rağmen bu rejim memlekete hiç bir devirle kıyas kabul etmez yenilikler getirmiş, bizi biraz sarsakça da olsa asrın ileri temposuna uygun adımlarla yürümeye alıştırmış, ayrıca Türkiye etrafında ve uzaklarında bir takım siyasi varlıkların Cumhuriyet şeklini seçmelerine yaramıştır; yani mahalli olmaktan çıkmış, cihana yayılıcı bir mahiyet kazanmıştır.
Çekirdeği Tanzimat ve Meşrutiyet Inkılftplan olabilir. T .Ak İn bunlar fiiliyat sahasında kısır kalmışlardı; ancak geleceğe semin hazırlamışlardı. Cumhuriyet kök saldı, filiz verdi, dal üretti; şlnull de o dalın ucunda meyve verecek bir tomurcuk belirdi: Demokrasi. K(ik saldı, dedik; zira memleketin kahir ekseriyeti hakikaten Cumhuriyetçidir; başka rejim Istiyenler. arada kaynadı, giril. Halbuki Tanzlmah ve Meşrutiyeti milletin çoğunluğu kabul etmemişti; sindirenler hlr ıslahatçı zümresinden ibaretti: muvaffak olamamışlardı.
Adtık Cumhuriyeti öyle benimsedik ki tam muhtevası İle tatbikini diler ve Anayasasına aykırı kaçamak yolları havsalamıza sığdıramas hale geldik. Demokrasi cereyanı, işte Cumhuriyet esasiyle telifi kabil olmıyan tek partiye karşı tahammülsüzlüğün neticlsedlr ve bu tahammülsüzlük Cumhuriyet mefhumunu anlayıp sevdiğimizin, sindirdiğimizin, gittikçe asıl mefhumuna benzetmek İstediğimizin delilidir. Hakikatleri gizlemek zamanı geçtiği İçin evvelce yalnız aramızda konuştuklarımızı şimdi yazabiliriz: Biz, uzun müddet Cumhurrelslerlnin idaresine Cumhuriyet demiştik. Zaten mânasının bütün genişliğiyle seçim emniyeti temin edilmedikçe başka türlü olması İmkânsızdı. Fakat o idare tarzı, hatalara düşmesine rağmen İnkılâbı büsbütün durdurmadı; harici siyaseti İse bihakkın mükemmel yürüttü.
Bir cihetten rfoyle de düşünülebilir: Geçirdiğimiz yıllar, Cumhuriyeti büyük bir A rızaya uğratmadan çoğu İsmen, bir kısmı dn fiilen muhafaza devresi İdi. Serbest Fırka zamanındaki denemenin fena neticesi, bekleme müddetinin uzamasına sebep oldu; bir zümrenin İşine yarıyan uzaması da İçin için olgunlaşmamızı sağladı. Nihayet bir zaman geldi kl hem dünya vaziyeti, hem kendi vaziyetimiz denemeleri bırakıp tatbikata girmemizi İcap ettirdi. Buna "sahici Cumhuriyete d İyem İveceğimiz İçin Cumhuriyetin dayanağı olan "Demokrasi., adını verdik!
Demokrasiyi ne tek bir parti lütfetti, ne tek bir parti alıp bize bağışlada Önayak olanların hakkını verdikten sonra belirtelim kl demnkra-•Lmlr milletin gerçekten göğüs kabartacak medeni olgunluğu İle, ancak e sayede vücut bulmuştur; aksi takdirde yine akamete uğrardı. Partiler dışındakiler az mı çalıştılar, az mı çırpındılar? Hem de mevki, mansab beklemeden, tam feragatle! Binaenaleyh 1950 Cumhuriyet Baynunııu hlr parti gitti, hlr parti geldi diye değil. Cumhuriyetin temelini teşkil eden rey emniyetin! sağlamak suretiyle demokrasiyi kurduğumuzdan dolayı muvafık, muhalif, tarafsız, hepimiz vicdan huzuru İçinde kutlamaya hak kazandık.
Bugünkü bayram, değeri artan cidden milli, tadı da, tuzu da hakikaten başka bir bayram oldu.
V______________________________________________________________
y
Ankara Üniversitesinde
Ankara, 28 fT.H.A.) — Ankara Ü-nîversltesinde 1950-51 ders yılı 1 kasım çarşamba sabahı açılacaktır. Bu münasebetle saat onda Dil, Tarih -Coğrafya Fakültesinde bir tören yapılacaktır. Rektör Hikmet Birand bu sabah Ziraat Fakültesinde gazetecilerle konuşmuş ve bazı İzahat vermiştir.
Bu İzahata göre geçen ders yılında Siyasal Bilgiler Okulunun bir fakülte haline gelmesiyle Ankara Üniversitesi sekiz fakülte olmuştur.
“1949-1950 ders yılında Ankara Ü-nlversltesinde 6830 öğrenci mevcut İdi. Bu ders yılında muhtelif fakültelere alınacak talebe sayısına gelince Hukuk ve Dil. Tarih-Coğrafya Fakülteleri İçin bir rakam tesbit edilmemiştir.
Siyasal Bilgiler 150. Ziraat Fakültesine 100. Veterinere 140. Fen Fakültesine 120, Tıbbiyeye 150, Edebiyat Fakültesine 100 öğrenci alına-
Marshall Plânına dair
müsabakanın tafsilâtı
çaktır. Kayıtlar hu ayın 31 ine ka-kadar devam edecektir.,,
Rektör bunu müteakip hâlen Anka-rada bulunan 8 fakültenin kurulduğu tarihten bugüne kadar 11257 mezun verdiğini kaydettikten sonra sözlerini burslu talebeler mevzuuna İntikal ettirerek bursların liyakat sahiplerine bu yıl da verileceğim söylemiş ve demiştir kl:
“Fakültelerimizde muhtelif bakanlıklar hesabına okuyan talebeler mevcuttur. Yalnız bu yıl Ziraat Fakültesine Tarım Bakanlığı hesabına talebe kabul edllmlyccektlr. Siyasal Bilgiler Okuluna ise 40 öğrenci burslu olarak alınacaktır.
Yakında sayın Vehbi Koç'un yaptırıp üniversitemize armağan ettiği yurt açılacaktır.
700 küsur bin liraya malolan bu yurdda 142 öğrenci kalabilecektir. Bunlardan 22 si bağış şartlarına uyularak parasız okutulacak diğerlerinden ise maliyet üzerinden bîr ücret alınacaktır. Yurt bütün medeni İstirahat tesislerini haizdir. Üniversitemiz hayırsever Vehbi Koça minnettardır...
Rektör, yeni ders yılı etrafında somlan suallere ise henüz verilecek bir cevabı olmadığını bildirmiştir.
Ulaştırma işlerinde reform yapılacak
Gazetemize beyanatta bulunan Ulaştırma Bakanı Seyfi Kurtbek, Devlet Denizyollarına verilecek yeni şeklin de bu reform çerçevesi içinde olacağını bildirdi
Ankara, 28 (Husunt surette giden arkadaşımız Şevket Evllyagil bildiriyor) — D P tat İşarı Kongresinde bazı delegelerin kabine Üyelerinden bir
TÜRK
BULGAR İHTİLÂFI
Ankara 28 (T H A.) — Bulgarlarla aramızdaki göçmen meselesinin Dışişleri Bakanımız tarafından Konseyde bahis konusu edilmesi ihtimali kuvvetlenmiştir Bu mevzuun Bakanlar Kumlunun son toplantısında da görüşülerek bazı kararlar alındığı haber veriliyor. Tamamlayıcı mahiyetteki malûmata göre Bulgarlar Tilr-kiyeye sokmak isledikleri 1200 çingeneyi geri almadıkça, hudutlar nçıl-mıvacaktır. Hududun kapanması üzerine Türkiye arazisi dahilinde kalan vagonlann da daha önce geri veril-miyeceğl anlaşılıyor, Esasen Bulgar topraklarında da bazı vagonlarımız kalmış bulunmaktadır.
Eski Muharipler Bankası dün merasimle açıldı
Ankara. 28 (A A.) — “Eski Mu-haripler. Bankası” bugtln saat 11 de törenle açılmıştır. Açılış törenimle Müyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan, Milli Savunma Bakam Refik Şevket ince, Orgeneral Muzaffer Tuğsa'i'Uİ. banka idare heyetleri başkan, Üye ve müdürleri, emekli generaller, tacirler ve davetliler hazır bulunmuşlardır.
Verem Savaş Tekâmül Merkezi kuruldu
Ankara, 28 (A A.) — Sağlık Sosyal Yardım Bakanlığından tebliğ edilmiştir:
Birleşmiş Milletler Dünya Saflık Teşkilâtına yaptığımız teklif üzerine. bütün Doğu Akdeniz bölgesi sağ-Lık teşekkülüne âza olan devletlerin faydalanmasına açık bulunmak Üzere adı geçen teşkilât tarafından İstanbul d a bir Verem Savaş Personeli Tekâmül Merkezi tesis edilerek faaliyete geçirilmiş ve bu hususta O. M.S. ile Bakanlığımız arasında gerekil anlaşma 19 ekim 1950 günü tarafımızdan İmza edilmiştir.
ve
"Yüzbaşı Murat" sarnıç gemisi bir kaza atlattı
İstanbul 28 (ANKA) — Bu akşam Devlet Denizyollarının Yüzbaşı Murat sarnıç gemisi Beykozdan su aldıktan sonra manevra yaparak iskeleden uzaklaşırken sulann tesiriyle karaya düşerek pervaneai kırılmıştır. Gemi, vaka mahalline gönderilen bir römorkörle tamir edilmek üzere HaJice götürülmüştür.
Kızıllar, Laokay
Kalesine yaklaştı
Kaybolan Ingiliz atom âlimi
Ankara 28 (TH.AJ — Marshall Plânı Türkiye tera Komitesince öğrenciler aracında “Marshall Plânı bana ne İfade eder?,, başlıklı bir kompozisyon müsabakası tertip edilmişti. Bu müsabakaya ortaokullar, liseler, yüksek okullarla fakültelere devam eden öğrencilerden isteyenler üç grup halinde katılacaktır. Millî Eğitim Bakanlığı bugün teşkilâtına gönderdiği tamimlerle müsabaka şartlarının alâkadarlara bildirilmesini ve teşebbüsün desteklenmesini istemiştir. Yüksek okul öğrencilerinin 2000 kelimeyi aşmamak üzere hazır-lıyacaklan yazılar, kurulacak bir komisyonda incelenecek, başarılı görülenler ocak ayı sonunda Devlet Bakanlığına gönderilecektir. Ortaokullarla kız ve erkek sanat enstitülerinden. ticaret ortaokullarından gelen yazılar bir grup halinde toplanacak liselerle öğretmen okullarından, ticaret liselerinden, köy enstitülerinden ve diğer üç yıllık meslek okullarından gelecek yazılar diğer bir grupta toplanacak ve Milli Eğitim Müdürleri tarafından ayn ayn kurulacak komisyonlarda tetkik edilecek, bunlar arasında başarılı görülenler de aynı şekilde Devlet Bakanlığına gönderilecektir.
Bu suretle Ankarada toplanacak olan yazılar şubat ayı içinde incelenecek, ortaokul, lise, yüksek okul ve fakülte gruplarından her birinin birincilerine beş yüzer. İkincilerine üç yüzer, üçüncülerinc de iki yüzer lira mükâfat verilecek, yazılar da neşrolunacaktır.

I

Truman'dan istimdat
İzmit Kâğıt Fabrikası işçileriyle müessese arasında ihtilâf
İzmit, 28 (Hususi muhabirimiz bildiriyor) — Şehrimiz kâğıt fabrikasında çalışan 2 bin işçi ile müessese arasında iş İhtilâfı çıkmıştır. İşçiler müthiş hayat pahalılığı karşısında Ücretlerine bir miktar zam yapılmasını istemektedirler. İşçilerin bu İsteği Bölge Çalışma Müdürlüğünce tetkik edilmektedir.

İzmit Ziraat Bankası binasının temeli dün atıldı
îzmlt, 28 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Şehrimizde yapılması kararlaştırılmış bulunan Ziraat Ban-kası binasının tenfel atma merasimi bugün yapılmıştır.
Bankanın 200 hin lira tahsisat a-yırdığı bu binanın İnşaatı 1951 yılı Boalarında İkmal edilmiş olacaktır.
I
Dışişleri Bakanı, yarın Romaya hareket ediyor
Anakra 28 (THA.) — Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü yarın Cumhuriyet Bayramı törenlerinde bulunduktan sonra îstanbula hareket edecek oradan Romaya gidecektir.
Avrupa Dışişleri Bakanlan Konseyi ayın ikisinde İtalyan Dışişleri Rakam Kont Sforza'nın başkanlığında toplanacaktır. Paris Büyükelçisi Kuman Menemene! oğlu konseyde müşavir olarak bulunacaktır.
QEMOKRASİNİN, şekilden rııh-U lara ve kafalara aktarılması I-çln. ne kadar zamana İhtiyaç olduğu Ölçülmüş müdür? Bilmiyorum. Ama bizim henüz böyle bir aktarışın eşiğine dahi heyamola İle yaklaştığımız meydandadır. Bazı alışkanlıklarımız var kl, benliklerimizden çekilip koparılmaları için, demokrasinin bütün çatanaları, karaya oturrıııış Missourİ Zırhlısına asılan römorkörler gibi Aciz kalıyorlar. Vali İsek, şehre gelen politika mücahldlerlni, mektep vakti minimini öğrencilerle karşılıyor; devlet adamı İsek, bıı şekilde karşılanışımıza biç şaşmıyor; tüccar isek, sistemden ve çalışma gücünden ziyade, şeflerden ve zümrelerden medet umuyoruz. .Meselâ bir sabah gazetesinde Ege tütüncülerinin aldıkları hlr karar yazılı kl, demokrasinin tüylerini diken diken edecek kırattadır: Amerikan firmalarının mamul tütüne 3*10 ku-
ruştan fazla fiyat vermemeleri üzerine, İzmir tütüncüler! Başkan Trumana müracaata karar vermişler! Amerika Reisicumhuruna A-merİkalı tüccarı şikâyet edip, müsait fiyat verdirilmesini İsteyeceklermiş*.
Eğeyi düşününüz. Demokrasinin tekâsüf bölgesi Eğeyi... Beş senenin en ateşli nutuklarından en şedit muhalefet hareketlerine kadar her demokrat davranışa bağrını açmış Eğeyi.., Ve şimdi o Eğeden böyle bir kararı çıkarıp Başkan Trumana iletiniz! Hayır, mesele Trumanla aramızda kalsa gene I-yi. O güler, hlz kızarırız ve olur biter. Ama maazallah bizim karar, Bradvvay’hı revülerine, yahut Hol-İyOTood'Uiı sermayedarları eline düştü mü. yandığımız gündür. Artık İstediğiniz kadar on dört mayıs harekelini öne sürünüz. Sahnede, acayip hlr demokrasi Libasına

kısmı hakkında yaptıkları seri konuşmalar halk arasında vn bilhassa siyasi mnhafilde geniş akisler uyandırmış, çeşitli tefsirlerin ortaya çıkmasına nebcp olmuştu. Bu arada Vekiller Heyetinde bazı cjcğişiklikler yapılacağı hattâ kabinenin toptan çekileceği bahis mevzuu edilmişti. Alâkalılar nezdinde yaptığım devamlı araştırmalar bugiin için bir kabine tebeddülüne lüzum olmadığı neticesini ortaya koymuştur.
Başbakan Adnan Menderes safra keseninden rahatsız olarak hâlâ evinde yatmaktadır. Dün kendisini tedavi eden doktorlar bir kaç gün İçin mutlak bir İstirahat tavsiye etmişlerdir. Buna rağmen Menderesin, hasta odasına bir çok devlet adamı kabul ederek mesaisine devam ettiği söylenmektedir. Ayrıca dün Başbakan Yardımcısı da Adnan Menderesin 3-4 gün sonra vazifeye başlıya bileceğini bildirdi.
Diğer taraftan Anî olarak Bayındırlık Bakanının istifa etmesi burada derin akisler bırakmış ve bazılarınca bu İstifa günlerden heri dedikodusu yapılan çözülmenin bir nişanesi olarak tefsir edilmiştir.
Bunun üzerine, kabineden çekileceği hakkında günlerden beri üzerinde söylentiler yapılan Ulaştırma Bakanı Seyfi Burtbckl ziyaret ettim.
Henüz geniz bir İcraata girmeden, İstanbul gazetecileriyle olan malûm baam toplantısından pek çok hücuma maruz kalan Seyfi Kurtbeka de, bugünkü hasın toplantısı »ırasında, yakında bir açıklamada bulunacağı vadini hatırlatarak bu açıklamanın ne olduğunu sordum.
Bakan o günlerin dedikodusu arasında bu noktanın nasıl olup da gözden kaçmadığını belirterek ezcümle şunları söyledi:
**— Ulaştırma işlerimiz üzerinde 2 aydan beri devam etmekte olan esaslı İncelemelerim bitmek üzeredir. Bugünkü ulaştırma teşkilâtımızın sevk ve İdaresi, organizasyonlar ve çalışma motodları üzerinde total bir reforma kat.î ihtiyaç olduğıma kanaat getirmiş bulunuyorum. Bu umumi reform ve yeniden organizasyon aşağı yukarı şu esaslar üzerinde yapılacaktır;
1 — Bakanlık merkez teşkilâtının rasyonallzasyonu, •
2 — İşletmelerin, işletme ekonomisi esaslarına göre çalışmalarının temini.
3 — Bütün teşkilâtta vazife taksiminde ehliyet ve liyakatin ön plâna alınması.
— Bu hususta yen! tâyinler yapılacak mıdır?
“— Personel İşleri pek tabii olaraJc teşkilâttan sonra gelecektir. Ancak, yen! çalışma mekanizmalarını kurduktan sonradır kl demin söylediğim esaslara göre en ehlileri seçilmek suretiyle irap eden yerlere yeni tâyinler yapılacaktır.,,
— Devlet Denizyollarına yeni bir şekil verileceği söyleniyordu.
Bütün bunlar yukarıdaki iza-hatJmln çerçevesi içine girmektedir.,,
Bu beyanatla Bakan, hem mezkûr açıklamasını yapmış ve hem de vazifesine titizlikle devam etmekte olduğunu anlatmış bulunuyordu.

