SPOR
BUGÜN d İNCİ SAYFADA
AKŞAM
Sene 32 — No IltS« — Ttaö: ber eerde 10 kuruçtur.
PAZAR 0 Kaam 104»
Sahibi: Meemoddln Sadak — Tan İslerini fiilen İdare eden: c. Bildik — Akşam Matbua
Arnavutlukta Enver Hoca hükümeti çökmeğe başladı
Diğer peyk memleketlerde de aynı vaziyetin baş göstermesi muhtemel imiş
Millet Partisinin istizahı
Sovyet ihtilâlinin yıl dönümü münasebetile her taraftan tebrik telgrafları gönderildi, Tifo şu dakikaya kadar telgraf çekmedi
Arnavutlumun başşehri Tiran' dan iki görüniiş
C unnhurbaşk anmm nutku hakkında beş sual soruluyor
Ankara 5 — Cumhurbaşkanının Mocttsl açış nutkundan s®-ra. söz isteyen Eskişehir Milletvekili Ahmet Oğuz’a söz verilmemesi hfidlsesl. Millet Partisi Meclis grup uncu tenkld edilmiş ve neticede bu mevzu üzerinde ayrıca btr gensoru açılması karar altına alınmıştır.
Haşan Din çer, Ahmet Tahta-kılıç ve Ahmet Oğuz. imzalarda bugün Meclis Başkanlığına verilmiş olan gensoru önergesinde İnönü’nün som nutkunda Anayasa huduttan dışına çıktığı w kendi partisinin propagandasını yaptığı iddia edUmekteve hükümetten beş sual sorulmaktadır.
Amerikan savunma bakanı sert bir nutuk söyledi “Amerika çok kuvvetli bir kara devletine karşı hazırlıklı bulunmalıdır,, dedi
“Bir harh vukuunda insan huvveti bakımu dan geri olmaklığımız mümkündür. Bunu silâh üstünlüğü ve maharetimizle telâfi etmeliyiz,,
Mevyork 6 (&> — Amerikan Mim Savunma Balkanı Johnson dün sert bir nutuk söylemiş ve demiştir kİ;
«Amerika, çok kuvvetli bir kara devletine karşı hazırlıklı bulunmalıdır. Bunun için kav-
Askerlik müddeti
indirilmiyecek
Londra 6 (Nafcn) — Ama-I çullukta baş gösteren ihtilâl hareketlerinin bütün bölgelere yayılmakta olduğu Belgraddan gelen haberlerden anlaşılmaktadır. Yugoslavyaya kaçan Ti-to taraftarı Arnavutların verdikleri malumata göre, son hartalar zarfında yüze yakın talebe İsyan hareketlerine girişmek suçile tevkif edilmişlerdir.
Diğer taraftan New-York Herald Tribüne gazetesinin muhabiri de. siyasi cinayetlerin artmakta olduğunu ve Enver Hocanın ortalarda gözükmediğini söylemektedir.
Tirandan gelen haberler. Arnavut İçişleri Bakanının memleket dahilinde bir çok siyasi cinayetler işlendiğini ve komünist şeflere tecavüz hareketlerinde bulunulduğunu İtiraf ettiğini kaydetmektedir.
Siyasi müşahitlerin belirttiklerine göre. Mareşal Ttto’nun Komlnfornfa karşı şiddetle cephe almuı ve Yun anlatandaki dahili savaşın kojnüntet-leıln hezlmetile sona ermesi üzerin» Rusya Arnavutluk ile yakından meşgul olamamış ve bıı memleketteki kukla idare çökmeye başlamış Ur. Müşahitlerin flkrlnco, diğer bütün peyk memleketlerde de aynı vaziyetin husule gelmesi muhtemeldir. Moskovanın bu peyklerdeki Kızıl ordu birliklerini geri çekmemek hususunda göstermekte olduğu inat da bundan İleri gelmektedir.
S talin - Tlto ihtilâfı
Londra S (R) — Sovyet ihtilâlinin S2 nel yıldönümü mü-nasebetlla Moskova garnizonu yarın Kızıl meydanda bir geçit resini yapacaktır. Moskova-
ya her taraftan tebrik telgrafları gönderilmiştir. Yalnız Tlto şu dakikaya kadar tebrikte bulunmamıştır.
Londra 6 — Daily Herald gazetesinin Belgraddakl muhabiri Tlto - Ste.Ua lhtik'ıfının komünist dünyasının temellerini oynatmakta olduğunu bellrtr-mektedlr. Muhabir şunları da ilâve ölmektedir: «Trto müstakil bir komünizm dâvasını ortaya atmıştır. Bu davayı kazanması Moskovnyı yerlndon oynatabllecektir. Kremlin bunun farkındadır ve Tito’ya karşı açtığı savaşın şiddeti buna bir delildir.»
Bu muhabire beyanatta bulunan Yugoslav Başbakan muavini Moşe Piyade de Rusyanın •Pan Ruh siyasetini takip ettiğini ve tam m&nasllc kapitalist bir memleket olduğunu söyle mlştrt'
■■■■■■■>■■■■■■■» II
Bedel usulünün yeniden konulması, orduda fevkalâde olarak tekaüde sevk bahis mevzuu değildir
Milletlerin Garip Adetler i
Son günlerde, askerlik müddetinin kısaltılacağı ve bedel u-sulünûn yeniden kabul edileceğine dair muhtelif şayiaların gerek gazete sütunlarında, gerekse halk arasında dolaştığı görülmektedir. Ayrıca birçok subayların tekaüde sevkedlle-eeklerl de ba arada kuvvette söylenmeğe başlamıştır. Şehrt-rlmlzde bulunan Milli Savunma Bakanı Hüsnü Çakır, Tan muharririne bu hususlar hakkında aşağıdaki beyanatta bulunmuştur:
«— İstanbul» tatilimi geçirmek üzere geldim. Yarın Ankara ya. dönmek istiyorum Bahsettiğiniz, Bakanlığıma ait rivayetleri ben de duydum. Bırasiyle banlara cevap vereyim.
Evvelâ, fevkalâde olarak tekaüde sevked ilmiş vvya edilecek hiçbir ordu mensubu yoktur. Bugüne kadar tekaüd edilenler, normal yaş hadlerini doldurmuş olanlardır, kİ bu hususta kanun gayet sarihtir. Bunlar haricinde kimse, ne tekaüd •-dilmiş, ne de edilecektir.
Bedel meselesine gelince, biliyorsunuz kİ, bu bir kanun meselesidir. Halbuki Bakanlığım, bedel usulünün kabulünü mev-............................
Amerikan Savunma Bakam JohnMfl
ve 111 olmak lAzımdır. Bir barb vukuunda İnsan kuvveti bakımından geri olmaklığımız mümkündür. Bunu silâhların üstünlüğü ve maharetimizle telâfi ölmeliyiz»
Üçlerin toplantın
Londra, fl İR* — Amerikan DW«1 Bakanı Aebeaoa önü-
müzdeki hafta İçinde Paris’e gelecek, İngiliz ve Fransız Dış Bakanlarlle birlikte muhtelif meseleleri görüşecektir Bunların arasında Avrupa işbirliği, Almanya ve Avusturya meseleleri vardır. Bakana Alman ve Avusturya İşleri uzmanlan refakat edecektir.
Acheson hareketinden evvel Vlşlnskl ile görüşecektir.
Paris 5 (R) — Çarşamba günü burada toplanacak olan A-merlkan, Fransız ve Ingiliz Dışişleri Bakanlarının görüşmeleri iki gün devam edecektir-Bir habere göre Acheson «Birleşmiş Avrupa Federasyonu» Ün İlgili bir proje ile Parise gelecektir. Başkan Trumatfin böyle bir birliği süratle kurulmasını istediği de LlAve edilmektedir.
İlahiyat fakültesi dekanlığı
Ankara 3 — Bu yıl yeni açt» lan İlAhly&t fakültesi dekanlığına Eaal Arşe bük seçilmiştir.
Dünkü ve bugünkü işçi arasında fark...

Konforlu leyli mektep hayatı!
Asyg, Afrika, Amerika v® Avustra Oya’da yarı vahşi halde yaşayan dünyanın en möfeena-slp vücut 1 u kadın ve erkekleri. Bunların d@ğMm, aşk ve evlenme vakaları, bayram merasimi, cjaırlp itikat ve âöletll@ırl
Şanına'], hlr genç kız. bayramlık elbisesiyle
Yarın AKŞAM’da okuyunuz!
r-irırımı
Ustalaşmış ve kudretli vatandaşlarımızı meyus ediyoruz
Created by free version of 2PDF
40 bin işçiden devamlı şekilde çalışan 26 bini için kurulan •osyal tesisler — Kirleri çıkınca üşüyeceğim iddia ederek yıkanmak iatemiyen dünün işçisi yerine bugün her akşam hamama giren işçi — Kömür bölgelerinde bir cevelân — Cevher mmtakalannı uzaktan görüş ve hâsıl olan bir intiba
V.
Yazan : Cemaleddin Bildik
Son günlerde yine bir ilân çıkıp orta yaşlıları sinirlendirdi:
Devlet müesseseler! nden birine usta miirettip alınacakmış. Fakat yaşı kırk beşten falla olmamalı imiş.
Mareşal Fetain, seksen beş yaşında iktidarı eline aldı; ikinci umumi harbi geçiştirdi; malıkûm oldu; hapiste, hastanede bîr hayli zaman daha geçirdi, »emek, kırk beş yaşma bastıktan yarım asır sonra dnlıi insanlar müspet menfî çok iş görebiliyorlar. Siyasîlerden, sanatkârlardan, fen adamlarından, muharrirlerden, bankacılardan, sanayicilerden türlü misaller vermek lâzımdır.
Bizim usul ve âdetlerimi» arasındaki bu tahditler, — hele çalışmasından gayrı sermayesi ve kazanmak İmkânı olmayanları — ye’so düşürüyor:
—- Acaba biz hayatta ne yapalım? Kendimizi denize mi atalım? Biz ki ustalaştık ' ve senelerce çalışmak kudretini haiziz. Cemiyet biz-1 den nasıl müstağni olur? — I dedirtiyor.
«Bregü Kömürleri İşletmesi» umum müdürü B. Ihsan Soyalr. istihsalin 8-10 milyon tona çıkartmasını İstihdaf eden yeni tesis ve tevsi plânı hakkında izahat verirken işçi mevzuuna temas ederek öğrenmek tete-mşltlm: Kömür havzasında
40,000 işçi çalıştırıldığına göre bunların sosyal durumları ne şekilde organize edilmiştir? 40,000 amele devamlı surette çalışıyorsa hepsini barındırmak, yedirmek, temizlikleri ve sıhhatleri Uo alâkalanmak, kü-çümsenmlyecok bir İş olduğunu göre nasıl bir çalışma »İstemi İle bu İhtiyaçlara cevap verilebiliyor?
40.000 İşçinin devamlı surette çalşmadığına İşaret »den B. İhsan Soy ak, Lsahatına şöyle devam ediyor:
•— 40 bin işçiden M bini devamlı surette çalışmakta, geri kalan 14 bin işçi dc münavebeli şekilde çalıştırılmaktadır, Yani 14 bin İşçi 46 gün müddetle havzada çalışıyor, bu müddetin hitamında köylerimi giderek yerlerine, daha evvel köylerine giden 14 bin kişilik grup geliyor... Bu münavebe slştcml sayesinde havzada 26,000 işçi barındırılmakta ve har tiirlü ihtiyaçları göz önünde tutularak bayatlan evvelce tanzim edilmiş programlar* intibak atlir ilmektedir»
işçinin hayatı
B, frisan 9oynk*m bu »öaleri üzerinde durmakta vs işçiler .muma girerek hayatlarını yakından tetkik etmekte fayda görüyorum, çünkü bana anlatıldığına göre btr kömür tşçlsl-slnin hayatı, konforlu bir leyli okul talebesinin hayatından hiç de farklı değildir, Bir İşçiyi ele alarak hayatını şöylece prog-
mel yataklı karyolasından kalkıyor, kahvaltısını yapıyor, Ö^> le yemeğini yiyor. İş elbteestal giyerek lâmbasını abp oea£» giriyor, çalışıyor, işini bitiz®* ocaktan çıktı mı doğruca İm»* mama gidiyor, güzelce yıkanıyor. ocağa glrerkeD bırakt® temiz elbiselerini giyerek ty elbiselerini oradaki dolabın* bırakıyor, yemeğini yiyor, kahvede kahvesini İçiyor, liy&tr»
.ıiciıatv ııojuvııu FİJİ-" ..... —- --
ramiuştırıyorlur; işçi mükem-1 {Arkası S inci »ahifcdei
Sahile 2
AKŞAM
6 Ka'im 1919
Devamlı kontrol
Beşiktaş - K. Paşa 1-1 Deıizli iplik ff krihsımıı
Beyoğlunun yeni kaymakamı Muhterem Vefa V«-ncdaroğlu arada bir çıkıp kazası dahilindeki müesseseler! teftiş ediyor. İlk gönlerinde enkibar tabakanın toplantı veri diye geçinen bir pastaneyi teftiş etmiş, oraya, temizliğe riayetsizlikten dolayı ağırca bir ceza kesmişti- Geçen giın de yine namlı başka bir pastaneye girmiş, tezgâhlarının altında yanıcı maddelere taslamış, pastaneyi derhal kapatmış.
İşte halkın dört gözle beklediği idare adamı örneklerinden biri. Nereye gidersek önümüze uzatılan her şeyi Çözümüz kapalı yiyoruz, tereddüdsüs içiyoruz. Kaç para isterlerse veriyoruz. Başka türlü yapmak, pastaları muayeneye sevketmek, gazozları tahlile göndermek, flütleri kontrol etmek, tezgâhın altında mazot bulunup bulunmadığını araştırmak lıem ya pamıyacağımız bir iştir: hem de hu uları yapmak salâhiyeti bize verilmemiştir. İdare adamları bizim nam ve hesabımıza bu kontrolleri yapmakla vazifelidirler. Biz aldansak onlar aldanmazlar, biz uvusak onlar uyumazlar ve ancak böyle bir inançtan gelen itimadla rahat yaşayabiliriz. Kontrol, devamlı kontrol esastır. Bunu kim yapacak?
Eski Vali, ve Belediye reisimiz doktor Lûtfi Kırdar-dan gazeteciler arasına halkın arasında dolaşmasını, tra mvaya binmesini, pazardan alışveriş etmesini isterlerdi. Bir gün itiraf etti: Bunu ben de çok İstiyorum. Fakat vaktim yok. Belediyeye bir saat geç gitsem, kapıda yirmi kişi birikim
Doğrudur. Fakat yalnız İstanbıılun İçinde Vali ve Belediye reisinin sağ kolu mesabesinde salâhiyetlerle mücehhez 11 kaymakam ve pek çok nahiye müdürü vardır. Onların dolaşmaları, çarşıda pazarda onların görünmeleri hilekân sindirmek için, vatandaşa emniyet vermek için kâfidir. Şevket RADO
Vefa-Istanbulspor2-0 İE("Eİ1 llll,UİHİİ
A__ Başbakan bir nutuk söyledi
GalatasaraylIların toplantısı - Fenerbahçe nin senelik kongresi dün yapılamadı
va’.endaşların birleşmeleri lüzumundan bahsetti
Piyasada yeni iflâslar ihlimalindenhalısediliyor
Diirt firmanın daha güç durumda bulunduğu, vaziyetin bugün anlatylabileceği bildiriliyor
Piyasada tanınmış bir firmanın bir milyon liralık borçla İflâs ettiği yazılmıştı. Diğer dört firmanın da güç durumda bulunduğu, bunun önüne geçmeğe çalışıldığı bildiriliyor. Son Posta in münasebetle diyor ö:
«Acze düştüğünü bildirdiğimiz firma, piyasada pirinç, zahire ve krom İşleriyle uğraşmaktadır. Firma bir müddet evvel çe-konlovakyaya külliyetli miktarda krom satmayı taahhüd etmiş. elindeki mali İmkânlarla bu taahhüdü yerine getiremlye-eeği İçin piyasadan yüzde 33 e kadar yükselen faiz hadlerlyle bir lakım istikrazlarda bulunmuştur. Bu firma bil âhara gerek İngiliz lirasının düşürülmesinden ve gerek elinde mevcut kromların numuneye uygun olmamasından dolayı Çekoslo-rakyaya satış yapamamış, ka-
pattığı maden cevherleri kendi üzerinde kalmıştır. Firma bu suretle Osmanlı Bankası ve piyasadaki bonolarını zamanında ödeyememek durumuna düşmüş. banka da bir İhtiyati tedbir olarak bu firmanın mallarına haciz koydurmuştur.
Bu arada firmanın Oemonlı Bankası depolarında bulunan külliyetli miktarda pirinç stoklan da bozulmağa başlamış, bu yüzden aynca mühim bir zarar ve açık husule gelmiştir.
Piyasada dolaşan şayialara göre, acze düşen firma, banka ve piyasaya üç, dört milyon arasında borçlu durumdadır. Bu yüzden firmadan alacaklı olanların da vaziyetleri zorlaşmıştır.
Bir kısım bonoların tarihleri yann ve öbür gün hülûl edeceği için, hakiki vaziyet de, ancak, yann belli olabilecek demektir.»
Dışişleri Bakanı
Bugün Paristen Ro-ma’ya hareket ediyor
Paris 5 — Avrupa konseyi Bakanlar komitesinin müzakerelerine İştirak etmiş olan Türk Dışişleri Bakam Necmeddln Sadak bugün İngiliz ve Fransız Dışişleri Bakanlariyle görüşmüştür.
Nccmeddln Sadak yarın akşam irenle Komaya hareket edecektir,
Parts 5 (R) — Avrupa konseyi Bakanlar komitesi bugün çalışmalarını sona erdirmiştir.
- Avrupa pasaportu meselesinin tetkiki uzmanlara hande edilecektir .
Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilenler
Ankara 5 — Cumhur başkanı İnönü buğun Amerikalı kadın tayyareci Cockran'ı Amerikan Bçisi refakatinde kabul etmiştir. Cumhurbaşkanı Belediyeciler kongresinin tazimini arza gelen iıeyetl de kabul etmiştir.
Yeni bir Hemşire okulu
«Amiral Bristcb Amerklan hastanesine bağlı olmak üzere İnşa edilecek olan yeni Hemşire okulunun tanıtlatın ı töreni dün aaat İti da Birleşik Amerika Büyük. '""iri Wndswûrth'un huzuru Ue J^mnıjLir.
Veremle savaş
Balat dizpanseri dün açıldı
Veremle savaş derneğinin Ba-latta inşa ettirdiği yeni verem dispanseri dün saat 14 te kalabalık bir halk kütlesinin, hayır dernekleri mümessilleri İle basın mensuplarının hazır bulunduğu bir terenle açılmıştır.
Törende söz alan Veremle savaş derneği başkanı Ord. Prof. Dr. Tevfik Bağlam, memleketimizde ve dünyada yapılan verem savaşım İzah etmiş, bu savaşta koruyucu dispanserlerin önemini belirttikten sonra Balat Verem dispanserinin kurulmasında büyük yardımları görülen İstanbul Ticaret ve Sanayi odasına teşekkür etmiştir.
Bundan sonra açılış töreninde hazır bulunan Vali ve Belediye başkanı Dr. Fahreddln Kerim Gök ay, bir hitabe İle Cumhuriyet Türfayesinde yapılan hayır hizmetleri arasında bütün vatandaşların göğsünü iftiharla kabartan Veremle savaş derneğinin geçirdiği tekâmülü anlatmıştır.
VEHBİ ENÇÖNOL 7/11/849 Pazartesi günü sevgili babamız
VEHBİ ENÇÖNOL’un Hakkin rahmetine kavuştuğunun 40 meı günüdür Mevlûdu Hafız Meclt tarafından yarınki pazartesi günü öğle namazını müteakip Cihangir camiinde j okunacaktır. Bütün din kardeşlerimiz davetlidir.
Engönol allesJ namına oğlu
Dr. Fevzi
Dün lig maçlarının bcşlncl ’ ren bu Istonbulspor baskısı ne-hafia karşılaşmalarına İnönü . Liceslz kalınca. Vefalılar muka-«tadında devam edilmiştir. Ve- bU hücuma geçtiler. Oyun sert falılar rakiplerine nazaran da- ' bir şekil aldığı bir sırada, 25 inha düzgün ve daha temkinli oynamasının semerelerini Islan-bulsporu yenmekle elde elliler
Beşiktaşlılarsa beş hafta devam eden İstanbul İlginde ilk muvaffakıyetslzllğe uğnyarak Kasımpaşa Lle 1-1 berebare kaldılar.
Dünkü maçları idare eden hakemlerden Mehmet Reşat, pek kendini kapıp koy vermişti Vefalı Suphi lle tslanbulsporiu Kâmili oyundan çıkarması herkesi hayrette bıraktı. Çünkü bu hâdiseye kadar sahada her iki taraf oyuncular' birbirlerine öyle tekmeler attılar ki hakem kadar biz de bu kasti favüllerc hayret ettik. Sonunda sudan bir Sebeple kabak iki oyuncunun başında patladı. Hele yan hakemlerinden Selâml Akarın bayrak sallayışları da oyunun şlrazesİnden çıkmasına başlıca sebeb oluyordu.
Ortada ofsayt yokken bayrak sallaması ve ofsayt durumu bütün çıplaklığıyla kendini göstermesine rağmen, aldırış etmemesine ve bu yünden Vefalılara ikinci golü kazandırması doğrusu esefle karşılanacak hâdiselerdendi.
Beşiktaş • Kasımpaşa maçının hakemi Feridun Kılıç ise. sadece talihsizdi. Hâdiseler hep Feridunun aleyhinde tecelli etti durdu. Oyunun bittiğini İlân eden düdüdüğû çalmasını mii-taatop topun gidip Kasımpaşa kalesine girmesi talihsizliğinin en birinci delilidir, Vefa - îstanbulepor
Günün ilk karşılaşmasını Mehmet Reşat Naylrin hakemliğinde Vefa lle lstanbulspor yaptı, tkl takım sahada şu şekilde yer aldılar:
Vefa: Şükrü - Mustafa. Ruhi - Zeki, Melih, Emel - Hikmet. Galip, Suphi, İsmet, Bülent.
lstanbulspor: Turan - Sn İm. Kenan - Mustafa, Kâmil. Hidayet - Faruk, Salim, Şaban, Nevruz, Erdoğan.
Oyuna Vefalılar başladılar Karşılıklı hücumlar arasında geçen ilk anlarda ve İstanbul-spor kalesinin karıştığı bir sırada Vefa sollçl ismet plâse bir şütle ilk golü takımına kazandırmağa muvaffak oldu. (Dakika: 8).
Golden sonra tslanbulsporlu-lar oyuna hâkim oldularsa dıı hücum hatılannın beceriksizliği yüzünden netice alamıyor lardı: mamafih bu arada Vefanın genç kalecisi Şükrünün güzel kurtarışları da İstanbul-«porlulara gol İmkânı vermiyordu. Devre sonlarına doğru Vefalılar tekrar açıklılarsa da bir netice alamadılar ve devre de böylece 1-0 Vefanın lehinde bitti.
ikinci devreye, Istanbulspor-lular beraberliği kurtarmak azmiyle başladılar. İlk dakikadan İtibaren gol pozisyonlarına giren Siy aksanlılar Vefa kaleci -«1 Şükrünün enfes ve fedakâr oyunu karşısında netice alamt-yorlaıdı. 20 dakik» kadar sil-
cl dakikada hakem o âna kadar arkadaşlarına nazaran daha az sertlik ve favül yapmış olan Vefâlı Suphi lle Istanbut-sporiu Kâmili oyundan çıkardı Bu çıkarma hâdisesinden sonra hakem oyunun idare tarzını da elinden kaçırmış oldu. Oyun büsbütün sert-bfr şekil aldı.
44 üncü dakikada çok aşikâr bir ofsayt durumda topu yaka-hyan Bülent, ikinci golü de Vefaya kazandırdı ve oyun dıı böylece İstanbııisporiıılann ‘ mağlûbiyetiyle sona erdi.
Kasımpaşa —
Beşiktaş
Günün İkine! karşılaşmasını Beşiktaş, Kasımpaşa ite Feridun Kılıcın hakemliğinde yaptı, tkl takım sahada şu şekilde yer almışlardı ;
Beşiktaş: Mehmet - Yavuz, Vedlî - Nusret, Ali Ihsan, Hüseyin - Süleyman, Kemal, Bülent, Fahreddln, Şükrü.
Kasımpaşa: Abdullatır- Ali. Murtaza - Mustafa. Sabahad-din, İsmet - Hüsnü, K. Hüseyin, Osman, Bu man, Salim.
Oyuna Kasımpaşahlar başladılar. Beşiktaş müdafaasında kesilen ilk Kasımpaşa hücumundan sonra derhal oyunda hâkimiyet kuran Beşiktaşlılar rakip kaleyi süt bombardımanına tuttular. Nihayet 8 İnçi dakikada Şükrü, Bülentten aldığı bir pasla, Kasımpaşa kalecisini aşırtan bir vuruşla ilk ve son Beşiktaş golünü yaptı. Bu golden bir dakika sonra gene Şükrünün çok kuvvetli bir şiktü Kasımpaşa kalesinin direğine çarparak ovul oldu.
14 iincü dakikada Beşiktaşlı Bülent, ayağından sakatlanarak çıktı. Beşiktaş on oyuncu lle maça devam ediyor ve hâkimiyet! de rakiplerine kaptırmıyorlardı. 28 İnci dakikada Kemalin bir şiitünü Abdullah güzel kurtardı.
Devrenin bitmesine 8 dakika kala Kasmıpaşalılar rakiplerinden hâkimiyeti alarak. Beşiktaş
2-0
Beşiktaşlılar, İş İşten geçtikten sonra hücuma başladılarsa da Kasımpaşanın beraberliği bozmamak İçin kullandıkları taktik karşısında bir şey yapamadılar; Yavuzun topa vurduğu bir esnada hakemin düdüğü oyunun bittiğini Uân ediyordu; fakat aksi şeytan, oyunun bittiği hakem tarafından İlân edilmesine rağmen, top giderek Kasımpaşa ağlanna yerleşti. Hakem çok haklı olarak oyunun bittiğini daha evvelce bildirmiş olmam yüzünden, golü saymadı. Beşiktaşlıların itiraz etmesine de aldırış etmedi ve maç da böylece 1 - 1 beraberlikle sona ermiş oldu.
H. SAN

