8 Mayıs 1950
Pazartesi
't
SİYASİ
İKTİSADİ
I
k
k
4
z


10 kuru;
Beyoğlu - Müellif Caddesi 6-8 Posta Kutusu 2100 Beyoğlu
Abone: Türkiye için «enoliğl 32, altı aylığı 17, üç aylığı 9 liradır. Hariç memleketler İki mislidir.
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Tesis eden: HABİB EDİB TÖREHAN
İlânlar: 6 ncı sahifodo santimetresi 2 liradır. İlânlardan hiçbir mos’ullyet kabul edilmez.
Telefon: 44756 - 44757 Santral
Telgraf Adresi: Hetlo. İstanbul
PAR İS HUSUSÎ BÜROMUZ B I L D I R İ Y O R
POLİTİKA
- 7/V/1950
Londra Konferansı için üçlerin
İç politika bakımından
j|zEN/ ISTANBUL'un Kuponu
İÇ SAYFALARDA

Seçim hazırlığında hak ve sorumluluk
dâvası
SEÇtM günü gevşemeyen bir hızla yaklaşıyor. Pek yakında millet olarak en büyük kararımızı vereceğiz ve dört yıllık mukadderatımız artık dönülmesi .düzeltilmesi imkânsız bu kararla belli olacaktır. Türk tarihinin bu kadar ehemmiyetli bir adımı atılırken her Türke düşen sorumluluğun genişliğini anlamak güç değildir. Her Türke diyoruz, çünkü: ortada bir parti ve seçmen dâvası, sorumlulukları birbirinden ayıran bir dâva yoktur ve milli mukadderat dâvaları, istisnasız, her Türkün en başta gelen dâvalarıdır.
14 mayıs 1950 de son kararımızı verdikten sonra hükümlerimiz, belirecek seçim neticelerine göre, değinebilir. Sevinebildiğimiz gibi üzülebi-liriz de... Fakat karar verilmiştir. Gelecek yılların maddi ve manevi yükü omuzlanmızdadır. Ve Türk nesilleri bizi yann vereceğimiz karara göre muhakeme edecektir. Onun İçin îıe yapmak istediğimizi, dâvalarımızı hasıl çözeceğimizi, cemiyet ve devlet hayatımızda ne gibi bir yöneliş istediğimizi şimdiden bilmeliyiz.
Çağdaş demokrasilerde halk yığınlarını aydınlatma vazifesi partilere düşer. Fakat partiler bu işi görüyor, diye bütün seçim faaliyeti karşısında seyirci kalmamız doğru değildir. Oy pus lalarım biz kendi elimizle sandığa götürüyoruz. Demek oluyor ki; biz kendi geleceğimizi, çoculdarımı-sın geleceğini, Türk milletinin geleceğini kendimiz tayin ediyoruz. Biz, oy puslasmı sandığa atarken, o dakikada, ne büyük bir sorumlulukla başbaşa kalmış oluyoruz. Derlenme-liyiz, düşünmeliyiz, heyecanlanmalı-yız. Çünkü tarihimizle, milli mukadderatımızla tam karşı karşıyayız o zaman. Parti teşkilâtının propagandası, nihayet, ayn ayrı kanaatler ve fikirlerdir. Bunların arasında, yurdumuzun yüksek menfaatleri bakımından, doğru olanlar vardır, yanlış olanlar vardır. Bundan anlaşılıyor kİ, seçim, aynı zamanda, bir fikir, bir istikamet ve kanaat seçimidir. Bizim asıl sorumluluğumuz da buradadır işte.
Yurdumuzda seçim propagandası başladı başlıyalı faaliyete geçen partilerimiz, ufak tefek istisnaları bir tarafa bırakırsak, halk yığınlarının çözülmesini tam bir heyecanla bekledikleri ana-dâvalara daha geniş bir ölçüde temas etmek lüzumunu henüz duymamış görünmektedirler. Onlar, belki de tezlerini son günler İçin saklıyorlar. Şimdiye değin öğrenmiş olduğumuz şeyler, daha ziyade umumî mahiyettedir. Artık uyumayacağız, yollar yapacağız, okullar açacağız, | memurları refaha kavuşturacağız, medeni cesaret göstereceğiz, ilh.. gibi müjdeler ve yalnız geleceği ilgilendiren, şimdilik hiç bir müsbet temeli olmayan hükümler... Artık uyumamak vâdl ne kadar tuhafsa, bir milletin ekonomik imkânları temelli bir surette incelenmeden geniş ve iddialı programlan gerçekleştirmek hayallerine dalmak ta hiç şüphesiz o kadar tehlikelidir. Biz bugün gerçekliği ilk plâna almış bir çağda yaşıyoruz ve onun için şimdiki ekonomik imkânlarımızla neler başaracağımızı kesin bir surette öğrenerek uykumuzdan olduğu gibi kuruntularımızdan da mutlaka silkinmek zorundayız. Sosyal sorumluluğumuzun yanlışsız hesabını görebilmek için tam bir aydınlığa muhtaç olduğumuzu artık bilmeliyiz.
Seçimi, ardı arkası gelmiyen kuru bir hafc ^nücadelesi şeklinde anlayan ve bütün propagandalannı ona göre ayarlayan partilerimiz, her hakkın yanı başında bir de sorumluluk olduğunu düşünerek hareket ederlerse demokrasiyi daha iyi tefsirlendirmiş olurlar. Hak, kanun çerçeveli içinde tnrdc ayrılan imtiyazdan, Zıare^et serbestliğinden başka bir şey değildir. Demek oluyor ki; bir hak sistemiyle kurulan bir sosyal nizamda, mutlaka, başka fertlerin de imtiyazları ve hareket serbestlikleri vardır ve biz bunlara karşı saygı göstermek zorundayız. Saygı göstermek zorunda kalmak, aynı zamanda, sosyal nizam karşısında sorumlu olmak demektir. Bunun mânasını anlamak güç değildir. Bizim bir hak anlayışımız, bir hak sezgimiz olmazsa sorumluluk duygumuz da olamaz. Bir | Türk şairi bu hak sezgisini "vicdan sözü ile ifade ediyor tün hareketlerimizin di. kanunları, hâkimi nüyor .
Demokrasi bir hak
nizamıdır ve onun için bu nizamı dile getiren devlete, öteki devlet tiple-• rinden ayırmak makaadiyle. hak-dev-letı adı verilir. Bundan da anlaşılıyor ki. demokrasilerde hak, yalnız kanun ç cevesi içinde, bir hareket serbestliği demektir Bu kanunları biz yapı-y * ıız, başka yazlarımızın ruz. O halde ha Issızlıktan
ınızdan istediğimiz gibi faydalanmamış olabiliriz. Bu, büsbütün başka bir meseledir. İyice düşünülürse bundan kendimiz, yalnız kendimize karşı değil, cemiyetimize karşı da sorumluyuz. Bu bakımdan asıl hedefini kaybetmiş gibi görünen seçim propagandamızın fırtınalı karanlığında bize kılavuzluk edecek görünmez bir yıldız vardır: Hak ve sorumluluk. En büyük sosyal kudret yalnız bu iki sözün kolları arasındadır.
M
ve vicdanı bü-dâvacıaı, şahl-şeklinde düşü-
ve sorumluluk
bir deyimle, sosyal imtl-hudutlannı biz çiziyo-hangi haktan ve hangi bahsediyoruz? Haklan -
M. NERMİ
★★★
Amerika, Batı Almanyanın, Atlantik Paktına müsavi haklarla alınmasını istiyor
Fransa ve ingilterenin şahsî bazı tekliflere mukabil, bunu kabul edecekleri tahmin olunabilir
Paris, 7 (Hususî Büromuzdan) — Londradaki büyük konferansa birkaç gün kalmış bulunuyor. Bu arada Batılı üç büyük devletin esas durumları belli olmağa başlamıştır.
Amerika. 15 mayısta Londrada Şimal Atlantik Konseyinin toplantı devresi bitmeden evvel, bir sürü hazırlık konuşmaları ile Uç büyük Batı devleti arasındaki birliği kuvvetlendirmek ve genişletmek istiyor. Böylece, pakta dahil 12 devletin karşısına sağlam ve birleşmiş bir cephe halinde çıkmayı arzu ediyor. Bu münasebetle Amerika, Avrupa milletle-lerinin tam bir şekilde birleşmelerini, Atlantik Paktını imza edenlerin askeri bütçelerini arttırmalarım Batı Almanyanın da müsavi haklarla bu pakta alınmasını ıstiyecektir.
Fransa, Schuman tarafından açıklanan küçük bazı görüş farklarına rağmen, bütün meselelerde Birleşik Amerikanın yanında yer almıştır. Almanya hakkında, emniyet endişelerine dayanan fikirlerini şimdilik İhtiyatla muhafaza ediyor. A>nı zamanda Amerikanın Hindiçlnî meselesinde mesuliyeti eline almasını, Fransanın bu memleketteki hususî vaziyetini tanımasını ve Fransa vasıtasiyle Hindiçinîye acele ve müessir askeri yardım yapmasını arzu ediyor.
Ingiltere, müdafaa ve strateji bahsinde Amerika lle tamamen mutabıktır. O yalnız, iktisadi meselelerde A-merikanın anlayışlı olmasını, İngiltere nin bütün imparatorluk camiasına karşı mecbur olduğu taahhütleri hesaba katarak, onu Avrupanın ekonomik birliğine iştirakten muaf tutmasını istemektedir.
Diğer taraftan, İngiltere ve Fransa, Batı ile Doğunun arasını bulmağa çalışan Trygve Lie*ye şans vs haşan dilemektedirler. Onun, son zamanlarda tesiri ve prestiji çok kinimi? olan Birleşmiş Milletler Teşkilâtını kurtarmasını ve yine bu teşkilâtın çerçevesi içinde Batılı müttefiklerle Sovyet Rusyayı banştırmasını temenni etmektedirler.
Londra, 8 A A. (Lps) — Ingiliz pazar gazeteleri dikkatlerini bilhassa Moskova ve Londra üzerine teksif etmektedirler. Bir yandan Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Sovyet başkentine seyahati, öte yandan Birleşik Ajnerika, Fransa ve İngiltere Dışişleri Bakanlarının Londra toplantısı gazetelerde bir takım yorumlara sebebiyet vermektedir.
Bağımsız Observer gazetesi şunları yazıyor; '‘Trygve Lle, şimdi Rusları Birleşmiş Milletlerdeki yerlerini almaya ikna etmek maksadiyle Mos-kovaya gitmektedir. Ümit edelim ki. gayesine ulaşsın ve milletlerarası toplanltılar eskiden olduğu gibi tekrar başlasın.”
10 mayısta nihayet bulacak propaganda vâdesinden ileri gelenleri
sonra, politika son hazırlıklar
ikinci
Demokraside vatandaşa düşen vazifeler Doç. Dr. N. Kunter
DÖRDÜNCÜ
Münich suikasdmın içyüzü
beşinci
Haftanın iktisadi hâdiselerine bakış
Trygve Lle diinya sulh il uğrundaki gayretlerini gazetecilere izah ederken

HUSUSÎ MUHABİRİMİZ BİLDİRİYOR
*
Suriye Hükümeti, itimat reyine müracaat edecek
Başbakan, Lübnan - Suriye ekonomik durumunun değişmiyeceğini bildirdi
Şam 7 (Huaus! muhabirimiz telefonla bildiriyor) — Suriye son günlerde İçten içe bir kaynaşma halin-
Amerika, Pakistana
silâh gönderecek
Bu mevzu üzerinde Acheson’la Louis Johnson
Washington 7 (YİRS) — iyi haber alan kaynakların bildirdiğine göre Acheson, Avrupaya hareketinden evvel Liyakat Ali Han’a, Pakistana silâh gönderilmesi hususunda elinden geleni yapacağını vadetmiştir. Fakat Millî Savunma Bakanı Louis Johnson buna pek taraftar değildir. Ame-
hemfikir değil
rikan kanunları, herhangi bir yabancı memlekete silâh ihracatı yapabilmek için kongrenin tasvibini şart koşmaktadır. Bu müsaadeyi istihsal etmek üzere. Achcson’un, Truman’la görüşerek kırtasiye muamelelerini kısaltacağı anlaşılmaktadır. Her şeye rağmen Acheson neticeden ümitli görünmektedir.
de bulunuyor. Bilhassa Suriye Meclisinde hükümet mensuplariyle muhalif milletvekilleri arasında sık sık çetin münakaşalar cereyan etmekte ve hükümetin durumu gittikçe zora girmektedir. Bu arada bazı milletvekillerinin Suriye - Lübnan ihtilâfının bir an evvel halli için yaptıkları ısrar üzerine Başbakan Mecliste şunları söylemiştir:
“Bu hususta aldığım karardan asla dönmem, lktisaden ayrılma kararı Meclisin ekseriyetiyle tasvip edilmiştir.,, demiştir.
Bugün için Suriye gazeteleri Lüb-nana, Lübnan gazeteleri de Suriyeye girememektedir.
Hükümetin durumu ise gittikçe nazik bir hal ketbetmektedir. işte bu sebepledir ki hükümet siyasî partilere müracaat ederek durumlarını belirtmelerini istemiştir.
Hükümetin yarın Mecliste itimat reyi alamazsa istifa etmek durumunda kalacağı ısrarla söylenmektedir.
Ankara, 7 (Hususi muhabirimiz bildiriyor) — Ankarayı yüksek politika tahliye etmiştir. Hemen bir haftadan beri şehir kendi gündelik hayatını yaşamakta, yağmurdan fırsat bulduğu günlerde soluğu kırlarda alarak bahan tatmağa çalışmaktadır.
Eğer radyodaki seçim propagandası saatleri ve bir de burada çıkmakta olan gazeteler olmasa seçim mücadelesinin devam etmekte olduğunu farketmek dahi güç olacaktır. Partilerin merkezlerinde de göze çarpacak bir faaliyet yoktur.
Fakat bu, işin dış manzarasıdır. Vatandaşlar fırsat buldukça radyo-lanmızın verdiği propaganda hitaplarını, Ankarada çıkan gazetelerin neşriyatını kendi aralarında münakaşa etmektedirler.
Şimdiye kadar parti hatip ve sözcülerinin intişar eden fikirlerine bakılırsa C.H.P. ne ait olanların, bu parti tarafından neşredilen seçim beyannamesi çerçevesi dahilinde kalarak bir nevi ahenk ve insicam arzet-tiğl görülmektedir.
Buna mukabil D.P. nln bilhassa radyo propagandasında, belllbaşlı muayyen meselelere temas etmek istediği anlaşılmaktadır.
C.H.P. nin radyo sözcüleri, birinci plândaki politika ve parti adamları arasından seçilmiştir. Demokratlar İse asıl kaleme aldıkları metne e-hemmlyet vermişler, başlıca şahsiyetlerini mikrofon karşısına getirmemişlerdir.
Maamafih Ankaradaki sükûnetin bu ayın ancak 10 una kadar devam edeceği ve propaganda için konulmuş olan vâde tamamlanır tamamlanmaz bütün politika adamları lle parti ileri gelenlerinin süratle başkente dönerek seçim gününe kadar hada ziyade parti merkezlerinde, yani kendi teşkilâtlan ile lüzumlu muhabereleri idare etmek üzere büyük bir faaliyet gösterecekleri şüphesizdir.
AnkaralIları şu sırada Devlet Reisinin arka arkaya söylediği nutuklar ve bir de kendinin seçmiş bulunduğu siyasi güzergâh ziyadesiyle alâkadar etmektedir.
Muhterem ismet înönünün kendini, bütün bu seçim mücadelesi devresinde, bütün prestiji ve devlet adamı tecrübe ve olgunluğu lle kendi partisinin muvaffakiyetine düpedüz ve açıkça tahsis ettiği gözden kaçmamaktadır.
Bu münasebetle her ne kadar Devlet Başkanlığı ile parti başkanlığının, bir zatın uhdesinde birleşip birleşe-miyeceği meselesi de tek tük münakaşalara yol açmakta ise de ekseriyet bir parti liderinin bu şekilde hareket etmekle gerek partisine, ge-
D. P. beyannamesini çarşambaya neşrediyor
Ankara 7 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Günlerden beri merakla beklenen D. P. seçim beyannamesi sah akşamı basma verilecek, bu suretle çarşamba günü efkârı umumi-yenin malûmu olacaktır.
D. P. çevrelerinden verilen malûmata nazaran beyanname son şeklini almış bulunmaktadır. Yarın Toros ekspresiyle Adanadan Ankaraya avdet etmesi beklenen Genel Başkanın tasvibine arzedildkiten sonra neşredilecektir.
rekse memleketine karşı olan vazifesini ifa ettiğine kani bulunmaktadır.
Bir kısım münevverlere göre de, tnönilnün bu seçim mücadelesi esnasında sarfettigi faaliyet, ileride başka parti liderlerine örnek teşkil edecek kadar seviyelidir.
* •
ALTINCI
Kadın - Moda
SEKİZİNCİ Spor
Bloomlngton Indiana’dakl Polis Müdürlüğü seçimlerine namzetliğini koyan Claude Strange seçim mücadelesini cezaevinden yapmaya mecbur kalmıştır. 58 yaşında olan Strange sarhoşluk suçundan 80 gün hapse mahkûm olunca nutuklarını cezaevindekl hücresinde plâğa aldırmış, sonra gerek radyoda, gerekse umumi toplantılarda bu plâğı çaldırtmıştır


F
İnönü lstanbulda bekleniyor
Devlet Başkanı ve C.H.P. Genel Başkanı İnönü Batı Anadoîu-dakl seyahatine devam etmektedir. İnönü dün Bursa ya gelerek bir nutuk söylemiş ve burada partisi adına siyasi faaliyette bulunmuştur. Haber aldığımıza göre Sayın Devlet Başkanı bugün Karaköye. oradan da Koreline geçecektir. Devlet Başkanı muhtemel olarak izin İtte de bir propaganda nutku söyledikten sonra şehrimizde beklenmektedir. H.P. Teşkilâtı İsmet inönii-nün istaııbula gelişi hususunda bir program hazırlamıştır. Ayrıca Devlet Balkanının istaııbulda seçim nutuklarından en ehemmiyetlilerinden birini söyliyeceği de bildirilmektedir.
(___________________________________
r
7
Rıza Pehlevî, dün tekrar defnedildi
Sovyet ve peyk sefaretleri bayraklarını indirmedi
Tahran 7 (AP) — Harp içinde Rusya ve tngilterenin müttefikleri tarafından Irandan gitmeye mecbur edilen Şah Riza Pehlevi Han'ın nâşı bugün İran’a getirilmiştir.
Cenaze merasimine Rusya ve peyk devletler iştirak etmemiş fakat Ingiltere ve diğer 25 Batılı devlet merasimde bulunmuştur.
Tahran 7 (YlRS) — Rahmetli Riza Şahın cenaze merasiminde Rusya ve peyk elçiliklerinden başka bütün elçilikler bayraklarını, matem alâmeti olurak yarı çekmişlerdir.
Yirminci asırdaki İni diktatörlüğün derinliklerine nüfuz edecek ve Ortaçağda olduğu gibi, asrımızın Alman yasında büyücülerle müneccimlerin nasıl ehemmiyetli İnsanlar olarak kabul edildiklerini öğrenmiş olacaksınız.
Müsavilerin katliâmına nasıl ve neden kurur verildiğini. Sovyet generallerinin Çek tasfiye nıııelohİnl ııiçln ve nasıl tertip ettiklerini, ve "zllmanynnın piyasaca nasıl dolar sürdüğünü anlayacaksınız.
Tarihe geçecek evrak
Bir çok gazete ve mecmuaları H’indsor Düküne, Paul Reynaud'ya, Elliot Roosevelt'e, ames Byrnes'e, Eİsen-ho\ver’e, ve CVeygand'a ait hâtıraları neşretmeğe srvke-den bitaraf gaye ile, bııgiiıı biz de "YENİ İSTANBUL” sütunlarında. İlerde tarihe geçecek olan Wnlter Hagen’ln
1
ÎMDİVE kadar Naziliğin Ifaa edilmemiş bütün hakikatlerini içine alan, ve Rclrh tarafından kıu-kançça gizlenen «ırların üzerine yepyeni bir ışık Kaçacak olan çok mühim bir vealkayı bugünden itiba-
ren neşretmeğe başlıyoruz.
İlerde tarihe maledilecrk bugüne alt bütün hakikatleri hemen öğrenemeylz. Yakın vakte kudur sebebi bariz, olarak nnlaşılanııyan bir suikast veya cinayetin, bir vesika İle birdenbire aydınlanması için uzun senelere İhtiyaç vardır.
Dolambaçlı entrikalar
En heyecanlı casusluk hikâyelerinden daha sürük leyirl olan bu mühim tarihi evruk İçinde, Alman gizli teşkilât şeflerinden Halter Hagen'ln, duyduklarını ve gördüklerini, hakikatten ayrılmakMzın bütün teferrıııı-tlyle kaydettiği yazıları bulunmaktadır.
Bu notlar sayesinde Relch’in üçüncü şefinin kentli menfaati için veya Hltler namına çevirdiği dolambaçla ve kanlı blnblr entrikanın nasıl meydana geldiğini Öğreneceksiniz. Aynı zumunda Hlmmler'l, korkunç elnayetierly le meşhur Heydrlclı'l ve Istlbburat sabasında bir dâi ı addedilen "köpek düşkünü" Canaris'l harekete sevke-den, akıl almıyacak sebepleri keşfedeceksiniz.
Bugün 4 üncü sayfamızda
K

