5 Şubat 1950 — Pazar

SfYASİ İKTİSADİ
Sayı 67 — 10 Kuruş
T










a
i
M.

•R
1


 1


f

Beyoğlu - Müellif Caddesi 6-8
Posta Kutusu 2100 Beyoğlu
Abone; Türkiye için seneliği 32. altı aylığı 17, üç aylığı 9 liradır Hariç memleketler iki mislidir
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
ı» (1 öden: HVUB El>lH TO^rilArı

İlanlar: 6 no sahifede santimet resi 2 liradır İlânlardan hiç bir mcs'uliyct kabul edilmez
Telefon; 44756 - 44757 Santral
Telgraf Adresi: Hetlo. İstanbul
POLİTİKA
- 4/11/1950 -'
Frarısada, kabine buhranına doğru
Ra-bir
gel-
IDAULT hükümetinin bütçe meselesinde karşılaştığı müşkülât, Fransız koalisyon kabineleri hakkında, güzel bir fikir vermektedir.
Bu hükümet, bilindiği gibi bir koalisyona dayanmaktadır. Koalisyona dahil bulunan partiler, 1) Bidault ile Schuman’ın partisi olan Cumhuriyetçi, Halkçı hareket, 2) Sosyalist Partisi, 3) dikal - Sosyalist Partisinin kısmıdır.
Bunların hepsi bir araya
diği zaman, Mecliste ufak bir ekseriyet temin edebilmekte ve bu ekseriyet, bazan bir reye ka-l dar düşmektedir. Çünkü, hem komünistler, hem de sağ cenah partileri, kendilerine şiddetle muarız bulunmaktadır.
Fransız Parlâmentosunda böyle bir vaziyetin, bu teşrii devrenin başlangıcından beri mevcut olması, iki netice vermiştir: Zayıf hükümetler, idari ”e siyasî I istikrarsızlık.
Meselâ 48 saatten beri, Fransa. gene bir hükümet buhranı geçirmektedir. Çünkü işsiz kalan işçilere ödenecek bekleme tazminatının miktarını tesbit etmek bahsinde, koalisyona dahil partiler arasında, birdenbire ihtilâf başgöstermiştir. Şöyle ki:
Sosyalistler, bu tazminatın I8.00Ö frank ücret alan işçilere de teşmil edilmesini istiyor; Bidault ise. 12.000 frank ücret üzerinden işsiz kalanlarla yetinilme-sini, aksı takdirde, bütçe yükünün son derece ağır olacağı esasını müdafaa ediyordu.
Bidault, bu şekilde konuşmaya | mecburdu, çünkü koalisyonun öteki cenahı, yani Radikal Sosyalist Partisi, bekleme tazminatının, ancak yeni vergilerle ödenebileceğini, yeni vergilerin ise. işletmeleri ezeceğini ve bunların bir nefs müdafaası yaparak işçiden ve personelden tasarruflar yapacağını, bunun neticesinde yeniden işsizlik ve iş bekleyen insanlar peydahlanacağını ve bu sefer, bunların imdadına yetişmek lâzım geleceğini ileri sürerek, bu işde daha ileri gidilmesine katiyetle muarız bulunuyordu.
Bu sefer de sosyalistler, eğer bekleme tazminatı bahsinde işçiler tatmin edilmezse, komünistlerin, bu işten istifade edeceklerini, işçileri greve teşvik edeceklerini ileri sürerek, kabineden istifa etmiş bulunuyorlar.
Bidault, sosyalistlerin daha solundan bir şey bekliyemez. çünkü burada komünistler oturuyor. Radikallerin daha sağına da müracaat edemez, çünkü sosyalist gayelere inanan kendi partisini fena bir duruma düşürmüş olur.
Şu halde ne yapacaktır ?
İşte, koalisyon kabinelerinin ve bu usul üzerinden idare olunan memleketlerin acıklı tarafı budur.
Maamafih, Fransız demokrasisi, buna alışıktır. Zaten verilen haberlere göre, sosyalistler, kabineden çekilmişlerdir ama, muha lef ete geçmiyecekler ve Bidault’-nun tamir görmüş hükümetini destekliyeceklerdir. Yahut Bidault, istifa edecek ve, ya kendisi yahut kendi partisinden bir başkası, yeniden pazarlık açarak, sosyalistlerle radikal sosyalistleri uzlaştırmaya çalışacaktır.
Bir diğer ihtimal, kabinenin bir sosyalist yahut bir radikal sosyalist tarafından kurulmasıdır. Bütün bunlar, Fransız meclisi oyunlarını bilenler tarafından yapılmış tahminlerdir.
Fakat bu arada, Fransa, bütçe-sizdir. Ve millî yahut beynelmilel plânda uğraşacağı, halletmeye çalışacağı yığınla mesele vardır.
işte bunun karşısında, İngiliz demokrasisinin iki parti sistemini görüyoruz. Bu sistem, bütün bir teşrii devre zarfında, hem kuvvetli ve salahiyetli hükümeti, hem tesirli bir murakabeyi, hem de siyasi istikrarı sağlamaktadır.
Bidault’nun ne netice alacağını da, önümüzdeki salı günü anlayacağız.
Atom casusu Fuchs



Seçim kanunu, Mecliste
İÇ SAYFALARDA
suçunu itiraf etti
Hidrojen bombasının sırrını da Ruslara verdiği zannediliyor
VVashington 4 A.A. (United Press) Federal Tahkikat Bürosu Başkanı Edgar Hoover. atom sırlarını ele verdiği iddia edilerek Londrada mahkemeye sevkedilen Doktor Fuchs’Ia ilgili tahkikatın devam etmekte olduğunu söylemiştir.
Atom Enerjisi Komisyonunun toplantısında isminin bildirilmesini iste-miyen bir üye, Fuclıs’un kısmen itirafta bulunduğunu söylemiştir.
United Press muhabirinin “bu casusluğun başka kolları olup olmadığını,, sorması üzerine Hoover. “evet var ve tahkikat devam ediyor. Bu yüzden bir şey söyliyemem,, demiştir.
Hoover’in komisyon toplantısında verdiği izahata göre, hâdise ile ilgili tahkikat, on aydan ben devam etmektedir. Hükümete mensup yüksek bir şahsiyet de Fuchs’un itirafta bulunduğu haberini teyit etmiştir.
Daha sonra alınan haberlere göre, Hoover, Fuchs’un, atom bombasının imaline ve hidrojen bombasına ait bazı malûmatı Ruslara verdiğini itiraf ettiğini komisyona bildirmiştir. Atom komisyonu üyelerinden John Bricker de demiştir kİ:
Fuchs’un Ruslara verdiği malûmatın atom bombasının imalinde âmil olduğuna şüphe yoktur. İngiliz emniyet memurlarının Alman aslından gelme bir kimse ile ilgilenmemeleri şayanı dikkattir. Bu hâdise bize bir ders olmalıdır.
Hoover’in komisyona bildirdiğine göre, Fuchs 1942 de Londraya yerleştirilmiş paralı bir Rus ajanıdır.
EMMİ
Temizlikten önce, Bulgar Politbürosu. Resimde Çervenkof (Dimitrof'un sağında) ve Kostof (soldan ikinci) görülüyor. Yugof da uzakta olmasa gerek .
’A
1 .
y -a» "t
t.a
Birbirlerine düşen Bulgarlar yeni bir “temizliğe,, girişiyorlar
Başbakan Çervenkof, Yugov ve Terpeçev'i tasfiye etmek istiyor

yarın görüşülüyor
Bütçe müzakereleri 96 saatte bitirilecek
Ankara, 4 (Husus! muhabirimizden) — Milletvekilleri Seçimi Kanunu Tasarısı Meclisin pazartesi gündemine alınmıştır. Gündemin 7 maddesinde ver alan tasarının öne alınması ve müstaceliyetle müzakere edilmesi muh-emel görülmektedir. Bütçe müzakerelerine bu ayın 14 üncü salı günü baş-nrnası, takarrür etmiş bulunduğuna göre Seçim Kanununun önümüzdeki hafit içinde çıkarılması icap etmektedir. Bütçe müzakereleri için 96 saat ayılmış bulunmaktadır. Bu itibarla Meclis ayın 14 ünden sonra öğleden evvel e sonraları günde ikişer oturum yapacaktır. Hattâ son günlerde geçen ıllar olduğu gibi geceleri de çalışılması lâzımgeleceğine ihtimal verilmekledir.
—-ıtıııııiKiıt»iii’»'’HH)iıiın|ittiııınıwn(iıı»mıın:iMnıwııuîitııuiııı»Hmfiımixxj«ttııiıttıtıı:tınmm=nnfia:nıaıtwm-«îinmtMWtti»ııuiM®«ı

Bütün yurtta karakış şiddetle devam ediyor
Kar fırtınası her tarafta münakalâtı aksattı
İKİNCİ
Birleşik Amerika
Milli Savunma bütçesi ÜÇÜNCÜ
Avrupa kliring fon’u projeleri
Prof. François Perroux DÖRDÜNCÜ
Hepimiz Türkiye için, Türkiye hepimiz için M. Nermi
BEŞİNCİ
Bir çiçek soldu (Hikâye) Spor
ALTINCI
Beyoğlunun seyrüsefer meselesi
Prof. Paul Bonatz
Doç. H. K. Söylemezoğlu

Yeşilköy Hava
Meydanı için acele tedbir alındı
■ * — * D.H.Y. Uınum Müdürünün iştirak ettiği toplantıda, yabancı uçak firmalarının mümessilleri, neticeden memnun oldular
Dün şehrimize senelerden ben görülmemiş bir şekilde şimal rüzgâriy-le karışık tipi halinde yağan kar zaman zaman münakalâtı felce uğratacak derecede kalınlaşmıştır.
Rüzgârla savrulan tipi yayaların bile yürümelerini güçleştirmiş, iki a-dım ılersini bile görmek kabil olamamıştır.
Yokuşların fazla kaygan oluşu yüzünden at arabaları büyük müşkülât çekmişler, un sevkıyatı aksadığından bazı fırınlarda ekmek bulunamamış, halk kara kış gününde ekmek bulmak hususunda semtinden uzak fırınlara kadar yürümek mecburiyetinde kalmış ve saatlerce ayazda sıra beklemiştir.
Sabahleyin Ankara ile telefon muhaberesi kesilmiş, telgraf muhaberatı da güçlükle temin edilebilmiştir.
Zonguldak, İleri, Nazım, Anadolu, Tan. İstikbal ve diğer on kadar gemi Büyükderede beklemektedirler. Fırtına devam ettiği takdirde kömür sıkıntısı çekilmesi ihtimali vardır. Mudanya postasını yapmak üzere 8,25 te kalkan Süs vapuru Hayırsız Ada açıklarından geri dönmüştür.
Ada vapurları intizamını tamamen kaybetmiş, ancak tipinin ara verdiği sıralarda işliyebilmışler. Kadıköy ve Boğaz vapurları da muhtelif gecikmelerle çalışabılmişlerdir.
Tren seferlerinde de gecikmeler olmuş, Anadolu ekspresi bir buçuk saat. İskenderon postası 3 saat ve Diyarbakır treni 4 saat. Edirne treni de 2,30 saat geç kalmışlardır.
Hava dolayısıyla hava seferleri de aksamış, Ankara uçağı ancak 10,45 te kalkabilmiş. Sabahleyin 7 de gelen
K.L.M. Holânda uçağı hareket edememiş, Panamerikan uçağı İstanbu-la ugrıyamadan doğru Şama gitmiştir. Mısır uçağı hareketinden az sonra Yeşilköye dönmek mecburiyetinde kalmış ve meydanda faaliyet tama-miyle durmuştur.
Gece Spor Sarayına gUen yollardan otomobiller geçemediğinden boksörler ve halk yaya gitmek mecburiyetinde kalmışlardır.
Vilâyetlerdeki vaziyete alt haberler ikinci sayfamızdadır.
Son haftalar zarfında havaların daimi şekilde karlı gitmesi yüzünden, aık sık kaparîan Yeşilköy Hava Meydanının durumu hakkındaki neşriyat Üzerine Devlet Hava Yollan Umum Müdürü Osman Nuri Baykal yanında Fen Heyeti Başkanı ve yardımcısı olduÇru halde dun sabah Anknradan şehrimize gelmiştir.
Şehrimizdeki yabancı uçak kumpanyaları müdürlerinin Iştiraklvle yapılan toplantıya başkanlık eden Umum Müdür hu hususta alınması islenilen ted-bideri alâka İle dinlemiştir.
Her iki tarafın da mutabık kaldığı veçhile, meydanın bugünkü hali daha ziyade bu soneki kış mevsiminin anormal bir şekilde ve fasılalarla mütemadiyen karlı geçmesinden ileri gelmekte ve normal kışlara göre hesaplanmış olan alandaki tertibat kâfi gelmemektedir.
- Varılan kararlara göre, bu durumu Önlemek üzere, bu ay İçinde İkinci bir kar temizleme makinesi alınacaktır. Bundan başka itfaiye hangarının içind# bölmeler yapılarak bir garaj haline sor kulacak. hangar kapılarının raylarına biriken suların donması yüzünden karşılaşılan müşkülât bu şekilde önlenmiş olacaktır.
Diğer taraftan İtfaiye teşkilâtının takviyesi için sipariş edilen iki yeni araba bu haftadan itibaren servise girmiştir.
Yeşilköy - İstanbul yolunun temizlenmesi işini Vilâyet Bayındırlık Bölgesi Müdürlüğünün yapmadı gerektiği için meydana ta hu Is erillen makinelerle bu iş yapılanı) ya çaktır. Yeni mcyd/ınıg inşasına RÜratlo devam edilecek ve bu sebeple bugünkü muvakkat meydandaki en zaruri ihtiyaçların teminine çalışılacak. fazla masraftan kaçınılacaktır
Ya bancı uçak şirketleri müdürleri a-hnacak olan hu tedbirlerden dolayı memnuniyetlerini beyan etmişlerdir
Diğer taraftan öğrendiğimize göre. Diğer taraftan öğrendiğimize göre. Air France Şirketi Türkiye ile olan ser-lcketimizle olan seferlerini tatil etmeyi düşünmemektedir.
Dünkü görüşmelerde varılan kararların süratle tatbikiyle Yeşilköy Hava A-lanına İnen yolcuların memleketimiz hakkımla fena intiba edinmemeleri temin edilmelidir.
Paristen avdeti
Kıbrısta
• •
Auriol vc Vatıkanın Patis Mümessili
(YİRS) — Paristen ge-
— Istanbulda İşşız doktorlar çoğalmağa ba*lamı>«
— Doktor no demekmiş muhtar ofondi?
kendisini desteklemeleri vermelerine güvenebil*
Bidault (ortada). Cumhurbaşkanı Roncalli ilo beraber
Zamanın en bıiyük casusluk vakası
Chicago 4, A,A. (AFP) — Chicago atom laboratuarlarından İngiliz bilgini Fuchs ile beraber çalışmış o-lan Chicago Üniversitesi Kimya Profesörü Long, basma verdiği demeçte:
“Eğer Fuchs. hakikaten Huşlara atom hakkında malûmat verdiyse, onlara, atom bombası üzerindeki çalışmalarında en az bir sene kazandırmıştır.,,
Senatör Conally hâdiseyi “ciddî,, telâkki ediyor \Vashington 4, (YİRS) — İngiliz atom bilginlerinden Dr Fuchs’un tevkifini yorumlayan Senatör Conally, bu vakanın gayet “ciddi,, olduğunu basına söylemiştir.
Amerikan Kongresi Atom Enerjisi Komisyonunun hükümet nezdinde teşebbüse girişerek bundan böyle Ingiltere ve Kanadaya atom sırlarını tevdi etmemelerini istemesi muhtemeldir.
Berlin. 4 (YİRS) — Sofyadan Hükümet ve Komünist Partisi dahilinde yeni bir temizleme hareketi hakkında haberler sızmağa başlamıştır.
Bu haberlere nazaran, yeni tayin edilen Bulgar Başbakanı Çervenkof, verdiği bir beyanatta, eski Başbakan yardımcdarından ve hâlen Endüstri Bakanı olan An ton Yugov ile Çalışma Bakanı Dobri Terpeşev’i, bundan evvel idam edilen Trayço Kos-tofla işbirliği yapmakla itham etmiştir.
Başbakan Çervenkof. Yugov ile leıpeşev’ın Kostof'la işbirliği yaptıklarını keşfetmedikleri ve kâfi derecede müteyakkız davranmadıkları için Bulgar Komünist Partisi Merkez Konseyini de şiddetle tenkid etmiştir.
Redaksiyonun notu :
Bulgar Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Bulgar Başbakanı Vilko Çervenkof, hâlen Bulgarıstanın diktatörü vaziyetindedir. Hâlen diyoruz çünkü yarın kimin İdam edilip
kimin başa geçeceğini ancak Stalln bilir.
Son gelen haberlere göre Çervenkof, Sofyanın en tanınmış komünist liderlerinden Anton Yugov ile Dobri Terpeşev’ı “Kostoenzm” suçu ile itham etmektedir.
İnsanın hatırınıı şu sual geliyor; Teki? aynı komitenin " Azası olan Çervenkof da aynı beceriksizliği göstermemiş midir?,.
Bu beyanatın yeni bir “temizliğe,, başlangıç teşkil edeceğini söylemeye bilmem lüzum var mı?
enirini verenin
“Temizlik” Moskova olduğunu da söylemeye ihtiyaç yoktur Çünkü bizzat Çervenkof maskesini atmış ve “Moskova Komünist Partisinin yardımı ve himayesiyle Kostof’un oynadığı oyunu meydana çıkarmak kabil olduğunu,, itiraf etmiştir. Demek oluyor ki Kostof vakasının bir devamı olan bu son hâdise de Rusların telkinlerine dayanıyor.
ı ııımtîtvntf ■Miitttvı




Auriol, Vietnam’a istiklâl veren anlaşmayı imzaladı
Bidault, Sosyalistleri içine almayan bir kabine kurmak istiyor
İstiklâl Partisi lideri tecavüze uğradı
Lefkoşe, ı (Hususî muhabirimizden) — İstiklâl Partisi Lideri Necati Özkan, bugün evine giderken, tecavüze ugramıç, gözünden yaralanmıştır.
Özkan, halk ve polis tarafından kurtarılarak, hastahaneye kaldırılmış, mütecaviz, tevkif edilmiştir.

Paris, 4 iA.A. - Lps.) — Cumhurbaşkanı Vincent Auriol, Vietnam, Kamboç ve Laos, Hindiçınl devletlerine Fransız Birliği çerçevesinde istiklâl veren kanun lâyihasını dün imzalamıştır. Bu suretle artık bu devletlerin başka memleketler tarafından tanınmasına engel kalmamaktadır
Diğer taraftan, Fransız Millet Meclisi “Dışişleri Komisyonu,, Hoşi-Min-m Ruslar tarafından tanınması üzerine meydana gelen vaziyeti gözden geçirmiştir Komisyon, hükümetin takıp ettiği yolu ve Cemıb-Doğu Asya meseleleri için kabul edilen siyaseti tasvip etmiştir.
nümüz deki (y mayıs ayında
83 yaşını dol-Juracak olan Valide Kıraliçe Mary'-nin kendi eliyle yapmış olduğu halı Ingilterenin dolar kazanmasını temin maksadlyle Şimali Amerikada a-çık arttırma ile satılacaktır. Bahsi ge-çon hah XVIII inci asır motifleri esas alınarak bej zemin üzerine kalın kana, viçe iğnes* ile işlenmiştir. Kıraliçe Ma-ry halıyı Ingiliz milletine hediye olmak üzere Başbakan Attlee’ye vermiştir. Ana Kırali-çenin isteğine uyularak, halı, herke-sin serbestçe görebileceği bir mahalde muhafaza edilmek partiyle Şimali Amerikada satısa a rzedilecektir. Kı-rallçe Mary resmini gördüğünüz halıyı sekiz senede bitirmiştir.

Buna rağmen, Sosyalistler, Bidault’yu Parlâmentoda destekleyecekler
Sadak’ın şahsında memleketimize karşı gösterilen nezaket
Paris 4, A.A. (Hususi muhabirimiz bildiriyor) — Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtı Konferansında memleketini temsil etmek üzere geçen hafta Pari-se gelmiş olan Türkiye Dışişleri Bakanı Necmcddin Sadak, Paristekı ikametini uzatmıştır.
Bakan, önümüzdeki pazartesi günü Roma yoliyle Ankara-ya gitmek üzere Paristen ayrılacaktır.
Sadak’ın yakınlan ve Tür-k iyen in Paris Büyük Elçiliği ile münasebette bulunan çevreler, Türkiye Dışişleri Bakanının ikameti hakkında malûmat vermek istememektedirler.
Sadak’ın ikametini uzatması tamamıyle hususi mahiyettedir. Bununla beraber Bakanın Numan Menemencioğlu ve Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtındaki Türk heyeti daimi Üyeleri ile bilhassa Marshall Plânı ve Avrupa İktisadi İşbirliğine dair uzun görüşmelerde bulunmakta olduğu muhakkaktır.
Sadak, dün patlak veren dahili buhran imkân verdiği takdirde önümüzdeki pazartesi günü Fransız Dışişleri Bakanını görecektir.
Sadak, dün akşam Operada Hector Berlioz’un “Damnntion de Fausto operasının temsilinde hazır bulunmuştur.
Başkan Vincent Auriol, Cumhurbaşkanlığına mahsus locayı Sadak ın emrine tahsis etmiş-
Çatalağzı - İstanbul elektrik hattı için 2 milyon dolar
Marsha.ll Plânı İdare Merkezinden bildirildiğine göre. şimal-Ratı An ad oluda kurulacak olan 296 Km. uzunluğundaki hava) elektrik hattını inşa edebilmek için lüzumlu teçhizatın kendilerine teminini İsteyen Türk teklifi kabul e-dlimiştir. Bahsi geçen havai hat Çata-lağzından bavlıyacak. Adapazarı ve Iz-mitten geçerek istanbula varacaktır. İnşaata gelecek sene başlanacaktır.
Ismarlanan teçhizat 2,100,000 dolar tutarındadır: Çelik haddehanesi ve fero aliajlar 591.006 dolar: müteferrik çelik ve demir mamuller 74,000 dolar, alüminyum 608.000 dolar; bakır ve bakır mâ-rnullerl 90.000 dolar; inşaat, maden kuyusu açmak ve nakil bandı teçhizatı 128,000 dolar; vesaiti nakliye, motör ve parçaları 162,000 dolar; ray döşeme makineleri 192.000 dolar; elektrik âletleri 83.000 dolar; müteferrik 30,000 dolardır.
Paris, 4 IHususi büromuzdan) — Amelelere hayat pahalılığı karşılığı verilmesini istedikleri tazminat bahsinde Gcorge Bidault He bir uzlaşmayı reddederi Sosyalist Partisi İdare Komitesinin bu karart üzerine doğan vaziyet, ancak mevzii bir buhrana sebep olmaktadır. Sosyalist Bakanların kabineden ayrılmaları ve yerlerine başkalarının gelmesiyle mesele kapanmış olacaktır. Bidault, yeniden kurulmuş bir kabine ile önümüzdeki salı günü Parlâmentonun karşısına çıkacaktır.
Şimdilik, çok ihtiyatla karşılanması gereken diğer iki ihtimal, siyasi çevrelerce mümkün görülmektedir: Birincisi; Sosyalist Bakanların yanlış bir hareket yaptıklarını anlayarak tekrar kabineye dönmeleri ihtimali. Bu dönüş şimdi çok güç görülüyor. Mamafih şuna ti a işaret edelim ki; Sosyalist. Bakanların istifa mektupları henüz Başbakana gönderilmemiştir.
ikinci ihtimal ise, BidauJt'nun da
bizzat istifa etmesidir. Bugün için duyulan şayialar bundan İbarettir, Fakat bazı salâhiyet 11 müşahitler. Sosyalistlerin kabineden çekilmek kararını vermelerine rağmen, muhalefet* geçmek niyetinde olmadıklarını belirtmektedirler Bu suretle Bidault, Sosyalistlerin Hükümete İştirakleri ve işbirliği yapmaları imkânı kalmamakla beraber, onların Parlâmentoda ne ve rey cetir
Berlin, 4
len haberlere nazaran, Başbakan Bidault, kabinesini kendi partisine mensup şahıslarla tamamlamak için istişarelerine başlamıştır.
Fransız Parlâmentosundaki 99 Sosyalist saylav Bldault’ya güven oyu vereceklerdir. Bu kararın Sosyalistlerin Fransız Hükümetini sarsmak emelini gütmediklerine dair Leon Blum un verdiği beyanatla alâkası vardır.