Saygon. 28 A.A. (United Press) — Savaşa yeni kuvvetler süren komünistler bugün hayati ehemmiyeti haiz Laokay Kalesinin iki ucuna yaklaşmışlardır
Hindiçlnldekl Fransız müdafaa hatlarının dayanak noktasını teşkil eden kalenin iki bin yarda kuzeyinde komünistler Henneguin istihkâmlarım şiddetli bir ateşe tutmuşlardır.
Daha evvel sivil halkın havadan tahliye .edildiği Laokay Kalesine bir kaç havan topu güllesi isabet etmiştir.
Hlndlçinlye malzeme
Saygon, 28 (AP.) — Fransız
“Dixmude„ uçak gemisi bugün öğleden sonra külliyetli miktarda A-merikan askeri yardım malzemesi getirmiştir. Bugünkü parti donanma tipi avcı uçakları, yedek parçalar ve muhtelif cins cephaneden müteşekkildir. Bilindiği gibi Birleşik Amerika, Çin Hindistamnda komünistler tarafından sevk ve idare edilen Viet-minİl âsi kuvvetlere karşı savaşan ve son zamanda Kuzey Çin Hindin-tanmda oldukça sıkışık bir duruma düşen Fransızlara askeri malzeme vermek suretiyle yardım etmektedir.
Ingiliz - Mısır Andlaşması iptal edildi
28 A.A. (Reuter) — Mısır Bakan Vekili İbrahim Fa-bugün 1936 İngiliz - Mısır
Kahire
Dışişleri rag Bey. andlaşmaaına Mısır Hükümetinin ip-
tal edilmiş nazariyle baktığını söylemiştir.
çok mühim sırlara vâkıftı
Ingilizler, Pontecorvo'nun, Sovyetlerin eline geçmiş olmasından endişe ediyorlar ve âlimin hidrojen bombasına dair çok şeyler bildiğini açıklıyorlar
Londra. 28 (Hususî muhabirimiz Chapman Pincher bildiriyor» — Bundan bir müddet evvel şayanı hürmet bir adam, karısı ve üç çocuğiyle birlikte memleket dahilinde otomobil seyahati yapmak üzere evinden ayrılmıştı. Aradan günler geçip, bir haber alınmamasına rağmen hiç kimse endişe etmemişti. Fakat vakfa ki hahsi geçen zatın kaybolduğuna dair emareler belirdi, işte o andan itibaren memleket İçinde ve dışındaki gizli polisler bu zatı aramaya, mazideki siyasi hayatını tetkik etmeye ve dostlarını göz altında tutmaya başladılar.
işte medeniyetin İnsanlara verdiği mükâfatlardan biri daha... Makinelerin bir otorite olduğu bu devirde, bir tek İnsanın kafası içine zaptcdcceği fenni malûmat bir başka memleketin emniyetini tehlikeye düşürebiliyor...
Farzedelim kl, Profesör Bruno Pon-tecorvo — bir müddet evvel kaybolan Ingiliz atom alimi — Rusların eline düşmüştür. Bu Ruslar için ne derece bir kıymet ifade edecektir? Profesörün giderken çalıştığı vesikalardan herhangi ğınn dair henüz hiçbir değildir. Fakat şurası
dır ki, kafasında birlikte binlerce âlimin yedi senelik sonundA elde edilmiş fenni maliımat-rır.Âllm. Rusların eline geçtiği takdirde milyonlarca sterllng masraf mukabili elde edilen malûmat Ruslara bedava geçmiş olacaktır.
yerdeki gizil birini kaçırdı-emare mevcut unutulmamalı-çalıştığı mesaisi
Profesör Rusların çok fazla hicrine yarayacak olan İki branşa ali ma* lûmatı beraberinde — kafası içinde — tanımaktadır. Bunlar:
1) Atom bombasına İnfilâk kabiliyeti veren atom fırınlarının İnşaat plânları, sekil ve tipleri. Pontecorvo atom araştırmalarında kullanılan büyük fırınlardan Kanadada yapılan birinin plânlarını hazırlayan âlimdir. Yaptığı fırın dünyadaki benzerlerinin en mükemmeli olarak addedilmektedir. Bu fırın Nagazakl ve Bikini atom infl-lâklerlnde kullanılan bombaların infilâk maddesi olan plutonlumu hazırlamaktadır. Profesörün bu mevzudakî araştırmaları tamamen gizli tutulmuştu.
Rusların atom infilâklerl yapabildiklerine dair malumat vardır, fakat gene eldeki bilgiye nazaran Ruslar seri halinde atom bombası yapabilecek İmkân ve malûmata sahip değillerdir.
Pontecorvonun Ruslara faydalı olabileceği İkinci husus ise hidrojen bombasının İmalinde kullanılacak olan ham maddelerin neler ve ne miktar olduğunu bilmesidir. Profesör hidrojen bombasına İnfilâk kabiliyeti veren ağır hidrojen ve trltium maddeleri üstünde senelerce çalışmış bir İnsandır.
Rtlalar hu âlimden şu sualleri sorabilirler:
1) Uranyum buharını fırından dışarı çıkaran borulann imalinde kullanılan on elverişli madde nedir?
2) Atom fırınına yerleştirilecek u-ranyum çubuklarının yerleştirilme mesafeleri ne olmalıdır?
3) Atom İmalinde kullanılan uranyum çubuklarının en muvafık kalınlığı nedir?
4) Fırınlardaki grafit bloklarının dayanma müddetleri nedir?
5) Ağır su İmalindeki en ekonomik yol hangisidir?
6) Atom imalinde kullanılan ve İşe yaramıyan maddeleri dışarı atan sifonların yapılmasında kullanılan en elverişli plâstik hangisidir.
Pontecorvonun mevkiindekl bir adamın bu suallere vereceği cevaplar, Rusları uzun tecrübe ve masraflardan kurtaracaktır.
Pontecorvonun vereceği mühim ma* İtimattan biri de Ingilterenin atom a-raştırmalarında ne kadar ilerlediğidir, îş icabı atom ar&ştırmalariyle her gün yakmadn ilgili bulunan âlim bu hususta ve yeni inşa edilen Sallfrield-dek! atom İstasyonu hakkında Rusla-ra tenvir edici malûmat verebilecekti f.
İçinde yaşadığımız ıu atom devrinde milletin kaybolan bir hazine İle bu derece ilgilenmesi gayet tabiidir, bahusus bu adam memleketin emniyetini tehlikeye düşürecek sırların hâmili olursa..,
Bu Amerikan askeri de kendine göre emin kaçmasını pantolonunun kemerini
hıılnuış, esirinin alarak önlüyor...
Ispanya ile siyasî münasebetlerin ihyası
Türkiye, bu husustaki teklifin lehinde oy verdi
Lake Success 28 A.A. (A.F.P.) — Türkiye, Pakistan ve Brezilya dün Öğleden sonra sosyal politik komisyonda İspanyaya siyasi heyet gönderilmesi yasağının ilgasına matuf 8 devlet tarafından verilen takririn lehinde oy vermişlerdir.
Hindistandan yardım istedi
Yeni Delhi 28 A. A. (Reuter) — İtimat, edilir kaynaklardan bugün bildirildiğine göre, Tibet Hükümeti Çinlilerin istilâ tehdidine karşı koymak üzere Htndıstanm yardımım talep etmiştir. •


.-r-
pıaıı
bürünüp oynatılmamıza güç mâni olursunuz.
İzmir tütüncüleri, mamul mahsule verilen 840 kuruş fiyat karşısında İsyan etmekte, hiç şüphesiz yerden göğe haklıdırlar. Amerikalı dostlarımızın hareketini “öldürücü,, saymakta da haklıdırlar. Hattâ hep birlik nlııp kafa kafaya vererek hu mevziili müzakerede de çok haklıdırlar. Anıma meseleyi Trunıan marifetiyle halle kalkışmakta, bırakın hakkı, ciddî dahi sayılmalarına İmkân var mıdır? Gerçi bir bakıma, hakları var kabul edilebilir; biz.deki her mevzua devlet eliıılıı ve şef direktifinin sokulduğunu göre göre, İhtimal A-merlkada da böyle zannediyorlar. Zannediyorlar ama, ne çare kl, her yiğltln bir yoğurt yiyişi olduğu gibi, her memleketin de bir sistem hazınedlşl var. Gar.v Tohacco'nıın direktörü, kendisine sual soran Trumana kemali serbesti İçinde: “İşline böyle geliyor misler pre-sldent, Ege tütüncülerine saygılarını.. deyiverir de, biz, Ticaret
Vekilinin karşısında İki takla az attık rııı, döviz müsaadesinden, yahut takas nıüsiLmabasından oluruz*.. Bu bir sistemdir ki, böyle geldi böyle gider.
Bundan beş altı sene evvel, bir sabah gazetesi adına. Eğenin bütün tütün bölgelerini karış karış dolaşmıştım. Bugünkü netice o zamandan belliydi ve yazdım. Alman müşteri piyasamızdan elini çeker çekmez, Amerika İle karşı karşıya kalan tütüncülerimiz, harp İçindeki Amerikanın, kaliteden ziyade miktara göz dikmiş alıcılığına aldandılar. Ödemişteki İncirlikleri söküp tütün dikenler, Akhl-surda. Sındırgıda ne kadar taban arazi varsa, tütünle knplıyanJar

istimdat - Bırak çarpılsın!
Yazan:
( ---------------\
Bediî FAİK
ne derse onu
lAhavte çeke-pene bir gün
gün geçtikçe çoğaldı. Hükümetin koyduğu ekim tahdidi, gene bizzat hükümet menauplnrının tavsiyeleriyle yok edildi. Ve İşte boylere. İzmir tütüncülüğü şlrnzeslnden çıkarak, harp sonrasının, artık “kalite ariyan,, müşterisi İle bıırıın bıırıına gelince, şaşırdı. Şimdi Başkan Trunınndan medet umarak halde. Halbuki vaktiyle bu mevzuda ne zaman ağzımızı açsak, o devirdeki her İcraatın gözü kapalı müdafii olan muvafık yazar dostlarımız, derhal yaygarayı basar ve bizi susturmaya kalkışırlardı.
Hikâyeyi bilmem bilir misiniz: Ağanın birinin son derece hilebaz hlr kâhyası varmış. Şekeri yüzden alır, üç yüz yazar; pirinci ylrıııl kilo mühayııa eder, yüz Idlo kaydedermiş. Ağanın hizmetkârlarından gaye! naınushı hlr tanesi bıı hail, hlr gün efendisine açmaya karar vermiş. Ve bir fırsatını bulup kâhya tam ağanın huzurunda iken:
— Efendim , demiş. Bu adam yağı...
Fakat açıkgöz kâhya vaziyeti hemen kav-rıyarak avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamış:
— Vay tembel,
nl söyledim diye şikâyete m| geliyordun.,.
yağın »üzülmesi-
Tabiî efendi vazlvett anlamadan, uşağa dönüp:
— Haydi, demiş, yap. Marş.
Biçare hizmetkâr rek uzaklaşmış. Ve
tekrar punduna getirerek:
— Efendi, demiş. Pirinci.,.
Fakat kâhya tekrar atılıp yaygarayı bnamış:
— Vay miskin, pirinci ayıkla dedim dl.ve, şikâyet ha...
Hasılı uşak, ne raman efendisini İkaza kalkışan, ağanın etrafında dönen kâhya yetişerek lâfı ağzına tıkayıp kurtulmuş* Nihayet uşak karar vermiş, kâhyanın bulunmadığı bir sıra, meseleyi efendiye açacak! Ve günün fırsatı yakalıyarak söze başlamış:
— Efendim...
Fakat akalllk bu
nıula yine kâhva İçeri girmez mİ? Ne yapsın biçare uşak, lâfı değiştirmeye çalışarak:
— Şey., efendi be! demiş, sende de biç şana e ok ya...
İşte tıpkı bıınıın gibi, bizim Ege tütüncülerini İkaza davranan bütün arkadaşlarımız da, basılan yaygaralar karşısında dalma susturuldular. Şimdi:
— Efendi be. ne yapalım, sende de hiç şans yoktu! Deseler hakları değil mi?
birinde de bu ağaya sokulup
yo, tam bu ea-
Bırak çarpılsın I
FAKAT tzmlrln tütün lâclrleri ■ dertlerine Trummıdan derman anyadursunlar, bizim Tekel Bakanımız da İnadına» Amerikan sigaranı İçenleri zindana attıracağını söylemiyor mıı? Alın bakalım. İşte bir mesele kl, hu defa değil yalnız Mr. Truman’ı, hütün rne-



den! Alemi kahkahadan kınp geçirecek değerdedir. Fakat biz bunun peşine de “Yerli mamulü koruma", “Devlet malını himaye,, gibi gayet ciddi bir ad takmakta, elhaak gecLkmenılşIz-dlr. Amerikan sigaralarının sırf fevkalâde zarif ambaiâjlan fuayesinde memleketimizde tutunduklarını kavrayan kim? Her Amerikan sigara paketinin üzerinde Türk tütünü İbaresiyle övünüldüğünü düşünen kim t Nefis tütünlerimizi İyi bir sigara tekniğinin elinden geçirip, zarif bir ambalâjın kucağına bırak maktansa. Amerikan sigarası İçenlerin kulaklarına yapışmak daha kolayımıza gidiyor. Bırakalım da, tekel maddelerimiz zlrüzcbcr mi olsıın?
Gene bir hikâye ama, ne yapayım
Cevat Açıkalın Bevin’le görüştü
Londra 28 A A. (A.F.P.) — İngiltere Dışişleri Bakanı Bevin bu sabah TÜrklyenin Londra Büyükelçisi Cevat Açıkahn’ı kabul etmiştir.
Bu görüşme yakında izinli olarak memleketine gidecek olan Cevat Açıkalın’m talebi ile yapılmıştır.
anlatacağım tam sırası: Kadının biri, her tarafı çarpık çurpuk oğlunu, konu komşunun jıck methettiği hlr şeyhe okutmaya götürmüş. Şe.thln oturduğu nıesçldln avlusunda da hlr evliyanın sandukası uzanıyor... Kadın baş-
Közü kaydı. Bıı hafta