Heydrich, Münich suikasdını tertipliyor

«izli evrakını tefrikaya başlıyoruz. Bıı vesikalar, sadece bir "harp hikâyesi" olmaktan çok uzaktır. Zira facianın lıklurıııı yortar.
büyük bir son karan-aydınJatı-
Muhtellf sahalarda kullanılmak Üzere getirilen K. 225 modeli Helikopter uçağının b’Orübesh dün yuğnııır ultıiKİn Sergi ve Spor Şurayı meydanında muvaffakiyetle yapılmıştır. Resimde Helikopter havalanırken görülmektedir. Bu husustaki haberi ikinci sahlfemizde vermiş bulunuyoruz.
Sayfa 2
T B N î İSTANBUL
R Mayı* 1950
HUKUKİ BAHİSLER:
■ •
Demokraside vatandaşa düşen vazifeler
Yazan: Doçent Dr. Nurullah Kunter
•EÇtM fcilhU yaRlriçiyor. Propafcâri-** dalar eh hararetli safhaİnHiıdâ. Fakat partilerin ve adayların faaliyeti yakında bitiyor. Seçim kanununa göre her türlü propaganda faaliyeti, 10 mayıs çarşamba günü sona erecektir. Bundan sonra sıra, vatandaşlara düşen vazifelere gelecektir.
Rey verme hakkını haiz olan her vatandaş, demokrasinin kendisine yüklediği en büyük siyasi vazifeye davet olunmaktadır. Memleketin idaresini ve mukadderatını teslim e-deceğimiz milletvekillerini vatandaşlar seçecektir. İşin ehemmiyetini gözönünde tutmak, bu büyük memleket meselesi karşısında şahsi meseleleri unutmak ve çeşitli partiler ve adaylar içinde en muvafık olanları seçmek lâzımdır. Milletimizin olgunluğundan, vatandaşların en lâyık kimseleri seçeceğinden emin bulunmaktayız.
Sandık başlarında gizliliğin temini için gerekli tedbirler alınacağından, seçmenin kime rey verdiğini kimse bilmiyecektir. Meğer kİ, aynı sandıktan bir tek partinin oy pusulaları çıksın. Bu o kadar nadir bir ihtimaldir ki, nazara almağa değmez. Kapalı hücreye girince her seçmen vatanî vazifesiyle başbaşa kalacağından hiç bir korkunun onu yıldırmaması lâzımdır. Şu veya bu sebeple korkan kimseler dışarıda, oy vermeden önce veya sonra, istedikleri gibi lisan kullanmakta serbesttirler. Nasreddin Hocanın mavi boncuk hikâyesini hatırlatmağa, bilmeyiz, lüzum var mıdır?
Seçmenlere düşen bir vazife de reyini muhakkak kullanmasıdır. Neme lâzımcılık bizim eski bir derdimiz, hastalığımızdır. Cemiyet hayatı, cemiyet işleriyle alâkalı olmamızı İcap ettirir. Rey vermek istemiyen vatandaş, kendisi gibi düşünenlerin bir rey eksik alacaklarını ve belki de seçimi kaybedeceklerini ve istemediği kimselerin yarın kendisini idare edeceklerini gözünün önüne getirmelidir.Nihayet unutmamalıyız ki, seçimlere a-lâka göstermezsek, işlerin iyi yürümediğinden şikâyete de hakkımız kalmaz.
kartların alınmamış olması rey vermeğe mâni değildir. Seçmen kütüklerinde adı yazılı olan her vatandaş hüviyetini resmi bir hüviyet varaka-siyle veya sandık kurulunca maruf İki seçmen marifetiyle de tesbit ettirebilir.
Vatandaşın seçim gününden önceki bir diğer vazifesi de sandığını öğrenmesidir. Seçmen sayısı 300 ü geçmi-yen seçim bölgelerinde mesele yoktur. Kalabalık bölgelerde İse sandıklar müteaddittir. Herkes hangi sandığın alanında oturuyorsa reyini ancak o sandığa atabilir. Her sandığın alanı ve bulunacağı yer. 11 Seçim Kurullarınca llâıı edilir. Bu ilânlara bakıp herkes sandığını ve onun yerini önceden öğrenmeli ki, seçim günü sandık başlarında işler süratle yürüsün. Aksi takdirde yanlış bir sandık başında vakit kaybedip hem başkalarım boşuna bekletmek.hem de kendi sandığı başına gidince onu kapanmış bulmak ihtimali vardır.
Millî Piyango dün çekildi
Kazanan numaraların fam listesini neşrediyoruz
Milli Piyangonun 7 mayıs 1950 çekilişi dün Ankarada saat 13 te yapılmıştır:
100.000 lira İkramiye kazanan numara: 183263
20.000 lira İkramiye kazanan numaralar: 287924 399006.
10.000 lira ikramiye kazanan numaralar: 020028 240421 245323 384902.
5.000 lira ikramiye kazanan numaralar: 012595 062012 172639 181190 279416 340781 347169 397173 499039 499395 2.000 lira ikramiye kazanan numaralar 046664 057989 096082 101318 111210 113404 134085 142869 157323 157869 178998 193799 198161 214455 225471 226494 240725 242708 263859 274741 287945 298132 299556 301380 308468 316650 355529 359078 372663 376011 382944 387680 393941 408813 410610 416182 472561 482460 483492 486123.
1.000 lira ikramiye kazanan numaralar 003022 006712 014500 017196 018119 027018
072461
ı
738 086450
028635 030708 04
5 060166 064142 070395
102724 104295
Seçim günü gelip çatmadan her vatandaş rey verip vermiyeceğinl Öğrenmiş bulunmalıdır. Hatırlatalım kİ, yirmi İki yaşını bitirmemiş olanlar, hacredilmiş kimseler, yabancı devlet
107252 124658 137219 139116
160612 165784 155198 171546 175954 176816 180466 194627 197351 202862 209745 218236 222162 225315 225454 228959
257741 265020 270306 282133
144093
157216
174300 174485
196607 197012
218584
231315 255366
286402 295213
te imasından olduğunu ileri sürenler.
âmme
hi
Mil
etlerinden
menedilmiş
bulunanlar seçmen olamazlar. Keza
erler, subaylar, sair askeri şahıslar,
308010 313518 318493 326935 327679 350357 360843 371013 386059 386187 389498 394546 402024 406121 410341 413130 414324 418983 421059 421836 424483 430722 454004 461415 470741 492729
zabıta mensuplan rey veremezler. Bunların haricinde kalan her vatan-
daş, kadın olsun erkek olsun, rey verme hakkını haizdir. Fakat bu hak kâfi değildir. Seçmen kütüklerinde de yazılı olmak lâzımdır. Kütüklerin tanzimi işi çoktan bitmiş ve itiraz müddetleri geçmiş olduğundan bugün bu hususta yapılacak bir şey maalesef kalmamıştır.
Bugünlerde vatandaşa düşen bir vazife de seçmen kartım tedarik etmektir. Bu kartlar seçmen kütüklerine göre idarece hazırlanır ve muhtarlar vasıtasiyle dağıtılır. Sahipleri bulunmadığı için dağıtılanı ı yan kartlar köy odalarında veya muhtarlıklarda sahipleri emrinde tutulur. Seçime birkaç gün kalıncaya kadar bekliyen ve kartın kendisine yollanmadığını gören vatandaş muhtarlığa başvurmalı ve kartını almalıdır. Bu kartlar seçmenin hüviyetinin tesbiti-ne, kütükteki sıra numarasının ve rey vereceği sandığın öğrenilmesine yarar. Seçim gününe kadar alınmamış olan kartlan seçim gününde sandık kurulları başkanlanndan istemek de mümkündür. Fakat sandık başlarında kartlann aranıp bulunması, vakit kaybına ve diğer seçmenlerin u-zun uzun sıra beklemelerine sebep o-lur. Buna mâni olmak için bu işin son güne bırakılmamasını tavsiye c-deriz.
Hatırlatalım kl, seçmen kartlan, seçimi kolaylaştırmaya yarar. Bu
500 lira İkramiye kazanan numaralar 001729 002274 009181 010519 020109 025188 032349 032915 040496 040856 045461 045908 051092 051817 054075 054498 056655 059906 068790 074533 074598 082909 083833 085560 085818 086297 091835 092978 094095 100894 104172 104725 110700 115070 119100 124404 125190 141942 145029 146116 148386 159723 174677 175120 175639 175863 180396 183044 196242 196454 202037 202068 204213 206831 212804 213544 214584 218795 220757 228712 235988 236121 238857 240696 247605 248470 252964 253372 254186 263996 265113 267218 270023 272198 282875 286475 290944 294242 295976 301548 305989 306197 308304 309593 320849 334118 337516 340002 348121 356154 358229 362845 363592 364315 364677 367322 371265 377936 388824 391249 394525 396174 396836 407221 409727 444349 450971 453084 456860 457798 458868 474145 478820 480357 484772 486493 488626 491846 495480 498459
100 lira ikramiye kazanan numaralar: Son üç rakamı (100. 885) ile nihayet bulan 1000 numara yüzer lira.
20 lira ikramiye kazanan numaralar: Son iki rakamı (29) ile nihayet bulan 5000 numara yirmişer lira.
10 lira İkramiye kazanan numaralar: Son iki rakamı (11, 88) ile nihayet bulan 10.000 numara onar lira,
5 lira ikramiye kazanan numaralar: Son rakamı (5 ve 7) İle nihayet bulan 100.000 mimara beşer Hra ikramiye a-lırlar.
İkramiyelerin satıldığı yerler
100.000 lira İstanbul*, 20.000 lira Kozan, Konya ve Beypazarına. 10.000 liralar Ankara. İstanbul, Balıkesir vc Midyata. 5.000 liralık ikramiyelerden İkişer tanesi Ankara ve lstanbula diğerleri Kayseri. Gümüşhane, Güney, Çarşamba, Kandra ve Besniye. 2.000 liralık ikramiyelerden 12 tanesi îstan-bula, dördü Ankaraya, üçü Adunaya. i-kişer tanesi İzmir ve ödemişe. 23 tanesi de muhtelif şehir ve kasabalara satılmıştır.
»İM ■•■Mil. —İH 1 ‘‘Alı-- tUj - ı ■ II ~ı —^« *»***«**—w ( • » • •
Siyasî partiler, dün de faaliyetlerine devam ettiler
H|TIWWI»nW*-wWI -'lM|iMI|MnilMmim|||IUn«l,Ntl«UİIN|MIKnMII|llll*»'MIMntl|IW«i4MHnnt:UARfVlbMMII>HUtlU>MMİIIHUtMlWI^ «»IHIH «► —«M . • >l>—-»-u(• «Hır* -MUM*:
Ankaradaki
Suriye Elçisinin beyanatını nasıl karşıladı ?
Suriye Elçisi Emir Âdil Arslan’ın gazetemize verdiği beyanatı neşret-miştlk. Bu beyanat Avrupa gazeteleri taralından iktibas edilmiş bulunuyor. Bu münasebetle Fransız A.F. P Ajansının Türkiye muhabiri, An-kuradaki İsrail Elçiliği erkânından salâhiyet1! bir şahsa, bu beyanatı nasıl tefsir ettiğini ve bu hususta söy-liyecek bir sözü olup olmadığını sormuştur. Fransız Ajansı muhabirinin Paris’e çektiği telgrafta şöyle yazılıdır:
“Ankara, 6 — İsrail Elçiliğine bağlı bir şahsiyet, Suriyenin Ankara Elçisi Emtr Âdil Aralan'in “Yeni İstanbul,, gazetesinde çıkan beyanatı hakkında ne diyeceğini sorduğumuz zaman, bu mevzuda herhangi bir tefsirde bulunmayı reddetmiş ve şunları söylemiştir: “Diplomasi nezaket kaideleri, yabancı bir devletin mümessili ile bir üçüncü memlekette münakaşaya girişmekten beni menediyor. Bilhassa, bu üçüncü memleketin i Türkiye), her ikimize de (Suriye ve İsrail) son derece dostane bir misafirperverlik gösterdiğini hesaba katarsak. bunu yapmamıza imkân kalmaz.,,
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramının kutlama programı Vilâyetçe hazırlanmaktadır. Bu program esas tutularak Milli Eğitim Müdürlüğü bir tamim hazırlayarak okullara göndermiştir.
Bu tamime göre, 17 mayıs çarşamba günü saat 16,30 da İnönü ve Fenerbahçe stadyomlannda öğretmenlere. velilere ve diğer davetlilere 19 mayısta yapılacak olan merasim gösterilecektir. Bu gösterilere davetiye ile girilecektir. 17 ve 19 mayısta yapılacak olan gösterilere askerî okullar da iştirak edeceklerdir. Askerî o-kullar evvelâ İnönü stadında gösteride bulunacaklar, sonra da Kadıköye geçerek oradaki merasime katılacaklardır. • * . / '
Bu seneki 19 mayıs merasimlerine yalnız liseli öğrenciler iştirak e-deceklerdlr. Ortaokullar bayramı kendi okullarında tesit edeceklerdir.
Yanan Norveç gemisini bir Türk armatörü satın alacak
Haydarpaşa açıklarında yanan Norveç bandıralı Bosphorus vapurunun kurtarılması için, gemiyi sigorta eden kumpanyanın İstanbul mümessili tarafından vaki olan müracaat üzerine kurtarma ameliyesine bugünlerde başlanacaktır.
Öğrendiğimize göre Hatay ve Subaşı vapurlarının sahibi bulunan armatör Osman Marmara. Norveç vapurunu satın almak istemektedir. Bu hususta sigorta kumpanyası ile yapılmakta olan müzakereler m üs be t bir safhaya girmiştir.
Diğer taraftan geminin kıç anba-nnda bir miktar yanmamış karpit bulunduğu anlaşılmıştır. Satın alınma mukavelesi bugünlerde İmza edilecek ve gemi muhtemel olarak Haliçte tamir edilerek Türk ticaret filosuna katılacaktır.
Morshall Plânına dahil memleketlerin basın şefleri Pariste toplanacaklar
Marshall Yardım Plânına dahil memleketlerin basın kısmı şefleri Pariste bir toplantı yapacaklardır. Bu toplantıya iştirak etmek üzere Türkiye kısmı bürosu servisi şefi Mr. Hochstetter bu sabah uçakla Parise gidecektir. Mr. Hochstetter orada aynı zamanda Türkiyeye yapılmakta olan yardım hakkında E.C.A. ileri gelenleri İle temaslarda bulunacaktır.
Mr. Hochstetten ile beraber İzmir Fuarına ve İstanbul Sergisine iştirak edecek olan E.C.A. nın bu sergilerde açacağı paviyorılar İçin istişarelerde bulunmak üzere Suat Şahin de Parise gitmektedir.