Gala ta saraylıların toplantı&ı
Stat meselesini görüşmek üzere dün klüp lokallerinde toplanan Galatasaray Klübü murakabe heyeti stat komitesiyle İdare heyetini dinledikten son-rastadın tribün ve diğer akşamının inşasının en kısa bir zamanda İkmaline karar vermiştir.
Fenerbahçelilerin toplantısı
Fenerbahçe Klübü senelik kongresi dün ekseriyet olmadığı için toplanamamıştır. İçtima için gelen üyeler kendi aralarında noktal nazar teatisinde bulunmuşlardır, Bu arada söy-Spor 3 tanenlere göre, gelecek hafta 1-klncl ve son defa toplanacak cilan kongrede bugünkü idare heyetinin büyük tenkide maruz kalacağı ve hattâ düşürüleceği iddia edilmektedir.
kalesine tehlikeli anlar geçirtmeğe başladılarsıı da netice de-
ğişmedi ve İlk devre 1-0 Siyah-beyazhlann '.ahinde bitti.
İkinci devreye Beşiktaşlılar Bülentten mahrum olarak on oyuncu 11e başladılar. İlk anlarda Kasımpaşalılar. Beşiktaş kalesi önünde topla fazla oynamak yüzünden muhakkak bir gol fırsatı kaçırdılar.
8 inci dakikada santrfor oy-nıyan şükrünün bir hücumunu Kasımpaşalılar hatalı bir şekilde durdurdular. Şükrünün çektiği penaltı Vefa kalesinin direğine çaraparak kaçtı.
Kasım paçalılar, sebebiyet verdikleri bu penaltıdan golsüz u-larak sıyrılınca yeniden Be-lk-taş kalesini çember İçine aldılar. Nihayet Ka.’impaşalılar hâkimiyetlerinin semeresini 32 n-cl dakikada aldılar, tkl Beşiktaş bekinin arasından sıyrılan Kasımpaşa sollçi Burhan, kuvvetli bir şfıtle takımının beraberin: golünü yaptı.
Dün yapılan basketbol maçları Dün Teknik Üniversite spor salonunda yapılan gençler arasındaki basketbol maçlarında Beyoğluspor. Denlzgücnü 18 - 17, Kurtuluş da Modayı 28 - 10 yenmişlerdir.
Basketbol teşvik turnuvasında da Galatasaray, Modaya 5? - 40 galip gelmiştir.
Bu akşam Teknik Üniversite spor salonunda gençler basketbol turnuvasının finali Kurtuluş ile Beyoğluspor, voleybol teşvik turnuvasının finali Galat asa ray la Beyoğluspor. basketbol teşvik turnuvasının da finali gene Oalatasarayla Beyoğluspor arasında yapılacaktır. Bu arada Galatasaray - Beyoğluspor basketbol karşılaşmasının devre arasında 1948 - 1949 mevsiminde spor oyunlarında derece alan klüp ve oyunculara mükâfatlan verilecektir.
Ali Ertekin dâvası
Kırklardı 5 — Ali Ertekinln. Sabahacldin Aliyi öldürdüğü mahalde yarın bir ke?Lf yapılacaktır. KIrklareli ağırceza mahkemesi reisi, asliye ceza hâkimi, asliye hukuk yargıcı, mühendis Kemal Tarman, sanık avukatı Edib Türkmen ve zabıt kâtibinden teşekkül eden heyet yarın saat 9 da hâdise mahal-, üne hareket edecektir.
Denizli 5 — Burada kurulmasına karar verilen 15000 iğlik iplik fabrikasının temeli, bugün
I Başbakan Şemseddin Günaltay | tarafından törenle atıldı. 1951 ! de faliyete geçecek olan bu fab-, ılka, Denizlinin iktisadi hayatında mühim bir rol oynıyacaktır. Fabrika yılda 17 bin ton pamuk işllyerek 15 bin ton iplik yapacaktır.
Evvelâ Sümer Bank Genel müdürü Cevat Adıgün, mütaa-kıben de işletmeler Bakanı Münir Birsel oir nutuk söylemişlerdir.
Mütaakıben kürsüye gelen Başbakan, kalkınmanın yalnız hükümet mesaisiyle tahakkuk etmlyeceğine işaretle, hükümetin örnek olacağını söylemiş ve: «Başında bulunduğum hükümet, kabiliyetli vatandaşlara her türlü kolaylığı göstermeği programlarının başına almış bulunuyor.» demiştir.
Bu İmkânların temini için Milletlerarası Kalkınma Ban kaniyle temas halinde bulunulduğundan bahseden Başbakan, bir anlaşmaya varıldığı takdirde, vatandaşlara İstenilen dövizin temin edileceğini ■Söylemiştir.
Başbakan, vatandaşların birleşmeleri lüzumuna da bu arada İşaret ettikten sonra sözlerine şöyle devam etmiştir:
c— Memleketin korunması, kalkınması sahasında tama-mlyle müşterek duygulara malik olduğumuz kanaatini telkin edersek hariçte bugün milletler arasında kazandığımız şerefli mevkilinizi bir kat daha arttırmış oluruz. Yer yüzünde Avrupa ve Asya kıtalarında kuvvetli olarak sayılır İfa millet gösteriliyor: Ingiltere, Türkiye. Ve bundan dolayıdır ki, Okyanuslar maverasında bulunan büyük devlet bize elini uzatmış bulunuyor.
Bütün bunlar elâ gözlerimize âşık olduklarından değildir. Sebebi çok vAzıhtır: Memleketimiz küçük Asya, bugün İkiye &yni-
mış olan insanlık kütlesi arasında bir köprü vaziyetlndeıUrj Bundan sonra Belediye Başkanı kısa bir nutuk söylemiş ve Başbakan temele İnerek ilk harcı «oymuştur
Halkevinde
Temel atma töreninden sonra Halkevine gelen Başbakan Şemseddin Günaltay. halkla bir konuşma yaparak Denizlilerin gösterdikleri sevgi tezahürüne teşekkür etmiş, halk İdaresi mevzuuna temasla, halk idaresi demenin halkın arzu Ue tessüs eden idare demek olduğunu söylemiş ve demiştir kl: .«Halfan İdaresini tam ve kâmil olarak tahakkuk e ittirmek benim gibi memleketin feyizli inkişafını ve saadetini Türk çocuklarının serbes münakaşasında gören ve bilen adam İçin kutsi bir vazifedir.
Demakras! mütekabil haklara riayet etmek demektir. Herkesin düşüncelerini ileriye sürmeğe tam mân asiyle meyoan vermek demektir. Tenkidlere tnüs&maha göstermek muhalif, muvafık herkesin fikrine hürmet etmek demektir. Yalnız burada mühim bir nokta vardır. Demokrasinin temin ettiği set-bestlden istifade ederek memleketin temelin! çürütmek istlyen karanlık kaynaklardan galen, onların direktifleri Ue hareket eden İnsanlar belirebilir. İşte burada milletimizin sağduyusu çok uyanık ounalıdır.»
Başbakan, vatandaşlar arasında nifakın yerleşmemesine dikkat edilmesi lüzumunu belirterek sözlerine son vermiştir. Başbakan Akhisar d a bir nutuk söyliyecek İzmir 5 7 Burada dolaşan haberlere göre. Başbakan Şemsed-dln Günaltay, pazartesi veya «alı günü Akhlsara giderek orada bir nutuk söyliyecektir. Bu nutfayle Demokrat Parti Genel başkam Celâl Bay arın nutkuna cevap vereceği söylenmekledir.
as
Bayar söylediği nutukta “Siz bir bir miza düşman değiliz, didi
Gördes 5 — Demokrat Parti Genel Başkanı Celâl Bayar ve ' arkadaşları bu sabah saat 9 da Akhlsardan Gördes’e gelmişler, Demokrat ve Halk partisi men’ supları tarafından karşılanmış-fardır.
Bayar, Belediye binasına giderek bir müddet istirahat ettikten sonra balkona çıkmış ve Belediye önündeki meydanlıkta toplanan kalabalığa bir hltabe-de bulunmuştur. Bayar, ezcümle demiştir ki:
(— Biz, biriblrlmtze düşman değiliz, biriblrimiri ikna için mücadele ediyoruz. Seçim zamanında fikirlerimizin, kanaatlerimizin muvaffak olması İçin mücadele ediyoruz. Burada Demokrat Parti Belediye seçimini kazanmış bulunmaktadır. Bu sebeple Belediye binası balkonundan hitap ediyorum. Bununla beraber burada diğer partililer de toplantıyı aynı heyecan ve dikkatle takip etmektedirler. Fakat bazı kimseler vatandaşlar arasına nifak sokulduğunu ve muhalefetin bunu körüklediğini söylüyorlar: gene bazı İdare adamları bu kardeşlik havasını baltalıyorlar, Aynı zamanda C. H. P. nin başında bulunanlar da bu manzaradan memnun olmuyorlar. Ve C. H. P. ye yaranmak isteyen bazı İdare adamları vatandaşa seyyanen muamele yapmıyorlar. Bunlar nefsanlyct, şahsiyet dâvasına kapılarak vatandaşları arzu edilmeyen dununa düşüreceklerine, memleket ı havasını bulandıracaklarına : milleti serbes bıraksınlar. Çünkü millet birbirini sevmesinin yolunu bulur. Bunun şahidi kar- ; şunızdafa manzaradır.»
Akşam tekrar Akhisar'a dönüldü. Yann sabah Soma, Kırkağaç. Kınık ve Bergama'ya gidilecektir. Böylece Celâl Bay ar* m Manisa seyahati sena edecek Ur. Bayar. salı günü Ege ekspre siyle Ankara’ya dönecektir.
Geceki yangınlar
Firuzağada 1 ev yandı, Yeniköy hamamında da yangın çıktı
Bu sabah saat 4 sularında Fıruzağada Agahamara caddesinde Ali Faize ait 46 numaralı aparlımanın aitmdakf bakkaliye dükkânında yangın çıkmıştır.
Dükkân sahibi Haşan Dön-mez'in gece İçerde ateşli sigara unutarak dükkânını kapadığı ve yangının bu yüzden çıktığı anlaşılmaktadır. 10 bin liraya sigortalı bulunduğu itfaiyece tesblt edilen dükkân içindeki mallar kamilen yanmıştır.
Gece saat 21 de Yeniköyde Köybaşı caddesinde İşletmekte
Avadis'ln olduğu hamamın havluları kurutmağa mahsus tandır kısmından da yangın çıkmıştır. Bu yangın, o sırada hamamda bulunanlar arasında telâşı mucip olmuş İse de ateş etrafa sirayet ettirilmemiş ve ancak 50 kadar havlunun uı* masile yangın atialtlınijUı.
■-
Created by free version of 2PDF


6 Kasını 1949
AKŞAM
[A'k^AMOlff„A.KŞAM^|
Eski nesilde çok çcctıklular mahallesi
Ekmek fiatleri
Sabah Gazeteleri Ne Diyor ?
8ahlfe S
İs-
— D». F»hr«ldtn Nvrtme Hh*f —
Bilim kın den bir nesil evvel. münevver ailelerin kadınları dahi, evlât sahibi olmak mevzuunda hodbin değildiler. «Lijtnclcrini ( = vücutlarının mevzun hattını) düşünmezlerdi- Doğurganlık şerefi, samimiyetle, şeref sayılırdı. Bu işe, biraz da tevekkül karışır: «Allah ihsan ettin denerek, yeni doğan çocuklar bağra basılırdı.
Ve aile hayatı, oğullara, kızlara göre ayarlanırdı. Münzevi muhitlerde; kazasız, belâsız, manevi tehlikesin, havası iyi sayfiyelerde yaz kış oturulur; mektep ve nakliye mevzuunun halli için çalışılırdı.
Bizde dört kardeşiz: benim de ana baham, sırf bitleri düşünüp. Göztepe
raflarında bahçeli ev tuttu. Bu. onların aleyhine, biz küçüklerin lehine bir fedakârlıktı. Civar, hep bizim vaziyetimizdeki. seviyemizdeki ve zihniyetimizdeki ailelerle meskûndu. Eskiden kainin «Taş mektep» ihtiyaca elvermediğinden. kimi çocuk leylî mektebe gönderildi: kimi çocuk da. velilerin müşterek teşehbüsivle ve resmi, hususî maarrfçilerin himmetiyle açılan modern mekteplere yollandı. Meselâ Erenköy Ki? Lisesi öyle bir gayretin mahsulüdür. Haydarpaşada da. bizim tarafların çocukları için, demiryoluna nâzıı bir erkek mektebi açıldı. Trenle gidip gelmek kolay oluyordu- Tanınmış profesör Sadreddin Celâlin ve tanınmış artist Bedia (Mu-vahhit) von Statzer in hocalık ettikleri diğer bir mektebin açıldığını hatırlıyorum.
Hulâsası şu ki; eski devir, çok çocuklu ailelerin o zamanın şartlarına gayet uygun olarak barınabilmesi için mükemmel çareleri sessiz sadasız aramış, propagandası ve alâyişsiz bulmuştu.
Diyelim ki, Erenköy ve Göztepe muhitleri kısmen müreffeh, kısmen orta halli ailelere mahsustu. (Değildi ya: Muhacir mahallelerinde, köşede, bucakta en fakirler dahi oturur; arzu edilen seviyede, arzu edilen ti-atte. çok çocuklu ailelere mahsus ikametgâhlar da bulunurdu. ) İç Erenköyler, Merdiven köyleri, kuyu başı vesaire bölgelerinde çök çocuklu fakir ailelere namütenahi barınak vardı.
Ben şehrin yalnız Anadolu Marmara vakasının 30 ilâ 50 sene evvelki halini tasvir etti»...- Boğaziçi ve Haliç kıyılarında. sur dışlarında, Adalarda, hâkim tepelerde durum başka türlü değildi. Çok çocuklu aileler, hangi tabakadan olurlarsa olsunlar. barınabilirlerdi ve evlâtlarını bağlar, bahçeler 1-çinde yaşatabilirlerdi. Mahalleler arasında da çok çocuklu aileye ev vermemek İnsafsızlığı yoktu.
*
Arsa spekülâsyonu ve bina azlığı (Daha ziyade, mevcut binaların kısmen psikolojik sebeplerle boş bırakılıp kiraya verilmemesi) bilhassa cok çocuklu aileleri mu?-tar mevkie düşürmüştür. Yoksa. İstanbullunuz, mevcut binalarivle, şimdiki nüfusun bir buçuk mislini barındırabilecek durumdadır. Mevcut arsalariyte ise on milyon nüfusa kâfidir.
Buna rağmen, cok çocuklu aileler fcciitt' katmerlisi erca’ durumdadır. Bekârlara oda tedariki, yeni evlilere mini mini bir apar tını an dairesi tedariki ayda 100 lira civan ve bazan da daha fazlaya patlayan bir badire iken, dört ilâ on iki evlâttı bir proleter ailesinin ev tedarikinde uğradığı, daha da uğrıvacağı müşkülâtı (buna müşkülât da denmez) imkânsızlığı tasavvur edin.
Yarınki yazımda aynı mevzuun hal çarelerini araştıracağım.
Buğdayda görülen düşüklük ekmeğe aksettirilmek
Buğday fiatleri düşmekte devam ediyor. Bu ucuzluğa saklanmış buğdaylraın piyasaya çıkarılması sebep olarak gösterilmektedir. Filvâkl bu sene orta Anadoludaki kuraklık dölayi-silc bu bölgede az mahsul elde edilmiş olması bir takım fırsat düşkünlerini istifçiliğe sevket-mlştir. Fakat hükümetin buğday ithalâtı hususunda yaptığı anlaşmalar dol ay isiyle memlekete ihtiyaç nispetinde buğday ithalâtının başlamış saklanmış buğdayların piyasaya sürülmesine yol açmıştır.
Şimdilik kiloda tesbit edilen 2-3 kuruşluk ucuzluğun ekmek Hallerine aksetmesi icap edl- , yor. Belediye, bu hususta tetkiklere başlamak için henüz zamanın gelmediği kanaatinde ise de ekmek Hallerinin kuruş kııruş hesaplandığı bir zamanda buğday flitlerinde başlayan ucuzluğun ekmeklere de akset-lirllmesl mantık icabıdır.
Evreka rVMHVRİYETte No dür Nadi bu başlıklı yaşısında:
Elimin vicdanımıza koyamayız. çünkü oradan gelecek sesin bize ferahlık vereceğlndon şüpheliyiz, Bu memlekette seçim hakkı uğruna çalışan, ka-! nun hâkimiyetini savunan, ya-I hııt da hürriyet deytı dervişler ' misali gece gündüz zikreden bialer. gerçekte kendi kendi-mlzden kaçan suçlularız. Hepimiz, büyük, küçük bir takım rahatlıklara alışmışız, onlardan ayı ılmaya kıyamıyoruz.
Hepimizi teker teker bekleyen vazifelerin büyüklüğü karşısında dehşete düştüğümüz de J oluyor. Bir araya geldiğimiz za-olması man boşaltıp birbirlnıl-
‘ z[ teselliye çalışıyoruz, Kımıl-ı damak, hareket etmek nefs-1 ı nefis-l kebirimizden fedakârlıkta bulunmak lüzumunu kav-
I rıyoruz.
I Fakat beriyanda bizi yeriml-ı ze mıhlıyan küçük menfaatlerimiz, basit alışkanılklanmız, sözüm ona olmaz olası burjuva hayatımız var. Ona nasıl kıyılır?
Biz bir Türk vatandaşı, bir insan olarak bugünkü kör topal durumdan zerrece sorumlu değiliz. Bütün kusurlar, bütün suçlar, gözle görülmez, elle tutulmaz. kim olduğu bilinmez, yarı mevhum bir varlık olan «karşı taraf, tadır Zinhar bize söz 'gelmesin, müdür bey '*PP- duymasın, vekil gocunmasın, saa₺ başkan alınmasın. Gözünü sev-
Hatırlıyoruz, bir aralık. Saraçoğlu şükrii Başbakan iken, vakit kazanmak ve oyalamak için olduğu bilâhare sabit olan
Elektrik bütçesi
Fski eserıer
ma-
_______ Umumî Mecliste Ka-
bir hareket yaptı ve Hüseyin raretlı tartışmalara Cahit Yalçın’ı demokratik memleketlerde mevcut matbuat kanunları hakkında inceleme-1 1er yapmak üzere Avrupaya bir ’
Aşana çevresindeki kazılar