L4S




Birleşik Amerika Millî bütçesi
tahkem hattın kurulması İle İyi savundukları zannına kapılmaları, bu yüzden yeni faktörlere lâyıkiyle ehemmiyet vermemiş olmaları son mağlubiyetlerinin bolli başlı sebepleri arasındadır.
Her millette uzağı gören İnsanlar çıkmış ve fikirlerini ortaya atmışlarsa da bazı milletler bu fikirler üzerinde Isllyerek muvaffak olmuşlar ve bazıları ise bu flkırlori kabulde tereddüt ederek oski u-sullor yıkılırsa memloket savunmasının sarsılacağı ko-kusundan kendderini kuı taramamışlardır. Daha 1922 senesinde Ingiliz amirali Percy Scott büyük medeni cesaret göstererek Ingiliz milletinin ananevi kanaatine ve Royal Na-vy’nİn o zamanki yüksek nüfuzuna rağmen Ingiliz milletinin dikkatini »u dâhiyane sözlerle hava kuvvetleri üzorine celbetmeye çalışmıştır: “Amirallik size diyecektir ki, donanma bizim birinci sava» hattı-mızdır. Bu ise bir hakikat değildir. Hava, bizim birinci ve sonuncu müdafaa hattımızdır.,. Bu fikrin doğruluğu son Ingiltere hava muharebelerinde bilfiil sabit oldu. U-zağı göron Ingilizlor 1914-1918 harbi esnasında İlk defa olarak Hava Nezareti kurmuşlar, esası donanmaya dayanan ve yüzlerce seneden beri Ingiliz deniz siyasetinin bir ifadesi olan Splandit lıolatlon • parlak infirat siyasetini terke mecbur kalacağını evvelden idrak e-derek kontinental müttefikler a-ramaya başlamıştı. Birleşik Ame-rikayı da infiratçılık siyasetinden ayıran yıno hava faktörüdür. In-gilterodo olduğu gibi Amorikadada öteden beri hâkim olan deniz siyasetinin hava siyasotine intikal etmesi pek kolay olmamış, denizlerle havacılar arasında geçon fikir mücadelelerinde nihayet doğru görüş hâkim olmuştur.
Mevzuumuzun mizaha tahammülü olmamakla beraber ciddi »eyler okumakla fikirleri yorulmuş okuyucuların belki hoşuna gider diye İlâve ediyorum, Geçenlerde bir dostum anlatıyordu. Karaya oturan Mleelsipl uçak gemisi hakkında bir mizah gazetesinde havacılar bir kaç uçak göndererek gemiyi kurtaralım mı? diye lâtife ediyorlarmış» Bunu münhasıran deniz ve hava mücadelesinin Amerikada almış olduğu genişliğe bir işaret olsun diye yazdım.
Kastimiz kıssadan hisse çıkarmak olduğuna göro, bizde de memleket savunma işlerinde yeni doktrinlere iltifat etmek zamanının gelmiş olduğuna İşaret etmek istiyorum. Memleketimizde savunmaya ait konulara temas etmekten çekinme Adeti — askeri sırları a-çığa vurmak korkusu ile — pek kuvvtele caridir. Her yeri müdafaa etrr isti yen en mühim yerleri mut (aa edemez, doktrini ne kadar doğru ise her şeyi saklamak Istiyen en mühim şeyleri saklıya-maz, doktrini de o kadar doğru olsa gerektir. Bu ifadelerimle bütün askerî plânları ulu orta münakaşa edelim iddiasında değilim
Milli savunma bütçemizin B. M. Meclisinde müzakeresi esnasında vatan savunmasında hâkim olması lâzım gelen esaslı savunma doktrinlerinin münakaşası İle millî savunma siyasetinin temellerinin a-tıldığını görmeyi gönül arzu eder. B. M. Meclisince bu doktrinler kabul edildikten sonra, her türlü teşkilât. talim, terbiye, kadro, idare ve ikmal, kabul edilen doktrinlerin direktif ve çerçevesine uygun olarak cereyan eder ve B, M. Moc-lisi âzaları için de bu siyasetin kontrolüne imkân hâsıl olur.
M. S.
Savunma
ONTİNENTAL devletlerde milli savunma bütçesinin en büyük kısmı kara ordularına ve okan devletlorde ise deniz kuvvetlorlno tahsis edildiği malûmdur. İlk dofa olarak bu ananenin torkodlldiğinc. Başkan Tru-man’ın Kongroyo teklif ettiği 1950-51 bütçesinin milli »avunma faslı-nın en büyük kısımını hava kuvvetlerine ayırmasiyle şahit oluyoruz. Şimdiye kadar kara ve deniz bütçeleriyle mukayese edilemiye-cek derecede er olan hava bütçeleri her sene tedricen artmakta olmasına rağmen oskl teamülü yıkarak en başa geçtiği görülmemişti. Daha pek yakın zamanlara kadar hava kuvvotlerine kara ve deniz kuvvetleri yanında müstakil bir kuvvet olarak yer verilmek İstenil-mediği düşünülürse havacılığın kısa fasılalarla yapmış olduğu büyük hamlelerin en muhafazakâr muhitlere bile hakikatleri kabul ettirmekte gecikmlyceeğlne hükmedilir.
Son Amerikan bütçesi, havacılık tarihine uçak faktörünün bütçe sahasında dahi üstünlüğünün kabul edilmiş olmasının bir İfadesi o-larak geçecektir.
Tutarı 13 milyar 545 milyon dolar olan milli savunma bütçesinin kesirsiz olarak: 4 milyar 400 milyonu havaya, 4 milyarı karaya, 3 milyar 900 milyonu denize ayrılmıştır. Malzeme tedariki için tahsis edilen mlktarlanda hava kuv-vetleri lehine yapılan fark daha a-çık olarak göze çarpmaktadır.
2300 İlk hat uçağı alınması için 2 mllyor, kara ordusu majzemesı İçin 678 milyon, yeni deniz İnşası için ise ancak 298 milyon tahsis e-dilmlştir. Ayrıca 1952 bütçe yılma ait olmak üzere sipariş edilecek 3100 uçak İçin 3 milyar 300 milyon tahsis olunacaktır. Bu rakamların bize anlattığı realite şudur kl: Birleşik Amerikanın kabul ettiği stratejik plânın kilit taşını hava kuvvetleri teşkil etmektedir. Dünyada mevcut devletlerin coğrafi durumlarına göre kontinental ve okan sınıfa ayrıldıkları malûmdur. Kanaatİmo göre tarihte en büyük kontinontal devleti Cenglzin Moğol dovleti temsil etmiştir. Cengiz Han. at süratiyle yıldırım harbi yapmış ve İlk defa beşinci koldan istifade etmiş bir komutandır. Buharlı gemilerin icadı İle ve müstemleke siyasetinin revaç bulduğu zamanlarda deniz faktörünün gelecekte oynıyacağı rolü vaktinden evvel keşfeden Ingilİzler deniz hâkimiyetini ele geçirmişler, dünyanın en büyük okan dovloti halini almışlardı. Denizin ulaştırma bakımından karaya nazaran malik olduğu üstünlük sayesinde okan devletlerin kontinental devletlere karşı galebeleri devam edip gitmiştir.
Amerika hava bütçesinden anlıyoruz ki^şimdiye devlet mahiyetini Birleşik Amerika mak İstikametini
görerek gecikmeden almaya muvaffak olan gıpta etmek ve böyle yapmayı istemek bir haktır. Fakat insanların eski ananelerinden kurtulamıyarak yeniyi ve doğruyu kabul ve ileriyi görmemokte ısrar ettikleri de bir hakikattir. Yeni faktörlorin ortaya çıkması İle harp ve savaş doktrinlerinin değiştiğini anlamamak, sabit fikirlere bağlı kalarak felâket vo musibetlerden sonra hakikatleri kavramak bir millet için elim vâ-kıalardandır.
Fransızların 1914 ve 1918 harbindeki siper savaşlarından mülhem olarak milli savunmalarını Majl-no hattına dayamaları ve bu müs-
kadar o kan bir muhafaza eden hava devleti ol-almıştır. Uzağı tedbirlerini devletlere
KIS
H
BERLER


Hidrojen bombasının istimalinden çekmen
Amerikan ayanından Tydings
Stalinle anlaşılmasını istiyor
\VflHhington 4, A.A. (AFP) — A-yan Üyesi Mlllnrd Tydinga. Başkan Trumanın Birleşik Amerika İle Rusya arasında hır anlaşma zemini bulmak için Stalin nezdlnde yeni bir gayret sarfetmeHi gerektiği mütalâasında bulunmuştur. Dün akşam radyoda konuşan Ayan Meclisi Silâhlı Kuvvetler Komisyonu Başkanı Tydings “böyle bir projenin başarı şansı muhakkak ki, azdır, demiştir, fakat harbin tahakkuku ihtimali bıı yolda gayret sarfetmeyi icap etırecek kadar korkunçtur,,.
Bununla beraber Amerikan Ayan üyesi, atom bombam imali de dahil
olmak Üzere Birleşik Amerikanın savunma kudretini arttırmak gerektiğine inanmaktadır
Tydings bundan başka A İnin riyanın tekrar sılâhlandırılmasına şimdilik taraftar olmadığını fakat vaziyete göre fikrini değiştirebileceğini' söylemiştir.
Son olarak Yugoslavyndald durumdan bahseden Tydings, Rusya İle silâhlı bir muhasamftya giriştiği takdirde Birleşik Amerikanın Yııgoslav-yaya silâh yardımı yapmasına tarafta»-, Amerikan kıtaları gönderilmesine aleyhtar olduğunu söylemiştir.
Dört Ingiliz mebusu Sovyet taraftarı
Liberaller, seçim programını pazartesiye yayınlayacaklar
Londra 4 A.A. »United Press) — Dört buçuk seneden beri faaliyette bulunan parlâmentonun feshi hakkında dün Kırai tarafından imzalanan kararla 1800 aday yeni seçim kampanyasına boşlamış oluyor. Muhafazakârlarla işçilerin çok çetin bir mücadeleye girişecekleri anlaşılıyor.
VVinaton Churchill. bugün Leed.s sanayi bölgesinde mühim bir nutuk söyliyecektlr. Bu bölge muhafazakârlar için çok ehemmiyetlidir. Çünkü geçen seçimlerde işçiler 6 saylavı o-lan Leeds'den 5 saylav çıkarmaya muvaffak olmuşlardı.
işçi Partisi de mücadele hazırlıklarına başlamıştır. Başbakan yardımcısı Herbert Morrlson. önümüzdeki çarşamba gecesi radyoda partililere hitap edecektir. Başbakan Clemeııt Attlec de yakında Kuzey İngiltere ve tskoçyaya giderek 34 yerde nutuk söyllyecektir.
Londra 4 (YtRS) — “Müstakil İşçi Grupu” namıyle tanınan ve İngiliz Parlâmentosunda faal küçük grupun beş âzasından dördü. Sovyet siyasetini kayıtsız şartsız kabul ve tasvip ettiklerini belirten bir broşürü imzaları ile ncşretmişlerdir. Bu grupun en tanınmış âzası, Zilliacus, kendisinin hem Stalin’i hem de Tito’yu tasvip etmekte olduğunu belirtmiş ve bahsi geçen risaleyi imzalamak istememiştir. Zilliacus bu hususta bir beyanatta bulunarak, hâlen dünyada üç hakiki müstakil devlet bulunduğunu söylemiştir: Amerika, Rusya ve Yugoslavya
Mevzuu bahis beş saylav da muhtelif tarihlerde aşın solcu fikirlerin-
den dolayı işçi Partisinden Iskat edilmişlerdir.
Yetkili çevrelerde hüküm süren kanaate göre, risaleyi imza etmekten imtina etmiş olan Zilllacus‘un Müstakil İsçi grupundan Iskat edileceğine kati nazarla bakılabilir, fakat böyle bir hareket Zilllacus’ün seçimlerdeki imkânlarını ancak arttıracaktır.
Londra 4 A.A. (AFP) — Liberallerin seçim programı pazartesi günü “Yolumuz kolay değildir” başlığı altında yayınlanacaktır.
t
Beyannamede erzak olarak yapılan yardımların kesilmesi tavsiye edilmekte ve İngiltere İktisada riayet etini,verek İstihsalini arttırmadığı takdirde btlyük mikyasta İşsizliğin alıp yürüyeceği bildirilmektedir
Liberal Parti, mecburi askerliğin ilgasını ve nısbl temeli sisteminin kabulünü tavsiye etmektedir. Parti AI-manvanın Avrupa Konseyine girmesini istemektedir.
6Z5 üyelik İçin 1312 aday var
Londra 4, AA. (AFP) — Yeni A-vam Kamarası 625 üyeliği için 1812 aday resmen ortaya atılmışlardır.
Seçim mücadelesinin ilk gününde vaziyet şu merkezde idi:
İşçi Partili adaylar: 617
Muhafazakârı 555
Muhafazakâr taraftarları: 43 Liberaller: 421.
Komünist* 89
Diğer adaylar müstakil ve muhtelif partilere mensup olanlardır.

Churchill, bir İngiliz - Fransız - Alman
anlaşmasına taraftar.
Yarınki Meclis gündeminde
3 sözlü soru var
1 — 1949 pamuk mahsulü durumu. 2 kalkınması. 3
Çiftçinin
Bazı Karadeniz köylerindeki ia$e durumu
Ankara 4 t Hususi nıunabirimiz-deni — Meclisin pazartesi gündeminde 1949 yth pamuk mahsulü durumu ve devlet fabrikalarınca satın a-Itnan pamuk miktarı ile iç ve dış pamuk satışlarındaki politikanın ne olduğu, çiftçinin kalkınması. Uzun-vavlanın sulanması, Kayseri arazisinin sulama ve bu bölgedeki bataklıkların kurutulması hususunda ne düşünüldüğü ve Karadeniz bölgesinde açlık başladığı ve bu yüzden bazı köylerin boşaldığı yolundaki neşriyat hakkında üç sözlü soru önergesiyle, Samsun milletvekili Hüsnü Çakırın dilekçe komisyonunun hır varına İtiraz önergesi ve Mardin letvcklli Mehmet Kâmil Boranın mur avukatlarının hariçten dâva
mıyacaklarına dair olan Avukatlık Kanununun 5 inci maddesinin kaldırılmasına dair kanun teklifi bulunmaktadır.
ikinci defa görüşülecek maddeler arasında Türkiye - İtalya hava uzlaş-
Hilmi Uranı dinleyenlere göre
tırması, 1949-50 devresinde Türkiye lehine tanımın 55 milyon 300 bin dolarlık tiraj hakkı mukabilinde Merkez Bankasında açılacak hesaplar ve Türkiye - Almanya deniz münakalâtı hakkında akdedilen anlaşmaların tasdikimi dair kanun tasarıları yer almaktadır.
Gökay Basketbol ve
Voleybol Turnuvaları
On kuliibiin iştirak ettiği maçlara, 18 şubatta başlanacak
kamil-mo-ala-
Aynı gün. ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğü kuruluş ve görevleri hakkmdaki kanunun müzakeresine devam edilecek ve Köy Enstitüleri Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesine, işletmeler Bakanlığı kuruluş ve görevlerine, özel teşebbüs müstahdemlerine, işsizlik hakkmdaki İki numaralı «özleşmenin tasdikin». Devlet avukatlarının hariçten dâva alabllmolorlna İmkân veren hükümlerin bir yıl daha uzatılmasına vc iş kazalarlylc, meslek haa-tahkları ve analık sigortalarına dair kanun teklif vo tasarılarının birinci müzakereleri yapılacaktır.
•♦♦♦► -MI» ■ •HI’-IHI» >••♦••• WHM
Vali Gökay Basketbol ve Voleybol Gece Turnuvaları fikstürü dün aaat 17 de Kadıköy Halkevinde çekilmiştir. Kulüpler ve Üniversite gençliği arasında fazla ilgi toplıyan bu turnuvalara 18 şubat cumartesi günü Kant 18 de Ürenle başlanılacaktır. Tik voleyvol maçı Yüzme İhtısaa Kulü-biyle Askeri Tıbbiye arasında, İkincisi de Moda Spor ve Kurtuluş arasında, basketbolde ise birinci maç Fen Fakültesi ile Moda Kültür Cemiyeti ve Hukuk - Teknik üniversite takımları arasında olacaktır Turnuvalara 10 kulüp İştirak etmektedir.
ııı* “
C. H. P., bu seçimlere yiiklii bir
kalkınma plânı ile girecek
İzmir 4 (Husus! muhabirimizden I — Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Vekili Hilmi Uran bugün saat 11 de EtrÜsk vapuru ile tstan-bula hareket etti. Ayrılmadan evvel İzmir ve Eğedeki parti hareketlerini zinde bulduğunu söyllyen Hilmi Uran, 2 gün Istanbulda kaldıktan sonra hafta ortasında Ankaraya dönerek 10 şubatta toplanacak olan C.H.P. divan toplantılarında bulunacaktır. Uranın dünkü nutku tzmirde Demokratlar arasında henüz tefsir edilmemiştir. Bıı nutka Demokrat Parti Genel İdare Kurulu adına vazifelendirilecek bir hatibin cevap vermesine intizar edilmesi lâzımdır.
C.H.P. İller ise Hilmi Uranın nutkundan Halk Partisinin 1950 seçimlerine ekonomik bazı plânlarla gireceği ve memlekette refahı arttıracak bazı tedbirlerin programlanmak üze-1 lUUitH »t laltt Mİ UM*
re olduğu mânasını çıkarmaktadırlar. Hattâ iş adamlarım va aanayictlori memnun örtebilmek için bazı muafiyetler sağlayacak yeni muamele vergisi kanununun da yakın zamanda Meclise sevkedilerek bu devrede kanunlaşacağını belirtiyorlar.

İzmir 4 (Hususî muhabirimizden) — Erkek Sanat Enstitüleri atölye Öğretmenleri Hilmi Uranı ziyaretle kendilerinin 4644 sayılı kanuna göre müteferrik müstahdem kadrosunda bulunduklarını, terfi hakkından istifade edemediklerini, hastalandıkları zaman tedavi ücreti olmadıklarını ve esas kadroya geçirilmelerini İstemişlerdir. Uran bunun yapılacağını, bunca öğrenci yetiştiren Sanat Okulu öğretmenlerinin bu yıl esas kadroya alınmaları için hükümet nezdlnde teşebbüs yapacağını vâdetmiştir.
,« I i|||« ••• •• • •
Nakil vasıtalarının tıkanıklığını önleme tedbirleri aranıyor
Şehrimizdeki mevout nakil vasıtalarının mıhları «ün geçtikçe artmakta vş bu artış da, Eminönü, Knraköy, istiklâl Caddeni gibi noktalardaki tıkanıklığı dahn kesif bir hale getirmektedir.
Intanbulda. nakli vasıtalurının say-rÜMeferlnde kolaylık temini hususunda yeniden açılacak büyük caddelere alt c|de hazır projeler vardır. Yalnız, bunların yapılması büyük masrafları gerektirdiği İçin Boledlye İçinde bulunduğu mail imkânsızlık yüsünden bu İşlere te-şsbbıjş edememektedir,
Dlfter taraftan Eminönü ve Karaköy-dekl tıkanıklığın herglln binlerce İş s(-«ti kavhına sebebiyet verdlftlnl göBönünde tutan alâkalılar vaziyetin kısmen de olsa hafifletilmesini temin etmek mokaadlyle Eminönü İle Unkaptnı arasında yeni bir yol açmağa İm rar vsr-mlşler ve gerekil tetkiklere başlamışlardır.
Bu yolun bilhassa büyük ölçüde İstimlâk masraflarına yol açmamasına dikkat edilmektedir. Yol açılınca, Beyoğlu cihetine çıkacak olan nakil vasi» talan, Emlnönündcn Unkapanına geçerek Atatürk köprüsü vasıtasiyle Şi|ha-ne ve P.efik Saydam Caddesini takip edeceklerdir. Bu suretle Karaköy ve Bankalar Caddesinin şimdiki izdihamı nlspolnn azalacaktır.
Belediye, elindeki esas projeyi de mail imkânları genişleyince tetblk mevkiine koyacaktır.
Bir hukukçumuz, Pnriste konferans verecek
Paris Hukuk Fakültesi Mukayeseli Hukuk Enatltüeli tarafından bir konferans vermek üzere çağırılan avukat İsmail Kemal Elblr yarın uçakla hareket edecektir.

Mühendis ve mimarlar
Sıvasta hararet
teşkilâtlandırılacak
nakıs 31 derece
Meclis Bayındırlık Komisyonu, Mühendisler Odası kanun tasarısını tetkika başladı
‘'EDİRNE., NÎN MÜRETTEBATINA tNGtLÎZLER V ARDDf
EDİYORLAR
Londra, I (Nafcn) — Manş denizinde batan Türk şilepi Edlmenin 50 kişilik mürettebatına "Gemileri Batan Denizel ve Balıkçılara Yardım Cemiyeti,, tarafından bakıldığı ve eksikliklerinin tamamlandığı bildirilmektedir.
BEVtN. HİNDİÇİN SİYASÎ GELÎŞME TARAFTARI
Londra 4 A.A. (Lps) — Times Gazetesinin Paris muhabiri yazıyor:
Btvln. burada yaptığı görüşmelerde Ingiliz Hükümetinin Hlndlçini. Kamboç ve Laos'u daha eksiksiz bir surette İs-

tiklâllerine kavuşmuş görmek İstediğini bildirmiştir. Yani bu memleketlerin •t&tüeü. Endonezya birleşik devletleriyle Ingiliz milletler topluluğu memleketlerinin statülerine daha ziyade yakın olmaldır.
ENDONEZYA RUSYA ÎLE MÜNASEBET TESİS ETMEK İSTİYOR
Jrkarta. 4 A.A. (United preas) — Dışişleri Bakanlığından bildirildiğine göre. Endonezya Hükümeti Runyaya bir nota vererek Süetlerle siyasi münasebetler tesis etmek laiediglni bildirmiştir. Nota. Endonezya Başbakanı Muhamraed Hatta tarafından Sovyet Dışişleri Baktnı Vlşinskiye gönderilmiştir.

Londra 4 A A. (AFP) — Leeda şehrindeki seçim nutkunda Churchill. bir Fransız - İngiliz - Alman anlaşması fikrini ileri sürmüştür.
ChurchilFo göre, sosyalist İngıltere-nın dünya üzerinde tecrit edilmiş bir memleket olmasına mukabil harpten sonraki Fransa. Belçika, Danimarka ve Almanya, iktisadi kalkınma bahsinde dikkate şayan bir terakki göstermişlerdir. Churchill, sözlerine devamla demiştir ki:
“Sosyalistler Almanyada pek çok işsiz olduğunu ileri sürüyorlar amma şarktan İÇica etmiş 8 milyon mülteci mevcut olduğunu da unutuyorlar Alman kalkınmasını küçümsememek lâzımdır. Ben kendi hesabıma bundan memnunum. Ben Fransız ve Almanlar ile daima anlaşarak çalışmak niyetindeyim. Biz üçümüz, yanımıza