Helikopter uçağının
Bu tip Uçaklardan muhtelif sahaldtdd İstifade edilecek
Şehrin muhtelif yerlerinde toplantılar yapıldı, radyoda da nutuklar söylendi
C. H. P. Kadınlar Kolunun Maksim Salon undaki toplantısında söz alan Sadi Irmak, mühim bir konuşma yaptı. Ali Fuat Cebeso y da D. P. nin Beykoz toplantısında konuşlu
Şehrimizdeki siyasi partilerin teşkilâtları dün de gonlş ölçüde toplantılar yaparak ve radyoda seçim nutukları vererek propagandalarına devam etmişlerdir. Havanın yağışlı olmasına ruğmon açık hava toplantılarına kalabalık bir vatandaş kitlesi iştirak etmiştir.
Okuyucularımıza, radyo konuşmalarının hıılâsAlariyle siyasî toplantıların tafsilâtını veriyoruz.
M.P. adına Dr, Malik Yazarın konuşması
Doktor Malik Yazar Millet Partisi adına saat 18.2ü de yaptığı konuşmada memleketin sağlık ve sosyal yardım dâvasını teşrih ederek, modern ve cerrahi imkânlarının günden güne geliştiği bir devrede bir memlekette tedavisi mümkün hastalıklardan vatandaşların ölmesi hükümet idaresinin medeniyet âlemine vc halka karşı bigâne kaldığı ve C.H.P. nin mem-tekette 40.000 kişinin veremden öldüğünü itiraf ederek lâkaydlsinl İtiraf etmesi Üzerinde durduktan sonra mübrem İlâçların karaborsaya düştüğünü ve fakir sınıfın bunlardan fay-dalanamadığını söylemiştir.
Bundan sonra köylerde hastaların cn İptidaî fenni tedbirlere hasret gelişigüzel can vermekte olduklarını, her köye ebe doktor ve ilâç temini ile yüz milyon liralık Meclis binaları yerine bol bol yatak ve has bahan e yapılması gerektiğini belirterek fabrika İşçilerinin haftada bir defa doktor yüzü görebildiklerini ve erkek işçi çalıştıran bir fabrikada kadın hastalıkları mütehassısı vazifelcndi-rildlğlni tenkid ederek muhaceret mevzuuna geçmiş yurdumuza gelen muhacirlere yapılan İlk yardımın kifayetsiz olduğunu bunların han köşelerinde süründüklerini Halk Partisinin bu işde de tam mânâsiyle â-ciz kaldığını İfade ederek Millet Partisinin radika) tedbirlerle bu konuları ıslah edeceğini söylemiştir.
C.H.P. adına Gümrük ve Tekel Bakanı konuşuyor
C.H.P. adına saat 18.50 de konuşan Tekel Bakanı Dr. Fazıl Serafeddin Bürge Hükümetin Gümrük ve Tekel politikasını açıklayarak. Gümrük sahasında yapılan reformları saymış, turizm sahasında alınan tedbirlerin müspet neticesi olarak yabancı turistlerden gümrük memurlarına teşekkürlerini bildiren mektuplar alındığını belirterek Tekel mevzuuna geçen Bakan Amerika. Yunanistan ve Mısır hariç hemen hemen bütün dünyada tütünün Tekel altında olduğunu söyliyerek Tekel idaresinin bu sahada nâzım rolünü belirtmiştir.
D.P. adına Orhan Metenin konuşması
Demokrat Parti adına 20.20 de yaptığı konuşmada Orhan Mete memlekette mevcut umumî memnuniyetsizliğin sebeplerini tahlil ederek diktatörlüğün mevcudiyetini ima etmiş ve İktidarı muhafaza için Halk Partisinin nasıl kıyafet değiştirdiğini belirttikten sonra yegâne muhalif parti o-lan D.P. nin tam listesine oy verilmesini seçmenlerden istemiştir.
M. P. adına Haşan D in çerin konnşınası
Afyon milletvekili Haşan Dinçer saat 20 de yaptığı konuşmada, din mev-z»»unu ele alarak, daha düne kadar din adamları yetiştiren bütün müesseseler! kapalı tutarak .din hürriyetine tecavüz eden iktidar partisinin, ezan vc kamete karışmakla, dlndar-î»ğı komünistlikle müsavi tutmakla vicdan hürriyetine baskı yapmış vc vatandasın din hürriyetine saygısızlık gösterdiğini tebarüz ettirmiştir.
Bundan sonra Millet Partisinin devlet ve din işlerinin ayrılmasına taraftar olmakla beraber mezhep farkı gözetmeden bütün vatandaşların dini İçin sonuna kadar mücadele e-deceğlni belirtmiştir.
C. H.P. adına Burhan Felck’in
konuşması
C H P adına saat 20.20 de konuşan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Burhan Felek, dinleyicilerine anlattığı hoş fıkralarla yeni bir tarz seçim propagandası yapmıştır. Muhalif partinin hükümeti tenkid etmesini tabii bulan Burhan Felek, partilerin birbirini karalamalarını ayıpladıktan sonra milletvekili adayı olması dolayıslyle kendi programından da bir nebze bahsetmiş ve parti değiştiren milletvekillerinin bu hareketlerini de tenkid etmiştir.
D. P. adına Nihat Reşat Belger’Ln
konuşması
Saat 20^0 de D.P. adına konuşan.
Prof. Nihat Reşat Belgcr İkinci Cihan Harbine İştirak etmediğimiz halde mcmlckalte artan pahalılığın sebeplerini tahlil ederek bunun. sanayiin - başlangıç halde olnınsı dohı-ytsiylc zlraate fazla ehemmiyet verilmemesinden, köylüye toprak verilmesinin kâfi olmadığım, uzun vadeli krediler sağlanması gerektiğini belirterek Hükümetin Jş sahasını daraltarak işsizliğe ve hayat pahalılığına sebep olduğunu misallerle İzah etmiştir.
Devlet dairelerinde 300 bin kişilik bjf memur ordusunun vücuda gelmesi dolayısiylv üniversite mezunlarının iş bulamıyar&k ilkokul hocalığı yaptıklarını tebarüz ettiren hatip, maliyi saraylarının dünyanın hiçbir yerinde emsali olmadığı, halbuki hastaların yatak bulamadığını, D.P. nin nüfusu arttırarak hususi teşebbüse İmkân vererek hayat pahalılığını önleyeceğini bildirmiştir.
M.K.P. adına Sadi Günerin konuşması
Millî Kalkınma Partisi adına konuşan Sadi Güncr, partisinin tarihçesini, siyasî hüviyetini ve bugüne kadar yaptığı hizmetleri anlatmış. Halk Partisini tenkid etmiş, muhalif partilerin parçalanmamasını arzu ettiklerini, fakat Demokrat Parti He Millet Partisinin bu arzularının tahakkukuna engel olduğunu söylemiştir. Bundan sonra milletvekillerinin 1000 Hra maaş almalarını tenkid eden hatip, partisinin koltukta gözü olmadığını, hedefinin millete hizmet Olduğunu belirtmiştir.
DEMOKRAT PARTİNİN DÜNKÜ AÇIK HAVA TOPLANTILARI
Demokrat Parti dün şehrin muhtelif semtlerince toplantılarını yapmaya devam etmiştir. Kadıköyde yapılan toplantıda milletvekili adaylarından Mükerrem Sar ol ve Firuzan Tekil konuşmuşlardır. Bu arada Bakırköyde, Yeniköyde. Bekyozda ve Heybeliadada da seçmenlerin iştirakiyle toplantılar yapılmıştır. Yeniköyde yapılan toplantıda Ahllya Moshos İle parti müfettişi Hüsnü Yaman konuşmuşlardır. Hüsnü Yaman seçimin ehemmiyeti üzerinde durmuş ve dost milletlerin bizi takip etmekte bulunduklarını ifade etmiştir. Beykozda havanın muhalefetine rağmen kalablık bir vatandaş kütlesinin iştirakiyle yapılan toplantıda evvelâ milletvekili adaylarından Firuzan Tekil. müteakiben General Ali Fuat Ce-besoy konuşmuşlardır.
General Cebstoyun konuşması
General AH Fuat Cebesoy memleketin bayatına hâkim şartlan ifade ederek demiştir ki:
— Bu şahıs dâvası değildir. Milli hâkimiyetin tecellisi dâvasıdır. Bu da 14 mayısta mutlaka tahakkuk edecektir. Demokrat Partiye bazı tariz ve tenkidler yapıldığı görülüyor, kökü millette olan muhalefet müessesesine tariz edilemez. Tenkid hiç! Millete hesap vermeye mecbur olan iktidar partisidir. Ancak o tenkid edilir.
Cebesoy, memleketin İktisadî ve malî durumunu da anlattıkları, iktidarın gösterişe kaçtığını belirttikten sonra sözlerini şöyle bitirmiştir;
— Millet iradesine dayanan bir hükümet dahilde ve hariçte muvaffak o-lur, dostları ve müttefikleri böyle bir hükümete daha geniş ölçüde yardım ederler.
M.P.nin dünkü açık hava toplantıları
M.P. de dün Beykoz, Kadıköy, Kartal, Bakırköy. Rami. Pendik. Eyüp, Şehremini ve Mecidiyeköyde siyasî toplantılar yapmıştır. Bu toplantılarda Ahmet Tahtakılıç, Haşan Dinçer, Lûtfi Bornovalı, Sadık Aldoğan, Nu-reddln Ardıçoğlu. Malik Yazar ve diğer hatipler hararetli konuşmalar yapmışlardır.
C. H. P. nin dünkü toplantıları
C. H. P. de dün şehrin muhtelif yerlerinde ve bu arada Taksimde, Kadı-köyde. Ortaköyde, Şehzadebaşmda ve Maksimde birer siyasî toplantı yapmıştır. Bu toplantılarda İlham! San-car, Ekrem Tur, Meliha Avni Sözen, Saiin AH Dilemrc. İsmail Tamçelik, Ali Rıza Arı, Mckki Hikmet Gelenbck. Safiye Hüseyin Elbi. Burhan Felek. Atıf ödül konuşmalar yapmışlardır.
C. H. P. nin dün bilhassa Maksim salonunda yapmış olduğu kadınlar toplantısı çok enteresan olmuştur. Binlerce kadının iştirak ettiği bu toplantıda söz alan Meliha Avni Sözen heyecanlı bir hitabede bulunmuş ve Türk kadınına C. H, P. nin yapmış olduğu iyilikleri anlatmıştır.
Sadi Irmakın hitabesi
Bllâhara kürsüye gelen Prof. Sadi Irmak: “Toplantı Cumhuriyet Halk
Partisinin muhalefetin zuhurundan sonra dinamik hale geçen büyük yedek kuvvetlerinin tezahürlerinden birisidir. M.M. grupu ve Müdafai hukukun ak saçlı gazilerinden başlıya rak en genç nesle kadar kadınlar, işçiler, esnaflar ve münevverler bir nevi kıyam halindedirler. Memleket kaderinin moBuliyeti bütün çehrelerde o-kunuyor ve herkes dâvanın ne etrafında döndüğünü biliyor. AtatUrkün ruhu şad olsun. Bugünku toplantı o-nun kadınlık dâvasının ebedi zaferini müjdolemoktedir Biz C.H.P.ne girerken her şeyden evvel bu partinin bir Heri medeniyet partisi olduğunu kabul ederek ve Atatürkün bir eseri ve emaneti olduğu için girdik ve onun bütün sorumluluğunu severek taşımaktayız, önümüzdeki dört yıl parti olarak n(‘ ler yapmayı düşündüğümüzü on gün evvel bir beyanname ile millete arzet-tik. Ve bunu müspet rakamlara istinat ettirdik. Aynı şeyi muhalefetin de yapmasını bugüne kadar maalesef beyhude bekledik. Beyanname yerine kırık dökük fikirler, mesnetsiz itham ve isnatlar ortaya sürülüyor,, demiş ve “Evvelâ bir çeyrek asrın hesabı soruluyor. Vakıa bu hesabı soranlar bizden çok evvel bu hesapları arayıp soracak veya hesap verecek durumdaydılar, fa kat biz buna bakmadan çeyrek asrın hesap nıu h assai asını üzerimize alıyor ve bundan şeref duyuyoruz. Çünkü maddeten bir enkaz, mânen bir yarı müstemleke olan bir vatan bu devre zarfında bugünkü duruma girmiştir. Bu durum hasta adamdan Ortaşarkın ve hattâ Avrupanın hatırı sayılır ve başlıca istikrar unsuru olan bir devletin doğmuş olmasıdır,, diyerek sözlerini “Muhalefet bh* de inönüniin şahsı He uğraşmaktadır, lnönünün bugün partimizin lideri oluşu sadece mazideki büyük hizmetlerinin bir mükâfatı değildir. O, bugün de içi bu memleket için yanan bir vatandaş ve en münevver bir vatandaştır. Şef devrine dönmeyi kimse istemiyor. Bu sistemden en ziyade uzaklaşmış olan da bizzat İnönündür. Onun Konyada. İzm İrde. Çanakkalede verdiği nutuklara dikkat ettiniz mi? Zerre kadar bir övünme payı var mıydı, yoktu. Çünkü o sade, memleket istikbalinin meseleleri ve kaygılariyle meşgul, çünkü hizmetlerini tarihe emanet etmiş durumda.
Bize büyük vicdan istirahatı veren nokta şudur: Hâdiseleri ve hakikatleri iyi ve doğru gören bir milletin hu-zurundayız. Muhalefetin çalışmaları kendilerini büyük bir kuvvet haline getiremedi. Buna karşılık Cumhuriyet Halk Partisi bütün kuvvetlerini derleyip toplamış bir halde yeni bir imkân ve hamle ruhu İle mücehhez milletin hükmünü beklemektedir., cümlesiyle bltlttafttlr. *
" ... 1 ■ ■ — ıı
Beyaz peynire nark konacak
Yağ ve peynir fiyatlarında yeniden ucuzlamalar tesbit edilmiştir. Dün taze yağlar 500 - 510 kuruştan satılmıştır. 17 - 18 kiloluk peynir tenekeleri de 22 liradan muamele görmüştür.
Toptan fiyatlarda başlıyan ucuzluktan halkın da istifadesi için Belediye beyaz peynirlere nark konulmasının faydalı olup olmıyacağını tetkik ettirmektedir. Nark koymakta fayda görülürse peynirlerin köftelerine göre âzami fiyatlar tâyin edilip ilân olunacaktır.
Belediye Hâlde kabzımallık yapacak
Be'ediye, Hâlde diğer kabzımalların yanında kabzımallık yapmıya karar vermiştir. Bu suretle gerek diğer şehirlerden ve civardan gönderilecek. gerekse getirilecek meyva ve sebzeleri 2 kârla satacaktır. Diğer kabzımallar.müstahsilden veya mutavassıtlardan aldıkları mallan % 10 ilâ 40 kârla satmaktadırlar.
Belediye bu işe ait hazırladığı talimatnameyi tasdik için dün Iç işleri Bakanlığına göndermiştir. Talimatname tasdikten gelir gelmez işe başlanacaktır.
Tecrübe yapılmak üzere KAMAN şirketinden getirtilmiş olan helikopter uçağının ilk uçuşu dün Sergi sabasında yapılmıştır.
Şiddetle yağan yağmura rağmen yüzlerce meraklı uçuşu takip etmiştir. Küçük uçak havanın muhalefetinden müteessir olmıyarak müteaddit uçuşlar yapmıştır.
Tecrübe gösterisinden evvel Park Otelde bir basın toplantısı yapan KAMAN şirketinin satış kısmı şeft Mr. WiHiam Hagenah gazetecilere aşağıdaki izahatı vermiştir:
Nisan 1949 da New-York’takl Türk Ticaret Ataşesi bizimle temas ederek P. T. T. İdaresinin kış mevsiminde bilhassa Doğu Anadoluda karşılaşılan münakale imkânsızlıklarını yenmek için helikopter mübayaa etmek arzusunda o’.duklarını bildirdi. Bunun Üzerine P.T.T. Umum Müdürlüğü He temasa geçtim ve temmuz 1949 da memleketinize geldim, Anka r ada bulunduğum sırada helikopter İle Tarım Bakanı Cavid O rai da alâkadar oldu. Bakanlık, helikopterin hastalıklı mahsulü (tütün, pamuk, portakal va. gibi) ilâç lam ak İçin faydalı olacağını düşünerek ilgilenmişti. Alâka yalnız Tanm Bakanlığına münhasır kalmadı. Orman Umum Müdürlüğü orman yangınlarını takip ve söndürmek için. Sıhhat Bakanlığı sıtma mücadelesinde D. D. T. yi hasat zamanı sıtma mıntaka-lannın üzerine püskürtmek için faydalanmayı düşündüler.
Helikopter in diğer faydalarım şu şekilde sırahyabiHriz:
1 — Bozulan ve kar gibi sebepler yüzünden tamiri imkânsız olan telefon ve telgraf hatlarının tamiri.
2 — Postanın kesif yerlerde tev-ziinde vakit kazanma ve muvasala yolları güç olan yerlere ulaştırılması.
3 — Zelzele, su baskını gibi felâket yerlerine doktor ve ilâç nakli.
4 — Tedavisi âcil hastaların çabuk hastahaneye nakli.
5 — Deniz kurtarma işleri.
® — Kaçakçılığa karşı mücadele ÎÇİn keşif.
Bugün ve müteakip günler tecrübesi yapılacak olan model, zira! ve sınaî maksatlar için yapılmıştır. Bunun için üstü açıktır. P. T. T. idaresinin kullanacağı helikopterlerin üstü kapalıdır ve ısıtma tertibatı vardır.,,
Memleketimize getirilmiş olan u-çak K. 225 modelinin fiyatı yedekleri ile beraber 80.000 Türk lirasıdır. Sürati saatte 112 km., âzami çıkabileceği irtifa 2000 metredir. Bir kerede gidebileceği mesafe 300 km. dir.
Beyoğl undaki Verem Hastahanesi
Beyoglunda kurulmakta olan 50 ya takh Verem Haatahaneai bu çarşamba günü türenle açılacaktır. Yeni haatahane Şişli Çocuk Hastahaneai-ne baflı olarak çalışacaktır.
SİYASÎ İKTİSADÎ
YENİ İSTANBUL
MÜSTAKİL GÜNLÜK GAZETE
Sahibi:
YENÎ İSTANBUL NEŞBÎYAT LÎMÎTED 8ÎBKETÎ MtDfRt: FARUK A. SÜRTER
Bu sayıda yazı işlerini fiilen İdare eden:
Sacld ÖGET
Gazetemize gönderilecek bi-ICınıum ^asıların doğrudcM doğruya yatı işleri müdürlüğü* ne gönderilmesi ldx\mdvrt
İkinci sayfamızdaki siyasî, üçüncü sayfamızdaki kültürel, besinci sayfanusdakl İktisadî başmakalelerde Ueri sürülecek fikirler tamamiyle yazarlarına aittir.
Basıldığı yer :
TENİ İSTANBUL MATBAACILIK LIMITED ŞİRKETİ MATBAASI
Ahmet Hamdı Tanpınar
Sahnenin Dışındakiler
- 61 -
Halbuki o gece ben, insan vücudünü bütün imkânlariyie ilk defa görüyordum. Sanki insanın miracına varıyordum. Sonradan Amerikada o kadar şöhret kazanan ve bu »on seneler içinde olan Tosca'nın trupu, âdeta zihnimizle ve muhayyilemizle yanş ediyordu. Her hareket, her kımıldanış, her jest, bizim fâni varlığımızdan, bu varlığı ve etrafmdakileri çok başka ve çok zengin bir plânda yeni baştan yaratmak ve devam ettirmek için ayrılıyordu. Karşımda insan vücudü, büyülü sözün ve değişmez senbollerin o derin belâgatiyle, bütün mutabakatlarını kendi İçimde kurarak konuşuyordu.
Yazık ki, Muhtarın yanındaki kadına ikide bir başını eğip konuşması, ellerini muhabbetle sıkması, ışığın kısıldığı anlarda öpüşmeleri, kadının mesut kahkahaları, bu güzel fırsattan zevk almama mâni oluyordu.
İhsanın yüzünün gittikçe değişmesi, dalgınlığı, onun da benim gibi bu işten mustarip olduğunu gösteriyordu. Fakat, dikkat edince Muhtarın bu hallerinin hepimizi huzursuz ettiğini anlıyordum. Kudret Bey, baştan aşağı ihtilâç için-301
deydi. Muhlis Bey, ikide bir zehirli bir hayvanı, ayaklarının altında ezen hır insan gibi ayakkabılarını döşemeye sürüyordu. Ne o, ne de İhsan Muhtarın masasına bakmıyorlardı. Kudret Bey, İle ben. gözlerimizi oradan alamıyorduk. Biraz sonra, bir sükût fasılasında bir başka, Haşan Beyle Nâsır Paşanın bizimkine benzer bir ruh haleti içinde o tarafa baktıklarını. Nâsır Paşanın ellerinin titrediğini, Haşan Beyin durmadan mendille yüzünü sildiğini gördüm. Yanımda oturan Muhlis Beye, onları işaret ettim. Muhlis Bey yan gözle baktıktan sonra, Yahya Kemalin o günlerde meşhur olan manzumelerinden bınnin ilk mısraını yüksek sesle okudu.
Mchltka Sultana âşık yedi genç!
Hakikten Sabihanın hayatına girmiş yedi insanın yedisi de, orada idik.
O gf/ce erkek ruhunun garip bir tarafını daha öğrendim. Sevdiğimiz kadının, sevdiği ve bize tercih ettiği erkeğin ihaneti hepimizi mustarip ediyordu.
Bu geceden iki üç hafta kadar sonra, yine Mi-haylof’un atölyesinde bir sabah Süleyman Beye rastlamıştım. O geceyi geç vakte kadar Tepebaşı lokantalarında Yuneşka ile geçirmiş, sonra mahiyetini bir türlü anlamadığım bir tiksinti ile onu evine bırakarak ben bir otelde yatmıştım. Hayatımın en zalim gecelerinden biri olmuştu, bu. İhsan BeyozıttalcJ Merkez kıraathanesinde Muhlis Bey gelmeden evvel geçirdiğim nıarazl hal içindeydim. Birdenbire sofra başında her şeye yâbancı kesilmiştim. Her şey bana, ömrümün sonuna kadar tanıyamıyacağım ve barışamıyaca-ğım bir çehre ile, o yabancı ve düşman çehresiyle görünmüştü. Yuneşka, mahremiyetinde soğuk ve kısır, fakat dostluğunda son derecede uysal
302
eğlence kadını hüviyetinin bütün silâhlarım üzerimde tecrübe etti. Hepsi boşa gidiyordu. Nihayet ayrıldık. Fakat asıl azap, gittiğim otel odasında başladı.
Bu odanın tek karyolasını, ceviz rengi çerçeveli aynasını ve onun üzerinde durduğu lavaboyu hayatıma gerçekten girmiş, bana kötülük etmiş mahlûklar gibi hâlâ hatırlarım.
Bununla beraber dışarıdan herkes gibiydim. Sakin sakin otelin kapısından girmiş, bir oda istemiş, eşyam olmadığı için parasını peşin vermiş, yatmak için soyunmuş, hattâ yatağa girmiştim. Fakat ne otel, ne oda, ne de eşyası'beni kabul etmiyordu. Daha doğrusu bende mevcut bir şey, içimde uyanan bir nevi ejder, bu otelin eşyası da dahil hiç bir şeyi kabul etmiyor, sadece mevcudiyetlerini bilmek veya hatırlamakla ölesiye rahatsız oluyordu.
Ancak sabaha karşı bir iki saat uyuyabilmişim. O da yorgunluktan bir nevi sızmaya benziyordu. Zannederim ki. koridorda devrilen bir kahvaltı tepsisi beni uyandırdı. Gözümü açınca bulanık bir ışık dökülen pencereyi gördüm. İşte o arıda delice bir intihar arzusuna kapıldım. Bu kül rengi lnışluktan kendimi fırlatmak, beni kendilerine bu kadar derinden düşman eden her şeyden kurtulmak istiyordum.
Giyindiğim zaman saatin dokuz olduğunu öğrendim. Birkaç defa kendi kendime, acaba sarhoş muyum? sualini sormuştum. Hayır değildim, zaten çok az içmiştim. Sadece tiksiniyordum, insandan tiksiniyordum, tabiatten tiksiniyordum, eşyadan (ksinlyordum. Dışarıda lâpa lâpa yağmaya başlayan kardan tiksiniyordum. Varlığın türlü yüzlerinden tiksiniyordum.
303
Her şey bana gülünç, budalaca ve iğrenç geliyordu. Yatağa girdiğim zaman yanı-başımdaki duvarda bir tahtakurusu eziği görmüştüm. Açık tirşe rengi, dondurulmuş alçı duvarda koyu kahve rengi bir nokta, onu ezen parmağın duvar üstündeki küçük hareketim takip ederek soluk penbe bir renge doğru açılıyordu.
Kim bilir ne zaman ohnuş bir şeydi bu? Belki de adamcağız onu parmağiyle ezmemiştı. Fakat ben, duvarda, kendi içimde ve etrafımda hep bu parmağın hareketini, ince derinin altında, o kadar pis kokulu kanın sıçrayışını, o cıvıklığı görüyordum. Elbette bir ses çıkarmıştır; ne kadar hafif olursa olsun muhakkak bir ses çıkmıştır. diyordum. Parmağının ucundan doğru bütün uzviyetini kaplaması lâznngelen bu sesle nasıl çıldırmanışıt?
Bütün gece gözümün önünde bu parmak vardı. O. uzanıyor, duvarın üstündeki tahtaku-rusuna basıyor, onu orada, belki büyük bir haz duyarak eziyordu. Canlı maddenin canlı madde ile bu mUtearnz temasını, hareketin ve sebeplerinin arasında kaybolmuş o lezzeti, arkasından gelen tiksintiyi kendim yaşamış gibi duyuyordum.
Evet, onu gözlerimin önünde olduğu gibi, boğum boğum, mafsal yerlerinin kir toplanmış çetelesiyle, küt tırnağiyle. kılları ile. âni harekeliyle, arkasından gelen tiksintisiyle görüyordum.
Sokağa çıktığım zaman ilk işim yattığım odanın penceresine bakmak oldu. Biraz evvel sandığım gibi sonsuzluğa veya mutlak boşluğa - bilhassa mutlak boşluğa - açılmıyordu. Mutlak boşluk, adem, belki sonsuzluktan daha büyük.
304
daha şifalı bir şeydi. Birkaç metre aşağısında, şimdi bir karış karla örtülü sokak, bu kann üstünde iki eli cebinde ayakta, çişi gelmiş gibi olduğu yerde sallanan bir simitçi ile. bir el arabasının üstündeki semaveri etrafına birkaç yolcu birikmiş seyyar bir Rus çaycısı vardı.
Tekrar pencereye baktım. Kopmuş rezeleri yüzünden saçma yemiş kuş kanadı gibi sarkan pancuriannın arkasında boş ışığa, ebediyen yabancı bir göz gibi bakıyordu.
Yan sokaklardan birine saptım. Bir kapı açıldı. Bir İngiliz bahriyelisi, kirli kombinezonunun altında titreyen yaşlıca, yüzünün boyalan bir* birine kanşmış bir kadının kucağından zorla ayaldi. Delikanlı birkaç adım ileride yere tükürdü, sonra avuciyle yüzünün, kadının Öptüğü yerini siler gibi bir hareket yaptı; fakat tamamlayamadı. O zaman ellerine baktı ve alabildiğine çabuk çabuk yürüdü. Belki cima sonlarının insandan ziyade hayvan! hüznü* peşinden kovalıyordu.
Başka bir zaman olsaydı, beni sevinçten çıldırtacak bir sabahü bu. Her taraf, evlerin üstü, yollar, gelip geçenlerin sırlı karla örtülü idi. Kar. rüzgârların karıştığı sokak başlarında anaforlar yaparak, tek lstikametH caddede dümdüz, fakat daima bir âfet, bir belâ gibi yağıyordu.
O sabah beni Mıhaylofun atölyesine sürük-iiyen neydi? bilmiyorum. Belki de gazetedeki işlerim için adiiyeye gideceğim zamanı rahatça bekliyecek bir yer anyordum. Belki de Leon’a keman çaldırmayı ümit ediyordum. O gün adlive-de bütün İstanbulu alâkadar eden bir dâva vardı. Üç aydanberi Karacaahmet mezarlığında katilleri bir türlü bulunınıyan bir yığın cinayet oluyordu.
(Devamı var)
305
8 Mayıs 1950
YENÎ İSTANBUL
Sayfa 8
3
Y uııanistaııda
kızıl faaliyet
Cehaletin
fenalığı
Tibet Heyeti medeniyetle karşılaştı
Kızıl Çinle müzakere için Hong-Kong’a gideceklermiş Kalküta 7 A.A. (Afp) — Katır sırtında birkaç ay süren bir yolculuktan sonra dün akşam Kalkütaya gelen bir Tibet heyeti, Pekin Hükümeti temsilcilerine 'Tibet milletinin halkçı Çin kuvvetleri tarafından kurtarılmayı hiçbir surette arzu etmediğini bildirecek ve Tibet’in bütün milletlerle barış içinde yaşamak azmini ifade edecektir. Heyete mensup 7 üye, Çin Hükümeti temsilcileriyle temasa geçmek için Hong-Kong'a gitmek üzere vize talep etmişlerdir. Tibet heyetinin hemen bütün üyeleri şimdiye kadar memleketlerinin hududunu aşmamışlardır. Modem hayat şartlan temsilcileri hayran bırakmıştır. Belki de alışmak için vakitlerinin büyük bir kısmını taksilerde, tramvaylarda ve oteldeki asansörde geçirmektedirler.
Patates içindeki yüzük
Berlin 7. (Nafen) — Bade bölgesinde tarlasını sürerken altın şövalye yüzüğünü kaybetmiş olan bir çiftçi bir müddet sonra tarlanın mahsulünden bir patatesi soyarken bunun İçinden yüzüğünün çıktığını hayretle görmüştür.
İngiliz Ki rai içesi Etizabeth 36.800 tonluk yeni bir uçak gemisini denize indlrtmiştir. Resimde "Ark RoyaF’ı zaktan kayarken görüyorsunuz
N. Erim, İzmitte bir konuşma yaptı
evlenmiştir.
Sinema yıldızı Elizabeth Taylor milyoner Conrad Hilton Taylor 18, Hilton 23 yaşındadırlar
Parti sözcülerinin Ankara
radyosunda dünkü konuşmaları
D.P. hamına Türk işçi ve esnafı hakkında yapılan konuşma
Demokrat Partinin Türk işçi ve esnafının durumu hakkındakl görüşünü açıklayan saat 18 de yapılan ilk konuşmada D.P. nln sendikalar ve işçi dâvasını ilk günden beri nasıl canla başla müdafaa ettiğini fakat çıkarılan kanunların tatbikatta bunlardan lâyikiyle istifade edilemediğini ve sendikaların müstakil çalışamadıklarını, fakat Halk Partisinin bir organı haline getirildiklerini tebarüz ettirdikten sonra, D.P. nin bu dâvadaki işçi lehine düşündüklerini teşrih etmiştir.
Küçük ticaret ve esnafın eski devirlerdeki yüksek itibar ve vasıfla-riyle Cumhuriyetten sonra yapılan ihmaller ve fâhiş muamele vergisi ile diğer mevzuatın bunların ilerlemelerini ne şekilde kösteklediğini uzun uzadıya izah etmiş ve D.P. nin bu dâvayı da nasıl ele alacağını belirtmiştir.
M. K. P. adına Kanıran Bozkurt’un konuşması
Millî Kalkınma Partisi adına 18,30 da konuşan Kâmran Bozkurt, köylerin hazin vaziyetini tarif ettikten sonra, İnönüe şiddetli hücumlar yaparak çalışmalarını bir iktidar hırsı olarak tavsif etmiş, partide dalkavuklar yetiştirdiğinden ve sorumsuzlar elinde kaldığından bahisle: "Tarihi şahsiyetiniz bunlann elinde oyuncak oldu, yazık oldu bu partiye" demiştir.
Bundan sonra iktidarı mütegallibe partisi olarak vasıflandıran hatip, tnönünürı artık ne halkçı, ne inkılâpçı, ne de lâik olmadığım, artık muhalefete geçmesini öğrenmesi gerektiğini söyliyerek onun büyük işler yapan büyük insan olduğunu tarihte yaptığı büyük hizmetlerden dolayı milletin kendisini daima anacağını sözlerine ilâve ederek Cumhur Baş-kanından eski hüviyetine dönmesini ve bu duruma bir çare bulmasını istemiş ve vatandaşlara da ondan korkmayınız, dertlerinizi anlatınız, kendisiyle açıkça konuşunuz, demiştir.
M. P adşna Vasfi Raşid Sevig’ln konuşması
Millet Partisi adına saat 19,30 ve 19,50 de yaptığı İki konuşmada Vasfı Rafit Sevig, tarihteki Türk kahramanlıklarına rağmen muhalefetin mevcut ol imasından dolayı katlanılan acı mağlûbiyetleri tathlil etmiş ve sadece Millet Partisinin bugün muhalefeti temsil ettiğini, iktidann
Komünistler, Belediye seçimlerine hazırlanıyor
Atina, 7 (Nafen) — Yunanistan-da bir kaç ay sonra yapılacak belediye seçimlerinde komünistlerin belediyeler başına kendi adamlarını getirtmek üzere şimdiden büyük gay-
35 sene milyoner olduğunun farkına varamıyan köylü
Paris, 7 (Nafen) — Okuyup yazması olmadığı için Martinez isminde ihtiyar bir duvarcı 35 seneden beri kendisini bekliyen bir kaç milyonluk bir mirasa kavuşmuştur. 35 seneden beri bu paraya kendisine vermek için gazetelerde ilânlar çıkarılmış, araştırmalar yapılmış, fakat okuyup yazması olmadığından duvarcı hiç bir şeyin farkında olmıyarak eski hayatına devam etmiştir.
Nihayet geçenlerde talih kendisine yâver olmuş ve işin farkına vararak milyonlara kavuşmuştur.
yorgun ve ihtiyar bir ruha malik olduğunu, Anayasanın kamu haklannı çiğnediğini söylemiştir.
1946 seçiminden beri milleti devlet işlerinden uzak tutarak iktidarı elinde tutabilen Halk Partisinin hak ve hürriyetleri çiğnediğini, bununla mücadele eden muhalefetin çiğnendiğini belirten hatip en büyük yargıcın, a-dalet sistemimizde huzursuzluk olduğunu söylemesine istinat ederek, a-dalet huzurunda iktidarla muhalefet arasında eşitlik olmadığını belirtmiştir.
Bundan sonra milletin, Müslüman. Yahudi, Gâvur diye aynlamıyacağını Millet Partisinin kardeşlik rabıtalarını kuvvetlendireceğini söyliyerek sözlerini bitirmiştir.
M. P. adına Vasfi Raşit Sevlg’ln konuşması
Ahmet Hâmlh Selgl tarafından 20,30 da C.H.P. adına yapılan konuşmada Halk Partisinin yapacağı işlen 32 maddelik bir program halinde belirttiğini ve muhalif partilerin de ne yapacaklarını söylemeleri gerektiğini söylemiş, fakat onlar sadece hürriyete susamışlardır, hürriyet istiyorlar, hürriyetin büyüğü istiklâldir. C. H.P. Iktiklâli bu memlekete vermiştir.
Bundan sonra büyük inkılâpların bir tarihçesini ve memleketin nail olduğu terakkilerin bir portresini çizerek sözlerini bitirmiştir.
D. P. ııln fiilili savunma anlayışı hakkındakl konuşma
D.P. nln millî savunma anlayışı hakkında 21.15 te yapılan konuşmada bütün hükümet işlerinin bir bütün olduğunu ve bunlann hepsi düzenlenmedikçe kuvvetli bir ordu vü-cude getirmeğe imkân olmadığını, milli kalkınmanın millî savunma ile birlikte yürütülmesi gerektiğini söylemiştir.
Bundan sonra D.P nin millî savunma anlayışını teşrih eden hatip iktidar partisinin savunma vasıtalarımızdan çoğunu müttefiklerimizden ıstiycrek Amerikan Yardımı gelinceye kadar memleketi ihmal ettiğini ve barış zamanında gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirttikten sonra topyekûn müdafaa sistemine göre ve milli ekonomimizle beraber D.P. nin milli müdafaamızı yeniden kuracağını tebarüz ettirmiştir,
C. H. P. adına Bayındırlık Bakanı Şevket Adalan’ın konuşması
C.H.P. adına saat 21.40 da konuşan Bayındırlık Bakanı Şevket Adaları, Bakanlığının bugüne kadar yaptığı işlerin bir bilânçosunu yaparak mem
retler sarfettiklerl görülmektedir.
Esasen geçen ay içinde tekrar neşriyata başlamış olan "Hür Yunanistan" radyosunun tekrar faaliyete geçmesi buna bir işaret telâkki edilmektedir.
Belediye başkanlığı intihabında en ziyade mücadelenin şiddetli olacağı mıntaka Selâniktlr. Çünkü, Selânik her zaman komünist faaliyetinin merkezini teşkil etmiştir.
Yugovlas . Yunan münasebetlerinde yeni hamleler
Atina, 7 A.A. (Afp) — Yugoslavya maslahatgüzarı Sehoviç, yarın Atinaya döneceğini Belgraddan bildirmiştir. Kendisi salı sabahı Başbakan Plâstiras tarafından kabul edilecektir.
Siyasî çevreler, Yugoslavya İle münasebetlerin yeniden kurulması keyfiyetine büyük önem atfetmektedir, ler, zira müttefikler Doğu Akdeniz memleketlerinin bölge iktisadi anlaş-malariyle dostluklarım takviye etmelerini istemektedirler. İstisnasız bütün Yunan partileri Yugoslavya ile yapılacak andlaşmanın lüzum ve taydaşım kabul etmektedirler. Siyasi çevrelerde Plâstlras'ın şahsiyetinin böyle bir yakınlaşmayı kolaylaştıracağı sanılmaktadır.
MEMLEKET HABERLERİ
e
Cumhurbaşkanının Bursadaki nutku
‘Demokratik hayatın hastalıktan sâlim istikametlerde feyizli bir inkişaf göstermesi için, şiddet usullerinin resmen terkedilmesi lâzımdır,,
Bir seçim nutku söylediğim İçin, belki hâdiseleri mübalâğa ettiğim iddia olunabilir. Fakat, sözlerimdeki hakikat pahının, her vatanseveri hususiyle büyük siyasi partileri, ciddi olarak düşündürecek ehemmiyet taşıdığına samimi olarak inanıyorum. Bana verilecek cevapta, belki de Cumhurbaşkanının parti lideri olması ve bu seçim esnasında faal bir surette vatandaşlar huzurunda harekete geçmesi, kusur olarak ileri sürülecektir. Böy le bir iddia tamamlyle yersizdir, haksızdır ve kanunca hiçbir mesnedi yoktur. Bugünkü Anayasa kaldıkça, milletvekili olan her cumhurbaşkanı, milletvekili seçiminde eğer millet hizmetinde kalmak istiyorsa, seçmenlerine kendini kabul ettirmeye mecburdur. Ve bu mecburiyet her faaliyetin kâfi İzahıdır.
Hatırlarsınız kİ, Anayasada tadilât yapmak, gazetecilerin önayak olma-siyle daha geçen Mecliste memleketin umumî efkârına atılmıştı da Demokrat Parti böyle bir tedbiri reddetmişti. Demek ki, hem bugünkü Anayasanın tabii icaplarını yapmak kusur oluyor, hem Anayasayı yeni ihtiyaçlara göre tesislendirmek arzusu kusur sayılıyor. Cumhurbaşkanını bugünkü Anayasanın verdiği vazifeler ve haklar içinde faaliyetten menetmeye bir hak tasavvur olunabilir mi?„
Cumhurbaşkanı bundan sonra mali politikamıza geçmiş, muhalefetin bu hususta elle tutulur hiç bir teklifte bulunmadığını .Cumhurbaşkanlığı bütçesinde tasarruf yapmak, Savarona yatını batırmakla tasarruf temin edilip bütçede muvazene yaratılamıyacağını, askeri masraflarımızın bizzarur çok yüksek olduğunu ve ancak bunları indirdiğimiz takdirde mâliyemizin ferahlayabileceğin! söyliyerek Demokrat Partinin bu husustaki görüşünü sormuş ve BursalIları selâmlıyarak sözlerine nihayet vermiştir.
Bursa 7 (Hususî muhabirimizden telefonla) — Çanakkaleden Balıkesir yoliyle Bursaya gelen Cumhurbaşkanı Cumhuriyet meydanında C.H.P. balkonundan aşağıdaki nutku vermiştir.
"BursalIlar, sevgili vatandaşlarım,
Size, seçim nutuklarından en ehemmiyetli sandığını birisini söylemek için huzurunuza çıktım.
23 marttan şimdiye kadar memlekette söylediğim nutuklarda, yeni devrede yapılması lâzım gelen temel İşleri izah etmeye çalıştım.
Demokrat Parti liderinden kendi seçim dairesindeki seçmenlere, bunlar hakkında birer birer cevap vermesini isterim. Eğer mülâhazalarını İçin bizim tekrar cevap vermemizi mümkün kılacak bir zaman bırakmazlarsa, u-mumî efkâr Önünde haksız mevkie düşeceklerdir.
tik önce Anayasa meselesinden bahsedeyim. Rejimin istikrarı ve rejimde temel münasebetlerin sağlam esaslar üzerinde nizama konması İçin Anayasada yeni tesisler yapmak lâzımdır kanaatindeyim. Soruyorum: Demokrat Parti lideri ne kanaattedir?
Demokratik hayatın hastalıktan salim istikametlerde feyizli bir inkişaf göstermesi için, şiddet usullerinin resmen terkedilmesi lâzımdır. Vatandaşın haksız olduğunu takdir ettiği muameleye karşı, kendisinin hakkını yerine getirmeye bizzat teşebbüs etmesi, onu kanun dışı harekete sevketmek demektir. "Düşmanlık kararı,, diye şöhret bulan bu haksız ve kanunsuz kongre kararı, siyasi bünyemizden kalkacak mıdır? Bir demokrat vatandaşın Cumhurbaşkanı ile hususi, resmî herhangi bir temasta bulunmaması kongre kararı icabıdır. Bu karar iptal o-lunacak mıdır? Büyük Millet Meclisinde Cumhurbaşkanı, resmi vazife ile başkanlık kürsüsüne çıktığı vakit Demokrat Parti milletvekilleri ayağa kalkmamaya devam edecekler mi? Ben, herhangi bir vatandaşımı, Demokrat Partinin liderini veya herhangi bir ferdini, dermanım oldukça a-yakta kabul etmek itiyadındayım ve bir gün demokratlardan veya diğer bir partiden bir milletvekili Cumhurbaşkanı olursa, sancak onu kanunen nasıl selâmlıyorsa, biz de resmî vazlfo aninde devlet başkanını öyle sclâm-lıyacağız. Geçmiş zamanların bu hastalıkları düzeltilecek midir?
Bütün bu hırçın usullerin memleketteki ameli neticeleri bir çok yerde ve en uzak köşelerde gözle görülür, elle tutur haldedir, Bursanın bir çok köylerinde, vatandaşlar, kahvelerini ayırmışlar. birbirlerine yunbakar olmuşlardır. Bir köyde 20Û, 300 ilâ 500 vatan daşı birbirine hor bakar şekle sokmak, Demokrat Partinin şiddet politikasının mahsulüdür. Bunların arasında normal münasebetleri, medeni ve insani temasları siyaset cereyanları dışında ve üstünde temin etmek lâzım değil midir?
Benim fikrimce bu ihtiyaç bütün meselelerin en önünde gelir. BursalIların İnsafına müracaat ederim. Kendi İşlerinde ve kendi köylerinde bu hallerinden muztarip olan partiler i-çlndcki veya dışındaki sayısız vatandaşlara hitap ederim: Bu hallere çare bulsunlar.
Ben, siyasetin bu hastalıklarından canı yanmış nice siyaset ve devlet a-damları gördüm kı "Fırka tefrika demektir,, kanaatini bir itikat olarak, ya mezara götürmüşler, ya taşımaktadırlar. Karşımızdaki başlıca partinin liderine derini ki, fırkanın tefrika demek olmadığını tarihe karşı, millete karşı ve âleme karşı ispat etmeye mecburuz. Bu İspat ancak, her türlü şiddet usullerinin, hulûs ile hiçbir yanlış anlamaya mahal vermiyccek a-çık ve kesin bir ifade İle terkolunma-sına, hiç olmazsa, en kısa zamanda terkolunacağının söylenmesine bağlıdır. Demokrat Parti Lideri, seçim dairesine bu hususta teminat verebilir jrıi?
lekette madenlerin gelişmesi, demiryolları, sulama ve enerji sahalarında yapılan büyük t( rakki hamlelerini, Mnrshall Yardımından ve milletlerarası bankadan alınacak kredilerden faydalanılarak yapılacak büyük işleri anlatmıştır ve iktidara gelecek olan Halk Partisinin bayındırlık politikası hakkında geniş izahat vermiştir.