konu olacak
Iran sefiri Tahran’a gitti
Iran büyük elçisi Gasım O ani dün Hollanda uçağı ile Tahrana hareket etmiştir Büyük elçi İran şehlnşahının Amerika-ya yapacağı seyahatte kendisine refakat edecektir.
Yeni Basın Kanunu tasarısı
Adalet Bakanlığı, hazırladığı yeni Basın Kanunu tasarısını tetkik etmek ve fikrini bildirmek üzere İstanbul Gazeteciler Cemiyetine göndermiştir. Cemiyet İdare heyeti pazartesi günü toplanarak tasarıyı tetkike başlıyacaktır.
diğimin demokrasisi!

Bir anlaşmazlığın hikâyesi
Ahmet Emin Yalman VA-T.ANda yazdığı makalede Kajr-seri'ye yaptığı seyahatten bahisle diyor ki:
Yüz yüze, insanca, vatandaşça bir konuşmanın ne kadar hayırlı bir şey odluguna, Kayserililerin arasında geçirdiğim güzel günün yarattığı neticeler, canlı bir misal teşkil eder. Belki de her meselede fikirlerimiz blrleşmedl, fakat birbirimizin
görüş zaviyesi ve hareket noktası ne olduğunu hiç olmazsa kavradık vc gayeye vardıracak voilar hakkında ayrı ayn düşüncelerin ortaya atılmasının ve bunların çarpılmasının zararlı değil: hayırlı bir şey olduğunda ittifak ettik.
Eğer Kayserlye gelip yüz yüze konıışmasaydım, ben zihnimde. Kayseri demokratlarından hiç olmazsa bir kısmına: (tenkide tahammül etmez ve demokrasinin asıl mânasını hazmedemezi diye bir damga vuracaktım. Onlardan bir takımı da; beni, eğri ve hatalı bir yola sapmış ve mücadele azmi her nedense gevşemiş bir gazeteci diye telâkki edeceklerdi ve İşi yerinde anlayıp dinlemeden Kayseri hakkında yazdığım bir makalede ileri sürdüğüm bazı düşüncelere de gür ereceklerdi.

Söz düellosu HÜRRİYET bu haslıklı kalesinde diyor ki:
Bitaraf bir müşahit tasavvur ediniz: Genç Türkiye Cumhuriyetinin yirmi altıncı yılma basarken ona arzeltifil manzara kelimenin en hafif mânaslle acıklıdır. Bir tarafta yapılacak binlerce İş var. Öte yandan yirmi beş senedenberi İktidarı filinde tutan kimseler bu yapılacak İşlerle meşgul olacakları yerde sandalyelerini kaybetmek kayguslyle muhaliflerle söz yarışına girişmiş bulunuyorlar.
Bizi işe davet edecek ve az konuşup çok şeyler başarmağa mecbur edecek bir kuvvet lâzımdır. Bu kuvvet de milli irademizden başka bir şey değildir. Selâmete erişmemizi istiyorsak parlak cümleler neşriyatı yapan propagandacılara kulaklarımızı tıkayalım ve elimizi vicdanımızın üzerine koyarak gelecek seçimleri bekliydim şimdilik yapacak bir şeyimiz yoktur.

Lîppmann ile Yalçın aynı fikirde
YENİ SABAH bu başlıklı makalesinde diyor İd:
Valinin polis ve jandarmaya tamimi
Tan vapuru havuza girdi
Denizyollarının «Tan* vapuru bozulup havuza girmiştir. Tftmir edilinceye kadar yerine •Kadeş» Tapuru Hopa seferlerini yapacaktır.
Halkın dilekleri
Belediye bütçesine
2.5 milyon lira tahsisat kondu
Belediye bütçesi hesap işleri müdürlüğünce hazırlanmış ve tetkik edilmek üzere Daimi Komisyona sevkedUmiştlr.
Yeni bütçenin göçen sene kinden pek farklı olmadığı söylenmekledir. Bu senek! bütçenin de gelir ve masrafları birbirine tekabül edecek şeklidedir. Halk dileklerinin yerine getirilmesi 1-çin bütçeye 2.5 milyon lira tahsisat konulmuştur.
Daimi Komisyon, önümüzdeki haftadan itibaren bütçenin tetkikine başlıyacaktır.
Vali evvelki gece Beyoğlu taraflarında .bizzat teftişlerde bulundu
Resim Sergisi
«Sanat Dostlan Cemiyeti» nln Beyoğlundaki lokalinde bu kış mevsimin ilk resim sergisi açılmıştır. Modern konsepsiyonu temsil eden genç ressamlarımızdan Kemal YükselengiLle Aziz Tarzı*nın müştereken süsledikleri salon sanat çevrelerinde alâka uyandırmıştır. Sergi bir hafta daha açık kalacaktır.
Vali ve Belediye reUl Ord Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gök-ay emniyet ve jandarmaya aşağıdaki mühim tamimi yollamıştır:
Vazifeye başladığım tarihten İtibaren geçen zaman iki haftaya yaklaşmıştır. Bu müddet içerisinde Uk plânda şehrin, emniyet ve asayiş işini ele aldığımı biliyorsunuz. Geceli gündüzlü incelemelerim sırasında polisi ve polis görevlerini vazife başında buldum. Bunu memnunlukla belirtme klsterim.
Şu kadar ki doğru, yanlış son zamanlarda gazele sahifelerine kadar akseden bir kanaat vardır, O da İstanbulda namuslu vatandaşların geceleri sokağa çıkamıyacak hale geldiği sözüdür.
Bu fikri kısa zamanda değiştirmek için polis ve polis görevlilerinden âzami fedakârlık bekliyorum. Vazifede lâubaliliğe tahammülü olmayan bir idare âmiri sıfatiyle polisin daima dikkatli ve uyanık olmasını islerim. Sokakta, her yerde polis gayet ciddi bulunmalı ve kendisine saygı yaratmalıdır. Vatandaşa vazifesini ihtar ederken de nezaketi elden bırakmamalı, mütecavizlere kanunun sarih hükmü dahilinde haddini bildirmelidir.
Bir hekim olarak yıllardır İstıraplarını dinlediğim polis evlâtlarımın vazifelerinde gösterecekleri titizlikle İstanbul halkının şükran duygularını pek az zamanda kazanacaklarına eminim.
X—” —
Trabzon vapuru 170 hacı ile geldi Denizyolları idaresinin «Trab zon» vapuru dün saat 10 da 170 hacıyla Cidde seferinden dön-, Vali ve belediye reisi profesör nıüştür. Gemi oradan aldığı Fahrettin Kerim Cökay'ı dün hacılardan 200 üniı Beyruta,' bayındırlık bakanı Şevket Ada- 113 ünii de Iznıirfi bırakıp gelin» ziyaret etmiştir. m iştir.
(Vâ-NÛ)
Valiyi ziyaret
1er yapmak üzere Avrupaya bir’ Elektrik vc Sular Idarelerl-seyahate yolladı. Sanki bu bap- nin bütçelerini görüşmek üzere la tetkikler İçin Londra. Paris, I umumi meclisi önümüzdeki ayın Roma. Atina veya Voşlngtona Hk haftasında fevkalâde olarak gitmek lâzım imiş gibi... Her 'Çtlma edecektir.
ne hal İse Yalçın, bu seyahati yaptı ve avdetinde gazeteciler- elektrik İşletmesinden gayri işle yaptığı bir toplantıda, gezdi- ietmeleri ve bu arada bilhassa ğt. tozduğu demokratik mera- tramvay vc otobüs işletmelerl-leketlerde matbuat kanunu dİ- nin zarar etmekte olduğu, tüye bir kanunun, mevcut olma- (nel gelirlerinin İse ancak mas-d ığııu haber verdi. Orada mat- ’ '*
buat suçları, umumi hükümler dairesinde, mahkemelerce rüyet olunur imiş. Her halde lstan-bulda gazetecilere söylediği bu sözleri, rapor halinde de Başbakana ve hükümete vermiştir. Bunun üzerine Saraçoğlu bir daha bu lâkırdıyı ağzına almadı.
Dünyanın en büyük demokrasi memleketinin en mümtaz bir gazetecisi memleketimizde bulunuyor. O da Gazeteciler Cemiyetini ziyaret etti Ona da Amerlkadaki matbuat kanunu hakkında sualler soruldu. Kıymetli muharrir cevap veriyor:
Bizdf
şey yoktur Yalnız şahıslara hakaret dolayı umumi dâva İkame olunabilir. Amma İlâve ediyor: Hep muhalif bir muharrir olarak ömrüm geçtiği halde bir gün mahkemeye rağrildiğimi bilmiyorum.»
Biz. bu sütunlarda, dört küsur yıldır matbuat kanununun tâdili değil bir kalem darbesl-ie İlgasını İstiyoruz böyle mevzuat ile demokrasi kervanına katılmanın kabil olmadığını söylüyoruz. Fakat bir türlü bu yazılar iktidarın kulağında yer bırakmıyor. Bari (Llpmann) ın sözleri biraz tesir etsin! İşte Amerikalı bir hürriyet ve demokrasi mütehassısının fikri... Buna da diyecek yok ya...
Elektrik, tramvay idaresinin
raflarını karşılayacak halde bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna mukabil elektriklen her sene oldukça mühim kârlar elde' edilmekledir. Bu kâr. idarenin diğer işletmelerindeki zararları kapadıktan başka İdareye yeni İşler başarmak hususunda da mali İmkânlar temin ölmekte | belediyeye de muayyen bir hisse | verilmektedir Fakat elektrik idaresinin temin ettiği bu kâr. işletmenin rasyonel çalışmasından ziyade elektriğin halka pahalı satılmasından İleri geldiği de tesbit edilmiştir. FUvâki alâkalıların söylediklerine göre, elektrik kilovatı idareye ............. •—•*— . 3.5 kuruşa mal olduğu halde
matbuat kanunu diye bir abonelere 5-6 misil pahalıya sa-casusluk ve tılmaktadır. Dünyanın umum! suçlarından hizmet gören hiçbir İşletmesln-mahckmelerde (je bU derece kârla iş gören bir ~ başka pıüesscsenln mevcut madiği söylenmektedir. Bu sebeple İdarenin yeni bütçesi görüşülürken elektrik tramvay i; daresinin kadrosu ile bunların 1 verim kabiliyeti üzerinde büyük bir titizlikle durulacağı İlâve I edilmektedir.
Tramvay İdaresinde mevcut kadroların umumiyetle gördükleri işle mütenasip olmayacak derecede geniş tutulduğu iddia edilerek misaller verilmektedir. Bu arada hukuk işleri kadrosu için bir zat bize şu izahatı vermiştir:
— idarenin hukuk işleri kad-
il -
Savarona satılamıyor
Ankara 4 (AJLi — Tanınmış Ingiliz bilginlerinden Slr Leo-nrırd Jzolley, Eylül ayında baş-lıyan ve altı hafta süren kazısını bitirerek memleketine dönmek üzere Anka raya gelmiştir. Bu çalışmalarda çok önemli neticeler elde edilmiştir.
Açana (Alalah) ve çevresinde yapılan araştırmalara göre bu bölgede Neolltik’Len itibaren birbirini takip eden muhtelif kültürler bulunmuştur. Kazı he yeti. Halay müzesi müdürlüğü ile yaptığı İşbirliği sayesinde, a çana (Alalah) nın batısındaki Şeyh Hükük’te Neolitik ve kalkolitik kültürleri ve doğusundaki Tabara Hüyuk'ünde de kalkolitik ve İlk bronz devrine ait eserleri meydana çıkarmıştır.
Açana’da yerleşmiş M.Ö. dördüncü binin sonunda orta bronz devri İle boşlar ve M Ö. bin iki yüz jıllanna kadar devam etmektedir Bu devamlı kültürde 17 yerleşme tabakan bulunmuş ve bu tabakalarla Mısır, Mezopotamya, Cirit Kıbrıs, Mltannl ve Eti tesirleri lez-bit edilmiştir.
M. ö. Döruüncü binden M.Ö. bin iki yüz yıllarına kadar devam eden kültür katlarında. bir birinin üzerinde, her kata alt mabetler ve müteaddit •‘»raylar meydana çıkarılmıştır. Bu mabetler ayrı ayrı her devrin karakterini göstermektedir.
Yine bu yılın çalışmaları neticesinde birbiri üzerine devinil olarak inşa edilmiş ve M.Ö. onseklzincl yüz yıldan M.Ö on dördüncü yüz yıla kadar kullanılmış. birbirini takip eden muhtelif devirlerin şehir surları da bulunmuştur.
1937 de başhyan Açana kazısında şimdiye kadar Eti çağma alt kıral saraylan, devrinin tarihini aydınlatan tabletler bulunmuştur. M.Ö. onbesind yüz yılda Halep Açana'ya tâbi bir şehir İdi. Bu kıratlık Eti!e re karşı harbetmlş. başlangıçta muvfafak olmuş, fakat Suppu-liliyuma (M.Ö. 1379) Açana IA-lalahiyı feshetmiştir.
Açana'da M.Ö İB İnci yüz yılda yerli kıral Yartm-Llm ve M.Ö. 15 İnci yüzyılda Nlkpema
Created by free version of 2PDF
Mesele tekrar Meclise intikal etti
Ankara 5 — Savarona yatının satılmazı etrafındaki teşebbüsler bir netice vermemiş bulunmaktadır. Yatın bir Mısırlı prens tarafından satın alınacağı, prensin kâhyasını gönderdiği haberleri de teeyyüt etmemiştir.
öğrendiğime göre, yat meselesi tekrar Mecliste münakaşa mevzuu olacak, bilhassa bütçe tenkidlerinin esaslı noktalarından birini teşkil edecektir. Hatırlarda olduğu üzere hükümet geçen sene yatı satılığa çıkardığını, fakat bir türlü müşteri bulamadığını söylemişti Abldin Potoğlu da. 20 milyon liraya değil, 20 liraya da olsa satalım, hattâ icap ederse batırıp masrafından kurtulalım demişti.
Masraflarını karşılamak üzere yatın bir müze veya otel haline konması yolundaki tetkiklerden bir netice alınamamıştır
Bu tamimin bütün arkadaşlara en kısa samanda bildirilmesini saygılarımla dilerim.
Valinin evvelki geceki teftişleri
Vail ve belediye reisi profesör doktor Fahreıtdin Kerim Gökayın şehrin âsuylşlne ne kadar ehemmiyet verdiğini ev-, velce yazmıştık. Bu cümleden olarak vali, evvelki gece saat 23 te yaya olarak vc tek başına Bcyoğlunda bir teftişe çıkmıştır. Vali, istiklâl caddesinden başhyarak İç sokaklara kadar teftişlerini teşmil etmiş ve gecenin iki buçuğuna kadar meşgul olmuştur.
Profesör Fahreddln Kerim Gökay. bu teftişinde dikkatini bilhassa şehrin âsayiş ve İntizamını ihlâl eden sarhoşluk etrafında teksif etmiştir. Vali,: teftişi sırasında rasladığı sarhoşları derhal 'en yakın polis karakolu vasi (asiyle mahkemeye şevketmiş, karnesi olmıyan ' şoförlerin çalışmalarına nihayet vermiş, talimatnameye mü-gaylr olarak saatinde henüz kapatmıyan dükkânları derhal kapattırmış ve İcabeden ceza zabıtlarını tanzim ettirmiştir. Bu arada başka&ına alt olan
karne ile çatışan bir şoförün tır. Ateş süratle genişlemiş ve elindeki karneyi geri almıştır.
Bundan başka nokta beklediği halde hasta olduklarını anladığı bazı polisleri hastaneye şevketmiş ve neticeden kendisinin haberdar edilmesini alâkadarlara tembih etmiştir
Büyükadada dün geceki yangın
Dün gece Büyükadada bir yangın çıkmış ve iki oükkân tamamen. bir kahvehane kısmen yandıktan sonra söndürülmüştür. Yangın, saat 92.5 da Balıkçılar caddesinde i numaralı Adil Yazıcıya ait dükkândan çıkmış-
MDJOE
8 Kasım Salı ve 9 Kasım Çarşamba akşamı saat 31 de
Pangaltı I Nl C Ü Sinemasında İstanbul halkının .sempatisini kazanan bıiyuk t tul yan hayali oyunlar üstadı
Profesör CHABERNOT
Yalnız 2 gece için değişik programla temsillerine başlıyor.
Fıatier 300. 200. 100 Telefon: 04595 M
rosunda bulunan memur, âmir ve avukatlara bir senede 61 bin lira maaş ve prim verilmektedir Buna mukabil İdarenin son bir sene İçinde açtığı dâvaların _ . _
yekûnu 300 kadardır Bu dâva- tarafından yapılan saraylar bulardan kazandıklarından elde lunmuştur. ettiği kâr 8 bin Lira civarındadır 300 dâvayı 3 avukat bir senede ferah ferah takip ve İntaç edebilir. Bunlara ayda beş yüzer Hra maaş verilse - kİ İdare bugün avukatlarına daha az vermektedir - senede yirmi bin liradan daha az bir masrafla bu İşler kolayca görülebilir.
İdarenin misal olarak ele a-iınan hukuk işleri kadrosundaki fazlalıklar diğer kısımlara da teşmil olunmaktadır.
. Nikpema'nın oğlu İllm-tlumu babasının sarayını genişletmiş ve onun oğlu MI tan nl kıratlığı müttefiki îdrlmi'de bu saraylara ilâveler yapmıştır. İdrtnü'nin Etiler© karşı yaptığı savaş kendi tabletlerinde anlatılmaktadır.
Bu yılki «.-alışmalar bllhuu Alalah tarihini aydınlatmıştır.
Bu kazılara İki Türk asistanı ile Hatay müzesi müdürü de iştirak etmiştir.