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
PANORAMA
- 67 -
Fakat, genç kızın da başını hafifçe kaldırıp kendisine dik dik baktığını görünce hayretten donup kalmak nöbeti ona düştü. Artık ne hık, ne mık! Hamdi Beyin gövdesi bir buruşuk çıkın ve suratı bir mukavva maske halini almıştı. O zaman, Nebile, sert ve haşin bir sesle:
“ —Haydi, kalk oradan! Haydi, çöz şu sargıyı! dedi.
Çıkın adam, bir türlü kendine gelemiyor-du. Genç kız, emrini tekrar etti:
”— Kalk, diyorum, sana; haydi; hemen çöz şu sargıyı!
Çıkın adamdan, Nebile nln üstüne doğru iki sarsak kol uzandı; fakat, bu kolların ucundaki eller onun emrini yerine getirmek için işe nereden bağlıyacaklarım bilmiyor gibi gövdesinin şurasında, burasında serseri serseri, titrek titrek dolaşıyordu.
Genç kızın, iri lâcivert gözleri, odanın kızıl aydınlığı içinde birer hakik taşı gibi parıldıyordu: »
Çevir beni; dedi. Sırtımdaki çengelli iğneleri bir bir aç, çıkar bakayım!
Hamdı Bey, kudretli bir hipnotizmacının sihrine kapılmış bir Medium itaatiyle genç kızı yüzükoyun çevirdi ve iğnelerin çengellerini bir bir açıp çıkardı. Nebile ilâve etti:
“— Şimdi, sıyır yu patiska topunu bedenimden!
Hamdi Bey, gözleri yan kapalı ve hareketleri makineleşmiş bir halde, — tıpkı kundağı sararken yaptığı gibi — sağ eliyle patiskanın kenarından çekerek sol eliyle içindeki vücudu hafif hafif itip yuvarhvarak Nebilo’yi bir iki saat önceki “anadan doğma,, vaziyetine iade ettikten sonra. “Daha bıı* emrin var mı?,, der gibi başı önüne iğik, kolları sarkık yatağın önünde durakaldı. işte, tam bu sırada ıdı ki, bütün Azasım yeniden serbest hisseden Nebile. yatağı içinde bir yay gibi gerindi, sonra birden, bacaklarını Hamdi Beyden vana çevirip onu ikj ayaglyle göğsünden iterek yere yuvarladı
Hamdi Bey, bir müddet, uzun bir müadet, göğsü tıkan-inmiş çevir-
yerde, sessiz ve hareketsiz kaldı. Zira, üstüne yediği tekmenin şiddetiyle nefesi mıştı. Nebile ise, bu esnada, karyoladan ve başını, bir kere, yerde yatan üzerine
meksizin sâkin Sâkin giyinmeye başlamıştı; lâkin, çamaşırlarının her bin bir tarafa atılmış olduğu ve esvapları, “Gardro-robc,, da asılı bulunduğu için genç kız, hem giyinir, hem de odanın içinde, durmadan dolaşırken arada bir yn Hamdi Beyin üstünden allamak, yahut da bil» yanına çarpıp basmak zorunda kalıyordu. O vakit. ayağı bir leşe dokunmuşçasına tiksinerek yüzünü buruşturuyor ve bıı odanın havasından bir an evvel kurtulmak ihtıyaciyle kendini sıtmalı bir aceleye kaptırıyordu. Bu suretle yarı giyinmiş bir halde ve eşyalarının bir kısmı koltuğunun altında, kendini kapıdan dışarıya attı: fakat bir saniye geçmeden ters yüzü geri döndü. Yerde yatan ve zahmetle
başlıyan adama doğru bir kaç adım attı, bir yırtıcı kuş gözleriyle baktı, baktı, birden ayağını kaldırıp kundurasının uzun sivri topuğuyla Hamdi Beyin kafasına vurdu ve
“— Al, dedi, bu Zehra’nın fıakkı için!
_____________________
soluk alıp inlemeye Ona, Sonra, ve
Benelükslü dostlarımızı ve demir per de dışında yaşıyan daha birçok memleketleri aramıza alırsak hür, medeni ve demokrat milletlerden ibaret öylesine birbirine perçinlenmiş bir câ-mia haline gelebiliriz ki, hiç bir kuvvet bizi sarsamaz.”
kâh
40
ik-
te-
Churchill sözü Fra.nsaya getirerek: “Ben Fransızlarla kâh harpte sulhte yanlarında durarak tam sene beraber çalıştım. Fransanın tisadl kalkınma bahsinde büyük
rnkkiler yaptığı su götürmez. Fakat, Fransadaki fırtınalı siyasi hayata tizlerin alışık olmadığımızı da burada beyan etmek isterim.”
Sözlerinin sonunda, Churchill. işçi hükümeti ile devletleştirme politikasının aleyhinde bulunarak mecburi askerlik hizmetine taraftar olduğunu tasrih etmiştir.
Meclis Bayındırlık Komisyonu Samsun Milletvekili Yakup Kalgay ve arkadaşları tarafından Türkiyede mimar, mühendislik ile inşaat, makine, elektrik, gemi inşaatı, maden, mensucat, topografya, jeoloji ve kimya mühendisliği mesleklerinin icrası suretini tanzim etmek maksadiyle hazırlanan Mühendisler Odası Kanun teklifini müzakereye başlamıştır. Teklif sahibi heyeti umumiye ü-zerinde söz alarak dünyanın her yerinde tıpkı tüccarlar, sanayiciler, doktorlar ve avukatlar gibi mühendislerin de bir oda etrafında teşkilâtlandırılmış olduklarını anlatmış ve teklifin hazırlanması için Amerika, İtalya ve Yunanistan bu mevzudaki kanunlarından istifade edildiğim izah etmiştir. Müzakere sırasında Türkiyede çalışan yabancı tebaalı mühendislerin bu odaya girip girmemeleri üzerinde prensip münakaşaları olmuştur. Neticede Bayındırlık Bakanının da bu husustaki düşüncesi alınmak üzere toplantı başka bir güpe bırakılmıştır.
Bütün yurtta 25 seneden ben görülmemiş bir kış hüküm sürmektedir.
Karadenizde şiddetli bir karayel fırtınası başlamış ve gemiler limanlara sığınmıştır. Cumhuriyet, Ana-farta, Tan, Ödemiş, Sümer, Yılmaz, Eti, Florya, Ruşen, Semih, Uman. Üsküdar, Nadir, Taşköprü, Hacıeşref vapurları Ereğli limanına sığınmışlar, liman kâfi gelmediğinden bazı gemiler açıkta demirlemek mecburiyetinde kalmışlardır.
Dumlupmar ve tzmlr Hopada yolcu çıkarmadan beklemektedirler. İmroz postası Çanakkalede kalmıştır.
Düzce ve Bolu yolları kapanmış, buralarda kar 3 metreyi bulmuştur. Şehirde hiç bir vasıta işlememektedir. Mektepler tatil edilmiştir.
Ank&rada şiddetli kış yüzünden gıdasız kalanlara dağıtılmak Üzere bugün Kızılay Genel Merkezi muhtelif yerlere 15 bin lira göndermiştir.
Kar kalınlıkları Gıresunda 114, Si-vaata 105. Yozgatta 85, Karakösede 80. Tıabzonda 68 santimetredir
En düşük ısı sıfırın altında, Sivasta 31, en yüksek ısı sıfırın üstünde, Fethiye, Mersin ve îskenderunda 9 derecedir.
Rasat istasyonları karın ve fırtınanın bugün de devam edeceğini, soğukların artacağım bildirmektedir.
tfjçi Sendikaları Birliği Kongresi bugün toplanıyor
îşçi Sendikaları Birliği Kongresi bugün eaııt 9 dan 21 n k/ıdnr Emlnönıl HMkevJndc yapılacaktır, Kongreye uel-mesi beklenen Çalışma Baktını 11e İşletmeler Bakanı dün şehrimize pelme-mlşlerdlr. Alâkalılar belki bu Mbuh geleceklerini bildirmişlerdir. Kongrenin çok hararetli ^cçccefrl tahmin edilmektedir.
Yarın ucuz öğle yemeği başlayor
Bir müteşebbisin. memurlarla dlCer inteyen vatandaşlara ucuz ö>le yemeği vermek İçin teşobbÜer geçtiğini ve buna da Belediyenin muvafakat ederek yemde çeşnilerini beğendiğini bildirmiştik.
Yeni lokanta, .İstanbul Sabit ve Dar Gellrlllor Şehir Lokantası) namlyle pa-zarteal gününden İtibaren Cafcaloıilun-da İKtanbul Erkek Lisesi bahçcNİndvkl İnknl binasında faaliyete geçecektir. Belediye ilk yemeğe gazetecileri da da* vet etmiştir.
Amerikada vefat eden albayımızın na’şı getirildi Berayl tedavi Amerlkaya giderek orada vefat eden deniz kurmay albayı Ekrem Enman ın cenazeni Yozgad şlle-plyle şehrimize getirilmiştir.
Cenaze bugtln askeri merasimle kaldırılacak ve ebedi medfenine tevdi edilecektir.
3 resmî müessese memurlarına maaş zammı
Devlet barem derecesindeki memurlara nispetle bir noksan dereceden maaş almakta olan Devlet Denlzvollnn, Tekel ve Demiryolları gibi teşekküller memurlarının bir Üst dereceden maaş almaları hakkmdaki kanun Meclise sev-kedilmlştir.
Bu suretle bu memurların nenelerden beri devam eden mağduriyetlerine nihayet verilmiş olacaktır.
*
%
Bir daha vurdu:
“— Al, bu Mesrure’nin hakkı için!
Bir daha vurdu;
“— Al, bu da Muazzezin hakkı için!
Hamdl Beyin, iniltileri, şimdi, bir dayaJc yiyen çocuk ağlamalarına bile::
”— Bana da hesabını değil! dedi ve giyinmesini beklemek gitti.
inkılâp etmişti. Ne-
için evin.
başka
♦ ♦♦
•Yol,, odasında,
gazetesi muharrir,
vereceğin gün uzak tamamlayıp sabahı bir odasına geçildi,
idarehanesinin yazı işleri muhbir, mütercim, herkes kalemi kâğıdı bırakmış tarihi roman tefrika-cısı idris Hulûsı’nın anlattığı hikâyeleri dinliyordu. Zaten, o konuşmaya başlar da kim din-lememezllkten gelmek; kim onun destAnı belâ-galinden kendini sıyırıp da işiyle gÜciyle meşgul olmak kahramanlığını gösterebilirdi? Hele İdris Hulûsi bugün olduğu gibi tam keyfi yerinde ve bir kaç kadeh de çakıştırmışsa... Bu tarihi roman tefrikacısı henüz genç denilecek bir yaşta bulunmak ve tardı denilen ilimi* yakından. uzaktan alâkalı bir tek satır okumama kla beraber kafası, geçmiş zamanlara dair o kadar çok, o kadar çeşitli, o kadar acayip malûmatla doludur ve bunları, allandıra pullandım Öyle hoş, nükteli fıkralar halinde nakletmesini bilirdi ki, dinleyicilerinin ağzı ya hayretten hır karış açık kalır ve yahut her biri ayrı tempoda birer kahkaha ile gülmekten kırılırdı. Hal ve tavır bakımından da. pek tuhaf bir adamdı, bu idris Hulûsi!., Bazı günler, matbaaya saç sakal birbirine karışmış, üstbaş perişan:
333
soluna
Şurada Fakat,
bir serseri derviş gibi gelir, gider; gelince ya bir boş koltuk bulyp içine gömülür, saatlerce horul horul uyur; yahut da korkunç bir yazı cezbesine tutularak masanın başına geçer; bir çırpıda, yüzlerce sayfa doldururdu ve bu sırada, aklı başında olanlar, İdris Hulûsı’nın civarından yavaşçacık sıvışmak lüzumunu hissederlerdi. Zira, İdris Hulûsi bir saat zarfında yüz uzun matbaa kâğıdı tutan bir kaç günlük tefrika malzemesini masanın Üstüne yığar yığmaz, bir panayır hokkabazının, her yaptığı el çabukluğu marifetinden sonra seyircilerinden parsa toplamaya çıkışı gibi sağma döner beş lira, döner bir lira istemeye başlardı:
“— Görüyorsun, be birader; derdi, en aşağı yirmi liralık bir sermaye var.
muhasebe müdürü hafta başı değildir diye çıkarıp da on para vermez. Malûm ya, patron avansı yasak etmiş! Bugün ne? Çarşamba... Cumartesi günü beş liranı faiziyle öderim. Haydi, çingenelik etme!., /
Beş lirayı koparamayınca. başka birine dönüp:
“— Ver şurdan iki buçuk papel... diye seslenirdi ve tekrar masanın üstündeki kâğıt yığınım göstererek “işte, sana iki buçuk liraya mukabil yirmi liralık bono...,, sözlerini İlâve e-derdi.
Ve boylece. yazı işleri odasından bir şey çıkmıyacağma aklı kesince, orada bulunanların topuna birden türlü küfürler savurarak, tefrika müsveddelerini koltuğunun altına alır; matbaayı oda oda, köşe köşe dolaşmaya çıkardı. Ne ilân memurunu, ne başmürettibl, ne makinisti bırakırdı ve nihayet, çok defa kapıcıyla elli kuruşa sulholup giderdi.
ilk zamanlar, rahmetli Osman Nuri Beyin oğlu Fuat, onun için pek cömert bir vurgun kay-334
nagı teşkil ediyordu, günlerde bu çocuğun zulnuış, nekeslikte, farkı kalmamıştı.
Bir başka devre
Fakat, ne yazık kİ, son da gözü açılıp ahlâkı bo-yüzsüzlükte öbürlerinden
gelir, İdris Hulûsi büsbütün başka bir adam olurdu. Her gün tu^lı. tertemiz yüziyle, her gün taranmış, fırçalanmış, hattâ pomadalanmış saçlarıyle, en son modaya göre biçilmiş geniş omuzlu belden kasma vesto-niyle, amerikanvari bol yakalı gömlekleri, alacalı çiçekli, dallı budaklı boyun bağlartyle (burada “ler„ edatını kullanıyoruz, çünkü, İdris Hulûsi. hemen iki günde bir gömlek ve boyun bağı değiştirirdi) Adeta Hollywood’dan fırlayıp gelmiş bir sinema “Jeune premler,, sini andırırdı. İdris Hulûsi bu mesut istihaleye ermek için ne etmiş, ne eylemiş? Ne gibi yollardan geçmiş? Kaç kişiyi dolandırmış? Bunları kimse. hattâ muhasebe müdürü, hattâ “Patron,, bile kendisine sormaya cesaret edemezdi. Zira, hayatının bu parlak devrelerinde ondan kibirli, ondan atak ve ondan nobran bir adama daha rastgelmemn imkânı bulunamazdı. İdris Hulûsi, yalnız kalıp kıyafet değiştirmekle kalmaz, huy, mizaç, karakter ve ahlâk bakımından da büsbütün başkalaşırdı. Her vakitki gibi şununla bununla (tabii bu “i muhbirlerden tutun matbaa personelini hesaba katmak lâzımdır) ahbaplık, yârenlik dursun, selâmını bile etrafa dirhem dirhem satmaya başlardı ve işin asıl acayip tarafı: idris Hulûsi, bütün borçlarını da unuturdu. Öyle ya, bu Beyzade, bu pırıl pırıl idris Hulûsi ile; sağdan soldan ikişer, üçer veya yarımşar lira dilenen o saçı sakalı birbirine karışmış serseri derviş arasında ne münasebet vardı ? Bunun o olduğuna, gerçekten, yüz şahit isterdi. .*
(Devamı var)
şıı. bu. arasında muharrir ve ı da kapıcıya kadar bütün
etmek, şakalaşmak şöyle
335
331
5 Şubat 1950
YE Nt İSTANBUL
Sayfa 3
GÜNÜN EKONOMİK HAREKETLERİ
Avrupa kliring fon’u projeleri
Yazan ;
BUGÜN mevzuubahis olan Avrupa. Marshall yardımından faydalanan on sekiz memleketin İşgal ettiği sahadır. Bu memleketlerin milletlerarası ticaret muameleleri ciddi tediye güçlüklerine maruzdur. Müşküller ancak tedricen halledilebilir. Tatbik edilmekte olan usul, dövizlerin çok taraflı kılınması usulüdür. Bu usul, bazı gayrımesul doktrin münteşirlerinin ileri sürdükleri, bir Avrupa parası veya Avrupa Federal Bankası kurulması, umumi bir tahvil kabiliyetine hemen dönülmesi, bir memleketin tahvil kabiliyetine avdeti gibi realist olmayan projeleri bertaraf etmektedir. Dövizlere dünya ölçüsünde mübadeleleri finanse etmek o-lan normal vazifelerinin verilmesine İntizaren, bunların ihtiyatlı bir şekilde ve tedricen çok taraflı kılınması. muvakkat bir mahallilik doktrininin kabulünü gerektirmektedir» Bilindiği gibi. Avrupa kliring fonunun kurulması için, Avrupa İktisadi işbirliği Teşkilâtına, Ekonomik İşbirliği İdaresi tarafından, bir Amerikan projesi verilmişti. Fransa ve Ingİlte-rede bu proje hakkında fikir ve görüşler belirtilmiştir. Böyle bir mü-essesenln kurulması prensip! münakaşa mevzuudur ve muhtevası ise henüz tesbit edilmiş değildir.
Avrupa kliring birliğinin ifa edebileceği vazifeler ve böyle bir teşekkülün karşılaşacağı müşküller üzerine umumi efkârın dikkatini çekmek zamanı gelmiştir.

Böyle bir fon, âza devletlerin dış ticaret ihtiyaçlarına göre hesaplanacak dövizlerinden -bu nokta münakaşa mevzuu dahi edilemez- ve dolardan teşekkül edecektir. Bu bakımdan fon. küçük ölçüde Bretton Woods milletlerarası para fonuna benziyecek, bittabi onun kaldırılmasını icap ettir-miyecek, belki hareketlerini ona uydurmaya mecbur kalacaktır. Fazla olarak, Avrupa kliring birliği vaktiyle Keynes Plâniyle dünyaya teklif olunan milletlerarası kliring fikrine -Avrupa ölçüsünde- istinat ettirilmiş olacaktır.

Bu fon üç vazife yapmalıdır:
1’ — Milletlerarası tediyelerde çok taraflı bir kliring sağlamak;
2® — Bakiyelerin hesabını kolaylaştırmak;
3■ — Ticaret muvazenelerinin tevazün sağlayacak şekilde İşler hale gelmelerine yardım etmek.
Çok taraflı kliring döviz tasarrufuna imkân verir. Taallûk ettiği grup dahilinde tediye vasıtalarına tam transfer edilebilme hassası sağlar ve bu suretle, muvaffak olduğu takdirde, kendiliğinden ve daha geniş bir tediye kabiliyetini hazırlar. Burada asıl dikkat edilecek nokta, gruba dahil âzaların kendi aralarında kliringi takip ve temin etmek maksadıyla, jışritli kombinezonlara müracaat edebilecekleridir. Şu halde, devletler a-rasındaki iktisadi siyaset ihtilâfları ortadan kaldır!imiş değil, yerleri değiştirilmiştir.
Hesaplaşma sonunda, bir veya bir kaç memleket için, alacaklı veya horçlu bakiye meydana gelebilir. E-ğer bir memleket alacaklı bakiyeye sahip ise. bu memleketin Birleşik A-nıerika tarafından fona topyekûn verilen dolar veya altın veyahut da kuvvetli döviz, gibi tediye vasıtalarını İktisap hakkı tanınması icap edecektir. Şayet borçlu bir bakiye mev-zuubahis ise, borçlu memleket döviz, altın veya dolar gibi kendisine ikraz edilmiş tediye vasıtalarından faydalanabil mel id İr. Bu suretle, bir Avrupa kliring birliğinin. Marshall Yardım Plânından az çok farklı şekilde, ve onun hitamından sonra. Amerikan sermayesinin müdahalesine müncer
Ingiltere ve Arap memleketleri arasındaki ticari münasebetler
İngiltere ile Arap Birliği Devletleri arasındaki ticari muameleler »on iki sene zarfında iki misli olmuşlar-(|ır. 1949 yılının ilk 5 ayı zarfında bı? memleketlerin îngiltereye olan İhracatı 30 milyon sterlingi bulmuş. Halbuki 1947 yılının ayni devresinde
Prof. FRANÇOİS PERROUX
olabileceği meydana çıkmaktadır.
işleyiş tarzına gelince, yalnız altın esasına dayanan serbest mübadele rejiminde mevcut bulunan - o da nakıs şekilde- otomatik tashih sistemine yaklaşılmak istenilmektedir.
Hatıra gelen tashih vasıtaları nelerdir?
Fona borçlu olandan faiz alınması. Bu, borçluya aşırı şekilde ve üstü at e borçlanmaması için bir ihtardır. Fakat tam müessirivet temin edecek bir yol değildir.
İstikraz muamelesinin avantajlı olduğunu gören bir borçlu, faiz mükellefiyeti dolay isiyle muameleyi durdurmaz.
Diğer taraftan, borçluya altınla ö-tleme mükellefiyeti yüklenebilir. Bugün devletler, tedavül ve kredi politikalarını. maden anketlerinden müstakil olarak tanzim ve idare etmektedirler. Buna mukabil, dış ticaret, . ekseriyetle kuvvetli döviz ve altın dlsponlbilite hadleri tazyikma maruzdur. Eğer devletler fona borçlu kaldıkları zaman altın ödeyecek iseler, mütenakıs bir durum hâsıl olacaktır. Zira altınla tediye, fonun teşvik etmek istediği mübadeleleri daraltıcı bir tesiri haizdir.
Üye devlete. Marshall Yardımı hissesinin bir kısmını fona ödemek mecburiyetinin tahmili neticeleri ise daha karışıktır.
Bilindiği üzere, Marshall Yardım hissesi hususi bir hesaba alınmakta ve borçlu ile alacaklının müşterek karalarıyla ve yatırım maksatları için kullanılmaktadır. Bu nazari tarafı, Tatbikatta mali sıkıntı içinde bulunan devletlerin hareket tarzları ise malûmdur.
Meselenin bu cephesini ihmal etsek bile, deflâsyonist bir tesir temin etmek mevzuunda yatırım sahası veya vadesi meselelerinin yatırım hacminden daha mühim olduğunu kolaylıkla farkederiz.
Eğer munzam bir yatırım iyi seçilir vc istihlâk eşyası halinde bir verim fazlalığı temin ederse, deflâsyonist bir tesir hâsıl eder. Binaenaleyh, Marhall Yardım hissesinden bir kısmın fona ödenmesi çeşitli mânalara gelir. Eğer fena yatırını yapan veya hazine ihtiyaçlarına tâbi olan devletlere bir ihtar yapılması mevzuubahis olursa, bu suretle haricî muvazene üzerinde bilvasıta müsait bir tesir temini mümkün olabilir.
İlâve etmek lâzımdır ki, Avrupa fonu İzahat istemek ve tavsiyelerde bulunmak haklarına da sahip olacaktır. Şu halde gerek Birleşik Devletler ve gerekse üye devletler, müşavere yo-liyle, fona dahil bir milletin durumunda düzeltici bir tesir icra edebilecekler demektir.