i •
İzmit 7 (Hususî) Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nihad Erim bugün Kocaeli dahilinde gezilerine devam etmiş Adapazannda öğretmenlerin aylık aile toplantısında ve ayrıca Adapazarı spor kulübü lokalinde birer hitabede bulunduktan sonra akşam fzmite gelerek Sellüloz sanayi müessesesi salonunda büyük bir kalabalığa hitap etmiş ve memleketin içinde bulunduğu seçim mücadelesinin bütün vatandaşlar tarafından büyük alâka ile takip edildiğini, Türklyenin iki defa meşrutiyet tecrübesinden sonra bizzarur disiplinli bir Cumhuriyet rejimini yürütmek suretiyle çok partili demokrasi rejimine geçmek mecburiyetinde kaldığını, tek partili rejimlerin şimdiye kadar daima ya haricî tazyik yahut ihtilâlle devrildiğini, halkın, kendisi için yapılan inkılâpları benimsediğini ancak serbest seçimle belli edebl-
Demokrat Parti cevap veriyor
“Biz değil; dini, Halk Partisi istismar ediyor”
— C. H. P. bölge müfettiş-Rlze Milletvekili Fahri Kur-Celâl Bayar’a çektiği tel-P. mahfillerinde teessürle
Ankara 7 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) lerinden tuluş'un graf D.
karşılanmıştır. Bu telgrafa cevaben Genel Merkez aşağıdaki mektubu gazetelere göndermiş bulunmaktadır:
"Kurtuluş’un iddiası doğru değildir. Bilâkis- Halk Partisi halkın dinî hislerini seçim uğrunda istismara çalışmaktadır. Buna misal olarak da Yozgattan gelen telgraf gösterilmektedir. Bu telgrafta, Halk Partisinin seçimi kazanmak için Hacı Bektaş Çelebisini Çorumdan namzed
/ •(; ■
MARSHALL PLÂNI MÜSABAKASINDA BİRİNCİ GELEN AFİŞ, PARİSE GÖTÜRÜLÜYOR
Marshall plânına dahil memleketler uranında açılmış olan afiş müsabakasını arkadaşımız Konan Temlzan’m ■Kazandığını evvelce bildirmiştik. Yakardaki resimde birinciliği kazanan afişin Önünde Marshall plânı Türkiye idarecisi RiihhpI Dorr İle Güzel Sanatlar Umıım Müdürü Necll Kâzım afişe bakurken görülmektedir.
Diğer taraftan haber aklığımıza göre hıı milletlerarası müsabakada Akademi Müdürü Zeki Faik İzer jiirı heyeti âzası bulunmaktadır. Zeki F’alk İzer bu sabah uçakla I’arlse hareket edecek ve birinciliği h • »nan afişi MilletleraraM müsabakaya götürecektir. Parlstekl jüri 19 memlekette birinciliği kazanan afişlerin arasuıdan Milletlerarası birinciyi seçecektir,

Avrupa hususî muhabirimiz
Curt Riess telgrafla bildiriyor
Pieck’in, bir nevi uTito„ gibi hareket etmekte olduğu tahmin olunuyor
ayında (Hususî mu* Rle8 bildiriyor) — göre başka memle-reisleri umumiyetle
Berlln, Nisan hablrimlz Curt
Komünistlere ketlerin devlet
ya "câni", ya "kâhil" yahut da "gan-gflter”dir. Fakat, komünist bir devlet reisi mevzuu bahis olunca, hemen ifrattan tefrita geçerek, ona Allah gibi tapınmağa başlarlar. Stall-n’in, bu mevzuda istisna teşkil etmediğini» Wilhelm Pieck vakası göstermektedir.
Pieck, devlet reisi olalı henüz altı ay geçmediği halde bütün resmi daireler, binalar, fabrikalar, tiyatro ve sinemalar, onun resimleriyle süslenmiştir. îki seramik fabrikası, Pieck’in büstlerini, seri halinde İmal etmektedirler.
Alman Birleşik Sosyalist Partisi (komünistler) nin bütün teşkitâtı, propaganda ile tavzif edilmiştir. İhtiyar Pieck’in halka sevdirilmesi için her çareye başvurulmaktadır. Halk tabakaları, Rusyada olduğu gibi, bütün şikâyetlerini yazı ile devlet reisine bildirmeleri hususunda teşvik e-dilmektedir. Bu yüzden, Pieck’in, hu-
leceğini, Türkiyede bütün neşir vasıtalarının bir müddetten beri, İnkılâpları hattâ topyekûn reddedecek mahiyette propagandalara giriştiklerini, bunlar arasında bilhassa İrticai vaatlerin korkunç olduğunu, seçimin neticesi ne olursa olsun, yeter kİ inkılâp prensiplerini müdafaa azminde bir siyasi teşekkülün iktidara gelmesini istediğini söylemiş ve seçim beyannamelerine geçerek, diğer partilerin, dört yıl içerisinde ne yapacaklarını gösteren iş programlarını belli etmediklerini, bunun bir kusur olduğunu, bununla beraber, başka milletlerin acı tecrübeler geçirerek uzun zamanda aştıkları merhaleleri, Türk milletinin kolaylıkla ve kısa zamanda arkada bıraktığını, bunun mesut bir netice olduğunu ve bunun Türk milletinin vekarlı karakteri. sayesinde meydana geldiğini ilâve etmiştir.
ve
göstermekle kalmadığı Çorum Yozgat vilâyetleri içinde yer yer çelebileri dedeleri seferber ederek propaganda için gezdirilmekte olduğu bildirilmektedir.
Aynı telgrafta Halk Partisi tarafından para dağıtıldığı da ilâve olunmaktadır. Samsundan gelen telgrafta da Samsun Ziraat Bankasının Halk Partisi namzed ve propagandacılarına memur terfik ederek köylerde para dağıtıldığı bildirilmektedir.,,
Genel merkezin gönderdiği mektubun diğer kısımlarında iktidarın muhtelif vilâyetlerde baskı yaptığı iddia olunmaktadır.

susl kalemine, her gün 200 den fazla mektup gelmektedir. Ve tabii Pieck bunların hepsini okumadığı gibi, ekserisi eline bile geçmemektedir.
Çünkü Devlet Reisi oldukça asi-lâne bir inziva hayatı sürmekte ve eskiden Hohenzollem hanedanına ait, oldukça eski tip bir sarayda oturmaktadır. Sarayın kalorifer tesisatı, kara kışta bile çalışmıyordu.
Devlet Reisi çok meşguldür. Sabah saat sekizden gecenin dokuzuna kadar evrak imzalamak, misafir kabul etmek, resmi ziyaret ve merasimde bulunmakla mükelleftir. Doktorlar kendisine istirahat tavsiye ettikleri için, erken yatan Pieck, etrafındaki bütün gürültüye rağmen, esasta bir başına kalmış gibidir. Oğlu Doğu Almanya Cumhuriyetinin en meşgul insanlarından biridir. Eski dostları kendisini artık, eskisi gibi sık ve teklifsizce ziyaret edemiyorlar. Pieck, artık zamanına hâkim değildir; "resmi vazifesi" bütün vaktini işgal ediyor.
Geçen-görüş-Devlet bulun-
I
Buna rağmen, halkın Devlet Reisine karşı duyduğu sevgi azalmamıştır. Taraftarların bağlılığı samimidir ve onun şahsından ziyade, pek aj komünistin İnanabildiği bir mucizeden ileri gelmektedir. "Artık komünist bir devlet reisine kavuştukl’* Bu hayal, kaç sene bütün partiye cesaret vermişti!... Ve bu hayalin tahakkuku ne kadar ümitsiz sayılıyordu.. Hattâ Pieck’in Devlet Reisliğine tayinine tekaddüm eden günlerde bile, kimse ne olacağını, Rusların, Doğu Almanya hakkındakl düşüncelerinin ne olduğu ve hattâ şu hesaba sığmıyan Rusların bile mahiyetini bilemiyor ve kestlremiyor-du.
Eski komünistlerin bağlılığı ve sevinci, Almanyanın her tarafından Pieck’e gelen mektuplardan anlaşılıyor. Bu mektupların bazısı çok sarihtir. Pieck’in, Almanyayı, Sovyet-lerin bağından kurtarmasını, metanetini muhafaza etmesini, yalnız "Rus yoldaşlari’a değil, Alman kardeşlerine de itimat etmesini ve onlarla İşbirliği yapmasını istiyorlar. Ve bu mektupların çoğu, Batı Al-manyadan geliyor.
Şüphe yok kİ Ruslar, Pieck’e gelen bu mektupların muhtevasını çok İyi biliyorlar. Hattâ bazı mektupları yalnız onlar biliyor. Bu itibarla Alman komünistlerinin bu bağlılığı, Pieck ile Sovyetler arasında ihtilâf sebebi olmaktadır. Bilhassa. Almanların Devlet Reisliği makamına verdikleri ehemmiyet, Rusları çok düşündürmektedir.
Vakaa Sovyet makamları şimdilik bu "hassasiyete" gülüyorlar, lerde Başbakan Grotevvohl, tükleri §u veya bu meselenin, Reisinin salâhiyeti dahilinde
duğunu General Çuykof’a hatırlattığı zaman, Rus generali tebessüm ederek, Almanların "bu çeşit işleri" çok ciddiye aldıklarını söylemişti. Grotewohl’un arkadaşlarına sonradan anlattığına göre, Sovyet Generalinin "bu çeşit işler" den kasdi, Devlet Reisinin vazife ve salâhiyetleri idi. Grotewohl bunları söylerken, tebessüm etmiyordu.
Zaten Rusların da tebessümü zâ-hirîdir. Hakikatte ise Pieck meselesi onları gitgide sarmaktadır. Bu hâdise, Tito hâdisesine gittikçe benzemektedir. Çünkü, Tito gibi, Pieck de Rusların elinde oyuncak olmak istememektedir. Ulbricht ve Zaisser gibi komünist şeflerinin aksine olarak Pieck, hakikaten milyonlarca Alman işçisinin, sosyalist ve sendikalar hareketinden saydığı ve bağlı olduğu bir şahsiyettir.
Zaten, Pieck’in işçi kütleleri Üzerindeki bu tesiridir ki, Rusları, onu harcamayarak Hitlerden sonrası için saklamağa sevketmiştir. Eski Komünist Partisinin şefleri birer birer tasfiye edilirken, Pieck, Moskovada rahat bir hayat sürüyordu. Fakat daha o zamandan, Sovyetler, Pieck’in karakterindeki salâbeti anlamışlar ve Ulbricht gibi, istenilen her şeyi yapan ve hattâ 1939 da imzalanan Httler - Stalin paktını alkışlayan a-damlanm, harpten sonra Alman Komünist Partisinin kilit noktalarına yerleştirdiler. Fakat ne Ulbricht’ln ne de diğer şeflerin peşinde, Pieck gibi, halk kütleleri gitmiyordu.
Doğu Almanya Devlet Reisinin bu salâbeti, onun gittikçe iş başından uzaklaştırılmasını ve tecrit edilmesini icap ettirdi, Pieck’in bütün harekâtı, muhaberatı, telefon konuşmaları ve ziyaretçileri Sovyetlerin sıkı mazereti altındadır.
Eski komünistler, Balkanlarına bu şekilde "işten el çektirilmesi’’nl gittikçe artan bir infial İle takip etmektedirler. Partinin politbürosu. daha şimdiden ikiye ayrılmıştır. Bir tarafta Ruslara körükörüne bağlı o-lan Ulbricht, Yendretzkl vt Franz Dahlem, öte tarafta, Pieck’in direktifini almadan hiç bir kararı imzalamayan Gratewohl„ Merker, Cuker-mann, Ebert ve Aelmut Zehmann cephe almışlardır. Bu yüzdendir ki, Politbtlro Reisvekilı sıfatiyle, içtimaları tertip veya tehire salâhiyet-li bulunan Ulbricht, muhaliflerini, Pieck’in seyahatte veya hasta oHu-ğu zamanlarda toplantı yapmak suretiyle susturmağa veya dindirmeğe çalışıyor.
Sayfa 4
YENİ İSTANBUL
8 Mayıs 1950

Nobel’in Sulh Mükâfatı namzetlerinden
tete.
3
*
Birinci makale
ŞEFLERİNDEN BİRİ ANLATIYOR
e
*
o

İfşaatı yapan
WALTER HAGEN
Çeviren: Selva Sezer
Hem filozof, hem doktor, hem de bir ilâhiyatçı olan Albert Schv/eıtzer, Nobel'in Sulh Mükâfatını alacak mı ?
Münich Suikastının içyüzü

Yazan: Lucien RENAULT
Amerikada ve kendine sonradan vartan edindiği Gabonda, çok meşhur olan Schsveitzer, memleketimizde hemen hemen hiç tanınmamaktadır.
Gördüğü işler dolayısiyle Sulh Mükâfatını almaya lâyık sanların sırasında yer kimdir?
Albert Schvveitzer
babasının papazlık yaptığı şehrinde doğdu. Mulhouse Lisesinde okudktan sonra Strassbourg Üniver-
addeılilen in-alan bu adam
1875 yılında,
Al sace
huzuru içinde kemale eren “Medeniyetin Felsefesi" adlı kitabının neşri Fransa, Almanya, İngiltere ve Ame-rikada şiddetli münakaşalara sebebiyet verdi. 1928 de Frankfurt şehri, ona Gothe mükafatını ver(lL
Fakat o. hayatını bütün varilliyle Gabon'a vakfetmiştir. Konferans veya resitaller bazan onu fundalıklardan çekip alarak Oxford, Kopenhag, Almanya, İsviçre, Hol&nda, İsveç, Çekoslovakya ve
sitesine geçerek ilâhiyat, felsefe ve müzik tahsil etti. Sonra aynı dersleri Sorbonne ve Berlin Üniversitesinde de devam ettirdi. Felsefe doktoru olduktan sonra 1900 de Saint Nicolas kilisesine papaz tâyin edildi. 1903 te 28 yaşında olan Schweitzer teşkilâtçı realist ilişleriyle, insani duygularının tesiri altında kalarak Papaz Mektebinin müdürü oldu. Bu arada Pariste kaldığı devirlerde org mütehassısı VİDOR’dan dersler aldığı için, çok nadir olan boş zamanlarında orguyla müzik çalışmasını hiç ihmal etmedi. Bu devirde Jean Sebas-tıen Bach'ın hayatına dair yazdığı ilk eserini neşretti. O zaman 30 yaşında idi. t ■"
Dünyada milliyetçiliğin hâkim olduğu ve milletlerin menfaatleri icabı en gayrı insani hareketleri yapmaktan çekinmedikleri bu devirde, insanlığı tehdit eden tehlikeyi gördü; ideallerin gittikçe ortadan kalktığını, hür düşünceli insanların mahvolmaya yüztuttuğunu hissetti. İlmin başdön-dürücü terakkilerinin tesiriyle ifrata varan bir gurura sahip olan insanlarla dolu olan Avrupayı terkedip, hayatını, hâlâ temiz kalabilen bir ülkenin nerek ti. O.
1 arına
cudiyetini tamamen, her türlü şerait-sizlik içinde kıvranan insanlığa hasretmek arzusunda idi.