Hatip ve imam kursu
İlk mezunlarını verdi, kurs bu yıl da devam edecek
Sağlık işleri genel müdürü
Bir müddetten beri şehrimizde bulunan Sağlık Bakanlığı Sağlık işleri genel müdürü doktor Şeyfeddln Okan, dün akşam Ankaraya hareket etmiştir. Genel müdür, şehrimizde kaldığı müddetçe Hastanelerde tetkiklerde bulunmuş ve ihtiyaçlarını tesbit etmiştir.
Geçen yıl şehrimizde Milli Eğitim müdürlüğünce açılan birinci devre İmam Hatip kursu İlk mezunlarını vermiştir.
Kurs bu sene de devam edecektir. Bu sene buraya kabul edilecek olanlarda aranan şartlar tesbit edilerek İlân olunmuştur. Buna göre bu kursa gir mek İçin orta okut mezunu olmak ve diğer umumi şartları haiz bulunmak icap etmektedir
Karadenizde fırtına
Karadenizde yeniden başlıyan poyraz fırtınası yüzünden bazı vapur seferleri aksamakta, mo-törler ise hiç sefer yapamamaktadırlar. Bu arada ZonguldaklIm gelen bir habere göre «Edirne» şilebi Norveçten getirdiği maden direklerinin tahliyesine Kozluda boşlamış, fakat fırtına sebebiyle bu işi bitire-meden Zonguldağ'a sığınmıştır
Muallimler Birliğinin çalışmaları
İstanbul Muallimler Birliği terbiye encümeni dün, ünlver-site doçentlerinden Mümtaz Turhanın başkanlığı altında kış toplantılarına bağlıyarak mühim kararlar yetmiştir «Gençlerin zekâ ve istidatlarına göre meslek seçimi» mevzuu üzerinde İlmi ve terbiyevi bir hareket vücuda getirilmek üzere hazırlıklara başlanmıştır. Memleketimizde bu çok yeni mevzu üzerinde en salâhiyetti şahsiyet o-lın Edebiyat fakültesi pedagoji profesörü «Petcrs» mühim bir
postasını yapan vapurların haf-( konferans verecek, ondan sonra tada iki defa taralı adasına ayni pedagoji enstitüsü doçent-da uğratılmalan meselesi tat-' kik «dilmektedir. Yakında bu hususta hazırlanacak kati prog ram ilân edilecektir.
yan taraftaki 3 numaralı Van-gelln süttçü dükkânını da yakmıştır. ît fal ye, 5 numaralı Ha-zıma ait kahvenin bir kısmı yandıktan sonra ateşi bastırmağa muvaffak olmuştur.
İmralı’ya haftada iki defa vapur uğrayacak 1 Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine Denizyolları idareci tarafından, Mudanya
Tarsusun bozuk motorunun tamiri
Denizyolları idaresinin teknik mıışaviri Mehmet Erer Ansalda tezgâhlarlyle görüşmek üzere İtalyoya gitmiştir. Teknik müşavirin bu seyahati «Tarsus, vapurunun orada tamir edilecek olan bozuk molörüyle İlgilidir, Bu motör İtalya ya sevke-dllmlş olup ancak bir ay sonra tâmirl bitecek vc gemi de iki ay sonra sefere çıkabilecek lir.
iZ
lerinden «Mümtaz Turhan» da bu yolda hazırladığı orijinal bir etüdü üzerine konferans verecektir.
Profesör Dr. Nihad Reşat Bel ger
Prof. Dr. Nihad Reşat Belçer Avrupadald tetkik seyahatinden avdet etmiştir. On kasım perşembe gününden itibaren hastalarını kabule bağlıyacaktır.
6 Kasım 1949
Bahire (*
Istanbulun odun
ve kömür derdi
Çetecilerin neşretti! teri beyanname gergin havayı dağıtamamıştır
Odun ve odun kömürü meselesi henüz halledilememiştir
tere göre Moskova için Yunan dâvasından evvel Tito meselesinin halledilmesi gereklidir ve bunun için Yugoslavya İçinde ve Yugoslavya etrafında çalışmalı icap etmektedir.
Atina hükümeti gerek Yugoslavya dahilinde gerek Yugoslavya etrafında patlayacak silahların Yunanistan İçin bir tehlike olacağını takdir ettiğinden asi hükümetin beyannamesine ve Birleşik Milletler teşkilâtının hudut arazisi hakkında ban kararlar İttihaz etmek İçin olan çalışmalarına fazla kıymet vermlycrek dalma uya-lunm akla dır.
tatili mu- Atina hükümeti kominfor __________________ Yunan köy mun Yunanla tandaki mücadc-ve tarlalarının daha fazla tah- leye kaybedilmiş nazarile bak-rlp olunmasına meydan verme- makta olduğundan ve Yunanı ek gibi yüksek bir düşünüşü nlstandakl muharebeye »n şevkiyle ittihaz etmiş olduğunu vermeğe karar verdiğinden e-iddia etmektedir Kundan maa- min bulunsa Bulgaristan vç Arda harbin kendileri için kaybe-! navutlukta enterne edilmiş o-dilmcmiş ve silâhların elden lan 15 - 20 bin çeteciden kork-bırakılmamış olduğuna dünya mıyacaktir. Fakat bundan e-umumi efkârı inandırılmağa min değildir. Bu mülâhazalar çalışılmaktadır.__| dolayısiyle bir âlet ve vasıta o-
Bugûn hiç bir fert Yunanls- ]an ve halkın gösterdiği muka-tanda dahili mücadelenin kati vemet yüzünden büyükçe bir şekilde sona ermiş olduğu hak- mevkii merkez olarak tutmağa km da bir iddiada bulunamaz. ’mwaMak olanuyan komlnform Yunanistan topraklan üzerinde hükümetin beyanname-
dağınık gruplar halinde faali- sı Yunanistan ve enubi Şarki yette bulunan (1800ı kadar çe-] Avrupadakl gergin havayı da-tecl henüz teslimiyet gösterme- g-ıtanınmıştır, mlşlerdlr. Bunların mevcudlye- '
tl askeri bakımdan bir kıymet ve ehemmiyet ifade etmemekte ise de bu çeteler sabotaj ha-reketlerile bir çok yerlerde huzur ve asayişi ihlâl edebilirler. Yunandtanda hakiki mütarekeden bahsetmek için bu memlekette yapılmakta olan sabotajların da sonu gelmesi lâzımdır. Asi hükümetin benayan-nam esine rağmen Atina hükümeti fevkalâde ihtiyaltı hareket etmektedir. Moskovadan verilecek talimat ile Yunan -Bulgar hududu civarında çete harbinin her an yeni baştan patlayabilmesi tehlikesi karşısında askeri tedbirlerin gevşe-tümiyeceğl At inada açıkça söy-fenilmektedir. Lake Suecessdekl uzlaştırma komslyonu hududun kontrolü vc mütecaviz ve suçlunun teshilini sağlıyacak bir hudut murakabe rejimi tâyin ve bııntt kabul ettirmeğe muvaffak o: ursa Atina hükümeti bundan çok me^n-jn olacaktır Fakat bu hususta henüz bir karar:*, vanlraıunı* olduğu gibi hiç bir taraf bu netice İçin fazla ün?.: iler beslememektedir.
Asi Yunan hükümetinin muvakkat tatili muhasamat kararını re’sen ittihaz etmemiş olduğu muhakkaktır. Grommos dağlarında uğıadıtlan kahir mağlûbiyetten sonra çeteciler: şu veya bu şekilde er geç mu-harabeye son verildiğini ilân etmek zorunda İdiler. Fakat bunun zamanını (Zaharyadls) in değil Moskovanın tâyin etmiş olduğu ve (Kremlin) in harekâtın tatilini i! ân etmekle henüz mahiyeti anlaşılamıyan bir maksat takip etmekte olduğu şüphesizdir. Bazı tahmln-
Çeteler' fGrammos) dağlarında kati bir hezimete uğratıldıktan İki ay sonra şimdiye kadar hiç bir devlet tarafından tanınmamış olan (Serbes demokrat Yunanistan muvakkat hükümetli yüksek perdeden bir ifade ile kaleme alınmış bir beyanname neşrederek Yunan vatanının tamamen harap olmasını önlemek için askeri harekâtı muvakkaten tatile karar verdiğini bildirmektedir. Duçar oldukları büyük malzeme zayiatı dolayıslle âsi birliklerin en küçüklerinde bile savaşa devam edebilme kudreti kalmamış olduğu meydanda iken nık bulı bunların hükümeti tatili mı haşama t kararını
Bir İsviçre gazetesinden
Çeviren: B. AKSEL
Mücadelenin mevzuu "Ağır bomba uçağı uçak gemisi mi?„ münakaşasıdır
Birinci dünya harbinden sonra, Avrupa devletleri genelkurmayları ve askeri mütehassislan arasında «üçak mı. zırhlı mı?» münakaşası ortaya çıkmıştı. Ba münakaşa, bilhassa İngilterede çok uzun ve şiddetli oldu. Denizaşırı büyük bir imparatorluk kurmuş olan İngiltere, bir ada devleti olduğu için, dona madan vazgeçemezdi. Dünyanın Amerika He oeraber en büyük deniz kuvvetini muhafaza etti, ikinci dünya harbi de. İngilteTenln böyle yapmakla çok doğru hareket etmiş olduğunu gösterdi.
Şimdi de, buna benzer bir münakaşa, Amerikan denizcileriyle havacıları arasında, misil görülmemiş şiddete bir münakaşa cereyan etmektedir.
Bu def&kl artık «Zırhlı mı, uçak mı?» veya (Donanma mı, hava kuvveti mi?» tartışması değil, «Ağır bonjba uçağı mı, uçak gemisi mİ?» münakaşasıdır.
di# İçin hücum ediyorlar ve ona Milli Savunma Bakanının «casusu» diyorlar. 'Milli Savunma Bakanı Mr. Johnsonu, «An ti Nevy man No. 1». yani (1 numaralı donanma düşmanı adanı» diye vasıflandırıyorlar. Amerikan teşkilâtına göre. Kara, Hava ve Deniz Bakanlıkları ve onların fevkinde bir Milli Savunma Bakanlığı vardır. Şimdi bu dört Bakanlık erkânı birbirlerine girmişlerdir. Fakat en çetin mücadele denizellerle havacılar arasındadır.
İsmail Ziya BERSİS
Kendisine yapılan hizmetleri ve
Yeni Vali ve Belediye Başka- _ _
nı Dr. Fahreddin Kerim Gök-1 iyilikleri unutmaz. Hele o hta-altay halk plsikolojlstne bthak-1 metler böyle gölle görülecek kın vakıf olduğunu göstermeğe 1 Radar aşikâr olursa onun kıy-başladı- İcraatı ve faaliyeti böyle devam ederse halkın bütün ihtiyaçlarını karşılayacak tedbirleri muvaffakiyetle alacağı vc az zamanda muvaffak olacağı kuvvetle ümit edilebilir.
Yeni vazifesine başladığı gün verdiği demece sadık kalan bu şöhretli ve gayretli profesörümüz durmadan tetkikler yapmakta ve halk üzerinde çok iyi tesirler bırkamaktadır. Meselâ kırk bin öşrtnin barındığı Gecekondu meselesini kökünden halletmek İçin bu topluluğun [ ve halk da sıkıntıdan kurtula-arasına girerek vaziyeti mahal- caktır. llnde tetkik etmesi ve ayn ayrı görüşmesi, dertlerini ber olarak yardım ettikleri ve dinlemesi ve onlara elinden'yardımlarını esirgemedikleri bu geldiği kadar yardım edeceğini nazım teşkilâta orman idare-vAdetmek suretile sevindirmesi,'teri de. revir âmirleri de miiza-halk hâkimiyetine dayanan de-'hir oldukları halde serbes odun mokratik bir rejimin valisi ol- tüccarları halka daha fazla ko-mak İtibarlle tabiî görülmesi Jaylık göstermekte ve halis me-icap ederse de şimdiye kadar şe odununun çekisini Ikamet-yapılmıy&n böyle bir şeyin bu gâhta on altı liraya teslim et-yenl valimiz tarafından yapıl- inektedirler. Hiç şüphe yok kİ mış olması ona büyük bir sem- nâzım teşkilâtının bunda bü-pati kazandırmıştır. I yük rolü olmuştur. Fakat nâ-
Eger vâltlerlnl yerine getirir z™ teşkilâtın gördüğü kolay-ve İstanbul iaşesine bir çeki^’ar nispetinde bir ucuzluk düzen verdirirse bu sempati [ temin etmediği de açık surette yalnız Gecekondu sahiplerinin görülmektedir.
değil bütün tstnabul halkının Biz revirlerde odunların ka-ve daha doğrusu İdare meka- ça satıldığını ve şehirlere kaç nlzmasının bu kabil şefkate kuruşa malolduğunu bildiğimiz susamış bütün memleket halkının sempatisi olacaktır.
tşe çok esaslı surette başladı. İdare âmirlerine örnek oldu. İsten bulun iskân derdi, İstanbul un hayat pahalılığı derdi ve en nihayet Istanbulun Belediyeslzlik derdi ve bütün bunların üstünde beyaz zehirle (ve fıkaradan ibaret olduğuna mücadele onun zamanında İstik- göre bu zaruri ihtiyaç madde-rar bulursa Dr. L&tfl Kırdara sine konacak âzami flatin tes-gösterllen kadirşinaslığın on bitinde çok titiz davranmak mislinin de bu şöhretli prote- lâzım geldiğini alâkalı makam-söre gösterileceği muhakkaktır, lar bizden daha iyi bilirler. îs-
Türk milleti kadirşinastır. (Arkası fi neı sahifede)
1 ’ ARK Sinemasında
metine baha biçilmez.
Mesken buhranı, hayat pahalılığı ve şchrlıl asayişi üzerinde ehemmiyetle duracağına emin olduğumuz Dr- Fahreddin Kerim Gökay, kış gelmeden evvel odun ve kömür ilerine de bir istikamet verse, nâ2imiık yapmak maksadile geçen sene teşkil’ edilen tesisin orman idarelerinden ve Belediye memurlarından gördükleri yardımı serbes odun ve kömür tüccarla rina da verdlrse flütler bugünkünden daha ucuzlıyacak [ve halk da sıkıntıdan kurtula-
halkla İstanbul Belediyesinin sefer-
lirmelerl veya kendi çerçeveleri ( içine almakladır. Filvaki, bah- ( rlye bütçesinde yapılacak tah- ( d iti erle bu neticeye varıl ması ( mümkündür,
Strateji meselelerinde havacılarla ihtilâf halinde bulunan ı denizciler, stratejik bombardı- _ man uçaklarının, hattâ atam ( bombasının tesirinden herkesi ( şüphe ettirecek aleni beyanlarda bulumuşlardır. Donanma. ( B-36 lara güvenmemekte ve ( bütün Amerikan stratejisinin ( bu uçaklara istinat ettirilmesini fahiş bir hata telâkki et- ‘ inektedir. Amiral Radford, ; B-36 larla yapılacak yıldırım ' harbi He süratle ve kolayca muzaffer olmak ümidinin Ameri- 1 katılan, bir hayal peşinde koş- . lurmak olduğunu söylemiştir. Bir deniz albayı. Rusların ağır bobma uçaklarını 12 000 metre İrtifada vuracak kabiliyette radyo İle sevk ve idare edilen mermilere sahip oldulçlannı iddia ederek «Harbde birinci rolü atom bombasını* ve bunu atacak B-36 lara vermek bir deliliktir» demiştir.
Deniz mütehassısları ne diyorlar?
Deniz mütehassislan, B-36 la-rın modası geçmiş uçaklar olduğunu, bunların tepkili avcılarla uzaktan sevk ve İdare edilen mermilere karşı müdafaasız bir halele bulunduklarını ve fazla olarak 12.000 metre gibi irtifalardan bombalarını hedefe isabet ettiremiyecekl erini söylemiştir ki işte bu neşriyat, askeri sırları fâş etmek telâkki edilmektedir. Hattâ bir mütehassıs denizci, atom bombasının tesiri de cok mübalâğa edilmiş olduğunu, radyo aktif tesirlerin, İnfilâk noktasından 2 kilometre uzakta hafiflediğini ve bu mesafede ölümün binde beş nlsbetinde olduğunu İddia etmiştir.
Amerikan deniz ve hava komutanları arasındaki münakaşa alevlendiği sırada, yani ekim ayı ortalarında. Bahriye Bakanlığı memurlarından biri bir sirküler yayınlamış, Milli Savunma Bakanı ile Hava Bakanını, diğer uçaklara tercihan ve münhasıran B-36 lar İnşa ettirmekle itham etmiştir. Bu itbama delil olarak da Milli Savunma Bakanı Mr. Johson’un B-36 lan yapan firmanın vaktiyle idarecileri arasında bulunmuş olmasını ileri sürmüştür. Bundan sonra deniz, hava ' kuvvetlerine mensup olan Cro-melln adındaki bir albay da, gazetelere Pasifik donanması amirallerinin bir mektubunu vermiştir. Bu mektupta amiraller, Washingson dakl resmi makamların donanmaya karşı hasmane tavır ve hareketleri protesto edilmekte idi. Amerikan deniz kurmay başkanı amiral Denfeld'ln bu mektuba eklediği notada, bu vesikaya büyük bir ehemmiyet atfettlrmiştir. Albay. vazifesinden azledilerek harb divanına verilmiş; fakat onun bu hareketi, bahriyenln çok t an beri istediği bir şeyi, ye-nl milli müdafaa teşkilâtı ve 1 Amerikan stratejisi hakkında 1 bir parlâmento tahkikatı açıl' masını temin etmiştir.
Esaslı ihtilâflar
1 Temsilciler meclisinin bir komisyonu. Amerikan milli mü' dafaası bakımından hayati e-hemmlyetl haiz meselelerin tat-kikine karar vermiştir. Gerek 1 bu teşkilât, gerekse stratejik meseleler hakkında. Amerikan
■ kara, hava ve deniz kuvvetleri komutanları ve kurmay başI kanlan arasında, esaslı fikir ı ihtilâfları vardır. Yüksek deniz
makamlarını işgal eden aml-
■ railer. Milli Savunma Bakanlı-gına verilen kudret ve salâhl-yeti çok fazla bulmakta. Kara ve Hava Orduları Bakanlarının,
■ kendi fikirlerini donanmaya , kabul ettirmek için işbirliği I yaptıklarını ileri sürerek buna ı karşı bir muvazene temini hususunda hiç bir şey yapılmadı; ğından şikâyet etmektedirler. . Denizcilerin en büyük endişesi, . Milli Savunma Bakanı tarafından desteklenen havacıların, deniz hava kuvvetlerini ilga et-
Havacılar. B-36 gibi karada üslenmiş çok ağır bomba uçakları. süper uçar kaleler varken inşası kararlaştırılan, hattâ o-murgasmın ilk levhası konulan, fakat bLrkaç gün sonra, yapılmasından vazgeçilen 60.000, tam yükle 80.000 tonluk uçak gemisine lüzum olmadığını ileri sürüyorlar. Denizciler ise. denizaşırı düşman memleketlerine. bilhassa Sovyet Rusyaya tesirli, stratejik hava hücumları yapmak İçin, B-36 ların kâfi olmadığını mutlaka, güvertesinden orta ağır bomba uçaklarının da havalanabileceği dev uçak gemilerine İhtiyaç olduğu fikrini müdafaa ediyorlar.
Geçen nisanda Amerikan Milli Savunma Bakanlığında yapılan bir konferansta Kara ve Hava komutanları ve Bakanlan omurgası konulan uçak gemisi aleyhinde rey verdler. Böylece iki reye karşı deniz kuvvetleri komutanlığı ve BahrLye Bakanlığı bir rey İle ekalliyette kaldı ve geminin İnşası tehir edildi.
Bunun kıyameti nlzc İlerle da ekim
için bugünkü tiatlerl fazla buluyoruz. Fıkara balkın zaruri İhtiyaç maddelerinden fazla kazanç temin etmenin, fıkara çanağından para çalınmasına benzeterek müteessir oluyoruz.
Odunu ve odun kömürünü yakacak halk ekseriyeti fakir
tılınbul B«l»diytvi 3»hb Tlr»lro«u akşam «aat Î0 de DRAM KISMİ ||}fl F A l' S T | i Yazan: Goethe UUTürkçcsi: Seniha Bedri '1F Göknl)
(Son Hafta!
KOMEDİ KISMİ
BEBEK
Yazan: Maurlce Braddel, Anila Kart Tûrkçesi: Hakkı Bil geç Pazar günleri 15 de Matine
I
tfl'AMMER KARACA OPERETİ
Maksimde
Saat 20.30 da
RAKIM 185
Matineler: Cumar tas! Dazar 15 te Pazartesi akşamlın tenu>U yoktur.
amiraller ve de-arasın-ortal arında «Pentagone meydan muharebesi» denilen şiddetli bir mûcade-ler başladı.
(Pentagone, Amerika Milli Savunma Bakanlığının harb içinde yapılmış olan Washing-tondakl muazzam binalarıdır kİ kara, hava ve deniz kuvvetleri komutanlıkları burada yerleşmişlerdir.)
Amerikan amirallerinin ta-arruzlyle başbyan bu savaş, şimdiye kadar dünyada misli görülmemiş, aleni bir şekli aldı ve basma da lntikcl etti. Aml-railer ve yüksek rütbeli deniz tâzlyet lûlfunda bulunan bütün [subayları, sivil bir şahsiyet akraba ve dostlarımıza teşek- olan Bahriye Bananı Mr. kürlerimizi alenen arzederlz. 'Mâtthevs’e de. denizcilerin dâ-DİNÇ AİLESİ tvasınt kuvvetle müdafaa etme-
Eten Güzel Sanatlar Opereti Bugün SÜMER’de Birinci matine saat 15 AÇAPİTİKOS TIS VOSKOPULAS İkinci matine saat 18 de FTERO STON ANEMO Akşam saat 21.15 de HARUMENA NİATA
üzerine kopardılar havacılar ayının