ALİ HAZIR DA münakaşa mevzuu olan Avrupa para fonu, Avrupa imar hareketlerinin nakd’
ve iktisadi müşküllerinin bendesi mahallidir.
Bu mesele, mahalli ve dünya ölçüsündeki metodların telifindeki müşkülleri Ölçmeye imkân veren hususî bir haldir ve Birleşik Amerikaya, Av-rupanın birliğini temin mevzuunda yeni tesir imkânları açmaktadır. Daha müttehid bir Avrupaya dolar taksimi gibi yen! fırsatlar vermek ve Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtını, 19.52 de Amerikan yardımının kesilmesinden sonra, devam ettirmek bu imkânlar cümlesi ndendtr,
Bütün bu sebepler dolayıslyle Avrupa para fonu, yalnız iktisatçıların değil, mübadelelerin genişlemesi ve insanların refah seviyelerinin yükselmesi mevzuları ile alâkalı bütün münevverlerin dikkatlerini çekmeye değer.
bu ihracat 18 milyon civarında kalmıştı. Ayni şekilde, mukayese mevzuu olan bu devre içinde ithalât 10 milyon sterllngdcn 26 milyon slcrlinge kadar yükselmişti.
“Information Commerciale Espanola" dan
New-York hususî muhabirimiz bildiriyor:
"Avrupa Tediye Birliği,, nin kurulmasına doğru
P. Hoffman’a göre, iki kurulması e
İktisadi İşbirliği İdarecisi Paul ı Hoffman'ın gazeteciler toplantısında bildirdiğine göre, 60 günlük bir vâde içinde Marshall Plânına dahil memleketler tarafından Avrupa Devletleri arasında cari bir tediye sisteminin kabul edileceği keyfiyeti imkânsız görülmemektedir Mr. Hoffman, böyle bir sistemin Marshall Plânına dahil milletler arasında bir anlaşma mevzuu olmasını temenni ettiğini i-fade etmekte ve böyle olduğu takdirde İktisadi İşbirliği İdaresinin gelecek seııe için tahsis ettiği kredilerden muayyen bir kısmını ihtiyat olarak ayırmak niyetinden vazgeçebileceğini ilâve etmiştir. Bu kredilerden, Avrupa Ekonomik Birliğinin kurulması için en enerjik tedbirleri alacak olan memleketler istifade edeceklerdi.
îsraîlin dış ticareti
İthalâtın mühim bir kısmı, Birleşik Amerikadan temin edilmektedir.
İsrail'in 1949 dış ticaret programı, 12 milyon İsrail liralık ihracat ve 60 milyon liralık ithalât gösteriyordu. Bu miktarlar, devalüasyondan evvelki İsrail lirası kıymetine, yanı bir İs raıl lirası üç dolaı esasına göredir, ihracat ve ithalât arasındaki birin beşe nispeti gibi bir fark bulunuşu tsrallin iktisadi kuruluşu hakkında bir fikir vermeye ve bu ıııemlcketm görünmeyen unsurlara ve sermaye girişine ne derece muhtaç bulunduğunu göstermeye kâfidir.
Maâmafih, 1949 yılı ihracat rakamları, bir yıl evvelisine nazaran
f BÜNYA HBERLERİ J
tngiltere, dolar sarfiyatını yeniden azaltmak istiyor
★ New-York (Reuter - Hususi) — New-York Times muhal irinin Yeni Delhiden bildirdiğine göre. Ingiliz Hükümeti (’ommonvveallh memleketlerinden gelecek altı ay için dolar sarfiyatım y^zde virmi beş eksiltmelerini istemiştir
Hâlen tatbik edilmekte bulunan dolar tasarrufu geçen sene Com-monsveaith Memleketleri Maliye Bakanları toplantısında kararlaştırılmış olup, bu yılın haziran a-yına kadar devanı edecektir Bu defa yapılan toklu, tasarruf hareketinin bütün seneye teşmilini gerektirmektedir Muhabirin bildirdiğine göre, Hindistan mehafili böyle bir arzunun yerine getirilmesine muvafakat edileceğini sanmamaktadırlar.
Amcrlkadakl Ingiliz Amerikan görüşmeleri devanı ediyor
★ VVashington 1 A.A. tLpsj Amerika’daki İngiliz ve Amerikan temsilcileri dün de müzakerelerine devam ederek petrol meselsini halletmek için yapılan teklifleri incelemişlerdir.
Bu müzakerelerde İngiltere’nin. Amerikan petrol kumpanyaları-I nın menfaatlerini haleldar otmek-
| sizin dolar tasarrufunda bulun-
masını Bağlıyacak tedbirler almak ı bahis konusudur.
| Görüşmelerin birkaç hafta sürme-
si muhtemeldir.
ay içinde bu teşekkülün muhtemeldir
Diğer taraftan Paul Hoffman, Hollanda Hariciye Bakam Sticker’in Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtı dahilinde “siyasi arabulucu,, ola ıak tayin edilişi keyfiyetini, bu teşkilâtın kuruluşundan beri vâki olan hâdiselerin en vaîdkârı ve en cesaret vericisi olarak vasıflandırmıştır.
Netice olarak İktisadi İşbirliği 1-da recisi, Birleşik Amerika halkının nazarı dikkatini çekmekte ve Avriı-pada iki seneden beri Marshall Plânı sayesinde elde edilen büyük avantajları gözönünde bulundurmamakla yaratılacak büyük tehlikeye işaret etmektedir. Hattâ bu hususta P. Hoffman, komünist beşinci kolun da Avıupada, meydana çıkmak için böyle bir fırsatı beklediğini hatırlatmaktadır.
mühim bir fazlalık göstermiştir. Bunun sebebi, Lsrailın yaş meyve ve sebze satışlarını geliştirmeye muvaffak olmasıdır.
İsrail ithalâtının takriben dörtte nırı Birleşik Amerikadan. ve bundan hır miktar fazlası sterlıng sahasından temin edilmiştir. Batı Avrupa nın hissesi ise, yüzde otuz civarındadır. Buna mukabil İsrail ihraca t mm yüzde 71 i îngiltereye ve yalnız yüzde 6,6 sı Birleşik Amerikaya yapılmıştır.
'•Information Commerciale Espanola,, dan
tsviçre ticaretinin büyük kısmı serbest rejime tâbi
★ Bern. I iYİRS) Avrupa İktisadi İşbtrliğihdeki İsviçre delegesi, İsviçre ticaretinin yüzde 84,2 sinin serbest olduğunu söylemiş, diğer Avrupa memleketlerinin de ser-bestiye kavuşmaları temennisinde bulunmuştur.
İngilterenin 1949 gemi yapımı dünya inşaatının yarısına yaklaştı
★ Londra, 1 (YİRŞı — îngilterenin 1919 yılı gemi yapımı, dünya yapımının yüzde 13 ünü teşkil ot-;nıiştir
Aralık ayında tezgâhtan 135.284 tonilâtoluk 25 yeni gemi indirilmiştir. 1949 yılında denize indirilen tonaj miktarı 1.353.000 tondur.
lapoıı^ada sermaye yatırımı müsait görünüyor
★ New-York, (Rejjter) - Hususi) — Alâkadar bir New-York melıafi-linden alınan haberlere göre, bilhassa sınai firmalar için Japon-yada uzun vâdeh yatırım imkânları çok müsait görünmektedir, lapon firmalarının hepsinin Amerikan taktiği İle son derece alâkalı oldukları, zira on seneden beri temastan uzak bulundukları ve Japönypda iki senedenbcrı çok oüyük tenıkkileı in kaydedildiği İlâve olunmaktadır.
Dış Ticaret Dairesi Reisinin beyanatı
Ozansoy, Avrupa Ekonomik Konseyi kararları, et fiyatları ve terliye muvazenemiz hakkında arıklamalarda
• ••
bulundu
Ankara 1 (Hususi muhabirimizden) — Dış Ticaret Dairesi Reisi, haftalık mûtat basın toplantısında Paristeki Bakanlar Toplantısı, et fiyatları vc tediye muvazenemiz hakkında İzahlarda bulunmuştur. Ozan-soy demiştir ki;
s
“— Bu toplantılarda ticaretin tamamen serbest bırakılması yolunda kararlara varıldığı hakkında bazı gazetelerde yazılar intişar etmektedir. Halbuki ithalâtın yüzde yüz serbest bırakılmasına karar verildiğine dair) bize mal(ımal verilmiş değildir. Pa-rifile Bakanların iştirakiyle konsey toplantıları 31 ocıık tarihinde başlamıştır ve bugün 4 şubatta nihayete erecektir. Bu toplantı neticesi alınmadan önce yapılan neşriyatın bir taliminden ileri sayılmaması lâzımge-lir. Şimdiye kadar muhtelif devletlere yapılan teklifler, kasım ayındaki konsey toplantısında alınan karara istinaden yüzde elli nispeti dahilindedir. iktisadi işbirliğinin gayesi, filhakika iştirak eden devletler arasındaki mübadelelerde tam serbestıye u-laşmaktır. Ancak kasım toplantısında serbesti mevzuu ileri sürüldüğü zaman bu gayeye merhale ile ulaşılması zarureti birçok devletlerin delegeleri tarafından teklif edilmiş ve konseyce ilk merhale olarak yüzde elli nispeti uygun bulunmuştur. Bizim de teklifimiz bu nispet dahilinde serbest bırakılacak mallaı tesbit ed.il-mek suretiyle yapılmıştır. Pariste toplantı halinde bulunan konseyde bu nispetin müzakerelere mevzu teşkil etmesi lâzınıdır. Konseyde bilhassa görüşülecek mevzu, serbesti muamelesi yanında tatbik edilecek tediye sistemi ve alacakların transferabili-t esidir.
Buna alt pıoje iştirak eden devletler tarafından tetkik edilmiştir Proje bizim yüzde elli serbesti kararımızda ileri sürdüğümüz Kayıtlara I cevap verecek mahiyettedir. Bilindiği gibi, biz yüzde elli nispeti dahilindeki mübadele serbestisıni mevcut ticaret anlaşmalarımızda derpiş edilen kredi hadlerinin fevkinde borçlanabilmemize imkân vermek ve âza memleketlerden birine borçlu Kalacağımız miktarın diğer âza devletlerdeki alacaklarımızın transferi suretiyle ödenmesine müsaade edilmek şartıyle kabili tahakkuk bulmuştuk. Mübadelelerin şerbestisi ile beraber tatbik mevkiine konulması derpiş edilen tediye sistemi, âza memleketler arasında kredi ve alacakların nakli esasına lstinad etmektedir. Burada ilen sürdüğümüz şartların başı, neşriyatta ifade edildiği gibi serbesti teklifimizi kıymetsiz bırakacak kayıtlar olmadığına işaret etmek lâzımdır. Hulûsa yüzde yüz serbesti için henüz Pariste kavaf verilmiş değildir ve ona göre memleketimiz teklifinin bildirilmesi için bize tebliğde bulunulmamıştır. Konseyin ileride böyle bir karara varması halinde, bütün âza devletler gibi, bizim de iktisadi imkânlarımız içinde bu karara ne dereceye kadar intibak edebileceğimizin tetkik ve tesbit edileceği tabiidir. Esesen ylizdc elli kararında da iktisadi bünyesi itibariyle serbes-tlye gide m ivecek durumda olan memleketlerin keyfiyeti, mucip sebepleriyle bildirmeleri kabul edilmiştir...
Bundan sonra et fiyatlarının yükselişini canlı hayvanın ihracına atfedenlere cevap veren Ozansoy “Canlı hayvan ihracı mevzuu zamanında ele alınarak eski senelerin Ista t istik-
Ticaret Odasının geçinme endeksi
1938 yılına nazaran, aralık ayında dört misli artış görülmektedir
îstanbul Ticaret Odası tarafından pahalılık mevzuu etrafında tertip edilen son geçinme indeksinin aralık ayma ait neticeleri aşağıya yazıyoruz:
İstanbul geçinme endeksinin 1949 yih aralık ayı endeksi sayısı 1911 yılı 100 olduğuna göre 3355 vc 1948 yılı esasına göre de kanuni olarak artan kiraya nazaran 345.6 ve serbest kira ile de 412,4 sayılarına tekabül eden bir yükseliş kaydetmiş bulunmaktadır. Mezkûr sayıların ifadesiyle yükseliş birinci harpten evvelkine göre otuz dört ve ikinci harpten evveline nazaran da 3.7 misli a-rasında oynamaktadır. Mukayese bir ay evveli İle yapılacak olursa a-rabk ayında hakiki bir yükseliş müşahede olunur.
İstanbul geçinme endeksinin birinci grupu yiyecek ve içecek maddelerine tahsis edilmiş bulunmaktadır. Yirmi iki gıda maddesini lâğveden mezkûr grup ihtiyaç masrafları yekûnunun hemen hemen yarısını teşkil etmekte olduğundan ayrı bir ehemmiyet. kazanmaktadır.
Gıda masrafları grupımun aralık lerıne göre 300 bin baş koyunla 35 bin baş sığırın ihracı mümkün görülmüş ve 31 mart tarihli sirkülerle şartları İlân edilmişti. Ancak bir ihtiyat tedbiri olarak koyun kontenjanının nısfının ihracına müsaade edilmiş ve ikinci yarısı alıkonmuştur. Fakat, ihracatın seyri ve yem azlığından, Doğtj ve Orta Anadoludaki hayvanların telef olması tehlikesi belirmekle yalnız bu bölge ko.vunlarına münhasır olmak ve Mersinden yapılmak üzere kontenjan bakiyesi 150 bin başlık hâd dahilinde 15 şubata kadar ihracata devam edilmesi uygun görülmüş ve 10 aralık 1949 tarihinde bir sirküler neşredilmiştir Binaenaleyh kış aylarında munzam kontenjan verilmiş olduğu varit değildir. Kaldı kı. ihracat müddetinin hitamına 10 gün kaldığı halde fiilen ihraç edilmiş olan koyun adedi 148 bin baş olup bu kontenjanın nısfını dahi bulmamıştır Şu hale nazaran, fiyat yükselişlerini ihracatla irtlbatlandır-mamak daha doğru olur,, demiştir.
Dış Ticaret Dairesi Başkam, dış ticaretimizdeki gelişme ve muvazeneye doğru gidişin ithalâtı kısmak suretiyle temin olunduğu yolundaki neşriyatı da şu şekilde cevaplandırmıştır:
•— Geçen senenin 88ü milyon kiloluk ve 551 milyon liralık ihracatına mukabil, bu sene 997 milyon kiloluk ve 693 milyon liralık ihracat ve yine geçen senenin 881 milyon kiloluk ve 70 milyon liralık ithalâtına mukabil, bir milyar 220 milyon kiloluk ve 812 milyon liralık ithalât yapılmıştır. Buna nazaran aradaki açık da geçen sene 219 milyon iken bu sene 118 milyon liraya inmiştir. Bu rakamdan, geçen toplantıda bildirdiğim tediye muvazenesine giremiyecek olan Marshall Yardımından 65 milyon ve tiraj hakkından 35 milyonluk ithalât tenzil edilirse hakiki fark 18 milyondan ibaret kalır. Bundan, tediye muvazenesine intikal edecek mahiyette olmakla beraber, normal senelerin ithalâtı mey anında yer almıyan 28 milyon liralık hububat İthalâtı da tenzil edilirse normal ticaretten ta-hassül eden neticenin 10 milyon lira kadar lehimizde olduğu görülü) Bu neticeye yukarıdaki rakamların mukayesesinden anlaşılacağı üzere İthalâtın gecen teneye nazaran kısılması suretiyle değil, ithalâtın arttırılması yolu İle gidilmiştir.,,
ayı endeksi sayıları 1914 e göre 1611 ve 1938 yılı 100 olduğuna nazaran da 501.5 dir. Bu sayılardan anlaşılacağı üzere gıda maddelerinde görülen artış ikinci harpten evveline nazaran yüzde iki ve geçen yılın aralık ayma göre de yüzde beş bir artış kaydetmiş bulunmaktadır. Umumiyetle geçinme endeksimiz kış aylarında yükselme nemâ yolu gösterdiğinden mevzuubahis artış mevsim temevvüçlerinin bir neticesi olarak kabul edilebilir
İstanbul geçinme endeksinin ikinci grupa yatı, aydınlatma maddelerinden meydana gelmiştir Kış aylarında bu grupta yükseliş görülmesi tabii İ3C de, bu sene, havaların müsait gitmesi dolayıslyle artış görülmemiştir. Yakma, aydınlatma ve temizleme maddelerinin endeks sayılan 1914 yılı 150 olduğuna göre 3613 ve 1938 yılı esas olduğuna nazaran da 365,3 dür. Bu hale göre; yakma ve temizleme maddelerinin normal bir yıl olarak telâkki edilen 1938 senesine göre artış dört misline yakın bulunmaktadır.
Şehrin iaşesi
Kış yüzünden yeni bir pahalılığa meydan vermemek için, tedbirler ittihaz ediliyor
Kışın, şiddetli bir surette hüküm sürmesi yüzünden, şehrin iaşesi meselesi, alâkadar makamlar tarafından bir tetkik mevzuu haline girmiştir. Ara sıra toplanarak iaşe işlerini gözden geçiren Sebze ve Meyve Komitesi, Belediyede bir toplantı yapmıştır. Belediye Reis Muavininin riyasetinde yapılan bu toplantıda Toprak Mahsulleri Ofisi Müdürü. Sebze ve Meyve Kooperatifi Müdürü hazır bulunmuş, mevcut yiyecek maddelerinin stoklan, sebze ve meyve fiyatları görüşülmüştür. Toprak Mahsulleri Ofisi, bir pahalılığa meydan verilmemesi için. Sebze ve Meyve Kooperatifinin satış mağazalarında pirinç. fasulya gibi maddelerin satılmasını temin etmiştir.
Limanımıza gelen ithal malları
Bu hafta zarfında limanımıza gelen vapurlardan çıkan başlıca ithal malları şunlardır:
118 ton matbaa mürekkebi. 1U4 ton ateş tuğlası, 11 ton madeni eşya. 3 ton boya. 26 ton alüminyum. 50 ton kimyevi madde. 15 ton çivi, 75 ton gazete kâğıdı. 53 ton çelik boı \ 319 ton kurşun, 10 ton tutkal. » ton mukavva. 6] ton çelik eşyo, 9 ton madeni levha. 5 ton ampul. I ton otomobil dış lâstiği, 21 ton zirni araba, 101 (on kahve. 15 ton bakır tel, 16 ton asit vesaireden İbaret eşya vardır.
Manisa üzümcülerine yardım
İzmir, 4 ı Husus) muhabirimizden) — Manisa bağcılarının teşebbüsü Üzerim Üzüm Satış Kooperatifleri Birliğine Ziraat Bankasından varım milyon lira kredi verilmesi ve bununla müstahsil elinde kalan ü-zümlerı satın alması kararlaştırılmış tu Birlik kâı ve zararı kendisine ait olmak üzere böyle bir mubayaaya girişmeyi muvafık görmemektedir. Eğer hükümet kâr ve zararı te-kabbül ederse müdahale mubayaası yapılabilecektir.
I ^11/1950 Cumartesi |
Borsalarda Vaziyet
İstanbul
Adana :
İzmir :
de-j>a-Pa-ol-
Ticaret Bordasında birinci Akala fiyatları aynı seviyeyi muhafaza, etmektedir. îş yoktur.
I
Hafta sonu Ticaret Boreasında yalnız fındık üzerine hararetli muameleler olmuştur. Evvelce de yazdığımız gibi hazırda mal olmaması yüzünden, bjltün istekler mevcut mallar üzerine yüklenmektedir. İstihsal bölgelerinde kışın şiddetle hüküm sürmesi yüzünden, köylünün pazarlara, fındık getiremediği, neticede İmalâthanelerin iç fındık ha-zırlayamadıkları anlaşılmaktadır.
Esham ve Tahvilât Bordasında kayda değer bir şey yoktur. Altın piyasası ise yine düşüklük kaydetmiştir.
Bugün Borsada çekirdeksiz kuru üzüm satıcıları çekingen davrandıklarından fiyatlarda bir kuruşluk yükselme kaydedilmiştir.
İncirin sağlam durumunda hır ğişikilk olmamıştır. Hafta sonunda muk piyasası sakinlik göstermiştir nııık yağı piyasası fazla hareketli
mamakla beraber istikrarını muhafaza etmektedir. Borsada pamuk çekirdeği sağlam durumunu muhafaza ediyor
MEMLEKET ve DÜNYA BORSA ve PİYASALAR»
KAMBİYO
İstanbul Borsası
Açılış Kapanış
a Sterlıng 7,90.50 7.91
100 Dolar 2mi.25 2A0 25
100 Fr. Frangı... 80.— 80.—
100 lavlçre Fr.... 64.03 04.03
11)0 Belç. Fr. ... 5.60 ü.60
100 İsveç Kr âl 12.50 54 12.50
100 Florin 73.68.40 73.68-10
100 Liret 0.14,128 0.41.128
100 Drahmi 0.01.876 0.U1.K76
100 Escoudua ... 9.73.00 9.73.00
Altınlar
Bugün Eald kur
Lira Lira
KUlço terli Ur. 6.03 6.08
Külçe DegUBsa, 6.10 6.10
Cumhuriyet ... 42.20 42.30
Reşat I I 55 44.60
Hamlt ......... 40.70 40.70
Gulden 40 10
İngiliz • V- «v 53.70 53.75
Fransız kok.... 15 10 15.50
Napoiâon Hl... 42.50 42.60
lavlçre 41.40 41.50
Nctv-Yurk'trı ; onau . J 35
Gumuş, Plâtin
En aşağı Bn yukarı
Gümüş Gx
Plâtln „ W— 11—
Zürich Borsası (Serbest)
İsviçre Frangı
En aşağı Bn yukarı
Türk liraaj 0.85 0.95
Dolar 1 28 1/2 4.30
Stcrltng 10 20 10 10
Fra-rıaız Frangı 1.08 1 II
cSMAM VE TAHVİLAT
Devlet Tahvilleri
Ikrnnılyelı tahvilim Kapanış (•)
Tc5 1933 Ergani 22,50 23.50
^>5 1038 ikrâmiyeil 21— 21—
%5 Milli Müdafaa 1 20.6 l 22—
UH) Demiryolu IV ... 102 5(1 IÛ2.25
%5 194) Demiryolu V 97.90 98—
%4 1/a 19111 İkrnmlvoll ... 07.35 9a-
Diğerleri %d 194) Demiryolu V1 97 — 97 .,r
%6 Kalkınma L. 98— 97.75
194^ LL 08,— OH.—
%0 111 07.80 97.90
Sr.O 1948 lutikrazı L 97.85 98.-
«E 1918 (i 97.85 98—
%7 1934 S) vaa-Erzurum 1. 21.20 22—
%1 H* *34 " .. !1-V11. 21.— 21 —
%7 194) Demiryolu t 21.05 21.05
Te7 104) 11 21.85 21.85
%7 19ü LLL 20.85 21.60
%7 MIHI Müdafaa 1 21.25 21.25
21 90 21.90
%7 .. uı 20. ır» 2045
• • • • • * •*•••• 20.90 20.90
Şirket Tahvilleri
Anadolu D.Y Tertip A/B. 108 107—
•• •» *, c. —
57.80 68—
,, ., Mümcıı, Senet. «7.00 68—
Şirket Hisse Senetleri
T. C. Merkez Bankoaı 129— 128 —
Türkiye İş Bankası 25.10 26.10
1‘ürk Ticaret Bankacı 5— 5—
Aralan Çimento 17— 17—
Şark Değirmencilik 23.25 23.50
MIHI Rea.HÜrana 16 25 —
Ecnebi Tahviller
MlRir Krtdl rnnaivp 191)3
n: 1
172—
152 -
MEMLEKET TİCARET BORSALARI
İstanbul Ticaret Borsası
İzmir Ticaret Borsası
YABANCI BORSALAR
New-York Borsası
ıtHiHihui;
Buğday yumuşak (Ofisin).. Buğday (Sert) ....... ......
Arpa Biralık ....
\rpn Vcrnlık ıdökmc) .......
Mıaır (Beyazı çuvalı.........
Faaulyft Tembul (çuvalı) Fcihiiive Çalı Meri ıdökıno) Kuyycml ......... ........
Mercimek Kırmızı ıç çtıvnl Mercimek yeşil (Slvua) ... Nnhuf nntürcl ............
* ağlı tohumlun
Ayçiçeği luhuınu .
Koku tohumu .......
Kemi İr tohumu Susam t Bandırma)
Ver fıatığı kabukhı
Hıırıı İM ey ^ıı hır t
Fındık (kabuklu nlvrl) ....
Fındık (İç tombul) ........
Ceviz (kabuklu) ...........
Ceviz (lc nntürcl) ........
Dokumu tium .Maddeleriı Tiftik Uınn mal) ...........
Tiftik (Nrıtürel) ..........
Yapak Trakya (Kırkım)....
Ihını deriler:
Sığır salamura (yaşı kilonu Keçi tuzlu kuru kilonu .. Koyun hava kurusu kilonu Mozbahn mğır vnş kilonu.
Melıutl Vuglıır.
Zeytinyağı HâltfUrn Eksini) Suhh ınyıt^ı ı ra fine tonekell) Ayçi(pı£d (Hııflnc tenekcllı, Fındık (‘d*-ı
öuguı*
30.—
3050
35.—
86.—
171 —
42—
160.—
2V5.—
310.-
Eakı
Kapanış
Buglll-
29.30 ;;h mi
21—
21.—
21.20
35— 3li. -
43—
36—
55—
22.—
35—
İllâ— 86— 75—
03—
164 —
13.— 150.—
290.—
330.—
210—
103.—
216 —
175—
113—
330— 210— nxı— İMİ.

Uzum çekirucKai» ı\u.9
İncir A serisi
ö serisi
Akala
Akrüo
Aknlıı veril
No 8...
No. 108
l • ••••••
• 1. *»».*. IH .........
ra ınu k Fa ınıılt r.t muk Pamuk
Pamukyağı (rafine) ... pamıık çekirdeği .......
Adana Ticaret
53.—
56—
43.—
233— 222—
203.—
150.—
16.—
Son ıcapanış
52—
56—
43— 234— 222—
Borsası
Dün
Eski kur
203—
150.—
16—
Hutıhı.ı kHuşvIi^ Sunu ..........
Sert Kış mahmulü No. 2 ........
Kırmızı No, ’> .....
i'hiihiU Middliug LÜı öresi “Sent) Marı Mavin 1'emmıır Elcim
•••••••
' •••••••••••••• ***■•*•■■•••••••••
••»•••••••••••«•••«•••••
263—
234.5
262. -
233—
31.3b 31.35 30.83 28.94
do.y*
30.1MJ
30.33
28.62
Pamuk Akııla lOiı 2()0 100 200
Pamuk Akala 11 150/160 150 160
Pamuk Yedi 1 144 —
Pnmuk Yeril II -W 14-1.—
liftik ı uıbrc.Hi=Sent) ........
Toksam No ı. ..................
Fındık (Libremi—Sent) ..........
Kabuklu Veril iri ...........
orta .........
uevanı iç itlini malı .......
ülkstra iri İç malı ..........
Kuru li/.ilm (Libresi = Sent)
Thompson çeklrdoksiz «eçme Krtrıı tohumu (Buşcll = Dolfir)
Minnea polla
Kalay (Ltbresl=Sent) Levha-tenelcc (100 libre dolar)
• •
6S-6U
23— >2.5 37— 80-40
u.ö-ıa
3.90-3.99
75.-
T.30
Londra Borsası
Keten luhıımıı (Tonu=Storlin) ... Bombay .........................
Kalkiltn ....................
l’er fmtııiı Hindistan .........
Bradford Piyasası

£1.-
22.5
37—
39-40
u.s-r/
3.003.90
77.75-78
7.50
Eskişehir Ticaret Borsası
Buğday yumuşak
Buğday aort ...
83.10
34.—
82.-
Tiftik îyl mal (Librcsf=Ponl) Sıra malı Anadolu
Trakya
YUn
99
• I
••
M
• e

•••
• ••
63.
62.
63.
63—
62—
61.5
84—
30.-
10.50
İskenderiye Borsası
Pamuk (I(antan=Tallan) ......... AahtnouDl Kıaa eyaflj F/G... Karnak Uzun elyufh F/G...
66.78
141105
85.50
99—
(*) Gunundu Burmada üiuameiesi tescil edilmcmig tahvilât vo eshamın arz vo taleplere göre taayyün eden takribi piyasa değerle:

A meri kadını intibalar
Amerikalıların“KızıIelma„sı
KALİFORNİYA
Lübnan mektubu
Ingiltere seçimleri
Arap Birliği başbakanları
Beyrutta toplanıyor
ayaklan-
-
7 —
YAZAN ; CAMİ
2
KIYAMET GÜNÜ
uya-
ken-
Jül Anflör’ün mezarı ola-
ken-
cîüştlndükten sonra:
taraftan da şikâyetlerine de-
ga-
kıya-
kıya-
Devamı var
ile, Orta nizamını
Fakat
ne o-
onu ço-
lııt harikası nail ile üstad devam ediyor:
Pcr Laşezl artık tanıyamaz şuraya, bakınız — eh ile di-
Yazan ; M. Nernıi
TÜRKÇESİ : REFİK HALİD KARAY
Altına hü-Bu çağın, arabalarla
“Milletlerarası Çocuk zikretmeliyiz. Bu mües-milletlerin mensubu o-bannan bedbaht çocuk-
Siyasî mesdeler ve muhabir mektupları
Kiralın imzasının altına koca-mührü basmıştır. Beyanname, zamanda dün akşam hususi bir de Ingilterenin Resmi Gazetesi “Lonaon Gazette,, de de neşre-
Yazan: OĞUZ T t) R K K A N
- •—• ’ ” • • • ”—— grevcilerle, işri-münasebeti olmıvan
OHvier (îUYON
Bir “Milletlerarası çocuklar,, fikrine doğru
İki Fransız eseri olan "Milletlerarası Çocuklar Merkezi,, ve "Küçük Avrupalılar Kulübü,,, bu gayenin belki ilk adımlarıdır
Paris, 3 (Husus! büromuzdan) — Paris, her zaman için - talebe, iş a-damı, diplomat veya artist- binlerce ecnebinin buluşma merkezi olmuştur. Mevhum duvarları içinde gayet •anlı olan bu şehirde ecnebiler, kendi milli zekâlarım, yalnız Fransız esprisi üe değil, muhtelif milletlerin kanrfat ve zihniyetleriyle karşılaştırmak imkânlarına sahiptirler.
Strasbourg’daki Avrupa Birliği Teşkilâtı kurulduğundan beri, Fransız başşehrinde, mensupları arasında kültür mübadeleleri yapmak ve şahsi veya müşterek münasebetler tesisini kolaylaştırmak gayesiyle bir çok “Avrupa Cemiyetleri,, teşekkül ettiğini görmekle büyük zevk duymaktayız. İyi niyet sahibi ve asil ruhlu bazı erkekler ve kadınlar, ekseriya birbirlerini tanımayan değişik insan gruplarını birbirine yaklaştırmak ve onlar arasında bir kıta, hattâ dünya kardeşliği fikrini inkişaf ettirmek ü-zere kurulan bu teşekkülleri herkesin faydasına arzetmeyl, bu “ışık şehir,, için bir vazife telâkki etmiş bulunuyorlar.
Bu maksatla tesis edilen eserlerin en başında, Merkezi,, ni sese, bütün lup Pariste
lara yardım etmek, icabında onlan misafir etmek gayesiyle kurulmuştur.;
Maalesef son harpte bu gribi talih kurbanlarının sayısı o derece çoğalmıştır kİ. kendi memleketleri, maddi İmkânsızlık karşısında onları sefaletten kurtarmak için en küçük bir teşebbüs yapamamaktadır. '‘Milletlerarası Çocuk Merkezi,,; lâzım ol-
Bütün namzetlerin, seçim mücadeleleri için sarfetmelerine müsaade edilen âzami para : 950 İngiliz lirasından ibarettir
Londra. 4 (Hususi muhabirimizden telgrafla) — lngilterede seçim mücadelesi. “Oyez oyez =• Dinleyin dinleyin,, kelimeleriyle bugün resmen başlamıştır. Bu sözleri Londranın meşhur Sitemindeki Borsa binasının çavuşu bağıracak ve başlarında beyaz peruka, ellerinde beyaz eldivenler bulunan halk çığırtkanları da ona iştirak edecektir. Bundan sonra. Parlâmentonun feshedildiğine dair olup dün Kıral tarafından imza edilen beyannameyi, üç köşeli birer şapka giymiş olan ve ağır birer mızrak taşıyan mübaşirlerin ortasında aynı çavuş bağıra bağıra okuyacaktır
Filhakika, dün hemen öğleden sonra. Sandrigham’dakî malikânesinde hususi müşavir heyetinin Azalan da hazır bulunduğu halde Kıral VI. George. bahsi geçen beyannamenin altına imzasını atmıştır. Bu vesika derhal Londraya götürülmüş ve orada Mühr-ü Has Lordu Vicomte Jo-man aynı tabı olan bilmiştir.
Diğer taraftan, Mühr-ü Has Lordu, dün akşam Ingilterenin bütün idari bölgelerinde bulunan ve reyleri saymakla mükellef olan memurlara ait tam 625 tane telgrafı göndermiş ve onlara, Parlâmentoda kendi eyaletlerinin milletvekillerine mahsus mevkilerin boşaldığını, yeni seçimlerin 23 şubatta yapılacağım bildirmiştir. Bu telgraflar, aynı zamanda seçim mücadelesinin başlangıcını teşkil etmekte ve her namzedin masraflarım gayet ciddi şekilde tutan muhasebenin açılmasın: mümkün kılmaktadır. Yeni karara göre, bu defa kabul edilen masraflar, namzed başına kasaba ve köyler için 950, şehirler için 760 İngiliz lirasından ibarettir ki. bu meblâğ son seçimlerde müsaade edilen masraflardan çok daha azdır.
Kıral VI. George’un, Parlâmentoyu feshettiğini bildiren beyannamesinin tam metni şudur:
“Biz, VI. George, husus! müşavere heyetimizin reyi üzerine, 14 şubata kadar tatil yapacak olan hali hazırdaki teşrii meclisi feshetmenin uygun olduğuna karar verdik. Binaenaleyh, halihazır Parlâmentoyu feshettiğimize dair olan Kırallık beyannamemizi halka ilân ediyoruz,,,
Ağa Han, “Islâmijtan" ın aleyhinde
Şu flirarla Pakistan Hükümetinin misafiri bulumun Ağa Han, matbuata, verdiği bir mülâkatta, kendinin, panlslâmist akidenin öteden beri aâ-likl bulunduğunu, fakat, Paklatan Birliği Reisi tarafından ortaya atılan “İslâmistan” fikrine iştirak etmediğini, zira bunun, Müslüman memiektler adına bir intihar sayılacağını bayan etmiştir.
Buna mukabil Ağa Han, İngiliz Commonvvealth’ıne (İmparatorluk câ-miaaO benzer bir teşkilât çerçevesi İçinde, bÜtüo telâm memleketlerinin bir federasyon kurmalarını teklif tylemektedln
Sendikalar Birliğinin toplantısı dolayısiyle
t
Hepimiz Türkiye için, Türkiye hepimiz için
dukça, o yabancı ve Aciz devlet otoritelerinin yerine geçerek onların vazifesini yapmayı kararlaştırmıştır. Ve bu uğurda, bütün güçlüklere göğüs geren bir âlicenaplıkla ve büyük bir şevkle çalışmaya başlamıştır.
Fransız olmayan bir çok mühim şahsiyetler de, komiteye dahil olarak, gerek kıymetli tavsiyeleri gerekse maddi yardımlariyle müessesenin işini ehemmiyetli surette kolaylaştırmaktadırlar. Bunlar arasında bilhassa. Nobel Sulh Mükâfatını kazanmış olan Lord Boyd Orr’un bulunduğunu söyliyebiliriz.
Bu yardımlar sayesinde, ayni zamanda misafirseverligi hakkındaki şöhretine lâyık olduğunu gösteren Paris halkının gayretiyle, fevkalâde bir bina olan Longchamp şatosu, vesayete muhtaç çocuklara tahsis edilmiştir. Burası, ırk ve milliyet farkı gözetmeksizin yüzlerce çocuğa bir baba ocağı vazifesini görecek, onları terbiye ve tahsil ettirecek, istidatlarım tayin eden bir imtihandan sonra onları kol veyA kafa işlerinde çalış-mak üzere bir meslek sahibi yapacaktır.
Fransız Sıhhat Bakam Scneider, hükümetle tam bir mutabakat halinde kendisine resmen yardımlarda bulunması sayesinde, bu takdire değer eserin himayesini üzerine almıştır.
Bakan Scneider, suallerimize cevap vererek şunları söylemiştir:
”— Artık millî çerçevelerin dışına çıkmak ve geniş surette insanlığa yardım etme yoluna gitmek lâzımdır. Seçkin Fransız şahsiyetlerinin bu teşebbüsümüzle yakından alâkadar olduklarını görmekle bahtiyarım. Longrhamps'da misafir ettiğimiz pek
çok çocukların sıhhat bakımından nazik bir ihtimama muhtaç olduklarını söylediğim zaman, memleketimizin en meşhur doktorları ve Alimleri. bu yavruları kurtarmak için derhal yardımda bulunacaklarını bildirdiler.,,
Bütlln dünyada tertip etliği ianelerden sonra çok mühim bir sermayeye sahip bulunan ve “Milletlerarası Çocuklara Yardım., müesseselerinı idare etmekte olan Patâ, onların bir şubesi addcttldlğl bu yeni teşekkülü de desteklemeyi kabul etmiştir. U-NESCO’nun Umum Müdürü Torrds Bodet de, yakında temin edeceği ü-mldlnde olduğu para yardımından başka daimî surette mânevi müzaherette bulunacağını bildirmiştir.
Daha mütevazı niyetlerle ve daha az İmkânlarla kurulan “Küçük Av-rupalılar Klübü,, Reisi Madam Ger-maine Kelleraon’un ismini de burada zikretmek gerektir.
“Federalim Kadınlar Birliği,, ve “Avrupa Parlâmento Grupu,, nun iştirakiyle kurulan bu kulüp, Üniversite Mahallesindeki bir binayı kendisine merkez yapmıştır. Madam Kellerson programını şu cümlelerle hulâsa etmektedir: “Bütün milletlerin çocuklarını mümkün olduğu kadar sık sık bir araya toplamak, onların birbirlerini tanımalarını ve dots-luk bağları kurmalarını temin etmek. Bu istikbalde sulbün yegâne âmili olacaktır.,,
Kısaca mahiyetlerini anlntığımız bu temiz ve asli teşebbüsler, Parlsln, Fransamn ve bilhassa insanlığın hayrına olarak herhalde daha da İnkişaf edecektir.
Grev hakkı vererek, sınıf güreşleri yaratmakla bugünkü hayat seviyemizi daha tehlikeli, daha içinden çıkılmaz bir duruma sürüklemiş oluruz.
Kaliforniya, Amerikanın yalnız siyasi ve iktisadi merkezi değil, aynı zamanda portakal ormanlarının, yeniliğin, temizliğin, lleriliğln merkezidir.
Beyrut Yahudi Kız Lisesinde bir infilâk vukua geldi. Binanın bir silâh deposu olarak kullanıldığı anlaşıldı
Beyrut (Hususî muhabirimiz bildiriyor)- — Bugün Lübnanda en e-hemmiyetli siyasi hâdise. Lübnan Başbakanı Riad El Sulh’ün Arap Devletleri Başbakanlarını Beyrutta bir toplantıya davet etmiş olmasıdır. Bu toplantıda Arap Birliği meseleleri görüşülecektir.
Son bir hafta zarfında Lübnanda cereyan '»eden diğer dikkate şayan hâdiseleri bildiri}'orum;
Bundan birkaç gün evvel Beyrutta, sebebi henüz anlaşılmayan mühim bir infilâk vukua geldi. Bu infilâk neticesinde Yahudi Kız Lisesi tamamen harap oldu, beş kişi öldü ve bir çok kimse de ağır ve hafif surette yaralandı.
Tahkikata başlayan savcılık, infilâkın patlayıcı maddelerin birbirlerine çarpmasından husule geldiği kanaatini edinmiş ve hâdiseye askeri savcı el koymuştur. Askerî savcının verdiği malûmat çok daha mühimdir. Çünkü bu suretle Yahudi Kız Lisesi binasının bir silâh deposu olarak kullanıldığı meydana çıkarılmıştır. Bu arada birçok patlamamış bomba ve muhtelif silâh parçaları ele geç-
mlş bulunmaktadır. Tahkikata devam olunuyor. Bazı kimseler şüpheli görülerek tevkif edilmiştir. Hâdise Beyrutta büyük bir endişe ile karşılandı.
Beyrutu son günlerde meşgul eden hâdiselerden biri de Suudi Arabistan Kıralı lbni Suudün (Nidâ’el Kavmi) gazetesi aleyhine açtığı şahsî hakaret dâvasıdır. Dâva görülmüş ve gazetenin 4 ay kapatılması ve yazı İşleri müdürünün de 4 ay hapsedilmesi karar altına alınmıştır. Bu hâdise arap âleminde İlk olarak vukua gelmekte ve bir kıral bir gazete aleyhine dâva açmış bulunmaktadır.
Beyruttaki eczacıların on günden beri devam eden grevi, şehir halkını çok fena bir duruma sokmuştur. Hastalar, ilâçlarını ancak hastahaneler vasıtasiyle temin edebilmektedirler. Grevin sebebi, hükümetin ilâç fiyatlarını tesbıt etmiş ve eczahHneleri bir tarifeye tâbi tutmuş olmasıdır. Ec-zahaneler bu kontrole İtiraz maksadıyla böyle müşterek bir grev tertip ettiler. Hâdise halk tarafından çok fena karşılandı.
— IV —
Jül Anflör’ün peşinde — Bezgin bbr bekçi — Bir kaynananın uyanışı — Müdürümü
Şefaat Sesi,,
buluyorum — “Büyük — Heyecanlı bir karşılaşma
Arkadaşımı bulacağım sevinciyle kalbim çarparak koşuyorum. Sokağın köşesini dönerken hızımı alamıyarak birisine çarpıyorum. Adam homurdanıyor:
— önüne baksana...
Özür dilemek için durunca karşımdaki-nin kabristan bekçilerinden biri olduğunu üstündeki üniformadan anlıyorum ve;
— A. diyorum, demek siz vaktiyle burada bekçi idiniz. Acaba bir şey sorsam bilir misiniz? Buralarda cak..
Bekçi bir an
— İlerde bir yerde olacak, diyor, haydi ilzi götüreyim. Hem eskiden, Per Laşezi ecnebilere gezdirdiğim zamanları hatırlamış olurum. Yalnız cesedi orada bulup bulamıyaca-ğımızı bilemem.
— Hangi cesedi?
— Şu sizin Jül Anflör’ün cesedini. Bizim zamanımızda birisi gelip de merhum bir dostunu ziyaret edecek olsa onu aynı yerde bulacağından emindi. Fakat bu sabahtan beri, şu uğursuz kıyamet koptu, her şey değişti. Koydunsa bul! Bütün rahmetliler ayaklandı, dolaşıp duruyorlar.. Buna kıyamet değil, anarşi demek daha doğru olur.
Bana bir taraftan yol gösterirken, bedbaht bekçi bir vam ediyor:
— Bayım, oldum> Bakınız
rilenlerden kahkahalarla gülüşen bir grupu gösteriyordu —bakınızda söyleyiniz bana, hiç ebedî tatirahatgâh hail var mı burada? Panayıra dönmüş burası.. Ha., ha., ha,, denilen bir şey var.
— Ne yaparsın. Alışmak lâzım., met bu!
— Kıyamet., kıyamet., anladık, herkes dirilmeye kalkarsa bunun »onu

GREV hakkı konusu İncelenirken çok uzaklara yayıldığımızı ve asıl meseleyi unutarak yurdumuzu, hiç İlgilendirmeyen fikirlere saplandığımızı görüyor ve bundan derin bir üzüntü duyuyoruz. Duyguya ve propagandaya kapılmadan dertleriyle, sıkıntıtariyle, işlerinin çeşit çeşit cilveleriyle başbaya kalan ve gerçekliğe göz gezdirmesini bilen işçilerimizin de başka türlü düşünmediklerini sanıyoruz. Gm hakkı tâbirinde, belki, birkaç kişiyi çileden çıkartacak, lüzumsuz ümitlere düşürecek bir şt*y, bir büyü olabilir. Fakat hayat yalnız rüyalarla bezenmiş bir dünya değildir. Onun rüyaaız tarafı, çetin gerçekliği çok. hem pek çok kuvvetlidir. Avrupanın grev tarihleri nl yakından tanıyanlar, bu grev* lerin ne korkunç aile dramları yarattığını. ne ümitsiz »ürünmelere yol açtığını pek İyi bilirler. Bir İşçinin beş gün. on gün işsiz kalması. bütçesi için ufak bir delik değildir. Bundan başka işçiye vç. rılen grev hakkının topluluk İçindeki sayısız tepkilerini de hesaba katmak lâzımdır. Grev hakkını tanıyan bir kanun, bundan doğacak durumları da düşünmek ve ona göre tedbirler almak zorundadır işsizleri bol bir ülkede bunun ne demek olduğunu «ezmek hiç de -leğildir.
Avrupadaki grevleri destekliyen başlıca iki kuvvet vardır: 1. tşçi-lerin blnhir güçlüğü yenerek biriktirdikleri para. 2, Yabancı devletlerin yardımı. Kötü dünler için biriktirilmiş olan paranın, neticeleri karanlık grevler uğrunda harcanmasını hic doğru bulmadığımızı hemen söyliyebiliriz. Yurdunun ekonorplk kudretini baltalamak için yabancı devlet hesabına grev yanacak Tnrk Işclst yoktur ve olamaz da. Nasıl ve niçin kullanılacağı belli olmayan bir hakkın üstünde İsrar etmek gerçekten faydasızdır. Türk işçisi kupkuru bir grev hakkı kazanmış olsa bile öle taraftan birçok hakısrını tehlikeye düşürmüş olacaktır Bu haklar ise sınıf zihniyetinin tasarladığı haklar değil, toplumsal politika çerçevesine giren haklardır ts-aafrhk-güdhmü. iş sigortaları, işçi hnalahanclnri ve evleri ilh.. hu arada aayılabilir. İşçinin sağlığım. geleceğini, çocuklarını, düşünmek kavramım yan hor Avrupa’da
loınd«n ille refah ki’âtmı bugün Avrunn’d» yüksek ten atan ve sırasında kahramanlarının üniformalarını nnrcabyan grevc’lor değil.
İerle hiçbir devlet adamlarıdır, hattâ generallerdir Biz burada hunim bir örneğini verebiliriz. Prıısyada 1*02 de neşredilen /ş Kauınıu'ndn isçinin hiçbir tesiri yoktur. Dahs sonraları Prusya Eğitim Bakanı Al-tonstein’in raporu ve bunu tam mânasiyle bcnımsiyen General von Horn’un teklifleri gelir ki: tş politikası tarihinde büyük bir dönüm noktası sayılır. Bu raporlardan da ilham alan Alman Başvekili Prens Bismarok. 17 kasım 1881 de neşredilen irade Avrupanın en büyük is kurmuştur.
Grev adını verdiğimiz uta vr isyan hareketinin bir hak
ilh.. bir sınıfın değil vatan büttln derinll^n’lp du-topluluğun vazifesidir isçi irin düşünülen ve Ve vnrdını teş-
olup olmadığım anlamak İçin L? denilen şeyin hukuk anlayışımızla olan münasebetlerini kavramak lâzımdır. İş. her şeyden önce, işverenle isgören arasında yapılan sözlü bir anlaşmaya, mukaveleye istinat eder. Anlaşmanın sözlü veya yazılı olması her memleketin kanunlarına göre değişebilir. Fakat asıl mesele, İşin mukavelesiz bir faaliyet olmamasıdır. Bir işçi ne kendi başına, ne de arkadaşları ile elbirliği yaparak bu mukaveleyi bozamadığı gibi işverenin de bunu dilediği gibi boza-mamamı lâzımdıı-.Bu dâva, işçi için kupkuru grev hakkından kat kat ehemmiyetlidir. Bir memleketin bankaları işbirliği yanarak bütün anlaşmaları hükümsüz bir hale koyarlarsa bunun eşsiz hır haksızlık (ikhığLinıı horken düşünmeden kabul eder, Grev de ış mukavelelerinin tanınmaması dernektir. Biri büyük bir haksızlık ohıyör da ö-teki neden hak ohıyor? Parlâmentosu olan bir demokraside iki çeşit, üç çeşit hak telâkkisi olmaz ve olursa o zaman bu, eski fetvalar dovrlndeki hak anarşisine döner.
Bizim burada ısrarla durduğumuz nokta, işverenle IşgÖrenin isterse sözlü ve isterse yazılı olsun, karşılıklı bir anlaşma ile birbirine bağlı olmalarıdır, İş dâvası da ancak böyle bir görüşle gerçekliğe en yakın bir şekilde düzenlenebilir. Son zamanlarda nedense çok sosyalistçe bir renk taşıyan şu tez, iffçhfi arrt hakkına dayanarak Mihsal vasıtalarını r-Unde bulunduranlardan kurtarmak tezi, zulnu uflravıuı İnsanlar yaratmak ihtiyacından doğmuş olsa gerektir. Ufaktefok ^tisnalarla yaşayış standardımız çok düşüktür. Bu İse yüzyıllarca bakımsız kalmış geri İstihsalimizin bir neticesidir. Grev hakkı vererek sınıf güreşleri yaratmakla biz bugünkü hayat seviyemizi ancak daha tehlikeli, dalıa içinden çıkılmaz bir duruma sürüklemiş oluruz. Bize grev hakkı değil, her şeyden cince çalışmak hakkı lâzımdır. Sokakları mandalina, çakmak taşı, çiklet, tarak gibi satıcılarla dolu bir memlekette iş dâvasının cok ehemmiyetli bir mânası vardır. Biz bunu belki, geniş ölçüde bir i* tnîlkflb fiarti İle şöyle böyle çözebiliriz. Haşan Yoldaş kimdir? Mehmet Bey kim? Cik-letçi Behzat kim ? Hepimiz, bu toprağın. Türk Ülkesi nin çocuklarıyız. Hepimiz, birbirimize parçalanması mümkün olmayan mukadderat bağlarlyle bağlıyız. Hangi Türk, hu kutsal gönül bağlarım düşünmeden parçalar ve kardeşinin karşısına sınıf düşmanlığının zalim zihniyetiyle çıkabilir? Bizim bütün istihsal vasıtalarından daha geniş, daha ulu bir hayat kaynağımız vardır: Ülkemiz, Bu. bize kahraman nesillerin, büyük bir ideal için, değil u-faktefek haklarını, fakat kendilerini bile düşünmeyen ataların armağanıdır. Kardeş ihtilâfları, Türk gökleri altında, sınıflara bölünerek, cephelere dağılarak diL sertlenemez. İşçinin dâvası bizim dâvamızdır, bizim dâvamız da işçinin dâvasıdır. Topluluğun refahı, bütün fertleri içme alan, tamamlayıcı bir refahtır. Hepimiz Türkiye için, Türkiye hepimiz için..
Ameriknda “Batıya ve cum“ çağı bitmemiştir, filmlerde görülen tenteli birlikte tarihe karıştığını sananlar.
Kaliforniyaya her hafta akın eden 40 bini aşkın Amerikan göçmenlerinin yarattığı meseleyi bilmiyorlar.
Amerlkaının en Batı noktasını teşkil eden Kaliforniya, amerlkahıann Çoğunca bir “Kızılelma”, bir hayâl ve hakikat ülkesidir. Bu portakallar diyarı, Amerikanın Batı kutbudur.
“Kutup** dedim, çünkü garip bir mıknatıslyetl vardır. Yarım asırdır Amerikalılar, yeni bir göç hummasına kapılarak. Batıya, Kaliforniyaya yollanmakta ve yerleşmektedirler. Bu muhaceret, Kallfornlyada petrol bulunduktan sonra artmış, İkinci Dünya Savaşı sırasında kurulan u-çak fabrikalarının işçi çekişiyle de büsbütün şiddetlenmiştir, Kalifornl-yayıı muvakkaten çalışmaya veya gezmeye gidenler bile kendilerini o-nun cıızlbeslndon kurt a ramamış ve orada yerleşmişlerdir.
Bugün Kaliforniya. Amerikanın en süratle gelişen bölgesidir, Kalifor-nlyanın İncisi olan Los Angeles İse, Birleşik Devletlerin en çabuk büyüyen şehridir Doğu kıyısının en büyük şehri olan New-York'un ahalisi, Batı kıyısının metropollsl olan Los Angeles’e sanki boşalıp akmaktadır. Ve bu akış, Amerikanın her tarafından akmakt.a, neticede de Los Angeles. pek yakında Amerikanın en büyük şehri olmaya namzet bulunmaktadır.
Eski dünyada medeniyet nasıl Doğudan Batıya, ve Akdeniz kıyılarından Kuzey bölgesine doğru knymış-sa. denilebilir kİ, bugün do Anıerlka-da kuvvet ve ehemmiyet merkezi. Doğudan Batıya doğru kaymaktadır. Hali hazırda hu kayma hareketi sonuna gelmemiştir; bunun tam ortalarında bulunuyoruz demek daha doğru olur. Fakat bu asrın sonu gelmeden, hattâ çok daha önce, I-ob An-geles*i ve onunla birlikte bütün Kali-forniyavı, Amerikanın asıl merkezi haline girmiş bulacağımız muhakkak bldlr.
Los Angeles, Amerikanın heı bakımdan sembolü olabilecek bir şehirdir O da, Amerikanın dünya sahnesine ânl ve umulmadık bir cevvall-yetle fırlamasına çok benzeyen bir şekilde Amerikan sahnesine atılmıştır. O da, Amerika gibi genç, gürbüz, şiddetle gelişen bir varlıktır. O kadar gençtir kl. ananesi teşekkül e-
dememiş, tarihe derin kökler «a İh marnlatır. Amerika gibi... Los Angeles do. tıpkı Birleşik Devletler gibi, eşine az rastlanır bir ırklar potası ve muhacirler yuvasıdır ; daha da tuhafı, Loş Angelesin göçmenleri, Amerikanın muhtelif köşeleıinden kopmadır. Bu şehirde, Amerikanın her bölgesinin örneğini, karakteriyle. kültüriylc, Itikatlarlyie bulabilirsiniz. Fakat nasıl göçmenler Amerl-kada her şeyden evvel Amerikalı olmuşlarsa. Los Angeles’e gelen Amerikan göçmenleri de herşeyden önce “KaliforniyalI” olmuşlardır. Ve bu suretle, millet içinde millet doğmuş, standart Amerikalıdan farklı bir tip olan “KaliforniyalI,, ortaya çıkmıştır,
İşin garip tarafı, Avrupa ve Türki-yede ”Amerikair* diye bildiğimiz o biraz acayip, fazla serbest, eksantrik ve çok uzun boylu “insanoğlu”, tamamiyle KaliforniyalIlar tarafından temsil edilmektedir. O kadar ki, Amerikalılar —meselâ New-York’-lular— KaliforniyalIları bildiğimiz tarzda bUir, hattâ “nuta” (kaçıklar!) diye vasıflandırırlar. Acayiplik zaviyesinden, Amerikanın Orta ve Doğu eyâletleri ve bilhassa New-England (Boston), Ncw-Hamsphire..v.s.), zannedildiğinden çok daha muhafazakârdırlar!
Hepsinden daha mühimi, Kaliforniya, Amerikan birliğini teşkil eden bütün devletlerin en fazla kendi kendine yetenidir. Ziraatta de, endüstride de çok İlerde olan Kaliforniya, ö-teki eyâletlerle alışverişe ihtiyacı ol* mayacak derecede kompleks bir e-konomi yai'atnnştır. Nasıl Amerika, dünyanın öteki milletlerinden bir şt? satın almıya ve ithalâtta bulunmaya hemen hemen ihtiyacı olmıyacak dereceye gelmişse, Kaliforniya da Amerika İçinde bu mevkie kavuşmuştur.
Eski dünyanın ahalisi Amerikaya göçtü ve göçüyor; göçmeyen milyonlarca insan Amerikanın rüyasını görüyor. Amerikalılar da Kaliforniyaya göçtü ve göçüyor, gdçmiyenler de Kalifornıyanın rüyasını görüyor;
Yarınki Amerikan siyasî ve ekonomik merkezi olmaya namzet Kaliforniya, bugün Holivut'un, “daimi ilkbahar” ikliminin, portakal ormanlarının, yeniliğin, temizliğin, ilerili* ğin ülkesidir
İşte bunun için Amerikalıların “Kızılclma” sı, yani hedefi Kaliforni-yadır.
Salzburg’ta müzik olimp’yatiara teşkiline teşebbüs ediliyor
Aylardan heri Salzburgta. enternasyonal müzik olimpiyatları kurmak için sessiz fakat devamlı toplantılar yapılmaktadır. Mozart ve müzik şehri olan Salzburgta, Avusturya Hükümeti tarafından bütün memleketin iştirak ettiği bir cemiyet kurulmuş, ve muhtelif devletlere Aza olmaları hususunda davetiyeler gönderilmiştir. Bugüne kadar cemiyetin genel sekreterliğine 38 memleketin