Bir Çekoslovak ataşesi, Batıklara iltica etti
Berlin, 28 A.A. (Afp) — Batı Al-m ariyadaki Çekoslovak ticaret temsilciliği ataşe yardımcısı Manjak, Ber linin batı bölgelerine iltica etmiştir.
Temsilciliğe alt bir otomobille batı Berllne giden Manjak orada kasten bir kaza yapmış ve bu arada hafifçe yaralanmıştır. Hastahaneye kaldırılan Manjak orada artık Sovyet bölgesine dönmek istemediğini bildirmiştir.
Çekoslovak ticaret ataşe yardımcısına refakat eden otomobil şoförü Doğu Berime döndükten sonra tevkif edilmiştir.
lar anlatmaya:
— Şu tarihte •ene ağzı çarpıldı. Geçen pencereden düştü, beli yamıldı...
Fakat tam bu esnada ne görsün? Usulca bahçeye çıkan oğlan, evliyanın sandukasına tükürmüyor mu? Biçare kadın telâşla fır-lıyarak bağırıyor:
— Aman çarpılacak...
Fakat şeyh efendi, kadını kolundan tutup oturtarak ne dese beğenirsiniz:
— Bırak hanım, der. Bırak çarpılsın. Belki düzelir!,.
Şimdi bizlrn tekel maddelerinin de hu yaramaz oğlan gibi, onun bunun üzerine atılır hâline bakınca, Tekel Bakanımızı, o şeyh efendi gibi kolundan tutııp:
— Bırak üstat! Çarpılsın, thtî-ıııal düzelecektir.
Diyeceğimiz geliyor ama. susalım. Yerli mamulü himaye S...
a
-
İsveç Kiralının sıhhî durumu vahametini muhafaza ediyor
Stockholm 28 (AP) — 92 yaşındaki İsveç Kıralı Gustav’m sıhhi durumunda bugün öğleye kadar bir değişiklik olmadığı ve vahametini muhafaza ettiği müdavi hekim tarafından tebliğ edilmiştir.
Kiralın torunu Prens Bertil ve mü-tevaffa Prens Gustav Adolph’un dulu Prenses Sibylla Kıralı, yatmakta bulunduğu Trottnmgholm sarayında ziyaret etmişlerdir. Hastadaki nefes darlığının daha bârız bir şekil aldığı kaydedilmektedir.
(A-F.P.) — Tasa
Sovyet Bakanları arasında değişiklik
Paris 28 A.A.
Ajansı Sovyet Yüksek Şûrasının sıh-
hi sebeplerden dolan Devlet Kontrolü Bakanı Mehlls‘1 vazifesinden alarak yerine Vsovolaet Mirkulov’u tâyin ettiğini yayınlamıştır.
Öte yandan Teçhizat Bakam Dvlnski de başka bir vazifeye tâyin edilmiş, yerine Pronomarenko getirilmiştir.
V
Sayfa 4
YKNİ I8TANBUL
2Ü Ekim İMO
GÜNÜN
Devlet masrafları
Yazan ı Gıyaa AKDENİZ
BUNDAN evvelki yazılanmızda devlet bütçesinin ekonomik muvazenede oynadığı rolü belirtmiştik (1). Devlet bütçesi üctlsadl muvazenenin tesisinde mühim bir rol oynadığına göre bu mhessesenin İki unsurundun biri olan devlet masraflarının ekonomik karakteri, hiç şüphesiz, ehemmiyetle tetkike değer bir mahiyet arze-der. Bu yazımızda bu mevzu Üzerinde duracağız.
Devlet masrafları ekonomik karakter bakımından üç kısma ayrılmakla-dır(2). Hakikî (röel)) masraflar, müsmir masraflar, gelirlerin taksim ve tevziini değiştiren masraflar (transfert masrafları).
Hakikî masraflar, cemiyet ekonomisi için hakikî bir istihlâk mahiyetinde olan, yani mukabilinde cemiyetin gelirlerinde herhangi bir artış tev. llt etmeyen, diğer bir deyişle cemiyet gelirlerinin tekevvününde hissesi olmayan devlet masraflarıdır. Meselâ harp masrafları bu kabLldendir. Filhakika, bu masraflar cemiyetin gelir-1 terinden bir kısmının sarf edilmesine ı mukabil milli gelire bir şey temin et* memektedlrler.
tırımlnra tahsis etmek ve bu şekilde iktisadi muvazeneyi tesis eylemek ve milli geliri arttırmak lüzumlu olacaktır, Keza, zirai bir memlekette ıslâh edilmiş tohum temin ve tevzii 1-çln yapılacak devlet masraflarının, istihsali derhal artıracak mahiyette bir masraf olduklarından, ilk plâna alınmaları ve meselâ devlet blnalan İnşaatına takdim edilmeleri ioap e-deccktlr.
tâyin ve tesbit etmek, “İçtimai fayda,, bakımın-eylemek, bunların devlet içindeki nispetini tâyin kolay değildir. Ancak, bu
Bu prensipler, hiç şüphesiz, tatbikatçıları bir çok müşküllerle karşılaştı nıcak tır. Ekonomik muvazene unsurlarını masrafları dan tasnif masrafları etmek pek
günkü cemiyet ekonomisi öyle bir hal almıştır ki. bu çalışma ve hesapları yapmıyan memleketlerin cemiyet elinde bulunan istihsal faktörlerini en müsmir şekilde kullanmalarına, iktisadi muvazeneyi tesise ve ekono-mll erini en müsait şekilde İnkişaf ettirmelerine imkân yoktur. Her muasır cemiyet bu yola girmeye ve böyle bir masraf politikası tahakkuk ettirmeye mecburdur.
Pamuk fiyatlarının yükselişi, pamuklu dokuma sanayiini tazyik edecek mi?
Istanbulda pamuklu dokuma fabrikatörleri, fiyatlara ne nispette zam yapacakları hakkında toplantı yapıyorlar
Izmirde, pamuk fiyatlarının yükselişi karşısında, pamuklu fabrikalarının kapanacağından bahsediliyor
İthalât ve ihr at istatistikleri
Yılbaşından eylül sonuna kadar ihracatımızda geçen seneye nazaran artış farkı vardır
Ankara, 28 (A.A.) — Başbakanlık istatistik Genel Müdürlüğünden bil-dirllmlştir:
Eylül 1950 İthalât ve İhracatının miktar ve kıymetleri bir evvelki ay ve bir yıl evvelki aynı ' “
ayla mukayeseli
(Eylül 1950) (Ağustos 1950) (Eylül 104»)
Müsmlr masraflara gelince, bunlar cemiyet İstihsalinin ve millî gelirinin tekevvününde doğrudan doğruya veya bilvasıta rol oynayan masraflardır. Bayındırlık masrafları, istihsale matuf yatırımlar, milli eğitim masrafları bu kabildendir. Bunlardan bir kısmı, meselâ istihsale matuf yatırımlar milli gelire doğrudan doğruya müessir olan, onu artıran masraflar olduğu halde milli eğitim masrafları gibi diğer bir kısmı da vatandaşların kültür seviyesini yükselterek istihsal randımanlarını artırmak suretiyle İstihsale bilvasıta müessir olan masraflardır.
Nihayet mili! gelirin taksim ve tevziini değiştiren masraflar gelir kİ, bunlar, milli gelirin bir vatandaş zümresinden diğer bir vatandaş zümresine naklini (transfert) temin e-derler. Bunlara misal olarak iç istikrazların senelik mürettebatını ve sosyal yardım masraflarını zikredebiliriz. Bunlar vergi vasıtasiyle muhtelif mükellef zümrelerinden alman gelirlerin devlet tahvili hamillerine ve sosyal yardımdan müstefit olanlara intikalini mucip olmakta ve milli gelirin sureti taksim ve tirmektedirler.
(1) Denk bütçe. YENİ İSTANBUL gazetesi. 10.10.1950 rlhll nüshalar.
ve 21.10.1060 ta-
fazla bilgi edin-
(2) Bu mevzuda mek İsteyenlerin M. Masoİn’in *‘Th6-orio £cononıiqııe des flnnnces Pııbll-ques„ İsimli eacrlııe müracaat etmeleri.
Kalay Konferansında gizli bir toplantı
Cenevre, 28 A.A. (United Press) — Mületlerarası kalay konferansına iştirak eden delegeler dün gizli bir toplantı yaparak Birleşik Amerika 1-le kalay imal ve istihlâk-eden diğer memleketler arasındaki anlaşmazlıkları halletmeye çalışmışlardır.
a-Ih-
tevziini değiş-
Konferansın çarşamba günkü çıhş merasiminde kalay ithal ve raç eden başlıca 20 memleketin delegeleri kalay ticaretinin istikrarını sağlayacak mületlerarası bir anlaşmaya varılmasını istemişlerdir.
tesbit eder-yukanda izah gözönünde bulun-BÖylece, devletin
Birleşik Amerika, milletlerarası bir kalay anlaşmasının imzalanması İçin şimdilik vaziyetin müsait olmadığını ileri sürmüştür.
İzmir, Adana Ticaret Borsa-(arında pamuk fiyatlarının yükseldiği malûmdur. Vakan pamuk fiyatlarının yükselişi, pamuk müstahsili ve pamuk tacirleri bakımından memnuniyet verici bir hâdise diye telâkki edilmek lâzımdır. Fakat bu fiyat artışı, pamuklu dokuma fiyatlarını fahiş bir hale getirecek seviyeye yükseldiği zaman, mesele müstehlik halk kütleleri bakımından tetkike değer bir mevzu haline girer. Nitekim pamuk fiyatlarındaki yükselişin akisleri, pamuklu dokuma sanayiinde tesirleri görülmüş, başta SÜmerbank olmak üzere, pamuklu fabrikaları fiyatlara zam yapmışlardı. Fakat fiyatlara yapılan bu zamlardan sonra, pamuklu dokuma fiyatlarındaki yükselişler daha ziyade devam etmiştir. Acaba son fiyat yükselişleri de, yine pamuklu dokumalar üzerinde tesirler yapacak mıdır? Bu soruyu sormaya lüzum bile yoktur. Elbette ki pamuk fiyatlarının pahalılaşması. neticede pamuklu dokuma fiyatlarını arttıracaktır.
durmuşlardır. Yapılan müzakereler neticesinde, Hükümetin pamuk fiyatlarına müdahale etmesi de bahis mevzuu olmuştur. Fabrikatörler bu bahisler ürerinde daha ziyade tetkikler yapmaya karar vermişlerdir.
Diğer bir görüşe göre, yerli fabrikaların pamuk fiyatlarının yükselişinden telâş etmelerine bir sebep yoktur. Esasen yorll fabrikalar, pamuk fiyatları yükselmeden evvel, ihtiyaçlarını temin etmişlerdi. Hâsılı, son pamuk fiyatları, dokumacılık sanayii çevrele rinde bu yolda akislere meydan vermiştir, iddia edildiği gibi, pamuk fiyatlarının, pamuklu do-kumalan pahalılaştıracagmdan, müstehlik hesabına bu hâdise üzerinde durmak zorundayız, Alâkadar ma-kamların, fiyat kontrolü bakımından bu hâdiseler tlzerindo ehemmiyetle duracağına kaniiz.
Izmirde son pamuk fiyatları
İzmir, 28 fHususî) — Japonlara libresi 72 sentten 2.000.000 kilo pamuk satıldığı anlatılmıştır. Buna mukabil alıcılar 4 lirayı geçen pamuk fiyatını yükseltmemek için aralarında anlaşmaya varmışlardır. Borsada biri çalışırken diğerinin pamuk almamasını temin etmişlerdir. Bu suretle fiyatlar frenlencbllmlştlr.
İzmir fabrikaları çalışamıyacak mı ?
tzmir, 28 (Hususi) — Pamuklu fiyatlarının alabildiğine yükselmesi üzerine Uç pamuklu mensucat fabrikası bu kış sezonunda çalışamıyacak hale gelmiştir. Bu yüzden 4000 kadar işçinin açıkta kalacağı tahmin e-dilmektedir.
Yılbaşından eylül
1950
1049
(Eylül
i Ağustos (Eylül
1050 1950» 1040)
Yılbaşından eylül
1950
1049
sonuna kadar
Marshall Plânı memleketleri
«e
Kısa Haberler
Ticarî mübadele yüzde 75 nispetinde serbest bırakıldı
olarak aşağıda gösteriJml»tir:
«onuna kadar
Tek aylık Kıymetler (Milyon lira)
İthalât ihracat fark
65.8 60.6 — 5.2
82.3 41.3 —41 0
78.6 36.9 —41.7
Dokur, aylık Kıymetler (Milyon Ura)
İthalât İhracat fark
574.6 4271 —147.5
589.1 431.5 —157.6
Tek aylık Mllctarlar (Bin ton)
İthalât İhracat fark
84.5 83.9 — 0.6
129,5 68.3 —61.2
119.8 61.3 —58.5
Dokuz a>lık Miktarlar (Bin ton)
ithalât İhracat fark
1021.5
738.4
647.9
714.4
—373.6 — 22.0
Amerikan kaynaklarına göre
Türkiye « Amerika ticaretine ait rakamlar
Devlet masraflarını ken iktisadi bakımdan ettiğimiz tasnifi durmak lâzımdır, hakiki masraf mahiyetinde olan mas-
raflarını mümkün mertebe kısmak, umum! ekonomi bakımından, hiç şüphesiz, şayanı arzudur. Çünkü, bunlar cemiyet ekonomisi zaviyesinden birer zarar mahiyetlndedlrler. Halbuki müsmir masraflar için vaziyet böyle değildir. Ancak bu masraflarda gözönünde bulundurulması lâzım gelen nokta müsmir masrafların içtimai faydasını İyi ölçebilmektir. Çünkü, masraf müsmir de olsa» bunu karşılamak için, hususi iktisadi sahada bulunan bir gelir veya sermaye devletin faaliyet sahasına nakledilmektedir. Böyle bir ameliyenin faydalı o-labilmesi bu sermaye veya gelirin devlet elinde hususi teşebbüs sahasında daha faydalı bir şekilde kullanılmasına. bağlıdır. Transfer masraflarına gelince, bunlar daha ziyade ekonomik ve sosyal gayeler takip ederler. Burada da gelirin bir vatandaş zümresinden diğer bir vatandaş zümresine transferini yaparken bu transferin umum! ekonomiye ve cemiyetin sosyal bünyesine daha faydalı olacağını tesbit etmek icap eder.
Yukarıdaki tahliller bizi şu neticeye götürür:
1) Devletin masraf politikasında u-mumt iktisadi muvazeneyi tesise milli geliri arttırmaya matuf bir tlkamet vermek lâzımdır.
2) Böyle bir politika masraflar
rasında ‘ âzami içtimai fayda,, bakımından bir tefrik yapılmasını ve masrafların bu ölçüye göre bir tasnife tâbi tutulmalarını icap ettirir.
Bu suretle, meselâ hususi sektörün herhangi bir kısmında muvazeneyi bozacak şekilde gayri müsmir bir tasarruf hareketi mevcut olduğu takdirde bu tasarrufu vergi veya istikraz kanallyle devlet sektörüne naklederek istihsali arttırmaya matuf ya-
Başlıca kalay istihsal eden Malez-yayı temsil eden Hilton Poynton şimdilik bir anlaşmaj'a varılmasa dahi bir sözleşmenin kaleme alınabileceğini ileri sürmüştür.
Marshall Plânı Avrupa Konseyi iyr neticeler alıyor
Paris 28 A.A. (United Press) — Marshall Plânı Teşkilâtına dahil Avrupa memleketleri yüksek konseyi, Batı Avrupada daha serbest bir ticaret rejiminin ihdası yolunda çalış-malanna devam ederek memnuniyet verici neticeler elde etmektedir. Avrupa İktisadî işbirliği Teşkilâtı Bakanlar K(rıseyl ticaret serhestisi hak-krndaki görüşmelerine perşembe günü başlamıştır.
Henüz halledilmeyen iki mühim mesele şudur:
1. — Son üç ay içinde artan Batı Almanya ticaretindeki açığa karşı alınacak tedbirler.
ve is-
a-
28/X/1950 Cumartesi
Borsalarda vaziyet
İstanbul :
Hafta sonu Ticaret Borsasında kayda değer bir şey olmamıştır.
Kambiyo. Esham ve Tahvilat Bor-sasında % 7 faizli yedinci tertip 941 Demiryolu Tahvili, 948 istikrazı üzerine muameleler olmuştur. Alim piyasası durgun geçmiştir.
İzmir :
Üzüm piyasasında kayda değer bir hareket yoktur. Satış cüzidir. Fiyatlar ismen 10 numara 80 kuruştur. İncir satışları borsa dışında yapıl-«makla beraber Borsada tescil olmadığından fiyat verilememiştir
Salıya kadar tatili faaliyet eden Borsada bugün cüzi pamuk muameleyi olmuş ve satışlar tek fiyat olarak 410 kuruştan cereyan etmiştir.
2. — Gümrük resmi ve ticari meseleleri görüşmek üzere halihazırda tneliferedei Trirqııay*da toplanan konferans müspet neticeler elde etmediği takdirde başvurulacak çareler.
4
Erzurum Et Kombinası açılıyor
ÎBtanbul, 28 (A.A.) — öğrendiği-mize göre Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından Erzurumda tesis edilmiş olan et kombinaları Önümüzdeki aylarda faaliyete geçecek ve bu suretle büyük şehirlerin et ihtiyacı karşılanabilecektir.
M E
KAMBİYO
İstanbul Borsası
Pamuklu dokuma fabrikatörlerinin düşünceleri
Pamuklu dokuma fabrikaları da, mutlak olarak pamuk fiyatı ne kadar yükselirse yükselsin fiyatlara zam yapabilecek midir? Yani fiyatlara daha ne kadar zam yapmaya lmkâj) bulabilecektir? Bugünlerde pkmuklu dokuma fabrikatörlerini düşündüren mesele de budur. Bir fabrikatör. bu husustaki düşüncelerini şu suretle İzah ediyor:
u— Pamuklu dokuma fiyatlarının I esasını, pamuk fiyatı teşkil eder. Fakat pamuk ne kadar yükselirse biz de. pamukluya o kadar zam yapabilir miyiz? Eğer, dışarıdan pamuklu dokuma gelmeseydi bu, kabil olabilirdi. Halbuki serbest ithal rejimi dolayıslyle, dışarıdan ne kadar ucuz pamuklu sipariş edildiği de malûmdur. Bu durum karşısında fiyatlara zaruri olarak zam yaparken, dış memleketlerden gelen pamuklu dokuma fiyatlarını da gözönünde tut-. mak zorundayız. Eğer fiyatlarımız yabancı memleketlerden gelen fiyatlardan ucuz olursa, pamuklu dokumacılığı büyük bir tehlikeye maruz kalacaktır.,,
Bölge Sanayi Birliğinde toplantılar
Pamuklu dokuma sanayii erbabı, Bölge Sanayi Birliğinde kendi aralarında toplantılar yaparak, son pamuk fiyatlarındaki artı? üzerinde
Açılı* Kapanış
1 Sterllng 7.84 7.84
100 Dolar 280,— 280.—
100 Fr. Frangı . 0.80 0.80
100 İsviçre Fr. . 61.03 64.03
100 Belçika Fr. 5.60 5.60
100 İsveç Kr. ... 54.12 50 54.12.60
100 Florin Td.BH.40 73.68-40
100 Üret 0.44.128 0.44.128
100 Drahmi 0.01.876 0.01.876
100 EscoııdoM .... 9.73.90 9.73.80
Altınlar
Bugün H^kl kut
Lira Lira
Külçe Yerli Gr. 4.66 4.60
Külçe De^tıssa. — 4.65
Cumhuriyet ... 31.30
Reşat 37.— 37.30
Unmll «••»*«•••••• — —
Gulden 28.20 28.65
Ingiliz 41.80 42.75
Fransız kok .. — —
Napolûon 111 . —
İsviçre — —
Zürich Borsası (Serbest)
23-10-1050 İsviçre frangı
• Dııruınu fcCn aşHfcı tün yukarı
Ttirlı Lirası 1,12 1/2 1.22 1/2
Dolur 4.84 3/4 4.35 1/2
Sterllrıg lîjıl 11.60
FranaiK Frangı 1.12 1.13 1/2



Hindistan Fan Qa anlaşma imzaladı
Mısırda yen! gümrük tarifeler!
Yeni Delhi, 2 8(H.H.S.) — Hindistan İle FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilâtı) arasında teknik yardım anlaşması dün İmza edilmiştir. Anlaşma hükümlerine göre Andaman Adala-n, Himalayaiar ve Hindlstanın diğer bazı mıntakalannda orman yetiştirilecektir. Bu mevzu ile ilgili 5 proje üzerinde müşterek ça-lışmalara başlanmak üzeredir.
FAO mütehassislan Htndlstanı ziyaret ederek aşağıdaki hususlarda Hintlilere yardım edeceklerdir: 1) Kereste İmalâtı; 2) Gazete kâğıdı imali; 3) Odunculuk mevzuu.
Amerlkada yün hakkında tedbirler
VVashington. 28 (YİRS) — Tahmin edildiğine göre, Amerikan yün istihsali 1951 de bir miktar azalacaktır, Buha mukabil sivil ihtiyaçlar için gereken yün ise artacaktır. Bu yüzden yün fiyatlarının yükseleceği tahmin edilmektedir.
1951 senesi içinde koyun eti istihsalinin de azalacağı talimin e-dilmektedir.
Uzakşarkla yapı Lan ticaret
»