de
Aile vekili
Teşekkür
re isimiz Erzurum Mlllet-
RAİF DİN(7in istlrahaig âlıma
tevdii
ebedi merasimine gelen muhterem zevat ile telgraf ve mektupla
Bütün şiddetli hücumlarına rağmen denizciler, dâvalarını kaybetmiş görünüyorlar, çünkü son günlerde, büyük ve mühim bir mevkii olan kara ordusu genelkurmay başkam, yani kara kuvvetleri başkomutanı general Omar Bradley de. münakaşaya karışmıştır ve amirallere hücum ederek onları, mühim bir milli müdafaa dâvasını, aleniyete vurmak, askeri sırları fâş etmek ve bu suretle: Sovyet Rusyaya casusların elde edemlyeceklcri kıymetli matı öğretmiş olmakla etmiştir.
Başka memleketlerde Amerikada dahi bir kumandanın diğer kumandanları alenen ve bu kadar şiddetle ten-kfd ve muaheze ettiği görülmemiştir.
(Arkası 6 neı sahifede)
malû-
Itham
değil,

ROSSANO BRAZZi
Hoilywood’a çağrılmadan en son yarattığı MİCHEL ZEVACCO'nun şaheseri KANLI İFTİRA (TÜRKÇE)
I Büyük muvaffakiyetle devam ediyor MONDİAL FİLM.
İLAN
Yeni SES Tiyatrosunda
DELİ GÖNÜL
YENİ
Operetinin yalnız bir haftaya mahsus lemsi] gün ve saatlerinin aşağıdaki programa göre tatbik olunacağını sayın seyircilerimize bildiririz.
6 Kasım pazar saat İS de matine, saat 21 ae suvare
7 Kasım pazartesi saat 21 de suvare
9 kasını çarşamba saat 15 de matine
12 kasım cumartesi saat 15 de matine
. Kasım pazar saat 15 de matine

- 32 —
Hizmetçi kadın, korkudan litreye türeye odanın önüne geldi.
Adria tabancayı bâlâ parmakları arasında tutuyordu.
Mariannaya yaklaşmasını işaret etti:
— Bırak beni öleyim, dedi., Kendimi öldürmek İstiyen benim Morisin gitmesini istemiyordum.., B:rak öleyim... Bırakınız öleyim...

ölümle mücadele eden Adria' nın yanında Morla beti benzi «ararmış, sessiz, hatekelsiz duruyordu. Arastra odaya girip çıkan hizmetçi kadın ona nefret ve kinle bakıyordu. Moris Ad-ria'nın bir elini tutmuş okşuyordu. ölümle çarpışan Adria ağzına bir şey koymuyor, kımıldamıyor. birşey istemiyor, konuşmuyordu. Yalua gittikçe kuvveti azalan eli İle hafif hafif Murisin elini sıtıyordu Arlık o el biraz sonra hiç kımılda-mıyacak
Doktorlar geldiği zaman (Ele-
nl üç doktor göndertniştl) Mo-rise istihaf İle baktılar. Morla yerinden kımıldamadı. Kadının göğsünü muayene ettiler. Sonra odanın bir kenarına çekilerek konuştular. Moris doktorların endişeli yüzlerine dikkatle bakıyordu.
Orada hazır bulunan Elenl kardeşine yaklaşarak:
—■ Sen de hasta olmak istemezsin değil mİ? Hep bu odada kalacak olursan sıcaktan, ll&ç kokusundan hastalanırsın. Doktorlar, tehlike yoktur, dediler. Şu halde arasıra çık. dolaş- hava al, dedi.
Adria İşi imiş IL «Demek tehlike yok...»
Derin bir nefes aldı, sıcak bir neşe damarlarına yayıldı. Tehlike yok. Yollarda yürüyebilecek, çiçeklere dokunabilecek, tabiatın güzelliklerini seyredebilecek-koşacak, okuyacak, çalışacak, otomobilini sürecek Bunlar hayatın harlkulâde şeyleri. Yer yüzünün zevkleri,
Morisin soğuk sesi İşitildi:
— Biliyor musun neden Adria tehlikeyi atlattı, çünkü yanında ben varım, bir dakika bile yanından ayrılmadım .
jScitm alınmış kalb
YAZAN 1ÜC/4IVA Pfl/£g£tiâÇ£YİI?EN NklM DERSMİ^
— Peki kız şimdi ne yapıyor? bep Nerede?
— Mutlaka madamı görmek İstiyor.
— Görmemeli- asla görmemeli... Sakın buraya gelmesine
Elenl müstehziyane güldü:
— Bu kadar romantik olduğunu zannetmiyorum Evvelden onu ümitsizliğe düşürmemiş olsaydın daha lyl ederdin. Hayatını. sıhhatini hep sana vermişti.
Moris:
— Sen- dedi, belki doktorlara, ilâçlarına, enjeksiyonlarına inanırsın. Fakat ben pn fazla ruhun mucizesine Inar.Tim,
— Ne demek İstiyorsun? Anlayamadım.
— Demek İstiyorum kİ ben, elini etlerimin arasına almakla ona kanımı, hayatımı verdim. Acılarını, ıstırapalarını yenmek için lâzım olan kudreti benden aldı.
— Ne münasebetsiz ne bayağî düşünceler.., «Uyuyan Adrla'yı göstererek:) Bak dedi, galiba
rüya görüyor, gülüyor defti mİ? Uyanınca yalvar da ağzına bir damla şarap koysun Biliyorsun ki bunda yalnız sen muvaffak olabilirsin.
Adria, uyanınca. Morisin ricasını reddetmedi. Dudaklarını açtı, uzattığı kadebhetn bir kaç damla şarap İçti. İstese biraz da başını kaldırabilirdi, fakat İstemedi. Elenüıin Morise söylediği sözleri anlamak İçin kulak ka-Darttı:
— Ciğerlerindeki yara tamamen kapnnıncaya k3dar nekahet devresi uzun sürecek. Sonra yüksek bir yerde İstirahata muhtaç olacak. Tabii hiç bir işle meşgul olmı.vacak Fabrikadaki İşler zaten iyi gitmiyor. Artık biraz da sen işlerle meşgul olmalısın Halbuki umurunda değil. (Sonra birdenbire hatırına
gelerek sordu:) Ha, burada misafir ettiğin o münasebetsiz kız ne oldu?
Moris birdenbire silkindi- fakat cevap vermedi.
Moris, hep Adrianm başı ucunda. Ne okuyor- ne konuşuyor. Vaktini nasıl öldürecek?
Kapı açıldı, Adria hizmetçi kadının ayak seslerini tanıdı. Çok heyecanlı görünüyordu:
— Sinyor Moris... Sinyor Moris...
— Ne var? Bağırma, yavaş söyle ,
— O kıa geldi, aşağıda bekliyor.
Moris birdenbire elhıl Adrla-dan çekti. Titrek sesle sordu:
— Ona ne dedin?
l — Dedim ki madam hasta yalakta, kimseyi görmek İstemiyor.
müsaade etme.
Bunları söylerken sesi titriyordu.
— Fakat ben ne yapabilirim. Beni dinlediği yok. Siz aşağı ininiz ,
Bu muhavereyi işiden Adria, gözleriyle Morise «Hayır, hayır, gitme, beni yalnız bırakma» demek istiyor, âdeta ona yalvarıyordu.
— Hayır- ben bir yere kımıldamanı,
— Zaten kız sizi hiç sormadı. Madamı görmek istiyor,
— Pekâlâ... Pekâlâ... Halbuki görmemeli. Görmesini İstemiyorum.
O esnada Arlan odaya girmiş. Ne Adria, ne Moris farkına varmamışlardı. Sakin bir sesle:
— Neden Adriayı görmemeli im işim? diye sordu.
Mananna korkusundan kaçtı. Moris birdenbire ayağa kalktı. Arlan devam etti:
Nede» görm iye çekmişi m? Se- ,
ne? Anlamak İstiyorum. Hasta olduğunu ner.en benden sakladın? Nesi va?
Moris cevap vermedi. Arianın heyecanı durmamıştı.
— Anladım, dedi, her halde mühim bir sebep olacak ki yanıma dönmedin.
Arlan sormakta devam etti:
— Adrianm nesi var? Hastalığı ne? Kasabada herkesin ağzında bir şayia dolaşıyor. Onu öldürmek İstemişsin. Doğru mu?
Moris yine cevap vermedi.
— Onu öldürmeğe nasıl teşebbüs etlin? Baksana, ölüye benziyor. Konuştuklarımızı anlıyor mu?
— Hayır.
— Yoksa senin yüzünden kendisini mi öldürmek İstedi?
Muriste cevap yok Halbuki daha evvel doktorlaıo, fabrika müdürüne yalanı kolayca söylemişti. Adrianın ketdlslni nasıl öldürmek istediğini tafsilât uydurarak anlatmıştı. Fakat Arianın önünde bir şey söylemek cesaretinde bulunmuyordu.
Arian:
(Aıkası var)
MÜZİK
Radyo dinliyicileri
Çin elçiliğinde arbede
Muvskkat mütareke
Bu yazımla bazı müşahede - . şöyle şikâyet elti «Ne Ankara-lerimi bahis mevzuu edeceğim: ı da, ne îstanbıılda Allah hakkı ve bu dünyada herkesi mem-1 için, dinltyecek beş dakikalık uun etmenin ne güç iş olduğu- bir müzik bulamadım. Sonra nu belirtmeğe çalışacağım:
Bir gün genç bir öğretmen arkadaşımla görüşüyordum. Rad yad an ve gramofondan bol bol eser dinlemek surenle Batı müziği sahasında kendi kendisini masına İtinâ gösteriyorlar. Ha-yetiştirmeğe çalışan bir dost - fit orkestra eserleriyle caz mu-Dalıa evvelki konuşmalarımız- sikişini, şansonetlerle kabare ,(□ t>u yolda epey ilerlediğini müziğini de alafranga müzik ve musikinin samimi bir dostu diye sayarlarsa elbette onlar olduğunu görmüş ve böylece' haklıdırlar. Fakat gel gör ki, birbirimize daha çok yaklaş- dün akşam bizim radyolardan mıştık. Son buluşmamızda hem- beş dakikalık ciadi bir müzik şiresinin kendisinden daha me-' dinliyemedim. B(jn de haklı de-löman olduğunu anlattı. O ka-............."
dar kİ lise tahsilini yapan bu genç kız. bu sene piyano almazlarsa ve Konservatuara devamına imkân vermezlerse okula da devam etmiyeceğıni açıkça anlatmış, ayak diremiş. Müzik sevgisi bu ailede iyiden iyiye kök salmış olacak kİ arka d aşımın birader zadesi de Ankara Devlet Konservatuann-da viyolonist Necdet Atak'm gözde talebeleriııdenmlş. Bu ailenin müzik seviyesini kısaca anlattım.
iddia ediyorlar ki alaturka musikiyle alafranga musikiye ayni ehemmiyeti veriyorlar; hattâ dakikasına, varıncaya kadar neşriyatın birbirine müsavi ol-
Milliyetçi ve komünist Çinli memurlar birbirine girdiler
Paris 5 (AA.) (Reuter) Pariste Çin sefaretindeki munisi taraftan memurlar sefaretin birinci katını ele geçirmişler ve zemin katında da milliyetçi Çinlilerle kavgaya başlamışlardır.
ko-
Birleşmiş Milletler Kurulu reisinin bir teklifi
Dünkü ve bugunkü işçi arasında fark.o.
«11 mıyım?»
Evet: dostum elbette haklıydı- Genç öğretmen arkadaşım da yerden göğe kadar haklı Ya patron berber, kalfası, çırağı ve müşteriler?. Onlar da haklı değiller miydi?
Bu zevk kargaşalığı. bu zevle keşmekeşi içinde, öyle sanıyorum ki en zor durumda olanlar, bu işlerin, başında bulunanlardır. Çünkü onlar her çeşit halkı memnun etmekten başka radyoyu bir talini ve terbiye i vasıtası olarak görüyorlar, ona Bu münevver ve genç arka- bu deeert wrlyorlar. Hoşa daşla konuşurken saz İstanbul gjtnıeyl, eğlendirmeyi ve ayni radyosuna da intikal etU- Batı zamanda terbiye etmeyi telif e-muziği neşriyatının kâfi o'ma-, debilmek pek güç bir iş olsa dığmı. buna mukabil gerek gereli... Alları yaroımcıian ol-canlı müzikle gerek plâk neşri- 3un yatile şarkı ve türkülere, saz, eserlerine ve fasıl musikisine çok yer verildiğini yana yakıla aniaiu. Ve Batı müziği neşri-, yatının yalnız plâk neşriyatına münhasır kaldığından şikâyet etti. (Bu konuşmamız, İstanbul radyosunda Şehir senfoni, orkestrasile Şehir karosu ve Radyo salon orkestrası faaliyete geçmeden öne** IdL)
Fikri ÇİÇEKOĞLD
Çinde vaziyet
Kanton’daki İngiliz-ler sağ ve sâlim bulunuyorlar
I
Fransız dışişleri bakanlığı memurlarından biri Çin sefareti birinci kâtibi ve bir polis komiseri İse sefaretin önündeki kaldırıma oturmuş ve burada bir harb konseyi kurmuşlardır. Beri yanda polisler de sefare-Un bahçesinde sigara İçerek bu kavgayı seyretmiştir. Polisler hususî bir müsaade olmadan diplomatik masuniyeti olan bu kavgacıları ayıramıyacaklannı açıklamışlardır.
Arnavutluktan Yu-goslavyaya iltica . edenler
tndianapolls 5 (AF) — Birleşmiş Milletlerin genel kurulu başkanı general Carlos Romu-los bugün Sovyet ve batı blokları arasında muvakkat ve kısa bir mütareke yapılmasını teklif etmiştir.
General Romulos, bu mütarekenin «yıkıcı atom yarışın) durudurmak için» elzem olduğunu belirtmiştir.
İngilizce konuşa üar cemiyetinin toplantısında söz alan RonıuİM, genel kurulda lkl ta-Tafı ayıran en şiddetli münafe-retler mevzuunda, tarafları uzlaştırmak için elinden gelen her türlü gayreti göstermiş olduğunu söylemiştir General, bu mevzuların, tamamen halli imkânı bulunamazsa da. hiç değilse bunların muvakkat bir zaman İçin halli imkânlarını tarafların temsilcileri ile yaptığım temaslarda temine çalıştım. demiştir.
Kozlu, İhsaniye bekâr işçi yatakhanelerinin uzaktan görünüşü
ak-
Yunanistanda terhis
Atına 5 (AA.) (United Press) — Yunan milli savunma bakanı 12000 askerin ve 1947 sınıfının sene sonundan evvel terhis edileceğini bildirmiştir. Bakan, ordu kadrolarında 50.GO0 kişilik bir azaltmaya ait terhis listelerinin haziTİanmakta olduğunu bildirmiştir.
mukadderatı
idam şekli
Bizzat yerli halk tarafından tâyin edilmesi isteniyor
Aynı günün akşamı bizim semtin bir yerinde sıra bekli-, yordum. Ertesi gün tatil olduğu] için dükkân bir hayli kalaba-, ________,_________B_____
lıktı- Bir yenilik dikkatimi çek-, başkonsolosunun dün radyo te- siyasl tomitesinde. Libya hal-
İngiliz hapishane doktorlarına göre asılmak imiş
ti. Patron bir radyo almıştı. Şöyle yüksekçe bir yere yerleştirdiği radyodan hafiften bir caz müziği sızıyordu. Başta patron olmak üzere bekleyen müşteriler ve kalfalarla çırak bu değişiklikten hep memnunlar.. Bizim berberin musikiyle İlgili olduğunu da hemen şuracıkta kayded i vereyim: duvarda çakılı bir fotoğrafta heveskâr ar-kadaşlariie birlikte kurduğu bir fasıl musikisi heyetinde kucağında udiyle görünüyor. Çırak, dukanın tahta perde He bolünmüş İç kısmına girip çıkarken haRfçe uzanıp radyonun düğmesini biraz çevirecek du. An vızıltısı halindeki müziği canlanıverdi. Fakat patron kaşlarını çattı; sert bir sesle, amirane; «Kıs şu zırıltıyı’..» diyerek çocuğu tersledi. Nihayet patronun İstediği oldu ve caz sustu-
lerim çıkar, üşürüm.» dermiş’... Halbuki bugünkü işçi, dünkünün tamamen aksine, uyanık fikirlidir, sosyal alanda gösterilen yolda yürümenin faydalarını müdriktir.»
Bölgelerde bir cevelân
B. İhsan Soyak «le yaptığım bu kısa konuşmadan sonra şu neticeye varıyorum ki. İşletmede tatbik edilen program, köylünün sosyal alanda kalkınması bakımından olr mektep rolü de oynamaktadır. Fakat İşçiler arasına katılarak onların hayatlarını yaşamak suretiyle hakikati görmenin daha faydalı olacağını düşünerek bu yolu tutuyorum, Evelâ, bir otomobile atlıyarak şoföre, ocakların bulunduğu bölgelerde beni dolaştırmasını söylüyorum Kandilli, Kozlu. Üzülmez. Gellk. Kilimli mıntakalarını dolaşıyorum. Her birinde ayrı ayrı birer küçük şehir hayatı yaşandığını uzaktan görüyorum. Bana mihmandarlık etmek külfetine katlanan yüksek mühendis Lavunrlar şefi B. Niyazi Durusoyun anlattığına göre günde 1600 ton kömür Veren Kandilli bölgesinde 2 sosyal tesis günde 2800 ton kömür ve ren Kozlu bölgesinde 5, günde 3600 ton kömür veren Üzülmez bölgesinde 5, günde 2400 ton kömür istihsal edilen Gelik bölgesinde 2, günde 1900 ton kömür çıkarılan Kilimli bölgesinde de 2 sosyal tesis bulunmak-
tadır. Yani beş istihsal bölgesinden ibaret olan İşletmede 16 sosyal tesis mevcuttur. Bundan başka liman nakliyat işleri, Ereğli Tahmilât ve Tâmirat dairesi He Çaydamır mıntakasında da birer sosyaı tesis bulunmaktadır kİ bu 19 sosyal tesis. işçi hayatına verilen ehemmiyet hakkında müspet bir fikir sağlamaktadır.
Böyle geniş bir teşkilâtın zarurî olduğu hakkında bir fikir edinerek dönerken kömür istihsalini artırmak İçin Marshall yardımından istifade ile kurulacak yeni tesislere mütenazır olarak köy yollanma İnşası ve mevcut sosyal tesisleri genişletmek gayesiyle beş senelik bir program hazırlanmasını fuzuli addedemiyor ve bana bu program hakkında izahat veren B. İhsan Soyak'ı yerden göğe kadar haklı bulu-
Kömtir İstihsal merkezimiz olan Ereğli - Zonguldak bölgesinde yaptığım tetkiklerin en enteresan tarafını, işçiler araşma katılarak onların hayatlarım yaşamak, kuyulara İnerek köylü delikanlıtatiyle birlikte çalışmaklığım teşkil etmektedir.
Bir dahaki yazıda da ocaklara nasıl İndiğimi ve karanlığın kuvvetli elektrik ziyasına bile galebe çaldığı bu ocaklardan ne intibalarla çıktığımı anlatırım: Bir kürek kömür, bir avuç alın terine...
Cemaleddin BİLDİK
(Baş taraf» 1 inci sahifede) veya sinemasına giderek eğleniyor... Bundan sonra tekrar yatakhaneye, karyolada güzel bir uyku, sonra gene işbaşı...
Elbise, yemek, hamam, yatak, sinema veya tiyatro gibi eğlencesi İçin de beş para sarfetmi-yen işçi, hastalanırsa parasız tedavi ediliyor, yaralanırsa kendisine, ölürse ailesine nakdi yardımda bulunuluyor, bekâr olanlardan evlenenlere, çocukları olanlara da gene para verilerek yardım ediliyor.
Dünkü ve bugünkü işçi
Bunları dinlerken B. ihsan Soyak'a soruyorum:
— Şu halde kömür İşçisi, gündeliklerini biriktirerek köyüne para ile dönüyor?
«— Ona şüphe mİ var. 45 günlük iş hayatını tamamlı -yan işçi, kazandığı para ile köyünde eksiklerin! tamamlıyor, tekrar İşe gireceği 45 gün içinde de tarlasında veya bahçesinde çalışarak İşlerini yoluna koyuyor ve ocağa dönüyor.*
B. İhsan Soyak, bu arada, kömür ocaklarının hükümetçe satın alınmasından evvelki o-Jaylara işaret edeceğini söyll-yerek İşçinin dünkü ve bugünkü hayatı arasında mükayese yapılmasına imkân veren bir hâtırasını naklediyor;
«— o zaman, diyor, ocaklarda çalışmağa gelen İşçiye ocaktan çıktığı vakit yıkanması söylenince işçi: «Yıkanmam, kir-
Created by free version of 2PDF
Lake Success 5 (AF) — İngiltere dûn. Birleşmiş Milletlerin
Londra 5 ’A-A.) (Reuter) — İngiliz hapishaneleri doktorla -nndan dördü bugüıı anket yapan bir komisyon önünde, en İyi idam usulünün şaiben İdam olduğu yolunda beyanatta bu-lunmuşl ardır- Doktorlar başka usullerle idam cezasının infa-zina müracaat etmemiş olmamıza rağmen asmak suretiyle öldürmekten daha İnsani, daha ■- ...—u„u.wu —— müstakil oımunaır.» uıgıuzıer. müessir ve daha seri bir usul
sında hayatın tabii seyrini ta- çofc sert buldukları bu formu- mevcut olacağını tahmin ede-kip ettiğini ve kendisinin komü- ... .
nist İdaresiyle etmemiş olduğunu bildirmekte-
Hong Kong 5 (AP) — İngiliz
lefonla bildirdiğine göre. Kan- memleketlerinin lstlkba-
tonda bulunan bütün tngilizler kendiierlnln tâyin etmesini sağ ve salimdirler 1 teicuy etmşlUr.
Kantonun 14 ekimde korcü-. Bu tekUf komitenin şu for-nUUer tarafından işgalinden mûlünc karşı İngiliz devlet haberi radyo telefon ilk defa ola- kanı Mc NeU tarafından ileri rak kullanılmaktadır.
Konsolos ecnebilerin
bir serbestlyi haiz olduklarını Libya tek bir devlet ve Kanton 11c Sbameen ada- müstakil olmalıdır.»
i kanı Mc. Ne 11 taralından ileri 'sürülmüştür. «Blngazl, Trablus
büyük 7e Hzan'dan müteşekkil olan halinde (
İngilizler müessir ve daha seri bir usul
Paris'ten
Şimdi de radyoda birisi konuşuyordu. Müşterilerden bir zat: -Aç bakalım, ne konuşuyor? Dinliyelim bari..» diyecek oldu. Patron adamcağızın lâfını ağzına tikin: -Bırak beyim; traşa karnımız tok!..» Nihayet plâklardan Halk türkülerine
cıra gelmişti. Bu landıran partonun kendisi oldu. Fakat kalfalardan birisi, memnun olmadığını, etrafa duyurmak istediği şu sözlerle ( anlatmak istedi: •Uçkur, peşkir havası!..»
Halle türkülerinin arkasından senfonik bir orkestranın çalılığı bir uvertür duyuldu. Galiba Web( r'în Freischutz uvertürüydü Patronun hiddeti görülecek şeydi: .Biz ne bekliyorduk, ne çıktı!.. Safiye, Müzeyyen, Çağlar varken bu gürültü dinlenir mi?» diye fetvayı verdi ve nolarm gırtlağına bastı..
Öyle zannediyorum ki radyonun susmasından herkes nundıı. Çünkü bu aletin parasını ve sarfettiği elektriği ödemenin verdiği hakka dayanan patronun tahakkümü, kalfalarla çırak da dahil, bütün cemaatin canına tak etmişti.
Aradan bir kaç gün geçmemişti kİ bir doktor dostumla yine radyo programları hakkında konuşuyorduk. Musikinin. iyice derinlerine dalmış olan bu zat bir gün evvelki cumar- ] test programından yana yakıla|
^SUSARSAN KABAHATLİSİN
4'ij-1A7AT,»ma/.W
P JYAZAN; ADA SAlvf * ÇEVİREN: NAZIM DEP5AN • AYHAN
J
Iün şu şekilde tâuillnl istemek- miyoruz. demişler re asmak su-şahsen temas tedirler. «Libya halkı bağımsız rcuy|Ç idamın derhal ölümü »İmMıaır, fakat ba L.tlkıM hal- jnUç etuHnl D1.
ta bir UUrtart S«U ,.,jktorl„ l(U„,
ı ve bir birlik seklinde tecelli et- ,, . ,
• | mahkumlan için ayrı bir ha-
m' wizl.r ayni ramanda.
•İstiklâlin tanınmasından ev- unmu-1 ar ■ vel Blngazi, Trablus ve Fizan temsilcilerinin müşterek müzakerelerle. idare şeklini ve birlik mevzuunu konuşmalarını» istemektedirler.
Hâlen devam eden Birleşmiş gruplar mevcuttur.
YENİ BAS!
Kitapçılardan arayınız.
Fiyatı 3 lira
Milletler genel kurul toplantısında eski İtalyan sömürgeleri meselesinin bir karara bağlan-1 masını arzu eden kuvvetli
Amerlkada David walker adında 14 yaşında bir çocuk mucizeler gun(.ermekte, sağırları iyi etmekte, körlerin gözlerini açmaktadır. Yukarıda David ve kendisinden şifa aramağa gelenler görülüyor.
KAfi/Sf 7/A74AV PAOLA. Ot>AAf/V PAP-
rMyAVM'Ş.BAŞs/VA âeievFS-
fCAMZ SAKLAPfgr 8* S7& YAZ YA*WDA 8/R ÇOCV&J OLACAK
1
St/ç O£TA& C.ı.&ijrM ÜAı .-y.. . .
t/m pc Savı cmcvtsv cctom > I
likayı
alcdgım soy-
PAOLA *A«-LO’YA BÎR
TÛCLÜ İti N\ AT* TELKİN EDEAA.ED)
Sahlfe 8
AKSAM
6 Kasını 1949