insanlarına vakfetmeyi düşü-Afrikanm ortasına hareket et-insanlara nasihat ederek ruh-hâkim olmaktan ziyade, mev-
AmerikAya şevketti.
isnat edilen için için kani
Öğrenmek ihtiyacında olduğumuz herşey
Dr. SchH'eltaer’in Uç roaml, üçü de dinlenme Anında a-lınmıştır. Dr. gülüyor» bir parkta tabiatın güzelliği a-rasında kızı ile beraber dinleniyor.
Meşhur doktor, I-lâhlyatçı. müzisyen Dr. Schıveiu zar, yorucu günlerinin ağırlığını Bach. Heandel'den seçme parçalar çalarak gidermektedir.
Bu turnelerin getirdiği meblâğ, kitaplarının satışından elde edilen para gibi daima Lambardne hastahanesine tahsis olunmaktadır. “Balta girmemiş ormanların tarihi” adlı eserinde bu paralar sayesinde 1940 tan beri, has-tahanesinde AvrupalI 4 doktor ve 10 hemşire bulundurmaya muvaffak olduğunu anlatmaktadır.
Albert Schweitzer. vücuda musallat olan ve ruhu kemiren bütün hastalıklardan insanları korumaya çalışarak, fedakâr âlimler sırasına girmiş oluyor. Acaba insaniyete olan büyük yardımlarının karşılığı olarak Nobel Sulh mükâfatını alabilecek mi?
| Hicrî 19 5 0 MAYIS 8 Pazartesi Rumî
1 RECEF 20 1 1369 NİSAN 25 1366
1 VAKİT VASATI EZA N .
ı Güneş 5.50 9.39
Öğle 13.11 4.59
İkindi 17.05 8.53
Akşam 20.12 12.00
Yatsı 21.59 2.47
îmsâk 03-53 7.42
Aynı zamanda papazlık mesleğine sadık kalarak Strassbourg Fakültesinde bütün gayretetiyle tıp tahsil etmeye başladı; 1911 de de tıp doktoru oldu.
iki sene sonra ormanların ortasında Ogouenin kıyılarında Lambarene hastahanesinin temellerini atmak için Gabon’a hareket etti.»
Hiç de iç açıcı bir yer olmayan bu havalide, yavaş yavaş binalar birbirini takip etmeye başladı. Hastalar da akın etmekte gecikmediler. Çok geçmeden de hastahanenin teşkilâtını geliştirme ve modern âletler temin etme yolunda çalışan yabancılarla aktedllen bütün mukavele ve şartları tesbit ettiler.
1914-18 harbi ve onu takfp eden hâdiseler Schvveitzer'in düşüncelerini teyit eder mahiyette idi: bu yüzden vazifesine bir kat daha sadakatle bağlandı.
Eserlerinin birinde “hakiki medeniyetin idealleri gittikçe kuvvetleniyor, zira bu idealleri meydana getiren idealist dünya görüşü gittikçe kısırlaşmakta,, demektedir.
Schwcltzer: "filhakika medeniyetin, ferdin ve cemiyetin ah ftkt terakkisinden başka ne var; sadece maddi bir terakkiye ehemmiyet veren ve saadetini bunda arayan bir insaniyetten ne beklenti ?” diye düşünmektedir.
Medeniyeti, içinde bulunduğu kötü durumdan kurtarmak için terakki ile ahlâkı birleştirmek lâzımdır.,, diyerek bir neticeye varıyor.
Garbon ormanının ortasında, tek bir İnsanın yılmadan giriştiği, hareket ile düşünceyi İçine' alan bu mücadele, dünya efkârı umumlyesinde derin akisler
1920 de
Schweitzer'e, nını verdi.
1923 te, Hattııstıva
u.y andırdı. Zürich ılâbiyat
Üniversitesi doktoru unva-
mmtakasının
İSTANBUL
YENİ SES OPERETİ: Temeli Yok.
KONAK PAVÎYONU: îeponyoi Atraksiyon Trupu.
ANKARA
BÜYVK TtYATRO Temıil yok. KÜÇtiK TİYATRO « Şahıs Muharririni Arıyor.
GAR GAZİNOSU : Parla Revü heyeti.
PAVtYONDA s îtalyan Akrobatları.
İZMİR
ŞEHİR TİYATROSU i Uk Adan
BEYOĞLU CİHETİ ATLAS (40835) Öldüren Bu«6. suare: Broadway’e Selâm. ALKAZAR. (42562) 1 — Gangsterler Kıralı. 2 — İki Cingöz Kibarlar Arasında.
AR: (44394) Gecenin Gözleri. ELHAMRA: (43595) Gecenin
Gözleri.
İPEK: (44289) Ölüm Diyarı. Suare: Aslanlar Pençesinde
(Türkçe).
İNCİ (84595) 1 — Kristof Ko-lomb 2 — Yayla Kaplanları.
LÂLE: (43595) 1 — Ateş Bekçileri. 2 — Karanlık Gölgeler.
(40868) Aşk ve Kıs-
(41659) VasÜis Lo-Elen Komedi Trupu.
— Mon-Köy Gü-
MELEK, k inçlik.
SARAY: gothetldİB
SUATPARK (83143) 1 tery Korkanları. 2 — zeli (Türkçe).
SÜMER (42851) 1 — Hayal Peşinde. 2 — Nü Kraliçe6İ.
ŞARK- (40380) KlmBasisler. 8IK1 (43726) 1 — Günah Peşinde (Türkçe). 2 — ölüm Saati. TAKSİM: (43191) Ceaayir Dansözü.
TAN 1 — Vurun Kahpeye. 2 — Lüküs Hayat.
YENİ 1 — Kaplan Kid. 2 — Siyah Gül.
ÜNAL 1 — Kapanan Gözler. 2— Yara.
riLDIZ (42847) 1 — Dağ Çiçeği. 2 — Tehlikeli Kadın.
* İSTANBUL CİHETİ
ALEMDAR (23683) 1 — San Fransisko. 2 — Altın Peşinde. AYSU (21917) 1 — Aslan Ahmet (Türkçe). 2 — Margie.
AZAK (23542) 1 — Lüküs Hayat 2 — Vurun Kahpeye.
ÇEMBEKLİTAŞ (22513) 1 — ölmeyen Aşk. 2 — Şehzade Azmi. FERAH 1 — BuffalobiHn lnL-kamı. 2 — Sönen Rüya.
HALK 1 — Balıkçı Osman Bag-datta. 2 — Kırbaç Oltmda.
KISMET (26654) 1 - Sönen Ha-yat. 2 — Karanlıkta izler.
MARMARA (23860) Aşk Oyunları. 2 — Port-Salt Canavarı.
MİLLİ (22962) 1 — San Fran-alflko. 2 — Altın Peşinde.
TURAN (22127) 1 — Ulktls Hayat. 2 — Vurun Kahpeye.
YENİ (Bakırköy 16-126) 1 —
İntikam. 2 — Şanghayh Kadın.
KADIKÖY CİHETİ
HÂLE (60112) 1 — Deniz Ejderi (Türkçe). 2 — Kafkas Kartalı.
OPERA: 1 — Dulu Belle 2 — Namus Sözü.
SÜREYYA (60682) 1 — Oünün Kadını. 2 — Karanlık Geçit YELDEĞİRMENİ 1 — Dınml-yen Sızı. 2 — Tosun Paşa.
ANKARA
(Türk) İzmir — 18.35 D.H.Y. 'Türk) Ankara — 20.25 P.A.A. (Amerikan) Londra, Brüksel.
GİDECEK OLAN UÇAKLAR
8.30 B.E.A. (İngiliz) Atina, Roma. NIs, Londra — 8.30 D.H.Y. (Türk) Bursa — 9.00 A.F.(Fran-sız) Atina. Roma, Paris — 9.00 D.H.Y. (Türk) Ankara. Malatya. Elâzığ, Diyarbakır. Adana, İskenderun — 9.30 D.
Ankara — 10.05 Afyon. Konya, D.H.Y. (Türk) D.H.Y. (Türk) tskenderun —
H.Y. (Türk) D.H.Y. (Türk) Adana — 10.15 İzmir — 10.30
Ankara, Adana 16.00 D.H.Y. (Türk) İzmir — 21.40 P.A.A. (Amerikan) Şam. Basra. Karaşi, Delhi, Kalküta. Bangkok, Hong-Kong.
GELECEK OLAN VAPURLAR 6.30 Konya (Bandırmadan) — 7.00 Seyyar (Karabigadan) — 10.00 Sus (Bandırmadan).
GİDECEK OLAN VAPURLAR 8.15 Sus (Bandırmaya) — 20.00 Konya (Bandırmavn).
GELECEK OLAN EKSPRESLER 6.45 Semplon (Avrupa) — Ankara.
ekspreai — 20.30
GİDECEK OLAN
EKSPRESLER
9.00 Tarsus. — 18.10 Ankara ekspresi — 20 30 Ankarava
(Eks.) — 21.30 Scrnplon eka-pre-’ 91 ıo Dofru eksnresi.
8.30
9.15 Ankara Eks.
Ankara
• ••
ANKARA: Yarışlar Kıralı, BÜYÜK Kadın Celladı.
CEBECİ 1 — Ormanlar Kıralı. 2 — iki Açıkgyı Haremde.
PARK — Canavar Tohumu.
2 — Tehlikeli Kadın .
SUS Dağlar Kıralı.
SÜMER 1 — İmiz Vadi. 2 — Garp Yolcuları.
ÜLUS Türk - Norveç güreş müsabakaları.
YENİ 1 — Unutulmuş Simalar. 2 — Aşktan Sonra.
İZMİR
ELHAMRA Balalayka.
LÂLE 1 — Makineli Adamlar Diyarı. 2 — Kadın Düşmanı. TAYYARE 1 — Akdeniz Korsanları. 2 — Hülya.
TAN 1 — Makineli Adamiaı Diyarı. 2 — Kadın Düşmanı. YENİ 1 — Deniz Ejdori. 2 — Şeytanın Kudreti.
KARŞIYAKA CİHETİ
M ELEK 1 — Kadın Severse. 2 — Genç Kartallar 2. devre. KÜMEK 1 — Tabancalar Patlarken. 2 — Donanma Şarkısı.
ANKARA:
7.30 M.S. Ayarı. — 7.31 Harry Horllck orkestrası çalıyor (pl.)
— 7.45 Haberler. — 8.00 Hafif
parçalar (pl.) — 8.25 Günün
programı ve hava raporu.
8.30 Bale müzikleri (pl.) — 9.00 KAPANIŞ,
12.28 Açılış ve program. —
12.30 Şarkılar. — 13.00 Haberler.
— 13.15 Salon müzikleri (pl.) —
13.30 öğle gazetesi. — 13.45 Karen Kemple’dcn melodiler (pl.)
— 14.00 Hava raporu akşam programı ve KAPANIŞ.
17.58 Açılış ve program. — 18.00 M.S. Ayan. — 18.00 Konuşma - Seçim: C.H.P. — 18.10 Dans müzikleri (pl.) — 18.30 Konuşma - Seçim: D.P. — 18.40 Şen parçalar (pl.) — 19.00 M.S. Ayan ve haberler. — 19.15 Geçmişte Bugün. — 19.20 Şarkılar.
— 19.30 Konuşma - Seçim: M.P.
— 10.40 Şarkıların devamı. — 19.50 Konuşma - Seçim: M.P. — 20.00 Tarihi Türk müziği.—20.15 Radyo gazetesi. — 20.30 Konuşma - Soçim: D.P. — 20.40 Rad-
t
Kanlı cinayetleriyle meşhur Heydrich, bu suikasdda nasıl bir rol oynamıştı ? Suikasdı kim tertip etmişti ?
"Dinamitçi” Elser’in tevkifine takaddüm eden iki saat içerisinde En-teüjans Servisin iki ajanı Holânda-ya kaçtı.
Bir Alman olan Georg Elser, 1939 senesi 8 kasım gecesi tam Alman -İsveç budunu geçeceği sırada Gestapo tarafından tevkif edilerek, aynı gün Münich’de Bürgerbraukeller birahanesinde vuku bulan suikastı hazırlamakla itham edildi.
Her sene Hitler. Nasyonal Sosyalist Partisinin doğumuna sebep olan Münich bira fabrikasını 8 kasım 1923 senesinin muvaffak olamamış hükümet darbesinin senei dev-riyesini kutlar, en yakın arkadaşlarını bir araya toplayarak mühim nutuklarından birini irat ederdi.
O gece Elser'i sorguya çeken polisler, onun kendisine hareketi yapmadığına İdiler.
GARİP BİR MÜCRİM
I ttihama göre, Elser,
a7»-4 >**1
■ ttihama göre, Elser, Hitlerln nut-
■ kunu irad edeceği kürsünün arkasına bir cehennem makinesi yerleştirmiştir.
Cinayetini hazırlamak için, nıahl-rane ve zekice plânlar hazırlayan bir insanın, ayTnı hassalanndan İstifade ederek, kurnazca hlr firar plânı ha-zırlıyamamasına insan aklı nasıl inansın? Tevkif edildiği zaman üzerinde Buergerbraukeller’in resmini taşıyan bir kartpostal, ceplerinin birinde bir kapsül, yakasının altında ise eski komünistlerin işareti bulunmuştu. Fazla olarak da. Alman askerlerinin nazarı dikkatini celbetmek ve muhakkak tevkif edilmek istiyormuş gibi hareketler yapmıştı. 8 kasımdan bir kaç gün önce bombanın yerine yerleştirildiği sıralarda, muntazam pasaportla İsviçreye gidip gelmişti. Rivayete göre Almanyaya cehennem makinesinin iyi işleyip işlemediğini bir kere daha kontrol etmek için, dönmüştü. Demek ki. hiçbir şüphe uyan-dırmaJ(sızın. tekrar hududu rahatça geçebilecekti. Harekâtı, her ne pahasına olursa olsun muhakkak yakalanmak isteğinde olduğunu gösteriyordu. Şayet bu adam, propaganda yapmak arzusiyle, hâkimler huzuruna çıkmak isteyen bir kimse olsaydı, ortaya bir yan-firar hâdisesi çıkaracağı yerde, kendisini herhangi bir sebepten dolayı suçlu göstererek mahkûm ettirtirdi. Yoksa, Elser, hayatı pahasına olsa dahi kendisinden bahsettirmek arzusu ile kıvranan bir hasta mıydı?
sonra, yanı bir kaç sa-şefi Heyd-
müsebbibi ile beraber İşin esasına vâkıf olan insandı. Böylece ortadan kaldırdı.
SUİKASTIN SEBEPLERİ
Acaba, Heydrich neden 8 kasım sui-^kastını hazırlamak ihtiyacını hissetti ? işte izalıı:
5 kasım 1939 gecesi Hlsımier. R?-ichsführer ve S.S.ler, Führeıle u n bir konuşma yaptılar. Hitler, or u-sunun generali Brauchjtsch Üe yaptığı konuşma neticesinde çok sinirlenmişti. Bu konuşmada Fransayn yapılacak taarruzun tarihi tesbit edilecekti. Von Brauchltsh Hitlerin arzusuna muhalif olduğunu taarruzu 1939 sonbaharında yapmanın yanlış olacağını söylemiş ve bir çok deliller göstererek Wehrmacht‘in böyle bir ame-liyeyc girişmek İçin henüz hazır olmadığını izaha çalışmıştı. Hitler, kızarak şiddetle harekete geçmiş ve 12 kasım taarruzunun yapılmasını emretmişti. (Bu emir iki gün sonra gene Hitler tarafından iptal edildi ve daha birçok tarihler tesbit edildikten sonra neticede 1940 ilkbaharı münasip görüldü.)
Hitler. Himmlere Brauchltschle yaptığı konuşmayı anlattıktan sonra generallerinin plânlarını kabul etmek istemediklerinden şikâyet etmiş ve mühim olan yegâne şeyin Alman halkının Führere olan inancının sarsılmaması olduğunu da ilâve etmlştL Bu cümleden de anladığımız gibi general Brauchitsch’in delilleri arasında, Alman halkının yeni bir taarruzu istemediğini belirten bir kaç kelime mevcuttu.
ALLAHIN MUHAKEMESİ
IJitlerle konuştuktan hemen biraz sonra, Himmelr Heydrich'le bir konuşma yaptı ve onu vaziyetten haberdar etti.
Generallerinin harekâtından endişe duyan Hitleri. sıkıntılı durumundan kurtarmak için Heydrich hemen bir plân kurdu; Hitleri, Alman halkının hâlâ kendisine son derecede bağlı olduğuna inandırmak lâzım geliyordu. İstenilen neticeye varabilmek için de, muvaffakıyetsizlikle sona eren bir suikast Hitlere etrafındakilerin kendisine sadık olduğunu ispat edecek. aynı zamanda, ancak bir mucize kabilinden kurtarabilecek olan Führerin, ulvi bir kuwete sahip. Alman Milletine Allah tarafından yollanılmış bir insan olduğuna halkı ikna edeceklerdi.
13.00 Haberler. — 13.15 Dans müziği (pl.) — 13.30 Hafif öğle müziği. — 14.00 Karışık şarkı ve türküler. — 14.30 Serbest saat. — 14.40 Orkestra eserleri (pl.) — 15.00 Programlar ve KAPANIŞ.
17.57 Açılış ve programlar. — 18.00 Fasıl heyeti konseri. — 18.20 Konuşma - Seçim: M.P. — 18.30 Fasıl heyeti konseri devamı. — 18.50 Konuşma - Seçim: M.K.P.— 19.00 Haberler çim : MKP—19.00 Haberler—İstanbul haberleri—19.20 Konuşma: - Seçim: C.H.P. — 19.30 Dans müziği (pl.) — 19.40 Gitar kuarteti konseri. — 20.00 Konuşma - Seçim: D.P. — 20.10 Xavicr Gugat orkestrasından dans müziği (pl.) — 20.20 Konuşma - Seçim: C.H.P. — 20.30 Şarkı ve Türküler: Necmi Rıza Ahıskan. — 20.50 Konuşma-Seçlm: D.P. — 21.00 Dinlevlci İstekleri. (Türk müziği) — 21.50 Konuşma - Seçim: M.P. — 22.00 Senfonik müzik (pl.) — 22.45 Haberler. — 23.00 Dans müziği (pl.) — 23.30 Programlar ve KAPANIŞ.
BULMACA
YABANCI RADYOLARDAN SEÇME YAYINLAR: Londra:
7.30 Varyete programı. — 8.30 Caz kulübü. — 9.15 BBC varyete orkestrası. — 10.30 John Bull orkestrasından hafif mü-sik. — 11.00 Londra senfoni orkestrası konseri. — 12.30 Vıctor Silvcster dans orkestrası. — 13.30 Jan Hurst ork. — 14.15 Klâsik müzik dinleyici istekleri. — 15.30 Sid Philips dans ork. — 18.16 Hafif müzik. — 19.18 Plâklardan hafif müzik. — 2030 Haftanın şarkıları. — 22.00 Sonatlar - Yehudi Mcnuhln ve Louis Kentner. — 23.15 Hafif müzik. — 24 00 Dinleyici istekleri.
Soldan sağa:
1 — Terkcdüen. 2 — Bir uncundan yapışıp Çekerek. 3 — Bulaşık. - Tersi bir renk. 4 — Tersi au başını - olduğun yerde dur. 5 — Eskiden erkeklerde moda lal - Bir içki. 6 — Tersi Rumca İyi - Tersi kalın sicim 7 — Kişi- Maliki, maddesi - Tersi 9 — Ustaca. 1 0— ğul).
Yukardan uşağı:
1 — Sivil. 2 — Dişlenen. Söylentiler - Tersi ümit et.
Tersi ninenin ruju ile süslen -Aldan. 5 — Sofra levazımrıtın-dan biri - Meydan. 6 — Bir nevi balıkçı kayığı - Yol. 7 — Tersi gitme - Bir nıovmme. 8 — Bir ölçü - Tersi İçki sunuculuk. 9 — Bir silâh. 10 — Yetki.
8 — Bir gıda hedmedorek. Ekalltme
(Çü-
3 -
4 —
.»..zım Güney Raslm
EMİNÖNÜ: Mehmvı (Eminönü) — Hikmet (Küçükpazar) — Sırrı (Alemdar) — Azadur (Kedlkpa-şa).
BEYOĞLU: Beyoğlu (Merkez) — İstiklâl (Merkezi — Taksim (Merkez) (Galata i — Halk (Şişli) Hasköy — Merkez (Kasımpaşa).
FATİH: Üniversite (Şehzade-başı) — Sarım (Aksaray) — Yedlkule(Snmatya) — Haseki (Şehremini) — Edlrneknpı (Ka-
DÜNKÜ BULMACANIN-
HALLİ
Soldıuı Sağcı:
1 — İtimat eder. 2 — Laneti duru. 3 — Eli). Ami. Hı. 4 — Reyi. Ak. 5 — Akibot, Me( sar. 6 — Yeler. Ari. 7 — El. Marifet 8 — Belâlı. Akü. 9 — Arızaaı var. 10 — Kİracıaiyle. Yukardan a^uğı:
1 — İleriye bak. 2 — Talebeleri. 3 — İnayet. — Lir. 4 — Em. Azameti. 5 — Asa- Çalar. 6 — Tımar. Isır. 7 — Akide. Is. 8 — Lld, Snfavl. 9 — Erişerek al. 10
Ruhanî türe.
Beyoğlu 44644 Kadıköy 6087*.
İstanbul 24222 Üsküdar 600lu
Ankara 00. İzmir 2222
Karşıyaka 15055
UÇAK - T(?EN - VAPUR yo «enfonl orkestrası konseri — (Mozart piyano konçertosu — ragümrük) — Orhan Avcıoğlu (Fener). m. .... .a [SIHHÎ İMDAT]
GELECEK
9.35 D.H.Y.
0.45 D.H.Y.
9.50 D.H.Y.
15.55 D.H.Y. run, Adana, B.E.A.
Roma,
(Türk) Erzurum. Elâzığ, Ankara —
OLAN (Türk) (Türk) (Türk) (Türk) Ankara — (Ongiliı) Londra. Atina
UÇAKLAR Ankara — Bursa. — İzmir — lakende-15.50 NIs, 16 30 D.H.Y.
M«-18.05 D.H.Y.
Çalan: Ayşegül barıca) — 2.1.19 Konuşma — Seçim: C.H.P. — 21.25 Dans müziği (PL) — 31.40 Konuşma — Seçim: M.K P. — 21.50 Dans müziği (pl.) — 22.00 Konuşma — Kanun konuları — 22.15 Şarkılar — 22.45 M.S.Ayarı vo haberler — 23.00 Program ve KAPANIŞ
ISTANDI L:
12.57 Açılış ve
programlar —
JSil F: Eyüp sultan.
BEŞİKTAŞ: VWIn — Ortaköy
— Gıyaaeddtn Divanlıoglu (Ar-navutköy) — Merkez (Bebek) KADIKÖY: Halk - Feneıyolu
— Erenköy — A. Cafer Çağatay (Bostancı) ÜSKÜDAR: İttihat.
II E YHELİA D \ t Hcvbcllndu.
BÜYÜKADA: Merkez.
İZMİR: Ege (Basmahane) —
îstunbul Beyoğlu Anadolu yakası Ankara İzmir
4199c 60538
9i
2251
HU Al iKeuıorallı) — Asri (Ej-refptışn) Alsuncak — Ka rantlna (Yalıları.
ANKARA: Gül hu ııc — Ankıı ra — Güray.
8UİKASTTAN SONRA HİÇ KİMSE CEZALANDIRILMADI Elser'in tahkikatına memur edilen •■polisler nedense önce onu sıkı bir şekilde sorguya çekmeye kalkışmadılar ve daha ciddi zannettikleri başka bir metod takip ettiler. Zira Boründeki Geslapo şefi Helnrich Müller'den gelen bir telgrafta suçlunun kanuni yoldan sorguya çekilmesi emrediliyordu. Bu telgraf çekildiği zaman Elser hiçbir itirafta bulunmamıştır. Şu halde Boründeki Gestapo şefi suikast) hazırlıyanm — veya hazırlaması lâzım gelenin — Elser olduğunu herkesten evvel nasıl biliyordu?
Fakat, ortada Elserin bu Işde sadece. ipleri Gestaponun elinde bulunan bir kukla olduğunu gösterecek bir takım şüphe uyandıran hareketler mevcuttu. Her sene 8 kasım nümayişinden 8 gün evvel, içinde nutuk söylenilecek olan salon, yanında köpek bulunan bir polis tarafmaan nezaret altına alınırdı. Halbuki, 1939 da, Münich polisinin emri ile salon yalnız nutuktan bir gece evvel nezaret altında bulundurulmuştu. Üstelik, o gece için nezarete memur edilen polis. partinin altın madalyası ile taltif edilmiş olan bir komiserdi. Suikast! müteakip, alâkadar memurlardan hiçbirisi cezalandırılmamıştı. Hattâ. Münich Polis Müdürü terfi bile etti. Halbuki buna benzer bir hâdisede ufak bir lâkaydi gösteren insan şiddetle c azal an d irildiği halde, bu sefer Elser-den başka, hiç kimsenin kılına bile dokunulmamıştı.
ENTELUAN8 SERVİSLE BÎR MÜKALEME
□ ütün bu olup bitenleri nasıl izah etmeli ? Hem. hepsi bu kadar da değil. Yabancı memleketlerdeki Alman Gizli Teşkilât Şefi Walter Schel-lenberg, hâdiseyi müteakip Enteli-jans Servisle temasa geçti. Schellen-berg ve birkaç meslekdaşı, kendilerini Hitlerin düşmanı gibi göstererek. İngilterenin oldukça mühim şahsiyetlerini, sahte suikastlarına inandırmışlardı. Hitlerin Schcllenberg’in plânına muvafakat ettiği ispat edilmiştir. Gizli Teşkilâtın hariçteki şefi, 8 kasım 1939 arifesinde, Foreign Of-fice’in yüksek rütbeli memurlarından birinin bir takım temaslar yapmak ü-zere Holândaya hareket ettiğini katiyetle öğrenmişti.
8 kasım günü öğleden bombanın patlamasından at önce, gizli teşkilâtın
rich, Entelijans Servisle olan her türlü miikâlemeye hemen nihayet verilmesini, muhatap Ingilızlerin de hemen tevkif edilerek Almanyaya getirilmesini emretti, tngilizleri kaçırma 8 kasım günü Venlo’da oldu. Kurbanlar iki Ingiliz ajanı Best ile Stevendi. Heydrich, acaba bütün plânlarını bozan böyle bir emri hakikaten vermiş miydi?
Goebbels’in kontrolü altında olan Alman gazeteleri, Best ile Stevens'in Buergerbraukeller suikastına dahil olduklarını ve Elsen teşvik ettiklerini İspata çalıştılar. Böyle olduğunu farzedelim: Heydrich nasıl oluyor da suikatten bir kaç saat evvel iki In-güizi kaçırma emrini verebiliyordu? Ş?xet onların plânlarından haberdar idi ise, neden bombanın patlamasına mâni olmamıştı?
Bütün bu suallerin tek bir cevabı var : Suikastı hazırlayan Heydrich'tir. Zira:
1) Münich polisi, mutat olan nezaret vazifesini ifa etmedi.
2) Hiçbir polis, vazifelerinda lâ-kaydî gösterdikleri için cezalandırılmadı.
3) Heydrich bombanın patlamasından iki saat önce, kendisine lâzım n-lan iki îngilizi kaçırttı. Böylece îngi-lizlcri suikasti hazırlıyanlar olarak göstererek Hitlerin sonbahar taarruzu için halk arasında ingillzlere karşı bir kin uyandırmak gayesi esas tutuldu. Aynı zamanda. Schellenbergin İngilizlerle olan teması neticesinde Hol&nda halkının ekseriyetinin bitaraf olmadığı anlaşıldığından, Alman halkının Holândalılara olan güvenlerine de leke sürülmek isteniliyordu Fakat bu netice elde edilemedi; Fransa taarruzunun tehiri de bunu gösterir; 1940 ilkbaharında Alman psikolojisi de değişmiş bulunuyordu
4 1 Elser. önceden kendisine verilen vazife mucibince, isteye isteye kendini tevkif ettirmişti.
5) Berlinin Gestapo şefi tarafından mücrimi sorguya çekmeye memur e-dilen adamlar Elscre pek ehemmiyet vermiyorlardı.
6ı Elser hiç muhakeme edilmedi. İHTİMAM GÖREN BİR SUİKASTÇI
Filvaki, Elser toplama kampına gönderildi. Fakat, AvusturyalI başbakan Schussnigg’e yapılan itinalı muameleye tâbi tutuldu. Führerin hayatına kasteden ve bu arada Hitlerin sekiz eski arkadaşının ölümüne sebep olan bir adamın hapishanedeki her arzusunun yerine getirilmesi biraz tuhaf değil mi? Kendisine bir radyo verildiği gibi, elinden marangozluk geldiğinden, rahatça tahta yontabileceği hususi bir höcreye geçti. 1945 nisanında, temerküz kampının kumandanına verilen bıı emir mucibince. Elser öldürüldü. Suikastın
Fakat, karanlık kalan bir nokta var: Hitler Heydrich’in plânından haberdar mıydı? Elimizde müspet bir delil olmamasına rağmen. Bitlerin bombanın patlamasından bira., evvel nutkunu yarıda bırakıp salonu ânıde terketmesi, onun bu suikastten haberdar olduğu fikrini kuvvetlendirir. Belki de, Heydrich. herhangi bir şeyi bahane ederek Führeri tam bombanın patlıyacağı sırada dışarı yollamıştır. Bu suikast meselesinin en karanlık olan noktası da zaten budur. Ne yazık ki, meseleyi yakinen bilenlerin hiçbirinin hayatta olmaması, bu noktayı ilelebet karanlıklar içine gömmektedir.
GELECEK MAKALE :
Sovyet ”temiıliği”