Kahire 28 (Husus!) — Mısır Hükümeti alüminyumdan yapılmış evlerden ve şeffaf kâğıttan almakta olduğu gümrük vergisini 8 kuruştan 16 kuruşa çıkartmıştır.
Rûha paranı
Bombay 28 (Hususî) — Küba Hükümetinin Bombay acentası olan Milli Hint Bankası, bugün Küba gümüş sikkelerini satmaya başlamıştır. Buna sebep olarak, Küba parasının İhtiva ettiği gümüşün tedavül kıymetinden daha yüksek olduğu gösterilmektedir.
Uzak şarka giden eşya kontrol edilecek
VVashington 28 (YİRS) — Amerikan Hükümeti gümrük teşkilâtına verdiği bir emirle. Uzak-şarka giden ticaret gemilerini kontrol etmelerini emretmiştir. Amerikan Hükümeti bu sayede komünist Çin’e kaçak olarak sevkedll-mek İstenen mallann sevkım önlemek istemektedir.
Washlngton 28 (Husus?) — Türkiye ile Amerika arasındaki ticari münasebetler neticesinde Türklyeye ihraç ettiği mal tutan ocak 1950 den temmuz dar 32,166.000 dolan
Amerikanın
ihtiva et-
Bakanlar toplantısı
Paris, 28 (AP) — Marshall Plânına dahil olan AvrupalI devletler dün, kendi aralarındaki ticari mübadeleyi % 75 nispetinde serbest bırakmak hususunda anlaşmaya varmışlardır.
Bununla beraber, anlaşma. 1 şubat tarihine kadar istenilen neticeler elde edilemediği takdirde kullanılacak olan bazı gedikleri mektedlr.
Bu anlaşma, 18 devletin Konseyinin iki gün süren sonunda vuku bulmuştur.
Bazı ihtiraz! kayıtlar dermeyan ve kabul olunmuştur.
Fransa ham madde kıtlığının bu serbestiye imkân verip vermiyeceği meselesini bir ay zarfında bildirecektir.
Türkiye. Danimarka ve Hollanda Uç ay zarfında, yani 30 nisan 1950 tarihine kadar, Batı Almanya ithalâtının tahdidinin neticelerini büdire-ceklerdir. Batı Almanyanm kati ithalât tahditleri vücuda getirmekte olduğu bildirilmiştir.
Aza devletler her Uç madde nev’ln-de yani gıda maddesi, ham madde ve manifatura üzerinde bu % 75 İlk serbestliği tatbikle mükellef değillerdir, fakat bunların hepsinde asgari % 60 serbestlik temin etmeleri İcap etmektedir.
1950 ye ka-bulmuştur. Ocak ayında yapılan ihracat diğer aylara nazaran en yüksek seviyeyi bulmuştur. Bu ayın ihracatı 5,918,000 dolardır.
Kore harbinin tesirleri
Amerika, eğlence yerleri binalarının inşasına müsaade etmiyor
Washlngton, 28 (YtRS) — Amerikan Hükümeti bugün eğlence mahal! olarak kullanılmak Üzere Lnşa edilecek binaların yapılmasına müsaade etmemeye karar vermiştir. Böylece askeri işler İçin gereken çelik kolayca temin edilmiş olacaktır. Bir tahmine göre Amerikanın yük otomobil İmalâtı üç ay içinde 10.000 e çıkacaktır.
Bir Amerikan firması hazır gemi teklif etti
★ VVashington. 28 (YÎRS) — Uzak-şarka yapılan ticari sevkıyat bu hafta içinde Anî olarak düşmüştür. Japon pamuk ve kömür ithalâtım kesmiş. Fillplnler, dokuma, yiyecek, yolcu otomobilleri, makine ve kimyevi madde ithalâtını kısmıştır. Hiııdistana yapılan ihracat 1949 ticari senesi içinde yüzde 57 düşmüşse de bu senenin İlk altı ayındaki hesaplara göre bir miktar yükselmiş-tir.
Amerlkada Thomas Mc Doran Co. adındaki bir firma Devlet Denizyollarına müracaat ederek 8000 . 9000 tonluk hazır gemi satabileceğini bildirmiştir. İdare teklif edilen gemi, îerln durum ve evsafını tetkik ettikten sortra bir cevap verecektir.
Uzakşarktan yapılan İthalât İse bilhassa Avustralyadan yün: Malay adan kauçuk, Japonyadan ham İpek, pamuklu dokuma ve maden, Hlndlstandan da manganez, çay ve bibere İnhisar etmiştir.
E f gani s tan da yün, pamuk tahditleri
★ Kâbil 28 (Hususi) — Bildirildiğine göre, Afganistan Hükümetinin yün, deri ve pamuk üstüne koyduğu tahdit, yakın bir tarihte kaldırılacaktır, ihracatın kontrol altına alınmasına sebep, Rusyaya yapılan ihracat) kontrol etmektir.
ROUSSEL LABORATOİRE’lannın
aşağıda yazdı ilâçları eczanelere dağıtılmış olduğunu
SAYIN DO
K T O R L A R I
MIZIN
dikkat
nazarına arzederlz:
L E K E T
DÜNYA
ESHAM VE TAHVİLÂT
Devlet Tahvilleri
%6
%5
%4
İhnımtyeU tahviller 1933 Ergani .........
1938 lkramlyoll .....
MIU1 Müdalaa I ......
10-11 Demiryolu IV ..... 194) Demiryolu V ....
1/2 1949 IkrpmlyeU...
Diğerleri 19-11 Demiryolu Kalkınma Kalkınma Kalkınma KH8 istikrazı
Kapamış
VT «••••
X ....
XI
LU .....
X .....
22.65
20.60
20 20
98.40
98.05
96.35
96.56
96.90
97.10
96.90
96.60
W
%6 1948 istikrazı II .... 97.10
1919 lsilknun I 96 50
%7 Millî Müdafaa IV 20.20
%7 1934 Slvııa-Erzurum I 22.10
%7 1934 ’r M U .-VII 20.60
%7 1941 Demiryolu 1 21.38
%7 1041 Demiryolu II 21.05
(&7 1911 Demiryolu 111 20.55
(Tc7 Milli Müdafaa I 20.40
rr? Millî Müdafaa n 20.85
%7 MÜH Müdafaa m 20.85
%7 Milli Müdafaa VI. 21.32
Şirket Tahvilleri
T.C. Ziraat Bankası 123.00
Anadolu D.Y. Tertip A/B. 109.25
«> *• 4» C. : -
° ° Ş₺60 112.50
„ „ Münıes. Senet 63.-
Şirket Hisse Senetleri
T.C. Merkez Bankası .....
Türkiye İş Bankacı ......
Türk Ticaret Banka tu Aralın Çimento ... ...
Çark Değirmencilik .......
Milli Reasürans .........
123.—
80.-â-6.60
23.25
ıa-
Ecnebi Tahviller
’17X-
Mısır Kredi Font»iv( 1003 ..
ANGIOXYL Amp. ANGlOXYL Sirop. Benzo-Gynoestryl Amp. 1 Benzo-Gynoestryl Amp. 5 HEMOSTYL Ampoules HEMOSTYL Sirop HEPAMOXYL Ampoules HEPAMOKYL Sirop HORMONE LUTOGYL LUTOGYL LUTOGYL LUTOGYL LUTOGYL
GONADOTROPE Amp. 2 mgr. Amp. 5 mgr. Amp. 10 mgr. Compr. 5 mgr. Compr. 10 mgr.
LUTAZOL LUTAZOL mgr. OPHTAZOL mgr. SOLANTYL
STERANDRYL STERANDRYL STERANDRYL SYNCORTYL SYNCORTYL
RUBIAZOL GYNOESTRYL
SEDO-GYNOESTRYL gouttes 8TEROGYL/15 Ampoules
Amp.
Compr. Collyre Compr. Amp. 5 Amp. 10 Amp. 25 Amp. 5 Amp. 10 Compr. Gouttes
mgr. mgr. mgr. mgr. mgr.
BORSA
ve
İlk zeytinyağ mahsulü
İzmir, 28 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Kuşadasmdan gelen ük mahsul dip kurusu zeytin yağlan bugün 150 kuruş fiyat bulmuştur. Yeni kampanya arifesinde sabun fiyatları yükselmeğe başlamıştır.
â
Yaş Meyva Kooperatifi toplanıyor
Yaş Meyva ve Sebze Kooperatifi yarın öğleden sonra Meyva Hâlindeki dairesinde toplanacaktır. Bu toplantıda kooperatife verilecek istikamet bahis mevzuu olacaktır. Ortakların fikrine göre, kooperatifin çalışabilmesi için, bu müesseseye kredi verilmesi lâzımdır.
PİYASALARI
MEMLEKET TİCARET BORSALAR!
İstanbul Ticaret Borsası
Hobubat:
Buğday yumuşak (Tüc.) .
I Buğday Ofis .............
Arpa yemlik (döknoo) .....
Mısır «ah (çuvalı) .......
Fas»ılva tombul ..........
Fasulye Çalı sert •»••••••••«•( Kuşyoml ................
Mercimek kırmızı kabuk.
Mercimek yeşil ............
Nohut aatUrel ............
Yağlı tohumlar :
Ayçiçeği tohumu ... Keten tohumu Kendir tohumu .... Susam ....
Yer fıatığı kabuklu
Kuru M ey v ulur :
Fındık 'kabuklu sivri) .....
Fin İlk (1ç tombul 1950) ...
Ceviz (kabuklu) .........
Ceviz (İç natürel) .....
Dokumu hum maddeleri : Tiftik lana mal ..........
Tiftik 'Natlirel) ........
Yapak Trakya (Kırkım) .»
Ham deriler J
Sığır Haiamura (kasap) 1(J Keçi tuzlu kuru kllOHiı .... Koyun hava kuruau klloau
Nebati Yuğlur :
Zeytinyağı (XD.B. tenekell)
Susam yağı (Raf. sıra) ..
Ayçiçeği (Rafine çıplak) ..
Fındık vrftı (Çürük) ...
Bugün
81—
29.08
22.-
39.
36.
45.
88 —
50.—
90.—
523'327
200.—
215.—
93.—
78.-
38.—
48.—
235.— 210.— 160.— 170 —
31.—
29 08
22.-
22 —
34.—
40.—
39.—
Kapanış
160.— 2X6.— 220.—
54.—
22 —
326/346
6ü.-
İzmir Ticaret Borsası
Üzüm çekirdeksiz No.9 tııcir A serisi No> înelr B Herifi! No. 108 . Pamuk Akala 1 Pamuk Akala n Pmsuk Akala III... Pamuk ' eril Pamuk yağı (rafine) M Pamak çekirdeği Bugün Son Kapanıp
77.— 410.— 41.— 410.— 195.-160.— 109.- 17.— 77.— 48.— 42.— 42L— 190.— 160.— 110.— 17.-
Adana Ticaret Borsası
• Birinci AknU san.— 360.— 370/380 390.— 37ü.— 385/400 365.— 350. 380
ikinci
Blrınoı AJcoJa vadeli ... Hazır
ikinci Akala yağmur yeml^ .i..
Trabzon Ticaret Borsası
FINDIK a) $«50 randımanlı kabuklu tombul b) îç aıra kontrollü ... 150.- 300.- 145.— 290.—
Eskişehir Ticaret Borsası
Buğday yumuşak Buğday uert Aroa 1 1 ÎİR 1 ı r RS 1
YABANCI BORSALAR
New-York Borsası
Dün Eski kuı
Boidny (Buşeli=:Scnt)
Sert Kış mahsulü No. 2 259.—
Kırmızı Kış mahsulü No. 2 227.— 227.—
Pamuk Mlddllng (T(ibree!=8enl)
lc ••••••••••••••••••••••••••••••••••«« 39.40 38.68
Mart 39.56 39.44
39.40 39.30
Tiftik (Llbresl=Sent) (—>
Teksas No. 1 120.— 116.—
Fındık (LlbreMİ'sSout)
Kabuklu yeril iri *
’• ** orta
Devan t Iç ithal malı 63.— 59.—
Ekstra İri iç İthal malı 66.— 65.-
Kuru ılzüm (Libre*»—Sent)
Thompson çekirdeksiz seçms U 1/4 U L/4
Krtcn tohumu ( Bükeli —Dolnr)
Minneapolia 3.85 3.80
Kolay (Libre—Sent) 117.— 116.-
Levha-tenelce 1100 libre dolar) ı.so 7J0
Londra Borsası
Keten tohumu (Tunu = SterUug 1
Bombay — 73.-
KalkÜtâ 71.- 70.-
Yer fıstığı fllndletaa 78.- 76.-
Bradford Piyasası
Tiftik İyi maJ *Libre»l=Flya*) .
•’ Sıra malı " — —
Yün Anadolu ” ** —
° Trakya ° — —
İskenderiye B«rsa$ı
• •
Pamuk (KAntarı=Tallurı) .... Aflhmounl Kısa olyaih F/G. Karnak Usun elvaflı F/G
11&—
129.—
153.—
145.—
t» Ekim İMO -TENİ İSTANBUL— Sayfa g
Mustafa Kemal anlatıyor
"Milletin teveccühünü daima noktai istinat telâkki ederek hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut ve muzaffer olacaktır”
“Nutuk” tan
—Resimler:—
Yukarıda! Türk Ordusunun İki mühim güoüı Piyadeler motöriae kıtaat» bir geçit resminde. Ortadaı Afcır tanktan-mu 80 Afruıtoa Zaferi yıldönümünde Taksim Meydanından geçiyor. Aeafrıdat tsflklAİ Savasında sırtında mermi taşıyan Türk analarının modem çocuktan geçiyor»
Cumhuriyet veTürk Ordusu
Metaneti, birliği ve kayıtsız şartsız vatan hizmetinden başka bir şey düşünmeyişiyle Türk
Ordusu, Ortaşarkın en büyük kuvvetidir
Yazan : M. Şevki YAZMAN
Bugün, Türk milletine bütün tabanlık dünyasında çok ferefll bir yer veren yeni devletimizin kuruluş yıldönümü bayramını yaparken, hayalimizle, arkamızda kalan yıllarda biraz dolaşmak zorundayız: OsmanlI Devleti, basta, Ttlrk milletine en büyük ihaneti yapan sultaniyle, halifesiyle» soysuzlaşmış hayat anlayışıyla, artık, en şerefsiz bir şekilde iflâs etmiştir. Bu maddi ve mânevi yıkılışın ortasından, kayasını deviren genç bir kaynak hıziyle yepyeni bir devletin doğduğunu görüyoruz: Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Ta-rlhlmlzin tam 27 yıl Ötelerlndeyiz. Bu yeni devlet; Kurtuluş Mücadelesiyle birlikte doğmuştur. Fakat henüz belli başlı bir şekli yoktur. Büyük Millet Meclisi Hükümeti, dışardan bakılınca. Cumhuriyettir, ama. mebusların arasında bu İdare şekline düşman olanlar, halifeliği mukaddes (7) bir makam olarak düşünenler ve sultanlık fikrine yürekten bağlananlar az değildir. Dikkat edilirse hemen anlaşılır ki, büyük fedakârlıklardan sonra hürrij'etine kavuşan Türk Milleti bir devlet şekli buhranı geçirmektedir. Atatürk, bu buhranın vakit geçirilmeden tasfiyesini, çok haklı olarak, istemektedir. Buhranın nasıl çözüleceğini sezen softa ruhlu insanlar, oylannı vermekle günah işlememiş olmak için, birer, ikişer Ankara’dan sıvışmaktadırlar. Fakat durumu aldanmayan dehaslyle kavrayan Atatürk sinirlerine tam m ân asiyle hâkimdir. Karar verilmiştir, Cumhuriyet ilân edilecektir. Cumhuriyetimizin Büyük Kurucusu, Büyük Millet MecMsi’nin bu tarihi toplantısını şöyle anlatıyor:

Ragıp Bey (Kütahya) — Kanunların en iyisi hadlsat ve ihtiyaçtan doğanıdır. İhtiyaç ise meydandadır. Teşkilâtı Esasiye Kanununun ikmali lâzımdır. Tavzihi İcap eder. Teklifin derhal müzakeresine geçelim.
Adliye Vekili 8eyit Bey merhum — Teklif edilen şekil, yeni bir şey değildir. Mevcut Teşkilâtı Esasiye Kanununun, tavzih ve tesbitldir. Kanunları ihtiyaç yapar. Nazariyat yapmaz. Zaman, hadlsat, herşeye hâkimdir. Kanunî tekâmül. değişmez bir düstura katidir. Teklif edilen şekilde bir yenilik yoktur. Mevcut şekli, daha sarih ve vazıh olarak İfade edersek, millet ve memleketimizin menfaatine elbet daha muvafık hareket etmiş oluruz. HUkûmethnizin şekli behemehal Cumhuriyet olacaktır
Merhum Seyit Beyin mütalâasına Abldln Bey (Saruhan) şu cevabı verdi :
Evvelâ hükümet buhranını halledelim.
Eyüp Sabrl Efendi (Konya) nln mütalâası şu idi : Biz, Gazi Paşa Hazretlerini hakem yaptık. Bizim, Teşkilâtı Esasiye Kanununu tâdile salâhiyetimiz yok demek, gayrimeşru olduğumuzu kabul etmek demektir. Meclisin, Teşkilâtı Esasiye Kanununu tâdile salâhiyeti derkârdır. Hükümetimizin şekli, behemehal cumhuriyet olacaktır...
Bundan sonra İsmet Paşa söz alarak şu yolda beyanatta bulundu :
' Fıkra Reisinin teklifini, kabule, ihtiyaç. katidir. Cihan, bizim, bir şekli hükümet görüştüğümüzü biliyor. Bu müzakeratımızı bir neticeye raptedip ifade etmemek zaaf ve teşettütü İdameden başka bir şey değildir. Bir tecrübeden bahsedeyim. Avrupa diplomattan, bu hususta, beni, ikaz ettiler. Devletin reisi yoktur, dediler. Şekli hazırınızdaki reis. Meclis Reisidir. Demek ki, siz, bir başka reis bekliyorsunuz. Avrupa düşüncesi işte budur. Halbuki, biz, böyle düşünmüyoruz. Millet, hâkimiyetine, mukadderatına, bilfiil vâzıülyerJ-dlr. O halde, bunun, İfade! hukuki-yasini söylemekten neden çekiniyoruz ? Reisicumhur olmadan, başvekil İntihabı teklifi, kanunsuz olur Bunda şüpheye mahal yoktur. Başvekilin intihabını, kanuni ve mümkün kılabilmek İçin, Gazi Paşa Haz retlerinin, teklifinin, kanuniyet kes-betmesi lâzımdır. Zaafı umuminin.
İsmet Paşadan sonra Abdurrah-man Şeref Bey merhumun beyanatı meyamnda şu sözler vardt :
'Eşkâli hükümetin tâ d adına lüzum
yok. Hâkimiyet bllâkaydüşart mîlletindir; dedikten sonra kime sorarsanız sorunuz, bu, cumhuriyettir. Doğan çocuğun adıdır. Ama, bu ad. idamesinde mâna yoktur. Fırkanın, bütün millete karşı, deruhte ettlğ mesuliyetin icabatına. tevfiki hareket zarurîdir.,.
bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin."
Bundan sonra Yusuf Kemal Bey, teklifin kabulü lüzumuna dair uzun malûmat vs mütalâatta bulundu ve derhal onun, merasimi kanuniyesinin itmamını teklif ederim, dedi.
Teklifim, Fırkaca ve derakap Meclisçe müzakere ve "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri arasında kabul olundu
Abdullah Azmi Efendinin : "Meselenin ehemmiyeti derkârdtr. Müzakere devam etsin" diye yükselen itirazına rağmen, müzakerenin kifayeti kabul olundu. Ondan sonra teklifimin heyeti umumiyesi ve müteakiben maddeleri birer birer okunarak müzakere ve kabul edildi.
Efendiler, Fırka içtimaine hitam verildi ve derakap Meclis içtimai kü-şat edildi. Saat, Öğleden sonra altı idi. Teklifi kanuni. Kanunu Esasi Encümeni tarafından usûlen tetkik edilerek, mazbatası hazırlanırken, Meclis, sair bazı mesail ile iştigal etti. Nihayet, makamı riyasette bulunan Reis Vekili ismet Bey, Meclise, şu malûmatı verdi : "Kanunu Esasi Encümeni. Teşkilâtı Esasiye Kanununun tadilâtına dair lâyihanın müstacelen ve derhal müzakeresini teklif ediyor.,, (Kabul) sesleri Üzerine. mazbata okundu. Teklif veçhile müzakere edildi. Nihayet, kantin birçok hatiplerin : "Yaşasın Cumhuriyet !" sadalariyle alkışlanan h» tabelerlyle kabul edildi.
Türkiye Cumhuriyeti Riyalime, Türkiye Büyük Millet Meclisi müttefik an beni seçti
Ondan sonra, reisicumhur intihabı İçin Meclisin reyine müracaat olundu. Toplaman âranın neticesini, makamı riyasette bulunan ismet Bey, heyeti umumiyeye şu suretle tebliğ eyledi
"Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti İçin yapılan İntihabat ârasına, yüz elli sekiz zat iştirak eylemiş vc cumhuriyet riyasetine yüz elli sekiz âza müttefikan Ankara Meb’usu Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerini intihap eylemişlerdir."
Efendiler, bunu müteakip. Meclise vukubulmuş olan maruzatım zabıt Gerilerinde mütalâa olunmuştur. Ancak tarih! bir hâtıranın ihyası için, müsaade ederseniz, o beyana-
tımı burada da aynen tekrar edeyim :
"Muhterem arkadaşlar, mühim ve cihanşümul hadlsat) fevkalâde karşısında muhterem milletimizin teyakkuz ve intibahı hakikisine bir ven lka| kıymettar olan Teşkilâtı Esasiye Kanunumuzun bazı maddelerini tavzih İçin encümeni mahsus tarafından heyeti cellleulze teklif olunan kanun lâyihasının kabulü münaselıetiyle Türkiye Devletinin; zaten cihanca malûm olan, malûm olması lâzım gelen mahiyeti, beynelmilel maruf unvaniyle yâdedihll. Bunun İcabı tabiisi olmak üzere; bugüne kadar doğrudan doğruya Meclisin riyasetinde bulundurduğunuz arkadaşınıza ifa ettirdiğiniz vazifeyi reisicumhur unvanlyle gene aynı arkadaşınıza, bıı âciz arkadaşınıza tevcih ediyorsunuz. Bu münasebetle, şimdiye katlar hakkımda İzhar buyurduğunuz muhabbet ve samimiyet ve İtimadı bir defa dulıa gös
termekle yüksek kadirşinaslığınızı İspat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı heyeti celilenlze bütün samimiyeti nılılyemlo arzı teşekkürat ederim.
"Efendiler, asırlardan beri şarkta mağdur ve mazlum olan milletimiz; Türk Milleti, hakikatte* meftur olduğu hasallden nıuarra telâkki ediliyordu.
"Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet» istidat, İdrak, kendi hakkında sultanda bulunanların ne kadar gufll ve ne kadar tetkikten uzak zevalılr|>erest insanlar olduğunu pek güzel İspat etti. Milletimiz. haiz olduğu evsaf ve liyakatini hükümetinin yeni İsmiyle, cihanı medeniyete daha çok shhııletle İzhara muvaffak olacaktır» Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal etUgl ıııevklc lâyık olduğunu Aşariyle ispat edecektir.
"Arkadaşlar, bu müessesçi Allyeyl vücuda getiren Türk Milletinin son
dört sene zarfında İhraz, ettiği zafer, bundan sonra da birkaç misli olnuık Üzere tecclliyatmı gösterecektir Acizleri, mazhar olduğum hu emniyet ve İtimada kesbl liyakat etmek için, pek mühim gördüğüm bir noktadaki ihtiyacı arzetmek mecburiyetindeyim. O İhtiyaç, heyeti Bilyenizin şahsım hakkındakl teveccüh ve İtimadının vc muzaheretinin devamıdır. Ancak bıı sayede ve Allahın İnayetiyle şahsıma tevcih buyurduğunuz ve buyuracağınız vezalfl hüsnü ifaya muvaffak olabileceğimi ümit ederim.
"Dalma, muhterem arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir surette yapışarak, onların şahıslarından kendimi bir an lüle müstağni görnıl-yerek çalışacağım. Milletin teveccühünü daima nokta! İstinat telâkki ederek, hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesııt, muvaffak ve muzaffer olacaktır?’
TÜRKİYE Cumhuriyetinin bir numaralı kurucusu Atatürkün, altı asırlık Osmanh saltanatını ilga ederken, dayandığı en büyük kuvvetlerden birisi de şüphesiz Türk Ordusu idi. O Türk Ordusu kİ; zabit ve kumandanları daha İlk tahsillerinden İtibaren günde üç defa "Padişahım çok yaşa !’* diye bağırmaya alışmış ve neferleri ise babalarından ve dedelerinden asırlık sultanlık ve halifelik ananelerini dinlemişlerdi. Bu kitle İle bu inkılâbı yapmak şüphesiz kolay bir şey değildi.
Bütün olanları, Atatürkün dehâ kahramanlık ve millette uyandırdığı sevgiye yormak hatadır. Eğer kitleler kendilerine sunulan inkılâba ruhan ve fikren hazırlanmamışlarsa tek bir şefin bunu yürütüp, kabul ettirmesi İmkânsızdır, istiklâl Savaşını muvaffakiyetle sona erdirip, yeni Türk Devletinin temelini kuran ordunun, bütün eski ananelere, alışkau tıklara rağmen saltanatı devirip, cumhuriyeti kurmakta en büyük rolü oynaması da fikrimce onun tarih boyunca masun kalmış olan vatanperverlik ve milliyetperverliğinden ileri gelmiştir.
Saltanat ve sultanlar asıl olarak kendi nefs-i nefislerini görürlerdi. Devlet ve millet, herşey bu düşünceden sonra gelirdi. Bu sebepledir ki. OsmanlI sultan ve halifelerinin bed-
baht halefleri de Birinci Dünya Harbiyle yıkılan vatanın kurtarılmasından evvel nefs-i nefislerinin masun kalmasını istediler ve derhal Hln-
küçülmelerinl, kendi
dlstanda veya Şimal Afrlkasında gördüğümüz sultan veya hüküm-* darlar gibi
canlan için her şeyi satmaya ve fedaya dük.
olduklarını gör-
hazır
Kahraman Türk Ordusu, bir
tarafta vatanı kurtarmaya, haki, kî İstiklâli sağlamaya azmetmiş vatanperverler ve öte tarafta sarayından ve saltanatından başka şey düşünmlyen. bu uğurda her türlü küçüklüğe baş eften sultanlar gördü. Kısa bir devre zarfında bu asırlık
saltanatı yıkıp, vatanperverler ve cumhuriyetçiler safında yer almaya bu kadar azim ve cesaretle atılma
sının birinci sebebi budur.
Cumhuriyet Ordusu şüphesiz ki. inkılâptan sonra bizzat kendi içinde de hesapla veya kendiliğinden birçok değişiklikler yapmış ve modern çehre İktisap eylemiştir. Saltanat devrinde nasıl herşey yalnız sultandan ve onun emir ve iradesinden İbaret
idiyse, orduda da her derecedeki kumandan, yalnız kendi dehâ ve ananesine inanır. Okuyup, yazması ol-mıyan Osmanh kumandanı dahi ken
disinde gayri şu urf bir üstünlük ta-vehhtlm ederek, maiyetiyle temastan kaçınırdı.
1914/18 Harbini AvrupalI ordular yanında ve içerisinde harbederek geçirmiş bir insan sıfatlyle, tanınmamış bir yüzbaşının bulup meydana çıkardığı en basit icatların bu ordu-larca hemen kabullenerek, bu insanların İsimleri ve şahsiyetleriyle llâr nı cihetine gidilirken, bizim herşeyt ve herşeyl yalnız en baştaki kumandana mal etmeye yeltenişimizi görerek üzülürdüm. Cumhuriyet, valnıı rütbenin değil, herşeyden evvel insanın ve kabiliyetlinin yer ve rol alması hususunda, tabiî hayli değişiklikler yaptı. Rütbenin değil, insanın başarı sağlayabileceğini ordu mensuplarına anlattı ve fakat eski ananeyi hattâ bugüne kadar kökünden söküp attığı da tamamen söylenemez. Bilhassa 1914 - 1918 Harbinde birlikte savaştığımız ve o zamanlar oniann da kı rai lar ve imparatorlar tesiri altında bulunan Alman ve Avusturya ordularım nü-mune tutmamız, talimnamelerimizi münhasıran bu kaynaklardan alıp, tercüme etmemiz belki bu gelişme ve değişmelerin tam olamamasında da tesirini göstermiş olsa gerektir.
Cumhuriyet Ordusu, daha ilk günden itibaren teknik ilerlemeye ve de-ftişmeye de büyük ehemmiyet vermiştir. Avrupa harb sahnelerinde görülmüş olan tecrübeler, Filistin ricat! ve Filistin harblerindek! lngi-lizlerin teknik üstünlüğü daha Cumhuriyetin Hâniyle beraber hava kuvvetlerinin ehemmiyetini, topçu silâh ve malzemesindeki değişikliği kavramamıza çok hizmet etmiştir. Ordunun makineleştlrilmes! ve motör-leştirilmesl, bütçenin İmkânı nispetinde daima ilerilemiş ve inkişaf etmiştir. Fakat bütün bunlara rağmen tkinci Dünya Harbinin başında ve içerisinde hâlâ modern teçhizata sahip olnuy&n kalabalık insan kitlelerinin ne derece işe varamaz hale düştüklerini hakklyle göremedik ve bu yüzden çok geniş piyade birliklerine dayanan, nakliyesl hâlâ öküz ve kağnı olan onlular teşkilinden ve müdafaan bunlarla sağlamayı um-maktan da kendimizi alamadık. Bu itibarladır ki. Alman talim ve terbiye sisteminden inhiraf ederek, rütbeden ziyade insana ve onun yaratıcı kabiliyetine ehemmiyet veren An-glo - Amerikan sistemine döndükten sonra Cumhuriyet Ordusunun kudret ve kabiliyetini çok daha fazlasivls arttırmış olduğuna kani bulunuyoruz. Hulâsa. Türk Ordunu asırlık ananesi, ağırbaşlı hareketi ve bilhassa vatanperverliği ve milliyetperverliği sayesinde nasıl saltanat İdaresinden cumhuriyet idaresine en ufak ve kötü bir misal vermeden geçmeyi bilmişse, kısa zamanda bu idareye ve dünyanın gidişine de İntibak ederek müstebit ve otoriter bir sistemden bugünün icap ettirdiği demokrasi sistemine geçmeyi bilmiş ve bütün bu tahavvüllerde Türk Millet! gibi, Türk Ordusu da ağırbaşlılığın, vatanperverliğin en yüksek numunesini göstermiştir. Hedefi, dalma ve dalma milletin ve vatanın Alî menfaati olmuş, kendisini hiçbir vesile ile politikanın kirli mecralarına kn-nştırmamıştır.
Millet fertlerinin maalesef kültür ve teknik seviyesinin muasırlan w karşısında düşüklüğü belki ona bugünün en kudretli ve ileri teknikli ordusunu kurmaya imkân bahçede-memiştir. Keza, vasıta itibariyle de tablatlyle birçok ordulardan geri olabilir. Fakat metaneti, birliği ve kayıtsız şartsız vatan hizmetinden başka blrşey dilşünmeyişi, onun Orta-şarkın ve hattâ bir bakıma Rusva-dan sonra Avruponm en kuvvetli ordusu olarak sayılmasına İmkân vermiştir.
Biz, ordumuz gibi en mübeccel. en kudsî varlığımızı da tetkik ve mütalâa ederken, eskiden olduğu gibi yalnız medhü sena ve göklere çıkarmaktan sakınmayı meslek İttihaz etmiş bulunuyoruz. Bizzat bu yazıda dahi tetkiklere hak kesbet-mif noktalarımızı da söylemekten çekinmedik. Bunun gayesi en iyiyi elde etmektir. Yoksa dün olduğu gibi bugtln de kudretli Türk Ordusu yüzler ve hattâ binlerce kilometre etrafımızda vücuda getirilebileceklerin en mükemmelidir. Sağ olsun ve Allah kuvvetini arttırsın.
Bayta 6
YENİ İSTANBUL
29 Ekim 10/50
EDEBİYAT
Dünkü ve bugünkü Türk kadını
Orta Asyada aileye hâkim olan kadın, İslâmlık
HER yıldönümü, bu konu üzerind* birçok kişi yazı yazar. Konu hep o konu olduğuna. yıldan yıla da büyük değişiklikler olamayacağına göre. söylenenlerin birbirini tutması, birbirine benzemeni gerekir. Gelgeldim böyle olmaz; görüşler birbirinden o kadar ayrıdır kİ bu yazarların, çoğu zaman, bambaşka konuları ele aldıkları, bambaşka olaylardan söz açtıkları «anılır. B«»n do bunca yıldır Şiirle uğraşmış bir adam olduğum 1-çın, benim de kendime göre bir görüşüm vardır elbet. Böyle bir yazı yazmaya kalkınca da. Is*er islemez manzarayı o görüşle görmek zorunda kalırım. Oysa ki çoftu kimseler bu türlü yazıların tarafsız bir dille yazılmasını isterler. Şiirimizin defterleri üzerinde konuşmaya kalkacak olsam büsbütün tarafsız olabilir miyim bilmem; ama o tarafa hiç dokunmadan. Cumhuriyetten sonraki şiirimizin ö-z el 11 kİ erini belirtmeye, ayrı ayrı yönlerde gelişmiş olanlarının da ortak taraflarını meydana çıkarmaya çalışırsam «uya sabuna dokunmadan söylenecek birkaç şey bulabilirim sanıyorum. Bu işi yaparken belki birkaç şair adı da anacaftım. Ama, dediftim gibi, değerliyi değersizden ayırmak gayretiyle değil; sglt, anlatmak İstediklerimi daha gözle görünür bir hale getirmek için.
Cumhuriyete daha önceki çamlardan miras kalan İki ünlü şairin, Yahya Kemalle Ahmet Hâşim’ln, şiirlerini İnceleyince, aralarındaki belli başlı ayrılıklardan birinin dil olduğunu görüyoruz.
O dem ki re/ref-i hesttye samt olur kn i m
gibi bir mısra yazabilen Hâşlm e karşılık Yahya Kemal
Geçsin hayırlısıyla şu beyğtufe sonbahar
diyor. Birlnclnlnklne karşılık İkincinin ne kadar sade, ne kadar rahat, ne kadar halkın dili olduğu meydanda. Gerçi Yahya KemAİ bu dilin ne yaratıcısıdır, ne de bu dilin özelliği Yahya Kemali Cumhuriyetten sonraki şairlere bağlayıp kendinden önceki şairlerden ayıran bir özellik sayılır. A-ma Tanzimattan sonra dili şiirle bağdaştıran ilk adam oluştı, onu, dille şiiri birbirinden ayrılmaz kurumlar halinde gören Cumhuriyet devri şairlerinin başında saymama sebep olur. Yahya Kemal'i son yüzyıl içinde dilin şiirdeki önemini ilk sezen şair diye adlandırırken bir dil meselesinden de. ğil de bir şiir meselesinden bahsediyorum. İşi bir dil olarak ele alsam şüphesiz daha gerilere giderim. Tanzimat yıllarında girişilmiş tek tük hareket bir yana, bu alanda en başarılı. en bilerek yapılmış savaş Genç Kalenıler'de yapılanıdır. Sözü Genç Kalemler’© getirişim, kökü oraya bağlı edebiyatın ortaya gerçek bir şiir çıkaramadığını söylemek için. Ne “türkçe” diyen Ziya Gökalp’ı şair sayabiliriz, ne “milli vezin” diyen Mehmet Emin’i, ne de onların fikirleriyle beslenen hececileri. Ziya GökalpHa Mehmet Emin —ayn ayrı yollardan da olsa— fikir adamıdırlar. Onları şairlikle vasıflandırmaya kalkışmak hem kendilerine karşı haksızlık, hem de görmek istedikleri İşe karşı saygısızlık olur. Ama onlardan sonra gelip de şiir adı altında yazılar yazmış olanlar için öyle düşünemeyiz. Başarısızlıkları belki de salt istidatsızlıklarından gelmiyordur; yurdda şiirin uzun zamandan beri unutulmuş olmasının da payı vardır bu işde; ama bu da işi kökünden halletmez. Ortada olan, gerçek olan şev şu: Cumhuriyetin ilk yıllarında, yaşamakta olan şairler a-rasmda şiir dilini yeni bir yola götürmek isteyen bir şair var, o da Yahya Kemal. Gerçi, yukarıda da söylediğim gibi, o sırada İki şair var; İkincinin dili de kendinden önceki şairlerin diline benzemiyor. Onun dilinde de yeni hayallerden gelme bir zenginlik görülüyor. Ama o kadar sahte, o kadar uydurma ki yaşamasına imkân yok. Şiirinin tadına kapılıp o dilin de peşinden gidenler çıkmadı değil. Ne oldu sonunda? Ne dilde ne şiirde, hiçbir gerçeğe dayanmadıkları için, havalarda kalıp teker teker döküldüler. O şairler için belki de dil meselesi diye birşey yoktu. Dillerini. Hâşim’de olduğu gibi, şiirleri telkin ediyordu. Şiirleri ise halktan uzaklaşmak istiyordu; dilleri de aynı şeyi isteyecekti. Oysa ki aklı eren aydının isteği halka yönelmekti. Bir halk hükümeti kurulduktan sonra, okuma yazmanın yalnız aydınların, yalnız seçkinlerin değil, halkın da malı olduğu anlaşıldıktan sonra, halk da, şiirinin kendi diliyle yazılmasını İsterdi elbet Üstelik de tâbirlerle dolu, zengin, durmuş, oturmuş bir dili vardı. Ne yapacaktı kendinden uzaklaşmak İsteyen aydının uyduracağı üç beş kelimeyi? İşte böylece. Cumhuriyetin İlk yıllarında şiirle halkın dili anlaşmaya başladı.
Yahya Kemal’den sonra gelen bir Nâzım Hikmet ortalığı büsbütün karıştırdı. Vezin gibi, kafiye gibi kösteklerin yanı sıra “Şiir dili böyle olmalıdır. Şiirde şu kelimeler kullanılır, bu kelimeler kullanılmaz” falan gibi bağlan datsöküp attığı İçin halkın dilini daha rahat kullandı. Şiire, her türlü kelime ile birlikte, küfürü, narayı bile soktu. İzinden yürüyenler oldu. Böylelikle Türk şiiri daha geniş nefes almaya başladı. Yahya Kemal, Nâzım Hikmet ve onlardan sonrakilerin çabalamaları gösterdi kİ şiirdeki dil işi, kimi adamların sandığı gibi, bir kelime işi değildir; dil eski kelimenin yerine yeni kelime koymakla türkçe-leşnıez; türkçeleşse bile dil olmaz; işi daha temelden almak, bunun için de halkın diline, halkın konuşmasına kulak kabartmak gerekir. Ayrıca, sonucunun bir şiir konuşmasında yer alması İçin de, yapılan işin şairce olması gerekir.
Yüz yıl boyunca nazım yoliyle bir takım fikirler söylemiş olan şairlerimizden sonra Cumhuriyet devri şairlerinin gerçekten şiir söylediklerini rahat rahat ileri sürebiliriz. Bugün Türk şiirinde bir dil, Türk dilinde de bir şiir varsa bu, herhalde, Cumhuriyetten sonra olmuştur. Kimileri son aylarda hükümet zoriyle yeni bir dil yaratmanın imkânsız olduğunu söylediler. Bu amaçla, okul kitaplarındaki kelimeleri değiştirdiler; yeni kelimeleri atıp yerine eskilerini koydular. Anıma, boşuna uğraşıyorlar. Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir. Kim ne derse desin, kim nn yaparsa yapsın, sanatkârı yürüdüğü yoldan döndüremez Hattâ Hükümet zoru hile olsa. Hole, Cumhuriyetten sonra doğmuş olanlara Arap harflerini öğretmek İmkânı
da olmadıktan sonra...
Buraya kAdar dil meselesini İncelemeye çalıştım* Bir do öz meselesi var. Ayrı ayrı çağlarda türlü anlamlarda kullanılan, kimi zaman mevzu kimi zaman fikir diye adlandırılan öz, gerçekten de şiirimizde —zaman zaman— ya fikir oldu ya mavzu. Divan şiirimiz, deyişten ibaret olduğu İçin, onu bir yana bırakıyorum. Tanzimat yıllarının şiirleri, divan şiirinin devamı yahut taklidi olmadığı zamanlar, sadece fikre dayandı. Bunlar, çoğu zaman, o kadar fikirden ve kuru bir nazımdan ibaret şeylerdi ki çoğunda şiirle en küçük bir ilişik bile göremiyoruz. Tanzimattan sonraki yılların şiirlerinde öz. bayağı, gözü yaşlı bir hassasiyet oldu. Sonra sonra, bazılarının muhteva adını yerdikleri bu şey bir aralık da şekille birleştirilmek istendi. Burada, şekil denlnc*. dilden ayrı bir şey kaydediliyordu. Eskilerin vezin ve kafiye ile, lâfız ve mâna sanatları ile farkına varabildikleri şekil, Cumhuriyetten sonraki şairlerin kafasında yeni bir değer kazandı. Pek yeni bir kavram olduğu için bunu açık ve seçik bir halde ortaya koymak pek o kadar kolaj* değildi. Böyle olunca da şeklin muhtevadan büsbütün ayrılamayacağını I-leri sürenlere bir parçacık hak vermek gerekiyordu. Hiç değilse, yani bunlara hak verilmese bilo, bu fikrin tersini söylemek güçtü. Gelgeldim zamanla şekilden ne kasdedıldiği anlaşılmaya başladı. İçinde dille deyişin de payı olmakla beraber, şekil bir yapı, bütün olan hlr yapı anlamına gelmeliydi, üstelik bu anlayış vezinle kafiyeyi de, lâfız ve mâna sa-
18 İnci asırda okçu bir Tiirk kadını
(Topkapı Müzesinde minyatür)
Cumhuriy
BUGÜN, Türk Cumhuriyeti, çeyrek ■* asrı geçmiş bulunuyor. Yirmi ye dinel cumhuriyet senesini geride bı* rakip, yirmi sekizinci cumhuriyet yılına giriyoruz. Bu yirmi yedi cumhuriyet yılında her sahada girişilen işler az değildir. Fakat; ştı hakikattir kı ve bütün dünyaca tasdik edilmektedir ki, asırlarca her bakımdan geri kalmış bulunan bu millet, harikulade muvaffakiyetler başarmış .ve yurdun her köşesinde ve herşeyinde yeni hlr ruh ve inkişaf sağlamıştır. Cumhuriyet, reform denilecek bir ha raketle, hudutsuz bir içtimai inkılâpla, süratli bir mşdeniyet hamlesiyle inkıraza doğru giden bir İmparatorluğun çeşitli müesaeselerinl yıkmış, onların yerlerine en modernlerini ikame etmiş ve her hareketinde tam başarı temin eylemiştir.
Demlryollarımız
Söyle, yapılan işlerin bazılarına hlr göz atarsak görürüz ki:
tik defa 1860 senesinde Buca - Sey-dlkoy ufak şube hatlariyle 32 kilometrelik bir kısımdan ibaret olan demlryollarımız. bugün sekiz bin kilometre uzunluğu bulmak üzere yurdun bir başından bir başına uzanmaktadır. Diğer taraftan modern limanlar kurmak hususundaki teşebbüslerimiz de her gün biraz dnha muvaffakiyet 11 eserlerin meydana gelmesine imkân vermektedir
İktisadi kalkınmamızda büyük önemi olan liman dâvamızın gerçekleşmesi yolunda hızla derlenmekte olduğunu söyliyeblliriz.
Yapı ve İmar İşlerimiz.
Yapı ve inınr İşlerine gelince; Devlet teşkilâtının ve sosyal yaşayışımızın. bugünün icap ve İhtiyaçlarına göre yapılmruıını gerekli kıldığı çeşitli yapı işlerimize, yurdun muhtelif bölgelerinde devam edilmiş ve bunlardan mühim bir kısmı zamanında bitirilerek. devlet ve halk hizmetine açılmıştır.
İlk. orta, lise ve üniversite gibi milli eğitim müesseseler!; haalahane ve dlapanser gibi sağlık leslolerl; hükümet konakları, ziraî kalkınmamızı sağhyacak tarım ve gümrük bin al a.-
Yazan i Orhan Veli KANIK
nallarını da bir yana bırakıyordu. Daha çok nazım sanatının nıslı olan bu unsurlar bir yana bırakılınca şair şiirle karşı karşıya kaldı. Kaldı ya, salt bu kaygı 1le ortaya kovacağı şiir de, üst tarafı şairce bir şekilden başka birşey olmayacaktı. Dünyadaki İşi şiir söylemekle, şiir dinlemekten İbaret olamayacağı İçin şairce bir şekille yetinemedi. Yemek, İçmek, yatmak, kalkmak, hür olmak, eşit olmak gibi dnha bir sürü derdi vardı. Üstelik bu dert yalnız kendi derdi değildi.
Eşit olmak için başkalarının da eşit olması gerekiyordu. Başkalarının eşit olması başkalarının da hür olmasına bağlıydı. Kendisiyle eşit olan İnsan da kendisi gibi yiyecek, içecekti. Kendi hakkını koruyabilmesi İçin, başkalarının da, haklarının ne olduğunu bilmeleri lâzımdı. Ancak o zaman kuvvetlL olunabilirdi. Bunun için o insanları uyandırmak, okutmak, yazdırmak gerekiyordu. Zaten bu da eşit, liftin şartlarından biri değil mİ idi? Bu İşi başarabilmek İçin, elbette, e-lindekl araçların en kuvvetlisini kullanacaktı. O araç da şiir olduğu İçin toprağına bağlı Cumhuriyet devri şairi şiirini kendinin, yurdunun ve İnsanlığın yararına kullanmaya başladı. BÖylece şiirdeki öz yeni bir anlam kazandı. Her hakkın arkasında saklanan ödev burada da kendini gösterdi. şiirin özü, şairin ödevi oldu.
Uzun sözün kısası; Bugünkü Türk şairi, meselesi olan İnsan, halkı halka anlatıyor. Kendisi de halktan. Kendi refahının çoğunluğun refahına bağlı olduğunu, çoğunluğun da halktan bAşka birşey olmadığını biliyor.
Butun dünya şairleri gibi.
Çeyrek asrı henüz geçen bir zamanda reform denilecek bir hareket ve süratli bir medeniyet hamlesiyle demiryolu, yapı ve imar, su, yol, sağlık ve ulaştırma işlerimizde ileri doğru büyük hamleler yapılmıştır
• o