HER AKŞAM BİR HİKÂYE
T TUZAK
DENİZCİLİK
Nelll _ 24 yaşında. hakiki bir cinsi cazibe örneği
Jorj — Nellt'ıün kocası 30 yaşında gürel fakat saf bir erkek.
Maks — Jorjun hin oğlu hin yaşıl arkadaşı
Niça — Nelli’nin kendisi gibi güzel arkadaşı
[Sahne barda cereyan ediyor]
Jorj — Demek sen o fikirdesin ha?
Maks (kendinden emin bir tavırla) — Bent dinle JorJI Benim kadınlar hususunda tecrübelerim var. Sen ise henüz toy sayılırsın. Yeni evlendin... Başından bir İki platonik aşk macerası geçtiği bile şüpheli... Halbuki ben şimdiye kadar iki defa evlendim, elli metres de değiştirdim..
Jorj — O halde nasıl hareket edeyim?
Maks — Karında başka kadınlar tarafından da takip e-dlldiğinin zannını uyandırır malısın. Kıskançlığını kamçılamak kendisinden bir şeyler saklamak ister gibi davranmalısın.
Jorj — Bana tavsiye edeceğin usul bu mu?
Maks — Bundan fazlası can sağlığı!
(Nelli'nin salonunda]
Nelli — Nasıl hareket edeyim?
Niça (tecrübeli bir tavırla) — Bunu sormak ister mi hiç? Madem ki kocan bir takım zırva bahanelerle seni ihmal edip duruyor, kıskançlığını tahrik etmezsen elinden kaçıracağın, gün gibi aşikâr
Nelli — Demek sen bana bir aşk mektubu yazacaksın. Ben de Maks’ın görmesi için görülecek bir yerde bırakacağım. Öyle değil mi?
Niça — Şükür Allaha* Ne dediğimi nihayet anlıyabiidin.
[Nelli'nin tuvalet odasında]
Jorj (karısı Nelli’nin çantasını açarken içinden yere düşen bir mektuou görerek sorar) bu mektup kimden?
Nelli (endişeli ve şaşırmış gibi davranarak- — A a... Ehemmiyetsiz bir şey değil...
Jorj (şüphelenerek) — Ver bakayım bana o mektubu!
Nelli, mektubu yerden alarak çantasında saklamağa kalkışır. Fakat kocası genç kadını kol-! farından yakalıyarak elinden almağa teşebbüs eder Aralarında kısa bir mücadele cereyan eder. Nihayet Nelli bu mücadelede mağlûp olmuş gibi davranarak bir koltuğun ürerine çökerken mektubu da elinden düşürür, Jorj, yıldırım süralile yerden alarak okumağa başlar:
«Meleğim! Yarın akşam saat beşte seni aşk yuvamızda beklerim. Sakın gelmemezlik etme... Seni o kadar çok göresim çeldi kİ sevimli hayalin gözlerimin önünde tütüyor. Tele rar seni kollarımın arasına a-lacağım. O mesut anı sabırsızlıkla bekliyorum. Selıhar gözlerinden ve sıcak dudaklarından hasretle öperim. İmza: G C.»
Jorj, mektubu okuyunca hiddetinden kıpkırmızı kesildi. Yumruklarını sıktı Genç kadının üzerine çullanıp cllerlle boğmak ister gibi bir vaziyet aldı. Fakat nefsine hâkim olarak bundan vazgeçti
Jorj — Seni hain seni! Ellerimi miirdar kanınla kirletip zindanlarda sürünmek istemem, En kestirme yol senden ayrılmaktır- Yazık sana. (Jorj kapıyı hiddetle kapaj’arak çıkıp gider.)
Nelli (memnun) İşler yolunda (telâşa düşerek) ya hakikaten benden ayrılırsa halim nice olur? Bu zenginliği bu lüks v« refahı başka kimde bulabilirim?
[Asliye hukuk mahkemesinde)
Nelli'nin avukatı — Bay yargıç. davacıdan nafaka isteriz.
Jorj (pür hiddet) — Ne nafakası? Bu kadının İhanet ve alçaklığım anlamak İçin lütfen şu mektubu okuyunuz hâkim bey!
Nelli (söze karışarak) — Bu mektup uydurmadır! Arkadaşım Niça kocamı kıskandırmak için kasten bana yazmıştır Arkadaşım, aramızdadır, isterseniz, kendisini çağırıp, meseleyi tahkik edebilirsiniz.
1 Başkan mübaşir vasıtasUe Niçayı çağırttı!
Mahkeme başkanı (Niçaya) — Bu mektubu siz mi yazdınız?
Niça — Evet bay yargıç.
Mahkeme başkanı — Şu kalemi al da bir kâğıdın üstüne mektubu aynen yazınız. (Niça yazıp yargıca verir) şimdi bu iki yazıyı bilir kişiye tetkik ettirmek için muhakemeyi talik ediyorum.)
Jorj, önde karısı Nelll İle Niça arkada mahkeme salonundan dışarı çıkarlar. Nelll, hlzli hızlı yürüyerek kocasının |ellerine sarılır:
Nelli — Affet beni kocacığım. Dâvadan vazgeç. Seni kıskandırmak İçin bir çocukluktur ettim.
Jorj — Artık seni İstemem? Nelll — Niçin kocacığım? Jorj — çünkü Nlçayı sevdim. Senden boşanır boşanmaz o-nunia evleneceğim
Nelli (çılgın gibi başını yanında duran arkadaşına çevirerek sorar) — Bu söz doğru mu Niça?
Niça — (kıpkırmızı kesilerek) evet... Vaziyet böyle İcap ettlr-dl-Benlm bu iışte kabahatim yok. Seviştik İşte! Her halde benden bir şikâyetin olamaz sanırım.
Nelu — Defol karşımdan alçak kan.
[Maks barda tek başına bir masada oturarak kendi kendine söylenir.)
Maks — Nihayet Nelll kocasından ayrıldı. Arlık onu ele geçirmek için taarruza geçebilirim. Oyunumda muvaffak oldum.
Niça (bara girerek) — İşler yolunda dostum! Jor.ila bir ay sonra evleniyoruz. Bu saadeti sana borçluyum şekerim! Jorju avlamamı bana tavsiye etmek fikri sana nereden geldi?
Maks — Bu. senin İçin bulunmaz bir fırsattı (içinden) mademki senden bıkmıştım* (üksek sesle) seni o kadra çok seviyorum kİ zengin bir adamla evlenip refaha kavuşman içlıı kendimi feda ediyorum.
Niça — Teşekkür ederim Maks!
Jorj (bara girerek) — Bon-suvar çocuklar! Bilseniz ne ka-
Netlcede deniz kuvvetleri kurmak başkanı olan ve geçen sene memleketimize de gelmiş bulunan amiral Denfeld, bu vazifeden alınarak Pasifik donanması. komutanlığına nakledilmek suretiyle Washlngton’-dan uzaklaştırılmak İstenmiştir, Amiral, ya bu vazifeyi kabul. yahut da İstifa edecektir.
Bu sert vc taşkın mücadele, Amerikan Kongresinde ve umumi efkârında büyük teessür u-yandırmıştır. Çünkü bir müddet önce kabul edilen yeni askeri teşkilât kanunu He bir Milli Savunma Bakanlığının yüksek idaresi altında Kara, Deniz ve Hava Bakanlıkları teşkil edildiği zaman, bu üç kuvvetin tam bir ahenk ve İmtizaç İçinde çalışacakları ümit edilmişti. Şimdi bu şuddetll tartışma, bir haya! kırıklığı husule getirmiştir.
Eskiden hava kuvvetleri kara orduslyle donanma emrinde bulunuyordu vc bugünkü gibi müştakll değildi. Ingiltcrede olduğu gibi. Amerikada da. donanma, en gözde, en nüfuzlu ve mustatkil vaziyette İdL Harbde, donanma ve donanmaya bağlı deniz - hava kuvvetleri İle deniz piyadesi. Japonla-rn mağlûbiyetinde en mühim rolü oynamışlardı. Şimdi denizciler, bu nüfuzlarını ve istiklâllerini kaybetmekte olduklarını görünce buna tahammül edememişler ve yeııl teşkilâtı beğenmiyerek ona hücuma başlamışlardır. Dâvayı, Kongrede başlanan anket, esasından halledecektir. Fakat amirallerin ve onların emrindeki mütehassısların ifşaatı bahriye aleyhinde bir huva yaratmıştır.
Londrada temas ettiğim Ingiliz siyasi ve .askeri şahsiyetleri, denizciler de dahil. Amerikan RA111I Müdafa erkânı arasındaki bu çok acayip ve aleni tartışmaları, hayretle telâkki ve tcnkld etmektedirler. Sovyet Rusyanın atom bombası yapmağa başladığı şu sırada, bu Amerlkanvarl mücadelenin pek yersiz ve zararlı olduğunu kabul etmemek mümkün değildir.
A. D. D.
Pipo, sigaradan daha zararlı
Londra 5 (Nafen) — Doktorlar tarafından yapılan bir araştırmada şu neticeye varılmıştır: «Pipo insanlara sigaradan .çok daha zararlıdır. Bazı kimselerin iddialarının aksine olarak piponun daha fazla nikotin 'yutturduğu tesbit edilmiştir.#
dar mesuduml
Maks — Bana müsaade! Sizi başbaşa bırakmak için ben gidiyorum. (Çıkıp gidre)
Jorj — Nlçacığım, bilsen senin yanında ne kadar mesıı-dum!
Niça — Ben de öyle aslanım! Maks’ın işleri nasıl yoluna koyduğunu gördün mü?
Jorj — Niçin Maks'tan bahşediyorsun?
Niça (pot kırdığını anlayarak) — Dil alışkanlığı canım!
Çeviren: A. HİLÂLİ
Dünyada var?
Bulgaristan ve Arnavutluğa silâh Bûnderilmiyecek
Telefon kolu
Bu memnuiyet. Yunan âdilerine yardımları devam ettkiçe kaldmhnıyacak
Nevyork 5 (Radyo) — Birleşmiş milletler siyasi korno İtesi Saryetlerln itirazlarına rağmen, Arnavutluk ve Bulgaristana ve diğer devletlere tahsis edilen silâhlara ambargo konmasını kabul etmiştir. Bu vaziyet, Arnavutluk ve Bulgaristan Yunan çetecilerine yardımdan vaz geçinceye kadar devam edecektir. Sadece İsrail İle Hindistan oy vermekten kaçınmışlardır.
Karar. 6 oya karşı 38 oyla alınmıştır. »
Siyaset komitesi, Yunanistan'dan âsiler İçin umumi af İlân etmesini ve Birleşmiş milletlerin kontrolü altında yeni seçimler yapmasını İsteyen bir
Sovyet teklifim derhal reddetmiştir. Sovyet teklifi aynı zamanda Balkan özel komisyonunun l&ğvını, Yunanistan'a askeri yardımın kesilmesin*, ve bütün yabancı kuvvetlerin çekilmesini istemekte İdi.
Yugoslavyaya da Rusya, Polonya. Beyaz Rusya. Ukrayna vc Çekoslovakya ile birlikte silâhlar üzerine ambargo konmasını İsteyen Avustralya, İngiltere ve Çin teklifi aleyhinde oy vermişlerdir
Londra 5 (Radyo) — Yunan Başbakanı, Yunanlstanfa Yugoslavya arasında bir anlaşma aktedildiğl hakkında Moskova ajansı tarafından verilen haberi yalanlamıştır.
Tito, müdafaa tedbirleri alıyor 16 tren askerî sevkıyata verildi yeniden bazı ihtiyat sınıfları askere alındı
Her gün İşimize yarayacak küçük bir İcat: Telefonun mikrofonuna eklenen kol. Bir çok defalar telefonla söylenen bir şeyi zaptetmek mecburiyetinde kalırız. Fakat bir el telefon! makinesinde oldukça tek elle serbes ve rahat yazmakta güçlük çekeriz. Bu küçük İcat bu mahcuru ortadan kaldırmaktadır.
Mfnyartb&r OSoöüs
Londra 5 (Nafen) — Belgrad-dan gelen haberlere göre, Yugoslavya kominforma karşı müdafaasını sağlayabilmek maksa-dlyle yeni tedbirler almaktadır. Yugoslav senkida işçilerinin gazetesi tarafından verilen bir haber, 1.6 trenin seferden çıka-! rılmış olduğunu bildirmiştir. Kuvvetle tahmin edildiğine göre seferden çıkarılan bu trenler hudutlara sevkedlldikleri bildirilen askeri birlikler ile yakından ilgilidir.
Diğer taraftan silâh altına yeniden bazı İhtiyat sınıfların alındığı ve bundan evvel seferber edilenlerin de terhise tâbi tutulmadıkları belirtilmektedir. Bunların arasında yaşı ilerlemiş bir çok kimseler de bul unm aktadır.
Silâh altına alınan bir çok
sınıflar yüzünden fabrikalarda işçi kıtlığının başlamış olduğu sezilmekte ve bu hal İstihsali baltalamaktadır. Moskova'nın istediği de zaten budur.
Ayrıca Bulgarlstanda Sovyet-lerin yeniden bazı hazırlıklara giriştikleri zannedilmektedir. Bulgar Pirin bölgesine gönderilen Sovyet uzmanlarının çete harbini hazırlamakla meşgul oldukları söylenmektedir. Yugoa-lavyaya karşı hazırlanan bu çete taarruzunun Bulgaristandan başlayacağı zannedilmektedir. Rusyanın Yugoslavyayı üç taraftan kaplayan kominform memleketlerin de birden askeri hazırlıklara girişmiş olması Tito’nun ordularını parçalamak ve böylelikle zayif düşürmek ha-defini güttüğünü ispat etmektedir.
Created by free version of 2PDF
Büyük bir mekanik ustasının yapısıdır. Aynı usta, müzelerde ve sergilerde teşhir edilmek üzere bundan seikz tane daha yapmıştır. Hepsi bir beygir kuvvetinde bir motorle işlemektedir Şoförden başka tek bir yolcu taşıyabilmektedir. Uzunluğu İki metre kırk santim, yüksekliği 60 santimdir.
Södürme kutusu
I Bu küçük söndürme cihazı i bir konserve kutusuna benzetmektedir. İçinde tetrachlorure İde Carbone vardır. Bir yangın
| başlangıcını söndürmekte çok müessirdir Bu kutu İle, derhal
(farkına varıldığı takdride ateşin yayılmasını önlemek her zaman İçin mümkündür. İkinci resim, kutunun kullanılış şeklini göstermektedir.
İstanbulini odun ve kömür deıdi
(Baştarafı 4 üncü sahifede) tanbuluıı odun ve odun kömürü İhtiyacından bahsedildiği zaman. İstanbul nâzım satışı için orman revir âmirlerine icap eden talimat verilmiştir gibi bazı beyanata tesadüf ediliyor. Revir âmirlerine verilen emirler yalnız Belediye müteahhitlerine verilecek odun ve kömürlere ml aittir yoksa o-dun ve kömür ticareti yapan bütün vatandaşlara da mı şâmildir. Burası zikredilin ediği
İçin bunun tavzihi mutlaka lâzımdır.
çünkü, revirler odunları v.e kömürleri İstisnasız olarak her vatandaşa aynı fiaUe verecek ve aynı kolaylığı gösterecek o-lursa nakliyat vesalr masraflar malûm olduğu için serbes rekabet başlar ve üstlerde ister istemze ucuzlar Biz, nâzım sa-• tışın faydasını İşte burada gö-I rüyoruz. Belediyenin elindeki
stoklar, narh koyduğu flatin üstüne çıkmak isleyen veyahut fazla kazanç fikri besleyen kimselerin suiniyetleri görüldüğü zaman onların karşısın» zorla değil ticaret yoliyle çıkılarak flatl tutmak ve ona fazla fiatle mal sattırmamak için elde bulundurulursa faydalı o-lur. Yoksa tüccaı- flatl arttırdığı zaman nâzım teşkilât da fiat arttırırsa o vakit faydaLı değil zararlı olur.
İktisat kaidelerinin hiç değişmeyen noktalan arz ve taleptir ki bu da ancak istihsali arttırmak mahsulu bollaştırmakla ayarlanabilir, istihsal arttığı zaman fl&tler kendiliğinden ucuzlar. Spekülatörlerin ittifak edememeleri için devletin tedbir alması kâfidir. Bununla beraber serbes tüccara ve nâzım teşkilâta devlet kolaylıkları müsavatan yapılırsa ne odun fiatleri pahalılaşır va ne de odun kömürleri...
' ■ '
Bir Aşk Gecesi
Yazan: Karen Bramson Tercüme eden: Vâ - Nü
ı Tefrika No. 21 -
Kocalı bir kadın olacak-... Ah ah .. Böyle hâdiseler de birinci defa vaki olmıyor.
François, artık meseleye ehemmiyet vermemeğe başladı. Bu gibi hâdiseler kolaylıkla yoluna girer. Gülümsedi, E, tabii! Kadınlara da hak veriyor, Hepsi, efendisinin arkasından koşarlar elbette! Şaşılacak şey değil. Dünyada onun gibi erkek nâdir bulunur. Belki de hiç yoktur.
Françols’nın, efendisine, hadsiz hudutsuz bir sadakati vardı. Mağazalardan birinden İpek çorap çalmağa kalkışan aptal yeğenine yaptığı iyiliği hiç unut-uuyacak.
Bugünkü gençler! Kadınlarla ülfete başlar başlamaz rezaleti ele alırlar! Luksçülüge kalkarlar. Arkadan hırsızlık gelir, kaa-tlllik gelir...
Lâkin üstat Darney, yeğeninin
üzerine hiç bir leke sürdürnıek-sizin bu aptal ‘delikanlıyı işin içinden şıyırabilmişll. Aileden bir santün bile ücret almamıştı, ihtiyar uşağı sadık Françols’nın yüzii suyu hürmetine hep bunlar! E, tabii, şimdi de sadık u-şak François, efendisi için her fedakârlığa katlanacak!
— Sordu:
— Söyleyeceğiniz bundan ibaret mİ efendim?
Efendisinin halini İyi bilirdi. Dudaklarını ne zaman böyle sıksa, söyllyeceğl bir şey var demektir.
Jacqes tereddütle:
— Bir şey daha soracağım. Diitı gece bana teleloıı edildiği zaman saati İyi hatırlıyor musun? On birden az soraydı, değil mi?
— Fakat efendim . O saatte hiç hiç bir şey işitmedim, çünkü onu yirmi beş geçe size tak-
si çağırdıktan sonra yatmağa çıktım.
— Ben artık iyice ihtiyarlıyorsun, benim François'cığun... Unuttun mu? Daha bir dakika evvel, taksiyi on bir buçukta çağırdığını söyleoln
Jacques'in sesi* uşağının asla İşitmediği şekilde sertti.
Uşak:
— Doğru... — dedi. — Beni affedin, efendim. Bundan sonra bu saat meselesinde yanılmam. işte söz veriyorum! O bahsettiğiniz telefon da on birden azıcık sonra ça.ınmış olacak. Evet, eminim.
Jacques, cevap vermeksizin, başiyie bir tasvip işareti yaptı.
Uşak:
«— Hayır! Bu seferki vaziyet, her seferkinden vahim! — diye düşündü. — Zira öbür defalar, bana bu gibi şeyler yaptırmağa kalkmazdı.»
— öyleyse gidip öğle gazetelerini alayım efendini! — dedi ve çıktı.
Jaeques, arkasından seslenip onu hemen geri çağırmak arzusuna kapıldı. Bayılır gibi olmuştu, Kati ve silinmez bir takım kelimeleri gazetelere
tab'edilmiş görmekten korkuyordu. Şimdi okuyacakları nelerdir acaba? «Avukat Lucieıı Martel İntihar etti» mi? Yoksa «Avukat Luclen Martel öldürüldü... Zabıta, kaatllln İzi üzerinde...» ml?
Kaatliin izi üzerinde...
Jacques'ın kalbi o kadar hızlı çarpmağa başladı ki, genç a-vukat, bir koltuğnn arkalığına yapışmak mecburiyetinde kaldı. Yoksa, düşecekti.
Gazetelerle geri döndüğü vakit, François onu işte bu vaziyette buldu. Fakat vaziyeti farkedemiyecek derecede heyecanlıydı.
— Aman efendim... Fecaat! — diye haykırdı. — Arkadaşınız avukat Martel, dün gece, villâsında, başına bir kurşun sıkılmış halde ölü bulunmuş, Yol da gelirken okudum. Koca koca harflerle yazmışlar — (Gazeteyi Jacğues'a gösterdi.) — Feci vaziyet! Fecî vaziyet! Ne kadar iyi adamdı!
Jacğües:
— Göster bakayım! — dedi.
Gazeteyi aldı. Elleri o kadar l it rıyordu kl Fraııçols bunu farkettl. Derhal unladı: Mesele
buymuş! Avukat Martel'in ölümü, efendisini bu endişeli hale sokmuş... Meseleyi daha önceden duymuş demek.., Bütün gece bunun İçin uyumamış. Demek.Evden çıktığı saati bundan dolayı değiştiriyor... Uydurma telefonu da bu yüzden İcadetmiş... Hepsi blribirinc bağlı hâdiseler... Aman yarab-bi... Neler oluyor? Düşünmeğe bile cesareti yoklu. Düşündükçe batacak, bataklıklara batacak gibi bir hisse kapılıyordu.
Gözleri tes tekeri ek açılmış, efendisinin karşısında öylece kaldı.
Jacğues, eliyle müphem bir işaret yaptı. Yalnız kalmak istediğini bu suretle belli etti.
İhtiyar uşak, başı eğik, çıktı.
Jacğues, okumağa başladı. Havadis, ancak birkaç satırdan ibaret! Hâdiselerin hikâyesi, şöyle hülâsa edilmişti:
«Bütün deliller, intiharı gösteriyor. Fakat henüz gömülme ruhsatiyesi verilmemiştir.» Jacguesıtı sinirlerinde bir yatışma oldu. Hiç bir melhuz tehlike yok. Lâkin mütemadi bir kararsızlık mevcut. Demek dok tor, gömülme ruhsatnamesini
vermemiş.
Mücadele başlıyor, şimdi hare kete geçmek lâzım.
Harekete geçmek?... Nerede?. Vc nasıl?... Vakit gecikmeden, polis işe müdahale etmeden, ne ye malolursa olsun bir intihar raporu çıkarmak, defin ruhsatiyesini almak lâzım geliyordu. E ğer raporu Richard vermezse adlî tıptan almalı.
Lâkin bu İşi nasıl yapmalı? imkânsız bir şeyi ele geçirmenin İki yolu rar. Biri tehdit, ö-bürü vâit...
İyi amma, kimi tehdit etmeli?... Ne vadinde bulunmalı?.
Kendisine bu hususlarda bir tek insan yol gösterebilir. Eski ve ihtiyar dostu avukat Simo-ny. Yaşının ilerlemiş bulunmasına rağmen, o. hâlâ mesleğin en ileri şahsiyeti idi. Her şeyi bilirdi. İnhina kabul etmiyen kanun, onun usta elleri arasında, huşunetini kaybederdi, tls-tad, insanların biçareliklerini hamur gibi yoğurmasını bilirdi.
Mesleğine başladığı tarihten itibaren ihtiyar Sirnony. kendisi İçin kâmil ve mükemmel bir dost dİ muştu A-ağı yukarı babası mevklindeydi. Ona bin
menfaat temin etmiş, bin nasihat vermiştir.
Jacques, gidip bu zatla konuş mağa karar verdi.
Ona ne söyliyecekti? Henüz ne diyeceğini bilmiyordu. Tabii hakikati anlatamaz. Fakat mahut vakanın sarsıntısı üzerine biriyle behemehal konuşmak, dertleşmek İhtiyacını duyuyordu... Lucien'ln ölümünden birine bir şeyler anlatmalı, birinden bir şeyler dinlemeliydi. Meslek-daşlarının bu mevzua dair ne düşündüklerini öğrenmek de hakkında hayırlı olacaktı . fiğe r bazı şüpheler mevcutsa, ma 1 Cima t alacaktı.
insanlara hâs tezahürlerin na sil da biriblrinin aynı olduğunu hayretle görüyordu Meğer münevver bir insanla kaba btr İnsan arasında da pek fark y v-muş. Zira şimdi o. nasıl öldürdüğü şahıstan birine bahsetmek isliyorsa, canavar bir katil de cesedin etrafından ayrılamaz, dolaşır...
Cürüm mahalli... Villâ... An-toinette!... Salonun gri renkli halısı... Kan lekesi...
(Arkası var»
6 Kasım 1949
RADYO
»
İSTANBUL RADYOSU
Rus kampia-rında ölenler