Çingeneler Avrupada nasıl yaşıyorlar ?
Avrupada. gayet bâriz vasıflar taşıyan bir ırka, yani Çingenelere te» sadüf edilir. Gerek âdetlerinin, ge-tekse konuştukları lisanın garip hu. susiyetlerine rağmen Çingenelerin menşei hakkında kati mahiyette bir bilgi edinmek kabil değildir.
Avrupa memleketlerinin Çingene, leri kabul şekli zamana ve mekâna göre değişmiştir. Ban memleketler, Çingeneleri, Türk casusu telâkki etmişlerdir. Bazıları ise Çingenelere ellerinden gelen yardımı göstermiş, ler, hattâ Rus Çariçesi II. Katerina gibi, arazi ihsan etmişlerdir. 1525 senesinde Macar Milli Meclisi toplandığında Çingene müzisyenleri husus! bir yer ayrılmıştı Görülüyor ki, Çingenelere karşı duyulan şüphe ile lara verilen kıymeti telif etmek bil değildir.
Eri son mâderşahi alîe
Çingeneler arasında kadınların
lü çok büyüktür. O kadar ki, Çingene kabileleri Avrupanm derşahl aileleri olarak mektedırler. Erkekler, zaman karılarının adını
kü, inançlarına göre tabiat kadın’a-ra erkeklerden üstün ve fevkalbeşer kuvvetler bahşetmiştır. Bu inancın neticesi olarak da Çingene erkekleri katiyen fala bakmazlar. Kadınlar arasında en iyi falcı ise hiç erkek çocuğu olmamış r pnnenin yedinci kız çocuğudur. * vedinci kız,
fevkalâde kabiliv» ;r t» arils eder: Ruhlarla konuşabilir, yer altındaki saklı defineleri görebilir.
on-ka-
ro-
en son mâ-kabul edil-evlendikleri alırlar. Ç İn-

4
8 Mayıa 1650
YENİ İSTANBUL»
Sayfa *
GÜNÜN
KONOMİK

Haftanın İktisadî hâdiselerine bakış
uk
Mr. Jenkins’in beyanatı
Amerika Birleşik Devletlerinin çiftçiyi koruma politikası neticesinde toplanan
MARSHALL YARDIMI
AFTA sonuna doğru gelen ha-
■ B herler, yakında başlı} acak olan Londra Konferansında görüşülecek mevzular etrafında Anglo-Sak-son mahfillerinde belirtilen tahminlerin ön plâna geçtiğini göstermektedir. Bu hususta Amerikan Dışişleri Bakanının beyanatı oldukça manidardır. Londra konferansında Amerikanın askeri ve iktisadi işbirliğini arttırmağa çalışacağını açıklayan Bakan, Atlantik Paktı devletlerinin as.;eri bütçeleri, Avrupa Tediye Birliği ve Torquay gümrük konferansı hazırlıkları mevzularının konferansta ele alınacağını belirtmiştir.
Birleşik Amerikanın Londra konferansında ileri süreceği bu mevzular yanında İngiliz mehafillnin, ayrı' olarak, millet’erarası rekabetin tanzim edilmesi zaruretine de temas e-decegi söylenmektedir. Londıadan aldığımız bir habere göre, Londra konferansındaki İngiliz tezi esas itibariyle, Alman ve Japon sanayiinin İngiliz mallarına yaptığı rekabet ve bunun İngiliz ihraç kudretine ika ettiği zararlar meselesi üzerinde teksif edilecektir. Filhakika Ekonomik İşbirliği İdaresi, aralarında İngiliz l sermayedarları bulunan Amerikan şirketlerinin ve Ingilterede şubeleri bulunan Amerikan fabrikatörlerinin mezkûr Alman ve Japon ticaretinin rekabetinden şikâyet ettiklerini bildirmektedir.
İUI ÎLLETLERARASI sahada kay-"^"da değer hâdiselerden bin de, hafta içinde. Avrupanın Amerikaya yapacağı ihracatı inkişaf ettirmek için. Birleşik Amerikada alınan tedbirlerdir. Filhakika Amerikan ihracatında görülen umumi azalış karşısında Avrupa memleketlerinden yapılan ithalâtın arttığı Amerikan Ticaret Bakanlığının raporunda a-çıklanmaktadır. Bu şekilde ticaret muvazenesinin aleyhte gelişmesini temin için alman tedbirler meya-nında gümrük tarifelennde tatbiki tasavvur olunan tenzilât fikri başta gelmektedir. Böylece Birleşik A-merika ticari mehafîlinde Avrupadan gelen ithalâtın arttırılması yolunda sarfedilen gayretler Amerikanın*Avrupa iktisadı kalkınmasını sağlamak hususundaki alâka ve menfaatini belirtmektedir.
EÇEN haftanın mühim iktisadi hâdiselerinden biri de Sovyet Rusya ile Birleşik Amerika ve Batı Avrupa arasında devam eden reka-1 bettir. Bu cümleden olmak üzere dünya piyasasında Şpvyet Rusya ile Birleşik Amerika arasında kauçuk sahasında beliren rekabeti başta zikredebiliriz. Ingiliz ticaret meha-filine göre, kauçuk fiatleri dünya piyasalarında yükselmiş ve ticari kauçuk stoklan yavaş yavaş piyasadan çekilmeğe başlamıştır. Bu meytnda geçen hafta içinde 1 milyon sterling I değerinde kauçuğun Singapurdan Rıısyaya müteveccihen hareket etmesi bu kanaatlen takviye etmektedir.
Diğer yandan Sovyet Rusyanın Kumanya petrollerine el koyuşu ve Rumen endüstrisinin sıkıntı içinde olması, demirperde arkasında duyulan petrol ihtiyacımn şiddetini de gösterecek mahiyettedir. Aynı zamanda Doğu ve Batı Avrupa ticaret münasebetlerinin de gittikçe daralmakta oluşu karşısında İngiliz ve Rus münasebetlerinde bir gelişme olacağı rivayetleri, Rusyanın bazı maddeler hususunda düyduğu ihtiyaçların ehemmiyetini tebarüz ettirecek mahiyettedir. I
İMİ EMLEKETİMİZÎ hafta içinde ■ B yakından alâkalandıran iktisadi haberlere gelince, ilk önce hafta I
başında Marshall idaresi Neşriyat Bürosu tarafından gönderilen raporu zikredebiliriz. Mezkûr yazıda belirtildiğine göre, memleketimizin 2 sene sonunda Marshall plânından gördüğü yardımların bilhassa 1949-1950 yılında muhtelif sahalara sirayet edecek şekilde artmış bulunması) i ve 1948 - 1949 yılında yardımdan faydalanmamış bulunan sulama, balıkçılık, petrol sondajı, demiryolları, denizyolları, Karabük, krom madenleri vesaire gibi sahaların 1949-1950 yılında geniş miktarda yardım mevzuuna girişi kayda değer. Her ne kadar hafta içinde gelen haberlerde TUrkiyenin, Marshall yardımından faydalanan memleketlerin hemen hemen sonlarında geldiği ve nüfus miktarı bakımından e-saslı 4 büyük devletten sonra geldiği halde yardım hususunda aynı nispeti muhafaza etmediği bir vakıa ise de, memleketimize bu 2 yıl zarfında yapılan yardımların vüsatini küçümsemek doğru olmaz.
ti AFTA içinde zirai ve sınai faaliyet sahamızda sarfedilen gayretler ve vanlan neticeler de ayrıca kayda değer, ilk önce zirai mahsullerimiz sahasında bir çok tedbirlerin alındığını görmekteyiz. Bu cümleden olmak üzere, pamuk kontrolü nizamnamesinin tatbikatını görüşmek üzere Ticaret Bakanlığı alâkadarları bir toplantıya çağırmış, zeytinliklerin ıslahı yolunda hazırlanan 30 bin aşı kalemi ihtiyaç bölgelerine sevke-dilmiş, 5 milyon kilo bal yetiştiren memleketimizde bu mahsulün ehemmiyeti üzerinde durulmağa başlanmış, yeni tiftik mahsulümüzün 5 bin tondan fazla olacağı açıklanmış, Tarsusta yeni arpa mahsulünün idrak edildiği ve kalitesinin iyi olduğu tesbit olunmuştur.
Sınai sahada sarfedilen faaliyet meyanında, geçen hafta İzmirde hususi teşebbüs tarafından yapılacak çimento fabrikası faaliyetinin arttığını ve fabrikanın ekim ayında kurulacağını ve Sümerbankm Ankaradaki Çırçır fabrikalarının da genişletileceğimi zikredebiliriz.
IHA YET hafta sonunda Dış Ticaret Reisi Munis Faik Ozan-soy, tertip ettiği basın toplantısında, kahve, iüks otomobil ve demir mev-zulanna ait açıklamalar yapmış ve anlaşmamız olmıyan memleketlerle , yapılacak görüşmeler neticesinde bunlarla münasebetimizin ahdi e-saslara bağlanarak, elde kalmış küçük stokların da sürülmesi imkânla-1 nnın sağlanacağını ilâve etmiştir, j
Ayrıca mahsul piyasamız ve fiat hareketleri de haftanın kayda değer iktisadi faaliyetleri zümresindendir. Ezcümle, mahsul piyasamızda görülen faaliyet meyanında. 1949 mahsulü işlenmiş tütünler üzerinde satışlara intizar olunduğunu ve Fran-saya tütün satıldığını ve yeni mahsul hazırlıkları dolayısiyle çuval satışlarının hararetli bir safhaya girdiğini zikredebiliriz.
Şehrimizdeki fiat hareketlerine gelince, bunlar arasında krema fiatlerinin yükseldiğini, sade yağ piyasasında beklenilen düşüşün daha vuku bulmadığını, mevsim sebzeleri fiatlerinin düştüğünü, beyaz peynirin I pahalılaştığını, buz fiatlerinin tesbit olunduğunu, yumurta fiatlerinin yükseldiğini. yoğurt fiatlerinde yükseliş görüldüğünü kaydederek, haftanın iktisadi icmal panoramasını tamamlamış oluruz.
YENİ İSTANBUL
dört milyar dolarlık müdahale fazlasının hazin hikâyesi
AMERİKAN FEDERAL BÜTÇESİ NASIL KISILABİLİR?
Birleşik Amerika Hükümeti Federal bütçesini kısmak lüzumunu hissediyor. Bu lüzumun sebeplerini ikiye a-yırmak kabildir. Evvelâ federal masraflar hakikaten çok yükselmiş, böylece bütçe açığını genişletmiştir. Saniyen, seçim neticesini tayin edecek vergi mükelleflerinin muhalefet partisi olan Cumhuriyetçiler tarafından ve vergilerin yüksekliği ileri sürülerek elde edilmeleri ihtimali mevcuttur.
Truman Hükümeti federal masrafları kısmak için üç fasıl üzerinde oynayabilir:
1) Yabancı memleketlere yardım,
2) Milli Savunma bütçesi,
3) Fiyat destekleme politikası.
‘‘Soğuk harb’ln intikali mümkün man'ın demokrat fasla dokunmak de üzerinde