lacak? Kabristanlar ne olacak sorarım size! Ya biz bekçiler ne yapacağız?
Bir münakaşa gürültüsü, bekçiyi susturuyor. Eir erkek şöyle haykırıyordu:
— Seni öksüz, yetimsin diye almıştım. Anlıyor musun? Bilhassa kaynanam olmıya-cak diye seninle evlenmiştim. Hale bak! Dirilir
dirilmez anan geldi; aramızı açıyor. Sinirli bir kadın sesi cevap veriyordu; — Alfred, annemi tahkir ediyorsun. Kaynananın sesi de münakaşaya karışıyor:
— Ya. demek kocan kaynana İstemiyordu ha!... Demek seni ben öldüm diye almış ha! Vay hain vay! Kin.biHr, müdafaa etmek için ben yokum diye seni ne kadar üzmüştür kızım,, amma artık yeter! Bundan sonra karşında beni göreceksin, aziz damadım!
Bekçi hayretler içinde yüzüme bakıyordu :
— Nasıl, dedi, işte kıyametin neticeleri.. asıl kıyamet şimdi kopacak. Eskiden bütün hu insanlar gömülü İken hiç böyle hâdiselerin olmasına imkân mı vardı? Nerede acaba “Altı da bir üstü de birdir yerin., diye lâf eden o şair!
Ve bekçi bezgin bir hareketle kollarını kaldırdı, susarak yolumuza devam ettik.
Birdenbire bir ses duydum. İsmimle benî çağırıyordu. Dönüp bnkınca karşımda, eski patronum, “Büyük Ses., müdürünü gördüm. Muazzam bir aile makberesinin önünde birkaç kişi ile konuşuyordu. Onları bırakarak bana doğru ilerledi; pek değişmemişti; hep o eski, iri ve suğlom vücutlu, zeki ve azimkâr bakışlı, serî kararlar almaaını bilen.
en cüretkâr teşebbüslere alılan büyük ga zeteci idi. Bay Forden elimi sıkarak:
— Bonjur, küçük, dedi, bu borularla nışa ne dersin?
— itiraf edeyim Bay Forden, hâlâ dimi toparlayamadım.
— Hakikî bir gazeteci hiçbir zaman
dini kaybetmez küçük.. Ben derhal vaziyete intibak ettim. Hem sana da ihtiyacım olacak, “Büyük Ses,, i tekrar çıkartmak üzereyim.
Ağzım açık kalıyor, kıyamet acaba aklını mı kaçırttı diye aptal aptal müdürümüzün yüzüne bak iyorum î
— Evet küçük, diyor, ‘'Büyük Ses,, tekrar çıkıyor. Suratıma öyle şaşkın şaşkın bakıp durma. Bilirsin iş hususunda şakaya gelmeni. Borulu meleğin İhınım dinler dinlemez, vaziyetten nasıl İstifade edebileceğimi derhal kavradım. Mademki gayrı muayyen bir müddet için Parlatr kalıyoruz, tabii hayat muhakkak avdet edecektir. Derhal •'Melekler idaresi,, ile temasa geçtim, gazeteyi çıkartmak için müsaade istedim. Lâf aramızda, bizim memurlardan hiç de farklı bulmadığım melekler, müracaatımı kabul ettiler. Zaten işleri başlarından aşmış! Gazetenin bu şartlar altında, birçok hususun ilânı için kendilerine mühim bir yardımcı olacağını ileri sürünce memnun oldular. Senin anlayacağın. İmtiyaz elimde. Bugünden itibaren kadromu tertip ile meşgulüm, eski arkadaşları arıyorum. Yalnız “Büyük Ses., ismini değiştirerek “Büyük Şefaat Sesi,, demenin daha uygun olacağım düşündüm. Melekler de
tasvip ettiler. Her şey yolunda, Senden de azizim Brise, günün hâdiseleri etrafında, derhal heyecanlı bir röportaj istiyorum. Anlaşıldı mı ?
— Anladım efendim, fakat yazımı nereye getireyim? ölümümüzden beri, Paris herhalde değişmiştir. Belki de “Büyük Ses,, eski yerinde değildir.
— Hayır azizim, melekler söylediler, birçok sahip değiştirmiş, hattâ tarzım bile değiştirmiş, lâkin bina aynı yerde duruyormuş, biraz da ilâveler yapmışlar.
— Peki ama, en son sahipleri acaba size gazeteyi bırakırlar mı?
— Mecburen bırakacaklar. çünkü yeni imtiyazı ben aldım, meleklerle mukavelem sarih ve katî! Bugünden tezi yok, binayı İşgal edeceğiz.
— Patron, müthiş bir adamsınız, viyatımı da düzelttiniz. Bana itimat lirsiniz. Hemen harekete geçerek bu gün hakkında mülâkatlar yapacağım,
— Mükemmel, küçük... Yalnız
Mâne-edebl-tanhî
dostun “JÜI Anflör’ Ü de bulmaya gayret et. îyi bir foto muhabiridir, beraber olursanız, daha kolay çalışırsınız. Gazetecilikte böyle bir gün her zaman ele geçmez. Haydi, iş başına!
Bay Forden'den ayrılıp bekçi önde ben arkada yolumuza devam ediyoruz. Fakat birdenbire duruyorum, İki adım İlerde, bir köşeden karşımıza bir adam çıkıyor. Hayır, aldanmıyorum., o dev gibi cüsse, o geniş surat, kıvırcık saçlar “Üç Silâhşorlar,, ın meşhur muharriri büyük ”Alexandre Dumas,, da bulunabilir. İşte “Büyük Şefaat Sesi,, için bir mülâkat yapmanın tam sırası. Heyecan içinde, hürmetle yaklaşıyorum:
— Af buyurun üstad, kıyametin bu günü hakkındakı İhtisaslarınızı lütfeder siniz?
İyi kalpli dev kahkahayı basıyor:
— Daha nefes almadan al sana bir zeteci!,..
Ve bütün hayatınca muhafaza ettiği, cidden bir tabiat, harikası haline getiren cuk heyecanı
ilk mi-
kabul esvabı gelmiştir; diğer 70-memleket İse bu mesele üzerinde müzakere halindedir. Birkaç ay zarfında mevzuubshis memleketlerle bir anlaşmaya varılacağı ümit edilmekte-idlr,
Bu cemiyete Aza olan memleketlerde, Salzburg Olimpiyatlarına iştirak edebilecek kimselerin seçilmesini temin etmek maksadlyle, millî seçmen komiteleri teşkil edilecek ve müsabakalar yapılacaktır. 1961 senesinde başlamak üzere, her dört senede bir değişen, solist ve grup halinde müzisyenler için açılacak müsabakalarda, her sene başka musiki stili tatbik edilecektir. Olimpiyatların sonunda, mükâfat olarak MÜsik Festivali yapılacaktır.
1961 Birinci Enternasyonal Müzik Olimpiyatlarının hazırlıkları için kararlar almak üzere, 1950 temmuzunda, Salzburgta Müzik Olimpiyatla»» Kongresi toplanacaktır. Hâlen 22 memlekette Millî Komiteler kurulmaktadır. UNESCO’nun Dünya Müziği (Departmanı) Genel Sekreteri M. Cubelier, Olimpiyatlar idare heyetinde de vazife almaktadır. M. Cu* beller, Marshall Plânı İdareoisi Paul Hoffmann ile o taraftan da bir yardım görebilmek ümidiyle, mümkere halindedir»
Meşhur Mimar Prof, damanı Halı-meister'in idaresi altında, olimpiyat sarayının plân hazırlıklarına başlanmıştır; salon 3000 kişi alacaktır ve İleride Balzburg Müzik Festivalinin bu salonda yapılması kabil olacaktır. Projede milletler için şeref avlu-lan yapılması ve ayrı ayrı yerler ayrılması düşünülmektedir. Muhtelif memleketlerdeki tesisler şimdiden binanın masraflarını karşılayacak paranın külliyetli bir miktarını vermeyi kabul etmişlerdir ve hattâ A-ıneıika ve Avrupada müsabakalardan evvel, Olimpiyat sarayı inşaatında kullanılacak taşların satılmaya başlanacağı bile söylenmektedir.
Olimpiyat projesi bugüne kadar bütün Cenubî Amerika tarafından kabul edilmiştir; A ayadan 5, Afrika-dan 2 devlet. 13 Avrupa devletinden de Batı Almanya. Fransa, İtalya, İsviçre, İspanya, Belçika, Yunanistan ve Yugoslavya bu plâna muvafakatini bildirmişlerdir. Amerika, Britanya, Avustralya ve Kanada hâlen bir karara varamamıştır. Mamafih yakında bunların da karar verecekleri umulmakladır.


5 Şubat 1050
Y E N t İSTANBUL




HİKÂYE
A
8
5u şehrin içinden
(
Bir efsane )
Bir çiçek soldu
Yazan : Mut İlcin Seran

Eğlence vasıtalarımız değişti!
Italyan Audace ve Türk Boks İhtisas Kulübü boks maçı
Eski eğlencelerimiz de bir çok geleneklerimiz gibi artık tarihin malı oluyor.
Yazan: SnlAhaddin GÜNGÖR
ressamla masum görüşmelerinden başka günahı olmadığı halde o da "Günahkâr,, lâkabını almıştı. E-vot, sevgilislno. kendisi ile beraber vet. sevgilisine, kendisi İle beraber uçup gitmiş olan kalbinden başka bir şoy verememişti...
Zavallı k ı z, şimdi güzel bahçesinde, göğsünde, nazarlarını nündeki
tatilini geçirnıok üzere, sihirli adaya gelon ya-
AZ bu bancıların gönül vorip de yine bu yabancılar tarafından aldatılıp terkcdıldık-.eri için“Günah-kâr” lâkabını takınan Kapri Adasının bütün genç kızları a-raunda en göze çarpanı Asunda Skoto idi.
Bu garip vo güzel genç kız, başka bir âlemde, tamamiyle kendi âlominde yaşıyor gibi görünürdü...
Asundayı. Fransız ressamı Jorj Peno. ilk defa bahçesinin kapısı önünde OÖrdüğü zaman Çılgınca sevmiş, narin endamını, simsiyah saçlarla çevrili güzel
başını hayran hayran seyre dalmıştı.
İtalya, Jorj’u sihirli renkleriyle bir mıknatıs gibi çekiyordu Bir genç kızınkİ kadar parlak ve tatlı mavi gözleriyle, çiçeklerle dolu etrafı seyretmeye doyamıyordu. A-sunda ile tanışmış , bir resmini yapmak İçin nice defalar yalvarmıştı.
Asunda, ressamı ilk anda mişti. Onu na yaydığı tâ yabancı sine kadar
Buna rağmen, onu çok sevmesine rağmen genç ressamın ricalarını ısrarla reddetmişti» Jorj’u derin bir aşkla sevdiği haldo, yabancıların ve çevroslnln dedikodularından çekinerek sevgisini göstermemek İçin ona karşı lâkayt. hattâ soğuk davranıyordu. Böylece Jorj, kızın kalbindeki duygudan habersizce, ümitsiz zannettiği aşkını içine gömdü. Sık sık halde aşklarından bahsederlerdi.
Nihayet, günün v© bedbaht Jorj, Kapriden ailesinin unutmaya
Asunda,
sihir ve mâna taşımayan ve gözlerine kapkaranlık görünen güneşli Kaprlde yapayalnız kalmış,
sev-tatlı gözleri İçin, ruhu-esrarengiz sihir için, bir memleketten kendl-geldiği için seviyordu..
birinde, ümitsiz ânı bir kararla memleketine döndü ve kucağında hazin aşkını çalıştı...
artık kendisi İçin hiç bir
elleri boş
( • o-müp-; hem bir noktaya dikerek saatlerce oturuyor, ’>güle benziyen yüzü nünden güne sararıp soluyordu. Artık büyük otellerin ö-nünden geçerek billur sesiyle karanfil vo gül sattığını gören olmamıştı. Annesinin yalvarış ve suallerine, güzel gözlerinden solmuş yanaklarına doğru yuvarlanan iri gözyaşları cevap veriyordu.Kalbi ve nârın endamı günden güne eriyor, eşsiz güzelliği soluyordu. Yalnız kaldığı zamanlar, diz çöküp sevgilisinin geri gelmesi İçin Allaha yalvarıyor, sanki sesini duyacakmış gibi,
— Jorj geri gol, yanıma tekrar dön sovgillm. Asundayı unuttun mu? diye sızlanıyordu.
Nihayet yatağa düştü. Solmuş dudaklarının arasından bir nefes • gibi çıkan sesi ’‘Jorj” İsmini tekrarlıyor;
”— Jorj. şovgill Jorj ölüyorum., diye İnliyordu.
Matemli bir sonbahar günü idi. Gokto kara bulutlar dolaşıyor, sahili döven azgın dalgalar sanki güzel Asundanın feci âkıbetine ağlıyordu,
Asunda, Kaprinln ender çiçeği 9on nefesini verirken:
”— Jorj, gidiyorum... Başka bir âleme gidiyorum... Ruhum göklere uçmadan evvel, uzak memleketinden geçip sana son ayrılık busesini verecektir...... diyordu sanki...
Asunda’yı sayısız çiçekle toprağa gömdüler. O uğursuz günden sonra, zavallı oedbaht kalbinin hâlâ toprak altında çarptığını İşitenler varmış...
• •
t
7 müsabakadan biri teknik nakavt olmak üzere üçünü İfalyanlar, ikisini Türk takımı kazandı. Diğer iki müsabaka, beraberlikle neticelendi
İtalya şampiyonu Audace boka takımı dün gece Sergi ve Spor Sarayında ilk karşılaşmasını, Boks İhtisas Kulübüne karşı yaptı. Havanın bozuk olmasına rağmen palon tamamen dolmuştu. Saat dokuzu un geçe evvelâ Italyan Audace, onu takiben de Boka ihtisas takımı ringe çıkarak seyirci-lorc takdim edildi. Her İki takım kaptanlarının bayrak teatisinden sonra Audace kafile başkanı Chiappini, İstanbul halkım aelâınlıyarak her iki takıma muvaffakiyetler diledi. Chlap-pini’nin konuşmasından sonra müsabakalara geçildi.
51 kiloda Halit Ergonül İle Di Vidi karşılaştılar, orta hakemi Melih Aç-ba’nın idare ettiği bu maçın ilk ra-vundu her iki boksörün de birbirini denemesiyle geçti. İkinci ravundda Halil, iki sol yumrukla rakibini sendeletti ise de Di Vidi kendini çabuk toparladı» Üçüncü ravundda Hallt daha hâkim döğüştüftü İçin maçı la kazandı.
54 kiloda BandlnclU ile Abdi lu dönüştüler. İlk üç dakika
nelli hâkim döğüstii ise de ikinci ravundda Abdi güzel bir direkt vuruşla rakibini sarstı. Üçüncü ve son ravundda her iki boksör do müsavi dönüştüğü için hakem heyeti bu maçı, berabere ilân etti.
58 kiloda Adnan karşılaştılar. Orta banın idare ettiği
İlk ravundunda Adnan İnan güzel o-parkütlerle temayüz etti, bu arada balyanın iki direkt vuruşu da Ad-nanın midesine isabet etti, ikinci ve
ittifak-
özkut-B&ndi-
İnanla Giordanello hakemi Melih Aç-bu müsabakanın
üçüncü ravundlarda her iki boksör de müsavi doğuştu ğü için maç bere bitti.
62 kiloda Tâki ile La Kuşku taştılar, orta hakem yine Melih İlk üç dakikada Tnki daha güzel yumruklar savurdu ise de. La Russu daha tecrüNHi okluğu için bu yumruklardan kendisini korumasını bildi, ikinci ravundda da güzel oparküt ve çeneye isabetlerle rakibi ltalyanı sarsan Tâki, bu hâkimiyetini üçüncü ve son ravundda da devam ettirdi İse da hakem heyeti garip bir kararla üatün döğüşen Tukiyi mağlûp, İtalyan La Russu’yu galip ilân edince; seyirciler hakem heyetinin bu garip kararını uzun uzun ıslıklarla protesto etti. Hakem heyetinin bu garip kararı seyircilerin asaplarını bozmuştu.
67 kilo Garbinle Poltellno arasında oldu. Orta hakem Melih Açba’nın idaresinde yapılan bu müsabakanın birinci ravundunda Garbis daha hakim doğuştu. İkinci ravundda yine Garbisin güzel direkt vuruşları rakibinin çenesine isabet etti. Üçüncü ravundda yine Garbis hâkimiyetini devam ettirdiği için hakem heyeti Garbisi ittifakla galip ilân etti.
73 kilo: Hamdi Kurban ile Festuccl arasında olan bu müsabakayı da Melih Açba İdare etti. Festuccl ilk ravundda üç oparkütle Hamdtyl adamakıllı sarstı, ikinci ravundda da Fes-tucci isabetli vuruşlarla rakibinin çenesine direkt vurarak bu ravundu da lehine bitirdi, üçüncü ravundda ise, Hamdi teknik nakavtla mağlûp oldu.
- *
bera-
kül'ŞI-Açba.

80 kilo; 8ııphl Okur ile Dİ Begni’nin müsabakasını da Melih İdare etti. Di Segni gecenin en güzel maçını çıkardı, İtalyan boksörü bütün müaabnk.ı devanıınea teknik bir oyun göstererek seyircilerin takdirlerini topladı. Sup-hlnln ataklarını bir Avrupa şampiyonuna yakışır seklide defetti. Maçın sonunda hakanı heyeti Di Segni’yl İttifakla galip İlân etti.
Audace boks takımı İkinci maçım 11 şubat cumartesi gecesi yine Sergi ve Spor Sarayında Boks İhtisas, Galatasaray v© Elektrik muhtelitine karşı yapacaktır.

Basketbol maçları
Dün Teknik Üniversite salonunda yapılan Beyotluapor - Vefa basketbol karşılaşmasında Beyoğluspor, Vefayı; genç takımlarda 33 - 28; B takımlar da 46 - 23, Birinci takım maçında da 50 - 41 yenmiştir,
Teniste yeni bir rekor
Londra, 4. (YİHS) — Dünyaca meşhur iki tenisçi olan von Cramm ve Gonzales, teniste yeni bir rekor tesis etmişlerdir, iki kuvvetli rakip bir maçı neticelendirmek için 56 set-llk bir oyun oynamak mecburiyetinde olmuşlardır. Von Cramm, maçı neticede 27 ye karşı 29 oyunla alınıştır Maç İki saat sürmüştür.
ifinım
V VAKTİYLE, bir sabah gazetesinde, her hafta "İstanbul nasıl eğleniyor f „ başlığı altında bir yazım çıkardı.
, Toplansa, en az üç ciltlik bir kitabı doldurur: Çünkü, aşağı yukarı on yıl sürmüştü ve gazetenin başlıca hususiyetini teşkil ettiği için — benli devri içbıds — oldukça rağbet de ! örmüştü.
Sonradan öğrendiğime göre büyük edibimiz (Refik Halid) bile gurbet ellerinde, şiıphe yok ki, sadece İstanbul hasretini gidermeye vesile olduğu için bunları okur, beğenir ve : “Kim yazıyorf,, diye merak edermiş.
Eşsiz bir kalem «ahlbinin bu lt-«ilc ile hakkımda gösterdiği alâkayı, meslek hayatımın sıcak hâtıralarından biri olarak hâlâ saklarım.
şağı değişti. Gönül eğlendirmek UN-1/önfer arasında, artık ne babası tuN muş kabakçı Araplara, m ay» oynatıp göbek çalkahyan (Sulukule) yadigârlarına, ne palyaçoları karnından vurup ciyak ciyak bağırtmaktan sevk alan nişancılara hemen hemen, iltifat eden kalmadı.
Eski eğlencelerimiz de, bir çok geleneklerimiz gibi yavaş yavaş hin malı oluyor.
Aile toplantılarında, çoluk ğun başlıca meşguliyeti olan
can„, 4iyüzük„, f,tura„, "balık kaçtı,,, "elim üstünde kimin «U varffJ oyunları, bir zamanlar, bizi nasıl da kendine çekerdiî
(Naylon devri) bunların hepsini silip süpürdü. Artık sevk namına ne düşünebilmek mümkünse, bize top-yekûn ' Atlantik'in öte yakasından goUyo(. Eğlencelerimiz, tam le Alamerikenleştil
t nanm assanız, Bey oğlunda şule göre tertiplenmiş bir kapısından başınızı şöyle bir
Otomatik bildrdoîann etrafında madeni yuvarlakları deliğe tıkabilmek gayretiyle alın teri döküp heyecan kasırgasına tutulanları, hep orada toplanmış göreceksiniz.
ttı ri(
çoeu-“fin>-
Kuçiik bir kronikte biraz uzun kaçan hu "ÖnıötH babınızı ağrıtmamın flffbrhl var. Eğer, içinizde, o yazılara fjöe grzdirmiz alanlar varıta, yirmi, yirmi iki yıl önce, İfitanbulun tfimdiklnden pek ba^ka türlü eğlendiğini larkcdeceklerdir.
Benim, letanhulu eemt zemt do» laktiğim devirde şehrin haklıca şöhretleri, — som tfUttlerlfd ı/aşanıı# alsalar hile — son nefeslerini vermemişlerdi, Rab metli Nagidin şahsiyetinde tuluatçılık en şakrak yıllarını yaşamakta idi,
Şehrin başlıca semtleri, henüz kendi hususiyetleriyle anılıyordu. Meşe-lâ, Beykoz deyince hâlâ (Paça) sı akla gelirdi. Eyüpto kırık dökük hir kaç oyuncakçı ve kaymakçı dükkönı kalmıştı.
Göksu , elbette (Piyer Loti) nln yaşmaklı ve feraceli Göksusu değildi. Fakat dere boyu, mevsiminde yİ-•te canlı, yine hareketli idi.
Sinema, bütün gayretine rağmen kenar mahallelerde perdelerini ortadan raffak olamamıştı, koltuk değneği ile
cek kuvveti kendinde buluyordu. Hokkabaz, bugünkü gibi yalnız sünnet düğünlerinde boy gösteren gülünç bir varyete olmaktan çok daha oyalayıcı idi. O dediğimiz yerlerde, büyün de gezip tozanlar var,
Fakat eğlence vasıtaları baştan a-
mdn/Mİ-
yeni u-salonun uzatın...
Helva sohbetlerine, baklava alaylarına, Kağıthane sofalarına yetişemedik. Fakat hiç olmazsa (Karagöz) ü biliriz. Ne yazık ki, çocukluğumuzda, bizi kahkahalara boğan o zavallı (Çeşmi siyah) t» yâvelerini, en usta hayalinin ağzından tekrarlanmış olduğu halde, radyoda bile dinlemeye artık tahammül edemiyoruz.
Tiyatro, çoktan eskidi. Sinema bile yavaş yavaş ihtiyarlıyor.
Çıplak kadının göbek fırtınasından, büyük ses sanatkânnin konserinden, dâhi komedi üstadının m(-mikFerindrn, büyük taklitçi filânın numaralarından topyekûn bıktık. 3fuhnkkak olan bir şey var: Eğlenebilmek, en as, yaşıyahilmek kadar güçleşti! Zamanımızda en büyük sanatkâr, bence ne şudur, ne de bu-dur. Çeneleri teessürden kısılmış insanların solgun dudaklarıııda küçük bir tebessüm yaratabilmek nıûcizrıH-»li gösteren adamdır!
Ceviren: F«v|
Dünya spor hadis
Mağlûplara mükâfat
memleketlerinde
vermeği ka-
yapacaktır.
r
kurulan Karagöz kaldırmaya mu-Orta ay unu bile ayakta durabil* •
Italyanlar rağmen tn-bir oyun oy-
buluştukları başka şeylerden
Dünya Kupası İçin her tarafta hasırlıklara katlandı
•20.15 Ank«-
16.20
talan. 2
Oh
13.50
14.30
At Hırsızları. Emlrin Kışı
İNTİKAM
Çaykovski'nin patetik senfonisi
ölüm Senfonisi adını alan bu eheri, Los Angelos Orkestrası çaldıktan sonra, bir hâdise olmadığı bildirilmesine rağmen, eseri idare eden şef, ölümden güçlükle kurtarılablldi
Los Angelos 4, A.A. (United Press)' — Los Angolos filarmonik orkestrası dün Çaykovski’nin son günlerde "Ölüm Senfonisi,, diye isimlendirilen altıncı senfonisini çalmıştır. Orkestranın bütün üyeleri hayattadır. Bu suretle patetik senfoninin uğursuz olduğu hakkında ileri sürülen rivayet-lerin aslı olmadıkı bir daha anlaşılmıştır. Orkestra bu senfoniyi önümüz-deki hafta İçinde tekrar edecektir,
Hollywood 4, A.A, (Reuter) — Los Angelos orkestrası şefj Rodzlnskl boş inançlı müzisyenlerin, çalanlarını ölüme götürdüğünü kuruntu ettikleri Çaykovski’nin patetik senonİBİni İdare ettikten 4 saat sonra indiği otelde yangın çıkan yatak odasının alevleri içinden kurtarılmıştır,
Orkestrasının konserini İdare ettikten sonra dün gece geç vakit yatan Rodzinskl, bu sabah uyanınca odasını duman ve alevler içinde görmüştür. Otel personeli ateşi yangın söndürme Aletleri İle bastırmışlar, orkestra şefi yaralanmadan kurtulmuştur.
Rodzlnski’nln ağzında piposu ile uyuyakaldığı sanılıyor.
Çaykovski’nin bu senfoniyi yazdığı sırada, önsezi ile öleceğini anlamış •ldugu ileri sürülmektedir. Çaykovakl bu eserini tamamladıktan kısa bir Kaman sonra ölmüştür.
I
Hicri 1950 ŞUBAT 5 Paıar Rami
B. Ahir ır 1369 K. sanı 23 1365
Vakit Vaıatl Ezani
Güne® T.06 1.37
öğle 12.28 6 59
İkindi 15.13 9,43
Akşam 17.31 12 00
Yatsı 19,03 1.83
ima A.k 5.27 11.58