rı; günden güne ehemmiyeti artan hava seferlerini tanzim eden çeşitli meteoroloji istasyonları, radyo eme-törleri, doğu illerimizin en ziyade mahrumiyet içinde bulunan bölgelerinde çalışacak memurlarımız için evler, bir hamlede sıralıyabileceftimiz imar ve yapı işlerinin ancak kabataslak anahatlarını gösterir. Yapı işlerimiz arasında kutsal ve önemli bir yeri olan inkılâplarımızın büyük banisi Atatürk için yapılmakta olan Anıt-Kabir İnşaatı geçen yıl da hayli ilerlemiş bulunmaktadır.
Su işlerimiz
Büyük ve esaslı dâvalarımız arasında bulunan su işlerimiz, milletimizin istihsal kabiliyetleriyle yaşama şartlarını yükseltmek için, en kısa zamanda halledilmek üzere azimle başarılmak yolundadır Toprak emniyeti ve zirai istihsal bakımından su meselesi üzerinde esaslı surette durulmuş, bugünkü bilgi ve meto'dlara göre işler düzenlenmiştir. İnşa edilen ve edilecek olan bencilerin arkasında toplanacak sulardan hem sulama ve hem de kalkınma İşlerimiz Jçin muhtaç olduğumuz enerjiyi bot ve ucuz temin etmek üzere çalışılmakta, diğer taraftan su işlerimizin çerçevesi içinde «bulunan şehir, kasaba ve köylerimizin içme ve kullanma su İhtiyaçlarının karşılannın/u cihetine gidilmektedir.
Yol talerimiz
Yol seferberliğine gelince, yurdumuzun başlıca ihtiyaçlarından hirisi olan, motörlü taşıtların gidiş - gelinini temin edecek ve yurdun her tarafını birbirine bağlıyacak hu iş, milli eko-
devresinde köle, Cumhuriyette ise hür olmuştur
Orta Anadolulu iki Türk köylü kadını
Ankarada Gençlik Parkı plAJında.
TÜRKİYENİN Avrupa kaidelerini benimsediğini söylemek âdet olmuştur, fakat yeni usule —hele hayatımızın en kutsalı, aile mevzuubah-solunca— böyle bir intibakın nasıl gayret sarfiyle yapıldığı, çok defa bilinmez.
Türk Milletinin kanunlarla kabul ettirilen bu muazzam gayreti daha iyi anlamak için biraz tarihe bakmak ve millî köklerimize kadar çıkmak gerekir.
Türkler, Arap ve İslâm âlemi ile temasa gelmeden önce Orta Asya bozkırlarında çobanların sade ve sert hayatını sürerlerdi. Yurt denilen, çatısı beyaz kamıştan, meşhur aba siyah çadırlar altında yaşarlardı. Burada ananevi kadim bir hayat sürerlerdi. Vakur ve iffetli kadınlar, erkekler uzakta atlarını dörtnala koştururken yurtta kalırlardı. Yâni kadın evin İdaresi hususunda tam bir hürriyete sahipti. Hattâ, bazı railerde erkeklerin de boyun eğdik-erl sert bir otorite İcra ederdi. Me-lelâ, bir kabile reisinin vefatında nullak hüküm, yeni bir reis seçilin-•eye kadar ölen reisin karısı tarafının İcra edilirdi.
Eski Türklerde evlenme ana-baba-ın rızasiyle olurdu; ana-babaya bir ğırlık ödemek Lâzımdı. Bununla be-aber kadın, satılık bir eşya değildi ve yurt hiçbir zaman bir harem olmamıştır. Evli kadın bütün haklarını muhafaza ederdi; esasen koca bu haklara riayet eder, saygı gösterir-
Yazan nomlmlz, milli emniyetimiz bakımından ehemmiyetle ele alınarak hızla başarılmak yolundadır. Umumî ve hususî faydalarının İlk defa belli olmaya başladığı 1915 yılından beri motorlu yol nakliyatı, dünyanın bütün medeni memleketlerinde büyük sosyal ve endüstriyel değişiklikler yaratmıştır. Bunu nazarı dikkate alan Cumhuriyet İdaresi, yol işlerine de birinci plânda yer vermiştir. Yolların İktisadi oluşu hususunda bir misal vermek İçin şunu zikredebiliriz : At, öküz, manda nrahnlariyle iptidai yollar üzerinde yapılan hububat ve saire gibi toprak mahsullerinin beher tonunun kilometre nakliyat bedeli 200 kuruş olduğu halde, aynı şeyler İyi bir yol üzerinde ve motorlu vasıtalarla nakledildiği vakit yapılan hesaplara göre verilecek para. 2 kuruş gibi cüzî bir miktara indirilmektedir. Bugün yurdun birçok tarafları büyük anayollarla birbirine bağlanmak üzere hızla çalışılmaktadır. Boylere : bütün Türkiye, bir taraftan donılrj’olları, diğer taraftan da ana ve tâli yollarla bir yerden istenilen herhangi bir mahalle gayet kolaylıkla ve süratle gidilebilecek hale getirilecektir.
Sağlık ve Sosyal İğlerimiz
İstiklâl Savaşı sırasında, 1920 yılın-dA kurulan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, yurdun kurtarılmadı ve yüzlerce yıllık ihmallerin doğurduğu çetin sağlık meselesini halletmek zorunda kalmıştır. Sağlık ve Sosyal Yardim Bakanlığı, 27 sene içinde salgın hastAİıklarla mücadele etmiş, hasta yurddaşlarımızın ıstıraplarını hafifletmeye çalışmış, halk sağlığını korumak ve milli varlığımızın dayana-
di (1). Dul kadının, miras ve çocuklar üzerinde hâmi hakkı vardı. Fakat bir dul kadının, bilhassa ananevl-kadlm tipte bir kabilede, yalnız yaşıyamıyacağı için, kardeşlerin ölen kardeşlerinin kanlariyle evlenmesi, içtimai bir vazife idi. Bu âdet hâlâ bazı Türk oymaklarında mevcuttur (2).
Türkler, Hrİstlyan ve Müslüman itikatla riyle temasta âdetlerinden bazılarını, bilhassa ananevi aile kaidelerini terketmlşlerdir. VITL asır İle X. asır arasında Türkler, yeni bir dini görüş ile öz Türk mizacına aykırı bir sosyal yapı getiren Müslümanlığı kabul ederler. Daha sonraları, XV. asırdan itibaren daha başka tesirler, OsmanlI ailesinde izler bırakır: Bunlar Bizans tesirleridir. Bu devirde Türkler halifeliğe sahiptir. Bu müessesenin etrafında muayyen bir aile şekli alacak olan hlr zengin sınıf teşekkül eder. Sade fakat millî hususiyetleri muhafaza eden a-nânelere sadık (3), köy ve halk ailesi ise yabancı Arap tesirlerinden uzakta kalmıştır (4).
Osmanh şehir ailesinin kaideleri, İslâmiyet devresinde hemen hemen Kur an ve îslâm ananesinin aynıdır.
Evlenme tek taraflıdır, kız, ana-ba-banın kararına boyun eğer. Müstakbel karı-koca görüşmezler, zira Kuran, kadına yüzünü kapatmasını emreder. Evlenme müzakereleri, kızı görmeye memur görücüler tarafından idare edilir. Taraflar rızalarını ver-