• •
her nn sıcak harbe olduğundan Tru-hükûmeti İlk iki istemiyor. Böylece oynanabilecek federal
masraf faslı olarak geriye ziraî politika bahsi kalıyor. Ancak zirai mahsullerin fiyat seviyelerini koruma meselesi de kolayca halledilecek bir mevzu değildir. Çiftçi sınıfı Amerikanın müstehlik sınıfı demektir. Zürraın satın alma kabiliyetini azaltmak Amerika dahilinde her an bir buhran yara-tabillr. A ’
Fasit bir daire manzarası arzeden bu bahsi kısaca gözden geçirmeye çalışalım.
FIAT DESTEKLEME POLİTİKASI NASIL BAŞLADI?
1930 senelerinde, çiftçinin içinde bulunduğu zor duruma bir son vermek için pamuk ve buğday fiyatları korunmak istendi. Çiftçinin 1904-1914 senelerindeki kazancı ve doların aynı devirdeki iştira kabiliyeti esas alınarak zirai mahsullerin “normal fiyat-larr’ tesbit olundu. Eğer, bu maddelere talep az olur, fiyatlar böylece “normal’’in altına düşerse federal hükümet derhal müdahale edecek; mahsul fazlasını satın alarak fiyat seviyesini normale yükseltecekti.
FİYAT POLİTİKASINDA ZAMANLA DEĞİŞME
Pamuk ve buğday için kabul olunan bu prensip zamanla diğer ziraat mahsullerine de tatbik edilmeye başlandı. O kadar ki. artık bugün bütün toprak mahsulleri 'himaye politikasından istifade etmektedirler
1930 senelerinde temeli atılan “ziraî politika” netlesinde federal bütçenin bu kısma ayrılan faslı her geçen sene kar topu gibi büyümeye başlamıştır. Ziraatin makineleşmesi, kimyada elde edilen terakkiler toprağın verim kabiliyetini yüzde 35 e yakın arttırmıştır. Neticede de terakki. A-merikan Hükümetine bir hayli pahalıya malolmaya başlamıştır.
Fiyat himaye politikasının bir çıkmaza girdiğini gören federal hükümet, satın almak mecburiyetinde kaldığı
Toplayan : Halûk N. Tansuğ le bütün Amerika balkını 5 sene doyu-dır.
Meselâ, Kansasdaki tek bir soğuk bava deposunda yedi milyon kilo tutarında süt tozu muhafaza olunuyor. Bahsi geçen bu depo için senede 22.000 dolar elektrik masrafı, 136.000 dolar işçi masrafı edilmektedir. Buzhane tesisatı kurulurken harcanan 2 milyon dolan da eklersek sadece süt tozu mevzuunda ve bir tek muhafaza yeri İçin bütçenin katlandığı yükü daha iyi anlarız.
Amerika Ziraat Bakanlığının başını 500 milyon dolarlık derde sokan diğer bir toprak mahsulü de patatestir. Federal Hükümet mahsul fazlası patatesi elinden çıkarabilmek için onları gübre diye kullanılmak üzere köylüye dağıtmaya başladı. Fakat köylü bunları tekrar Bakanlığa yeni mal gibi sürmeye başlayınca yeni tedbirler almak icabetti ve şöyle bir usul düşünüldü: Patatesleri boyamak ve öylece renkli olarak köylüye dağıtmak. Fakat tatbikatta patateslerin ancak fıçı üstüne rastlayan bir kısmı boyanabilmiş ve boyanın dokunmadığı dipteki patatesler köylü tarafından yine mahsul fazlası olarak Federal Hükümete satılmıştır. Bir hayli gayret sar-fedildlktcn sonra nüfuz kabiliyeti fazla bir boya icat edilmiş ve böylece patateslerden kurtulmak kabil olmuştur.
Bu gibi örneklere her malda rastlamak kabildir. Yalnız toprak mahsulleri fazlasını muhafaza edebilmek için Amerika Hükümeti, günde 237.000 dolar, yani senede 85 milyon dolar masraf ediyor.
• •
SİYASİ LİDERLERİN TAKINDIKLARI TAVIR
9
Fındıklıda
tonluk bir
balık soğuk hava deposu yapılması kararlaştı
Birkaç günden beri şehrimizde bulunan İktisadi İşbirliği Türkiye İcra Komitesi Balkan Yardımcısı Mr. Jenkins dün akşam Ankaraya dönmüştür. Mr, Jenkins şehrimizde bulunduğu müddet zarfında Devlet Denizyolları, Toprak Ofisi ve hususî teşebbüs sahipleri ile temaslarda bulunmuştur.
Dün Ankaraya hareketinden evvel kendisiyle görüşen bir arkadaşımıza bu temasları hakkında aşağıdaki izahat) vermiştir:
H— Devlet Denizyolları Umum Müdürü Cemil Parman ile Amerikadan gelecek yardım personeli hakkında görüştüm. Bu yardım heyeti 8 kişiden müteşekkildir ve memleketinizde en az bir sene kalarak D. Dz, Y. ile beraber çalışacaktır. Heyete başkanlık edecek olan Mr. Slater, iki arkadaşı Lle beraber memleketinizde bulunuyor. Kendisi Amerikanın, deniz işlerinden en iyi anlıyan adamıdır. Bir müddetten beri Cemil Parmanla müzakerelerde bulunan Mr. Slater bugün (dün) Ankaraya gidecek. orada resmi makamlarla temaslarda bulunduktan sonra tekrar ts-tanbula avdet edecek ve Cemil Parman ile müzakereleri tamamlayacaktır.
tovva’dakl bir depoda dağ gibi yığılmış mısır stoklarından bir kısım.
mahsul fazlasını elinden çıkarabilmek için çiftçiyi kontrola teşebbüs etmiştir.
Meselâ, toprağın verim kabiliyeti ve bir sene önceki mahsul durumu hesap edilerek buğday ekilecek arazinin genişliği tahdit edilmek istenmiştir. Ancak bu tahdidat dahi hükümetin arzu ettiği neticeyi vermemiştir. Çünkü çiftçi ya tavsiyeye tam riayet etmemiş veya daha dar bir arazi üzerinde daha entansif çalışmakla gene fazla mahsul elde etmeye muvaffak olmuştur. Yahut meselâ, buğdayı az ekmiş fakat bu sefer mısır mahsulü talepten fazla olmuştur. Mahsul fazlasını nasıl olsa hükümete satabilmek imkânı da çiftçiyi tedbirli harekete zoriamamış-tır.
Federal hükümetin depolarında biriken ve bir türlü elden çıkarılamıyan mahsul fazlaları ikinci dünya harbinin patlamasıyla azalmaya başladı. Ancak harbin sona ermesiyle beraber federal depolar tekrar mahsul fazlalarlyle dolun taşmaya yüz tuttu.
• •
BUGÜNKÜ RAKAMLAR
Federal hükümetin büyük masraflara girerek inşa ettirdiği modern soğuk hava depolarını, siloları dolduran mahsul fazlasını gözümüzün önünde canlandırmaya çalışalım:
YUMURTA TOZU: 60 vagonluk 12 yük katarını dolduracak kadar.
BUĞDAY; Dünya yüzünde yaşayan bütün insanlara 12 şer dilim ekmek yedirtecek kadar.
TEREYAĞI: 150 milyon nüfusa malik Amerikada 15 yaşından aşağı bütün çocuklara 10 sene müddetle her sene bir büyük pasta ikra medilecek kadar.
MISIR; Mısırdan yapılan yemekler-racak kadar.
PAMUK: Amerikada yaşayan her kadına 54 elbise yapacak kadar.
ARMUT: Amerika Kongresi âzala-rına 3239 senesine kadar günde bir armut verecek kadar.
Bu saydıklarımızdan başka süt tozu, hindi, fasulya, peynir, yün, pirinç vesaire de depolan doldurup taşırmakta-
9 •
Toprak mahsulleri fazlasını Amerikanın dışarı satması mümkün olamıyor. Çünkü, hem Amerikanın fiyatları diğer memleketlerinklne nispetle yüksektir, hem de dünyada dolar sıkıntısı mevcuttur.
Mahsul fazlasını satın almak ve üstelik muhafaza için masraf etmek, kısaca tarım politikası, federal bütçenin tahammül edemlyeceği ağırlıkta bir yük haline gelmiştir.
Bu hakikat karşısında siyasî liderlerin takındıkları tavır calibi dikkattir. Aşağı yukarı hepsi sistemin bozukluğunu itiraf edip hükümete çatıyorlar. Fakat meseleyi halletmek için ortaya sürülen tekliflerden hiçbiri de birbirini tutmamaktadır. Meselâ mısır memleketi Illinois’dan seçilen senatör Lucas mısırdan gayri toprak mahsullerinin hükümet tarafından desteklenmemesini istiyor. Pamuk memleketi Oklahama'dan gelen senatör Thomas ise pamuktan gayri diğer toprak mahsullerinin federal makamlar tarafından korunmasını lüzumsuz görüyor. Geri kalan siyasî liderlerin de İştirakiyle fasit daire böylece tamamlanıyor ve müspet hiçbir neticeye varmak kabil
TÜrkiyeye yapılacak bu teknik yardımdan başka malzeme yardımı da yapılmaktadır. Marshall Plânı tahsisatına dahil olmak üzere sipariş edilen İstanbul için araba ve yolcu vapurları, römorkörler ve Marmara tipi gemiler birkaç aya kadar gele-cektir.»
Bundan sonra balıkçılık mevzuuna temas eden Mr. Jenkins demiştir kir
**— Toprak Ofisi ile yaptığımız temaslar neticesinde balık ve etlerin muhafazası için 5000 tonluk bir soğuk hava deposu yapmaya karar verdik. inşaata önümüzdeki aylarda başlanacaktır. Yeri, Fındıklı civarında tesbit ettik.
Bundan başka bugün pek iptidai vasıtalarla çalışmakta olan balıkçılarınız da yakında modem malzeme ile teçhiz edilecektir.,*
olamıyor.
Patateslerin gübre olarak kullanılması İçin boyama amellyesl (Çiftçilerin geri getirmesini önlemek üzere)
1 “Life"daıx
Teksas’daki Luhbock prese fabrikasının yanına etrafta biriken stok balyalardan yaklaşma bir haydi zorlaşmıştır. (Amerikadaki muvasala stoku pamuk fazlası
Teksas’da bir çiğit açık hava deposu. Yalnız buradaki miktar 25 bin tondur ve kapalı depolarda yer kalmadığından buraya yığılmıştır.
6,159.499 balyadır)
Hafta içinde, havadis sütunlarımızda, yurdumuzun her tarafına yağan yağmurların istihsal bölgelerindeki müstahsil köylüyü sevindirdiğini haber vermiştik, bilhassa Orta Anadolunun buğday bölgelerine feyizli yağmurların yağışı, kuraklık tehlikesini önlediği anlaşılmaktadır. Bu hükme varan tüccar, yeni mahsul yılı İçin hazırlıklarına başlamıştır. Bu hazırlıklar, ilk tesirini çuval piyasasında göstermiştir. Bilindiği gibi, bereketli mahsul senelerinde, en çok ihtiyaç hissedilen, aranılan bir mal da çuvaldır. Zira zirai mahsullerimizin çoğu çuvalla, pek azı da, dökme olarak satılmaktadır.
Yağmurlara rağmen, henüz buğday mahsulü hakkında ilk tahminlere bile girmek henüz mevsimsiz addedilmektedir, tik tahminlerin mayıs nihayetine doğru cenup bölgesi için, haziran ortalarında da, buğday istihsalâtında birinci derecede rolü olan Orta Anadolu için kabı) olabileceği anlaşılmaktadır.
Fındık hakkında Uk tahminler yapılamadığı halde, alivre satışların başladığı anlaşılmaktadır. (Bu hususta bu sütunun nihayetinde, Trabzon iktisat muhabirimizin verdiği malûmatı okumayı tavsiye ederiz).
Yeni sene mahsullerinden İlk tiftik partisi, piyasaya gelmiştir. Kırkım biten yerlerden de parti parti şehrimiz piyasasına mal sevkıyatına başlanmıştır. Henüz yeni sene tiftik mahsulü üzenne büyük ticari partilerin satışı başlamış değildir. Bunun için bir müddet daha beklemek lâzımdır.
İSTANBUL
Ticaret Borsasmda eski sene mahsullerinin piyasası tama-miyle durgun geçmiştir. Yağlı tohumlar grupunda, susanı, keten tohumu, ay çiçeği tohumu üzerine mahdut miktarda işler olmuştur. Ay çiçeği tohumu, hafta içinde 25 kuruşa düştüğü halde, hafta sonunda 28 kuruşa kadar yükselmiştir. Alıcılar yerli fabrikalar teşkü etmekleydi.
Susama gelince: Bu malın da stoklan azalmıştır. Elde kalan mallar da. kalite itibariyle aşağı mallardır. Bu yüzden fiyatlar hafta içinde 60 kuruşa kadar düşmüştür. Yağlı tohumlar grupunda, canlılığı muhafaza eden yalnız keten tohumudur. Bezir yağı fabrikaları bu mala karşı mütemadiyen istekli davranmaktadırlar. Bu yüzden keten tohumu 40 kuruştan aşağı düşmemiştir.
Hafta başında, durgunluk ve kararsızlık İçinde geçen fındık piyasası, hafta sonunda tekrar canlanmıştır. Bilhassa kabuklu fındığa karşı istekler artmıştır. Buna sebep her sene ramazan ayından evvel, Arap memleketlerinin bu mala karşı müşteri olmasıdır. Eu isteklerin tesiriyle hafta başında 82 kuruş olan sivri fındık, hafta sonunda 85 kuruşa kadar yükselmiştir. Cevize gelince; piyasaya Karadeniz menşeli mallar gelmektedir. 26 kuruş gibi
Sorsa ve piyasalarda haftalık vaziyet
düşük bir fiyatla satılmaktadır. Halbuki mevsim başında yüksek kalitedeki mallar, 54 kuruştan muamele görmüştü.
Bakliyat grupuna gelince; elde kalan eski mallardan kuru fasulye fiyatı 22 kuruşa kadar düştüğü halde dış piyasalardan bir istek yoktur.
İZMİR
İzmir, 7 (Hususi muhabirimizden telgrafla) — İzmir Ticaret Borsacında çekirdeksiz kuru û^iun geçen hafta da en hareketli maddeyi teşkil etmiştir. îngillzlere yapılan fon 15 bin 500 tonluk satışı takiben İrlanda ve Mısırın biner ton üzüm almaları ve Fransa, Hollanda, Belçika ve tsveçin de alıcı vaziyete geçmeleri Bor-sada talebi arttırmış ve fiyatların süratle yükselmesini intaç etmiştir. Ancak Borsada fiyatların yükselmesi İngiliz teslimatına tesir edeceğe benzemektedir. Filhakika Îngillzlere yapılan satışta 9 numaranın fob fiyatı 52.50 kuruştur. Halbuki Borsada aynı üzümün işlenmemiş ve ambalâjsız iptidai maddesinin fiyatı 57 kuruşu bulmuştur 8 kuruşluk ambalâj ve işleme masrafını da ilâve edince beher kiloda 12 kuruş zarar hâsıl olmaktadır. Bu vaziyet muvacehesinde ellerinde stok üzüm bulunmayan bir kısım ih-raçevlerinirı İngiliz teslimatını yeni mevsime talik etmek istiye-çekleri anlaşılmaktadır. Yükselmeğe başlayan fiyatlar üzerinde baskı yapmak maksadiyle birkaç gün önce İngiltere İaşe Nazırlığının İzmlrdeki mümessilinin Borsaya giderek bir kısım teslimatın gelecek rekolteye teklifinin mümkün bulunduğunu bahane etmiş olması da ihracatçıların durumunu takviye eder mahiyette görülmektedir. Diğer alıcı piyasalar rrıübnyaalarında fiyatlarımızın yükselişini takip edebilmektedirler. Bilhassa tsveçin alıcı vaziyete geçmesi piyasada memnunlukla karşılanmıştır. Çünkü mevsim başında steriingl takiben İsveç kronunda yapılan devalüasyon üzerine zararlı vazıyete düşen bu kısım ihraçevle-rimizin teslimattan tmtinaları karşısında memleketimizden üzüm ithaline lisans vermlyen İsveç Hükümetinin bu defa bu kararından vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Her sene TÜrklyeden 3-4 bin ton üzüm alan bu piyasanın bu yıl ihtiyacının bir kısmını Kaliforrıı-yadan kapatmış bulunmakla beraber 2 bin ton kadar mübayaada bulunabileceği umuluyor.
Mısıra ihracat devam ettiğinden esasen stoku çok küçülmüş bulunan incir piyasası hafta zarfında sağlamlığını muhafaza etmiştir. Eldeki 6 yüz ton hurda incire henüz alıcı bulunamadığından satıcılar bunların nıübayaası için Tekel İdaresine müracaate
karar vermişlerdir. Hariçten yeni siparişler gelmediğinden hafta zarfında Borsada pamuk durgun bir vaziyet arzetmiş ve fiyatlarda 10 kuruşluk bir gerileme kaydedilmiştir. Yalnız stok miktarı çok azalan ve dahili imalât için aranan yer pamuğu fiyat seviyesini muhafaza edebilmiştir. Alâkalılar önümüzdeki günlerde Çekoslovakya, Macaristan ve Avusturyadan taleplerin gelmesini mümkün görmektedirler.
Hafta içinde Borsada gelecek mahsul için pamuk alivre satış konuşmalarına rastlanmışsa da bağlantılar olmamıştır. Henüz kati bir mahiyet arzelmiyen bu konuşmalarda birinci akalanın fiyatı 200 ile 205 kuruş arasında tebarüz etmiştir ki, câri fiyata nazaran 10 ilâ 15 kuruşluk bir gerileme vardır. Hafta zarfında pamuk yapağı piyasasındaki gevşeklik devam etmiş ve fiyat 2 kuruş daha gerileyerek 118 kuruşa düşmüştür. Yegâne alıcı olan pamuk yağı fabrikalarının alâksızlığı yüzünden Borsada pamuk çekirdeği hafta zarfında da bugün vaziyetini muhafaza etmiştir. Fiyatın son zamanlarda gösterdiği düşüklük Üzerine Yunanistan bu maddemizle alâkalanmağa başlamıştır. Bu alâka, mubayaaya inkılâp edebilirse piyasanın yakında hareketlenmesi beklenmektedir.
ADANA
Adana, 7 (Hususi muhabirimizden telgrafla) — Bugün sona eren hafta zarfında Adana pamuk Borsasmda ufak tefek muameleler olmuşsa da alıcıyı dâ satıcıyı da tatmin etmemiştir. Sü-nıerbankın Adana satın alma kurumuna tahsis ettiği 4-5 milyon lira ile mubayaaya devam edilmektedir. Sümerbankm 1950-1951 programına göre daha 4-5 bin ton pamuk alması beklenmektedir. Sümerbıınk, Adana Borsasmda fiyat yükselmesini önlemek için huftada ancak 100-200 ton pamuk almaktadır. Sümerbanktan sonra Adanadaki diğer büyük alıcı bir iki firmadan ibarettir. Bugünkü mubayaalara göre pamuk fiyatı birinci akala 180-185, ikinci akala 160-175. üçüncü akala 145-155 kuruştan kapanmıştır. Adana yerli pamuğunu tamamen İngiltere almış ve sevkiyata da hemen başlamıştır. Hâlen istekli alıcı olmasına rağmen ne müstahsilde ve ne de piyasada yeril pamuk katmamıştır. Hafta içinde Mersin limanından 500 ton kadar pamuk Avrupanın diğer memleketlerine ihraç edilecektir Bunun 250 ton kadarını, Çukurova Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği, İngiltere ve İspanyaya salmıştır. Mevsuk bir kaynaktan aldığım diğer bir habere göre Avrupaya bugünlerde 2-3 bin tonluk yeni bir satış
yapılmak üzeredir. Yeni kampanyaya kadar eldeki stokların tamamen sarfedileceği umuluyor. Zira o zamanlarda Çekoslovak-yaya Yugoslavya, İsveç yeni taleplerde bulunmuşlardır. Bu memleketlerdeki iplik ve dokuma fabrikalarının yıllık ihtiyaçlarını henüz tamamen kapatmadıkları anlaşılmaktadır. Son iki üç gün İçinde Adanadan pamuk isteyen yabancı alıcılar arasına İngiltere dahi girmiş bulunuyor. İngiltere bilhassa savcin pamuğu istemektedir. Savcin pamuğu elyafının yeknasaklığı ve vasıf üstünlüğü bakımından rağbet görmektedir. Bu pamuklardan Almanya, İngiltere ve İspanyaya daha önce gönderilen partiler beğenilmiştir. Hollanda ve Yugoslavyaya da Adana menşeli mühim bir parti pamuk sevkedilmiş, mukabilinde manifatura, kâğıt vesaire alınmak üzere ani aş ma>’a varılmıştır. Pamuk kampanyasının yüksek fiyatlarla açılıp bilâhare mütemadi şekilde gerilemesi piyasada başlıca endişe ve istikrarsızlık mevzuu olmaktadır. Susam üzerine de evvelki gün Hollanda ile bir ış olmuştur. Çukurova bölgesinden biraz mal verilmiştir. İç piyasada hâlen 55 kuruşa satıcı bulunmaktadır. Susam fiyatlarının düşmesinin sebeplerinden biri de yüksek fiyatlarla İhracata bir türlü imkân bulunamamış olmasıdır. Susanı fiyatlarının bugünkü seviyeye inmesinden sonra ihracat yapılabileceği ümitleri kuvvetlenmiştir. Keten tohumu için bu hafta istek artmıştır. Hafta zarfında Danimarka ile birkaç iş birden olmuştur. Fiyat. Adanada şimdi 38 kuruştur. Fasulye burada feci durumdadır. 20 kuruşa kadar düşmüştür. Eldeki ma) çürümek, bozulmak tehlikesine maruz bulunduğundan bu fiyatla satıcı da mevcuttur. Yerli Adana buğdayı 24-25 kuruştan muamele görmektedir. Alıcı ve elde maJ olmasına rağmen satış gevşektir. Akuâı pamuk tohumu 8,5-9, yerli 5 kuruş ise de mevcut azalmıştır. Stoklar hemen tamamen erimiş bulunuyor. Fabrikalarda bir şey kalmamıştır denilebilir. Müstahsilin elindekiler ise pek cüzidir ve tohumluk fazlasıdır. Pamuk yayı ve pamuk küspesi üzerine hafta içinde kayde değer bir muamele olmamıştır.
TRABZON
Tarbzon, 7 (Hususi muhabirimizden telgrafla) — Hafta içinde Karadeniz fındık piyasaları kararsız durumlarını muhafaza etmişlerdir. Herkes beş on güne kadar yeni rekolte hakkında belirecek kati tahminleri öğrenmeğe gayret ssrfetmektedir. Bununla beraber yeni mahsul için alivre 140 kuruştan sif İstanbul eylül yüklemesi satışlar vardır. Bu hafta içinde 337 ton kabuklu satışı olmuştur. Piyasa, limanda bulunan bir Alman vapurunun yüklemesini tamamlaması üzerine yükselişin durmasını beklemektedir.
PATOU
JEAN
MARCEL ROCHAS
AGNES DRECOLL



z
Bütün Elbiselerde Beyaz...
P
JL ARÎS terzileri tarafından teşhir edilen elbiselerin onda altısında beyaz bir garnitür varı Organtin, pike, işlemeli ve düz keten, pliseli yelek veya “papiyon kravat,, şeklinde kullanılıyor. Baz an da bu beyaz kumaşlardan kısa ceket, kol ağzı garnitürü veya truakar ceketlerin içinde astar olarak da faydalanıldığı oluyor. Hattâ geçenlerde Pierre Balmain lâciverde boyanmış bir yarım astragan ceketin içine beyaz pike astar geçirerek ortaya orijinal bir model çıkarttı. Tayyörlerle beyaz kolalı gileler giyiliyor. Beyaz muare veya satenden olan bu-gileler hayat arkadaşlarımız erkeklerinkini çok andırıyor. Tayyör yakalarına, şapka kenarlarına, gece elbiselerinin kemerlerine konulan beyaz gül, leylâk, karanfil gibi tohumlan simden olan beyaz çiçekler geceleri gayet zarif durarak elbiseleri süslüyorlar. Elbise ve tayyörlerin üzerine beyaz renkte olmak şartiyle her türlü süs konulabiliyor. Mahirane bir şekilde meydana getirilmiş ufak bir garnitür bir elbiseye baştanbaşa, değişik bir ifade verebilir. Jean Patou (yukarda, soldaki resim) beyaz garnitürü gayet belirsiz bir şekilde kullanıyor; lâcivert yünlüden olan bu tayyörün yaka kenarlanna hafif beyaz bir zırh geçirilmiş, Küçük şapka da beyaz pikedendir, kenarında kırmızı kirazdan süsleri var. Ortadaki resimde Marcel Rochas sadece omuzlan örten bir pelerin üzerine daha uzun ikinci beyaz, bir pelerin daha geçirmiş, beyazlık yakanın kenarına kadar uzuyor.
Şapka, tamamen beyaz tüyden yapılmıştır. Sağ taraftaki resimde Agnes Drecoll’un beyaz pike yakalı bir elbisesini görüyorsunuz. Şapka ile eldivenler beyazdır. Şapkanın kenannda kalın bir lâcivert file vardır. Koyu renkli bir elbiseye hafif bir eda vermek istediğiniz zaamn büyük işlemeli bir mendili ortadan çapraz olarak kesecek olursanız veya herhangi bir beyaz kumaşı alarak aynı şekilde keserseniz 15 dakika içinde zarif bir yakaya sahip olabilirsiniz. Şayet tayyörünüzün kol ağızları biraz eskidi ise, onlan üç dört santimetre keserek sireden bir biye geçiriniz, sonra da üzerine beyaz ketenden bir kolluk koyarsanız neticeden çok memnun kalırsınız. Beyaz, uzun zaman giyilen elbiselerin ikinci gençliğini, yenilerin ise tazeliğini temin eder.
MAD CARPENTtER: Genİ3 dekoltenin kena- . nndaki beyaz biye genişliyerek omuzu örten başka bir biye meydana getirmektedir.


İlkbahar makyajı
★ Modanın bu senekl renklerine dikkat edin. Koyu portakal, gri gibi renklerle taze ve parlak bir makyaja İhtiyaç vardır. Koyu pudra ve rujlar artık kullanılmıyor.
★ Renginiz ne olursa olsun kırmızı bir elbise giyiyorsanız, dudak ve yanaklarınızın rengini bu kırmızı renge muhakkak uydurmaya dikkat edin. İki üç ayrı kırmızı tonun bir ara-ja gelmesinden çok, göze çirkin gözüken hiçbir şey yoktur.
★ Şayet esmerseniz, sarı giymeyi de seviyorsanız, kaklarınıza ve gözlerinize fazla siyah boya sürmemeye dikkat edin, zira sarı rengin neşrettiği şualar siyah rengi koyulaştırırlar.
★ Yeşil, solgun bir yüze bahar ifadesi verir. Onun için dudak ve yanak boyalarının açık olmasına dikkat edin. Beyaz tenliler, kendilerine İyi giden mor ile leylâk kırmızısı ruj kullanmalıdır.
★ Tırnaklarınıza pembe renkte cllâ sürüyorsanız, ayak parmaklarınıza da sürmeyi ihmal etmeyiniz.
★ Çok açık renkli rujlara göre kalem olmadığından, rujunuzu sürerken dudak! irinizin hudııdıırııj aşmamaya gayret edin. Dudaklarınızın daha güzel gözükmesini istiyorsanız üzerlerine 30 derece ılıklıkta bir damla gliserin sürün.
ir Yüzün bariz noktalarına sürülecek olan iıer renkli madde, o nahiyeleri büsbütün bariz bir hale sokur.
ir Yüzün düz vey çukur yerlerine konulacak olan her nevi renk oralara daha düz ve oyuk bir hal verir.
PİERRE BALMAİN: Kolları çok geniş olan bu lâcivert mantonun içine beyaz pike astar geçirilmiştir. Elbise deniz mavisi ottomandan yapılmış olup kolsuzdur. Beyaz İpek bir şifon dekolteyi tebarüz ettiriyor. Şapka da beyaz pikedendir.
MOLYNEUN; İnce yünlüden olan bu tayyörün yakası kruaze beyaz pikedendir. Kol ağızlarında aynı beyazlık tayyöre başka bir zarafet veriyor.
BRUY’ERE: Yeleği sırt kısmında olan bu tayyörün önünde beyaz bir fiyonk vardır. Tekmil tayyör lâciverttir.

8 Mayıs 1950

„ Tarla «
* \ r^KavvM °’ar“U
* c“«» « MSnd''a'o,Îkl LM*
. Şehirde küçük çaP farını)»
• MühC-’" *•
60 “ 4 lar, aördOKten
lc,„ae »“«un ““ au.nl*'
«•"’ m..' (»“"• fonrB R ♦
Çift Diferansiyeli’1
M ATAŞ TİCARET T.A.Ş.
Cumhuriyet caddesi 29 • Taksim
Telefon ı 84575 Telgraf ı MAT ASAN • İstanbul
«ett VW ffİMR HSR İ$İ CÖRÜR
w ‘
%
MAKINA
ELEKTRİK EVİ Ltd. Şti.
SLAVIA - DIESEL MOTÖRLÜ
(SIĞMA) Sulama Tulumbaları
SAATTE 200 ve 400 TON SU VEREN
5 ve 8 PARMAK TULUMBA GRUPLARIMIZ UYGUN FİYATLARLA DEPOLARIMIZDA EMRİNİZE HAZIRDIR.
İSTANBUL
Galata, Mertebani S. 6
Telefon : 4 19 7 5
Telgraf : MAKELİŞ
ANKARA
Bankalar Cad. 53
Telefon : 12 2 2 8 Telgraf : MAKİNA
BAS. DİS. NEZLE. ADALE .SİNİR ROMATİZMA ve butûn ağrılara karşı
GÜNDE 3 KA$E ALINABİLİR.
Bütün Nakliyecileri yakından ilgilendirir.
Tasfiye halinde bulunan İstanbul Türk Anonim 8u Şirketi İLAN
Şirketin 1 haziran 1950 tarihinden itibaren beherine mukabil 500 frank tediye edilecek olan % 4 faizli tahvillerinin kura keşidesi muamelesinin 16 mayıs 1950 tarihine müsadif salı günü saat 11 de şirketin Gala tada. Voyvoda caddesinde Astküra-zloni Generali hanında birinci kat 3 numaralı yazıhanesinde a-leni surette icra edileceği; itfa e-dilecek tahvilât ile kupon bedellerinin 1 haziran 1950 tarihinden itibaren iş Bankası İatanbul şubesi tarafından tediye tdllccc-
Dr. NECİP DİNÇ
Fizik vr elektrik tedavisi nıütelıussiM
Fİzloterapi ve basur memelerinin en kolay kansız ve a-mcllyatsız elektrikle tedavisi. Galatasaray, İncilli Sefareti karsım, İmnnn Ap. 65/S

Yukarda gördüğünüz İLÂN KULELERİ renkli resimleriyle ve geceleri elektrikle tenvir edilmek suretiyle Ankara halkının karşısına çıkmaya başlamıştır.
İlk REKLÂM SÜTUNU Kızılay karşısında faaliyete geçmiş ve büyük bir rağbet görmüştür.
Yakında istanbulun en mutena yerlerinde bu sütunlar dikilecektir.
Hem şehrin güzelleşmesine, hem de tüccar ve iş adamlarının işlerinin artmasına yardım edecek olan bu tek vasıtadan istifadeye çalışınız.
MÜRACAAT YER/ :
BEYOĞLU KAYMAKAMLIĞI KARŞISI Telgraf : HETLO - İstanbul Telefon : 44756-57
YENİ İSTANBUL ANKARA MÜMESSİLLİĞİ Kâzım Özalp Caddesi Ilgar Ap. 1/9
(ULUS Sineması'yanında)
Telefon : 23031
ği; tahvillere bağlı kupon kalmadığı cihetle faizlerin tediyesi 1 aralık 1946 tarihinden itibaren bankaya ibraz edilmesi lâzım gelen tahviller üzerine damga konulmak suretiyle yapılmakta olduğu tahvilât hamillerine ilân olunur
Taafıyo memurları
ENDÜSTRİSİNİN
MADEN İŞLETMELERİ İÇİN KOMPLE TESİSAT
MAKİNE VE ÂLETLER
KOMPRESÖRLER, TAZYİKLİ HAVA ÂLETLERİ
EKSKAVATÖRLER, ROLDOZER VE İNŞAAT MAKİNELERİ
ETKER
HAN
TELEFON: 4 1044
MAKİNE VE
Amadedirler.
IİR KÖPRÜ VE ÇELİK İNŞAAT TÜRKİYE UMUM MÜMESSİLİ
TAYLAN
GALATA-TAHİR TELGRAF : TAYLANETKE
MÜHENDİSLERİMİZ, SİZE LÜZUMLU
TESİSLERİ TESBİT İÇİN İŞTİŞAREYE

1 \
• V
7’ ■’i*/ ta * Xt1 «w. 5 ’
7 1 1 . * *
İl r *p* j »
1) \ V yF f V
7 "* i t

hA - -■*.


i i A



Lt t z

K J
r
a
r
Çiftçilerimize müjde Alman sanayiinin en mütekâmil eseri. Sabırsızlıkla beklediğiniz TİM DİZEL 25 BEYGIRL K NORMAG traktörlerimiz
Bol yedek aksamiyle gelmiştir. Traktör almadan bir defa görmeniz menfaatiniz icabıdır
TÜRKİYE GENEL MÜMESSİLİ:
MEHMET KAVALA
Galata, Tahir Han
■ Telefon: 40430 - 42673 Telgraf: Lamer İstanbul I TEŞHİR VE SATIŞ MAHALLİ :
I Tepebaşı, Alp Oteli altında
V






Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğünden:
1 — Tapu ve Kadastro idareleriyle Arazi Kadastrosu (Tapulama) Müdürlükleri ihtiyacı için 73 kalem defter ve evrakın tabı kapalı zarf usulü ile ihale edilecektir.
2 — İhale 26.5.1950 tarihine müsadif cuma günü saat 15 te Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde yapılacaktır.
3 — Tapu ve Kadastro İdarelerine ait olan 61 kalemin muhammen bedeli 11500 ve muvakkat teminatı 863 liradır,
4 — Tapulama İşlerine ait olan 12 kalemin muhammen bedeli de 32690 Hra olup muvakkat tcminAtı 2452 Uradır.
5 — Her ikisinin muhammen bedeli 44190 lira ve muvakkat teminatı 3315 liradır.
Heyeti umumıyesi bir müteahhide ihale edileceği gibi ayrı ayn da ihale edilebilecektir.
6 — Teklif mektuplarının mezkûr günde saat 14 e kadar teslim edilmesi şarttır. Postada vaki olacak gecikmeler nazara alınmaz.
7 — Şartnamesi komisyonda görülebilir.
8 — İsteklilerin muayyen gün ve saatte müracaatları. (5787)
Beden Terbiyesi İstanbul
Bölge Başkanlığından:
İnönü Stadyonıuna asılacak İlân ve reklâmlar için stüdyomda bir büro kurulmuştur.
Reklâm ve Hân yerlerini görmek ve bu husustaki şartnameyi tetkik etmek üzere cumartesi ve pazar günleri hariç her gün 9 - 12 ve 14 - 17 ye kadar mezkûr büroya müracaatları ilâ nolu-nur. (6034)
BİR ADET 3 TONLUK KAMYON SATIN ALINACAKTIR Ankara Elektrik, Havagazı ve
Otobüs işletme Müessesesinden:
1 - V.8 tipinde bir adet 3 tonluk Ford kamyonu teklif verme usulü ile satın alınacaktır.
2 - Ellerinde mevcut veyahut en geç 30.61950 tarihine kadar teslim edebüecek durumda bulunanların tekliflerini 15.5. 1950 tarihine kadar Müessese Umum Müdürlüğüne vermeleri İlân olunur.
İzmir Belediye Başkanlığından:
1 — Şehir Oteli bahçesinde elektrik tesisatı yaptırılması işi Fen işleri Müdürlüğündeki keşif ve şartlaşması gereğince açık eksiltmeye konulmuştur. îşin keşif bedeli 15048,90 lira ve geçici teminatı 1129 liradır.
Bu işe girebilmek istiyenler Fen İşleri Müdürlüğünden belge almaları lâzımdır. İşin ihalesi 15.5.1950 pazartesi günü saat 15 dedir. İsteklilerin teminatlarını Belediye veznesine yatırarak mak-buzlariyle İhale günü belli edilen saatte Encümene başvurmaları.
2 — Eş re fp aşa caddesinin Çukurçeşme karakolundan itibaren 330 metre boydaki kısmının Bandırma parke taşlariyle esaslı tâmlri Fen İşleri Müdürlüğündeki kejif ve şartlaşması gereğince açık eksiltme suretiyle yaptırılacaktır. Keşif bedeli 28995.75 lira ve geçici teminatı 2175 liradır. İsteklilerin teminatlarını Belediye veznesine yatırarak makbuzlariyle ihale tarihi olan 15.5.1950 pazartesi günü saat 15 de Encümene başvurmaları.
3 — İki adet beşer tonluk uzun kamyon şasisi Temizlik İş-
leri Müdürlüğündeki şartlaşması gereğince kapalı zarflı eksiltme ile satın alınacaktır. Her ikisinin birlikte Muhammen bedeli 21000 lira ve geçici teminatı 1575 liradır. İşin ihalesi 15.5.1950 pazartesi günü saat 15 tedir. isteklilerin 2490 sayılı kanunun ta-rifatı dairesinde hazırIıyacaklan teklif mektuplarını ihale günü en geç saat 14 le kadar Encümen Başkanlığına vermeleri lüzumu ilân olunur. (5539)
VOLVO
KAMYONLARININ
240
1303/1304
201/ 202
MEHMET KAVALA
Tahir Han Galata
â|
Motör Hususiyetler cinsi
Telefon 40430-42673
Telgraf: Lam e t İstanbul
Ttlrkiyedekl arazi ve yol vaziyeti gözönünde tut»ılarak, getirttiğimiz en elverişli tiplerim sayın müşterilerimize arzc-diyoruz: Model Fabrika
tonajı
Dünyaca maruf İsveç çeliğinden mamul
7 DtZEL 5 ileri 1 geri vitesli, uzun şaşı, 2200 devirde 100 fren beygir kuvveti
6.5 BENZİN Takviyeti, orta ve uzun şaşi, 3000 devirde 90 fren beygir kuvveti
2.5 BENZİN Kamyonet - kaptıkaçtı, şoför mahalli ve şoför mahalsiz, 3600 devirde 90 fren beygir kuvvetinde
Kesik burunlu DÎZEL ve normal burunlu BENZİN motörlÜ uzun otobüs şasileri.
TÜRKİYE GENEL MÜMESSİLİ :
Ankara ilkbahar At
Yarışları dün başladı
Dünkü yarışların neticelerini veriyoruz
Dün A İtayı 4-0 mağlûp ederek Galatasarayla aynı puvana gelen fakat averajda öne geçerek Milli Küme şam piyonluğunıı kazanan Fenerbahçe on biri bir aradu... Sarı - Lâclvertülerl tebrik ederiz.
Birinci koşu: Üç yaşındaki safkan Arap erkek ve dişi taylara mahsus, ikramiyesi: 1200 lira, mesafesi: 1000 metre idi.
1. Ş. Eliyeşil, Civan. 56 kilo. Müşterek bahiste ganyan 100 kuruş.
ikinci koşu: (A) grupuna mensup dört ve daha yukarı yaştaki safkan Arap at ve kısraklara mahsus olup ikramiyesi 1200 lira, mesafesi 1600 metro idi.
1. M. Karamehmet, Selçuk, 57 kilo. Müşterek bahis ganyan 160 kuruş.
Üçüncü koşu: Üç yaşındaki safkan İngiliz erkek ve dişi taylarına mahsus olup ikramiyesi 2000 lira, mesafesi 1600 metre idi.
1. M. Karamehmet, Anış, 56 kilo. Müşterek bahis ganyan 100 kuruş.
Dördüncü koşu: (B) grupuna mensup dört ve daha yukarı yaştaki saf-
1600
kilo.
Müş-
kan Arap at ve kısraklara mahsus ikramiyesi 1200 lira, mesafesi metre idi.
1. H. Yakupoglu, Düldül, 60
2. E. Oğuz, Kanunî, 57 kilo,
terek bahis ganyan 400 kuruş, plâ-seler 1,75 ve 220 kuruş.
Bu koşuda Seyhan koşmamıştır.
Beşinci koşu: Dört ve daha yukarı yaştaki safkan İngiliz at ve kısraklara mahsus olup ikramiyesi 2000 lira, mesafesi 1800 metre idi.
1. M. Karamehmet, Citadel, 58 kilo.
2. Ş. Eliyeşil, Modalı, 58 kilo. Müşterek bahis ganyan 150 kuruş. Plâ-seler 110 ve 110 kuruştur.
Çifte bahis 3 ve 5 inci koşular a-rasında idi 2-1 ve 3-1 1.45 kuruş, tklll bahis 4 üncü koşuda olup 1-5 11,70 lira vermiştir.
“Sunderland,, kadrosunu
teşkil eden futbolcular
Ingiliz futbolunun
Çok çetin, münakaşalı ve hayli sert geçen bir oyundan sonra

Z
Fener, Alfayı dün 4 0 yendi, şampiyon oldu
Dünkü galebeden sonra, Galatasarayla aynı puana gelen Sarı - Lâcivertliler, şampiyonluğu averajla kazandılar
İzmir 7 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Senenin en mühim maçına takımlar şöyle çıktılar:
Fener takımı:
Cihat - Müjdat, Hilmi - Samlm.
Kâmil, N tı s ret - Erol. Cemal. Ahmet.
Lefter, Hallt,
İzmir’de
Arsenal’den sonra
Bunların içinde birçok beynelmilel ve
bel bağladığı sporcular bulunmaktadır. Takım Londrada
10 mayıs tarihinde şehrimize gelecek İngiltere profesyonel likinin en kuvvetli takımlarından olan ve hâlen lik Liderlerinden 2 puvan farkla ikinci vaziyette bulunan 'Sunderland,, 9 mayısta Londradan KLM uçağı ile hareket edecektir. “Sunderland,, 13 mayıs cumartesi Beşiktaşla, 16 mayıs salı, Genç Milli takım namzetleriyle, 20 mayıs cumartesi Galatasa-rayla, 21 mayıs pazar, F. Bahçe takı-miyle 4 maç yapacaktır. Sunderland takımında şu oyuncular mevcuttur:
Mopson (kaleci) — Sunderland takımının en emektar ve fedakâr kalecisidir. 12 seneden bert bu takımda oynamaktadır. İngiliz Millî takımı İle beraber Cenubî Amerikaya gitmiştir.
Stelling (Sağ müdafi) — 10 seneden ben Sunderland’da oynamaktadır. Arsenal takımının idarecileri Stelling için 13.000 sterling teklif etmişlerse de Sunderland bu teklifi kabul etmemiştir.
Hudgell (sol müdafi) — Hudgell 5 seneden beri Sunderland’da bek olarak oynamaktadır. Hudgell 13.200 cterling’e Cristal Palace’dan satın alınmıştır, takımın en iyi müdafile-rindendir, 27 yaşındadır.
Walsh (orta haf) — 30 yaşındadır, 9 seneden beri Sunderland’da oynamaktadır. 4 defa MIHI takım kampı-ha alınmıştır.
Broadis (sag muavin) — Broadis 82 yaşındadır, 4 seneden beri Sun-derland’dadır. İngiliz Ordu takımının en iyi oyuncularından olup 7 defa Ordu takımında yer almıştır. Charl-ton Broadis’e 24.000 sterling etmiştir. Profesyonel futbolun inceliklerine vâkıftır.
teklif bütün
seneden beri en golcü olup mü-giymiştir. bin ster-
en çok sevilen ekiptir
Wright (sol muavin) — 12 seneden beri Sunderland’da oynamaktadır. İngiltere Genç Milli takımında, A ve Ordu millî takımında oynamıştır. Wright’in transfer fiati 22.000 sterlingtir.
Watson (sağiç) — Watson Sunderland’da 5 seneden beri oynayıp, takımın kaptanıdır. Son defa oynanan İngiltere — İtalya maçında oynamış ve muvaffak olmuş, futbolculardandır. Millî takımda en çok oynıyan futbolculardandır.
Davis (merkez muhacim) — Sunderland takımında 10
oynıyan Davis takımının futbolcusudur. 35 yaşında teaddit defa millî formayı Davis’in transfer fiati 29 lingdir. :
L. Shacktelon (soliç) — Sunderland’da L. Shackleton 3 seneden beri oynamaktadır. Çok ince ve bilgili bir futbolcudur. 32 yaşında olan L. Shackleton 21,000 steriing’e satın alınmasına rağmen bugünkü transfer fiati 30.000 sterllng’dir.
Maclaln (sol açık) — Çok süratli ve serî bir futbolcu olan Maclain beş seneden beri Sunderland’da oynamaktadır. Maclaln birinci sınıf bir futbolcu olmakla beraber atletizmde de birçok birincilikleri vardır, 29 yaşındadır.
Sunderland Londrada Arsenalden sonra en çok taraftan olan ve oyunu sevilen bir takımdır.
Sunderland, profesyonel futbolun bütün inceliklerine malik olup, ikinci kümeye hiç düşmemiştir. En son olarak 6 mayıs cumartesi günü Chelsey İle yaptığı maçı Sunderland 4-1 kazanmış bulunmaktadır.
Beşiktaş dün ordu takımını
yendi: 3 - 2
Maç, yağmur yüzünden, baştan sona kadar zevksiz cereyan etti
Italyaya gidecek olan Ordu karması takımımız dün ikinci maçını Şeref Stadında Beşiktaşa karşı yaptı.
Beşiktaş takımı sahaya şöyle bir kadro ile çıktı:
Mehmet — Yavuz, Vediî — Levon, Kâmil, Eşref — Süleyman, Recep, Şevket , Kemal, Rahmi.
Ordu takımı da bir gün evvelki Galatasaraya karşı çıkan kadrosunu aynen muhafaza ediyordu.
îlk devrede oyun baştan sona kadar karşılıklı hücumlarla devam etti. Beşk i taşlılar, 15 nci dakikada Recep vasıtasiyle bir gol kazandılar. Ordu takımı devrenin sonlarına doğru Sa-lâhaddlnin uzaktan yaptığı bir vuruşla beraberlik golünü çıkardılar. Devre 1 - 1 berabere bitti.
İkinci devrede iki takımda ufak değişikliklerle sahaya çıktılar.
Devrenin ilk dakikalarında Beşiktaşlılar ikinci gollerini yaptılar. Biraz sonra da Ordu takımı Salimin bir kafa vuruşiyle bu gole mukabele ettiler. Devrenin 35 inci dakikasına kadar oyun iki - iki devam etti. Fakat 33 üncü dakikada Recep Beşik-taşın 3 üncü golünü yapmaya muvaffak oldu. Maç bu suretle 3-2 Be-şiktaşın galibiyetiyle sona erdi.

7 -

kiileclol
KUPASINI
Ltverpool nisanda Londra'nın
KAZANIRKEN
Gorlng’in ayağından topu
ARSENAL, Kıral
Cyrll Sldlovv, Arsenal santrforu Pctor
Wembley fitadyomunda yapılan bu maç 2-0 Arsenal'ın galibiyetiyle
Geçen hafta maçlarını bitirdikten sonra şampiyonluğu Fenerin İzmir maçlarına kalan GalatasaraylIlar İnönü Stdında... San - Kırmızdılar ve taraftarları kendileri İçi nhayati ehemmiyeti olan Fenerin İzmir maçlarını heyecanla beklediler fakat ne çare ki umduklarını bulamadılar.
Vefa, Göztepeyi 4 0 mağlûp etti İzmir 7 (Hususî muhabirimiz bildiriyor) — Bugün Alsancak stadında Milli Eğitim kupası maçlarının şampiyonunu belli edecek olan maç güzel bir havada 10 bin seyirci önünde yapıldı.
îlk maç Göztepe - Vefa arasında idi. Vefalılar sahaya şöylo çıktılar.
Şükrü - Mustafa, Rahmi - Emel, Melih, Salâhaddln - Hikmet. Aziz. Galip. İsmet. Bülent.
Göztepe takımı da şu şekilde sıralanmıştı:
Sadeddln - Fahri, Mehmet - Nâzım, Mustafa, Ahmet - Nezihi, Yüksel. A-lâeddin, Ahmet, özdemir.
Hakem: Refik Güven. Oyuna Göz-tepeliler başladı. Muntazam akışlarla Vefa kalesine doğru giderlerken topu kaptırdılar. 2 ne) dakikada İsmet soldan inerek pasını Galibe verdi. Galip gayet serinkanlılıkla kaleciyi de atlatıp Vefanın İlk golünü çıkardı. 8 inci dakikada Göztepe baskıyı arttırdı. 17 nci dakikada Bülent ortadan aldığı pası açıktan kale ağzına kadar sürdü ve sol dış vurarak topu ağlara taktı, ve devre Vefanın baskısı altında 2-0 berabere bitti.
îkinci devreye her İki takım da gayet bozuk bir oyunla başladılar. 6 ncı dakikada sağdan inen Hikmetin ortaladığı topu Galip kafa ile ağlara taktı. Netice 3-0 oldu.
18 İnci dakikada Vefalılar Göztepe kalesine akmağa başladılar. Galibin pasını alan Bülent kaleye kadar sürdü ve çektiği şut geri geldi. Tekrar bir şutla topu kaleye soktu ve netice Vefa lehine 4-0 galip vaziyete geldiler. Bundan sonraki çabalamalar bir netice vermedi ve oyun böylece bitti.
Benek! millî küme maçları biterken
almaya çalışıyor. 29 »ona ermiştir

ka-
• • gu-şut-
Altay takımı:
Fikret - Edvin, Mehmet - Kânı ran, Sahahaddln. Cemi) - Salâhaddln, Bayram, Adil. Ferit. Cihat.
Hakem: Reşat önen.
Oyuna Fenerin vuruşiyle başlandı. Her iki takım da gayet hareketli ve enerjik oynuyor. Oyun müthiş süratli. Üçüncü dakikada Samimin fevkalâde olan 35 metreden çektiği şut kale direğini yalıyarak geçti. Fener kısa zamanda bârlz bir hâkimiyet kurdu. Fakat Altay da mukabil leyi sıkıştırıyor.
16 ncı dakikada Salâhaddlnden zel bir pas alan Cihat keskin bir
la zaviyeyi gördü. Fakat Cihat yumrukla defederek uzun uzun alkışlandı. Oyun heyecanlı, halk yerinde duramıyor.
39 uncu dakikada Fenerbahçe soldan bir korner kazandı. Haüt çekti. Ahmet kafa İle kaleye yolladı. Fakat Altaylılar uzaklaştırdılar 40 inci dakikada Ahmet Samimden santraye yakın aldığı pası kaleye kadar sürdü. Kaleciyi atlatıp İlk Fener golünü çıkardı. Fakat Ahmet topu bârlz bir ofsayttan almıştı. Hakem nedense görmedi! Bu suretle devre 1-0 Fener lehine bitti .
2 nel devre:
lik dakikada Fener kalesine akan Altay, topu Cihada kaptırdı. 3 üncü dakikada Altay soldan bir korner kazandı. Cihadın çektiği korneri kaleci uzaklaştırdı. 2 dakika sonra Fener soldan bir korner kazandı. Korneri Halit çekti. Samimin yumuşak bir şutu He top tekrar Altay ağlarına takıldı. Hemen bir dakika sonra gene soldan bir korner alan Fener bu defa semere alamadı. 6 dakikada Al-taylılar bir frikik kazandılar. 18 yakınından Edvinin çektiği frikik sol zaviyeden girerken Cihat muhakkak bir golü kornere attı.
8 inci dakikada Lefterin sağdan kale ağzına kadar sürdüğü topu hafifçe ortaya kaptırdı. Ahmet topa dokunarak kaleye soktu: 3-0.
Bu esnada kaleci Fikret yaralanıp dışarı çıktığından kaleye Bayram geçti. Artık oyun bundan sonra gerek oyuncuların ve gerekse seyircilerin mukabil sinirlenmeleri İle elektrikli bir hava içinde geçti. Fenerbahçenln bir golü daha bekleniyor. Altay kalesi müthiş baskı altında. 25 dakikada Halit ortadan aldığı pası kaleye sürerken 18 içinde favulle durdurulduğu halde hakem penaltı vermedi.
40 inci dakikada Ahmet münasip bir şekilde gol pozisyonuna girerken favulle durduruldu. Hakem gene penaltı vermedi. 43 üncü dakikada 18 içinde vuku bulan bir karışıklık yüzünden oyuncular üstüste düştüler. Kaleci Bayram da yaralandı. Sıhhiye arabasına alındı. Kaleye Mehmet geçtL
Hakemin oyunu idaresi gayet berbat bir şekilde .Fenerbahçe yaklaşmak üzere bulunan vakit içerisinde bir gol daha atmak mecburiyetinde. Aksi takdirde şampiyonluk elden gidiyor. Bu ara maçın bitmesine bir dakika kala top sahadan halk tarafına kaçtı. Halk topu kaçırdı. Bir dakikalık bekleyişten sonra top sreri geldi. Halilln çektiği kornerden aldığı topu Samım 4 üncü defa olarak Altay ağlarına taktı. Bu gol girer girmez hakem oyunun bittiğini İşaret ederek sahayı terketmeğe başladı. Al-taylı oyuncular derhal hakemin et* rafını çevirdiler. Tehditkâr bir vaziyet aldılar. Bu nazik vaziyet karşısında hakem polis kordonu arasına alınarak odasına götürüldü. Sahadan çıkan halkın büyük bir kısmı stad önünde toplanarak hakemin çıkmasını ve neticenin ilânını istiyorlardı. Hakem görünürde yoktu.
Polisin kalabalığı dağıtmak üzere yaptığı mücadele netice vermiyordu.
Bu esnada eşofmanlarını giyerek Fener takımı, gitmek üzere kapıya geldiği vakit aleyhinde olan halk tarafından menfi tezahüratla karşılandı. Bunun üzerine polis ve jandarma güçlükle Fener takımını otobüse bindirerek, uğurladı.
Okuyucularımıza zengin ikramiyeli ve çok zevkli bir müsabaka hazırladık..
Bir radyo veya bir pikap kazanmak istemez misiniz ?
îngilterenln en kuvvetli profesyonel takımlarından biri olan Sunderland in Türkiye seyahati hiç şüphe yok kİ spor muhitimizde heyecanla karşılanan bir hâdise olmuştur. Gazetemiz, sporla alâkadar olan ve sporu seven okuyııcula rina bu heyecanın bir de eğlenceli tarafını İlâve etmeyi düşünerek maçların tahmin müsabakasını yapmıştır.
Tahminlerinde muvaffak olanlar arasında çekilecek kurada kazananlara listede bildirilen hediyeler verilecektir.
Müsabakamızın sualleri şöyledir :
1 — Sunderland’a en çok golü hangi takım atacaktır?
2 — Tahmin ettiğiniz takım kaç goJ atacaktır?
3 _ Oyunlarda pcnaâtı olacak mıdır? (Olacaksa adet yazılacak).
Aşağıdaki kuponda takım İsmi ve gol adedi yazılacak yerler boş bırakıl* nııştır. Ayrıca altında adres İçin de yer bırakılmıştır. Bu kupondaki sualleri cevaplandırarak mektuplarınızı İdarehanemize gönderiniz. (Mektupların üzerine ‘‘Sunderland,, kaydını ilâve etmeyi unutmayınız.
Müsabaka şartlan :
1 — İlk müsabakanın yapılacağı gün saat 14 e kadar elimize geçen mektuplar tasnife tâbi tutulacaklardır. Geç kalanlar nazarı İtibara alınnııyacaktır.
2 — Gazetemizde bugünden itibaren aşağıda gördüğünüz kuponlardan 0 tane neşredilecektir.
tstlyen bu kuponlun 4 maç için ayn ayn kullanabildiği gibi, kuvvetle inandığı neticede isabet nispetini arttırmak İçin aynı neticeyi 0 defa yazabilir, ve istediği kadar kuponla müsabakaya İştirak edebilir.
3 — Gazetemizden kesilmiş kuponlara yazılmamış olan tahminler nazarı İtibara alınmaz.
4 — Taşradan gönderilecek olan mektuplar elimize geç de geçse, postaya veriliş tarihine göre nazarı İtibara alınacaktır.
İZAHAT:
Bu tahmin müsabakamıza iştirak edenler arasında İlk tasfiye yapıldıktan sonra neticeyi doğru tahmin edenler arasındaki kura noter huzurunda yapılacaktır.
îlk sualdeki “En çok golü hangi takını atacaktır?,, cümlesinden kaslt galibiyet değildir; İngiliz takımının kalesine hangi takımın en çok gol atacağıdır. Meselâ Beşiktaş mağlûp olmasına rağmen İngiliz kalesine 3 gol atmaya muvaffak olursa, ve bu netice Türk takımları içinde en çok gollü netice İse, kuponlarında (Beşiktaş—3) olarak cevap vermiş olanlar tahmini doğru yapmışlardır. Bundan sonraki safha, torbadan İsimlerinin çıkma şansına kalmıştır.
HEDİYELERİMİZ
1
2
3
4
5
6
7
8
9
inciye: Philip* marka bir radyo, nciye: Luxor marka bir pikap, üncüye: Sheaffer’s marka altın ııclıı dolma kalcın. Üncüye: Bir çift spor ayakkabı (Tanca mağazasından), inciye: Güzel bir »por gömlek (Mayer mağazasından), ncıya: Yeni İstanbul'a bir yıllık abonman.
nciye: Yeni İstanbul'a 6 aylık abonman. İnciye: Yeni İstanbul'a 6 aylık abonman.
ve 10 uncuya Yeni İstanbul'a 3 er aylık abonman.
1 — Sunderland’a en çok golü hangi takım atacaktır?
2 — Tahmin ettiğiniz takım kaç gol atacaktır ?.............
3 — Maçlarda kaç penaltı olacaktır ?............... . •. .
İsim ’ ................................................
Adres : ... ..................................
I
e
A
I
*.

Comments (0)