*r İl (£


I talyan Audace poksörlormın karikatürleri.
Atatürk İnkılâp Müzeni: Fcr-embeden maada her giln 10-12 vo 14-17.
Topkapı Saaryı: Pazarteat-Çarşamba - Cumarteal eaat 13.30-17 Telf. (21090).
Ayaeufyn: Pazartesi - SaJı-Çar-ğamba - Perşembe - Cuma »aat 10-16; Cumarteal - Pazar aaat 13-16. Telf. C2175O).
Arkeoloji : Çarşamba, Cuma Pazar günleri 13 ten 16 ya kadar.
E »kİ Şark Eserleri Şubesi: Çarşamba, Cuma, Pazar 10 dan 12 ye kadar. Telf. (21682).
Türk ve İhlûm Enerleri: Salı, Ftrşombe, Pazar saat 18 30-16.30
Dolmabahç© Deniz Müzeni: Cu-marteal «aut 13-17.
Te)f. (81284).
Brledhe Müzesi:
van Perşembeden gün 10-12 vo 14-17.
Tevflk Fikret Aslyan Müzesiı Bebek. Perşembeden maada her gün 10-12 ve 14-17.
İzmir:
Arkeoloji Mlizegl (3324) Her gün 9-12, 13.30-17 Cumartesi: 14-17 a-Çikttr
Pazar
9-18.
AtatUrk
maada
Bul-öer
İstanbul Beyoğlu
Anadolu yakası Ankara
İzmir
İzmir 2227
Beyoğlu 41844 Kadıköy 05872
İsianbul 24222 Üsküdar 60945
Ankara Ov. İzmir 2222. K. yaka 5055
İtalya Fadtrazyonu 30 ekimde Lon-drada İngiltere Milli Takımına karşı 2 - ü mağlûp olan İtalya Milli Takımının o gün çıkardığı fevkalâde oyun dolayıelyle takımı teşkil eden oyunculara birer altın madalya «rlaştırmıştır.
Bilindiği Kİbl hakikaten » gün mağlûp olmalarına .illileri de hayran bırakan ılımışlar ve erteal günü bütün Ingiliz «çetelerinde kendilerini methedon «U-tunlar doluau yaaılar çıkmıştı, Her ne de olea mağlûp bir takım oyuncularına altın madalya verilmeli epor tarihinde ilk atfa teaadüt edilen bir olaydır. Mamafih bununla bir takımın çıkaracağı temi» oyunun bazen galıblyel', kader tekdir edildiğinin mimlini görmek mümkün olabildiği gibi, hAdieenln ibret verici bir tarafı olduğunu da unutmamak lâzımdır.
Cenubi Amerika takımlarının da Dünya Kupası maçlarına hararetle hazırlanmaya başladıkları haber verilmektedir, Brezilya, Uruguay ve 9HI durmadın antrenman yapmakta ve bllhaaea oyuncularınır moral, fielk, teknik ve taktik bakımından olgunlaşması üae-
rinde ehemmiyetle durmaktadırlar.
Rrezllyalılar takımlarının teşkilini tek seçici Flavio Coata'ya tevdi etmişlerdir. Bu tek seçici A ve R gruplen altında ll(l milli takım teşkil ederek bunları mnntasaman çalıştırmakta ve oyuncularını kendi
tertip edilen Dünya Kupası maçlarını behemehal knaanmak simiyle ovnama-ya teşvik etmektedir.
Dünya Kupası maçları Organizasyon Komitesi Cenubi Amerika memleketlerini iki grupn ayırarak birinci grupa Arjantin, Sili ve Bollvyayı, ikinci gru-pa da Uruguay, Peru ve Ekvator u almıştır.
F. T, F. A ya zamanında kaydedilmemiş olması dolayıalyla Paraguay'ın her ne kadar eleme müsabakalarına alınmamasına bldayeten karar verilmiş ise de, Cenup Amerika memleketleri mazeretini kabul ederek aralarındaki turnuvaya katılmasına mümanaat etmemişlerdir Yalnız Peru, Ekvatörle olan münasebetlerinin İyi olmadığını İleri sürerek B gıupundan A grupuna geç* meal İçin ilgililere müracaat etmiş İse da henüz bu hususta kati bir karar verilmemiştir,
Hindlstanın da İşi ehemmiyetle ele alarak ciddi surette hazırlandığına İşaret olunmaktadır, önümüzdeki aylar İçinde Hint Milli Takımı Avrupave bir seyahate çıkarak Isvlçrede, teveçte, balyada ve îngllterede bir aerl maçlar
ÖEHIIt I I V ATROLAlHı
Saat 20.30 da
DRAM KISMIı (42157) Tebeşir Dairesi,
KOMEDİ KISMI (40409) Kavsori Güllorl. 15.30 da matine. 20 80 da suare,
MVAM.MEK KARACA ÖPERE Ti t 15 ta va 2o.SU (la tSialn »o-luı k).
YENİ SES OPERETİ: 15 tc vo 20.45 te Dubara.
TAKSİM BELEDİYE PAVYONU: (Te1: H29ü|i Parisli Şantöz Hoae Avrll. 17.30 da ınallne vardır,
ANKARA rlYATlCOLARI s*ıu 20 da
OPERA: Köylü Namusu (1 per de). Palyaço (2 perde). Çarşamba, Cuma vo Pazar 2 opera birden.
büyükte
aor Geldi.
KÜÇÜKTE
Scapin’ln
(10870-40) Bir Kom»-
(1110)1) Antlgou Dola plan.
İZMİR
ÖEHİR TtYATPO-r 12364) Hlfl «ai Savda

IIEYOGLI (
AKIN (80718) 1 —
humu. 2 — Cesur
AT.KAZAK (42562) Cinayeti, 2 - ölüm Seferi.
Alt (lizol) Ymılıo Numara.
III ETİ
Canavar To-
Ki«,
1 — Ekspres
44998 60536
91 2251 Karşıyaka ftoftû
ATLAS
Tel: 40885
JHON GARFİELD -
BKATKİCE PEAKKON
ÇİÇEK: 1 — Gizil Emir. 2 - Kıa-kanç Kadın (renkli).
ELHAlflM (13595) Krlııtor Ko-lonrıb.
İNCİ (85595) Tulaa.

(Türkçe)
Nurülhlkda - Ahmet Salih
Bark tin rı okuyan Perihan Altındağ* SÖzerl

LALE (43595i Keş Parmaklı Canavar.
M E L E K

Monte Kristonun Ekaprea Gan^a
Aşk Oyunları
(Barkleya of Rrodwayı (Renkli) Oynayanlar: U15GKR RO(iERN
FRED ANTAİRE
Tel • inHHH
, ■
NAHAV J'tıl.M (KenHli)
SUATPARK (83143) i • Nehir-
Ivr Kırallçeal. 1 — Unutulmaz Şarkı
Nl.MER (42K51) Dell Gönül, ÖARK (105801 Aslanların dövüşü. ÖIK (43726) 1 — intikamı 2 — terleri
TAKSİM (43191) Uçuruma doğru TAN (80710ı 1 - Ruhlar Alem).
2 — Modern Venüs.
ÜNAL (493(16) 1 — Gece Akını 2 — Debreli Hasnn Sinemacılar Kırali.
YENİ (811.37) ı - Kılıçların Gölgesinde. 2 — BıRfalo Şarkısı.
YILDIZ (42847) Pedallar Kalesi
İSTANBUL CİHETİ
ALEMDAR (2%B3) I - Vahşi İntikam. 2 — Mücrim Gönüller.
AZAK (28512) I - Yalan. Düşkünler.
Ç E M BICR L i T A Ş (22813) Ftdai Ur Kulesi.
FERAH: Kartal. 3 — Bay-
rağa Can Feda.
KALK (31994ı Pardayan'ın Oğlu (Türkçe)
İSTANBUL (22367) 1 - delme İle Belnm. 2
Kln.MET (21004) 1
Leyin. 2 — Kovboyla» Kıralı. MARMARA 123860’ Fedailer Kölesi
MİLLİ »2’4982» Vatışı InUka n. 2 - Mücrim Gönüller.
Tî RAN (22127)
Şehitler Kaleni. YENİ (Bakırköy
mıycn A.şk. 2 — lln Hnflyeai
KADIKÖY
OPERA (60821) I
2 — Ağır Ceza
SÜREYYA (60682) I - Seven Kalbler 2 Vatan Kahramanı.
YEI.DEGİRMEM I - Hlllk Çehreler. 2 - Ewki Eğlenceler
ÜHhüDAK UİHEH
Altın Küpeler.
16.1281
Çam Sakızı Pn-
CİHEI I
- Büyük Vals.
HALE (60062) 1 -
2 — Beyaz İnci.
ANKARA
ANKARA (23i32ı Samba Kıralı (renkli),
«Ü YÜK (I5Ü8D Damgalı Doktor. CEBECİI Yalnız Gidenler
PARK (11131) Kanallardan TÜroa (yeril).
SÜMER 11072ı tunçların Gölgesinde
ULUS (22204) Kİ S (14071)
(yerli).
YENİ (14040) GAR GAZİNOSU ı
Kapana revüsü
İZMİR
ELHAMRAı ihtivan Kurbanları. LALE: 1 - Fllıplnler Aslanı.
2 — Tekrar Edilen Sahne.
TAN: 1 Flllpinir» Ablanı. 2 -
Tekrar Edilen Sahne. TAYYARE: İstHclAI Fedakarlan YENİ» Zehirli Şüphe.
KAIUITAKA CİHETİ
• ÜMERı guşanın AşMİari - Havai Yolu
Yalnız Gidenler, Kanatlardan Türbe
Gönülden Sesler.
ı Solora Oe

YENİ K1YNBI L’ ıııı bugün İçin tın siye rttltl prosrömlnrı
Dahilde;
15.30 İstanbul Konçerto, lö. Lalo senfoni Ispanyol, keman ve orkestra İçin. — 1B.00 Ankara: hwe Kaz (Hür.4«uı faslı) — 20.15 laianbııl: Bas eaavlnrl, şarkı VC türküler — 21.18 İstanbul i Fasıl heyeti konseri. —
Hariçle ı
h) (Mi Londra l>lııleylc) İstekleri (Kl/ısih müzik). — 15.15 Londra: Peter Yorke orkestra-uindnn Imflf parçalar.
TÜRK MÜZİĞİ:
Saat ıo.îa Ankara Makamlar-
dan bir demet. — 12.00 Ankara:
Hep beraber söyliyelim (Yurttan Hcalvr korosu) — 12.80 An-karat Teklen tele. — 11,50 Ankara: O\ıın havHİerı ( hu n naz takımı )- 11.00 İstanbul» Saz
eavrlnrt. garkı ve türküler — I5.oo İstanbul» Şarkı ve türküler (Pl.) 18.00 Ankara.: İnce
•nz ı Hüzzam faalli — 10.15 la-tanbul: Haa eserleri şarkı ve tür* küier, 20.ia İstanbul: barkı ve tllrlfüler (Pl.» H.IA Utan-bul: Fasıl heyeti konseri,
KLAkİK BATI MÜZİĞİ»
Seat: lıı.nn Londra: Dinleyici Isıeklerl - Klâsik milalk. — 13.15 Londra: Operalardan sernır
parçalar. - ia.îüi Intıırıbul: Konçerto. (Pl.) E Lalo Senfoni la-pmıyol. keman vo orkestra İçin. lo.iA Londra: lan VVhvir idaresinde BBC laknı; orköMlraeı tarafından Çaykofakinln 1 No. lu piyano konçertosu* — 22.00 İstanbul) Senfonik müzik (Pl.), Mosaft ve Herlloz,
MYFİF BATİ MÜZİĞİ»
Saat: 8.15 Ankara: Günaydın (PL) — 11.15 Ankara: Sevilmiş parçalar (Pl.l — 11.00 Londra: Hafif orkestra eserleri, — 11.30 Ankara: Salon orkestrası. — 13.45 İstanbul: Varyete mÜBİğl (PL) — lA.ıa Londra: P*ter
Ynrke orkestrasından hafif parçalar — 18.10 İstanbul: Çift mandolin UuvnrtetL — 1H.40 İstanbul ı Karışık hafif müzik »Pl ı — lü.Ao Ankara; Akşamın kurma müziği (Pl i — îo.3»ı Londra: 1809 senesinin aevllmlş melodileri, — 30.80 Ankara: Yay-
lı sazlar çalıyor. — i'/ı : Hafif melodiler (1*1.1 — 33.00 talanbull gevilmiş operet vale» İerİ (PL) — 38.45 İstanbul î Hafif gere müziği (Pl.)
»\Nn Mf'ZİÛh
Hant: MO Londra ı Ray Martin ıırkeetraaı. — 18,15 Ankara: (Pl.) 13.50 İstanbul: Orhan Avşsr idaresinde Radyo Tango orkestrası. — 15.45 Ankara» (Pl ) — 15.15 iRtnnhııl» (Pl,) - 18 00 İs-
tanbul İPİ.) — 19.20 Ankara: Varını saat dana (Pl.) •— Ö0.I5 tfclunbul: Fehnıi Ege vo da şiarı. — 22.15 Ankara: — 23.15 leliinbul: (Pl.)
IH SI >1 PROGRAMLARI
TeniNİİ ;
Saat; ıi.on Ankara: Peaar Mllrlk:
Hnat: 31.15 Ankara: Müeikle gezi (Pl.) rt’HKÇ E II \ HERLER: tnknrıı ve İMtinbııl Rad^nlnrıı Haat: 8.30. 13.00. 10.00. 22 45 13.30 Ankara: Öğle Gasetesl.
20 15 Ankara: Radyo Gazetesi. "Amerikanın sesi": Bant: 10,15 (13, 16 ve 10 metre).
ı ondra Radyoiui Saat: T.löî 18.45» ve 23.00 (10.01» 24.02; 31.32; ve 19 49 metreı.
spor Haberleri; 7 30 Londra. —
21 mı İstanbul 22,00 Ankara.
ark/ı-(PL)
Skeç!
IHkkııl. Ilttviı (hılu.Mühle te-ferlerde drgblklIk olabilir.
GELECEK OLAN lÇAKLAR 18.00
12.50
13.30
14.15
16.20
K.LM. (Holânda) Tahran ve Atlnadan.
D.H Y. (Türk) lzmlrden. P.A.A. (Amerikan) Basra. Şamdan.
A.F, (Fra»ı«ız) Paris. Roma ve Atinadan.
D H.Y. (Türk) Adana, Anka radaıı.
GİDECEK OLAN UÇAKLAR
6.— K L M. iHolânda) Tahran. (Tipiden dün gidemeyen u-çok).
M R. (Mısır) Letlıoşe. Kahire (Tipi yüzünden dün gl-drmlyen uçak).
18.— K.LM. (HolAnds) Roma.
9.—

Amaternaına.
D H.Y, (Türk) tamire, P.A.A. »Amerikan) Brüksel, Londra, Roston, New-Yorka.
D.H Y. (Türk) Ankara, A-danays»
GELECEK OLAN VAPTRLAR
16.30 Etrüek, lamlrden, 31,— Sus. Mudanyadan.
GİDECEK OLAN VAPURLAR
5.— Cumhuriyet. Karadenlae. p,— Sua. Mudnnyaya,
18— Antalya, Çannkkaloye. (.ELF( i K ol. w EKSPRESLER 0.45 Semplon (Avrııpn)
8.80 Ankara.
GİDECEK OLAN EKSPRESLER
18 10 Ankara.
21.30 Semplnn (Avrupa).
Soldun »ağa ve yukardan ujağıyat
1 — Hisse. 2 — Bir nehrimiz. 3 — Tutuk, çekingen, 4 — Şark kazalarımızdan biri. 5 — Afacan. 6 — Havvan bakımı. 7 — Bakire.
DÜNKÜ BULMACANIN HALLİ
Soldan ıa£a:
Knılnbnll ı
Süreyya (Kumkayı) Baya sıt. Eminönü.
Bnnsason.
Ali Rıza.
Eyüpı
Arif Beşer:
Beşiktaş:
S. Recep, Tramvay C.
Bej nğhı ı
Ccınal Atnsoy. YükaekkaMırım 115.
biınoner. tsflklAl C. 56.
Cihangir. Akftf8U c 3İ •
Sağlık. Necatibey C. 161
Zıya Boyer, Kara köy Mertebeni sokak 5.
Şark Merkez. Osmanbey 90. Kurtuluş, Kurtuluş C. 231. Haeköy.
Merkez. Kasımpaşa.
Fatih:
1. Hakkı. Şehzadebaşı.
S. Gürgen. Aksaray»
Samatyn:
Samatva, Sam.
Haseki, Şehremini.
A. Suat. Karagümrük.
H. Berk, Fener.
Csklidnr:
Ömer Kenan.
Kadıköy:
Yeni Moda.
1 — Pek. 4 — Faa. 7 — Ulak. 0 — Kıta. 10 — Samur. 12 — Barok. 13 — Memel. 15 — Zam. 16 — Ra kik. 19 — Şoson. 21 — Ney. 23 — Raman. 25 — Denov. 26 — Neclt. 28 — Abel. 29 — Tana. 3û — Mir. 31 — Kek.
Yukardan noagıyu:
1 — Pus. 2 — ElAm. 3 — Kamer. 4 — Fırat. 5 — Atom. 6 — Sak. 8 — Kumaş. 0 — Kaz. 11 — Rekor. 14 — Lisan. 17 — Komot İS Fener. 20 — Nacak. 21 — Nebi. 22 — Yel. 24 — Nine. 25 — Dam. 27 — Tak.

Kızıl toprak.
Göztepe.
Bostancı.
Büyükada:
Merkez.
Heybelladat Heybelleda« Ankara:
Ege
Yenişehir
İsmet paşa îzmirı
Yardım, Alsancak.
Birlik. Kemeraltı. G. Yalı, Yalılar. Halk, Basmamana. Gumhurlyets Eşrefnaşa*
14083 218® 15175
Â

BEYOÖLUNUN seyrüsefer meseles
Ord. Prof. Mimar Paul Bonatr.
A
Doçent Mimar H. K. Söyle mezoğlu
Müruru uburun kalabalık zamanlarında otomobille istiklâl caddesinden geçen bir kimse otomobilin yayalara nispeten daha yavaş ilerlediğini görür. Burada karşılaşılan müşküller seyrüsefer kaideleri ile halledilemiyeceğl gibi vesaiti nakliyenin yan sokaklara aktarılması da karışıklığı bir kat daha arttırır. Burada başvurabileceğimiz bir tek çare vardır, o da: İstiklâl caddesinin şimalinde bu caddeye paralel yeni bir caddenin açılması. İşte bu makaleyi yazmaktaki^naksadımız bu caddenin:
1 — Nereye yerleştirilebileceğini 2 — Evsafının ne olabileceğini
3 — Finansmanının nasıl olabilece
ğini
4 — Görünüşünün ne olabileceğini tetkik ve efkârı umumiyeve arzdır.
1 — Bu caddenin istikameti aşağı
MIK---------IMHirM-------------------- ------------------ 1..—HMHMiMlIltKMıftb
Tıkanıklığın bir sebebi: Ingiliz Sefaretindeki dirsek.
Plânın bir iyiliği daha: Pis sokaklar kalkacak.
yukarı belli gibidir: Taksim meydanında Kristal kahvesinin hizasından başlayıp, Tepebaştnda Refik Saydam caddesinde nihayet bulacaktır. Bunun için de Taksimdeki su deposunun küçük bir kısmı kesilecek ve Fransız Başkonsoloshanesi binasının arkasından İstiklâl caddesi üzerinde ve civarında mevcut sinema ve kıymetli binalara zarar vermeden, daima muayyen bir aralığı gözönünde tutarak Te-pebaşına gelinecektir. Böylece yeni açılacak olan caddenin güzergâhı, dar ve karanlık sokakları İle, pek fazla kıymetli olmayan bir mıntakadan geçecektir. Yalnız bu yeni cadde Tepe-başına yaklaşırken Balıkpazarı civarında kalabalığı bol bir sokağı ve bundan sonra da İngiliz Başkonsolosluğu binası bahçesinin şimal kısmından bir kısmını kesmek zorundadır.
Bu müdahaleyi yapmadan bu çok mü- | hini caddeye iyi bir istikamet vermek imkânsızdır. Zira, İngiliz Öaşkonso-loshanesinln bahçesi seyrüseferin en dar boğazında bir lokma gibi oturmak tadır. Bıı kesilme ameliyesı zaten pek zararlı sayılamaz. Çünkü: Başkonsolosluğun şimal taraf nda yine otuz metre derinlikte bir bahçe kalabilmekte ve üstelik yeni cadde Konsolosluk bahçesine nazaran daha alçaktan geçmektedir.
2 — Bu yeni cadde halen mevcut sokakların seviyesine oturtulmıyarak bir kat yukardan geçirilecektir ki. bu da sureti hallin en karakteristik tarafıdır. Yani bu cadde Taksim meydanından itibaren, mevcut Tarlabaşı asfaltı gibi hemen dikine Inmiyecek, lâkin İstiklâl caddesinin meyline u-yaıak gidecektir. Bu yeni caddenin böylece yüksekten geçirilmesi İle sağdan soldan yan sokakların caddeyi kesmesine mâni o-lunacak ve neticede tıpkı Ankaıada Atatürk Bulvarında okluğu gibi bu caddeden kabil olduğu kadar süratle geçilebilecek: yani Taksimden Re-
fik Saydam caddesine kadar olan bin metrelik mesafeyi aşağı yukarı bir buçuk dakikada katetmek kabil olacaktır. Bu caddeye amut a-çılan halen mevcut sokaklar olduğu gibi kalacak, zira bunlar yeni caddeyi kesmeyip alttan geçeceklerdir. Yedi tane olan bu gibi çarpışma noktalarında yeni cadde köprü şeklinde olacaktır. Yeni caddenin yüksek seviyeden geçirilmesi ile ikinci bir kazancımız daha olacaktır: Caddenin altında kalan kısmı garaj olarak kullanmak. Bu garaj kısmına, alt seviyede kalan yan sokaklardan gelinebilecek ve l-çerde daima tek istikamet takip edilecektir. Beyoglunun bu iş ve eğlence mıntakasında iyi bir garajın çok kıymeti vardır. Beşyüz metreye yakın uzunluğu olan bu garajda 360 araba için yer bulunabilecektir.
Yeni caddenin profili
İstiklâl caddesi ile daha alçak seviyeden geçen Tarlabaşı asfaltı arasında 160-200 metre gibi az bir mesafe mevcut olduğundan yeni açılacak caddenin genişliği pek fazla tutulmamaktadır. Yeni açılacak caddeden tramvayın geçirilrniyeceği pek aşikâr olduğuna göre 24 metrelik bir genişlik bu caddeye kâfi gelebilecektir. Bu 24 metrelik cadde profilini sağda ve solda dörder metrelik birer yaya kaldırımı, vesaiti nakliye için gidiş geliş ayrı olrr.ak üzere yedişer metre ve ortada 2 metrelik bir röfüjle temin edebiliriz ki. neticede bütün cadde im-tidadınca sağda ve solda birer de durak izi temin edilmiş olur. Bu durak izleri gündüz ve geceleri bu cadde ü-zerinde mevcut mağaza, büro, lokanta ve sinemalar için, geceleri ise lokanta ve sinemalar için pek lâzımdır. Şehir otobüsleri de bu caddeden geçebileceklerdir. yalnız otobüs durak yerlerinde otomobil durakları bulunmı-yacaktır. Otobüs duraklarının böylece yana alınması ile seyrüseferin a-kıp gitmesine mâni olunmıyacaktır.
Caddenin yapılış şekli
Caddenin altındaki garaj kısmının ortasında on metre genişlikte bir yol bırakılmıştır, böylece her iki yandaki nişlerin içine otomobiller kolayca girebileceklerdir. Bu orta yolun sağında ve solunda mevcut sütunlar caddeyi teşkil eden garaj tavanını taşımaktadırlar. Bu caddenin yaya kaldırımlarım teşkil eden Kısımları, caddenin sağ ve solunda yeniden yapılacak binaların temellerinden cadde inşaatını ayırmak maksadiyle, betonarme konsollar üzerine oturtulmuştur. Kanalizasyon, su. havagazı, elektrik, telefon gibi bütün tesisler garaj kısmının kenarından, kolayca kontrol edilebilecek şekilde geçirilebilir.
Yeraltı treni
Yem caddenin orta kısmının altından aynı zamanda bir de yeraltı treni geçirilmek islenirse bu hı, İlerde müstakil olmak yapılacak bir yeraltı treni inşaatına nazaran, çok daha u-cuza malolabilir
Tramvay
Tramvay Lst.tklâl caddesinde kalmalıdır. Yalnız tramvay yollarının caddenin sağ veya soluna bir tarafa çekilmesi ve halen olduğu gibi ofcpmo-billeriıı yalnız tek istikamette» gitme
Yıllardan heri. Beyoğlııııun seyrüsefer meselesi lııılledileııırııılştir. Öjle kİ. hu caddeye herhangi bir İhtiyaç İçin ıığraınak, yahut buradan geçmek mecburiyetinde luılmak, İnsanlar için hlr ıstırap halini alınıştır.
Sayın Ord. Pro. Paul Bonatz ile onun değerli doçenti ınimar H Kemali Söylrmezoğltı’ıııın bu meseleye dair yaptddarı l»lr tetkiki, plânları İle birlikte, aşağıda neşrediyoruz.
Okuyucularımız bıı suretle göreceklerdir kİ, seyrüsefer bilgisi ve hunıın nıalfım bütün çare ve tedbirleri, hu meselenin karşısında İflâs etmeğe, mahkûmdur, (,‘iınkü dâvayı halletmenin yegâne çaresi, Boyoğ-luııa, şehircilik bakımından yeni bir uzviyet vermek ve hıınıın İçin de yeni seyrüsefer damarları açmaktır.
Vesilesi geldiği Içlıı şunu d» arzedellııı Kİ, gazetemiz, Istaııhıduıı hu neviden dâvalarını, hep böyle hu şekilde eie alarak okuyucularına takdim etmek kararındadır.
si iyi olur. Yeni caddenin açılması ile İstiklâl caddesinden geçecek olan o-tomobll sayısı, buradan geçmekte o-huı otomobillerin ekserisinin bu caddede işi olmayıp hedeflerinin daha u-zakta olması dolayıslyle, mevcudun onda birine düşebilecektir. Otobüslerin hepsi ise yeni caddeden geçirilecektir. Bu yeni cadde ile Beyoğlu mıntakası gelecekte de yetebilecek bir esas damara kavuşmuş olacaktır.
Fakat bir hayli nıüyon liraya mal-olabilecek böyle bir işi acaba nasıl başarmalıdır? Acaba bu teklifimizi tat-bika imkân var mıdır, yoksa sadece bir hayâl midir ?
"Evvelâ size 1905 yılında Alsace’ın Strasbourg şehrinde bir Alman Belediye Reisinin, şehrin tam merkezinde 800 metrelik uzun bir caddeyi nasıl açmaya muvaffak okluğunu bir misâl olarak anlatalım: O zamanlar istimlâk kanunu da henüz mevcut olmadığından kimsenin arsası elinden alınamazdı ve neticede mal sahiplerinin arzu ettikleri para kendilerine ö-denirdi. Buna göre hususi tedbir almak icap ediyordu. Belediye Reisi ve bu işle meşgul olan belediye mühendisleri yeni açılacak olan caddenin projesini tamamen gizli tuttular. Aynı zamanda Belediye Reisi, birbirlerinden habersiz dört beş ajanla anlaştı. Bu ajanlar ele geçirilmesi lâ-zımgelen arsaları yavaş yavaş satın almaya başladılar ve nihayet bir gün geldi ki, caddenin geçeceği mıntaka-dakı arsalarla caddenin sağında ve solunda yapılacak yeni inşaat için lâzımgelen yirmi, yırmibeş metrelik bir kısım belediyenin eline geçmiş oldu.
Dâhiyane bir plân
Bunun üzerine vaziyet belediye meclisine arzedildi. meclisin toplanacağı günün arifesinde meclis âzala-nndan ancak bir kaçına bu sır açıklanmıştı. Meclis, hazırlanan bu plânı çok takdir etti ve dâhiyane ouldu. Aldığı kararla da Belediye Reisinin hazırlamış olduğu neticeyi tasdik ve kabul etti. Yeni caddenin yeri iş hayatı için elverişli olduğundan buradaki arsa Hatları tabii yükseldi. Vaktiyle bu mıntakanın peyderpey satın alınmasında istikraza başvurulmuştu. Bu sefer cadde genişliği olan 22 metre çıkarıldıktan sonra geri kalan kısmın parsellenerek sat d ması ile ekle edilen meblâğ yeni caddenin bütün tesisatı ile yapılmasına kâfi geliyordu ‘ Is-tanbulda ise bu işi iyi ve sarih bir istimlâk kanunu ile halletmek kabildir. Bu kanunla mevcut arsa sahipleri zarara sokulmaz ve tam hakları kendilerine temin edilebilir, iyi bir arsa politikası hiç bir zaman totaliter ve zorba bir zihniyetle dönmez. Böyle bir politika muhakkak halka dayanmalı ve halkı korumalıdır. Bununla beraber böyle biı kanunun sarih ve kuvvetli olması da şarttır. Aksi takdir-
de bir kişinin itirazı bile İşın bozulmasına fifbep okibıhr veyahut belediye bir sürü dâva İle karşılaşabilir. Arsa fiyatının tesbiti için evvelâ arsanın hulen getirdiği gelir ele alınır. Bıı gelirden de, takriben 5 bir faiz kabul ederek, sermayeyi bulmak ka-bildlıiı. Burada, bahis nıevzmı (»hın mıntakada dar sokaklar üzerinde havasız, güneşsiz bazı binalar ve yalnız Tvpebaşı tarafında kesilmesi icap e-den bir kaç dükkân vardır. Şayet 24 metre genişlikteki caddenin sağında ve solunda, vasati olarak yine yirmi dörder metre genişlikte, şeı ıtvarı bir kısım cadde ile birlikte istimlâk edilecek olursaa ceman 3x24:72 metre genişlikte bir kısım ele geçmiş o-lıır. Bıı mıntakada-ki yeni parseller üç misli fiatle satılacak olursa, istimlâk edilen kısının üçte biri cedde için alıkonulduğundan , neticede yeni parsel fiatleri eski fia-tin iki misline çıkarılmış olur Demek ki elde edilen para ile yem caddenin bütün teferruatı İle inşası kabil olur ve
hattâ İkrazın faizi bile karşılanabilir. ayrıca yeni caddenin hâlen mevcut yan sokakla-
rın seviyesinde bulunan garaj kısmı da kârlı bir iş sayılır. Ziıa bu kısmın arsası aşağı yukarı bedava demektir ve garajın yan duvarları ise sağda solda yeni yapılacak binaların bodrum kat duvarlarıdır. Demek ki yalnız betonarme sütunlarla garajın, aynı zamanda caddeyi teşkil edecek o-lan tavan kısmının inşası icap edecektir.
Tabii böyle bir işi ancak tek bir şirketin eline tevdi etmek lâzımdır. Belediye bu şirkete esaslı bir şekilde dahil olmalıdır. Zira burada büyük kazanç bahis mevzuu değildir, elde edilecek kazanç da yine şahıslara münhasır kalmamalıdır.
İstiklâl caddesine hücumu durdurmalı
İstiklâl caddesine olan bu hücumu muhakkak surette duraurmak ve iş sahasını genişletmek lâzımdır. Yeni cadde mağazalara, kahvelere, lokantalara ideal arsalar arzetmektedir. Mobilye mağazaları, otomobil satış ve teşhir yerleri, bankalar hep bu caddede yerleşebilir. Buradaki binaların üst katlan da doktorlar, diş doktorları, avukatlar, mimarlar, mühendisler, acentalar ve kısmen apartman şeklinde ikametgâhlara müsaittir.
Acaba bu yeni caddenin görünüşü nasıl olmalıdır? Her halde burada asla gratsiyeller inşa edilmemelidir, zira bu yüksek binalar her iki yandaki mahallelere zarar verebilir, güneşim keser ve üstelik im mıntakaya yeni den büyük bir kalabalığı toplamış ve böylece seyrüseferi yeniden yüklemiş oluruz.
Cadde üzerindeki binalar ne kadar yüksek ve çok katlı olursa cadde o nispette asil olur diye düşünmek pek acemice bir şey olur. Berlin’de 60 metre genişliği olan “Unter den Lın-den” caddesinin mühim bir kısmında bina yüksekliği üç kat olarak tahdit edilmiştir. Zira burada caddenin asaleti bina bloklarının alçaklığı ile temin edilmiştir. Paris’te büyük "Champs Elysâe” avenüsiinün nihayetinde bina bloklarına 9 kata ka-dar yükselmek müsaadesi verildi, fakat bu vaziyet 76 metre genişlikteki bu güzel caddenin aleyhine oldu, zira cadde darmış gibi tesir etti. Böyle bir cadde üzerindeki binaların ancak zemin ve birinci katlan yüksek gelir getirir. Fazla gelir düşüncesiyle fazla kata müsaade edilmemelidir. Zemin kat da dahil olmak üzere altı kattan fazla inşa etmek için ortada herhangi bir sebep yoktur. Yani bina âzami yüksekliği 22 metre olmalı. Bu da cadde genişliğinden biraz daha a2 demektir. Şehrin en iyi mimarlarından
teşkil edilecek bir komisyon burada yapılacak binaların projelerini tetki-kinden ge( Irnvlidır Böylece İstiklâl Caddeni üzerindeki binaların üslûpsuzluğuna ve disiplinsizliğine mukabil burada modern ve güzel bir örnek cadde meydana getirilecektir.
Sözümüzü bitirirken bir noktaya daha teniftH etmemiz İcap » diyor: Bu cadde üzerinde derhal inşaat yapacaklara parsel parsel değil de yapı adaları halinde arsa satışı yapılmalıdır. Aksi takdirde caddenin muhtelif yerlerinde serpinti halinde inşaat, yapılır ve cadde ıızıın müddet dişleri dökülmüş gibi kalır. Misâl olarak Sürpagop arsalarında yarım blok halinde yapılmış apartman inşaatının
çirkin manzarasını zikretmek kâfidir.
Bunun içir» de derhal inşaat yapmak isteyen kimselere oynı vapı ada
bir ele Iht.lvsc vardır
Seyrüseferin düğümlendiği nokta: Galatasaray
sına alt parsellerden satış yapılır ve böylece kendiliğinden bir bütün teşkil eden bloklar ortaya çıkmış olur.
Yeni cadde üzerinde durak izlerinin yapılmasına lüzum olmayan yerlerde cadde genişliği daha az tutulabileceği gibi meselâ İngiliz Başkonsolosluğunun bahçesinin bulunduğu kısımda da. cadde üzerinde ticaretha ne binaları bulunmıyacağına göre cadde genişliğinin Refik Saydam Cad deöi genişliğinden yani on yedi met reden fazla olmasına lüzum yoktur Burada her iki yanda dörder metrelik birer yaya kaldırımı ve ortada dokuz metrelik bir seyrüsefer yolu kâfidir
Bu caddenin açılması Bevoğlü ta rafında tam bir şehircilik ve imar hareketine fırsat verecektir Bunun hakikat olabilmesi için yalnız enerjik
B Şubat 195b
Sayfa T
Alman TOTAL Mamulâtı
Âdi ve parlayıcı maddeler
yangınlarına karşı
EMNİYETİNİZİ SAĞLAR
vergi ve resimden muaftır
r
Muhtelif tip ve kapasitedeki portatif ve sû bit, kuru, tozlu, tulu CO2 gazlı» köpüklü söndürme vfLsıtalarlyle
AkdenİZ Hatlı Islanbul-Pire-Napoli - Marsilya-Cenov»
Türkiye Umumi Vekili
STANDARD İŞ LTD. Şr.
Sadi R.
Mücbbob® adrn. ı
Galata, Bankalar Cad. Banka sokak Roman nan Telefon l 40784
Mektup adresi: P.IC 2U8 Beyoğlu
ııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııı
yMMHRmııiH«mraıînnmımıtu:vtuHuıiMwtcbuu:tuınih;unımtMNttmmmmmum
DEVLET DENİZYOLLARI AKDENİZ'DE TÜRK GEMİ t ERİYLE SEYAHAT EDİNİZ
“YENİ ISTANBUT'ATElYtS*
Doğll Güney Akdeniz Hatlı İstanbul-İzmir.Plrı-Llmaıol-Beyrut
Marsilya-Cenova-İskenderiye-Napoli