AÇ’İM vr program, Hnberlcr.
Hafif melodiler 1P1.İ Şarkılar ve türküler rPI- 1 Radyo tango orkealra» lron«rl S.1I »erleri, şarkılar w türküler. Okuyan Mefharet Yıldırım Çalanlar: Necati Tc’cyay, Feysl Anlanell. Şali had dtn Pınar, şükrü Tımar A — Sal cacrlvri 1 __ Vesth methal (Ali RİTA
beyi. S — Y*S«h takatin (1te-ffianla Nacatl Tokyny taraf ın-dıtnl. 3 — Sehnar. lorırfa (Santur! Etlıcuı tf.1. E — şarkılar w türküler: 1 — SenJ hükmü ere) »Nihavent ağır semai > (İsmail Hakkı beyi. 2 — Bir rün o gürel .Nihavent şarla» (Mıısa Süreyya). 3 — ümrOmec o saf ajkmı «KtlrdlU HLcaakAr şa/kı» (Yesart Aşıra), 4 — San» oe oldu güntll «HlcukSı garkı» (Lülfl bey). 5 — Çıkalım saydı sikire «fieyatı $ark» (Mustafa Çavuş), S — bir tutul-
50 bin kişiden 26 bini öldü
Londra 5 (AA.) (Lps) — Times gazetesi aşağıdaki haberi neşretmektedir:
Doğu Almanyadaıı gelen son haberlere nazaran, Sovyet bölgesindeki mecburi iş kamplarında verem vakaları çoğalmaktadır. Vaktiyle Almanlar ve şimdi de Rus lar tarafından kullanılan meşhur Sachsenha-usen kampına denberı
50,000 kişi yollanmıştır. Bunların yüzde 80 i veremdir. Bu 50009 kişiden 26.000 i hastalıktan, mahrumiyetten ve kötü muameleden ölmüş, 9.000 I de Sovyet Rusyaya sürülmüştür. Sovyetlcrln Fachsenhausen kampındaki şartlan ıslah ederek Rus terbiye sisteminin mükemmeliyetini dünyaya göstermek İçin bir propaganda vasıtası olarak kullanmak niyetinde olduklarına dair emareler mevcuttur. Bununla beraber şimdilik Sachsenhausen bir ö-lûm ve ıstıraplar cehennemi olarak görünmektedir.
Bflüîfp 7
DAİMA ÜSTÜNDÜR
İNCE
kuruı
ŞAPKA SALONU Beyoğlu Azna
HIL^N
Eyüp Sulh Hukuk Yargıçlığından: 949/33 tereke.
Balat, Ayan caddesinde 79 No. da mukim ve Halatta Devlet Denizyolları ve Limanlarına ait atelyede çalışmakta iken, 26/0.948 üırlhinde ölen ve mahkememizce terekesine el konan Cldell. 1317 doğumlu Mehmet oğlu Mehmet Er in bu Hân tarihinden itibaren alacaklı ve borçluların bir ay ve mirasçıların Üç ay içinde 949/33 tereke dosya No. ile Fenerde bulunan Eyüp Sulh Hukuk yargıçlığına müracaat etmeleri ilân o-
SATILIK VİLLA
Mecldiyeköy asfaltı üzerinde 7 oda kaloriferli yerler parke döşeli büyük bir garajı ve çiçek bahçesi otan tam konforlu boş teslim satılıktır.
Telefon: 81884
zayi — 509 Numara otomobil çalışma karnemle sıhhat cüzdanımı zayi ettim. Yenisini alacağımdan hükmü yoktur.
10271 No. şoför Turan Beşlloğlu
10.45
M .İS
2)56
22 00
Tar-
32.45
2300
23 J0
Ingil terede hırsızların bıraktıkları puslalar
Londra 5 (NafEn) — Ingilte-redeki hırsızların girdikleri her evde bir pusula bırakmağa başladıkları görülmüştür. Son olarak bir eve giren bir hırnz yirmi İngiliz lirası çalmış ve şu pusulayı bırakmıştır: «İki çocuğunuzu evde bırakıp sinemaya gittiniz. Ben do siz yokken çocuklarınıza baktım- Ücretim olan yirmi sterlini de aldan. Allahaısmarladık»
r~r
1 1 1 1 l
1 t 1 ı ra 1 1 1 1 ■ III' ıır
1 ■ 1 ■ 1 ■ 1 ı
■ 1 1
1 1 1 ■ 1
1 1 1 ■ > ı
ZAYİ — Tramvay İdaresinden aldığım 2367 numaralı pasomu kaybettim. YenLslni alacağımdan eskisinin hükmü yoktur.
Aral Ayyıldız
Dr MMBin
Medine Nehmetoğlıf
Çocuk hastalıkları mütehassısı. Cuma, pazar hariç hergün saat 16 dan 19 kadar Beyazıt Boğanağa Mithat paşa cad. 31
Telefon; 25780
Aşağıda yazılı -vsafma göre satın aldırılacak iki adet E-Icktrojen grubunu hazır mevca'.iarından vermeğe İstekti olacakların bütün fenni şartları; fiat ve teslim müddetlerini ihtiva edecek teklif mektuplarını en gçe 7 kasım 949 akşamına kadar Komutanlığımıza ver mel .ri-
Motor: Tam Dize. 1009-1200 devir
Dinamo: 8-10 Kw 110 Volt daimi, İptidai hareket: Marş otomatik.
I Ambalaj İçlerinde çalışmak üzere İŞÇİ kızlara ihuyaç vardır. İsUyenlerln İstanbul Büyük Postane karşısında Mimar Vedat caddesi No. 20 ya müracaatları.
Sinema Makinesi Satışı
İstanbul Oefterdariığındarı
Tarlabaşı Maliye şubesine olan vergi borcundan dolayı haczedilip 'Beyoğlu İstiklâl caddesi 26/t No.lı Atlas Sinemasında bulunan bir adet Philips marka sesli sinema makinesi He 215 adet sandalye 7/11/949 pazartesi günü saat 10 da satılacaktır.
Taliplerin belli gün ve saatte bildirilen mahalde hazır bulunmaları Hân olunur. 15819
tat. Lv. Amirliği İlânları
4) Tahrtıin edilen 1350 lira olan üç kulaklı bir adet pulluk 9/Kasım'949 günü saat 10 da Harbiye Lv. Amirliği Sat. Al. Komisyonunda pazarlıkla satın alınacaktır.
21 Kesin teminatı 210 lira olup şartnamesi komisyonda görülür. 4209-15547

Gillette Bıçakları
Gün oydın "Gillette ile Başîor
Sabırsızhkla beklenen dünyaca tanınırı'
ZAYİ — Haydarpaşa lisesinden aldığını 2373 No. lu pasomu kaybettim. Yenisini alacağımdan eskisinin hükmü yoktur.
Tahsin Bay han Haydarpaşa lisesi 4. K. No. 1429

1) Tamamına talimin edilen bedeli 7500 lira olan 8 kalem ilâç 15-'Kası m.'949 günü saat 10.30 da Harbiye Lv. Amirliği Sat. Al. Komisyonunda pazarlıkla satın alınacaktır
2) Kesin teminatı 1125 lira olup şartnamesi komisyonda görülür 4245-15656
• KARAKÖYDE ————
GALATA BONMARŞE

sinde
55
LİRAYA
Çift katlı su geçmez
TRENÇKOT PARDESÜLER
Adrese dikkat: Karakoyde Büyük Mağaza
GALATA BONMARŞESi
Gayrimenkul Satış ilânı
İstanbul Defterdarlığından
Kazası
Mahallesi
Sokağı
Kapı Noju Keki Yeni
an.ıl
Tamamının
Hissesi kıymeti pey
Lira akçesi
forrania
Fotoğraf Fabrikasının
Emsalsiz hususi Alaminüt CA3ŞE1TİSTİ- kartlan, 6X9 KÖRÜKLÜ FER RAMA,’m tı FALUOİ makineleri, 30 Şayıierlik ROLL FHimlerlle bilumum yüksek kaliteli malzemeleri gelmiştir.
Yeşil ipekli VIR İD A kartlarını ve bilumum fotoğraf malzemesini her yerde ısrarla arayınız.
Türkiye Genel Mümessilleri :
UMBERTO ve JOZEF REFJRZO
Posta Kutusu No. 2295. İstanbul.