1
i Seyfeddin Orhan ÇAĞDAŞ
ftı olan nüfusumuzu arttırmak gîhi dâvalarda sistemli bir surette başarılar sağlamıştır. Sıtma, trahom ve diğer bulaşıcı hastalıklarla, bilgisizliğin. yoksulluğun ve harbin doğurduğu, rasyonel ve ekonomik sarsıntıların şiddetle alovlediği verem ve b/ızı bölgelerde zührevî hastalıklar gibi sosyal âfetlerle mücadele edilmiş, anne - çocuk sağlığı meselesi, kadınların gebelik ve lohusalık durumları ve korunmaları hususu ele alınmıştır. Birçok yerde sağlık merkezleri kurulmuştur. Bu merkezler, bulaşıcı hastalıkların kendi bölgelerine girmesine?, girince yayılmasına mâni olmaktadır. Sosyal İşler meyanında hastahane bu-lunmıyan yerlerde ileri bir sağlık karakolu mahiyetinde çalışan muayene ve tedavi evlerinde yapılan poliklinik çalışmaları ve ayak tedavileri pek büyük bir yekûna varmaktadır. Yekûnu bir hayli kabarık olan fazla çocuklu ailelere ikramiye dağıtılmıştı r.
Sosyal İşlerimiz
Bilhassa kadınların ve çocukların çalışması daha geniş ve tesirli inzibat hükümlerine bağlanmıştır. Kadın . veya çocuğun gece ve ağır İşlerde (alıştırılmadı daha ciddi miieyyideler-e yasak edilmişi ir.
İşçinin asgari ücret tesblti, istihlâk ve istihsal kooperatifleri ve sosyal sigortaların tekâmülü ve kalifiye işçi yetiştirme meseleleri hallolunmak yolundadır.
Ulaştırma ve Ekonomi işlerimiz
Ulaştırma işlerinin siyasi, askeri. İktisadî, içtimai, kültürel, kısaca mu-
dikten sonra evlenme yapılır, nikâh ekseriya ana-babanm evinde kıyılır.
Kadının bir ziynet olduğu bu yeni aile teşkilâtında, bilhassa kadını kapamak gibi şiddetli kaideler hüküm sürer. Evli kadın, namahrem erkeklere yüzünü gösteremlyeceği için çok seyrek çıkar. Keza erkekler kısmından (Selâmlık) ayrı kadınlara mahsus kısım (evlerde, haremlik; saraylarda. harem) telâkkisinin belirdiği ve yerleştiği görülür. Diğer taraftan kanun erkeğe karısı ve çocukları ü-zerlnde mutlak bir otorite bağışlar. Kur'an, erkekler kadınlardan bir derece üstündür (5) der ve kadın erkeğin ancak yarısı eder.
Bu devreden çok evvel yeni fikirler bütün muhitlere yayılmıştı. Daha 1839 da yenilikler tasavvur edilmişse de bunlar âdetlerde hiçbir değişiklik yapamamıştır. Fakat yazarlar, kadın, aile, evlilik mevzulanna hücum etmek için daha da fazla cesaret bulmuşlardır. Görücüler alay mevzuu yapılmış, evlenmede aşk methedilmiş, odalıklar roman kahrajnanı olmuştur; tek-kanlı bir aile, batıda olduğu gibi hür ve müstakil bir yuva tahayyül e-dilmektedir. Yenileşmek İçin Türkler gittikçe daha çok Avrupaya bakarlar. Ancak 1908 de, Jön-Türklerin başa gelmeleriyledlr kİ, kadın ve aile bir yeniliğe doğru ilk adımlarını atar, bilindiği gibi bu r yenileşme ancak Mustafa Kemalin enerjik sevkı İle tamamlanmıştır.
1923 te Türkiye Cumhuriyeti İlân e-
denî seviyenin yükselmesinde rolü ve ehemmiyeti çok büyüktür. Bir İngiliz iktisatçısı : “İktisat, ekonominin anasıdır” demiştir. Bu hükmün pek yerinde olduğu muhakkaktır. Çünkü; ekonomi olmasaydı, ekonomi denilen bir şey olmaz veya ekonomi, aile ekonomisi hududunu aşamazdı. Ekonomi İse ulaştırma meselesiyle iç içe bir halde bulunmaktadır. Türk demiryolu işletmeciliğinin, pek genç olmakla beraber. hiçbir memleketten geri değil, hattâ birçoklarından da ileride olduğu İddia olunabilir. Hele, komşularımızdan üstün olduğu muhakkaktır. Deniz ulaştırma işleri de günden güne mükemmeliyete erişmektedir. 1945 ten beri yeni gemiler almak. tonajımızı arttırmak hamlelerine girişmiş bulunmaktayız. Yalnız son beş senede yirmiden fazla yeni gemi alınmış ve sadece karasularımız dahilinde yapılmakta olan gemi işletmeciliğimiz. Akdenizin batı kapısından dışarıya, Baltık ve Amerika sahillerine kadar uzanmıştır. Hava ulaştırmacılığında da yeri olan bir memleket mevkiine gelmiş bulunuyoruz. Kara yolları ulaştırma işleri, memleketin en ücra köşelerine uzanacak şekilde tanzim edilmiş bulunmaktadır. Memleket yol durumunun tamamlanması nispetinde bu iş daha muntazam ve mükemmel bir hale gelecektir PTT. işleri, telgraf ve telefon muhaberesi bugün harpten evvelki vaziyetine nazaran iki mislini geçmiş bulunmaktadır. Halen PTT. İdaresi, memleketin her tarafına yaygın bir telgraf ve telefon şebekesi kurma programını hızla tamamlamaya çalışmaktadır. Diğer sahalarda olduğu gibi, bu işde de büyük muvaffakiyetler başarılmış, İnkılâp bakımından bu yönden de icap eden hamleler gösterilmiştir. Fakat; bugüne kadar olduğu gibi bütün bunları kâfi addetmiyor, yurdumuzu en mütekâmil bir durum» ulaştırmak için bir an yorgunluk duymadan çalışmalarımıza devam ediyoruz. Parolamız da dalma çalışmak ve cumhuriyetimizi, her yıldönümünde biraz daha ileri bir seviyeye kavuşturmak olmalıdır.
Yazan î Penin ESENKOVA
dlldl. Bu an Türk Milleti için bir medeniyetin, dinî medeniyetin aonunu ve başka bir medeniyetin, milli ve garpli medeniyetin başlangıcını ifade eder. “Mustafa Kemalin en çok istişare ettiği kimselerden biri olan Ahmet Ağaoğlu tarafından M. Maurice Pemot’ya verilen mülâkat,,. Devlet lâlkleştlrillr ve bundan böyle her reşit, hayatını İstediği gibi tanzim etmekte serbesttir.
1926 da İsviçre medenî kanunu kabul edildi. Peçe kaldırıldı, çok-kanh-lık “zevce taadddü” yasak edildi. Er-kek-kadın müsavatsızlığını tesoit e-den eski miras hukukunun yerini, cinsler arasında eşitliği emreden kanunlar aldı. 1930 belediye kanunu kadına rey ve seçilme hakkını tanıdı. 1931 den itibaren Mustafa Kemal bütün Türk kadınlarına siyasi haklar vermek yollarını hazırladı. 1919-1923 te Anadolu köylü kadınlarının fevkalâde hareketi devletin müstakbel teşkilâtında Türk kadınlığının emellerine itimat İçin kâfi bir sebep değil miydi ?
Bu. birbirini takip eden yeniliklerle aile kökten bir değişikliğe uğradı. Geçmişte aile kurumlanna Kur’an kaidelerini tatbik eden şehirler ilk yenileyenlerdi. Köyler, müstahsil unsurların toplu olarak bulunmasını gerektiren zira! hayat şartlan İcabı olarak ananevi , kadîm şeklin bazı kaidelerini muhafaza etmekle beraber fahri yakından takip etti.
Bununla beraber geçmişin bütün izleri 25 yıl içinde silinmemiştir. Şurada burada fevkalâde seyrek olarak.
çok-karıhhk, hiç olmazsa gayri medenî bir evlenme şeklinde (imam nikâhı: İmam huzurunda yapılan dini evlenme) devam etmiştir. Bu haio daha ziyade köylerde rnslnnılır; köylü fazla kola muhtaç olduğu için yanına evin ikinci bir kadını yaptığı bir hizmetçi alır. Şehirlerde bu haller e-bediyen yok olmuş bir devrin cançe-kişen hâtırasından başka bir şey değildir. Bununla, beraber kanunun tanımadığı dinî evlenmenin, fuhşu hor gören efkârı umumiye nazarında zahiri kurtarmak ve boşanmaya dair yeni şartların sertliğinden kaçınmak İçin baş yur ulan hileli bir yol olduğunu söylemek gerekir.
“Aile bağlan kopmuştur,, iddiası, çok işitilen bir sözdür ve bu doğrudur. zira Arap dünyası lie bin yıllık müşterek bir yaşamanın hâtırası, eski Osmanlı ailesinin yapısı, yeni zamanların öntlne geçilmez darbelerin® maruz kalmıştır.
Hâlen Türkiyede şahit olunan dine dönüş aileye tesir etmekten geri kalmayacaktır. Fakat önemli değişikliklere sebep olabileceğini zannetmiyoruz. Köy ve orta sınıfların temsil ettiği Türk cemiyetinin unsurları, aile İnkılâbına yavaş da olsa, —belki makulü budur— taraftardın 6). Keza geriye dönüş bizce imkânsızdır: Esasen İsviçre hukuku ve halkın sağ duyusu uyanık bekliyor. Neticede, Türk gözlerini, ebediyen, ananevl-kadlm ailenin eskimiş kurumlarından başka btr istikbale çevirmiştir.
(1) Türk Tarihinin Ana Hatları, İstanbul 1980. S. 432.
(2) Aynı eser. S. 433.
(3) Hâmli ve Muhsin, Türkiye Tarihi, İstanbul 1930, S. 469.
(4) Türk Tarihinin Ana Hatları, İstanbul 1930, S. 602.
(5) Sûre 2, âyet 228.
(G) Bk. U. N. F. (Union National^ des Femmea). Re\ue des Electrlces No. 33 Paris, 1930 de “Dün ^e bugün Türk kadım” yazımıza.
yenî İstanbul.
39 Ekim 1950
Sayfa T
Dünyaca tanınmış
KAHVESİ
ALMAN
Hayrını Görürsün
FORD'dan Şaşma
TflKSÎM Eczanesi
Açıktır
NASİHATTAN
Rum)
Hazîneleri
GELECEK OLAN UÇAKLA»
EDİNİZ,
SalAhaddin
Öğle ve Akşam Yemek Salonları
GİDECEK OLAN UÇAKLAR
ANKARA
Her Şafakta
HEYUELİADAı Halk.
YEĞEN
(14072) Gaip Ormanlar
Macera Adası
halli aileler için
etmekle bomber
ANKARAı
Denizlerin Sev
Da ne
FİYATLARA DİKKAT: 11
İSTANBUL DEPOSU
Güneş öğle îklndl Akşam Taun İmsak
Gander den.
işinizin emniyetidir
Salt. Hazineler!
GELECEK OLAN VAPURLAR
10.30 Etrüsk, tamirden.
İstanbul Beyoftlu Anadolu yakası Ankara
İzmir
Mnrşlur (pl). 16.30 Operot-— 17.30 Dana Fazıl heyeti
ıhınızın dimağıdır
işinizin ortağıdır
TÜRKİYE
MÜMEMESSILLIĞI
SOLING EN
ORlO İCMvvCOtNSTAHL
MUAMMER KARACA TİYATROMU
BEL A M t
(Müzikli komedi)
Yazan: Refik Korda?
Konçertolar. Mo Dinleyici istekle
Beyoğlu 44044 tntanbul *4222
Üsküdar 60946 K.köy 60872
Karşıyaka 16053
Yemek tevzi müeııseaesi, iktisadi durumu gözönüne alarak 23 Ekim 1050 pazartesi gününden itibaren orta yeni bir tertip hatırlamıştır.
Seçmek suretiyle Alakart Yemek devanı
mb Sayın İstanbul halkına bir hizmet mm
Üç seneden beri întanbulda binlerce aileye yemek dağıtan ▼e umumi takdir kasan an
44998
60536
91 2261
Dünyaca Maruf
0.60 tamirden
— 10.00 Balıkealrdcn
A. (Amerikan) Beyruttan Ankara.
şadın.
Aylardan beri açılmazı beklenen (Maçka Taslık mevkllndekl)
d(
76 inci veslle-
hrıfif müzik (pl). — 17.00 Marslar (pl)
Haberler. —
Şarkılar (Safiye AylA)
VAKİT VASATİ EZANİ
i © ıpkıcnM/i l’UMeKT//
YALNIZ
LEBLEBİCİ
Opera Komik 3 perde Ener: D. ÇUH ACIYAN Raynhard Metodlarına göre aahneyo konmuş Cumartesi. pazar ye çarşamba matine 16 te
Tol.l 49369
GİDECEK OLAN VAPURLAR
9.00 8us, Mudanyaya. — 14.00 A-dana, D. Akdenize. 13.00 Mersin. Çanakkaleye.
GELECEK OLAN TRENLER
3.30 Ankara. — 9.10 Ankara. —
22.20 8emplon.
GİDECEK OLAN TRENLER
8 20 Semplon. — 10.00 Ankara
(MotbrlÜ) — 18.10 Ankara. —20.30 Ankara.
KADIHÖYı flögntiaçeşme (Kadı köy) — Kızıltoprak — Göztepe -Bostancı — ittihat (Üsküdar).
(Merkez) — (Merkez) — Taksim (Tak* Merkez (Galata) — Halk — HaskÖy (HaakÖy) — (Kasımpaşa).
İHLA ARAYINIZ
Neslmaç! Amerlkada. ölüm Gemisi. Diyarında 1 - Ra-Haçlı Se-
(68714) 1 — Aşılmaz Du-
— Şarlatan.
(Üsküdar) 1 — İstanbul 2 — Bir Dag Masalı.
A (00802) 1 — Zaferden
— Çılgın Kalbler.
Kara Gü-
8.00 Balıkesir, İzmlre. — A30
Burzaya» — 9.30 Ankara. Adanaya. — J0.15 İzmlre. — 11,40 PULA. (A-merikanı Frankfurt, Brüksel. Londra, Şanon, Gander, Boston, Now-York’a. — 10.00 İzmlre, — 10.80 Ankaraya. — 10.05 Burmaya.
9.46 Bursadan. 10.50 P-A.
14.36 Adanadan. — 17.10 Bur* —17.35 Ankaradan. — 19.20 (Amerikan) New - York.
Şanon, Londra. Brükscl-
BCYtK RlgoleltO. kCçOk Şakacı.
GAR GAZİNOSU İtalyan vo İspanyol Revüleri
4NKARA PALAS PAVYONU Gaza Şeydi İdaresinde Viyana At-rakeyon Orkestrası.
İZMİR
TAYYARE Söyleyin Anama Ağlamazın.
MELEK
Anılanı. 2
LÂLE 1 -Sihirli TAN
Sihirli yen! İnler Geçidi. ELlfAMHA Tuna Ağlıyor.
KADIKÖY
SİNEMA (Üsküdar) 1
Kırallçesl. 2 — Ateş Bı
bCyCk
CEBECİ ölürüm.
PARK
Efe.
SÜMER
Hftkiml.
SUS (14071) Çak irca lı Mehmet Efe ULUS (22294) 1 -
2 — Sporun Zaferi
YENİ (14040) Altın Kelepçe
İSTANBUL BELEDİYESİ J behlr Tiyatrolar» Bugün 15.30 ve 1 20.30 da
Dram Kısmı DON J U A N
Komedi kısmı
Gelir Vergisi
BEŞ1KTA91 Vldin (Beşiktaş) Yeni (Ortaköy) — Arnavutköy Merkez (Bebek).
EMİNÖNÜ: Mohmot KAzım (Eminönü) — Hikmet Güney (Küçük-pazar) — Sırrı Ranlrn (Alemdar) — SalAhaddln (ÇaryıUnpı).
BEYOĞLU: Beyoğlu İstiklal alnı) — (Şişli)
Merkes
Bu 1,5 — 2 Tonluk Ruhr tip) ve 525 Oiioluk Taunu» tipi Alman FORD'lan, kaptıkaçtı veya ufak tonajda kamyon olarak, i|lerinlıl mükemmelen görür. FORD almoklo, her an yedek parça bulabilmek gorantlıln) de talin almış olursunuı. Çünkü Amerika, Kanoda, Ingiltere. Franta vo Âl*
8 28 Açılış ve program. — 8.30 M 8.Ayarı, haberler ve hava raporu. — 8.40 Tören havaları. — 0.10 Günün programı. — 9.15 Marslar. — 9.30 Kahramanlık türküleri. — 9 45 HaynJI Küçük Aliden bir skeç. — 10.10 Konuşma. — 10.20 Makamlardan bir demet. — 1105 Temsil: Pazar skcçl. — 11,30 Hep beraber söyllyellm (Yurttan «esler korosu). — 12.00 Rumeli türküleri. — 12.10 (Kıaa dalga asker saatinden 15 dakika nakil). — 12.30 Büyük Mlllot Meclisindeki törenin naklen yayını. — 13.40 Haberler.
— 14.00 Şarkılar. — 14.15 öple Gazetesi. — 14.30 Çeşitli müzik (pl). — 14.45 Hipodromdaki geçit töreninin naklen yayım.
17.58 Açılış ve program. — 18.00 M.S.Ayan. — 18.00 Özel çocuk saati. — 19.00 M.S.Ayarı ve habor-ler. 19.10 Tarihten bir yaprak. — 10.20 İncesaz,
— 20.15 Radyo Gazeteni. — 20.30 Cumhuriyetin ilânı saati. — 20.45 Şarkılar. — 2100 Konuşma: Kızılay Haftası dolayiBİyle. — 21.10 StrauBü - Bir kahramanın hayatı. — 22 00 Konuşma: Spor |conıiQrniMti>
— 22.16 Dane müziği (pl). — 22 45 M. 8, A yarı vo ha-herler, — 23.00 Program ve kapanıç,
İSTANBUL!
12 57 Açılış ve programlar. — 13.00 Haberler. — 13.10 Uvertürler ve marşlar (pl). — 13.40 Zurna ile oyun havalan. — 14.00 öerbaat saat — 14.10 Ka rıgık hafif müzik (pl). — 14.30 Sadi Yaver Ataman
LONDRA:
(20 dakika). — 7.00 (19.85 m.) zart (1 saat). — 9.30 (19.80 m.)
»art — (1 saat). — 9 30 (19.80 m.) Dinleyici İstekleri hafif müzik (1 saat), — 13.10 (16,84 m.) Ridnoy Torck ve orkestra» (45 dakika). — 16.10 (10,84 m.) Beethoven'in İmparator piyano konçertosu (1 auat) — 17.10 (10,34 m.) Vanoasa Lee'den şarkılar (30 dakika), — 22.10 (81,50 m.) MÜZİK magazin (10 dakika). — 23.00 (31,M m.) Monla LJUr kuarteti (10 dakika).
manyadaki fabrikalar» sayesinde, Ford ve yolntı Ford, daimi bir şekilde »İte yedek parça temin edebilecek variyettedir. Derhal yedek parça temininin, bir vasıta İçin no derece hayati ehemmiyette olduğunu, usta vo tecrübeli şoförler pek iyi bilirler. •.
- Tarzan Ormanlar Port Altın
Aşk.
1 — Altın Aşk.
L — öldüren Buse. 2 — Ha
FATİH: Muharrem Tanır (Şchza-debaşi) — Sarım Çitçl (Aksaray) — Yedlkula (Samatya) — Nüshot Onat (Şehremini) — M, Fuat Bıı-yer (Karagümrük) — Gülscrcn 81-pahioftlu (Fener).
EYÜP; EyOpaultan.
BtZtM
Nehirler çiiorl, R.İLE (Üsküdar) I — Amber. 2 — Şarlok Holmea Altın Hazîneleri Peşinde.
OPERA varlar. 2
SUNAR Geceleri.
8ÜREYY
ÜBtün. 2
YELDEÖİRMENİ 1 — acş, 2 — Balıkçı Osman
Aperetif Salonları, Kabare ve "BİRDEN SONRA,, sı..
VMM
r~
TENİ SES TİTATHO8C ı Her Akgtun 20.30 yazılısının yıldönümü aiyln İKÎ HAFTA İÇtN iioiihohaOA
—AYDA 10 LİRA TAKSİTLE-------------------------
Merinos kumaşından ısmarlama elbise 130 liradır Veril ve Avrupa paltoluk, pardesiililk kumaşlarımı! gelmiştir Tüccar Terzi Salâhaddin Karakaşlı
Mahmutpaşa Kapahçarşı kapısı yanında No. 18
memleket havalan ssa ve saz birliği Cumhuriyet Bayramı programı. — 16.0(1 15.20 Yeni sertlerden şarkılnr
— 16 15 Karışık terden melodiler mÜslP'l. — 18.00 konseri. — 19.00 herleri. — 10.20
Cumhuriyet Bayramını tajlar. — 20.15 Radyo leri. — 20.45 Franz vnn
— 21 00 29 Blrinciteşrİn
Hukuk konuşmam şarkılar, ler müziği (pl), — 2-1.00 Programlar
Dans milliği (pl)
— .10.00 (pl). — Şarkılar, — 18.20 19.10 Kına şehir ha-20.00 kutluma töreninden röpor-Gazotcsl, — 20 30 Saz e«cr-Supprnden İki uvertür (pl). - Radyofonik temsil. — 21.35 21 60 Neoml Rıza Ahıifkandan 22.20 Dans mUzlftl (pi). — 22.45 Hnber-23.00 Haftanın spor haberleri. — 23.10 vı kapanış,
An İcara 00 İzmir 2222
AYDA 73 LİRA’YA
Alaturka ve alafranga muhtelif etler, sebzeler, mütenevvi pJ-lâv vo mnkamalar, çeşitli börekler, alaturka tatlılar ve pno-talnrdnn müteşekkil günde üç çeşit, altı porsiyon olmak üzere bir tabldot yemek Ihdae etmlftlr. Tabldot yemekler de difcer alakart yemekler gibi EKREM YEÖBN’in nezaretinde mem-lekotln en meşhur ustaları tarafından hazırlanmaktadır. Kullanılan malzeme birinci sınıftır. Yafrlnr her mideye uygun en nofls “KARS,, yağları olup ve porsiyonlar fevkalâde boldur. 25 Hra vermok aurotlylo 10 günlük tocrübo bir fikir vor-mefeû kâfldlf. 84474 numaraya telefon etmek suretiyle derhal abone olablllrolnlz.
BEYOĞLU
ALKAZAR (42582) 1 — intikam
(ılıcı. 2 — Perili Maden.
AR (44394) Memnu Mıntaka. ATLAS (4(l835j Denizlerin Sevgilisi ELHAMRA (42235) Memnu Mın taka.
İNCİ (84595) Kahraman Yahudi İPEK (44280) Tarzan Maymun A-dam.
LÂLE (43395) Memnu Mıntaka (Türkçe).
MELEK (40868) gllisi
SUATFARK (83143) 1 — Harman Sonu Dönüşü. 2 — Soysuz.
SÜMEK (12851) Güller Diyarı Bağdat.
ŞARK (10380) Lorel Hardl Rüyalar ülkesinde.
ŞIK (43728) 1 — Ali Babanın Ml raeı. 2 — Gecelerin Hâkimi.
TAKHİM (43191) Güller Diyarı Bağdat (Türkçe).
TAN (80740) 1 — Şikago Kaplanı. 2 — Gecenin Gözleri.
ÜNAL (49306) (Kışlık) 1 — Casuslar Çarpışıyor. 2 — Söz Bir Allah Bir. 3 — Kahraman Askerlerimizin "töreye hareketi.
YENİ (84137) 1 — Kumarbaz. 2 — Kanlı Altın.
YILDIZ (42-347) Kahraman Yahudi.
BÜYÜKADAt Jîulk.
ANKARA: îetanbul — Merkes — Çan İtaya.
tZMtllı Tilkilik (Basmahane) — Çankaya (AUancak) — Yeni (Eşref poşu) — Karantina (Yalılar) — Şifa (KcmeralU),
Göe kamaştırıcı bir ihtişam içinde 29 ekim pazar saat 20 den İtibaren açılıyor.
İSTANBUL
ALEMDAR (23863) 1 — Kahra-
manlar Destanı. 2 —> Korkunç Ormanlar.
AZAK (23542) 1 — ölüm Gemisi 2 — İki Açıkgöz Tarzan Diyarında AYSU (21917) öldüren Para. 2 -Hint Kaplanı.
ÇEMBERLtTAŞ (22513) Çakırcalı Mehmet Efe.
EMRE 1 — Clako KIL 2 — Sevimli Haydut. 3 — Çılgınlar Kulübü.
HALK (21904) 1 — Şehzado Sin had.
2 — Tarzan Ormanlar Prensi.
İSTANBUL (22367) Tarzan Kara Kaplana Karşı. 2 — Kara Şeytan. KISMET (26654) 1 — Zoronun İşareti. 2 — Hint Kaplanı.
MARMARA (23860) 1 — Korkunç Ormanlar. 2 — Kahramanlar Destanı.
MÎLLÎ (22962) Cebelitarık Casusu. 2
TURAN (22127) 1
3 — iki Açıkgöz Tarzan YENt (Bakırköy 16-120) klbeier ferleri.
Ekim
16
(23234) Sönmeyen Aşk. (15031) tçlmızdoki Şeytan (13846) 1
2 — Şerefsiz Mücadele. (11131) Çağırtalı Mehmet
Birinci
Öğrenııfek
Punktal Dünyada
ihtiyacında olduğumuz lıerşcy
NEZLE GRİP 01$ AĞRISI , ADALE ROMATİZMASI YANIKLAR GUNES YANIĞI ARI.POCEK SOKMASI KESİK.
YARALAR
P(İ$İK 1
KASINTI Jf.
E K Z E M A
E «CENLİK DONUK D(RI t ATLAKl.ARINDA VE ÎRAÇYAN SONRA KULLANILIR
Fi ATI : 75 Kr$.
NT1D0T ’ (POMAT
Bilumum Ford Mamulatının Satif Yeri :
MOTOR LİMİTED ŞİRKETİ
(.amortin Caddesi, Doğu Polos altında. - Telefon: 84089, Telgraf: MOLİM - İstanbul