SERMAYESİ : 300.000.000 T. L. Kuruluş Tarihî : 1863
FAİZLİ
10.000.000 Liralık
I iHci Tertip İstikraz Tahvilleri
Her Keseye Elverişli
2o - loo - 5oo - looo
liralık kupürler halindeki HÂMİLİNE AtT TAHVİLLER 15.2.950-28.2.950
Tarihleri içinde T. C. Ziraat Bankası Gişelerinde Satılacaktır. Devlet Tahvilleri gibi :
Gelir vergisinden ve diğer her türlü
SIYASI İKTİSADI
YENİ İSTANBUL
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Sahibi :
YENİ İSTANBUL NEŞRİYAT LIMITED ŞİRKETİ MÜDÜRÜ: FARUK A. SÜNTER Bu sayıda yazı İşlerini fiilen Idard eden t K. H. SARLICA
Baaıldıfcı yor ı
YENÎ İSTANBUL MATBAACILIK LIMITED StRKETÎ MATBAASI
ikinci sayfamızdaki siyasî, üçüncü sayfamızdaki İktisadî, dördüncü sayfamızdaki kültürel başmakalelerde ileri sürülecek fikirler tamamen yazarlarına aittir.
Dllak Şr.
Mağaza adresi: Taksim. Garaj Tramvay durağı. ERK Ap. altında
Telefon: 8269b
İstifadeli satış
MARİNETTE
En Son Moda
ŞAPKALARINI
6 Şubat Pazartesi tenzilâtlı satışa başlıyor İstlkJAl Caddesi No. 373/2
Yurdun her yerindeki T. C. Ziraat Bankası gişelerinden isteyiniz.
/
L
Sulh Birinci Hukuk Mahkemesi Başkâtipliğinden 950/3 Satı» İbrahim İzzet ve Maliye hazînesinin »aylan ve müftereken mutasarrıf oldukları Be»ikta|'ta Sinanpn»a Mahallesinin Köy-içinde eski Köçeoğlu yeni Şair Veysi sokağında, eski 0. yeni 29 kapı sayılı, kadastronun pafta 16, ada 283,— parsel 11 sayısında kayıtlı ve 57 metre murabbaındaki (ah»ap ev) »llyuunun giderilmesine karar verilmiş olduğundan açık arttırma ile satılacaktır.
Değeri: (3000) üç bin Uradır.
Binanın durumu: Bir bodrum ve İki kattan ibaret olan bu ahşap evin cephesi 4,25 metre, derinliği 12,50 metre, arka cephesi 4.04 metreden ibarettir.
Binanın taksimatı: Bodrum kat: Çift kanatlı ahşap kapıdan içeri girildikte zemini ahşap döşeli bir koridor üzerinde sağda bir kömürlük, geride bir oda, bir hela ve bunu takiben bahçeden bölme bir mutfak olup buradan bir kapı ile bahçe olaı-ak kullanılan aralığa geçilmektedir. Burada ayrıca bir kuyu vardır.
Birinci kat: Ahşap merdivenle çıkılan bu katta sokağa nâ-zır ve içinde yükü olan ve orta büyüklükte bulunan bir oda mev-cutur.
İkinci kat: Merdiven başı camlı bir kapı İle kapatılmış bir sofa üzerinde sol tarafta aabit dolap ve yine aokağa nâzır büyük bir odadan ibarettir. îşbu gayrimenkulda elektrik ve terkoa olmayıp kiracı oturmaktadır.
Yür.ölçüsü: Yukarıda yazılı olduğu gibidir.
Birinci açık arttırması: 28-2-950 salı günü saat 14 den 16 ya kadBr olup değerinin dörtte üçünü bulduğu takdirde o günü satılacaktır.
Bulmadığı takdirde en son arttıranın yüklenmesi durmak üzere on gün sonra.
İkinci açık arttırması; 10-3-950 cuma günü saat 11 den 16 y* kadar icra kılınacak ve o günü en çok arttırana ihale edilecektir.
lopotek sahibi alacaklılarla diğer alâkalıların ve İrtifak hakkı sahiplerinin İşbu gayrimenkul üzerindeki haklarını hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialarım göstoıir evrakı mllsbi-telerini 15 gün içinde memuriyetimize İbraz etmeleri lâzımdır.
Aksi halde hakları tapu sicilleriyle sabit olmadıkça aatış bedelinin paylaşmasından hariç kalacaklardır.
Birikmiş ve satış gününe kadar birikecek bina ve evkaf vergileri paydaşlara, tellâl ücreti, yirmi senelik taviz bedeli, ihale pulu ve tapu masrafları alıcıya aittir.
Satış peşin para ile, tapu kaydı gereğince ve İcra İflâs Kanununda yazılı şartlar altında icra edilir.
Şartlaşması 30-1-950 tarihinde mahkeme divanhanesine asılmış olduğundan isteklilierln gelip okumaları fazla bilgi isteyenlerin 950/3 sayı ile Başkâtipliğe başvurmaları ve alıcıların, değerinin yüzde yedi buçuğu nisbetindeki pey akçesiyle yazılı gün ve saatlerde kimlik cüzdanlariyle birlikte Beşiktaş Sulh Birinci Hukuk Mahkemesi Başkâtipliğinde hazır bulunmaları ilân olunur.
CITROEN
Hususiyet ve evsafı itibaril tamamen ayrı bir mevki sahibi Fransız arabası
“önden
bir parti, Istanhula müteveccihen yola çıkmıştır.
Çekişli” CITROEN arabalarından mahdut
TASFİYE İLÂNI
YOMTOV BAHAR LIMITED Ortaklığımızın 28/12/949 tarihli ortaklar kararlyle feshine karar verilmiş bulunmakla şirketten alacaklı bulunanların işbu ilân tarihinden itibaren (1) sene müddet zarfında bilmüracaa hukuklarını İspat etmeleri lüzumu Ticaret Kanununun 445 inci maddesine tevfikan ilân o-lunur.
Fiyat tenzilâtından istifade ederek, kendi arabalarını şimdiden ayırtmak üzere Sayın Müşterilerimizin Bürolarımızı teşrif etmeleri rica olunur.
M. D., D. OB., D. CH., M. CH., P. F. R. C. S. Eng. Berlin, Zürich, Basel ve Londrada tahsil ve ihtisasını yaptı.
Birinci sınıf genel hirurg dir. Muayenehanesini henüz açtı.
Kabul saati : 3 - 6. Çarşamba günleri müstesna.
No. 258 3. İstiklâl Caddesi, Elhamra Sineması Pasajı Üstü.
ULTRAMİN
DİŞ KREMİ
Sergi yeri ve yedek parça deponu
FRANS OTO LIMITED
ŞİRKETİ
Tepebaşı Caddesi Tel, 49482
CITROEN
Türkiye Mümessilleri FRANS . OTO LIMITED ŞİRKETİ
Galata. Kuto Han. Tei 44747
Hail tasfiyede Yomtov Bahar Limited Ortaklığı Tasfiye memuru Hayim Ovadla, Taksim Valide
Çeşme. Feridiye sokak No. 82/2
KULLANINIZ!
CITROEN SERVİS ISTASTON'l)
Hudson 1947



Nloantajb Vali ko nağı Caddesi. Tel. 84242
e
Radyolu kaJortferll az kullanılmış iyi vaziyette lüka taksi milsaıt fiyatla acele satılıktır îş saatlerinde 29266 ya telefon
uiiniıiA^iitwni
KEKEMELERE; Kekemelik hususi bir metotla ıslah olunur Fazla tafsilât IçLn: Bayan A. Narter. Şişil, posta kutusu No. 32 ye mek tupla müracaat
M
.-W
İLAN
KONKORDATO KOMİSERLİĞİNDEN :
Taklitlerinden sakınınız. Her yerde pullu kutuları ısrarla isteyiniz.
GÖZ HEKİMİ Dr Murad Ramı Aydın
Beyoğlu • Parmakkap^, İmam
sokağı No. 2. Tel: ^1553
------------AMERtKAN MECMUALARI ------------------ Sayın Bayanlar,
Dünya çapında bir şöhreti olan Amerikan moda mecmuaları CHARM VE MADEMOİSELLE
artık her ay muntazam olarak piyasaya dağıtılacaktır, dünyada giyinmesini bilen kadınlar MADEMOÎSELLE’İ her ay sabırsızlıkla beklemektedirler.
bütün kitapçır ve tütüncü dükkânlarında başlıca şehirlerinde satılmaktadır.
Türkiye Umum MümeeaUİ
AMERİKAN* KİTABEVİ M AZ AR AK İS Beyoğlu, Kumbaracı Yokuşu No. 132/1
Bütün CHARM ve

ve
Şehrimizin Anadolunun
İstanbul icra Yargıçlığınca 6/1/950 tarihinde 950/23 sayılı müttehaz kararla temdiden konkordato müddeti verilmiş bulunan Mustafa, Ahmet ve Muhlis Çanakçılı Kardeşler Kollektif Şirketinin alacaklıları arasında mukarrer toplantı 16/2/950 tarihine müsadif perşembe günü saat 9.30 da Ayvansarayda Abdülvelit caddesinde 121 numaralı Çeltik ve Bulgur Fabrikasında yapılacağından sözü geçen şirket alacaklarının icra ve îtlâs Kanununun 292 nci maddesi hükmüne tevfikan toplantıya tekaüdüm eden 10 gün. içinde vesaiki komiserlik nezdinde tetkik edebilecekleri ve mezkûr gün ve saatte toplantı yerinde hazır bulunmaları ve müzakereye iştirakleri ilân olunur.
Mustafa Ahmet ve Muhlis Çanakçılı Kardeşler KoUektif Şirketi Konkordato Komiseri
M .Teki GUI
Bu akşama kadar satılacaktır
ANKARADA
fırın vanındn
ıı
A.
Hükümet Konalı karşısında n a farta! ar Co. istiklâl gişesi A nn furtalar Cd, Zengin gişesi
Mehmet Altıntaş. Sağlık Bakanlığı. İslâm GÜnok Yenişehir, ly Bankası. Muaf a fa Erten, Kızılay gazete hayli. Tevflk. Meşrutiyet Caddesi
Abonman karneleri
)
/ (
Zeki. Tütün ve gaz
Avnl. 'Tütün ve gazete hayli Hasrın. Tütün ve gazete hayli Mustafa. TUtün ve -••n
ve bayii
FA

Aşağıdaki dükkân ve gazete bayilerinden başka gazetenıizce hususî surette teçhiz edilmiş ve kasketlerinde (YENİ İSTANBUL) yazdı bulunan özel müvezzîlerimizden ve Beyoğlu Kaymakamlığı karşısındaki gazetemiz idarehanesinden de bu karneler temin olunabilir.

Karne satacak bayilerin isim ve adreslerini gösterir liste
İSTANBULDA :
KÖPRÜDE:
Bay Kemal, Köprü Kitabevj
Bay Osman Kazak, Kadıköy iskelesinde.
Bay İhsan, Üsküdar iskelesi, gazete bayii
Bay Sıtkı, Boğaziçi iskelesi, gazete bayii.
Bay Horen, Nimet Abla gişesi karşısında gazete hayli.
SÎRKECfDEî
Bay Esat, Gazete ve mecmua bayii
Bayan Atiye, İstasyonda gazete bayii.
TÜRBEDE:
Bay Arif, Türbo kitap ve gazete bayii.
BEYAZIT'TA:
Bay Bahri, Eczahane yanında tütüncü
8ARAÇHANEBAŞINDA:
Bay Mehmet, fınn önünde gazete bayii.
AKSARAYDA:
Bay Adem, gazete bayii
Bay Kemal, Piyango ve gazete bayii
CAGALOÖLÜNDA:
Bay Ahmet, tütüncü ve gazeteci
Bay Niyazi, Eminönü Halkevi karşısında gazete bayii.
KARAKÖYDE:
Bay Kemal, Tünelde gazete bayii
Bay Niko, Bahtiyar gişesi
BEYOGLUNDA:
Bay Esat, Ingiliz Sarayı karşısı, tütüncü.
Bay Torkonl, Galatasaray Lisesi karşısı.
Bay Ferit, Taksim Abide karşısında ga-
zete ve tütün bayU
Bay Mehmet. 1'aksimde Krista altında gazete bayii
Bay Dikran. Konak oteli karşısı, tütüncü Bay Haşan. Harbiye. Bizim Haşan gişesi Bay Garbis. Osman beyde
gazete hayli
Bay Remzi. Nişantaşındu
KEŞtKTAŞTAl
Bay
Bay
Bay
Bay
TOPHANEDE»
Bay Şükrü rramvav (hnuğuıda Savns Sakatı dşesl
KADIKOYttNDE;
Bay Et hem. Gazete bayii
ÜSKl DUU1A:
Bay Hikmet Kitap ve gazete oayli
Bay Cevat. Kitap ve kırtasiyeci 8AMATYADA: >
3ny Kenan. Tütüncü ve gazeteci
BAKIRKÖYDE:
Bay AU> Uçak Gişesi.
YEŞİLKÖY DE:
Bay Şaban. Gazete bayii.
ADALARDA:
Bay Nlko. Büyükada iskelesinde kitapçı
Bay Süleyman. Heybeliadada tütün ve gnzeto bayii
AMtAK.% dLKOMUZ.
K. Özalp Jaddesi İlgar Apartmanı No. 1/9 Yenişehir Telefon: 16112
AJ(ba Ki tu be vl
Bal Ali Tümen, Ulus toydanı tütüncü.
Bay Yakup Karakaş. Uluş Meydanı Cebeci durağı.
Bay Cevdet Ulus Meydanı. Hı.rii Fotoğrafhanemi karşısında.
Bay Hayrı Öztürk tstanbUJ Pastahanea) karşısında
Bay Sait Özer. İstasyonda gazete bayii.
Bay Duralı Dalkılıç, Samanpazarı Meydanı gazete bayii
Bav
Bay
îay
Bay
Rnv r>«rınn Yenişehir. Bakanhkluı durağı
/ZA4/RDE :
İkinci Kordon, tCmhlkbank yanında Anadolu hanındaki VENÎ İSTANBUL Bürosunda
Foto /an.
Bay Halil.
Bay Cahit,
Bav Abdurrahman Cerrahnğlu Kitabet Tilkilik Bay Mustafa, Asım Türker Kardeşler, Alsancak vapur iskelesinde.

Matbuat hayatımızda bir yenilik olan karneli abonman usulümüz her tarafta büyük bir alâka görmektedir.. Bu alâkayı gözönünde tutarak ve okuyucularımıza kolaylık olsun diye, yanda, şubat ayından itibaren her ay muntazaman karne tedarik edilebilecek bayilerin listesini veriyoruz. Bayiden almak istemiyenler veya alamıyanların, posta havalesiyle doğrudan doğruya, Beyoğlu, posta kutusu 2100, YENİ İSTANBUL adresine 280 kuruş göndermeleri kâfidir. YENİ İSTANBUL abonman karnesi, taahhütlü olarak adresinize gönderilir.
Geçen aylar karne alamadıklarından müsabakaya girme haklarını kaybetme endişesine düşen okuyucularımız için şu kolaylığı yapmayı uygun bulduk t
Birbirini takip eden üç aya ait karne kabını veren her okuyucuya bir kur’a numarası, altı kap verenlere 2, dokuz kap verenlere 3, on iki kap verenlere de 4 kur’a numarası verilecektir. Bu şekilde okuyucularımız, karnelerini ne zaman alırlarsa alsınlar, üç aylık aboneler 1; altı aylıklar 2 ; dokuz aylıklar 3 ve senelik abonelerimiz de 4 numara ile kur'amıza katılabileceklerdir.
Bilindiği gibi YENİ İSTANBUL, devamlı okuyucuları arasında, Noter Önünde çekeceği kur’ada, meccani tahsil ve başka hediyeler vermeyi taahhüt etmiştir.
Her yıl çekilecek kur’ada birinci gelen 10.000 lira masrafla Avrupada, ikinci gelen de 5.000 lira sarfiyle Tiirkiyede Uç yıllık bir tahsil‘yapacaklardır. Kendisine tahsil kur’ası düşen YENİ İSTANBUL abonesi, hakkını bizzat kullanacağı gibi, herhangi bir kimseye de devredebilecektir. Böyle bir tahsile imkân ve arzusu olmıyanlara, gazetemiz, bu işe ayırdığı tahsisatı % 20 noksaniyle defaten ödeyecektir.
Ayrıca : Üçüncü gelenden itibaren 3 aboneye, meşhur markalı birer altın kol saati; 3 aboneye, meşhur markalı birer gümüş kol saati; 3 aboneye, meşhur markalı birer çelik kol saati verilecektir.
KASyûNEL
Dilediğiniz her türlü tafsilâtı vermeğe memnuniyetle hazır bulunduğumuzu arzederken, temsil ettiğimiz bütün bu fabrikaların her çeşit imalâtının - yalnız Amerikada değil, bütün dünyada -emsalinin en mükemmeli olduklarını sizlere temin etmekle iftihar ederiz. Koç Ticaret T. A. Ş. Büro Levazımı Şubesi, Galata, Rıhtım Cad., Kozluca Han, Tel. 49337.
NOT: Amorikado staj görmüş elemanlarımızdan müloşekkil Bakım Servisimiz emrinize amadedir.
işinizin mahiyet ve vüs'ati ne olursa olsun, bu sahifede gördüğünüz malzeme, sarfettiğiniz mesainin ahenkli bir inkişafa mazhar olması için icat edilmiştir.
Hepsinin, son derece faydalı ve istifadeli bir şekilde, tatbik edilecekleri sahalar vardır. Bugün verimli çalışmak isteyen modern bir müessese, bu büro levazımının kıymetli hizmet ve yardımlarından müstağni kalamaz.


(

Comments (0)