1 — Kapalı zarf usulü Ue 50 Ton merelmrk »atın alınacaktır. 30000 lira olup geçici teminatı 2250 Hradır.
2 — Kapalı zarfla eksiltmesi 28 kasım 949 günü saat 15 de İst. Harbiyede Lv. A. Sat. Al. Kom. da yapılacaktır Şartnamesi her gün komisyonda görülebilir.
3 — Teklif mektuplarının ihale san tin den bir saat evveline
kadar Komisyona verilmesi. 4333 — 15659

1 — Tahmin edilen bedeli 15073.42 lira olan 4513 adet Deniz Haritası şartnamesi dahilinde olmak üzere 28 Kasım 949 günü saat 1130 da Harbiyede Lv. Amirliği Sat. Al. Komisyonun da
kapalı zarfla satın alınacaktır.
2 — Geçici teminatı 1130 5a Hra olup şartnamesi komlsyon-görülür.
3 — Teklif mektuplarının İhale saatinden bir saat evveli-
kadar komisyona veriimesL 4229 — 15663
*
1 — Tahmin edilen bedeli 6500 Hra oton bir adet kauçuk hamuru karıştırma makinesi 11 kasım 949 günü saat 10.30 da Harbiye Lv. Amirliği Sat. Al. komisyonunda pazarlıkla satın alınacaktır.
2 — Kesin teminatı 975 lira olup şartnamesi Koni si yon da
görülür. 4305 — 15829
da
ne
¥
375 xıs metre tulünde taksimi yapılması açık eksiltme İle 24 kasım 949 günü saat 15 de Erzincan AsBa.AI.Ko.dk ihale e-dilecektlr. Keşif bedeli 26930 Hra 95 kuruş olup teminatı 2019 lira 82 kuruştur, çimento verilecektir. Taliplerin belli vakitte komisyona müracaatları 4301 — 15830
SUMERBANK
■’
Hesap numaralan ve adları aşağıda yazılı tasarruf mevduatı sahiplerinin 1-11-1949 tarihinde üçüncü noter huzurunda yapılan keşidede isabet eden İkramiyelerini almak üzere Bankamıza müracaatları rica "
Hesap Ne. İsim mahalli
olunur.

Türlüye Komur Satış ve Tevzi Muessesesi İstanbul Şubesinden:
AĞAÇLI KÖMÜRLERİ DEPODA MTJŞTERİ VASITASINA TEZLİM TONU 25 LİRADIR.
Perakende Salı; Yerleri:
Müessese Merkezi
Created by free version of 2PDF
Galata Yeni Yolcu salona kal 3 No. 1
Galata Rıhtım caddesi. Halkevi Şerefe fendi sokak. Büyük Karaman cad. No. 8/86 Bahariye İleri sokak No. 16 Top taşı cad, Kefçedede Mektebi 50. No. 14
Mahalli
Ahşapev ve
Anknra
s
DİKKAT!
TOPTAN SATIŞLAR:
>
U-
281?
98$
1310
1928 508/68
Kozluca han Satış Servisi Eminönü > >
Fatih * •
Kadıköy » »
Üsküdar ■ »
Hesap No. İsim
Müessese Merkezinden yapılır ve bn
satışlar yalnız Silâhtarağa deposun- 1 dun deniz ve kara vasıtaianna tah- ;
„ ______ mi] sualiyle teslim edilir «14374’
iSdJBaSDI MÜESSESE GEPOLAR1NDA BULUNUR.
Beşiklaş öinanpuşayı Atik Aşariye cad 41,4, 71,73
Mükerrer
K. Esener Ankara
C. Acar
H. ALnıaca
H. Yalçın P. Gül tekin
M Gtilören
H. Sargın M. Cencr
Yukarıda yazılı gayrimenkulön 1/4 hissesi, A. Nihat Tun çerin Tarlabaşı Maliye şubesine o-Jan kazanç vergisi borcundan dolayı Tahsili Emval Kanunu hükümleri dalresnlde satılacak-br,
tik arttırması il kasım 949 cuma günü saat 2 de, İkinci arttırma ve kati İhalesi de kasım 949 pazartesi günü saat 3 de Beşiktaş kazası idare kurulunda icra kılınacaktır .
Taliplerin pey akçelerini m abandıklarına yatırarak makb uzlariyle birlikle belli gün «tullerde adı geçen kaymakamlıkta hazır bulunmaları Hân olunur.
1. Gökçe
A. Öztop
C- Tarım an
M. Öz/r
D-Dz.Yolları manian men- I supları Y.C. İstanbul]
N. Atabey
AKŞAM |spor|
Küçük Fikret
Haftanın Notları:
Haftanın Dedikodusu ı
Klüp «tatlan — Hakemlerin kıyafeti
Yazan: Adil GİRAY
İki ezelî rakip bu gün karşılaşıyor
Fenerbahçe ile Galatasaray bugünkü çetin maçta müsavi sansa maliktir
Yazan: ŞAZt TF.ZCAN
Sırası geldikçe tulatıbulcUkl «tatların azlığından ve KKzyel-sLzllğinden şikâyet ederiz. 3u yüzden bilmem kaçıncı kıim« maçlarının yapılamadığını yana, yakıla yazar dururuz. Fakat hikmeti bilinmez sebepler yüzünden elimizde mevcut statlardan istifade 'yolunu da bulamayız. Galatasaray stadının tamir yüzünden kapalı kaldığını kabul edelim. Fenerbahçe stadı İçin böyle bir hal mevcut değildir İki senedir orada mevsim maçları yapılmamaktadır. Kalbur üstünde mühim maçlar İnönü stadına a-lındıktaıı sonra Fener stadı muattal bir duruma dürmüştür. İnönü stadındaki maçlar, seyirciler kadar klüpler için elverişli olmaktadır. Bugün Fenerliler kendi statlarında oynamağı düşünmüyorlar bile. Statları olan Beşiktaş, Galatasaray, Vefa klüplerinin kendi maçlarını sahalarında oynamak hevesinde olduklarını hiç zannetmiyoruz Çünkü hasılat bakımından İnönü stadının bütün diğer statları çok geride bırakacak bir avantajı vardır.
Yakın bir gelecekte İnönü stadının inşaatı tamamlanırsa bu sahay3 gösterüen alâka büsbütün artacaktır. Dünyanın her tarafında stat sahibi klüpleri gelirlerinin yüzde doksanını belki de daha fazlasını kendi statlarında yapıları maçlarla temin ederler. Bu sebepledir kl klüpler birer stada saiılp olmak gayeslle didinir dururlar.
Suriye maçına millî takımımız nasıl çıkmalı?
Cihat, millî takımın eşsiz kalecisidir. Müdafaada da Ahmet ile Naci rakipsizdir.
Türk atletizmi gayet iyi durumdadır
Created by free version of 2PDF
Lig maçlarının beşinci hafta karşılaşmalarına bugün İnönü stadında devam edilecek ve Beykozla Emniyet, Fenerbahçe ile Galatasaray karşılaşacaktır. Dört haftadan beri devam eden, maçlar küçük kulüplerle büyük kulüpler arasında cereyan etmiş ve zaman saman sürprize benzer neticeler alınmış İse de sonunda bugünkü puan duruma yine bu üç büyük kulübü başa geçirmiş ve her sene olduğu gibi bu sene de şampiyonluğun bu üçü arasında paylaşılacağını meydana çıkarmıştır. Bu bakımdan bugünden itibaren üç hafta üstüste üç büyük kulübümüzün yekdiğeri ile yapacağı maçlar tekrar ehemmiyet kes-betmlş v* ilk devreyi hengislnln birincilikle kapatacağı meraklı bir mevzu haline girmiştir. Fakat öç büyük kulüp tekrar başa geçmekle beraber çıkardıkları oyunlardan memnun muyuz?... Tabii hayır... İçlerinde biraz Beşiktaş göz doldurur vaziyette çalışıyor. Onun da dört başı mamur durumda olduğu iddia edilemez ya. Möcüm hattının güzel temposuna müdafaa bir türlfl uyamıyor. Maalesef diğerleri, Fenerle Galatasaray ciddi bir bocalama İçinde yuvarlanıp duruyorlar. Bakalım İkinci devre maçlarında düzelebilecekler mİ?
Bugünkü karşılaşmanın mevsimin ilk büyük maçı olduğu için geniş mikyasta alâka göreceği şüphesizdir. Zaten seneler-dcnberl Fenerbahçe - Galatasaray maçlarının henglsl rağbetsiz kalmıştır. Türk futbolünün alemdarı bulunan bu iki güzide takımın sahaya çok zayıf kadrolarla çıkacakları evvelden malûm bulunan maçlarda bile binlerce seyirciyi peşlerinden sürükledikleri bir hakikattir. Evlerimizde yakınlarımızdan birisinin muhakkak bu İki kulüpten birisine taraftar olduğu ve bu sevgiyi hayatının sonuna kadar büyük olr titizlikle muha-
faza ettiği artık bir âdet haline gelmiş bulunduğu İnkâr edilebilir mİ?... Bu bakımdan şampiyonada rol oynayacak bugünkü maçta İnönü stadının yine dolup taşacağı şüphesizdir. Temenni ederiz kl her İki taraf da kendilerine karşı gösterilen bu alâkaya lâyık temiz ve güzel bir oyun çıkarsınlar...
Takımların şimdiye kadar yaptıkları maçlarda elde ettikleri jetlceler hemen hemen müsavi bir vaziyettedir. Neteklm her ikisi de 10 puana sahiptir. Gerek Fenerbahçeyi ve gerekse Oalatasarayı yekdlğerlnden farklı gösterecek bir avantaj göremiyoruz. Bidayette Galatasaray Fenere nazaran biraz bozuktu, fakat yavaş yavaş takımın oturduğu görüldü. Bilhassa geçen hafta Vefa ile yaptıkları mücadeleli maç Sarı Kırmızdılar üzerindeki ümlllcri arttırdı. Yalnız üzüldüğümüz bir nokta bütün takımın Gündüz'ün oyununa bağlı bulunmasıdır. Onun iyi oynadığı maçlarda takım düzelmekte, onun bozuk oynadığı maçlarda ise takım aksamaktadır. Klas bir futbolcu olan Gündüz’ün, bir takımın bir futbolcuya bağlanamıyaca-ğını iyi bildiği muhakkak olduğuna göre takım arkadaşlarına yapacağı telkinlerle vaziyeti düzelteceğini zannediyoruz.
Fenerbahçeye gelince; memleketin en sevilmiş bu kulübü maalesef son zamanlarda beklenen randımanı veremiyor. Ellerinde bir çok kıymetli elemanlar bulunduğu halde bunlardan İstifade edilemiyor. Ne-teklnı bugün Vefa takımında şahane oyunlar çıkaran kaleci Şükrü Fenerbahçeden Vefaya geçmlşllr. Galiba bu oyuncu bolluğu Fenerli ldarecLlerln İşlerini kolaylaştıracağı yerde zorlaştırıyor. Geçen hafta vatani vazifelerini yapmakta bulunan Salâhaddlnle Küçük Flkretl ts-tanbula getirtmeleri ve Beykoz-
Gündüz
dan aldıkları Mehmet Alinin lisansı işini halletmeleri biraz takımlarını düzeltir gibi oldu. Her hafta bu oyuncuları getirtebildikleri takdirde vaziyetlerini takviye edecekleri şüphesizdir.
Bugünkü karşılaşmada yukarıda kaydettiğimiz gibi takımları miisavl gördüğümüz İçin hor hangi bir tarafa kati olarak şans veremiyoruz. Yalnız Gün-düz'ün çıkaracağı oyun maç üzerinde müessir bir rol oynayabilir. Beraberlik ihtimali daha fazla bulunan bu maçta bilhassa Asabına hâkim olan tarafın ufak bir farkla maçı kazanması imkânı her zaman vardır.
Günün diğer maçı da sonun-culukta rolü bulunduğundan e-hemmlyetUdtr. Emniyeti Bey-koza karşı daha fazla enerjik bulmaktayız. Emektar Beykoz kulübünün sonunculuğu ve İkinci kümeyi düşünerek bütün varlığı ile oynaması şarttır. Bozuk giden vaziyetlerini ancak bu maç kurtarabilir.
Bugünkü maçlar
İnönü stadında:
Saat IS: Beykoz - Emniyet. Hakemi: Tarık Özerengin,
Saat 15: Fenerbahçe - Galatasaray. Hakemi: Şamili Duransoy.
Pariste kadınlar arasında (Catch) müsabakaları
Yakında Pariste kadn güreşçiler arasında serbes güreş Catch müsabakaları yapılacaktır. İlk müsabaka Fransız ve İtalyan kadın güreşçiler arasında olacaktır.
Fener, Beşiktaş, Galatasaray, Vefa klüplerinin birer sahaları olduğu İçin diğer klüplerimize nazaran daha avantajlı durumdadırlar. Fakat bugün bu dört klübümüz kendi sahalarından maç yapmaktan ziyade bir İdman yeri olarak İstifade edebiliyorlar İşin garip tarafı budur. Bir çok külfetler ve masraflarla meydana gelen bu dört saha şimdi kendi sahiplerini doyııramaz bir duruma düşmüştür. Diğer taraftan klüplerimizin masruflan da arttıkça artmaktadır. Klüp ldaercllerimlzln bu bahisteki düşüncelerini öğrenmek çok istifadeli olacaktır.
Hakem kıyafetleri
Bizde her medenî memlekette olduğu gibi bir Hakemler cemiyeti kurulduğu hepimizin malumudur. Bu cemiyete eski ve yeni hakem arkadaşların bir çoğu kayıtlıdır. Muntazam aldat toplandığını da tahmin ediyoruz. Bu cemiyet kurulduktan sonra hakemlik lşlerimizdo büyük bir gelişme ve kalkınma olduğunu iddia etmek fazla nikbinlik sayılır. Yalnız bir yenilik olarak hakem kıyafetlerinde gördüğümüz temiz ve yeknasaklığı tebarüz ettirebiliriz. Umumiyetle hakemlerimiz sahaya muntazam ve nizami bir kıyafetle çıkıyorlar. Bunu da hakemlere yakışan bir ağır başlılık ve İyi bir başlangıç olarak telâkki ediyoruz. Fakat bazı hakemlerimizin bu kıyaret meselesinde İşi l&übaliliğe döktüklerini görmekle de üzülüyoruz- Geçenlerde seyrettiğimiz mühim bir maçta orta hakem ile iki yan hakemin beyaz gömleklerle nıaçı İdare ettiklerine şahit olduk. Bu maçta beyaz gömlek İle maçı idare eden orta hakemi, Hakem cemiyeti idare heyetinde vazife alan bir arkadaş idi. Diğer bütün hakem arkadaşlarına örnek olması İcap eden bu arkadaşın nizami hakem kıyafetine gösterdiği bu alâkasızlığı hoş görmedik.
İşlerimizin İyi gitmediğinden daima şikâyet eden sözü geçen orta hakemi, aynı zamanda spor yazarlığı da yapmaktadır. Başka yerlerde hakemlerin devamlı olarak spor muharrirliği yapması âdet değildir Bizde İse bu müsamaha He karşılanma Irktadır. Her işte yaptığımız gibU.
Naci
iki hafta sonra, Ankarada dünya kupası için Suriye İle milli futbol maçımızı oynamamız lcabetmektedlr. Milli takımı mızın sahaya ne şekilde çıkacağı bütün futbolseverler çevresinde ehemmiyetle münakaşa edilmektedir.
Kaleci için üç isim bilhassa söylenmektedir. Bunlar sıraslylc An karadan Abdülkadir, İstanbul dan da Erdal ve Turgay'dır. Bize kalırsa bu İsimler ancak milli takım kalesL İçin yedek o-lablllrler. Cihât bu mevki İçin tecrübesi, bilgisi, klası ile rakipsizdir. Son gelen Fransız gazeteleri Çlhaddan, Pariste Raslng turunda yaptığı antrenmanla-lanndan sitayişle bahsetmektedirler.
Sağ bek Naci, sol bek için de Ahmet rakipsiz olarak görülmektedirler. Sağ hafta Musa, orta hafta Bülent ve Galip, sol hafta Hüseyin; sağ açıkta Erol, sağ İçte Gündüz, orta akıncı olarak Bülent, sol içde de Lefter ve Muzaffer, sol açıkta Şükrü mevkilerinde en İyi olarak görülmektedir. Burada bilhassa bir sual ortaya atılmaktadır.
— Ankara ve tzmlrde milli takıma girecek elemanlar yok mudur?
Her halde fozlasiyle vardır amma. 15 gün İçinde lig maçları dolay isiyle hazırlanmalarına imkân olmıyan milli takımın
Cihat
evvelce bir arada oynamış olan oynuculardan teşekkül etmesi bir zaruret halini almıştır. Onun İçin yukarıda İsmini saydığımız elemanlar bugünkü formlarına göre en İyileridir.
Türk atletizmi
Türk atletizmi bazı boş iddialara rağmen bu yıl büyük bir İlerleme kaydetmiştir.
1949 mevsimi İçinde, bugüne kadar ÎOO, 500, 1600, 1500, bir mil. 4000 metre, 60 yarda ve 200
Oyuncu transfer bedeli rekoru kırıldı
Lelcester City kulübü oyuncularından Don Revle, Arsenal kulübü tarafından satın alınması için müzakerelere başlamıştı tr.
Arşe nal bu oyuncuyu almak için 25000 İngiliz Lirası ödemeği kabul etmiştir.
Bir tenisçiye (30) milyon frank teklif edildi!..
Amerikanın genç şampiyonlarından meşhur tenisçi Gon-zales) profesyonel tenisçi olma-3i İçin bir teklif yapılmıştır. Gonzales profesyonelliği kabul ederse kendisine (35» milyon frank verilecektir. Dört yüz bin Türk lirasından fazla tutan bu mühim teklif karşısında Gon-zals'ln profesyonel olması thtl-tlmall muhakkak gibi görünmektedir.
Ahmet
metre engelli koşularla; sırıkla atlama: 4X800 bayrak; rekorları birer defa; 2000, 3000, 5000. 10600 metrelerle; Dekatlon rekorları ikişer defa; mizrak «cirit), çekiç atma rekorları üçer defa kırılmıştır. Boylece 26 Türkiye rekoru yenilenmiş oluyor demektir.
Bu rekor kırma adedi de bugün İçin bir rekordur. Geçen, yıllarda ise 1948 yılı 24 dekorla İkinci, 1939 ve 1940 yıllan 23 rakorla üçüncü, 1923 yılı 21 rekorla dördüncü durumdadırlar.
Aynca üçüncü kümede de 15 Türkiye rekoru yenilenmiştir. Yavaş yavaş milletlerarası taı nlfte de yer almağa başlayan rekor derecelerimizle ne kadar övünsek azdır.
Osman Coşgûl İle Cahit önelin 1500 metreyi dört dakikanın altında koşmaları Te yine bu iki güzide atletimizin gelecek mevsim 5000 metreyi on beş dakikanın altında koşacaklarına bir delildir. Halil Zıraman'ın mizrak atmada 65 - 68 metre civarında Balcı'mn da çekiç atmada 50 metrenin üstünde birer rakora sahip olacaklarına ziyadesiyle güvenimiz vardır.
İşte bundan dolayıdır kl Türk atletizmi geçen senelere nazaran daha ümitli ve daha lyt durumdadır, ilerisi için güven vermektedir.
Halûk SAN
■■■■■■■■•.........................
Dünya Patinaj şampiyonası
Kadınlar arasında dünya artistik patinaj şampiyonluğu ö-nümüzdekl martta Londrada yapılacaktır. Bu yarışmalara muhtelif Avrupa memleketleri patinaj kadın şampiyonları İştirak edeceklerdir. Hattâ bunlardan bazıları daha şimdiden Londraya gelerek antrenmanlara başlamışlardır.
Yukarıld Klişede bu patinaj şampiyonluğuna girecek olanlar soldan İtibaren şunlardır: Lee-na Pletila (Finlandiya!. Waldıı Osborn (İngiltere), dünya patinaj şampiyonu AJa Vrazanova (Çekoslovakya), Ellan stetn-mann (İsviçre) ve Marl Halvos-seıı (Norveç).
Mühim güreş karşılaşmaları
Helsinki'de İki maç yapan Rus güreş takımı Finlandiya takım mı Grekoromende ve hem de serbes güreşte 115 - D mağlûp etmiştir. 16 güreşten on beşini Ruslar kazanmıştır.
Pariste yapılan Grekoromen karşılaşmada Finlandiya takımı Fransıziarı (5 - 3) yenmiştir.

Comments (0)