i
Genç Millî Takım, Mısırlılara karşı
güzel ve hâkim bir ey un çıkardı İsraildeki maçta Türk takımı anlaşma
ve insicamdan çok uzaktı
Ankara. 28 ı Hususi muhabirimiz telefonla bildiriyor) - 19 Mayıs Stadyumunda saat 14.30 da Türk - Mısır genç milli takımları karşılaştılar.
Bütün gece yağan şiddetli yağmurdan dolayı saha çamurlu ve hava hafif bulutlu idi.
Sabahın erken saatinden itibaren stadyuma gelen 25.000 e yakın bir meraklı kütlesi heyecanla maçın başlamasını bekliyordu.
Maçın başlamasına bir kaç dakika kala, Mısır takımı alkışlar arasında sahaya çıktı. Bu sırada stadın muhtelif tribünlerinden kuyruklarına Mısır bayrakları bağlı güvercinler uçuruldu. Bir dakika sonra da Türk takımı halkın büyük sevgi tezahürleri ile sahaya geldi.
Takımlar halkı selâmladıktan sonra. ortaya geldiler ve kaptanlar bayrak teatisinde bulundular. Bu merasimden sonra. Milli Eğitim Bakanı Tevfik ileri, beraberinde Beden Ter-oiyesi Genel Müdürü Vildan Aşir Savaşır ve Futbol Federasyonu Başkanı Ulvi Yenal olduğu halde sahaya çıktı ve her iki takım ovunculariyle tanışarak kendilerine muvaffakiyet temenni etti.
Milli Eğitim Bakanı sahadan ayrıldıktan sonra bando, misafirlerimiz u-lan Mısırlıların ve sonra halkın iştirakiyle İstiklâl Marşımızı çaldı.
Takımlar şu kadrolarla sahada dizildiler:
Mısır Genç Milli Takımı: Abdül — Hamami. Dalî — Hamza, Habagü. Raşit — Fuat» Dızri, Diba. Tutu. Şaban.
Türk Genç Milli Takımı: Turgay -Naci. Rahmi — Mustafa. Kâmil. Muzaffer — Lefter, Erol, Bülent. Fah-reddin. Cihad.
Orta hakemi: Giorgio Bernardi (1-talyan).
Oyuna Mısırlılar başladılar. Türk forveti, hemen topu alarak ilk akını yaptı, tkinci dakikada Erolün aşırttığı top Bülonde geldi. Bülent, şahsî bir sürüşle rakip kaleye yaklaşarak sağdan bekletmeden bir şüt çektJ ve top Mısır kalesi ağlarım buldu. Mısırlılar bu golle hiç bozul miyar ak hemen mukabil bir akın yaptılar ve çektikleri müteaddit tehlikeli ?ütle/i Turgay tuttu.
Türk Takımı, bir kaç dakika sonra tekrar düzelerek altınlarına yeniden başladı ve bu arada iki korner kaçırdı. Türk santrforu Bülendi Mısır ortak afinin iyi marke ettiği görülüyordu.
Mısırlılar havadan oynamak istedikçe Türk Takımı topu yere indirmeye çalışıyor ve bu şekilde daha ivi oynuyor. 17 nci dakikada. Mustafa, kale yakınlarında güzel bir şandelle topu rakip kaleye yolladı ve top kaleye girdi. Fakat, bu sırada Bülent. Mısır kalecisine sert bir şarj yaptığı için hakem bu golü saymadı ve faul verdi.
19 uncu dakikada Bülent topu Mısır kalesine doğru sürdü, Bülendi tutan Mısırlı oyuncu topu uzaklaştırmak istedi fakat, top bu sefer Deftere geldi. Lefter. hemen, hemen 30 metre mesafeden çok kuvvetli bir şutla topu yerden ve sol köşeden Mısır kalesine soktu. Kaleci, bu şütla kaleye gelen topa atlarken sakatlandı ve yerine yedek kaleci Kato geçti.
Bu ikinci golden sonra. 25 inci dakikada Türk Takımı Bülent vasıta-sivle üçüncü golünü kazandı. Mısırlılar, devrenin ilk yarısında üç gol yedikleri halde hiç ezilmeden ve sarsılmadan hücumlarına devam ettiler. Türk Takımının şahsi hücumlarından çok farklı olarak, deplasmanlı ve müessir akınlar yaptılar. Türk Takımının müdafaası, bilhassa Mısırlıları gol pozisyonuna sokmamaya çalıştı ve bunda muvaffak oldu.
Devre sonlarına doğru. Mısırlılar yerden oyunu kabul ettiler. Türk Takımının akınlan. daha fazla sagaçık vasıtasiyle oluyordu. Devrenin bitmesine bir kaç dakika kala Mısırlıların yaptıkları tehlikeli akınlarda Turgay, topu yumrukla uzaklaştırmaya muvaffak oldu. Devre böyiece 3-0 Türk Mİ1H Takımı lehine sora erdi.
İKİNCİ DEVRE
Mısırlılar ikinci devreye daha canlı ve enerjik bir şekilde başladılar.
Türk Takımında, ileriye verilen toplar, forvette Bülent ten başka kimseyi bulamamakta İdi.
Beşinci dakikada top Cihnddan Leftere geldi. Lefter Mısır kalesine sokularak yakından güzel bir şut çekti. Kaleci köşede topu güçlükle kornere attı. Sağdan çekilen korner atışı ile ortaya gelen topu Mısır müdafaası uzaklaştırdı. 11 inci dakikada Mısır ortahafı Habagü topla ilerliven Bülendi düşürdü. Bülent sakatlanmasına rağmen oyuna devam etti, 13 üncü dakikada Lefter Mısır kalesi ö-ntlnde yen. bir tehlike yarattı. Mısır müdafaası bu tehlikeyi güçlükle savuşturdu Bundan sonra Mısırlılar o-vuna nispeten hâkim olmaya başladılar ve bu hâkimiyetleri oyun sonuna kadar sürdü. İçleri ve santrforları vasıtasiyle ortadan tehlikeli akınlar yapmaya başlayan Mısırlılar karşısında Türk Takımı karışık ye kararsız oynuyordu. Mısırlıların bu baskısı, oyunun bitmesine 6 dakika kala semeresini verdi. Mısır Takımı sağiçi Dızvî. 18 pas çizgisi Üzerinden güzel bir şutla takımının şeref golünü attı. Maç. Mısırlıların akınlart arasında Türk Takımının 3-1 galibiyetiyle sona erdi.
Türk Takımında başta kaleci Tuı-gay ve bek Naci olmak üzere Lefter ve Muzaffer: Mısır Takımında da kaleci Kato ve Hamami göze çarpan en ivi oyunculardı.
İkinci devrede biz İyi oynadık Takımımız ıslak bulunan çim sahaya alışamadı. İlk kalecimiz iyi değildi. İyi oynamamıza rağmen gol çıkaramadık. Esasen attığımız tek gol de bizi tatmin etmemiştir. Hakem maçı çok güzel idare etti, kendisinden memnunuz. Bilhassa Türk seyircilerinin cömert ve sportmen oluşlarını kaydetmeden geçcmiyeceğim. Takımınızda kaleciniz Turgay fevkalâde iyi İdi. Birinci sınıf bir kaleci. Muzaffer. Lefter, Bülent, yıldız futbolculardır. Ayrıca bize maçı radyoda nakletmek kolaylığını gösteren Basın-Yavın Genel Müdürlüğüne ve radyo idarecisine teşekkürü borç bilir, sîzleri de kazandığınız başarıdan dolayı tebrik ederiz.,.
Türk Millî Takımının İsraildeki maçı
Tel-Aviv, 28 ı Hususi muhabirimiz bildiriyor) — Bugün mahşeri bir kalabalık Önünde yapılan Türk - İsrail milli futbol maçında İsrail Takımı. Türk Millî Futbol Takımını 5-1 mağlûp etmiştir.
Maçtan evvel her iki milletin milli marşları çalınmıştır. Yapılan mutad merasimden sonra maça Kıbrıslı hakemin idaresinde başlanmıştır.
Türk Milli Takımı baştan sona kadar bozuk bir oyun oynamış ve bu yüzden İsraillilerden 5 gol yemiştir. Takımın bozuk oynaşına, oyuncuların birbirleriyle iyi anlaşamaması sebep olmuştur. Türk Milli Takımının kalecisi Şükrü yediği gollerin üçünde hatalı idi.
Mısırlılara karşı güzel bir oyun çıkaran genç Milli Takım kalecimiz Turgay bir Mmır akınım önlerken
Dünya spor haberleri
■ ■ ■ -■■■ ■ 1| I
Mısır Millî Takımı kaptanı ne diyor ?
Mısır Takımının Kaptanı Muham-med Şems Bey maçtan sonra şunlan söylemiştir:
“Bu maçı iki kısımdan da mütalâa etmek lâzımdır Birinci devrede siz.
Bugünkü hususî maçlar
Bugün Fenerbahçe Stadında Fener, bahçe İle Vefa. Beykozla da Istan-bulspor takımları hususi bir karşılaşma yapacaklardır. .
Millî Takımımızın şimdiye
kadar yaptığı maçlar %
1923 İstanbulda Türkiye — Ru manya 2-2
1924 Pariste — Çekoslovakya 2-5
1924 Helsinkide If — Finlandiya 4-2.
1924 Tallinde >» — Estonya 4-1
1924 Rigada — Litvanya 3-1
1924 Lodzda >> — Polonya 0-2
1924 Moskovada — Rusya 0-3
1925 İstanbuMa » — Bulgaristan 2-1
1925 Biîkreşte 19 — Rumanya 2-1
1925 An karada 99 — Rusya 1-2
1925 İstanbulda — Polonya 1-2
1926 İstanbıılda 99 — Rumanya 1-3
1926 Lwowda 99 — Polonya 1-6
1927 Sofyada ♦ > — Bulgaristan 3-3
1927 İstanbulda 99 3-1
1928 Zagrebde M — Yugoslavya 1-2
1928 Arod’da »» — Rumanya 1-3
1928 Amst^rdamda 99 — Mısır 1-7
1931 Sofyada 19 — Bulgaristan 1-5
1931 Sofyada 99 — Yugoslavya 2-0
1932 İstanbulda 99 — Macar “B” 1-2
1932 İstanbulda 99 99 1-4
1932 İstanbulda 99 — Bulgaristan 2-3
1936 İstanbulda >> — Yugoslavya 3-3
1936 Berlinde 99 — Norveç 0-4
1937 Zarçrebde 99 — Yugoslavya 1-3
1948 Atinada 99 — Yunanistan 3-1
1948 İstanbulda t» — Avusturya 0-1
1948 Londrada -Çin 4-0
1948 Londrada 99 — Yugoslavya 1-3
1948 İstanbulda e • M — Yunanistan 2-1
1949 Viyan ada 99 — Avusturya 0-1
1949 Atinada 99 — Mısır 3-2
1949 Atinada 99 — Yunanistan 2-1
1949 Atinada 99 — İtalya 2-3
1949 Ankarada ır — Suriye 7-0
1950 İstanbulda — İran 6-1
1950 Ankarada M — Mısır 3-1
1950 Tel Avivde M — İsrail 1-5
Tek seçici mi, heyet mi?
Italyada millî takımın bir heyet tarafından mı, yoksa bi/ tek şahıs tarafından mı seçilmesi meselesi üzerinde önemle durulmakta ve bu mevzu bir hayli münakaşalara yol açmaktadır. Bazıları üç kişilik bir heyet tarafından seçilmesine taraftar iseler de, bazıları da bu vazifenin bir tek seçiciye verilmesinin daha hayırlı olacağı noktal nazarını müdafaa etmektedirler.
Oyuncu seçme hususunda milletlerarası bir şöhrete sahip Torino Kulübü Teknik Direktörü Copernico, kendisine müracaat edenlere bu konu bakkındaki görüşünü şu şekilde hulâsa etmiştir:
Futbolda yüksek bilgisi, anlayışı olduğu kadar bitaraflığına da itimat e-dilecek birisi bulunduğu takdirde millî takımların tek seçici tarafından seçilmeleri daha muvafık olur. Takımın bir heyet tarafından tertibi
noktal nazar İhtilâflarına sebebiyet vereceği için bunların telifi hem güç ve hem de netice itibariyle on muvafık şeklin ortaya çıkmasına imkân vermekten uzak kalır.
muttur Ezcümle Almanyada yapılan bir maçta hakem, beyaz lâcivert renkli bir topla oynamaya müsaade etmiş olduğundan maçtan aonra 5-1 yenilen takım hu ağır mağlubiyetini topun iki renkli olması dolayısiyle göz aldığına atfederek müsabakanın hükümsüz şayılmafel İçin Federasyon nezdinde i-tlrazda bulunmuştur. Bu itirazı İnce-liyen Federasyon, topun no renkte olması lâzım geleceği hakkında futbol umumî kaidelerinde bir kayıt bulunmadığından itirazı reddetmiş, fakat hakemlere yaptığı bir tamimle bundan sonra parçalı renkli toplarla maça müsaade etmemelerini ve top renginin do mûtat ve müteamil olan renkte olmasını tenbih ve ihtar etmiştir.
• •
bir çok
• •
Futbol topunun rengi
meselesi
Futbol umumi kaidelerinde topun ağırlığı bahis mevzuu edilmiş ve bunun için kayıt konulmuş olduğu halde topun ne renkte olacağına dair hiç bir meşruhat bulunmamaktadır. Bu mesele son zamanlarda anlaşmazlıklara yol açmış ve bu yüzden bazı memleketlerde şikâyetler vukubul-
Düdük çalmanın ehemmiyeti
Ingiltere Futbol Federasyonu tarafından hakemlere yapılan bir tamimde, düdüğün nasıl çalınması lâzım geleceğine dair onemh tavsiyelerde bulunulmaktadır. Bu yayımda bilhassa direkt ve endırekt vuruşları (tek ve çift dokunaklı serbest vuruşlar) birbirinden ayırmak için düdüğün çalış tarzında dikkate şayan bazı kayıtlar vardır.
Tamimde ezcümle şöyle denilmektedir: “Düdük, oyunun o anda durdurulmasının bir işareti olacağına nazaran bütün stadın uğultusunun üstüne çıkacak derecede tiz ve kuvvetli olmalıdır. Verilecek serbest vuruşlar direkt veya endir.ekt olacaklarına göre düdüğün “modulation.. ları da kısa veya uzun olarak ayarlanmalıdır.,,
-
Beden Terbiyesi teşkilâtı
muhafaza edilmeli midir?
Zeki Rıza Sporelin düşünceleri
Millî Takımımıza mağlûp olan Mısır Millî Takmıı 19 Mayıs SUulyumundı
Takımımızın attığı ikinci golde Mısır kalecisi yerde ağlarken, top kulenin içine vurarak tekrar dışarı çıkmıştır.
BEDEN Terbiyesi teşkilâtına yeni bir veçhe vermek gayesiyle G kasımda yapılacak olan İstişare toplantısından b I r fayda temin edilebileceğine ihtimal vermeyenlerin başında, memleketin tanınmış spor otoriteleri gelmektedir.
Birçok kereler yapılmış ve bir neticeye varılamamış olan bu toplantıların tekrarı, fuzuli birtakım masraflarla, man başka İfade tedlr.
Bu
mevzuda yet sahibi zevatın mek ve Beden Terbiyesi Müdürlüğünün faydalı ve zararlı taraflarını teshil etmek görüştüğümüz, Rize Zçkl Rıza Sporel oldu, ki Rıza hıı hususta ne
za
ka.\ bınduıı bir şey ile edilmemek
lllbarla. hıı sal A hi
idare edll-Her yerde aksi vardır, profesyonel amatör
Mısır genç Millî Takımını güzel bir oyunlu mağlûp eden genç MIHI Takımının maçtan ovveL
fikirlerlııi öğreıı-
Gcrırl
İstedik. tik Milletvekili Bakınız, diyor ?
Ze-
”— Bugünkü Beden Terbiyesi nunu tamamen antl-demokratik kanundur, ğlştlrllmesi yesl Genel kadar bir ğildlr.
Devletin başına bütçesini sarsmıştır.
Ka-bir de-
Binaenaleyh derhal lâzımdır. Beden Terbl-Miidürlüğünden, bugüne fayda temin edilmiş de-
Akslne olarak hu topluluk, bir yük olmuş, ve
Beden Terbiyesi Müdürlüğünün İhdası, yeni bir meınıir tabakası vücuda getirmiş, ve spor idarecileri btı teşkilâtta maaş ile istihdam edilmeye haşlanmıştır. Halbuki dünyanın hiçbir tarafında spor, devletin elinde değildir. Gene dünyanın hiçbir yerinde, amatör topluluklar, prof es j u-
nel İdareciler tarafından mez. bıınıın Yani
sporcular. İdareciler tarafından İdare edilirler. Profesyonelliğin pek revaç bulduğu İngilterede, mevcut nizamnameler, idarecilerin amatör olmalarını emreder. Cihanşümul bir şöhrete sahip olan Ingiliz futbolu profesyoneldir. fakat İdarecilerinin kâffesl amatördürler. Bıı yalnız İngiltere- l de değil, sporda İleri gitmiş bütün ülkelerde köyledir. Beden Terbiyesi teşkilâtı büyük
masraflarla vücuda getirilmiş ve her sene Devletin bütçesinden milyonlar sarfcdllerek, memleket sporu İçin faydalı bir hale sokulmak İstenmiştir. Fakat bütün bıı gayretler boşa gitmiş ve harcanan paralara yazık olmuştur.
Bugün bütün kulüpler, profesyonel birer teşekkül haline gelmişlerdir. Her kulüp, oyuncusuna hol miktarda para vermektedir. Mekteplerde spor kalmamıştır. Uç. beş tesise har-rannn hol para, birçok vilâyetlerin gözden ıızak tutulmasına sehep olmuş. buralara lâzım gelen alâka gösterilmemiştir.
Memleket sporunun kalkınması İçin muhakkak surette teşkilâtın ilgası lâzımdır. Kaldı kl. Hükümet, birçok şeylerde tasarruf yapmak karar ve mecburiyetindedir. Beden Terbiyesinin lâğvı. Hükümetin biıt- I çeslnl ferahlatacağı gibi, memleket | sporunun neşvünema bulmasına da o i nispette yardım edecektir.” 1 j
Mısır ve Türk Millî Takım kaptanları Muzaffer ile JlabAgn el sıkışıyorlar.
Enes Talay, Karaşide galip geldi
Karaşi 28 (YİRS> — Kara.şide ya-pılmakta olan tenis müsabakalarına iştirak eden muhtelif tenisçiler bugün de karşılaşmalarına devam etmişlerdir- Yapılan müsabakalarda tek erkeklerde Enes Talay (Türk) J. Pngo’i (Pakistan) 6-0, 6-0 mağlûp etmiştir.
w
Cesar Carmnna (Filipin! İse Rn-ander’i (Pakistan) 6-1, 6-1 mağlûp etmişlerdir.
Bugün Taksim - Beyoğluspor takımları karşılaşıyor
Bugün Şeref Stadyumunda saat 15 te Taksim ve Beyoğluspor takımları Cumhuriyet kupası için karşılaşacaklardır.
İstanbul - Kahire temsilî maçı
Mısırlıların arzusu Üzerine 1 kasım çarşamba grüntl tatanhulda, Kahire • İstanbul takımları arasında bir temsili kargılasma yapılacaktır.

Comments (0)